2

Şubat
2013

Salat-ı Tefriciye Duası

Yazar: arafat  |  Kategori: DUALAR  |  Yorum: Yok   |  229 Kez Okundu

“Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil ukadü ve tenfericu bihil-kürebü ve tukdâ bihil-havâicu ve tünâlü bihir-reğâibü ve hüsnül-havâtimi ve yustaskal ğamâmu bivechihil Kerîm ve alâ âlihî ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek.”
TÜRKÇE ANLAMI:“Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed’e (sav) kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm ve selâmet vermeni diliyoruz. O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir. Maksatlara O’nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O’nun hürmetine elde edilir. O’nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir, Allah’ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et.”

2

Şubat
2013

Dükkan /Market Açılış Duası

Yazar: arafat  |  Kategori: DUALAR  |  Yorum: Yok   |  567 Kez Okundu

Ya Rabbel Alemin!Bu kardeşimizin; Geçimini temin etmek için açmış olduğu bu işyerini hayırlı ve uğurlu eyle, Bu mekan sahibinin vücuduna sıhhat ve afiyet, sözlerindesabır,sebat ve sadakat ,işlerinde de herkese karşı emin ve itimatlı eyle Ya Rabbi!Bu mekan sahibine hayırlı işler ,Hayırlı müşteriler,Hayırlı rızıklar ve bol bereketler ihsan eyle Ya Rabbi!

Müşterilerine karşı daima saygılı,işlerinde isabetli ve başarılı eyle;Kendisini ve cümlemizi hiçbir zaman Allah’ın emirlerinden,Peygamberimizin sünnetinden ayırma Ya Rabbi!
Şu anda burada bulunan kardeşlerimizide aynı heyacan ve duyguları tatmayı nasip eyle Ya Rabbi

BU DÜKKAN BİR DÜKKANDIR.HER USULÜ BA SAFA
İÇİNDE SAKİN OLANLAR ÇEKMESİN ASLA CEFA.
BİR GELEN BİR DAHA GELSİN.DEMESİNLER Bİ- VEFA .
SAHİBİNE KIL ŞEFAAT,YA MUHAMMED MUSTAFA S.A.

2

Şubat
2013

Yeterlilik Sınavlarına Hazırlık Örnek Soru-Cevaplar

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  250 Kez Okundu


1-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an ayetlerinin doğru anlaşılmasında ayetlerin indirildiği bağlamı ifade eden terimdir?

A) Siyâk-Sibâk B) Tahsîs C) Tesânüd D) Sebeb-i Nüzûl
2-Kur’ân-ı Kerîm’de en son nazil olan sûre aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nasr B) Fâtiha C) Kıyâme D) Tevbe
3-“Maktû Hadîs” teriminin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eksik aktarılmış hadisB) Tabiîlerden gelen hadis
C) Sahabeden gelen hadis D) Sened kısmı düşürülmüş hadis
4-Hz. Peygamberin vefatından sonra hadislerin bir araya getirilmesi için yapılan çalışmalara Hadis ilminde ne ad verilir?
A) Tevhîd B) Tedvîn C) Cem D) Telîf
5-Aşağıdakilerden hangisi bazı ibadetlerin yapılmasına mani olan hükmi kirliliktir?
A) Rics B) Hades C) Necâset-i Hafîfe D) Necâset-i Galîza
5-Aşağıdakilerden hangisi itikadi mezheplerden biridir?
A-Hanefi B-Maturidiyye C-Şafii D-Caferi
6–Aşağıdakilerden hangisi ameli mezheplerden biri değildir?
A-Maliki B-Hanefi C-Şafii D-Eş’ari
7-Maturidiyye mezhebinin mezhebinin kurucusu kimdir?
A-Ebu Mansur Maturidi B-Sufyan servi maturidi
C-Davudu Zahiri Maturidi D-Muhammed Raşit El Maturidi
4-Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın zati sıfatlarından birisi değildir?
A-Vücud B-Beka C-İrade D-Vahdaniyet
5-Aşağıdakilerden hangisi vahyin çeşitlerinden biri değildir?
A-Cebrail’in azıl suretinde vahiy getirmesi
B-Perde arkasından peygamberimizin duyduğu sözler
C-Allah’ın dilediklerini dilediği kulunun kalbine doğrudan doğruya çabuk bir şekilde yerleştirmesi
D-Hiçbiri
7-Resul kime denir?
A-Kendisine kitap indirilen peygamber
B-Kendilerinden önceki peygamberlere inen kitapları tebliğ edene
C-Keramet gösteren velilere
D-Alimlere
8-Aşağıdakilerden hangisi temiz suyun vasıflarından birisi değildir?
A-Renk B-Koku C-Mavi D-Tat
9-İstinşak neye denir?
A-Ağıza üç kez su çekmeye
B-Buruna üç kez su çkmeye
C-Kulakları meshetmeye
D-Hiçbiri
10-Aşağıdakilerden hangisi abdestin çeşitlerinden biri değildir?
A-Farz olan abdest
B-Vacip olan abdest
C-Mendup olan abdest
D-Sünnet olan abdest
11- “Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere …… denir.” Yandaki boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi getirilmelidir?
A-Mufassal B-Mesâni C-Miun D-Zammı sure
4-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere ne denir?
A-Hizb B-Mufassal C-Aşr D-Seb’ul Mesâni
12- “Sure” kelimesiyle başlayan sûre hangisidir?
A-Nur B-Mücadele C-Bakara D-Nisa
13-Kur’an’daki secde ayeti sayısı kaçtır?
A-16 B-20 C-14 D-50
14-Besmelenin iki defa zikredildiği sure hangisidir?
A-Tevbe B-Hud C-Yunus D-Neml
15-Aşağıdakilerden hangisi besmele ile başlamayan sûredir?
A-Berae B-Bakara C-Duha D-Kehf

16-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?
A-En’am-Nur
B-Bakara-Fatiha
C-Al-i İmran-Nisa
D-Bakara-Al-i İmran
17-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir?
A-A’raf-Mülk-Cuma
B-A’raf-Necm-Alak
C-Nisa-Kehf-Yasin
D-Nebe-Naziat-Fecr
19-Aşağıdakilerden hangisi cümledeki boş yeri doğru olarak tamamlar? “Beş vakit namaza bağlı olmaksızın kılınan sünnet namazlara…… sünnetler denir.”
a) Regaib b) Zevaid c) Revatip d) Fevait
20-Aşağıdakilerden hangisi cümledeki boş yeri doğru olarak tamamlar? “Peş peşe…….vakit veya daha fala namazı kazaya kalmamış olan kimseye sahib-i tertip denir.
a) beş b) altı c) on d) on iki
21-İman esaslarıyla ilgili konularda ilk dönem bilginlerini izleyerek âyet ve hadislerdeki ifadelerin zâhiri ile yetinip bunları aynen kabul eden ehli sünnet topluluğuna ne ad verilir?
A-Eş’ariyye B-Maturidiyye C-Kaderiyye D-Selefiyye
22-Eş’ariyye mezhebinin kurucusunun ismi aşağıdakilerden hangisidir?
A-Ebü’l-Hasan Ali b.İsmail el-Eş’ari
B-Enes b.Malik
C-Ebu Ali el-Cübbai
D-Bişr b.Mutemir
23- Ehl-i sünnet’in temel prensiplerini hem âyet ve hadislerle hem de aklî delillerle savunmuş, özellikle Mu‘tezile ve Şîa’nın görüşlerini tenkit eden mezhep aşağıdakilerden hangisidir?
A-Caferiyye B-Eş’ariyye C-Mâturidiyye D-Cebriyye
24-Mecûsilik dini hangi din tasnifine girer?
A-Tek tanrılı dinler
B-Düalist dinler
C-Kurucusu olan dinler
D-Geleneksel dinler
25-Aşağıdaki eserlerden hangisi İmam Azam’ın eserlerinden birisidir?
A-Er Risale Fil usul B-el-Müsned C-el-Muvatta D-Fıkhul Ebsat
26-Aşağıdakilerden hangisi “Telfik” kavramını açıklar?
A-Kendi içinde tutarlı bir düşünce sistemine sahip olduğu kabul edilen itikadî ve fıkhî doktrin
B-Bütün müslümanları birlik ve beraberlik içinde tutmak
C-Farklı hükümlerin bir araya getirilmesini ifade etmek
D-Farklı din mensuplarını bir araya getirmek
27- Allah’ın varlığını ispatlamak için insanın fıtraten Allah inancına sahip oluşunu ifade eden delile ne ad verilir?
A-İmkan delili B-Fıtrat delili C-Hudus delili D-Âyet delili
28-Vahyin sözcük anlamını karşılayan kelime aşağıdakilerden hangisidir?
A-Ulaştırma, iletme
B-Gizlice anlatma
C-Haber verme, bildirme
D-İşaret etme, imada bulunma
E-Perde arkasından konuşma
29-Surelerle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A-Sureler, Kur’an’ın bölümleridir
B-Sure kelimesi mevki,rütbe anlamına gelmektedir.
C-Surelerin isimleri vahiy ile belirlenmiştir
D-Kur’an’da 114 sure vardır
E-Aynı sure için değişik isim kullanılamaz
30-İnen ayetlerin Tevkifî sıralanması cümlesindeki ‘Tevkifî’ sözcüğü aşağıdakilerden hangisini ifade etmez?
A-Kronoloji bilgisine dayalı sıralanmamıştır
B-Nebevi bilgiye dayalı sıralama
C-Kur’anın kendine has bir sıralamasıdır
D-Siyak ve sibakı göz önünde bulundurarak sıralama
E-İstişari bilgiye bağlı yerleştirme

2

Şubat
2013

Genişleme süreci, temel olarak 5 döneme ayrılabilir.

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  142 Kez Okundu

Genişleme süreci, temel olarak 5 döneme ayrılabilir.
Birinci Genişleme (İngiltere, İrlanda, Danimarka – 1973)
İkinci Genişleme (Yunanistan – 1981)
Üçüncü Genişleme: (İspanya, Portekiz – 1986)
Dördüncü Genişleme: (Avusturya,Finlandiya, İsveç – 1995)
Beşinci Genişleme: (Macaristan, Polonya, ÇekCumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Letonya, Litvanya, Estonya, Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi – 2004) (Romanya, Bulgaristan – 2007)

2

Şubat
2013

Diyanet Yeterlilik-mbsts Hazırlık Sınav Sayfası

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE, GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  405 Kez Okundu

-Diyanet Yeterlilik –Mbst  Hazırlık Sayfasının Özelliği.

-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2005-2012 Yılları Arasında Yapmış Olduğu Sınav SorularıBaz Alınarak Hazırlanmış, Çıkmış ve Çıkabilecek

 -Konular Akaid-Fıkıh-Mezhepler-Dinler Tarihi-Tefsir-Hadis-Siyer-Başkanlık Hizmetiçi Ders Notları-Genel Kültür Bilgileri.

-Soru Bankası:Tüm Dersler

-Deneme Sınavları

-Geçmiş yıllarda çıkmış soruların Tahlili

-Başkanlık Sınavlarına Hazırlık Ders Notları

-Tashih-i  Huruf Kursu Ders notları

-Detaylı tecvid Bilgileri

-Hac ve Umre Konuları

-Diyanet İşleri Başkanlığı,657 sayılı DMK,Anayasa Notları

-Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Yapısı.

-Her Dersin Kaynak  Kitabı (DİB)

-En Geniş ve Kapsamlı Konu Anlatımı.

-Önemli Konulara dikkat çekilmiştir.

-Sınavlar için püf noktalar açıklanmıştır.

-Yeterince testler.

-Mülakat  soruları.

-En sağlam kaynaklardan kısa notlar.

-Zaman kaybetmeden çalışılarak sınavda başarılı olacağınız  notlar.

-Güvenilebilir  sınav sayfası.

 

 

 

1

Şubat
2013

Diyanet Yeterlilik-mbst Hazırlık Sayfası

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  340 Kez Okundu

 

Sınavlara Gül Medine ile Hazırlan.Çünkü Gül Medine Hizmet amaçlı Diyanet yeterlilik-mbst-İlahiyat önlisans-İlitam-İmam-Hatip Lisesi öğrencileri-Kuran Kursları-Okul Öğrencileri-Din Görevlileri-Yaz Kursları-Cami Dersleri-Ev Dersleri-Bir Müslümanın Bilmesi Gereken Dini Bilgiler-Okul Öğrencileri –Kutlu Doğum Yarışma Soruları-Başkanlığımız Teşkilatı v.b.
HAZIRLANIRKEN BİR DUANIZ YETERLİ

• Diyanet İşleri Başkanlığının okunmasını tavsiye ettiği kitaplar özelenerek
• Kur’ân Kerim’in Faziletleri ve Okunma Kaideleri,Yeterince Maddeler halinde notlar.
• Tecvidli Kur’an Okuma Rehberi,Alfabetik Tecvid Terimleri
• Yaşayan Dünya Dinleri,Alfabetik Dinler Tarihi Terimleri
• İlmihal I. ve II. Ciltler,(İlmihal Bilgileri Alfabetik)
• Kavramlar sözlüğü,Özel Terimler Sözlüğü,
• İslam’a Giriş (I-IV),
• Hac İlmihali, Hac rehveri,Namaz,Oruç,Zekat konuları detaylı olarak
• Hadis Usûlü,
• Tefsir Usulü Hadis Usûlü,
• Siyer-i Nebi Notları ve Alfabetik Siyer Terimleri
• Dini Terimler Hadis Usûlü,
• Fıkıh Konuları
• Hitabet Konuları Dini Terimler Hadis Usûlü,
• Pratik Arapça (Hac Din Görevlileriiçin)
• Pratik Almanca(Yurtdışına gidecek Din Görevlileri için) Hitabet Konuları Dini Terimler Hadis Usûlü,
• Temel Dini Bilgiler(Öğreticiler için)
• Genel Kültür(Tarih,Coğrafya,Edebiyat)
• Görevde Yükselme Sınavları için Mevzuat
SİZLERE BAŞARILAR DİLERİM.

1

Şubat
2013

Diyanet İşleri Başkanlığı 2013 yılı yeterlik sınavı duyurusu

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE, GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  298 Kez Okundu

MBSTS ve Yeterlik Sınav Duyurusu

Diyanet İşleri Başkanlığından;

Başkanlığımız bünyesindeki Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlık unvanlarındaki;

1. İlk defa açıktan atamalara,

2. Sözleşmeli pozisyonlara yapılacak yerleştirmelere,

3. Başkanlık personelinden naklen yapılacak atamalara,

4. Vekâleten görevlendirmelere,

Başvuracaklar için 17.03.2013 tarihinde Yeterlik Sınavı yapılacaktır.

I- Sınava Katılmak İsteyen Adaylarda Aranan Genel ve Özel Şartlar

1. Genel Şartlar:

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendindeki genel şartları taşımak,

b) Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin (b) bendinde belirtilen “Ortak Nitelik” şartını taşımak,

2. Özel Şartlar

a) Kur’an Kursu Öğreticiliği için

1. İmam hatip lisesi veya üstü dini öğrenim mezunu olmak ya da 2012-2013 eğitim-öğretim yılında mezun olabilecek durumda olmak,

2. Kur’an Kursu Öğreticiliği yapmaya mani bir özrü bulunmamak.

b) İmam-Hatiplik için

1. İmam hatip lisesi veya üstü dini öğrenim mezunu olmak ya da 2012-2013 eğitim-öğretim yılında mezun olabilecek durumda olmak,

2. Erkek olmak,

3. İmam-Hatiplik yapmaya mani bir özrü bulunmamak.

c) Müezzin-Kayyımlık için

1. Lise veya dengi okul mezunu olmak ya da 2012-2013 eğitim-öğretim yılında mezun olabilecek durumda olmak,

2. Hafız olmak (İmam hatip lisesi mezunları için bu şart aranmaz.)

3. Erkek olmak.

4. Müezzin-Kayyımlık yapmaya mani bir özrü bulunmamak.

ü Hali hazırda Başkanlığımız teşkilatında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/A statüsünde farklı unvanlarda çalışmakta olup Kur’an kursu öğreticiliği, İmam-Hatiplik ve Müezzin-Kayyımlık unvanlarına geçmek isteyenler için yapılacak olan Kur’an kursu öğreticiliği, İmam-Hatiplik ve Müezzin-Kayyımlık Giriş Sınavına” katılacakların yeterlik belgesine sahip olmaları gerekmektedir.

ü Kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak çalışmakta olup yukarıda belirtilen şartları taşıyanlar da sınava katılabileceklerdir.

ü Daha önce yeterliliği olan ve yeterlik süresi devam edenler istemeleri halinde ilan edilen unvanlardan herhangi birine o unvanın şartlarını taşıması halinde müracaat edebileceklerdir. (Örnek: İmam-Hatip yeterliliği olan, Müezzin-Kayyımlık yeterliliğine başvurabilir).

II- Başvuru İşlemleri

a) Yeterlik Sınavına müracaat edecek adaylar öncelikle 35 TL (Otuzbeş TL KDV dâhil) sınav giriş ücretini, YEĞİTEK Döner Sermaye İşletmesi’nin T.C. Ziraat Bankası Başkent/ANKARA Şubesi, Türkiye Vakıflar Bankası Ankara Merkez Şubesi ve Türkiye Halk Bankası Küçükesat Şubelerinden herhangi birine, bulundukları yerlerdeki anılan bankaların şubelerinden “Kurumsal Tahsilât Programı” aracılığı ile 11/02/2013/-25/02/2013 tarihlerinde yatıracaklardır. Bu hesaplar dışında hiçbir hesaba, hiçbir şekilde (EFT, Posta Çeki vb.) sınav ücreti yatırılmayacaktır. Sınav ücreti bankaya elden yatırılacak olup mektupla veya başka bir yolla sınav ücreti ödenmeyecektir.

b) Adaylar, sınav giriş ücretini yatırdıktan sonra 11/02/2013/-25/02/2013 tarihlerinde internet ortamında www.meb.gov.tr adresindeki “Merkezi Sistem Sınavları” bölümüne girerek e-başvurularını bireysel olarak yapacaklardır. Adaylar e-başvuru yaptıklarına dair belgeleri, başvurularını sisteme kaydetmelerinin ardından aynı adresten alabileceklerdir.

c) Başvuru işlemlerinin hatasız, eksiksiz ve duyuruda belirtilen hususlara uygun olarak yapılmasından adayın kendisi sorumlu olacaktır.

d) Sınav başvuru tarihleri içerisinde sınav ücretini yatırmayan, e-başvuru kayıt işlemini tam olarak gerçekleştirmeyen adayların başvuruları ve bu konudaki itirazları dikkate alınmayacaktır.

e) Adaylar, sınav başvuru tarihleri içerisinde, e-başvuru formuna girmiş oldukları başvuru bilgilerinde değişiklik yapabileceklerdir. Adaylar e-başvuru yapmalarının ardından bilgilerinde değişiklik yapmaları halinde en son yaptıkları değişiklik geçerli olacaktır.

f) Bu duyuruda belirlenen esaslara uygun olmayan ve posta yolu ile yapılan müracaatlar ile 25/02/2013 tarihi mesai saati bitiminden sonra yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.

g) Başvurusu/sınavı geçersiz sayılan, sınava girmeyen, sınava alınmayan ya da sınavdan çıkarılan adayların sınav ücret iadesi ile ilgili itiraz başvuruları dikkate alınmayacaktır.

h) Sınava başvuranlardan sınav öncesinde ve sınav anında YEĞİTEK tarafından tedbir alınmasını gerektirecek herhangi bir özür durumuna sahip olan adaylar, elektronik başvuru ekranında “özür durumu” ve “almak istediği hizmet” ile ilgili uygun olan kutucukları işaretleyeceklerdir.

i) Sınava başvuranlardan sınav öncesinde ve sınav anında YEĞİTEK tarafından tedbir alınmasını gerektirecek herhangi bir özür durumuna sahip olan aday/adaylar, sağlık kurulu raporunun, özürlü kimlik kartının kurum onaylı örneği veya adayın özür durumunun resmi olarak işlenmiş olduğu nüfus cüzdanı örneğinden herhangi birini bir nüsha halinde en geç 27/02/2013 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü Personel Sistemleri Eğitim ve Sınavlar Daire Başkanlığında olacak şekilde ulaştıracaklardır. Bu tarihten sonra ulaşan konu ile ilgili başvuru ve belgeler ne sebeple olursa olsun (postada ve kargoda gecikmeler vb.) dikkate alınmayacaktır. Beyan edilen özür durumunun doğruluğundan başvuruyu yapan aday, raporun geçerliliğinden ise ilgili kurum sorumlu olacaktır.

III- Sınav İşlemleri

a) Diyanet İşleri Başkanlığı Yeterlik Sınavı 17.03.2012 pazar günü saat 10.00’da 81 il merkezinde (Aday başvuru sayısı yetersiz olan il, yakındaki ilde sınava alınacaktır) yapılacaktır

b) Adaylar sınava giriş belgelerini 04/03/2013 tarihinden itibaren www.meb.gov.tr adresindeki “Merkezi Sistem Sınavları” bölümüne girerek alabileceklerdir.

c) Adayların sınava girecekleri adres ve sınav saati ile ilgili bilgiler www.meb.gov.tr adresindeki “Merkezi Sistem Sınavları” bölümünden alacakları giriş belgelerinde belirtilecektir.

d) Adaylar sınava gelirken “Sınav Giriş Belgesi” ile birlikte T.C. Kimlik No’sunun yer aldığı kimlik belgelerinden birini (Nüfus Cüzdanı, Pasaport veya Ehliyet) yanlarında bulunduracaklardır.

e) Adaylara; yeterlik sınavında, her grup için ayrı-ayrı olmak üzere test usulü çoktan seçmeli 80 soru yöneltilecektir. Her soru 1,25 puandır. Sınav süresi 90 (doksan) dakikadır.

f) Diyanet İşleri Başkanlığı Sınav Yönetmeliğinin 13 üncü maddesi gereğince sınavda başarılı sayılmak için 70 puan almak şarttır.

g) Değerlendirme sırasında hatalı soru/sorular çıkması durumunda hatalı bulunan soru/sorular adaylar lehine doğru kabul edilerek değerlendirme 100 puan üzerinden yapılacaktır.

h) Adaylar sınav sonuçlarını, 17.04.2013 tarihinden itibaren http://www.meb.gov.tr internet adresi “Merkezi Sistem Sınavları” bölümünden öğrenebileceklerdir.

IV- Diğer Hususlar

a) Sınav öncesi ve sonrası işlemlerde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen adayların başvuru ve sınavları geçersiz sayılacaktır. Bu durumdaki adaylar hiçbir hak talebinde bulunamayacaktır.

b) Sınav başvurularında adayın beyanı esas alınacaktır. Başkanlık, sınav sürecinin her aşamasında sınava ilişkin hususlarda adaydan belge talep edebilecektir.

c) Adaylar, sadece bir unvan için yeterlik sınavına müracaatta bulunabileceklerdir.

d) Yeterlik, hangi unvan için verilmiş ise sadece o unvan için geçerli olacaktır.

e) İlan edilen sınav tarihinde sınava katılmayan adaylar sınav hakkını kaybetmiş sayılacaktır. Bu durumdaki adaylara her ne sebeple olursa olsun ikinci bir sınav hakkı verilmeyecektir.

f) Ücret İadesi;

Başvurusu/sınavı geçersiz sayılan, sınava girmeyen, sınava alınmayan ya da sınavdan çıkarılan, başarılı olamayan, başvuru şartlarını taşımadığı halde sınav ücreti yatırmış olan adayların ödedikleri ücretler kesinlikle iade edilmeyecektir. Ancak; adayların kendi kusuru dışında idari sebeplerle sınava girememesi durumunda, sınavın ait olduğu yıl içinde ve banka dekontu/ödendi makbuzu ile YEĞİTEK’e başvuruda bulunduğu takdirde kendisine ücret iadesi yapılabilecektir. Ücret iadesi alabilecek adaylar MEB’in resmi internet sitesinden sorgulatma yoluyla durumlarını öğrenebileceklerdir.

g) Sınav ve sonuçları ile ilgili www.diyanet.gov.tr ve www.meb.gov.tr internet adreslerinde yapılan tüm duyurular tebligat sayılacaktır. Adaylara ayrıca tebligat yapılmayacaktır.

h) Bu duyuruda yer almayan hususlarla ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Sınav Yönetmeliği hükümleri geçerlidir.

V- Sınav Sorularına ve Sınav Sonuçlarına İtirazlar

a) Adaylar, sınav sorularına ve sınav uygulamasına ilişkin itirazlarını soru ve cevap anahtarının http://www.meb.gov.tr internet sitesinde yayımlanmasından itibaren en geç 3 (üç) işgünü içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı, İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü, Personel Sistemleri Eğitim ve Sınavlar Daire Başkanlığına yapacaklardır. Başkanlık, sınav sorularına ilişkin itirazları değerlendirerek 10 (on) işgünü içerisinde adaya bilgi verecektir.

b) Adaylar sınav sonuçlarına ilişkin itirazlarını ise, sınav sonuçlarının http://www.meb.gov.tr internet sitesinde yayımlanmasından itibaren en geç 10 (on) işgünü içerisinde YEĞİTEK’e yapacaklardır. YEĞİTEK, sınav sonuçlarına ve uygulamasına ilişkin itirazların cevabını 10 (on) işgünü içerisinde adaya bildirecektir.

c) Adayların, sınav sonuçlarına ve sınav uygulamasına ilişkin YEĞİTEK’e yapacakları itiraz başvurularını, YEĞİTEK Döner Sermaye İşletmesi’nin T.C. Ziraat Bankası Başkent/Ankara Şubesi, Türkiye Vakıflar Bankası Ankara Merkez Şubesi ve Türkiye Halk Bankası Küçükesat Şubelerinden herhangi birine, “Kurumsal Tahsilât Programı” aracılığı ile 10 TL (On TL KDV Dahil) itiraz ücreti yatırarak alınan banka dekontu ve sınav adının yazılı olduğu dilekçe ile birlikte yapmaları gerekmektedir. Banka dekontu, T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, imza ve adresi olmayan dilekçeler, faksla yapılan itirazlar ile süresi geçtikten sonra yapılan itirazlar dikkate alınmayacaktır.

d) Sınavlara yapılacak itirazlar konusunda bu maddede belirtilen usule aykırı itiraz başvuruları dikkate alınmayacaktır.

VI- Sınav Konuları

Sınava giren adayların yeterliklerinin tespitinde, Başkanlığımız internet sitesi “Eğitim Hizmetleri” sayfasındaki “Personel Yeterlikleri” kısmında yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatında din hizmetlerini yürütenlerin temel ve özel yeterlik kriterleri esas alınır

1. Kur’an kursu öğreticiliği için;

a) Kur’an-ı Kerim,

b) Akaid,

c) Fıkıh (ibadet konuları),

d) Siyer ve ahlâk,

2. İmam-hatiplik için;

a) Kur’an-ı Kerim,

b) Akaid,

c) Fıkıh (ibadet konuları),

d) Siyer ve ahlâk,

3. Müezzin-kayyımlık için;

a) Kur’an-ı Kerim,

b) Akaid,

c) Fıkıh (ibadet konuları),

VII- Yeterlik Sınavı Kaynakları

YETERLİK SINAVI KAYNAK ESERLERİ

S.No KİTAP ADI İLGİLİ YETERLİK UNVAN GRUPLARI YAZAR ADI (YAYINEVİ)
1 Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri K.K.Ö., İ.H., M.K. Komisyon (DİB Yayınları)
2 İlmihal I. ve II. Ciltler K.K.Ö., İ.H., M.K. Komisyon (TDV Yayınları)
3 Dini Kavramlar Sözlüğü K.K.Ö., İ.H., M.K. Komisyon (DİB Yayınları)
4 Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı K.K.Ö., İ.H. Prof. Dr. İbrahim SARIÇAM (DİB Yayınları)
5 Tecvidli Kur’an Okuma Rehberi K.K.Ö., İ.H., M.K. Davut KAYA (DİB Yayınları)
6 Kuranı Kerim’i Okumanın Faziletleri ve Okuma Kaideleri K.K.Ö., İ.H., M.K. Prof.Dr. İsmail KARAÇAM
7 Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi “Allah” ve “Din” Maddeleri K.K.Ö., İ.H., M.K TDV Yayınları
8 Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi “Ahlak” Maddesi K.K.Ö., İ.H TDV Yayınları
E- İletişim ve Duyurular

Milli Eğitim Bakanlığı için : “Alo 147”

Diyanet İşleri Başkanlığı için : (0312) 295 70 00

1

Şubat
2013

Hürrem Sultan ve Muhteşem Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  786 Kez Okundu

Hürrem Sultan ve Eserleri
Doğumu: 1506
Vefatı :1558 yılında 52 yaşındayken vefat etti.
Eşi:Kanuni Sultan Süleyman Han’ın eşi ve sonraki padişah II. Selim’in annesidir.
Doğum yeri:Lehistan Krallığı’nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn’da doğdu.
Çocukları: Aralarında on bir yaş olan Kanuni ile evlendikten sonra Hurrem Sultan’ın yedi çocuğu oldu. Abdullah ve Murad isimli şehzadeler küçük y aşta vefat ettiler. Diğer çocuklara Selim, Mehmet, Cihangir, Bayezid ve Mihrimahadları verildi.
Kabri:Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman’dan 8 sene önce 52 yaşındayken öldü. Oğlu II. Selim’in tahta çıkışını göremedi. Süleymaniye Camisi Külliyesi içinde kendisi için yaptırılan türbeye gömüldü.
ESERLERİ: Osmanlı târihinde pâdişâhların annelerine vâlide sultan denirdi. Yâni sultanın annesi. Oğullarının pâdişâhlığını görmeden vefât edenleri çoktur. Valide sultanların en büyük husûsiyetlerinden birisi çok hayır ve hasenâtta bulunmaları idi.
Haseki Hürrem Sultan, hayır hasenat yapmayı çok severdi.Mekke ve Medine-i münevverede birer imaret yaptırdı.Aksaray’da bugün Haseki denilen semtte kubbeli bir cami ile şadırvan, yanında imaret, medrese, darüşşifa ve mektep yaptırdı. Medrese, 1539’da yapıldı.Şimdi belediyenin polikliniği olarak kullanılan darüşşifa da 1550’de inşa edildi.Aksaray’ın Fındıkzade yönünde, İstanbul’un en eski hastanesi olan tam teşekküllü Haseki Hastanesi; Hürrem Haseki Sultan tarafından 1539’da Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Aynı bina halen hastane polikliniği olarak hizmet vermektedir.Edirne’ye su getirtti ve bunları çok sayıda çeşme ile mahallelere yaydırttı.
-Kudüs’teki vakfa gelir sağlamak amacıyla Kudüs yakınlarında tepelerde yeldeğirmenleri çalıştırıldı.
-Kudüs’a su taşıyan su kanalarının gelirinin bir kısmı vakıf defterine yazıldı.
-Mekke’de kurduğu vakıf için kızıldeniz’de Süveyş limanında gemiler çalıştırıldı.
Bir söz vardır insanların arkasından söylenir: “Bu dünyada eseri olmayanın yerinde yerler eser!”…Baki kalan gök kubbede hoş bir seda bırakmak ise yaşarken insanlara hizmet için servetini harcayanlar öldükten sonra bile saygı ile hatırlanır.

MAHİDEDEVRAN  GÜLBAHAR SULTANIN

Mahidevran Sultan ya da Mâhidevrân Gülbahar Sultan (doğum tarihi bilinmemektedirMahidevran Sultan ya da Mahidevran Gülbahar Sultan (ö. 1580) Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın eşlerinden biridir.

İLK  ÇOCUĞU MANİSA VALİSİ OLDU:Mahidevran Sultan 1515 yılında Kanuni’nin ilk erkek oğlu olan Şehzade Mustafa’yı dünyaya getirdi. 1520 yılında eşinin padişah olması üzerine çocuklarıyla birlikte İstanbul’a geldi. Bu sırada Hürrem Sultan saray haremine girmişti ve kısa zamanda Kanuni’nin en sevdiği eşi haline gelmişti. 1524 yılında Hürrem Sultan da bir erkek çocuk dünyaya getirdi.Şehzade Mustafa yetişkinliğe ulaşınca Osmanlı geleneğine uyarak Amasya’ya vali olarak gönderildi. Gene gelenek olduğu üzere annesi Mahidevran Sultan da oğluyla birlikte Amasya ‘ya gitti.

MAHİDEDEVRAN  GÜLBAHAR SULTANIN VEFATI:Mahidevran Sultan 1580 yılında Bursa ’da öldü ve oğlunun türbesine gömüldü.Mâhidevrân Sultan‘ın türbesi,Bursa’nın Osmangazi İlçesi’ne bağlı Muradiye Mahallesi’nde bulunan Muradiye Türbeleri’nde yatan Mahidevran Sultan’ın türbesinin bulunduğu yerin adı Muradiye Türbeleri’dir.İlk Sultan II. Murad adına yaptırılan türbenin etrafına sonradan yapılan 13 türbeden oluşan Muradiye türbelerinde mezarı bulunan Şehzade Mustafa ve annesi Mahidevran Sultan’ın yanı sıra İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han’in oğlu Cem Sultan, Sultan II. Murat, Şehzade Ahmet, Şehzade Mahmut, Gülruh Sultan, Gülşan Hatun, Ebe Hatun, Hüma Hatun, Mükrime Hatun, Şirin Hatun türbeleri de bulunuyor.Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkentlerinden biri olan Bursa’da ayrıca devletin kurucusu Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi ve fetret devrinden sonra Anadolu birliğini yeniden kuran Çelebi Mehmet’in de türbeleri bulunuyor.

MEHRİMAN SULTAN ESERLERİ: Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’ın Edirnekapı ve Üsküdar’da olmak üzere iki külliyesi vardır. Bunlar şimdiki vapur iskelesinin hemen karşısında yer almaktadır.Mihrimah Sultan, bu eserleri, 1548 yılında cep harçlığını biriktirerek ve babasından borç alarak yaptırmıştır. Hayır eseri vücuda getirmeye böylesine tutkundur. Bir cami, bir medrese, türbe, sıbyan mektebi, han, imarethane ve tabhaneden (misafirhane) oluşan bu muazzam külliye Mimar Sinan’ın eseridir.

Kanunî Sultan Süleyman

Saltanatı                      :46 Yıl

İslâm Halifelik Sırası  :75
Cülûsu                           :30 Eylül 1520
Babası                           : Yavuz Sultan Selim Hân
Annesi                           :Ayşe Hafsa Hatun
Doğumu                        : 27 Nisan 1495
Vefâtı                            :7 Eylül 1566
Kabri                              :İstanbul Süleymaniye Câmiî Bahçesindedir

Babası Yavuz Sultan Selim Han, annesi Âişe Hafsa Sultan olup, 27 Nisan 1495’te Trabzon’da doğdu. Osmanlı Devleti’nin onuncu pâdişahı olup, Yavuz Sultan Selim’in oğludur. Fiilen l3 sefer harbe katılan ve döneminde 300′den ziyade kalenin fethedildiği Kanunî ile birlikte dünyaya parmak ısırtan Osmanlı Devleti, fütûhatta olsun, idare, siyaset ve medeniyette olsun, yeryüzünün daha önce benzerini tanımadığı, belki bir daha da tanıyıp bilemeyecegi bir kemâli zirvelestirmiş bulunuyordu. Asya’da Kafkas dağlarından, Acemistan içlerine, Yemen’e, Aden’e, uçsuz bucaksız Arabistan çöllerine uzarken, Afrika’da Habeş, Mısır, Tunus, Fas ve Cezayir’i almış, Hind denizlerinde görünmüş, Akdenizde ise kasırga gibi eserek Venedik ve Ceneviz denizciliğinin itibariyle beraber, büyük küçük bütün adaları çiçek devşirircesine koparıp derleyerek vatanına ilhak etmişti.

Avrupa’da ise Egri ve Estergon kalelerine kadar Macaristan’ı itaati altına almış, Erdel Kralliği, Eflâk, Bogdan Beylikleri, Kırım Hanlığı ile Lehistan arasındaki geniş stepleri ele geçirmis, Avusturya Devleti ve Venedik Cumhuriyeti muayyen vergiler ve peskesler ödemeye mecbur edilmis, Fransa, Italya, Lehistan dize gelmis, Ispanya yedigi bir kaç kuvvetli sille ile hizaya getirilmisti.
Yarın Hakk’ın dîvânına varınca Süleyman’dan hakkın alır karınca
Yarın Hakk’ın dîvânına varınca Süleyman’dan hakkın alır karınca
(Seyhülislâm Ebussuud Efendi)
(Günahların, sevapların tartıldığı Hakk’ın divanına varınca, karınca Süleyman’dan hakkını alacaktır.)
Ceddimiz Osmanlı, sadece insana değer vermekle, onların ihtiyaçlarını karşılamayı bir görev bilmekle kalmamış, canlı-cansız bütün mahlûkata şefkatle, merhametle yaklaşmış, yaratılan her nesnenin bir kıymet ifade ettiği şuuruyla hareket etmiştir.
Bitkilere şefkat göstermiş, bitkinin ağacın insan hayatındaki önemini hiçbir zaman göz ardı etmemiş, “Yaş kesen, baş keser.” demiştir. Yani canlı bir bitkiyi yok etmenin bir insanı öldürmekten farksız olduğuna dikkat çekmiştir.
Ceddimiz, bugün dünyanın sadece slogan attığı hayvan sevgisi hususunda da büyük bir hassasiyet göstermiştir. Mesela havaların soğumaya başladığı zaman sıcak memleketlere göç edemeyen leylekler için bir vakıf kurmuş, kış boyunca barınmasına, beslenmesine yardımcı olmuştur. Bunun dünyada bir örneği daha yoktur.
Ceddimiz sıcak günlerde kapısının önüne bir kap ile su koyarmış ki, su bulamayan kedi, köpek, kuş, kurt susuzluktan ölmesin. Kış günlerinde hayvanatın yiyeceği karlarla örtüldüğü için belirli yerlere yiyecek, içecek koymuş ki, hayvanlar aç kalmasın… Çoğaltabileceğimiz bu örnekler kuru bir hayvan sevgisi değil, şefkat ve merhametin mücessem bir göstergesidir.
Kanuni Sultan Süleyman gibi bir cihan padişahının hassasiyeti dikkat çekicidir:
Kanuni Sultan Süleyman, Topkapı Sarayının bahçesindeki meyve ağaçlarına zarar veren karıncaların itlaf edilmesinin dinen caiz olup olmadığını Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’ye sorar. Hem de ne soruş, tam anlamıyla şâhâne bir beyit:
Dırahta ger ziyan etse karınca
Günâhı var mıdır ânı kırınca?
(Eğer karınca ağaca zarar veriyor, onu kurutuyorsa, karıncayı yok etmenin bir günahı var mıdır?)
Ebussuud Efendi, zamanın şeyhülislâmıdır. Kanuni’ye hoş görünmek için, karıncanın ölmesinden ne olur padişahım, diyebilirdi, fakat o, ince bir nükteyle bakın ne diyor, bu da sanatkâr bir padişaha sıradan bir cevap değildir:
Yarın Hakk’ın dîvânına varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca.
Osmanlı Devleti’nin zirvede olduğu bir devirde, zirve bir padişah ve mesleğine saygılı, şahsiyetli, doğru, zirve bir şeyhülislâm…
GÜZEL SÖZLERİNDEN BİR DEMET
– Kılıcın yapamadığını adalet yapar.
-Dünya bir hayaldir.
-Dünya kimseye payidar değildir.
-Devlet adalet üzerine inşa edilir.
-Vicdanın senin kıblendir, kaybetme süleyman.
-Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki, padişah olan kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiştir.
-Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi!.Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır. Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi

Kaynak:
-Edirne’de Osmanlı Devri Âbideleri, s. 160; Hürrem Sultan’ın Haremeyn Vakfiyesi, Kahire Milli Kütüphanesi, nr. 3280 .
-Yılmaz Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, KB. Ankara 1989, s. 158-159.
– Diyanet Aylık Dergi Kasım 2010 sayısı.

31

Ocak
2013

Hz.Peygamber ve İnsan Onuru

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  9.358 Kez Okundu

Kur’an-ı Kerim, insanlığın üzerine aydınlık bir güneş gibi doğdu. Onunla karanlığın yeri aydınlık, zulmetin yeri nur oldu. Onunla hak,hukuk, güven, huzur, barış ve mutluluk geldi. Onunla erdemli insanlar arttı. Kur’an-ı Kerim insanlara kötülüklerden arınmayı öğretti.Kur’an-ı Kerim insanlara paylaşmayı öğretti.Kur’an-ı Kerim insanlara dostluğu, kardeşliği öğretti.Kur’an-ı Kerim insanlara barışı ve sevgiyi öğretti.Kur’an-ıKerim insanlığa medeniyeti öğretti.
İnsan onuru sözlüklerde, izzetinefis, haysiyet, özsaygı, şeref, erdem, vakar, gurur, saygınlık, kendine saygı duyma ve başkalarını da kendine saygılı kılma olarak açıklanmakta.[1]
Peygamberimizin Veda Hutbesi onun yirmi üç yılda gerçekleştirdiği ve uygulamaya koyduğu inkılabın özetidir. Yani o, söylediklerini bizzat hayata geçirmiş ve son kez bir kere daha insanlığa hatırlatmıştır. Onun yıllardır birbirleriyle savaşan Mekkeliler, Evs ve Hazreç kabileleri, diğer insanlar arasında kurduğu kardeşlik hem dillere destan hem de tüm insanlığa örnektir.
Veda Hutbesi)”Ey İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes gün. Bu aylar nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mübarek şehir ise canlarınız, Mallarınız namuslarınız da öyle mukaddestir. Her türlü tecavüzden korunmuştur”
Veda Hutbesinde Hz. Peygamber,Sözümü iyi dinleyiniz! İyi anlayınız… Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup ta işitenden daha iyi anlayarak, muhafaza etmiş olur diyerek bizden söz almış ve tüm söylediklerine Yüce Allah’ı şahit tutmuştu.
“Sevgili Peygamberimizin (sas) kutlu doğumu vesilesiyle bugün bir kez daha hatırlatmak isterim ki insanın ucuzladığı, bir meta haline dönüştüğü, insan onurunun göz ardı edildiği, zedelendiği, ayaklar altına alındığı, insanlığın kaybolmaya yüz tuttuğu, insanı onursuzlaştırma, itibarsızlaştırma, değersizleştirme ve değerlerinden soyutlama gayretlerinin küresel ölçekte politikalar haline geldiği günümüzde, bütün alemleri onurlandırmak için gönderilen rahmet yüklü adalet, hikmet yüklü ahlak peygamberinin onur mücadelesini ve insana bakışını yeniden keşfetmeye ve bu keşfimizi toplumun bütün katmanlarına açmaya her zamankinden daha fazla muhtacız” (DİB,Başkan Görmez)
İnsan, Rabbimizin, başka varlıklara vermediği özelliklerle yaratmış olduğu bir varlıktır. Fizikî, ruhî ve aklî özellikler açısından onu en güzel bir biçimde yaratmıştır. İlk yaratılış aşamasında ona en güzel biçimi verdikten sonra “kendi ruhundan” üflemiş ve melekleri ona secde ettirmiştir. En hassas dengeleriyle, yerde ve gökte ne varsa onun emrine vermiştir. Allah gökyüzünü onun için yıldızlarla süslemiştir. Yeryüzünü onun için döşek kadar rahat edebileceği şekilde yaratmıştır. Türlü türlü ve tertemiz yiyecek ve içecekleri onun zevkine sunmuştur.
Her insan bizim gibi Allah’ın özenle yarattığı bir varlıktır. Dili, dini, rengi, cinsiyeti, sosyal statüsü, ekonomik durumu ne olursa olsun herkes kuldur ve o kulun Rabbi Allah-u teâladır. Bu sebeple İslam literatüründe insan hakları, “kul hakkı” olarak tabir edilmiştir. Kulun hakkına saygı göstermeyen o kulun Rabbine saygısızlık etmiş olur. Her insanın yaşama hakkı vardır. Can kutsaldır. Bir insanın yaşamına kıymak tüm insanların yaşamına kıymaktır. Bir insanın yaşamasına vesile olmak tüm insanlığı yaşatmak gibidir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim, bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.” [2]
Her insanın malı kutsaldır. Yüce kitabımızda şöyle buyurulur: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.” [3] Her insanın onuru kutsaldır. Dinimizde yalan, dedi kodu, gıybet (hoşa gitmeyeceği bir şeyi başkasının arkasından konuşmak), iftira, hakaret, kötü lakap takmak gibi insan onurunun zedelenmesine sebep olan şeyler, cezası çok büyük günahlardandır. Her insanın, başkalarının haklarını çiğnememek şartıyla inanma ve inancını yaşama hakkı vardır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm‘de; hak ile batılın tam bir şekilde açıklandığını, dileyenin iman edip dileyenin inkar edebileceğini, hakikati kabul edip ona uyanları cennetin, aksini tercih edenleri ise cehennemin beklediğini, kimsenin müslüman olmaya zorlanamayacağını, peygamberin vazifesinin sadece hakkı insanlara tebliğ etmek olduğunu bildirmiştir.
Veda Hutbesinde yer alan “Ey İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.” [4]
yüce Allah, insanın değerini göstermek için, “Biz insanı en uygun ve en güzel biçimde yarattık” [5] demektedir. Bu ve benzeri ayetler bize, Allah’ın yarattığı hiçbir varlığın küçümsenemeyecek kadar değerli ve önemli olduğunu ifade etmektedir.Peygamberimiz, bir hadislerinde “Allah sizin şekillerinize ve görünüşlerinize bakmaz, fakat kalplerinize ve işlerinize bakar” [6] buyurarak, bu gerçeği en net biçimde dile getirmektedir.
Bir gün, Ma’rur isminde bir kişi peygamberimizin arkadaşlarından Ebu Zer’e rastlamıştı. Ebu zer’in yanında bulunan kölesi gayet güzel ve temiz bir şekilde giyinmişti. Bunu gören Ma’rur, Ebu Zer’e, “ey Ebu Zer! Bu adamın üstündeki giysiyi alıp başka bir şey giydirsene” dedi. Ebu Zer, Ma’rur’a şunu anlattı: “Bu gördüğün köleyle benim aramda senin bilmediğin bir olay yaşanmıştır. Ben, bir gün bu adama sövmüş ve annesinin siyahi oluşundan dolayı ona hakaret etmiştim. Peygamberimiz bunu duyanca, ‘sende hâlâ Cahiliye döneminin izleri var. Bu insanlar sizin kardeşlerinizdir. Yediklerinizden onlara da yedirin, giydiklerinizden onlara da giydirin’ deyerek beni azarlamıştı” [7]
Sevgili peygamberimiz Veda Hutbe’sinde tüm insanların eşit varlıklar olduklarını şöyle dile getirmektedir: “Arab’ın Arab olmayana, Arab olmayanın da Arab’a bir üstünlüğü yoktur. Ey insanlar! Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır” [8]
Peygamberimizin bu açıklamasında görüldüğü gibi insan, hangi topluma veya ırka mensup olursa olsun bir başkasını küçümseyemez; çünkü her insanın kökeni Hz. Adem’e dayanmakta, bu şekilde kardeş oldukları hatırlatılmaktadır. Peygamberimiz insanın ve onun sahip olduklarının kutsal olduklarını ilan etmiş, haklı ve geçerli bir neden olmaksızın insana ve sahip olduklarına dokunulamayacağını açıklamıştır.
Şurası iyi bilinmelidir ki insanı onurlu veya onursuz kılan temel ölçüt, davranışlarıdır. Davranışları kendisini onurlandırmayan kimseyi haricî hiçbir aidiyet onurlandıramaz. İnsan, ırk, renk, zenginlik, soy-sop gibi maddî, izafî ve geçici ölçülere göre değerlendirilmemelidir. “Nice kapılardan kovulmuş üstü başı perişan insan vardır ki, Allah’a yemin etse Allah onu yemininde haklı çıkarır” buyuran Sevgili Peygamberimiz (sas), insan onurunu maddî ölçütlerle değerlendirmenin yanıltıcı olabileceğine işaret etmiştir. İnsan bizatihi değerli ve onurlu bir varlıktır. Efendimizin (sas) nazarında onun siyahı da değerlidir beyazı da; fakiri de onurludur, hizmetçisi de.(DİB,Başkan GÖRMEZ)

İbn Mes’ûd anlatıyor: Peygamber (s.a.v.)’in meclisinde idik, birisi kalkıp gitmiş, bir başkası da arkasından onu çekiştirmişti, Peygamberimiz “Dişini ayıkla!” buyurdu. Adamın “Neden ayıklıyayım? Et yemedim ki!” demesi üzerine de “sen kardeşinin etini yedin” buyurdu.[9]

Hz. Âişe Efendisine, eşi Safiyye’nin kısa boylu olduğundan bahsedince şöyle buyurdu: “Öyle bir söz söyledin ki denize katsan onu kirletir!” [10]
Efendimiz ashâbına sordu:
– Gıybet nedir biliyor musunuz?
– Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.
– Din kardeşini, hoşuna gitmeyen bir şey ile anmandır (arkasından hoşlanmayacağı bir sözü söylemendir).
– Söylediğin gerçekten onda varsa gıybet etmiş olursun, söylediğin onda yoksa iftirâ etmiş olursun.[11]
«Bir müslümanın kardeşi ile üç günden fazla dargın durması helâl olmaz. Üç günü doldurunca hemen ona gidip selâm vermelidir; o da selâmına karşılık verirse ikisi ecirde (sevapta) ortak olurlar, karşılık vermezse o günaha batmış, selâm veren dargınlıktan çıkmış olur.» .[12]
«Hısımlık bağı arşa asılmıştır; şöyle der durur: Benimle ilişki kuranla Allah da ilgilensin, benimle ilişkisini kesenden Allah da alâkasını kessin!» . .[13]
«İlgi gösteren karşılık veren değil, sen ona ilgi göstermediğin halde akrabalık bağına riâyet edendir.» .[14] (Buhari. K. el-Edeb. 15.)

«Size namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir şey göstereyim mi?» «Evet Ey Allah‘ın Resulü» dediler. Devam buyurdu: «Arabulmak, barıştırmaktır; çünkü aranın bozulması kökünden kazır; saçı kazır demiyorum, dini kazır.» .[15] (Tirmizi, K. el-Kıyâmeh, 56; Ebû-Dâvûd, K. el-Edeb, «Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın; belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinize dil uzatmayın, birbirinizi kötü lâkaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir» .[16]
— «Gıyabında din kardeşinin namus ve şerefini koruyan kimseyi Allah cehennemden azad edecektir.» .[17]

Mekke dönemine bakınız. Hangi sahabe diğerine küserek, davayı terk etti ve kaçtı. Aksine tam tersi oldu, Hz. Ebuzer (r.a) birgün Hz. Bilal’e (r.a) kara kadının oğlu dedi, [18] mesele Hz. Peygambere (s.a.v)`e intikal etti,

Peygamber (s.a.v), ben Ebuzer’de cahilliye kalıntıları görüyorum dedi. Bu sözleri duyan Hz. Ebuzer (r.a), Hz. Bilal’ın kapısının eşiğine yatarak bekledi, dışarıdan bir takım sesler duyan Hz. Bilal, kapıyı açar birde ne görsün, Hz. Ebuzer yerde yatmakta, kardeşim Ebuzer niye yerde yatmaktasın? kalk ayğa der, Hz. Ebuzer işittim ki, Hz. Peygamber (s.a.v) hakkımda şöyle buyurmuş:
Ben Ebuzer’de cahilliye kalıntıları görüyorum. Ey Bilal sana bu çirkin sözleri söyleyen dudakları ve yüzümü çiğnemediğin müddetce burdan kalkmayacagım. Hz. Bilal ise, bu yüz çiğnenecek yüz değil, bu yüz öpülecek yüz diyerek kardeşinin elinden tutar kaldırır ve bagrına basar ve böylelikle Helallaşmış olurlar.
Peygamber Efendimizin Bilâl’e ezanı okuma vazifesini vermesi, İslam düş¬manlarını çılgına çevirdi. Eskiden köleleri olan biri, bugün kalkıp onları açıktan açığa Allah’a çağırıyordu. Mekke’nin Fethi’nden sonra Hz. Bilâl, Kâbe’de ezan okur¬ken kendi aralarında konuşan İslam’ın amansız düşmanları, “Muhammed, ezan okutacak şu kara kargadan başka kimse bulamadı mı?!” diyecek küstahlığı gös¬teriyorlardı. Fakirlerin, zayıfların böylesine şeref kazanmalarını, İslamiyet’le yücelmelerini bir türlü hazmedemiyorlardı. Hattâ Hz. Peygamber’e, “Şu Bilâl gibi fakir ve kimsesiz kişileri yanından kovarsan sana iman edeceğiz. Bunlarla eşit olamayız.” diyorlardı.
Hz. Peygamber Efendimizin, Ebu Zerr hakkında övücü sözleri vardır: “Yeryüzünde, Ebu Zerr’den daha doğru sözlü birisi yoktur.”, ” Kıyamet gününde yeri bana en yakın olanınız, dünyadan benim bıraktığım gibi çıkanınızdır.” Ebu Zerr bu hadisi naklettikten sonra şöyle demiştir: “Vallahi benden başka hepiniz, bu dünyaya bir tarafından bulaştınız!” Peygamberimiz onun zühdünü (dünya nimetlerinden uzak yaşamasını) Hz. İsa’nın zühdüne benzetmiştir. O, bu zâhidâne hayatını ömrünün sonuna kadar sürdürmüş ve Müslümanlar zenginleştikten ve hazineden aldıkları maaş ile daha müreffeh yaşar hâle geldikten sonra da şöyle demiştir: “Vallahi benim, Resulullah zamanındaki günlük geçimliğim (dört çift avuç) hurma idi, bugün de onu arttıracak değilim. [19]
İslam tarihindeki yeri asla doldurulamayacak olan Ebu Zerr, Müslüman olduktan sonraki hayatının hemen hemen tamamını Osman tarafından Rebeze’ye sürgüne gönderilinceye kadar Peygamber Efendimiz ve Hz. Ali’nin yanında İslamı yaymak için mücadele ile geçirmiştir. Osman tarafından Rebeze’ye sürgüne gönderildikten sonra çok çileli ve sefil bir hayat yaşamış ve orada Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Öldüğünde sırtında yırtık bir elbiseden başka bir şey yoktu. Ölmeden önceki son günlerinde kızına üzülmemesini, Mekke tarafından bir kafile gelmedikçe ölmeyeceğini, zira bu kafile ile gelen bir gencin kendisine kefen getireceğini anlatıp arada sırada kızına “Bak bakalım, ufukta toz bulutu görüyor musun?” diyordu.

Hicrî 31 (M. 651-652) yılında bir gün ufukta bir kervan gözüktü. Kervan konakladıktan kısa bir süre sonra Hz. Ebu Zerr, dâr-i bekâ’ya göçtü. Ensardan bir genç (Malik Eşter) gelip onu kefenledi ve cenaze namazını kıldırarak Rebeze’ye defnetti. [20]

Cabir b. Abdullah (r.a.) şöyle nakletmiştir:
Yanımızdan bir cenaze geçmişti. Resulullah (asv) hemen o cenaze için ayağa kalktı. Biz de (ona uyarak) kendisi ile beraber ayağa kalktık ve: “Ey Allah’ın Resulü! Bu bir Yahudi kadınının cenazesidir.” dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asv):”Şüphesiz ölüm korkunç bir şeydir. Cenazeyi gördüğünüzde hemen ayağa kalkınız.” buyurmuştur. [21]
Kays b. Sa’dv’in (r.a.) rivayetinde İbn Ebu Leyla şöyle nakletmiştir:
Kays b. Sa’d ile Sehl b. Huneyf, Kadisiyye’de bulunurlarken yanlarından bir cenaze geçti. Bunlar ayağa kalktılar. Kendilerine; bu cenaze, bu yer halkından (yani zımmilerden) dir, denildiğinde Kays ile Sehl de: Resulüllah’ın (asv) yanından bir cenaze geçmişti. Allah Resulü, ayağa kalktı. Bunun bir Yahudi cenazesi olduğu kendisine bildirildiğinde: “Bu da bir insan değil mi?” buyurdu. [22]
Bedir savaşında Mekkeli müşriklerden bir miktar esir alınmıştı.Peygamberimiz (asv) bu esirlerle ilgili olarak ashabıyla istişarede bulundu. Ashabtan bazıları bunların derhal öldürülmesini teklif ederken, en yakın Müslüman akrabalarının bunu infaz etmelerini tavsiye etmişlerdi. Buna karşılık başta Hz. Ebu Bekir (ra) olmak üzere bazı sahabeler de bu esirlerin fidye karşılığında serbest bırakılmalarını teklif ettiler. Rasûlullah (asv) bu ikinci teklifi uygun buldu. Esirlerden dörder bin dirhem bedel alınarak salıverilmelerini emretti. Bu arada durumlarına göre, bedel olarak 3000, 2000 ve 1000 dirhem kendilerinden alınması kararlaştırılanlar da oldu.
Fidye ödeyemeyenlerden, okuma yazma bilenlerin Müslümanların çocuklarından onar kişiye okuma-yazma öğretmeleri istendi. Esirler Müslümanlar arasında dağıtıldı.
Hz. Peygamber (asv) onlara iyi muamele edilmesini istedi. Esirlerden elbisesiz kalmış olanlara giyecekler verildi. Bu esirler Müslümanlarla birlikte ve onlarla eşit şartlar altında yemeğe oturuyorlardı.
Hz. Peygamber (s.a.y)’in vahiy kâtipleri içinde Übey b. Kâb’dan sonra Medine’de en çok vahiy yazan Hz. Zeyd b. Sabit ayrıca tercümanlık yapmış âlim sahabelerin meşhurlarındandır. Okuma-yazmayı Bedir esirlerinden, fidye karşılığı olarak on çocuğa okuma-yazma öğrettikten sonra serbest bırakılmayı kabul edenlerden öğrendi.
Bir gün, bir Müslüman kadın Kaynuka çarşısına inmiş, alışveriş yapmak üzere bir kuyumcuya girmişti.Dükkân sahibi kadına yüzünü açmasını söyler, kadın tepki verince ısrarla kadının üzerine gider; fakat buna muvaffak olamaz. Kadınla Yahudi bu şekilde mücadele ederken, dükkânda bulunan bir başka Yahudi’de, kadına hissettirmeden giydiği çarşafın bir kenarını oturduğu yere rapteder. Müslüman kadın, kuyumcuda alış verişini yaptıktan sonra, çıkmak üzere ayağa kalktığında çarşafı üzerinden düşer ve avret yerleri görünür. Hadise karşısında orada bulunan Yahudiler gülüp eğlenerek kadınla dalga geçerler.
Müslüman kadın neye uğradığını şaşırmış, feryad–ü figan ederek, imdat ister. Kadının feryadını işiten bir Müslüman koşarak gelmiş, Müslüman bir kadın kasıtlı olarak aşağılanmış, namusuna helal gelmiştir. Ve Yahudi kuyumcuyu öldürür. Orada bulunan diğer Yahudiler de, Müslüman’ı şehit ederler. Hadise bu şekilde başladı, sonuçta büyüdü ve Müslümanlarla Beni Kaynuka Yahudileri arasında savaş çıkmasına sebep oldu.
Nihayetinde Kaynuka Yahudilerinin kaleleri kuşatıldı. Kuşatma yaklaşık on beş gün devam etti, Yahudiler Rasululah’ın ileri sürdüğü şartları kabul ederek, barış yapmak zorunda kaldılardı.
Hazreti Ömer, yine bir gün yaşlı bir dilenci ile karşılaşır. Dilencinin gayrimüslim olduğunu öğrenir. Gayrimüslim dilenciye:
–Gençliğinde senden cizye alıp yaşlanınca seni bu halde bırakırsak, biz sana karşı insaflı davranmış olmayız, dedikten sonra beytülmal görevlisine şu talimatı verdi:
–Bu adamın hâlını düzeltecek kadar maaş bağlayın.
Hz. Ömer’e göre fakir, müslümanların; miskin de gayri müslimlerin muhtaçlarını ifade eder. Hz. Ömer’in yaşlı ve kör bir yahudiyi, maaş bağlanması için beytülmâle gönderdiği ve görevliye “Bu adama ve benzerlerine bakın…. `Sadakalar (zekât), ancak fakirler, miskinler…içindir? âyetinde geçen fukaradan maksat, müslüman fakirler, mesâkînden maksat ise Ehl-i kitabın fakirleridir. Bu adam, kitap ehlinin miskinlerindendir” dediği nakledilir . [23]
Peygamberimiz (sav) ordularını savaşa gönderirken şöyle derdi: “Sizler Allah için, Allah adına sefere çıkıyorsunuz. Sakın insanlara zulmetmeyiniz. Savaşta müsle yapmayınız, yani insanların organlarını keserek işkence yapmayınız. Manastırlara, kadınlara, din adamlarına ve çocukları öldürmeyiniz. Kiliselerini yıkmayınız.” (Ebu Davud, Cihad, 120; Harac, 29-30) Necran Uskufu ile yaptığı anlaşma ve Emanname’demabedlerin garanti altında olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Yine peygamberimiz (sav) gayr-i Müslimlerle yapmış olduğu anlaşmalarda onların canlarının ve mallarının güvende olduğunu özellikle vurgulamış ve maddeler halinde yazdırmıştır.

ilk müezzin Bilal-i Habeşi hazretleri de bir köleydi. Zenci cariye Ümmi Eymen’in oğlu Üsame bin Zeyd, 18 yaşında, birlik komutanı olmuştu. Babası Zeyd bin Harise de köleydi. Rum ordusuyla savaşırken İslam ordusunun komutanıydı.Hz. İbni Ümmü Mektûm, Medine’ye ilk hicret edenler arasındaydı. Medine’ye önce vardıklarından halka Kur’ân dersi veriyordu. Peygamberimiz, Medine’ye yerleştikten ve Mescid-i Şerif’i yaptıktan sonra ona en büyük şeref sayılan müezzinlik vazifesini verdi.Peygamberimizin Medine’de üç müezzini vardı: Bilâl, Ebû Mahzûre ve İbni Ümmü Mektûm (r.a.Hz. Bilâl olmadığı zaman Ebû Mahzûre, o da bulunmadı­ğı zaman İbni Ümmü Mektûm ezan okurdu. İbni Ümmü Mektûm, Ramazan’da ezan okuyor, sahurun bittiğini insanlara bildiriyordu. Bunun için Peygamberi­miz, “Bilâl ezanı gece okuyor. İbni Ümmü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yi­yip içiniz.” buyuruyordu.(Buhârî, Ezan: 10.)

Kaynak:

[1]Özön Mustafa Nihat, Osmanlıca Türkçe Sözlük, Bilgi Yayınevi, Ankara,1971
[2] Mâide, 5/32.
[3] Nisâ, 4/29
[4] Müslim, Hac 19; Tirmizî, Fiten 2; İbn Mâce, Fiten 2.
[5] 95-Tin-4
[6] Müslim, Birr, IV/1987
[7] Buhari, İman, I/13
[8] Berki ve Keskioğlu, 412.
[9] Taberânî
10] Tirmizî, K. el-Kıyâmeh, 51; Ebû, Dâvûd, K. el-Edeb, 35.
11] Müslim, K. el-Birr, 70; Ebû-Dâvûd, K. el-Edeb, 35; Tirmizî, el-Birr, 23.
[12]Ebu Davud, K. el-Edeb, 47; Buhari, K. el-Edeb, 57; Müslim, K. el-Birr, 23.
[13] Müslim. K. el-Birr. 17; Ahmed, Müsned, 2/164.
[16] el-Hucurât: 49/11
[17] Ahmed, Müsned, 6/461
[18] Ahmed, Müsned, 6/461 Ahmed Kastalânî. îrşadü’s-Sârî, 1, 1!3. 16.İbnSa”d.4,229.
[19] İbn Abdilber, İstî’âb, C. I, s. 214; C. IV, s. 62; İbn Hacer, İsâbe, C. IV, s. 63;Hacevî, age., C. I, s. 193. 87. Reşîd Rızâ, Tefsîr, C. X, s. 405 vd.)
[20] Hayreddin Zirikli, el-A’lâm, II, 140).

 

31

Ocak
2013

aöf Avrupa Birliği Dersi 5-6.Ünite Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  592 Kez Okundu

1-Euro, AB’ye üye ülkelerin tümü tarafından değil, 2011 yılı itibarıyla Euro Alanı’nı oluşturan onyedi üye ülke tarafından kullanılmaktadır.
2-Euro Alanı: AB’nin tek para birimi euroyu kullanan Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda, Avusturya, Finlandiya, Estonya, Güney Kıbrıs, Malta, Slovenya ve Slovakya’nın oluşturduğu para alanıdır.
3-Euro: AB tarafından 2002 yılında tedavüle çıkarılan, Euro Alanı’nı oluşturan on yedi üye ülke tarafından kullanılan tek para birimidir.
4-Maastricht Kriterleri:Ekonomik ve Parasal Birlik sürecinde üye ülkelerin sağlaması gereken ekonomik kriterlerdir.
5-AB’nin bütünleşme ve genişleme eş güdümüne ilişkin gelecek senaryolarından en radikal öneriler içereni, á la carte Avrupa (Europe á la carte) senaryosudur.
6-Çok vitesli Avrupa (multi speed Europe) senaryosu, üye ülkelere AB politikaları na farklı sürelerde uyum sağlama olanağı tanıyan bir senaryodur.
7-AB’nin ilk genişlemesi, ilgili ülkelerin 1967 yılındaki üçüncü başvuruları nı takiben Fransa’nın genişleme üzerindeki vetosunu kaldırmasıyla ancak 1Ocak 1973 tarihinde Birleşik Krallık, Danimarka ve İrlanda ile gerçekleşebilmiştir.
8-AB’nin ikinci genişleme sürecinde Yunanistan, üçüncü genişleme sürecinde ise İspanya ve Portekiz yer almıştır.
9-AB’nin üçüncü genişlemesi 1986 y›l›nda İspanya ve Portekiz’in tam üyeliğe kabul edilmesi ile gerçekleşmiş ve böylece Akdeniz genişlemeleri tamamlanmıştır.
10-Dördüncü genişleme sürecinde EFTA üyesi Avusturya, Şsveç, Finlandiya ve Norveç’in yer almış olmasıdır.
11-AB’nin beşinci genişleme sürecinde Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri olarak adlandırılan Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Bulgaristan, Romanya ile birlikte Akdeniz’den Güney Kıbrı
s ve Malta yer almıştır.
12-AB Antlaşması tarafından AB’ye tam üyelik için Avrupalılık şartı ortaya konmuşken, Avrupalılık kavramına açıklık getirilmemiştir. Tam üyeliğe başvuracak olan ülkenin Avrupa coğrafyasında yer alan bir ülke olması m ı yoksa siyasi ve kültürel olarak Avrupa mirasını paylaşann bir ülke olması mı gerekmektedir?
13-AB müktesebatı: AB mevzuatına verilen addır. Otuz beş başlık altında sınıflandırılmıştır.
14-AB’nin mevcut yapısını en fazla bozacak olan á la carte Avrupa senaryosudur.
15-AB’nin Akdeniz genifllemelerinde Yunanistan, İspanya, Portekiz ülkeler yer almıştır.
17-Türkiye ile AB arasında tam üyelik müzakereleri3 Ekim 2005 başlamıştır.
18-AB’ye tam üyelik kriterlerine Kopenhag kriterleri adı verilmektedir.
19- Avrupa Komşuluk Politikası (ENP)’nın temel aracı Eylem planları.
20- İlk genişleme sürecinde Birleflik Krallık, Danimarka, İrlanda AB’ye tam üye olmuştur.

AVRUPA BİRLİĞİ 6.ÜNİTE

1-1979’da oluşturulan Avrupa Para Sistemi öncesi Topluluk üyesi ülkelerin ciddi tecrübe kazanmaları için bir fırsat olmuştur.

2-Ortak tarım politikası en eski ortak politikadır. 1957 tarihli AET Antlaşması’nda yer

alan bu politika 1962 yılından itibaren uygulanmaya başlamıştır.

3-1997 tarihli Amsterdam Antlaşması’yla sosyal politika konusunda oldukça önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

4-2001 tarihli Nice Antlaşması’yla Sosyal Koruma Komitesi kurulmuştur.

5-Ekonomik ve sosyal uyum politikası olarak da bilinen bölgesel politika, AB’ye üye 27 ülkede yer alan toplam 271 bölgenin kalkınmasında denge ve uyumu sağlamaya yöneliktir.

6-2007-2013 aras1 dönem için AB eğitim ve mesleki formasyon için 13 milyar Euroluk bir bütçe ayırmıştır. Eğitim ve mesleki formasyon alanında AB, Leonardo da Vinci, Erasmus, Grundtvig, Comenius ve Marie Curie gibi öğrenci, öğretmen ve öğretim üyesi değşim programları uygulamaktadır.

7-AET’den bu yana Avrupa bütünleşmesi kapsamında ekonomik politikalar uygulanmaktadır.

8-Euro Grubu (Euro Group), Euroya dâhil üye ülkelerin Ekonomi ve Maliye Bakanlarının ekonomik politikaların koordinasyonu için yaptıklar› aylık gayriresmî toplantılarına verilen isimdir.

9-Euro Sistem (Eurosystem) Avrupa Merkez Bankasıyla Euroya dâhil üye devletlerin ulusal merkez bankalarını bir araya getiren bir oluşumdur.

10-Ekonomik ve parasal birliğin bir parçası olan Euro Bölgesi (eurozone ya da euro area) ise Euro’ya dahil üyeleri bir araya getiren bir parasal bölgedir. Bu bölge 1999’da 11 üye ülke tarafından oluşturulmuştur

11-2012 başında 17 üye ülke Euro bölgesine dâhildir. Bu ülkeler nüfus olarak 322 milyon kişiyi temsil etmektedir.

12-Andora, Kosova, Monako, Karadağ, San Marino ve Vatikan gibi ülkeler de AB üyesi olmaksızın ve Euro bölgesine dâhil olmaksızın Euro para birimini kullanmaktadırlar.

13-Gümrük Birliği: ilgili ülkeler arasındaki vergiler ve miktar kısıtlamalarının kalktığı ve üçüncü ülkelere karşı “Ortak Gümrük Tarifesi” uygulandığı bir ekonomik bütünleşme aşamasıdır.

14-Maastricht Kriterleri: Ekonomik ve Parasal Birlik sürecinde üye ülkelerin sağlaması gereken ekonomik kriterlerdir

15-1 Kasım 1993 Avrupa Birliği Antlaşması yürürlüğe girdi.

16-11-12 Aralık 1999 Helsinki Zirvesinde Türkiye aday ülke ilan edildi.

17-1 Ocak 1993 : ‘Avrupa Tek Pazarı’ yürürlüğe girdi.
18-26 Mart 1995: Schengen Anlaşması yürürlüğe girdi.

19-Son Genişleme Dalgaları:2004 yılında, Avrupa Birliği’nin tarihindeki en büyük genişleme dalgası gerçekleşti ve 10 yeni ülke (Çek Cumhuriyeti, Estonya, GKRY, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya) Avrupa Birliği’ne katıldı. AB’nin son genişleme dalgası ise 2007 yılında, Bulgaristan ve Romanya’nın katılımıyla gerçekleşti. Böylece, Avrupa Birliği Üye Devlet sayısı 27′ye yükseldi.

20-Maastricht Antlaşması ile üç sütunlu Avrupa Birliği yapısı oluşturuldu. Bu yapının ilk sütununu Avrupa Toplulukları (AKÇT, AET ve EURATOM), ikinci sütununu “Ortak Dışişleri Güvenlik Politikası”, üçüncü sütununu ise “Adalet ve İçişleri” oluşturuyordu.

31

Ocak
2013

KUR’AN-I KERİM VE TECVİD BİLGİSİ

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR, KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  486 Kez Okundu

S-1) Tecvid hüküm itibariyle nadir?
C-1) Farzı ayn dır.
S-2) Bir şeyi güzel yapmak,süslemek anlamındaki kelime hangisidir?
C-2) Tecvid.
S-3) Arap alfabesi kaç harften oluşmaktadır?
C-3) 28
S-4) Elif ve hemze neye denir?
C-4) Elig harekesiz elife, Hemze harekeli elife denir.
S-5) Mahreç harfleri kaç yerden çıkar?
C-5) 17
S-6) Boğaz harfleri kaç tanedir?
C-6) 6
S-7) Dil kısmından kaç harf çıkar?
C-7) 18
S-8) Dudak kısmından kaç harf çıkar?
C-8) 4
S-9) Kendisinden önceki harfin sesini uzatan harfe ne denir?
C-9) Med harfi.
S-10) Med harfleri kaç tanedir?
C-10) Üç. و,ى,ا
S-11) Asli medden fazla uzatmayı gerekli kılan sebeplere ne denir?
C-11) Sebebi med.
S-12) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan hemzeye ne denir?
C-12) Hemzei katı.
S-13) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen hemzeye ne denir?
C-13) Hemzei vasıl.
S-14) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan sukun’a ne denir?
C-14) Sukunu lazım. نون صاد قاف
S-15) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen sukun’a ne denir?
C-15) Sukunu arız. نستعين
S-16) Harfin sesini uzatmak için hemze veya sukune ihtiyaç duyulmayan medde ne denir?
C-16) Asli med.
S-17) Zamirin med ile uzatılması,ve med yapmaksızın okunmasına ne denir?
C-17) Sıla,Ademi sıla.
S-18) Zamirin sıla olabilmesi ne gereklidir?
C-18) Önceki harfin harekeli olması.
S-19) Zamirin Ademi sıla olabilmesi için ne gereklidir?
C-19) Zamirden önceki harfin sakin olması.
S-20) İttifak mahalli ne demektir?
C-20) Kıraat imamlarının hepsi meddi muttasılı en az iki elif çekmekte ittifak etmişlerdir.
S-21) İhtilaf mahalli ne demektir?
C-21) Meddi munfasıl üzere yapılan med miktarında görüş ayrılığıdır.
S-22) Med harflerinden biri ve sebebi medden sukunu lazım aynı kelimede bulunursa ne olur?
C-22) Meddi lazım.
S-23) Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddeli olark bulunursa buna ne denr?
C-23) Kelimei musakkale.
S-24) ) Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddesiz olarak bulunursa ne olur?
S-24) Kelimei muhaffefe.
S-25) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamlı olarak bulunursa ne olur?
C-) Meddi lazım harfi musakkale.

S-26) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamsız olarak bulunursa ne olur?
C-26) Meddi lazım harfi muhaffefe.
S-27) Med harflerinin birinden sonra sebebi med olan arız sukun gelirse ne olur?
C-27) Meddi arız.
S-28) Harekeyi sesin üçte biriyle telaffuz etmeye ne denir?
C-28) Revm.
S-29) Sukunfan sonra ötreye işaret etmek üzere dudakları öne yummaya ne denir?
C-29) İşmam.
S-30) Sakin nun veya tenvinden sonra boğaz harflerinden biri gelirse ne olur?
C-30) İzhar.
S-31) Sakin mim’den sonra ‘’mim’’ve ‘’ba’’nın dışındaki harflerden biri gelirse ne olur?
C-31) İzharı şefevi.
S-32) Lamı tariften sonra ondört kameri harflerden birinin bulunmasına ne denir?
C-32) İzharı kameriye.
S-33) Sakin bir harfin harekeli bir harfle karşılaşması halinde şeddeli tek harfe dönüşmesine ne denir?
C-33) İdğam.
S-34) Kendinden sonraki harfin cinsine çevrilecek olan cezimli harfe ne denir?
C-34) Müdğam.
S-35) Bir önceki soruda cezimli harfin katıldığı harekeli ikinci harfe ne denir?
C-35) Müdğamun Fih.
S-36) Birinci harfin zat ve sıfat olrak tamamen ikinci harfe dönüşmesine ne denir?
C-36) Tam idğam.
S-37) Birinci harfin ikinci harfe zat olarak dönüşüp,sıfat olarak dönüşmemesine ne denir?
C-37) Nakıs idğam.
S-38) Sakin nun veya tenvinden sonra‘’yemnu’’harflerinden biri gelirse ne olur?
C-38) İdğamı Mealğunne.
S-39) Sakin nun veya tenvinden sonra ‘’Lam’’veya’’ra’’ harflerinden biri gelirse ne olur?
C-39) İdğamı bilağunne.
S-40) Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?
C-40) idğamı Misleyn.
S-41) Sakin nunun harekeli nuna,Sakin mim’in harekeli mim’e uğraması halinde yapılan idğama ne denir?
C-41) idğamı Misleyn Mealğunne.
S-42) Nun ve mim dışındaki harflerin birbirine idgam edilmesine ne denir?
C-42) İdğamı Misleyn Bilağunne.
S-43) Mahreçleri aynı sıfatları farklı olan iki harften ,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?
S-43) İdğamı Mütecaniseyn.
S-44) Mahreçleri veya sıfatları birbirine yakın olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine katılarak okunmasına ne denir?
C-44) İdğamı Mütekaribeyn.
S-45) ‘’Lamı tarif’in kendisinden sonra gelen ondört şemsi harften birine idğam edilerek okunmasıne ne denir?
C-45) İdğamı Şemsiye.
S-46)Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı nedir?
C-46)Arz.
S-47)Seb’u't-Tıvâl sureler hangilerdir?
C-47)Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
S-48)Muhkem ayet ne demektir?
C-48)Açık ifâdeli âyetlerdir
S-49)Müteşâbih ayet ne demektir?
C-49)Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
S-50)Sekte Kur’an’ da kaç yerde bulunur?
C-50)4 yerde bulunur; Kehf, Yasin, Kıyame, Mutaffifin surelerinde bulunur.

S-51) Hükmürra ne demektir?
C-51)Ra- harfinin durumuna göre ince yada kalın okunması demektir.
S-52)Bazı surelerin başında buluna elif-lam-mim- gibi harflere ne denir?
C-52)Huruf-u Mukatta (Mukatta harfleri) denir.
S-53)Kaç surenin başında Huruf-u Mukatta bulunur?
C-53)27 surenin başında bulunur.
S-54) Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harf yan yana geldiğinde ve birincisi sakin ikincisi harekeli olduğunda hangi tecvid kuralı meydana gelir?
C-54)İdgâm-ı Misleyn
S-55)Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi nedir?
C-55)Yasin
S-56) Kur’an’ın muhtevası nedir?
C-56) Kur’an’ın muhtevası:
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
S-57)Mekkî Sûreler’in özellikleri nelerdir?
C-58)Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
S-58)Medenî Sûreler’in özellikleri nelerdir?
C-Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
S-59)Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet hangisidir?
C-59)Bakara suresi 282. Ayetidir.
S-60) Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti
üzerine yazılmıştır?
C-60)Kıraatı Asım

S-61)Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi kimdir?
C-61)Seyyit Kutup
S-62) İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir?
C-62)Nur suresi ayet 11 ve 12.
S-63) Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde gerçekleşmiştir?
C-63)Emeviler Döneminde
S-64) Kerim’i Cebrail ve Peygamberimizin karşılıklı olarak okumalarıyla başlayıp, günümüze kadar asırlardır devam eden karşılıklı okuma geleneğinin adı nedir?
C-64)Mukabele
S-65)Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı kimdi?
C-65)Zeyd bin Sabit
S-66)Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere ne ad verilir?
C-66)Hizb
S-67)Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline ne denir?
C-67)Hadr
S-68)Tival; yani uzun sureler yedi sure hangi surelerdir?
C-68)Bakara, Al-i İmran, Nisa, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya kehf.
S-69)Miun ne demektir?
C-69)Yani yüzlükler, ayetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbe suresinden sonra gelenlerdir. Tevbe, nahl, Hud, Yusuf, Kehif, İsra’, Enbiya, Taha, Müminun, Şuara ve Saffat.
S-70)Mesanin ne demektir?
C-70)Ayetleri yüzden az olanlardır. Miun dan sonra gelirler. Hamimler, Elif Lamlar, Tasinler, böyledir.
S-71)Mesani ne demektir?
C-71) Ahzab, Hac, Kasas, Tasın, Nem, Nur, Enfal, Meryem Ankebut, Rum, Yasın, Furkan, Hicr, Ra’d, Sebe, Melaike, İbrahim, Sad, Muhammed, Lokman, Zümer, Hamimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak, Nun, Hucurat)
S-72)Mufassal ne demektir?
C-72)Kur’anın sonundaki surelerdir. Neveviye göre Hucurattan başlar. Onlarda Tival, Evsat, Kısar olmak üzere üçe bölünür.
a- Tivali mufassal: Hucurattan Buruca kadar,
b- Evsatı Mufassal. Buruçtan Lemyekün’e kadar
c- Kısası Mufassal: Zilzaldan Nas’a kadar.
S-73)Raf-ı Savt ne demektir?
C-73)Ses yükseltme.
S-74)Hafd-ı Savt ne demektir?
C-74)Ses indirme.
S-75)Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi kimdir?
C-75)Ziyad b. Sümeyye
S-76)“Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” Bu söz kime aittir.
C-76)Ahmed b. Hanbel aittir.
S-77) Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı kimdir?
C-77)Zeyd b. Sabit
S-78)Mekke de ilk vahiy katibi kimdir?
C- 78)Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
S-79)Medine de ise ilk vahiy katibi kimdir?
C-79)Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan

S-80)Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı nedir?
C-80)”Hak Dini Kur’an Dili” dir.
S-81) Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır?
C-81) Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
S-82)Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir?
C-82)Sure ismi verilir.
S-83)Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir?
C-83)Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
S-84) Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir?
C-84)İsrail oğulları.
S-85)Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir.
C-85)Fatiha suresi.
S-86)Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir?
C-86)Hz. Zeyd (r.a.).
S-87)Hurf’u Seb’a nedir?
C-87)Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
S-88)Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir
C-88) Hz. Meryem.
S-89)Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir?
C-89)Abdullah bin Mesut (r.a.).
S-90)Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı?
C-90)Hz. Ebu Bekir (r.a.).
S-91)Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı?
S-92)-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir?
S-93)Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır.
C-93) Kıraatı Asım.
S-94)Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir?
C- 94)Hud suresi
S-95)İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure hangisidir?
C-95)Asr suresi
S-96)Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir?
C-96)25
S- 97)Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir?
C-97) Abdullah b. Mesut
S-98)Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir?
C-98)Enfal süresi
S-99)Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
S-100)Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir?
C-100)Necm süresi

31

Ocak
2013

Osmanlı ve Ehl-i Beyt Sevgisi

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  249 Kez Okundu

Nakibül Eşraf

Devlet-i Âliye; Fahri Kâinat Efendimiz ve Onun kutlu soyu Ehl-i Beyt’e hürmet ve hizmetini, müesseseler kurarak da fiilen gösterme yoluna gitmiştir. Sınırları dahilindeki, Peygamber nesebine mensup Seyyid ve Şerifleri tek tek kaydederek; her türlü ihtiyaç ve hizmetlerini görmek ve şecerelerini soy kütüklerine işleyip muhafaza etmek için, özel olarak “Nakibü’l Eşraflık” müessesesi ihdas etmiş ve başına da Âl-i Beyt’e mensup “Nakibü’l Eşraf” isimli bir memur atamıştır.
Bilindiği üzere Ehl-i Beyt Peygamberimizin soyundan gelenlere verilen bir ünvandır. İslam toplumunda herzaman için Peygamber soyundan gelenlere azami hürmet gösterilmiştir.Bu sevgi’nin Osmanl devletinde ve devlet erkanında da zirveye çıktığı görülür.Bu nedenle bir Çok islam beldesinden seyyid ve şerifler Osmanlı ülkesine gelerek yerleşmişlerdir.Ehll-i Beyti Koruma ve kollama adına kanunlar çıkartılmıştır.

Osmanlıda Nakibü’l Eşraflık adında bir kurum kurularak Peygamberimizin soyundan gelenlerin soy seceresi kayıt altına alınırmıştır. Bu kurum ayrıca Peygamber soyun dan gelenlerin kötü ve ahlaksız işlere karışmaması için azami gayret eder, aynı zamanda onların hak ve hukukunu korurdu.Bu kurumun başında olanlar peygamber

sülalesinden olup devlet merasimlerinde devlet ricalinin önünde otururlar,Padişahlar kılıçkuşanırken dualarını onlar yapardı.Osmanlıda halk Ehl-i Beyt’ten olanlara “ Emir “ derdi. Bunlar yeşil sarıklarıyla bilinip sokakta dolaştıklrında halktan hiç kimse onların önüne geçip yürümezdi.Onlara sevgi ve saygı bakımından azami hürmet gösterirlerdi.Seyit ve şerifler uygunsız işlerde çalıştırılmazdı.Devlet onlara maaş bağlardı.Çünkü peygamber neslinin sadaka ve zekat alması yasaktı. Osmanlıda seyyid ve şerifler “ askeri sınıftan “ sayılıp vergiden muaf tutulmuşlardı.

Nakîb kelimesi, bir topluluğun veya kabilenin reisi veya vekili anlamlarına geldiği gibi, tekkelerde şeyhlerin yardımcısı konumundaki en kıdemli derviş veya dede manasına da gelir Ancak bu kelimenin daha çok, Hz Muhammed (sas)’in soyundan gelen kişilerin işlerini görmek üzere içlerinden devlete tayin edilen memur.
Hz Hasan’dan gelen kola “şerif”, Hz Hüseyin’den gelen kola ise “seyyid” denilmiştir.
Nakîbü’l-eşrâf seçkin insanların başı, vekili mânâsına gelmektedir. Nakîbül-eşrâf adı verilen kişi, bu soydan gelenler arasından seçilir. Nakîbül-eşrâf, Peygamber (sas) hanedanı mensuplarının umumi bir vasisi hükmünde idi.
Osmanlı Devletinde nakîbül-eşrâflık makamı, Ramazan 802/Mayıs 1400′de Sultan Yıldırım Bayezid döneminde tesis edilmiş ve Emir Buhari talebelerinden Bağdatlı Seyyid Ali Nita’ b Muhammed adında biri, Nakîbül-eşrâflık ünvanı Osmanlılarda XV yüzyıl sonlarından itibaren kullanılmaya Nakîbül-eşrâflık makamı, Osmanlı saltanatının ilgâsına kadar devam etmiştir
“Şecere-i tayyibe” adı verilen bu defterlerde her seyyid veya şerifin ismi, hüviyeti, silsilesi, evlâdı, ahvâli ve ikâmetgâhına dair bilgiler bulunurduEllerine “temessük” adı verilen tanıtıcı bir belge (hüviyet cüzdanı) veriliyordu.
– Fatimîler zamaninda bu makama “Nikabetü’t-talibîn” denirdi.
Nakîbüleşraf biyografileri ilk defa Ahmed Rifat Efendi tarafından tarafından 19. yüzyılda bir araya getirilmiş ve Devhatü’n-Nukabâ ayıla (İstanbul 1283) adıyla basılmıştır.Dolayısıyla Osmanlı Devletinde nakibüleşraflar hakkındaki ilk biyografik eserdir.
Nakîb kelimesi, bir topluluğun veya kabilenin reisi veya vekili anlamlarına geldiği gibi, tekkelerde şeyhlerin yardımcısı konumundaki en kıdemli derviş veya dede manasına da gelir Ancak bu kelimenin daha çok, Hz Muhammed (sas)’in soyundan gelen kişilerin işlerini görmek üzere içlerinden devlete tayin edilen memur anlamında kullanıldığı görülmektedir.Hz Peygamber’in nesli, kızı Fâtımâtü’z-Zehrâ (ran) ile damadı ve amca oğlu Hz Ali (ra)’den devam etmiştir Hz Ali’nin, büyüğü Hz Hasan ve küçüğü Hz Hüseyin o(an oğullarından gelen zürriyet zamanımıza kadar ulaşmıştır .Hz Hasan’dan gelen kola “şerif”, Hz Hüseyin’den gelen kola ise “seyyid” denilmiştir.
Nakîbül-eşrâf adı verilen kişi, bu soydan gelenler arasından seçilir. Nakîbül-eşrâf, Peygamber (sas) hanedanı mensuplarının umumi bir vasisi hükmünde idi (Mehmet Z Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1983, II, 647).Nakîbül-eşrâflık makamı, gördüğü fonksiyonların şerefi itibariyle, en yüksek mertebelerden biri kabul edilir ve halifeden sonra protokolde yerini alırdı Bu sebepten dolayıdır ki, Abbasi halifesi el-Kâdir Billah zamanında nakîbül-eşrâflık görevini yürüten Şerîfü’r-Râdî, halifeye hitaben yazdığı bir şiirde, “Aramızda bir fark varsa, o da sen halifesin ben değilim Başka yönlerden birbirimizden farkımız yok!” demişti (Pakalın, age, II, 647)
Osmanlılar, seyyidlere “emir”, başlarına sardıkları yeşil sarığa da “emir sarığı” derlerdi Hz Peygamber (sas) soyundan gelen kadınlar da başlarına yeşil bir alâmet takıyorlardı Şerif ve seyyidler her zaman yeşil sarıkla gezmeye mecburdu, ancak bunlardan biri şeyhülislâm olacak olursa o zaman şeyhülislâmlara mahsus beyaz sarık sarardı (İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilâtı, Ankara 1984, s 163)
Osmanlı Devletinde nakîbül-eşrâflık makamı, Ramazan 802/Mayıs 1400′de Sultan Yıldırım Bayezid döneminde tesis edilmiş ve Emir Buhari talebelerinden Bağdatlı Seyyid Ali Nita’ b Muhammed adında biri, Nakîbül-eşrâflık ünvanı Osmanlılarda XV yüzyıl sonlarından itibaren kullanılmaya Nakîbül-eşrâflık makamı, Osmanlı saltanatının ilgâsına kadar devam etmiştir
Nakîbül-eşrâfların, Osmanlıların ilk dönemlerinde devletçe ödenen yevmiyeleri yirmi beş akçe iken, daha sonra artarak XVI asrın sonlarında günde yetmiş beş akçeye yükselmiş ve bu rakam sonraki dönemlerde giderek artmıştır.
Nakîbül-eşrâflar, eyâlet, sancak ve kazalarda, yine seyyid ve şeriflerden olan kaymakamları aracılığıyla ülkedeki bütün seyyid ve şeriflerin isimlerini içeren defterler tutarlardı “Şecere-i tayyibe” adı verilen bu defterlerde her seyyid veya şerifin ismi, hüviyeti, silsilesi, evlâdı, ahvâli ve ikâmetgâhına dair bilgiler bulunurduEllerine “temessük” adı verilen tanıtıcı bir belge (hüviyet cüzdanı) veriliyordu Hacı Mansur ve Bayram adındaki kimseler seyyid olduklarını iddia etmektedirler Bunun üzerine adı geçenler nakîbül-eşrâf önünde gerçekten seyyid olduklarını isbat ederlerse deftere kayd ettirilip ellerine temessüklerinin verilmesi istemektedir (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Mühimme Defteri nr 7, s 979)
Padişah cüluslarında hükümdara, önce nakîbül-eşrâf bey’at edip dua eder, sonra protokol bey’atını yapardı Bayram tebriklerinde de öncelik nakîbül-eşrâfa aitti Her iki tebrikte de rütbesi ne olursa olsun, padişah nakîbül-eşrafa ayağa kalkar ve alkış yapılırdı Osmanlı padişahlarının cüluslarında bazı nakîbül-eşraflar, kılıç alayı merasiminde yeni padişaha kılıç kuşatmışlardır (Uzunçarşılı, age, s 169-170)
Osmanli Devleti’nin bir yönü ile idarî diger yönü ile ilmî teskilâtina bagli bulunan müesseselerden biri de Nakîbü’l-esrafliktir. Fatimîler zamaninda bu makama “Nikabetü’t-talibîn” denirdi.
Osmanlı padişahlarının cüluslarında bazı nakîbül-eşraflar, kılıç alayı merasiminde yeni padişaha kılıç kuşatmışlardır (Uzunçarşılı, a g e , s 169-170).
Hazreti Peygamber’in ailesi demek olan Ehl—i Beyt ve onların asırlar içerisinde uzanan nesilleri de her dönemde yadigâr—ı peygamberî olarak büyük hürmet ve itibara mazhar olmuştur. Padişah cüluslarında Osmanlı sultanına ilk önce nakibüleşraf biat edip dua ederdi. Bayram tebriklerinde de padişah nakibüleşrafın tebriğini ayakta kabul ederdi.Sultanahmed Camii’ndeki mevlid merasimlerinde sadrazamın mektubuyla davet olunurlar ve yalnız olarak mihrabın sağ tarafında, mahfilin altında etrafı yeşil perde ile kapatılmış yerde otururlardı.
Nakîbüleşraf biyografileri ilk defa Ahmed Rifat Efendi tarafından tarafından 19. yüzyılda bir araya getirilmiş ve Devhatü’n-Nukabâ ayıla (İstanbul 1283) adıyla basılmıştır.Dolayısıyla Osmanlı Devletinde nakibüleşraflar hakkındaki ilk biyografik eserdir.
Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Veda Hutbesi’nde mü’minler’e; “Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emanetler, Allah’ın kitabı Kur’ân ve O’nun peygamberinin sünnetidir.” diye seslenmişti. Bu kutlu çağrıya kulak veren müminler, yüce kitabımız Kur’ân’a uygun yaşamaya ve Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) Sünnet’ine ittiba etmeye büyük özen gösterdiler. Müminler, muhabbetullahın gereği olarak Sünnet-i Seniyye’ye ittibaya çalışmış, diğer yandan da O’nun (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Ehl-i Beyt’inin izlerini taşıyan hatıralara sahip çıkmışlardı. Efendimiz’den (sallallahü aleyhi ve sellem) günümüze ulaşan aziz hatıralara duyulan hürmetin ifadesi olarak “Mukaddes Emanetler” denmiş, bunların korunmasına büyük itina gösterilmiştir. Sakal-ı Şerîf, Nâlin-ı Saâdet, Hırka-i Saâdet, Hz. Ali’nin (ra) kılıcı, Hz. Fatıma’nın (r.anha) hırkası, Hz. Hüseyin’in (ra) cübbesi gibi emanetler altın sırmalarla bezenmiş, gül kokulu sandukalar içerisinde, özel dairelerde muhafaza edilmişti. Bu mekânda hafızlar kesintisiz olarak Kur’ân tilâvet etmiş, mekânın temizliği sırasında biriken tozlar “toz kuyusu” denen yerde özenle saklanmıştı.
Nakîbü’l-eşrâf seçkin insanların başı, vekili mânâsına gelmektedir. Nikâbet Teşkilâtı uygulaması Abbasilerden sonra da devam etmiş, Fatımiler, Zengiler, Eyyübiler, İlhanlılar, Memluklular, Selçuklular ve son olarak da Osmanlılar Ehl-i Beyt’in meseleleriyle ilgilenmek maksadıyla yeni düzenlemeler yapmışlardır.
Seyyidlerin isimleri, silsileleri, ikametgâhları “Şecere-i Tayyibe” denen defterlere kaydedilirdi.
Kaynaklar
1- Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Osmanlı Devletinde İlmiye Teşkilâtı, T.T.K. Yay. Ankara 1998.
2- Sarıcık, Murat. Osmanlı İmparator¬luğu’nda Nakîbü’l-Eşraflık Müessesi, T.T.K. Yay. Ankara 2003.
3- Türkiye Diyanet Vakfı, İslâm Ansik¬lopedisi, cilt 32, İstanbul 2006.
4-İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilâtı, Ankara 1984)
5-Mehmet Z Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1983, II, 647
6-Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Mühimme Defteri nr 7, s 979

30

Ocak
2013

KUR’AN-I KERİM BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  476 Kez Okundu

Medine_Ravza_1

BİRİNCİ BÖLÜM

1.Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
2.TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
3.ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
4.Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
5.İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
6.Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
7.İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
8.Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi
9.Türkiye’de Kur’an Asım kıraatinin Hafs rivayeti ile okunur.
10.Raf-ı Savt (ses yükseltme): kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
11. Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
12.KURRA:: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir.
13.Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi Ziyad b. Sümeyye
14. Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
15.Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
16.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.
17.Es- Sebu’t tuvel: En uzun 7 sure demektir.
18.El – Mi’un:Birinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir.
19.El – Mesani: Ayet adedi 100’den az olan surelerdır.(Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar)
20.El – Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
21.Es-Sebu’t-tuvel:En uzun 7 sure demektir.Bunlar Bakara Al-iİmran Nisa Maide En’am A’raf Enfal-Tevbe
22.Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
23.Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
24.Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
25.Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
26.Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
27. Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
27.Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
28.Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
29.Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
30.Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
31.Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
32.Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
33.Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
34.K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
35.SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
36.Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
37.Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
38.Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
39.Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
40.İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
41.Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
42.Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır. İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
43.Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır. 1
44.HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.
45.Sure kelimesiyle başlayan sûre Nur suresi.
46.Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresi.
47. Berae suresi,besmele ile başlamayan sûredir.
48.Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure Hacc suresi.
49.“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı :Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmak.
50.ARZ:Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır
51.Tavasim:Tasin Mim ile başlayan Şuara ve Kasas suresiyle Ta sin diye başlayan Neml suresini ihtiva eder
52.Tahmis ve Ta’şir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Ta’şir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir
53.Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
54.Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
55.Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
56. Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
57.Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
58.Tecvid:Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne Tecvid adı verilir
59. İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
60.Seb’u't-Tıvâl sureler:Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
61. Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi Yasin suresi.
54-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
55-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
56-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
57-Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Hz.Zeyd Bin Sabit.
58-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
59-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
61.İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
62.Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
63.Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
64.Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
66.Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
67.Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
68.Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
69.Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
70.Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
71.Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
72.Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
73. Mümin suresinin diğer adı Ğafir
74.Kur’an’ı Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler dönemde gerçekleştirilmiştir.
75.Camiu’l-Kur’an unvanı ile anılan halife Hz.Ebu Bekir
76.Naşiru’l-Kur’an unvanı ile anılan halife Hz.Osman
77.“Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere Miun denir.”
78.Ayetleri yüzden aşağı olan surelere Mufassal denir.
79. “Sure” kelimesiyle başlayan sûre Nur suresi.
80.Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler -Bakara-Al-i İmran
81.Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı :Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmak.
82.Siyak-Sibak :Kur’andaki yabancı kelimelerin açıklanması
83. “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı:Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
84.İcaz’ın sözlük anlamı :Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
85.Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an denir.
86.Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili.
87.Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
88.Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
89. Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
90.Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
91.Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
92. Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
93.Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
94.Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
95.Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
96.K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
97.Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
98.Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
99.Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
100.Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
101.Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
102.Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
103.Vahy-i Gayri Metlûv:Allahü teâlâ tarafından peygamberlerin kalblerine bildirilen vahyi, peygamberlerin kendilerine âit kelimelerle yanındakilere bildirmesi. Hadîs-i kudsî.
104.Vahy-i Metlûv:Cebrâil aleyhisselâmın, Allahü teâlâdan aldığı haberleri getirerek peygamberlere okuması.
105.Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.106.Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi
106.Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
107.K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
108.Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
109.Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
110.Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
111.Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
112.Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
113.KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
114.KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
115.TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
116.TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
117.ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
118.ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
119.Hazreti Osman muhtelif kıraatleri önlemek için Kur’an’ı istinsah ettirip etrafa “Mesahifi Emsar” yollamıştı.
120.Tenasubi’l-Âyât :Tenasüp, lügatte mukârebet, yakınlık, uygunluk ve benzerlik anlamındadır. Tenâsubi’1-âyât ise ayetler arasındaki uyum ve ahengi inceleyen bir ilimdir.
121.Tertibu’l-Âyât :Ayetlerin sureleri içindeki Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘in tevkîfi ve emri ile sıralanışına verilen isimdir.
122.Tertibu’s-Suver :Kur’ân sûrelerinin elimizdeki Mushaf-ı şerifte görüldüğü şekliyle son sıralanmış haline verilen isimdir.
123.Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ /Rahman
Ebrar /İnsan
Ahsenu’l-kıses/ Yusuf
Ashab-ı Kehf/ Kehf
A’ma /Abese
İkra /Alak
Elem neşreh/ Şerh
Ümmü’l-kitap/ Fatiha
İnne enzelna/ Kadr
İnşirah /Şerh
Bedr/ Enfal
Beraet/ Tevbe
Ben-i İsrail/ İsra
Tebarek/ Mülk
Hamd/ Fatiha
Havariyyin/ Sad
Dehr/ İnsan
Süleyman/ Neml
Arusu’l-Kur’an/ Rahman
Amme/ Nebe
Kıtal/ Muhammed
Kalbü’l-Kur’an/ Yasin
Melaike/ Fatır
124.Vahiy katipleri, sahabeden okuma-yazması olan sahabelerden 40 kişiye kadar çıkarılmıştır. Bunların en meşhur on kişisi şunlardır:
1- Ebubekir,
2- Ömer,
3- Osman,
4- Ali,
5- Ebi b. Ka’b,
6- Zeyd b. Sabit,
7- Talha,
8- Zübeyr,
9- Sa’d b. Ebi Vakkas,
10- Salim Mevlâ Ebi Huzeyfe.
125. Peygamber (s.a.v) ashabı arasında Kur’an-ı Kerim’in ilk on hafızı şunlardır:
1- Ali b. Ebi Talib,
2- Osman,
3- İbn-i Mes’ud,
4- Ebi b. Ka’b,
5- Zeyd b. Sabit,
6- Ebu Derda,
7- Salim Mevali Ebi Huzeyfe,
8- Muaz b. Cebel,
9- Ebu Zeyd,
10- Temim ed-Dari.
126.Hamidat, Elhamdülillah ile başlayan beş suredir. Bu sureler;
1- Fatiha,
2- En’am,
3- Kehf,
4- Sebe’,
5- Fatır sureleridir.
127.Müsebbihat; İsra, Hadid, Haşr, Saf, Cuma, Tegabun ve A’la surelerinden ibarettir.
128.Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini :
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
129. Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
120.Medenî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
131.Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
132.Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
133.Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
134.İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
135.Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
136.Hendek gazvesini anlatan süre Ahzab 9-27
137. Tebük gazvesini anlatan süre Tevbe 38-125
138. Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre Tevbe 40
139.Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
140.Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
141.Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
142.Kur`an-i Keri`de yemin(kasem) ile baslayan sureler 17 tanedir
143.Ezan okunurken her cümle arasında biraz beklenir ve ikinci cümlede ses biraz yükseltilir. buna teressül veya irtisal denir.kamet ise duraklama yapılmaksızın seri okunur. buna hedir denir.
144.Enfal: Genel olarak ganimet, fey veya selep anlamina gelen terim.Kur`an.-Kerim, surelerinden birinin ismidir.Enfal suresinin ilk ayetinde Enfal; Allah`in ihsanlari, lutuflari anlaminda savas ganimetleri demektir.
145.Ganimet:Gayri müslimlerden savas yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
146.Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
147.Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Mehmet Vehbi Efendi(1862-1949):Hulasatü`l-Beyan adli tefsiriyle taninan son devir din alimi ve siyaset adami Tenasüb denir.
148.Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy kâtipleri nâzil olan âyetleri mevcut 87-Kur’an’ın 4 unsuru vardır: 1. Lâfız, yani, okunur olması. 2. Arapa olması. 3. Hazret-i Muhammed’e (asm) indirilmesi. 4. Ondan bize eksiksiz, noksansız, tevatür yoluyla nakledilmiş olması.
149.Kur’an-ı Kerim’de anlatılan en güzel kıssa olarak bilinen olay Hz. Yusuf (a.s.) a aittir.
150.Kuanı Kerim Besmele’ yle başlayıp Nas (insan) kelimesiyle biter.
151. Her yıl bir defa yapılan bu karşılıklı okuma işi Allah Resulu’nun vefat edeceği yıl iki defa yapılmıştı. Bu son yapılan okuma işine de ‘Arza-i ahire’ denilmiştir.
152Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
153.İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
154.Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
155.İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
156.Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi
157.KİRÂAT-İ AŞERE:On kıraat, Kur’ân’ın 10 farklı okunuşu demektir.
158.KISASU’L-KUR’ÂN:Kur’ân kıssaları, hayat öyküleri demektir.
159.KONULU TEFSÎR:Kur’ân’ı, konu konu, kavram kavram ele alıp tefsîr etmektir.
160.KURRÂ:”Kâri” kelimesinin çoğuludur. Kur’ân okuyucuları demektir.
161.-İlk inen sure Fatiha Mekke’de, son inen sure -İlk inen ayetler 96/Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
162.Türkiye’de Kur’an Asım kıraatinin Hafs rivayeti ile okunur.
163.Vakıf İşaretleri (secavendler):Muhammed b. Tayfur es-Secavendi’nin(1165) koyduğu işaretler,
164.Raf-ı Savt (ses yükseltme): kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
165. Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
166.İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi ve manevi her türlü kötülükten, zarar ve sıkıntıdan yüce Allah’a sığınıp ondan yardım istemektir.
167.KURRA:: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir

İKİNCİ BÖLÜM

1-Kur’an’ın tanımı :Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile sona eren kelâmıdır.
2-Kur’an’ın isimlerinden Mev’iza’nın anlamı;Kur’an’ın nasihat ve öğüt vermesi
3- Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere Miun denir.
4-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere Mufassal denir.
5- Sure kelimesiyle başlayan sûre Nur suresi.
6-Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresi.
7- Berae suresi,besmele ile başlamayan sûredir.
8-Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure Hacc suresi.
9-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler ,Bakara-Al-i İmran
10-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi ,Bakara-Kevser
11-Kur’an’ın toplanması Hz.Ebubekir döneminde olmuştur.
12-Kur’an’ın en uzun (Tıval) sureleri :Bakara,Al-i İmran,Nisa,Maide,En’am,A’raf,Yunus ve kehf
13-Esbab-ı Nüzul :Ayetlerin inmesine sebep olan olay veya duruma denir
14–Nesh’in anlamı :Kendinden önceki hükmü kaldıran delile denir.
15-Muhkem ayetlerin tanımı :Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
16-Müteşabih ayetlerin tanımı :Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
17-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe Zeyd b.Sabit
18-Kıraat kelimesinin anlamı :Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
19-Cüz’ün tanımı:Kur’an’ın her 20 sayfasına denir.
34-“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı :Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmaK
35- ARZ:Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır
36- Siyak-Sibak :Kur’an ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması
37- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı :Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
38-Îcaz’ın sözlük anlamı :Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
39- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an
40- “Müşkilü’l-Kur’ân” :Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
41-Vücuh:“Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder
42- Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere İlhâdî tefsir denir.
43- Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
44- Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile Burhân-ı limmî denir.
45-Kur’ân’ın bir bütün olarak indirildiği dünya semasında bulunan yerin adı Beytü’l-izze
46- Îcâz :Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime ve cümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması
47-AYET: “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı
48-En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı 6236
49-Yemâme savaşında pek çok Kur’an hafızı şehit düştüğünde Hz. Ömer’in Halife Ebû Bekir’e önerisi ile başlayan faaliyete
Kur’an’ın cem’i denir.
50-Kur’ân-ı Kerim’in besmele ile başlamayan suresi Tevbe.
51-Kur’an’ın taklit edilemez dil ve üslup özelliklerini ifade eden terim İcâz
52- Muavvizeteyn olarak anılan sureler:Felak-Nas
53- Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan okuyan ayetlere Tahaddi ayetleri denir.
55- Kuran’dan önce indirilen kutsal kitapların indirilme sırası,Tevrat-Zebur-İncil
57-Mushaf:Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf denir
58-Müfessir:Tefsir yapan alime Müfessir adı verilir.
59- Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
60-Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere
MEDENİ sure adı verilir.
61-Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi Ya-sin suresi.
62-Hurf’u Seb’a Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
63- Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi Ceza, mükafat, hüküm, hesap manada kullanılmıştır
64-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve
65-Seyyit Kutub’un tefsirinin adı Fizilali Kur’an.
66- Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili.
67-Mü’min suresinin diğer ismi Gafir suresi
68- Kur’an’ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere Hizb adı verilir.
69- İmamı Hafs ,Asım kıraat imamının ravisidir.
70- Kur’an’ı Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemleri Emeviler döneminde gerçekleştirilmiştir.
71- Kur’an’ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd b. Sabit
72-Ayet-el Kürsi” Bakara Suresi 255 ayetidir.
73-“Kasr”, uzatmadan okumayı ifade eder.
74-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kurallarına uymak sıretiyle en hızlı okuma şekli “Hadr” okuma şeklidir.
75-Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere “Sıfat” denir.
76-Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama “Revm” denir.
77-Kıraat-ı Asım’a göre Fussilet suresi 44.ayette ءاْعجَمِّىٌ kelimesinin 2.hemzesinde uygulanan okuma şekline “Teshil” denir.
78-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat imamımızın adı : “Asım” dır.
79-Bütün kıraat imamlarının Kur’an tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme “Kıraat ilmi “ denir.
80-Kur’an okumada Ref-i savt denen kavrama “Sesi Yüksletme” denir.
81-Kur’an’ı yavaş yavaş,anlamını düşünerek okumaya “Tertil” denir.
82-Hurufu’l-Halk harflerinin adedi “6” dır.
83-Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan,açık ve belirgin hatalı okuyuşa “Lahn-i Celi” denir.
84-Harfi medden sonra gelen,asli med üzerine ziyadeyi gerektiren medde “Fer’i Med” denir.
85-Vakf-ı mutlak secavend harflerinden ط harfiyle gösterilir.
86-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
87-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
88-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
89-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
90-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
91-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
92-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
93-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
94-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
95-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
96-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
97-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
98-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
99-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
100-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
101-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
102-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
103-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
104-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
105-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
106-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
107-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
108- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
109-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.
110-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında yılda başlanmıştır.
111-Kur’an metninin harekelenmesine Hicri 85.yılda hangi tarihte başlanmıştır.
112-“Fetretül vahy” İlk vahiyden ikinci vahiy gelene kadar geçen süre

EMEVİLER: Dört halife devrinden sonra kurulan saltanatın adıdır.
ABBASİLER: Emevi Devletinin yıkılmasından sonra, İslam devletinin başına geçen hanedann adıdır. 750- 1258 tarihleri arasında etkin olmuştur. Aynı hanedan 1261′den 1571 yılına kadar da Mısır’da halifelik yapmışlardır.
KURTUBA: İspanya’da kurulmuş olan Endülüs Emevi devletinin başkenti .
ROMANYA (EFLAK), MOLDOVA (BOĞDAN):Osmanlı Devletinde Eflak ve Boğdan diye bildiğimiz yerlerin bugünkü adları.

30

Ocak
2013

Temel Dini Bilgiler

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  354 Kez Okundu

A-İtikat Bölümü Temel Dini  Bilgiler

S1- Din neye denir?
C1-Din; akıl sahibi insanları kendi istekleri ile dünya ve ahirette iyiliğe ve mutluluğa ulaştırmak amacıyla Allah tarafından peygam¬berleri aracılığı ile gönderilen esaslar bütünüdür.

S2-Dinin gayesi nedir?
C2-Dinin gayesi; insanların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamak¬tır.

S3-Dinler kaç kısma ayrılır?
C3-Dinler başlıca üç kısma ayrılır:
1) Hak din, 2) Muharref Dinler, 3) Batıl Dinler.

S4-Hak dini tarif ediniz.
C4-Hak din; Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile insanlara bildirilen, hiç bir değişikliğe uğramadan ve bozulmadan günümü¬ze kadar gelen dindir. Bu özellikleri taşıyan tek din, İSLAM Dini’dir.

S5-Muharref din ne demektir?
C5-Muharref din; Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile gönde¬rilen, ancak sonradan insanlar tarafından değiştirilen ve aslı bozu¬lan dindir.

S6- Batıl Dinleri tarif ediniz.
C6- Batıl Dinler; insanlar tarafından uydurulan Dinlerdir. (Aya, güneşe, ateşe tapmak gibi.)

S7- İslam Dini’ni diğer semavî Dinlerden ayıran özellikler nelerdir?
C7- 1) Diğer semavi Dinler belli bir bölgeye yahut belli bir topluma özgü iken,
İslam Dini bütün insanlığa hitap eden evrensel bir dindir.
2) Diğer Dinlerin hükümleri, ilke ve prensipleri İslam Dini’nin gelmesi ile yürürlükten kalkmıştır.
İslam’ın getirdiği ilke ve esaslar Kıyamete kadar geçerlidir.
3) Diğer semavi Dinlerin ana kaynakları kaybolduğu veya değiş¬ikliğe uğradığı halde, İslam’ın ana
kaynağı Kur’an-ı Kerim günümüze kadar bir harfi bile değişmeden gelmiştir.
4) İslam’ da tevhid (Allah’ın birliği) İnancı vardır. Diğer Dinlerde bu inanç bozulmuştur.
5) Diğer semavi Dinlerden her biri, kendinden sonra gelen dini ka¬bul etmezken, İslam bütün
semavi Dinleri asli şekliyle kabul eder.

S8- Akaid ne demektir?
C8- Akaid; “akide” kelimesinin çoğulu olup, sözlükte; “gönülden bağlanılan, inanılan şeyler” demektir. Terim olarak; “İslam Dini’nde inanılması farz olan şeyler, iman esasları, dinin temel kural ve ilkeleri” anlamana gelir.

S9- Akaid ilmi nedir?
C9- İman esaslarını konu alan bilim dalına “Akaid ilmi” denir.

S10- İman ne demektir?
C10- İman; sözlükte doğrulamak, inanmak demektir. Dini terim olarak ise; Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’in vahiy yoluyla Allah’tan alıp insanlara ulaştırdığı şeylerin doğru olduğunu kalp ile tasdik etmek ve inandığını dil ile ifade etmek¬tir.

S11- İman kaç kısma ayrılır?
C11- iman, inanılacak şeyler açısından iki kısma ayrılır:
1) İcmali iman: inanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın bu çeşidi, kelime-i tevhid ve kelime-i şehadette özetlenmiştir. Başka bir ifadeyle, icmali iman; Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmaktır.
2) Tafsili (ayrı ayrı) iman: İnanılacak şeylerin her birine açık ve geniş bir şekilde, ayrıntılı olarak inanmaktır.

S12- İmanın şartları nelerdir?
C12- İmanın şartları 6 tanedir:
1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak,
2) Allah’ın meleklerine inanmak,
3) Allah’ın kitaplarına inanmak,
4) Allah’ın peygamberlerine inanmak,
5) Ahiret gününe inanmak,
6) Kadere, iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratmasıyla olduğuna inanmak.

S13- İmanın geçerli olabilmesi için hangi şartların bulunması ge¬reklidir?
C13-İmanın geçerli olabilmesi için şu şartların taşınması gerekir:
1) İmanın özgür irade ile kabul edilip, kalple tasdik edilmesi,
2) İnanılması gereken şeylerin tümüne inanılması, dinin esasla¬rından herhangi birinin inkâr edilmemesi,
3) İmanın yeis halinde, yani ölümün gelip çattığı an gerçekleşmiş olmaması,
4) İmanda şüphe bulunmaması,
5) İmana şirk karıştırılmaması,
6) Ayetlerle, dini hükümlerle alay edilmemesi gerekir.

S14- Kelime-i şehadeti ve anlamını söyleyiniz.
C14- EŞHEDÜ ELLA İLAHE İLLELLAH VE EŞHEDÜ ENNE MU¬HAMMEDEN ABDUHU VE RASÜLÜH. Anlamı: Ben şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ben yine şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed (a.s.) O’nun kulu ve pey¬gamberidir.

S15- İslam Dini’ne nasıl girilir?
S15- Kelime-i şehadet getirilerek ve içerdiği anlama inanılarak İslam Dini’ne girilir ve Müslüman olunur.

S16- Kelime-i Tevhidi ve anlamını söyleyiniz.
C16- LA İLAHE İLLELLAH MUHAMMEDÜ’R RASÜLÜLLAH. Anlamı: Allah’tan başka ilah yoktur. Hz. Muhammed (a.s.) O’nun peygamberidir. Kelime-i Şehadet ve kelime-i tevhid; Allah’ın ve Peygamberi¬mizin bize bildirdiği emir ve yasakların bir cümlede özlü birer ifadesidir. Bu nedenle bu iki cümleyi söyleyen kişi; İslam’ın bü¬tün emir ve yasaklarını kabul etmiş sayılmaktadır.

S17-İnanç bakımından insanlar kaç kısma ayrılır?
C17- Dört kısma ayrılır:
1) Mü’min, 2) Münafık, 3) Kâfir, 4) Müşrik.

S18- Mü’min kime denir?
C18- Mü’min; Allah’ın varlığına ve birliğine, HZ. Muhammed (a.s.)’in Allah’ın peygamberi olduğuna ve Allah’tan vahiy ile alıp bildirdiği şeylere kalbi ile inanan ve bu inancını dili ile söyleyen kim¬selere denir.

S19- Kâfir kime denir?
C19- İslami esasları kısmen ya da bütünüyle inkâr eden kimselere kâfir denir.

S20- Münafık kime denir?
C20- Münafık; Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed (a.s.)’in peygamberliğine inanmadığı halde, dili ile inandığını söyleyen kimselere denir.

S21- Müşrik kime denir?
C21- Allah’ın varlığına inanan fakat Allah’tan başka ilah ya da ilahla¬rın varlığını kabul eden kimselere denir. Müşrikler, kâfir sayılır.

S22- “Amentü” ne demektir?
C22- İslam Dininin iman esasları kısaca “amentü” terimi ile ifade edilir. Kelime olarak ”inandım” anlamındadır. Halk arasında, iman esaslarını kısa ve özlü olarak içeren metne ilk kelimesinden hareketle “amentü” denilmektedir.

S23- Amentü’nün metnini okuyup, anlamını söyleyiniz.
C23- Amentü’nün metni şöyledır:
“Amentü billâhi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusulihi vel-yev¬mil’ahiri ve bil-kaderi hayrihi ve şerrihi minellahi teala vel-ba’sü ba’del-mevti hakkun. Eşhedü ella ilahe illellah ve eşhedü enne Mu¬hammeden abduhu ve rasulüh.”
Anlam ise şudur:
“Allah’ın varlığına, birliğine inandım, meleklerine inandım, ki¬taplarına inandım, peygamberlerine inandım, ahiret gününe inandım, kaderin, hayır ve şer her şeyin Allah’tan olduğuna inandım, öldükten sonra dirilmeğe inandım. Şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed Al¬lah’ın kulu ve de resulüdür.”

S24- İslam’da Allah İnancı nasıldır?
C24- Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamberimizin hadislerinde bizlere bildirilen bütün sıfatları ile birlikte Allah’ a gönülden inanmaktır.

S25- Allah’ım sıfatları kaça ayrılır?
C25- Allah’ın sıfatları “zatî sıfatlar”, “sübûtî sıfatlar” ve “selbi sıfatlar” diye üç kısma ayrılır.

S26- Zati sıfatlar ne demektir ve kaç tanedir?
C26- Sadece Yüce Allah’ta bulunup, başka hiç bir varlıkta bulunmayan nitelilere “Zati sıfatlar” denir.
Bu sıfatlar 6 tanedir.

S27- Sübuti sıfatlar ne demektir ve kaç tanedir?
C27- Yüce Allah’la birlikte yarattığı varlıklarda da bulunan özellilere “Sübuti sıfatlar” denir.
Ancak Yüce Allah’da bulunan bu sıfatlar, yaratıklarınkine kesin¬likle kıyaslanamaz. Yaratıklara bu nitelikleri veren Yüce Allah’tır. Sübûtî sıfatlar 8 tanedir.

S28- Selbi sıfatlar ne demektir?
C28- Selbi sıfatlar, “Allah zalim değildir”, “Allah uyumaz, uyukla¬maz”, “Allah sorgulanmaz” , “Allah’ın anası, babası, çocuğu yok¬tur” gibi Allah’ın ne olmadığını, hangi niteliklere sahip olmadığını bildiren sıfatlardır.

S29- Allah’ın zati sıfatlarını ve anlamlarını söyleyiniz.
C29- Allah’ın zati sıfatları şunlardır:
1) Vücud: Allah’ın var olması demektir.
2) Kıdem: Varlığının başlangıcı olmaması demektir.
3) Beka: Varlığının sonu olmaması demektir.
4) Vahdaniyet: Allah’ın bir tek olması demektir.
5) Muhalefetün lil havadis: Sonradan olanlara benzememesi de¬mektir.
6) Kıyam binefsihi: Varlığının kendinden olması, var olmak için başka bir şeye muhtaç olmaması demektir.

S30- Allah’ın sübuti sıfatlarını ve anlamlarını söyleyiniz.
C30- Allah’ın sübuti sıfatları şunlardır:
1) Hayat: (Diri olmak.) Allah devamlı olarak Diridir.
2) İlim:(Bilmek.) Allah geçmişi, geleceği, gizli ve açık her şeyi bilir. Hiçbir şey O’nun bilgisi dışında değildir.
3) Semi’: (İşitmek.) Allah her şeyi işitir.
4) Basar: (Görmek.) Allah her şeyi görür.
5) İrade: (Dilemek.) Allah dilediğini yapar.
6) Kudret: (Gücü yetmek.) Allah’ın her şeye gücü yeter.
7) Kelim: (Söylemek.) Allah söz sahibidir. Kur’an-ı Kerim Allah sözüdür.
8) Tekvin: (Yaratmak.) Allah yaratıcıdır. Kâinattaki her şeyi 0 yaratmıştır.

S31- “el-Esmaü’I-Hüsna” ne demektir?
C31- “En güzel isimler” demektir. Yüce Allah’ı niteleyen bütün isim ve Sıfatlara “el-Esmaü’I-Hüsna” denilmektedir.

S32- El-Esmaü’I-Hüsna’nın bazılarını örnek olarak söyleyebilir misiniz?
C32- Allah: (Kendisine ibadet edilen (en yüce varlığın özel ismidir.)
ER-Rahman: (Bu dünyada bütün yaratıklarına çok merhamet eden.)
EER-Rahim: (Ahirette, müminlere çok merhamet eden.)
EL-Melik: (Buyrukları tutulan, mülk sahibi.)
ES-Selam: (Yaratıklarını esenlikte kılan.)
EL-Halik: (Yaratıcı.)
EL-Gaffar: (Günahları örtücü, mağfireti bol olan.)
ER-Rezzak: (Rızıklandıran.)
EŞ-Şekur: (Az amele bile çok sevap veren.)
EL-Mecid: (şerefi yüksek olan.)
ES-Samed: (Muhtaç olmayan.)
ES-Sabur: (çok sabırlı.)

S33- Allah’ın birliği ilkesine ve inancına ne denir? ”
C33- Tevhid” denir.

S34- Melek ne demektir?
C34- “Melek” Allah’ın emriyle çeşit1i görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen varlıkların genel adıdır.

S35- Melekler nasıl varlıklardır?
C35- Melekler nurdan yaratılmış varlıklardır Yemezler, içmezler, er¬keklik ve dişilikleri yoktur. Hiç günah işlemezler. Allah’ın emir¬lerini eksiksiz yerine getirirler Sayılarını Cenab-ı Hakk’tan baş¬ka kimse bilemez.

S36- Dört büyük meleğin isimleri ve görevleri nelerdir?
C36- 1) Cebrail: Allah ile peygamberleri arasında elçilik yapar.
2) Mikail : Tabiat olaylarını idare eder. (Yağmurun yağması, rüzgarın esmesi gibi.)
3) İsrafil : Kıyametin kopması ve insanların öldükten sonra tekrar dirilmesi için “sur”a üfürür.
4) Azrail : Allah’ın emri ile ömrü sona erenlerin canlarını alır.

S37- Dört büyük melekten başka melekler var midir?
C37- Vardır. Başlıcaları şunlardır:
1) Kiramen Katibin: İnsanların yaptıkları iyilik ve kötülükleri yazan, kaydeden me¬leklerdir.
2) Münker ve Nekir: İnsanlar öldükten sonra kabirde onlara soru sormakla görevli meleklerdir.

S38- Cin nedir?
C37- Cin; Allah’ın ateşten yarattığı, yemesi, içmesi ve üremesi olan, iman ve ibadetle sorumlu tutulan, insanlar tarafından görüleme¬yen varlıkların genel adıdır.

S39- Şeytan nedir?
C39- Şeytan; Allah’a isyan eden, insanları ve cinleri Allah’a isyan ettirmek için uğraşan varlıkların genel adıdır. Şeytanların atası ve en büyüğü,Allah tarafından lanetlenmış olan “iblis” dır.

S40- Allah Teala; peygamberlerine kitaplarını, emir ve yasaklarını nasıl bilDirir?
C40- Yüce Allah insanlara iletilmek üzere, seçtiği peygamberlerine ki¬taplarını, emir ve yasaklarını vahiy yoluyla bilDirir.

S41- Vahiy nedir?
C41- Vahiy; Allah tarafından doğrudan veya bir elçi ile peygamberlere bildirilen bilgidır.

S42- Vahyin belli başlı gönderiliş Şekilleri nelerdir?
C42- 1) Sadık (doğru) rüya şeklinde,
2) ilham yoluyla,
3) Melek yoluyla,
4)Perde arkasından yapılan vahiy, gibi çeşitleri vardır.

S43- “İIahi Kitap” ne demektir?
C43- İlâhî Kitap; Allah Teala’nın kullarına yol göstermek ve aydınlat¬mak üzere peygamberlerine gönderdiği sözlere ve bunların yazıya geçirilmiş şekline denir.

S44- İlahi kitaplar kaç kısma ayrılır?
C44- İlahi kitaplar; Allah sözü olmak bakımından aralarında farklılık bulunmaz. Ancak büyüklüğü itibariyle “suhuf’ ve “kitap” olmak üzere ikiye ayrılırlar.

S45- “Suhuf’ ne demektir?
C45- “Suhuf’, dar bir çevrede, küçük topluluklara, ihtiyaçlarına cevap verilebilecek şekilde indirilen bir kaç sahifeden oluşmuş küçük kitaplara denir.

S46- “Kitaplara iman” ne demektir?
C46- Allah tarafından bazı peygamberlere kitaplar indirildiğine ve bu kitapların içeriğinin tümüyle doğru ve gerçek olduğuna inanmak demektir.

S47- “Ehl-i Kitap” ne demektir?
C47- İlâhî kitap olarak Yahudilere Tevrat, Hıristiyanlara da İncil verildiğinden, bu iki dine inananlara “Ehil-i Kitap” (kitap ehli, kitap¬lılar) denilmektedir.

S48- Allah’ın peygamberlere gönderilen 4 büyük kitabı ve bunların hangi peygamberlere gönderildiğini söyleyiniz.
C48- 1) Zebur : Hz. Davud (a.s.)’a,
2) Tevrat : Hz. Musa (a.s.)’a,
3) İncil : Hz. İsa (a.s.)’a,
4) Kur’an-ı l Kerim: Hz. Muhammed (a.s.)’a gönderilmiştir.

S49- Yüce Allah, peygamberlerine 4 büyük kitaptan başka Yazılı metinler göndermişmidir?
C49- Evet, bazı peygamberlere “suhuf’ (sahifeler) denilen yazılı me¬tinler göndermiştir.

S50- Hangi peygambere kaç sayfa gönderildiğini söyleyiniz.
C50- Hz. Adem’e 10 sayfa,
Hz. Şit’e 50 sayfa
Hz. İdris’e 10 sayfa
Hz. İbrahim’e 10 sayfa olmak üzere toplam olarak 100 sahife gönderilmiştir.

S51- Kur’an-ı Kerim nasıl bir kitaptır?
C51- Kur’an-ı Kerim; Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’e Allah tarafından gönderilen 114 sure ve 6236 ( ya da 6666) ayetten oluşan, bir harfi dahi değişmeden günümüze kadar gelen en son ve eşsiz ilâhî ki¬taptır.

S52- Kur’an-ı Kerim ne zaman ve nerede indirilmeye başlanmıştır?
C52- Kur’an-ı Kerim; miladi 610 yılında, Mekke yakınlarındaki Hira Da¬ğı’nda,
Ramazan Ayı’nın 27. gecesinde “oku” emriyle inmeye baş¬lamış ve 23 senede tamamlanmıştır.

S53- İlk inen ayetler hangileridir ve bu ayetlerin anlamını söyleyiniz?
C53- Alak suresinin ilk beş ayetidır:
1) “Yaratan Rabbinin adıyla oku.”
2) “0, insanı alak (döllenmış yumurta)dan yarattı.”
3) “Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidır.”
4) “Ki kalemle (yazı yazmayı) öğreten O’dur.”
5) “İnsana bilmediğini 0 öğretti.”

S54-Ayet ne demektir?
C54- Bir veya birkaç kelime ya da cümleden oluşan Allah sözü demektir.

S55- Sure ne demektir?
C55- Sure; Kur’an-ı Kerim’in en az üç ayetten oluşan ve özel isimleri bu¬lunan bölümleridir.

S56- Kur’an-ı Kerim’in ilk ve son sureleri hangileridir?
C56- Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi ”Fatiha”, son suresi de “Nas” suresidir.

S57- Kur’an-ı Kerim’in en uzun ve en kısa sureleri hangileridir?
C57- En uzun suresi 286 Ayetten oluşan Bakara Suresi, en kısa sureler ise, üç ayet olan Kevser suresidir.

S58- Meal ne demektir?
C58- Meal; Kur’an-ı Kerim’in Arapça’dan başka bir dile çevrilmesidir. Ancak hiç bir meal; Kur’an-ı Kerim’in orijinalinin yerini tutamaz.

S59- Tilavet (Okuma) Secdesi ne demektir?
C59- Kur’an-ı Kerim’de secde ayetleri okunduğu zaman yapılması gere¬ken secdeye, “Tilavet (Okuma) Secdesi” denir. Kur’an-ı Kerim’de 14 yerde secde ayeti vardır ve özel işaretler ile belirtılmıştır.
S60- Mushaf ne demektir?
C60- Kur’an sahifelerinin bir araya toplanarak kitap haline getirilmış şek¬line «Mushaf» denir.

S61- Kur’an-ı Kerim ne zaman «Mushaf» haline getirılmıştır?
C61- Hz. Peygamber’in emanet olarak bıraktığı yazılı Kur’an sayfaları, I. Halife Hz. Ebubekir zamanında «Mushaf» haline getirilmış, III. Ha¬life Hz. Osman zamanında da 5 nüsha halinde çoğaltılmıştır. Daha sonra bu ana örneklerden çoğaltılan mushaflar bütün dünyaya yayılmıştır.

S62- Kur’an-ı Kerim’in özellikleri nelerdir?
C62- 1) Son ilahi kitaptır, Allah sözüdür.
2) Diğer ilahi kitaplar belirli topluluklara gönderildiği halde, Kur’an bütün insanlığa gönderilmiştir.
3) Diğer ilahi kitaplar ya kaybolmuş veya insanlar tarafından değiştirılmıştır.
Kur’an ise bir harfi bile değişmeden günümüze kadar gelmiştir.
4) Hükümleri Kıyamete kadar geçerlidir.
5) Okunması ile ibadet edilmış ve sevap kazanılmış olur.
6) Bütün insanlar ve cinler için bir öğüttür, rehberdır, rahmet ve şifadır.

S63- Kur’an-ı Kerim’e karşı görevlerimizi sayınız.
C63- 1) Kur’an-ı Kerim’in Allah sözü olduğunu bilmeli ve inanmalıyız.
2) Kur’an-ı Kerim’i abdestli olarak elimize almalıyız.
3) Kur’an-ı Kerim’i temiz ve uygun bir yerde muhafaza etmeliyiz.
4) Başkaları tarafından okunan Kuran’ı saygı ile Diniemeliyiz.
5) Kur’an-ı Kerim’in anlamını öğrenerek, emirlerine ve yasaklarına uymalıyız.

S64- Kur’an-ı Kerim’i baştan sona ezberleyen kişilere ne denir?
C64- “Hafız” denir.

S65- Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma ile ilgili ilke ve kuralları anlatan ilim dalına ne denir?
C65- “Tecvid” denir.

E) PEYGAMBERLERE iMAN

S66- Peygamber kime denir?
C66- Allah’ın insanlar arasından seçtiği, güzel ahlak sahibi, Allah’tan al¬dığı emir ve yasakları insanlara bildirmekle görevli kimselere “pey¬gamber” denir.

S67- Nebi ve Resül kime denir?
C67- Peygamberler’e Allah’tan ilahi haber (vahy) almış olmaları açısından “Nebi”, aldıkları bu haberleri insanlara tebliğ etmeleri, ulaştırmaları açısın dan da “Resul” denir.

S68- Peygamberlerde bulunması gereken sıfatları ve anlamlarını söy¬leyiniz.
C68- 1) Sıdk: Doğru sözlü olmak,
2) Emanet: Güvenilir olmak,
3) Fetanet: Akıllı ve zeki olmak,
4) İsmet: Günah işlememek,
5) Tebliğ: Allah’tan aldığı hükümleri aynen insanlara bildirmek.

S69- İnsanlığın yaradılışından bu yana kaç peygamber gönderilmiştir?
C69- Kur’an-ı Kerim’in bize bildirdiğine göre, insanlığın yaradılışından bu yana peygamber gönderilmeyen hiç bir toplum yoktur. Yüce Allah; emir ve yasaklarını kullarına iletmeleri için her topluma çeşitli aralık¬larla peygamberler göndermiştir. Fakat bunların sayısı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Kur’an’da sadece 28′inin adı geçmektedir.

S70- İlk ve son peygamber kimlerdir?
C70- İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem (a.s.), son peygamber ise Hz. Muhammed (a.s.) dır. Hz. Muhammed’le birlikte peygamberlik ka¬pısı kapanmış olup, artık bir daha peygamber gönderilmeyecektir.

S71- Bir insanın peygamber olduğu nasıl anlaşılır?
C71- Yukarıda sayılan sıfatları taşıması ve gösterdiği mucizelerle anla¬şılır.

S72- Mucize ne demektir?
C72- Mucize; peygamberlerin peygamber olduklarını ispat etmek için Allah’ın yardımı ile gösterdikleri olağanüstü olaylardır.

S73- Keramet neye denir?
C73- Velilerin (Allah dostu ermış kulların) gösterdiği olağanüstü olaylara “keramet” denir.

S74- Peygamberimizin üç büyük mucizesini söyleyiniz.
C74- 1) Kur’an-ı Kerim,
2) İsa ve Mi ‘rac,
3) Ayın ikiye bölünmesi.

S75- Peygamberimizi diğer peygamberlerden ayıran en önemli özellikleri nelerdir?
C75- 1) Son peygamber olması, böylece ilahi Dinler zincirinin İslami¬yetle en mükemmel şekle ulaşması,
2) Getirdiği dinin hükümlerinin kıyamete kadar geçerli o1ması,
3) Diğer peygamberler gibi belli bir bölgeye veya belli bir toplu¬ma değil,
bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmesi.

S76- Kur’an-ı Kerim’de kaç peygamberin ismi geçmektedir? Sırayıa sayabilir misiniz?
C76- Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamber sayısı 25′tir. Kur’an-ı Kerim’de ayıca “Üzeyir, Lokman ve Zü’l-kameyn” diye üç şahsın daha ismi geçmektedir. Ancak, bunların peygam¬ber mi velimi olduğunda ihtilaf edilmiştir.
Bunlar;

1) Adem,
2) idris,
3) Nuh,
4) Hud.
5) Salih,
6) Lut.
7) İbrahim 8) İsmail,
9) ishak.
10)Yakup.
11)Yusuf,
12)Şuayb,
13)Musa,
14)Harun,
15)Davut,
16)Süleyman
17)Eyyub.
18) Zülkifl.
19) Yunus,
20) İlyas,
21) Elyesa,
22) Zekeriyya,
23) Yahya.
24) İsa.
25)Hz.Muhammed s.a.v

S77- Sünnet neye denir?
C77. Peygamberimiz (a.s.)’in sözleri, eylemleri ve onaylarına “sünnet” denir.
S78- Sünnet kaça ayrılır?
C78- Sünnet 3′ e ayrılır.
1) Kavli Sünnet: Peygamberimizin dine ilişkin sözlerine “kavli sünnet” denir. Aynı zamanda “hadis” diye de anılır.
2) Fiili Sünnet: Peygamberimizin bizzat yaptıkları, bizden de yapmamızı iste¬dikleri şeylerdir.
3) Takriri Sünnet: Peygamberimizin birini bir iş yaparken gördüğü halde, bir şey söylemeyerek onayıadıkları işlerdir.

S79- Ahiret ne demektir?
C79- Ahiret; sözlükte “son, sonra olan ve son gün” anlamına gelir. Dini terim olarak ahiret; “kıyametin kopması ile başlayacak olan sonsuz ve sınırsız hayat” demektir. Kıyamet, Allah’ın emri üzeri¬ne İsrafil (a.s.)’in “sur”a birinci defa üflemesi ile kopacaktır.

S80- Sur ne demektir?
C80- Kıyametin kopuşunu belirtmek ve Kıyamet koptuktan sonra bütün ¬insanların mahşer yerinde toplanmak üzere dirilmelerini sağlamak için, İsrafil (a.s.) tarafından üfürülecek olan, niteliği ve özelliği bizce bilinmeyen alete “sur” denir.

S81- Ölüm ve ecel ne demektir?
C81- Ölüm; ruhun bedenden ayrılmasıyla birlikte sonsuz bir hayata açılan ilk adımdır. İnsanın ölümüyle ahiret hayatı başlar.
Allah tarafından insan hayatı ve diğer canlılar için belirlenmış bir ömür vardır ve bu ömrün sonuna yani ölüm anına “ecel” denir.

S82- Ahiret hayatının devreleri genel olarak nelerdir?
C82- 1) Kabir hayatı (Berzah), 6) Hesap,
2) Kıyametin kopması, 7) Amellerin tartılması (Mizan),
3) Yeniden dirilme (Ba’s), 8) Sırat köprüsü,
4) Haşir ve Mahşer, 9) Şefaat,
5) Amel defterlerinin dağıtılması, 10) Cennet ve Cehennem, gibi devreleri kapsamaktadır.

S83- Kabir ve Kabir Hayatı ne demektir?
C83- Ölen insanların geçici bir zaman için kalacakları mekana “Ka¬bir” denir. Ölümle başlayıp, yeniden dirilmeye kadar devam ede¬cek hayata da “Kabir Hayatı” denilir. Kabir hayatına “Berzah” da denilmektedir.

S84- Kıyamet ne demektir?
C84- Sözlükte; “kalkmak, dirilmek ayaklanmak” anlamına gelir.
Dini terim olarak ise; kâinatın düzeninin bozulması, her şeyin alt üst edilerek yok olması, yok olan ve ölen şeylerin yeniden yaratılıp diriltilerek ayağa kalkması ve mahşere doğru yönelmesine “Kıyamet” denir.

S85- Kıyamet ne zaman kopacaktır?
C85- Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Müslüman için önemli olan; Kıyametin ne zaman kopacağını bil¬mek değil, onun kopmasıyla başlayacak olan sonsuz hayata gerektiği şekilde hazırlanabilmektir.

S86- Öldükten sonra dirilme nasıl olacaktır?
C86- İsrafil (a.s.)’ın bir defa sura üfürmesiyle kıyamet kopacak, sonra ikinci defa sura üfürülerek bütün canlı yaratıklar tekrar diriltile¬ceklerdir. dirilme; hem beden hem de ruh ile olacaktır.

S87- Haşir ve Mahşer ne demektir?
C87- Haşir; Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır. İnsanların toplandıkları yere de “Mahşer” denilir.

S88- Amel defterleri nedir ve ne zaman verilecektir?
C88- İnsanların dünyada iken yaptıkları iyilikler ve kötülükler “Kira¬men Kâtibin” adı verilen melekler tarafından yazılır. İşte her in¬san için yazılan bu defterlere “Amel Defterleri” denir. Mahşer yerinde toplanılmasından sonra insanlara, dünyada iken yaptıkla¬rı işlerin yazılı bulunduğu bu amel defterleri dağıtılır.

S89- Mizan ne demektir?
C89- Sözlükte; ”terazi” anlamına gelen mizan; ahirette hesaptan son¬ra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi adalet ölçüsüne verilen bir isimdır.

S90- Sırat ne demektir?
C90- Sırat; cehennemin üzerine uzatılmış bir yoldur. Herkes buradan geçecektir. Mü’minler; yaptıkları amellerine göre, kimi süratle, kimi daha yavaş olarak bu yoldan geçecek; kâfirler ve günahkârlar ise ayakları sürçerek cehenneme düşeceklerdir.

S91- Şefaat ne demektir?
C91- Şefaat; günahı olan müminlerin günahlarının bağışlanması, ol¬mayanların da cennette daha yüksek derecelere erişmeleri için, peygamberlerin ve Allah katında dereceleri yüksek olanların Allah’a yalvarmaları ve dua etmeleri demektir. şefaat etme izni¬ni Allah verecektir. Allah’ın izin vermediği hiç bir kimse şefaat etme yetkisine sahip değildir.

S92- Cehennem nedir?
C92- Kelime olarak “derin kuyu” anlamına gelen cehennem; ahirette kafirlerin sürekli olarak, günahkar mü’minlerin de günahları ölçüsünde cezalandırılmak üzere kalacakları azap yeridir.

S93- Cennet nedir?
C93- Sözlükte “bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer” anlamına gelen cennet; terim olarak çeşitli nimetlerle bezenmış olan, mü’minle¬rin içinde ebedi kalacakları ahiret yurduna denir.

S94- Kader neye denir?
C94- Kainatta olacak şeylerin zamanını, yerini, özelliklerini ve nasıl olacakların Allah’ın ezelde bilmesi ve takdır etmesine ”kader” denir

S95- Kaza ne demektir?
C95- Allah’ın ezelde takdır ettiği şeylerin zamanı gelince, bu takdıre uygun olarak yaratılmasına kaza denir.

S96- Tevekkül neye denir?
C96- Tevekkül, yapacağımız herhangi bir iş için bütün gücümüzle çalışıp, elimizden geleni yaptıktan sonra, sonucunu Allah’tan bek¬lemektir .

S97- Hayır ne demektir?
C97- “Hayır” sözlükte iyilik; iyi, faydalı iş ve fayda anlamına gelir. Di¬ni terim olarak ise, dinde yapılması emredilen ve karşılığında se¬vap (mükafat) vadedilen şeylere denir.

S98- Şer ne demektir?
C98- Kelime olarak “kötülük, fenalık ve kötü iş demek olan şer; Allah’ın hoşnut olmadığı, sevmediği, yasakladığı, işlenmesi du¬rumunda kişinin ceza ve kınama ile karşılaşacağı davranışlar de¬mektir.

S99- Hayır ve şerri işlemek insanın iradesinde midir?
C99- Yüce Allah insanlara irade vermiştir. İyılik ve kötülüklerin neler olduğunu da, gönderdiği kitaplar ve peygamberleri aracılığı ile insanlara bildirmiştir. İnsan; iradesi ile dilerse Hayır, dilerse şer işleri yapabilir. Cenab-ı Hakk; insanların iyiliklere yönelmesini diler, kötülük yapmasını istemez. iyilik yapanlar karşılığında ödül, kötülük yapanlar da ceza görürler.

S100- “İnşaallah” ne demektir?
C100- “Allah dilerse” demektir.

S101- Allah’ın yararlanmamız için yarattığı şeylerin genel adı nedir?
C101- Nimet.

S102- Allah’ın bize verdiği yiyecek-içecek türünden nimetlere ne denir?
C102- “RIZIK” denir.

S103- Dinin aslından olmayan asılsız, boş inançlara ne denir?
C103- “Hurafe” veya “Batıl inançlar” denir.

B-İbadet Bölümü  Temel Dini  Bilgiler

İBADET ve MÜKELLEF

S1- İnsanın dünyaya gönderiliş amacı nedir?
C1- Allah’ı tanımak ve O’na İbadet etmektir.

S2- İbadet nedir?
C2- İbadet; Allah’a kulluk yapmak, saygı göstermek ve O’nun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükran borcumuzu yerine getirmektir. Dar anlamda ibadet; namaz, oruç, zekat, hac, kurban gibi belli dini gö¬revlerimizi kapsar. Ama geniş anlamda ibadet; Allah’ın bizden yapmamızı istediği her türlü güzel iş ve davranışları, bütün dini ve ahla¬ki görevleri, yapılmamasını istediği kötü şeyleri ve haramları terk et¬meyi, kısaca dinimizin bütün emir ve yasaklarına uymayı içine alır.

S3- İbadetler kaç ayrılır?
C3- İbadetler üç kısma ayrılır.
1) Beden ile yapılan İbadetler (Namaz ve Oruç gibi),
2) Mal ile yapılan İbadetler (Zekat gibi),
3) Hem mal hem de beden ile yapılan ibadetler (Hac gibi).

S4- İslam nedir?
C4- İslam; Peygamberimiz (a.s.)’in bildirdiği şeylerin hepsini kalp ile onayıayıp, dil ile söyleyerek, onları yaşamak ve uygulamak demektir.

S5- İslam’ da ameli hükümlerin kaynakları (edille-i şer’iyye) kaç tanedir ve nelerdir?
C5- İslam’ da hükümlerin açıklandığı ana kaynaklara “edille-i şer’iyye” de¬nir ve bunlar 4 tanedir.
1) Kitap (Kur’an-ı Kerim),
2) Sünnet (Peygamberin söz, fiil ve takrirleri)
3) İcma,
4) Kıyas.

S6- İcma’ neye denir?
C6- İslami ilimler konusunda derin bilgi sahibi bilginlerin (Müctehitlerin) bir konuda görüş birliğine varmalarına “icma’ ” denir.

S7- Kıyas ne demektir?
C7- Kitap ve sünnette hüküm bulunmayan dini bir konuya, aralarındaki gerekçe (illet) birliği nedeniyle akıl yürüterek çözüm bulmaktır.

S8- İnsanların söz, eylem ve davranışları ne zaman yazılmaya başlar?
C8- İnsanların söz, eylem ve davranışları, ergenlik çağına gelip, akıllarını kullanabildikleri çağda yazıcı melekler tarafından yazılmaya başlar.

S9- Mükellef kime denir?
C9- Mükellef; ergenlik çağına eren, akıl sahibi, Allah’ın emir ve yasakla¬rından sorumlu olan her erkek ve kadına denir.

S10- Mükellef olmanın şartları kaçtır?
C10- Mükellef olmanın Şartları ikidir:
1) Akıllı olmak,
2) Ergenlik çağına gelmek.
S11- Mükelleflerin başlıca dini görevleri nelerdir?
C11- Mükelleflerin görevleri 8 tane olup şunlardır:
1. Farz
2. Vacip
3. Sünnet
4. Müstehap
5. Haram
6. Mekruh
7. Mübah
8. Müfsit

S12- Farz neye denir?
C12- Allah ve Resulü tarafından yapılması kesin ve bağlayıcı tarzda isteni¬len emirlere “farz” denir.

S13- Farz kaç kısma ayrılır?
C13- Farz ikiye ayrılır:
1) Farz-ı ayn: Her mükellefin bizzat kendisinin yapmak zorunda olduğu farz görevlere denir. (Günde 5 vakit namaz kılmak ve her yıl Ramazan ayında oruç tutmak gibi.)
2) Farz-ı kifaye: Müslümanların bir kesiminin yerine getirmesiyle, diğerlerinin so¬rumlu tutulmayacağı farz görevlere denir. (Cenaze namazı kılmak gibi.)

S14- Vacip neye denir?
C14- Farz kadar kesin olmamakla birlikte, kuvvetli bir delil ile yapılması emredilen şeylere “vacip” denir. (Kurban kesmek ve bayram namazı kılmak gibi.)
S15- Sünnet neye denir?
C15- Peygamberimiz (a.s.)’in söz, fiil ve takrirlerine (yanında söylenen birsözü ve yapılan bir fiili onaylamasına) “Sünnet” denir.

S.16- Uygulama bakımından Sünnet kaç kısma ayrılır?
C.16- Uygulama bakımından sünnet üçe ayrılır:
1) Sünnet-i Müekkede ( Kuvvetli Sünnet): Hz. Peygamber’in devamlı yaptığı, nadıren terk ettiği ibadetlerdir. (Sabah ve öğle namazlarının sünnetleri gibi.)
2) Sünnet-i Gayri Müekkede(Kuvvetli olmayan Sünnet): Hz. Peygamber’in bazen yaptığı bazen de terk ettiği ibadetlerdir. (ikindi ve yatsı namazının İlk sünnetleri gibi.)
3) Sünnet-i Zevaid (ibadet amaçlı olmayan Sünnet): Hz. Peygamber’in insan olarak yaptığı normal davranışlardır. (Hz. Peygamber’in giyim ve kuşam tarzı gibi.)

S.17- Müstehab neye denir?
C.17- Yapılmasında sevap ve terk edilmesinde de günah olmayan şeylere ”müstehab” denir.

S.18- Mübah neye denir?
C.18- Mübah; kişinin yapmak ve yapmamakta serbest olduğu şeylere denir.(Yemek, içmek, uyumak gibi.)

S.19- Haram neye denir?
C. 19- Yapılması kesin olarak yasaklanmış şeylere “haram” denir. (Ana-ba¬baya karşı gelmek, içki içmek, haksız yere adam öldürmek, zina yap¬mak, kumar oynamak gibi.) Haramın karşıtına “Helal” denir

S.20- Mekruh neye denir?
C.20- Mekruh; haram kadar kesin olmasa da, dinimizce yapılmaması istenen ve yapılması hoş görülmeyen şeylere denir.

S.21- Mekruh kaç kısma ayrılır?
C.21- Mekruh ikiye ayrılır:
1) Tahrimen Mekruh: Harama yakın olup, vacibin karşıtıdır. Vaciplerin terkedilmesi tah¬rimen mekruhtur.
2) Tenzihen Mekruh: Haram olmadığı halde, yapılması hoş görülmeyen şeylerdir.

S.22- Müfsid neye denir?
C.22- Müfsid; başlanmış bir İbadeti bozan şeylere denir. (Namazda iken konuşmak, oruçlu iken kasıtlı bir şey yemek gibi.)

S.23- İlmihal neye denir?
C.23- Bütün Müslümanların dini bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duy¬duğu temel bilgilere ”ilmihal” denir.

S.24- Herhangi bir işe başlarken ne söylememiz gerekir?
C.24- ”Bismillahirrahmanirrahim” demeliyiz. Buna kısaca “Besmele” denir.

S.25- “Besmele”‘nin anlamı nedir?
C.25- “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım.” demektir.

S.26- İslam’ın temel esasları (şartları) kaçtır?
C.26- İslam’ın temel esasları beştir:
1) Kelime-i şehadet getirmek,
2) Namaz kılmak,
3) Oruç tutmak,
4) Zekat vermek,
5) Hacca gitmek.

S.28- Abdestin farzları kaçtır?
C.28- Abdestin farzları dörttür:
1) Yüzü Yıkamak,
2) Elleri dırseklerle beraber Yıkamak,
3) Başın dörtte birini mesh etmek,
4) Ayaklan topukları ile beraber yıkamak.

S.29- Abdesti bozan şeyler nelerdir?
C.29- Abdesti bozan şeylerin bazıları şunlardır:
1) Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin ve su çıkması,
2) Ağız dolusu kusmak,
3) Küçük veya büyük tuvalet ihtiyacını gidermek, yellenmek,
4) Bayılmak ve sarhoş olmak,
5) Namazda gülmek-(yanındaki kişinin işiteceği kadar),
6) Yatarak veya dayanarak uyumak,
7) Tükürdüğü zaman, tükürüğünün yarısı veya daha fazlası kan olmak.

S.30- Abdestsiz neler yapılamaz?
C.30- 1) Namaz kılınamaz, 2) Tilavet secdesi yapılamaz, 3) Kâbe tavaf edilemez.

S.31- Gusül (boy abdesti) nedir?
C.31- Bütün vücudun temiz su ile Yıkanmasına “gusül” (boy abdesti) denir.

S.32- Guslün farzları kaçtır?
C.32- Guslün farzları üçtür:
1) Ağıza su vermek (Mazmaza),
2) Buruna su çekmek (istinşak),
3) Bütün vücudu yıkamak.

S.33- Gusül yapmayı gerektiren haller nelerdir?
C.33- Gusül yapmayı gerektiren haller şunlardır:
1) Cünüplük (cinsel ilişki veya şehvetle meni gelmesi ile oluşan hük¬mi kirlilik) hali,
2) Kadınların âdet hallerinin sona ermesi,
3) Doğum yapan kadınlarda loğusalık halinin bitmesi.

S.34- Gusül abdesti olmadan neler yapılamaz?
C.34- 1) Namaz kılınamaz,
2) Kur’an okunamaz,
3) Kur’an’a el sürülemez,
4) Kâbe tavaf edilemez,
5) Bir zorunluluk olmadıkça camiye girilemez.

S.35- Teyemmüm nedir?
C.35- Suyu bulabilme veya bulunduğunda kullanma imkânının olmadığı du¬rumlarda abdest veya gusül yerine, temiz toprak veya toprak cinsinden bir maddeye elleri sürüp, yüzü ve iki kolu mesh etmekten ibaret olan hükmi (ibadet amaçlı) temizliktir.

S.36- Teyemmümün farzları kaçtır?
C.36- Teyemmümün farzları ikidir:
1) Niyet etmek,
2) Elleri temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye iki defa vu¬rup, birinci vuruşta yüzü, ikinci vuruşta kolları mesh etmek.

S.37- Teyemmümü bozan şeyler nelerdir?
C.37- 1) Abdesti bozan her şey teyemmümü de bozar.
2) Su bulunduğu ve kullanma imkânı olduğu zaman teyemmüm bo¬zulur.

S.38- “Özür” nedir ve “Özürlü Kimse” kime denir?
C.38- Devamlı burun kanaması, idrarı tutamama, devamlı kusma, yaranın devamlı kanaması gibi abdesti bozan bedensel rahatsızlıklara “Özür” böyle kişilere de “Özür Sahibi” denir.

S.39- Dinimizde özürlü kimseler için tanınan kolaylıklar nelerdir?
C.39- İslam Dini, kolaylık ve rahmet dinidır. Kişiye gücünün üstünde so¬rumluluk yüklememiş; İbadetler dahil her alanda kolaylık sağlanmasını, zorluk ve sıkıntıların önlenmesini ilke edinmiştir. Bu sebeple, nor¬mal durumlarda abdesti bozan şeyler konusunda özürlü kimseler için özel hükümler getirilerek, bu kişilerin İbadet etmelerine fırsat tanınmıştır. Dinimizde özürlülere tanınan bazı kolaylıklar şunlardır:
1) Su bulunmadığı veya suyu kullanmanın sağlığa zararlı olduğu du¬rumlarda teyemmüm yapabilirler.
2) Su kullanmak bedenlerine zarar veriyorsa, yaranın veya bandajın üzerine ıslak el ile meshedebilirler.
3) Bir namaz vakti süresince özürleri devam ediyorsa, aldıkları ab¬dest ile namazlarını kılabilirler, ancak her namaz vakti için abdest¬lerini yenilerler.

S.40- “Mesh” ne demektir?
C.40- “Mesh” kelime anlamı olarak, bir şey üzerinde eli gezdirmek, 0 şeyi elle silmek demektir. Dini’ terim olarak da; abdestte elin ıslaklığı ile herhangi bir organın, mestin veya sargının üzerinde yapılan sembolik bir temizlik demektir. (Teyemmümde, sadece yüz ve kollar üzerinde toprakla mesh yapılır.)

S.41- “Mest” ne demektir?
C.41- Deri ve benzeri maddelerden ayaklara giymek amacıyla yapılan, ayakları topuklarla birlikte örten, içine su geçirmeyecek veya yere konduğunda kendi kendine dik durumda durabilecek bir ayakkabı çe¬şididir.

S.42- Mest üzerine mesh etmek ne demektir?
C.42- Abdestli olarak ayaklara mest giyildiğinde, tekrar abdest alınacağı za¬man, giyilen mest çıkarılmayarak, Islak elin en az üç parmağının bir defa mestin üzerine sürülmesidir.

S.43- Mest üzerine meshin caiz olabilmesi için hangi şartlar gereklidir?
C.43- 1) Mest, abdestli olarak giyilmelidir.
2) Mest, ayağın abdestte yıkanması gereken yerlerini tamamen kaplamalıdır.
3) Mest, dayanıklı ve sağlam bir maddeden yapılmalıdır.
4) Mestin topuktan aşağı kısmında, altında veya üstünde ayak parmaklarından
en az üçü girecek kadar bir deliği ve yırtığı bulunma¬malıdır.

S.44- Mest üzerine meshin süresi ne kadardır?
C.44- Yolcu olmayanlar için bir gün bir gece (24 saat), yolcular için üç gün üç gecedir (72 saat).

S.45- “Namaz” ne demektir?
C.45- Belirli zamanlarda, Allah’a ibadet maksadı ile Hz. Peygamber’in öğrettiği şekilde ve ibadet niyetiyle ger¬çekleştirilen özel hareket ve eylemlerdir.

S.46- Namaz ne zaman farz kılınmıştır?
C.46- Namaz, hicretten yaklaşık bir buçuk yıl evvel, Miraç olayı sırasında farz kılınmıştır.

S.47- Namaz kimlere farzdır?
C.47- 1) Müslüman olanlara,
2) Ergenlik çağına gelmiş olanlara,
3) Akıllı olanlara farzdır.

S.48- Namazın çeşitleri nelerdir?
C.48- Namazlar başlıca üç çeşittir:
1) Farz Namazlar (Beş .vakit namaz He cuma namazı gibi.),
2) Vacib Namazlar (Vitir ve bayram namazları gibi.),
3) Nafile Namazlar (Farz ve vacib namazların dışında kalan namazlar.)

S.49- Namaz kılınması caiz olmayan vakitler hangileridir?
C.49- 1) Güneş doğarken,
2) Güneş tam tepede iken,
3) Güneş batarken, hiç bir namaz kılınmaz. Ancak, başlanmış ikindi namazı sırasında güneş batarsa, namaz tamamlanabilir.

S. 50- Beş vakit namazı ve rekat sayılarını söyleyiniz.
C. 50- Beş vakit namaz, vitir namazı dahil toplam 40 rekattır.
1) Sabah Namazı : Dört rekattır. (2 rekat sünnet, 2 rekat farz.)
2) Öğle Namazı : On rekattır. (4 rekat ilk sünnet, 4 rekat farz, 2 rekat son sünnet.)
3) İkindi Namazı: Sekiz rekattır. (4 rekat sünnet, 4 rekat farz.)
4) Akşam Namazı : Beş rekattır. (3 rekat farz, 2 rekat sünnet.)
5) Yatsı Namazı : On rekattır. (4 rekat ilk sünnet, 4 rekat farz, 2 rekat son sünnet.)
6) Vitir Namazı : Üç rekattır. (Yatsı namazından sonra kılınır.)

S.51- Namazın farzları kaçtır?
C.51- Namazın farzları 12′dir. Altısı Namazın dışında, altısı da içindedir. Dışındakilere “şart”, içindekilere de “rükün” denir.

S.52- Namazın şartları nelerdir?
C.52- Namazın şartları şunlardır:
1) Hadesten Taharet (Gusül gerekenin gusletmesi, abdesti olmayanın abdest alması.),
2) Necasetten Taharet (Bedende, elbisede ve namaz kılınacak yer¬de dinimizce pis kabul edilen bir pislik varsa temizlenmesi.),
3) Setr-i Avret (Örtülmesi gereken yerlerin örtülmesi. Avret yerleri; erkeklerde göbek ile dizkapağı arası, kadınlarda ise, yüz, el ve ayaklar dışındaki bütün bedendir.),
4) istikbal.i Kıble (Namazda Kıbleye dönülmesi),
5) Vakit (Namazların vakti içinde kılınması.),
6) Niyyet (Namaza niyyet edilmesi).

S.53- İbadetle temizliğin ilişkisi nedir?
C.53- Dinimizde temizlik genel olarak öngörülmüş ve ayrıca bazı ibadetler için temizlik ön şart sayılmıştır.

S.54- “Hades” ne demektir ve kaça ayrılır?
C.54- Abdestsizlik veya cünüplük sebebiyle, insanda meydana geldiği varsayılan manevi kirliliğe “Hades” denir. Büyük Hades ve Küçük Hades diye ikiye ayrılır.

S.55- Büyük Hades nedir?
C.55- Gusülle giderilebilecek cünüplük, hayız ve nifas gibi hallerdir.

S.56- Küçük Hades nedir?
C.56- Abdestsiz bulunma halidir.

S.57. Necaset neye denir?
C.57- Maddi pislik veya kirliliğe ”Necaset”, bu kirliliği yapan maddelere ise “necis” denir.

S.58- Taharet ne demektir ve kaç kısma ayrılır?
C.58- Taharet kelime olarak temizlik demektir. İslam bilginleri temizliği;
a) Maddi temizlik,
b) Hükmi temizlik,
c) Manevi temizlik, olmak üzere üç kısma ayırmışlardır.

S.59- Maddi temizlik nedir?
C.59- Elbise, beden ve ibadet yerinin maddi pisliklerden ve kirliliklerden te¬mizlenmesine maddi temizlik denir.

S.60- Hükmi temizlik nedir?
C.60- “Hades” denilen manevi kirlilik halinin giderilmesi için yapılan temizliğe hükmi temizlik denir.

S.61- Manevi temizlik nedir?
C.61- Kişinin kendisini gıybet, yalan, haram yemek, emanete ihanet etmek gibi günahlardan; kalbini kıskançlık, büyüklenme, gösteriş, hırs ve benzeri kötü huy ve hastalıklardan, benlik ve bilincini Allah’ın gayrısından (masıva) temizlemesi demektir.

S.62- Kıble nedir ve neresidir?
C.62- Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri yöne “Kıble” denir. Kıblemiz; Mekke Şehri’nde bulunan Mescid-i Haram’ın içindeki Kabe’dır.

S.63- Kabe kim tarafından yapılmıştır?
C.63- Kabe Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştır.

S.64- Namazın rükünleri nelerdir?
C.64- Namazın rükünleri şunlardır:
1) iftitah Tekbiri (Namaza başlarken tekbir almak.),
2) Kıyam (Namazda ayakta durmak.),
3) Kıraat (Namazda Kur’an okumak.),
4) Rüku (Namazda eğilmek.),
5) Sücud (Namazda secdeye gitmek.),
6) Ka’de-i Ahire (Namazın sonunda “Ettehiyyatü” okuyacak kadar oturmak.).

S.65- “Tekbir” ne demektir?
C.65- “Allah en büyüktür.” anlamındaki “Allahu Ekber” sözünü söylemeğe “tekbir” denir.

S.66- Namazın vaciplerinden bazılarını söyleyiniz.
C.66- Namazın vaciplerinden bazıları şunlardır:
1) Farz namazların ilk iki, vitir ve nafile namazların her rekatında Fatiha Suresi’ni okumak,
2) Fatiha’yı zamm-ı sureden önce okumak,
3) Secdede alınla burnu birlikte yere koymak,
4) İki secdeyi arka arkaya yapmak,
5) Tadil-i erkana uymak,
6) Üç ve dört rekatlı namazların ikinci rekatından sonra oturmak,
7) İlk ve son oturuşlarda Et-tehiyyatü’yü okumak,
8) İmama uyan kimsenin sükut etmesi, (sessiz olması),
9) Vitir namazlarında Kunut dualarını okumak,
10) Namazın sonunda selam vermek,
11) Gerektiğinde sehiv secdesi yapmak.

S.67- ”Tadil-i Erkan” ne demektir?
C.67- Tadil-i Erkan; Namazın rükunlarını yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir. Özellikle; rükuda, rükudan doğrulunca secdede ve iki secde arasındaki oturuşta söz konusu olur.

S.68- Namazın sünnetlerinden bazılarını söyleyebilir misiniz?
C.68- Namazın bazı sünnetleri şunlardır:
1) İftitah tekbiri alırken ellerin yukarı kaldırılması, içlerinin Kıbleye yönelik tutulması,
2) İftitah tekbirinin hemen ardından el bağlamak,
3) Sübhaneke okumak,
4) İlk rekatta Sübhanekeden sonra Euzü Besmeleyi oku¬mak,
5) Her rekatm başında Fatiha’dan önce Besmele okumak,
6) Sübhaneke ve Euzü Besmele’yi gizli okumak,
7) Fatiha’nın sonunda “amin” demek,
8) Rükuya varırken tekbir almak,
9) Rükuda üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-azim” demek,
10) Rükudan doğrulurken “Semiallahu limen hamideh” ve arkasından “Rabbenii lekel hamd” demek,
11) Secdeye varırken önce dizlerini, sonra ellerini, daha sonra yüzünü yere koymak ve secdeden kalkarken, secdeye varış sırasının tersi¬ni yapmak,
12) İftitah tekbiri dışındaki diğer tekbirleri okumak,
13) Secdede üç defa “Sübhane Rabbiye’l-a’la” demek,
14) Et-Tahiyyatü duasını gizli okumak,
15) Et-Tahiyyatü duasından sonra Salli, Barik ve Rabbena dualarını okumak.

S.69- Namazın mekruhlarından bazılarını söyleyebilir misiniz?
C.69- Namazda mekruh sayılan bazı şeyler şunlardır:
1) Bir zararın giderilmesi amacı olmaksızın, namaz dışı bir davranış¬ta bulunmak. (parmak çıtlatmak, giysinin kolunu kıvırmak…gibi.),
2) Namaza i1işkin eylemleri, Namazın sünnet ve adabına uy¬maksızın yerine getirmek. (Özrü olmaksızın duvar, direk, baston vs. gibi bir şeye yaslanmak gibi.),
3) Özürsüz namazın sünnetlerini terketmek,
4) Namazda esnemek, gerinmek,
5) Namaza konsantre olma amacı dışında, gözleri yummak, gözleri sağa sola, aşağı yukarı çevirmek,
6) Sıkışık abdestle namaz kılmak,
7) Namazın geçerliliğine engel olmayacak miktarda elbise, vücut ve namaz yerinde necaset bulunduğu halde namaz kılmak,
8) Temiz olmayan şeylere karşı, kişinin kendini ibadete vermesini en¬gelleyecek ve zihnini meşgul edecek yerlerde namaz kılmak,
9) Sahibinin izni olmadan başkasına ait bir yerde ve başkasına ait bir elbise içinde namaz kılmak,
10) Başka ezberi olduğu halde Fatiha’dan sonra sürekli belli bir sureyi okumak,
11) Fatiha’dan sonra okunacak surelerde Kur’an’daki sıraya uymamak.

S.70- Namazı bozan şeyler nelerdir?
C.70- 1) Namazda konuşmak,
2) Namazda bir şey yemek veya içmek,
3) Namazda kendi işiteceği kadar gülmek,
4) Göğsü Kıbleden çevirmek,
5) Selam vermek veya almak,
6) Namaz kılarken güneşin doğması,
7) Manayı bozacak şekilde Kur’an ayetlerini yanlış okumak,
8) Namazda örtülmesi gereken yerlerin açılması,
9) Namazda iken abdestin bozulması,
10) Namazda bayılmak.

S.71- Ezan ve Müezzin neye denir?
C.71- Ezan sözlükte “duyurmak, bildirmek” anlamına gelir. Dini terim ola¬rak anlamı ise, farz namazların vaktinin geldiğini duyurmak için belli vakitlerde okunan ve Hz. Peygamber tarafından öğretilen belli ifade¬lerdir. Ezan okuyan kişiye de “Müezzin” denir.

S.72- Ezan ilk defa ne zaman okunmaya bqlamıştır?
C.72- Müslümanlığın ilk yıllarında bugün bildiğimiz şekilde ezan okunmu¬yor, çeşitli yollarla namaz vakitleri duyuruluyordu. Hicretin ilk yıllarında Medine’de Mescid-i Nebi’nin yapımı tamamlanıp, Müslümanlar düzenli bir şekilde cemaatle namaz kılmaya başlayınca, Peygamberimiz namaz vakitlerinin girdiğini ve topluca namaz kılınacağını duyurmak için ne yapılabileceğini arkadaşlarıyla görüş¬müş ve sonunda bugün bildiğimiz şekliyle ezanın okunması kararlaştırılmıştır.

S.73- İlk ezam kim okumuştur?
C.73- Ezan ilk defa Hz. Bilal-i Habeşi tarafından sabah Namazında, Necca¬roğulları’ndan bir kadına ait yüksekçe bir evin damından okunmuş ve artık Müslümanlığın önemli bir sembolü haline gelmiştir.

S.74. Ezanın sözlerini ve Türkçe anlamlarını söyleyiniz.
C.74- Ezanın sözleri ve Türkçe anlamları şöyledır:
ALLAHU EKBER (4 ) Allah en büyüktür.
EŞHEDÜ ELLA iLAHE iLLELLAH (2 Şahitlik ederim ki,Allah’tan başka ilah yoktur.
EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDE’R-RASULÜLLAH (2) Şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir.
HAYYE ALE’S-SALAH (2) Haydin namaza.
HAYYE ALE’L-FELAH (2) Haydin Felaha. (Kurtuluşa)
ALLAHU EKBER (2) Allah en büyüktür.
LA İLAHE iLLELLAH (1) Allah’tan başka ilah yoktur.

Sabah Namazında “HAYYE ALE’L-FELAH” denildikten sonra,
iki defa “ESSALA TÜ HAYRÜN MiNENNEVM” “namaz uykudan hayırlıdır” cümlesi eklenir.

S.75- Camilerde ezan okunan ince ve yüksek kuleye ne denir?
C.75- “Minare” denir.

S.76- Minarede müezzinin ezan okuduğu çıkıntılı özel bölümün adı nedir?
C.76- “Şerefe” dır.

S.77- Minarelerin ucuna takılan hilale ne denir?
C.77- “Alem” denir.

S.78- Ramazan aylarında ve kutsal gecelerde iki minare arasına asılan ışıklı yazıya ne denir?
C.78- “Mahya” denir.

S.79- Kamet ne demektir ve nasıl yapılır?
C.79- Erkeklerin yalnız başlarına yahut cemaatle namaz kılacakları zaman, farzlardan önce ezanın sözlerini okumalarına ”kamet” denir. Tanımından da anlaşılacağı gibi kamette ezanın sözleri aynen okunur. Sa¬dece “HA YYE ALE’L-FELAH” tan sonra iki kere (Namaz başladı) anlamındaki “KAD KAMETi’S-SALAH” denilir.

S.80- Cuma Namazı ne zaman kılınır?
C. 80- Cuma Namazı; cuma günü Öğle namazı vaktinde kılınır.

S.81- Cuma Namazı kimlere farzdır?
C.81- Cuma Namazı şu şartları taşıyan kişilere farzdır:
1) Erkeklere,
2) Hür olanlara,
3) Sağlıklı olanlara,
4) Mukim olanlara (Yolcu olmayanlara),
5) Görme ve yürüme engelli olmayanlara.

S.82- Teravih Namazı nedir?
C.82- Teravih Namazı, Ramazan ayında Yatsı namazından sonra ve vitir namazından önce 20 rekat olarak kılınan bir namazdır.

S.83- Teravih Namazının hükmü nedir?
C.83- Sünnettir.

S.84- Bayram Namazı nedir?
C.84- Bayram Namazı, Bayram günü, güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra kılınan iki rekatlı vacip bir namazdır.

S.85- Yolcu Namazı nedir?
C.85- Yolcu Namazı; 90 km. uzaklıkta bir yere 15 günden az kalmak niye¬tiyle giden kimselerin kıldığı namazdır. Yolculuk halinde dört rekatlı farzlar ikişer rekat olarak kılınır. Vakit müsait ise sünnetler kısaltıl¬maksızın kılınabilir.

S.86- Kaza Namazı nedir? .
C.86- Kaza Namazı; vaktinde kılınmayan namazların sonradan kılınmasıdır.

S.87- Cenaze Namazı nedir?
C.87- Cenaze Namazı, ölen Müslümanlar için dua niyetiyle, rükusuz ve sec¬desiz kılınan (farz-ı kifaye) bir namazdır.

S.88- Sehiv Secdesi nedir?
C.88- Sehiv Secdesi, yanılma, unutma ve dalgınlık gibi nedenlerle namazın vaciplerinden birinin terk edilmesi veya ertelenmesi, farzların ise sa¬dece ertelenmesi durumunda namazların sonunda yapılan secdelere denir.

S.89- Sehiv Secdesi nasıl yapılır?
C.89- Son oturuşta “Tahiyyat” duası okunup iki yana ya da sağa selam verildikten sonra, iki secde daha yapılır ve oturulur. Bu oturuşta Tahiyyat duası ile beraber Salli, Barik ve Rabbena duaları okunarak, her zamanki gibi önce sağa, sonra sola selam verilir.

S.90- Camide topluca namaz kılanlara ne denir?
C.90- “Cemaat” denir.

S.91- Cemaatle namaz kılmanın dini hükmü nedir?
C. 91- İslam Dini, birlik ve beraberliğe çok büyük önem vermiştir. Bu neden¬le, imkanlar dahilinde 5 vakit namazın cemaatle kılınmasını, Peygam¬berimiz (a.s.) önemle öğütlemiş ve cemaatle kılınan Namazın, yalnız kılınan namazdan 27 derece daha sevap olduğunu bildirmiştir. Cuma ve bayram namazlarının cemaatle kılınması zorunludur. Diğer farz namazların cemaatle kılınması ise, müekked (kuvvetli) sünnettir.

S.92- Cemaate gitmemeyi caiz kılan özürler nelerdir?
C.92- 1) Hastalık,
2) Can güvenliğinin olmaması,
3) Olumsuz hava şartları,
4) Bedensel özürler (Gözlerin görmemesi, kötürümlük, düşkün ihti¬yarlık gibi).

S.93- Camilerimize girerken nelere dikkat etmeliyiz?
C.93- Camilerimize girerken;
1) Abdestli olmaya,
2) Soğan, sarımsak gibi şeyleri yiyerek kötü kokulu olmamaya,
3) Temiz ayak ve temiz çoraplı olmaya,
4) Yüksek sesle konuşmamaya,
5) Sağ ayakla girmeye dikkat etmeliyiz.

S.94- “Saf’ ne demektir?
C.94- Camide cemaatle namaz kılarken yanyana dizilerek meydana getirilen sıraya “saf’ denir.

S.95- Camide Müslümanlara namaz kıldıran kişiye ne denir?
C.95- “imam” denir.

S. 96- Camide Müslümanlara öğütlerde bulunan ve konuşma yapan kişi¬lere ne denir?
C. 96- “Vaiz” denir.

S.97- Vaizin yaptığı öğüt ve konuşmalara ne denir?
C.97- “Vaaz” denir.

S.98- Vaizin cemaate vaaz vermek için çıktığı yüksek yere ne denir?
C.98- “Kürsü” denir.

S.99- Cuma ve bayram namazlarında imam tarafından minberde oku¬nan dua ve
verilen öğütlere ne denir?
C.99- “Hutbe” denir.

S.100- Camilerde İmamın çıkıp hutbe okuduğu merdivenli ve yüksek yere ne denir?
C.100- “Minber” denir.

S.101- Camilerde Kabe yönünü gösteren, imama ayrılmış girintili yere ne denir?
C.101- “Mihrab” denir.

S. 102- Caminin yuvarlak olan çatı kısmına ne denir?
C.102- “Kubbe” denir.

S.103- Cami bahçelerinde abdest almak için yapılmış özel yerlere ne denir?
C.103- “Şadırvan” denir.

S.104- Üzerinde namaz kılınan özel örtüye ne denir?
C.104- “Seccade” denir.

S.105- Teşrik Tekbirleri nedir ve ne zaman okunur?
C.105- Kurban Bayramı’ndan bir gün önce arefe günü sabah Namazından başlayarak, bayramm 4. günü akşam Namazına kadar (ikindi namazı dahil) farz namazlardan sonra bir defa okunan tekbirlere ”teşrik tek¬birleri” denir.
Teşrik tekbirleri şöyledır: ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER, LA iLAHE iLLELLAHU VALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER VE LiLLAHiL HAMD.

S.106- Her namazdan sonra yapılabilecek en karlı şey nedir?
C.106- Dua edilir.

S.107- Dua nedir?
C.107- Allah’a yalvarmaktır.

S.108- Duaların sonunda ne denir?
C.108- “Amin” (Allah’ım, kabul et!) denir.

S.109- Beddua neye denir?
C.109- Bir kimsenin kötülüğe uğraması için yapılan duaya denir.

S110- Oruç ne demektir?
C110- İmsak vaktinden iftar vaktine kadar, Allah rızası için ve biIinçli ola¬rak, yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden uzak durmak şeklinde yerine getirilen İbadete “oruç” denir.

S111- İmsak ve İftar vakti İle sahur nedir?
C111- Yeme, içme ve cinsel ilişki gibi oruç yasaklarının başlangıç vaktine “imsak” denilir.
“İftar vakti” ise, oruç yasaklarının sona erdiği zaman anlamında olup, güneşin batma vaktidir.
İmsak vakti öncesi gecenin bir bölümünde kalkılıp bir şeyler yiyip, içmeye de “sahur” denilir.

S112- Oruç İbadeti kimlere farzdır?
C112- 1) Müslüman, 2) Akıllı, 3) Ergenlik çağına gelmiş olan kişilere oruç tutmak farzdır.

S113- Oruç tutmanın faydaları nelerdir?
C113- 1) insanın ahlakını güzelleştirir.
2) insanın merhamet ve yardım etme duygularını geliştirir.
3) insana Allah’ın verdiği nimetlerin kıymetini ve şükrünü öğretir.
4) insanı sağlıklı yapar.
5) insana sabırlı olmayı öğretir.
6) insana duygularına ve iradesine hakim olmayı öğretir.
7) Sabırlı, disiplinli ve düzenli olmayı sağlar.
S114- Orucun çeşitleri nelerdir?
C114- Oruç İbadeti üç kısma ayrılır:
1) Farz olan oruçlar (Ramazan Ayı’nda tutulan oruç, kazaya kalan oruçlar ve keffaret orucu.),
2) Vacip oruçlar (Adak orucu ve başlanılmış nafile orucun bozul¬ması durumunda bunun kaza edilmesi.),
3) Nafile oruçlar (Farz ve vacip oruçlar dışında tutulan bütün oruç¬lar, nafile gurubuna girer).

S115- Adak ve adak orucu neye denir?
C115- Adak (nezir), kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, bir İbadeti yap¬mayı kendisi için yükümlülük haline getirmesine denir. (“çocuğum hastalıktan kurtulursa, üç gün oruç tutacağım.” diyerek, bu orucu tutmak için Allah’a söz vermek gibi.)
Kişi, böyle bir söz vermişse, tutacağı bu oruca “Adak Orucu” de¬nir ve tutması üzerine vacip olur.

S116- Kimler oruç tutmayabilir?
C116- Bazı özürleri olan kişiler, isterlerse Ramazanda oruç tutmayabilirler. Ancak bu özürler ortadan kalkınca, tutamadıkları oruçlarını sonra¬dan gün sayısınca kaza ederler. Bu özür sahipleri şunlardır:
1) Dinen yolcu sayılanlar,
2) Oruç tutamayacak derecede hasta olanlar,
3) Gebe veya emzikli olan kadınlar,
4) Oruç tutmaya gücü yetmeyen çok yaşlı kimseler,
5) Açlık veya susuzluktan dolayı öleceğinden, beden ve ruh sağlığı¬nın bozulacağından endişe edenler.

S117- Fidye ne demektir ve kimler fidye vermek zorundadır?
C117- Çok düşkün yaşlı kimseler ile, artık iyileşme ümidi olmayan, devamlı hastalıklı bulunan kişiler, Ramazan Ayı’nda oruç tutmak zorunda değildirler. Bu durumda olan kişiler; ekonomik durumları yerinde ise, tutamadıkları her oruç için bir fitre miktarı kadar fakirlere sada¬ka verirler. İşte bu sadakaya “Fidye” denilir.

S118- Orucun keffareti nedir?
C118- Orucun keffareti; mazeretsiz ve kasten bozulan bir günlük orucun yerine, iki ay aralıksız oruç tutmaktır.

S119- Kaza orucu nedir?
C119- İstemeyerek bozulan bir orucun yerine, Ramazan Ayı’ndan sonra gün sayısınca tutulan oruca “kaza orucu” denir.

S120- Orucu bozup, kazayı gerektiren durumlar nelerdir?
C120- şu durumlar, tutulan orucun kazasını gerektirir:
1) Ağıza giren yağmur ve kar tanelerini istemeyerek yutmak,
2) Kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak,
3) Burun, kulak ve boğaza bir şeyler anlatmak,
4) Unutarak yiyip içtikten sonra, “oruç bozuldu” zannıyla, yemeye içmeye devam etmek,
5) Güneş battı sanarak orucu bozmak veya sabah olduğu halde, şüp¬heye düşerek sahur yemegi yemek.

S121- Orucu bozup, keffareti gerektiren haller nelerdir?
C121- Orucu bozup, keffareti (iki ay tutmayı) gerektiren başlıca durumlar şunlardır:
1) Az da olsa bir şeyi bilerek yiyip içmek,
2) Sigara içmek, enfiye çekmek,
3) Cinsel ilişkide bulunmak.

S122- Orucu bozmayan şeyler nelerdir?
C122- 1) Unutarak yemek ve içmek,
2) Ağıza gelen balgamı yutmak,
3) istemeyerek kusmak,
4) Ağıza alınan ilacın tadı boğaza varmak,
5) Kulağa su kaçmak,
6) Kan aldırmak,
7) Boğaza toz vs. kaçmak,
8) Dişler arasında sahurdan kalan, nohut tanesinden küçük bir şeyi yutmak.

S123- Oruçluya mekruh olan şeyler nelerdir?
C123- 1) Gereksiz bir şey çiğnemek,
2) Tükrüğü ağızda biriktirip yutmak,
3) Abdest alırken ağıza ve buruna suyu fazla çekmek.

S124- Zekat ne demektir?
C124- Zekat; sözlükte, “artma, çoğalma, temizlik, arıtma ve bereket” anlamlarına gelir.
Dini terim olarak da, Allah rızası işin bir malın be¬lirli bir kısmının, üzerinden bir yıl geçtikten sonra, Kur’an’da belir¬tilen kişilere tamamen verilmesidir.

S125-Kimler zekat vermekle yükümlüdürler?
C125- Şu şartları taşıyanlar, dinen zekat vermekle yükümlüdürler:
1) Müslüman olanlar, 4) Hür olanlar,
2) Akıllı olanlar, 5) Dinen zengin sayılanlar.
3) Ergenlik çağına erenler,
S126-Dinen kimler zengin sayılır?
C126- Zorunlu ihtiyaçlarından ve borçlarından başka “nisap” miktarı mal veya paraya sahip olanlar dinen zengin sayılırlar.

S127- Nisap ne demektir ve miktarı ne kadardır?
C127- Zekatın farz olabilmesi için, belirlenen en az mal varlığı ölçüsüne “nisap” denir.
Miktarı; 80.18 gr. altın veya bu değerde olan artıcı ve üreyici mallardır .

S128- Bir maldan zekat verilebilmesi için ne gibi şartlar gereklidir?
C128- Bir maldan zekat verilebilmesi için;
1) Nisap miktarına ulaşması,
2) Üzerinden tam bir kameri yıl (ay yılı) geçmesi,
3) Gerçekten veya değer bakımından artıcı olması gerekir.

S129- Hangi mallardan zekat verilir?
C129- 1) Altın ve gümüşten,
2) Ticaret mallarından,
3) Toprak ürünlerinden,
4) Madenlerden,
‘i) Deve, koyun, keçi, sığır, manda gibi hayvanlardan.
6) Bina ve nakil vasıtaları gibi gelir getiren mallardan,
7) Nakit paralardan zekat verilir.

S130- Zekat kimlere verilir?
C130- 1) Fakirlere, 5) Allah yolunda olanlara,
2) Yoksullara, 6) Gönlü İslam’ a ısındırılmak istenenlere,
3) Borçlu olanlara, 7) Zekat toplayan memurlara.
4) Yolda kalmışlara,

S131- Zekat kimlere verilemez?
C131- 1) Ana, baba, büyük anne, büyük babaya,
2) Oğluna, oğlunun çocuklarına, kızına ve kızının çocuklarına,
3) Zenginlere,
4) Müslüman olmayanlara.

S132- Fıtır Sadakası nedir?
C132- Türkçe’de “Fitre” denilen “Fıtır Sadakası”; Ramazan Bayramı’na kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı mala sahip olan Müslümanların verdiği bir sadakadır.

S133- Fıtır Sadakası ne zaman verilir?
C133- Ramazan ayı’nda, Ramazan Bayramı’nın 1. günü tan yerinin ağarmasına kadar verilebilir.

S134- Kimler Fıtır Sadakası vermekle yükümlüdürler?
C134- Şu özelliklere ve şartlara sahip olan kişiler Fıtır sadakası verirler:
a) Müslüman olan,
b) Zekatta olduğu gibi nisap miktarı kadar mal varlığı olan,
c) Akıl sahibi ve bülüğ çağına ermiş olan herkes, (Bu malın zekatta olduğu gibi artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir.) Fıtır sadakası vermekle yükümlüdür.

S135- Fıtır Sadakası’nın miktarı ne kadardır?
C135- Fıtır Sadakası’nın miktarı, bir şahsın iki öğün normal yiyeceğini sağlayacak miktar göz önünde bulundurularak, her yıl yetkili dini ku¬rum ve kuruluşlarca belirlenmektedir. Demek ki, Fıtır sadakasının miktarı, bir kişinin normal iki öğün yiye¬ceğini sağlayabilecek kadar bir yardımdır.

S136- Fıtır Sadakası kimlere verilebilir?
C136- Zekat verilebilen kişilere, Fıtır Sadakası da verilebilir.

S137- Zekat ve Fıtır Sadakası dışında yoksullara verilen hediye veya yapılan yardıma ne denir?
C137- “Sadaka” denir.

S138- Zekat ve sadaka vermek, insanları hangi manevi hastalıktan kurtarır?
C138- Cimrilikten ve bencillikten.

S139- Maddi durumu iyi olanlar, niçin fakir ve yoksullara zekat ve sa¬daka vermekle yükümlüdürler
C139- Allah’ın kendilerine verdiği zenginliğin şükrünü yerine getirmek için.

S140- Şükür nedir?
C140- Bizlere verdiği sonsuz nimet ve rızıklara karşı Yüce Allah’a teşek¬kür etmeye “şükür” denir.

S141- Şükür nasıl yapılır?
C141- a) Bir sıkıntı veya beladan kurtulduğumuzda yahut bir iyıliğe ve ni¬mete ulaştığımızda,
“Elhamdulillah” (Hamd, övgü Allah’a öz¬güdür), “Allah’a çok şükür” diyerek,
b) İhtiyaç sahibi insanlara ve kurumlara gerektiğinde imkanlar ora¬nında yardım ederek, sahip
olduğumuz nimetin cinsinden başka¬larını da yararlandırarak Allah’a karşı şükür borcumuzu
yerine getirmiş oluruz.

S142- Hac ne demektir?
C142- Mekke şehrindeki Kabeyi etrafındaki kutsal sayılan yerleri hac zamanında usulüne uygun olarak ziyaret etmeye ve yapılması gereken diğer dini gerekleri yerine getirmeye “Hac” denir.

S143- Hac kimlere farzdır?
C143- Aşağıdaki şartları taşıyan kişilerin, ömürlerinde bir defa hacca git¬meleri üzerlerine farz kılınmıştır:
1) Müslüman olanlar,
2) Akılh olanlar,
3) Ergenlik çağına erenler,
4) Hür olanlar,
5) Hacca gidip gelinceye kadar kendisinin ve ailesinin geçinebilece¬ği maddi güce sahip olanlar,
6) Hacca gidip gelinceye kadar vasıta ve yol masraflarını karşılaya¬cak maddi imkana
sahip olanlar,
7) Hac günlerine erişmiş olanlar.

S144- Haccın farzları (rükünleri) kaçtır?
C144- Haccın farzları üçtür:
1) ihrama girmek, (niyet ve telbiye), 2) Arafat’ta vakfeye durmak, 3) Ziyaret tavafı yapmak.

S145- Umre neye denir?
C145- Belirli bir zamana bağlı olmadan usulüne göre ihrama girdikten son¬ra, Kabe ‘yi tavaf etmek, sa’y yapmak ve tıraş olmaktan ibaret olan İbadete “umre” denir.

S146- Kabe’nin bir köşesinde bulunan, yeniden yapımı sırasında Pey¬gamberimiz tarafından yerine yerleştirilen ve hacda başlangıç noktası olarak kullannılan taşın adı nedir?
C146- Hacerü’l-Esved (Siyah Taş)’dır.

S147- Haccın vacipleri nelerdir?
C147- Haccın vaciplerinden bazıları şunlardır:
1) Safa ile Merve arasında sa’y yapmak,
2) Müzdelife’de vakfe yapmak,
3) Şeytan taşlamak, Mina’daki cemerata (taş kümelerine) küçük taşlar atmak,
4) ihramdan çıkmak için saçları tıraş etmek veya kısaltmak,
5) Temettu ve Kıran haccı yapanların hedy kurbanı kesmeleri.

S148- Kabe’nin altından çıkan ve hacıların, kendilerini ziyarete gelen¬lere ikram etmek için getirdikleri saf, temiz ve kutsal suya ne de¬nir?
C148- “Zemzem Suyu” denir.

S149- Kurban Bayramı’ndan bir gün önce hacıların kaldıkları ve haccın rükünlerinden olan vakfeyi (duruşu) yaptıkları kutsal yerin adı nedir?
C149- Arafat.

S150- “Tavaf’ neye denir?
C150- Hacerü’l-Esved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp, Kabe’nin etrafında yedi defa dönmeye ”tavaf’ denir.

S151- “Sa’y” neye denir?
¬C151¬- Kabe’nin karşısında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında 7 defa gidip gelmeye “sa’y” denir.

S152- “Müzdelife” neresidir?
C152 – Arafat ile Mina arasında bulunan, hacıların arefe gününü bayram gü¬nüne bağlayan geceyi geçirdikleri kutsal yerdir.

S153- “Mina” neresidir?
C153- Müzdelife ile Mekke arasında bulunan, hacıların şeytan taşladıkları ve bayramın ilk günü bir müddet kaldıkları yerdır.

S154- “Kurban” neye denir?
¬C154¬- Kurban; Allah rızası için Kurban Bayramı günlerinde, Kurban ola¬bilecek bir hayvanı kurban niyeti ile kesmektir. Kurban kesmenin hükmüne bazı müctehitler vacip, bazıları da sünnet demişlerdir.

S155- Hangi hayvanlardan kurban kesilebilir?
C155- Sadece şu hayvanlardan kurban kesilebilir, bunların dışındaki hayvanlardan kesinlikle kurban olmaz.
1) Koyun, 2) Keçi, 3) Sığır, 4) Manda, 5) Deve.

S155- Kimler kurban kesmekle yükümlüdür?
C155- Şu şartları taşıyan kişiler kurban kesmekle yükümlüdürler:
1) Müslüman olanlar,
2) Akıllı olanlar,
3) Ergenlik çağına erenler,
4) Hür olanlar,
5) Misafir olmayıp mukim olanlar (Hanefilere göre),
6) Nisab miktarı mal veya paraya sahip olanlar.

S157- Dinimizde mübarek sayılan günler hangileridir?
C157- 1) Ramazan Bayramı,
2) Kurban Bayramı,
3) Cuma günü,
4) Arefe Günü.

S158- Mübarek kabul edilen gecelerimiz hangileridir?
C158- Eskiden en yaygın aydınlatma aracı olarak kandil kullanılırdı. Kan¬dil insanların evini aydmlatırdı. Kutsal geceler de insanların gönül¬lerini ve ruhlarını aydmlattığı için, bizim kültürümüzde bunlara “Kandil Geceleri” adı verilmiştir. Bu kandiller 5 tanedir:
1) Mevlid Kandili: Peygamberimizin doğum gecesidir.
2) Regaib Kandili: Recep Ayı’nın ilk cuma gecesine rastlayan bu kandil; Peygambe¬rimizin manevi ikramlara eriştigi ve üç aylar denilen (Recep, şa¬ban, Ramazan) kutsal zaman diliminin de başlangıcını müjdele¬yen bir gecedir.
3) Mi’rac Kandili: Recep Ayı’nın 27. gecesinde kutlanan bu kandil; Peygamberimi¬zin Mi’rac’a
çıktığı, Yüce Allah ile görüştüğü ve 5 vakit Namazın farz kılındığı bir gecedir.
4) Berat Kandili: Şaban Ayı’nın 15. gecesi kutlanır.
5) Kadır Gecesi: Kur’an-ı Kerim’de bin aydan daha Hayırlı olduğu bildirilen bu gece; Ramazan Ayı’nın 27. gecesi kutlanır. Kur’an-ı Kerim; ayet ayet, sure sure bu geceden itibaren Peygamberimize gönderilmeğe başlanmıştır.
6) Cuma Geceleri: Perşembeyi cu maya bağlayan geceler de, dinimizde kutsal sayılmıştır.

S. 159- Peygamberimize övgö için yazılan, daha çok kutsal gecelerde okunan ve asıl adı “Vesiletü’n-Necat” (Kurtuluş Vesilesi) olan “Mevlid-i şerif’in yazarı kimdir?
C. 159- Süleyman Çelebi’dır ( ö. – 1422).

S. 160- Çoğunlukla dini gün ve gecelerde özel program¬larda ezgi ile okunup söylenen dini içerikli şiirlere ne denir?
C. 160- “İlahi” denir.

S. 161- Bayramlarda, kandillerde ve özel günlerde kutlama amacıyla yazılan kısa yazılara ne denir?
C. 161- “Tebrik” denir.

C-SİYER  BÖLÜMÜ  TEMEL DİNİ  BİLGİLER

S1- Siyer neye denir?
C1- Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’in hayatını konu alan kitaplara “Siyer” denir.

S. 2- Peygamberimiz nerede ve ne zaman doğmuştur?
C. 2- Peygamberimiz, Mekke’de, 20 Nisan 571 yılında dünyaya gelmiştir.

S3- Peygamberimizin babası, annesi, süt annesi ve dedesinin adları nelerdir?
C3- Peygamberimizin babası Abdullah, annesi Amine, süt annesi Halime ve dedesi Abdülmuttalip’tir.

S4- Hz. Peygamber hangi soydandır ve soyu kime dayamr?
C4- Peygamberimiz (a.s.), Kureyş kabilesinin Haşimoğulları soyundandır ve Hz. İbrahim (a.s.)’a dayanır.

S5- Peygamberimizin babası, annesi ve dedesi ne zaman vefat etmiş¬lerdir?
C5- Peygamberimizin doğumundan iki ay önce babası, 6 yaşında iken an¬nesi, 8 yaşında iken de dedesi vefat etmiştir.

S6- Dedesinin vefatından sonra, Peygamberimizin koruyuculuğunu kim üstlenmiştir?
C6- Amcası Ebu Talip üstlenmiştir.

S7- Peygamberimizin meşhur isimleri hangileridir?
C7- Peygamberimizin meşhur isimleri şunlardır:
1) Ahmed,
2) Mahmud,
3) Mustafa,
4) Muhammed,
5) EI-Emin.

S8- Peygamberimize “El-Emin” ismi neden verilmiştir?
C8- Peygamberliğinden önce de, sonra da hayatında hiç yalan söylemediği için, O’na “doğru sözlü güvenilir” anlamına gelen “EI-Emin” ismi verilmiştir.

S.9- Peygamberimizin İlk evliliği kaç yaşında iken ve kiminle olmuştur?
C.9- Peygamberimizin ilk evliliği 25 yaşında iken, Hz. Hatice validemizle olmuştur .

S.10- “Cahiliye çağı” ne demektir?
C.10- Peygamberimize vahiy gelmeden önceki çağa “Cahiliye çağı” denir.

S.11- Cahiliye çağında insanlar pek çok kötütükler işlemenin yanında, elleri İle yaptıkları bazı şekillere, resimlere ve heykellere taparlardı. Bunlara “Put” denilir. Pek çok yerde çok sayıda put vardı. An¬cak bunlardan Kur’an’da da isimleri geçen üç tanesi, müşrikler için çok önemli idi. Bu büyük putların en meşhur üç tanesi hangi¬leri idi?
C.11- En meşhur üç büyük put şunlardı:
1) Lat: Taif’te bulunurdu ve Sakif Kabilesi buna tapardı.
2) Menat: Medineli’lerin putu idi. Evs, Hazrec ve Gassan kabileleri bu puta taparlardı.
3) Uzza: Mekke’de bulunurdu. Kureyş ve Kinane kabileleri bu puta taparlardı.

S.12- Peygamberimize ilk vahiy nerede ve ne zaman gelmiştir?
C.12- Peygamberimize ilk vahiy, Mekke yakınlarındaki Hira Dağı’nda, mi¬ladi 610 yılında gelmiştir.

S.13- Hz. Muhammed kaç yaşında iken peygamber oldu?
C.13- 40 yaşında iken.

S.14- İslam’ın İlk emri nedir?
C.14- İslam’ın ilk emri, “Oku” dur.

S.15- ilk Müslüman olanlar kimlerdir?
C.15- ilk Müslüman olanlar şunlardır:
1) Hanımlardan Peygamberimizin eşi Hz. Hatice,
2) çocuklardan amcasının oğlu Hz. Ali,
3) Kölelerden Zeyd bin Harise,
4) Büyüklerden Hz. Ebubekir (Radiyallahu anhüm).

S.16- İlk Müslümanlar; insan gücünü ve sabrını aşan eziyet ve işkence¬lere uğramışlardı.
En çok çile çeken ilk Müslümanların en meş¬hurları kimlerdir?
C.16- 1) Bilal-i Habeşi,
2) Ammar bin Yasir,
3) Süheyb-i Rumi,
4) Habbab bin Eret,
5) Hz. Sümeyye (Radiyallahu anhüm).

S. 17- Müslümanlara yapılan işkencelere öncülük etmiş müşrik¬lerin elebaşlarından bazılarını söyleyebilir misiniz?
C. 17- 1) Ebu Leheb, 2) Ebu Cehil, 3) Velid ibn-i Mugire, 4) Ümeyye bin Halef, 5) As ibn-i Vail.

S.18- Habeşistan’a göçler neden ve ne zaman olmuştur?
C. 18- Müşriklerin Müslümanlara işkence ve eziyetleri dayanılmaz boyutlara
ulaşınca, Peygamberimizin izni ile, peygamberliğinin 5. yılında 11′i erkek, 4′ü kadın olmak üzere, toplam 15 kişilik grup Habeşistan’a göç etmiştir. Bu grup; adaleti ile ünlü “Necaşi” isimli kralın yönettiği Habeşis¬tan’da iyi karşılanıp, huzura kavuşunca, bir yıl sonra 80 kişilik 2. grup da aynı ülkeye göç etmiştir.

S. 19- Hz. Ömer ne zaman ve kaç yaşında iken Müslüman olmuştur?
C. 19- Peygamberimizin peygamberliğinin 6. yılında, 33 yaşında iken Müslüman olmuştur.

S. 20- Peygamberimizin eşi Hz. Hatice ile amcası Ebu Talib ne zaman vefat etmişlerdir?
C.20- Peygamberimizin peygamberliğinin 10. yılında, önce, Müslüman olmadığı halde O’nun en büyük koruyucusu ve destekçisi olan amcası Ebu Talib 80 yaşında iken vefat etti. Bundan bir kaç gün sonra da ha¬yat arkadaşı, en büyük teselli kaynağı Hz. Hatice ebedi aleme göç et¬ti. Bu iki olay; Peygamberimizi çok üzdüğü için bu yıla “Hüzün (üzün¬tü) Yılı” denilmiştir.

S.21- Peygamberimizin Taif yolculuğu ne zaman olmuş ve nasıl sonuç¬lanmıştır?
C.21- Taif yo1culuğu, islam Tarihi’nin en acıklı olaylarından biridir.
Peygamberimiz; amcası vefat edince, Kureyşlilerin çok adi saldırılarına uğramaya başlamıştı. Bunun üzerine Mekke yaknındaki Taif’e git¬meye karar verdi.
Amacı; Taiflileri Hak Din’e davet etmek ve onların desteğini sağlamak idi. Fakat Taifliler İslam’ı kabul etmek şöyle dur¬sun, ayak takımını toplayarak Peygamberimizi ve yanındaki Zeyd bin Harise’yi taşa tutmuşlar ve çok iğrenç bir eylem sergilemişlerdir.

S.22- “Akabe Görüşmeleri” nedir ve ne zaman olmuştur?
C.22- Hz. Peygamber, 13 sene Mekke’de Arapları İslam’a davet etti. Fakat müşriklerin (Allah’a ortak koşanların) engellemeleri sebebiyle, arzu edildiği ölçüde başarılı olunamadı. Bunun üzerine Peygamberimiz, çe¬şitli yollarla Medinelilerle ilişki kurmaya ve onlara yeni dini anlatma¬ya başladı.
621 yılında, Hac mevsiminde Mekke’ye giden Medinelilerden 12 kişilik bir grup, Mekke yakınlarında “Akabe” denilen yerde Hz. Peygamber ile gizlice görüştüler ve O’na destek olma sözü verdiler. İşte bu olaya “I. Akabe Biatı (Sözleşmesi)” denir.
Bundan bir yıl sonra yine aynı yerde, bu defa 75 kişilik bir grup Müslüman olarak, Peygamberimizi ziyaret etmişler, yeni bir anlaşma yapa¬rak O’na destek sözü vermişler ve Peygamberimizi Medine’ye davet etmişlerdir. İşte bu olaya da ” II. Akabe Biatı” denilmektedir.

S.23- Mi’rac olayı nedir ve ne zaman olmuştur?
C.23- Hicretten 1.5 yıl önee, Peygamberimiz Yüce Allah’ın katına yüksel¬miştir. Bu olaya “Mi’rac” denir.

S.24- Hicret nedir ve ne zaman olmuştur?
C.24- Hicret; Peygamberimizin ve ilk Müslümanların Mekke’den Medi¬ne’ye göç etmesidir. Miladi 622 yılında olmuştur.

S.25- Peygamberimiz ve İlk Müslümanlar Mekke’den Medine’ye neden göç etmişlerdir?
C.25- Mekke’nin ileri gelen müşrikleri; Peygamberimize ve İslam’a giren ilk Müslümanlara pek çok zulüm ve işkenceler yapmışlardı. Mekke’de artık İslam’ı anlatma ve yayma imkanı kalmadığından. Medine’li ilk Müslümanların davet etmesi ve Yüce Allah’ın da izin vermesiyle, Pey¬gamberimiz ve Mekke’deki Müslümanlar Medine’ye göç etmek zo-runda kalmışlardır.

S. 26- İlk Mescid ne zaman ve nerede yapılmıştır?
C. 26- Peygamberimiz hicret sırasında, Medine yakınlarındaki “Kuba” Kö¬yü’nde 10 gün konaklamışlar ve burada kendisi de bizzat çalışarak, is¬lam’ m ilk mescidini yapmışlardır.

S. 27- İlk Cuma namazı ne zaman ve nerede farz kılınmıştır?
C. 27- Peygamberimiz, Kuba’dan Medine’ye büyük bir kalabalıkla birlikte hareket etmişler ve “Beni Salim” yurduna vardıklarında, Öğle namazı vakti olmuştu. Öğle Namazını kılmak üzere mola verdikleri bu yerde, cuma Namazının farz kılındığına dair ayetler nazil olmuş ve burada ilk cuma namazı kılınmıştır.

S. 28- Peygamberimizin Medine’ye vardığında İlk yaptığı en önemli işler neler olmuştur?
C. 28- 1) Yeri belirlenerek Mescid-i Nebevi’nin yapımına başlanılmıştır,
2) Mekke’li “Muhacir” (göç eden) diye adlandırılan Müslümanlarla Medine’li “Ensar” (yardım edenler) diye isimlendirilen
Müslümanlar arasında “Kardeşlik Anlaşması” yapılmıştır,
3) Yahudilerle anlaşma imzalanmıştır.

S.29- Kıblenin değişmesi nasıl ve ne zaman olmuştur?
C.29- Önceleri Müslümanlar namazlarını Kudüs’te bulunan Mescid-i Ak¬sa’ya yönelerek kılıyorlardı. Yahudiler bu konuyu Müslümanlara karşı kullanıyor, dedikodu yapıyor ve kendileri için gurur kaynağı kabul ediyorlardı. Bu duruma hem Peygamberimiz hem de ilk Müslümanlar çok üzülüyorlardı.
Sonunda Medine’de, hicretin 2. yılında, Kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan Mekke’deki Mescid-i Haram’a çevril-diğini emreden ayetler nazil oldu. Bundan sonra Müslümanlar namazlarını Mescid-i Haram’a, dolayısıyla O’nun içinde bulunan Kabe’ye yönelerek kılmışlardır.

S. 30- Hicretin 1. yılının önemli olayları hangileridir?
C.30- 1) Cuma Namazının farz kılınması,
2) Mescid-i Nebevi’nin inşa edilmesi,
3) Ezan’ın sünnet kılınması,
4) Muhacirlerle Ensar arasında kardeşlik anlaşması yapılması,
5) Yahudilerle anlaşma imzalanması,
6) Peygamberimizin Hz. Aişe ile evlenmesi.

S.31- Hicretin 2. Yılında meydana gelen bazı önemli olaylar nelerdir?
C.31- 1) Müşrikler tarafından saldırılara uğrayan Müslümanlara savaş izni verilmiştir.
2) Oruç farz kılınmıştır.
3) Zekat farz kılınmıştır.
4) Fıtır Sadakası vacip kılınmıştır.
5) Bayram namazları vacip kılınmıştır.
6) Hz. Fatıma ile Hz. Ali evlenmişlerdir.
7) Bedir Savaşı yapılmıştır.

S32- Sahabe kime denir?
C32- Sahabe; Hz. Peygamberi sağlığında görüp, O’nunla sohbet eden Müslümanlara denir.

S33- Ensar kime denir?
C33- Ensar; Mekke’den Medine’ye göç eden ilk Müslüman¬lara yardım eden Medine’li Müslümanlara denir.

S.34- Muhacir kime denir?
C.34- Muhacir; Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlara denir.

S.35- Peygamberimizin yaptığı en önemli savaşları söyleyiniz.
C.35- Peygamberimizin yaptığı en önemli savaşlar şunlardır:
1) Bedir Savaşı.
2) Uhud Savaşı,
3) Hendek Savaşı,
4) Mekke’nin Fethi.

S.36- Bedir Savaşı kaç tarihinde ve kimlerle yapılmıştır?
C.36- Bedir Savaşı, miladi 624 yılında, Mekke müşrikleri ile Müslümanlar arasında yapılmıştır.

S.37- Bedir Savaşı’nın sonuçları nelerdir?
C.37- 1) Bu savaşta; yaklaşık 1000 kişilik müşrik ordusunu, Müslümanlar 300 küsür kişi ile yenmışlerdir.
2) Başta Ebu Cehil olmak üzere, müşrikler toplam 70 ölü vermişlerdir.
3) 14 Müslüman şehit olmuştur.
4) Galibiyet Müslümanların moralini yükseltmiş, İslam’ın yayılmasını hızlandırmıştır .
5) Mekke’li müşrikler büyük bir üzüntüye ve ümitsizliğe düşmüşlerdir.
S.38- Uhud Savaşı kaç yalında ve kimlerle yapılmıştır?
C.38- Uhud Savaşı, miladi 625 yılında, Mekke müşrikleri ile Medineli Müslümanlar arasında yapılmıştır.

S.39- Uhud Harbi’nin sonuçları nelerdir?
C.39- 1) Hz. Peygamber’in tavsiyelerine uymayan okçular ganimet toplamak için yerlerini terkedince,
İslam Ordusu çembere alınmış, bu yüzden Müslümanlar önce mağlubiyeti tatmışlar ve sonra
toparlanarak ga¬lip gelmeyi başarmışlardır.
2) Yaklaşık 1000 kişi ile 3000 kişiye karşı mücadele etmek zorunda kalan Müslümanlar, 70 şehit vermişlerdir.
3) En önemlisi, Peygamberimizin amcası ve İslam’a çok büyük hiz¬metler vermiş bir sahabe
olan Hz. Hamza şehit edilmiştir.

S.40- Hendek Savaşı kaç yılında ve kimlerle yapılmıştır?
C.40- Hendek Savaşı, m.627 yılında, Mekke müşrikleri ile Medine Müslüman¬ları arasında yapılmıştır. Müslümanlar galip gelmişlerdir.

S.41- Hudeybiye Barış Antlaşması ne zaman ve nerede yapılmıştır?
C.41- Hicretin 6. yılında Peygamberimiz 1400 kişilik bir sahabe gurubu ile Kabe’yi ziyaret etmek amacıyla, Medine’den yola çıktılar. Mek¬ke müşrikleri bunu duyunca telaşa düştüler ve Müslümanları Mekke’ye sokmama kararı aldılar. Hatta Hz. Osman’ı rehin olarak aldılar.
Buna karşılık Müslümanlar da “Hudeybiye” de¬nilen yerde “şecere-i Rıdvan” adı verilen bir ağacın altında toplanarak, gerektiğinde bütün güçleri ile müşriklere karşı koymak üzere Hz. Pey¬gamber’e söz verdiler. Bu olaya “Rıdvan Biatı” denir. Müşriklerin ileri gelenleri ile Peygamberimiz arasında yapılan uzun gö¬rüşme ve pazarlıklardan, bir yıl sonra Kabe’yi ziyaret etmek üzere, tarihi bir antlaşma yapılmıştır. Bu antlaşmaya ”Hudeybiye Barış Antlaşması” denir.

S.42- Hayber Kalesi ne zaman fethedilmiştir?
C.42- Hicret’in 6. yılında (m.628 yılı), Medine-Suriye yolu üzerinde bulunan, Yahudilere ait, ama Müslümanlara karşı kışkırtma odağı olarak kullanılan Hayber Kalesi, 1600 kişilik Müslüman ordusu ile fethedilmiştir. Bu savaşta Hz. Ali olağanüstü kahramanlıklar ve başarılar göstermiştir.

S.43. Mekke ne zaman fethedilmiştir?
C.43- Miladi takvime göre 11 Ocak 630 (Hicri 20 Ramazan 8 H.) tarihinde Mekke şehri fethedilmiştir. Fetihten sonra, Peygamberimiz bütün can düşmanları için af çıkararak, nsanlık tarihinin eşini görmediği bir hareket ortaya koymuştur.

S.44- Peygamberimizin peygamberliği kaç yıl sürmüştür?
C.44- Peygamberimizin peygamberliği 23 yıl sürmüştür. Bunun 13 Yılı Mekke’de, 10 Yılı da Medine’de geçirmiştir.

S.45- Peygamberimiz kaç yaşında iken ve hangi yılda vefat etmiştir?
C.45- Peygamberimiz; 63 yaşında iken, 632 Yılında Medine-i Münevvere’de vefat etmiştir.
Kabri Medine-i Münevvere’dedir. Kabrinin bulunduğu ye¬re, “Cennet Bahçesi” veya
“Tertemiz Bahçe” anlamına gelen “Ravza-i Mutahhara” denilmektedir.

S.46- Peygamberimizin kaç çocuğu olmuştur?
C.46- Peygamberimizin 7 çocuğu olmuştur. Bunların üçü erkek, dördü kızdır.
Erkek çocuklan : Kasım, Abdullah ve İbrahim’dır.
Kız çocukları : Zeynep, Rukiyye, Ümmügülsüm ve Fatıma’dır.
İbrahim dışında kalan diğer çocukları, Hz. Hatice validemizden ol¬muştur .

S.47- Peygamberimizin ev halkına ne denir?
C.47- “Ehl-i Beyt” denir.

S.48- Peygamberimiz (a.s.)’in Veda Haccı ve Veda Hutbesi hakkında nebiliyorsunuz?
C.48- Peygamberimiz (a.s.); miladi 632 yılında, Mekke’ye giderek, İlk ve son haccını yapmış ve Arafat’ta yaklaşık 124 bin Müslümana hitaben meşhur Veda Hutbesini okumuştur. Veda Hutbesinde yer alan bazı hükümler, ana başlıklar halinde şun-lardır:
1) İslamiyet’ten önceki bütün cahiliyet gelenekleri kaldırılmıştır.
2) Bütün insanlar eşittir.
3) Can, mal ve namus dokunulmazdır.
4) Emanetler sahiplerine verilmelidir.
5) Tefeciliğin her türlüsü haramdır.
6) Kan davaları kaldırılmıştır.
7) Erkekler kadınların haklarını gözetecekler, kadınlar da erkeklerin haklarına riayet edeceklerdir.
8) Hem erkek hem kadın zinadan kaçınacaktır.
9) Bütün Müslümanlar kardeştir.
10) Hizmetçilere iyi davranılacaktır.

S.49. Peygamberimizden sonra gelen dört halife sırasıyla kimlerdir?
C.49- Dört halife şunlardır:
1) Hz. Ebubekir, 2) Hz. Ömer, 3) Hz. Osman, 4) Hz. Ali.

S.50- “Aşere-i Mübeşşere” neye denir?
C.50- Peygamberimizin dünyada iken cennete gireceklerini müjdelediği 10 sahabeye
“Aşere-i Mübeşşere” (Müjdelenen 10 kişi) denir.

S.51- Kimler “Aşere-i Mübeşşere”dendir?
C.51- Dünyada iken cennetle müjdelenen 10 sahabe şunlardır:
1) Hz. Ebubekir,
2) Hz. Ömer,
3) Hz. Osman,
4) Hz. Ali,
5) Hz. Talha bin Ubeydullah,
6) Hz. Zübeyr bin Avvam,
7) Hz. Abdurrahman bin Avf,
8) Hz. Sa’d bin Ebi Vakkas,
9) Hz. Ebu Ubeyde bin Cerrah,
10) Hz. Said bin Zeyd.

D-AHLAK  BÖLÜMÜ   TEMEL  DİNİ  BİLGİLER
Soru 1 : Rasulüllah (s.a.v.-’e göre en kötü düğün yemeği hangisidir?
Cevap : Zenginlerin çağrılıp, yoksulların davet edilmediği düğün yemeğidir.
Soru 2 : İslam’da çocuk terbiyesinin üç ana esası nedir?
Cevap : a- Çocuğu zararlı etkenlerin tahribatından uzak tutmak. (Ahlaksız çevre, kötü arkadaş)
b- Başta anne ve baba olmak üzere tüm büyüklerin iyi örnek olmaları.
c- İyi örnek olmayı, yumuşak olmayı, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü tatbikatla öğretmek ve yaşatmak.
d- Tüm verilecek terbiyenin İslam’ın müsaade ve teşvik ettiği ölçüler çerçevesinde olmalı.

Soru 3 : Çocuk terbiyesinin en etkili ve zorunlu yaş dönemi hangisidir?
Cevap : 0-6 yaş arasıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.-’e çocuğunu ilim öğretmek için getiren sahabeye çocuğun yaşını sorduklarında aldıkları cevap altı yaş olunca Allah’ın Resulü (s.a.v.) in cevabı: “Geç kalmışsın” olmuştur.
Soru 4 : İnsanın kendi nefsine karşı görevleri nelerdir?
Cevap : a- Bedenini terbiye etmek. Çünkü: “Kuvvetli mü’min, zayıf olan bir mü’minden hayırlıdır.”
b- Sağlığı muhafaza etmek. “Ölümden başka her derdin bir devası vardır.”
c- Vücudunu yıpratacak şeylerden kaçınmak.
d- İradeyi kuvvetlendirmek. Hakkı kabul edip, haksızlığı ve zararı ret etmek ve taklit etmemek.
e- Aklı ve zihni irfan nurlarıyla aydınlatmak.
Soru 5 : Erkeğin hanımına karşı görevleri nelerdir?
Cevap : a- Onunla güzel geçinmek, onu korumak ve onu gözetmek.
b- Onun geçim ihtiyaçlarını üstlenmek ve karşılamak.
c- Doğruluk, güzellik ve sadakatten ayrılmamak.
Soru 6 : Kadının erkeğine karşı vazifeleri nelerdir?
Cevap : a- Kocasının dine uygun emirlerini yerine getirmek ve ona itaat etmek.
b- Kocasının namus ve şerefini korumak.
c- Bulunduğu hale kanaatkar olmak.
d- İsraftan kaçınmak.
e- Ev hanımı olacak şekilde hareket etmek.
Soru 7 : Evladın ebeveyne (anne ve babaya- karşı sorumlulukları nelerdir?
Cevap : a- Saygı gösterip itaat etmek.
b- Anne ve babaya karşı “ÖF” bile dememek, onları incitmemek.
c- Onların ihtiyaçları sırasında yanında bulunmak.
d- Kabirlerini ziyaret etmek ve duada bulunmak.
e- Vefatlarından sonra onların dostlarına karşı saygı göstermek, ziyaretlerinde bulunmak.
Soru 8 : Anne ve babanın çocuklarına karşı sorumlulukları nelerdir?
Cevap : a- Doğduğunda müslüman ismi koymak.
b- Güçleri nispetinde onları besleyip, büyütmek.
c- Onları İslam’a göre terbiye etmek.
d- İslami ilimleri öğretip, kazanç yollarını göstermek.
e- Onlara fazilet örneği olmak.
f- Dokuz yaşlarında iken yataklarını ayırmak.
g- İbadetlere telkin edip alıştırmak.
h- Akıl baliğ olduktan sonra mümkünse hemen evlendirmek.
Soru 9 : Yüce Allah (c.c.)’dan korkmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçmak ve sakınmaya ne ad verilir? Böyle olma hali nedir ve böyle olana ne isim verilir?
Cevap : İttika denir. Bu hale Takva, takva olan kimseye de Muttaki denir.
Soru 10: Utanılacak şeylerden insanı koruyan hale, güzel huylarla vasıflanmaya ve güzel huylu olmaya ne ad verilir?
Cevap : Edep denir.
Soru 11: İhlas ne demektir?
Cevap : Herhangi bir iş yada ameli güzel bir niyet, saf bir kalple yapmak ve o işe başka bir şey karıştırmamaktır.
Soru 12: Riya ne demektir?
Cevap : Gösteriş demektir. Bir işi gösteriş için yada bir maddi yarar maksadıyla yapmaktır.
Soru 13: Tevazu nedir?
Cevap : Kendini büyük görmemek, insanları hakir görmemek, kendini olduğundan aşağı saymak.
Soru 14: Allah (c.c.)’a güvenmek, kulluk görevini yaptıktan sonra başarıyı Allah (c.c.)’dan beklemek ve insan gücünün yetişemediği şeyleri Allah (c.c.)’a bırakıp ümitsizlik ve keder içine düşmemeğe ne denir?
Cevap : Tevekkül denir.
Soru 15: Hüsnü zan ve Suizan ne demektir?
Cevap : Hüsnü zan: Bir iyiliğin üzerine inanç beslemeye, güzel düşünmeye denir. Suizan: Her şeyde bir art niyet aramaya, yanlış düşünüp yanlış yorumlamaya denir.
Soru 16: Dili gereksiz şeylerden koruyup, ihtiyaçtan fazlasını boş yere konuşmamak haline, malayani denilen faydasız şeylerle uğraşmak ve ağza her gelen şeyi söylemek gibi hallerden kaçınmaya ne denir?
Cevap : Hıfz-ı Lisan (Dili korumak) denir. Peygamberimiz (s.a.v.)’de “Her kim Allah (c.c.)’a e ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin yada sussun” buyurmuşlardır.
Soru 17: Utanma, hicap, ar, namus duygularını çirkin şeylerden nefsin arındırılması, edebe aykırı bir işin ortaya çıkmasından kalbin duyduğu rahatsızlığa, sıkıntıya ne denir?
Cevap : Haya denir.“Haya imandandır, insanlardan utanmayan Allah (c.c.)’dan da utanmaz.(hadis)

Soru 18: Şecaat ne demektir?
Cevap : Yiğitlik, kahramanlık, kalp metinliği, gerektiğinde tehlikelere atılabilme özelliğidir.
Soru 19: Yapılan iyiliğin kıymetini bilmek, takdir etmek, söz yada işle memnuniyet göstermeye ne denir?
Cevap : Şükür.

Soru 20: Acıya katlanmak, bedene uygun düşmeyen hallere telaş göstermeden karşı koymak olan faziletli hale ve başa gelen belalara “imtihandır” diyerek üzülmeden sonunu beklemeye ne denir?
Cevap : Sabır denir. “Allah (c.c.) sabredenlerle beraberdir.” (Ayet meali)
Soru 21: Sıla-i Rahim ne demektir?
Cevap : Akrabayı arayıp sormak, kusurlarını bağışlamak, ihtiyaçlarında yardım etmek, onlarla görüşmek, sohbet etmek ve ziyaretlerinde bulunmaktır.“Sıla-i Rahim ömrü uzatır”(Hadis)
Soru 22: Müslümanların zihin uyanıklığı haline, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyetine, bir insanın ahlak ve davranışlarını yüzünden anlamak haline ne denir?
Cevap : Feraset denir. “Mü’minin ferasetinden sakının. Çünkü o,Allah (c.c.)’ın nuru ile bakar” buyrulmuştur.
Soru 23: Kanaat nedir?
Cevap : Kısmete rıza göstermek, israftan kaçıp orta bir halde hareket etmektir. “Kanaat tükenmez bir hazinedir” (Hadis)
Soru 24: Danışmak, bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için uygun görülen kimselerle görüşüp fikirlerini almaya ne denir?
Cevap : İstişare- Müşavere denir. “Müşavere eden zarar görmemiştir” (Hadis)
Soru 25: Söz gezdirmek, koğuculuk yapmak, bir kimse aleyhine söylenen sözleri bir kötülük maksadı ile o kimseye ulaştırmak gibi yapılan çirkin huya ne denir?
Cevap : Nemime denir. “Koğucu olan (söz taşıyan- cennete giremez.(Hadis)
Soru 26: Müslümanların kalbinde zerre kadar dahi bulunsa cennete girmelerine mani günah nedir?
Cevap : Kibir.
Soru 27: Kibirin tersi olan kelimedir. Kendini olduğundan aşağı göstermek manasınadır. Alçak gönüllülüktür. Böyle olan kişiler kendisinden aşağı olan kişileri küçük görmezler ve akranları arasında büyüklenmezler. Her şeyi ben bilirim, en iyi ben bilirim demezler. Hatta bazen toprak gibi mütevazi olurlar. İnsanı olgunlaştıran ve topluma sevdiren bu güzel huyun adı nedir?
Cevap : Tevazu.
Soru 28: Mal, mülk Allah (c.c.)’ındır. Kulun elinde bulunan ve ölmeyecek gibi biriktirdiği her şey bir imtihan vasıtasıdır. Kul elindeki bu imkanları, kendisi ve diğer insanlar için en faydalı şekilde kullanmakla yükümlüdür.Böyle davranmayan kimseyi ne Allah (c.c.), ne de kullar sever. Allah (c.c.)’ın kendisine verdiği mal ve mülk emanetinin hakkını vermemiş olur. Cömertlik göstermemek İslam’ın kınadığı, tasvip etmediği kötü huyu kul kazanmış olur. Cömert insan hem Allah (c.c.)’a yakın, hem cennete yakın, hem de insanlara yakındır. Aynı zamanda cehennemden de uzaktır. Kötü huylu insansa Allah (c.c.)’dan, cennetten, insanlardan uzak, cehenneme yakındır. Hem ferdi, hem de içtimai zararları olan bu kötü huyun adı ve yine İslam’da hoş görülmeyen bunun aksi huyun adı nedir?
Cevap : Cimrilik ve İsraf (Savurganlıktır).
Soru 29: Müslümanların eş, dost, akraba ve yakınlarını, hatta memleketlerini ziyaret etmesi, görmesi, ilgi ve alaka kurması anlamına gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu konu ile ilgili çok hadisleri olup, bu iş yapıldığı zaman müslümanların cennete
gireceklerini müjdelemiştir. İslam alimleride yapılması gereken bu hareketin vacip, terkininde haram olduğunu söylemişlerdir. İslam ıstılahında bu güzel işe ne ad verilir?
Cevap : Sıla-i Rahim.
Soru 30: İkiyüzlülük ve ara bozuculuğa ne ad verilir.
Cevap : Nifak
Soru 31: Aksıran bir müslümanın “Elhamdülillah” demesi gerekir. Buna göre yanında bulunan müslüman ne demesi gerekir?
Cevap : Yerhamükellah demesi gerekir.
Soru 32: Başkalarının evine gireceğimiz zaman öncelikle hangi kurallara dikkat etmemiz gerekir?
Cevap : a- Selam veririz
b- Adımızı söyleriz
c- Sıfatımızı söyleriz
d- Künyemizi bildiririz.
S.33- Ülkemizde bulunan önemli camilerden beş tanesinin adını söyle¬yebilir misiniz?
C.33- 1) Edime Selimiye Camii,
2) İstanbul Süleymaniye Camii,
3) İstanbul Sultan Ahmet Camii,
4) Bursa Ulu Camii,
5) Ankara Kocatepe Camii.

S.34- Yeryüzünde en kutsal sayılan üç mescit hangileridir?
C.34- 1) Mescid-i Haram (Mekke’de),
2) Mescid-i Nebevi (Medine’de),
3) Mescid-i Aksa (Kudüs’te).

S.35- Osmanlı Devleti zamanında pek çok cami, medrese, han, hamam ve kervansaray yaparak,
milletimizin gönlünde taht kuran, en büyük ve en ünlü mimar kimdir?
C.35- Mimar Sinan’dır.

Toplam 186 sayfa, 61. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020305960616263708090...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.