Arabi Olmayan Sahabeler;Bilal-i Habeş, Necaşi,Vahşi,Üsame,Ümmü Eymen…

“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz”

1-Etiyopya ve Eritre Asıllılar (Habeşliler)
a)Necaşi: Habeş Kralıdır.ilk muhacirleri devletinde korumuştur.Habeş hükümdârı.
Peygamber Efendimiz zamânındaki Necâşî’nin adı Eshame idi. Nasrânî (hıristiyan) iken müslüman oldu. Cenâze namazını Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Medîne’de kıldırdı.

b)Vahşi ibni Harb: Uhudda Peygamber sas. amcası Hamza ra. şehid etti. daha sonra müslümanlıgı seçti. bir çok savaşlara katıldı. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan müseylemetül kezzab isimli sahtekarı öldürdü.
c)Bilal ibni Ribah: Köile iken müslüman oldu. Peygamber Efendimizin ilk müezzini. İlk Müslümanlardandır. İsmi Bilal bin Rebah Habeşi olup, künyesi Ebu Abdullah, annesinin ismi Hamame’dir. Aslen Habeşistanlı olan ailesi Mekke’de Beni Cumha kabilesinin kölesiydi. 581 senesinde Mekke’de doğdu, 641 (H. 20) senesinde Şam’da vefat etti
d)Usame ibni Zeyd:Peygamberin evladı gibi büyüttüğü Zeyd ibni Harise nin oğludur. bu nedenle onu torunu gibi yetiştirmiştir.
d)Ummu Eymen Bereke:Asıl ismi Bereket olan Ümmü Eymen, Habeşistanlı Salebe b. Amr’ın kızıdır. Resulullah’ın babası Hz. Abdullah’ın hizmetçisiydi, O vefat edince Peygamber’in tüm işlerini ve dadılığını kendisi üstlendi. Özellikle Hz. Aminen’in vefatından sonra Hz. Resulullah’a (s.a.a) çok büyük yardımları dokundu, marifet, yakin ve üstün ahlaki özelliklere sahipti. Allah resulü (s.a.a) Hz. Hatice ile evlendiğinde onu azad etti ve Ubeyd b. Zeyd ile evlendirdi, bu evliliklerinden Eymen adında bir çocukları dünyaya geldi. Daha sonraları Allah Resulü, peygamberliğe erişince ev halkına tebliğde bulundu, kadınlardan önce Hz. Hatice ve sonrada Ümmü Eymen Resulullah’a ilk iman edenlerden olma şerefine nail oldu. Peygamberimizin babası Abdullahın kölesidir. peygamberin dogumundan ölümüne kadar da onun etrafında olmuştur. peygamber sas. hatice ibni huveylid ra. ile nikahlandıgında onu hürriyetini verdi. ilk kocasından Eymen isimli bir oğlu oldu. daha sonra resullah sas. onu Zeyd ibni Harise ye nikahladı. ondan da usame ibni zeyd dogdu.

e)ElNahdiah ve Ummu Ubeys: el nahdiah anne, ümmü übeys onun kızıdır. ikisi de köle iken müslüman olmuşlardır. müslüman olduklarında işkence gördüler.

f)harise bintil muammil (zunairah) : ummu ubeysin kızkardeşidir. işkeneceler yüzünden gözü kör olmuştur. bu üç kişiyi de özgürlüğüne ebu bekr ra. kavuşturmuştur. köle iken sahibi ömer ra. idi. ömer ra. müslüman değilken buna ve diğer ikisine işkence yapmıştır.
h)Lubeyna: bu da ömer ra. , müşrikken onun kölesi olan bir kızdır. islama girince sahibinden çok dayak yemiştir. hz. ömer müslüman degilken kendisi yoruluncaya kadar onu döverdi de o, yine imanına bağlı kalırdı. hz. bu bekr. ra. onu satın alıp hürriyetine kavuşturdu.
2-Kamar (comoros) Adaları Asıllılar:
Bu ada hind okyanusunda, afrikanın dogusu ile madagaskar adası arasında yer alır. kuzeyinde şeysel adaları bulunur. bu adaların islamla tanışması çok erken dönemlerdedir. adalıların anlattıgına göre islam bu topraklara Hz. Muhammed as. hayatta iken onu ziyaret edip geri dönen iki kişi tarafından getirilmiştir.
3-Kıpti (Mısır) Asıllılar:
a)Maria (Mary) El Kıpti: kıpti hristiyanlardan mısırlı bir köledir.Peygamberimizin İbrahim adındaki oğlunun annesi.
Hicretin yedinci yılında Hz. Muhammed (s.a.s), İslâm’a davet için bazı ülkelerin hükümdarlarına mektuplar yazmıştı. Bu mektupların birini de Mısır hükümdarı Mukavkıs’a göndermişti. O da bu mektuba bir cevap ile birlikte bazı hediyeler ve Mâriye, Sirin adlarında iki kızkardeşi cariye olarak göndermişti. Hristiyan olan bu iki Mısırlı kız, Medine’ye gelirken bazı kişilerden İslâm dini hakkında bilgi almış ve bu dini kabul etmişlerdi. Mukavkıs’ın gönderdiği hediyeler Hz. Peygamber (s.a.s)’e ulaşınca, bu iki kızdan Sirin’i şair Hasan b. Sabit’e vermiş, Mâriye’yi de kendisine almıştı.
b)Sîrîn bint Şam’ûn: Bu Marianın kızkardeşidir. Resullah sas. onu şairi Hasan ibni Sabit ile evlendirdi.

3-Helenleşmiş Arab:
a)Suheyb er-Rumi: daha küçükken habsedilmiş ve Bizansa imparatorluguna götürülmüştür. 20 sene boyuncu köle olarak satılmıştır. küçüklüğünden itibaren Yunanca öğrendiğinden nerdeyse bütünüyle arabçayı unutmuştur. daha sonra kölelikten firar edip mekkeye iltica etti. ağır aksanından ve sarışın saçlarından dolayı insanlar ona Romalı Suheyb olarak çağırmışlardır. mekke döneminde resullah sas. ile tanışıp islam girdi.
4-İsrail Asıllılar:
a)Abdullah ibni Selam: gerçek ismi muammer ibni suleymdir. yesrib yahudilerinin ulema sınıfından yüksek seviyede bir rabai dır. tevratın ayetlerinden ahir zaman peygamberinin tarifini okuduktan sonra islama girdi. müslüman olunca resullah sas. onun adını degiştirdi. islam olması yahudiler arasında büyük bir olay olmuştur. hayatta iken resullah sas. tarafından cennetle müjdelenmiştir.
b)Safiyye binti Huveyy: Hayber düştükten sonra esir edilen köleler içinde ve 17 yaşındaydı. Harun as. soyundandır. Resullah sas. onu nikahına aldı ve kendisi müslüman oldu. müminlerin annesidir.
5-Peştun Asıllı:
a)Kays Abdurreşid Han: resullahın sas. risalet haberleri etrafa yayılınca aşireti tarafından mekkeye islamı öğrenmesi için gönderildiği söylenir. nerdeyse tüm büyük peştun aşiretleri ona soylarını dayandırırlar.
6)İran ya da Fars Asıllılar:
a)Salmanı Farisi: gerçek adı Ruzbeh olup isfehanlı mecusi bir ailenin çoçugu .İslama girdikten sonra zekası bilgisi ve deneyimiyle müslümanlara çokça faydası oldu. hendek savaşındaki hendeklerin kazılması onun fikridir. çok sevilen biri oldugundan muhacir ve ensar onu kendilerine nispet etmek istemişlerdir. Muhacirler onun muhacir ensar onun ensardan sayıldıgını iddia ediyordu.
b)Firuz el Deylemi:
c)Münebbih ibni Kamil: Horasandan Yemene gelip yerleşmiş, ve himyerli bir kadınla evlenmiş, bir şövalye. iki oğlu tabiin ilk devir kuşağından iki büyük islam alimidir: Vehb ibni Münebbih ile Hammam ibni Münebbih.
d)Salim mevla ebu hudeyfe: ebu huzeyfe ra. ın azadlısıdır. resullah sas. in kur’anı dört kişiden öğrenin dediklerinden biridir. diğer üçü ibni mesud, übeyy ibni kaab, muaz ibni cebel.
e)Bazan: Sasani imparatorluğunun Yemen valisi olup kisra 2nci Hüsrev zamanında yöneticilik yaptı.
7)Tamil Asıllı:
a)Cheraman Perumal
8)Tespit Edilemeyenler:
Addas:Taif civarından islama ilk giren sahabidir. şimdiki musul da bulunan ninovadan olup hristiyan bir köleyken islama girmiştir.Efendimiz’in namaz kılıp dua edişini uzaktan seyreden iki kişi vardı; bunlar, aleyhte komplo kurmada çoğu zaman önsafta yer alan Rebia’nın iki oğlu Utbe ve Şeybe idi. Ancak o gün ALLAH Resülü’ne reva görülenler karşısında Utbe ve Şeybe bile insafa gelmişlerdi, bu kadarı da olmaz dercesine, başın­dan bu yana Resül-ü Kibriya’yı seyrediyorlardı.Rabîa’nın oğulları, Peygamber Efendimizin acıklı hâlini gördüler. Hıristiyan köle Addâs ile O’na bir salkım üzüm gönderdiler. Rasûlullah (s.a.s.) “Bismillah…” diyerek üzümü yemeğe başlayınca, Addâs hayretle:

-”Bu bölge halkı böyle söz söylemezler, onlar Allah adını anmazlar”, dedi. Hz. Peygamber ona nereli olduğunu sordu. Addâs:

-”Ninovalıyım, Hıristiyanım”, diye cevâp verdi. Rasûlullah(s.a.s.):

-”Demek kardeşim Yunus Peygamberin memleketindensin”…. dedi. Addâs:

-Sen Yûnus’u nerden biliyorsun? diye sordu. Rasûlullah (s.a.s.):

-Yûnus benim kardeşim, O’da benim gibi Peygamberdi, dedi. Daha sonra Rasûl-i Ekrem Addâs’a İslâmiyeti anlattı. Addâs da orada Müslüman oldu.Hz. Muhammed (s.a.s.) en zor ve en sıkıntılı anlarında bile Peygamberlik görevini ihmâl etmiyordu.Bu söz­ler üze­ri­ne Ad­dâs’ın gö­nül âle­min­den îman pı­nar­la­rı fış­kır­ma­ya baş­la­dı ve şevk­le ye­rin­den kal­ka­rak Haz­ret-i Pey­gam­ber -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in eli­ne ve aya­ğı­na ka­pa­nıp ke­li­me-i şe­hâ­det ge­tir­di. (İbn-i Hi­şâm, II, 30; Ya’kû­bî, II, 36)Efen­di­le­ri, Ad­dâs’ı bu tav­rı se­be­biy­le ayıp­la­dık­la­rın­da, şu ce­vâ­bı ver­di:“Ben ken­di­mi bil­dim bi­le­li, yer­yü­zün­de O’ndan da­ha ha­yır­lı bir in­san gör­me­dim! O ba­na öy­le bir söz söy­le­di ki, onu an­cak bir pey­gam­ber bi­le­bi­lir­di.” (İbn-i Hi­şâm, II, 31)Ne sa­âdet­ti ki Ad­dâs -ra­dı­yal­lâ­hu anh-, Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in ha­yâ­tın­da en men­fî şart­lar al­tın­da îmân ede­rek O’nu te­sel­lî eden bir mü’min ol­ma şe­re­fi­ne nâ­il ol­muş­tu. Âlem­le­rin Efen­di­si, onun müs­lü­man ol­ma­sı­na o ka­dar se­vin­miş­ti ki, o an, çek­ti­ği çi­le­le­ri ne­re­dey­se unu­tu­ver­miş­ti.Bu­gün Ad­dâs’ın İs­lâm’a gir­di­ği yer­de onun adı­na izâ­fe­ten bir mes­cid bu­lun­mak­ta­ ve Âlem­le­rin Efen­di­si’ne üzüm ik­ram et­ti­ği bah­çe de mu­ha­fa­za edil­mek­te­dir.

 

 

Din Sosyolojisi Üzerine Temel Notlar-Testler-Soru ve  cevaplar

1-Din sosyolojisi genç bir bilim dalıdır. Bağımsız bir ilmî disiplin olarak onun varlığının yüzyıldan daha gerilere gitmemesi, bu alandaki sistematik çalışmaların azlığını da beraberinde getirmiştir.

2-Din Sosyolojisi ; din ve toplum arasındaki ilişkilerin sistematik ve objektif olarak incelenişi, Sociologie kelimesini ilk defa kullanan Auguste Comte’dan (1798-1857) çok önceleri mevcuttu.

3-Din sosyolojisi dini kurum ve dini yapılanmaları, dini temalarla toplumsal yapı arasındaki ilişkileri ve dinin toplum, toplumun din üzerindeki etkilerini araştıran bilimsel bir disiplindir. Din sosyologları toplumun din üzerinde dinin toplum üzerindeki etkilerini bir başka deyişle toplum ve din arasındaki diyalektik ilişkiyi açıklamaya çalıştır.

4-Din Sosyolojisi terimi dinlerin İnanç sistemlerini, ibadet şekillerini, çeşitli dini kurumları ve di

ğer sosyal faaliyetleriyle bunların toplumhaya¬tıyla, toplum hayatının genel olarak dinle kar¬şılıklı etkileşimlerini inceleyen bir sosyoloji da¬lıdır.

5-İslâm dünyasında önemli dinî-sosyal ve siya¬si hadiseler meydana gelmiş ve hepsi zamanın¬da çözümlenmişti. Fakat, bu olaylar sistema¬tik olarak belirli bir disiplin içinde incelenme¬miş, değişik bilim dallarına dağılmıştı. Bu İti-barla tefsir, hadis, fıkıh, İslâm tarihi ve mede¬niyeti gibi disiplinlerde sosyolojinin, özellikle din sosyolojisinin, bugün bile yararlanacağı fi-kirlervardır. İslâm dünyasında meseleye selef¬lerinden farklı şekilde sosyolojik bir açıdan yaklaşan kişinin sadece İbn Haldun (1332-1406) olduğunu söylemek mümkündür. O, sosyoloji yerine “İlm-İ Umrân ” tabirini kullanmıştır. Din sosyolojisinin konularını kısmen işlediği “Mukaddime” adlı eseri bu alan için vazgeçilmez bir kaynaktır.

6-Avrupalı düşünürler İbn Haldun’u tanımış ve bilimsel kudretini farketmiş olmalarına rağ¬men sosyolojinin kurucusu olarak Auguste Comte (1798-1847)’u zikretmeyi bir gelenek haline getirmişlerdir. Onun için, din sosyoloji¬sinin genci sosyoloji bilimi içinde İlk ele alınışı da Comte’un “PozitifPolitika Sistemi” adlı ese-rinde olmuştur. “Din Hayatının İlkel Şekilleri” adlı eseriyle onu Emile Durkheim

(1858-1917) izlemiştir. Durkheİm’in bu eseri klâsik din sosyolojisi kaynaklarındandtr.

7-İSLAM DÜNYASINDA SOSYOLOJİ VE DİN SOSYOLOJİSİ

İslam Bilimleri üç bölümde sınıflandırılır;

1-Nakli bilimler(tefsir, hadis, fıkıh)

2-Akli Bilimler(felsefe, tabiiyat)

3-Hem Nakli hem de Akli Bilimler(kelam, tasavvuf)

8-FARABİ ,İslam dünyasında sosyoloji ve din sosyolojisinin hazırlayıcısı ve öncüsü sayılır. Ahlakta Aristo’yu, siyasette Eflatun’u benimsemiştir.

Eserleri;

1-El Medinetül Fazıla  

2-Füsus El hikem               

3-İhsaul ulum   

 4-Tahsilüs Sade  5

- es-Siyasetül medeniyye

Farabi;Toplumu Özgür bireylerden oluşan bir organizmaya benzetir. İnsanı Medeni varlık olarak tanımlar ve oluşturdukları topluluklara göre tasnif eder. Üç tür topluluk kategorisi vardır. Büyük, Orta, küçük.

Farabi, Toplumları Mükemmelliklerine göre 2 ye ayırır.

1-Erdemli toplum; İslam’ınevrensel değerleri üzerine kurulu toplum,İdeal Toplum

2-Erdemsiz Toplum; yeryüzünde yaşamakta olanlar. Gerçek toplum

Gerçek toplumun 4 şekli vardır.

1- Bilgisiz toplum   2-Kötü toplum      3-Değişmiş toplum          4- Bozulmuş Toplum

9-GAZALİ,İslam dünyasında Din Sosyolojisinin gerçek öncüsü kabul edilir. İmam-ı Gazâlî hazretlerinin vefâtından sonra İslâm dünyâsının mâruz kaldığı Moğol felâketi esnâsında yakıp yıkılan binlerce kütüphâne içinde Gazâlî hazretlerinin sayısız eseri de yok edilmiştir. Bu sebepten bugüne kadar eserlerinin tam bir listesi ve tasnîfi yapılamamış, ilim dünyâsı bu husustaki eksikliğini tamamlayamamıştır.

Eserlerinden bâzıları şunlardır:

İhyâu-Ulûmiddîn, Kimyâ-ı Seâdet, Cevâhir-ül-Kur’ân, Kavâid-ül-Akâid, Kitâb-ül-İktisâd fil Îtikâd, İlcâm-ül-Avâm an İlm il-Kelâm, Mizân-ül-Amel, Dürret-ül-Fâhire, Eyyüh-el-Veled, Kıstâs ül-Müstekîm, Tehâfet-ül-Felâsife, Mekâsıd-ül-Felâsife, El-Munkızu Aniddalâl, El-Fetâvâ, Hülâsât-üt-Tasnîf fit-Tesavvuf. (İlcâm-ül-Avâm, Eyyüh-el-Veled, El-Munkızu Aniddalâl, Durret-ül-Fâhire ve Kimyâ-ı Seâdet kitapları İhlâs A.Ş. tarafından bastırılmıştır.)

Büyük hadis âlimi Hâfız Zeynüddîn Ebü’l-Fadl Abdurrahmân el-Irakî, 1353 yılında İhyâ’daki hadisleri teker teker ele almış, herbirinin kaynak ve senetlerini araştırmış, bulmuş ve bunları 4 ciltlik bir eserinde toplamıştır. Bu gayretli çalışması tam 40 yıl sürmüştür. Bu eserin ismi Tahrîcü Ehâdîs-il-İhyâ’dır.

İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin en kıymetli eseri İhyâ’sıdır. Osmanlı âlimlerinden Saffet Efendi Tasavvufun Zaferi isimli eserinde, İmâm-ı Gazâlî’nin İhyâu Ulûmiddîn kitabı öyle kıymetli bir eserdir ki, Kur’ân-ı kerîmin ve Peygamber efendimizin hadislerinin mânâlarını Müslümanlara anlatmak ve Allahü teâlânın kullarına, doğru yolu göstermek, huzûr ve saâdete kavuşturan İslâm ahlâkını öğretmek için, din âlimleri olarak elimizde bundan başka hiçbir kitap bulunmasaydı, yalnız bu kitap kifâyet ederdi.

Gazali bilimleri ikiye ayırır;

1- Din ile ilgisi olan Bilimler: Metafizik, ahlak, siyaset, psikoloji

2- Dinle İlgisi olmayan Bilimler. Matematik, mantık, fizik ve tıp.

Gazali’nin yöntemi ve toplumsal Kuramı:

Çağdaşlarının çoğu gibi tarihi yöntemi kullanır. Toplumsal olayları, biyolojik kuramlarda olduğu gibi, canlıların organları ile karşılaştırmalar yaparak açıklar. İnsan tek başına yaşayamaz başkalarına muhtaçtır. Gazali’ye göre toplum hayatı için devlet ve din zorunludur.

10-İBNİ HALDUN

Yöntemi;Sosyal olayların ve sosyal olguların ele alınması, bu olayların sosyal ve siyasi arka planının sistematik analizi İbn Haldun ile başlamıştır. İbn Haldun kendi metodolojisini oluşturmuştur.

 BİLİMLER SINIFLAMASI;

Felsefeye yer vermeyip Kelama yer veren, kelam ile felsefeyi ayırt eden bir anlayışa sahiptir.

AKLİ BİLİMLER:

1-Mantık

2-Doğal Bilimler(İnsan, hayvan, bitki)

3-İlahiyat

4-Ta’limi Bilimler(matematik, musiki, astronomi)

 NAKLİ BİLİMLER:

1-Tefsir

2-Kıraat

3-Hadis

11-Din Sosyolojisi  Terimler Sözlüğü,Mehmet  Ali KİRMAN,Rağbet Yayınları

12-DİYANET İLMİ DERGİ’DE:DİN BİLİMLERİ İLE İLGİLİ YAYINLANAN MAKALELER (1962-2004)ÜZERİNE BİBLİYOGRAFİK BİR ARASTIRMA

Özet:Bu makalede, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bilimsel bir süreli yayın organı olan Diyanet İlmî Dergi’de, 1962 yılından 2004 yılına kadar din bilimleri alanındaki din psikolojisi, din sosyolojisi, dinler tarihi, din felsefesi ve din eğitimi bilim dallarıyla ilgili yayınlanan makalelerin bibliyografik bilgileri verilmiştir. Bu bağlamda, yapılan bibliyografik çalışmaların önemi, süreli yayınların bilim dünyasına yaptığı katkılar ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın süreli yayın hizmetlerindeki yeri ve önemine ilişkin değerlendirmeyle bir giriş yapılarak adı geçen derginin başlangıcından bugüne kadar geçen süredeki yayın serüveni hakkında kısa bir tarihçe verilmiştir. Daha sonra, din bilimleri içerisinde değerlendirilen disiplinlerin tanımları yapılmış ve kısaca araştırma alanları açıklanmıştır. Makalede, Diyanet İlmi Dergi’de yukarıda isimleri geçen din bilimleriyle ilgili yayınlanan makalelerin bibliyografik bilgileri, yazar soyadı ve adı esas alınarak alfabetik sıraya göre verilmiştir. Makalenin sonuç kısmında din bilimleri alanında yayınlanan makalelerle ilgili genel bir değerlendirme yapılarak, adı geçen Derginin yayın politikasına ve din bilimcilerine yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

SOYOLOJİNİN ALT DALLARI

13-Bilgi Sosyolojisi:

Ekonomi Sosyolojisi.Ekonomi dalındaki bilgilerden de faydalanarak; teknoloji, gelir dağılımı, tüketim ve farklılaşması, iş bölümü, ulusal düzeyde karar mekanizmaları ve yapısı gibi konularla ilgilenir.

Sanayi Sosyolojisi:

Kent Sosyolojisi:

Köy (Kırsal) Sosyolojisi:

Din Sosyolojisi:

Hukuk (Tüze) Sosyolojisi:

Siyaset Sosyolojisi:

Eğitim Sosyolojisi:

Uygulamalı ve Klinik Sosyoloji:

DİN SOSYOLOJİSİ SORU-CEVAP

S1:Din sosyolojisi ne zaman ortaya çıkmıştır?
C1: İnsanlık tarihinde toplumla ilgili dini düşünceler; ilk insan toplumlarına kadar geri gitmekle birlikte, müstakil bir bilim dalı olarak din sosyolojisi, 1850’lerden sonra ortaya çıkmıştır.
S2:Din sosyolojisinin öncüleri kimlerdir?
C2:A.Comte, E. Durkheim, H. Spencer,E. Tylor, M. Müler, J. Frazer, H. Bergson
S3:Comte’un kurmaya çalıştığı insanlık dini nelere dayanır?
C3:Comte’un kurmaya çalıştığı insanlık dini üç temele dayanır; prensip olarak aşk, temel olarak düzen ve amaç olarak ilerleme.
S4:Comte’un kurmaya çalıştığı insanlık dini ve ilahi dinleri dışlayan pozitivist akımdan hangi Osmanlı aydını etkilenmiştir?
C4:Ahmet Rıza, A. Comte’un kurduğu Pozitivizm Cemiyetine üye olmuştur. A. Rıza, 1896’da yayınlamaya başladığı Meşveret gazetesinin başlığı altına pozitivizmin baş sloganı olan Orde et Progres tabirini koymuştur. Türkçe anlamı Nizam ve Terakki olan tabirden etkilenen Jön Türkler siyasi teşkilatlarına “İttihat ve Terakki” ismini vermişlerdir.
S5:Comte’un dini görüşü nasıldır?
C5:Comte’un ALLAH’ın yerine insanı ve toplumu koyması, dini bilgi yerine deney ve gözleme dayanan pozitif bilimleri koyması, semavi dinler yerine insanlık dinini koyması din sosyolojisi açısından büyük önem taşımaktadır.
S6:Comte’nun dini görüşü sayesinde pozitif bilimler dünyada nasıl bir şekle bürünmüştür?
C6: Pozitif bilimler bütün dünyada insanları dinden uzaklaştıran bir şekle dönüştürülmüştür. 
S7:Durkheim’in en önemli eserleri nelerdir?
C7:“Din Hayatının İlkel Şekilleri” ve “İntihar” isimli kitaplarıdır.
S8:Durkheim’in sosyoloji ve din sosyolojisi anlayışı neye dayanmaktadır?
C8:Sosyoloji ve din sosyolojisi anlayışı kolektif şuur kavramına dayanmaktadır. Ona göre kolektif şuur; bir toplumdaki müşterek duygu ve düşünceler topluluğudur. Kolektif şuurun temelinde din vardır. Bu açıdan bakıldığında onun bütün görüşlerinin bir çeşit din sosyolojisi olduğu söylenebilir.
S9:H.Spencer dinin kaynağını ne olarak görmektedir?
C9:İlk insanların atalarının ruhlarına tapınmaları ve ölüm olayı karşısında hayrete kapılıp atalarının ruhlarına tapınmaları şeklinde dinin ortaya çıktığını savunuyor.
S10: E. Tylor dinin özünü ne olarak kabul etmektedir?
C10:Tylor, bütün dinlerin özünün animizden yani ataların ruhlarına veya ilahlaştırılmış ata ruhlarına
tapınmaktan kaynaklandığını iddia etmiştir
S11: M. Müller’e göre dinin meşei nedir?
C11: Max Müller, dinlerin menşei konusunda naturizm denilen nazariyeyi savunmaktadır. Natürizm nazariyesi tabiatçılık veya tabiata tapınma yani fizik çevrede rastlanan güçlerin tanrılaştırılması demektir.
S12: J. Frazer’e göre dinin kaynağı nedir?
C12: J. Frazer’e göre dinin kaynağı büyüdür.
S13:Tekamülcülerin ortak görüşü nedir?
C13:Tekamülcüler dinin manevi ilahi boyutunu kabul etmemektedir.Dini maddi şeylerle açıklamaya çalışmaktadırlar.Hepsi pozitivizm savunucularıdır. (Kaynak:www.ilimdunyasi.com kaynaklıdır.)

                                    DİN SOSYOLOJİSİ  TESTLERİ
 1 ) Şark Klasiklerinden Ziya Gökalp’i metodolojik açıdan etkileyen eser hangisidir?
  El Munkız Mineddalal  x
  Bostan Gülistan  
  Eşşifa  
  Mesnevi  
  İhya-u Ulumuddin  
2 ) Mormon dini 1978’lerde niçin ırkçı söylemini terk etti?
  Onlar başından beri ırkçılığa karşıydılar  
  Beyaz Protestanlar değiştiği için  
  Zencileri kiliseye çekmek için  
  Mormon Tanrısı fikir değiştirdi  
  Dönemin algısı değiştiği için x
3 ) Modern toplumlarda toplum dine nasıl yaklaşır?
    Dinle uzlaşır  
  Çok modern yaklaşır  
  Dini kendi haline bırakır  
  Laik yaklaşır  
  Dine çok güçlü baskı uygular x
4 ) Eserlerinde din sosyolojisi konuları da olan Ahmet Rıza hangi akıma mensuptur?
   Cumhuriyetçilere  
  Jön Türklere  x
  Yeni Osmanlılara  
  Sosyalistlere  
  Saltanatçılara  
5 ) Prens Sabahattin, Batı’dan etkilenerek hangi cemiyeti kurmuştur?
  İttihad ve Terakki Cemiyeti  
  Kızılay Cemiyeti  
  Teşebbüs-ü Şahşi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti  x
  İttihad-ı Osmani Cemiyeti  
  Yeşilay Cemiyeti  
6) ABD’deki Beht İsrail tapınağında 1980’lerden sonraki değişmenin sebebi neydi?
  Yeni haham’ın eşi x
  Haham’ın değişmesi  
  İsrail’in değişmesi  
  Yönetimin değişmesi  
  Cemaatın bölünmesi  
7) ABD’de ırkçılıkla mücadele de göz ardı edilen hareket hangisidir?
  Budist hareketi  
  İslami hareket  x
  Yahudilik hareketi  
  Mormon hareketi  
  Yeni dini hareketler  
8) 11 Eylül saldırıları ABD’de hangi sosyal olaya sebep olmuştur?
  Siyonizm kendine çeki düzen vermiştir  
  Müslümanlara ayrımcılığı körüklemiştir  cccc
  Filistin davasına fayda sağlamıştır  
  Müslümanların sömürülmesini önlemiştir  
  İslam’a daha saygın bir bakış doğurmuştur  
9) Din sosyolojisi açısından, toplumun dini değiştirme talebi nasıldır?
  Eskiden vardı  
  Dinle uzlaşmaya çalışır  
  Böyle bir talep yoktur  
  Dini muhatap almaz  
  Sürekli onu değiştirmeye çalışır  x
10 ) ABD’deki Beht İsrail tapınağında 1990’lardan sonra dualar nasıl değiştirildi?
  Değişmedi eskisi gibi kaldı  
  Dualara çocuk isimleri eklendi  
  Dualara hanım isimleri eklendi  x
  Ata kavramı öne çıktı  
  Duada insanlar serbest bırakıldı  
11 ) Toplumları açık ve kapalı, dinleri de statik ve dinamik diye sınıflayan kimdir?
  H. Bergson  x
  K. Marx  
  A. Comte  
  H. Spencer  
  M. Weber  
12 ) Aşağıdakilerden hangisi sosyal olayların ortak özelliklerinden birisi değildir?
   Gerçektirler  
  Determinizme bağlıdırlar  
  Baskı yapabilirler  
  Tekerrür etmezler x
  İstatistikleri tutulabilir  
13 ) Roma Katolik kilisesini, gelmiş geçmiş ve gelecek en büyük hırsız olarak suçlayan kimdir?
  M. Weber  
  Karl Marx  
  Martin Luther  x
  Kant  
  F. Hegel  
14 ) J. Wach’a göre dini tecrübenin pratik anlatımı nedir?
  Dinlerin ibadetleridir  
  Dinlerin felsefeleridir  
  Dinlerin akideleridir  
  Dinlerin sosyal tezahürleridir  x
  Dinlerin psikolojik boyutudur  
15 ) Dinin kaynağını tabiata bağlayan tekamülcü kimdir?
J. Frazer 
M. Weber 
H. Spencer 
E. Tylor 
M. Müllerx
J. Frazer 
M. Weber 
H. Spencer 
E. Tylor  

16)Türkiye de 1943 yılında basılan “din sosyolojisi” kitabının yazarı kimdir.
a)Fans frayer
b)mehmet toplamacıoğlu
c)Hüseyin cahit
d)ilmi ziya ülgen x

19

Eylül
2012

ÇANAKKALE DESTANI

Yazar: arafat  | Kategori: GENEL KÜLTÜR | Yorum: Yok
ÇANAKKALE DESTANI

Çanakkkale savaşında Pakistan halkı yardım etti.Kadınlar; kulaklarından küpelerini, kollarından bileziklerini verdiler.Pakistanın milli şairi Muhammed İkbal , rüyasında Peygamber Efendimizi (sas) gördü.Bana ne getirdin dedi.Ben ne getireyim Ya Rasulalllah, ama eşi cennette olamayan Anadolu`da din ve vatan için çarpışan Mehmetcigin kanını getirdim, dedi.Çanakkale savaşına katılan Yozgatlı Kınalı Hasan, yeni erleri denetleyen komutan Sırrı bey, genç Hasan`ın saçındaki kınayi görüp ona takılır.Hiç erkek adam saçına kına yakar mı? Kınalı Hasan, bilmiyorum komutanım annem askere gelirken yakmıştı der,Genç Hasan , annesine mektup yazar,anneciğim.Beni askere ugurlarken bana kına yakmıştın . Komutanım, bana sordu.Bilemedim.Neden bana kına yaktığını söyle , diye mektup yazar. Annesinden cevap bekler.Annesi oğlu Hasan`dan mektubu alınca, niçin kınalıyarak askere uğurladığını yazar.Annesi mektubunda -Oğlum , aslanım sen bu yaşa gelinceye kadar bu vatanın ekmeğini yedin , suyunu içtin, artık bu vatana borcunu ödeme vaktin geldi.Sen ; babanın, benim ve kardeşlerinin bu vatana bir kurbanısın.Oğlum söyle komutanına, bizim buralarda kurbanlık diye ayrılan koyunlar kınlanır. Bende seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınaladım.Komutanına mektubu okuyamadan şehit olan Kınalı Hasan`ın üzerinden annesinin mektubu ile bitmemiş bir şiir yazmıştır.Şiirinde: Anam yakmış kınayı, adak diye, bende vatan için kurban doğmuşum, Anamdan Allah`a son bir hediye, Kumandanım! Ben İsmail doğmuşum. veya annesi cevabında; Biz de üç şeye kına yakarlar: Birincisi; Gelinlik kıza kına yakarlar.Gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye. ikincisi;Kurbanlık koça kına yakılır.Allah`a kurban olsun diye.
Üçüncüsü;Askere giden , yiğitlerimize.Vatana kurban olsun diye.Mektubunun sonunda annesi, gözlerinden öperim Hasan`ım, selam ederim,Allah`a emanet olasın. Ey , bu topraklar için toprağa düşmüş asker, Gökten ecdat inerek öpse o pak alnını değer. (Mehmet Akif ERSOY) Hindistanlı bir alim hac mevsiminde , Hoca Cemal Öğütle hac da karşılaşır. Hindistanlı alim, bizim Cemal Öğüt Hocamıza oldukça iltifat eder, yanından ayrılmaz. Hoca Cemal Öğüt Efendi sorar,niçin bu kadar bana ikram ediyorsun , iltifat ediyorsun, der. Hindistanlı Alim der ki;Ben hacca geldim. Altı gece Resulullah`ı rüyam da görmedim. Yedince gece Resullah`ı rüyam da görünce , Ya Resulallah ! Neredeydiniz diye sordum. Peygamberimiz (SAS) de;Çanakkale de askerle beraber idim , cevabını verir.
Güneş operasyonun da babasını kaybeden bir şehit kızı üç gün sonra okul törenin de şöyle diyordu. Babam bu vatan için şehit oldu. Ben artık şehit kızıyım,Onurlu ve gururluyum.Bu vatan için bu topraklar için de babamın da kanı var. Diyerek, duygularını dile getirdi. Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım, Seni selamlamadan ucan kusun yuvasını bozacağım. ( Arif Nihat ASYA) Vatan bölünmez diyen bu vatanin evlatları canlarını cennet vatan uğruna verdiler.Şehitler bu vatanin teminatıdır.Rahat , rahat yaşıyorsak bu toprakta;Şehit Mehmet`in, Şehit Ahmet` in, şehit Hasan`in,Şehit Hüseyin`in,Şehit Murat`ın kanı vardır. Yakin tarihte askere giden gençlerimiz; Davul, zurna ile askere gidiyorlar.Ağlayan annesine, ağlayan nişanlısına , ağlamayın.Vatan için , din için cepheye şehit olmaya gidiyorum, diyerek gözü yaslı ve nişanlısını teselli ediyordu. Çanakkale savaşı, İslam`İn özğürlüğünü esas alan bir savaştır. Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, Ebedi benim yurdumun üstünde inlemeli. ( Mehmet Akif ERSOY) Camiler bizlerin sigortasıdır. Dinimizin emirlerini buradan öğreniriz.Ecdadımız gidilen yerlerde camiye önem verdi. Gazi Osman , Çadırının bir tanesini cami olarak ayırmıştır.Nerede bir kent kursam, orada bir cami yapmazsam Allah`tan korkarım diyordu. Kahraman Maraş Ulu Cami görevlisi Sütçü İmam, Fransız bayrağını K.Maraş kalesinde görünce:Hür olmayan millete cuma farz değil, bayrağının dalgalanmadığı bir millet hür değildir.Topluca indirilerek, Türk bayrağı asılıyor.Sonra orada cuma namazı kılınıyor. Yunanlılar, Edirne`yi isteyince, İngilizler onlara diyor ki; Selimiye camisinin minarelerini nerede saklayacaksınız, diyorlar.
Çanakkale savasında bazı Türk kadınlarının da , Mehmetçikle birlikte çarpıştı.Anzak askerlerinin Çanakkale `de siper de yazdıkları günlük ve mektuplarda rastlanmaktadır. 8 Eylül 1915 tarihinde Avustralya gazetesinde şu başlıkta bir haber yer almaktadır: Kadın bir keskin nişancı, ilk günkü çarpışmada vuruldu.J.C.Davies adlı bir asker annesine yazdığı mektupta şöyle demektedir;Vurulduğum 18 Mayıs günü , keskin bir nişancı bir Türk kızı vardı. Güzel, iri yapılı ve 19-21 yaşları arasında görünüyordu.Günün uzunca bir bölümümde sürekli olarak ateş etti.Gerçi bir çok adamamı vurdu ama gün bitiminden önce Avusturyalı bir asker tarafından vurulunca, gene de üzüldüm. Ölüsünü de ele geçirdiğimizde yanında bir Türk erkek cesedini de bulduk Kadının vücudunda tam 52 kursun vardı. Bu savaş korkunç, annesine yazdığı mektubunda.
Çanakkale savaşı 8 ay 14 gün sürdü.İlk şehitlerimiz, 5 subay ve 81 erimizi şehit verdik.Genel Kurmay kayıtlarına göre 213 bin askerimizi şehit verdik.Çanakkale de İngilizlerin zayiatı 205 bin Fransızların zayiatı ise 47 bin oldu. Vatanı bölmek isteyenler Çanakkale` gidip baksınlar.Adanalı Ahmed, Yozgatlı Mehmed, Diyarbakırlı İzzet, Mardınlı Ali hep beraber yatıyorlar. Çanakkale de yüzbinden fazla ögretmen, mülkiyeli, tıbbiyeli aydınlarımız erimiştir. Sonraki dönemlerde de asla yerleri doldurulamamıştır.Yani Çanakkale savaşları, Türk milletini ileriye taşıyacak münevverlerini tüketmiştir.İngilizlerin tabiriyle;Çanakkale savaşları, Türk ordusunun ve Türk miletinin gençliğini yitirmiştir.İngiliz ve Fransızlar içinde aynı olmuştur. Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni, Of gençliğim eyvah.
Yahya Kemal: Ezan ve Kur`an adlı makalesinde;Müslüman semtlerinde , camilerin gölgesinde oynayan, 5 vakitte okunan ezan sesinin büyüleyici nağmelerini dinleyerek yetişen çocukların mutluluğu ile alafranga terbiye ile yetişen çocukların bedbahtlıklarına , mahrumiyetlerine ve bu sebeple uğradıkları manevi kayıplara işaret edilmektedir. Çanakkale savaşlarınde dinine, imanına , vatanına ve namusuna düşman eli uzattırmayan 253 bin isimsiz kahraman hatırasına şehitler anıtı dikilmiştir.Hisarcık burcunda 41.70 metre yüksekliğindedir.Boğazın her tarafından görülebilecek şekilde inşa edilmiştir. Ecdadımız üç kisiye ağac dikmiştir. Doğana, ölene ve askere giden için birer ağaç dikiyordu.Çünkü ağaç :Yavrularımızın beşiği, kapimizin eşiği, aşımızın kaşığı, şehitlerimizin tabutu, ülemanın kalemidir.
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Allah`ım , ordumuz, yurdumuz, milletimiz sana emanet.Yardımını esirgeme Allah`ım.
..

18

Eylül
2012

MEDİNE ŞEHRİ İLE İLGİLİ ÖZET BİLGİLER

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
MEDİNE ŞEHRİ İLE İLGİLİ ÖZET BİLGİLER

1-Hicretten önce Medineye gönderilen Kuran muallimi Musab b.Umeyr
2-Hendek ve Uhut savaşları Medine de yapıldı.
3-İlk kıblenin değişmesi Medine de Mescid-i Kıbleteyn de oldu.
4-Peygamber Efendimiz Medine de vefat etti.
5-Kuran-ı Kerimin 27 suresi Medine de nazil oldu.
6-Medine ye ilk hicret eden sahabe Ebu Seleme (Abdullah)
7-Ümmü Gülsüm binti Ukbe radıyallahu anha Kureyşliler içinde yurdunu yuvasını bırakıp Medineye tek başına hicret eden bir hanım sahâbî.
8-Medinenin yerli halkına Ensar denir.
9-Peygamber efendimizin 23 yıllık Peygamberlik döneminin 10 yılı Medine de.
10-Peygamber Efendimiz hicret esnasında 3 gün sevr mağarasında geçirdiler.
11-Peygamber efendimiz Medine de Halid b. Zeyde(Ebu Eyyüb el-Ensara Misafir oldu.

18

Eylül
2012

MEDİNE ŞEHRİ VE ÖNEMİ

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
MEDİNE  ŞEHRİ VE ÖNEMİ

Medîne, sözlükte, kalesi bulunan şehir anlamına gelir. Medine’nin İslam öncesi ismi Yesrib idi. Oraya ilk yerleşen kişi olan İrem b. Sâm b. Nuh oğullarından Yesrib b. Vâil’in adını almıştır. Hz. Peygamberin hicretiyle birlikte Medîne, İslam’ın siyasal merkezi ve Peygamber şehri olmuştur. Peygamberimizin kabri de bu şehirdeki Mescid-i Nebi içerisindedirŞehirlerin anası Mekke bile Medîne’de kurulan devlet eliyle fethedilmiştir.
Medîne, Peygamberimiz tarafından tıpkı Mekke gibi harem bölge ilan edilerek ağaçlarının kesilmesi, avının avlanması, kan dökmek, taşının-toprağının başka yere taşınması yasaklanmıştır.Aydınlanan ve aydınlatan şehir Medine, ikram eden, ikram edilen şehir Mekke ve şereflendiren ve şerefli olan şehir Kudüs.. Her üç kutsal şehir de üç mescidi ile tanınır ve bu mescidler, tevhidin, İslam şehirlerinin ve İslam toplumunun en önemli merkezleridir: Mescid-i Haram/Kabe, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ. Ayetlerde ve pek çok hadiste bu üç mabedin fazileti üzerinde durularak, insanlığın dikkatleri çekilmiştir.Hz. Peygamberin Medine’ye gelir gelmez yaptığı en önemli icraat, mescid yapımı, nüfus sayımı, anayasa hazırlanması, müminler arasında kurumsal kardeşliği (uhuvvet) ilan ederek barış ve huzur ortamının kurulmasıdır.Hicretten 17 yıl sonra, Hz. Ömer’in halifeliği esnâsında, Hz. Peygamber’in hicret ettiği yılın 1 Muharrem’i olan 16 Temmuz 622 tarihi “Hicri-Kamerî Takvim” için “takvim başı” olarak kabul edilmiştir.
Hz. Peygamber, Mekke şehrinde doğmuştur. Yüce Allah, O’nu burada peygamber olarak görevlendirmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) ; “Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi…” (1) diyerek, Müslümanların Medine’ye hicretlerine izin verdi. Resûlüllah’a ilk vahiy Hîra (Nûr) dağındaki mağarada gelmişti.Hiradaki mağara ile Serv’deki mağara arasında geçen müddet, Hz.Peygamberin, Peygamberlik hayatının Mekke devrini teşkil etmişti. Sevr dağındaki mağaradan başlayan hicret ise, Mekke devrinin sonu, Medine devrinin başlanğıcı olmuştur.Kur’an-ı Kerim’de “takvâ üzere yapıldığı” bildirilen Kubâ Mescidini binâ etti ve burada namaz kıldı. (2) Hicretle, 23 yıl süren peygamberlik devrinin 13 yıllık “Mekke Devri” sona ermiş, 10 yıllık “Medine Devri” başlamıştır. Hicret, ilk Müslümanların, sıkıntılı günlerden kurtulmalarına ve kardeşlik esası üzerine kurulan toplum hayatına kavuşmalarına vesile olmuştur. Ayrıca İslâmiyet, Mekke şehri hudutları dışına Hicret’le taşmış ve bu güneş, dünyaya Medine ufuklarından yayılmıştır.
İlk İslâm devletinin kurulduğu ve içinde yeryüzünde ibadet kasdıyla yolculuk yapılabilecek üç mescidden biri olan Mescid-i Nebî’nin bulunduğu Arabistan’ın Hicaz bölgesinde yer alan kutsal şehir.Müslüman olmayan bir kimsenin Medine’de üç günden fazla ikamet etmesi caiz değildir. Hz. Ömer (r.a), Yahudi, Hristiyan ve Mecusilerin getirdikleri malları satmaları için onlara Medine’de üç gün kalma izni veriyordu (3).Resulullah (s.a.s), Medine’yi çok severdi. Bir seferden döndüğü zaman Medine’yi uzaktan gördüğünde bineğini hızlandırırdı (4). Hz. Ömer (r.a)’ın yaptığı bir duada Sahabelerin Medine’ye olan sevgileri açık bir şekilde görülmektedir: Allah’ım! Beni senin yolunda şehit olmakla rızıklandır ve benim Ölümümü Resulünün şehrinde (Medine) kıl” (5).
Medîne’ye bundan başka şu isimler de verilmiştir: Taybe “Taybe” , Tâbe “Tâbe” , Tayyibe “Tayyibe” , Miskîne “Miskîne” , Cebbâr “Cebâr” , Câbira “Câbira” , Mahbûre “Mahbûre” , Yended “Yended” , Azrâ’ “Azrâ’” , Mecbûre “Mecbûre” , Muhabbebe “Muhabbebe” , Mahbûbe “Mahbûbe” , Merhûme “Merhûme” , Kasıme “Kas1006me” , Arzullah “Arzullah” , Harem “Harem” , Daru’s-Selam “Daru’s-Selam” , Daru’l-Hicra “Daru’l-Hicra” , Daru’s-Sünne “Daru’s-Sünne” , Âsıme “Âs1006me” .. (6)

Medine’ye gelir gelmez Peygamber’in ilk yaptığı işlerden biri, yeni gelen muhacirleri yerleştirmek, onların ve ailelerinin gündelik (rutin) ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli tedbirleri almak oldu. Bu amaçla Medineli Müslümanlar (Ensar) ile Mekkeli Müslümanlar (Muhacirler) arasında sosyal ve ekonomik bir dayanışma ve yardımlaşma ilişkisini tesis etti. Buna “mu-âhât=kardeşleşme” adı verildi. Hicret’in ilk günlerinde bu kardeşleşme organizasyonuna 45’i Ensar’dan, 45’i Muhacirler’den olmak üzere 90 kişi katıldı.
Kaynak:
1- El-Buhârî, 4/255; Tecrid-i Sarih ter cemesi, 10/86.
2-Tevbe, 108.
3-Muhammed Revvas Kal’acı, Mevsu’atı Fıkhı Ömer İbnü’l Hattab, 1981, s. 60
4- Buharî, Fedailu’l-Medine, 10
5- Buharî, Fediulu’l-Medine, 11
6- Süheylî, Gavâmid, s, 143; Belensî, Tefsîru Mübhemâti’l-Kur’ân, II, 343; Endülûsî, Mu’cemü Mâ Üstu’cime, IV, 1201-1202; Şurrâb, el-Meâlimü’l-Esîra, 169, 244; Halil İbrahim Molla Hatır, Fedâilü’l-Medineti’l-Münevvera, I, 155-156; Hamevî, Mu’cemü’l-Büldân, V, 98.

N.YILDIZ

18

Eylül
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  | Kategori: AİLE | Yorum: Yok
Merak  Edilen Dini Konular

-Medine de ilk nüfus sayımı ne zaman oldu?
-Cin ne demektir? Nasıl varlıklardır?
-Hemze-i Müsehhele ne demektir?
-Hz.Aişe validemiz ne zman vefat etti?
-Medine de hicret esnasında Peygamberimizi Medine de karşılama da söylenilen ilahi sözleri

16

Eylül
2012

Hac menâsiki anlamına meşâir de denilmektedir.

Yazar: arafat  | Kategori: iBADET | Yorum: Yok
Hac menâsiki anlamına meşâir de denilmektedir.

İbadetgah, ibadetin-zühdün yolu, usulü, kurban boğazlanacak yer, bir adamın alıştığı yer anlamlarına gelen mensek kelimesinin çoğuludur. Dinî bir kavram olarak, en geniş anlamda ibâdet, Allah’a yakınlaşmak için yapılan her türlü taat; hac ibadeti esnasında yerine getirilmesi gereken vazifeler; kurban kesmek ve kurban kesilen yer anlamına gelmektedir. Aynı kökten türeyen nüsük kelimesi de aynı anlamlardadır. Ayrıca hac menâsiki anlamına meşâir de denilmektedir.

15

Eylül
2012

Diyanet 2012 Mbst Sorularına Cevaplar

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
Diyanet  2012  Mbst  Sorularına  Cevaplar

   1. SORU: Huruf-u mukattaadan olan طسم kelimesinde sırasıyla hangi tecvid             kuralları uygulanır? Medd-i tabii, medd-i lazım, idğam maalğunne, medd-i lazım

   2. SORU:   ها أنتم  de  ها dan sonra hangi tecvit kuralı uygulanır?Medd-i munfasıl

  3. SORU:  Revm hangi vecihte uygulanabilir? Kasr

  4. SORU:  نستعين kelimesi, اهدنا kelimesine vasledilmesi hâlinde nasıl okunur? ن ötre okunarak, hemze vasledilerek

5. SORU: فَاضْرِبْ بِهِ  kelimelerinde sakin ب dan sonra hangi tecvid kuralı uygulanır? İdğam misleyn

 6. SORU: Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlış olarak verilmiştir? Rivayet tefsiri: Mefâtîhu’l-Ğayb – Fahreddin Razi

 7. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Kur’an kıssalarının gayelerinden biri değildir?Olayların geçmiş dönemle sınırlı olduğunun gösterilmesi

 8. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Te’vilin şartlarından biri olarak değerlen- dirilemez?Yapılan te’vil müfessirin mezhebine ters düşmemelidir.

 9. SORU: Kur’an’da bugün kullanılmakta olan hareke ve noktaları aşağıdakilerden            hangisi belirlemiştir?Halil b. Ahmed

 10. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Tasavvufî tefsir değildir? Şevkânî – Fethu’l-Kadîr

   11. SORU: Hurûf-u Mukattaa için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? Bu harflerin hepsi de başında bulundukları surenin ilk ayetini oluştururlar.

 12. SORU: Usulu fıkıhta Mütekellimîn metoduna göre te’lif edilen eser aşağı-            dakilerden hangisidir? Mustasfâ – Gazali

 13. SORU: Hükmî kirliliği ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir? Hades

 14.SORU: Hanefi mezhebine göre özürlü sayılan kimseler için aşağıdakilerden          hangisi doğrudur? Özürlü kimse aldığı abdest ile vakit içinde dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir.

 15. SORU: Guslün farzlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?Bütün mezheplere göre niyet farzdır.

 16.SORU: Hanefilere göre ağır necasette namaza engel olan sıvı ve katı necaset       miktarları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir? Bir avuç içi – 1 dirhem

17.. SORU: Hanefi mezhebine göre “bir yolcunun on beş günden az kalmayı   planladığı yer” için aşağıdaki kavramlardan hangisi kullanılır? Vatan-ı süknâ

18. SORU: Bayram namazı ile ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır?Hanbeliler’e göre farz-ı ayındır.

 19. SORU: Namazın sonunda kişinin kendi istek ve iradesiyle yapacağı bir fiil ile       namazdan çıkması işlemi, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade olunur? Hurûc bi sun’ıhî

 20.SORU: Kırk iki sığırı olan bir mükellef, aşağıdakilerden hangisini zekât olarak      vermelidir? Üç yaşına girmiş bir sığır

 22. SORU: Hanefilere göre aşağıdakilerden hangisi “fıtır sadakası” ile yükümlü          olmanın şartlarından biri değildir? Malın nâmî olması

 23. SORU: Ramazan orucuna niyet etmekle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi        yanlıştır? Ramazanda nafile oruca niyet edilirse Ramazan orucu yerine geçmez.

  24. SORU: Oruç keffâreti yerine getirilirken tertibi şart koşmayan mezhep     hangisidir? Mâliki

 25. SORU: Aşağıdakilerden hangisi âfâki hacılar için mîkât yerlerinden biri değildir?Hudeybiye

 26. SORU: Müzdelife vakfesinin edası ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?Arafat vakfesini yaptıktan sonra yapmak

  27. SORU: Kurban ortaklığıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? Hanefi ve Şafiilere göre kurbana ortak olanların ibadet niyetiyle katılmaları gerekir.

 28. SORU: Hanefîlere göre aşağıdakilerden hangisi yapılan bir adağın geçerli             olabilmesi için gerekli şartlardan biri değildir?Adanan şeyin abdest alma ve ezan okuma gibi bir ibadet olması

 29. SORU: Aşağıdakilerden hangisi bir hadisin mütevâtir veya âhâd olmasını             belirleyen temel özelliklerdendir? Hadisi nesilden nesile rivayet edenlerin sayısı

 30. SORU: Aşağıdaki hadis çeşitlerinden hangisinin senedinde inkıta’ yoktur? Garîb

  31. SORU: Muztarib hadislerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? Metinde bulunan ıztırab o hadisin sıhhatine zarar vermez.

 32. SORU: Hadis ilmindeki “muhadram”la ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi   doğrudur? Sahabî olarak kabul edilmezler.

 33. SORU: Hadis eserleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? Sünenler içerdiği konular açısından câmi’lerden daha kapsamlıdır.

34. SORU: Hadis ilminde, hadis alma yollarından (tahammülü’l-hadîs) en üstün ve   makbul sayılanı aşağıdakilerden hangisidir?Semâ’

 35 SORU: “İlkel Monoteizm” kavramını aşağıdakilerden hangisi karşılar? İnsanoğlunun kadim inancı olan tek tanrı inancı

 36 SORU: Ehl-i sünnet-i âmme hangi mezhep/mezhepler için kullanılır? Matüridiyye-Eşariyye

37 . SORU: Aşağıdakilerden hangisi Selefiyyenin özelliklerinden değildir? Ayet ve hadisleri te’vil ederler.

 38. SORU: İtikadi olarak Selefi düşünceye sahip olan ilim adamı aşağıdakilerden       hangisidir? İmam Şafiî

 39. SORU: İmam Eş’ari hakkında söylenenlerden hangisi yanlıştır? İyi ve kötü akılla bilinebilir, demiştir.

 40 SORU: Aşağıdakilerden hangisi Matüridi bilginlerinden biri değildir?Cürcânî

41. SORU: Aşağıdaki itikadî mezheplerden hangisi, insanın hiçbir şekilde irade          hürriyetinin bulunmadığını savunur?Cebriyye

 42.SORU: Meşhur müfessirlerden Zemahşerî itikadi olarak hangi mezhebe    mensuptur? Mutezile

43. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Zeydiyye mezhebi ile ilgili söylenemez? Devlet başkanının masum olduğuna inanırlar.

44.SORU: Aşağıdakilerden hangisi Habeşistan’a ilk hicret eden sahabîlerden biri değildir?Zeyd b. Hârise (Doğru Cevap)

45. SORU: Bi’r-i Maûne vak’asının sonucu aşağıdakilerden hangisidir? İslam’ı anlatmak için gönderilen da’vetçilerin öldürülmesi

46. SORU: Habeşistan’a giden Müslümanların Medine’ye dönüşü hangi olaydan       sonra olmuştur?) Hayber’in fethi

47. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Hz. Muhammed (s.a.s.)’in eğitim-öğretim faaliyeti ile ilişkilendirilemez? Nedve (Doğru Cevap)

48. SORU: Tavafın yapılışıyla ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır?Hanefilere göre ziyaret tavafını 7 şavta tamamlamak farzdır.

49. SORU: Aşağıdakilerden hangisi “haccın geçerlilik şartlarından biri” değildir? Sağlıklı olmak

50.SORU: Telbiye hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez? Eyyam-ı nahrın ikinci günü söylemeye son verilir.

51. SORU: Arafat vakfesiyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?Arafat vakfesi, terviye günü zevalden başlar ve güneş batıncaya kadar devam eder.

52. SORU: Aşağıdakilerden hangisi hac ile ilgili tavaflardan biridir?İfada tavafı

 53.SORU: Terviye günü aşağıdakilerden hangisidir?Kurban bayramı arefesinden bir önceki gün

54.  SORU: Aşağıdaki kavramlardan hangisi tavafla ilgili değildir? Mes’â

  55.SORU: Aşağıdakilerden hangisi “menasik” içerisinde yer almaz?Sayd

56. SORU: Aşağıdakilerden hangisi ihramla ilgili değildir? Rifâde

57. SORU: Aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?Hacer-i esved, Ka’be’nin doğu köşesindedir.

58. SORU: Tavaf namazıyla ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır?Hanefilere göre sünnet

59. SORU: Umre ile ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır? Malikîlere göre ömürde bir defa yapılması vaciptir.

60.  SORU: Aşağıdaki ziyaret yerlerinden hangisi Medine’de değildir?Mescid-i Hayf

 61.SORU: Aşağıdakilerden hangisi hac ibadetinin vekâleten yapılabilmesinin           şartlarından             değildir? Vekil için ücret şart koşulmalıdır.

 62.SORU: Hanefilere göre hac ve umrede işlenen cinayetlerle ilgili aşağıdaki hükümlerden             hangisi yanlıştır?Ceza kurbanları Harem bölgesi dışında da kesilebilir.

63. SORU: Şeytan taşlama konusunda aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?Bayramın 1. günü üç cemreye de 7’şer adet taş atılır.

64. SORU: İslam dini ile Hindu geleneğinden pek çok unsuru bünyesinde taşıyan    melez din aşağıdakilerden hangisidir? Sih dini

65.  SORU: Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? Markus, Matta, Luka ve Yuhanna İncilleri ile Resullerin İşleri adlı kitaplar Yeni Ahit içinde yer alan rivayete dayalı yazılardır.

66. SORU: Hz. İsa’nın söz ve eylemlerini rivayet yoluyla nakleden dört İncil temel   olarak             beş ana konuyu ihtiva etmektedir? Aşağıdakilerden hangisi bu beş konudan biri değildir?İncillerin nasıl yazılacağına dair İncil müelliflerin talimatları

67. SORU: Aşağıdaki İncillerin hangisinde; Hz. İsa’nın beşeriliği tamamen ihmal       edilerek, hikmet sahibi bir peygamberden ziyade ilahî özelliğe sahip bir Mesih ve         fakirlere ilgi göstermeyen bir kişilik olarak anlatılır? Yuhanna

68.  SORU: Hristiyanlığın ilk önemli teologu olan Pavlus hakkında aşağıda verilen   bilgilerden hangisi doğru değildir?M.S. 70’li yıllarda Roma’da paganist bir ailede doğmuştur.

69. SORU: Günümüz Hıristiyanlığının kurumlaşma sürecinde geleneksel Yahudi       inanışlarından bazıları şekil değiştirerek Hristiyanlığa taşınmıştır.  Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir? Yahudi kutsal kitaplarının yerini Hıristiyanlığın kutsal kitapları almıştır.

 70.SORU: Aşağıdakilerden hangisi Hıristiyanlığın üç temel dogmasından biri          değildir? Vaftiz

71. SORU: Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce havarileriyle yediği son akşam        yemeği anısına icra edilen ve Katolik, Ortodoks ve Protestanlarca düzenli olarak   Pazar   günleri yapılan sakrament aşağıdakilerden hangisidir?Evharist

 72.SORU: Hristiyanlığın yayılmasına ve misyonerliğe büyük önem veren ve bunu, İsa’nın yeryüzüne ikinci gelişinden önce yapılması gereken küresel bir görev olarak kabul eden Amerika’da oldukça yaygın Protestanlık akımı aşağıdakilerden hangisidir? Evanjelizm

  73.SORU: Aşağıdakilerden hangisi Yahudiliğin sözlü kutsal metinlerinden değildir? Tanah

74. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Yahudi takvimindeki yılbaşını ifade eder? Roş Haşana

 

 

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak Ettiğiniz Dini Konular

Yazar: arafat  | Kategori: AİLE | Yorum: Yok
Gül Medine  Merak Ettiğiniz  Dini Konular

1- Küllî ve Cüz’î irade ne demektir, açıklar mısınız?
2- Ecel nedir? Ömür kısalır ya da uzar mı?
3- Tecdidi iman ve nikah ne zaman lazımdır?
4- Mezhepler niçin ortaya çıkmıştır? Bunlarsız olmaz mı?
5- Sünnet namazlar terkedilir mi?
6- Kaza namazını emreden ayet ve hadisler var mıdır?
7- Cuma namazı misafire farz mıdır? Misafir kişi cuma namazı kıldırabilir mi?
8- Cenazenin tabutla defnedilmesi doğru mudur?
9- Cuma günü oruç tutmak caiz midir?
10- Kadının kocasından habersiz hayır yapması veya sadaka vermesi caiz midir?
11- Akika nedir?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak ettiğiniz dini konular

Yazar: arafat  | Kategori: AİLE | Yorum: Yok
Gül Medine  Merak ettiğiniz dini konular

1 Hz İbrahim (a s )’in ilk hanımı kimdir?
2- Hz Meryem’in anne ve babasının isimleri?
3. Peygamberimiz (s a v ) „Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır“ buyurmuştur Kimdir bu kadınlar?
4. Hz Hatice validemiz Peygamberimizle evlendiğinde kaç yaşında idi?
5. Hz Sevde (r anha) annemiz, Rasülullah (s a v ) ile kaç sene evli kaldı?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  | Kategori: AİLE | Yorum: Yok
Gül Medine Merak Edilen Dini Konular

1- Hicret nedir? Ne zaman yapılmıştır?
2- Peygamber Efendimiz Medine’de kimin evinde kalmıştır?
3- İslam tarihinde ilk inşa edilen mescid hangisidir?
4- İlk cuma namazı ne zaman ve nerede kılınmıştır?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak edilen dini konular

Yazar: arafat  | Kategori: AİLE | Yorum: Yok
Gül Medine  Merak edilen dini konular

1-Zelle ne demektir?
2-Zelletül Kari ne demektir?
3-Ümmü zer hadisi neden bahsetmektedir?
4-Peygamber Efendimiz Kuba da kime misafir oldu?
5-Kütüb-i Sitte ne demektir?
6-Lukata ne demektir?
7-Eimme-i Erbaa ne demektir?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  | Kategori: AİLE | Yorum: Yok
Gül Medine  Merak Edilen Dini Konular

1-Peygamber efendimiz hayatta iken vefat eden çocuklarını  isimleri nelerdir?

2- 7 hamimler ne için okunur?

3-Kadın kaynanasına bakmak zorunda mıdır?

4-Peygamber Efendimizi  vefat ettiğnde  hangi  duayı  yaptı?

 5-Kına gecesi duası nasıl yapılır?

 6-Tebük seferi sonuçları nelerdir?

 7-Cennet bahçesi mescidi nebevinin öenemi nedir?

 

Kütüb-i Münzele -Kütüb-ü Semâviyye- Kütüb-i Sitte- Kütüb-i Ehadis Ne Demektir

1-Kütüb-i Ehadis: İlâhî kitaplar : Tevrat, Zebur, İncil, Kur’ân-ı Kerim.
2-Kütüb-i Münzele :Allah tarafından indirilmiş olan kutsal kitaplar
3-Kütüb-ü Semâviyye :Mukaddes kitaplar. Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an.
4-Kütüb-i Sitte :Altı hadis kitabı : Buhârî, Müslim, İbn Mâce, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî. Buharî ile Müslim Hadis Kitablarına: “Sahihân”; diğer dört Hadis kitabına da: “Sünen” tabir edilir.
1- Sahih-i Buhâri. Müellifi: Hâfız Ebu Abdullah Muhammed İbn-i Câfii-i Buharî’dir.
2- Sahih-i Müslim. Müellifi: İmam-ı Müslim bin El-Haccac. (Hi: 204-261)
3- İbn-u Mâce (Sünen-i İbn-i Mâce). 4- Müellifi : Ebu Davud Süleyman Es-Sicistânî’dir.Câmi-üs-Sünen isimli kitabı meşhurdur.
5- Tirmizî: (Sünen-i Tirmizî). Müellifi: Hâfız Ebu İsa et-Tirmizî olup, hicri 275 de vefat etmiştir.
6- Nesaî: (Sünen-i Nesaî) Müctebâ da denir. Müellifi Hâfız Ebu Nesaî olup Hicri 303 tarihine kadar yaşamıştır.

15

Eylül
2012

ÜMMÜ ZER’ HADİSİ

Yazar: arafat  | Kategori: HADİS | Yorum: Yok
ÜMMÜ ZER’ HADİSİ

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Onbir kadın oturup, kocalarının ahvalini haber vermede ve hiçbir şeyi gizlemiyecekleri hususunda birbirlerine kesin söz verip anlaştılar:

Birincisi (zemmederek): “Benim kocam (yalçın) blr dağın başındaki zayıf bir devenin eti gibidir. Kolay değil ki çıkılsın, semiz değil ki götürülsün ” dedi. (Yani kocasının sert mizaçlı, huysuz, gururlu oluşuna, ailenin kendisinden istifade etmediğine işaret etti.)

İkincisi (de zemmederek): “Ben kocamın haberini fâş etmek istemem, çünkü korkarım. Eğer zikretmeye başlarsam büyük-küçük herşeyini söyleyip bırakmamam gerekir, (bu ise kolay değil) ” dedi.. (Bu sözüyle kocasının çok kötü olduğuna işaret etti).

Üçüncüsü (zemmederek): “Benim kocam uzun boyludur, konuşursam, boşanırım, konuşmazsam muallakta bırakılırım ” dedi. (Bu da kocasının akılca kıt olduğunu belirtmek istedi).

Dördüncüsü (överek): “Kocam Tihâme gecesi gibidir. Ne sıcaktır, ne soğuktur. Ne korkulur, ne usanılır ” dedi.

Beşincisi: “Kocam içeri girince pars, dışarı çıkınca arslan gididir. Bana bıraktığı (ev işlerinden hesap) sormaz” dedi.

Altıncısı: “Kocam, yedi mi (üst üste katlayıp) çokyer, içti mi sömürür, yattı mı sarınır. Benim kederimi anlamak için (elbiseme) elini sokmaz.” (Bu da kocasının kendisiyle ilgilenmediğini, yiyip içmekten başka birşey düşünmediğini söylemek ister.)

Yedincisi: “Kocam tohumsuzdur (erlik yapmaktan acizdir). Her dert onundur (vücudunda çeşitli hastalıklar var). Başımı yarar, vücudumu yaralar, (bunları yapmak için) herşeyi toplar, (her eline geçeni kullanır, vurur) ” dedi.

Sekizincisi: “Onun (vücuduna) dokunmak tavşana dokunmak gibi (yumuşak)tır. Güzel kokulu bitki gibi hoş kokar” dedi.

Dokuzuncusu: “Kocamın direği yüksektir (evi rahattır), kılıcının kını uzundur (boylu posludur), ocağının külü çoktur, evi meclise yakın (misafırperver) bir adamdır” dedi.

Onuncusu: “Kocam maliktir, hem de ne mâlik! Artık akıl ve hayalinizden geçen her hayra mâliktir. Onun çok devesi vardır. Develerin çökecek yerleri çok, yaylakları azdır. Çalgı sesini duydular mı helâk olacaklarını anlarlar. (Yani develer yayılmaya salınmaz, kesilmek üzere bekletilir, çalgı ve eğlence sesi duyunca kesileceklerini anlarlar demektir.)

Onbirincisi: “Kocam Ebu Zerr’dir. Amma ne Ebu Zerr’dir! Anlatayım: Kulaklarımı zinetlerle doldurdu, bazularımı yağla tombullaştırdı. Beni hoşnut kıldı, kendimi bahtiyar ve yüce bildim. O beni Şıkk denen bir dağ kenarında bir miktar davarla geçinen bir âilenin kızı olarak buldu. Beni atları kişneyen, develeri böğüren, ekinleri sürülüp daneleri harmanlanan müreffeh ve mesud bir cemiyete getirdi. Ben onun yanında söz sahibiyim, hiç azarlanmam. (Akşam) yatar sabaha kadar uyurum. Doya doya süt içerim. Ebü Zerr’in annesi de var: Ümmü Ebü Zerr. Ama o ne annedir! Onun zahire anbarları büyük, hararları iri, evi geniştir.

Ebü Zerr ‘in oğlu da var. Ama ne nezaketli gençtir o. Onun yattığı yer, kılıcı çekilmiş kın gibidir. Onu dört aylık bir kuzunun tek budu doyurur, (az yer). Ebu Zerr’in bir de kızı var. Ama o ne terbiyelidir. Babasına itaatkârdır. Anasına da itaatkârdır. Vücudu elbisesini doldurur. Endamıyla (kuma ve akranlarını) çatlatır.

Ebu Zerr’in bir de câriyesi var. O ne sadakatli, ne iyi câriyedir. Aile sırrımızı kimseye söylemez, evimizin azığını asla ifsad ve israf etmez, evimizde çer çöp bırakmaz, temiz tutar. Nâmusludur, eve kir getirmez.

Bir gün Ebu Zerr evden çıktı. Her tarafta süt tulumları yağ çıkarılmak için çalkalanmakta idi. Yolda, bir kadına rastladı. Kadının, beraberinde, pars gibi çevik iki çocuğu vardı, koltuğunun altından kadının memeleriyle oynuyorlardı. (Kocam bu kadını sevmiş olacak ki) beni bıraktı, onunla evlendi. Ondan sonra ben de şeref sâhibi bir adamla evlendim. O da güzel ata binerdi. Hattî mızrağını alır ve akşam üzeri deve ve sığır nev’inden birçok hayvan sürer, bana getirirdi. Getirdiği her çeşit hayvandan bana bir çift verirdi. (Bu kocam da bana:)

“Ey Ümmü Zerr! Ye, iç ve akrabalarına ihsanda bulun! ” derdi. Ümmü Zerr der ki: “Buna rağmen, ben bu ikinci kocamın bana verdiklerinin hepsini bir araya toplasam, Ebu Zerr’in en küçük kabını dolduramaz.”

Bu hadisi rivayet eden Hz. Aişe der ki: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (gönlümü almak için):

“Ey Aişe, buyurdular, ben sana Ebu Zerr’in Ümmü Zerr’e nisbeti gibiyim. (Şu farkla ki Ebu Zerr Ümmü Zerr’i boşamıştır, ben seni boşamadım. Biz beraber yaşayacağız).”

Buhari, Nikâh 82 ; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 92, (2448).

Toplam 193 sayfa, 99. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030979899100101110120130...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.