19

Eylül
2012

ÇANAKKALE DESTANI

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  818 Kez Okundu

Çanakkkale savaşında Pakistan halkı yardım etti.Kadınlar; kulaklarından küpelerini, kollarından bileziklerini verdiler.Pakistanın milli şairi Muhammed İkbal , rüyasında Peygamber Efendimizi (sas) gördü.Bana ne getirdin dedi.Ben ne getireyim Ya Rasulalllah, ama eşi cennette olamayan Anadolu`da din ve vatan için çarpışan Mehmetcigin kanını getirdim, dedi.Çanakkale savaşına katılan Yozgatlı Kınalı Hasan, yeni erleri denetleyen komutan Sırrı bey, genç Hasan`ın saçındaki kınayi görüp ona takılır.Hiç erkek adam saçına kına yakar mı? Kınalı Hasan, bilmiyorum komutanım annem askere gelirken yakmıştı der,Genç Hasan , annesine mektup yazar,anneciğim.Beni askere ugurlarken bana kına yakmıştın . Komutanım, bana sordu.Bilemedim.Neden bana kına yaktığını söyle , diye mektup yazar. Annesinden cevap bekler.Annesi oğlu Hasan`dan mektubu alınca, niçin kınalıyarak askere uğurladığını yazar.Annesi mektubunda -Oğlum , aslanım sen bu yaşa gelinceye kadar bu vatanın ekmeğini yedin , suyunu içtin, artık bu vatana borcunu ödeme vaktin geldi.Sen ; babanın, benim ve kardeşlerinin bu vatana bir kurbanısın.Oğlum söyle komutanına, bizim buralarda kurbanlık diye ayrılan koyunlar kınlanır. Bende seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınaladım.Komutanına mektubu okuyamadan şehit olan Kınalı Hasan`ın üzerinden annesinin mektubu ile bitmemiş bir şiir yazmıştır.Şiirinde: Anam yakmış kınayı, adak diye, bende vatan için kurban doğmuşum, Anamdan Allah`a son bir hediye, Kumandanım! Ben İsmail doğmuşum. veya annesi cevabında; Biz de üç şeye kına yakarlar: Birincisi; Gelinlik kıza kına yakarlar.Gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye. ikincisi;Kurbanlık koça kına yakılır.Allah`a kurban olsun diye.
Üçüncüsü;Askere giden , yiğitlerimize.Vatana kurban olsun diye.Mektubunun sonunda annesi, gözlerinden öperim Hasan`ım, selam ederim,Allah`a emanet olasın. Ey , bu topraklar için toprağa düşmüş asker, Gökten ecdat inerek öpse o pak alnını değer. (Mehmet Akif ERSOY) Hindistanlı bir alim hac mevsiminde , Hoca Cemal Öğütle hac da karşılaşır. Hindistanlı alim, bizim Cemal Öğüt Hocamıza oldukça iltifat eder, yanından ayrılmaz. Hoca Cemal Öğüt Efendi sorar,niçin bu kadar bana ikram ediyorsun , iltifat ediyorsun, der. Hindistanlı Alim der ki;Ben hacca geldim. Altı gece Resulullah`ı rüyam da görmedim. Yedince gece Resullah`ı rüyam da görünce , Ya Resulallah ! Neredeydiniz diye sordum. Peygamberimiz (SAS) de;Çanakkale de askerle beraber idim , cevabını verir.
Güneş operasyonun da babasını kaybeden bir şehit kızı üç gün sonra okul törenin de şöyle diyordu. Babam bu vatan için şehit oldu. Ben artık şehit kızıyım,Onurlu ve gururluyum.Bu vatan için bu topraklar için de babamın da kanı var. Diyerek, duygularını dile getirdi. Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım, Seni selamlamadan ucan kusun yuvasını bozacağım. ( Arif Nihat ASYA) Vatan bölünmez diyen bu vatanin evlatları canlarını cennet vatan uğruna verdiler.Şehitler bu vatanin teminatıdır.Rahat , rahat yaşıyorsak bu toprakta;Şehit Mehmet`in, Şehit Ahmet` in, şehit Hasan`in,Şehit Hüseyin`in,Şehit Murat`ın kanı vardır. Yakin tarihte askere giden gençlerimiz; Davul, zurna ile askere gidiyorlar.Ağlayan annesine, ağlayan nişanlısına , ağlamayın.Vatan için , din için cepheye şehit olmaya gidiyorum, diyerek gözü yaslı ve nişanlısını teselli ediyordu. Çanakkale savaşı, İslam`İn özğürlüğünü esas alan bir savaştır. Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, Ebedi benim yurdumun üstünde inlemeli. ( Mehmet Akif ERSOY) Camiler bizlerin sigortasıdır. Dinimizin emirlerini buradan öğreniriz.Ecdadımız gidilen yerlerde camiye önem verdi. Gazi Osman , Çadırının bir tanesini cami olarak ayırmıştır.Nerede bir kent kursam, orada bir cami yapmazsam Allah`tan korkarım diyordu. Kahraman Maraş Ulu Cami görevlisi Sütçü İmam, Fransız bayrağını K.Maraş kalesinde görünce:Hür olmayan millete cuma farz değil, bayrağının dalgalanmadığı bir millet hür değildir.Topluca indirilerek, Türk bayrağı asılıyor.Sonra orada cuma namazı kılınıyor. Yunanlılar, Edirne`yi isteyince, İngilizler onlara diyor ki; Selimiye camisinin minarelerini nerede saklayacaksınız, diyorlar.
Çanakkale savasında bazı Türk kadınlarının da , Mehmetçikle birlikte çarpıştı.Anzak askerlerinin Çanakkale `de siper de yazdıkları günlük ve mektuplarda rastlanmaktadır. 8 Eylül 1915 tarihinde Avustralya gazetesinde şu başlıkta bir haber yer almaktadır: Kadın bir keskin nişancı, ilk günkü çarpışmada vuruldu.J.C.Davies adlı bir asker annesine yazdığı mektupta şöyle demektedir;Vurulduğum 18 Mayıs günü , keskin bir nişancı bir Türk kızı vardı. Güzel, iri yapılı ve 19-21 yaşları arasında görünüyordu.Günün uzunca bir bölümümde sürekli olarak ateş etti.Gerçi bir çok adamamı vurdu ama gün bitiminden önce Avusturyalı bir asker tarafından vurulunca, gene de üzüldüm. Ölüsünü de ele geçirdiğimizde yanında bir Türk erkek cesedini de bulduk Kadının vücudunda tam 52 kursun vardı. Bu savaş korkunç, annesine yazdığı mektubunda.
Çanakkale savaşı 8 ay 14 gün sürdü.İlk şehitlerimiz, 5 subay ve 81 erimizi şehit verdik.Genel Kurmay kayıtlarına göre 213 bin askerimizi şehit verdik.Çanakkale de İngilizlerin zayiatı 205 bin Fransızların zayiatı ise 47 bin oldu. Vatanı bölmek isteyenler Çanakkale` gidip baksınlar.Adanalı Ahmed, Yozgatlı Mehmed, Diyarbakırlı İzzet, Mardınlı Ali hep beraber yatıyorlar. Çanakkale de yüzbinden fazla ögretmen, mülkiyeli, tıbbiyeli aydınlarımız erimiştir. Sonraki dönemlerde de asla yerleri doldurulamamıştır.Yani Çanakkale savaşları, Türk milletini ileriye taşıyacak münevverlerini tüketmiştir.İngilizlerin tabiriyle;Çanakkale savaşları, Türk ordusunun ve Türk miletinin gençliğini yitirmiştir.İngiliz ve Fransızlar içinde aynı olmuştur. Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni, Of gençliğim eyvah.
Yahya Kemal: Ezan ve Kur`an adlı makalesinde;Müslüman semtlerinde , camilerin gölgesinde oynayan, 5 vakitte okunan ezan sesinin büyüleyici nağmelerini dinleyerek yetişen çocukların mutluluğu ile alafranga terbiye ile yetişen çocukların bedbahtlıklarına , mahrumiyetlerine ve bu sebeple uğradıkları manevi kayıplara işaret edilmektedir. Çanakkale savaşlarınde dinine, imanına , vatanına ve namusuna düşman eli uzattırmayan 253 bin isimsiz kahraman hatırasına şehitler anıtı dikilmiştir.Hisarcık burcunda 41.70 metre yüksekliğindedir.Boğazın her tarafından görülebilecek şekilde inşa edilmiştir. Ecdadımız üç kisiye ağac dikmiştir. Doğana, ölene ve askere giden için birer ağaç dikiyordu.Çünkü ağaç :Yavrularımızın beşiği, kapimizin eşiği, aşımızın kaşığı, şehitlerimizin tabutu, ülemanın kalemidir.
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Allah`ım , ordumuz, yurdumuz, milletimiz sana emanet.Yardımını esirgeme Allah`ım.
..

18

Eylül
2012

MEDİNE ŞEHRİ İLE İLGİLİ ÖZET BİLGİLER

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  851 Kez Okundu

1-Hicretten önce Medineye gönderilen Kuran muallimi Musab b.Umeyr
2-Hendek ve Uhut savaşları Medine de yapıldı.
3-İlk kıblenin değişmesi Medine de Mescid-i Kıbleteyn de oldu.
4-Peygamber Efendimiz Medine de vefat etti.
5-Kuran-ı Kerimin 27 suresi Medine de nazil oldu.
6-Medine ye ilk hicret eden sahabe Ebu Seleme (Abdullah)
7-Ümmü Gülsüm binti Ukbe radıyallahu anha Kureyşliler içinde yurdunu yuvasını bırakıp Medineye tek başına hicret eden bir hanım sahâbî.
8-Medinenin yerli halkına Ensar denir.
9-Peygamber efendimizin 23 yıllık Peygamberlik döneminin 10 yılı Medine de.
10-Peygamber Efendimiz hicret esnasında 3 gün sevr mağarasında geçirdiler.
11-Peygamber efendimiz Medine de Halid b. Zeyde(Ebu Eyyüb el-Ensara Misafir oldu.

18

Eylül
2012

MEDİNE ŞEHRİ VE ÖNEMİ

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  1.007 Kez Okundu

Medîne, sözlükte, kalesi bulunan şehir anlamına gelir. Medine’nin İslam öncesi ismi Yesrib idi. Oraya ilk yerleşen kişi olan İrem b. Sâm b. Nuh oğullarından Yesrib b. Vâil’in adını almıştır. Hz. Peygamberin hicretiyle birlikte Medîne, İslam’ın siyasal merkezi ve Peygamber şehri olmuştur. Peygamberimizin kabri de bu şehirdeki Mescid-i Nebi içerisindedirŞehirlerin anası Mekke bile Medîne’de kurulan devlet eliyle fethedilmiştir.
Medîne, Peygamberimiz tarafından tıpkı Mekke gibi harem bölge ilan edilerek ağaçlarının kesilmesi, avının avlanması, kan dökmek, taşının-toprağının başka yere taşınması yasaklanmıştır.Aydınlanan ve aydınlatan şehir Medine, ikram eden, ikram edilen şehir Mekke ve şereflendiren ve şerefli olan şehir Kudüs.. Her üç kutsal şehir de üç mescidi ile tanınır ve bu mescidler, tevhidin, İslam şehirlerinin ve İslam toplumunun en önemli merkezleridir: Mescid-i Haram/Kabe, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ. Ayetlerde ve pek çok hadiste bu üç mabedin fazileti üzerinde durularak, insanlığın dikkatleri çekilmiştir.Hz. Peygamberin Medine’ye gelir gelmez yaptığı en önemli icraat, mescid yapımı, nüfus sayımı, anayasa hazırlanması, müminler arasında kurumsal kardeşliği (uhuvvet) ilan ederek barış ve huzur ortamının kurulmasıdır.Hicretten 17 yıl sonra, Hz. Ömer’in halifeliği esnâsında, Hz. Peygamber’in hicret ettiği yılın 1 Muharrem’i olan 16 Temmuz 622 tarihi “Hicri-Kamerî Takvim” için “takvim başı” olarak kabul edilmiştir.
Hz. Peygamber, Mekke şehrinde doğmuştur. Yüce Allah, O’nu burada peygamber olarak görevlendirmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) ; “Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi…” (1) diyerek, Müslümanların Medine’ye hicretlerine izin verdi. Resûlüllah’a ilk vahiy Hîra (Nûr) dağındaki mağarada gelmişti.Hiradaki mağara ile Serv’deki mağara arasında geçen müddet, Hz.Peygamberin, Peygamberlik hayatının Mekke devrini teşkil etmişti. Sevr dağındaki mağaradan başlayan hicret ise, Mekke devrinin sonu, Medine devrinin başlanğıcı olmuştur.Kur’an-ı Kerim’de “takvâ üzere yapıldığı” bildirilen Kubâ Mescidini binâ etti ve burada namaz kıldı. (2) Hicretle, 23 yıl süren peygamberlik devrinin 13 yıllık “Mekke Devri” sona ermiş, 10 yıllık “Medine Devri” başlamıştır. Hicret, ilk Müslümanların, sıkıntılı günlerden kurtulmalarına ve kardeşlik esası üzerine kurulan toplum hayatına kavuşmalarına vesile olmuştur. Ayrıca İslâmiyet, Mekke şehri hudutları dışına Hicret’le taşmış ve bu güneş, dünyaya Medine ufuklarından yayılmıştır.
İlk İslâm devletinin kurulduğu ve içinde yeryüzünde ibadet kasdıyla yolculuk yapılabilecek üç mescidden biri olan Mescid-i Nebî’nin bulunduğu Arabistan’ın Hicaz bölgesinde yer alan kutsal şehir.Müslüman olmayan bir kimsenin Medine’de üç günden fazla ikamet etmesi caiz değildir. Hz. Ömer (r.a), Yahudi, Hristiyan ve Mecusilerin getirdikleri malları satmaları için onlara Medine’de üç gün kalma izni veriyordu (3).Resulullah (s.a.s), Medine’yi çok severdi. Bir seferden döndüğü zaman Medine’yi uzaktan gördüğünde bineğini hızlandırırdı (4). Hz. Ömer (r.a)’ın yaptığı bir duada Sahabelerin Medine’ye olan sevgileri açık bir şekilde görülmektedir: Allah’ım! Beni senin yolunda şehit olmakla rızıklandır ve benim Ölümümü Resulünün şehrinde (Medine) kıl” (5).
Medîne’ye bundan başka şu isimler de verilmiştir: Taybe “Taybe” , Tâbe “Tâbe” , Tayyibe “Tayyibe” , Miskîne “Miskîne” , Cebbâr “Cebâr” , Câbira “Câbira” , Mahbûre “Mahbûre” , Yended “Yended” , Azrâ’ “Azrâ’” , Mecbûre “Mecbûre” , Muhabbebe “Muhabbebe” , Mahbûbe “Mahbûbe” , Merhûme “Merhûme” , Kasıme “Kas1006me” , Arzullah “Arzullah” , Harem “Harem” , Daru’s-Selam “Daru’s-Selam” , Daru’l-Hicra “Daru’l-Hicra” , Daru’s-Sünne “Daru’s-Sünne” , Âsıme “Âs1006me” .. (6)

Medine’ye gelir gelmez Peygamber’in ilk yaptığı işlerden biri, yeni gelen muhacirleri yerleştirmek, onların ve ailelerinin gündelik (rutin) ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli tedbirleri almak oldu. Bu amaçla Medineli Müslümanlar (Ensar) ile Mekkeli Müslümanlar (Muhacirler) arasında sosyal ve ekonomik bir dayanışma ve yardımlaşma ilişkisini tesis etti. Buna “mu-âhât=kardeşleşme” adı verildi. Hicret’in ilk günlerinde bu kardeşleşme organizasyonuna 45’i Ensar’dan, 45’i Muhacirler’den olmak üzere 90 kişi katıldı.
Kaynak:
1- El-Buhârî, 4/255; Tecrid-i Sarih ter cemesi, 10/86.
2-Tevbe, 108.
3-Muhammed Revvas Kal’acı, Mevsu’atı Fıkhı Ömer İbnü’l Hattab, 1981, s. 60
4- Buharî, Fedailu’l-Medine, 10
5- Buharî, Fediulu’l-Medine, 11
6- Süheylî, Gavâmid, s, 143; Belensî, Tefsîru Mübhemâti’l-Kur’ân, II, 343; Endülûsî, Mu’cemü Mâ Üstu’cime, IV, 1201-1202; Şurrâb, el-Meâlimü’l-Esîra, 169, 244; Halil İbrahim Molla Hatır, Fedâilü’l-Medineti’l-Münevvera, I, 155-156; Hamevî, Mu’cemü’l-Büldân, V, 98.

N.YILDIZ

18

Eylül
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  365 Kez Okundu

-Medine de ilk nüfus sayımı ne zaman oldu?
-Cin ne demektir? Nasıl varlıklardır?
-Hemze-i Müsehhele ne demektir?
-Hz.Aişe validemiz ne zman vefat etti?
-Medine de hicret esnasında Peygamberimizi Medine de karşılama da söylenilen ilahi sözleri

16

Eylül
2012

Hac menâsiki anlamına meşâir de denilmektedir.

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  382 Kez Okundu

İbadetgah, ibadetin-zühdün yolu, usulü, kurban boğazlanacak yer, bir adamın alıştığı yer anlamlarına gelen mensek kelimesinin çoğuludur. Dinî bir kavram olarak, en geniş anlamda ibâdet, Allah’a yakınlaşmak için yapılan her türlü taat; hac ibadeti esnasında yerine getirilmesi gereken vazifeler; kurban kesmek ve kurban kesilen yer anlamına gelmektedir. Aynı kökten türeyen nüsük kelimesi de aynı anlamlardadır. Ayrıca hac menâsiki anlamına meşâir de denilmektedir.

15

Eylül
2012

Diyanet 2012 Mbst Sorularına Cevaplar

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  624 Kez Okundu

   1. SORU: Huruf-u mukattaadan olan طسم kelimesinde sırasıyla hangi tecvid             kuralları uygulanır? Medd-i tabii, medd-i lazım, idğam maalğunne, medd-i lazım

   2. SORU:   ها أنتم  de  ها dan sonra hangi tecvit kuralı uygulanır?Medd-i munfasıl

  3. SORU:  Revm hangi vecihte uygulanabilir? Kasr

  4. SORU:  نستعين kelimesi, اهدنا kelimesine vasledilmesi hâlinde nasıl okunur? ن ötre okunarak, hemze vasledilerek

5. SORU: فَاضْرِبْ بِهِ  kelimelerinde sakin ب dan sonra hangi tecvid kuralı uygulanır? İdğam misleyn

 6. SORU: Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlış olarak verilmiştir? Rivayet tefsiri: Mefâtîhu’l-Ğayb – Fahreddin Razi

 7. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Kur’an kıssalarının gayelerinden biri değildir?Olayların geçmiş dönemle sınırlı olduğunun gösterilmesi

 8. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Te’vilin şartlarından biri olarak değerlen- dirilemez?Yapılan te’vil müfessirin mezhebine ters düşmemelidir.

 9. SORU: Kur’an’da bugün kullanılmakta olan hareke ve noktaları aşağıdakilerden            hangisi belirlemiştir?Halil b. Ahmed

 10. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Tasavvufî tefsir değildir? Şevkânî – Fethu’l-Kadîr

   11. SORU: Hurûf-u Mukattaa için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? Bu harflerin hepsi de başında bulundukları surenin ilk ayetini oluştururlar.

 12. SORU: Usulu fıkıhta Mütekellimîn metoduna göre te’lif edilen eser aşağı-            dakilerden hangisidir? Mustasfâ – Gazali

 13. SORU: Hükmî kirliliği ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir? Hades

 14.SORU: Hanefi mezhebine göre özürlü sayılan kimseler için aşağıdakilerden          hangisi doğrudur? Özürlü kimse aldığı abdest ile vakit içinde dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir.

 15. SORU: Guslün farzlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?Bütün mezheplere göre niyet farzdır.

 16.SORU: Hanefilere göre ağır necasette namaza engel olan sıvı ve katı necaset       miktarları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir? Bir avuç içi – 1 dirhem

17.. SORU: Hanefi mezhebine göre “bir yolcunun on beş günden az kalmayı   planladığı yer” için aşağıdaki kavramlardan hangisi kullanılır? Vatan-ı süknâ

18. SORU: Bayram namazı ile ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır?Hanbeliler’e göre farz-ı ayındır.

 19. SORU: Namazın sonunda kişinin kendi istek ve iradesiyle yapacağı bir fiil ile       namazdan çıkması işlemi, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade olunur? Hurûc bi sun’ıhî

 20.SORU: Kırk iki sığırı olan bir mükellef, aşağıdakilerden hangisini zekât olarak      vermelidir? Üç yaşına girmiş bir sığır

 22. SORU: Hanefilere göre aşağıdakilerden hangisi “fıtır sadakası” ile yükümlü          olmanın şartlarından biri değildir? Malın nâmî olması

 23. SORU: Ramazan orucuna niyet etmekle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi        yanlıştır? Ramazanda nafile oruca niyet edilirse Ramazan orucu yerine geçmez.

  24. SORU: Oruç keffâreti yerine getirilirken tertibi şart koşmayan mezhep     hangisidir? Mâliki

 25. SORU: Aşağıdakilerden hangisi âfâki hacılar için mîkât yerlerinden biri değildir?Hudeybiye

 26. SORU: Müzdelife vakfesinin edası ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?Arafat vakfesini yaptıktan sonra yapmak

  27. SORU: Kurban ortaklığıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? Hanefi ve Şafiilere göre kurbana ortak olanların ibadet niyetiyle katılmaları gerekir.

 28. SORU: Hanefîlere göre aşağıdakilerden hangisi yapılan bir adağın geçerli             olabilmesi için gerekli şartlardan biri değildir?Adanan şeyin abdest alma ve ezan okuma gibi bir ibadet olması

 29. SORU: Aşağıdakilerden hangisi bir hadisin mütevâtir veya âhâd olmasını             belirleyen temel özelliklerdendir? Hadisi nesilden nesile rivayet edenlerin sayısı

 30. SORU: Aşağıdaki hadis çeşitlerinden hangisinin senedinde inkıta’ yoktur? Garîb

  31. SORU: Muztarib hadislerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? Metinde bulunan ıztırab o hadisin sıhhatine zarar vermez.

 32. SORU: Hadis ilmindeki “muhadram”la ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi   doğrudur? Sahabî olarak kabul edilmezler.

 33. SORU: Hadis eserleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? Sünenler içerdiği konular açısından câmi’lerden daha kapsamlıdır.

34. SORU: Hadis ilminde, hadis alma yollarından (tahammülü’l-hadîs) en üstün ve   makbul sayılanı aşağıdakilerden hangisidir?Semâ’

 35 SORU: “İlkel Monoteizm” kavramını aşağıdakilerden hangisi karşılar? İnsanoğlunun kadim inancı olan tek tanrı inancı

 36 SORU: Ehl-i sünnet-i âmme hangi mezhep/mezhepler için kullanılır? Matüridiyye-Eşariyye

37 . SORU: Aşağıdakilerden hangisi Selefiyyenin özelliklerinden değildir? Ayet ve hadisleri te’vil ederler.

 38. SORU: İtikadi olarak Selefi düşünceye sahip olan ilim adamı aşağıdakilerden       hangisidir? İmam Şafiî

 39. SORU: İmam Eş’ari hakkında söylenenlerden hangisi yanlıştır? İyi ve kötü akılla bilinebilir, demiştir.

 40 SORU: Aşağıdakilerden hangisi Matüridi bilginlerinden biri değildir?Cürcânî

41. SORU: Aşağıdaki itikadî mezheplerden hangisi, insanın hiçbir şekilde irade          hürriyetinin bulunmadığını savunur?Cebriyye

 42.SORU: Meşhur müfessirlerden Zemahşerî itikadi olarak hangi mezhebe    mensuptur? Mutezile

43. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Zeydiyye mezhebi ile ilgili söylenemez? Devlet başkanının masum olduğuna inanırlar.

44.SORU: Aşağıdakilerden hangisi Habeşistan’a ilk hicret eden sahabîlerden biri değildir?Zeyd b. Hârise (Doğru Cevap)

45. SORU: Bi’r-i Maûne vak’asının sonucu aşağıdakilerden hangisidir? İslam’ı anlatmak için gönderilen da’vetçilerin öldürülmesi

46. SORU: Habeşistan’a giden Müslümanların Medine’ye dönüşü hangi olaydan       sonra olmuştur?) Hayber’in fethi

47. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Hz. Muhammed (s.a.s.)’in eğitim-öğretim faaliyeti ile ilişkilendirilemez? Nedve (Doğru Cevap)

48. SORU: Tavafın yapılışıyla ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır?Hanefilere göre ziyaret tavafını 7 şavta tamamlamak farzdır.

49. SORU: Aşağıdakilerden hangisi “haccın geçerlilik şartlarından biri” değildir? Sağlıklı olmak

50.SORU: Telbiye hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez? Eyyam-ı nahrın ikinci günü söylemeye son verilir.

51. SORU: Arafat vakfesiyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?Arafat vakfesi, terviye günü zevalden başlar ve güneş batıncaya kadar devam eder.

52. SORU: Aşağıdakilerden hangisi hac ile ilgili tavaflardan biridir?İfada tavafı

 53.SORU: Terviye günü aşağıdakilerden hangisidir?Kurban bayramı arefesinden bir önceki gün

54.  SORU: Aşağıdaki kavramlardan hangisi tavafla ilgili değildir? Mes’â

  55.SORU: Aşağıdakilerden hangisi “menasik” içerisinde yer almaz?Sayd

56. SORU: Aşağıdakilerden hangisi ihramla ilgili değildir? Rifâde

57. SORU: Aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?Hacer-i esved, Ka’be’nin doğu köşesindedir.

58. SORU: Tavaf namazıyla ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır?Hanefilere göre sünnet

59. SORU: Umre ile ilgili aşağıdaki hükümlerden hangisi yanlıştır? Malikîlere göre ömürde bir defa yapılması vaciptir.

60.  SORU: Aşağıdaki ziyaret yerlerinden hangisi Medine’de değildir?Mescid-i Hayf

 61.SORU: Aşağıdakilerden hangisi hac ibadetinin vekâleten yapılabilmesinin           şartlarından             değildir? Vekil için ücret şart koşulmalıdır.

 62.SORU: Hanefilere göre hac ve umrede işlenen cinayetlerle ilgili aşağıdaki hükümlerden             hangisi yanlıştır?Ceza kurbanları Harem bölgesi dışında da kesilebilir.

63. SORU: Şeytan taşlama konusunda aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?Bayramın 1. günü üç cemreye de 7’şer adet taş atılır.

64. SORU: İslam dini ile Hindu geleneğinden pek çok unsuru bünyesinde taşıyan    melez din aşağıdakilerden hangisidir? Sih dini

65.  SORU: Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? Markus, Matta, Luka ve Yuhanna İncilleri ile Resullerin İşleri adlı kitaplar Yeni Ahit içinde yer alan rivayete dayalı yazılardır.

66. SORU: Hz. İsa’nın söz ve eylemlerini rivayet yoluyla nakleden dört İncil temel   olarak             beş ana konuyu ihtiva etmektedir? Aşağıdakilerden hangisi bu beş konudan biri değildir?İncillerin nasıl yazılacağına dair İncil müelliflerin talimatları

67. SORU: Aşağıdaki İncillerin hangisinde; Hz. İsa’nın beşeriliği tamamen ihmal       edilerek, hikmet sahibi bir peygamberden ziyade ilahî özelliğe sahip bir Mesih ve         fakirlere ilgi göstermeyen bir kişilik olarak anlatılır? Yuhanna

68.  SORU: Hristiyanlığın ilk önemli teologu olan Pavlus hakkında aşağıda verilen   bilgilerden hangisi doğru değildir?M.S. 70’li yıllarda Roma’da paganist bir ailede doğmuştur.

69. SORU: Günümüz Hıristiyanlığının kurumlaşma sürecinde geleneksel Yahudi       inanışlarından bazıları şekil değiştirerek Hristiyanlığa taşınmıştır.  Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir? Yahudi kutsal kitaplarının yerini Hıristiyanlığın kutsal kitapları almıştır.

 70.SORU: Aşağıdakilerden hangisi Hıristiyanlığın üç temel dogmasından biri          değildir? Vaftiz

71. SORU: Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce havarileriyle yediği son akşam        yemeği anısına icra edilen ve Katolik, Ortodoks ve Protestanlarca düzenli olarak   Pazar   günleri yapılan sakrament aşağıdakilerden hangisidir?Evharist

 72.SORU: Hristiyanlığın yayılmasına ve misyonerliğe büyük önem veren ve bunu, İsa’nın yeryüzüne ikinci gelişinden önce yapılması gereken küresel bir görev olarak kabul eden Amerika’da oldukça yaygın Protestanlık akımı aşağıdakilerden hangisidir? Evanjelizm

  73.SORU: Aşağıdakilerden hangisi Yahudiliğin sözlü kutsal metinlerinden değildir? Tanah

74. SORU: Aşağıdakilerden hangisi Yahudi takvimindeki yılbaşını ifade eder? Roş Haşana

 

 

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak Ettiğiniz Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  295 Kez Okundu

1- Küllî ve Cüz’î irade ne demektir, açıklar mısınız?
2- Ecel nedir? Ömür kısalır ya da uzar mı?
3- Tecdidi iman ve nikah ne zaman lazımdır?
4- Mezhepler niçin ortaya çıkmıştır? Bunlarsız olmaz mı?
5- Sünnet namazlar terkedilir mi?
6- Kaza namazını emreden ayet ve hadisler var mıdır?
7- Cuma namazı misafire farz mıdır? Misafir kişi cuma namazı kıldırabilir mi?
8- Cenazenin tabutla defnedilmesi doğru mudur?
9- Cuma günü oruç tutmak caiz midir?
10- Kadının kocasından habersiz hayır yapması veya sadaka vermesi caiz midir?
11- Akika nedir?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak ettiğiniz dini konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  332 Kez Okundu

1 Hz İbrahim (a s )’in ilk hanımı kimdir?
2- Hz Meryem’in anne ve babasının isimleri?
3. Peygamberimiz (s a v ) „Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır“ buyurmuştur Kimdir bu kadınlar?
4. Hz Hatice validemiz Peygamberimizle evlendiğinde kaç yaşında idi?
5. Hz Sevde (r anha) annemiz, Rasülullah (s a v ) ile kaç sene evli kaldı?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  308 Kez Okundu

1- Hicret nedir? Ne zaman yapılmıştır?
2- Peygamber Efendimiz Medine’de kimin evinde kalmıştır?
3- İslam tarihinde ilk inşa edilen mescid hangisidir?
4- İlk cuma namazı ne zaman ve nerede kılınmıştır?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak edilen dini konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  403 Kez Okundu

1-Zelle ne demektir?
2-Zelletül Kari ne demektir?
3-Ümmü zer hadisi neden bahsetmektedir?
4-Peygamber Efendimiz Kuba da kime misafir oldu?
5-Kütüb-i Sitte ne demektir?
6-Lukata ne demektir?
7-Eimme-i Erbaa ne demektir?

15

Eylül
2012

Gül Medine Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  306 Kez Okundu

1-Peygamber efendimiz hayatta iken vefat eden çocuklarını  isimleri nelerdir?

2- 7 hamimler ne için okunur?

3-Kadın kaynanasına bakmak zorunda mıdır?

4-Peygamber Efendimizi  vefat ettiğnde  hangi  duayı  yaptı?

 5-Kına gecesi duası nasıl yapılır?

 6-Tebük seferi sonuçları nelerdir?

 7-Cennet bahçesi mescidi nebevinin öenemi nedir?

 

15

Eylül
2012

Kütüb-i Münzele -Kütüb-ü Semâviyye- Kütüb-i Sitte- Kütüb-i Ehadis Ne Demektir

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  5.494 Kez Okundu

1-Kütüb-i Ehadis: İlâhî kitaplar : Tevrat, Zebur, İncil, Kur’ân-ı Kerim.
2-Kütüb-i Münzele :Allah tarafından indirilmiş olan kutsal kitaplar
3-Kütüb-ü Semâviyye :Mukaddes kitaplar. Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an.
4-Kütüb-i Sitte :Altı hadis kitabı : Buhârî, Müslim, İbn Mâce, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî. Buharî ile Müslim Hadis Kitablarına: “Sahihân”; diğer dört Hadis kitabına da: “Sünen” tabir edilir.
1- Sahih-i Buhâri. Müellifi: Hâfız Ebu Abdullah Muhammed İbn-i Câfii-i Buharî’dir.
2- Sahih-i Müslim. Müellifi: İmam-ı Müslim bin El-Haccac. (Hi: 204-261)
3- İbn-u Mâce (Sünen-i İbn-i Mâce). 4- Müellifi : Ebu Davud Süleyman Es-Sicistânî’dir.Câmi-üs-Sünen isimli kitabı meşhurdur.
5- Tirmizî: (Sünen-i Tirmizî). Müellifi: Hâfız Ebu İsa et-Tirmizî olup, hicri 275 de vefat etmiştir.
6- Nesaî: (Sünen-i Nesaî) Müctebâ da denir. Müellifi Hâfız Ebu Nesaî olup Hicri 303 tarihine kadar yaşamıştır.

15

Eylül
2012

ÜMMÜ ZER’ HADİSİ

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  337 Kez Okundu

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Onbir kadın oturup, kocalarının ahvalini haber vermede ve hiçbir şeyi gizlemiyecekleri hususunda birbirlerine kesin söz verip anlaştılar:

Birincisi (zemmederek): “Benim kocam (yalçın) blr dağın başındaki zayıf bir devenin eti gibidir. Kolay değil ki çıkılsın, semiz değil ki götürülsün ” dedi. (Yani kocasının sert mizaçlı, huysuz, gururlu oluşuna, ailenin kendisinden istifade etmediğine işaret etti.)

İkincisi (de zemmederek): “Ben kocamın haberini fâş etmek istemem, çünkü korkarım. Eğer zikretmeye başlarsam büyük-küçük herşeyini söyleyip bırakmamam gerekir, (bu ise kolay değil) ” dedi.. (Bu sözüyle kocasının çok kötü olduğuna işaret etti).

Üçüncüsü (zemmederek): “Benim kocam uzun boyludur, konuşursam, boşanırım, konuşmazsam muallakta bırakılırım ” dedi. (Bu da kocasının akılca kıt olduğunu belirtmek istedi).

Dördüncüsü (överek): “Kocam Tihâme gecesi gibidir. Ne sıcaktır, ne soğuktur. Ne korkulur, ne usanılır ” dedi.

Beşincisi: “Kocam içeri girince pars, dışarı çıkınca arslan gididir. Bana bıraktığı (ev işlerinden hesap) sormaz” dedi.

Altıncısı: “Kocam, yedi mi (üst üste katlayıp) çokyer, içti mi sömürür, yattı mı sarınır. Benim kederimi anlamak için (elbiseme) elini sokmaz.” (Bu da kocasının kendisiyle ilgilenmediğini, yiyip içmekten başka birşey düşünmediğini söylemek ister.)

Yedincisi: “Kocam tohumsuzdur (erlik yapmaktan acizdir). Her dert onundur (vücudunda çeşitli hastalıklar var). Başımı yarar, vücudumu yaralar, (bunları yapmak için) herşeyi toplar, (her eline geçeni kullanır, vurur) ” dedi.

Sekizincisi: “Onun (vücuduna) dokunmak tavşana dokunmak gibi (yumuşak)tır. Güzel kokulu bitki gibi hoş kokar” dedi.

Dokuzuncusu: “Kocamın direği yüksektir (evi rahattır), kılıcının kını uzundur (boylu posludur), ocağının külü çoktur, evi meclise yakın (misafırperver) bir adamdır” dedi.

Onuncusu: “Kocam maliktir, hem de ne mâlik! Artık akıl ve hayalinizden geçen her hayra mâliktir. Onun çok devesi vardır. Develerin çökecek yerleri çok, yaylakları azdır. Çalgı sesini duydular mı helâk olacaklarını anlarlar. (Yani develer yayılmaya salınmaz, kesilmek üzere bekletilir, çalgı ve eğlence sesi duyunca kesileceklerini anlarlar demektir.)

Onbirincisi: “Kocam Ebu Zerr’dir. Amma ne Ebu Zerr’dir! Anlatayım: Kulaklarımı zinetlerle doldurdu, bazularımı yağla tombullaştırdı. Beni hoşnut kıldı, kendimi bahtiyar ve yüce bildim. O beni Şıkk denen bir dağ kenarında bir miktar davarla geçinen bir âilenin kızı olarak buldu. Beni atları kişneyen, develeri böğüren, ekinleri sürülüp daneleri harmanlanan müreffeh ve mesud bir cemiyete getirdi. Ben onun yanında söz sahibiyim, hiç azarlanmam. (Akşam) yatar sabaha kadar uyurum. Doya doya süt içerim. Ebü Zerr’in annesi de var: Ümmü Ebü Zerr. Ama o ne annedir! Onun zahire anbarları büyük, hararları iri, evi geniştir.

Ebü Zerr ‘in oğlu da var. Ama ne nezaketli gençtir o. Onun yattığı yer, kılıcı çekilmiş kın gibidir. Onu dört aylık bir kuzunun tek budu doyurur, (az yer). Ebu Zerr’in bir de kızı var. Ama o ne terbiyelidir. Babasına itaatkârdır. Anasına da itaatkârdır. Vücudu elbisesini doldurur. Endamıyla (kuma ve akranlarını) çatlatır.

Ebu Zerr’in bir de câriyesi var. O ne sadakatli, ne iyi câriyedir. Aile sırrımızı kimseye söylemez, evimizin azığını asla ifsad ve israf etmez, evimizde çer çöp bırakmaz, temiz tutar. Nâmusludur, eve kir getirmez.

Bir gün Ebu Zerr evden çıktı. Her tarafta süt tulumları yağ çıkarılmak için çalkalanmakta idi. Yolda, bir kadına rastladı. Kadının, beraberinde, pars gibi çevik iki çocuğu vardı, koltuğunun altından kadının memeleriyle oynuyorlardı. (Kocam bu kadını sevmiş olacak ki) beni bıraktı, onunla evlendi. Ondan sonra ben de şeref sâhibi bir adamla evlendim. O da güzel ata binerdi. Hattî mızrağını alır ve akşam üzeri deve ve sığır nev’inden birçok hayvan sürer, bana getirirdi. Getirdiği her çeşit hayvandan bana bir çift verirdi. (Bu kocam da bana:)

“Ey Ümmü Zerr! Ye, iç ve akrabalarına ihsanda bulun! ” derdi. Ümmü Zerr der ki: “Buna rağmen, ben bu ikinci kocamın bana verdiklerinin hepsini bir araya toplasam, Ebu Zerr’in en küçük kabını dolduramaz.”

Bu hadisi rivayet eden Hz. Aişe der ki: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (gönlümü almak için):

“Ey Aişe, buyurdular, ben sana Ebu Zerr’in Ümmü Zerr’e nisbeti gibiyim. (Şu farkla ki Ebu Zerr Ümmü Zerr’i boşamıştır, ben seni boşamadım. Biz beraber yaşayacağız).”

Buhari, Nikâh 82 ; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 92, (2448).

14

Eylül
2012

AÖF Türkiye Ekonomisi ve Maliye Polikası Bütünleme

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  410 Kez Okundu

AÖF TÜRKİYE EKONOMİSİ BÜTÜNLEME

1. Dalgalı döviz kuru
2. Vergi Birikimi
3. Atıl fonları bankalar aracılığı ile yatırıma yöneltmek
4. Vergi Kapasitesi (bu soru finalde de vardı)
5. Eğitim Harcamaları
6. Sınırsız borçlanma yetkisine sahiptirler
7. Uyumlu beklentiler geçmeişe yönelik,rasyonel ise geleceğe
8. Denk bütçe çarpanı
9. iç maliyetler
10. yatırım indirimi
11. bölgesel dengesizlik
12. merkezi yönetim
13. enflasyon – işsizlik
14. Klasik alan
15. monetarist görüş (cevap bu mu emin değilim)
16. otofinansman
17. sermaye hasıla oranı
18. keynes
19. hızlı nüfüs artışı
20. emisyon vergisi (cevap bu mu emin değilim)

AÖF MALİYET POLİTİKASI BÜTÜNLEME
1 – yatırım indirimi

2- ıs-lm sağa kayar

3- otofinansman

4- monateristler

5- uyumlularda geçmiş tecrübeleri; rasyonelelrde gelecek durumu

6- dışsallığı fazla olanlarda merkezi yonetim yapmalı

7- vergi birikimi

8- denk bütçe çarpanı

9- iç maliyetler

10- işciliğin veriminin azaltılması

11- gider vergisi

12- ruhsat uygulamaları

13- bölgese dengesizlik

14- sermaye hasıla oranı

15- eğitim harcamaları

16- hızlı nufus artışı ve kentleşme

17- Harrod ve Domar Ekonomik Büyüme Modeli

18- sektorel yaıtırım indirimi

19- philips- enflasyon-işsizlik oranları

20- Tanzi etkisi

21- Klasik alan

22- bankaları aracılığıyla atıl fonalrı yatırıma yoneltme

23- vergi kapasitesi

24- düşük gelirli sosyal sınıflaran lehine gelir dağılımı – keynes

25-otomatik istikrar sağlayıcı

26- bütçe yansıması

27- sınırsız borçlanma hakkına sahiptirler

28- Dalgalı döviz kuru

14

Eylül
2012

Diyanet Mbst Sınavları İçin Önemli Kuran ve Tefsir Notları:200

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  550 Kez Okundu

1-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
2-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
3-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
4-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
5-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
6- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
7-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
8-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
9-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
10-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
11-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
12-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
13-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
14-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım.
15-Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
16-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
17-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
18- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan, 6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
19-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
20-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
21-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
22-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
23-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
23-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
25-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
26-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
27- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
28-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
29-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
30-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
31- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
32-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
33-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
34- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
35-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
36-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
37-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
38-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
39-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
40–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
41-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
42-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
43-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
44-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
45-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
46-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
47-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
48-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
49-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
50-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
51-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.” ( Vakıa Suresi, 77-79)
52- Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
53-Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
54-İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
55-Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
56- Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
57-İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
58-İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
59-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
60-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
61- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
62- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
63- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
64-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
65-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
66- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
67-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
68- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
69- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
70-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
71-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
72- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
73-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
74-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
75-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
76- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir
77-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
78-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
79-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
79-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
80- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur.
81-Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
82-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
82-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
83-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
84-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
85-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
87-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
88-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
89-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
90-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
91-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
92- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
93-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
94-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
95-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
96-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
97-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
98-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
99-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
100-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
101- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
102-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
103- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
104-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
105-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
106-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
107-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
108-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
109-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
110-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
111-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
112-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
113-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
114-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
114-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
116-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
117-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
118-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
119-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
120-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
121-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
122-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
123-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
124-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
125-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
126-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
127-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
128-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
129-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
130-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
131-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
132-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
133-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
134-Vahiy Kâtibi Peygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
135-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
136-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
137-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
138-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
139-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
140-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
141-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
142-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
143-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
144-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
145-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
146-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku
147-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
148-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
149-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
150-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.
151-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
152-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
153-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
154-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
155-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
156-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
157-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
158-“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
159-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir
160- Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi Seyyit Kutup
161-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
162- Tıvâl-ı mufassal , Evsât-ı mufassal ,Kısâr-ı mufassal :Tıvâl-ı mufassal; uzun sûrelerdir. “Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler bu grupta yer alır. Evsât-ı mufassal; orta uzunluktaki sûrelerdir. Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûrelerbu grupta yer alır.Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır.
163- Medine’de son inen sure Nasr
164- Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd bin Sabit

165-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline Hadr denir.
166- Okuyuş şekilleri:
a) Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, mânâyı düşünerek, bütün tecvît kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (meselâ medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
b) Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lâzım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
c) Tedvîr: Tahkîk ile hadr’in ortasıdır. Bunda da mânâ düşünülür.
167- Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini :
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
168.-Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
169- Medenî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
170-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
171–Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
172- Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
173-Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
174-İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
175-Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
176- Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
177-İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
178-İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
179- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
180- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
181-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
182-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
183–Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
184- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir
185-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
186-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
187-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
188-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
189-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
190-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
191-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
192-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
193-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
194-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
195-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
196-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
197-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
198-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
199-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
200-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.

Kaynak:

1-Kuran Tarihi, Prof. M. Hamidullah, s. 59
2-Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
3-Kuran Tarihi, Prof. M. Hamidullah, s. 59
4-Tefsir Tarihi, c 1, s 32

5-İslam Ans.(T.D.V)

6-K.Kerim Meali (Diyanet)

 

 

 

Toplam 194 sayfa, 99. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030979899100101110120130...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.