20

Nisan
2013

Türkiye’nin fiziki, beşeri ekonomik özellikleri

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  1.346 Kez Okundu


A)Türkiye’nin fiziki özellikleri
Bölgelerimiz ve en kalabalık bölümlerinin eşleştirilmesi:
İç Anadolu- Yukarı Sakarya Bölümü,
Karadeniz – Doğu Karadeniz kıyıları,
Ege-Kıyı ovaları,
Marmara – Çatalca – Kocaeli bölümü

Türkiye’nin coğrafi konumları :
Matematik konum : Doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık yerel saat farkının olması
Özel konumu : İklim özelliklerinin belirlenmesinde denizlerin etkili olması Doğudan batıya olan göç yollarının üzerinde bu­lunması Transit ticaretin gelişmesi özel konumu.

Karadeniz kıyılarına ait özellikler :
Sinop dışında doğal limanı yoktur.
Boyuna kıyı tipi özelliği gösterir.
Kıyı önünde bir kaç kayalık dışında ada yoktur.
Yüksek kıyılardır.
Karadeniz boyuna kıyı özelliğine sahiptir.
Boyuna kıyılar düzdür. Girinti çıkıntı fazla değildir.

Renklendirme ile yapılmış haritalarda 0 m ile 500 met­re arasındaki yükseltiler yeşil renk ile gösterilir.

Türkiye’de kış saati uygulaması yapıldığında İzmit ‘ten geçen 30° meridyeni esas alınır. İzmit ve civarının yerel saati ile ulusal saati arasındaki zaman farkı en azdır.

Doğu Anadolu en yüksek bölgedir.

Akarsuları hızlı akması Hidroelektrik santrallerin kurulması için akarsuların hızlı akması üzerinde olumlu etki yapmıştır.

Büyük Menderes ovasında yetişen incir Konya ovasında Kışların sert geçmesi sebebiyle incir yetişmez.

Türkiye kaplıca yönünden zengin bir ülke olması neye bağlıdır:
Kırık Fay hatlarının fazla olmasına.

Akdeniz kıyılarında kışların en ılık geçmesinin nedenleri:
Toros Dağlarının iç bölgelerin soğuğunu kesmesi.
Denizlerin ılımanlaştırıcı etkisi.
Kıyıların tropikal hava kütlelerinin etkisi altıda kalması.
Türkiye’nin en güneyinde yer almasıdır.
Orman varlığının kışların ılık geçmesinde etkisi yoktur.

Akdeniz ikliminde en yağışlı mevsim :
Kıştır.
İzmir ve Adana’da akdeniz iklimi görülür.

İç Anadolu bölgesinde ilkbahar yağışlı, yazlar kurak geçer.

İç Anadolu’nun doğal bitki örtüşü olan Bozkırın özellikleri :
İlkbahar yağışlarıyla yeşeren yazın kuruyan otsu bir topluluktur.

Türkiyenin coğrafi özellikleri:
36°-42° kuzey paralelleri ile 26°-45° doğu meridyenleri arasında yer alır.
En doğusu ile en batısı arasında 76 dakikalık za­man farkı vardır.
Güneş ışınlarını hiç bir zaman dik açıyla alamaz.
Kuzey kıyıları güney kıyılarından daha serindir.
Dört mevsim görülür.
Yükseltileri doğudan batıya doğru artar.

Ege kıyılarında yer alan körfezler :
Kuşadası Gökova Edremit Güllük

Kıyı ovalarının özellikleri ?
Yükseltileri fazla değildir.
Ulaşım olanakları gelişmiştir.
Alüvyonlarla kaplıdır.
Nüfus yoğunlukları fazladır.
Tarımsal potansiyelleri yüksektir.

Hem kıyı hemde deniz özelliklerini dikkate alarak, Karadeniz ve Akdenizin ortak özellikleri?
Tuzluluk oraları birbirinden farklıdır.
Boyuna kıyı özelliği gösterirler.
Tuzluluk oranlarının belirlenmesinde iklim önemli rol oynamıştır
Kıyılar fazla girintili çıkıntılı değildir .
Kıyıların uygun yerlerinde delta ovaları oluşmuştur

Karasal iklimin özellikleri :
Yazlar sıcak geçer.
Kışlar soğuk geçer.
Yazlar kurak geçer.
Yıllık sıcaklık farkı fazladır.
Bitki örtüsü bozkırdır

Göller ve oluşumları eşleştirilmesi :
İznik-Tektonik göldür .
K. Çekmece -Kıyı seti gölüdür.
Bafa- Alüvyon seti gölüdür ,
Tortum – Heyelan seti gölüdür,
Burdur – ………

Türkiye’nin yaklaşık % 98′i deprem tehditi altında­ olmasının nedeni?
Oluşumunu yakın jeolojik devirde tamamlaması .
Genç kuşakta yer almasıdır.

Ülkemizde kar yağışlarının nelere etkisi vardır?
Yeraltı sularının beslenmesi.
Ekili alanların soğuktan korunması.
Kış sporlarının gelişmesi.
Erimeler sonucunda taşkınların olması

Türkiye akarsularının özellikleri :
Hızlı akarlar.
Boyları kısadır.
Hidroelektrik üretmeye uygundurlar.
Ulaşımda kullanılmazlar.
Taşıdıkları materyal fazladır.

Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir yanmada ül­kesi olmasına karşılık denizlerin iklim üzerindeki ılımanlık ve yağış etkisi dar bir alanda görülür. Bü­yük bir kısmında karasal iklim etkilidir. Bu duruma yol açan temel etken :
Kuzey ve güney kıyılardaki dağların uzanış yönüdür.

Türkiye’de kış süresinin en kısa olduğu il :
Antalya

Türkiye’de kış süresinin en uzun olduğu il :
Ardahan

Türkiye’de sıcaklık ile ilgili özellikler :
Kış mevsiminde en düşük sıcaklık Kuzeydoğu Anadolu’da kaydedilir.
Güneyden kuzeye doğru yıllık sıcaklık ortalaması düzenli bir şekilde artar
Yaz mevsiminde en yüksek sıcaklıklar Güneydoğu Anadolu’da ölçülür.
Sıcaklık dağılışında yükselti ve deniz etkileri önemli rol oynar.
Doğu Anadolu’da ocak ayı ortalama sıcaklığı İç Anadolu’dan daha düşüktür.

Oluşum bakımından aynı dağlara örnek :
Karacadağ ,
Süphan,
Nemrut ,
Erciyes

Saros Körfezinden Gökova körfezine doğru kıyı bo­yunca gidildikçe görülen tablo ?
Karlı gün sayısı azal­dığı
Deniz suyu sıcaklığının arttığı
Deniz suyu tuzluluğunun arttığı
Yıllık sıcaklık ortalamasının arttığı
Buharlaşmanın arttığı görülür.

Türkiye’de erozyonun şid­detli olmasının ortaya çıkardığı sonuçlar:
Baraj göllerinin toprakla dolması ,
Toprakların verimsizleşmesi ,
Sel taşkınlarının artması
Tarımın güçleşmesi

Küçükbaş hayvancılığının İç Anadolu yoğunlaşması­nın başlıca nedeni :
Bölgenin doğal bitki örtüsünün küçükbaş hayvancılığa uygun olması
İç Anadolu’nun doğal bitki örtüsü bozkırdır.
Bozkır kü­çükbaş hayvanların beslenmesinde önemlidir.

Ülkemizde üretim alanı en yaygın olan yeraltı zen­ginliği nedir?
Türkiye’nin çeşitli yerlerinde çıkartılır.

Mutlaka hammaddenin üretildiği yerde kurulmak zorunda olan endüstri kuruluşu hangisidir?
Şeker. (Şekerin Hammaddesi olan pancar tarladan söküldükten hemen sonra işlenmesi bozulmaması için zorunluluktur)

Hangi elektrik santrali diğerlerinden farklı bir özellik gösterir?
Hirfanh hidroelektrik santralidir. (Su gücüyle çalışır.)

Linyitle çalışan termik santrallere örnek verelim :
Afşin-Elbistan ,
Yatağan ,
Soma ,
Çayırhan

Kastamonunun özellikleri :
Batı Karadeniz’de dağlık bir alandadır.
Yol yapımı zordur.

Türkiye’nin dış ti­caretinde önemi olan bazı tarım ürünleri ile yeraltı kaynakları :
Pamuk-Bakır ,
Tütün-Bor ,
Fındık-Krom ,
Zeytin-Zımpara taşı

Yalnızca ülke ihtiyacını karşılayabilen ve dış ticaretimizde önemi olmayan ürünler?
Muz
Taşkömürü

Karadeniz Bölgesinde turizmin gelişmemesinde olumsuz etkisi olan faktörler ?
Yılın büyük bölümünün yağışlı geçmesi ,
Kıyıda plajların yetersiz oluşu

Çeşitli tarım ürünleri yetiştirilmesi sebebiyle Türkiye kendi kendine yeten sa­yılı ülkelerden biridir. Bu durumun en önemli nede­ni :
Ülkede çeşitli iklimlerin görülmesi ve dört mevsi­min yaşanması

İklim şartlan tarım ürünlerinin yetiştirilmesini belir­leyen temel faktördür. Aynı iklim şartlarında yetişmesi mümkün olmayan tarım ürünleri bir arada verilmiştir:
Çay-buğday

Aynı iklim şartlarında yetişmesi mümkün olan tarım ürünleri bir arada verilmiştir:
Tütün-pamuk ,
Şekerpancarı-tütün ,
Üzüm-buğday ,
Turunçgil-zeytin

Ülkemizde haşhaş üretimi devlet kontrolü altında­ olmasının nedeni :
Haşhaşın amaç dışı kullanımı

Ülkemizde hayvan sayısı fazla olmasına karşılık,hayvansal üretimin yetersiz olması neye bağlıdır?
Mera hayvancılığın yaygın olarak yapılması

Makineli tarımın yapılamayacağı yerler:
Doğu Karadeniz Bölümü (Arazinin engebeli ve tarım topraklarının küçük ol­duğu yerlerde makineli tarımı zorlar.)

Makineli tarım yapılabileceği yerlere örnek :
Marmara Bölgesi ,
Ege Bölgesi ,
Güneydoğu Anadolu Bölgesi ,
İç Anadolu Bölgesi

Sanayinin en çok geliştiği bölge­ olan Marmara Bölgesinde sanayinin kurulması için gerekli önemli şart­lar nelerdir?
İş gücü
Sermaye
Ulaşım
Pazarlama

Bursa’ da bulunan sanayi kolu :
Bursa –Otomotiv

İs­kenderun’da bulunan sanayi kolu :
İskenderun -Demir-çelik

Büyük baş hayvancılık en çok yaygınolduğu bölgeler?
Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgeleri

Türkiye’de kara ve demir­ yolu ulaşımını zorlaştıran etkenler :
Dağların batı-doğu doğrultusu uzanışı ,
Yükseltinin fazla oluşu,
İç bölgelerin sert karasal iklimi,
Derin ve geçit vermeyen akarsu ve vadilerin varlı­ğı

Endüstri tesislerinden hangisinin dağılı­mı ülkemizde daha çok yaygınlık gösterene örnek :
Şeker

İzmir limanı, Türkiye’nin ikinci büyük limanıdır. İz­mir limanının gelişmesinde aşağıdakilerden hangi­sinin önemli bir rolü olanlar:
Ard bölgesinde dış ticarette önemli yer tutan ürün­lerin yetiştirilmesi ,
Yükleme, boşaltma vinçleri ve depolama tesisleri­nin yeterli oluşu,
Ard bölgesiyle ulaşımının kolay olması ,
Geniş bir hinderlandının olması

Endüstri dallarının hangisinin üretiminde tarımsal hammaddeden yararlanılmaz?
Çimento

Endüstri dallarının hangisinin üretiminde tarımsal hammaddeden yararlanılır?
Konserve
Dokuma
İlaç
İçki

Türkiye’de iç ticaret oldukça gelişmesine etkisi olanlar:
Ülkede değişik iklimlerin görülmesi ,
Ulaşım ağının gelişmiş olması,
Sanayinin dengeli dağılmaması,
Çeşitli yerlerde farklı tarım ürünlerinin yetişmesi

İthalatımızda önemli yer tutan ürünler:
Ham petrol
Demir-çelik
Gübre
İlaç

İhracatımızda önemli yer tutan ürün:
Tekstil

Türkiye’de elektrik enerjisi en çok hangi kaynaktan elde edilir?
Akarsu

Ülkemizde diğer coğrafi bölgelere göre; yükseltisi en fazla, maden yönünden en zengin, hidroelektrik üretim potansiyeli en fazla olan coğrafi bölge:
Doğu Anadolu

İç Anadolu Bölgesinde aşağıda yetişme özellikleri verilen tarım ürünlerinin hangileri yetiştirilir?
Yazın kuraklık isteyen tarım ürünleri
İlkbaharda yağış isteyen tarım ürünleri
Çok fazla yağış istemeyen tarım ürünleri
Yazın sıcaklık isteyen tarım ürünleri
İç Anadolu’da kış mevsimi soğuk geçtiğinden kışın ılımanlık isteyen tarım ürünleri yetiştirilemez.

Marmara Bölgesi özellikleri:
Ortalama yükseltinin az, engebe­liğin fazla olmadığı bir bölgedir.
Ulaşımın kolay olması.
Ekili-dikili alanların çok olması .
Deniz etkilerinin geniş bir alana yayılması,
Toplu yerleşmenin görülmesi.

Marmara bölgesinin coğrafi konumundan kaynaklanan üç çeşit iklimin olması Çeşitli tarım ürünlerinin yetiştirilmesine sebeb olur.

Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinin ortak özellikleri:
Kıyı tipleri (Her iki bölgede de dağların kıyıya paralel uzanması nedeniyle boyuna kıyı tipi görülür.)

Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinin farklı özellikleri:
Yağış rejimleri,
Yazsıcaklık ortalamaları ,
Deniz suyu tuzlulukları ,
Yetiştirilen tarım ürünleri

Ege Bölgesin yer şekilleri ile ilgili olarak dağlar kıyıya dik uzanır.

Ege bölgesinde fiziki, beşeri ve ekonomik özellikler üzeri­nde yer şekillerinin yolaçtığı sonuçlar :
Kıyıda çok fazla körfez ve yarımada bulunması,
Deniz etkilerinin 150-200 km kadar içeriye sokula­bilmesi,
Kıyı ile iç kesimler arasında ulaşımın kolay olması ,
İzmir limanının art bölgesiyle balantısının kolay ol­ması

Ege bölgesinde Termik santrallerinin çok olması neyle ilgilidir ?
Zengin linyit yataklarının varlığı ile

Karadeniz Bölgesi özellikleri :
Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesidir.
Kentleşme oranı düşüktür,
Dağlar kıyıya paralel uzanır.
Genelde göç verir.
Çayın tamamını, fındığın büyük bir kısmını üretir.
Karadeniz Bölgesinde kırsal nüfus fazladır

Güneydoğu Anadolu projesi tamamlandığında hangi­sinde artış gözlenecektir?
Sulanabilen arazi artar ,
Enerji üretimi artar ,
Sanayi kuruluşları artar ,
Tarımsal çeşitlilik artar Bölgede iş imkanları artar
Bölge dışına yapılan göçler azalalır

Uludağ-Ergene nehri – Manyas gölü – Yenişehir ovası hangi bölgemizde yer alır?
Marmara Bölgesi içinde yer alır

Marmara ve Ege Bölgeleri kaplıca turizmi yönünden gelişmiştir. Bu durumdan bölgelerin hangi ortak özelliği etkili olmuştur?
Yer yapıları (Her iki bölgede de fay hatları bulunmaktadır. Bu da böl­gelerin kaplıca yönünden zengin olmalarını sağlamıştır.)

Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgelerinde çok yetişti­rilen ve Türkiye ekonomisinde yer tutan ürünler :
Zeytin Ege,
Turunçgil Akdeniz,
Ayçiçeği Marmara’da

Marmara Bölgesinin bir bölümünde Kara­ deniz ikliminin etkili olduğunu gösteren ürün :
Fındık

İç bölgeleri kıyı bölgelerinden ayıran en önemli özellik :
Karasal iklimin egemen olması

Akdeniz kıyılarının kış mevsiminde Türkiye’nin en sıcak yeri olmasında et­kisi olan sebepler:
Denizlerin ılımanlaştırıcı etkisi ,
Torosların iç bölgelerdeki soğuğu kıyıya ulaştırmaması ,
Türkiye’nin güneyinde yer alması ,
Sıcak hava kütlelerine açıkolması

İki denize birden kıyı­sı olan ilimiz?
İzmit

Ege Bölgesinde üretim yapan endüstri kuruluşları hangi hammaddeyi bölge dışıdan sağlar?
Petrol arıtma

Ege bölge­sinde yer alan turistik değerler:
Pamukkale travertenleri ve Efes antik kenti

İç Anadolu bölgesinde yer alan volkanik dağlar ?
Erciyes
Karadağ
Hasan
Melendiz

Güneydoğu Anadolu Bölgenin özellikleri?
Ekonominin temeli hayvancılığa dayanır.
Yaz mevsiminde Türkiye’nin en sıcak yeridir.
Yükseltisi fazla değildir
Türkiye’nin tek petrol üretim alanıdır.
Yerşekilleri sadedir.

Yukarı Sakarya Bölümü­nü İç Anadolu Bölgesinin diğer bölümlerinden ayı­ran özellikler :
Daha kalabalık olması
Sanayisinin gelişmiş olması
Başkentin burada olması
Bölgenin Marmara ve Ege’ye açılan kapısı duru­munda olması ,
İkliminin daha elverişli olmamasısı

İç Anadolu Bölgesi Güneydoğu Anadolu Bölgesinden daha az yağış almasına rağmen Güneydoğu Anado­lu’da tarımda sulamaya daha çok ihtiyaç duyulmaktasının nedeni?
Güneydoğu Anadolu’da yaz kuraklığınındaha faz­la hissedilmesi

Marmara ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin birbirine benzeyen yönleri :
Yerşekilleri özellikleri

Erzurum-Kars bölümü­nün özellikleri :
Ortalama yükseltisi fazladır.
Kışlar çok soğuktur.
Büyükbaş hayvancılık en önemi ekonomik faali­yettir.
Yaz süresi kısadır.

Baraj gölleri çok olan bölgelerimiz:
Ege,
Karadeniz ,
Doğu Anadolu ,
Güneydoğu Anadolu

Baraj gölleri az olan bölgemiz:
Marmara

İç Anadolunun doğal (fizi­ki) özellikleri :
Ova ve platoların geniş yer tutması,
Karasal iklimin varlığı ,
Bitki örtüsünün bozkır olması ,
Bölgede volkanik dağların varlığı

Akdeniz Bölgenin ekonomik varlığı ile ilgili olanlar :
Keçiborlu kükürt yatakları ,
Adana dokuma sanayi ,
İsparta gül üretimi ,
Seracılığın en gelişmiş bölge olması

B)Türkiye’nin Beşeri Özellikleri
NÜFUS:Nüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder.
NÜFUS ARTIŞI:Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır.
Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler.
Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.
Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi, olumsuz sonuçları da olabilmektedir.
TÜRKİYE’DE NÜFUS SAYIMLARI VE SONUÇLARI
Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın – erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir. Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 22 Ekim 2000 tarihinde yapılmıştır.
1927 – 2000 yılları arasında nüfus yoğunluğu ve miktarı sürekli artmıştır.
1927 yılında 13,6 milyon olan nüfus, 1997 yılında 62,8 milyona yükselmiş, 2000 yılındaki son sayımda 70 milyon civarında olmuştur.
Nüfus artış hızı en az 1940 – 1945 yılları arasında, en fazla 1955 – 1960 yılları arasında gerçekleşmiştir.
TÜRKİYE’DE NÜFUSUN DAĞILIŞI
Türkiye’deki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır. Türkiye’de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:
1. Fiziki Faktörler
a. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir.
b. Yerşekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli plâtosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir.
c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır.
2. Beşeri Faktörler
a. Sanayileşme: Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır. İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir.
b. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi.
c. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir.
d. Turizm: Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır.
e. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır. Eskişehir, Ankara, Kayseri, İstanbul gibi illerin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmaları da etkili olmuştur.
NÜFUS YOĞUNLUĞU
1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu
Bir ülke veya bölgedeki toplam nüfusun, o ülke veya bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen sayıya, aritmetik nüfus yoğunluğu denir. Türkiye’nin aritmetik nüfus yoğunluğu, 2000 yılında gerçek alana göre 83,3 iz düşüm alana göre 87,5′tir.
Ancak, bu yoğunluk çok kaba olarak nüfusun dağılışını gösterir ve sadece ülkelerin nüfus yoğunluklarını kıyaslamak için kullanılır.
2. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu
Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Bu yöntem, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre, daha gerçekçidir. Genel olarak, tarımsal nüfus yoğunluğu, dağlık alanlarımızda fazla, geniş tarımsal ovalarımızda ise düşüktür.
3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu
Toplam nüfusun, ekili – dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir.
TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ (NÜFUS YAPISI)
Bir ülke nüfusunun cinsiyet, yaş, eğitim, ekonomik durumu gibi özellikleri o ülkenin nüfus yapısını gösterir.
1. Nüfusun yaş grupları ve cinsiyetlere göre dağılımı
• Nüfusun yaş durumu
Nüfus, yaş gruplarına göre, genç, olgun ve yaşlı olmak üzere 3 kısma ayrılır.
0 – 14 Genç nüfus
15 – 64 Olgun nüfus
65 + … Yaşlı nüfus
Bu sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun 1990 yılında yaş gruplarına göre dağılımı şu şekildedir:
Buna göre, ülkemizde genç nüfus fazla, yaşlı nüfus azdır. Bunun en önemli nedeni olarak doğum oranının fazlalığı söylenebilir.
Türkiye’de, 0 – 14 yaş grubundakilerin fazla olması beslenme, giyinme ve eğitim ihtiyaçlarının gözönüne alınması gerektirmektedir. Bu alanda yapılan yatırımlara demoğrafik yatırımlar denir.
Çalışan nüfusun, bakımına muhtaç olduğu için, 0 – 14 ile 65 ve üzeri yaş grubuna aynı zamanda bağımlı nüfus denilmektedir. Bağımlı nüfus oranı, gelişmiş ülkelerde az iken, az gelişmiş ülkelerde fazladır.
Türkiye’de 1955 ve 2000 yılları nüfus grafikleri
1955 yılı Türkiye nüfus grafiği: Bu grafik, Türkiye’nin gelişmekte olduğunu gösterir. 0 – 4 yaş grubunun oluşturduğu tabanın çok geniş olması, doğum oranının çok yüksek olduğunu göstermektedir.
2000 yılı Türkiye nüfus grafiği: Bu grafikten de, Türkiye’nin gelişmekte olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, 0 – 4 yaş grubu, 1955 yılına göre daha dardır. Bu da ülkemizde doğum oranının azaldığını göstermektedir.
• Nüfusun cinsiyet durumu
1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945′ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir.
Türkiye’de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır.
2. Aktif Nüfus
Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır.
15 – 64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır.
3. Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı
Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar
Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.)
Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.)
Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.
Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90′a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır.
Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet ve sanayi sektöründe çalışmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus, gelişmiş ülkelere göre daha azdır.
Türkiye’de nüfusun 1927 – 2000 yılları arasındaki sektörel dağılımı.
Sanayi ve hizmet sektöründeki nüfusun büyük bölümü, Marmara Bölgesi’ndeki Çatalca – Kocaeli ve Güney Marmara bölümlerinde yoğunlaşmıştır. İzmir, Ankara, Eskişehir, Adana, Mersin, Zonguldak, Ereğli, Karabük, Gazi Antep, Kayseri, Denizli, Konya gibi illerde sanayi nüfusu yoğundur.
4. Nüfusun Eğitim Durumu
6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya’da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur – yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir.
1990 yılına göre, Türkiye’deki faal nüfusun % 55′e yakınını ilkokul mezunları, % 7,4′e yakınını okur – yazar, % 5′e yakınını ortaokul ve lise mezunları, % 4′ünü de üniversite mezunları oluşturmaktadır.
5. Nüfusun Kırsal – Kentsel Durumu
Türkiye’de nüfusu 10.000′den az olan yerleşmelere kır nüfusu, fazla olan yerleşmelere de kent nüfusu denilmektedir.
2000 yılındaki sayımda kent nüfusu % 65,01′e ulaşmıştır. Bu sonuç, ülkemizde sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfusun arttığını göstermektedir. Yukarıdaki grafikler, Türkiye’nin kentsel ve kırsal nüfus değişimlerini daha iyi ifade etmektedir.
NÜFUS HAREKETLERİ (GÖÇLER)
İnsanların, doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir.
A. İÇ GÖÇLER
Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir.
İç göçler, sürekli ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır.
1. Sürekli İç Göçler
Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir. Türkiye’de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir.
İç göçün nedenleri
Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı
Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması
Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi
Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması
Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması
Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler
Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği
İklim ve yerşekillerinin olumsuz etkileri
Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş olanaklarının fazlalığı
Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı
İç göç, özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerindeki illerde daha fazla olmaktadır.
Yüksek oranda göç alan şehirlerin başlıcaları şunlardır:
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Şanlı Urfa, Antalya, Mersin, Konya, Samsun, Gazi Antep, Diyarbakır gibi illerdir. İç göç, ülkemizde özellikle sanayileşmiş merkezlere daha fazla olmaktadır.
2. Mevsimlik İç Göçler
Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.
Yaylaya çıkma olayı da mevsimlik göçler içerisinde yer alır. Mevsimlik göçlerle Adana, Mersin, Hatay, Aydın, Muğla, Antalya gibi merkezlerde, yaz ile kış mevsimleri arasındaki nüfus miktarlarında önemli değişmeler olmaktadır.
B. DIŞ GÖÇLER
Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.
Dış göçler ve Türkiye
Ülkemize 1923 – 1989 yılları arasında çoğu Balkan ülkelerinden olmak üzere 2,2 milyon göç olmuştur. Bu sayı nüfusumuzun % 5′ini oluşturur.
1950′den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır.
1961 – 1986 yılları arasında Türkiye’den
yurtdışına yapılan resmi işçi göçü
Türkiye’den yurt dışına göç sonucunda;
Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır.
Ülke turizminin gelişmesi sağlanmıştır.
Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak sağlanmıştır.
Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur.
YERLEŞME
İnsanların, çok farklı türdeki konutlarda, yaşamlarını toplu ya da dağınık şekilde sürdürmelerine yerleşme denir.
YERLEŞME ÇEŞİTLERİ
A. KIRSAL YERLEŞME
Türkiye’de, nüfusu 10.000′in altında olan yerleşmelere denmektedir. Kır yerleşmeleri, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar – göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.
Kırsal kesimde yerleşmeler toplu ve dağınık olmak üzere ikiye ayrılır.
Toplu Yerleşme: Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.
Dağınık Yerleşme: Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin engebeliliği etkilidir.
Kırsal yerleşme çeşitleri
a. Köy altı yerleşmeleri: Çiftlik, mezra, kom, divan, oba, yayla gibi yerleşmelere denir. Bunlar köylerden küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla kurulmuştur. Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yaygındır.
b. Köyler
c. Bucak ve nahiyeler
Kırsal meskenlerin yapımında kullanılan malzemeler doğal çevre ile yakından ilişkilidir.
Çevrede taş malzemeler yaygınsa konutlarda taş kullanılır. Ormanlık yörelerde meskenlerde daha çok ahşap kullanılır. Taş ve ahşap malzemenin bulunmadığı yarı kurak bölgelerde, meskenlerde kerpiç malzeme kullanılır.
Taş meskenler: Köylerimizde çok rastlanan mesken tiplerinden biri olup, daha çok Akdeniz, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde rastlanır.
Ahşap meskenler: Ahşap köy meskenlerinin en yoğun olduğu yerler ormanlık yörelerimizdir. Daha çok, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Güney Marmara’da yaygındır.
Kerpiç meskenler: Ülkemizde İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.
B. KENTSEL YERLEŞME (ŞEHİRLER)
Türkiye’de, nüfusu 10.000 den fazla olan yerleşmelere kentsel yerleşme denmektedir. 1935′e kadar nüfusun % 80′i köylerde otururken, kent nüfusu % 20′sini oluşturuyordu. 2000 yılında yapılan sayım sonuçlarına göre, ise nüfusun % 65,01′i kentlerde % 34,99′u kırsal kesimde toplanmıştır.
Türkiye’de kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir.
Bu durum gecekondulaşma gibi bir çok problemi beraberinde getirmiştir. 1997 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Marmara’dır. Bu durum, bölgenin çok göç aldığını ve sanayileşmede ileri gittiğini gösterir. Marmara’yı, Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri takip eder. Kentleşme oranı en az Karadeniz Bölgesi’nde görülür.

C)Türkiye’nin Ekonomik Özellikleri
Geç dönemde sanayileşmeye başlamış olan ülkemiz günümüze kadar devam eden bu süreci tam anlamıyla tamamlayamamıştır. Ülkemiz ekonomisi içinde tarımsal faaliyetler 1990’lı yıllara kadar en büyük paya sahipti. Fakat 1990’lı yıllardan sonra sanayileşme önemli bir ivme kazanmış ve sanayileşme ön plana çıkmaya başlamıştır. Ülkemiz sanayisi genellikle tarım endüstrisi üzerine kurulmuştur. Ekonomik yapımızın bu özelliği dış ticarette açık vermemizin en büyük sebebidir. Ülkemizde nüfusun yaklaşık olarak yarısı geçimini tarım sektöründen sağlamaktadır.

Türkiye’nin Ekonomik Coğrafyası

Ülkemiz de hayvancılık iklim şartlarına bağlı olarak geniş alanlarda faaliyeti sürdürülen ekonomik faaliyetlerdendir. Ülkemiz hayvan sayısı bakımından fazla olup verim bakımından aynı yeterliliğe sahip değildir. Kümes hayvanları sayısı 2009 yılı sonu itibariyle bir önceki yıla göre % 6.0 oranında azalarak 234.082.206 adet olmuştur. Yumurta tavuğu sayısı ise 2009 yılı sonu itibariyle bir önceki yıla göre % 4.9 oranında artarak 66.500.461 adet, tavuk yumurtası üretimi 2009 yılında 2008’e göre % 4.9’luk bir artış göstermiş ve yaklaşık 13.8 milyar adet, beyaz et üretimi, bir önceki yıla göre % 17.9 artarak 1.323.624 ton olmuştur. Bu miktarın % 96.48’i et tavuğu eti, % 1.23’ü yumurta tavuğu eti, % 2.28’i hindi eti ve % 0.01’i ise ördek etinden oluşmaktadır. Süt üretimi, 2009 yılında bir önceki yıla göre % 2.4 artmış ve 12.542.186 ton olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye yakıt maddeleri grubuna giren taş kömürü özellikle linyit bakımından zengin, petrol yönünden fakir, endüstriyel hammaddeleri oluşturan demir, bakır, krom, boksit bakımından da oldukça zengindir. Bunun dışında cıva uranyum, amyant, bor tuzları, arsenik kurşun çinko, kükürt manyezit, perlit, volfram yatakları bulunmaktadır. Yine ülkemizde mermer, kil, jips, gibi madenlerde bulunmaktadır.

Turizm sektörü ülkemiz de gelişme gösteren sektörlerdendir. Başta yaz turizminin yaygın olduğu Akdeniz ve Ege bölgeleri diğer bölgelere nispeten turizm açısından önemli bir yere sahiptir. Özelikle 90’lı yıllarda gelişme gösteren turizm sektörünün ülkemiz ekonomisine katkısı her geçen gün artmaktadır.

Türkiye’nin Tarımı

Türkiye yakın yıllara kadar bir tarım ülkesiydi. Ancak 1970’li yılların sonu ve 1980’li yılların başından itibaren özellikle sanayinin büyük gelişme göstermesiyle tarımın ülke ekonomisinde önemi giderek azalmış ekonomideki sürükleyiciliğini kaybetmeye başlamıştır. 1980 yılında GSYİH (Gayri safi yurt içi hasıla)’nın % 54.6’sını hizmetler, % 21.2’sini sanayi % 24.2’sini tarım oluşturmaktaydı. 1981 den itibaren sanayi ürünlerinin ihracatından elde edilen döviz geliri, tarımı aşmaya başlamıştır. 1994 yılı itibariyle gayri safi milli hasıladaki tarımın payı % 15.4, sanayininki % 26.6, hizmet sektörü % 57 olarak tespit edilmiştir. Ülkemizde 28 milyon hektar toplam tarım alanının 18.8 milyon hektarı ekilmektedir

Ülkemizde toplam arazi içerisinde tarımsal arazi oranı % 36 dır. İkinci sırada çayır ve otlaklar gelmektedir. Bu oran % 32’dir. Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ürünler sırasıyla; buğday; İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesinde en fazla yetiştirilmektedir. Arpa, çavdar, yulaf; İç Anadolu Bölgesi ağırlıklı üretim alanıdır.

Sıcaklık ve bol su isteyen mısır Karadeniz başta olmak üzere bütün kıyı bölgelerimizde yetiştirilmektedir. Mısır üretiminde Akdeniz Bölgesi % 45’lik bir payla ilk sırada yer almaktadır. İkinci sırada Karadeniz Bölgesi bulunmaktadır. Türkiye’de akarsu boylarında yetiştirilen pirinç ise en fazla Marmara Bölgesinde üretilmektedir. ihracatımıza konu olan ürünler içerisinde yer alan mercimek en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilmektedir. Yine ülkemizde baklagiller, endüstri bitkileri olan pamuk, tütün, şeker pancarı, keten-kenevir, haşhaş, çay, ayçiçeği, zeytin, soya fasulyesi yetiştirilen tarımsal ürünler içerisinde yer almaktadır.

Türkiyede Hayvancılık

Ülkemizde küçük baş hayvancılık genelde geçime yönelik olarak yapılmaktadır. Küçük baş hayvancılığın en fazla yetiştirildiği bölge İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleridir. Küçükbaş hayvancılıkta keçi yetiştiriciliği önemli tarımsal faaliyetlerdendir. Keçi yetiştiriciliği dağlık ve engebeli bölgelerimizde yoğunlaşmıştır.

Ülkemizde hayvancılık tarımsal üretimin % 40’ını oluşturmaktadır. Bu yönüyle milli gelirin % 11’i hayvancılık faaliyetlerinden sağlanmaktadır. Büyük baş hayvancılık her yerinde yapılmakla beraber kuzeydoğu Anadolu ve doğu Karadeniz Bölümlerinde yoğunlaşmıştır. Yine ülkemizde at, eşek, katır, deve ve domuz hayvanları da beslenmektedir. Türkiye’de 2009 yılı sonu itibarı ile toplam büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre % 1.2 azalış göstererek 10.811.165 baş olarak gerçekleşmiştir. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı % 1.3 azalarak 10.723.958 baş olmuştur. Koyun sayısı 2009 yılı sonu itibariyle bir önceki yıla göre % 9.3 azalarak 21.749.508 baş, keçi sayısı ise % 8.3 azalarak 5.128.285 baş olmuştur.23

Ülkemizde Doğu Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgelerinde arıcılık faaliyetleri yoğunlaşmıştır. Arıcılık Doğu Anadolu, Akdeniz ve Ege’nin yüksek bölgelerinde gezici arıcılık olarak yapılmaktadır. İpek böcekçiliği yurdumuzda dut ağacı yetişen her bölgede geleneksel olarak yetiştirilmektedir. Güney Marmara bölgesi İpek böcekçiliğinin yoğunlaştığı bölgemizdir.

Türkiye deniz balıkçılığı yönüyle önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen gereken önem verilmediği için balıkçılık pek fazla gelişmemiştir. Türkiye’de 2008 yılındaki toplam su ürünleri üretiminin yaklaşık % 61.22’si deniz balıklarından, % 8.89’u diğer deniz ürünlerinden, % 6.35’i iç su ürünlerinden ve % 23.55’i yetiştiricilik yoluyla elde edilmiştir. Deniz ürünleri üretiminde ilk sırayı % 64.69’luk oran ile Doğu Karadeniz Bölümü almakta, onu % 13.72 ile Batı Karadeniz, % 8.96 ile Marmara, % 8.08 ile Ege ve % 4.55 ile Akdeniz Bölgeleri izlemektedir. Deniz balıkları içinde hamsi balığı 252 bin tonla üretim miktarı bir 2007 yılına göre % 34.63 oranında azalmıştır. Çaça balığı ise 39 bin ton üretimle, hamsi balığından sonra % 9.93’lük bir paya sahiptir. İstavrit (karagöz) üretimi 2007 yılına göre % 11.22 , palamut-torik üretimi % 8.10 oranında artarken, istavrit (kraça) üretimi % 3.73, sardalya üretimi % 16.28, mezgit üretimi % 5.48, lüfer üretimi % 40.97 ve kefal üretimi % 59.66 oranında azalış göstermiştir.

Enerji Kaynakları ve Madenler, Türkiye’nin Ekonomik Özellikleri Kpss

Türkiye, dünya devletleri içerisinde maden çeşitliliği ve zenginliği bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Türkiye taş kömürü, linyit, demir, bakır, krom, boksit bakımından zengin, petrol yönünden fakirdir. Bununla beraber ülkemizde; cıva, uranyum, amyant, bor tuzları, arsenik, kurşun, çinko, kükürt, manyezit, volfram yatakları bulunmaktadır. Ülkemizde mermer, kil, jips, perlit yönünden zengin yataklar bulunmaktadır.

Türkiye demir rezervi bakımından oldukça zengindir. Ülkemizde belli başlı demir cevheri rezervleri şöyle sıralanabilir: Divriği (125 milyon ton), Kangal ve çevresi (140 milyon ton), Hekimhan-Hasan Çelebi (470 milyon ton) çevresi yataklarıdır. Krom madeni rezervlerimizin coğrafi dağılışı ise; Elazığ ili Maden ilçesi yatakları, Muğla ili Fethiye ve Köyceğiz yatakları, Denizli ili Acıpayam ve Buldan ilçesi çevresi yatakları,

Bursa ili Orhaneli ilçesi yataklarıdır.

Bor madeni rezervimizin 2 milyar ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktar, dünyadaki tüm bor rezervinin % 80’ine tekabül etmektedir. Son derece kıt olan petrol ülkemizde Raman-Garzan ve Adıyaman’dan çıkarılmaktadır. Yurdumuzda çıkarılan petrol, ihtiyacımızın yaklaşık olarak 1/7’sini karşılamaktadır. Ülkemizde doğalgaz yatakları Trakya’da Hamitabat ve Güneydoğu Anadolu’da Mardin-Çamurlu sahalarında yer almaktadır. Türkiye bakır madenciliğinin beşiğidir. Artvin ili Murgul ilçesi başlıca bakır cevher rezervleri yataklarıdır. Ülkemizde tüm boksit rezervlerinin 450 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir.

Sanayi

Ülkemizde bilhassa 1960 ve 1970’li yıllardan itibaren sanayi sektöründe önemli gelişmeler olmuştur. İlerleyen yıllarda sanayi ürünleri Ülkemiz ihracatında ilk sıraya yükselmiştir. Sanayinin gayrisafi milli hasıla içindeki payı 1965 yılında % 25, 1985 yılında % 33 ve 1993 yılında ise % 30, 1994 yılında % 26.62 değerler göstererek ortalama yükselme eğilimi göstermesine rağmen tarım sektörünün gayrisafi milli hasıla içindeki payı 1965 yılında % 34, 1984 yılında % 19’a, 1993 yılında % 12’ye düşerek tersi bir gelişme göstermiştir.

Ülkemiz sanayisinde 1933-1938 yılları arasındaki dönemde, dünyadaki global krizin etkisi ve özel sektörün yetersizliği sonucu devlet ön planda yer alarak sanayinin gelişme ve ilerlemesinde lokomotif görevi görmekteydi. Bu duruma bağlı olarak devlet; inşa ettiği fabrika ve tesislerle sanayinin gelişmesine katkı sağlamıştır. 1950’li yılların başından itibaren sanayi alanındaki gelişmelerde temel kamu hizmetleri dışındaki ekonomik faaliyetlerde devletinde desteklemesiyle özel sektör ön planda yer almaya başlamıştır.Yinede sanayi üzerindeki devlet etkinliği bazı sanayi kollarında ağırlığını

devam ettirmiştir.

Türkiye’de sanayi kuruluşlarının en yoğun olduğu bölge Marmara bölgesidir. Özellikle İstanbul-İzmit arası ve Bursa çevresi sanayi faaliyetlerinin yoğunlaştığı alanlardır. Daha sonra sırasıyla Ege Bölgesi ve Batı Karadeniz Bölümü gelmektedir. Ülkemizde tarımsal sanayi oldukça gelişmiştir. Şeker endüstrisi, Un endüstrisi, et ve süt, çay, bitkisel yağ, meyve suyu, konserve ve salça endüstrileri gelişen sanayi kollarıdır. Günümüzde özel sektörün ağırlıklı olduğu sanayi kolları; otomotiv sektörü, beyaz eşya sektörü sıralanabilir.

Turizm

Turizm sektöründe 2000’li yıllardan itibaren yapılan yatırım ve reklamlar neticesinde ülkeye gelen turist sayısında önemli artış sağlanmıştır. Ülkemizin dış ticaret açığının kapatılmasında en önemli rolü turizm sektörü üstlenmektedir. Turizm gelirlerinde; 1994 yılında 4.3 milyar dolardan 1998 yılında 7.1 milyar dolara kadar yükselmiştir. Aynı yıllarda dış seyahat giderleri 899 milyon dolardan 1.7 milyar dolara çıkmıştır. 1994 yılında 3.4 milyar dolar dolayında olan turizm gelirleri fazlalığı 1998 yılında 5.4 milyar dolarlık seviyeye yükselmiştir.

Türkiye’ye 2007 yılında 27.2 milyon turist giriş yaparak 21.3 milyar dolar döviz bırakmıştır. 2008 yılında global krizin etkisi ile azalan turist sayısı 26.3 milyona düşmüştür. 2008 yılında gelen turist sayısı 900 bin düşmesine rağmen ters orantılı olarak elde edilen gelir artmış ve 2008 yılında 21.3 milyar dolardan 21.9 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Bu durum gelen turistlerin kişi başına düşen harcama oranındaki nitelik olarak değişimini de göstermektedir.

2009 yılında ülkemizin toplam turizm geliri 21.249.334.582 dolardır. 2010 yılının ilk üç ayı ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %3.2 oranında artmıştır. Elde edilen gelir toplamı 2.413.524.810 dolardır.

Ülkemizde görülen farklı iklim şartları turizm faaliyetleri açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Klasik turizm faaliyetleri içinde yer alan kıyı turizmi (güneş, kum, deniz) Akdeniz kıyı bölgelerimizde yoğunlaşmıştır.

Ülkemizde kış turizmi için önemli potansiyel sahaları sırasıyla; Bursa-Uludağ, Sarıkamış, Erzurum-Palandöken, Bolu Dağları, Beydağları, Bozdağlar, Spildağı gösterilebilir. Nevşehir ve Aksaray illeri sınırları içinde başlıca doğa harikası peribacaları, Denizlide Pamukkale travertenleri önemli cazibe merkezleridir.

Yaylacılık ve doğa turizmi açısından Doğu Karadeniz bölümü önemli bir coğrafi alandır.Tarih boyunca birçok medeniyete beşiklik eden yurdumuz tarih turizmi açısından başlı başına bir cazibe merkezidir. Bu yönüyle İstanbul ilk sırada yer almaktadır.Ülkemizde sağlık turizmi de son yıllarda gelişme gösteren turizm faaliyetleri içerisinde yer almaktadır. Ülkemizin hemen hemen birçok bölgesinde kaplıcalar, ılıcalar bulunmaktadır. Bursa, Kütahya, Afyon, Denizli gibi birçok şehrimiz kaplıcaları ile ünlüdür. Yurdumuzdaki bazı mağaralar turizm faaliyetleri açısından değerlendirilmektedir. Örneğin Karain, Damlataş ve İnsuyu mağarası gibi.

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.