19

Kasım
2012

Kur’an-ı Kerim Bilgileri-8

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  229 Kez Okundu

39-Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
40- Muhammed’e (s. a. v) miladi 610 tarihinde indirilmeye başlamıştır.
41-Kur’an-ı Kerim’in ilk suresinin adı Fatiha Suresi
42- Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
43- Ayet :Kuranı Kerimin bir cümlelik anlam birliği olan ifadelerinin her birine verilen isim.
44- Kuranı Kerimde en uzun ayet Bakara Suresi – 282. ayetidir.
45- K. Kerim toplam 23 yılda tamamlanmıştır.
46- K. Kerim’de ismi geçen 25 peygamberin ismi geçmektedir.
47- K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı : İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.

18

Kasım
2012

Kur’an Bilgileri-9

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  249 Kez Okundu

14-Hz. Osman zamanında Kureyş hattı ile yazılan Kur’ân-ı Kerîm nüshalarında nokta ve hareke yoktu. Her ne kadar bu hal, Araplar için bir güçlük değil idiyse de, Müslümanlığın Arap olmayan milletlere yayılması ile okuma güçlükleri doğmuştu.
Bunun üzerine Emevî hükümdarı Abdülmelik zamanında (ö. 65/684) görevlendirilen Ebü’l-Esved ed-Düelî (ö. 69/688) Kur’an’da önce nokta yerlerini hareke ile belirtti. Bundan sonra çalışmalar devam etti. Irak emîri Haccâc zamanında da Yahyâ b. Ya’mer (ö. 65/684) ile talebesi Nasr b. Âsım el-Leysî (ö. 89/707) noktalama işini geliştirip bugünkü nokta ve harekeleri koydular. Hemze, şedde, sıla, revm, işmâm ve diğer işaretler de Halil b. Ahmed (ö. 175/791) tarafından konuldu.
15-Halbuki diğer ilâhî kitaplardan Tevrat, Hz. Musa’dan en az 750 sene sonra bir kitap halinde toplanabilmiştir. Hz. Davud’un da genellikle milattan önce XIII. asırda yaşadığı kabul edilmektedir. Tevrat ve Zebûr’a, birlikte “Ahd-i Atîk” denilmiştir. Milattan önce 1200 yılında yazılmaya başlanmış ve yazımı bin yıl kadar sürmüştür. “Ahd-i Cedîd” denilen İncil de hemen yazılmamış, milattan sonra 110 tarihinde yazıya geçirilmeye başlanmıştır. 325 yılında İznik Konsili’ne 400’e yakın İncil nüshası getirilmiş, fakat Hz. İsa’nın tanrılığını yazan ve papazların kendi isimlerini alan (dört) İncil kabul edilmiştir.
16-Kur’an ilimleri (ulûmü’l-Kur’ân) Kur’an ilimleri Kur’an’ın vahyi, nüzûlü, yazımı, okunması, tertibi, toplanması, çoğaltılması, hattı, kıraati, tefsiri, i‘câzı, nâsih ve mensuhu, i‘râbı, dil, üslûp ve belâgatı, âyet ve sûrelerinin birbiriyle ilgisi, muhkem ve müteşâbihi hakkındaki disiplinleri kapsar.
17-Sahâbe ve tâbiîn devrinde şifahî olarak devam eden Kur’an tefsiri Kur’an ilimleri içinde tedvin edilen ilk ilimdir (Hâlid Abdurrahman el-Ak, s. 28).
18-Kur’an’ın Hz. Osman zamanında çoğaltılması, ardından harekelenmesi ve noktalanması, çoğaltılan nüshalar esas alınarak kıraat eğitiminin başlaması üzerine sistemli olarak başlayan Kur’ân ilimlerinin tedvini, İslâm coğrafyasının genişlemeye başladığı tâbiîn devrinde daha da hızlanmıştır. Bu dönemde ilk olarak resmü’l-mushaf, kıraat, esbâb-ı nüzûl, meâni’l-Kur’ân, mecâzü’l-Kur’ân, garîbü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, i‘râbü’l-Kur’ân gibi rivayet ve dil ilimlerinin tedvin edildiği görülmektedir. Dil ilimlerinin bir kısmı aynı zamanda lugavî tefsir özelliği taşımaktaydı. Âyet ve sûrelerin nüzûl sebepleriyle ilgili rivayetler ilk olarak hadis mecmualarının tefsir bölümünde yer almış, müstakil tedvini daha sonra gerçekleşmiştir.
19-Teknik anlamda ve bir bütün olarak ulûmü’l-Kur’ân tabirinin ne zaman kullanılmaya başlandığı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bazıları, bu tabirin ilk defa Muhammed b. Halef b. Merzübân’a (ö. 309/921) nisbet edilen el-Hâvî fî ‘ulûmi’l-Kur’ân’da geçtiğini söylemiştir (İbnü’z-Nedîm, s. 213-214; Subhî es-Sâlih, s. 122). Ali b. İbrâhim b. Saîd el-Havfî’nin (ö. 430/1038) el-Burhân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân adlı eserinin bu terkibin terim anlamıyla ilk defa yer aldığı çalışmalardan olduğu kaydedilmişse de (M. Abdülazîm ez-Zürkanî, I, 33) onun kitabının tefsir ağırlıklı bir çalışma sayıldığı belirtilmiştir (Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, neşredenin girişi, s. 73). Bu konudaki ilk sistematik çalışma İbnü’l-Cevzî’ye ait Fünûnü’l-efnân fî ‘uyûni ‘ulûmi’l-Kur’ân olup eserde Kur’an ilimlerinin büyük bir kısmı özetle tanıtılmıştır. Ancak yukarıda geçen eserlerin tamamı, Zerkeşî’nin el-Burhân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân’ı ile Süyûtî’nin el-İtkan fî ‘ulûmi’l-Kur’ân’ının gölgesinde kalmışlardır. Konuyla ilgili olarak daha sonra yazılan eserler de İbn Akıle’nin ez-Ziyâde ve’l-ihsân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân adlı geniş eseri istisna edilecek olursa hacim bakımından bu iki çalışmaya ulaşamamıştır.
Bu eserlerde yer alan, Kur’an ilmi olarak adlandırılabilecek alanlar şunlardır: MekkîMedenî sûreler, esbâb-ı nüzûl, nâsihmensuh, Kur’an’ın isimleri, toplanması, çoğaltılması ve tertibi, sûre ve âyet bilgileri, münâsebâtü’l-âyât ve’s-süver, kıraat ve tecvid bilgileri, fezâilü’l-Kur’ân, havâssü’l-Kur’ân, i‘râbü’l-Kur’ân, garîbü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, mecâzü’l-Kur’ân, vücûhnezâir, emsâlü’l-Kur’ân, aksâmü’l-Kur’ân, üslûbü’l-Kur’ân, muhkemmüteşâbih, mutlakmukayyed, mücmel-mübeyyen, edebiyat konularından olan îcâz, ıtnab, hasr, kinaye, teşbih ve istiare, i‘câzü’l-Kur’ân, tefsir ve te’vil ilmi, müfessirin âdâbı ve şartları.
19-Kur’an’ın doğru yorumlanabilmesi için âyetlerin nâzil olduğu yer ve zamanın bilinmesinde büyük faydalar vardır. ”İlmü’l-Mekkî ve’l-Medenî” başlıklı Kur’an ilminin konusu sûre ve âyetlerin indiği yerleri tesbit etmektir. Kur’an ilimleri kitaplarında yer alan ”hazarîseferî”, ”arzîsemâî”, ”sayfîşitâî”, ”firâşînevmî” gibi başlıklar, ilgili âyetleri tanımada yardımcı olmaktaysa da kendi başlarına müstakil ilimleri ifade etmezler. Esbâb-ı nüzûl ilmi âyet ve sûrelerin nerede, ne zaman ve hangi olay hakkında nâzil olduğu konularıyla ilgilenmektedir. Kur’an’ın anlaşılması ve tefsiri için büyük yardım sağlayan bu ilim sahâbe ve tâbiîn devrinde Kur’an tefsirinin vazgeçilmez kaynağı idi. Esbâb-ı nüzûl ilmi rivayete dayandığı için gerek sened gerekse metin bakımından dikkatle incelenmelidir. Aksi takdirde aslı olmayan bir rivayet sebebiyle âyetlerin anlamı daraltılmış veya genişletilmiş ya da değiştirilmiş olur. Konuyla ilgili olarak telif edilen eserlerin tarihi 200 (815) yılına kadar gitmektedir .
20-Rivayete dayanan bir başka Kur’an ilmi nâsihmensuhtur. Nesih, belli bir konudaki farklı nasların hangisinin diğerinin hükmünü ortadan kaldırdığını veya değiştirdiğini ve nihaî şer‘î hükmün hangisi olduğunu tesbit bakımından İslâm hukukunun konusunu teşkil edip bu çerçevede âyetin âyeti neshi yanında sünnetin sünneti neshi veya bu iki temel kaynağın birbirini neshi tartışılmakla birlikte hangi âyetin hangi âyeti neshettiğine dair rivayetleri bir araya getiren ilim dalı Kur’an ilimleri içerisinde mütalaa edilmektedir. Bu ilim dalı da ilk dönemlerden itibaren bilinmektedir. Nitekim Ebû Ubeyd Kasım b. Sellâm (ö. 224/838) en-Nâsih ve’l-mensûh fi’l-Kur’ân adlı bir eser telif etmiştir (nşr. Fuat Sezgin, Frankfurt 1985). Kur’an’ın nüzûlünden başlayarak yazılması, toplanması, istinsahı ve çoğaltılması, noktalanması, harekelenmesi aşamalarını tarihî açıdan inceleyen ilme Kur’an tarihi denilmektedir. Resmü’l-mushaf ilmi ise daha çok konunun teknik yönüyle ilgilendiği için kıraat ilmiyle birlikte mütalaa edilmelidir. Hz. Osman tarafından çoğaltılıp çeşitli merkezlere gönderilen mushaflardaki imlâ özellikleri, bu mushaflarda yazım hatası olup olmadığı konuları resmü’l-mushafın alanına girer. Kur’an peyderpey inerek tamamlanmış olmasına rağmen Hz. Peygamber tarafından nüzûl sırasına göre tertip edilmemiştir. Son okumada (arza) nihaî şeklini alan Kur’an’ın anlaşılması için takip edilecek en doğru yöntemin âyetler ve sûreler arasında var olduğu kabul edilen ilgi ve irtibatın açığa çıkarılması olduğunu söyleyenlere göre münâsebâtü’l-âyât ve’s-süver ilmi ayrı bir öneme sahiptir. Bu ilim nazmü’l-Kur’ân olarak da adlandırılmaktadır. Bazı müfes-sirler bu tertibin mûcize oluşunu ortaya koymak için müstakil eserler yazmışlardır
21-Rivayet bilgisine dayanan önemli bir ilim de kıraattir. Kur’an’ın vahyedildiği ve Hz. Peygamber’in okuduğu gibi doğru okunması için gerekli şartlardan söz eden ilim teorik ve pratik öğeler içermekte olup Hz. Osman’ın çoğalttığı mushaflardan birine ve Arap diline uyan, ayrıca kesintisiz bir senedle Hz. Peygamber’e kadar ulaşan kıraatler sahih olarak kabul edilmiş, bu üç şarttan birini taşımayan okuyuşlar şâz sayılmıştır. Sahih kıraatler yedili (seb‘a) ve onlu (aşere) tasnife göre yazılı ve sözlü olarak günümüze intikal Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir. Konuyla ilgili hadis kaynaklarında yer alan bölümlere ek olarak III. (IX.) yüzyılın başlarından itibaren müstakil eserler kaleme alınmıştır .
21-Havâssü’l-Kur’ân ise hakkında güvenilir kaynaklarda yeterli bilgi bulunmadığı halde zamanla tecrübe yoluyla elde edilen bilgilerden söz eden ve kelime, âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplin olup Kur’an’ın anlaşılmasına veya yorumlanmasına yardımcı olmadığı için belli sayıda kimselerin ilgisini çekmiş, bazan da hoş görülmemiştir
22-Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında, Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir. Hz. Peygamber hatasız konuşmaya ve Kur’an’ı dil bilgisi bakımından doğru okumaya dikkat çekmişse de bu ilmin temellerinin Hz. Ali tarafından atıldığı söylenir. Kur’an’ın i‘râbı hakkında yazılan eserlerin tarihinin II. (VIII.) yüzyıla kadar gitmesi de bu ilmin önemini ve ona gösterilen alâkayı ortaya koymaktadır .
23- Garîbü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, mecâzü’l-Kur’ân, vücûh ve nezâir Kur’an’ın kelime ve ter-kiplerinin mânalarına dair ilimlerdir. Dilde az kullanılan veya bölgesel kullanımdan dolayı anlamını o dili konuşan herkesin bilmediği kelimeler ”garîb” olarak adlandırılmış
23-birkaç mânaya ihtimali olması sebebiyle anlamını belirlemede zorluk çekilen kelime ve terkiplerde müşkil olarak kabul edilmiştir .
24-Kur’an’da yer alan bazı kelimeler çok sayıda anlam taşıdığı için bunlara vücûh denilmiş, pek çok farklı kelime de bir tek anlama geldiğinden nezâir adıyla anılmıştır. Meselâ ”hüdâ” kelimesi Kur’an’da on yedi ayrı anlamda kullanılmışken ”cehennem, nâr, sakar, hutame, cahîm” gibi kelimeler âhirette günahkârların ceza çekeceği yere verilen isimler olarak ”cehennem” anlamında kullanılmıştır. Bu ilim dalı da eski olup İkrime el-Berberî’nin (ö. 105/723) konuya dair bir eser yazdığı nakledilmiş, Mukatil b. Süleyman’a (ö. 150/767) nisbet edilen el-Eşbâh ve’z-nezâ’ir fi’l-Kur’âni’l-Kerîm ise (Kahire 1975) günümüze kadar gelmiştir .
25-Kur’an’ın cümle yapısıyla ve âyetlerin anlamıyla ilgili ilim dallarının başında emsâlü’l-Kur’ân gelir. Kur’an, insanların bazı konuları daha kolay anlayabilmeleri için yer yer örnekleme ve temsil getirme yoluna gitmiştir. Meselâ amelleri boşa giden kişilerin durumu suyun üzerinde oluşan ve daha sonra kaybolup giden köpükle anlatılmış (er-Ra‘d 13/17), ayrıca örümcek evi (el-Ankebût 29/41), sivrisinek (el-Bakara 2/26) ve eşek (Lokmân 31/19) örnek olarak zikredilmiştir.
26- Kur’an’da âyetlerden bazıları muhkem, bazıları müteşâbih olarak adlandırılmış, muhkem için ”kitabın anası” denilmiştir (Âl-i İmrân 3/7). Muhkem ve müteşâbih terimleri başka âyetlerde de geçmektedir. Mânası kolaylıkla veya bir karîne ile anlaşılan kelime ve âyetler muhkem kabul edilmişken mânası ancak Allah tarafından bilinen veya muhtemel mânalarından biri yahut birkaçının yetkin ilim adamları tarafından te’vil yoluyla belirlenebildiği ibare ve âyet-ler ise müteşâbih sayılmıştır. Müteşâbihlik ya kelimede ya da mânada söz konusu olup hurûfı mukattaa, Allah’la ilgili ”vech, yed” gibi kelimeler lafzî müteşâbih diye adlandırılırken Allah’ın gelmesi (câe rabbüke), cennet, cehennem, sırat, mîzan ve sûr gibi olgular anlam bakımından müteşâbihtir .
Kur’an’da Allah’ın yer yer kendi zâtına ve isimlerine, Kur’ân-ı Kerîm’e, kıyamet gününe, gök cisimlerine, yiyeceklere, zamana … yemin ettiği görülmekte, bu yeminlerin Kur’an’ın hangi sûrelerinde ve ne şekilde geçtiğini inceleyen ve mânaya tesirini ortaya koyan ilim dalına aksâmü’l-Kur’ân denilmektedir.
27-Kur’an’ın dil ve anlatım özellikleriyle ilgili ilimlerin başında üslûbü’l-Kur’ân gelir. Kur’an nâzil olduğu farklı dönemlerde farklı üslûplar ortaya koymuş, onun üslûbu anlatılan konu ve olaya bağlı olarak değişiklik göstermiştir. İnanç ve ahlâk konularıyla geçmiş milletlerin durumundan bahseden Mekkî sûreler şiir veya hitabet üslûbuna yakın bir tarzda gelmişken fer-dî ve içtimaî hukuk konularından bahseden Medenî sûre ve âyetlerde yalın bir anlatım tarzı öne çıkmıştır. Bu husus bir yandan Kur’an’ın ilâhî kaynaklı olduğunu ortaya koyarken öte yandan ona olan ilgiyi hep canlı tutmuştur. Kur’an’ın üslûbundaki bu özellikler onun mûcize oluşunun bir delili olarak değerlendirilmiştir .
28-İ‘câzü’l-Kur’ân, Allah’ın kelâm sıfatıyla ve mûcizelerle alâkası sebebiyle kelâm ilmi içinde incelenirken Kur’an’ın hem anlamı hem de şekliyle ilgili olduğu için Kur’an ilimleri arasında da yer almıştır. Bütün insanlığa bir benzerini getirme hususunda meydan okuyan Kur’an böylece ilâhî menşeli olduğunu ve beşer müdahalesinden uzak bulunduğunu ortaya koymuştur.
29-Kur’an ilimlerinin en önemlisi, diğerlerinin de yardımıyla Kur’an’ın doğru anlaşılmasını sağlayan tefsir ilmidir. Kur’an, ilk asırlarda ulûmü’l-Kur’ân konuları tam olarak bilinmeden veya tasnif edilmeden de tefsir edilebilmekteydi. Ancak bu ilimlerin özümsenmesi sonucunda ortaya konulan tefsirler Kur’an’ın anlaşılmasında daha büyük faydalar sağlamış, Zemahşerî, İbn Atıyye el-Endelüsî ve Fahreddin er-Râzî gibi müfessirler bunun örneklerini ortaya koymuşlardır .

30-Zerkeşî ve Süyûtî, Şeyzele’nin elli beş isimden söz ettiğini kaydederek (kitâb, kur’ân, kelâm, nûr, hüdâ, rahmet, furkan, şifâ, mev‘iza, zikir, kerîm, alî, hikmet, hakîm, müheymin, mübârek, habl, es-sırâtü’l-müstakım, kayyim, fasl, en-nebeü’l-azîm, ahsenü’l-hadîs, tenzîl, rûh, vahy, mesânî, Arabî, kavl, besâir, beyân, ilm, hak, hedy [hâdî], aceb, tezkire, el-urvetü’l-vüska, müteşâbih, sıdk, adl, îmân, emr, büşrâ, münâdî, nezîr, mecîd, zebûr, mübîn, beşîr, azîz, belâğ, kasas, suhuf, mükerreme, merfûa, mutahhera) bunların anlamlarını açıklamışlardır (el-Burhân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân, I, 370-373; el-İtkan, I, 159-164).

31-”-Mâverdî, Kur’ânı Kerîm’de Allah’ın kendi kitabını ”el-kur’ân, el-furkan, el-kitâb, ez-zikir” isimleriyle adlandırdığını söyler. Muhammed Tâhir b. Âşûr’a göre ise Kur’an’ın en meşhur isimleri şunlardır: Kur’ân, tenzîl, kitâb, furkan, zikr, vahy, kelâmullah

32-Bazı âyetler özel adlarla anılmış olup bunların en meşhuru Âyetü’l-kürsî’dir (el-Bakara 2/255). Deyn âyeti, ribâ âyeti, kumar âyeti gibi adlandırmalar ise daha çok âyetin konusuyla ilgilidir.

33-Hz. Osman’ın mushaflarına göre Kur’an’da 114 sûre bulunmaktadır. Tevbe sûresi dışındaki bütün sûrelerin başında besmele mevcuttur.Tevbe sûresinin müşrik ve kâfirlere ültimatomla başladığından eman bildiren besmelenin bu ültimatomla çelişeceği şeklindedir.

34-Kur’an’ın en kısa sûreleri üçer âyetlik Asr, Kevser ve Nasr, en uzun sûresi 286 âyetten meydana gelen Bakara’dır.

35-Âyetlerin tertibine dair en önemli delil, Kur’an’ın Cebrâil ile Resûl-i Ekrem arasında karşılıklı okunmasıdır.

36-Fâtiha sûresi Kur’an’daki itikad, ibadet ve ahlâktan oluşan ana konuları öz olarak içerdiğinden ”ümmü’l-kitâb” ve ”ümmü’l-Kur’ân” olarak adlandırılmış, İhlâs sûresi özellikle tevhid konusunu özetlediği için Kur’an’ın üçte biri sayılmıştır (Kanûnü’t-te’vîl, s. 230-232, 237, 330).

37- ”Dinin ana gayeleri” (makasıdü’ş-şerîa) denilen ve bütün dinlerin ortak amaçları olarak görülen din, can, akıl, mal ve nesebin korunması hususundaki temel hükümlerle fazilet ve ahlâk prensipleri de Mekkî sûrelerin ağırlıklı konularındandır. Şâtıbî, Mekkî sûrelerde bu konularda ana hususların bildirildiğini, Medenî sûrelerde ise bunların ayrıntısının veya tamamlayıcı unsurlarının ortaya konduğunu belirtir (el-Muvâfakat, III, 46-50).

38-MEKKİ VE MEDENİ SURELERİN KONUSU:Farzlara ve ahkâma dair olan âyetlerin ekserisi Medenîdir.

“Ya eyyühen-nâs” (ey insanlar) diye başlayan âyetler Mekkîdir. Bunun aksine “Ya eyyühel-lezine âmenu” (ey inananlar) diye hitap edenler Medenîdir. Yâni Medine’de kendilerine hitap edilecek büyük bir İslâm kitlesi olmuştur.

Mekkî sûreler kısadır. Çetin bir üslûpla mücadele ruhu taşır. “Kellâ” (Hayır!) gibi zorba harflerle başlar. Azılı düşmanlara dehşetle hitap eder. Kureyş cebabiresine tesir yapacak gibi hitaplar vardır.

Medenî âyetler uzundur. Üslûp sâkindir. Meselâ, “Amme” cüz’ü Mekkîdir: Ayetler 570′dir. “Kadsemia” Medenîdir, âyetleri 137′dir. Yarım cüz olan Mekkî Şuara sûresi 227 âyettir. Yine yarım cüz olan Medenî Enfal sûresi 75 âyet tutar.
Mekkî sûreler ruhanî cezbeler, tatlı musikî âhenklerle doludur. Medenî sûreler derin derin düşüncelere sevkeder.
Mekkî sûrelerdeki elfazda azamet ve ihtişam vardır. Kelimeler dolu ve ağırdır. Medenî sûrelerde daha ziyade dinî elfaz ve ahkâm ıstılahları bulunur. 6- Mekkî sûrelerde geçen ümmetlerin kıssalarından bahis vardır. “Onların ahvalinden ibret alın” der. Nasihatla ve vaazlarla doludur. Medenî sûrelerde ise feraiz, had cezaları, cinayet, ahvali şahsiyeden bahsolunur, a’mâl ve ibadetler zikredilir.
 Mekkî sûrelerde Yahudi ve Hıristiyanlardan bahis yoktur. Oradaki mücadele müşriklerle idi. Medenî sûrelerde ise Yahudi ve Nasârâ yani Hıristiyan ile münafıklardan bahsolunur.
 Mekkî sûrelerde cihad yoktur. Dâvet ve tebliğ, inzâr ve tehdit vardır. Medenî sûrelerde cihad âyetleri ve kıtal vardır. Medenî âyetlerin sayısı 1456 dır. Kalanı Mekkîdir.

 

 

 

18

Kasım
2012

Kur’an-ı Kerim Bilgileri-10

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  212 Kez Okundu

1-Kur’an, Hz. Peygamber’e kırk yaşında iken 610 yılı Ramazan ayının 27. gecesinde inmeye başlamıştır (Hamîdullah, İslâm Peygamberi, I, 80).
2-Hadis kaynaklarında Kur’an’ın inişi hakkında farklı bilgiler verilmektedir. Süyûtî konuyla ilgili rivayetleri üç ana grupta ele almıştır. Birinci gruba göre Kur’an, Kadir gecesinde toplu olarak levhi mahfûzdan dünya semasına (veya ”beytü’l-izzet”e) inmiş, daha sonra yirmi veya yirmi üç yıl içinde parça parça Hz. Peygamber’e vahyedilmiştir.
3-Alak sûresinin ilk beş âyetinin nüzûlünden sonra vahiy bir müddet kesilmiştir (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 3). Bu dönemin süresi hakkında on beş gün ile üç yıl arasında değişen farklı müddetler nakledilmektedir. 4-Fetret döneminden sonra gelen ilk vahiy Müddessir sûresinin ilk âyetleri olmuştur (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 4, ”Bed,ü’l-palk”, 7, ”Tefsîr”, 74, 96: Müslim, ”Îmân”, 73, 161; İbn Sa‘d, I, 195). Uzun bir zamandan sonra ikinci bir kesinti Duhâ sûresinin nüzûlünden önce yaşanmıştır .
5-Alak sûresinin ilk beş âyetinin ilk inen âyetler olduğunda ittifak bulunmakla birlikte ilk inen sûrenin hangisi olduğu ihtilâflıdır. Fâtiha’nın Kur’an’ın ilk nâzil olan sûresi olma ihtimali yüksektir (Elmalılı, I, 7; VIII, 5943-5944). Müddessir, Alak, Kalem ve Müzzemmil sûrelerinin de ilk inen sûrelerden olduğu açıktır (Süyûtî, el-İtkan, I, 76-83). 6-Medine döneminde nâzil olan ilk sûre ise Bakara’dır.
6- İbn Abbas’tan gelen bir rivayete göre Nasr sûresi son inen sûredir (Müslim, ”Tefsîr”, 21). En son Tevbe sûresinin nâzil olduğu da rivayet edilmiştir .
7-Resûl-i Ekrem, Medine’de okuma yazma bilen sahâbîleri yazı öğretmeleri için görevlendirmiştir. Abdullah b. Saîd b. Âs, Ubâde b. Sâmit (Müsned, V, 215) ve Hafsa bint Ömer (Müsned, VI, 372; Ebû Dâvûd, ”Tıb”, 18)
8-Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy kâtipleri nâzil olan âyetleri mevcut malzemeler üzerine yazıyorlardı (Buhârî, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 4). Bu malzemeler çok çeşitli olup en meşhurları develerin kürek ve kaburga kemikleri (azm), tabaklanmış deri parçaları (edîm), yaprak taşlar (lihaf), hurma dallarının uygun yerleri (asib), seramik parçaları (hazef), tahta (kateb), parşömen (rakk) ve papirüslerdir (kırtâs;) vahyin yazıldığı Hamîdullah, Kur’ânı Kerîm Tarihi, s. 43).
9-Yazılan metinlerin Resûl-i Ekrem’in veya vahiy kâtiplerinin yanında muhafaza edildiği konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte Resûlullah’ın, yazıya geçirilen vahyin başka kişilerce de yazılıp öğrenilmesi için vahiy kâtiplerinin yanında kalmasına izin verdiği anlaşılmaktadır (Heysemî, I, 152).
Kur’an âyetlerinin Hz. Peygamber’in sağlığında bir araya getirilerek kitap şeklini aldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. O dönemde Kur’an’ın iki kapak arasına alınmamasının asıl sebebi Resûlullah hayatta olduğundan vahyin ne zaman kesileceğinin bilinmemesidir. Ancak ramazan aylarında Resûl-i Ekrem ile Cebrâil’in o güne kadar inen âyetleri birbirlerine karşılıklı olarak okumaları (arza) uygulamasından (Buhârî, ”Bed,ü’l-palk”, 6) Kur’an’ın bir kitap şeklini alma yolunda olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle Resûli Ekrem’in vefat ettiği yılın ramazan ayındaki son okuyuş karşılıklı olarak ikişer defa gerçekleşmiş, böylece mushaf ortaya çıkmıştır (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 5, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 7, ”İ.tikâf”, 17, ”Menâkıb”, 25; Müslim, ”Feçâ,il”, 50, ”Feçâ,ilü’s-sahâbe”, 98, 99; Nesâî, ”Sıyâm”, 2).
10-Hz. Peygamber’in sağlığında Kur’an’ın tamamını ez-berleyenlerin sayısı konusunda farklı rivayetler vardır. Enes b. Mâlik’ten gelen bir rivayette bunların dört veya beş kişi olduğu ifade edilmişse de diğer rivayetlerden bu sayının onu aştığı anlaşılmaktadır .
11-Hz. Ebû Bekir’in tâlimatıyla cemedilen Kur’an başta Hz. Ömer ve Ali olmak üzere bütün sahâbenin onayını almış (icmâ), kimseden bir itiraz gelmemiştir (Ebû Abdullah es-Sayrafî, s. 355-357).
12-Hz. Ömer ve Osman devrinde artan fetihlerle genişleyen İslâm coğrafyasında Araplar’ın dışındaki müslümanlar, kendi bölgelerinde meşhur olan sahâbînin mushaf ve kıraatiyle Kur’an’ı öğrenip okuyor, muhtemelen bu mushaflardan kendileri için özel nüshalar çıkarıyorlardı. Bu uygulama devam ederken ”yedi harf” ruhsatına ve Arap dilinin yapısına bağlı olarak ortaya çıkan bazı kıraat farklılıklarını doğru biçimde değerlendiremeyenler bunu önemli bir ihtilâf sebebi olarak gördüler ve ciddi tartışmalar başlattılar (Mekkî b. Ebû Tâlib, s. 48-49). Buhârî’nin Enes b. Mâlik’ten naklettiği rivayete göre Azerbaycan ve Ermenistan fethine katılan ordunun kumandanı Huzeyfe b. Yemân, Suriyeli ve Iraklı askerler arasındaki kıraat ihtilâfını görünce endişelendi; Halife Osman’ın yanına gelerek konuya bir çözüm bulmasını teklif etti. Muhtemelen başka şikâyet ve ihtilâfları da göz önünde bulunduran Hafsa’nın elindeki Ebû Bekir mushafını çoğaltarak belli başlı merkezlere göndermeye karar verdi. İstinsah ve çoğaltma işi için başkanlığını yine Zeyd b. Sâbit’in yaptığı Abdullah b. Zübeyr, Saîd b. Âs ve Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm’dan oluşan bir heyeti görevlendirip yazımda ihtilâfa düştüklerinde Kur’an’ın nâzil olduğu Kureyş lehçesini esas almalarını emretti.
13-Kur’an nüshası birer kari ile birlikte Mekke, Kûfe, Basra, Şam, Yemen ve Bahreyn’e gönderilmiş, bir nüsha da Medine’de bırakılmıştır (Dânî, el-Mukni’, s. 19; Zerkeşî, I, 334; Süyûtî, el-İtkan, I, 189-190).
s. 52; Dânî, el-Mukni’, s. 18; Zerkeşî, I, 329, 334). Çoğaltılarak çeşitli beldelere gönderilen Kur’an nüshaları büyük kabul görmüş, Kur’an öğretimi bu nüshalara göre yapılmış, bazı Kur’an nüshalarıyla kıraatlerde yer alan ve resmî mushaf hattına uymayan yedi harf ruhsatına bağlı okuyuşlar şâz kıraatler olarak nitelendirilip terkedilmiştir.

18

Kasım
2012

TECVİD BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  326 Kez Okundu

1-Araplar, önceleri Güney Arabistan’da geliştirilen Müsned/Himyeri denilenbir harf sistemini, sonraları  ise Ârâmî yazısından geliştirilmiş olan

Nabat harflerini kullanmaya başlamışlardır. Zamanla; yirmi iki harfi bulunan Nabat alfabesine, kendi dillerine özgü “ ث: sâ”, “ خ: ha”, “ ذ: zâl”, “ ض: dad”,

ظ“ : za” ve “ غ: ğayn” harflerini ekleyerek yirmi sekiz harften oluşan

alfabelerini meydana getirmişlerdir.6 “Buna göre Arap harfleri, Nabatî ve

Ârâmî alfabeleri yoluyla, dünya alfabelerinin çoğunun dayandığı Fenike

alfabesine, oradan da Mısır hiyerogliflerine ulaşır.”

2-Harflerin İsimleri:Kur’ân harfleri olması hasebiyle yaygınlaşan ve “elifbâ” ismi verilen

Arap alfabesi, birbirine benzeyen harflerin art arda sıralandığı bugünkü düzenine, I. yüzyılın sonlarına doğru Nasr b. Asım (ö. 89/707) ile Yahya b.Yamer (ö.129/747) tarafından getirilmiştir.Elifbâ, ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز

س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه ى şeklinde tanınan yirmi sekiz harften oluşmaktadır. Bu harflerin bir kısmı; Latin alfabesinde de olduğu gibi harfe isim olan kelimenin ilk hecesine uzatan elif ilavesiyle, diğer kısmı ise eski tarihi ve orijinal isimleriyle tanınır ve müsemmaları ile şöyle anılırlar:الِفْ بَا تا ثا جِيمْ حَا خَا دَا ْ ل َذا ْ ل رَا زَا سِينْ شِينْ صَادْ

ضَادْ طَا ظَا عَيْنْ غيْنْ فَا َقافْ َ كافْ لامْ مِيمْ نُو ْ ن وَاوْ هَا يَا

3-Önceleri noktasız ve harekesiz olan Arap harfleri, Ebû’l-Esved ed-Düelî (ö. 69/688) tarafından Kur’ân metninin farklı mürekkep ve nokta şeklindeki harekelerle harekelenmesinden  ve Halil b. Ahmed (ö. 175/791) tarafından bugün

bilinen üstün, esre, ötre, vb. işaretlerin konulmasından sonra çok daha kolay ve hatasız okunabilen bir hüviyet kazanmıştır.

4-Aslî Harfler:Arap diline ait harfler, Halil b. Ahmed (ö. 175/791) ve Sibeveyh (180/796) tarafından  olarak benimsenmiştir. Her ikisi de bu harfleri sırasıyla boğaz, dil ve dudak şeklindeki mahreclerini dikkate alarak tanzim etmişlerdir. Halil b. Ahmed ve Sibeveyh med harfi olan elifi, asli harflere ilave etmek suretiyle harflerin sayısının olduğunu ileri sürmüştür.

5-Teshil, sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır. Kıraat ıstılahında ise,“birbirini takip eden iki hemzeden ikincisini, hemze ile elif, hemze ile vâv veya hemze ile yâ arası bir sesle okumak” demektir.“Hemze” ile “elif” arası bir sesle okunan “hemze” için “ ” ءَ َأعْجَمِيٌّ(Fussilet, 41/44) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu,

6-İmâle ile Okunan Elif :İmâle, sözlükte “bir şeyi bir şeye meylettirmek” demektir.lahında ise, “med harfi olan elifi, elif ile yâ arası bir sesle”, bir başka deyişle“üstün harekeyi esreye doğru meyilli okumaya” denir.İmâle ile okuyuşun

Asım kıraatindeki tek örneği “ مَجْرَيهَا ” (Hûd, 11/41) ayetidir. Bu ayette “ra”harfinin harekesi olan üstün, esreye meylettirilerek okunacağından “ra” harfi de ince okunur.

7-İşmam:Asım kıraatinde “ َ لا تَاْمَنَّا ” (Yusuf, 12/11) âyetinde bir başka işmam çeşidi yapılmaktadır ki bu da âyetteki idğâmlı nun harfinin okunması esnasında,

dudakların ötreyi gösterecek şekilde, sessizce ileri uzatılıp geri çekilmesi şeklinde uygulanır.

8-Mahrecin Tanımı:Mahreç, Arapçada “mef’al” vezninde mekân ismi olarak ve “çıkış yeri”anlamında kullanılan bir kelimedir. Bu kelimenin çoğul kipi “mehâric”dir.

Mahrec, tecvid kavramı olarak “harfin çıkış yeri” anlamında kullanılmaktadır.

Dolayısıyla “mehâricü’l-hurûf” tabiri de “harflerin çıkış yerleri” demektir.

Mahrec sayısı ile ilgili olarak üç farklı görüş ileri sürülmüştür. Halil b.Ahmed gibi ilk nahivcilere ve İbn Cezerî başta olmak üzere kıraat imamlarının çoğuna göre harflerin çıkış yeri 17’dir. Sibeveyh, Ebû Amr ed-Dânî ve Şâtıbi’ye göre ise bu sayı 16’dır.  Ferra, İbn Keysan ve Kutrub ise bu sayıyı 14’e kadar indirmektedir.

Şu tespit mahrec sayılarına dair görüşleri netleştirecektir; Kur’ân alfabesinde yer alan yirmi sekiz harfin her biri kendine ait özel bir mahrecden çıkmaktadır. Bu harflerden hiçbiri diğer harfin çıktığı yerden çıkmamaktadır.

Ancak bir genellemeye gidilerek mahrecleri birbirine çok yakın olan harfler arasında bir gruplandırma yapılmıştır. Bu yaklaşımla mahrec sayısı 17 olarak kabul görmüştür.

9-Sıfatın Tanımı:Sıfat sözlükte “niteleme”, “belirtme” gibi anlamlar taşır.Bu kelime,“sıfât” şeklinde çoğul olarak kullanılır.  Tecvid kavramı olarak sıfat “harfin,mahrecinden telaffuzu esnasında aldığı keyfiyete” denir.

 

 

 

 

 

 

18

Kasım
2012

DİYANET MBST SINAVLARINA HAZIRLIK İSLAM TARİHİ –T.MEDENİYET TARİHİ -5

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  307 Kez Okundu

BİRİNCİ BÖLÜM
1. Hz. Peygamber S.A.V.) e inan İLK Müslüman Hz. HATİCE dir.
2. Hz. MUHAMMED’ (S.A.V.) İLK diplomatik başarısını HUDEYBİYE barışı ile kazanmıştır.
3. Tarihte İLK İslam Site Devleti MEDİNE de kurulmuştur.
4. Müslümanların İLK yenilgi aldığı savaş UHUD SAVAŞI dır.(625)
5. İslam tarihinde İLK HİCRET Habeşistan’a yapılmıştır.(615)
6. Şam ticaret yollarının Müslümanlarca İLK kez güvence altına alınması HAYBER fethiyle gerçekleşmiştir.(629)
7. Müslümanların Arap olmayanlarla yaptığı İLK savaş MUTE savaşı dır.(Arap-Bizans-629)
8. Yalancı peygamberler İLK feda Hz. EBUBEKİR döneminde ortya çıkmıştır.
9. İLK defa Devlet hazinesini Hz. ÖMER kurdu.(Beytül Mal)
10. Hicret (622)İLK defa Hz. ÖMER zamanında TAKVİM başlangıcı olarak kabul edildi.
11. İLK DONANMA Hz. OSMAN zamanında oluşturuldu.
12. Müslümanlar Kıbrıs Adasının fethini İLK Kez Hz. OSMAN zamanında gerçekleştirdiler.
13. CEMEL VAKASI(Deve Olayı656) Müslümanlar arsındaki İLK çatışmadır.
14. İLK EMEVİ HALİFESİ Hz. Muaviye dir.(661-680)
15. İLK İslam parası EMEVİ halifesi ABDÜLMELİK zamanında basılmıştır.(694)
16. Müslümanların Avrupa da ki ilerleyişi İLK defa PUVATYA SAVAŞI ile (732)durdurulmuştur.
17. İslam Mimarisi Avrupa Mimarisi ile yarışabilecek seviyeye İLK defa EMEVİLER zamında gelmiştir.
18. İslam Tarihinde yabancı eserler İLK defa ABBASİLER zamanında Arapça’ya çevrilmiştir.
19. İslam Tarihinde RASATHANELER İLK defa ABBASİLER zamanında kuruldu.
7. İLK Müslüman Türk Devleti KARAHANLILAR dır.
8. Türkçe’yi resmi DİL olarak kabul eden İLK Devlet KARAHANLILAR dır.
9. Türk-İslam eserlerini İLK defa KARAHANLILAR yapmışlardır.
11. SULTAN ünvanını İLK kullanan hükümdar GAZNELİ MAHMUT tur.
12. Anadolu da İLK MEDRSE DANİŞMENTLİLER tarafından kuruldu.
12. Büyük Selçukluların İLK başkenti NİŞABUR dur.
13. İLK defa İKTA SİSTEMİNİ Büyük Selçuklu veziri NİZAMÜLMÜLK kurdu.
14. Büyük Selçuklularda İLK MEDRESE Tuğrul Bey tarafından NİŞABUR da kuruldu.
15. Anadolu Selçuklu devletinin İLK başkenti İZNİK şehridir.
16. İstanbul’u İLK defa Kuşatan TÜRK DEVLETİ AVARLAR dır.
İKİNCİ BÖLÜM
-Allah’ın bu ümmete ilk farz kıldığı ibadet namazdır, Allah’a arz olunan amellerin ilki de namazdır.
-Rasûlullah’ın ilk kıldığı namaz öğle namazıdır.”
-Semada ilk ezan okuyan Cibril aleyhisselam’dır.”
-İslam’da ilk ezan okuyan Bilal’dir.”
-Hesaplayarak on iki saatlik zaman ölçüsünü ilk koyan Nuh aleyhisselamdır. Gemide iken namaz vakitlerini bilmek için bunu yapmıştır.”
-Rasûlullah’ın cemaatle ilk kıldığı namaz öğle namazıdır.”
-Mescidde ilk kandil yakan Temim-i Dari’dir. Hazret-i Ömer’in hilafeti zamanında mescidi aydınlatmıştır.
-Rasûlullah ilk cuma namazını Benî Salim mescidinde kıldı. (Bugünkü Mescid-i Cum’a'da) Bu, Medine’ye geldikten sonra ilk kıldığı Cumadır.
-Minberde ilk hutbe okuyan İbrahim aleyhisselamdır.
-Rasûlullah’a ilk minber yapan Temîm-i Dari’dir.”
-Ölümü ilk temenni eden Yusuf aleyhisselamdır.
-İlk oruç tutan Adem aleyhisselamdır
-İlk telbiye getirenler meleklerdir. Beytullah’ı ilk tavaf edenler de meleklerdir.
-Safa ve Merve arasında ilk sa’yeden Hazret-i Hacer’dir.
-Kabe’ye ilk örtü yaptıran Hımyer kıralı Es’ad’dır. (Kur’an’da Tübba’ diye zikrolunan).
-Kendisine Zemzem ilk çıkarılan İsmail aleyhisselamdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Birinci Halifesi:Hazreti Ebû Bekir
Peygamberimiz Aleyhisselâmdan sonra Müslümanların din ve dünya işlerini idare edenlere “Halîfe” ve “Emîr” denilir. İslâmın ilk halifesi, Hazreti Ebû Bekir olup soyu yedinci göbekte Peygamberimiz Aleyhisselâm ile birleşir.
Hazreti Ebû Bekir, erkeklerden ilk iman eden, malının tamamına yakın kısmını Allah yolunda harcayan, Hazreti Bilâl gibi işkence gören Müslümanları kâfirlerin elinden satın alarak kurtaran, Peygamberimiz Aleyhisselâmın hicret arkadaşı ve kızı Hazreti Âişe ile evlenmesinden dolayı da kayınpederi olan en büyük dostudur.
Hazreti Ebû Bekir, iki sene üç ay süren halifeliği sırasında: Yemen, Necid ve Yemâme gibi yerlerde çıkan yalancı peygamberleri ortadan kaldırmış, dinden dönenleri, İslâmın emirlerinde gevşeklik gösterenleri yola getirmiş, Kur’an-ı Kerîm’in âyet ve sûrelerini bir araya toplatmıştır.
O’nun zamanında Hazreti Halid b. Velid’in emrindeki İslâm Orduları, Bizans ve İran Devletleri ile bir çok savaşlar yapmış ve her defasında yenerek geniş toprakları fethetmiş, Müslümanlığı yaymıştır.
Hazreti Ebû Bekir hicretin 13′üncü senesinde 63 yaşında irtihal etmiş, yerine Hazreti Ömer’i seçmiştir.
İkinci Halifesi:Hazreti Ömer
Hazreti Ebû Bekir’den sonra İslâmın ikinci halifesi olan Hazreti Ömer’in soyu, sekizinci göbekte Peygamberimiz Aleyhisselâm ile birleşir. Kızı Hazreti Hafsa ile evlenmesi sebebiyle Peygamberimiz Aleyhisselâmın kayınpederi olmuştur.
O’nun imana gelmesiyle, Müslümanlar ve kâfirlerin tarafı açıkça ayrılıp belli olduğu için Peygamberimiz Aleyhisselâm kendisine bu mânâyı dile getiren “Faruk” lâkabını vermiştir.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın ikinci, Hazreti Ebû Bekir’in de birinci veziri makamında, İslâm Dinine büyük hizmetlerde bulunan Hazreti Ömer’in adaleti bütün dünyaca meşhurdur. Adaleti sevdiği için, hatır ve gönüle bakmamış, dünya malına aldırış etmemiş, kanaat içerisinde çok sâde bir mümin olarak yaşamıştır.
Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında Bizans ve İran Devletleri ile yapılan bir çok savaşlar kazanılmıştır. Bunun sonucu olarak da İran Devleti tamamen ortadan silinmiş, Bizanslılar ise Mısır ve Kudüs’den Erzurum’a kadar topraklarının çoğunu Müslümanlara bırakıp kendi kabuğuna çekilmiştir. Böylece islâm Orduları Afrika’da Tunus’dan, Asya’da Kafkas Dağları ve Çin’e kadar olan yerleri fethetmişler, hazine paralarla dolup taşmıştır.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın hicreti, 17′nci yılında, Hazreti Ömer zamanında tarih başı olarak kabul edilmiştir. Müminlerin emiri, 10 yıl altı ay idareden sonra hicretin 23′üncü senesinde, 63 yaşında olduğu halde, Ebû Lü’lü adında bir Hıristiyan köle tarafından şehid edilmiştir.
Üçüncü Halifesi:Hazreti Osman
Hazreti Ömer’den sonra üçüncü halife seçilen Hazreti Osman, ilk Müslümanlardan olup Peygamberimiz Aleyhisselâmın soyu ile beşinci göbekte birleşir. Çok edeb ve hayâ sahibi, yumuşak huylu bir zât idi. Zengin olduğu için malının tamamına yakın kısmını Allah yolunda harcamış, büyük yardımlarda bulunmuştur. Peygamberimiz Aleyhisselâmın iki kızı ile evlenerek damadı olmak şerefini elde etmiştir.
Hazreti Osman’ın halifeliği 12 seneden 12 gün noksandır. Kur’an-ı Kerîm’in sûrelerini sırasına göre düzenlettirmiş, bugünkü haline getirterek nüshalarını çoğalttırmış ve her tarafa dağıttırmıştır.
Hazreti Osman devrinde Afrika’nın kuzey kısımları, Kıbrıs adası, Anadolu’nun içleri, Türkistan ve daha nice yerler, İslâm Ordularının eline geçti. İslâmın sınırları çok genişledi.
Hazreti Osman’ın son zamanlarında bazı iç karışıklıklar çıktı. Bunun sonucu olarak da hicretin 35′inci yılında, 80 yaşını geçtiği halde şehîd edildi.
-Dördüncü Halifesi:Hazreti Ali
Hazreti Osman’dan sonra İslâmın dördüncü halifesi seçilen Hazreti Ali, amcası Ebû Talib’in oğludur. 10 yaşında iken İslâmı kabul etmiş, kızı Hazreti Fâtıma ile evlendirmekle damadı olmuştur. Hazreti Ali’nin yiğitliği çok meşhurdur.
Hazreti Ali halife seçildikten sonra, bazı Müslümanlar Hazreti Osman’ın kanını dâvâ etmişler ve bu sebeplerle Cemel ile Sıffîn savaşları çıkmış, İslâm arasına ayrılık girmiştir.
Nihayet hicretin kırkıncı yılında, beş senelik halifelikten sonra Hazreti Ali şehîd edilmiştir. Hazreti Ali’nin yerine büyük oğlu Hazreti Hasan geçmiştir. Ancak yerini, altı ay sonra babası zamanında Şam’da halifeliğini ilân eden Hazreti Muaviye’ye bırakarak çekilmiştir. Böylece İslâm’da “Hulefâyı Râşidîn” denilen büyük halifeler devri sona ermiştir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
1-Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabını bağrına basan Medineli müslümanlara ne ad verilir? Ensar.
2-Ashaptan Medine’ye ilk hicret eden sahabe kimdir? Ebu Seleme (Abdullah)
3-Uhut savaşında diğer şehitlerden ayrı bir özelliğe sahip olan, evlendiği gece cihada katılıp
cünüp olarak şehit olan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ifadesiyle: “Gasilül melaike”
meleklerin yıkadığı şehit diye adlandırılan, şehitlerin omuzlarında olduğu anlatılan bu şehit kimdir? Hz. Hanzala (r.a.)
4-Uhut savaşında vücudu kanlar içinde kaldığı halde Peygamberimiz (s.a.v.)’i korumak için çarpışıp kahramanlık gösteren kadın sahabe kimdir? Hz. Nesibe, lakabı; Ümmü Ümera (r.anha).
5-Medine’de münafıkların başı olarak bildirilen şahıs kimdir? Abdullah Bin Ubey Bin Selul
6-Ashabın en güzel simalarından biri idi. Bazı zaman Cebrail (a.s.) Resulü Ekrem (s.a.v.)’in
huzuruna onun suretinde gelirdi. Bu güzel simalı sahabe kimdir? Dıhyetül Kelbi (r.a.) (Dıhye İbni Halife)
7-Hz. Osman (r.a.)’ın halife seçilmesinde Hz. Ömer (r.a.) işaretiyle oluşan “Şura Heyeti”
kimlerden ibaretti?
a- Abdurrahman Bin Avf (r.a.)
b- Zübeyr Bin Avvam (r.a.)
c- Hz. Ali (r.a.)
d- Hz. Osman (r.a.)
e- Talha Bin Ubeydullah (r.a.)
f- Sad Bin Ebi Vakkas (r.a.)
g- İhtilaf olması halinde ise Abdullah Bin Ömer (r.a.)
8-Medine’ye ilk hicret eden sahabe kimdir? Ebu Seleme Bin Abdul Esad (r.a.)
9- Medine’de müslümanlara cemaatla ilk defa namazı kim kıldırdı? Musab Bin Umeyr (r.a.)
10-Allah Resulü (s.a.v.)’in hendek savaşında düşmanı gözetlemek için
görevlendirdiği sahabe kimdir? Huzeyfe (r.a.)
11- Hz. Osman (r.a.)’ı halife ilan eden sahabe kimdir? Abdurrahman Bin Avf (r.a.)
12-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sır katibinin ismi nedir? Hz. Huzeyfe (r.a.
13- Ezanı Muhammedi’yi rüyasında gören sahabe kimdir? Abdullah Bin Zeyd
14-Rasulüllah (s.a.v.)’in şairinin ismi nedir? Hassan Bin Sabit.
15- Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in son katıldığı savaş hangisidir? Tebuk savaşı.
16-Uhut savaşında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in kılıcıyla savaşan sahabe kimdir? Ebu Dücane
17-İlk Cuma namazı nerede kılınmıştır? Ranuna vadisinde.
18- Hz. Muhammed Medine’ye hangi tarihte ulaşmıştır?12 Rebiülevvel ( 24 Eylül 622)
19-Hz. Muhammed’in hicretinden evvel Medine-i Münevvere’nin adı nedir?Yesrib
20-Hendek Savaşında sadece Mekkeliler değil bir çok Arap kabilesi müslümanları yok etmek amacıyla Medine’ye saldırmıştır. Bu sebeple bu savaşa verilen diğer isim hangisidir?Ahzab Savaşı
21-Mute Savaşında Abdullah bin Revaha’nın şehit edilmesinden sonra ordunun başına geçen ve Peygamberimiz tarafından “Seyfullah-Allah’ın Kılıcı” olarak tavsif edilen sahabinin adı nedir? Hz.Halid bin Velid
22-Hicretin dokuzuncu yılında Arap yarımadasının dört bir tarafından kabileler Medine’ye gelerek Hz. Peygambere bağlılıklarını bildirdiler. Medine’ye gelen kabile sayısının yetmişi aştığı bu yıla ne ad verilir? Senetü’l Vüfud ( Heyetler Yılı )
23-Hz. Peygamber kaç yaşında ve nerede vefat etmiştir?63 yaşında Medine-i Münevvere’de
24-Hz. Peygamberin hayatını inceleyen ilim dalına ne ad verilir? Siyer-i Nebi
25-Peygamberimiz kimle beraber hicret etmiştir? Hz.Ebubekir
26- Hicret;Peygamberimizin Mekke’den Medineye göç etmesidir. (622)
27- Peygamberimiz Medine’de kimde misafir oldu? Ebu Eyyüb el-Ensarî’nin evinde misafir oldu.
28- Ashab-ı Suffa kimdir? – Mescid-i Nebevî’nin bir tarafında üstü kapalı olarak yapılan yere “Suffa”, burada barınanlara da “Ashab-ı Suffa” denir.
29- Uhud savaşının sebebi nedir? Müşrikler Bedir’de aldıkları ağır yenilginin intikamını almak istemeleri.
30- Müslümanların ve müşriklerin sayısı kaçtı? Müslümanlar 700, Müşrikler 3000
31 – Uhud savaşı kaç yılında oldu?-625 yılında oldu.
32- Uhud’da şehid edilen peygamberimizin hangi amcasıdır? 2- Hz. Hamza
33- Hendek kazılma fikrini kim ortaya attı? Selman-i Farisi (r.a.)
34- Hayberin fethi ne zaman olmuştur? Hicri 6; Miladi 628 yılında.
35- Hayber fethinin sebebi nedir? Medine’den sürülen yahudilerin bir kısmı Hayber’e yerleşerek, burada İslâm’ın ve müslümanların aleyhine çalışmaya başladılar. Bunu haber alan peygamberimiz derhal harekete geçti ve Hayber’i fethetti.
36-Peygamberimiz, ahiret yolculuğunun yaklaştığını ve bundan sonra hac yapamayacağını anladığı için burada müslümanlara veda etti. Dolayısıyla bu hacca “Veda Haccı” denilmiştir.
37-Veda Hutbesinin ana konuları nelerdir?
a. Cahiliye adetleri kaldırıldı.
b. İnsanlar eşittir, renk ve ırk ayrımı yasaklanmıştır.
c. Can, namus, mal kutsaldır, her türlü saldırıdan korunmuştur.
d. Faizin her türlüsü yasaklanmlıştır.
e. Kan davaları kaldırılmıştır.
f. Müslümanlar kardeştir.
g. Erkekler kadınların hakkına, kadınlarda erkeklerin hakkına saygı duyacaktır.
h. Müslümanlar hayat ölçüsü olarak
38- Peygamberimiz kaç yaşında ve yılında vefat etti? 63 yaşında H. 10 (8 Haziran 632) yılında
39- Peygamberimiz vefat ettiği yere defnedildi. Bugün peygamberimizin kabri Medine’de Mescid-i Nebevi’nin içindedir. Buraya “Ravza-i Mutaharra” denilmektedir.
40- Dünyada iken cennette müjdelenen on kişidir.
Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Abdurrahman b. Avf. Hz. Sa’d b.Ebi Vakkas, Hz. Said B. zeyd, Hz.Ebu Ubeyde bin. Cerrah.
41- Peygamberimizden sonra kim halife seçildi? Hz. Ebubekir.
42-Hz. Peygamber mal olarak hiç bir miras bırakmadı. Onun mirası İslam dini, Rasulullah’ın ahlak ve fazilet ilkeleri idi.
43-Mekke’den Medine’ye hicret edenlere Muhacir (veya Muhacirun) denir.
44- Medine’ye hicret edenlere yardım edenlere “Ensar” denir.
45-Peygamberimizin bizzat katılıp yönettiği savaşlara “Gazve” denir.
46- Peygamberimizin arkadaşlarına “Sahabi” denir.
47- Peygamberimizin sütannesi Halime’dir.
48- Peygamberimizin ilk hanımı Hz. Hatice’dir.
49- Peygamberimizin dedesi Abdulmuttalib’tir.
50- Peygamberimizin amcası Hz. Ebu Talib’tir.
51-Peygamberimizin damatları Hz. Osman ve Hz. Ali’dir.
Peygamberimiz Medine’ye hicret edince Hz.Eyyübe’l- Ensâri’nin evinde misafir kaldı.
Peygamberimizin katıldığı savaşlara Gazve, katılmadıklarına Seriyye denir.
52-Peygamberimize ilk olarak Hz. Hatice, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ali ve Hz. Zeyd iman etmiştir.
53-Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret edenken evinde yatağında Hz. Ali ‘yi bırakmıştır.
54-Peygamberimizin soyu Hz. Ali ile evlenen kızı Hz. Fatıma ile devam etmiştir.
55-İbrahim, Abdullah ve Kasım Peygamberimizin oğullarıdır.
56-Ebu Cehil, Hz. Abbas ve Ebu Talip peygamberimizin amcalarıdır.
57- Rukiyye, Ümmü Gülsüm , Zeynep ve Fatıma Peygamberimizin kızlarıdır.
58-İslam tarihinde 40. olarak müslüman olan sahabe kimdir ? Hz. Ömer
59- Uhud’da Seyidü’ş-Şüheda (Şehitlerin Efendisi) unvanına mazhar olan sahabe efendimiz kimdir ?Hz. Hamza
60-Abdullah bin Amr:Uhut savasindaki ilk sehittir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
-Medeniyet: Hayat tarzidir.Türk milletinin Islam`dan önce girdigi medeniyet dairesi“Bozkir Medeniyeti“(Atli göcebe) kültürü. Dünyada 3 medeniyet zümresi vardir;Buda-Brahma, Bati ve Avrupa ve Islam medeniyeti. Islam medeniyeti; Afrika, asya ve avrupa`nin önemli bir kismini icine alir.
-Göktürkler:Tarihte ilk olarak Türk adi ile anilan Göktürler merkezi ÖTÜKEN olan bir devlet kurmuslardir.
-Ilk Müslüman Türk devletleri:Selcuklu devleti, Karahanlilar, Gazneliler, hazar denizinin kuzeyinde yerlesmis olan ITIL(volga) Bulgar Hanligi ise bunlardan önce Islamiyeti kabul eden ilk Türk devletidir.Islam tarihinde ilk Türk devleti IDIL(Volga)`dir.Orta asya`da kurulmus ilk müslüman Türk devleti Karahanlilardir(840-1212).
-Umran:Bedeviyetten dogmus olup, tarihi ve insani seviyeye ulasmaya denir.
-Kültür:Bir milletin dini, ahlaki, hukuki, muakalevi(entellektül), bedii(estetik), lisani, iktisadi, fenni(teknik) hayatlarinin ahenkli mecmuasidir.
-Dandanakan savasi.selcuklularla gazneliler arasinda 1040`da oldu.Selcuklular kazandi.Selcuklular devletlerini resmen kurup bagimsizliklarini ilan etmislerdir.
-gazneliler(963-1186):Baskentleri Gazne.Bu devletin asil kurucusu Sebuk Tekin(Sevük tekin).En önemli Sultani Sultan Mahmud.Abbasi halifesi el-Kadir Billah kendisine“Yeminu`d-Devle Eminü`l-Mille“ adiyla anilmistir.Gazneli Mahmut , Hindistan seferlerini Islamiyeti yaymak , ve bölgenin zenginliklerinden faydalanmak amaciyla yapilmistir.Devletin resmi dili farsca, arapca egitim , dili kullaniliyordu.Saray, ordu ve halk arasinda Türkce konusuluyordu.
-Selcuklular:Selcuklular , 11. asrin baslarinda tarih sahnesine cikip devletlerini kurmus.Selcuklular Türk-Islam devleti,Islam döneminde kurulmus olan Türk Imparatorluklaridir.Devletin kurucusu Selcuk bey.Türkler 20`ye yakin bagimsiz devlet kurmus, ancak bunlardan dördünün büyük imparatorluk seviyesine ulasmis oldugu Islam öncesi iki , Islam sonrasi iki.Selcuklular kuruldugu sirada Islam dünyasi dini otorite bakimindan ikiye bölünmüs vaziyetteydi.Abbasiler, Fatimiler.Fatimiler, Abbasileri yikip tüm müslümanlarin ve Islam dünyasinin dini ve siyasi lideri olmak istiyorlardi.Srlcuklular, Nizamiye medresesini kurdular.Selcukli sultani Alp arslan ve selcuklu ordusu 1071 yilinda Malazgirt`te Bizansi maglup ederek Anadolu`nun kapisini Türklere acti.Selcuk beyin ogullari; Mikail, Arslan, Yusuf,ve Musa.Mikail`in ogullari ise Tugrul ve cagri`dir.
-Atabey:Sultan ve hükümdarlari yetistiren, Osmanlilarda bu kurum Lala ismiyle devam etmistir.
-Malazgirt Zaferi:malazgirt savasi 1071 de kazanildi.Selcuklularla Bizanslilar arasinda oldu.Zaferi kazanan Selcuklu Sultani Alparslan .Islam tarihinde bir bizans imparatorlugunun esir alinmasi ile sonuclanan bu muhtesem zafer, önemine uygun olarak kutlanmistir.Malazgirt, Hz.Ömer zamaninda Bizanslilara ve Sasanilere karsi kazanilan Yermük ve kasidiye gibi büyük zaferle kiyaslanmistir.Bu sebeple; devrin sairleri Alp Arslan`i tebrik ederek, onu öven kasideler yazmislardir.
-Ev-Bark-Ocak:Evlenmek ev –bark sahibi olamaktir.Bark, Orhun kitabelerinde mabet anlaminda kullanilmistir.Ev kutsal bir mabed sayildigindan“ Bark“ adini alirdi.Bu yüzden ev-bark sahibi olanlar kutsal bir cati altinda, hayatlarini birlestirmis sayilirdi.Ocak, Türklerde ev ve yuvanin tek sembolüdür.Evlilik, sönmez bir ates yakmaktir.Gelin ise evi aydinlatan bir atestir.Evde pisen yemegi komsularla paylasma gelenegine ÜLÜS, misafir olanin akrabalarina hediye getirmesine Belek,Ana-babaya Aluca, eski Türklerde anneye ÖG, soylu iyi oglana ATAC, iyi kiza ANAC, Kaskarli Mahmut divaninda kadin er sahibi oldu veya bey sahibi oldu, denirdi.Eski türkcesi avratin(kadinin) URAGUT, dügünde oglan tarafindan dagitilan paraya SACi, dügün yemegine KÜDEN veya KENCLIYÜ denir, evlenecek kizin cehizine Sep, oglan tarafindan verilecegi cehize Kasgarli Mahmud eserinde“Kalin“ denildigi, güveyin yardimcisina Sagdic, kocaya karisi beg(bey) diye hitap ederdi.
-Beytü`l-Hikme:Bagdat`ta Abbasiler tarafindan kurulan ve tercüme faaliyetleri yürütülen ilim müessessesi.
-Es-Sakaiku`n-Numaniye:Osmanli müelliflerini tanitan biyografi eseridir.
-Hadislerin Tedvini:Hadislerin ilk tedvin eden sahis Sihabu`z-Zühri(701-702).Emeviler devri Ömer b. Abdulaziz zamaninda hadislerden ser`i hükümlere dair olanlari fikih bablariona göre ilk olarak tertip eden Medineli Imam Malik(765).
-Nizamiye Medreseleri:Mizamiye medreselerinin kurulmasi ve yayginlasmasi Selcuklu Sultani Alp Arslan zamanida olmustur.
-Enderun-i Hümayin:Saray icinde Sehzadelerin yetistirilmelerine gösterilen itina ile birlikte; mülki, idari ve diger bazi elemanlarin yetistirildigi yer.
-Danismend-Softa:Sahn medreselerinin talebelerine danismend, Tetimme medreselerinin talebelerine Sohta(Softa) deniyordu.
-Bed-i Besmele cemiyeti(Amin alayi):Osmanli toplumunda egitim- ögretimin ilk kademesini olusturan (sibyan) bu kurumlarin cok önemli yerleri vardi.Bu okullara Yüksek tabaka“Bed-i Besmele cemiyeti“ halk arasinda amin denilen, dikkat cekici bir törenle baslanirdi.Amin alayinda, ilahiye baslayana Amincibasi, bu merasimlerde Yunus Emre , Niyazi Misri´nin ilahileri okunurdu. Amin alayinda en son okunan „Mektepliler“ Gülbank`i“ söylenirdi.
-Vakif: Bir mali veya mülkü satilmamak kaydiyla, Allah rizasi icin bir hayir isine bagislamaya vakif denir.Vakif yapan , vakif kuran kisiye Vakif denir. Vakif tabirinin cogulu evkaf, ve vukuf olarak gelir.
-Sebil:Sehir ve kasabalarda, bilhassa sicak mevsimlerde, insanlarin su ihtiyacini karsilamak icin kurulmus olan tesislere Sebil denir.
-Mescid:Anadolu`da mescid kelimesi minberi olmayan icinde Cuma ve bayram namazlari kilinmayan mahalle camileri icin kullanilmistir.
-Kervansaray:Sehirler arasindaki mesafeler ve issiz yerlerde bulunan konaklama yerlerine Kervansaray ayni görevi yerine getiren ama meskun yerlere veya sehirlere yapilan binalara da han denilmektedir.
-Mimar Sinan:Mimar Sinan`in ilk ve önemli eseri 1548`de tamamladigi Sehzade camii, 1557 de Süleymaniye, 1575 `de Selimiye camileri yapildi.
ALTINCI BÖLÜM
-Kuzey arabistanda kurulan devletler ; nebatiler, tedürler, hireliiler
-güney arabistanda kurulan devletler; sebatiler, ainler, himyeriler
-araplarin kullandiği müsned adi verilen yazinin arap yarimadasinda ilk defa gelişip yayildiği bölge hire’ dir.
-mekkeye ilk yerleşen kavim amelika kavmidir.
-hz. Ibrahim cümhürlüler döneminde kabe’yi inşa etmiştir.
-kabeyi putalari diktiren ve puta tapiciliği başlatan huzaa kabilesidir.
-kabenin yanibaşina kueryş’in önemli meselelerinin görüşüldüğü darun_nedve’ yi kusayb. Kittab inşa etmiştir.
-kusayb. Kittab riva denilen kureyş’ in bayrağini taşima görevinide üstlendi.
-islamiyetin kabulunden sonra evs ve hazrec kabileleri ensar adini aldilar ve aralarindaki muhalefette sona erdi.
-kureyş kervanlarinin düzenini sağlayan hz. Muhammed(s.a.v)’ in dedesi haşim b. Abdülmenaf idi.
-araplarda bedeviler hayvancilikla, hadariler ise tarim ve ticaretle uğraşirlardi.
-para birimi olarak bizans’a ait olan dinar ve iran’ a ait olan dirhem kullaniliyordu.
-araplarda panayir geleneği mevcuttu. Bu sayede araplar kabilelerin örf ve adetleri hakkinda bu sayede bilgi edinilirdi.
-tarihi açidan üslüma iki gruba ayrilirlar. Bunlar, arab_i baide ve arab-i bakiye ‘ dir.
-konar göçer hayat süren üslüman bedevi , yerleşik hayat süren üslüman ise hadari denilir.
-islam öncesi arap toplumunda kabilekler ,hürler, mevlalar, ve kölelerden oluşuyordu.
-azad edilen kölelerin oluşturduğu gruba mevlalar denir.
-araplarda kabiledeki dayanişma ruhuna asabiyet denilirdi.
-islam öncesi arap toplumunda ; sürekli nakah (nikah_ i mut) ‘a , bir erkekten çocuk sahibi olmak için eşini ona sunma ( nikah_i istibda) , eşleri karşilikli değiştirme (nikah_i bedel) ,büyük oğlun babasinin ölümünden sonra üvey annesini almasi (nikah_i makt) , başlik ve mehir vermemek için kizlarin değiştirilmesi (nikah_i şigar) gibi nikah çeşitleri mevcuttu.
-araplar yildizlarla yol bulurlardi.
-islam öncesi arap toplumunda zat_ü envat adi verilen bayram kutlanilirdi. Bu büyük ve yeşil bir ağaçti.
-islam öncesi arap toplumunda güneşe tapanlar vardi. Lat menat ve uzza putlari güneşi temsil eden tanrilar kabul edilirdi.
-kabedeki en önemli put hubel dir, bu put amr b.lufan tarafindan suriye’den getirilmiştir.
Hz.muhammed(s.a.v)’in annesi amine b.vhb kureyş kabilesinin üslü oğullarina mensuptur.
-hz.muhammed(s.a.v) kureyş kabelesinin haşimoğullari koluna mensuptur
-hz.hatie kureyşin esed oğullari koluna mensuptur.
-hz.muhammed(s.a.v) amcalarindan hars ve zübeyr islamdan önce vefat etmiş, ebu lehep ve ebu talip islamiyeti kabul etmeliş, üslü ve üslü ise islamiyeti kabul etmiş amca laridir.
-bahira olayi bir rahibin ebu talibin ebu talibe yeğeninin yani hz.muhammed(s.a.v)’in incilde gönderileceği vaad etilen peygamber olduğunu bildirmesi olayidir.
-kötülük yapmanin ve kan dökmenin yasak olduğu aylarda ki bunlar zilkad, zilhice, muharrem ve recep aylaridir . Bu aylarda yapilan savaşlara ficar savaşlari denir.
-hz.muhammed(s.a.v)’e emin mert güvenilir vefali ve sözünde duran anlaminda muhammed(s.a.v)’ül-emin denmiştir.
-hicaz savaşlarinda kureyş ve kinane kabilelerinin komutani harb bin ümeyye’ dir.
-hz.muhammed(s.a.v)’e ilk vahiy 610 yilinda recep ayinin 27’nci gecesi hira mağarasinda gelmiştir.
-vahiyden etkilenen hz.muhammed(s.a.v)’i hanimi hz.hatice amcasinin oğlu varaka bin nevsel e götürmüştür.
-hz.muhammed(s.a.v) ilk davetini eşi hz.haticeye daha sonra ebu talip ile azatlisi zeyt bin haris’e yapmiştir.
-hz.muhammed(s.a.v) ibadetlerini gizli davet döneminde harami şerifte yapabiyor idi.
-hz.muhammed(s.a.v) tebliğ için safa tepesinin eteğindeki ebul erkan’in evini (darul erkan)’ i seçti birçok kişi bu evde islamiyeti kabuletti. Bu evde islamiyeti kabul eden en son hz.ömerdir .
-ilk vahiyle ikinci vahiy gelene kadar geçen bekleme süresi fetret’ ül vahiy denir.
-ilk hicret nübüvetin 5.yilinda habeşistan’ a yapilmiştir. Ikinci hicret birinciden bir yil sonra cafer bin ebu talip başkanliğinda yine habeşistana yapilmiştir.
-hz.muhammed(s.a.v)in ayni yil amcasi ebu talip’i hemde eşi hz.hatice’ yi kaybetmesi üzerine bu yila ( amül_hüzn ) yani hüzün yili denmiştir.
-hz.muhammed(s.a.v)’in geceleyin mekkeden mescidi aksa’ ya götürülmesine isra ; göklere çikarilmasina miraç denmiştir.
-birinci akabe biati hz.peygamberin mübüvetinin 10ncu yilinda mekkede mina sinirlarindaki akabe vadisinde gerçekleştirilmiştir . 1nci akabe biatindan sonra hz..muhammed(s.a.v) yesrib halkinin kurani öğrenebilmeleri için kusad b. ümir’ i yesrib’ e göndermiştir.
-ikinci akabe biatindan sonra hz.muhammed(s.a.v) ashabinin medine’ ye hicretine izin vermiş ve kendiside 3 ay sonra hz ebu üslü ile birlikte medine’ ye hicret etmiştir.
-açik davet döneminde hz.muhammed(s.a.v)’i en fazla düşmanlik gösteren ebu lehep olmuştur.
-hz.muhammed(s.a.v)’i medineye hicret için harekete geçiren esas unsur islamiyetin oradaki parlak geleceğidir.
-hz.muhammed(s.a.v) medineye hicretinde abdullah bin ureykut kilavuzluk yapmiştir.
-hicret öneminden dolayi hz..ömer zamaninda hicri takvim başlangici olarak kabul edilmiştir
-mescid-i nebevi bir eğitim öğretim yeri olduğu gibi askeri işlerin görüşüldüğü bir mekan da olmuştur.
-mescid-i nebevinin bitişiğinde fakir kimsesiz ve barinacak yeri olmayan üslümanliğ için yapilmiş olan yere suffe denir. Burada kalanlari suffe ehli denir. Suffede eğitim görmüş yetişmiş kimselerede üsl adi verilir.
-hz.muhammed(s.a.v) hicretten sonra medinedeki şehir topluluklarini şehir devleti halinde teşkilatlanmaya davet etmiştir. Bu davet sonucunda medine vesikasi imzalanmiştir.ayni zamanda bu anlaşma dünyanin ilk anayasasi olarak kabul edilir.
-medine vesikasi sözleşmesi ile üslüma ve üslümanl üslümanliği dini siyasi ve sosyal açidan tanidiklarini ilan etmiş oluyorlardi.
-hicretin 1. Yilinda cuma namazi farz kilinmiş, ilk nüfus sayimi yapilmiş, ilk ezan meşru kilinmiştir.
-hicretten bir ay sonra ikişer rekat olarak kilinan öğle, ikindi ve yatsi namazlarinin farzlari dört rekat’a çikartilmiştir.
-hicretin 2. Yili şaban ayinda ramazan orucu farz kilinmiş , ramazan ayindan sonrada zekat farz kilinmiştir.
-hz. Muhammed(s.a.v)’in bizzat kendisinin katildiği savaşlara gazve, kendisinin katilmadiği bir sahabinin komutanliği altinda gönderdiği askeri birliğe ise üslüm adi verilir.
-bedir gazvesi hz.. Peygamberin müşriklerle yaptiği ilk savaştir.bu savaş sonucunda ebu cehil başta olmak üzere 70 kadar müşrik öldürülmüştür.yine bu savaşta sağ olarak esir alinan iki müşrik ki bunlar ukbe b.ebu muayt ve nadrb. Haris müslümanlara yaptiklari zulüm ve işkencelerden dolayi idam edilmişlerdir.
-bedir gazvesi başta medine olmak üzere tüm arap yarimadasinda müslümanlarin itibarinin artmasina vesile olmuştur.
-bedir gazvesi sonucu öldürülen ebu cehil’in yerine müşrikler ebu süfyan’ i seçtiler.
-uhud savaşinda hz. Hamza’ yi şehit eden vahşib. Harb’ tir.
- hz muhammed(s.a.v) 630 yilinda hiç savaşmadan ve kan dökmeden mekkeyi fethetmiştir.bu arada ebu süfyan’ da uzun terddütler sonucunda müslüman olmuştur.
-hz. Muhammed(s.a.v) mekke’ nin fethinden sonra orada hiç asker birakmadan buranin idaresini yeni üslüman olmuş olan attab b. Esid’ e birakti ve huneyn’ e gitti.
-tebük seferinden sonra 631 yilinda hz muhammed(s.a.v) hz.ebu bekir’ i hac emiri tayin etti.hac da bu yil farz kilindi.
-hz. Ayşe’ nin ifk olayi beni müstalik gazvesi esnasinda meydana gelmiştir.
-putperestliğin kökü tevbe suresinin ilk 8 ayetinin inmesiyle tamamen kazinmiştir.
-arap adetlerine göre savaşin başinda yapilan teke tek vuruşlara mübareze adi verilir.
-hz. Muhammed(s.a.v) yahudilerle iyi geçinilmesini istemiş ve kendide başlangiçta namazlarinda yahudilerin kiblesi olan beytül_makdis’ e yönelmiştir.
-müslümanlar ile yaptiklari antlaşmayi bozan ilk üslüm kabilesi kaynuka oğullari’ dir.
-kaynukaoğullarinin hem okul hem mahkeme salonu olarak kullandiklari yer beytül_midras’ tir.
-yahudilerin arap yarimadasindaki siyasi güçleri hayber’ in fethi ile sona ermiş, ayni zamanda bu savaş sonrasinda yahudiler islam devletine vergi veren bir tebaa durumuna düşmüşlerdir.
-hz.muhammed(s.a.v) mute savaşinda halid b. Velid’ e allahin kilici seyfullah lakabini vermiştir.
-hz. Muhammed(s.a.v)’ e inandiği halde halkinin hiristiyanliği birakmayacaği için müslüman olmayan bizans imparatoru heraklius’ tur. Habeşistan krali necaşi’ nin ise üslümanliği kabul ettiği ravayet edilir.
-kureyş müşriklerini hz. Muhammed(s.a.v)’ e karşi şiirleriyle tahrik eden şair ka’b b. Eşref ‘ tir.
*peygamber efendimiz (s.a.v.)’in kendisine vahiy gelmeden önce devamli olarak şehirden uzaklaşip, putlara tapmamanin zevkini çikardiği yer ve sonunda da kendisine peygamberliğin verildiği yani ilk vahyin geldiği yer nur dağindaki hira mağarasidir.
*peygamber efendimiz (s.a.v.)’e hira mağarasinda iken gelen ilk vahyin şekli rüyayi sadika dir.(gerçek rüya şeklinde)
* ebu süfyan, ebu cehil ve el-ehnes isimli üç müşrik gizlice birbirlerinden habersiz allah resulü (s.a.v.)’in kur’an okumasini dinlemeye giderlerdi. Sabaha kadar evin yakininda kur’an okunuşunu dinlerler gün ağarmaya başlayinca da kimseler görmesin diye gizlice ayrilmak istediklerinde birbirleriyle karşilaşirlar ve birbirlerine bir daha gelmemek üzere söz verirlerdi. Ama her üçüde bir önceki gece dinledikleri şeyi özlerler, verdikleri sözleri unutur yine bir sonraki gece gizlice gelirlerdi. Bir kez daha söz verip gene gelirler kur’an’i kerim’in bu güzelliğini gördükleri halde yinede teslim olmuyorlardi. Işte bu şekilde hoşnut olup ta kabul etmeyen, teslim olmayan bu insanlar ve onlar gibi onlarin bulunduğu konuma inadi küfür denir.
* islam’i yaşamak için yerel iktidarin zulüm rejimlerinden kaçip daha müreffeh bir hayata kavuşmak müslümanca yaşamak, allah (c.c.)’in kanunlarini ikame etmek, ruhun allah (c.c.)’in kanunlariyla terbiye edilmesi için ilahi yaşam kaygisini allah (c.c.)’in arzinda değişik yerlerde vermek sebebiyle yapilan göçe hicret denir.
*suçlari yalniz allah (c.c.)’a inanmak, onun kanunlarina göre yaşamayi istemek olan insanlara mekke müşrik devleti tarafindan alinan, hiç bir şekilde müslümanlarla temas edilmeyecek, onlardan kiz alinmayacak, kiz verilmeyecek, hiç bir şey satin alinmayacak ve satilmayacak gibi kararlarin alinip halka duyurulmasi için bir afişle kabe’nin duvarina asilmasi olayina islam tarihinde verilen ismi o günkü ve bugünkü adina haber-üs sahife, ambargo denir.
*peygamber efendimiz (s.a.v.)’in medine’ye gelişinin yedinci ayinda rabbimiz savaşa izin verdi. Bu izin hac suresi 39 ve 40.ci ayetlerle oldu. Bu ayetlerden sonra allah resulü (s.a.v.)’in düşman üzerine gönderdiği ilk islam ordusu ve ayni zamanda islam’in ilk seriyyesi olan seriyyenin komutani hz. Hamza (r.a.) dir.
* peygamber efendimiz (s.a.v.)’in hicretinden hemen sonra medine’de yaptiği ilk üç iş şunlardir:
Islam devletinin merkezi olan caminin inşaati, müslümanlarin ekonomik sorunlarini gidermek, müslümanlarin can emniyetini sağlamak.
* işkence yillarinda ebu lehep ve karisi ümmü cemil müşriklerin iki azili kişileri idiler. Biri emir veriyor diğeri uyguluyordu. Ebu lehebin emriyle ümmü cemil dikenleri topluyor ve allah’in resulü (s.a.v.)’in geçeceği yollara diziyordu. Bu iki zalimin yaptiklari zulümlerden dolayi kur’an’i kerim’de adlarina sure inmiş ve bu surede kendilerine rabbimizin kelamiyla beddua edilmiştir. Peygamber efendimiz (s.a.v.)’e ve ashabina zulmeden bu iki azili müşrikin tebbet suresinde geçen ahiretteki isimleri hammaletel hatap tir.
*rasulüllah efendimiz (s.a.v.)’in bir gecede mekke’den kudüs’e oradan da allah (c.c.)’a en yakin makam olan sidret-ül müntehaya gitmesine isra ve miraç denir.
*beş vakit namaz miraçta farz kilinmiştir.
*mekke’de tebliğ imkani kalmayinca allah resulü (s.a.v.) tebliği mekke dişina taşimayi düşündü. Ilk sefer olarak taife gitmeyi planladi. çünkü orada akrabalari vardi ve bundan dolayi tebliğin rahat olacağina inaniyordu. Ama orada da ebu lehebin emriyle zulmün devam ettiğini görünce peygamber efendimiz (s.a.v.) küfür ehli hakkinda mukaddes ve tarihi bir söz söylüyordu. Bizlere tecrübe ve düstur olacak bu tarihi söz şudur: “küfrün hepsi tek millettir.”
*peygamber efendimiz (s.a.v.) hicret esnasinda medine yolunda değil mekke’nin güney kismina doğru yola çikip ve üç gün mekke yakinlarinda bir mağarada kalip sonra hicretlerine (yollarina) devam ettiler. Ebu bekir (r.a.) ile kaldiklari bu mağaranin ismi sevr mağarasidir.
*peygamber efendimiz (s.a.v.)’in emriyle savaşa gidilen ama kendisinin iştirak etmediği seferlere (savaşlara) seriye denir.
*peygamber efendimiz (s.a.v.)’in bizzat hazir bulunduğu muharebelere gaza ve gazve denir. 27 defa katilmiştir.
* mekke’de yaşanan ambargo olayindan sonra her an saldiri olur diyerek silahli olarak bekleyen müslümanlardan bir sahabe bir gün rasulüllah (s.a.v.)’e şu suali sordu: “ya rasulüllah, hayatimizdan emin olup silahlarimizi birakacağimiz gün gelmeyecek mi?” bu soruya peygamber efendimiz (s.a.v.)’in kiyamete kadar da ümmeti muhammede bir ölçü olacak şekilde verdiği cevap;
“müslümanlarin silahlarini birakip rahat edecekleri günler az olacaktir” şeklinde oldu .
* hz. ömer (r.a.)’in ifadesi ile rasulüllah (s.a.v.)’in hayat programinin özeti;iman, hicret, cihat tir.
*allah (c.c.)’in istediği gibi islam’i top yekün yaşanmasi , islam’i tebliğ uğruna verilen mücadeleye, allah (c.c.)’in hükümlerinin her tarafta uygulanmasini temin için mü’minin cani ve maliyla, mücadeleye, söz, yazi, sohbet ve savaşla olan harekete cihat denir.
* peygamber efendimiz (s.a.v.)’in bizzat orduya komutan olarak ilk katildiği
savaşin, başka bir ifade ile ilk gazvenin adi el-ebva (veddan) gazvesidir.
* peygamber efendimiz (s.a.v.)’in gönderdiği ilk savaşlardan olan seriyyenin bir kaç özelliği vardir ki bunlar: Ilk defa bir kafir öldürüldü, ilk defa esir alindi, ilk defa ganimet alindi, peygamber efendimiz (s.a.v.) bu seriyyeye gizli bir yaziyla emir vermiştir. Bu özelliklere sahip olan seriyyenin komutani abdullah bin cahştir.
*uhut harbinde peygamber efendimiz (s.a.v.)’i öldürmek kasti ile atini onun üzerine süren ama peygamber efendimiz (s.a.v.)’in bir hamle ile öldürdüğü, mekke döneminde rasulüllah (s.a.v.)’e en çok işkence yapan ve ölümü efendimizin elinden olan kafir ubey bin haleftir.
*mekke devletinin, islam devletine yenildiği savaşlarin en büyüklerindendir. Ki bu savaşta müşriklerin önde gelen isimlerinden ebu cehil, utbe bin rabia, ümeyye bin halef, nadir bin haris gibi azililarini kaybetmişlerdir. Bu savaşa bedir savaşi denir.
*bedir savaşinda esir alinmiş müşrik bir şair bir daha müslümanlar ve islam dini aleyhine şiirler yazmamak şartiyla serbest birakilmişti. Ama uhut savaşi öncesinde basinin, medyanin, şairlerin önemini bilen mekke müşrik devleti köle olan bu şairi fikren devlete bağli olduğu için dili ve kalemi satin alinarak devlet rejimini müdafaa nutuklari attirdi. Mekke müşrik devletinin zorlamasi ile yine islam’in aleyhine şiirler yazdirtilan bu şair ebu izzettir.
YEDİNCİ BÖLÜM
- İslâmda ilk bayrak, Huneyn muharebesinde kullanıldı. Bu bayrağı, Peygamber efendimiz kendisi yaptı. Rengi siyahtı.
- Resûlullah efendimizin ilk sancak verdiği zât, amcası Hazret-i Hamza’dır. Sancağın rengi beyazdı.
- Kur’ân-ı kerîme ilk defa Mushaf ismini veren Hazret-i Ebû Bekir’dir.
- Emîr-ül Müminîn diye ilk önce isimlendirilen ve ilk kadı yani hâkim, Hazret-i Ömer’dir.
- İslâmda 75 sene kadılık yapan Şüreyh bin Hâris Kindî’dir. Hazret-i Ömer onu ilk defa Kûfe’de kadı yaptı.
- İlk defa sabun yapan ve cinlere ilk hamamı yaptıran Süleyman aleyhisselâm’dır.
- İlk ata binen İsmail aleyhisselâmdır.
- İlk zırh yapıp giyen Dâvûd aleyhisselâmdır.
- Semânın ve yıldızların inceliklerinden ilk bahseden İdris aleyhisselâmdır.
- İlk nahv kitabını Hazret-i Ali’nin emriyle Hazret-i Ebül-Esved Düelî yazmıştır.
- Hadis ilmine dair ilk eser yazan Mâlik bin Enes hazretleridir. Bu eserin ismi Muvattâ’dır.
- Usûl-i fıkıha dâir ilk eseri yazan İmâm-ı Şâfiî hazretleridir. Eserin ismi Risâle’dir.
- İlk îmân eden mümin, Hazret-i Hatice’dir.
- İlk Müslüman olan çocuk, Hazret-i Ali’dir.
- İlk İslâm’a gelen köle, Zeyd bin Harise’dir.
- Müslümanların ilk karargâhı, Dâr-ül Erkâm’dır.
- İlk kılıç çeken mücahit, Zübeyr bin Avvam’dır.
- Düşmana ilk ok atan sahabî, Sa’d bin Ebî Vakkâs’dır.
- İlk hac emrini Hazret-i Ebû Bekir vermiştir.
- Harem-i şerîfte ilk açıkta namaz kılan, Hazret-i Ömer’dir.
- İdamından önce 2 rekât namaz kılan, Hubeyb bin Adiy’dir.
- Medine’de ilk vefât eden mümin, Bakî Kabristanına ilk defin olunan ve kabrinin başına ilk mezar taşı dikilen, Osman bin Maz’ûn’dur.
- İlk tabut, Zeynep bint-i Cahş için yapıldı.
- İlk Medrese, Suffe’dir. (Mescid-i Nebi’nin yanındaki sundurma)
- İslâm’da ilk selâm veren, Ebû Zer-i Gıfârî’dir.
- Medine-i Münevvere’de ilk ezânı, Bilâl-i Habeşî okudu.
- İlk düzenli orduyu kuran, ilk tâlimi, ilk askerî eğitimi yaptıran, Hazret-i Ömer’dir.
- İlk para bastıran, gümrük vergisi alan, nüfus sayımını yaptıran ve hicrî takvimi uygulayan, Hazret-i Ömer’dir.
- Vilâyetlere ilk resmî kadı yollayan ve sınır karakolu kurduran, Hazret-i Ömer’dir.
- Çocukların eğitimi için ilk defa tedrisat programı yapan Hazret-i Ömer’dir.
- Mushaf-ı şerîfi ilk çoğaltıp dağıtan Hazret-i Osman’dır.
- İlk kadın şehit, Hazret-i Sümeyye’dir.
- İlk erkek şehit, Hazret-i Yâsir’dir.
- İlk İslâm valisi, Yemen Valisi Bâzân’dır.
- İlk İslâm Kadısı, Necran bölgesine Hazret-i Ali’dir.
- Kur’ân-ı Kerîmin yanlış okunmasını engelleyen işaretleri koyan, Haccâc bin Yûsuf’tur.
- Kur’ân-ı Kerîm’e ilk noktalama işaretleri koyan, Yahya bin Ya’mer’dir.
- İlk düzenli posta teşkilatı, Hazret-i Muâviye zamanında kurulmuştur.
- İlk minare, Hazret-i Muâviye devrinde Amr bin As’ın yaptırdığı Fustat (Kahire) şehrinde’dir.
- İlk mihrap, Hazret-i Muâviye devrinde Şam Emevî Câmii’nde yapıldı.
- İlk kütüphâne, Hazret-i Muâviye devrinde yapıldı.
- İlk kütüphâne memuru, Hâlid bin Yezîd’dir.
- Filistin’e tayin edilen ilk kadı, Ubade bin Sâmid’dir.
- İlk kitap yazan Müslüman, İbni Cüreyc’dir.
- Kıraat ilmi üzerine ilk kitap yazan, Basra’da Hârun bin Mûsâ el-Âver’dir.
- İlk İslâm tarihçisi, İbni İshâk’tır.
- İlk İslâm tarihi yazan, Ebû Müsel Eş’arî’dir.
- İlk devletler hukuku kitabı, İmâm-ı Muhammed’in Siyer-i Kebîr’idir. Bunu Serahsî şerh etti. – Mekke-i Mükerreme’de ilk ezânı Habib bin Abdürrahman okudu.
- İlk Câmi, Kuba Mescidi’dir.
- İlk Cumâ namazı, Kuba Mescidi’nde kılındı.
- Müslümanların ilk başşehri, Medine-i Münevvere’dir.
- İlk seriyye emîri, ilk defa “Emîr-ül müminin” diye hitap edilen ve ilk ganimet alan kumandan, Abdullah bin Cahş’dır.
- İlk gazâ, Bedir Gazâsı’dir.
- Bedir’de ilk şehit, Mihca’dır.
- Uhud’da ilk şehit, Abdullah bin Amr’dır.
- İlk vakıf, Peygamber Efendimizin kendi mülkü olan 7 hurmalıktır.
- Habeşistan’a ve Medine’ye zevcesiyle ilk hicret eden sahâbi, Ebû Seleme’dir.
- İlk yazılı antlaşma, Hicrî 1. yılda Yahudilerle yapıldı.
- Valiler için konulan ilk ücret, Mekke valisi Attâb bin Esyed’e Resûlullah Efendimiz tarafından verildi.
- Komutanlara ilk toprak, Peygamber Efendimiz tarafından Temim-i Dârî Radıyallahü anha verildi.
- Kâbe’ye karşı ilk namaz, vahiy üzerine Mescid-i Kıbleteyn’de kılındı.
- İlk türbe, Hücre-i Saâdet, sonra Bakî kabristanında ezvâc-ı tâhirât’ın kabirleri üzerine yapıldı.
- Resûlullahın ilk halîfesi, Hazret-i Ebû Bekir’dir.
- Hazret-i Ebû Bekir’e ilk biat eden, Hazret-i Ömer’dir.
- Kur’ân-ı Kerîmi mushaf hâlinde ilk toplayan Hazret-i Ebû Bekir’dir
Yaradılış
İbadet
***Hesaplayarak on iki saatlik zaman ölçüsünü ilk koyan Nuh aleyhisselamdır. Gemide iken namaz vakitlerini bilmek için bunu yapmıştır.”
***Rasûlullah’ın cemaatle ilk kıldığı namaz öğle namazıdır.”
***Mescid-i Haram’da cemaati ilk defa daire şekline getiren Haccac’dır. Ondan önce düz saflar halinde duruyorlardı.”
***Mescidde ilk kandil yakan Temim-i Dari’dir. Hazret-i Ömer’in hilafeti zamanında mescidi aydınlatmıştır.
***Rasûlullah ilk cuma namazını Benî Salim mescidinde kıldı. (Bugünkü Mescid-i Cum’a'da) Bu, Medine’ye geldikten sonra ilk kıldığı Cumadır.
***Minberde ilk hutbe okuyan İbrahim aleyhisselamdır.
***Rasûlullah’a ilk minber yapan Temîm-i Dari’dir.”
***Ölümü ilk temenni eden Yusuf aleyhisselamdır.
***İlk oruç tutan Adem aleyhisselamdır. Her aydan üç gün oruç tutardı.
***İlk telbiye getirenler meleklerdir. Beytullah’ı ilk tavaf edenler de meleklerdir.
***Safa ve Merve arasında ilk sa’yeden Hazret-i Hacer

18

Kasım
2012

Diyanet mbst Genel Kültür Bilgileri-6

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  413 Kez Okundu

BİRİNCİ BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR-1
1-Hz. Peygamberin (sav) fizikî özelliklerini anlatan eserlere ne ad verilir?
A. Hilye
B. Meğazi
C. Mi‟raciye
D. Kaside
2- Siyer ilmiyle alakalı klasik eserlerden “el-Meğaziyü’n-Nebeviyye” aşağıdakilerden hangisine aittir?
A. ibn Hişâm
B. Vâkidî
C. Kâdî İyâz
D. Taberi
3- Ahlak ilmiyle alakalı klasik eserlerden “Tezhîbu’l-Ahlâk” aşağıdakilerden hangisine aittir?
A. Kindî
B. Ġbn Miskeveyh
C. Gazzalî
D. Farabî
4- Kelam ilminde Mütekaddimun ve müteahhirun dönemlerinin sınırları hangi şahısla belirlenmiştir?
A. Razî
B. Taftazanî
C. Nesefî
D. Gazzalî
5- İsagoci diye anılan mantık eserini Arapça olarak kaleme alan kimdir?
A. Aristo
B. Farabi
C. Ebheri
D. ibn Hazm
6-” 0- 7” yaĢ arasındaki çocuk hangi tür ehliyete sahiptir?
A. Tam vucüb ehliyeti
B. Nakıs vucüb ehliyeti
C. Nakıs eda ehliyeti
D. Tam eda ehliyeti
7-Aşağıdakilerden hangisi geçici evlilik engeli değildir?
A. Başkasının eşi olmak
B. Süt hısımlığı
C. Din farkı
D. Üç kere boşanma
8-Aşağıdakilerden hangisi yanlış tanımlanmıştır?
A. Mudârebe: Bir taraftan emek, diğer taraftan sermaye ortaklığı
B. Müzâraa: Bir taraftan arazi, diğer taraftan emek ortaklığı
C. Müsâkat: Bir taraftan bahçe, diğer taraftan emek ortaklığı
D. Mufâvada: Bir taraftan iĢyeri, diğer taraftan emek ortaklığı
9- Aşağıdaki seçeneklerden hangisi liân ile ilgili yanlış bir hükümdür?
A. Liân sonunda hâkim tarafların arasını tefrik eder.
B. Liân namuslu bir kadına zina isnadı sonucu yapılır.
C. Liân sonunda Ebû Yûsuf‟a göre beynunet-i kübra olur.
D. Liân sonunda Ebû Hanife‟ye göre bir bain talak olur.
10- Bir kimsenin, bahçesine gömdüğü ve yerini hatırlamadığı mala ne ad verilir?
A. Mal-i dımâr
B. Emvâl-i bâtine
C. Emvâl-i zâhire
D. Lukata
11- istihsân metodunu en çok hangi mezhepler kullanmıştır?
A. Hanefiler – ġafiiler
B. Hanefiler- Hanbelîler
C. Malikiler – Hanefiler
D. Malikiler – Hanbelîler
12- Lafızların manaya delaletlerinin açık olması açısından zayıftan kuvvetliye doğru sıralaması aĢağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A. Zahir-muhkem-müfesser-nass
B. Nass-zahir-müfesser-muhkem
C. Zahir-nass-müfesser-muhkem
D. Müfesser-muhkem-nass-zahir
13-”Bir şeyin aksi sabit olmadığı müddetçe olduğu hal üzere kalmasına” ne denir?
A. istihsan
B. Istıslah
C. Istıshab
D. Mesalihi mürsele
14- Aşağıdaki kitaplardan hangisi Hanefî ve Şafi mezheplerine aittir?
A. Muğnî – Muhallâ
B. Muhallâ – Hidaye
C. Beyân – Bidayetü‟l Müctehid
D. Kenz – Minhac
15-“Bir hukukî sonucun varlığı kendi varlığına bağlı olan, ancak kendisinin varlığı onun varlığını zaruri kılmayan” vasıf aşağıdakilerden hangisidir?
A. Hikmet
B. Rükün
C. Şart
D. İllet
16-“Yüce Allâh’ın, mükelleflerin hepsi için bütün durumlarda bağlayıı genel bir kanun olmak üzere ilkten koyduğu hükümlerdir.’’ cümlesinde verilen tarif aşağıdaki kavramlardan hangisine âittir?
A. İbâha
B. Azîmet
C. Makâsıdü‟Ş-Şâri‟
D. Ruhsat
17-Hz. Peygamber’in bir insan olması itibariyle yaptığı ve dini açıklama niteliği taşımayan beşeri fiillerine ne ad verilir?
A. Revâtib sünnet
B. Müekked sünnet
C. Gayr-i müekked sünnet
D. Zevâid sünnet
18- Aşağıdakilerden hangisi Burhaneddin el-Merğınanî’nin el-Hidaye adlı kitabının şerhi değildir?
A. Binaye
B. İnaye
C. Kifaye
D. Nasbur-Raye
19- Aşağıdakilerden hangisi kütüb-i sitenin şerhlerinden değildir?
A. Avnu‟l-Ma„bûd
B. Tuhfetu‟l-Ahvezî
C. el-Hallu’l-Müdelleh
D. İkmâlü’l-Mu’lim
20-Asr-ı saadette yazılan hadis sahifelerinin en meşhuru olan ve “Sahîfe-i Sâdıka” diye adlandırılan eser kime aittir?
A. Sa‟d b. Ubade
B. Hemmam b. Münebbih
C. Semure b. Cündeb
D. Abdullah b. Amr b. As
21- Zayıf ravinin sika raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadise ne ad verilir?
A. Şaz
B. Maruf
C. Münker
D. Müşkilü‟l-hadis
22- Sahabenin “bu bize emrolundu” , “bu bize yasaklandı” gibi sözleri, hadis çeşitlerinden hangisine girer?
A. Müselsel
B. Hükmen merfu
C. Mürsel
D. Maktu
23- Hadis ilminde şeyhin öğrenciye rivayet etmesi için yazıyı veya sahifeyi vermesine ne ad verilir?
A. Münavele
B. Mükatebe
C. Vicade
D. Arz
24- Hangisi Buhari’nin şerhlerinden değildir?
A. İlâmu‟s-Sünen
B. Umdetü‟l-Kari
C. Edebu‟l-Müfred
D. İrşadü‟s-Sâri
25- İbn-i Hacer’in Bülûğu’l-Meram isimli eseri başlıca hangi konuları içerir?
A. Siyer
B. Ahkâm
C. Fiten
D. Melâhım
26- Aşağıdaki sahabîlerden hangisi vahiy kâtiplerinden değildir?
A. Halid b. Velid
B. Muaviye
C. Süfyân-i Sevri
D. Sabit b. Kays
27- Aşağıdaki müfessirlerin doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?
A. ZemahĢerî – Kâdî el-Beydâvî – Fahruddin er-Razî
B. Fahruddin er-Razî – ZemahĢerî – Kâdî el-Beydâvî
C. Kâdî el-Beydâvî – ZemahĢerî – Fahruddin er-Razî
D. ZemahĢerî – Fahruddin er-Razî – Kâdî el-Beydâvî
28- Zerkeşî’nin Kur’ân ilimlerine dair yazdığı eserin adı nedir?
A. el-Burhan fi Ulumi‟l-Kur‟an
B. el-Akl ve Fehmu‟l-Kur‟an
C. el-İtkan fi Ulumi‟l-Kur‟an
D. Menâhilu‟l-Ġrfan
29- Aşağıdakilerden hangisi bu gün elimizde bulunan en eski tarihli tefsirin müellifidir?
A. ibn Kesir
B. Taberi
C. Mukâtil b. Süleymân
D. Maturidi
30-Ebu’l-Berekât en-Nesefi’nin tefsirinin adı aşağıdakilerden hangisidir?
A. Lübâbu’t-Te’vîl fî Meâni’t-Tenzîl
B. Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl
C. Evdâu‟l-Beyân fî Îzâhi‟l-Kur‟ân
D. Medârikü’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl
31-Aşağıdakilerden hangisi Diyânet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan Kur’ân Yolu Tefsiri’ni hazırlayan müelliflerden değildir?
A. Mustafa Çağırıcı
B. İsmail Cerrahoğlu
C. Hayreddin Karaman
D. Sadrettin GümüĢ
32-Aşağıdakilerden hangisi Celâleyn Tefsiri’nin müellifleridir?
A. Mahallî-Suyutî
B. Suyutî-Nesefî
C. Mahallî-Tüsterî
D. Suyutî-Alusî
33-”İstivâ malumdur. Keyfiyeti meçhuldür. Bu konuda soru sormak ise bid’attir.”görüşü hangi kelam ekolüne nispet edilir?
A. Mürcie
B. Cebriye
C. Selefiye
D. Kaderiye
34-Şia düşüncesinde, “hilafet ve sahabe arasındaki mücadelelerde Hz. Ali’nin yanında yer alanları sevmek, O’nun karĢısında yer alanlardan uzak durmak” şeklinde anlatılan ilke aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A. Ülfet – Tekfîr
B. Tevellî – Teberrî
C. Velâ – Verâ
D. Velâyet – Adâvet
35- İlahi sıfatların kıdemini kabul etmeyen Kelam ekolünün gerekçesi aĢağıdakilerden hangisidir?
A. Kâinatın ebedileĢmesi
B. İnsanın ilaha benzemesi
C. İlahın inkârı
D. İlahların çoğalması
36- “Büyük günah sahiplerinin durumunun Allah’a bırakılarak cennetlik veya cehennemlik olduklarına şahadette bulunulmaması” fikri hangi itikadi mezhebin görüşünü yansıtır?
A. Mutezile
B. Kaderiye
C. Mürcie
D. Cehmiye
37- “Delilin batıl olmasından bunun gerektirdiği medlülün de batıl olması gerekir” ifadesini aĢağıdaki kavramlardan hangisi karşılar?
A. Cüz-ü lâ yetecezzâ
B. İn‟ıkas-ı edille
C. Teceddüdü edille
D. Havâdisu‟l-edille
39-Tehafüt geleneğinde eser yazanlar dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisinin tehafütü yoktur?
A. Gazzali
B. İbn Rüşd
C. İbn Sina
D. Hocazade
40- Kelam ilminde “Mevâkif” adlı eser aşağıdakilerden hangisine aittir?
A. el-Ûşî
B. Bakillâni
C. el-Îcî
D. Cürcanî
Cevap Anahtarı
1-a 2-c 3-b 4-d 5-c 6-a 7-b 8-d 9-c 10-a 11-c 12-c 13-c 14-d 15-c 16-b
17-d 18-d 19-c 20-d 21-c 22-b 23-a 24-c 25-b 26-c 27-d 28-a 29-c 30-d
31-b 32-a 33-c 34-b 35-d 36-c 37-b 39- 40-c
41. Hanefi mezhebine göre kinayeli lafızlarla meydana gelen boşama çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?
A. Bain
B. Ric’i
C. Muhalaa
D. Tefrik
42. Zekatta Gümüşün nisabı aşağıdakilerden hangisidir?
A. 200 miskal
B. 200 dirhem
C. 200 dinar
D. 200 rıtıl
43. Hacerü’l esved ile Kabe’nin kapısı arasında kalan bölüme ne ad verilir?
A. Metaf
B. Mültezem
C. Makamı İbrahim
D. Safa
44. Umresiz ve kurban kesmenin de vacip olmadığı hac çeşidine verilen ad nedir?
A. Hacc-ı İfrad
B. Hacc-ı Kıran
C. Hacc-ı Temettu
D. Hacc-ı İlmam
45. Eşin, nikah akdi esnasında veya sonrasında hanımına boşama yetkisini vermesine ne ad verilir?
A. Tefrik-i Talak.
B. Tercih-i Talak.
C. Takdir-i Talak
D. Tevfiz-i Talak
46. Âfâkî hacıların Mekke’den ayrılmadan önce yapmaları gereken son tavafa ne denir?
A. Kudum Tavafı.
B. Sader Tavafı.
C. İfaza Tavafı.
D. Ziyaret Tavafı.
47. “Şâriin mükelleften bir fiili yapmasını veya yapmamasını istemesi veya onu yapıp yapmama arasında serbest bırakmasıdır.” Bu ifade hangi usulü fıkıh teriminin tanımıdır?
A. Hüküm
B. Vaz’i Hüküm
C. Azimet
D. Teklifi Hüküm
48. Aşağılardan hangisi Zahiru’r-Rivâye kitaplarından biri değildir?
A. el-Asl
B. ez-Ziyâdât
C. Camiu’l-Mutavassıt
D. es-Siyeru’l-Kebîr
49. Evlilik birliğinin akit anında var olan veya sonradan meydana gelen bir eksiklik sebebiyle bozulmasına fıkıh dilinde ne isim verilir?
A. Talak
B. Muhalaa
C. Fesh
D. İftirak
50. – Hanefilere göre aşağıdaki yemin çeşitlerinin hangisi için kefaret ödenir?
A. Yemini Lağv
B. Yemini Münakide
C. Yemini Gamûs
D. Hepsi
51. Satıcı ve müşterinin yapmış oldukları akdi karşılıklı rızaları ile bozmalarına ne denir?
A. Musaveme
B. Tevliye
C. İkale
D. Tefrik
52. Nikah akdinde mehrin belirlenmemesi akde hangi yönde bir etki yapar?
A. Akit batıl olur
B. Akde hiçbir etkisi olmaz, mihri misle dönüşür
C. Mehir düşer, akde etkisi olmaz
D. Akit fasit olur yenilenmesi gerekir
53. Bir müellifin, şartlarına uyduğu halde kitabına almadığı hadislerin başka bir müellif tarafından toplanmasıyla oluşan eserlere ne ad verilir?
A. Müstedrek
B. Zevaid
C. Müstahrec
D. Cevami
54. Hadis edebiyatı tarihinde “hafızalarda veya değişik yazılı kaynaklarda tesbit edilen rivayetleri bir araya toplama” faaliyetine ne ad verilir?
A. Tesbit dönemi
B. Tedvin dönemi
C. Tehzib dönemi
D. Tasnif dönemi
55. İmam Nevevi tarafından iman, ibadet ve ahlak gibi konulara dair hadislerin derlendiği eser hangisidir?
A. Et-Terğib ve’t-Terhib
B. Camiu’l-Usul
C. Riyazu’s-Salihin
D. Dürretü’l-Vaizin
56. Hadis ravilerinin güvenirliğini tespit etmeğe çalışan ilim dalı hangisidir?
A. Dirayetü’l-Hadis İlmi
B. Cerh ve’t-Ta’dil İlmi
C. Rivayetü’l-Hadis İlmi
D. Tahammülü’l-Hadis İlmi
57. Aşağıdaki tasnif türlerinden hangisi hadis edebiyatında ale’l-ebvâb sistem içerisinde yer alır?
A. Etrâf
B. Sünen
C. Müsned
D. Mu’cem
58. Aşağıdaki eserlerden hangisi musannef sistemle te’lif edilmiştir?
A. el-Muvatta
B. Sahîhu Müslim
C. Fethu’l-Bâri
D. Umdetu’l-Kâri
59. Aşağıdakilerden hangisi hadis tahammül yollarından değildir?
A. İcâzet
B. Sema’
C. İ’lâm
D. Adl
60. Buhari ile Müslim’in her ikisinin de rivayet ettiği hadise ne ad verilir?
A. Sahih li zatihî
B. Hasen li gayrihî
C. Müttefekun aleyh
D. Manevî Mütevatir
61. İmâmet konusunda, bu makama Hz. Ali’nin daha layık olmasına rağmen Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in hilafetlerini de meşru olarak kabul eden Şia mezhebi aşağıdakilerden hangisidir?
A. Seb’iyye
B. Zeydiyye
C. İsmailiyye
D. Nusayriyye
62. Büyük günah işleyen kimselerin, kâfir olduğunu ileri süren mezhep hangisidir?
A. Mu’tezile
B. Zâhiriyye
C. Hariciyye
D. Selefiyye
63. İslam filozoflarının üç konuda küfre düştüklerini ileri süren ve bu tezini anlatmak amacıyla da ‘Tehâfütü’l-felâsife’ adlı bir eser kaleme alan kelamcı kimdir?
A. Cüveynî
B. Gazzâlî
C. İbn Rüşd
D. İbn Teymiyye
64. İlm-i Kelâm’ın eski halini yetersiz olduğunu belirterek, günümüz şartlarına göre yeniden ele alınması gerektiğini ileri süren ve aynı adla bir de eser kaleme alan son dönem Osmanlı bilgini aşağıdakilerden hangisidir?
A. Ziya Gökalp
B. M. Şemsettin Günaltay
C. İzmirli İsmail Hakkı
D. Sırrı Girîdî
65. Sıfatlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A. Varlığı zorunlu ve Allah’ın kendisiyle nitelenmesi vacip olan sıfatlara “sübutî sıfatlar” denir.
B. İlim, Allah’ın selbî sıfatlarındandır.
C. Allah’ı noksan sıfatlardan münezzeh kılan sıfatlara “selbî sıfatlar” denir.
D. İstivâ, Allah’ın haberî sıfatlarındandır.
66. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu.” (Enbiyâ, 21/22) âyeti, Allah’ın varlığı ile ilgili hangi delilin temelini oluşturur?
A. Hudüs
B. İmkân
C. Burhânu Temânu’
D. İhtira
67. Aşağıdaki eser ve müellif eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
A. Şerhu’l-Mekâsıd Bâkıllânî
B. Kitâbu’t-Tevhîd Mâtürîdî
C. Şerhu’l-Akâid Teftâzânî
D. Makalatu’l-İslamiyyîn Eşarî
68. Âyet ve hadislerde geçmekle birlikte hakikî manalarının idrak edilmesi mümkün olmayan “yed, vech, istivâ” gibi sıfatlara ne denir?
A. Sıfat-ı Fi’liyye
B. Sıfat-ı Subûtiyye
C. Sıfat-ı Haberiyye
D. Sıfat-ı Selbiyye
69. Aşağıdakilerden hangisi Selefin benimsediği prensiplerden birisi değildir?
A. Tasdik
B. Aczi itiraf
C. Sükût
D. Te’vîl
70. Aşağıdaki müfessir sahabilerden hangisi Mekke medresesinin kurucusudur?
A. İbni Mesud,
B. İbni Abbas,
C. Zübeyr İbni Avvam,
D. Übey b. Ka’b.
71. Aşağıdakilerden hangisi rivayet tefsirinin kaynakları arasında yer almaz?
A. Kur’an
B. Sünnet
C. İctihad
D. Sahabe kavli
72. Aşağıdaki tefsirlerden hangisi sûfî/işârî tefsir özelliği ile tanınmıştır?
A. Rûhu’l-Beyân
B. İrşâdu Akli’s-Selîm
C. Hak Dini Kur’an Dili
D. Medâriku’t-Tenzîl
73. Ayetleri kısa ve besmeleli fâsılaları çok olan sûrelere ne ad verilmektedir?
A. Tuvel
B. Miûn
C. Mesânî
D. Mufassal
74. Aşağıdaki parçada Kur’ân-ı Kerîm’in hangi özelliğine vurgu yapılmıştır?
99. Ülkemizde ve İslam dünyasında yaygın bir şekilde kıraatı takip edilen kıraat imamı ve râvileri kimdir?
A. Nâfi’ , Kâlûn, Verş
B. İbn-i Kesir, Bezzî, Kunbül
C. Âsım, Ebû Bekir Şu’be, Hafs
D. Kisâî, Ebu’l-Hâris, ed-Dûrî
75. Büyük Türk Müfessiri Ebussuûd’un tefsirinin ismi aşağıdakilerden hangisidir?
A. Envâru’t-tenzîl ve esrâru’t-te’vîl
B. Lübâbu’t-te’vîl fî meâni’t-tenzîl
C. İrşâdü’l-aklis-selîm ilâ mezâye’l-Kur’âni’l-kerîm
D. Medâriku’t-tenzîl ve hakâiku’t-te’vîl
CEVAP ANAHTARI
41 –A 42-B 43-B 44-A 45-D 46-B 47-D 48-C 49-C 50-B 51-C 52-B 53-A 54-B 55-C
56-B 57-B 58-A 59-D 60-C 61-B 62-63-B 64-C 65-B 66-C 67-A 68-C 69-D 70-B
71-C 72-A 73-D 74-C 75-C

76-Evliya Çelebi: Seyahatname.
77-İmam-ı Rabbani: Mektubat.
78-Serrâc: el-Luma.
79-Sülemî: Hakâiku’’t-Tefsîr.
80-İmam-ı Şafii: er-Risale.
81-İmam Malik: el-Muvatta.
82-İmam Âzam: el-Fıkhu’l-Ekber.
83-Şatıbî: el-Muvafakât fî Usûli’Şerî’a.
84-Serahsi (II. Şemsü’l-Eimme): el-Mebsût (30 cilttir)
85-Ferra: Ma’ani’l-Kur’an.
86-İmam-Şafi: Ahkamu’l Kur’an.
87-Zemahşeri: Keşşâf.
88-Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb.
89-Ebu Ali et-Tabresi: Mecmeul Beyan li Ulumil Kur’an.
90-İsmail Hakkı Bursevi: Ruhu’l Beyan.
91-Seyyid Kutup: Fî Zilali’l-Kur’an.
ez-Zerkânî: Menâhilu’l-İrfân fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
92-Subhi es-Sâlih: Mebâhis fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
Zebîdî: Tâcu’l-‘Arûs.
93-İbn Fâris: Mu‘cemu Mekâyîsi’l-Luğa.
94-el-Fîrûzâbâdî: el-Kâmûsu’l-Muhît.
95-er-Râğıb el-Esfahânî: el-Mufredât fî-Ğarîbi’l-Kur’ân.
96-İbn Manzûr: Lisânu’l-‘Arab.
97-Abdulkahir el-Cürcânî: Esrâru’l-Belağa.
98-İbn Kesîr: el-Bidâye ve’n-Nihâye.
99-Muhammed Hüseyin ez-Zehebî: et-Tefsîr ve’l-Müfessirûn.
100-Kâtip Çelebi: Keşfü’z-Zunûn.
101-Ömer Nasuhi Bilmen: Büyük Tefsîr Tarihi.
102-Süleyman Ateş: İşârî Tefsir Okulu.
Kaynak:Diyanet İlmihali,c:1
İKİNCİ BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR
1-MÜTÛNU ERBA’A :Kelime anlamı itibarıyla dört metin demek olan mütûnu erba’a, Hanefî fıkhında muteber kaynak olarak kabul edilen, özet halindeki dört kitaba verilen addır. Bunlar Ebû’l-Berekât Nesefî’nin Kenzü’d-Dekâik; Ebû’l-Fadl Abdullah ibn Mahmûd el-Mevsılî’nin Muhtâr; Tâcu’ş-Şerîa Mahmûd’un Vikâye; Ahmed ibn Saâtî’nin Mecma’ adlı eserleridir. Bu eserlerin pek çok şerhi yapılmıştır.
2-Abdest Ayeti:Maide suresi ayet:6
3-Kahkaha :Yanındakilerin işiteceği kadar gülmektir.
4-Dahk:Bir insanın kendi işitebileceği kadar gülmesi.
5-Teymmümün caiz olmasının delili:Maide suresi ayet:6
6-Kan çeşitleri:Hayız, Nifas, İstihaze
7-TA’DÎL-İ ERKÂN: Namazda rükûda, secdelerde, kavmede (rükûdan kalktıktan sonra ayakta durmada) ve celsede (iki secde arasında oturmada) her âzâ hareketsiz olduktan sonra bir miktar durmak.
8-TAFSÎLÎ ÎMÂN: Îmân edilecek hususlara genişçe, delîlerini bilerek ve ayrı ayrı inanmak
9-TAHMÎD: “Elhamdülillah” demek. “Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur” mânâsına “Elhamdülillah” sözü ve benzerleri.
10-TAKDÎM VE TE’HÎR: İkindi namazını öğle namazı ile veya öğleyi ikindi ile ve yatsı namazını akşam namazı ile veya akşamı yatsı ile birleştirerek kılmak.
Takdîm ve te’hir, Hanefî mezhebinde hac sırasında Arafât’ta ve Müzdelife’de; Mâlikî’de ve Şâfiî mezhebinde seferde (yolculukta); Hanbelî mezhebinde ise, özür sebebiyle yapılabilir. (Abdurrahmân Cezîrî)
11-TALÂK: Nikâh bağını çözmek; nikâh akdini (sözleşmesini), belli sözlerle derhal veya geleceğe bağlı olarak sona erdirmek. Şer’î (dînî) nikâhta, boşama hakkı olanın, nikâhlı olduğu kişiyi boşaması.
12-Talâk-ı Bâin: Boşanmada kullanılan sözleri söyler söylemez evliliği sona erdiren boşama
13-TALMÛD: Yahûdîlerin Tevrât’tan sonra mukaddes kabûl ettikleri, sözlü emirlerin toplandığı Mişnâ ve Gamâra olmak üzere iki kısımdan meydana gelen kitap.
14-TARAFEYN: İki taraf; İmâm-ı a’zam ile talebelerinden İmâm-ı Muhammed’in bir mes’elede reylerinin (ictihâdlarının) aynı olması sebebiyle ikisine birden verilen isim.
15-TAVÂF: Kâbe-i muazzamanın etrâfında Hacer-i esvedin bulunduğu köşeden başlamak sûretiyle Kâbe sola alınarak yedi defâ dolaşmak. Tavâf edene tâif; Kâbe etrâfında tavâfa mahsûs mahalle (yere) metâf denir.
16-TEBE-İ TÂBİÎN: Peygamber efendimizin Eshâbını gören ve sohbetinde bulunmakla Tâbiîn denen büyükleri görmekle şereflenenler.
17-TEBESSÜM: Gülümseme, kendinin işitmeyeceği şekilde sessiz gülme.
18-TECESSÜS: İnsanların gizli hallerini, ayb ve kusûrunu merâk edip, iç yüzünü araştırıp öğrenmeye çalışmak.
19-TECVÎD: Güzel yapmak, Kur’ân-ı kerîmi harflerin mahreclerine (çıkış yerlerine) ve sıfatlarına uygun olarak okumak ve bunu anlatan ilim.
20-TEFSÎR: Örtülü, kapalı olan şeyi ortaya çıkarmak, açmak, beyân etmek, beşerî kudret dâhilinde, Kur’ân-ı kerîm âyetlerindeki murâd-ı ilâhîyi (Allahü teâlânın murâdını) anlamak. Bu işi yapabilen âlime müfessir denir
21-TEGANNÎ: Sesi mûsikî perdelerine uydurmak için, hareke, harf ve med (uzatma) ilâve etme ve çıkarma yapmak sûretiyle, kelimelerin asıllarını dolayısıyle mânâyı bozarak okuma.
22-TEHİYYÂT (Tahiyyât): Namazın ka’delerinde yâni birinci ve ikinci oturuşlarında okunan Ettehiyyâtü duâsı.
23-TELFİK: Helâl ve harâm, emir ve yasak, ibâdet ve tâatte, belli bir mezhebin hükümlerine uymayıp, mezheblerin hükümlerinden kolay olanı yapma ve karıştırma.
24-TEŞEHHÜD: Namazın her ka’desinde (ilk ve son oturuşlarda) ettehiyyâtü duâsını okumak veya bunu okuyacak kadar oturmak
25-TUMÂNÎNET: Namaz kılarken rükû’ ve secdelerde ve kavmede (rükû’dan kalktıktan sonra ayakta durmakta) ve celsede (iki secde arasında oturmada) bütün âzânın (uzuvların) hareketsiz kalması. Sübhânallah diyecek kadar bir miktar durması ise, ta’dîl-i erkândır.
26-CELSE:Namazda iki secde arasında hareketsiz bir miktâr oturma.
27-CERH VE TA’DÎL:Hadîs ilmine âit iki ıstılah (terim). Cerh, yaralamak. Bir hadîs âliminin, bâzı sebeplerle râvînin (hadîs rivâyet eden kimsenin) rivâyetini (naklini) reddetmesi.
28-AKÂİD:Akîdeler. Akîde kelimesinin çoğulu. İslâm dîninde inanılacak şeyler, îmân bilgileri.
29-Akâid İlmi:Îmân esaslarını anlatan ilim dalı.
30-KÜSUF VE HUSÛF NAMAZIKüsûf; daha çok güneş tutulması, husûf ise, ay tutulması için kullanılır. Bu iki terim, birbirinin yerine de kullanılabildiği için, bunlara “iki küsûf” veya “iki husûf” da denilmiştir. Küsûf ve husûf namazı İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre müekked sünnettir. Yalnız Hanefî ve Mâlikîler husûf namazım mendûb görürler. Kur’ân’da şöyle buyurulur: “Gece, gündüz güneş ve ay, O’nun varlığını gösteren âyetlerdendir. Güneşe veya ay’a secde etmeyiniz. Bütün bunları yoktan var eden Allah’a secde ediniz” (Fussilet, 41/37). Bu âyet-i kerîme, ay ve güneş tutulması sırasında, bunları yaratan Allah için namaz kılmaya işaret etmektedir.
31-Hill Bölgesi:Dışarıdan Mekke’ye gelen kişilerin ihrama girmek zorunda oldukları sınırlar içinde (mîkat) olduğu halde, harem bölgesi dışında kalan yerlere verilen isimdir.
32-MİKAT:Harem bölgesine dışarıdan gelenlerin, ihrama girmesi gereken yerlerdir.
33-MESANİ: Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden az olan sûrelerine denir. Ahzâb Suresi (73 âyet), Hac Suresi (78 âyet), Neml Suresi (93 âyet), Kasas Suresi (88 âyet) gibi.
34-METAF: Tavaf edilen yer anlamına gelir. Mescid-i Haram içerisinde, tavaf etmek için tahsis edilen yeri ifade eder.
35- TERVİHA:Teravih, Arapça’daki “tervîha” kelimesinin cem’i (çoğulu) olup “teneffüs etmek, ruhu rahatlatmak, bedeni dinlendirmek” gibi manalara gelmektedir. Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan sünnet namazın her dört rekâtının sonundaki oturuş, “tervîha” olarak adlandırılmış; sonradan bu kelimenin çoğulu olan “teravih” sözü, Ramazan gecelerinde kılınan bu nafile namazın ismi olmuştur. Teravih namazı, sünnet-i müekkededir; orucun değil Ramazan ayının ve vaktin sünnetidir. Onun için, hasta ve yolcu gibi oruç tutmak zorunda olmayanlar için de teravih namazını kılmak sünnettir.
36-SAİME: Ehli hayvanlar, koyun, keçi, sığır, manda, deve ve at olmak üzere altı cinstir. Bunlardan, senenin yarısından çoğunu kırlarda ve mer’alarda otlayıp geçinmek şartı ile sütlerini almak, üretmek ve semizletmek için beslenen hayvanlara “Saime” denir. Bunun çoğulu “Sevaim”dir.
37- ALUFE:Senenin yarıdan çoğunu kırlarda otlamayıp, ahırlarda veya paralı otlaklarda beslenen hayvanlara; alûfe denilir. Alûfeler ticaret için tutulmadıkları takdirde kendilerine zekât gerekmez.
38-MAL-I DİMAR: Sözlükte bu kelimenin idmâr kökünden türetildiği ve kay¬bolma, gizlilik gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir.Deyim olarak fıkıh dilinde kullanılan mâl-i dımâr ifa¬desi, “sahibi tarafından değerlendirme ve faydalanma im¬kânı kalmamış olan mal” demektir. Çünkü sahibinin malı üzerindeki hakimiyeti kaybolmuş ve onun kendine dönece¬ğinden de ümidi kesilmiştir.
39- Emval- bâtme, yani gizli mallar onların deyimiyle sahi¬binden başka kimsenin bilmesi ve sayması mümkün olma¬yan mallardır. Para ve benzeri kıymetlerle, ticaret malları bu tür malların başlıcalarıdır.
40- el-Emvâlü’z-Zâhire
(bilinen, açık mallar)
Zahir sözlükte, bilinen ve aşikâr olan şey anlamlarına gelir.
Terim olarak zahir (açık) mallar, sahibinin dışında, bilmen ve sayılabilen mallardır. Ziraî ürünler, meyveler, hayvanı kaynaklar ile benzeri eşya, bu tür mallardan birkaçıdır.
Çoğu fıkıhçilara göre, bu malların vergilerini toplama ve hak sahiplerine dağıtma görevi devlet reisine ait olup bi-reylerin işi değildir. Kişilerin ellerine, vicdanlarına ve tak¬dirlerine bırakılmaz. Bu konudaki rivayetlere göre Nebî (s.a.v.), memurlarını. vergi toplamak için gönderiyordu. Müslümanlar bu vergilerini ödemeye mecbur ediliyor ve vermeyenlere karşı savaş açılıyordu.[99]
41- Ganimet :Sözlükte, kâr ve artış demektir. Fıkıhçılar aynı anlama gel¬mek üzere “el-ğurmu biğunmi” şeklinde genel fıkıh kaidesini benimsemişlerdir.
Deyim olarak harb ehlinden, harp devam etmekte iken mücadele esnasında alman mallara denir. Çoğulu ğarıâim
42- İhtikâr (karaborsa) :Sözlükte, bazı eşyayı fiyatının yükselmesini beklemek ama¬cıyla toplamak ve saklamak demektir. Hukre, bu deyimden türemiş bir isimdir.
Terim olarak, yiyecek gibi insanların ihtiyaç duyduğu bazı eşyayı satın alarak, fiyatının yükselmesini beklemek üzere saklamaktır.
43- Usûl ve Fürû’:Fıkıh ilminde usûl; baba ve dedeler, ana ve nineler; fürû’, çocuklar ve torunlar. Usûl ve furû’a ve zevceye (hanıma) zekât verilmez. (Mehmed Zihni)
44- Usûl-i Fıkıh:Fıkıh (ibâdet ve amel) bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilim.
45- Usûl-i Kelâm:Îmân bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilim.
46- ÂSTÂNE: Farsca olan bu kelime, kapı eşiği demektir. Vaktile büyük tekkelere âstâne (âsitâne) denirdi. Bir zamanlar, hükümet merkezi olan İstanbul’a da, Âstâne-i saltanat, Âstâne-i Devleti Aliyye denilmiş ise de sonraları terk olunmuştur.
47-DÂRU’L-HARB: Ehl-i İslam’la aralarında sulh ve salâh olmayan gayr-i müslimlerin memleketleridir.
48-DÂRU’L-KURRÂ’: Hâfızların kırâat ilmi öğrendikleri dershânedir. Dâru’l-kurrâ’, dâru’l-huffâz dershânesinin üstünde bir öğretim yeri idi.
49-DÂRU’S-SAÂDE: Osmanlı padişahlarının sarayına Dâru’s-saâde denirdi. Ancak bu anlamda daha fazla Saray-ı Hümâyûn tabiri kullanılmakta idi.
50-HADEME-İ HAYRAT: Hayır müesseselerinde vazifesi olanlardır.
51-HALİFE: İslamî hükümler veçhile hüküm süren Devlet Reisidir. Çoğulu “hulefâ”dır.
52-HARAMEYN : Harem’in tesniyesidir (ikil). Harem, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevverede hudutları belli kudsi mahaller ve Haremeyn Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere demektir. 53HAREMEYN VAKFI: Halen veya ilerde yani meşrutunlehleri münkariz olduktan sonra hasılatı tamamen veya kısmen Haremeyne (Mekke-Medine) fukarasına meşrut olan vakıflardır.
54-HAVÂŞİ: Amûdü’n-neseb yani asıl ve fer’ olmıyan akrabadır. Baba ve oğul amidü’n-neseptir. Kardeşler, amca, halalar, dayı ve teyzeler amidu’n-neseb olmayıp havâşidir.
55-KARZ-I HASEN: Faizsiz para vermek demektir. Bazı vakfiyelerde sağlam kefil ve kuvvetli rehin ile ihtiyacı olanlara faizsiz ödünç verilmek üzere paralar vakfedilmiştir.
56-MÜZÂRAA: Bir taraftan arâzî diğer tarafdan amel yâni ziraat olmak ve hasılât aralarında kararlaştırdıkları vechile taksim ohınmak üzere yapılan mukaveledir ki bir nevi’ şirkettir. Meselâ; tarla ve tohum bir taraftan, amel ve makine ve öküz diğer taraftan veya tarla bir taraftan, tohum ve amel diğer taraftan veya tarla ve tohum ve öküz ve makine bir taraftan, ve yalnız amel diğer taraftan olmak üzere mukavele yapmak birer şirket-i müzâraadır ve bu her üç nevi’ sahihdir.
57-SİKAYE – SÜKAYE: İnsan ve hayvanların su içmeleri için vakf olunan kuyu, çeşme, havuz gibi yer demektir. Mekke-i Mükerreme’de hacılara zemzem dağıtılmasına sikâyet hizmeti ve bu hizmeti gören kimseye de Ka’be Sakası denir.
58-TİLÂVET: Kur’an-ı Kerim okumak demektir. Bir kavle göre her kelamı okumağa tilâvet denir.
59-VATAN-I SÜKNÂ :Bir kimsenin on beş günden daha az kalmaya niyetlendiği memleket.
60-CEM-İ TAKDİM: -İkincisinin vakti henüz gir¬mediği hâlde,— İki vakit namazı, —birincisinin vaktinde— birlikte kılmak demektir.
Hac’da Arafe (9 Zilhicce) günü, Arafat’ta öğle ile ikindi namazlarını, öğle namazının vaktinde birlikte kılmak sünnettir.
61-CEM-I TEHİR: -Birincisinin vakti çıktıktan sonra— iki vaktin namazını birlikte kılmak demektir. Hac esnasında, bayram gecesinde, akşam ve yatsı na¬mazlarım, Müzdelife’de, yatsı namazının vakti gir¬dikten sonra, birlikte kılmak vaciptir.
62-CEMRE: Mina’da birbirine birer ok atımı mesa¬fede bulunan üç taş kümesinden her birine CEMRE denilir.
1-) AKABE CEMRESİ: (= CEMRE-İ AKABE) Buna, halk arasında Büyük Şeytan denir.
2-) ORTA CEMRE (= CEMRE-İ VÜSTÂ) Buna.da, halk arasında Orta Şeytan denir.
3-) KÜÇÜK CEMRE (= CEMRE-İ ÛLÂ) Halk arasında, buna da Küçük Şeytan denir.
63-CENÎN: Henüz anasının rahminde bulunan ço¬cuktur’
64-EDİLLE: Delîl’in çoğuludur; yani: Deliller: İşâretler, kılavuzlar, rehberler; herhangi birda’vâyı isbat etmeye yarayan şeyler demektir.DELÂİL de, deliller demektir.
65-EDİLLE-İ ŞER’İYYE: Şer’î deliller.
66-EDÎLLE-İ ASLİYYE: Şer’î hükümlerin çıkani-masmda İlk baş vurulan (kitap, sünnet, icmâ ve kı-yâs gibi) delillerdir.
67-EDİLLE-İ TALÎYE: Örf, âdet, teamül, istishâb, asıl ve ameİ, maslahat-ı mürsele, kâide-i külliye, âsâr-ı sahabe, âsâr-i kibâr-ı tabiîn gibi delillerdir.
68-EDİLLE-İ ERBA: Şer’î hükümlerin çıkarılmasında baş vurulan ve kitap, sünnet, icma ve kıyâs-ı fuka-hâ’dan ibaret olan, dört delil demektir.
69-EMVÂL-İ BÂTINA: Sahiplerinin ikâmetgâhlaruı-da veya ticarethanelerinde bulunan ve bundan dola¬yı saklanması mümkün olan altın, gümüş ve ticâret mallandır.
70-EMVÂL-İ ZAHİRE = ZAHİRİ MALLAR: Giz¬lenmesi mümkün olmayan mallar demektir. Ekinler, meyveler ve otlak hayvanlan gibi…
Bir memleketten, Diğer bir memlekete, bir beldenen diğer bir beldeye, ticaret için giden tüccarların elle¬rinde bulunan altın, gömüş ve ticâret eşyaları (= uruz) da emvâl-i zahirden sayılır.
71-FERÂİZ İLMİ: İslâm Hukukunun mühim bir kıs¬mını teşkil eden mîrasla ilgili bir takım mes’ele ve kaidelerin bütünüdür.
72-GAZA = GAZVE : Harb maksadiyle düşmana doğru yönelmek; sefere çıkmak; gayr-i müslimlerle savaşmak demektir.GAZEVÂT, gazve’nin çoğuludur.
73-GURRE: İskat edilen bir ceninden dolayı veril¬mesi îcâbeden mâlî bir tazminattır. Gurre’nin miktarı, hanefîlere göre beş yüz, safîlere göre ise altı yüz dirhemdir. Gurre, aslında: Bir şeyin ilki, başlangıcı demektir. Bundan dolayı kamerî ayların ilk günlerine gurre-i şehr denir. Gurre-i Şa’ban: Şa’ban ayının İlk günü ve gecesi demektir.Köle’ye, cariyeye,ve malların en seçkinine gurretü’l-emvâl denir.
74-HACCIN EDÂ ŞEKİLLERİ:Edâ edilişi bakımından üç çeşit hac vardır:
1-) HACC-I İFRÂD: Umresiz olarak yapılan haçtır. Hac mevsimi içinde, hacdan önce umre yapmadan, yalnızca hac menâsikini yerine getirmiş olanlar D7-RAD HACCI yapmış olurlar.
2-) TEMETTÜ4 HACCI: Bir hac mevsiminde um¬re ve haccı ayn ihramlarla edâ etmek demektir. Hac aylan girdikten sonra umre yapıp ihramdan çı¬kan ve daha sonra hac günlerinde yeniden ihrama gi¬rerek hac menâsikini de edâ eden kimseler HACC-I TEMETTÜ’ yapmış olurlar.
3-) HACC-I KIRAN; Hac ve umreyi, —ikisine bir¬den niyet ederek— bir ihramda birleştirmek demektir. Bir kimse, bir hac mevsiminde önce umre yapıp, — ihramdan çıkmadan— hac günlerinde, hac menâsi¬kini de yerine getiren kimseler KIRAN HACCI yap¬mış olurlar.
75-HAC AYLARI: Hac menâsikinin başladığı ve de¬vam ettiği aylardır ki, bunlar da Seval ve Zilkade ayları ile Zilhicce’ nin ilk on günüdür.
76-HAC GÜNLERİ
1-) EYYÂM-I MA’LÛMÂT: Zilhicce ayının ilk on günüdür.
2-) YEVM-İ TERVİYE: Zilhicce ayının 8. günü¬dür. Yani, arafe gününden bir gün önceki gündür.
3-) YEVM-İ ARAFE: Zilhicce’nin dokuzuncu günüdür.
3-) YEVM-İ NAHR (= KURBAN KESME GÜNÜ): Zilhicce ayının onuncu (yani: Kurban bayra¬mının ilk) günüdür,
5-) EYYÂM-I NAHR: (= KURBAN KESME GÜNLER): Zilhicce ayının 10,11 ve 12. günleridir. Hacılar, bu günlerde MİNA’da bulunduklarından, bu günlere EYYÂM-I MİNA (= Mina Günleri) da denir.
6-) EYYÂM-I TEŞRIYK: Arafe günü ile, kurban bayramının dört günüdür. Arafe sabahından başlayıp, kurban bayramının dör¬düncü gününü akşamına kadar, farz namazların so¬nunda teşnyk tekbiri getirilir.
7-) EYYÂM-I MİNA: Mina’da şeytan taşlama me¬nâsikinin yapıldığı, bayram günleridir.
flUL; Mekke’de, Harem Bölgesi ile, Mîkad sı¬nırlan arasında kalan yerlere HTLL denilmektedir.
77-HADD-İ SİRKAT: Şartlan mevcut ve usûlü dâi¬resinde sabit olan bir hırsızlıktan dolayı, sârik(= hır¬sız) hakkında kat’-i uzuvf (= uzuv kesme)t suretiyle yerine getirilecek bir ukubettir. (= cezadır.)
78-HADD-İ SEKR: Hamr’den (= şaraptan başka müskir (= sarhoşluk veren) içilecek şeylerden biri- j
nin, ihtiyarla (= istenilerek) içilmesinden meydana gelmiş olan sekr (= sarhoşluk) hâlinden dolayı îcâ-beden ukubettir. (= cezadır.) Ve bunun miktarı da 1 hadd-i hamr (= şarap haddi) kadardır.
79-HADD-İ HAMR; Hamr (şarap) denilen mâyiin az veya çok miktarda istenilerek içilmesinden dolayı tat¬bik edilmesi îcâbeden ukubettir. (= cezadır) Hadd-i Hamr’in miktarı hür olan erkek ve kadın hak¬kında seksen; köle hakkında ise kırk celde (= değ¬nek veya kırbaç) dır.
80-HADD-İ KAZF: Bir muhsan veya muhsane’ye ya¬ni: Mükellef, hür, müslüman, zinadan afif (nefsini zinadan korumakla tanınan bir kimseye) dâr-ı adil’-de, ta’yîr (= utandırma) ve şetm (= sövüp sayma) kasdiyle, zina isnâd eden, mükellef bir şahıs hakkında tatbik edilecek bir ukubet (= ceza) dır.
Bunun miktarı ise, hür erkek ve kadın hakkında sek¬sen, köle hakkında kırk değnek vurulmasıdır.
81-HADD-İ ZİNA: Şartlan dâhilinde vâki ve sabit olan zina edepsizliğinden dolayı, bu fiili işleyen hakkın¬da tatbik edilecek bir ukubet (= ceza) demektir. Bu ukubet, muhsan ve muhsane olanlar hakkında re¬cim, ihsan sıfatını hâiz olmayanlar hakkında ise cel¬de yoluyla uygulanır.
Bu celdelerin sayısı, hür olan erkek ve kadın hak¬kında yüz, rakîk (= köle) hakkında ise elli vuruştur.
82-HAREM BÖLGESİ: Mekke ve etrafında, bitki¬lerinin koparılması ve hayvanlarının avlanılması ya¬saklanılmış bulunan ve sınırları belirlenmiş olan bölgeye HAREM denir.
83-HAREM BÖLGESİNİN SINIRI: Harem Bölge-si’nin sının, Cebrail (A.S.)’in göstermesiyle, Hz. İb¬rahim (A.S) tarafından belirlenmiş ve bu sınırlan gösteren işaretler, Peygamber (S.A.V.) Efendimiz tarafından yeniden belirlenmiştir.
Harem Bölgesi’nin Mekke’ye en uzak sınırı, Cidde istikâmetinde HUDEYBİYE; en yalan sının ise, Me-dîne istikametindeki TEN’ÎM’dir. Harem Bölgesi’nde ikâmet edenler, Umre için ihra¬ma girmek üzere, genellikle TEN’ÎM’e gittikleri için, buraya UMRE de denilmektedir.
84-HIZÂNE = İHTİZAN: Lügatte: Kucağa almak; besleyip büyütmek üzere, yanında bulundurmak; bir kuşun, yumurtalarını kanatlarının altına alarak, ora¬da sıkıp tutması gibi mânâları ifade eder. Istılahta HIZÂNE: Bir çocuğu, seiâhiyet sahibi olan bir şahsın, belirli müddeti içinde yanında tutması v. terbiye etmesi demektir.
Mecnun ve bunak gibi, çocuk hükmünde bulunan âciz kimseleri, seiâhiyet sahibi şahısların koruyup terbi¬ye etmeleri; bunların yiyeceklerine, içeceklerine bak¬maları ve temizliklerini, istirahatlerini temine
çalışmaları; kendilerini zararlı şeylerden korumaya gayret etmeleri de HIZANE demektir.
85-ILA: Lügatte: Yemin etmek anlamına gelir. Istılahta ÎLÂ: Bir kimsenin, “karısına tekarrüp et¬memek (= yaklaşmamak = cinsî münâsebette bu¬lunmamak üzere” yemin etmes idemektir.
86-KA’DE; (Namazda:) Teşehhüt (yani: Ettehiyyâtü lülahL.’yi okumak) için oturmak demektir.Bir namazda iki defa oturuluyorsa, birinci oturuşa KA’DE-I ULA (= ilk oturuş) ikinci oturuşa ise, KA’DE-İ AHİRE (= Son oturuş) denir.
87-KASÂME: —Kasem gibi— yemin mânâsında da kul¬lanılır.
88-KISMET; Taksim etmek; bir şeyi bölmek, bölüş¬mek, bölüştürmek demektir.
89-Kitabet (= Mükâtebe): Bir köle ile efendisi arasın¬da, bir bedel karşılığında, yapılan akiddir.
90-LAKİT: Lügatte: Melkûd (= gâib) mânâsına ola¬rak, yerden kaldırılmış şey demektir. Bu kelimenin, —daha sonra— MELBUZ (yani atıl¬mış, terkedilmiş) ÇOCUK anlamında kullanılması yaygınlaşmıştır.
91-MUHARREMÂT: Nikâh edilmeleri muvakkaten ve¬ya müebbeden haram olan kadınlara Muharremât denir.
92-MASLAHAT-I ZARÛRİYYE: Bütün semavî dinlerin müşterek hedefi olan:
1-) Nefsi,
2-) Dîni,
3-) Aklı,
4-) Nesli ve
5-) Malı korumaya lıızmet eden şey demektir.
93-MEGÂZI: Gazve (= savaş) anlamına gelen mağ-zâ veyamagzatkelimesininçoğuludur; yani; savaş¬lar, gazveler demektir.
MEGAZI: tabiri, —siyer ve şehname gibi— umu¬miyetle gazilerin menkibeleri anlamında kullanılır.
94-MÜDÂYENE: Karşılıklı borç edinmek; bir biri¬ne borç para vermek anlamına gelir.
95-MUSÂKÂT: Bir taraftan ağaçlar, diğer taraftan da, onların bakımı ve sulanması olmak şartıyle ve meydana gelecek semerelerin (= meyvelerin) de, be¬lirlenen nisbetier dâhilinde taksim edilmesi üzere ya¬pılan bir nevi ortaklıktır, şirkettir.
96-ÜMMÜ VELED: Efendisinin (= mevlâsmm) fi-raşından çocuk doğurmuş bulunan ve bu çocuğun ne¬sebi, efendisinden, —kendi ikran ile— sabit olan câriye demektir.
97-MÜZÂREA: Arazi bir taraftan, çalışma da (yani zirâat de) diğer taraftan olmak üzere ve meydana ge¬lecek mahsûlün aralarında müşâen taksim edilmesi şartıyle yapılan bir nevi şirkettir. Müzârea’ya MUHABERE ve MUHÂKALE de denir.Müzârea, ZERİ keimesinden alınmıştır.
98-NİSÂB: Zekât gibi bazı vecibelerle, hadd-i sirkat gibi bazı cezaların vücûbuna alâmet olmak bazı ce¬zaların vûcubuna alâmet olmak üzere Şâri-î Hakim tarafından nasbedilen ve bilerlenen muayyen bir mik¬tardır.
Meselâ: Zekâtta iki yüz dirhem gümüş’ün veya yir¬mi müskâl altının nisâb olması gibi…
99-RAKABE: Köle ve câriye demektir.
100-Salât: Namaz demektir. Salât: (Lügatte) duâ mânâsına gelir.
101-TALÂK: Lügatte boşanmak, hissî veya manevî bir bağdan, kayıttan kurtulmak mânâsına gelir.Bu kelime hem mastar, hem de -tatlîk mânâsında— isim olarak kullanılır.Istılahta TALÂK: Nikâh akdini, özel lafzı İle, o an¬da veya fi’I-meâl ref ve izâle etmek demektir. Bu tariften anlaşıldığı gibi talâklar
1-) Talâk-ı Ric’î
2-) Talâk-ı Baîn kısımlanna ayrılır.
102-HÜNSÂ :Hünsâ, erkek veya kadın olduğu belli olmayan kimseye veya kendisinde hem erkeklik, hem de dişilik organları bulunan kimseye verilen addır.
103-MİHNE OLAYI:Sözlükte “sınamak, denemek, işkence etmek, zorluğa düşmek, şiddet, sıkıntı, belâ, eziyet, zahmet ve dert” gibi manalara gelen mihne, İslâm tarihinde, daha çok hadis, fıkıh ve kelâm bilginleri arasında “Halku’l-Kur’ân” (Kur’ân’ın mahluk olması) iddiası etrafında çıkan tartışmalar sonucunda uygulanan tehdit, belâ, sıkıntı, işkence ve cezalandırmaya kadar varan imtihana çekilme olayıdır.
104-İSTİSKA: Yağmurun uzun zaman yağmadığı kuraklık zamanlarında, bir belde ahâlîsinin topluca dua etmeleri. Fıkıh dilinde yağmur duasına “istiskâ” denilir. “İstiskâ”, yağmur talebinde bulunmak anlamına gelir.
105-Nifas: Lohusalık halidir ki, en az müddeti yoktur. Çocuk doğuran kadın hiç kan görmeyebilir veya bir gün de görebilir. Nifas halinde en çok kan görme müddeti ise, kırk gündür. Bundan sonra gelen kan, nifas kanı değildir. Bununla beraber bazı kadınlar çocuk doğurduktan sonra, on beş, yirmi veya yirmi beş gün kan görürler. Ondan sonra temizlenmiş olurlar. Bu bakımdan onların nifas müddeti, kanların kesildiği günler kadar olur. Kan kesilince yıkanır ve namaz kılar, oruçlarını tutarlar.
106-Gusülde Kullanılacak Su Miktarı: Gusülde kullanılacak asgari su miktarı bir sa’dır. Abdestte ise, bir müddür. Bir sa’ 8 rıtıldır. Bir müd ise 2 rıtıldır (bir şer’î sa’ 2 kilo 917 gr. Bir örfî sa’ 3 kilo 333 gr.dır) Rivayete göre Peygamber (sas) bir sa’ suyla gusleder, bir müd suyla da abdest alırdı.
107-Hedyin Mahiyeti:Hac ve umre menâsikiyle ilgili olarak kesilen kurbanlara hedy denir. Hedy, Kâbe’ye ve Harem bölgesine hediye olmak üzere kesilen kurban demektir. Kurban bayramı dolayısıyla kesilen kurbanlara ise udhiyye denir.
108-KASÂME :Kasâme kelimesi yemin manasına gelir. Dilimizdeki kasem kelimesi de aynı manada olmak üzere bu kötken gelir. Fıkıh ıstılahı olarak, daha hususi bir yeminin adıdır.
Istılahat-ı Fıkhiye’deki tarifi şöyledir: “Kâtili meçhul olan ve üzerinde katil eseri bulunan bir ölünün bulunduğu mahal ahalisinden elli kimsenin veçh-i mahsus üzere yemin etmelerine kasâme denir.
109-HÂRİCÎLİK (HÂRİCİYE, HAVÂRİC) :Hz. Ali döneminde ortaya çıkan siyasî ve itikadî mezhep. Mezhebe Hâricı”lik adının verilmesi konusunda çok çeşitli yorumlar yapılır. Mezhepler tarihçilerince en çok kabul gören yoruma göre, mezhep üyeleri, ümmetin başındaki hak imam olan Hz. Ali`ye karşı çıkarak itâattan ayrıldıkları için Havâric (Hâriciler) olarak anılmış, mezheblerine de Hâricilik adı verilmiştir. Kendi ifadelerine göre ise, Allah yolunda huruc etmelerinden dolayı hâricîler adını almışlardır
110-İstiâze”: Arapça bir isimdir; sığınma, bağlanma, güvenme manalarına gelir. Eûzü çekmek, herhangi bir işe başlarken ve herhangi bir münasebetle “Eûzü billâhi mine’ş-Şeytani’r-racîm”, yani; “Kovulmuş (ilahi rahmetten uzaklaştırılarak, lânetlenmiş) olan şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” cümlesini söylemektir.
111-Mu`tezile:Akli ön plana alan ve “kul kendi fiilerinin yaraticisidir diyerek, ehl-i sünnetten ayrilan firka.Bunlara Kaderiyeciler de denir.Önderleri Vasil b. Ata`dir.
112-Musevi:hz.Musa`nin mensub olan , Yahudi.
113-Muvatta:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseri.
114-Müderris:Medrese de ders veren yüksek rütbeli hoca.
115-Mülukü`t-Tavaif: Endülüs`te 1031-1090 yillari arasinda hüküm süren emirlikler.
116-Nesturilik:Hz.Isa`nin insan ve ilah olarak iki ayri unsurdan meydana geldigini iddia eden bir Hiristiyan mezhebi.
117-Nusayrilik:Hz.Ali`nin ilah oldugunu ileri süren asiri Sii bir mezhep.
118-Ortodokslar :Basindaki kisiye Patrik enir.Merkezi Istanbul`dur.
119-Panislamizm:Bütün müslümanlari tek bir siyasi teskilat ,tek bir devlet haline getirmek ülküsü, Islam birligi.
120-Panslavizm(Slavcilik):Ruslarin Balkanlardaki slavlari bir bayrak altinda toplama cabasi.
121-Paskalya:Hiristiyanlarin, Hz.Isa`nin dirileceklerine inandiklari gün yaptiklari bayram.
122-Patrik:Ortadokslarin ruhani lideri.
123-Peygamberimizin süt anneleri:Annesi Amine Hatun( 3 gün emzirdi),Süveybe Hatun(7 gün emzirdi),Halime Hatun(4 yil emzirdi.).
124-Peygamberimizin annem dedigi kadinlar:Süt annesi Halime Hatun,Hz.Ali`nin hanimi Fatma Hatun, Ümmü Eymen.
125-Peygamberlerin sifatlari:Sidk, emanet, fetanet, ismet, teblig.
126-Pozitivizm:Hakikatin deneme ve gözlemle elde edilebilecegi görüsünde olan felsefi görüs.
127-Rada:Cocugun süt emmesi. Süt emme.
128-Ravza-i mudahhara:Hz.Peygamberin kabri ile minberi arasindaki bosluga verilen isimdir.
129-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
130-Salat:Tebrik, tezkiye,saygi,dua, istigfar ve rahmet manalarina gelir.
131-Secavend:Mushaflarda görülen gecici durak isaretleri.Bu isaretleri ortaya koyan ise Muhammed b.Tayfür es-Secavendi(560/1165) isimli ünlü bir kiraat bilginidir.
132-Sedd-i Zerayi:Vesileleri kaldirmak, sebebi tikamaktir.Bu durum da harama vesile olan sey haram,vacibe vesile olan sey vaciptir.Cuma namazi farz, Cuma namazina gitmek icin alis-verisi birakmak farzdir.Fuhus, haramdir.Fuhusa yol actigi icin yabanci kadinin avret yerine bakmak da ayni haramliktadir.
133-Sekine:Sükun bulmak, itminana kavusmak,telaslanmamak, kalbin huzura ermesi, yüregin oturmasi, gönlün rahata kavusmasi, anlamlarini icerir.(Elmali, Hak Dini Kur`an Dili,4,4408)
134-Selef-i Salihin:Ashab-i güzin tabiine denir.
135-Seyyidü`l-istigfar duasi:tevbe ve istigfar dualarini basi ve en faziletlisi Peygamber Efendimizin bildirdigi“seyyidü`l –istigfar“ dir.“Her kim sevap ve fatiletine inanarak bu dayi gündüz okurda o gün aksam olmadan önce ölürse o kimse cennet ehlindendir.“
(Sahih-i Buhari, Tecrrid-i sarih Ter.C:12,Sh.332)
136-Sika:Hadis rivayetine göre tam ehil kisi.
137-Sikke :Osmanli devletinde genel kullanimdaki madeni paraya denir.
138-Sifatu`s-salat:Namazin farz ve vaciplerine, sünnet ve adabina uygun sekilde kilinisina ilmihal dilinde “sifatu`s-salar” denir.(Diyanet ilmühali sh.262)
139-Siyer:Peygamberimizin hayatini, yasayis tarzini, niteliklerini anlatan eserler.
140-Ser`i Men Kablena:Hz.Muhammed(sas)` den önceki ilahi dinlerin hükümlerini ifade eder.
141-Tevbe :Günahlara pismanlik, Allah`a dönüstür.Halis tevbe; Allah ile bulusmadir.
142-Te`vil:Bir lavzin anlami gayesine uygun sekilde yorumlamak, muhtemel manalarindan en uygun olani görmektir.
143-Tevekkül:Yaptigimiz herhangi bir is icin gücümüzle calisip elimizden geleni yaptiktan sonra sonucu Allah`a birakmaktir.
144-Tevhid:Allah`in bir oldugunu, O`ndan baska bir ilah olmadigini kabul etmektir.
145-Teyemmüm:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savasinda sabah namazi teyemmum ile ilk defa namaz kilindi.(Nisa 43,Maide 6)
146-Ümmet-i Kaime:Kiyam duran bir topluluk yani hakblir, dogru, dogrulan , Allah icin kalkan, müstakim, istikamet üzere bulunan , adil ümmet anlamina gelir.(Hak Dini Kur`an Dili,2,1159)
147-Ulu peygamberler:Hz.Nuh.Hz.Ibrahim, Hz.Musa, Hz.Isa, Hz.Muhammed Mustafa (sas).Kur`an-i Kerim, peygamberlerin bazisini, sabir ve tahammüllerin coklugu ve buna devam etmesleri sebebiyle, onlari“Ülü`l azm-karar sahibi“ diye vasiflandirmistir.
148-Yeni Ilmi Kelam:Yeni ilmi kelam, Izmirli Ismail Hakki `nin kelama dair eseri.
149-Vahiy-i Gayri Metlüv:Okunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
150-Vahy-i Metlüv:Okunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
152-CEBRİYE:Cüz’i irâdeyi inkâr edenlerin bâtıl mezhebi.
153-HÂTEM-ÜL ENBİYA:Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (A.S.M.)
154-HÂTEM-ÜL HÂTEM: Hz. Muhammed’in (A.S.M.) Tevrat’taki ismi.
155 -EHL-İ KIBLE:Kabe’ye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimseler için kullanılan bir kavramdır.
155-İNZAL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
156-KÜTÜB-Ü TİSA:Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı, Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
157-ZARURAT-I HAMSE( BEŞ ZARURİ ŞEY):Bütün dinlerin, korunması üzerine ittifak ettikleri şu beş hususun, aynı zamanda İslâm dininde de, korunması amaçlanmıştır. Bunlar: 1- Canın korunması,2. Malın korunması,3.Aklın korunması,4. Dinin Korunması,5. Neslin korunması.
158-ZELLE:”Peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıklara kusurları, ifade eden bir terim (Aliyyü’l-Karî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber, Mısır 1323, 51, 53).Peygamberler aslında günah işlemezler. Onlar “İsmet” sıfatına sahiptirler.
159-İhsan:Allah`a onu görür gibi ibadet etmesidir.
160-İfk hadisesi:Hz.Aise´ye zina isnadi atilmasi olayi.
161-İhvan-i Safa:Ansiklopedik risalesiyle taninan felsefe toplulugu.
162-İla:Islam hukukunda bir erkegin bir müddet hanimina yaklasmayacagina dair yemin etmesi demektir.
163-İlk Türkce Ezan:Ilk Türkce ezan 29 Ocak 1932 yilinda Istanbul`da okundu.
164-İlk Türkce Hutbe:Ilk Türkce hutbe,06.Ocak.1932 de Süleymaniye camiinde okundu.
165-Ismail Hakki Bursevi(ö.1137/1725):Celceti seyhi, müfessir, sair.
166-İsrail:hz.Yakub(as)`un lakabi olup sonradan bütün o soydan gelenlere”Beni Israil” denilmistir.
162-Istidrac:Bir kul günahini yeniledikce Allah`´n , onun sagligini, mevkiini, sanini, söhretini, nimetini artirmasi, ona sükrünü, tevbesini, istigfarini unutturmasi, böylece onu asama asama azabina yaklastirmasi ve sonunda kendisini ansizin yakalamasi anlamina gelir.(Hasan Basri Cantay Meali, 3,1078)
163-İstibra:Kücük abdesten sonra temizlenme.
164-İstihlaf:Namazda abdesti bozulan insanin, yerine cemaattan birini gecirmesine istihlaf denir.
165-İstinaf:Namazda abdesti kasten kendi istegi ile bozulmussa namazi yenidn baslar. Buna istinaf denir.
166-İstinca:Büyük abdesten sonra temizlenmek.
167-Ka`b b.Esref(ö.3/624):Islam`a düsmanligi ile taninan yahudi sairi
168-Ka`b b.Malik(ö.50/670):Hz.Peygamberin meshur üc sairinden biri.
169-Kaderiyye:Sorumlluluk doguran fiillerin sadece insan iradesiyle gerceklestirdigini ileri süren itikadi mezhep.
170-Kavame:Rüku halinden dogrulup da bir defa“sübhane rabbiyel´azim“ diyecek kadar ayakta durmaktir.
171-Kaynuka(beni Kaynuka):Hz.Peygamberin Medine`den sürdügü yahudi kabilesi.
172-Kazf:Iffetli bir kimseye zina iftirasinda bulunma anlaminda fikih terimi.
173-Kelam ekolleri:Mu`tezile, Esaeiyye, Maturidiyye ve Sia.
174-Kebire:Büyük günahlar.
175-Kitabü`l-harac:Ebu Yusuf`un(ö.182/798):Mali konular yaninda, muamelat, ceza, idare ve devletler hukuku kapsamina giren cesitli meseleleri ele alan eseri.
176_Kitabü`lMegazi:vakidi`nin(ö.207/823):Hz.Peygamberin gazve ve seriyyelerine dair eseri.
177-Kitabü`t-Tevhid:Ebu Mansur el Maturidi`nin(ö.333/944) Kelama dair eseri-
178-Külli irade:Kul da bi`l-kuvve mevcut olan iradegücüne „külli irade“ denir.Bu irade kullanilmaya hazir olan, ancak henüz kullanilmayan 2potansiyel irade“ demektir.
179-Küsuf namazi:Günes tutuldugunda iki rekat cemala kilinan, cemaat yoksa kendi basina kilinan namaza küsuf namazi denir.
180-Kütüb-ü Ehadis.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
181-Kütüb-ü Münzele:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
182-Kütüb-ü sitte:Peygamber(sas) Efendimizin hadis-i seriflerini ihtiva eden 6 hadis kitaba verilen isimdir.Buhari, müslim, Ibn Mace,Ebu Davud,Tirmizi,Nesai.
183-Mazmaza:Fikihta mazmaza, abdest ve gusülde agiza su alip calkalamayi ifade eder.
184-Mecelle-i Ahkam-i Adliyye:Osmanli devletinde 1868-1876 yillari arasinda hazirlanan ve daha cok borclar, esya ve yargilama hukuku esaslarini iceren kanun-Mecelle:Islam hukukunun muamelet kisminin tedvininden meydana gelen kanun kitabi.Tanzimat döneminde hazirlanan medeni kanunun adi.
185-Mecusilik:Atese tapanlara verilen ad.Islami kayanaklarda zerdüstlige verilen ad.Zerdüstiligin eski Iran inanc ve gelenekleriyle karismasindan olusan din.
186-Mezahib-i Erbaa(Dört mezhep):Hanefi, safii, maliki, hanbeli.
187-Medine:Hz.Peygamberin Mescidiyle kabrinin bulundugu hicret yurdu, Islam`da iki harem bölgesinden biri,Resul-i Ekrem ve Hulefa-i Rasidin döneminin bassehri.Eski adi Yesrib .
188-Medyen:Hz.Suayb(as) Peygamberin yasayip halkini tevhid inancina davet ettigi sehrin adi.Inanmayanlar korkunc bir sesle birlikte gelen zelzele ile evleri yurtlari yerle bir oldu.
189- Mehmet Nuri Efendi(1859-1927):Osmanli devletinin son Seyhülislami.
190-Mehmet Vehbi Efendi(1862-1949):Hulasatü`l-Beyan adli tefsiriyle taninan son devir din alimi ve siyaset adami.
191-Mehmet Zihni Efendi(1846-1913):Son devir Osmanli alimi, müderris.
192-Menakibname:Velilerin daha cok kerametlerinin anlatildigi eserlerin genel adi.
193-Menasik:Hac ve umre sirasinda yerine getirilen belirli davranislar anlaminda fikih terimi.
194-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanc esasindan biri.
195-Merkez Efendi(ö.959/1552:Halveti –SünbüliSeyhi, alim.
196-Emr-i bi`l –ma`ruf, Nehy-i ani`l-müker:Iyiligi emretmek, kötülükten alikoymaktir.
197-Irsad:Akli ve kalbi ikna edici söz ve eserlerle bir kimseyi dogru yola iletmektir.
198-Sosyal hizmet:bireylerin ve toplumun ihtiyaci olan ve yararli olacak bir isin yapilmasina sosyal hizmet denir.
199-Kur`an-i Kerim`de, teblig(dinin diger insanlara ulastirilmasi),inanan bütün insanlara dini bir sorumluluk olarak yüklemistir.
200-Muktedi:Namazda imama uyan kimseye muktedi denir.
201-Istiva vakti:Günesin tam tepe noktasinda oldugu va namaz kilmanin mekruh oldugu vakte istiva vakti denir.
202-Allah`in zati sifatlari;Vücud, kidem,beka ,vahdaniyet, muhalefetü`n li`l-havadis,kiyam binefsihi.
203-Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartildigi ilahi adalet ölcüsüne Mizan denir.
204-Yüce Allah`in insanlari hesaba cekmek üzere tekrar dirilisten sonra bir araya toplamasina Hasir denir.
205-Keramet:Peygamberine gönülden bagli olan ve ona titizlikle uyan veli kullarin gösterdikleri olaganüstü olaylara keramet denir.
206-İstidrac:Kafir ve günahkar kisilerin arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
207-Peygamberlerin sifatlari;Sidk , emanet ,fetanet, ismet , teblig.
208-Suhuf verilen peygamberler;Hz.Adem(10 suhuf),Hz.Ibrahim(10 suhuf),Hz.Idris(30 suhuf) ve Hz.Sit(50 suhuf`)`e verilmistir.
209-Vahdaniyyet:Allah Teala`nin zatinda, siftlarinda ve fiillerinde bir ve tek olmasi, esi, benzeri ve ortaginin bulunmamasidir.
210-Kidem:Allah Teala`nin ezeli oldugu, baslangicinin olmadigi anlamina gelmektedir.
211-Savas ganimetleri anlamina gelen sur; Enfal suresidir.
212-En son nazil olan sure ;Nasr suresidir.
213-Orucun farz oldugunu beyan eden Bakara suresi , 183. ayeti.
214-Kur`an-i Kerim`in noktalanmasini,Nasr b. Asim ve Yahya b. Yamer icra etmistir.
215-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
216-Mufassal sureler:Kur`an`in sonunda yer alan surelere mufassal sureler denir.
217-Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Tenasüb denir.
218-Kur`an`in Isimleri;el-Kitab,el-Furkan, ez-Zikr……
219-Mevdudi(1913-1979):Pakistanli alim ve düsünür.Cemaat-i islami teskilatinin lideri.
220-Mevlana Celaleddin-i Rumi(ö.672/1273):Mevleviyye teskilatini kurucusu, mutasavvuf, alim ve sair.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR
1-Kur’ân-ı Kerîm:Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından Cebrail vasıtasıyla mahiyeti bilinmeyen bir tarzda son peygamber Hz. Muhammed’e indirilen, Mushaflarda yazılı olan, tevatürle nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fâtiha suresinden başlayıp Nâs suresinde son bulan Arapça mu’ciz bir kelamdır
2-Kur’ân-ı Kerîm’i Okuma Şekilleri:
Kur’ân-ı Kerîm’i okuma şekilleri hızlarına göre Tahkîk, Tedvir ve Hadr olmak üzere üç gruba ayrılır:
a)Tahkîk:Hakkını tam olarak vermek, araştırmak, gerçekleştirmek gibi anlamlara gelir. Artırma ve eksiltme yapmaksızın bir şeyde mübalağa yapmaktır. Kur’ân-ı Kerîm’i ağır ağır okumanın adıdır. Medlere hakkını vermek, hemzeyi hakkıyla okumak, harekeyi tam yapmak, harfleri birbirine katıp karıştırmadan tane tane çıkarmak ve dura dura okumaktır. Bu okuyuşta medler son hadlerine kadar yani 4-5 elif miktarı çekilir, hemzeler belirtilir, tecvid kuralları bütün yönleriyle ve hakkıyla uygulanır. Kur’ân’da işaret edilen tertil ile okumanın bu olduğu da ifade edilir.
b)Tedvîr:Döndürme ve çevirme anlamına gelir. Tahkîk ile hadr arasında orta bir okuyuştur. Tahkike göre medler ve diğer kurallardaki ölçüler biraz azaltılır. Medler 3 elif miktarı çekilir. Harfler yine tane tane ve açık bir biçimde telaffuz edilir.
c)Hadr:Dolmak, şişmek ve hızlı söylemek anlamına gelir. Kıraat ilminde Kur’ân-ı Kerim’in tecvîd kaidelerine uygun olarak okunduğu üç tarzdan hızlı olanına denir. Hadr, Kur’an’ı hızlı okumak için kullanılır. Med harflerini ve ğunne sesini yutmadan, harekeleri birbirine karıştırmadan, sahih olmayan bir kıraatteki aşırılıklara kaçmadan, medleri ve idğamları kısa tutarak biraz süratli bir okuyuşla okumaktır. Bu okuyuşta kıraatlerde yer alan bütün kaideler asgari hadlerinde uygulanır. Ancak gerek harflerin mahreçleri gerekse sıfatları konusunda taviz verilmez.
Bu metotlardan hangisinin daha uygun olduğu konusunda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Kimisi, Kur’ân’ın tertil ile okunmasını emreden âyetleri delil getirerek yavaş okumayı önerirken kimisi de bu konuda Resûl-i Ekrem’in çok Kur’ân okumayı tavsiye eden ve okunan her harfe ayrı ayrı sevap verildiğini bildiren hadislerini delil getirmişlerdir. Bu âyet ve hadisleri değerlendiren İbnü’l-Cezeri, Kur’ân’ı okumaktan maksadın onu anlamak ve ona göre amel etmek olduğunu söyleyerek, yavaş okumanın daha önemli olduğunu ve güçlü delillerin bunu teyid ettiğini bildirir.
2. Medd-i Tabîi:Bir elif miktarı çekilir. Bir eliften eksik veya fazla çekmek lahn-ı celi olur. Bir elif miktarı, iki hareke miktarına eşittir. Bu da bir parmak kaldıracak kadar zaman miktarı olarak kabul edilir.
Medd-i Lâzım: Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden sükûnu lâzım bulunursa, o kelime medd-i lâzım olur. Bu şekilde meydana gelen meddi, bütün kıraat imamları medd ile okudukları için, bu isim verilmiştir. Medd-i Lâzım 4 çeşittir:
• a) Kelime-i Musakkale (şeddeli kelime).
• Örnek: (اَلْحَاقَّةُ ). Burada sükûn, şeddenin içinde bulunan harftir.
• b) Kelime-i Muhaffefe (cezimli kelime).
• Örnek: (آلْآنَ ). Burada sükûn, cezmin içinde bulunan harftir. (أَاَلْأَانَ)
• c) Harf-i Musakkal (şeddeli harf).
• Örnek: (الم ) deki lâm gibi. (لاَمْ مِيمْ) Burada sükûn, şeddenin içinde bulunan harftir.
• d) Harf-i Muhaffef (cezimli harf).
• Örnek: (الم ) deki mim gibi. (مِيمْ)
Medd-i Lâzım’ın hükmü vaciptir.
3-Tefsir Çeşitleri:
• Rivayet Tefsiri: Kur’ân’a, Hz. Peygamber’in sünnetine, seleften nakledilen haberlere, Arap dili ve câhiliye Arap şiirine dayanan tefsirdir.
Bazı Rivayet Tefsirleri:
• 1. İbn Cerîr et-Taberî (ö. 310/922), Câmiu’l-Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân. (Bu tefsir her ne kadar rivayet tefsirinin özelliklerini taşıdığı için söz konusu tefsirler arasında sayılıyorsa da, şunu kabul etmek lazım ki Câmi’u'l-Beyân ayrıca dirayet tarafı da ağır basan birkaç önemli tefsirden biridir.)
• 2. Ebu’l-Leys es-Semerkandî (ö. 383/993), Tefsîru’l-Kur’ani’l-Azîm.
• 3. Ebû İshâk es-Sa’lebî (ö. 427/1036), el-Keşf ve’l-Beyân.
• 4. el-Bağavî (ö. 516/1122), Me’âlimu’t-Tenzîl.
• 5. İbn Atiyye el-Endülüsî (ö. 546/1151), el-Muharreru’l-Vecîz fi Tefsiri’l-Kitâbi’l-Azîz.
• 6. İbn Kesîr (ö. 774/1372), Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm.
• 7. es-Se’âlibî (ö. 875/1470), el-Cevâhiru’l-Hisân fî Tefsîri’l-Kur’ân.
• 8. es-Suyûtî (ö. 911/1505), ed-Dürrü’l-Mensûr fi’t-Tefsîr bi’l-Me’sûr.
• 9. el-Kâsımî (ö. 1332/1914), Mehâsinu’t-Te’vîl. (Tefsîru’l-Kâsımî).
4-Hadis: Söz, haber, yeni şey anlamlarına gelir. Çoğulu ehâdis’tir. Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirlerine denir. Hadis, sünnetle eş anlamlıdır. Haber ve eser anlamın da gelir. Sahabe ve tabiûn sözlerine de hadis denilmektedir.
- Delil değeri açısından: Sahih, Hasen ve Zayıf;
-Kaynağı açısından: Merfû, Mevkuf ve Maktû; -Senedi açısından: Mütevâtir, Meşhûr ve Âhâd;
-Senedinin muttasıl olup olmaması açısından: Müsned, Muttasıl, Munkatı, Mu’dal, Mürsel, Muallak, Muanan, Müdelles kısımlarına ayrılır.
5-Mevkuf Hadis: Sahabelerden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Mevkuf hadislerde isnad Rasûlullah’a ulaşmaz, sahabede son bulur.
6-Münker Hadis: Adalet ve zabt yönünden zayıf bir ravinin güvenilir raviye aykırı olarak rivayet ettiği ve bu rivayetinde tek kaldığı hadistir.
7-Mürsel Hadis: Tabiînin Sahabeyi atlayarak Hz. Peygamber’den direkt söylediği hadislerdir.
8-SİYER
♦ Hz. İbrahim’in ilk hanımı Hz. Sâre’dir. O, yaşlılık döneminde Hz. İshak’ı doğurmuştur. Hz. İbrahim, ondan sonra Hâcer validemizle evlenmiştir. Hz. Hâcer, Hz. İsmail’in annesidir
♦ Hz. Asiye, Fir’avun’un hanımıdır.
♦ Hz. Nuh ve Hz. Lut’un hanımları kendilerine iman etmemiştir.
♦ Peygamberimiz (a.s.) “Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır” buyurmuştur. Bu kadınlar: Hz. Meryem, Hz. Asiye, Hz. Hatice ve Hz. Fatıma’dır.
9-Cuma Namazı: Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti esnasında, Kubâ köyündeki Rânûna vadisinden geçerken, öğle vakti Cuma namazı farz kılınmıştır. Peygamberimiz de ilk Cuma namazını Rânûna vadisinde kıldırmıştır.
Cuma’nın Şartları:
a) Vücûb Şartları:
1. Erkek Olmak,
2. Mazeretsiz olmak yani bedeni özrü olmamak,
3. Hürriyet,
4. İkamet,
5. Âkil-bâliğ olmak.
b) Sıhhat Şartları:
1. Vakit,
2. Cemaat,
3. Şehir,
4. Cami,
5. İzin,
6. Hutbe.
10- Hac: Hac, Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Yapılış şekli bakımından hac üçe ayrılır: 1. İfrat haccı, 2. Kıran haccı, 3. Temettu’ haccı.
İfrat Haccı: İçinde umre olmadan yapılan hactır.
Kıran Haccı: Bir ihramla hem umre hem de hac yapmaktır.
Temettu’haccı: Bir yıl içinde iki ihramla umre ve haccı birlikte yapmaktır.
11-Akâid İlmi: Akâid “akîde” kelimesinin çoğuludur. Sözlükte düğüm bağlamak, düğümlemek ve kesinlikle inanılan şey anlamlarına gelir. “İslâm akâidi” İslâm dininde inanılan hususlar mânâsına gelir. Bunlara “îmân esasları” denir. Îmân esaslarını ihtiva eden ilme de “akâid ilmi” denir. Akâid ilmi, Allah’ın varlığından, sıfatlarından, fiillerinden bahseden bir ilimdir.
10-Bazı Yazarlar ve Eserler
Evliya Çelebi: Seyahatname.
İmam-ı Rabbani: Mektubat.
Serrâc: el-Luma.
Sülemî: Hakâiku’’t-Tefsîr.
İmam-ı Şafii: er-Risale.
İmam Malik: el-Muvatta.
İmam Âzam: el-Fıkhu’l-Ekber.
Şatıbî: el-Muvafakât fî Usûli’Şerî’a.
Serahsi (II. Şemsü’l-Eimme): el-Mebsût (30 cilttir)
Ferra: Ma’ani’l-Kur’an.
İmam-Şafi: Ahkamu’l Kur’an.
Zemahşeri: Keşşâf.
Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb.
Ebu Ali et-Tabresi: Mecmeul Beyan li Ulumil Kur’an.
İsmail Hakkı Bursevi: Ruhu’l Beyan.
Seyyid Kutup: Fî Zilali’l-Kur’an.
ez-Zerkânî: Menâhilu’l-İrfân fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
Subhi es-Sâlih: Mebâhis fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
Zebîdî: Tâcu’l-‘Arûs.
İbn Fâris: Mu‘cemu Mekâyîsi’l-Luğa.
el-Fîrûzâbâdî: el-Kâmûsu’l-Muhît.
er-Râğıb el-Esfahânî: el-Mufredât fî-Ğarîbi’l-Kur’ân.
İbn Manzûr: Lisânu’l-‘Arab.
Abdulkahir el-Cürcânî: Esrâru’l-Belağa.
İbn Kesîr: el-Bidâye ve’n-Nihâye.
Muhammed Hüseyin ez-Zehebî: et-Tefsîr ve’l-Müfessirûn.
Kâtip Çelebi: Keşfü’z-Zunûn.
Ömer Nasuhi Bilmen: Büyük Tefsîr Tarihi.
Süleyman Ateş: İşârî Tefsir Okulu.
11. Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB):
Türkiye’de İslâm diniyle ilgili işleri yürütmek, toplumu din konusunda aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kamu kuruluşunun adıdır.
3 Mart 1924 tarih ve 429 sayılı Şer’iyye ve Evkaf ve Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye Vekâletlerinin İlgasına Dair Kanun ile Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Reisliği ve Evkaf Umum Müdürlüğü kuruldu.
Not: Genel Kurmay Başkanlığı da aynı tarihte yani 3 Mart 1924’te kuruldu.
Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924 tarihinde Diyanet İşleri Reisliğine getirildi.
Başkanlık, kuruluşundan 11 yıl sonra, 14 Haziran 1935’de Diyanet İşleri Reisliği Teşkilât ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile ilk teşkilât kanununa kavuştu.
5 Temmuz 1939’da ilk defa bir reis muavinliği kadrosu ihdas edildi.
1950 genel seçimlerinden önce DİB yeniden düzenlendi.
2 Temmuz 1951’de Dinî Yayınlar Döner Sermayesi kuruldu.
1961 Anayasası, 154. Maddesiyle DİB’nı bir Anayasa kurumu olarak düzenledi.
12-Âmile: Ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara denir.
*Zekâtın vücûb sebebi zenginliktir.
*Zekât; müslüman, hür, akıllı, bâliğ, tabii ihtiyaçlarından fazla artıcı vasıftaki mala tam bir mülkiyetle mâlik olan ve bu mâlik oluşunun üzerinden bir senesi geçen kimselere farzdır.
13-Zekâtın Yükümlülük Şartları
a. Mükellef ile İlgili Şartlar
Namaz ve oruçla mükellefiyette söz konusu olan şartlar, zekâtta da aranır.
Ebû Hanîfe akıllı ve bâliğ olmayanları, toprak ürünleri ve kamu hukukunun bir parçası olarak alınan zekât türü hariç, zekâtla mükellef tutmamıştır. Fakihlerin çoğunluğuna göre ise akıl hastalarının ve çocuğun malları zekâta tâbidir.
b. Mal ile İlgili Şartlar
1. Tam Mülkiyet
2. Nemâ: Artmak, çoğalmak, gelişmek anlamlarına gelir. Bu iki kısma ayrılır:
a. Hakikî (gerçek) nemâ: Bir malın ticaretle, doğum yoluyla veya tarımla artmasıdır. Ticaret malları, hayvanlar ve toprak ürünleri böyledir.
b. Takdirî (hükmî) nemâ: Bir malın kendisinde nemâ imkânının bizzat (potansiyel olarak) mevcut olmasıdır. Altın, gümüş ve parada olduğu gibi.
3. İhtiyaç Fazlası Olma
4. Nisab: Sınır, işaret, asıl ve kök anlamlarına gelir. Zekâtın vücûbuna alâmet ve ölçü olmak üzere tespit edilen belirli bir miktardır.
5. Yıllanma: Zekâta tâbi mallarda aranan şartlardan biri de, o malın üzerinden bir kamerî yılın geçmiş olması şartıdır ki buna “havelânü’l-havl” denir.
6. Borç Karşılığı Olmama
Zekâtın Geçerlilik Şartları
1. Niyet
2. Temlik
* Zekâta tâbi hayvanların
1. Senenin çoğunu otlaklarda otlayarak geçiren hayvanlar olmaları, besi hayvanı olmamaları. 2. Ziraat, nakliyat vb. işlerde kullanılan (âmile) hayvanlardan olmamaları gerekmektedir.
Kaynak:
1-Davut Kaya, Tecvidli Kur’an Okuma Rehberi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
2- Dini Kavramlar Sözlüğü, Ed. İsmail Karagöz, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
3- Diyanet Hac Rehberi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
4-Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
5-Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, (Sadeleştiren: A. Fikri Yavuz).
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR
Soru 1 : Cumhurbaşkanı kaç yılda bir seçilir? 7
Soru 2 : Cumhurbaşkanı kim tarafından seçilir ? TBMM
Soru 3 : İlk Türkçe sözlük hangisidir?Divan-ı Lugat-it Türk
Soru 4 : Bir akarsuyun belirli bir sürede taşıdığı su miktarına ne ad verilir ?Debi
Soru 5:İlk Diyanet İşleri Başkanımız kimdir?Rifat Börekçi
Soru 6:Şimdiki Diyanet İşleri Başkanımız kimdir?Prof.Mehmet GÖRMEZ
Soru 7 :Ülkemiz Avrupa Birliğine tam üyelik müzakerelerine hangi yılda başlamıştır ? 2005
Soru 8 : 2007 yılında Avrupa Birliğine giren ülkeler hangileridir ? Bulgaristan –Romanya
Soru 9 : Türkçe hangi dil grubuna girmektedir ? Ural – Altay
Soru 10 : Avrupa Birliğini iki kez halk oylamasiyla reddeden ülke hangisidir ?Norveç
Soru 11 : UNICEF nedir ? Birleşmiş Milletler Çocukları Koruma Vakfı
Soru 12 : Avrupa Birliğinin başkenti neresidir?
Brüksel
Soru 13 : İstiklal Marşımızın bestecisi kimdir?
Osman Zeki Üngör
Soru 14 : Türkiye’nin en yüksek dağı hangisidir ?
Ağrı dağı
Soru 15 : Türkiyenin en büyük gölünün adı nedir ? Van Gölü
Soru 16 : Türkiye sınırları içindeki en uzun nehir hangisidir ? Kızılırmak
Soru 17 : Osmanlı imparatorluğunda ilk halife kimdir ?Yavuz Sultan Selim
Soru 18 : En geniş ormanlık alana sahip bölgemiz hangisidir ? Karadeniz Bölgesi
Soru 19 : Mimar Sinanın ‘ustalık eserim’ diye nitelendirdiği cami hangisidir ?Selimiye Cami
Soru 20 : Mimar Sinanın ‘kalfalık eserim ‘ diye nitelendirdiği cami hangisidir ?Süleymaniye Cami
Soru 21 : Birleşik Arap Emirliklerinin başkenti neresidir ? Abu Dabi
Soru 22 : Türkiyenin sınırları dışında türk bayrağının dalgalandığı ve Türk askerlerinin nöbet tuttuğu yer neresidir ?Caber Kalesi
Soru 23 : İlk Türk denizci kimdir ? Çaka Bey
Soru 24 : İlk kez hangi türk şair şiirlerinde sevgililerinin adını kullanmıştır ? Karacaoğlan
Soru 25 :Azerbeycan’ın başkenti neresidir?Bakü
Soru 26 : İlk yerli tiyatro eseri kime aittir?Şinasi
Soru 27 : Cennet-cehennem mağaraları hangi ilimizdedir?Mersin
Soru 28 : Tarihi Aspendos Tiyatrosu hangi ilimizdedir?Antalya
Soru 29 :2011 Dünya Üniversitelerarası Kış Olimpiyatları hangi ilimizde yapılacaktır?Erzurum
Soru 30 : Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen ortak birimi olan Euro’yu kabul etmeyen ve kendi para birimini kullanan ülke hangisidir? İngiltere
Soru 31 : Yaprak Dökümü adlı romanın yazarı kimdir? Reşat Nuri Güntekin
Soru 32 : İstiklal Marşı’nın bestecisi kimdir? Osman Zeki Üngör
Soru 33 : Kitab-ı Bahriye adlı eseri ve yaptığı haritalarla ünlü denizci kimdir? Piri Reis
Soru 34 : Himalayarda bulunan ve dünyanın en yüksek noktasını oluşturan doruğun adı nedir? Everest
Soru 35 : Dünyanın en derin gölü hangi göldür?Baykal Gölü (Asya’da)
Soru 36 : Uzaydan bakıldığında görülebilen dünyadaki tek yapının adı nedir? Çin Seddi
Soru 37 : Osmanlı mimarisi XV. ve XVI. Yüzyıllarda zirveye ulaşır. Bu dönemde Kanuni adına Süleymaniye Camii, Mostar Köprüsü ve Şehzade Camii gibi önemli eserler veren Osmanlı mimarı kimdir? Mimar Sinan
Soru 38)Piri Reis’in eserinin adı nedir?Kitab-ı Bahriye
Soru 109)Osmanlı Devleti’nde devlet memurlarının pantolon ve fes giyme zorunluluğunu hangi padişah getirmiştir? II.Mahmut
Soru 39)Ülkemizde kadınlara milletvekili olabilme hakkı hangi yılda verilmiştir?1934
Soru 40)Selçuklularda toprakların gelirlerine göre ayrılmasına ne ad verilir?İkta
Soru 41 )Ankara’da bulunan uluslar arası hava limanımızın adı nedir?Esenboğa
Soru 42)Hollanda’nın başkenti neresidir? Amsterdam
Soru 43)İspanya’da geçmişte kurulmuş İslam Devleti’nin adı nedir? Endülüs Emevi
Soru 44)Ay’a ilk defa kaç yılında ayak basılmıştır?1969
Soru 45)Türkiye ile Yunanistan’ı birbirine bağlayan sınır kapısının adı nedir?İpsala
Soru 46)Uluslar arası Adalet Divanı’nı bulunduğu şehrin adı nedir?Lahey (Den Haog)
Soru 47)Kırgızıstan’ın başkenti neresidir?Bişkek
Soru 48)Rumeli Hisarını hangi padişah yapmıştır?Fatih Sultan Mehmet
Soru 49)Türkiye’nin kuzeyden geçen en uç şehri hangisidir?Sinop
Soru 50)Amerika ve Asya kıtaları arasındaki okyanus’un adı nedir?Büyük Okyanus
Soru 51)Büyük Okyanus ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayan kanalın adı nedir?Panama
Soru 52)Türkiye’nin en uzun nehri hangisidir?Kızılırmak
Soru53)Kazakistan’ın başkenti hangisidir?Alma ata
Soru 54)Kuzey Kıbrıs’ın bağımsızlığını tanıyan ikinci ülke hangisidir?Çeçen Cumhuriyeti
Soru 55)Dünya’nın en yüksek tepesi hangisidir?Everest
Soru 56)Türkiye NATO’ya kaç yılında girmiştir?1951
Soru 56)Ülkemizde şeker pancarı üretiminin en fazla yapıldığı bölgemiz hangisidir?İç Anadolu bölgesi
Soru 57)Yurdumuzda en fazla elektrik enerjisi hangi barajdan elde edilir?Keban
BEŞİNCİ BÖLÜM:EDEBİYAT BİLGİLERİ
1. Amerikan Kız Koleji’nde okuyan ilk Türk Halide Edip Adıvar’dır.
2. Aruzla yazılan ilk manzum tiyatro eseri Eşber’dir.(A.Hamit Tarhan )
3. Aşık Veysel ilk olarak A.Kutsi Tecer tarafından Türk halkına tanıtılmıştır.
4. Atatürk’e muhalefet olan ilk kadınlarımızdan biri Halide Edip Adıvar’dır.
5. Aydınlar arasında heceyi ilk kez deneyen sanatçı M.Emin Yurdakul’dur.
6. Basılan ilk küçük hikaye kitabı Küçük Şeyler’dir.(S.Sezai,ilk gerçekçi hikaye)
7. Batılı tekniğe uygun ilk ilk roman Aşk-ı Memnu’dur.
8. Beyanname ile yayın hayatına giren ilk edebiyat topluluğu Fecr-i Ati’dir.
9. Bilinen ilk Türk yazarı Yollug Tigin’dir.
10. Cumhuriyet sonrası ilk beyanname yayınlayan edebi topluluk Yedi Meşaleciler’dir.
11. Divan Edebiyatı’nın ilk şairi Hoca Dehhani, son şairi ise Şeyh Galip’dir.
12. Divan Edebiyatı’nın Sebk-i Hindi tarzını ilk temsilcisi Naili’dir.
13. Dünya edebiyatındaki ilk realist roman Madama Bovary’dir.
14. Dünyada bilinen en eski destan Gılgamış’tır.
15. Dünyada bilinen en uzun destan Kırgızlar’ın Manas Destanı’dır.
16. Dünyada ilk kez resimle yazıyı birleştiren,konuşma balonları hazırlayan ressam William Hogarth’tır.(1697-1908)
17. Dünyada ilk özgün çizgi macera hikayesi Dick Tracy’dir.(Chester Gould)
18. Dünyada ilk özgün çizgi roman New Fund’dur.(1935)
19. Dünyadaki ilk kadın romancı Afraben’dir(Afrahat)
20. Edebiyatımızda anjabmanı ilk kez Tevfik Fikret kullanmıştır.
21. Edebiyatımızda çoçuklar üzerine yazılmış ilk eserler Nabi’nin Hayriye’si ve Sümbülzade Vehbi’nin Lütfiye’sidir.
22. Edebiyatımızda ilk çeviri roman, Kamil Paşa’nın yaptığı Telemak’tır.
23. Edebiyatımızda ilk edebi roman,Namık Kemal’in “İntibah”adlı eseridir.
24. Edebiyatımızda ilk kadın romancı Fatma Aliye’dir.
25. Edebiyatımızda ilk köy romanı,Nabizade Nazım’ın “Karabibik”adlı eseridir.
26. Edebiyatımızda ilk makaleyi Şinasi yazmıştır.(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi)
27. Edebiyatımızda ilk psikolojik roman,Eylül’dür(Mehmet Rauf)
28. Edebiyatımızda ilk roman,Taaşşuk-u Talat-ı Fitnat’tır.
29. Edebiyatımızda ilk tarihi roman,Namık Kemal’in “Cezmi”adlı eseridir.
30. Edebiyatımızda noktalama işaretini, ilk kez Şinasi ‘Şair Evlenmesi’nde kullanmıştır.
31. Edebiyatımızda serbest vezni ilk kez Nazım Hikmet kullanmıştır.(1929)
32. Edebiyatımızdaki ilk antoloji Harabat’tır.(Z.Paşa)
33. Edebiyatımızdaki ilk atasözleri kitabı Durub-ı Emsal-i Osmaniye’dir.(Şinasi)
34. Edebiyatımızdaki ilk çağdaş roman Mai ve Siyah’tır.(Halit Ziya)
35. Edebiyatımızdaki ilk eleştirmen Namık Kemal’dir.
36. Edebiyatımızdaki ilk fıkra yazarı Ahmet Rasim’dir.
37. Edebiyatımızdaki ilk hikaya kitabı Letafet-i Rivayet’tir.(A.Mithat)
38. Edebiyatımızdaki ilk pastoral şiir A.Hamit Tarhan’ın Sahra adlı şiiridir.
39. Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman denemesi Nabizade Nazım’ın Zehra adlı eseridir.
40. Edebiyatımızdaki ilk realist roman Araba Sevdası’dır yazarı Recaizade Mahmut Ekrem’dir.
41. Edebiyatımızdaki ilk realist romancı Recaizade Mahmut Ekrem’dir.
42. En uzun ömürlü edbiyet dergimiz 1933 yılında çıkmaya başlayan Varlık Dergisi’dir.
43. Hayat hikayesini İngilizce yazan ilk yazarımız Halide Edip Adıvar’dır.
44. Hazine-i Evrak ilk edebiyat dergimizdir.
45. Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eseri Binnaz’dır.(Y.Ziya Ortaç)
46. İlk bibliyoğrafya Keşfiz-Zünun’dur.(K.Çelebi)
47. İlk çoçuk yayınımız ise Eftal ve Mümeyyizdir.(1869)
48. İlk divan sahibi sanatçımız Yunus Emre’dir.
49. İlk edebi tartışma Ziya Paşa ile Namık Kemal arasında olmuştur.
50. İlk edebi topluluk Servet-i Fünun’dur.
51. İlk hamse yazarı Ali Şir Nevai’dir.
52. İlk hatıra kitabı Babürname’dir.(Babürşah)
53. İlk matbaada basılan ilk kitabımız Vankulu Lügati’dir.
54. İlk mensur şiir yazarı R.Mahmut Ekrem’dir.
55. İlk mizah dergisi Diyojen’dir.(Teodor Kasap)
56. İlk mizah gazetemiz Diyojen’dir.(N.Kemal)
57. İlk Nobel Edebiyat Ödülü alan ilk Müslüman yazar Necip Mahfuz’dur.(Kayra)
58. İlk siyasetname eseri Kutadgu Bilig’tir.
59. İlk sosyolog Ziya Gökalp’tir. (Ziya Gökalp (1876-1924) öncelikle Türkiye’yi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı.)
60. İlk sözlük kitabımız Divan-i Lügatit Türk’tür.(K.Mahmut)
61. İlk tezkiremiz Mecalis’ün Nefais’tir.(A.Şir Nevai’dir)
62. İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir.
63. İlk Türkçe gazete 1831′de kurulan Takvim-i Vaka’dır.
64. İlk Türkçe özel gazete 1860′da kurulan Tercüman-ı Ahval’dır.
65. İlk yerli çizgi roman Türk Kahramanı Köroğlu’dur.
66. İlk yerli çizgi roman, Türk Kahramanı Köroğlu’dur.(1953)
67. Kutatgu Bilik ilk Türk dünyası ansiklopedisisidir.
68. Milli Mücadele’de bulunan ilk kadınlarımızdan biri Halide Edip Adıvar’dır.
69. Nobel edebiyat ödülünü il kez İsviçre kazandı.
70. Serbest müstezatı aruzla deneyen ilk şairimiz Tevfik Fikret’tir.
71. Sürgüne gönderilen ilk kadınlarımızdan biri Halide Edip Adıvar’dır.
72. Şiirde ilk defa Türk kelimesini kullanan sanatçımız M.Emin Yurdakul’dur.
73. Şiirde noktalam işaretini ilk kez kullanan Servet-i Fünun sanatçısı Tevfik Fikret’tir.
74. Türk Edebiyatı’nda batıdan yapılan ilk fabl çevirisi Şinasi tarafından yapılmıştır.
75. Türk Edebiyatı’nda bilinen ilk çocuk gazetesi Çocuklar İçin Mümeyyiz’dir.
76. Türk Edebiyatı’nda iç monolok tarzı yazılmış ilk roman Bir Düğün Gecesi’dir.(A.Ağaoğlu)
77. Türk Edebiyatı’nda mensur şiir yazımı ilk defa Halit Ziya ile başlar.
78. Türk Edebiyatı’nda post-modern tarzda eser veren ilk yazarımız Oğuz Atay’dır.(Tutunamayanlar)
79. Türk Edebiyatı’nda yayınlanmış ilk öykü kitabı Emin Nihat Tarlan’ın Müsameratname’dir.(1872)
80. Türk Edebiyatı’nda yazıya geçirilen ilk masallar Billur Köşk Masalları’dır
81. Türk Edebiyatı’ndaki ilk deneme yazarı Nurullah Ataç’tır.
82. Türk masalları ilk defa yurt dışnda 16.Lui döneminde Fransa’da yayınlanmıştır.
83. Türk masallarını ilk defa derleyen İ.Kunoş adlı Macar bilim adamıdır.
84. Türk şiirinin en eski lirik şiir örneği Aprın Çar Tigin’dir.
85. Türkçe’nin ilk gramer kitabını Baskakov yazmıştır.
86. Türkiye’de kurulan ilk kadın derneği kurucularından biri Halide Edip Adıvar’dır.
87. Türkiye’de lügat sözlük hakkında yazılan ilk lügat Bir Lügt Bulamadım’dır.(M.Doğan)
88. Türkler’in kullandığı ilk alfabe Göktürk Alfabesi’dir.
89. Ülkemizde ilk çocuk çizgi roman türü Kara Maske’dir.(1943)
90. Ülkemizdeki ilk çocuk çizgi roman türü Kara Maske’dir.
91. Ülkemizdeki ilk müslüman kadın tiyatrocu Afife Jale’dir.
92. Yahya Kemal bütün şiirlerini aruzla yazmıştır ,yalnız Ok şiiri hece vezni ile yazmıştır.
ALTINCI BÖLÜM:TARİH BİLGİLERİ
1. 31 Mart olayı Osmanlı tarihinde devletin temel düzenini değiştirmek için yapılan ilk ayaklanmadır.
2. Ağrı Dağı’nın eski adı Ararat’tır. Yüksekliği ise 5135km’dir.
3. Anadolu Hisarı Yıldırım B.tarafından, Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır.
4. Anadolu’da kurulan ilk tarikat Baba İshak tarafından kurulan “Babailik”tarikatıdır.
5. Anadolu’ya yazıyı ilk getirenler Asurlar’dır.
6. Aşıkzade Tarihi’ne göre ilk vergi uygulaması Osmanlılar’da Osman Gazi zamanında başlamıştır.
7. Atatürk’e gazi ve maraşallik ünvanı Sakarya Savaşı’ndan sonra verilmiştir.
8. Azınlıklara ilk defa siyasal haklar Islahat Fermanı ile verilmiştir(1856)
9. Balkanlar II.Kosova savaşı ile ilk kez Türk yurdu olmuştur.
10. Dört işlemi ilk kez Sümer’ler bulmuştur.
11. Düzenli ordunun(8 Kasım 1920) ilk başarısı I.İnönü Savaşı’dır.
12. Fatih Sultan Mehmet 12 Hristiyan devletini yıkmıştır.
13. Fransız ihtilali ile ortaya çıkan ilk isyan, Sırp isyanıdır.
14. Gümrü Ant. TBMM’nin uluslararsı alandaki ilk siyasi başarısıdır.(3 Aralık 1920)
15. Halifelik Osmanlı’ya ilk kez Ridaniye Savaşı’ndan sonra geçmiştir.
16. Hz.Muhammed’in(s.a.) ilk diblomatik başarısı Hudeybiye Antlaşması’dır.
17. III.Osman zamanında hiç ayaklanma ve savaş olmamış sadece büyük yangınlar çıkmıştır.
18. İbraniler tarihte tek tanrılı inanca ,inanan ilk kavimdir.(Musevilik)
19. İkta sistemi ilk defa Hz.Ömer zamanında uygulanmıştır.
20. İlk anayasamız 1876′daki I.Meşrutiyet Anayasasıdır.
21. İlk anayasayı Babiller oluşturmuştur.
22. İlk bireysel zeka testi 1905′te Fransız Binet ile Simon tarafından uygulanmıştır.
23. İlk bütçe Tarhuncu Ahmet Paşa tarafından düzenlenmiştir.
24. İlk çiçek aşısı Lale devri’nde yapıldı.
25. İlk İslam devletinin temelleri Mekke’de atılmıştır.
26. İlk itfaiye teşkilatı Lale devri’nde oluşturuldu.
27. İlk kağıt fabrikası Lale devri’nde Yalova’da açıldı.
28. İlk kez kavuk giyen Osmanlı padişahı 1.Bayezid’tir.
29. İlk kez Rumeliye geçiş Çimpe Kale’sinin alınmasıyla gerçekleşmiştir.
30. İlk kumaş fabrikası Lale devri’nde İstanbul’da açıldı.
31. İlk kurulan cemiyet Trakya Paşaeli Cemiyeti’dir.
32. İlk medrese,1327′de Orhan Bey zamanında İznik’te açılmıştır.
33. İlk nüfus sayımı II.Mahmut zamanında yapılmıştır.
34. İlk Osmanlı parası Osman Bey,ilk gümüş para Orhan Bey,ilk altın para,Fatih Sultan Mehmet bastırmıştır.
35. İlk posta teşkilatı İranlı’lar tarafından kurulmuştur.
36. İlk posta teşkilatı Lale devri’nde oluşturuldu.
37. İlk Safevi padişahı Şah İsmail’dir.
38. İlk Türk amiral Çaka Bey’dir.
39. İlk Türk deniz savaşını Çaka Bey yapmıştır.
40. İlk vergi rekortmenimiz Türkiye Amatörler Birliği’nin kurucu başkanı Manizade Şevket Manioğlu’dur.
41. İlk vezirlik sistemi Abbasiler tarafından oluşturulmuştur.
42. İlk yazılı vergi reformu bundan 4bin 400 yıl önce yapılmıştır.(Sümerler)
43. İllere ilk kez vali gönderilme II.Mahmut zamanında başlamıştır.
44. İstanbul feth edilmeden önce 16 kez kuşatılmış fakat alınamamıştır.
45. İşgallere karşı ilk silahlı direnişi başlatan cemiyet Kilikyalılar Cemiyeti’dir.
46. Karikatürün doğmasını “Daumier” sağlamıştır.
47. Karlofça ant.ile başlıyan gerileme Yaş ant.ile son bulmuştur.
48. Kurtuluş Savaşı’nda TBMM’nin ilk başarısı Ermeniler’e karşı kazanıldı.
49. Matbaa ülkemize ilk kez Lale devri’nde gelmiştir.
50. Mehmet Bey’dir.(13Mayıs1277)
51. Mısırlı’lar Hiyogralif Yazısını kullanmıştır.
52. Miladi takvimi Mısırlı’lar oluşturtu,Romalı’lar geliştirdi.
53. Miryekefelon Savaşı ile Anadolu Türkler’in anavatanı olmuştur.
54. Musadere usulu ilk kez II.Mahmut zamanında kaldırılmıştır.
55. Musevilik’i resmi din olarak kabul eden ilk Türk devleti Hazarlar’dır.
56. Müslümanlarla Türkler ilk kez 4 Halife devrinde karşılaşmıştır.
57. Orta Doğu’ya 4 kez Haçlı Seferi düzenlenmiştir.
58. Osmanlı Devleti ile İran arasında yapılan ilk resmi antlaşma Amasya Antlaşması’dır.
59. Osmanlı Devleti ilk borcu Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den almıştır.
60. Osmanlı Devleti ilk deniz savaşı Venedikler’le yapmıştır.
61. Osmanlı Devleti ilk tanzimatı Rusya’ya vermiştir.
62. Osmanlı Devleti padişahlarından piyanist olan ilk ve tek patişah V.Murat’tır.
63. Osmanlı Devleti,uçağı ilk kez birinci dünya savaşında kullanmıştır.
64. Osmanlı Devleti’nde ekberiyet sistemi ilk defa I.Ahmet devrinde uygulanmıştır.
65. Osmanlı Devleti’nde en fazla padişah ismi Mehmed’tir.
66. Osmanlı Devleti’nde en fazla padişahlığı K.Sultan Süleyman yapmıştır.(46)
67. Osmanlı Devleti’nde ilk divan Orhan Bey döneminde kurulmuştur.
68. Osmanlı Devleti’nde ilk tershane Yıldırım Bayezid devrinde Gelibolu’da oluşturulmuştur.
69. Osmanlı Devleti’nde toplam 36 kişi padişahlık yapmıştır.
70. Osmanlı Devleti’nden en son ayrılan millet Arnavutlar’dır.
71. Osmanlı devletini ilk başkenti Bursa,son başkenti ise İstanbul’dur.
72. Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kaybettiği en son toprak parçası Traplusgarp’tır.
73. Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kaybettiği ilk toprak parçası Cezayir’dir.
74. Osmanlı Devleti’nin ilk halifesi Yavuz Sultan Selim’dir
75. Osmanlı Devleti’nin son halifesi Abdülmecid’tir.
76. Osmanlı Devleti’nin toprak kaybettiği ilk antlaşma Karlofça’dır.
77. Osmanlı Devleti’nin Trakya’da feth ettiği en son toprak parçası İstanbul’dur.
78. Osmanlı döneminde ilk denizaltıyı İbrahim Efendi yapmıştır.
79. Osmanlı padişahının yetkilerini sınırlayan ilk belge Sened- İttifak’tır.(1808)
80. Osmanlı padişahlarından hattat olan ilk ve padişah Abdülmecid’dir.
81. Osmanlı padişahlarının tahta geçerken dağıttığı paraya “Cülüs” denir.
82. Osmanlılar’da ilk mali teşkilat 1.Murad zamanında kurulmuştur.
83. Parayı ilk kez Lidyalı’lar bulmuştur.
84. Reform ilk kez Almanya’da,Rönesans ise İtalya’da ortaya çıkmıştır.
85. Sipahi örgütü ilk kez Orhan Gazi döneminde kuruldu.
86. Sivil Savunma teşkilatı ilk olarak I.Dünya Savaşı esnasında oluşturulmuştur.
87. Suğdak Deniz Seferi ilk deniz aşırı seferidir.
88. Şehid edilen ilk Osmanlı patişahı Genç Osman’dır.
89. T.C.’de ilk general Fevzi Çakmak’tır.
90. Tarihdeki ilk yazılı antlaşma Kadeş’tir.
91. Tarihte bilinen ilk büyük ve düzenli orduyu Akadlar kurmuştur.
92. Tarihte ilk demokrasi örneğini Yunanlı’lar uygulamıştır.
93. Tarihte ilk ticaret kolonileri İyonlar tarafında oluşturulmuştur.
94. Tarihte ilk yazıyı Sümer’ler kullanmıştır.
95. Tarihte Türk adında kurulan ilk devleti Göktürk’lerdir.
96. Tarihteki ilk Türk devleti Hunlar’dır.
97. TBMM’nin ilk siyasal ilişki kurduğu devlet S.Rusya’dır.
98. TBMM’nin kabul ettiği ilk kanun vergi kanunudur.
99. Türk Edebiyatı’nın en eski yazılı kaynakları Orhun Yazıtları’dır.
100. Türk tarihinde ilk medrese Karahanlı’lar zamanında yapılmıştır.
101. Türkçe’yi resmi dil olarak ilan eden ilk devlet adamı Karamanoğlu
102. Türkler’in ilk kullandığı takvim 12 hayvanlı Türk takvimidir.
103. Yerleşik hayata geçen ilk Türk kavmi Uygurlar’dır.
104. Yıldırım Bayezid yıldırım lakabını Niğbolu Savaşı’na almıştır.
105. Yunanlılar Edirne ant.ile ,Sırplar da Berlin ant. ile bağımsız olmuşlardır.
YEDİNCİ BÖLÜM:COĞRAFYA BİLGİLERİ
1. Dünyanın en büyük adası Okyanusya Adası’dır.
2. Alp Sıra Dağlar’ı,Ege Denizi üçüncü zamanda oluşmuştur.
3. Avrupa’nın en uzun Volga’dır.
4. Balkanların en büyük gölü İşkodra’dır.
5. Ç.kale ve istanbul boğazları dördüncü zamanda oluşmuştur.
6. Deniz seviyesinden en alçak akarsu Şeria Irmağı’dır.
7. Deniz yüzeyinden derinliği en fazla olan göl ise Lut Gölü’dür.
8. Doğada en çok bulunan element silisyumdur.
9. Dünya bor rezervlerin %70′i ülkemizde yer alır.
10. Dünya kalay üretiminde Malezya ilk sırada yer alır.
11. Dünya üzerinde çizgisel hızın en fazla oldupu yer Ekvator’dur.
12. Dünya’da ilk baraj Sebe Devleti tarfından yaptırılmıştır.(Yemen)
13. Dünyada rakımı en düşük yer Lud Gölü’dür.
14. Dünyamıza en yakın gezegen Mars’tır.(en yakın gök cismi ise aydır)
15. Dünyamıza en yakın gök cismi Ay’dır.
16. Dünya’nın en az yağış alan kıtası Avusturalya’dır.
17. Dünyanın en büyük akarsuyu, Amazondur.
18. Dünya’nın en büyük göldenizi Hazar Gölü’dür.
19. Dünyanın en büyük karater gölü, Issık Gölü’dür.(Kırgızistan)
20. Dünya’nın en derin gölü Baykal Gölü’dür.
21. Dünya’nın en küçük adası Antartika’dır.
22. Dünya’nın en sıcak yeri deş-ti Lut Çöl’ünde ölçülmüştür.
23. Dünyanın en tuzlu denizi Kızıldeniz’dir.
24. Dünya’nın en tuzlu denizi Lut Gölü’dür.
25. Dünyanın en uzun akarsuyu,Missisippi’dir.
26. Dünya’nın en yüksek gölü ise Titicaca Gölü’dür.
27. Dünyanın ilk haritası ünlü Türk denizci Piri Reis tarafından çizilmiştir.
28. Dünyanın yüzölçümü 510milyon kio metre karedir. 361milyon kilometre karesi,denizlerden 149milyon kio metre karesi karalarla kaplıdır.
29. Dürbünü ilk yapan Galile’dir.
30. Ege Bölgesi’nde en uzun kıyılara sahip ilimiz Muğla’dır.
31. Ege kıyıları en uzun kıyımızdır.
32. En büyük gezegen Jüpiter’dir.
33. En derin okyanus çukuru Guam Çukuru’dur.
34. Güneş sistemindeki en sıcak gezegen Venüs’tür.
35. Güneşe en uzak gezegen Pluton’tur.
36. İç Anadolu Bölgesi’nin en yüksek yeri Erciyes Dağı’dır.
37. İkinci zamanda kıtalar biribirilerinden ayrılmıştır.
38. İlk petrol üreten kuyu ABD’nin Pennsylyania eyaletinde 1859 yılkında Edwin Drake tarafından kurulmuştur.
39. İlkel yaşam palezoik zamanda başlamıştır.
40. Karadeniz’in en yüksek dağı Kaçkar Dağı’dır.
41. Karalar üzerindeki en derin yer,Filistin’deki Gor Çukuru’dur.
42. Kayısı,fındık,çay üretiminde ülkemiz ilk sırada yer alır.
43. Kıtaların büyükten küçüğe sıralanışı şöyledir: Asya,Afrika,K.Amerika,G.Amerika,Antartika Avrupa Avusturalya
44. Kıyılarımıza en yakın ada Midilli Adası’dır.
45. Kümes hayvancılığı en çok Marmara Bölgesi’de farklıdır.
46. Lüle taşının çıkarıldığı tek ilimiz Eskişehir’dir.
47. Okyanuslar büyükten küçüğe şöyle sıralanır: B.Okyanus(Pasifik),Atlas Okyanus’u,Hint Okyanusu…
48. Ortalama yükseltisi en fazla olan kıta Antartika’dır.
49. Taşkömürü ilk defa Zonguldak’ta çıkarılmıştır.
50. Türk devletleri arasında altının en fazla çıkarıldığı yer Özbekiastan’tır.
51. Türkiye dışında Türk bayrağının dalgalandığı tek kale Caber Kalesi’dir.
52. Türkiye’de en fazla elma İç Anadolu’da üretilir.
53. Türkiye’de heyelan en çok kış mevsiminde görülür.
54. Türkiye’de petrol arama çalışmaları ilk defa İskenderun’da yapılmıştır.
55. Türkiye’de rüzgarın en etkili olduğu yer İç Anadolu’dur.
56. Türkiye’nin çay yetiştirilen tek yöresi D.Karadeniz’dir.
57. Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı vardır.
58. Türkiye’nin en az göç veren bölgesi Marmara Bölgesidir.
59. Türkiye’nin en az ormana sahip bölgesi G.Anadolu Bölgesi’dir.
60. Türkiye’nin en doğu ucunda Iğdır ili bulunur.
61. Türkiye’nin en fazla kara sınırı Suriye ile(877),en az kara sınırı ise Nahçıvan iledir(10)
62. Türkiye’nin en uzun akarsuyu,Kızılırmak’tır.
63. Türkiye’nin en zengin boksit yatakları Seydişehir’de bulunur.
64. Türkiye’nin ilk turistik yerleşim yeri Çeşme’dir.
65. Ulaşım yapılabilinen tek akarsuyumuz Bartın Çayı’dır.
66. Ülkemizde 15 adet büyükşehir,38.000′de köy mevcuttur.
67. Ülkemizde ilk demir-çelik fabrikası Karabük’de açılmıştır.
68. Ülkemizde ilk dokuma fabrikası Nazillli’de açılmıştır.
69. Ülkemizde ilk şeker fabrikası Uşak’ta açılmıştır.
70. Ülkemizde ipek böcekciliği en fazla Marmara Bölgesi’nde yapılır.
71. Ülkemizin en büyük gölü Van Gölü’dür.
72. Yerkabuğunun en yüksek noktası Himalaya Dağları’nın üstündeki Everest Tepesi’dir.
73. Yerleşik hayatın mümkün olmadığı tek kıta Antartika’dır.
74. Yeryüzünün %71′i deniz,%29′u kara(K.Y.K.%39 kara,%61 deniz G.Y.K.%19 kara,%81 deniz)ile kaplıdır.
75. Yüksek dağlar üçüncü zamanda oluşmuştur.
76. Zonguldak kömür yatakları birinci zamanda oluşmuştır.
SEKİZİNCİ BÖLÜM:ÖNEMLİ DİNİ BİLGİLER
1. Anadolu’da kurulan ilk tarikat Baba İshak tarafından kurulan Babailik Tarikatidir.
2. Ay yılı esaslı tek takvim Hicri takvimdir.
3. Babası,dedesi,büyük dedesi peygamber olan peygamber,Hz.Yusuf’tur.
4. Baş tarafında besmele olmayan tek sure Tevbe Suresi’dir.
5. Baş tarafında iki tane besmele olan tek sure, Neml Suresidir.
6. Bedir Savaşı müslüman olanlarla olmayanlar arasında yapılan ilk savaştır.
7. Beş vakit namaz müminlere Mirac Gecesi’nde farz kılındı.
8. Dünyada bilinen ilk kilise Hatay’daki Sen Piyer Kilisesi’dir.
9. En çok hadis rivayet eden sahabi,Ebu Hureyre(R.a)’dir.
10. En fazla tekke ve cami Üsküp’te bulunmaktadır.
11. Ezanı okuyan ilk kişi Bilal-i Habeşi’dir.
12. Güzel konuştuğu için Hz.Şuayip,peygamberlerin hatibi olarak ilan edilmiştir.
13. Hrıstiyanlık dini Roma Devleti sınırları içinde doğmuştur.
14. Hristiyanlığı kabul eden ilk kafkas kavmi Gürcüler’dir.
15. Hz.Muhammed’in peygamberliğine ilk inanan kişi Hz.Hatice’dir.
16. Hz.Muhammed’in(S.A.V)Allah’tan ilk emir aldığı yer,Hira Mağarası’dır.
17. Hz.Muhammed’in(S.A.V)son katıldığı olay Tebük Seferi’dir.
18. Hz.Musa Nil Nehrin’de firavunun eşi Asiye tarafından bulunmuştur.
19. İlk cuma namazı Ranuna Vadisi’nde kılınmıştır.
20. İlk edebiyat ödülünü peygamberimiz,şiir okuyan Ka’b Bin Züheyr’ye vermişitir.(hırkasını vermiştir.)
21. İlk kalemi yapan peygamber Hz.İdris’idr,
22. İlk kutsal kitap Tevrat’tır.
23. İlk Osmanlı kadısı Karamanlı Mustafa Fakih’dir.
24. İlk peygamber Hz.Adem’dir.
25. İlk resul peygamber Hz.Nuh’tur.
26. İlk saati yapan peygamber ise Hz.Yusuf’tur.
27. İslam tarihinde ayrılığın başladığı ilk savaş Sıffin Savaşı’dır.
28. İslam tarihinde inşa edilen ilk mescid Küba Mescidi’idir.
29. İstanbul Topkapı Sarayı’nda 405 yıl aralıksız Kur’an okunmuştur.
30. Kur-an-ı Kerim 30 cüzden oluşmaktadır.
31. Kur-an-ı Kerim 6666 ayetten oluşmaktadır.
32. Kur-an-ı Kerim ilk kez Hz.Ebubekir zamanında kitap haline getirildi.
33. Kur-an-ı Kerim ilk kez Hz.Osman zamanında çoğaltıldı.
34. Kur-an-ı Kerim’de besmele 114 defa zikredilmiştir.
35. Kur-an-ı Kerim’de ismi geçen tek sahbi Hz.Zeyd’dir.
36. Kur-an-ı Kerim’de ismi zikredilen tek kadın Hz.Meryem’dir.
37. Kur-an-ı Kerim’i ilk kez açıktan ouyan kişi Abdullah Bin Mesud’tur.
38. Kur-an-ı Kerim’in en kısa suresi,Kevser Suresi’dir.
39. Kur-an-ı Kerim’in en son suresi,Nas Suresi’dir.
40. Kur-an-ı Kerim’in en uzun suresi Bakara Suresi’dir.
41. Kur-an-ı Kerim’in ilk inen ayeti,Alak’tır.
42. Kur-an-ı Kerim’in ilk suresi Fatiha,en kısa suresi ise,Kevser Suresi’idir.
43. Mezhepler ilk olarak Kerbela Vakası’ndan sonra ortaya çıkmıştır.
44. Müslüman dünyasında kurulan ilk musevi kültür merkezi Zülfaris Sinegogu’dur.(İst.)
45. Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’dır.
46. Müslümanlar’ın müslüman olmayanlarla yaptığı ilk savaş,Bedir Savaşı’dır.
47. Oruç ilk kez hjavascript:parent.nothing()icretin ikinci yılında farz kılınmıştır.
48. Öldürülen ilk peygamber Zekeriya A.S.’dır
49. Son resul peygamber Hz.Muhammed’(s.a.v)dir.
50. Türkiye’nin ilk diyanet işleri başkanı Rıfat Börekçi’dir.
51. Türkler’in en eski dini Totemcilik’tir.
52. Yeryüzünde yapılan ilk mabet bina Kabe’dir.
DOKUZUNCU BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR BİLGİLERİ TARİH(1)
Tarihte Türk adında kurulan ilk devleti Göktürk’lerdir.
Tarihteki ilk Türk devleti Hunlar’dır.
Miryekefelon Savaşı ile Anadolu Türkler’in anavatanı olmuştur.
Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kaybettiği ilk toprak parçası Cezayir’dir.
Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kaybettiği en son toprak parçası Traplusgarp’tır.
Halifelik Osmanlı’ya ilk kez Ridaniye Savaşı’ndan sonra geçmiştir.
İstanbul feth edilmeden önce 16 kez kuşatılmış fakat alınamamıştır.
İllere ilk kez vali gönderilme II.Mahmut zamanında başlamıştır.
İlk nüfus sayımı II.Mahmut zamanında yapılmıştır.
Ege Bölgesi’nde en uzun kıyılara sahip ilimiz Muğla’dır.
Avrupa’nın en uzun Volga’dır.
Dünya’nın en tuzlu denizi Lut Gölü’dür.
Dünya’nın en büyük göldenizi Hazar Gölü’dür.
Karadeniz’in en yüksek dağı Kaçkar Dağı’dır.
Taşkömürü ilk defa Zonguldak’ta çıkarılmıştır.
Dünya’nın en derin gölü Baykal Gölü’dür.
Deniz yüzeyinden derinliği en fazla olan göl ise Lut Gölü’dür.
Türkiye’de petrol arama çalışmaları ilk defa İskenderun’da yapılmıştır.
Türkiye’nin en zengin boksit yatakları Seydişehir’de bulunur.
Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı vardır.
Türkiye’nin ilk turistik yerleşim yeri Çeşme’dir.
Balkanların en büyük gölü İşkodra’dır.
Türkiye’nin en doğu ucunda Iğdır ili bulunur.
Türkiye’nin çay yetiştirilen tek yöresi D.Karadeniz’dir.
Türkiye’de rüzgarın en etkili olduğu yer İç Anadolu’dur.
Türkiye’nin en az göç veren bölgesi Marmara Bölgesidir.
Güneşe en uzak gezegen Pluton’tur.
Türkiye’de en fazla elma İç Anadolu’da üretilir.
Türkiye’nin en az ormana sahip bölgesi G.Anadolu Bölgesi’dir.
İç Anadolu Bölgesi’nin en yüksek yeri Erciyes Dağı’dır.
Ulaşım yapılabilinen tek akarsuyumuz Bartın Çayı’dır.
Ülkemizde ilk dokuma fabrikası Nazillli’de açılmıştır.
Ülkemizde ilk şeker fabrikası Uşak’ta açılmıştır.
Ülkemizde ilk demir-çelik fabrikası Karabük’de açılmıştır.
Türkiye’nin en fazla kara sınırı Suriye ile(877),en az kara sınırı ise Nahçıvan iledir(10)
ONUNCU BÖLÜM:GENELKÜLTÜR
Mezhepler ilk olarak Kerbela Vakası’ndan sonra ortaya çıkmıştır.
Kur-an-ı Kerim’in ilk suresi Fatiha,en kısa suresi ise,Kevser Suresi’idir.
İslam tarihinde inşa edilen ilk mescid Küba Mescidi’idir.
Türkiye’nin en yüksek minaresi Selimiye Camisinde bulunur.
Sipahi örgütü ilk kez Orhan Gazi döneminde kuruldu.
İlk nüfus sayımı II.Mahmut zamanında yapılmıştır.
Osmanlı Devleti’nde toplam 36 kişi patişahlık yapmıştır.
Osmanlı döneminde ilk denizaltıyı İbrahim Efendi yapmıştır.
İlk vezirlik sistemi Abbasiler tarafından oluşturulmuştur.
İkta sistemi ilk defa Hz.Ömer zamanında uygulanmıştır.
Osmanlı Devleti’nin ilk halifesi Yavuz Sultan Selim’dir.
Balkanlar II.Kosova savaşı ile ilk kez Türk yurdu olmuştur.
İlk anayasayı Babiller oluşturmuştur.
Osmanlı Devleti’nde ilk tershane Yıldırım Bayezid devrinde Gelibolu’da oluşturulmuştur.
Sivil Savunma teşkilatı ilk olarak I.Dünya Savaşı esnasında oluşturulmuştur.
İlk bütçe Tarhuncu Ahmet Paşa tarafından düzenlenmiştir.
İlk Türk amiral Çaka Bey’dir.
İlk Türk deniz savaşını Çaka Bey yapmıştır.
Osmanlı Devleti’nde ilk divan Orhan Bey döneminde kurulmuştur.
Osmanlı Devleti’nin toprak kaybettiği ilk antlaşma Karlofça’dır.
İlk İslam devletinin temelleri Mekke’de atılmıştır.
İlk anayasamız 1876′daki I.Meşrutiyet Anayasasıdır.
Fatih Sultan Mehmet 12 Hristiyan devletini yıkmıştır.
Yıldırım Bayezid yıldırım lakabını Niğbolu Savaşı’na almıştır.
Osmanlı Devleti ilk deniz savaşı Venedikler’le yapmıştır.
T.C.’de ilk general Fevzi Çakmak’tır.
Osmanlı padişahlarının tahta geçerken dağıttığı paraya “Cülüs” denir.
Şehid edilen ilk Osmanlı patişahı Genç Osman’dır.
Osmanlı Devleti’nde en fazla patişahlığı K.Sultan Süleyman yapmıştır.(46)
İlk Osmanlı parası Osman Bey,ilk gümüş para Orhan Bey,ilk altın para,Fatih Sultan Mehmet bastırmıştır.
Osmanlı Devleti,uçağı ilk kez birinci dünya savaşında kullanmıştır.
İlk kez Rumeliye geçiş Çimpe Kale’sinin alınmasıyla gerçekleşmiştir.
Karlofça ant.ile başlıyan gerileme Yaş ant.ile son bulmuştur.
Osmanlı Devleti’nden en son ayrılan millet Arnavutlar’dır.
Yunanlılar Edirne ant.ile ,Sırplar da Berlin ant. ile bağımsız olmuşlardır.
İlk posta teşkilatı Lale devri’nde oluşturuldu.
İlk itfaiye teşkilatı Lale devri’nde oluşturuldu.
İlk kağıt fabrikası Lale devri’nde Yalova’da açıldı.
Matbaa ülkemize ilk kez Lale devri’nde gelmiştir.
İlk çiçek aşısı Lale devri’nde yapıldı.
İlk kumaş fabrikası Lale devri’nde İstanbul’da açıldı.
ONUNCU BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR BİLGİLERİ
1. Türkiyenin ilk anyasal belgesi ,1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
2. Türkiye’nin en uzun süre yürürlükte kalan anayasası ,1924 Anayasası
3. Yaygın kanaate göre, Osmanlı’da ilk anayasal belge ,1808 Sened-i Ittifak
4. Kanunlar cumhurbaşkanınca 15 gün içinde yayımlanır.
5. Kanunların ve tüzüklerin uygulamanmasına ilişkin ayrıntıları gösteren düzenleyici işlemlere Yönetmelik denir.
6. Tanzimat döneminde etkin olan mahkeme türü Nizamiye Mahkemeleri
7. Devletin dini İslam’dır, hükmü 1928 yılında anayasadan çıkarılmıştır.
8. Kanunların anayasaya uygunluk denetimini gerçekleştirmek için kurulan mahkeme Anayasa Mahkemesi
9. TBMM’nin çalışmasını düzenleyen ve maddi anlamda anayasa sayılan düzenleyici işleme TBMM içtüzüğü denir.
10. Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek yetkisi TBMM aittir.
11. 1982 Anayasasına göre, meclisin ara verme veya tatil sırasında olağanüstü toplantıya çağırılması yetkisi Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanına aittir.
12.Atlas okyanusunu Büyük okyanusa bağlayan kanal PANAMA.
13.Akdenizle Kızıldenizi birbirine bağlayan kanal SÜVEYŞ KANALI
14• Türkiye’nin AB’ye girmesi için uyması gereken kriterler KOPENANG
15 • İlk resmi gazete TAKVİM-İ VAKAYI
16 • Dünya Çocuk Hakları Bildirgesi 1958’da yapılmıştır.
17 • Gap’ta 27 baraj vardır.
18 • Ülkemizde özel televizyon yayınları 1990 yılında başladı.
19 • Mevlana 17 Aralık ( Şeb-i Arus) 734.
20 • Türkiye yüzölçümü bakımından dünyada 33. sıradadır.
21 • Dünyanın en uzun tüneline sahip ülke İSVİÇRE
22• Kahramanmaraş’ta bulunan termik santraller AFŞİN, ELBİSTAN
23 • Dünya sağlık örgütü WHO
24 • Birleşmiş milletler örgütü UNO
25 • Uluslar arası para fonu IMF
26 • Uluslar arası çalışma örgütü ILO
27 • Türkiye Bilimler ve Teknik Araştırma kurulu TÜBİTAK
28 • Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO
29 • Akdeniz’in en büyük adası GİRİT
30 • İstanbul’a ilk Türk Bayrağını diken ULUBATLI HASAN
31 • Birleşmiş Milletler Teşkilatı UN
32 • Tarihte iki devlet arasında yapılan ilk yazılı antlaşma KADEŞ ANTLAŞMASI
33• Dört coğrafi bölgeye komşu olan il BİLECİK
34 • Nemrut Krater Gölü BİTLİS
35 • Dünyanın en uzun ırmağı NİL
36 • Dünyanın en büyük gölü HAZAR
37 • Dünyanın en büyük kıtası ASYA
38 • Türkiye’nin uç noktaları: Kuzey-Sinop inceburun
• Güney-Hatay
• Batı-İmroz
• Doğu-Küçük Ağrı
39 • Şahname adlı eserin sahibi FİRDEVSİ
40 • Mevlana anma törenlerine ŞEB-İ ARUZ
41• G-7 olarak bilinen ülkeler; JAPONYA, KANADA, AMERİKA, İNGİLTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA
42• Tarihi Hattuşaş kalıntıları ÇORUM
43• Halifeğin kaldırılması 1924
44 • Basra Körfezi ile Umman Körfezini bağlayan boğaz HÜRMÜZ BOĞAZI
45 • Osmanlılarda Müslüman olmayanlardan alınan vergi CİZYE
46• Son Osmanlı padişahı VAHDETTİN
47 • Son Osmanlı padişahının mezarı SURİYE-ŞAM
48 • Keban-Atatürk ve Karakaya barajları FIRAT NEHRİ üzerindedir.
49 • Rüzgarın hızını ölçen cihaz ANEMOMETRE
50 • Natoya 1952 yılında üye olduk.
51 • Doğu Karadeniz bölgesini Doğu Anadolu Bölgesine bağlayan geçit ZİGANA
52 • Birleşmiş milletler güvenlik konseyinin beş daimi üyesi: ABD, RUSYA, İNGİLTERE, FRANSA, ÇİN
53 • Türkiye Birleşmiş Milletler Örgütüne 15 AĞUSTOS 1945 ‘te girdi.
54 • Camilerin çevresinde yapılmış, medrese, kütüphane, hamam, sebil, hastane gibi kurumların tümüne KÜLLİYE denir.
55• Arap yarımadasında Mekke ve Medine’den oluşan bölge HİCAZ
56• Hristiyan inancına göre Hz. İsa’nın yeniden dirildiğine inanılan günde yapılan bayrama PASKALYA
57 • Kutlsal kitabımız Kuran Hz. EBUBEKİR zamanında kitap haline getirildi. HZ. ÖMER zamanında ise çoğaltıldı.
58 – İlk kule saati 1404 yılında Moskova’da yapılmıştır.
59 – Sipahi Örgütü ilk kez Orhan Gazi döneminde kuruldu.
60 – Osmanlı Devleti’nde ilk tershane Yıldırım Bayezid devrinde Gelibolu’da oluşturulmuştur.
61- Osmanlı Devleti’nin toprak kaybettiği ilk antlaşma Karlofça Antlaşmasıdır.(1699)
62 – Dört işlemi ilk kez Sümerler bulmuştur.
63 – Anadolu’ya yazıyı ilk getiren Asurlar’dır.
64- T.C’de ilk General Fevzi Çakmak’tır.
65 – Osmanlı Devleti ilk borcu Kırım Savaşında İngiltere’den almıştır.(1853)
66 – Osmanlı Devleti uçağı ilk kez 1. Cihan Harbinde kullanmıştır.
67 – Osmanlı Devleti’nin Afrika’da ilk kaybettiği toprak parçası Cezayir’dir.
68 – Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kaybettiği en son toprak ise Trablusgarp’tır.
69 – İllere vali gönderme işi ilk kez 2. Mahmut döneminde başlamıştır.
70 – İlk Medrese, Orhan Bey tarafından İznik’te açılmıştır.(1327)
71 – Türk Edebiyatı’nın en eski yazılı kaynakları Orhun Anıtlarıdır
72.Sipahi örgütü ilk kez Orhan Gazi döneminde kuruldu.
73.Osmanlı Devleti’nde en fazla patişah ismi Mehmet’tir.
74.Osmanlı döneminde ilk denizaltıyı İbrahim Efendi yapmıştır.
75.İkta sistemi ilk defa Hz.Ömer zamanında uygulanmıştır.
76.İlk Safevi padişahı Şah İsmail’dir.
77.Osmanlı Devleti’nin ilk halifesi Yavuz Sultan Selim’dir.
78.Balkanlar II.Kosova savaşı ile ilk kez Türk yurdu olmuştur.
79.Osmanlı Devleti’nde ilk tershane Yıldırım Bayezid devrinde Gelibolu’da oluşturulmuştur.
80.Sivil Savunma teşkilatı ilk olarak I.Dünya Savaşı esnasında oluşturulmuştur.
81.Orta Doğu’ya 4 kez Haçlı Seferi düzenlenmiştir.
82.İlk bütçe Tarhuncu Ahmet Paşa tarafından düzenlenmiştir.
83.İlk Türk amiral Çaka Bey’dir.
84.İlk Türk deniz savaşını Çaka Bey yapmıştır.
85.İlk anayasamız 1876′daki I.Meşrutiyet Anayasasıdır.
86.Fatih Sultan Mehmet 12 Hristiyan devletini yıkmıştır.
87.Yıldırım Bayezid yıldırım lakabını Niğbolu Savaşı’na almıştır.
88.Osmanlı Devleti ilk deniz savaşı Venedikler’le yapmıştır.
89.Musevilik’i resmi din olarak kabul eden ilk Türk devleti Hazarlar’dır.
90.Osmanlı padişahlarının tahta geçerken dağıttığı paraya Cülüs denir.
91.Şehid edilen ilk Osmanlı patişahı Genç Osman’dır.
92.Osmanlı Devleti’nde en fazla padişahlığı K.Sultan Süleyman yapmıştır.(46)
93.İlk posta teşkilatı Lale devri’nde oluşturuldu.
94.İlk itfaiye teşkilatı Lale devri’nde oluşturuldu.
95.Türkçe’yi resmi dil olarak ilan eden ilk devlet adamı Karamanoğlu
96.Osmanlılar’da ilk mali teşkilat 1.Murad zamanında kurulmuştur.
97.İlk kurulan cemiyet Trakya Paşaeli Cemiyeti’dir.
98.(1872) İlk Anneler Günü resmi olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde kutlandı.
99.İslâm tarihinde yabancı dildeki eserler ilk defa Abbasiler zamanında Arapça’ya çevrildi. (İlk tercüme).
100. İslâm tarihinde devlet işlerinin görüldüğü Divan Teşkilâtı’nı ilk defa Abbasiler kurdu.
ONBİRİNCİ BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR
1. Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında ortaklık yaratan ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hukuki temelini oluşturan antlaşma , Ankara Antlaşması.
2.İslam Dini Belçika da resmen kabul edilmiştir.
3.AB ülkeleri arasında en fazla Müslüman nüfusun yaşamakta olduğu ülke Fransa.
4. Karikatür krizinin ortaya çıktığı ülke Danimarka.
5. Diyanet İşleri Başkanlığı 1924 tarihte kurulmuştur.
6. Saltanat 1 Kasım 1922 de kaldırıldı.
7. Semerkant Özbekistan ülkenin sınırları içinde yer almaktadır.
8. İlk Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Rıfat Börekçi
9. Osmanlılar döneminde birçok hayır kuruluşu oluşturulmuştur. Bu kuruluşlardan İmarethaneler fakir insanlara yemek dağıtmak amacıyla kurulmuştur.
10. 980 yılında Buhara’da dünyaya gelmiştir. Kendisi ortaçağda yetişmiş en büyük hekimlerdendir. Bir çok hastalıkların tedavi metotlarını, ilaçlarını keşfetmiş, mikropların farkına varmış ve önlenebileceğini söylemiştir. “Kanun” adlı kitabı, hekimliğin bütün konularını içine almıştır. Bu alimimiz İbni Sina.
11.Diyanet İşleri Başkanlığı Başbakanlığa bağlıdır.
12. Günümüz dünya dinleri arasında nüfus bakımından en fazla müntesibi olan din Hıristiyanlık
13. Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918 imzalanmıştır.
14. Sivas Kongresi 04-11 Eylül 1919 tarihlerinde gerçekleşmiştir.
15. Nüfusu en kalabalık 5 şehrimizi sırayla İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana
16. İsviçre’nin başkenti Bern
17.Entegrasyon:Dilimize çevrildiğinde Bütünleşme ve Uyum anlamına gelen kavram
18.İlk Müslümanların, maruz kaldıkları sıkıntılardan kurtulmak için hicret ettikleri bölgenin bugünkü ismi Etyopya
19. Finlandiya’nın başkenti Helsinki
20.Türkiye IMF’ye 1947 de yıında katılmıştır.
21. Yasama yetkisi Türk ulusu adına TBMM aittir.
TBMM ne aittir
22. Türkiye Nato ya 1952 yılında girmiştir?
23. Dünya haritasını ilk defa Piri Reis çizmiştir.
24.Müslümanların dünyadaki nüfusu Yaklaşık 1.5 milyar Yani dünya nüfüsunun 4 te 1 i kadar.
25.Günümüzde nüfusu en fazla olan islam ülkesi Endonezya
26. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i övmek için yazılan şiire Natı Şerif adı verilir.
27.Keçeli Halil adında bir zat, yemeği canı istediği bir şeyin parasını bir kenara ayırarak sonunda biriktirdiği bu paralarla bir mescit inşa ettirmiştir. Bu mescidin adı Sanki yedim Camii. Fatih camii doğusunda.
28.Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne katılımı 1995 tarihte gerçekleşmiştir.
29. TBMM’ni ilk tanıyan ilk devlet Afganistan
30.Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924 kurulmuştur.
31. Din İşleri Yüksek Kurulu, seçimle belirlenen 15 üyeden oluşur
32.Suudi Arabistan’da Türk Hac Organizasyonu başkanı Diyanet İşleri Başkanı
33.Türkiye’de hac sempozyumu ilk defa 2006 yılında İstanbul’da yapıldı.
34. Diyanet İşleri Başkanlığı 1984 yıldan itibaren umre organizasyonu düzenlemeye
Başlamıştır.
35.Osmanlı döneminde divanda büyük davalara bakan, kadı ve müderrisleri atayan
devlet görevlisinin unvanı Kazasker
36. 2010 dünya kültür başkenti İstanbul
37. Dünyanın en küçük ülkesi Vatikan
38.Dünyanın en uzun nehri Nil Nehri
39. Ekinoks :21 Mart ve 23 Eylül tarihleridir.Gece ve gündüz süreleri dünyanın her yerinde aynıdır.
40. İshak Pasa Sarayi Ağrı sehirdedir
41. Kendi kurduğu medreseden bir oda alabilmek için imtihana tabi tutulan Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmet
42 Tarihte ilk defa roket denemeleri yapan ve füzeyi kullanan ilim adamı Hasan Çelebi
43.İlk deniz altıyı geliştiren Osmanlı bilgini İbrahim Efendi
rdu. (Vezirlik Makamı).
ONİKİNCİ BÖLÜM:GENEL KÜLTÜR BİLGİLERİ
1- Ceza mahkemelerinin temyizi YARGITAY dır.
2- Osmanlıda ilk kağıt paranın adı KAİME dir.
3- 1. Dünya savaşı 1914 te başladı.
4- Yeniçeri Ocağını II. Mahmut kaldırmıştır.
5- Kanuni Sultan Süleyman ZİGETVAR savaşında ölmüştür.
6- Padişahların imzasına TUĞRA denir.
7- 20 YTL arkasında Efes Antik Kentin resmi vardır.
8- Osmanlı İmparatorluğu 1299 da kurulmuştur.
9- II. Meşrutiyet 1908 de başlamıştır.
10- KIBRIS 1571 de Osmanlı Egemenliğine girmiştir.
11- Osmanlı İmparatorluğunda toplam 36 Padişah tahta geçmiştir.
12- Akdeniz’i Atlas Okyanusuna bağlayan boğaz CEBELİ TARIK tır.
13- Dünyada Toplam 180 Paralel vardır.
14- Dünyada en fazla heykeli yapılan hayvan AT tır.
15- Deniz ticaretinde yük taşıma bedeline NAVLUM denir.
16- Moğolistan’ın başkenti ULAN BATUR dur.
17- Farmakoloji İLAÇ bilimidir.
18- KATARAKT Göz merceğinin saydamlığını yitirme hastalığıdır.
19- 1937 yılında , yaklaşan II.Dünya Savaşı tehlikesi karşısında kurulan,Türkiye,İran,Irak ve Afganistan’ın oluşturduğu birliğin adı SADABAT PAKTI dır.
20- Hicri Takvim AY’a dayalı bir takvimdir.
21- Dicle, Basra Körfezine dökülür
22- En büyük gezegen Jüpiter dir.
23- Gediz Egeye dökülür.
24- Türk Edebiyatının bilinen ilk eseri ORHUN YAZITLARI dır.
25-Peyami SAFA Server BEDİ lakabıyla kitap yazmıştır.
26-İlk trafik ışıkları LONDRA kullanılmıştır.
27- Azerbaycan’ın para birimi MANAT ‘tır.
28- Venüs gezegeninin diğer adı Zühre ‘dir.
29- Kur’anı Kerim 23 yılda inmiştir.
30-Musevilerin taktığı başlığa KİPPA denir.
31- Atilla İLHAN nın ilk romanının ismi SOKAKTAKİ ADAM dır..
32-Dünyanın en yüksek yeri Everest tir.
33-Köy enstitülerinin kuruluşuna önayak olan zamanın tanınmış milli eğitim bakanı Hasan Ali YÜCEL ‘dir.
34-Gösterilmesinden sonra, yazarı olan Namık Kemal’in Malta adasına sürülmesine neden olan tiyatro oyununun adı Vatan yahut Silistre dir.
35-Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu olarak nitelenen I. Mehmet’in takma adı Çelebi’dir.
36- Kanser hastalığı ile ilgilenen bilim onkoloji dir.
37- TBMM seçimleri 4 yılda bir yapılır.
38-Deniz seviyesinden 300 metreden fazla daha aşağı konumda bulunan dünyanın en alçak gölü LUT dur.
39- İshak PAŞA sarayı Ağrı ilinin sınırları içindedir.
40- Sümela Manastırı Trabzon ili sınırları arasındadır.
41- İstanbul’u ilk kuşatan Yıldırım Beyazıt TIR.
42- Fırat ile Diclenin birleştiği yere Şattül arap denir
43- i pek böceğinin anavatanı ÇİN dir.
44- Noterler Adalet bakanlığına bağlı çalışırlar.
45- Türk devletinin kapitülasyonlardan kurtulmasını sağlayan antlaşma Lozan dır.
46-Osmanlı İmparatorluğu’nda en uzun süre tahtta kalmış padişah olan Kanuni Sultan Süleyman, 46 yıl hükümdarlık yapmıştır
47- Meriç nehri ege denize dökülür.
48- Güneş sisteminde 9 gezegen vardır.
49- Güzel yazı yazma sanatı ya da hat sanatı KALİĞRAFİ
50- Karain mağarası Antalya’dadır.
52- Tarihi KULA EVLERİ MANİSADADIR.
53-Türkiye ve Yunanistan’ı ayıran nehrin adı Meriç tir.
54-Fırat ve Dicle nehirleri Basra Körfezi ne dökülür.
55-Kanada’nın başkenti OTTAVA dır.
56-Devlet adamı yetiştiren okullara ENDERUN denir
57–100 YTL’nin arka yüzünde İshak Paşa Sarayı vardır.
58- Tanzimat Fermanı 1839 tarihte ilan edilmiştir
59-1938′de kurulan bağımsız Hatay Devleti’nin cumhurbaşkanı Tayfun SÖKMEN dır.
60- Lale Devri Patrona Halil İsyanı ile bitmiştir.
61- Dünyanın en büyük gölü HAZAR gölüdür.
62- Türkiye’deki en uzun akarsu KIZILIRMAK tır.
63-Türkçeyi resmi dil ilan eden ilk Türk beyliği Karamanoğullarıdır.
64-Uluslar arası adalet divanı LAHEY dedir.
65- Dicle ile Fırat arsındaki bölgeye Mezopotamya denir.
66- Osmanlı devletine ilk matbaa Lale Devri döneminde gelmiştir.
67- Türkiye sınırlarındaki en uzun ırmak Kızılırmak tır.
68- Bir yazarın bütün eserlerini içeren diziye Külliyat denir.
69- Kişinin kendine hayran olmasına Narsizm denir.
70- İkinci Müslüman Türk Devleti Gaznelileler dir. Adını Kurulduğu şehirden almıştır. Kurucusu Alp Tekindir.
71- Karain, Beldibi, Belbaşı mağaraları Antalya ilimizdedir
72- Karadeniz Bölgesinin en yüksek dağı Kaçkar Dağıdır.
73-Osmanlı devletinde donanma komutanına Kaptan_ı Derya denirdi.
74-M.S.79 yılında patlayan Vezüv yanardağının yok ettiği ünlü antik şehir Pompei dir.
75-Fatih Sultan Mehmet Avni lakabıyla şiirler yazmıştır.
75-Mercidabık bugünkü Gazianteptir.
76-Tebriz Bağdat’ın eski adıdır.
77- Zargana balığını kılçığı yeşildir
78- THK ilk kurulduğunda adı Türk Teyyare Cemiyeti idi.
79- Piri Reis ilk dünya haritasını 1513 yılında yapmıştır
80- Damlataş mağarası Alanya dadır
81-Darulfinun Üniversite demektir.
82- Hiyeroglif yazıyı ilk Mısırlılar kullanmıştır.
ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM:GENELKÜLTÜR
-Keban-Atatürk ve Karakaya barajları FIRAT NEHRİ üzerindedir.
• Rüzgarın hızını ölçen cihaz ANEMOMETRE
• Yurtdışı yolculuklarda kullanılan belge PASAPORT
• Osmanlı devletinin ilk başkenti SÖĞÜT
• Doğu Karadeniz bölgesini Doğu Anadolu Bölgesine bağlayan geçit ZİGANA
• Dünya sağlık örgütü WHO
• Birleşmiş milletler örgütü UNO
• Uluslar arası para fonu IMF
• Uluslar arası çalışma örgütü ILO.
• Akdenizin en büyük adası GİRİT
• İstanbula ilk Türk Bayrağını diken ULUBATLI HASAN
• Taştan yapılmış tabut şeklinde olan sanduka, kabir veya mezara LAHİD
• Birleşmiş Milletler Teşkilatı UN
• Doktorların hastalarının vücutlarını dinlediği cihaz STETESKOP
• Ramazan ayında cami minareleri arasına çekilen ışıklı ve şekilli yazılar MAHYA
• Tarihte ilk yazıyı SÜMERLER
• Nemrut Krater Gölü BİTLİS
• Dünyanın en yüksek dağı EVEREST
• Dünyanın en uzun ırmağı NİL
• Dünyanın en büyük gölü HAZAR
• Dünyanın en büyük mağarası MAMMOTH
• Dünyanın en büyük okyanusu BÜYÜK OKYANUSU (PASİFİK)
• Dünyanın en büyük kıtası ASYA
• Türkiyenin uç noktaları: Kuzey-Sinop inceburun
• Güney-Hatay
• Batı-İmroz
• Doğu-Küçük Ağrı
• Şahname adlı eserin sahibi FİRDEVSİ
• Eskişehirde çıkarılan taş LÜLETAŞI
• Ney üfleyen kişiye NEYZEN
• Mevlana anma törenlerine ŞEB-İ ARUZ
• G-7 olarak bilinen ülkeler; JAPONYA, KANADA, AMERİKA, İNGİLTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA
• Tarihi Hattuşaş kalıntıları ÇORUM
• Basra Körfezi ile Umman Körfezini bağlayan boğaz HÜRMÜZ BOĞAZI
• Osmanlılarda Müslüman olmayanlardan alınan vergi CİZYE
• Son Osmanlı padişahı VAHDETTİN
• Son Osmanlı padişahının mezarı SURİYE-ŞAM
• Eski Mısır kralları FİRAVUN
• Kutlsal kitabımız Kuran Hz. EBUBEKİR zamanında kitap haline getirildi. HZ. ÖMER zamanında ise çoğaltıldı.
• Sevgili peygamberimizi görmüş, onun sohbetlerinde bulunmuş şahıslara SAHABE-ASHAB denir.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i övmek için yazılan şiire Natı Şerif denir.
-Keçeli Halil adında bir zat, yemeği canı istediği bir şeyin parasını bir kenara ayırarak sonunda
biriktirdiği bu paralarla bir mescit inşa ettirmiştir. Bu mescid, Sanki Yedim Mescidi. Fatih Camisinin Doğusunda
- Fransa ile İngiltere’yi bir birine bağlayan tünelin adı , Manch Tüneli
- Almanya’da bulunan minareli en büyük cami, Mannheim’de (2500 kişilik)
-Türkiye’nin en büyük gölü ,Van Gölü
-Türkiye’nin yüzölçümü ,779.452 kilometre karedir.
-Türkiye’de bulunan iki akarsuyun adı, Dicle ve Fırat
-Dünyanın en uzun nehrinin adı ,Nil nehri (Afrika kıtasında)
- İspanya’da geçmişte kurulmuş olan İslam devletinin adı ,Endülüs Emevi Devleti
-İslami yılbaşı Muharrem ayı ile başlar.
• Birleşmiş milletler güvenlik konseyinin beş daimi üyesi: ABD, RUSYA, İNGİLTERE, FRANSA, ÇİN
• Camilerin çevresinde yapılmış, medrese, kütüphane, hamam, sebil, hastane gibi kurumların tümüne KÜLLİYE denir.
• Karadeniz Bölgesinin doğusunda bulunan sıradağlar KOP
• Türk ceza kanunu İTALYAdan örnek almıştır.
• Arap yarımadasında Mekke ve Medineden oluşan bölge HİCAZ
• Hristiyan inancına göre Hz. İsanın yeniden dirildiğine inanılan günde yapılan bayrama PASKALYA
- Müslümanların dünyadaki nüfusu ,Yaklaşık 1,5 milyar kadar, dünya nüfusunun dörtte biri kadar
-Günümüzde nüfusu en fazla olan İslam ülkesi , Endonezya
-Ravza-i Mudahhara ,Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mübarek kabirleri ile minberi arasındaki yerin adı
-Hicri takvim ile Miladi takvim arasındaki fark ; Hicri Takvim; Peygamberimiz (s.a.v.)’in hicretiyle başlar, hesaplamalar aya göredir.Miladi takvim; Hz. İsa (a.s.)’ın doğumuyla başlar, güneşe göre ayarlanmıştır.
-Aya ilk defa ,1969 yılında Neil Armstrong ayak bastı.
-Uluslararası Adalet Divanını bulunduğu şehrin adı , Lahey (Den Haag)
-Osmanlı İmparatorluğunda Tazminat fermanının ilan edilmesinden sonra, Ahmet Cevdet Paşanın başkanlığında
oluşturulan bir komisyon tarafından hazırlanan, yurttaşlık haklarıyla ilgili İslami esaslara dayalı kanunlara Mecelle denir.
-Adaletiyle ün salmış II. İslam halifesi HZ. ÖMER
• Atlas okyanusunu Büyük okyanusa bağlayan kanal PANAMA.
• İlk dünya haritasını çizen denizci PİRİ REİS,
• Akdenizle Kızıldenizi birbirine bağlayan kanal SÜVEYŞ KANALI
• Özbekistanın başkenti TAŞKENT,
• İlk resmi gazete TAKVİM-İ VAKAYI
• Gap ta 27 baraj vardır.
• Ülkemizde özel televizyon yayınları 1990 yılında başladı.
• Hicret, HZ. ÖMER zamanında olmuştur.
• Divan şiirinin ölçüsü ARUZ
• Mevlananın hocası ve en yakın arkadaşı ŞEMS-İ TEBRİZİ
• Suyun kaldırma kuvvetini keşfeden bilim adamı ARŞİMED
• Dünyanın en uzun tüneline sahip ülke İSVİÇRE

18

Kasım
2012

Diyanet mbst-yeterlilik Dinler Tarihi Bölümü-7

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  320 Kez Okundu

BİRİNCİ BÖLÜM:DİNLER TARİHİ TERİMLERİ
1-AŞKENAZ:Daha ziyade 1-AŞKENAZ:Daha ziyade Filistin geleneği üzerine temellenen ve Roma yoluyla Orta Avrupa’ya (Almanya ve Fransa), oradan da Doğu Avrupa’ya (Polonya ve Rusya) geçen Yahudiler.
2-En nihal :Batıl dinler
3-BARNABA İNCİLİ (BARNABAS):İncil nüshalarından aslına en yakın olanı.Oniki Havari’den biri olup olmadığı ihtilaflı olan Barnaba, aslen Kıbrıslı olup yahudi bir aileden doğmuştur. Asıl adı Joseph (Yusuf)’tur. Barnaba ise “teselli oğlu” anlamında ona sonradan verilmiş bir lâkaptır. (Kitabı Mukaddes, Resullerin İşleri, IV, 36-37; Encyclopedia Britannica, U.S.A. 1970, III,171: Türk Ansiklopedisi, İstanbul 1967, V, 265).
4-AHD-İ CEDİD:Yeni ahid, yeni sözleşme. Hristiyanlara göre, putperestliğe sapan yahudîlerin bu durumlarına acıyan Cenâb-ı Allah, İsrâiloğulları ile yeni bir sözleşme yapmıştır. Bu sözleşme Hristiyan inancına göre, Allah’ın kendi oğlunu insan şeklinde dünyaya göndermesi, Mesih’in çarmıha gerilmesi ve öldürülüp tekrar diriltilmesi gibi sapık bilgilerle yoğrulmuş bir akîdeyi yansıtan muharref kitap İncil’den ibarettir. Buna göre Ahd-i Cedîd yalnız hristiyanlara ait olan kutsal kitaba yani İncil’e verilen isimdir. Yahudiler ve hristiyanların müşterek olarak inandıkları Ahd-i Atik’in otuz dokuz bölümü ile Ahd-i Cedîd biraraya getirilerek bunlara “Kitâb-ı Mukaddes” adı verilmiştir.
5-İBRÂNÎ:Samî ırkından olan Yahudiler. Yahudilerin kullandığı dilin ismi de “İbranice”dir. Kelimenin kökü Arapça “Ibr”dır. Ibr; dere ve nehrin bir kenarından öbür kenarına geçmek anlamındadır. Yahudiler Fırat nehrini geçerek “Arz-ı mev’ud”a yani bugünkü Filistin’e geldiler. Bundan dolayı orada yaşayan Kenanîler, Yahudileri “nehri aşan” anlamında ibrânı diye nitelediler.İbrânî ismi israiloğullarının eski adıdır. İsrail ise Hz. Yakub’tur. İbrânîler, Hz. Yakub’un sülalesinden oldukları için kendilerine “Benu İsrail” denilmiştir, İbranilerin kullandığı dile de”ibranice” denilmiştir.
6-Ortodokslar : Başındaki kişiye Patrik denir. Merkezi İstanbul’dur.
7-Katolikler : Başındaki kişiye Papa denir. Dinsel merkezi Roma’dır.
8-Endülüjans : Günahlardan kurtulmak amacıyla kiliseden satın alınan belgedir.
9-Engizisyon Mahkemeleri : Kilisenin başkanlığında toplanır, genellikle kilisenin öğretilerine karşı çıkanlara ölüm cezası verirdi.
10-AFOROZ:Hristiyanlık ve Yahudilikte öngörülen bir dinî ceza türü olup, Kilise hukukuna göre yetkili dinî şahsiyetler tarafından suçlu görülen bir Hristiyanın kendi topluluklarından uzaklaştırılmasıdır.
11-ADVENTİZM:Hz. İsa’nın bir kez daha yeryüzüne geleceğini savunan bir Hristiyan mezhebinin adıdır. Bu inanca göre Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek ve günah işleyenlerle günahsızları birbirinden ayıracaktır.
12-EHL-İ KİTAB:Kitap ehli / kitaplılar anlamına gelen “Ehl-i Kitap”; Allah’ın peygamberlerine indirdiği kitaplara iman edenlere verilen bir isimdir. Kitap Ehli, Kur’ân’da;”kendilerine kitap verilenler” (Müddessir, 74/31), “kendilerine kitap verdiklerimiz” (Bakara, 2/121) ve “kendilerine kitaptan bir pay verilenler” (Nisa, 4/44) şeklinde de ifade edilmiştir.Kur’ân’da Yahudi ve Hristiyanlara “Ehl-i Kitap” denildiği gibi (Nisâ, 4/153; Mâide, 5/15,19) diğer peygamberlere indirilen kitaplara iman edenlere de “Ehl-i Kitap” denilmiştir (En’âm, 6/84-90).
14-HAVÂRÎ:Sözlükte “seçilmiş, kusursuz, taraftar, özverili arkadaş, dost, bir kimseye ileri derecede yardım eden ve kendisini bir davaya adayan kimse” anlamına gelen havarî, din literatüründe, genelde peygamberlere îmân edip, onlara yardımcı olanlar demektir. Özel olarak havârî, özellikle Hz. İsa tarafından seçilmiş, tebliğ ve irşad görevinde ona yardımcı olan on iki kişilik grubu ifâde eder.
Hz. İsa’ya bağlılığını kanıtlayan ve on iki havarî olarak kabul edilen bu yardımcıların isimleri şöyledir: Matta, Tomas, Petrus, Yuhanna, Yahya, Büyük Yakup, Küçük Yakup, Andreas, Bartholomeus, Mattias, Filipus ve Yahuda’dır. Bunlardan dördünün incil yazarlarından olduğu söylenmektedir.
15-MİŞNA:İbranice kökenli bir kelime olup, tekrar yoluyla öğretme anlamına gelmektedir. Yahûdîlik inancına göre Tur dağında Hz. Musa’ya gönderilen Tevrat önce Hz. Harun’a sonra kavmin diğer ileri gelenlerine öğretilmiştir. İşte Mişna, Tevrat’ın hükümlerini açıklayan şifahî beyanların yazıya geçirilmiş şeklini belirtmek için kullanılan bir kavramdır
16-ORTODOKS:Kilisenin kararlarına bağlı, batıl inançlara karşı, doğru inancı benimseyen muhafazakâr kimselerin oluşturduğu Hristiyanlığın üç büyük mezhebinden birisidir. Yunanca “doğru inanç üzerinde olanlar” şeklinde vasıflandırılan bu dinî topluluk, Doğu Kilisesinin öğretisini benimsemiştir.Ortodoks kilisesi, İsâ inancının ana geleneğinin gerçek prensiplerini ilk yedi genel kurultayda temellendirmiştir. Bunlar; İznik (325), İstanbul (381), Efes (431,) Kadıköy (451), II. İstanbul (553), III. İstanbul (680) ile II. İznik (768) kurultayları olup, teslis akidesi başta olmak üzere İsâ’nın kişiliği, öğretileri, resim ve heykeline varıncaya kadar tartışmalar yapılmış ve kararlar alınmıştır. Ortodoksluk için Doğu ve Ortadoğu’da en önemli kiliseler, İstanbul, İskenderiye, Antakya ve Kudüs’te bulunmaktadır.
17-SİNAGOG:Yahûdîlikte, toplu olarak ibadet ve dinî merâsimlerin icrâ edilmesi için tesis edilen dinî mekân / ibadet mahalli demektir. Ülkemizde ve Türk kültüründe sinagog yerine (havra) kelimesi daha çok bilinir ve yaygın olarak kullanılır.
18-SATANİZM:Şeytana tapıcılık anlamına gelmektedir. Satanizm, başlangıç itibariyle ortaçağ büyücülerine ve Hristiyanlıktan uzaklaşan ayrılıkcı gruplara (heretiklere) kadar dayandırılmış bulunan ve 19. Asrın sonlarında Amerika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkan ve günümüze kadar düzensiz olarak da olsa devam ettirilmiş olan bir inanış ve uygulamadır.
Satanizm; Şeytan’a, diğer bir ifadeyle Yahûdî-Hristiyan geleneği tarafından Tanrı’nın tam karşısında mutlak kötülük veya mutlak kötülüğün temsilcisi olarak tecessüm ettirilen şahsiyet veya prensibe ibadet etmek demektir. Aynı zamanda bu ibadet; Yahûdî-Hristiyan dinî tahakkümüne karşı bir başkaldırı hareketi olarak da tanımlanmaktadır.
Geleneksel satanizm; Hristiyanlığın Şeytan anlayışını, Hristiyan ahlâk ve felsefesini, Hristiyanlığın hayat ve dünya görüşünü temel alan ve fakat tamamen Hristiyanlık karşıtı bir görüş ve düşünceye sahip bulunan bir grubun temsil ettiği satanist anlayıştır.
19-SANEM:Tapınmak amacıyle taştan, tahtadan, madenden yapılmış değişik büyüklükte ve kutsallık atfedilen put, heykel vs. cisimlere denilmektedir. İbnü’l- Kelbi Kitabü’l Asnâm isimli eserinde cahiliyye dönemi Araplarının put, heykel vs. cansız varlıklara tapınma, ibadet etme ve kurban kesme gibi törenlerle ilgili geniş bilgi vermektedir. Yerine göre her kabilenin, bazen de her ferdin özel bir putu vardı. Bunların en büyükleri ve herkesin değer verdiği Lat, Menat ve Uzza’dır. Sanem kelimesi türevleriyle birlikte Kur’ân-ı Kerim’in beş yerinde geçmektedir. “Hz. İbrahim babası Azer’e “sen bir takım putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.” (En’âm, 6/74) Cahiliyye dönemindeki bu yaygın tapınma sonucunda Kâbe duvarlarına 360 kadar putun asıldığı bilinmektedir. Mekke’nin fethi esnasında bu putlar Hz. Muhammed’in emriyle yerlerinden sökülüp atılmıştır.
20-YAHÛDÎLİK:Hz. Musa’nın peygamber olarak gönderildiği kavmin adıdır. Bu kavim Kur’ân’ın en çok kendisinden bahsettiği İsrâiloğullarıdır. Hz. Musa’nın tebliğine muhatap oldukları için kendilerine “Musevî” de denmiştir. Kutsal kitaplarında yer alan ifadelere göre Yahûdîler kendilerini; dünya milletleri arasından seçilmiş bir kavim olarak görmektedirler. Yüce Tanrı bu kavmi Tûr-i Sina’da kendine muhatap kılarak onlarla ahid ve akidde bulunmak suretiyle emirlerine uyacakları hususunda söz almış, sonra da Hz. Musa’nın şahsında onlara Tevrat’ı göndermiştir. Yahûdî dininin odak noktası olarak Kudüs’teki mabed gösterilmektedir. Sembolleri yedi kollu Şam’dan (menara) ve içiçe girmiş iki üçgenin meydana getirdiği altı köşeli yıldızlardır. Bugün İsrâil bu sembolleri devlet arması olarak kullanmaktadır.
İsrâiloğullarına peygamber olarak gönderilen İshak’ın oğlu Yakub’un on iki oğlu vardı. Dördüncü oğlunun adı Yuda veya Yahuda idi. Dolayısıyla onun adına izafeten İsrâiloğullarına Yahûdî denilmiştir. Yahûdîlerin kutsal kitaplarının başında, kutsal yazılar mecmuası niteliğinde olan Eski Ahid gelmektedir. Yahûdîler bu kutsal mecmuayı Tevrat, Nebiler ve Katipler olmak üzere üç bölümde toplamışlardır. Yahûdîler Hz. Musa başta olmak üzere kendilerine gelen elçileri yalanlama, haksız yere karşı koyarak canlarına kıyma (Âl-i İmrân, 3/21) dahil bir çok sapma, isyân ve taşkınlıklarda bulunmuşlardır (Bakara, 2/60,61).
21-ZINDIK:Müslüman olmadıkları halde Müslüman görünen, müminleri inandıkları dinî değerlerden soğutup uzaklaştırmaya ve onları ifsat etmeye çalışan kimseler hakkında kullanılan bir terimdir. Bazen halkı kendi görüşlerine çekmek için hadis uydurdukları, bazen de muteber kaynak ve şahıslara dine aykırı fikirler isnad ettikleri görülür. Bu kimselerin rivâyetleri “mevzû” olduğu için reddedilir. Bid’atçılar hakkında da bazen “zındık” kavramı kullanılmıştır.
22-NASRANÎ:Hz. İsâ’nın doğduğu yer olan Nasira’ya mensubiyet veya yardım anlamındaki nusret kelimesinden türemiş bir kavramdır. Hristiyan veya yardımcı demektir. Çoğulu “Nasârâ”dır. Bu kavram Kur’ân’da tekil olarak bir yerde geçmektedir. “İbrahim, ne Yahûdî, ne de nasrani (Hristiyan) idi; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.” (Âl-i İmrân, 3/67) Çoğulu olan “Nasâra”ise Hz. İsâ’ya inananların adı olarak on dört ayrı yerde geçmektedir. (F.K.)
23-HİNDUİZM (Brahmanizm):Hindistan ‘ın en belirgin dinlerinden biri Hinduizm’dir. Hint dinlerindeki gelişmeler sonucu Hinduizm adını alan din, Brahmanların hakimiyet sağladıkları dönemde ise Brahmanizm terimi ile ifade edilmiştir.
24-SİHİZM:Sihizm, Sri Guru Nanak Dev Ji (1469-1539) tarafından kurulmuştur. İslam ve Hinduizm karışımı bir dini harekettir. Sihler Kuzeybatı Hindistan’ın Pencap bölgesinde yaşamaktadırlar.
25-HRİSTİYANLIK VE YAHUDİLİK TABİRLERİ VE ORTAYA ÇIKIŞI
Hristiyan, Mesih’e bağlı demektir. Bu kelime, Yunanca “Hristos”tan gelir. İbranîcesi “Maşiah”dir, yağlanmış anlamını ifade eder. İncillerde “Hristiyan”, “Hristiyanlık” gibi terimler yer almaz. Bu terimler, ilk defa Hz. İsa (as)’dan yirmi-otuz sene sonra Antakya’da kullanılmıştır. (Resullerin işleri, XI, 26).Hristiyan Kutsal Kitabı’nda teslis, hiç bir yerde açıkça zikredilmemiştir. Ancak “Ben ve baba biriz”, “Baba’nızın ruhu”, “Allah’ın ruhu” gibi ifadeler, zamanla Allah’ın yanında İsa (as) ve kutsal rûhun da tanrı sayılmasına kadar varan yorumlara yol açmıştır. Bu yorumları ilk başlatan, havârîlere sonradan katılan Pavlus olmuştur.
Modern bilginlere göre günümüz Hristiyanlığı, Hz. İsa (as)’ın getirdiği nizamdan çok, Pavlus’un yorumlarından ibarettir. Hz. İsa (as)’ın çarmıha gerilmiş olması ve tekrar dirilmesi, insanların Hz. Âdem (as)’in Cennet’te, yasak meyveden yemiş olması sebebiyle doğuştan günahkâr oldukları inançları da Pavlus tarafından Hristiyanlığa sokulmuştur.
Kur’ân-ı Kerîm’de Hristiyan için “Nasrânî”, Hristiyanlar için de “Nasârâ” kelimeleri kullanılmıştır Ayrıca, “Ehl-i kitap” ifadesinin yer aldığı âyetlerde, Hristiyanlar da muhatap alınmıştır.Kur’ân-ı Kerîm dışındaki ilâhî kitaplarda, o kitaba tâbi ola¬caklar için bir din adı konmadığı, Yahudilik ve Hristiyanlık gibi isimlendirmele¬rin daha sonra ortaya çıktığı ve bunların o peygamberin tâbilerine sonradan verilen adlar olduğu dikkate alınırsa “Doğrusu Allah katında din İslâm’dır” ifadesinin anlamı daha iyi anlaşılır.
26- Ülkemizde tarihi Hıristiyan gruplar:Rumlar, Ermeniler, Süryaniler ve Arap Ortodokslar bulunmaktadır. Bunun yanında misyonerlik faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan Katolik ve Protestan gruplar da vardır.Yahudilerin başında İstanbul’daki Hahambaşılık , Hıristiyanların başında da İstanbul da ki Fener Rum Ortodoks Patrik hanesi bulunmaktadır.
27-Saba taycılar :Müslüman görüntüsü altında Ortodoks Yahudilikten farklı olarak Tevrat kabbala ekolüne bağlı olarak bir sistem geliştirmişlerdir. Sistemlerinin özünü Mesih beklentisi oluşturmaktadır.
28- Budizm deki Nirvana : Defalarca dünyaya gelme çemberinden kurtulmayı ifade eder.
29-Budizmin ortaya çıkış nedenleri :Hinduizm in çok tanrıcılığına , Brahman denilen din adamlarının otoritesine ve kast sistemine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.
30- Hinduizme göre hayatın amacı : Hayatın dört amacı vardır. Bunlar; Dürüstlük , helal kazanç , mutluluk ve kurtuluştur
31-Hıristiyan mezheplerden Monofizit mezheplerin özelliği : Hz. İsa’da sadece ilahi tabiatın bulunduğunu savunan mezheplerdir. Günümüzdeki Ermeni, Süryani, Habeş ve Kıpti kiliseleri bu mezhebe dahildir.
32- Hıristiyanlıkta vaftiz olan kişi:Asli günahtan arınarak yeniden doğduğuna, Hz. İsa’nın manevi bedenine katıldığına inanılır.
33-Hıristiyanlıktaki sakramentler:Hz. İsa’nın Filistin’deki yaşamı boyunca yaptıklarını simgeler.
34- Hinduizmdeki kastlar:Brahmanlar kastı -Kşatriya kastı -Vaisya kastı -Sudra kastı
35-Yahûdî Mezhepleri: Hristiyanlık öncesindeki mezhepler: Ferisiler, Sadukiler,Esseniler.
36-Yahudilerinİslâm’dan sonraki mezhepler: İshâkiyye, Yudganiyye, Karaim.
37-Yahudilerin Günümüz mezhepleri: Muhafazakâ r Yahûdîler, O rtadoks Yahûdîler, Reformist Yahûdîler. Yeniden Yapılanmacılar.
38-Sinagog ve Ağlama Duvarı gibi kavramlar Musevilik dinine aittir.
39-İsevilik dini inancına göre insanlar günahkar olarak doğar.
40-İneğin ve Ganj nehrinin kutsal kabul edildiği ilahi olmayan din Hunduizm.
41-Noel ve Katedral gibi kavramlar Hristiyan dinine aittir.
42-Hristiyanlıktaki kilisenin karşılığı Musevilikte Havra(Sinagog)
43-Yahudilerin haftalık ibadet gününe Şabat denir.
44-Dünyanın her yerinde Musevilerin kutladıkları, en önemli Roşaşana yılbaşı bayramıdır.
45-Yahudilikte Önemli Günler:En önemli bayram Yılbaşı Bayramı’dır (Roşaşana), ardından on gün sonra 26 saat sürecek olan oruç günü gelir, ki buna Kefaret Günü anlamına gelen (Yom Kipur) adı verilir Kipur’dan sonra 7 gün süren Çardak Bayramı (Sukot) ve Bir yıl içinde Tevrat’ın tüm bölümlerin okunmasının tamamlandığı ve yeniden başlandığı (Simhat Tora), Aralık ayında Hanuka, Mart-Nisan arası Babil’de zamanın Musevi Düşmanı (Antisemit) Haman tarafından Yahudilerin kıyıma uğratılması olayının son anda Ester tarafından engellenmesinin anısına 2 gün (Purim), Mısır’dan Musa’nın (Moşe Rabenu) önderliğinde ayrılıp kölelikten kurtulmasının kutlandığı Pesah Bundan 49 gün sonra gelen 10 Emirin alınmasının kutlandığı Şavuot ve Yaz aylarına denk gelen Tapınağın yıkılması ve çeşitli talihsiz olayların anıldığı ve bir matem günü olan Tişa Beav önemli günlerdendir
46-Milel ve Nihal kavramlarına bazı İslâm alimleri Milel terimini temel dini akımlar ve gelenekler anlamına, Nihal terimini ise alt sekteryan gruplar, hizipler ve fırkalar anlamına kullanmaktadır. Bazıları ise Milel terimini vahiy geleneğine dayanan dini akımlar için Nihal terimini ise vahiy geleneğine dayanmayan akımlar ve yollar için kullanmaktadır.
47-Dinler tarihi bilim dalı Osmanlı döneminde 19. yüzyıldan itibareneğitimin kurumlarında yer almaya başlamıştır. Önceleri “ilmu esatiril evvelin” başlığı altında sonra da tarihi edyan (dinler tarihi) adı altında dersler verilmiştir. Cumhuriyet döneminde 1933 yılına kadar varlığını sürdüren Darulfünun İlahiyat Fakültesinde Türk Dinleri ve Mezhepleri Tarihi ve Dinler Tarihi başlıkları altında dinler tarihi bilim dalına dayalı dersler okutulmuştur. Dinler tarihi ile ilgili Türkçe olarak yazılan en eski kaynak olarak kabul edilen Şemseddin Sami’nin Esatir’i 1878’de basılmıştır.
48-Hinduizm, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 80’nin tabi olduğu; Batı ülkeleri de dâhil olmak üzere Hindistan dışında da 45 milyondan fazla mensubu bulunan bir dindir.Hindistan dışındaki 45 milyon bağlıdan 18 milyonu, Hinduizm’i devlet dini ilan eden tek ülke olan Nepal’de yaşamaktadır.
49-Hindu kutsal metinleri iki gruba ayrılır:
Şruti ve Smriti. “İşitilen, görülen” anlamına gelen şruti kategorisi içinde
Vedalar; smriti kategorisinde ise Puranalar, Ramayana, Mahabharata ve Dharma-şastralar yer alır.
-Kadim Mezhepleri:Günümüz Hinduizm’i içinde de varlığını devam ettiren ancak ortaya çıkışları çok eskilere giden üç ana mezhep vardır: Şivacılık, Vişnuculuk ve Şaktizm.
50- Farklı inanç sistemlerinin bir arada yaşaması ve bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirinden etkilenmesi nedeniyle oluşan yeni dini yorumlara Senkretizm adı verilir.
51-Hunduizm kutsal kitaplarının tamamını içeren metinlere Vedalar denir.
52-Budizm de mezhepler:İkiye ayrılır a)Hinayana,b)Mahayana
53-Yahudilerin kronolojik yerleşim yerleri;Harran,Filistin,Mısır
54-Yahûdîlerde haftalık ibâdet gününe Şabat. denir.
55-Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları, en önemli yılbaşı bayramı Roşaşana.
56-Mûsevîlerde, Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği, insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği, keffâret günü anlamına gelen oruç gününe Yom Kippur.
57-Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı Şavuot.
58- Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayramın adı Sukkot (Çardaklar).
59- Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan, günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi Ortodoks.
60-Ermeni Kilisesi hiyerarşisinde bulunan makamlardan, gerekli eğitimi almış, evlenmemiş papazlara verilen rütbe ,Vertabetlik.
61-Batıda yaygın olan Protestanlık çerçevesindeki mezhepler:
Evanjelizm – Anglikan. Baptistler – Adventistler. Presbiteryenler – Pentekostalistler.
62- Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papaya bağlılığını sürdüren Hristiyan grup Katolik.
63- Hinduizm ve İslâm’dan etkilenerek Hindistan’da ortaya çıkan dînî inanç Sihizm.
64-Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) ile ilgili müjde içeren İncil Barnaba.
65-Ruhun öldükten sonra başka bir bedene geçmesi anlamına gelen, Hinduizm kaynaklı inanışa Tenâsüh.
66-İneğin ve Ganj nehrinin kutsal kabul edildiği ilâhî olmayan din Hinduizm.
67-Budizm’in kurucusu Budha (Buda), Gotama adında bir prenstir.
68-Yahûdîliğin sembolü, Yedi kollu şamdan ve Altı köşeli Yıldız’dır
69-Yahûdî:İshâk oğlu Ya’kûb’un on iki oğlu vardı. Dördüncü oğlunun adı Yuda veyâ Yahuda idi. Dolayısıyla onun adına izâfeten İsrâîloğulları’na Yahûdî denilmiştir.
70-Tevrât:Yahûdîlerin kutsal kitap külliyâtı: Tanah ve Talmut şeklinde ikiye ayrılır.
71-Tanah üç böyümden oluşur:Tora, Neviim ve Retuvim
72-Talmut:Talmut, öğrenim mânâsına gelir. Yazılı olmayan ikinci Metine denir. Daha sonra yazılı hâle getirilmiştir. Talmut, Yahûdî’ler indinde Tevrât kadar önemlidir. Onun da ilhâm ve vahiy kaynağı olduğu kabûl edilir. Talmut iki bölüme ayrılır: Mişna ve Gemara. Mişna, ahlâkî kuralların açıklanmasıdır. Gemora da, Mişna’nın açıklanmasıdır.
73-Konfiçyüsçülük Konfüçyanizm:Çin’deki üç dînden biridir. Bir Çin atasözü: “Her şeyin kökü göklerdedir İnsanın kökü ise atalarındadır” şeklindedir. M.Ö. 551-479 yılları arasında yaşamış Konfiçyüs, kendini ilme vermiştir. Eski Çin kültürünü canlandırmaya çalışmıştır Dînî meseleler üzerinde fazla konuşmamıştır Onun ana gâyesi, ülkenin karışık olan siyâsî düzenini düzeltmekti
74-Taoizm:Bu dîn, “Tao” kavramı üzerinde durmuştur. Büyücüleri, râhipleri râhibeleri ve dînî şefleri vardır. İlkbahar bayramında ateş yakılır Taoist râhipler yarı çıplak durumda, ateşe Pirinç ve Tuz atıp koşarak üzerinden geçerler. Taoizmin kurucusu, Lao Tse’dir. M.Ö. 604 veyâ 570
75-Cayinizm:Hindistan’daki dinlerdendir. Kökü M.Ö. VIII. yüzyıla dayanır. Brahmanizm’deki şiddetli sınıf ayrılıklarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu dîne inananlar genellikle sebze ve meyve yerler. Öldürme, yalan, hırsızlık, Şehvete ve dünyâ nimetlerine düşkünlük kötülenir. Tanrı anlayışı yoktur.
76-Budizm:Budizm’in kurucusu Budha (Buda), Gotama adında bir prenstir.
77-Hanuka: Işıklar Bayramı. m.ö. 168 yılında Yehuda Makabi ve taraftarlarının, Kutsal Mabed’i ibadete kapatan Romalılara karşı verdikleri dini özgürlük savaşının anısına kutlanır. Kislev (yaklaşık Aralık) ayının 25′inden itibaren sekiz gün boyunca, her gün mum sayısını birer adet artırarak yakılan Hanukiya (9 kollu şamdan) bu bayramın simgesidir.
78-Kabala: Musevi tasavvufu ve mistisizmi. Tora’yı mistik bir şekilde yorumlayan öğreti.
79-Kadiş: İbadetin belirli bölümlerinde tekrarlanan ve Arami dilinde yazılmış kutsama duası.
80-Kipa: Yahudi erkeğin, sinagogda, dışarda ve dua esnasında başını örttüğü küçük takke.
81-Kipur (Yom Kipur): Musevi dininde Büyük Oruç, Tövbe, Kefaret Günü. İbrani takvimine göre
82-Maftirim: Klasik Türk Musikisi makamlarında okunan ilahiler.
83-Midraş: 1) Küçük sinagog (medrese) 2) Tora’nın açıklaması.
84-Talmud Tora: Tora bilgisinin verildiği yer.
85-Yeşiva: Genellikle Talmud’un öğretildiği, akademi seviyesinde okul.
İKİNCİ BÖLÜM:DİNLER TARİHİ TERİMLERİ
1. Şabat:Yahûdîlerde haftalık ibâdet günü
2.ROŞAŞANA: Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları en önemli yılbaşı bayramı
3.YOM KİPPUR: Mûsevîlerde Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği keffâret günü anlamına gelen oruç günü.
4. ŞAVUOT:Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı
5-SUKKOT(ÇARDAKLAR):Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayram.
6. Tevrat’ta yılda üç defa hac ibâdeti emredilmektedir. Yahûdîlikteki hac zamanları:Sukkot, Şavuot, Fısıh.
7-i Yahûdî mezhepleri:Karailik,İshakiyeler,Ferisiler.
8. Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi Ortodoks.*
9.Vertabetlik: Ermeni Kilisesi hiyerarşisinde bulunan makamlardan gerekli eğitimi almış evlenmemiş papazlara verilen rütbe .
10. Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papaya bağlılığını sürdüren Hristiyan grup Katolik.*
11. Hz. Îsâ dönemi Yahûdîliğinin üç önemli mezhebiri: Sadukîlik.Ferisîlik.Essenîlik.
12.Sihizm: Hinduizm ve İslâm’dan etkilenerek Hindistan’da ortaya çıkan dînî inanç
13.BARNABA: Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) ile ilgili müjde içeren İncil
14. TENASÜH:Ruhun öldükten sonra başka bir bedene geçmesi anlamına gelen Hinduizm kaynaklı inanış.
15.HİNDUİZM:İneğin ve Ganj nehrinin kutsal kabul edildiği ilâhî olmayan din.
16. Hac yortusu Noel Katedral gibi kavramlar Hrıstiyanlık dinine aittir.
17. Hristiyanlıktaki kilisenin karşılığı Mûsevîlikte ,Havra (Sinagog).*
18. Haham Sinagog Ağlama duvarı gibi kavramlar Mûsevîlik. *dinine aittir.
d) Budizm.
19.İsevilik dininde insanlar günahkâr olarak doğarlar.
20.Günümüzde en büyük Yahudi nüfusunun yaşadığı ülke İSRAİL.
21.Yahudilerin ibadet yerlerine Havra/ Sinagog denir.
22.Dört incil:Matta, Yuhanna, Markos ve Luka.
23.Hristiyanlık Dininde Mezhepler:Katoliklik,Ortodoks ve Protestanlık Mezhebi.
24.Hristiyanlığın en büyük konsili:vatikan 2. konsili(1962-1965)
25.YAHUDİLİK VE MUSEVİLİK:Musevîlik, kurucusu Musa’ya izafetle bu adı almıştır. Yahudi, İbrani, ve İsrail terimleriyle de Musevîlik kastedilir.
26.Hıristiyanlık öncesi dönemde başlıca üç mezhep vardır:1-Ferisiler, 2-Sadukiler, 3- Esseniler.
27.İslâm’dan sonraki Yahudi mezhepleri de üçtür:1- İshakiyye, 2- Yudganiyye, 3- Karaim.
28.Halen yaşamakta olan Yahudi mezhepleri şunlardır1- Muhafazakâr Yahudiler,2- Ortadoks Yahudiler ,3- Reformist Yahudiler. 4-Yeniden Yapılanmacılar.
29.Yahudilerin Mukaddes Kitapları: Yahudilerin mukaddes kitapları iki ana başlık altında incelenebilir: 1- Tanah, 2-Talmud,Hristiyanların Eski Ahit adını verdikleri Tanah da üç bölümden oluşur:1-Tora, (Tevrat) 2- Neviim, 3- Ketuvim. Çoğu zaman Yahudilerin mukaddes kitabının tamamı “Tora” kelimesiyle ifade edilir. İbranice bir kelime olan Tora, Arapça Tevrat’ın karşılığıdır.
30.Tevrat “Kanun, şeriat, emir, ders, önder” vb. manalara gelir.
31.AŞKENAZ:Daha ziyade Filistin geleneği üzerine temellenen ve Roma yoluyla Orta Avrupa’ya (Almanya ve Fransa), oradan da Doğu Avrupa’ya (Polonya ve Rusya) geçen Yahudiler.
32-AHD-İ CEDİD:Yeni ahid, yeni sözleşme. Hristiyanlara göre, putperestliğe sapan yahudîlerin bu durumlarına acıyan Cenâb-ı Allah, İsrâiloğulları ile yeni bir sözleşme yapmıştır.
33.Ortodokslar : Başındaki kişiye Patrik denir. Merkezi İstanbul’dur.
34.Katolikler : Başındaki kişiye Papa denir. Dinsel merkezi Roma’dır.
35.Endülüjans : Günahlardan kurtulmak amacıyla kiliseden satın alınan belgedir.
36.Engizisyon Mahkemeleri : Kilisenin başkanlığında toplanır, genellikle kilisenin öğretilerine karşı çıkanlara ölüm cezası verirdi.
37.AFOROZ:Hristiyanlık ve Yahudilikte öngörülen bir dinî ceza türü olup, Kilise hukukuna göre yetkili dinî şahsiyetler tarafından suçlu görülen bir Hristiyanın kendi topluluklarından uzaklaştırılmasıdır.
38.ADVENTİZM:Hz. İsa’nın bir kez daha yeryüzüne geleceğini savunan bir Hristiyan mezhebinin adıdır. Bu inanca göre Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek ve günah işleyenlerle günahsızları birbirinden ayıracaktır.
39.HAVÂRÎ:Sözlükte “seçilmiş, kusursuz, taraftar, özverili arkadaş, dost, bir kimseye ileri derecede yardım eden ve kendisini bir davaya adayan kimse” anlamına gelen havarî, din literatüründe, genelde peygamberlere îmân edip, onlara yardımcı olanlar demektir. Özel olarak havârî, özellikle Hz. İsa tarafından seçilmiş, tebliğ ve irşad görevinde ona yardımcı olan on iki kişilik grubu ifâde eder.
40.Hz. İsa’ya bağlılığını kanıtlayan ve on iki havarî olarak kabul edilen bu yardımcıların isimleri şöyledir: Matta, Tomas, Petrus, Yuhanna, Yahya, Büyük Yakup, Küçük Yakup, Andreas, Bartholomeus, Mattias, Filipus ve Yahuda’dır. Bunlardan dördünün incil yazarlarından olduğu söylenmektedir.
41.MİŞNA:İbranice kökenli bir kelime olup, tekrar yoluyla öğretme anlamına gelmektedir. Yahûdîlik inancına göre Tur dağında Hz. Musa’ya gönderilen Tevrat önce Hz. Harun’a sonra kavmin diğer ileri gelenlerine öğretilmiştir. İşte Mişna, Tevrat’ın hükümlerini açıklayan şifahî beyanların yazıya geçirilmiş şeklini belirtmek için kullanılan bir kavramdır
42.SİNAGOG:Yahûdîlikte, toplu olarak ibadet ve dinî merâsimlerin icrâ edilmesi için tesis edilen dinî mekân / ibadet mahalli demektir. Ülkemizde ve Türk kültüründe sinagog yerine (havra) kelimesi daha çok bilinir ve yaygın olarak kullanılır.
43.NASRANÎ:Hz. İsâ’nın doğduğu yer olan Nasira’ya mensubiyet veya yardım anlamındaki nusret kelimesinden türemiş bir kavramdır. Hristiyan veya yardımcı demektir. Çoğulu “Nasârâ”dır. Bu kavram Kur’ân’da tekil olarak bir yerde geçmektedir. “İbrahim, ne Yahûdî, ne de nasrani (Hristiyan) idi; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.” (Âl-i İmrân, 3/67) Çoğulu olan “Nasâra”ise Hz. İsâ’ya inananların adı olarak on dört ayrı yerde geçmektedir.
44.HİNDUİZM (Brahmanizm):Hindistan ‘ın en belirgin dinlerinden biri Hinduizm’dir. Hint dinlerindeki gelişmeler sonucu Hinduizm adını alan din, Brahmanların hakimiyet sağladıkları dönemde ise Brahmanizm terimi ile ifade edilmiştir.
45.SİHİZM:Sihizm, Sri Guru Nanak Dev Ji (1469-1539) tarafından kurulmuştur. İslam ve Hinduizm karışımı bir dini harekettir. Sihler Kuzeybatı Hindistan’ın Pencap bölgesinde yaşamaktadırlar.
46.Günümüz Hinduizm’i içinde de varlığını devam ettiren ancak ortaya çıkışları çok eskilere giden üç ana mezhep vardır: Şivacılık, Vişnuculuk ve Şaktizm.
47.Farklı inanç sistemlerinin bir arada yaşaması ve bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirinden etkilenmesi nedeniyle oluşan yeni dini yorumlara Senkretizm adı verilir.
48.Hunduizm kutsal kitaplarının tamamını içeren metinlere Vedalar denir.
49.Budizm de mezhepler:İkiye ayrılır a)Hinayana,b)Mahayana
50.Yahudilerin kronolojik yerleşim yerleri;Harran,Filistin,Mısır
54-Yahûdîlerde haftalık ibâdet gününe Şabat. denir.
56.Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları, en önemli yılbaşı bayramı Roşaşana.
57.Mûsevîlerde, Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği, insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği, keffâret günü anlamına gelen oruç gününe Yom Kippur.
58.Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı Şavuot.
58- Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayramın adı Sukkot (Çardaklar).
59- Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan, günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi Ortodoks.
60.Batıda yaygın olan Protestanlık çerçevesindeki mezhepler:
Evanjelizm – Anglikan. Baptistler – Adventistler. Presbiteryenler – Pentekostalistler.
61.Yahûdîliğin sembolü, Yedi kollu şamdan ve Altı köşeli Yıldız’dır
62.Yahûdî:İshâk oğlu Ya’kûb’un on iki oğlu vardı. Dördüncü oğlunun adı Yuda veyâ Yahuda idi. Dolayısıyla onun adına izâfeten İsrâîloğulları’na Yahûdî denilmiştir.
63.Tevrât:Yahûdîlerin kutsal kitap külliyâtı: Tanah ve Talmut şeklinde ikiye ayrılır.
64.Tanah üç böyümden oluşur:Tora, Neviim ve Retuvim
65.Talmut:Talmut, öğrenim mânâsına gelir. Yazılı olmayan ikinci Metine denir.
66.Taoizm:Bu dîn, “Tao” kavramı üzerinde durmuştur. Büyücüleri, râhipleri râhibeleri ve dînî şefleri vardır. İlkbahar bayramında ateş yakılır Taoist râhipler yarı çıplak durumda, ateşe Pirinç ve Tuz atıp koşarak üzerinden geçerler. Taoizmin kurucusu, Lao Tse’dir. M.Ö. 604 veyâ 570
67.Cayinizm:Hindistan’daki dinlerdendir. Kökü M.Ö. VIII. yüzyıla dayanır. Brahmanizm’deki şiddetli sınıf ayrılıklarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu dîne inananlar genellikle sebze ve meyve yerler. Öldürme, yalan, hırsızlık, Şehvete ve dünyâ nimetlerine düşkünlük kötülenir. Tanrı anlayışı yoktur.
68.Kabala: Musevi tasavvufu ve mistisizmi. Tora’yı mistik bir şekilde yorumlayan öğreti.
69.Kipa: Yahudi erkeğin, sinagogda, dışarda ve dua esnasında başını örttüğü küçük takke.
70.AKDES:Bahaullah diye bilinen Mirza Hüseyin Ali`nin yazdigi Bahailigin kutsal kitabi.Kitab-ı Akdes, Bahailik´in en önemli kutsal kitabı. Dinin kurucusu Bahaullah tarafından kaleme alınmıştır. Arapça el-Kitab el-Akdes adıyla, Arapça yazılmıştır.
71.ADDAS :Mekke dönemin de Hz.Peygamberin Taife yaptigi sirasinda müslüman olan köle.
72.AHD-İ CEDİD:İncil.Kitab-i mukaddes`in sadece hiristiyanlara ait olan ikinci kisminin adi. İncil kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelir.
73.AHİD SANDIĞI:Allah ile Israilogullari arasindaki ahd´in sembolü olan on emir`in yazili bulundugu levhalarin muhafaza edildigi sandik.
74.AHURA MAZDA : Zerdüşt Dini’nin iyilik, aydınlık ve ışık tanrısıdır. Bu nedenle Zerdüşt Dini’ne Mazdaizm de denilmektedir. Bu dinin ilkeleri ve kuralları Avesta denilen bir kitapta toplanmıştır. Bu gün de İran ve Hindistan’da son inanlarına rastlanan bir dindir.
75.ANGLİKANİZM:İngiltere kralı Sekizinci Henry’nin kurduğu hıristiyanlık mezhebi.
76.ASLI GÜNAH :Hristiyanlikta Hz.Adem ile Havva`nin cennette »yasak meyve » ibaret yemek suretiyle islediklerine ve nesilden nesile bütün insanliga intikal ettigine inanilan suc.
77.BAHİRE:Hz.Peygamberin henüz cocukken Suriye`de görüstügü rivayet edilen rahip.Resulullah (s.a.s.)’ın amcası Ebû Talib ile birlikte gittiği Suriye seyahati sırasında Busra şehri civarında karşılaştığı hristiyan din adamı.
78.BAPTİSTERİUM (VAFTİZHANE):Vaftiz töreni için yapılmış küçük kilise (şapel) – Büyük kilisenin içindeki vaftiz bölümü.Vaftiz töreni için yapılmış küçük kilise (şapel)/Büyük kilisenin içindaki vaftiz bölümü . Hıristiyanlığın manevi kirlenme “Asli günah”tan arınma ibadeti formu haline gelen vaftizin temel prensibi Hz. Adem ve Havva ile başlayan ilk günah’a dayandırılmaktadır. Hz. Adem ile Havva’nın ebedi yaşamı bulmak için şeytan’ın iğvasıyla yasak ağaca yaklaşmaları ile başlayan olayları “Asli günah” nazariyesi içine alarak tüm doğan insanların günah ile doğduğunu temel kabul etmişlerdir.
79.BARNANA İNCİLİ:Ilk dönem Hiristiyanlarindan Aziz Barnaba`nin yazdigi, kanonik inciller`in aksine teslis ve enkarnasyonu reddeden ve Hz.Muhammed`in risaletini müjdeleyen incil.
80.BEYTÜLMİDRAS:Yahudilerin dini egitim ve ögretim yaptiklari yer.
81.CİVİTLER:Katolik Hiristiyanligin Isa Cemiyeti d denilen ikinci büyük tarikati.
82.ÇARMIH:Hiristiyanlarin Hz.Isa icin söz konusu ettikleri, tarihin cesitli dönemlerinde uygulanan bir idam sekli..
83.DİNLER TARİHİ :D inler tarihi; tarih ve dil metodlarini kullanarak, dinleri, dogus, ve gelismesinden , inanc, ibadet ve ahlak konularina kadar, tarihi seyir icinde inceleyen bir disiplindir.
84.EHL-İ SALÎB:On birinci yüzyılın sonlarında Avrupa dünyasının “Kudus’ü Kurtarma” sloganı ile Türkleri Anadolu’dan atmak ve bütün Ortadoğu’yu ele geçirmek için başlattığı siyasî amaçlı askerî harekata katılanlara verilen ortak bir isimdir.
85.BEYTİ-MAKDİS:Mukaddes ev, Küdus`deki Mescid-i Aksa.
86.EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.ccel-Kutubu’s-Sitte sahiplerini ifade eden ayn bir tabirdir.
87.EKÂNİM-İ SELÂSE :Uknum kelimesinin çoğulu olup sözlükte “asıl esas ve temel” anlamına gelmektedir. Dînî ıstılahta ise Hristiyanlarca Allah anlayışının teşekkül ettiği üç sıfatın birbiriyle olan ilişkisini sağlayan baba oğul ve Ruhu’l-Kudüs demektir. Bu üç esas (ekânîm-i selâse) şöyle açıklanmaktadır; Allah Teala’dan ibaret olan zat (baba) İsa’dan ibaret olan ilim (oğul) ve Meryem’den ibaret bulunan hayat (zevce) dir.
88.ESFAR-İ HAMSE:Esas itibarı ile Tavrat 39 fasıldan neydana gelmiştir. Bunlardan ilk 5 itaba “esfâr-i hamse” (beş büyük kitap) denir. Bazı kaynaklara nazaran da esas Tevrat bu beş kitaptan ibarettir. (el-Müncid 337)Tevrat’ın içine aldığı beş bölüm şunlardır:
1- Tekvin:
2- Çıkış:
3- Levîliler:
4- Sayılar:
5- Tesniye:
89.HARAÇ: Karşılık. Ücret. Vergi. Terim olarak hukuken mülkiyeti devlete ait olmakla birlikte, kullanım hakları üzerinde yaşayanlara verilmiş toprak, bu toprak için ödenen vergi.
90.HANÎF DİNÎ :Hz. İbrahim tarafından temsil edilen tevhid esasına dayalı hak din.
91.HAVARİYYUN:Havâriyyûn, İsa (a.s.)’nın peşinden giden saf ve has mü’minler.
92.İBRANİCE:Yahudilerin ve yahudi kutsal kitabinin dili.
93.İSTAVROZ:Hıristiyanlığın alâmeti, işâreti sayılan şekil ve bu şekilde yapılmış put, haç.
94.İBRÂNÎ:Eski yahûdî sülâlesi veya o soydan olan. Yahûdî topluluklarından birine mensûb kimse.
95. Eski şark kiliseleri: A)Monofizitler B) Nasturiler .2-Rum Ortodoks kilisesi: Batı katoliğinden 1054 yılında kesin olarak ayrılmıştır.
96.İZNİK KONSİLİ:Hiristiyanlik tarihindeki ilk genel konsil(325)
97.KARNAVAL:Kötü ruhları kaçırmak için korkunç maskeler takma töreni.
98.KİTAB-I MUKADDES:Hıristiyanların mukaddes bilip inandıkları Ahd-i atîk (Eski ahd) ve Ahd-i cedîd (Yeni ahd) kısımlarından meydana gelen kitab. İncîl.
99.KONFÜÇYÜSCÜLÜK:Konfücyüs`e nisbet edilen dini, ahlaki, sosyal, politik, ekonomik konularla ilgili inanc ve uygulamalarin bütünü.
100.MANASTIR:Hiristiyanlikta yaygin olarak bulunan rahip ve rahibelerin dünyadan el etek cekerek yasayip dini egitimlerini yaptiklari yer.
101.MANİHEİZM:3.yüzyilda Mani tarafindan eski Iran`da kurulan ve günümüzde
102.MARKOS İNCİLİ:Hz.Isa`nin dünyadan ayrilisindan yirmiüc yil sonra Markos tarafindan Yunanca olarak yazilmis incil.
102.MATTA İNCİLİ:Hz.Isa`nin on iki ögrencilerinden biri olan Matta tarafindan,Hz.Isa`nin dünyadan ayrilisindan dört yil sonra Ibranice yazilmis olan incil. Bu incil Hiristiyanlarin elinde en eski Incillerin en eskisidir.
103.MECUSİLİK:Atese tapanlara verilen ad.Islami kayanaklarda zerdüstlige verilen ad.Zerdüstiligin eski Iran inanc ve gelenekleriyle karismasindan olusan din.
104.MİŞNÂ:Yahûdîlerin Tevrât’tan sonra mukaddes kabûl ettikleri Talmûd kitâbının iki kısımdan biri. Tevratın hükümlerini açıklayan şifahi beyanların yazıya geçirilmiş şeklidir.
105.MİSYONERLİK:Evrensel dinler ve özellikle Hiristiyanlik baglaminda dinin yayilmasi amaciyla yapilan sistematik faaliyetler.
106.MOONCULUK:Dogu din ve felsefelerine uyarlamasi sonucunda ortaya cikan mesihi din akimi.
107.MİLEL VE NİHAL:Islami literatürde dinler ve mezhepler tarihiyle ilgili eserlerin ortak adi.Mezhepler hakkinda bilgi vermek maksadiyla yazilmis olan eserlerin ortak adi.
108.SAMSKARA:Hinduizm`de günlük ibadetlerin disinda dogum, evlenme ve ölüm gibi insan hayatinin gecis dönemlerinde gerceklestirilen dinsel törenlere samskara denir.
109.SİNOPTİK İNCİLLER: Matta, Markos ve Luka İncilleri, birbirlerine çok benzediğinden ve aynı terimlerle yazıldıklarından sinoptikler denilir. Yuhanna İncili ise, hem konuları ve hem üslûbu/anlatım biçimi yönüyle diğerlerinden ayrılır.
110.SÜRYÂNÎLER:Hıristiyanlıktaki katolik mezhebine bağlı olan ve süryânî dili ile konuşan bir hıristiyan topluluğu.
111.TESLİS(EKÂNİM-İ SELÂSE ):Uknum kelimesinin çoğulu olup, sözlükte “asıl, esas ve temel” anlamına gelmektedir. Dînî ıstılahta ise, Hristiyanlarca Allah anlayışının teşekkül ettiği üç sıfatın birbiriyle olan ilişkisini sağlayan baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs demektir.
112.YAHOVA ŞÂHİDLERİ:Amerika Birleşik Devletleri’nde Ch. Şarl Russel tarafından 1872′de kurulan, 1931 senesinden sonra kendilerini bu adla tanıtmaya çalışan mezheb ve misyoner teşkîlâtına verilen ad.
113.YAHUDİLİK VE MUSEVİLİK:Musevîlik, kurucusu Musa’ya izafetle bu adı almıştır.
114.AHD-İ ATİK: İki kelimeden meydana gelen bir terimdir. Ahd, “sözleşme”, Atik ise, “eski” anlamına gelmektedir. Ahd-i Atik, “eski sözleşme” demektir. Ahd-i Atik kelimesiyle Yahudilerin mukaddes kitabı olan “Tevrat” kastedilir.
115.CİZYE: Cizye,Islam devletindeki gayri müslim tebaanin erkeklerinden alinan bas vergi.
116.GANİMET:Gayri müslimlerden savaş yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
117.ORTADOĞU:En eski uygarliklarin ve üc semavi dinin dogdugu, Asya, Afrika ve Avrupa kitalarini birbirine baglayan stratejik bölge.
118.ZİMMİ:İslam Devletinde yaşayan gayr-i müslimlere zimmi denir.(H. i.Kur`an Dili,c.10)
119.KUTSAL KABİR: Kudüs’te bulunan Hz. İsa’ya ait olduğuna inanılan mezar. Kur’an’a göre, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediği ve öldürülmediği (4/Nisâ, 157) için bu mezar kesinlikle Hz. İsa’ya ait olamaz.
120.NOEL: Noel, hıristiyanların Hz. İsa’nın doğduğu geceyi kutlamak için yaptıkları bayramdır.
121.NOEL BABA:Hıristiyanların noel gecesi hediye getirdiğine inandıkları, inanmasalar da çocuklarını kandırdıkları mitolojik ve hayâlî kişidir.
122.PAPA:Katolik kilisesinin en büyük ruhanî reisi, Roma piskoposu.
123.PAPALIK: Papa yönetimi, papanın başında bulunduğu devlet, İtalya topraklarında bulunmasına rağmen, ayrı devlet kabul edilen dünyanın en küçük devleti Vatikan, papa tarafından yönetilen teokratik bir papalıktır.
124.PAPAZ: Hıristiyan ruhanî reisi, din adamı, râhip, keşiş.
125.PETRUS:Hz. İsa’nın baş havârisidir.
126.RAHİP:Hıristiyan din adamı. Kadın din adamlarına da râhibe denir
127.UKNUM-AKANİM:Uknum, Arapça unsur, esas, temel demektir. Akanim de onun çoğuludur. Akanim-i selâse: üç uknum, yani teslisin üç temel unsuru demektir ki, bunlar baba-oğul-ruhu’l kudüstür.
128.VAFTİZ: Hıristiyanların küçük çocuklara ve dinlerine girenlere uyguladıkları suya sokma veya su serpme töreni demektir. Hıristiyanlara göre, doğuştan, babası Âdem’in suçuna ortak olarak dünyaya gelen insan, ancak kutsal kabul edilen kilisedeki su ile yıkanarak günahlarından arınabilir.
129.YAHUDA:Hz. İsa’yı yakalatan havâri. İsa’nın on iki havârisinden biridir. İskaryot da denilir. Otuz gümüş dinar karşılığında İsa’yı ihbar ederek yakalattırmıştır.
130.Haham: Yahûdi din adamı. İbrânice bilgin, bilge anlamındadır. Bu yahûdi din adamlarının başlarına da hahambaşı denir.
131.Kral Salonu: Yahova şahitlerinin kilise yerine oluşturdukları toplantı ve ibadet salonu.
132.Kutsal Perşembe:Hıristiyanlar, 13 nisan Perşembe gününü kutsal Perşembe olarak nitelerler. Çünkü Hz. İsa, son akşam yemeğini o gün yemiştir. Ayrıca, her yıl nisan ayının 14. günü akşamı toplanıp topluca yemek yemek, eski bir İbrânî geleneğidir.
133.Kutsal Cumartesi: Katolik hıristiyanlar, paskalya arefesinde kutsal haftanın son günü olan Cumartesiyi kutsal Cumartesi sayarlar.
134.Kardinal: Yüksek rütbeli katolik râhibi.
135.Keşiş: Dünyayla ilişkisini kesip manastırda yaşayan hıristiyan din adamı.
136.ilise: Yunanca topluluk anlamına gelen ekklesia deyiminden türetilmiştir. Hıristiyan mâbedi/ibâdethanesine, hıristiyanların ibâdet ettiği binaya kilise denilir.
137.Konsil: Hıristiyan ruhanîler ve râhipler meclisi. Özellikle katolik kilisesi dogmaları ve kilise disiplinini düzenleyen kurallar 2. y.y. dan itibaren toplanmaya başlanan bu konsillerce tespit edilmiştir. 1869 yılına kadar değişik aralıklarla toplanan konsillerin sayısı yirmidir. Hıristiyanların temel inançları bu konsillerde kararlaştırılmıştır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:DİNLER TARİHİ TESTLERİ
1. Yahûdîlerde haftalık ibâdet gününe ne ad verilir?
a) Şabat.
b) Sukkot.
c) Yom Kippur.
d) Şavuot.
2. Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları, en önemli yılbaşı bayramı hangisidir?
a) Sittur.
b) Roşaşana.
c) Yom Kippur.
d) Şavuot.
3. Mûsevîlerde, Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği, insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği, keffâret günü anlamına gelen oruç gününe ne ad verilir?
a) Sittur.
b) Roşaşana.
c) Yom Kippur.
d) Simha Tora.
4. Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı hangisidir?
a) Sukkot.
b) Roşaşana.
c) Yom Kippur.
d) Şavuot.
5. Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayramın adı nedir?
a) Sukkot (Çardaklar).
b) Roşaşana.
c) Hanuka.
d) Fısıh.
6. Tevrat’ta yılda üç defa hac ibâdeti emredilmektedir. Hangisi, Yahûdîlikteki hac zamanlarındandır?
a) Sukkot.
b) Şavuot.
c) Fısıh.
d) Hepsi.
7. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdî mezheplerinden birisi değildir?
a) Karailik.
b) İshakiyeler.
c) Protestanlık.
d) Ferisiler.
8. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdîlikte ibâdette kullanılan dînî objelerden değildir?
a) Siddur-Kipa.
b) Tefilin-Tallit.
c) Şofar.
d) Fısıh
9. Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan, günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi aşağıdakilerden hangisidir?
a) Ortodoks.
b) Hasidilik.
c) Reformist Yahûdîlik.
d) Samiriler.
10. Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan inanç esaslarından biri değildir?
a) Teslis inancı.
b) Tanrının Îsâ şeklinde zuhur etmesi.
c) Tanrının, bütün insanların günahlarına keffâret olmak üzere onların affı için insan kılığına girip ızdırap çekerek ölmesi.
d) Hanuka.
11. Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan sakramentlerinden (gizemlerinden) biri değildir?
a) Günah itirafı – Evharist.
b) Tefilin-Tallit.
c) Hastayı son yağlama – Rahip Takdisi.
d) Vaftiz –Konfirmasyon.
12. Hangisi, Hristiyanların kutladıkları önemli dînî festivallerden biri değildir?
a) Kristmas /Noel.
b) Easter /Paskalya.
c) Pentakost /Beyaz Pazar.
d) Matsa /Mayasız Ekmek.
13. Aşağıdakilerden hangisi Hristanlığın öncü reformcularından biri değildir?
a) Moses Mendelssohn.
b) Martin Luther.
c) Ulrich Zwingli.
d) John Calvin.
14. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdîliğin öncü reformcularından biri değildir?
a) Moses Mendelssohn.
b) Abraham Geiger.
c) Ludwig Philipson.
d) John Calvin.
15. Ermeni Kilisesi hiyerarşisinde bulunan makamlardan, gerekli eğitimi almış, evlenmemiş papazlara verilen rütbe nedir?
a) Başpapaz.
b) Vertabetlik.
c) Katolikos.
d) Piskopos.
16. Aşağıdakilerden hangisi batıda yaygın olan Protestanlık çerçevesindeki mezheplerdendir?
a) Evanjelizm – Anglikan.
b) Baptistler – Adventistler.
c) Presbiteryenler – Pentekostalistler.
d) Hepsi.
17. Aşağıdakilerden hangisi Hristiyanlığın temel akımları arasında yer almaz?
a) Katolik.
b) Ortodoks.
c) Protestan.
d) Karailik.
18. Aşağıdakilerden hangisi Budizmin temel inançları arasında sayılamaz?
a) Aşrama-Dıharma.
b) Sekiz dilimli yol.
c) Karma öğretisi.
d) Nirvana.
19. Aşağıdakilerden hangisi batıda ortaya çıkan yeni dînî akımlardan biri değildir?
a) Yahova şahitleri.
b) Mormonlar ve Mounculuk.
c) Hümanizm ve Postmodernizm.
d) Taoizm ve Konfüçyanizm.
20. Aşağıdakilerden hangisi İslâm dünyasında ortaya çıkan dînî akımlardan değildir?
a) Hasidilik.
b) Babailik.
c) Bahailik.
d) Kadiyanilik.
21. Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papaya bağlılığını sürdüren Hristiyan grup hangisidir?
a) Ortodoks.
b) Protestan.
c) Doğu Kilisesi.
d) Katolik.
22. Aşağıdakilerden hangisi Hz. Îsâ dönemi Yahûdîliğinin üç önemli mezhebinden biri değildir?
a) Sadukîlik.
b) Ferisîlik.
c) Karailik.
d) Essenîlik.
23. Hinduizm ve İslâm’dan etkilenerek Hindistan’da ortaya çıkan dînî inanç aşağıdakilerden hangisidir?
a) Şintoizm.
b) Sihizm.
c) Konfüçyanizm.
d) Taoizm.
24. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdîlik kutsal metinlerinden Tanah’ın bölümleri arasında sayılamaz?
a) Tora.
b) Nevim.
c) Ketuvim.
d) Talet.
25. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) ile ilgili müjde içeren İncil aşağıdakilerden hangisidir?
a) Matta.
b) Markos.
c) Yuhanna.
d) Barnaba.
26. Ruhun öldükten sonra başka bir bedene geçmesi anlamına gelen, Hinduizm kaynaklı inanışa ne ad verilir?
a) Kast sistemi.
b) Tenâsüh.
c) Tenâsüp.
d) Bahagavat.
27. İneğin ve Ganj nehrinin kutsal kabul edildiği ilâhî olmayan din hangisidir?
a) Budizm.
b) Hinduizm.
c) Şintoizm.
d) Taoizm.
28. Aşağıdaki dinlerden hangisinde din adamları insanları “dinden çıkarma veya günahlarını affetme” gibi bâtıl inançlar yetkisine sahiptir?
a) İslâmiyet
b) Hrıstiyanlık
c) Hinduizm
d) Yahûdîlik
29. Hac yortusu, Noel, Katedral gibi kavramlar hangi dine aittir?
a) Hrıstiyanlık.
b) İslâmiyet.
c) Mûsevîlik.
d) Budizm.
30. Hristiyanlıktaki kilisenin karşılığı Mûsevîlikte nedir?
a) Patrikhane.
b) Katedral.
c) Haham.
d) Havra (Sinagog).
31. Haham, Sinagog, Ağlama duvarı gibi kavramlar hangi dine aittir?
a) Hristiyanlık.
b) İslâmiyet.
c) Mûsevîlik.
d) Budizm.
32. Mensupları tarafından millî bir din haline getirilen, vahiy kaynaklı din aşağıdakilerden hangisidir?
a) Hristiyanlık.
b) Mûsevîlik.
c) İslâm Dini.
d) Hinduizim.
33. Hangi dinde insanlar günahkâr olarak doğarlar?
a) Budizm.
b) İslâm.
c) Îsevîlik.
d) Mûsevîlik.
34. Üç büyük ilâhî din tarafından kutsal kabul edilen şehir aşağıdakilerden hangisidir?
a) Mekke.
b) Medine.
c) Kudüs.
d) İstanbul.
1-A 2-B 3-C 4-D 5-A 6-D 7-C 8-D 9-A 10-D 11-B 12-D 13-A 14-A 15-B 16-D 17-D 18-A 19-D 20-A 21-D 22-C 23-B 24-D 25-D 26-B 27-B 28-B 29-A 30-D 31-C 32-B 33-C 34-C

18

Kasım
2012

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Derslerin Terimleri-8

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  394 Kez Okundu

BİRİNCİ BÖLÜM

AHKÂM-I HAMSE:Beş hüküm anlamına gelen “ahkâm-ı hamse”; vacip, mendup, mubah, mekruh ve haram’dan oluşan teklifi hükümlere denir.
AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır.
AMEL-İ KALİL:Az iş demektir. Namaz kılan bir kimsenin, namaz içinde yapılması uygun olmayan ancak amel-i kesir düzeyine ulaşmayan bir davranışta bulunmasına amel-i kalil denir
AMEL-İ KESÎR:Çok iş demektir. Namazı bozan davranışlardan biridir
ATVÂR-I SEB’A:Kelime olarak “yedi tavır” anlamına gelen atvâr-ı seb’a, bir tasavvuf terimi olarak nefsin; emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziyye ve kâmileden ibaret yedi tavrı anlamında kullanılmaktadır.
BEYTÜ’L-İZZE: İzzet evi anlamına gelen beytü’l-izze, Kur’ân’ın bir bütün halinde indirildiği dünya semasında (yere en yakın gökte) bulunan yerin adıdır.
BEYTÜ’L-MA’MÛR:Sözlükte “îmâr edilmiş ev” anlamına gelen el-beytü’l-ma’mûr; yedinci semada melekler için inşa edilmiş, bir geleni bir daha gelmemek üzere her gün yetmiş bin meleğin ziyaret edip ibâdet ettiği bir mabeddir (Buhârî, Bed’ül-Hak, 6; Müslim, Îmân, 259; Nesâî, Salat, 1; Ahmed, III,149).
BURHAN-I İNNÎ :Eserden müessire ya da hadiselerden kanuna doğru götüren delildir. (Tüme varım) Mümkün olan bu âlemin Yaratıcısına; dumanın ise ateşe delil olması gibi. BURHAN-I LİMMÎ:Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delildir. (Tümden gelim) Ateşin dumana delil olması gibi. Zira ateş olunca dumanın çıkması beklenir.
BURHAN-I TEMÂNU’:Temânu’ sözlükte “bir şeyi birinden men etmek ya da onun yapmaması için mücadele etmek” demektir. Kelam ilminde, Yüce Allâh’ın birliğini ispat vasıtalarından biri olan burhan-ı temânu’, kâinatta birden fazla yaratıcı olması halinde nizamın bozulacağı esasına dayanan bir delildir.
CEBRİYYE:Sözlükte “bir şeyi ıslah etmek, düzeltmek ve birine zor kullanarak iş yaptırmak” anlamlarındaki c-b-r kökünden türeyen cebriyye itikadî bir ekolün adıdır. İnsanların kendilerine has bir iradeye sahip olmadıklarını, zihnî ve amelî bütün fiillerinin ilâhî gücün zorlayıcı tesiriyle meydana geldiğini savunan grupların ortak adıdır. İnsanın bütün davranışlarını Allah’ın iradesine bağlayan ve beşerî iradeyi inkâr eden bu ekolün ilk kurucusu Cehm ibn Safvân’dır. Kurucusuna nispetle bu fırkaya Cehmiyye de denilmiştir.
CEHMİYYE:İslâm toplumunda ilk ortaya çıkan itikâdî ekollerden biridir.
CEM’U'L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın toplanması, mushaf hâline getirilmesi demektir
CEM’U'S-SALÂTEYN :Fıkıh dilinde “iki namazı birleştirmek” anlamına gelen bu tâbir; öğle ile ikindi namazlarının öğle veya ikinde vaktinde; akşam ile yatsı namazlarının akşam veya yatsı vaktinde birlikte kılınmasını ifâde eder.
CERH VE TA’DÎL :Sözlükte “yaralamak, ta’n etmek” anlamlarına gelen cerh, terim olarak, hadis râvisinin, adalet ve zabt yönlerinden sahip olduğu kusurlu vasıfları dolayısıyla tenkid edilip reddedilmesidir. Cerh edilen râviye mecrûh denir. Mecrûh bir râvinin hadisi zayıf sayılır.Tezkiye etmek, bir kimsenin adaletli olduğunun açıklanması anlamına gelen ta’dil ise, hadis ıstılahında, râvinin âdil ve zâbıt olduğuna karar verilerek, rivâyetlerinin sahih olduğunu bildirilmesidir.
CİZVİTLER:Onaltıncı asırda reform ve felsefî reaksiyon hareketlerini yaşayan Avrupa’da Katolik mezhebi içinde; Hristiyanlığa (aslında Katolikliğe) yeni bir dinamizm kazandırmak için oluşturulan yeni bir Hristiyan tarikatıdır. Cizvitler, özellikle dışa dönük bir çalışma yöntemi izlemişler; yeni ülkelere yönelerek başka toplumları Hristiyanlığa dâvet için örgütlenmişlerdir.
DAHVE-İ KÜBRÂ:Kaba kuşluk vaktini ifade etmek için kullanılan bir tabirdir. Buna dahve de denir. Oruç müddetinin yarısı, öğleden bir saat önceki vakte dahve-i kübra denir.
DAHVE-İ SUĞRÂ:Güneşin doğduktan sonra 5º (bir mızrak boyu) yükselmesinden itibaren başlayan zaman, işrak vakti anlamına gelmektedir.
EİMME-İ ERBAA:Dört imam anlamına gelen bu tamlama, dört büyük fıkıh mezhebinin kurucuları olan İmam-ı Azâm Ebû Hanîfe, İmam Malik b. Enes, İmam Muhammed b. İdris eş-Şafiî ve İmam Ahmet b. Hanbel için kullanılmaktadır. Bu tabirin ne zaman çıktığı bilinmemekle birlikte, terkibin yerleşmesinden sonra yazılan fıkıh kitaplarında, isimleri geçen imamlardan topluca bahsederken eimme-i erbaa tabiri kullanılmıştır.
EİMME-İ SELÂSE:Üç imam anlamına gelen bir terkiptir. Hanefî fıkıh kitaplarında, Ebû Hanife ile talebeleri Ebû Yûsuf ve Muhammed için eimme-i selâse tabiri kullanılmaktadır. Ayrıca fıkıh kitaplarında, mezhep imamlarının görüşleri sıralanırken, dört fıkıh mezhebinin kurucularından üçünün görüş birliğinde olup birinin diğerlerinden farklı görüşte olması halinde, muhalefet edenin ismi açıkça zikredilmekte, diğerleri için de eimme-i selâse tabiri kullanılmaktadır
EİMME-İ SİTTE:Hadiste kütübü sitte denen, altı meşhur hadis mecmuasının yazarlarına verilen isimdir. Kütübü sitte yazarları meşhur isimleriyle şunlardır: Buhârî (ö. 256 / 869), Müslim (ö. 216 / 831), Ebû Dâvûd (ö. 275 / 888), Nesâî (ö. 303 / 915), Tirmizî (ö. 279 / 892) ve İbn Mâce (ö. 273 / 886).
EKÂNİM-İ SELÂSE:Uknum kelimesinin çoğulu olup, sözlükte “asıl, esas ve temel” anlamına gelmektedir. Dînî ıstılahta ise, Hristiyanlarca Allah anlayışının teşekkül ettiği üç sıfatın birbiriyle olan ilişkisini sağlayan baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs demektir. Bu üç esas (ekânîm-i selâse) şöyle açıklanmaktadır; Allah Teala’dan ibaret olan zat (baba), İsa’dan ibaret olan ilim (oğul) ve Meryem’den ibaret bulunan hayat (zevce) dir.
FEVÂTİHU’S-SÜVER :Sûrelerin başlangıçları demektir. “El-hamdü’lillah” (her türlü övgü Allah’a aittir) ve “Sübhânellah” (Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim) gibi 14 sûre Allah’ı övme ile; 29 sûre “sâd” ve “nûn” gibi hece harfi ile; 11 sûre, “yâ eyyühâ’nnâsü” (ey insanlar!) gibi nida ile; “kad eflaha’l-mü’minûn” (mü’minler kurtuluşa ermiştir) gibi 21 sûre haber cümlesiyle; “ve’l-asri” (asra andolsun) gibi 17 sûre yeminle; “izâcâe nasrullahi” (Allah’ın yardımı geldiği zaman) gibi 7 sûre şart cümlesiyle; “kulhüvallâhü ehad” (de ki Allah tektir) gibi 6 sûre emir ile; “‘amme yetesâelûn” (neden soruyorlar) gibi 6 sûre soru ile, “tebbet yedâ ebî leheb” (Ebû Leheb’in eli kurusun) gibi 3 sûre dilek ile ve Kureyş sûresi illet bildirme ile başlamaktadır.
FEY’ (Fey’-i Zevâl):Sözlükte “gölge, zevalden sonraki gölge, geri dönmek, şekil değiştirmek” anlamlarına gelen fey’, bir fıkıh kavramı olarak, İslâm tarihinde gayrimüslimlerden alınan haraç, cizye, ticârî mal vergisi ve diğer bazı gelirleri ifade eder.
FIKHU’R-RÂVÎ:Hadis ilmiyle meşgul olan kimsenin, rivâyetin şartlarını, hakikatını, çeşitlerini, hükümlerini (değerlerini), râvîlerin durumlarını ve şartlarını, rivâyet edilen metinlerin çeşitlerini gereken şekilde bilmesine; ve bu bilgiye dayanarak hadislerin zayıflarını sahihlerinden ayırabilmesine fıkhu’r-râvî denir.
FUKAHÂ-İ SEB’A :Tabiîn döneminde, Medine’de şöhret kazanan yedi fakih için kullanılan bir tabirdir. Bu fakihlerden altısı; Urve b. Zübeyr, Saîd b. Müseyyeb, Ubeydullah b. Abdullah, Harice b. Zeyd, Süleyman b. Yesar ve Kasım b. Muhammed’dir. Yedincisi ise ihtilaflı olup, Ebû Bekir b. Abdurrahman, Ebû Seleme b. Abdurrahman veya Sâlim b. Abdullah isimli fakihlerden biridir.
GAYR-İ İLAHÎ VAHİY :İlâhî olmayan, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir. Zekeriya (a.s.)’ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır. Şeytanın şeytana vahyi gibi (En’âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır.
GAZVE:Sözlükte “istemek, arzu etmek, kastetmek, niyetlenmek, düşmanla savaşmak” anlamlarındaki “gazv” kökünden türeyen gazve (çoğulu gazavât); akın, saldırı, din uğruna yapılan savaş demektir. İslâmî bir kavram olarak ise, Hz. Peygamber’in bizzat sevk ve idare ettiği savaşlar anlamında kullanılmaktadır. Asker sayısı az veya çok olsun, savaş ya da başka bir amaçla hareket edilsin, çarpışma meydana gelsin veya gelmesin Hz. Peygamber’in bütün seferlerine gazve, bir sahâbinin komutasında gönderdiği askeri birliklere de seriyye adı verilmektedir. İslâm Tarihi kaynaklarında yirmi yedi kadar gazveden söz edilir. Bedir ve Uhud savaşları bu gazveler arasında yer alır.
GURRE:Sözlükte “atın alnındaki beyazlık, bir şeyin başlangıcı ve göze ilk çarpan kısmı, bir şeyin en iyisi, en değerlisi, yüzdeki güzellik ve parlaklık” anlamlarına gelen gurre, bir fıkıh terimi olarak, düşürülen ceninden dolayı verilmesi gereken malî tazmînatı ifade eder.
HÂCİYYÂT :Muteber maslahatlardan ikinci mertebeyi teşkil eden maslahatlardır.
HAVAİC-İ ASLİYYE:Havâic kelimesi sözlükte “kendisine ihtiyaç duyulan şeyler” anlamına gelmektedir. Havâic-i asliyye ise, temel ihtiyaçlar demektir. Bir fıkıh terimi olarak zekata tabi olmayan temel ihtiyaç maddeleri manasına gelmektedir
HAVELÂN-İ HAVL:Sözlükte havelân kelimesi dönmek, dolaşmak ve değişmek; havl kelimesi de, yıl anlamına gelmektedir. Buna göre havelân-i havl, “bir senenin geçmesi” demektir. Bu kavram, fıkıhta zekatın şartları arasında yer almaktadır. Zekâtı verilecek bir malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi gerekir.
HUSUN VE KUBUH:Sözlükte “güzel ve çirkin, iyi ve kötü” anlamlarına gelen, husun ve kubuh tabiri, dünyada övgü ve yergiyi, âhirette de mükafaat ve cezayı gerektiren şey demektir. Kelam ilminde “husun ve kubuh” beş farklı şekilde tanımlanmıştır:
1- Maksada uygun olana husun, olmayana kubuh denir. Adaletin husun, zulmün kubuh olması gibi.
2- Tabiatı mülayim olana husun, olmayana kubuh denir.
3- Kemal sıfatı olana husun, kusurlu ve eksik olana kubuh denir. İlmin güzel, cehaletin çirkin oluşu gibi.
4- Medh ve senâya değer olana husun, kötülenmeyi ve yerilmeyi gerektirene kubuh denir. Cömertliğin güzel, cimriliğin çirkin oluşu gibi.
5- Allah’ın medhine ve mükafatına konu olan şey husun, kötülemesine ve azabına vesile olan şey ise kubuhtur. İlk dört manada güzelliğin ve çirkinliğin (hüsn ve kübhün) aklî olduğu konusunda İslâm âlimleri arasında ihtilaf yoktur. İhtilaf sadece beşinci manadaki güzelliğin ve çirkinliğin şer’î veya aklî olması konusundadır.
Mu’tezile bir şeyin iyi (husn) veya kötü (kubh) olduğunun aklen bilinmesi gerektiğini savunur. Eş’arîlere göre, husun ve kubuh akıl ile anlaşılamaz; bir şey Allâh emrettiği için iyi, yasakladığı için de kötüdür. Maturîdî bilginlere göre, eşyada husun ve kubuh vardır. Allâh, iyi olanı emreder, kötü olanı da yasaklar. Dolayısıyla husun ve kubuh akıl ile de bilinebilir
HUTBE:Sözlükte “bir topluluk karşısında yapılan konuşma” anlamına gelen hutbe, dinî bir kavram olarak, Cuma ve bayram namazlarında, genel olarak, Allâh’a hamd, Rasûlüne salât ve Müslümanlar’a nasihatten oluşan konuşmayı ifade eder.
Hutbe Cuma namazının sıhhat şartlarındandır. Bayram namazlarında ise sünnettir. Hutbe, Cuma namazından önce, bayram namazlarında ise, namazdan sonra okunur. İki hutbeden oluşur. Hanefîlere göre hutbenin rüknü, Allâh’ı zikirden ibarettir. Allâh’ı hamd, tesbih veya tekbir getirmekle hutbenin farzı yerine getirilmiş olur; ancak sünnet terk edildiğinden mekruhtur.
Hutbe, bir mekânda toplanmış mü’minlerin, başta dinî konular olmak üzere, onların hayatlarını kolaylaştıracak, ilişkilerini uyumlu ve düzenli bir hale getirecek her konuda aydınlatılması için bir vesiledir. Hz. Peygamber’in uygulamaları da bu yöndedir.
Hutbenin sahih olması için, Cuma vaktinde, namazdan önce okunması, hutbe niyetiyle, cemaat huzurunda okunması, hutbe ile namazın arası, yemek, içmek gibi namaz ile bağdaşmayan bir işle ayrılmaması gerekir. Hutbenin cemaat huzurunda okunması şartının gerçekleşmesi için, Hanefî mezhebine göre, kendisiyle Cuma sahih olan en az bir kişinin bulunması yeterlidir.
ISTISHÂB:Sözlükte “birlikte olmak, ayrılmamak, beraberliğin devamını istemek” anlamlarına gelen ıstıshâb, fıkıh usulünde, değiştiğine dair bir delil bulunmadıkça, geçmişte sabit olan bir durumun varlığını koruduğuna hükmetmek demektir.
İBADİYYE :Haricîlerin günümüzde yaşayan bir kolu olup, kurucusu Abdullah ibn İbâd el-Murri et-Temîmî`ye nispetle İbâdiyye adını almıştır.
KISASU’L-KUR’ÂN:Kur’ân kıssaları, hayat öyküleri demektir. Kur’ân’da geçmiş peygamberlere ve milletlere dair kıssalar vardır. Kur’ân kıssalarının amacı, tarihi olayları anlatmak değil, insanlara ibret dersi vermektir.
KÜTÜB-İ SİTTE:Hz. Peygamber’in hadislerini toplayan meşhur eserlerden altısına verilen isimdir. Kütüb-i Sitte diye anılan bu eserler şunlardır: Buhârî (ö. 256/869) ve Müslim (ö. 216/831)’in el-Câmi’u's-Sahih’i, Ebû Dâvûd (ö. 275/888), Nesâî (ö. 303/915), Tirmizî (ö. 279/892) ve İbn Mâce (V. 273/886)’ nin es-Sünen’leri. KÜTÜB-İ TİS’A:Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı, Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
KIRÂAT-İ SEB’A:Yedi kıraat, Kur’ân’ın 7 farklı okunuşu demektir.
KİRÂAT-İ AŞERE:On kıraat, Kur’ân’ın 10 farklı okunuşu demektir.
KONULU TEFSÎR :Kur’ân’ı, konu konu, kavram kavram ele alıp tefsîr etmektir. Buna “edebî metot” da denir.
LAĞV YEMİNİ :Sözü kuvvetlendirme amacı taşımayan, kasıtsız olarak edilen yemin anlamına gelir.
LÂHİK :Sözlükte “birinin ardından yetişmek, tâbi olmak; birinci meyveden sonra gelen ikinci meyve” gibi anlamlara gelen lâhik, namaza imam ile başlayıp, namaz esnasında başına gelen bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imam ile birlikte kılamayan kimse demektir.
MAHÂRİCİ HURÛF:Harflerin çıkış yerleri demektir. Harflerin çıkış yerleri, boğaz, dil ve dudaklar ile boğaz boşluğu ve genizdir.
MEGÂZÎ:Hz. Peygamber’in savaşlarını konu edinen bir disiplin (ilim dalının) adıdır. Konuyla ilgili literatür daha çok, siyer ve megâzî başlığı altında toplanmıştır. Megâzî ile ilgili müstakil kitaplar olduğu gibi, hadis kitaplarında, bu konuyla ilgili müstakil bölümler de vardır.
MEVLE’L-MUVÂLÂT :Kelime anlamıyla “yardımlaşma sözleşmesi” demek olan mevle’l-muvâlât, fıkıhta, bir gayrimüslimin îmân ederek, bir Müslümanla, ihtiyaç olursa Müslüman’ın diyet borcunu ödemesi, buna karşılık kendisine mirasçı olması üzerine yapılan bir anlaşmadır.
MÜBAHELE AYETİ:ArapçaÂl-i İmrân Suresi’nin 61. ayeti mübahale ayeti olarak isimlendirilmiştir. “Mübahele” kelime anlamı olarak “karşılıklı beddua etme” demektir. Ayet; “Artık sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkında seninle ‘çekişip-tartışmalara girişirlerse’ de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah’ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım.şeklindedir
MÜDAYENE AYETİ:Anlamlı en kısa âyet bir kelime olan ve “yemyeşil” anlamındaki “müdhâmmetân” dır (Rahmân, 55/64). En uzun âyet ise bir sayfadır. Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir. (Diyanet İşleri Başkanlığı, Dini Kavramlar Sözlüğü, AYET maddesi)
En kı¬sa ayetler olarak şunlar sayılabilir: “yâsîn” (Yâsîn 36/1), “er-rahmân” (er-Rahmân 55/1), “müdhâm-metân” (er-Rahmân 55/64), “sümme na¬zara” (el-Müddessir 74/21), “ve’l-fecr” (el-Fecr 89/1), “ve’d-duhâ” (ed-Duhâ 93/1), “ve’l-asr” (el-Asr 103/1) (bk. T.D.V. İslam Ansiklopedisi, AYET maddesi)
MU’TEZİLE:Sözlükte “ayrılmak, uzaklaşmak ve bir tarafa çekilmek” manasına gelen Mu’tezile, itikadî İslâm mezheplerinden birinin adıdır. Kurucusu Vâsıl İbn Ata’dır. Vâsıl büyük günah meselesinde hocası Hasan Basrî ile aynı görüşü paylaşmadığından, arkadaşlarıyla birlikte O’nun meclisini terketmişler, bu yüzden, “ayrılanlar ve yan cizenler” anlamında Mu’tezile denmiştir. Kendilerini ehl-i adl ve ehl-i tevhîd diye isimlendiren Mu’tezile, kaderi ve Allah’ın sıfatlarını reddettikleri için Kaderiyye ve Muattıla isimleriyle de anılmıştır.
MÜTEAHHİRÛN :Sözlükte “geri kalan, geciken ve sonradan gelenler” anlamlarına gelen müteahhirûn, terim olarak, son dönemlerde yaşayan ve ilme hizmet eden kimseler demektir. Bu kavram, genelde Kelâm ilminde Gazzali’den sonraki, Hanefî fıkhında Kerhî’den sonraki dönemi ve bu dönemde gelen bilim adamlarını ifade etmek için kullanılmaktadır.
MÜTÛNU ERBA’A:Kelime anlamı itibarıyla dört metin demek olan mütûnu erba’a, Hanefî fıkhında muteber kaynak olarak kabul edilen, özet halindeki dört kitaba verilen addır. Bunlar Ebû’l-Berekât Nesefî’nin Kenzü’d-Dekâik; Ebû’l-Fadl Abdullah ibn Mahmûd el-Mevsılî’nin Muhtâr; Tâcu’ş-Şerîa Mahmûd’un Vikâye; Ahmed ibn Saâtî’nin Mecma’ adlı eserleridir. Bu eserlerin pek çok şerhi yapılmıştır.
NÂDİRU’R-RİVÂYE:Kelime olarak rivâyetin az olanı anlamına gelen nâdiru’r-rivâye, Hanefîlerden İmam Muhammed ibn el-Hasen eş-Şeybânî’nin yazdığı eserlerden bir bölümüne verilen özel bir isimder.
İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin talebelerinden biri olan İmam Muhammed, Hanefî mezhebinde çok sayıda eser vermiştir. Bu nedenle kendisine, Hanefî mezhebinin nâkili denilmiştir. İmam Muhammed’in tevâtür veya şöhret derecesinde nakledilen eserlerine zâhiru’r-rivâye denilmiştir. Bunlar kadar sağlam olmayan bir rivâyet yoluyla nakledilen eserlerine ise, nâdiru’r-rivâye denilmektedir. Bu şekilde rivâyet edilen kitaplar arasında; Rakka kadısı iken, kendisine sorulan meselelerle ilgili yazmış olduğu er-Rakkiyyât, el-Keysânî’nin rivâyet ettiği el-Keysâniyyât, el-Curcâniyyât, el-Hârûniyyât, el-Hiyel ve’l-Meâric zikredilebilir.
ORTODOKS:Kilisenin kararlarına bağlı, batıl inançlara karşı, doğru inancı benimseyen muhafazakâr kimselerin oluşturduğu Hristiyanlığın üç büyük mezhebinden birisidir. Yunanca “doğru inanç üzerinde olanlar” şeklinde vasıflandırılan bu dinî topluluk, Doğu Kilisesinin öğretisini benimsemiştir.
Ortodoks kilisesi, İsâ inancının ana geleneğinin gerçek prensiplerini ilk yedi genel kurultayda temellendirmiştir. Bunlar; İznik (325), İstanbul (381), Efes (431,) Kadıköy (451), II. İstanbul (553), III. İstanbul (680) ile II. İznik (768) kurultayları olup, teslis akidesi başta olmak üzere İsâ’nın kişiliği, öğretileri, resim ve heykeline varıncaya kadar tartışmalar yapılmış ve kararlar alınmıştır. Ortodoksluk için Doğu ve Ortadoğu’da en önemli kiliseler, İstanbul, İskenderiye, Antakya ve Kudüs’te bulunmaktadır. Tarih boyunca Ortodoks Kilisesi, Doğu Roma veya Bizans kilisesi olarak varlığını sürdürmüştür. Benimsediği en yüksek yetki mercii, kilise çevrelerinin bütünüyle temsil edildiği genel kurultaylardır. Ortodokslar, Papa’yı baş gözetmen olarak kabul etmekle birlikte, piskoposlar kurulunda eşitlik ilkesini benimseyerek Papa’nın üstün ve evrensel karar yetkisini tanımazlar
PANTEİZM:Allah ile âlemi bir ve aynı, hatta Allah’ı âlemin yegane cevheri sayan düşünce akımına verilen bir isimdir.
PAPALIK:Hristiyanlığın en büyük mezhebi olan Katolikliğin başkanlığı ve bu ruhânî devletin merkezi olan Vatikan’ın devlet başkanlığı görevine tekabül eden ve Katolik Hristiyanların en büyük dinî-ruhânî liderliğini ifade eden bir terimdir. Papa, havarilerden Saint Petros’un vekili sayılır. En üst düzeydeki Kardinallerce bu göreve seçilir
PATRİKLİK:Hristiyanlıkta, Doğu Kiliselerinde o mezhebe bağlı din adamlarının en yüksek rütbesi ve temsil makamıdır. Rum Ortodoks Patriği, Ermeni Patriği, Yakubî Patriği, Türk-Ortodoks Patriği Doğu Kilisesinin belli başlı liderleridir
RİCÂLÜ’L-HADİS (Rical Kitapları):Hadisleri rivâyet eden râvîlere ricâlü’l-hadis denir. Hadis tarihinde sırf râvîlerin hayat ve durumlarını konu edinen ricâl kitapları yazılmıştır. Bu kitaplardan bazıları sika râvîleri, bazısı zayıf râvîleri, bazısı da sika ve zayıf râvileri birlikte ele alır. Tarih, tabakat, tevârih, vefeyât gibi unvanlarla yazılan hadis ricâli eserleri de vardır. Hadis ricâli alanında yazılan eserlerden bazıları şunlardır: İbn Hacer el-Askalânî’nin Tehzîbü’t-Tehzîb, Lisânü’l-Mîzân; Zehebî’nin El-Kâşif, Mîzânu’l-İ’tidâl adlı eserleri
RİVÂYET TEFSÎRİ:Rivâyet tefsîri, Kur’ân âyetlerini, âyetlerle, hadislerle ve sahabe sözleriyle açıklamak ve îzâh etmek demektir. Rivâyet tefsîrine, me’sûr ve naklî tefsîr de denir.
Rivâyet tefsîrinde en sağlıklı yol, âyetleri ve sahih hadisleri birlikte ele almak, sahih olmayan rivâyetlere ve isrâiliyâta yer vermemektedir.
Rivâyet tefsîrine En’âm sûresinin 82. âyetinde geçen “zulüm” kelimesinin âyet ve hadisle tefsîrini örnek verebiliriz. Bu âyetteki zulüm “şirk (Allah’a ortak koşmak)” anlamındadır. Buhârî, (Îmân, 23) ve Müslim’in (Îmân, 197) rivâyet ettiği sahih bir hadise göre Peygamberimiz (a.s.) bu âyetteki zulüm kelimesinin “şirk” anlamında olduğunu söylemiş ve bu anlama delil olarak “şirk büyük bir zulümdür” (Lokmân, 31/13) âyetini zikretmiştir. Söz konusu âyetteki zulüm kelimesinin şirk anlamında olduğuna bir önceki âyet de delalet etmektedir. İbn Cerir et-Taberî’nin Câmiu’l-Beyân an Te’vîli Âyı’l-Kur’ân ve İbn Kesîr’in Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm adlı eserleri rivâyet tefsîrlerinin en meşhurlarındandır
RUHU’L-KUDÜS (Ruhu’l-Emîn):Ruh; can ve canlılık, kudüs, mukaddes, temiz ve nezih, emîn, güvenilir demektir. Ruhu’l-kudüs, mukaddes ruh; rûhu’l-emîn ise, güvenilir ruh anlamına gelir. Bu tabirlerle, vahiy meleği Cibril (a.s.) kastedilmiştir. Her iki tabir de Kur’ân-ı Kerim’de geçmiştir (Bakara, 2/87, 253; Nahl, 16/102; Şuarâ, 26/193). (bk. Cebrâîl). (İ.K.)
RU’YETULLAH:Allah’ın görülmesi demektir. İnsanların dünya gözü ile Allah’ı görmesi mümkün değildir. Çünkü göz O’nu görecek kabiliyette yaratılmamıştır: “Gözler O’nu göremez, halbuki O, gözleri görür.” (En’am, 6/103). Ahirette ise, mezhepler arasında ihtilaflar olmakla birlikte, konu ile ilgili âyet ve hadisler görülebileceğine işaret etmektedir.
SAHİB-İ TERTÎB:Tertîb sözlükte düzenli, sıralı anlamına gelmektedir. Sahib-i tertîb ise, sıra, düzen sahibi demektir. Dinî bir kavram olarak ise, üzerinde kazaya kalmış namaz borcu bulunmadığından veya kazaya kalan namazlarının toplam sıyısı beş vakti geçmediğinden, namazda sıra gözetmesi gereken kimse demektir.
Tertîb sahibi olan kimsenin günlük namazlarını kılarken veya kaza ederken namazın tertîbini bozmaması, vakitleri sırasına göre kılması gerekir. Ayrıca sahib-i tertîb olan kimse, bir farz namazı vaktinde kılamadığı zaman, önce bu namazını kaza eder, sonra vaktin namazını kılar.
Kazaya kalan namazların sayısının altı vakit veya daha fazla olması, kaza namazı kılınması halinde vaktin namazını kılacak kadar vakit bulunmaması veya kılınmayan namaz olduğunun hatırlanmaması halinde tertîbe riâyet etmek zorunlu değildir.
SAHİFELER :Genellikle Hz. Peygamber ve ashabı zamanında yazılmış olan küçük hacimli hadis kitaplarına sahife denir. Sahabeden bazılarının hadis sahifeleri vardır. Örneğin, Abdullah ibn Amr’ın, Hz. Peygamberin kendisine izin vermesinden sonra yazdığı Sâdıka isimli hadis sahifesi bunlardandır. Sahabeden Câbir ibn Abdullah, Ali ibn Ebî Tâlib, Semûre ibn Cündeb, Abdullah ibn Ömer, Enes ibn Mâlik, Sâd ibn Ubâde, Ebû Hüreyre’nin de birer hadis sahifesi vardır. Ebû Hüreyre’nin bir kısım hadislerini ihtivâ eden “es-Sahifetü’s-Sahiha”, öğrencisi Hemmam ibn Münebbih tarafından yazılmıştır.
SAHİH HADİS:Adalet ve zabt özelliklerini taşıyan râvîler tarafından muttasıl bir isnatla rivâyet edilen, şaz ve illetli olmayan hadislere denir.
SEDD-İ ZERÂYİ’ :Sedd kelimesi, kapatmak, engellemek; zerîa kelimesi ise, sebep, vesîle anlamlarına gelmektedir. Bir fıkıh terimi olarak sedd-i zerâyi’ ise, harama vesîle olan şeylerin yasak olmasını ifade eder
SÜBÛTÎ SIFATLAR:Sübûtî sıfatlar; Allah’ın hangi nitelik ve özelliklere sahip olduğunu anlatan sıfatlardır. Bunlar; hayat, ilim, semî’, basar, irade, kudret, kelam ve tekvîn olmak üzere sekiz tanedir.
SÜNENLER:Fıkıh konularına göre tertiplenmiş ahkam hadislerini içeren hadis kitaplarına denir. Sünenler genellikle merfû hadislerden oluşur. Sünen ayrıca sünnet kelimesinin de çoğuludur.
Ebû Dâvûd (ö. 275/888), Tirmizî (ö. 279/892), Nesâî (ö. 279/892), İbn Mâce (ö. 275/888), Dârimî (ö. 255/868), Beyhakî (ö. 458/1065) ve Dârakutnî’nin (ö. 358/995) sünenleri bulunmaktadır. Bunlardan, Ebû Dâvûd, Nesâî, Tirmizî ve İbn Mâce’nin sünenlerine, sünen-i erbaa denir.
SÜRYÂNİLİK :Sami ırkından Hristiyan bir topluluğun adıdır. Süryânîler, Suriyeli Aramîlerdir. Bunlar Hz. İsa’nın havarilerinden Şemnun Petrus ve Thomas’ın telkinleriyle Hristiyanlığı kabul ederek Aramîlerden ayrıldılar ve MS. 38 yılında Süryânî adı altında yeni bir mezhep kurdular. İlk Hristiyan topluluğu olmalarından dolayı kendilerine Süryani Kadîm adı verildi. İlk dini merkezleri Antakya’dır. Bugün dinî merkezleri Şam’dır. Türkiye’de Gaziantep, Midyat, Diyarbakır ve Mardin’de Süryânîler vardır. Mardin İlinin doğusunda dağın eteğinde Zaferen Manastırı (Deyru’z-Zaferan) faal durumdadır.
1782 yılında Mihayel Cevre, kurallara aykırı olarak patrik tayin edildi. Piskoposlar tarafından reddedilince Roma Kilisesi’ne katıldı. Süryanî-i Kadim Kilisesi’nden ayrılan Süryanilere ve kiliselerine papa tarafından patrik tayin edildi. Bunlara Katolik Süryâniler dendi. Katolik Süryanilerin merkezi Mardin’deki Meryem Ana Kilisesi’dir.
ŞAFİ’Î MEZHEBİ :D ört büyük fıkıh mezhebinden biri olan Şafiî Mezhebi, büyük fakih Ebû Abdullah Muhammed ibn İdrîs eş-Şâfiî’nin görüşleri etrafında oluşmuştur. Mezhep imamının yaşadığı dönem ve mezhepleşme süreci bakımından Hanefî ve Malikî mezhebinden sonra ortaya çıkmış üçüncü büyük Ehl-i Sünnet mezhebidir. Bu mezhebe mensup olan fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel eden kişilere Şâfiî denir. Şâfiî mezhebi halen, Mısır, Güney Arabistan, Doğu Afrika, Doğu Anadolu’da yaygındır. Kısmen Hindistan ve Endonezya’da bulunmaktadır.
Şâfiî mezhebinin hüküm çıkarmada kullandığı kaynak ve deliller kitap, sünnet, kıyas ve icmadır. Sünnetin her çeşidini delil olarak kabul eder. Mürsel hadisleri ise bazı şartlarla delil olarak alır. Şâfiîler, istihsan ve mesâlih-i mürseleyi delil olarak almazlar. Sahabe kavlini de delil olarak kabul etmezler.
ŞER’U MEN KABLENÂ:Kelime anlamı itibariyle “bizden öncekilerin dinleri/şerîatları” anlamına gelen şer’u men kablenâ, fıkıh usulünde, fer’î delillerden biridir.
ŞÜKÜR SECDESİ :Şükür secdesi, bir nimete kavuşulması veya bir musibet geçirilmesi sebebiyle yapılan secdeye denir. Şükür secdesi şu şekilde yapılır: Abdest alınır, kıbleye dönülür, tekbir alınır ve secdeye gidilir, secdede üç defa “sübhâne Rabbiye’l'a’lâ” denir, sonra Allahü ekber denir ve ayağa kalkılır.
TAHRÎCU’L-MENÂT:Kelime anlamı itibariyle “sebebi çıkarma” anlamına gelen tahricu’l-menât, bir fıkıh usulü terimi olarak, kıyasta illet belirleme yollarından biri olup, nassla veya icma’ ile belirtilmeyen ve hüküm için illet olmaya elverişli olan niteliği tespit etmektir.
TAHKÎKU’L-MENÂT:Kelime anlamı itibariyle,”sebebi tahkik etme” anlamına gelen tahkîku’l-menât, bir fıkıh usulü terimi olarak, herhangi bir yolla illet tespit edildikten sonra, o illetin kapsamına giren uygun nitelikleri belirlemektir. Örneğin, şarabın yasak oluşunun illeti sarhoş etmesidir; diğer içeceklerde bu niteliğin bulunup bulunmadığını araştırarak ortaya koymak, tahkîku’l-menâttır.
TALMUD:Bu kelime İbranice kökenli olup, tetkik anlamına gelmektedir. Yahûdî inancına göre Tevrat’ın biri yazılı diğeri sözlü olmak üzere iki şekli vardır. İşte bu sözlü Tevrat’ın yazıya geçirilmiş şekli daha sonra Mişna olarak ifade edilmiş, onun üzerine yapılan tefsîr ve yorumlara da Talmud denilmiştir.
TASAVVUFÎ TEFSÎR:Tasavvuf, Kur’ân’ın sezgisel ve duygusal yönünü temsil eder. Tasavvuf kavramı, Kur’ân’da lafız olarak yoksa da ilke, amaç ve hayat tarzı olarak vardır. Kur’ân’ın ahlak, tefekkür, zikir, tesbih, tahmid, tekbir… vb. kavramlarını mutasavvıflar kendilerine konu edinmiş, ilgili âyetleri tefsîr etmişlerdir. Mutasavvıflar, yaptıkları tefsîre “işârî tefsîr” ismini vermişlerdir. İşârî tefsîr; ilk anda akla gelmeyen fakat tefekkürle âyetin işaretinden kalbe doğan ma’nâdır. Sûfîler, riyazet ve ibadetle ledünnî/vehbî ilmi elde ettiklerini, bu ilim sayesinde zihinlerine doğan yorumları kapalı bir üslupla, remiz ve işaretlerle ifade ettiklerini söylediler. İşârî tefsîre, sûfî ve tasavvufî tefsîr de denir.
Sûfî Tefsîr iki kısma ayrılır:
1- İşârî sûfî tefsîr: Zâhirî anlam ile uyuşan gizli anlamlara ve işâretlere göre Kur’ân’ı tefsîr etmektir.
2- Nazarî sûfî tefsîr: Kur’ân’ı bir takım nazariyelere ve felsefî görüşlere uygun düşecek biçimde yorumlamaktır. Bu yorumda sûfîlikle felsefe birleştirilmiştir.
İşârî sûfî tefsîr; sûfînin riyazatına, nazarî sûfî tefsîr ise sûfînin zihninde önceden var olan düşüncelere dayanır. İşârî sûfî tefsîr yapan, işârî anlamın dışında bir ma’nâ olmadığını ileri sürmez. Zâhirî mana asıl, işârî ma’nânın ise âyette mündemiç olduğunu söyler. Nazarî sûfî tefsîr yapan ise kendi verdiği ma’nânın âyetin tek anlamı olduğunu iddia eder.
TAHSİNİYYÂT;Muteber maslahatlardan üçüncü mertebeyi teşkil eden maslahatlardır.
TURUKU’L-HADİS:Hadisin senetleri manasına gelen turuku’l-hadis, hadis edebiyatında, herhangi bir hadisin rivâyet edildiği değişik isnadları sıralayan hadis kitaplarına denir.
UDHİYE :Udhiye, Allah’a yakınlaşmak amacıyla, usulüne uygun olarak kurban edilen, belirli şartları taşıyan hayvan demektir
ÜLÜ’L-`AZM:Azim, aksiyon, karar, irade ve sabır sahipleri demektir. Bu tabir Kur’ân’da bir âyette geçmiş (Ahkâf, 46/35) ve bununla Hz. Nuh, Hz. İbrâhim, Hz. Musa, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed (a.s.) kastedilmiştir.
ÜSLÛBÜ’L-KUR’ÂN:Üslûp; tarz, yol, biçim, metot, usul; uslûbü’l-Kur’ân ise, Kur’ân üslûbu demektir. Bununla maksat; Kur’ân’ın hem içerik ve anlam hem de şekil ve lafız yönünden kendine özgü bir metodunun olmasıdır. Kur’ân ne şiirdir ne de nesir. Secili ifadeleriyle şiire benzer, ancak şiir kalıplarına uyan bir vezni yoktur. Nesir yazılarına benzer ancak tam bir nesir yazı da değildir. Kur’ân’ın kendine özgü bir ifade tarzı vardır. Mümini müjdelerken kâfiri inzâr eder, helâla teşvik ederken haramdan sakındırır. Konu içinde konu anlatır. Kıssa anlatırken hüküm ortaya koyar, geçmişi anlatırken geleceğe yöneltir. Hasılı Kur’ân, her yönüyle bir şaheserdir.
VAHİY KATİPLERİ:Vahiy katipleri, Hz. Muhammed (a.s.)’a inen âyetleri yazanlara denir. İlk vahiy katipliğini Mekke’de Abdullah İbn Sa’d, Medine’de Zeyd ibn Sabit yapmıştır. 40 kadar vahiy katibi vardı. Bunlardan bazılarının isimleri şunlardır; Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir, Muaviye, Amr ibn el-As, Muaz ibn Cebel, Übey ibn Ka’b, Muğire ibn Şu’be, Şurahbil ibn Hasene, Halid ibn Velid…
Vahiy katipleri, âyetleri ince beyaz taşlara, kürek kemiklerine, işlenmiş derilere, bez parçalarına, hurma dallarına yazıyorlardı. Hz. Ebû Bekir’in halifeliği zamanında bu malzemeleri Zeyd ibn Sabit bir kitap halinde cem etmiştir.
VAHY-İ GAYRİ METLÜV :Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur’ân dışı aldığı vahiydir. Hz. Muhammed (a.s.)’in Kur’ân dışı vahiy aldığının, âyet ve hadislerden bir çok delili vardır. Bakara sûresinin 144, Tahrîm sûresinin 3, Necm sûresinin 3-4, Nisâ sûresinin 113, Ahzâb sûresinin 34. âyetleri; Cibrîl hadisi diye meşhur olan hadis (Ebû Dâvûd, Kader, 17) buna delildir. Cibril, Kur’ân için indiği gibi sünnet için de iniyordu (Tecrid, II/460-464). Hz. Muhammed (a.s.), “Bana Kur’ân ve onun gibi bir misli verildi.” demiştir (Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Ahmed, IV/131). Hz. Peygamber Kur’ân dışı vahiy almakla birlikte, bütün hadislerin vahiy ürünü olduğunu söylemek de mümkün değildir. Çünkü Peygamberimiz, Kur’ân âyetlerini tefsîr ve teyit sadedinde, öğüt vermek amacıyla, kendi re’yini beyan sadedinde sözler de sarf etmiştir. Bunlar dinde delil olmakla birlikte, vahiy ürünü olarak kabul etmemek gerekir; ancak, vahyin kontrolünde söylenmişlerdir.
VAHY-İ METLÜV:Okunan vahiy demektir. Bundan maksat Kur’ân’dır. “?Bu Kur’ân bana sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu?” (En’âm, 6/19); “Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kur’ân-ı acele okuma…” (Tâ-hâ, 20/114) vb. âyetler, Kur’ân’ın vahiy ürünü olduğunu ifade etmektedir.
VÜCÛH VE NEZÂİR:Vücûh, çeşitli anlamlarda kullanılan müşterek (çok anlamlı) lafızlara; nezâir ise, bir çok kelimenin aynı anlamda kullanılmasına denir. Sâlat kelimesinin Kur’ân’da beş vakit namaz (Bakara, 2/3), ikindi namazı (Mâide, 5/106), Cuma namazı (Cum’a, 62/9), cenaze namazı (Tevbe, 9/84), dua (Tevbe, 9/103), din (Hûd, 11/87), kırâat (İsrâ, 17/110), rahmet ve istiğfar (Ahzâb, 33/56), namaz kılınacak yer (Hac, 22/40) anlamlarında kullanılması vücûha; sakar, nâr, hutame, cahim, hâviye, saîr kelimelerinin cehennemi ifade etmek için kullanılması ise nezâire örnektir.
ZÂHİRU’R-RİVÂYE:Rivâyetin açık olanı anlamına gelen zâhiru’r-rivâye, Hanefîlerden İmam Muhammed ibn Hasen eş-Şeybânî’nin yazdığı eserlerden bir bölümüne verilen özel bir isimdir.
İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin talebelerinden biri olan İmam Muhammed, Hanefî mezhebinde çok sayıda eser veren biridir. Bu nedenle kendisine, Hanefî mezhebinin nâkili denilmiştir. İmam Muhammed, el-Asl (el-Mebsût), el-Câmiu’s-Sağîr, el-Câmiu’l-Kebîr, es-Siyerü’s-Sağîr, es-Siyerü’l-Kebîr, ez-Ziyâdât ve Ziyâdâtü’z-Ziyâdât adlı eserleriyle, Hanefî fıkhının görüşlerini nakletmiştir. Hanefî fıkhının temelini teşkil eden bu kitaplar tevâtür veya şöhret derecesinde nakledildiğinden, bunlara zâhiru’r-rivâye denilmiştir.
İmam Muhammed’in yazmış olduğu bu altı kitabı, Hâkim-i Şehîd Ebû Fazl Muhammed Mervezî, Kâfî isimli kitapta toplamıştır. Hanefî fakihlerinden Şemsüleimme Serahsî, bu kitabı Mebsût ismiyle şerh etmiştir. Bunun dışında İmam Muhammed’in yazmış olduğu kitaplardan Asl veya diğer ismiyle Mebsût, Şeyhülislam Hâherzâde, Şemsüleimme Hulvânî, Şeyhülislâm İsbîcâbî, Fahrulislâm Ali Pezdevî ve Sadrulislâm Muhammed Pezdevî tarafından şerh edilmiştir. Bu şerhler yazarlarının isimlerine nispetle Mebsût-ı Hâherzâde, Mebsût-ı Hulvânî, Mebsût-ı Pezdevî şeklinde anılırlar.
İmam Muhammed, bu kitaplarıyla Irak fıkhını toplamış ve bunları ilim ehline nakletmiştir. Bu kitaplar Hanefî fıkhının ana kaynaklarıdır.
ZARÛRİYYÂT:Muteber maslahatlardan birinci mertebeyi teşkil eden maslahatlardır.
ZÂTÎ SIFATLAR:Zâtî sıfatlar; Allah’ın zatını niteleyen sıfatlardır. Bunlar; “vücut”, “kıdem”, “bekâ”, “vahdâniyet”, “muhâlefetün lilhavâdis” ve “kıyâm binefsihî” olmak üzere altı tanedir.
Kaynak:DİB Dini Kavramlar Sözlüğü
İKİNCİ BÖLÜM
1-ADVENTİZM :Hz. İsa’nın bir kez daha yeryüzüne geleceğini savunan bir Hristiyan mezhebinin adıdır. Bu inanca göre Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek ve günah işleyenlerle günahsızları birbirinden ayıracaktır.
2-AHD-İ ATİK: İki kelimeden meydana gelen bir terimdir. Ahd, “sözleşme”, Atik ise, “eski” anlamına gelmektedir. Ahd-i Atik, “eski sözleşme” demektir. Ahd-i Atik kelimesiyle Yahudilerin mukaddes kitabı olan “Tevrat” kastedilir.
3-AHD-İ CEDİD:İncil.Kitab-i mukaddes`in sadece hiristiyanlara ait olan ikinci kisminin adi. İncil kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelir.
4-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
5-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
6-AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
7-ANGLİKANİZM :”Anglo-Saksonlar” olarak bilinen İngilizlerin mensubu bulunduğu Hristiyanlık mezhebidir. Yeni Çağ’ın başlarında İngiliz Kraliyet Hânedanı’nın desteğiyle gelişen bu yeni mezheb, sadece bu ülkeye özgü bir mezhep olarak kalmıştır. Kral, bu mezhebin en yetkili kişisidir. Abdülaziz Çâviş’in “Anglikan Kilisesine Cevap” isimli eseri meşhurdur.
8-ASHÂBU’S-SUFFE:Hz. Peygamber (s.a.s.)’in mescidine bitişik sofada barınan ve islâmî tedrisatla meşgul olan sahabiler.
9-BÂBÎLİK :12 imamın nurunu ve Hz. Muhammed’in hakîkatini aksettirecek kâmil bir şiînin var olması gerektiğini ve kendisinin kâmil şiî olduğunu iddia eden Şeyh Ahmed el-Ahsâ’nın kurduğu Şeyhîlik adlı Şiî tarîkatından etkilenen Şirazlı Mirza Ali Muhammed’in (ö.1892) kurduğu batıl bir dinî ekoldür.
10-Bazı Yazarlar ve Eserler
Evliya Çelebi: Seyahatname.
İmam-ı Rabbani: Mektubat.
Serrâc: el-Luma.
Sülemî: Hakâiku’’t-Tefsîr.
İmam-ı Şafii: er-Risale.
İmam Malik: el-Muvatta.
İmam Âzam: el-Fıkhu’l-Ekber.
Şatıbî: el-Muvafakât fî Usûli’Şerî’a.
Serahsi (II. Şemsü’l-Eimme): el-Mebsût (30 cilttir)
Ferra: Ma’ani’l-Kur’an.
İmam-Şafi: Ahkamu’l Kur’an.
Zemahşeri: Keşşâf.
Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb.
Ebu Ali et-Tabresi: Mecmeul Beyan li Ulumil Kur’an.
İsmail Hakkı Bursevi: Ruhu’l Beyan.
Seyyid Kutup: Fî Zilali’l-Kur’an.
ez-Zerkânî: Menâhilu’l-İrfân fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
Subhi es-Sâlih: Mebâhis fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
Zebîdî: Tâcu’l-‘Arûs.
İbn Fâris: Mu‘cemu Mekâyîsi’l-Luğa.
el-Fîrûzâbâdî: el-Kâmûsu’l-Muhît.
er-Râğıb el-Esfahânî: el-Mufredât fî-Ğarîbi’l-Kur’ân.
İbn Manzûr: Lisânu’l-‘Arab.
Abdulkahir el-Cürcânî: Esrâru’l-Belağa.
İbn Kesîr: el-Bidâye ve’n-Nihâye.
Muhammed Hüseyin ez-Zehebî: et-Tefsîr ve’l-Müfessirûn.
Kâtip Çelebi: Keşfü’z-Zunûn.
Ömer Nasuhi Bilmen: Büyük Tefsîr Tarihi.
Süleyman Ateş: İşârî Tefsir Okulu.
10-BOYKOT YILLARI:Müsrikler, Nübüvvetin 7. yilinda Mekke´de Şib-i Ebi talib denen mahallede müslümanlari 3 yil müddetle muhasaraya aldilar.
11–BURHAN-I İNNÎ :Eserden müessire ya da hadiselerden kanuna doğru götüren delildir. (Tüme varım) Mümkün olan bu âlemin Yaratıcısına; dumanın ise ateşe delil olması gibi.
12-BURHAN-I LİMMÎ :Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delildir. (Tümden gelim) Ateşin dumana delil olması gibi. Zira ateş olunca dumanın çıkması beklenir.
13-BURHAN-I TEMÂNU’ :Temânu’ sözlükte “bir şeyi birinden men etmek ya da onun yapmaması için mücadele etmek” demektir. Kelam ilminde, Yüce Allâh’ın birliğini ispat vasıtalarından biri olan burhan-ı temânu’, kâinatta birden fazla yaratıcı olması halinde nizamın bozulacağı esasına dayanan bir delildir.
14-BUVAT GAZVESİ:Hz.Peygamber`in ilk gazvelerinden biri.
15–CEBRİYYE : İnsanların kendilerine has bir iradeye sahip olmadıklarını, zihnî ve amelî bütün fiillerinin ilâhî gücün zorlayıcı tesiriyle meydana geldiğini savunan grupların ortak adıdır. İnsanın bütün davranışlarını Allah’ın iradesine bağlayan ve beşerî iradeyi inkâr eden bu ekolün ilk kurucusu Cehm ibn Safvân’dır. Kurucusuna nispetle bu fırkaya Cehmiyye de denilmiştir.
16-CEM’U'S-SALÂTEYN :Fıkıh dilinde “iki namazı birleştirmek” anlamına gelen bu tâbir; öğle ile ikindi namazlarının öğle veya ikinde vaktinde; akşam ile yatsı namazlarının akşam veya yatsı vaktinde birlikte kılınmasını ifâde eder.
17-CİZVİTLER :Onaltıncı asırda reform ve felsefî reaksiyon hareketlerini yaşayan Avrupa’da Katolik mezhebi içinde; Hristiyanlığa (aslında Katolikliğe) yeni bir dinamizm kazandırmak için oluşturulan yeni bir Hristiyan tarikatıdır. Cizvitler, özellikle dışa dönük bir çalışma yöntemi izlemişler; yeni ülkelere yönelerek başka toplumları Hristiyanlığa dâvet için örgütlenmişlerdir.
18-DARÜLHADİS :Hadis evi,hadis ve hadis ilimlerinin ögretildigi yer.Hadis ögrenimi icin kurulan müessese.
19-DARU`L-ERKAM:Mekke döneminde sikintili yillarinda Islai teblig faaliyetlerinde merkez olarak kullanilmis ev.
20-DÂRU’N-NEDVE: Darun Nedve,İslam`dan önce, Mekke sehir devletinin önemli kararlarin alindigi toplanti yeri
21-DELAİLU`L HAYRAT:Hz.peygamber için kullaniln salavat-i şerifeleri toplayan kitaplarin adidir.
22-DELAİLÜ’N-NÜBÜVVE:Delâilü’n-Nübüvve,Peygamberlik müessesesini, özellikle Hz. Muhammed’in peygamberliğini ispatlamak amacıyla yazılan eserlerin ortak adı
23-DENDAN-İ SEAADET:Hz.Peygamberimizin Uhud muharebesinde sehit olan , kirilan disinin bir parcasi.Dendan-i Seadet, Osmanli padisahlarindan Sultan Mehmet Resat tarafindan yaptirilan kiymetli taslarla süslü altin bir muhafaza Topkapi sarayinda saklanmaktadir,
24-DEHRİYYE Zaman ve maddenin ebedîliği görüşünü benimseyen kimselere verilen bir isimdir. Bu ekolün mensupları Allah’ı ve ahiret gününü inkâr etmektedirler.25-DİHYETÜL KELBİ:Ashabın en güzel simalarından biri idi. Bazı zaman Cebrail (a.s.) Resulü Ekrem (s.a.v.)’in huzuruna onun suretinde gelirdi. Bu güzel simalı sahabe. Dıhye-i Kelbî Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve simâ olarak en güzellerindendir. İsmi; Dıhye bin Halîfe bin Ferve bin Fedâle bin Zeyd İmrü’l-Kays bin Hazrec olup, Dihyet-ül Kelbî diye meşhûr olmuştur.
26-DÜRZÎLİK:Şiiliğin İsmâiliyye kolundan doğan Dürzîlik, Fâtimî halifelerinden el-Hâkim Biemrillah’ın
27-EİMME-İ HAMSE: “Beş imam” demek olup el-kutubu’s-Sitte sahiplerinden Buhari ve Müslim ile Ebu Dâvud, Tirmizî ve Nese’i olmak üzere beşine denir.
28-EİMME-İ SİTTE:Eimme-i sitte, hadiste kütüb- ü sitte denen, 6 meshur hadsi mecbuasinin yazarlarina verilen isimdir
29-EHL-İ BEYT:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
30-EHL-İ HİBRE :Ehl-i Vukuf, bilirkişi, eksper, hakimin, kendi ihtisası dışında kalan alanlarda bilgisine başvurduğu, konunun uzmanı kişi veya kişiler.
31-EHL-İ KIBLE:Kabe`ye dogru yönelerek namaz kilmanin farz olusunu kabull eden kimselerdir.
32-EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
33-EHL-İ SÜNNET: Ehl-i sünnet dinî literatürde, dini anlama ve yaşamada Allah’ın kitabını ve Hz. Muhammed’in sünnetini rehber edinen ve sahâbenin yolunu izleyen ümmet çoğunluğu anlamında kullanılan bir terim olmuştur.
34-EİMME-İ SELÂSE :Üç imam. Hanefî mezhebinde İmâm-ı Â’zam Ebû Hanife Nu’man b. Sabit * (80-150/699-767) ile iki büyük öğrencisi olan İmam Ebû Yûsuf Yâkub b. İbrahim el-Ensârî* (113-183/731-799) ve İmam Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî * (132-189/750-805) hakkında kullanılan bir terim.
35-EİMME-İ ERBAA:Dört imam anlamına gelen bu tamlama, dört büyük fıkıh mezhebinin kurucuları olan İmam-ı Azâm Ebû Hanîfe, İmam Malik b. Enes, İmam Muhammed b. İdris eş-Şafiî ve İmam Ahmet b. Hanbel için kullanılmaktadır.
36-EMSALÜ`L-HADİS: İçerisinde darbı mesel ya da mesel bulunan hadisleri derleyen kitaplara “emsâlü’l-hadis” denir.
37-EMSALU`L-KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
38-EMVÂL-İ BÂTINA:Gizlenmesi mümkün olan altın, gümüş ve ticâret eşyâsı cinsinden olan zekât malları
39-EMVÂL-İ ZÂHİRE:Zekât hayvanları ve topraktan elde edilen mahsûl gibi gizlenmesi mümkün olmayan mallar
40-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
41-FİCAR SAVAŞLARI:Ficar harbi, haram aylarda zorlayici bir sebeple harp cikarsa buna „Ficar Harbi” denir.
42-FİL OLAYI:Fil :Fil vakasinin meydana geldigi sene ye fil yili denir.Peygamberimizin dogumundan 55 gün önce meydana gelen olay.
43-GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
44-GASİLÜ-L MELAİKE:Melekler tarafından yıkanan; Ashâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Ashâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri.
45-GASVETULUR:Zor zamanda,Tebük savasina verilen ad.
46-GAZVE VE SERİYYE:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaslara„gazve“ denir.Peygamberimizin gazvelerinin sayisi 27`dir.Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatin kumandasi altinda savasa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir. Seryyelerin sayisi 44 veya 104`dir.
47-GAZVETÜ`L-USRE(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
48-HABER-ÜS SAHİFE(AMBARGO-BOYKOT): Bi’setin 7. senesi (Milâdi: 617.Suçları yalnız Allah (c.c.)’a inanmak, onun kanunlarına göre yaşamayı istemek olan insanlara Mekke müşrik devleti tarafından alınan, hiç bir şekilde müslümanlarla temas edilmeyecek, onlardan kız alınmayacak, kız verilmeyecek, hiç bir şey satın alınmayacak ve satılmayacak gibi kararların alınıp halka duyurulması için bir afişle Kabe’nin duvarına asılması olayı.
49-HABEŞİSTANA HİCRET :Habesistana ilk hicret;11 erkek 4 kadin, ikinci hicrette 77 erkek 13 kadin olmak üzere 90 kisi.
50-HARAM AYLAR:haram aylar”ın, “Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Recep”
51-HAREM BÖLGESİ:Harem bölgesinin Mekke`ye en uzak olan siniri Cidde istikametindeki Hudeybiye, en yakin siniri ise Medine istikametindeki “tenim” dir. Harem sinirlari disinda kalan yerlere “HILL” denir.
52-HAREM-İ ŞERÎF :Şerefli harem anlamına gelen “harem-i şerîf”, Mescid-i Haram için kullanılan bir tabirdir.
53-HASEN HADİS: Terim olarak hasen, sahih ile zayıf arasında yer alan, ancak sahihe daha yakın olan bir hadis çeşididir.
54-HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.
55-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
56-HAVAİC-İ ASLİYE:Asil ihtiyaclar, temel ihtiyaclar.
57-HAVELAN-İ HAVL:Senenin devretmesi, gecmesi demektir.
58- HİDANE:Kücük cocuklarin bakimi, gözetimi ve terbiyesi anlaminda bir fikih terimi.alin sahibinin elinde bir yil kalmasi.
59-HURUÇ BİSUN’İHİ (= Kendi isteği ile çıkmak): Namazlardan kendi iradesi ile çıkmak
60-HURÛF-I MUKATTAA(BAŞLANGIÇ HARFLERİ):Kur’ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler.
61-HÜZÜN YILI:Resulullah`a Peygamberlik gelisinin 10.ci yilinda;Peygamberimizi himaye eden amcasi Ebu Talib vefat etmis, üc gün sonrada Hz.Hatice`de vefat etmistir.Hrr ikisinin böyle arka arkaya vefat etmeler Resul-i Ekrem cok kederlendirmis bu yüzden bu seneye Hüzün Yili denmistir.
62-İBADİYYE:Haricîlerin günümüzde yaşayan bir kolu olup, kurucusu Abdullah ibn İbâd el-Murri et-Temîmî`ye nispetle İbâdiyye adını almıştır. Bu fırkanın mensupları, sahip oldukları görüşlerinden dolayı kendilerine “ehli’l-adl ve’l-istikâmet” ile “ehlu’l-istikâmet ve’l-îmân” unvanları ile anılmışlardır.
63-İHTİLAF-İ METALİ:Kameri ayların tesbiti hususunda, hilalin bir yerde görülürken bir başka yerde görülmemesi ifade etmek kullanılan kavram.
64-İHVE-İ SELASE (Üç Kardeş Meselesi’):Eş’arî’nin mensup olduğu Mu’tezile mezhebini eleştirel bir tarzda incelemesini sağlayan ve deyim yerinde ise tetikleyen olay, Ihve-i Selâse diye meşhur olan Üç Kardeş Meselesi’dir
65-İSFÂR:Sözlükte “sabah yerinin açılıp aydınlanması, ortalığın aydınlanması” anlamlarına gelen isfâr, bir fıkıh terimi olarak, sabah namazının ortalığın aydınlanmasına kadar geciktirilmesi demektir
66-İSTİBRA:Kücük abdesten sonra temizlenme.
67-İSTİLAF:Namazda abdesti bozulan insanin, yerine cemaattan birini gecirmesine istihlaf denir.
68-İSTİHSAN : Bir şeyi güzel ve iyi görme; fıkıh terimi olarak: Zahir kıyasın hükmünü bırakıp illetindeki tesiri gözönüne alarak daha kuvvetli olan gizli (hafî) kıyası kabul etme prensibi.”
69-İSTİNAF:Namazda abdesti kasten kendi istegi ile bozulmussa namazi yenidn baslar. Buna istinaf denir.
70-İSKAT-I SAVMI:Farz veya vacip olan oruclarini tutmadan ölen kimseninbu oruclari icin verilen fidye.
71-İSTİNCA:Büyük abdesten sonra temizlenmek.
72-İLA VE TAHYİR OLAYI:Hz.Peygamberin bir süre zevcelerinden uzak kalmasi ve zevcelerinin nikahlarini alip ayrilma ya da Resulullah´in esleri olarak kalma hususunda muayyen birakilmalari olayi(630)
73-İFK OLAYI:Beni Mustalik savasi dönüsünde Hz.Aise`nin iftiraya ugramasi.Ifk hadisesini aciga cikaran ayet;Nur suresi ayet:11 ve 12)
74-İRHAS:Hz,Peygamberin Peygamberliginden önce, ondan sadir olan olaganüstü durumlardir.
75-İSTİBRA:Bu kelime, küçük abdestten sonra, idrar yolundaki son sızıntıdan halas olma ma’nâsına da kullanılır.(
76-İSTİNKÂ:İstincâdan sonra, hiçbir pislik kalmadığına kalbde kuvvetli bir kanâat hâsıl olması.Erkeklerin, idrârını yaptıktan sonra istinkâ etmedikçe abdeste başlaması câiz olmaz.
77-İTİKAF: cemaatle namaz kılınan bir mescitte oruçlu olarak ve itikafa niyet ederek beklemektir
78-İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
79-İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. 80-KADİYÂNÎLİK:Kadiyânîlik XIX. yüzyılın sonlarına doğru Hindistan’da Mirza Gulam Ahmed 14-öncülüğünde kurulmuş bir mezhep veya belli konuları içeren fikrî bir harekettir.
81-KASR-İ SALAT(Namazi kisaltmak):Misafir olanin , 4 rekatli farz namazlarini iki rekat olarak kilar.Buna kasr-i salat denir. Hicretin 4. yilinda mesru kilinmistir.Mesru olusu kitap, sünnet ve icma ile sabittir.
82-KUR’ÂN:Yüce Allah tarafından vahiy yolu ile (Yûnus, 10/12) Arapça olarak (Yûsuf, 12/2) peyder pey (Furkân, 25/32) Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’a indirilen (Şûarâ, 26/192-195), nesilden nesile bize kadar tevatüren gelen, mushaflarda yazılı, Fatiha sûresi ile başlayıp Nas sûresi ile sona eren, okunması ile ibadet edilen ve sevap kazanılan, 323.015 harf, 77.439 kelime, 6.236 âyet ve 114 sûreden oluşan muciz bir kelamdır. 83-KÜTÜB-Ü EHADİS:.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
1-Kuranın Özellikleri
1) Peygamber (s.a.s)’e uyanıkken Cebrail vasıtasıyla veya uykuda ve diğer vahy yollarıyla inzâl edilmiştir.
2) Lafız ve manaları Allah tarafındandır,
3) Lafzı arapçadır,
4) Gerek namazda, gerekse namaz dışında okunarak ibadet edilir,
5) Şekil ve manası Allah tarafından konmuştur,
6) Abdestsiz ve guslü gerektiren bir halde bulunan kimsenin Ona dokunması haramdır,
7) Boy abdest alması gereken kimse O’nu okuyamaz,
8) Her harfini (ibadet kasdıyla) okumanın on sevabı vardır,
9) Belli kısımlarına âyet ve sûre adı verilir,
10) Mushafta yazılıdır,
11) Fâtiha suresi ile başlayıp, Nâs sresi ile sona ermiştir,
12) Zamanınıza kadar kitap halinde tevatür yoluyla gelmiştir,
13) Nesilden nesile intikalinden, her türlü değiştirilmeden Allah’ın koruması ile korunmuştur,
14) Beşer, bir benzerini meydana getirmede acizdir,
15) Lafzı olmaksızın yalnız manasıyla nakli (rivayeti) caiz değildir.
Kur’ân bu özellikleriyle, vahyi metluvü (okunan vahyi) meydana getirmektedir. Kurbet niyetiyle namaz ve namaz dışında okunmakla ibadet edilir.
2-Vahiy Katipleri:Bunlardan bazıları şunlardır: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyir b. Avvam, Amir b. Füheyre, Amr b. As, Abdullah b. Erkam, Sabit b. Kays, Hanzala b. er-Rebi, Muğire b. Şube, Abdullah b. Revaha, Halid b. Velid, Huzeyfe b. Yeman, Muaviye b. Ebi Süfyan, Abdullah ibn Sad ibn Sarh, Ubeyy b. Kab, Zeyd b. Sabit, Şurahbil ibn Hasene, Muaz b. Cebel, Cehm ibn es-Salt, Hüseyin en-Nemri, Eban İbn Said, Abdullah b. Zeyd, el-Alâ ibn el-Hadremî, Muhammed ibn Mesleme.
3-Mekkede ilk vahiy katibi Abdullah ibn Sad ibn Sarh idi. Bu şahıs irtidat edip sonradan yine müslüman olmuştur. Medinede ise ilk vahiy katibi Ubeyy b. Kab idi. Ondan sonra da devamlı olarak Zeyd b. Sabit yapmıştır.
4-Rasulullah, gelen vahiyleri sadece vahy katiplerine yazdırmakla yetinmemiş, nazil olan ayetleri her sene Ramazanda Cebraile arzederek, ezberindekilerin kontrolünü yapmıştır. Son Ramazanda ise bu arzediş ve tekrarlayış iki kez gerçekleşmiştir
5-Vahye Ait Bazı Terimler:
1) Hadarî: Rasulullaha yolculuk ve misafirlikte olmayıp, yerleşik durumda iken gelen vahydir. Vahyin çoğunluğu bu şekilde gelmiştir.
2) Seferî: Rasulullaha yolculuk veya savaşta iken inen vahiylerdir. Buna örnek: Enfal suresinin baş kısmı, Tevbe: 9/34, Hac suresinin başı, Fetih suresi.
3) Neharî:Gündüz inen ayetlerdir. Kuranın büyük bölümü gündüz inmiştir.
4) Leylî: Geceleyin vahyedilen ayetlerdir. Buna örnek: Al-i imran suresinin son kısımları, Tebük seferinden geri kalan üç kişi hakkında inen ayetler (Tevbe: 9/117-118), Fetih suresinin baş kısmı.
5) Sayfî: Yaz mevsiminde nazil olan ayetler. Buna örnek: Nisa suresinin son ayeti olan Kelale ayeti, Tebük gazvesi hakkında inen ayetler.
6) Şitaî: Kış mevsiminde nazil olan ayetler. Buna örnek: İfk olayı ile ilgili ayetler (Nur: 24/11-26), Hendek savaşı ile ilgili ayetler (Ahzab: 33/9).
7) Firaşî: Rasulullah yatağında iken nazil olan ayetler.
8) Nevmî: Rasulullah uykuda iken nazil olan ayetler.
9) Ardî: Rasulullah yeryüzünde iken nazil olan ayetler. Kuranın hemen hemen hepsi bu şekilde indirilmiştir.
10) Semaî: Rasulullah semada iken nazil olan ayetler. Bakara suresinin son iki ayeti Miracta iken nazil olmuştur.
6-Sureler, isimlerini ihtiva ettikleri garip bir kelimeden veya ifade ettikleri manadan alırlar. Bazı surelerin birden fazla isimleri vardır. Mesela Fatiha suresine yirmiden fazla isim verilmiştir. Fatihatul-Kitab, Fatihatul-Kuran, Ummul-Kitab, Ummul-Kuran, Kuranul-Azim, es-Sebul-Mesani, el-Vafiye, el-Kafiye, el-Kenz, el-Esas, en-Nur, Suretüş-Şükr, Suretul-Hamd, Suretud-Dua, Suretun-Necat, er-Rukye, eş-Şifa, eş-Şafiye, es-Salat gibi. Enfal suresinin diğer bir ismi Bedir, Tevbe suresinin ki Berae, İsra suresinin ki Subhan, Neml suresinin ki Süleyman, Fatır suresinin ki Melaike, Mümin suresinin ki Ğafir, Muhammed suresinin ki Kıtal, Saff suresinin ki Havariyyun, Mülk suresinin ki Tebareke, Mearic suresinin ki Seele, Nebe suresinin ki Amme, Tebbet suresinin ki Leheb veya Meseddir.
Bazan da iki veya daha çok sureye ortak bir isim verilmiştir. Mesela: Bakara ve Al-i İmran surelerine Zehraveyn, Felak ve Nas surelerine de Muavvizeteyn adı verilmiştir.
7- Kuranın Harekelenme Ve Noktalanması:Osman (r.a.) zamanında çoğaltılan Mushaflar, harekesiz ve noktasız olarak yazılmıştı. Bunun gerekçesi de Kuranın çeşitli kıraat vecihlerine göre harekesiz ve noktasız metinde okunabilmesini sağlamaktı.
Kuranı ilk defa harekeleme yoluna giden Ebul-Esved ed-Düeli (69/688)dir. Harekeleme işinden hemen sonra da harflerin noktalanması işi gerçekleştirilmiştir. Bu işi de Irak valisi Haccac b. Yusuf (95/713)un emriyle Düelinin talebesi Nasr b. Asım (89/708) yapmıştır. Bazı rivayetlerde de bu noktalama işini Yahya b. Yamer (129/746)in gerçekleştirdiği belirtilmektedir. Şu var ki Basrada bu iki zatın başlattıkları noktalama hareketi, daha sonra Medineye ve diğer İslam beldelerine yayılmıştır.
İlk dönemlerde uygulanan ve noktalarla gösterilen hareketlerle, benzer harfler için uygulanan noktalar Mushaflarda farklı renklerle işaretlenmiştir. Bir süre devam eden bu uygulama Halil b. Ahmed (175/791)in bildiğimiz hemz, teşdid, sıla, revm ve işmam gibi diğer noktalama işaretlerini tamamlamasıyla son şeklini almıştır.
8-Mütevatir sayılan on kıraatın imamları ise şunlardır:
1) Ebu Abdurrahman Nafi (169/785) Nafinin ravileri, Kalun ve Verştir.
2) Abdullah b. Kesir (120/738)
3) Ebu Amr (154/771)
4) Abdullah b. Amir (118/736)
5) Asım b. Ebin-Necud (127/745) Asımın ravisi Hafsdır.
6) Hamza b. Habib (156/773)
7) Ali b. Hamza el-Kisai (189/805)
8) Halef b. Hişam (229/844)
9) Ebu Cafer el-Kaka (130/748)
10) Ebu Muhammed Yakub b. İshak
9-Sayılan on mütevatir kıraatin bugün üç tanesi fiilen kullanılmakta olup diğerleri bir ilim olarak tetkik edilmektedir. Pratik olarak uygulanan üç kıraat şunlardır:
1) Ebû Amr kıraatı, sadece Sudanın bir kısmında kullanılan bu kıraat yaygın değildir.
2) Nafi kıraatı, Mısır hariç Kuzey Afrikada tutunmuş bir kıraattir.
3) Asım kıraatı, yeryüzündeki müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıraatını ve Hafs rivayetini kullanmaktadır. Mushaflar da bu kıraata göre basılmaktadır.[226]
10-Kurana Ait Bilgiler:
1) Kurandaki kelime sayısı: 77.934 veya 77.437dir.
2) Kurandaki harf sayısı: 326.048 veya 323.671dir. Kelime ve harf sayısındaki farklılık, imla ve kıraattaki ihtilaftan ileri gelmektedir.
3) Cüz: Mushaflar 30 cüze ayrılmıştır. Her cüz 20 sayfadan oluşmaktadır. Mushafların sol tarafındaki sayfa kenarına konan işaretlerle gösterilmiş, içine cüz yazısı ve sayısı yazılmıştır.
4) Hizib: Cüzün dörtte birini oluşturan beş sayfalık bölümün adıdır. Toplam hizib sayısı 120dir. Bunlar sayfa kenarlarına konulan ve içine hizib yazılan işaretlerle gösterilir.
11- Secavendler: Secavendler, işaretlerin büyük bölümünü ilk defa uygulayan Muhammed b. Tayfur Secavendi (560/1165)nin ismiyle anılmışlardır. Her bir vakf ve vaslın çeşitli durumlarıyla, konulan ifade eden bu işaretler “Mim, Tı, Cim, Sad, Kaf” gibi harfler, “Kıf” ve “Sıl” gibi kelimeler veya üçlü noktalarla gösterilmiştir.
12-Tahmis ve Taşir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Taşir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir.
13-Mushaf, ilk defa Avrupada basılmıştır. Elde en eski baskı, 1694 yılında tab edilen Hamburg nüshasıdır. Muhtelif vilayetlerde ve değişik tarihlerde tab edilen Mushaflarla birlikte İstanbulda ilk basım (1288/1871) ile (1291/1874) tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Kahire basımı ise (1281/1864)dür.
14-BAŞLANGIÇ HARFLERİ (EL-HURUFUL-MUKATTAA):Bazı surelerin başında bir veya başka harfin birleşmesinden meydana gelen kesikli harflere “El-Huruful-Mukattaa” denir. Surelerin bazısının bu şekilde başlayışı İslamın başlangıcından beri müslüman alimleri meşgul ettiği gibi, sonraki dönemde şark ve garb alimlerinin çalışma ve araştırmalarına konu olmuştur. Bütün alimler bu harflerin müteşabih lafızlardan olduğunda ittifak halindedirler.
Bu harfler Kuran-ı Kerimin 27si Mekki 2si (Bakara, Al-i İmran) Medeni olmak üzere 29 suresinin başında bulunmaktadır. Tamamı 14 çeşit harften meydana gelmiştir. Sure başlarında tek, iki, üç, dört ve beş harfli olmak üzere 13 değişik halde görülürler. Harf sayılarına göre şu örnekleri verelim:
1) Tek harfli: Sâd (Sad) Kâf (Kaf) Nûn (Kalem)
2) İki harfli:Tâ-Sîn. (Neml) Yâ-Sîn (Yasin) Hâ-Mîm (Mümin, Fussilet, Casiye, Ahkaf, Zuhruf, Duhan) Tâ-Hâ (Taha)
3) Üç harfli:Elif-Lâm-Mîm. (Bakara, Al-i İmran, Ankebut, Rum, Lokman, Secde) Elif-Lâm-Ra. (Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Hicr) Tâ-Sîn-Mîm. (Kasas, Şuara)
4) Dört harfli:Elif-Lâm-Mîm-Sâd. (Araf) Elif-Lâm-Mîm-Ra. (Rad)
5) Beş harfli: Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd. (Meryem) Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf (Şura)
15- VÜCUH VE NEZAİR:Kuran-ı Kerimde, çeşitli manalarda kullanılan müşterek lafızların mevcut olduğu müşahade edilir. Bir kelimenin bir ayette ifade ettiği mana ile, yine aynı kelimenin diğer ayetlerde anlamlar aynı olmamaktadır. İşte biz buna tefsir ilminde “Vücuh” diyoruz. Bunun
aksine de, yani çeşitli birçok kelimenin aynı manayı ifade etmesine “Nezair” denir.
16-Değerleri Açısından Kıraatler
1. Sahih Kıraatler
2. Şaz Kıraatler
3. Mevzu Kıraatler
17-Kıraatle İlgili Temel Terimler (Kıraat, rivayet, tarik vb.)
84-KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
85-KUTUBU’S-SELASE: Üç kitap demek olan bu tamlama bazı alimlere göre es-sahîhân ile İmâm Mâlik’in el-Muvatta’ına; bazılarına göre ise Sunen-i Erba’anın İbn Mâce’nin kitabı hariç diğer üçüne denilmiştir.
86-KÜTÜB-İ SİTTE:Peygamber(sas) Efendimizin hadis-i seriflerini ihtiva eden 6 hadis kitaba verilen isimdir.Buhari, müslim, Ibn Mace,Ebu Davud,Tirmizi,Nesai.
87-KÜTÜB-İ TİS’A: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbn Mace, Nesai, Darimi, Muvatta, Ahmed b. Hanbel.
88-MASLAHAT-I ZARÛRİYYE: Bütün semavî dinlerin müşterek hedefi olan: 1-) Nefsi, 2-) Dîni, 3-) Aklı, 4-) Nesli ve 5-) Malı korumaya lıızmet eden şey demektir.Meselâ: Nikahlanma, nesli koruma; cihâd, dini koruma maslahatından dolayı meşru kılınmıştır. Sarhoşluk veren şeylerin haram kılınması, aklı, malı ve şerefi muhafaza gibi maslahatlara müstenittir.
89-MAZMAZA:Fikihta mazmaza, abdest ve gusülde agiza su alip calkalamayi ifade eder.
90-MEDİNE SÖZLEŞMESİ:İslam devletinin ilk Anayasasi Medine sözlesmesidir.Medine Anayasasi, Enes b.Malik in evinde toplanarak müzakere edildi.Medine anayasasina;Medine vesikasi,Medine belgesi, Medine sözlesmesi ve Medineliler sözlesmesi olarak anılmaktadır.
91-MELÂİKE-İ KERİBİYYÛN:Keribiyyûn, şiddet ve hüzün anlamına gelen kerb kökünden türeyen kerûbî kelimesinin çoğuludur. Arşın etrafında bulunan meleklere verilen bir isimdir. (Mümin, 40/7, 9) Allah’tan çok korktukları için bu isim verilmiştir.
92-MELÂİKE-İ KERİBİYYÛN:Keribiyyûn, şiddet ve hüzün anlamına gelen kerb kökünden türeyen kerûbî kelimesinin çoğuludur. Arşın etrafında bulunan meleklere verilen bir isimdir. (Mümin, 40/7, 9) Allah’tan çok korktukları için bu isim verilmiştir.
93-MELÂİKE-İ MU’AKKIB: Takipçi melekler demektir. İnsanları, önlerinden ve arkalarından izleyen meleklere denir. Kur’ân’da bu melekler hakkında; “O insanın önünden ve arkasından onu izleyen (mu’akkıb) melekler vardır. Onu Allah’ın emriyle korurlar.” buyurulmuştur (Ra’d, 13/11). Bu meleklerin kirâmen kâtibîn (hafaza) melekleri ile aynı melekler olduğunu söyleyen âlimler vardır. Bu meleklere, gece ve gündüz nöbet değiştirmek üzere birbirlerinin peşine geldikleri, insanların işlerini dikkatle takip edip yazdıkları için bu isim verilmiştir. Bu melekler gece ve gündüz nöbeti tutarlar. Gece görevli melekler, gündüz vakti olunca göğe çekilirler, onların yerine gündüz melekleri gelir. Gece olunca gündüz melekleri gider, yerine gece melekleri gelir. Böylece sürekli birbirlerini takip ederler.
94-MELAİKE-İ MUKARRABÛN:Yaklaştırılmış, yakınlaştırılmış melekler demektir. Mukarreb melekler, şerefi, değeri ve fazileti itibariyle Allah’a yakın olan meleklerdir. Kur’ân’da, “Ne Mesih ne de mukarreb melekler Allah’ın kulu olmaktan asla yüksünmezler.” (Nisâ, 4/172) denilerek bu melekler övülmüştür. Allah’ın arşını taşıyan ve arşın etrafında bulunan melekler, Cebrail, Mikail ve İsrafil mukarreb meleklerdir. Bunlara mele-i a’la (en yüce topluluk) refîk-ı a’lâ (yüce dostlar) da denir.
95-MU’CEM: Sözlükte i’camdan ismi mef’ul olup harf sırasına göre tertib edilmiş manasına kullanılan bir kelimedir. Hadis ilminde muhaddisin, hadisleri rivayet ettiği şeyhinin ismine göre tertip ederek tasnif ettiği hadis kitabına denir.
96-MUHADRAMUN:Cahiliye Islam devrini idrak eden fakat Hz.Peygamberi göremeyen kimse.
97-MUAVVİZATEYN:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
Muhazat-i Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinan namazda erkegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
98-MUVALAT:Tavafın bütün şavtlarını ara vermeden peş peşe yapmak.
99-MUVATTA:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseridir.
100-MÜRTEKİB-İ KEBİRE:Büyük günah işleyen kimse):Kebîre (çoğulu kebâir) büyük günah, mürtekib-i kebîre ise büyük günah işleyen kişi anlamına gelmektedir.
101-MÜSNED HADİS:İlk râvîden sonuncu râvîye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah sallallahu aleyhi ve selleme ref ‘ edilen hadîstir.
102-MÜTEŞABİH AYETLER:Birden fazla manaya gelen , manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere müteşabih ayetler
103-MÜTÛNU ERBA’A:Kelime anlamı itibarıyla dört metin demek olan mütûnu erba’a, Hanefî fıkhında muteber kaynak olarak kabul edilen, özet halindeki dört kitaba verilen addır. Bunlar Ebû’l-Berekât Nesefî’nin Kenzü’d-Dekâik; Ebû’l-Fadl Abdullah ibn Mahmûd el-Mevsılî’nin Muhtâr; Tâcu’ş-Şerîa Mahmûd’un Vikâye; Ahmed ibn Saâtî’nin Mecma’ adlı eserleridir. Bu eserlerin pek çok şerhi yapılmıştır.
104-NAKD-İ RİCAL: Hadis rivayet eden kişilerin rivayete ehil olup olmadıklarini araştıran ilim dalı (cerh ve ta’dil de denir).
105-PANTEİZM:Allah ile âlemi bir ve aynı, hatta Allah’ı âlemin yegane cevheri sayan düşünce akımına verilen bir isimdir. Panteizm düşüncesinde madde ve ruh bağımsız varlığa sahip değildir. Ancak bütün varlıkların tek sebebi olan üstün bir cevherin sıfatları ve görünüşleridir. Bu kavram ilk kez 18. asırda İrlandalı J. Tolanda tarafından kullanılmıştır. O’na göre Allah’ın âlemden ayrı ve müstakil bir varlığı yoktur. O, bir kanundur, bir kuvvettir.
106-PAPALIK:Hristiyanlığın en büyük mezhebi olan Katolikliğin başkanlığı ve bu ruhânî devletin merkezi olan Vatikan’ın devlet başkanlığı görevine tekabül eden ve Katolik Hristiyanların en büyük dinî-ruhânî liderliğini ifade eden bir terimdir. Papa, havarilerden Saint Petros’un vekili sayılır. En üst düzeydeki Kardinallerce bu göreve seçilir.
107-PATRİKLİK:Hristiyanlıkta, Doğu Kiliselerinde o mezhebe bağlı din adamlarının en yüksek rütbesi ve temsil makamıdır. Rum Ortodoks Patriği, Ermeni Patriği, Yakubî Patriği, Türk-Ortodoks Patriği Doğu Kilisesinin belli başlı liderleridir.
108-SENETÜ`L-İBTİHACE:Bi`setin 12.(m.621) yilinda Islamiyeti kabul edenler cok oldugu icin bu seneye“Senetü`l Ibtihace“ denir.
109-SİLSİLETU’Z-ZEHEB:Altın zincir anlamına gelen bu terim, hadiste, içerisindeki râvîlerin güvenilirliğinin en üstün düzeyde olduğu senedi ifade eder. Bu senet, “esahhu’l-esânid” içerisinde de en sahih olandır. Bazı hadis âlimlerince “silsiletu’z-zeheb”; Ahmed ibn Hanbel, İmam Şâfiî, İmam Mâlik, Nâfî, İbn Ömer’den oluşan isnad olarak kabul edilmiştir.
110-SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
111-ŞER’U MEN KABLENA:Kelime anlamı itibariyle “bizden öncekilerin dinleri/şerîatları” anlamına gelen şer’u men kablenâ, fıkıh usulünde, fer’î delillerden biridir.
112-TALAK- BAIN:Zevecenin iddt müddeti(üc temizlenme vakti) bitmeden tekrar kocasina dönme hakki bulunmayan talak.
113-TALAK-İ RİCİ:Erkegin karisini bosadiktan sonra tekrar karisina dönmesini mümkün kilan bosanma sekli.
114-TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
115-TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
116-TERESSÜL-İRSAL:Ezan okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir.Bana teressül veya İrsal denir.Kamette ise ,duraklama yapılmaksızın seri olarak okunur.Buna da Haedr denir.
117-TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma
118-TEVRAT:Sözlükte “kanun, talim ve şeriat” anlamına gelen Tevrât, ıstılahta, Yüce Allah’ın vahiy yoluyla Hz. Musa’ya, kavmine tebliğ etmesi için indirdiği kitabın adıdır.
120-VAHY-İ GAYRİ METLÜV :Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur’ân dışı aldığı vahiydir.
121-VAHY-İ METLÜV: Okunan vahiy demektir. Bundan maksat Kur’ân’dır.
122-YAHÛDÎLİK:Hz. Musa’nın peygamber olarak gönderildiği kavmin adıdır. 123-YEZİDLİK:Yezid ismi, Yezid b. Muaviye’den (Ö. 64/683) gelir. Kurucusu Emevî soyundan gelen Adî b. Musafir (Ö. 555/1160)’dır. Adî, Sûriye’de Baalbek civarında doğmuştur. Hakkari’ye irşat için gelmiş, Laleş’de bir zaviye kurmuş ve ehl-i sünneti savunmuştur. “İtikadü Ehli’s-Sünne ve’l-Cemâ’a” adında bir eseri vardır. 90 yaşında Lâleş’te ölmüştür. “Kitâbü’l-Cilve” ve “Mushaf-ı Reş” adlı eserler, Yezîdîlerce kutsal kabul edilir.
124-ZÂHİRÎ MEZHEBİ:Ebû Sülaymân ez-Zâhirî diye bilinen Dâvûd bin Ali el-İsfehânî’ye nispet edilen bir mezheptir. Bu mezhepte; Kur’ân ve sünnetin zahiri esas alındığı için bu isimle tanınmıştır. Dâvûd ez-Zâhirî, ümmetin bütün âlimlerinden sadır olanlar dışında icma’ı, âyet ve hadise dayananların dışında da kıyası delil olarak kabul etmemiş, bunun dışında kalan, içtihat, istihsan ve benzeri delillerle amel etmekten kaçınmıştır. Zâhirî mezhebi özellikle Endülüs’te yayılmış ve beşinci asra kadar da varlığı sürdürmüştür. Daha sonra yavaş yavaş çözülmeye başlamış ve nihayet hicrî sekizinci asırda mensubu kalmadığından sona ermiştir. İbn Hazm diye meşhur olan, Ebû Muhammed Ali bin Hazm el-Endelûsî bu mezhep imamlarından biridir. Bu mezhep, âyet ve hadislerin zahirine sarılarak, içtihat ve kıyastan şiddetli bir şekilde kaçınmasına rağmen, bazen teorilerinde tek başına kalmıştır. Bazı görüşleri diğer İslâm mezheplerinden intikal eden görüşlere uymamakla birlikte, çağdaş batıda kabul edilen görüşlere yakındır. Meselâ, bu mezhepte zengin kadının fakir kocasına nafaka vermesi gerektiği kabul edilmiştir.
125-ZÂHİRU’R-RİVÂYE:Rivâyetin açık olanı anlamına gelen zâhiru’r-rivâye, Hanefîlerden İmam Muhammed ibn Hasen eş-Şeybânî’nin yazdığı eserlerden bir bölümüne verilen özel bir isimdir. İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin talebelerinden biri olan İmam Muhammed, Hanefî mezhebinde çok sayıda eser veren biridir. Bu nedenle kendisine, Hanefî mezhebinin nâkili denilmiştir. İmam Muhammed, el-Asl (el-Mebsût), el-Câmiu’s-Sağîr, el-Câmiu’l-Kebîr, es-Siyerü’s-Sağîr, es-Siyerü’l-Kebîr, ez-Ziyâdât ve Ziyâdâtü’z-Ziyâdât adlı eserleriyle, Hanefî fıkhının görüşlerini nakletmiştir. Hanefî fıkhının temelini teşkil eden bu kitaplar tevâtür veya şöhret derecesinde nakledildiğinden, bunlara zâhiru’r-rivâye denilmiştir. İmam Muhammed’in yazmış olduğu bu altı kitabı, Hâkim-i Şehîd Ebû Fazl Muhammed Mervezî, Kâfî isimli kitapta toplamıştır. Hanefî fakihlerinden Şemsüleimme Serahsî, bu kitabı Mebsût ismiyle şerh etmiştir. Bunun dışında İmam Muhammed’in yazmış olduğu kitaplardan Asl veya diğer ismiyle Mebsût, Şeyhülislam Hâherzâde, Şemsüleimme Hulvânî, Şeyhülislâm İsbîcâbî, Fahrulislâm Ali Pezdevî ve Sadrulislâm Muhammed Pezdevî tarafından şerh edilmiştir. Bu şerhler yazarlarının isimlerine nispetle Mebsût-ı Hâherzâde, Mebsût-ı Hulvânî, Mebsût-ı Pezdevî şeklinde anılırlar. İmam Muhammed, bu kitaplarıyla Irak fıkhını toplamış ve bunları ilim ehline nakletmiştir. Bu kitaplar Hanefî fıkhının ana kaynaklarıdır.
126-ZARÛRÂT-I DİNİYYE :”Dini zarûretler” anlamına gelen “zarûrât-ı dîniye” Hz. Peygamberin Allah’tan alıp tebliğ ettiği ve haber verdiği kesin olarak belli olan dinî esaslara, hükümlere ve haberlere denir. Mesela Kur’ân, Allah sözüdür ve son peygamber Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmiştir, beş vakit namaz, Ramazan orucu, hac ve zekat farzdır; içki, kumar, hırsızlık, zina ve yalan söylemek haramdır. Bunlar, tevatür ile sabittir. Dolayısıyla her Müslümanın bütün bunları bilmesi ve kabul etmesi gerekir, bunları kabul etmeyen veya şüphe eden kimse mümin olamaz.
127-ZEBÛR:Zebr veya Zebûr sözlükte; kitap, cüz, kitap yaprağı, yazı yazma, söz, yazı, akıl, mektub, kuvvetli ve sağlam gibi manalara gelmektedir. Dinî literatürde ise Zebûr, Yüce Allah’tan Hz. Dâvûd’a vahy ile gelen mukaddes kitabın adıdır. Peygamberlere gönderilen dört büyük kitaptan biri olan Zebûr’un da asıl nüshası yoktur. Ancak eski Ahid’de yer alan Mezamir’in Zebûr olabileceği söylenmektedir. Bunlar şiir şeklinde, manzum ahlâkî öğütler ve nasihatlardan ibarettir.Kur’ân’da üç ayrı yerde “Zebûr” dan söz edilmektedir. “?Dâvûd’a Zebûr’u verdik…” (Nisâ, 4/163), “Andolsun zikirden sonra Zebûr’da da “yeryüzüne iyi kullarım varis olacaktır.” diye yazmıştık.” (Enbiyâ, 21/105), “…Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.” (İsrâ, 17/55). Görüldüğü gibi her üç âyette de Hz. Dâvûd ve O’na gönderilen ilâhî kitap Zebûr’dan söz edilmektedir.
128-ZEHREVAN:Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
129-ZELLE:”Peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıklara kusurları, ifade eden bir terim (Aliyyü’l-Karî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber, Mısır 1323, 51, 53).Peygamberler aslında günah işlemezler. Onlar “İsmet” sıfatına sahiptirler.
130-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
131-ZEVAİD SÜNNET:Hz.Peygamber(s.a.v) in bir insan olması itibariyle yaptığı, Allahü Tealadan bir tebliğ veya Allahın dinini açıklama niteliği taşımayan beşeri fiillerine Zevaid Sünnet denir.
132-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1) Hanefi mezhebi; İmam-ı Azam Ebu Hanefi tarafından kurulmuştur.
2) Şafii mezhebi; İmam-ı Şafii tarafından kurulmuştur.
3) Hanbeli mezhebi; İmam-ı Hanbeli tarafından kurulmuştur.
4) Maliki mezhebi; İmam-ı Malik tarafından kurulmuştur.
5-İmam-ı Azam’ın günümüze ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır:
Risale-i Reddi Havariç, Reddi Kaderiyye, El Fıkıhu’l Ekber, El Fıkıhu’l Ebsat.
6-Eşarilik;Ebu’l-Hasen el-Eş’ârî’nin (324/935-36) öncülüğünü yaptığı, kelâm metodunu benimseyen kelâm ekolü. Çoğulu “Eşâ’ira” gelir.
7-Mürcie ;İslamiyet’te, eyleme pek önem ver¬meyen, inancın her bakımdan yeterli olduğunu savunan görüş. Mürcie mezhebi ilk olarak üçüncü halife Osman zamanındaki kargaşalı dönemde ortaya çıkmıştır
8-Mutezile;İslâm’da ilk ortaya çıkan ve akideleri aklın ışığında izah edip temellendirmeye çalışan büyük kelam ekolünün adi. Lügat ta, “uzaklaşmak, ayrılmak, bırakıp bir tarafa çekilmek” gibi anlamlara gelen “i’tizal” kelimesinin ism-i fail sığasından meydana gelen çoğul bir isimdir. Müfredi, “mu’tezilî”dir.
9-Maturidilik;İslâm akaidinde imam Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed b. Mahmud el-Matüridiyye nisbet edilen mezhep. İmam Ebu Mansur el-Mâturidinin akaiddeki mezhebine mensub olanların meydana getirdiği topluluğa Matüridiyye denilir.
10-Selefilik:Daha çok bir Kelam ilmi terimi olarak kullanilan bu kelime, Selef’in mezhebi ve görüsü anlamina gelir.Akaid konu ve meselelerinde nass (Kur’an-i Kerim ve Hadis) da varid olan hususlari mütesabih olanlar da dahil olmak üzere, oldugu gibi kabul edip, tesbih ve tecsime (benzetme ve cisimlendirme) düsmemekle birlikte, te’vile (yoruma) de basvurmayan Ehl-i Sünnet-i Hassa’ya selefiyye denmistir.
11-BİR CİNAYETE MEZHEPLER NASIL BAKIYOR?
Mutezile:Katil ateş edince ölen, ateş edilmeseydi kesinlikle ölmeyecekti.
Cebriye:Ateş etse de etmese de o kesinlikle ölecekti. Ateş edenin ne günahı olabilir ki. Maktul zaten ölecekti. Çünkü Allah böyle istedi, eceli gelmişti.
Ehli Sünnet:Ateş ettiğinde öldüyse, ölüme yol açtığı için katil cezaya çarptırılır. Maktulün ateş edilmemesi halinde ölüp ölmeyeceğini ise sadece Allah bilir. Kullar olarak biz bir yorumda bulunamayız.
12-Hak dinlerin gayesi :Aklı, Dini, Nefsi, Nesli ve Malı korumaktır.
13-İslam dininin kaynakları (Edille-i Şeriyye) : Kitap, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha’dır.
14-Cennetteki meleklerin başkanının ismi Rıdvan
15-Cehennemdeki görevli meleklerin başkanlarının ismi Malik.
16- Allah (c.c.)’a çok yakın bulunan, mukarrebun melekleride denilen, son derece şerefli olan meleklerin diğer isimleri İlliyyun melekleri.
17-Allah (c.c.)’ın katından yeni bir din getiren peygambere Rasül
18-“Rab” kelimesinin manası : Terbiye eden, yöneten, mülkün sahibi, koruyan.
19- “İlah” kelimesinin manası : Kendisine sığınılan, güvenilen, sevilen, tapılan.
20-Küfrün çeşitleri :
a- Cehli küfür
b- İnadi küfür
c- Hükmi küfür
21- Elfaz-ı Küfür İnsanı küfre götüren sözler demektir.
22-İkinci kez sura üflenince bütün insanların yeniden hayat bulup, hesap günü için toplanmasına Mahşer.
23- İnsanların ölümden sonra, mahşere kadar kabirde geçirdikleri zamana Berzah alemi.
24-Dört büyük melek:Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail (a.s.).
25-Dört büyük kitap : Tevrat; Mûsa aleyhisselâm’a, Zebur; Dâvud aleyhisselâm’a, İncil; İsa aleyhisselâm’a, Kur’ân-ı Kerîm; Peygamberimiz Hz. MUHAMMED Aleyhisselâm’a.
26-İtikatta mezhebimiz:Ehl-i Sünnet ve cemaat mezhebidir.
26-Amelde mezhepler Dörttür. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli’dir.
28-İlmin yolları üçtür.Hâvass-ı selîm, Haber-i sâdık, Akıl. Hâvass-ı selîme: Görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama isimlerini verdiğimiz beş duygu.
29-İrade-i Cüz’iyye :İrâde-i cüz’iyye: Cenâb-ı Hakk’ın kuluna verdiği mahdut bir salâhiyet ve tercih hakkıdır.
30-İstinca, bir kimsenin def-i hâcetten sonra pisliğin çıktığı yeri temizlemesidir. İstinka, istincada mubâlağa yapmaktır ki, bu da önce münasip kuru bir şeyle silmek, sonra su ile yıkamak sonra da kurulamakla olur. İstibra, erkeklerin idrar yaptıktan sonra erkeklik uzvundaki akıntıyı tamamen kesip gidermeleridir.
31-Peygamberimizin en son vefat eden eşi Hz. Âişe (radıyallâhü anhâ)’dir
32-Tevekkül, maksada erişmek için, maddî ve mânevî sebeplerin hepsini yerine getirdikten sonra, neticesini Allâh’dan beklemektir.
33-lk vahiy Hira mağrasında, 610 yılında geldi. “OKU”dur
34- Kefen; vefat eden müslümanın, sarılıp kabre konulduğu bezdir.Kefen; erkekler için, kamis, izar, lifâfe; kadınlar için ise, kamis, izar lifâfe, baş örtüsü ve göğüsler üzerine bağlanan bezden ibarettir.
35-Akabe:Akabe antlasmalarinin yapildigi yer.
36-Buharinin serhleri:Askalani-fethul bari, Kastallani-irsadüs-sari,ayni-umdetü`l Kari.
37-Burak: Mi`rac gecesinde Hz.peygamber`i tasidigi
38-Cebrail: Ilahi emirleri meleklere ve peygamberlere ulastiran vahiy melegi.Dört büyük melekten birinin ismi olup,Peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir.Kur`an`da bu melegin ismi Cibril,Ruhu`l-Kudüs, Ruhu`l-Emin, Ruh ve Rasul seklinde gecmektedir.cebrail, Peygamberimize asli seklinde iki kere görünmüstür.Biri Hira magarasinda ilk vahyi getirdigi zaman, digeri de Mirac`da“Sidretü`l-Münteha“ da gercejklesmistir. Bazen de Rasulullah`a insan sekilinde ashabtan yüzü nurlu olan Dihye el-Kelbi suresinde görünmüstür.(Dini Kavramlar Söz.DiB.Sh.85)-39-Ebü`l-Esved el-Düeli(ö.69/688):Kur`an-i Kerim`e hareke sistemini getiren ve Arap nahvinin ilk esaslarini tesbit eden alim, sair.
40-Ebva:Hz.Peygamber`in annesi Amine`nin kabrinin bulundugu yer.
41-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
42-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel.
43-Eda:Bir namazi vaktinde kilmaya eda denir.
44-Ed-Din ve`d- devle:Hiristiyan iken ihtida eden Ali b.Rabben et-Taberi`nin (ö.247/861`den sonra)Hz.Muhammed`in Peygamberligini ispat icin yazdigi eser.
45-Edebu`d-Dünya ve`d-Din:Bu eserin yazari Maver`di.
46-Ehl-i Beyt:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
47-Ehl-i Kitap:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
48-Ehl-i Sünnet:Hz.peygamber ile ashabin dinin temel konularinda takip ettikleri yolu benimseyenler anlaminda bir tabir.
49-Egzotizm: Baska ülkelerin sanatlarina olan hayranlik.
50-Ehl-i kible:Kabe`ye dogru yönelerek namaz kilmanin farz olusunu kabul eden kimseler icin kullanilan bir kavramdir.
51-Ehl-i sünnet:Peygamberimizin yolunda gidenler.
52-Eimme-i sitte:Eimme-i sitte, hadiste kütüb- ü sitte denen, 6 meshur hadsi mecbuasinin yazarlarina verilen isimdir.
53-Elmalili Muhammed Hamdi(1878-1942):Hak Dini Kur“ an Dili adli tefsiriyla taninan son devir din adamlarindan.
54-Emir Buhara(ö.922/1516):Islam`da ilk naksibendi tekkesini kuran mutasavvauf.
55-Emir Sultan(ö.833/1429):Bursali meshur sufi,Yildirim Beyazid`in damadi.
56-Emirü`l-Müminin:Islam tarihinde Hz.Ömer`den itibaren devlet baskanlarina verilen unvan..
57-Emsalü`l-hadis:Icerisinde darbi mesel yada mesel bulunan hadisleri derleyen kitaplara”emsalü´l-hadis” denir.
58-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
59-Enfal: Genel olarak ganimet, fey veya selep anlamina gelen terim.Kur`an.-Kerim, surelerinden birinin ismidir.Enfal suresinin ilk ayetinde Enfal; Allah`in ihsanlari, lutuflari anlaminda savas ganimetleri demektir.
60-Erbaun:Hadis literatüründe kirk hadis toplayan eserlere denir.
61-Eshab-i Hicr:Salih peygamberin gönderildigi kavim.
62-Esmaü-Hüsna:Allah`in güzel isimleri ve sifatlari.
63-Eshuru`l_hurum:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep aylari.Araplar bu aylarda savas yapmayi haram sayarlardi.
64-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
65-Esma-i Hüsna:Allah`in isimleri icin kullanilan bir tabir.
66-Etiyopya:Dogu Afrika`da ülke.Eski adi Habesistan.
67-Eyke halki:Hz.Suayb`in kavmi idi.Eyke, birbirine girmis sik agaclar demktir.Suayb kavmi agaclik bir bölgede yasadigi icin onlara eyke halki denilmistir.
68-Feraiz:Islam miras hukukunu inceleyen ilim dali.
69-Fersah :Bir uzunluk ölcü birimi.5685 metre uzunluk.
70-Fetret:Peygamberimize gelen vahyin bir süre kesilmesi ile ilgili olarak fetret denilmistir.
71-Fey:Islam devletinin gayri müslim tebaadan aldigi cizye, harac, ve ticaret mallari vergilerinin ortak adi.
72-Ficar savaslari:Islam`dan önce cahiliye devrinde bazi arap kabileleri arasinda haram aylarda meydana gelen ic savas, 4 defa yapilmistir.Peygamberimiz, amcasi Zübeyr ile katildi.Utbe b. Rebia`nin girisimi ile taraflar arasinda baris gerceklestirildi.Bu savas Fil olayindan 25 yil sonra(591) meydana geldi.
73-Fikhu`l Ekber:Ebu Hanife`ye nisbet edilen risalesi.
74-Fizilali`l-Kur`an:Seyyid Kutub`un(ö.1966):Kur`an-i Kerim tefsiri.
75-Fukaha-i Seb`a:Ashab-i Kiram`dan sonra Medine-i Münevvere`de de fetva vermeye baslayan yedi meshur fakihe verilen isimdir.
76-Ganimet:Gayri müslimlerden savas yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
77-Garibü`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
78-Gazve ve seriyye:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaslara„gazve“ denir.Peygamberimizin gazvelerinin sayisi 27`dir.Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatin kumandasi altinda savasa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir. Seryyelerin sayisi 44 veya 104`dir.
79-Hayrü`l- Beser:Insanlarin en hayirlisi Hz.muhammed.
80-Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
81-Hadikatü-s Suada:Fuzuli`nin Kerbela vak`asini isledigi meshur eseri.
82-Hafiz Osman(ö.111=/1698):Aklam-i sitte de devir acan Türk hattati.
83-Hanefi Mezhebi:Hanefi mezhebi su yedi esas üzere kurulmustur:Kitap, sünnet, sahabenin sözleri, kiyas, istihsan, icma ve örf.
84-Hanefi Mezhebine dair imam Muhammed`in yazdigi meshur 6 kitabi sunlardir:Mebsut, ziyadat, cami-us Sagir, cami-ul kebir, siyer-i sagir, siye-i kebir.
85-Haram aylar:Islami literatürde savasin haram kabul edildigi 4 kutsal ay.Zilkade,zilhicce,muharrem, recep.
86-Harbi:Gayri müslim devletin vatandasi anlaminda fikhi terimi.
87-Harura:Siffin savasinda Hz.Ali`nin saflarindan ayrilan Haricilerin toplandigi yer.
88-Hasan el –Benna(1906/1949):Ihvan-i müslimin teskilatinin kurucusu, Misirli fikir ve mücadele adami.
89-Havaic-i Asliye:Asil ihtiyaclar, temel ihtiyaclar.Zekat matrahi disinda tutulan temel ihtiyac mallari disinda tutulan temel ihtiyac mallari anlaminda fikih terim.
90-Hariciler:Hz.ali ile Hz.Muaviye arasinda meydana gelenen Siffin savasindaki hakem olayindan sonra meydana cikmistir.”Hüküm Allah`indir diyerek hakem olayina karsi ciktilar.Hakem olayini küfür, taraflarini da kafir ilan ettiler.
91-Havelan-i havl:Senenin devretmesi, gecmesi demektir.
92-Hicret:Peygamberimizin Mekke`den Medine`ye göcü. Hicret, 12 Rebiulevvel/23 Eylül 622`de olmustur.Bu tarih Peygamberimizin 53`üncü dogum yil dönümüdür.
93-Hicr:Kayalik böge demek olup Medine`in Kuzeyeinde bir yerin adidir.Salih peygamberin kavmi semud burada yasardi.
94-Hidane:Kücük cocuklarin bakimi, gözetimi ve terbiyesi anlaminda bir fikih terimi.
95-Hirka-i Saadet:Peygamberimizin Topkapi Sarayinda mukaddes emanetler dairesinde korunan hirka.
96-Hitan:Sünnet, sünnet ameliyesi.Sünnet olmak , erkekler icin sünnettir.Ilk sünnet olan Ibrahim Aleyhisselam`dir,Sünnet olmak hem dinin ve hem dindarligin siaridir.Usaym b. Kelb`in babasindan naklettigine göre, dedesi demiski;“Peygamberimize geldim ve Islamiyeti kabul ettim Bunun üzerine Efendimiz(sas) söyle buyurdular:“Kendinden küfrün killari temizle, tiras et ve sünnet ol.“(Ahmet b. Hanbel,3,41;Ebu davud, Taharet,129)
97-Hüzün yili:Hz.Peygamberimizin amcasi ile zevcesi Hz.Hatice`nin (Bisetin 10.yili) vefat ettigi yila denir.(Bi`setin 10.yili)
98-Huneyn:Taif yakinlarinda Mekke`ye 10 mil bir yer.
99-Ibn Mülcem(Abdurrahman b. Amr b.Mülcem ö.40/661):Hz.Ali`nin katili.
100-Ibn Rüst(ö.595/1198):Messai okulunun son temsilcisi, filozof, fakih, hekim.
101-Ibn Sina(ö.595/1037):islam messai okulunun en büyük temsilcisi, filozofu, Ortacag tibbinin önde gelen temsilcisi.
102-Ibn Teymiye Takiyyüddin(ö.728/1328):Görüs ve elestirileriyle Islam düsüncesinin gelismesine tesir eden Selefi alimi, müctehid.
103-Ibnü`l-Cezeri(ö.833/1429):Kitaat ve hadis alimi.
104-Milel ve Nihal:Islami literatürde dinler ve mezhepler tarihiyle ilgili eserlerin ortak adi.Mezhepler hakkinda bilgi vermek maksadiyla yazilmis olan eserlerin ortak adi.
105-Minare:Ilk defa Emeviler zamaninda yapilan minare, ilk defa bir sahabe olan Surahbil b.Amr ezan okumustur.
106-Minber:Camilerde hatiplerin Cuma ve bayram hutbesi okuduklari yüksekce merdiven kürsü.
107-Mu`cemler:Aler-Rical üzerine tasnif edilen kitaplardir.Ravilerin adlarina göre alfebetik olarak düzenlenen eserlerin genel adi.
108-Muhaddis:Hadis alimi, hadis nakil ve rivayet eden.Hadisleri ögrenip rivayet etmekle mesgul olan kimse.
109-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
110-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
111-Muhazati Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinannamazda ekegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
111-Mu`tezile:Akli ön plana alan ve “kul kendi fiilerinin yaraticisidir diyerek, ehl-i sünnetten ayrilan firka.Bunlara Kaderiyeciler de denir.Önderleri Vasil b. Ata`dir.
112-Musevi:hz.Musa`nin mensub olan , Yahudi.
113-Muvatta:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseri.
114-Müderris:Medrese de ders veren yüksek rütbeli hoca.
115-Mülukü`t-Tavaif: Endülüs`te 1031-1090 yillari arasinda hüküm süren emirlikler.
116-Nesturilik:Hz.Isa`nin insan ve ilah olarak iki ayri unsurdan meydana geldigini iddia eden bir Hiristiyan mezhebi.
117-Nusayrilik:Hz.Ali`nin ilah oldugunu ileri süren asiri Sii bir mezhep.
118-Ortodokslar :Basindaki kisiye Patrik enir.Merkezi Istanbul`dur.
119-Panislamizm:Bütün müslümanlari tek bir siyasi teskilat ,tek bir devlet haline getirmek ülküsü, Islam birligi.
120-Panslavizm(Slavcilik):Ruslarin Balkanlardaki slavlari bir bayrak altinda toplama cabasi.
121-Paskalya:Hiristiyanlarin, Hz.Isa`nin dirileceklerine inandiklari gün yaptiklari bayram.
122-Patrik:Ortadokslarin ruhani lideri.
123-Peygamberimizin süt anneleri:Annesi Amine Hatun( 3 gün emzirdi),Süveybe Hatun(7 gün emzirdi),Halime Hatun(4 yil emzirdi.).
124-Peygamberimizin annem dedigi kadinlar:Süt annesi Halime Hatun,Hz.Ali`nin hanimi Fatma Hatun, Ümmü Eymen.
125-Peygamberlerin sifatlari:Sidk, emanet, fetanet, ismet, teblig.
126-Pozitivizm:Hakikatin deneme ve gözlemle elde edilebilecegi görüsünde olan felsefi görüs.
127-Rada:Cocugun süt emmesi. Süt emme.
128-Ravza-i mudahhara:Hz.Peygamberin kabri ile minberi arasindaki bosluga verilen isimdir.
129-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
130-Salat:Tebrik, tezkiye,saygi,dua, istigfar ve rahmet manalarina gelir.
131-Secavend:Mushaflarda görülen gecici durak isaretleri.Bu isaretleri ortaya koyan ise Muhammed b.Tayfür es-Secavendi(560/1165) isimli ünlü bir kiraat bilginidir.
132-Sedd-i Zerayi:Vesileleri kaldirmak, sebebi tikamaktir.Bu durum da harama vesile olan sey haram,vacibe vesile olan sey vaciptir.Cuma namazi farz, Cuma namazina gitmek icin alis-verisi birakmak farzdir.Fuhus, haramdir.Fuhusa yol actigi icin yabanci kadinin avret yerine bakmak da ayni haramliktadir.
133-Sekine:Sükun bulmak, itminana kavusmak,telaslanmamak, kalbin huzura ermesi, yüregin oturmasi, gönlün rahata kavusmasi, anlamlarini icerir.(Elmali, Hak Dini Kur`an Dili,4,4408)
134-Selef-i Salihin:Ashab-i güzin tabiine denir.
135-Seyyidü`l-istigfar duasi:tevbe ve istigfar dualarini basi ve en faziletlisi Peygamber Efendimizin bildirdigi“seyyidü`l –istigfar“ dir.“Her kim sevap ve fatiletine inanarak bu dayi gündüz okurda o gün aksam olmadan önce ölürse o kimse cennet ehlindendir.“
(Sahih-i Buhari, Tecrrid-i sarih Ter.C:12,Sh.332)
136-Sika:Hadis rivayetine göre tam ehil kisi.
137-Sikke :Osmanli devletinde genel kullanimdaki madeni paraya denir.
138-Sifatu`s-salat:Namazin farz ve vaciplerine, sünnet ve adabina uygun sekilde kilinisina ilmihal dilinde “sifatu`s-salar” denir.(Diyanet ilmühali sh.262)
139-Siyer:Peygamberimizin hayatini, yasayis tarzini, niteliklerini anlatan eserler.
140-Ser`i Men Kablena:Hz.Muhammed(sas)` den önceki ilahi dinlerin hükümlerini ifade eder.
141-Tevbe :Günahlara pismanlik, Allah`a dönüstür.Halis tevbe; Allah ile bulusmadir.
142-Te`vil:Bir lavzin anlami gayesine uygun sekilde yorumlamak, muhtemel manalarindan en uygun olani görmektir.
143-Tevekkül:Yaptigimiz herhangi bir is icin gücümüzle calisip elimizden geleni yaptiktan sonra sonucu Allah`a birakmaktir.
144-Tevhid:Allah`in bir oldugunu, O`ndan baska bir ilah olmadigini kabul etmektir.
145-Teyemmüm:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savasinda sabah namazi teyemmum ile ilk defa namaz kilindi.(Nisa 43,Maide 6)
146-Ümmet-i Kaime:Kiyam duran bir topluluk yani hakblir, dogru, dogrulan , Allah icin kalkan, müstakim, istikamet üzere bulunan , adil ümmet anlamina gelir.(Hak Dini Kur`an Dili,2,1159)
147-Ulu peygamberler:Hz.Nuh.Hz.Ibrahim, Hz.Musa, Hz.Isa, Hz.Muhammed Mustafa (sas).Kur`an-i Kerim, peygamberlerin bazisini, sabir ve tahammüllerin coklugu ve buna devam etmesleri sebebiyle, onlari“Ülü`l azm-karar sahibi“ diye vasiflandirmistir.
148-Yeni Ilmi Kelam:Yeni ilmi kelam, Izmirli Ismail Hakki `nin kelama dair eseri.
149-Vahiy-i Gayri Metlüv:Okunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
150-Vahy-i Metlüv:Okunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
152-CEBRİYE:Cüz’i irâdeyi inkâr edenlerin bâtıl mezhebi.
153-HÂTEM-ÜL ENBİYA:Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (A.S.M.)
154-HÂTEM-ÜL HÂTEM: Hz. Muhammed’in (A.S.M.) Tevrat’taki ismi.
155 -EHL-İ KIBLE:Kabe’ye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimseler için kullanılan bir kavramdır.
155-İNZAL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
156-KÜTÜB-Ü TİSA:Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı, Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
157-ZARURAT-I HAMSE( BEŞ ZARURİ ŞEY):Bütün dinlerin, korunması üzerine ittifak ettikleri şu beş hususun, aynı zamanda İslâm dininde de, korunması amaçlanmıştır. Bunlar: 1- Canın korunması,2. Malın korunması,3.Aklın korunması,4. Dinin Korunması,5. Neslin korunması.
158-ZELLE:”Peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıklara kusurları, ifade eden bir terim (Aliyyü’l-Karî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber, Mısır 1323, 51, 53).Peygamberler aslında günah işlemezler. Onlar “İsmet” sıfatına sahiptirler.
159-İhsan:Allah`a onu görür gibi ibadet etmesidir.
160-İfk hadisesi:Hz.Aise´ye zina isnadi atilmasi olayi.
161-İhvan-i Safa:Ansiklopedik risalesiyle taninan felsefe toplulugu.
162-İla:Islam hukukunda bir erkegin bir müddet hanimina yaklasmayacagina dair yemin etmesi demektir.
163-İlk Türkce Ezan:Ilk Türkce ezan 29 Ocak 1932 yilinda Istanbul`da okundu.
164-İlk Türkce Hutbe:Ilk Türkce hutbe,06.Ocak.1932 de Süleymaniye camiinde okundu.
165-Ismail Hakki Bursevi(ö.1137/1725):Celceti seyhi, müfessir, sair.
166-İsrail:hz.Yakub(as)`un lakabi olup sonradan bütün o soydan gelenlere”Beni Israil” denilmistir.
162-Istidrac:Bir kul günahini yeniledikce Allah`´n , onun sagligini, mevkiini, sanini, söhretini, nimetini artirmasi, ona sükrünü, tevbesini, istigfarini unutturmasi, böylece onu asama asama azabina yaklastirmasi ve sonunda kendisini ansizin yakalamasi anlamina gelir.(Hasan Basri Cantay Meali, 3,1078)
163-İstibra:Kücük abdesten sonra temizlenme.
164-İstihlaf:Namazda abdesti bozulan insanin, yerine cemaattan birini gecirmesine istihlaf denir.
165-İstinaf:Namazda abdesti kasten kendi istegi ile bozulmussa namazi yenidn baslar. Buna istinaf denir.
166-İstinca:Büyük abdesten sonra temizlenmek.
167-Ka`b b.Esref(ö.3/624):Islam`a düsmanligi ile taninan yahudi sairi
168-Ka`b b.Malik(ö.50/670):Hz.Peygamberin meshur üc sairinden biri.
169-Kaderiyye:Sorumlluluk doguran fiillerin sadece insan iradesiyle gerceklestirdigini ileri süren itikadi mezhep.
170-Kavame:Rüku halinden dogrulup da bir defa“sübhane rabbiyel´azim“ diyecek kadar ayakta durmaktir.
171-Kaynuka(beni Kaynuka):Hz.Peygamberin Medine`den sürdügü yahudi kabilesi.
172-Kazf:Iffetli bir kimseye zina iftirasinda bulunma anlaminda fikih terimi.
173-Kelam ekolleri:Mu`tezile, Esaeiyye, Maturidiyye ve Sia.
174-Kebire:Büyük günahlar.
175-Kitabü`l-harac:Ebu Yusuf`un(ö.182/798):Mali konular yaninda, muamelat, ceza, idare ve devletler hukuku kapsamina giren cesitli meseleleri ele alan eseri.
176_Kitabü`lMegazi:vakidi`nin(ö.207/823):Hz.Peygamberin gazve ve seriyyelerine dair eseri.
177-Kitabü`t-Tevhid:Ebu Mansur el Maturidi`nin(ö.333/944) Kelama dair eseri-
178-Külli irade:Kul da bi`l-kuvve mevcut olan iradegücüne „külli irade“ denir.Bu irade kullanilmaya hazir olan, ancak henüz kullanilmayan 2potansiyel irade“ demektir.
179-Küsuf namazi:Günes tutuldugunda iki rekat cemala kilinan, cemaat yoksa kendi basina kilinan namaza küsuf namazi denir.
180-Kütüb-ü Ehadis.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
181-Kütüb-ü Münzele:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
182-Kütüb-ü sitte:Peygamber(sas) Efendimizin hadis-i seriflerini ihtiva eden 6 hadis kitaba verilen isimdir.Buhari, müslim, Ibn Mace,Ebu Davud,Tirmizi,Nesai.
183-Mazmaza:Fikihta mazmaza, abdest ve gusülde agiza su alip calkalamayi ifade eder.
184-Mecelle-i Ahkam-i Adliyye:Osmanli devletinde 1868-1876 yillari arasinda hazirlanan ve daha cok borclar, esya ve yargilama hukuku esaslarini iceren kanun-Mecelle:Islam hukukunun muamelet kisminin tedvininden meydana gelen kanun kitabi.Tanzimat döneminde hazirlanan medeni kanunun adi.
185-Mecusilik:Atese tapanlara verilen ad.Islami kayanaklarda zerdüstlige verilen ad.Zerdüstiligin eski Iran inanc ve gelenekleriyle karismasindan olusan din.
186-Mezahib-i Erbaa(Dört mezhep):Hanefi, safii, maliki, hanbeli.
187-Medine:Hz.Peygamberin Mescidiyle kabrinin bulundugu hicret yurdu, Islam`da iki harem bölgesinden biri,Resul-i Ekrem ve Hulefa-i Rasidin döneminin bassehri.Eski adi Yesrib .
188-Medyen:Hz.Suayb(as) Peygamberin yasayip halkini tevhid inancina davet ettigi sehrin adi.Inanmayanlar korkunc bir sesle birlikte gelen zelzele ile evleri yurtlari yerle bir oldu.
189- Mehmet Nuri Efendi(1859-1927):Osmanli devletinin son Seyhülislami.
190-Mehmet Vehbi Efendi(1862-1949):Hulasatü`l-Beyan adli tefsiriyle taninan son devir din alimi ve siyaset adami.
191-Mehmet Zihni Efendi(1846-1913):Son devir Osmanli alimi, müderris.
192-Menakibname:Velilerin daha cok kerametlerinin anlatildigi eserlerin genel adi.
193-Menasik:Hac ve umre sirasinda yerine getirilen belirli davranislar anlaminda fikih terimi.
194-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanc esasindan biri.
195-Merkez Efendi(ö.959/1552:Halveti –SünbüliSeyhi, alim.
196-Emr-i bi`l –ma`ruf, Nehy-i ani`l-müker:Iyiligi emretmek, kötülükten alikoymaktir.
197-Irsad:Akli ve kalbi ikna edici söz ve eserlerle bir kimseyi dogru yola iletmektir.
198-Sosyal hizmet:bireylerin ve toplumun ihtiyaci olan ve yararli olacak bir isin yapilmasina sosyal hizmet denir.
199-Kur`an-i Kerim`de, teblig(dinin diger insanlara ulastirilmasi),inanan bütün insanlara dini bir sorumluluk olarak yüklemistir.
200-Muktedi:Namazda imama uyan kimseye muktedi denir.
201-Istiva vakti:Günesin tam tepe noktasinda oldugu va namaz kilmanin mekruh oldugu vakte istiva vakti denir.
202-Allah`in zati sifatlari;Vücud, kidem,beka ,vahdaniyet, muhalefetü`n li`l-havadis,kiyam binefsihi.
203-Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartildigi ilahi adalet ölcüsüne Mizan denir.
204-Yüce Allah`in insanlari hesaba cekmek üzere tekrar dirilisten sonra bir araya toplamasina Hasir denir.
205-Keramet:Peygamberine gönülden bagli olan ve ona titizlikle uyan veli kullarin gösterdikleri olaganüstü olaylara keramet denir.
206-İstidrac:Kafir ve günahkar kisilerin arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
207-Peygamberlerin sifatlari;Sidk , emanet ,fetanet, ismet , teblig.
208-Suhuf verilen peygamberler;Hz.Adem(10 suhuf),Hz.Ibrahim(10 suhuf),Hz.Idris(30 suhuf) ve Hz.Sit(50 suhuf`)`e verilmistir.
209-Vahdaniyyet:Allah Teala`nin zatinda, siftlarinda ve fiillerinde bir ve tek olmasi, esi, benzeri ve ortaginin bulunmamasidir.
210-Kidem:Allah Teala`nin ezeli oldugu, baslangicinin olmadigi anlamina gelmektedir.
211-Savas ganimetleri anlamina gelen sur; Enfal suresidir.
212-En son nazil olan sure ;Nasr suresidir.
213-Orucun farz oldugunu beyan eden Bakara suresi , 183. ayeti.
214-Kur`an-i Kerim`in noktalanmasini,Nasr b. Asim ve Yahya b. Yamer icra etmistir.
215-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
216-Mufassal sureler:Kur`an`in sonunda yer alan surelere mufassal sureler denir.
217-Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Tenasüb denir.
218-Kur`an`in Isimleri;el-Kitab,el-Furkan, ez-Zikr……
219-Mevdudi(1913-1979):Pakistanli alim ve düsünür.Cemaat-i islami teskilatinin lideri.
220-Mevlana Celaleddin-i Rumi(ö.672/1273):Mevleviyye teskilatini kurucusu, mutasavvuf, alim ve sair.
Kaynak:Diyanet İslam Ansiklopedilerinden A-M özet
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
1-MÜTÛNU ERBA’A :Kelime anlamı itibarıyla dört metin demek olan mütûnu erba’a, Hanefî fıkhında muteber kaynak olarak kabul edilen, özet halindeki dört kitaba verilen addır. Bunlar Ebû’l-Berekât Nesefî’nin Kenzü’d-Dekâik; Ebû’l-Fadl Abdullah ibn Mahmûd el-Mevsılî’nin Muhtâr; Tâcu’ş-Şerîa Mahmûd’un Vikâye; Ahmed ibn Saâtî’nin Mecma’ adlı eserleridir. Bu eserlerin pek çok şerhi yapılmıştır.
2-Abdest Ayeti:Maide suresi ayet:6
3-Kahkaha :Yanındakilerin işiteceği kadar gülmektir.
4-Dahk:Bir insanın kendi işitebileceği kadar gülmesi.
5-Teymmümün caiz olmasının delili:Maide suresi ayet:6
6-Kan çeşitleri:Hayız, Nifas, İstihaze
7-TA’DÎL-İ ERKÂN: Namazda rükûda, secdelerde, kavmede (rükûdan kalktıktan sonra ayakta durmada) ve celsede (iki secde arasında oturmada) her âzâ hareketsiz olduktan sonra bir miktar durmak.
8-TAFSÎLÎ ÎMÂN: Îmân edilecek hususlara genişçe, delîlerini bilerek ve ayrı ayrı inanmak
9-TAHMÎD: “Elhamdülillah” demek. “Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur” mânâsına “Elhamdülillah” sözü ve benzerleri.
10-TAKDÎM VE TE’HÎR: İkindi namazını öğle namazı ile veya öğleyi ikindi ile ve yatsı namazını akşam namazı ile veya akşamı yatsı ile birleştirerek kılmak.
Takdîm ve te’hir, Hanefî mezhebinde hac sırasında Arafât’ta ve Müzdelife’de; Mâlikî’de ve Şâfiî mezhebinde seferde (yolculukta); Hanbelî mezhebinde ise, özür sebebiyle yapılabilir. (Abdurrahmân Cezîrî)
11-TALÂK: Nikâh bağını çözmek; nikâh akdini (sözleşmesini), belli sözlerle derhal veya geleceğe bağlı olarak sona erdirmek. Şer’î (dînî) nikâhta, boşama hakkı olanın, nikâhlı olduğu kişiyi boşaması.
12-Talâk-ı Bâin: Boşanmada kullanılan sözleri söyler söylemez evliliği sona erdiren boşama
13-TALMÛD: Yahûdîlerin Tevrât’tan sonra mukaddes kabûl ettikleri, sözlü emirlerin toplandığı Mişnâ ve Gamâra olmak üzere iki kısımdan meydana gelen kitap.
14-TARAFEYN: İki taraf; İmâm-ı a’zam ile talebelerinden İmâm-ı Muhammed’in bir mes’elede reylerinin (ictihâdlarının) aynı olması sebebiyle ikisine birden verilen isim.
15-TAVÂF: Kâbe-i muazzamanın etrâfında Hacer-i esvedin bulunduğu köşeden başlamak sûretiyle Kâbe sola alınarak yedi defâ dolaşmak. Tavâf edene tâif; Kâbe etrâfında tavâfa mahsûs mahalle (yere) metâf denir.
16-TEBE-İ TÂBİÎN: Peygamber efendimizin Eshâbını gören ve sohbetinde bulunmakla Tâbiîn denen büyükleri görmekle şereflenenler.
17-TEBESSÜM: Gülümseme, kendinin işitmeyeceği şekilde sessiz gülme.
18-TECESSÜS: İnsanların gizli hallerini, ayb ve kusûrunu merâk edip, iç yüzünü araştırıp öğrenmeye çalışmak.
19-TECVÎD: Güzel yapmak, Kur’ân-ı kerîmi harflerin mahreclerine (çıkış yerlerine) ve sıfatlarına uygun olarak okumak ve bunu anlatan ilim.
20-TEFSÎR: Örtülü, kapalı olan şeyi ortaya çıkarmak, açmak, beyân etmek, beşerî kudret dâhilinde, Kur’ân-ı kerîm âyetlerindeki murâd-ı ilâhîyi (Allahü teâlânın murâdını) anlamak. Bu işi yapabilen âlime müfessir denir
21-TEGANNÎ: Sesi mûsikî perdelerine uydurmak için, hareke, harf ve med (uzatma) ilâve etme ve çıkarma yapmak sûretiyle, kelimelerin asıllarını dolayısıyle mânâyı bozarak okuma.
22-TEHİYYÂT (Tahiyyât): Namazın ka’delerinde yâni birinci ve ikinci oturuşlarında okunan Ettehiyyâtü duâsı.
23-TELFİK: Helâl ve harâm, emir ve yasak, ibâdet ve tâatte, belli bir mezhebin hükümlerine uymayıp, mezheblerin hükümlerinden kolay olanı yapma ve karıştırma.
24-TEŞEHHÜD: Namazın her ka’desinde (ilk ve son oturuşlarda) ettehiyyâtü duâsını okumak veya bunu okuyacak kadar oturmak
25-TUMÂNÎNET: Namaz kılarken rükû’ ve secdelerde ve kavmede (rükû’dan kalktıktan sonra ayakta durmakta) ve celsede (iki secde arasında oturmada) bütün âzânın (uzuvların) hareketsiz kalması. Sübhânallah diyecek kadar bir miktar durması ise, ta’dîl-i erkândır.
26-CELSE:Namazda iki secde arasında hareketsiz bir miktâr oturma.
27-CERH VE TA’DÎL:Hadîs ilmine âit iki ıstılah (terim). Cerh, yaralamak. Bir hadîs âliminin, bâzı sebeplerle râvînin (hadîs rivâyet eden kimsenin) rivâyetini (naklini) reddetmesi.
28-AKÂİD:Akîdeler. Akîde kelimesinin çoğulu. İslâm dîninde inanılacak şeyler, îmân bilgileri.
29-Akâid İlmi:Îmân esaslarını anlatan ilim dalı.
30-KÜSUF VE HUSÛF NAMAZIKüsûf; daha çok güneş tutulması, husûf ise, ay tutulması için kullanılır. Bu iki terim, birbirinin yerine de kullanılabildiği için, bunlara “iki küsûf” veya “iki husûf” da denilmiştir. Küsûf ve husûf namazı İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre müekked sünnettir. Yalnız Hanefî ve Mâlikîler husûf namazım mendûb görürler. Kur’ân’da şöyle buyurulur: “Gece, gündüz güneş ve ay, O’nun varlığını gösteren âyetlerdendir. Güneşe veya ay’a secde etmeyiniz. Bütün bunları yoktan var eden Allah’a secde ediniz” (Fussilet, 41/37). Bu âyet-i kerîme, ay ve güneş tutulması sırasında, bunları yaratan Allah için namaz kılmaya işaret etmektedir.
31-Hill Bölgesi:Dışarıdan Mekke’ye gelen kişilerin ihrama girmek zorunda oldukları sınırlar içinde (mîkat) olduğu halde, harem bölgesi dışında kalan yerlere verilen isimdir.
32-MİKAT:Harem bölgesine dışarıdan gelenlerin, ihrama girmesi gereken yerlerdir.
33-MESANİ: Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden az olan sûrelerine denir. Ahzâb Suresi (73 âyet), Hac Suresi (78 âyet), Neml Suresi (93 âyet), Kasas Suresi (88 âyet) gibi.
34-METAF: Tavaf edilen yer anlamına gelir. Mescid-i Haram içerisinde, tavaf etmek için tahsis edilen yeri ifade eder.
35- TERVİHA:Teravih, Arapça’daki “tervîha” kelimesinin cem’i (çoğulu) olup “teneffüs etmek, ruhu rahatlatmak, bedeni dinlendirmek” gibi manalara gelmektedir. Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan sünnet namazın her dört rekâtının sonundaki oturuş, “tervîha” olarak adlandırılmış; sonradan bu kelimenin çoğulu olan “teravih” sözü, Ramazan gecelerinde kılınan bu nafile namazın ismi olmuştur. Teravih namazı, sünnet-i müekkededir; orucun değil Ramazan ayının ve vaktin sünnetidir. Onun için, hasta ve yolcu gibi oruç tutmak zorunda olmayanlar için de teravih namazını kılmak sünnettir.
36-SAİME: Ehli hayvanlar, koyun, keçi, sığır, manda, deve ve at olmak üzere altı cinstir. Bunlardan, senenin yarısından çoğunu kırlarda ve mer’alarda otlayıp geçinmek şartı ile sütlerini almak, üretmek ve semizletmek için beslenen hayvanlara “Saime” denir. Bunun çoğulu “Sevaim”dir.
37- ALUFE:Senenin yarıdan çoğunu kırlarda otlamayıp, ahırlarda veya paralı otlaklarda beslenen hayvanlara; alûfe denilir. Alûfeler ticaret için tutulmadıkları takdirde kendilerine zekât gerekmez.
38-MAL-I DİMAR: Sözlükte bu kelimenin idmâr kökünden türetildiği ve kay¬bolma, gizlilik gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir.Deyim olarak fıkıh dilinde kullanılan mâl-i dımâr ifa¬desi, “sahibi tarafından değerlendirme ve faydalanma im¬kânı kalmamış olan mal” demektir. Çünkü sahibinin malı üzerindeki hakimiyeti kaybolmuş ve onun kendine dönece¬ğinden de ümidi kesilmiştir.
39- Emval- bâtme, yani gizli mallar onların deyimiyle sahi¬binden başka kimsenin bilmesi ve sayması mümkün olma¬yan mallardır. Para ve benzeri kıymetlerle, ticaret malları bu tür malların başlıcalarıdır.
40- el-Emvâlü’z-Zâhire
(bilinen, açık mallar)
Zahir sözlükte, bilinen ve aşikâr olan şey anlamlarına gelir.
Terim olarak zahir (açık) mallar, sahibinin dışında, bilmen ve sayılabilen mallardır. Ziraî ürünler, meyveler, hayvanı kaynaklar ile benzeri eşya, bu tür mallardan birkaçıdır.
Çoğu fıkıhçilara göre, bu malların vergilerini toplama ve hak sahiplerine dağıtma görevi devlet reisine ait olup bi-reylerin işi değildir. Kişilerin ellerine, vicdanlarına ve tak¬dirlerine bırakılmaz. Bu konudaki rivayetlere göre Nebî (s.a.v.), memurlarını. vergi toplamak için gönderiyordu. Müslümanlar bu vergilerini ödemeye mecbur ediliyor ve vermeyenlere karşı savaş açılıyordu.[99]
41- Ganimet :Sözlükte, kâr ve artış demektir. Fıkıhçılar aynı anlama gel¬mek üzere “el-ğurmu biğunmi” şeklinde genel fıkıh kaidesini benimsemişlerdir.
Deyim olarak harb ehlinden, harp devam etmekte iken mücadele esnasında alman mallara denir. Çoğulu ğarıâim
42- İhtikâr (karaborsa) :Sözlükte, bazı eşyayı fiyatının yükselmesini beklemek ama¬cıyla toplamak ve saklamak demektir. Hukre, bu deyimden türemiş bir isimdir.
Terim olarak, yiyecek gibi insanların ihtiyaç duyduğu bazı eşyayı satın alarak, fiyatının yükselmesini beklemek üzere saklamaktır.
43- Usûl ve Fürû’:Fıkıh ilminde usûl; baba ve dedeler, ana ve nineler; fürû’, çocuklar ve torunlar. Usûl ve furû’a ve zevceye (hanıma) zekât verilmez. (Mehmed Zihni)
44- Usûl-i Fıkıh:Fıkıh (ibâdet ve amel) bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilim.
45- Usûl-i Kelâm:Îmân bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilim.
46- ÂSTÂNE: Farsca olan bu kelime, kapı eşiği demektir. Vaktile büyük tekkelere âstâne (âsitâne) denirdi. Bir zamanlar, hükümet merkezi olan İstanbul’a da, Âstâne-i saltanat, Âstâne-i Devleti Aliyye denilmiş ise de sonraları terk olunmuştur.
47-DÂRU’L-HARB: Ehl-i İslam’la aralarında sulh ve salâh olmayan gayr-i müslimlerin memleketleridir.
48-DÂRU’L-KURRÂ’: Hâfızların kırâat ilmi öğrendikleri dershânedir. Dâru’l-kurrâ’, dâru’l-huffâz dershânesinin üstünde bir öğretim yeri idi.
49-DÂRU’S-SAÂDE: Osmanlı padişahlarının sarayına Dâru’s-saâde denirdi. Ancak bu anlamda daha fazla Saray-ı Hümâyûn tabiri kullanılmakta idi.
50-HADEME-İ HAYRAT: Hayır müesseselerinde vazifesi olanlardır.
51-HALİFE: İslamî hükümler veçhile hüküm süren Devlet Reisidir. Çoğulu “hulefâ”dır.
52-HARAMEYN : Harem’in tesniyesidir (ikil). Harem, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevverede hudutları belli kudsi mahaller ve Haremeyn Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere demektir. 53HAREMEYN VAKFI: Halen veya ilerde yani meşrutunlehleri münkariz olduktan sonra hasılatı tamamen veya kısmen Haremeyne (Mekke-Medine) fukarasına meşrut olan vakıflardır.
54-HAVÂŞİ: Amûdü’n-neseb yani asıl ve fer’ olmıyan akrabadır. Baba ve oğul amidü’n-neseptir. Kardeşler, amca, halalar, dayı ve teyzeler amidu’n-neseb olmayıp havâşidir.
55-KARZ-I HASEN: Faizsiz para vermek demektir. Bazı vakfiyelerde sağlam kefil ve kuvvetli rehin ile ihtiyacı olanlara faizsiz ödünç verilmek üzere paralar vakfedilmiştir.
56-MÜZÂRAA: Bir taraftan arâzî diğer tarafdan amel yâni ziraat olmak ve hasılât aralarında kararlaştırdıkları vechile taksim ohınmak üzere yapılan mukaveledir ki bir nevi’ şirkettir. Meselâ; tarla ve tohum bir taraftan, amel ve makine ve öküz diğer taraftan veya tarla bir taraftan, tohum ve amel diğer taraftan veya tarla ve tohum ve öküz ve makine bir taraftan, ve yalnız amel diğer taraftan olmak üzere mukavele yapmak birer şirket-i müzâraadır ve bu her üç nevi’ sahihdir.
57-SİKAYE – SÜKAYE: İnsan ve hayvanların su içmeleri için vakf olunan kuyu, çeşme, havuz gibi yer demektir. Mekke-i Mükerreme’de hacılara zemzem dağıtılmasına sikâyet hizmeti ve bu hizmeti gören kimseye de Ka’be Sakası denir.
58-TİLÂVET: Kur’an-ı Kerim okumak demektir. Bir kavle göre her kelamı okumağa tilâvet denir.
59-VATAN-I SÜKNÂ :Bir kimsenin on beş günden daha az kalmaya niyetlendiği memleket.
60-CEM-İ TAKDİM: -İkincisinin vakti henüz gir¬mediği hâlde,— İki vakit namazı, —birincisinin vaktinde— birlikte kılmak demektir.
Hac’da Arafe (9 Zilhicce) günü, Arafat’ta öğle ile ikindi namazlarını, öğle namazının vaktinde birlikte kılmak sünnettir.
61-CEM-I TEHİR: -Birincisinin vakti çıktıktan sonra— iki vaktin namazını birlikte kılmak demektir. Hac esnasında, bayram gecesinde, akşam ve yatsı na¬mazlarım, Müzdelife’de, yatsı namazının vakti gir¬dikten sonra, birlikte kılmak vaciptir.
62-CEMRE: Mina’da birbirine birer ok atımı mesa¬fede bulunan üç taş kümesinden her birine CEMRE denilir.
1-) AKABE CEMRESİ: (= CEMRE-İ AKABE) Buna, halk arasında Büyük Şeytan denir.
2-) ORTA CEMRE (= CEMRE-İ VÜSTÂ) Buna.da, halk arasında Orta Şeytan denir.
3-) KÜÇÜK CEMRE (= CEMRE-İ ÛLÂ) Halk arasında, buna da Küçük Şeytan denir.
63-CENÎN: Henüz anasının rahminde bulunan ço¬cuktur’
64-EDİLLE: Delîl’in çoğuludur; yani: Deliller: İşâretler, kılavuzlar, rehberler; herhangi birda’vâyı isbat etmeye yarayan şeyler demektir.DELÂİL de, deliller demektir.
65-EDİLLE-İ ŞER’İYYE: Şer’î deliller.
66-EDÎLLE-İ ASLİYYE: Şer’î hükümlerin çıkani-masmda İlk baş vurulan (kitap, sünnet, icmâ ve kı-yâs gibi) delillerdir.
67-EDİLLE-İ TALÎYE: Örf, âdet, teamül, istishâb, asıl ve ameİ, maslahat-ı mürsele, kâide-i külliye, âsâr-ı sahabe, âsâr-i kibâr-ı tabiîn gibi delillerdir.
68-EDİLLE-İ ERBA: Şer’î hükümlerin çıkarılmasında baş vurulan ve kitap, sünnet, icma ve kıyâs-ı fuka-hâ’dan ibaret olan, dört delil demektir.
69-EMVÂL-İ BÂTINA: Sahiplerinin ikâmetgâhlaruı-da veya ticarethanelerinde bulunan ve bundan dola¬yı saklanması mümkün olan altın, gümüş ve ticâret mallandır.
70-EMVÂL-İ ZAHİRE = ZAHİRİ MALLAR: Giz¬lenmesi mümkün olmayan mallar demektir. Ekinler, meyveler ve otlak hayvanlan gibi…
Bir memleketten, Diğer bir memlekete, bir beldenen diğer bir beldeye, ticaret için giden tüccarların elle¬rinde bulunan altın, gömüş ve ticâret eşyaları (= uruz) da emvâl-i zahirden sayılır.
71-FERÂİZ İLMİ: İslâm Hukukunun mühim bir kıs¬mını teşkil eden mîrasla ilgili bir takım mes’ele ve kaidelerin bütünüdür.
72-GAZA = GAZVE : Harb maksadiyle düşmana doğru yönelmek; sefere çıkmak; gayr-i müslimlerle savaşmak demektir.GAZEVÂT, gazve’nin çoğuludur.
73-GURRE: İskat edilen bir ceninden dolayı veril¬mesi îcâbeden mâlî bir tazminattır. Gurre’nin miktarı, hanefîlere göre beş yüz, safîlere göre ise altı yüz dirhemdir. Gurre, aslında: Bir şeyin ilki, başlangıcı demektir. Bundan dolayı kamerî ayların ilk günlerine gurre-i şehr denir. Gurre-i Şa’ban: Şa’ban ayının İlk günü ve gecesi demektir.Köle’ye, cariyeye,ve malların en seçkinine gurretü’l-emvâl denir.
74-HACCIN EDÂ ŞEKİLLERİ:Edâ edilişi bakımından üç çeşit hac vardır:
1-) HACC-I İFRÂD: Umresiz olarak yapılan haçtır. Hac mevsimi içinde, hacdan önce umre yapmadan, yalnızca hac menâsikini yerine getirmiş olanlar D7-RAD HACCI yapmış olurlar.
2-) TEMETTÜ4 HACCI: Bir hac mevsiminde um¬re ve haccı ayn ihramlarla edâ etmek demektir. Hac aylan girdikten sonra umre yapıp ihramdan çı¬kan ve daha sonra hac günlerinde yeniden ihrama gi¬rerek hac menâsikini de edâ eden kimseler HACC-I TEMETTÜ’ yapmış olurlar.
3-) HACC-I KIRAN; Hac ve umreyi, —ikisine bir¬den niyet ederek— bir ihramda birleştirmek demektir. Bir kimse, bir hac mevsiminde önce umre yapıp, — ihramdan çıkmadan— hac günlerinde, hac menâsi¬kini de yerine getiren kimseler KIRAN HACCI yap¬mış olurlar.
75-HAC AYLARI: Hac menâsikinin başladığı ve de¬vam ettiği aylardır ki, bunlar da Seval ve Zilkade ayları ile Zilhicce’ nin ilk on günüdür.
76-HAC GÜNLERİ
1-) EYYÂM-I MA’LÛMÂT: Zilhicce ayının ilk on günüdür.
2-) YEVM-İ TERVİYE: Zilhicce ayının 8. günü¬dür. Yani, arafe gününden bir gün önceki gündür.
3-) YEVM-İ ARAFE: Zilhicce’nin dokuzuncu günüdür.
3-) YEVM-İ NAHR (= KURBAN KESME GÜNÜ): Zilhicce ayının onuncu (yani: Kurban bayra¬mının ilk) günüdür,
5-) EYYÂM-I NAHR: (= KURBAN KESME GÜNLER): Zilhicce ayının 10,11 ve 12. günleridir. Hacılar, bu günlerde MİNA’da bulunduklarından, bu günlere EYYÂM-I MİNA (= Mina Günleri) da denir.
6-) EYYÂM-I TEŞRIYK: Arafe günü ile, kurban bayramının dört günüdür. Arafe sabahından başlayıp, kurban bayramının dör¬düncü gününü akşamına kadar, farz namazların so¬nunda teşnyk tekbiri getirilir.
7-) EYYÂM-I MİNA: Mina’da şeytan taşlama me¬nâsikinin yapıldığı, bayram günleridir.
flUL; Mekke’de, Harem Bölgesi ile, Mîkad sı¬nırlan arasında kalan yerlere HTLL denilmektedir.
77-HADD-İ SİRKAT: Şartlan mevcut ve usûlü dâi¬resinde sabit olan bir hırsızlıktan dolayı, sârik(= hır¬sız) hakkında kat’-i uzuvf (= uzuv kesme)t suretiyle yerine getirilecek bir ukubettir. (= cezadır.)
78-HADD-İ SEKR: Hamr’den (= şaraptan başka müskir (= sarhoşluk veren) içilecek şeylerden biri- j
nin, ihtiyarla (= istenilerek) içilmesinden meydana gelmiş olan sekr (= sarhoşluk) hâlinden dolayı îcâ-beden ukubettir. (= cezadır.) Ve bunun miktarı da 1 hadd-i hamr (= şarap haddi) kadardır.
79-HADD-İ HAMR; Hamr (şarap) denilen mâyiin az veya çok miktarda istenilerek içilmesinden dolayı tat¬bik edilmesi îcâbeden ukubettir. (= cezadır) Hadd-i Hamr’in miktarı hür olan erkek ve kadın hak¬kında seksen; köle hakkında ise kırk celde (= değ¬nek veya kırbaç) dır.
80-HADD-İ KAZF: Bir muhsan veya muhsane’ye ya¬ni: Mükellef, hür, müslüman, zinadan afif (nefsini zinadan korumakla tanınan bir kimseye) dâr-ı adil’-de, ta’yîr (= utandırma) ve şetm (= sövüp sayma) kasdiyle, zina isnâd eden, mükellef bir şahıs hakkında tatbik edilecek bir ukubet (= ceza) dır.
Bunun miktarı ise, hür erkek ve kadın hakkında sek¬sen, köle hakkında kırk değnek vurulmasıdır.
81-HADD-İ ZİNA: Şartlan dâhilinde vâki ve sabit olan zina edepsizliğinden dolayı, bu fiili işleyen hakkın¬da tatbik edilecek bir ukubet (= ceza) demektir. Bu ukubet, muhsan ve muhsane olanlar hakkında re¬cim, ihsan sıfatını hâiz olmayanlar hakkında ise cel¬de yoluyla uygulanır.
Bu celdelerin sayısı, hür olan erkek ve kadın hak¬kında yüz, rakîk (= köle) hakkında ise elli vuruştur.
82-HAREM BÖLGESİ: Mekke ve etrafında, bitki¬lerinin koparılması ve hayvanlarının avlanılması ya¬saklanılmış bulunan ve sınırları belirlenmiş olan bölgeye HAREM denir.
83-HAREM BÖLGESİNİN SINIRI: Harem Bölge-si’nin sının, Cebrail (A.S.)’in göstermesiyle, Hz. İb¬rahim (A.S) tarafından belirlenmiş ve bu sınırlan gösteren işaretler, Peygamber (S.A.V.) Efendimiz tarafından yeniden belirlenmiştir.
Harem Bölgesi’nin Mekke’ye en uzak sınırı, Cidde istikâmetinde HUDEYBİYE; en yalan sının ise, Me-dîne istikametindeki TEN’ÎM’dir. Harem Bölgesi’nde ikâmet edenler, Umre için ihra¬ma girmek üzere, genellikle TEN’ÎM’e gittikleri için, buraya UMRE de denilmektedir.
84-HIZÂNE = İHTİZAN: Lügatte: Kucağa almak; besleyip büyütmek üzere, yanında bulundurmak; bir kuşun, yumurtalarını kanatlarının altına alarak, ora¬da sıkıp tutması gibi mânâları ifade eder. Istılahta HIZÂNE: Bir çocuğu, seiâhiyet sahibi olan bir şahsın, belirli müddeti içinde yanında tutması v. terbiye etmesi demektir.
Mecnun ve bunak gibi, çocuk hükmünde bulunan âciz kimseleri, seiâhiyet sahibi şahısların koruyup terbi¬ye etmeleri; bunların yiyeceklerine, içeceklerine bak¬maları ve temizliklerini, istirahatlerini temine
çalışmaları; kendilerini zararlı şeylerden korumaya gayret etmeleri de HIZANE demektir.
85-ILA: Lügatte: Yemin etmek anlamına gelir. Istılahta ÎLÂ: Bir kimsenin, “karısına tekarrüp et¬memek (= yaklaşmamak = cinsî münâsebette bu¬lunmamak üzere” yemin etmes idemektir.
86-KA’DE; (Namazda:) Teşehhüt (yani: Ettehiyyâtü lülahL.’yi okumak) için oturmak demektir.Bir namazda iki defa oturuluyorsa, birinci oturuşa KA’DE-I ULA (= ilk oturuş) ikinci oturuşa ise, KA’DE-İ AHİRE (= Son oturuş) denir.
87-KASÂME: —Kasem gibi— yemin mânâsında da kul¬lanılır.
88-KISMET; Taksim etmek; bir şeyi bölmek, bölüş¬mek, bölüştürmek demektir.
89-Kitabet (= Mükâtebe): Bir köle ile efendisi arasın¬da, bir bedel karşılığında, yapılan akiddir.
90-LAKİT: Lügatte: Melkûd (= gâib) mânâsına ola¬rak, yerden kaldırılmış şey demektir. Bu kelimenin, —daha sonra— MELBUZ (yani atıl¬mış, terkedilmiş) ÇOCUK anlamında kullanılması yaygınlaşmıştır.
91-MUHARREMÂT: Nikâh edilmeleri muvakkaten ve¬ya müebbeden haram olan kadınlara Muharremât denir.
92-MASLAHAT-I ZARÛRİYYE: Bütün semavî dinlerin müşterek hedefi olan:
1-) Nefsi,
2-) Dîni,
3-) Aklı,
4-) Nesli ve
5-) Malı korumaya lıızmet eden şey demektir.
93-MEGÂZI: Gazve (= savaş) anlamına gelen mağ-zâ veyamagzatkelimesininçoğuludur; yani; savaş¬lar, gazveler demektir.
MEGAZI: tabiri, —siyer ve şehname gibi— umu¬miyetle gazilerin menkibeleri anlamında kullanılır.
94-MÜDÂYENE: Karşılıklı borç edinmek; bir biri¬ne borç para vermek anlamına gelir.
95-MUSÂKÂT: Bir taraftan ağaçlar, diğer taraftan da, onların bakımı ve sulanması olmak şartıyle ve meydana gelecek semerelerin (= meyvelerin) de, be¬lirlenen nisbetier dâhilinde taksim edilmesi üzere ya¬pılan bir nevi ortaklıktır, şirkettir.
96-ÜMMÜ VELED: Efendisinin (= mevlâsmm) fi-raşından çocuk doğurmuş bulunan ve bu çocuğun ne¬sebi, efendisinden, —kendi ikran ile— sabit olan câriye demektir.
97-MÜZÂREA: Arazi bir taraftan, çalışma da (yani zirâat de) diğer taraftan olmak üzere ve meydana ge¬lecek mahsûlün aralarında müşâen taksim edilmesi şartıyle yapılan bir nevi şirkettir. Müzârea’ya MUHABERE ve MUHÂKALE de denir.Müzârea, ZERİ keimesinden alınmıştır.
98-NİSÂB: Zekât gibi bazı vecibelerle, hadd-i sirkat gibi bazı cezaların vücûbuna alâmet olmak bazı ce¬zaların vûcubuna alâmet olmak üzere Şâri-î Hakim tarafından nasbedilen ve bilerlenen muayyen bir mik¬tardır.
Meselâ: Zekâtta iki yüz dirhem gümüş’ün veya yir¬mi müskâl altının nisâb olması gibi…
99-RAKABE: Köle ve câriye demektir.
100-Salât: Namaz demektir. Salât: (Lügatte) duâ mânâsına gelir.
101-TALÂK: Lügatte boşanmak, hissî veya manevî bir bağdan, kayıttan kurtulmak mânâsına gelir.Bu kelime hem mastar, hem de -tatlîk mânâsında— isim olarak kullanılır.Istılahta TALÂK: Nikâh akdini, özel lafzı İle, o an¬da veya fi’I-meâl ref ve izâle etmek demektir. Bu tariften anlaşıldığı gibi talâklar
1-) Talâk-ı Ric’î
2-) Talâk-ı Baîn kısımlanna ayrılır.
102-HÜNSÂ :Hünsâ, erkek veya kadın olduğu belli olmayan kimseye veya kendisinde hem erkeklik, hem de dişilik organları bulunan kimseye verilen addır.
103-MİHNE OLAYI:Sözlükte “sınamak, denemek, işkence etmek, zorluğa düşmek, şiddet, sıkıntı, belâ, eziyet, zahmet ve dert” gibi manalara gelen mihne, İslâm tarihinde, daha çok hadis, fıkıh ve kelâm bilginleri arasında “Halku’l-Kur’ân” (Kur’ân’ın mahluk olması) iddiası etrafında çıkan tartışmalar sonucunda uygulanan tehdit, belâ, sıkıntı, işkence ve cezalandırmaya kadar varan imtihana çekilme olayıdır.
104-İSTİSKA: Yağmurun uzun zaman yağmadığı kuraklık zamanlarında, bir belde ahâlîsinin topluca dua etmeleri. Fıkıh dilinde yağmur duasına “istiskâ” denilir. “İstiskâ”, yağmur talebinde bulunmak anlamına gelir.
105-Nifas: Lohusalık halidir ki, en az müddeti yoktur. Çocuk doğuran kadın hiç kan görmeyebilir veya bir gün de görebilir. Nifas halinde en çok kan görme müddeti ise, kırk gündür. Bundan sonra gelen kan, nifas kanı değildir. Bununla beraber bazı kadınlar çocuk doğurduktan sonra, on beş, yirmi veya yirmi beş gün kan görürler. Ondan sonra temizlenmiş olurlar. Bu bakımdan onların nifas müddeti, kanların kesildiği günler kadar olur. Kan kesilince yıkanır ve namaz kılar, oruçlarını tutarlar.
106-Gusülde Kullanılacak Su Miktarı: Gusülde kullanılacak asgari su miktarı bir sa’dır. Abdestte ise, bir müddür. Bir sa’ 8 rıtıldır. Bir müd ise 2 rıtıldır (bir şer’î sa’ 2 kilo 917 gr. Bir örfî sa’ 3 kilo 333 gr.dır) Rivayete göre Peygamber (sas) bir sa’ suyla gusleder, bir müd suyla da abdest alırdı.
107-Hedyin Mahiyeti:Hac ve umre menâsikiyle ilgili olarak kesilen kurbanlara hedy denir. Hedy, Kâbe’ye ve Harem bölgesine hediye olmak üzere kesilen kurban demektir. Kurban bayramı dolayısıyla kesilen kurbanlara ise udhiyye denir.
108-KASÂME :Kasâme kelimesi yemin manasına gelir. Dilimizdeki kasem kelimesi de aynı manada olmak üzere bu kötken gelir. Fıkıh ıstılahı olarak, daha hususi bir yeminin adıdır.
Istılahat-ı Fıkhiye’deki tarifi şöyledir: “Kâtili meçhul olan ve üzerinde katil eseri bulunan bir ölünün bulunduğu mahal ahalisinden elli kimsenin veçh-i mahsus üzere yemin etmelerine kasâme denir.
109-HÂRİCÎLİK (HÂRİCİYE, HAVÂRİC) :Hz. Ali döneminde ortaya çıkan siyasî ve itikadî mezhep. Mezhebe Hâricı”lik adının verilmesi konusunda çok çeşitli yorumlar yapılır. Mezhepler tarihçilerince en çok kabul gören yoruma göre, mezhep üyeleri, ümmetin başındaki hak imam olan Hz. Ali`ye karşı çıkarak itâattan ayrıldıkları için Havâric (Hâriciler) olarak anılmış, mezheblerine de Hâricilik adı verilmiştir. Kendi ifadelerine göre ise, Allah yolunda huruc etmelerinden dolayı hâricîler adını almışlardır
110-İstiâze”: Arapça bir isimdir; sığınma, bağlanma, güvenme manalarına gelir. Eûzü çekmek, herhangi bir işe başlarken ve herhangi bir münasebetle “Eûzü billâhi mine’ş-Şeytani’r-racîm”, yani; “Kovulmuş (ilahi rahmetten uzaklaştırılarak, lânetlenmiş) olan şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” cümlesini söylemektir.
111-Nikâhın rüknü, îcab ve kabul denilen sözlerdir.
112-Lukata: Yolda bulunan ve bizzat sahibi bilinmeyen maldır.
113-Hıdâne, bir fıkıh terimi olarak, küçük çocukları yanında bulundurma, bakım, gözetim ve terbiye etme hak ve vazifesi demektir.
114-İDDET:Sözlükte “saymak, miktar, adet” anlamlarına gelen iddet, bir fıkıh kavramı olarak, herhangi bir sebeple evliliğin sona ermesi halinde, kadının yeni bir evlilik yapabilmek için beklemek zorunda olduğu süreyi ifade eder.
115-Î’CÂZÜ’L-KUR’ÂN:İ’caz; âciz bırakma, acze düşürme, şaşırtma demektir. İ’câzü’l-Kur’ân; Kur’ân’ın, insanları bir benzerini getirmekten âciz bırakması, eşsiz ve mucize oluşu anlamına gelir.
116-İSTİTÂAT :Sözlükte “güç, kudret, gücü yetmek ve yapabilmek” anlamlarına gelen istitâat, bir kelâm terimi olarak, kulun irâdî fiillerini gerçekleştirmesini sağlayan yetenek ve güç anlamında kullanılır
117-İSTİNŞÂK :Sözlükte “su ve benzeri şeyleri burna çekmek” anlamına gelen istinşâk, dinî bir kavram olarak, abdest veya gusülde burna su çekmek demektir.
118-HUTBE:Sözlükte “bir topluluk karşısında yapılan konuşma” anlamına gelen hutbe, dinî bir kavram olarak, Cuma ve bayram namazlarında, genel olarak, Allâh’a hamd, Rasûlüne salât ve Müslümanlar’a nasihatten oluşan konuşmayı ifade eder.
119-HURMET-İ MUSAHERE :Evlilik sebebiyle meydana gelen hısımlıktan dolayı doğan haramlığı ifade eder.
120-KIRAAT:Okumak Namazda kıraat; namaz kılanın kendisi işitecek şekilde, diliyle harflerini çıkararak Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinden bir miktar okuması. Kıraat, namazın bir rüknü olarak farzdır. Okuyanın kendisinin bile işitemeyeceği okuma, kıraat sayılmaz. Ancak imama uyan kimse bundan müstesnadır.
Nâfile ve vitir namazının bütün rekatlarında, farz namazların ise herhangi iki rek’atinde kıraat farzdır. Kur’ân-ı Kerîmde şöyle buyurulur: “O halde Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun” (el-Müzemmil, 73/20). Buradaki emir vücub içindir. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: “Kıraatsiz namaz olmaz” (Müslim, Salât, 42; Ebû Dâvud, Salât, 132, 167).

18

Kasım
2012

DİYANET TEŞKİLATI VE MEVZUAT BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: DİYANET MEVZUATI  |  Yorum: Yok   |  1.161 Kez Okundu

1. Kaç yaşını bitirenler memur olabilir?

Genel olarak memuriyete giriş yaşı 18’dir.

2.Yaz dönemi kıyafet uygulaması hangi tarihler arasındadır?

15 Mayıs- 15 Eylül

3. Başkanlığın ilk teşkilat kanunu kaç yılında çıkmıştır?

1935 yılında

4. Din İşleri Yüksek Kurulu kaç üyeden oluşur?

Din İşleri Yüksek Kurulu, en yüksek karar ve danışma organı olup, 16 üyeden oluşur .

5. Diyanet İşleri Başkanlığı nereye bağlıdır?

Diyanet İşleri Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olup, Başbakanın teklifiyle Cumhurbaşkanı tarafından atanır .

6. Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu, kaç üyeden oluşur?

Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu, bir başkan ile sekiz üyeden oluşur, görev süresi beş yıldır.

7. Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulunun görevleri nelerdir?

- Mushafların, cüzlerin, mealli mushafların ve Kur’an-ı Kerim metinlerinin hatasız ve eksiksiz basım ve yayımını sağlamak üzere kontrol ettikten sonra mühürlemek veya onaylamak.

- Hatalı ve noksan olarak basılan veya yayımlanan mushaf ve cüzler ile sesli veya görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınlarını tespit etmek.

- Kıraat ilmi ile ilgili çalışmalar yapmak ve arşiv oluşturmak.

8.İlk Diyanet İşleri Başkanı kimdir?

İlk Diyanet işleri Başkanı Börekçizâde Mehmet Rıfat Efendi’dir.

9. Kuruluşundan bugüne Diyanet İşleri Başkanlarını sayınız?

Diyanet İşleri Başkanları:
Rıfat Börekçi (1924-41) yılları arasında
Şerafettin Yaltkaya (1941-1947) yılları arasında

Ahmet Hamdi Akseki (1947-1951) yılları arasında
Eyüp Sabri Hayırlıoğlu (1951-1960) yılları arasında
Ömer Nasuhi Bilmen (1960-1961) yılları arasında
Hasan Hüsnü Erdem (1961-1964 ) yılları arasında
Tevfik Gerçeker (1964-66 yılları arasında
İbrâhîm Bedreddin Elmalılı (1965-1966) yılları arasında
Ali Rıza Hakses (1968-1972) yılları arasında
Lütfi Doğan (1972-1976) yılları arasında
Süleyman Ateş (1976-1978) yılları arasında
Tayyar Altıkulaç (1978-1986) yılları arasında
Mustafa Sait Yazıcıoğlu (1987-1992) yılları arasında
Mehmet Nuri Yılmaz (1992-2003) yılları arasında
Ali Bardakoğlu (2003- 2010) yılları arasında
Mehmet Görmez 2010 – halen devam etmektedir.

10. Eğitim Merkezi Müdürlüklerininin bazı görevlerini söyleyiniz?

Başkanlıkça hazırlanan eğitim programlarını uygulamak,

Kursların başında seviye tespit sınavı, sonunda da değerlendirme sınavı yaparak kursiyerlerin başarı derecelerini ölçmek ve değerlendirmek,

Kurs sonunda verilecek belgeler ile kurs ve eğitim merkeziyle ilgili diğer evrak ve belgeleri düzenlemek,

Demirbaş eşya ile diğer araç ve gereçlerin bakım, onarım, koruma, kullanım ve terkini ile ilgili hizmetleri yürütmek,

Eğitim merkezinin kütüphane ve arşiv hizmetlerini düzenlemek ve yürütmek,

11. Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkezleri hangi illerimizde mevcuttur?

Eğitim Merkezleri Ankara, Antalya, Bolu, Bursa, Elazığ, Erzurum, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Konya, Manisa, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa, Van, Samsun, Rize’de bulunmaktadır.

12. Din Hizmetleri Müşâvirlikleri nerelerde bulunmaktadır?

Din Hizmetleri Müşâvirlikleri: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İngiltere, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Makedonya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunmaktadır.

13. Din Hizmetleri Ataşelikleri nerelerde bulunmaktadır?

Din Hizmetleri Ataşelikleri: Almanya (Berlin, Düsseldorf, Essen, Frankfurt, Hamburg, Hannover, Köln, Karlsruhe, Münih, Nürnberg, Stuttgart, Münster, Mainz), Avustralya (Sidney, Melburn), Hollanda (Deventer), Fransa (Lyon), Amerika Birleşik Devletleri (New-York), Suudi Arabistan (Cidde), Nahcivan, Romanya (Köstence)’da bulunmaktadır.

14. Ülkemizde Kutlu Doğum Haftası kaç yılından beri kutlanmaktadır?

1989

15. Din hizmetleri müşavirlik ve ataşeliklerinin görevlerinden bazılarını söyleyiniz.

Yurtdışındaki vatandaş ve soydaşlarımızın, İslâm Dini’nin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işlerini yürütmek, din konusunda her türlü vasıtadan yararlanarak onları aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek,

Sorulan dinî soruları, usulüne göre cevaplandırmak veya cevaplandırılmasını sağlamak,

Din görevlilerinin nakil, sicil, sağlık ve diğer özlük işlemleri ile vekâlet, görevlendirme, görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması ve yurda dönüşleri ile ilgili işlemleri yürütmek,

Başkanlık yayınlarını tanıtmak, bu yayınların dağıtımında ve isteyenlere temin edilmesinde yardımcı olmak, ayrıca bulunduğu ülkede Başkanlığın görev alanı ile ilgili yayınları ve İslâm Dini’yle ilgili faaliyetleri takip etmek,

Hastane, hapishane ve benzeri yerlerdeki vatandaş ve soydaşlarımızın dinî ve manevî ihtiyaçları ile ilgilenmek,

16. Diyanet İşleri Başkanlığı hangi tarihte kuruldu?

3 Mart 1924

17. Olumsuz ve olumlu sicil aralıkları hangileridir?

0-59 : olumsuz

60-75 :o rta

76-89 :İyi

90-100 :Çok iyi

18. Takdirname kime, kimler tarafından verilir?

Görevinde olağanüstü gayret ve çalışması ile başarı sağlayan memurlara merkezde atamaya yetkili amirler, illerde valiler ilçelerde kaymakamlar tarafından verilir. Takdirname sicile geçer

19. Disiplin amirleri uyarma,kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren kaç gün içinde vermek zorundadır?

15 gün içinde

20. Devlet memurlarına kendilerine savunma için kaç gün süre verilir?

7 gün süre verilir.

21. Kılık kıyafet hükümlerine aykırı davranan memura hangi disiplin cezası uygulanır

Uyarma

22. Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyaları kendi özel ilerinde kullanan memura hangi ceza verilir?

Kınama

23. İkamet ettiği İlin hudutlarını izinsiz terk eden memura hangi ceza verilir?

Aylıktan kesme

24. Gerçeğe aykırı belge ve rapor düzenleyen memura hangi ceza uygulanır?

Kademe ilerlemesinin durdurulması

25. 5816 sayılı Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki kanuna aykırı fiil işleyen memura hangi ceza uygulanır?

Devler memurluktan çıkarılma cezası

26. Devlet memurları hangi rozetleri üzerinde taşıyamaz?

Siyasi parti rozetlerini

27. Devlet memuru görevleri ile ilgili resmi belge araç ve gereçleri ne çerçevede kullanabilir?

Devlet memurları görevleri ile ilgili resmi belge araç ve gereçleri, yetki verilen mahaller dışına çıkaramazlar, hususi işlerinde kullanamazlar

28. Bir memur şikayet ve dava açabilir mi?

Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet ve dava açma hakkına sahiptirler. Müracaat ve şikayetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikayet edilen amirler atlanarak yapılır.

29. Devlet memurları sendikaya üye olabilir mi?

Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler.

30. Bir devler memuru hakkında yapılan asılsız şikayet ve iftiraya karşı ne yapabilir?

Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.

31. Bir memur ticari bir iş yeri açabilir mi?

Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç).

32. Bir memur yaptığı işten dolayı hediye alabilir mi?

Devlet memurlarının doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır.

33. Bir memur emekli olduktan sonra her hangi bir gizli bilgiyi açıklayabilir mi?

Devlet memurlarının kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri görevlerinden ayrılmış bile olsalar, yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır.

34. Devlet memurlarının yıllık izni ne kadardır?

Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.

35. Mazeret izinleri hangi şekilde kullanılır?

Memura doğum yapmasından önce 8 hafta ve doğum yaptığı tarihten itibaren 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süre ile aylıklı izin verilir. Çoğul gebelik halinde, doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir. Ancak sağlık durumu uygun olduğu takdirde, tabibin onayı ile memur isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, memurun çalıştığı süreler, doğum sonrası sürelere eklenir. Yukarıda öngörülen süreler memurun sağlık durumuna göre tabip raporunda belirlenecek miktarda uzatılabilir. Memurlara, bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin kullanımında annenin saat seçimi hakkı vardır.

B) Erkek memura, karısının doğum yapması sebebiyle isteği üzerine üç gün izin verilir.

C) (Değişik fıkra: 12/02/1982 – 2595/7 md.) Memura isteği üzerine, kendisinin veya çocuğunun evlenmesi, annesinin, babasının, eşinin, çocuğunun veya kardeşinin ölümü halinde beş gün izin verilir.

Ç) Yukarda belirtilen hallerden başka, merkezlerde atamaya yetkili amirler, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar ve yurt dışında, diplomatik misyon şefleri tarafından dairesi amirinin muvafakatiyle, bir yıl içinde toptan veya parça parça olarak, mazeretleri sebebiyle memurlara 10 gün izin verilebilir

36. Disiplin cezalarına karşı itiraz hakkı ne şeklide olur?

Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir. Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.

Disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür.

Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.

İtiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar.

Kaldırılan cezalar sicilden silinir

37. Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Tasarısı ne zaman kabul edildi?

1 temmuz 2010’da kabul edildi.

38. Diyanet İşleri Başkanlığında kaç tane müdürlük mevcuttur?

7 tane Müdürlük vardır.

39. Diyanet İşleri Başkanı’nın görev süresi kaç yıldır?

5 yıldır.

40. Kaç tane Başkan yardımcısı bulunur?

3 tane

41. Şu anki Diyanet İşleri Başkan yardımcılarının isimlerini söyleyiniz?

Prof.Dr.Mehmet Emin ÖZAFŞAR

Prof.Dr.Hasan Kamil YILMAZ

Dr.Ekrem KELEŞ

41. Diyanet İşleri Başkanı ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin görevlerinde işliklerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırı kaç tır?

67

42. Ülkemizde “Camiler ve Din görevlileri haftası” hangi ay kutlanmaktadır?

Ekim ayında

43. Ülkemizde “Kutlu Doğum Haftası ” hangi ay kutlanmaktadır?

Nisan ayında

44. Diyanet işleri başkanlığı ilk defa kaç yılında Hac organizasyonunu düzenlemiştir?

1979 yılında

45. Mezarlıkların düzenlenmesi ve cenaze defin işlemleri hangi kurumun görevleri arasındadır?

Belediyelerin

46. Hangi ruhsatı almadıkça cenaze gömülmez?

Defin ruhsatını

47. Cenaze başka bir yerde defnedilecekse hangi ruhsat alınmalıdır?

Yol izin ruhsatı

48. Cenaze aracı kim tarafından temin edilir?

Belediye tarafından ücretsiz temin edilir. Bazı özel kuruluşlar ücretli sağlayabilmektedir.

49. Defin ruhsatı nereden alınır?

Büyük yerlerde hastanelerden, köylerde sağlık ocaklarından, sağlık ocağı olmayan yerlerde valilikçe görevlendirilmiş kişiler tarafından verilir.

50. Mal bildirimi hakkında bilgi veriniz.

Görevde olan memurlar sonu (0) ve (5) ile biten yılların en geç Şubat ayı sonuna kadar (taşınız-taşınmaz mallar, alacak, ve borçlar) mal bildiriminde bulunmak zorundadır.

51. Memurların adaylık süresi ne kadardır?

En az 1 yıl, en çok 2 yıldır.

52. Başka yere atanan, kendilerine atama tebliği yapıldıktan sonra en geç kaç gün içinde yeni yerinde göreve başlamaları lazımdır?

15 gün içinde

53. Becayiş ne demektir?

Aynı kurumun başka başka yerlerde bulunan aynı sınıftaki memurların karşılıklı yer değiştirmesidir.

54. Mazeret sebebiyle yer değiştirmede genelde öncelik neye bakılır?

1- Sağlık problemi 2- Eş durumu

55. Yıllık izinler kaç gündür?

Hizmeti bir yıldan on yıla kadar olanlar (on yıl dahil) için 20 gündür, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür

56. Erkek memura eşinin doğum yapması üzerine isteği üzerine kaç gün izin verilir?

3 gün

57. Memura isteği üzerine kendisinin veya çocuğunun evlenmesi, annesinin, babasının, eşinin, çocuğunun veya kardeşinin ölümü halinde kaç gün izin verilir?

5 gün

58. Camilerde teberrukat eşya sayımı kaç yılda bir yapılır.

Her 5 yılda bir (son rakamı 0 ve 5 olan yıllarda) yapılır.

59. Memur hakkında verilmiş sicil notlarını öğrenebilir mi?

Evet, isteği halinde Müftülüğüne dilekçe vermek suretiyle sicil notlarını öğrenebilmek memurun hakkıdır.

60 . Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları hakkında bilgi veriniz:

Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

A – Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,

b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek,

c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,

d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,

e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,

f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,

g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,

h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak.

B – Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak,

b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,

c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak,

d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

e) Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,

f) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,

g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,

h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,

ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,

j) Verilen emirlere itiraz etmek,

k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,

l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak.

m) (Ek alt bend: 17/09/2004 – 5234 S.K./1.mad) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek.

C – Aylıktan kesme : Memurun, brüt aylığından 1/30 – 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.

Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,

b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,

c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,

d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,

e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,

f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak,

g) İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terketmek,

h) Toplu müracaat veya şikayet etmek,

ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

j) Yasaklanmış her türlü yayını görev mahallinde bulundurmak.

D – Kademe ilerlemesinin durdurulması : Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 – 3 yıl durdurulmasıdır.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,

b) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek,

c) Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak,

d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,

e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak,

f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,

g) (Mülga bend: 17/09/2004 – 5234 S.K./33.mad) *1*

h) Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,

ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,

j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak,

k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak,

l) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,

m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,

n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,

o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.

E – Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,

b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,

c) Siyasi partiye girmek,

d) Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,

e) Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,

f) Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak,

g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,

h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,

ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,

j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,

k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.

18

Kasım
2012

Diyanet Yeterlilik ve Mbst Sorular Grafikleri

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  385 Kez Okundu

1-Müezzin-Kayyım’lık sınavına girenler ; % 33 Kur’an- Tecvid , % 12 Akaid, % 44 İbadet, % 6
Hitabet, % 6 islam Tarihi
2-İmam-Hatip’lik sınavına girenler; % 20 Kur’an-Tecvid, % 21 İslam Tarihi , % 12 Akaid, % 41
İbadet, % 4 Hitabet, % 2 Genel Kültür
3-Stajyer K.K Öğreticisi s; % 20 Kur’an-Tecvid, % 21 İslam Tarihi, % 12 Akaid, % 41 İbadet, % 4 Hitabet, % 2 Genel Kültür
4-Stajyer Vaizlik sınavına girenler; % 9 Kur’an-Tecvid, % 8 Tefsir, % 9 Hadis, % 5 Akaid, % 8 Genel Kültür, % 6 İslam Tarihi, % 26 Fıkıh, % 2 Hitabet, % 21 Arapça, % 5 Mevzuat, Dinler Tarihi .

5-Hac ve Yurt Dışı Görevlendirmesi ile Nakil sınavına girenler; % 10 Tecvit, % 13 Tefsir, % 11 Hadis, % 6 Akaid, % 3 İslam Tarihi, % 30 Fıkıh-İbadet, % 8 Siyer, % 8 Genel Kültür, % 7 Dinler Tarihi, % 4 Mevzuat sınav sorularından sorumludurlar.

16

Kasım
2012

MBSTS SORULARI-1

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  511 Kez Okundu

1- Yukarıdaki altı çizili yerlerde hangi tecvid kuralı vardır?

a)(1)Kelime-i Musakkale, (2)Kelime-i Muhaffefe
b)(1)Harfi Muhaffefe, (2)Harfi Musakkele
c)(1)Harfi Musakkele, (2)Kelime-i Muhaffefe
d)(1)Harfi Muhaffefe, (2)Harfi Muhaffefe
2-Fevikul Kasır kaç elif miktarı uzatmak demektir?
a)1 b)2 c)3 d)4
3-Meddi lazımı kıraat imamımız kaç elif miktarından aşağı uzatmamıştır?
a)1 b)2 c)3 d)4
4-Hemze veya sükûn sebebiyle aslî med üzerine ziyâdeden doğan medde “……..” denir. Noktalı yere aşağıdakilerin hangisi gelemez?
a)Fer’î med b)Medd-i mezîd
c)Medd-i medîd d)Sebeb-i med
5-Aşağıdakilerin hangisi boğazın kısımlarından değildir?
a)Aksa’l-halk b)Vasatu’l-halk
c)Edne’l-halk d)Hayşumü’l halk
6- مَجْرٰيهَا kelimesi fer’i harflerden hangisine girer?
a)Teshil hemzesi b)İmale elifi
c)İhfa nun’u ve mim’i d)Tefhim lamı

7-Aşrı şerif okurken, öğretim ve alıştırma yapılırken, Kuran okuyuşunda hangi usul tercih edilmektedir?
a)Tahkîk b)Tedvir
c)Hadr d)Tertil

8-Kuranın okuyuş şekillerinden Tahkîk kaç elif miktarı çekilmelidir?
a)1 b)2
c)3 d)4

9-Kuran Harflerini birbirine karıştırarak ve tecvid kaidelerini ihlal ederek okumak okuyuşu bozduğundan kesinlikle caiz değildir, haramdır. Bu tür okumaya ne denir?
a) Hezreme,Tahlit b) Tahlik
c) Herzeme,Tatlih d) Herzeme,Tahlit

10-Meddi muttasılın meddinin yani uzatılmasının hükmü nedir?
a)Vacip b)Farzı ayın
c)Farz d)Farzı kifaye

11-Meddi Munfasıl’ın isimlerinden değildir?
a)El-Meddu’l Fasl b)El-Meddu’z-Zaid
c)El Meddu’l-İ’tibar d)El Meddu’l-Lazıme

12-(هَؤُلاَء) ( )sırasıyla hangi medler vardır?
a)Meddi muttasıl, Meddi munfasıl
b)Meddi munfasıl, Meddi muttasıl
c)Meddi muttasıl, Meddi munfasıl
d)Meddi munfasıl, Meddi munfasıl

13-İmamı Asım ve onun ikinci ravisi olan İmam-ı Hafs Meddi Munfasılı haç elif miktarı çekmişlerdir?
a)1 b)2
c)3 d)4
قَالَ أ َتُحَاجُّونَنَا ، وَ مَنْ يُشَاقِّ اللَّهَ
14-Yukarıdaki altı çizili kelimelerde hangi med vardır?
a)Kelime-i Musakkale, Kelime-i Muhaffefe
b)Kelime-i Musakkele, Kelime-i Musakkele
c)Harfi Musakkele, Kelime-i Muhaffefe
d)Harfi Muhaffefe, Kelime-i Muhaffefe

15- آلْئنَ Kelimesi Kuran-i Kerim’de sadece iki yerde geçen yandaki Meddi lazım kelime-i muhaffefe hangi surede geçmektedir?
a)Yunus b)Yusuf
c)Hud d)Meryem

16- اَلرَّحِيمْ اَلرَّحِيمِ Meddi arız olan kelimenin sonu ESRE İle biterse kaç vecih(çeşit) okunur?
a)1 b)2
c)3 d)4

17-Sözlükte “koklatmak” manasına gelir. Sükûn’dan sonra dudakları (uçlarını birbirine bitiştirmeyerek) yummaya denir. Hangi kavramın tarifi yapılmıştır?
a)İşmam b)Revm
c)Temkin d)Sakin

18- كهيعص Yandaki hurufu mukattaa’nın AYIN kısmında hangi med vardır?
a)Medd-i Liyn b)Medd-i Muttasıl
c)Medd-i Arız d)Medd-i Lazım

19-Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesi’’ ne demektir?
a)Huruf’u Selase b)Huruf’u Seb’a
c)Huruf’u Erbaa d)Huruf’u Tis’a

20-Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde gerçekleşmiştir?
a)Abbasiler Döneminde
b)Osmanlılar Döneminde
c)Emeviler Döneminde
d)Sahabeler Döneminde

21-Ra’nın kalın(tefhim) okunduğu yerlerden değildir?
a) وَاضْرِبُوا b) شَكُورْ
c) لِمَنِ ارْتَضَي d) شَهْرْ

22-Aşağıdaki ihfalardan hangileri İhfâ-i Eam’a örnek değildir?
a) كُنْيَكُونُ b) يَنْصُر
c) d) كُنْتُمْ

23-Hâfız Osman hattını yazan hattatın (Yazar) ismi nedir?
a)Kayışzâde Hâfız Osman
b)Kayserili Hâfız Osman
c)Kayışdede Hâfız Osman
d)Kayış-ı Azam Hâfız Osman

24-Kur’an-ı Kerim ilk olarak Arapça dışında hangi yabancı dile çevrilmiştir
a)İngilizce b)Farsça
c)Türkçe d)Yunanca

25-Bütün insanların Hakka irşadını esas alan Kur’an’ın ana maksatlarından aşağıdakilerin hangisi değildir?
a)Tevhid ve İbadet
b)Nübüvvet ve adalet
c)Ahiret ve adalet
d)Kurtuluş ve İbadet

26-Aşağıdakilerden hangisi Miun surelerden değildir?
a)Nahl b)Hud
c) Enfâl d)Yusuf

27-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır. Bu tarife göre Kufe alimlerine göre ayet sayısı kaçtır?
a)6236 b)6226
c)6219 d)6666

28-Medine’de gelen ilk ayeti kerime hangisidir?
a)Alak Süresi İlk ayetleri
b)Kalem Süresi İlk ayetleri
c)Rahman Süresi İlk ayetleri
d)Müddesir Süresi İlk ayetleri

29-Kur’an-ı Kerim Levhi mahfuz’a hangi gece indirilmiştir?
a)Berat gecesi b)Kadir gecesi
c)Reğaib gecesi d)Miraç gecesi

30-Medine’deki ilk vahiy katibi kimdir?
a)Abdullah bin mesud
b)Ubeyy b. Ka’b
c)Abdullah ibn Sa’d ibn Sarh
d)Zeyd b. Sabit

31-Ebrâr ve Emşâc isimleri hangi sure için kullanılmıştır?
a)Gâfir’in b)Haşr
c)Saff d)İnsan

32-Cafer bin Ebi Talib’in, Necaşi’nin huzurunda Müslümanları savunurken okuduğu sure hangisidir?
a)Meryem b)Rahman
c)Yasin d)Sebe

33-Kur’an’da ‘’Zünnun’’ ve ‘’Sahibu’l-Hud’’ isimleriyle anılan peygamber aşağıdakilerden hangisidir?
a)Hz. Yusuf b)Hz. Hud
c)Hz. Yunus d)Hz. Musa

34-Kur’an’ı ilk defa Harekeleme işini, Irak valisi Haccac bin Yusuf’un emriyle Düeli’nin talebesi olan hangi âlim yapmıştır?
a)Nasr b. Asım b)Yahya b. Ya’mer
c)Halil ibni Ahmed d) Abdülmelik bin Mervan

35-Kur’an’daki mecazlarla ilgili tefsir yazan kimdir?
a)İmam İbrahim Nazzam
b)Muhammed Esed
c)Bedri Noyan
d)Ebû Ubeyde

36-İsrailiyat (yabancı bilgiler) hangi dönemden itibaren tefsire girmeye başlamıştır?
a)Sahabeler döneminden itibaren
b)Tabiun döneminden itibaren
c)Tabaü’t-Tabiin döneminden itibaren
d)Rasulüllah döneminden itibaren

37-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan çalışmalarda nakil ve dirâyet açısından İLK SIRAYA hangi sahabeyi yerleştirebiliriz?
a)Abdullah bin Abbâs
b)İbn Mes’ûd
c)Ubeyy bin Ka’b
d)Ali bin Ebu Talip

38-İbn Mes’ûd’un “Kur’ân’ın tercümanıdır.” Dediği sahabe kimdir?
a)Ubeyy bin Ka’b b)Ali bin Ebu Talip
c)Abdullah bin Abbâs d)Abdullah bin Zübeyr
39-Fıkhı tefsir ekolünün diğer adı nedir?
a)Ahkamü’l Kur’an b)Fıkhu’l Kur’an
c)Aksamu’l- Kur’an d)Hükmü’l Kur’an

40-Aşağıdaki şıklardan hangisi en önemli işari tefsirlerlerden değildir?
a)Selh Abdullah et-Tüsteri
(Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim)
b)Abdurrahman es-Sülemi
(Hakaikü’t-Tefsir)
c) Kuşeyri
(Letaifü’l-İşarat)
d) Müslim ve Mustafa
(Mebahis fi Tefsiri’l-Mevzui)

41-İnanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya ne denir?
a)Tafsîlî iman b)Tastiki İman
c)İcmâlî İman d) Temsili İman

42-‘‘Mümkin bir varlık olan âlemin var olması için bir sebebe ihtiyaç olduğu’’ delili aşağıdaki delillerden hangisiyle açıklanır?
a)Fıtrat delili b)Hudûs delili
c)İmkân delili d)Nizam delili

43-“Sonradan olan şeylere benzememek” demektir. Allah’tan başka her varlık sonradan olmuştur. Allah, sonradan olan şeylerin hiçbirisine hiçbir yönden benzemez. İfadesi aşağıdaki Allah’ın sıfatlarından hangisinin açıklamasıdır?
a)Muhâlefetün li’l-havâdis
b)Vahdâniyyet
c)Kıyâm bi-nefsihî
d)Kıdem

44-“Söylemek ve konuşmak” demektir. Allah bu sıfatı ile peygamberlerine kitaplar indirmiş, bazı peygamberler ile de konuşmuştur. Ezelî olan kelâm sıfatının mahiyeti bizce bilinemez. Ses ve harflerden meydana gelmemiştir. İfadesi aşağıdaki Allah’ın sıfatlarından hangisinin açıklamasıdır?
a)İlim b)Tekvîn
c)Basar d) Kelâm

45-”Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sözümüz sadece “ol” dememizdir. Hemen oluverir”Ayeti nasıl bir iradeyi anlatır?
a)Tekvînî İrâde b)Teşrîî İrade
c)Basarı İrade d)Tevkînî İrâde

46-Arşı taşıyan meleklerin adıdır.Kuran’da şöyle bahsedilir.”Arşı yüklenen, bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler)Rablerini hamd ile tesbih ederler. O’na iman ederler…” Söz edilen melek aşağıdakilerden hangisidir?
a)Kirâmen Kâtibîn
b)Münker ve Nekir
c)Hamele-i Arş
d)Mukarrebûn ve İlliyyûn

47-Yüce Allah her Müslüman’a aralarında herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere inanmayı ne kılmıştır:
a)Farzı Ayn b)Farzı Kifaye
c)Vacip d)Sünnet

48-Zıddı kizbdir. Peygamberlerin Sıfatlarından olan aşağıdakilerin hangisi bu tanıma uymaktadır?
a)Sıdk b)Emanet
c)İsmet d)Fetanet

49-Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü durumlardır. Hz. Îsâ’nın beşikte iken konuşması gibi bahsedilen olağan üstü hal aşağıdakilerin hangisidir?
a)İstidrac b)İrhâs
c)Meûnet d)Keramet

50“Toplanmak, bir araya gelmek” demektir. Yüce Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır. Diye tarif edilen aşağıdakilerin hangisidir?
a)Haşir b)Araf
c)Arasat d)Mahşer

51-Nefes alışımız, kalp atışımız, midemizin sindirimi gibi zorunlu ve refleks hareketlerimizin oluşturduğu fiillerdir. Bunların oluşumunda insan iradesinin herhangi bir rolü yoktur. Dolayısıyla da insan bu fiillerden sorumlu değildir. Bahsedilen fiil aşağıdakilerden hangisidir?
a)İradeli fiiller b)İstek dışı fiiller
c)Zorunsuz fiiller d)Iztırarı fiiller

52-Mâtürîdîler cüz’î iradeye hangi adları yani isimleri vermemişlerdir?
a)Azm-i musammem (kesinleşmiş karar)
b)İhtiyâr (seçim)
c)İhtiyâr (istek)
d)Kasıt (yönelme)

53-Aşağıdakilerden hangileri doğru eşleştirilmiştir?
1-Şefâat-i uzma =En büyük şefaat
2-Nefha-i feza=Korku üfürüşü
3-Nefha-i sâik=Ölüm üfürüşü
a)1-2-3 b)1-3
c)1-2 d)Sadece 1

54-Şer‘î bir mesele hakkında bir veya birkaç müctehid görüş belirttikten sonra, bu görüşten haberdar olan o devirdeki diğer müctehidlerin açıkça aynı yönde kanaat belirtmemekle birlikte itiraz beyanında da bulunmayıp susmaları hangi icma’ya girer?
a)Doğru İcma b)Sarih icma
c)Sükutu icma d)Sahih-i İcma

55-”Naslarda (Kitap ve Sünnet’te) hükmü bulunmayan fıkhî meseleye, aralarındaki illet (gerekçe) birliği sebebiyle, naslarda düzenlenmiş meselenin hükmünü vermek” diye kıyasın tarifi yapılmıştır. Kıyas İşlemini meydana getiren unsurlara(rükünlara) ne denir?
a)Erkânü’l-kıyas b)Erkâmü’l-kıyas
c)Erkâvü’l-kıyas d)Kısasu’l-Kısas

56-Daha önce varlığı bilinen bir durumun –aksine delil bulunmadıkça– varlığını koruduğuna hükmetme yöntemine ne denir?
a)İstihsan b)İstishâb
c)Sedd-i zerâyi‘ c)İstislah

57-Kötülüğe giden yolların kapatılmasına sedd-i zerâi‘ denildğine göre, iyiliğe götüren yolların açılması anlamına gelen aşağıdakilerden hangisidir?
a)Feth-i zerâi‘ b)Defn-i zerâi‘
c)Müfte-i zerâi‘ d)Sedd-i zerâyi

58-Çocuğun on yaşından itibaren namaz ve oruçla mükellef sayılacağı görüşünde olan mezhep imamı hangisidir?
a)Malik b. Enes
b)Ahmed b. Hanbel
c) Muhammed b. İdrîs Eş-Şâfiî
d)İmam-ı Azam

59-Şeriat yani islam bir şartı bir hükmün muteber olması için gerekli görmüşse buna ne denir.
a)Şer‘î şart b)Ca‘lî şart
c)Kavli Şart d)Şart

60-İslâm toplumunda her dönemde canlı bir şekilde var olan fetva verme faaliyetine ne denir?
a)İfka b)İftâ
c)Müfta d)İtfa

61-Ölen kimsenin kurban vasiyeti veya adağı olsa varisleri bu vasiyeti veya adağı yerine getirmeleri gerekir ve kesilen kurbanın etinin tamamı fakirlere dağıtılır. Vasiyet veya adak olmasa bile, fakihlerin çoğunluğuna göre, sevabı ölüye bağışlanmak üzere onun adına kurban kesilebilir. Bu görüş hangi mezhebe ait değildir?
a)Şafiiler b)Hanifiler
c)Malikiler c)Hambaliler

62-Oturmuş zenginliktir. Bozulması zor olan zenginliktir. Zikzak çizmeyen zenginliktir. (Şirket, holding, muhtaç olmayan zenginliktir bir nevi) Bu tür zenginliğe ne denir?
a)Nisâb-ı istiğnâ b)Nisâb-ı gânimet
c)Nisâb-ı istikna d)Nisâb-ı gınâ
63-Deve kaç yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilirler?
a)2 b)5
c)7 d)9

64-Kurban kesmenin rüknü nedir?
a)Kurbanlık b)Kurban kesmeye niyet
c)Kan akıtmak d)Niyet etmek

65-Çocuğun doğumunun ilk günlerinde Allah’a bir şükran nişanesi olarak kesilen kurbana akika kurbanı denir. Akika kurbanın hükmü Zahiriler için aşağıdakilerden hangisiddir?
a)Sünnet b)Vacip
c)Mendup d)Farz

66-Tarihte öldürme sün¬netini (yani olayını) başlatan ilk kişi aşağıdakilerden hangisidir?
a)Habil b)Kabil
c)Hz. Adem d)Hz. Havva

67-Aşağıdakilerden hangisi Kurban bayramı günlerinde kurban kesmenin vacip olduğu görüşündedir?
a)İmam-ı Şafii b)İmam-ı Malik
c)İmam-ı Hambel d)İmam-ı Cafer

68-Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasına ne denir ve hükmü nedir?
a)İskâr-Müstehap b)İstâr-Müstehap
c)İsfâr-Müstehap d)Tağlis-Müstehap

69-Güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunludur. Zeval anındaki gölge anlamına gelir. yani 90 derece dik vurmasına ne denir?
a)Fey-i zevâl b)Asr-ı sânî
c)Vakti zevai d)Asr-ı Evvel

70-İftitah “başlamak, kapıyı açıp girmek” anlamındadır. İftitah tekbiri, namaza başlarken alınan tekbir olup “Allahüekber” cümlesini söylemektir.Aşağıdaki şıkların hangisinden bahsedilmiştir?
a)Tahrîme b)Tekbire
c)Tahlile d)Tumanine

71-Rüku:Sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak biçimde eğilmektir. Tarif edilen bu rükû duruşundabir müddet beklemek en az “sübhânellâhi’l-azîm” diyecek kadar durmaktır. Bu duruma ne denir?
a)Umûm-ı belvâ b)Tuma’nîne
c)Kavme d) Zelletü’l-kari

72-Mâlikîler’e göre cuma namazında imamın mukim olması şarttır. Mâlikî mezhebinde meşhur ve tercih edilen görüşe göre, cuma namazı için cemaatin imamdan başka en az kaç kişi olması şarttır.
a)12 b)21 c)40 d)41
73-Cuma namazı hangi dönemden hemen sonra siyasî bir içerik kazanmaya -sembol olmaya- başlamıştır.
a)Rasülüllah dönemi b)Abbasiler dönemi
c)Emeviler dönemi d)Hulefâ-yi Râşidîn

74-Bayram namazlarını kılarken İlk rek‘atta iftitah tekbirinden sonra eller bağlanır. Yani elleri bağlama duruma ne denir
a)İdimad b)Ref‘
c)İrsal d)İrsal

75-Hanbelî fakihi alimlerinden birinin cem hususta getirdiği ölçü şudur: “Cumanın ve cemaatle namazın terkedilmesini câiz kılan her sebep, cem‘i de câiz kılar”. Bu görüş hangi hanbeli alimine aittir?
a)İbn Şübrüme b)Ebû Ya‘la
c)Eşheb d)Ebu Yusuf

76-Meşrû bir mazeret sebebiyle (uyku, savaş, amaliyat, unutma, hayız, nifas, bayılma, koma hali, yeni müslüman olan kişi vb.) namazın kazâya kalması veya bırakılması günah olmaz. Nitekim Hz. Peygamber hangi Savaşta dört(4) vakit namazını tehir etmiştir?
a)Heyber b)Uhut
c)Bedir d)Hendek

77-Ölünün yıkanması için genel olarak yapılması gereken hazırlıklara ne denir?
a)Teçhiz b)Teşyî
c)Muhtazar d)Ön hazırlık

78-Haccın vücûb şartıdır. Hac yapmaya bedenî ve malî imkânların yeterli olması şarttır. Beden ve malî imkânın yeterli düzeyde bulunmasına ne denir?
a)Nisap b)Tahrim
c)İstitaak d)İstitaat

79-Hil bölgesi dışından doğrudan Mekke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken beş nokta, Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir. Bunlardan her birine ne denir?
a)Afak b)Mikat
c)Hicaz d)Hill

80-Mısır ve Suriye istikametinden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye yaklaşık 187 km. uzaklıktadır. Bu bölge neresidir?
a)Zülhuleyfe b)Cuhfe
c)Zâtüırk d)Yelemlem

81-Taatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak Yapılması Günah Olan ve Başkalarına Zarar Veren Konulardaki Yasaklardandır. Bu yasak ne olarak nitelendirilir?
a)Füsû b)Cidâl
c)Taat d)Hidm

82-Ziyaret tavafı; bayramın ilk üç gününde yapılmasının hükmü sünnettir. Ancak bayramın ilk günü yapılması daha faziletlidir. Bu sünnettir görüşü diğer şıktakilere ait olduğu halde hangisine ait değildir?
a)Şafii b)Hambeli
c)Yusuf-Muhammed d)Hanefi

83-Ridânın yani ihramın vücudun belden yukarısını örten parçasının bir ucunu sağ kolun altından geçirip, sol omuz üzerine atarak sağ kolu ve omuzu ridânın dışında bırakmaktır. Bu yapılan hareket aşağıdakilerin hangisiyle ifade edilir?
a)Izdıba b)İstilam
c)Remal d)Müvalat

84-Sa‘yin yapıldığı Safâ ile Merve arasındaki yere ve mesafeye “mes‘â” (sa‘y yeri) denir. Bu mesafe yaklaşık kaç metredir?
a)300 b)350
c)400 c)450

85-Aşağıdakilerin hangileri haccın sünnetlerindendir?
a) Kudüm Tavafı
b) Hac Hutbeleri
c) Arefe Gecesini Mina’da Geçirmek
d) Bayram Gecesini Müzdelife’de Geçirmek
f) Muhassab’da Bir Süre Dinlenmek
e) Bayram Günlerinde Mina’da Kalmak
a)a-b-c-d-e doğru
b)a-b-c-d-f-e doğru
c)a-c-f-e doğru
d)a-b-c-e doğru

86-Oruçun Farsça’daki anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
a)Savm b)Sıyam
c)Rûze d)Orruc

87-Yanlışlıkla ve kaza ile adam öldürme sonucunda tutulması gereken oruca ne denir?
a)Kefâret b)Zıhâr
c)Halk d)Katl

88-Başlanmış nâfile bir orucun bozulması durumunda bunun kazâ edilmesi Hanefîler’e göre hükmü nedir?
a)Vâcip b)Sünnet
c)Farz d)Müstehap

89-Başlanmış nâfile bir orucun bozulması durumunda bozulan orucun kazâ edilmesi gerekmez. Bu görüş kimlere aittir?
a)Şâfiî ve Mâlik b)Şâfiî ve Hambeli
c)Şâfiî ve Hanefi d)Yusuf ve Ebu Ya’la

90-İki veya daha fazla günü, arada iftar etmeksizin birbirine ekleyerek oruç tutmaya ne denir?
a)Savm-i Visâl b)Savm-i Davud
c)Savm-i Şek d)Savm-i la İftar

91-Aşağıda sıralanan maddeler orucun hangi şartlarıdır?
1-Oruç tutmaya niyet etmek
2-Orucu bozacak şeylerden kaçınmak
3-Hayız veya nifas durumunda olmamak
a)Yükümlülü şartı b)Geçerlilik şartı
c)Farzlılık şartı d)Vücup şartı

92-Büyük abdest bozulduktan sonra dışkıyı temizleme işlemine fıkıh dilinde ne denir?
a)İstinca b)İstibra
c)İstinka d)İstidrac

93-Abdest işlemine ara verilmeden yapılması işlemine ne denir?
a)Muvâlât b)Muahat
c)Mufâlât d)Mukâlât

94-Abdestin adapları için aşağıdakilerin hangisi doğrudur?
a)Boynu meshetmek, abdest uzuvlarını yıkarken bu sayılan sıraya uymak,
b)Abdeste sağ uzuvlardan başlamak,
c)Bu uzuvları üçer defa yıkamak ve su ile iyice ovmak (delk)
d)Abdest sonunda kelime-i şehâdet getirmek

95-Batı dillerinde din karşılığı olarak kullanılan, “bir şeyi vazife edinmek, tekrar tekrar okumak, yapmak, insanları Tanrı’ya bağlayan bağ, bazı davranışları dikkatle yapmak ” anlamlarını içeren aşağıdakilerin hangisidir?
a)Religion b)Monogion
c)Relijion d)Realigon

96-İnsanoğlunun en eski inancı tek Tanrı inancıdır. Bu inanç aşağıdakilerden hangisidir?
a) İlkel totemizm b)İlkel monoteizm
c)İlkel animizm d)İlkel dualizm

97-İslâmî kaynaklarında vahye dayanan dinler için genellikle aşağıdakilerden hangisin kullanılır?
a)Milel b)Nihal
c)Mihal d)Nilel

98-Budizm’de ileride gelecek bir kurtarıcı, müjdeci ve beklentisi vardır. Bu kurtarıcı aşağıdakilerden hangisidir?
a)Mietren b)Mielle
c))Maitreya d)Marta

99-Aşağıdakilerden hangisi yanlış eşleştirilmiştir?
a)Ateş kültü =Mecûsîlik
b)Hulûl =Enkarnasyon)
c)Allah = Ahura Mazda
d)Ateş kültü = Avatara

100- Efendimizin ordusunun savaşın başlangıcında bozulup sonra durumu düzelttiği savaş hangisidir?
a)Ben-i Kureyza savaşı b) Tebuk gazvesi
c)Huneyn savaşı d) Zat-ur Rika

1-d 2-c 3-b 4-d 5-d 6-b 7-a 8-d
9-d 10-a 11-d 12-b 13-d 14-b 15-a 16-d
17-a 18-a 19-b 20-c 21-a 22-c 23-a 24-b
25-d 26-c 27-a 28-b 29-a 30-b 31-d 32-a
33-c 34-a 35-d 36-b 37-a 38-c 39-a 40-d
41-a 42-c 43-a 44-d 45-a 46-c 47-a 48-a
49-b 50-a 51-d 52-c 53-a 54-c 55-a 56-b
57-a 58-b 59-a 60-b 61-a 62-d 63-b 64-c
65-b 66-b 67-b 68-c 69-a 70-a 71-b 72-a
73-d 74-a 75-b 76-d 77-a 78-d 79-b 80-b
81-a 82-d 83-a 84-b 85-b 86-c 87-b 88-a
89-a 90-a 91-b 92-a 93-a 94-d 95-a 96-b
97-a 98-c 99-d 100-c

(dşyanethaber.com)

16

Kasım
2012

MBSTS SORULARI-2

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  333 Kez Okundu

1-Kendileri ile başlandığında okunan, kendilerinden önce harekeli bir harf geldiğinde ise okunmayan hemzelere yani Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen hemzelere ne denir?
a)Hemzei Vasıl b)Hemzei Kad’
c)Hemzei teshil d)Hemzei İmale
2-Sadص harfinden kalınlık zaز harfinden keskinlik mezc edilerek (karıştırılarak) yeni bir harf meydana gelir. Bu harf ne sad ص harfidir nede za ز harfidir. Yeni bir harftir. Bu harfe ne denir?
a)Sad’ı müşemme b)Teshil sad’ı
c)Za’ı müşemme d)Tefhim za’sı
3-Memleketimizde hatim okunurken, teravih namazı kıldırılırken ve üstad huzurunda hafızlar ders okurken Kuran okuyuşunda hangi usul tercih edilmektedir?
a)Hadr b)Tedvir
c)Hadr d)Tertil
4-Harf-i med’den sonra AYNI Kelimede, sebeb-i med’den “Kısa hemze” bitişik olarak gelirse, hangi meddin tarifi yapılmıştır?
a)Medd-i Muttasıl b)Medd-i Munfasıl
c)Medd-i Lazım d)Medd-i Tashil
5-Meddi arız Tul ile okunduğu zaman kaç elif miktarı çekerek okuruz?
a)1 b)2
c)3 d)4
6-Lin harfinden sonra gelen SÜKÛN, Arız sükûn harekesi ötre ise kaç vecih(çeşit) ve nasıl okunur?
a)1 b)3
c)4 d)7
7-Medd-i munfasıl, en az kaç en fazla kaç elif miktarı uzatılır?
a)2-5 b)5-2
c)1-5 d)1-4
8-İdgam çeşitlerinden değildir?
a)İdgamı Mütecaniseyn
b)İdgamı Mutekaribeyn
c)İdgamı Şemsiye
d) İdgamı Kameriyye
9-İdgamı Meal Gunne harflerinden hangileri Nakıs idgamdır?
a) ى – و b) م ن -
b) – ن ى c) م-ى
10-İdğam-ı Maaligunne yapılırken en az kaç elif miktarı tutulmalıdır?
a)1 )2
b)3 )4
11-Yukarıdaki kelimede hangi med vardır?
a)Kelime-i Musakkale b)Kelime-i Muhaffe
c)Harfi Musakkele d)Harfi Muhaffefe
12-Sıla-i Kübra ne demektri?
a)Zamirden sonra Meddi muttasıl gelirse
b)Zamirden sonra Meddi munfasıl gelirse
c)Zamirden sonra Meddi lazım gelirse
d)Zamirden sonra Meddi liyn gelirse
13-Aşağıdakilerden hangisi İdğamı-ı Şemsiyye’ye örnek değildir?
a) أَلظُّلْمُ b) أَلطَّلآقُ
c) ، أَلضَّلاَلَةُ d) أَلْخَيْرُ
مِنْ نَارٍ = مِنَّارٍ ، أَمْ مَنْ = أَمَّنْ
14-Yukarıdaki kelimede hangi idğam vardır?
a)İdgamı Misleyn Meal Gunne
b)İdgamı Bila Gunne
c)İdgamı Misleyn
d)İdgamı Kameriye
15-Te ( ت )ve Tı ( ط )harfleri arasındaki idğâm nasıl bir idgamdır? وَ قَالَتْ طَائِفَةٌ
a)Tam+Nakıs b)Nakıs
b)Tam c)İdgamsız
16-Tenvin veya sakin nundan sonra …….. harflerinden önce gelirse nakıs ihfa olur. Diğerlerinde tam ihfa olur. Hangisi nakıs olanlardan değildir?
a) ت b) د
c) ض d) ط
17- İdğamı-ı Kameriyye harflerinden değildir?
a) ي b) ف
c) س d) خ
18-Hükmü Ra’da kalın(tefhim) okun masının hümü nedir?
a)Farzı kifaye b)Farzı ayın
c)Caiz d)Vacip
19-On kıraat imamının okuyuş tarzları (vecihleri) demektir. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in, On imam ve yirmi ravi ile okunuş tarzına ne denir?
a)Aşere b)Takrib
c)Tayyibe d)Terhip
20-Vakf-ı Mutlak hangi harftir?
a) م b) ط
c) ج d) ط
21-“Başlamak” demektir. “Kıraata ilk defa başlamak veya vakf yapıldıktan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamak” manasına gelen hangi kavramdır?
a) Vakıf b) İbtidâ
c) Herzeme d) İskan
22-Kur’anı ilk toplayan kimdir?
a)Ebu Ömer Hafs b. Ömer Dûrî
b)Ebu Ubeyd Kasım b. Selam
c)Ebu Bekir bin Mücahid
d)İmâm Ebû Ca´fer
23-Aşağıdaki harfler ne olarak isimlendirilir?
(خ, ص, ض, غ, ق ,ط ,ظ )
a)İsti’lâ b)İstifâl
c)İnhifat d) İdbak
24-Kur’ân okumaya başlama tarzına ne denir?
a)Tetimme b)Kül
c)Sani d)Terkik
25-Kıraat ilminin ilk sunucusu kimdir?
a)Ebu Ömer Hafs b. Ömer Dûrî
b)Ebu Ubeyd Kasım b. Selam
c)Ebu Bekir bin Mücahid
26-Aşağıdakilerden hangisi bir Hanif değildir?
a) Varaka b. Nevfel
b) Ubeydullah b. Cahş
c) Ümeyye b. Ebu Salt
d) Amr b. Zeyd
27-Efendimiz Taif ahalisini İslam’a davete kiminle beraber gitmiştir?
a) Hz.Hamza
b) Hz.Ömer
c) Zeyd b. Harise
d) Abdurrahman b. Avf
28-Benî Mustalik Gazvesi esnasında yaşanan İfk Hadisesi hakkında inen ayetler hangileridir?
a) Enfal Sûresi, 58. ayet
b) Al-i İmran Sûresi, 81. ayet
c) Sâf Sûresi, 3-7. ayetler
d) Nûr Sûresi, 11-14. ayetler
29-Peygamberimiz (sas) 30 bin kişilik İslam ordusuyla Tebük Gazvesi’ne çıktığında, Medine’de geriye kalan münafıkların toplanmak için inşa ettikleri fitne yuvası mescit Kur’an-ı Kerîm’de hangi isimle anılmaktadır?
a) Mescid-i Kuba
b) Mescid-i Aksa
c) Cuma Mescidi
d) Mescid-i Dırâr
30-Aşağıdakilerden hangisi Ashab-ı Kiram’dan Amr b. Hâris’in ifadelerine göre Hz. Peygamber (sas)’in vefatından sonra bıraktıkları arasında yer almaz?
a) 50 dirhem altın
b) Birkaç silah ve Beyaz bir katır
c) Vakfettiği Fedek hurmalıkları
d) Vakfettiği Hayber arazisindeki hissesi
31. Peygamber Efendimiz (sas)’in, hicri IV. yılın Şevval ayında evlendiği 44 yaşındaki dul bayan kimdir?
a) Hz. Zeynep binti Huzeyme
b) Hz. Zeyneb binti Cahş
c) Hz. Ümmü Seleme
d) Hz. Ümmü Habîbe
32 Savaşın ve kan dökmenin yasak olduğu haram aylar aşağıdakilerden hangisinde birlikte ve doğru olarak sıralanmıştır?
a) Zilkade, zilhicce, muharrem, safer
b) Receb, şaban, ramazan, şevval
c) Zilkade, zilhicce, muharrem, receb
d) Muharrem, ramazan, şevval, zilkade
33-Sahabeler hakkında Nas Bulunmayan konularda bazen fayda ve maslahat açısından konuya yaklaşarak bazen de Hz. Peygamber dönemindeki bir olaya benzerlik kurarak uygun gördükleri çözümü benimseyip yaptıkları içtihat faaliyetine ne denir?
a)Şura b)Rey
c)İçtihat d)Hiçbiri
34-Tabiun döneminde Mekke de ilk akla gelen hukukçu kimdir?
a)İkrime b)Alkame b.Kays
c)Ata d)Said bin Müseyyib
35-Mecellenin Akabinde ki İslam hukukuna dayalı 2.Kanun olan Hukuki Ali Karanamesi hangi tarihte çıkmıştır?
a)1869 b)1852 c)1917 d)1915
36-Ebu hanife’nin Hocası aşağıdakilerden hangisidir?
a)Zaferani
b)İsmail El muzeni
c)Hammad bin Ebi Süleyman
d) Abdulmelik b.Mihram
37-Harici Grublar içerisinde en mutedil kabul edilen ekol ve kurucusu kimdir?
a)Cabir Bin Zeyd b)İbn Cerir et Taberani
c) Abdullah bin İbazi d) Davud bin Ali Ez Zahiri
38-İmam Malik nerede ve ne zaman doğmuştur?
a)714-Medine b)713-Medine c)795-Medine d)712-Medine
39-Hangisi hoşgörü kelimesinin manalarından değildir?
a)Müsamaha b)Tolerans c)Tarafsızlık d)Bağışlama
40-Yazı yazmanın öğretildiği yer anlamına gelen mektep kelimesi için ıslam’ın ilk dönemlerinde hangi tabir kullanılmıştır?
a) Hattat b) Küttab c) Medrese d) Beytü’t-Ta’lim
41-Aşagıdakilerden hangisi, medreselerde ögrenciler ile bazı görevlilerin kalmaları için inşa edilmiş odalara verilen isimlerdir?
a)Avlu B)Mescit C)Hücre D)Kütüphane
42-Vahiy çeşitlerinden olan es-seferi nasıl bir vahiy şeklidir?
a)Gündüz nazil olan
b)Yolculuk ve savaşta
c)Kış mevsiminde
d)Peygamberimiz semada iken
43-Mekke’de ilk vahiy katibi kimdir?
a)Abdullah b. Sa’d ebi sarh
b)Şurahbil hasene
c)Muğire b. Şu’be
d)Abdullah b. Zeyd
44-Kuran’daki ayete göre vahiy kaç şekilde gerçekleşmiştir?
a)3 b)4
c)2 d)5
45-Kur’an’ın istinsahından sonra çoğaltılan Kur’an bazı İslam ülkelerine gönderilmiştir. İslam alimleri bu ülkelerin bazılarına Kur’an’ın gönderilmediğini söylemişlerdir. Aşağıdakilerden hangisi bu ülkelerden değildir?
a)Şam b)Mekke
c)Yemen d)Bahreyn
46-Kur’an’ın toplanma işi bitince Zeyd b Sabit’in eksik oldunu fark ettiği sure ve ayeti hangisidir?
a)Ahzap 26 b)Ahzap 23
c)Nisa süresi 3 d)Bakara 286. ayet
47-Vahyin kesilmesi ile Hz. Peygamber’in vefatı arasındaki süre ne kadardır?
a)9 gün b)15 gün
c)1 ay d)10 gün
48-Zamanımıza ulaşan en eski meal hakkındaki bilgilerden hangisi doğrudur?
a) Süryanice olarak Mansur b. Nuh tarafından yaptırılmlştır.
b) Latince olarak İsviçre’de basılmıştır.
c) Berberice olarak Mansur b. Nuh tarafından yaptırılmış.
d) Farsça olarak Mansur b. Nuh tarafından yaptırılmış.
49-İlk Türkçe Kur’ân mealleri hangi tarihten itibaren yapılmaya başlanmış?
a)8. asırdan b)9. asırdan
c)10. asırdan d)12. asırdan
50-Hinduizm’de “Tanrı’nın yaratıcı gücü” anlamına gelen hinduizm mezhebi hangisidir?
a) ŞLivacılık b) Vişnuculuk
c) Şaktizm d) Sihizm
51)Hükümlerden hangisi mutezile için geçerli değildir?
a)Akıl, nakilden önce gelir
b)Güzellik ve çirkinlik eşyanın doğasında vardır, akılla bilinir.
c)Öldürülen kişi eceliyle ölmüştür.
d)Haram gıdalar rızıktan sayılmaz.
52-Hangisi Ebu Hanife’nin imamet ile ilgili görüşünü yansıtmaz?
a)Halife istişare ile belirlenmelidır
b)Ortaya çıkan anlaşmazlıkta Hz. Ali haklıdır
c)Muaviye hakem olayında haklıdır
d)Hz. Ali ve soyu hilafete emevilerden daha layıktır
53-Hz.Muhammed’in ölmek üzereyken “bana bir kağıt getirin, size bir yazı yazdırayım ki benden sonra sapıklığa düşmeyesiniz”.dediğine dair rivayetler vardır. sahabenin arasında kağıt verip vermeme konusunda ihtilaf çıkmış bu olay daha sonra tartışmalara neden olmuştur.
bu olaya ne denir?
a)Kırtas b)Mihne
c)Tecsim d)Garanik
54-Kelam ve felsefe arasındaki ilişkiden en çok hangisi etkilenmiştir)
A)Selefiler b)Eşariler
c)Mutezile d)Şafilik
55-Aşağıdakilerden hangisi kelami tartışmalara sebep olmuş siyasi olaylardan değildir?
a)Kırtas hadisesi
b)Hz. osmanın şehit edilmesi
c)Mekke’nin feth edilmesi ve Sıffin savaşı
d)Cemel vakası
56-Yahudinin, yahudi olmayanla evililiğini mezheplerden hangisi kabul etmez?
a)Reformistler
b)Sadukim
c)Ortadoks Yahudilik
d)Yahova şahitleri
57-Hangisi hristiyanlıkta günlük ibadetin özelliklerinden değildir?
a)Belli bir vakit tayin edilmemiştir.
b)Güneş doğarken ve ikindi duasına önem verilir.
c)Ferdi dua teşvik edilir ve d)Tefekkür duası vardır.
d)Kilisede dua mecburidir.
58-Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması ile ihramdan çıkılmış olur. İhramdan çıkma, elbise giyme, koku sürünme, saç, sakal, bıyık ve tırnak kesme gibi ihram yasaklarının kalkması demektir. Bu duruma ne denir?
a)Tehallül b)Sader
c)Muhassab d)Halk
59-Cenaze namazına niyet şarttır. Bu niyetle ölünün kadın veya erkek, kız çocuk veya erkek çocuk olduğu belirlemeye, ayırt etmeye, bilmeye ne denir?
a)Niyet b)Ta‘yîn
c)Takdim d)Belirtme
60-Hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sosyal seviyelerine uygun olarak sağlayacak malî güce ve hac için yeterli zamana ve malî güce sahip olması anlamına gelen aşağıdakilerin hangisidir?
a)Tahrim b)İstitaat
c)İstitaak d)İstihalat
61-Gerekli şartları taşıyan hac yükümlüsünün bu ibadeti önündeki ilk hac mevsiminde eda etmesi gerektiği, sonraki yıllara tehir etmesinin günah olduğu, hatta bu ibadeti uzun süre geciktiren kişinin şahitliğinin kabul edilmeyeceği görüşündedirler. Bu görüşte olmayan imamlar hangi şıkta verilmiştir?
a)Mâlik bin Enes
b)Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf
c)Şâfiî ve İmam Muhammed
d)Ahmed b. Hanbel
62-Hil bölgesi dışından doğrudan Mekke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken beş nokta, Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir. Bunlardan her birine ne denir?
a)Afak b)Mikat
c)Hicaz d)Hil
63-Necid ve Küveyt yönünden gelenlerin mîkatı olup,Mekke’ye yaklaşık 96 kilometredir. Bu bölge neresidir?
a)Yelemlem
b)Zülhuleyfe
c)Karnülmenâzil
d)Cuhfe
64-Aşağıdaki 2 şart hangi mezhebe göre bu namazların cem‘-i takdîm ile kılınabilmesi için şarttır?
a) Arefe günü hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmak.
b) Mescid-i Nemîre’de cemâat-i kübrâ ile kılmak gerekir.
a)Hanefi b)Şafii
c)Maliki d)Hambeli
65-Hacerülesved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp, Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmeye ziyaret tavafı denir . Bu ziyaret tavafının her bir devrine ne denir?
a)Tavaf b)Şavt
c)Dönüş tavafı c)Şavt-savt
66-Tavafa başlarken ve her şavtın sonunda Hacerülesved’i istilâm etmek tavafın sünnetlerindendir. Burada gecen İstilâm ne anlamındadır
a)Hacerülesved’i Selâmlamak
b)Hacerülesved’e El Sallamak
c)Hacerülesved’in Önünde Eğilmek
d)Hacerülesved’i kutsamak
67-Aşağıdakilerden hangisi haccın vacip çeşitlerinden değildir?
a) Dolaylı vâcipler
b)Fer‘î vâcipler
c)Aslî vâcipler
d)Hükmi vâcipler
68-Sa‘y,Müzdelife’de vakfe,Şeytan taşlama ,Halk veya taksir,Vedâ tavafı Yandaki ifadeler hanefî mezhebi için haccın vâciplerindendir. Bu ifadeler haccın hangi vacip çeşidine girer?
a) Dolaylı vâcipler
b)Fer‘î vâcipler
c)Aslî vâcipler
d)Hükmi vâcipler
69-Hacc yapanların vakfe için Arafat’a çıktıklarında güneşin zevalinden sonra, yani öğle namazının vakti içinde, önce öğle namazını; hemen arkasından da ikindi namazını birleştirerek kılmaya ne denir?
a)Cem’-i takdîm
b) Cem’i tehîr
c) Cem’i cem’
d)Cem’i Salateyn
70-”Geliş ve varış” anlamındadır.Mekke’ye geliş tavafı demektir. İfrad veya kırân haccı yapan Âfâkiler için sünnet olup Arafat vakfesine kadarki süre içinde eda edilir. Bu tavaf hangi tavaftır?
a)Veda Tavafı
b)Kudüm Tavafı
c)Umre tavafı
d)Sader Tavafı
71-Şamanizm, Hinduizm veya Budizm gibi inanclar hangi türden din cesidine örnek teşkil eder?
a) Batıl Din b) Semavi Din c) Hak Din d) İlahi Din
72-Yeryüzünde sadece Allah’a ibadet etmek için yarattığı iki tür MAHLUK vardır. Bunlardan birincisi ve en üstünü İNSAN’dır. Diğer ibadetle vazifeli yaratık hangisidir?
a) Ademoglu b) Hayvanlar c) Bitkiler d) Cinler
73-Asagidaki duraklardan hangisinde MUTLAKA durmamiz gerekir?
a) LamElif (Vakfi La) ( لا ) b) Cim (Vakfi Caiz) ( ج )
c) Ti (Vakfi Mutlak) ( ط ) d) Mim (Vakfi Lazim ) ( م )
75-Avrupa’dan ve Türkiye’den giden hacıların mikat sınırı neresidir?
a) Cuhfe b) Zatı Irk c) Karnül Menâzil d) Hıll
76-İspanya’da kurulan islam devletinin adı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Eyyubiler b) Fatimiler c) Endülüs Emevileri d) İskenderiye
77-Kur’an-i Kerim’de anlami ilk okumada anlasilmayan, manasini sadece Allah’in ve dinde derinlemesine ilim sahibi olanlarin bilebildegi ayetlere ne denir?
a) Muhkem Ayetler b) Muteşabih Ayetler
c) Nesh Ayetler d) Uzun Ayetler
78-Kuran-i Kerîm’de fir’âvn’un yardimcilarindan biri olarak adi geçen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
a-Haman b-Ümam
c-Firam d-Kahin
79-Zekat müslümanlara ne zaman farz kılınmıştır?
a) Hicri 1.nci yılda b) Hicri 2.nci yılda
c) Hicri 5.nci yılda d) Hicri 10.yılda
80-Hicretten sonra Mekke’li ve Medine’li müslümanları peygaberimiz kardeş ilan etmiştir. Mekke’li müslümanlara hicret ettikleri için muhacir denmistir. Medineli müslümanlara da, hicret edenlereyardım edenler manasında isim verilmiştir. Bu isim nedir?
a) Evs b) Hazrec
c)Ensar d)Pinti
81-Kur’an-i Kerimin hadiselere ve ihtiyaca göre azar azar yirmi üç senede indirilmeden önce, bir kadir gecesi toplu halde indirildigi dünya semasindaki makama ne denir?
a-Beyt-ul İzze b-Beyt-ul Sema
c-Beyt-ul Kadr d-Beyt-ul Arş
82-Aşağıdakilerden hangisi nefsin arzularını kısıp nafile ibadetlerle insanı kamil (mukemmel insan) yetiştirmeyi gaye edinen ilim dalıdır?
a) Kimya-i Saadet b) Tasavvuf
c) Siyer d) Tefsir
83-‘Topuklarla beraber ayakları örten, su geçirmeyen, kendi başına ayakta durabilen, bir takım dini kolaylıklar sağlayan giyeceğe …… denir’. Yandaki boşluğa ne gelmelidir?
a)- Mest b)- Mesh
c)- Çorap d)- Çizme
84-Mestin süresiyle alakalı aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a)- Seferiler 3 gün giyebilir
b)- Mukim olanlar 24 saat giyebilir
c)- Mukim olmayanlar 72 saat giyebilirler
d)- Ayaktan mest çıksa bile süresi devam eder
85-Akşam namazını kıldırırken, imam fatihayı sessiz okuyup devamını sesli okusa namazının durumu ne olur?
a)- Namazını yeniden kılmalıdır
b)- Namazı olur hiçbirşey yapmaz
c)- Sehiv secdesi yapmalıdır
d)- Cemaatten özür dilemelidir
86-Kadınlar, özel hallerinde kılamadıkları namazları ne yaparlar? a)- Kaza ederler
b)- Kaza etmezler
c)- Başkasına kıldırırlar
d)- Tevbe ederler
87-Evliliği tamamen sona erdiren boşanma çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?
a)- Ric’i Talak b)- Bâin Talak
c)- Bid’i Talak d)- Sünnî Talak
88-Allahın bazı sıfatları (özellikleri) vardır. Bunlardan biri de Allahın varlığının sonu olmamasıdır. Allah’ın bu özelliğini anlatan sıfatı aşağıdakilerden hangisidir?
a)- Kudret
b)- Hayat
d)- Beka
d)- Muhalefetün Lil-havadis
89-Allahu Tealanın herhangi bir yaratıcısı yoktur. Varlığı kendisindendir. Allahın bu özelliğini anlatan sıfatı aşağıdakilerden hangisidir?
a)- Vahdaniyet
b)- Kiyam Bi-nefsihi
c)- Vucud
d)- Ilim
90-Mekkede iken müslümanlar işkence gördükleri yetmiyormuş gibi müşrikler tarafından 3 yıl süreyle aç ve susuz bırakılmışlardır. Bu sürede Peygamberimizin amcası Ebu Talip ve cok sevdiği eşi Hz.Hatice peygamberimizin ve müslümanların en büyük destekçileri olmuşlardır. Bu acı dolu yıllardan sonra Ebu Talip ve Hz.Hatice vefat etmişlerdir. Peygamberimizi ve tüm müslümanları çok üzen bu iki olayın olduğu seneye ne ad verilir?
a)- Huzun yılı b)- Hicret yılı
c)- Savas yılı d)- Kırk yıl
91-Peygamberimiz Medineden bazı kişilerle hac mevsimlerinde görüşüyor ve onlara islamı anlatıyordu. Müslüman olan Medineliler peygamberimize Mekkeye 1-2km uzaklıktakı bir yerde bazı konularda söz vermişlerdir. Bu önemli söz verme olayının adı nedir?
a)- Yemin Keffareti
b)- Akabe Biatları
c)- Kankardeşliği
d)- Savaş antlaşması
92-Hadislerin sağlamlığına göre alimlerimiz bazı sınıflandırmalar yapmışlardır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan değildir?
a- Hasen Hadis
b- Sahih Hadis
c- Zayıf Hadis
d- Kudsi Hadis
93-Peygamberimizin Sahabenin bazı davranışları karşısında susmasına (susarak onaylamasına) ne ad verilir?
a- Fiili sünnet
b- Kavli sünnet
c- Takriri Sünnet
d- Siyer

94-Peygamberimizden hadisleri bizlere aktaran kişilerden oluşmuş Ravi Zincirine ne ad verilir?
a- Metin
b- Senet
c- Çek
d- Muhadramun
95-Peygamberimiz döneminden sonraki nesillere doğru sıralama yaparsak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a- Sahabe- Muhadramun- Tebei Tabiin
b- Tabiin- Muhadramuun- Sahabe
c- Ashabus Suffe- Sahabe- Tabiin
d- Sahabe- Tabiin- Tebei Tabiin
96-Peygamberimiz (S.A.V.) söyle buyuruyor:”Her kim Ramazan ayından sonraki gelen ayda 6 gün oruç tutarsa tam bir sene oruç tutmus gibi mukafat alır.” Ramazan ayından sonraki hicri ayımızınismi nedir?
a- Muharrem
b- Ağustos
c- Recep
d- Şevval
97-Bir müslüman çiftçi tarlasını yağmur suyuyla sulayıp tatlı ve sulu domatesler yetiştirmiştir. Yetiştirdiği bu domateslerden bol miktarda para kazanan çiftci amcamiz kazandığı paranın kaçta kaçını zekat olarak vermelidir?
a- Onda birini b- Kırkta birini c- Yirmide birini d- Yuzde ikibuçuğunu
98-Hicretin 6. yılında meydana gelen, Mekkeli müşriklerin Medinedeki müslümanları resmen kabul ettikleri, ilk bakışta müslümanların zararına gibi görünmesine rağmen, sonradan faydasına olduğu anlaşılan ilk antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
a- Bir’i Maune olayı
b- Rıdvan Bey’atı
c- Akabe Bey’atı
d- Hudeybiye Musalahası
99-Kuran-i Kerim’de 28 ayri yerde geçen ve Allah (c.c)’in kullarinin isledigi suc ve gunahlari affetmesi, bagislamasi anlamina gelen bir terim aşağıdakilerden hangisidir?
a-Mağfir b-Mağfiret
c-Ğufur d-Avf
100-Kuran-i Kerîm’de adı geçen ve isrâilogullarina gönderilen peygamberlerdendir. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdâr idi. Soyu yâkûb aleyhisselâmın yehûda adli ogluna ulaşır. Süleymân aleyhisselâmin babasıdır. Kudüs’te dogdu. Orada yasadi ve orada vefâ t etti. Bu peygamberin adi nedir?
a-Yakup b-Eyyup
c-Davut d-Yunus
Cevap Anahtarı
1-a 2-a 3-a 4-a 5-d 6-d 7-d 8-d
9-a 10-a 11-b 12-b n13-d 14-a 15-b 16-c
17-c 18-d 19-a 20-b 21-b 22-c 23-a 24-a
25-a 26-d 27-c 28-d 29-d 30-a 31-c 32-c
33-b 34-d 35-c 36-c 37-d 38-a 39-c 40-b
41-c 42-b 43-a 44-a 45-a 46-b 47-a 48-d
49-b 50-c 51-c 52-c 53-a 54-c 55-c 56-c
57-d 58-a 59-b 60-b 61-c 62-b 63-c 64-a
65-b 66-a 67-d 68-c 69-a 70-b 71-a 72-d
73-d 74-b 75-a 76-b 77-b 78-a 79-b 80-c
81-a 82-b 83-a 84-d 85-c 86-b 87-b 88-c
89-b 90-a 91-b 92-d 93-c 94-b 95-d 96-d
97-a 98-d 99-b 100-c

(diyanethaber.com)

16

Kasım
2012

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  288 Kez Okundu

1-Kur’ân-ı Kerîm:Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından Cebrail vasıtasıyla mahiyeti bilinmeyen bir tarzda son peygamber Hz. Muhammed’e indirilen, Mushaflarda yazılı olan, tevatürle nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fâtiha suresinden başlayıp Nâs suresinde son bulan Arapça mu’ciz bir kelamdır
2-Kur’ân-ı Kerîm’i Okuma Şekilleri:
Kur’ân-ı Kerîm’i okuma şekilleri hızlarına göre Tahkîk, Tedvir ve Hadr olmak üzere üç gruba ayrılır:
a)Tahkîk:Hakkını tam olarak vermek, araştırmak, gerçekleştirmek gibi anlamlara gelir. Artırma ve eksiltme yapmaksızın bir şeyde mübalağa yapmaktır. Kur’ân-ı Kerîm’i ağır ağır okumanın adıdır. Medlere hakkını vermek, hemzeyi hakkıyla okumak, harekeyi tam yapmak, harfleri birbirine katıp karıştırmadan tane tane çıkarmak ve dura dura okumaktır. Bu okuyuşta medler son hadlerine kadar yani 4-5 elif miktarı çekilir, hemzeler belirtilir, tecvid kuralları bütün yönleriyle ve hakkıyla uygulanır. Kur’ân’da işaret edilen tertil ile okumanın bu olduğu da ifade edilir.
b)Tedvîr:Döndürme ve çevirme anlamına gelir. Tahkîk ile hadr arasında orta bir okuyuştur. Tahkike göre medler ve diğer kurallardaki ölçüler biraz azaltılır. Medler 3 elif miktarı çekilir. Harfler yine tane tane ve açık bir biçimde telaffuz edilir.
c)Hadr:Dolmak, şişmek ve hızlı söylemek anlamına gelir. Kıraat ilminde Kur’ân-ı Kerim’in tecvîd kaidelerine uygun olarak okunduğu üç tarzdan hızlı olanına denir. Hadr, Kur’an’ı hızlı okumak için kullanılır. Med harflerini ve ğunne sesini yutmadan, harekeleri birbirine karıştırmadan, sahih olmayan bir kıraatteki aşırılıklara kaçmadan, medleri ve idğamları kısa tutarak biraz süratli bir okuyuşla okumaktır. Bu okuyuşta kıraatlerde yer alan bütün kaideler asgari hadlerinde uygulanır. Ancak gerek harflerin mahreçleri gerekse sıfatları konusunda taviz verilmez.
Bu metotlardan hangisinin daha uygun olduğu konusunda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Kimisi, Kur’ân’ın tertil ile okunmasını emreden âyetleri delil getirerek yavaş okumayı önerirken kimisi de bu konuda Resûl-i Ekrem’in çok Kur’ân okumayı tavsiye eden ve okunan her harfe ayrı ayrı sevap verildiğini bildiren hadislerini delil getirmişlerdir. Bu âyet ve hadisleri değerlendiren İbnü’l-Cezeri, Kur’ân’ı okumaktan maksadın onu anlamak ve ona göre amel etmek olduğunu söyleyerek, yavaş okumanın daha önemli olduğunu ve güçlü delillerin bunu teyid ettiğini bildirir.
2. Medd-i Tabîi:Bir elif miktarı çekilir. Bir eliften eksik veya fazla çekmek lahn-ı celi olur. Bir elif miktarı, iki hareke miktarına eşittir. Bu da bir parmak kaldıracak kadar zaman miktarı olarak kabul edilir.
Medd-i Lâzım: Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden sükûnu lâzım bulunursa, o kelime medd-i lâzım olur. Bu şekilde meydana gelen meddi, bütün kıraat imamları medd ile okudukları için, bu isim verilmiştir. Medd-i Lâzım 4 çeşittir:
• a) Kelime-i Musakkale (şeddeli kelime).
• Örnek: (اَلْحَاقَّةُ ). Burada sükûn, şeddenin içinde bulunan harftir.
• b) Kelime-i Muhaffefe (cezimli kelime).
• Örnek: (آلْآنَ ). Burada sükûn, cezmin içinde bulunan harftir. (أَاَلْأَانَ)
• c) Harf-i Musakkal (şeddeli harf).
• Örnek: (الم ) deki lâm gibi. (لاَمْ مِيمْ) Burada sükûn, şeddenin içinde bulunan harftir.
• d) Harf-i Muhaffef (cezimli harf).
• Örnek: (الم ) deki mim gibi. (مِيمْ)
Medd-i Lâzım’ın hükmü vaciptir.
 

3-Tefsir Çeşitleri:
• Rivayet Tefsiri: Kur’ân’a, Hz. Peygamber’in sünnetine, seleften nakledilen haberlere, Arap dili ve câhiliye Arap şiirine dayanan tefsirdir.
Bazı Rivayet Tefsirleri:
• 1. İbn Cerîr et-Taberî (ö. 310/922), Câmiu’l-Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân. (Bu tefsir her ne kadar rivayet tefsirinin özelliklerini taşıdığı için söz konusu tefsirler arasında sayılıyorsa da, şunu kabul etmek lazım ki Câmi’u'l-Beyân ayrıca dirayet tarafı da ağır basan birkaç önemli tefsirden biridir.)
• 2. Ebu’l-Leys es-Semerkandî (ö. 383/993), Tefsîru’l-Kur’ani’l-Azîm.
• 3. Ebû İshâk es-Sa’lebî (ö. 427/1036), el-Keşf ve’l-Beyân.
• 4. el-Bağavî (ö. 516/1122), Me’âlimu’t-Tenzîl.
• 5. İbn Atiyye el-Endülüsî (ö. 546/1151), el-Muharreru’l-Vecîz fi Tefsiri’l-Kitâbi’l-Azîz.
• 6. İbn Kesîr (ö. 774/1372), Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm.
• 7. es-Se’âlibî (ö. 875/1470), el-Cevâhiru’l-Hisân fî Tefsîri’l-Kur’ân.
• 8. es-Suyûtî (ö. 911/1505), ed-Dürrü’l-Mensûr fi’t-Tefsîr bi’l-Me’sûr.
• 9. el-Kâsımî (ö. 1332/1914), Mehâsinu’t-Te’vîl. (Tefsîru’l-Kâsımî).
4-Hadis: Söz, haber, yeni şey anlamlarına gelir. Çoğulu ehâdis’tir. Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirlerine denir. Hadis, sünnetle eş anlamlıdır. Haber ve eser anlamın da gelir. Sahabe ve tabiûn sözlerine de hadis denilmektedir.
– Delil değeri açısından: Sahih, Hasen ve Zayıf;
-Kaynağı açısından: Merfû, Mevkuf ve Maktû; -Senedi açısından: Mütevâtir, Meşhûr ve Âhâd;
-Senedinin muttasıl olup olmaması açısından: Müsned, Muttasıl, Munkatı, Mu’dal, Mürsel, Muallak, Muanan, Müdelles kısımlarına ayrılır.
5-Mevkuf Hadis: Sahabelerden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Mevkuf hadislerde isnad Rasûlullah’a ulaşmaz, sahabede son bulur.
6-Münker Hadis: Adalet ve zabt yönünden zayıf bir ravinin güvenilir raviye aykırı olarak rivayet ettiği ve bu rivayetinde tek kaldığı hadistir.
7-Mürsel Hadis: Tabiînin Sahabeyi atlayarak Hz. Peygamber’den direkt söylediği hadislerdir.
8-SİYER
♦ Hz. İbrahim’in ilk hanımı Hz. Sâre’dir. O, yaşlılık döneminde Hz. İshak’ı doğurmuştur. Hz. İbrahim, ondan sonra Hâcer validemizle evlenmiştir. Hz. Hâcer, Hz. İsmail’in annesidir
♦ Hz. Asiye, Fir’avun’un hanımıdır.
♦ Hz. Nuh ve Hz. Lut’un hanımları kendilerine iman etmemiştir.
♦ Peygamberimiz (a.s.) “Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır” buyurmuştur. Bu kadınlar: Hz. Meryem, Hz. Asiye, Hz. Hatice ve Hz. Fatıma’dır.
9-Cuma Namazı: Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti esnasında, Kubâ köyündeki Rânûna vadisinden geçerken, öğle vakti Cuma namazı farz kılınmıştır. Peygamberimiz de ilk Cuma namazını Rânûna vadisinde kıldırmıştır.
Cuma’nın Şartları:
a) Vücûb Şartları:
1. Erkek Olmak,
2. Mazeretsiz olmak yani bedeni özrü olmamak,
3. Hürriyet,
4. İkamet,
5. Âkil-bâliğ olmak.
b) Sıhhat Şartları:
1. Vakit,
2. Cemaat,
3. Şehir,
4. Cami,
5. İzin,
6. Hutbe.


 10- Hac: Hac, Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Yapılış şekli bakımından hac üçe ayrılır: 1. İfrat haccı, 2. Kıran haccı, 3. Temettu’ haccı.
İfrat Haccı: İçinde umre olmadan yapılan hactır.
Kıran Haccı: Bir ihramla hem umre hem de hac yapmaktır.
Temettu’haccı: Bir yıl içinde iki ihramla umre ve haccı birlikte yapmaktır.
11-Akâid İlmi: Akâid “akîde” kelimesinin çoğuludur. Sözlükte düğüm bağlamak, düğümlemek ve kesinlikle inanılan şey anlamlarına gelir. “İslâm akâidi” İslâm dininde inanılan hususlar mânâsına gelir. Bunlara “îmân esasları” denir. Îmân esaslarını ihtiva eden ilme de “akâid ilmi” denir. Akâid ilmi, Allah’ın varlığından, sıfatlarından, fiillerinden bahseden bir ilimdir.
10-Bazı Yazarlar ve Eserler
Evliya Çelebi: Seyahatname.
İmam-ı Rabbani: Mektubat.
Serrâc: el-Luma.
Sülemî: Hakâiku’’t-Tefsîr.
İmam-ı Şafii: er-Risale.
İmam Malik: el-Muvatta.
İmam Âzam: el-Fıkhu’l-Ekber.
Şatıbî: el-Muvafakât fî Usûli’Şerî’a.
Serahsi (II. Şemsü’l-Eimme): el-Mebsût (30 cilttir)
Ferra: Ma’ani’l-Kur’an.
İmam-Şafi: Ahkamu’l Kur’an.
Zemahşeri: Keşşâf.
Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb.
Ebu Ali et-Tabresi: Mecmeul Beyan li Ulumil Kur’an.
İsmail Hakkı Bursevi: Ruhu’l Beyan.
Seyyid Kutup: Fî Zilali’l-Kur’an.
ez-Zerkânî: Menâhilu’l-İrfân fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
Subhi es-Sâlih: Mebâhis fî-Ulûmi’l-Kur’ân.
Zebîdî: Tâcu’l-‘Arûs.
İbn Fâris: Mu‘cemu Mekâyîsi’l-Luğa.
el-Fîrûzâbâdî: el-Kâmûsu’l-Muhît.
er-Râğıb el-Esfahânî: el-Mufredât fî-Ğarîbi’l-Kur’ân.
İbn Manzûr: Lisânu’l-‘Arab.
Abdulkahir el-Cürcânî: Esrâru’l-Belağa.
İbn Kesîr: el-Bidâye ve’n-Nihâye.
Muhammed Hüseyin ez-Zehebî: et-Tefsîr ve’l-Müfessirûn.
Kâtip Çelebi: Keşfü’z-Zunûn.
Ömer Nasuhi Bilmen: Büyük Tefsîr Tarihi.
Süleyman Ateş: İşârî Tefsir Okulu.
 

11. Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB):
Türkiye’de İslâm diniyle ilgili işleri yürütmek, toplumu din konusunda aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kamu kuruluşunun adıdır.
3 Mart 1924 tarih ve 429 sayılı Şer’iyye ve Evkaf ve Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye Vekâletlerinin İlgasına Dair Kanun ile Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Reisliği ve Evkaf Umum Müdürlüğü kuruldu.
Not: Genel Kurmay Başkanlığı da aynı tarihte yani 3 Mart 1924’te kuruldu.
Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924 tarihinde Diyanet İşleri Reisliğine getirildi.
Başkanlık, kuruluşundan 11 yıl sonra, 14 Haziran 1935’de Diyanet İşleri Reisliği Teşkilât ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile ilk teşkilât kanununa kavuştu.
5 Temmuz 1939’da ilk defa bir reis muavinliği kadrosu ihdas edildi.
1950 genel seçimlerinden önce DİB yeniden düzenlendi.
2 Temmuz 1951’de Dinî Yayınlar Döner Sermayesi kuruldu.
1961 Anayasası, 154. Maddesiyle DİB’nı bir Anayasa kurumu olarak düzenledi.
 

12-Âmile: Ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara denir.
*Zekâtın vücûb sebebi zenginliktir.
*Zekât; müslüman, hür, akıllı, bâliğ, tabii ihtiyaçlarından fazla artıcı vasıftaki mala tam bir mülkiyetle mâlik olan ve bu mâlik oluşunun üzerinden bir senesi geçen kimselere farzdır.
13-Zekâtın Yükümlülük Şartları
a. Mükellef ile İlgili Şartlar
Namaz ve oruçla mükellefiyette söz konusu olan şartlar, zekâtta da aranır.
Ebû Hanîfe akıllı ve bâliğ olmayanları, toprak ürünleri ve kamu hukukunun bir parçası olarak alınan zekât türü hariç, zekâtla mükellef tutmamıştır. Fakihlerin çoğunluğuna göre ise akıl hastalarının ve çocuğun malları zekâta tâbidir.
b. Mal ile İlgili Şartlar
1. Tam Mülkiyet
2. Nemâ: Artmak, çoğalmak, gelişmek anlamlarına gelir. Bu iki kısma ayrılır:
a. Hakikî (gerçek) nemâ: Bir malın ticaretle, doğum yoluyla veya tarımla artmasıdır. Ticaret malları, hayvanlar ve toprak ürünleri böyledir.
b. Takdirî (hükmî) nemâ: Bir malın kendisinde nemâ imkânının bizzat (potansiyel olarak) mevcut olmasıdır. Altın, gümüş ve parada olduğu gibi.
3. İhtiyaç Fazlası Olma
4. Nisab: Sınır, işaret, asıl ve kök anlamlarına gelir. Zekâtın vücûbuna alâmet ve ölçü olmak üzere tespit edilen belirli bir miktardır.
5. Yıllanma: Zekâta tâbi mallarda aranan şartlardan biri de, o malın üzerinden bir kamerî yılın geçmiş olması şartıdır ki buna “havelânü’l-havl” denir.
6. Borç Karşılığı Olmama
Zekâtın Geçerlilik Şartları
1. Niyet
2. Temlik
* Zekâta tâbi hayvanların
1. Senenin çoğunu otlaklarda otlayarak geçiren hayvanlar olmaları, besi hayvanı olmamaları. 2. Ziraat, nakliyat vb. işlerde kullanılan (âmile) hayvanlardan olmamaları gerekmektedir.
Kaynak:
1-Davut Kaya, Tecvidli Kur’an Okuma Rehberi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
2- Dini Kavramlar Sözlüğü, Ed. İsmail Karagöz, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
3- Diyanet Hac Rehberi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
4-Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
5-Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, (Sadeleştiren: A. Fikri Yavuz).

16

Kasım
2012

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  565 Kez Okundu

hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-727e003f.gif

103- “Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere …… denir.” Yandaki boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi getirilmelidir?
A-Mufassal B-Mesâni C-Miun
D-Zammı sure
104-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere ne denir?
A-Hizb B-Mufassal C-Aşr
D-Seb’ul Mesâni
105- “Sure” kelimesiyle başlayan sûre hangisidir?
A-Nur B-Mücadele C-Bakara D-Nisa
106-Kur’an’daki secde ayeti sayısı kaçtır?
A-16 B-20 C-14 D-50
107-Besmelenin iki defa zikredildiği sure hangisidir?
A-Tevbe B-Hud C-Yunus D-Neml
108-Aşağıdakilerden hangisi besmele ile başlamayan sûredir?
A-Berae B-Bakara C-Duha D-Kehf
109-Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure hangisidir?
A-Mülk B-Haşr C-Hacc D-Fatiha
110-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-En’am-Nur B-Bakara-Fatiha
C-Al-i İmran-Nisa D-Bakara-Al-i İmran
111-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir?
A-A’raf-Mülk-Cuma B-A’raf-Necm-Alak
C-Nisa-Kehf-Yasin D-Nebe-Naziat-Fecr
112-Aşağıdakilerden hangisi Fatiha suresinin isimlerinden biri değildir?
A-El-Hamd B-Seb’ul Mesani
C-Ümmül –Kur’an D-Fatihatul Kur’an
113-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-Nisa-Kevser B-Bakara-Kevser
C-Mücadele-Nur D-Yasin-Hucurat
114-Aşağıdakilerden hangisi ayetin tanımıdır?
A-İki hizbden oluşan kısım B-Kur’an’ın bölümleri
C-Kur’an’ın en küçük parçaları D-Kur’an’ın her sayfası
115-Aşağıdakilerden hangisi surenin tanımıdır?
A-Kur’an’ın ayetler grubunu içeren bölümleri
B-Kur’an’ın en küçük parçaları C-Kur’an’ın her 5 sayfası D-Kur’an’ın her 2o sayfası
116-Mekkî ve Medenî surelerin adet sayısı hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-88-95 B-86-28 C-100-150 D-87-29
117-Aşağıdakilerden hangisi Mekkî Sûrelerin konuları arasında yer alır?
A-Tevhid ve Ahlak B-Ukubat ve Cihad
C-Ehli Kitap ve Toplum D-Hukuk ve muamelat
118-Aşağıdakilerden hangisi Medeni surelerin özelliklerinden değildir?
A-Hadler ve feraizden bahseder B-Cihada izin verir C-Ehli Kitaptan bahseder
D-Bakara suresinin dışında geçmiş peygamberlerden bahseder
 hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

119-Kur’an’ın en uzun ayetiyle en kısa ayeti hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-Bakara 282-Fecr suresi 1
B-Bakara 286-Kevser 2
C-Şura 186-Hac 20 D-Kehf 19-Al-i İmran 154
120-Kur’an’ın toplanması Hangi Halife döneminde olmuştur?
A-Hz.Ali B-Hz.Osman C-Hz.Ebu Bekir
D-Hz.Ömer
121-Kur’an’ın en uzun (Tıval) sureleri hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A.Yasin,Hucurat,saff,Nebe,Mülk,Muhammed,İnsan B-Enfal,Yusuf,Nur,Hadid,Hac,Mücadele,
C-Vakıa,Cuma,Zuhruf,Fecr,Naziat,
D-Bakara,Al-i İmran,Nisa,Maide,En’am,A’raf,Yunus ve kehf
122-Esbab-ı Nüzul ne demektir?
A-Birbirine benzeyen, kendisinde karışıklık bulunan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
B-Ayetlerin inmesine sebep olan olay veya duruma denir
C- Dini bir hükmün zaman bakımından sonra gelen, yine dini bir delil ile kaldırılmasıdır.
D-Bir tek anlamı bulunan, Sağlam kılınan, Hükmü sabit olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
123-Nesh’in anlamı nedir?
A-Kendinden önceki hükmü kaldıran delile denir.
B-Hükmü kaldırılan delile denir.
C-Zamanın ve şartların değişmesi ile anlam değişikliği olmayan ayetlere denir
D-Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
124-Ku’an-ı Kerim ilk devirlerde aşağıdakilerden hangisi üzerine yazılmamışır?
A-Taş levhalar B-Hurma dalları
C-Kürek kemikleri D-Kûşe kâğıdı
125-Muhkem ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
B-Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
C-Başka dillere çevrilmeyen ayetlerdir.
D-Ahiret inancından ve doğru amellerin ne olması gerektiğinden bahseden ayetlerdir.
126-Müteşabih ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Başka dillere çevrilen ayetlerdir.
B-Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
C-Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
D-Dini bir hükmün zaman bakımından sonra gelen, yine dini bir hükümle kaldırılan ayetlerdir.
127-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe kimdir?
A-Abdullah b.Abbas B-Mikatil b.Süleyman
C-Abdullah b.Zübeyr D-Zeyd b.Sabit
128-Aşağıdaki tefsirlerden hangisi Rivayet Tefsirleri arasındadır?
A-el-Ferra : Ma’ani’l-Kur’an
B-İmam-Şafi: Ahkamu’l Kur’an
C-Taberi :Camiül Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an
D-Zemahşeri: Keşşaf
129-Aşağıdaki tefsirlerden hangisi Kelami tefsirler arasındadır?
A-Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb
B-Ebu Ali et-Tabresi: Mecmeul Beyan li Ulumil Kur’an
C-İsmail Hakkı Bursevi: Ruhu’l Beyan
D-Seyyid Kutup: Fizilalil Kur’an
130-Kıraat kelimesinin anlamı hangisdir?
A-Bir şeyi süslemek, güzel ve hoşça yapmak.
B-Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır.
C-Kur’an’ı tecvid kurallarına uymak suretiyle en hızlı bir şekilde okumaktır.
D-Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
131-Aşağıdakilerden hangisi Cüz’ün tanımıdır?
A-Kur’an’ın her 5 sayfasına denir
B-On ayetten oluşan ve konu bütünlüğü olan parçaların ezbere okunmasına denir
C-Kur’an’ın her 20 sayfasına denir.
D-Hizbin bölümlerine denir.
 hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

132-Her ayetinde “ALLAH” lafzı olan sure aşağıdakilerden hangisidir?
A-Neml B-Kehf C-Hacc D-Mücadele
133-“AHMED” ismi kendisinde zikredilen sure ve ayet hangisidir?
A-Saff,6 B-Muhammed,1 C-Abese,2
D-Nur,30
134-“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı nedir?
A-Her bir harfin hakkını vererek telaffuz etmek
B-Tecvid kurallarına uymak suretiyle en hızlı bir şekilde okumak
C-Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmaK
D-Kur’an’dan on sure ezberlemek
135-Aşağıdakilerden hangisi kıraat imamlarından biri değildir?
A-Muhammed b. Yusuf
B-Abdullah bin Kesir el- Mekki ed-Dari
C-Asım b. Behdele Ebu Bekir el-Esedi
D-Ali b.Hamza Ebu’l-Hasan el-Kisai
136- “Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır.” Yandaki tanım aşağıdaki kıraat kavramlarından hangisine aittir?
A-Tertil B-Hadr C-Arz D-Tedvir
137- Siyak-Sibak ne demektir?
A-Acze düşmek, aciz bırakmak
B-Kur’an’ın ayetlerinin kronolojik sıralanması
C-Kur’andaki yabancı kelimelerin açıklanması
D-Kur’an ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması
138- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Kur’ân’ın hükümleri
B-Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
C-Kur’an’da ihtilaf olmaması
D-Kur’an’ın toplanması
139-Îcaz’ın sözlük anlamı nedir?
A-Bir sözü aydınlatmak
B-Kur’an ayetleri arasında ilişki kurmak
C-Kur’anda yer alan kapalı bir hususu açıklığa kavuşturmak
D-Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
140- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A-Münasebetu’l-Kur’an
B-Emsalu’l-Kur’an
C-Garibu’l-Kur’an
D-Mubhemetu’l-Kur’an
141. Hz. Osman’ın zamanında Mushaf’ın çoğaltılması ile ilgili heyetin
başkanı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Ali b. Ebî Talib b) Abdurrahman b. Avf
c) Zeyd b. Sabit d) Abdullah b. Ömer
142. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân’ın
isimlerinden biri değildir?
a) Ümmü’l-kitap b) Mesânî
c) Kitap d) Ümmü’l-kurrâ
143. Aşağıdakilerden hangisi vahiy
kâtiplerinden değildir?
a) Şurahbil b. Hasene b) Cabir b. Abdullah
c) Abdullah b. Revâha d) Muaviye b. Ebî Süfyân
144. Aşağıdakilerden hangisi en son
nazil olduğu söylenen ayetlerden biridir?
a) الْكَلَالَة فِي يُفْت۪يكُمْ اللّٰهُ لِ قُيَسْتَفْتُونَكَۜ (Nisa, 4/176)
b) يَسَْٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ (Bakara, 2/219)
c) وَيَسَْٔلُونَكَ عَنِ الْمَح۪يضِۜ (Bakara, 2/222)
hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

d) يَسَْٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ (Bakara, 2/217)

 

145. “Seb’u’t-tıvâl” aşağıdakilerden
hangisidir?
a) Bakara, A’râf, Nisa, Âl-i İmrân,En’âm, Mâide, Enfâl b) Bakara, A’râf, Kehf, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl c) Bakara, Nisa, Meryem, A’râf, En’âm,Mâide, Enfâl d) Bakara, Nisa, Âl-i İmrân, İsrâ, Mâide,Enfâl, A’râf
146. Aşağıdakilerden hangisi Mekkî
surelerden değildir?
a) İçinde secde ayeti bulunan sureler
b) İçinde “kellâ” kelimesi bulunan
sureler
c) Bakara suresi hariç- Âdem ve İblis
kıssasını anlatan sureler
d) Cihad hükümleri içeren sureler
147. “Müşkilü’l-Kur’ân” ifadesinin
tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Kur’ân’ın anlaşılması zor olan
ayetleri demektir.
b) Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu
zannedilen ayetlere denir.
c) Sahih hadislerle çelişkili olduğu
zannedilen ayetlere denir.
d) Anlamı kapalı olan ayetlere denir.
148. Aşağıdaki kelimelerden hangisi“Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder?
a) Müteşabih b) Vücuh c) Nezâir d) Müteradif
149. Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere ne ad verilir?
a) İşârî tefsir b) Hermonatik
c) İlhâdî tefsir d) Semantik
150. Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin
özgün adı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Câmiu’l-Beyân Fî Te’vîli’l-Kur’ân
b) Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
c) el-Câmi’ Li Ahkâmi’l-Kur’ân,
d) Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl
151. Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile ne ad verilir?
a) Burhân-ı temanu’ b) Burhân-ı innî
c) Burhân-ı limmî d) Burhân-ı fıtrî
152. “Ahd-i Atik” hangi kutsal kitabın adıdır?
a) Tevrat b) İncil c) Zebur d) Matta
153. Kur’ân’ın bir bütün olarak indirildiği dünya semasında bulunan yerin adı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Beyt-i ma’mûr b) Beytü’l-izze
c) Levh-ı mahfuz d) Beytü’l-kelâ
154. Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime ve
cümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması
aşağıdaki hangi kavramla ifade edilir?
a) İ’câz b) Îcâz c) Veciz d) Mu’ciz
155. Aşağıdaki şıklardan hangisinde
Mekkî bir sure vardır?
a) Bakara, Nisa, Mâide, Enfâl
b) Tevbe, Mücadele, Haşr, Mümtehıne,
c) Nasr, Tahrîm, Talak, Necm
hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

d) Cuma, Münâfikûn, Nur, Âl-i İmran

156. Medine’de son inen sure hangisidir?
a) Kadr suresi b) Mümtehıne suresi
c) Nâs suresi d) Nasr suresi
157. Aşağıdaki şıklardan hangisinde
Kur’ân’da geçtiği halde Hz. Peygambere ait
olmayan bir nitelik vardır?
a) Azîz, müzzemmil, rahîm, beşîr
b) Nezîr, hâdî, müsaytır, ümmî
c) Şahîd, dâî, sirac, Mübeşşir
d) Raûf, münîr, müzekkir, Müddessir
158. “Akıl ve naklin ifade ettiği gerçeği
yansıtan ve içinde yalan bulunmayan bilgi ve
haber hangi Kur’ân kavramı ile ifade edilir?
a) Ayne’l-yakîn b) Hakka’l-yakîn
c) Ilme’l-yakin d) Kitabü’n-ma’lûm

159. Aşağıdaki şıklardan hangisinde
Kur’ân-ı Kerim’de geçtiği halde Kur’ân’a ait
olmayan bir nitelik vardır?
a) Mecîd, Ruh, Kitap, b) Mübarek, Furkan, Zikr
c) Mübîn, Kerîm,Azîm d) Azîz, Hakîm, Muhît

160. “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip,
delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı
hangisidir?
a) Ayet b) Sure c) Mucize d) Burhan

161. Ayet sayısı itibariyle Kur’ân’ın en
uzun ve en kısa sureleri hangileridir?
a) Al-i İmran, Kevser b) Bakara, İhlâs
c) Al-i İmran, İhlâs d) Bakara, Kevser

162. En çok kabul gören ağırlıklı görüşe
göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet
sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı kaç
tanedir?
hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

a) 6666 b) 6616 c) 6316 d) 6236

163. Yemâme savaşında pek çok Kur’an
hafızı şehit düştüğünde Hz. Ömer’in Halife
Ebû Bekir’e önerisi ile başlayan faaliyete
ne ad verilir?
a-Kur’an’ın hıfzı b-Kur’an’ın istinsahı
c-Kur’an’ın cem’i d-Kur’an’ın teksiri

164. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’daki
ayetlerin tertibine ilişkin bir terimdir?
a-Tesbitî b-Tenzilî c-Tevkifî d-Temsilî

165. Kur’ân-ı Kerim’in besmele ile başlamayan
suresi aşağıdakilerden hangisidir?
a-Tevbe b-Enfal c-Buruc d-Zümer

166. Kur’an’ın taklit edilemez dil ve üslup
özelliklerini ifade eden terim aşağıdakilerden
hangisidir?
a-İtnâb c-İcâz b-İsar d-Secî

167. Muavvizeteyn olarak anılan sureler
aşağıdakilerden hangisidir?
a-Bakara-Nisa b-Enfal-Tevbe
c-Yusuf-Yunus d-Felak-Nas

168. Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini
ifade eden ve müşriklere meydan
okuyan ayetlere ne ad verilir?
a- Tahaddi ayetleri b-Hadari ayetler
c-Medeni ayetler d- Muhkem ayetler

169. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın
Mekke döneminde inen surelerinin genel
özelliklerinden biri değildir?
a-Mekke döneminde inen sureler daha çok
vezinlidir. b-Tartışma, hikâye, vaat, tehdit gibi hususlar üslûbu belirler c-Kasemle başlayanları vardır. d-Miras hükümlerinden bahseder

170. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân’ın tanımı
içinde yer alan anahtar kavramlardan
biri değildir?
a-Tilâvetiyle teabbüd olunması
b-Ebu’l-Esved tarafından harekelenmiş
olması c-Cebrâil vasıtasıyla inmiş olması
d- İ‘câz özelliği

hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

171. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an kıraatleri
arasındaki farklardan değildir?
a-Harflerin mahreçleri b-Noktalama ve hareke farkları c- Surelerin uzunluk ve kısalığı
d- Med, kasr, vasl gibi hususlar

172. Aşağıdakilerden hangisi bir kıraatin
doğru kabul edilmesi için ileri sürülen şartlardan biri değildir?
a-Arapçaya uygun olma b-Tevatür
c-Osman mushafının hattına uygun olma
d-Buhari’nin Sahih’inde zikredilmesi

173. “Kur’an’ın zahirine, şer’a ve akla aykırı
olmaması gerekir” sözüyle anlatılmak
istenen tefsir tarzı hangisi olabilir?
a-Fıkhî tefsir b-İşâri tefsir
c-Ahkâm tefsiri d-Kelamî tefsir

174. Aşağıdaki surelerden hangisi
Kur’andaki tertibe göre daha öndedir?
a-Hicr b-Meryem c-Tevbe d-Sâd

175. Birden fazla manaya gelen, manası
açık olmayıp manasında kapalılık bulunan,
açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere ne ad
verilir?
a-Muhkem b-Nâsih c-Zâhir d-Müteşâbih

176. Aşağıda bazı tefsirler ve yazarları verilmiştir.Buna göre hangisi doğru bir eşleştirme değildir?
a-“Câmiü’l-Beyân an Tefsîri’l-Kur’ân”-
Taberî b-“ Medârikü’t-Tenzîl”- Zemahşerî
c-“Mefâtihü’l-Gayb”-Fahreddîn Râzî
d-“Rûhu’l-Beyân”-Alûsî

177. İslâm tarihinde mihne olayları olarak
anılan Kur’anla ilgili tartışmaların odak
noktasındaki sorun nedir?
a-Hangi surelerin Mekkî ve Medenî olduğu
b-Surelerin tertibi meselesi
c-Kur’an’ın yazıya geçirilip geçirilemeyeceği
d-Kur’an’ın yaratılmış olup olmadığı

178. Aşağıdakilerden hangisi Kuran-ı Kerimin son ilahi kitap olarak vahyediliş sebeplerinden biridir?
a) Önceki kitapların anlaşılmasındaki güçlükler
b) Önceki kitaplara inananların sayıca yeterli olmayışı
c) Önceki kitaplara ulaşılması ve okunmasındaki güçlükler
d) Önceki kitapların taşıdığı mesajın yeterince yayılamamış olması
e) Önceki peygamberlerine vahyettiği mesaja ulaşmanın imkânının kalmamış olması

179-Mekke döneminde nazil olmuştur ve 8 ayettir. Çoklukla övünenleri uyarıp, hesaba çekileceklerini beyan eden ve mal, mülk ile çoluk çocuğun çokluğuyla övünmek anlamı taşıyan sure aşağıdakilerden hangisidir.
a) Zilzal Suresi b) Beyyine Suresi c) İnşirah Suresi d) Tekasür Suresi e) Karia Suresi

180. Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir aşağıdakilerden hangisidir?
a) Nusayrî b) İsevî c) Keşiş d) Nasranî
e) Ruhu’l-Kudüs

hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

181. Maun suresinde anlatılan kişinin özellikleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) Dini yalanlar b) Yetimi itip kakar
c) Savurganlıktan kaçınmaz
d) Yoksulu doyurmaya teşvik etmez
e) Namazlarında gösteriş yapar

182. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an ilimleri arasında yer almaz?
a) Esbabu’n-nüzul b) Kur’an’ın Müteşabihleri
c) Cerh ve Ta’dil d) Huruf-u Mukatta
e) Garibu’l-Kur’an

183. Kur’an-ı Kerim’in toplanmasının ve bir kitap haline getirilmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisi değildir?
a) İslam’ın sınırlarının genişlemesi
b) Farklı milletlerden olanların İslam’a girmeleri
c) Yemame savaşında birçok Kur’an hafızının şehit edilmesi
d) Sıffın savaşında birçok Kur’an hafızının şehit edilmesi
e) Yazı bilenlerin çoğalması

184. Mekke döneminde nazil olmuştur ve 118 ayettir. İlk 10 ayetinde takva sahiplerinin vasıflarını beyan eden, adını ilk ayette geçen ve bu vasıfları taşıyanları niteleyen bir kelimeden alan sure aşağıdakilerden hangisidir?
a) Mü’min Suresi b) Mü’minün Suresi
c) Furkan Suresi d) Araf Suresi e) Enbiya Suresi

185. Mekke döneminde nazil olmuştur ve
9 ayettir. İnsanları çekiştiren, alay eden kimsenin durumunu kınayarak, bu gibi kimselerin varacağı yerin ateş olduğunu bildirir. İnsanları arkadan çekiştiren, ayıplayan kimse anlamına gelen sure ismi aşağıdakilerden hangisidir.
a) Hümeze Suresi b) Adiyat Suresi
c) Tin Suresi d) Karia Suresi e) Münafikun Suresi

186. Kuran’dan önce indirilen kutsal kitapların
indirilme sırası aşağıdakilerden hangisinde
doğru olarak verilmiştir?
a) Tevrat- İncil- Zebur b) Zebur-Tevrat-İncil
c) İncil-Tevrat Zebur d) Tevrat-Zebur-İncil
e) Zebur-İncil-Tevrat

187.“Mahreçleri bir sıfatları ayrı olan
harfler birbirine uğrarsa ……… denilir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan bölüme
aşağıdaki terimlerden hangisi yazılmalıdır?
a-İdğam-ı mütekaribeyn
b-İdğamı-ı mütecaniseyn
c-İdğamı-ı misleyn
d-İdğamı-ı bilağunne

188. لِمَنِ ارْتَضٰى , اِرْجِع۪يٓ
Âyetlerinde (Ra) harfi nasıl okunur?
a-Kalın b-İnce c-Hem ince hem kalın
d-İnce okumak evladır

189. Âyetlerde durulması veya geçilmesi
gerektiğini belirten işaretlere ne ad verilir?
a-Vakıf b-Secâvend c-İmâle d-Kati

hareketli dini gifler,  DİNİ GİFLER,  dini giftler,  dini gifler,  gifler fotolar,-din.gif

190. “Ğunnenin bekasıyla birlikte izhar ile
idğam arasında şiddetten uzak bir hal ve
keyfiyettir”. Bu tarif aşağıdakilerden hangi
tecvid kuralını ifade etmektedir?
a- İşmâm b- İdğam c- İhfa d- İklâb

191. Âdiyât Sûresi’nin “لَخَب۪يرٌ يَوْمَئِذٍ بِهِمْ رَبَّهُمْ اِنَّ
” âyetinde altı çizili olan kısma tecvitte
ne ad verilir?
a-İdğam-ı mealğunne b-İdğam-ı bilağunne
c-İdğam-ı mütekaribeyn d-İhfa-i şefevi
CEVAP  ANAHTARI
103c 104b 105a 106c 107d 108a 109d 110b 111b 112d 113b 114c 115a 116b 117a 118d 119a 120c 121d 122b 123a 124d 125a 126b 127d 128c 129b

 130d 131c 132d 133a 134c 135a 136c 137d 138b 139d 140b 141. C 142. D 143. B 144. A 145. A 146. D 147. B 148. B 149. C 150. B 151.C 152.A

153.B 154.B 155.C 156.D 157.B 158.C 159.D 160.A 161.D 162.D 163.C 164.C 165.A 166.C 167.D 168.A 169.D 170.B 171.C 172.D 173.B

174.C 175.D 176.B 177.D 178.E 179. D 180. D 181. C 182 -C 183. D 184-B 58-A 186. D 187. B 188.A 189.B 190.C 191.D

16

Kasım
2012

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  431 Kez Okundu

BİRİNCİ BÖLÜM
1- Diyanet, “Kutlu Doğum Haftası” etkinliklerini hangi yıldan beri gerçekleştiriyor?
a) 1984
b) 1989
c) 1992
d) 1997
2- Bakanlıklar arası hac ve umre kuruluna hangi kurumun temsilcisi başkanlık eder?
a) İçişleri Bakanlığı.
b) Dışişleri Bakanlığı.
c) Diyanet İşleri Başkanlığı.
d) Kültür Ve Turizm Bakanlığı.
3- Hac için Suudî Arabistan makamlarınca kota uygulanması hâlinde, hacı adaylarının hangi usûlle belirleneceğine hangi organ karar verir?
a) Diyanet İşleri Başkanlığı.
b) Hac ve Umre Komisyonu.
c)Hac Dairesi Başkanlığı.
d) Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu.
4- Seyahat acenteleri hangi yıldan îtibâren Diyanet İşleri Başkanlığının gözetim ve denetimi altında hac organizasyonu düzenlemektedir?
a) 1981
b) 1988
c) 1985
d) 1990
5- Hac ve umre işlerinin genel gözetim ve denetimini yaparak çalışmaların yurt içinde ve yurt dışında düzenli bir şekilde yürütülmesi için gerekli kararları almak; hac ve umre ücretlerinin miktârını ve sarf yerlerini belirlemek hangi organın görevidir?
a) Ulaştırma Bakanlığı.
b) Bakanlar Kurulu.
c) Hac Ve Umre Komisyonu.
d) Bakanlıklararası Hac Ve Umre Kurulu.
6-Hac İdâre Merkezi başkanlığını aşağıdakilerden hangisi yürütür?
a) Hac Dairesi Başkanı.
b) Diyanet İşleri Başkanı.
c) Hacdan sorumlu DİB. Bşk. Yrd.
d) T.C. Cidde Başkonsolosu Din Hizmetleri Ateşesi.
7- Türkiye’de hac sempozyumu ilk defa nerede ve hangi tarihte yapılmıştır?
a) 2006 yılında Ankara’da.
b) 2006 yılında İstanbul’da.
c) 2005 yılında İstanbul’da.
d) 2004 yılında Ankara’da.
8- Suudî Arabistan Krallığı ve İslâm ülkeleri dışişleri bakanları tarafından hac kotası uygulama kararını nerede ve ne zaman yaptıkları toplantıda almışlardır?
a) İstanbul, 1979.
b) Mekke, 1984.
c) Ammân, 1987.
d) Kâhire, 1994.
9- Aşağıdaki bakanlıklardan hangisi “Bakanlıklararası Hac Ve Umre Kurulu” üyesi değildir?
a) Mâliye Bakanlığı
b) Sağlık Bakanlığı.
c) Milli Savunma Bakanlığı.
d) İçişleri Bakanlığı.
10-Hac seyehati düzenleme görevi hangi yıl Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir?
a) 1984
b) 1979
c) 1987
d) 1994
11- Umre seyehati düzenleme görevi hangi yıl Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir?
a) 1984
b) 1979
c) 1987
d) 2000
12- Belli şartları taşıyan (A) grubu Seyahat Acentelerinin de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gözetim ve denetimi altında hac seyahati düzenleyebilecekleri düzenlemesi hangi yıl yapılmıştır?
a) 1984
b) 1979
c) 1988
d) 2000
13-Aşağıdaki acentelerden hangisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gözetim ve denetimi dışında müstakil olarak hac ve umre organizasyonu düzenleyebilir?
a) A grubu seyahat acentesi.
b) Döviz girdisi yüz bin doların üzerinde olan acente.
c) Uluslararası IATA belgesi olan acente.
d) Hiç biri.
14- Suudî Arabistan’da ülkemiz hac organizasyonu ile ilgili olarak oluşturulan Hac İdâre Merkezi Başkanlığı görevini aşağıdakilerden hangisi yapar?
a) Diyanet İşleri Başkanı.
b) T.C. Cidde Din Hizmetleri Ataşesi.
c) Hac Dairesi Başkanı.
d) Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı.
15- Uluslararası ilk hac kongresi nerede ve hangi tarihte toplanmıştır?
a) Mina/Akabe’de 1923.
b) Mekke’de 1923.
c) İstanbul’da 2005.
d) Hicâz’da 2010.
16- Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu’nda aşağıdakilerden hangisinden müsteşâr veya müsteşâr yardımcısı yer almaz?
a) Dışişleri Bakanlığı.
b) Mâliye Bakanlığı.
c) Sağlık Bakanlığı.
d) Kültür ve Turizm Bakanlığı.
17-Hac ve umreye hangi yoldan gidileceği, hac ve umreye gidecek vatandaşların sağlıklarının korunması ve bu seyahatlerin yurt içinde ve yurt dışında düzenli bir şekilde yürütülmesi için alınması gereken tedbirlere dâir kararları hangi organ alır?
a) Dışişleri Bakanlığı.
b) Hac ve Umre Komisyonu.
c) Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu.
d)Hac Dairesi Başkanlığı.
18- Din İşleri Yüksek Kuruluna kim başkanlık eder, kurul kaç üyeden oluşur?
a) Başkanı Diyanet İşleri Başkanıdır – 18 üyeden oluşur.
b) Başkanı Diyanet İşleri Başkanıdır – 20 üyeden oluşur.
c) Başkanı, Kurul üyeleri arasından seçilir – 16 üyeden oluşur.
d) Başkanı üçlü kararnâmeyle atanır – 15 üyeden oluşur..
19-Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu kaç üyeden oluşur? Görev süreleri kaç yıldır?
a) 8 üyeden oluşur, görev süresi 5 yıldır.
b) 9 üyeden oluşur, görev süresi 6 yıldır.
c) 16 üyeden oluşur, görev süresi 5 yıldır.
d) 12 üyeden oluşur, görev süresi 8 yıldır.

İKİNCİ BÖLÜM
1- Başkanlığın ilk teşkilat kanunu kaç yılında çıkmıştır?1935 yılında
2-Din İşleri Yüksek Kurulu kaç üyeden oluşur?Din İşleri Yüksek Kurulu, en yüksek karar ve danışma organı olup, 16 üyeden oluşur .
3- Diyanet İşleri Başkanlığı nereye bağlıdır?Diyanet İşleri Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olup, Başbakanın teklifiyle Cumhurbaşkanı tarafından atanır .
4-Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu, kaç üyeden oluşur?
Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu, bir başkan ile sekiz üyeden oluşur, görev süresi beş yıldır.
5-İlk Diyanet İşleri Başkanı kimdir?
İlk Diyanet işleri Başkanı Börekçizâde Mehmet Rıfat Efendi’dir.
6- Kuruluşundan bugüne Diyanet İşleri Başkanlarımız:
Diyanet İşleri Başkanları:
Rıfat Börekçi (1924-41) yılları arasında
Şerafettin Yaltkaya (1941-1947) yılları arasında
Ahmet Hamdi Akseki (1947-1951) yılları arasında
Eyüp Sabri Hayırlıoğlu (1951-1960) yılları arasında
Ömer Nasuhi Bilmen (1960-1961) yılları arasında
Hasan Hüsnü Erdem (1961-1964 ) yılları arasında
Tevfik Gerçeker (1964-66 yılları arasında
İbrâhîm Bedreddin Elmalılı (1965-1966) yılları arasında
Ali Rıza Hakses (1968-1972) yılları arasında
Lütfi Doğan (1972-1976) yılları arasında
Süleyman Ateş (1976-1978) yılları arasında
Tayyar Altıkulaç (1978-1986) yılları arasında
Mustafa Sait Yazıcıoğlu (1987-1992) yılları arasında
Mehmet Nuri Yılmaz (1992-2003) yılları arasında
Ali Bardakoğlu (2003- 2010) yılları arasında
Mehmet Görmez 2010 – halen devam etmektedir.
7- Ülkemizde Kutlu Doğum Haftası kaç yılından beri kutlanmaktadır?
1989
8-Diyanet İşleri Başkanlığı hangi tarihte kuruldu?3 Mart 1924
9- Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Tasarısı ne zaman kabul edildi?01 temmuz 2010’da kabul edildi.
10- Diyanet İşleri Başkanlığında kaç tane müdürlük mevcuttur?
7 tane Müdürlük vardır.
11-Diyanet İşleri Başkanı’nın görev süresi kaç yıldır?
5 yıldır.
12- Kaç tane Başkan yardımcısı bulunur?
3 tane
13- Diyanet İşleri Başkanı ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin görevlerinde ilişkilerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırı kaç tır?67
14- Ülkemizde “Camiler ve Din görevlileri haftası” hangi ay kutlanmaktadır?Ekim ayında
15- Ülkemizde “Kutlu Doğum Haftası ” hangi ay kutlanmaktadır?Nisan ayında
16-Diyanet işleri başkanlığı ilk defa kaç yılında Hac organizasyonunu düzenlemiştir?1979 yılında

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

-Diyanet İleri Başkanlığı Tarihçesi :D iyanet İşleri Reisliğinin merkez teşkilatı, kuruluşunun ilk yıllarında Heyeti Müşavere, Memurin ve Sicil Müdüriyeti, Müessesatı Diniye Müdüriyeti, Evrak Müdüriyeti ve Levazım Müdüriyeti birimlerinden oluşturulmuştur. 1927 yılında Tetkiki Mesahif Reisliği ile Teberrukât Heyeti Reisliği birimleri kurulmuştur. 5 Temmuz 1939 tarihinde kabul edilen 3665 sayılı kanunla da Reis Muavini kadrosu ihdas edilmiştir.
-Diyanet İşleri Başkanlığı Kanunları:1961 Anayasasının öngördüğü doğrultuda 22.06.1965 tarih ve 633 sayılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” ile Başkanlık yeni bir düzenlemeye kavuşturulmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Teşkilatına bugünkü organik yapısını kazandıran ve Diyanetin tarihi gelişimi içerisinde yeni bir dönemi başlatan da bu kanun olmuştur. 30.04.1979 tarihinde yürürlüğe giren 26.04.1976 tarih ve 1982 sayılı Kanunla, 633 Sayılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”da geniş çapta değişiklik yapılmış ve Diyanet İşleri Başkanlığının yurtdışında da teşkilatlanması sağlanmıştır. Ancak 1982 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi’nin 18.02.1979 tarih ve E.1979/25,K.1979/46 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu iptal sonucu, 633 sayılı Kanunun 1982 sayılı Kanunla değiştirilen maddeleri yürürlükten kalkmıştır. Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnameler, 633 sayılı Kanunun bazı maddelerini hükümsüz kılmıştır. Ancak 1/7/2010 tarihinde TBMM’de kabul edilen 6002 sayılı yasa ile; öncelikle iptalden doğan boşluğun giderilmesi sağlanırken aynı zamanda, toplumumuz açısından son derece önemli görevleri yerine getiren Diyanet İşleri Başkanlığının teşkilat yapısının çağın gerekleri doğrultusunda yeniden şekillendirilmesi sağlanmaktadır.
-Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Şeması:
A)Merkez Teşkilatı:1 Başkan,3 Başkan Yardımcısı,4Başkanlık,1Hukuk Müşavirliği,Özel Kalem Müdürlüğü,Basın ve Halkla ilişkiler Müşavirliği,7 Genel Müdürlük,19 Daire Başkanı,Stratejil GeliştirmeBaşkanlığı,Döner Sermaye Müdürlüğü
B)Taşra tekilatı:İl Müftülüğü(İl Müftülüklerine Bağlı İlçe Müftülükleri),Dini Yüksek İhtisas Merkez iMüdürlüğü,Eğitim Merkezi Müdürlüğü.
C)Yurtdışı Teşkilatı:Din Hizmetleri Müşavirliği,Din Hizmetleri Ataşeliği.

Toplam 195 sayfa, 93. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020309192939495100110120...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.