26

Şubat
2013

Yeterlilik Sınavı Nokta Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  233 Kez Okundu

1- Esmâ-i Hüsnâ :Yüce Allah’ın en güzel isimleri anlamına gelir.
2- Fidye :Meşru mazeretler sebebiyle bazı ibadetlerin yapılamaması veya ibadet sırasında eksikliklerin oluşması sebebiyle yerine getirilmesi gereken dinî yükümlülük.
3- Fitre :Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için fakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır.
4- Haşr :Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde, hesap vermek üzere toplanmasıdır.
5- Hicret :Hz. Muhammed’in Miladî 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır.
6- Hilye-i Şerif :P eygamber Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen addır. “Hilye-i Saâdet” de denir.
7- Hutbe :Cuma ve Bayram günlerinde camilere gelen müminleri, dinî konularda aydınlatmak üzere hatibin yaptığı konuşmadır.
8- İftar :Oruç açmaktır.
9- İhram :Hac veya umreye niyet eden bir kimsenin, diğer zamanlarda mübah olan bazı davranışları belirli bir süre boyunca kendisine yasaklamasıdır. Bu amaçla giyilen şeye de aynı ad verilir.
10- İhsan :İnsanlara iyilik etmek, yararlı ameller işlemek ve “Allah’ı görüyormuş gibi, O’na ibadet etmek” demektir.
11- İsrâ :P eygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir.
12- İzar :Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.
13- Kırâat :Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.
14- Mahşer:Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir.
15- Mi’rac :P eygamberimizin, Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dan, Yüce Allah’ın, manevî huzuruna yaptığı yolculuğun adıdır. Dinî literatürde, Recep ayının 27. gecesi “mîrac gecesi” olarak bilinir.
16- Mushaf :Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
17- Nisap miktarı :D înen zengin sayılmanın ölçüsüdür.
20- Öşür :Tarım ürünlerinden onda bir ya da yirmide bir oranında verilen zekattır.
21- Rida :Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden yukarısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.
22- Ru’yet-i Hilâl :Kamerî ayların başlangıcını belirleyen Hilal’in görülmesidir.
23- Sûre :Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
24- Tefsir :Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.
25- Vahiy :Yüce Allah’ın dilediği şeyleri peygamberlerine, özel yolla bildirmesidir.
26- Vakfe :Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır
27- Zekat :D inen zengin sayılan müslümanların, belirli yerlere sarfedilmek üzere, mallarından vermekle yükümlü oldukları belli bir paydır.

26

Şubat
2013

Diyanet Yeterlilik Nokta Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  257 Kez Okundu

1-Buvat Gazvesi:Hz.Peygamber`in ilk gazvelerinden biri.
2-Daru`l-erkam:Mekke döneminde sikintili yillarinda Islai teblig faaliyetlerinde merkez olarak kullanilmis ev.Hz.Peygamber`in bi`setin ilk yillarinda Mekke`de islamiyeti teblig ettigi ev.
3-Delailu`l Hayrat:Hz.Peygamber icin kullanilan salavat-i serifleri toplayan kitaplarin adidir.
4-Ebu Eyub el-Ensari:Peygamberimiz, Medine de Neccar ogullarindan Ebu Eyub el- Ensari`ye Hz.Ebubekir`le misafir oldugu sahabe.
5-Ebü`l-Esved el-Düeli(ö.69/688):Kur`an-i Kerim`e hareke sistemini getiren ve Arap nahvinin ilk esaslarini tesbit eden alim, sair.
6-Ebva:Hz.Peygamber`in annesi Amine`nin kabrinin bulundugu yer.
7-Esmaü-Hüsna:Allah`in güzel isimleri ve sifatlari.
8-Eshuru`l_hurum:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep aylari.Araplar bu aylarda savas yapmayi haram sayarlardi.
9-Feraiz:Islam miras hukukunu inceleyen ilim dali.
10-Fil olayi:Kabe`yi yikmak amaciyla Mekke üzerine yürüyen Habes ordusunun Allah tarafindan gönderilen kuslar vasitasiyla imha edilmesi olayi. Ebrehe`nin ilahi bir ceza ile perisan hale düsürülmesi.
11-Fikhu`l Ekber:Ebu Hanife`ye nisbet edilen risalesi.
111-Fizilali`l-Kur`an:Seyyid Kutub`un(ö.1966):Kur`an-i Kerim tefsiri.
12-Gazvetü`l-Usre(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
13-Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
14-Halid b. Velid(ö.21/642):Hz.Peygamberin seyfullah unvani verdigi kumandan sahabi.
15-Hanzale b.Ebu Amir(ö.3/625):Uhud savasinda sehit oldu. Boy abdesti almaya firsat bulamadan Islam ordusuna katildi.Hanzale`nin nasini meleklerin yikadigini Hz.Peygamber`den ögrenen müslümanlar, meleklerin yikadigi kimse lakabini verdiler.
16-Havelan-i havl:Senenin devretmesi, gecmesi demektir.
17-Hedy:Hac ve umre yapan kimselerin harem sinirlari icinde kestikleri kurban.
18-Hidane:Kücük cocuklarin bakimi, gözetimi ve terbiyesi anlaminda bir fikih terimi.
19-Hüsuf Namazi:Ay tutuldugu zaman iki rekat kendi basina kilinan namaza da Hüsuf namazi denir.
20-Hüzün yili:Hz.Peygamberimizin amcasi ile zevcesi Hz.Hatice`nin (Bisetin 10.yili) vefat ettigi yila denir.(Bi`setin 10.yili)
21-Ibn Ishak(ö.151/768):Siyer, megazi müellifi, muhaddis.
22-Ibn Mülcem(Abdurrahman b. Amr b.Mülcem ö.40/661):Hz.Ali`nin katili.
23-Ibnü`l-Cezeri(ö.833/1429):Kıraat ve hadis alimi.
24-Ihsan:Allah`a onu görür gibi ibadet etmesidir.
25-Ihtikar:Ihtiyac maddelerini toplayarak, darlik aninda pahali satma, vurgunculuk.
26-Ifk hadisesi:Hz.Aise´ye zina isnadi atilmasi olayi.

26

Şubat
2013

İHTİSAS EĞİTİM BAZI DERS İÇERİKLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: DİYANET MEVZUATI  |  Yorum: Yok   |  336 Kez Okundu

MEDHAL:Mal nedir? Mütekavvim mal, gayri mütekavvim mal, misli mal, kıyemi mal, Tam ve nakıs mülkiyet, irtifak hakları, Ayn mülkiyeti, menfaat mülkiyeti, Mübah mallara el koyma şekilleri, Mülkiyeti nakledici mülkiyet, şüf’a, Akit nazariyesi, icap ve kabul, Akdin mahalli ehliyet ve arızaları, vücüp ve eda ehliyeti, Velayet ve vekalet konuları, fuzuli, ğalat, gabn ve tağrir, ikrah ve çeşitleri, Akit çeşitleri, muhayyerlik ve çeşitleri, vb Konular.
FIKIH USULÜ:Usulün tanımı, usulün tarihçesi, mütekellimin fukaha ve memzuç metot ve bu alanlarda yazılmış eserler, Şer’î deliller, Kur’an, Sünnet, İcma, Kıyas, istihsan, Seddi zerai, örf ve adetler, istishab, şer’u men kablena, mesalihi mürsele, hükmün kısımları, farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah ve bunları tespit etme yolları, haram ve çeşitleri ve tespit yolları, ruhsat azimet, (Kısaca teklifi hükümler), Vad’î hükümler, Lafız çeşitleri, Amm ve tahsis konusu, vb konular.
HADİS USULÜ:Hadis öğrenim metodları, hadis çeşitleri, senedin müntehası açısından hadis çeşitleri (Merfu, mevkuf, maktu, kudsi hadis) Ravi sayısı açısından hadis çeşitleri ( Mütevatir, Ahad, meşhur, aziz, garib hadis) Kabul ve red açısından hadis çeşitleri ( Mürsel, munkatı, mudal, muallak, müdelles, mürseli hafi, muan’an müennen Hadis) metainü aşera, mevdu hadis, münker hadis, mübhem, bid’at hadis, müdrec, muzdarip, Ali isnad, nazil isnad, müsned ve muttasıl hadis, buhari ve Müslim hakkında bilgi, meşhur hadis kitapları isimleri, yazılan şerh kitapları isimleri, farklı nitelendirilmelere göre hadis eserleri, vb konular.
KAVAİDÜ KÜLLİYE:Kavaidü küliye konusunda genel bilgi, oluşum safhası, bu alanda yazılmış mezheplere göre eserler, ve sırasıyla kavaidü külliye maddeleri (100 madde) Ve bu maddelerle ilgili geniş örnekler, bu kaidelerin istisnaları vb konular.
AHVALİ ŞAHSİYYE:Evliilik, nikah akdi nasıl meydana gelir, evliliğin şartları, evlilikte velinin durumu, evlilik çeşitleri, sahih ve nafiz evlilik, fasit nikah akdi, batıl nikah akdi, evliliğin sonuçları evlenilmesi haram olan kadınlar, ebedi evlilik engelleri, geçici evlilik engelleri, evlilikte vekalet, evlilikte vekalet, mihir, ehli kitapla evlilik, eşlerin birbirinde olan hakları, talak ve çeşitleri, rici talak, bain talak, beynuneti suğra ve Kübra, Sünni ve bidi talak, tevfizü talak, hakimin eşleri ayırdığı durumlar, hulu bahsi, iddet bahsi, zıhar, i’la, lian, hidane vb konular.
BELAĞAT VE MEANİ:Kelime kelamın fesahatı, üslup çeşitleri, beyan ilmi, teşbih, teşbihi temsil, teşbihi ğayri temsil, teşbihi zımni, teşbihi maklup, teşbihin gayeleri, Mecaz lügavi, istiare, istiare-i temsiliyye, mecazı akli, kinaye ve kısımları, meani ilmi, haber cümlesi, inşa cümlesi, kasr, vasıl, fasıl, i’caz, itnab, müsavat, Bedi ilmi, cinas, iktibas, Akd, Tazmin, Seci, tevriye, Tıbak, Mukabele, hüSnü Talil, üslUbu hakim, Müşakele, Tehekküm, vb konular.
TEFSİR USULÜ:Vahiy ve çeşitleri, Kur’anın tspiti, yazıya geçirilmesi, çoğaltılması, Kur’an ilimleri, Esbabün nuzül, Nesih, Müteşabih, Hurufu Mukatta, Kur’anın i’cazı, Garibul Kur’an, Mübhepler, Kur’anın müşkilleri, Mücmel ve Mübeyyen, müfesser, vücuh ve nezair, Kıssalar, israiliyyat, hakikat ve mecaz, Emsalül Kur’an, Siyak ve Sibak, Kur’andaki Yeminler, Tefsir çeşitleri ve bu konu ile ilgili eserler vb konular.
FIKHİ TANIMLAR:Nifas, necaseti hafife ve muğallaza, salat zekat, savm, Saime, i’tikaf, hac, Kıran, ihsar, sahih akit, fasit akit, iltizam, teati, ikale, hıyaruş-Şart, hıyaru ruye, hıyaru ayb, müzabene, muhakal, selem, istisna, şüf’a, rehin, selem, kısmet, hacr, ikrah, dava, ikrar, beyine, şehadet, vekalet, havale, kefalet, sulh, muharece, deynu sahih, vakıf, lukata, lekıt, hibe, kafizuttahn, vedia, ariye, gasp, telcie, umra, şürb, müzabene, müzaraa, müsakat, had, sirkat, cinayet, kasame, vasiyet, asabe, tevliye, murabaha, vedia, riba, icare, me’zun, yemin, yeminul fevr, nezr, zina, kazf, tenfil, emare, zan, hüküm, rici talak, bain talak, ehsan talak, hasen talak, bid’î talak, hulu, iddet, icma, sarih icma, kıyas vb tanımlar. ( Bu tanımlar Arapça olarak verilmiş olup ezberlenmeye müsait haldedir.)

26

Şubat
2013

Yeterlilik Kur’an-ı Kerim Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  363 Kez Okundu

 

1-Kur’an-ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed Aleyhisselama 23 yılda vahiy olunmuştur.
2-Habeşistan’a hicret eden ilk müslümanların başında bulunan Cafer-i Tayyardan onun ayetlerini dinledikleri zaman, Necâşi’nin papazlarının gözlerinden yaşlar boşanmıştı.
3-Kur’an’ın sesi 15 asır evvel Hira tepesinden yükseldi. O ses, kesilmeden hep devam ediyor.Küçük, büyük, genç, yaşlı bütün mü’minler onun sesine kulak veriyor, ona koşuyor ve coşuyor. Müslüman yavrusu ninnilerle birlikte onun sesiyle yetişip büyüyor. Akşam yatağına yatarken, imanlı annesinin ona öğrettiği şu duaları okur:
Yattım Allah, kaldır beni
Nur içine daldır beni,
Can kafesten ayrılınca
İmân ile gönder beni.
4-Muhkemât:Mânası beyan edilmeye muhtaç olmayan, yahut yalnız bir türlümana verilebilecek açık ve muhkem mânalı âyetlerdir.
5-Müteşâbihat:Sûrelerin başında bulunan mukattaat gibi mânasıanlaşılmayan veyahut türlü izah ve tefsirlere müsait bulunan âyetlerdir.
6-Sûre: Yüksek makam, yüce derece, şeref ve şan, alâmet ve nişan, bir yer etrafına çevrilmiş sur, hisar manalarına gelmektedir. En uzun süre 286 âyettir, en kısa sûre de 3 âyettir. Kur’an 30 cüz’e bölünmüştür. Her cüz dört hizbe bölünür. Hizipler de aşırlara ayrılır, sûrelerin başına klişe içine ismi, âyetlerin adedi Mekke’de ve Medine’de nazil olduğu yazılır.
7-Sûreler kemiyet bakımından şöyle bir taksimeuğrarlar:
1-Tıval,
2-Miûn,
3-Mesani,
4- Mufassal,
8-Tıval :yani uzun süreler yedidir: Bakara, Al-i İmran, Nisa’, Maide,En’am, A’raf, Yunus veya Kehif.
9 -Miûn,yani yüzlükler, âyetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbedensonra gelenlerdir. (Tevbe, Nahl, Hûd, Yusuf, Kehif, İsra, Enbiya, Tâhâ, Mü-minun, Şuarâ, Saffât).
10- Mesani,âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmimler,Elif Lamlar, Tasinler böyledir.Mesani: (Ahzab, Hac, Kasas, Tasin, Neml, Nur, Enfal, Meryem, Ankebut,Rum, Yâsin, Furkan, Hicr, Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrahim, Sâd, Muhammed,Lokman, Zümer, Hâmimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak,Nun, Hücurat).
11 – Mufassal,Kur’an’ın sonundaki sûrelerdir. Nevevî’ye göre Hücurattan başlar. Onlar da Tıval, Evsat, Kısar olmak üzere üçe bölünür. Tıvali Mufassal:Hücurattan Buruca kadar, Evsatı Mufassal: Buructan Lemyekün’e kadar, KısarıMufassal: oradan sona kadardır.
12-Ayetleri yuvarlak rakam olarak 6666 sayarlar. Bazı-larınca daha azdır. Çünkü mukattaat’ı bir âyet sayıpsaymama ihtilâflıdır. Bir kaç âyeti bir sayanlar da var. Duraklar ihtilaflıdır, İbni Abbas’tan rivayete göre 6616′dır. Daha çok kabul olunan 6236 âyettir. 113Besmele de birer âyet sayılır.
13- Âyetleri şöyle taksim ederler:
1000 Emre dair
1000 Mesel ve ibretler
1000 Nehye dair
500 Ahkâm, helâl ve harama dair
1000 Vaad 100 Teşbih ve dua
1000 Vaîd 66 Nâsih ve mensuh
1000 Haberler ve kıssalar
6666 Yuvarlak Yekûn (6236)

14-Kur’an’ın kelimeleri:Medenî Kavle göre : 77.934′dür.Mekkîlerce :77.437′dir.
15- Sûre itibariyle Kur’an’ın ortası:Mücâdele süresidir.
17 – Âyet itibariyle Kur’an’ın ortası:Şuarâ süresindeki (Ve in nezunnuk’e)’dir veya (Ye’fikün) veyahut (Fe elkas-seharatü) dür.
18- Kelime itibariyleHac süresindeki (Azabül harik) veya (Vel cülud)’dur.
19- Harf itibariyle Kehif süresindeki (Malem testetı’ aleyhi sabra) veya az yukarıdaki (Lekad ci’te şey’en nükrâ) veya daha yukarıdaki (Velyetelattaf) dır.Bu kelimenin (T) si birinci yarıda, (L) si ikinci yarıda kalır.
20-Hazreti Peygamber Efendimizinhayatında Vahiy kâtipleri tarafından yazılan Kur’an sahifeleri HazretiEbubekir’in Hilâfetinde toplanıp bir cilt haline getirilmişti. Bu dağınık sahife-lerin bir araya getirilmiş cildine”Mushaf” ismi verilmiştir.
21-Kur’an ilmi,”Tefsir” ve “Kıraat” olmak üzere ikiye bölünürKur’an’ın muhtelif vecihlerle okunmasını öğreten müesseselere “Dâri Huffâz,Dâri Kurrâ” denir. Kur’an okuyanlara Kurra’ denir. Ahdi Risalette meşhur olan
22- Kur’an okuyanlara Kurra’ denir. Ahdi Risalette meşhur olan
23-Sahabe Kurra’ şunlardır:Hazreti Osman, Hazreti Ali, Übey ibni Kâ’b, Zeyd ibni Sabit, Abdullah ibniMes’ud, Ebüd-Derda’, Ebu Musa El-Eş’arî.
24-Tabiînden olan meşhur Kurra’ şunlardır:
Medine’de:Saîd ibni Müseyyeb, Urve, Sâlim ve Zöhri.
Mekke’de:Atâ’, Mücahid, Tâvus, İkrime.
Basra’da:Âmir, Nasr bini Âsım, Yahya bini Ya’mer.
Kûfe’de:Alkame, Esved, Mesruk, Said bini Cübeyr, Şa’bî ve Nahaî.
Şam’da:Mugire bini Ebî Şihab vesaire
25-MÜTEVATİR KIRAATLAR(Yedi Kıraat)
1- İbni Kesîr-Mekke.
2-Nafi’-Medine.
3-İbni Âmir-Şam.
4-Ebu Amr- Basra.
5-Hamza-Küfe.
6-Kisaî -Küfe.
7-Âsım- Küfe.
26-Meşhur Kıraatlar
1- Ebu Cafer Yezid Medenî (H. 132 / M. 749).
2- Yakup bini İshak (H. 205/M. 820).
3- Ebu Muhammed Halef bini Hişam (H. 229/M. 843).
27-Bizim kıraatimiz Hafs rivayetiyle Âsım kıraatidir. (Ebu Ömer Hafs bini Sü-leyman (H. 180/M. 796).

28- Tehaddi:Kur’an-ı Kerim edip ve şairlere meydan okuyor ve bir sure veya ayetinin benzerini getirmeleri¬ni istiyor. Kur’an’ın bu şekilde meydan okumasına Tehaddi denir.
29-Mufassal: Kur’an’ın sonunda yer alan sureler.
30-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir.
31-Kur’an-ı Kerim 23 yılda tedrici olarak nazil olmuştur. Bunun 12 yıl 5 ay 13 günü Mekke’de 9 yıl 9 ay 9 günü ise Medine’de gerçekleşmiştir. Mekke’de inen sürelere Mekki, Medine’de inen sürelere ise Medeni süreler denir.
32-Mukataat-I Süver :29 sürenin basında geçen 14 harftir. İkisi Medeni 14′ü ise Mekki sürelerde geçer
33-Kuran-ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır.
34- Kuran-ı Kerimde 14 tane tilavet secdesi vardır.14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 41, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml 25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
35- Kuran da zikredilen en büyük rakam :100 bin rakamı saffat suresi 147. ayet ,en küçük rakam 1/10 Sebe:45
36-Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi
37-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi
38-Camiu’l-Kur’an unvanı ile anılan halife Hz. Ebu Bekir
39- Kur’an’ın toplanmasında görevli heyetin başkanlığını Hz. Zeyd b. Sâbit yapmıştır.
40-Tecvîd İlmî:Tecvid, harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’ân-ı Kerîmi hatasız okumayı öğreten ilimdir.
41-Kıraat İlmi (Kıraetü’l-Kur’ân):Kur’ân-ı Kerîm’In kelimelerinin okunuşlarını ve ihtilâflarını nakledenlerine nisbet ederek bildiren ilme “Kırâetül-Kur’ân” veya “Kırâât İlmi” denir.
42-Vakf ve İbtidâ:”Durmak” anlamına gelen “Vakf, okumaya tekrar başlamak niyetiyle nefes alacak kadar bir süre için sesi kesmekten ibarettir.”Başlama” anlamına gelen “İbtidâ” ise, “İlk defa okamaya başlamak” veya “Vakf tan sonra tekrar başlamak” demektir.
43-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan Abdullah bin Mesut (r.a.).
44-Kur’an’ı Kerim Hz.Ebubekir halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı.
45-Kur’an’ı Kerim Hz.Osman halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı.
46-İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
47-Kur’an ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır.
48-Harekeleme ve Noktalama Dönemi:69/688 de Ebu’l-Esved ed-Düeli renkli bir mürekkeble harflerin üstüne, altına, önüne birer nokta koydu. Üstteki a, alttaki i, yandaki u , sesini veriyordu. Tenvin içinde iki nokta kullanıldı.Esved’in ögrencisi Nasr ibnu Asım (89/708) de harfleri harekeledi. Kimi tarihçiler bunu yapanın Basralı Yahya ibnu Ma’mer (129/746) olduğunu söylerler. Kur’an imlasında son düzenleme Halil ibnu Ahmed (175/791) tarafından gerçekleştirildi. Hemze, şedde, sila, revm, işmam belirlendi.

49-Tahkik: Kur’an okumada bütün unsurları ile tam hakkını verecek ve okuyuş hassasiyetinde en son imkanı kullanarak Kur’an okuma tarzıdır.
“Tertil”: Kur’an dura dura acele etmeden anlaya anlaya okumaya denir
50-Hadr:Tecvidli hızlı okuma.
51-Tedvir:Tahkik ile hadr arasındaki okuma tarzı.
52- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
Kaynak:
-Osman Keskioğlu,Kuran-ı Kerim Bilgileri
-DİB ,Kavramlar Sözlüğü

25

Şubat
2013

Matbu musafların kısa tarihi

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  287 Kez Okundu

Matbaanın icadından 439 yıl geçtikten ve Türkiye’de matbaa açıldıktan 152 yıl sonra Mushaf basımına başlanmıştır. Bu baskı için tarihi değeri çok yüksek, san’at kıymeti üstün olan ve Şekerzâde’nin Medine-i Münevvere’de yazdığı nüsha seçilmiştir. Mushaf ilk defa 1694 tarihinde Hamburg’ta basılmıştır. Müslümanlar tarafından da ilk olarak 1801 tarihinde Kazan’da basılmıştır. 185O’de Hindistan’da, 1864′te Kahire’de, 1871′de İstanbul’da hafız Osman hattıyla basıma başlanmıştır. (Mushaf eskiden taşbasması basılırdı). Osmanlı Devleti’nin 1889’da kurduğu Huffaz Meclisi Mushaf’ın matbu olarak korunmasının en önemli ve ilk adımı oldu. Şimdi bu görevi Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki Mushafları İnceleme Kurulu yapıyor.

25

Şubat
2013

Peygamberimize(s.a.v)Kur’andan ilk nazil olan sureler

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  507 Kez Okundu

ALAK SURESİ:Mushaftaki sıralamada 98.cı,iniş sırasına göre 1.ci suredir.Kalem suresinden önce Mekkede inmiştir.Baştan 5 ayeti Hz.peygambere gelen ilk vahiy olduğundan ilk inen sure kabul edilir.( 1)
KALEM SURESİ:Mushaftaki sıralamada altmış sekizinci,iniş sırasına göre ikinci suredir.Alak suresinden sonra,Müzzemil suresinden önce Mekke de inmiştir. (2)
MÜZZEMMİL SURESİ:Mushaftaki sıralamada yetmiş üçüncü,iniş sırasına göre üçüncü,Kalem suresinden sonra,Müddesir suresinden önce Mekke de inmiştir.( 3)
MÜDDESİR SURESİ:Mushaftaki sıralamada yetmiş dördüncü,iniş sırasına göre dördüncü,Müzzemil suresinden sonra,Fatihasuresinden önce Mekke de inmiştir.Müzzemmil suresinden önce indiğini söyleyenlerde vardır.(bk.İbn Aşur,xxıx,292),(4)
Kaynak:
1-http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#96:1
2- http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#68:1
3- http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#73:1
4-http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#74:1

25

Şubat
2013

Diyanet Yeterlilik Nokta Notları-39

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  223 Kez Okundu

Afakî: Mekke dışında başka yerlerde oturanlara verilen isim.
Azimet: Kesin karar ve niyet. Fıkıh terimi olarak: Kulların özürleri gözönüne alınmaksızın önceden farz kılman fiil..
Baîn talak: Nikâh tazelenmeden dönülmeyen boşama.
Bid’î talâk: Sünnete aykırı boşama.
Cem’u's-salât: Dört rekâtlı namazlar; aynı vakitte kılmak. Namazları birleştirmek.
Edâ: Yapma, zamanında yapma.
Ganimet: Harbde düşmandan alman mal ve benzeri şeyler.
Havelân-ı havi: Zekât konusu malın/gelirin üzerinden bir yıl geçmesi.
İstiska: Yağmur duası namazı.
İzar: îhramlı iken belden aşağı dolanan peştemal…
Kasru’s-salât: Dört rek’âth namazı iki rek’ât lcılma.
Kebîre: Büyük günah (çoğulu: Kebâir),
Ma’Iûfe: Daha çok içerde beslenen ve yılın az bir kısmında yazıda yabanda otlayan deve vb. hayvan.
Mehr (mehir): İslâm hukukuna göre evlenme sırasında koca tarafından kadına verilmesi gereken akçe: Nikâh bedeli.
Mehr-i misil: Emsal mehir.
Mekkî: Mekke ve civarında oturanlara verilen isim.
Merfû’ hadis: Rivayeti sahabede kesilen hadis.
Mevkuf: Rivayet zinciri Hz. Peygamber’e ulaşmayan hadis.
Mesbûk: Namaza sonradan yetişen.
Remy-i cimâr: Ufacık taşlar atmak veya ufacık taş kümelerine küçük taş atmak. Hacc’ın vaciblerindendir. Mina’da bulunan ve «Cemre-i Ûlâ», «Cemre-i Vustâ», «Cemre-i Akabe» isimlerini alan üç küçük taş yığınına kurban bayramı günlerinde yedişer taş atılır. Buna «Remy-i Ci-mar» denir.
Ric’i talâk: Nikâh tazelemeden dönülebilen boşama.
Sehiv secdesi: Yanılma secdesi
Selef: Eski, geçmiş, önceki (çoğulu: Eslâf).
Selefiyye: Selef mezhebinde olan kimseler; Allah’ın isim ve sıfatlarım nass’larda vârid olduğu gibi kabul eden ve bunları te’vil cihetine gitmeyen müslümanlar.
Sened: Peygamber (s.a.s.)’den rivayet edilen hadîs metninin takip ettiği yol, râvîler silsilesi. Sened, vesika.
Sükütî icmâ’: Herhangi bir asırda belli bir mesele hakkında ortaya atılan dinî bir görüşü incelemeye yetecek bir müdet içerisinde müctehidlerin sükût etmeleriyle hâsıl olan icmâ’.
Tehallül: İhramdan çıkmak.
TehlîI:Lâ ilahe illallah.
Tekbir: Allahu Ekber demek.
Tertîl: Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma.
Teşyi’: Cenazeyi kabre götürme.
Tevliye: Ticarî bir terim olarak: Malı alış fiatma satma demektir.
Yemin-i ğamus: Yalan yere yemin.
Yevm-i terviye: Zilhicce’nin sekizinci günüdür ki hacılar o gün Mekke’den Mina’ya çıkarlar..
Zihar: Karısının bir yerini anasına benzetme.
Zıhar keffâreti: Zihar için ödenen keffaret.

25

Şubat
2013

Diyanet Yeterlilik Nokta Notlar -40

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  300 Kez Okundu

Peygamberimizin ve Ensar’ın hatibi Sâbit bin Kays Şemmâs (r.a.).
Hazreti Şuayb, Kur’an’da 11 defa geçmektedir. Hitabet yeteneğinden ötürü “PeygamberlerinHatibi” olarak anılmıştır.
Ezanı ilk kez rüyasında gören sahabi Abdullah Bin Zeyd
Peygamber (s.a.s.) camiye girince, cemaata selam verir; minbere çıkınca, onlara döner ve ikinci bir selamdan sonra otururdu. Bu oturuşa “Celsetu’l-istiraha” denir.
Halife Hz. Osman (r.a.) zamanında şehrin nüfusunun arttığı ve halkın câmiden uzak yerlerde ikâmet ettiği gözönünde tutularak, namaz vaktinin geldiğini ilân için mescidin dışında bir ezan okutturulmağa başlandı.
Kaside-i bürde (banet suad) eseri Kab bin Züheyr adlı sahabiye aittir.

25

Şubat
2013

Gül Medine:Kur’an-ı Kerim Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  375 Kez Okundu

1-Kur’an-ın yavaş yavaş inmesine ne ad verilir?Tencimü’l Kur’an
2- Ayet sayılan yüz (100)e yaklaşan veya biraz geçen surelere ne ad verilir?El-Miun
3-Fussılet suresindeki fussılet ne anlama gelir?Bölümler
4-Ayetler arasında uyum ve ahengi açıklayan ilim veya kavrama ne denir?Tanasub’ul Ayat
5-Medine dedi en meşhur vahiy katibi aşağıdakilerden hangisidir?Übey b.Kab
6-Kur’anın çoğaltılmasına hangi yılda başlanmıştır?H 25
7-İlk defa bir heyetten de yararlanarak nokta şeklindeki harekeyi icat edip üstün yerine harfin üstüne, esre yerine altına, ötre yerine de önüne, farklı renklerle birer nokta koyan kişi kimdir?Ebü’l-Esved ed-Düelî
8-Mekkî ve Medenî surelerin adet sayısı hangi şıkta doğru olarak verilmiştir? 86-28
9-Elif,Lam,Ra ile başlayan surelere ne ad verilir?Zevatu’r Ra
10-Bir ayetin bir surede birden fazla tekrarlanmasına ne ad verilir?Terdit
11-Tercümânu’l- Kur’ân ve İlim denizi Ünvanına kime aittir?Abdullah b. Abbas
63-Nur suresinde anlatılan olay aşağıdakilerden hangisidir?İfk hadisesi
12-Elimizde bulunan en eski ve tam yazılmış Kur’an Tefsiri aşağıdakilerden hangisidir?Kitabü’t Tefsiri’l Kebir: Mukatil b. Süleyman
13-İmam-ı Maturidinin yazdığı tefsirin adı nedir?) Te’vilâtu’l- Kur’ân
14-Kur’an ayet ve surelerinin Nebevi bilgiye dayalı sıralanmasına ne ad verilir?Tevkifilik
15-Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN

16-Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN
17-Elif Lam Ra ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra’d, İbrahim ve Hicr sûrelerine;ZEVATU’R RA
17-Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT
18-Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR
19-Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL
20-Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
21- Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “Başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Ümmül-Kitab(Kitabın Anası, Kitabın Özü), es-Seb’ul-Mesâni (Yinelenen Yedili), el-Esâs (Temel), el-Vâfiye (Kapsayıcı, Kapsamlı),el-Kâfiye (Yeterli, Yetkin), el-Kenz (Hazine), eş-Şifâ, eş-Şükr (Hamd), es-Salât (Namaz, Dua)
22-Tevbe Suresi:Sûre adını, Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. âyetten almıştır. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye “Berâe Sûresi” adı da verilmiştir.
23-İsra Suresi: Sûre, adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”, Mîrac yolculuğunda, Hz. Peygamber’in bir gece, Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir.
24-Fatır Suresi: Sûre adını, birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. Fâtır, yaratan, yoktan var eden demektir. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike Sûresi” diye de anılır.
25-Fussilet:Sûre, adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. “Fussilet”, “genişçe açıklandı” demektir. Sûre, ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır.
26-Muhammed Suresi:Sûre, adını Peygamber Efendimiz’in, ikinci âyette geçen adından almıştır. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl Sûresi”, diye de anılmaktadır.
27-Kalem Suresi: Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Kalem” kelimesinden almıştır. “Nûn” sûresi diye de anılır.

28-İnsan Suresi: Sûre, adını birinci âyetteki “insan” kelimesinden almıştır. Aynı âyette geçen “ed-Dehr” kelimesinden dolayı “DehrSûresi” diye de anılır. Dehr, zaman demektir.
29-Hz. Peygamberin her sene ramazan aynda Kur’an’n o zamana kadar nazil olan ksmn, Cebrail (a.s) ile mukabele etmesine ne ad verilir? Arza

30-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
31-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
32-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
33-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
34-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
35- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
36-Secavendler: Okunan yerin anlamı göz önünde bulundurularak konulmuş bir tür noktalama işaretleridir. Secavendler, işaretlerin büyük bölümünü ilk defa uygulayan Muhammed b. Tayfur Secavendi (560/1165)’nin ismiyle anılmışlardır. Her bir vakf ve vaslın çeşitli durumlarıyla, konulan ifade eden bu işaretler “Mim, Tı, Cim, Sad, Kaf” gibi harfler, “Kıf” ve “Sıl” gibi kelimeler veya üçlü noktalarla gösterilmiştir.
37-Tahmis ve Ta’şir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Ta’şir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir. (İbn Kesir, Zeyl: 26; Menahil: 1/410. ) Türkiye’de basılan Mushaflarda bu işaretlere rastlanmamaktadır. Ancak bu mushaflarda görülen “Aşr” işaretinin ise konu başlangıç ve bitimini ifade eden “Ruku alametleri” olduğu bilinmektedir.
38-Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
39-Hafiz Osman(ö.111=/1698):Aklam-i sitte de devir acan Türk hattati.
40-Sekine:Sükun bulmak, itminana kavusmak,telaslanmamak, kalbin huzura ermesi, yüregin oturmasi, gönlün rahata kavusmasi, anlamlarini icerir.(Elmali, Hak Dini Kur`an Dili,4,4408)
41-İNZAL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
42-Kütüb-ü Ehadis.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
43-Kütüb-ü Münzele:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
44-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
45-Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Tenasüb denir.
46- Kur’ân’da ismi anıldığı halde peygamber mi, veli mi oldukları konusunda bilginler arasında fikir ayrılığı bulunanlar aşağıdakilerden hangileridir?Üzeyir, Lokman, Zülkarney
47- Muhkem ve müteşâbih lafızlarının birlikte geçtiği ayet aşağıdaki surelerden hangisinde yer almaktadır? Âl-i İmrân
48- “Kur’an-ı Kerim’de birden çok kelimenin aynı manayı ifade etmesi” anlamında kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir? . Nezâir

49- Kur’an tefsirinde İsrailî rivayetler hususunda kendisine müracaat edilmekle şöhret bulan sahâbî aşağıdakilerden hangisidir? Kâ’bu’l-Ahbâr
50-Kırâat İlmi, “Kur’ân-ı Kerîm’in kelimelerinin okunuş şekillerini, râvîlerine isnâd ederek bildiren bir ilimdir” (İbnü’l-Cezîrî, Muncidu’l-Mukrîîn, 3).
51-Kur’an ilmi, “Tefsir” ve “Kıraat” olmak üzere ikiye ayrılır. ,
52-Kur’an’ın muhtelif vecihlerle okunmasını öğreten müesseselere “Dâri Huffâz, Dâri Kurrâ denir.
53-Kur’an okuyanlara Kurra’ denir.
54-Meşhur olan Sahabei Kurra’ şunlardır:Hazreti Osman, Hazreti Ali, Übey ibni Kâ’b, Zeyd ibni Sabit, Abdullah ibni Mes’ud, Ebüd-Derda’, Ebu Musa El-Eş’arî.
55-Hazreti Osman’ın halifeliği zamanında Zeyd bini Sabit’in başkanlığında kurulan istinsah heyeti işte bu nüshadan yedi nüsha kopya ederek bunları mühim İslâm merkezlerine göndermişti. Bunlara “Mesâhifi Emsâr” denir. Bir nüsha da Medine’de bırakılmıştı.
56- MÜTEVATİR KIRAATLAR (YEDİ KIRAT)
1- İbni Kesîr- Mekke.
2- Nafi’ -Medine.
3- İbni Âmir -Şam. 4-Ebu Amr – Basra.
5-Hamza-Küfe.
6-Kisaî-Küfe.
7- Âsım – Küfe.
57-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
58-Enfal: Genel olarak ganimet, fey veya selep anlamina gelen terim.Kur`an.-Kerim, surelerinden birinin ismidir.Enfal suresinin ilk ayetinde Enfal; Allah`in ihsanlari, lutuflari anlaminda savas ganimetleri demektir.
59-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
60-Garibü`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
61-Kessaf:el-Kessaf, Mutezile alimlerinde Zemahserinin (ö.538/1144) agirlikli olarak dirayet metoduyla yazdigi tefsiri.

62-Mütesabih:Kur`an-i Kerim de mana ve lafiz bakimindan tevile elvirisli olan ayetler.Birbirine benzeyen cesitli manalara alinabileck, yoruma acik benzesik ayetlerdir.
63-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan ayetler.
64-Mushaf:Kur`an- i Kerim ayetlerinin iki kapak arasinda toplanmasindan olusan kitap.
65-Tefsir:Kur`an-i Kerim`in anlamini aciklayan bilim.Dirayet tefsirlerinin meshurlar;Beyzavi, razi, zemahserinin tefsiri, son cagda dafizilalil-i Kur`an ile tefhimü`l-Kur`an.

Kaynak :
1-K.Kerim Meali
2-KUR’AN’I KERİM BİLGİLERİ, Osman KESKİNOĞLU,Türkiye Diyanet Vakfı
3-Kuran Tarihi

25

Şubat
2013

1992 Yılı Hocalı katliamı

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  256 Kez Okundu

Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde katledilmesi olayı.Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat’ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70′den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür.
Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan Hocalı kasabasında Ermeniler tarafından 1992 yılında gerçekleştirilen katliamda 613 kişinin hayatını kaybetti.Bu katliamın Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında meydana geldi. Katliamın olmasından önceki zamanlarda yani 1990′lı yılların başından itibaren bölgede bulunan Ruslar, bölgedeki tüm insanları silahsızlandırmak adına kendi meclislerinde bir kanun çıkararak taraflı davranıp, bölgedeki Azeri kardeşlerimizin ellerindeki çakıları bile toplamışlardır.Böylece, Azeri milletini silahsızlandıran Ruslar, aradan iki yıl geçmedenbölgedeki Ermeni eylemcilere destek verip, bizzat Rusların 366. Alayı da bu tür eylemlere katılarak bölgedeki Azeriler üzerine insan vicdanının kabul etmeyeceği, hakaretler ve katliamlarda bulunmuştur.

24

Şubat
2013

DiyanetYeterlilik Kur’an’ı Kerim Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  347 Kez Okundu

1-Tıvâl: uzun surelerdir. 7 tanedir:bakara, al-i imran, nisa, maide, en’am, a’raf, yunus (veya) kehf
2-Mîûn: ayet sayısı 100 civarında olan surelerdir. 10 tanedir:tevbe, nahl, hûd, yûsuf, kehf, isra, enbiya, taha, şuara, saffât
3-Mesânî: ayet sayısı 100’den az olanlardır:ahzab, hacc, kasas, tâ-sîn, neml, nur, furkan, enfal, meryem, ankebut, rûm, yâ-sîn, mümtehine, fetih, haşr, tenzil, secde, talak, nûn, hucurat ve hâ-mîm ile başlayan sureler
4-Mufassal: (kısa sayılacak uzunluktaki sureler) bunlarda kendi aralarında:
1.Tıval-ı mufassal (uzun) hucurat’dan burûc’a kadar
2.Evsat-ı mufassal (orta) burûc’dan beyyine’ye kadar
3.Kısâr-ı mufassal (kısa) beyyine’den nâs’a kadarolmak üzere üç grupta sınıflandırılır.
5-29 sure hurûf-u mukatta’a (hecâ harfleri) ile başlar:Bakara, âl-i imran, a’râf, yunus, hûd, yusuf, ra’d, ibrahim, hicr, meryem, neml, kasas, ankebut, rûm, lokman, secde, yâ-sîn, sâd, mü’min, fussilet, şûra, zuhruf, duhan, tâ-hâ, şu’arâ, casiye, ahkâf, kâf, kalem(bu surelerin 27’si mekki, 2’si (bakara ve al-i imran) medeni’dir)
6-Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresi.
7-Besmele ile başlamayan sûre Berae suresi
8-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler Bakara-Al-i İmran
9- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
10- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an
11- Vücuh: “Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder?
12- Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere ne ad verilir?İlhâdî tefsir
13- Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
14- Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile Burhân-ı limmî
15- “Ahd-i Atik” hangi kutsal kitabın adıdı? Tevrat
16- Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime ve cümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması aşağıdaki hangi kavramla ifade edilir?Îcâz
17- Medine’de son inen sure hangisidir?Nasr suresi
18- “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı hangisidir? Ayet
19- En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı kaç tanedir?6236
20- Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet hangisidir? Bakara suresi 282. Ayetidir.

21- Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım
22-Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi kimdir? Seyyit Kutup
23- İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
24-Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde gerçekleşmiştir? Emeviler Döneminde
25-Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı kimdir? Zeyd bin Sabit
26-Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere ne ad verilir? Hizb
27-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline ne denir?Hadr
28-İmam-ı Hafs, “Asım” Kıraat imamının ravisidir.
29-“Kasr”, uzatmadan okumayı ifade eder.
30-Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere “Sıfat” denir.

31–Medd-i Muttasılda asli med üzerine ilave edilen meddin hükmü “Vaciptir”.
32-Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama “Revm” denir.
33-Kıraat-ı Asım’a göre Fussilet suresi 44.ayette ءاْعجَمِّىٌ kelimesinin 2.hemzesinde uygulanan okuma şekline “Teshil” denir.
34-Hud Suresi 44.ayette “Ya Büneyyerkemmeana” daki tecvid kuralına “İdğam” denir.
35-Kıraat imamlarının çoğunluğuna göre hadr usulü ile okuyuşta meddi munfasıl “Bir” elif miktarı uzatılır.
36-“Tekasür” suresinin başındaki hemze Kat’ hemzesidir.
37-Sekte olan sureler: Yasin,Mutaffifin,Kehf
38-Harfi tüm özellikleriye okumaya “İzhar” denir.
39-Medleri en uzun ölçü ile okumaya “TUL” denir.
40-Hem yazıda, hem de okunuşta bulunan, kelimenin gerek vaslı ve gerekse vakfı halinde değişmeyen ve sabit kalan hemzelere “Kat’ hemzesi” denir.
41-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat imamımızın adı : “Asım” dır.
42-Bütün kıraat imamlarının Kur’an tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme “Kıraat ilmi “ denir.
43-Kur’an okumada Ref-i savt denen kavrama “Sesi Yüksletme” denir.
44-Kur’an’ı yavaş yavaş,anlamını düşünerek okumaya “Tertil” denir.
45-Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi sureye “Es-Seb’u’t-tıval” denir.
46-Hurufu’l-Halk harflerinin adedi “6” dır.
47-Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan,açık ve belirgin hatalı okuyuşa “Lahn-i Celi” denir.
48-Harfi medden sonra gelen,asli med üzerine ziyadeyi gerektiren medde “Fer’i Med” denir.
49-Vakf-ı mutlak secavend harflerinden ط harfiyle gösterilir.
50-Hemze ile başlayan kelimelerde,kendisi ile başlanınca okunan fakat kendinden önce harekeli bir harf gelince okunmayan hemzelere “Hemze-i Vasl” denir.
51-“Tehdit ve ibret ifade eden sözlerin geçtiği yerlerde” Kur’an tilaveti esnasında Ref’i savt yapmak uygun olmaz.
52-Aşağıdakilerden hangisi Kur’an ilimleri arasında yer almaz?Sebeb-i Vürud
53-Ayetlerin açıklanmasında başka ayetleri, Hz. Peygamber ve ilk nesil Müslümanlarının
açıklamalarını aktarmak suretiyle yapılan tefsire ne ad verilir?Tefsir bi’r-rivaye
54-“Aksâmü’l-Kur’ân” Kur’ân’daki yeminler
55- İbn Kesîr’in kaleme aldığı “Tefsîru’l-Kur’ân’il-Azîm”
56- “Müşkilü’l-Kur’ân” ifadesinin tanımı :Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
57- Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirler,İlhâdî tefsir
58- Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
59- Meâl :Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.
60- Tefsir :Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.

61-Mushaf:Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
62- Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
63- Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
64-Tul ne demektir? Medleri en uzun ölçü ile okumak .
66-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
67-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
68-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
69-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
70-Garîbu’l-Kur’ân: Farklı lehçelerde kullanılan kelimeler.
71-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
72-İ’câzu’l-Kur’ân: Â ciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çü rütmek.
73-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir..
74-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
75-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
76-Siyak/Sibak :Kuran ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması.
77-Her ayetinde Allah yazılı sure Mücadele sueresidir.
78-Tilavet secdesi ile biten sureelr;Araf,Necm ve Alak sureleri.
79-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
80-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
81-Meviza:Kuranın isimlerinden biri olup, mevizanın anlamı; Kuranın nasihat ve öğüt vermesi.
82-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
83-Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti Maide suresinin 3. Ayetidir.
84-İlk inen ayetler, alak sürenin ilk beş ayetleridir.
85-Kuran-ıKerim.hz.Ebubekir zamanında bir araya getirildi.
86-Kuran-ı Kerim,Hz.Osman zamanında çoğaltıldı.
87-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
88-Kuran-ı Kerim , takriben 23 yılda nazil oldu.
89-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
90-Muavvizateyn:felak-nas sureleri; muavvizat ise:ihlas,felak ve nas sureleri.

91-işari tefsir:tasavvufi tefsir.
92-MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidirBakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir. İnsanlar arasındaki borç alacak ilişkilerini ele aldığı için Müdayene (Borç alıp verme)Ayeti diye bilinmektedir.Müdayene ayeti;Borç alıp vermede uyulması gereken esasları belirlemektedir
93-DÂRU’L-KURRA:”Yer, mekân, ev” gibi anlamlara gelen “dar” ile “okuyan” anlamindaki “kari” kelimesinin çogulu olan “kurra” kelimelerinden meydana gelen “Dâru’l-Kurra”, Kur’an-i Kerim’in ögretildigi, bir bölümünün veya tamaminin ezberletildigi ve kıraat vecihlerinin talim ettirildiği mektepler için kullanılmıştır. Bazi Müslüman devletlerde bu müesseselere “Dâru’l-Kur’an” ve “Dâru’l-Huffaz” gibi isimler de verilmistir.
94-MİHNE OLAYI:Kur’ân-ı Kerîmin mahlûk oluşuyla ilgili olarak Mu’tezile tarafından ileri sürülen görüş, devletin de destek vermesiyle İslâm âlemini zor durumda bırakmıştır. Ahmed b. Hanbel, muhafazakâr âlimler için bir imtihan vesilesi (fitne) olan bu olay karşısında büyük bir azim ve sebatla direnmiş, sonunda devletin desteğini çekmesi üzerine Mutezile davayı kaybetmiştir.
95-Kur’an’daki kelime sayısı: 77.934 veya 77.437’dir.
96- Kur’an’daki harf sayısı: 326.048 veya 323.671’dir. Kelime ve harf sayısındaki farklılık, imla ve kıraattaki ihtilaftan ileri gelmektedir.
97- Cüz: Mushaflar 30 cüze ayrılmıştır. Her cüz 20 sayfadan oluşmaktadır. Mushafların sol tarafındaki sayfa kenarına konan işaretlerle gösterilmiş, içine cüz yazısı ve sayısı yazılmıştır.
98-Tahmis ve Ta’şir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Ta’şir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir. Türkiye’de basılan Mushaflarda bu işaretlere rastlanmamaktadır. Ancak bu mushaflarda görülen “Aşr” işaretinin ise konu başlangıç ve bitimini ifade eden “Ruku alametleri” olduğu bilinmektedir.
99-MUAVVİZAT:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
100-Arz: “Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır
101–Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
102-Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.
103-Tavasim:Tasin Mim ile başlayan Şuara ve Kasas suresiyle Ta sin diye başlayan Neml suresini ihtiva eder
104-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
105-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
106-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
107-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi Ziyad b. Sümeyye
108-Hazreti Osman muhtelif kıraatleri önlemek için Kur’an’ı istinsah ettirip etrafa “Mesahifi Emsar” yollamıştı.
109-Kur’an’ın Diğer İsimleri
1) El-Kitab ,2) El-Furkan,3) Ez-Zikr,4) Et-Tenzil,5-8) El-Huda (Hidayet), Er-Rahmet, Eş-Şifa, El-Mev’ıza (Öğüt),9) En-Nûr,10) El-Mubarek,11) El-Mubin (Apaçık),12) El-Büşra (Müjde),13) El-Azîz (Kıymetli-Yüce),14) El-Mecid (Şerefli-Üstün), 15) El-Beşir en-Nezir (Müjdeleyici-Korkutucu),16) er-Ruh,17) eş-Şifâ,18) el-Mesânî,19) Ümmü’l-Kitab
110-Besmele: Tevbe suresinin dışında bütün surelerin başında besmele vardır.Nelm suresinin 30. Ayetinde gecmesi nedeniyle Kuran ın bir ayeti olduğunda ihtilaf yoktur.
111-Secde Ayetleri:Secde ayetleri Kuran da 14 tanedir.Secde ayeti okunduğunda tilavet secdesi yapılmalıdır.Tilavet secdesi hanifilere göre vaciptir.
112-Sure: Sözlükte yüksek rütbe mevkişerefyüksek binasur gibi manalara gelir.Çoğulu suver dir.Terim olarak ayetlerden en az 3 ayetten meydana gelen başı ve sonu bulunan müstakil Kuran parcası demektir.
113-Surelerin Tertibi:Surelerin terkibinde farklı görüşler mevcuttur.
114- VAKIF:”Kelime üzerinde kıraata tekrar başlamak niyetiyle adet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten”ibarettir.
115-İBTİDA:”ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya” denir.
116-İNZÂL VE TENZİL :Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
117-VAHİY KATİPLERİ:Hz. peygamberin(s.a.s) İslâm’ın ilk günlerinden itibaren vahiy kâtipleri ittihâz etmiş, inen âyetleri onlara yazdırmıştı. Tefsir usulü kaynaklarında verilen bilgilere göre, Kur’ân’ın bir arada toplanması üç merhalede gerçekleşmiştir. Kur’ân Hz. Muhammed (s.a.s)’in zamanında yazılmış, Hz. Ebu Bekir’in zamanında bir araya toplanmış ve Hz. Osman’ın zamanında da, kitap haline getirilerek çoğaltılmıştır. Zeyd b. Sabit, Kur’ân’ı Hz. Peygamber (s.a.s)’in zamanında yazı ile kaydettiklerini haber vermiştir (ez-Zerkeşî el-Burhân fi Ulumi’l-Kur’ân, Mısır 1972, I, 235).
Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh, Medine de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sabit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
118-KIRAAT: “Bir okuyucunun ses ve söz aracılığı ile iradeli olarak harflerden kelimeler, kelimelerden cümle ya da cümleler oluşturmak suretiyle meydana getirdiği Kur’ân metnini (kıraatini) acele etmeksizintecvid disiplini doğrultusunda yavaş yavaş kendisine veya bir başkasına
duyuracak şekilde okumasıdır”.
119-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
120-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.

121-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
122-İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
123-İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
124-KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir

125-ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, -ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
126-VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
127-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
128-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
129-Hz. Peygamber’in En Büyük Mucizesi:KUR’AN’ı Kerim en büyük mucizedir. KUR’AN’ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır.
130- KUR’AN ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır. KUR’AN’ı Kerim’in El-kitap, Zikir, Furkan, Hüda gibi isimleri vardır.
131-Çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
132-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
133-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
134-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
135-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
136-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
137-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
138-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
139-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
140-Kuran-ı Kerimde din kelimesi:Ceza,mükafat,hüküm ,hesap manalarında kullanılmıştır.
141-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
142-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
143-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
144-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
145-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
146- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.

24

Şubat
2013

Kur’an’ı ilk defa harekeleme,noktalama

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  710 Kez Okundu

1-Kur’an’ı ilk defa harekeleme:Kur’an’ı ilk defa harekeleme yoluna giden Ebu’l-Esved ed-Düeli (69/688)’dir. Harflerin noktalanması işi Irak valisi Haccac b. Yusuf(95/713)’un emriyle Düeli’nin talebesi Nasr b. Asım (89/708) yapmıştır. Bazı rivayetlerde de bu noktalama işini Yahya b. Ya’mer (129/746)’in gerçekleştirdiği belirtilmektedir.Halil b. Ahmed (175/791)’in bildiğimiz hemz, teşdid, sıla, revm ve işmam gibi diğer noktalama işaretlerini tamamlamasıyla son şeklini almıştır.
Müslümanlar tarafından ilk baskısı 1787 yılında Rusya’nın Saint-Petersbourg şehrinde Mevlay Osman tarafından gerçekleştirilmiştir. 1828 yılında ilk taş baskı Tahran’da yapılmıştır.1877 yılında İstanbul’da basıldı.Kur’an’ın nokta ve harekelenmesiyle ilgili bir çok eser yazılmıştır. Bunlar arasında Ed-Dani (444/1053)’nin “El-Muhkem fi Nakti’l-Mesahif” adlı eseri meşhur olanıdır.
2-Kur’an-ı Kerim’in cem edilmesi denince; hem Kur’an’ın baştan sona ezberlenerek toplanması; hem de harf harf, kelime kelime, ayet ayet ve sure sure yazılmak suretiyle yazıya geçirilmesi anlaşılır. Kur’an-ı Kerim üç defa cem edilmiştir. Bu dönemler şunlardır.
a. Hz Peygamber dönemi; Peygamberimiz zamanında Kur’an, hem ezberlenmiş hem de yazılmıştır.
b. Hz Ebubekir dönemi; Hz Ebubekir döneminde Kur’an, hem ezberlenmiş hem de Mushaf haline getirilmiştir.
c. Hz Osman dönemi; Hz Osman döneminde Kur’an, hem ezberlenmiş hem de yazılmış ve çoğaltılarak İslam ülkelerine gönderilmiştir.

3-Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
4- Medenî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
5-Sebeb-i Nüzûl :Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
6-Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı nedir?
Arz.
7-Seb’u't-Tıvâl sureler :Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
8-Muhkem ayet :Açık ifâdeli âyetlerdir
9-Müteşâbih ayet :Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
10-Tefsir çeşitleri:
1- Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. Örnek olarak;
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
2- Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsirlerdir. Rasûlallah’tan gelen rivâyetler esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Örnek olarak;
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.

11-Sekte Kur’an’ da 4 yerde bulunur; Kehf, Yasin, Kıyame, Mutaffifin surelerinde bulunur.
12-Hükmürra :Ra- harfinin durumuna göre ince yada kalın okunması demektir.
13- Bazı surelerin başında buluna elif-lam-mim- gibi harflere Huruf-u Mukatta (Mukatta harfleri) denir.
14-“Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere Miun denir.”
15-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere Seb’ul Mesâni
16-“Sure” kelimesiyle başlayan sûre Nur
17-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler Bakara-Al-i İmran
18-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi Bakara-Kevser
19-Kur’an’ın toplanması Hz.Ebu BekiHalife döneminde olmuştur.
20-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe Zeyd b.Sabit
21- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an.
22-Besmele: Tevbe suresinin dışında bütün surelerin başında besmele vardır.Nelm suresinin 30. Ayetinde gecmesi nedeniyle Kuran ın bir ayeti olduğunda ihtilaf yoktur.
23-Secde Ayetleri:Secde ayetleri Kuran da 14 tanedir.Secde ayeti okunduğunda tilavet secdesiyapılmalıdır.Tilavet secdesi hanifilere göre vaciptir.
24-Sure: Sözlükte yüksek rütbe mevkişerefyüksek binasur gibi manalara gelir.Çoğulu suver dir.Terim olarak ayetlerden en az 3 ayetten meydana gelen başı ve sonu bulunan müstakil Kuran parcası demektir.
25-114 sure vardır.Ubey b.Kab
a göre 87 si Mekki 27si ise Meddenidir.En uzun süre 286 ayeti olan Bakara süresi en kısası ise Kevser Suresidir. Kuran ın surelere ayrılması tevkifidir yani vahye dayanır.
26-Es- Sebut tuvel: En uzun 7 sure demektir.
27-El Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
28-Kuran- Kerimin Okuyuş Şekilleri:Kıraat alimlerine göre Kuran 3 şekilde okuna bilmektedir.
1. Tahkik: Kuran okumada bütün unsurları ile tam hakkını verecek ve okuyuş hassasiyetinde en son imkanı kullanarak Kuran okuma tarzıdır.
2-Tertil: Kuran dura dura acele etmeden anlaya anlaya okumaya denir
3- Hadr:Tecvidli hızlı okuma.

29- Vakıf ve ibtida :
a) VAKIF:”Kelime üzerinde kıraata tekrar başlamak niyetiyle adet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten”ibarettir.
b)İBTİDA:”ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya” denir.

30-İNZÂL VE TENZİL :Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.

31-AYET:Sözlükte “açık alâmet, işâret, emâre, iz ve nişâne” demektir. Çoğulu ây ve âyât’tır. Allah’ın varlığına delâlet eden şeylere ve peygamberlerin hak olduğunu ispat eden mucizelere de âyet denir.
32-Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh, Medine de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sabit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
33-KIRAAT: “Bir okuyucunun ses ve söz aracılığı ile iradeli olarak harflerden kelimeler, kelimelerden cümle ya da cümleler oluşturmak suretiyle meydana getirdiği Kur’ân metnini (kıraatini) acele etmeksizintecvid disiplini doğrultusunda yavaş yavaş kendisine veya bir başkasına
duyuracak şekilde okumasıdır”.
34-TİLAVET: “Harflerin edası ve kelimelerin anlamı açısından diğer okuma biçimleri olan kıraat ve tertîl’in özelliklerini kapsamakla birlikte onlara nisbetle daha çok itinalı, anlam ağırlıklı ve hatta ilahî kelamın anlaşılmasından onu tecrübe ekmeye yönelik bir okuma biçimidir”
35-MUKATAAT-I SÜVER (SÛRE BAŞLARI):Bazı sûrelerin başlarındaki “Elif, Lâm, Mim, Yasin,Nun, Hamim” gibi harflere “Mukataât-ı Süver” denir.Bunlar müteşabihattandır.Bunlar 29 sûrede geçer. Bakara ve Al-i İmran Medenî olup kalan 27′si Mekkîdir. Tekrarlanan harfler 14 harftir. Yâni Arap Elifbasının yarısıdır.
36-MUSHAF:Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “
Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir. Habeşçe mişhaf kelimesinden gelir.İslam’a göre Kur’an son peygamber Hz. Muhammed(SAS) in mucizelerindendir.
37-CÜZ:Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.Cüz bir İslam terimidir. Bu terimin anlamı: Kur’an’ı Kerim’de ki her 20 sayfaya verilen addır. Kuran’ı Kerim’de yaklaşık 30 cüz vardır..

38-CEBRAİL:Cebrail Peygamberlere vahy getirmek, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melek. Dört büyük melekten birisi ve en üstünü.Cebrâil aleyhisselâmın ismi Kur’ân-ı kerîmde geçmekte olup, ayrıca Cibrîl, Rûh-ul-Emîn ve Rûh-ul-Kuds diye de zikredilmektedir. Cebrâil kelimesi lügatta “Allahü teâlânın kulu” mânâsındadır. Cebrâil’e ayrıca Nâmûs-ı Ekber de denilmiştir. Cebrâil aleyhisselâmın vazîfesi peygamberlere vahy getirmektir.
39- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
40-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme
alman tefsirin tam adı Hak Dini Kur’an Dili
41-ilk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
42- Kur’an okurken, “nefes almadan sesi kesmeye” sekte denir.

23

Şubat
2013

Hadis Usulu Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  359 Kez Okundu

HADİS ISTILAHLARI

Kudsi hadis: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in yüce Rabbinden yaptığı rivayettir. Aynı zamanda buna Rabbanî hadis ve ilâhî hadis de denilir.

Mütevatir: Adeten yalan söylemek üzere birbirleriyle anlaşmaları imkânsız bir topluluğun rivayet ettiği ve maddi bir şeye isnad ettikleri rivayettir.
Âhâd:Mütevatirlerin dışında kalanlardır.
Rivayet yolları itibariyle: Meşhur, aziz ve garib olmak üzere üç kısma ayrılır.
1- Meşhur: Üç ve daha fazla kişinin rivayet ettiği fakat tevatür sınırına ulaşmayan rivayettir.
2- Aziz: Sadece iki kişinin naklettiği rivayettir.
3- Garîb: Sadece bir kişinin naklettiği rivayettir.
Mertebe itibariyle de beş kısma ayrılır: Sahih li zâtihî, sahih li gayrihî, hasen li zatihî, hasen li gayrihî ve daîf (zayıf)
1- Sahih li zâtihî: Zaptı tam, adaletli ravinin muttasıl bir senedle rivayet ettiği, şaz olmayan ve mertebeden kabule engel bir illeti bulunmayan rivayettir.
2- Sahih li gayrihî: Bu bir kaç yoldan rivayet edilmesi halinde, hasen li zatihi olan hadistir.
3- Hasen li zâtihî: Adaletli olmakla birlikte zaptı pek kuvvetli olmayan bir kimsenin muttasıl bir senetle rivayet ettiği, şazlıktan ve reddedilmeyi gerektiren illetten uzak hadistir.
4- Hasen li gayrihî: Zayıf hadisin, biri diğerini telafi edecek ve aralarında yalancı ve yalanla itham olunmuş bir ravi bulunmayacak şekilde birkaç yoldan nakledilmesidir.
5- Zayıf: Sahih ve hasen şartlarını taşımayan hadistir.
Munkatı’ Hadis:Munkatı’ senedin dört kısmı vardır: Mürsel, muallak, mu’dal ve munkatı:
1- Mürsel: Sahabinin ya da tabiînden olan bir kimsenin peygamberden duymadığı bir şeyi peygambere ref’ etmesi (nisbet etmesi) demektir.
2- Muallak: Senedinin baş tarafları zikredilmeyendir.
3- Mu’dal: Senedinde arka arkaya iki ve daha fazla ravinin zikredilmediği hadistir.
4- Munkatı’: Senedinde bir ya da arka arkaya olmamak şartı ile daha fazla ravinin hazfedildiği rivayettir.
Muzdarib:Muzdarib: Ravilerin, senedinde ya da metninde ihtilâf ettikleri ve bunların birarada telifine ya da tercihine imkân bulunmayan rivayetlere denir.
Mevzu: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem aleyhine yalan olarak uydurulmuş hadistir.
Cerh: Ravinin, rivayetinin reddedilmesini gereken bir niteliğe sahip olduğunu tesbit etmek yahut kabul edilmesini gerektiren bir niteliğe sahip olmadığını belirterek, rivayetinin reddedilmesini gerektirecek şekilde sözkonusu edilmesidir. Ravi hakkında: O kezzâbtır (çok yalancıdır), fasıktır, zayıftır, sika değildir, muteber değildir ya da hadisi yazılmaz, demek gibi.
Cerh mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısma ayrılır:
Mutlak: Ravinin herhangi bir kayıt sözkonusu edilmeden cerh edildiğini belirtmek. Bu her halükârda onun rivayetinin reddedilmesini gerektirir.
Mukayyed: Ravinin şeyh (hoca) ya da taife ya da buna benzer muayyen bir şeye nisbetle cerhedildiğinin sözkonusu edilmesi. Bu o muayyen şey, hakkındaki rivayetinin reddedilmesini gerektiren bir illet olur, başka hususlar için olmaz.
Ta’dîl: Ravinin rivayetinin kabul edilmesini gerektiren bir sıfata sahip olduğunun, rivayetinin de reddedilmesini gerektiren bir niteliğinin bulunmadığının belirtilmesi suretiyle ravinin sözkonusu edilmesidir. O sikadır, o sağlam birisidir, onda bir beis yoktur ya da hadisi reddolunmaz denilmesi gibi.
Mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısma ayrılır:
1- Mutlak: Ravinin herhangi bir kayıt sözkonusu edilmeden adalet ile anılmasıdır. Bu onun her durumda sika olduğunun belirtilmesi demektir.
2- Mukayyed: Ravinin şeyh, taife ya da buna benzer muayyen bir şeye nisbetle âdil olduğunun belirtilmesidir. O vakit bu, o muayyen şeye nisbetle sika olduğunu -başka hususlarda böyle olmadığını- ifade etmek olur.
Merfû’: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’e izafe edilendir.
Mevkûf: Sahabiye izafe edilmekle birlikte merfû’ hükmü sabit olmayan rivayettir
Maktû’: Tabiîye ve ondan sonra gelenlerden birisine izafe edilendir.
Sahabi: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem ile ona iman ederek birlikte bulunan yahut onu gören ve bu hal üzere ölen kimsedir.
Muhadram: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’e hayatta iken iman etmekle birlikte, onunla bir araya gelememiş olan kimseye denir. Muhadramlar ashab ile tabiîn arasında bağımsız bir tabakadırlar denildiği gibi, hayır, onlar tabiînlerin büyükleridir, diye de söylenmiştir.
Bazı ilim adamları bunların yaklaşık kırk kişi kadar olduğunu dahi söylemiştir. Bunlardan bazıları: el-Ahnef b. Kays, el-Esved b. Yezid, Sâd b. İyas, Abdullah b. Ukeym, Amr b. Meymun, Ebu Muslim el-Havlânî, Habeşistan kralı Necaşi.
Tabiûn: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’e iman eden bir kişi olarak sahabi ile birarada bulunan ve bu hali üzere ölen kimsedir.
İsnâd, âlî ve nâzil olmak üzere iki kısımdır:
Âlî isnad: Sıhhate daha yakın olandır, nâzil isnâd da bunun aksidir.
Müselsel: Ravilerin gerek rivayet eden, gerek rivayet ile ilgili aynı husus üzerinde ittifak etmeleri demektir.
Hadis Rivayeti (Edâu’l-Hadis):Hadis rivayeti (edâsı): Başkasına ulaştırmak demektir.
Kütüb-i Sitte:Bu tabir aşağıdaki usûl (ana kitaplar) hakkında kullanılır:
1- Sahih-i Buhârî
2- Sahih-i Muslim
3- Nesâî’nin “Sunen”i
4- Ebû Dâvûd’un “Sunen”i
5- Tirmizî’nin “Sunen”i
6- İbn Mâce’nin “Sunen”i

Bir şair şöyle demiştir:
“İlim bir avdır, yazmak o avın bağıdır
Sen avlarını sağlam iplere bağla
Bir ceylan avladığın halde onu
Ortalıkta serbest bırakman ahmaklıktır.”
Hadis, sahih, hasen ve zayıf olmak üzere üç bölüme ayrılır.
Mevzu’a gelince, “Mevzu’ hadis” tabirini işittiğin veya bir yerde okuduğun zaman şunu bilmelisin ki, buradaki hadis sözü, onun nakil ve rivayet edilmesinin haram olduğunu gösterir.
(Mevzu’ hadis: Yalancıların uydurduğu ve iftira ederek Rasulüllah (as)’a nisbet ettiği haberdir . Mevzu’ hadis, gerçekte hadis hükmünde olmayıp, yalnız onları uyduranlara göre hadis hükmündedir ).
Sahih hadis: “Şaz ve mu’allel olmayarak, isnadı Rasulü Ekrem (as)’e veya sahabeden yahut daha sonrakilerden birine varıncaya kadar adl ve zabt sahibi kimselerin, yine kendileri gibi adl ve zabt sahibi kimselerden muttasıl senedlerle rivayet ettikleri hadistir”.
(Şaz hadis: Makbul bir ravinin kendinden daha makbul olan bir raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir).
(Muallel hadis: Dış görünüşü bakımından kusursuz gibi görünse bile, sıhhatini zedeleyen bir kusuru olduğu anlaşılan hadistir).
(İsnad ve sened: Bir metnin sonraki nesiller tarafından kaynağına ulaştırılmasıdır).
(Metin: Bir hadisin bölümlerinden ikincisidir ve isnadın son bulduğu yerden başlayan kısımdır. Bu kısım umumiyetle Hz.Peygamber (as)’le ilgili bir konuyu aktaran ifadelerdir.
(Adl: Ravinin büyük günahları işlediği bilinmemesi ve küçük günahları işlemekte ısrar etmemesidir. Bu özellikleri taşıyan kimselere hadis ıstılahında adl veya adil denir, çoğulu ise udul gelir).
(Ravi: Genellikle Hz.Peygamber (as)’in hadislerini rivayet eden kimseye denir)
(Zabt: Ravinin işittiği bir hadisi aradan uzun zaman geçse bile dilediği anda hatırlayabilecek şekilde ezberleyip aklında tutma yeteneğine sahib olması”. İbnu Hacer’e göre buna zabtu’s-sadr (göğüs zabtı) denir.
(Muttasıl sened: Ravilerinin herbirinin bir önceki raviden işitmesi sebebiyle ilk raviye dayanan sened).
Sahih hadise müsned ve muttasıl dendiği gibi, mütevatir ve ahad da denir; ayrıca garib ve meşhur demek de mümkündür.

Mütevatir Hadis:“Aklın ve adetin yalan üzere birleşmelerini imkansız gördüğü bir topluluğun, senedin başından sonuna kadar yine kendileri gibi bir topluluktan rivayet ettiği sahih hadistir”.
(Muhaddis: Senedler, illetleri, senedde adı geçen ravileri, isnadın ali ve nazil olanını bilen, çok sayıda hadis ezberleyen, Kütüb-i Sitte’yi, Ahmed b. Hanbel ‘in Müsned’ini, Beyhaki’nin Sünen’ini, Taberani’nin Mu’cem ‘ini ve ayrıca bin tane hadis cüz’ünü dinlemiş olan kimseye denir).
(İllet: Bir hadiste dışarıdan farkedilemeyen ve bu hadisin sıhhatini yok edecek nitelikteki kusuruna denir).
(Ali İsnad: Herhangi bir hadisin ravisi ile kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya o hadisi rivayet etmiş bulunan meşhur hadis imamlarından birisi arasında en az sayıda ravinin bulunduğu veyahut da tanınmış hadis kitaplarından birinin musannefine arada en az ravi ile ulaşabilen isnaddır).
(Musannef: Çeşitli konulardaki hadisleri bir araya toplayan hadis kitaplarına denir).
(Nazil İsnad: Ali İsnad’ın zıddıdır ve hadisi rivayet eden son ravi ile ilk kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya bir hadis alimi arasında normalin üstündeki sayıda ravi bulunan isnaddır).
(Kütüb-i Sitte: Altı kitap anlamındadır. Bunlar şunlardır: İmam Buhari’nin ve Müslim’in Sahihleri, İmam Ebu Davud, et-Tirmizi, en-Nesei ve İbnu Mace’nin Sünen’leri ).
(Müsned: İslam’a giriş sırası esas alınarak sahabe adlarına veya neseblerine (soylarına) göre hadislerin zikredildiği kitaplardır. Bu müsnedlerin en mükemmeli ve en genişi İmam Ahmed b. Hanbel’in Müsned’idir. Bu kitapta kırk bin müsned hadis vardır. Bunlardan on bini mükerrerdir (tekrar edilenlerdir)).
(Sünen: Hz.Peygamber (as)’in sünnetini aksettiren hadislerin yazılı olduğu kitaba denir. Sünen kitaplarında genellikle merfu’ yani Hz.Peygamber (as)’e ait hadisler bulunur. Sünen kitapları ikinci hicri asrın ilk yarısından itibaren yazılmaya başlanmıştır).
(Mu’cem: Hocaların veya şehirlerin yahut kabilelerin adlarına göre hadislerin alfabetik olarak sıralandığı kitaplardır. En meşhur mu’cemler, et-Taberani’nin el-Kebir, el-Evsat ve es-Sağir adlı mu’cemlerdir).
(Hadis Cüz’ü: Daha ziyade belli bir kişiden gelen hadisleri toplamak maksadıyla tertip edilen (düzenlenen) çoğu küçük çapta hadis kitaplarına denir).
(Haber-i Vahid: Bir nesilde bir tek ravi tarafından rivayet edilen habere denir).
(Tahric: İki manada kullanılır. Birisi rivayet, diğeri hadislerin kaynağını göstermek).
Kabule şayan (layık) görüş, İbnu Hazm ‘in görüşüdür; zira sadece Sahihayn hadislerinin kat’iyet ifade ettiğini söylemenin hiçbir manası yoktur. Bu iki kitabın dışında kalan kitaplardan sıhhati kesin surette bilinenleri de aynı şekilde kabul etmek gerekir. Bunların mü’minlerce büyük bir değeri haiz olması (büyük bir değer taşıması), diğer kitaplardaki sahih hadislerin değerini küçümsemeyi gerektirmez.
(Sahihayn: İki sahih manasına gelen bu tabir İmam Buhari ve İmam Müslim’in sahihlerine denir . Sahih terimi ise sahih hadisleri ihtiva (içeren) eden kitaplar için kullanılır).
“Sahih hadisin özelliği, Rasulüllah (as)’dan meçhul olmayan bir sahabi, ondan da iki tabii rivayet etmek suretiyle ve hadisçiler tarafından makbul addedilerek -birinin şehadet etme ehliyetini haiz olduğuna (taşıdığına) şehadet etmek gibi- günümüze kadar rivayet edilegelmesidir”.
(Tabii: Hz.Peygamber (as)’in ashabından herhangi birisi ile görüşüp ondan hadis rivayet edene denir).
(Sahabi (çoğulu: ashab veya sahabe): Hz.Peygamber (as)’i peygamberliği sırasında mü’min olarak gören, mü’min olarak ölen kişilere denir).
Sadece sahih hadisleri ilk defa toplayan İmam Buhari’dir. Sahih hadisleri toplama mevzuunda (konusunda) İmam Buhari’yi, talebesi İmam Müslim takip etmiştir.
Hemen hemen ulemanın ekserisi (alimlerin çoğu), en sahih hadislerin Daru’s-Sünne (sünnet yurdu) olan Medine halkı tarafından rivayet edilenler olduğunu kesinlikle belirtirler.
(İhticac: Hadisten hüküm çıkarmaya denir) .
(İstişhad: Bir hadisin aynı manaya gelen ve bir başka sahabiden nakledilen şahidini rivayet etmek, onu şahidi ile desteklemektir).
(Münker hadis: Zayıf bir ravinin sika raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. Münker, şazın zıddıdır; zira şazın ravisi sika olduğu halde münkerin ravisi sika olmayıp zayıf kimsedir).
(Sika: Adalet ve zabt vasfı taşıyan ravilere denir).
Hadis İlimlerinin Temellerine Bir Bakış
Sünnetin Kur’an dan sonra ilk başvurulacak merci olması ve Kur’an ‘ın pratiğe geçirilmesi açısından İslami ilimler arasında hadis ilimlerinin ne kadar önemli olduğunu belirtmeye hacet yoktur. Kur’an ayetleri bize hiç bir bozulma olmadan ulaştığı için onun orijinalliğini araştırmaya gerek yok ise de, bize ulasan sünnetin hangilerinin ne doğrulukta ulaştığını araştırmak hadis ilimlerinin konusu olmuştur.
Bugün İslam’a gönül vermiş, onun derdini kendine dert edinmiş herkesin hadis ilimlerine dair temel bilgileri — yalnızca ana hatları ile de olsa — bilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Nasıl ki matematik ile ilgili dört işlem gibi temel bilgileri bilmek bir insani matematik uzmanı yapmıyorsa, temel hadis usulü bilgilerini bilmek de bir Müslüman muhaddis yapmayacaktır. Ama yine de bu bilgiler, hadis öğrenirken, hadis eserlerine bakarken, onların sağlıklı ulaşıp ulaşmadığını anlamada yardımcı olacak, o kişiyi hadis/haber alma ve verme şuuru ile donatacaktır. İste bu düşünce ile müteakip bölümlerde hadis ilimlerine temel seviyede küçük bir giriş yapmak amaçlanmaktadır.

Hadis ilimleri deyince ilk olarak akla ilm-u dirayet-il-hadis gelir. Bu ilim dalında hadisin kuvvet derecesi, doğruluğu, bizlere sağlıklı bir biçimde ulaşıp ulaşmadığı araştırılır. Dirayet/Rivayet ikilisi bir bakıma kalite/kantine ikilisine benzer. Mesela tek bir kanaldan gelen dirayetin güçlü bir hadisin, bir kaç kanaldan gelen yani rivayetin güçlü gözüken bir hadimden daha sahih olması pek ala mümkündür.
Hadis ilimlerinden bir diğeri de ihtilaf-U-hadis’dir. Bu ilim dalı sihhaten ayni kuvvette olup birbiri ile uyuşmayan iki hadis arasındaki ihtilafı çözmekle meşgul olur. Bu durumlarda muhaddisler ve fakihler cem ve te’lif, tercih, nesh ve tevakkuf denilen metodular kullanırlar.
Hadis rivayet eden kişilerin rivayete ehil olup olmadıklarını araştıran ilim dalına da cerh ve ta’dil veya nakd-i rical denir.

*******************
Her ilim dalının bir terminolojisi olduğu gibi hadis ilimlerinin de ıstılahları vardır. Hadis ıstılahları anlaşılmadıkça hadis usulü de anlaşılamaz. Hadis ıstılahları çok sayıda olduğu için aşağıda sadece bir kısmına temas edilecektir:
Ravi hadisi rivayet eden kişidir. Bir ravi hadisi başkasından aldığında aldığı kişiye o raminin seyh’i denir. Hadisi alan ravi de talib’dir. Hadis almaya ahz, başkasına rivayet etmeye de eda tabir edilir.
Sened hadisi rivayet eden raviler zinciridir.
Cerh ve ta’dil ilminde ravilerin kalitesini belirtmek için sika (hadis rivayetine tam ehil kişi) dan vadda (hadis uyduran kişi) ya kadar çeşitli tabirler kullanilir. Bir ravi, durumu araştırıldıktan sonra, ya bu iki uçtan birinde, ya da arada bir yerde değerlendirilir.
“Sika” da iki şart aranır: Adl ve zabt. Adl ravinin hadisi bozmadan rivayet eden dürüst bir Müslüman olmasi, zabt ise hafızanın kuvvetli olmasi özelliğidir.
Hadisin ne sekilde rivayet edildigi de önemlidir. Bunlardan bazılarına sema, kiraet, icazet denir. Sema talibin seyhden dogrudan işitmesidir. Kiraet ise talibin hadisleri bir yazili metinden okuyarak seyhine arz etmesi, seyhin de onları rivayet ettiğini onaylamasıdır.
Burada, yazılı belgelere günümüzde haber bakımından verilen önemi göz önüne alarak bir noktaya dikkat çekmekte yarar var:
Sema hadisçilerin nazarında en sağlam ahz yoludur. Her ne kadar ilk hicri asırlarda hadislerin yazılması vuku bulmuş aksini iddia eden müsteşriklere gereken cevaplar verilmisse de bu, semanin birinci derecedeki önemini azaltmaz. Çünkü hadis tahsilinde asl olan kalitedir. Mesela tarihi bir vesika bulunsa hadisçiler su sorulari soracaklardir: Bu vesikayi kim yazmistir? Bu kimse haber vermede ne kadar dürüsttür? Vesikada yazdığı haberleri ögrenip yazıncaya kadar hafizasinda bozmadan tutabilmis midir? Olayi bizzat kendisi mi müsahade etmistir yoksa başkasından mi almıştır? Yazdigi haber siyasi ise, bu kisi taraf midir veya ona yazdirilmis midir? Daha sonra bu vesikada tahrifat yapilmis midir? Görüldügü gibi vesikanin sahte olmadigi bilinse bile bu yetmemektedir. Halbuki haberin dogrudan raviden dinlenmesinde bu zorluklar en aza iner. Elbette ki ravi hadisi ahz ederken seyhin hadisi hem ezberden bilip, hem de yazdigi bir kagittan okumasi daha da kuvvetlidir. Bu konuda hadisçilerin nasil titiz davrandigina dair bir örnek verelim:
Tirmizi (r.a) bir hadisi senedi ile rivayet ettikten sonra bu hadisdeki seyhi Abd b. Humeyd’in, Muhammed b. Fadl’in sunu anlattigini söyler:
Hadislerin çeşitli yönlerden sınıflandırılması:
Sıhhat yönünden:
Sahih: Aşağıdaki üç şartı sağlayan hadise denir:
Senedinde kopukluk olmamasi (muttasil olmasi)
Bütün ravilerin sika olmasi
Illet ve sazlik bulunmamasi
Bu son sartin arastirilmasi zor olup, bunda ancak Buhari gibi büyük hadis mütehassislari derinlesebilmislerdir. Illet ve sazlik olmasi durumu, ilk bakista hadisin sened ve ravi yönünden saglam gözükmesine ragmen, metin veya senedde gizli bir bozukluk olmasi halidir. Eger muallel (illetli) veya saz ise hemen zayif hadis mertebesine iner.
Hasen: Sahih hadisin sartlari bunda da geçerlidir. Su farkla ki ravilerden birisi iyi olmasina ragmen hafiza gücü gibi bir bakimdan sika mertebesine çikamamissa o hadis “hasen” olur. Hasen hadis sahihden asagi fakat ona yakin, zayif hadisden yukarda bir yerdedir.
Zayif: Genelde sahih ve hasen sartlarini, senedde kopukluk (munkati) olmasi, ravilerden bir veya bir kaçinin zayif görülmesi, illet, ve diger sebeplerden dolayi saglayamayan hadisdir.
Mütevatir: Yalan üzerine birlesmesi aklen imkansiz olan bir grup insanin rivayet ettigi hadisdir. Bu sart her tabakada tahakkuk etmelidir. Mütevatir hadise “kesin” gözü ile bakildigindan inkari tehlikeli görülmüstür. Mamafih mütevatirlerin sayilari pek azdir.
Mevzu: Uydurma hadisdir. Kimi alimlere göre mevzu hadis, zayif hadislerin en düsük derecesidir. Bir baska görüse göre de mütevatir ve mevzu hadisler, ilki kesin oldugundan, ikincisi de uydurma oldugundan hadis arastirmalarina dahil edilmezler.

Sahibi yönünden:
Merfu: Peygamber (s.a.v) e ait olan hadisdir.
Mevkuf: Söz veya fiilin sahabiye ait oldugu hadisdir.
Maktu: Söz veya fiilin tabiiye ait oldugu hadisdir.
Bir hadisin merfu olmasi onun sahih oldugunu göstermez. Merfu bir hadis pekala sahih, hasen veya zayif olabilir.
Senedde uzunlugu yönünden:
Ali: Senedin muttasil olmakla birlikte az sayida raviden olusmasidir.
Nazil: Seneddeki ravi sayisinin çok olmasidir.
Elbette ki hadisin az sayida insandan geçerek muhaddise ulasmasi tercih edilir. Mamafih nazil bir hadisin ali’den daha sahih olmasi da mümkündür.
Hadislerin sihhatlerine göre hükmü:
Sahih ve hasen hadisler ictihada elverisli kabul edilirler. Zayif hadisler ise müctehidin metoduna, hadisin zayiflik derecesine, kendini destekleyen baska hadisler olup olmamasina göre kabul veya red edilirler. Zayif hadisler genelde ictihada elverisli görülmese bile “fedail-i a’mal” konularinda, yani insanlari iyi amellere tesvik etme babinda anlatilabilirler. Çünkü zayif hadis, mevzu hadis gibi uydurma olmayip ictihadda, helal, haram gibi onemli konularda istifade edilebilecek kuvvete çikamamis hadisdir. Mevzu hadisle, zayif hadis arasindaki bu fark hatirda tutulmalidir.
Mevzu hadislere gelince, muhaddisler bunlarin asilsiz oldugu belirtilmeksizin söylenmesinin, yazilmasinin haram oldugunu söylerler. Çünkü böyle bir hadisi gören kisi onu peygamberimize ait sanacaktir. Mevzu hadisler asilsiz olduklari belirtilerek insanlari bunlara karsi uyarmak için söylenip yazilabilir.
Hadisde metin ve sened tenkidi:Bir hadisin makbul olup olmadiginin arastirmasi iki safhadan geçer:
Metin tenkidi hadisin metninin incelenmesi ile içinde tutarsizliklarin olup olmadiginin, daha kuvvetli ve yaygin hadislerle çelisip çelismediginin arastirilmasidir.
Sened tenkidi ise senedin yapisinin incelenmesi ve tarihi bilgilerle ravilerin ömürlerine bakarak kopukluk olup olmadiginin, ravilerin rivayete ehil olup olmadiginin arastirilmasidir.
Metin ve senedden bahsetmis iken muhtemel bir süphenin izalesi için muhaddisler nazarinda hadisin metin ve senedden olustugu bilinmelidir. Bazen büyük muhaddislerden bahsedilirken yedi yüz bin hadis yazmistir, bir milyon hadis toplamistir gibi ifadelere rastlanir. Bunlar süphesiz kabaca rakamlar olmakla birlikte, yine de okuyucuya mübalagali gelebilir. Gerçekten de peygamberimizin nübüvvet yillari, bilhassa hicret sonrasi günleri göz önüne alinirsa bu rakamlar çok fazladir. Ama her hadisin muhaddislerce sened ve metni ile birlikte bir bütün olarak görüldügü bilinirse durum anlasilir. Mesela Ahmed Naim Tecrid-i Sarih tercümesinde söyle der: “‘Ameller niyetlere göredir’ hadisini Hafiz Ebu Ismail-i Ensari-i Herevi yalniz Yahya b. Said-i Ensari ashabina varmak üzere yedi yüz tarikten kayd ve zabt eylemisdir.” Yani yalniz bu hadisin yedi yüzden fazla senedi var demektir ki hadis sened ve metni ile birlikte bir bütün sayildigindan bu metinde yedi yüzden fazla hadis var demektir. Artik diger hadisler de nazar-i dikkate alinirsa hadis sayisinin ne kadar kabarik rakamlara ulasacagi tasavvur edilebilir. Bu rakamlari daha da artiran bir diger husus sahabe ve tabiinin söz ve fiillerine de hadis denmesidir. (Yukarida tarifi geçen mevkuf ve maktu hadisler) Böylece bir milyon, su kadar yüz bin gibi ifadelerin hiç de mübalagali olmadigi ortaya çikar.

Hadis kitaplarinin türleri:
Hadis kitaplarinin türlerinden bir kismi sunlardir:
Cami: Akaid, ahkam, zühd, edeb, tefsir, siyer, fitneler, menakib konularindaki hadisleri toplayan eserlere denir. Mesela Buhari’nin sahihi bir “cami” dir.
Sünen: Yalnizca namaz, oruç, taharet vb. ahkam hadislerini havi kitaplardir. Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Nesai gibi. Tirmizi nin sünenine cami de denilir.
Müsned: Hadislerin onlari rivayet eden sahabe adlari altinda guruplandigi kitaplardir. Mesela önce Ebu Bekir (r.a) in rivayet ettigi hadisler, sonra Ömer (r.a) in rivayet ettigi hadisler,…, diye devam eder. Müsnedlerin en meshuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
Hadis kitaplarinin sihhatçe en kuvvetli olan altisi Kütüb-ü Sitte adi altinda toplanmistir. Bunlara “sihah-i sitte” veya “usul-u sitte” de denir. Bu alti kitaptan ilk besi Buhari ve Müslim’in sahihleri, Nesai, Ebu Davud ve Tirmizi’nin sünenleridir. Altinci kitap olarak Imam Malik’in Muvatta’sini veya Darimi’nin sünenini koyanlar olmussa da sonunda Ibn-i Mace’nin süneni agirlik kazanmistir. Bu demek degildir ki Imam Malik’in Muvatta’si sihhat bakimindan Ibn-i Mace’den geridedir. Sebep, Muvatta hadislerinin diger hadis kitaplarinda zaten mevcut olmasidir.
Kütüb-ü Sitte’nin her birinin kendine göre ayri bir meziyeti vardir. Ravilerin ahzinda daha siki sartlar koymus olan Buhari’nin Sahihi Kütüb-ü Sitte’nin sihhatçe en kuvvetli kitabidir. Imam Müslim’in sahihi sihhat bakimindan Buhari’den sonra gelir. Fakat tertibi daha güzel, metin ve senedlerdeki ifadelerde daha titizdir. Subhi es-Salih Ulum-ul-Hadis’inde söyle der:
“Hadis rivayeti mevzuunda daha çok bilgi almak isteyen Tirmizi’nin camiine, sadece ahkam hadisleri isteyen Ebu Davud’un sünenine, fikhi bablarin mükemmel siralanisini görmek isteyen Ibn-i Mace’nin sünenine müracaat etmelidir. Nesai’nin süneninde ise bu meziyetlerin bir çogu bulunmaktadir.”
Ayrica Nesai’nin süneni Buhari ve Müslim den sonra sihhatçe en kuvvetli olan, en az zayif hadis ihtiva eden kitaptir. Diger üç sünende de az da olsa zayif hadisler bulunmaktadir.
Bunlardan baska Taberani’nin mu’cemleri, Hakim’in Müstedrek’i, daha bir çok müsnedler, müstahrecler vb. varsa da bunlar sihhat bakimindan Kütüb-ü Sitte’nin asagisindadir.
Mevzuat kitaplari: Alimler, asilsiz olduklarini bildirmek maksadi ile mevzu hadisleri topladiklari bir çok kitaplar yazmislardir. Bunlardan bazilari Huseyn b. Ibrahim el-Cuzekani’nin Kitab-ul-Ebatil ve Kitab-ul-Mevzuat’i, Suyuti’nin el-Leali el-Masnua’si, Aliyyul-Kari’nin el-Masnu fi Ma’rifet-il-Mevzu adli kitaplaridir.

Zayıf Hadis: Kendinde sahih ve hasen hadislerin sıfatları (vasıfları) bulunmayan hadistir.Kısımları;
1. Mürsel HadisSenedinden bir sahabi düşen hadistir.
2. Munkatı’ HadisSenedinden bir kişinin düştüğü veya mübhem birinin zikredildiği hadistir.
3. Mu’dal HadisSenedinden birbiri peşine iki veya daha fazla ravinin düştüğü hadistir ; munkatı’ hadisten daha kapalı ve mübhemdir.
Tebe-i Tabiinin irsal ettiği hadis de mu’daldır.
(Tebe-i Tabiin: Tabiilerden sonra gelenler, tabiine tabii olanlar, tabiini takip edenler; kısaca tabiilerle görüşüp onlardan hadis rivayet edenlerdir).
(İrsal: Tabiinin büyüklerinden birinin isnadında sahabiyi atlayıp “Hz.Peygamber (as) buyurdu ki” veya “Hz.Peygamber (as) şunu yaptı” ve benzeri ifadelerle isnadını Hz.Peygamber (as)’e ulaştırarak O (as)’ndan rivayette bulunmasına denir.
4. Müdelles Hadis
Müdelles üç kısımdır:
a) İsnad Tedlisi: Ravinin muasırı olup görüştüğü, fakat hadis almadığı birinden veya muasırı olduğu halde görüşmediği kimseden hadis işittiğini zannettirecek şekilde rivayet etmesidir.
(Muasır: Aynı asırda, aynı devirde yaşayan kişi).
Tedlisin en çirkin ve yalana en yakın olan kısmı budur. İmam Şafii, isnadda bir defa dahi tedlis yaptığını bildiği kimsenin hadisini almazdı.
b) Şüyuhta Tedlis: Ravinin durumunu gizlemek istediği şeyhini, haiz olmadığı (taşımadığı) yüksek vasıflarla anması veya bilinen künyesinden (ünvanından) başka bir isimle zikretmesidir.
(Şeyh: Genellikle hadis talebesinin, meclisine devam ederek hadislerini rivayet ettiği hadisçiye denir).
(Meclis: Hadis okunan ve imla ettirilen oturumlara denir. Belli bir kitabın okunduğu, hadis meselelerin öğrenildiği derslere denildiği de olur).
c) Tesviye Tedlisi: Ravinin, hadisini makbul ve sahih göstermek için senedde bulunan -fakat kendi şeyhi olmayan- birini zayıf veya kendinden daha küçük olduğu için atlayarak, hadisi sadece sika raviler rivayet etmiş gibi göstermesine denir.
Tedlisin en kötü çeşidi, büyük ölçüde bir aldatma mevcut olduğu için tesviye tedlisidir.
Bütün çeşitleriyle müdelles hadisin zayıf hadisler grubuna girmesinin sebebi, ravilerinin sika olduğunun sabit olmamasıdır.
5. Muallel hadis: Dış görünüşü bakımından kusursuz gibi görünse bile, sıhhatini zedeleyen bir kusuru (illet) olduğu anlaşılan hadistir.
(Bazı hadisler vardır ki, ilk bakışta sıhhat şartlarına uygun görünür. Fakat hadis illetlerini iyi bilen bir alimin araştırması sonucu bu hadisin dışardan farkedilmeyen ve sıhhatini yok edecek nitelikte bir gizli kusuru olduğu ortaya çıkar. Bu gizli kusura illet, böyle gizli bir kusur taşıdığı bir alimin tetkiki (incelemesi) ile anlaşılan hadise ise muallel adı verilir. Hadis illetleri hadis ilminin en çetin ve ince konularından biridir. Dolayısıyla muallel hadisler konusu, Hadis Usulünün en önemli ve zor konularından birini teşkil eder. Bir muallel hadis daha çok isnad, bazen de metni yönünden muallel olur. Muallel hadisin zayıf hadisler grubuna girmesinin sebebi, illetin o hadisin sıhhatini gidermesidir).
6. Muztarib Hadis
Birçok rivayetleri bulunmakla beraber, bu rivayetler birbirine müsavi (eşit) olduğu için aralarında tercih yapılamayan, bir ravinin iki veya daha çok sefer rivayet ettiği, yahut iki veya daha çok ravinin rivayet ettiği hadistir.
Bu hadisin zayıf olmasına sebeb, ravilerinin hıfz ve zabtı hakkında ihtilaf edilmesidir.
(Hıfz: Genellikle ravinin şeyhinden rivayet ettiği hadisleri güzelce ezberleyip muhafaza ederek yeri geldiğinde eksiksiz ve fazlasız olarak kendi talebelerine rivayet edebilme yeteneğine denir).
Iztırab bazen metinde bulunmakla beraber, çoğunlukla isnadda bulunur.
(Iztırab: Bir ravi bir sefer rivayet ettiği hadisi ikinci sefere değişik tarzda rivayet eder. Ondan işiten ravilerde birbirlerinden farklı şekillerde rivayet ederler. Bir ravinin aynı hadisi birbirinden farklı şekillerde rivayet etmesi veya birden fazla ravinin birbirlerinden ayrı olarak rivayet etmeleri halinde adalet ve zabt durumları farklı olmadığından rivayetleri arasında tercih imkansız hale gelir. İşte bu tercih imkanı bırakmayan hale ıztırab adı verilmiştir).
7. Maklub Hadis
Ravilerden birinin metindeki bir lafzı veya isnaddaki bir şahsın ismini yahut nesebini alt-üst etmesiyle, tehir edilmesi (geriye bırakılması ) gerekeni takdim (öne almasıyla ) veya takdim edilmesi gerekeni tehir etmesiyle veyahut bir şeyin diğerinin yerine konması suretiyle rivayet edilen hadise denir.
8. Şaz Hadis
Makbul bir ravinin kendinden daha makbul olan bir raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir.
Şaz hadiste mutlaka teferrüd ve muhalefet şartlarının bulunması lazımdır. Bu iki vasfı haiz olan (taşıyan) bir hadis, sahih olmaktan çıkarak zayıf hadisler grubuna girer.
(Teferrüd: Ravinin rivayetinde tek başına kalmasıdır).
(Muhalefet: Ravinin, zayıf ise sika ravilere, sika ise kendisinden daha sika olana aykırı rivayette bulunmasına denir).
Şaz hadisler zayıf hadisler olduklarından merdud sayılmışlardır. Bu bakımdan dini meselelerde hüccet (delil) olamazlar. Bir başka deyişle, şaz hadisle amel edilmez.
9. Münker Hadis
Zayıf bir ravinin sika raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir.
Münker, şazın zıddıdır; zira şazın ravisi sika olduğu halde münkerin ravisi sika olmayıp zayıf kimsedir.

10. Metruk Hadis
Hadiste yalan söylemekle itham edilen yahut fiili veya kavli bakımdan fıskı zahir (açık) olan veyahut çok gafil veya çok vehimli olan bir ravinin rivayet ettiği hadistir.
(Fısk: Ravinin fiil ve sözlerinde küfür derecesinde olmamak şartıyla İslam’a aykırı itikat taşıdığının görülmesidir. Ravilerin tenkidinde (eleştirisinde) göz önünde bulundurulan on tenkit esasından (metain-i aşere) biridir ve ravinin doğrudan doğruya adaletiyle ilgilidir).
Bazı muhaddisler metruk yerine matruh terimini kullanmışlardır.
B- MEVKUF ve MAKTU’ HADİSLER ZAYIF HADİSLERDEN MİDİR
Mevkuf sözüyle, sahabeden rivayet edilen söz, fiil ve takrirler kastedilmektedir.
Mevkuf hadislerin içinde de zayıf olanları vardır. Fakat bu zayıflık hadisin mevkuf oluşundan gelmemektedir. Diğer bir ifadeyle mevkuf olduğu için zayıf değildir; bilakis bu zayıflık hadisteki şaz, illet, ıztırab gibi durumlardan meydana gelmektedir. Yoksa mevkuf hadise de, isnad ve metinlerine bakarak, Rasulüllah (as)’a ref ‘ edilen hadisler gibi sahih, hasen, zayıf demek mümkündür.
(Ref’: Hadisi, isnadını Hz.Peygamber (as)’e kadar ulaştırıp merfu’ olarak rivayet etmeye denir).
Maktu’ hadis ise, tabiinden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Maktu’ -isnadının ve metninin durumuna göre- sahih, hasen, zayıf sıfatlarından birini alabilir, Maktu’un sahih ve hasen oluşu, değil Rasulü Ekrem (as)’den, sahabeden alındığı manasına dahi gelmez; aksine bizzat tabiinden rivayet edildiği anlaşılır. Bunlardan sadece büyük sahabilerle aynı çağda yaşamak bahtiyarlığına eren Said b. el-Müseyyeb , eş-Şa’bi , en-Nehai ve Mesruk gibi büyük tabiilerin maktu’larıyla ihticac etmemiz caiz olur.
C- ZAYIF HADİSLERİN RİVAYETİ ve ONLARLA AMEL ETME MESELESİ
Şu noktada hiç şüphe yoktur ki, -din nazarında- zayıf rivayetler ne şer’i (şeriatle ilgili) bir hüküm, ne de ahlaki bir fazilet için kaynak olur; zira zan, gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Fezail (faziletler) de ahkam (hükümler) gibi dinin esas prensiplerindendir. Binaenaleyh bu prensipleri çürük bir temel üzerine, paramparça olacağı bir uçurum kenarına bina etmek doğru olamaz.
Zaten gerek şer’i ahkam ve gerekse fezail babında (bahsinde) elimizde, başkasına lüzum bırakmayacak kadar çok sahih ve hasen hadis vardır.

SAHİH-HASEN-ZAYIF HADİSLER ARASINDA MÜŞTEREK OLAN ISTILAHLAR
Bu ıstılahlar yirmi tanedir. Bunlardan asıl üzerinde durulması gerekenler mevkuf ve maktu’ hadislerdir. Geri kalan on sekiz ıstılah da şunlardır: Merfu’, Müsned, Muttasıl; Mü’ennen, Mu’an’an, Muallak; Ferd, Garib; Aziz, Meşhur, Müstefiz; Ali, Nazil; Tabi’, Şahid; Müdrec; Müselsel; Musahhaf.
A. Merfu’, Müsned ve Muttasıl
1. Merfu’: Özellikle Hz.Peygamber (as)’e izafe edilen söz, fiil veya takrire merfu’ denir. 2. Müsned: İlk raviden sonuncu raviye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah (as)’a ref ‘ edilen hadistir.
(İttisal: Raviler arasında ınkıta’ denilen kesiklik halinin bulunmayışı haline denir).
3. Muttasıl veya Mevsul: İster Rasulüllah (as)’a ref ‘ edilmiş olsun, ister sahabi veya daha berideki bir şahısta kalsın, senedinde kesiklik olmayan hadise bu ad verilir.
B. Mu’an’an, Mü’ennen ve Muallak
4. Mu’an’an Hadis: -Lafzından da anlaşılacağı üzere- tahdis ve sema’ sözleri açıkça belirtilmeden senedinde “fulanun ve fulanun” denen hadistir.
(Tahdis: Hadis rivayetine denir).
(Sema’: Hadis rivayet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadisi, bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle gerçekleşir).
5. Mü’ennen Hadis: Senedinde “(haddesena fulanun enne fulanen” ibaresi kullanılan hadistir.
6. Muallak Hadis: İsnadın baş tarafından bir veya birbiri peşine daha fazla ravinin ismi hazfedilerek (yok edilerek), mahfuzun (yok edilenin) üst tarafındaki raviye isnad edilen hadistir.
C. Ferd ve Garib
Ferd Hadis: Tarikleri çok olsa bile tek ravinin infirad ettiği hadistir . (Tarik: Bir hadisin senedine verilen bir diğer isimdir).
(İnfirad ve Teferrüd: Ravinin rivayetinde tek başına kalmasına, bir başka deyişle, hadisi herhangi bir şeyhten ondan başka rivayet eden olmamasına denir).
Garib Hadis: Senedin herhangi bir yerinde, bir şahsın rivayetinde teferrüd ettiği hadistir
(Mutlak Ferd: Senedin baş tarafındaki sahabi veya tabiinin tek başına rivayette bulunduğu hadistir).
(Nisbi Ferd: Genel olarak hususi bir cihete (yöne) nisbetle ferd olan hadistir).
Mutlak Ferd ile Nisbi Ferdin şaz ile karıştırılması doğru değildir. Daha önce de gördüğümüz üzere, şazda, teferrüd ve muhalefet şartlarının bulunması gereklidir.
D. Aziz, Meşhur ve Müstefiz
E. Ali ve Nazil
Ali İsnad: Herhangi bir hadisin ravisi ile kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya o hadisi rivayet etmiş bulunan meşhur hadis imamlarından birisi arasında en az sayıda ravinin bulunduğu veyahut da tanınmış hadis kitaplarından birinin musannefine arada en az ravi ile ulaşabilen isnaddır.
(Musannef: Çeşitli konulardaki hadisleri bir araya toplayan hadis kitaplarına denir).
Hadislerin Sınıflandırılması
1-Sıhhat yönünden:Sahih,Hasen,Zayıf,mütevatir,mevzu
2-Sahibi yönünden:Merfu,Mevkuf,Maktu
3-Senedde uzunluğu yönünden:Ali ve Nazil

HADÎSLERİN SINIFLANDIRILMASI
1- KABUL VEYA RED AÇISINDAN HADİS ÇEŞİTLERİ
A) Makbul:
B) Merdud:
2- SENEDİN MÜNTEHASI (HADİSİN SÖYLEYENİ-İLK KAYNAĞI) AÇISINDAN HADÎS ÇEŞİTLERİ
A) Kudsi-Nebevi Hadis:Mânâsı Allah’a, lâfızları Hz. Peygamber’e âit olan hadislere kudsi hadis; mânâ ve lâfzı Hz. Peygamber’e âit olan hadislere de nebevî hadis denir. “İlâhî hadis” ve “Rabbânî hadis” diye de adlandırılan kudsî hadis: Hz. Peygamber’in, anlam bakımından Allah’a dayandırdığı, başka bir deyişle O’ndan nakiller yaparak söylediği sözdür.
B) Merfu Hadîs:Hz.Peygambere nisbet olunan hadise “merfû hadis” denir.
C) Mevkuf Hadîs:Rivâyet edilen söz, fiil veya takrir’in kaynağı sahâbî ise (rivayet munkatı veya muttasıl olsun) buna mevkuf hadîs denir.
D) Maktu Hadîs:Tâbiîn ve Etbauttâbiîn’e ait rivâyetlere verilen addır
3- SENETTEKİ İTTİSAL DURUMUNA GÖRE HADÎSLERİN ÇEŞİTLERİ
A) Muttasıl (Müsned-Mevsûl) Hadîs.
B) Gayr-ı Muttasıl (Munkatı) Hadîs.
4- SENET (RAVİ) SAYISINA GÖRE (VEYA DERECE-İ ŞUYU’ AÇISINDAN) HADÎS ÇEŞİTLERİ
Önce ikiye ayırmışlar:
1) Mütevâtir hadîsler.
2) Âhâd hadîsler (mütevatir olamayanlar).
Sonra, Âhad hadîsleri de tekrar üçe ayırmışlardır:
a) Meşhur hadîsler,
b) Azîz hadîsler,
c) Ferd (Garîb) hadîsler,
*Hadis kitaplarinin türleri
1-Cami: Akaid, ahkam, zühd, edeb, tefsir, siyer, fitneler, menakib konularindaki hadisleri toplayan eserlere denir. Mesela Buhari’nin sahihi bir “cami” dir.
2*Sünen: Yalnizca namaz, oruç, taharet vb. ahkam hadislerini havi kitaplardir. Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Nesai gibi. Tirmizi nin sünenine cami de denilir.
3-Müsned: Hadislerin onlari rivayet eden sahabe adlari altinda guruplandigi kitaplardir.Müsnedlerin en meshuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
Kütüb-ü Sitte :Bunlara “sihah-i sitte” veya “usul-u sitte” de denir.
Hadisin Bölümleri:
1-Sened: Hadisin ilk kaynağına (Hz. Peygamber (sas) e ulaşıncaya kadar takip ettiği yolu haber vermektir. Senede; Tarîk (yol), vecih (tarz) da denir.
2-Metin: Hadisin ifadeleri, yani manaya gelen,bir konuyu bize aktaran sözleridir.

*İlk Hadis Kitapları:
1-Sahifeler: Sahabe ve Tabiin devrinde yazılan hadis mecmualarıdır. Pek azı bize kadar ulaşmıştır. (Abdullah b. Amr b. el-Âs’ın sahifesi, Hemmam b. Münebbih sahifesi, Sa’d b. Ubâde sahifesi, Semure b. Cundeb sahifesi, Caber b. Abdillah sahifesi, Abdullah b Abbas (İbni Abbas) sahifesi.)
2-Cami(musannef) ler: Hadisleri konularına göre ayırarak yazılan hadis kitaplarıdır. Buharî ve Müslimin el-Camiu’s-Sahîh’i en meşhurlarıdır.
3-Sünenler: Yazılışları itibarı ile cami’ler gibi konularına göre hadisleri toplamakla birlikte daha çok hükümlere ait hadisleri ihtiva eden eserlerdir. (Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Trimizi, Nese’înin el-Müctebâ’ı, ed’Dare Kutnî’nin Süneni, Neyhakî’nin Sünen’i, Ebu Caferi’t-Tahavi’nin Meâni’l-Asâr’ı, ed-Darimî’nin sünen’i.)
4-Müsnedler: Hadisleri senedindeki sahabeye göre tasnif edilerek yazılan eserlerdir. Yani hadisin ilk ravisi olan Sahabi’nin alfabetik isim sırası veya meşhur oluş sırasına göre tasnif edilir. (Ahmet b. Hambel, Ebu Davut et-Tayâlisî, el-Humeydî, Müsedded, Ebu Bekr el-Bezzar, Mu’camlar ‘ın Müsnedler’i)
*Hadisin Sınıflandırılması:
1-Genel Sınıflandırma:
a-Nebevî Hadisler; Peygamberimiz (sas) e ait söz, takrir ve davranışlardır. Yani Peygambere ait hadislerdir.
b-Kudsî Hadisler; Bunlara İlahî hadisler Rabbanî hadisler de denir.
2-Senede Göre Sınıflandırma:
a)Senedinde kopukluk olmayan hadisler; Müsned, muttasıl, mevsîl hadisler
b)Senedinde kopukluk olan hadisler: Mürsel, munkatı, muallak, müdelles hadisler.
3-Ravi Sayısına Göre Hadisler:
a)Âlî isnad; Bir nesilden aynı hadisi çok kişinin rivayet etmesi
b)Nazil isnad; Bir nesilden aynı hadisi az kişinin rivayet etmesi
4-Metne Göre Sınıflandırma:
a)Sahih Hadis; Sağlamlığında ve Hz. Peygambere (sas) ait olmasında şüphe olmayan hadislerdir. b)Hasen Hadis; Adalet şartını haiz olmakla beraber zabt yönünden sahih hadis ravilerinin derecesine ulaşmayan kimselerin, kesiksiz isnatla rivayet ettikleri ş’az ve illetten uzak hadislerdir.
c)Zayıf Hadis; Kendisinde sahih ve hasen hadislerin vasıfları bulunmayan hadislerdir.
Zayıf Hadisler; Mürsel,Munkatı’, Mu’dal, Müdelles, Tedlîsu’ş-Şuyuh, Mu’allel, Muzdarib, Maklûb, Şâz, Münker ve Metruk olmak üzere on gurba ayrılır.
Metin konusunu teşkil eden şahıslara göre de hadis çeşitleri
a)Merfu’ hadisler; Hz. Peygamber’e (sas) ait olan söz,fiil ve takrirlerdir.
b)Mevkûf hadisler; Sahabeden rivayet edilen söz fiil ve takrirlerdir. Bunlar daha çok ibabdet dışı konulardır.
c)Maktû hadisler; Tabi’îndan rivayet edilen söz ve fiillerdir.

* Hadîs Yazan Bazı Sahabîler
a) Abdullah İbn Amr Ibnrl-As
b) Câbir İbn Abdillah
c) Ebû Hur ey re
d) Alî İbn Ebî Tâlib
e) Semura İbn Cundeb
f) Enes İbn Mâlik
*Hadîs Alma Yollan (Tahammulü’l-Hadîs)
a) Semâ
b) Arz – Kıra’a
c) İcâze
d) Münâvele
e) Mukâtebe
f) İ’lâm
g) Vasıyye
h) Vİcâde

23

Şubat
2013

Hadis Istılahları

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  349 Kez Okundu

ADL: Râvînin hadîsi bozmadan rivâyet eden dürüst bir müslüman olması…

AHZ: Bir şeyhden hadîs almak.
ÂLÎ İSNÂD: Herhangi bir hadîsin râvîsi ile kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya o hadîsi rivâyet etmiş bulunan meşhur hadîs imamlarından birisi arasında en az sayıda râvînin bulunduğu veyahut da tanınmış hadîs kitaplarından birinin musannefine arada en az râvî ile ulaşabilen isnaddır.
CÂMİ: Akâid, ahkâm, zühd, edeb, tefsîr, siyer, fitneler, menâkib konularındaki hadîsleri toplayan eserlere verilen ad. Örneğin Buhârî’nin Sahîhi bir “câmi” dir.
CERH VE TA’DÎL İLMİ: Hadis ilminin bir dalı olup hadîs ilimleri içinde aşağı yukarı en gelişmiş branştır. Bu ilim dalında hadîs râvîlerinin kusurları ve meziyetleri özel terimlerle incelenir. Yani râvîlerin doğruluk ve güvenirlik yönlerinden durumları ortaya konur.
EDÂ: Bir hadîsi başkasına rivâyet etmek.
ĞARÎBU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs metinlerinde geçen, az kullanıldığından dolayı anlaşılması zor kelimelerin açıklanmasıyla uğraşan hadîs ilmi branşı.
HABER-İ VAHİD: Bir nesilde bir tek râvî tarafından rivâyet edilen habere denir.
HADÎS CÜZ’Ü: Daha ziyade belli bir kişiden gelen hadîsleri toplamak maksadıyla tertip edilen çoğu küçük çapta hadîs kitaplarına verilen ad.
HADÎS RÂVÎLERİ İLMİ: Bir anlamda râvîler tarihi demek olan bu hadis ilmi branşı râvîlerin hadîs rivâyeti bakımından tanıtımını yapar.
HADÎSLERİN VÜRÛD SEBEPLERİ İLMİ: Hadîs ilminin kapsadığı branşlardan biri olan bu ilim, hadîslerin vürûd sebeplerini, yani niçin ve neden dolayı söylenmiş olduklarını tespit etmeye çalışır. Nüzûl sebeplerini bilmek Kur’ân ayetlerini anlamak bakımından ne kadar gerekli ise, vürûd sebeplerini bilmek de hadîsleri doğru anlamak ve değerlendirmek bakımından o kadar lüzumlu ve önemlidir.
HASEN: Adalet cihetiyle sağlam olmakla beraber zabt yönünden bazı zaafları bulunan râvî ya da râvîlerin bulunduğu senede sahip olan hadîstir. Hasen hadîs sahihden aşağı fakat ona yakın, zayıf hadîsden yukarda bir yerdedir.
HIFZ: Genellikle râvînin şeyhinden rivâyet ettiği hadîsleri güzelce ezberleyip muhafaza ederek yeri geldiğinde eksiksiz ve fazlasız olarak kendi talebelerine rivâyet edebilme yeteneğine denir.
İHTİCÂC: Hadîsten hüküm çıkarmaya denir.
İLELU’L-HADÎS İLMİ: Dış görünüş itibariyle sahih denebilecek bir hadîsin, sıhhatini zedeleyen ve ancak konunun uzmanları tarafından anlaşılabilecek gizli kusurlardan bahseden hadîs ilmi dalıdır. Bu gizli kusur hadîsin senedinde, metninde veya her ikisinde birden olabilir.
İLLET: Bir hadîste dışarıdan farkedilemeyen ve bu hadîsin sıhhatini yok edecek nitelikteki kusuruna denir.
İRSAL: Tabiinin büyüklerinden birinin isnadında sahabiyi atlayıp “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki” veya “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şunu yaptı” ve benzeri ifadelerle isnadını Hz.Peygambersallallahu aleyhi ve selleme ulaştırarak O’ndan -sallallahu aleyhi ve sellem- rivâyette bulunmasına denir {bkz. mürsel hadis kelimesi}.
İSNÂD: Senedi, yani râvîler zincirini zikretmek.
KÜTÜB-İ SİTTE: Altı kitap anlamındadır. Bu altı kitap; İmam Buhârî’nin ve Müslim’in Sahihleri, İmam Ebû Dâvûd, Tirmizî, Neseî ve İbnu Mâce’nin Sünen’leridir.
MAKLÛB HADÎS: Râvîlerden birinin metindeki bir lafzı veya isnaddaki bir şahsın ismini yahut nesebini alt-üst etmesiyle; tehir edilmesi (geriye bırakılması) gerekeni takdim (öne almasıyla) veya takdim edilmesi gerekeni tehir etmesiyle veyahut bir şeyin diğerinin yerine konması suretiyle rivâyet edilen hadîse denir.
MAKTU’ HADÎS: Tabiinden rivâyet edilen söz, fiil ve takrirlerdir.
MERFÛ HADÎS: Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait olan hadîsdir {bkz. ref’ kelimesi}.
MERVİYY: Bir râvînin rivâyeti; hadîs.
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MEVZU HADÎS: Uydurulmuş ve hadîs diye ortaya atılmış sözdür. Kimi alimlere göre mevzu hadîs, zayıf hadîslerin en düşük derecesidir. Bir başka görüşe göre de mütevâtir ve mevzu hadîsler, ilki kesin olduğundan, ikincisi de uydurma olduğundan hadîs araştırmalarına dahil edilmezler
MU’CEM: Hocaların veya şehirlerin yahut kabilelerin adlarına göre hadîslerin alfabetik olarak sıralandığı kitaplardır. En meşhur mu’cemler, et-Taberânî’nin el-Kebîr, el-Evsât ve es-Sağîr adlı mu’cemleridir.
MUHADDİS: Senedleri, illetleri, senedde adı geçen râvîleri, isnâdın âlî ve nâzil olanını bilen, çok sayıda hadîs ezberleyen, Kütüb-i Sitte’yi, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’ini, Beyhakî’nin Sünen’ini, Taberânî’nin Mu’cem’ini ve ayrıca bin tane hadîs cüz’ünü dinlemiş olan kimseye denir.
MUHTELİFU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs ilimlerinin en çetrefili olduğu kabul edilen bu branş, hadîsler arasında görülen anlam çatışma ve çelişmelerini inceler –ki ihtilafların bir kısmı bağdaştırılabilir cinsten bir kısmı da bağdaştırılamaz cinstendir–.
MUSANNEF: Çeşitli konulardaki hadîsleri bir araya toplayan hadîs kitaplarına verilen ad.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MÜRSEL HADÎS: Senedinden bir sahabi düşen hadîstir.
MÜSNED: Hadîslerin onları rivâyet eden sahabe adları altında gruplandığı kitaplardır. Mesela önce Ebu Bekir radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler, sonra Ömer radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler… şeklinde devam eder. Müsnedlerin en meşhuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
MÜSNED HADİS: İlk râvîden sonuncu râvîye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah sallallahu aleyhi ve selleme ref ‘ edilen hadîstir.
MÜTEVATİR: Yalan üzerine birleşmesi aklen imkansız olan bir grup insanın rivâyet ettiği hadîsdir. Bu şart her tabakada tahakkuk etmelidir. Bu nedenle de mütevatirlerin sayıları pek azdır. Mütevatir hadîse “kesin” gözü ile bakıldığından inkârı tehlikeli görülmüştür.
NAZİL İSNAD: Âlî İsnad’ın zıddıdır ve hadîsi rivâyet eden son râvî ile ilk kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya bir hadîs alimi arasında normalin üstünde bir sayıda râvî bulunan isnaddır.
RÂVÎ: Hadîsi rivâyet eden kişidir.
REF’: Hadîsi, isnadını Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme kadar ulaştırıp merfu’ olarak rivâyet etmeye denir {bkz. merfu hadis maddesi}.
RİVÂYET: Râvîlerin hadîsleri nakletmesi.
SAHÂBÎ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi peygamberliği sırasında mü’min olarak gören, mü’min olarak ölen kişilere denir (çoğulu: ashâb veya sahâbe). Ashâb-ı kiram hadîs rivâyeti bakımından iki kısma ayrılmaktadır. Binden fazla hadîs rivâyet etmiş olanlar muksirûn, binden az rivâyet etmiş olanlar mukillûn diye tanımlanır. Muksirun 7 sahabeden oluşmaktadır. Ehli sünnet bilginlerince Rasûlüllahı görme mutluluğuna ermiş olan ashab, hadîs rivâyeti bakımından güven ve itimada layık kabul edilmiştir. Bunun için onlar tenkid (cerh ve tadil) dışı bırakılmıştır.
SAHİH HADÎS: Senedinde kopukluk olmayan, bütün râvîleri sika olan, illet ve şazlık bulunmayan hadîslerdir. Başka bir ifadeyle Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme ait olduğuna teknik açıdan herhangi bir şüphe ve tereddüt bulunmayan hadîs demektir.
SAHİHAYN: “İki sahih” mânâsına gelen bu tabir İmam Buhârî ve İmam Müslim’in sahihleri için kullanılır. Sahih, terimi ise sahih hadîsleri ihtiva eden kitaplar için kullanılır.
SEMA’: Hadîs rivâyet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadîsi, bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle almak şeklinde gerçekleşir.
SENED: Hadîsi rivâyet eden râvîler zinciri.
SİKA: Adalet ve zabt vasfı taşıyan râvîlere denir.
SÜNEN: Yalnızca namaz, oruç, taharet vb. ahkâm hadîslerini içeren kitaplardır. Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Neseî gibi. Sünen kitaplarında genellikle merfu’ yani Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait hadîsler bulunur.
ŞEYH: Bir râvînin hadîsi aldığı kişi.
TABİİ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ashabından herhangi birisi ile görüşüp ondan hadîs rivâyet edene verilen isim.
TAHDİS: Hadîs rivâyeti…
TÂLİB: Bir şeyhden hadîsi alan râvîye verilen ad.
TARÎK: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve vecih kelimeleri}.
TARÎK: Bir hadîsin senedine verilen bir diğer isimdir
TEBE-İ TABİİN: Tabiilerden sonra gelenler, tabiine tabii olanlar, tabiini takip edenler; kısaca tabiilerle görüşüp onlardan hadîs rivâyet edenlerdir.
VECİH: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve tarîk kelimeleri}.
ZABT: Hafızanın kuvvetli olması özelliğidir
ZAYIF HADÎS: Râvîleri, sahih ve hasen hadîs râvîlerinin vasıflarını taşımayan hadîslerdir.

22

Şubat
2013

Gül Medine Terimleri-2

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  283 Kez Okundu

ABADİLE:Abdullahlar anlamına gelir.Dini bir terim olarak fıkıh ve hadis ilminde şöhret bulmuş olan Abdullah b.Abbas, Abdullah b.Ömer, Abdullah b. Amr ve Abdullah b. Zübeyr anlaşılır.
ABDULLAH B.AMR B.AS:Hz.Peygamberden duydugu hadisleri onun huzurunda yazmasına izin verilen sahabe.
ABDULLAH B.CÜBEYR:Uhud`da Ayneyn gecidinde görevli komutan Abdullah b. Cübeyr idi.Uhud savasinda Ayneyn gecidine 50 okcu ile yerlestirilen Abdullah b. Cübeyr ve 10 arkadasi ile sehit oldular.
AŞURA GÜNÜ:Âşura Günü ise Muharrem’in 10. Günüdür
ASHAB:Mümin olarak Hz.Peygamber(sas)`i görüp sohbetinde bulunan kimseye sahabe denir.En son vefat eden sahabe, Ebu Tufeyl Amir b.Vasile el-Leysi`dir.
ASHÂBU’S-SUFFE:Hz. Peygamber (s.a.s.)’in mescidine bitişik sofada barınan ve islâmî tedrisatla meşgul olan sahabiler.
ASİM B.ADİ:hz.PeygamberEfendimizin (s.a.v) Mescid-i Dirar`i ortadan kaldirmak icin görevlendirdigi sahabe.
BAKİ MEZARLIĞI:Hz. Peygamber (s.a.s.) zamanında Medine İslâm devletinin gerçekleşmesinden sonra kurulan bir mezarlıktır. Buna el-Bakî’, Cennetü’l-Bakî, Bakî’u'l-Garkad isimleri de verilmiştir.
BENİ KAYNUKA GAZVESİ(Sevval-H.2):Beni Kaynuka carsisinda alis veris yapan bir kadini alaya alatrak onun iffetiyle oynadilar.Oradan gecen bir müslüman kadinin feryadina kostu.Yahudiyi öldürdü.Orada bulunan yahudiler de hücum ederek sehit ettiler.Beni Kaynukalilar, kale icine girdiler. 15 gün muhasara sonrasi teslim oldular.700 kadar yahudi esir alindi.Bu savasta, yahudilerinin mallarinin tamami ganimet alindi. Kendileri de Medine`yi terk etmeleri istendi.Sevval ayinda Medine`yi terk ettiler.Suriye taraflarina gittiler.
BUAS SAVAŞLARI:Evs –Hacrec kabileleri arasinda 120 yil süren savaslar. Bu savaslarin sonuncusu hicretten 3 yil önce oldu.

BEDİR-UHUD-HENDEK SAVAŞLAR:Bedir Medine`ye 60 km. Mesafededir.İslam`da ilk savas burada yapilmistir.Bedir savasinda(624) 14 sehit,70 düsman kayip 70 de esir alinmistir.Uhut savasinda 70 sehit, 22 düsman ölmüstür. Hendek savasinda 6 sehit, 8 düsman ölmüstür.Uhut sehitlerinin cenaze namazlari kilinamamisti.Veda haccindan döndükten sonra Uhud sehitlerini Peygamberimiz ziyaret etti.Namazlarini kildi.(Tecrid

CEVAMİU`L-KELİM:Hz.Peygamber`in veciz sözlerini ve kendisinin veciz konusma özelligini ifade eden bir tabir.
ÇIHÂR YÂR-I GÜZÎN:Peygamber efendimizin dört seçkin ve büyük halîfesi: Hazret-i Ebû Bekr, hazret-i Ömer, hazret-i Osman, hazret-i Ali.
DARÜLHADİS :Hadis evi,hadis ve hadis ilimlerinin ögretildigi yer.Hadis ögrenimi icin kurulan müessese.
DELAİLU`L HAYRAT:Hz.peygamber için kullaniln salavat-i şerifeleri toplayan kitaplarin adidir.
DELAİLÜ’N-NÜBÜVVE:Delâilü’n-Nübüvve,Peygamberlik müessesesini, özellikle Hz. Muhammed’in peygamberliğini ispatlamak amacıyla yazılan eserlerin ortak adı
DENDAN-İ SEAADET:Hz.Peygamberimizin Uhud muharebesinde sehit olan , kirilan disinin bir parcasi.Dendan-i Seadet, Osmanli padisahlarindan Sultan Mehmet Resat tarafindan yaptirilan kiymetli taslarla süslü altin bir muhafaza Topkapi sarayinda saklanmaktadir,
DİHYETÜL KELBİ:Ashabın en güzel simalarından biri idi. Bazı zaman Cebrail (a.s.) Resulü Ekrem (s.a.v.)’in huzuruna onun suretinde gelirdi. Bu güzel simalı sahabe. Dıhye-i Kelbî Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve simâ olarak en güzellerindendir. İsmi; Dıhye bin Halîfe bin Ferve bin Fedâle bin Zeyd İmrü’l-Kays bin Hazrec olup, Dihyet-ül Kelbî diye meşhûr olmuştur.
EHL-İ BEYT:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
ENSAR:Peygamber`e ve muhacirlere yardimci olan Medineli müslümanlar.Peygamberimizi Medineli arkadaslarindan olan ve muhacirlere yardim eden sahabi.
ERBAİN:Kirk sayisi esas alinarak Islami konularda yazilan eserlerin ortak adi.
ETBAUTEBE-İ TÂBİÎN:Sahâbe ve Tâbiînden sonra Peygamber efendimizin övdüğü nesillerden üçüncüsü olan Tebe-i tâbiîni görenler.
FUKAHA-İ SEB`A:Ashab-i Kiram`dan sonra Medine-i Münevvere`de de fetva vermeye baslayan yedi meshur fakihe verilen isimdir.
GASİLÜ-L MELAİKE:Melekler tarafından yıkanan; Ashâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Ashâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri.

GASVETULUR:Zor zamanda,Tebük savasina verilen ad.
GAZVE VE SERİYYE:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaslara„gazve“ denir.Peygamberimizin gazvelerinin sayisi 27`dir.Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatin kumandasi altinda savasa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir. Seryyelerin sayisi 44 veya 104`dir.
GAZVETÜ`L-USRE(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
HANNANE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü
HANE-İ SAADET:Peygamberimizin hanimlarina ait bu odalar mescide bitisik oldugundan
HANZALA:Hz.Hanzala Uhutta sehit olan ve meleklerin yikadigi sahabe.
HARAM AYLAR:haram aylar”ın, “Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Recep”
HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.
HİLYE :Bilhassa Hz.Peygamber`in fiziki özellikleri, bunlari anlatan edebi eserler ve ayni konuda hüs-i hatla yazilmis levhalar icin kullanilan terim.
HAYBER SAVAŞI:Yahudilerle yapilan en büyük savas, Hayber savasidir.Hicretin 7.ci yilinda yapilmistir.Hayber Savasi:Hayber savasi ile Sam ticaret yolunun güvenligi saglanmistir.
HENDEK SAVAŞI:Hendek savasi, hicretin 5.yilinda oldu.Hendek savasina adi verilen hendeklerin uzunligu; 5,5 km, drinligi 5 m., eni 9 m.dir.
HİCRET:Peygamberimiz Mekke`den Medine´ye 622 yilinda hicreti.
HUBBÜ’N-NEBÎ :P eygamber sevgisi demektir.
HÜLAFA-İ RAŞİD`İN:Dört büyük halife; Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali.
HAREMEYN:Mekke ve Medine sehirleri birlikte ifade eden tabir.
HÂTEMÜ’L-ENBİYÂ :”Peygamberlerin sonuncusu” anlamında Rasûl-ü Ekrem Efendimizin vasıflarından biri.
HÂTEMÜ’L-MÜRSELÎN :Arapça bir isim tamlaması olan bu terim sözlükte, “peygamberlerin sonu ve mührü” anlamına gelmektedir.
HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.
HATEMÜ´L ENBİYA:Peygamberlerin sonuncusu;Hz.Muhammed(sas).
HATEM-İ NÜBÜVVET:Hz.Muhammed(sas)` in Peygamberligine denir.
HAYBER FETHİ: (7/628):Mute savaşı (8/629), Bizans ile müslümanlar arasında yüzyıllarca sürecek savaşlar bu savaşla başladı. kumandan Zeyd b. Harise; o şehit oluca Cafer b.ebi Talib; o da şehid olunca Abdullah b. Revaha komutan olacaktı. Hepsi şehit olunca halid b. Velid komutran oldu.Seyfullah( Allahın kılıcı ) lakabını aldı.
HENDEK GAZVESİ:Müslümanlarla Mekkeli müsrikler ve müttefikleri arasinda yapilan savas(5/627)

HİLYE-İ SEAADET:Hz.Peygamber(sas)Efendimizin yüce sifatlarini anlatan manzum veya nesir halindeki yazilara hilye-i seaadet veya hilye-i serif denir.
HÜSEYİN(R.A):Peygamberimizin torunu,hicretten 5 yil sonra saban ayinin besinde Medine´de dünyaya geldi.Hz.Peygamber`in torunu,Hz.Fatima ile Hz.Ali`nin kücük oglu, Kerbela sehidi.
HUDEYBİYE:Mekke`nin kuzey batisinda bir yer adi.
İLK CUMA NAMAZI::Hicret esnasinda Salim ogullari yurdunda Ranuna mevkiine geldiginde Cuma vakti olmustu.Bura da ilk Cuma namazi kilindi.Peygamberimiz(sas9:“Günesin dogdugu günlerin en hayirlisi Cuma günüdür.“(Sünen-i Tirmizi Terc.c.1,sh.487)
İLK EZAN:Ilk ezan 623 yilinda Medine`de sabah namazinda okundu.Bilal-i Habes okudu.
İLK ŞEHİD:Ensardan ilk sehit;Haris bin Süraka`dir.
İSLAM`IN ÜÇ NESLİ:Sahabe,Tabiin ve tebe-i Tabiin dönemi.
İLK CUMA DIŞ EZANI:Cuma günü disarida okunan Cuma ezani, Hz.Osman devrinde ihdas edildi.
İLK MİNBER:Hz.Peygamber tarafindan yapilmistir.
İLK MESCİD:Peygamberimizin insa ettigi ilk mescid olarak bilinen ; Kuba Mescidí`dir.
İLK SERİYYE:Ilk seriyye,Hz.Hamza`nin seriyyesidir.
İLK ŞEHİD:Islam tarihinde ilk sehit olan Hz.Sümeyye ve esi Hz.Ammar`dir.
KAYNUKA(beni Kaynuka):Hz.Peygamberin Medine`den sürdügü yahudi kabilesi.
KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
KİSVE-İ ŞERİFE:Resûlullah efendimizin medfûn bulundukları hücre-i seâdet üstündeki kubbe üzerine serilen örtü. Hücre-i seâdetin beş köşeli duvarları yapılırken üzerlerine bir de küçük kubbe yapılmıştı. Bu kubbeye, Kubbet-ün-nûr denir. Osmanlı pâdişâhlarının gönderdikleri kisve-i şerîfe bu kubbe üzerine örtülürdü. Kubbet-ün-nûr üzerine gelen, mescid-i seâdetin büyük yeşil kubbesine Kubbet-ül-hadrâ denir
KUTSAL ÜÇ MESCİD:Islam`da kutsal sayilan üc mescid;Mescid-i haram Mekke`de, Mescid-i Nebevi Medine `de,Mescid-i Aksa Küdus`de.
KUBA MESCİDİ:İslamda ilk bina edilen mescid Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hicretlerinde Medine-i münevvereye gelmeden önce Kuba denilen yerde konakladılarında ilk bina ettikleri mesciddir

LİHYE-İ ŞERİF:Peygamberimizin mübarek sakali icin kullanilan bir terim. Hz.Peygamber(sas)`e ait sakal , sakali serif.
LİVAÜ`L HAMD:Insanlarin kiyamet günü altinda toplayacaklari Hz.Peygamber`e ait sancaginin adi
MAKAM-I MAHMUD:Hz.Peygamberin kiyamet gününde sahip olacagi manevi konumu ifade eden bir terim. Makam-i Mahmud:Peygamberimizin cennetteki makami., sefaat makami
MEDİNE SÖZLEŞMESİ:İslam devletinin ilk Anayasasi Medine sözlesmesidir.Medine Anayasasi, Enes b.Malik in evinde toplanarak müzakere edildi.Medine anayasasina;Medine vesikasi,Medine belgesi, Medine sözlesmesi ve Medineliler sözlesmesi olarak anılmaktadır.
MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MUHACİR:Mekke`den Medine`ye göc eden müslümanlara denir.
MUHADRAMUN:Cahiliye ve Islam devrini idrak eden fakat Hz.Peygamberi mümin olarak g
MUKİLLUN: Sözlük manasıyle azaltan, azaltıcı demektir. Hadis tarihinde Hz. Peygamber (s.a.s)’den nisbeten az sayıda hadis rivayet etmiş olan sahabiler için kullanılan bir tabirdir.
MUKSİRUN:En cok hadis rivayet eden sahabe vardir.Bunlara muksirun denir.1000 den fazla hadis rivayet eden 7 sahabeye verilen isimdir.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MESCİD-İ NEBİ: Medine`de icerisinde Hz.Peygamberin kabrininde bulundugu mescid.Mescid-i Nebi`ye,Mescid-i Seadet de denir.
MUAHAT( Ensâr ile Muhâcirler Arasında Kardeşlik):“Muâhât”, Muhâcir ve Ensârın birbirlerine kardeş olarak ilan edildiklerini ifade eden bir siyer ve İslâm tarihi kavramıdır.

MUVALAT:Tavafın bütün şavtlarını ara vermeden peş peşe yapmak.
MUVATTA:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseridir.
MÜHR-İ NÜBÜVVET:Peygamberlik mührü; Peygamber efendimizin mübârek sırtı ortasında, sol küreğine yakın kalbi hizâsında bulunan nübüvvet mührü.
NAKİBÜL EŞRAF:Osmanlı da Seyyid ve Serif`in dogum ve ölüm kayıtlarini tutan kisilere“Nakibül-Eşraf“, bu isi yapan müesseselere de „Nakibül-Eşraflık deniliyordu.(İslami Bilgiler Ansk.C.1,Sh.317)
NÜBÜVVET:Allah ile insanlar arasinda dünya ve ahiretle ilgili ihtiyaclarinin giderilmesi amaciyla yapilan elcilik görevi.
NÜBÜVVET MÜHRÜ:Hz.Muhammed`in iki kürek kemigi arasinda bulunan ve nübüvvetinin alametlerinden biri sayilan ben.
RA`Cİ VE BİR-İ MAUNA VAKASI: Hicri 4/ M.626 yilinda müslümanlari cok üzen 2 olay, Islam mürşidlerinin pusuya düşürülerek öldürülmesiyle sonuçlanan Ra`ci ve Bi`r-i Mauna facialaridir. 4/625)
RAKİKA:Müsrilerin toplantida alinan suikast karari, Hz.peygamberin halalarindan Rakika tarafindan duyulmus ve durum ona haber verilmisti.Peyganberimiz hic vakit kayip etmeden Hz.Ebubekir`e durumu bildirerek hicrete basladi.
RAVZA-İ MUDAHHARA:Peygamberimizin kabri ile minberi arasina Ravza-i Mudahhara denir.
RAVİ:Ögrendiği hadis rivayet eden kimse anlamında kullanılan terim.
REGAİB SÜNNETLERİ:Bes vakit namaza bagli olmaksizin kilinan namazlara regaib sünnetler denir.
RESÜL:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
RESUL-i SEKALEYN:Insanlarin ve cinlerin peygamberi Hz.Muhammed(sas).
REVATİP NAMAZLAR:Farz namazlarla birlikte kilinan sünnetlere denir.

RASULÜS-SAKALEYN:Peygamberimize Rasulüs-Sakaleyn denmesinin sebebi;Insanlara ve cinlere peygamber olarak gönderildigi icin.
RİDDE SAVAŞLARI:Ridde savaslari,Hz.Ebubekir halife olduğu yıl yaptığı ilk gazveler.
Rasûlüllah (s.a.s)’in vefatından sonra dinden dönüp İslâm devletine savaş açanların isyanlarının bastırılması için yapılan askerî harekâtlar.
RİHLE:Hadis ravilerinin, bildikleri hadisleri tekid etmek veya bilmedikleri hadisleri öğrenmek için uzak mesafelere yolculuk etmelerine rihle denir.
RÛME KUYUSU (Hz. OSMAN KUYUSU) :Mescidi Şerife 5 km. uzaklıkta olup Kıbleteyn camisinin kuzeyinde kuzeyinde bi’ri Osman çiftliğinin içinde olan kuyusudur.Efendimiz (s.a.v.)’in bu kuyuyu satın alıp suyunu parasız olarak halka dağıtan kişiye Allah cennette misli ile bir kuyu vereceğini müjdeleyince Hz. Osman bu kuyuyu satın almış ve Müslümanlar için vakfetmiştir.
SALVELE :Hz. Peygamber (s.a.s)’e salavât okuma;
SELEF: Hz. Peygamber s.a.v.’in “En hayirli nesil benim dönemimde yasayanlardir. Sonra onlari izleyenler sonra onlarin ardindan gelenlerdir.
SENETÜ`L-İBTİHACE:Bi`setin 12.(m.621) yilinda Islamiyeti kabul edenler cok oldugu icin bu seneye“Senetü`l Ibtihace“ denir.
SENETÜ`LHÜZÜN (620):Peygamberimizin amcasi Ebu Talib ve Hz.Hatice`nin 3 gün arayla vefat ettigi yıl.
SEYYİDÜ`L-BEŞER:InsanlarinEfendis Hz.Muhammed (sav).
SEYYİDÜ’L-MÜRSELİN :P eygamberlerin efendisi, önderi, ulusu, Rasûlüllah (s.a.s)’in mübarek isimlerinden biri.
SİYER-İ NEBİ:Hz.Peygamberimizin hayatini konu alan kitaba verilen isimdir.
SÜNNET: Sözlükte yol, usul, adet, iyi ve kötü bir kimsenin gidişatı, alışkanlık hahine getirdiği davranışları manasınadır. de, inzal, tenzil denir.
ŞECERE-İ PÂK-İ MUHAMMEDÎ:Muhammed aleyhisselâmın mübârek, temiz soy kütüğü, soy ağacı
ŞEMAİL-İ ŞERİF:Hz.Peygamberin, bedeni ve ahlaki vasiflarini ve beseri münasebetlerindeki, günlük yasayisindki tutum ve davranislari icin kullanilan bir tabirdir.
TEBE-İ TABİÎN Resulullah (s.a.s)’e iman etmiş olarak tabiînden bir veya birkaçıyla karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimseler
TEBÜK SEFERİ:Tebük seferi, hicri 9, miladi 630 yılında yapılmıştır.Tebük seferi,Bizanlilara karşı tertiplendi.
UHUD SAVAŞI:Uhut savaı 625 senesin de oldu.Uhud savaşına katılan sahabelerin alfebetik olarak isim listesi M.Asim Köksal`in Hz.Muhammed(sas) ve İslamiyet adlı eserinin 3 ve 4 cildinin sahife 89`da zikredilmektedir.
ÜMMEHÂTU’L-MÜ’MİNÎN :Müminlerin anneleri, Hz. Peygamber’in hanımları.
ÜMMÜ EYMEN:Ümmü Eymen Üsame`nin annesidir.
ÜSTÜVANETÜ`L-VUFUD:Hz.PeygamberinMescid-i Nebi`de elcileri kabul ettigi yer(Heyetler sutunu).
VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
VEDA HACCI: Peygamberimizin ilk ve tek haccidir.
VEDA HUTBESİ :Hz. Peygamber’in, hicri 10. yılda yaptığı Veda Haccı’nda sayıları yüz on dört bini bulan hacıya hitaben irad ettiği hutbe.
VEDA YOKUŞU:Medine`ye inen dik bir yolun tepesidir.Eskiden itibarli kimseler bu tepeye kadar uğurlanırdı.
YESRİB:Peygamberimiz, Medine´ye Yesrib denilmemesini hoş görmemeiş“O , Medine`dir“
demiştir.Medine`nin eski adı.
ZEVAİD SÜNNET:Hz.Peygamber(s.a.v) in bir insan olması itibariyle yaptığı, Allahü Tealadan bir tebliğ veya Allahın dinini açıklama niteliği taşımayan beşeri fiillerine Zevaid Sünnet denir.
ZİNNUREYN:İki nûr sâhibi. Peygamber Efendimizin(sallallahü aleyhi ve sellem ) Ümmü Gülsüm ve Rukiye isimli iki kızıyla evlendiği için hazret-i Osman’a verilen lakab.Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ona birbiri ardınca iki kızını vermiştir. İki kızı da vefât edince; “Bir kızım daha olsaydı verirdim” buyurmuştur.

Toplam 193 sayfa, 60. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020305859606162708090...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.