27

Kasım
2012

KURAN-ı KERİM BİLGİLERİ-2-2

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  397 Kez Okundu

BEŞİNCİ BÖLÜM

1-Tashih-i Huruf :Harfleri doğru telaffuz etmektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
2-İşmam: Sükûndan sonra, zammeye işaret etmek üzere, dudakları öne doğru toplamak demektir.
3-Ravm: Hafif bir sesle harekeyi belirtmektir.
4-İdğam: Birbirinin aynı, birbirinin mütecanisi(mahreçleri bir sıfatları farklı harfler) birbirinin mütekaribi (mahreç ve sıfatlarında yakınlığı olan harflerin) her birinin diğerine bazı şartlar dâhilinde katılmasına ve şeddeli bir harf gibi okunmasına İdğam denir.
5-İhfa: Ğunnesini belirtmek suretiyle şeddeden arınmış olarak İdğam ile izhar arasında uygulanan bir haldir.
6-İzhar: İki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmaktır.
7-Kalkale: Kuvvetli bir ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.
8-İklab: Tenvin veya nuni sakineyi tam bir mîm’e çevirmek ve onu (bu mimi) ba’dan önce, ğunne ile ihfa etmektir.
9- Med: Bir elif miktarından fazla çekilmemesi,
10- Vakıf: Ses ve nefesin birlikte kesilmesi,
11- Sekte: Nefes almadan sesin kesilmesi,
12- Hareke: Harfin harekeli olması
13- Sükûn: Harfin harekesiz olması,
14- Müttefekun Aleyh :Tüm kıraat âlimleri bir eliften fazla okunmasında birleşmelerine denir.
15- Muhtelefün Fih :Kıraat Âlim’leri, meddin kaç elif miktarı çekileceği konusunda ihtilafa düşmelerine denir.
15- Lahn-ı Celi: Açık Hata demektir; harflerin zat ve sıfat-ı lazımelerinde meydana gelen açık hata demektir
17-Lahn-ı Hafi: Gizli Hata: Harflerin Sıfatı arızalarında meydana gelen hatadır. İki kısma ayrılır. a) İhfa, İzhar, İklab ve İdğamlarda yapılan hatalar. b) Ra harfindeki tekrir sıfatında, nun ve mim deki ğunne sıfatında yapılan hatalardır.
18- Muhkem Ayetler :Manası beyan edilmeye muhtaç olmayan yahut yalnız bir türlü mana verilebilecek açık ve muhkem manalı ayetler demektir.
19- Müteşabih ayetler :Surelerin başında bulunan mukattaat gibi manası anlaşılmayan veyahut türlü izah ve tefsirlerle müsait bulunan ayetlerdir.
20- Neşirul Kur’an – Cami-ul Kur’an :Kur’an-ı kerimin cem-i ile ilgili olarak Hz. Ebu Bekir’e Cami-ul Kur’an,
İstinsahı (Çoğaltılması) ile ilgili olarak Hz. Osman’a Naşiru’l Kur’an denmiştir.
21- Tahkik: Harflerin hakkını tam vererek, mahreçlerinden çıkartarak, sıfatlarına riayet ederek, medleri gereği kadar uzatarak, tutulacak yerleri tutarak; ihfa, izhar, iklab, ğunne vb. tecvid kurallarını yerine getirmektir. Bu okuyuşa Tahkik denir.
22-Tedvir: Tahkik ile Hadr arası bir okuyuştur,
23-Hadr: Süratli okuyuştur, Kur’an-ı Kerimi Tecvid kaidelerine uymak kaydıyla, en hızlı okuyuş şekline Hadr denir.
24-QARİ: Kur’an okuyan, kıraat bilgisini bilip uygulayabilen kişiye denir.
25-MUKRİ: Kıratları bilen ve bunları sözlü yolu ile nakleden, başkasına okutan kıraat alimi demektir
26-İMAM: Kıraat sahasında otorite ve güvenilir kimseye denir.
27-TARIK: Yol manasınadır. kıraattaki hilaf, ya imam ya da ravisine yahut da ravilerin ravilerine ait olur. Hilaf, rivayet ve tarikler imamda nihayet buluyorsa bu kırattır. Eğer hilaf imamın ravisine ait olursa buna da rivayet denir. Şayet ravilerden sonra aşağıya doğru daha sonrakilerden birine ait olursa bu hilafa da “TARIK” denir.
28-RAVİ: Doğrudan veya vasıtalı olarak kıraat imamlarından kıraat vecihlerini alıp daha sonraki nesillere aktaran kişiye denir.
29- Asli Med: Med harfinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olup, başka bir sebebe dayanmayan medde asli, zati, tabii med denir.
30-Fer-i Med: Asli Med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak gelen medde denir. Harfi medden sonra gelen hemze ve sükûndur.
31- Asli Harf ve Fer-i Harf : Asli Harf: 28 hece harfleridir.
32-Fer-i Harfler: Kur’an da 5 çeşittir. 1. Hemze-i Müsehhele. 2.Elif-i Mumale. 3. Sad-ı Müşemme.
4. Lam-ı Muğallaza. 5. Nun-i Muhfat
33-Kıratı Seb’a :Meşhur yedi imama nisbet edilen mütevatir kırata “kıratı Seb’a “ denir.
34- Şaz Kıraat :Senedi Sahih olmayan kıratlardır.
35- Kıraat-ı Aşere :On imamın kıraatinin ikişer ravisiyle birlikte okunmasıdır.
36- Takrib :On imamın kıraatinin ikişer ravisinden her birine ikişer ravi(Tarık) ilave ederek okunmasıdır.
37- Hicrete kadar nazil olan ayetlere Mekkȋ,Medeni ise; Hicretten başlayarak hicretin onuncu yılınaPeygamberimizin vefatına kadar nazil olan ayetlerdir.
38- Kur’an-ı Kerim: 114 sure, 6236 ayet ve 22 sene, 2 ay, 22 günde nazil olmuştur. Yani 22.2.22 hoş bir rakam değil mi?
39- Hurufu Halk (boğaz Harfleri) : ا ح خ ع غ ه harfleridir.
40- Kur’an-ı kerim Hz. Osman döneminde çoğaltılıp :Mekke, Medine, Şam, Küfe, Yemen, Basra, Bahreyn’e gönderildi.
41- İlmi Kıraat :Kur’an kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet edilerek bilmektir .
42- İlmi Tecvid :Lügat: bir şeyi güzel yapmak, hoş yapmak demektir. KONUSU; Kur ’anın kelimeleri ve harfleridir. Hece Harfleridir. Harflerin sıfatı lazıme ve arızalarını ve mahreçlerini bilmektir.
43- İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi- manevi her türlü kötülükten zarar ve sıkıntıdan Allaha sığınmak, ondan yardım dilemektir.
44-Hz. Peygamber döneminde Medine’ye ilk giden kur’an öğretmeni Mus’ab bin Umeyr’dir
-Vahiy kâtiplerinden 5 isim :Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr,
45- Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasınaMukabele denir.
46- Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
47- Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
48-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
49- Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
50-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
51- Kur’an-a ilk harekeyi; Ebu’l-Esved ed Düveli’nin koyduğu, Noktanın ise; Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
52- Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
53- Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
54-Arz: Talebenin okuyup hocanın dinlemesi,
55-Eda: kıratı hocanın ağzından almaktır ve tekrar hocanın huzurunda okumaktır. Bu şekilde kıraat öğrenmeye eda denir
56-İstima: Sema ile aynı manadadır
57-Zelletül Kari : Okuyucu hataları,
Kıraate Altı Türlü Hata Vardır: Ayette, Kelimede, Harflerde, İ’rab da Kelimenin Kat’ın da, Vakf ve İbtida da.
58- On kıraat İmamın isimleri nelerdir?
1.Nafi, 2.İbni Kesi,3.Ebu Amr,4.İbnu Amir, 5. Asım, 6.Hemze, 7.Kisai, 8. Cafer, 9.Yakub, 10.Haleful Aşir. Dir .
59- Kur’an-ı Kerim için üç önemli özellik: 1- Hattı Osmani olması, 2. Tevatürle rivayet edilmesi, 3. Nahiv ilmine uygun olması.
60-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
61-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
62-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
63-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
64-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
65-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
66-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen 67„Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
68- Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasına Mukabele denir.
69- Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
70-Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
71- Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
72-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
73- Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
74-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
75-Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
76- Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
77- Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
78-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi
79-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure Enam suresi
80-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
81-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
82-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
83-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir.
84-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
85-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
86-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
87-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
88-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
89-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
90-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
91-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
92-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
93-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
94-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
95- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
96-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
97- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
98- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
99-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
100-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
101-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
102-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
103-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
104-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
105-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
106-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
107-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79) -Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
108AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce
109-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
110-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
111-AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
112-AYETÜ`L KÜRSİ :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adı..
113-ESBAB-I NÜZUL:ilmi âyet ve sûrelerin nerede ne zaman ve hangi olay hakkında nâzil olduğu konularıyla ilgilenmektedir.
114-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
115-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
116- K. Kerim’de ismi geçen 25 peygamberin ismi geçmektedir.
117-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
118-Hafd-ı Savt kavramı ses tonunu alçaltmak
119- Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir Nasranî
120- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme almış olduğu tefsirin adı Hakk Dini Kur’an Dili
121-İstiaze :“Euzübesmele” okuyarak Allah’a sığınmaktır.
122- Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
123-El-Hamdulillah, Sübhane, Tebareke, Sebbeha gibi Allah’a hamd ve tesbih ile başlayan sûreler ki, bunlar 14 tanedir.
124- Başlarında huruf-u mukattaa dediğimiz harflerle başlayan sûreler ki, bunların da sayısı 29 dur.
125- Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
126-Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
127-Es- Sebu’t tuvel: En uzun 7 sure demektir.
128-El – Mi’un:Birinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir.
129-El – Mesani: Ayet adedi 100’den az olan surelerdır.(Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar)
130-El – Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
131-Tencîmu’l-Kur’ân :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
132-Et-Tuvâlu’l-Mufassal :Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
133-Et-Tuvâlu’l-Kısar :Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim.
134-Et-Tuvâlu’l-Muvassat :Târik suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
135-Ez-Zehrevân :Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
136-Zevâtu’r-Râ :Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra’d, İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isi
137-Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ /Rahman
Ebrar /İnsan
Ahsenu’l-kıses/ Yusuf
Ashab-ı Kehf/ Kehf
A’ma /Abese
İkra /Alak
Elem neşreh/ Şerh
Ümmü’l-kitap/ Fatiha
İnne enzelna/ Kadr
İnşirah /Şerh
Bedr/ Enfal
Beraet/ Tevbe
Ben-i İsrail/ İsra
Tebarek/ Mülk
Hamd/ Fatiha
Havariyyin/ Sad
Dehr/ İnsan
Süleyman/ Neml
Arusu’l-Kur’an/ Rahman
Amme/ Nebe
Kıtal/ Muhammed
Kalbü’l-Kur’an/ Yasin
Melaike/ Fatır
138- İslam dünyasının en önemli kelamı tefsiri, Eş’ari mezhebine uygun olarak, İmam Fahr-i Razi’nin (k. 606) Tefsir-i Kebir’idir. Bu tefsir, 30 ciltten fazladır.
139Azer:Müfessirlerin büyük bir çoğunluğu En’am su¬resinin 74. ayetine dayanarak Azer’i Hz. İbrahim’in gerçek babası olarak kabul etmişlerdir.
Ahmed
140-Ahmed, İslam Peygamber (s.a.v)’inin isimlerinden biridir. Kur’an-ı Mecid’in sadece bir yerinde Saff su¬resinin altıncı ayetinde zikredilmiştir.
141-İslam:İlahî, tevhidi dinlerin en son ve en kamil olan di¬nidir ki, İlahî vahiy temeline dayalı, vahiy programı ve en son semavi kitab, yani Kur’an-ı Kerim’e da¬yanan Yüce İslam Peygamberi Hatemu’l-Enbiya Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) aracılığıyla insanların kur¬tuluşu ve onları doğru yola iletmek için tebliğ olun¬muştur. Bu dine inanlara Arapçada Müslim (erkekler) ve müslime (kadınlar), Farsçada ise müselman denir. Fıkhi ve resmi olarak İslam ile müşerref olmak şahadeteyn’in (Allah’ın birliğine şehadet ve Hz. Mu¬hammed’in nübüvvetine şehadet) edasıyla ger¬çekleşmektedir.
142-Ashab-ı A’raf:A’raf, urf kelimesinin çoğulu olup üst, üstünlük, tepe anlamına gelir. A’raf, Kur’an’ın yedinci suresinin ismidir. Bu surede A’raf ve Ashab-ı A’raf’a işaret edil¬miştir. “İki taraf arasında bir perde ve A’raf üzerinde de herkesi simalarıyla tanıyan bir takım adamlar var¬dır; cennet ehline, ‘Selam size!’ diye nida et¬mektedirler; ki bunlar ümid etmekle birlikte henüz ona (cennete) girmemişlerdir. Gözleri, cehennem ehli tarafına çevrildiği vakit de; ‘Ey Rabbimiz, bizleri o za¬limler topluluğu ile beraber kılma!’ demektedirler. O A’raf halkı simalarıyla tanıdıkları bir takım adamlara da seslenip: ‘Gördünüz mü, ne topluluğunuzun ve ne de kibirlenmenizin size hiçbir faydası olmadı. Allah onları hiç bir rahmete erdirmeyecek, diye yemin et¬tiğiniz kimseler bunlar mıydı?’ (Ve cennetliklere dönerek): ‘Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!” Müfessirlerin büyük bir çoğunluğu, A’rafın cennet ile cehennem arasında var olan bir duvar olduğu inancındadır. Hadid suresinin 13. ayetinde de bir tarafında rahmet diğer tarafında da azab olan duvar diye zikredilmiştir. Kimi müfessirler de A’raf’ın sırat küprüsü olduğunu iddia etmişlerdir. Ashab-ı A’raf’ın kimler olduğu konusunda birkaç görüş vardır:
1- Bir kısım melek,
2- İyilikleri ve kötülükleri eşit olan kimseler,
3- Şehidler ve cihad edenler, özellikle de İlahî hüküm gereği fakat anne-babalarının iznini almaksızın ci¬hada çıkan kimseler,
4- Anne-babanın kendilerinden memnun olmadığı kimseler,
5- En önemli görüş, bir çok Şii müfessirin kabul ettiği ve Hz. Ali’den rivayet edilen şu görüştür: “Bizler, A’raf ashabıyız, ve kendi dostlarımızı işaret ve simalarından tanırız…”
143-Ashab-ı Eyke:Eyke, çok sık olan ormanlık demektir. Eyke as¬habının ismi Kur’an’ın dört yerinde zikredilmiştir. Kimi müfessirler, Eyke ashabının Medyen kavmi ol¬duğunu ileri sürmüştür.
144-İncil:Bu kelimenin aslı Yunanca müjde anlamındaki Englion’dan gelmektedir. Habeş lehçesi şekliyle Arapçaya geçmiştir. Bugün “dört inciller” olarak bi-linenler, Kur’an’ın incil olarak kabul ettiği şeyden bir¬kaç açıdan farklıdır. Birincisi, Kur’an’daki İncil, birkaç veya dört değil, müfreddir. İkincisi Kur’an’daki incil, baştan sona kadar vahiydir ve Hz. İsa’ya nazil ol¬muştur. Aynı şekilde, Kur’an-ı Kerim, İslam Peygamber (s.a.v)’inin isminin (en-Nebiyyu’L-Ümmi) ve nübüvvetinin Tevrat ve İncil’de zikredildiğini açıklamaktadır. Kur’an-ı Kerim, Tevrat’ın aksine İncil’in tahrif edildiğine dair bir açıklaması yoktur. Dört inciller, “Ahd-i Cedid” diye adlandırılan birkaç risaleden oluşmuştur. Bu ri¬salelerin en eskisi Matta incilidir ki, Hz. İsa’dan 30 yıl sonra ve İbranice olarak kaleme alınmıştır. Bunları yazanların tümü bellidir ve tümü İsa’nın öğretileri ve yazdıklarıdır.
145-Bedr:Bedrü’l-Kital veya el-Bedru’l-Kübra olarak maruf olan Bedr gazvesi, Peygamber (s.a.v) ve müslümanların İslam’ın ilk dönemlerindeki en büyük ve en önemli savaşlarından birisidir. Bu Gazve, Hicretin ikinci yılında Muhacir ve Ensar’dan oluşan müslümanlar ile Ümeyye hanedanı reisi Ebu Süfyan komutanlığındaki Kureyş müşrikleri arasında gerçekleşti ve müslümanlar bu gazvede zafer kazandılar.
145-Tevrat:Tevrat, İbranice yahudi kitabının ismidir. Ya¬hudilikte Esfar-ı Hamse (beş kitap anlamında) olarak adlandırılmış ve bütününe Ahd-i Cedid’e (dört İnciller) karşılık olarak Ahd-i Atik denmiştir. Bu kelime, İbranice olup meşhur anlamının aksine anlamı, namus veya şeriat değildir. Aksine hidayet ve irşad anlamındadır. Tevrat lafzı, Kur’an nazil olmazdan önce Arap şiirinde kullanılmıştır. Kur’an’da bu isme 18 kez değinilmiştir ve “imamen ve rahmeten”, ez-Zikr”, ez-Ziya”, el-Furkan”, el-Kitabu’1-mübin” ve “huden ve rahmeten” gibi sıfatlarla da anılmıştır. Kur’an’da esas Tevrat’ta Hz, Muhammed (s.a.v)’in zuhur edeceği müjdesinin veya onun nübüvvetini tasdik ettiği açık bir şekilde anlatılmıştır. Tevrat, başlangıçta levhalar şeklinde Hz. Musa’ya nazil olmuştur. Hz. İsa, Tevrat’ı tasdik etti. Tevrat ve İncil’i açıklamak ve öğretmek için gö-revlendirilmişti. Tevrat’ın tahrif edildiği konusunda da Kur’an-ı Kerim’de açık ifadeler zikredilmiştir.
146-Cebrail:Cebrail ya da Kur’an’ın tabiriyle Cibril (İbranicede Allah’ın adamı anlamında), mukarreb, büyük meleklerden biridir ve Allah ile İlahî Pey¬gamberler arasındaki elçidir. İslami ve Kur’anî sün¬nette Cebrail, Ruhu’l-Kuddüs’ün kendisidir. Ya¬hudilik ve hrıstiyanlıkta da çok üstün bir değere sahiptir. Cebrail’den Kur’an’da üç kez Cibril olarak söz edilmiştir. O, Pey¬gambere vahiy getirmekle görevlendirilmişti. Pey¬gamber (s.a.v), onu hem asıl şekliyle hem de Dıhyetü’l Kelbî isimli güzel bir genç şeklinde görmüştür.
147-Zebur:Hz. Davud’a indirilen semavi kitap demektir. Zebur, Mezamir olarak da adlandırılır (Müfredi mezmur’dur). Cifri bu konuda şunları yazar: “Bu kavram, mezmur anlamını veren hristiyanca veya yahudice bir kavramın türevi şeklinde ortaya çıkmış olmalıdır. Hiç şüphe yok ki onun şekli yapısı, Arapça zeber (yazmak) kavramının etkisi altında gerçekleşmiştir.” Henüz Zebur’un Davud’un Mezamir’i üzerine ıtlak olunmasının Kur’an’ın nüzulü gibi olup olmadığı konusu tam an¬laşılmış değildir. Fakat her halükarda bugün yahudiler ve hrıstiyanlar için dayanak konusu olan Zebur, beş kitaba ayrılan 150 mezmurdan oluş¬maktadır. Bu mezmurların 73 tanesini Davud’a nisbet ederler, mezmurun geriye kalan kısımları da onun bi¬linmeyen müellifine nisbet edilir. Zebur’dan ve onun Davud’a bahşedilmesinden Kur’an-ı Kerim’in üç ye¬rinde yer verilmiştir.
148-Havâssü’l-Kur’ân:Havâssü’l-Kur’ân ,hakkında güvenilir kaynaklarda yeterli bilgi bulunmadığı halde zamanla tecrübe yoluyla elde edilen bilgilerden söz eden ve kelime âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplin olup Kur’an’ın anlaşılmasına veya yorumlanmasına yardımcı olmadığı için belli sayıda kimselerin ilgisini çekmiş bazan da hoş görülmemiştir.
204-İ‘râbü’l-Kur’ân:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir. Hz. Peygamber hatasız konuşmaya ve Kur’an’ı dil bilgisi bakımından doğru okumaya dikkat çekmişse de bu ilmin temellerinin Hz. Ali tarafından atıldığı söylenir. Kur’an’ın i‘râbı hakkında yazılan eserlerin tarihinin II. (VIII.) yüzyıla kadar gitmesi de bu ilmin önemini ve ona gösterilen alâkayı ortaya koymaktadır.Kaynak: TDV İslam Ansiklopedis
ALTINCI BÖLÜM
1-Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
2-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
3-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
4-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
5-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
6-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
7-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
8- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
9-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
10- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
11-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
12-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu.
13-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
14-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
15-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
16-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
17-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
17-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
18-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
19-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
20-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
21-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
22-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
23-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
24-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
25-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
26-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
27-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
28-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
29-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
30-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
31-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir
32-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
33-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
34-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
35-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
36-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
37-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
38-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
39-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
40-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
41-Vahiy Kâtibi Peygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
42-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
43-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
44-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
45-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
46-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
47-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
48-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
49-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
50-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
51-Aksamul Kuran:Kuran-ı Kerimde yer alan yeminler.
52-İcazül Kuran:Kuran-ı Kerimin benzerinin yapılamaması.
53-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
54-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
55-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
56-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
57-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
58-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
59-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
60-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
61-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
62-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
63-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
64-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir.
65- Irak (Kûfe) Medresesi/Ekolü: Tefsir ve kırâat konusunda en önde gelenlerinden biri de Abdullah b. Mes’ûd’dur. İbn Mes’ûd, Peygamber Efendimizin (sas) vahiy kâtiplerindendir.Hz. Ömer (r) halifeliği sırasında İbn Mes’ûd’u Kûfe’ye muallim olarak tayin etmistir. İbn Mes’ûd’un Kûfe’de olusturduğu medrese, daha çok rasyonel bir temel üzerine bina edilmistir. Bu sebepten dolayıdır ki İslâm âlimleri, İbn Mes’ûd’un tesekkül ettirdiği bu medreseyi/ekolü, içtihâdî hareketlerin ilk nüvesi olarak kabul ederek O’na “Irak Re’y Ekolü” ismini vermislerdir.
66-Tefsir Faâliyetinin Gelismesi ve Tefsirlerin Tedvîni: Emevîler’in son dönemiyle Abbâsîlerin ilk döneminde Hz. Peygamberin hadîsleri tedvîn edilmeye baslandı. Hadîslerden muhtelif konular ayrı bablar altında toplanıyor ve tefsir konusu da bu hadîs mecmuaları içerisinde ayrı bir bölüm olarak yer alıyordu. Henüz sûre sûre, bastan sona Kur’ân tefsiri mevcut değildi. Peygamberimizden veya sahâbe ya da tâbiûndan rivâyet edilen Kur’ân âyetlerinin tefsirleri hadîs imâmlarının derledikleri mecmuâlar içerisinde yer alıyordu. Ancak bu mecmuâlarda tefsir yalnızca “kitâbu’t- tefsir” adıyla bir bölüm halinde mevcut idi. Ve kendilerinden önce geçen zevâtın tefsirlerinin aktarılmasından öteye geçmiyordu.
67-Tefsirlerin Tedvîni: Tedvîn “ilk devirden itibaren gelen tefsir rivâyetlerini muntazam bir sekilde bir kitapta toplamak” demektir. Kur’ân’daki her âyetin tefsiri ile ilgili Hz. Peygamberden (sas) ve ashâptan nakledilenrivâyetler yine mushaftaki sırasına göre tanzîm edilerek ilk tefsir mecmuaları meydana getirildi. Bunlar arasında bilhassa İbn Mâce , İbn Cerîr et-Taberî , Ebû Bekir ibn Münzir en-Neysâbûrî , İbn Ebî Hâtim , İbn Hibbân , Hâkim ve Ebû Bekir ibn Merdûyeh gibi değerli tefsir âlimleri bulunuyordu. Ve bu tefsirler de yine Hz. Peygamberden, ashâptan, tâbiûndan ve tebe-i tâbiînden nakledilmis olan rivâyetlerin isnatlar halinde aktarılmasından ibâretti. Kısacası rivâyet tefsiri idi. Yalnızca İbn Cerîr et-Taberî nakledilen rivâyetleri zikrettikten sonra kendi tercihini belirttiği gibi bazı yerlerde gramer ve i’râbla ilgili bilgiler de veriyordu. Ayrıca âyetlerden çıkabilecek hükümleri de zikrediyordu. Böylece ilk rivâyet tefsirleri ortaya çıktı.
TEFSİR İLMİNİN DÖNEMLERİ
68-Birinci Dönem: Tefsirin Temellerinin Atıldığı Merhale:Bu merhalede tefsir ilminin temelleri atılmaya baslanmıstır. Bu dönem, Peygamber Efendimizin (sas) en hayırlı insanların yasadığı asır dediği; Sahâbe, tâbiûn ve tebe-i tâbiîn asrıdır
69-İkinci Dönem: Tefsirin Müstakil Bir İlim Olduğu Merhale:Sağlam bir temel üzerine oturan tefsir, hicrî üçüncü asırda İbn Cerîr et-Taberî’nin Kur’ân’ın basından sonuna kadar tam bir tefsir yazmasıyla müstakil bir ilim haline gelmistir
70-Üçüncü Dönem: Tefsirin Gelisme Merhalesi:Nakle dayanan rivâyet tefsiri veya me’sur tefsirin yanında akla dayanan dirâyet tefsiri veya ma’kûl tefsir de gelismeye baslamıstır. Bunların yanında asırların geçmesiyle, Kur’ân’ı anlama metotları yani tefsir metotları da değismistir.
71-Dördüncü Dönem: Tefsirde Yeni Merhale:İslâm’ın ilk bes-altı asrından sonra zamanla içtimaî hayatta mukallitlikten daha ileri gidemeyen bir durgunluğun meydana gelisinin, tefsir ilminde de bir donukluk meydana getirmesi tabii idi.XIX. asır, müslümanlar arasında dinî hareketlerin canlandığı bir asır oldu.
73- Tâbiûn Devrinde Tefsir:Gerek Hz. Peygamber (sas), gerekse dört halife devrinden itibâren, yeni fetihlerle İslâm devletinin sınırları Arap yarımadasını asmıstı. Fethedilen her beldeye İslâm’ı öğretmek için muallimler, asayisi temin etmek için de valiler görevlendiriliyordu. Resûlullah zamanında Muaz b. Cebel’in Yemen’e, Hz. Ömer döneminde de Abdullah b. Mes’ud’un Irak’a muallim olarak gönderilisini burada misâl olarak zikredebiliriz. Bu sekilde muhtelif sehirlere dağılan sahâbe, oralarda ilmî hareketlere baslamıstı. İslâm dininin hükümran olduğu beldelerde, sahâbenin güzîde bilginleri, tedrîs halkalarını kuruyor ve etrafına toplanmıs olan tâbiûndan öğrencilerine Kur’ân’dan anladıkları ve Hz. Peygamberden (sas) öğrendikleri tefsiri öğretiyorlardı.
Tâbiîler içinde tefsir ve fıkıhta öne çıkan Nâfi’, İkrime, Atâ, Saîd b. Cübeyr ve Hasan Basrî gibi sahıslar, tefsirde meshur sahâbilerin mevâlisi olarak anılmaktadırlar.
1. Mekke Medresesi/Ekolü: Bu medrese/ekol, Mekke’de tesis edilmis bir ekoldür. “İlim denizi” ve “Tercümânu’l- Kur’ân” ünvânının sahibi olan Abdullah b. Abbas tarafından kurulmustur. Kur’ân tefsirinin pîri olan bu sahâbînin kurmus olduğu tefsir ekolünün yetistirdiği en seçkin öğrenciler sunlardır: Saîd b. Cübeyr , Mücâhid b. Cebr , İkrime , Atâ b. Ebî Rabah , Tâvus b. Keysan .
2. Medîne Medresesi/Ekolü: Medine medresesi, Medine’nin en büyük âlimlerinden olan Ubeyy b. Ka’b tarafından kurulmustur. O’nun tedris halkasında yetisen en meshur öğrenciler de sunlardır: Ebu’l- Âliye , Muhammed b. Ka’b el-Kurâzî , Zeyd b. Eslem , doğrudan veya dolaylı biçimde Ubeyy b. Ka’b’dan ders almıslardır
Tefsirciler, öteden beri tefsir çesitlerini genellikle “rivâyet tefsiri” ve “dirâyet tefsiri” olmak üzere iki ana bölümde ele almıslardır.
74-Mevziî/Tecziî/Âyet Âyet Tefsir:Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin, mushaf tertîbine göre âyet âyet ve sûre sûre tefsir edilmesine Tefsiru’l- Mevziî denir
Bu tefsir akımı, sahâbe ve tâbiûn dönemlerinde Kur’ân’ın bazı âyetlerini parça parça serh ve izah
Üç ayrı gruba ayırdığımız tecziî tefsir çesilerini inceleyelim:
a. Tahlîlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin mushafın tertibine göre sûre sûre ve âyet âyet tefsir edilmesidir ki, müfessir, âyetleri bütün yönleriyle arastırıp hedeflerini ortaya çıkarır.
Tahlîlî tefsir de ikiye ayrılır ( 1. Rivâyet Tefsiri. 2. Dirâyet Tefsiri)
1. Rivâyet Tefsiri
Kur’ân-ı Kerim, Resûlullah’ın (sas) sünneti, sahâbe ve tâbiûn sözlerine dayanan bir tefsirdir.
En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
75-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.
76-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
77-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
78-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
79-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
80-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
81-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
82- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
83-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
a-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
84-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
85-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
86-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili.
87-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
88- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
89-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
90-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
91-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
92-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
93-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
94-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
95- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
96- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
97- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
98-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
99-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
100- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
101-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
102- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
103- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
104-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
105-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
106- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
107-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
108-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
109-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
110-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
111-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
112- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir.
113-
1) Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
2) Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
3) İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
4) Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
5) Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
6) İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
7) İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
114-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
115-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
116-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
117–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
118-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
119-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
120-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
121-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
122-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
123-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
124-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
125-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
126-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
127-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
128-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79)
129- Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
130-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine Vahy denir.
131-Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
132-Tilavet secdesi ile biten sureler Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
133-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
134-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
135-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
136-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
137-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
138-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
139-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
140-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
141- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
142-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
143-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
144-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
145- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
146-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
147-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
148- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
149-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
150-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
151-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
152-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
153-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
154-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
155-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
156- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
157-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
158-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
159-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
160-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
161-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
162-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
163-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
164-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım
165-Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
166- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
167-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
168-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
169- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
170-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
171-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
172-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
173- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
174-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
175-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
176-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
177-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
178-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
179-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
180-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
181-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
182-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
183-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
184-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
185-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
186-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
187- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
188- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
189- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
190- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
191-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
192- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
193-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
194-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
195-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
196- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
196- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
198- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
199-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
200-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
201-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
202-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
203-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
204-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
205-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
206-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
207-Cebel-i Nur:Nur dagi demektir.Mekke`de bulunan bir dagin adidir.Hz.Muhammed(sas)`e ilk vahiy, Nur daginin tepesinde bulunan Hira magarasinda nazil olmustur.
208-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
209-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
210-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
211-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
212-Esbab-ı Nüzul, Kuran-ı Kerim ayetlerinin iniş sebepleri demektir.
213-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
214-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
215-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
216-Hatim: Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunması.
217-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
218-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
219-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
220-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
221-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
222-Hicr 65. yılda başlanmıştır.
223-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
224-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
225-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
226-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
227-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
228-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
228-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
230-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
231-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan -Mukâbele: Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, ayetler.
232-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
233-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
234-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
235-Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
236-Sûre: Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
237-Tefsir: Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak.
238-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
239-VAHY (Vahiy):Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi.
240-Vahy-i Gayri Metlûv:Allahü teâlâ tarafından peygamberlerin kalblerine bildirilen vahyi, peygamberlerin kendilerine âit kelimelerle yanındakilere bildirmesi. Hadîs-i kudsî.
241-Vahy-i Metlûv:Cebrâil aleyhisselâmın, Allahü teâlâdan aldığı haberleri getirerek peygamberlere okuması.
242-Vahy-i metlûvun kelimeleri de, mânâları da Allahü teâlâdan gelmiştir. Kur’ân-ı kerîm vahy-i metlûvdur.
243-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
244-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
245-ZELLET-ÜL KÂRÎ:Kırâat hatâsı. Namazın içindeki farzlardan kırâati yerine getirirken (Fâtiha ve zamm-ı sûreyi okurken) meydana gelen hatâ, yanlış okuma.
246-Tashih-i Huruf :Harfleri doğru telaffuz etmektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
247-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
248-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
249-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
250-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
251-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
252-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan
253-Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi
254-Uhud gazvesini anlatan süre Ali imran 121-190
255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
253-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
254-Cebel-i Nur:Nur dagi demektir.Mekke`de bulunan bir dagin adidir.Hz.Muhammed(sas)`e ilk vahiy, Nur daginin tepesinde bulunan Hira magarasinda nazil olmustur.
255-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
256-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
257-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
258-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
259-Esbab-ı Nüzul, Kuran-ı Kerim ayetlerinin iniş sebepleri demektir.
260-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
261-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
262-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
263-Hatim: Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunması.
264-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
265-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
266-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
267-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
268-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
269-Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
270-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
271-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
272-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
273-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
274-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
275-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
276-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
277-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
278-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan -Mukâbele: Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, ayetler.
279-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
280-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
281-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
282-Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
283-Sûre: Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
284-Tefsir: Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak.
285-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
286-VAHY (Vahiy):Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi. 1-Kuran-ı Kerim 114 sure, 6236 ayettir.
287- ESBAB-İ NÜZUL:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
288-EVSAD-I MUFASSAL:Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır.
289-FEDÂİLÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân ilimlerinden birisi de Fedâilü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın faziletleri) ilmidir.
290-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
291-GARİBÜL-HADİS:Hadis lügati niteliğindeki eserlere verilen genel isim.
291-GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
292-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
293-HURÛF-I MUKATTAA(BAŞLANGIÇ HARFLERİ):Kur’ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler.
294-İCAZ:Kur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir.
295İ’CÂZU’L-KUR’ÂN :Kur’an-ı Kerîm’in muciz olması. Benzerini getirmek isteyenleri aciz bırakması Peygamberliğin ilanı ile birlikte muhataplara meydana okunarak ortaya konan ve insanları acze düşüren olağanüstü şeye mucize denir.
296-İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
297-İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
298-KAMERİ AYLAR:Hicrî takvimde kullanılan on iki ay. Arabî aylar da denir( Hicrî Sene).
299-KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
300-KISAR-I MUFASSAL:Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır
301-KÜTÜB-Ü EHADİS:.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
302-KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
303-MUFASSAL:Kur’ân’ın sonundaki kısa sûrelere denir Hucurât sûresinden Bürûc sûresine kadar 36 sûreye tıval-ı mufassal, Bürûç’tan Leyl sûresine kadar olan 7 sûreye evsat-ı mufassal, Leyl’den Nâs sûresine kadar olan 22 sûreye de kısar-ı mufassal denir
304-MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir.Bakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir.
305-MEKKE:Kabe`nin bulundugu ve hac ile umre ibadetinin ifa edildigi kutsal sehir.
306-MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid.
307-MESCİD-İ AKSA: Kudüs’te eski Süleyman (a.s.) mâbedinin bulunduğu yerde inşâ edilmiş olan câmiye Mescid-i Aksâ denilir.
308-MİÛN NEDİR:Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden fazla olan sûrelerine denir:
309-MÜCMEL : Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade.
310-MÜTEŞABİH : Birbirine benzeyen. Usûl-i fıkha göre, Kur’ân-ı Ker’îm ve hâdîs-i şerifte geçen ve ne kasdedildiği kesin olarak bilinemeyen söz. Çoğulu: Müteşâbihât.
311-MÜTEVATİR: Yalan üzerinde toptan birleşmeleri akılca imkânsız olan bir topluluğun, aynı şekilde başka bir topluluktan rivayet etmiş olduğu haber veya hadîs
312-MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN: Kuran okurken zihne takılan ayetler
312-MUAVVİZATEYN:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
Muhazat-i Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinan namazda erkegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
313-NASS:Dini bir terim olarak – geniş anlamıyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder.
314-NÜZUL-İ KUR`AN:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
315-SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
316-TEFSİR:Kur`an-i Kerim`in anlamini aciklayan bilim
317-TEHARRİ:Taharri: Bir şeyin hakikatini ona vâkıf olmak için araştırmak demektir. Hakikatine vâkıf olunamadığı zaman da bir şeye zann-ı gâlib hasıl etmekten ibarettirKıbleyi bilmeyen kişinin kıbleyi araştırmasıdır.
318-TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
319-TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
320-TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma.
321-ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
322-VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
323-VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
324-VÜCUH VE’N-NEZAİR :Kur’ân-i Kerîm’de bir lafzın bir kaç mânâda kullanılmasına “vucûh” denir. Birden fazla kelimenin aynı mânâda kullanılmasına da “nezâir” denir
325-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
326-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
327-Hazreti Osman muhtelif kıraatleri önlemek için Kur’an’ı istinsah ettirip etrafa “Mesahifi Emsar” yollamıştı.
328-Kur’ân-ı Kerîm’in kendine mahsus bir yazı şekli vardır ki, buna “Hz. Osman zamanında istinsah edilen Mushafların yazı ve imlâ şekli” mânâsında “Resm-i Osmanî” veya “Resmü’l-Mushaf” denir
329-Tegâbûn Sûresi:Tegâbun Arapça; aldanma, zarar etme demektir. Medine’de inmiştir. 18 âyettir. Adını, dokuzuncu âyette geçen teğâbün kelimesin¬den alır.
330-Tekâsür Sûresi :Tekâsür, çokluktan gelmektedir. Sûrede çoklukla övünmek anlamındadır. Mekke’de inmiştir. 8 âyettir.
331-Tenasubi’l-Âyât :Tenasüp, lügatte mukârebet, yakınlık, uygunluk ve benzerlik anlamındadır. Tenâsubi’1-âyât ise ayetler arasındaki uyum ve ahengi inceleyen bir ilimdir.
332-Tenâsubi’s-Suver :Surelerin birbirleriyle aralarındaki uyum ve ahengi inceleyen bir ilimdir.
333-Tencîmu’l-Kur’ân :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir. Kelimenin aslı “necm” yani yıldız demektir. Kur’ân semasının yıldızlarının ayrı ayrı zamanlarda tulü etmesine de bu kökten bir tabir olarak Kur’ân ‘in tencimi denilmiştir.
334-Et-Tenzil :Kur’ân’ın isimlerinden biridir. Esmâu’l-Kur’ân md. Ayrıca Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
335-Tenzîlu’l Kur’ân :Kur’ân’ın indirilişi anlamına gelir. Bu indiriliş önce dünya semasındaki beytü’l izzet’e toptan bir kerede, daha sonra Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’e bi’setinden vefatına kadar 23 yıllık süre zarfında parça parça olmuştur.
336-Tercemetu’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîm’in başka dillere çevirisi anlamına gelir.
337-Tertibu’l-Âyât :Ayetlerin sureleri içindeki Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘in tevkîfi ve emri ile sıralanışına verilen isimdir.
338-Tertibu’s-Suver :Kur’ân sûrelerinin elimizdeki Mushaf-ı şerifte görüldüğü şekliyle son sıralanmış haline verilen isimdir.
339-Et-Tuvâlu’l-Mufassal :Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
340-Et-Tuvâlu’l-Kısar :Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim.
341-Et-Tuvâlu’l-Muvassat :Târik suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
342-Ulûmu’l-Kur’ân :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’l-Kur’ân denir.
343-Ez-Zehrevân :Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
344-Zevâtu’r-Râ :Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra’d, İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
345-Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ /Rahman
Ebrar /İnsan
Ahsenu’l-kıses/ Yusuf
Ashab-ı Kehf/ Kehf
A’ma /Abese
İkra /Alak
Elem neşreh/ Şerh
Ümmü’l-kitap/ Fatiha
İnne enzelna/ Kadr
İnşirah /Şerh
Bedr/ Enfal
Beraet/ Tevbe
Ben-i İsrail/ İsra
Tebarek/ Mülk
Hamd/ Fatiha
Havariyyin/ Sad
Dehr/ İnsan
Süleyman/ Neml
Arusu’l-Kur’an/ Rahman
Amme/ Nebe
Kıtal/ Muhammed
Kalbü’l-Kur’an/ Yasin
Melaike/ Fatır
346-Vahiy katipleri, sahabeden okuma-yazması olan sahabelerden 40 kişiye kadar çıkarılmıştır. Bunların en meşhur on kişisi şunlardır:
1- Ebubekir,
2- Ömer,
3- Osman,
4- Ali,
5- Ebi b. Ka’b,
6- Zeyd b. Sabit,
7- Talha,
8- Zübeyr,
9- Sa’d b. Ebi Vakkas,
10- Salim Mevlâ Ebi Huzeyfe.
347- Peygamber (s.a.v) ashabı arasında Kur’an-ı Kerim’in ilk on hafızı şunlardır:
1- Ali b. Ebi Talib,
2- Osman,
3- İbn-i Mes’ud,
4- Ebi b. Ka’b,
5- Zeyd b. Sabit,
6- Ebu Derda,
7- Salim Mevali Ebi Huzeyfe,
8- Muaz b. Cebel,
9- Ebu Zeyd,
10- Temim ed-Dari.
348-Hamidat, Elhamdülillah ile başlayan beş suredir. Bu sureler;
1- Fatiha,
2- En’am,
3- Kehf,
4- Sebe’,
5- Fatır sureleridir.
349-Müsebbihat; İsra, Hadid, Haşr, Saf, Cuma, Tegabun ve A’la surelerinden ibarettir.
350- Mufassilat, Kur’an’ın 66 küçük suresinden ibarettir. Hucurat, yani Kaf suresinden başlar ta Kur’an’ın sonuna dek devam eder. Ayrıca Kur’an’ın başında yer alan Fatiha suresi de buna dahildir.[120]
351- Seb’e tuvel veya tival: Bakara suresinden Tevbe suresine kadar olan yani Enfal suresinin sonuna kadar olan yedi sure demektir.
352 -Mesani, Kur’anî ilimler ıstılahında Şuara suresinden sonra Hucurat suresine kadar geçen ve ayet sayıları, yüz adedin altında olan surelerin tümü de¬mektir. Bu sureler, 27. sureden (Neml) başlar ve 49. sureye (Hucurat) kadar devam eder. 182 ayetten olu¬şan Saffat suresi bundan istisnadır. Ayrıca 100 ayet¬ten az olan yani Enfal, Ra’d, İbrahim, Hicr, Meryem, Hacc, Nur ve Furkan sureleri de buna dahildir.
353- Yedi okuyucu veya Kurra-i Seb’a, hakikatte kıraat imamlarıdır, kıraatbilimci ve mukarra (Kıraatbilimini bilen ve kıraat araştırmacıları) olan üstadlardır. Bunlar şunlardan oluşmaktadır:
1- Abdullah b. Amir-i Dımeşqi (k. 1-18),
2- Abdullah b. Kesir-i Mekki (k. 45-120),
3- Asım b. Ebi Necved (k. 76-128),
4- Zebban b. Ala’ (=Ebu Amr Basri),
5- Hamza b. Habib-i Kufi (k. 80-156),
6- Nafi’ b. Abdullah Medeni (k. 70-169),
7- Ali b. Hamza Kesai (k. 119-189).
354- Urduca Tercüme: Urdu diline tercüme edilen ilk Urduca Kur’an tercümesi Mevlana Şah Refiuddin Dihlevi’nin tercümesidir, (k. 1190). Bundan sonraki yıllarda birçok Urduca tercüme yapılmış ve ba¬sılmıştır.
355- Latince tercümesi: Kur’an’ın ilk Latince tercümesi Robert Kotoni (Robertos Kotonensis) tarafından miladi 1143 yılında yapılmıştır. Bu tercüme asırlar sonra Martin Luter’in izniyle bastırıldı.
356- İngilizce Kur’an tercümesi: Kur’an-ı Kerim’in İngilizceye tercümesi diğer Avrupa dillerinin tümünden daha fazla yapılmıştır. Günümüzde kırktan fazla tam ve yüzden fazla da seçme türünde İngilizce Kur’an tercümesi mevcuttur. İlk İngilizce tam Kur’an tercümesi Aleksandre Ras’ın kalemiyle miladi 1648 yılında yapılmış. Bu tercüme, Kur’an’ın Fransızca tercümesinden yapılmıştır. Gayrı Müslimlerden Arthur Arberi’nin tercümesi güzel bir tercümedir. Müs¬lümanların yaptıkları tercümeler içerisinde ise en iyi tercüme Pıkthal ve Abdullah Yusuf Ali’nin ter¬cümeleridir.
357- Fransızca Kur’an tercümesi: Fransızca en iyi Kur’an tercümeleri, Biberstein Kasimirsky’nin tercümesi ve Belaşir’in tercümesidir.
358- Almanca Kur’an tercümesi: Almanca en güzel Kur’an tercümesi, Ulman tercümesi, Hening tercümesi ve son dönemlerde Rudi Parit’in açıklamalar ve kavramlar ekiyle yaptığı tercümedir.
359-34- Rusça Kur’an tercümesi: En güzel Rusça Kur’an tercümelerinden birisi Kraçofski’nin ter¬cümesidir. Bir diğeri de içinde bulunduğumuz yılda basılan (m. 1996) prof. Osmanof’un tercümesidir.
360- Vakf (durma) işaretlerinden bazıları şun¬lardır: Mim: vakf-ı lazım (gerekli durak), Lam: adem-i vakf (burada durulmaz). Sella: durmak caiz ise de durmadan devam etmek daha evladır. qella: Durmak evladır. Cim: durmak caizdir.
361- İslam dünyasının eski tefsirlerinin en önem¬lisi Tefsir-i Taberi’dir. Büyük İranlı tarihçi ve mühaddisinin bu tefsiri 30 cilt halinde basılmış olup çok yaygındır. Bu tefsir, İslam dünyasının en eski ve en önemli naklî veya me’sur tefsiri olarak da sa¬yılmaktadır.
362- Mutezile mezhebinin veya fırkasının en önemli tefsiri Zemahşeri’nin “el-Keşşaf” isimli tefsiridir.
363-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
364-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
364-Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
365-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
366-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
367-Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
368-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
369-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
370-İçerisinde Ahmed isminin geçtiği sure ve ayet;Saff suresi 6.ayet.
371-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
372-Vücuh:lafızları aynı olan fakat anlamları farklı olan kelimeler.
373-Müşkülül Kuran:Kuranın aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetler.
374-Sebul-Tıval.Bakara, araf, Nisa, al-i İmran, Enam, Maide ve Enfal sureleri.
375-Fatiha suresini diğer isimleri;el-hamd,Sebul Mesani, Ümmül Kitap.
376-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
377-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
378-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat ,İmamı Asım kıraatı.
377-Kıraat İlmi:Bütün kıraat imamlarının Kuran-ı Kerim tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme Kıraat İlmi denir.
378-Başında Besmele bulunmayan süre Tevbe süresidir.
379-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
380-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
381-Ayet:Surelerin bir mana veya hükmü ifade eden küçük büyük hebir bölümüne ayet denir.
382-İstiaze:Kuran okumaya başlarken;Euzubillahimineşşeytanırracim demektir.
383-Ref-i Savt:Kuran okumada sesi yükseltmeye Ref-i Savt denir.
384-Tertil:Kuran-ı Kerimi yavaş yavaş, anlamını düşünerek okumaktır.
385-Lahn-ı Celi:Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan, açık ve belirgin hatalı okuyuşlara denir.
386-Es -Sebut-Tıval:Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi süreye denir.
387-Ayetel Kürsi, Kuran- Kerim de bakara süresindedir.
388-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
389-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
390-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
391-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
392-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
393-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
394-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh 95– Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
395-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir. -“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
396- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
397-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
398- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
399-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
400-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu. -Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
401-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
402-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
403-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
404-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
405-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
406-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
407-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
408-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
409-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
410-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
411-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
412-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
413-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
414-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
415-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
416-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
417-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
418-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir.
419-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
420-Vahiy Kâtibi eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.

27

Kasım
2012

KURAN-I KERİM BİLGİLERİ-2

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  1.023 Kez Okundu

YEDİNCİ BÖLÜM

1-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
2-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
3-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet; Nur suresinin 11,12 ve 13. ayetleridir.
4-Neml suresinde Besmele iki defa zikredilmiştir.
5-Kuran-ı Kerim de zikredilen kadın Hz.İsanın annesi Hz.Meryem.
6-İcazın sözlük anlamı bir düşünmeyi çok az bir szöcükle özlü bir şekilde anlatmak.
7-Besmele Kuran-ı Kerim de 114 defa zikredilmiştir.
8-Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
9-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
10-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
11-Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
12-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
13-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
14-Hak Dini Kuran Dili adlı eserin müellifi Elmalılı Ahmet Hamdi yazır.
15-İçerisinde Ahmed isminin geçtiği sure ve ayet;Saff suresi 6.ayet.
16-Siyak/Sibak :Kuran ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması.
17-Her ayetinde Allah yazılı sure Mücadele sueresidir.
18-Tilavet secdesi ile biten sureelr;Araf,Necm ve Alak sureleri.
19-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
20-Mekke surelerinin sayısı 86, Medeni surelerin sayısı 28 suredir.
21-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
22-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
23-Meviza:Kuranın isimlerinden biri olup, mevizanın anlamı; Kuranın nasihat ve öğüt vermesi.
24-Vücuh:lafızları aynı olan fakat anlamları farklı olan kelimeler.
24-Müşkülül Kuran:Kuranın aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetler.
25-Sebul-Tıval.Bakara, araf, Nisa, al-i İmran, Enam, Maide ve Enfal sureleri.
26-Fatiha suresini diğer isimleri;el-hamd,Sebul Mesani, Ümmül Kitap.
27-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe Hz. Zeyd bin Sabit.
28-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
29-Kur’an’ı Kerim’de “Cennet” kelimesi 66 defa“cehennem” kelimesi kaç 126 defa zikredilmiştir. —
30-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
31-Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti Maide suresinin 3. Ayetidir.
32-Hurf’u Seb’a ; Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
33-Kuran-ı Kerim 610 yılında nazil olmaya başlandı.
34-Kuran-ı Kerim, Nur Dağında(Mekke de) nazil olmaya başladı.
35-Kuran-ıKerim.hz.Ebubekir zamanında bir araya getirildi.
36-Kuran-ı Kerim,Hz.Osman zamanında çoğaltıldı.
37-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat ,İmamı Asım kıraatı.
38-Kıraat İlmi:Bütün kıraat imamlarının Kuran-ı Kerim tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme Kıraat İlmi denir.
39-Başında Besmele bulunmayan süre Tevbe süresidir.
40-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
41-Kuran-ı Kerim ,Ramazan ayında inmeye başlandı.
42-Kuran-ı Kerim , takriben 23 yılda nazil oldu.
43-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
44-Ayet:Surelerin bir mana veya hükmü ifade eden küçük büyük hebir bölümüne ayet denir.
45-İstiaze:Kuran okumaya başlarken;Euzubillahimineşşeytanırracim demektir.
46-Ref-i Savt:Kuran okumada sesi yükseltmeye Ref-i Savt denir.
46-Tertil:Kuran-ı Kerimi yavaş yavaş, anlamını düşünerek okumaktır.
46-Lahn-ı Celi:Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan, açık ve belirgin hatalı okuyuşlara denir.
47-Es -Sebut-Tıval:Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi süreye denir.
48-Ayetel Kürsi, Kuran- Kerim de bakara süresindedir.
49-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
50-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
51-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
52-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
53-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
54-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
55-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus 56– Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
57- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
58-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
59- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
60-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
61-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu. -Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
62-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
63-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
64-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
65-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
66-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
67-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
68-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
69-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
70-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
71-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
71-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
72-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
73-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
74-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
75-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
76-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir. -Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
77-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
78-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
79-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
80-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
81-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
82-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
83-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
84-Vahiy Kâtibi eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
85-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
86-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
87-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
88-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
89-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
90-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
91-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
92-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
93-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
94-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
95-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
96-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
97-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
98-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
99-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir. -Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
100-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
101-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
102-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
103-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
104-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
105-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
105-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir. -Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
106-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
107-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
108-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
109-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
110-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
111- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
112-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır. -Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
113-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
114-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
115-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
116- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
117-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
118-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
119-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
120-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir. -“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
121-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
122- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
123- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
124- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
125-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
126-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
127- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
128-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
129- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
131- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
132-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
133-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
134- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
135-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
136-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
137-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
138-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
139-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
140- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir. -ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
141-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
142-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
143–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
144-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
145-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
146-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
147-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
148-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
149-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
150-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
152-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79) -Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
153-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
154-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
155- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
156-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
157-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
158-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
159-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
140-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
141-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
142-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
143-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
144- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
145-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
146-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
147-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
150- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
152-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
152-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
153- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
154-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
155-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
156-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
157-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
158-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
159-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
160-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
161-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
162-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
163-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
164-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
165-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
166-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz. -Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
167- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
168-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
169-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
170- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
171-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
172-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
173-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
174- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
175-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
175-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
176-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
177-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
178-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
179-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
180-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
181-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
182-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
183-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
184-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
185-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
186-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
187- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
188- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
189- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
190- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
191-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
192- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
193-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
194-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
195-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
196- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
197- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
198- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
199-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
200hangisidir? Nur süresi 11-26
SEKİZİNCİ BÖLÜM
1-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
2-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
3-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
4-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
5-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
6- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
7-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
8-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
9-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
10-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
11-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
12-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
13-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
14-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım.
15-Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
16-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
17-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
18- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan, 6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
19-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
20-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
21-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
22-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
23-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
23-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
25-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
26-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
27- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
28-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
29-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
30-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
31- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
32-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
33-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
34- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
35-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
36-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
37-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
38-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
39-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
40–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
41-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
42-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
43-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
44-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
45-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
46-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır.
47-Hz.Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
48-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
49-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
50-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
51-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.” ( Vakıa Suresi, 77-79)
52- Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
53-Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
54-İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
55-Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
56- Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
57-İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
58-İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
59-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
60-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
61- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
62- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
63- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
64-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
65-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
66- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
67-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
68- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
69- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
70-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
71-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
72- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
73-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
74-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
75-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
76- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir
77-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
78-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
79-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
79-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
80- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur.
81-Ayet:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
82-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
82-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
83-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
84-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
85-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
87-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
88-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
89-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
90-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
91-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
92- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
93-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
94-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
95-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
96-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
97-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
98-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
99-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
100-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
101- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
102-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
103- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
104-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
105-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
106-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
107-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
108-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
109-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
110-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
111-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
112-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
113-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
114-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
114-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
116-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
117-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
118-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
119-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
120-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
121-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
122-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
123-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
124-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
a125-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
126-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
127-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
128-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
129-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
130-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
131-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
132-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
133-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
134-Vahiy Kâtibi Peygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
135-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
136-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
137-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
138-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
139-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
140-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
141-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
142-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
143-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
144-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
145-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
146-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
147-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
148-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
149-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
150-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.
151-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
152-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
153-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
154-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
155-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
156-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
157-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
158-“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
159-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
160-En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
161-Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.
162-DİRAYET TEFSİRLERİ
1-Zemahşerî(538), el-Keşşaf an Hakaik
2-Fahreddin er-Razî(606), Mefatihu’l-Ğayb
3-Kadı Beydavî(691), Envaru’t-Tenzil ve Esraru’t-Te’vil
4-Nesefî(710), Medariku’t-Tenzil
5-Hazin(741), Lübabu’t-Te’vil
6-Ebu Hayyan el-Endülüsî(745), el-Bahru’l-Muhit
7-Nisaburî(730), Ğaraibu’l-Kur’an
8-Hatib eş-Şirbinî(976), es-Siracu’l-Münir
9-Ebu’s-Suud Efendi(982), İrşadu’l-Akli’s-Selim
10-Alusî(1270), Ruhu’l-Meani
163-RİVAYET TEFSİRLERİ
Rivayet Tefsirleri kronolojik sırayla aşağıdaki gibidir.
1- Ebu Ca’fer Muhammed ibn Cerir et-Taberî(310) , Camiu’l-Beyan an Tefsiri’l-Kur’an
2- İbn Ebi Hatim(327), Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm
3- Ebu’l-Leys es-Semerkandî (373), Bahru’l-Ulum
4- Sa’lebî(427), el-Keşf ve’l-Beyan an Tefsiri’l-Kur’an
5- Ebu’l-Hasen Ali b. Ahmed el-Vâhidî (468),el-Vecîz fî Tefsîri’l-Kur’âni’l-Azîz
6-Hüseyin b. Mes‘ûd Beğavî(516), Maalimu’t-Tenzil
7-İbn Atiyye(546), el-Muharreru’l-Veciz fi Tefsiri’l-Kitabi’l-Aziz
8-İbnu’l-Cevzî(597), Zadu’l-Mesir
9-Kurtubî(671), el-Cami’u li Ahkami’l-Kur’an
10-İbn Kesir(774), Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim
11- Sealibî(876), el-Cevahir’ül-Hisan fi Tefsiri’l-Kur’an
12-Suyutî(911), ed-Dürrü’l-Mensur fi’t-Tefsiri’l-Me’sur
13- Cemâleddîn Muhammed b. Muhammed Kâsımî (v. 1332/1914), Mehâsinu’t-Te’vîl
164- Meâl :Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.
165-Tefsir :Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.
166-Mushaf :Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
167-Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
168-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir?
Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
169- Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
170- Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
171-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim Kıraatı Asım kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır
172-Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi Seyyit Kutup
173-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
174-Tıvâl-ı mufassal , Evsât-ı mufassal ,Kısâr-ı mufassal :Tıvâl-ı mufassal; uzun sûrelerdir. “Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler bu grupta yer alır. Evsât-ı mufassal; orta uzunluktaki sûrelerdir. Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûrelerbu grupta yer alır.Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır.
175- Medine’de son inen sure Nasr
176-Kur’an’da adı en çok geçen peygamber Hz. Musa
177-Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi Emeviler Döneminde
178- Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd bin Sabit
179- Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere Hizb denir.
180- Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline Hadr denir.
181-Harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı Kerim’i hatasız okumayı konu edinen ilme Tecvid ilmi denir.
182- Okuyuş şekilleri:
a) Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, mânâyı düşünerek, bütün tecvît kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (meselâ medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
b) Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lâzım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
c) Tedvîr: Tahkîk ile hadr’in ortasıdır. Bunda da mânâ düşünülür.
183- Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini :
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
184- Kur’an’ın muhtevası :
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
185-Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
186- Medenî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
187- Sebeb-i Nüzûl :Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
188-Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı Arz.
189- Seb’u't-Tıvâl sureler:Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
190- Muhkem ayet :Açık ifâdeli âyetlerdir
191-Müteşâbih :Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
DOKUZUNCU BÖLÜM
TASHİH-İ HURUF:Harfleri doğru telaffuz etmeye denir. Kur’an harflerini telaffuz ederken Maharic-i Huruf ve Sıfatı Huruf’a uygun olarak telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
a) Maharic-i Huruf ( harflerin çıkış yerleri)
b) Sıfatı Huruf (harflerin sıfatları)
Maharic-i Huruf:
Harf: sözlükte; taraf, bir şeyin ucu ve kenarı demektir. Çoğulu “Huruf” veya “ahruf” tur.
Tecvid Istılahında: Sesin yukarıya doğru çıkarken mahreç bölgelerinden birine dayandığında çıkan sese “HARF” denir.
HARFLERİN TAKSİMİ:
Harfler ikiye ayrılır;
1- Aslı Harfler
2- Fer-i Harfler
1- Aslı Harfler; Bunlar, bilinen 29 hece harfleridir.
2- Fer-i Harfler; Kur’an’da bulunan fer-i harfler beş tanedir.
a) Teshil olunan hemze الهمزةُ المسهلة ) اَ اَ عْجَمِئٌ kelimesindeki teshildir.
Teshil; kolaylaştırmak, yumuşak hale getirmek anlamındadır. Burada yan yana gelen iki hemzeden ikincisini, hemze ile hemzenin harekesi cinsinden bir harf arasında okumaktır.(hocanın ağzından dinlemek gerek) asım kıraatında vardır. Buradaki ikinci hemze keskinliği giderilerek, belli belirsiz okunur.
b) İmale olunan elif الالف المما لة
İmale; bir şeyi bir tarafa eğmek, meylettirmek anlamındadır.
Tecvid ilminde, fethayı kesreye ve elif-i ya harfine meylettirerek seslendirmeye denir. Asım kıraatının Hafs rivayetinde sadece مَجْرَ يهاَ kelimesinde imale yapılmaktadır. Buradaki ر Ra harfinin fethasını kesreye doğru meylettirerek ve ince okuyarak yapılır.
c) Nun’u Muhfat: İhfa olunan nun. النون المخفاة İhfa; gizlemek anlamına gelir. Nun’u
Muhfat, İhfa olunan (gizlenen) nun demektir. Zati gidip ğunnesi kalan nun şeklinde tanımlanır. Örnek: اِنْ كنتم kelimesi ve benzerlerindeki ihfadır. İhfa olunan nun harfinin zatini giderip ğunne sıfatının okunmasıdır. Mim sakin ihfasında (ihfa-i Şefevi) sakin mim مْ de sakin nun نْ gibi fer-i harflerdendir.
Not: asım kıraatının Hafs rivayetine göre fer-i harflerden yalnız üç tanesi vardır. Bunlarda (yukarda zikredildiği gibi) hemze-i musehhele, elif-i mumale ve nun-i muhfatdır .
d) Sad-ı Muşemme: İşmam olunan Sad ص
e) Lam-i Müfahhame: Kalın okunan lam ل
MAHREC:
Mahrecin Tarifi; Mahreç, sözlükte, çıkış yeri anlamındadır. Tecvid ilminde; harfin çıktığı yere Mahreç denir.
MAHREC BÖLGELERİ BEŞTİR
1- Boğaz; Üç mahreç bölgesi, altı harftir.
2- Dil ; 10 mahreç, 18 harf çıkar.
3- Dudaklar; İki mahreç, dört harf çıkar,
4- Cevf ; Ağız boşluğudur, bir mahreç üç harf çıkar,
5- Hayşum; Geniz boşluğudur.
Mahreçler, Muhakkak(tahkiki) ve Mukadder(takdiri) olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1- Mahreci muhakkak (Hakiki mahreç): harfin sesi, mahreç bölgelerinden birisine temas ederek çıkıyorsa, bu yere, mahreci muhakkak denir. Hece harflerinin
tamamının mahreci böyledir.
2- Mahreç-i Mukadder. Takdiri itibari mahreç:
Harfin sesi, belirli bir mahrece temas etmeden çıkıyorsa, buna mahreci mukadder
denilir ki, med harflerinin ( و ى ا ) mahreçleri bu cins mahreçtir.
BOĞAZ BÖLGESİ:
a) Aksal Halk : ……….. harfleridir.
b) Vasatul Halk :…….. harfleridir.
c) Ednel Halk : ……….. harfleridir.
HARFLERİN SIFATLARI:
Sıfat: sözlükte, nişan ve alamet anlamlarına gelir.
Tecvid ilminde sıfat, mahrecde meydana gelişi esnasında harfin sesine arız olan
keyfiyete denir.
SIFFATLARIN FAYDASI:
Sıfatların üç faydası vardır:
1- Mahreçleri bir olan harflerin birbirinden ayrılmasına yararlar. Örnek,
mahreçleri bir olan ط د ت harfleri sıfatları sebebiyle birbirinden ayrılırlar.
2- Harflerin kuvvetlisini zayıfından ayırma imkânını sağlarlar. Böylece harflerden
hangisinin diğerine idğam edilip edilmeyeceği bu şekil ile ortaya çıkar.
3- Mahreçleri ayrı olan harflerin telaffuzunda güzellik meydana getirir.
SIFATLARIN TAKSİMİ
Sıfatlar, Zati (lazımı) ve Arızı olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1- Sıfat-ı Lazıme; lazımı sıfat: harflerin zatına mahsus olan ve onlardan ayrılmaması gereken sıfatlardır. Örneğin: cerh, hems, şiddet, Rihvet, beyniyye ve diğerleri,
Bu sıfatların terkinde, değiştirilmesinde ve bozulmasında meydana ggelen hata, lahn-i celi (açık hata) olur ki, bu tarz okuyuş caiz değildir.
2- Sıfat-ı arıza: Arızı sıfat: harflerin zatına, yapısına mahsus olmayan ve onlardan ayrılması mümkün olan sıfatlardır. Örneğin: med, idğam, ihfa, iklab, zhar, sekte, vb.
Bu sıfatların terkinde, tebdil ve tağyirinde meydana gelen hata, lahn-i hafi (gizli hata) olur. Bu tür hatalardan kaçınmak gerekir.
SIFATI LAZIMELER:
1- MAHREC
2- Cerh (18 harf) ظل قو ربض اذ غزاجند مطيع
3- Hems (10 harf) فحثه شخص سكت
4- ŞİDDET HARFLERİ: 8 harftir:
ج د ق ط ب – ا ك ت bu sıfatlı harfler okunduklarında sesin akmamasıdır.
5- RİHVET HARFLERİ: 15 HARFTİR:
ث ح خ ذ ز س ش ص ض ظ غ ف و هو ى Bu sıfatın harfleri okunurken sesin uzayıp akmasıdır. Rihvet sıfatı suhulettir kolaylıktır. Genelde sakin durumlarda ortaya çıka.
6- BEYNİYYE HARFLER 5 HARFTİR.
ل ن ع م ر Bu sıfatlı harfle çıkarılırken sesin akıp akmaması arasıdır. Yani Rihvet ve şiddet sıfatlarının ortasındadır.
7- İst’la: 7 harftir. خ ص ط ظ غ ق dir.
8- İstifale, 21 hartir.
9- Itbak : 4 harftir.ص ض ط ظ
10- İnfitah: 24 harftir.
11- İzlak: 6 harftir.فر من لب
12- İsmat: 22 harftir.
13- Kalkale. 5 harftir. ق د ب ج ط dir.
14- SAFİR HARFLER: س ص ز Islık ve kuş sesine benzer bir sesin çıkmasına denir. Bu harfler okunurken keskin bir sesin çıkmasına denir.
15- TEKRİR HARFİ: ر harfidir. Tekrar etmeye denir. Bu harf okunurken dil ucunun titreşim halinde olmasıdır.
16- TEFEŞŞİ HARFİ: ش dir. Yayılmak demektir. Bu harf okunurken sesin dil ile damak arasında yayılmasına denir.
17- Ğunne: 2 harftir ve م ن harfleridir.
18- İstitale: 1 harftir. ض harfidir.
ARIZI SIFATLAR:
1- TEFHİM: Kalın harflerin harfin kalın okunmasıdır.
2- TERKİK: İnce okunması gereken harfleri ince okumaktır.
3- İDĞAM: İki harfi birbirine katıp okumak,
4- İHFA: Şedde yapmadan izhar ile idğam arası okumak,
5- İZHAR: İki harfin arasını birbirinden ayırmak,
6- İKLAB: Bir harfi başka bir harfe çevirmek,
7- MED: harfi bir elif miktarından daha fazla uzatmak,
8- SEKTE: Nefes almadan sesin kesilmesi,
9- VAKIF: Nefesle birlikte sesin kesilmesi,
10- SÜKÜN: Harfin harekesiz okunması.
11- HAREKE: Vasıl halinde harfi harekeli okumak.
KUR’AN-I KERİMDE VAKIF VE İBTİDA
VAKIF: kelime olarak durmak ve durdurmak demektir.
Tecvid ilminde vakıf: okumaya tekrar başlamak niyetiyle, nefes alacak zaman kadar, sesi kesmeye denir. Ses kesildikten sonra kısa bir sure durulup nefes alınır ve okumaya devam edilir. Vakıf, kelimenin sonunda yapılır, vakfa esas olan iskândır; kelimenin sonunu sakin kılarak durmaktır. Kat’ ise, kıraatten tamamen ayrılmak maksadıyla, okuyuşu kesmeye denir. Kat’, mananın tamam olduğu ayet sonralarında yapılır.
İbtida, başlamak demektir. Tecvid ilminde, ibtida; ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya denir. İbtida, hareke ile ve manaya uygun yerden yapılır.
Vakıf ve ibtida, Kur’an’ı kıraatında, mananın iyi anlaşılabilmesi için riayet (uyulması) gereken bir husustur.
Vakıf İşaretleri (secavendler)
Muhammed b. Tayfur es-Secavendi’nin(1165) koyduğu işaretler,
م ط ج ص ز قف ق لا ع ^ ^
Es-Secavendi bu işaretlerin hükümlerini, manaya göre kısımlarını ve işaretlerini belirlemiştir.
1- Vakfı lazım: işareti م harfidir, vakıf yapılmazsa mana bozulur.84 yerde geçer.
2- Vakfı mutlak: işareti ( ط ) harfidir. Vakıf evla, vasıl caizdir.
3- Vakfı caiz: işareti ( ج ) harfidir. Vakıf ve vasıl caizdir. Vakıf evladır.
4- Alameti vakıftır: işareti (قف ) Dur, demektir. Vakıf evla vasıl caizdir.
5- Vakfı mucevvez: işareti ( ز ) harfidir. Vasıl evla, vakıf caizdir.
6- Vakfı murahhas: işareti ( ص ) vasl evla, vakıf caizdir; durulsa geriden alınmaz.
7- Alameti vasl dir: işareti (ق ) vasl evla, vasıl caizdir. Durulsa geriden alınmaz.
8- Vakfı la: işareti (لا ) harfidir. Durma demektir. Mabadı ile ilgisi olan yerlerde bulunur. Durulmaz anlamına gelmez, durulursa geriden alınarak devam edilir.
9- (İki grup üç nokta) vakfı muanaka / vakfı murakabe ( ^ ^ ) iki grup üç noktalardan sadece birinde durulur, ikisinde birden durulmaz.
10- Rükû alametidir. İşareti ( ع ) bir konu veya kıssanın bitip, yeni bir konu veya kıssanın başlandığını gösterir. Hatimle namaz kılanların veya namazda kıraatı uzun tutanların burada rükûa varmalarını gösterir.
Kur’an okurken durulduğunda geriden alınması gereken yerler.
و- ف – ثم – الذي – التي – اِن أَن لكن ليت — واخواتها buralardan başlanır.
Muzaaf – Muzaaf aleyhlerden alınmaz. الرحمن الرحيم burada الرحمن durulmaz.
في – ما – اذا bunlarda durulmaz.
SÜRAT YÖNÜNDEN KUR’ANIN OKUNUŞ ŞEKİLLERİ
1-TAHKİK: Kelime anlamı olarak bir şeyin hakkını yerine getirme hususunda mübalağa etmektir.
Kıraat âlimlerince her hafin hakkını vermek, medleri yeterince uzatmak, harekeleri birbirinden ayırmak, şeddeleri tam yapmak ve ğunnelerin hakkını yeterince vermektir. Meddi munfasılları dört, meddi muttasılları dört veya beş elif miktarı çekmektir.
Talim ve Aşri Şerif okumalarda tercih edilen usuldür. Abdullah İbn. Mesud ve onun gibi düşünenlerin tercih ettikleri okuyuş şeklidir.
2- TEDVİR: Tahkik ile hadr arasında bir okuyuştur. Meddi munfasıl ve meddi muttasıllar üçer elif miktarı çekilir. Ğunne
ölçüleri de biraz düşürülür. Meddi lazımlar yine dört elif miktarı çekilir. Genelde cehri namazlarda ve mukabele okuyuşlarında tercih edilen usuldür.
3- HADR: Kelime anlamı suratlı ve seri okuyuş demektir. Tecvid dilinde ise; Kur’an’ı kerimi tecvid kaidelerine uymak şartıyla en hızlı okumaktır. Meddi munfasıl bir elif miktarı meddi muttasıl iki elif miktarı çekilir.
Ğunneler tedvire göre biraz daha az tutulur ama gene de bilağunne durumuna düşürülmez. Maalgunne olduğu belli olacak şekilde tutulur.
Genelde; hafi ve cerhi namazlarda, mukabele, hatimle kılınan teravih namazlarında, hafızlık çalışmalarında ve bütün hatim okuyuşlarında tercih edilen usuldür. Okuyucu, bu üç okuyuş şeklini cemaatin durumuna, dinleyicilerin vaziyetlerine göre okuduğu yer ve zamana göre tercih edebilir.
TERTİL: Lafız yönüyle harflerin telaffuzuna dikkat ederek; vakıf-ibtida kurallarına uyarak, kısaca tecvid kurallarına tam riayet ederek, mana yönünden tefekkür ederek düşünerek okumaktır. Bu okuyuş dördüncü bir okuyuş şekli değildir, her okuyuş şekline tatbik edilebilir.
BU OKUYUŞ ŞEKİLLERİNİN MED DURUMLARINI GÖSTEREN CETVEL
T. Med – Muttasıl – Munfasıl – M.Lazı – Arız – Lin
TAHKİK 1 4-5 4-5 4 4 3
TEDVİR 1 3 2-3 4-3 2-3 2
HADR 1 2 1 3 1 1
Diğer tecvit kaideleri; İhfa, İklab ve İdğam’ların tutulma durumları da bu cetvele göre değerlendirilir.
TEMSİLİ OKUMA:
Temsili okuma esasları üç ana başlıkta incelenmektedir..
1- Ses Vurgusu:
2- Raf-ı Savt (ses yükseltme)
3- Hafd-ı Savt (ses indirme)
1- Ses Vurgusu:
Kelimelerin bütünlüğünü korumak ve manaya dikkat çekmek için, sese kuvvet vermeye “ses vurgusu” denir.
Tariften anlaşılacağı üzere ses vurgusunda iki gaye gözetilir.
a) Lafzi gaye,
b) Mana gayesidir.
Lafzi gayede: kelimenin bütünlüğü, istiklalini korumak vardır.
Mana gayesinde ise; manaya dikkat çekmek ve manayı gözetmek amacı gözetilir.
2- Raf-ı Savt (ses yükseltme): kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
3- Hafd-ı Savt(ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
İSTİAZE
a) Tarifi ve önemi:
İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi ve manevi her türlü kötülükten, zarar ve sıkıntıdan yüce Allah’a sığınıp ondan yardım istemektir.
Kur’an-ı Kerim’de : “kur’an okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” buyurulmuştur. Başka bir ayette ise “şeytan seni dürtecek olursa, Allah’a sığın. Doğrusu O, işitendir, bilendir” buyurulmaktadır.
b) Sahih olan istiaze kalıpları şunlardır.
Kur’an’ı Kerimde: فا ذا قرات القران فا ستعذ با لله منشيطا نالرجيم “Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytanın şerrinden Allaha sığın”
En meşhur İstiaze kalıpları şunlardır.
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ
اَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ
c) İstiazenin Hükmü:
“kur’an okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” anlamındaki ayetin farklı yorumlanması sebebiyle vacip, sünnet ve müstehab denilmekle birlikte, fakat çoğunluğa göre müstehabdır.
İstiazenin yeniden okunup okunmamasını gerektiren haller:
1- Okuyucu kıraate taalluk eden bir konuşma veya sualden dolayı kıraate ara vermişse istiazeyi yeniden okuması gerekmez.
2- Kıraata taalluk etmeyen bir sözden dolayı velev verilen bir selami almak için ara verse istiazeyi yeniden okur.
3- Okumaya son vermek için okumasını kestikten sonra yeniden okumak isterse istiazeyi yeniden okuması gerekir.
AŞRİ ŞERİF OKUMAYA BAŞLARKEN
1- İBTİDA HALİNDE
A- Euzü Besmele ile İbtida Halinde:
1- Tevbe suresi hariç diğer surelerin başlarındaـ اغوذ بسمله ile başlandığında dört vecih (okuyuş şekli) vardır.
اول سورده
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ * اَلْحَمْدُ للهِ رَبِّ لْعَالَمِينَ
1 ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ قطع ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ قطع ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
2 ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ قطع اول ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ وصل ثاني ـــــــــــــــــــــــــــــ
3 ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ وصل اول ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ قطع ثاني ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
4ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ وصل ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ وصل ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
BİR ÖRNEK
1اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمْ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمْ * اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ لْعَالَمِينْ
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمْ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ * الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ لْعَالَمِينْ2
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمْ * اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ لْعَالَمِينْ3
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ * الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ لْعَالَمِينْ4
2- Bir surenin ortasından ـ اغوذ بسمله ile bir ayetten başlanıldığında sure başında olduğu gibi yine dört vecih caizdir.
B- Yalnız Euzü ile başlanılan İbtida halinde
1- Tevbe suresinin başından اغوذ ile başlandığında iki vecih caizdir.
اول برا ئه
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ * برا ء ة من الله ورسوله…
ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ قطع ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ وصل ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ ـ
Örnek:
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمْ * بَرَا ءَ ةٌ مِنَ اللهِ وَرَسُولِه…
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ * بَرَا ءَ ةٌ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ…
Sadece اغوذ ile başlanılacak aşırlar iki vecihle okunur. Buda sadece Tevbe suresinin başından başlanıldığı veya sure ortasından başlansa da sadece اغوذ ile de başlanabilir.
2- İKİ SURE ARASINDA
A- Bir surenin sonundan başka bir surenin başına
B- Bir surenin sonundan başka bir surenin ortasına geçişlerde üç vecih caizdir.
C- Bir surenin ortasından başka bir surenin başına veya ortasına geçişler,
D- Bir surenin sonunda aynı surenin başına geçişlerde hep üç vecihle geçilebilir.
1 ـــــــــــــــــــــــــ قطع ـــــــــــــــــــ قطع ـــــــــــــــــــ
2 ـــــــــــــــــــــــــ قطع اول ـــــــــــــ وصل ثاني ــــــــ
3 ـــــــــــــــــــــــــ وصل ـــــــــــــــــ وصل ــــــــــــــــ
Örnek:
غيرالمغضو ب عليهم ولاالضالينْ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمْ * الم
غيرالمغضو ب عليهم ولاالضالينْ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ * الم
غيرالمغضو ب عليهم ولاالضالينَ * بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ * الم
3- Tevbe suresi ile ilgili uygulamalar:
1- Enfal suresinin sonundan Tevbe suresinin başına geçişlerde;
2- Başka bir surenin sonundan Tevbe suresinin başına geçişlerde üç vecih vardır..
اِنَّ اللهَ بكلِّ شَيءعليمٌ * بِرَا ءَ ةٌ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ….
ـــــــــــــــ قطع ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ سكت ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ وصل ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ ـ
Örnekler:
اِنَّ اللهَ بكلِّ شَيءعليمْ * بَرَا ءَ ةٌ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ….
اِنَّ اللهَ بكلِّ شَيءعلِيم * بَرَا ءَ ةٌ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ….
اِنَّ اللهَ بكلِّ شَيءعليمُ * مْبَرَا ءَ ةٌ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ….
5.İMAM: İmam Asım
eserlerde kıraat-ı Seb`a imamları arasında 5. sıradadır. Kıraat ” dur. ki rumuzu “Tam adı: Ebu Bekir Asım b. Behdele b. Eb`in-Necüd el Kufi`dir. Kıraat ilmine dair ilminde
İmam Asım Kufe`de doğmuştur. Hicri 45 (M.665) olduğu tahmin edilmektedir. 80 yılı aşkın ömrünü Kufe`de geçirmiştir ve aynı şehirde vefat etmiştir. Tabiin ulemasındandır.
Asım b. Behdele Ashab-ı Kiramdan Haris b. Hassan el-Bekri ve Ebu Rimse ile görüşüp kendilerinden hadis rivayet etmiştir.
Asım, Ashab-i Kiram’dan Haris b. Hasan el- Beki ve Ebu Rimse ile görüşüp kendilerinde hadis rivayet etmiştir.
İmam Asım, Ebu Abdurrahman es-Süllemi`den Ebi talib`in kıraatini öğrenmiştir. Es-Süllemi “ö:73/692” Kuranı Kerim`i bizzat Hz. Ali, İbn`i Mesud, Ubey b. Kab, Zeyd b. Sabit ve Hz. Osman`dan öğrenmiştir. Kuranı Kerim`in Mushaf haline getirilmesinde ve çoğaltılmasında Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman`ın isteğiyle komisyon başkanlığı yapan ve vahiy katibi olan Zeyd b. Sabit`in huzurunda Kuran`ın tamamını 13 defa mukabele okumuştur. Es- Sülemi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyn’e de Kur’an-ı Kerim dersi vermiştir.
Es-Süllemi Kuran kıraatındaki ihtisasına binaen Halife Hz. Osman Mushaflardan birini Es-Süllemi`ye vererek Kufe halkına Kuran öğretmeni olarak göndermiştir. Es-Sülemi, Kufe`de pek çok kurra yetiştirmiştir. İmam Asım es- Süllemi`nin şöhreti ve kıraati, İslam aleminde en çok yayılan öğrencisidir. Es-Süllemi, Kufe`de 40 yıla yakın bir süre Kuran kıraati müderrisliği yapmış, bu zatın vefatından sonra yerine öğrencisi İmam Asım geçmiştir. İmam Ebu Hanife`de dahil pek çok alim dahil, İmam Asım`ın derslerinden istifade etmiştir.
Hz. Ali`nin kıraati, Asım`ın Hafs ravisinden, İbni Mesud`un kıratı ise Ebu Bekir Şube ravisinden daha sonraki nesillere intikal etmiştir.
Dünya Müslümanlarının kahir ekseriyeti asırlardır Asım kıratının Hafs rıvayetine göre Kuran okumaktadır.
İmam Asım`ın kıraatinin çok güzel olduğu, fesahat ve belagatı ile Kuran`ı son derece cazibedar bir eda ve uslub içinde tilavet ettiği, etkileyici bir konuşmaya sahip olduğu, güzel ahlak, tevazu ve takvasıyla herkesin taktirini topladığı rivayet edilmiştir. Şube der ki : “Asım`dan daha güzel okuyan görmedim. Gırtlağında zil var sanırdınız” der. İmam Ahmed b. Hanbel; “ Asım`ı daha çok severiz çünkü o sahibi Kuran`dır.” demiştir.
Maddi ihtiyaçlarını ticaret yaparak karşılayan İmam Asım, daha sonra gözlerini kaybetmiş olmasına rağmen ilmi irşadlarına hayatı boyunca devam etmiştir. Asım kıratının Hafs rivayetinde; Taklil (beyne), İmale, İhtilas, işmam ve teshil gibi tilavet şekilleri birkaç istisna dışında olmadığından kavrayış ve telafuzda, özellikle arap olmayanlar için büyük kolaylık sağlamıştır. İmam Asım`ın Hafs rivayetindeki bu kolaylıklar nedeniyle Kuranı öğrenme ve öğretme de bu kıraat büyük bir revaç ve kabul görmüştür.
İmam Asım, tahkik kıraatiyle okur. Kıraat ilminde ittifakla Hücced sayılan Asım, hadis rivayetinde de Sika- güvenilir sayılmıştır. İmam Asım`ın hadis rivayetleri Buhari, Müslim ve diğer Kütüb-i Sitte de yer almıştır. Kelam ve fıkıh ilminde müctehid olan İmam Süfyani Servi lügat ve nahiv ilimlerinde otorite olan A`meş ve Halil b. Ahmed, İmam Asım`ın meşhur talebeleri arasındadırlar.
Ravileri: İmam Asım’ın
1. Ravisi: Ebu Bekir eş-Şube
Tam adı: EbuBekir Şube b. Ayyaş b. Salim el Esedi el Kufi`dir. Kıraat ilmindeki rumuzu “ص” dır.
Ebu Bekir Şube, hicri 95 (M.713) doğmuştur. İmam Asım es-Süllemi`den öğrendiği kıraati Hafs b. Süleyman`a, Hubeyş`den öğrendiği kıraati da Ebubekir Şube`ye öğrettiği söylenir.
Ebu Bekir eş-Şube`nin rıvayet senedi: Ebu Bekir Şube- Asım b. Behdele- Zir b. Hubeyş- Abdurrahman b. Mes`ud –Rasulullah (sav)`dir. Şube, Kuranı Kerim`i beşer ayetlik bölümler halinde İmam Asım`dan öğrenip hatmettiğini bu amaçla 3 veya 7 yıl derse devam ettiğini söylemiştir. Ebu Hatim er-Razi`ye göre: Şube, Asım kıraatinde hüccettir.
Ebu Bekir Şube, son 20 yılında kıraat okutmayı bırakıp kıraat vecihlerini rivayet etmekle meşgul olmuştur. Yahya b. Adem Şube`nin bu çalışmalarını derlemiş ve bu eser Asım kıraatinin yazılı kaynaklarından biri olmuştur. Ebu Bekir Şube, hadis rivayet etmiş olup Kütüb-i Sitte`nin Müslim hariç bazı hadislerin senet zincirinde adı geçmektedir.
Şube, Kuran tilavetine düşkünlüğüyle mümtaz bir alimdir. 40 yıl boyunca her gün bir hatim, rivayete göre 18bin hatim okuduğu rivayet edilmiştir. Şube`nin Kuranı Kerim`in 30 cüze bölünmesi konusunda eczau Selasi adında bir eseri vardır. Hicri 193`te /Mart 809 tarihinde Kufe`de vefat etmiştir.
İmam Asım`ın
2. Ravisi: Hafs b. Süleyman
Tam asdı: Ebu Ömer Hafs b. Süleyman b. Muğire El- Esedi`dir. İmam Asım`ın üvey oğludur. Kıraat ilminde ki rumuzu “ع” `dir. Hafs Irak`ın Kerbela bölgesinde Kufe şehri yakınlarında Ğadiriye köyünde Hicri 90/M.709 tarihinde doğmuştur. Hafs, uvey babası ve hocası İmam Asım`ın terbiye ve rahle-i tedris`inde büyümüştür.
Hafs`ın rivayet senedi: Hafs- İmam Asım- Abdurrahman b. Süllemi- Ali b. Ebi Talib- Hz. Muhammed (sav)`dir. Bu rivayet senediyle Hafs`ın Kuran kıraati asırlardır Müslümanların kahir ekseriyet tarafından en çok tilavet edilegelen kıraattir. Hafs, Asım kıraatında tartışmasız Hücced sayılmıştır. Asım kıraatında, Hafs ile Şube rivayeti arasında 520 yerde farklı okuyuş vardır. İmam Asım, bu farklı okuyuş nedenini Hafs`a “Sana es-Süllemi`nin bana öğrettiğini; Şube`ye de Zir b. Hubeyş`in bana öğrettiğini okuttum demiştir.
Hafs, önce Bağdat`a sonra Mekke`ye gidip Asım kıratını okutmuştur. Hafs, hadis ilmiyle meşgul olup Tirmizi ve İbni Mace`de hadis rivayetleri vardır. Zehebi; kıraat ilminde Hafs`ın hücced ve otorite olduğunu, ancak hadiste zayıf olduğunu ifade eder.
Hafs`ın vefat tarihi hicri 180/ M. 796`dır.
Bizim imamın ve ravilerin kıraat rumuzları
Sıra Kıraat İmamı Rumuzu 1.Ravisi Rumuzu 2.Ravisi Rumuzu
5. Asım ن Şu’be ص Hafs ع

Kırâatları, senedleri açısından sahih ve gayr-i sahih (şazz) olarak iki kısma ayrılır. Sahih olarak kabul edilenler “mütevâtir” ve “meşhur”, gayr-i sahihler (şazz) ise “âhâd”, “müdrec” ve “mevzu”
1-Sahih Kırâatlar:Sahih olarak nitelendirilen bu kırâatlar mütevâtir ve meşhur olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
a)Mütevâtir Kırâatlar Yedi meşhur kıraattir. Yalan üzerine bir araya gelmeleri aklen
imkansız olan bir topluluğun başka bir topluluktan Hz.Peygamber’e kadar
muttasıl bir senedle rivâyet ettikleri kırâatlara mütevâtir kırâatlar denir.Mütevatir olan yedi kıraat;
1- İbni Kesîr- Mekke.
2- Nafi’ -Medine.
3- İbni Âmir -Şam. 4-Ebu Amr – Basra.
5-Hamza-Küfe.
6-Kisaî-Küfe.
7- Âsım – Küfe.
b)Meşhur Kırâatlar:. Sahîh kırâatların mezkur şartlarına uyan, ancak
tevâtür derecesine ulaşmamış kırâatlara denir.
1- Ebu Cafer Yezid Medenî (H 132 / M 749)
2- Yakup bini İshak (H 205/M 820)
3- Ebu Muhammed Halef bini Hişam (H 229/M 843) Yedisi mütevatir
2-Sahih Olmayan (Şazz) KırâatlarSenedi sahîh olmayan kırâatlardır. Şâzz kırâat,
mütevâtir kırâatlara özge üç şarttan birisi eksik olan kırâatlardır
a- Ahâd KırâatlarSenedi sahîh olmakla beraber, ya imam nüshasına
ya da Arapçanın gramerine ters düşen kırâatlara “Ahad Kırâatlar” denir.
b- Müdrec Kırâatlar
c- Mevzû/Apokrif Kırâatlar
Kırâat-ı Aşere( On Kırâat):Okunan bir vecih, râvîlerin ittifakıyla İmam’a atfedilince”Kırâat”, Râvîlerden birine atfedilince “Rivâyet”; Râvîlerden daha sonraki halkalardan birine isnâd edilince de”Tarik” adını alıyor. Bu “Tarik’lardan:
1) Nâfi’ 2) İbnu Kesîr 3) Ebû Amr 4) İbnu Âmir 5) Asım
6) Hamza 7) Kisâ’î 8 Ebû Câfer 9) Yâkûb 10) Halef el-Bezzâr
On Kırâattan Kisâ’î’ye kadar olanlarına: “Kırâat-ı Seb’a” yâni “Yedi Kırâat”; kalan üçüne de: “Kırâat-ı Selâse” yani”Üç Kırâat” denilmektedir. İkisinin toplamı da, mütevâtir olarak “On Kırâat”ı oluşturmaktadır.
Bu “On Kırâat’ın dışında kalan kırâatlara da: “Şâz Kırâatlar”=”el-Kırââtu’ş-Şâzze” denilmektedir.
Kırâatların Kısımları
1-Mütevâtir kırâatlar;
2-Sahîh kırâatlar;
3-Şâz kırâatlar

“On Kırâat”, bütün İslâm dünyâsınca itirazsız kabul gören, okunan ve okutulan kırâatlardır. Bunlara: “On İmamın Kırâatı” yâni: “On İmamın Okuyuşu” veya: -orijinal adıyla-: Kıraatu’l-E’immeti’l-Aşera” denilmektedir. (İbnu’l-Cezerî, Takrîbu’n-Neşr Fi’l-Kırââti’l-Aşr, 26.)
-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
-Hizb :K.Kerimde 5 sahifeye denir.K.Kerim 120 hizb bulunmaktadır.
-Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi
-Tilavet secdesi ile biten sureler:Araf,Necm,Alak

ONUNCU BÖLÜM:ALFABETİK TECVİD
1-ARZ:Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbiti ve bunun kontrolü için Cibril (a.s) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.s)’a gelirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’an âyetlerini Cibril’e okurdu. Buna “arz” denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cibrîl (a.s) okurdu ki buna da “mukabele” denir.
2-ASLI MED: Harfin sesini uzatmak için hemze veya sükûna ihtiyaç duyulmayan medde “aslî med”denir.
3-BAZI TERİMLER: Medd:Uzatmak demektir.
Kasr:Kısaltmak demektir.
İdğam:Şeddelemekdemektir.
İzhar:Ayırmak demektir.
Vakf:Durmak demektir.
Ğunne:Sesin genizden gelmesi demektir.
TUL : Dört elif miktarı uzatmaktır.
TEVASSUT :İki veya üç elif miktarı uzatarak okumaya denir.
KASR: Bir elif miktarı okumaktır.
4-FER’î MED:Hemze veya sükûn sebebiyle aslî med üzerine ziyadeden doğan medde “fer’î med”denir. Bu med, “medd-i mezîd” veya “medd-i medîd” diye de isimlendirilir.
5-HARF-İ MEDD: Kelime olarak “uzatma harfi” demektir. Uzatma harfleri üç tanedir.
6-HARFLERİN SIFATLARI 1-Sıfat-ı Lazimeler: A) Zıttı Olan Sıfat-ı Lazimeler: harflerin zatından ayrılması mümkün olmayan sıfatlardır.
1- Cehr: Sesi aşıkar etmek.
1- Hems: sesi gizlemek.
2- Şiddet: Sesin akmaması güçlü okunması.
2- Rehavet: Sesin akması.
3- İsti’la: Dilin kökü ile birlikte damağa yükselmesi.
3- İnhifat:= İstifale: İstilanın zıddıdır. Dilin damağa yükselmemesi, aşağıda kalması.
4- İtbak: Dilin üst damağa yapışması veya yapışmaya yakın kalkması.
4- İnfitah: Dil ile damağın ayrılması. 5- Izlak: Kolaylık ve sürat.
5- Ismat: Harfi söylerken dile ağır geldiğinden 4, 5 ve 6 harfli kelimeler, izlak harfleri olan
ف ر م ن ل ب olmaksızın kullanılmalar.
B) Zıttı Olmayan Sıfat-ı Lazimeler
1- Safir: Dil ucu ile ön alt dişlerin arasından kuş sesi veya ıslık sesine benzer kuvvetli bir sesin çıkması.
2- Kalkale: Mahrecin kımıldaması.
3- Lin: Harfin kolay ve yumuşak çıkarılması.
4- İnhiraf: Bu harfler okunurken dilin öne veya arkaya doğru meyl etmesi. 5- Tekrir: Ra harfi okunurken dil ucunun titremesi.
6- Tefeşşi: Şın harfi okunurken sesin dil ile damak ortasında yayılması.
7- İstidale: Dad harfi okunurken dil kenarının üst azı dişlerden, lam mahrecine kadar uzanması.
2- Sıfatı Arızalar: Harften ayrılması mümkün olan, ayrıldıkları zaman harfin zatını değiştirmeyen sıfatlar.
1-Tefhim: Harfi kalın okumak
2-Terkik: Harfi ince okumak.
3- İdğam:İki harfi bir harf yapıp şeddeli okumak.
7- İHFA: Şedde yapmadan, izhar ile idğam arası ğunneli okumak.
İHFA ÇEŞİTLERİ:Tecvid ve kırâat âlimlerimiz ihfâ’yı, aynı kelimede veya ayrı kelimede olmasına göre ikiye ayırmışlardır.
İhfâ-i Ehass: ihfâ harfleri tenvînden sonra gelir veya sâkin nûn kelime sonunda yer alır ve ihfâ harfleri ikinci bir kelimenin başında bulunursa bu tür ihfâya“İhfâ-i Ehass” denir.
(كُنْ فَيَكُون
İhfâ-i Eam: İhfâ harfleri, sâkin nûndan sonra aynı kelimede gelirse buna da “İhfâ-i Eam” denir. Böyle yerlerdeki ihfâ hem vakf (durma) hem de vasl (geçme) halinde belli olan bir ihfâdır.
(كُنْتُمْ) ve (يَنْصُرُ)
İHFA ÇEŞİTLERİ
1. Harf’in İhfası
A. Dil İhfası: (İhfa-i Lisani) Eğer sâkin nûn veya tenvînden sonra bildiğimiz 15 ihfâ harfinden biri gelirse buna “İhfâ-i Lisânî = Dil İhfâsı” denir.
B. Dudak İhfası: (İhfa-i Şefevi) Sakin mîm’den ( مْ ) sonra harekeli be ( ب ) harfinin gelmesi ile oluşur.
( تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ ) ve ( رَبُّهُمْ بِهِمْ )
2. Harekenin İhfası: Harekeyi zayıf sesle hızlıca okumak suretiyle yapılır. Bunaihtilas denir.
8-İSTİAZE: Sözlükte, sığınmak, korunmak anlamındadır. Kur’ân-ı Kerîm’de, Hz. Peygamber’e istiâzede bulunması (Allah’a sığınması) emredilmiştir, Hz. Peygamber de Allah’a sığınmış, bu amaçla daha çok ihlâs, felak ve nâs sûrelerini okumuş, bunu sahâbe-i kirâm’a da tavsiye etmiştir.
9- İZHAR. İki harfin arasını birbirinden ayırmak.
İZHAR ÇEŞİTLERİ
1. Dil İzharı (İzhar-ı Lisani / Halkî):6 izhar harfiyle yapılır.
2. İzhar-ı Kelime-i Vahide: Sâkin nûn, vav veya yâ harflerinden önce gelir ve onlardan biriyle aynı kelimede olursa izhâr yapılarak okunur.
أَلدُّنْيَا _ قِنْوَانٌ _ صِنْوَانٌ – بُنْيَانٌ
3. Mîm-i Sâkinin İzhârı “Dudak izhârı” : Sâkin mîmden ( مْ ) sonra mîm ve be (( ب harfleri dışında bir harfin gelmesiyle yapılır.
أَمْ هُمْ ضَلُّوا _ عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ _ يُبَشِّرْهُمْ رَبُّهُمْ
4. İzhar-i Kameriyye: Lam-i tarif denilen el (أل)takısından sonra kameri harflerden birisinin gelmesiyle olur.
10- Kalb=İklab: Bir harfin başka bir harfe dönmesi. Yani nunu sakin veya tenvindeki nun sesinin mime dönmesi.
11- Med: Harfin uzatılması
12- Vakıf: Nefesle beraber sesin kesilmesi.
13- Sekte: Nefes almadan sesi kesmektir.
14- Hareke: Harfin harekeli olması. 13- Sükun: Harfin harekesiz olması.
15-HEMZE:Şekil itibariyle elife benzeyen ve hareke alan bütün harfler hemzedir. Kelimelerin öncesinde yer alan hemze Vasıl ve kat’ hemzesi olmak üzere ikiye ayrılır.
A. Vasl Hemzesi: Kendileri ile başlandığında okunan, kendilerinden önce harekeli bir harf geldiğinde ise okunmayan hemzelere denir. Vasıl hemzeleri şunlardır:
1. Sülasî fiillerin emri hazırlarının hemzeleri; اِفْتَحْ
2. İster sülâsi olsun ister rubâî olsun mezid fiillerin – اِفْعَالٌ babı hariç- mazi fiilleri, mastarları ve emri hazırlarının başındaki hemzeleri; اِقْترَبَ اِسْتَمْسَكَ،
3. اِثْنيَ ْ، اِمْرَاَةٌ ، اِمْرُؤٌ ، اِبْنَةٌ ، إِبْنٌ ، إِسْمٌ kelimelerinin müfred ve tesniyelerinin hemzeleri;
4. Harfi tarifin (ال) hemzesi;
B. Kat’ Hemzesi: Hem yazıda hem de okunuşta bulunan, gerek vasıl gerek vakıf halinde değişmeyen, sabit kalan hemzelere denir. Med sebebi olan hemze kat’ hemzesidir. Hemze-i Kat’lar şunlardır:
1. İstifham hemzeleri; قُلْ أَأِتخَّذْتمُ قل أتخذتم
2. Mütekellim vahdeh fiilinin hemzesi; أَبْتَغِي حَكَماً
3. İf’al babının hemzesi, فَأَكْرَمَهُ
4. Teaccub fiilinin hemzesi, وأَسمِْعْ
5. İsm-i tafdil hemzeleri; أَكْبَرُ
6. Efâl vezninin sıfâtı müşebbehelerin hemzeleri; أَصْفَرُ
7. Fiillerden türetilmiş isimlerin hemzeleri; أحمد
8. Kırık çoğulların hemzeleri; أنفس
9. Zamirlerin hemzeleri; أنا ، أنت ، إياك
16-HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.
17-HÜKMÜRRA : “Ra” harfinin okunuşu: “Ra” harfi bazen kalın, bazen ince ve bazen de hem ince ve hem de kalın okunabilir. 7-İHFA: Tanımı; Tenvin veya nunu sakinden sonra ihfa harflerinden biri gelirse, ihfa olur.
18-İDĞAMI MAAL ĞUNNE : Tenvin veya nun’u sakinden sonra “yemnu” harflerinden biri gelirse idğamı maal ğunne olur.
17-İDĞAM-I BİLAĞUNNE: Tenvin veya nunu sakinden sonra “lam” ve “ra” harflerinden biri gelirse idğamı bila ğunne olur.
19-İDĞAMİ MİSLEYN : Aynı harfin iki defa arka arkaya gelerek, birincisinin sakin (cezzimli)ikincisinin harekeli olarak gelmesi durumunda birincisi ikincisine katılarak okunur. İdğamı Misleyn iki kısımdır:
1-İdğamı Misleyn Meal Ğunne: Sakin nun, nuna veya sakin mim, mime idğam edilirse idğamı misleyn meal ğunne olur.
Örnek:وندخلكم مدخلا ان نحن
2-İdğamı Misleyn Bila Ğunne: Nun ve mimin dışındaki harfler, kendi cinsinden bir harfe idğam edilirse idğamı misleyn bila ğunne olur.
Örnek:اذ ذهب قل لن
20-İDĞAMI MÜTECANİSEYN: Mahareçleri ( çıkış yerleri ) bir olan, fakat sıfatları başka olan harfler birbirine uğrarsa İdğamı Mütecaniseyn olur.
21-İDĞAMI MÜTEKARİBEYN: Mahrecinde ( çıkış noktasında) ve sıfatında yakınlığı olan harfler birbirlerine uğrarsa İdğamı Mütekaribeyn olur. İdğamı Mütekaribeynin harflerini de iki başlık altında inceleyebiliriz:1)“Lam “ ve “Ra” harfleridir. Bu harflerden “Lam “ harfi mutlaka önce gelir. Lam sakin , “Ra” harfi harekeli olur. Ve lam harfi “Ra” harfine çevrilerek okunur.2) KAF-KEF harfleri
Yapılışları bakımından idgamlar kaç kısma ayrılır? İki kısma ayrılır
1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.
( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )
2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق) harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك ) harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.
22-İDĞAM-I ŞEMSİYYE:Şemsi harfler 14tanedir.Lam-ı tarif dediğimiz “EL” takısı bu harflerden biri ile başlayan bir kelimenin başına gelirse, o takdirde el takısı okunmaz ve el takısından sonra gelen kelime de şeddeli olarak okunur.
İdğâm-ı Şemsiyye’nin Kısımları nelerdir?İki kısımdır?
a. İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne: Lâm- ı tariften sonra nûn harfi gelirse “İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne” olur. 1.5 elif tutulur.
b)İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne: Lâm-ı tariften sonra nûn dışındaki harfler geldiğinde “İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne” olur
23- İMALE: sözlükte “bir şeyi bir şeye meylettirmek” demektir.Kıraat ıstılahında ise, “med harfi olan elifi, elif ile yâ arası bir sesle”, bir başka deyişle “üstün harekeyi esreye doğru meyilli okumaya” denir. İmâle ile okuyuşun Asım kıraatindeki tek örneği “ مَجْرَیھَا ” (Hûd, 11/41) ayetidir.Bu ayette “ra” harfinin harekesi olan üstün, esreye meylettirilerek okunacağından “ra” harfi de ince okunur. 18
24-İŞMAM:Hafif olarak duyurmak, koklatmak. Hissettirmek. * Kibirden dolayı başı dik yürümek. * Tecvidde: Bir harfe zamme veya kesre vermek ve bunu hafifçe hissettirmek. Harfin sesini genizden hissettirmek, biraz duyurmak, harfi çıtlatmak. Son harfin harekesinin ötreli olduğunu belirtecek şekilde dudakları ileriye götürmektir
25-KALKALE: Kalkale harfleri dediğimiz; kaf , tı , be , cim ve dal harfleri kelimenin ortasında veya sonunda sakin olarak (Cezzimli olarak) gelmeleri halinde ses olarak vurgulu okunmasına kalkale diyoruz.
26- KURAN’DA BULUNAN İŞARETLER م : Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.
ط : Durmak evlâdır (daha iyidir). ج : Durmak evlâdır. قف : Durmak evlâdır. Hafif bir duruşla (bir nefeslik) durulmalıdır. ز : Geçmek evlâdır. ق : Geçmek evlâdır. ص : Nefes yetmediğinde durulabilir. لا : Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durunca ise, tekrar edilmez çünkü durak sonlarında durmak caiz, hatta efdaldir. ك : Bir evvelki durağın aynısı demektir.
27-KURAN-I KERİM:Kur’anı Hangi kıraat ve rivayetle okuyoruz?İmam Asım kıraati, Hafs Rivayeti.Kur’an da114 Sure, 6236 Ayet vardır. -Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlere Sure ismi verilir.
-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır.K.Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf adı verilir.
-Hz. Ebu Bekir zamanında Zeyd b. Sabit tarafından Mushaf haline getirildi.
Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi. Kur’an’ı Kerim’deki son Nas suresi.-
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun Bakara suresi.
-Kur’an’ı Kerim’deki en kısa Kevser suresidir.
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
-Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar)50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
-Muavizeteyn” surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.
-Kuran-ı Kerimde 14 tane tilavet secdesi vardır:Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml 25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
-Tilavet secdesi ile biten sureler :Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler :Cevap: Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
-Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü ,Şuara suresi 227 ayet
-Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresidir.Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresidir.
-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi .
-Peygamber efendimizin kadınlara öğretilmesi emir buyurduğu sure Nur suresidir.
-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
-”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
-Kuran-ı Kerimde 25 tane nebinin adı zikredilmiştir
-Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
-Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut
-Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi
-Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
-Hizb :K.Kerimde 5 sahifeye denir.K.Kerim 120 hizb bulunmaktadır.
-Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi
-Vahiy Kâtipleri: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer b. el-Hattab, Hz. Ali b. Ebi Talib, Hz. Osman b. Affân, Hz. Amr b. el-Âs, Hz. Muâviye, Hz. Şurahbil b. Hasene, Hz. Muğîre b. Şu’be, Hz. Muâz b. Cebel, Hz. Hanzele b. er-Rebî’, Hz. Cehm b. es-Salt, Hz. Huseyn en-Nemerî, Hz. Zubeyr b. el-Avvâm, Hz. Âmir b. Fuheyre, Hz. Ebân b. Saîd, Hz. Abdullah b. Erkâm, Hz. Saîd b. Kays, Hz. Abdullah b. Zeyd, Hz. Hâlid b. Velîd, Hz. A’lâ b. el-Hadremî, Hz. Abdullah b. Revâha, Hz. Huzeyfe b. el-Yemân, Hz. Muhammed b. el-Mesmele vs.
Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebî Sarh, Medîne de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sâbit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
-Kur’ân’ın Muhtevâsı:
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
-Sûre: Kur’ân-ı Kerîmin en az üç âyetten meydana gelen bölümlerinden her biri. Çoğul şekli “suver”dir. Kur’ân-ı Kerîm’de 114 sûre olup, bâzı sûrelerin birkaç ismi vardır. Sûreler uzunluk kısalık bakımından dörde ayrılır:
1-Tıvâl,
2-Miûn,
3-Mesânî,
4- Mufassal.
-Bakara sûresinden Berâe sûresine kadar olan yedi sûreye es-Seb’u’t-tıvâl (uzun sûreler) denir. Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En’am, A’râf, Yûnus veya Kehf Sûresidir.
-Miûn; yani yüzlükler, âyetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbe’den sonra gelenlerdir. (Tevbe, Nahl, Hûd, Yûsuf, Kehf, İsrâ, Enbiyâ, Tâhâ, Mü’minûn, Şuarâ, Sâffât).
-Mesânî; âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmîm’ler, Elif Lâm’lar, Tâsîn’ler böyledir. (Ahzâb, Hac, Kasas, Tâsîn, Neml, Nûr, Enfâl, Meryem, Ankebût, Rûm, Yâsîn, Furkân, Hicr, Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrâhîm, Sâd, Muhammed, Lokmân, Zümer, Hâmîm’ler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzîl, Secde, Talâk, Nûn, Hucurât).
-Mufassal, Kur’ân’ın sonundaki sûrelerdir. Nevevî’ye göre Hucurât’tan başlar. Onlar da Tıvâl, Evsat, Kısâr olmak üzere üçe bölünür.
Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
Mekkî Sûreler: Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
-Medenî Sûreler: Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder.
-Mekkî ve Medenî Sûrelerin Sayıları: 87 tânesi Mekkî, 27 tânesi de Medenî’dir.
-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
-Kur’ân’ın Vahiy Kâtipleri: Dört halife, Zeyd b. Sâbit, Ubeyy b. Ka’b, Hâlid b. Ebî Süfyân.
Mehâric-i Hurûf: Kur’ân-ı Kerîm harflerinin herbirinin ağızdan ses olarak çıktığı yer. Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîd üzere okumasını bilmek farzdır.
Kıraat-i Seb’a: Yedi kıraat imâmının okuyuş şekilleri. Yedi kıraat imâmının yâni İmâm-ı Nâfi’, Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım, Hamza, İmâm-ı Kisâî’nin okuyuşları kıraat-i seb’a adıyla meşhur olmuştur.
-Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîleri:
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
-Kur’ân-ı Kerîm’in Harekelenmesi: Irak vâlîsi Ziyâd b. Sümeyye isteğiyle Ebû’l Esved ed-Düelî tarafından h.69/688 yılında kırmızı mürekkeple harekeleri nokta şeklinde işaretlenmiştir. Irak vâlîsi Haccâc b. Yûsuf’un isteğiyle Yahyâ b. Ya’mer ve Nasr b. Âsım h.89-/707 kelimelere farklı renklerde nokta koymuşlardır. Halîl b. Ahmet 751 yılında hareke ve noktalamaya son şeklini vermiştir.
-Nâsih – Mensûh: Nesh, bir şeyi iptâl etmek ve onun yerine başka bir şeyi ikâme etmek, yer değiştirmek, izâle etmek. Şer’î bir hükmün yürürlüğe konmasından sonra, gelen diğer bir şer’î hükümle kaldırılması, iptâl edilmesi demektir. Hükmü kaldıran âyete “nâsih”, hükmü kaldırılan âyete de “mensûh” denir. Mensûh âyet ile amel edilemez.
-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden âyetlere mücmel, mücmel âyetleri açıklayan âyetlere de mübeyyen âyet denir.
-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
-Garîbu’l-Kur’ân: Farklı lehçelerde kullanılan kelimeler.
-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğü.
-İ’câzu’l-Kur’ân: Âciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çürütmek.
-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
-Tashîh, düzeltme; tasnîf, sıralama; tedvîn, derleme; te’vîl, yorum ve açıklama demektir.
-En Uzun Âyet: Borçlanmadan (müdâyene) bahseden âyet: Bakara 282. âyet.
-İlk İnen Sûreler: Fâtihâ, Müddessir, Alak, Kalem, Müzzemmil.
-Medîne döneminde inen ilk sûre, Bakara sûresidir.
-Son İnen Âyet: Tevbe sûresinin 128-129. âyetleri.
-VAHYIN BASLANGIC TARIHI: Miladi 610 yili Ramazan 17
-VAHYIN BITISTARIHI: Miladi 632 yili Zi‘l-hicce 9
-VAHYIN TOPLAM MÜDDETI: 22 YIL ,2 AY,22 GÜN
-EN UZUN SURE: BAKARA SURESI (2): 286 ayet
-EN KISA SURE: KEVSER SURESI (108): 3 ayet
-EN UZUN AYET: BAKARA SURESI (2): 282. Ayet (Borc ayeti)
-EN KISA AYET: MÜDESSIR SURESI (74): 21. Ayet
-VAHYIN MEKKE MÜDDETI: 12 yil, 5 ay, 13 gün.
-VAHYIN MEDINE MÜDDETI: 9 yil, 9 ay, 9 gün.
-MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE
-Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. En meşhurları:
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
Fîruzâbâdî: Tenvîru’l Mikbâs min Tefsîri İbn Abbas.
-Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsir. Rasûlüllah’tan gelen rivâyetler (açıklamalar) esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Başlıcaları:
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
Arapça Tefsirler: Taberî, Zemahşerî, Beyzâvî, Râzî, Kurtubî, Celâleyn.
-Tilâvet Secdesi: Kur’ân-ı Kerîm’in on dört yerindeki secde âyetinden birini okuyan veya duyanın yapması vâcib olan secde.
-Zellet-ül Kârî: Kıraat hatâsı. Namazın içindeki farzlardan kıraati yerine getirirken (Fâtihâ ve zamm-ı sûreyi okurken) meydana gelen hatâ, yanlış okuma.
-Mahreç harfleri 17 yerden çıkar.
Boğaz harfleri 6 tanedir. Dil kısmından 18 harf çıkar.Dudak kısmından 4harf çıkar.
28-KUR’AN’IN KIRAATLERİ:Kur’ân-ı Kerîm’in lafızlarında, harflerinde ve edasındaki değişik rivâyet hususuna, diğer bir ifadeyle kelimelerdeki med, kasır, hareke, sükûn, nokta ve i’rab bakımından değişik okumaya “kıraat” denilir. Ashâb-ı kirâmdan bu hususta hem senetleri sahih, hem de tevâtür derecesine ulaşmış rivâyetler “yedi tarîk/kıraat” (yedi okunuş şekli) toplandı ki, bunlara “Kıraat-i Seb’a” denilmiştir.
29-KURRA:: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir”. Ayrıca Kur’ân’ın tamamını ezberleyen ve ondaki kırâatlara hakkıyla vâkıf olan kimselere de kurrâ ismi verilmektedir. Kâri kelimesine yüklenen bu anlam, Hz. Peygamber döneminden sonraya aittir. Çünkü bu lafzın Peygamber (sav) zamanındaki anlamı, nazil olan herhangi bir vahiy metnini ezberleyen kimse demektir. Ancak söz konusu kelimede zamanla bir anlam genişlemesi meydana gelerek bugünkü manada kullanılmaya başlanmıştır.
30-LAFZATULLAH : ALLAH İsminin okunuşu
31- LAHN: Kur’an okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatadır.
1- Lahn-ı Celi (Açık hata): Harflerin asli sıfat ve mahreçlerinde, hareke ve sükunlarda yapılan hatadır. Manayı bozduğu gibi çoğu zaman namazı da bozar.
2- Lahn-ı Hafi (Gizli hata): Sıfatı arızalarda meydana gelen hatadır. Harfin aslını değiştirmez. Mana bozulmadığı gibi namazı da bozmaz. Ancak hata olduğu için vebali vardır.
3 2-MEDD-İ TABİÎ : Diğer bir adı da aslî meddir. (Bir elif miktarı uzatılır.) Harfi medden sonra sebeb-i medden hiç bir şey bulunmazsa, o zaman “Medd-i tabii” olur. Bir elif miktarı uzatmakVaciptir.Harfi medd yani uzatma harfleri üç tane idi. sebebi meddi de hatırlayalım: hemze = harekli elif ve SÜKUN = harekesiz ve cezzimli harf idi )
33- MEDD-İ MUTTASIL : ( Dört elif miktarı uzatmak vaciptir.) 26- MEDD-İ MUNFASIL : ( Dört elif miktarı uzatmak caizdir.)
34-MEDD-İ LÂZIM : ( Dört elif miktarı uzatmak vaciptir.)
35-MEDD-İ ÂRIZ : (Dört elif miktarı uzatmak caizdir.)
36-MEDD- İ LÎN : (Meddi lîn’in meddi caizdir.Duruma göre bazen Meddi lazım gibi bazende Meddi arız gibi okunur.)
37-MUSHAF’A NOKTA VE HAREKE KONULMASI:Emevî hükümdarı Abdülmelik zamanında (v. 65/684) görevlendirilen Ebü’l-Esved ed-Düelî (v. 69/688) Kur’an’da önce nokta yerlerini hareke ile belirtti. Bundan sonra çalışmalar devam etti. Irak emîri Haccâc zamanında da Yahyâ b. Ya’mer (v. 65/684) ile talebesi Nasr b. Âsım el-Leysî (v. 89/707) noktalama işini geliştirip bugünkü nokta ve harekeleri koydular. Hemze, şedde, sıla, revm, işmâm ve diğer işaretler de Halil b. Ahmed (v. 175/791) tarafından konuldu.
38-NUN’U SAKİN : CezzimliNUN harfine denir .
39-OKUYUŞ ŞEKİLLERİ (YAVAŞ – HIZLI – NORMAL)
A. Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
B. Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür.
C. Hadr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
40- RAF-I SAVT(ses yükseltme): Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
41- HAFD-I SAVT (ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
42-SEBEB-İ MEDD: Uzatma sebebi demektir. Bu da iki kısma ayrılır.
43-SEKTE:Kelime anlamı olarak susmak ve iki ses arasını nefes almaksızın ayırmak demektir .Kur’ân’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır.
1- Kehf Sûresi’nin 1. âyetinde: قَيِّمًا — عِوَجًا
2- Yâsîn Sûresi’nin 52. âyetinde: هَذَا — مَرْقَدِنَا مِنْ
3- Kıyâme Sûresi’nin 27. âyetinde: رَاقْ — وَقِيلَ مَنْ
4- Mutaffifîn Sûresi’nin 14. âyetinde: رَانَ — كَلاَّ بَلْ
Ayrıca şu 7 yerde he harfinin sukununa işareten sekt-i hafife yapmak gerekir.
Bakara 259 (لم يتسنه )
Hakka 28 ( ماليه)
Enam 90 ( فبهدا هم اقتده )
Hakka 29 ( سلطانيه)
Hakka 20-26 (حسابيه)
Karia 10 (وما ادريك ماهيه)
Hakka 19 (كتابيه)
44-SÜKUN : Harekesi olmayan ( yani ne esresi, ne ötresi ve nede üstünü olmayan ) harfe yani ne esresi, ne ötresi ve nede üstünü olmayan ) harfe biz Sükun diyoruz., alameti cezimdir.
a) Sükûn-u Lâzım: Sükûn-u lâzım da, vakıf halinde de vasıl halinde de değişmeyen, mevcut sükûndur.Yani “vakfen ve vaslen sabit olan sükûn”dur.
b) Sükûn-u Ârız:. Sükûn-u ârız da, kelimenin aslında olmayıp vakıf sebebiyle ortaya çıkan, vasıl halinde ise düşen sükûna denir.Yani bu sükûn, “vakfen sabit, vaslen sakıt olan sükûn”dur.
45-TECVİD: sıfatları yönünden harflerin hakkını ve müstehakkını vermektir.” Tanımda geçen “hakkını” kelimesinden maksat harfleri cehr, hems, şiddet, rihvet gibi sıfatı lâzımelerine uygun okumak, “müstehak” kelimesinden maksat ise harfleri lîn, kalkale vb. sıfatı ârızelerine uygun, güzel bir şekilde ne eksik ne fazla okumak demektir Tecvidin konusu, Kur’ân harfleridir Tecvidin gayesi, Kur’ân kelimelerini Hz. Peygamber’den (s.a.s) alındığı şekliyle muhafaza etmek ve Kur’ân tilâvetinde hata yapılmasını önlemektir Tecvid, ilim olarak farz-ı kifâye, uygulama olarak Kur’ân okuyan kişilere farz-ı ayındır.Arap alfabesi 28 asli harften oluşur.
46-TENVİN VE NUN-U SAKİN:TENVİN: Bazı kelimelerin sonunda görülen iki üstün, iki esre ve iki ötre’ye tenvin denir. Tenvin sakin nun demektir.
TENVÎN VE SÂKİN NÛN’UN BEŞ HÂLİ
Tenvîn veya sâkin ن’den sonra;
1) (ر – ل ) harfi gelirse, idgâm-ı bilâ gunne olur.
2) ( وي م ن ) harflerinden biri gelirse, idgâm-ı mea’l gunne olur.
3) ب harfi gelirse, iklâb olur.
4) Şu on beş harften birisi gelirse ihfâ olur: (ت ,ث ,ج , د , ذ , ز , س , ش , ص , ض , ط , ظ , ف, ق, ك )
5) (ا ح خ ع غ ه ) harflerinden biri gelirse izhâr olur.
47-SAKİN NUN: Cezimli nun demektir
48-TESHİL: sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır. Kıraat ıstılahında ise, “birbirini takip eden iki hemzeden ikincisini, hemze ile elif, hemze ile vâv veya hemze ile yâ arası bir sesle okumak” demektir Bu üç çeşit teshilli okumaya aşağıdaki örnekleri vermek mümkündür: “Hemze” ile “elif” arası bir sesle okunan “hemze” için “ ءَ أَعْجَمِيٌّ ” (Fussilet, 41/44) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “yâ” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَئِنَّكُمْ ” (En’âm, 6/19) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “vâv” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَؤُنَبِّئُكُمْ ” (Âl-i İmrân, 3/15) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu örnek gösterebiliriz. Asım kıraatinde, sadece birinci gruptaki teshil uygulanmaktadır.
49-VAKIF İŞARETLERİ:*Uygulamada yaygın olarak esas aldığımız vakıf işaretleri, onları geliştiren alimin adı ile söylenir olmuş ve Secâvend işaretleri olarak tanınmıştır. Vakıf çeşitleri ve başlıca işaretler şunlardır:
( م ) Vakfı Lâzım: Geçildiğinde (Vasıl yapıldığında) mana bozulabilir gerekçesiyle, vakıf yapılması önemle istenen ve geçilmemesi gerekli yerde bulunur. Bununla birlikte, geçmek, haram işlemek ve günah kazanmak demek değildir.
( ط ) Vakfı Mutlak: Geçmek için bir gerekçe yoktur, durulmalıdır anlamı taşır. Durulduğunda, her iki tarafın da, mana yönüyle birbirinden bağımsız olabileceği yerlerde bulunur.
( ج ) Vakfı Câiz: Hem vakfın, hem de vaslın (geçmenin) mümkün olabileceği, bununla birlikte, vakfı tercih etmenin öngörüldüğü yerde bulunur.
( ز ) Vakfı Mücevvez: Aynı şekilde hem vakfın, hem de vaslın mümkün olabileceği, bununla birlikte, vaslı tercih etmenin öngörüldüğü yerde bulunur.
( ص ) Vakfı Murahhas: Nefesin yetişmemesi gibi durumlarda, vakıf yapmaya ruhsat vermek için konmuştur. Aksi halde geçmek daha uygundur.
Bu vakıf çeşitleri ve işaretlerinin dışında, başka işaretlerde kullanılabilmektedir.
( لا ) Bulunduğu yerin her iki tarafı da, mana yönüyle birbiriyle alakalı olduğunda bu işaret görülür. Âyet ortasında bulunduğunda; Burada durma! Eğer zaruret gereği durursan, biraz geriden alarak devam et, anlamı taşır. Âyet sonunda bulunduğunda; Durabilirsin, fakat okuyuşu burada bitirme, geriye gelmeden bir sonraki ayete devam et, mananın tamam olduğu bir yere kadar git, anlamı taşır.
( قف ) Mana itibariyle durmanın uygun olabileceği yerlerde bulunur.
( ع ) Rukû‘ işareti denir. Bir mevzunun tamamlandığı ve diğerinin başladığı yerlerde bulunur. Namazda iken konuyu tamamlayıp sonra rukûya gitmeye yardım ettiğinden bu isim verilmiştir. Hatim ve aşır okurken, başlayış ve bitiriş yeri tayininde, veya herhangi bir yeri ezberlerken, ders başı ve sonu olarak da bu işareti esas almak uygun olur.
( :. :. ) Vakfı Mu‘âneka: Birbirine yakın iki ayrı yere konan, üçer noktadan ibarettir. Hangisinde durmak tercih edilecekse, diğerinde geçmeyi öngörür.
50-VAKFIN KISIMLARI
Ebû’l-Âlâ tarîkına göre, Cumhûr Ulemanın benimsediği vakf, şu şekilde kısımlara ayrılmıştır.
1. VAKF-I TAM (الوقف التام):Nahiv kaidelerine göre sözün son bulduğu kendisinden sonrası ile lafız ve mana açısından alakası bulunmayan yerde yapılan vakıftır. اولئك هم المفلحون da durmak gibi. Genelde olayın sona erdiği yerlerde bulunurlar. Bu durum ayet sonunda olabileceği gibi ayet ortasında da olabilir. لقد اضلني عن الذكر بعد اذ جائني Bu gibi yerlerdeki durmayı Secâvendî vakf-ı lâzım olarak ifade eder durmak vaciptir. Durulduğunda geriden alınmaz.
2. VAKF-I KÂFÎ (الوقف الكافي): Bir cümlenin, lafzının veya kelime dizisinin nihâyet bulduğu, fakat mâna itibariyle daha sonraki cümle ile alâkalı olduğu yerde vakfetmeye denir. Genel olarak fasılalı ayetlerde bulunur. وما انزل من قبلك (Bakara 2/4) gibi. Bu gibi yerlerde de durmak evlâdır. Durulduğunda geriden alınmadan devam edilir.
3. VAKF-I HASEN (الوقف الحسن): Kelâmın tamam olmakla beraber kendinden sonrası ile lafız ve mana itibâri ile alakası bulunan yerde yapılan vakıftır. بسم الله – صراط الذين انعمت عليهم de durmak gibi. Vakfedilen yerler eğer ayet ortası ise geriden alınarak devam edilirken ayet sonlarında geriden alınmadan kıraate devam edilir.
4. VAKF-I KABÎH (الوقف القبيخ): Kelâmın tamam olmadığı ve bir mananın anlaşılmadığı yerlerde vakfetmeye denir. إن الله لا يستحي بسم رب الحمد gibi kelimelerde yapılan vakıftır. Bir zaruret olmaksızın böyle yerlerde durmak caiz değildir. Durulduğu taktirde muhakkak geriden alınarak başlanır.
51-VAKFIN DİĞER ÇEŞİTLERİ
1. VAKF-I ĞUFRÂN: Peygamber efendimizin dua ve niyazda bulunmak maksadıyla yapmış olduğu vakıflardır. On yerde bulunduğu rivayet edilmektedir.
Bunlar Mâide 51, En’am 36, Secde 18, Ya’sin 12, 30, 52, 61, 81, Mülk 19.
2. VAKF-I CİBRÎL: Vahy meleği olan Cebrâil’in (a.s) vahy esnasında yapmış olduğu vakflara denir. Aynı zamanda bunlara vakf-ı münzel de denilmektedir. Sayıları konusunda ihtilaf bulunsa da meşhurları sekiz tanedir. Bunlar: Bakara 120, 276, Âl-i İmrân 7, 95, Enâm,36, 124, Araf, 187, Yasîn 51.
3. VAKF-I NEBÎ: Peygamber efendimizin vakf yaptığı yerlerdir. Bunların sayısı ihtilaflı da olsa dokuzu meşhur olmuştur. Bakara 148, Al-i İmrâ 7, Yunus 2, 52, Nahl 4, Kadr 2, 4, Nasr 3.
4. VAKF-I BEYÂN: Feth sûresi 9. ayetinde bir birini takip eden iki zamirden birincisinin Rasülüllah’a ait olduğunu göstermek için وتوقروه ifadesinde durulur. İkinci zamir de Allah’a döner. Tevbe sûresi 40. ayette de سكينته عليه ifadesinde zamiri Hz. Ebû Bekr’e döndüğü için durulması durumudur. Yine Yusuf sûresinin 27. ayetinde فكذبت ifadesinde Hz. Yusuf’un doğrulardan olduğunu vurgulamak için durulması vakf-ı beyandır
52-YAPILIŞ BAKIMINDAN İDĞÂMLAR
1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.
( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )
2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق )harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك )harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.
53-ZAMİR: Kelimenin Arapca’daki karşılığı zamiridir.Zamirin okunuşu ise şöyledir:Bir kelimenin sonunda zamir gelmiş ve bu zamirden önceki harfin harekesi de harekeli olarak bulunmuş ise, o takdirde zamir okunur.Zamirin okunması demek şu anlama geliyor:Bir elif miktarı uzatılarak okunur.
ONBİRİNCİ BÖLÜM:TECVİD
1) Tecvid hüküm itibariyle nedir? Farzı ayn dır
2) Bir şeyi güzel yapmak,süslemek anlamındaki kelime hangisidir?Tecvid
3) Arap alfabesi kaç harften oluşmaktadır?28
4) Elif ve hemze neye denir?Elif harekesiz elife, Hemze harekeli elife denir
5) Mahreç harfleri kaç yerden çıkar?17
6) Boğaz harfleri kaç tanedir? 6
7) Dil kısmından kaç harf çıkar?18
8) Dudak kısmından kaç harf çıkar?4
9) Kendisinden önceki harfin sesini uzatan harfe ne denir?Med harfi
10) Med harfleri kaç tanedir?10) Üç و,ى,ا
11) Asli medden fazla uzatmayı gerekli kılan sebeplere ne denir?Sebebi med
12) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan hemzeye ne denir?Hemzei katı
13) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen hemzeye ne denir? Hemzei vasıl
14) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan sukun’a ne denir? Sukunu lazım نون صاد قاف
15) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen sukun’a ne denir? Sukunu arız نستعين
16) Harfin sesini uzatmak için hemze veya sukune ihtiyaç duyulmayan medde ne denir? Asli med
17) Med harflerinden biri ve sebebi medden sukunu lazım aynı kelimede bulunursa ne olur?Meddi lazım
18) Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddeli olark bulunursa buna ne denr?Kelimei musakkale
19)Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddesiz olarak bulunursa ne olur?Kelimei muhaffefe
20) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamlı olarak bulunursa ne olur?Meddi lazım harfi musakkale
21) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamsız olarak bulunursa ne olur?Meddi lazım harfi muhaffefe
22) Med harflerinin birinden sonra sebebi med olan arız sukun gelirse ne olur?Meddi arız
23) Harekeyi sesin üçte biriyle telaffuz etmeye ne denir? Revm
24) Sukunfan sonra ötreye işaret etmek üzere dudakları öne yummaya ne denir?İşmam
25) Sakin nun veya tenvinden sonra boğaz harflerinden biri gelirse ne olur?İzhar
26) Sakin mim’den sonra ‘’mim’’ve ‘’ba’’nın dışındaki harflerden biri gelirse ne olur?İzharı şefevi
27) Lamı tariften sonra ondört kameri harflerden birinin bulunmasına ne denir?İzharı kameriye
28) Sakin bir harfin harekeli bir harfle karşılaşması halinde şeddeli tek harfe dönüşmesine ne denir?İdğam
29) Kendinden sonraki harfin cinsine çevrilecek olan cezimli harfe ne denir?
Müdğam
30) Bir önceki soruda cezimli harfin katıldığı harekeli ikinci harfe ne denir?
Müdğamun Fih
31) Birinci harfin zat ve sıfat olrak tamamen ikinci harfe dönüşmesine ne denir?Tam idğam
32) Birinci harfin ikinci harfe zat olarak dönüşüp,sıfat olarak dönüşmemesine ne denir?Nakıs idğam
32) Sakin nun veya tenvinden sonra‘’yemnu’’harflerinden biri gelirse ne olur? İdğamı Mealğunne
33) Sakin nun veya tenvinden sonra ‘’Lam’’veya’’ra’’ harflerinden biri gelirse ne olur?İdğamı bilağunne
34) Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?idğamı Misleyn
35) Sakin nunun harekeli nuna,Sakin mim’in harekeli mim’e uğraması halinde yapılan idğama ne denir? idğamı Misleyn Mealğunne
36) Nun ve mim dışındaki harflerin birbirine idgam edilmesine ne denir?İdğamı Misleyn Bilağunne
37) Mahreçleri aynı sıfatları farklı olan iki harften ,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?İdğamı Mütecaniseyn
38) Mahreçleri veya sıfatları birbirine yakın olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine katılarak okunmasına ne denir?İdğamı Mütekaribeyn
39) ‘’Lamı tarif’in kendisinden sonra gelen ondört şemsi harften birine idğam edilerek okunmasıne ne denir?İdğamı Şemsiye
40)Kur’an toplam kaç yilda nazil olmuştur?
41)Kur’anı Hangi kıraat ve rivayetle okuyoruz?İmam Asım kıraati, Hafs Rivayeti
42)Kur’anda kaç sure ve ayet vardır?114 Sure, 6236 Ayet vardır
43)Yapılışları bakımından idgamlar kaç kısma ayrılır? İki kısma ayrılır
1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.
( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )
2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق) harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك ) harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.
44)Kaç çeşit sükun vardır? ’2 çeşit.
1.Ârızî (geçici sükûn): (sükûn-i ârız):Herhangi bir yerde durulduğu zaman ortaya çıkan, geçildiğinde kaybolan sükûndur.
2.Lâzımî (kalıcı sükûn) : (sükûn-i lâzım):Kur’an okunurken hem geçildiği, hem de durulduğu zaman okunan sükûndur. Cezimli ve şeddeli harflerdeki sükûn lâzımî sükûndur.
45)İdğâm-ı Şemsiyye’nin Kısımları nelerdir?İki kısımdır?
a. İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne: Lâm- ı tariften sonra nûn harfi gelirse “İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne” olur. 1.5 elif tutulur.
b)İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne: Lâm-ı tariften sonra nûn dışındaki harfler geldiğinde “İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne” olur
Tecvid Dersi Notları – 1
YAYGIN HATALAR
1-Kalın ve İnce harfleri ayırt etmeme
2-Ses bakımından birbirine benzeyen harfleri aynı okuma
(ا-ع) (ح-خ-هه) (ث-ذ-ظ-ض) (ث-س-ص) (ت-د-ط) (ز-ذ-ظ)
3-Ra harfinin ince ve kalın okuma kurallarını uygulamama
4-Şeddeli mim ve Nun ları diğer şeddeli harflerden ayırt etmeme
5-Gunneli idğamları gunnesiz idğamlardan ayırmama
6- Sakin harfleri kalkalesiz (hareke vermeden)okuyamama
7- Kalın harflerin kendilerinden önceki veya sonraki ince harfi kalınlaştırması (Nadiren bunun tersi olabilir.)
8- İnce sesli medleri kalın olarak uzatma
ÖĞRETİM TEKNİKLERİ
1-Harf Ta’limi Yaptırmak (Yukardaki hataları göz önüne alarak)
2-Hataları büyükten küçüğe doğru tedrici olarak düzeltmek (Hataların hepsini bir defada söyleyip öğrenciyi bıktırmamak)
3-Israrla Koro Halinde Okumayı Sürdürmek
4- Çok Zayıf Öğrencilerin Durumunu Dikkate Almak, kalfa Sistemini Kullanmak
5- Ses Kayıt ve Görüntü Cihazlarından Yararlanmak
6- Ezber Sûrelerini Her Öğrenciden Dinlemek
7- Özellikle namazlarda okunan surelerdeki yanlışları işaretlemek ve düzeltilmesi için itina göstermek
8- Zamanın kısıtlı olduğu durumlarda namaz surelerini koro halinde okumak telaffuzu zor olan yerlerde tekrarlar yapmak
9- Tecvit Bilgilerini Kısa ve Açık Bir Anlatımla Öğretmek
Derslerde Kullanılan Teknikler
“Takrir/Anlatım” %24
“Soru Cevap” %60,8
“Küme Çalışması” ve “Tartışma” %42,4
“Örnek Olay İncelemesi” %41,3
“Gezi Gözlem” %22,8
“Gösterip Yaptırma” %20,7
“Öğrencilere Anlattırma” %20,7
NEFES :İnsan ağzından çıkan tabii havaya denir.
SES :Nefesin ses tellerine çarparak çıkmasına denir.
HARF :Sözlükte Taraf, bir şeyin ucu, kenarı anlamlarına gelir
Terim anlamı ise:Bir mahrece dayanarak çıkan sese harf denir
Harfler iki kısımdır.
1)Asli harfler:Bunlar bildiğimiz 29 hece harfleridir.
2)Fer’i harfler:
a)Teshil olunan hemze أأعجمي
b)İmale olunan Elif مجريها
Bunlardan başka diğer kıraatlerde bulunan; İşmam olunan Sat (الصراط ), Kalın okunan Lam (الطلاق ) ve İhfa olunan Nun ve mim fer’i harflerdendir.
MAHREÇ :harfin çıktığı yere denir.
HARFLERİN MAHRECLERİ (17 TANEDİR)
1. Ağız ve boğaz boşluğu و-ى- ا
2. Boğaz kökü ه-ء
3. Boğaz ortası ح–ع
4. Boğaz üstü خ–غ
5. Dil kökü—üst damak ق
6. Dil kökü—küçük dil(önü ك (
7. Dil ortası—üst damak(ortası) ج- ش- ى
8. Dil kenarı –üst azı dişler ض
9. Dilin iki kenarı—üst damak ل
10. Dil ucu—üst ön dişlerin üstündeki damak ر
11. Dil ucu—üst ön diş etleri ن
12. Dil ucu—üst ön diş dipleri ت- د- ط
13. Dil ucu-üst ön dişlerin iç yüzü ز- س- ص
14. Dil ucu—üst ön dişlerin uçları ث- ذ- ظ
15. Üst ön diş uçları-alt dudağın içi ف
16. Alt dudaklar—üst dudaklar ب- م- و
17. Hayşum (Geniz) غنة- نون المخفاة
NOT:Buna göre Mahreçlerin bölgeleri;1)Ağız ve Boğaz boşluğu 2)Boğaz 3)Dil 4)Dudaklar 5)Geniz olmak üzere Beş tanedir.
SIFAT:Harfin okunuşu esnasında harfte oluşan yumuşaklık ve sertlik,zayıflık ve kuvvetlilik,azlık ve çokluk,uzunluk ve kısalık ….gibi özelliklerdir.
Zıtlı Sıfatlar:İki sıfatın bir harfte toplanması mümkün değilse bu sıfatlara zıtlı sıfatlar denir
1. Cehr: انحباس النفس انحباسا جزئيا لقوة الاعتماد علي المخرج Mahreçte aralık kalmaması sebebiyle harf okunurken nefes cereyanının(cüzi) hapsolmasıdır. Harfleri:ظل قو ربض اذ غزا جند مطيع
2. Hems: المخرج جريان النفس لضعف الاعتماد علي Mahreçte aralık kalması sebebiyle harf okunurken nefesinde harf ile birlikte akmasıdır. Harfleri: فحثه شخص سكت
3. Rıhv: جريان الصوة عند النطق بالحرف لضعف الاعتماد علي Mahrece itimatları zayıf olduklarından harf okunurken sesin(ve nefesin)akmasıdır. Harfleri:ا- ث- ح- خ- ذ- ز- س- ش- ص- ض-ظ- غ- ف- و- ه- ى
4. Beyniyye:هي وصف وسط بين الشدة والرخوة Sesin ne tamamen akması ne de tamamen hapsolması demektir. Harfleri:لن عمر
5. Şiddet:لقوة الاعتماد علي المخرج حبس الصوة عند النطق بالحرف Mahrecin tamamen tıkanması sebebiyle sesin(ve nefesin) akmamasıdır. Harfleri:أجد قط بكت
6. İstif’ale: عند النطق بالحرف هو انخفاض اقصي اللسان
Dilin yükselmeyip ağzın dibinde kalmasıdır.
Harfleriأ- ب- ت- ث-ج-ح- د- ذ-ز-س- ش-ع- ف- ك-ل- م- ن- و-ه- ى
7. İsti’la: ارتفاع اقصي اللسان عند النطق بالحرف
Dil kökünün üst damağa yükselmesidir: Harfleri:خص ضغط قظ
8. İnfitah تجافي اللسان او معظمه علي ما يحاذيه من الحنك الأعلي Dil ile damağın birbirinden ayrılması demektir.
Harfleri:ص- ض- ط- ظ Dışındaki harflerdir.
9. İtbak: الصاق اكثر اللسان علي ما يحاذيه من الحنك Dil kökü ve ortasının damağa yükselmesi damakla intibak etmesi demektir. Harfleri: ص- ض- ط- ظ
10. İsmat: الإذلاق هو امتناع المتكلم عن الإتيان بكلمة رباعية أو خماسية الأصل خالية من احد احرف Telaffuzu zor harfler demektir. (Telaffuzlarındaki zorluk sebebiyle rubai ve humasi kelimeler izlak harfleri olmadan sadece ismat harflerinden teşekkül edemezler.)
Harfleri:فر من لب harflerinin dışındaki harflerdir.
11. İzlak: هو الطرف والسهولة عند النطق بالحرف Telaffuzu kolay ve çabuk olan harfler demektir. Harfleri: فر من لب
Zıddı olmayan Sıfatlar:Bir harfte beraberce bulunması caiz olan sıfatlardır.
1. Safir:هو صوت يشبه صوة الطائر
Islık veya Kuş sesine benzer kuvvetli ve keskin bir sesin çıkmasına denir.
Harfleri:ز- س- ص
2. Kalkale:هو اضطراب في المخرج عند النطق بالحرف لشدته وجهره، اي لإنحباس الصوة والنفس
Kuvvetli ses gelinceye kadar mahrecin kımıldanmasıdır.(Şiddet ve cehr sıfatlarını cem ettiklerinden dolayı ses ve nefesin hapsolması akabinde kuvvetli bir sesin çıkmasıdır.)
Harfleri:قطب جد
3. Lin:وهو الواو والياء الساكنتان المفتوح ما قبلهما،لخروجهما عند النطق بهما بيسر وسهولة
Makabli fethalı sakin vav ve ya Lin harfleridir.Dile zahmet vermeden kolaylıkla okundukları için bu ismi almışlardır.
4. İnhiraf:وهو صفة اللام والراء حيث ينحرف اللسان عن مخرج النون
Lam ve Ra nın sıfatıdır. Kendi mahreçlerinden Nun un mahrecine kadar meylettikleri için bu ismi almışlardır.
5. Tekrir:تصق طرف اللسان علي ما يحاذيه من الحنك الأعلي والسماح له بإرتعادة واحدة
Ra nın sıfatıdır.Dil ucunun damaktan ayrılmadan titremesidir.
6. Tefeşşi:هو انتشار الهواء في الفم
Sesin dil ile damak arasında yayılmasıdır.Şin harfinin sıfatıdır.
7. İstitale:هو امتداد الصوة في المخرج
Dat harfi okunurken sesin mahreçte kesilmeyip uzamasıdır.ض harfinin Sıfatıdır
8. Gunne:هو صوة يخرج عن الخيشوم Geniz den çıkan sese denir.
NOT:Bu sıfatlar(İsmat –izlak ve Lin hariç)Aynı zamanda Sıfat-ı lazımelerdir.
SIFAT-I LAZIME:Harften ayrılması mümkün olmayan sıfatlardır.(Terkinde Lahnı celi oluşur)
SIFAT-I ARIZALAR:Harften ayrılması mümkün olan ve ayrıldıkları zaman da harfin zatını değiştirmeyen sıfatlardır. Bunlar Tecvitte bahsi geçen 11 Tane sıfattır. .(Terkinde Lahnı Hafi oluşur)
Tecvid Dersi Notları – 2
TECVİD
Sözlük anlamı: Bir şeyi güzel ve hoşça yapmak.
Terim Anlamı: لها ومستحقها وَ هُوَ اِعْطاَءُ الْحُرُوفِ حَقَّهاَ مِن كُلِّ صِفَةِ
“harflerin lâzımı ve arızî sıfatlarını vererek okumaktır.”
Tecvidin Gayesi: Cenabı Hakkınورتل القرأن ترتيلا) ) “Kur’an-ı Kerimi açık açık tane tane tertil ile oku” emrinin yerine getirilmesidir.
Tecvidin Hükmü:Tecvid ilmini bilmek farzı kifayedir. Kur’an-ı Kerimi tecvid üzere okumak ise her Müslüman kadın ve erkeğe farzı ayndır.
Bu konuda İmam cezeri hazretleri;( والأخذ بالتجويد حتم لازم من لم يجود القرآن آثم) “Kuranı tecvitli okumak vaciptir.Kim kuranı tecvitli okumazsa günahkar olur.”Buyuruyor.
Harfi Med:( و- ى- ا)
Med harfi, bazen zamir ve asarlı hemzelerde olduğu gibi mukadder olur.(إنه – آمن ) gibi
Bazen de med harfi olan Elif, vav ile((الزكوة yada ya ile(موسي)yazılır.Bunu anlamak için ma kabline bakılır.Eğer ma kabli üstün ise o vav ile ya elif kabul edilir.
Sebebi Med: Meddi aslînin 1 elif miktarından ziyade çekilmesine sebep olan amillere denir. Bunlar; hemze ve sukundur.
NOT: Meddi tabiiye asli med, diğerlerine ise Feri med denir
Meddi Tabii: Sadece med harfi olup Sebebi Med den bir şey yok ise meddi tabii olur.أوتينا
Meddi Muttasıl: harfi medden sonra sebebi medden “hemze” olup ikisi bir kelimede bulunduğunda Meddi muttasıl olur. السوأ
Not:يشاء- ماء gibi kelimeler vakıf halinde meddi arız olmazlar.meddi muttasıl olurlar.Zira hemze,sukun-u arızdan kuvvetlidir
Meddi Munfasıl: harfi medden sonra sebebi medden “hemze” olup ikisi farklı kelimelerde bulunduklarında Meddi muttasıl olur. قالوا ءإذا
Sukun iki kısımdır:
Sukun-u Lazım:Durulduğunda ve geçildiğinde var olan sukundur.
Sukun-u Arız : Durulduğunda var olan geçildiğinde düşen sukundur
Meddi Lazım : harfi medden sonra sebebi medden “sukun-u lazım”bulunursa Meddi Lazım olur. Meddi Lazım 4 kısımdır
Kelime-i Müsakkale. اتحاجوني (Meddi lazımın tamamına yakını bu kısımdandır)
Kelime-i Muhaffefe. الأن
Harfi Müsakkal.طسم in sin i
Harfi Muhaffefطسم in mim i
Meddi Lazımı 4 elif miktarı çekmek vaciptir.
(Müsakkaleyi şeddeli, Muhaffefi ise cezimli olarak anlayabiliriz)
Meddi Arız:med harfinden sonra sebebi medden sükûnu, ârız bulunursa meddi arız olur.
Sonu Meftuh olduğu zaman 3 vecih caizdir . يعلمون
Tul – Tevessut – Kasr.
(4) (3-2) (1)
Sonu Meksur olduğu zaman 4 vecih caizdir. يوم الدين
Tul – Tevessut – Kasr. – kasrlı Revm. (Revm, 1 elifle yapılır.)
Sonu Mezmum olduğu zamn 7 vecih caizdir. نستعين
Tul – Tevessut – Kasr. Tul ile İşmam – Tevessut ile İşmam – Kasr ile İşmam – birde kasır ile Revm
Ravm: (طلب الحركة بصوت خفي )Düşük bir sesle harekeyi okumaktır.
İşmam:( انضمام الشفتين بعد السكون )Sükundan sonra dudakları ileriye doğru uzatmaktır.
Meddi Lin:Lin harfinden sonra sukun gelirse meddi lin olur.
Lin harfi, öncesi üstün olan cezimli Vav ve Ya harfleridir.
Meddi lin in uzatılması aynen meddi arız gibidir. Son harfin harekesine göre değişir.Ancak sükununun asli olması itibarıyla (عين)kelimesinde iki vecih caizdir.Tul ve Tavassut.(Tul 4, tavassut ise 3 dür.)
KURAN OKUYUŞ ŞEKİLLERİ
Tecvid ve Kırâet ilmi kitaplarında Kur’ân kırâeti üç mertebe üzerine sınıflandırılmıştır: Bunlar tahkîk, tedvir ve hadr’dır.Bir elif iki fetha miktarı demek olduğuna göre
Asım, Hamze, Nafi’den Verş kırâetleri tahkik;
İbnü Amir, Kisâi haleful aşir kırâetleri tedvir;
diğerleri hadr tarzındadır.
Fakat bunların hiçbirinde bir harf veya harekenin hakkı çiğnenecek şekilde okunmak caiz olamayacağı için, asıl mânâsıyla tertil kırâetlerin hepsinde şarttır. Kırâetleri böyle hadr ve tedvir şeklinde kısımlara ayırmaya cevaz veren ise gelecek olan “Kur’ân’dan size kolay geleni okuyun.” emridir.
Tahkik :Munfasıl ve muttasıl meddi dört (veya beş) elif miktarı çekecek şekilde gayet ağır bir ahenk ile okumaktır.
Tedvir: Munfasıl ve muttasıl meddi üç veya iki elif miktarı çekecek şekilde orta bir ahenk ile okumaktır.
Hadr:Muttasılı 2 Munfasılı bir elif munfasılı bir elif çekerek hızlı bir şekilde okumaktır
MUTTASIL MUNFASIL LAZIM ARIZ LİN
TAHKİK 4 4 4 1–3-4 1–3-4
TEDVİR 3 3 4 1–3-4 1–3-4
HADR 2 1 4 1- 3-4 1–3-4
İhfa(Gizlemek) : Tenvin veya sakin nundan sonra İhfa harfleri gelirse ihfa olur.(كن فيكن)
İhfa harfleri(ت-ث-ج-د-ذ-ز-س-ش-ص-ض-ط-ظ-ف-ق-ك)
İhfa(حالة بين الاظهار والادغام عارية عن التشديد مع بقاء الغنة) İdğam ile İzhar arası,şeddesiz,Nunu gizleyerek ğunneli bir okuyuş biçimidir.
İzhar(Ayırmak): Tenvin veya sakin nundan sonra izhar harfleri gelirse izhar olur.(غني حليم)
İzhar harfleri:Boğaz harfleri olan (ا-ه-ح-خ-ع-غ) harfleridir.
İzhar(الانفصال بين الحرفين) İki harf arasını ayırmaktır.
İklab(Dönüştürmek): Tenvin veya sakin nundan sonra Ba harfi gelirse iklab olur.
İklab(قلب النون الساكنة او التنوين ميما خالصا عند الباء مع بقاء الغنة) Tenvin veya sakin nunu gunneli tam bir mime dönüştürmektir.
İdğam: (ادخال احد الحرفين المثلين او المتقاربين اوالمتجانثين الي الأخر )
Kısaca İki harfi birleştirerek şeddeli bir harf oluşturmaktır. İdğam ikinci harfte gerçekleşir.
İdğam 4 e ayrılır.
İdğam-ı kebir:Her iki harfte harekeli olursa (Hafs kıraatin de yoktur.)
İdğam-ı sağir:İlk harf sakin ikinci harf harekeli olursa
İdğam-ı tam :İlk harf ikinci harfte tamamen kaybolursa
İdğam-ı nakıs:İlk harf ikinci harfte tamamen kaybolmayıp kendinde eser kalırsa
Not: Bütün idğamlar idğam-ı tamdır.Ancak
a) İlk harf kalın harf ise
b) İdğam-ı Maal Gunne de tenvin veya nun-u sakinden sonra Vav veya Ya gelirse idğam, idğamı nakıstır
İdğam Maal Ğunne: Tenvin veya sakin nundan sonra يمنو harflerinden birisi gelirse İdğam Meal Ğunne olur.(من يشاء)
İdğam bila ğunne: Tenvin veya sakin nundan sonra ل ر harflerinden birisi gelirse İdğam bila Ğunne olur.(من لعنه الله)
İdğam Misleyn:mahreç ve sıfatları aynı olan harfler (ilki sakin olmak şartıyla) peşpeşe gelirse İdğam misleyn olur. (فما ربحت تجارتهم)
NOT: Bu harfler mim veya nun olursa İdgam misleyn maal Gunne adını alırlar.
NOT 2:Aynı harften oluşan bütün şeddeli harfler İdğam misleyn olur.(ان) (رب) gibi
Mimi sakinin üç hali:
sakin mim den sonra mim gelirse. idğam misleyn Meal Gunne(عليهم مؤصدة)
sakin mim den sonra ba gelirse ihfayı- şefevi.(ترميهم بحجارة)
sakin mim den sonra ba ve mim in dışındaki harflerden birisi gelirse izhar olur.(عليهم ولا الضالين)
.
İdğam Mütecaniseyn:Mahrecleri aynı sıfatları değişik farklı olan harfler(ilki sakin olmak şartıyla peşpeşe gelirse İdğam Mütecaniseyn olur.
Harfleri 3 kısımdır :a) ت-د-ط (قالت طائفة) b) ث-ذ-ظ (اذ ظلموا) c) ب- م (اركب معنا)
İlk harf kalın olursa idgamı nakıs olur.Diğerleri idgamı tam olur.
İdğam Mütekaribeyn: Mahrecleri veya sıfatları veya hem mahrecleri hemde sıfatları birbirine yakın olan harfler peşpeşe gelirse(ilki sakin olmak şartıyla) İdğam Mütekaribeyn olur
Harfleri 2 kısımdır: a) ل- ر – Önce lamın gelmesi şarttır- (بل رفعه الله) b) ق- ك (الم نخلقكم) -Bu kelime
hem tam hem de nakıs idğamla okunabilir.Ancak tam idğam ile okunması evladır.-
İdğam Şemsiyye:. “Lamı tarif”den sonra ابغ حجك وخف عقيمه harflerinin dışındaki harflerden birisi gelirse idğam şemsiye olur.(النجم)
Not : الذي – التي gibi ismi mevsuller ve türevleri,tesniyelerin de lamın ortaya çıkması deliliyle(اللذان) İdgam şemsiye olurlar
Not2:Bu harf Nun olursa idğam şemsiye maal Gunne olur
İzhar kameriyye: “Lamı tarif”den sonra ابغ حجك وخف عقيمه harflerinden birisi gelirse izharı kameriyye olur.(الأبتر)
Kalkale:قطب جد Harflerinden birisi kelime ortası veya sonunda bulunursa Kalkale yapılır.(احد) (يجعلون)
Not:Vakıf halindeki kalkaleler daha şiddetli yapılırlar(cezeri mukaddimesi)
Hükmürra: Râ Meftuh veya mazmum olursa kalın olduğu için hükmü kalın ( رب – رسل )
Râ”meksur olursa inceبالبر
Râ sakin ma kabli meftuh veya mazmum olursa kalın (الصبر – الدبر)
Râ sakin ma kabli meksur olursa kendisinden sonra istila harfi yoksa ince okunur.(الذكر )
Eğer istila harfi varsa ve esreli değilse ra yine kalın okunur.(قرطاس – مرصاد)
Râ sakin ma kablinde kesrei arıza olursa bu kesreye itibar olunmaz ra kalın okunur.(ارجعي
–ام ارتابوا –لمن ارتضي –رب ارجعون –ان ارتبتم )gibi
Harfi lin den sonra gelen Râ vakıf halinde ince okunur.( لا ضير- خير)
Bazı özel kelimeler:
a)عين القطر – من مصر Vakıf halinde hem ince hem de kalın okunabilirler.Asıl harekesine binaen عين القطر kelimesinde incelik evladır. من مصر kelimesinde kalınlık evladır.
b) كل فرق İki türlü okunabilir.İstila harfi olan kaf esreli olduğundan İnce okumak evladır.
c)ان اسر – فاسر – اذا يسر Kelimelerinde durulduğunda umumi kural geleneği kalın; aslında bulunup sonradan hazfedilen (kaldırılan)ى lara işaret için ince okunur.İnce okumak evladır
Lafzatullah:Lafzai celalin ma kabli meftuh veya mazmum olursa kalın meksur olursa ince okunur.
Zamir: Zamirin ma kabli harekeli olduğu zaman çekilir. Sakin veya med harfi olduğunda çekilmez.
(انه – به -وله – عنده Çekilir) ( منه – فيه – عليه Çekilmez )
Kelimenin aslından olmaları hasebiyle ما نفقه – فواكه gibi örneklerde He ler çekilmez
NOT: Furkan suresinin 69. ayetindeki (فيه مهانا) lafzındaki zamir, kaideye göre uzatılmaması gerekirken kaideye uymaksızın bir elif miktarı uzatılarak okunur. (Boğaz harfi olan He harfinden dudak harfi olan Mim e geçiş zor olduğundan veya Kesreden zammeye geçiş zor olduğundan zamir çekilerek okunur, şeklinde açıklamalar yapılmaktadır.
Sekte :Nefes almadan sesi kesmeye denir.Sesin kesilme süresi ise bir elif miktarıdır.
Kur’an’ı Kerim’de dört yerde sekte yapmak vaciptir:
1. Kehf Suresinde:عِوَجًا قَيِّمًا Vasl(geçiş)yapılırsa sekte vaciptir.vakıf halinde bir şey gerekmez
2. Yasin Suresinde: مِنْ مَرْقَدِنَا Vasl(geçiş)yapılırsa sekte vaciptir.vakıf halinde bir şey gerekmez
3. Kıyame Suresinde:مَنْ رَاقٍ
4. Mutaffin Suresinde:كَلاَّ بَلْ رَانَ
Ayrıca şu 7 yerde he harfinin sukununa işareten sekt-i hafife yapmak gerekir.
Bakara 259 (لم يتسنه )
Hakka 28 ( ماليه)
Enam 90 ( فبهدا هم اقتده )
Hakka 29 ( سلطانيه)
Hakka 20-26 (حسابيه)
Karia 10 (وما ادريك ماهيه)
Hakka 19 (كتابيه)
HEMZELER
Vasıl hemzesi:İbtidaen varolan dercen (arada) düşen hemzedir.Çoğunlukla esrelidir
Katı hemzesi İbtidaen ve dercen sabit olan hemzedir.
Vasıl hemzeleri
1-(ال) : Lam-ı tarifin hemzesi
2-(الذي- التي): gibi İsmi mevsullerin hemzesi
3-(الله) : lafzının hemzesi
4-(اسم – است ابن – ابنة – ابنم – ايمن اثنين – اثنتين امرئ – امرأة ) Bu on ismin hemzeleri
5-Humasi(beşli) ve südasi (altılı) babların; mazi,emir ve mastarlarındaki hemzeler
Sülasi (üçlü)babların emir hemzeleri
Bunların dışındakiler katı hemzesidir.
-Fiillerde ki hemzelerde asıl olan vasıl hemzesi olmaktır.
-İsim ve Edatlarda ise asıl olan katı hemzesi olmaktır.
BESMELE VECİHLERİ
Süre evveli (evveli surede) 4 vecih caizdir
قطع كل
قطع اول وصل ثاني (Birinci اعوذ , İkinci بسملة dir.)
وصل اول قطع ثاني
وصل كل
Süre aralarında (süre beyninde) 3 vecih caizdir
قطع كل
قطع اول وصل ثاني (Birinci, süre sonu İkinci بسملة dir.)
وصل كل
Not:Süre beyninde وصل اول قطع ثانيokuyuşu,besmele önceki sürenin sonuna dahildir görüntüsünü vereceğinden caiz değildir.
Tevbe süresi evveli 2 vecih caizdir.
قطع بلا بسملة (Sadece اعوذ okunup durulur.sonra tevbe ye başlanır. )
وصل بلا بسملة (اعوذ tevbe süresine bitiştirilerek okunur. )
Enfal ile tevbe arası 3 vecih caizdir
قطع بلا بسملة (Enfal in sonunda durulur.Nefes alınır.Besmele çekmeden tevbe süresine başlanır.)
وصل بلا بسملة (Durmaksızın Enfal in sonu direk tevbe nin başına birleştirilir.)
سكت بلا بسملة (Enfal in sonunda durulur.Nefes alınmadan.Besmele çekmeden tevbe süresine başlanır.)
Not:Tevbe süresinin ortalarından başlandığında a) Besmele çekilir b)Sürenin evveline teban, besmele çekilmez. Şeklinde iki farklı görüş vardır.
Aşağıdaki kelimelerde elif harfi vakıf haline okunur vasıl halinde ise düşer.
( تثبت الألف الواقعة في هذه الكلمات التالية في الوقف وتحذف لفظاً في الوصل)
1 ( (أنا أكثر منك مالاً وأعز نفراً Kurandaki bütün (mütekellim zamiri) أنا kelimelerindekii elifler.
2 (لكنا هو الله ربي) Kehf suresi 38. ayette geçen (لكنا) nin elifi
(وتظنون بالله الظنونا) 4- Ahzab 10. ayetteki (الظنونا) nin elifi
4وأطعنا الرسولا) ) Ahzab 66.ayette geçen (الرسولا)nin elifi
5(فأضلونا السبيلا) Ahzab 67.ayette geçen (السبيلا)nin elifi
6 (كانت قواريرا) İnsan 15. ayette geçen birinci (قواريرا) nin elifi
7 (إنا أعتدنا للكافرين سلاسلا) İnsan 4. ayette geçen (سلاسلا) nin elifi . (Bu kelimede vakf halinde iki vech caizdir şeklinde görüşler de vardır.)

Kuran ın Allah Rasûlü zamanında yazımı
Allah Rasûlünün [s.a.v] emri ile vahiy katipleri Kuran ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler.Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı.Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün [s.a.v] gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.
* Kuranın Hz. Ebu Bekr [r.a] döneminde yazılışı *
Zeyd b. Sabit [r.a], Hz. Ebu Bekr [r.a]in emri ve Hz. Ömer [r.a]in uygun bulmasıyla Kuran âyetlerini biraraya toplamıştır.Zeyd İbn Sabit Kuranı toplarken, vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.
* Kuranın Hz. Osman [r.a] döneminde yazılışı *
ilk Mushaf Kuranın okunşundaki tartışmalara son vermek amacıyla, farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz. Ebu Bekrin topladığı ve Hz Ömerin kızı Hafsanın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı.Bununla ilgili olarak Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit [r.a], Abdullah b. ez-Zübeyr [r.a], Sad b. el-Âs [r.a] ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam [r.a]ı görevlendirdi.Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman [r.a] yazılan Kuranın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.
* Kuranın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır *
*Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebul-Esvedi görevlendirmiş, O da Kuran okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur.
*İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kurandaki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur.Mervan bu işte el-Haccac b. Yusufu görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Yahya bin yamer havale etmiştir. *Üçüncüsü: Bu dönemde irab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdînin yolu izlenmiştir.
TECVİD KAİDELERİ
1:Sözcük olarak “Tecvid „ ne demektir ?
1:Bir şeyi güzel yapmak,süslemek demektir.
2:Tecvidi tarif ediniz.
2/1:Tecvid:Harflerin haklarını vermek,mertebelerini trtib etmek,harfi mahreç ve aslına reddetmektir. ( İbni Cezeri.Öl.833/1429 )
2/2:Tecvid:Her harfin hakkını ve müstehakkını – sıfatları yönünden – yerine getirmektir. (İbni Cezeri)
2/3:Tecvid:Her bir harfin mahreç ve sıfatını yerine getirmek suretiyle Kur’an’ı tilavet etmektir. (Zekeriyya el-Ensari.Öl.926/1520)
2/4:Tecvid:Her bir harfin hakkını (sıfatı lazımesini) ve müstehakkını (sıfatı arızasını) yerine yerine getirmeye muktedir olunan bir meleke ( kuvvet )’tir. (İmam-ı Birgivi. Öl.981/1573)
2/5:Tecvid:Kendisinde harflerin mahreçlerinden ve sıfatlarından bahsedilen bir ilimdir.(Saçaklı Zade el-Mer’âşi.Öl.1145/1732)
2/6:Tecvid:Kendisinde heca harflerinin mahreç ve sıfatlarından bahsedilen bir ilimdir.(Saçaklı Zade)
2/7:Tecvid:kendisi ile harflerin sıfatlarının ve medlerin ve değerlerinin hakkının verilmesi ile bilinen bir ilimdir.(Saçaklı Zade)
2/8:Tecvid:Kur’an okurken harflerin mahreçlerine dikkat ederek her harfin hakkını vermek;vasl,vakf,med,kasr…vb. tilavet kaidelerine riayet etmek demektir.( Saçaklı Zade)
2/9:Tecvid:Kur’an-ı Kerim’in tilavetini;Harflerin mahreçleriyle sıfatları yönünden güzelleştirmekten ve her harfe ait vasl,vakf,med,kasr ..vb. hususlardan hakkını vermek suretiyle Nazm-ı Mübin’in tertilinden bahseden bir ilimdir.(Kâtip Çelebi.Öl.1081/1670)
2/10:Tecvid:Bir şeyin ne olduğunu derli toplu anlatan en kısa sözdür. (Ali Rıza Sağman )
2/11:Tecvid:Kur’an alfabesini teşkil eden harflere mahsus lazımi ve ârızi sıfatları, aynı zamanda mahreçleri öğreten bir ilimdir.
2/12:Tecvid:Kur’an okurken harfi; okunması lazım gelen şekli ile okumayı öğreten ilmin adıdır.
2/13:Tecvid:Kur’an-ı Kerim’i,usul ve adabına uygun ve güzelce okumayı öğreten bir ilimdir.Onunla harflerin sıfatlarını,mahreçleriniöğrenir ve tilavet kaidelerini uygulama imkanını buluruz.
2/14:Tecvid:Harflerin haklarını vermek ve yerli yerince kılmaktır.Harfleri aslına ve mahrecine reddetmek demektir.Onunla (kıraat konusunda) ifrattan,israftan ve eğri istikametten korunuruz.
2/15:Tecvid:Harflerin mahreçlerine dikkatle,her harfin hakkını vererek vasl,vakf,med,kasr gibi tilavet kaidelerine riayet ederek Kur’an’ı güzel okumayı öğreten bir ilimdir.
3:Kur`an’ı Tecvid ile okumanın dini açıdan hükmü nedir ?
3:Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte genel görüşe göre farzdır. En azından vacibtir.
4:Tecvidin konusu nedir ?
4:Tecvidin konusu; Kur`nın harfleridir , kelimeleridir, ayetleridir, kısaca bir bütün olarak KUR`AN`dır, diyebiliriz.
5:Tecvidin gayesi nedir ?
5:Kur`an okurken dilin hatadan korunması, okuyucunun da
dünya ve ahiret saadetine erişmesini temin etmektir.
B. SIFAT-I HURUF:
Sıfat;
a) Lügatta nişan ve alamet anlamı taşır.
b) Tecvid ıstılahında ise bir harfi teleffuz ederken o harfin sesinde meydana gelen nasıllık ve niceliklere denir.(Sağman,s.31-Karaçam,s.207,A.Çetin,s.69)
Sıfatlar; mahreçleri aynı olan harfleri, harfler arasındaki zayıflık-kuvvetlilik farklılıklarını ve her harfin teleffuzu esnasında alması gereken ses keyfiyetini ortaya çıkarmaya ve böylece harflerin doğru teleffuz edilmesine yardım ederler.
Bir harfi teleffuz edeceğimiz zaman diğer harflerle olan farkını önce mahreci itibarıyle ayırd etmeye çalışırız.Örneğin, Lam ( ) harfi bir mahreçten çıkan tek harftir.
Bu harfte başka sıfatlar olsa da Beyniyye sıfatının hakkını vermek , doğru teleffuz için yeterlidir.
Bazı harfler ise ortak mahreçlere sahiptirler.(Örneğin ; Hemze – He , Ba – Mim ,Ta-dal,Te vs. gibi). İşte bu harfleri doğru teleffuz edebilmek ve benzeri diğer harflerdn ayırd etmek için sıfatları bilmeye ihtiyaç vardır.
Harflere ait sıfatların sayıları ve çeşitleri hakkında Tecvid kitaplarında farklı bilgiler mevcuttur. Bunların 14 olduğunu söyliyenler olduğu gibi 44’ekadar çıkaranlar olmuştur.( Debreli,
Mizanül-Huruf,s.12– Sağman,s.32- Karaçam,s.208- Çetin,s.69)
Sıfatlar kuvvetlilik yönüyle tasnife tabi tutuldukları gibi, zıddiyet itibarıyla da tasnife tabi tutulmuşlardır. (Kastallani,Letaifül-İşarat,s.43 – Çetin,69)
Fazla teferruata girmeden biz sıfatları taşıdıkları önem ve lüzuma göre ele alıp kısaca inceliyeceğiz.Buna göre sıfatlar:
a) Sıfat-ı Lazime:
b) Sıfat-ı Arıza, olmak üzere iki gruba ayrılırlar.
A ) SIFAT-I LAZİME:
Harfin zatına mahsus olan, dolayısıyla harften ayrılmayan, ayırt edildiğinde harfin benliğinin bozulmasına sebep olan sıfatlardır.Bu sıfatlara; Sıfat- Zatiye veya Sıfat-ı Vacibe de denir.
Sıfat-ı Laz,melerin terkinden veya değiştirerek okunmasından dolayı meydana gelen hatalara Lahn-i Celi ( açık veya büyük hata ) denir ki böyle okuyuşlaın kıraatte hükmü haramdır. (Çetin,s.70 )
Şimdi sıfat-ı Lazimeleri kısaca inceliyelim:
ZIDDI OLAN SIFATLAR
1) CEHR
Lügatte açıklamak,ortaya çıkarmak,sesi yükseltmek, sözü açıkça söylemek demektir.
Tecvid ıstılahında ise ;ilgili harfi harekeli olarak okurken mahrece teması kuvvetli olduğundan , nefesin tamamının veya çoğunun hapsedilerek , sesin açık olması demelktir. Bu sıfatın zıddı Hems sıfatıdır.
Bu sıfata sahip olan harfler 18 tanedir. Hems harflerinin zıddı olan harflerdir.
2) HEMS
Lügatta,sesi gizlemek veya gizli ses demektir.Tecvid ıstılahında ise harfi harekeli olarak okurken, mahreçle temas zayıf olduğu için nefesin , sesle birlikte akmasına denir.Zıddı Cehr’dir.Bu sıfata ait harf sayısı 10 tanedir ve aşağıdaki sözcüklerde toplanmışlardır. ( فحثه شخص سكت )
3) ŞİDDET
Sözlükte kuvvet,kudret,katılık hali demektir.Istılahta ise ; ilgili harfleri sakin olarak okurken, mahrece dayanmanın kuvvetli olması sebebiyle, sesin ve nefesin hapsolup akmamasına denir.Zıddı rihvettir.Şiddet sıfatlı harfler 8 tane olup şu sözcüklerde toplanmıştır: ( اجد قط بكت )
4) RİHVET
Lügatta yumuşak olmak manası taşır.Tecvid ıstılahında ise harfi sakin olarak okurken mahrece teması zayıflığı sebebiyle , sesin ve nefesin beraberce akmasına denir.Harfleri 13 tanedir. Şiddet ve Beyniyye sıfatlarının zıtlarıdır.
5) BEYNİYYE
Lügatta ortada olmak demektir.Istılahta ise Beyniyye sıfatlı harfleri teleffuz ederken sesin, ne tamamen akması, ne de tamamen hapsolmasına denir.Bu sıfat, Şiddet ve rihvet sıfatlarının ortasında bir sıfat olduğu için , harfleri bu ismi almıştır.
Harfleri beş tane olup ( لن عمر ) sözcüklerini oluşturan harflerdir.
Bazı kaynaklarda bu beş harfe Vav ( ) ve Ya ( ) harfleri de ilave edilerek Beyniyye sıfatlı harfler yediye çıkarılmaktadır. ( Karaçam,216 – Çetin,72 ).
Ancak buradaki Vav ve Ya harfi med harfleriyle karıştırılmamalıdır.Zira med harfleri asli mahrece sahip olmadıkları gibi, sıfat itibarıyla da bir tasnife tabi olamazlar.
6 – İSTİ’LA
Lügatta yükselmek demektir.Tecvid ıstlahında ise, harfin teleffuzu esnasında dilin, üst damağa yükselmesi demektir.Bu özellikte 7 harf vardır ve ( خص ضغط قظ )
harfleridir.Bu sıfatın zıddı , İstifale sıfatıdır.
7- İSTİFALE
Sözlükte aşağı olmak, alçalmak demektir.Tecvid dilinde ise,ilgili harfleri teleffuz ederken dilin, aşağıya meyletme haline, yani üst damağa yükselmemesi demektir.İsti’la sıfatının zıddı olan bu sıfata ait harfler, yine İsti’la sıfatlı harflerin dışında kalanlardır.
8-İTBAK :
Lügatta yapışmak,uyuşmak,ulaşmak,kapamak manalarına gelir. Tecvidte ise ; dilin üst damağa yapışmasına ve dil kökünün üst damağa kalkmasına denir.Bu sıfat, İsti’la sıfatının daha mübalağalı halidir.Zıddı İnfitah sıfatıdır.Harfleri dört tane olup ( ص ض ط ظ ) harfleridir.Bu harflere Huruf-u Mutbaka denir.
9-İNFİTAH :
Sözlükte açıklamak ve ayrılmak manaları taşır.Istılahta,ilgili harfleri okurken dilin damaktan ayrılmasına denir.Zıddı İtbak’tır
10-İZLAK :
Lügatte sür’atli ve kolay olmak veya bir bir şeyin ucu manası taşır.Istılalahta ise,kendisinde bu sıfat bulunan harfler teleffuz ederken, dilin çabuk olmasına denir.Harfleri ( فر من لب) harfleridir.
11-ISMAT :
Lügatte men etmek manası taşır.Tecvid ıstılahında, ilgili harfleri teleffuz ederken zorluk sebebiyle, dört,beş ve altı harfli kelimelerde bu harflerin yan yana gelmesine mani olunmuştur.
Izlak harflerinin dışında kalanlar,ısmat sıfatlı harflerdir.Ismat, aynı zamanda İzlakın zıddıdır.
ZIDDI OLMAYAN SIFATLAR
12-SAFİR
Islık sesi veya kuş sesine lügatta Safir denir.Tecvid ıstılahında ise, harfi
okurken kuş sesi veya ıslık sesine benzer keskin bir sesin çıkmasına Safir denir.Bu sıfatı üç harfi olup ( ز س ص ) harfleridir.
13-KALKALE :
Lügatta hareket etmek, ızdırap manası taşır.Tecvid ilminde ise tarifi şöyledir:
“Kuvvetli bir ses işitinceye kadar harfi mahrecinde kımıldatmaktır”
Kalkale harfleri 5 tane olup ( قطب جد) harfleridir.Kalkale bu harflerin sükunlu hallerine mahsustur.
14-LÎN
Lügatta yumuşak olmak manasına gelir.Istılahta ise Vav( و ) ve Ya ( ى ) harflerini teleffuz ederken dile zorluk vermeden ,zahmetsizce okumaktır.
NOT:Bu ifadeler harf-i Lin olmaları halinde söz konusu olsa da ,aynı özellik bu harflerin bütün vechlerinde geçerlidir.
15-İNHİRAF
Lügatta meyletmek,bir yöne doğru eğilmek demektir.Istılahta ise Lam ( ل ) ve Ra ( ر ) harflerini okurken dlin yukarıya veya geriye meyletmesine denir.Bu meyil; Lam harfinde dil ucuna doğru, Ra harfinde ise dilin üstüne yani üst damağa doğrudur.
16-TEKRİR:
Lügatte tekrar etmek,bir şeyi bir kere veya daha fazla geri getirmek demektir.
Tecvid ıstılahında ise harfin teleffuzu esnasında, dil ucunun titremesine ve sürçmesine denir.Bu sıfata ait bir harf vardır, o da Ra ( ر ) harfidir.
17-TEFEŞŞİ:
Lügatte çoğalmak,yayılmak demektir.Istılahta ise, sesin ağızda yayılmasına denir.
Bu sıfata ait harf ise Şın ( ش ) harfidir.
18-İSTİTALE:
Dat ض harfine mahsus özel bir sıfattır. Lügatte uzamak demektir.Istılahta ise; ilgili harfin teleffuzu esnasında sesin
uzaması demektir.
Bu harfin teleffuzu sırasında dilin sağ veya sol üst ön azı dişlere yanaşması ve bu esnada bir şeddeli harf hakkı kadar ( bu süre bir eif miktarı olmamalıdır) oyalanılması sırasında , sesin ağız içinde yayılması, daha sonra bu sesin ağız açılarak dışarı verilmesine dikkat edilmelidir.
19-HAFA
Lügatta gizlenmek manası taşır.Istılahta iseHafa harflerini okurken, kendinden önceki harfe katıldığı zaman, harfin sesinin gizli olmasına denir.Med harfleri olan Vav ( و ) ve Ya ( ى ) ile He ( ه ) harfi, hafa sıfatlı harflerdir.
20-ĞUNNE
Lügatta inilti, güvercin ve kumru sesi gibi manalara gelen ğunne, tecvid ıstılahında, genizden ( burundan) gelen sese denir.Harfleri ( م . ن ) harfleridir.
Bu iki harfin teleffuzları esnasında ğunne sesi çok önem arzeder.Başka bir ifade ile kıraati özellikle kulağa gelen veya gelecek olan sesi direk olarak etkiler.Öyle ki;
Bu iki harf harekeli okunurken dahi az da olsa ğunne sesi fark edilir.
Bu iki harf, cezmli olduklarında, izhar ile okunmuş olsalar dahi ğunne sesleri
bu defa açıkça fark edilir.
Şayet bu iki harf şeddeli veya idğamlı bir tecvid uygulaması içinde iseler, bu
durumda bir elif veya bir buçuk elif veya harf gibi bir ölçü ile tutularak , ğunnenin açıklanması gerekir.
NOT: Okuyucularda , özellikle Ğunne ve Beyniyyeh sıfatlı harflerin teleffuzlarında genel bir istikrarsızlık görülmektedir.Bu hatayı önlemek için her görevli ;
1.Beyniyyeh sıfatlı harflerle, ( bu harflere Vav ve Ya harfleri de ilave edilebilir)
2.Ğunneh sıfatlı harfleri ayrı zamanlarda ele alıp, bu harflerin bulunduğu kelimeler üzerinde uzun uzun alıştırma yapmaları faydalı olacaktır.
B) SIFAT-I ARIZALAR:
Sıfat-ı Arıza:Harften ayrılması mümkün olan ve terk edildiklerinde harfin zatını (benliğini) değiştirmeyen sıfatlardır.Bu sıfatların terkinde,veya değiştirilmesinde lahn-i hafi meydana gelir.
Başlıca Sıfat-ı Arızalar:
1-TEFHİM:
Lügatta ta’zim, tebcil, bir şeyi kalın kılmak demektir.Tecvid ilminde, harfin kalın okunması demektir.Bu harflerin kalın okunması, ancak teleffuzları sırasında ağız içinin ses ile dolması sayesindedir. ZıddıTerkiktir.
Asım kıraatine göre kalın okunan harflerin toplamı 11 tane olup, şunlardır:
Tefhim sıfatlı ,yukarıdaki 7 harf,
Makabli meftuh veya madmum olan Lefzatullah’ın Lam’ı,
Kalın okunması gereken yerlerdeki Ra ( ) harfi,
2-TERKİK :
Bir şeyi ince kılmak manası taşıyan Terkik, Tecvitte ; ilgili harfleri ince okumak demektir.Zıddı Tefhim’dir.Harfleri, tefhim harflerinin dışındakilerdir.
Tasnif ederek ifade edecek olursak Terkik harfleri:
İsti’la veya Tefhim sıfatlı harflerin dışında kalan 21 harf,
Yine harf-i med olan Ya ( ),
Makabli meksur olan Lefzatullah’ın Lam’ı,
İnce okunması gereken yerlerde Ra ( ) harfi.
NOT:Kalın okunması gereken harflerin kalın, ince okunması gereken
harflerin de ince okunması vacibtir. ( Prof.A.ÇETİN,Kur’an Okuma Esasları, S.74)
3-İDĞAM
Bir har harfi , diğer bir harfin içine katmaktır. Tecvid ilmine göre : Birbirine mütemasil veya mütecanis ( mahrec sıfatı başka ) veya mütekarib ( mahrec ve sıfatında yakınlığı olan ) iki harfden birincisini , ikincisine katmaya denir.Müdğam :İdğam edilecek olan ,birinci sakin harf . Müdğamünfih : İdğamın , kendisinde icra edildiği , ikinci harfdir.
İdğamla ilgili Tecvit konuları : idğamı maalğunne , idğamı bilağunne, İdğamı Misleyn , İdğamı Mütekaribeyn. İdğamı Mütecaniseyn , ve idğamı Şemsiye’ yi ilgilendirir.
İDĞAMI MAALĞUNNE:
Tarifi :Tenvin veya Nunu sakine’ den sonra , İdğamı Maalğunne harflerinden birisinin
ayrı kelimede gelmesiyle olur.
Harfleri : 4 tanedir.Bunlar da يمنو harfleridir.
Örnek : منْ وال , عظاماً نخرة , عذابٌ مقيم , منْ يعمل dir.
NOT : Tenvin vya Nunu Sakin aynı kelimede bulunursa ; kaide gereği idğam ve ğunne yapmak gerektiği halde , kelimenin yapısında değişikliği önlemek amacıyla , bütün kıraat imamlarınca izhar ile okunur. صنْوان , قنْوان gibi
İDĞAMI BİLAĞUNNE:
Tarifi :Ğunnesiz idğamdır. Tenvin veya Nunu Sakineden sonra , ayrı kelimede idğamı bilağunne harflerinden biri gelirse olur.
Harfleri : لر harfleridir.
Örnek :هدىً للمتقين , منْ ربهم , منْ لدنك , محمدٌ رسول الله gibi.
İDĞAMI MİSLEYN:
Tarifi : ( ما اتحدا مخرجا و صفة ) Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harfden birincisi
sakin , aynı kelimede veya ayrı kelimelerde , harekeli olarak yan yana gelirse ,
birinci harfin ikinci harfe idğam edilmesine idğamı misleyn denir.
Örnek : من ْنار , فما ربحتْ تِجارتهم , قدْ دخلوا , انَّ , ومنْ نُعمِّره , ثمَّ gibi.
İDĞAMI MÜTEKARİBEYN:
Tarifi :ما تقاربا مخرجا او صفة Mahreçleri ve sıfatları birbirine yakın olan kelimelere denir. Mahrecleri ve sıfatları birbirine yakın olan iki harf yanyana gelip , birinci harf sakin, ikinci harf harekeli olursa olur.
Harfleri : Asım kıratına göre 4 harf olup ; 2 gruba ayrılır.
1- Lam ( ل ) ve Ra ( ر) mahreci : lam evvel gelirse , Ra’ya idğam edilir. Ra evvel gelirse idğam edilmez. قلْ رب , بلْ رفعه ا لله Gibi. Mutaffifin suresindeki بلْ ران kelimesi sekte olduğundan idğam ile okunmaz. Sekte idğama manidir. Burada idğam edilirse mana bozulur.İdğam var ğunne yok. ( Kavlussedid : 65 )
2- Kaf ( ق ) ve kef (ك ) mahreci : Kur’anı Kerimde bundan başka kelimede yoktur. Bu kelimede iki vecih caizdir. Asım kıratında ilk vecih Tam ( Kamil) idğamdır. İkinci vecih ise idğamı nakısdır. İdğam var ğunne yok. Kef harfinin önce geldiği idğam şeklide yoktur.
İDĞAMI MÜTECANİSEYN:
Tarifi :ما اتحدا مخرجا واختلفا صفة Mahreçleri aynı olan , sıfatları başka olan iki
harften birincisi sakin, ikincisi harekeli olarak yan yana gelirse birinci harfin
ikinci harfe idğam edilmesine ( Şeddeli) denir.
Harfleri : Asım kıratına göre ; 8 harfdir. Mahreci ise 3 gruptur.
1 – Da ( ط ) , Dal ( د ) , Te (ت ) harfleri : İdğam şartları uluşunca bu harfler
kendi aralarında aynı kelime veya ayrı kelimelerde olsun Asın Kıratına göre
idğam edilmeleri gerekir. ما عبدْ تُم , و قالتْ طائفة , بسطْتَ , ا حطْتُ
idğam var ğunne yok.
2- Za ( ظ ) , Zel ( ذ ) , Se ( ث) mahreci : İdğam şartları uluşunca bu harfler
kendi aralarında aynı kelime veya ayrı kelimelerde olsun Asın Kıratına göre
idğam edilmeleri gerekir. ا ذْ ظلموا , يلهثْ ذلك , اذْ ظلمتم İdğam var ğunne
yok.
3 – Ba ( ب ) , ve Mim ( م) mahreci : Sakin “Ba” harfinden sonra , harekeli “mim “
harfi gelirse “Ba” harfi “mim” harfine idğam edilir. Bu da Kur’anı Kerimde
tek örnektir.Bu idğamla birlikte ğunnede vardır. اركبْ معنا dır.
İDĞAMI ŞEMSİYE:
Tarifi : Arapça da isimlerin başına gelen ve onlara marifelik kazandıran ( ا ل ) dan sonra şemsi harflerden biri gelirse olur. İdğamı tamdır. Elif lam tamamen kalb ve idğam olur. Teleffuzda yok hatta vardır. Güneşin yanın da yıldızlar gözükmez.
Harfleri : 28 harfin yarısı idğamı şemsiye harfleridir.14 harfdir.
, صدر , ضيف , طاب , ظن , له , نعم تب , ثم , دع, ذنبا , رمى , زد , سمعة , شم
Beytinin baş harflerdir.
Örnek : و الشِّمس , و التِّين gibi.
4-İHFA
Tarifi : “ Bir şeyi gizlemek”tir.burda gizlenen nun dur. Nun mahreçden okunmamaktır.
Tecvitte : حالة بين الاظهارِ و الادغامِ عاريةٌ عن التشديد مع بقاء الغنة Ğunnenin bekasıyla ,
şeddeden uzak , idğam ile izhar arasında bir okuyuş şeklidir. Tenvin veya
nun’i sakineden sonra 15 harfden biri gelirse ihfa olur.
Harfleri : Harfleri 15 tanedir.
صف ذا ثنا جود شخص قد سما كرما ضع ظالما زد تقى دم طالبا فترى bu beytin ilk harfleridir.
Örnek : انْ كنْتم – غنىٌَ كريم – منْ جوع gibi .
5-İZHAR
Tarifi : “açıklamak , ortaya çıkarmak”tır.
Tecvitte ; هو الانفصال تباعداً بين الحرفين iki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmaktır.
Tenvin veya Nun-u Sakinden sonra 6 harf den biri gelirse ( boğaz harfleri ) izhar olur.
Harfleri :ا لله , حى , خالق , عدل , غنى , هاديا Bu beytin ilk harfleridir.
Nun-u sakin ve Tenvin den sonra gelen izhar harfini teleffuz esnasında ikisi arasında sekte , ihfa ve idğam yapmadan okumaya dikkat edilmelidir.
Örnek : من ْ اَمن , عليما حكيما , عليم خبير gibi.
İzharı Kameriyye
Tarifi : Arapça da isimlerin başına gelen ve onlara marifelik kazandıran ( ا ل ) dan sonra kameri harflerden biri gelirse olur. İzhar ile okunur. Burada lam cezimli olrak hem teleffuzda ve hemde resmi hatta vardır.
Harfleri : 28 harfin yarısı kameri harfdir. 14 harfdir.Bunlar ; ا بغ حجك وخف اقيمه
harfleridir.
Örnek : و الْعصر , و الْفجر gibi.
6-İKLAB
Tarifi :Çevirmek ve döndürmek dir.Tenvin veya Nunu Sakineden sonra aynı Kelime veya ayrı kelimelerde , be harfi gelirse “iklab” olur. İklap ; İdğam değildir.
هو قلب النون الساكنة او التنوين ميما خالصا و اخفاؤها عند الباء بغنة Tenvin veya Nunu sakineyi tam bir “mim’e “ çevirmek ve onu , “ba’”dan önce , ğunne veya ihfa ile okumaktır.
Harfleri : ب be harfidir.
Örnek : سميعُ بصير , منْ بعد , لينْبذن , صمٌ بكم gibi.
Kalkale
Tarifi :Sarsmak , Kımıldatmak , bir şeyi depretmekanlamlarına gelir.Tecvit ilminde ise ; تقَلْقُلُ المخرجِ حتى يُسْمعَ له نبرةٌ قويَّةٌ Kuvvetli bir ses işitilinceye kadar mahrecin kımıldatılmasıdır. Kalkale harflerinden birisi ; kelimenin ortasında veya sonunda gerek vaslen ve gerekse vakfen sakin olarak bulunursa olur.
Harfleri : Sıfatı Lazimedendir. 5 harfi vardır. قطب جد Harfleridir.
Örnek : برب الفلقْ , اطْعمهم , اذا وقبْ حاججْتم , لم يلدْ ولم يُلدْ
9-SEKTE
Tarifi : lüğatte : susmak ve iki kelime arasını soluk almadan kesmek , ayırmak demektir.
Tecvitte ise : قطع الصوت بغيرالتنفس Nefes almadan sesi kesmeye bir müddet sonra
okumaya devam etmektir. Sekte vasl’a mahsustur. Yani bir kelime , diğer bir
kelimeye bağlanacaksa ( geçiş olacaksa ) yapılır. NOT : Asım Kıraatının
sekteleri mana ağırlıklı olduğundan okuyucu vasıl durumunda mutlaka sekte
yapmalıdır.
Sekteler : Asım kıraatı Hafs rivayetine göre Kur’an-ı Kerim’de dört yerde sekte vardır.
1- Kehf süresinin 1 ve 2. ayetleri arasında : عوجاً قيِّماً kelimeleri arasında olur. Burada
vakıf da sekte de caizdir. Ancak iki ayeti birbirine vasletmek istenirse , sekte ile
okumak gerekir. Durulursa sekte yapılmaz. Yapılışı : عوجاًkelimesindeki tenvin ,
elif’e çevrilir ve Meddi Tabii yapılarak elif üzerinde nefes almadan bir elif miktarı
durularak قيِّماً kelimesine geçilerek okunur.
2- Yâsin Süresinin 52. ayetinde : من مرقدنا هذا kelimeleri arasında sekte yapılır.burada
da vakf da sekte de caizdir. Ancak vasl halinde sekte yapmak ,Asım Kıraatına göre
gerekir. Yapılışı : من مرقدنا kelimesi üzerinde Meddi Tabii yaparak ,
nefes almadan bir elif miktarı ses kesilip ,nefes almadan durulur ve müteakıp
هذا kelimesinden devam edilir.
3- Kıyame süresinin 27. ayetinde : و قيل من ْ رَاقkelimesidir.Burada sekte yapmak
evladır. Yapılışı : و قيل منْ kelimesindeki nun üzerinde ses kesilerek ,nefes
almadan bir elif miktarı durulur, sonra راق kelimesine devam edilerek icra edilir.
4- Mutaffifin süresinin 14 ayetindeki كلا بلْ راَن kelimesidir. Burada sekte yapmak
evladır. Yapılışı : كلا بلْ kelimesindeki Lam üzerinde ses kesilerek nefes almadan
bir elif miktarı durulur ve راَن kelimesinden devam edilir.
10. MED HARFLERİ VE MED SEBEBİ :
Lügatta uzatmak,ziyade etmek veya çekmek demektir.Istılahta ise med harflerinden veya Lîn harflerinden birisi ile sesi uzatmaya med denir.(Hidayetül-Müstefid,s.15 – Karaçam,s.265 )
Tecvid ilminde med iki manada kullanılır:
a. Bir kelimeyi, med harfini ıspat edecek kadar uzatarak okumaktır ki buna Medd-i Tabii veya Medd-i Asli denir.
b. Medd-i Tabii üzerine ziyade etmek suretiyle meydana gelen medlere
denir ki bu çeşit medlere Medd-i Fer’î denir.Buna göre med iki kısma ayrılır:
A. Asli med: Medd-i Tabii olan, bütün medlerin temeli dediğimiz tabii
meddir.Diğer bütün medler bu med üzerine bina edilir.
B. Fer’î med:Asli medde ziyade edilen medlerdir ki bunlar:
1. Medd-i Muttasıl
2. Medd-i Munfasıl
3. Medd-i Lazım
4. Medd-i Arız
5. Medd-i Lin’dir.
KASR:
Lügatta hapsetmek,men etmek demektir.Tecvid ıstılahında ise asli medde ziyade etmeksizin, tabiî meddi, hali üzere bırakmaya denir.Kasr, iki manada kullanılır:
a.Harf-i med veya harf-i Lin’in, ziyadesiz olarak ıspatına denir.(Medd-i Tabii bunun örneğidir)
b.Bir kelimede harf-i meddin kaldırılmasına denir.Harflerin okunmasında aslolan kasrdır ( meddi tabii yapmaksızın okumaktır).Med ise,bir sebebe bağlı olarak meydana gelir.Med hadisesi meydana gelmesi için;
a. Ya med harfi olmalı,
b. Ya da med sebebi bulunmalıdır.
MED HARFLERİ:
Med harfleri üç tanedir:Vav (و ) , Ya (ى ), (ا ). Kendinden önceki harfleri uzatarak okutan harflere med harfleri denir.
1. Vav (و ) : Bu harf her yerde med harfi değildir.Med harfi olabilmesi için, vav harfinin sakin, kendinden önceki harfin ise madmum olması gerekir. ( قُولُوا – كُونُوا ) g.ibi.
Not:Vav harfi aslen harekeli olduğu halde vakf gereği ârızi olarak sakin olursa yine med harfi olur. ( هُوَ ) gibi
2. Ya ( ى ) :Bu harf te sakin,kendinden önceki harfin meksur olması gerekir.
( فى – السَّميعُ – يَهْدى ) gibi.
Not: Ya harfi de, bazen vakıf sebebiyle sakin hale gelirse yine med harfi olur.
( عُفِىَ – هِىَ ) gibi. Ancak, Ya harfi şeddeli olursa bu durumda med harfi olmayıp, şedde üzerinde basılarak vakıf yapılır. ( ) gibi.
3. Elif (ا ) :Harf olarak asli harf olmadığı için her zaman med harfidir.Fethalı harflerin uzatılarak okunmasını sağlar.( بِهَا – اَمْوَالِ – بِالْبَاطِلِ ) gibi.
Elif daima harekesizdir.Kelimenin ya ortasında veya sonunda bulunur.Elif hiçbir zaman hemze değildir.Ancak, çoğu zaman mecazi olarak hemze manasında elif denir.
Elif ile hemze arasındaki fark:
a.Elifin mahreci mukadder, hemzenin mahreci muhakkaktır.
b.Elif Cevf bölgesi harfi, hemze ise boğaz harfidir.
c.Elifin incelik veya kalınlığı, kendinden önceki harfin incelik
veya kalınlığına bağlıdır.Hemze ise daima ince seslidir.
d.Elif hiçbir zaman hareke kabul etmez.Hemze ise daima harekelidir.
HAREKELERİN KUVVETLİLİK DERECELERİ:
Hareke:Üstün,esre ve ötreye hareke denir.
1. ÖTRE:En kuvvetli harekedir.Bu arada sakin harfi kuvvetlilik bakımından sıralayacak olsa, önce makabli örteli harften başlanır.Örneğin; Med harflerini sıralarken alfabetik sıraya göre değil, harflerin kuvvetlilik derecesine göre ele alınır ve önce Vav ( و ) söylenir.
2. ESRE:Ötreden sonra ikinci derecede kuvvetli harekedir.Kendinden önceki harf esre olduğunda, o harfi uzatan med harfi Ya ( ) olduğundan, bu harf te med harfleri sıralamasında ikinci olarak zikredilir.
3. ÜSTÜN:Harekeler arasında üçüncü derecede ağırlığa sahip olduğu için ,son sırada zikredilir.Med harflerinden Elif ( )’in üstünle ilgisi olduğu için elif te üçüncü sırada zikredilir. (Kay:Karaçam, s.266, dip not. )
Med harflerine;
a. Hurufü’l-Havaiyye
b. Huruf’l-Cevfiyye
c. Huruf’l-Meddiyye
d. Huruf’l-Illiyy gibi isimlerle de ifade edilir.
LÎN HARFLERİ
Med harflerinden Vav ( و ) ve Ya ( ى ) harfleri üç şekilde bulunurlar:
1. Harekeli olurlarsa med harfi olmaktan çıkıp, asli harf olurlar.
2. Kendileri sakin, ma kabllerinin harekesi kendi cinsinden ( Vav için ötre,Ya için esre ) olursa , harfi med olurlar.
3. Kendileri sakin, ma kablleri meftuh olursa Harf-i Lin olurlar.
.(Kay:Karaçam,268-269)
MED SEBEBİ
Har-i meden sonra gelip,asli medde ilave etmeyi gerektiren sebebe med sebebi veya sebeb-i med denir.
Sebeb-i medler lafzi veya manevi olmak üzere ikiye ayrılırlar:
1. LAFZİ SEBEB-İ MED:
Metinde ,bir meddin sebebi açıkça görülüyorsa bu medlere L afzi med denir. Lafzi medler de ikiye ayrılır :
1.Hemze
2.Sükun
a) Hemze-i Kat‘ ile Başlayan Sureler:
Kur’an-ı Kerim’de 16 sure, hemze-i Kat’ ile başlar.
1-Nahl Suresi ( اَتى اَمْرُ اللّهِ )
2-Fetih suresi (اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ )
3-Vakıa suresi (اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ )
4-Münafikun suresi (اِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ )
5-Nuh suresi (اِنَّا اَرْسَلْنَا نُوحًا )
6-Tekvir suresi (اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ )
7-İnfitar suresi (اِذَا السَّمَاءُ انْفَطَرَتْ )
8-İnşikak suresi (اِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ )
9-İnşirah suresi (اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ )
10-Kadr suresi (اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ )
11-Zilzal suresi (اِذَا زُلْزِلَتِ )
12-Tekasür (اَلْهيكُمُ التَّكَاثُرُ )
13-Fil suresi (اَلَمْ تَرَ كَيْفَ )
14-Maun suresi (اَرَاَيْتَ الَّذى )
15-Kevser suresi (اِنَّا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ )
16-Nasr suresi (اِذَا جَاءَ نَصْرُ اللّهِ )
Tilavet sırasında Besmele bu surelere vasledilirse, hemzeler ıskat olmaz,
yani okunurlar.
b) Hemze-i Vasl ile Başlayan Sureler:
Kur’an-ı Kerim’de 12 sure, Hemze-i vasl ile başlar.
1-Fatiha suresi (اَلْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمينَ )
2-En’am suresi ( اَلْحَمْدُ لِلّهِ )
3-Kehf suresi (اَلْحَمْدُ لِلّه )
4-Sebe‘ suresi ( اَلْحَمْدُ )
5-Fatır suresi ( اَلْحَمْدُ لِلّهِ فَاطِرِ )
6-Enbiya suresi ( اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ )
7-Muhammed suresi ( اَلَّذينَ كَفَرُوا )
8-Kamer suresi (اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ )
9-Rahman suresi ( اَلرَّحْمنُ )
10-Hâkkah suresi ( اَلْحَاقَّةُ )
11-Alak suresi (اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ )
12-Kariah suresi ( اَلْقَارِعَةُ )
B . SÜKUN:
Sükun,harekesizlik demektir.Alameti, cezm (—ْ—- )’dir.
Sükun alameti taşıyan harfe sâkin adı verilir.Şayet sakin, harf-i med ise o zaman sükun alameti bulunmaz..
Sükun da iki kısma ayrılır:
1.Sükun-u Lazım:
Vakf ve vasl halinde sabit olan sakin harfe denir.Yani,Lazım sükun üzerinde dursak veya geçsek te, hareke kabul etmiyorsa, bu sakin, sükun-u lazımdır.
2.Sükun-u Arız:
Aslen harekeli olduğu halde, yalnız vakf sebebiyle sakin hale gelen harflere denir.Vakf ortadan kalkarsa , sükun da ortadan kalkar.O halde sükun-u ârız, yalnız vakf halinde söz konusudur.
B . MANEVİ SEBEB-İ MEDLER:
Manevi sebeb-i metten maksat, nefide ( olumsuzlukta) mubalağa etmektir.Bu çeşit medler, özellikle Araplarda kuvvetli bir med sebebidir. Ancak kıraat ilminde lafzi sebepten zayıftır.
Manevi sebeb-i med te iki kısma ayrılır:
1.Medd-i Ta’zîm:
Kelime-i Tevhid’deki Lâ-i Nâfiye’ye ait meddir.
misallerindeki Lâ-i Nâfiyeler bu medlere örnektir.Bu medlere Medd-i Mubâlağa da denir.Bu ismi,Allah’tan başkasından ulûhiyyeti nehyettiği için almıştır.
Muhakkikler, sesi uzatarak okumayı müstehab saymışlardır.İmam-ı Nevevi ( öl.677 / 1278 ) “buralarda tedebbür sevkettiği için med ile okumak müstehabtır” demiş ve bütün imamlara, bu meddin meşhur olduğunu söylemiştir.(Kay:en-Neşr.1,345)
Not:Cezeri,İbn-i Ömer’in, Enes’ten bu konuda iki hadis naklettiğini,fakat her iki hadisin de zayıf olduğunu nakletmiştir.
İmam-ı Asım ve Râvisi Hafs’a göre Medd-i Ta’zim önemli değildir.Çünkü onlar zaten Medd-i Munfasılı dört elif miktarı çekmektedir.Meed-i Munfasılı bir elif miktarı çekerek okuyan ve Ashab-ı Kasr denilen Kâlûn,İbni Kesir,Ebu Amr,Ebu Ca’fer ve Ya’kub’u, Medd-i Ta’zim ilgilendirir.
2.Medd-i Tebriye:
Lâ-i Tebriye (cinsten hükmünü nehyeden “La” )’ye ait bir meddir.Buna Medd-i Mübalağa da denir. Lâ-i Nâfiye’nin, Kelime-i Tevhidin başına gelip gelmemesi önemli değildir.Başında bulunduğu her kelime için aynı fonksiyona sahiptir.
Buralardaki medler, lafzi olan sebeb-i medden zayıf oldukları için tevassut ile çekilirler.Bununla birlikte iki elif miktarı çekenler olduğu gibi,beş elif miktarı çekenler de vardır.Bu okuyuş şekilleri Asım kıratı için sözkonusu değildir.
A. ( ر ) HARFİNİN KALIN OKUNDUĞU YERLER:
1. ( ر ) Harfi üstün veya ötre olursa: ( رَسولٌ – رُسُلٌ ) gibi.
2. ( ر ) Harfi sakin, makabli üstün veya ötre olursa: ( أَرْسَلَ – أُرْسِلَ ) gibi.
3. ( ر ) Harfi sakin, makabli de sakin, daha önceki harf üstün veya ötre olursa:
( – صُدورْ – عذاب النّارْ صَبْرْ – خُسْرْ ) gibi.
4. ( ر ) Harfi sakin, makabli kesre-i ârıza olursa :
a. Vasıl hemzesinin esresi: ( اِرْجِعِى ) gibi.
b. İki sakinin bir araya gelmesinden dolayı meydana gele esre:
(أمِ ارْتابوا ) gibi.
c. İzafet Ya ( ى )’sına ittiba için gele esre: ( رَبِّ ارْجِعوا ) gibi.
5. ( ر ) Harfi sakin, makabli esreli olduğu halde, maba’di fethalı bir Huruf-u
İsi’la olursa.Kur’an-ı kerim’de bu şartları taşıyan kelimeler şunlardır:
a. Tevbe suresi, 107. ( فِرْقَةٌ ) ve 122. ayette: ( قِرْطاسٍ )
b. En’am suresi, 7. ayette: ( إرْصاداً )
c. Fecr suresi, 14. ayette: ( لَبِالْمِرْصادِ )
d. Nebe’ suresi, 21. ayette: ( مِرْصاداً )
B. ( ر ) HARFİNİN İNCE OKUNDUĞU YERLER:
1. ( ر ) Harfi esreli olursa : ( رِجال ) gibi.
2. ( ر ) Harfi sakin, makabli esreli olursa : ( كَبِّرْ – أنْذِرْ ) gibi.
3. ( ر ) Harfi sakin, makabli de sakin, daha önceki harf esreli olursa:
) – نَذِير – حِجْرْ – ذِكْرْ قَدِيرْ ) gibi.
4. ( ر ) Harfi sakin, makabli Harf-i Lîn olursa: ( خَيْرْ – سَيْرْ ) gibi.
C. ( ر ) HARFİNİN İNCE VEYA KALIN OKUNABİLECEĞİ YERLER:
1. ( ر ) Harfi sakin, makabli esreli fakat, Ra’nın maba’dinde esreli bir Huruf-u
İsti’la gelirse: (كُلّ فِرْقٍ ) gibi.( )
2. ( ر ) Harfi sakin, makablindeki Huruf-u İsti’la da sakin, daha önceki harf esreli olursa : ( عَيْنَ الْقِطْرْ ) ( ) مِنْ مِصْرْ ( ) gibi.
3. ( ر ) Kelimenin aslına lafzan işaret etmek için ince, vakıf sebebiyle
bulunduğu konuma göre kalın okunması caiz olan ( ر ) harfi.
Örnekler:
a. Ta Ha, 77. ayette geçen ( أنْ أسْرْ ) kelimesi:
b. Hud,81; Hıcr,65; Duhan,23. ayetlerde geçen ( فَأَسْرْ ) kelimesi:
Bu iki kelimeden ( أَسْرِ ) kelimesinin aslı ( أسْرِى ), diğer ( يَسْرِ ) kelimesinin aslı ise ( يَسْرِى ) dir.
NOT: Bazı okuyucuların, şeddeli ( رّ ) harflerini hatalı okudukları görülmektedir. Örneğin: ( شَرِّ ) ve ( يَفِرُّ ) kelimelernde şeddeli ( رّ ) harfinden önceki harfler esas alınarak veya bilmeden kalın okumaktadırlar. Buralarda ölçü şeddeli ( رّ ) harfinin görülen mevcut harekesidir.Buna göre ( شَرِّ ) kelimesi ince, ( يَفِرُّ ) kelimesi ise kalın okunmalıdır.( )
VAKIF
1- Vakfı lazım : Alameti mim(م )’dir.Vakıf yapmak vaciptir. Vasıl yapılacak olursa mananın bozulacağına işarettir.Örnek :وماهم بمؤمنين de durulmayıp da يخادعون الله de durulursa “Allaha hile edenlere inanmıyorlar” olur ki mananın aslı bu değildir.
2- Vakfı mutlak : Alameti (ط ) ‘ dır.vakıf yapılması evla. Vasl da caizdir.Bu vakıf cümle ve kelam başlangıcı olduğu için vakıf yapıp ,makaplinden almadan ,mabadine devam etmek güzeldir.
3- Vakfı caiz : Alameti Cim (ج ) ‘dir.Vakıf yapmak evladır, vaslıda caizdir.
4- Vakfı Mücevvez : Alameti zay ( ز) ‘ dir. Vakfı caiz olmakla beraber vaslı evladır.
5- Vakfı Murahhas : Alameti sâd (ص ) ‘ dır. Kelamın uzun olması ve nefesin kesilmesi sebebiyle vakıf yapılmasına ruhsat verilmiştir. Vakıf yapılınca geriden almasına luzüm yoktur.Vakfın mabadi, manası anlaşılan bir cümledir.
6- Vakfı la (لا ) : Burada vakıf yapma , vakıf yapmaya müsait değil dir demektir.Mabadi ile lafız yönünden alakası bulunan yerlerdir. Mana tamam olmamıştır. Vakıf yapmak güzel , fakat yapıldığı zaman mabadinden başlamak daha güzeldir.Vakfı la ayet sonlarında bulunuyorsa , vakıf yapılınca geriden almaya gerek yoktur.Çünkü ayet sonları normal vakıf mahallidir.
7- Alameti vakf ( قف) dır: Bu kelime üzerinde vakıf yap? Vakıf , vasıl dan evladır.
8- Alameti Vasl (ق ) ‘ dır: Buna قد قيل alameti derler. Vasl evla , vakf ‘ da caizdir.
9- Vasl (صلى ) manasınadır: Vasl evla , vakıf da caizdir. Sad ( ص) ile La (ل ) vasl(وصل ) kelimesinden, ya ( ى) ise evla ( اولىkelimesinden
alınmıştır.
10- صلح: Vakfı da Vasl da caizdir.
11- ك : Bu harf كذلك kelimesinden alınmıştır.Kendisinden önce hangi secavend geçmişse onun hükmündedir.
12- ( ع ) : Ruku Alametidir. عشر Kelimesinden alınmıştır.Hemze (ء ) şeklinde de olabilir. Namaz kılarken rukua gitmenin uygun olacağı anlamındadır. İki kıssa arasına konur.
13- … , … : Vakfı Muânaka : Birbirini takip eden yakın kelimelere konur. Cümlenin mabadi veya makabli ile bağlantısı olduğunu belirtir. İki muânaka işaretinden birinde vakf câiz, her ikisinde durmak caiz değildir.İkisinde de durulursa , mana tamam olmaz.
12. KUR’AN OKUMA TEKNİKLERİ:
Kıraat alimlerince Kur’an’ın nasıl okunacağı , sorusuna ittifak ile şu cevap verilmiştir:
1. TAHKİK:
Kelime olarak;bir şeyin hakkını ziyade ve noksansız yerine getirmek hususunda
mubalağa etmektir.
TEDVİR:
Kıraat ehlinin çoğu tarafından tercih edilen okuyuş şeklidir.Tedvir,Tahkik ile Hadr
arasında, orta tempo ile okuma şeklidir.
2. HADR:
Lügat manası,sür’ati okumak demek olan Hadr,Tecvid ilminde,tecvid kaidelerine
uymak suretiyle, hızlı bir şekilde Kur’an’ı okumaktır.Bu usul,Tahkik’ın zıddıdır.
TERTÎL :
Bir şeyi güzel,düzgün ve tertip ile kusursu< bir şekilde açık açık,hakkını vererek açıklamaktır. Sözü tane tane,yavaş yavaş,ara vererek ve güzel sıralama ve ifadeyle söylemeye “Tertîl-i Kelâm” denir.
13. EZBERLER:
1-Yasin,
2-Mülk,
3-Nebe,
4-Duha’dan Nas’a kadar olan sureler ile namaz dualarını
5-Mihrabiyelerden ( Bakara Suresinin 1-5 ,255 ve son iki ayeti , Haşr sıresinin son üç ayeti ,
vb.) çeşitli törenlere uygun aşr-ı şerifleri ezbere okuma.
14. KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA ADABI:
A ) KUR’AN TİLAVETİNİN MANEVİ YÖNÜ:
Allah’ın biz Müslümanlara ihsan ettiği nimetler arasında, en kıymetli mevkide
bulunanı, muhakkak ki Kur’an-ı Kerim’dir.Çünkü O, Hz.Peygamberin mucizelerinin en büyüğü ve İslam davetinin bâki kalmasının yegane temelidir.
Allah’ın kendilerine Kur’an ihsan ettiği kimseler, bu büyük nimetin kadrini bilmelidirler ki, bu sayede her hallerinde Kur’an onlara önder ve delil olsun.
Müslümanlar, özellikle Din hizmeti sunan görevliler ,Kur’an’ın mana yönüyle hayatımıza nasıl tesir etmesi gerektiğini bilen ve yaşayan insanlar olmalıdır.Bu sayede insanlara,özellikle cemaatimize sunduğumuz İslam ve okuduğumuz Kur’an ,önce gönüllere,sonra hayatımıza tesir etsin.
Kur’an-ı Kerim’i insanlara tanıtmak,anlatmanın yanında O’nu öncelikle tertile ve diğer kıraat âdabına riayet ederek okumak ta ayrı bir önem arzetmektedir.Kur’an tilavetinde usul ve âdab, Kur’an’ın beyinlere ve gönüllere tesir etmesi için , kaçınılmazdır.Kur’an kıraatinin tesiri, ancak O’nun doğru tilavetiyle mümkündür.Bu ifadelerimizin kaynağı da Kur’an’dır.Konu ile ilgili bazı örnekler:
“Kur’an’ı (açık açık,tane tane) tertil ile oku” (Müzzemmil,4)
“O’nu bir Kur’an olarak ayetlere ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın.Biz O’nu yavaş yavaş ( ve ayet ayet yirmiüçyılda) indirdik” ( İsra,106)
“Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler O’nu, tilavetinin hakkını vererek okurlar” ( Bakara,121 )
NOT: “Tertil” hakkında daha önce bilgi verildi.
Kıraat ile ilgili adaba geçmeden önce, bizi bu ölçülere uyarak Kur’an okumamıza , dolayısıyla Kur’an’ı anlamaya da mani olan şeyleden kısaca bahsedelim:
15. KUR’AN’IN ANLAŞILMASINA MANİ OLAN ŞEYLER:
İslam büyükleri şu dört şeyin , Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmasına mani olduğunu söylemişlerdir:
1-Kur’an okuyucularının,okurken bütün dikkat ve güçlerini harflerin mahreçlerine sarfederek, harfleri mahreçlerinden çıkarmaya uğraşmalarıdır.Bütün Kur’an okuyucularını,Kur’an’ın manasını öğrenmekten alıkoyan bir şeytan vardır, onları daima harfleri tekrar etmeye yöneltir. “Harf mahrecinden çıkmadı” diye vesvese verir.
Böylece okuyucunun düşüncesi yalnızca harfin mahrecine teksif edilmiş olur.Böyle olunca da okuyucunun kalbine ve beynine Kur’an’ın manası inkişaf etmez.
Burada,“Kur’an okurken esas olan yalnız manayı düşünmektir, harfler başka mahreçlerden yanlış olarak ta telaffuz edilebilir, bunlar önemli değildir ” gibi bir yanlış anlamaya fırsat verilmemelidir.Her Müslüman Kur’an okurken, teleffuz ettiği harfleri öyle ustalık ve kolaylıkla okumalıdır ki, harflerin teleffuzu için , manayı düşünmeye engel olacak bir gayrete ihtiyaç duymasın.
Harflerin mahreç ve sıfatlarını bilme ve uygulama safhasını geride bırakan okuyucu, kıraat esnasında manadan başka bir şey düşünmemelidir.
2- Taklid yoluyla bir mezhebe bağlanarak,inceleme yapmadan,yalnız duyduğuna inanmak suretiyle körü körüne orada donup kalmaktır.Bu şahsı, taklid ile edindiği bilgi,başka bir türlü düşünmeye mani oluyor, öyle ki başka bir düşünce veya bilgi şekli ona göre bâtıl, hatta küfür şeklinde telakki edilir.Sofilerin, “ilim perdedir” dedikleri ilim ve anlayış, işte bu tür faydasız ilimlerdir.Yoksa basiret nuruna,keşfe ve mükâşefeye dayanan ilim,hakikatların görünmesine mani olamaz. Hatta en çok arzulanan ilim, bu tür ilimlerdir.
3-Bir günahı işlemekte israr etmek,yahut kibirli olmak veya dünyanın geçici heveslerine mübtela olmak. Butür bir anlayış ve yaşantıya sahip olmak, kalbin kararmasına ve paslanmasına vesile olan şeyler olduğundan, böyle insanların da Kur’an’ı anlamaları ve yaşamaları zor olur. (Kaynak:İ.Karaçam,a.g.e., S.433 )
16. KUR’AN OKUYUCUSUNUN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR:
1.İhlaslı ve kıraat edeplerine riayet etmeli.
2.Musait ise misvak veya fırça ile dişlerini temizlemelidir.
3.Abdest alarak Ku’an okunması müstehabtır.
4.Temiz bir mekanın seçilmesi. İmam-ı Şabi, “üç yerde Kur’an okumak mekruhtur” demiştir.Bu mekanlar;
a.Hamamlar,
b.Tuvaletler,
c.Çalışan değirmenler. ( et-Tıbyan,s.42 )
5.Kur’an okurken ,namaz dışında da kıbleye dönülmesi.
6.Temiz elbise giyilmesi.
7.Esneme ihtiyacı olduğunda, kıraatin kesilmesi.
8.Gündüzün erken saatleri (güneş doğmadan önceki zamanlar) tercih edilmeli.
9.Oturarak Kur’an okumak.
10.İstiaze ile kıraate başlamak.
11.Kıraate başlarken ve devamında huşu ve tedebbürden ayrılmamak.
Büyük veli İbrahim Havas ( 291 / 903 ) şöyle der: “Kalbin şifası dört şey ile olur:
1.Tedebbür ile Kuran okumak.
2.Mideyi boş bırakmak.
3.Gece ibadeti.
4.Seher vaktinde tadarru ve niyaz.
5.Salih kimselerle oturup kalkmak.(et-Tıbyan,s.46)
12.Ayetlerin manalarını iyice anlamak için tekrar tekrar okumak.
13.Mümkün olduğunca ağlanmalı veya bu havayı yaşamalıdır. “Hem ağlayarak dizleri üstü secdeye kapanıyorlar,hem de bu Kur’an’ı işitmek, onların kalp yumuşaklığını artırıyor” (İsra,109)
14.Kur’an okurken tertile son derece riayet edilmelidir.
15.Rahmet ayetleri okunduğunda Allah’ın fazlından istenmeli,azab ayeti okunduğunda ise,Allah’a sığınılmalıdır.
16.Kur’an’ı güzel ses ile okumaya, sesle kıraati süslemeye çalışmalıdır.(Geniş bilgi için bak,Karaçam,462)
17.Birbirine bağlı olan ayetlerin başından kıraate başlanıp, söz ve konu bittiği yerde de kıraat bitirilmelidir.
18.Kur’an okuyucusu ancak, mütevatir kıratları okumalıdır.Şaz kıratlarla kıraat caiz değildir. ( Bak:Karaçam,K.Kerimin Nüzulü ve Kıraatı,s.255-312)
19.Kur’andaki sure ve ayet tertibine göre Kur’an okunmalıdır.Muhtelif ayet ve sureler birbirine karıştırılmamalıdır.
20.Kıraat bitince “Sadekallahül-Azim” denmelidir.
21.Kıraat bitince Kur’an kapatılmalıdır.
22.Dünyalık bir iş için Kur’an’ı te’vil etmemelidir.
23.Uygun olmayan mekanlarda (sokaklarda,oyun oynana yerlerde,içki içilen yerlerde ) Kur’an okunmamalıdır.
24.Secde ayetleri okunduğunda secdeye varılmalıdır.
25.Duha –Nas sureleri arasında Tekbir alınmalıdır.
25.Hatim bitince dua edilmelidir.
26.Mana kat’i bilinmeden Kur’an yorumlanmaya kalkışılmamalıdır.
27.Sureler biribirinden ayrılarak okunmalıdır.
28.Yaygın olmayan, garib kıratları okurken dikkatli olunmalı,ihtilafa ve fitneye sebebiyet verilmemelidir. (İşmam ve revm gibi)
17. KUR’AN-I KERİM’İ OKURKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR:
1. Maharic-i Huruf ve önemli sıfatların hakkını vermeye her zaman dikkat etmek.
2. Kur’an okumaya başlarken tercih edilen okuma şekline göre med miktarlarına her yerde dikkat etmek.
3. Ğunne sözkonusu olan yerlerde ,her zaman aynı ölçüde ğunnenin hakkını vermeye dikkat etmek.
4. Vakf , vasıl ve ibtidâ kaidelerine dikkat etmek.
Kur’an okurken, mümkün olduğunca manevi bir hâlet-i rûhiye içine girmrk
18. KUR’AN’DAKİ BAZI AYETLERİN KIRAAT ÖZELLİKLERİ:
(Asım kıraatinin Hafs rivayetine göre okunuşları özellik arzeden bazı kelimeler)
1. Kur’an okumaya ilk defa başlayan kişi Eûzü –Besmele ile başlar.Ancak Tevbe suresinin başından kıraate başlıyorsa yalnız Eûzü okuyup kıraate başlar.Çünkü bu surenin başında İstiâze bulunmamaktadır.
2. Kur’an okumaya Tevbe suresi dahil olmak üzere herhangi bir surenin ortasından başlanacaksa, bu durumda okuyucu muhayyerdir.Şöyle ki:
a) Şayet surenin başında Besmele yazılı ise ,sure ortasından kıraate başlayan kişinin İstiâze ile birlikte Besmele’yi de okuması efdal olanıdır.
b) Okunacak bölümü içeren sûrenin başında Besmele yazılı değilse, yalnız İstiâze’yi okuyarak kıraate başlaması efdal olanıdır.
c) Okuyucu isterse, sure başında Besmele olsun-olmasın ,İstiâze ile birlikte Besmala’yi de okuyarak kıraate başlayabilir.
Bu surenin başında niçin besmele yazılmamıştır ?
a) Bu sure Besmelesiz nazil olmuştur.Buna sebep olarak ta;
b)Surenin Müşriklere bir ihtar ve Allah’ın bir ültimatomu olduğu; Besmele’nin ise güven ve rahmet ifade ettiği,Besmele’de bulunan rahman ve rahim sıfatlarının zikredilerek sureye başlanmasının doğru olmayacağı,
c) Bir önceki sure olan Enfal suresi ile bu sure mana yönüyle birbirine çok bağlı olmaları sebebiyle , bu iki sureyi ,bazı sahâbenin bir sure olarak kabul ettikleri,
d) Peygamberimiz (s.a.v.) diğer surelerin başlarına besmele yazılmasını emrettiği halde, bu surenin başına besmele’nin yazılmasını emretmediği, gibi sebeplerden dolayı bu surenin başına Besmele yazılmamıştır.
3. Âl-i İmran suresinin başında bulunan ( ) lafzındaki mîm, vakıf halinde medd-i lâzım yapılır.
Vasl halinde ise iki vech vardır:
a) Medd-i lazım yapılarak ( 4 elif uzatılarak), Mîm’e fetha verilir ve vasl yapılır.
b) Vasl halinde Mîm’e hareke verildiğinden, Medd-i Lazım olma özelliği ortadan kalktığından , yalnız Medd-i Tabii yapılarak ( 1 elif çekilerek) vasl yapılır. (Kay:Paluvî,Zübdet’l-İrfan,S.39–A.Çetin,Kur’an Okuma Esasları,S.241)
4.Yâsîn suresinin başındaki Sîn harfi, vakf ve vasl halinde ,Sîn’in cezmi ile ve her iki halde de Medd-i lazım olur.Vasl halinde idğamın şartlarını taşıdığı halde idğam yapılmaz. (Kay:Çetin,S.242)
Kalem suerinin başında bulunan Nûn’daki uygulama da aynıdır.
5. Aşağıdaki 7 kelimede gayr-i kıyasi olarak vakf halinde elif üzere, vasl halinde ise elif’in terki (bilâ med) ile okunurlar.
a) Mütekellim zamiri olan Ene ( انا ).
b) Kehf suresi 36.ayette geçen ( لكنا هو ) kelimesi.
c) Ahzab suresi 10. ayette geçen (الظنونا ) kelimesi.
d) Ahzab suresi 66. ayette geçen ( الرسولا ) kelimesi.
e) Ahzab suresi 67. ayette geçen ( السبيلا ) kelimesi.
f) İnsan suresi 4. ayette geçen ( سلاسلا ) kelimesi.
g) İnsan suresi 15. ayette geçen ( قواريرا ) kelimesi.
6. Neml suresi 36. ayette bulunan ( اتين ى ) kelimesindeki Yâ ( ى ) harfi, vasl halinde yazıda da görüldüğü gibi Yâ’nın fethası ile okunur.Vakf halinde ise iki türlü okumak caizdir:
a)Yâ harfini harf-i med yaparak, medd-i Tabii şeklinde.vakfetmek.
b)Yâ harfini hazfedip, Nûn’un sükûnu üzere vakfetmek.
7. Furkan suresi 69. ayette geçen ( فيه مهانا ) he harfi zamir olduğu halde kaide dışı med ile okunur. Hafs bu vechi bu şekilde almıştır. Boğaz harfi He esre, dudak harfi Mim ötre olduğu için teleffuzda zorluk vardır ve Manaya dikkati çekmek için böyle okunduğu da nakledilir. Diğer kıratlarda ise medsiz okunur.
8. Aşağıdaki 4 kelime sonlarındaki He ( ه) harfleri zamir olmayıp, kelimenin aslından oldukları için çekilmeden okunurlar.
a. ( ما نفقه ):Fekihe kökünden gelen Fâkihetün kelimesinin çoğuludur.Kur’an’da geçtiği yerler:
Mü’minun,19 – Sâffât,42 – Mürselat,42.
b. Hud,91.
c. ( لم ينته ):Şuara,116 – Meryem,46 ile ( ):Ahzab,60 – Alak,15.
Bu kelimeler Neha asıllı fiilinden türemiş, cezm halinde Yâ’ları hazfedilmiş fiillerdir.
9. Mevcud Kur’an nüshalarında bazı kelimelerde bulunan sad ( ص ) harfleri esasen sin ( س ) harfi oldukları halde sad ( ص) ile yazılmışlardır.
a.Bakara suresi,244. ayet: ( ويبصط )
b.Â’raf suresi,69. ayet: ( بصطة )
c.Tûr suresi, 37. ayet: ( المصيطرون ):Buradaki sad harfini hem sin, hem sad ile okumak caizdir.
d.Ğâşiyeh, 22. ayet: ( بمصيطر ): Yalnız bu kelimedeki sad harfi yazıldığı şekliyle yani , sad ile okunur.
10. Aşağıdaki kelimelerde iki çeşit kıraat söz konusudur:
1.si : Medd-i Lazım yaparak ibdal ile okumak
2.si: Kelimenin aslına riayet ederek yani, aslen var olan iki hemzeden ikincisini teshil ile okumak. Bu kelimeler şunlardır:
En’am suresi,ayet 143 ve 144’te geçen ( الذكرين ) kelimeleri,
Yunus suresi,ayet 51 ve 91’de geçen ( الئن ) kelimeleri,
Yunus suresi, ayet 59’da geçen ( الله ) kelimesi,
Neml suresi,ayet 59’da geçen ( الله ) kelimesi.
11. Aşağıdaki kelimeler, ilk bakışta idğam-ı maalğunne şeklinde okunacak gibi görülseler de, sakin Nun’dan sonra gelen vav ( و ) ve Ya ( ى ) harfleri, aynı kelimede bulunduklarından, izhar ile okunurlar.Bunlara İzhâr-ı Kelime-i vâhide denir.
Bu kelimeler şunlardır:
1. (الدنيا ) Kelimesi:Kur’an’da 115 yerde geçer.
2. ( بنيان ) Kelimesi:Kur’an’da 6 yerde geçer.
Tevbe suresi,109 ve 110. ayetlerde,
Nahl suresi, 26. ayette,
Kehf suresi, 21. ayette,
Sâffât suresi, 97. ayette,
Saff suresi, 4. ayette geçer.
3. ( قنوان ) Kelimesi:Kur’an’da 1 yerde geçer.En’am suresi, 99. ayette.
4. ( صنوان ) Kelimesi:Kur’an’da 1 yerde geçer. Ra’d suresi, 4. ayette .
12. Aşağıdaki iki kelime sonlarında bulunan zamirler gayr-i kıyasi olarak zamme ile okunurlar.
1. Kehf suresi,63. ayetteki (ومانسانيه ) He harfi.
2. Feth suresi, 10. ayette geçen ( عليه الله ) He harfi.Buradaki zamiri Hafs’ın ta’zim için zamme ile okuduğu nakledilse de; esas sebebin; Hafs’ın hocasından,hocasının da hocaları kanalıyla Peygamberimizden böyle öğrenmiş olmalarıdır.
13. Rum suresi, 54. ayette üç defa tekrar eden ( ضعف )
kelimesindeki ( ض ) harfinde iki şekilde kıraat caizdir.
1. (ضعف ) Şeklinde ve Kur’an’da yazıldığı gibi fetha ile okumak.
2. (ضعف) Şeklinde Dat harfinin zammesi ile okumak. (Kay:Çetin,243)
14. Zümer suresi, 7. ayette geçen (يرضه) kelimesindeki zamir ve Nur suresi, 52. ayette geçen ( ويتقه ) kelimesindeki zamir, ihtilas ile ve çekilmeden okunurlar.
( يرضه ) Kelimesinin aslı (يرضاه ) şeklindedir.Aradaki elif, cezm sebebiyle hazfedilmiştir.İşte, kelimenin aslı nazar-ı dikkate alınarak ‘zamirin makabli sakin olursa çekilmez’ hükmü gereği, buradaki zamir de asla işaret olmak üzere çekilmeden ve ihtilas ile okunur.
(ويتقه ) Kelimesi de aynı sebepten dolayı çekilmez ve ihtilas ile okunur.
İHTİLAS:Harfi hafif sesle ve sür’atlice okumak demektir.
15. Hud suresi, 41. ayette geçen ( مجريها ) kelimelerindeki Ra ( ر ) harfi İMALE ile okunur.
İMALE:Adı geçen yerdeki Ra (ر ) harfini elif ile Ya arasında veya üstün ile esre arasında, okuyuş ile okumaktır. Femi muhsinden almak lazım. Bu anlatımla olmaz.
İMALE-İ SUĞRA:Ses;üstüne,elife yakın olursa, İmale-i suğra olur. Taklil veya Beyne denir. Femi muhsinden almak lazım.
İMALE-İ KÜBRA:Ses;esreye,Ya harfine yakın olursa, İmale-i Kübra olur. Femi muhsinden almak lazım.
16. Yusuf suresi, 11. ayette geçen ( لا تامنا ) kelimesinde İŞMAM yapılır.Bu kelimenin aslı ( لا تامنُنَا )’ dir.Bu kelimeyi işmam ve ihtilas ( Ravm) ile olmak üzere iki vech caizdir.
İŞMAM:Sükûn-u ârızı okuduktan sonra harekesine işaret etmek üzere dudaklara ötre hali verip, sonra tabiî şekline döndürmektir.
17. Fussilet suresi, 44. ayette geçen ( ااعجمى ) kelimesindeki ikinci hemzede Teshil yapılır.
18. Hucurat suresi, 11. ayette geçen ( باس الِاسم الفسوق ) kelimesinde Lam-ı tarifin lam harfine esre verilerek geçilir.
Bu kelimede böyle bir vasl uygulamasının sebebi şudur:
El-İsmü ( الِاسم ) kelimesinin başındaki Lam-ı tarifin hemzesi ile İsmü (الِاسم ) kelimesinin başındaki hemze, hemze-i vasldır.Kaide gereği iki kelime veya harf arasında bulunan vasl hemzeleri okunmazlar.Arapçada ise ‘ictima-u sakineyn’ söz konusu olduğunda, sakinlerden birine kesre takdir edilerek vasl yapılır.Burada Lam’ın başında da sonunda da hemze-i vasl bulunmaktadır.Bu hemzelere mi, lam harfine mi hareke takdir edilmelidir ? sorusuna: ‘Lam harfi, hemze-i vasıllara göre daha kuvvetli harftir’ noktasından hareketle, Lama bir kesre takdir edilir ve böylece vasl yapılır. Bunun diğer adı nakildir.
19.Aşağıdaki kelimeler Ha-i Sekt ile okunurlar:
Ha-i Sekt:Kelimenin son harfinin harekesini korumak içi ziyade edilen sakin He ( ) harflerine denir.
Bu kelimelerin vakıf hallerinde He ( ) harflerinin sükunu ile durma konusunda bütün kıraat imamlarının ittifakı vardır.
Asım kıraatinin hafs rivayetine göre bu kelimelerin vakf ve vasl hallerinde He ( ) harfleri sakin olarak okunurlar.
1. Bakara suresi,259.ayet : ( لم يتسنهْ )
2. En’am suresi, 90. ayet : ( اقتده )
3. Hâkkah suresi,19 ve 25. ayetler : (سلطانيه )
4. Hâkkah suresi, 20 ve 26. ayetler: ( ماليه )
5. Hâkkah suresi,28. ayet : ( كتابيه )
6. Hâkkah suresi, 29. ayet : ( حسابيه )
7. Kâriah suresi, 10. ayet : ( ماهيه ) (12)
19. KIRAATTE DUDAK TALİMİ VE ÖNEMİ
Tilavet esnasında usul ve kaidelere uygun olarak dudakların aldığı şekil ve hareketlere ‘Dudak Ta’limi’ denir.
Kur’an-ı Kerim tilavetinde dudak ta’limi,Tecvid bilgisi kadar önemlidir.Bir harfi sakin veya harekeli olarak okurken mutlaka o harfte bulunan sıfatların ve mahrecinin gereği olarak çıkarılması gereken sesi doğru verebilmek için mutlaka dudak ta’limini bilmek ve uygulamak gerekir.
Dudak talimi tilavette o kadar önemlidir ki kıraat ehli olan birisi ama olsa veya kasetten bir okuyucuyu dinlese, okuyucunun dudak talimine ne derece riayet ettiğini rahatça anlayabilir.
Dudak talimi Kur’an kıraati ile birlikte muhtelif seminer veya konferans konuşmalarında, değişik edebi hitabelerde, vaaz ve hutbe konuşmalarında, spikerlik ve haber programlarında, özellikle sanat musikisi icraatında, nihayet muhtelif amaçlı diksiyon çalışmalarında ayrı bir öneme haizdir.
Kısaca dudak hareketleri, konuşmacının veya okuyucunun konuşmasını ve okuyuşunu hatasız ve doğru olarak ifade edebilmesini ve okuyabilmesini sağlayan olmazsa olmaz denebilecek kadar önemlidir.
Kaynak:Aday Kur’an Kursu Öğreticileri Hazırlayıcı Eğitim Yardımcı Ders Notları,Sh.471-489

KURAN-I KERİM TESTLERİ
1-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın tanımı arasında yer alır?
A-Allah’ın beşerle doğrudan konuşmaması, O’nun bildirmek istediği bilgiyi insanın kalbine ilham etmesidir.
B- Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile sona eren kelâmıdır.
C -Ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yapraklarının bütününe denir.
D- Söz ve fiillerin amaçlarını kavrayacak şekilde keskin ve derin kavrayış, iyi ve tam anlamak, bir şeyi derinlemesine bilmek demektir.
2-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın isimlerinden Mev’iza’nın anlamıdır?
A-Kur’an’ın çok anılması
B-Kur’an’ın Rehber oluşu
C-Kur’an’ın hak ile batılı ayırması
D-Kur’an’ın nasihat ve öğüt vermesi
3- “Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere …… denir.” Yandaki boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi getirilmelidir?
A-Mufassal B-Mesâni C-Miun D-Zammı sure
4-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere ne denir?
A-Hizb B-Mufassal C-AşrD-Seb’ul Mesâni
5- “Sure” kelimesiyle başlayan sûre hangisidir?
A-Nur B-Mücadele C-Bakara D-Nisa
6-Kur’an’daki secde ayeti sayısı kaçtır?
A-16 B-20 C-14 D-50
7-Besmelenin iki defa zikredildiği sure hangisidir?
A-Tevbe B-Hud C-Yunus D-Neml
8-Aşağıdakilerden hangisi besmele ile başlamayan sûredir?
A-Berae B-Bakara C-Duha D-Kehf
9-Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure hangisidir?
A-Mülk B-Haşr C-Hacc D-Fatiha
10-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-En’am-Nur B-Bakara-FatihaC-Al-i İmran-Nisa D-Bakara-Al-i İmran
11-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir?
A-A’raf-Mülk-Cuma B-A’raf-Necm-AlakC-Nisa-Kehf-Yasin D-Nebe-Naziat-Fecr
12-Aşağıdakilerden hangisi Fatiha suresinin isimlerinden biri değildir?
A-El-Hamd B-Seb’ul MesaniC-Ümmül –Kur’an D-Fatihatul Kur’an
13-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-Nisa-Kevser B-Bakara-KevserC-Mücadele-Nur D-Yasin-Hucurat
14-Aşağıdakilerden hangisi ayetin tanımıdır?
A-İki hizbden oluşan kısım B-Kur’an’ın bölümleri
C-Kur’an’ın en küçük parçaları D-Kur’an’ın her sayfası
15-Aşağıdakilerden hangisi surenin tanımıdır?
A-Kur’an’ın ayetler grubunu içeren bölümleri
B-Kur’an’ın en küçük parçaları C-Kur’an’ın her 5 sayfası D-Kur’an’ın her 2o sayfası
16-Mekkî ve Medenî surelerin adet sayısı hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-88-95 B-86-28 C-100-150 D-87-29
17-Aşağıdakilerden hangisi Mekkî Sûrelerin konuları arasında yer alır?
A-Tevhid ve Ahlak B-Ukubat ve CihadC-Ehli Kitap ve Toplum D-Hukuk ve muamelat
18-Aşağıdakilerden hangisi Medeni surelerin özelliklerinden değildir?
A-Hadler ve feraizden bahseder B-Cihada izin verir C-Ehli Kitaptan bahseder
D-Bakara suresinin dışında geçmiş peygamberlerden bahseder
19-Kur’an’ın en uzun ayetiyle en kısa ayeti hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-Bakara 282-Fecr suresi 1
B-Bakara 286-Kevser 2
C-Şura 186-Hac 20 D-Kehf 19-Al-i İmran 154
20-Kur’an’ın toplanması Hangi Halife döneminde olmuştur?
A-Hz.Ali B-Hz.Osman C-Hz.Ebu Bekir
D-Hz.Ömer
21-Kur’an’ın en uzun (Tıval) sureleri hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A.Yasin,Hucurat,saff,Nebe,Mülk,Muhammed,İnsan
B-Enfal,Yusuf,Nur,Hadid,Hac,Mücadele,
C-Vakıa,Cuma,Zuhruf,Fecr,Naziat,
D-Bakara,Al-i İmran,Nisa,Maide,En’am,A’raf,Yunus ve kehf
22-Esbab-ı Nüzul ne demektir?
A-Birbirine benzeyen, kendisinde karışıklık bulunan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
B-Ayetlerin inmesine sebep olan olay veya duruma denir
C- Dini bir hükmün zaman bakımından sonra gelen, yine dini bir delil ile kaldırılmasıdır.
D-Bir tek anlamı bulunan, Sağlam kılınan, Hükmü sabit olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
23-Nesh’in anlamı nedir?
A-Kendinden önceki hükmü kaldıran delile denir.
B-Hükmü kaldırılan delile denir.
C-Zamanın ve şartların değişmesi ile anlam değişikliği olmayan ayetlere denir
D-Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
24-Ku’an-ı Kerim ilk devirlerde aşağıdakilerden hangisi üzerine yazılmamışır?
A-Taş levhalar B-Hurma dallarıC-Kürek kemikleri D-Kûşe kâğıdı
25-Muhkem ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
B-Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
C-Başka dillere çevrilmeyen ayetlerdir.
D-Ahiret inancından ve doğru amellerin ne olması gerektiğinden bahseden ayetlerdir.
26-Müteşabih ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Başka dillere çevrilen ayetlerdir.
B-Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
C-Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
D-Dini bir hükmün zaman bakımından sonra gelen, yine dini bir hükümle kaldırılan ayetlerdir.
27-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe kimdir?
A-Abdullah b.Abbas B-Mikatil b.SüleymanC-Abdullah b.Zübeyr D-Zeyd b.Sabit
28-Aşağıdaki tefsirlerden hangisi Rivayet Tefsirleri arasındadır?
A-el-Ferra : Ma’ani’l-Kur’an
B-İmam-Şafi: Ahkamu’l Kur’an
C-Taberi :Camiül Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an
D-Zemahşeri: Keşşaf
29-Aşağıdaki tefsirlerden hangisi Kelami tefsirler arasındadır?
A-Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb
B-Ebu Ali et-Tabresi: Mecmeul Beyan li Ulumil Kur’an
C-İsmail Hakkı Bursevi: Ruhu’l Beyan
D-Seyyid Kutup: Fizilalil Kur’an
30-Kıraat kelimesinin anlamı hangisdir?
A-Bir şeyi süslemek, güzel ve hoşça yapmak.
B-Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır.
C-Kur’an’ı tecvid kurallarına uymak suretiyle en hızlı bir şekilde okumaktır.
D-Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
31-Aşağıdakilerden hangisi Cüz’ün tanımıdır?
A-Kur’an’ın her 5 sayfasına denir
B-On ayetten oluşan ve konu bütünlüğü olan parçaların ezbere okunmasına denir
C-Kur’an’ın her 20 sayfasına denir.
D-Hizbin bölümlerine denir.
32-Her ayetinde “ALLAH” lafzı olan sure aşağıdakilerden hangisidir?
A-Neml B-Kehf C-Hacc D-Mücadele
33-“AHMED” ismi kendisinde zikredilen sure ve ayet hangisidir?
A-Saff,6 B-Muhammed,1 C-Abese,2D-Nur,30
34-“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı nedir?
A-Her bir harfin hakkını vererek telaffuz etmek
B-Tecvid kurallarına uymak suretiyle en hızlı bir şekilde okumak
C-Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmaK
D-Kur’an’dan on sure ezberlemek
35-Aşağıdakilerden hangisi kıraat imamlarından biri değildir?
A-Muhammed b. Yusuf
B-Abdullah bin Kesir el- Mekki ed-Dari
C-Asım b. Behdele Ebu Bekir el-Esedi
D-Ali b.Hamza Ebu’l-Hasan el-Kisai
36- “Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır.” Yandaki tanım aşağıdaki kıraat kavramlarından hangisine aittir?
A-Tertil B-Hadr C-Arz D-Tedvir
37- Siyak-Sibak ne demektir?
A-Acze düşmek, aciz bırakmak
B-Kur’an’ın ayetlerinin kronolojik sıralanması
C-Kur’andaki yabancı kelimelerin açıklanması
D-Kur’an ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması
38- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Kur’ân’ın hükümleri
B-Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
C-Kur’an’da ihtilaf olmaması
D-Kur’an’ın toplanması
39-Îcaz’ın sözlük anlamı nedir?
A-Bir sözü aydınlatmak
B-Kur’an ayetleri arasında ilişki kurmak
C-Kur’anda yer alan kapalı bir hususu açıklığa kavuşturmak
D-Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
40- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A-Münasebetu’l-Kur’an
B-Emsalu’l-Kur’an
C-Garibu’l-Kur’an
D-Mubhemetu’l-Kur’an
41. Hz. Osman’ın zamanında
Mushaf’ın çoğaltılması ile ilgili heyetin
başkanı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Ali b. Ebî Talib b) Abdurrahman b. Avf
c) Zeyd b. Sabit d) Abdullah b. Ömer
42. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân’ın
isimlerinden biri değildir?
a) Ümmü’l-kitap b) Mesânîc) Kitap d) Ümmü’l-kurrâ
43. Aşağıdakilerden hangisi vahiy
kâtiplerinden değildir?
a) Şurahbil b. Hasene b) Cabir b. Abdullah c) Abdullah b. Revâha d) Muaviye b. Ebî Süfyân
44. Aşağıdakilerden hangisi en son
nazil olduğu söylenen ayetlerden biridir?
a) الْكَلَالَة فِي يُفْت۪يكُمْ اللّٰهُ لِ قُيَسْتَفْتُونَكَۜ (Nisa, 4/176)
b) يَسَْٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ (Bakara, 2/219)
c) وَيَسَْٔلُونَكَ عَنِ الْمَح۪يضِۜ (Bakara, 2/222)
d) يَسَْٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ (Bakara, 2/217)
45. “Seb’u’t-tıvâl” aşağıdakilerden
hangisidir?
a) Bakara, A’râf, Nisa, Âl-i İmrân,En’âm, Mâide, Enfâl b) Bakara, A’râf, Kehf, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl c) Bakara, Nisa, Meryem, A’râf, En’âm,Mâide, Enfâl d) Bakara, Nisa, Âl-i İmrân, İsrâ, Mâide,Enfâl, A’râf
46. Aşağıdakilerden hangisi Mekkî
surelerden değildir?
a) İçinde secde ayeti bulunan sureler
b) İçinde “kellâ” kelimesi bulunan
sureler
c) Bakara suresi hariç- Âdem ve İblis
kıssasını anlatan sureler
d) Cihad hükümleri içeren sureler
47. “Müşkilü’l-Kur’ân” ifadesinin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Kur’ân’ın anlaşılması zor olan ayetleri demektir.
b) Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
c) Sahih hadislerle çelişkili olduğu zannedilen ayetlere denir.
d) Anlamı kapalı olan ayetlere denir.
48. Aşağıdaki kelimelerden hangisi“Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder?
a) Müteşabih b) Vücuh c) Nezâir d) Müteradif
49. Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere ne ad verilir?
a) İşârî tefsir b) Hermonatik c) İlhâdî tefsir d) Semantik
50. Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin
özgün adı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Câmiu’l-Beyân Fî Te’vîli’l-Kur’ân
b) Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
c) el-Câmi’ Li Ahkâmi’l-Kur’ân,
d) Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl
51. Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile ne ad verilir?
a) Burhân-ı temanu’ b) Burhân-ı innî c) Burhân-ı limmî d) Burhân-ı fıtrî
52. “Ahd-i Atik” hangi kutsal kitabın adıdır?
a) Tevrat b) İncil c) Zebur d) Matta
53. Kur’ân’ın bir bütün olarak indirildiği dünya semasında bulunan yerin adı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Beyt-i ma’mûr b) Beytü’l-izze c) Levh-ı mahfuz d) Beytü’l-kelâ
54. Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime vecümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması
aşağıdaki hangi kavramla ifade edilir?
a) İ’câz b) Îcâz c) Veciz d) Mu’ciz
55. Aşağıdaki şıklardan hangisinde Mekkî bir sure vardır?
a) Bakara, Nisa, Mâide, Enfâl
b) Tevbe, Mücadele, Haşr, Mümtehıne,
c) Nasr, Tahrîm, Talak, Necm
d) Cuma, Münâfikûn, Nur, Âl-i İmran
56. Medine’de son inen sure hangisidir?
a) Kadr suresi b) Mümtehıne suresi c) Nâs suresi d) Nasr suresi
57. Aşağıdaki şıklardan hangisinde Kur’ân’da geçtiği halde Hz. Peygambere ait
olmayan bir nitelik vardır?
a) Azîz, müzzemmil, rahîm, beşîr
b) Nezîr, hâdî, müsaytır, ümmî
c) Şahîd, dâî, sirac, Mübeşşir
d) Raûf, münîr, müzekkir, Müddessir
58. “Akıl ve naklin ifade ettiği gerçeği yansıtan ve içinde yalan bulunmayan bilgi ve
haber hangi Kur’ân kavramı ile ifade edilir?
a) Ayne’l-yakîn b) Hakka’l-yakîn c) Ilme’l-yakin d) Kitabü’n-ma’lûm
59. Aşağıdaki şıklardan hangisinde Kur’ân-ı Kerim’de geçtiği halde Kur’ân’a ait
olmayan bir nitelik vardır?
a) Mecîd, Ruh, Kitap, b) Mübarek, Furkan, Zikr
c) Mübîn, Kerîm,Azîm d) Azîz, Hakîm, Muhît
60. “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı
hangisidir?
a) Ayet b) Sure c) Mucize d) Burhan
61. Ayet sayısı itibariyle Kur’ân’ın en uzun ve en kısa sureleri hangileridir?
a) Al-i İmran, Kevser b) Bakara, İhlâs
c) Al-i İmran, İhlâs d) Bakara, Kevser
62. En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet
sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı kaç tanedir?
a) 6666 b) 6616 c) 6316 d) 6236
63. Yemâme savaşında pek çok Kur’anhafızı şehit düştüğünde Hz. Ömer’in Halife
Ebû Bekir’e önerisi ile başlayan faaliyete ne ad verilir?
a-Kur’an’ın hıfzı b-Kur’an’ın istinsahı
c-Kur’an’ın cem’i d-Kur’an’ın teksiri
64. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’daki ayetlerin tertibine ilişkin bir terimdir?
a-Tesbitî b-Tenzilî c-Tevkifî d-Temsilî
65. Kur’ân-ı Kerim’in besmele ile başlamayan suresi aşağıdakilerden hangisidir?
a-Tevbe b-Enfal c-Buruc d-Zümer
66. Kur’an’ın taklit edilemez dil ve üslup özelliklerini ifade eden terim aşağıdakilerden
hangisidir?
a-İtnâb c-İcâz b-İsar d-Secî
67. Muavvizeteyn olarak anılan sureler aşağıdakilerden hangisidir?
a-Bakara-Nisa b-Enfal-Tevbe
c-Yusuf-Yunus d-Felak-Nas
68. Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan
okuyan ayetlere ne ad verilir?
a- Tahaddi ayetleri b-Hadari ayetler
c-Medeni ayetler d- Muhkem ayetler
69. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın Mekke döneminde inen surelerinin genel
özelliklerinden biri değildir?
a-Mekke döneminde inen sureler daha çok
vezinlidir. b-Tartışma, hikâye, vaat, tehdit gibi hususlar üslûbu belirler c-Kasemle başlayanları vardır. d-Miras hükümlerinden bahseder
70. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân’ın tanımı içinde yer alan anahtar kavramlardan
biri değildir?
a-Tilâvetiyle teabbüd olunması
b-Ebu’l-Esved tarafından harekelenmiş
olması c-Cebrâil vasıtasıyla inmiş olması
d- İ‘câz özelliği
71. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an kıraatleri arasındaki farklardan değildir?
a-Harflerin mahreçleri b-Noktalama ve hareke farkları c- Surelerin uzunluk ve kısalığı
d- Med, kasr, vasl gibi hususlar
72. Aşağıdakilerden hangisi bir kıraatin doğru kabul edilmesi için ileri sürülen şartlardan biri değildir?
a-Arapçaya uygun olma b-Tevatür
c-Osman mushafının hattına uygun olma
d-Buhari’nin Sahih’inde zikredilmesi
73. “Kur’an’ın zahirine, şer’a ve akla aykırı olmaması gerekir” sözüyle anlatılmak
istenen tefsir tarzı hangisi olabilir?
a-Fıkhî tefsir b-İşâri tefsir
c-Ahkâm tefsiri d-Kelamî tefsir
74. Aşağıdaki surelerden hangisi Kur’andaki tertibe göre daha öndedir?
a-Hicr b-Meryem c-Tevbe d-Sâd
75. Birden fazla manaya gelen, manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan,
açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere ne ad verilir?
a-Muhkem b-Nâsih c-Zâhir d-Müteşâbih
76. Aşağıda bazı tefsirler ve yazarları verilmiştir.Buna göre hangisi doğru bir eşleştirme değildir?
a-“Câmiü’l-Beyân an Tefsîri’l-Kur’ân”-
Taberî b-“ Medârikü’t-Tenzîl”- Zemahşerî
c-“Mefâtihü’l-Gayb”-Fahreddîn Râzî
d-“Rûhu’l-Beyân”-Alûsî
77. İslâm tarihinde mihne olayları olarak anılan Kur’anla ilgili tartışmaların odak
noktasındaki sorun nedir?
a-Hangi surelerin Mekkî ve Medenî olduğu
b-Surelerin tertibi meselesi
c-Kur’an’ın yazıya geçirilip geçirilemeyeceği
d-Kur’an’ın yaratılmış olup olmadığı
78. Aşağıdakilerden hangisi Kuran-ı Kerimin son ilahi kitap olarak vahyediliş sebeplerinden biridir?
a) Önceki kitapların anlaşılmasındaki güçlükler
b) Önceki kitaplara inananların sayıca yeterli olmayışı
c) Önceki kitaplara ulaşılması ve okunmasındaki güçlükler
d) Önceki kitapların taşıdığı mesajın yeterince yayılamamış olması
e) Önceki peygamberlerine vahyettiği mesaja ulaşmanın imkânının kalmamış olması
79-Mekke döneminde nazil olmuştur ve 8 ayettir. Çoklukla övünenleri uyarıp, hesaba çekileceklerini beyan eden ve mal, mülk ile çoluk çocuğun çokluğuyla övünmek anlamı taşıyan sure aşağıdakilerden hangisidir.
a) Zilzal Suresi b) Beyyine Suresi c) İnşirah Suresi d) Tekasür Suresi e) Karia Suresi
80. Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir aşağıdakilerden hangisidir?
a) Nusayrî b) İsevî c) Keşiş d) Nasranî
e) Ruhu’l-Kudüs
81. Maun suresinde anlatılan kişinin özellikleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) Dini yalanlar b) Yetimi itip kakar
c) Savurganlıktan kaçınmaz
d) Yoksulu doyurmaya teşvik etmez
e) Namazlarında gösteriş yapar
82. Aşağıdakilerden hangisi Kur’an ilimleri arasında yer almaz?
a) Esbabu’n-nüzul b) Kur’an’ın Müteşabihleri
c) Cerh ve Ta’dil d) Huruf-u Mukatta
e) Garibu’l-Kur’an
83. Kur’an-ı Kerim’in toplanmasının ve bir kitap haline getirilmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisi değildir?
a) İslam’ın sınırlarının genişlemesi
b) Farklı milletlerden olanların İslam’a girmeleri
c) Yemame savaşında birçok Kur’an hafızının şehit edilmesi
d) Sıffın savaşında birçok Kur’an hafızının şehit edilmesi
e) Yazı bilenlerin çoğalması
84. Mekke döneminde nazil olmuştur ve 118 ayettir. İlk 10 ayetinde takva sahiplerinin vasıflarını beyan eden, adını ilk ayette geçen ve bu vasıfları taşıyanları niteleyen bir kelimeden alan sure aşağıdakilerden hangisidir?
a) Mü’min Suresi b) Mü’minün Suresi
c) Furkan Suresi d) Araf Suresi e) Enbiya Suresi
85. Mekke döneminde nazil olmuştur ve
9 ayettir. İnsanları çekiştiren, alay eden kimsenin durumunu kınayarak, bu gibi kimselerin varacağı yerin ateş olduğunu bildirir. İnsanları arkadan çekiştiren, ayıplayan kimse anlamına gelen sure ismi aşağıdakilerden hangisidir.
a) Hümeze Suresi b) Adiyat Suresi
c) Tin Suresi d) Karia Suresi e) Münafikun Suresi
86. Kuran’dan önce indirilen kutsal kitapların indirilme sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
a) Tevrat- İncil- Zebur b) Zebur-Tevrat-İncil
c) İncil-Tevrat Zebur d) Tevrat-Zebur-İncil
e) Zebur-İncil-Tevrat
87.“Mahreçleri bir sıfatları ayrı olan harfler birbirine uğrarsa ……… denilir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan bölüme aşağıdaki terimlerden hangisi yazılmalıdır?
a-İdğam-ı mütekaribeyn
b-İdğamı-ı mütecaniseyn
c-İdğamı-ı misleyn
d-İdğamı-ı bilağunne
88. لِمَنِ ارْتَضٰى , اِرْجِع۪يٓ Âyetlerinde (Ra) harfi nasıl okunur?
a-Kalın b-İnce c-Hem ince hem kalın
d-İnce okumak evladır
89. Âyetlerde durulması veya geçilmesi gerektiğini belirten işaretlere ne ad verilir?
a-Vakıf b-Secâvend c-İmâle d-Kati
90. “Ğunnenin bekasıyla birlikte izhar ile idğam arasında şiddetten uzak bir hal ve
keyfiyettir”. Bu tarif aşağıdakilerden hangi tecvid kuralını ifade etmektedir?
a- İşmâm b- İdğam c- İhfa d- İklâb
91. Âdiyât Sûresi’nin “لَخَب۪يرٌ يَوْمَئِذٍ بِهِمْ رَبَّهُمْ اِنَّ ” âyetinde altı çizili olan kısma tecvitte
ne ad verilir?
a-İdğam-ı mealğunne b-İdğam-ı bilağunne
c-İdğam-ı mütekaribeyn d-İhfa-i şefevi

CEVAPLAR
1b 2d 3c 4b 5a 6c 7d 8a 9d 10b 11b 12d 13b 14c 15a 16b 17a 18d 19a 20c 21d 22b 23a 24d 25a 26b 27d 28c 29b 30d 31c 32d 33a 34c 35a 36c 37d 38b 39d 40b 41. C 42. D 43. B 44. A 45. A 46. D 47. B 48. B 49. C 50. B 51.C 52.A 53.B 54.B 55.C 56.D 57.B 58.C 59.D 60.A 61.D 62.D 63.C 64.C 65.A 66.C 67.D 68.A 69.D 70.B 71.C 27.D 73.B 47.C 57.D 76.B 77.D 78.E 79. D 80. D
18. C 28. -C 83. D 84-B 58-A 86. D 87. B
88.A 89.B 90.C 91.D
KURAN-I KERİM TESTLERİ-2
1. Kur’ân-ı Kerîm’e verilen isimler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) Furkân.
b) Mesânî.
c) Müstedrek.
d) Zikir.
2. Âyet ve sûreler arasındaki uyum ve ahengi inceleyen ilme ne ad verilir?
a) Tenâsüb.
b) Tevâfuk.
c) Terâdüf.
d) Tesânüd.
3. Aşağıdakilerden hangisi Fâtihâ sûresinin isimlerinden biri değildir?
a) El-Hamd.
b) Seb’u’l-Mesânî.
c) Ümmü’l-Kur’ân.
d) Hepsi.
4. Kur’ân’ın isimleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) el-Kitâb.
b) el-Furkân.
c) el-Kırtâs.
d) ez-Zikr.
5. “Yavaş yavaş, acele etmeden, harfleri ve harekeleri dizilmiş inci taneleri gibi açık bir şekilde, mânâ ve hikmeti düşünerek metni tane tane okumak” şeklinde tanımı yapılan okuyuş şekli hangisidir?
a) Tekrîr.
b) Tertîl.
c) Tedvîr.
d) Hadr.
6. Aşağıdakilerden hangisi Mekkî sûrelerden değildir?
a) İçinde secde âyeti bulunan sûreler.
b) İçinde “kellâ” kelimesi bulunan sûreler.
c) Bakara sûresi hâriç- Âdem ve İblis kıssasını anlatan sûreler.
d) Cihad hükümleri içeren sureler.
7. Seb’u't-Tıvâl, aşağıdakilerden hangisidir?
a) Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
b) Bakara, A’râf, Kehf, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
c) Bakara, Nisâ, Meryem, A’râf, En’âm, Mâide, Enfâl.
d) Bakara, Nisâ, Âl-i İmrân, İsrâ, Mâide, Enfâl, A’râf.
8. “Müşkilü’l-Kur’ân” ifâdesinin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Kur’ân’ın anlamı kapalı olan âyetleri.
b) Kur’ân’ın aralarında tenâkuz ve ihtilâf olduğu zannedilen âyetleri.
c) Kur’ân’ın sahîh hadislerle çelişkili olduğu zannedilen âyetleri.
d) Kur’ân’ın anlaşılması zor olan âyetleri.
9. Lafızları aynı olan fakat anlamları farklı olan kelimelere ne ad verilir?
a) Müteşâbih.
b) Nezâir.
c) Müterâdif.
d) Vücûh.
10. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân ilimleri arasında yer almaz?
a) Esbâbü’n-nüzûl.
b) Sebeb-i vürûd.
c) Hurûf-u mukattaa.
d) Garîbu’l-Kur’ân.
11. Aşağıdakilerden hangisi rivâyet tefsirine bir örnektir?
a) İbn Kesîr Tefsiri.
b) Zemahşerî Tefsiri.
c) Beyzâvî Tefsiri.
d) Elmalılı M. H.Yazır Tefsiri.
12. Kur’ân’ın isimlerinden Mev’iza’nın anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Kur’ân’ın çok anılması.
b) Kur’ân’ın rehber oluşu.
c) Kur’ân’ın hak ile batılı ayırması.
d) Kur’ân’ın nasîhat ve öğüt vermesi.
13. Yaklaşık yüz âyetten oluşan sûrelere verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
a) Mufassal.
b) Mesânî.
c) Miûn.
d) Zamm-ı sûre.
14. Mekke döneminde nâzil olmuştur ve 9 âyettir. İnsanları çekiştiren, alay eden kimsenin durumunu kınayarak, bu gibi kimselerin varacağı yerin ateş olduğunu bildirir. İnsanları arkadan çekiştiren, ayıplayan kimse anlamına gelen sûre ismi aşağıdakilerden hangisidir?
a) Hümeze suresi.
b) ‘Âdiyât sûresi.
c) Kâria sûresi.
d) Münafikûn sûresi.
15. Mekke döneminde nâzil olmuştur ve 8 âyettir. Çoklukla övünenleri uyarıp, hesaba çekileceklerini beyân eden ve mal, mülk ve çoluk-çocuğun çokluğuyla övünmek anlamı taşıyan sûre aşağıdakilerden hangisidir?
a) Zilzâl sûresi.
b) Beyyine sûresi.
c) Tekâsür sûresi.
d) Kâria sûresi.
16. Kur’ân-ı Kerîm edîp ve şairlere meydan okuyor, bir sûre veya âyetinin benzerini getirmelerini istiyor. Kur’ân’ın bu şekilde meydan okumasına ne ad verilir?
a) Tahakküm.
b) Tehaddî.
c) Tesaddî.
d) Nezâir.
17. Kur’ân’ın sonunda yer alan sûrelere ne ad verilir?
a) Miûn.
b) Mesânî.
c) Mufassal.
d) Tıvâl.
18. Ku’ân’ın tamamını yazan sahabeler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) Übeyy b. Ka’b.
b) Abdullah b. Revâha.
c) Ebû Süfyân.
d) Muaz b. Cebel.
19. Kur’ân-ı Kerîm’in noktalanmasını hangi âlimler icrâ etmişlerdir?
a) Ebu’l-Esved ed-Düelî.
b) Ma’mer b. Raşîd.
c) Nasr b.Âsım ve Yahya b. Ya’mer.
d) Ebu’l-Esved ed-Düelî ve Nasr b. Âsım.
20. “Sûre” kelimesiyle başlayan sûre hangisidir?
a) Nûr.
b) Mücâdile.
c) Bakara.
d) Nisâ.
21. Peygamberimizin Zehverân olarak adlandırdığı sûreler hangileridir?
a) En’am-Nûr.
b) Bakara-Fâtihâ.
c) Âl-i İmrân-Nisâ.
d) Bakara-Âl-i İmrân.
22. Tilâvet secdesi ile biten sûreler hangileridir?
a) A’râf-Mülk-Cuma.
b) A’râf-Necm-Alak.
c) Nisâ-Kehf-Alak.
d) Nebe-Nâziât-Fecr.
23. Mekkî ve Medenî sûrelerin sayısı aşağıdakilerden hangisidir?
a) 88-95.
b) 86-28.
c) 100-150.
d) 87-29.
24. Kur’ân’da yazıldığı için Kur’ân-ı Kerîm’in en hızlı okunduğu tilâvet tarzı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Tertîl.
b) Tedvîr.
c) Tahkîk.
d) Hadr.
25. Aşağıdakilerden hangisi Mekkî sûrelerin konuları arasında yer alır?
a) Tevhîd ve ahlâk.
b) Ukubât ve cihâd.
c) Ehl-i Kitâp ve toplum.
d) Hukuk ve muâmelât.
26. Aşağıdaki tefsirlerden hangisi rivâyet tefsirleri arasındadır?
a) el-Ferra: Me’âni’l-Kur’ân.
b) İmam Şâfiî: Ahkâmu’l Kur’ân.
c) Taberî: Camiu’l-Beyân ‘an Te’vîli Âyi’l-Kur’ân.
d) Zemahşerî: Keşşâf.
27. Her âyetinde “Allah” lafzı olan sûre aşağıdakilerden hangisidir?
a) Neml.
b) Kehf.
c) Hacc.
d) Mücâdile.
28. İçerisinde “Ahmed” isminin geçtiği sûre ve âyet hangisidir?
a) Saff sûresi 6. âyet.
b) Muhammed sûresi 1. âyet.
c) Abese sûresi 2. âyet.
d) Nûr sûresi 30. âyet.
29. “Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı hangisidir?
a) Tertîl.
b) Hadr.
c) Arz.
d) Tedvîr.
30. Siyâk-sibâkın kısa tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Acze düşmek, âciz bırakmak.
b) Kur’ân’ın âyetlerinin kronolojik sıralanması.
c) Kur’ân’daki yabancı kelimelerin açıklanması.
d) Kur’ân âyetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması.
31. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân’ın anlatım biçimlerinden biri değildir?
a) Edebî üslûp.
b) Bilimsel ve felsefi bir dil kullanması.
c) Zihinlere yaklaştırıcı ve düşündürücü özelliği.
d) Kur’ân’ın ifâdelerinin insanın zihin, his ve ruh dünyasına birlikte hitâbı.
32. Aşağıdakilerden hangisi rivâyet tefsiri değildir?
a) el-Merâğî – Tefsîrü’l Merâğ.
b) Taberî – Câmi’u’l-Beyân.
c) el-Beğavî-Meâlimu’t-Tenzîl.
d) İbn-i Kesîr – Tefsîru’l Kur’âni’l Azîm.
33. Hak Dini Kur’ân Dili adlı eserin müellifi aşağıdakilerden hangisidir?
a) Elmalılı Hamdi Yazır.
b) Celal Yıldırım.
c) Süleyman Ateş.
d) Mehmet Vehbi Efendi.
34. İ’câzu’l-Kur’ân tabirinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Kur’ân’ın hükümleri.
b) Kur’ân’ın benzerinin yapılamaması.
c) Kur’ân’da ihtilâf olmaması.
d) Kur’ân’ın toplanması.
35. Sözlük anlamı “mesel, destan ve kıssa” olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
a) Münâsebetü’l-Kur’ân.
b) Emsâlü’l-Kur’ân.
c) Garîbü’l-Kur’ân.
d) Mubhemâtü’l-Kur’ân.
36. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân ilimleri arasında yer almaz?
a) Cerh ve ta’dil.
b) Esbâbü’n-nüzûl.
c) Hurûf-u mukattaa.
d) Garîbu’l-Kur’ân.
37. Kur’ân-ı Kerîm’in uzmanlık gerektirmeyen, herkesçe anlaşılabilecek olan âyetlerine ne denir?
a) Muhkem.
b) Müteşâbih.
c) Sebeb-i nüzûl.
d) Meâl.
38. Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan yeminler aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifâde edilir?
a) Ahkâmü’l Kur’ân.
b) Aksâmü’l Kur’ân.
c) İnzâlü’l Kur’ân.
d) Garîbü’l Kur’ân.
39. Kur’ân’ın en büyük şairleri ve ünlü hatipleri dahî hayrete düşürmesi, hiç kimsenin ona benzer veya ona yakın bir eser meydana getirememesi, eşsiz olması aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifâde edilir?
a) Ahkâmü’l Kur’ân.
b) Aksâmü’l Kur’ân.
c) Garîbü’l Kur’ân.
d) İ’câzü’l Kur’ân.
40. Kur’ân- ı Kerîm’de farklı lehçelerde kullanılan kelimelere ne ad verilir?
a) Müşkilü’l Kur’ân.
b) Aksâmü’l Kur’ân.
c) Garîbü’l Kur’ân.
d) İ’câzü’l Kur’ân.
41. Kur’ân’ın son inen sûresi hangisidir?
a) Nâs sûresi.
b) Nasr sûresi.
c) Fâtihâ sûresi.
d) İhlâs sûresi.
42. Îcâz’ın sözlük anlamı nedir?
a) Bir sözü aydınlatmak.
b) Kur’ân âyetleri arasında ilişki kurmak.
c) Kur’ân’da yer alan kapalı bir hususu açıklığa kavuşturmak.
d) Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmak.
43. Kur’ân’ın, ilk nâzil olan âyetlerin bulunduğu sûresi hangisidir?
a) Nâs sûresi.
b) Bakara sûresi.
c) Fâtihâ sûresi.
d) ‘Alak sûresi.
44. Allah’ın varlığını ve birliğini, doğmadığını ve diğer özelliklerini özlü bir şekilde anlatan ve kısaca “tevhîd sûresi” de denilen sûre hangisidir?
a) İhlâs sûresi.
b) Fâtihâ sûresi.
c) Asr sûresi.
d) Âyetel Kürsî.
45. Besmele; Kur’ân’ı Kerîm’de kaç defa zikredilmiştir?
a) 114 defa.
b) 117 defa.
c) 113 defa.
d) 115 defa.
46. Kur’ân’ı Kerîm’de ismi zikredilmiş kadın kimdir?
a) Hz. Hatîce.
b) Hz. Meryem.
c) Hz. Havvâ.
d) Hz. Hâcer.
47. Hangi sûrede besmele iki defa zikredilmiştir?
a) Mâide sûresinde.
b) Tevbe sûresinde.
c) Neml sûresinde.
d) Nahl sûresinde.
48. Kur’ân’ı Kerîm’de konuştuğundan bahsedilen böcek hangisidir?
a) Karınca.
b) Arı.
c) Hüdhüd.
d) Çekirge.
49. Kur’ân’ı Kerîm’in geneline bakıldığında ahkâm âyetleri nerede nâzil olmuştur?
a) Mekke.
b) Medîne.
c) Tâif.
d) Hicâz.
50. Münafıkların tesirinde kalarak Tebük seferine katılmadığı için Peygamberimizin ve ashâbın, kendisiyle hakkında âyet nâzil oluncaya kadar konuşmadığı sahâbe aşağıdakilerden hangisidir?
a) Enes b. Mâlik.
b) Ka’b b. Mâlik.
c) Zeyt b. Sâbit.
d) Utbe b. Ubeydullah.
51. İfk hâdisesini açığa çıkaran âyet-i kerîme hangisidir?
a) Nisâ sûresinin 15. âyeti.
b) Muhammed sûresinin 11.ve 12. âyetleri.
c) Tevbe sûresinin 27. âyeti.
d) Nûr sûresinin 11, 12 ve 13. âyetleri.
52. Kur’ân’ı Kerîm; İslâm dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Biz Kur’ân’ı hangi kıraat ve rivâyetle okuyoruz?
a) İmâm Âsım kıraati, Hafs rivâyeti.
b) İmâm Nâfî kıraati, Kâlûn rivâyeti.
c) İmâm Âsım kıraati, Şu’be rivâyeti.
d) İmâm Nâfî kıraati, Şu’be rivâyeti.
53. Peygamberimizin (s.a.v.) en büyük destekçileri olan hanımı ve amcası aynı yıl içinde vefât etmişlerdi. Bu sebeple Peygamberimiz ve müslümanlar çok üzülmüşlerdi. Bu yıl, siyer kitaplarında hüzün yılı olarak yer alır. Peygamberimizi ve müslümanları teselli etmek için Allah (c.c.) üç sûre indirmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu sûrelerden biri değildir?
a) Hûd Sûresi.
b) Yûnus Sûresi.
c) Muhammed Sûresi.
d) Yûsuf Sûresi.
54. Cebrâîl (a.s.) ve Peygamberimizin (s.a.v) karşılıklı olarak okumalarıyla başlayıp, günümüze kadar asırlardır devam eden Kur’ân-ı Kerîm’i karşılıklı okuma geleneğine ne ad verilir?
a) Murâkabe.
b) Mukârebe.
c) Mukâbele.
d) Münâzara.
55. Âyet kelimesi sözlükte hangi anlama gelmez?
a) Alâmet.
b) İbret.
c) Delil.
d) Rütbe.
56. Rasûlüllâh’ın (s.a.v) kendilerinden Kur’ân öğrenilmesini tavsiye ettiği ve Efendimiz’in kurrâsı diye de bilinen sahabîler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
a) Abdullah ibn-i Mes’ûd.
b) Muâz bin Cebel.
c) Ubeyy bin Ka’b.
d) Ebû Hureyre.
57. Seb’u-l mesânî de denilen sûre aşağıdakilerden hangisidir?
a) Fâtihâ.
b) Kevser.
c) Nasr.
d) Âl-i İmrân.
58. Kur’ân-ı Kerîm’deki bazı âyetlerin başka âyetlerle, Peygamberimiz’in sünneti ile veya ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması olan, aynı zamanda me’sûr veya naklî tefsir de denilen tefsir çeşidi hangisidir?
a) Dirâyet Tefsiri.
b) Rivâyet Tefsiri.
c) İşâret Tefsiri.
d) Re’y Tefsiri.
59. Kur’ân’da kaç sûre ve âyet vardır?
a) 114 sûre, 6666 âyet vardır.
b) 114 sûre, 6236 âyet vardır.
c) 114 sûre, 6326 âyet vardır.
d) 114 sûre, 6239 âyet vardır.
60. Kur’ân’ın ilk 6 sûresi sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
a) Fâtihâ, Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, A’râf.
b) Fâtihâ, Bakara, Nisâ, Mâide, En’am, Tevbe.
c) Fâtihâ, Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En’am.
d) Fâtihâ, Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Enfâl, En’am.
KURAN-I KERİM TESTLERİ-3
1:Sureler ve ayetler arasındaki uyum ve ahenge ne denir?
a: Tenasüb
b: Tevafuk
c: Teradüf
d: Tenasüd
2: Kur’an’ın sonunda yer alan surelere ne ad verilir?
a: Muin
b: Mesani
c: Mufassal
d:Tıval
3:Aşağıdakilerden hangisi Kur’anın isimlerinden değildir?
a: el-Kitap
b: el- Furkan
c: ez-Zikir
d: el-Kırtas
4:Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın tamamını yazan sahabilerden değildir?
a: Übeyy b. Ka’b
b: Abdullah b. Revaha
c: Abdullah b. Mes’ud
d: Muaz b. Cebel
5: Kur’anı Kerim’in noktalamasını hangi alimler icra etmişlerdir?
a: Ebu’l Esvad ed-Düeli
b: Ma’mer b. Raşid
c: Nasr b. Asım ve Yahya b. Yamer
d: Ebu’l Esvad ed-Düeli ve Nasr b. Asım
6: Kur’an’ı Kerim edip ve şairlere meydan okuyor ve bir sure veya ayetinin benzerini getirmelerini istiyor. Kur’an’ın bu şekilde meydan okumasına ne ad verilir?
a: Tehakküm
b: Tehaddi
c: Tesaddi
d: Nezair
7: Camiu’l Kur’an unvan’ı ile anılan halife kimdir?
a: Harun Reşit
b: Hz. Ömer
c: Hz. Osman
d:Hz. Ebubekir
8: Kur’an’ın toplanmasında görevli heyetin başkanlığını hangi sahabi yapmıştır?
a: Hz. Zeyt b. Sabit
b: Hz. Ömer
c: Hz. Osman
d: Hz. Ali
9: Kur’anı Kerim’i Tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okumaya ne ad verilir?
a: Tahkik
b: Hadr
c: Tedvir
d: Tesri’
10:Asli med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak meydana gelen sebebe ne denir?
a: İlave Med
b: Medd-i Mezidi
c: Fer’i Med
d: Asl-i Med 1: Kur’an’ı Kerim’in en uzun suresi kaç ayetten oluşmaktadır?
a: 186
b: 220
c: 286
d: 285
11: Kur’an’ı Kerim’de insanların İslam dinine çağrılmasında aşağıdaki kavramlardan hangisi kullanılmıştır?
a: Nasihat
b: İnzar
c: Kizb
d: Davet
12: En son nazil olunan sure hangisidir?
a: Kevser
b: İhlas
c: Nas
d: Nasr
13: Kur’an’ın özlü oluşu kelime ve cümlelerin derin ve eşsiz anlamlar taşıması aşağıdaki hangi kavramla ifade edilir?
a: İ’caz
b: Îcâz
c: Veciz
d: Mu’ciz
14: Aşaıdaki Şıklardan hangisinde Mekki bir sure vardır?
a: Bakara, Nisa, Mâide, Enfâl
b: Tevbe, Mücadele, Haşr, Mümtehime
c: Nasr, Tahrim, Talak, Necm
d: Cuma, Münâfikun, Nur, Al-i İmran
15: Medine inen son sure hangisidir?
a: Kadr Suresi
b:Mümtehıne Suresi
c: Nâs Suresi
d:Nasr Suresi
16: Kur’an’ın biri bütün olarak indirildiği dünya semasında bulunan yerin adı aşağıdakilerden hangisidir?
a: Beyt-i ma’mur
b: Beyt’l-izze
c: Levh-ı mahfuz
d: Beytül-kalem
17: Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın isimlerinden deildir?
a: Ümmü’l kitap
b: Mesânî
c: Kitap
d: Ümmü’l Kurâ
18: Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a: Kur’an’ı Kerim, 113 sure,30 cüz, 6666 ayet, 666 sayfa
b: Kur’an yaratıl değildir.
c: Kur’an bütün insanlığa indirilmiştir
d: Kur’an Allah’ın kelam’ıdır.
19: Kur’anı Kerim’de, tebliğ (dinin insanlara ulaştırılması), kimlere dini bir sorumluluk olarak yüklenmiştir?
a: İmamlara
b: Din görevlisi olan herkese
c: İnanan bütün insanlara
d: İnanan bütün erkeklere
20: Kur’anı Kerim’in surelerini oluşturan cümle cümle toplulularına ne ad verilir?
a: Sure
b: Ayet
c: Vahiy
d: Hadis
21: Kur’anı Kerim’in çoğaltılıp başka şehirlere gönderilmesi hangi halife zamanında gerçekleşmiştir?
a: Hz. Ebu bekir
b: Hz. Ömer
c: Hz. Osman
d: Hz. Ali
22: Felak ve Nas sureleri aşağıdakilerden hangisi konu edilmemiştir?
a: Fal baktırmak
b: Büyü yapmak
c: Şeytanın vesvese vermesi
d: İnsanlara haset (kıskançlık) etmek
23: Kur’an’ı Kerim mealinde anlaşılmayan ayetleri anlamak içiin hangi kitaba başvurulmalıdır?
a: Tefsir
b: Fıkıh
c: Hadis
24:Hendek gazvesini anlatan sure hangisidir?
a: Yasin
b: Ahzab
c: Fatır
d: Beled
25: Tebük gavzesini anlatan sure hangisidir?
a: Fussilet
b: Şura
c: Tevbe
d: Zuhruf
26: Kıblenin Kudüs’ten Kabe’ye çevrildiğini anlatan sure hangisidir?
a:Bakara
b: Kalem
c: Mülk
d: Müzemmil
27: İfk hadisesini anlatan sure hangisidir?
a: Buruc
b: İnfitar
c: Tekvir
d: Nur
28: Peygamber efendimizin hicretini anlatan sure hangisidir?
a: Adiyat
b: Enbiya
c: Tekvir
d: Tevbe
29: “Kur’an bazı konulara birinci derecede önem vermiş, diğerlerini de bunlar üzerine bine ederek ele almıştır”
Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın ana konularından değildir?
A: Allah
B: Nübüvvet
C: Ahiret
D: Ekonomi
30: Kur’an’ın ana konularından ilki kuşkusuz Allah’tır, İslam dinideki Allah anlayışı ve tevhid inancı, Kur’an’ın en önemli esaslarından birini oluşturmaktadır.Bunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A: Allah alemlerin rabbidir.
B: Allah bütün kainatın yaratıcısıdır
C: Kur’an insanların yanlış ve batıl inançlarını yıkmak için ısrarla tevhit inancının üzerinde durmuştur.
D: Allah bütün kainatın varlığının temelidir.
31: Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ı Kerim’de Hz. Yakup için kullanılan isimdir?
A:İsrail
B:Yahudi
C:Musevi
D:Ferisi
E:İbrani
32: Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’a verilen isimlerden değildir?
A:Nûr
B:Gufran
C: Ruh
D:Hüda
33:Kur’an’ı Kerim’de ilk defa harflerin harekelerini göstermek için noktalar koyan alim kimdir?
A: Nasır b. Asım
B: Ebu’l-Esved ed-Düeli
C: Yahya b. Ya’mer
D: Haccac b. Yusuf
34:Mümin suresinin diğer adı nedir?
A: İnsan
B: Nur
C: Nun
D: Ğafir
KURAN-I KERİM TESTLERİ-4
1-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın tanımı arasında yer alır?
A-Allah’ın beşerle doğrudan konuşmaması, O’nun bildirmek istediği bilgiyi insanın kalbine ilham etmesidir.
B- Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile sona eren kelâmıdır.
C -Ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yapraklarının bütününe denir.
D- Söz ve fiillerin amaçlarını kavrayacak şekilde keskin ve derin kavrayış, iyi ve tam anlamak,
bir şeyi derinlemesine bilmek demektir.
2-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın isimlerinden Mev’iza’nın anlamıdır?
A-Kur’an’ın çok anılması
B-Kur’an’ın Rehber oluşu
C-Kur’an’ın hak ile batılı ayırması
D-Kur’an’ın nasihat ve öğüt vermesi
3- “Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere …… denir.” Yandaki boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi getirilmelidir?
A-Mufassal
B-Mesâni
C-Miun
D-Zammı sure
4-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere ne denir?
A-Hizb
B-Mufassal
C-Aşr
D-Seb’ul Mesâni
5- “Sure” kelimesiyle başlayan sûre hangisidir?
A-Nur
B-Mücadele
C-Bakara
D-Nisa
6-Kur’an’daki secde ayeti sayısı kaçtır?
A-16
B-20
C-14
D-50
7-Besmelenin iki defa zikredildiği sure hangisidir?
A-Tevbe
B-Hud
C-Yunus
D-Neml
8-Aşağıdakilerden hangisi besmele ile başlamayan sûredir?
A-Berae
B-Bakara
C-Duha
D-Kehf
9-Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure hangisidir?
A-Mülk
B-Haşr
C-Hacc
D-Fatiha
10-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-En’am-Nur
B-Bakara-Fatiha
C-Al-i İmran-Nisa
D-Bakara-Al-i İmran
11-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir?
A-A’raf-Mülk-Cuma
B-A’raf-Necm-Alak
C-Nisa-Kehf-Yasin
D-Nebe-Naziat-Fecr
12-Aşağıdakilerden hangisi Fatiha suresinin isimlerinden biri değildir?
A-El-Hamd
B-Seb’ul Mesani
C-Ümmül –Kur’an
D-Fatihatul Kur’an
13-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-Nisa-Kevser
B-Bakara-Kevser
C-Mücadele-Nur
D-Yasin-Hucurat
14-Aşağıdakilerden hangisi ayetin tanımıdır?
A-İki hizbden oluşan kısım
B-Kur’an’ın bölümleri
C-Kur’an’ın en küçük parçaları
D-Kur’an’ın her sayfası
15-Aşağıdakilerden hangisi surenin tanımıdır?
A-Kur’an’ın ayetler grubunu içeren bölümleri
B-Kur’an’ın en küçük parçaları
C-Kur’an’ın her 5 sayfası
D-Kur’an’ın her 2o sayfası
16-Mekkî ve Medenî surelerin adet sayısı hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-88-95
B-86-28
C-100-150
D-87-29
17-Aşağıdakilerden hangisi Mekkî Sûrelerin konuları arasında yer alır?
A-Tevhid ve Ahlak
B-Ukubat ve Cihad
C-Ehli Kitap ve Toplum
D-Hukuk ve muamelat
18-Aşağıdakilerden hangisi Medeni surelerin özelliklerinden değildir?
A-Hadler ve feraizden bahseder
B-Cihada izin verir
C-Ehli Kitaptan bahseder
D-Bakara suresinin dışında geçmiş peygamberlerden bahseder
19-Kur’an’ın en uzun ayetiyle en kısa ayeti hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-Bakara 282-Fecr suresi 1
B-Bakara 286-Kevser 2
C-Şura 186-Hac 20
D-Kehf 19-Al-i İmran 154
20-Kur’an’ın toplanması Hangi Halife döneminde olmuştur?
A-Hz.Ali
B-Hz.Osman
C-Hz.Ebu Bekir
D-Hz.Ömer
21-Kur’an’ın en uzun (Tıval) sureleri hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-Yasin,Hucurat,saff,Nebe,Mülk,Muhammed,İnsan
B-Enfal,Yusuf,Nur,Hadid,Hac,Mücadele,
C-Vakıa,Cuma,Zuhruf,Fecr,Naziat,
D-Bakara,Al-i İmran,Nisa,Maide,En’am,A’raf,Yunus ve kehf
22-Esbab-ı Nüzul ne demektir?
A-Birbirine benzeyen, kendisinde karışıklık bulunan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
B-Ayetlerin inmesine sebep olan olay veya duruma denir
C- Dini bir hükmün zaman bakımından sonra gelen, yine dini bir delil ile kaldırılmasıdır.
D-Bir tek anlamı bulunan, Sağlam kılınan, Hükmü sabit olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
23-Nesh’in anlamı nedir?
A-Kendinden önceki hükmü kaldıran delile denir.
B-Hükmü kaldırılan delile denir.
C-Zamanın ve şartların değişmesi ile anlam değişikliği olmayan ayetlere denir
D-Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
24-Ku’an-ı Kerim ilk devirlerde aşağıdakilerden hangisi üzerine yazılmamışır?
A-Taş levhalar
B-Hurma dalları
C-Kürek kemikleri
D-Kûşe kâğıdı
25-Muhkem ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
B-Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
C-Başka dillere çevrilmeyen ayetlerdir.
D-Ahiret inancından ve doğru amellerin ne olması gerektiğinden bahseden ayetlerdir.
26-Müteşabih ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Başka dillere çevrilen ayetlerdir.
B-Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
C-Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
D-Dini bir hükmün zaman bakımından sonra gelen, yine dini bir hükümle kaldırılan ayetlerdir.
27-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe kimdir?
A-Abdullah b.Abbas
B-Mikatil b.Süleyman
C-Abdullah b.Zübeyr
D-Zeyd b.Sabit
28-Aşağıdaki tefsirlerden hangisi Rivayet Tefsirleri arasındadır?
A-el-Ferra : Ma’ani’l-Kur’an
B-İmam-Şafi: Ahkamu’l Kur’an
C-Taberi :Camiül Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an
D-Zemahşeri: Keşşaf
29-Aşağıdaki tefsirlerden hangisi Kelami tefsirler arasındadır?
A-Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb
B-Ebu Ali et-Tabresi: Mecmeul Beyan li Ulumil Kur’an
C-İsmail Hakkı Bursevi: Ruhu’l Beyan
D-Seyyid Kutup: Fizilalil Kur’an
30-Kıraat kelimesinin anlamı hangisdir?
A-Bir şeyi süslemek, güzel ve hoşça yapmak.
B-Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır.
C-Kur’an’ı tecvid kurallarına uymak suretiyle en hızlı bir şekilde okumaktır.
D-Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
31-Aşağıdakilerden hangisi Cüz’ün tanımıdır?
A-Kur’an’ın her 5 sayfasına denir
B-On ayetten oluşan ve konu bütünlüğü olan parçaların ezbere okunmasına denir
C-Kur’an’ın her 20 sayfasına denir.
D-Hizbin bölümlerine denir.
32-Her ayetinde “ALLAH” lafzı olan sure aşağıdakilerden hangisidir?
A-Neml
B-Kehf
C-Hacc
D-Mücadele
33-“AHMED” ismi kendisinde zikredilen sure ve ayet hangisidir?
A-Saff,6
B-Muhammed,1
C-Abese,2
D-Nur,30
34-“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı nedir?
A-Her bir harfin hakkını vererek telaffuz etmek
B-Tecvid kurallarına uymak suretiyle en hızlı bir şekilde okumak
C-Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmaK
D-Kur’an’dan on sure ezberlemek
35-Aşağıdakilerden hangisi kıraat imamlarından biri değildir?
A-Muhammed b. Yusuf
B-Abdullah bin Kesir el- Mekki ed-Dari
C-Asım b. Behdele Ebu Bekir el-Esedi
D-Ali b.Hamza Ebu’l-Hasan el-Kisai
36- “Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır.” Yandaki tanım aşağıdaki kıraat kavramlarından hangisine aittir?
A-Tertil
B-Hadr
C-Arz
D-Tedvir
37- Siyak-Sibak ne demektir?
A-Acze düşmek, aciz bırakmak
B-Kur’an’ın ayetlerinin kronolojik sıralanması
C-Kur’andaki yabancı kelimelerin açıklanması
D-Kur’an ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması
38- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A-Kur’ân’ın hükümleri
B-Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
C-Kur’an’da ihtilaf olmaması
D-Kur’an’ın toplanması
39-Îcaz’ın sözlük anlamı nedir?
A-Bir sözü aydınlatmak
B-Kur’an ayetleri arasında ilişki kurmak
C-Kur’anda yer alan kapalı bir hususu açıklığa kavuşturmak
D-Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
40- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A-Münasebetu’l-Kur’an
B-Emsalu’l-Kur’an
C-Garibu’l-Kur’an
D-Mubhemetu’l-Kur’an
Yanıtlar:
1b 2d 3c 4b 5a 6c 7d 8a 9d 10b 11b 12d 13b 14c 15a 16b 174 18d 19a 20c 21d 22b 23a 24d 25a 26b 27d 28c 29b 30d 31c 32d 33a 34c 35a 36c 37d 38b 39d 40b
YETERLİLİK SINAVLARINA HAZIRLIK
Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
-Vahiy Kâtibi :P eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.
-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir
-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
-Vahiy Kâtibi :P eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.
-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir.
3. Irak (Kûfe) Medresesi/Ekolü: Tefsir ve kırâat konusunda en önde gelenlerinden biri de Abdullah b. Mes’ûd’dur. İbn Mes’ûd, Peygamber Efendimizin (sas) vahiy kâtiplerindendir.Hz. Ömer (r) halifeliği sırasında İbn Mes’ûd’u Kûfe’ye muallim olarak tayin etmistir. İbn Mes’ûd’un Kûfe’de olusturduğu medrese, daha çok rasyonel bir temel üzerine bina edilmistir. Bu sebepten dolayıdır ki İslâm âlimleri, İbn Mes’ûd’un tesekkül ettirdiği bu medreseyi/ekolü, içtihâdî hareketlerin ilk nüvesi olarak kabul ederek O’na “Irak Re’y Ekolü” ismini vermislerdir.
-Tefsir Faâliyetinin Gelismesi ve Tefsirlerin Tedvîni: Emevîler’in son dönemiyle Abbâsîlerin ilk döneminde Hz. Peygamberin hadîsleri tedvîn edilmeye baslandı. Hadîslerden muhtelif konular ayrı bablar altında toplanıyor ve tefsir konusu da bu hadîs mecmuaları içerisinde ayrı bir bölüm olarak yer alıyordu. Henüz sûre sûre, bastan sona Kur’ân tefsiri mevcut değildi. Peygamberimizden veya sahâbe ya da tâbiûndan rivâyet edilen Kur’ân âyetlerinin tefsirleri hadîs imâmlarının derledikleri mecmuâlar içerisinde yer alıyordu. Ancak bu mecmuâlarda tefsir yalnızca “kitâbu’t- tefsir” adıyla bir bölüm halinde mevcut idi. Ve kendilerinden önce geçen zevâtın tefsirlerinin aktarılmasından öteye geçmiyordu.
-Tefsirlerin Tedvîni: Tedvîn “ilk devirden itibaren gelen tefsir rivâyetlerini muntazam bir sekilde bir kitapta toplamak” demektir. Kur’ân’daki her âyetin tefsiri ile ilgili Hz. Peygamberden (sas) ve ashâptan nakledilenrivâyetler yine mushaftaki sırasına göre tanzîm edilerek ilk tefsir mecmuaları meydana getirildi. Bunlar arasında bilhassa İbn Mâce , İbn Cerîr et-Taberî , Ebû Bekir ibn Münzir en-Neysâbûrî , İbn Ebî Hâtim , İbn Hibbân , Hâkim ve Ebû Bekir ibn Merdûyeh gibi değerli tefsir âlimleri bulunuyordu. Ve bu tefsirler de yine Hz. Peygamberden, ashâptan, tâbiûndan ve tebe-i tâbiînden nakledilmis olan rivâyetlerin isnatlar halinde aktarılmasından ibâretti. Kısacası rivâyet tefsiri idi. Yalnızca İbn Cerîr et-Taberî nakledilen rivâyetleri zikrettikten sonra kendi tercihini belirttiği gibi bazı yerlerde gramer ve i’râbla ilgili bilgiler de veriyordu. Ayrıca âyetlerden çıkabilecek hükümleri de zikrediyordu. Böylece ilk rivâyet tefsirleri ortaya çıktı.KURAN BİLGİLERİ
TEFSİR İLMİNİN DÖNEMLERİ
-Birinci Dönem: Tefsirin Temellerinin Atıldığı Merhale:Bu merhalede tefsir ilminin temelleri atılmaya baslanmıstır. Bu dönem, Peygamber Efendimizin (sas) en hayırlı insanların yasadığı asır dediği; Sahâbe, tâbiûn ve tebe-i tâbiîn asrıdır
-İkinci Dönem: Tefsirin Müstakil Bir İlim Olduğu Merhale:Sağlam bir temel üzerine oturan tefsir, hicrî üçüncü asırda İbn Cerîr et-Taberî’nin Kur’ân’ın basından sonuna kadar tam bir tefsir yazmasıyla müstakil bir ilim haline gelmistir
-Üçüncü Dönem: Tefsirin Gelisme Merhalesi:Nakle dayanan rivâyet tefsiri veya me’sur tefsirin yanında akla dayanan dirâyet tefsiri veya ma’kûl tefsir de gelismeye baslamıstır. Bunların yanında asırların geçmesiyle, Kur’ân’ı anlama metotları yani tefsir metotları da değismistir.
-Dördüncü Dönem: Tefsirde Yeni Merhale:İslâm’ın ilk bes-altı asrından sonra zamanla içtimaî hayatta mukallitlikten daha ileri gidemeyen bir durgunluğun meydana gelisinin, tefsir ilminde de bir donukluk meydana getirmesi tabii idi.XIX. asır, müslümanlar arasında dinî hareketlerin canlandığı bir asır oldu.
- Tâbiûn Devrinde Tefsir:Gerek Hz. Peygamber (sas), gerekse dört halife devrinden itibâren, yeni fetihlerle İslâm devletinin sınırları Arap yarımadasını asmıstı. Fethedilen her beldeye İslâm’ı öğretmek için muallimler, asayisi temin etmek için de valiler görevlendiriliyordu. Resûlullah zamanında Muaz b. Cebel’in Yemen’e, Hz. Ömer döneminde de Abdullah b. Mes’ud’un Irak’a muallim olarak gönderilisini burada misâl olarak zikredebiliriz. Bu sekilde muhtelif sehirlere dağılan sahâbe, oralarda ilmî hareketlere baslamıstı. İslâm dininin hükümran olduğu beldelerde, sahâbenin güzîde bilginleri, tedrîs halkalarını kuruyor ve etrafına toplanmıs olan tâbiûndan öğrencilerine Kur’ân’dan anladıkları ve Hz. Peygamberden (sas) öğrendikleri tefsiri öğretiyorlardı.
Tâbiîler içinde tefsir ve fıkıhta öne çıkan Nâfi’, İkrime, Atâ, Saîd b. Cübeyr ve Hasan Basrî gibi sahıslar, tefsirde meshur sahâbilerin mevâlisi olarak anılmaktadırlar.
1. Mekke Medresesi/Ekolü: Bu medrese/ekol, Mekke’de tesis edilmis bir ekoldür. “İlim denizi” ve “Tercümânu’l- Kur’ân” ünvânının sahibi olan Abdullah b. Abbas tarafından kurulmustur. Kur’ân tefsirinin pîri olan bu sahâbînin kurmus olduğu tefsir ekolünün yetistirdiği en seçkin öğrenciler sunlardır: Saîd b. Cübeyr , Mücâhid b. Cebr , İkrime , Atâ b. Ebî Rabah , Tâvus b. Keysan .
2. Medîne Medresesi/Ekolü: Medine medresesi, Medine’nin en büyük âlimlerinden olan Ubeyy b. Ka’b tarafından kurulmustur. O’nun tedris halkasında yetisen en meshur öğrenciler de sunlardır: Ebu’l- Âliye , Muhammed b. Ka’b el-Kurâzî , Zeyd b. Eslem , doğrudan veya dolaylı biçimde Ubeyy b. Ka’b’dan ders almıslardır.
Tefsirciler, öteden beri tefsir çesitlerini genellikle “rivâyet tefsiri” ve “dirâyet tefsiri” olmak üzere iki ana bölümde ele almıslardır.
-Mevziî/Tecziî/Âyet Âyet Tefsir:Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin, mushaf tertîbine göre âyet âyet ve sûre sûre tefsir edilmesine Tefsiru’l- Mevziî denir
Bu tefsir akımı, sahâbe ve tâbiûn dönemlerinde Kur’ân’ın bazı âyetlerini parça parça serh ve izah
Üç ayrı gruba ayırdığımız tecziî tefsir çesilerini inceleyelim:
a. Tahlîlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin mushafın tertibine göre sûre sûre ve âyet âyet tefsir edilmesidir ki, müfessir, âyetleri bütün yönleriyle arastırıp hedeflerini ortaya çıkarır.
Tahlîlî tefsir de ikiye ayrılır ( 1. Rivâyet Tefsiri. 2. Dirâyet Tefsiri)
1. Rivâyet Tefsiri
Kur’ân-ı Kerim, Resûlullah’ın (sas) sünneti, sahâbe ve tâbiûn sözlerine dayanan bir tefsirdir.
En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
-Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.
-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir.
1) Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
2) Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
3) İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
4) Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
5) Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
6) İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
7) İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79)
-Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım.
-Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
-İfk hadisesini anlatan süre hangisidir? Nur süresi 11-26
-Musa a.s ile Hızır a.s kıssasını anlatan süre hangisidir? Kehf 60-82
-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
1-İmam-ı Hafs, “Asım” Kıraat imamının ravisidir.
2-“Kasr”, uzatmadan okumayı ifade eder.
3-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kurallarına uymak sıretiyle en hızlı okuma şekli “Hadr” okuma şeklidir.
3-Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere “Sıfat” denir.
4-Medd-i Muttasılda asli med üzerine ilave edilen meddin hükmü “Vaciptir”.
5-Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama “Revm” denir.
6-Kıraat-ı Asım’a göre Fussilet suresi 44.ayette ءاْعجَمِّىٌ kelimesinin 2.hemzesinde uygulanan okuma şekline “Teshil” denir.
7-Hud Suresi 44.ayette “Ya Büneyyerkemmeana” daki tecvid kuralına “İdğam” denir.
8-Kıraat imamlarının çoğunluğuna göre hadr usulü ile okuyuşta meddi munfasıl “Bir” elif miktarı uzatılır.
9-ارْجِعِي –“Limenirteda” kelimelerinde Ra harfi “Kalın” okunur.
10-Huruf-u İstila : ض , ظ, ق
10-Boğazın göğse bitiştiği yerden çıkan harf “Hemze” dir.
11-“Tekasür” suresinin başındaki hemze Kat’ hemzesidir.
12-Sekte olan sureler: Yasin,Mutaffifin,Kehf
13-Harfi tüm özellikleriye okumaya “İzhar” denir.
14-Medleri en uzun ölçü ile okumaya “TUL” denir.
15-Harflerin sıfatları:”Hems,Safir ve Kalkale” dir.
16-Hem yazıda, hem de okunuşta bulunan, kelimenin gerek vaslı ve gerekse vakfı halinde değişmeyen ve sabit kalan hemzelere “Kat’ hemzesi” denir.
17-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat imamımızın adı : “Asım” dır.
18-Bütün kıraat imamlarının Kur’an tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme “Kıraat ilmi “ denir.
19-Kur’an okumada Ref-i savt denen kavrama “Sesi Yüksletme” denir.
20-Kur’an’ı yavaş yavaş,anlamını düşünerek okumaya “Tertil” denir.
21-Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi sureye “Es-Seb’u’t-tıval” denir.
22-Hurufu’l-Halk harflerinin adedi “6” dır.
23-Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan,açık ve belirgin hatalı okuyuşa “Lahn-i Celi” denir.
24-Harfi medden sonra gelen,asli med üzerine ziyadeyi gerektiren medde “Fer’i Med” denir.
25-Vakf-ı mutlak secavend harflerinden ط harfiyle gösterilir.
26-Hemze ile başlayan kelimelerde,kendisi ile başlanınca okunan fakat kendinden önce harekeli bir harf gelince okunmayan hemzelere “Hemze-i Vasl” denir.
27-Mahrec veya sıfat bakımından yakınlığı olan harfler arasında meydana gelen idğama “İdğam-ı Mütekaribeyn” denir.
28-“Tehdit ve ibret ifade eden sözlerin geçtiği yerlerde” Kur’an tilaveti esnasında Ref’i savt yapmak uygun olmaz.
29- Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd bin Sabit
30- Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline Hadr
31- Med harfi ,3 tanedir. ا – و – ى
32- İhfa:Tenvîn veya sâkin ن’dan sonra ihfâ harflerinden(ت، ث، ج، د، ذ، ز، س، ش، ص ض، ط، ظ، ف، ق، ك) biri gelirse ihfâ olur. Harfleri 15 tanedir
33- Meddi Muttasıl’ın hükmü Uzatmak vaciptir. 4 elif uzatılır
34- Meddi Munfasıl’ın hükmü Caizdir. 4 elif miktarına kadar uzatılabiir. Yani isteyen 2-3-4 elif uzatabilir
35-Meddi Lin:Lîn harfinden sonra, sebeb-i med olan ârız veya lâzım sükûn bulunursa “medd-i lîn” olur.Harfi 2 tanedir. و – ى
36-Okuyuş şekilleri:
a) Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, mânâyı düşünerek, bütün tecvît kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (meselâ medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
b) Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lâzım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
c) Tedvîr: Tahkîk ile hadr’in ortasıdır. Bunda da mânâ düşünülür.
36- Kur’ân’ın son inen sûresi Nasr sûresi.
37-Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini :
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
38-Mekkî Sûreler’in özellikleri ,Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
39-Medenî Sûreler’in özellikleri ,Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
40-Sebeb-i Nüzûl ,Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
41- Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı Arz.
42- Seb’u't-Tıvâl sureler Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
43- Muhkem ayet Açık ifâdeli âyetlerdir
44-Müteşâbih ayet Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
45-Tefsir çeşitleri:
1- Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. Örnek olarak;
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
2- Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsirlerdir. Rasûlallah’tan gelen rivâyetler esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Örnek olarak;
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
46-Kaç surenin başında Huruf-u Mukatta 27 surenin başında bulunur.
47-SEKTE:Sekte nefes almadan bir elif miktârı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Kur’ân’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır.
1- Kehf Sûresi’nin 1. âyetinde: قَيِّمًا— عِوَجًا
2- Yâsîn Sûresi’nin 52. âyetinde: هَذَا—مَرْقَدِنَامِنْ
3- Kıyâme Sûresi’nin 27. âyetinde: رَاقْ — وَقِيلَمَنْ
4- Mutaffifîn Sûresi’nin 14. âyetinde: رَانَ—كَلاَّ بَلْ
48-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
49- İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Lâkin;cünüp olmamak Kur’ân okumak için yeterli bir nedendir. Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.” ( Vakıa Suresi, 77-79)
50-Kur’an’ın Yazıldığı malzemeler: Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz zamanında deri parçalarına, ağaç yaprak ve kapuklarına, devenin yassı kemigine, taş parçalarına, tahta, çanak ve çömlek arçalarına yazılıyordu. Daha sonra Hz. Osman döneminde tabaklanmış deriye tamamı yazılarak bir bütün halinde kitaplaştırılmıştır. daha sonraki devirler de ise kağıt üzerine yazılmıştır.
51-Kur’an’ın İlk Basımları:Matbaanın icadından sonra Osmanlı devletinde bir süre matbaada basılmasına karşı çıkılmışsa da; Avrupa’da ilk baskıları 1694’te Hamburg’ta, 1768’de Leibzig’de basılmıştı. 1850’de Hindistan’da Leknav’da, 1864’de Mısır’da Bulak Matbaasında, İstanbul’da ise1871’de ilk defa olarak basılmıştır.
52-Sûre ve Ayet :Kur’an-ı kerimi oluşturan ana bölmelere sûre denir.Kur’an-ı Kerim 114 sûre’den meydana gelmiştir. Sûreleri oluşturan cümle veya cümle grublarına ayet denir.
53-Kur’an-ı Kerim’de Sûreler indirildiği yere göre ikiye ayrılır:
Mekkî Sûreler: Mekke Döneminde indirilmiş olanlar, Yaklaşık 86 Sûre
Medenî Sûreler: Medine Döneminde indirilmiş olanlar. Yaklaşık, 28 sûre. Ancak Uzun sûrelerin hemen hepsi Medine’de indirilmiştir.
Medine’de: 228 sayfa, Kuran’ın %38,
Mekke’de: 376 sayfa Kur’an’ın % 62 ’si indirilmiştir.
53-Surelere uzunluklarına göre de bazı isimler verilmiştir.
Tıval: Uzun Sûre demektir. Bunlar: Bakara, Al-i İmran, Nisa, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya Kehf sureleridir.
Miûn: Yaklaşık yüz ayetten oluşan sûrelere denir.
Mesânî: Ayetleri yüzden aşağı olan sûrelerdir. yani Miûn’dan daha kısa olan sûrelerdir.
Mufassal: Kur’an’ın sonundaki sûrelere denir.

26

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri-7

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  876 Kez Okundu

1-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
2-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
3-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet; Nur suresinin 11,12 ve 13. ayetleridir.
4-Neml suresinde Besmele iki defa zikredilmiştir.
5-Kuran-ı Kerim de zikredilen kadın Hz.İsanın annesi Hz.Meryem.
6-İcazın sözlük anlamı bir düşünmeyi çok az bir szöcükle özlü bir şekilde anlatmak.
7-Besmele Kuran-ı Kerim de 114 defa zikredilmiştir.
8-Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
9-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
10-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
11-Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
12-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
13-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
14-Hak Dini Kuran Dili adlı eserin müellifi Elmalılı Ahmet Hamdi yazır.
15-İçerisinde Ahmed isminin geçtiği sure ve ayet;Saff suresi 6.ayet.
16-Siyak/Sibak :Kuran ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması.
17-Her ayetinde Allah yazılı sure Mücadele sueresidir.
18-Tilavet secdesi ile biten sureelr;Araf,Necm ve Alak sureleri.
19-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
20-Mekke surelerinin sayısı 86, Medeni surelerin sayısı 28 suredir.
21-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
22-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
23-Meviza:Kuranın isimlerinden biri olup, mevizanın anlamı; Kuranın nasihat ve öğüt vermesi.
24-Vücuh:lafızları aynı olan fakat anlamları farklı olan kelimeler.
24-Müşkülül Kuran:Kuranın aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetler.
25-Sebul-Tıval.Bakara, araf, Nisa, al-i İmran, Enam, Maide ve Enfal sureleri.
26-Fatiha suresini diğer isimleri;el-hamd,Sebul Mesani, Ümmül Kitap.
27-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe Hz. Zeyd bin Sabit.
28-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
29-Kur’an’ı Kerim’de “Cennet” kelimesi 66 defa“cehennem” kelimesi kaç 126 defa zikredilmiştir. —
30-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
31-Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti Maide suresinin 3. Ayetidir.
32-Hurf’u Seb’a ; Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
33-Kuran-ı Kerim 610 yılında nazil olmaya başlandı.
34-Kuran-ı Kerim, Nur Dağında(Mekke de) nazil olmaya başladı.
35-Kuran-ıKerim.hz.Ebubekir zamanında bir araya getirildi.
36-Kuran-ı Kerim,Hz.Osman zamanında çoğaltıldı.
37-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat ,İmamı Asım kıraatı.
38-Kıraat İlmi:Bütün kıraat imamlarının Kuran-ı Kerim tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme Kıraat İlmi denir.
39-Başında Besmele bulunmayan süre Tevbe süresidir.
40-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
41-Kuran-ı Kerim ,Ramazan ayında inmeye başlandı.
42-Kuran-ı Kerim , takriben 23 yılda nazil oldu.
43-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
44-Ayet:Surelerin bir mana veya hükmü ifade eden küçük büyük hebir bölümüne ayet denir.
45-İstiaze:Kuran okumaya başlarken;Euzubillahimineşşeytanırracim demektir.
46-Ref-i Savt:Kuran okumada sesi yükseltmeye Ref-i Savt denir.
46-Tertil:Kuran-ı Kerimi yavaş yavaş, anlamını düşünerek okumaktır.
46-Lahn-ı Celi:Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan, açık ve belirgin hatalı okuyuşlara denir.
47-Es -Sebut-Tıval:Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi süreye denir.
48-Ayetel Kürsi, Kuran- Kerim de bakara süresindedir.
49-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
50-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
51-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
52-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
53-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
54-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
55-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus 56– Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
57- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
58-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
59- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
60-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
61-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu. -Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
62-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
63-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
64-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
65-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
66-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
67-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
68-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
69-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
70-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
71-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
71-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
72-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
73-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
74-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
75-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
76-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir. -Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
77-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
78-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
79-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
80-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
81-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
82-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
83-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
84-Vahiy Kâtibi eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
85-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
86-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
87-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
88-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
89-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
90-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
91-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
92-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
93-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
94-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
95-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
96-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
97-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
98-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
99-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir. -Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
100-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
101-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
102-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
103-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
104-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
105-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
105-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir. -Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
106-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
107-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
108-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
109-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
110-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
111- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
112-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır. -Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
113-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
114-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
115-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
116- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
117-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
118-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
119-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
120-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir. -“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
121-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
122- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
123- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
124- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
125-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
126-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
127- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
128-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
129- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
131- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
132-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
133-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
134- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
135-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
136-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
137-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
138-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
139-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
140- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir. -ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
141-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
142-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
143–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
144-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
145-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
146-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
147-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
148-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
149-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
150-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
152-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79) -Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
153-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
154-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
155- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
156-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
157-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
158-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
159-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
140-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
141-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
142-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
143-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
144- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
145-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
146-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
147-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
150- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
152-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
152-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
153- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
154-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
155-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
156-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
157-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
158-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
159-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
160-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
161-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
162-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
163-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
164-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
165-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
166-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz. -Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
167- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
168-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
169-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
170- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
171-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
172-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
173-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
174- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
175-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
175-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
176-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
177-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
178-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
179-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
180-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
181-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
182-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
183-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
184-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
185-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
186-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
187- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
188- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
189- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
190- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
191-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
192- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
193-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
194-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
195-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
196- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
197- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
198- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
199-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
200hangisidir? Nur süresi 11-26
200-Kuranın kalbi diye anılan sure Yasin suresidir.

26

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri-6

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  358 Kez Okundu

1-Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
2-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
3-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
4-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
5-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
6-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
7-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
8- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
9-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
10- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
11-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
12-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu.
13-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
14-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
15-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
16-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
17-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
18-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
19-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
20-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
21-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
22-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
23-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
24-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
25-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
26-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
27-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
28-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
29-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
30-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
31-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir
32-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
33-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
34-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
35-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
36-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
37-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
38-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
39-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
40-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
41-Vahiy Kâtibi Peygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
42-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
43-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
44-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
45-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
46-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
47-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
48-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
49-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
50-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
51-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
52-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
53-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
54-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
55-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
56-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
57-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.
Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
58-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
59-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
60-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
61-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
62-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
63-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
64-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir.
65- Irak (Kûfe) Medresesi/Ekolü: Tefsir ve kırâat konusunda en önde gelenlerinden biri de Abdullah b. Mes’ûd’dur. İbn Mes’ûd, Peygamber Efendimizin (sas) vahiy kâtiplerindendir.Hz. Ömer (r) halifeliği sırasında İbn Mes’ûd’u Kûfe’ye muallim olarak tayin etmistir. İbn Mes’ûd’un Kûfe’de olusturduğu medrese, daha çok rasyonel bir temel üzerine bina edilmistir. Bu sebepten dolayıdır ki İslâm âlimleri, İbn Mes’ûd’un tesekkül ettirdiği bu medreseyi/ekolü, içtihâdî hareketlerin ilk nüvesi olarak kabul ederek O’na “Irak Re’y Ekolü” ismini vermislerdir.
66-Tefsir Faâliyetinin Gelismesi ve Tefsirlerin Tedvîni: Emevîler’in son dönemiyle Abbâsîlerin ilk döneminde Hz. Peygamberin hadîsleri tedvîn edilmeye baslandı. Hadîslerden muhtelif konular ayrı bablar altında toplanıyor ve tefsir konusu da bu hadîs mecmuaları içerisinde ayrı bir bölüm olarak yer alıyordu. Henüz sûre sûre, bastan sona Kur’ân tefsiri mevcut değildi. Peygamberimizden veya sahâbe ya da tâbiûndan rivâyet edilen Kur’ân âyetlerinin tefsirleri hadîs imâmlarının derledikleri mecmuâlar içerisinde yer alıyordu. Ancak bu mecmuâlarda tefsir yalnızca “kitâbu’t- tefsir” adıyla bir bölüm halinde mevcut idi. Ve kendilerinden önce geçen zevâtın tefsirlerinin aktarılmasından öteye geçmiyordu.
67-Tefsirlerin Tedvîni: Tedvîn “ilk devirden itibaren gelen tefsir rivâyetlerini muntazam bir sekilde bir kitapta toplamak” demektir. Kur’ân’daki her âyetin tefsiri ile ilgili Hz. Peygamberden (sas) ve ashâptan nakledilenrivâyetler yine mushaftaki sırasına göre tanzîm edilerek ilk tefsir mecmuaları meydana getirildi. Bunlar arasında bilhassa İbn Mâce , İbn Cerîr et-Taberî , Ebû Bekir ibn Münzir en-Neysâbûrî , İbn Ebî Hâtim , İbn Hibbân , Hâkim ve Ebû Bekir ibn Merdûyeh gibi değerli tefsir âlimleri bulunuyordu. Ve bu tefsirler de yine Hz. Peygamberden, ashâptan, tâbiûndan ve tebe-i tâbiînden nakledilmis olan rivâyetlerin isnatlar halinde aktarılmasından ibâretti. Kısacası rivâyet tefsiri idi. Yalnızca İbn Cerîr et-Taberî nakledilen rivâyetleri zikrettikten sonra kendi tercihini belirttiği gibi bazı yerlerde gramer ve i’râbla ilgili bilgiler de veriyordu. Ayrıca âyetlerden çıkabilecek hükümleri de zikrediyordu. Böylece ilk rivâyet tefsirleri ortaya çıktı.
TEFSİR İLMİNİN DÖNEMLERİ
68-Birinci Dönem: Tefsirin Temellerinin Atıldığı Merhale:Bu merhalede tefsir ilminin temelleri atılmaya baslanmıstır. Bu dönem, Peygamber Efendimizin (sas) en hayırlı insanların yasadığı asır dediği; Sahâbe, tâbiûn ve tebe-i tâbiîn asrıdır
69-İkinci Dönem: Tefsirin Müstakil Bir İlim Olduğu Merhale:Sağlam bir temel üzerine oturan tefsir, hicrî üçüncü asırda İbn Cerîr et-Taberî’nin Kur’ân’ın basından sonuna kadar tam bir tefsir yazmasıyla müstakil bir ilim haline gelmistir
70-Üçüncü Dönem: Tefsirin Gelisme Merhalesi:Nakle dayanan rivâyet tefsiri veya me’sur tefsirin yanında akla dayanan dirâyet tefsiri veya ma’kûl tefsir de gelismeye baslamıstır. Bunların yanında asırların geçmesiyle, Kur’ân’ı anlama metotları yani tefsir metotları da değismistir.
71-Dördüncü Dönem: Tefsirde Yeni Merhale:İslâm’ın ilk bes-altı asrından sonra zamanla içtimaî hayatta mukallitlikten daha ileri gidemeyen bir durgunluğun meydana gelisinin, tefsir ilminde de bir donukluk meydana getirmesi tabii idi.XIX. asır, müslümanlar arasında dinî hareketlerin canlandığı bir asır oldu.
73- Tâbiûn Devrinde Tefsir:Gerek Hz. Peygamber (sas), gerekse dört halife devrinden itibâren, yeni fetihlerle İslâm devletinin sınırları Arap yarımadasını asmıstı. Fethedilen her beldeye İslâm’ı öğretmek için muallimler, asayisi temin etmek için de valiler görevlendiriliyordu. Resûlullah zamanında Muaz b. Cebel’in Yemen’e, Hz. Ömer döneminde de Abdullah b. Mes’ud’un Irak’a muallim olarak gönderilisini burada misâl olarak zikredebiliriz. Bu sekilde muhtelif sehirlere dağılan sahâbe, oralarda ilmî hareketlere baslamıstı. İslâm dininin hükümran olduğu beldelerde, sahâbenin güzîde bilginleri, tedrîs halkalarını kuruyor ve etrafına toplanmıs olan tâbiûndan öğrencilerine Kur’ân’dan anladıkları ve Hz. Peygamberden (sas) öğrendikleri tefsiri öğretiyorlardı.
Tâbiîler içinde tefsir ve fıkıhta öne çıkan Nâfi’, İkrime, Atâ, Saîd b. Cübeyr ve Hasan Basrî gibi sahıslar, tefsirde meshur sahâbilerin mevâlisi olarak anılmaktadırlar.
1. Mekke Medresesi/Ekolü: Bu medrese/ekol, Mekke’de tesis edilmis bir ekoldür. “İlim denizi” ve “Tercümânu’l- Kur’ân” ünvânının sahibi olan Abdullah b. Abbas tarafından kurulmustur. Kur’ân tefsirinin pîri olan bu sahâbînin kurmus olduğu tefsir ekolünün yetistirdiği en seçkin öğrenciler sunlardır: Saîd b. Cübeyr , Mücâhid b. Cebr , İkrime , Atâ b. Ebî Rabah , Tâvus b. Keysan .
2. Medîne Medresesi/Ekolü: Medine medresesi, Medine’nin en büyük âlimlerinden olan Ubeyy b. Ka’b tarafından kurulmustur. O’nun tedris halkasında yetisen en meshur öğrenciler de sunlardır: Ebu’l- Âliye , Muhammed b. Ka’b el-Kurâzî , Zeyd b. Eslem , doğrudan veya dolaylı biçimde Ubeyy b. Ka’b’dan ders almıslardır
Tefsirciler, öteden beri tefsir çesitlerini genellikle “rivâyet tefsiri” ve “dirâyet tefsiri” olmak üzere iki ana bölümde ele almıslardır.
74-Mevziî/Tecziî/Âyet Âyet Tefsir:Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin, mushaf tertîbine göre âyet âyet ve sûre sûre tefsir edilmesine Tefsiru’l- Mevziî denir
Bu tefsir akımı, sahâbe ve tâbiûn dönemlerinde Kur’ân’ın bazı âyetlerini parça parça serh ve izah
Üç ayrı gruba ayırdığımız tecziî tefsir çesilerini inceleyelim:
a. Tahlîlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin mushafın tertibine göre sûre sûre ve âyet âyet tefsir edilmesidir ki, müfessir, âyetleri bütün yönleriyle arastırıp hedeflerini ortaya çıkarır.
Tahlîlî tefsir de ikiye ayrılır ( 1. Rivâyet Tefsiri. 2. Dirâyet Tefsiri)
1. Rivâyet Tefsiri
Kur’ân-ı Kerim, Resûlullah’ın (sas) sünneti, sahâbe ve tâbiûn sözlerine dayanan bir tefsirdir.
En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
75-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.
76-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
77-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
78-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
79-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
80-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
81-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
82- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
83-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
a-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
84-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
85-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
87-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
88- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
89-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
90-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
91-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
92-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
93-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
94-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
95- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
96- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
97- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
98-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
99-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
100- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
101-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
102- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
103- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
104-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
105-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
106- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
107-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
108-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
109-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
110-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
111-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
112- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir.
113-
1) Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
2) Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
3) İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
4) Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
5) Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
6) İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
7) İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
114-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
115-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
116-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
117–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
118-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
119-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
120-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
121-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
122-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
123-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
124-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
125-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
126-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
127-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
128-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79)
129-Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
130-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
131-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
132- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
133-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
134-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
135-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
136-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
137-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
138-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
139-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
140-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
141- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
142-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
143-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
144-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
145- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
146-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
147-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
148- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
149-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
150-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
151-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
152-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
153-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
154-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
155-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
156- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
157-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
158-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
159-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
160-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
161-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
162-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
163-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
164-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım
165-Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
166- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
167-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
168-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
169- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
170-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
171-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
172-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
173- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
174-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
175-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
176-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
177-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
178-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
179-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
180-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
181-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
182-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
183-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
184-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
185-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
186-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
187- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
188- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
189- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
190- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
191-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
192- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
193-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
194-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
195-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
196- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
196- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
198- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
199-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
200-İfk hadisesini anlatan süre hangisidir? Nur süresi 11-26
201 . Mukaddes Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm Allah Kelâmıdır
202. Kur’ân-ı Kerîm’in Tercüme Edilmesi ve Kendi Lafzıyla Okunması:Hanefî ulemâsı, tercümenin Kur’an’ın yerini asla tutamayacağından, tercümenin bir meal olmak üzere Arapçası ile birlikte yazılmasını şart koşmuştur.
203. Kur’ân-ı Kerîm’in Eşsizliği (İ’câzı):Kur’ân-ı Kerîm hem lafız hem anlam bakımından Allah’a ait yani arapça bir ifade ve üslûba sahip olduğundan, onun bir benzerini, değil başka milletler, Araplar dahi yapamamışlardır.
204. Kur’ân-ı Kerîm’in Nüzûlü ve Tespit Şekli:Kur’ân-ı Kerîm, Allah katından Resûl-i Ekrem’e 40 yaşında iken (m. 610) Ramazan ayında mübarek bir gecede, Kadir gecesinde Hz. Cebrail vasıtasıyla indirilmeye başlanmış ve 22 sene 2 ay 22 günde tamamlanmıştır.
205. Kur’ân-ı Kerîm’in Kitap Halinde Toplanması:Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ebû Bekir’in halîfeliği devrinde, dinden dönenlere karşı yapılan Yemâme savaşında (m. 633) 70 kadar hâfız şehid olmuştu.Bunun için Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir’e müracaat etti. O da teklifi yerinde bularak, Hz. Peygamber’in çok sevdiği vahiy kâtibi Zeyd b. Sâbit’i (ra.) çağırarak bu görevi ona verdi. O da bir yandan eldeki çeşitli malzemelere yazılmış mevcut nüshaları bir araya getirdi. Böylece, eldeki bütün yazılı âyetleri Zeyd b. Sâbit (ra.) kendisinin ve hâfızların ezberleriyle karşılaştırdı. Sonunda her sûre ve âyetleri vahiyle belirlenmiş sıraya göre ve Kureyş lehçesiyle bir kitap hâlinde yazıldı ve adına “Mushaf” denildi. Hz. Ebû Bekir vefat edince bu Mushaf, Halîfe Hz. Ömer’e teslim edildi.Nihayet Hz. Osman halîfe seçilince nüsha ona intikal etti. O da İslâm’ın yayılması ile Kur’an’ın metninde bazı değişik okuma/kıraat farklarına ve ihtilaflarına meydan vermemek için, yine Hz. Zeyd b. Sâbit’in başkanlığında bir heyet kurup sûreleri son arzaya uygun olarak (geliş sırasına göre değil de aralarındaki ilgiye göre tertip edip) birkaç (4-5 veya 7-8) nüsha yazdırarak bazı büyük vilayetlere gönderdi
206-MUSHAF’A NOKTA VE HAREKE KONULMASI:Emevî hükümdarı Abdülmelik zamanında (v. 65/684) görevlendirilen Ebü’l-Esved ed-Düelî (v. 69/688) Kur’an’da önce nokta yerlerini hareke ile belirtti. Bundan sonra çalışmalar devam etti. Irak emîri Haccâc zamanında da Yahyâ b. Ya’mer (v. 65/684) ile talebesi Nasr b. Âsım el-Leysî (v. 89/707) noktalama işini geliştirip bugünkü nokta ve harekeleri koydular. Hemze, şedde, sıla, revm, işmâm ve diğer işaretler de Halil b. Ahmed (v. 175/791) tarafından konuldu.
207 – SÛRE VE ÂYET:Sûre şeref, yüksek rütbe veya binanın kısmı anlamlarına gelir. Tefsir ilmine göre sûre Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerden meydana gelen bölümlerine denilir. Sûrelerin sayısı 114’tür.Âyet sözlükte alâmet, işaret, ibret, delil ve mûcize anlamlarına gelir. Bugün yaygın olarak bulunan Mushaf’ta 6236 âyet.Sûreler uzunluklarına göre de tasnif edilir.Sûreler kemiyet bakımından şöyle bir taksime uğrarlar: 1-Tıval, 2-Miûn, 3-Mesani, 4- Mufassal,
1- Tıval yani uzun süreler yedidir: Bakara, Al-i İmran, Nisa’, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya Kehif.
2- Miûn, yani yüzlükler, âyetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbeden sonra gelenlerdir. (Tevbe, Nahl, Hûd, Yusuf, Kehif, İsra, Enbiya, Tâhâ, Mü-minun, Şuarâ, Saffât).
3- Mesani, âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmimler, Elif Lamlar, Tasinler böyledir.
Mesani: (Ahzab, Hac, Kasas, Tasin, Neml, Nur, Enfal, Meryem, Ankebut, Rum, Yâsin, Furkan, Hicr,
Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrahim, Sâd, Muhammed, Lokman, Zümer, Hâmimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak, Nun, Hücurat).
4- Mufassal, Kur’an’ın sonundaki sûrelerdir. Nevevî’ye göre Hücurattan başlar. Onlar da Tıval, Evsat, Kısar olmak üzere üçe bölünür.
Tıvali Mufassal: Hücurattan Buruca kadar, Evsatı Mufassal: Buructan Lemyekün’e kadar, Kısarı Mufassal: oradan sona kadardır.
208– KUR’AN’IN KIRAATLERİ:Kur’ân-ı Kerîm’in lafızlarında, harflerinde ve edasındaki değişik rivâyet hususuna, diğer bir ifadeyle kelimelerdeki med, kasır, hareke, sükûn, nokta ve i’rab bakımından değişik okumaya “kıraat” denilir. Ashâb-ı kirâmdan bu hususta hem senetleri sahih, hem de tevâtür derecesine ulaşmış rivâyetler “yedi tarîk/kıraat” (yedi okunuş şekli) toplandı ki, bunlara “Kıraat-i Seb’a” denilmiştir.
209-Secâvend, Kur’an’da Vakf/Durma İşaretleri
(م): Mim: Vakf-ı lâzım işaretidir. Bu işaret nerede gelirse orada vakfetmek lazımdır, vaciptir. Vakf terk edilemez. Çünkü kastedilen mana bozulur. Hatta bu vakf, kasden terk edildiği taktirde, küfrü icap ettirmesinden korkulur. Mim İşareti, Kur’an-ı Kerim’de “84” yerde bulunmaktadır.maviekspres.com
(طَ): Tı: Vakf-ı mutlak alâmetidir. Bu işaretin bulunduğu yerde de vakf yapılması evlâ/daha güzel olmakla beraber, vasl da caizdir. Vakf yapılmazsa da bir şey lazım gelmez. Bu işaretin bulunduğu yerde durulur ve devam edilir.
(ج): Cim: Vakf-ı caiz alâmetidir. Vakf ile vasl ihtiyaridir/isteğe bağlıdır. Ancak vakf evlâdır.
(ص): Sad: Vakf-ı ruhsat işaretidir. Vakfın yeri olmayan, fakat zarurete mebni vakf caiz olan mahal/yer demektir. Vakf yapıldığı takdirde geriden almaya lüzum yoktur.
(ز) ): Ze: Vakf-ı mücevvez alametidir. Vakf caiz olmakla beraber vasl evlâdır. Vakf yapılırsa, geriden almak caizdir.
(لَا): Lâm-elif: Vakfın caiz olmadığını gösterir. Durma, durulmaz demektir. Çünkü mana tamam olmamıştır. Vasl etmek lazımdır. Vakf yapılırsa geriden almak gerekir. Ancak ayetin sonunda olursa, tekrar geriden almak doğru değildir. Çünkü orası diğer bir ayetin başıdır.
(ق): Kaf: Vasl alametidir. Vakf caizse de vasl evlâdır.
(قف): Kıf: Vakf alametidir. Bu kelime üzerinde “vakf yap” demektir. Vasl da caizdir.
( ۖ ): Sılî: Vakfın caiz, vaslın efdâl olduğuna işarettir.
(ك): Kef ( آذا ) veya ( kezalik ) kelimesinin kısaltılmış şekli olup, bir önceki işaret gibidir, demektir.
(ع):Ayın: Rükû alametidir. Namaz kılarken rukuya gitmenin güzel ve münasip olduğunu bildirir. Mevzu ve kıssa başıdır. Buna: “Aşr-ı şerif” işareti de denir.
(س): Sin ( sekte ): Sekte işaretidir.
(.:): Bu üç noktalı işaret birbiri ardınca iki kere gelecek olursa, birisinde durulunca ötekinde durulmaz. İkisinde de durulmazsa bir şey lazım gelmez.
(خ): Hı; ( hams ) kelimesinden alınmış olup, 5 ayette bir konur. Ayet sonunda olduğu için de durmak güzeldir.
(مَدْ) ): Med işaretidir. Altında bu işaret bulunan harf çekilir/uzatılır.
(قَصْرٌ) : Kasr işaretidir. Altında bu işaret bulunan harf, çekmeden/uzatılmadan okunur

26

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri-5

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  392 Kez Okundu

1-MUSHAF’IN YAZISI (RESMÜ’L-MUSHAF) :Kur’an’ın yazısıyla ilgili olarak doğan ilme “Resmü’l-Mushaf” ismi verilmiştir.
2-TECVİD İLMİ :Tecvid, harflerin mahrec ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı Kerim’i hatasız okumayı öğreten ilimdir.
3-KIRAAT İLMİ (KIRAATU’L-KUR’AN):Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin okunuşlarını ve ihtilaflarını nakledenlerine nispet ederek bildiren ilme “Kıraetü’l-Kur’an” veya “Kıraat İlmi” denir
4-VAKF VE İBTİDA: Durmak anlamına gelen vakf, okumaya tekrar başlamak niyetiyle nefes alacak kadar bir süre için sesi kesmekten ibarettir. Başlama anlamına gelen İbtida ise, ilk defa okumaya başlamak veya vakftan sonra tekrar başlamak demektir
5-NÜZUL SEBEPLERİ (ESBABU’N-NÜZUL):Bazı ayet ve surelerin ne gibi sebeplerle indirildiğini bildiren ilim dalına Esbabu’n-Nüzul denir
6-MUHKEM VE MÜTEŞABİH:Muhkem: Lügat manası sağlam, manası açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez anlamında if’al vezninde, arapça ismi mef’ul bir kelimedir. Muhkem ayetler, manası açık olan, manasında ihtilaf edilmeyen, manalarının anlaşılması için açıklamaya ihtiyaç duyulmayan, manası herkes tarafından anlaşılabilen ayetlerdir.
Müteşabih: Birden fazla manaya gelen, manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan veya muhkem ayetlere ters gibi görünen ayetlerdir.
7-EL-HURUFU’L-MUKATTA’A):Bazı surelerin başında bir veya başka harfin birleşmesinden meydana gelen kesikli harflere “El-Hurufu’l-Mukatta’a” denir.
8-ĞARİBU’L-KUR’AN:Ğarib kelimesi, yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapalı anlamına gelmektedir. Kur’an’da yer alan, araplar arasında da yaygın bir şekilde kullanılmadığı için pek bilnmeyen kelimelere ğarib denilmiştir. Kur’an’da nadiren de olsa yabancı kelimelerin bulunuşu, ekseriyeti teşkil eden Kureyş lehçesinin dışında, diğer lehçelerden de birçok kelimelerin yer alması “Ğaribu’l-Kur’an” meselesini ortaya çıkarmıştır.
9-İ’CAZU’L-KUR’AN (KUR’AN’IN EŞSİZLİĞİ):İ’caz kelimesi lügatte, aciz bırakmak anlamına gelir. Bir şeyin benzerini yapmaktan aciz bırakan şeye de mu’cize denir.
10-AKSAMU’L-KUR’AN (KUR’AN’DAKI YEMINLER):Kur’an’ın bazı ayetlerinde Allah’ın kendi yüce ismi üzerine, rasullere, Kur’an’a, meleklere, kıyamet gününe, tabiatta bulunan önemli varlıklara yemin edilmiştir. Kur’an’da yeminlerin bulunmasındaki sebepler şöyle açıklanmıştır:
11-KISASU’L-KUR’AN:Allah, muhataplarına tevhid ve ahlak ilkelerini, tarihin kanunlarını anlatırken, öğretirken, pedagojik açıdan çok önemli bir metodu kullanmıştır. Bu da tarihte yaşanan hadiseleri, dini ve ahlaki bir muhtevayla insanların önüne koyan kıssalar yoluyla gerçekleşmiştir
12-TEKRARU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim’de bazı kelime ve ayetlerin bir veya birkaç yerde tekrar edilmiş olması “Tekraru’l-Kur’an” terimi ile ifade edilmiştir.
13-EMSALU’L-KUR’AN:Mesel kelimesi lügatta şibih, nazir, delil, hüccet, bir nesnenin sıfatı, halk arasında kabul görüp yayılmış ve meşhur olan sözlerdir –ki bunlara Türkcede atasözleri denir-, bunların irad edilip söylenmesine de “darb-ı mesel” denir, çoğulu ise emsaldir.
14-MECAZU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim’de kelimeler hakiki manalarında kullanıldıkları gibi, bazen de mecazi manalarda kullanılırlar. İslam alimlerinin çoğunluğu, kur’an’da mecazın varlığını kabul etmişlerdir
15-MÜŞKILU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim ayetleri arasında ilk bakışta ihtilaf ve tenakuz gibi görünen durumları inceleyen ilme Müşkilu’l-Kur’an denilir.
16-İ’RABU’L-KUR’AN:Kur’an kelimelerinin cümle içinde bulundukları yere göre gramer yönünden incelenmesi ve tahlillerinin yapılması “İ’rabu’l-Kur’an” ilmini meydana getirmiştir.
17-MÜCMEL-MÜBEYYEN:Mücmel, lügat manasından da anlaşıldığı gibi, müphem bir lafızdır. Ondan ne murad edildiği anlaşılamaz. Mücmel olan ayette de manalar izdiham eder ve onlardan hangisi olduğu açık bir şekilde belli olmaz. Manası kapalı bir şekilde olan ayetler Kur’an’da mevcuttur. Davud ez-Zahiri, mücmel ayetlerin Kur’an’da varlığını kabul etmez.
18-MÜBHEMATU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim’de sarih olarak isimleri zikredilmeyip te, ismi mevsuller veya zamirlerle zikredilen erkek veya kadınlar olduğu gibi, melek veya cin veyahut ta bir topluluk veya kabile de olabilir.
19-HALKU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim Allah kelamı olması hasebiyle, mahluk değildir. Bu görüşü ehl-i sünnet alimleri ittifaken kabul etmişlerdir.
20-VÜCUH VE NEZAİR:Kur’an-ı Kerim’de, çeşitli manalarda kullanılan müşterek lafızların mevcut olduğu müşahade edilir. Bir kelimenin bir ayette ifade ettiği mana ile, yine aynı kelimenin diğer ayetlerde anlamlar aynı olmamaktadır. İşte biz buna tefsir ilminde “Vücuh” diyoruz. Bunun aksine de, yani çeşitli birçok kelimenin aynı manayı ifade etmesine “Nezair” denir.
21-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir. Kur’an’daki birçok sure ve ayetlerin özelliklerine dair hadisler ve alimlerin sözleri mevcuttur. Bunların okunmasıyla müsbet neticeler elde edildiği tecrübelerle sabittir
22- Tashih-i Huruf :Harfleri doğru telaffuz etmektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
23-İşmam: Sükûndan sonra, zammeye işaret etmek üzere, dudakları öne doğru toplamak demektir.
24-Ravm: Hafif bir sesle harekeyi belirtmektir.
25-İdğam: Birbirinin aynı, birbirinin mütecanisi(mahreçleri bir sıfatları farklı harfler) birbirinin mütekaribi (mahreç ve sıfatlarında yakınlığı olan harflerin) her birinin diğerine bazı şartlar dâhilinde katılmasına ve şeddeli bir harf gibi okunmasına İdğam denir.
26-İhfa: Ğunnesini belirtmek suretiyle şeddeden arınmış olarak İdğam ile izhar arasında uygulanan bir haldir.
27-İzhar: İki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmaktır.
-Kalkale: Kuvvetli bir ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.
28-İklab: Tenvin veya nuni sakineyi tam bir mîm’e çevirmek ve onu (bu mimi) ba’dan önce, ğunne ile ihfa etmektir.
29- Med: Bir elif miktarından fazla çekilmemesi,
30- Vakıf: Ses ve nefesin birlikte kesilmesi,
31- Sekte: Nefes almadan sesin kesilmesi,
32- Hareke: Harfin harekeli olması
33- Sükûn: Harfin harekesiz olması,
34- Müttefekun Aleyh :Tüm kıraat âlimleri bir eliften fazla okunmasında birleşmelerine denir.
35- Muhtelefün Fih :Kıraat Âlim’leri, meddin kaç elif miktarı çekileceği konusunda ihtilafa düşmelerine denir.
36- Lahn-ı Celi: Açık Hata demektir; harflerin zat ve sıfat-ı lazımelerinde meydana gelen açık hata demektir
37-Lahn-ı Hafi: Gizli Hata: Harflerin Sıfatı arızalarında meydana gelen hatadır. İki kısma ayrılır. a) İhfa, İzhar, İklab ve İdğamlarda yapılan hatalar. b) Ra harfindeki tekrir sıfatında, nun ve mim deki ğunne sıfatında yapılan hatalardır.
38- Muhkem Ayetler :Manası beyan edilmeye muhtaç olmayan yahut yalnız bir türlü mana verilebilecek açık ve muhkem manalı ayetler demektir.
39- Müteşabih ayetler :Surelerin başında bulunan mukattaat gibi manası anlaşılmayan veyahut türlü izah ve tefsirlerle müsait bulunan ayetlerdir.
40- Neşirul Kur’an – Cami-ul Kur’an :Kur’an-ı kerimin cem-i ile ilgili olarak Hz. Ebu Bekir’e Cami-ul Kur’an,
İstinsahı (Çoğaltılması) ile ilgili olarak Hz. Osman’a Naşiru’l Kur’an denmiştir.
41- Tahkik: Harflerin hakkını tam vererek, mahreçlerinden çıkartarak, sıfatlarına riayet ederek, medleri gereği kadar uzatarak, tutulacak yerleri tutarak; ihfa, izhar, iklab, ğunne vb. tecvid kurallarını yerine getirmektir. Bu okuyuşa Tahkik denir.
42-Tedvir: Tahkik ile Hadr arası bir okuyuştur,
43-Hadr: Süratli okuyuştur, Kur’an-ı Kerimi Tecvid kaidelerine uymak kaydıyla, en hızlı okuyuş şekline Hadr denir.
43-İmale: مَجْرَيهَا Meylettirmek anlamında olup, fethadan kesreye yapılan meyil kesreye daha yakınsa buna imale-i Kübra denir. Hud suresi 41. Ayet.
44-Teshil:ءَاَعْجَمِيٌّ Kolaylaştırmak demek olup, hemzenin şiddet sıfatı giderilip, hemze ile elif veya (he) arası bir esle okumaktır ki bu ses tam elif değildir tam (he) de değildir. (Femi Muhsin öğrenmek gerek)
45-İşmam: لَا تَاْ مَنَّا Yusuf suresi 11. Ayet. Bu kelimenin aslı;مَنُناَ لاَتَاْ idi, Kıraat gereği idğam edildi ve şedde verildi لَا تَاْ مَنَّا oldu. Bu kelimede işmam şöyle yapılır, مَنْ hecesinde zamme okuyor gibi dudaklar ileri sürülür. Ğunne esnasında biraz önde tutulur, ناَ demeden önce dudaklar geri çekilir ve dudaklar geri çekilince ناَ okunur.
46-QARİ: Kur’an okuyan, kıraat bilgisini bilip uygulayabilen kişiye denir.
47-MUKRİ: Kıratları bilen ve bunları sözlü yolu ile nakleden, başkasına okutan kıraat alimi demektir
48-İMAM: Kıraat sahasında otorite ve güvenilir kimseye denir.
49-TARIK: Yol manasınadır. kıraattaki hilaf, ya imam ya da ravisine yahut da ravilerin ravilerine ait olur. Hilaf, rivayet ve tarikler imamda nihayet buluyorsa bu kırattır. Eğer hilaf imamın ravisine ait olursa buna da rivayet denir. Şayet ravilerden sonra aşağıya doğru daha sonrakilerden birine ait olursa bu hilafa da “TARIK” denir.
50-RAVİ: Doğrudan veya vasıtalı olarak kıraat imamlarından kıraat vecihlerini alıp daha sonraki nesillere aktaran kişiye denir.
51- Asli Med: Med harfinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olup, başka bir sebebe dayanmayan medde asli, zati, tabii med denir.
52-Fer-i Med: Asli Med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak gelen medde denir. Harfi medden sonra gelen hemze ve sükûndur.
53- Asli Harf ve Fer-i Harf : Asli Harf: 28 hece harfleridir.Fer-i Harfler: Kur’an da 5 çeşittir. 1. Hemze-i Müsehhele. 2.Elif-i Mumale. 3. Sad-ı Müşemme.
4. Lam-ı Muğallaza. 5. Nun-i Muhfat
54-Kıratı Seb’a :Meşhur yedi imama nisbet edilen mütevatir kırata “kıratı Seb’a “ denir.
55- Şaz Kıraat :Senedi Sahih olmayan kıratlardır.
56- Kıraat-ı Aşere :On imamın kıraatinin ikişer ravisiyle birlikte okunmasıdır.
57- Takrib :On imamın kıraatinin ikişer ravisinden her birine ikişer ravi(Tarık) ilave ederek okunmasıdır.
58- Hicrete kadar nazil olan ayetlere Mekkȋ,Medeni ise; Hicretten başlayarak hicretin onuncu yılınaPeygamberimizin vefatına kadar nazil olan ayetlerdir.
59- Kur’an-ı Kerim: 114 sure, 6236 ayet ve 22 sene, 2 ay, 22 günde nazil olmuştur. Yani 22.2.22 hoş bir rakam değil mi?
60- Hurufu Halk (boğaz Harfleri) : ا ح خ ع غ ه harfleridir.
61- Kur’an-ı kerim Hz. Osman döneminde çoğaltılıp :Mekke, Medine, Şam, Küfe, Yemen, Basra, Bahreyn’e gönderildi.
62- İlmi Kıraat :Kur’an kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet edilerek bilmektir .
63- İlmi Tecvid :Lügat: bir şeyi güzel yapmak, hoş yapmak demektir. KONUSU; Kur ’anın kelimeleri ve harfleridir. Hece Harfleridir. Harflerin sıfatı lazıme ve arızalarını ve mahreçlerini bilmektir.
64- İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi- manevi her türlü kötülükten zarar ve sıkıntıdan Allaha sığınmak, ondan yardım dilemektir.
65-Hz. Peygamber döneminde Medine’ye ilk giden kur’an öğretmeni Mus’ab bin Umeyr’dir
66-Vahiy kâtiplerinden 5 isim :Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr,
67- Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasınaMukabele denir.
68- Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
69- Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
70-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
71- Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
72-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
73- Kur’an-a ilk harekeyi; Ebu’l-Esved ed Düveli’nin koyduğu, Noktanın ise; Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
74- Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
75- Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
76-Arz: Talebenin okuyup hocanın dinlemesi,
77-Eda: kıratı hocanın ağzından almaktır ve tekrar hocanın huzurunda okumaktır. Bu şekilde kıraat öğrenmeye eda denir
78-İstima: Sema ile aynı manadadır
79-Zelletül Kari : Okuyucu hataları,
Kıraate Altı Türlü Hata Vardır: Ayette, Kelimede, Harflerde, İ’rab da Kelimenin Kat’ın da, Vakf ve İbtida da.
80- On kıraat İmamın isimleri nelerdir?
1.Nafi, 2.İbni Kesi,3.Ebu Amr,4.İbnu Amir, 5. Asım, 6.Hemze, 7.Kisai, 8. Cafer, 9.Yakub, 10.Haleful Aşir. Dir .
– Kur’an-ı Kerim için üç önemli özellik: 1- Hattı Osmani olması, 2. Tevatürle rivayet edilmesi, 3. Nahiv ilmine uygun olması.
81- Fem-i Muhsin: Kur-an-ı Kerimi emredilene uygun olarak en güzel tarzda icra eden üstad demektir. Fem-i Muhsin, Kur-an-ı mükemmel bir üslup ve eda ile okur ve okutur.
82- Müşafehe: Kur-an-ı Kerimi, hocanın öğrencisine, öğrencinin de hocasına okumasına denir. Kur-an öğrenmede en sağlıklı yol Müşafehe (arz) yoludur. Kıraatler semaan ve müşafeheten sabit olurlar.
83- Vecih :İmam, ravi ve ravinin ravisi dışında karının tahyirine (okuyucunun tercihine) vecih denir. Örneğin: meddi arızda bütün kıraat imamları için tul, tavassut, kasır olmak üzere üç türlü okuyuş caizdir. İşte bu üç türlü okuyuştan birini tercih etmeye vecih denir.
84- Mütevatir Kıraat :Yalan üzerine ittifak etmeleri mümkün olmayan bir topluluğun, diğer bir topluluktan rivayet ettiği kırattalardır. Örneğin: yedi kıraatin naklindeki tariklerin birleşmesi bu tür kıraatı teşkil eder. Mütevatir kıraate inanmak vacib, inkâr caiz değildir.
85- Meşhur Kıraat :Senedi sahih, Arapça ’ya ve Hz. Osman Mushaflarının hattına uygun, kurra arasında meşhur ve fakat tevatür derecesine ulaşamayan kıraatlerdir. Bu çeşit kıraatler on imam arasında muteber sayılmışlardır.
86- Hayşum:Geniz kovuğudur, Buradan ğunne çıkar,

88-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler :Cevap: Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
89-Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü ,Şuara suresi 227 ayet
90-Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresidir.Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresidir.
91-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi .
92-Peygamber efendimizin kadınlara öğretilmesi emir buyurduğu sure Nur suresidir.
93-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
94-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
95-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
96-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
97-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
98-”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
99-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
100-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
101-Kuran-ı Kerimde 25 tane nebinin adı zikredilmiştir
102-Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
103-Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut
104-Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi
105-Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
106-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
107-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
108-Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
109-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlere Sure ismi verilir.
110-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır.K.Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf adı verilir.
111-Hz. Ebu Bekir zamanında Zeyd b. Sabit tarafından Mushaf haline getirildi.
112-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi.
113- Kur’an’ı Kerim’deki son Nas suresi.
114-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun Bakara suresi.
115- Kur’an’ı Kerim’deki en kısa Kevser suresidir.
116-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
117- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar)50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
118-Muavizeteyn” surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.
119-TERTİL/TAHKÎK:Istılahta: “Kuranı açık açık aheste aheste acele etmeksizin okumaya “Tertil” denir.”
Kıraatın en yavaş icra edildiği okuyuş şekli olan bu tarzda Medd-i Tabii’nin dışındaki bütün Meddler 4 elif, İhfa, İklab ve Ğunneli İdğamlar 1,5 elif miktarı uzatılarak okunurlar.
120-TEDVİR:Tertil, tahkik ile Hadr arasında bir okuyuş tarzıdır. Tedvir ile kıraat İbn-ü Amir, Asım, Kisai ve Halef’in tercihidir.
Tedvir ile okuyuşta Medd-i Muttasıl, Medd-i Munfasıl, Medd-i Arız üçer elif; Medd-i Lazım ise 4 elif uzatılarak okunur.
121-HADR:Tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuyuş biçimidir. Kelimelerin telaffuzlarına hassasiyet gösterilir. Ölçüler asgari düzeyde uygulanır.
Medd-i Tabii, Medd-i Munfasıl ve Medd-i Arız 1 Elif; Medd-i Muttasıl 2 elif ve Medd-i Lazım 2.5 elif uzatılarak okunur.
İbn-i Kesir, Cafer, Ebu Amr, Yakup Ve Kalun’un okuyuş tercihidir.
122-HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.
123-Kırâat-ı Aşere( On Kırâat):Okunan bir vecih, râvîlerin ittifakıyla İmam’a atfedilince”Kırâat”, Râvîlerden birine atfedilince “Rivâyet”; Râvîlerden daha sonraki halkalardan birine isnâd edilince de”Tarik” adını alıyor. Bu “Tarik’lardan:
1) Nâfi’ 2) İbnu Kesîr 3) Ebû Amr 4) İbnu Âmir 5) Asım
6) Hamza 7) Kisâ’î 8 Ebû Câfer 9) Yâkûb 10) Halef el-Bezzâr
On Kırâattan Kisâ’î’ye kadar olanlarına: “Kırâat-ı Seb’a” yâni “Yedi Kırâat”; kalan üçüne de: “Kırâat-ı Selâse” yani”Üç Kırâat” denilmektedir. İkisinin toplamı da, mütevâtir olarak “On Kırâat”ı oluşturmaktadır.
Bu “On Kırâat’ın dışında kalan kırâatlara da: “Şâz Kırâatlar”=”el-Kırââtu’ş-Şâzze” denilmektedir.
Kırâatların Kısımları
1-Mütevâtir kırâatlar;
2-Sahîh kırâatlar;
3-Şâz kırâatlar

124″On Kırâat”, bütün İslâm dünyâsınca itirazsız kabul gören, okunan ve okutulan kırâatlardır. Bunlara: “On İmamın Kırâatı” yâni: “On İmamın Okuyuşu” veya: -orijinal adıyla-: Kıraatu’l-E’immeti’l-Aşera” denilmektedir. (İbnu’l-Cezerî, Takrîbu’n-Neşr Fi’l-Kırââti’l-Aşr, 26.)

26

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri-4

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  453 Kez Okundu

1-Kur’an, Hz. Peygamber’e kırk yaşında iken 610 yılı Ramazan ayının 27. gecesinde inmeye başlamıştır (Hamîdullah, İslâm Peygamberi, I, 80).
2-Hadis kaynaklarında Kur’an’ın inişi hakkında farklı bilgiler verilmektedir. Süyûtî konuyla ilgili rivayetleri üç ana grupta ele almıştır. Birinci gruba göre Kur’an, Kadir gecesinde toplu olarak levhi mahfûzdan dünya semasına (veya ”beytü’l-izzet”e) inmiş, daha sonra yirmi veya yirmi üç yıl içinde parça parça Hz. Peygamber’e vahyedilmiştir.
3-Alak sûresinin ilk beş âyetinin nüzûlünden sonra vahiy bir müddet kesilmiştir (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 3). Bu dönemin süresi hakkında on beş gün ile üç yıl arasında değişen farklı müddetler nakledilmektedir. 4-Fetret döneminden sonra gelen ilk vahiy Müddessir sûresinin ilk âyetleri olmuştur (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 4, ”Bed,ü’l-palk”, 7, ”Tefsîr”, 74, 96: Müslim, ”Îmân”, 73, 161; İbn Sa‘d, I, 195). Uzun bir zamandan sonra ikinci bir kesinti Duhâ sûresinin nüzûlünden önce yaşanmıştır .
5-Alak sûresinin ilk beş âyetinin ilk inen âyetler olduğunda ittifak bulunmakla birlikte ilk inen sûrenin hangisi olduğu ihtilâflıdır. Fâtiha’nın Kur’an’ın ilk nâzil olan sûresi olma ihtimali yüksektir (Elmalılı, I, 7; VIII, 5943-5944). Müddessir, Alak, Kalem ve Müzzemmil sûrelerinin de ilk inen sûrelerden olduğu açıktır (el-Muvâfakat, III, 46-50).
6- İbn Abbas’tan gelen bir rivayete göre Nasr sûresi son inen sûredir (Müslim, ”Tefsîr”, 21). En son Tevbe sûresinin nâzil olduğu da rivayet edilmiştir .
7-Resûl-i Ekrem, Medine’de okuma yazma bilen sahâbîleri yazı öğretmeleri için görevlendirmiştir. Abdullah b. Saîd b. Âs, Ubâde b. Sâmit (Müsned, V, 215) ve Hafsa bint Ömer (Müsned, VI, 372; Ebû Dâvûd, ”Tıb”, 18)
8-Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy kâtipleri nâzil olan âyetleri mevcut malzemeler üzerine yazıyorlardı (Buhârî, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 4). Bu malzemeler çok çeşitli olup en meşhurları develerin kürek ve kaburga kemikleri (azm), tabaklanmış deri parçaları (edîm), yaprak taşlar (lihaf), hurma dallarının uygun yerleri (asib), seramik parçaları (hazef), tahta (kateb), parşömen (rakk) ve papirüslerdir (kırtâs;) vahyin yazıldığı Hamîdullah, Kur’ânı Kerîm Tarihi, s. 43).
9-Yazılan metinlerin Resûl-i Ekrem’in veya vahiy kâtiplerinin yanında muhafaza edildiği konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte Resûlullah’ın, yazıya geçirilen vahyin başka kişilerce de yazılıp öğrenilmesi için vahiy kâtiplerinin yanında kalmasına izin verdiği anlaşılmaktadır (Heysemî, I, 152).
Kur’an âyetlerinin Hz. Peygamber’in sağlığında bir araya getirilerek kitap şeklini aldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. O dönemde Kur’an’ın iki kapak arasına alınmamasının asıl sebebi Resûlullah hayatta olduğundan vahyin ne zaman kesileceğinin bilinmemesidir. Ancak ramazan aylarında Resûl-i Ekrem ile Cebrâil’in o güne kadar inen âyetleri birbirlerine karşılıklı olarak okumaları (arza) uygulamasından (Buhârî, ”Bed,ü’l-palk”, 6) Kur’an’ın bir kitap şeklini alma yolunda olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle Resûli Ekrem’in vefat ettiği yılın ramazan ayındaki son okuyuş karşılıklı olarak ikişer defa gerçekleşmiş, böylece mushaf ortaya çıkmıştır (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 5, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 7, ”İ.tikâf”, 17, ”Menâkıb”, 25; Müslim, ”Feçâ,il”, 50, ”Feçâ,ilü’s-sahâbe”, 98, 99; Nesâî, ”Sıyâm”, 2).
10-Hz. Peygamber’in sağlığında Kur’an’ın tamamını ez-berleyenlerin sayısı konusunda farklı rivayetler vardır. Enes b. Mâlik’ten gelen bir rivayette bunların dört veya beş kişi olduğu ifade edilmişse de diğer rivayetlerden bu sayının onu aştığı anlaşılmaktadır .
11-Hz. Ebû Bekir’in tâlimatıyla cemedilen Kur’an başta Hz. Ömer ve Ali olmak üzere bütün sahâbenin onayını almış (icmâ), kimseden bir itiraz gelmemiştir (Ebû Abdullah es-Sayrafî, s. 355-357).
12-Hz. Ömer ve Osman devrinde artan fetihlerle genişleyen İslâm coğrafyasında Araplar’ın dışındaki müslümanlar, kendi bölgelerinde meşhur olan sahâbînin mushaf ve kıraatiyle Kur’an’ı öğrenip okuyor, muhtemelen bu mushaflardan kendileri için özel nüshalar çıkarıyorlardı. Bu uygulama devam ederken ”yedi harf” ruhsatına ve Arap dilinin yapısına bağlı olarak ortaya çıkan bazı kıraat farklılıklarını doğru biçimde değerlendiremeyenler bunu önemli bir ihtilâf sebebi olarak gördüler ve ciddi tartışmalar başlattılar (Mekkî b. Ebû Tâlib, s. 48-49). Buhârî’nin Enes b. Mâlik’ten naklettiği rivayete göre Azerbaycan ve Ermenistan fethine katılan ordunun kumandanı Huzeyfe b. Yemân, Suriyeli ve Iraklı askerler arasındaki kıraat ihtilâfını görünce endişelendi; Halife Osman’ın yanına gelerek konuya bir çözüm bulmasını teklif etti. Muhtemelen başka şikâyet ve ihtilâfları da göz önünde bulunduran Hafsa’nın elindeki Ebû Bekir mushafını çoğaltarak belli başlı merkezlere göndermeye karar verdi. İstinsah ve çoğaltma işi için başkanlığını yine Zeyd b. Sâbit’in yaptığı Abdullah b. Zübeyr, Saîd b. Âs ve Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm’dan oluşan bir heyeti görevlendirip yazımda ihtilâfa düştüklerinde Kur’an’ın nâzil olduğu Kureyş lehçesini esas almalarını emretti.
13-Kur’an nüshası birer kari ile birlikte Mekke, Kûfe, Basra, Şam, Yemen ve Bahreyn’e gönderilmiş, bir nüsha da Medine’de bırakılmıştır (Dânî, el-Mukni’, s. 19; Zerkeşî, I, 334; Süyûtî, el-İtkan, I, 189-190).
s. 52; Dânî, el-Mukni’, s. 18; Zerkeşî, I, 329, 334). Çoğaltılarak çeşitli beldelere gönderilen Kur’an nüshaları büyük kabul görmüş, Kur’an öğretimi bu nüshalara göre yapılmış, bazı Kur’an nüshalarıyla kıraatlerde yer alan ve resmî mushaf hattına uymayan yedi harf ruhsatına bağlı okuyuşlar şâz kıraatler olarak nitelendirilip terkedilmiştir.
14-Hz. Osman zamanında Kureyş hattı ile yazılan Kur’ân-ı Kerîm nüshalarında nokta ve hareke yoktu. Her ne kadar bu hal, Araplar için bir güçlük değil idiyse de, Müslümanlığın Arap olmayan milletlere yayılması ile okuma güçlükleri doğmuştu.
Bunun üzerine Emevî hükümdarı Abdülmelik zamanında (ö. 65/684) görevlendirilen Ebü’l-Esved ed-Düelî (ö. 69/688) Kur’an’da önce nokta yerlerini hareke ile belirtti. Bundan sonra çalışmalar devam etti. Irak emîri Haccâc zamanında da Yahyâ b. Ya’mer (ö. 65/684) ile talebesi Nasr b. Âsım el-Leysî (ö. 89/707) noktalama işini geliştirip bugünkü nokta ve harekeleri koydular. Hemze, şedde, sıla, revm, işmâm ve diğer işaretler de Halil b. Ahmed (ö. 175/791) tarafından konuldu.
15-Halbuki diğer ilâhî kitaplardan Tevrat, Hz. Musa’dan en az 750 sene sonra bir kitap halinde toplanabilmiştir. Hz. Davud’un da genellikle milattan önce XIII. asırda yaşadığı kabul edilmektedir. Tevrat ve Zebûr’a, birlikte “Ahd-i Atîk” denilmiştir. Milattan önce 1200 yılında yazılmaya başlanmış ve yazımı bin yıl kadar sürmüştür. “Ahd-i Cedîd” denilen İncil de hemen yazılmamış, milattan sonra 110 tarihinde yazıya geçirilmeye başlanmıştır. 325 yılında İznik Konsili’ne 400’e yakın İncil nüshası getirilmiş, fakat Hz. İsa’nın tanrılığını yazan ve papazların kendi isimlerini alan (dört) İncil kabul edilmiştir.
16-Kur’an ilimleri (ulûmü’l-Kur’ân) Kur’an ilimleri Kur’an’ın vahyi, nüzûlü, yazımı, okunması, tertibi, toplanması, çoğaltılması, hattı, kıraati, tefsiri, i‘câzı, nâsih ve mensuhu, i‘râbı, dil, üslûp ve belâgatı, âyet ve sûrelerinin birbiriyle ilgisi, muhkem ve müteşâbihi hakkındaki disiplinleri kapsar.
17-Sahâbe ve tâbiîn devrinde şifahî olarak devam eden Kur’an tefsiri Kur’an ilimleri içinde tedvin edilen ilk ilimdir (Hâlid Abdurrahman el-Ak, s. 28).
18-Kur’an’ın Hz. Osman zamanında çoğaltılması, ardından harekelenmesi ve noktalanması, çoğaltılan nüshalar esas alınarak kıraat eğitiminin başlaması üzerine sistemli olarak başlayan Kur’ân ilimlerinin tedvini, İslâm coğrafyasının genişlemeye başladığı tâbiîn devrinde daha da hızlanmıştır. Bu dönemde ilk olarak resmü’l-mushaf, kıraat, esbâb-ı nüzûl, meâni’l-Kur’ân, mecâzü’l-Kur’ân, garîbü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, i‘râbü’l-Kur’ân gibi rivayet ve dil ilimlerinin tedvin edildiği görülmektedir. Dil ilimlerinin bir kısmı aynı zamanda lugavî tefsir özelliği taşımaktaydı. Âyet ve sûrelerin nüzûl sebepleriyle ilgili rivayetler ilk olarak hadis mecmualarının tefsir bölümünde yer almış, müstakil tedvini daha sonra gerçekleşmiştir.
19-Teknik anlamda ve bir bütün olarak ulûmü’l-Kur’ân tabirinin ne zaman kullanılmaya başlandığı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bazıları, bu tabirin ilk defa Muhammed b. Halef b. Merzübân’a (ö. 309/921) nisbet edilen el-Hâvî fî ‘ulûmi’l-Kur’ân’da geçtiğini söylemiştir (İbnü’z-Nedîm, s. 213-214; Subhî es-Sâlih, s. 122). Ali b. İbrâhim b. Saîd el-Havfî’nin (ö. 430/1038) el-Burhân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân adlı eserinin bu terkibin terim anlamıyla ilk defa yer aldığı çalışmalardan olduğu kaydedilmişse de (M. Abdülazîm ez-Zürkanî, I, 33) onun kitabının tefsir ağırlıklı bir çalışma sayıldığı belirtilmiştir (Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, neşredenin girişi, s. 73). Bu konudaki ilk sistematik çalışma İbnü’l-Cevzî’ye ait Fünûnü’l-efnân fî ‘uyûni ‘ulûmi’l-Kur’ân olup eserde Kur’an ilimlerinin büyük bir kısmı özetle tanıtılmıştır. Ancak yukarıda geçen eserlerin tamamı, Zerkeşî’nin el-Burhân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân’ı ile Süyûtî’nin el-İtkan fî ‘ulûmi’l-Kur’ân’ının gölgesinde kalmışlardır. Konuyla ilgili olarak daha sonra yazılan eserler de İbn Akıle’nin ez-Ziyâde ve’l-ihsân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân adlı geniş eseri istisna edilecek olursa hacim bakımından bu iki çalışmaya ulaşamamıştır.
Bu eserlerde yer alan, Kur’an ilmi olarak adlandırılabilecek alanlar şunlardır: MekkîMedenî sûreler, esbâb-ı nüzûl, nâsihmensuh, Kur’an’ın isimleri, toplanması, çoğaltılması ve tertibi, sûre ve âyet bilgileri, münâsebâtü’l-âyât ve’s-süver, kıraat ve tecvid bilgileri, fezâilü’l-Kur’ân, havâssü’l-Kur’ân, i‘râbü’l-Kur’ân, garîbü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, mecâzü’l-Kur’ân, vücûhnezâir, emsâlü’l-Kur’ân, aksâmü’l-Kur’ân, üslûbü’l-Kur’ân, muhkemmüteşâbih, mutlakmukayyed, mücmel-mübeyyen, edebiyat konularından olan îcâz, ıtnab, hasr, kinaye, teşbih ve istiare, i‘câzü’l-Kur’ân, tefsir ve te’vil ilmi, müfessirin âdâbı ve şartları.
19-Kur’an’ın doğru yorumlanabilmesi için âyetlerin nâzil olduğu yer ve zamanın bilinmesinde büyük faydalar vardır. ”İlmü’l-Mekkî ve’l-Medenî” başlıklı Kur’an ilminin konusu sûre ve âyetlerin indiği yerleri tesbit etmektir. Kur’an ilimleri kitaplarında yer alan ”hazarîseferî”, ”arzîsemâî”, ”sayfîşitâî”, ”firâşînevmî” gibi başlıklar, ilgili âyetleri tanımada yardımcı olmaktaysa da kendi başlarına müstakil ilimleri ifade etmezler. Esbâb-ı nüzûl ilmi âyet ve sûrelerin nerede, ne zaman ve hangi olay hakkında nâzil olduğu konularıyla ilgilenmektedir. Kur’an’ın anlaşılması ve tefsiri için büyük yardım sağlayan bu ilim sahâbe ve tâbiîn devrinde Kur’an tefsirinin vazgeçilmez kaynağı idi. Esbâb-ı nüzûl ilmi rivayete dayandığı için gerek sened gerekse metin bakımından dikkatle incelenmelidir. Aksi takdirde aslı olmayan bir rivayet sebebiyle âyetlerin anlamı daraltılmış veya genişletilmiş ya da değiştirilmiş olur. Konuyla ilgili olarak telif edilen eserlerin tarihi 200 (815) yılına kadar gitmektedir .
20-Rivayete dayanan bir başka Kur’an ilmi nâsihmensuhtur. Nesih, belli bir konudaki farklı nasların hangisinin diğerinin hükmünü ortadan kaldırdığını veya değiştirdiğini ve nihaî şer‘î hükmün hangisi olduğunu tesbit bakımından İslâm hukukunun konusunu teşkil edip bu çerçevede âyetin âyeti neshi yanında sünnetin sünneti neshi veya bu iki temel kaynağın birbirini neshi tartışılmakla birlikte hangi âyetin hangi âyeti neshettiğine dair rivayetleri bir araya getiren ilim dalı Kur’an ilimleri içerisinde mütalaa edilmektedir. Bu ilim dalı da ilk dönemlerden itibaren bilinmektedir. Nitekim Ebû Ubeyd Kasım b. Sellâm (ö. 224/838) en-Nâsih ve’l-mensûh fi’l-Kur’ân adlı bir eser telif etmiştir (nşr. Fuat Sezgin, Frankfurt 1985). Kur’an’ın nüzûlünden başlayarak yazılması, toplanması, istinsahı ve çoğaltılması, noktalanması, harekelenmesi aşamalarını tarihî açıdan inceleyen ilme Kur’an tarihi denilmektedir. Resmü’l-mushaf ilmi ise daha çok konunun teknik yönüyle ilgilendiği için kıraat ilmiyle birlikte mütalaa edilmelidir. Hz. Osman tarafından çoğaltılıp çeşitli merkezlere gönderilen mushaflardaki imlâ özellikleri, bu mushaflarda yazım hatası olup olmadığı konuları resmü’l-mushafın alanına girer. Kur’an peyderpey inerek tamamlanmış olmasına rağmen Hz. Peygamber tarafından nüzûl sırasına göre tertip edilmemiştir. Son okumada (arza) nihaî şeklini alan Kur’an’ın anlaşılması için takip edilecek en doğru yöntemin âyetler ve sûreler arasında var olduğu kabul edilen ilgi ve irtibatın açığa çıkarılması olduğunu söyleyenlere göre münâsebâtü’l-âyât ve’s-süver ilmi ayrı bir öneme sahiptir. Bu ilim nazmü’l-Kur’ân olarak da adlandırılmaktadır. Bazı müfes-sirler bu tertibin mûcize oluşunu ortaya koymak için müstakil eserler yazmışlardır
21-Rivayet bilgisine dayanan önemli bir ilim de kıraattir. Kur’an’ın vahyedildiği ve Hz. Peygamber’in okuduğu gibi doğru okunması için gerekli şartlardan söz eden ilim teorik ve pratik öğeler içermekte olup Hz. Osman’ın çoğalttığı mushaflardan birine ve Arap diline uyan, ayrıca kesintisiz bir senedle Hz. Peygamber’e kadar ulaşan kıraatler sahih olarak kabul edilmiş, bu üç şarttan birini taşımayan okuyuşlar şâz sayılmıştır. Sahih kıraatler yedili (seb‘a) ve onlu (aşere) tasnife göre yazılı ve sözlü olarak günümüze intikal Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir. Konuyla ilgili hadis kaynaklarında yer alan bölümlere ek olarak III. (IX.) yüzyılın başlarından itibaren müstakil eserler kaleme alınmıştır .
21-Havâssü’l-Kur’ân ise hakkında güvenilir kaynaklarda yeterli bilgi bulunmadığı halde zamanla tecrübe yoluyla elde edilen bilgilerden söz eden ve kelime, âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplin olup Kur’an’ın anlaşılmasına veya yorumlanmasına yardımcı olmadığı için belli sayıda kimselerin ilgisini çekmiş, bazan da hoş görülmemiştir
22-Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında, Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir. Hz. Peygamber hatasız konuşmaya ve Kur’an’ı dil bilgisi bakımından doğru okumaya dikkat çekmişse de bu ilmin temellerinin Hz. Ali tarafından atıldığı söylenir. Kur’an’ın i‘râbı hakkında yazılan eserlerin tarihinin II. (VIII.) yüzyıla kadar gitmesi de bu ilmin önemini ve ona gösterilen alâkayı ortaya koymaktadır .
23- Garîbü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, mecâzü’l-Kur’ân, vücûh ve nezâir Kur’an’ın kelime ve ter-kiplerinin mânalarına dair ilimlerdir. Dilde az kullanılan veya bölgesel kullanımdan dolayı anlamını o dili konuşan herkesin bilmediği kelimeler ”garîb” olarak adlandırılmış
23-birkaç mânaya ihtimali olması sebebiyle anlamını belirlemede zorluk çekilen kelime ve terkiplerde müşkil olarak kabul edilmiştir .
24-Kur’an’da yer alan bazı kelimeler çok sayıda anlam taşıdığı için bunlara vücûh denilmiş, pek çok farklı kelime de bir tek anlama geldiğinden nezâir adıyla anılmıştır. Meselâ ”hüdâ” kelimesi Kur’an’da on yedi ayrı anlamda kullanılmışken ”cehennem, nâr, sakar, hutame, cahîm” gibi kelimeler âhirette günahkârların ceza çekeceği yere verilen isimler olarak ”cehennem” anlamında kullanılmıştır. Bu ilim dalı da eski olup İkrime el-Berberî’nin (ö. 105/723) konuya dair bir eser yazdığı nakledilmiş, Mukatil b. Süleyman’a (ö. 150/767) nisbet edilen el-Eşbâh ve’z-nezâ’ir fi’l-Kur’âni’l-Kerîm ise (Kahire 1975) günümüze kadar gelmiştir .
25-Kur’an’ın cümle yapısıyla ve âyetlerin anlamıyla ilgili ilim dallarının başında emsâlü’l-Kur’ân gelir. Kur’an, insanların bazı konuları daha kolay anlayabilmeleri için yer yer örnekleme ve temsil getirme yoluna gitmiştir. Meselâ amelleri boşa giden kişilerin durumu suyun üzerinde oluşan ve daha sonra kaybolup giden köpükle anlatılmış (er-Ra‘d 13/17), ayrıca örümcek evi (el-Ankebût 29/41), sivrisinek (el-Bakara 2/26) ve eşek (Lokmân 31/19) örnek olarak zikredilmiştir.
26- Kur’an’da âyetlerden bazıları muhkem, bazıları müteşâbih olarak adlandırılmış, muhkem için ”kitabın anası” denilmiştir (Âl-i İmrân 3/7). Muhkem ve müteşâbih terimleri başka âyetlerde de geçmektedir. Mânası kolaylıkla veya bir karîne ile anlaşılan kelime ve âyetler muhkem kabul edilmişken mânası ancak Allah tarafından bilinen veya muhtemel mânalarından biri yahut birkaçının yetkin ilim adamları tarafından te’vil yoluyla belirlenebildiği ibare ve âyet-ler ise müteşâbih sayılmıştır. Müteşâbihlik ya kelimede ya da mânada söz konusu olup hurûfı mukattaa, Allah’la ilgili ”vech, yed” gibi kelimeler lafzî müteşâbih diye adlandırılırken Allah’ın gelmesi (câe rabbüke), cennet, cehennem, sırat, mîzan ve sûr gibi olgular anlam bakımından müteşâbihtir .
Kur’an’da Allah’ın yer yer kendi zâtına ve isimlerine, Kur’ân-ı Kerîm’e, kıyamet gününe, gök cisimlerine, yiyeceklere, zamana … yemin ettiği görülmekte, bu yeminlerin Kur’an’ın hangi sûrelerinde ve ne şekilde geçtiğini inceleyen ve mânaya tesirini ortaya koyan ilim dalına aksâmü’l-Kur’ân denilmektedir.
27-Kur’an’ın dil ve anlatım özellikleriyle ilgili ilimlerin başında üslûbü’l-Kur’ân gelir. Kur’an nâzil olduğu farklı dönemlerde farklı üslûplar ortaya koymuş, onun üslûbu anlatılan konu ve olaya bağlı olarak değişiklik göstermiştir. İnanç ve ahlâk konularıyla geçmiş milletlerin durumundan bahseden Mekkî sûreler şiir veya hitabet üslûbuna yakın bir tarzda gelmişken fer-dî ve içtimaî hukuk konularından bahseden Medenî sûre ve âyetlerde yalın bir anlatım tarzı öne çıkmıştır. Bu husus bir yandan Kur’an’ın ilâhî kaynaklı olduğunu ortaya koyarken öte yandan ona olan ilgiyi hep canlı tutmuştur. Kur’an’ın üslûbundaki bu özellikler onun mûcize oluşunun bir delili olarak değerlendirilmiştir .
28-İ‘câzü’l-Kur’ân, Allah’ın kelâm sıfatıyla ve mûcizelerle alâkası sebebiyle kelâm ilmi içinde incelenirken Kur’an’ın hem anlamı hem de şekliyle ilgili olduğu için Kur’an ilimleri arasında da yer almıştır. Bütün insanlığa bir benzerini getirme hususunda meydan okuyan Kur’an böylece ilâhî menşeli olduğunu ve beşer müdahalesinden uzak bulunduğunu ortaya koymuştur.
29-Kur’an ilimlerinin en önemlisi, diğerlerinin de yardımıyla Kur’an’ın doğru anlaşılmasını sağlayan tefsir ilmidir. Kur’an, ilk asırlarda ulûmü’l-Kur’ân konuları tam olarak bilinmeden veya tasnif edilmeden de tefsir edilebilmekteydi. Ancak bu ilimlerin özümsenmesi sonucunda ortaya konulan tefsirler Kur’an’ın anlaşılmasında daha büyük faydalar sağlamış, Zemahşerî, İbn Atıyye el-Endelüsî ve Fahreddin er-Râzî gibi müfessirler bunun örneklerini ortaya koymuşlardır .
30-Zerkeşî ve Süyûtî, Şeyzele’nin elli beş isimden söz ettiğini kaydederek (kitâb, kur’ân, kelâm, nûr, hüdâ, rahmet, furkan, şifâ, mev‘iza, zikir, kerîm, alî, hikmet, hakîm, müheymin, mübârek, habl, es-sırâtü’l-müstakım, kayyim, fasl, en-nebeü’l-azîm, ahsenü’l-hadîs, tenzîl, rûh, vahy, mesânî, Arabî, kavl, besâir, beyân, ilm, hak, hedy [hâdî], aceb, tezkire, el-urvetü’l-vüska, müteşâbih, sıdk, adl, îmân, emr, büşrâ, münâdî, nezîr, mecîd, zebûr, mübîn, beşîr, azîz, belâğ, kasas, suhuf, mükerreme, merfûa, mutahhera) bunların anlamlarını açıklamışlardır (el-Burhân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân, I, 370-373; el-İtkan, I, 159-164).
31-”-Mâverdî, Kur’ânı Kerîm’de Allah’ın kendi kitabını ”el-kur’ân, el-furkan, el-kitâb, ez-zikir” isimleriyle adlandırdığını söyler. Muhammed Tâhir b. Âşûr’a göre ise Kur’an’ın en meşhur isimleri şunlardır: Kur’ân, tenzîl, kitâb, furkan, zikr, vahy, kelâmullah
32-Bazı âyetler özel adlarla anılmış olup bunların en meşhuru Âyetü’l-kürsî’dir (el-Bakara 2/255). Deyn âyeti, ribâ âyeti, kumar âyeti gibi adlandırmalar ise daha çok âyetin konusuyla ilgilidir.
33-Hz. Osman’ın mushaflarına göre Kur’an’da 114 sûre bulunmaktadır. Tevbe sûresi dışındaki bütün sûrelerin başında besmele mevcuttur.Tevbe sûresinin müşrik ve kâfirlere ültimatomla başladığından eman bildiren besmelenin bu ültimatomla çelişeceği şeklindedir.
34-Kur’an’ın en kısa sûreleri üçer âyetlik Asr, Kevser ve Nasr, en uzun sûresi 286 âyetten meydana gelen Bakara’dır.
35-Âyetlerin tertibine dair en önemli delil, Kur’an’ın Cebrâil ile Resûl-i Ekrem arasında karşılıklı okunmasıdır.
36-Fâtiha sûresi Kur’an’daki itikad, ibadet ve ahlâktan oluşan ana konuları öz olarak içerdiğinden ”ümmü’l-kitâb” ve ”ümmü’l-Kur’ân” olarak adlandırılmış, İhlâs sûresi özellikle tevhid konusunu özetlediği için Kur’an’ın üçte biri sayılmıştır (Kanûnü’t-te’vîl, s. 230-232, 237, 330).
37- ”Dinin ana gayeleri” (makasıdü’ş-şerîa) denilen ve bütün dinlerin ortak amaçları olarak görülen din, can, akıl, mal ve nesebin korunması hususundaki temel hükümlerle fazilet ve ahlâk prensipleri de Mekkî sûrelerin ağırlıklı konularındandır. Şâtıbî, Mekkî sûrelerde bu konularda ana hususların bildirildiğini, Medenî sûrelerde ise bunların ayrıntısının veya tamamlayıcı unsurlarının ortaya konduğunu belirtir (el-Muvâfakat, III, 46-50).
38-MEKKİ VE MEDENİ SURELERİN KONUSU:Farzlara ve ahkâma dair olan âyetlerin ekserisi Medenîdir.
“Ya eyyühen-nâs” (ey insanlar) diye başlayan âyetler Mekkîdir. Bunun aksine “Ya eyyühel-lezine âmenu” (ey inananlar) diye hitap edenler Medenîdir. Yâni Medine’de kendilerine hitap edilecek büyük bir İslâm kitlesi olmuştur.
Mekkî sûreler kısadır. Çetin bir üslûpla mücadele ruhu taşır. “Kellâ” (Hayır!) gibi zorba harflerle başlar. Azılı düşmanlara dehşetle hitap eder. Kureyş cebabiresine tesir yapacak gibi hitaplar vardır.
Medenî âyetler uzundur. Üslûp sâkindir. Meselâ, “Amme” cüz’ü Mekkîdir: Ayetler 570′dir. “Kadsemia” Medenîdir, âyetleri 137′dir. Yarım cüz olan Mekkî Şuara sûresi 227 âyettir. Yine yarım cüz olan Medenî Enfal sûresi 75 âyet tutar.
Mekkî sûreler ruhanî cezbeler, tatlı musikî âhenklerle doludur. Medenî sûreler derin derin düşüncelere sevkeder.
Mekkî sûrelerdeki elfazda azamet ve ihtişam vardır. Kelimeler dolu ve ağırdır. Medenî sûrelerde daha ziyade dinî elfaz ve ahkâm ıstılahları bulunur. 6- Mekkî sûrelerde geçen ümmetlerin kıssalarından bahis vardır. “Onların ahvalinden ibret alın” der. Nasihatla ve vaazlarla doludur. Medenî sûrelerde ise feraiz, had cezaları, cinayet, ahvali şahsiyeden bahsolunur, a’mâl ve ibadetler zikredilir.
Mekkî sûrelerde Yahudi ve Hıristiyanlardan bahis yoktur. Oradaki mücadele müşriklerle idi. Medenî sûrelerde ise Yahudi ve Nasârâ yani Hıristiyan ile münafıklardan bahsolunur.
Mekkî sûrelerde cihad yoktur. Dâvet ve tebliğ, inzâr ve tehdit vardır. Medenî sûrelerde cihad âyetleri ve kıtal vardır. Medenî âyetlerin sayısı 1456 dır. Kalanı Mekkîdir.
39-Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
40- Muhammed’e (s. a. v) miladi 610 tarihinde indirilmeye başlamıştır.
41-Kur’an-ı Kerim’in ilk suresinin adı Fatiha Suresi
42- Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
43- Ayet :Kuranı Kerimin bir cümlelik anlam birliği olan ifadelerinin her birine verilen isim.
44- Kuranı Kerimde en uzun ayet Bakara Suresi – 282. ayetidir.
45- K. Kerim toplam 23 yılda tamamlanmıştır.
46- K. Kerim’de ismi geçen 25 peygamberin ismi geçmektedir.
47- K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı : İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
8-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
49-Hafd-ı Savt kavramı ses tonunu alçaltmak
50-Âlimlerin çoğuna ve kıraat imamlarına göre kıraatten önce istiazenin hükmü sünnet
51- ibtidanın ıstılah anlamı:“Kıraate ilk defa başlamak veya vakıf yaptıktan sonra kıraate devam etmek için tekrar başlamak” demektir
52 – Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir Nasranî
53- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme almış olduğu tefsirin adı Hakk Dini Kur’an Dili
54- Amin :Yapılan duâ için, “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir.
55- Tefsir yapan alime Müfessir adı verilir.
56- Ganimet :Harpte düşmanlardan alınan mal demektir.
57-Müellefe-i Kulüp :Müslüman olmayıp, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlerdir.
58-İstiaze :“Euzübesmele” okuyarak Allah’a sığınmaktır.
59- Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
60-Esbab-ı Nüzul :Söylendiği zaman, îmânı gideren, müslümanlıktan çıkmaya sebeb olan sözler
61-İcazet :İzin, diploma, şehâdetnâme. Çeşitli ilimlerde üstâdın (hocanın) talebesine, yetiştiğine dâir verdiği belge, diploma.
62-Kur’an-ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır. Kur’an ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır.
63-Buhari’nin Es-Sahih’inde rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav.) henüz hayatta iken meydana gelen ‘Bi’ru Maune’ olayında şehid olan ‘kurra’nın sayısı 70 kadardır. Hz. Peygamberin vefatını takip eden yıl içinde meydana gelen dinden dönme olayları üzerine yapılan savaşlarda, ‘Yemame’de şehid olan ‘kurra ve huffaz’ın sayısı da bazı alimlere göre 450-500 kadar bazılarına göre ise 700 kadardır. Bir başka önemli nokta da Hz. Peygamber hayatta iken vahyin henüz son bulmamış olmasıdır.
64-Çoğaltılan nüshalar (Mushaflar) 5 ya da 7 nüsha olarak önemli yerleşim merkezlerine gönderildi. (Kufe, Basra, Şam, Yemen, Mekke ve Bahreyn’e) gönderildi. Bir nüsha da Medine’de kaldı.
65-Medine Mushafı:Bu tarihi eser Medine’de Ravzai- Mutahhara’da muhafaza olunmakta idi. Eserin orada mahfuz bulunduğunu, muhtelif tarihlerde seyyahlar ve meraklılar tarafından görüldüğünü biliyoruz. Mevlana Şibli Tehzibu’l-Ahlak Mecmuası’nda (H.1329/M.1911) bu nüshanın 735 senesinde orada görüldüğünü kaydediyor.
66-Mekke Mushafı: Mekke’deki nüshanın Hicretin 735. senesinde orada bulunduğunu ve görüldüğünü yine Mevlana Şibli söylüyor.
67-Kufe Mushafı:Hz. Osman tarafından Kufe’ye gönderilen nüsha, meçhul bir tarihte Tarsus şehrine gelmiş, orada mahfuz imiş. Çukurova’nın en şirin şehirlerinden biri olan Tarsus, Abbasiler zamanında mühim bir serhat idi. Me’mun, Seyfu’d-Devle, Şair Mütenebbi oradadırlar. Kufe Mushafı oraya her halde Abbasiler zamanında gelmiş olacak. Abbasi Halifeleri orada yaşardı. Nüsha orada muhafaza olunmakta iken sonraları, Suriye’deki Humus kalesine nakledilmiş H.1050-1143/ M.1640-1730) arasında yaşayan meşhur en-Nablusî (H.1100/M.1689) senesinde yaptığı seyahatinde bu nüshayı uzun boylu tavsif eder. Bu nüsha 1.Cihan Harbine kadar Humus’ta korunmuş, harp esnasında o da diğer kıymetli ve tarihi eserler gibi muhafaza altına alınmıştır.
68-Şam Mushafı:Şam’a gönderilen nüsha, Kudus’le Dımışk-ı Şam arasında bulunan Taberiye’de mahfuz iken, sonraları Şam’a nakledilmiştir.”İlaveli Esmaru’t-Tevarih” şunu kaydediyor:” Nakli Mushafı Şerifi Osmani Bicamii Dımışk ez-Taberiye, sene 492″
İbnu Kesir (h.8.yy) Şam nüshasını bizzat görmüştür. Şöyle der: ” Hz. Osman’ın çoğalttığı Kur’an nüshalarına gelince bugün için onların en meşhuru Suriye’de Şam Camii’nde bizzat gördüğüm bu değerli, büyük kitap güzel, açık ve güçlü hat ve kaliteli bir mürekkeple deve derisi üzerine yazılmıştır.”
69– Peygamber Efendimizin hayatında Vahiy kâtipleri tarafından yazılan Kur’an sahifeleri Hazreti Ebubekir’in Hilâfetinde toplanıp bir cilt haline getirilmişti. Bu dağınık sahifelerin bir araya getirilmiş cildine “Mushaf” ismi verilmiştir.
70-Mushaf tâbiri hakkında Süyutî bize şunu naklediyor:
İbni Mesud: “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ”Mushaf diyorlardı” dedi ve bu ismi verdiler.
İşte “Mushaf” kelimesi ve tesmiyesi hakkında eski kaynaklarda rastlanan kayıt. Kur’an’da “Suhuf” tâbiri geçer, Semavî kitaplara “Suhuf” denir. Dağınık sahifelerin toplu bulunduğu şirazeli cilde “Mushaf” demek kadar yerinde bir şey olmaz. Yazılı sahifeleri toplayan cilde
“Mushaf” demişler. Bu, arapçadan alınma bir tâbirdir.
Hazreti Osman’ın halifeliği zamanında Zeyd bini Sabit’in başkanlığında kurulan istinsah heyeti işte bu nüshadan yedi nüsha kopya ederek bunları mühim İslâm merkezlerine göndermişti. Bunlara “Mesâhifi Emsâr” denir. Bir nüsha da Medine’de bırakılmıştı.Bu nüsha başkalarına merci olduğu için ona “İmam” denilir.
Bir nüsha da Halife Osman kendisi için yazdırmıştı. Bazıları Yemen ile Bahreyn’e gönderilen Mushaflara dair bilgi olmadığından onları hesaba katmıyarak “Beş nüsha istinsah edildi.” derler.Beş nüsha Hazreti Osman tarafından etrafa gönderilmiş ve bunlar esas tutulmuş olduğundan ”Mushafı Osman” tâbiri bunlara şâmildir.
71-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
72-Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi. Genel anlamda Kur’ân’ın iniş gâyesi bu olmakla birlikte, husûsi anlamda birtakım sebeplere, özel durumlara, sorulan sorulara, herhangi bir Şüpheyi ortadan kaldırmaya, meydana gelen bir problemi çözmeye vs. yönelik de nâzil olan bölümler bulunmaktaydı. Ahkâm ve ahlâka dair olan âyetlerin büyük bir kısmı ise, sebeb-i nüzûl denilen bazı vesilelerle gelmiştir. Çünkü bu çeşitten olan âyetler, toplumun hayat tarzını değiştirmeye yöneliktir. Yön verici hükümlerin, nazarî kalmamaları için, bazı hadiselerle ortaya çıkan tam muhtaç olunduğu sırada gönderilmeleri gerekir. Bu neviden olan âyetlerin ihtiva ettikleri hükümlerin ve o hükümlerin teşrii esaslarının doğru anlaşılabilmesi için de sebeb-i nüzûlün bilinmesi şarttır.
73-Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.
74- Müteşâbih âyetlerin varlığına sebep olan Şey, Yüce Yaratıcı‟nın maksadının tam olarak bilinmeyip, bunun gizli olmasıdır. Bu gizlilik bazen yalnızca lafızda, bazen yalnızca anlamda, bazen da hem lafız ve hem de anlamda bulunmaktadır.
75-El-Hamdulillah, Sübhane, Tebareke, Sebbeha gibi Allah’a hamd ve tesbih ile başlayan sûreler ki, bunlar 14 tanedir.
– Başlarında huruf-u mukattaa dediğimiz harflerle başlayan sûreler ki, bunların da sayısı 29 dur.
76-GARîBU’LKUR’ÂN:Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir. Garib: Yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapalı gibi anlamlara gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim‟de yer alan, Araplar arasında da yaygın bir Şekilde kullanılmadığı için pek bilinmeyen kelimelere garib denilmiştir.
77-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
78-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
79-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
80-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
81-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
82-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
82-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
83-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
84 -Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
85-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
86-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
87-Esbab-ı Nüzul, Kuran-ı Kerim ayetlerinin iniş sebepleri demektir.
88-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
89-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
90-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
91-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
92-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
93-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
94-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
95-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
96-Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
97-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
98-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
99-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
100-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
101-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
102-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
103-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
104-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
105-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan -Mukâbele: Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, ayetler.
106-MÜTEVATİR KIRAATLAR (Yedi Kıraat)
1- İbni Kesîr- Mekke.
2- Nafi’ -Medine.
3- İbni Âmir -Şam. 4-Ebu Amr – Basra.
5-Hamza-Küfe.
6-Kisaî-Küfe.
7- Âsım – Küfe.
mütevatir olan yedi kıraat sahipleri yedi Kurrâ’ bunlardır.
Bizim kıraatimiz Hafs rivayetiyle Âsım kıraatidir. (Ebu Ömer Hafs bini Süleyman (H. 180/M. 796).
Mütevatir olan bu yedi kıraattan sonra meşhur olan üç kıraat gelir ki onlar da şu üç zata nisbet olunur:
107-MEŞHUR KIRAATLAR
1- Ebu Cafer Yezid Medenî (H. 132 / M. 749).
2- Yakup bini İshak (H. 205/M. 820).
3- Ebu Muhammed Halef bini Hişam (H. 229/M. 843).
108-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
109-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
110-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
111-Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
112-Sûre: Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
113-Tefsir: Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak.
114-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
115-VAHY (Vahiy):Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi.
116 -Vahy-i Gayri Metlûv:Allahü teâlâ tarafından peygamberlerin kalblerine bildirilen vahyi, peygamberlerin kendilerine âit kelimelerle yanındakilere bildirmesi. Hadîs-i kudsî.
117-Vahy-i Metlûv:Cebrâil aleyhisselâmın, Allahü teâlâdan aldığı haberleri getirerek peygamberlere okuması.
118-Vahy-i metlûvun kelimeleri de, mânâları da Allahü teâlâdan gelmiştir. Kur’ân-ı kerîm vahy-i metlûvdur.
119-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
120-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
121-ZELLET-ÜL KÂRÎ:Kırâat hatâsı. Namazın içindeki farzlardan kırâati yerine getirirken (Fâtiha ve zamm-ı sûreyi okurken) meydana gelen hatâ, yanlış okuma.
Kaynaklar:
1- Hamîdullah, İslâm Peygamberi, I, 80
2- Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 3
3- Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 4, ”Bed,ü’l-palk”, 7, ”Tefsîr”, 74, 96: Müslim, ”Îmân”, 73, 161; İbn Sa‘d, I, 195
4- Elmalılı, I, 7; VIII, 5943-5944
5- Süyûtî, el-İtkan, I, 76-83
6- Müslim, ”Tefsîr”, 21
7- Müsned, VI, 372; Ebû Dâvûd, ”Tıb”, 18
8- Hamîdullah, Kur’ânı Kerîm Tarihi, s. 43
9- Buhârî, ”Bed,ü’l-palk”, 6
10- Ebû Abdullah es-Sayrafî, s. 355-357
11- Hâlid Abdurrahman el-Ak, s. 28
12- el-Burhân fî ‘ulûmi’l-Kur’ân, I, 370-373; el-İtkan, I, 159-164
13- Kanûnü’t-te’vîl, s. 230-232, 237, 330
14- el-Muvâfakat, III, 46-50

26

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri-3

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  414 Kez Okundu

1-KIRÂAT-I AŞERE ( KURAN’IN ON KIRAATİ)
“On tâne birin okunması” veyâ “On tâne biri okuma işi”, “Kırâat ilminden on tânesini okuma; on tânesinin ilmini ve pratiğini yapma.” On kıraat, Kur’ân’ın 10 farklı okunuşu demektir.
2-KIRÂAT-İ SEB’A:Yedi kıraat, Kur’ân’ın 7 farklı okunuşu demektir.
3-Kırâat İlmi, “Kur’ân-ı Kerîm’in kelimelerinin okunuş şekillerini, râvîlerine isnâd ederek bildiren bir ilimdir” (İbnü’l-Cezîrî, Muncidu’l-Mukrîîn, 3).Kıraat İlmi::Kur’an-ı Kerim’in okunuş keyfiyeti, kıraat imamlarına nisbet edilen okuyuşlar ile alakalı ilme “Kıraat ilmi” denir ki üçe ayrılır.
a) Aşere: On kıraat imamının okuyuşu demektir.
b) Takrib: On kıraat imamının iki ravisiyle beraber okuyuşu
demektir.
c) Tayyibe: On kıraat imamının ve iki ravisi ve ravilerinin talebeleriyle
okuyuşu demektir.
Aşere, Takrib ve Tayyibe ilimlerini tahsil etmek de farz-ı kifaye olan ilimlerdendir
4-Hz. Osman’ın çoğalttırarak Mekke, Medîne, Kûfe, Basra ve Şam gibi şehir merkezlerine gönderdiği
5–Kırâatların Kısımları:Kırâat ilminin ileri gelen âlimlerinden İbnu’l-Cezerî, Kur’ân-ı Kerîm’in kırâatlarını Mütevâtir kırâatlar; Sahîh kırâatlar; Şâz kırâatlar diye üç kısma ayırmıştır.
6- İmam Cezeri Hz.leri Yıldırım Beyazit tarafından Bursaya davet edilmiştir. Bu güzel insan 799 senesi Rabiul evvel ayında başladığı neşri(kitap ismi) 9 ay gibi kısa bir sürede yazıp aynı yılın zilhicce ayında Bursada Tayyibeyide yine aynı yılın Şaban ayında ve yine Bursada ikmal etmiştir. ilk Tayyibe hafızalarının da böylece Bursa da yetiştiğini öğrenmiş oluyoruz. İMAM CEZİRİ 1324 de ŞAM da doğmuştur. 1429 tarihinde (82 yaşında) ŞİRAZ da vefat etmiştir.
7-Aşere Takrib ve Tayyibe Kursları:Diyanet İşleri Başkanlığı, hem geleneğimizin bir parçası olan Kıraat ilminin yaşatılması ve geliştirilmesi hem de cami hizmetlerini yürüten personelin, özellikle Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun, doğru ve güzel okumalarını, Kıraat ilmi hakkında bilgi ve beceri sahibi olmalarını, vatandaşlarımıza daha etkin ve verimli bir din hizmeti sunmalarını sağlamak amacıyla ‘Aşere Takrib ve Tayyibe Kursları’ düzenlemektedir. Aşere Takrib ve Tayyibe Kursları, ilk defa 1976 yılında İstanbul Haseki Eğitim Merkezinde düzenlenmiştir. Daha sonra 1988′de Ankara, 1993′de Eskişehir, 2000′de İstanbul (Fatih ve Üsküdar) ve 2005′de Konya Müftülükleri bünyesinde bu kurslar açılmıştır.
7-MAHREÇ :harfin çıktığı yere denir.
8-HARFLERİN MAHRECLERİ (17 TANEDİR)
1. Ağız ve boğaz boşluğu و-ى- ا
2. Boğaz kökü ه-ء
3. Boğaz ortası ح–ع
4. Boğaz üstü خ–غ
5. Dil kökü—üst damak ق
6. Dil kökü—küçük dil(önü ك(
7. Dil ortası—üst damak(ortası) ج- ش- ى
8. Dil kenarı –üst azı dişler ض
9. Dilin iki kenarı—üst damak ل
10. Dil ucu—üst ön dişlerin üstündeki damak ر
11. Dil ucu—üst ön diş etleri ن
12. Dil ucu—üst ön diş dipleri ت- د- ط
13. Dil ucu-üst ön dişlerin iç yüzü ز- س- ص
14. Dil ucu—üst ön dişlerin uçları ث- ذ- ظ
15. Üst ön diş uçları-alt dudağın içi ف
16. Alt dudaklar—üst dudaklar ب- م- و
17. Hayşum (Geniz) غنة- نون المخفاة
9- Mahreçlerin bölgeleri;1)Ağız ve Boğaz boşluğu 2)Boğaz 3)Dil
4)Dudaklar 5)Geniz olmak üzere Beş tanedir.
10-Lahn ve Çeşitleri:
1-) Lahn-ı Celi: Açık açık yapılan hata demektir.Bu hata harfin aslını değiştirip,başka bir harf yapar.
a)Hemze harfini ayn veya he gibi okumak, Tı harfini te veya dal gibi okumak, Kaf harfini kef gibi okumak, sad harfini sin gibi okumak.
b)Üzerinde vakıf yapılan kelimenin son harfine bir harf ilave eder gibi, yahut kalkalede aşırıya kaçıp hemze var gibi okumak.
c)Meddi tabileri yok etmek, harfin harekesini değiştirmek veya sakini harekelr gibi okumak.
Mana bozulmamış olsa bile bu şekilde hatalar Cemi Kurraya göre haramdır.
2-)Lahn-i Hafi: Gizli hata demektir.Kaideleri bozar.
a) İhfayı izhar gibi,izharı ihfa gibi okumak.Meal gunneyi-bila gunne gibi, bila gunneyi-meal gunnne gibi okumak.
b) “Ra” harfinin tekririni, veya “nun” harfinin gunnesini, yahur “şin” harfinin tefeşşisini yok etmek veya belirsiz okumak.”Lam” ve “ra” harflerini ince okuyacakken kalın, kalın okuyacakken ince okumak.
11-Tilavet Tarzları:Terti-Tahkik/Tedvir/Hadr
12-Aksamul Vaf: 4 kısımdır.1-Vakf-ı Tam/Vakf-ıKafi/Vakf-ı Hasen/Vakf-ı Kabih
13-Temsili okuma 3 şekilde olur:
a)Vukuf ve ibtidaya riayet
b)Rafu -Savt
c)Hafdul Savt(Hafdul Asvad,Tilavetil Ayat,Tahvil-i Eda,Tezyin-i Seda )
10-MEŞHÛR KIRÂAT İMAMLARI
1- Nâfi’ b. Abdurrahman (ö.169/785)
2- İbn-i Kesir(ö. 120/738)
3- Ebû Amr b. Alâ (ö.154/771)
4- İbn-i Âmir( ö.118/736)
5- Âsım b. Behdele (ö. 127/745)
6- Hamza b. Habib(ö.156/773)
7- Kisâî (ö.189/805)
8- Ebû Ca’fer el-Kârî (ö.132/749)
9-Ya’kûb el-Hadramî (ö.205/821)
10- Halef b. Hişam (ö.229/844)
11-Kıraat Çeşitleri:Kırâatları, senedleri açısından sahih ve gayr-i sahih (şazz) olarak iki kısma ayırmak mümkündür. Sahih olarak kabuledilenler “mütevâtir” ve “meşhur”,gayr-i sahihler (şazz) ise “âhâd”, “müdrec” ve “mevzu”
12-Sahih Kırâatlar:Sahih olarak nitelendirilen bu kırâatlar mütevâtir ve meşhur olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
13-Mütevâtir Kırâatlar:Cumhura göre mütevâtir kırâatlar, “kırâat-ı seb’a/yedi kıraat” imamının naklettiği kırâatlardır.
14-Meşhur kıratlar( المشهور ): Sened-i sahih, Arapça’ya ve Hz. Osman mushaflarının hattına uygun, Kurra arasında meşhur ve fakat tevatür derecesine ulaşamayan kıratlardır. Bu çeşit kıratlar gerek yedi gerek on ve gerekse diğer muteber kıraat imamlarınca makbul sayılmışlardır. İbnü’l-Cezeri tarafından kıratları mütevatir kıratlardan sayılan Ebu Cafer,Yakub ve Halef meşhur kıraat imamları olarak telakki edilmektedir.
15–Sahih Olmayan (Şazz) Kırâatlar:”Suyûtî ve Zerkeşî şâzz kıraati şöyle tarif ederler: “Mütevatir kıraatlere mahsus olan üç şarttan birisi eksik olursa o şâzzdır”"Sahih olmayan kırâatlar, mütevâtir kıraatin üç şartını veya bu şartlardan herhangi birini taşımayan kırâatlardır. Bu tarz kırâatlar (…) “âhâd”, ” mevzu uydurma” ve “müdrec” gibi kısımlara ayrılmaktadır.
16-Ahâd Kırâatlar:Senedi sahih olmakla birlikte yazım bakımından Hz. Osman (ra)’ın Mushafına veya Arap dili gramerine uygunluk arzetmeyen kırâatlara âhâd kıraat denilmektedir.
17-Müdrec Kırâatlar:Kur’ân’ın bazı âyetlerine tefsir maksadıyla yapılan ziyâdelere de müdrec kıraat adı verilir. Özellikle bunlar, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b'ın husûsi Mushaflarında yer almıştır.
18-Mevzû/Apokrif Kırâatlar:Bu kırâatlar da tamamen asılsız olup hiçbir esasa dayanmayan uydurma kırâatlardır.” ( Muhsin Demirci, Tefsir Usulü, M.Ü. İlahiyat Fak. Vakfı Yayınları.)
19-Asım Kıraatı:Çoğunluk Kur’an – ı Asım Kıraatının Hafs riayavetine göre okumaktadır.
20-Vakıf ve İbtida:”Kelime üzerinde kırata tekrar başlamak niyetiyleadet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten “ibarettir.İbtida “ilk defa okumaya başlamaya veya vakiftan sonra kırata devam etmek için tekrar başlamaya” denir.
21-Kıraat eğitiminde, kıraati hocadan dinleyerek alma anlamına gelen “semâ”, kıraati bizzat hocanın yakınında bulunarak onun ağzından alma ve gerekirse ona okuma ve tashih ettirme anla¬mına gelen “müşâfehe” ve bir hocanın huzurunda ona ezberden veya mushaftan okuyarak kıraat dinletme anlamına gelen “arz” metotları uygulanmaktadır. sema ve arzı birlikte gerçekleştirerek kur’ân’ı tecvid kaidelerine göre itinalı bir şekilde okumaya da “edâ” denmiştir. bu uygulamalar büyük oranda hz. peygamber’in uygulamalarına ve tavsiyelerine dayanır. resûluilah kur’ân’ı cebrail’den semâ usulüne göre almış, ona arz usûlüne göre okumuş,ashâb da resûl-i ekrem’den bu metotlar ile kur’ân öğrenmiş ve başkalarına öğretmişlerdir.
22-Kur’ân-ı kerîm’in iki kapak arasına alınarak “mushaf adıyla kitaplaşmasıHz Ebû bekir’e (r.a.) nasip olmuştur.
23-Muaviye döneminde Basra valisi Ziyad b. ebih, O devrin âlimlerinden Ebu’l-Esved ed-Düeli’yi (H.69/688) görevlendirmiş. Önce bu teklifi kabul etmeyen ed-Düeli, bir şahsın Tevbe suresi اَنَّ اللّٰهَ بَر۪يٓءٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ وَرَسُولُهُۜ 3. ayetinde yer alan ( وَرَسُولُهُ) kelimesini, lam harfinin kesresi ile ( وَرَسُولِهُ) şeklinde okuduğunu. Böyle olunca“…Allah ve resulü müşriklerden beridir”anlamına gelen ayet, o şahsın ( وَرَسُولِهُ) şeklinde lam harfini kesre ile okuması sonucu, “..Allah, müşriklerden ve resulünden beridir..” şeklinde bir anlama dönüşmüş oluyor. Bunu duyan ed-Düeli hemen durumun ciddiyetini anladı ve kararından vazgeçerek, bu defa kendisi teklif edilen işi yapacağını bildirdi. ed- Düeli ayetlerin irabını, harekelerini göstermek için Kuran‘a harekeyi gösterecek noktalar koyarak önlem aldı. Bu noktalar Kur’ an’ın yazısının renginden başka bir renkle fetha için harfin üstüne, kesre için altına, ötre için önüne bir nokta, Tenvin için iki nokta olarak konuldu. işte Kur’anın ilk harekelenmesi bu şekilde olmuştur.
24- Birbirine benzeyen harfleri ayırdetmek için harflerin noktalanması,Irak valisi Haccac, Abdü’l-Melik b. Mervan zamanında birbirine benzeyen harflerin ayırt edilmesi için kâtiplerden, önlem alınmasını istemişti. Nasr b. Asım (öl.89/ 708) ve yahya b. Yamer (öl.129/ 746) İkinci önemli bir iş olan harfleri birbirinden ayırt edecek noktaları koymuştur. Buna “İ’cam” denilmektedir. Bu durumda hareke yerine konan noktalarla harfleri birbirinden ayırt etmek için konan noktaların birbirine karışmaması için de tedbir alındı. Harfleri birbirinden ayırt etmek için kullanılan noktalar Kur’an metninin yazıldığı siyah mürekkeple yazılmış, hareke yerine konan noktalar ise başka bir renk mürekkep kullanılarak yazılmış. Eski Mushaflarda kırmızı, daha sonrakilerde sarı ve yeşil, azda olsa bazen mavi renk mürekkep kullanılmıştır. Konulan bu işaretlerle Kur’an yaklaşık bir asır okunmuştur.
25-Bugünkü şekildeki harekelerin konulması:Sonra büyük dil âlimi Halil b. Ahmed (öl.175/ 791) bugün bildiğimiz hareke sistemini geliştirerek, Kur’an’ın hareke ve noktalanma işine son şeklini vermiştir.Hareke ve nokta konulmasından sonra da Kur’an’a yönelik bir takım faaliyetler devam etmiştir. Sure, Cüz başlıkları, hizip, ayet sonlarına konan durak işaretleri, güller ve rakkamlar konulmuştur. Ayetlerin sonlarına konulan duraklar; ilk önce daire meyilli çizgilerden oluşurken, daha sonraları daire şeklinde gösterilmiş ve zamanla da gül şeklini almıştır. Bilindiği gibi bugün basılan Mushaflar da sözü edilen duraklar içinde ayet numaraları yer almaktadır .
26 -Vakf İşaretleri (secâvendler) :Vakfları tesbit etmek, her okuyucu için mümkün olmayabilir. Bunlar Arapça bilmeyi de gerektirir. Bu nedenle vakf edilecek yerlere bir takım işaretlerin konulmasına ihtiyaç vardır. Tecvid bilginleri vakıf ve ibtida ile ilgili geniş çalışmalar yapmışlar, eserler yazmışlar, manayı nazarı itibara alarak gruplandırmışlardır. Bu hususa ilk defa Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es- Secavendi (öl. 560/ 1165) teşebbüs etmiş ve manaya göre Kur’an-ı kerimin kelimeleri üzerine bazı harfler koymak suretiyle vakf yerlerini işaretlemiştir. Kur’an bilgini olan bu zat bir Türk’tür. Secavend bu zatın Türkistan’daki beldesinin ismidir. Vakf için kullanılan işaretler Sonradan bu zatın beldesinin ismi olan Secavend, isimiyle anılmıştır. Muhammed b. Tayfur es- Secavendi kısa izahlarla bu vakfların hükümlerini, manaya göre kısımlarını ve işaretlerini belirlemiştir.
27-Kıraatla İlgili Temel Terimler (kıraat, rivayet, tarik vb ) :
Harf :D aha çok ilk dönemlere ait bir tercihtir. şahıslara nispet edilerek “harf-i fülân” denildiğinde onun kıraati ve okuyuşu kastedilmektedir
Kıraat ilmi:Kur’an’ın kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet ederek bilmektir.
Tarifde geçen ihtilaflar; ya imam ihtilafı, ya ravi ya da ravinin ravisinin ihtilafı şeklinde olur.
Kıraat: İmamın, rivayet ve tariklerinin ittifak ettiği, diğer imamlardan farklı okuyuşuna denir. Yani ihtilaf, raviler ve ravilerin ravileri arasındaki okuyuşta değilde imamlar arasında olan okuyuşta olur.
Kari:Lügatta, okuyucu ve okuyan anlamına gelir.
Mukri:Nazari bilgilerle beraber kıraatı müşafehe yoluyla (ağızdan) rivayet eden kıraat âlimine denir. Eğer bir kimse
kıraatı müşafehe ile değilde yanlızca nazari bilgilere dayalı ise bu onun mukrî olması için yeterli değildir.
Kurra: Kari, kelimesinin çoğuludur.Yedi ya da on kıratın kendilerine nisbet edildiği imamlara denir.
Kur’anın tamamını ezberleyen ve ondaki kıratlara hakkıyla vakıf olan kimselere de kurra ismi verilmektedir.
Ravi: On veya on dört imama nispet edilen kıraatlerden biri¬ni veya birkaçını o kıraatin imamından doğrudan veya
vasıtalı olarak alan kimse için râvî terimi kullanılırken râvîye nispet edi¬len kıraate de rivayet denir. böyle olunca
kıraat imamlarından her birinin çok sayıda râvîsinin bulunması kaçınılmazdır. Ancak kıraat rivayetlerini
nakleden ve eğitim maksatlı hazırlanan kitaplarda her imam için ikişer râvî ye yer verilmesi gelenek halini al¬mıştır.
Tarik: Ravilerin ravilerinin arasındaki ihtilaflara denilmektedir.Diğer bir ifade ile Ravilerden sonra gelenlerin ihtilaflarına denilmektedir. (âsim kıraatinin hafs rivayetinin ubeyd b. es-sabbâh tarîki gibi).
Vecih:İmam, ravi ve ravinin ravisi (Tarik) dışında karinin tahyirine ( okuyucunun tercihi) bırakılmış okuyuşlara vecih denir.Örneğin: Meddi arızda bütün kıraat imamları için, tul, tevassut ve kasır olmak üzere üç türlü okuma caizdir.İşte bu var olan üç okuyuştan birini tercih ederek okumasına karinin tercihi denir. Yoksa var olmayan her hangi bir şeyi okuyucunun tercih etmesi demek değildir.
28-Hazreti Osman’ın halifeliği zamanında Zeyd bini Sabit’in başkanlığında kurulan istinsah heyeti nüshadan yedi nüsha kopya ederek bunları mühim İslâm merkezlerine göndermişti. Bunlara “Mesâhifi Emsâr” denir. Bir nüsha da Medine’de bırakılmıştı.Bu nüsha başkalarına merci olduğu için ona “İmam” denilir. Bir nüsha da Halife Osman kendisi için yazdırmıştı. Bazıları Yemen ile Bahreyn’e gönderilen Mushaflara dair bilgi olmadığından onları hesaba katmıyarak “Beş nüsha istinsah edildi.” derler.
29- Huzeyme İbnu Sabit eş-Şâhideyn’dir.
30-Hz.Osman’ın Kur’an-ı çoğaltmak için topladığı heyet üyeleri;
1- Zeyd b. Sabit
2- Abdullah b. ez-Zübeyr
3- Said b.el-As
4- Abdurrahman b. Haris
31- Hz. Osman Kaç Nüsha Yazdırmıştı:Son dönem ünlü İslam bilginlerinden Subhi es-Sâlih (1925–1986) ise, çoğaltılan nüshaların yedi adet olduğunu ve bu nüshalardan birinin halifeye teslim edildiğini söyleyerek konuyla ilgili fikrini dile getirir. Süleyman Ateş de Dr. Sâlih’le aynı düşüncededir.
Büyük kıraat bilgini İbnu’l-Cezerî de (öl. 833 h.) istinsah edilen Mushafların sekiz adet olduğu düşüncesindedir. Ona göre çoğaltılan nüshalar Basra, Kûfe, Şâm, Medine, Mekke, Yemen ve Bahreyn’e gönderilmiş ve bir nüsha da halifenin yanında bırakılmıştır. Ünlü araştırmacı Mustafa Sâdık er-Râfiî (1881–1937) ise, çoğaltılan nüshaların yedi olduğunu ifade eder ve bunun en yaygın görüş olduğunu dile getirir.
Osman Keskioğlu (1907–1989) da “İstinsah edilen nüshalar Kûfe’ye, Basra’ya, Şam’a, Mekke’ye, Yemen’e ve Bahreyn’e gönderildi. Bir nüsha da Medine’de bırakıldı.” diyerek yedi mushafın varlığından söz eder
Ayrıca muhtelif kaynaklarda İslam merkezlerine, çoğaltılan Mushaflarla birlikte birer tane de muallim gönderildiği kaydedilir ve bu muallimler; Abdullah b. es-Sâib (Mekke’ye), Muğîre b. Şihâb (Şam’a), Ebû Abdurrahman es-Sülemî (Kûfe’ye) ve Âmir b. Kays (Basra’ya) olarak zikredilir. Buna göre dört ayrı merkeze birer nüsha gönderilmiştir. Medine’ye ise muallim gönderilmesine zaten ihtiyaç yoktur, zira ashabın büyüklerinin çoğu bu merkezde bulunmaktadır.
32–Kıraat ehli, “Kıraat İlmi” konularını iki grup altında değerlendirmişlerdir: Usûl ve Ferşü’l-Hurûf
a)Usûl: Her kıraat imamının ve râvilerinin diğerleri ile ittifak veya ihtilâf ettikleri telâffuz keyfiyetine dâir konulardır.
b)Ferşü’l-Hurûf: Kelimede hareke veya harf değişikliği ile veya kelimenin yanındakiler ile yer değiştirmesi (takdîm-te’hîr) şeklinde oluşabilecek farklılıkları ihtiva eder.
33-Kur’anı Kerim son peygamber Hz. Muhammet (s.a.v.)e Allah tarafından Cebrail (a.s) aracılığı ile nazil olmuş mukaddes kitapların sonuncusudur. Kur’an adı bizzat âyetlerde geçer. ” Onlar hâlâ Kur’anı gereği gibi düşünmeyecekler mi?” ( Nisâ: 82 ).
34-Kur’an-ı Kerîm, âyet âyet, sûre sûre, ihtiyaçlara cevap olarak 23 senede vahiy yoluyla Hz. Peygambere gelmiş, vahiy kâtipleri tarafından yazılmış, yüzlerce hâfız tarafından ezberlenmiş tevatür yoluyla hiçbir değişikliğe ve eksikliğe uğramadan bize kadar gelmiştir.
35-Peygamberimize 40 yaşında iken nazil olmağa başlamıştır. Milâdî 610 yılının 27 Ramazanında Cebrail (a.s)ın “Oku” emrini getirmesiyle Kuran’ın nüzulü başlamış ve 63 yaşında tamamlanmıştır.
36-Kur’an-ı Kerîm 114 suredir. Kur’anın ayetleri hususunda ise âlimler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu itibarî olup, esasta bir fark yoktur. Bazı âlimler sûre başlarındaki besmeleleri ve mukattaa harflerinden bir kısmını müstakil âyet saymışlardır. Bazıları da secâvendle ayrılmış olan âyetleri iki ayrı âyet saydıklarından âyet sayısı değişik rakamlarla ifade edilmiştir. var olanın değişik sayımıdır.
Ebu Amr ed-Dâni’ye göre âyetlerin sayısı 6000’dir.
İsmail b. Cafer’e göre âyetlerin sayısı 6214’tür.
Ehl-i Mekke’ye göre âyetlerin sayısı 6219’dur.
Ehl-i Kûfe’ye göre âyetlerin sayısı 6236’dır
Basralılara göre âyetlerin sayısı 6204’tür
Şamlilara göre âyetlerin sayisi 6226’dır
Zemahşerî’ye göre âyetlerin sayısı 6666’dır
37-Tenzir (inzâr) : Sonunun fenâ olacağını haber vererek korkutmak, ihtarda ve ikazda bulunmak, uyarmak ve uyandırmak…
38-Tebşir : Uyananı cennetle, uyanmayanı cehennemle müjdelemek.
39- Teşhid : Uyanana da uyanmayana da şâhid olmak…
40-Kur’ânı Kerîm okurken, “Duruş ve durulan yerden başlayarak devam etme” bilgi ve becerilerini konu alan “Vakıf ve İbtidâ” ilmi Tecvidin temel meselelerinden biridir.
41-Tefsir: gücün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de ALLAH’ın murâdını araştıran ilimdir”. Tefsir:“Âyetlerin inişlerini, durumlarını ve kıssalarını, nüzûl sebeplerini, Mekkî ve Medenî, hass ve âmm, mutlak ve mukayyed, vaîdi, emri ve nehyi, ibret ve emsâli gösteren ilimdir.”
42-Te’vîl: âyetin, taşıdığı anlamlardan birine ircâ edilmesidir.
43Te’vîl; bir sözün tefsir ve beyanıdır. >İbn Cerîr te’vil’i tefsir anlamında kullanmıştır.
44-Tercüme ıstılahta: “bir kelâmın mânâsını diğer bir lisanda dengi bir tabir ile ifade etmektir.”Tercüme iki kısımdır: 1. Harfî veya Lafzî Tercüme, 2. Tefsirî Tercüme. Tercüme yerine meâl kullanılmıştır.
45-Meal Istılahta: bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesidir.
46-Tefsir ilminin konusu,Kur’ân âyetleridir.
47-Tefsir ilminin gâyesi, Dünya ve ahiret mutluıluğudur.
48-Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
49-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
50-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
51-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
52-Fetret devrinden sonra (yani ilk vahiyden sonra vahyin bir süre kesilmesi) inen ayet: MÜDDESSİR SURESİNİN BAŞ KISMI
53-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
54-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
55-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
56-Tefsir usûlü, Allah kelâmı olan Kur’ân üzerinde her önüne gelenin beşerî bir takım arzu ve heveslerle Kur’ân lâfızları üzerine yüklenilmesi mümkün olmayan manâlar yüklemeye kalkışması ve böylece manevî bir tahrif yoluna gidilmemesi için ortaya çıkmış ve duyulan ihtiyaç ölçüsünde gelişmiş bir bilim dalıdır.
57-Aksamu’l-Kur’an:Kur’ân’da yeminler vardır. Allah, kendi ismine, pey¬gamberlere, Kur’ân’a, meleklere, Kıyamet Günü’ne ve tabiattaki bazı önemli varlıklara (semâ, şems, kamer, necm, leyl, asr gibi) yemin etmiştir
58-Dirayet Tefsiri:Sadece Peygamber ve sahabenin tefsirlerini naklet¬mekle yetinmeyip başka kaynaklardan da yararlanarak aklî yorumlara yer veren tefsirler, Dirayet Tefsirleri’dir[3]‘. Rivayet Tefsirlerinin dışındaki pek çok Kur’ân Tefsiri, bu kategoriye dahildir.
59-Bazı Dirayet Tefsirleri şunlardır:
Ebu Ca’fer et-Tûsî (ö.460/1068)’nin Tefsiru’t-Tibyân’ı,
et-Tabresî (ö.548/1153)’nin Mecmeu’l-Beyân fi Tefsiri’l-Kurân’ı
Fahruddîn er-Râzî (ö.606/1209)’nin Mefâtihu’l-Ğayb’ı
el-Beydâvî (ö.685/1288)’nin Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl’i.
en-Nesefi (ö.710/1310)’nin Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl’i
Ebu Hayyân el-Endelusî (ö.745/1344)’nin el-Bahru’l-Muhît’i
Ebussuûd (ö.982/1574)’un İrşâdu’l-Akli’s-Selîm’i
el-Âlûsî (ö.l270/1853)’nin Rûhu’l-Beyân’ı[4]
60-Esbâbu’n-Nüzul:Kur’ân ayetlerinin indirilmesine sebep olan olaylar, gelişmeler ve şartlara Esbâbu’n-Nüzûl denir.
61-Garibu’l-Kur’ân:Garîb kelimesi, yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapa¬lı anlamlarına gelir. Kur’ân’da yer alan, Araplar arasında yaygın bir şekilde kullanılmadığı için pek bilinmeyen keli-melere ğarîb denmiştir. Bu kelimeleri açıklamayı amaçla¬yan Kurân İlmi’ne de İlmu Garibi’l-Kurân denmiştir.
62-El-Hurufu’l-Mukattaa:Bazı Sûrelerin başında bir veya birkaç harften olu¬şan ve Arap Dili’nde muayyen bir manada kullanılmayan harf veya harfler grubuna el-Hurûfu’l-Mukattaa denir. Bu harfler, Kur’ân’ın 29 sûresinin başında bulunmaktadır.
63-İ’cazu’l-Kur’ân:İ’câz, lügatte, âciz bırakmak anlamına gelir. Bir şe¬yin benzerini yapmaktan, başkalarını âciz bırakan şeye de mu’cize denir.
64-Kıraat İmamları:Mütevatir kabul edilen 10 kıraatin imamları şunlardır:
1. Ebu Abdirrahman Nâfî (ö.169/785), Râvîleri, Kâlûn ve Verş’tir.
2. Abdullan ibn Kesîr (ö.120/738), Râvîleri, el-Bezzî ve Kunbul’dur.
3. Ebu Amr el-Basrî (ö.154/771), Râvîleri, ed-Dûrî ve es-Sûsî’dir.
4. Abdullah İbn Âmir (ö.118/736). Râvîleri, Hişâm ve ibn Zekvân’dır.
5. Ebubekr Âsim (ö.127/745). Râvîleri, Hafs ve Şu’be’dir.
6. Hamza b.Habib ez-Zeyyât (ö. 156/773). Râvîle¬ri, Halef ve Hallâd’dır
7. Ali b.Hamza el-Kisâî (ö. 189/805). Râvîleri, el-Leys ve ed-Dûrî’dir.
8. Halef b.Hişâm el-Bezzâr (ö.229/844)
9. Ebu Ca’fer el-Mahzûmî (Ö.130/748)
10. Ebu Muhammed Ya’kûb el-Basrî
65-Mensuh:Kurân’da, sonradan indirilen ayet veya ayetlerle hükmü kaldırıldığı söylenen ayetlere mensûh denir.
66-Mubhemâtu’l-Kur’ân:Kurân’da kimi veya neyi karşıladığı bilinmeyen, ka¬palı olan ism-i işaretler, ism-i mevsûller, zamirler, cins isimler, belirsiz zaman ve mekan zarfları ve belirsiz mik¬tar bildiren kelimeler mubhemâttır. Bu kelimeleri açıklamayı amaçlayan Kur’ân İlmi’ne de İlmu Mubhemâti’l-Kurân denir
67-Muhkem.Manalarında kapalılık olmayan ve kolayca anlaşıla¬bilen ayetlere, muhkem ayetler denir.
68-Muşkîlu’l-Kur’ân.Okuyucuya zıt ve mütenâkız (çelişik) gibi görünen ayetlere muşkil; bu ayetleri telif etmeği amaçlayan Kur’ân İlmine de, Muşkilu’l-Kur’ân İlmi denir
69-Muteşâbih:Neyi kasdettiği belli olmayan, yoruma, te’vile açık ayetlere, muteşâbih ayetler denir. Ali îmrân Sûresinin 7.ayetinde Kur’ân’ın bazı ayetlerinin muteşâbih olduğu söylenmektedir.
70-Nasih:Kronolojik olarak önce inen ayetin veya ayetlerin hükmünü kaldırdığı söylenen ayetlere, nâsih ayetler de¬nir. Dolayısıyla nâsih, hükmü geçerli olan ayettir.
71-Nesh:Şer’i bir hükmün, daha sonra gelen şer’i bir delille kaldırılmasına nesh denir.
72-Vucuh Ve Nezair:Kur’ân’da bir kelimenin, birkaç manada kullanılma¬sına Vucûh denir. Huda kelimesi buna misaldir.Kur’ân’da birkaç kelimenin, aynı manada kullanıl¬masına Nezâir denir. Mesela cehennem, nâr, sekar, hutame, cehîm gibi lafızlar Cehennem anlamındadır.
73-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
74-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
75-BEYTÜ`L-HARAMl:Mekke`de Kabe`nin bulundugu sahadaki caminin adidir.Bu haram denilmesini o sahaya saygi ve tazim göstermek vacip oldugu icindir.Kendisine karsi saygisizlik caiz olmadigindan dolayi Mekke`de Belde-i haram denilmistir.
76-BEYTÜLİZZE:Kur`an-Kerim`in bir bütün halinde indirildigi ve dünya semasinda bulundugu rivayet edilen yerin adi.Beytülizze, İzzet evi anlamına gelen beytü’l-izze, Kur’ân’ın bir bütün halinde indirildiği dünya semasında (yere en yakın gökte) bulunan yerin adıdır.
77-BEYTİ-MAKDİS:Mukaddes ev, Küdus`deki Mescid-i Aksa. Beytül Makdis
İslâm’da üç mukaddes mescitten biri olan Kudüs’teki mescid.
78–EİMME-İ HAMSE: “Beş imam” demek olup el-kutubu’s-Sitte sahiplerinden Buhari ve Müslim ile Ebu Dâvud, Tirmizî ve Nese’i olmak üzere beşine denir.
79-EİMME-İ SİTTE:Eimme-i sitte, hadiste kütüb- ü sitte denen, 6 meshur hadsi mecbuasinin yazarlarina verilen isimdir
80-EHL-İ BEYT:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
81-EHL-İ HİBRE :Ehl-i Vukuf, bilirkişi, eksper, hakimin, kendi ihtisası dışında kalan alanlarda bilgisine başvurduğu, konunun uzmanı kişi veya kişiler.
82-EHL-İ KIBLE:Kabe`ye dogru yönelerek namaz kilmanin farz olusunu kabull eden kimselerdir.
83-EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
84-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
85-GAZVETÜ`L-USRE(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
86-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
87-İLA VE TAHYİR OLAYI:Hz.Peygamberin bir süre zevcelerinden uzak kalmasi ve zevcelerinin nikahlarini alip ayrilma ya da Resulullah´in esleri olarak kalma hususunda muayyen birakilmalari olayi(630)
88-İFK OLAYI:Beni Mustalik savasi dönüsünde Hz.Aise`nin iftiraya ugramasi.Ifk hadisesini aciga cikaran ayet;Nur suresi ayet:11 ve 12)
89-KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
90-KİRAMEN KATİBİN:Insanlarin söz ve davranislarini kaydeden melekler.
90-TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
91-TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
92-TERESSÜL-İRSAL:Ezan okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir.Bana teressül veya İrsal denir.Kamette ise ,duraklama yapılmaksızın seri olarak okunur.Buna da Haedr denir.
93-TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma..
94-TEYEMMÜM:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savaşında sabah namazı teyemmum ile ilk defa namaz kılındı.
95-VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
96-VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
97-ZARURAT-I HAMSE( BEŞ ZARURİ ŞEY):Bütün dinlerin, korunması üzerine ittifak ettikleri şu beş hususun, aynı zamanda İslâm dininde de, korunması amaçlanmıştır. Bunlar: 1- Canın korunması,2. Malın korunması,3.Aklın korunması,4. Dinin Korunması,5. Neslin korunması.
98-ZEBUR:Sözlükte, kitap manasına gelir.Zebur , Davud Aleyhisselama gönderilmiştir.Zebura, Mizmarlar da denir.
99-ZEHREVAN:Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
100-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
101-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
41-Tefsir: gücün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de ALLAH’ın murâdını araştıran ilimdir”. Tefsir:“Âyetlerin inişlerini, durumlarını ve kıssalarını, nüzûl sebeplerini, Mekkî ve Medenî, hass ve âmm, mutlak ve mukayyed, vaîdi, emri ve nehyi, ibret ve emsâli gösteren ilimdir.”
42-Te’vîl: âyetin, taşıdığı anlamlardan birine ircâ edilmesidir.
43Te’vîl; bir sözün tefsir ve beyanıdır. >İbn Cerîr te’vil’i tefsir anlamında kullanmıştır.
44-Tercüme ıstılahta: “bir kelâmın mânâsını diğer bir lisanda dengi bir tabir ile ifade etmektir.”Tercüme iki kısımdır: 1. Harfî veya Lafzî Tercüme, 2. Tefsirî Tercüme. Tercüme yerine meâl kullanılmıştır.
45-Meal Istılahta: bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesidir.
46-Tefsir ilminin konusu,Kur’ân âyetleridir.
47-Tefsir ilminin gâyesi, Dünya ve ahiret mutluıluğudur.
48-Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
49-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
50-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
51-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
52-Fetret devrinden sonra (yani ilk vahiyden sonra vahyin bir süre kesilmesi) inen ayet: MÜDDESSİR SURESİNİN BAŞ KISMI
53-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
54-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
55-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
56-Tefsir usûlü, Allah kelâmı olan Kur’ân üzerinde her önüne gelenin beşerî bir takım arzu ve heveslerle Kur’ân lâfızları üzerine yüklenilmesi mümkün olmayan manâlar yüklemeye kalkışması ve böylece manevî bir tahrif yoluna gidilmemesi için ortaya çıkmış ve duyulan ihtiyaç ölçüsünde gelişmiş bir bilim dalıdır.
57-Aksamu’l-Kur’an:Kur’ân’da yeminler vardır. Allah, kendi ismine, pey¬gamberlere, Kur’ân’a, meleklere, Kıyamet Günü’ne ve tabiattaki bazı önemli varlıklara (semâ, şems, kamer, necm, leyl, asr gibi) yemin etmiştir
58-Dirayet Tefsiri:Sadece Peygamber ve sahabenin tefsirlerini naklet¬mekle yetinmeyip başka kaynaklardan da yararlanarak aklî yorumlara yer veren tefsirler, Dirayet Tefsirleri’dir[3]‘. Rivayet Tefsirlerinin dışındaki pek çok Kur’ân Tefsiri, bu kategoriye dahildir.
59-Bazı Dirayet Tefsirleri şunlardır:
Ebu Ca’fer et-Tûsî (ö.460/1068)’nin Tefsiru’t-Tibyân’ı,
et-Tabresî (ö.548/1153)’nin Mecmeu’l-Beyân fi Tefsiri’l-Kurân’ı
Fahruddîn er-Râzî (ö.606/1209)’nin Mefâtihu’l-Ğayb’ı
el-Beydâvî (ö.685/1288)’nin Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl’i.
en-Nesefi (ö.710/1310)’nin Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl’i
Ebu Hayyân el-Endelusî (ö.745/1344)’nin el-Bahru’l-Muhît’i
Ebussuûd (ö.982/1574)’un İrşâdu’l-Akli’s-Selîm’i
el-Âlûsî (ö.l270/1853)’nin Rûhu’l-Beyân’ı[4]
60-Esbâbu’n-Nüzul:Kur’ân ayetlerinin indirilmesine sebep olan olaylar, gelişmeler ve şartlara Esbâbu’n-Nüzûl denir.
61-Garibu’l-Kur’ân:Garîb kelimesi, yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapa¬lı anlamlarına gelir. Kur’ân’da yer alan, Araplar arasında yaygın bir şekilde kullanılmadığı için pek bilinmeyen keli-melere ğarîb denmiştir. Bu kelimeleri açıklamayı amaçla¬yan Kurân İlmi’ne de İlmu Garibi’l-Kurân denmiştir.
62-El-Hurufu’l-Mukattaa:Bazı Sûrelerin başında bir veya birkaç harften olu¬şan ve Arap Dili’nde muayyen bir manada kullanılmayan harf veya harfler grubuna el-Hurûfu’l-Mukattaa denir. Bu harfler, Kur’ân’ın 29 sûresinin başında bulunmaktadır.
63-İ’cazu’l-Kur’ân:İ’câz, lügatte, âciz bırakmak anlamına gelir. Bir şe¬yin benzerini yapmaktan, başkalarını âciz bırakan şeye de mu’cize denir.
64-Kıraat İmamları:Mütevatir kabul edilen 10 kıraatin imamları şunlardır:
1. Ebu Abdirrahman Nâfî (ö.169/785), Râvîleri, Kâlûn ve Verş’tir.
2. Abdullan ibn Kesîr (ö.120/738), Râvîleri, el-Bezzî ve Kunbul’dur.
3. Ebu Amr el-Basrî (ö.154/771), Râvîleri, ed-Dûrî ve es-Sûsî’dir.
4. Abdullah İbn Âmir (ö.118/736). Râvîleri, Hişâm ve ibn Zekvân’dır.
5. Ebubekr Âsim (ö.127/745). Râvîleri, Hafs ve Şu’be’dir.
6. Hamza b.Habib ez-Zeyyât (ö. 156/773). Râvîle¬ri, Halef ve Hallâd’dır
7. Ali b.Hamza el-Kisâî (ö. 189/805). Râvîleri, el-Leys ve ed-Dûrî’dir.
8. Halef b.Hişâm el-Bezzâr (ö.229/844)
9. Ebu Ca’fer el-Mahzûmî (Ö.130/748)
10. Ebu Muhammed Ya’kûb el-Basrî
65-Mensuh:Kurân’da, sonradan indirilen ayet veya ayetlerle hükmü kaldırıldığı söylenen ayetlere mensûh denir.
66-Mubhemâtu’l-Kur’ân:Kurân’da kimi veya neyi karşıladığı bilinmeyen, ka¬palı olan ism-i işaretler, ism-i mevsûller, zamirler, cins isimler, belirsiz zaman ve mekan zarfları ve belirsiz mik¬tar bildiren kelimeler mubhemâttır. Bu kelimeleri açıklamayı amaçlayan Kur’ân İlmi’ne de İlmu Mubhemâti’l-Kurân denir
67-Muhkem.Manalarında kapalılık olmayan ve kolayca anlaşıla¬bilen ayetlere, muhkem ayetler denir.
68-Muşkîlu’l-Kur’ân.Okuyucuya zıt ve mütenâkız (çelişik) gibi görünen ayetlere muşkil; bu ayetleri telif etmeği amaçlayan Kur’ân İlmine de, Muşkilu’l-Kur’ân İlmi denir
69-Muteşâbih:Neyi kasdettiği belli olmayan, yoruma, te’vile açık ayetlere, muteşâbih ayetler denir. Ali îmrân Sûresinin 7.ayetinde Kur’ân’ın bazı ayetlerinin muteşâbih olduğu söylenmektedir.
70-Nasih:Kronolojik olarak önce inen ayetin veya ayetlerin hükmünü kaldırdığı söylenen ayetlere, nâsih ayetler de¬nir. Dolayısıyla nâsih, hükmü geçerli olan ayettir.
71-Nesh:Şer’i bir hükmün, daha sonra gelen şer’i bir delille kaldırılmasına nesh denir.
72-Vucuh Ve Nezair:Kur’ân’da bir kelimenin, birkaç manada kullanılma¬sına Vucûh denir. Huda kelimesi buna misaldir.Kur’ân’da birkaç kelimenin, aynı manada kullanıl¬masına Nezâir denir. Mesela cehennem, nâr, sekar, hutame, cehîm gibi lafızlar Cehennem anlamındadır.
73-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
74-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
75-BEYTÜ`L-HARAMl:Mekke`de Kabe`nin bulundugu sahadaki caminin adidir.Bu haram denilmesini o sahaya saygi ve tazim göstermek vacip oldugu icindir.Kendisine karsi saygisizlik caiz olmadigindan dolayi Mekke`de Belde-i haram denilmistir.
76-BEYTÜLİZZE:Kur`an-Kerim`in bir bütün halinde indirildigi ve dünya semasinda bulundugu rivayet edilen yerin adi.Beytülizze, İzzet evi anlamına gelen beytü’l-izze, Kur’ân’ın bir bütün halinde indirildiği dünya semasında (yere en yakın gökte) bulunan yerin adıdır.
77-BEYTİ-MAKDİS:Mukaddes ev, Küdus`deki Mescid-i Aksa. Beytül Makdis
İslâm’da üç mukaddes mescitten biri olan Kudüs’teki mescid.
78–EİMME-İ HAMSE: “Beş imam” demek olup el-kutubu’s-Sitte sahiplerinden Buhari ve Müslim ile Ebu Dâvud, Tirmizî ve Nese’i olmak üzere beşine denir.
79-EİMME-İ SİTTE:Eimme-i sitte, hadiste kütüb- ü sitte denen, 6 meshur hadsi mecbuasinin yazarlarina verilen isimdir
80-EHL-İ BEYT:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
81-EHL-İ HİBRE :Ehl-i Vukuf, bilirkişi, eksper, hakimin, kendi ihtisası dışında kalan alanlarda bilgisine başvurduğu, konunun uzmanı kişi veya kişiler.
82-EHL-İ KIBLE:Kabe`ye dogru yönelerek namaz kilmanin farz olusunu kabull eden kimselerdir.
83-EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
84-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
85-GAZVETÜ`L-USRE(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
86-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
87-İLA VE TAHYİR OLAYI:Hz.Peygamberin bir süre zevcelerinden uzak kalmasi ve zevcelerinin nikahlarini alip ayrilma ya da Resulullah´in esleri olarak kalma hususunda muayyen birakilmalari olayi(630)
88-İFK OLAYI:Beni Mustalik savasi dönüsünde Hz.Aise`nin iftiraya ugramasi.Ifk hadisesini aciga cikaran ayet;Nur suresi ayet:11 ve 12)
89-KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
90-KİRAMEN KATİBİN:Insanlarin söz ve davranislarini kaydeden melekler.
90-TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
91-TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
92-TERESSÜL-İRSAL:Ezan okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir.Bana teressül veya İrsal denir.Kamette ise ,duraklama yapılmaksızın seri olarak okunur.Buna da Haedr denir.
93-TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma..
94-TEYEMMÜM:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savaşında sabah namazı teyemmum ile ilk defa namaz kılındı.
95-VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
96-VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
97-ZARURAT-I HAMSE( BEŞ ZARURİ ŞEY):Bütün dinlerin, korunması üzerine ittifak ettikleri şu beş hususun, aynı zamanda İslâm dininde de, korunması amaçlanmıştır. Bunlar: 1- Canın korunması,2. Malın korunması,3.Aklın korunması,4. Dinin Korunması,5. Neslin korunması.
98-ZEBUR:Sözlükte, kitap manasına gelir.Zebur , Davud Aleyhisselama gönderilmiştir.Zebura, Mizmarlar da denir.
99-ZEHREVAN:Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
100-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
101-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
102-Medine döneminde nâzil olan ilk sûre ise Bakara’dır.
103- İbn Abbas’tan gelen bir rivayete göre Nasr sûresi son inen sûredir (Müslim, ”Tefsîr”, 21). En son Tevbe sûresinin nâzil olduğu da rivayet edilmiştir .
104-Hz. Ebû Bekir’in tâlimatıyla cemedilen Kur’an başta Hz. Ömer ve Ali olmak üzere bütün sahâbenin onayını almış (icmâ), kimseden bir itiraz gelmemiştir (Ebû Abdullah es-Sayrafî, s. 355-357).
105-Kur’an nüshası birer kari ile birlikte Mekke, Kûfe, Basra, Şam, Yemen ve Bahreyn’e gönderilmiş, bir nüsha da Medine’de bırakılmıştır (Dânî, el-Mukni’, s. 19; Zerkeşî, I, 334; Süyûtî, el-İtkan, I, 189-190).
s. 52; Dânî, el-Mukni’, s. 18; Zerkeşî, I, 329, 334).
106-Kur’an ilmi olarak adlandırılabilecek alanlar şunlardır: MekkîMedenî sûreler, esbâb-ı nüzûl, nâsihmensuh, Kur’an’ın isimleri, toplanması, çoğaltılması ve tertibi, sûre ve âyet bilgileri, münâsebâtü’l-âyât ve’s-süver, kıraat ve tecvid bilgileri, fezâilü’l-Kur’ân, havâssü’l-Kur’ân, i‘râbü’l-Kur’ân, garîbü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, mecâzü’l-Kur’ân, vücûhnezâir, emsâlü’l-Kur’ân, aksâmü’l-Kur’ân, üslûbü’l-Kur’ân, muhkemmüteşâbih, mutlakmukayyed, mücmel-mübeyyen, edebiyat konularından olan îcâz, ıtnab, hasr, kinaye, teşbih ve istiare, i‘câzü’l-Kur’ân, tefsir ve te’vil ilmi, müfessirin âdâbı ve şartları.
107-Bazı âyetler özel adlarla anılmış olup bunların en meşhuru Âyetü’l-kürsî’dir (el-Bakara 2/255). Deyn âyeti, ribâ âyeti, kumar âyeti gibi adlandırmalar ise daha çok âyetin konusuyla ilgilidir.
108-Hz. Osman’ın mushaflarına göre Kur’an’da 114 sûre bulunmaktadır. Tevbe sûresi dışındaki bütün sûrelerin başında besmele mevcuttur.Tevbe sûresinin müşrik ve kâfirlere ültimatomla başladığından eman bildiren besmelenin bu ültimatomla çelişeceği şeklindedir.
109-Kur’an’ın en kısa sûreleri üçer âyetlik Asr, Kevser ve Nasr, en uzun sûresi 286 âyetten meydana gelen Bakara’dır.
110-Fâtiha sûresi Kur’an’daki itikad, ibadet ve ahlâktan oluşan ana konuları öz olarak içerdiğinden ”ümmü’l-kitâb” ve ”ümmü’l-Kur’ân” olarak adlandırılmış, İhlâs sûresi özellikle tevhid konusunu özetlediği için Kur’an’ın üçte biri sayılmıştır (Kanûnü’t-te’vîl, s. 230-232, 237, 330).
111- Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
112- Ayet :Kuranı Kerimin bir cümlelik anlam birliği olan ifadelerinin her birine verilen isim.
113- Kuranı Kerimde en uzun ayet Bakara Suresi – 282. ayetidir.
114- K. Kerim toplam 23 yılda tamamlanmıştır.
115- K. Kerim’de ismi geçen 25 peygamberin ismi geçmektedir.
17-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
116-Hafd-ı Savt kavramı ses tonunu alçaltmak
117- Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir Nasranî
118- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme almış olduğu tefsirin adı Hakk Dini Kur’an Dili
119-İstiaze :“Euzübesmele” okuyarak Allah’a sığınmaktır.
120- Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
121-El-Hamdulillah, Sübhane, Tebareke, Sebbeha gibi Allah’a hamd ve tesbih ile başlayan sûreler ki, bunlar 14 tanedir.
122- Başlarında huruf-u mukattaa dediğimiz harflerle başlayan sûreler ki, bunların da sayısı 29 dur.
123- Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
124-Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
125-Es- Sebu’t tuvel: En uzun 7 sure demektir.
126-El – Mi’un:Birinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir.
127-El – Mesani: Ayet adedi 100’den az olan surelerdır.(Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar)
128-El – Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
129-Tencîmu’l-Kur’ân :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
130-Et-Tuvâlu’l-Mufassal :Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
131-Et-Tuvâlu’l-Kısar :Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim.
132-Et-Tuvâlu’l-Muvassat :Târik suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
133-Ez-Zehrevân :Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
134-Zevâtu’r-Râ :Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra’d, İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
135-Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ /Rahman
Ebrar /İnsan
Ahsenu’l-kıses/ Yusuf
Ashab-ı Kehf/ Kehf
A’ma /Abese
İkra /Alak
Elem neşreh/ Şerh
Ümmü’l-kitap/ Fatiha
İnne enzelna/ Kadr
İnşirah /Şerh
Bedr/ Enfal
Beraet/ Tevbe
Ben-i İsrail/ İsra
Tebarek/ Mülk
Hamd/ Fatiha
Havariyyin/ Sad
Dehr/ İnsan
Süleyman/ Neml
Arusu’l-Kur’an/ Rahman
Amme/ Nebe
Kıtal/ Muhammed
Kalbü’l-Kur’an/ Yasin
Melaike/ Fatır
136-Hz.Ömer’in Müslüman olması hadisesinde kız kardeşi Fatıma’ın elinde bulunan Taha süresinin baş tarafının yazılı bulunduğu sahife de Kur’an’ın yazıldığını gösteren önemli bir delildir.
137-Abdullah b.Ömer şöyle demektedir:”biz Kur’an üzerimizde iken düşman ülkesine gitmekten menedilmiştik.Bunun sebebi o yazılı metinlerin düşman eline geçme korkusu idi.”
138-Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
139-Zeyd b. Sabit’in Bu işin başına geçirilmesinin nedenleri :
1-Zeyd uzun süre vahiy katipliği yapan bir kişi idi.
2-Resulallah hayatta iken Kur’an’ın tamamını toplamıştı.
3-Zeyd Kur’an’ın tamamını ezberleyen ve onu en güzel şekilde okuyan sahabilerden biriydi.
4-Zeyd çok zeki bir kişi idi.
5-Zeyd bütün Müslümanların güvenini kazanmış bir kişiydi.
140-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi Ziyad b. Sümeyye
141-Resmü’l-Mushaf :“Kur’an’ın kelimelerinin ve harflerinin yazılışında Osman b. Aff1-Hazreti Osman muhtelif kıraatleri önlemek için Kur’an’ı istinsah ettirip etrafa “Mesahifi Emsar” yollamıştı.
142-Kur’ân-ı Kerîm’in kendine mahsus bir yazı şekli vardır ki, buna “Hz. Osman zamanında istinsah edilen Mushafların yazı ve imlâ şekli” mânâsında “Resm-i Osmanî” veya “Resmü’l-Mushaf” denir
143-Tenâsubi’s-Suver :Surelerin birbirleriyle aralarındaki uyum ve ahengi inceleyen bir ilimdir.
144-Tencîmu’l-Kur’ân :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir. Kelimenin aslı “necm” yani yıldız demektir. Kur’ân semasının yıldızlarının ayrı ayrı zamanlarda tulü etmesine de bu kökten bir tabir olarak Kur’ân ‘in tencimi denilmiştir.
145-Et-Tenzil :Kur’ân’ın isimlerinden biridir. Esmâu’l-Kur’ân md. Ayrıca Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
146-Tenzîlu’l Kur’ân :Kur’ân’ın indirilişi anlamına gelir. Bu indiriliş önce dünya semasındaki beytü’l izzet’e toptan bir kerede, daha sonra Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’e bi’setinden vefatına kadar 23 yıllık süre zarfında parça parça olmuştur.
147-Tercemetu’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîm’in başka dillere çevirisi anlamına gelir.
148-Tertibu’l-Âyât :Ayetlerin sureleri içindeki Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘in tevkîfi ve emri ile sıralanışına verilen isimdir.
149-Tertibu’s-Suver :Kur’ân sûrelerinin elimizdeki Mushaf-ı şerifte görüldüğü şekliyle son sıralanmış haline verilen isimdir.
150-Et-Tuvâlu’l-Mufassal :Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
151-Et-Tuvâlu’l-Kısar :Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim.
152-Et-Tuvâlu’l-Muvassat :Târik suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
153-Ulûmu’l-Kur’ân :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’l-Kur’ân denir.
154-Ez-Zehrevân :Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
155-Zevâtu’r-Râ :Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra’d, İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
156-Peygamber (s.a.v) ashabı arasında Kur’an-ı Kerim’in ilk on hafızı şunlardır:
1- Ali b. Ebi Talib,
2- Osman,
3- İbn-i Mes’ud,
4- Ebi b. Ka’b,
5- Zeyd b. Sabit,
6- Ebu Derda,
7- Salim Mevali Ebi Huzeyfe,
8- Muaz b. Cebel,
9- Ebu Zeyd,
10- Temim ed-Dari.
157-Hamidat, Elhamdülillah ile başlayan beş su¬redir. Bu sureler;
1- Fatiha,
2- En’am,
3- Kehf,
4- Sebe’,
5- Fatır sureleridir.
158-Müsebbihat; İsra, Hadid, Haşr, Saf, Cuma, Tegabun ve A’la surelerinden ibarettir.
159- Mufassilat, Kur’an’ın 66 küçük suresinden iba¬rettir. Hucurat, yani Kaf suresinden başlar ta Kur’an’ın sonuna dek devam eder. Ayrıca Kur’an’ın başında yer alan Fatiha suresi de buna dahildir.
160- Seb’e tuvel veya tival: Bakara suresinden Tevbe suresine kadar olan yani Enfal suresinin sonuna kadar olan yedi sure demektir.
162- Mesani, Kur’anî ilimler ıstılahında Şuara su¬resinden sonra Hucurat suresine kadar geçen ve ayet sayıları, yüz adedin altında olan surelerin tümü demektir. Bu sureler, 27. sureden (Neml) başlar ve 49. sureye (Hucurat) kadar devam eder. 182 ayetten oluşan Saffat suresi bundan istisnadır. Ayrıca 100 ayetten az olan yani Enfal, Ra’d, İbrahim, Hicr, Meryem, Hacc, Nur ve Furkan sureleri de buna dahildir.
163- Meun / Mein , yüz ayetten fazla ayete sahip olan ve Yunus suresinden Şuara suresine kadar yüzden az olan İbrahim, Ra’d, Hicr, Meryem, Nur ve Fur¬kan sureleri dışında kalan surelerden ibarettir. Ayrıca Saffat suresi de bunlara dahildir. Bu sureler, toplam olarak 11 sure olup şunlardan müteşekkildir: Yunus, Hud, Yusuf, Nahl, İsra, Kehf, Taha, Enbiya, Mü’minun, Şuara ve Saffat sureleri.
164- Yedi okuyucu veya Kurra-i Seb’a, hakikatte kıraat imamlarıdır, kıraatbilimci ve mukarra (Kıraatbilimini bilen ve kıraat araştırmacıları) olan üstadlardır. Bunlar şunlardan oluşmaktadır:
1- Abdullah b. Amir-i Dımeşqi (k. 1-18),
2- Abdullah b. Kesir-i Mekki (k. 45-120),
3- Asım b. Ebi Necved (k. 76-128),
4- Zebban b. Ala’ (=Ebu Amr Basri),
5- Hamza b. Habib-i Kufi (k. 80-156),
6- Nafi’ b. Abdullah Medeni (k. 70-169),
7- Ali b. Hamza Kesai (k. 119-189).
165- İslam dünyasının eski tefsirlerinin en önemlisi Tefsir-i Taberi’dir. Büyük İranlı tarihçi ve mühaddisinin bu tefsiri 30 cilt halinde basılmış olup çok yaygındır. Bu tefsir, İslam dünyasının en eski ve en önemli naklî veya me’sur tefsiri olarak da sayılmaktadır.
165- Mutezile mezhebinin veya fırkasının en önemli tefsiri Zemahşeri’nin “el-Keşşaf” isimli tefsiridir.
166- İslam dünyasının en önemli kelamı tefsiri, Eş’ari mezhebine uygun olarak, İmam Fahr-i Razi’nin (k. 606) Tefsir-i Kebir’idir. Bu tefsir, 30 ciltten fazladır.
167-Azer:Müfessirlerin büyük bir çoğunluğu En’am su¬resinin 74. ayetine dayanarak Azer’i Hz. İbrahim’in gerçek babası olarak kabul etmişlerdir.
Ahmed
168-Ahmed, İslam Peygamber (s.a.v)’inin isimlerinden biridir. Kur’an-ı Mecid’in sadece bir yerinde Saff suresinin altıncı ayetinde zikredilmiştir.
169-Ashab-ı A’raf:A’raf, urf kelimesinin çoğulu olup üst, üstünlük, tepe anlamına gelir. A’raf, Kur’an’ın yedinci suresinin ismidir. Bu surede A’raf ve Ashab-ı A’raf’a işaret edilmiştir. “İki taraf arasında bir perde ve A’raf üzerinde de herkesi simalarıyla tanıyan bir takım adamlar var¬dır; cennet ehline, ‘Selam size!’ diye nida etmektedirler; ki bunlar ümid etmekle birlikte henüz ona (cennete) girmemişlerdir. Gözleri, cehennem ehli tarafına çevrildiği vakit de; ‘Ey Rabbimiz, bizleri o za¬limler topluluğu ile beraber kılma!’ demektedirler. O A’raf halkı simalarıyla tanıdıkları bir takım adamlara da seslenip: ‘Gördünüz mü, ne topluluğunuzun ve ne de kibirlenmenizin size hiçbir faydası olmadı. Allah onları hiç bir rahmete erdirmeyecek, diye yemin et¬tiğiniz kimseler bunlar mıydı?’ (Ve cennetliklere dönerek): ‘Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!” Müfessirlerin büyük bir çoğunluğu, A’rafın cennet ile cehennem arasında var olan bir duvar olduğu inancındadır. Hadid suresinin 13. ayetinde de bir tarafında rahmet diğer tarafında da azab olan duvar diye zikredilmiştir. Kimi müfessirler de A’raf’ın sırat küprüsü olduğunu iddia etmişlerdir. Ashab-ı A’raf’ın kimler olduğu konusunda birkaç görüş vardır:
1- Bir kısım melek,
2- İyilikleri ve kötülükleri eşit olan kimseler,
3- Şehidler ve cihad edenler, özellikle de İlahî hüküm gereği fakat anne-babalarının iznini almaksızın ci¬hada çıkan kimseler,
4- Anne-babanın kendilerinden memnun olmadığı kimseler,
5- En önemli görüş, bir çok Şii müfessirin kabul ettiği ve Hz. Ali’den rivayet edilen şu görüştür: “Bizler, A’raf ashabıyız, ve kendi dostlarımızı işaret ve simalarından tanırız…”
170-Ashab-ı Eyke:Eyke, çok sık olan ormanlık demektir. Eyke as¬habının ismi Kur’an’ın dört yerinde zikredilmiştir. Kimi müfessirler, Eyke ashabının Medyen kavmi ol¬duğunu ileri sürmüştür.
171-İncil:Bu kelimenin aslı Yunanca müjde anlamındaki Englion’dan gelmektedir. Habeş lehçesi şekliyle Arapçaya geçmiştir. Bugün “dört inciller” olarak bi-linenler, Kur’an’ın incil olarak kabul ettiği şeyden birkaç açıdan farklıdır. Birincisi, Kur’an’daki İncil, birkaç veya dört değil, müfreddir. İkincisi Kur’an’daki incil, baştan sona kadar vahiydir ve Hz. İsa’ya nazil ol¬muştur. Aynı şekilde, Kur’an-ı Kerim, İslam Peygamber (s.a.v)’inin isminin (en-Nebiyyu’L-Ümmi) ve nübüvvetinin Tevrat ve İncil’de zikredildiğini açıklamaktadır. Kur’an-ı Kerim, Tevrat’ın aksine İncil’in tahrif edildiğine dair bir açıklaması yoktur. Dört inciller, “Ahd-i Cedid” diye adlandırılan birkaç risaleden oluşmuştur. Bu ri¬salelerin en eskisi Matta incilidir ki, Hz. İsa’dan 30 yıl sonra ve İbranice olarak kaleme alınmıştır. Bunları yazanların tümü bellidir ve tümü İsa’nın öğretileri ve yazdıklarıdır.
172-Bedr:Bedrü’l-Kital veya el-Bedru’l-Kübra olarak maruf olan Bedr gazvesi, Peygamber (s.a.v) ve müslümanların İslam’ın ilk dönemlerindeki en büyük ve en önemli savaşlarından birisidir. Bu Gazve, Hicretin ikinci yılında Muhacir ve Ensar’dan oluşan müslümanlar ile Ümeyye hanedanı reisi Ebu Süfyan komutanlığındaki Kureyş müşrikleri arasında gerçekleşti ve müslümanlar bu gazvede zafer kazandılar.
173-Tevrat:Tevrat, İbranice yahudi kitabının ismidir. Yahudilikte Esfar-ı Hamse (beş kitap anlamında) olarak adlandırılmış ve bütününe Ahd-i Cedid’e (dört İnciller) karşılık olarak Ahd-i Atik denmiştir. Bu kelime, İbranice olup meşhur anlamının aksine anlamı, namus veya şeriat değildir. Aksine hidayet ve irşad anlamındadır. Tevrat lafzı, Kur’an nazil olmazdan önce Arap şiirinde kullanılmıştır. Kur’an’da bu isme 18 kez değinilmiştir ve “imamen ve rahmeten”, ez-Zikr”, ez-Ziya”, el-Furkan”, el-Kitabu’1-mübin” ve “huden ve rahmeten” gibi sıfatlarla da anılmıştır. Kur’an’da esas Tevrat’ta Hz, Muhammed (s.a.v)’in zuhur edeceği müjdesinin veya onun nübüvvetini tasdik ettiği açık bir şekilde anlatılmıştır. Tevrat, başlangıçta levhalar şeklinde Hz. Musa’ya nazil olmuştur. Hz. İsa, Tevrat’ı tasdik etti. Tevrat ve İncil’i açıklamak ve öğretmek için gö-revlendirilmişti. Tevrat’ın tahrif edildiği konusunda da Kur’an-ı Kerim’de açık ifadeler zikredilmiştir.
174-Cebrail:Cebrail ya da Kur’an’ın tabiriyle Cibril (İbranicede Allah’ın adamı anlamında), mukarreb, büyük meleklerden biridir ve Allah ile İlahî Pey¬gamberler arasındaki elçidir. İslami ve Kur’anî sün¬nette Cebrail, Ruhu’l-Kuddüs’ün kendisidir. Ya¬hudilik ve hrıstiyanlıkta da çok üstün bir değere sahiptir. Cebrail’den Kur’an’da üç kez Cibril olarak söz edilmiştir. O, Pey¬gambere vahiy getirmekle görevlendirilmişti. Pey¬gamber (s.a.v), onu hem asıl şekliyle hem de Dıhyetü’l Kelbî isimli güzel bir genç şeklinde görmüştür.
175-Zebur:Hz. Davud’a indirilen semavi kitap demektir. Zebur, Mezamir olarak da adlandırılır (Müfredi mezmur’dur). Cifri bu konuda şunları yazar: “Bu kavram, mezmur anlamını veren hristiyanca veya yahudice bir kavramın türevi şeklinde ortaya çıkmış olmalıdır. Hiç şüphe yok ki onun şekli yapısı, Arapça zeber (yazmak) kavramının etkisi altında gerçekleşmiştir.” Henüz Zebur’un Davud’un Mezamir’i üzerine ıtlak olunmasının Kur’an’ın nüzulü gibi olup olmadığı konusu tam an¬laşılmış değildir. Fakat her halükarda bugün yahudiler ve hrıstiyanlar için dayanak konusu olan Zebur, beş kitaba ayrılan 150 mezmurdan oluş¬maktadır. Bu mezmurların 73 tanesini Davud’a nisbet ederler, mezmurun geriye kalan kısımları da onun bilinmeyen müellifine nisbet edilir. Zebur’dan ve onun Davud’a bahşedilmesinden Kur’an-ı Kerim’in üç ye¬rinde yer verilmiştir.
176-Safa Ve Merve:Safa ve Merve’ye Kur’an-ı Kerim’de bir kez yer verilmiştir. Safa lügatte, taş anlamına gelmektedir. Safa ve Merve, Mekke’de yer alan fazla yüksek olmayan iki tepenin ismidir. Safa, Ebu Kubeys tepesinin arkasında bir yerdedir ve Safa te¬pesinde duran bir kimse, Hacerü’l-Esved’le karşı kar¬şıya gelir. Meş’erü’l-Haramda Safa ve Merve arasındadır .Sa’y, yani Safa ile Merve arasında yavaş adımlarla koşma, Haccın vacip olan menasiğindendir ve cahiliyet dönemindeki Haccda da var olan bir adetti. Sahih-i Buhari’de, hacıların, İbrahim’in hanımı ve İsmail’in annesi olan Hacer’in hatırasını yüceltmek ve onların bu bölgede çektiği ızdırabı yaşamak için Safa ile Merve arasında yedi kez gidip gelmeleri gerektiğini nakledilmiştir. Merve, Mekke’nin doğu ve güneydoğu tarafında ve Safa tepesine yaklaşık 420 metre aralıktaki bir yerdedir. Eskiden burada yer alan pazar, bugün kaldırılmış ve onun yerine Safa’nın eteklerinden Merve’ye kadar bir duvar örülmüş ve tüneller açılmıştır. Bu geçiş tünelleri gidiş-gelişlerin ya da Sa’y’ın (yavaşça ve vakarlı koşma) daha rahat ve düzenli bir şekilde yapılabilmesi için iki katlı yapılmıştır.
177-İmran:Kur’an-ı Kerim örfünde İmran, Hz. Meryem’in babasının ismidir. Ve Kur’an’ın üçüncü suresi olan Al-i İmran O’na işaret eder: “Allah, Adem’i, Nuh’u, Al-i İbrahim’i ve Al-i İmran’ı (İbrahim ve İmran ailesini) seçip alemlere üstün kıldı. (Bunlar) birbirinden türeyen bir nesildir. Allah işiten, bilendir. İmran’ın karısı demişti ki: “Rabbim, karnımda olanı tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.” Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu bi¬lirken- yine şöyle dedi: “Rabbim, onu kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum…” İmran, Kitab-ı Mukaddes’te İmram olarak geçer (yani; Allah’ın kavmi ya da Allah’ın seçkin milleti).
178-Ka’be:Ka’be iki kez Kur’an-ı Kerim’de kullanılmıştır. Bu kelimeden maksad Beytü’llah-i Haram’ın içinde bulunan kare biçimindeki binadır. Kur’an-ı Kerim’de “el-Beyt”,”el-Beytü’1-Haram” ve “el-Beytü’1-Akik” olarak adlandırılmış ve onun etrafındaki mescid ve alana “el-Mescidü’l-Haram” denmiştir. Ka’be, İslam’ın ibadet mekanlarının en önemli ve kutsal olanıdır. Zira onu zi¬yaret etmek, hali vakti ve mali imkanı olan her müslümana ömründe bir kez farzdır. Her müslüman, namaza durduğu esnada (ister farz, ister rnüstehab namazlarda) ona (=kıble) doğru yönelmek zorundadır. Kıble, bütün topraklar için bir odaktır.
179-Malik:İslami sünnette, Rıdvan, cennetin bekçisi; Malik ise, cehennemin bekçisidir. Rıdvan, bu anlamda Kur’an-ı Mecid’de kullanılmamıştır. Malik de sadece bir kez zikredilmiştir. Rivayetlerde anlatılmıştır ki, Hz. Resul (s.a.v), Mi’rac’da Malik’i çok ızdırablı ve yüzü ekşi bir şekilde görmüştür. Ve ondan sonra da hayatta olduğu sürece (yürekten) gülmemiştir.
180-Muhammed (s.a.v):Hayreddin Zerküli, Hz. Muhammed (s.a.v)’i ta¬nıtırken şöyle yazar: “Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib bin Haşim, Kureyş taifesinden, Adnan kabilesinden, İbrahim Halil’in oğlu İsmail’in soyundan Arab (ve İslam) Peygamberi, İslam top¬lumunun temelini atan, onun kültür altyapısını oluşturan, Arab kavmini birlik haline getiren ve onların siyasi ve kanuni hayatını düzenleyen şahsiyettir. Künyesi, Ebu’l-Kasım, Mekke’de doğmuş ve yetim olarak büyümüştür. Annesi, Amine Bint-i Vehb, onu bü¬yüttü. Altı yaşında iken annesini de kaybetti ve dedesi Abdulmuttalib O’nun kefili oldu. Sekiz yaşında iken dedesi Abdulmuttalib de öldü. Bunun üzerine amcası Ebu Talip O’nun sorumluluğunu yüklendi. Yiğit, cesaret sahibi, üstün himmet sahibi, doğru sözlü, güzel huylu ve üstün zeka sahibi idi. Kureyş, O’nu emin olarak adlandırmıştı. Yirmi beş yaşında iken amcası O’nu kendisinden onbeş yaş büyük olan ve zengin kadınlardan olan Hadice ile evlendirdi… Her senenin bir ayını Mekke’nin, yakınındaki Hira da¬ğında halvet, ibadet ve murakabe ile geçiriyordu. Kırk üç yaşına geldiğinde Hicretten on üç yıl öncesinin Ramazan ayında Yüce Allah (Cebrail aracılığıyla), Kur’an’ın ilk suresini göndermekle vahyi gönderdi ve Peygamber olarak görevlendirdi. O, başlangıçta davetini gizli olarak başlattı, daha sonra davetini açıktan yapmağa başladı ve insanları tevhide, putlara tapmaktan vazgeçmeğe ve cahili hurafeleri terketmeğe davet etti. Kureyş, O’nun karşısında mücadeleye durdu ve savaş açtı. Amcası Ebu Talib, ömrünün sonuna kadar O’nu himaye etti. Gitgide İslam, Mekke’den Medine’ye yayıldı. Hz. Muhammed (s.a.v)’in Mekke’den Medine’ye miladi 622 yılındaki hicreti İslam tarihinin başlangıcıdır. Peygamber (s.a.v)’in ilk gaz¬vesi, Bedir Gazvesidir, en sonuncusu da Tebuk Gazvesidir. Hicretin onuncu yılında Haccetü’l-Veda’da (Peygamber (s.a.v)’in son haccı) vukubuldu ve Resulullah (s.a.v), Hicretin 11. yılında Rebiyyu’l-Evvel ayı¬nın 12. gününde (m. 633) Medine’de vefat etti.”
181-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
182-Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi. Genel anlamda Kur’ân’ın iniş gâyesi bu olmakla birlikte, husûsi anlamda birtakım sebeplere, özel durumlara, sorulan sorulara, herhangi bir Şüpheyi ortadan kaldırmaya, meydana gelen bir problemi çözmeye vs. yönelik de nâzil olan bölümler bulunmaktaydı. Ahkâm ve ahlâka dair olan âyetlerin büyük bir kısmı ise, sebeb-i nüzûl denilen bazı vesilelerle gelmiştir. Çünkü bu çeşitten olan âyetler, toplumun hayat tarzını değiştirmeye yöneliktir. Yön verici hükümlerin, nazarî kalmamaları için, bazı hadiselerle ortaya çıkan tam muhtaç olunduğu sırada gönderilmeleri gerekir. Bu neviden olan âyetlerin ihtiva ettikleri hükümlerin ve o hükümlerin teşrii esaslarının doğru anlaşılabilmesi için de sebeb-i nüzûlün bilinmesi şarttır.
183-Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.
184- Müteşâbih âyetlerin varlığına sebep olan Şey, Yüce Yaratıcı‟nın maksadının tam olarak bilinmeyip, bunun gizli olmasıdır. Bu gizlilik bazen yalnızca lafızda, bazen yalnızca anlamda, bazen da hem lafız ve hem de anlamda bulunmaktadır.
185-El-Hamdulillah, Sübhane, Tebareke, Sebbeha gibi Allah’a hamd ve tesbih ile başlayan sûreler ki, bunlar 14 tanedir.
186- Başlarında huruf-u mukattaa dediğimiz harflerle başlayan sûreler ki, bunların da sayısı 29 dur.
187-GARîBU’LKUR’ÂN:Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir. Garib: Yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapalı gibi anlamlara gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim‟de yer alan, Araplar arasında da yaygın bir Şekilde kullanılmadığı için pek bilinmeyen kelimelere garib denilmiştir.n’ın tasvip ve tercih ettiği imla şekil ve tarzı” buna Resm-i Osmani de denmektedir.
188-Kur’an-ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır. Kur’an ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır.
189-Buhari’nin Es-Sahih’inde rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav.) henüz hayatta iken meydana gelen ‘Bi’ru Maune’ olayında şehid olan ‘kurra’nın sayısı 70 kadardır. Hz. Peygamberin vefatını takip eden yıl içinde meydana gelen dinden dönme olayları üzerine yapılan savaşlarda, ‘Yemame’de şehid olan ‘kurra ve huffaz’ın sayısı da bazı alimlere göre 450-500 kadar bazılarına göre ise 700 kadardır. Bir başka önemli nokta da Hz. Peygamber hayatta iken vahyin henüz son bulmamış olmasıdır.
190-Çoğaltılan nüshalar (Mushaflar) 5 ya da 7 nüsha olarak önemli yerleşim merkezlerine gönderildi. (Kufe, Basra, Şam, Yemen, Mekke ve Bahreyn’e) gönderildi. Bir nüsha da Medine’de kaldı.
191-Medine Mushafı:Bu tarihi eser Medine’de Ravzai- Mutahhara’da muhafaza olunmakta idi. Eserin orada mahfuz bulunduğunu, muhtelif tarihlerde seyyahlar ve meraklılar tarafından görüldüğünü biliyoruz. Mevlana Şibli Tehzibu’l-Ahlak Mecmuası’nda (H.1329/M.1911) bu nüshanın 735 senesinde orada görüldüğünü kaydediyor.
192-Mekke Mushafı: Mekke’deki nüshanın Hicretin 735. senesinde orada bulunduğunu ve görüldüğünü yine Mevlana Şibli söylüyor.
193-Kufe Mushafı:Hz. Osman tarafından Kufe’ye gönderilen nüsha, meçhul bir tarihte Tarsus şehrine gelmiş, orada mahfuz imiş. Çukurova’nın en şirin şehirlerinden biri olan Tarsus, Abbasiler zamanında mühim bir serhat idi. Me’mun, Seyfu’d-Devle, Şair Mütenebbi oradadırlar. Kufe Mushafı oraya her halde Abbasiler zamanında gelmiş olacak. Abbasi Halifeleri orada yaşardı. Nüsha orada muhafaza olunmakta iken sonraları, Suriye’deki Humus kalesine nakledilmiş H.1050-1143/ M.1640-1730) arasında yaşayan meşhur en-Nablusî (H.1100/M.1689) senesinde yaptığı seyahatinde bu nüshayı uzun boylu tavsif eder. Bu nüsha 1.Cihan Harbine kadar Humus’ta korunmuş, harp esnasında o da diğer kıymetli ve tarihi eserler gibi muhafaza altına alınmıştır.
194-Şam Mushafı:Şam’a gönderilen nüsha, Kudus’le Dımışk-ı Şam arasında bulunan Taberiye’de mahfuz iken, sonraları Şam’a nakledilmiştir.”İlaveli Esmaru’t-Tevarih” şunu kaydediyor:” Nakli Mushafı Şerifi Osmani Bicamii Dımışk ez-Taberiye, sene 492″
İbnu Kesir (h.8.yy) Şam nüshasını bizzat görmüştür. Şöyle der: ” Hz. Osman’ın çoğalttığı Kur’an nüshalarına gelince bugün için onların en meşhuru Suriye’de Şam Camii’nde bizzat gördüğüm bu değerli, büyük kitap güzel, açık ve güçlü hat ve kaliteli bir mürekkeple deve derisi üzerine yazılmıştır.”
195- Peygamber Efendimizin hayatında Vahiy kâtipleri tarafından yazılan Kur’an sahifeleri Hazreti Ebubekir’in Hilâfetinde toplanıp bir cilt haline getirilmişti. Bu dağınık sahifelerin bir araya getirilmiş cildine “Mushaf” ismi verilmiştir.
196-Mushaf tâbiri hakkında Süyutî bize şunu naklediyor:
İbni Mesud: “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ”Mushaf diyorlardı” dedi ve bu ismi verdiler.
İşte “Mushaf” kelimesi ve tesmiyesi hakkında eski kaynaklarda rastlanan kayıt. Kur’an’da “Suhuf” tâbiri geçer, Semavî kitaplara “Suhuf” denir. Dağınık sahifelerin toplu bulunduğu şirazeli cilde “Mushaf” demek kadar yerinde bir şey olmaz. Yazılı sahifeleri toplayan cilde
“Mushaf” demişler. Bu, arapçadan alınma bir tâbirdir.
Hazreti Osman’ın halifeliği zamanında Zeyd bini Sabit’in başkanlığında kurulan istinsah heyeti işte bu nüshadan yedi nüsha kopya ederek bunları mühim İslâm merkezlerine göndermişti. Bunlara “Mesâhifi Emsâr” denir. Bir nüsha da Medine’de bırakılmıştı.Bu nüsha başkalarına merci olduğu için ona “İmam” denilir.
Bir nüsha da Halife Osman kendisi için yazdırmıştı. Bazıları Yemen ile Bahreyn’e gönderilen Mushaflara dair bilgi olmadığından onları hesaba katmıyarak “Beş nüsha istinsah edildi.” derler.Beş nüsha Hazreti Osman tarafından etrafa gönderilmiş ve bunlar esas tutulmuş olduğundan ”Mushafı Osman” tâbiri bunlara şâmildir.
197-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
198-Hafd-ı Savt kavramı ses tonunu alçaltmak
199-Âlimlerin çoğuna ve kıraat imamlarına göre kıraatten önce istiazenin hükmü sünnet
200- ibtidanın ıstılah anlamı:“Kıraate ilk defa başlamak veya vakıf yaptıktan sonra kıraate devam etmek için tekrar başlamak” demektir
201 – Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir Nasranî
202- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme almış olduğu tefsirin adı Hakk Dini Kur’an Dili
203-Müellefe-i Kulüp :Müslüman olmayıp, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlerdir.
204-Esbab-ı Nüzul :Söylendiği zaman, îmânı gideren, müslümanlıktan çıkmaya sebeb olan sözler.
Kaynaklar:
1-Maşalı, Dr. Mehmet Emin, Kur’ân’ın Metin Yapısı Mushaf Tarihi ve İmlası, Ankara, 2004.
2-Harput Eğitim Merkezi Kuran Tarihi Notları
3- Hamidullah, Prof. Dr. Muhammed, Kur’ân-ı Kerim Tarihi Ders Notları, (trc. Prof. Suat Yıldırım), Erzurum, 1975.
4-Şamil İslam Ansiklopedisi C.1.Sf.180/Heyet)
5-DİB Dini Kavramlar Sözlüğü
6-DİB 3.Dönem Tahih-i Huruf Kursu Ders Notları
7-Kur´an Tarihi Sf.160/Doc.Dr.Muhsin Demirci)(Tefsir Usulu Ve Tarihi/Doc.Dr.Muhsin Demirci
8- Ebû Abdullah es-Sayrafî, s. 355-357
9- Müslim, ”Tefsîr”, 21
10-Ebû Abdullah es-Sayrafî, s. 355-357
11- Dânî, el-Mukni’, s. 19; Zerkeşî, I, 334; Süyûtî, el-İtkan, I, 189-190).
s. 52; Dânî, el-Mukni’, s. 18; Zerkeşî, I, 329, 334
12- Kanûnü’t-te’vîl, s. 230-232, 237, 330

26

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri-2

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  414 Kez Okundu

1-Tashih-i Huruf :Harfleri doğru telaffuz etmektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
2-İşmam: Sükûndan sonra, zammeye işaret etmek üzere, dudakları öne doğru toplamak demektir.
3-Ravm: Hafif bir sesle harekeyi belirtmektir.
4-İdğam: Birbirinin aynı, birbirinin mütecanisi(mahreçleri bir sıfatları farklı harfler) birbirinin mütekaribi (mahreç ve sıfatlarında yakınlığı olan harflerin) her birinin diğerine bazı şartlar dâhilinde katılmasına ve şeddeli bir harf gibi okunmasına İdğam denir.
5-İhfa: Ğunnesini belirtmek suretiyle şeddeden arınmış olarak İdğam ile izhar arasında uygulanan bir haldir.
6-İzhar: İki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmaktır.
7-Kalkale: Kuvvetli bir ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.
8-İklab: Tenvin veya nuni sakineyi tam bir mîm’e çevirmek ve onu (bu mimi) ba’dan önce, ğunne ile ihfa etmektir.
9- Med: Bir elif miktarından fazla çekilmemesi,
10- Vakıf: Ses ve nefesin birlikte kesilmesi,
11- Sekte: Nefes almadan sesin kesilmesi,
12- Hareke: Harfin harekeli olması
13- Sükûn: Harfin harekesiz olması,
14- Müttefekun Aleyh :Tüm kıraat âlimleri bir eliften fazla okunmasında birleşmelerine denir.
15- Muhtelefün Fih :Kıraat Âlim’leri, meddin kaç elif miktarı çekileceği konusunda ihtilafa düşmelerine denir.
15- Lahn-ı Celi: Açık Hata demektir; harflerin zat ve sıfat-ı lazımelerinde meydana gelen açık hata demektir
17-Lahn-ı Hafi: Gizli Hata: Harflerin Sıfatı arızalarında meydana gelen hatadır. İki kısma ayrılır. a) İhfa, İzhar, İklab ve İdğamlarda yapılan hatalar. b) Ra harfindeki tekrir sıfatında, nun ve mim deki ğunne sıfatında yapılan hatalardır.
18- Muhkem Ayetler :Manası beyan edilmeye muhtaç olmayan yahut yalnız bir türlü mana verilebilecek açık ve muhkem manalı ayetler demektir.
19- Müteşabih ayetler :Surelerin başında bulunan mukattaat gibi manası anlaşılmayan veyahut türlü izah ve tefsirlerle müsait bulunan ayetlerdir.
20- Neşirul Kur’an – Cami-ul Kur’an :Kur’an-ı kerimin cem-i ile ilgili olarak Hz. Ebu Bekir’e Cami-ul Kur’an,
İstinsahı (Çoğaltılması) ile ilgili olarak Hz. Osman’a Naşiru’l Kur’an denmiştir.
21- Tahkik: Harflerin hakkını tam vererek, mahreçlerinden çıkartarak, sıfatlarına riayet ederek, medleri gereği kadar uzatarak, tutulacak yerleri tutarak; ihfa, izhar, iklab, ğunne vb. tecvid kurallarını yerine getirmektir. Bu okuyuşa Tahkik denir.
22-Tedvir: Tahkik ile Hadr arası bir okuyuştur,
23-Hadr: Süratli okuyuştur, Kur’an-ı Kerimi Tecvid kaidelerine uymak kaydıyla, en hızlı okuyuş şekline Hadr denir.
24-QARİ: Kur’an okuyan, kıraat bilgisini bilip uygulayabilen kişiye denir.
25-MUKRİ: Kıratları bilen ve bunları sözlü yolu ile nakleden, başkasına okutan kıraat alimi demektir
26-İMAM: Kıraat sahasında otorite ve güvenilir kimseye denir.
27-TARIK: Yol manasınadır. kıraattaki hilaf, ya imam ya da ravisine yahut da ravilerin ravilerine ait olur. Hilaf, rivayet ve tarikler imamda nihayet buluyorsa bu kırattır. Eğer hilaf imamın ravisine ait olursa buna da rivayet denir. Şayet ravilerden sonra aşağıya doğru daha sonrakilerden birine ait olursa bu hilafa da “TARIK” denir.
28-RAVİ: Doğrudan veya vasıtalı olarak kıraat imamlarından kıraat vecihlerini alıp daha sonraki nesillere aktaran kişiye denir.
29- Asli Med: Med harfinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olup, başka bir sebebe dayanmayan medde asli, zati, tabii med denir.
30-Fer-i Med: Asli Med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak gelen medde denir. Harfi medden sonra gelen hemze ve sükûndur.
31- Asli Harf ve Fer-i Harf : Asli Harf: 28 hece harfleridir.
32-Fer-i Harfler: Kur’an da 5 çeşittir. 1. Hemze-i Müsehhele. 2.Elif-i Mumale. 3. Sad-ı Müşemme.
4. Lam-ı Muğallaza. 5. Nun-i Muhfat
33-Kıratı Seb’a :Meşhur yedi imama nisbet edilen mütevatir kırata “kıratı Seb’a “ denir.
34- Şaz Kıraat :Senedi Sahih olmayan kıratlardır.
35- Kıraat-ı Aşere :On imamın kıraatinin ikişer ravisiyle birlikte okunmasıdır.
36- Takrib :On imamın kıraatinin ikişer ravisinden her birine ikişer ravi(Tarık) ilave ederek okunmasıdır.
37- Hicrete kadar nazil olan ayetlere Mekkȋ,Medeni ise; Hicretten başlayarak hicretin onuncu yılınaPeygamberimizin vefatına kadar nazil olan ayetlerdir.
38- Kur’an-ı Kerim: 114 sure, 6236 ayet ve 22 sene, 2 ay, 22 günde nazil olmuştur. Yani 22.2.22 hoş bir rakam değil mi?
39- Hurufu Halk (boğaz Harfleri) : ا ح خ ع غ ه harfleridir.
40- Kur’an-ı kerim Hz. Osman döneminde çoğaltılıp :Mekke, Medine, Şam, Küfe, Yemen, Basra, Bahreyn’e gönderildi.
41- İlmi Kıraat :Kur’an kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet edilerek bilmektir .
42- İlmi Tecvid :Lügat: bir şeyi güzel yapmak, hoş yapmak demektir. KONUSU; Kur ’anın kelimeleri ve harfleridir. Hece Harfleridir. Harflerin sıfatı lazıme ve arızalarını ve mahreçlerini bilmektir.
43- İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi- manevi her türlü kötülükten zarar ve sıkıntıdan Allaha sığınmak, ondan yardım dilemektir.
44-Hz. Peygamber döneminde Medine’ye ilk giden kur’an öğretmeni Mus’ab bin Umeyr’dir
-Vahiy kâtiplerinden 5 isim :Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr,
45- Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasınaMukabele denir.
46- Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
47- Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
48-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
49- Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
50-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
51- Kur’an-a ilk harekeyi; Ebu’l-Esved ed Düveli’nin koyduğu, Noktanın ise; Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
52- Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
53- Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
54-Arz: Talebenin okuyup hocanın dinlemesi,
55-Eda: kıratı hocanın ağzından almaktır ve tekrar hocanın huzurunda okumaktır. Bu şekilde kıraat öğrenmeye eda denir
56-İstima: Sema ile aynı manadadır
57-Zelletül Kari : Okuyucu hataları,
Kıraate Altı Türlü Hata Vardır: Ayette, Kelimede, Harflerde, İ’rab da Kelimenin Kat’ın da, Vakf ve İbtida da.
58- On kıraat İmamın isimleri nelerdir?
1.Nafi, 2.İbni Kesi,3.Ebu Amr,4.İbnu Amir, 5. Asım, 6.Hemze, 7.Kisai, 8. Cafer, 9.Yakub, 10.Haleful Aşir. Dir .
59- Kur’an-ı Kerim için üç önemli özellik: 1- Hattı Osmani olması, 2. Tevatürle rivayet edilmesi, 3. Nahiv ilmine uygun olması.
60-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
61-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
62-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
63-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
64-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
65-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
66-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen 67„Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
68- Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasına Mukabele denir.
69- Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
70-Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
71- Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
72-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
73- Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
74-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
75-Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
76- Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
77- Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
78-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi
79-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure Enam suresi
80-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
81-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
82-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
83-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir.
84-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
85-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
86-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
87-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
88-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
89-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
90-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
91-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
92-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
93-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
94-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
95- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
96-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
97- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
98- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
99-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
100-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
101-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
102-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
103-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
104-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
105-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
106-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
107-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79) -Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
108AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce
109-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
110-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
111-AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
112-AYETÜ`L KÜRSİ :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adı..
113-ESBAB-I NÜZUL:ilmi âyet ve sûrelerin nerede ne zaman ve hangi olay hakkında nâzil olduğu konularıyla ilgilenmektedir.
114-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
115-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
116- K. Kerim’de ismi geçen 25 peygamberin ismi geçmektedir.
117-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
118-Hafd-ı Savt kavramı ses tonunu alçaltmak
119- Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir Nasranî
120- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme almış olduğu tefsirin adı Hakk Dini Kur’an Dili
121-İstiaze :“Euzübesmele” okuyarak Allah’a sığınmaktır.
122- Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
123-El-Hamdulillah, Sübhane, Tebareke, Sebbeha gibi Allah’a hamd ve tesbih ile başlayan sûreler ki, bunlar 14 tanedir.
124- Başlarında huruf-u mukattaa dediğimiz harflerle başlayan sûreler ki, bunların da sayısı 29 dur.
125- Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
126-Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
127-Es- Sebu’t tuvel: En uzun 7 sure demektir.
128-El – Mi’un:Birinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir.
129-El – Mesani: Ayet adedi 100’den az olan surelerdır.(Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar)
130-El – Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
131-Tencîmu’l-Kur’ân :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
132-Et-Tuvâlu’l-Mufassal :Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
133-Et-Tuvâlu’l-Kısar :Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim.
134-Et-Tuvâlu’l-Muvassat :Târik suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
135-Ez-Zehrevân :Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
136-Zevâtu’r-Râ :Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra’d, İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isi
137-Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ /Rahman
Ebrar /İnsan
Ahsenu’l-kıses/ Yusuf
Ashab-ı Kehf/ Kehf
A’ma /Abese
İkra /Alak
Elem neşreh/ Şerh
Ümmü’l-kitap/ Fatiha
İnne enzelna/ Kadr
İnşirah /Şerh
Bedr/ Enfal
Beraet/ Tevbe
Ben-i İsrail/ İsra
Tebarek/ Mülk
Hamd/ Fatiha
Havariyyin/ Sad
Dehr/ İnsan
Süleyman/ Neml
Arusu’l-Kur’an/ Rahman
Amme/ Nebe
Kıtal/ Muhammed
Kalbü’l-Kur’an/ Yasin
Melaike/ Fatır
138- İslam dünyasının en önemli kelamı tefsiri, Eş’ari mezhebine uygun olarak, İmam Fahr-i Razi’nin (k. 606) Tefsir-i Kebir’idir. Bu tefsir, 30 ciltten fazladır.
139Azer:Müfessirlerin büyük bir çoğunluğu En’am su¬resinin 74. ayetine dayanarak Azer’i Hz. İbrahim’in gerçek babası olarak kabul etmişlerdir.
Ahmed
140-Ahmed, İslam Peygamber (s.a.v)’inin isimlerinden biridir. Kur’an-ı Mecid’in sadece bir yerinde Saff su¬resinin altıncı ayetinde zikredilmiştir.
141-İslam:İlahî, tevhidi dinlerin en son ve en kamil olan di¬nidir ki, İlahî vahiy temeline dayalı, vahiy programı ve en son semavi kitab, yani Kur’an-ı Kerim’e da¬yanan Yüce İslam Peygamberi Hatemu’l-Enbiya Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) aracılığıyla insanların kur¬tuluşu ve onları doğru yola iletmek için tebliğ olun¬muştur. Bu dine inanlara Arapçada Müslim (erkekler) ve müslime (kadınlar), Farsçada ise müselman denir. Fıkhi ve resmi olarak İslam ile müşerref olmak şahadeteyn’in (Allah’ın birliğine şehadet ve Hz. Mu¬hammed’in nübüvvetine şehadet) edasıyla ger¬çekleşmektedir.
142-Ashab-ı A’raf:A’raf, urf kelimesinin çoğulu olup üst, üstünlük, tepe anlamına gelir. A’raf, Kur’an’ın yedinci suresinin ismidir. Bu surede A’raf ve Ashab-ı A’raf’a işaret edil¬miştir. “İki taraf arasında bir perde ve A’raf üzerinde de herkesi simalarıyla tanıyan bir takım adamlar var¬dır; cennet ehline, ‘Selam size!’ diye nida et¬mektedirler; ki bunlar ümid etmekle birlikte henüz ona (cennete) girmemişlerdir. Gözleri, cehennem ehli tarafına çevrildiği vakit de; ‘Ey Rabbimiz, bizleri o za¬limler topluluğu ile beraber kılma!’ demektedirler. O A’raf halkı simalarıyla tanıdıkları bir takım adamlara da seslenip: ‘Gördünüz mü, ne topluluğunuzun ve ne de kibirlenmenizin size hiçbir faydası olmadı. Allah onları hiç bir rahmete erdirmeyecek, diye yemin et¬tiğiniz kimseler bunlar mıydı?’ (Ve cennetliklere dönerek): ‘Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!” Müfessirlerin büyük bir çoğunluğu, A’rafın cennet ile cehennem arasında var olan bir duvar olduğu inancındadır. Hadid suresinin 13. ayetinde de bir tarafında rahmet diğer tarafında da azab olan duvar diye zikredilmiştir. Kimi müfessirler de A’raf’ın sırat küprüsü olduğunu iddia etmişlerdir. Ashab-ı A’raf’ın kimler olduğu konusunda birkaç görüş vardır:
1- Bir kısım melek,
2- İyilikleri ve kötülükleri eşit olan kimseler,
3- Şehidler ve cihad edenler, özellikle de İlahî hüküm gereği fakat anne-babalarının iznini almaksızın ci¬hada çıkan kimseler,
4- Anne-babanın kendilerinden memnun olmadığı kimseler,
5- En önemli görüş, bir çok Şii müfessirin kabul ettiği ve Hz. Ali’den rivayet edilen şu görüştür: “Bizler, A’raf ashabıyız, ve kendi dostlarımızı işaret ve simalarından tanırız…”
143-Ashab-ı Eyke:Eyke, çok sık olan ormanlık demektir. Eyke as¬habının ismi Kur’an’ın dört yerinde zikredilmiştir. Kimi müfessirler, Eyke ashabının Medyen kavmi ol¬duğunu ileri sürmüştür.
144-İncil:Bu kelimenin aslı Yunanca müjde anlamındaki Englion’dan gelmektedir. Habeş lehçesi şekliyle Arapçaya geçmiştir. Bugün “dört inciller” olarak bi-linenler, Kur’an’ın incil olarak kabul ettiği şeyden bir¬kaç açıdan farklıdır. Birincisi, Kur’an’daki İncil, birkaç veya dört değil, müfreddir. İkincisi Kur’an’daki incil, baştan sona kadar vahiydir ve Hz. İsa’ya nazil ol¬muştur. Aynı şekilde, Kur’an-ı Kerim, İslam Peygamber (s.a.v)’inin isminin (en-Nebiyyu’L-Ümmi) ve nübüvvetinin Tevrat ve İncil’de zikredildiğini açıklamaktadır. Kur’an-ı Kerim, Tevrat’ın aksine İncil’in tahrif edildiğine dair bir açıklaması yoktur. Dört inciller, “Ahd-i Cedid” diye adlandırılan birkaç risaleden oluşmuştur. Bu ri¬salelerin en eskisi Matta incilidir ki, Hz. İsa’dan 30 yıl sonra ve İbranice olarak kaleme alınmıştır. Bunları yazanların tümü bellidir ve tümü İsa’nın öğretileri ve yazdıklarıdır.
145-Bedr:Bedrü’l-Kital veya el-Bedru’l-Kübra olarak maruf olan Bedr gazvesi, Peygamber (s.a.v) ve müslümanların İslam’ın ilk dönemlerindeki en büyük ve en önemli savaşlarından birisidir. Bu Gazve, Hicretin ikinci yılında Muhacir ve Ensar’dan oluşan müslümanlar ile Ümeyye hanedanı reisi Ebu Süfyan komutanlığındaki Kureyş müşrikleri arasında gerçekleşti ve müslümanlar bu gazvede zafer kazandılar.
145-Tevrat:Tevrat, İbranice yahudi kitabının ismidir. Ya¬hudilikte Esfar-ı Hamse (beş kitap anlamında) olarak adlandırılmış ve bütününe Ahd-i Cedid’e (dört İnciller) karşılık olarak Ahd-i Atik denmiştir. Bu kelime, İbranice olup meşhur anlamının aksine anlamı, namus veya şeriat değildir. Aksine hidayet ve irşad anlamındadır. Tevrat lafzı, Kur’an nazil olmazdan önce Arap şiirinde kullanılmıştır. Kur’an’da bu isme 18 kez değinilmiştir ve “imamen ve rahmeten”, ez-Zikr”, ez-Ziya”, el-Furkan”, el-Kitabu’1-mübin” ve “huden ve rahmeten” gibi sıfatlarla da anılmıştır. Kur’an’da esas Tevrat’ta Hz, Muhammed (s.a.v)’in zuhur edeceği müjdesinin veya onun nübüvvetini tasdik ettiği açık bir şekilde anlatılmıştır. Tevrat, başlangıçta levhalar şeklinde Hz. Musa’ya nazil olmuştur. Hz. İsa, Tevrat’ı tasdik etti. Tevrat ve İncil’i açıklamak ve öğretmek için gö-revlendirilmişti. Tevrat’ın tahrif edildiği konusunda da Kur’an-ı Kerim’de açık ifadeler zikredilmiştir.
146-Cebrail:Cebrail ya da Kur’an’ın tabiriyle Cibril (İbranicede Allah’ın adamı anlamında), mukarreb, büyük meleklerden biridir ve Allah ile İlahî Pey¬gamberler arasındaki elçidir. İslami ve Kur’anî sün¬nette Cebrail, Ruhu’l-Kuddüs’ün kendisidir. Ya¬hudilik ve hrıstiyanlıkta da çok üstün bir değere sahiptir. Cebrail’den Kur’an’da üç kez Cibril olarak söz edilmiştir. O, Pey¬gambere vahiy getirmekle görevlendirilmişti. Pey¬gamber (s.a.v), onu hem asıl şekliyle hem de Dıhyetü’l Kelbî isimli güzel bir genç şeklinde görmüştür.
147-Zebur:Hz. Davud’a indirilen semavi kitap demektir. Zebur, Mezamir olarak da adlandırılır (Müfredi mezmur’dur). Cifri bu konuda şunları yazar: “Bu kavram, mezmur anlamını veren hristiyanca veya yahudice bir kavramın türevi şeklinde ortaya çıkmış olmalıdır. Hiç şüphe yok ki onun şekli yapısı, Arapça zeber (yazmak) kavramının etkisi altında gerçekleşmiştir.” Henüz Zebur’un Davud’un Mezamir’i üzerine ıtlak olunmasının Kur’an’ın nüzulü gibi olup olmadığı konusu tam an¬laşılmış değildir. Fakat her halükarda bugün yahudiler ve hrıstiyanlar için dayanak konusu olan Zebur, beş kitaba ayrılan 150 mezmurdan oluş¬maktadır. Bu mezmurların 73 tanesini Davud’a nisbet ederler, mezmurun geriye kalan kısımları da onun bi¬linmeyen müellifine nisbet edilir. Zebur’dan ve onun Davud’a bahşedilmesinden Kur’an-ı Kerim’in üç ye¬rinde yer verilmiştir.
148-Havâssü’l-Kur’ân:Havâssü’l-Kur’ân ,hakkında güvenilir kaynaklarda yeterli bilgi bulunmadığı halde zamanla tecrübe yoluyla elde edilen bilgilerden söz eden ve kelime âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplin olup Kur’an’ın anlaşılmasına veya yorumlanmasına yardımcı olmadığı için belli sayıda kimselerin ilgisini çekmiş bazan da hoş görülmemiştir.
204-İ‘râbü’l-Kur’ân:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir. Hz. Peygamber hatasız konuşmaya ve Kur’an’ı dil bilgisi bakımından doğru okumaya dikkat çekmişse de bu ilmin temellerinin Hz. Ali tarafından atıldığı söylenir. Kur’an’ın i‘râbı hakkında yazılan eserlerin tarihinin II. (VIII.) yüzyıla kadar gitmesi de bu ilmin önemini ve ona gösterilen alâkayı ortaya koymaktadır.Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi

26

Kasım
2012

Kuran-ı Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  359 Kez Okundu

1-Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
2-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
3-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
4-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
5-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
6-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
7-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
8- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
9-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
10- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
11-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
12-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu.
13-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
14-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
15-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
16-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
17-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
17-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
18-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
19-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
20-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
21-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
22-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
23-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
24-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
25-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
26-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
27-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
28-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
29-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
30-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
31-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir
32-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
33-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
34-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
35-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
36-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
37-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
38-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
39-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
40-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
41-Vahiy Kâtibi Peygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
42-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
43-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
44-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
45-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
46-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
47-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
48-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
49-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
50-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
51-Aksamul Kuran:Kuran-ı Kerimde yer alan yeminler.
52-İcazül Kuran:Kuran-ı Kerimin benzerinin yapılamaması.
53-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
54-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
55-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
56-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
57-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
58-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
59-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
60-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
61-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
62-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
63-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
64-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir.
65- Irak (Kûfe) Medresesi/Ekolü: Tefsir ve kırâat konusunda en önde gelenlerinden biri de Abdullah b. Mes’ûd’dur. İbn Mes’ûd, Peygamber Efendimizin (sas) vahiy kâtiplerindendir.Hz. Ömer (r) halifeliği sırasında İbn Mes’ûd’u Kûfe’ye muallim olarak tayin etmistir. İbn Mes’ûd’un Kûfe’de olusturduğu medrese, daha çok rasyonel bir temel üzerine bina edilmistir. Bu sebepten dolayıdır ki İslâm âlimleri, İbn Mes’ûd’un tesekkül ettirdiği bu medreseyi/ekolü, içtihâdî hareketlerin ilk nüvesi olarak kabul ederek O’na “Irak Re’y Ekolü” ismini vermislerdir.
66-Tefsir Faâliyetinin Gelismesi ve Tefsirlerin Tedvîni: Emevîler’in son dönemiyle Abbâsîlerin ilk döneminde Hz. Peygamberin hadîsleri tedvîn edilmeye baslandı. Hadîslerden muhtelif konular ayrı bablar altında toplanıyor ve tefsir konusu da bu hadîs mecmuaları içerisinde ayrı bir bölüm olarak yer alıyordu. Henüz sûre sûre, bastan sona Kur’ân tefsiri mevcut değildi. Peygamberimizden veya sahâbe ya da tâbiûndan rivâyet edilen Kur’ân âyetlerinin tefsirleri hadîs imâmlarının derledikleri mecmuâlar içerisinde yer alıyordu. Ancak bu mecmuâlarda tefsir yalnızca “kitâbu’t- tefsir” adıyla bir bölüm halinde mevcut idi. Ve kendilerinden önce geçen zevâtın tefsirlerinin aktarılmasından öteye geçmiyordu.
67-Tefsirlerin Tedvîni: Tedvîn “ilk devirden itibaren gelen tefsir rivâyetlerini muntazam bir sekilde bir kitapta toplamak” demektir. Kur’ân’daki her âyetin tefsiri ile ilgili Hz. Peygamberden (sas) ve ashâptan nakledilenrivâyetler yine mushaftaki sırasına göre tanzîm edilerek ilk tefsir mecmuaları meydana getirildi. Bunlar arasında bilhassa İbn Mâce , İbn Cerîr et-Taberî , Ebû Bekir ibn Münzir en-Neysâbûrî , İbn Ebî Hâtim , İbn Hibbân , Hâkim ve Ebû Bekir ibn Merdûyeh gibi değerli tefsir âlimleri bulunuyordu. Ve bu tefsirler de yine Hz. Peygamberden, ashâptan, tâbiûndan ve tebe-i tâbiînden nakledilmis olan rivâyetlerin isnatlar halinde aktarılmasından ibâretti. Kısacası rivâyet tefsiri idi. Yalnızca İbn Cerîr et-Taberî nakledilen rivâyetleri zikrettikten sonra kendi tercihini belirttiği gibi bazı yerlerde gramer ve i’râbla ilgili bilgiler de veriyordu. Ayrıca âyetlerden çıkabilecek hükümleri de zikrediyordu. Böylece ilk rivâyet tefsirleri ortaya çıktı.
TEFSİR İLMİNİN DÖNEMLERİ
68-Birinci Dönem: Tefsirin Temellerinin Atıldığı Merhale:Bu merhalede tefsir ilminin temelleri atılmaya baslanmıstır. Bu dönem, Peygamber Efendimizin (sas) en hayırlı insanların yasadığı asır dediği; Sahâbe, tâbiûn ve tebe-i tâbiîn asrıdır
69-İkinci Dönem: Tefsirin Müstakil Bir İlim Olduğu Merhale:Sağlam bir temel üzerine oturan tefsir, hicrî üçüncü asırda İbn Cerîr et-Taberî’nin Kur’ân’ın basından sonuna kadar tam bir tefsir yazmasıyla müstakil bir ilim haline gelmistir
70-Üçüncü Dönem: Tefsirin Gelisme Merhalesi:Nakle dayanan rivâyet tefsiri veya me’sur tefsirin yanında akla dayanan dirâyet tefsiri veya ma’kûl tefsir de gelismeye baslamıstır. Bunların yanında asırların geçmesiyle, Kur’ân’ı anlama metotları yani tefsir metotları da değismistir.
71-Dördüncü Dönem: Tefsirde Yeni Merhale:İslâm’ın ilk bes-altı asrından sonra zamanla içtimaî hayatta mukallitlikten daha ileri gidemeyen bir durgunluğun meydana gelisinin, tefsir ilminde de bir donukluk meydana getirmesi tabii idi.XIX. asır, müslümanlar arasında dinî hareketlerin canlandığı bir asır oldu.
73- Tâbiûn Devrinde Tefsir:Gerek Hz. Peygamber (sas), gerekse dört halife devrinden itibâren, yeni fetihlerle İslâm devletinin sınırları Arap yarımadasını asmıstı. Fethedilen her beldeye İslâm’ı öğretmek için muallimler, asayisi temin etmek için de valiler görevlendiriliyordu. Resûlullah zamanında Muaz b. Cebel’in Yemen’e, Hz. Ömer döneminde de Abdullah b. Mes’ud’un Irak’a muallim olarak gönderilisini burada misâl olarak zikredebiliriz. Bu sekilde muhtelif sehirlere dağılan sahâbe, oralarda ilmî hareketlere baslamıstı. İslâm dininin hükümran olduğu beldelerde, sahâbenin güzîde bilginleri, tedrîs halkalarını kuruyor ve etrafına toplanmıs olan tâbiûndan öğrencilerine Kur’ân’dan anladıkları ve Hz. Peygamberden (sas) öğrendikleri tefsiri öğretiyorlardı.
Tâbiîler içinde tefsir ve fıkıhta öne çıkan Nâfi’, İkrime, Atâ, Saîd b. Cübeyr ve Hasan Basrî gibi sahıslar, tefsirde meshur sahâbilerin mevâlisi olarak anılmaktadırlar.
1. Mekke Medresesi/Ekolü: Bu medrese/ekol, Mekke’de tesis edilmis bir ekoldür. “İlim denizi” ve “Tercümânu’l- Kur’ân” ünvânının sahibi olan Abdullah b. Abbas tarafından kurulmustur. Kur’ân tefsirinin pîri olan bu sahâbînin kurmus olduğu tefsir ekolünün yetistirdiği en seçkin öğrenciler sunlardır: Saîd b. Cübeyr , Mücâhid b. Cebr , İkrime , Atâ b. Ebî Rabah , Tâvus b. Keysan .
2. Medîne Medresesi/Ekolü: Medine medresesi, Medine’nin en büyük âlimlerinden olan Ubeyy b. Ka’b tarafından kurulmustur. O’nun tedris halkasında yetisen en meshur öğrenciler de sunlardır: Ebu’l- Âliye , Muhammed b. Ka’b el-Kurâzî , Zeyd b. Eslem , doğrudan veya dolaylı biçimde Ubeyy b. Ka’b’dan ders almıslardır
Tefsirciler, öteden beri tefsir çesitlerini genellikle “rivâyet tefsiri” ve “dirâyet tefsiri” olmak üzere iki ana bölümde ele almıslardır.
74-Mevziî/Tecziî/Âyet Âyet Tefsir:Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin, mushaf tertîbine göre âyet âyet ve sûre sûre tefsir edilmesine Tefsiru’l- Mevziî denir
Bu tefsir akımı, sahâbe ve tâbiûn dönemlerinde Kur’ân’ın bazı âyetlerini parça parça serh ve izah
Üç ayrı gruba ayırdığımız tecziî tefsir çesilerini inceleyelim:
a. Tahlîlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin mushafın tertibine göre sûre sûre ve âyet âyet tefsir edilmesidir ki, müfessir, âyetleri bütün yönleriyle arastırıp hedeflerini ortaya çıkarır.
Tahlîlî tefsir de ikiye ayrılır ( 1. Rivâyet Tefsiri. 2. Dirâyet Tefsiri)
1. Rivâyet Tefsiri
Kur’ân-ı Kerim, Resûlullah’ın (sas) sünneti, sahâbe ve tâbiûn sözlerine dayanan bir tefsirdir.
En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
75-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.
76-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
77-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
78-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
79-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
80-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
81-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
82- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
83-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
a-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
84-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
85-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
86-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili.
87-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
88- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
89-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
90-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
91-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
92-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
93-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
94-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
95- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
96- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
97- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
98-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
99-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
100- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
101-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
102- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
103- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
104-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
105-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
106- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
107-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
108-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
109-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
110-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
111-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
112- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir.
113-
1) Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
2) Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
3) İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
4) Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
5) Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
6) İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
7) İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
114-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
115-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
116-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
117–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
118-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
119-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
120-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
121-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
122-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
123-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
124-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
125-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
126-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
127-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
128-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79)
129- Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
130-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine Vahy denir.
131-Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
132-Tilavet secdesi ile biten sureler Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
133-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
134-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
135-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
136-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
137-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
138-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
139-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
140-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
141- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
142-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
143-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
144-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
145- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
146-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
147-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
148- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
149-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
150-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
151-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
152-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
153-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
154-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
155-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
156- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
157-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
158-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
159-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
160-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
161-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
162-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
163-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
164-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım
165-Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
166- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
167-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
168-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
169- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
170-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
171-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
172-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
173- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
174-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
175-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
176-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
177-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
178-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
179-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
180-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
181-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
182-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
183-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
184-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
185-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
186-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
187- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
188- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
189- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
190- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
191-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
192- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
193-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
194-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
195-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
196- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
196- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
198- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
199-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
200-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
201-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
202-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
203-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
204-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
205-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
206-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
207-Cebel-i Nur:Nur dagi demektir.Mekke`de bulunan bir dagin adidir.Hz.Muhammed(sas)`e ilk vahiy, Nur daginin tepesinde bulunan Hira magarasinda nazil olmustur.
208-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
209-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
210-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
211-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
212-Esbab-ı Nüzul, Kuran-ı Kerim ayetlerinin iniş sebepleri demektir.
213-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
214-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
215-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
216-Hatim: Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunması.
217-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
218-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
219-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
220-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
221-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
222-Hicr 65. yılda başlanmıştır.
223-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
224-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
225-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
226-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
227-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
228-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
228-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
230-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
231-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan -Mukâbele: Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, ayetler.
232-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
233-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
234-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
235-Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
236-Sûre: Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
237-Tefsir: Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak.
238-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
239-VAHY (Vahiy):Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi.
240-Vahy-i Gayri Metlûv:Allahü teâlâ tarafından peygamberlerin kalblerine bildirilen vahyi, peygamberlerin kendilerine âit kelimelerle yanındakilere bildirmesi. Hadîs-i kudsî.
241-Vahy-i Metlûv:Cebrâil aleyhisselâmın, Allahü teâlâdan aldığı haberleri getirerek peygamberlere okuması.
242-Vahy-i metlûvun kelimeleri de, mânâları da Allahü teâlâdan gelmiştir. Kur’ân-ı kerîm vahy-i metlûvdur.
243-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
244-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
245-ZELLET-ÜL KÂRÎ:Kırâat hatâsı. Namazın içindeki farzlardan kırâati yerine getirirken (Fâtiha ve zamm-ı sûreyi okurken) meydana gelen hatâ, yanlış okuma.
246-Tashih-i Huruf :Harfleri doğru telaffuz etmektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
247-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
248-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
249-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
250-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
251-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
252-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan
253-Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi
254-Uhud gazvesini anlatan süre Ali imran 121-190
255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
253-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
254-Cebel-i Nur:Nur dagi demektir.Mekke`de bulunan bir dagin adidir.Hz.Muhammed(sas)`e ilk vahiy, Nur daginin tepesinde bulunan Hira magarasinda nazil olmustur.
255-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
256-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
257-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
258-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
259-Esbab-ı Nüzul, Kuran-ı Kerim ayetlerinin iniş sebepleri demektir.
260-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
261-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
262-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
263-Hatim: Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunması.
264-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
265-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
266-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
267-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
268-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
269-Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
270-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
271-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
272-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
273-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
274-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
275-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
276-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
277-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
278-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan -Mukâbele: Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, ayetler.
279-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
280-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
281-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
282-Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
283-Sûre: Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
284-Tefsir: Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak.
285-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
286-VAHY (Vahiy):Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi. 1-Kuran-ı Kerim 114 sure, 6236 ayettir.
287- ESBAB-İ NÜZUL:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
288-EVSAD-I MUFASSAL:Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır.
289-FEDÂİLÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân ilimlerinden birisi de Fedâilü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın faziletleri) ilmidir.
290-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
291-GARİBÜL-HADİS:Hadis lügati niteliğindeki eserlere verilen genel isim.
291-GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
292-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
293-HURÛF-I MUKATTAA(BAŞLANGIÇ HARFLERİ):Kur’ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler.
294-İCAZ:Kur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir.
295İ’CÂZU’L-KUR’ÂN :Kur’an-ı Kerîm’in muciz olması. Benzerini getirmek isteyenleri aciz bırakması Peygamberliğin ilanı ile birlikte muhataplara meydana okunarak ortaya konan ve insanları acze düşüren olağanüstü şeye mucize denir.
296-İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
297-İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
298-KAMERİ AYLAR:Hicrî takvimde kullanılan on iki ay. Arabî aylar da denir( Hicrî Sene).
299-KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
300-KISAR-I MUFASSAL:Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır
301-KÜTÜB-Ü EHADİS:.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
302-KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
303-MUFASSAL:Kur’ân’ın sonundaki kısa sûrelere denir Hucurât sûresinden Bürûc sûresine kadar 36 sûreye tıval-ı mufassal, Bürûç’tan Leyl sûresine kadar olan 7 sûreye evsat-ı mufassal, Leyl’den Nâs sûresine kadar olan 22 sûreye de kısar-ı mufassal denir
304-MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir.Bakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir.
305-MEKKE:Kabe`nin bulundugu ve hac ile umre ibadetinin ifa edildigi kutsal sehir.
306-MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid.
307-MESCİD-İ AKSA: Kudüs’te eski Süleyman (a.s.) mâbedinin bulunduğu yerde inşâ edilmiş olan câmiye Mescid-i Aksâ denilir.
308-MİÛN NEDİR:Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden fazla olan sûrelerine denir:
309-MÜCMEL : Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade.
310-MÜTEŞABİH : Birbirine benzeyen. Usûl-i fıkha göre, Kur’ân-ı Ker’îm ve hâdîs-i şerifte geçen ve ne kasdedildiği kesin olarak bilinemeyen söz. Çoğulu: Müteşâbihât.
311-MÜTEVATİR: Yalan üzerinde toptan birleşmeleri akılca imkânsız olan bir topluluğun, aynı şekilde başka bir topluluktan rivayet etmiş olduğu haber veya hadîs
312-MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN: Kuran okurken zihne takılan ayetler
312-MUAVVİZATEYN:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
Muhazat-i Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinan namazda erkegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
313-NASS:Dini bir terim olarak – geniş anlamıyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder.
314-NÜZUL-İ KUR`AN:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
315-SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
316-TEFSİR:Kur`an-i Kerim`in anlamini aciklayan bilim
317-TEHARRİ:Taharri: Bir şeyin hakikatini ona vâkıf olmak için araştırmak demektir. Hakikatine vâkıf olunamadığı zaman da bir şeye zann-ı gâlib hasıl etmekten ibarettirKıbleyi bilmeyen kişinin kıbleyi araştırmasıdır.
318-TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
319-TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
320-TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma.
321-ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
322-VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
323-VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
324-VÜCUH VE’N-NEZAİR :Kur’ân-i Kerîm’de bir lafzın bir kaç mânâda kullanılmasına “vucûh” denir. Birden fazla kelimenin aynı mânâda kullanılmasına da “nezâir” denir
325-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
326-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
327-Hazreti Osman muhtelif kıraatleri önlemek için Kur’an’ı istinsah ettirip etrafa “Mesahifi Emsar” yollamıştı.
328-Kur’ân-ı Kerîm’in kendine mahsus bir yazı şekli vardır ki, buna “Hz. Osman zamanında istinsah edilen Mushafların yazı ve imlâ şekli” mânâsında “Resm-i Osmanî” veya “Resmü’l-Mushaf” denir
329-Tegâbûn Sûresi:Tegâbun Arapça; aldanma, zarar etme demektir. Medine’de inmiştir. 18 âyettir. Adını, dokuzuncu âyette geçen teğâbün kelimesin¬den alır.
330-Tekâsür Sûresi :Tekâsür, çokluktan gelmektedir. Sûrede çoklukla övünmek anlamındadır. Mekke’de inmiştir. 8 âyettir.
331-Tenasubi’l-Âyât :Tenasüp, lügatte mukârebet, yakınlık, uygunluk ve benzerlik anlamındadır. Tenâsubi’1-âyât ise ayetler arasındaki uyum ve ahengi inceleyen bir ilimdir.
332-Tenâsubi’s-Suver :Surelerin birbirleriyle aralarındaki uyum ve ahengi inceleyen bir ilimdir.
333-Tencîmu’l-Kur’ân :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir. Kelimenin aslı “necm” yani yıldız demektir. Kur’ân semasının yıldızlarının ayrı ayrı zamanlarda tulü etmesine de bu kökten bir tabir olarak Kur’ân ‘in tencimi denilmiştir.
334-Et-Tenzil :Kur’ân’ın isimlerinden biridir. Esmâu’l-Kur’ân md. Ayrıca Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
335-Tenzîlu’l Kur’ân :Kur’ân’ın indirilişi anlamına gelir. Bu indiriliş önce dünya semasındaki beytü’l izzet’e toptan bir kerede, daha sonra Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’e bi’setinden vefatına kadar 23 yıllık süre zarfında parça parça olmuştur.
336-Tercemetu’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîm’in başka dillere çevirisi anlamına gelir.
337-Tertibu’l-Âyât :Ayetlerin sureleri içindeki Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘in tevkîfi ve emri ile sıralanışına verilen isimdir.
338-Tertibu’s-Suver :Kur’ân sûrelerinin elimizdeki Mushaf-ı şerifte görüldüğü şekliyle son sıralanmış haline verilen isimdir.
339-Et-Tuvâlu’l-Mufassal :Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
340-Et-Tuvâlu’l-Kısar :Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim.
341-Et-Tuvâlu’l-Muvassat :Târik suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim.
342-Ulûmu’l-Kur’ân :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’l-Kur’ân denir.
343-Ez-Zehrevân :Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
344-Zevâtu’r-Râ :Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra’d, İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
345-Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ /Rahman
Ebrar /İnsan
Ahsenu’l-kıses/ Yusuf
Ashab-ı Kehf/ Kehf
A’ma /Abese
İkra /Alak
Elem neşreh/ Şerh
Ümmü’l-kitap/ Fatiha
İnne enzelna/ Kadr
İnşirah /Şerh
Bedr/ Enfal
Beraet/ Tevbe
Ben-i İsrail/ İsra
Tebarek/ Mülk
Hamd/ Fatiha
Havariyyin/ Sad
Dehr/ İnsan
Süleyman/ Neml
Arusu’l-Kur’an/ Rahman
Amme/ Nebe
Kıtal/ Muhammed
Kalbü’l-Kur’an/ Yasin
Melaike/ Fatır
346-Vahiy katipleri, sahabeden okuma-yazması olan sahabelerden 40 kişiye kadar çıkarılmıştır. Bunların en meşhur on kişisi şunlardır:
1- Ebubekir,
2- Ömer,
3- Osman,
4- Ali,
5- Ebi b. Ka’b,
6- Zeyd b. Sabit,
7- Talha,
8- Zübeyr,
9- Sa’d b. Ebi Vakkas,
10- Salim Mevlâ Ebi Huzeyfe.
347- Peygamber (s.a.v) ashabı arasında Kur’an-ı Kerim’in ilk on hafızı şunlardır:
1- Ali b. Ebi Talib,
2- Osman,
3- İbn-i Mes’ud,
4- Ebi b. Ka’b,
5- Zeyd b. Sabit,
6- Ebu Derda,
7- Salim Mevali Ebi Huzeyfe,
8- Muaz b. Cebel,
9- Ebu Zeyd,
10- Temim ed-Dari.
348-Hamidat, Elhamdülillah ile başlayan beş suredir. Bu sureler;
1- Fatiha,
2- En’am,
3- Kehf,
4- Sebe’,
5- Fatır sureleridir.
349-Müsebbihat; İsra, Hadid, Haşr, Saf, Cuma, Tegabun ve A’la surelerinden ibarettir.
350- Mufassilat, Kur’an’ın 66 küçük suresinden ibarettir. Hucurat, yani Kaf suresinden başlar ta Kur’an’ın sonuna dek devam eder. Ayrıca Kur’an’ın başında yer alan Fatiha suresi de buna dahildir.[120]
351- Seb’e tuvel veya tival: Bakara suresinden Tevbe suresine kadar olan yani Enfal suresinin sonuna kadar olan yedi sure demektir.
352 -Mesani, Kur’anî ilimler ıstılahında Şuara suresinden sonra Hucurat suresine kadar geçen ve ayet sayıları, yüz adedin altında olan surelerin tümü de¬mektir. Bu sureler, 27. sureden (Neml) başlar ve 49. sureye (Hucurat) kadar devam eder. 182 ayetten olu¬şan Saffat suresi bundan istisnadır. Ayrıca 100 ayet¬ten az olan yani Enfal, Ra’d, İbrahim, Hicr, Meryem, Hacc, Nur ve Furkan sureleri de buna dahildir.
353- Yedi okuyucu veya Kurra-i Seb’a, hakikatte kıraat imamlarıdır, kıraatbilimci ve mukarra (Kıraatbilimini bilen ve kıraat araştırmacıları) olan üstadlardır. Bunlar şunlardan oluşmaktadır:
1- Abdullah b. Amir-i Dımeşqi (k. 1-18),
2- Abdullah b. Kesir-i Mekki (k. 45-120),
3- Asım b. Ebi Necved (k. 76-128),
4- Zebban b. Ala’ (=Ebu Amr Basri),
5- Hamza b. Habib-i Kufi (k. 80-156),
6- Nafi’ b. Abdullah Medeni (k. 70-169),
7- Ali b. Hamza Kesai (k. 119-189).
354- Urduca Tercüme: Urdu diline tercüme edilen ilk Urduca Kur’an tercümesi Mevlana Şah Refiuddin Dihlevi’nin tercümesidir, (k. 1190). Bundan sonraki yıllarda birçok Urduca tercüme yapılmış ve ba¬sılmıştır.
355- Latince tercümesi: Kur’an’ın ilk Latince tercümesi Robert Kotoni (Robertos Kotonensis) tarafından miladi 1143 yılında yapılmıştır. Bu tercüme asırlar sonra Martin Luter’in izniyle bastırıldı.
356- İngilizce Kur’an tercümesi: Kur’an-ı Kerim’in İngilizceye tercümesi diğer Avrupa dillerinin tümünden daha fazla yapılmıştır. Günümüzde kırktan fazla tam ve yüzden fazla da seçme türünde İngilizce Kur’an tercümesi mevcuttur. İlk İngilizce tam Kur’an tercümesi Aleksandre Ras’ın kalemiyle miladi 1648 yılında yapılmış. Bu tercüme, Kur’an’ın Fransızca tercümesinden yapılmıştır. Gayrı Müslimlerden Arthur Arberi’nin tercümesi güzel bir tercümedir. Müs¬lümanların yaptıkları tercümeler içerisinde ise en iyi tercüme Pıkthal ve Abdullah Yusuf Ali’nin ter¬cümeleridir.
357- Fransızca Kur’an tercümesi: Fransızca en iyi Kur’an tercümeleri, Biberstein Kasimirsky’nin tercümesi ve Belaşir’in tercümesidir.
358- Almanca Kur’an tercümesi: Almanca en güzel Kur’an tercümesi, Ulman tercümesi, Hening tercümesi ve son dönemlerde Rudi Parit’in açıklamalar ve kavramlar ekiyle yaptığı tercümedir.
359-34- Rusça Kur’an tercümesi: En güzel Rusça Kur’an tercümelerinden birisi Kraçofski’nin ter¬cümesidir. Bir diğeri de içinde bulunduğumuz yılda basılan (m. 1996) prof. Osmanof’un tercümesidir.
360- Vakf (durma) işaretlerinden bazıları şun¬lardır: Mim: vakf-ı lazım (gerekli durak), Lam: adem-i vakf (burada durulmaz). Sella: durmak caiz ise de durmadan devam etmek daha evladır. qella: Durmak evladır. Cim: durmak caizdir.
361- İslam dünyasının eski tefsirlerinin en önem¬lisi Tefsir-i Taberi’dir. Büyük İranlı tarihçi ve mühaddisinin bu tefsiri 30 cilt halinde basılmış olup çok yaygındır. Bu tefsir, İslam dünyasının en eski ve en önemli naklî veya me’sur tefsiri olarak da sa¬yılmaktadır.
362- Mutezile mezhebinin veya fırkasının en önemli tefsiri Zemahşeri’nin “el-Keşşaf” isimli tefsiridir.
363-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
364-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
364-Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
365-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
366-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
367-Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
368-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
369-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
370-İçerisinde Ahmed isminin geçtiği sure ve ayet;Saff suresi 6.ayet.
371-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
372-Vücuh:lafızları aynı olan fakat anlamları farklı olan kelimeler.
373-Müşkülül Kuran:Kuranın aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetler.
374-Sebul-Tıval.Bakara, araf, Nisa, al-i İmran, Enam, Maide ve Enfal sureleri.
375-Fatiha suresini diğer isimleri;el-hamd,Sebul Mesani, Ümmül Kitap.
376-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
377-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
378-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat ,İmamı Asım kıraatı.
377-Kıraat İlmi:Bütün kıraat imamlarının Kuran-ı Kerim tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme Kıraat İlmi denir.
378-Başında Besmele bulunmayan süre Tevbe süresidir.
379-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
380-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
381-Ayet:Surelerin bir mana veya hükmü ifade eden küçük büyük hebir bölümüne ayet denir.
382-İstiaze:Kuran okumaya başlarken;Euzubillahimineşşeytanırracim demektir.
383-Ref-i Savt:Kuran okumada sesi yükseltmeye Ref-i Savt denir.
384-Tertil:Kuran-ı Kerimi yavaş yavaş, anlamını düşünerek okumaktır.
385-Lahn-ı Celi:Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan, açık ve belirgin hatalı okuyuşlara denir.
386-Es -Sebut-Tıval:Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi süreye denir.
387-Ayetel Kürsi, Kuran- Kerim de bakara süresindedir.
388-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
389-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
390-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
391-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
392-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
393-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
394-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh 95– Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
395-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir. -“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
396- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
397-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
398- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
399-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
400-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu. -Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
401-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
402-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
403-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
404-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
405-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
406-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
407-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
408-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
409-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
410-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
411-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
412-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
413-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
414-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
415-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
416-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
417-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
418-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir.
419-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
420-Vahiy Kâtibi eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.

25

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  358 Kez Okundu

1-Kuran:Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile sona eren kelâmıdır.
2-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an’ın isimlerinden Mev’iza’nın anlamıdır? Kur’an’ın nasihat ve öğüt vermesi
3- “Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere …… denir.” Yandaki boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi getirilmelidir? Miun
4-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere ne denir? Mufassal
5- “Sure” kelimesiyle başlayan sûre hangisidir? Nur
6-Kur’an’daki secde ayeti sayısı kaçtır? 14
7-Besmelenin iki defa zikredildiği sure hangisidir? Neml
10-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?Bakara-Al-i İmran
11-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir?A’raf-Necm-Alak
12-Aşağıdakilerden hangisi Fatiha suresinin isimlerinden biri değildir?Fatihatul Kur’an
13-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi hangi şıkta doğru olarak verilmiştir? Bakara-Kevser
14-Aşağıdakilerden hangisi ayetin tanımıdır? Kur’an’ın en küçük parçaları
15-Aşağıdakilerden hangisi surenin tanımıdır? Kur’an’ın ayetler grubunu içeren bölümleri
16-Mekkî ve Medenî surelerin adet sayısı hangi şıkta doğru olarak verilmiştir? 86-28
17-Aşağıdakilerden hangisi Mekkî Sûrelerin konuları arasında yer alır? Tevhid ve Ahlak
18-Kur’an’ın toplanması Hangi Halife döneminde olmuştur? Hz.Ebu Bekir
19-Kur’an’ın en uzun (Tıval) sureleri hangi şıkta doğru olarakverilmiştir?Bakara,Alİmran,Nisa,Maide,En’am,A’raf,Yunus ve kehf
20-Esbab-ı Nüzul ne demektir? Ayetlerin inmesine sebep olan olay veya duruma denir
21-Nesh’in anlamı nedir? Kendinden önceki hükmü kaldıran delile denir.
22-Kur’an-ı Kerim ilk devirlerde aşağıdakilerden hangisi üzerine yazılmamışır? Kûşe kâğıdı
23-Muhkem ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir? A-Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
24-Müteşabih ayetlerin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?.Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
25-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe kimdir? Zeyd b.Sabit
26-Kıraat kelimesinin anlamı hangisdir?Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
27-Aşağıdakilerden hangisi Cüz’ün tanımıdır?Kur’an’ın her 20 sayfasına denir.
28-Her ayetinde “ALLAH” lafzı olan sure aşağıdakilerden hangisidir? -Mücadele
29-“AHMED” ismi kendisinde zikredilen sure ve ayet hangisidir? A-Saff,
30-“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı nedir? Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmak
31- “Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır.” Yandaki tanım aşağıdaki kıraat kavramlarından hangisine aittir? C-Arz
32- Siyak-Sibak ne demektir? -Kur’an ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması
33“İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir? Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
34-Îcaz’ın sözlük anlamı nedir? Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
35- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram aşağıdakilerden hangisidir? Emsalu’l-Kur’an

23

Kasım
2012

Kuran Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  416 Kez Okundu

-Tashih-i Huruf :Harfleri doğru telaffuz etmektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
-İşmam: Sükûndan sonra, zammeye işaret etmek üzere, dudakları öne doğru toplamak demektir.
-Ravm: Hafif bir sesle harekeyi belirtmektir.
-İdğam: Birbirinin aynı, birbirinin mütecanisi(mahreçleri bir sıfatları farklı harfler) birbirinin mütekaribi (mahreç ve sıfatlarında yakınlığı olan harflerin) her birinin diğerine bazı şartlar dâhilinde katılmasına ve şeddeli bir harf gibi okunmasına İdğam denir.
-İhfa: Ğunnesini belirtmek suretiyle şeddeden arınmış olarak İdğam ile izhar arasında uygulanan bir haldir.
-İzhar: İki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmaktır.
-Kalkale: Kuvvetli bir ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.
-İklab: Tenvin veya nuni sakineyi tam bir mîm’e çevirmek ve onu (bu mimi) ba’dan önce, ğunne ile ihfa etmektir.
– Med: Bir elif miktarından fazla çekilmemesi,
– Vakıf: Ses ve nefesin birlikte kesilmesi,
– Sekte: Nefes almadan sesin kesilmesi,
– Hareke: Harfin harekeli olması
– Sükûn: Harfin harekesiz olması,
– Müttefekun Aleyh :Tüm kıraat âlimleri bir eliften fazla okunmasında birleşmelerine denir.
– Muhtelefün Fih :Kıraat Âlim’leri, meddin kaç elif miktarı çekileceği konusunda ihtilafa düşmelerine denir.
– Lahn-ı Celi: Açık Hata demektir; harflerin zat ve sıfat-ı lazımelerinde meydana gelen açık hata demektir
-Lahn-ı Hafi: Gizli Hata: Harflerin Sıfatı arızalarında meydana gelen hatadır. İki kısma ayrılır. a) İhfa, İzhar, İklab ve İdğamlarda yapılan hatalar. b) Ra harfindeki tekrir sıfatında, nun ve mim deki ğunne sıfatında yapılan hatalardır.
– Muhkem Ayetler :Manası beyan edilmeye muhtaç olmayan yahut yalnız bir türlü mana verilebilecek açık ve muhkem manalı ayetler demektir.
– Müteşabih ayetler :Surelerin başında bulunan mukattaat gibi manası anlaşılmayan veyahut türlü izah ve tefsirlerle müsait bulunan ayetlerdir.
– Neşirul Kur’an – Cami-ul Kur’an :Kur’an-ı kerimin cem-i ile ilgili olarak Hz. Ebu Bekir’e Cami-ul Kur’an,
İstinsahı (Çoğaltılması) ile ilgili olarak Hz. Osman’a Naşiru’l Kur’an denmiştir.
– Tahkik: Harflerin hakkını tam vererek, mahreçlerinden çıkartarak, sıfatlarına riayet ederek, medleri gereği kadar uzatarak, tutulacak yerleri tutarak; ihfa, izhar, iklab, ğunne vb. tecvid kurallarını yerine getirmektir. Bu okuyuşa Tahkik denir.
-Tedvir: Tahkik ile Hadr arası bir okuyuştur,
-Hadr: Süratli okuyuştur, Kur’an-ı Kerimi Tecvid kaidelerine uymak kaydıyla, en hızlı okuyuş şekline Hadr denir.
-İmale: مَجْرَيهَا Meylettirmek anlamında olup, fethadan kesreye yapılan meyil kesreye daha yakınsa buna imale-i Kübra denir. Hud suresi 41. Ayet.
-Teshil:ءَاَعْجَمِيٌّ Kolaylaştırmak demek olup, hemzenin şiddet sıfatı giderilip, hemze ile elif veya (he) arası bir esle okumaktır ki bu ses tam elif değildir tam (he) de değildir. (Femi Muhsin öğrenmek gerek)
-İşmam: لَا تَاْ مَنَّا Yusuf suresi 11. Ayet. Bu kelimenin aslı;مَنُناَ لاَتَاْ idi, Kıraat gereği idğam edildi ve şedde verildi لَا تَاْ مَنَّا oldu. Bu kelimede işmam şöyle yapılır, مَنْ hecesinde zamme okuyor gibi dudaklar ileri sürülür. Ğunne esnasında biraz önde tutulur, ناَ demeden önce dudaklar geri çekilir ve dudaklar geri çekilince ناَ okunur.
-QARİ: Kur’an okuyan, kıraat bilgisini bilip uygulayabilen kişiye denir.
-MUKRİ: Kıratları bilen ve bunları sözlü yolu ile nakleden, başkasına okutan kıraat alimi demektir
-İMAM: Kıraat sahasında otorite ve güvenilir kimseye denir.
-TARIK: Yol manasınadır. kıraattaki hilaf, ya imam ya da ravisine yahut da ravilerin ravilerine ait olur. Hilaf, rivayet ve tarikler imamda nihayet buluyorsa bu kırattır. Eğer hilaf imamın ravisine ait olursa buna da rivayet denir. Şayet ravilerden sonra aşağıya doğru daha sonrakilerden birine ait olursa bu hilafa da “TARIK” denir.
-RAVİ: Doğrudan veya vasıtalı olarak kıraat imamlarından kıraat vecihlerini alıp daha sonraki nesillere aktaran kişiye denir.
– Asli Med: Med harfinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olup, başka bir sebebe dayanmayan medde asli, zati, tabii med denir.
-Fer-i Med: Asli Med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak gelen medde denir. Harfi medden sonra gelen hemze ve sükûndur.
– Asli Harf ve Fer-i Harf : Asli Harf: 28 hece harfleridir.Fer-i Harfler: Kur’an da 5 çeşittir. 1. Hemze-i Müsehhele. 2.Elif-i Mumale. 3. Sad-ı Müşemme.
4. Lam-ı Muğallaza. 5. Nun-i Muhfat
-Kıratı Seb’a :Meşhur yedi imama nisbet edilen mütevatir kırata “kıratı Seb’a “ denir.
– Şaz Kıraat :Senedi Sahih olmayan kıratlardır.
– Kıraat-ı Aşere :On imamın kıraatinin ikişer ravisiyle birlikte okunmasıdır.
– Takrib :On imamın kıraatinin ikişer ravisinden her birine ikişer ravi(Tarık) ilave ederek okunmasıdır.
– Hicrete kadar nazil olan ayetlere Mekkȋ,Medeni ise; Hicretten başlayarak hicretin onuncu yılınaPeygamberimizin vefatına kadar nazil olan ayetlerdir.
– Kur’an-ı Kerim: 114 sure, 6236 ayet ve 22 sene, 2 ay, 22 günde nazil olmuştur. Yani 22.2.22 hoş bir rakam değil mi?
– Hurufu Halk (boğaz Harfleri) : ا ح خ ع غ ه harfleridir.
– Kur’an-ı kerim Hz. Osman döneminde çoğaltılıp :Mekke, Medine, Şam, Küfe, Yemen, Basra, Bahreyn’e gönderildi.
– İlmi Kıraat :Kur’an kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet edilerek bilmektir .
– İlmi Tecvid :Lügat: bir şeyi güzel yapmak, hoş yapmak demektir. KONUSU; Kur ’anın kelimeleri ve harfleridir. Hece Harfleridir. Harflerin sıfatı lazıme ve arızalarını ve mahreçlerini bilmektir.
– İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi- manevi her türlü kötülükten zarar ve sıkıntıdan Allaha sığınmak, ondan yardım dilemektir.
-Hz. Peygamber döneminde Medine’ye ilk giden kur’an öğretmeni Mus’ab bin Umeyr’dir
-Vahiy kâtiplerinden 5 isim :Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr,
– Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasınaMukabele denir.
– Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
– Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
– Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
– Kur’an-a ilk harekeyi; Ebu’l-Esved ed Düveli’nin koyduğu, Noktanın ise; Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
– Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
– Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
-Arz: Talebenin okuyup hocanın dinlemesi,
-Eda: kıratı hocanın ağzından almaktır ve tekrar hocanın huzurunda okumaktır. Bu şekilde kıraat öğrenmeye eda denir
-İstima: Sema ile aynı manadadır
-Zelletül Kari : Okuyucu hataları,
Kıraate Altı Türlü Hata Vardır: Ayette, Kelimede, Harflerde, İ’rab da Kelimenin Kat’ın da, Vakf ve İbtida da.
– On kıraat İmamın isimleri nelerdir?
1.Nafi, 2.İbni Kesi,3.Ebu Amr,4.İbnu Amir, 5. Asım, 6.Hemze, 7.Kisai, 8. Cafer, 9.Yakub, 10.Haleful Aşir. Dir .
– Kur’an-ı Kerim için üç önemli özellik: 1- Hattı Osmani olması, 2. Tevatürle rivayet edilmesi, 3. Nahiv ilmine uygun olması.
-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
-Cebel-i Nur:Nur dagi demektir.Mekke`de bulunan bir dagin adidir.Hz.Muhammed(sas)`e ilk vahiy, Nur daginin tepesinde bulunan Hira magarasinda nazil olmustur.
-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
– Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasınaMukabele denir.
– Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
– Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
– Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
– Kur’an-a ilk harekeyi; Ebu’l-Esved ed Düveli’nin koyduğu, Noktanın ise; Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
– Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
– Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
-Arz: Talebenin okuyup hocanın dinlemesi,
-Eda: kıratı hocanın ağzından almaktır ve tekrar hocanın huzurunda okumaktır. Bu şekilde kıraat öğrenmeye eda denir
-İstima: Sema ile aynı manadadır
-Zelletül Kari : Okuyucu hataları,
Kıraate Altı Türlü Hata Vardır: Ayette, Kelimede, Harflerde, İ’rab da Kelimenin Kat’ın da, Vakf ve İbtida da.
– On kıraat İmamın isimleri nelerdir?
1.Nafi, 2.İbni Kesi,3.Ebu Amr,4.İbnu Amir, 5. Asım, 6.Hemze, 7.Kisai, 8. Cafer, 9.Yakub, 10.Haleful Aşir. Dir .
– Kur’an-ı Kerim için üç önemli özellik: 1- Hattı Osmani olması, 2. Tevatürle rivayet edilmesi, 3. Nahiv ilmine uygun olması.
-QARİ: Kur’an okuyan, kıraat bilgisini bilip uygulayabilen kişiye denir.
-MUKRİ: Kıratları bilen ve bunları sözlü yolu ile nakleden, başkasına okutan kıraat alimi demektir
-İMAM: Kıraat sahasında otorite ve güvenilir kimseye denir.
-TARIK: Yol manasınadır. kıraattaki hilaf, ya imam ya da ravisine yahut da ravilerin ravilerine ait olur. Hilaf, rivayet ve tarikler imamda nihayet buluyorsa bu kırattır. Eğer hilaf imamın ravisine ait olursa buna da rivayet denir. Şayet ravilerden sonra aşağıya doğru daha sonrakilerden birine ait olursa bu hilafa da “TARIK” denir.
-RAVİ: Doğrudan veya vasıtalı olarak kıraat imamlarından kıraat vecihlerini alıp daha sonraki nesillere aktaran kişiye denir.
– Asli Med: Med harfinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olup, başka bir sebebe dayanmayan medde asli, zati, tabii med denir.
-Fer-i Med: Asli Med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak gelen medde denir. Harfi medden sonra gelen hemze ve sükûndur.
– Asli Harf ve Fer-i Harf : Asli Harf: 28 hece harfleridir.Fer-i Harfler: Kur’an da 5 çeşittir. 1. Hemze-i Müsehhele. 2.Elif-i Mumale. 3. Sad-ı Müşemme.
4. Lam-ı Muğallaza. 5. Nun-i Muhfat
-Kıratı Seb’a :Meşhur yedi imama nisbet edilen mütevatir kırata “kıratı Seb’a “ denir.
– Şaz Kıraat :Senedi Sahih olmayan kıratlardır.
– Kıraat-ı Aşere :On imamın kıraatinin ikişer ravisiyle birlikte okunmasıdır.
– Takrib :On imamın kıraatinin ikişer ravisinden her birine ikişer ravi(Tarık) ilave ederek okunmasıdır.
– Hicrete kadar nazil olan ayetlere Mekkȋ,Medeni ise; Hicretten başlayarak hicretin onuncu yılınaPeygamberimizin vefatına kadar nazil olan ayetlerdir.
– Kur’an-ı Kerim: 114 sure, 6236 ayet ve 22 sene, 2 ay, 22 günde nazil olmuştur. Yani 22.2.22 hoş bir rakam değil mi?
– Hurufu Halk (boğaz Harfleri) : ا ح خ ع غ ه harfleridir.
– Kur’an-ı kerim Hz. Osman döneminde çoğaltılıp :Mekke, Medine, Şam, Küfe, Yemen, Basra, Bahreyn’e gönderildi.
– İlmi Kıraat :Kur’an kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet edilerek bilmektir .
– İlmi Tecvid :Lügat: bir şeyi güzel yapmak, hoş yapmak demektir. KONUSU; Kur ’anın kelimeleri ve harfleridir. Hece Harfleridir. Harflerin sıfatı lazıme ve arızalarını ve mahreçlerini bilmektir.
– İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi- manevi her türlü kötülükten zarar ve sıkıntıdan Allaha sığınmak, ondan yardım dilemektir.
-Hz. Peygamber döneminde Medine’ye ilk giden kur’an öğretmeni Mus’ab bin Umeyr’dir
-Vahiy kâtiplerinden 5 isim :Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr,
– Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasınaMukabele denir.
– Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
– Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.
– Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
– Kur’an-a ilk harekeyi; Ebu’l-Esved ed Düveli’nin koyduğu, Noktanın ise; Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.
– Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.
– Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,
-Arz: Talebenin okuyup hocanın dinlemesi,
-Eda: kıratı hocanın ağzından almaktır ve tekrar hocanın huzurunda okumaktır. Bu şekilde kıraat öğrenmeye eda denir
-İstima: Sema ile aynı manadadır
-Zelletül Kari : Okuyucu hataları,
Kıraate Altı Türlü Hata Vardır: Ayette, Kelimede, Harflerde, İ’rab da Kelimenin Kat’ın da, Vakf ve İbtida da.
– On kıraat İmamın isimleri nelerdir?
1.Nafi, 2.İbni Kesi,3.Ebu Amr,4.İbnu Amir, 5. Asım, 6.Hemze, 7.Kisai, 8. Cafer, 9.Yakub, 10.Haleful Aşir. Dir .
– Kur’an-ı Kerim için üç önemli özellik: 1- Hattı Osmani olması, 2. Tevatürle rivayet edilmesi, 3. Nahiv ilmine uygun olması.

23

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  1.951 Kez Okundu

1-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
2-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
3-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
4-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
5-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
6-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
7-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
8- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
9-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
10- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
11-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
12-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu.
13-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
14-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
15-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
16-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
17-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
18-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
19-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
20-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
21-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
22-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
23-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
24-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
25-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
26-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
27-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
28-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
29-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
30-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
31-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir
32-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
33-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
34-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
35-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
36-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
37-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
38-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
39-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
40-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
41-Vahiy Kâtibi Peygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
42-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
43-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
44-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
45-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
46-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
47-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
48-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
49-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
50-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
51-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
52-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
53-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
54-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
55-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
56-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
57-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.
Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
58-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
59-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
60-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
61-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
62-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
63-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
64-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir.
65- Irak (Kûfe) Medresesi/Ekolü: Tefsir ve kırâat konusunda en önde gelenlerinden biri de Abdullah b. Mes’ûd’dur. İbn Mes’ûd, Peygamber Efendimizin (sas) vahiy kâtiplerindendir.Hz. Ömer (r) halifeliği sırasında İbn Mes’ûd’u Kûfe’ye muallim olarak tayin etmistir. İbn Mes’ûd’un Kûfe’de olusturduğu medrese, daha çok rasyonel bir temel üzerine bina edilmistir. Bu sebepten dolayıdır ki İslâm âlimleri, İbn Mes’ûd’un tesekkül ettirdiği bu medreseyi/ekolü, içtihâdî hareketlerin ilk nüvesi olarak kabul ederek O’na “Irak Re’y Ekolü” ismini vermislerdir.
66-Tefsir Faâliyetinin Gelismesi ve Tefsirlerin Tedvîni: Emevîler’in son dönemiyle Abbâsîlerin ilk döneminde Hz. Peygamberin hadîsleri tedvîn edilmeye baslandı. Hadîslerden muhtelif konular ayrı bablar altında toplanıyor ve tefsir konusu da bu hadîs mecmuaları içerisinde ayrı bir bölüm olarak yer alıyordu. Henüz sûre sûre, bastan sona Kur’ân tefsiri mevcut değildi. Peygamberimizden veya sahâbe ya da tâbiûndan rivâyet edilen Kur’ân âyetlerinin tefsirleri hadîs imâmlarının derledikleri mecmuâlar içerisinde yer alıyordu. Ancak bu mecmuâlarda tefsir yalnızca “kitâbu’t- tefsir” adıyla bir bölüm halinde mevcut idi. Ve kendilerinden önce geçen zevâtın tefsirlerinin aktarılmasından öteye geçmiyordu.
67-Tefsirlerin Tedvîni: Tedvîn “ilk devirden itibaren gelen tefsir rivâyetlerini muntazam bir sekilde bir kitapta toplamak” demektir. Kur’ân’daki her âyetin tefsiri ile ilgili Hz. Peygamberden (sas) ve ashâptan nakledilenrivâyetler yine mushaftaki sırasına göre tanzîm edilerek ilk tefsir mecmuaları meydana getirildi. Bunlar arasında bilhassa İbn Mâce , İbn Cerîr et-Taberî , Ebû Bekir ibn Münzir en-Neysâbûrî , İbn Ebî Hâtim , İbn Hibbân , Hâkim ve Ebû Bekir ibn Merdûyeh gibi değerli tefsir âlimleri bulunuyordu. Ve bu tefsirler de yine Hz. Peygamberden, ashâptan, tâbiûndan ve tebe-i tâbiînden nakledilmis olan rivâyetlerin isnatlar halinde aktarılmasından ibâretti. Kısacası rivâyet tefsiri idi. Yalnızca İbn Cerîr et-Taberî nakledilen rivâyetleri zikrettikten sonra kendi tercihini belirttiği gibi bazı yerlerde gramer ve i’râbla ilgili bilgiler de veriyordu. Ayrıca âyetlerden çıkabilecek hükümleri de zikrediyordu. Böylece ilk rivâyet tefsirleri ortaya çıktı.
TEFSİR İLMİNİN DÖNEMLERİ
68-Birinci Dönem: Tefsirin Temellerinin Atıldığı Merhale:Bu merhalede tefsir ilminin temelleri atılmaya baslanmıstır. Bu dönem, Peygamber Efendimizin (sas) en hayırlı insanların yasadığı asır dediği; Sahâbe, tâbiûn ve tebe-i tâbiîn asrıdır
69-İkinci Dönem: Tefsirin Müstakil Bir İlim Olduğu Merhale:Sağlam bir temel üzerine oturan tefsir, hicrî üçüncü asırda İbn Cerîr et-Taberî’nin Kur’ân’ın basından sonuna kadar tam bir tefsir yazmasıyla müstakil bir ilim haline gelmistir
70-Üçüncü Dönem: Tefsirin Gelisme Merhalesi:Nakle dayanan rivâyet tefsiri veya me’sur tefsirin yanında akla dayanan dirâyet tefsiri veya ma’kûl tefsir de gelismeye baslamıstır. Bunların yanında asırların geçmesiyle, Kur’ân’ı anlama metotları yani tefsir metotları da değismistir.
71-Dördüncü Dönem: Tefsirde Yeni Merhale:İslâm’ın ilk bes-altı asrından sonra zamanla içtimaî hayatta mukallitlikten daha ileri gidemeyen bir durgunluğun meydana gelisinin, tefsir ilminde de bir donukluk meydana getirmesi tabii idi.XIX. asır, müslümanlar arasında dinî hareketlerin canlandığı bir asır oldu.
73- Tâbiûn Devrinde Tefsir:Gerek Hz. Peygamber (sas), gerekse dört halife devrinden itibâren, yeni fetihlerle İslâm devletinin sınırları Arap yarımadasını asmıstı. Fethedilen her beldeye İslâm’ı öğretmek için muallimler, asayisi temin etmek için de valiler görevlendiriliyordu. Resûlullah zamanında Muaz b. Cebel’in Yemen’e, Hz. Ömer döneminde de Abdullah b. Mes’ud’un Irak’a muallim olarak gönderilisini burada misâl olarak zikredebiliriz. Bu sekilde muhtelif sehirlere dağılan sahâbe, oralarda ilmî hareketlere baslamıstı. İslâm dininin hükümran olduğu beldelerde, sahâbenin güzîde bilginleri, tedrîs halkalarını kuruyor ve etrafına toplanmıs olan tâbiûndan öğrencilerine Kur’ân’dan anladıkları ve Hz. Peygamberden (sas) öğrendikleri tefsiri öğretiyorlardı.
Tâbiîler içinde tefsir ve fıkıhta öne çıkan Nâfi’, İkrime, Atâ, Saîd b. Cübeyr ve Hasan Basrî gibi sahıslar, tefsirde meshur sahâbilerin mevâlisi olarak anılmaktadırlar.
1. Mekke Medresesi/Ekolü: Bu medrese/ekol, Mekke’de tesis edilmis bir ekoldür. “İlim denizi” ve “Tercümânu’l- Kur’ân” ünvânının sahibi olan Abdullah b. Abbas tarafından kurulmustur. Kur’ân tefsirinin pîri olan bu sahâbînin kurmus olduğu tefsir ekolünün yetistirdiği en seçkin öğrenciler sunlardır: Saîd b. Cübeyr , Mücâhid b. Cebr , İkrime , Atâ b. Ebî Rabah , Tâvus b. Keysan .
2. Medîne Medresesi/Ekolü: Medine medresesi, Medine’nin en büyük âlimlerinden olan Ubeyy b. Ka’b tarafından kurulmustur. O’nun tedris halkasında yetisen en meshur öğrenciler de sunlardır: Ebu’l- Âliye , Muhammed b. Ka’b el-Kurâzî , Zeyd b. Eslem , doğrudan veya dolaylı biçimde Ubeyy b. Ka’b’dan ders almıslardır
Tefsirciler, öteden beri tefsir çesitlerini genellikle “rivâyet tefsiri” ve “dirâyet tefsiri” olmak üzere iki ana bölümde ele almıslardır.
74-Mevziî/Tecziî/Âyet Âyet Tefsir:Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin, mushaf tertîbine göre âyet âyet ve sûre sûre tefsir edilmesine Tefsiru’l- Mevziî denir
Bu tefsir akımı, sahâbe ve tâbiûn dönemlerinde Kur’ân’ın bazı âyetlerini parça parça serh ve izah
Üç ayrı gruba ayırdığımız tecziî tefsir çesilerini inceleyelim:
a. Tahlîlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin mushafın tertibine göre sûre sûre ve âyet âyet tefsir edilmesidir ki, müfessir, âyetleri bütün yönleriyle arastırıp hedeflerini ortaya çıkarır.
Tahlîlî tefsir de ikiye ayrılır ( 1. Rivâyet Tefsiri. 2. Dirâyet Tefsiri)
1. Rivâyet Tefsiri
Kur’ân-ı Kerim, Resûlullah’ın (sas) sünneti, sahâbe ve tâbiûn sözlerine dayanan bir tefsirdir.
En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
75-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.
76-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
77-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
78-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
79-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
80-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
81-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
82- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
83-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
a-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
84-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
85-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
87-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
88- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
89-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
90-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
91-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
92-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
93-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
94-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
95- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
96- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
97- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
98-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
99-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
100- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
101-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
102- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
103- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
104-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
105-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
106- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
107-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
108-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
109-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
110-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
111-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
112- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir.
113-
1) Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
2) Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
3) İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
4) Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
5) Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
6) İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
7) İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
114-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
115-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
116-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
117–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
118-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
119-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
120-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
121-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
122-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
123-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
124-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
125-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
126-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
127-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
128-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79)
129-Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
130-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
131-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
132- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
133-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
134-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
135-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
136-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
137-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
138-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
139-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
140-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
141- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
142-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
143-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
144-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
145- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
146-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
147-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
148- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
149-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
150-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
151-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
152-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
153-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
154-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
155-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
156- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
157-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
158-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
159-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
160-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
161-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
162-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
163-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
164-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım
165-Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
166- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
167-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
168-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
169- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
170-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
171-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
172-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
173- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
174-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
175-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
176-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
177-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
178-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
179-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
180-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
181-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
182-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
183-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
184-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
185-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
186-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
187- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
188- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
189- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
190- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
191-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
192- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
193-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
194-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
195-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
196- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
196- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
198- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
199-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
200-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
201-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
202-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
203-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
204-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
205-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
206-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
207-Cebel-i Nur:Nur dagi demektir.Mekke`de bulunan bir dagin adidir.Hz.Muhammed(sas)`e ilk vahiy, Nur daginin tepesinde bulunan Hira magarasinda nazil olmustur.
208-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
209-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
210-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
211-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
212-Esbab-ı Nüzul, Kuran-ı Kerim ayetlerinin iniş sebepleri demektir.
213-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
214-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
215-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
216-Hatim: Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunması.
217-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
218-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
219-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
220-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
221-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
222-Hicr 65. yılda başlanmıştır.
223-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
224-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
225-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
226-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
227-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
228-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
228-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
230-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
231-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan -Mukâbele: Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, ayetler.
232-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
233-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
234-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
235-Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
236-Sûre: Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
237-Tefsir: Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak.
238-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
239-VAHY (Vahiy):Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi.
240-Vahy-i Gayri Metlûv:Allahü teâlâ tarafından peygamberlerin kalblerine bildirilen vahyi, peygamberlerin kendilerine âit kelimelerle yanındakilere bildirmesi. Hadîs-i kudsî.
241-Vahy-i Metlûv:Cebrâil aleyhisselâmın, Allahü teâlâdan aldığı haberleri getirerek peygamberlere okuması.
242-Vahy-i metlûvun kelimeleri de, mânâları da Allahü teâlâdan gelmiştir. Kur’ân-ı kerîm vahy-i metlûvdur.
243-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
244-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
245-ZELLET-ÜL KÂRÎ:Kırâat hatâsı. Namazın içindeki farzlardan kırâati yerine getirirken (Fâtiha ve zamm-ı sûreyi okurken) meydana gelen hatâ, yanlış okuma.
246-Tashih-i Huruf :Harfleri doğru telaffuz etmektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
247-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.
248-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
249-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
250-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
251-Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir.
252-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
253-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
254-Cebel-i Nur:Nur dagi demektir.Mekke`de bulunan bir dagin adidir.Hz.Muhammed(sas)`e ilk vahiy, Nur daginin tepesinde bulunan Hira magarasinda nazil olmustur.
255-Cüz:Kur`an-i Kerim`in yirmi sayfadan olusan otuz bölümünden her biri.
256-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
257-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
258-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
259-Esbab-ı Nüzul, Kuran-ı Kerim ayetlerinin iniş sebepleri demektir.
260-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
261-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
262-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
263-Hatim: Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunması.
264-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
265-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
266-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
267-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
268-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
269-Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
270-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
271-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
272-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
273-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
274-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
275-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
276-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
277-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
278-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan -Mukâbele: Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, ayetler.
279-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
280-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
281-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
282-Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
283-Sûre: Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
284-Tefsir: Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak.
285-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
286-VAHY (Vahiy):Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi.

23

Kasım
2012

KURAN BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  496 Kez Okundu

1-Kuran-ı Kerim 114 sure, 6236 ayettir.
2-Kuran-ı Kerim de ismi zikredilen kadın Hz.Meryem.
3-Besmele ,Kuran-ı Kerimde 114 defa zikredilmiştir.
4-Kkuran-ı Kerim, takriben 23 yılda nazil oldu.
5-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleştirilmiştir.
6-Kuran-ı Kerim Ramazan ayında inmeye başladı(610)
7-Kuranın kalbi diye anılan sure Yasin suresidir.
8-Başında Besmele bulunmayan sure Tevbe suresidir.
9-İlk inen ayetler, Alak suresinişn ilk beş ayetidir.
10-Kuran-ı Kerimin en uzun suresi Bakara, en kısa suresi Kevser suresidir.
11-Kuran-ı Kerimin en uzun ayeti Bakara suresi 282. ayetidir.
12- Kuran-ı Kerimin son inen ayeti Maide suresinin 3.ayetidir.
13-Kuran-ı Kerimin ilk suresi Fatiha, son suresi nas suresidir.
14-Kuran-ı Kerimin en son nazil olan suresi Nasr suresidir.
15-Neml suresinde Besmele iki defa zikredilmiştir.
16-Kuran-ı Kerimde zikredilen erkek Hz.Zeyd .
17-Garibul Kuran:K.Kerim de farklı lehçeler de kullanılan kelimelerdir.
18-Aksamul Kuran:Kuran-ı Kerimde yer alan yeminler.
19-İcazül Kuran:Kuran-ı Kerimin benzerinin yapılamaması.
20-Her ayetinde Allah yazılı sure Müc adele suresidir
21-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
22-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
23-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
24-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
25-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
26-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz. -Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
27- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
28-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
29-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
30- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
31-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
32-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
33-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
34- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
35-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
36-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
37-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
38-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
39-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
40-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
41-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
42-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
43-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
44-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
45-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
46-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
47-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
48- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
49- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
50- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
51- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
52-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
53- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
54-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
55-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
56-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
57- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
58- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
59Bakara süresi 142-150
60-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
61-İfk hadisesini anlatan süre hangisidir? Nur süresi 11-26
62-Musa a.s ile Hızır a.s kıssasını anlatan süre hangisidir? Kehf 60-82

23

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  522 Kez Okundu

1-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
2-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
3-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
4-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
5-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
6-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
7-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
8-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
9-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir. -Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
10-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
11-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
12-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
13-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
14-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
15-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
16-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir. -Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
17-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
18-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
19-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.

20-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
21- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
22-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
23-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
24-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
25-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir. -“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
26-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
27- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
28- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
29- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
30-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
31-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
32- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
33-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
34- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
35- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
36-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
37-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
38- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
39-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
40-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
41-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
42-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
43-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
44- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir. -ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
45-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
46-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
47–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
48-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
49-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
50-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
51-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
52-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
53-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
54-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
55-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
56-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
57-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
58-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
59-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79) -Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
60-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
61-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
62- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
63-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
64-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
65-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
66-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
67-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
68-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
69-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
70-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
71- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
72-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
73-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
74-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
75- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
76-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
77-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
78-Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
79-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
80-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır. -Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
81-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
82-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
83-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
84-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
85- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
86-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
87-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.

23

Kasım
2012

Kuran Bilgileri- Terimler

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  285 Kez Okundu

AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce
.AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
AHD-İ MİSAK:Allahü teâlânın ezelde rûhlara; ”Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye suâl edince, onlarda; ”Evet, sen bizim Rabbimizsin” diyerek verdikleri söz, yemin, anlaşma, sözleşme.
AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
AMENERRASULÜ:Peygamber iman etti anlamina gelir.Bütün buyruklara ve Yüce Allah`dan gelen her vahye, Hz.Peygamberve mü`minlerin iman ettikleri bildirilir.Bakar suresinin son iki ayetini olusturan ve Amenerresulu diye anilan , mirac gecesinde peygamberimize vasitasiz sekilde vahyolunan bu ayetler, Resulullahin hadislerinde övülmüs, her zaman ve özelllikle yatmadan önce okunmasi tavsiye edilmistir.Bir
A`RAF:Cennetle cehennemi birbirinden ayiran bölgedeki surun yüksek kisminin adi
ÂYET:Sözlükte “açık alâmet, işâret, emâre, iz ve nişâne” demektir. Çoğulu ây ve âyât’tır. Allah’ın varlığına delâlet eden şeylere ve Peygamberlerin hak olduğunu ispat eden mucizelere de âyet denir
AYETÜ`L KÜRSİ :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adı..
BERZAH: البرزخ : الحاجز بين شيئين، ما بين موت الإنسان وبعثهُSözlükte“engel“ anlamina gelen „Berzah“, ölüm ile baslayip, yeniden dirilmeye kadar gecen sureyi ifade eden dini bir terimdir.Insanlarin ölüm anindan itibaren ruhlarin gittigi ve kiyamete kadar gecici olarak bulundugu yer.
BEYTÜ`L-HARAMl:Mekke`de Kabe`nin bulundugu sahadaki caminin adidir.Bu haram denilmesini o sahaya saygi ve tazim göstermek vacip oldugu icindir.Kendisine karsi saygisizlik caiz olmadigindan dolayi Mekke`de Belde-i haram denilmistir.
BEYTÜLİZZE:Kur`an-Kerim`in bir bütün halinde indirildigi ve dünya semasinda bulundugu rivayet edilen yerin adi.Beytülizze, İzzet evi anlamına gelen beytü’l-izze, Kur’ân’ın bir bütün halinde indirildiği dünya semasında (yere en yakın gökte) bulunan yerin adıdır.
BEYTİ-MAKDİS:Mukaddes ev, Küdus`deki Mescid-i Aksa. Beytül Makdis
İslâm’da üç mukaddes mescitten biri olan Kudüs’teki mescid.
EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
ESBAB-I NÜZUL:ilmi âyet ve sûrelerin nerede ne zaman ve hangi olay hakkında nâzil olduğu konularıyla ilgilenmektedir.
ESBAB-İ NÜZUL:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
EVSAD-I MUFASSAL:Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır.
FEDÂİLÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân ilimlerinden birisi de Fedâilü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın faziletleri) ilmidir.
FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
GARİBÜL-HADİS:Hadis lügati niteliğindeki eserlere verilen genel isim.
GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
HURÛF-I MUKATTAA(BAŞLANGIÇ HARFLERİ):Kur’ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler.
İCAZ:Kur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir.
İ’CÂZU’L-KUR’ÂN :Kur’an-ı Kerîm’in muciz olması. Benzerini getirmek isteyenleri aciz bırakması Peygamberliğin ilanı ile birlikte muhataplara meydana okunarak ortaya konan ve insanları acze düşüren olağanüstü şeye mucize denir.
İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
KAMERİ AYLAR:Hicrî takvimde kullanılan on iki ay. Arabî aylar da denir( Hicrî Sene).
KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
KİTAB-I MUKADDES:Hıristiyanların mukaddes bilip inandıkları Ahd-i atîk (Eski ahd) ve Ahd-i cedîd (Yeni ahd) kısımlarından meydana gelen kitab. İncîl.
KISAR-I MUFASSAL:Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır
KUTSAL ÜÇ MESCİD:Islam`da kutsal sayilan üc mescid;Mescid-i haram Mekke`de, Mescid-i Nebevi Medine `de,Mescid-i Aksa Küdus`de.
KÜTÜB-Ü EHADİS:.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
KUTUBU’S-SELASE: Üç kitap demek olan bu tamlama bazı alimlere göre es-sahîhân ile İmâm Mâlik’in el-Muvatta’ına; bazılarına göre ise Sunen-i Erba’anın İbn Mâce’nin kitabı hariç diğer üçüne denilmiştir.
KUBA MESCİDİ:İslamda ilk bina edilen mescid Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hicretlerinde Medine-i münevvereye gelmeden önce Kuba denilen yerde konakladılarında ilk bina ettikleri mesciddir
MUFASSAL:Kur’ân’ın sonundaki kısa sûrelere denir Hucurât sûresinden Bürûc sûresine kadar 36 sûreye tıval-ı mufassal, Bürûç’tan Leyl sûresine kadar olan 7 sûreye evsat-ı mufassal, Leyl’den Nâs sûresine kadar olan 22 sûreye de kısar-ı mufassal denir
MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir.Bakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir.
MEKKE:Kabe`nin bulundugu ve hac ile umre ibadetinin ifa edildigi kutsal sehir.
MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid.
MESCİD-İ AKSA: Kudüs’te eski Süleyman (a.s.) mâbedinin bulunduğu yerde inşâ edilmiş olan câmiye Mescid-i Aksâ denilir.
MESCİD-İ NEBİ: Medine`de icerisinde Hz.Peygamberin kabrininde bulundugu mescid.Mescid-i Nebi`ye,Mescid-i Seadet de denir.
MİÛN NEDİR:Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden fazla olan sûrelerine denir:
MÜCMEL : Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade.
MÜTEŞABİH : Birbirine benzeyen. Usûl-i fıkha göre, Kur’ân-ı Ker’îm ve hâdîs-i şerifte geçen ve ne kasdedildiği kesin olarak bilinemeyen söz. Çoğulu: Müteşâbihât.
MÜTEVATİR: Yalan üzerinde toptan birleşmeleri akılca imkânsız olan bir topluluğun, aynı şekilde başka bir topluluktan rivayet etmiş olduğu haber veya hadîs
MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN: Kuran okurken zihne takılan ayetler
MUAVVİZATEYN:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
Muhazat-i Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinan namazda erkegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
MUHAREMAT:evlenmesi haram olan kadinlar anlaminda fikih terimi.
MÜTEŞABİH AYETLER:Birden fazla manaya gelen , manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere müteşabih ayetler
NASS:Dini bir terim olarak – geniş anlamıyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder.
NÜBÜVVET:Allah ile insanlar arasinda dünya ve ahiretle ilgili ihtiyaclarinin giderilmesi amaciyla yapilan elcilik görevi.
NÜBÜVVET MÜHRÜ:Hz.Muhammed`in iki kürek kemigi arasinda bulunan ve nübüvvetinin alametlerinden biri sayilan ben.
NÜZUL-İ KUR`AN:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
TECVİD: Tecvid:Kur`an- Kerim`i okuma kaidelerini(kurallarini) ögreten bilim.Güzelleştirmek, daha iyi bir hale getirmek anlamına gelir.
TEFRİK:Çağdaş İslam fıkhı literatürüne göre, eşlerin mahkemeye başvurarak hakim kararıyla boşanmalarına tefrik denir.
TEFSİR:Kur`an-i Kerim`in anlamini aciklayan bilim
TEHARRİ:Taharri: Bir şeyin hakikatini ona vâkıf olmak için araştırmak demektir. Hakikatine vâkıf olunamadığı zaman da bir şeye zann-ı gâlib hasıl etmekten ibarettirKıbleyi bilmeyen kişinin kıbleyi araştırmasıdır.
TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma.
ULÜ`L AZM (Ulu Peygamberler):Hz.Nuh.Hz.İbrahim, Hz.Musa, Hz.İsa, Hz.Muhammed Mustafa (sas).
ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
VÜCUH VE’N-NEZAİR :Kur’ân-i Kerîm’de bir lafzın bir kaç mânâda kullanılmasına “vucûh” denir. Birden fazla kelimenin aynı mânâda kullanılmasına da “nezâir” denir
ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)

Toplam 195 sayfa, 91. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020308990919293100110120...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.