25

Şubat
2013

1992 Yılı Hocalı katliamı

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  272 Kez Okundu

Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde katledilmesi olayı.Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat’ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70′den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür.
Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan Hocalı kasabasında Ermeniler tarafından 1992 yılında gerçekleştirilen katliamda 613 kişinin hayatını kaybetti.Bu katliamın Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında meydana geldi. Katliamın olmasından önceki zamanlarda yani 1990′lı yılların başından itibaren bölgede bulunan Ruslar, bölgedeki tüm insanları silahsızlandırmak adına kendi meclislerinde bir kanun çıkararak taraflı davranıp, bölgedeki Azeri kardeşlerimizin ellerindeki çakıları bile toplamışlardır.Böylece, Azeri milletini silahsızlandıran Ruslar, aradan iki yıl geçmedenbölgedeki Ermeni eylemcilere destek verip, bizzat Rusların 366. Alayı da bu tür eylemlere katılarak bölgedeki Azeriler üzerine insan vicdanının kabul etmeyeceği, hakaretler ve katliamlarda bulunmuştur.

24

Şubat
2013

DiyanetYeterlilik Kur’an’ı Kerim Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  362 Kez Okundu

1-Tıvâl: uzun surelerdir. 7 tanedir:bakara, al-i imran, nisa, maide, en’am, a’raf, yunus (veya) kehf
2-Mîûn: ayet sayısı 100 civarında olan surelerdir. 10 tanedir:tevbe, nahl, hûd, yûsuf, kehf, isra, enbiya, taha, şuara, saffât
3-Mesânî: ayet sayısı 100’den az olanlardır:ahzab, hacc, kasas, tâ-sîn, neml, nur, furkan, enfal, meryem, ankebut, rûm, yâ-sîn, mümtehine, fetih, haşr, tenzil, secde, talak, nûn, hucurat ve hâ-mîm ile başlayan sureler
4-Mufassal: (kısa sayılacak uzunluktaki sureler) bunlarda kendi aralarında:
1.Tıval-ı mufassal (uzun) hucurat’dan burûc’a kadar
2.Evsat-ı mufassal (orta) burûc’dan beyyine’ye kadar
3.Kısâr-ı mufassal (kısa) beyyine’den nâs’a kadarolmak üzere üç grupta sınıflandırılır.
5-29 sure hurûf-u mukatta’a (hecâ harfleri) ile başlar:Bakara, âl-i imran, a’râf, yunus, hûd, yusuf, ra’d, ibrahim, hicr, meryem, neml, kasas, ankebut, rûm, lokman, secde, yâ-sîn, sâd, mü’min, fussilet, şûra, zuhruf, duhan, tâ-hâ, şu’arâ, casiye, ahkâf, kâf, kalem(bu surelerin 27’si mekki, 2’si (bakara ve al-i imran) medeni’dir)
6-Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresi.
7-Besmele ile başlamayan sûre Berae suresi
8-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler Bakara-Al-i İmran
9- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
10- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an
11- Vücuh: “Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder?
12- Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere ne ad verilir?İlhâdî tefsir
13- Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
14- Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile Burhân-ı limmî
15- “Ahd-i Atik” hangi kutsal kitabın adıdı? Tevrat
16- Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime ve cümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması aşağıdaki hangi kavramla ifade edilir?Îcâz
17- Medine’de son inen sure hangisidir?Nasr suresi
18- “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı hangisidir? Ayet
19- En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı kaç tanedir?6236
20- Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet hangisidir? Bakara suresi 282. Ayetidir.

21- Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım
22-Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi kimdir? Seyyit Kutup
23- İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
24-Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde gerçekleşmiştir? Emeviler Döneminde
25-Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı kimdir? Zeyd bin Sabit
26-Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere ne ad verilir? Hizb
27-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline ne denir?Hadr
28-İmam-ı Hafs, “Asım” Kıraat imamının ravisidir.
29-“Kasr”, uzatmadan okumayı ifade eder.
30-Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere “Sıfat” denir.

31–Medd-i Muttasılda asli med üzerine ilave edilen meddin hükmü “Vaciptir”.
32-Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama “Revm” denir.
33-Kıraat-ı Asım’a göre Fussilet suresi 44.ayette ءاْعجَمِّىٌ kelimesinin 2.hemzesinde uygulanan okuma şekline “Teshil” denir.
34-Hud Suresi 44.ayette “Ya Büneyyerkemmeana” daki tecvid kuralına “İdğam” denir.
35-Kıraat imamlarının çoğunluğuna göre hadr usulü ile okuyuşta meddi munfasıl “Bir” elif miktarı uzatılır.
36-“Tekasür” suresinin başındaki hemze Kat’ hemzesidir.
37-Sekte olan sureler: Yasin,Mutaffifin,Kehf
38-Harfi tüm özellikleriye okumaya “İzhar” denir.
39-Medleri en uzun ölçü ile okumaya “TUL” denir.
40-Hem yazıda, hem de okunuşta bulunan, kelimenin gerek vaslı ve gerekse vakfı halinde değişmeyen ve sabit kalan hemzelere “Kat’ hemzesi” denir.
41-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat imamımızın adı : “Asım” dır.
42-Bütün kıraat imamlarının Kur’an tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme “Kıraat ilmi “ denir.
43-Kur’an okumada Ref-i savt denen kavrama “Sesi Yüksletme” denir.
44-Kur’an’ı yavaş yavaş,anlamını düşünerek okumaya “Tertil” denir.
45-Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi sureye “Es-Seb’u’t-tıval” denir.
46-Hurufu’l-Halk harflerinin adedi “6” dır.
47-Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan,açık ve belirgin hatalı okuyuşa “Lahn-i Celi” denir.
48-Harfi medden sonra gelen,asli med üzerine ziyadeyi gerektiren medde “Fer’i Med” denir.
49-Vakf-ı mutlak secavend harflerinden ط harfiyle gösterilir.
50-Hemze ile başlayan kelimelerde,kendisi ile başlanınca okunan fakat kendinden önce harekeli bir harf gelince okunmayan hemzelere “Hemze-i Vasl” denir.
51-“Tehdit ve ibret ifade eden sözlerin geçtiği yerlerde” Kur’an tilaveti esnasında Ref’i savt yapmak uygun olmaz.
52-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an ilimleri arasında yer almaz?Sebeb-i Vürud
53-Ayetlerin açıklanmasında başka ayetleri, Hz. Peygamber ve ilk nesil Müslümanlarının
açıklamalarını aktarmak suretiyle yapılan tefsire ne ad verilir?Tefsir bi’r-rivaye
54-“Aksâmü’l-Kur’ân” Kur’ân’daki yeminler
55- İbn Kesîr’in kaleme aldığı “Tefsîru’l-Kur’ân’il-Azîm”
56- “Müşkilü’l-Kur’ân” ifadesinin tanımı :Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
57- Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirler,İlhâdî tefsir
58- Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
59- Meâl :Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.
60- Tefsir :Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.

61-Mushaf:Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
62- Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
63- Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
64-Tul ne demektir? Medleri en uzun ölçü ile okumak .
66-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
67-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
68-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
69-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
70-Garîbu’l-Kur’ân: Farklı lehçelerde kullanılan kelimeler.
71-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
72-İ’câzu’l-Kur’ân: Â ciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çü rütmek.
73-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir..
74-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
75-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
76-Siyak/Sibak :Kuran ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması.
77-Her ayetinde Allah yazılı sure Mücadele sueresidir.
78-Tilavet secdesi ile biten sureelr;Araf,Necm ve Alak sureleri.
79-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
80-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
81-Meviza:Kuranın isimlerinden biri olup, mevizanın anlamı; Kuranın nasihat ve öğüt vermesi.
82-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
83-Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti Maide suresinin 3. Ayetidir.
84-İlk inen ayetler, alak sürenin ilk beş ayetleridir.
85-Kuran-ıKerim.hz.Ebubekir zamanında bir araya getirildi.
86-Kuran-ı Kerim,Hz.Osman zamanında çoğaltıldı.
87-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
88-Kuran-ı Kerim , takriben 23 yılda nazil oldu.
89-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
90-Muavvizateyn:felak-nas sureleri; muavvizat ise:ihlas,felak ve nas sureleri.

91-işari tefsir:tasavvufi tefsir.
92-MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidirBakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir. İnsanlar arasındaki borç alacak ilişkilerini ele aldığı için Müdayene (Borç alıp verme)Ayeti diye bilinmektedir.Müdayene ayeti;Borç alıp vermede uyulması gereken esasları belirlemektedir
93-DÂRU’L-KURRA:”Yer, mekân, ev” gibi anlamlara gelen “dar” ile “okuyan” anlamindaki “kari” kelimesinin çogulu olan “kurra” kelimelerinden meydana gelen “Dâru’l-Kurra”, Kur’an-i Kerim’in ögretildigi, bir bölümünün veya tamaminin ezberletildigi ve kıraat vecihlerinin talim ettirildiği mektepler için kullanılmıştır. Bazi Müslüman devletlerde bu müesseselere “Dâru’l-Kur’an” ve “Dâru’l-Huffaz” gibi isimler de verilmistir.
94-MİHNE OLAYI:Kur’ân-ı Kerîmin mahlûk oluşuyla ilgili olarak Mu’tezile tarafından ileri sürülen görüş, devletin de destek vermesiyle İslâm âlemini zor durumda bırakmıştır. Ahmed b. Hanbel, muhafazakâr âlimler için bir imtihan vesilesi (fitne) olan bu olay karşısında büyük bir azim ve sebatla direnmiş, sonunda devletin desteğini çekmesi üzerine Mutezile davayı kaybetmiştir.
95-Kur’an’daki kelime sayısı: 77.934 veya 77.437’dir.
96- Kur’an’daki harf sayısı: 326.048 veya 323.671’dir. Kelime ve harf sayısındaki farklılık, imla ve kıraattaki ihtilaftan ileri gelmektedir.
97- Cüz: Mushaflar 30 cüze ayrılmıştır. Her cüz 20 sayfadan oluşmaktadır. Mushafların sol tarafındaki sayfa kenarına konan işaretlerle gösterilmiş, içine cüz yazısı ve sayısı yazılmıştır.
98-Tahmis ve Ta’şir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Ta’şir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir. Türkiye’de basılan Mushaflarda bu işaretlere rastlanmamaktadır. Ancak bu mushaflarda görülen “Aşr” işaretinin ise konu başlangıç ve bitimini ifade eden “Ruku alametleri” olduğu bilinmektedir.
99-MUAVVİZAT:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
100-Arz: “Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır
101–Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
102-Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.
103-Tavasim:Tasin Mim ile başlayan Şuara ve Kasas suresiyle Ta sin diye başlayan Neml suresini ihtiva eder
104-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
105-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
106-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
107-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi Ziyad b. Sümeyye
108-Hazreti Osman muhtelif kıraatleri önlemek için Kur’an’ı istinsah ettirip etrafa “Mesahifi Emsar” yollamıştı.
109-Kur’an’ın Diğer İsimleri
1) El-Kitab ,2) El-Furkan,3) Ez-Zikr,4) Et-Tenzil,5-8) El-Huda (Hidayet), Er-Rahmet, Eş-Şifa, El-Mev’ıza (Öğüt),9) En-Nûr,10) El-Mubarek,11) El-Mubin (Apaçık),12) El-Büşra (Müjde),13) El-Azîz (Kıymetli-Yüce),14) El-Mecid (Şerefli-Üstün), 15) El-Beşir en-Nezir (Müjdeleyici-Korkutucu),16) er-Ruh,17) eş-Şifâ,18) el-Mesânî,19) Ümmü’l-Kitab
110-Besmele: Tevbe suresinin dışında bütün surelerin başında besmele vardır.Nelm suresinin 30. Ayetinde gecmesi nedeniyle Kuran ın bir ayeti olduğunda ihtilaf yoktur.
111-Secde Ayetleri:Secde ayetleri Kuran da 14 tanedir.Secde ayeti okunduğunda tilavet secdesi yapılmalıdır.Tilavet secdesi hanifilere göre vaciptir.
112-Sure: Sözlükte yüksek rütbe mevkişerefyüksek binasur gibi manalara gelir.Çoğulu suver dir.Terim olarak ayetlerden en az 3 ayetten meydana gelen başı ve sonu bulunan müstakil Kuran parcası demektir.
113-Surelerin Tertibi:Surelerin terkibinde farklı görüşler mevcuttur.
114- VAKIF:”Kelime üzerinde kıraata tekrar başlamak niyetiyle adet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten”ibarettir.
115-İBTİDA:”ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya” denir.
116-İNZÂL VE TENZİL :Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
117-VAHİY KATİPLERİ:Hz. peygamberin(s.a.s) İslâm’ın ilk günlerinden itibaren vahiy kâtipleri ittihâz etmiş, inen âyetleri onlara yazdırmıştı. Tefsir usulü kaynaklarında verilen bilgilere göre, Kur’ân’ın bir arada toplanması üç merhalede gerçekleşmiştir. Kur’ân Hz. Muhammed (s.a.s)’in zamanında yazılmış, Hz. Ebu Bekir’in zamanında bir araya toplanmış ve Hz. Osman’ın zamanında da, kitap haline getirilerek çoğaltılmıştır. Zeyd b. Sabit, Kur’ân’ı Hz. Peygamber (s.a.s)’in zamanında yazı ile kaydettiklerini haber vermiştir (ez-Zerkeşî el-Burhân fi Ulumi’l-Kur’ân, Mısır 1972, I, 235).
Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh, Medine de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sabit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
118-KIRAAT: “Bir okuyucunun ses ve söz aracılığı ile iradeli olarak harflerden kelimeler, kelimelerden cümle ya da cümleler oluşturmak suretiyle meydana getirdiği Kur’ân metnini (kıraatini) acele etmeksizintecvid disiplini doğrultusunda yavaş yavaş kendisine veya bir başkasına
duyuracak şekilde okumasıdır”.
119-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
120-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.

121-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
122-İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
123-İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
124-KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir

125-ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, -ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
126-VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
127-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
128-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
129-Hz. Peygamber’in En Büyük Mucizesi:KUR’AN’ı Kerim en büyük mucizedir. KUR’AN’ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır.
130- KUR’AN ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır. KUR’AN’ı Kerim’in El-kitap, Zikir, Furkan, Hüda gibi isimleri vardır.
131-Çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
132-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
133-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
134-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
135-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
136-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
137-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
138-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
139-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
140-Kuran-ı Kerimde din kelimesi:Ceza,mükafat,hüküm ,hesap manalarında kullanılmıştır.
141-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
142-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
143-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
144-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
145-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
146- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.

24

Şubat
2013

Kur’an’ı ilk defa harekeleme,noktalama

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  753 Kez Okundu

1-Kur’an’ı ilk defa harekeleme:Kur’an’ı ilk defa harekeleme yoluna giden Ebu’l-Esved ed-Düeli (69/688)’dir. Harflerin noktalanması işi Irak valisi Haccac b. Yusuf(95/713)’un emriyle Düeli’nin talebesi Nasr b. Asım (89/708) yapmıştır. Bazı rivayetlerde de bu noktalama işini Yahya b. Ya’mer (129/746)’in gerçekleştirdiği belirtilmektedir.Halil b. Ahmed (175/791)’in bildiğimiz hemz, teşdid, sıla, revm ve işmam gibi diğer noktalama işaretlerini tamamlamasıyla son şeklini almıştır.
Müslümanlar tarafından ilk baskısı 1787 yılında Rusya’nın Saint-Petersbourg şehrinde Mevlay Osman tarafından gerçekleştirilmiştir. 1828 yılında ilk taş baskı Tahran’da yapılmıştır.1877 yılında İstanbul’da basıldı.Kur’an’ın nokta ve harekelenmesiyle ilgili bir çok eser yazılmıştır. Bunlar arasında Ed-Dani (444/1053)’nin “El-Muhkem fi Nakti’l-Mesahif” adlı eseri meşhur olanıdır.
2-Kur’an-ı Kerim’in cem edilmesi denince; hem Kur’an’ın baştan sona ezberlenerek toplanması; hem de harf harf, kelime kelime, ayet ayet ve sure sure yazılmak suretiyle yazıya geçirilmesi anlaşılır. Kur’an-ı Kerim üç defa cem edilmiştir. Bu dönemler şunlardır.
a. Hz Peygamber dönemi; Peygamberimiz zamanında Kur’an, hem ezberlenmiş hem de yazılmıştır.
b. Hz Ebubekir dönemi; Hz Ebubekir döneminde Kur’an, hem ezberlenmiş hem de Mushaf haline getirilmiştir.
c. Hz Osman dönemi; Hz Osman döneminde Kur’an, hem ezberlenmiş hem de yazılmış ve çoğaltılarak İslam ülkelerine gönderilmiştir.

3-Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
4- Medenî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
5-Sebeb-i Nüzûl :Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
6-Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı nedir?
Arz.
7-Seb’u't-Tıvâl sureler :Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
8-Muhkem ayet :Açık ifâdeli âyetlerdir
9-Müteşâbih ayet :Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
10-Tefsir çeşitleri:
1- Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. Örnek olarak;
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
2- Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsirlerdir. Rasûlallah’tan gelen rivâyetler esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Örnek olarak;
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.

11-Sekte Kur’an’ da 4 yerde bulunur; Kehf, Yasin, Kıyame, Mutaffifin surelerinde bulunur.
12-Hükmürra :Ra- harfinin durumuna göre ince yada kalın okunması demektir.
13- Bazı surelerin başında buluna elif-lam-mim- gibi harflere Huruf-u Mukatta (Mukatta harfleri) denir.
14-“Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere Miun denir.”
15-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere Seb’ul Mesâni
16-“Sure” kelimesiyle başlayan sûre Nur
17-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler Bakara-Al-i İmran
18-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi Bakara-Kevser
19-Kur’an’ın toplanması Hz.Ebu BekiHalife döneminde olmuştur.
20-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe Zeyd b.Sabit
21- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an.
22-Besmele: Tevbe suresinin dışında bütün surelerin başında besmele vardır.Nelm suresinin 30. Ayetinde gecmesi nedeniyle Kuran ın bir ayeti olduğunda ihtilaf yoktur.
23-Secde Ayetleri:Secde ayetleri Kuran da 14 tanedir.Secde ayeti okunduğunda tilavet secdesiyapılmalıdır.Tilavet secdesi hanifilere göre vaciptir.
24-Sure: Sözlükte yüksek rütbe mevkişerefyüksek binasur gibi manalara gelir.Çoğulu suver dir.Terim olarak ayetlerden en az 3 ayetten meydana gelen başı ve sonu bulunan müstakil Kuran parcası demektir.
25-114 sure vardır.Ubey b.Kab
a göre 87 si Mekki 27si ise Meddenidir.En uzun süre 286 ayeti olan Bakara süresi en kısası ise Kevser Suresidir. Kuran ın surelere ayrılması tevkifidir yani vahye dayanır.
26-Es- Sebut tuvel: En uzun 7 sure demektir.
27-El Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
28-Kuran- Kerimin Okuyuş Şekilleri:Kıraat alimlerine göre Kuran 3 şekilde okuna bilmektedir.
1. Tahkik: Kuran okumada bütün unsurları ile tam hakkını verecek ve okuyuş hassasiyetinde en son imkanı kullanarak Kuran okuma tarzıdır.
2-Tertil: Kuran dura dura acele etmeden anlaya anlaya okumaya denir
3- Hadr:Tecvidli hızlı okuma.

29- Vakıf ve ibtida :
a) VAKIF:”Kelime üzerinde kıraata tekrar başlamak niyetiyle adet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten”ibarettir.
b)İBTİDA:”ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya” denir.

30-İNZÂL VE TENZİL :Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.

31-AYET:Sözlükte “açık alâmet, işâret, emâre, iz ve nişâne” demektir. Çoğulu ây ve âyât’tır. Allah’ın varlığına delâlet eden şeylere ve peygamberlerin hak olduğunu ispat eden mucizelere de âyet denir.
32-Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh, Medine de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sabit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
33-KIRAAT: “Bir okuyucunun ses ve söz aracılığı ile iradeli olarak harflerden kelimeler, kelimelerden cümle ya da cümleler oluşturmak suretiyle meydana getirdiği Kur’ân metnini (kıraatini) acele etmeksizintecvid disiplini doğrultusunda yavaş yavaş kendisine veya bir başkasına
duyuracak şekilde okumasıdır”.
34-TİLAVET: “Harflerin edası ve kelimelerin anlamı açısından diğer okuma biçimleri olan kıraat ve tertîl’in özelliklerini kapsamakla birlikte onlara nisbetle daha çok itinalı, anlam ağırlıklı ve hatta ilahî kelamın anlaşılmasından onu tecrübe ekmeye yönelik bir okuma biçimidir”
35-MUKATAAT-I SÜVER (SÛRE BAŞLARI):Bazı sûrelerin başlarındaki “Elif, Lâm, Mim, Yasin,Nun, Hamim” gibi harflere “Mukataât-ı Süver” denir.Bunlar müteşabihattandır.Bunlar 29 sûrede geçer. Bakara ve Al-i İmran Medenî olup kalan 27′si Mekkîdir. Tekrarlanan harfler 14 harftir. Yâni Arap Elifbasının yarısıdır.
36-MUSHAF:Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “
Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir. Habeşçe mişhaf kelimesinden gelir.İslam’a göre Kur’an son peygamber Hz. Muhammed(SAS) in mucizelerindendir.
37-CÜZ:Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.Cüz bir İslam terimidir. Bu terimin anlamı: Kur’an’ı Kerim’de ki her 20 sayfaya verilen addır. Kuran’ı Kerim’de yaklaşık 30 cüz vardır..

38-CEBRAİL:Cebrail Peygamberlere vahy getirmek, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melek. Dört büyük melekten birisi ve en üstünü.Cebrâil aleyhisselâmın ismi Kur’ân-ı kerîmde geçmekte olup, ayrıca Cibrîl, Rûh-ul-Emîn ve Rûh-ul-Kuds diye de zikredilmektedir. Cebrâil kelimesi lügatta “Allahü teâlânın kulu” mânâsındadır. Cebrâil’e ayrıca Nâmûs-ı Ekber de denilmiştir. Cebrâil aleyhisselâmın vazîfesi peygamberlere vahy getirmektir.
39- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
40-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme
alman tefsirin tam adı Hak Dini Kur’an Dili
41-ilk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
42- Kur’an okurken, “nefes almadan sesi kesmeye” sekte denir.

23

Şubat
2013

Hadis Usulu Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  386 Kez Okundu

HADİS ISTILAHLARI

Kudsi hadis: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in yüce Rabbinden yaptığı rivayettir. Aynı zamanda buna Rabbanî hadis ve ilâhî hadis de denilir.

Mütevatir: Adeten yalan söylemek üzere birbirleriyle anlaşmaları imkânsız bir topluluğun rivayet ettiği ve maddi bir şeye isnad ettikleri rivayettir.
Âhâd:Mütevatirlerin dışında kalanlardır.
Rivayet yolları itibariyle: Meşhur, aziz ve garib olmak üzere üç kısma ayrılır.
1- Meşhur: Üç ve daha fazla kişinin rivayet ettiği fakat tevatür sınırına ulaşmayan rivayettir.
2- Aziz: Sadece iki kişinin naklettiği rivayettir.
3- Garîb: Sadece bir kişinin naklettiği rivayettir.
Mertebe itibariyle de beş kısma ayrılır: Sahih li zâtihî, sahih li gayrihî, hasen li zatihî, hasen li gayrihî ve daîf (zayıf)
1- Sahih li zâtihî: Zaptı tam, adaletli ravinin muttasıl bir senedle rivayet ettiği, şaz olmayan ve mertebeden kabule engel bir illeti bulunmayan rivayettir.
2- Sahih li gayrihî: Bu bir kaç yoldan rivayet edilmesi halinde, hasen li zatihi olan hadistir.
3- Hasen li zâtihî: Adaletli olmakla birlikte zaptı pek kuvvetli olmayan bir kimsenin muttasıl bir senetle rivayet ettiği, şazlıktan ve reddedilmeyi gerektiren illetten uzak hadistir.
4- Hasen li gayrihî: Zayıf hadisin, biri diğerini telafi edecek ve aralarında yalancı ve yalanla itham olunmuş bir ravi bulunmayacak şekilde birkaç yoldan nakledilmesidir.
5- Zayıf: Sahih ve hasen şartlarını taşımayan hadistir.
Munkatı’ Hadis:Munkatı’ senedin dört kısmı vardır: Mürsel, muallak, mu’dal ve munkatı:
1- Mürsel: Sahabinin ya da tabiînden olan bir kimsenin peygamberden duymadığı bir şeyi peygambere ref’ etmesi (nisbet etmesi) demektir.
2- Muallak: Senedinin baş tarafları zikredilmeyendir.
3- Mu’dal: Senedinde arka arkaya iki ve daha fazla ravinin zikredilmediği hadistir.
4- Munkatı’: Senedinde bir ya da arka arkaya olmamak şartı ile daha fazla ravinin hazfedildiği rivayettir.
Muzdarib:Muzdarib: Ravilerin, senedinde ya da metninde ihtilâf ettikleri ve bunların birarada telifine ya da tercihine imkân bulunmayan rivayetlere denir.
Mevzu: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem aleyhine yalan olarak uydurulmuş hadistir.
Cerh: Ravinin, rivayetinin reddedilmesini gereken bir niteliğe sahip olduğunu tesbit etmek yahut kabul edilmesini gerektiren bir niteliğe sahip olmadığını belirterek, rivayetinin reddedilmesini gerektirecek şekilde sözkonusu edilmesidir. Ravi hakkında: O kezzâbtır (çok yalancıdır), fasıktır, zayıftır, sika değildir, muteber değildir ya da hadisi yazılmaz, demek gibi.
Cerh mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısma ayrılır:
Mutlak: Ravinin herhangi bir kayıt sözkonusu edilmeden cerh edildiğini belirtmek. Bu her halükârda onun rivayetinin reddedilmesini gerektirir.
Mukayyed: Ravinin şeyh (hoca) ya da taife ya da buna benzer muayyen bir şeye nisbetle cerhedildiğinin sözkonusu edilmesi. Bu o muayyen şey, hakkındaki rivayetinin reddedilmesini gerektiren bir illet olur, başka hususlar için olmaz.
Ta’dîl: Ravinin rivayetinin kabul edilmesini gerektiren bir sıfata sahip olduğunun, rivayetinin de reddedilmesini gerektiren bir niteliğinin bulunmadığının belirtilmesi suretiyle ravinin sözkonusu edilmesidir. O sikadır, o sağlam birisidir, onda bir beis yoktur ya da hadisi reddolunmaz denilmesi gibi.
Mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısma ayrılır:
1- Mutlak: Ravinin herhangi bir kayıt sözkonusu edilmeden adalet ile anılmasıdır. Bu onun her durumda sika olduğunun belirtilmesi demektir.
2- Mukayyed: Ravinin şeyh, taife ya da buna benzer muayyen bir şeye nisbetle âdil olduğunun belirtilmesidir. O vakit bu, o muayyen şeye nisbetle sika olduğunu -başka hususlarda böyle olmadığını- ifade etmek olur.
Merfû’: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’e izafe edilendir.
Mevkûf: Sahabiye izafe edilmekle birlikte merfû’ hükmü sabit olmayan rivayettir
Maktû’: Tabiîye ve ondan sonra gelenlerden birisine izafe edilendir.
Sahabi: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem ile ona iman ederek birlikte bulunan yahut onu gören ve bu hal üzere ölen kimsedir.
Muhadram: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’e hayatta iken iman etmekle birlikte, onunla bir araya gelememiş olan kimseye denir. Muhadramlar ashab ile tabiîn arasında bağımsız bir tabakadırlar denildiği gibi, hayır, onlar tabiînlerin büyükleridir, diye de söylenmiştir.
Bazı ilim adamları bunların yaklaşık kırk kişi kadar olduğunu dahi söylemiştir. Bunlardan bazıları: el-Ahnef b. Kays, el-Esved b. Yezid, Sâd b. İyas, Abdullah b. Ukeym, Amr b. Meymun, Ebu Muslim el-Havlânî, Habeşistan kralı Necaşi.
Tabiûn: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’e iman eden bir kişi olarak sahabi ile birarada bulunan ve bu hali üzere ölen kimsedir.
İsnâd, âlî ve nâzil olmak üzere iki kısımdır:
Âlî isnad: Sıhhate daha yakın olandır, nâzil isnâd da bunun aksidir.
Müselsel: Ravilerin gerek rivayet eden, gerek rivayet ile ilgili aynı husus üzerinde ittifak etmeleri demektir.
Hadis Rivayeti (Edâu’l-Hadis):Hadis rivayeti (edâsı): Başkasına ulaştırmak demektir.
Kütüb-i Sitte:Bu tabir aşağıdaki usûl (ana kitaplar) hakkında kullanılır:
1- Sahih-i Buhârî
2- Sahih-i Muslim
3- Nesâî’nin “Sunen”i
4- Ebû Dâvûd’un “Sunen”i
5- Tirmizî’nin “Sunen”i
6- İbn Mâce’nin “Sunen”i

Bir şair şöyle demiştir:
“İlim bir avdır, yazmak o avın bağıdır
Sen avlarını sağlam iplere bağla
Bir ceylan avladığın halde onu
Ortalıkta serbest bırakman ahmaklıktır.”
Hadis, sahih, hasen ve zayıf olmak üzere üç bölüme ayrılır.
Mevzu’a gelince, “Mevzu’ hadis” tabirini işittiğin veya bir yerde okuduğun zaman şunu bilmelisin ki, buradaki hadis sözü, onun nakil ve rivayet edilmesinin haram olduğunu gösterir.
(Mevzu’ hadis: Yalancıların uydurduğu ve iftira ederek Rasulüllah (as)’a nisbet ettiği haberdir . Mevzu’ hadis, gerçekte hadis hükmünde olmayıp, yalnız onları uyduranlara göre hadis hükmündedir ).
Sahih hadis: “Şaz ve mu’allel olmayarak, isnadı Rasulü Ekrem (as)’e veya sahabeden yahut daha sonrakilerden birine varıncaya kadar adl ve zabt sahibi kimselerin, yine kendileri gibi adl ve zabt sahibi kimselerden muttasıl senedlerle rivayet ettikleri hadistir”.
(Şaz hadis: Makbul bir ravinin kendinden daha makbul olan bir raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir).
(Muallel hadis: Dış görünüşü bakımından kusursuz gibi görünse bile, sıhhatini zedeleyen bir kusuru olduğu anlaşılan hadistir).
(İsnad ve sened: Bir metnin sonraki nesiller tarafından kaynağına ulaştırılmasıdır).
(Metin: Bir hadisin bölümlerinden ikincisidir ve isnadın son bulduğu yerden başlayan kısımdır. Bu kısım umumiyetle Hz.Peygamber (as)’le ilgili bir konuyu aktaran ifadelerdir.
(Adl: Ravinin büyük günahları işlediği bilinmemesi ve küçük günahları işlemekte ısrar etmemesidir. Bu özellikleri taşıyan kimselere hadis ıstılahında adl veya adil denir, çoğulu ise udul gelir).
(Ravi: Genellikle Hz.Peygamber (as)’in hadislerini rivayet eden kimseye denir)
(Zabt: Ravinin işittiği bir hadisi aradan uzun zaman geçse bile dilediği anda hatırlayabilecek şekilde ezberleyip aklında tutma yeteneğine sahib olması”. İbnu Hacer’e göre buna zabtu’s-sadr (göğüs zabtı) denir.
(Muttasıl sened: Ravilerinin herbirinin bir önceki raviden işitmesi sebebiyle ilk raviye dayanan sened).
Sahih hadise müsned ve muttasıl dendiği gibi, mütevatir ve ahad da denir; ayrıca garib ve meşhur demek de mümkündür.

Mütevatir Hadis:“Aklın ve adetin yalan üzere birleşmelerini imkansız gördüğü bir topluluğun, senedin başından sonuna kadar yine kendileri gibi bir topluluktan rivayet ettiği sahih hadistir”.
(Muhaddis: Senedler, illetleri, senedde adı geçen ravileri, isnadın ali ve nazil olanını bilen, çok sayıda hadis ezberleyen, Kütüb-i Sitte’yi, Ahmed b. Hanbel ‘in Müsned’ini, Beyhaki’nin Sünen’ini, Taberani’nin Mu’cem ‘ini ve ayrıca bin tane hadis cüz’ünü dinlemiş olan kimseye denir).
(İllet: Bir hadiste dışarıdan farkedilemeyen ve bu hadisin sıhhatini yok edecek nitelikteki kusuruna denir).
(Ali İsnad: Herhangi bir hadisin ravisi ile kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya o hadisi rivayet etmiş bulunan meşhur hadis imamlarından birisi arasında en az sayıda ravinin bulunduğu veyahut da tanınmış hadis kitaplarından birinin musannefine arada en az ravi ile ulaşabilen isnaddır).
(Musannef: Çeşitli konulardaki hadisleri bir araya toplayan hadis kitaplarına denir).
(Nazil İsnad: Ali İsnad’ın zıddıdır ve hadisi rivayet eden son ravi ile ilk kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya bir hadis alimi arasında normalin üstündeki sayıda ravi bulunan isnaddır).
(Kütüb-i Sitte: Altı kitap anlamındadır. Bunlar şunlardır: İmam Buhari’nin ve Müslim’in Sahihleri, İmam Ebu Davud, et-Tirmizi, en-Nesei ve İbnu Mace’nin Sünen’leri ).
(Müsned: İslam’a giriş sırası esas alınarak sahabe adlarına veya neseblerine (soylarına) göre hadislerin zikredildiği kitaplardır. Bu müsnedlerin en mükemmeli ve en genişi İmam Ahmed b. Hanbel’in Müsned’idir. Bu kitapta kırk bin müsned hadis vardır. Bunlardan on bini mükerrerdir (tekrar edilenlerdir)).
(Sünen: Hz.Peygamber (as)’in sünnetini aksettiren hadislerin yazılı olduğu kitaba denir. Sünen kitaplarında genellikle merfu’ yani Hz.Peygamber (as)’e ait hadisler bulunur. Sünen kitapları ikinci hicri asrın ilk yarısından itibaren yazılmaya başlanmıştır).
(Mu’cem: Hocaların veya şehirlerin yahut kabilelerin adlarına göre hadislerin alfabetik olarak sıralandığı kitaplardır. En meşhur mu’cemler, et-Taberani’nin el-Kebir, el-Evsat ve es-Sağir adlı mu’cemlerdir).
(Hadis Cüz’ü: Daha ziyade belli bir kişiden gelen hadisleri toplamak maksadıyla tertip edilen (düzenlenen) çoğu küçük çapta hadis kitaplarına denir).
(Haber-i Vahid: Bir nesilde bir tek ravi tarafından rivayet edilen habere denir).
(Tahric: İki manada kullanılır. Birisi rivayet, diğeri hadislerin kaynağını göstermek).
Kabule şayan (layık) görüş, İbnu Hazm ‘in görüşüdür; zira sadece Sahihayn hadislerinin kat’iyet ifade ettiğini söylemenin hiçbir manası yoktur. Bu iki kitabın dışında kalan kitaplardan sıhhati kesin surette bilinenleri de aynı şekilde kabul etmek gerekir. Bunların mü’minlerce büyük bir değeri haiz olması (büyük bir değer taşıması), diğer kitaplardaki sahih hadislerin değerini küçümsemeyi gerektirmez.
(Sahihayn: İki sahih manasına gelen bu tabir İmam Buhari ve İmam Müslim’in sahihlerine denir . Sahih terimi ise sahih hadisleri ihtiva (içeren) eden kitaplar için kullanılır).
“Sahih hadisin özelliği, Rasulüllah (as)’dan meçhul olmayan bir sahabi, ondan da iki tabii rivayet etmek suretiyle ve hadisçiler tarafından makbul addedilerek -birinin şehadet etme ehliyetini haiz olduğuna (taşıdığına) şehadet etmek gibi- günümüze kadar rivayet edilegelmesidir”.
(Tabii: Hz.Peygamber (as)’in ashabından herhangi birisi ile görüşüp ondan hadis rivayet edene denir).
(Sahabi (çoğulu: ashab veya sahabe): Hz.Peygamber (as)’i peygamberliği sırasında mü’min olarak gören, mü’min olarak ölen kişilere denir).
Sadece sahih hadisleri ilk defa toplayan İmam Buhari’dir. Sahih hadisleri toplama mevzuunda (konusunda) İmam Buhari’yi, talebesi İmam Müslim takip etmiştir.
Hemen hemen ulemanın ekserisi (alimlerin çoğu), en sahih hadislerin Daru’s-Sünne (sünnet yurdu) olan Medine halkı tarafından rivayet edilenler olduğunu kesinlikle belirtirler.
(İhticac: Hadisten hüküm çıkarmaya denir) .
(İstişhad: Bir hadisin aynı manaya gelen ve bir başka sahabiden nakledilen şahidini rivayet etmek, onu şahidi ile desteklemektir).
(Münker hadis: Zayıf bir ravinin sika raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. Münker, şazın zıddıdır; zira şazın ravisi sika olduğu halde münkerin ravisi sika olmayıp zayıf kimsedir).
(Sika: Adalet ve zabt vasfı taşıyan ravilere denir).
Hadis İlimlerinin Temellerine Bir Bakış
Sünnetin Kur’an dan sonra ilk başvurulacak merci olması ve Kur’an ‘ın pratiğe geçirilmesi açısından İslami ilimler arasında hadis ilimlerinin ne kadar önemli olduğunu belirtmeye hacet yoktur. Kur’an ayetleri bize hiç bir bozulma olmadan ulaştığı için onun orijinalliğini araştırmaya gerek yok ise de, bize ulasan sünnetin hangilerinin ne doğrulukta ulaştığını araştırmak hadis ilimlerinin konusu olmuştur.
Bugün İslam’a gönül vermiş, onun derdini kendine dert edinmiş herkesin hadis ilimlerine dair temel bilgileri — yalnızca ana hatları ile de olsa — bilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Nasıl ki matematik ile ilgili dört işlem gibi temel bilgileri bilmek bir insani matematik uzmanı yapmıyorsa, temel hadis usulü bilgilerini bilmek de bir Müslüman muhaddis yapmayacaktır. Ama yine de bu bilgiler, hadis öğrenirken, hadis eserlerine bakarken, onların sağlıklı ulaşıp ulaşmadığını anlamada yardımcı olacak, o kişiyi hadis/haber alma ve verme şuuru ile donatacaktır. İste bu düşünce ile müteakip bölümlerde hadis ilimlerine temel seviyede küçük bir giriş yapmak amaçlanmaktadır.

Hadis ilimleri deyince ilk olarak akla ilm-u dirayet-il-hadis gelir. Bu ilim dalında hadisin kuvvet derecesi, doğruluğu, bizlere sağlıklı bir biçimde ulaşıp ulaşmadığı araştırılır. Dirayet/Rivayet ikilisi bir bakıma kalite/kantine ikilisine benzer. Mesela tek bir kanaldan gelen dirayetin güçlü bir hadisin, bir kaç kanaldan gelen yani rivayetin güçlü gözüken bir hadimden daha sahih olması pek ala mümkündür.
Hadis ilimlerinden bir diğeri de ihtilaf-U-hadis’dir. Bu ilim dalı sihhaten ayni kuvvette olup birbiri ile uyuşmayan iki hadis arasındaki ihtilafı çözmekle meşgul olur. Bu durumlarda muhaddisler ve fakihler cem ve te’lif, tercih, nesh ve tevakkuf denilen metodular kullanırlar.
Hadis rivayet eden kişilerin rivayete ehil olup olmadıklarını araştıran ilim dalına da cerh ve ta’dil veya nakd-i rical denir.

*******************
Her ilim dalının bir terminolojisi olduğu gibi hadis ilimlerinin de ıstılahları vardır. Hadis ıstılahları anlaşılmadıkça hadis usulü de anlaşılamaz. Hadis ıstılahları çok sayıda olduğu için aşağıda sadece bir kısmına temas edilecektir:
Ravi hadisi rivayet eden kişidir. Bir ravi hadisi başkasından aldığında aldığı kişiye o raminin seyh’i denir. Hadisi alan ravi de talib’dir. Hadis almaya ahz, başkasına rivayet etmeye de eda tabir edilir.
Sened hadisi rivayet eden raviler zinciridir.
Cerh ve ta’dil ilminde ravilerin kalitesini belirtmek için sika (hadis rivayetine tam ehil kişi) dan vadda (hadis uyduran kişi) ya kadar çeşitli tabirler kullanilir. Bir ravi, durumu araştırıldıktan sonra, ya bu iki uçtan birinde, ya da arada bir yerde değerlendirilir.
“Sika” da iki şart aranır: Adl ve zabt. Adl ravinin hadisi bozmadan rivayet eden dürüst bir Müslüman olmasi, zabt ise hafızanın kuvvetli olmasi özelliğidir.
Hadisin ne sekilde rivayet edildigi de önemlidir. Bunlardan bazılarına sema, kiraet, icazet denir. Sema talibin seyhden dogrudan işitmesidir. Kiraet ise talibin hadisleri bir yazili metinden okuyarak seyhine arz etmesi, seyhin de onları rivayet ettiğini onaylamasıdır.
Burada, yazılı belgelere günümüzde haber bakımından verilen önemi göz önüne alarak bir noktaya dikkat çekmekte yarar var:
Sema hadisçilerin nazarında en sağlam ahz yoludur. Her ne kadar ilk hicri asırlarda hadislerin yazılması vuku bulmuş aksini iddia eden müsteşriklere gereken cevaplar verilmisse de bu, semanin birinci derecedeki önemini azaltmaz. Çünkü hadis tahsilinde asl olan kalitedir. Mesela tarihi bir vesika bulunsa hadisçiler su sorulari soracaklardir: Bu vesikayi kim yazmistir? Bu kimse haber vermede ne kadar dürüsttür? Vesikada yazdığı haberleri ögrenip yazıncaya kadar hafizasinda bozmadan tutabilmis midir? Olayi bizzat kendisi mi müsahade etmistir yoksa başkasından mi almıştır? Yazdigi haber siyasi ise, bu kisi taraf midir veya ona yazdirilmis midir? Daha sonra bu vesikada tahrifat yapilmis midir? Görüldügü gibi vesikanin sahte olmadigi bilinse bile bu yetmemektedir. Halbuki haberin dogrudan raviden dinlenmesinde bu zorluklar en aza iner. Elbette ki ravi hadisi ahz ederken seyhin hadisi hem ezberden bilip, hem de yazdigi bir kagittan okumasi daha da kuvvetlidir. Bu konuda hadisçilerin nasil titiz davrandigina dair bir örnek verelim:
Tirmizi (r.a) bir hadisi senedi ile rivayet ettikten sonra bu hadisdeki seyhi Abd b. Humeyd’in, Muhammed b. Fadl’in sunu anlattigini söyler:
Hadislerin çeşitli yönlerden sınıflandırılması:
Sıhhat yönünden:
Sahih: Aşağıdaki üç şartı sağlayan hadise denir:
Senedinde kopukluk olmamasi (muttasil olmasi)
Bütün ravilerin sika olmasi
Illet ve sazlik bulunmamasi
Bu son sartin arastirilmasi zor olup, bunda ancak Buhari gibi büyük hadis mütehassislari derinlesebilmislerdir. Illet ve sazlik olmasi durumu, ilk bakista hadisin sened ve ravi yönünden saglam gözükmesine ragmen, metin veya senedde gizli bir bozukluk olmasi halidir. Eger muallel (illetli) veya saz ise hemen zayif hadis mertebesine iner.
Hasen: Sahih hadisin sartlari bunda da geçerlidir. Su farkla ki ravilerden birisi iyi olmasina ragmen hafiza gücü gibi bir bakimdan sika mertebesine çikamamissa o hadis “hasen” olur. Hasen hadis sahihden asagi fakat ona yakin, zayif hadisden yukarda bir yerdedir.
Zayif: Genelde sahih ve hasen sartlarini, senedde kopukluk (munkati) olmasi, ravilerden bir veya bir kaçinin zayif görülmesi, illet, ve diger sebeplerden dolayi saglayamayan hadisdir.
Mütevatir: Yalan üzerine birlesmesi aklen imkansiz olan bir grup insanin rivayet ettigi hadisdir. Bu sart her tabakada tahakkuk etmelidir. Mütevatir hadise “kesin” gözü ile bakildigindan inkari tehlikeli görülmüstür. Mamafih mütevatirlerin sayilari pek azdir.
Mevzu: Uydurma hadisdir. Kimi alimlere göre mevzu hadis, zayif hadislerin en düsük derecesidir. Bir baska görüse göre de mütevatir ve mevzu hadisler, ilki kesin oldugundan, ikincisi de uydurma oldugundan hadis arastirmalarina dahil edilmezler.

Sahibi yönünden:
Merfu: Peygamber (s.a.v) e ait olan hadisdir.
Mevkuf: Söz veya fiilin sahabiye ait oldugu hadisdir.
Maktu: Söz veya fiilin tabiiye ait oldugu hadisdir.
Bir hadisin merfu olmasi onun sahih oldugunu göstermez. Merfu bir hadis pekala sahih, hasen veya zayif olabilir.
Senedde uzunlugu yönünden:
Ali: Senedin muttasil olmakla birlikte az sayida raviden olusmasidir.
Nazil: Seneddeki ravi sayisinin çok olmasidir.
Elbette ki hadisin az sayida insandan geçerek muhaddise ulasmasi tercih edilir. Mamafih nazil bir hadisin ali’den daha sahih olmasi da mümkündür.
Hadislerin sihhatlerine göre hükmü:
Sahih ve hasen hadisler ictihada elverisli kabul edilirler. Zayif hadisler ise müctehidin metoduna, hadisin zayiflik derecesine, kendini destekleyen baska hadisler olup olmamasina göre kabul veya red edilirler. Zayif hadisler genelde ictihada elverisli görülmese bile “fedail-i a’mal” konularinda, yani insanlari iyi amellere tesvik etme babinda anlatilabilirler. Çünkü zayif hadis, mevzu hadis gibi uydurma olmayip ictihadda, helal, haram gibi onemli konularda istifade edilebilecek kuvvete çikamamis hadisdir. Mevzu hadisle, zayif hadis arasindaki bu fark hatirda tutulmalidir.
Mevzu hadislere gelince, muhaddisler bunlarin asilsiz oldugu belirtilmeksizin söylenmesinin, yazilmasinin haram oldugunu söylerler. Çünkü böyle bir hadisi gören kisi onu peygamberimize ait sanacaktir. Mevzu hadisler asilsiz olduklari belirtilerek insanlari bunlara karsi uyarmak için söylenip yazilabilir.
Hadisde metin ve sened tenkidi:Bir hadisin makbul olup olmadiginin arastirmasi iki safhadan geçer:
Metin tenkidi hadisin metninin incelenmesi ile içinde tutarsizliklarin olup olmadiginin, daha kuvvetli ve yaygin hadislerle çelisip çelismediginin arastirilmasidir.
Sened tenkidi ise senedin yapisinin incelenmesi ve tarihi bilgilerle ravilerin ömürlerine bakarak kopukluk olup olmadiginin, ravilerin rivayete ehil olup olmadiginin arastirilmasidir.
Metin ve senedden bahsetmis iken muhtemel bir süphenin izalesi için muhaddisler nazarinda hadisin metin ve senedden olustugu bilinmelidir. Bazen büyük muhaddislerden bahsedilirken yedi yüz bin hadis yazmistir, bir milyon hadis toplamistir gibi ifadelere rastlanir. Bunlar süphesiz kabaca rakamlar olmakla birlikte, yine de okuyucuya mübalagali gelebilir. Gerçekten de peygamberimizin nübüvvet yillari, bilhassa hicret sonrasi günleri göz önüne alinirsa bu rakamlar çok fazladir. Ama her hadisin muhaddislerce sened ve metni ile birlikte bir bütün olarak görüldügü bilinirse durum anlasilir. Mesela Ahmed Naim Tecrid-i Sarih tercümesinde söyle der: “‘Ameller niyetlere göredir’ hadisini Hafiz Ebu Ismail-i Ensari-i Herevi yalniz Yahya b. Said-i Ensari ashabina varmak üzere yedi yüz tarikten kayd ve zabt eylemisdir.” Yani yalniz bu hadisin yedi yüzden fazla senedi var demektir ki hadis sened ve metni ile birlikte bir bütün sayildigindan bu metinde yedi yüzden fazla hadis var demektir. Artik diger hadisler de nazar-i dikkate alinirsa hadis sayisinin ne kadar kabarik rakamlara ulasacagi tasavvur edilebilir. Bu rakamlari daha da artiran bir diger husus sahabe ve tabiinin söz ve fiillerine de hadis denmesidir. (Yukarida tarifi geçen mevkuf ve maktu hadisler) Böylece bir milyon, su kadar yüz bin gibi ifadelerin hiç de mübalagali olmadigi ortaya çikar.

Hadis kitaplarinin türleri:
Hadis kitaplarinin türlerinden bir kismi sunlardir:
Cami: Akaid, ahkam, zühd, edeb, tefsir, siyer, fitneler, menakib konularindaki hadisleri toplayan eserlere denir. Mesela Buhari’nin sahihi bir “cami” dir.
Sünen: Yalnizca namaz, oruç, taharet vb. ahkam hadislerini havi kitaplardir. Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Nesai gibi. Tirmizi nin sünenine cami de denilir.
Müsned: Hadislerin onlari rivayet eden sahabe adlari altinda guruplandigi kitaplardir. Mesela önce Ebu Bekir (r.a) in rivayet ettigi hadisler, sonra Ömer (r.a) in rivayet ettigi hadisler,…, diye devam eder. Müsnedlerin en meshuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
Hadis kitaplarinin sihhatçe en kuvvetli olan altisi Kütüb-ü Sitte adi altinda toplanmistir. Bunlara “sihah-i sitte” veya “usul-u sitte” de denir. Bu alti kitaptan ilk besi Buhari ve Müslim’in sahihleri, Nesai, Ebu Davud ve Tirmizi’nin sünenleridir. Altinci kitap olarak Imam Malik’in Muvatta’sini veya Darimi’nin sünenini koyanlar olmussa da sonunda Ibn-i Mace’nin süneni agirlik kazanmistir. Bu demek degildir ki Imam Malik’in Muvatta’si sihhat bakimindan Ibn-i Mace’den geridedir. Sebep, Muvatta hadislerinin diger hadis kitaplarinda zaten mevcut olmasidir.
Kütüb-ü Sitte’nin her birinin kendine göre ayri bir meziyeti vardir. Ravilerin ahzinda daha siki sartlar koymus olan Buhari’nin Sahihi Kütüb-ü Sitte’nin sihhatçe en kuvvetli kitabidir. Imam Müslim’in sahihi sihhat bakimindan Buhari’den sonra gelir. Fakat tertibi daha güzel, metin ve senedlerdeki ifadelerde daha titizdir. Subhi es-Salih Ulum-ul-Hadis’inde söyle der:
“Hadis rivayeti mevzuunda daha çok bilgi almak isteyen Tirmizi’nin camiine, sadece ahkam hadisleri isteyen Ebu Davud’un sünenine, fikhi bablarin mükemmel siralanisini görmek isteyen Ibn-i Mace’nin sünenine müracaat etmelidir. Nesai’nin süneninde ise bu meziyetlerin bir çogu bulunmaktadir.”
Ayrica Nesai’nin süneni Buhari ve Müslim den sonra sihhatçe en kuvvetli olan, en az zayif hadis ihtiva eden kitaptir. Diger üç sünende de az da olsa zayif hadisler bulunmaktadir.
Bunlardan baska Taberani’nin mu’cemleri, Hakim’in Müstedrek’i, daha bir çok müsnedler, müstahrecler vb. varsa da bunlar sihhat bakimindan Kütüb-ü Sitte’nin asagisindadir.
Mevzuat kitaplari: Alimler, asilsiz olduklarini bildirmek maksadi ile mevzu hadisleri topladiklari bir çok kitaplar yazmislardir. Bunlardan bazilari Huseyn b. Ibrahim el-Cuzekani’nin Kitab-ul-Ebatil ve Kitab-ul-Mevzuat’i, Suyuti’nin el-Leali el-Masnua’si, Aliyyul-Kari’nin el-Masnu fi Ma’rifet-il-Mevzu adli kitaplaridir.

Zayıf Hadis: Kendinde sahih ve hasen hadislerin sıfatları (vasıfları) bulunmayan hadistir.Kısımları;
1. Mürsel HadisSenedinden bir sahabi düşen hadistir.
2. Munkatı’ HadisSenedinden bir kişinin düştüğü veya mübhem birinin zikredildiği hadistir.
3. Mu’dal HadisSenedinden birbiri peşine iki veya daha fazla ravinin düştüğü hadistir ; munkatı’ hadisten daha kapalı ve mübhemdir.
Tebe-i Tabiinin irsal ettiği hadis de mu’daldır.
(Tebe-i Tabiin: Tabiilerden sonra gelenler, tabiine tabii olanlar, tabiini takip edenler; kısaca tabiilerle görüşüp onlardan hadis rivayet edenlerdir).
(İrsal: Tabiinin büyüklerinden birinin isnadında sahabiyi atlayıp “Hz.Peygamber (as) buyurdu ki” veya “Hz.Peygamber (as) şunu yaptı” ve benzeri ifadelerle isnadını Hz.Peygamber (as)’e ulaştırarak O (as)’ndan rivayette bulunmasına denir.
4. Müdelles Hadis
Müdelles üç kısımdır:
a) İsnad Tedlisi: Ravinin muasırı olup görüştüğü, fakat hadis almadığı birinden veya muasırı olduğu halde görüşmediği kimseden hadis işittiğini zannettirecek şekilde rivayet etmesidir.
(Muasır: Aynı asırda, aynı devirde yaşayan kişi).
Tedlisin en çirkin ve yalana en yakın olan kısmı budur. İmam Şafii, isnadda bir defa dahi tedlis yaptığını bildiği kimsenin hadisini almazdı.
b) Şüyuhta Tedlis: Ravinin durumunu gizlemek istediği şeyhini, haiz olmadığı (taşımadığı) yüksek vasıflarla anması veya bilinen künyesinden (ünvanından) başka bir isimle zikretmesidir.
(Şeyh: Genellikle hadis talebesinin, meclisine devam ederek hadislerini rivayet ettiği hadisçiye denir).
(Meclis: Hadis okunan ve imla ettirilen oturumlara denir. Belli bir kitabın okunduğu, hadis meselelerin öğrenildiği derslere denildiği de olur).
c) Tesviye Tedlisi: Ravinin, hadisini makbul ve sahih göstermek için senedde bulunan -fakat kendi şeyhi olmayan- birini zayıf veya kendinden daha küçük olduğu için atlayarak, hadisi sadece sika raviler rivayet etmiş gibi göstermesine denir.
Tedlisin en kötü çeşidi, büyük ölçüde bir aldatma mevcut olduğu için tesviye tedlisidir.
Bütün çeşitleriyle müdelles hadisin zayıf hadisler grubuna girmesinin sebebi, ravilerinin sika olduğunun sabit olmamasıdır.
5. Muallel hadis: Dış görünüşü bakımından kusursuz gibi görünse bile, sıhhatini zedeleyen bir kusuru (illet) olduğu anlaşılan hadistir.
(Bazı hadisler vardır ki, ilk bakışta sıhhat şartlarına uygun görünür. Fakat hadis illetlerini iyi bilen bir alimin araştırması sonucu bu hadisin dışardan farkedilmeyen ve sıhhatini yok edecek nitelikte bir gizli kusuru olduğu ortaya çıkar. Bu gizli kusura illet, böyle gizli bir kusur taşıdığı bir alimin tetkiki (incelemesi) ile anlaşılan hadise ise muallel adı verilir. Hadis illetleri hadis ilminin en çetin ve ince konularından biridir. Dolayısıyla muallel hadisler konusu, Hadis Usulünün en önemli ve zor konularından birini teşkil eder. Bir muallel hadis daha çok isnad, bazen de metni yönünden muallel olur. Muallel hadisin zayıf hadisler grubuna girmesinin sebebi, illetin o hadisin sıhhatini gidermesidir).
6. Muztarib Hadis
Birçok rivayetleri bulunmakla beraber, bu rivayetler birbirine müsavi (eşit) olduğu için aralarında tercih yapılamayan, bir ravinin iki veya daha çok sefer rivayet ettiği, yahut iki veya daha çok ravinin rivayet ettiği hadistir.
Bu hadisin zayıf olmasına sebeb, ravilerinin hıfz ve zabtı hakkında ihtilaf edilmesidir.
(Hıfz: Genellikle ravinin şeyhinden rivayet ettiği hadisleri güzelce ezberleyip muhafaza ederek yeri geldiğinde eksiksiz ve fazlasız olarak kendi talebelerine rivayet edebilme yeteneğine denir).
Iztırab bazen metinde bulunmakla beraber, çoğunlukla isnadda bulunur.
(Iztırab: Bir ravi bir sefer rivayet ettiği hadisi ikinci sefere değişik tarzda rivayet eder. Ondan işiten ravilerde birbirlerinden farklı şekillerde rivayet ederler. Bir ravinin aynı hadisi birbirinden farklı şekillerde rivayet etmesi veya birden fazla ravinin birbirlerinden ayrı olarak rivayet etmeleri halinde adalet ve zabt durumları farklı olmadığından rivayetleri arasında tercih imkansız hale gelir. İşte bu tercih imkanı bırakmayan hale ıztırab adı verilmiştir).
7. Maklub Hadis
Ravilerden birinin metindeki bir lafzı veya isnaddaki bir şahsın ismini yahut nesebini alt-üst etmesiyle, tehir edilmesi (geriye bırakılması ) gerekeni takdim (öne almasıyla ) veya takdim edilmesi gerekeni tehir etmesiyle veyahut bir şeyin diğerinin yerine konması suretiyle rivayet edilen hadise denir.
8. Şaz Hadis
Makbul bir ravinin kendinden daha makbul olan bir raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir.
Şaz hadiste mutlaka teferrüd ve muhalefet şartlarının bulunması lazımdır. Bu iki vasfı haiz olan (taşıyan) bir hadis, sahih olmaktan çıkarak zayıf hadisler grubuna girer.
(Teferrüd: Ravinin rivayetinde tek başına kalmasıdır).
(Muhalefet: Ravinin, zayıf ise sika ravilere, sika ise kendisinden daha sika olana aykırı rivayette bulunmasına denir).
Şaz hadisler zayıf hadisler olduklarından merdud sayılmışlardır. Bu bakımdan dini meselelerde hüccet (delil) olamazlar. Bir başka deyişle, şaz hadisle amel edilmez.
9. Münker Hadis
Zayıf bir ravinin sika raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir.
Münker, şazın zıddıdır; zira şazın ravisi sika olduğu halde münkerin ravisi sika olmayıp zayıf kimsedir.

10. Metruk Hadis
Hadiste yalan söylemekle itham edilen yahut fiili veya kavli bakımdan fıskı zahir (açık) olan veyahut çok gafil veya çok vehimli olan bir ravinin rivayet ettiği hadistir.
(Fısk: Ravinin fiil ve sözlerinde küfür derecesinde olmamak şartıyla İslam’a aykırı itikat taşıdığının görülmesidir. Ravilerin tenkidinde (eleştirisinde) göz önünde bulundurulan on tenkit esasından (metain-i aşere) biridir ve ravinin doğrudan doğruya adaletiyle ilgilidir).
Bazı muhaddisler metruk yerine matruh terimini kullanmışlardır.
B- MEVKUF ve MAKTU’ HADİSLER ZAYIF HADİSLERDEN MİDİR
Mevkuf sözüyle, sahabeden rivayet edilen söz, fiil ve takrirler kastedilmektedir.
Mevkuf hadislerin içinde de zayıf olanları vardır. Fakat bu zayıflık hadisin mevkuf oluşundan gelmemektedir. Diğer bir ifadeyle mevkuf olduğu için zayıf değildir; bilakis bu zayıflık hadisteki şaz, illet, ıztırab gibi durumlardan meydana gelmektedir. Yoksa mevkuf hadise de, isnad ve metinlerine bakarak, Rasulüllah (as)’a ref ‘ edilen hadisler gibi sahih, hasen, zayıf demek mümkündür.
(Ref’: Hadisi, isnadını Hz.Peygamber (as)’e kadar ulaştırıp merfu’ olarak rivayet etmeye denir).
Maktu’ hadis ise, tabiinden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Maktu’ -isnadının ve metninin durumuna göre- sahih, hasen, zayıf sıfatlarından birini alabilir, Maktu’un sahih ve hasen oluşu, değil Rasulü Ekrem (as)’den, sahabeden alındığı manasına dahi gelmez; aksine bizzat tabiinden rivayet edildiği anlaşılır. Bunlardan sadece büyük sahabilerle aynı çağda yaşamak bahtiyarlığına eren Said b. el-Müseyyeb , eş-Şa’bi , en-Nehai ve Mesruk gibi büyük tabiilerin maktu’larıyla ihticac etmemiz caiz olur.
C- ZAYIF HADİSLERİN RİVAYETİ ve ONLARLA AMEL ETME MESELESİ
Şu noktada hiç şüphe yoktur ki, -din nazarında- zayıf rivayetler ne şer’i (şeriatle ilgili) bir hüküm, ne de ahlaki bir fazilet için kaynak olur; zira zan, gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Fezail (faziletler) de ahkam (hükümler) gibi dinin esas prensiplerindendir. Binaenaleyh bu prensipleri çürük bir temel üzerine, paramparça olacağı bir uçurum kenarına bina etmek doğru olamaz.
Zaten gerek şer’i ahkam ve gerekse fezail babında (bahsinde) elimizde, başkasına lüzum bırakmayacak kadar çok sahih ve hasen hadis vardır.

SAHİH-HASEN-ZAYIF HADİSLER ARASINDA MÜŞTEREK OLAN ISTILAHLAR
Bu ıstılahlar yirmi tanedir. Bunlardan asıl üzerinde durulması gerekenler mevkuf ve maktu’ hadislerdir. Geri kalan on sekiz ıstılah da şunlardır: Merfu’, Müsned, Muttasıl; Mü’ennen, Mu’an’an, Muallak; Ferd, Garib; Aziz, Meşhur, Müstefiz; Ali, Nazil; Tabi’, Şahid; Müdrec; Müselsel; Musahhaf.
A. Merfu’, Müsned ve Muttasıl
1. Merfu’: Özellikle Hz.Peygamber (as)’e izafe edilen söz, fiil veya takrire merfu’ denir. 2. Müsned: İlk raviden sonuncu raviye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah (as)’a ref ‘ edilen hadistir.
(İttisal: Raviler arasında ınkıta’ denilen kesiklik halinin bulunmayışı haline denir).
3. Muttasıl veya Mevsul: İster Rasulüllah (as)’a ref ‘ edilmiş olsun, ister sahabi veya daha berideki bir şahısta kalsın, senedinde kesiklik olmayan hadise bu ad verilir.
B. Mu’an’an, Mü’ennen ve Muallak
4. Mu’an’an Hadis: -Lafzından da anlaşılacağı üzere- tahdis ve sema’ sözleri açıkça belirtilmeden senedinde “fulanun ve fulanun” denen hadistir.
(Tahdis: Hadis rivayetine denir).
(Sema’: Hadis rivayet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadisi, bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle gerçekleşir).
5. Mü’ennen Hadis: Senedinde “(haddesena fulanun enne fulanen” ibaresi kullanılan hadistir.
6. Muallak Hadis: İsnadın baş tarafından bir veya birbiri peşine daha fazla ravinin ismi hazfedilerek (yok edilerek), mahfuzun (yok edilenin) üst tarafındaki raviye isnad edilen hadistir.
C. Ferd ve Garib
Ferd Hadis: Tarikleri çok olsa bile tek ravinin infirad ettiği hadistir . (Tarik: Bir hadisin senedine verilen bir diğer isimdir).
(İnfirad ve Teferrüd: Ravinin rivayetinde tek başına kalmasına, bir başka deyişle, hadisi herhangi bir şeyhten ondan başka rivayet eden olmamasına denir).
Garib Hadis: Senedin herhangi bir yerinde, bir şahsın rivayetinde teferrüd ettiği hadistir
(Mutlak Ferd: Senedin baş tarafındaki sahabi veya tabiinin tek başına rivayette bulunduğu hadistir).
(Nisbi Ferd: Genel olarak hususi bir cihete (yöne) nisbetle ferd olan hadistir).
Mutlak Ferd ile Nisbi Ferdin şaz ile karıştırılması doğru değildir. Daha önce de gördüğümüz üzere, şazda, teferrüd ve muhalefet şartlarının bulunması gereklidir.
D. Aziz, Meşhur ve Müstefiz
E. Ali ve Nazil
Ali İsnad: Herhangi bir hadisin ravisi ile kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya o hadisi rivayet etmiş bulunan meşhur hadis imamlarından birisi arasında en az sayıda ravinin bulunduğu veyahut da tanınmış hadis kitaplarından birinin musannefine arada en az ravi ile ulaşabilen isnaddır.
(Musannef: Çeşitli konulardaki hadisleri bir araya toplayan hadis kitaplarına denir).
Hadislerin Sınıflandırılması
1-Sıhhat yönünden:Sahih,Hasen,Zayıf,mütevatir,mevzu
2-Sahibi yönünden:Merfu,Mevkuf,Maktu
3-Senedde uzunluğu yönünden:Ali ve Nazil

HADÎSLERİN SINIFLANDIRILMASI
1- KABUL VEYA RED AÇISINDAN HADİS ÇEŞİTLERİ
A) Makbul:
B) Merdud:
2- SENEDİN MÜNTEHASI (HADİSİN SÖYLEYENİ-İLK KAYNAĞI) AÇISINDAN HADÎS ÇEŞİTLERİ
A) Kudsi-Nebevi Hadis:Mânâsı Allah’a, lâfızları Hz. Peygamber’e âit olan hadislere kudsi hadis; mânâ ve lâfzı Hz. Peygamber’e âit olan hadislere de nebevî hadis denir. “İlâhî hadis” ve “Rabbânî hadis” diye de adlandırılan kudsî hadis: Hz. Peygamber’in, anlam bakımından Allah’a dayandırdığı, başka bir deyişle O’ndan nakiller yaparak söylediği sözdür.
B) Merfu Hadîs:Hz.Peygambere nisbet olunan hadise “merfû hadis” denir.
C) Mevkuf Hadîs:Rivâyet edilen söz, fiil veya takrir’in kaynağı sahâbî ise (rivayet munkatı veya muttasıl olsun) buna mevkuf hadîs denir.
D) Maktu Hadîs:Tâbiîn ve Etbauttâbiîn’e ait rivâyetlere verilen addır
3- SENETTEKİ İTTİSAL DURUMUNA GÖRE HADÎSLERİN ÇEŞİTLERİ
A) Muttasıl (Müsned-Mevsûl) Hadîs.
B) Gayr-ı Muttasıl (Munkatı) Hadîs.
4- SENET (RAVİ) SAYISINA GÖRE (VEYA DERECE-İ ŞUYU’ AÇISINDAN) HADÎS ÇEŞİTLERİ
Önce ikiye ayırmışlar:
1) Mütevâtir hadîsler.
2) Âhâd hadîsler (mütevatir olamayanlar).
Sonra, Âhad hadîsleri de tekrar üçe ayırmışlardır:
a) Meşhur hadîsler,
b) Azîz hadîsler,
c) Ferd (Garîb) hadîsler,
*Hadis kitaplarinin türleri
1-Cami: Akaid, ahkam, zühd, edeb, tefsir, siyer, fitneler, menakib konularindaki hadisleri toplayan eserlere denir. Mesela Buhari’nin sahihi bir “cami” dir.
2*Sünen: Yalnizca namaz, oruç, taharet vb. ahkam hadislerini havi kitaplardir. Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Nesai gibi. Tirmizi nin sünenine cami de denilir.
3-Müsned: Hadislerin onlari rivayet eden sahabe adlari altinda guruplandigi kitaplardir.Müsnedlerin en meshuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
Kütüb-ü Sitte :Bunlara “sihah-i sitte” veya “usul-u sitte” de denir.
Hadisin Bölümleri:
1-Sened: Hadisin ilk kaynağına (Hz. Peygamber (sas) e ulaşıncaya kadar takip ettiği yolu haber vermektir. Senede; Tarîk (yol), vecih (tarz) da denir.
2-Metin: Hadisin ifadeleri, yani manaya gelen,bir konuyu bize aktaran sözleridir.

*İlk Hadis Kitapları:
1-Sahifeler: Sahabe ve Tabiin devrinde yazılan hadis mecmualarıdır. Pek azı bize kadar ulaşmıştır. (Abdullah b. Amr b. el-Âs’ın sahifesi, Hemmam b. Münebbih sahifesi, Sa’d b. Ubâde sahifesi, Semure b. Cundeb sahifesi, Caber b. Abdillah sahifesi, Abdullah b Abbas (İbni Abbas) sahifesi.)
2-Cami(musannef) ler: Hadisleri konularına göre ayırarak yazılan hadis kitaplarıdır. Buharî ve Müslimin el-Camiu’s-Sahîh’i en meşhurlarıdır.
3-Sünenler: Yazılışları itibarı ile cami’ler gibi konularına göre hadisleri toplamakla birlikte daha çok hükümlere ait hadisleri ihtiva eden eserlerdir. (Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Trimizi, Nese’înin el-Müctebâ’ı, ed’Dare Kutnî’nin Süneni, Neyhakî’nin Sünen’i, Ebu Caferi’t-Tahavi’nin Meâni’l-Asâr’ı, ed-Darimî’nin sünen’i.)
4-Müsnedler: Hadisleri senedindeki sahabeye göre tasnif edilerek yazılan eserlerdir. Yani hadisin ilk ravisi olan Sahabi’nin alfabetik isim sırası veya meşhur oluş sırasına göre tasnif edilir. (Ahmet b. Hambel, Ebu Davut et-Tayâlisî, el-Humeydî, Müsedded, Ebu Bekr el-Bezzar, Mu’camlar ‘ın Müsnedler’i)
*Hadisin Sınıflandırılması:
1-Genel Sınıflandırma:
a-Nebevî Hadisler; Peygamberimiz (sas) e ait söz, takrir ve davranışlardır. Yani Peygambere ait hadislerdir.
b-Kudsî Hadisler; Bunlara İlahî hadisler Rabbanî hadisler de denir.
2-Senede Göre Sınıflandırma:
a)Senedinde kopukluk olmayan hadisler; Müsned, muttasıl, mevsîl hadisler
b)Senedinde kopukluk olan hadisler: Mürsel, munkatı, muallak, müdelles hadisler.
3-Ravi Sayısına Göre Hadisler:
a)Âlî isnad; Bir nesilden aynı hadisi çok kişinin rivayet etmesi
b)Nazil isnad; Bir nesilden aynı hadisi az kişinin rivayet etmesi
4-Metne Göre Sınıflandırma:
a)Sahih Hadis; Sağlamlığında ve Hz. Peygambere (sas) ait olmasında şüphe olmayan hadislerdir. b)Hasen Hadis; Adalet şartını haiz olmakla beraber zabt yönünden sahih hadis ravilerinin derecesine ulaşmayan kimselerin, kesiksiz isnatla rivayet ettikleri ş’az ve illetten uzak hadislerdir.
c)Zayıf Hadis; Kendisinde sahih ve hasen hadislerin vasıfları bulunmayan hadislerdir.
Zayıf Hadisler; Mürsel,Munkatı’, Mu’dal, Müdelles, Tedlîsu’ş-Şuyuh, Mu’allel, Muzdarib, Maklûb, Şâz, Münker ve Metruk olmak üzere on gurba ayrılır.
Metin konusunu teşkil eden şahıslara göre de hadis çeşitleri
a)Merfu’ hadisler; Hz. Peygamber’e (sas) ait olan söz,fiil ve takrirlerdir.
b)Mevkûf hadisler; Sahabeden rivayet edilen söz fiil ve takrirlerdir. Bunlar daha çok ibabdet dışı konulardır.
c)Maktû hadisler; Tabi’îndan rivayet edilen söz ve fiillerdir.

* Hadîs Yazan Bazı Sahabîler
a) Abdullah İbn Amr Ibnrl-As
b) Câbir İbn Abdillah
c) Ebû Hur ey re
d) Alî İbn Ebî Tâlib
e) Semura İbn Cundeb
f) Enes İbn Mâlik
*Hadîs Alma Yollan (Tahammulü’l-Hadîs)
a) Semâ
b) Arz – Kıra’a
c) İcâze
d) Münâvele
e) Mukâtebe
f) İ’lâm
g) Vasıyye
h) Vİcâde

23

Şubat
2013

Hadis Istılahları

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  363 Kez Okundu

ADL: Râvînin hadîsi bozmadan rivâyet eden dürüst bir müslüman olması…

AHZ: Bir şeyhden hadîs almak.
ÂLÎ İSNÂD: Herhangi bir hadîsin râvîsi ile kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya o hadîsi rivâyet etmiş bulunan meşhur hadîs imamlarından birisi arasında en az sayıda râvînin bulunduğu veyahut da tanınmış hadîs kitaplarından birinin musannefine arada en az râvî ile ulaşabilen isnaddır.
CÂMİ: Akâid, ahkâm, zühd, edeb, tefsîr, siyer, fitneler, menâkib konularındaki hadîsleri toplayan eserlere verilen ad. Örneğin Buhârî’nin Sahîhi bir “câmi” dir.
CERH VE TA’DÎL İLMİ: Hadis ilminin bir dalı olup hadîs ilimleri içinde aşağı yukarı en gelişmiş branştır. Bu ilim dalında hadîs râvîlerinin kusurları ve meziyetleri özel terimlerle incelenir. Yani râvîlerin doğruluk ve güvenirlik yönlerinden durumları ortaya konur.
EDÂ: Bir hadîsi başkasına rivâyet etmek.
ĞARÎBU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs metinlerinde geçen, az kullanıldığından dolayı anlaşılması zor kelimelerin açıklanmasıyla uğraşan hadîs ilmi branşı.
HABER-İ VAHİD: Bir nesilde bir tek râvî tarafından rivâyet edilen habere denir.
HADÎS CÜZ’Ü: Daha ziyade belli bir kişiden gelen hadîsleri toplamak maksadıyla tertip edilen çoğu küçük çapta hadîs kitaplarına verilen ad.
HADÎS RÂVÎLERİ İLMİ: Bir anlamda râvîler tarihi demek olan bu hadis ilmi branşı râvîlerin hadîs rivâyeti bakımından tanıtımını yapar.
HADÎSLERİN VÜRÛD SEBEPLERİ İLMİ: Hadîs ilminin kapsadığı branşlardan biri olan bu ilim, hadîslerin vürûd sebeplerini, yani niçin ve neden dolayı söylenmiş olduklarını tespit etmeye çalışır. Nüzûl sebeplerini bilmek Kur’ân ayetlerini anlamak bakımından ne kadar gerekli ise, vürûd sebeplerini bilmek de hadîsleri doğru anlamak ve değerlendirmek bakımından o kadar lüzumlu ve önemlidir.
HASEN: Adalet cihetiyle sağlam olmakla beraber zabt yönünden bazı zaafları bulunan râvî ya da râvîlerin bulunduğu senede sahip olan hadîstir. Hasen hadîs sahihden aşağı fakat ona yakın, zayıf hadîsden yukarda bir yerdedir.
HIFZ: Genellikle râvînin şeyhinden rivâyet ettiği hadîsleri güzelce ezberleyip muhafaza ederek yeri geldiğinde eksiksiz ve fazlasız olarak kendi talebelerine rivâyet edebilme yeteneğine denir.
İHTİCÂC: Hadîsten hüküm çıkarmaya denir.
İLELU’L-HADÎS İLMİ: Dış görünüş itibariyle sahih denebilecek bir hadîsin, sıhhatini zedeleyen ve ancak konunun uzmanları tarafından anlaşılabilecek gizli kusurlardan bahseden hadîs ilmi dalıdır. Bu gizli kusur hadîsin senedinde, metninde veya her ikisinde birden olabilir.
İLLET: Bir hadîste dışarıdan farkedilemeyen ve bu hadîsin sıhhatini yok edecek nitelikteki kusuruna denir.
İRSAL: Tabiinin büyüklerinden birinin isnadında sahabiyi atlayıp “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki” veya “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şunu yaptı” ve benzeri ifadelerle isnadını Hz.Peygambersallallahu aleyhi ve selleme ulaştırarak O’ndan -sallallahu aleyhi ve sellem- rivâyette bulunmasına denir {bkz. mürsel hadis kelimesi}.
İSNÂD: Senedi, yani râvîler zincirini zikretmek.
KÜTÜB-İ SİTTE: Altı kitap anlamındadır. Bu altı kitap; İmam Buhârî’nin ve Müslim’in Sahihleri, İmam Ebû Dâvûd, Tirmizî, Neseî ve İbnu Mâce’nin Sünen’leridir.
MAKLÛB HADÎS: Râvîlerden birinin metindeki bir lafzı veya isnaddaki bir şahsın ismini yahut nesebini alt-üst etmesiyle; tehir edilmesi (geriye bırakılması) gerekeni takdim (öne almasıyla) veya takdim edilmesi gerekeni tehir etmesiyle veyahut bir şeyin diğerinin yerine konması suretiyle rivâyet edilen hadîse denir.
MAKTU’ HADÎS: Tabiinden rivâyet edilen söz, fiil ve takrirlerdir.
MERFÛ HADÎS: Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait olan hadîsdir {bkz. ref’ kelimesi}.
MERVİYY: Bir râvînin rivâyeti; hadîs.
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MEVZU HADÎS: Uydurulmuş ve hadîs diye ortaya atılmış sözdür. Kimi alimlere göre mevzu hadîs, zayıf hadîslerin en düşük derecesidir. Bir başka görüşe göre de mütevâtir ve mevzu hadîsler, ilki kesin olduğundan, ikincisi de uydurma olduğundan hadîs araştırmalarına dahil edilmezler
MU’CEM: Hocaların veya şehirlerin yahut kabilelerin adlarına göre hadîslerin alfabetik olarak sıralandığı kitaplardır. En meşhur mu’cemler, et-Taberânî’nin el-Kebîr, el-Evsât ve es-Sağîr adlı mu’cemleridir.
MUHADDİS: Senedleri, illetleri, senedde adı geçen râvîleri, isnâdın âlî ve nâzil olanını bilen, çok sayıda hadîs ezberleyen, Kütüb-i Sitte’yi, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’ini, Beyhakî’nin Sünen’ini, Taberânî’nin Mu’cem’ini ve ayrıca bin tane hadîs cüz’ünü dinlemiş olan kimseye denir.
MUHTELİFU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs ilimlerinin en çetrefili olduğu kabul edilen bu branş, hadîsler arasında görülen anlam çatışma ve çelişmelerini inceler –ki ihtilafların bir kısmı bağdaştırılabilir cinsten bir kısmı da bağdaştırılamaz cinstendir–.
MUSANNEF: Çeşitli konulardaki hadîsleri bir araya toplayan hadîs kitaplarına verilen ad.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MÜRSEL HADÎS: Senedinden bir sahabi düşen hadîstir.
MÜSNED: Hadîslerin onları rivâyet eden sahabe adları altında gruplandığı kitaplardır. Mesela önce Ebu Bekir radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler, sonra Ömer radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler… şeklinde devam eder. Müsnedlerin en meşhuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
MÜSNED HADİS: İlk râvîden sonuncu râvîye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah sallallahu aleyhi ve selleme ref ‘ edilen hadîstir.
MÜTEVATİR: Yalan üzerine birleşmesi aklen imkansız olan bir grup insanın rivâyet ettiği hadîsdir. Bu şart her tabakada tahakkuk etmelidir. Bu nedenle de mütevatirlerin sayıları pek azdır. Mütevatir hadîse “kesin” gözü ile bakıldığından inkârı tehlikeli görülmüştür.
NAZİL İSNAD: Âlî İsnad’ın zıddıdır ve hadîsi rivâyet eden son râvî ile ilk kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya bir hadîs alimi arasında normalin üstünde bir sayıda râvî bulunan isnaddır.
RÂVÎ: Hadîsi rivâyet eden kişidir.
REF’: Hadîsi, isnadını Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme kadar ulaştırıp merfu’ olarak rivâyet etmeye denir {bkz. merfu hadis maddesi}.
RİVÂYET: Râvîlerin hadîsleri nakletmesi.
SAHÂBÎ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi peygamberliği sırasında mü’min olarak gören, mü’min olarak ölen kişilere denir (çoğulu: ashâb veya sahâbe). Ashâb-ı kiram hadîs rivâyeti bakımından iki kısma ayrılmaktadır. Binden fazla hadîs rivâyet etmiş olanlar muksirûn, binden az rivâyet etmiş olanlar mukillûn diye tanımlanır. Muksirun 7 sahabeden oluşmaktadır. Ehli sünnet bilginlerince Rasûlüllahı görme mutluluğuna ermiş olan ashab, hadîs rivâyeti bakımından güven ve itimada layık kabul edilmiştir. Bunun için onlar tenkid (cerh ve tadil) dışı bırakılmıştır.
SAHİH HADÎS: Senedinde kopukluk olmayan, bütün râvîleri sika olan, illet ve şazlık bulunmayan hadîslerdir. Başka bir ifadeyle Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme ait olduğuna teknik açıdan herhangi bir şüphe ve tereddüt bulunmayan hadîs demektir.
SAHİHAYN: “İki sahih” mânâsına gelen bu tabir İmam Buhârî ve İmam Müslim’in sahihleri için kullanılır. Sahih, terimi ise sahih hadîsleri ihtiva eden kitaplar için kullanılır.
SEMA’: Hadîs rivâyet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadîsi, bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle almak şeklinde gerçekleşir.
SENED: Hadîsi rivâyet eden râvîler zinciri.
SİKA: Adalet ve zabt vasfı taşıyan râvîlere denir.
SÜNEN: Yalnızca namaz, oruç, taharet vb. ahkâm hadîslerini içeren kitaplardır. Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Neseî gibi. Sünen kitaplarında genellikle merfu’ yani Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait hadîsler bulunur.
ŞEYH: Bir râvînin hadîsi aldığı kişi.
TABİİ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ashabından herhangi birisi ile görüşüp ondan hadîs rivâyet edene verilen isim.
TAHDİS: Hadîs rivâyeti…
TÂLİB: Bir şeyhden hadîsi alan râvîye verilen ad.
TARÎK: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve vecih kelimeleri}.
TARÎK: Bir hadîsin senedine verilen bir diğer isimdir
TEBE-İ TABİİN: Tabiilerden sonra gelenler, tabiine tabii olanlar, tabiini takip edenler; kısaca tabiilerle görüşüp onlardan hadîs rivâyet edenlerdir.
VECİH: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve tarîk kelimeleri}.
ZABT: Hafızanın kuvvetli olması özelliğidir
ZAYIF HADÎS: Râvîleri, sahih ve hasen hadîs râvîlerinin vasıflarını taşımayan hadîslerdir.

22

Şubat
2013

Gül Medine Terimleri-2

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  297 Kez Okundu

ABADİLE:Abdullahlar anlamına gelir.Dini bir terim olarak fıkıh ve hadis ilminde şöhret bulmuş olan Abdullah b.Abbas, Abdullah b.Ömer, Abdullah b. Amr ve Abdullah b. Zübeyr anlaşılır.
ABDULLAH B.AMR B.AS:Hz.Peygamberden duydugu hadisleri onun huzurunda yazmasına izin verilen sahabe.
ABDULLAH B.CÜBEYR:Uhud`da Ayneyn gecidinde görevli komutan Abdullah b. Cübeyr idi.Uhud savasinda Ayneyn gecidine 50 okcu ile yerlestirilen Abdullah b. Cübeyr ve 10 arkadasi ile sehit oldular.
AŞURA GÜNÜ:Âşura Günü ise Muharrem’in 10. Günüdür
ASHAB:Mümin olarak Hz.Peygamber(sas)`i görüp sohbetinde bulunan kimseye sahabe denir.En son vefat eden sahabe, Ebu Tufeyl Amir b.Vasile el-Leysi`dir.
ASHÂBU’S-SUFFE:Hz. Peygamber (s.a.s.)’in mescidine bitişik sofada barınan ve islâmî tedrisatla meşgul olan sahabiler.
ASİM B.ADİ:hz.PeygamberEfendimizin (s.a.v) Mescid-i Dirar`i ortadan kaldirmak icin görevlendirdigi sahabe.
BAKİ MEZARLIĞI:Hz. Peygamber (s.a.s.) zamanında Medine İslâm devletinin gerçekleşmesinden sonra kurulan bir mezarlıktır. Buna el-Bakî’, Cennetü’l-Bakî, Bakî’u'l-Garkad isimleri de verilmiştir.
BENİ KAYNUKA GAZVESİ(Sevval-H.2):Beni Kaynuka carsisinda alis veris yapan bir kadini alaya alatrak onun iffetiyle oynadilar.Oradan gecen bir müslüman kadinin feryadina kostu.Yahudiyi öldürdü.Orada bulunan yahudiler de hücum ederek sehit ettiler.Beni Kaynukalilar, kale icine girdiler. 15 gün muhasara sonrasi teslim oldular.700 kadar yahudi esir alindi.Bu savasta, yahudilerinin mallarinin tamami ganimet alindi. Kendileri de Medine`yi terk etmeleri istendi.Sevval ayinda Medine`yi terk ettiler.Suriye taraflarina gittiler.
BUAS SAVAŞLARI:Evs –Hacrec kabileleri arasinda 120 yil süren savaslar. Bu savaslarin sonuncusu hicretten 3 yil önce oldu.

BEDİR-UHUD-HENDEK SAVAŞLAR:Bedir Medine`ye 60 km. Mesafededir.İslam`da ilk savas burada yapilmistir.Bedir savasinda(624) 14 sehit,70 düsman kayip 70 de esir alinmistir.Uhut savasinda 70 sehit, 22 düsman ölmüstür. Hendek savasinda 6 sehit, 8 düsman ölmüstür.Uhut sehitlerinin cenaze namazlari kilinamamisti.Veda haccindan döndükten sonra Uhud sehitlerini Peygamberimiz ziyaret etti.Namazlarini kildi.(Tecrid

CEVAMİU`L-KELİM:Hz.Peygamber`in veciz sözlerini ve kendisinin veciz konusma özelligini ifade eden bir tabir.
ÇIHÂR YÂR-I GÜZÎN:Peygamber efendimizin dört seçkin ve büyük halîfesi: Hazret-i Ebû Bekr, hazret-i Ömer, hazret-i Osman, hazret-i Ali.
DARÜLHADİS :Hadis evi,hadis ve hadis ilimlerinin ögretildigi yer.Hadis ögrenimi icin kurulan müessese.
DELAİLU`L HAYRAT:Hz.peygamber için kullaniln salavat-i şerifeleri toplayan kitaplarin adidir.
DELAİLÜ’N-NÜBÜVVE:Delâilü’n-Nübüvve,Peygamberlik müessesesini, özellikle Hz. Muhammed’in peygamberliğini ispatlamak amacıyla yazılan eserlerin ortak adı
DENDAN-İ SEAADET:Hz.Peygamberimizin Uhud muharebesinde sehit olan , kirilan disinin bir parcasi.Dendan-i Seadet, Osmanli padisahlarindan Sultan Mehmet Resat tarafindan yaptirilan kiymetli taslarla süslü altin bir muhafaza Topkapi sarayinda saklanmaktadir,
DİHYETÜL KELBİ:Ashabın en güzel simalarından biri idi. Bazı zaman Cebrail (a.s.) Resulü Ekrem (s.a.v.)’in huzuruna onun suretinde gelirdi. Bu güzel simalı sahabe. Dıhye-i Kelbî Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve simâ olarak en güzellerindendir. İsmi; Dıhye bin Halîfe bin Ferve bin Fedâle bin Zeyd İmrü’l-Kays bin Hazrec olup, Dihyet-ül Kelbî diye meşhûr olmuştur.
EHL-İ BEYT:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
ENSAR:Peygamber`e ve muhacirlere yardimci olan Medineli müslümanlar.Peygamberimizi Medineli arkadaslarindan olan ve muhacirlere yardim eden sahabi.
ERBAİN:Kirk sayisi esas alinarak Islami konularda yazilan eserlerin ortak adi.
ETBAUTEBE-İ TÂBİÎN:Sahâbe ve Tâbiînden sonra Peygamber efendimizin övdüğü nesillerden üçüncüsü olan Tebe-i tâbiîni görenler.
FUKAHA-İ SEB`A:Ashab-i Kiram`dan sonra Medine-i Münevvere`de de fetva vermeye baslayan yedi meshur fakihe verilen isimdir.
GASİLÜ-L MELAİKE:Melekler tarafından yıkanan; Ashâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Ashâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri.

GASVETULUR:Zor zamanda,Tebük savasina verilen ad.
GAZVE VE SERİYYE:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaslara„gazve“ denir.Peygamberimizin gazvelerinin sayisi 27`dir.Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatin kumandasi altinda savasa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir. Seryyelerin sayisi 44 veya 104`dir.
GAZVETÜ`L-USRE(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
HANNANE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü
HANE-İ SAADET:Peygamberimizin hanimlarina ait bu odalar mescide bitisik oldugundan
HANZALA:Hz.Hanzala Uhutta sehit olan ve meleklerin yikadigi sahabe.
HARAM AYLAR:haram aylar”ın, “Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Recep”
HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.
HİLYE :Bilhassa Hz.Peygamber`in fiziki özellikleri, bunlari anlatan edebi eserler ve ayni konuda hüs-i hatla yazilmis levhalar icin kullanilan terim.
HAYBER SAVAŞI:Yahudilerle yapilan en büyük savas, Hayber savasidir.Hicretin 7.ci yilinda yapilmistir.Hayber Savasi:Hayber savasi ile Sam ticaret yolunun güvenligi saglanmistir.
HENDEK SAVAŞI:Hendek savasi, hicretin 5.yilinda oldu.Hendek savasina adi verilen hendeklerin uzunligu; 5,5 km, drinligi 5 m., eni 9 m.dir.
HİCRET:Peygamberimiz Mekke`den Medine´ye 622 yilinda hicreti.
HUBBÜ’N-NEBÎ :P eygamber sevgisi demektir.
HÜLAFA-İ RAŞİD`İN:Dört büyük halife; Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali.
HAREMEYN:Mekke ve Medine sehirleri birlikte ifade eden tabir.
HÂTEMÜ’L-ENBİYÂ :”Peygamberlerin sonuncusu” anlamında Rasûl-ü Ekrem Efendimizin vasıflarından biri.
HÂTEMÜ’L-MÜRSELÎN :Arapça bir isim tamlaması olan bu terim sözlükte, “peygamberlerin sonu ve mührü” anlamına gelmektedir.
HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.
HATEMÜ´L ENBİYA:Peygamberlerin sonuncusu;Hz.Muhammed(sas).
HATEM-İ NÜBÜVVET:Hz.Muhammed(sas)` in Peygamberligine denir.
HAYBER FETHİ: (7/628):Mute savaşı (8/629), Bizans ile müslümanlar arasında yüzyıllarca sürecek savaşlar bu savaşla başladı. kumandan Zeyd b. Harise; o şehit oluca Cafer b.ebi Talib; o da şehid olunca Abdullah b. Revaha komutan olacaktı. Hepsi şehit olunca halid b. Velid komutran oldu.Seyfullah( Allahın kılıcı ) lakabını aldı.
HENDEK GAZVESİ:Müslümanlarla Mekkeli müsrikler ve müttefikleri arasinda yapilan savas(5/627)

HİLYE-İ SEAADET:Hz.Peygamber(sas)Efendimizin yüce sifatlarini anlatan manzum veya nesir halindeki yazilara hilye-i seaadet veya hilye-i serif denir.
HÜSEYİN(R.A):Peygamberimizin torunu,hicretten 5 yil sonra saban ayinin besinde Medine´de dünyaya geldi.Hz.Peygamber`in torunu,Hz.Fatima ile Hz.Ali`nin kücük oglu, Kerbela sehidi.
HUDEYBİYE:Mekke`nin kuzey batisinda bir yer adi.
İLK CUMA NAMAZI::Hicret esnasinda Salim ogullari yurdunda Ranuna mevkiine geldiginde Cuma vakti olmustu.Bura da ilk Cuma namazi kilindi.Peygamberimiz(sas9:“Günesin dogdugu günlerin en hayirlisi Cuma günüdür.“(Sünen-i Tirmizi Terc.c.1,sh.487)
İLK EZAN:Ilk ezan 623 yilinda Medine`de sabah namazinda okundu.Bilal-i Habes okudu.
İLK ŞEHİD:Ensardan ilk sehit;Haris bin Süraka`dir.
İSLAM`IN ÜÇ NESLİ:Sahabe,Tabiin ve tebe-i Tabiin dönemi.
İLK CUMA DIŞ EZANI:Cuma günü disarida okunan Cuma ezani, Hz.Osman devrinde ihdas edildi.
İLK MİNBER:Hz.Peygamber tarafindan yapilmistir.
İLK MESCİD:Peygamberimizin insa ettigi ilk mescid olarak bilinen ; Kuba Mescidí`dir.
İLK SERİYYE:Ilk seriyye,Hz.Hamza`nin seriyyesidir.
İLK ŞEHİD:Islam tarihinde ilk sehit olan Hz.Sümeyye ve esi Hz.Ammar`dir.
KAYNUKA(beni Kaynuka):Hz.Peygamberin Medine`den sürdügü yahudi kabilesi.
KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
KİSVE-İ ŞERİFE:Resûlullah efendimizin medfûn bulundukları hücre-i seâdet üstündeki kubbe üzerine serilen örtü. Hücre-i seâdetin beş köşeli duvarları yapılırken üzerlerine bir de küçük kubbe yapılmıştı. Bu kubbeye, Kubbet-ün-nûr denir. Osmanlı pâdişâhlarının gönderdikleri kisve-i şerîfe bu kubbe üzerine örtülürdü. Kubbet-ün-nûr üzerine gelen, mescid-i seâdetin büyük yeşil kubbesine Kubbet-ül-hadrâ denir
KUTSAL ÜÇ MESCİD:Islam`da kutsal sayilan üc mescid;Mescid-i haram Mekke`de, Mescid-i Nebevi Medine `de,Mescid-i Aksa Küdus`de.
KUBA MESCİDİ:İslamda ilk bina edilen mescid Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hicretlerinde Medine-i münevvereye gelmeden önce Kuba denilen yerde konakladılarında ilk bina ettikleri mesciddir

LİHYE-İ ŞERİF:Peygamberimizin mübarek sakali icin kullanilan bir terim. Hz.Peygamber(sas)`e ait sakal , sakali serif.
LİVAÜ`L HAMD:Insanlarin kiyamet günü altinda toplayacaklari Hz.Peygamber`e ait sancaginin adi
MAKAM-I MAHMUD:Hz.Peygamberin kiyamet gününde sahip olacagi manevi konumu ifade eden bir terim. Makam-i Mahmud:Peygamberimizin cennetteki makami., sefaat makami
MEDİNE SÖZLEŞMESİ:İslam devletinin ilk Anayasasi Medine sözlesmesidir.Medine Anayasasi, Enes b.Malik in evinde toplanarak müzakere edildi.Medine anayasasina;Medine vesikasi,Medine belgesi, Medine sözlesmesi ve Medineliler sözlesmesi olarak anılmaktadır.
MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MUHACİR:Mekke`den Medine`ye göc eden müslümanlara denir.
MUHADRAMUN:Cahiliye ve Islam devrini idrak eden fakat Hz.Peygamberi mümin olarak g
MUKİLLUN: Sözlük manasıyle azaltan, azaltıcı demektir. Hadis tarihinde Hz. Peygamber (s.a.s)’den nisbeten az sayıda hadis rivayet etmiş olan sahabiler için kullanılan bir tabirdir.
MUKSİRUN:En cok hadis rivayet eden sahabe vardir.Bunlara muksirun denir.1000 den fazla hadis rivayet eden 7 sahabeye verilen isimdir.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MESCİD-İ NEBİ: Medine`de icerisinde Hz.Peygamberin kabrininde bulundugu mescid.Mescid-i Nebi`ye,Mescid-i Seadet de denir.
MUAHAT( Ensâr ile Muhâcirler Arasında Kardeşlik):“Muâhât”, Muhâcir ve Ensârın birbirlerine kardeş olarak ilan edildiklerini ifade eden bir siyer ve İslâm tarihi kavramıdır.

MUVALAT:Tavafın bütün şavtlarını ara vermeden peş peşe yapmak.
MUVATTA:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseridir.
MÜHR-İ NÜBÜVVET:Peygamberlik mührü; Peygamber efendimizin mübârek sırtı ortasında, sol küreğine yakın kalbi hizâsında bulunan nübüvvet mührü.
NAKİBÜL EŞRAF:Osmanlı da Seyyid ve Serif`in dogum ve ölüm kayıtlarini tutan kisilere“Nakibül-Eşraf“, bu isi yapan müesseselere de „Nakibül-Eşraflık deniliyordu.(İslami Bilgiler Ansk.C.1,Sh.317)
NÜBÜVVET:Allah ile insanlar arasinda dünya ve ahiretle ilgili ihtiyaclarinin giderilmesi amaciyla yapilan elcilik görevi.
NÜBÜVVET MÜHRÜ:Hz.Muhammed`in iki kürek kemigi arasinda bulunan ve nübüvvetinin alametlerinden biri sayilan ben.
RA`Cİ VE BİR-İ MAUNA VAKASI: Hicri 4/ M.626 yilinda müslümanlari cok üzen 2 olay, Islam mürşidlerinin pusuya düşürülerek öldürülmesiyle sonuçlanan Ra`ci ve Bi`r-i Mauna facialaridir. 4/625)
RAKİKA:Müsrilerin toplantida alinan suikast karari, Hz.peygamberin halalarindan Rakika tarafindan duyulmus ve durum ona haber verilmisti.Peyganberimiz hic vakit kayip etmeden Hz.Ebubekir`e durumu bildirerek hicrete basladi.
RAVZA-İ MUDAHHARA:Peygamberimizin kabri ile minberi arasina Ravza-i Mudahhara denir.
RAVİ:Ögrendiği hadis rivayet eden kimse anlamında kullanılan terim.
REGAİB SÜNNETLERİ:Bes vakit namaza bagli olmaksizin kilinan namazlara regaib sünnetler denir.
RESÜL:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
RESUL-i SEKALEYN:Insanlarin ve cinlerin peygamberi Hz.Muhammed(sas).
REVATİP NAMAZLAR:Farz namazlarla birlikte kilinan sünnetlere denir.

RASULÜS-SAKALEYN:Peygamberimize Rasulüs-Sakaleyn denmesinin sebebi;Insanlara ve cinlere peygamber olarak gönderildigi icin.
RİDDE SAVAŞLARI:Ridde savaslari,Hz.Ebubekir halife olduğu yıl yaptığı ilk gazveler.
Rasûlüllah (s.a.s)’in vefatından sonra dinden dönüp İslâm devletine savaş açanların isyanlarının bastırılması için yapılan askerî harekâtlar.
RİHLE:Hadis ravilerinin, bildikleri hadisleri tekid etmek veya bilmedikleri hadisleri öğrenmek için uzak mesafelere yolculuk etmelerine rihle denir.
RÛME KUYUSU (Hz. OSMAN KUYUSU) :Mescidi Şerife 5 km. uzaklıkta olup Kıbleteyn camisinin kuzeyinde kuzeyinde bi’ri Osman çiftliğinin içinde olan kuyusudur.Efendimiz (s.a.v.)’in bu kuyuyu satın alıp suyunu parasız olarak halka dağıtan kişiye Allah cennette misli ile bir kuyu vereceğini müjdeleyince Hz. Osman bu kuyuyu satın almış ve Müslümanlar için vakfetmiştir.
SALVELE :Hz. Peygamber (s.a.s)’e salavât okuma;
SELEF: Hz. Peygamber s.a.v.’in “En hayirli nesil benim dönemimde yasayanlardir. Sonra onlari izleyenler sonra onlarin ardindan gelenlerdir.
SENETÜ`L-İBTİHACE:Bi`setin 12.(m.621) yilinda Islamiyeti kabul edenler cok oldugu icin bu seneye“Senetü`l Ibtihace“ denir.
SENETÜ`LHÜZÜN (620):Peygamberimizin amcasi Ebu Talib ve Hz.Hatice`nin 3 gün arayla vefat ettigi yıl.
SEYYİDÜ`L-BEŞER:InsanlarinEfendis Hz.Muhammed (sav).
SEYYİDÜ’L-MÜRSELİN :P eygamberlerin efendisi, önderi, ulusu, Rasûlüllah (s.a.s)’in mübarek isimlerinden biri.
SİYER-İ NEBİ:Hz.Peygamberimizin hayatini konu alan kitaba verilen isimdir.
SÜNNET: Sözlükte yol, usul, adet, iyi ve kötü bir kimsenin gidişatı, alışkanlık hahine getirdiği davranışları manasınadır. de, inzal, tenzil denir.
ŞECERE-İ PÂK-İ MUHAMMEDÎ:Muhammed aleyhisselâmın mübârek, temiz soy kütüğü, soy ağacı
ŞEMAİL-İ ŞERİF:Hz.Peygamberin, bedeni ve ahlaki vasiflarini ve beseri münasebetlerindeki, günlük yasayisindki tutum ve davranislari icin kullanilan bir tabirdir.
TEBE-İ TABİÎN Resulullah (s.a.s)’e iman etmiş olarak tabiînden bir veya birkaçıyla karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimseler
TEBÜK SEFERİ:Tebük seferi, hicri 9, miladi 630 yılında yapılmıştır.Tebük seferi,Bizanlilara karşı tertiplendi.
UHUD SAVAŞI:Uhut savaı 625 senesin de oldu.Uhud savaşına katılan sahabelerin alfebetik olarak isim listesi M.Asim Köksal`in Hz.Muhammed(sas) ve İslamiyet adlı eserinin 3 ve 4 cildinin sahife 89`da zikredilmektedir.
ÜMMEHÂTU’L-MÜ’MİNÎN :Müminlerin anneleri, Hz. Peygamber’in hanımları.
ÜMMÜ EYMEN:Ümmü Eymen Üsame`nin annesidir.
ÜSTÜVANETÜ`L-VUFUD:Hz.PeygamberinMescid-i Nebi`de elcileri kabul ettigi yer(Heyetler sutunu).
VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
VEDA HACCI: Peygamberimizin ilk ve tek haccidir.
VEDA HUTBESİ :Hz. Peygamber’in, hicri 10. yılda yaptığı Veda Haccı’nda sayıları yüz on dört bini bulan hacıya hitaben irad ettiği hutbe.
VEDA YOKUŞU:Medine`ye inen dik bir yolun tepesidir.Eskiden itibarli kimseler bu tepeye kadar uğurlanırdı.
YESRİB:Peygamberimiz, Medine´ye Yesrib denilmemesini hoş görmemeiş“O , Medine`dir“
demiştir.Medine`nin eski adı.
ZEVAİD SÜNNET:Hz.Peygamber(s.a.v) in bir insan olması itibariyle yaptığı, Allahü Tealadan bir tebliğ veya Allahın dinini açıklama niteliği taşımayan beşeri fiillerine Zevaid Sünnet denir.
ZİNNUREYN:İki nûr sâhibi. Peygamber Efendimizin(sallallahü aleyhi ve sellem ) Ümmü Gülsüm ve Rukiye isimli iki kızıyla evlendiği için hazret-i Osman’a verilen lakab.Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ona birbiri ardınca iki kızını vermiştir. İki kızı da vefât edince; “Bir kızım daha olsaydı verirdim” buyurmuştur.

22

Şubat
2013

Kur’ân-ı Kerim Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  324 Kez Okundu

1-Mushaf in Yazısı (Resmül-Mushaf):Kur’ân’ın yazısıyla İlgili olarak doğan ilme “Resmül-Mushaf” ismi verilmiştir. Kur’ân’ın kendine mahsus bir yazı şekli vardır ki, buna “Resmü’l-Osmani” denir. Bu yazı şekli Hz. Osman zamanında istinsah edilen Mushafta da belirlenmiş ve günümüze kadar ayrıen muhafaza edilmiştir. Müslümanlar da başlangıçtan beri bu Mushaf-lann yazısına titizlikle uymuşlar ve imlâ tarzına sadâkatle bağlı kal¬mışlardır.
2-Tecvîd İlmî:Tecvid, harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’ân-ı Kerîmi hatasız okumayı öğreten ilimdir.
3-Kıraat İlmi (Kıraetü’l-Kur’ân):Kur’ân-ı Kerîm’In kelimelerinin okunuşlarını ve ihtilâflarını nakledenlerine nisbet ederek bildiren ilme “Kırâetül-Kur’ân” veya “Kırâât İlmi” denir.[34]
4-Vakf ve İbtidâ:”Durmak” anlamına gelen “Vakf, okumaya tekrar başlamak niyetiyle nefes alacak kadar bir süre için sesi kesmekten ibarettir.”Başlama” anlamına gelen “İbtidâ” ise, “İlk defa okamaya başla¬mak” veya “Vakf tan sonra tekrar başlamak” demektir.
5-Nuzûl Sebepleri (Esbâbu’n-Nuzûl):Bazı âyet ve sûrelerin ne gibi sebeblerle indirildiğini bildiren İlim dalma “Esbâbu’n-Nuzûl” denir.
6-Nâsîh Ve Mensûh:Nesh, lügatte değiştirmek, yok etmek, nakletmek … gibi anlam¬lara gelir. Istılahta İse, Sert bir bir hükmü, daha sonra gelen sert bir hükümle kaldırmaya nesh denir. Emir veya Nehiyle ilgili hükümle¬rin bazıları, bir çok hikmetler sebebiyle ya tamamen ortadan kaldırılır veya yerine konan bir hükümle değiştirilir. Kur’ân’da hükmü kaldırıl¬mış olan âyete “Mensûh”, hükmü kaldıran âyete de “Nâsİh” adı verilir.
7-Muhkem Ve Müteşâbih:Muhkem âyetler, mânalarının anlaşılması için açıklamaya ih¬tiyaç duyulmayan, herkesin anlayabilellceğİ âyetlerdir. Helâl, haram, namaz, oruç, zekât, hac ve Peygamberlerin kıssaları türünde olan âyetler muhkem âyetlerdir. Başka bir ifadeyle Muhkem, kolaylıkla anlaşılan, tefsire ihtiyaç göstermeyen ve tek mânası olan âyetlerdir.
8-Süre Başlangıçları ve Başlangıç Harfleri (Fevâtihu’s-Suverve El-Hurûfu’l- Mukatta’a)
Sûre Başlangıçları:Dinleyicinin ilgisini çekmek için söze tatlı, akılcı, ince ve güzel bir üslupla başlamak esastır. Belagatın ana ilkelerinden olan söze güzel başlama prensibi, Kur’ân-ı Kerîm’de sûre başlarında en güzel ve en olgun örneklerini vermiştir.
Kur’ân’daki 114 sûrenin tamamını Suyûtî (911/1505), Başlan-gıçları itibariyle 10 grupta toplayıp, şu başlıklar altında incelenmiştir:
1- Allah’a Hamd (Övgü) ile başlayan 14 sûre. “el-Hamdülillâh, Sübhâne, Tebâreke, Sebbeha” gibi.
2- Hurûfu Mukattaa dediğimiz Heca harfleriyle başlayan 29 sû¬re. “Elif Lâm Mîm “gibi.
3- Nida ile başlayan 10 sûre. ‘Yâ eyyuhâ, Yâ eyyuhe’n-Nebiyyu, Yâ eyyuhe’n-Nâs” gibi.
4- Haber cümlesi ile başlayan 21 sûre. Âyetler isim, fiil veya edatlarla başlatılmıştır. “Berâetün, îkterabe, Kad Efleha” gibi;
5- Yeminle başlayan sûre 17 sûre. Vâv ve Lâm yemin harfleriyle sûre başlatılmıştır. “Ve’1-Leyli, Lâ uksimu” gibi.
6- Şart cümlesi ile başlayan 7 sûre. “tzâ câe nasrullâhi” gibi.
7- Emir ile başlayan 6 sûre. “Kul yâ eyyuhe’l-Kâfirûn, îkra’” gibi.
8- Soru ile başlayan 6 sûre. Bunlar Hel, Mâ ve Hemze’den oluşan soru edatlanyla başlatılmıştır. “Hel etâke hadîsu’l-Ğâşiye, Amme yetesâelûn. Elem tera keyfe feale” gibi.
9- Dilek ile başlayan 3 sûre. Bunlar Veyl ve Tebbet kelimeleriyle başlatılmıştır. “Veylün li’1-Mutaififîn, Tebbet yedâ Ebî leheb” gibi.
10- Ta’lil ile başlayan 1 sûre. “Lülâiî Kureyşin” ifadesinde sûre, ta’lîl Lâm’ı ile başlatılmıştır.

 

11-Ğarîbu’l-Kur’ân:”Ğarîb” kelimesi, yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapalı anla¬mına gelmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan, araplar arasında da yaygın bir şekilde kullanılmadığı için pek bilinmeyen kelimeleree “Ğa¬rîb” denilmiştir. Kur’ân’da nadiren de olsa yabancı kelimelerin bulu¬nuşu, ekseriyeti teşkil eden Kureyş lehçesinin dışında, diğer lehçeler¬den de birçok kelimelerin yer alması “Ğarîbu’l-Kur’ân” meselesini ortaya çıkarmıştır.
12- İ’câzu’l-Kur’ân:î’câz kelimesi lügatte, âciz bırakmak anlamına gelir. Bir şeyin benzerini yapmaktan âciz bırakan şeye de mu’cize denir. Bu bakım¬dan Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Peygamber’in en büyük ve ebedî mu’cizesidir.
13-Aksâmu’l-Kur’ân:Tefsir usûlünün konularından biri de Kur’ân-ı Kerîm’deki ye¬minlerdir. Kur’ân-ı Kerîm’in bazı âyetlerinde Allah’ın kendi yüce ismi üzerine, Peygamberlere, Kur’ân’a, meleklere, kıyamet gününe, tabiatta bulunan önemli varlıklara yemin edilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’de yemin (kasem)’Ierin bulunmasındaki sebepler şöyle açıklanmıştır:
1- İslâm’dan önceki araplann toplum hayatında yeminin büyük rolü vardır. Araplann öteden beri alıştıkları bu usûlü Kur’ân-ı Kerîm muhafaza etmiştir.
2- İndirilen âyetler “yemin’lerle teyid edilip âyetler ve öngördüğü hususlar vurgulanmıştır.
3- Yemin edilen şeyin kıymet ve önemine işaret edilmiştir.
4- Dinleyenlerin dikkatlerini çekmek için kullanılmıştır.
Kur’ân-ı Kerîm’de 17 Sûre’nin başında yemin bulunmaktadır. Ayrıca sûre içlerinde de bir çok yemin mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek verelim:
a) Allah’m kendi ismine yemin etmesi. (Hıcr, 15/92-93)
b) Hz. Peygamber’in yemin etmekle emredilmesi, (et-Teğabün, 64/7)
c) Kur’ân-ı Kerîm üzerine yemin edilmesi. (Yasin, 36/2-4)
d) Melekler üzerine yemin edilmesi. (Mürselat, 77/1-7)
e) Kıyamet gününün vuku bulacağına dair yemin. (ez-Zâriyât, 51/1-5)
Kur’ân-ı Kerîm’de kasemi ifade eden âyetler “Vav” veya “Lâ” harfleriyle başlamıştır. “Lâ” nefy harfinin kasem cümlesinin başında bulunması müfessirler tarafından çeşitli şekillerde açıklanmıştır.
14-Kısasu’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîm’de geçmiş peygamberler ve milletlere dair kıssalar yer almaktadır.-Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v.)’in zamanında meydana gelen Hicret, Uhut, Mekke’nin Fethi, Ifk Hadisesi ve benzeri olaylar da Kur’ân’da anlatılmıştır.
“Kısasu’I-Kur’ân” adını alan tüm bu olayların zikredilmesindeki maksat insanların ibret almalarını sağlamaktır. Yoksa tarihi bir olayın anlatılıp tesbit edilmesi gaye edinllmemiştir.
15-Tekrâru’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîmde bazı kelime ve âyetlerin bir veya birkaç yerde tekrar edilmiş olması “Tekrâru’l-Kur’ân” terimi ile ifade edilmiştir.
16-Emsâlü’l-Kur’ân:Emsal, bir şeyin benzeri, delil ve hüccet anlamlarına gelen “Me¬sel” kelimesinin çoğuludur. Kur’ân-ı Kerîm’de pekçok mesel vardır.Meseller bir fikri pekiştirmek. Öğüt vermek, teşvik etmek ve sakındır¬mak gibi maksatlarla yapılır.
17-Mecâzu’l-Kur’ân:Kelimelerin genel mânalarında kullanılmasına hakikat denilir¬ken asıl anlamından başka bir mânada kullanılmalarına da “Mecaz” denir. Kur’ân-ı Kerîm’deki kelimeler gerçek mânalarında kullanıldığı gibi, bazen de mecazî mânalarında kullanılmıştır
18- Müşkilü’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîm âyetleri arasında ilk bakışta İhtilâf ve tenakuz gibi görünen durumları İnceleyen ilme “Müşkİlü’I-Kur’ân” denilir.
19-Î’râbu’l-Kur’ân:Kur’ân kelimelerinin cümle içinde bulundukları yere göre gramer yönünden incelenmesi ve tahlillerinin yapılması Trâbul-Kur’an” ilmi¬ni meydana getirmiştir. Bu yolla cümlenin fiil, fâil ve mef ûlleri belirle¬nir, Kur’an’ın doğru olarak anlaşılmasına yardımcı olunur.
20- Mübhemâtü’l-Kur’an:Mübhem, Kur’ân-ı Kerînvde isimleri zikredilmeyip, ism-i mevsuller veya zamirlerle zikredilen erkek, kadın, melek, cin, topluluk ve kabilelerdir. İsm-i Mevsul ve tamirlerle ifâde edilen bu varlıkların kime delâlet ettiğini bilmek kolay bir şey değildir. Dolayısıyla mübhem isim¬lerle ilgili bilgileri ihtiva eder» mübhemât ilmi nakle bağlı bir ilimdir. Yani bu konudaki bilgilerin sağlam senetlerle, peygamber, sahabe ve tabiîne ulaşması gerekir. Eğer haberler sahih olma niteliğini yitirirse o zaman isrâiliyat denilen îslârn dışı haberler, konuya girer ve mesele istismar edilerek hedefinden saptırılır.

21-Halku’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîm, Allah kelâmı olması hasebiyle mahlûk değildir. Bu görüşte Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak halindedirler. Zaten Islâmın ilk asrında “Kur’ân mahlûk mudur, yoksa gayr-ı mahlûk mudur ?” şeklinde bir mesele ”yoktu. Âyet ve hadislerde bu konuya temas edilmemişti. Fakat II. asrın sonlarından itibaren ortaya çıkan ve III. asrın başlarında İslâm âleminde geniş bir fikir münakaşasına yol açan “Halku’l-Kur’ân” meselesi Me’nıun (198-218/813-833)’un halife olmasıyla su yüzüne çıkmıştır. Halife Me’mun Mu’tezile İmamlarının tesiri altında kalarak, Kur’ân’i mahlûk olduğu görüşünü resmen ilân etmiştir. Ayrıca bu görüşü kabul etmeyenleri çeşitli işkencelere maruz bırakmış, aralarında Ahmed b. Hanbel’in de bulunduğu tanınmış bir çok ilim adamı bu işkenceler altında can vermiştir.
“Halku’l-Kur’ân” meselesi, Mu’tezile’nin görüşleri doğrultusunda Mu’tasım (218-227/833-842) ve Vâsık (227-232/842-847) devirlerinde devam etmiş, Mütevekkil (232-247/847-861) zamanında ise yasaklan¬mış, Kur’ân’ın Mahlûk olmadığını savunan Ehl-i Sünnet görüşüne dönülmüştür.
Sonuç olarak Mu’tezile Mezhebi ve irriarrilannın, birkaç Abbasî Halifesinin desteğinde savunup birçok Ehl-i Sünnet âlimini zor ve sıkıntılı şartlara soktukları bu mesele çeşitli ve uzun süren müna¬kaşalardan sonra kapanmış, din ve itikadla ilgili bir mesele olmadığı anlaşılmıştır. Özellikle Eş’arî’nin yazılı ve okunan Kur’ân’ın Cevher itibariyle mahlûk olmadığım savunması Ehl-i Sünnet inancının en çarpıcı ifadesi olmuştur.
22-Vucûh Ve Nezâîr:Kur’ân-ı Kerîm’de bir kelimenin birkaç mânada kullanılmasına “Vucûh” birkaç kelimenin ayrı mânada kullanılmasına da “Nezâir” denir.
23-Fedâîlü’l-Kur’ân:Kur’an ilimlerinden birisi de “Fedâilu’l-Kur’ân (Kur’ân’ın Fazilet¬leri)” ilmidir. Bu konuya dair sahih hadis kitapları içinde ayrı bölüm¬ler tahsis edildiği gibi tefsir kitaplarında da bazan müstakil başlıklar altında bazan da yeri geldikçe konuyla ilgili rivayetlere yer verilmiştir. Ayrıca müstakil eserler de yazılmıştır. Bu eserlerde, genellikle Kur’-ân’ın faziletlerinden bahseden hadisler yer almış, ayrıca Kur’ân’la ilgili âyetlere ve büyüklerin sözlerine de yer verilmiştir.
24- Âyetler Ve Sûreler Arasında Uygunluk (Tenâsü-Bî’l-Ây Ve’s-Suver):Âyetler ve sûreler arasındaki uyum ve ahengi (Tenasubu’1-Âyi ve’s-Suver) inceleyen bu ilim, tefsir usûlünde önemli bir yer işgal eder. Bir kısım mûfessirler bu konuya özellikle Önem vermiş ve büyük gayret sarfetmişlerdir. Aralarında Fahreddin er-Razî, Ebû Bekr İbnü’l-Arabî gibi bir çok âlim, bu ilmin önemini ve Kur’ân araştırmalanndaki yerini ifade etmişlerdir.
25- Havâssu’l-Kur’ân:Kur’ân-ı Kerîm’in bazı âyet ve sûrelerinin özelliklerinden bahse¬den İlİmdir.Kur’ân’daki sirçok sûre ve âyetlerinin özelliklerine dair hadisler ve büyüklerin sözleri mevcuttur. Bunların okunmasıyla müsbet neticeler elde edildiği tecrübelerle sabittir.
26-Kur’an – ın Terim Anlamı:”Kur’an Hz.Muhammed (s.a.v)’e vahiyle indirilmiştevatürle nakledilmiş,Mushaflarda yazılmış tilavetiyle ibadet edilen bir süresinin – dahi olsa – meydana getirilmesi icin meydan okuyan Fatiha suresi ile başlayıp Nas suresiyle sona eren Allah’ın kelamıdır.
27-En uzun ayet müdaniye ayeti denilen Bakara Suresi’nin 282. Ayettidir.Bu konuda ihtilaf yoktur.Kısa ayeti ise ihtilaflıdır.Bu konuda zikredilenler : MüdhammetanVel – fecr Yasin vel asr ve’d- duhamüddesir rahman ve Yasin.
28-İlk ve Son Nazile Olan Ayetler:İlk inen ayetler Alak suresinin ilk beş ayetidir.Fetret devrinden sonra Müddesir suresinin baş kısmı nazil olmuştur.Son ayet hakkında ise görüş ayrılığı vardır.Besmele: Tevbe suresinin dışında bütün surelerin başında besmele vardır.Nelm suresinin 30. Ayetinde gecmesi nedeniyle Kur’an – ın bir ayeti olduğunda ihtilaf yoktur.
29-Secde Ayetleri:Secde ayetleri Kur’an ‘da 14 tanedir.Secde ayeti okunduğunda “tilavet secdesi” yapılmalıdır.Tilavet secdesi hanifilere göre vaciptir.
30-Sure: Sözlükte yüksek rütbe mevkişerefyüksek binasur gibi manalara gelir.Çoğulu”suver”dir.Terim olarak “ayetlerden en az 3 ayetten meydana gelen başı ve sonu bulunan müstaki Kur’an parcası” demektir.114 sure vardır.Ubey b.Kab’a göre 87 ‘si Mekki 27’si ise Meddenidir.En uzun süre 286 ayeti olan Bakara süresi en kısası ise “Kevser Suresidir”. Kur’an – ın surelere ayrılması tevkifidir yani vahye dayanır.

31-Surelerin Tasnifi:Es- Sebu’t tuvel: En uzun 7 sure demektir.El – Mi’un:Birinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir.El – Mesani: Ayet adedi 100’den az olan surelerdır.(Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar)El – Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
32-Kıraat İlmi : Kur’an-ın kelimlerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını nakledenlerine isnat ederek bilmektir.Gayesi: Mütevatir kıratların zabt melekesini elde etmektir.
33-Senetleri Bakımından Kıraat Çeşitleri:1. Mütevatir Kıraat2. Meşhur Kıraat3. Ahad Kıraat4. Şaz Kıraat : (Senedi sahih olmayan kıraat )5. Mevzu (Uydurma ) Kıraat
34-Vakfın Kısımları:
1. Tam Vakıf (Vakf-ı tam Vakf-ı lazım vakf-ı vacip) : Kendisinden sonrası ile mana yönünden alakası bulunmayan bir kelime üzerinde yapılan vakfa tam vakıf denir.
2. Kafi Vakıf(Vakf-ı Kafi):Kelam lafız ve mana yönünden tamamlanmakla beraber yine kendinden sonrası ile anlam bakımından bir alakası varsa bu tür yerlerde yapılan vakfa denir.
3. Hasen Vakıf(Vakf-ı Hasen ):Vakf-ı hasen ayetin başında veya ortasında olabilir.
4. Kabih Vakıf(Vakf-ı Kabih):Vakf-ı kabihdekelam tamamlanmadığı için okunandan bir mana anlşılmaz.
35-Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
36- Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine Vahy denir.
37-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan, gerektiğinde yorumlayan eserlere Tefsir denir.
38-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere Meal adı verilir.
39-Allah (c.c.)’ın varlığını ve birliğini, doğmadığını ve diğer özelliklerini özlü bir şekilde anlatan ve buna kısaca Tevhit suresi denilen surenin adı İhlas suresi
40- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim İsrail oğulları.

41-Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi Ya-sin suresi.
42-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun sure Bakara suresi,en kısa sure Kevser suresidir.
43-Hurf’u Seb’a : Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
44-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan Abdullah bin Mesut (r.a.).
45-Kur’an’ı Kerim Hz.Ebubekir halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı.
46-Kur’an’ı Kerim Hz.Osman halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı.
47-Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
48-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet ,Nur suresi ayet 11 ve 12.
49-Bildiğiniz gibi Kur’an’ı Kerim 30 cüzden müteşekkildir. Her müslümanın yatarken okuması tavsiye edilen “Muavizeteyn” surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.
50-Muavizeteyn surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.

21

Şubat
2013

Tecvit Testleri:179

Yazar: arafat  |  Kategori: TECVİD  |  Yorum: Yok   |  1.068 Kez Okundu

1 -Aşağıdaki kavramlardan hangisi Kur’an’ın kelime anlamlarından biri değildir?
A) Okumak B) Yazmak C) Toplamak D) Bir araya getirmek
2 – Kur’an’in iniş sürecine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Kur’an M. 610 yılı Mekke’de sevr mağarasında
B) Kur’an M. 610 yılı Medine’de Ramazanın27.gecesi
C) Kur’an M. 610 yılı Mekke’de Hira mağarasında pazartesi günü
D) Kur’an M. 610 yılı Mekke’de Hira mağarasında Cuma günü
3 – Peygamberimize inen ilk ayetler hangi surenin ayetleridir?
A) Fatiha B) Müddessir C) Müzzemmil D) Alak
4 – Aşağıdaki sure eşleştirmelerinden hangileri sure olarak nazil olan ilk ve son surelerdir?
A) Fatiha-Nasr B) Alak-Müddessir C) Alak- Nasr D) Fatiha-Nas
5 -Kur’an’ın esası (Ümmü’l-Kur’an) diye meşhur olan sure aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bakara B) Aliimran C) Fatiha D) Yasin
6 -Aşağıdaki kavramlardan hangisi tecvidin kelime anlamlarından biri değildir?
A) Ağır ağır okumak B) İyi yapmak C) Bir şeyi hoş yapmak D) Güzel yapmak
7 – Aşağıdaki sure ve ayet numaralarından hangisi Kur’an’ı tecvidli okumamız gerektiğine işaret etmektedir?
A) Müddessir 36 B) Nur 30 C) Ahzab 56 D) Müzzemmil 4
8 – Aşağıdaki med harflerinden hangileri bazen takdiri (Gizli) gelir?
A) Yalnız elif B) Elif ve Ya C) Elif ve Vav D) Elif,Vav ve Ya
9 – Aşağıdaki ikilemelerden hangi ikisi sebebi meddin elemanlarıdır?
A) Hemze-Şedde B) Sûkun-Cezm C) Hemze-Sûkun D) Cezm – Şedde
10 – Bir meddin daha fazla uzatılmasına sebep olan işaretler hangi kavramla tanımlanır?
A) Hemze B) Sûkun-i lazim C) Sûkun-i Arız D) Sebeb-i med
11- Aşağıdaki medlerden hangisi fer-i medlerden biri değildir?
A) Meddi muttasıl B) Meddi lin C) Asli med D) Meddi lazım
12 -Harfi medden sonra gelen hemze harfi med ile aynı kelimede vaki olsa hangi med olur?
A) Meddi munfasıl B) Meddi lazı mC) Meddi muttasıl D) Meddi arız
13 -Harfi medden sonra gelen sûkun-i arız harfi ötreli kalkale harfi olursa kaç vecih okumak caiz olur?
A) 7 vecih B) 3 vecih C) 4 vecih D) 2 vecih
14 – Aşağıdaki hükümleri verilen medlerden hangisi yanlış verilmiştir?
A) Meddi lazım ve Meddi muttasıl vacip
B) Meddi munfasıl ve Meddi arız caiz
C) Meddi tabii vacip
D) Meddi lazım ve meddi munfasıl vacip
15 -Bütün kıraat alimleri en az 2 elif miktarı uzatılması yönünde anlaşamamaları aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanır?
A) Muttefekun aleyh B) İttifak C) Muhtelefun fih D) ihtilaf
16 -Lin harfinden sonra esreli bir sûkun-i arız harfi gelirse kaç vecih okumak caiz olur?
A)2 vecih B) 4 vecih C)7 vecih D) 3 vecih
17 -Üstünlü bir harften sonra gelen Cezimli Vav veya Ya harfleri hangi kavramla tanımlanır?
A) Sûkun-i arız B) Sûkun-i lazım C) Med harfi D) Lin harfi
18- Aşağıdakilerden hangisi meddi lazımın kısımlarından biri değildir?
A) Meddi lazım kelime-i musakkale
B) Meddi lazım harfi muhaffefe
C) Meddi lazım harfi musakkale
D) Meddi lazım nun-i muhaffefe
19- Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Meddi arızdaki Tul ölçüsü 4 eliftir
B) Meddi lin deki Tul ölçüsü 4 eliftir
C) Meddi lin deki Tul 3 eliftir
D) Meddi arızdaki Revm kasr ile yapılır
S-20 Aşağıdaki tanımlardan hangisi yanlıştır?
A) İşmam, sûkun’dan sonra dudakları uzatmaktır
B) İşmam, sûkun’dan sonra harekeyi dudak işaretiyle belirtmektir
C) İşmam, sûkun’ dan sonra harekeyi gizli bir ses ile belirtmektir
D) İşmam, genellikle sûkun-i arızın harekesi ötre olduğu zaman yapılır
21-Kur’anı kerimde geçen hurufu mukattanın temelde kaç ayrı harfleri vardır?
a)12 b)13 c)14 d)15
22-Hurufu mukatta Kur’an da kaç ayrı surenin başında yer alır?
a)26 b)27 c)28 d)29
23-Kur’an surelerinden “kalbul kur’an” diye meşhur olan sure şağıdakilerden hangisidir?
A)Fatiha B)Yasin C)Rahman D)Mülk
24-Harflerin sıfatları göz önüne alındığında şin harfine mahsus olan sıfat aşağıdakilerden hangisidir?
A)Tekrir B)Tefeşşi C)Leyyine D)İsti’la
25-Tekrir sıfatı aşağıdakilerden hangisine aittir?
A) Şin B)Lam C)Ra D)Kef
25-Aşağıdkilerden hangisi hurufu safir harflerinden biri değildir?
A)Sad B)Sin C)Ze D)Şin
27-Kur’an da besmele ile başlamayan sure aşağıdakilerden hangisidr?
A)Tevbe B)Neml C)Zümer D)Furkan
28-Vakfı lazım olarak bilinen ve kesinlikle durmamız gereken durak hangisidr?
A)Mim Durağı B)Ta Durağı
C)Kâf Durağı D)Cim Durağı
29-Ruku işareti olarak bilinen durak harfi aşağıdakilerden hangisidir?
A)Kef B)Ayın C)Sin D)Lam Elif
30-Aşağıdaki duraklardan hangisi durmak gerektiği veya durmanın geçmekten eftal olduğu duraklardan biri değildir?
A)Ta Durağı B)Cim Durağı
C)Kıf Durağı D)Kâf Durağı
31-Aşağıdaki duraklardan hangisi geçmek gerektiği veya geçmenin durmaktan eftal olduğu duraklardan biri değildir?
A)Kâf B)Sad C)Lam Elif D)Cim
32-Aşağıdakilerden hangisi mahreç bölgelerinden biri değildir?
A)Hayşüm B)Boğaz C)Dudaklar D)Burun
33-Aşağıdaki kavramlardan hangisi harfin mahrecinden çıkarken ortaya çıkan sesteki keyfiyettir?
A)Mahreç B)Sıfat C)Med D)Sukun
34-Aşağıdakilerden hangisi Kur’anı okuma usullerinden biri değildir?
A)Hadr B)Tertil C)Tedvir D)Tecessül
35-Aşağıdaklerden hangisi Ramazan ayında camilerde okunan mukabelenin okuma usuludur?
A)Hadr B)Tahkik C)Tertil D)Tedvir
36-Kur’an okunurken uymamız gereken vakıfları ilk oluşturan alim kimdir?
A)Ebul Esved Ed Düeli B)Yahya Bin Yamer
C)Alaeddin-İ Karabastı Veli D)Muhammed Bin Tayfur
37-Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Harekeli Olan Elife Hemze Denir
B)Cezmli Olan Elife Hemze Denir
C)Sakin Olan Elife Hemze Denir
D)İki Üztünlü Elife Hemze Denir
38-Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Gunnenin Mahreç Bölgesi Ağız Boşluğudur B)Gunne Genizden Gelen Ses Demektir
C)İhfa Gizlemek Saklamak Demektir
D)İzhar Meydana Çıkarmak Açmak Demektir
39-Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A)Lafzatullahın Lamı Tazim İçin Kalın Okunur B)İdğamın Uzatılma Ölçüsü Bir Buçuk Harf Miktarıdır
c)idğamı mütekaribeynde idğam tamdır
d)idğamı bila gunnede idğam yarımdır
40-Ra harfi kaç yerde ince okunur?
a)3 b)4 c)5 d)6
41- Arap alfabesi kaç harften oluşur?
a) 26 b) 27 c)28 d)29
42- aşağıdakilerden hangisi mahreç bölgelerinden biri değildir?
a) dişler b) dudaklar c) boğaz d) geniz

43- Aşağıdakilerden hangisinin mahreç yeri dudaklar değildir?
a) mim b) vav c) nun d)be
44- Aşağıdakilerden hangisinin mahreçi geniz değildir?
a) ihfa nunu b) izhar nunu
c) gunne nunu d) gizlenen nun
45- Aşağıdaki harflerden hangisinin sesi ayrı grupta toplanır?
a) te b) tı c) peltek se d) dal
46- Aşağıdaki harflerden hangisinin mahreç sesi farklıdır?
a) peltek zı b) keskin ze c) peltek ze d) sin
47- Aşağıdakilerden hangisi idgam mütecaniseyn harflerinden olup ancak yan yana geldiklerinde idgamı mümkün olan harflerden biri değildir?
a) zı ile zel b) zel ile se c) se ile zı d)ta ile te
48- Aşağıdakilerden hangisi mahreçleri aynı olup sıfatları farklı olan harflerin idgam edilmesi,nin uygun olmadığı harflerdir?
a)te ile tı b) dal ile te c) se ile zel d) tı ile dal
49- Aşağıdaki verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Harflerin üstüne konan dik üstüne asar denir.
b) harflerin altına konan dik esreye çeker denir.
c) harflerin üstüne yazılan iki üstün harekedir.
d) harflerin üstüne yazılan cezm harekedir.
50- Aşağıdaki harflerden hangisi kendisinden sonraki harfle bitişmez?
a) be b) cim c) vav d) lam
51- Aşağıdaki harflerden hangisi kendisinden sonraki harfle bitişmeyen harflerden biri değildir?
a) hemze b) ra c) ze d) sin
52- Kendisinden sonraki harfle bitişmeyen harfler kaç tanedir?
a) 5 b) 6 c) 7 d)8
53- Her türlü şartta kalın okunan harfler kaç tanedir?
a) 7 b) 8 c) 9 d)10
54- Aşağıdakilerden hangisi her hareke ve konumda kalın okunan harflerden biri değildir?
a) tı b) zı c) ha d) ha(noktalı)
55- Her hareke ve konumda ince okunması gereken harfler kaç tanedir?
a) 18 b) 19 c) 20 d)21
56- Aşağıdakilerden hangisi hurufu isti’ladan olup boğaz harfidir?
a) sad b) dat c) kaf d) gayn
57- Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) hemze boğazın en altından çıkar.
b) ha (noktalı) üst boğazdan çıkar.
c) gayn orta boğazden çıkar.
d) ayn orta boğazdan çıkar.
58- Tenvin ile ilgili bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) tenvin genellikle isimlerin sonuna gelir.
b) tenvin lam tarifin zıttıdır.
c) tenvin bazen fiillere de gelir.
d) tenvin isimleri nekra yapar.
59- Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) uzatmayı gerektiren harflere med harfleri denir.
b) uzatma harfleri üç tanedir.
c) uzatma harfinin mahreçi asıl mahreçdir.
d) med harflerinin mahreç bölgesi ağız boşluğudur.
60- Aşağıdaki harflerden hangisi mukataa harfi değildir?
a) elif b) lam c) kef d) ha (noktalı)
61- Vakfı mutlak olarak bilinen durak hangisidir?
a) mim b) tı c) üç nokta d) kef
62- Vakfı lazım olarak bilinen durak hangisidir?
a) mim b) tı c) cim d)sad
63- Vakfı caiz olarak bilinen durak hangisidir?
a) cim b) sad c) lamelif d) ze
64- Vakfı mücevvez olarak bilinen durak hangisidir?
a) cim b) sad c) kef d) ze
65- Vakfı muharras olarak bilinen durak hangisidir?
a) cim b) sad c) kef de) ze
66- Vakfı muaneke olarak bilinen durak hangisidir?
a) sad b) kef c) üç nokta d)
67- Kendinden önceki vakfın hükmündedir anlamına gelen vakıf işareti hangisidir?
a) sin b) cim c) sad d) kef
68- Dur demek anlamına gelen vakıf işareti hangisidir?
a) Kıf b)kef c) sad d) lamelif
69- Geç durma anlamına gelen vakıf işareti hangisidir?
a) ayın b) lamelif c) ze d) sad
70- namazda kıraat esnasında konunun bittiğine işaret olunan vakıf işareti hangisidir?
a) sad b) ayn c) ze d) tı
71- Aşağıdakilerden hangisi vakıflardan biri değildir?
a) vakfı mutlak b) vakfı kabih
c) vakfı mücevvez d) vakfı muallak
72- Aşağıdakilerden hangisi vakıflardan biridir?
a) vakfı muayene b) vakfı salahiye
c) vakfı mücevvez d) vakfı terakiye
73- Aşağıdakilerden hangisi vakıflardan biri değildir?
a) vakfı muaneke b) vakfı sadık
c) vakfı hasen d) vakfı Salih
74- Aşağıdakilerden hangisi secavent işaretlerinden biri değildir?
a) sad b)dat c) ze d) cim
75- Aşağıdakilerden hangisi vakıflardan biri değildir?
a) vakfı ruku b) vakfı kıraat
c) vakfı murahhas d) vakfı caiz
76- Aşağıdaki vakıflardan hangisi durulma sırasında birinci sırayı alır?
a) mim b) tı c) cim d) kef
77- Çirkin durak anlamına gelen durak hangisidir?
a) vakfı hasen b) vakfı kabih
c) vakfı Salih c) vakfı ruku
78- güzel vakıf anlamına gelen vakıf hangisidir?
a) vakfı kabih b) vakfı Salih c) vakfı hasen d) vakfı hüsün
79- Doğru vakıf anlamına gelen vakıf hangisidir?
a) vakfı Salih b) vakfı caiz
c) vakfı hasen d) vakfı ali
80- Durulmasına ruhsat tanınmıştır durulabilir ancak vasıl daha uygun dur anlamına gelen secavent işareti hangisidir?
a) sad b) cim c) kef d) ze
81- İdgamı mütekaribeyn harflerinden (kaf – kef) in idgamı aşağıdakilerden hangisidr?
a) kıyameh b) mürselet c) mük d) leyl

82- İdağamı mütecaniseyn harflerinden be ve mim harflerinin idğamı hangi surede geçmektedir?
a) hud b) yunus c)ra’d d)hicr
83- Aşağıdaki surelerden hangisinde sekte yapmanın mutlak olduğu surelerden değildir?
a) kıyame b) teğabun c) yasin d)kehf
84- Aşağıdaki surelerden hangisinde sekte yapılması gerektiği aksi takdirde mananın bozulacağı suredir?
a) mutaffifin b) ali İmran c) kehf d) yasin
85- Aşağıdaki sırelerin hangisinde sekte yapmayıp vakıf yapmanın efdal olduğu yerlerden biridir.?
a) kıyame b) mütaffifin c) yasin d) mülk
86- Sektelerden 4 tanesinden 2 tanesi vakıf yapmak sekte ile geçilmekten efdal görülmüştür. Bu tanıma uyan hangisidir?
a) kehf b) kıyame c) mütafffifin d) leyl
87- Aşağıdaki cüzlerden hangisinde sekte yoktur?
a) 30 b) 15 c) 22 d)23
88- bir cüzde kaç tane hizb vardır?
a) 2 b) 3 c) 4 d)5
89- süre sayısı en fazla olan cüz hangisidir?
a) 27 b) 28 c) 29 d) 30
90- Peygamberimizin müjdesine göre bin ayetten daha büyük olan ayet hangi sürede geçmektedir?
a) yasin b) fatiha c) mülk d) hadid
91- Anlamı yönüyle kuranın en büyük ayeti hangisidir?
a) müdayene b ayetel kürsi c) besmele
92- Metin büyüklüğü itibari ile kuranın en büyük ayeti hangisidir?
a) müdayene b) mübayene c) mübahele d) mükayede
93- Hangisi müsebbhat surelerinden biridir?
a) a’la b) hicr c) ra’d d) hud
94- hangisi müsabbihat sürelerden biri değildir?
a) hadid b) Cuma c) teğabun d) mücadele
95- Müsabbihat diye isimlendirilen süreler kaç tanedir?
a) 6 b) 7 c) 8 d) 9
96- Hangi sürede secde ayeti yoktur?
a) bakara b) a’raf c) hacc d) neml
97- Hangi sürede secde ayeti vardır?
a) mülk b) mücadele c) necm d) kamer
98- Secde ayetinin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
a) vacip b) mendup c) vacip liğayrihi d) vacip liaynihi
99- Kur’an da kaç yerde secde ayeti geçmektedir?
a) 12 b)13 c) 14 d)15
100- Aşağıdaki kavramlardan hangisi tecvid ilminde mütehassıs kişi demektir?
a) müveccid b) mücevvid c) müvecid d) müvacid
101- genel olarak tecvid öğrenmenin hükmü nedir?
a) farz b) farzı ayn c) farzı kifaye d) vacip
102- herkesin okuyabildiği sure ve ayette tecvid kaidelerine uyması yani açık ve fahiş hata yapmamasının hükmü nedir?
a) farzı ayn b) farzı kifaye c) vacib liaynihi d) vacip ligayrihi
103- Aşağıdaki kavramların hangisi kur’an okurken yapılan hatalara denir?
a) lahn b) celi d) hafi d) hafa
104 Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) müteharrik harekeli harf demektir.
b) meczum şeddeli harf demektir.
c) meftuh üstünlü harf demektir.
d) meksur esreli harf demektir.
105- Hangisi tenvin ve sakin nun ile ilgili yanlış bir bilgidir?
a) tenvin isimlerin veya fiillerin sonuna gelir.
b) sakin nun harf veya kelimelerin sonuna gelir.
c) sakin nun kelimenin ortasında da gelebilir.
d) tenvin genellikle isimlerde kullanılır.
106- Harfi medden sonra sebebi medden sukun gelirse fer i medlerden hangisi olmaz?
a) meddi muttasıl b) meddi lazım c) meddi lin d) meddi ariz
107- Kıraat imamlarından imam asım hangi şehirde meşur olmuştur?
a) Mekke b) Medine c) Basra d) kufe
108- Meddi muttasılın en kısa okunuşu kaç elif miktarıdır?
a) 1 b) 2 c)3 d)4

109- Meddi arızda asli med üzerine en az kaç elif miktarı ilave edilir?
a) 1 b) 2 c) 3 d)4
110- meddi arızda uygun görülen uzatma miktarı kaç eliftir?
a) 1 b)2 c)3 d)4
111- bir şeyi bir şeye katmak anlamına gelen kavram hangisidir?
a) gnne b) ifa c) idgam d) cezm
112- hangisi idğam ile ilgili yanlış bir bilgidir?
a) müdgam sakin olmalıdır.
b) müdgamın fih önce gelmelidir.
c) müdgamın fih müteharrik olmalıdır.
d) müdgam med harfi olmamalıdır.
113- hangisi genel olarak idğamın sebeplerinden biri değildir?
a) temayül b) temasül c) tecanüs d) tekarüb
114- idğamın unsurları kaç tanedir?
a) 1 b)2 c)3 d)4
115- İdğamı mütecaniseyn harfleri kaç tanedir?
a) 6 b)7 c)8 d)9
116- tenvin veya sakin nunla ilgili tecvid hükmü kaç tanedir?
a)3 b)4 c)5 d)6
117 Hangisi imamı asım’n ravisidir?
a)hafs b. Süleyman b) neaf b. Abdurrahman c) Abdullah b. Amir d) asım b. Ebin necud
118- mutaffifin suresinde sektenin mani olduğu tecvid kuralı hangisidir?
a) idğamı misleyn b) idğamı mütecanisyn c) idğamı mütekaribeyn d) idğamı bilahunne
119- kıyame suresinde sektenin mani olduğu tecvid olayı hangisidir?
a) idğamı bilagunne b) idğamımealgunne c) idğamı mütekaribeyn d) idğamı mütecaniseyn
120- kalkale harflerinin ortak iki sıfatı hangisidir?
a) şiddet cerh b) şiddet hems
c) cerh rihvet d) rihvet hems

121- harfin okunuşunda ses mahreç bölgelerinden herhangi birinin belirli bir kısmına temas etmek suretiyle ortaya çıkan harfler kaç tanedir?
a) 26 b)27 c) 28 ) 29
122- Harfin okunuşunda sesin teması magrec bölgelerinin belirli bir yeri değilse takdiri mahreçdir. Hangisinin mahreçi takdiridir?
a)lin harfeleri b) med harfleri c) kalkale harfleri d)gunne harfleri
123-genel olarak mahreçlerin sayısı kaçtır?
a) 16 b)17 c)18 d)19
124- Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) huruful halk boğaz harfleri demektir.
b)hemze ve he en alt boğazdan çıkar.
c)ha va ayın harfleri orta boğazdan çıkar.
d)kaf ve ğayın harfleri üst boğazdan çıkar.
125- hangisinin mahreçi dil ortası ile damağın ortası değildir?
a) cim b) kef c) şin d)ye
126- aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) aynı mahreç bölgesinden çıkan harflerin ortak mahreçine külli mahreç denir.
b) bir mahreç bölgesi içerisinde her harfin ayrı ayrı çıktığı mahreçe cüzi mahreç denir
c) magrecin meydana gelişi esnasında harfin sesinde meydana gelen keyfiyete sıfat denir.
d) harflerin çıkardığı seslerin nasıllığına mahreç denir.
127- hangisi kuvvetli sıfatlardan biri değildir?
a) cehr –şiddet b) isti’la- istifale
c) itbak- ismet d) safir- kalkale
128- hangisi zayıf sıfatlardan biri değildir?
a) hems rihvet b)beyniye istifale
c) tekrir tefeşşi d) izlak lin
129-birbirine zıt sıfatlar hangileridir?
a) isti’la izlak b) cehr hems
c) şiddet rihvet d) tefhim terkik
130- hangi sıfatın zıttı yoktur?
a) izhar b) izlak c)ismet d) tekrir
131- hangisi harflerin zatına mahsus olup onlardan ayrılmaması gereken sıfatlara verilen isimlerden biri değildir?
a) lazimi sıfatlar b) zati sıfatlar
c) vacip sıfatlar d) ayni sıfatlar
132- hangisinin zıttı vardır?
a) safir b) istitale c) lin d) itbak
133- hangi sıfat mahreçe daha fazla dayanılmaması sebebiyle harfle birlikte nefesin akmasına denir?
a) cehr b) hems c) rihvet d) şiddet
134- mahreçde nefesin hapsolmasına ne denir?
a) cehr b) rihvet c) hems d) şiddet
135- harfi sukun okurken sesin ve nefesin hapsolmasına ne denir?
a) cehr b) şiddet c) rihvet d) hems
136- harfi sukunlu okurken sesin ve nefesin akmasına ne denir?
a) rihvet b) şiddet c) cehr d) hems
137 kıraatlere tafsir mahiyetinde ilave edilen müteradif sözcükler hangi kıraattır?
a) ahad b) şaz c) mevzu d) müdrec
138- hangisi beyniyye harflerinden biri değildir?
a) ayın b) ra c) lam d) ğayın
139- hurufu istila harflerinin sıfatının zıttı olan istifale sıfatının harfleri kaç tanedir?
a)20 b)21 c)22 d)23
140- açılmak ayrılmak anlamına gelen özellikle dil ile damak arasının açılması ve ayrılması anlamına gelen sıfat hangisidir?
a) infitrah b) izlak c) itbak d) ismet
141- harflerin ortaya çıkardığı sesten dolayı ıslık ve kuş sesi anlamına gelen sıfat aşağıdakilerden hangisidir?
a) tefeşşi b) tekrir c) safir d) terkik
142- lam ve ra harfinin sıfatı olup bir yöne eğilme ve meyletme anlamına gelen sıfat hangisidri?
a) lin b) inhiraf c) tekrir d) terkik
143- dil ucunun titremesiyle ortaya çıkan sıfat hangisidir?
a) tefeşşi b) lin c) tekrir d) inhiref
144- sesin dil ile damak arasında yayılmasına hangi sıfat denir?
a) tekrir b) inhiraf c) tefeşşi
145- hangisi tefhim harflerinden biri değildir_?
a) istila harfleri b) kalın ra c) kalın harften sonra gelen elii vav medleri d) elif ya medleri
146- hangisi yanlıştır?
a) gunne inilti demektir.
b) gunne mahreçi genizdir
c)gunnenin med mikterı yarım eliftir
d) gunne vacip lazimi bir sıfattır.
147- hangisi yanlıştır?
a) terkik lügatta inceltmek demektir
b) tefhim bir şeyi ululamak demektir.
c) tefhim bir şeyi büyülemek demektir.
d) terkik sıfatı caiz bir sıfattır.
148- sahih kıraatte bulunması gereken şartlardan olmayan hangisidir?
a) okunan kıraat hz. Osman Mushaflarından birisinin hattı üzere okunması
b) meşhur bir kıraatte bize ulaşmış olması
c) mütevatir bir senetle bize olaşmış olması.
d) arap dil kurallarına uygun olması
149- hangisi yalan üzerine ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir cemaatin rivayet ettikleri cumhura göre kıratı seb a kıratlarıdır?
a) mütevatir b) meşhur ahad d) müdrec
150- aşağıdaki kıratlardan hangisi senedi sahih olmakla beraber ancak arap mahvine uymayan kıraate denir?
a) müteevatir b) meşhur c) ahad d) şaz
151- senepleri sahih olan arap mahvine ve resmi umsana muvafakat eden kura nazarında galat ve şazdan sayılmayarak şöhret bulan kıraat?
a) mütevatir b( meşhur c) ahad d) şaz
152- senedi sahih olmayan kıraat hangisidir?
a) şaz b) ahad c) müdrec d) muallak
153- asılsız olarak her hangi bir alime isnad edilen kıraat hangisidir?
a) ahad b) şaz c) mevzu d) müdrec
154- Aşağıdakilerden hangisi kıraat alimlerinden ibn cezeriye göre kıraat ilminde muhtelefen fih demektir?
a) fasih b) fesah c) fasık d) fasid
155- kıraat alimi ibn cezeriye ye göre kıraat ilminde müttefekun aleyh be demektir?
a) esah b)essah c) assah d) assih
156- Aşağıdakilerden hangisine göre müzzemmil ve Furkan suresinde geçen tertilin anlamı kuran ve mahreç ve sıfatlarına göre okumaktır?
a) hz. E.bekir b) hz. Ömer c) hz. Osman d) hz. Ali
157- lahni haf olan ihfa izharı terk etmek vacip medleri eksik yada fazla uzatmak gibi hatalaraın hükmü nedir?
a) mekruh b) tahrimen mekruh c) tenzihen mekrur d) isaet
158- lahni harfi olan ra harfindeki tekrir ve nun mim harflerindeki gunne sıfatını terk etmenin hükmü nedir?
a) mekruh b) tahrimen mekruh c) tenzihen mekruh d) itab

159- bir kimsenin okuduğu kuran kıratını lahni celiden kurtarmasının hükmü aşağıdakilerden hangisidir?
a) farzı ayn b) farzı kifaye c) vacib liaynihi d) vacip ligayrihi
160- Aşağıdaki kur an usullerinden hangisi kuranı dura dura manalarını anlaya anlaya ağır ağır okumak ve sesin kuran ile hıfz ve terbiyesidir.?
a) tertil b) teahkik c) tedvir d) hadr
161- Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Ene kelimesi geçiş halinde uzatır
b) Ene kelimesi vakıf halinde uzatır.
c) Ene kelimesi gelinde uzatmaz.
d) Ene kelimesi vakıf halinde tabii meddir.
162- Aşağıdakilerden hangisi vakıf çeşitlerinden biri değildir?
a) Vakfı kabih b) Vakfı temme c) Vakfı kebir d) Vakfı kafi
a163- Aşağıdakilerden hangi kelime hem lafız yönünden hemde mana yönünden tamam olduğu yerlerde bir sonrası ile ilişkisinin bulunmadığı yerlerde yapılan vakıftır?
a) Vakfı temme b) Vakfı kafi c) Vakfı hasen d) Vakfı caiz
164- Aşağıdaki vakıflardan hangisi kelam lafız ve mana yönünden tamam olmakla beraber bir sonraki ile ilişkisinin devam ettiği yerlerdir?
a) Vakfı kafi b) Vakfı temme c) Vakfı hasen d) Vakfı kabih
165- Kelam lafız ve mana yönünden sonrası ile tamam olmakla beraber sıfat yönünden ilişkisinin devam ettiği vakıf hangisidir?
a) Vakfı hasen b) Vakfı kabih c) Vakfı temme d) Vakfı kafi
166- Aşağıdaki vakıflardan hangisi kelam hem lafzen hem de mana yönünden tamam olmamakla beraber sonrası ile ilişkisinin devam ettiği yerdir?
a) Vakfı hasen b) Vakfı kabih c) Vakfı temme d) Vakfı kafi
167- Aşağıda verilen kıraat alimleri ve şöhret bulan şehirleri verilmiştir. Hangisi yanlıştır?
a) :Nafi- Medine b) İbn Kesir- Mekke c) İbn Amr – Basra d) Hamza- ırak
168- Aşağıdaki kıraat alimlerinden hangisi Medine de şöhret bulmuştur?
a) Hamza –kisari b) asım- kisari c) nafi – Ebu Cafer d) Nafi- yakub
169- İmam Asım’a göre kur’anın hangi süresinde imale vardır?
a) fussilet b) şuara c) hud d) ra’d
170- Aşağıdakilerden hangisi fer’i harflerden biri değildir?
a) hemzeri cemi b) hemzeri müsahhele c) elifi namamele
171- Aşağıdaki malzemelerden hangisi kur’anın yazıldığı malzemelerden biri değildir?
a) rukya b) el lihaf c) el usub d) el- ektaf
172- Aşağıdaki sahabilerden hangisi Efendimiz’in kur’anı şu dört kişiden alınız sözünde bahsettiği sahabiden değildir?
a) Abdullah b. Mesud b) Abdullah b. Abbas
c) muaz b. Cebel d) Ubeyd b. Ka’b
173- Sahabilerden bir kısmı gittiği şehirlerde kur’an kıratını oranın halkına öğretmişlerdir. Aşağıdakilerden hangisi yanlış verilmiştir?
a) Basralılar kıratı ebu musa el eş’ari den alınmıştır.
b) kufeliler kıratı Abdullah b. Mesud dan alınmıştır.
c) Şamlılar kıratı Ubeyd b. Ka’b dan alınmıştır.
Humuslular kırayı muaz b. Cebel den almışlardır.
174- Aşağıdakilerden hangisi hz. Ebubekir e kur anı cem etmesini teklif etmiştir?
a) hz. Ömer b) hz. Osman
c) zeyd b. Sabit d) said b. As
175- Aşağıdakilerden hangisi hz. Osman a kur anı istinsah yapmasını teklif etmiştir?
a) Abdullah b. Mesud b) Huzeyfe b. Yeman
c) Ubeyd b. Ka’b d) Abdullah b. Zübeyr
176- hz. Osman zamanında kur an istinsah edilirken komisyonda aşağıdakilerin hangisi yoktur?
a) Ubeyd b. Ka’b b) said b. As c) Abdullah b. Zübeyr d) abdurrahman b. El haris
177- kur’an okuma esaslarından hangisi kıraat ilminde medleri son sınırına kadar uzatmak, izhar ve şeddeleri net yapmak gunneyi yerli yerine yapmak son derece ağır okumaktır.?
a) tertil b) teahkik c) tedvir d) hadr
178- Kur’an okuyuş tarzlarından hadr ölçülerinden hangisi yanlıştır?
a) meddi muttasıl 2 elif miktarı
b) meddi munfasıl 1 elif miktarı
c) meddi arız 2 elif miktarı
d) meddi lazım 3 elif miktarı
179- tedvir ile ilgili bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) tedvir tevessüt demektir.
b) tedvir tahkik ile hadr arası okumaktır.
c) tedvir meddi arızı bir elif uzatmaktır.
d) munfasılı 2-3 elif miktarı uzatmaktır.

21

Şubat
2013

Kur’ân-ı Kerîm Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  278 Kez Okundu

1-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir.
2-Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir.
3-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir.
4-K. Kerim 23 yılda tedrici olarak nazil olmuştur. Bunun 12 yıl 5 ay 13 günü Mekke’de 9 yıl 9 ay 9 günü ise Medine’de gerçekleşmiştir.
5- Mekke’de inen sürelere Mekki, Medine’de inen sürelere ise Medeni süreler denir.
6-İlk nazil olan ayet “İKRA” ayeti ilk nazil olan süre “MÜDDESİR” veya “FATİHA” süresi; son nazil olan süre ise “NASR” süresidir.
7-Mukataat-ı Süver,29 sürenin basında geçen 14 harftir. İkisi Medeni 14′ü ise Mekki sürelerde geçer.
8-İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
9-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir
10-114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
11-Kıraat; okumak demektir.
12- Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
13-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
14-Kur’an-ı Kerim kırk iki vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d, Medine’de ise Übey ibni Kab’dır.
15-Kur’an ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır.
16- Her Ramazan ayında nazil olan vahiy pasajlarını (Kur’an-ı Kerim’i) baştan sona Cebrail (as)’e arz ediyordu.
17-Hz.Ebu Bekir (ra) devrinde biraraya getirilen sahifelere “el- Mushaf” denilmiştir.
18-Buhari’nin Es-Sahih’inde rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (asm) henüz hayatta iken meydana gelen ‘Bi’ru Maune’ olayında şehid olan ‘kurra’nın sayısı yetmiş kadardır. Hz. Peygamber (asm)’in vefatını takip eden yıl içinde meydana gelen dinden dönme olayları üzerine yapılan savaşlarda, Yemame’de şehid olan ‘kurra ve huffaz’ın sayısı da bazı alimlere göre 450-500 kadar bazılarına göre ise 700 kadardır.
19-Hamidullah’a göre Peygamberimiz (asm) vefat ettiğinde 3.000 kişi Kur’an’ı ezbere biliyordu.
20-Hz. Rasul inanırlardan edindiği katiplere yazdırmaya çalıştı. Mekke döneminde Ebu Bekr, Osman, Ali, Zübeyr ibnu Avvam, Amir ibnu Fuheyre, sayılabilir.
21-Peygamber’in yanında olan ayetler dışında sahabiler kendileri için özel sayfalarda yazıyorlardı. Kur’an’ın bütününü ezbere bilenlere “kurra” deniliyordu. İbnu Mes’ud, Muaz, Salim, Ubey ibn Ka’b, Aişe, Hafsa, Ümmü Seleme, Ebu Zeyd bunlardandır.
22-Ayetlerin Surelere Yerleştirilmesi:İnen ayetlerin hangi surelere yazılacağı Peygamber’in talimatı ile belirleniyordu
23-Yazı materyali olarak hurma dalları, ince beyaz taşlar, kürek kemikleri, işlenmiş ince deri parçaları, tahta, çanak, çömlek parçaları ve qırtas adı verilen kağıtlar, deri, bez, hurma lifi, taş, kullanıldı. İranlılar ve Romalılar gibi kağıt sanatı Araplarda yoktu.
24-Hz. Rasul Medine döneminde Ubey ibnu Ka’b, Zeyd ibnu Sabit, Abdullah ibnu Revaha gibi yeni vahy katipleri de edindi
25-Rasul son vahyden dokuz ya da seksen bir gün sonra vefat etti.

26-Mekke’de okuma yazma oranı çok düşüktü. Mekke ve Medine’de bu dönemde okur yazar otuz üç kişinin adı geçer. Yazı yazma, ok atma ve yüzme gibi üç hasleti taşıyana kamil ünvanı verilirdi. Mekke’ye yazı Harb ibnu Umeyye ile girdi.
27-Yemame savaşında 633 sahabeden en az yetmiş Kur’an hafızı kurra (kariler) şehid olunca ,bu olay Cem’e hızlılık kazandırdı. Ömer, Ebu Bekr’den cem için ısrarcı oldu ve O’nu ikna etti. Hafızası güçlü vahy katibi Zeyd ibnu Sabid’i çağırarak O’nun tereddüdlerini gidererek görevlendirdi.
28-Osman, Hafsa’daki Mushaf’ı getirtip çoğaltmaları için dört kişi görevlendirdi: Zeyd, Abdullah ibnu Zübeyr, Said ibnu As, Abdurrahman ibnu Haris. Zeyd dışında üçü Kureyşli’dir. Ihtilaf ederlerse O’nu Kureyş lehçesi ile yazmalarını emretti. el-Buhari’nin diğer rivayetine göre diğer üç üye de Ensardır: Muaz, Ubey ibnu Ka’b ve Zeyd ibnu Sabit.
29-Çoğaltılan nüshalar (Mushaflar) beş ya da yedi nüsha olarak önemli yerleşim merkezlerine (Kufe, Basra, Şam, Yemen, Mekke ve Bahreyn’e) gönderildi. Bir nüsha da Medine’de kaldı. Kayıtlarda şahsi nüshaların da imha edildiği aktarılır.
30-Kur’an’ın bütününü ezbere bilenlere “kurra” deniliyordu. İbnu Mes’ud, Muaz, Salim, Ubey ibnu Ka’b, Aişe, Hafsa, Ümmü Seleme bunlardandır.
31-Harekeleme ve Noktalama Dönemi:69/688 de Ebu’l-Esved ed-Düeli renkli bir mürekkeble harflerin üstüne, altına, önüne birer nokta koydu. Üstteki a, alttaki i, yandaki u , sesini veriyordu. Tenvin içinde iki nokta kullanıldı.Esved’in ögrencisi Nasr ibnu Asım (89/708) de harfleri harekeledi. Kimi tarihçiler bunu yapanın Basralı Yahya ibnu Ma’mer (129/746) olduğunu söylerler. Kur’an imlasında son düzenleme Halil ibnu Ahmed (175/791) tarafından gerçekleştirildi. Hemze, şedde, sila, revm, işmam belirlendi.
32-Sahabeden yedi kişi Kur’an’ı okutmakla meşhur olmuştur: Osman b. Affan, Ali b. Ebî Talip, Ubey b. Ka’b, Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Mes’ud, Ebu’d-Derdâ, ve Ebû Musa el-Eş’arî.
33-Sûrelerin tertibi de tevkifidir.
34-Dört kişiden oluşan komisyon hicrî yirmibeş yılında Hz. Osman’ın kararını uygulamaya başladı.
35-Hicrî 65 senesinde halife Abdülmeiik zamanında devlet adamlarından bazısı, mushaflar herekesiz ve noktalamnsız kaldığı takdirde tahrifin Kur’an nas sına kadar uzanmasından endişe duymaya başladı. Böylece doğru okuma¬yı sağlayabilecek şekiller üzerinde düşünmeye koyuldular. Bu alanda Ubeydullah b. Ziyad (öl. 67) ve el-Haccâc b. Yusuf Es-Sakafi (ÖL 95) akla gelmek¬tedir.
36-Ebu’l-Esved ed-Düelî, Hz. Ali b. Ebi Talib’in emriyie Arap diliyle ilgili bir takım kuralları ilk vazeden kişi olarak şöhret bulmuştur.
37-Ebu’l-Esved, Abdülmelik b. Mervan’m emriyle Kur’anı nokta¬lamıştır.
38-Surelerin Tasnifi
“Kur’an-ı Kerim’in metni pratik kolaylık gayesiyle surelerin teşkil ettiği bazı gruplara ayrılmıştır:
1. es-Seb’u't-Tuvel: En uzun 7 sure demektir. Fatiha’dan sonra Tevbe suresinin sonuna kadar yani 2-9 sureleri arasını kapsar.
2. el- Muin: Ayet sayıları 100′e yaklaşan veya biraz geçen sureler.
3. el- Mesani: Ayet adedi 100′den az olanlar.
4. el- Mufassal: Mushaf-ı Şerif’in son bölümü olup, tercih edilen görüşe göre, başlangıcı 50. Olan Kaf suresinden itibaren, sonuncu (114.) Nas Suresine kadar olan kısımdır. Bu grup da 3′e ayrılır:
A) Tıval-ı Mufassal: (uzun) Kaf-Büruc, yani 50.-85. sureler.
B) Evsat-ı Mufassal: (orta) Tarık-Beyyine, yani 86.-98. sureler.
C) Kısar-ı Mufassal: (kısa) Zelzele- Nas, yani 99.-114. sureler.”
39- Sûrelerin İsimleri:”Sûreler isimlerini kıssasını ihtiva ettikleri şahsiyetlerden (Nuh, Hud, Yusuf, Ali İmran, Muhammed gibi) veya topluluklardan (Cin, Melaike, Münafikun, Mutaffifin ), veya konulardan birinden veya ilk kelimelerden (kad semi’a, E.L.M Tenzil, Subhan, Lem Yekûn) veya başlarındaki huruf-i mukattaadan(Taha, Yasin, Kaf, Sad) almışlardır.”
40-”Bazı sûrelere birden fazla isim verildiği gibi, iki veya ikiden fazla sûreler de tek isimle anılmıştır. Meselâ Fatiha sûresine yirmi kadar isim verilirken Felâk ve Nâs sûrelerine “Muavvizeteyn” denilmiştir.”
41- Mukaddes Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm Allah Kelâmıdır
42-Kureyş’in meşhur şairlerinden olan Velîd b. Muğîre, bir gün peygamber Efendimiz’i “peygamberlik sevdasından vazgeçirmek” hayaline kapılarak huzuruna gitmişti. Fakat Resûl-i Ekrem Efendimiz tarafından kendisine okunan âyetleri dinledikten sonra, büyük bir hayret içinde geri dönmüş ve başına toplanan halka hitaben: “Ey cemaat! Bilirsiniz ki, ben şiirlerin bütün çeşitlerini bilirim. Belâgatlı sözleri benim kadar takdir edecek yoktur. Yemin ederim ki, Muhammed’e inen âyetler, bizim bildiğimiz sözler kabilinden değildir. Onlarda öyle yüksek bir belâgat, bir letâfet var ki, onlar bütün sözlerin üzerindedir, onlara üstün gelecek bir söz bulunamaz.” diyerek hakîkati itiraf etmiştir.
43-Kur’ân-ı Kerîm, Allah katından Rasûl-i Ekrem’e 40 yaşında iken (610) Ramazan ayında mübarek bir gecede, Kadir gecesinde Hz. Cebrail vasıtasıyla indirilmeye başlanmış ve 22 sene iki ay 22 günde tamamlanmıştır.
44- “Yine biz, Kur’an olarak onu, insanlara sindire sindire (ve ağır ağır) okuman için (âyet âyet, sûre sûre) ayırıp (gerektikçe) peyderpey indirdik.” (17/106) buyurarak bu hikmeti açıklamıştır.
45-Hz. Ebû Hureyre de: “Resûlullah (s.a.v.) her sene bir defa, vefât ettiği sene iki defa arza (Cebrail’le karşılaştırma) yaptı ve her sene 10 gün, vefât ettiği yıl ise 20 gün itikâfa girdi.”buyurmuşlardır.
46-Kur’ân-ı Kerîm, Hudâ, Furkân, Zikr, Nûr, Hakîm gibi adlarla da anılmıştır.
47-ilâhî kitaplardan Tevrat, Hz. Musa’dan en az 750 sene sonra bir kitap halinde toplanabilmiştir. Hz. Davud’un da genellikle milattan önce XIII. asırda yaşadığı kabul edilmektedir. Tevrat ve Zebûr’a, birlikte “Ahd-i Atîk” denilmiştir. Milattan önce 1200 yılında yazılmaya başlanmış ve yazımı bin yıl kadar sürmüştür. “Ahd-i Cedîd” denilen İncil de hemen yazılmamış, milattan sonra 110 tarihinde yazıya geçirilmeye başlanmıştır. 325 yılında İznik Konsili’ne 400’e yakın İncil nüshası getirilmiş, fakat Hz. İsa’nın tanrılığını yazan ve papazların kendi isimlerini alan (dört) İncil kabul edilmiştir.
48-Kaynakların verdiği bilgiye göre Samanoğulları Emiri Mansur b. Nuh’un (350-365) yaptırdığı tercüme zamanımıza ulaşan en eski Kur’an tercümesidir. Terceme-i Tefsiri Taberi adlı eser satırarası harfi bir tercümedir.
49-Kur’ân-ı Mübîn’in Resm-i Hattı:Kur’ân-ı Kerîm’in kendisine mahsûs bir resm-i hattı, bir yazı şekli var¬dır. Bu Resm-i hatta (Hatt-ı Osmânî) ve (Hattı Istılahı) denir.
50- Hz. Peygamber’e İnmesi: Kur’an-ın parca parca indirilmesi Arap dilinde “Tencimu’l- Kur’an “ terimiyle ifade edilmektedir.

51-Resü’l- Mushaf (Mushafın Yazısı ) : Resü’l- Mushaf “Kur-an-ın kelimelerinin ve harflerinin yazılışında Osman b. Affan’ın tasvip ve tercih ettiği imla şekil ve tarzı” diye tanımlanır.Buna Resm-i Osman’da denir.
52- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
53-Kur’anın Terim Anlamı:”Kur’an Hz.Muhammed (s.a.v)’e vahiyle indirilmiştevatürle nakledilmiş,Mushaflarda yazılmış tilavetiyle ibadet edilen bir süresinin – dahi olsa – meydana getirilmesi icin meydan okuyan Fatiha suresi ile başlayıp Nas suresiyle sona eren Allah’ın kelamıdır.
54-Ayet:Sözlükte ; iz acık işaret burhan emare ibret şaşırtıcı iş ve mucize manasına gelmektedir.Terim olarak ise Kur’anın herhangi bir suresinde bir veya birkaç kelime yada cümleden meydana gelen ve başından ve sonundan ayrılmış olan bölümlere denir.Çoğulu ay veya ayat’tır.
55-114 sure vardır.Ubey b.Kab’a göre 87 ‘si Mekki 27’si ise Meddenidir.
56-Senetleri Bakımından Kıraat Çeşitleri:
1. Mütevatir Kıraat
,2. Meşhur Kıraat,
3. Ahad Kıraat
4. Şaz Kıraat : (Senedi sahih olmayan kıraat 5. Mevzu (Uydurma ) Kıraat
57-Asım Kıraatı:Çoğunluk Kur’an – ı Asım Kıraatının Hafs riayavetine göre okumaktadır.
58-Vakıf ve İbtida:”Kelime üzerinde kırata tekrar başlamak niyetiyleadet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten “ibarettir.İbtida “ilk defa okumaya başlamaya veya vakiftan sonra kırata devam etmek için tekrar başlamaya” denir.
59-Tahkik: Kur’an okumada bütün unsurları ile tam hakkını verecek ve okuyuş hassasiyetinde en son imkanı kullanarak Kur’an okuma tarzıdır.
“Tertil”: Kur’an dura dura acele etmeden anlaya anlaya okumaya denir
60-Hadr:Tecvidli hızlı okuma.
61-Tedvir:Tahkik ile hadr arasındaki okuma tarzı.
62-Fezailu’l-Kur’an: Kur’an’ın tamamını veya bazı sure ve ayetlerini öğrenip okuyan öğreten dinleyen ezberleyen hükümlerine göre amel edenlerin kazanacakları sevapları bazı sure yahut ayetleri şifalı olduğunu bildiren hadisleri içeren literatür için kullanılan bir tabirdir.
63-Mütevatir kıraat :Yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir topluluğun diğer bir topluluktan rivayet ettiği kıraata denir.(en önemlisi ve derecesi yüksek olanıdır)
64-Vahyin çeşitleri :İslam alimleri vahyi Metlüv(okunan) ve gayr-i metlüv(okunmayan) olarak 2 ye ayırmışlardır.
65-İbn Abbas:“Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.”
66- Besmele Yüce yaratıcının en kapsamlı ismi olan ”Allah” adını rahmet ve merhametinin genişliğini ve sonsuzluğunu ifade eden “rahman ve rahim” sıfatlarını bir arada toplayan veciz bir ibaredir.
67-En önemli işari tefsirler:Selh bçAbdullah et-Tüsteri :Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim ,Abdurrahman es-Sülemi:Hakaikü’t-Tefsir ,Kuşeyri :Letaifü’l-ışarat,Necmüddin Nahcivani:el-Fevatihu’l-ılahiyye ,ısmail Hakkı Bursevi :Ruhu’l-Beyan
68-Ahkam ayetler?-ıbadet,ve hukukla ve ukubatla ilgili ayetlerdir.(Bu ayetler fıkıh ilmininn konusu)
69-Fıkhi tefsir ekolünün diğer adı:-Ahkamü’l Kur’an
70-Fıkhi tefsir ekolü:Kur’an daki ahkam ayetleri yorumlayan ekoldür.
71-Fıkhi tefsirin gayesi:Kur’an ın hükümlerini ortaya koymak, insana dünya ve ahiret mutluluğunun yolunu sağlamak.
72-Fıkhı tefsirin kısımları:
1-Kur’an’ın bütününü tefsir edip ahkam ayetlere ağırlık veren:Kurtubi:el-Cami li Ahkami’l-Kur’an
2-Sadece ahkam ayetleri tefsir eden ; a) Sure düzeni dikkate alınarak tertib edilen;ıbnü’l Arabi :Ahkamü’l Kur’anb) Fıkhi konulara göre tasnif edilen ; Tahavi : Ahkamü’l Kur’an.
73-Tefsir usûlünün gayesi:Kur’ân âyetlerini çeşitli yönleriyle ele alıp incelemek.Kur’ân’ın anlaşılmasına yardımcı olmak
74-Tefsir usulü kaynakları
1.Bedreddin ez-Zerkeşi (794/1392), el-Burhan fi Ulumi’l-Kur’ân
2.Muhyiddin el-Kâfiyecî (879/1478), et-Teysîr fî Kavâidi İlmi’t-Tefsîr
3.Celalüddîn es-Suyûtî (911/1506), el-İtkān fî Ulûmi’l-Kur’ân
4.Şah Veliyyullâh ed-Dihlevî (1176/1764), el-Fevzü’l-Kebîr fi Usûli’t-Tefsîr
5.Muhammed Abdülazîm ez-Zürkānî (1367/1948), Menâhilu’l-İrfân fi Ulûmi’l-Kur’ân
6.Subhî es-Salih (1986), Mebâhis fi Ulûmi’l-Kur’ân
7.Mennâ el-Kattân, Mebâhis fi Ulûmi’l-Kur’ân
8.Muhammed Ali es-Sâbûnî, et-Tibyân fi Ulûmi’l-Kur’ân
75-Yedi harf (el-Ahrufu’s-Seb’a) kavramı:“el-Ahrufu’s-Seb’a” bir sıfat terkibidir.
1.Ahruf: harf kelimesinin çoğuludur. Harf sözlükte: bir şeyin ucu, kenarı, sivri ve keskin taraf demektir. Ayrıca vecih, üslup, kıraât ve lehçe anlamına gelmektedir.
2.Seb’a lafzı hakkında 2 görüş vardır: biri yedi sayısını ifade ettiği yönünde diğeri ise mecâzî mana ifade edip, genişlik ve kolaylık demektir.

76-Kırâat çeşitleri:Kırâatler senedleri açısından 2ye ayrılır: sahih ve gayr-i sahih (şazz)
1.Sahih= mütevâtir ve meşhûr
2.Gayr-i sahih= âhâd, müdrec ve mevzû
77-Tefsir: gücün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de ALLAH’ın murâdını araştıran ilimdir”.
78-Tefsir ilminin konusu, Kur’ân âyetleridir.
79-TEFSİR ÇEŞİTLERİ: “rivâyet ” ve “dirâyet tefsiri”
80-RİVAYET TEFSİRİ(Nakli-Me’sur): Kur’ân-ın,sünnetin, sahâbe ve tâbiûn sözlerine dayanan tefsirdir.
81-DİRAYET TEFSİRİ(“rey-“ma’kûl) ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimlere dayanan tefsirdir.
82-Sahâbeden, tefsire dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir’de ün kazananlar;
1-Ali b. Ebî Tâlib, 2- Abdullah b. Mes’ûd, 3- Ubeyy b. Ka’b, 4- Abdullah b. Abbâs,5-Musa’l-Eş’arî 6- Zeyd b. Sâbit, 7- Abdullah b. Zübeyr…
83-Sahâbelerden tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı >Abdullah b. Abbâs alır. İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “Evet İbn Abbâs, Kur’ân’ın tercümanıdır.” demiştir.
84-İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi ,İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
85-Kur’an’ın İlk Basımları:
Matbaanın icadından sonra Osmanlı devletinde bir süre matbaada basılmasına karşı çıkılmışsa da; Avrupa’da ilk baskıları 1694’te Hamburg’ta, 1768’de Leibzig’de basılmıştı. 1850’de Hindistan’da Leknav’da, 1864’de Mısır’da Bulak Matbaasında, İstanbul’da ise1871’de ilk defa olarak basılmıştır. Günümüzde ise yaygın olarak matbaada basılıyor, ses ve görüntü kasetlerine kaydediliyor ve bilgisayar ortamında CD ve internet üzerinde yayınlanıyor.
87-Kur’an-ı Kerim’de Sûreler indirildiği yere göre ikiye ayrılır:
Mekkî Sûreler: Mekke Döneminde indirilmiş olanlar, Yaklaşık 86 Sûre
Medenî Sûreler: Medine Döneminde indirilmiş olanlar. Yaklaşık, 28 sûre. Ancak Uzun sûrelerin hemen hepsi Medine’de indirilmiştir.
Medine’de: 228 sayfa, Kuran’ın %38,
Mekke’de: 376 sayfa Kur’an’ın % 62 ’si indirilmiştir.
88-Cüz: Kur’an’ın her 20 sayfasına 1 cüz denir.Hizb: Kur’an’ın her 5 sayfasına 1 hizb denir. Her cüzde 4 hizb bulunur.
89-Aşr, Arapça 10 demektir. On ayetten oluşan ve konu bütünlüğü olan parçaların ezbere okunmasına “aşr” adı verilir.
90-İmam Asım kıraatimamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
91-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratınıkullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
92-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
93-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
94-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
95-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
96-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
97-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
98-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
99-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
100-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
102-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
103-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
104-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
105- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
106-Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib

1-TEMİZLİK  KONULARI
Sular
Hanefîler dışındaki diğer mezheplerde sular genellikle
1. Temiz ve temizleyici sular,
2. Temiz fakat temizleyici olmayan sular,
3. Temiz olmayan,(necis) sular,
Durgun suyun derinlik ve hacmi
Hanefîler’e göre: 50 m2 olması
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Hacminin iki kulle (yaklaşık 206 litre) ve daha fazla miktarda olması halinde büyük havuz hükmünü alır.
Mâlikîler’e göre: Normal abdest ve gusül suyu kabının alacağı su az su hükmündedir.
Necis (pis)
Mâlikî ve Hanbelîler: Eti yenen hayvanların idrar ve dışkısını necis saymazlar.
Şâfiîler: Necis sayar.
Hanefîler: Tavuk, kaz gibi kümes hayvanlarının dışkıları “necâset-i galîza” (ağır pislik)
Sığır, koyun, geyik gibi dört ayaklı hayvanlarınki ise “necâset-i hafîfe” (hafif pislik) olarak nitelendirilir. At, eşek ve katırın idrar ve dışkısı ile havada pislemeleri sebebiyle sakınılması zor olduğu için, atmaca, kartal, güvercin gibi kuşların dışkıları, hafif pislik grubundadır.
Hayvanların derisi tabaklanınca temiz olurmu.
Hanefîler: Domuz derisini hariç tutarlar
Şâfiîler: Domuz ve köpek derisini hariç tutarlar Meytenin (murdar hayvan) derisinin tabaklanınca temiz olacağı görüşündedir.
Hanefîler’e göre: Meytenin, içine kan nüfuz etmeyen boynuz, kemik, tüy, diş gibi katı cüzleri de temizdir.
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Meni necis olsa da kurumuş ise ovalamakla temizlenmiş sayılır.
ABDESTİN FARZLARI
Hanefî mezhebinin dışında kalan diğer üç Sünnî mezhebin buna bazı şartları da ilâve ettiği görülür.
Üç mezhebe göre, niyet, abdeste başlarken besmele çekmek farz.
Hanbelîler’e göre, dört farzın âyette sayılan sıraya uygun yapılması (tertîb) farz.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre, bu işlemlerin ara verilmeden yapılması (muvâlât) Mâlikî ve Hanbelîler’e göre farzdır.
Ca‘ferîler, abdestle ilgili âyetin ifade tarzından hareketle ayakların yıkanmasının değil meshedilmesinin farz olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Abdesti bozan şeyler
Şâfiî ve Mâlikîler’e göre: İdrar ve dışkı yolları hariç, vücuttan çıkan kan ve benzeri sıvı maddeler abdesti bozmaz.
Şâfiîler’e göre: Erkek ve kadının tenlerinin birbirine değmesi
Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Temastan cinsel haz duyulması halinde abdest bozulur.
Hanefîler’in dışındaki üç mezhebe göre: Bir kimsenin kendi cinsel organına temas da abdesti bozar. 2
Bir kimse abdest aldığını kesin olarak bilse de abdestinin bozulup bozulmadığında tereddüt etse Mâlikîler’e göre: Abdesti bozulmuş olur.
Diğer üç mezhebe göre: Bu durumda abdest bozulmuş sayılmaz.
Namazda yakındaki şahısların duyabileceği şekilde sesli olarak gülmek.
Hanefîler’e göre: Rükûlu ve secdeli namazda sesli gülme abdesti de bozar.
Diğer mezheplere göre: Sadece namazın bozulacağı görüşündedir.
Dört Meshebe göre: Başın dörtte birini meshetmek yeterli ise de iki elle başın tamamının meshedilmesi –sağlık bakımından endişe verici bir durum yoksa– sünnettir.
ÖZÜRLÜNÜN ABDESTİ
İmam Şâfiî’ye göre: Özürlü kimsenin her namaz için ayrı abdest alması gerekir. Özürlü kimsenin bu sebeple elbisesine bulaşan idrar, kan özür devam ettiği sürece namazın sıhhatine engel olmaz. Kadınlar için aybaşı ve loğusalık hali farklı fıkhî hükümlere tâbi olup bunun dışında kalan kanamalar ve devamlı akıntılar (istihâze) özür hali sayılır.
Cünüplük
Fakihlerin çoğunluğuna göre: Cünüplük için meninin şehvetle gelmesini şart gördüklerinden,
ağır kaldırma, düşme, hastalık gibi sebeplerle meninin gelmesini cünüplük sebebi saymazlar.
Şâfiîlere göre: Şehvetle veya ağır kaldırma, düşme, hastalık gibi sebeplerle meninin gelmesini cünüplük sebebi sayarlar.
Yeni müslüman olmuş bir kimsenin gusletmesi
Mâlikî ve Hanbelîlere göre: Vâcip,
Hanefî ve Şâfiîler’e göre: Mendup bir davranıştır. Cünüp ise gusletmesinin gerekliliğinde ittifak vardır.
GUSLÜN FARZLARI
Mâlikî ve Şâfiîler ile Şîa’dan Ca‘ferîler’e göre:Ağız ve burnun içini yıkamak sünnettir.
Mâlikîler’e göre: Vücudu ovalamak ve gusül işlemlerinin arasını açmamak da guslün farzlarındandır.
Gusülde niyet
Hanefîler’e göre: Sünnet.
Diğer üç mezheb’e göre: Farz
TEYEMMÜM
Hanefîler: Namaz vakti girmeden teyemmüm edilmesi câizdir. Su bulunmadığı, mazeret hali kalkmadığı sürece bir kimse yaptığı teyemmümle dilediği kadar farz ve nâfile namaz kılabilir.
Diğer üç mezhebe göre: Teyemmümün geçerli olabilmesi için namaz vaktinin girmiş olması gerekir ve bir teyemmümle birden fazla farz namaz kılınamaz.
Hanbelîler: Birden fazla kazâ namazı kılınabileceği görüşündedir.
Yaptığı teyemmümle namaz kılan kimse namaz esnasında suyu görürse veya su bulunursa, teyemmümü bozulmuş olur. Namazı teyemmümle kıldıktan sonra su bulunursa vakit çıkmamış bile olsa kılınan bu namazın iadesi gerekmez.
Şâfiîler bu durumda iadeyi gerekli görür. Namaz vakti çıktıktan sonra ise iadenin gerekmediğinde görüş birliği vardır.

HAYIZ SÜRESİ
Hanefî mezhebine göre : Âdetin en az süresi 3, en uzun süresi 10 gündür. İki âdet arasında kalan en az temizlik süresi de 15 gündür.
Kâbe’yi tavaf hariç hacla ilgili bütün işlemleri ve ibadetleri (menâsik) yapabilir. Haccın rüknü olan ziyaret (ifâza) tavafını yapmak üzere temizleninceye kadar Mekke’de bekler.
Hanefîler’e göre: Hayızlı olarak tavaf yapılması geçerli olmakla birlikte ceza kurbanı kesilmesi gerekir.
Mâlikî fakihleri: Kadının hayız süresi içinde Kur’an okuyabileceğini, fakat hayız kanı kesildiği andan itibaren gusledip temizleninceye kadar cünüp hükmünde olup Kur’an okuyamayacağını belirtmişlerdir.
NİFAS (loğusa)
Nifas için âzami(en uzun) süre.*
Hanefî ve Hanbelîler: 40 gün.
Mâlikî ve Şafiîler: 60 gün, olarak belirlemişlerdir.
İSTİHÂZE (özür kanı)
Hanefilere göre: Bu durumdaki kadın gerekli maddî-bedenî temizliği yapar, tedbirleri alır ve özürlü kimselere tanınan ruhsat ve muafiyetleri kullanarak her bir namaz vakti için ayrı ayrı abdest alıp ibadetlerini eda eder. Alınan bu abdestle o vakit içindeki bütün farz, vâcip ve nâfile, eda ve kazâ namazları kılabilir.
Şâfiî ve Mâlikîler’e göre : Her bir farz namaz için ayrıca abdest almak gerekir.

2) NAMAZ KONULARI
Taglis: Sabah namazını fecr-i sâdık doğarken, yani ortalık henüz karanlık iken kılmak.
Hanefi mezhebine göre, Sadece kurban bayramının ilk günü Müzdelife’de bulunan hacıların o günün sabah namazını, ikinci fecir doğar doğmaz,(taglis) ortalık henüz karanlıkça iken kılmaları daha faziletlidir.
Diğer üç mezhebe göre: Sabah namazını her zaman bu şekilde erken kılmak daha faziletlidir.
İkindi Namazının Vakti:
Ebû Hanîfe’ye göre her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan itibaren, Diğer üç mezhebe göre ise bir katına çaktığı andan itibaren başlar.
Niyet
Şâfiîler ve bazı Mâlikîler rükün sayarlar.
Hanefî mezhebine göre farz namazlar, vitir namazı, adak namazı ve bayram namazları için belirleme şarttır.
İftitah Tekbiri
Diğer üç mezhebe göre: Rükün olarak değerlendirmiştir.
Hanefî mezhebinde rükün değil şart olmakla birlikte, rükünlere çok yakın oluşu sebebiyle bir rükün gibi değerlendirilmesi ve rükünler arasında ele alınmıştır.
Kıraat
Hanefî mezhebinde: İmama uyan kişinin kıraat yükümlülüğü yoktur; kılınan namaz açıktan (cehrî, âşikâre) okunan namaz ise imamı dinler, değilse susar.
Diğer üç mezhebe göre: Sessiz namazlarda:Kıraatin asgari miktarı her rek‘atta Fâtiha sûresinin okunmasıdır. İlk iki rek‘atta Fâtiha’dan sonra Kur’an’dan bir sûre veya birkaç âyet daha okumak (zamm-ı sûre) sünnettir. Bu mezheplerde kıraat, imam ve yalnız başına kılan için olduğu gibi imama uyan için de geçerlidir. Bu durumda İmama uyan kişi Sessiz namazlarda: Fâtiha’yı ve ardından eklenecek bir sûreyi okur.
Sesli namazlarda:
Şâfiîler’e göre: Sadece Fâtiha’yı okur ve susar.
Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Bir şey okumayıp sadece dinler.
Zelltü’l-kar i(Okuyuş hataları ve dil sürçmesi.)

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Fâtiha dışındaki okuyuşlarda kasıtlı olmamak şartıyla meydana gelen hata sebebiyle namaz bozulmaz. Bu bakımdan, özellikle Fâtiha’yı hatasız öğrenmeye, doğru ezberleyip doğru okumaya çalışmak iyi olur.
Şâfiî mezhebine göre: Besmele Fâtiha sûresinden bir âyet olduğu için, besmelenin okunması da kıraat vecîbesinin bir parçasıdır, yani besmle namazın farzlarındandır.

Secde
Hanefî mezhebinde farz olan, alnın ve ayakların hiç değilse bir ayağın yere dayanmasıdır.
a) Burnun konması vâcip,
b) Ellerin ve dizlerin konması ise sünnettir.

Tercih edilen görüşe göre, bir ayağın sadece bir parmağını veya sadece üstünü yere koymak yeterli değildir. Yine bir mazeret (özür) yokken alnı yere değdirmeden sadece burun üzerine secde yeterli olmaz.
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde, yedi uzvun (eller, ayaklar, dizler ve yüz) her birinin bir kısmının yere değdirilmesi farzdır.
Şâfiîler’e göre avuç içlerinin ve ayak parmaklarının alt taraflarının yere gelmesi gerekir.
Mâlikî mezhebinde farz olan, secdenin alnın bir kısmı üzerinde yapılmasıdır. Özür sebebiyle bunu yapamayan ima ile secde eder. Sadece burnun üzerine secde edilmesi yeterli değildir
Ka‘de-i Ahîre (Son oturuş)
Hanefîler’e göre: Son oturuştaki süre “teşehhüt” miktarıdır. Teşehhüt miktarı ise, “Tahiyyât” duasını okuyacak kadar bir süredir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Farz olan oturuş süresi teşehhüt miktarına ilâveten bir de Hz. Peygamber’e salavat getirilebilecek (“Allahümme salli alâ Muhammed” diyecek) kadardır.
Mâlikî mezhebine göre: Farz olan, hiç değilse selâm vermeye elverişli bir süre oturmaktır.
Ta‘dîl-i Erkân
Ta‘dîl-i erkân, rükünleri düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir.
Diğer üç mezhebe göre: Ta‘dîl-i erkân, rüknün şartı olması itibariyle farzdır.
Hanefî mezhebine göre: (Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre) ise vâciptir.
NAMAZI BOZAN ŞEYLER
Mushaf’tan ezberinde olmayan bir âyeti okumak durumunda
Ebû Hanîfe’ye göre : Namaz bozulur.
Hanbelîler’e göre ezbere bilen için mekruh olmakla birlikte, Mushaf’tan okuyarak namaz kılmak câizdir.
Cemaatle Namazın Hükmü
Cemaatle namaz kılmanın erkekler için
Hanbelîlere göre: Farz-ı ayın,
Şâfiîlere göre: Farz-ı kifâye
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Cuma namazı dışındaki farz namazları cemaatle kılmak, gücü yeten erkekler için müekked sünnettir.
Vakit Namazlarda Cemaat Sayısı
Hanefî ve Şâfiîler’e göre: Cemaatin en az sayısı imam ve ona uyan olmak üzere iki kişidir.
İmama Uymanın Geçerlilik Şartları
Hanefîler’e ve Mâlikîler’e göre: Nâfile kılan muktedî, farz kılmakta olan imama uyabildiği halde, farz namaz kılan (müfteriz) muktedî, nâfile namaz kılan (müteneffil) imama uyamaz.
Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre: Farz kılan kişi, nâfile kılana uyabilir
Şâfiîler’e göre : Bir vaktin farz namazını kılmış olan kimse, yeniden başkalarına aynı vakit için
imamlık yapabilir. Kendi kıldığı nâfile olur.
Şâfiî bir imamın elinin kanadığını gören, daha sonra onun gidip abdest tazelemediğini de yakînen bilen kişinin o imama uyması sahih olmaz. Çünkü kan akması Şâfiî mezhebine göre abdesti bozmaz.
Hanefî mezhebine göre: Bozar. Bu durumu kesin olarak görüp bildikten sonra, ona uyması sahih olmaz. Uyacak kişi bu durumu yakînen bilmiyorsa, tahmine göre davranmayıp uyabilir. İsterse uyulan kişi, Hanefî mezhebine göre abdesti bozan bir şey yapmış olsun.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre : İmamın namazı -kendi mezhebine göre- sahih olursa başka mezhepten olan ve ona uyarak namaz kılan cemaatin de namazı -kendi mezheplerine uymasa bile- sahih olur.
CUMA NAMAZI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Cemaat Sayısı
Hanefîler: İmamın dışında 3(üç) kişi.
Şafîi ve Hambeliler: İmamla birlikte 40(kırk) kişi
Mâlîkiler: İmamın dışında 12(on iki) kişi olması şarttır.
İmam Şafîi’ya göre: Cuma namazını kıldıran kişinin yolcu olması durumunda, kendi dışında kırk kişinin bulunması gerekir.
Mâlikîler’e göre: Cuma namazında imamın mukim olması şarttır.
Şehir
Hanefîler’e göre: Cuma namazı kılınacak yerleşim biriminin şehir veya şehir hükmünde bir yer olması ya da böyle bir yerin civarında bulunması gerekir.
Şâfiîler’e göre : Cuma namazının insanların devamlı olarak oturdukları bir şehir veya köyün sınırları içinde kılınması gerekir. Çölde veya çadırlarda yaşayanlar, yani belli bir yerleşim birimi içinde oturmayanlar sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar orada cuma namazı kılamazlar.
Mâlikîler’e göre : Şafilerle aynı görüştedirler. Bu bakımdan çadır vb. barınaklardan oluşan ve geçici olarak oturulan yerlerde cuma namazı kılınamaz. Mâlikîler ayrıca, cuma namazı kılınacak yerde cami bulunmasını da şart koşmuşlardır.
Hanbelîler’e göre : Cuma namazının kılınabileceği yerin en az kırk kişinin devamlı olarak oturduğu yer olması şarttır.
Hutbenin Rüknü
Ebû Hanîfe’ye göre : Hutbenin rüknü yani temel unsuru Allah’ı zikretmekten ibaret olduğu için, hutbe niyetiyle “elhamdülillah” veya “sübhânallâh” veya “lâ ilâhe illallah” demek suretiyle hutbe yerine getirilmiş olur. Fakat bu kadarla yetinilmesi mekruhtur.
Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre : Hutbenin rüknü, hutbe denilecek miktarda bir zikirden ibarettir ki, bu zikrin uzunluğunun da en az teşehhüd miktarı kadar yani Tahiyyât duası kadar olması gerekir.

*İmam Şâfiî’ye göre ise hutbenin beş rüknü vardır.
1. Her iki hutbede (hutbenin her iki bölümünde) Allah’a hamdetmek.
2. Her iki hutbede Peygamberimiz’e salavat getirmek.
3. Her iki hutbede takvâyı tavsiye etmek.
4. Hutbelerden birinde bir âyet okumak (âyetin birinci hutbede okunması efdaldir).
5. İkinci hutbede müminlere dua etmek.
Hanbelîler’e göre : Hutbenin rükünleri, sonuncu hariç, Şâfiîler’deki ile aynıdır.
İmam Mâlik’e göre : Hutbenin rüknü, müminlere hitaben müjdeli veya sakındırıcı ifade taşımasıdır.
**Şâfiîler’e göre hutbe için niyet şart değildir.**
**Mâlikîler’e göre de hatibin abdestli olması şart değil, hutbe için niyet de şart değildir.**

Zuhr-i Ahîr Namazı.
Ebû Hanîfe’ye göre : Cumanın farzından sonra tek selâmla dört rek’ât.
Şâfiî’ye göre : İki selâmla dört rekât.
Cuma Vakti ve Cuma Namazıyla İlgili Bazı Meseleler.
Hanefî mezhebine göre : Cuma namazına imam selâm vermeden önce yetişen kimse cuma namazına yetişmiş olur. Bu kişi imamın selâm vermesinden sonra namazını kendisi tamamlar.
İmam Muhammed, Mâlik ve Şâfiî’ye göre : Cumaya yetişmiş sayılabilmek için en az bir rek‘atı imamla birlikte kılmak gerekir. Buna göre, imam ikinci rek‘atın rükûundan doğrulduktan sonra yetişip uyan kimse, namazını öğle namazı olarak dörde tamamlar.
Alışveriş
*Hanefîler’e göre :Cuma namazı ile yükümlü kişilerin cuma günü zeval vaktinden sonra hatibin minberde olduğu sırada alışveriş yapmaları tahrîmen mekruh olmakla birlikte yapılan alışveriş geçerlidir.
Diğer mezheplere göre : Bu vakitte alışveriş yapmak haramdır ve bu esnada yapılan akdin geçerli olmayacağı kanaati hâkimdir.
VİTİR NAMAZI
Ebû Hanîfe : Vitir namazının vâcip olduğunu söylerken
Ebû Yûsuf ve Muhammed ile diğer üç mezhep imamı bunun müekked sünnet olduğunu söylemişlerdir.
Kunut duasını okumak
Ebû Hanîfe’ye göre: Vâciptir ve hangisi terkedilse sehiv secdesi gerekir
İmam Mâlik : Üç rek‘at vitir namazı kılmayı müstehap görmüştür. Bu üç rek‘atın arası selâmla ayrılmalıdır, yani her birinde selâm verilmelidir. *Mâlikîler’e göre vitir bir rek‘at olarak da kılınabilir.
Hanefîler’e göre : Kunut duası sadece vitir namazında okunur. 5
Şâfiî ve Mâlik’e göre : Her zaman sabah namazının farzında rükûdan sonra ayakta Kunut duası okunabilir.

Kunut duası,
Mâlikîler’e göre : Müstehap.
Şâfiîler’e göre : Sünnettir.
Sabah namazında Kunut duasını okuyan bir Şâfiî veya Mâlikî imama uyan Hanefî kimse, susup
bekleyebileceği gibi içinden Kunut duasını da okuyabilir.
BAYRAM NAMAZI
Hanefî mezhebinde : Cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir.
Şâfiî ve Mâlikîler’e göre : Müekked sünnet,
Hanbelîler’e göre : Farz-ı kifâyedir.
Bayram namazının sıhhat şartları
Hanefîler’e göre : Hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Bayram namazında hutbe sünnettir. Bayram namazından sonra okunur.
Şâfiîler’e göre : Kadınlar da bayram namazı ile yükümlüdürler. Şu var ki bu namazın cemaatle kılınması şart olmayıp, münferiden de kılınabilir, fakat camide cemaatle kılınması daha faziletlidir.
Teşrik Tekbirleri
Ebû Hanîfe’ye göre : vâciptir.
Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre : Sünnet
Mâlikî mezhebine göre :Menduptur
Müekked Sünnetler
Şâfiî mezhebine göre : Müekked sünnetler, sabahın farzından önce iki, öğlenin farzından önce ve sonra ikişer, akşamın farzından sonra iki ve yatsının farzından sonra iki olmak üzere toplam 10 rek‘attır. Cuma namazının farzından önce ve sonra kılınan ikişer rek‘at sünnet de müekked sünnettir.
Gayr-i Müekked Sünnetler
Hanifiler göre: İkindi namazının sünneti ile yatsı namazının ilk sünneti gayr-i müekkeddir.
Şâfiî mezhebine göre,
* Öğlenin sünnetlerini dörder rek‘at kılmak,
* İkindinin farzından önce dört rek‘at,
* Akşamın farzından önce iki rek‘at namaz kılmak
gayr-i müekked sünnet sayılmıştır. Cuma namazının sünnetlerini dörder rek‘at olarak kılmak da böyledir.
Hanefîler’den farklı olarak Şâfiîler’de, yatsının farzından önce dört rek‘at sünnet yoktur, buna mukabil yine Hanefîler’in tersine olarak akşam namazından önce iki rek‘at sünnet vardır.
Başlanmış nâfile namazın tamamlanması gerekir.
Hanefîler’e göre :Başlanmış nâfile namaz herhangi bir nedenle bozulacak olursa kazâ edilmesi vâcip,
Şâfiîler’e göre : Bozulan nâfile namazın kazâ edilmesi gerekmez.
Mâlikîler’e göre : Farzdır
Hanefîler’e göre : İki veya dört rek‘atta bir selâm verilebilir.
Şâfiîler’e göre : Nâfile namazlarda iki rek‘atta bir selâm vermek sünnet
Tahiyyetü’l-mescid
Kerâhet vakitlerinde mescide giren kimsenin bu namazı kılması
Hanefîler’e ve Mâlikîler’e göre : Mekruhtur.
Şâfiî mezhebine göre : Mescide ne zaman girilirse girilsin bu namazın kılınması müstehaptır.
*Cuma vakti hatip hutbedeyken mescide giren kimse
Hanefî ve Mâlikîler’e göre : Tahiyyetü’l-mescid kılamaz.
Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre :Uzatmamak ve iki rek‘atı geçmemek şartıyla bu durumda tahiyyetü’l-mescid kılınır.
Mescide girildikten sonra tahiyyetü’l-mescid kılmadan oturulursa
Hanefî ve Mâlikîler’e göre :Bu namaz, yine de kılınabilir; ancak oturmadan önce kılmak daha faziletlidir.
Şâfiîler’e göre : Eğer kişi kasten oturmuşsa bu namaz sâkıt olur (düşer).
SEFERİLİĞİN HÜKÜMLERİ
Hanefîler : bir ruhsat değil bir azîmet(yapılması zorunlu) hükmü olduğunu ileri sürerek bu konuda yolcuya tercih hakkı tanımamış ve kısaltmanın vâcip olduğunu söylemişlerdir.
Mâlikîler’e göre : Seferde namazı kısaltarak kılmak müekked sünnettir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre :Yolculukta namazları kısaltarak kılmak bir ruhsat olup, kullanıp kullanmamak kişinin tercihine bırakılmıştır.
Seferiliğin Süresi ve Mesafesi
Hanefîler :Mesafe, Yaklaşık 90 kilometre.
Süresi: 15 günden az kalmaya karar vermişse yine misafir sayılır. Gittiği yerde onbeş gün veya daha fazla kalmaya niyet ederse misafirlikten çıkar.
Şâfiî ve Mâlikîler’e göre :Yolcu bir yerde dört gün kalmaya niyet ederse namazlarını tam kılar.
Hanbelîler’e göre : Dört günden fazla veya yirmi vakitten fazla kalmaya niyet ederse namazlarını tam kılar.
İKİ NAMAZI BİR VAKİTTE KILMAK (CEM )
Ebû Hanîfe :Arefe günü Arafat’ta birlikte kılınan öğle ve ikindi namazının cemaatle kılınmasını şart koşar.
Diğer üç mezheb: Bu şartı aramazlar.
Arefe günü Arafat’ta öğle ile ikindi namazı cem’ ile kılınırken bir ezan okunur, fakat iki namaz için ayrı ayrı kamet getirilir. Her iki namazında sünnetleri kılınmaz.
Müzdelife’de ise akşam ile yatsı namazı tek ezan ve tek kamet ile kılınır. Her iki namazında sünnetleri kılınmaz. Arada sünnet kılınmışsa yatsı için tekrar kamet getirilir.
Not: Hanefî mezhebinde, hac zamanında Arafat ve Müzdelife’deki cem‘in dışında, iki namazın bir vakitte cemedilmesi câiz görülmez.
Diğer mezheplerde cem‘, belirli sebep ve şartlarla câiz görülmüştür.
KAZÂ NAMAZLARININ İFA ŞEKLİ
Hanefîler’e göre : Kazâya kalmış bir namaz, vakti içinde nasıl eda edilecek idiyse daha sonra kazâ edilirken o şekilde kılınır.
*Meselâ seferde iken dört rek‘atlı bir namazı kaçıran kimse bunu ister seferde isterse aslî vatanına döndükten sonra kazâ etsin, iki rek‘at olarak kılar. Aynı mantığın gereği olarak, normal zamanda kazâya kalmış olan dört rek‘atlı bir namazı sefer esnasında kazâ edecek olan kişi de sefer haline bakılmaksızın bu namazı dört rek‘at olarak kaza edecektir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre : Kazâ namazı kılınırken, kazânın yapılacağı yer ve zaman dikkate alınır. Seferî olan kimse kazâya kalmış dört rek‘atlı namazı iki rek‘at olarak kazâ eder. Bu namazın seferde veya ikamet halinde iken kazâya kalmış olması, hükmü değiştirmez. Seferde kazâya kalan namaz da, ikamet halinde kazâ edilince dört rek‘at olarak kılınır. Çünkü kısaltmanın sebebi olan yolculuk kalkmıştır.

SEHİV SECDESİ İLE İLGİLİ MESELELER
Hanefîler’e göre : Vâciptir. Sehiv secdesi gerektiği halde bunu yapmayan kişi günah işlemiş olur; fakat namazı bâtıl olmaz.
Mâlikî ve Şâfiîler’e göre :Sehiv secdesi namazın sünnetlerinden bir veya birkaçının terkedilmesi durumunda yapıldığı için, sehiv secdesi yapmak sünnettir.
Hanbelîler’e göre :Sehiv secdesi duruma göre bazan vâcip, bazan sünnet, bazan da mubah olur. Meselâ namazın bir sünnetini terketmekten dolayı sehiv secdesi yapmak mubahtır.
Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre : Sehiv secdesi selâmdan hemen önce yapılır.
TİLÂVET SECDESİ
Hanefîler’e göre: Vâcip,
Diğer üç mezhebe göre: Sünnettir.
CENAZE İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Hanefi Mezhebine Göre: **Bir kadın vefat eden kocasını yıkayabilir. Çünkü kadın iddet bekleyecektir. Bu iddet çıkmadıkça evlilik devam ediyor sayılır.
Fakat koca, ölmüş karısını yıkayamaz. Çünkü erkeğin iddet beklemesi gerekmez, karısı ölünce aralarındaki evlilik bağı kalkmış olur. Ancak yıkayacak kimse bulunmadığı takdirde, koca karısına teyemmüm verir.
Diğer üç imama göre: Koca karısını yıkayabilir
Cenaze Namazında Fatiha’nın Okunması
Hanefîler :Kur’an tilâveti niyetiyle okunmasını tahrîmen mekruh sayar, fakat dua niyetiyle okunmasında sakınca görmezler.
Şâfiîler’e göre :Fâtiha, diğer namazlarda olduğu gibi, cenaze namazında da bir rükündür. İlk tekbirden sonra okunması daha faziletlidir.
Hanbelîler’e göre : Fâtiha, bir rükün olup ilk tekbirden sonra okunması vâciptir.
Mâlikîler’e göre : Fâtiha’nın okunmaması daha iyi olup okunması tenzîhen mekruhtur.
Gaip yani orada bulunmayan bir cenaze üzerine namaz
Hanefî ve Mâlikî fakihleri : Kıble yönünde sapma meydana geleceği gerekçesiyle, gaip yani orada bulunmayan bir cenaze üzerine namaz kılmayı câiz görmezler.
Şâfiîler’e göre : Gaip üzerine cenaze namazı kılınabilir.
Çünkü Peygamberimiz Necâşî’nin namazını bu şekilde kılmıştır.
Hanbelîler’e göre : Aradan bir ay geçmedikçe gaip üzerine cenaze namazı kılınabilir.
Telkin.
Mâlikîler’e göre: Telkin, ölüm döşeğinde iken verilir; gömüldükten sonra telkin vermek ise mekruhtur.
Hanefî mezhebinde :Mükelleflik yaşına girdikten sonra ölen kimsenin mezarı başında telkin verilmesi meşrû görülmüştür.
Şâfiîlere göre: Telkin yapılması müstehaptır.
Hanbelîler: Bir kısım fıkıhçılara göre telkin yapılması müstehaptır.
ŞEHİTLERLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Hanefîler : Şehidler yıkanmaksızın, kanlı elbiseleriyle defnedilir, elbiseleri onların kefeni yerine geçer. Üzerindeki silâh ve başka ağırlıklar alındıktan sonra cenaze namazı kılınarak defnedilir.
Diğer üç mezhebe göre :Şehidlerin yıkanmasına gerek olmadığı gibi üzerlerine cenaze namazı kılınmasına da gerek görülmemesi, yine şehidin elde etmiş olduğu yüksek pâye ile ilgilidir.

3-ORUÇLA İLGİLİ HÜKÜMLER
**Kazaya kalan oruç**
Hanefilere göre: Mubah günlerde tutabilir.
İmam Şâfiîye göre: Kazâya kalan orucun aynı yıl içerisinde kazâ edilmesi gerektiğine ilişkin görüşü de dikkate alınarak, herhangi bir sebeple kazâya kalan orucu mümkün olan en kısa zamanda tutmaya çalışmak uygun olur.
Vâcip Oruç
Hanefîler’e göre :Başlanmış nâfile bir orucun bozulması durumunda bunun kazâ edilmesi vâciptir.
Mâlikîlere göre :Kazânın farz olduğunu söylemişlerdir.
Şâban Orucu.
Hanefîler’e göre : Şâban ayında oruç tutmak müstehap sayılmıştır.
Şâfiî mezhebine göre :Haram sayılmıştır.
Niyet
Hanefîler :D iğer ibadetlerde olduğu gibi oruç ibadetinde de niyet şarttır.
Şâfiîler ve Mâlikîler :Niyeti rükün saymışlardır. Her ikisine göre de, niyet edilmediği takdirde sabahtan akşama kadar aç durmak oruç yerine geçmez.
Niyetin Vakti.
Hanefîler’e göre :Ramazan orucu, nâfile oruçlar ve vakti belirtilmiş adak (nezr-i muayyen) oruçlarının niyet etme vakti gün batımından başlayıp ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle namazı vaktinin girmesinden az önceki vakte kadar devam eder. Öğle vakti girdikten sonra artık hiçbir oruca niyet edilemez.
Şâfiîler’e göre :Ramazan orucu, kazâ orucu ve adak orucuna geceden niyetlenmek şarttır. Fakat nâfile oruca zevalden önceye kadar niyetlenmek câizdir.
Mâlikîler’e göre :Niyetin geçerli olması için güneşin batmasından itibaren gecenin son kısmına kadar veya fecrin doğması ile birlikte yapılması gerekir.
Niyetin Şekli
Fakihlerin çoğunluğuna göre ramazanın her günü için ayrı ayrı niyet edilmesi şarttır.
Mâlikîler’e göre :Ara vermeksizin peş peşe tutulması gereken oruçlarda en başta yapılacak tek niyet yeterlidir. Zıhâr, katl kefâreti ve ramazan orucunun kefâretinde olduğu gibi ramazan orucunda da tek niyet yeterlidir.
Kazâ ve Kefâreti Gerektiren Durumlar
Bilerek ve isteyerek kaçınılması gereken üç şey (yeme, içme, cinsel birleşme) dışında bir sebeple orucun bozulması durumunda kefâret gerekmeyip sadece kazâ gerekir.

Unutarak bir şey yemek ve içmekle oruç bozulmaz. Fakat yanlışlıkla (hata) yiyip içmek bundan farklı olup
Hanefîler’e göre :Orucu bozar. Meselâ; bir kimse oruçlu olduğunun farkında olduğu halde kasıtsız olarak yanlışlıkla bir şey yese veya içse, diyelim ki abdest alırken ağzına aldığı sudan yutsa veya denizde yüzerken su yutsa orucu bozulur ve kazâ lâzım gelir.
Şâfiîlere göre :Orucu bozma kastı bulunmadığı için yanlışlıkla bir şey yiyip içmenin orucu bozmayacağını söylemişlerdir.
Mâlikîlere göre :Orucun anlamının (imsak) ortadan kalkmış olduğu gerekçesiyle, ister unutma isterse yanlışlık sonucu olsun, bir şey yiyip içmekle orucun bozulacağını söylemişlerdir.

RAMAZAN ORUCUNUN KAZÂSI
Hanefîler: Ramazan orucunun kazâsı yasak günler dışında her zaman yapılabilir.
Şâfiîler: Ramazanda kazâya kalmış orucun, gelecek ramazana kadar kazâ edilmesi gerekir. Bir ramazanın kazâ borcu yerine getirilmeden, öteki ramazan gelecek olursa, kazâ borcuna ilâveten bir de fidye ödeme yükümlülüğü ortaya çıkar.
Kefâret, Adak veya başlanıp bozulmuş Nâfile oruçların kazâsı
Hanefîler: Mutlaka kazâ edilmesi gereklidir.
Şâfiîler: Başlanıp tamamlanmamış Nâfile oruç meselesinde, hiçbir şekilde kazâyı gerekli görmezler.
Mâlikîler: Sadece kasten bozma durumunda kazâyı gerekli görmüşlerdir.

4-ZEKAT KONULARI
1-Müslüman olmak
2-Hür olmak
3-Akıllı olmak
4-Bâliğ olmak
ZEKÂT İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Ebû Hanîfe: Akıllı ve bâliğ olmayanları, toprak ürünleri ve kamu hukukunun bir parçası olarak alınan zekât türü hariç, zekâtla mükellef tutmamıştır.
Fakihlerin çoğunluğuna göre:Akıl hastalarının ve çocuğun malları zekâta tâbidir.
Zekâta Tabi Olmayan Durumlar
Fakihlerin çoğuna göre;
1. Belirli sahibi olmayan mallar zekâta tâbi değildir.
2. Fakir, yetim ve kimsesizlerin doyurulması, okutulması, cami, mescid, yol, köprü yapımı gibi amaçlarla hayır kuruluşlarına vakfedilen mallar zekâta tâbi değildir.
3. Hırsızlık, gasp, rüşvet, faiz gibi haram yollarla kazanılan -haram malzekâta tâbi değildir.
Tam mülk olma şartı:
Hanefîler’e göre: Elde bulunmayan ve ele geçeceği de umulmayan malda zekât yoktur.
Şâfiîler’e göre: Malın elde bulunmayışı zekât ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Ebû Hanîfe’ye göre :Kocasından vadeli mehrini almadıkça kadın zekâtla mükellef değildir.
Zekâta tâbi olmayan mallar
Zekâta tâbi mallarda nemâ şartı arandığından, bu şartı taşımayan mallar, meselâ binek hayvanları, binek aracı, çalıştırılan hayvanlar, oturulan evler ve ev eşyaları, meslek kitapları, meslekî aletler ve benzeri mallar zekâta tâbi değildir.
Nisab Miktarı
Gümüşte nisab miktarı 200 dirhem, altında 20 miskal, hayvanlarda 5 deve, 30 sığır, 40 koyun, toprak ürünlerinde ise (cumhura göre) 5 vesktir (=buğdayda 653 kg.). Ebû Hanîfe’ye göre ise toprak ürünlerinin azı da çoğu da zekâta tâbidir. Toprak ürünlerinin zekâtında nisab aranmaz.
Bir yıl geçmesi şartı aranan mallar
Altın ve gümüş para, ticaret malları ve hayvanlarda zekâtın farz olması için “havelânü’l-havl”i Malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesini şart koşarlar.
Bir yıl geçmesi şartı aranmayan mallar
Toprak ürünlerinin zekâtı hasat mevsimi ödeneceğinden onlarda bu şart bahis konusu değildir. Madenlerin ve definelerin zekâtı ise elde edildikleri zaman ödenir; bunların üzerinden bir sene geçme şartı aranmaz.
Hanefîler’e göre :Bir malda zekâtın farz olabilmesi için, o malın hem sene başında ve hem de sene sonunda nisaba ulaşmış olması şarttır. 2
Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre :Nisabın bütün sene boyunca bulunması gerekir. Bir mal sene içinde nisabın altına düşerse, ona zekât vâcip olmaz.
Hanefîler’e göre borç üç nev’idir:
1. Şahıslara olan borçlar.
2. Allah hakkı olarak vâcip olup kullar tarafından istenen borçlar. Zekât bu nevidendir.
3. Kullar tarafından istenmeyen fakat Allah için yerine getirilmesi gereken borçlar. Nezir ve kefâret bu çeşit borçlardandır.
İmam Şafiî’ye göre: Borç hiçbir malda zekâtın vücûbuna engel olmaz.
İmam Mâlik’e göre: Sadece parada zekâtın vücûbuna engeldir, nisabı düşürürse zekât farz olmaz.

GEÇERLİLİK ŞARTLARI
1- Niyet
2- Temlik (Zekâtı, ona ehil olanlara vermek yani onların mülkiyetlerine geçirmek)
Niyet
Hanefîler’e ve Şâfiîler’e göre : Kaide olarak niyetin ödeme anında bulunması gerekir. Çünkü zekât ibadettir ve ibadetlerde niyet şarttır.
Zekâtın Verilemeyeceği Yerler
Cami, okul, yol, köprü, çeşme yapımı gibi hayır kuruluşlarına zekât verilmez; ölü kefenleri alınmaz ve ölülerin borçları zekâtla ödenmez.
ZEKÂTA TÂBİ MALLAR ve NİSAB MİKTARLARI
ALTIN ve GÜMÜŞ
Mezhep imamları:
Gümüşün zekât nisabının 200 dirhem
Altının nisabının 20 miskal
Her ikisinin de zekât nisbetlerinin 1/40 (% 2.5) olduğunda görüş birliğine varmışlardır.
20 miskal altın 80.18 gr,
200 dirhem gümüş 561.2 gram olmasını esas almıştır.
Altın ve gümüş nisabdan az ise nisabı tamamlamak için biri diğerine ilâve edilir mi?
Hanefîler’e göre : İlâve edilmelidir.
Şâfiîler ve Hanbelîlere göre: İlave edilmez.
Altın ve Gümüşten Yapılan Ziynet Eşyası
Hanefî mezhebine göre altın ve gümüşten yapılmış süs eşyaları zekâta tâbidir. Meselâ altın ve gümüşten yapılmış bilezik, kolye, gerdanlık gibi kadın süs eşyası nisaba ulaşır ve üzerinden bir sene geçerse, o günkü altın fiyatları ile değeri bulunur ve 1/40 zekâtı verilir.
İmam Şâfiî, İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’e göre :Mubah olan kadın süs eşyası zekâta tâbi değildir.
Ancak Şâfiîler’e göre :Kadın süs eşyalarında israfa kaçarsa, meselâ 200 miskal ağırlığında ziynet eşyası bulundurursa bunların zekâtını vermesi gerekir.
Madenî ve Kâğıt Paraların Zekâtı

80.18 gram altın veya 561.2 gram gümüş karşılığı parası olanların bu paranın 1/40′ını (% 2.5) zekât olarak vermeleri gerektiğini söylemişlerdir.
TİCARET MALLARI
Hanefî fakihlerine göre :Ticaret mallarının kıymeti sene başında ve sene sonunda, yukarıda gösterilen altın veya gümüş nisablarının altına düşmemelidir. Aksi halde bu mallarda zekât gerçekleşmez. Ticaret mallarının kıymetlerinin sene içinde nisabın altına düşmesi zekâtın farz olmasına mani değildir.
Mâlikî ve Şâfiî fakihlerine göre :Ticaret mallarında nisab sadece sene sonunda aranır. Sene başı ve sene içinde nisabın düşmesi bu mallarda zekâtın vücûbuna mani sayılmaz.
Hanefîler’e göre: Ticaret mallarının zekâtı hesap edilirken borçlar çıkarılır.
Şâfiîler’e göre: Borç zekâtı etkilemez. Mevcut malın zekâtı -borç dikkate alınmadan- hesap edilip verilir.
Ticaret mallarının zekât olarak verilme şekli:
Hanefîler’e göre : Mal olarak verilebileceği gibi bu malın tutarı para olarak da ödenebilir.
Şâfiîler’e göre : Hangi mal zekâta tâbi ise zekâtın o maldan çıkarılıp verilmesi gerekir.
TOPRAK ÜRÜNLERİ
Ebû Hanîfe’ye göre: Bütün toprak ürünleri zekâta tâbidir.
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Toprak ürünlerinin zekâta tâbi olabilmeleri için hububatta olduğu gibi bir sene -çürümeden- kalabilme özelliğine sahip olmaları gerekir.
İmam Mâlik ve Şâfiî’ye göre: Bir sene muhafaza edilebilen gıda maddesi özelliğine sahip toprak ürünleri zekâta tâbidir.
Şâfiîler: Meyveden sadece hurma ve üzümün zekâta tâbi olduğu görüşündedir.
Ahmed b. Hanbel: Hanefîler’e yakın bir görüşe sahip. Ölçülebilen, kurutulabilen, dayanıklı olan gıda maddeleri ve insanoğlu tarafından yetiştirilen bütün ürünler zekâta tâbidir. Ahmed b. Hanbel, zekâta tâbi mallarda gıda maddesi olma şartını aramamaktadır. Buna göre pamuk, keten gibi giyim eşyası yapılan maddeler de zekâta tâbidir.
Toprak ürünlerinde nisab şartını arayan fakihlere göre
Buğday ve arpa kabuksuz olarak “Beş vesk (653 kg.) olduğunda zekâta tâbidir.
Eğer pirinç gibi kabuğu ile birlikte depo ediliyorsa, mal sahibi isterse nisabı kabuksuz olarak 5 vesk, isterse kabuklu olarak 10 vesk hesap eder ve ona göre zekâtını öder.
Ebû Hanîfe’ye göre: Toprak mahsullerinde nisab şartı aranmaz. Ziraî ürünler ister az ister çok olsun zekâta tâbidir.
Zekât Nisbeti: (ÖŞÜR)
*Toprak emek sarfedilmeden yağmur, nehir, dere, ırmak ve bunların kanalları ile sulanıyorsa zekât olarak mahsulün 1/10′u;
*Kova, dolap, motor veya ücretle alınan su ile sulanıyorsa 1/20′si verilecektir. 4
Toprak ürünlerinin zekât (öşür) zamanı
a) Hububat harman vaktinde.
b) Meyvelerde ise toplandıktan sonra verilir.
Hanefî mezhebine göre: Toprak ürünlerinin zekâta tâbi olabilmeleri için üzerlerinden bir yılın geçmesi (havl) şart değildir. Bir sene içinde kaç defa mahsul alınırsa her defasında zekât verilmesi gerekir.
Arazi ekilmek üzere belli bir ücretle kiralanmış ise
İmâm-ı Âzam’a göre: Zekât arazi sahibinden alınır.
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed (İmâmeyn) ile diğer üç mezhep imamına göre: Kiracıdan alınır.
Arazi, yarıcılık (müzâraa) usulü kiralanmış ise
İmâm-ı Âzam’a göre: Mahsul vergisi yine mal sahibinden alınır.
İmâmeyn’e göre: Mal sahibi ve kiracı, hisselerine düşen mahsulün zekâtlarını ayrı ayrı öderler.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Öşür vergisinde toprağın statüsünün bir tesiri yoktur. Toprak haracî olsa sahibi müslüman ise hem harac adı verilen vergiyi ve hem de çıkan mahsulün zekâtını (öşür) verecektir.
Hanefîler’e göre: Müslüman mükellef haraç toprağını ister sahip ister mutasarrıf olarak eksin, sadece harac vergisi vermekle yükümlüdür, harac ve öşür aynı topraktan birlikte tahsil edilmez.

BAL’IN ZEKÂTI
Hanefî ve Hanbelîler: Balın zekât mallarından olduğu ve baldan 1/10 nisbetinde zekât alınacağı görüşündedirler.
Şâfiî ve Mâlikî mezhebi fakihleri ise bu konuda sahih bir haberin mevcut olmadığını, balın süt gibi, bir hayvanın ürünü olduğunu, sütün zekâta tâbi olmadığında görüş birliği bulunduğunu, aynı şekilde balın da zekâta tâbi olmaması gerektiğini ileri sürerler.
Hanefî ve Hanbelîler: Balda zekâtın, nisab miktarı bal elde edilmesiyle vâcip olacağı görüşündedir.
Madenler
Yer altından çıkarılan madenler üç kısımdır:
1. Katı olup eritilebilen ve dökümü yapılabilen madenler; altın, gümüş, demir, bakır gibi.
2. Eritilmeye elverişli olmayan katı madenler; mermer, kireç, kömür gibi.
3. Sıvı olup katılaşmayan madenler; cıva, petrol gibi.
Ebû Hanîfe ve arkadaşlarına göre:
Katı olup eritilebilen ve dökümü yapılabilen altın, gümüş, demir, bakır gibi madenler vergiye tâbidir.
Eritilmeye elverişli olmayan yakut, zümrüt, mermer, kireç gibi madenlerle, sıvı olup katılaşmayan civa, petrol gibi madenlerden vergi alınmaz.
Şâfiî’ye göre: Sadece altın ve gümüş madenleri zekâta tâbidir, bunların dışında kalan madenler zekâta tâbi değildir.
Hanbelî fakihler: Altın ve gümüş ile diğer madenler arasında herhangi bir fark gözetmemişler ve Bakara sûresinin 267. âyetinin genel anlatımından hareket ederek, cinsi ne olursa olsun bütün madenlerin zekâta tâbi olduğu görüşünü savunmuşlardır. 5
Madenlerden alınacak zekâtın nisbeti
Hanefî ler: 1/5 olarak alınacağıdır.
İmam Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel: 1/40 (% 2.5)
Hayvanların Zekât Miktarı
Develerin Zekâtı
5’ten 9’a kadar 1 adet koyun
10’dan 14’e ” 2 ” ”
15’ten 19’a ” 3 ” ”
20’den 24’e ” 4 ” ”
25’ten 35’e ” 1 ” iki yaşında dişi deve
36’dan 45’e ” 1 ” üç yaşında dişi deve
46’dan 60’a ” 1 ” dört yaşında dişi deve
61’den 75’e ” 1 ” beş yaşında dişi deve
76’dan 90’a ” 2 ” üç yaşında dişi deve
91’den 120’ye ” 2 ” beş yaşında dişi deve
Hanefîler’e göre: 121. deveden sonra tekrar baştan başlanır ve ödenecek zekât ilkinde olduğu gibi hesap edilir.
Koyunların Zekâtı
1’den 39’a kadar (zekâttan muaf)
40’tan 120’ye ” 1 koyun
121’den 200’e ” 2 ”
200’den 399’a ” 3 ”
400’den 500’e ” 4 ”
Sığırların Zekâtı
30 sığırdan 40 sığıra kadar, zekât olarak iki yaşına basmış erkek veya dişi bir buzağı verilir.
40 sığırdan 60 sığıra kadar, üç yaşına girmiş erkek veya dişi bir dana verilir.
60 sığır olunca, birer yaşını bitirmiş iki buzağı verilir.
Sonra her 30 sığırda bir buzağı ve her 40 sığırda bir dana verilmek suretiyle hesap edilir.
Zekât verme bakımından sığır ile manda arasında fark yoktur ve bunlar bir cins sayılır. Bir kimsenin 20 inek ve 10 mandası varsa, 30 sığırlık zekât nisabına sahip olmuş kabul edilir.
Atların Zekâtı
Fakihlerin çoğunluğu, Hz. Peygamber’in “atların zekâttan istisna edildiğini” bildiren hadislerini esas alıp, bütün atların zekât istisnası olduğu görüşünü benimsemişlerdir.
Ebû Hanîfe ve öğrencisi Züfer’e göre: “Nesli elde edilip ileride satılmak maksadıyla, erkeği dişisi karışık bir halde yaşayan, senenin çoğunu otlaklarda otlayarak geçiren (sâime) atlar ya at başı 1 dinar veya paraya göre kıymetlendirilerek, bu değeri üzerinden 1/40 (% 2.5) nisbetinde zekâta tâbi tutulur.”
Sâime: Senenin çoğunu meralarda otlayarak geçiren hayvanlara denir.
Ma’lûfe: Yemle beslenen hayvanlara denir.
Âmile: Ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara denir. 6

5- HAC VE UMRE
HACCIN ŞARTLARIYÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI
1-Müslüman olmak
2-Akıllı olmak
3-Buluğ olmak
4- Beden ve malî imkânın olması (istitâat)
EDA ŞARTLARI
1- Sağlıklı Olmak.
2- Yol Güvenliği.
3- Ârızî Bir Engelin Bulunmaması.
4- Kadınlara Özel İki Şart.
Kadınlara Özel İki Şart
Birinci şart:
Hanefî mezhebine göre: Haccedebilmek için seferîlik hükümlerinin uygulanacağı bir mesafeyi katetmek durumunda olan kadınlar tek başlarına hac yolculuğuna çıkamazlar.
Şâfiî mezhebine göre: Katedilecek mesafeden ziyade yol emniyeti ve kadınların güvenliği esas alındığından koca veya başka bir mahremin bulunması şart koşulmamış, bunun yerine kadınların bunu sağlayacak şekilde -ağırlıklı görüşe göre üç kadının yer aldığı- bir grup oluşturmaları yeterli görülmüştür. Bununla birlikte iki kadının hatta kendini güvenlik içinde hissediyorsa bir kadının -sadece- farz olan hac görevini yerine getirmek için tek başına yola çıkması câiz görülmüştür.
Mâlikî mezhebine göre: Kocası veya bir mahremi bulunmayan yahut ücretle bile olsa kendisiyle birlikte hacca gelmeyen bir kadın, güvenli bir kafile ile birlikte, bu kafilede başka kadınların bulunup bulunmaması dikkate alınmaksızın hac yolculuğuna çıkabilir.
İkinci şart:
Sadece boşanma iddeti veya vefat iddeti beklemekte olan kadınlara ilişkin olup, “beklemeleri gereken süreyi tamamlamış olmaları”dır.
Hanefî mezhebine göre: Eda şartı olan bu durum diğer mezheplere göre yükümlülük şartıdır.
GEÇERLİLİK ŞARTLARI
Haccın geçerli yani sahih olabilmesi için üç şartın bulunması gerekir.
Bu şartlar;
a) Hac yapmak niyetiyle ihrama girmek
b) Özel vakit
c) Özel mekân

İhramın Rükünleri
1. Niyet
2. Telbiye
Hanefî mezhebine göre: İhramın, niyet ve telbiye olmak üzere iki rüknü vardır. Bunlardan birini terkeden kimse ihrama girmiş olmaz.
Diğer üç mezhebe göre: İhrama girmiş olmak için sadece niyet yeterlidir. 2
Niyet.
Niyet hac veya umre yapmaya karar vermek ve hangisini yapacaksa onu belirlemekle olur. Niyeti dil ile ifade etmek de müstehaptır.
Hanefîler’e göre: Bu durumdaki bir kimsenin tavafa başlamadan önce yapacağı ibadetin hac mı yoksa umre mi olduğunu belirlemesi yeterlidir. Şayet bu belirlemeyi yapmadan tavafa başlayacak olursa umre için ihrama girmiş olur. Tavaf yapmadan doğruca Arafat’a çıkıp vakfe yapacak olursa bu ihramı hac için olur ve yaptığı hac da ifrad haccı olur
Şâfiî mezhebine göre: Bu durumda, hac ve umre ile ilgili menâsikten herhangi birine, meselâ tavafa başlamadan önce niyetteki belirsizliğin giderilmiş olması gerekir. Aksi halde yapılan törenler hac veya umre olarak değer kazanmaz. Çünkü bir ibadet ancak niyetle yapılabilir.
İhrama Girme Zamanı.
Hac ayları girmeden hac menâsikinden hiçbiri yapılamaz.
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Mekruh olmakla birlikte henüz hac ayları başlamadan ihrama girmek câizdir. Çünkü onlara göre ihram, haccın rüknü değil sıhhat şartıdır. Diğer ibadetlerde olduğu gibi şartın yerine getirilmesi için vaktin girmesi gerekmez.
Şâfiî mezhebin’e göre: İhram şart değil, rükün sayıldığı için hac aylarından önce, hac için ihrama girilemez. Hac aylarından önce ihrama girildiği takdirde, bu ihram umre ihramı olarak geçerli olur.
Umre yapmanın özel bir vakti olmadığından umre için her zaman ihrama girilebilir.
Harem Bölgesine İhramsız Girmek
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Her ne maksatla olursa olsun doğrudan Harem bölgesine, meselâ Mekke’ye gidecek olan Âfâkýler’in, mîkat sınırını geçmeden ihrama girmeleri gerekir. Çünkü ihram, bu kutsal bölgeye saygı için vâcip kılınmıştır.
Şâfiî mezhebine göre: Hac ve umre kastı olmadıkça uzaklardan gelenlerin (Âfâkı) Harem bölgesine ihramsız girmeleri vâcip değil, müstehaptır.
İhramın Vâcipleri
1. Mîkat sınırını ihramsız geçmemek.
2. İhram yasaklarından sakınmak.

HACCIN RÜKÜNLERİ (Farzları)
Hanefîler’e göre: Üç farzı vardır
1-İhram
2-Arafat vakfesi
3-Ziyaret tavafı
Mâlikîler’e göre: Bu üç farz yanında sa‘y de farzdır ve dördü birden haccın rükünlerini oluşturur.
Şâfiîler’e göre: Bunlara saçları kısaltmayı veya tıraş etmeyi (halk veya taksîr) ilâve ederek rükün sayısını beşe çıkarmışlar ve bu rükünler yerine getirilirken bir kısmında (ilk üçünde) sıraya riayet etmenin de farz (rükün veya şart) olduğunu söylemişlerdir. Rükünlerin tamamı, usulüne göre yapılmadıkça, ceza ve kefâret ödemekle hac sahih olmaz. Eksik kalan rüknün tamamlanması veya haccın kazâsı gerekir.
Vakfenin Geçerli Olmasının Şartları
Vakfenin geçerli (sahih) olabilmesinin iki şartı vardır.
1. Hac için ihramlı olmak
2. Vakfeyi özel (belirli) yer ve zamanda yapmak.
Vakfenin Zamanı
Zilhiccenin 9. arefe günü
Hanefîler’e göre: Arefe günü gündüz Arafat’ta bulunanların, mazeretsiz olarak güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılmamaları vâciptir. Mazeretsiz olarak ayrılan kimse, henüz güneş batmadan bu bölgeye tekrar dönerse, bir şey gerekmez; aksi halde ceza (dem) gerekir. Fakat gündüz Arafat’ta bulunmayıp güneş battıktan sonra gelenlere bir ceza gerekmez.
Şâfiîler’e göre: Güneş batmadan ayrılanlara da ceza gerekmez.
Mâlikî mezhebine göre: Gecenin bir cüzünde Arafat’ta bulunmak vakfenin sıhhat şartıdır. Güneş batmadan Arafat’tan ayrılıp bir daha dönmeyen kişinin haccı bâtıl olur. Gündüzün çok az da olsa bir kısmında Arafat’ta bulunmak Mâlikîler’e göre vâciptir. Süresi içinde kısa da olsa bir müddet Arafat’ta bulunamayanlar hacca yetişememiş olurlar. Daha sonraki senelerde yeniden haccetmeleri gerekir.
Cem‘-i takdîm:
Ebû Hanîfe’ye göre: Bu namazların cem‘-i takdîm ile kılınabilmesi için;
a) Arefe günü hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmak,
b) Mescid-i Nemîre’de cemâat-i kübrâ ile kılmak gerekir.
Aksi halde her namaz kendi vaktinde kılınır.
Diğer üç mezhep ile Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Arefe günü hac için ihramlı olanların Arafat’ta öğle ve ikindi namazlarını, ister Nemîre Mescidi’nde ister çadırlarda, ister cemaatle, ister münferit olarak cem‘-i takdîm ile kılmaları sünnettir.
Tavafın Sahih Olmasının Şartları
1. Tavafın Vaktinde Yapılması
2. Niyet
3. Tavafın Mescid-i Haram’ın İçinde, Kâbe’nin Etrafında Yapılması
4. Şavtların Çoğunu Yapmış Olmak
Tavafın Vakti
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Ziyaret tavafının vakti bayramın ilk günü fecr-i sâdıktan itibaren başlar.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Ziyaret tavafının vakti, arefe günü gece yarısından itibaren başlar. Ziyaret tavafı ilk vaktinden sonra her zaman yapılabilirse de;
Ebû Hanîfe’ye göre: Bu tavafın kurban kesme günlerinde, yani bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar yapılması vâciptir.
Mâlikîler’e göre: Zilhiccenin sonuna kadar yapılması vâciptir. Mazeretsiz olarak daha sonraya bırakılırsa ceza (dem) gerekir.
Şâfiî ve Hanbelîler ile Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününde yapılması vâcip değil, sünnettir. Mazeretsiz olarak daha sonra yapılması mekruh ise de ceza gerekmez.
Şavtların Çoğunu Yapmış Olmak
Hanefîler’e göre: Şavtların çoğunu yani en az dördünü yapmış olmak tavafın geçerlilik şartı olup son üç şavt yapılmayacak olursa, tavaf sahih olur, fakat farz ve vâcip tavaflarda eksik kalan her şavt için ceza gerekir.
Diğer üç mezhebe göre: Yedi şavtın hepsi rükün olup bütün şavtlar yapılmadığı takdirde tavaf sahih olmaz.

HACCIN VÂCİPLERİ
Hanefî mezhebinde haccın aslî vâcipleri
1-Sa‘y
2-Müzdelife’de vakfe
3-Şeytan taşlama
4-Halk veya taksir
5-Vedâ tavafı
Bunlardan sa‘y ile halk veya taksir, hem hac, hem de umrede vâciptir. Diğer üçü ise umrede yoktur.
SA‘Y
Hanefî mehebine göre: Hac ve umrenin vâciplerinden.
Diğer üç mezhebe göre: Haccın rükünlerindendir.
Hanefî, Şâfi, ve Mâlikilere göre: Sa‘yde niyet sünnet
Hanbelîler’e göre: Şarttır.
Müzdelife Vakfesinin Zamanı
Hanefîler’e göre: Bayramın birinci günü (10 Zilhicce) tan yerinin ağarmaya başlamasından (fecr-i sâdık) güneşin doğmasına kadar olan süredir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Gecenin yarısından itibaren güneşin doğuşuna kadar geçen süredir. Gece yarısı, güneşin batışı ile güneşin doğuşu arasındaki sürenin ortasıdır.
Mâlikîler’e göre: Arefe günü akşamı güneşin batışından bayram sabahı güneşin doğuşuna kadar olan süre
Akşam ve Yatsı Namazlarının Cem‘-i Te’hir ile Kılınması
Hanefîler’e göre: Vâcip
Şâfiîler’e göre: Sünnett
**Cem‘-i takdîm ve cem‘-i te’hir ile kılınan namazlarda, iki farz arasında başka namaz kılınması mekruhtur. Bu sebeple akşamın sünneti ve yatsının ilk sünneti kılınmaz. Yatsının son sünnetiyle vitir kılınır. İki vaktin namazı bir tek ezan ve bir tek ikametle kılınır. Yatsı namazı için ayrıca ezan ve ikamet gerekmez.**
Şeytan Taşlamanın Geçerli Olmasının Şartları
Hanefîler’e göre: Atılan şeyin taş, kurumuş çamur gibi üzerinde teyemmüm yapılması câiz olan bir madde olması gerekir.
Diğer üç mezhebe göre: Atılan şey mutlaka taş olmalıdır.
Şeytan Taşlama Zamanı
Hanefî ve Malikîlere göre: Bayramın birinci günü fecr-i sâdıktan sonra
Şafiî ve Hanbelîlere göre: Gece yarısından bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar olan süredir.
Bayramın Birinci Günü (10 Zilhicce)
Bu günde yalnız Akabe Cemresi’ne yedi taş atılır.
Bayramın İkinci ve Üçüncü Günleri (11-12 Zilhicce)
Bu günlerin her birinde her üç cemreye yedişer olmak üzere toplam 21 taş atılır. Bu iki günde taş atma zamanı, zeval vaktinde başlar.
Hanefîlere göre: Ertesi gün fecr-i sâdıka kadar
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Bu günlerle ilgili taşlamanın süresi de bayramın ilk günü gibi teşrîk günlerinin sonuna kadardır.
Malikîlere göre: Güneşin batmasına kadar devam eder.
Bayramın Dördüncü Günü (13 Zilhicce)
Ebû Hanîfe’ye göre: Bayramın dördüncü günü taş atma zamanı fecr-i sâdıkta başlar. Ancak taşların henüz güneş doğmadan atılması mekruh, güneşin doğuşundan zevale kadarki sürede câiz, zevalden sonra atılması ise sünnettir.
İster edâ, ister kazâ olsun, bayramın dördüncü günü güneşin batmasıyla taş atma süresi sona erer.
Atılacak Taş Sayısı
Bayramın birinci günü, sadece Akabe Cemresi’ne 7 (yedi) taş atılır, diğer iki cemreye taş atılmaz.
Bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri ise, Küçük Cemre’den başlamak üzere, sıra ile her üç cemreye, günde yedişerden 21 olmak üzere üç günde 63 taş atılır. Bayramın birinci günü atılan yedi taş da eklenirse taşlamada atılan toplam taş sayısı 70 olur.
Vaktinde Atılamayan Taşların Kazâsı
Hanîfe ve İmam Mâlik’e göre: Vaktinde atılamayan taşlar, taşlama süresi içinde kazâ edilse de cezası düşmez.
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Taş atma süresi içinde kazâ edildiği takdirde cezası düşer.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Vaktinde atılamayan taşlar bayramın dördüncü günü güneş batmadan önce atıldığı takdirde, kazâ değil, eda sayılır. Gecikmeden dolayı ceza da gerekmez.
SAÇLARI TIRAŞ ETMEK veya KISALTMAK
Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik’e göre: Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadarki süre içinde yapılması vâciptir. Daha sonraya geciktirilmesi durumunda ceza (dem) gerekir.
Şâfiî ve Hanbelîler ile Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Bu vecîbenin bayramın ilk üç gününde yapılması vâcip değil, sünnettir Geciktirilmesi mekruh ise de ceza gerekmez.
Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre: İster hac, ister umre için olsun, saçları tıraş etmenin veya kısaltmanın yeri Harem bölgesidir. Harem bölgesi dışında yapılması sahih ise de vâcip terkedildiği için ceza gerekir.

Ebû Yûsuf ve İmam Züfer’e göre: Bu vecîbenin Harem bölgesinde yapılması vâcip değil, sünnettir.
Tıraş Edilecek veya Kısaltılacak Saçın Miktarı
Hanefîler’e göre: Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılmasında vâcip olan miktar, başın en az dörtte birindeki saçlardır.
Şâfiîler’e göre: Vâcibin ifası için üç tel saçın tıraş edilmesi veya kısaltılması yeterlidir.
Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Saçların tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması vâciptir.
VEDÂ TAVAFI
Vâcip Olmasının Şartları
1. Haccetmiş olmak.
2. Hacceden kişinin Âfâki olması.
3. Kadınlar, Mekke’den ayrıldıkları esnada aybaşı veya loğusalık halinde olmamak.
Hanefîlere göre: Vedâ tavafının Mekke’den ayrılırken yapılması daha faziletli ise de önceden yapmak da câizdir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Vedâ tavafı Mekke’den ayrılırken yapılır. Aksi halde iadesi gerekir.
Mâlikîler’e göre: Vedâ tavafı vâcip değil sünnettir.
Hac Hutbeleri
Hacla ilgili olarak üç hutbe vardır.
1-Birinci hutbe Zilhiccenin 7. günü Mekke’de, Harem-i şerif’te öğle namazından önce okunur.
2-İkinci hutbe, arefe günü Arafat’ta Nemîre Mescidi’nde zevalden sonra cem‘-i takdîm ile kılınan öğle ve ikindi namazlarından önce, cuma hutbesinde olduğu gibi, arada oturularak iki hutbe halinde okunur.
3-Üçüncü hutbe ise, bayramın 2. günü öğle namazından önce Mina’da Mescid-i Hayf’ta irad edilir.

UMRE
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Müslümanın ömründe bir defa umre yapması müekked sünnettir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Farzdır.
Umrenin Farz ve Vâcipleri
Hanefîler’e göre: Umrenin farzları ihram ve tavaf olmak üzere ikidir.
İhram: Şart
Tavaf: Rükün
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Bu dört nüsük yani ihram, tavaf, sa‘y ve tıraş birer rükündür.
Mâlikîlere göre: ihram, tavaf, sa‘y : Rükün
Tıraş: Vâcip
Umrenin Zamanı
Hanefîlere göre: “Teşrîk günleri” denilen yılda beş gün yani arefe günü sabahından bayramın 4. günü güneş batıncaya kadarki süre içinde umre yapmak, tahrîmen mekruhtur.
Diğer üç mezhebe göre: Haccetmeyen kişilerin teşrîk günleri dahil her zaman umre yapmaları, kerâhetsiz câiz görülmüştür.
Mâli kîler’e göre: Haccedenler, bayramın 4. günü güneş batıncaya kadar umre yapamazlar.

Şâfiîler’e göre: Vedâ tavafı dışında haccın bütün menâsiki tamamlanmadıkça umre yapamazlar.

YAPILIŞ ŞEKLİ BAKIMINDAN HAC ÇEŞİTLERİ
1-İfrad haccı – - – - – (kurban kesmez, dilerse keser)
2-Temettu‘ haccı – - -(kurban keser)
3-Kırân haccı – - – - -(kurban keser)
İfrad Haccı: Umresiz yapılan hacdır.
Temettu‘ Haccı: Umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmaktır.
Kırân Haccı: Hac ve umre tek ihramla yapıldığı için “birleştirmeli hac” anlamında bu adı almıştır.
HAC ve UMRE ile İLGİLİ KURBANLAR
Hedy Kurbanının Kesileceği Yer ve Zaman
Temettu‘ ve kırân hedyleri
Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Bayramın ilk günü fecr-i sâdıktan itibaren kesilir.
Daha önce kesilmesi câiz olmaz; aksi halde iadesi gerekir.
Bunların eyyâm-ı nahr denilen kurban kesme günlerinde (bayramın ilk günü fecr-i sâdıktan, üçüncü
günü güneş batıncaya kadarki süre içinde) kesilmesi
Ebû Hanîfe’ye göre: Vâcip;
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Sünnettir.
Mazeretsiz olarak eyyâm-ı nahrda kesilmezse
Ebû Hanîfe’ye göre : Daha sonra biri kazâ, biri de ceza olarak iki kurban gerekir.
Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Eyyâm-ı nahrdan sonra kesilen temettu‘ ve kırân hedyleri kaza olarak kesilmiş olur fakat ceza gerekmez.
Şâfiîlere göre: Temettu‘ ve kırân hedylerinin, eyyâm-ı nahrda kesilmesi sünnet ise de bunlar ceza hedyi sayıldığı için ihrama girdikten sonra olmak şartıyla (eyyâm-ı nahrdan önce veya sonra) her zaman kesilebilir.
Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Eyyâm-ı nahr (kurban kesme günleri), bayramın 3. günü güneş batıncaya kadar olmak üzere üç gün
Şâfiîler’e göre: 4. gün güneş batıncaya kadar dört gündür.
HAC ve UMRENİN CİNAYETLERİ
Hac ve Umrenin Bozulmasına Yol Açan ve Kazâ Edilmesini Gerektiren Cinayetler
Arafat vakfesinden sonra fakat ilk tahallülden önce -yani tıraş olup ihramdan çıkmadan önce- cinsel ilişkide bulunmakla da
Hanefîlere göre: Bu durumda haccın bozulmayacağını, fakat ceza olarak bir sığır veya deve kurban edilmesi gerektiğini söylerler.
Diğer üç mezhebe göre: Hac bozulur.
Umre için ihrama girildikten sonra umre tavafının en az dört şavtı yapılmadan cinsel ilişkide bulunmak
Hanefîler’e göre: Umrenin bozulmasına yol açar. Bozulan umre bırakılmayıp tamamlandıktan sonra ihramdan çıkılması, daha sonra bunun kazâ edilmesi ve işlenen cinayet sebebiyle bir koyun veya keçi kurban edilmesi gerekir.
Deve veya Sığır Kesmeyi (Bedene) Gerektiren Cinayetler
Hanefîler’e göre: Arafat’taki vakfeden sonra fakat ilk tehallülden önce, yani henüz tıraş olmadan, cinsel ilişkide bulunmakla hac geçerli olur ve kaza gerekmez.
Diğer üç mezhebe göre: Hac fasit olur, kazası gerekir.
Koyun veya Keçi Kesmeyi (Dem) Gerektiren Cinayetler
Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre: Hadesten tahâret, tavafın sıhhat şartı olduğundan,
cünüp veya abdestsiz olarak yapılan tavaf sahih olmaz.

İHSÂR İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Hanefîler’e göre :D üşmanın engellemesi, savaş sebebiyle yolların kapanması, hastalık, parasız kalmak, kadının yanındaki mahreminin ölmesi gibi, hac yolculuğunu ve dolayısıyla tavaf ve vakfeyi önleyen her türlü engel, ihsâr sebebi sayılır.
Şâfiîler’e göre : İhsâr, ancak düşmanın engellemesiyle meydana gelir.
İhsar Sebebiyle İhramdan Çıkma
Hanefîler’e göre: İhsâr hedyi de, diğer hedy kurbanları gibi, ancak Harem bölgesinde kesilir.
Şâfiîler’e göre: İhsârlı kişinin bulunduğu yerde kesilir.
Hanefîler’e göre: İhsâr durumuyla karşılaşan kişi, Harem bölgesi dışında ise, kesilme vaktini belirleyerek Harem bölgesinde kendi adına ihsâr kurbanı kestirir. Kurbanın kesilmesiyle tıraş olmasa bile, ihramdan çıkmış sayılır.
Şâfiîler’e göre: Tıraş olmadıkça ihramdan çıkılmaz. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılır veya ihram yasakları yapılırsa ceza gerekir.
İhsar Sebebiyle Yapılamayan Menâsikin Kazâsı
Hanefîler’e göre:
1- Hac için ihrama girenler, bir hac ve bir umre kazâ ederler.
2- Kırân haccı için ihrama girmiş olanlar, bir hac ve iki umre kazâ ederler.
3- Umre için ihrama girmiş olanlar ise, sadece bir umre kazâ ederler.
Şâfiîler’e göre: Hangisi için ihrama girilmişse ancak onun kazâsı gerekir.
Hanefîler’e göre: Haccı fevt olan kimselerin ayrıca kurban kesmeleri gerekmez.
Diğer üç mezhebe göre: Kazâ edilen hacda kurban kesmek vâciptir.

Şavt: Hacerülesved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp bir tur dönmeye, (Her bir devire “şavt” denir)
İfâda tavafı: Ziyaret tavafı
İstilâm: Hacerülesved’i selâmlamak
Remel: Tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir.
Metâf: Tavaf alanı
Remy-i cimâr: Şeytan taşlama
İhsâr: Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması.
Fevât: Haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi, vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat’ta bulunamamasıdır.

6-KEFARETLER

Oruç Bozma Kefâreti
Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre: Ramazan orucunun cinsî münasebetle veya yeme içme ile bozulması kefâreti gerektirir.
Şâfiîler başta olmak üzere bir grup fakihe göre: Ramazan orucunun sadece cinsî münasebetle bozulması kefâret gerektirir. Kasten de olsa yeme içme kefâreti gerektirmez.
Oruç bozmanın kefâreti; eğer gücü yetiyorsa ara vermeksizin iki ay süreyle oruç tutmak, eğer buna gücü yetmiyorsa altmış fakiri sabahlı akşamlı doyurmaktır.
Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre: Kefâret ödeyecek kimsenin yukarıda sayılan sıraya riayet etmesi, bir öncekini yapma imkânı bulunmadığında bir sonrakine geçmesi gerekir.
Mâlikîler’e göre: Mükellef bu iki şıktan birini seçebilir. Hatta bunlar arasında altmış fakiri doyurma en faziletli olanıdır.
Kefaret orucuna ara verme
Hanefîler: Oruç kefâretinin iki ay oruç tutmak şeklinde ödenmesi halinde, orucun ara vermeksizin peş peşe tutulması gerekir. Sadece kadınların hayız hali bu peş peşeliği bozmaz. Onun dışında hastalık, yolculuk gibi bir mazerete binaen oruca ara verilirse, önce tutulanların yok sayılıp iki ay oruca yeniden başlanması gerekir.
Şâfiîler: Loğusalık (nifas) oruca ara vermenin peş peşeliği bozmadığı görüşündedir.
Hanbelîler: Hastalık sebebiyle oruca ara vermenin peş peşeliği bozmadığı görüşündedir.
O yüzden kefâret orucuna, araya ramazan ayı veya kurban bayramı girmeyecek şekilde hesaplanıp başlanmalıdır.
Kadınlar mazeret halleri biter bitmez ara vermeksizin oruçlarına kaldıkları yerden devam ederler ve tutulamayan bu günler hesap edilmeksizin oruç iki aya tamamlanır.
Kefâret orucunda oruca geceden niyetlenmek, ayrıca tutacağı orucun kefâret orucu olduğunu niyetinde belirlemek de şarttır.
Hanefîler’e göre: Farz orucun kasten bozulması ve kefâretinin ödenmesinden sonra aynı şekilde yeni bir ihlâl olduğunda onun için yeni bir kefâret gerekir. Ancak kefâret sebepleri, araya kefâretin eda edilmesi girmeden birden fazla olursa, hepsi için bir kefâret ödeme yeterli olur.
Yemin Kefâreti
Yemin kefâreti orta hallisinden on fakiri doyurmak veya giydirmek, yahut bir köle azâd etmek, yahut üç gün oruç tutmaktır.
Hanefî ve Hanbelîler’e göre: Bu üç gün orucun arka arkaya tutulması şarttır.
Yemin kefâretinde ise fakiri doyurma ve giydirme ön planda tutulmuş, buna imkân bulamayanların oruç tutması istenmiştir.

Bir kimse yeminini bozmadan kefâret verse de sonra bozsa,
Hanefîler’e göre: Bu yeterli olmaz; bozduktan sonra yeniden kefâret vermelidir.
Zıhâr Kefâreti:Bir köle azâd etmek, yahut iki ay oruç tutmak, yahut altmış fakiri doyurmak .
Adam Öldürmenin Kefâreti:Hanefîler’e ve bir grup fakihe göre: Sadece hataen adam öldürmede kefâret gerekirken fakihlerin çoğunluğu kasten adam öldürmede de gerekli görürler.
Hacda Tıraş Olma Kefâreti:Hz. Peygamber bu kefâretin üç gün oruç, altı fakiri doyurma veya bir koyunun kurban edilmesi suretiyle ödeneceğini açıklamıştır. Üç gün orucun peş peşe tutulması şart değildir.
Hayızlı Kadınla Cinsî Münasebet Kefâreti
Ebû Hanîfe de dahil İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre: Karısı ile hayızlı iken cinsî münasebette bulunan kimse günah işlemiştir. Allah’a bol tövbe ve istiğfar etmekten başka yapabileceği bir şey yoktur.
İbn Abbas, Katâde, Evzâî, Ahmed b. Hanbel gibi İslâm âlimlerine göre: Hayızlı kadınla ilk günlerde kurulan cinsî münasebet için bir dinar (4,25 gr. altın) kanamanın iyice azaldığı bir dönemde yapılan cinsî münasebet içinse yarım dinar kefâret ödenmesi gerekir. Bu kefâret kocanın zorlamasıyla olmuşsa sadece ona, iki tarafın isteğiyle olmuşsa ayrı ayrı ikisine de gerekir. Cinsî temasın kasten, unutarak, haram olduğunu bilmeden veya hayız durumunu fark etmeden yapılmış olması sonucu etkilemez.

21

Şubat
2013

Fıkıh-Hadis-Tefsir ve Kavaid Kitapları

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  436 Kez Okundu

 

HANEFİ FIKIH KİTAPLARI

Hanefi mezhebinin kaynak eserleri üç kısım halinde tasnif edilmiştir.
A. Zahiru’r-Rivaye
Fıkıhta zahir, kuvvetli demektir. Mütevatir ve meşhur yolla geldiği için zahiru’r rivaye adını almıştr. Bu kısma giren eserlerin tamamı İmam Muhammed’e ait olup 6 tanedir.
1) el-Mebsut (el Asl)
Ebu Hanife ile diyalogları ve fetvaları.
2) el-Camiu’s-Sağir
Ebu Hanifeden direkt değil de Ebu Yusuf aracılığıyla aldığı fetvalar.
3) el-Camiu’l- Kebir
İmam Azamdan direkt olarak aldığı fetvalar.
4) es-Siyerü’s-Sağir
Uluslar arası hukuka dair yazılmış küçük bir risaledir.
5) es-Siyerü’l-Kebir
Siyerü’s-Sağir’in genişletilmiş hali olup İslam Tarihinde en güzel siyerlerdendir.
6) ez- Ziyadat
el-Hakimu’ş-Şehid (Ebu’l-Fazl Muhammed el-Mervezi) bu altı kitabı bir arada toplamış ve adına el- Kâfi demiştir. Daha sonra da el-Kafi’yi Serahsi 30 cilt halinde el-Mebsut adıyla şerhetmiştir.
B. Nadiru’r-Rivaye
Ebu Hanife’nin kendisinden ve talebelerinden ahad yolla bize gelen görüşleridir.
1) İmam Muhammet’in (189) eserleri:
a. el-Huccetu ala Ehl-i Medine
İlk mukayeseli fıkıh kitaplarındandır. Bazı düşüncelerini İmam Malik’e karşı savunmak için kaleme almıştır. Eser 4 cilttir.
b. Kitabu’l- Kesb
c. Ziyadatü’z-Ziyadat
d. Keysaniyyat
Sorulan soruların cevaplarıdır.
e. Haruniyyat
Harun Reşid’e sorulmuş olan meselelerin cevaplarını ihtiva eder.
f. Rakkiyyat
Rakka kadısı iken kendisine gelen meseleler ve cevaplarıdır.
g. Cürcaniyyat
2) Ebu Yusuf’un (182) eserleri:
a. Kitabu’l-Harac
Vergi hukuku ilgili bir eserdir.
b. İhtilafu Ebi Hanife ve İbni Ebi Leyla
En eski hilaf kitabıdır. Bu kitabı İmam Şafii el-Ümm’ün 5. cildinde rivayet etmiştir.
3) Hasan b.Ziyad
a. el-Mücerret
C. Fetava (Nevazil veya Vakıat)
Ebu Hanife’nin talebelerinden sonraki 3.nesil ile başlayıp günümüze kadar ortaya çıkan meselelerin cevaplarından oluşmuş kitaplardır.
1) Ebû Cafer et-Tahavî (321) – el-Muhtasar
Ebu Hanife ve iki talebesinin görüşlerinin özet halinde yer aldığı eserde, aynı zamanda bir müctehid olan müellif kendi görüş ve tercihlerini de belirtmiştir. Hanefî mezhebinde el-Kitab mahiyetinde ilk eserdir.
2) el-Hakim’ş-Şehid (334) – el-Kafi
Zahirur-Rivayedeki meseleleri, tekrarları çıkartarak tek kitapta toplamıştır.
Şerhi:
3) Şemsü’l-Eimme es-Serahsi (483) – el-Mebsut
el-Kafi’nin en güzel şerhi olup 30 cilttir. Eser, Hanefî fıkhının temellendirildiği, mezhebe ait görüşlerin delillerinin açıklandığı ve sistemli bir tahlilin yapıldığı ilk ve en hacimli eserdir.

4) el-Kudûri – el-Muhtasar (el-Kitab)
Şerhleri: a) Merğinani (593) – Bidayetü’l-Mübtedi
b) Meydani (1298) – el-Lübab
c) el-Hattad (800) – el-Cevherattün-Neyyira
5) Alauddin es-Semerkandi (539) – Tuhfetu’l-Fukaha
Eser, Kudurî’nin el-Muhtasar’ına dayanmakla birlikte o zamana kadar kaleme alınan eserlerden farklı bir sistematiğe sahiptir.
6) Kasani(587) – Bedaiu’s-Sanai
Hanefi mezhebindeki en sistemli kitaptır. Kitabın özelliği metin şerhin içinde eritilerek yazılmış, ayrı ayrı alınmamıştır. Tuhfetu’l-Fukaha’nın şerhi mahiyetinde olsa da gerek şekil gerekse muhteva bakımından klasik şerhlere benzemez ve her iki kitabın da tertibi farklıdır.
7) Burhaneddin el-Merğinânî (593) – el-Hidâye
Merğinânî, İmam Muhammed’in el-Camiu’s-Sağir’i ile Kuduri’nin el-Muhtasar adlı eserlerine dayanarak Bidayetü’l-Mübtedi adlı kitabı yazmış ve bunu Nihayetü’l-Müntehi adıyla 80 cilt olarak şerh etmiştir. Bu eseri de el-Hidaye Şerh-u Bidayetü’l-Mübtedi adıyla özetlemiştir.
Hidaye Şerhleri:
a) Celaleddin el-Kurlânî (767) – el-Kifâye
b) Ekmeleddin el-Babertî (786) – el-İnaye
c) Bedreddin el-Aynî (855) – el-Binaye
d) İbnu’l-Hümam (861) – Fethu’l-Kadir
Eser müellifin vefatıyla eksik kalmış ve Kitâbu’l-vekâle’den itibaren Kadızâde Ahmed Şemseddin tarafından Netâicu’l-Efkâr fî Keşfi’r-Rumûz ve’l-Esrâr adlı eserle tamamlanmıştır.
Hidaye Tahricleri:
a) Fahreddin ez-Zeylaî (743) – Nasbu’r-Raye
b) İbn Hacer (852) – ed-Diraye
Mutun-u Erbaa (Dört Metin)
8) Abdullah İbn Mahmud el-Mevsılî (683) – el- Muhtar
Eser aynı kişi tarafından el-İhtiyar li Ta’lili’l-Muhtar adıyla şerhedilmiştir.
9) Muzafferuddin Ahmed b.es-Saati (694) – Mecmau’l- Bahreyn
10) Ebu’l-Berakât en-Nesefî(710) – Kenzu’d- Dekâik
Hanefî doktrinin temel metinlerinden biri olup yine müellife ait olan el-Vâfî’nin özetidir. Eser, el-Camiu’l-kebîr, el-Camiu’s-sağîr ve ez-Ziyâdât ile Tahavî’nin el-Muhtasar’ı, Ebu Hafs en-Nesefî’nin el-Manzûmesi ve Merğînânî’nin el-Hidâye’sinden faydalanılarak yazılmıştır.
Şehleri: a) Fahreddin ez-Zeylaî (743) – Tebyinu’l-Hakâik
b) Bedreddin el-Aynî (855) – Remzu’l-Hakâik
c) Molla Miskin (954) – Şerhu Kenzi’d-Dekâik
d) Zeynüddin İbn Nüceym (970) – el-Bahru’r-Râik
Eser el-İcâretü’l-fâside bahsine kadar yazılmış olup esere Ali et-Tûsî bir tekmile, İbn Âbidîn ise Minhâtü’l-Hâlik ale’l-Bahri’r-Râik isimli bir haşiye yazmıştır.

11) Tacu’ş-Şeria Mahmud (8. yy) – el-Vikâye
Eser, Merğînânî’nin el-Hidâye’sinden ihtisarla kaleme alınmıştır. Torunu Sadru’ş-Şeria bu metni en-Nükâye adıyla yeniden yazmıştır.
Nükâye şerhi: Aliyyul Kari (1014) – Fethu-Babi’l-İnaye
12) Şemseddin Konevi (788) – Dürerü’l-Bihâr
13) Molla Hüsrev (885) – Dürretü’l-Hukkâm
Bu eser yine müellife ait olan ( kısa ve özlü hükümleriyle adeta maddeler haline getirilmemiş bir kanun kitabı hüviyetindeki) Gürerü’l-ahkâm adlı eserin şerhidir.
14) İbrahim el-Halebî (956) – Mülteka’l-Ebhur
Mutun-u Erbaa tek metin halinde birleştirilmiştir. Eser Osmanlılarda, mahkemeler, fetvalar ve medreselerde temel olarak alınan iki eserden biri olup, diğeri Dürerü’l-Hukkam’dır.
Şerh: Damat Efendi (1078) – Mecma’u’l-Enhur

15) Timurtaşi (1004) – Tenvîru’l-Ebsar
Eser Halebi’nin Müntaka’l- Ebhur’unun şerhidir.
Şerh: Haskefî (1088) – ed-Dürri’l-Muhtar
16) İbn Abidin (1252) – Reddü’l-Muhtar
Haskefî’nin Dürri’l-Muhtar adlı eserine yapılmış bir haşiyedir. İbn Abidin eserini telif ederken, kendinden önceki birçok kaynağa bakma avantajı olmuştur. Böylece eserinde, bazı hatalı bilgileri ayıklandığından, bu kitap son derece önemlidir.

MALİKİ FIKHI KİTAPLARI

1) İmam Malik (179) – Muvatta
İmam Malik’in görüşleri Hasan eş-Şeyabani ve Yahya b. Yahya el-Leysi’nin rivayetleriyle naklolmuştur. En meşhur rivayeti Yahya b. Yahya el-Leysi rivayetidir. Çünkü İmam Malik’ten en son alan kişidir.
Şerhleri: a) İbn Abdilber (463) – et-Temhîd
Muvattanın hadis yönünün ele alır. Yahya el-Leysî rivayeti dikkate alınarak doğrudan Hz. Peygamber’e nispet edilen hadisler esas alınarak kaleme alınmış bir şerhtir. Hadisler şerhedilirken senette geçen ravilerin hal tercümeleri verilmiş, çıkarılan fıkhi hükümler yazılmıştır.26 cilttir.
b) İbn Abdilber (463) – el-İstizkar
Muvatta’nın fıkıh yönünün ele alır. Eser, el-Muvatta’da yer alan mevkuf ve maktu rivayetleri, ayrıca farklı mezheplere mensup olup değişik bölgelerde yaşayan kimselerin sözlerini şerh etmiştir.30 cilttir.
c) ez-Zürkânî (1112) – Şerhu’l-Muvatta
d) Ebu’l-Hasenât Leknevî (1848-1886) – et-Ta’lîku’l-Mümecced
Eser Muvatta’nın Hasan eş-Şeybânî rivayetinin şerhidir.
2) Sahnûn b. Abdisselam (240) – el-Müdevvene
Maliki fıkhının en temek kaynaklarından biri olup 6 cilt halinde matbudur. İmam Malik’ten Maliki fıkfını öğrenen İbnü’l-Kâsım’ın(191) talebesi Esed b. Furat (213) el-Esediyye adlıyla bir eser yazmış Sahnûn b. Abdisselam da el-Esediyye’den ve diğer talebelerinden derlediği bilgilerle İmam Malikin görüşerini el-Müdevvene’de toplamıştır.
3) Utbî (255) – el-Utbiyye
İmam Malikin el-Müdevvene’de yer almayan görüşlerini içerir.
4) İbn Ebi’z-Zeyd el-Kayrevânî (386) – er-Risâle
5) İbn Rüşd (el Cedd, el-Kadı) (520) – el-Beyan ve’t-Tahsîl
Eser, Ahmed el-Utbî’nin el-Utbiyye adlı eserinin hacimli bir şerhidir. 20 cilttir.
6) İbn Rüşd (el-Hafid, Filozof) (595): – Bidayetü’l-Müctehid
En kısa mukâran / mukayeseli kitaptır; tek cilttir. Mâlikî mezhebinin görüşleri yanında Şafiî ve Hanefî mezhepleriyle sahabe ve tabiînden itibaren birçok müctehidin görüşlerinin yer aldığı bir eserdir.
7) Halil bin İshak el-Cündî (Sîdî Halil) (776) – el-Muhtasar
Halil b. İshak’ın muhtasarına, ed-Derdir Şerhu’l-Kebir’i yazmıştır. Malikilerde Şerhu’l-Kebir denilince bu anlaşılır. Bu şerhin üzerine Desûkî Haşiyet-u Desuki alâ Şerhi’l-Kebir’i yazdı.

ŞAFİİ FIKHI KİTAPLARI

1) İmam Şafii (204) – er-Risale
İmam Şafiî diğer mezhep imamlarından farklı olarak yalnız fıkhi görüşlerini değil bunları dayandırdığı usûlünü de kaleme almıştır. Bu bakımdan usûl-ı fıkhın kurucusu sayılır. Eser bu konuda kaleme alınan ilk eserdir.
2) İmam Şafii (204) – el-Ümm
İmam Şafii’nin görüşlerini Rebi b. Süleyman ve Müzeni aktarmıştır. En önemli eseri Rebi b. Süleyman’ın rivayet etmiş olduğu, furû’ fıkıhla ilgili olan el-Ümm adlı eseridir ve 5 cilttir. Eserin 5. cildinde hilafetle ilgili konular ve İmam Şafii’nin Müsned adlı eseri yer alır.
3) Yahya el-Büveytî (231) – el-Muhtasar
Müellif bu eserinde bazı fıkıh konularıyla ilgili İmam Şafiî’nin görüşlerine kısaca yer vermiş ve zaman zaman kendi görüşü ile Rebî b. Süleyman’ın görüşlerine de yer vermiştir.
4) İsmail el-Müzeni (264) – el-Muhtasar
Şerh: Maverdi (450) – el-Havi’l-Kebir
Maverdi şerhinde, alışılmış açıklamacı şerh tekniğinin aksine konular yeni meselelere dair hükümlerle zenginleştirilmiştir. Farklı görüşlerin gerekçeli olarak izah edilip tartışılması kitaba bir ilm-i hılaf eseri özelliği kazandırmıştır.

5) Cüveynî (478) – Nihâyetü’l-Matlab
Müellif eserinde kendi görüşlerinin yanında diğer mezhep imamlarının görüşlerine de yer vermiştir.
6) Ebu İshak eş-Şirazî (476) – et-Tehbîh / el-Mühezzeb
Mühezzeb Şerhi: a) Nevevi (676) – el-Mecmu‘
7) Nevevi – el-Minhâc
Şafiilerde daha çok bu eser tutulmuştur.
Şerhleri: a) Şirbani (977) – Muğni’l-Muhtac
b) Remli (1004) – Nihayetü’l-Muhtac

8) Gazzali(505) – el-Veciz
Veciz Şerhi: Rafii (623) – eş-Şerhu’l-Kebir (Fethu’l-Aziz).
Şafii mezhebinde Şerhu’l-Kebir denilince bu eser anlaşılır. İbn Mülakkin, el-Bedru’l-Münir adıyla bu esere haşiye yapmıştır. İbn Hacer, Telhisu’l-Habir adlı çalışmasında eş-Şerhu’l-Kebir’in tahricini yapmıştır.
9) Gazâlî (505) – el-Basît fi’l-furû
Şafiî fıkhının furû kısmına ait olan ve kısaca el-Basît diye bilinen eser, Cüveynî’nin Nihâyetü’l-matlab adlı eserinden özetlenmiştir. Gazali 7 cilt olan bu eseri uzu olması nedeniyle el-Vasît fi’l-Mezheb adlı eserini yazmıştır.

HANBELÎ FIKHI KİTAPLARI

1) Ahmed b. Hanbel(241) – Müsned
Ahmed el-Benna (1958) bu eseri konu tertibini esas alarak Fethu’r-Rabbânî li-tertîbi Müsnedi’l-İmam Ahmed b. Hanbel ismi ile yeniden düzenlermiştir. Sonra bu eseri Bülûğu’l-Emânî min Esrari’l-Fethu’r-Rabbânî adıyla şerhetmiştir.
2) Salih b. Ahmed (266) – Mesâil
Ahmed b. Hanbel’in fıkıhla ilgili görüşlere yer verilen eserdir.
3) Abdullah b. Ahmed (290) – Mesâil
Bu eserde Ahmed b. Habbel hadis görüşleri yer almaktadır.
4) Hırakî (334) – el-Muhtasar
Bu kitap matbudur ve 300 kadar şerhi vardır, bunlardan en meşhuru İbn Kudâme’nin el-Muğnî adlı eseridir.
5) Muvaffakuddîn İbn Kudâme (620) – el-Muğni / el-Umde / el-Kâfi / el- Mukni
el-Muğnî: Hıraki’nin Muhtasarı’nın şerhidir ve 14 cilt olarak matbudur.
el-Umde: İbn Kudâme bu eserinde mezhepte kabul ettiği tek görüşleri ele alır.
el-Kafî: Fıkıh görüşleri ve çeşitli rivayetleri delilleriyle birlikte ele alır.
el-Muknî: Mezhep içindeki görüşleri delilsiz olarak ele alır.
Mukni Şerhleri: a) Ebu’l-Ferek İbn Kudâme (682) – Şerhu’l-Kebîr
b)İbn Müflîh (884) – el-Mübdî
c) Merdâvî (9.yy) – el-İnsâf

6) Zerkeşi (772) – Şerhu’l-Hiraki
Hıraki’nin muhtasarının şerhidir.

ZAHİRİ MEZHEBİ:
1) İbn Hazm(456) – el-Muhalla
Bu eser İbn Hazm’ın kendi eseri olan el-Mücella adlı kitabının şerhi olup, kendinden önce yetişen âlimlerin görüşlerine delilleriyle birlikte yer verir.
2) el-Kettani – Mevsuatu Takribi Fıkhı İbn Hazm

ZEYDİLER:
1) Şevkâni – es-Seylu’l-Cerrâr
2) Zeyd b Ali – el-Mecmu’
Caferiyye Mezhebi Literatürü
1) Küleynî (329) – el-Kâfi
2) Ebu Bâbeveyh el-Kummî (381) – Men lâ Yehduruh’l-Fakîh
3) Ebu Cafer et-Tûsî (460) – el-İstibsâr / Tehzîbü’l-Ahkâm
Bu 4 eser Caferilerin en güvenilir olarak gördükleri “kütüb-ü Erbaa”dır.
4) Ebu Cafer et-Tûsî (460) – el-Mebsût
Usûli şiasından olan Ebu Cafer’in 8 ciltlik eseridir. Bu eser konu dizimi itibariyle klasik fıkıh kitabı şeklinde yazılmıştır.

SİYER / DEVLETLER HUKUKU / ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER
1) Siyeru’s-Sağîr – İmam Muhammed (189)
2) Siyeru’l- Kebîr – İmam Muhammed (189)
3) Şerh-u Siyeri’l- Kebîr – Serahsî
4) Kitâbu’s- Siyer – Evzâî
5) Er-Raddu ala Siyeri’l- Evzai – Ebû Yususf (182)
6) İhtilâfu’l- Fukâha – Taberi (310)
7) Mecmeu’l- Fıkhi’l- Ekber – İmama Zeyd b. Ali
8) Kitâbu’l- Cihad – Abdullah b. Mubârek
9) İslam Hukukunda Uluslar Arası İlişkiler – Ahmet Yaman
10) İslam Devletler Hukukunda Savaş – Ahmet Yaman
11) İslam Devletler Hukukunda Savaş – Ahmet Özel
12) İslam Devlet İdaresi – Muhammed Hamidullah
13) İslam’da Siyasi Düşünce – Harun Şirvani

KAVAİD KONULARINDA YAZILMIŞ ESERLER

Kavaid Kitapları:
1) İbn Receb el- Hanbeli – el- Kavaid fî Fıkhi’l-İslami
2) İz b. Abdisselâm – Kavaidu’l-Ahkâm
Hilaf Kitapları
1) Debusi – Te’sîsu’n-Nazar
2) İsnevi – Tahrîcu’l- Furu’ ala’l- Usûl
Eşbah ve Nazair Kitapları
1) Subkî – el-Eşbah ve’n-Nazâir
2) Suyuti – el-Eşbah ve’n-Nazâir
3) İbn Nüceym – El-Eşbah ve’n-Nazâir
4) Ahmed Rıza – Şerhu’l-Kavaid el- Fıkhiyye
Furuk Kitapları
1) Karâfî – el-Furûk
2) Cüveynî – el-Furûk
3) Mahbûbî – el-Furûk

FIKIH USULÜ
Fukaha Metoduna Göre Yazılan Eserler
1) Kerhi (340) – el-Usûl
Külli kaidelere dair ilk eserdir.
2) Cassas (370) – el-Fusûl fi’l-Usûl
Fukaha metodunda yazılmış en sistematik ilk usul kitabıdır.
3) Ebu Zeyd ed- Debusi (430) – Takvimu’l-Edille
4) Pezdevi (482) – Kenzu’l-Vusûl ilâ Ma’rifeti Usul
5) Serahsî (483) – el-Usûl

Mütekellimin/Kelamcı Usulcülerin Metoduna Göre
1) İmam Şafii (204) – er-Risale
2) Cüveyni (478) – el-Burhân
3) Gazzali (505) – el-Mustasfa
4) Fahruddin er-Râzî (606) – el-Mahsûl min Usûl
5) Ebu’l-Huseyn el-Basri el-Mu’tezili (436) – el-Mu’temed
6) Âmidi – el-İhkâm fi Usuli’l-Ahkam
7) Beyzavi – el-Minhâc
8) Kadı Abdulcebbâr – el-Umde

Karma Metoduna Göre Yazılan Eserler
1) Muzafferuddin es- Saati (694) – Bedîu’n-Nizam
2) Sadru’ş-Şeri’a Mes’ud (747) – et-Tenkîh Şerh-u Tavzîh
3) Sadettin Taftazani (792) – Şerh-u Tavzîh
4) Tacuddin es- Subki (771) – Cem’u’l- Cevami
5) İbnu’l-Hümâm (861) – et-Tahrir fi Usuli’l- Fıkh

Makasıd Metoduna Göre Yazılan Eserler
1) Cüveyni – el-Burhan ve’t-Telhis
2) Gazali – el-Menhûl / eş-Şifa / el-Esas / et-Tehzîb / el-Mustasfa
3) Amidi – el-İhkam
4) İz b. Abdisselam – Kavaidu’l-Ahkam
5) Şatıbi – el- Muvafakat / el- İ’tisam
6) Şah Veliyyullah Dihlevi – Huccetullahu’l-Bâliğa

HADİS USULÜ
A. Mütekaddimun Dönemi Eserleri
Konular bab ve nevilerine göre geğerlendirilir. Konular senedli bilgilerle işlenir. Usul konularının tamamını kapsamamaktadır.
1) Ramehurmuzi (360) – el-Muhaddisu’l-Fasıl
2) el- Hakim en-Neysaburi (405) – Marifeu Ulumu’l- Hadis
3) el-Hatîb el-Bağdadi (463) – el-Kifaye
B. Müteahhirun Dönemi Eserleri
Konular modern tarzda ele alınır, senede yer verilmeden işlenir. Konuların münakaşası yapılır. Gelişmeler takip edilir. En son yapılan çalışmalar en çaplı çalışmalardır.
1) Kadı İyaz (544) el-İlma’
2) İbnu’s-Salah (643) – Ulumu’l-Hadis (el-Mukaddime)
Muhtasar ve Şerhler:
a) İmam en-Nevevi (576) – et-Takrib
Şerh: es-Suyuti (911) – Tedribu’r-Ravi
b) İbn Kesir (744) – İhtisaru Ulumu’l-Hadis
Şerh: Ahmet Muhammed Şakir (1958) – Bâisu’l-Hasis
c) İbn Hacer el-Askalani (852) – Nuhbetu’l-Fiker
Şerh: İbn Hacer el-Askalani (852) – Nüzhetü’n-Nazar

HADİS RİVAYET MAHSULLERİ
Hadisin Ravisine Göre Yazılmış Eserler (Ale’r-Rical Sistemli Eserler)
Müsnedler
Hadislerin ilgili oldukları konular dikkate alınmadan sahabe isimlerine göre tasnif edilen eserlerdir.
1) Ebû Dâvûd et-Tayâlisî (204/819) – Müsned
2) Humeydî (219/834) – Müsned
3) Ahmed b. Hanbel’in (241/855) – Müsned
Bu Müsned’in Ahmed Muhammed Şâkir ve Hamza ez-Zeyn’in 18+2=20 ciltlik tahkikli nüshası tavsiye olunur. Ayrıca mevzû olduğu iddia edilen 24 hadisin değerlendirilmesi için de İbn Hacer’in el-Kavlü’l-müsedded isimli eserine müracaat edilmesi gerekir. Bu müsnedler içinde üzerinde şerh çalışması yapılan eser ise sadece bu müsneddir. Ahmet el-Bennâ es-Sâatî (1378/1958) müsnedi önce Fethu’r-rabbânî adlı eserinde hadisleri konu başlıkları altında tertip etmiş, daha sonra bu eseri Bülûğu’l-emânî isimli eseriyle şerh etmiştir.
4) Bezzâr (292/905) – Müsned
5) Ebû Ya’lâ (307/919) – Müsned
Mu’cemler
Hadislerin sahabe, hocalar ya da belde isimlerine göre tertip edildiği eserlerdir.
1) Taberânî (360/971) – el-Mu’cemü’l-Kebîr
Bu eserde Ebû Hureyre’nin hadislerine yer vermemiştir. Çünkü Ebû Hureyre’nin hadislerini müstakil bir eserde toplamıştır.
2) Taberânî (360/971) – el-Mu’cemü’l-Evsat
Bu eser şeyhlerin isimlerine göre tertip edilmiştir.
3) Taberânî (360/971) – el-Mu’cemü’s-Sağîr
1000 şeyhinden birer hadis alarak tertip etmiştir.
Etraflar ve Fihristler
Hadisin belli bir bölümünü ya da başını esas alıp asıl kaynaklara gönderme yapan eserlerdir.
1) Concordance (el-Mu’cemü’l-müfehres)
Kütüb-ü sitte haricinde Dârîmî’nin Sünen’i, Mâlik’in Muvatta’ı ve Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inin fihristidir. Müslim’in Sahîh’i ve Mâlik’in Muvatta’ında bölüm adı ve hadis numarası; Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde cilt ve sayfa numarası; diğerlerinde ise bölüm adı ve bâb numarası verilmiştir. Hadis aramak için en nâdir kelimeyi seçmek ve o kelimenin başlığı altında aranılan hadisin bir parçasını bulmak gerekir. 8. Cilt sadece özel isimlere ayrılmıştır.
2) İbn Besyûnî Zağlül – el-Mevsûatü Etrâfi’l-Hadis
Bu eser 150 hadis kaynağının fihristidir. Hadisin baş tarafından bir parça veya önemli bir bölümünü alfabetik olarak sıralamış, aslî kaynaklarına rumuz, cilt ve sayfa numaralarıyla işaret etmiştir. 1.ciltte rumuzların açılımı ve bu eserlerin baskı yer ve zamanı belirtilmiştir. Özellikle bu hususa dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca, bazen hadisin bir parçası birkaç yerde tekrar edildiği için bulunan ilk kaynak ile yetinilmemelidir.

Hadisin Konusuna Göre Yazılmış Eserler (Ale’l-Ebvâb Sistemli Eserler)
Camiler:
Dinin bütün konularını ihtiva eden hadis kaynaklarıdır.
1) Ma’mer b.Râşid’in (152/769) – el-Câmî
2) Buhârî (256/870) – el-Câmî’( es-Sahîh)
Şerhleri:
a- İbn Hacer (852/1448) – Fethu’l-Bârî
b- Aynî (855/1451) – Umdetü’l-Kârî
c- Kastallânî (923/1517) – İrşâdü’s-Sârî

3) Müslim (261/874) – el-Câmî’ (es-Sahîh)
Şerhleri:
a- Kâdî Iyâz(544/1149) – İkmâlü’l-Mu’lim
b- Nevevî (676/1277) – el-Minhâc (Şerhu Müslim)
4) Tirmizî (279/892) – el-Câmî (es-Sünen)
Şerhleri:
a-Ebû Bekr İbnü’l-Arabî (543/1148) – Ârizatü’l-Ahvezî
b-Mübârekfûrî (1353/1934) – Tuhfetü’l-Ahvezî

Buhari ve Müslim Dışında Sahih Adıyla Yazılan Eserler:
a- İbnü’l-Cârûd (306/918) – Sahîh (el-Müntekâ)
b- İbn Huzeyme (311/923) – Sahîh
c- İbnü’s-Seken (353/964) – Sahîh
d- İbn Hıbbân el-Büstî (354/965) – Sahîh (et-Tekâsîm ve’l-Envâ’)

Sünenler:
Bütün fıkhî konulara dair merfû hadisleri ihtivâ eden eserlerdir.
1) Evzâî (159/775) – Sünen
2) Şâfiî (204/819) – Sünen
3) Saîd b. Mansûr (227/842) – Sünen
4) Dârimî (255/868) – Sünen
5) İbn Mâce (273/886) – Sünen
6) Ebû Dâvûd (275/888) – Sünen
Şerhleri:
a) Şemsü’l-hak Azîmâbâdî (1329/1911) – Avnu’l-Ma’bûd
b)Seheranfûrî (1346/1927) – Bezlü’l-mechûd
7) Tirmizî (279/892) – Sünen
8) Dârekutnî (385/995) – Sünen
9) Nesâî (303/915) – Sünen
10) Beyhakî (458/1066) – es-Sünenü’l-Kübrâ (Kitâbü Süneni’l-Kebîr)

Musannefler:
Bütün fıkhî konulara âit merfû, mevkûf ve maktû’ hadisleri içeren hadis kitaplarıdır.
1) İmam Mâlik (179/795) – Muvatta
Şerhleri:
a)İbn Abdi’l-Berr (463/1071) – el-İstizkâr / et-Temhîd
b)Zürkânî (1112/1710) – Ebhecü’l-Mesâlik (Şerhu’l-Muvatta’)
2) Abdürrezzâk (211/827) – Musannef
3) İbn Ebî Şeybe (235/849) – Musannef

Müstedrekler:
Bir musannifin şartlarına (râvîlerine) uygun olmasına rağmen, herhangi bir sebeple eserinde yer almamış olan hadislerin bir başkası tarafından toplanmasıdır.
1) İbnü’ş-Şarkî (325/937) Sahîh
2) Dârekutnî (385/995) – İlzâmât
3) Hâkim en-Neysâbûrî (405/1014) – el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn
Müstahrecler:
Herhangi bir eserdeki hadislerin başka senedlerle toplandığı hadis kitaplarına verilen isimdir.
1) İsmâilî (371/981) – Müstahrec
Sadece Buhari üzerine yapılan bir mustahreçtir.
2) Ebû Avâne (316/928) – Müstahrec
Sadece Müslim üzerine yapılan bir mustahreçtir.
3) Ebû Nuaym el-Isfahânî (430/1039) – Müstahrec
Hem Buhari hem de Müslim üzerine yapılan bir mustahreçtir.
Zevaidler:
Bir hadis eserinin bir başka hadis kitap(lar)ıyla karşılaştırılıp birincinin ikinciden fazla olarak içerdiği hadislerin bir araya getirilmesi sonucu ortaya çıkan eserlerdir.
1) Heysemî (807/1404) – Mecmeu’z-Zevâid
Bezzâr, Ebû Ya’lâ ve Ahmed b. Hanbel’in Müsned’leri ile Taberânî’nin üç Mu’cemi’nin, Kütüb-ü sitteye (Buhârî ve Müslim’in sahihleriyle, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’nin Sünen’lerine) zevâididir. Heysemî’nin hadisler hakkında yaptığı değerlendirme mutlaka hadis tahricinde belirtilmelidir.
2) Bûsırî (840/1436) – Misbâhu’z-zücâce fî zevâidi İbn Mâce
İbn Mâce’nin Sünen’inin kütüb-ü sittenin diğer beş eserine yapılan zevâiddir.

Belli Konulara Âit (Fıkıh Ve Âdâp vb.) Hadis Kitapları :
Kudsi Hadisleri Derleyen Eserler
1) Ali el-Kârî (1014/1605) – el-Ehâdîsü’l-Kudsiyye
2) Münâvî (1031/1622) – İthâfâtü’s-Seniyye
Fıkhî Hadisleri Derleyen Eserler
1) İbn Teymiye (728/1328) – el-Müntekâ
Şerh: Şevkânî (1255/1839) – Neylü’l-Evtâr
2) İbn Hacer (852/1448) – Bulûğu’l-Merâm
Şerh: San’ânî (1182/1768) – Sübülü’s-Selâm
Ahlâkî ve Tasavvufî Derleyen Eserler
1) Münzirî (656/1258) – et-Terğîb ve’t-Terhîb
2) Nevevî (676/1277) – Riyâzu’s-Sâlihîn ve el-Ezkâr

Sened ve Metin Tenkidi Acisindan Yazilmis Eserler
Sahâbeden Bahseden Eserler
1) İbn Abdi’l-Berr (463/1071) – el-İstîâb
2) İbnü’l-Esir el-Cezerî (630/1233) – Üsdü’l-Ğâbe
3) İbn Hacer – el-İsâbe
Sika Râvîlerden Bahseden Eserler
1) Iclî (261/875) – es-Sikât
2) İbn Hıbbân (354/965) – es-Sikât
Zayıf Râvîlerden Bahseden Eserler
1) Buhârî – ed-Duafâü’l-Kebir’i ve ed-Duafâü’s-Sağîr
2) Nesâî – ed-Duafâ ve’l-Metrûkûn
3) Ukaylî (323/935) – ed-Duafâ
Sika-Zayıf Ayrımı Yapmaksızın Râvîlerden Bahseden Eserler
1) Buhârî – et-Târîhu’l-Kebîr
2) İbn Ebî Hâtim er-Râzî (327/938) – el-Cerh ve’t-Ta’dîl
3) Mizzî (742/1341) – Tehzîbü’l-Kemâl
Mizzî’nin eseri üzerinde Zehebî (748/1347) Tezhîbü’t-Tehzîb; İbn Hacer (852/1448) ise Tehzîbü’t-Tehzîb eseriyle ihtisar yapmışlardır. Daha sonra Zehebî el-Kâşif; İbn Hacer ise et-Takrîb isimli eserleriyle bu çalışmalarını özetlemişlerdir. Ayrıca Zehebî’nin Tezhîb’i üzerinde Safıyyüddîn el-Hazrecî’nin (923/1518) Hulâsatu Tezhîbi’t-Tehzîb isimli bir muhtasarı vardır.

Hadislerin İlletli ve İhtilaflı Olma Durumlarından Bahseden Eserler
1) Ahmed b. Hanbel (241/855) – I’lel
2) Tirmizî (279/892) – I’lel
3) Dârekutnî (385/995) – I’lel
Zayıf Ve Mevzu Hadisleri İçeren Eserler
1) İbnü’l-Cevzî (597/1505) – el-Mevzûât
2) Sâğânî (650/1252) – el-Mevzûât (er-Risâle fî Ehâdîsi’l-Mevzûa)
3) Suyûtî (911/1505) – el-Leâliu’l-masnûa
4) İbn Arrâk (963/1556) – Tenzîhü’ş-Şerîa
5) Ali el-Kârî (1014/1605) – el-Masnû’/ Esrâru’l-Merfûa

Ceşitli Hadis Kitapları
Hadisleri Bir Arada Toplamaya Çalışan Eserler
1) İbnü’l-Esîr el-Cezerî (606/1209) Câmiu’l-Usûl
Kütüb-ü sitteyi derlemiştir. Bu eseri İbnü’d-Deyba’ (944/1537) Teysîru’l-vüsûl adlı eseriyle özetlemiştir. İbrahim Canan’ın terceme ve şerh ettiği eser de bu özettir.
2) Ali el-Muttakî (975/1567) Kenzu’l-Ummâl
Kendi eserini üçte birini (15000 hadisi) hazfederek özetlemiş, Müntehâbu Kenzi’l-Ummâl’i kaleme almıştır.
3) Rûdânî’nin (1094/1683) Cem’ul-Fevâid min Câmiı’l-Usûl ve Mecmeı’z-Zevâid
Hadis Metninin İlk Harfine Göre Yazılmış Eserler
1) Suyûtî’nin (911/1505) el-Câmiu’s-sağîr
Hadisin değerlendirmesi için vermiş olduğu, hadisin sahih, hasen ve zayıf olduğuna dâir verdiği rumuzlara itimat edilmemelidir. Hadisin tenkid ve şerhi için Münâvî’nin (1032/1623) Feyzu’l-kadîr isimli şerhinden faydalanılmalıdır. Münâvî bu eser için et-Teysîr isimli ayrı bir şerh yazmıştır. Ğumârî (1380/1958) de Münâvî’nin bu iki şerhi ile Suyûtî’nin eserindeki illetleri gösteren el-Müdâvî isimli bir eser te’lif etmiştir.
2) Suyûtî – el-Câmiu’l-Kebîr
Bu eserde 55000 civarında her türden hadis bulunmaktadır.
3) Gümüşhânevî (1311/1893) Râmûzu’l-Ehâdîs
Hadislerin tenkid, tahriç ve şerhi için öncelikle yine kendi şerhi olan Levâmiu’l-ukûl’a bakılması gerekir.

Halk Dilinde Meşhur Olan Hadisleri Derleyen Eserler
1) Zerkeşî (794/1392) – et-Tezkira
2) İbn Hacer (852/1448) – el-Leâliü’l-Mensûra
3) Sehâvî (902/1496) – el-Makâsıdu’l-Hasene
4) Aclûnî (1162/1749) – Keşfü’l-hafâ
Garîbu’l-Hadis (Hadis Lugatleri)
1) Zemahşerî (538/1143) el-Fâik
2) İbnü’l-Esîr el-Cezerî (606/1209) en-Nihâye
Tahric Edebiyatı
Tefsir Kitaplarına Yapılan Tahricler:
1) Zeylaî (762/1361) Tahrîcü ehâdîsi’l-Keşşâf
Zemahşerî’nin (538/1143) Keşşâf’ının hadislerinin tahricidir.
2) Münâvî (1031/1622) – Tuhfetü’r-Râvî / el-Fethu’s-Semâvî
Beyzâvî’nin (685/1286) Tefsirinin hadislerinin tahricidir.
Fıkıh kitaplarına yazılan tahriçler:
3) Zeylaî – Nasbu’r-Râye / İbn Hacer – ed-Dirâye
Merğınânî’nin (593/1197) Hidâye’sinin tahriçleridir.
4) İbn Kutluboğa (879/1474) et-Ta’rîf
Mevsılî’nin (683/1284) İhtiyâr’ının tahricidir.
Âdâp, tasavvuf ve duâ kitaplarına yazılan tahriçler:
5) Irâkî (806/1403) el-Muğnî
Ğazzâlî’nin İhyâ’sının tahricidir.
6) Suyûtî Menâhilü’s-Safâ
Kâdî Iyâz’ın (544/1149) Şifâ’sının tahricidir.

Tefsir Usulü
1) Burhanüddin ez-Zerkeşi (794) – el-Burhan fi Ulumi’l-Kur’an
2) Suyuti (911/1505) – el-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an
3) Muhammed Ali es-Sabuni – et-Tibyan fi Ulumi’l-Kur’an,
4) Dr. Subhi es-Salih – Mebahis fi Ulumi’l-Kur’an
5) Mennau’l-Kattan – Mebahis fi Ulumi’l-Kur’an
6) Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu – Tefsir Usulu / Tefsir Tarihi
7) Ömer Nasuhi Bilmen (1971) – Büyük Tefsir Tarihi
Rivayet (Nakli Tefsir, Mesur) Tefsirleri
1) Mukatil b. Süleyman, (150/767) – Tefsir-u Mukatil
2) Süfyan b.Said b. Meskuk es-Sevri (161/778) – Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim
3) İbn Cerir et-Taberi (310/922) – Camiu’l-Beyan an Te’vil-i Âyi’l-Kur’an
4) el-Beğavi, (516/1122) – Mealimu’t-Tenzil (Tefsir-u Beğavi)
5) İbn Kesir, (774/1372) – Tefsir-u Kur’ani’l-Azim
6) İsmail Hakkı Bursevi (1137) – Ruhu’l-Beyan

Dirayet (Re’y-Akli) Tefsirleri
1) Zemahşeri (538/1144) – el-Keşşaf an Hakaiki’t-Tenzil
Mutezili olan Zemahşeri kendisinden sonra gelen müfessirlerin başvuru kaynağı olup müstağni olamadıkları bir eser olmuştur. Kur’a’nın dil ve belağatı yönünden çok önemli bir eserdir.
2) Fahruddin er-Razi (606/1209) – Mefatihu’l-Gayb (Tefsir-i Kebir)
3) Kadi el-Beydavi (685/1288) – Envaru’t-Tenzil ve Esraru’t-Te’vil
Keşşaf’ın Sünni-Maturidi anlayışla yorumlanmış halidir.
4) Ebu’l-Berekat en-Nesefi (710/1310) – Medarikü’t-Tenzil ve Hakaikü’t-Te’vil
Keşşaf’ın Sünni-Eşari anlayışla yorumlanmış halidir.
5) Ebu Hayyan el-Endelüsi(745/1344) – el-Bahru’l-Muhit
Ebu Hayyan tefsirinde dil, lügat ve belagat yönünden tefsir yapmış ve yeri geldikçe de Keşşaf’ın tenkidini yapmıştır.
6) Şihabuddin el-Alusi (1270/1854) – Ruhu’l-Meani fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-Azim
Dirayet yönünün yanı sıra işari tefsirler arasında da sayılmıştır.
7) Reşid Rıza (1354/1935) – Tefsiru’l-Menar
8) Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (1361/1942) – Hak Dini Kur’an Dili
9) Ömer Nasuhi Bilmen (1971) – Kur’an-ı Kerim’in Yüce Meal-i Alisi ve Tefsiri
10) Ahmet Mustafa el-Merağî (1914) – Tefsitu’l-Merağî
11) Tahir b. Aşur (1394/1973) – Tefsirü’t-Tahrir ve’t-Tenvir
12) Seyyid Kutub (1967) – Fî Zilali’l-Kur’an
13) Ebu’l-Ala el-Mevdûdi (1979) – Tefhîmu’l-Kur’an
14) Vehbe Zuhayli – et-Tefsiru’l-Veciz ve Meahu Esbabu’n-Nuzul
15) Süleyman Ateş – Asrın Kur’an Tefsiri
İşari Tefsirler
1) et-Tüsterî (283) – Tefsîru’l-Kur’ani’l-Azîm
2) es-Sülemî (412) – Hakâiku’t-Tefsîr
3) Kuşeyrî (465) – Letâifü’t-Tefsîr

Ahkam Tefsirleri
1. İmam Şâfii (204) – Ahkâmu’l-Kur’an
2. Tahâvi (321) – Ahkâmu’l-Kur’an
3. İbn Arabi(543) – Ahkâmu’l-Kur’an
4. Cessas (370) Ahkâmu’l-Kur’an
5. İmam Kurtubî (671) – el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’an
6. Muhammed Ali es-Sâbûnî – Ravâiu’l-Beyan Tefsiru Âyâti’l-Ahkâm
7. Celal Yıldırım – Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları

NOT: Konya Selçuk Eğitim Merkezi Ders Notlarından Hazırlanmıştır

21

Şubat
2013

Yeterlilik Siyer/İtikat/İbadet/Kuran/Hadis Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  249 Kez Okundu

1-Gazve ve Seriyye:peygamberin bulunduğu savaşlara denir. Seriyye ise bizzat katılmadığı sahabeleri görevlendirdiği birliklerdir
2-İlk mescid Kuba mescididir.
3-Kuranı çoğaltan grubun başkanı zeyd b. sabittir.
4-Sebut tıval ( yedi uzun sure ): Bakara,Ali İmran, Nisa, Maide,Enam ve Enfal sureleridir.
5-Vücuh: Lafızları aynı, manaları farklı olan kelimelere denir.
6-İlhadi tefsir: Kuran ve sünnetin açık hükümlerine aykırı tefsirlere denir.
7-Burhanı Limmi: Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delillerdir.
8-Ahdi atik:Tevrat / Ahdi Cedid: İncil
9-Tevrat: Kanun,Öğreti demek; İ
10-İncil : Müjde demek
11-Berzah:ölümden Mahşerdeki dirilişe kadar süren hayat kabir/Berzah hayatıdır.
12-Küsuf: güneş tutulma namazı/ Husuf: ay tutulma namazı
13-Peygamberin vefatından sonra sahabiler Sakifetü beni saide denilen yerde Hz. Ebu bekire biat etti.
14-Dehriyyun: zaman ve maddenin ebediliğini savunanlar.
15-Mezheb: bir dinin bilginleri arasındaki yorum farklılıklarından meydana gelen görüş farklılıklarıdır.
16-Medinede inen son sure Nasr suresidir.
17-Ayet:Alamet,nişan,ibret,emri acip,burhan ve delil manasına gelir.
18-Aksamul kuran: Kurandaki yeminlerdir.
19-İtikadi mezhepler:selefiyye,maturidiyye ve eşariyyedir.
20Halkulkuran:kuranın mahluk olup olmadığı tartışmasıdır.

21-Mutezilenin kurucusu:vasıl b. Ata
22-Cebriyye:kurucusu, Cehm b. Safvandır. İnsan fiillerinde hür değildir.
23-Kaderiye:Kurucusu,Mabed el-Cühenidir.kaderi inkar ederler,insan fiillerinde hürdür.
24-Hükmü itibarıyla hac çeşitleri:Farz,Vacip ve Nafile hac
25-Edası itibarıyla hac çeşitleri:Kıran,Temettü ve İfrad haccı
26-Afaki;Mikat sınırları dışında oturan kişiler için kullanılır.
27-Teyamun;Tavafı kabenin sağından yapmaktır.
28-Izdıba:Omuzlara alınan ridanın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atarak sağ omuzu ve sağ kolu açıkta bırakmak.
29-Remel:Koşmaksızın çalımlı ve süratli yürümek
30-Hıll;Harem ile mikat arasındaki bölgedir.
31-Eyyamı Mina: Zilhiccenin 10,11,12 ve 13. günleridir.
32-Ziyaret tavafı haccın farz olan tavafıdır.
33-Tehallül:İhram yasaklarının sona ermesidir.tehallülü evvelden sonra cinsel ilişki yasağı devam eder,bu yasak tehallülü sani ile kalkar.
34-İhsar:Hac veya umre için ihrama giren kimsenin elinde olmayan bir sebeble ihramdan çıkmasıdır.
35-İstihlaf:namazda abdesti bozulan imamın yerine cemaatten birini geçirmesidir.
36-Kerrubiyyun:Arşın etrafında bulunan meleklere denir.
37-Müşkilül kuran: Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zanndeilen ayetlere denir.
38-Nefri evvel:Bayramın 3. günü minadan ayrılmaya denir.
39-Revatip: 5 vakit namaza bağlı olarak kılınan nafile namaz; regaip ise 5 vakit namaza bağlı olmaksızın kılınan namazlara denir.
40-Vatanı sükna: 15 günden az kalmak üzere gidilen yer. vatanı ikame:15 günden fazla kalınacak yer; vatanı asli;kişinin doğup büyüdüğü,yerleştiği yer.

41-Eyyamı bid. Kameri ayların 13,14 ve 15. günleri oruçla geçirmek.
42-Ehli kıble: kabeye doğru namaz kılmanın farz olduğunu kabul edenler için kullanılır.
43-Mukarrebun-İlliyyun: Daima Allahı tesbih eden ve anan, Allaha çok yakın ve onun katında şerefli mevkii bulunan melekler.
44-İcaz:Kuranın özlü oluşu, kelime ve cümlelerin derin ve eşsiz anlamlartaşımasıdır.
45-Besmele ile başlamayan sure Tevbe suresidir.
46-Sebul Mesani (tekrarlanan 7 ayet) Fatiha suresidir.
47-Elmalılı Hamdi Yazır: Hak dini Kuran Dili adlı tefsiri var.
48-Zelletülkari: kıraat okuyuş hatalarıdır.
49-Kavme:Rukudan doğrulmaktır.
50-Kabenin 4 rüknü:1) Rüknü haceri esved, 2)Rüknü Yemani, 3) Rüknü Iraki, 4)Rüknü Şami.
51-Mültezem:Kabenin kapısı ile haceri esved arasındaki yerdir.
52-Cemrelerin mekkeden minaya doğru sıralanışı: Cemrei ula, cemrei vusta ve cemrei akabedir.
53-Metaf: tavaf yapılan alan.
54-İhcac: hac için bedel tutmaya denir.
55-Farz olan Ziyaret(İfaza) tavafının son vakti ömrün sonuna kadar devam eder.
56-Kütübü sitte:Buhari-Müslim-Ebu Davud-Tirmizi-İbn Mace- Nesai .
57-İlk fıkh usulü kitabı şafiye ait olan er risaledir. imam şafinin eski görüşlerini ihtiva eden eseri hucce’dir.son görüşleri ise Ümm adlı eserindedir.
58-Muvatta, imam malike aittir. müsned ise ahmed b. hanbele aittir.
59-Cami:İbadet, muamelat ve ukûbata dair hadislerin yanı sıra, Kur’an-ı Kerimin fazileti, yaratılış, menâkıb ve benzeri konuları ihtiva eden hadis mecmualarıdır.
60-Sünen:Bu hadis mecmuaları, tahâret (temizlik)’ten vasiyete kadar olan bütün ibadet ve İslâm hukuku ile ilgili hadisleri ihtiva eden kitaplardır.

61-Musannef:tabiin döneminden sonra gelen neslin hadisleri konularına göre ayırıp, belirli bir düzen içinde yazmaya başlamaları ile yeni bir hadis kitabı türü ortaya çıkmıştır. Bu tür eserlere ‘musannaf’ denir.
62-Nizamiye medreseleri selçuklu sultanı Alparslan zamanında kuruldu ve yaygınlaştı.
63-Mevkuf hadis: isnadı sahabede biten hadislere denir.
64-Merfu hadis: isnadı peygamberde biten hadisler
65-Maktu hadis: İsnadı tabiinde biten hadisler.
66-Mebsut, İmam Serahsinin eseridir.
67-Bir kimsenin kıra gömüp hatırlamadığı mala malı dımar denir.
68-Zevaid sünnet:Hz. Peygamber (s.a.v.)’ in bir insan olmasıitibariyle yaptığı,
69-Secavend: Ayetlerde durulması ve geçilmesini belirleyen işaretlere denir.
70-Taabbudi:manası sadece Allah tarafından bilinen emirler.
71-Ahîlerin el kitabı olan ve daha çok ahlaki kurallar ve psikolojik öğretiler içeren eserlere fütüvvetname denir.
72-Garibul hadis: Hadis lügati niteliğindeki eserlere verilen isimdir.
73-Ahbar: Tevratı ve hükümlerini iyi bilen yahudi alimleri.
74-Ahkamul kuran: İbadet, mualemet,keffaret ve ukubat ile ilgili ayetlerin yorumunu konu edinen bilim dalıdır.
75-Aksamul kuran:Kuranda geçen yeminleri konu edinir.
76-Celse: İki secde arası oturuş.
77-Emsalul kuran: Kuranın meselleri.
78-Fevat: hac vazifesini yapan kimsenin süresi içinde arafe vakfesine yetişememesi.
79-Garibulhadis: hadislerdeki anlaşılması zor ve ancak sahanın uzmanları tarafından anlaşılabilen kelimelere denir.
80-Garibul Kuran: Tefsirde anlaşılması zor olan kelimeleri konu edinir.ilmin öncüsü Abdullah b. abbastır.

81-Kütübi tisa: Kütübü sitteye 3 ilave eserle oluşur.bunlar Dariminin süneni, imam malikin muvattası ve ahmed b. hanbelin müsnedi+ yukarda sayılan 6 kitap.
82-Mişna: Tevratın hükümlerini açıklayan şifahi beyanların yazıya geçirilmiş şeklidir.
Miun: ayet sayısı 100 den fazla olan sureler.
83-Talmud: sözlü tevratın yazıya geçirilmiş şekli olan mişna üzerine yapılmış tefsir ve yorumlardır.
84-İşari tefsir:tasavvufi tefsir.
85-Telfik, değişik mezheplerin görüşlerinden faydalanmak.
86-Yemini lağv: bir şeyin öyle olduğu zannedilerek ya da ağız alışkanlığıyla yapılan yeminlerdir. keffaret gerekmez.
86-Yemini ğamus: yalan yere, bile bile yapılan yemin.
87-Yemini münakid. mümkün olan ve geleceğe yönelik bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemindir. bu yeminin keffareti 10 fakiri doyurmak veya giydirmek veya köle azat etmektir. buna gücü yetmeyen kimse 3 gün peşpeşe oruç tutar.
88-Zelle.peygamber hataları.
89-Hanefide isfar yani sabah namazını oralık aydınlandıktan sonra kılmak müstehaptır
90-Ebu hanifeye göre huruç bi sunih yani namazdan kendi fiili ile çıkmak rukundür.
91-Ezan okunurken her cümle arasında biraz beklenir ve ikinci cümlede ses biraz yükseltilir. buna teressül veya irtisal denir.kamet ise duraklama yapılmaksızın seri okunur. buna hedir denir.
92-Muhazatün Nisa: kadınların erkeklerle aynı safta veya hizada bulunmasıdır.
93-Kefeni sünnet: Erkek için Kamis,izar ve lifafe;kadınlar için bunlarla birlikte baş ve göğüs örtüsüdür.
94-Kefeni kifayet:erkek için izar ve lifafe ve kadın için bir de başörtüsüdür.
95-Kefeni zaruret ise tek parça beze sarılmak.
96-Nema: Zekatın şarlarından olan nema malın artıcı nitelikte olmasıdır.
97-Havelanül havl :Malın üzerinden bir kameri yıl geçmesidir.
98-Nisab:Altında 20 miskal:85 gram; Gümüşte 200 dirhem:595 gram; hayvanlarda 5 deve;30 sığır ve 40 koyundur.
99-Rikaz:yer altındai maden, define hazine gibi şeyler için kullanılır.
100-İhramın Rükunleri: Niyet ve telbiyedir.
101-Haccın farzları ihram,arafat vakfesi ve ziyaret(ifaza) tavafıdır.
102-Remyi cimar:Şeytan taşlama işlemi.
103-ilk tehallül: Cinsel ilişki dışında yasaklar kalkar. saçların traş edilmesiyle başlar.ikinci tehallülde ise cinsel ilişki dahil tüm yasaklar kalkar.ziyaret tavafının yapılmasıyla olur.
104-Umrenin farzları ihram ve tavaftır.
105-Sahih ilmam: Umre ile hac arasında herhangi bir sebeble memlekete dönmek.
106-Hedy:hac ve umre menasikiyle ilgili kesilen kurbana denir.Kurban bayramı dolayısıyla kesilene ise udhiyye denir.
107-Cinayet:İhramlıyken harem bölgesinde yapılması yasak olan şeylerin yapılmasına denir.
108-Rici talak: kocaya yeni bir nikaha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkanı veren boşama türüdür.
109-Bain talak: kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikahla dönme imkanı veren boşama şeklidir.
110-Karşılıklı rıza ile boşanmaya muhalea veya hul denir.
111-Mahkemeye boşnma için başvurmaya tefrik denir.
112-Lian: karısına zina etti deyip bunu ispat edemeyen karı kocanın karşılıklı lanetleşmesididr.
113-İLa: Kocanın 4 ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına yemin etmesi, adamasıdır.
114-Lukata:buluntu mal.
115-Tanah:yahudilikteki yazılı dini edebiyattır.

21

Şubat
2013

Yeterlilik İtikat Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: iTiKAT  |  Yorum: Yok   |  471 Kez Okundu

1-Allahın sıfatları:allahın sıfatları 14 tanedir. İki kısma ayrılır;
a)Allahın Zatı Sıfatları:6
Vücud,Kıdem,Beka,Vahdaniyet,Muhalefetün Lil Havadis,Kıyam Binefsihi.
b)Allahın Subuti Sıfatları:8
Hayat,İlim,semi,Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin.
2-Allaha şirk koşan kimseye müşrik denir.
3-Hidayet kelimesinin zıddı dalalet.
4-Rüyetullah:Müminlerin ahirette Allahı görmesisine denir.
5-Peygamberlerin sıfatları:Sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ.
6-İslamda bilginin kaynakları:
1-Doğru haber a)Vahiy, b)Mütevatir haber.
2-Selim hisler dediğimiz 5 duyu
3-Akıl.
7-Büyük günah işleyenlere Mürtekibi Kebire denir.
8-Zelle eygamberlerden sadır olan küçük hata ve sürçmesine zelle denir.
9-İstidrac:İnkarcı ve günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
10-Mizan:Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi adalet ölçüsüne mizan denir.
11-İrhas:P eygamber olacak kimslerin Peygamber olmadan önce göterdikleri olağnüstü durumlara irhas denir.
12-Elfaz-ı küfür:Söyleyen kimsenin inkarına delalet eden sözlerdir.
13-İnanç bakımından insanlar üçe ayrılır:Mümin, münafık, kafir.
14-Dört büyük melek:cebrail, mikail, israfil ve azrail.
15-Dört büyük kitap:Tevrat(Hz.Musa),Zebur(Hz.Davud), İncil(Hz.İsa), Kuranı Kerim Peygamberimize gönderildi.
15-Rıdvan:Cennetteki meleklerin başknı.
16-Malik:Cehennemdeki meleklerin başkanı.
17-Kiramen katibin:Sevap ve günahlarımızı yazan melekler.
18-Hak Dinlerin gayesi:Aklı muhafaza, dini muhafaza, nesli muhafaza, nefsi muhafaza ve malı muhafaza.
19-İslam Dininin kaynakları(Edille-i Şeriyye):Kitap, sünnet, icma ve kıyas.
20-Ehl-i Kıble:Kabeye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimselerdir.

21-Dehriyyun:zaman ve maddenin ebediliği görüşünü benimseyenler.
22-Mukarrebun ve İlliyyun Melekler daima Allahı tesbih eden ve anan, Allaha çok yakın ve Onun katında şerefli mevkii bulunan melekler.
23-Mezhep:Bir din bilginleri arasındaki yorum farkından meydana gelen görüşlri brnimseme.
24-Berzah Alemi:Ölümle başlayıp yeniden dirilinceye kadar devam edecek hayat.
25-İtikatı Mezhepler:Ehl-i sünnet, Ehl-i bidat.
26-Ehl-i Sünnet mezhepler:Selefiyye,maturidi mezhebi, Eşari Mezhebi.
27-Ameli mezhepler:Hanefi mezhebi,maliki mezhebi, şafii mezhebi, hanbeli mezhebi.
28-İman iki kısma ayrılır:İcmali iman, tafsılı iman.
29-Zahirurrivaye kitaplar:Hanafi mezhebi imamı azamın talebesi İmamı Muhammedin 6 kitabıdır.Bunlar; Mebsud Ziyadet,camiussağır,siyerrussağır, camiulkebir, siyerulkebir.
30-Mutezile: “Kul kendi fiilinin yaraticisidir.” fikrini benimseyerek irade hürriyetine vurgu
yapan itikadî mezhep.
31-Ilk fikih usûlü kitabi olarak bilinen Imam Safiî’ye ait eser,er-Risale.
32-Kur’an’in cem’i ile görevlendirilen sahâbi : Zeyd b.Sabit.
33-İmanın sadece dil ile ikrardan ibaret olduğunu
savunan Hariciler mezhebidir
34-İRHAS eygamber olacak şahsın, henüz peygamber
olmadan önce gösterdiği olağan üstü fi illere
irhas denir.
35-Tevhid:İmamı maturidinin eseri.
36-Dört büyük melek:Cebrail , Mikail,İsrafil, Azral.
37-Kiramen Katibin:İnsanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adı.
38-Münker ve Nekir:Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melek.
38-Hamele-i Arş:Arşı taşıyan meleklerin adıdır.
39-Mucize dışında diğer olağan üstü haller:İrhas,Keramet,Meunet,İstidrac, İhanet.
40-Cüzi irade:Külli iradenin, baska bir ifade ile irade gücünün kullanilmasidir, yani herhangi bie seyin yapilmasi veya yapilmamasi siklarindan birinin tercidir.

41-Ecel:her canlinin hayatinin sona erecegi zaman.
42-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
43-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel. 44–Kebire:Büyük günahlar
45-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanc esasindan biri.
46-Mushaf:Kur`an- i Kerim ayetlerinin iki kapak arasinda toplanmasindan olusan kitap.
47-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
48-Vahiy-i Gayri Metlüv kunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
49-Vahy-i hafi(Gizli vahiy):Bir insanin kalbine bir anlamin ansizin telkin edilmesine denir.Buna vahy-i deruni de denir.
50-Vahy-i Metlüv kunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
51- el-Vikaye,Hanefî fikhinda “mütûn-i erba’a” ismiyle meshur olan eserlerdendir.
52-Vahy-i münzel:Kur`an.
53-Tahaddi ayetleri: Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan
okuyan ayetlere denir.
54-İncil’in kelime anlamı Müjde
55-Vasıl b. Ata,aşağıdaki mezheplerden hangisinin kurucusudur?Mutezile C)Selefiyye
56-“İnsan fiillerinde hür değildir” cümlesi hangi mezhebin görüşüne uygundur?Cebriyye
57-“İnsan, özgür bir cüz ‘î iradeye sahiptir” görüşü hangi mezhebe aittir?Matüridiyye
58- “Hüsün ve kubuh akıl ile bilinebilir” görüşünü savunan mezhep hangisidir? Matüridiyye
59-“Dinî tebligat olmazsa akıl ile Allah bilinemez” görüşü hangi mezhebe aittir? Eş’ariyye
60-“Peygamber olabilmek için erkek olmak şart değildir” görüşü hangi mezhebe aittir? Eş’ariyye

61- Bir dinin bilginleri arasında yorum farklarından meydana gelen görüşleri benimsemenin karşılığı aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?Mezhep
62-İnanç konularında ayet ve hadisleri olduğu gibi kabul eden ve yorumuna karşı çıkan düşünce akımı aşağıdakilerden hangisidir?Selefiyye
63- “Allah’ın sıfatları zatının ne aynı ne de gayrıdır” kabulü hangi ekole aittir? Ehl-i Sünnet
64-Aşağıdakilerden hangisi Kelam İlmi ile eş anlamda kullanılır? Usûlü’d-Dîn
65-“Kul kendi fiilinin yaratıcısıdır.” fikrini benimseyerek irade hürriyetine vurgu yapan itikadî mezhep aşağıdakilerden hangisidir? Mutezile
66- Kavl-i kadîm ve kavl-i cedîd terimleri aşağıdaki mezhep imamlarından hangisi için şöhret kazanmıştır? Muhammed b. İdris eş-Şafiî
67-İmâmet konusunda, bu makama Hz. Ali’nin daha layık olmasına rağmen Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in hilafetlerini de meşru olarak kabul eden Şia mezhebi aşağıdakilerden hangisidir?Zeydiyye
68-Büyük günah işleyen kimselerin, kâfir olduğunu ileri süren mezhep hangisidir? Hariciyye
69-İslam filozoflarının üç konuda küfre düştüklerini ileri süren ve bu tezini anlatmak amacıyla da ‘Tehâfütü’l-felâsife’ adlı bir eser kaleme alan kelamcı kimdir? Gazzâlî
70- Amelin imandan bir cüz olduğunu söyleyen iki mezhep hangisidir?Mu’tezile – Hariciyye
71-“ Kelam” kelimesini kelam ilmi için ilk kullanan mezhep hangisidir? Mu’tezile
72-Eş’ari kelamcılarının mütekaddimûn dönemi hangi âlimle sona erer? Gazzâlî
73-İmanın sadece dil ile ikrardan ibaret olduğunu savunan mezhep hangisidir? Kerramiyye
75-İmam Mâlik’in fıkıhta en çok kullandığı metot hangisidir? Istıslâh
76-“Medine halkının imamı” diye anılan müçtehit imam hangisidir? İmam Mâlik
77-“İbn Fûrek, Bâkıllâni, Fahreddin er-Râzi” itikadi konularda hangi mezhebin görüşlerini benimsemiştir? Eş’ariyye
78-Aşağıdakilerden hangisi Maturidilerle Eş’arilerin ortak görüşlerdendir? İnsanları yaratan Allah olduğu gibi işlerinide yaratan Allah’tır.
79-İstihsanı delil olarak kullanmayan mezhep imamları aşağıdakilerden hangisidir? Ahmet b. Hanbel ve İmam Şafii
80-İslâm tarihinde ortaya çıkan ilk siyasi fırka aşağıdakilerden hangisidir? Hariciler

81-Aşağıdaki fırkalardan hangisi imametin nass ve vasiyet ile sabit olduğunu ileri sürer? İsna Aşeriyye 82-Aşağıdaki ekollerden hangisine göre imanda artma ve eksilme olmaz? Maturîdiyye
83-Haricilerin mürtekib-i kebire hakkındaki görüşü nedir? Kâfir olur.
84-“İnsan fiilleri konusunda insanda fiili yapma hürriyetinin varlığını kabul eder. Ancak insan seçim, irade ve kudret sahibi olmasına rağmen, yaptığı işlerde tam bir hürriyete sahip değildir. Çünkü bir işi yapmaya yönelik insan iradesi, Allah tarafından yaratılmıştır.” İnsan fiilleri hakkında yukarıdaki görüşleri benimseyen düşünce ekolü aşağıdakilerden hangisidir? Eşariyye ekolü
44-“Bir kimsenin kalbi imanla dolu olması durumunda, zorlama sonucu, dili ile ifade edeceği imana aykırı sözler hiçbir değer taşımaz.” ifadesi aşağıdaki ekollerden hangisinin düşüncesini yansıtmaktadır? Maturidiye Ekolü
85-Haram’ın rızık olmadığı görüşünü ileri süren mezhep hangisidir?Mutezile
86- “İlkel Monoteizm” :İnsanoğlunun kadim inancı olan tek tanrı inancı
Ehl-i sünnet-i âmme hangi mezhep/mezhepler için kullanılır?Matüridiyye-Eşariyye
87-İ tikadi olarak Selefi düşünceye sahip olan ilim adamları: İmam Şâfiî, İmam-ı Azam, İmam Mâlik, Ahmed b. Hanbel’in Selef düşüncesinin önde gelen isimleri arasında sayıldığı aynen yazılmıştır.
88- itikadî mezheplerden hangisi, insanın hiçbir şekilde irade hürriyetinin bulunmadığını savunur?Cebriyye
89-Meşhur müfessirlerden Zemahşerî itikadi olarak hangi mezhebe mensuptur? Mutezile
90-Mezhepler hangi dönemde teşekkül etmiştir?Abbasiler
91-el-Muvatta adlı eser hangi mezhep alimine aittir? İmam Malik
92-Değişik mezheplerin görüşlerinden yararlanmaya ne ad verilir?Telfik
93-Sıffın savaşı sonrası tahkim olayını reddeden gurup aşağıdakilerden hangisidir?Hariciler
94-el-Fıkhu Ekber adlı eser kime aittir?İmam Ebu Hanife
95-Kişinin inancını araştırarak elde etmesine ne ad verilir?Tahkiki İman
96-Müslüman bir kişinin diğer bir Müslüman?ı kâfirlikle suçlaması hangi kavramla ifade edilir?Tekfir
97-Alemin sonradan yaratılmış olduğunu bu nedenle yaratıcıya muhtaç olduğunu bildiren delil hangisidir?Hudus Delili
98-Tabiat olaylarını idare noktasında görevlendiren melek hangisidir?Mikail
99-Zeburun manası nedir?Yazılı şey ve kitap
100-Ahdi Atik diye de bilinen kitap hangisidir?Tevrat
101-Peygamberin zeki olmasını ifade eden sıfat hangidir?Fetanet
102-Kulun durumunu rüzgârın önündeki yaprağa benzeten mezhep hangidir?) Cebriye
103- Allahın ahirette görülemeyeceğini iddia eden mezhep hangidir?Mutezile
104-Evrenin öncesiz olduğunu iddia eden, ahreti inkar eden mezhep hangisidir?Dehriyye

20

Şubat
2013

Hz.Ömer-Hz.Osman ve Hz.Ali Hazretlerini kimler şehit etti

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  372 Kez Okundu

Hz.Ömer Hazretlerini        :Ebu Lulu Feyruz

Hz.Osman Hazretlerini     :Kinane   bin Bişr

Hz.Ali Hazretlerini            :İbni Mülcem 

20

Şubat
2013

Peygamberimizin Müezzinleri

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  319 Kez Okundu

1-Bilâl-ı Habeşi
2-İbn Ümm-i Mektum
3-Ebû Mahzûre
4-Sa’d b. Aiz (Sa’du’1-Karaz)

Toplam 194 sayfa, 61. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020305960616263708090...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.