12

Temmuz
2013

TECVİD ve KUR‘AN BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  822 Kez Okundu


Asli med: Med harfiyle kaim olup başka bir sebebe (sebebi medde) dayanmayan medde denir. Ayrıca buna; meddi tabi veya meddi zatide denir. Bu meddin uzatılması bir elif miktarıdır; fazla veya eksik olmaz.
Cemi kurra: Bütün kıraat imamları
Dudak ihfası (ihfa-i şefevi): Mim-i sakine den sonra ba harfinin gelmesiyle yapılan ihfaya denir. Buna da mim’in mahrecine nispetle (mim dudak harfi olduğu için ) bu isim verilmiştir.
Fer’i med: Asli med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebep dolayısıyla meydana gelen medde denir. Fer-i medler: Muttasıl, munfasıl,lazım, arız ve lin olmak üzere beşe ayrılır.
• Meddi muttasıl: Kelime manası, “bitişik” med olan meddi muttasıl; harfi medden sonra gelen sebebi medden hemzenin harfi med ile birlikte aynı kelimede bulunması süretiyle meydana gelen med demektir.
• Meddi munfasıl: Kelime manası “bitişik olmayan” med. Harfi medden sonra sebebi medden hemze gelir ikisi ayrı ayrı kelimede bulunursa meddi munfasıl olur. En az 1 en çok 4 elif uzatılır.
• Meddi lazım:Med harflerinden biri sebebi medden sükün-ü lazım aynı kelimede yan yana bulunursa meddi lazım olur. Meddi lazımın tul ile yani dört elif miktarı uzatılarak okunmasında kıraat imamları ittifak halindedir. Çeşitleri:
• Kelime-i müsakkale(lisana ağır gelen kelime ) dört elif miktarı uzattıktan sonra şeddeli okuyuş.
• Kelime-i muhaffefe: (lisana hafif gelen kelime) dört elif miktarı uzattıkdan sonra cezimli okuyuş.
• Harfi müsakkal(lisana ağır gelen harf) dört elif miktarı uzattıkdan sonra idğamdan dolayı şeddeli okuyuş.
• Harfi muhaffef(lisana hafif gelen harf) dört elif miktarı uzattıkdan sonra izhar yapar gibi cezimli okuyuş.
• Meddi arız: Med harflerinin birin den sonra, sebebi med olan arız sükün gelirse meddi arız olur.
• Meddi lin: yumuşak olmak anlamında kullanılan “lin”bir terkip olması itibariyle “yumuşak med” diye tarif edilmiştir. Tecvit ilminde ise meddi lin: bir kelimede lin harflerinden biri bulunup, ondan sonra sebebi med sükün olursa (bu ister lazımi ister arizi olsun) o zaman meddi lin olur.(1)
• Fem-i Muhsin: Kuran-ı Kerimi öğretecek hocanın mahreç ve tecvidi uygulayacak ve en iyi şekilde gösterecek bir ağza okuyuşa sahip olması. (2)
Ğunne: Genizden (burundan) gelen sese denir.(karabaş tecvidi iklab bahsi)
Ha-i sekte:Kelimenin sonunda harekeyi korumak için sakin olarak eklenen, vasıl ve vakıf halinde okunan “he” harflerine sekte “he” leri denir. (3)
Hareke: harfin nasıl ve hangi yöne doğru okunacağını gösteren işaretlere “hareke” denir. Harekeler: üstün, esre ve ötre olmak üzere üç’e ayrılır.
Hareke iki kısımdır:
1. Asli hareke:Üstün ,esre ve ötre olmak üzere üçtür.
2. Fer-i hareke: Kıraat imamlarından, hareke üzerinde imale ve işmam yapanların kabul ettikleri harekedir. Asım kıratında fer-i hareke yoktur.(4)
Harfi med:Bir elif miktarı uzatan harflerdir. (vav, ya, elif)
Hemze: Harekeli olan elife denir.( uzun veya kısa elif şeklinde yazılabilir. Tecvid ilminde med sebebidir.
Hurufu İsti’la: Kalın harfler demektir. Sıfatı lazımdır. Harfler telaffuz edilirken ağzın ses ile dolması, ses ve dilin üst damağa meyletmesidir. Yedi harf( hı, sad, dad, tı, zı, ğayn, kaf) dır. (5)
Hurufu med: Med harfleri ( vav, ya, elif) demektir.
Hükmürra: “ra” nın hükümleri; Ra harfinin diğer harflerden ayrı bir özelliği vardır. (lam hariç) diğer harfler ya kalın ya da ince okundukları halde “ra” bazı yerlerde kalın bazı yerlerde ince okunabilir. (6)
İbtida : Kur’an okurken vakıf yaptıktan sonra nefes alıp tekrar başlamaya veya okuma işine ilk başlayışa “ibtida” denir.
İdğam : Bir harfi diğer harfin içine katmaktır. Tecvit ilmi içindeki tarifi: İdğam, birbirine mütemasil (birbirinin aynı), veya mütekarip (mahrecinde veya sıfatında birbirine yakınlığı olan) iki harf den birincisini, ikincisine katmaya denir.
İdğamın rukünleri: Rükün bir şeyi meydana getiren asıl parçalardan her biri direk, dayanak demektir. İdğamın rükünleri iki tanedir.
1. Müdğam:İdğam edilecek olan (yani,kendisinden sonraki harfe katılacak olan) birinci sakin harfe denir.
2. Müdğamünfih:İdğam kendisinde icra edildiği (yani, sakin olan birinci harfin kendisine katıldığı) ikinci harftir.(7)
İdğamın kısımları:İdğamlar müdğam’ın (yani birinci harfin) harekeli veya sakin olmasına göre iki kısma ayrılır.
1. İdğamı kebir (büyük idğam ): Bir idğamda müdğam ile müdğamün fih’in ikiside harekeli olursa buna idğam-ı kebir denir. Ebu Amr kıratında bulunan bu idğama, bu tür idğam’ın çokluğu, daha kapsamlı olması ve telaffuzdaki zorluğu sebebiyle bu isim verilmiştir.(8)
2. İdğamı sağir (küçük idğam): Bir idğamda müdğam sakin müdğamün fih harekeli olursa, buna idğamı sağir denir. Her kıraatte bulunan bu idğam şekline, icrası (yapılması) kolay ve diğerine (idğam-ı kebire ) nikbetle Kur’anda daha az bulunduğu için bu isim verilmiştir.(9)
İdğamın çeşitleri: Müdğam’la müdğamünfih’in durumuna göre idğamlar altı çeşittir.
1. İdğambilağunne: Gunnesiz idğam, ğunne olmadan, burundan ses getirmeden yapılan idğam demektir. (10)
2. İdğam maalğunne: Gunneli idğam gunne ile beraber yapılan idgam demektir. Tenvin veya nun-i sakinden sonra “ye”, “mim”,”nun”,” vav” harflerinden birisi gelirse, idğammaalgunne yapılır. (11)
3. İdğammisleyn: Mahreçleri ve sıfatları aynı olan ki harften birincisi sakin ikincisi harekeli olarak yan yana gelirlerse, birinci harfin ikinci harfe idğam edilmesine(katılmasına) idğamımisleyn denir.(12)
4. İdğammütecaniseyn: Mahreçleri bir, sıfatları başka olan iki harften birincisi sakin ikincisi harekeli olarak yan yana gelirse, birinci harfin, ikinci harfe idğam edilmesine idğam-ı mütecaniseyn denir.(13)
5. İdğammütekaribeyn: Mahreçleri veya sıfatları yahut hem mahreçleri hem de sıfatları bakımından birbirine yakınlığı olan iki harften birincisi sakin, ikincisi harekeli olarak yan yana gelirlerse, birinci harfin ikinci harfe idğam edilmesine idğam-ı mütekaribeyn denir.(14)
6. İdğam-ı şemsiye: Lamı ta’riften sonra şemsi harflerden birisi gelirse idğamı şemşiyye olur. Lamı tarif: İsimlerin başına gelen belirsiz( nekre ) kelimeyi belirli ( ma’rife ) yapan hemze ve lamdan oluşan el takısıdır. (15)
İdğam ayrıca yapılış bakımından iki grupta toplanır.
1. İdğam-ı tam (kamil idğam): Müdğam zat ve sıfatlarıyla birlikte müdğamünfih’in içinde tamamen kayboluyorsa (ikiside şeddeli harfmiş gibi okunuyorsa),buna tam idğam denir.
2. İdğam-ı nakıs (noksan idğam): Zatı itibariyle müdğamünfih’in içinde kaybolur, fakat her hangi bir sıfatıyla kendisini hissettiriyorsa, buna nakıs idğam denir. (16)
İhfa: Sözlükte; gizlemek, örtmek manasındadır. Istılah da ise izhar ile idğam arasında şeddeden uzak ğunnenin baki kalmasıyla okumaya denir.
İhfanın çeşitleri: Harekenin ve harfin ihfası olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır.
a. Harekenin ihfası: Hareke okunurken sesin zayıflatılması suretiyle meydana gelir. Buna ihtilas da denir. Burada dikkat edilmesi gereken husus zayıflatılan sesin kalan sesden daha az olmasıdır.
b. Harfin ihfası: Bu ihfa ise mahreçlerine nispetle dil ve dudak olmak üzere iki kısma ayrılmıştır.
• Dil ihfası: (tenvin veya sakin nun ihfası) tenvin veya sakin nundan sonra 15 ihfa harflerinden birinin gelmesiyle yapılan ihfaya denir.
• Dudak ihfası: (sakin mim ihfası) kıraat âlimlerinin çoğunun kanaatine göre sakin “mim” den sonra “ba” harfinin gelmesi ile oluşan ihfa çeşididir ki “mim” ile “ba”nin mahreçlerine nispetle buna ihfa-i şefevi (dudak ihfası ) denilmiştir. .(17)

İmale neye denir? Harfi med “elif”ini harfi med “ya”sına meylettirerek okumaya “imale” denir. İki kısma ayrılır.
• İmale-i Kübra: Harfi med elifini harfi med ‘ya’ sına çok meylettirmeye denir.
1. İmale-i suğra: Harfi med elifini harfi med ‘ya’ sına az meylettirmeye denir. Asım’ın kıraati ve hafs’ın rivayetinde sadece Hüd süresinin 41. Ayetindeki “mecreehe “ kelimesinde yapılır. (18)
İklab: Sözlükte bir şeyi çevirmek, döndürmek, bir harfi başka bir harfe dönüştürmek anlamındadır, tecvit ilminde: tenvin veya nun-i sakineyi tam bir mime çevirmek ve onu (bu mim-i )”ba”dan önce ğunne ile ihfa etmektir. (19)

İşmam: Sözlükte, bir kimseye bir şeyi koklatmak anlamındadır. Tecvit ilminde: Sükundan sonra zamme(ötre) harekeye işaret etmek üzere, dudakları öne doğru toplamak demektir.(20)
İzhar: Tecvit ilminde; sakin harfi, izhar edilen harf üzerinde durmadan, sekte yapmadan, ğunne ve şeddeye kaymadan çıkış noktasından çıkarmaktır.
İzhar çeşitleri:
2. Dil izharı: Tenvin veya nun-i sakin ile altı izhar harfi arasında yapılan izhara denir.
3. Dudak izharı: Sakin mim’in “mim” ile “ba” harfinden gayri harflere uğramasında yapılan izhara denir.
4. Bir kelime izharı: Sakin nun ile vav yahut ‘ya’ aynı kelimede bulundukları zaman yapılan izhara denir.
5. Lam-ı tarif izharı: Tarif lamı ile kameriyye harfleri arasında yapılan izhara denir. Buna ayrıca “izharı kameriyye” dahi denilir.
6. Lam-i asli izharı: Kelimenin aslı harflerinden olan lam harfi ile ondan sonra gelen harfler arasında yapılan izhara denir.
7. İzhar sairul hurufat: Diğer harflerin izharı demektir. Normal olarak okuma işi sürdürülürken bir harf den diğer harfe geçiş de her harfin hakkını vererek izhar etmeye denir. Tam gösterilmeyen bir harf ya hareke veriliyormuş gibi veya kalkale yapılıyormuş gibi anlaşılır. Okuyucunun buna dikkat etmesi gerekir. (21)
Kalkale: Sözlükte sarsmak, kımıldatmak, seslenmek, bir şeyi depretmek gibi manalara gelir. Tecvit ilmindeki tarifi: kuvvetli bir ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.
Kasr: Sözlükte, bir şeyi kısaltmak, hapsetmek ve men etmek gibi manalara gelir
Lafzatullah: “Allah” lafzı, “Allah” kelimesi demektir. Buna lafza-i celal (yüce kelime) denilir ve sadece “Allah” kelimesi için kullanılır. Aynı zamanda ismi celal tabiri de kullanılır. Tecvitte lamın okunuşuyla ilgili hüküm ya da hükümlerden bahseder. .(22)
Lahn: Lügatte “ezgili ses” ve kıraatte doğrudan saparak hata yapmak veya tecvit ve kaidelerini ihlal etme sonucu kaynaklanan hatalara denir. Kıraat âlimlerimiz okuyuş hatalarını iki kısma ayırmışlardır.
Lahni celi (açık ve büyük hata): lahn-i celi üç yerde olur.
a. Kelime-i teşkil eden harflerde: Bir harfi başka bir harfe dönüştürmek. Kelime içindeki kalın hafi ince okumak, fazladan harf ilave etmek (kalkale’yi hatalı yaparak şeddelemek veya hemze ilave etmek gibi) yahut harf noksanlaştırmakla olur.(meddi tabii terk etmek gibi).
b. Harekede yapılan hata: Herhangi bir harfin harekesini değiştirmek yahut harekeli harfi sakin kılmak şeklinde yapılan hatalardır.
c. Sükunda yapılan hata: Sakin bir harfe hareke vermekle olur. (23)
Lahni hafi (gizli ve küçük hata): Harflerin sıfatı arızalarında meydana gelen hatadır. Arızi sıfat harflerin zatına (yapısına) mahsus olmayan ve harflerden ayrıldıklarında harfin kendi yapısında hiçbir değişiklik olmayan sıfatlardır. Med,idğam,izhar,ihfa,iklap ve sekte gibi. Lahni hafide bazı âlimlere göre iki kısımda incelenir.
a. Tecvitle az çok ilgilenen kişilerin fark edebileceği hatalar. Örneğin : ihfa’yı, iklabı, izharı,idğamı terk etmek.
b. Tecvit ilminde oldukça maharetli ve derin bilgiye sahip olanların fark edebileceği hatalar. Örneğin: “re” harfinin tekririni, “nun” harfinin ğunnesini terk etmek gibi. .(24)
Med: Uzatma demektir.
Meftuh: Üstün harekeli demektir.
Meksür: Esre harekeli demektir.
Mezmum: Ötre harekeli demektir.
Mim-i sakin: Cezimli Mim harfi demektir
Muhtelefunfihi: Kıraat imamları arasında görüş ayrılığı olduğunu gösterir.
Muttefekun aleyhi: Kıraat imamları arasında görüş birliği olduğunu gösterir
Nun-i sakin: Cezimli nun harfi demektir.
Ravm: Sözlükte, talep etmek, istemek anlamınadır. Tecvid ilminde: Hafif bir sesle harekeyi okumaktan ibarettir. Başka bir ifadeyle ravm, sesin üçte birlik kuvvetiyle harekeyi okumaya denir. (25)
Rivayet: Kıraat terimidir. Ravi’lerin ihtilaflarına verilen isimdir. .(26)
Sebebi med: (medsebeb-i, uzatma nedeni) : asli med (yani meddi tabii) üzerine ziyadeyi (artırmayı) gerektiren sebebi demektir. İki kısımdır.
1. Hemze: Bildiğimiz asli harflerden birisidir. Harfi medden sonra geldiği zaman, med sebebi (sebebi medd) olur ve harfi bir elif miktarından fazla uzattırır. Bilindiği gibi hemze, hemze-i vasıl ve hemze-i kat’i olmak üzere ikiye ayrılır. Vasıl hemzeleri vasıl halinde okunmadıkları için, med sebebi olmazlar. Sebeb-i med olan hemze sadece kat’i hemzesidir ki bu, her halükarda ( yazılışta ve okunuşta) bulunan hemze dir.
2. Sükûn: Harekesizlik demektir. Bir harfin harekesizlik hali cezim ile gösterilir ve bu harfe sakin harf denir. .(27)

Secavend: (durak işaretleri) Kuran-ı Kerimin manasına uygun ve doğru okuna bilmesi için durak ve geçiş yerlerini gösteren işaretlerdir. Bunların çoğu imam Secavend tarafından belirlenmiştir. Kuran-ı kerimin secavendleri şunlardır.
• Cim: Durmak evladır.
• Ze: Geçmek evladır.
• Tı: Durmak evladır.
• Sad: Nefes yetmediğinde durulabilir.
• Mim: Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.
• Kıf: Durmak evladır. Hafif bir duruşla ( bir nefeslik ) durulmalıdır
• Kaf: Geçmek evladır.
• Kef: Bir evvelki durağın aynısı demektir.
• Lamelif: Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durulunca ise tekrar edilmez çünkü ayet sonlarında durmak caiz hatta efdaldir.
• İki üç nokta(vakf-ı muaneka): Üç noktalı duraklara denir. Birbirine yakın gelen üç noktalı duraklardan birinde durulup diğerinde geçilmelidir.
• Ayn: Konu bütünlüğünü gösteren işarettir. Okuyan namazda ise ve rükû yapmak istiyorsa, bu işaretin olduğu yerde rükû etmesinin münasip olduğunu gösterir. Kur’anda birkaç yerde, kıraat imamlarının oradaki durak işaretlerinde ihtilaf etmelerinden, iki durak işareti birden kullanılmıştır. (28)
• Sekte: Nefes kesilmeksizin sesi kesmek demektir. Yani bir kelimeyi okuyup bir saniye kadar nefes almadan susmak ve sonra okumaya devam etmektir. .(29)
Sukün: (cezim): Harfin harekesizlik haline denir. İkiye ayrılır.
• Sukün-ü lazım: Durulduğunda ve geçildiğinde var olan daimi sükuna denir.
• Sukün-ü arız: Durulduğunda okunan geçildiğinde okunmayan sükûna denir. .(30)
Tecvit : Lüğatta bir şeyi güzel ve hoşça yapmaya, ıstılahta ise, her harfin hakkını ve istihkakını vererek okumaya denir. Harfin hakkı: Harflerde bulunan bazı sıfatlardır ki, “sıfat-ı lâzıme” denir. Harfin istihkakı yine harflerde bulunan bazı sıfatlardır ki, “sıfatı arıza” denir. (31)
Tenvin: İki üstün iki esre ve iki ötre demektir. Asıl itibariyle tenvin isim olan kelimelerin sonunda bulunur. O kelimenin sonunu “nun”lu okutan sakin bir nun harfi gibidir. (32)
Teshil: Yan yana bulunan iki hemzeden, ikinci hemzeyi “e” ile “he” harfleri arasında bir sesle okumaya teshil denir. (33)
Tevessut:2-3 elif miktarı uzatmaya denir.
Tul: 4-5 elif miktarı uzatmaya denir. (yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol sayfa 62)
Vakıf:“ Kelime üzerinde kıraate tekrar başlamak niyetiyle adet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten” ibarettir.
Vakfın kısımları:
1. Tam vakıf(vakf-ı tam vakf-ı lazım vakf-ı vacip):Kendisinden sonrası ile mana yönünden alakası bulunmayan bir kelime üzerinde yapılan vakfa tam vakıf denir.
2. Kafi vakıf ( vakf-ı kafi): Kelam, lafız ve mana yönünden tamamlanmakla beraber yine kendisinden sonrası ile anlam bakımından bir alakası varsa bu tür yerlerde yapılan vakfa denir.
3. Hasenvakıf (vakf-ı hasen): Vakfı hasen ayetin başında veya ortasında olabilir.
4. Kabih vakıf (vakfı kabih): Vakfı kabihde kelam tamamlanmadığı için okunandan bir mana anlaşılmaz. .(34)
Vakıf ve ibtidanın önemi: Kur’an-ı kerim Allahın emirlerini, nehiylerini, insanları ikaz eden önemli haberlerini, cennet ve cehennemin durumlarını kıyametin ve mahşerin tehlikelerini haber veren bir kitaptır. Bu kitabı okuyan ve dinleyen kimselerin, bütün bunlara kulak vermesi ve dikkatle dinlemesi lazımdır. Bunların yanlış anlaşılmaması için en önemli hareket, Kur’an okuyan kimselerin nerelerde duracağını ve nerelerden başlayacağını bilmesidir.
Vasıl: Ses ve nefesi kesmeden harfleri, kelimeleri, süre ve ayetleri birbiri ardınca okumaya vasıl denir. (36)
Zamir: Tecvit ilminde söz konusu olan zamir, sadece müfret müzekker gaip zamiri olan “hu” dür buna ha-i kinayede denir. (37)
KUR‘AN BİLGİLERİ
1-Kur’an ın harekelerine bugünkü şeklini veren Halil bin Ahmed el Ferahidi
2-Kur’an hristiyanlar için Nasrani tabiri kullanır.
3-Peygamberimizin Kur’an`ın zirvesi dediği sure Bakara suresidir.
4-Kur’an ayetleri arasında anlam ilişkisi ve bütünlüğünün olmasını ifade eden ıstılah Siyak-Sİbak
5-Savaş için izin verilen ayet Hac-39
6-Müzdelife´nin Kur’an´da geçen ismi Meş’arül haram
7-Ruhu’l Kudüs kelimesi Kur’an´da Cebrail anlamda kullanılmıştır.
8-İçerisinde ‘ Beni Nadir ‘ olayı geçen sure Haşr Suresi
9-Yolculukta namazın kısatılması ile ilgili ayet Nisa-101
10-Kur’an ve Sünnetde ´Hadd-i Kazf´ olarak adlandırılan ceza Zina iftirası cezası
11- Savaş Ganimeti ‘ anlamına gelen sure Enfal
12- Aksamü`l Kur`an ‘ ifadesi Kur’an ‘daki yeminler
13-Ayetler ve sureler arasında icmal-tafsil, umumilik-hususilik, aklilik-hissilik,
sebep-müsebbeb, benzerlik-zıtlık gibi mana irtibatı sağlamaya Tenasüb denir.
14-İfk hadisesi Nur suresinde geçmektedir.
15-Abdestin farz olduğunu ve hangi uzuvların yıkanacağını belirten ayet Maide-6
17-Sebe suresinde geçen Sebelileri cezalandırmak amacıyla
onlara gönderilen sel baskınına Seylü-l arim denir.
18-Bakara ‘nın 251. ayetinde ‘ Calut ‘ un Hz. Davud Peygamber tarafından öldürdüğü belirtiliyor.
19-Semud kavmine Hz.Salih peygamber gönderilmiştir.
20-Tuva vadisinde rabbi ile konuşan peygamber Hz. Musa
21-Huneyn savaşı Tevbe surenin içinde geçmektedir.
22-Orucun farz kılındığını belirten ayet Bakara-183
23-Karınca anlamına gelen sure Neml
24-`Duman´ anlamına gelen sure Duhan
25-Çokça zikri karşılığı Allah’ın demiri işlemeyi ve sudan zırh yapmayı öğrettiği
peygamber Hz.Davud
26-Kur`an okurken acele etmeden açık şekilde okumak anlamındaki
terim Tertil
27-Kur`an ‘ın en uzun ayeti Bakara-282
28-Kur`an ‘daki en uzun ayet Borçlanma Ayeti
29-VAHYIN BASLANGIC TARIHI: Miladi 610 yili Ramazan 17
30-VAHYIN BITISTARIHI: Miladi 632 yili Zi‘l-hicce 9
31-VAHYIN TOPLAM MÜDDETI: 22 YIL ,2 AY,22 GÜN
32-VAHYIN MEKKE MÜDDETI: 12 yil, 5 ay, 13 gün.
33-VAHYIN MEDINE MÜDDETI: 9 yil, 9 ay, 9 gün.
34-MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE
35-MEDINE‘DE INEN SURE SAYISI: 28 SURE
36-MEKKE‘DE INEN AYET SAYISI: 4.743 AYET
37-MEDINE‘DE INEN AYET SAYISI: 1.493 AYET
NOT: Kur‘an‘in %63,3‘ü Mekki, %36,7‘si Medeni‘dir.
NOT: Fatiha Suresi hem Mekke‘de hem Medine‘de, yani iki defa nazil olmustur.
38-ILK GELEN AYET: ALAK SURESI (96): 1-5. ayetler
39-ILK INEN SURE: FATIHA SURESI (1)
40-SON INEN AYET: MAIDE SURESI (5): 3. ayet
41-SON INEN SURE: NASR SURESI (110)
42-KUR‘AN‘IN KELIMELERININ SAYISI:
Mekkelilere göre: 77.437 kelime
Medinelilere göre: 77.934 kelime
43-KUR‘AN HARFLERININ SAYISI: Medinelilere göre: 334.031 harf
44-TOPLAM SURE SAYISI: 114 sure
(Not: Kur‘an‘in bagimsiz bölümlerine SURE denir.)
45-TOPLAM AYET SAYISI: 6.236 ayet
(Not: Kur‘an‘in cümlelerine AYET denir.)
46-EN UZUN SURE: BAKARA SURESI (2): 286 ayet
47-EN KISA SURE: KEVSER SURESI (108): 3 ayet
48-EN UZUN AYET: BAKARA SURESI (2): 282. Ayet (Borc ayeti)
49-EN KISA AYET: MÜDESSIR SURESI (74): 21. ayet
50-TOPLAM CÜZ SAYISI: 30 Cüz
(Not: Kur‘an‘in 20‘ser sayfalik bölümlerine CÜZ denir.)
KUR’AN’DA,
51-14 SURE HAMD-ÖVGÜ ILE BAŞLAR.
52-29 SURE KESIK HARFLERLE BAŞLAR.
53-10 SURE NİDA-ÇAĞRI ILE BAŞLAR.
54-21 SURE HABER CÜMLESI ILE BAŞLAR.
55-17 SURE YEMIN ILE BAŞLAR.
56-7 SURE ŞART CÜMLESI ILE BAŞLAR.
57-6 SURE EMIR CÜMLESI ILE BAŞLAR.
58-6 SURE SORU CÜMLESI ILE BAŞLAR.
59-3 SURE DUA ILE BASLAR.
60-1 SURE TA‘LIL ILE BASLAR.
61-İLK DEFA KURAN-I KERİMİN HAREKE VE NOKTALANMASI:Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması merhalede tamamlanmıştır.
Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha(Üstün), Zamme(Ötre), Kesre (Esre) ve Sükûn(Cezm( konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.
62-İLK DEFA KURANIN TOPLANMASI ve ÇOĞALTILMASI:Kuranı Kerim ilk defa Hz.Ebubekir zamanında Kuran ayetleri toplanarak bir kitap haline getirild.Hz.Osman zamanında Kuranı Kerim çoğaltılarak İslam merkezlerine gönderildi. Hz.Ebu Bekr`in toplattığı” Mushaf”in asıl sayfalarını çoğaltarak her tarafa yaymıştır. Bu sebepten Hz Ebu Bekir`e“Camiul Kuran“Hz Osman`a da “Naşirul Kur`an” denilmiştir
KAYNAK:
1-Kuran Bilgisi, Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.78-82
2- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.100
3- Yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol s. 91
4- Yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol s. 51
5- kur’anıkerim’in tecvidi Demirhan ÜNLÜ s.50
6- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.183
7- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.231-232
8- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.235
9- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.236
10- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.174
11- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.171
12- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.237
13- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.239
14- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.241
15- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.243-244
16- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.233-234
17- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.84-85
18- Yeni karabaş tecvidi, Hasan Hüseyin Varol s. 91
19- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.176
20- Kuran Okuma Esasları Prof.Dr.Abdurrahman ÇETİN s.222
21- Yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol sayfa 69
22- Kuran Okuma Esasları Prof. Dr. Abdurrahman ÇETİN s.199
23- Kuran Okuma Esasları Prof. Dr. Abdurrahman ÇETİN ,s. 347-.348
24- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.99-100
25- Kuran Okuma Esasları Prof. Dr.Abdurrahman ÇETİN ,s.221
26- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd.Doç. Dr M. Vehbi DERELİs.101
27- Kuran Okuma Esasları Prof. Dr. Abdurrahman ÇETİN S.202
28- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.97-98
29- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.94
30- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.100
31- Yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol s. 21
32- Yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol s. 66
33- Yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol s.92
35- Kuran Bilgisi Yrd. Doç.Dr. Ali ÖĞE- Yrd. Doç. Dr M. Vehbi DERELİ s.96
36- Yeni karabaş tecvidi Hasan Hüseyin Varol s.102
37- Kuran Okuma Esasları ProfDr.Abdurrahman ÇETİN S.195

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.