26

Ocak
2013

Bir Soru Bir Cevap

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  187 Kez Okundu

DİYANET YAYINLARI

Peygamberimiz’le ilgili bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Peygamberimiz veda haccından sonra 63 yaşında(632) vefat etti.
b) Peygamberimiz 20 Nisan 571 de Mekke’de doğdu.
c) Peygamberimiz Hz. Ebubekir’le hicret ederken Hira mağarasına saklandı.
d) Peygamberimiz 25 yaşındayken Hz. Hatice (40)ile evlendi.
e) Peygamberimiz 40 yaşındayken (610)Allah tarafından Peygamberlik vazifesi ile görevlendirildi.

Not:Peygamber Efendimiz Mekkeden Medineye Hicret ederken Hz. Ebubekir’(r.a)ile Sevr mağarasına saklandı.

26

Ocak
2013

Bir Soru Bir Cevap

Yazar: arafat  |  Kategori: TEFSİR  |  Yorum: Yok   |  250 Kez Okundu

Aşağıdaki eşlemelerden hangisi yanlıştır?
a Elmalılı Hamdi Yazır – “Hak Dini Kur’an Dili”
b.Ömer Nasuhi Bilmen – “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri”
c.Komisyon – (H.Karaman, M.Çağrıcı, İ.Kâfi Dönmez, S.Gümüş) “Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri” DİB Yayınları
d. Mehmet Vehbi – “Yüce Kur’an’n Çağdaş Tefsiri” x

Not:Cevap:Yüce Kur’an’n Çağdaş Tefsiri -Süleyman ATEŞ

26

Ocak
2013

Avrupa Birliği Dersi 5-6-7 ve 8.Üniteler Seçme Kısa Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  482 Kez Okundu

5. Ünite

1-Kopenhag kriterleri siyasi, ekonomik ve müktesebat uyumu kriterlerinden oluşan bir bütündür.
2-AB’nin beşinci genişleme sürecinde yer alan ülkelerden Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Güney Kıbrıs ve Malta’nın tam üyelikleri 1 Mayıs 2004 tarihinde, Bulgaristan ve Romanya’nın tam üyelikleri ise 1 Ocak 2007 tarihin-de gerçekleşmiştir.
3-Beşinci genişleme sürecinde Türkiye ile birlikte Makedonya, Karadağ ve İzlanda aday ülke olarak yer almaktadır.
4-Avrupa Birliği’ne tam üyelik kriterlerini ve tam üyelik sürecinin aşamalarını tanımlamak AB’nin beşinci genişleme sürecine kadar olan dönemde AB’ye tam üyelik için gereken tek kriter, Avrupalı bir devlet olunması idi. Ancak AB, beşinci genişleme süreci öncesinde Kopenhag kriterleri olarak adlandırılan yeni tam üyelik kriterleri belirlemiştir.
5-Kopenhag kriterleri siyasi, ekonomik ve müktesebat uyumu kriterlerinden oluşan bir bütündür. Tam üyeliğe aday ülke ile tam üyelik müzakerelerine başlanmasının ön koşulu, Kopenhag siyasi kriterlerinin sağlanmasıdır
6-Tam üyeliğe aday ülke, Katılım Ortaklığı Belgesi’ndeki öncelikleri nasıl ve hangi sürelerde yerine getireceğini taahhüt eden bir Ulusal Program hazırlanmaktadır. Tam üyeliğe aday ülkenin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesiyle birlikte tam üyelik müzakereleri başlatılmaktadır.

6. Ünite

1-Türkiye AB ilişkileri, 1959 yılında Türkiye’nin gerçekleştirdiği ortak üyelik başvurusuna dayan- maktadır. Taraşar arasındaki ortaklık ilişkisini düzenleyen temel belge, 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması’dır.Ankara Anlaşması ile gümrük birliğinin hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve son dönem olmak üzere üç dönemden oluşması planlanmıştır
2-Türkiye gümrük birliğinin son döneminde Aralık 1999 Helsinki Zirvesi kararları ile tam üyeliğe aday üye olarak kabul edilmiş ve AB’nin beşinci genişleme sürecine katılmıştır.
3-Türkiye ile tam üyelik müzakereleri başlamadan beşinci genişleme sürecinin ilk dalgası gerçekleşmiş, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Güney Kıbrıs ve Malta 1 Mayıs 2004 tarihi itibarıyla AB’ye tam üye olmuştur.
7. Ünite
1-17-28 Fiubat 1986 tarihinde imzalanan bu metin aslında AET Antlaşmasının birçok hükmünü değiştiren bir genel revizyon metnidir. Bir başka deyişle üye devletler arasında imzalanmış olan bir Antlaşmadır. Bu Antlaşmanın en temel özelliği iç pazarın tamamlanmasıyla ilgili belirli bir takvim öngörmüş olması ve Topluluk bütünleşmesiyle siyasi iş birliğini aynı metin içinde toplamış olmasıdır.
2-Avrupa Birliği yapılanması Maastricht Antlaşması ile getirilen yapıya verilen addır. Üç sütun üzerine oturmaktadır. ilk sütun Avrupa Topluluklarını içinde barındıran Topluluklar sütunudur. 2. sütun Ortak dış ve Güvenlik Politikasına ilişkindir. 3. sütun ise Adalet ve içişleri alanında iş birliğine ilişkindir.

8. Ünite
1-Lizbon Antlaşması Anayasal Antlaşma’nın yürürlüğe girememesi sonucu oluşan karmaşık durumu sona erdiren bir Antlaşmadır.
2-Tüm üye devletlerin Antlaşmayı onaylamaları sonucu 1 Aralık 2009’da yürürlüğe girmiştir. Lizbon Antlaşması “Topluluk” yapılanmasını ve üç sütunlu yapıyı ortadan kaldırmıştır.

26

Ocak
2013

Avrupa Birliği Dersi Final Sınava Hazırlık 5-6-7 ve 8.Ünitelere 45 Soru-Cevap

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  332 Kez Okundu

SORULAR ve CEVAPLAR(5.ÜNİTE)
1. AB’nin tüm genişleme süreçlerinde hangi bütünleşme ve genişleme eş güdümü senaryosunu benimsemiştir?Çok vitesli Avrupa
2. İlk genişleme sürecinde aşağıdaki ülkelerden hangileri AB’ye tam üye olmuştur?Birleşik Krallık, Danimarka, İrlanda
3. AB’nin Akdeniz genişlemelerinde hangi ülkeler yer almışltır?Yunanistan, İspanya, Portekiz
4. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte yeni tehditlerve fırsatlarla karşı karşıya kalan AB’ni bu süreçte doğrudan etkileyen ilk gelişme ne olmuştur? Doğu Almanya’nın Batı Almanya ile birleşmesi
5. AB’ye tam üyelik kriterlerine ne ad verilmektedir? Kopenhag kriterleri
6. Aşağıdaki ülkelerden hangisi AB’ye tam üye adayı ülkelerden bir değildir? Bosna-Hersek
7. AB’ye tam üyelik başvurusunda bulunan ülkenin tam üyelik için adaylık statüsü elde edebilmesi için ilk koşul aşağıdakilerden hangisidir? Avrupa Komisyonu’nun olumlu görüşü (Avis)
8. Türkiye ile AB arasında tam üyelik müzakereleri hangi tarihte başlamıştır? 3 Ekim 2005
9. Avrupa Komşuluk Politikası (ENP)’nın temel aracı aşağıdakilerden hangisidir? Eylem planları
10. Avrupa Komşuluk Politikası(ENP) kapsamındaki komşu ülkeler için Avrupa Tek Pazarı’na katılımın ve finansal desteğin ön koşulu nedir?Demokrasi ve hukukun üstünlüğünü güvence altına almak
11. Bir ülke ancak ve ancak AB tarafından belirlenen üyelik kriterlerini karşıladığı zaman AB’ye katılabilir. Aşağıdaki kriterlerden hangisi, 1993’de Kopenhag’da belirlenen üyelik kriterlerine 1995 Madrid Zirvesinde eklenmiştir? İdari kapasite kriteri
12.Avrupa Birliği, barış, güvenlik ve refah alanının gelişmesi için çalışır. AB politikalarından biri, AB’nin Afrika, Asya ve Avrupa’daki komşularıyla işbirliğini destekler. Bu politikaya ne ad verilmektedir? Avrupa Komşuluk Politikası (ENP)
13. Avrupa Birliği, üye ülkelerin kültürel çeşitliliklerini ve ulusal kimliklerini
korumalarını desteklemektedir. Resmi dil, özel bir hukuki statü verilen ve
ulusun yasama organlarında kullanılan dildir ve ulusal kimliğin önemli bir
öğesidir. Üye ülkelerin resmi dileri, Avrupa Birliği’nin de resmi dilleri haline
gelmektedir. Tüm AB mevzuatı ve siyasi önem taşıyan belgeleri bütün AB resmi
dillerinde yayımlanır. Şu an AB’nin kaç resmi dili vardır? 23 resmi dil
14. Avrupa Birliği, gençlerin Avrupa ile ilgili konuları tartışmalarını,
düşünmelerini, öğrenmelerini ve fikir vermelerini destekliyor. Bu amaçla
özel bir program oluşturulmuştur. Roma Anlaşması’nın 50. yıldönümünü
kutlamak amacıyla, programın bu yılki teması şöyledir: ‘1957’den Beri Birlikte:
Okullar Avrupa’yı kutluyor’. Öğrenciler ve okullar tarafından her yıl baharda
kutlanan bu geleneksel etkinliğin adı nedir? Avrupa’da Bahar Günü
15. “Avrupa” kelimesinin kökeni konusunda birçok farklı teori mevcuttur. Ancak
kelime Yunan mitolojisinde belirgin bir yere sahiptir. Yunan mitolojisinde
“Avrupa” isimli karakter kimdir? Zeus tarafından Girit’te tutulan güzel Fenikeli prenses
SORULAR ve CEVAPLAR(6.ÜNİTE)
1. Aşağıdakilerden hangisi ekonomik ve parasal birlikle ilgili doğru bir ifadedir? Üye devletler arasında ekonomik ve parasal konularda iş birliği esastır.
2. Önleme ve düzeltme mekanizması hangi kapsamda yer almaktadır?Ekonomik ifl birli¤i kapsam›nda
3. Aşağıdakilerden hangisi mali piyasaların entegrasyonuyla ilgilidir? Bankacılık sektörüyle ilgili AB düzenlemelerinin kabul edilmesi
4. “AB içinde hâkim durumunu kötüye kullanan şirketlere Komisyon tarafından para cezası verilebilir” ifadesi aşağıdaki ortak politikalardan hangisiyle ilgilidir? Rekabet Politikasıyla
5. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi taşımacılık sektörüyle ilgili AB kapsamındaki bir gelişmedir? Hava taşımacılığında liberalizasyon
6. Aşağidakilerden hangisinde AB münhasır yetkiye sahiptir? Rekabet Politikas› kapsam›nda
7. Aşağıdaki politikalardan hangisi AB’nin yetkileri açısından diğerlerinden farklıdır? Kültür Politikası
8. Aşağıdaki politikalardan hangisi diğerlerine nazaran
daha eski tarihlere dayanır?Ortak Tarım Politikası.
9. Aşağıdaki alanlardan hangisinde asıl yetki üye devletlerdedir? Eğitim, gençlik ve spor.
10. Erasmus, Jean Monnet, Leonardo da Vinci isimli programlar hangi ortak politikayla ilgilidir?Eğitim Politikası
” adında yeni bir çözüm önerisi sunulmuştur.
-16-17 Haziran 1997’de yapılan Amsterdam Zirvesi ile birlikte 2 Ekim 1997’de imzalanan ve 1 Mayıs 1999’da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması’na göre ise, Maastricht kararlarını teyidi.
-2004 yılında 10 devlet -Polonya, Çek Cumhuriyet, Macaristan, Slovenya, Slovakya, Estonya, Letonya, Litvanya, Malta ve Kıbrıs- 2007 yılında ise Bulgaristan ve Romanya birliğe üye olmuş ve AB’nin üye sayısı 27’ye yükselmiştir
SORULAR ve CEVAPLAR(7.ÜNİTE)
1. Aşağıdakilerden hangisi Avrupa bütünleşmesinin derinleşmesine bir örnek oluşturmaz?Yeni üyelerin AB’ye alınması.
2. Aşağıdakilerden hangisi derinleşme kavramının tersidir?Genişleme.
3. Aşağidakilerden hangisi iç pazarın oluşturulması kapsamında yer alır?Gümrük birliğinin tesis edilmesi
4. Aşağıdaki belgelerden hangisi iç pazarın tamamlanmasıyla ilgilidir? 1985 tarihli Beyaz Kitap
5. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi Avrupa Tek Senedine yol açan gelişmelerden biridir?1983 tarihli Avrupa Birliği üzerine Resmi Deklarasyon
6. Aşağıdakilerden hangisi kurucu metinlerde yapılan
ilk genel çaplı revizyon metnidir?Avrupa Tek Senedi
7. Avrupa Parlamentosu üyelerinin doğrudan halk tarafından seçilmesinin tersi yönündeki gelişme hangisidir? Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvelerinin kurumsallaştırılması.
8. Avrupa Birli¤i yap›lanmas› hangi metinle getirilmiştir? 1992 Maastricht Antlaşması
9. Maastricht Antlaşmasıyla getirilen Avrupa Birliği yapılanması kaç sütun üzerine oturmaktadır?3
10. Sütunlu yapı hangi Antlaşmayla kaldırılmıştır?Lizbon Antlaşması
SORULAR VE CEVAPLAR(8.ÜNİTE)
1. Avrupa Birliği Anayasal Antlaşması, hangi üye devletlerde
referanduma sunularak, halk tarafından reddedilmiştir? Fransa – Hollanda
2. Lizbon Antlaşması, hangi yıl imzalanmış ve hangi yıl
yürürlüğe girmiştir? 2007-2009
3. Avrupa Birliği, Lizbon Antlaşması sonrası sütunlu yapısı açısından nasıl bir değişime uğramıştır? Sütunlu yapı, ortadan kaldırılmıştır.
4. Aşağıdakilerden hangisi, Lizbon Antlaşması sonrası Avrupa Birliği tasarrufu olarak artık çıkarılamayacaktır? Çerçeve Karar
5. Kurucu antlaşmaların gözden geçirilmesi ile ilgili olarak, olağan değiştirme usulü ile ilgili aşağidakilerden hangisi yanlıştır? AB Zirvesi, her durumda değişiklikler ile ilgili Konvansiyon toplar.
6. Ağağidakilerden hangisi, Lizbon Antlaşması ile ilk kez Avrupa Birliği’nin kurumu olarak belirtilmiştir? Avrupa Birliği Zirvesi
7. Lizbon Antlaşması sonrası Konsey’deki yeni nitelikli oy çokluğu, yani “çifte çoğunluk” sistemine göre Komisyondan gelen bir tasarıya olumlu oy veren üye devlet sayısının toplam sayıya ve nüfusunun toplam nüfusa oranı hangisidir?. %55 – %65
8. Lizbon Antlaşması ile getirilen “vatandaş girişimi” bakımından, en az kaç Birlik vatandaşı, Avrupa Birliği’ne bir tasarruf çıkarması için öneri götürebilecektir? En az 1.000.000 kişi
9. Lizbon Antlaşması uyarınca Avrupa Birliği,aşağidakilerdenhangisine katılacaktır? Avrupa ‹nsan Hakları Sözleşmesi
10. Lizbon Antlaşması, özgürlük, güvenlik ve adalet alanı ile ilgili olarak hangisine yol açmamıştır? Bütün üye devletler, artık bu alandaki politikalara tümüyle katılmaktadır.

25

Ocak
2013

Hicri takvim nedir ve kim başlatmıştır?

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  164 Kez Okundu

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden
ve aya göre hesap edilen takvimdir. Hz. Ömer (r.a.) başlatmıştır.

25

Ocak
2013

Emevi Devleti

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  125 Kez Okundu

İspanya’da geçmişte kurulmuş İslam Devleti’nin adı Endülüs Emevi’dir.

24

Ocak
2013

Sınavlara Hazırlık Yardımcı Dersler

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  246 Kez Okundu

Diyanet’in Okunmasını Tavsiye Ettiği Kitaplar ışığında sınavlara hazırlık:Zaman Kaybetme/Vakit Nakittir/” Fenalıkların en büyüğü vakti boşa geçirmektir.” (İmam-i Azam)

1Yeterlilik Sınavı)İmam-Hatip/Müezzin-Kayyım/Kur’an Kursu Öğreticisi/Stajer vaiz ve vaize
2)Uzman Görevliler Sınavı:Uzman İmam/Uzman Müezzin-Kayyım/ Uzman Kur’an Kursu Öğreticisi/Uzman vaiz ve vaize.:Yeterince not ve testler
3) Baş İmam/Baş Müezzin-Kayyım/ Baş Kur’an Kursu Öğreticisi/Baş vaiz ve vaize sınavı.
4)Görevde Yükselme ve Unvan değişikliğiSınavı:(mbsts):Yeterince not ve testler
-Şeflik-Murakıplık
-Şube Müdürlüğü,
-Müdürlük

5)Cami nakil Cami görevlileri-Hac ve Yurtdışı dingörevlisi sınavları:Yeterince not ve testler

6)Bu sınavlar için Alfabetik Kelam-Fıkıh-Tefsir-İslam Tarihi-Genel İslam Kültürü-Ahlak-Siyer-Dinler Tarihi-Hadis-Tecvit-Genel Kültür Terimleri.

7)Başkanlık Mevzuatı-657 sayılı Kanun-Anayasa Bilgileri-Tarih-Coğrafya-Osmanlı Tarihi -Edebiyat-İslam da ve Tarihimizde ilkler.

8)Başkanlık sınavlarına hazırlık Soru Bankası.

9)Sınavlarda çıkmış sorular özetlenmiş.

10)AÖF-İlitam Notlarına yer verilmiştir.

ÖRNEK   ÇALIŞMA  NOTLARI

.Rivayet Tefsiri: Kur’ân’a, Hz. Peygamber’in sünnetine, seleften nakledilen haberlere, Arap dili ve câhiliye Arap şiirine dayanan tefsirdir.

.Vahy” terim anlamı olarak ne demektir?

.Mekke dönemin de ilk vahiy katibi kimdir?

.Mevkuf Hadis: Sahabelerden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Mevkuf hadislerde isnad Rasûlullah’a ulaşmaz, sahabede son bulur.

.Kütüb-i sitte şunlardır:

İmam Buhari
Müslim
Ebu Davud
Tirmizi
İmam Nesâi
İbn Mace’nin yazdığı kitaplardır.
.Bu kitaplardan Buhari ve Müslim’in kitaplarına sahiheyn de denilir; Bunlar Sahihleri ile meşhur iki hadis yazarıdır. Diğer dört hadis yazarının kitaplarına ise Sünen denir. Diğer hadîs kitabı türleri: Cami, Müsned, Mucem, Müstedrek, Mustahrec, Cüz, Tabakat. Bu kitaplarda kendisinden hadis rivayet eden başlıca sahabeler ise şunlardır:

.Ebu Hureyre – 5374 hadis
Abdullah bin Ömer – 2630 hadis
Enes bin Malik – 2286 hadis
Ayşe – 2210 hadis
İbn-i Abbas – 1660 hadis
Cabir bin Abdullah – 1540 hadis
Ebu Said el-Hudri – 1170 hadis

.Cuma Namazı: Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti esnasında, Kubâ köyündeki Rânûna vadisinden geçerken, öğle vakti Cuma namazı farz kılınmıştır. Peygamberimiz de ilk Cuma namazını Rânûna vadisinde kıldırmıştır.

.Hac: Hac, Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Yapılış şekli bakımından hac üçe ayrılır: 1. İfrat haccı, 2. Kıran haccı, 3. Temettu’ haccı.

İfrat Haccı: İçinde umre olmadan yapılan hactır.

Kıran Haccı: Bir ihramla hem umre hem de hac yapmaktır.

-Aşağıdakilerden hangisi yemin çeşitlerinden biri değildir ?

Akâid İlmi: Akâid “akîde” kelimesinin çoğuludur. Sözlükte düğüm bağlamak, düğümlemek ve kesinlikle inanılan şey anlamlarına gelir. “İslâm akâidi” İslâm dininde inanılan hususlar mânâsına gelir. Bunlara “îmân esasları” denir. Îmân esaslarını ihtiva eden ilme de “akâid ilmi” denir. Akâid ilmi, Allah’ın varlığından, sıfatlarından, fiillerinden bahseden bir ilimdir.

.Kelam ilminin net bir tarifi ilk defa kim tarafından yapılmıştır?

.Bazı Yazarlar ve Eserleri:

İmam-ı Şafii: er-Risale.
İmam Malik: el-Muvatta.
İmam Âzam: el-Fıkhu’l-Ekber.
Serahsi (II. Şemsü’l-Eimme): el-Mebsût (30 cilttir)
Ferra: Ma’ani’l-Kur’an.
Zemahşeri: Keşşâf.
Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb.

.Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924 tarihinde 429 Sayılı Kanunla Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

.1961 Anayasasının öngördüğü doğrultuda 22.06.1965 tarih ve 633 sayılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” ile Başkanlık yeni bir düzenlemeye kavuşturulmuştur

.15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumu kuruldu.

.12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu kuruldu.

.İbrâd: Sıcak bölgelerde, yaz günlerinde, öğle namazını geciktirip serinlikte kılmaktır. Bu faziletli bir davranıştır.

.Kur’an’da bugün kullanılmakta olan hareke ve noktaları  Halil  b.Ahmet  belirlrmiştir.

.Usulu fıkıhta Mütekellimîn metoduna göre te’lif edilen eser  Mustasfâ – Gazali

.Hanefi mezhebine göre “bir yolcunun on beş günden az kalmayı planladığı yer” Vatan-ı süknâ

           

 

24

Ocak
2013

Peygamber Efendimizin Vefatı ve Defni

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  445 Kez Okundu

Hz. Peygamberin hastalığının çok ağırlaşması üzerine Üsâme hareket edemedi. Hz. Peygamberin baş ağrısı ve şiddetli ateşi vardı. Ateş nöbetleri geçirirken dahi Suriye seferinin hazırlıkları ile ilgileniyordu. Hz. Peygamber hastalığı esnasında yaptığı konuşmada Bir kul ki, Allah onu dünya ile kendine kavuşması arasında bir seçim yapması için muhayyer kıldı, o, Allaha kavuşmayı tercih etti buyurdu. Hz. Ebû Bekir bu sözün ifade ettiği anlamı ve o kulun Hz. Peygamberin bizzat kendisi olduğunu anladı ve Nefislerimiz, mallarımız ve evlatlarımızla sana feda olalım, diyerek ağlamaya başladı. Onun ağladığını gören Hz. Peygamber Ağlama Ebû Bekir! Arkadaşlık ve malını feda konusunda bana en çok yardımı dokunan Ebû Bekirdir. Ümmetimden birini dost edinseydim Ebû Bekir?i seçerdim. Lâkin İslâm kardeşliği daha üstündür dedi. Hz. Ebû Bekir?in kapısı dışında Mescid-i Nebevînin avlusuna açılan tüm kapıların kapatılmasını emretti. Bunun sebebini açıklarken de İslâm’a ondan daha faydası dokunan kimse tanımadığını söyledi.
Peygamberimiz hastalığı esnasında vücudunda hafiflik hissettiği zaman namazı kendisi kıldırır, ağırlık hissedince “insanlara emredin namazlarını kılsınlar” derdi. Nitekim namaza çıkamayacak derecede hastalanınca namazı Hz. Ebû Bekirin kıldırmasını emretti. Hz. Âişe, babasının yufka yürekli olduğunu, Kur?an okurken gözlerinden yaşlar boşandığını, Resûlullahın makamında durmaya tahammül edemeyeceğini ve bu görevin Hz. Ömere havale edilmesini istedi. Fakat Hz. Peygamber ısrarla Ebû Bekire söyleyin, namazı kıldırsın?buyurdu. Hz. Ebû Bekirin, Hz. Peygamber?in hastalığı esnasında en az on yedi vakit namaz kıldırdığı rivayet edilmektedir. Son günlerini Hz. Âişenin odasında geçiren Hz. Peygamber bir gün öğle üzeri hastalığının biraz hafiflediğini hissetti. Hz. Abbas ve Hz. Alinin yardımıyla Mescide çıktı. O esnada cemaat namaza durmuştu. Hz. Ebû Bekir onun geldiğini anlayınca çekilip mihrabı kendisine bırakmak istedi.Ancak Hz. Peygamber, yerinden çekilmemesive namaza devam etmesi için işaret ederek Hz. Ebû Bekir?in yanında namaza durdu.
Pazartesi günü sabah namazından sonra Hz. Ebû Bekir Hz. Peygamber’in hastalığının hafiflediğini gördü ve kendisinden izin alarak Sünh mevkiindeki evine gitti. Bazı sahâbîler de işlerine gittiler. O sırada Hz. Peygamber’in hastalığı ağırlaştı. Son nefesini vermeden önce kölelere iyi davranmayı, onları giydirmeyi, yedirmeyi, onlara yumuşak söz söylemeyi ve namaza devam etmeyi tavsiye etti. Hz. Âişenin bildirdiğine göre Hz. Peygamber vefat etmeden önce hafif bir sesle ?Lâ ilâhe illallah, ruh teslimi ne şeymiş? demiş ve güçlükle işitilebilen son sözü ise şu olmuştur: Maar-Refîkıl-Alâ (Yüce Rabbimle beraber).Hz. Peygamber bu sözleri söyledikten sonra eşi Hz. Âişenin kolları arasında, yerine hiç kimseyi bırakmadan,14 Rebîülevvel 11/8 Haziran 632 Pazartesi günü kuşluk vakti ruhunu teslim etmiştir.
Vefat edeceği gün, Peygamberimiz sanki iyileşmişti. Müslümanlar Hz. Ebu Bekir’in imamlığında sabah namazını kılıyorlardı. Peygamberimiz mescide açılan kapısını açtı. Onların namaz kılışlarını seyretti; yüzü aydınlandı. Tekrar odasına çekildi. Öğleye doğru ateşi tekrar yükseldi. Ateşini düşürmek için yanında bulunan kaptaki suya ellerini daldırıyor, yüzünü, boynunu ıslatıyordu. Bir taraftan da şöyle diyordu.
“–La ilahe illallah… Ölümün de şiddetlisi var… Allah’ım günahlarımı bağışla, bana merhamet et, beni yüce dosta kavuştur.”
Kızı Fatıma çaresizlik için ağlıyordu. Peygamberimiz ona:
“–Üzülme kızım, baban bugünden sonra bir daha hiç acı ve üzüntü çekmeyecek” dedi.
Peygamberimiz dilinden La ilah illallah cümlesini düşürmeyerek 13 Rebiulevvel 11 (8 Haziran 632) tarihinde Pazartesi günü vefat etti. Ölmeden önce son sözü: “En Yüce Dosta…!” kelimeleri oldu.
Peygamber’in vefat ettiği pazartesi günü, Ebûbekir halife seçildikten sonra salı günü Peygamber’in teçhiz ve defnine başlandı. Peygamber’in ev halkı sayılan damadı Ali ibn Ebîtâlib, amcası Abbâs, amcası oğlu Fadl ibn Abbâs, Kuşem ibn Abbâs, Üsâme ibn Zeyd ve Allah Elçisi’nin mevlası Şükran, Peygamber’in evinden ayrılmamışlardı. Bunlar onu yıkadılar. Peygamber’in giysisi üstünden çıkarılmadı. Hz. Ali, Peygamber’in naaşını göğsüne dayadı. Abbâs, Fadl ve Kuşem naaşı sağa sola çevirirken Üsâme ve Şükran su döktüler. dökülen suyla Peygamber’i, giysisinin altında ovuyor, su Allah Elcisi’nin vücuduna değdikçe Ali, “Oh, sağlığında da ölümünde de ne güzel kokuyorsun” diyordu.

Allah’ın Elcisi üç kumaşa sarılarak kefenlendikten sonra, nereye defnedileceği konusu gündeme geldi. Ebûbekir, “Ben, Allah Elçisi’nin, ‘Her peygamber, öldüğü yere def-nedilmiştir’ dediğini işittim” deyince Peygamber’in yatmakta olduğu yatak kaldırılıp altı eşildi. Daha sonra halk, grup grup içeri girerek herkes ayrı ayrı Peygamber’e namaz kıldı. Allah’ın Elçisi karşısında biri imam olup namaz kıldıramadı. Erkeklerden sonra kadınlar ve çocuklar da girip namaz kıldılar.
Efendimiz’in vefatı ve sonrasında yaşananlar ashab için yeni bir imtihan olmuştu. Hz. Ömer (ra) ölümü bir türlü kabul edemezken, Hz. Ebû Bekir ise her zamanki soğukkanlılığıyla onu ve diğer ashabı sakinleştiriyordu.
Rasûlullah’ın (sas) vefât haberi, ashâb üzerinde büyük bir hüzün meydana getirdi. Daha sabahleyin ayağa kalkmış halde görmüşler, iyileşiyor diye sevinmişlerdi. Acı haber, herkesi şaşkına çevirdi. Münâfıklar ise, “Hak peygamber olsaydı, ölmezdi…” gibi küstahça sözler söylemişler, ortalığı bulandırmışlardı. Bu duruma sinirlenen Hz. Ömer, kılıcını çekerek, “Rasûlullah (sas) ölmemiş, bayılmıştır. Kim Muhammed öldü derse, boynunu vururum.” diyordu. Böyle bir hengâmede metânetini muhâfaza edebilen sâdece Hz. Ebû Bekir oldu:
-Sizden her kim Muhammed’e (sas) tapıyorsa, iyi bilsin ki, O (sas) öldü. Her kim Allah’a kulluk ediyorsa, iyi bilsin ki, Allah bâkîdir, asla ölmez.” dedi ve şu anlamdaki âyetleri okudu:
“Muhammed ancak bir peygamberdir. O’ndan önce de nice peygamberler geçti. Eğer o ölür, veya öldürülürse geri mi döneceksiniz. Her kim geri dönerse, Allah’a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükâfatını verecektir.” (Âl-i İmrân Sûresi, 144) Hz. Ebû Bekir’in sözlerini ve âyetleri dinleyince herkes kendine geldi. Aynı gün Benî Saide sofasında toplandılar. Hz. Ebû Bekir’i halife seçtiler. (1 Rabiulevvel 11 H./ 27 Mayıs 632 M.)
Rebiülevvel ayının on üçü, Salı günü.
Hz. Ebû Bekir, Mescid-i Nebevîye geldi. Minbere çıkıp oturdu.
Henüz konuşmaya başlamadan önce, Hz. Ömer ayağa kalktı.Allah’a hamd ve şükürde bulunduktan sonra, Müslümanlara, “Allah, halifeliği sizin hayırlınız, Resûlullahın (a.s.m.) yâr-ı gârı olan zâta nasip etti. Kalkınız, ona bîat ediniz!”
Mescid-i Şerifte bulunan Müslümanlar kalkıp Hz. Ebû Bekir’e umumî bîat yaptılar.909
Bîat işi bitince Hz. Ebû Bekir, Allah’a hamd ve şükür ettikten sonra şöyle konuştu:
“Ey insanlar! Ben, üzerinize vâli ve emir oldum. Halbuki, sizin en hayırlınız değilim. Eğer iyilik edersem bana yardım ediniz. Fenalık yaparsam bana doğru yolu gösteriniz!
“Doğruluk emânettir. Yalancılık hiyânettir. İnşaallah, içinizdeki en zayıfınız kendisinin hakkını alıncaya kadar, yanımda en güçlünüz olacaktır! İnşallah, içinizde en güçlünüz de, üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alıncaya kadar benim yanımda en zayıfınız olacaktır.
“Ey insanlar! Allah yolunda cihadı terk etmeyin! Bilin ki, cihadı terk eden kavim zelil olur.
Ben, Allah ve Resûlüne itâat ettikçe, siz de bana itâat ediniz. Ben, Allah ve Resûlüne âsi olursam, sizin de bana itâatınız lâzım gelmez.
“Kendim ve sizin için Allah’tan af ve mağfiret dilerim!”
Rasûlullah’ın (sas) cenâzesi, halîfe seçimi yapıldıktan sonra, salı günü yıkanıp hazırlandı. Son hizmetinde bulunabilmek isteyen herkes, Hz. Âişe’nin odası önünde toplanmıştı. Bu yüzden Hz. Ali odanın kapısını kapattı, içeriye kimseyi almadı. Yalnızca Ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı.
Rasûl-i Ekrem’in (sas) mübârek vücûdu, bir sedir üzerine konuldu. Dış elbisesi soyuldu. Yıkama işini bizzat Hz. Ali yaptı. Amcası Abbâs ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kusem, cesedin çevrilmesine yardımcı oldular. Üsâme ile azadlı kölesi su döktüler. İç gömleği çıkarılmayıp vücûdu üzerinden ovulduğu için Hz. Ali’nin eli Rasûlullah (sas)’in mübârek vücûduna dokunmamıştır.
Hz. Ali, “Hayâtında da pâksın, ölümünde de pâksın.” diyerek yıkadı. Üç parça beyaz pamuk bezi ile kefenlenip odanın kapısı açıldı. Mübârek naaş, sedirin üzerine konmuştu. Önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kıldılar Rasûlullah (sas) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için, O’nun cenâze namazında kimse imâm olmadı. Hz. Âişe’nin odası küçüktü. Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etti. Efendimiz (sas), “Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder.” buyurmuştu. Bu sebeple Rasûlullah (sas)’ın kabri, Hz. Âişe’nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr’dan Ebû Talha tarafından kazıldı. İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam için mezar kazmaya azmettikleri vakit Ebu Ubeyde İbnu’l Cerrah’a adam gönderdiler. O, Mekke halkının mezarı gibi şak şeklinde mezar kazıyordu. Ebu Talha’ya da adam gönderdiler. O da Medine ahalisinin mezarı gibi, lahid tarzında mezar kazıyordu. İşte bu iki zata iki ayrı elçi yola çıkarıldı. Ashab dedi ki: “Allahım, Resulün için sen tercih et” Ebu Talha’yı yerinde buldular ve (kazı yerine) getirdiler. Ebu Ubeyde (yerinde) bulunamadı. Böylece Resulullah aleyhissalatu vesselam için lahid tarzında mezar hazırlandı.” Salıyı çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi. (2/3 Rabiulevvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M.) Mübârek cesedini, kabri saâdete Hz. Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler. Hz. Âişe, “Biz Rasûlullah (sas)’in defnedildiğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık.” demiştir. Peygamber’in naaşına en son eli değen, mevlası Şukrân’dır. Şükran, Hz. Peygamber’in giymekte olduğu kadifeyi onun naaşının üstüne örtüp, “Senden sonra bunu kimse giyemez” dedi.
Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz: “Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder,” buyurmuştu. Bu sebeple Rasûlüllah (s.a.v.)’in kabri, Hz Âişe’nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr’dan Ebû Talha tarafından kazıldı. Salıyı Çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi. (2/3 Rabiu’l-evvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M.) Mübarek cesedini, kabri saadete Hz. Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler. Hz.Âişe: -Biz Rasûlüllah (s.a.v.)’in defnedilğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık, demiştir.
Peygamberimiz, kabre Hz. Ali, Fadl, Kusem, Şükran ve Evs b. Havlî tarafından indirilip konuldu.
Hz. Fâtıma, Peygamberimizin kabrinin toprağından alıp onu kokladıktan ve gözlerine
sürdükten sonra, şöyle dedi:
“Ahmed Aleyhisselamın toprağını koklayanın hali ne mi olur?
Ömür boyunca güzel koku koklamamak!
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz henüz defnedilmemişti. Bu sırada Hz. Bilâl, hüzün ve hasret akıtan yanık sesiyle ezan okudu. “Eşhedü Enne Muhammede’r-Resûlullah” dediği zaman, Ashab-ı Kiram hüngür hüngür ağlamaya başladı. Mescid-i Nebevî, ağlama sesleriyle çalkalandı.
Yıkama işini Hz. Ali (ra) yaptı. Zirâ, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz sağlığında ona,
“Vefât ettiğim zaman beni, sen yıka.” (İbn Sa’d, 2/280-281) diye vasiyyet etmişlerdi.
Bu, Hz. Bilâl’in son ezânı oldu. Resûl-i Kibriyâ Hazretleri defnedildikten sonra artık ezan okumadı.
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh, Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın vefatından sonra Hz. Ömer’e: “Bizimle gel, Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın yaptığı gibi Ümmü Eymen radıyallahu anhayı bir ziyaret edelim” dedi. Hz. Enes devamla der ki: “Ziyaretine gittiler, yanına varınca kadıncağız ağladı. Kendisine: “Niye ağlıyorsun? Allah’ın kendi nezdinde hazırladığı, Resulullah aleyhissalatu vesselam için daha hayırlıdır” dediler. Kadın onlara:
“Ben de biliyorum ki, Allah’ın yanındaki, Resulullah için elbette daha hayırlıdır. Ancak ben semadan vahyin kesilmesine ağlıyorum” cevabını verdi.” (ÜmmÜ Eymen) bu sözüyle onları da ağlattı ve Ümmü Eymen’le beraberce ağladılar.”
6471 – Ebu’d-Derda anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Cum’a günü bana salavatı çok okuyun. Çünkü o gün okunan salavatlar meşhuddur, melekler ona şahidlik ederler. Bana salavat okuyan hiç kimse yoktur ki, o daha okumasını bitirmeden salavatı bana ulaştırılmamış olsun.” Bunun üzerine dedim ki: “Siz öldükten sonra da mı?” “Evet buyurdular, öldükten sonra da. Zira Cenab-ı Hak hazretleri toprağa, peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram etmiştir. Allah’ın peygamberi her zaman diridir, rızka mazhardır.”
“Hiç süphesiz, Allah ve melekleri Peygamber’e salat etmektedirler.Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(Ahzab:56)
Hz. Âişe annemizin odasında iki kişilik daha kabir yeri kalmıştı. Oraya da sonradan Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer defnedildiler. Medine mescidinin yeşil kubbesinin altındaki Ravza’da üç dost birlikte yatmaktadırlar. Rabbim bizleri onların şefaatlerine nâil eylesin .
Ey Allah’ın Resulü! Doğduğun gün, vefat ettiğin gün ve yeniden diriltileceğin gün Allah’ın selâmı üzerine olsun!
Not:Yalnızca ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı.
Kaynaklar:
1-İbn Hişâm, 4/312-313
2-el-Buhârî, 2/75; Tecrid Tercemesi, 4/422 (Hadis No: 627)
3-İbn Hişâm, 4/314
4- 909. Sîre, 4:311; Taberî, 3:203.
5-910. Sîre, 4:311; Tabakât, 3:183; Taberî, 3:203.
6- İbni Hişam c4 s342, Tabari c2 s452,485, ibni Kesir c5 s270
7- Ahmed b.Hanbel Müsned’de c6 s242 ve 274
8- İbn Sa’d, 2/280-281)
9- Makrîzî, s. 542.
10- İbn Sa’d, II, 218, 219 vd.; İbn Hişâm, II, 652.
11- İbn Sa’d, II, 254; İbn Hanbel, III, 117.
12-İbn Abdilber, Dürer, s. 271; Makrîzî, s. 457.
13- Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaj(DİB)

24

Ocak
2013

Sevgili Peygamberimizin Hayatından Kısa Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  224 Kez Okundu

1-Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu.
2-İslâmiyet’ten önce Araplar, henüz millet hâline gelemedikleri için; kabîleler hâlinde yaşıyorlardı. Her kabîle, diğerlerinden ayrı bir devlet gibiydi. Kabîle başkanına “Şeyh” deniyordu.
3-Hicaz bölgesinde üç önemli şehir, Mekke, Yesrib (Medine) ve Tâif’ti. Mekke’de Kureyş Kabîlesi, Tâifte Sakîf Kabîlesi, Yesrib (Medine) de Evs ve Hazreç adlı Arap kabîleleri ile Kaynukaoğulları, Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları olmak üzere üç yahûdi kabîlesi bulunuyordu.
4-Dört ayında (Muharrem, Recep, Zilka’de ve Zilhicce aylarında) harbetmezlerdi. Bu aylara “eşhür-i hurum”(savaşılması, kan dökülmesi haram olan hürmetli aylar) denir.
Hicaz bölgesindeki panayırların en önemlileri, 5-Mekke civârında kurulmakta olan Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz panayırlarıydı. Bu panayırlara ülkenin Tâif’le Nahle arasında kurulmakta olan Ukaz panayırında, şiir yarışmaları yapılır; beğenilip derece alan şiirler, Kâbe’nin duvarlarına asılırdı. Bu şekilde Kâbe duvarında asılmış olan yedi ünlü kasideye “el-Muallekatü’s-seb’a” (Yedi Askı) denilmiştir.
6-En önemli putlar, Hubel, Lât, Menât, Uzzâ, Vedd, Suva’, Yeğûs, Yeûk ve Nesr adlarını taşıyanlardı. Mekke’de Kâbe ve civârına 360 kadar put yerleştirilmişti.
7-Arabistan’da putperestlerden başka, Mûsevî, Hıristiyan, Mecusî (ateşe tapan) ve Sâbiî dinlerine mensup kimseler de vardı. Bunlardan başka, çok az sayıda, Hz. İbrahim’in tebliğinden o devre ulaşan dinî esasları benimsemiş tek Tanrı inancında olan “Hanîf”ler vardı. Nevfel oğlu Varaka, Cahş oğlu Abdullah, Huveyris oğlu Osman ve Sâide oğlu Kuss bunlardandı.
8-İslâmiyetten önce Arap Yarımadasının kuzeyinde (Sûriye’de) “Nebtî”, güneyinde (Yemen’de) “Himyerî”, Irak’ta ise “Süryânî” yazıları kullanılıyordu.
-”Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah’ a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aylardır. (et-Tevbe Sûresi,36)
-”Aralarında birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman, içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hüküm veriyorlar.” (en-Nahl Sûresi, 58-59. ez-Zuhruf Sûresi, 17; et-Tekvîr Sûresi,8-9) (er-Rum Sûresi, 41
9-Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı’nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke’nin doğusunda bulunan “Hâşimoğulları Mahallesi”nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu.
10-Arapların takvim başı olarak kullandıkları “Fil Vak’ası”, Peygamberimiz (s.a.s.)’in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu.

11-Abdülmuttalib, torununun doğumu şerefine verdiği ziyâfette çocuğun adını soranlara:
“Muhammed adını verdim. Dilerim ki, gökte Hakk, yeryüzünde halk, O’nu hayırla yâdetsinler…” cevâbını verdi. Annesi de “Ahmed” dedi. (Muhammed, üstünlük ve meziyetleri anılarak çok çok övülüp senâ edilen; Ahmed de Cenab-ı Hakk’ı yüce sıfatları ile öven, hamdeden kimse demektir.
12-Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in babası, Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah; annesi ise Vehb’in kızı Âmine’dir. Babası Abdullah, Kureyş Kabîlesinin Hâşimoğulları kolundan, annesi Âmine ise Zühreoğulları kolundandır. Her ikisinin soyu, bir kaç batın yukarıda, “Kilâb”da birleşmektedir. Her ikisi de Mekke’lidir.
13-Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Hz.İbrâhim’in büyük oğlu Hz. İsmâil’in neslindendir. Soyu Adnân’a kadar kesintisiz bellidir.
“Allah, Hz İbrâhim’in oğullarından Hz. İsmâil’i, İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını, Kinâneoğullarından Kureyşi, Kureyşden Hâşimoğullarını, Hâşimoğullarından da beni seçmiştir.”
Bir başka hadis-i şerifinde de Rasûl–i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Allah beni, dâima helâl babaların sulbünden, temiz anaların rahmine naklederek, sonunda babamla annemden ızhâr etti. Âdem’den, anne-babama gelinceye kadarki nesebim içinde nikâhsız birleşen olmamıştır”.
14-Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)’de hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti.
15-Peygamberimiz (s.a.s.)’e, babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.
16-Başlangıçta çocuğu (3 veya 7 gün) annesi Âmine emzirdi.Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb’in azatlı câriyesi Süveybe tarafından emzirildi.
17-Hz. Muhammed (s.a.s.)’in devamlı süt annesi Hevâzin Kabîlesinin Sa’doğlulları kolundan Halîme oldu.
Mekke’nin havası ağır olduğu için, Mekkeliler yeni doğan çocuklarını çölden gelen süt annelere verirlerdi. Çöl ikliminde çocuklar hem daha gürbüz yetişiyor, hem de bozulmamış (fasih) Arapça öğreniyorlardı.
18-Süt kardeşi Şeyma da bakımında annesine yardımcı olmuştur.
19-Hz.Muhammed (s.a.s.) süt annesi ve süt kardeşleri ile sonraki yıllarda dâima ilgilenmiştir. Halîme kendisini ziyârete geldiği zaman onu “anacığım” diyerek karşılamış, altına elbisesini yayarak, saygı göstermiştir.
20-Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşına kadar, süt annesinin yanında çölde kaldı. Dört yaşında Halîme çocuğu Mekke’ye götürerek annesine teslim etti. İslâm târihçileri, bu esnada “şakk-ı sadr” (göğüs açma) olayının meydana geldiğini, çocukta görülen bu gibi olağanüstü hallerin Halîme’yi endişelendirdiğini, bu yüzden çocuğu annesine teslime mecbûr kaldığını naklederler.
21-Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşından altı yaşına kadar, öz annesi Âmine ile kaldı, O’nun şefkat ve ihtimâmı ile yetişip büyüdü. Altı yaşında iken, babasının Medine’de bulunan kabrini ziyâret etmek üzere, annesi ve sadık hizmetçileri Ümmü Eymen’le beraber Medine’ye gittiler. Medine’deki akrabaları Neccâroğullarında bir ay kadar misâfir kaldılar. Dönüşte, Medine’nin 23 mil güneyinde Ebvâ Köyü’nde Âmine hastalandı. Henüz doğmadan babasından yetim kalmış olan Hz. Muhammed (s.a.s.) altı yaşında iken annesinden de öksüz kalıyordu. Bu acıyı bütün varlığı ile hisseden anne, oğlunu şefkat dolu gözlerle süzdü. Bağrına basıp uzun uzun öptü. Masûm yüzüne bakarak “Her yeni eskiyecek, her fâni yok olup gidecek,
Ben de öleceğim, fakat buna gam yemem,
Namımı ebedi kılacak hayırlı bir halef bırakıyorum…” anlamına bir şiir söyledi. Bu sözlerden sonra vefât etti.
22-Annesinin ölümünden sonra çocuğu Ümmü Eymen Mekke’ye götürüp dedesi Abdülmuttalib’e teslim etti.
Altı yaşından sekiz yaşına kadar, çocuğa dedesi Abdülmuttalib baktı. Abdülmuttalib seksen yaşını geçmiş bir ihtiyârdı. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz sekiz yaşında iken dedesi de öldü. Ölürken, on oğlu içinden Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin yetiştirilmesini, öz amcası Ebû Tâlib’e bıraktı.
23-Hicret’in 6′ıncı yılı Hudeybiye Barışı dönüşünde Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, annesinin kabrini ziyâret edip, teessürle gözyaşı döktü.
Annemin bana olan şefkatini hatırlayarak ağladım, buyurdu.
24- Peygamberimizin en meşhûr ve Kur’an-ı Kerim’de geçen isimleri; “Muhammed” ve “Ahmed”dir. Muhammed (s.a.s.) ismi Kur’ân-ı Kerîm’de 4 yerde (Âl-i İmrân Sûresi 144, Ahzâb Sûresi 40, Muhammed Sûresi 2 ve Fetih Sûresi 19); Ahmed ismi ise 1 yerde (Saf Sûresi, 6) geçmektedir.
Fetih Sûresinde bu ism–i şerif, ayrıca “Rasûlüllah” olarak vasıflanmıştır. Saf Sûresinin 6. âyetinde ise:
“Meryem oğlu İsâ: Ey İsrâiloğulları! Doğrusu ben, benden önce indirilen Tevrât’ı tasdik edici, benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygemberi de müjdeleyici olarak, Allah’ın size gönderilmiş bir peygemberiyim demişti…” buyrulmuştur.
Bu ayet-i celilede Hz. İsâ’nın, kendinden sonra “Ahmed” adında bir peygamberin geleceğini müjdelediği bildirilmektedir.
25-Rasûlüllah (s.a.s.)’in hayatında şakk-ı sadr olayı İlki, süt annesi Halîme’nin yanında iken meydana gelmiştir. Melekler, göğsünü açıp, “işte şeytanın sendeki nasibi” diyerek bir pıhtı çıkarıp atmışlardır. (Müslim, 1/147 K. İmân B. 74, Hadis No: 261). İlk vahyin gelişinden önce de, vahyin ağırlığına dayanabilmisi için, şakk-ı sadr olayının tekrarlandığı rivâyet edilmiştir. Mirâc mucize’sinden önce de Cebrâil (a.s.) Rasûlüllah (s.a.s.)’in göğsünü açıp “zemzem suyu” ile yıkadıktan sonra imân ve hikmet doldurmuştur. (Tecrid Tercemesi, 2/227, Hadis No: 227 ve izâhı)
26- Abdülmuttalib’in çeşitli zevcelerinden 10 oğlu ve 6 kızı vardı. Bunlar içinde Hz. Ali’nin babası Ebû Tâlib ile Peygamberimiz (s.a.s)’in babası Abdullah ana baba bir kardeşti. (Asr-ı Saâdet 1/ 197; Târihi-i Din-i İslâm, 2/27)
27-Oğulları: Abbâs, Hamza, Abdullah, Ebû Tâlib (asıl adı Abdimenâf) Zübeyr, Hâris, Hacl, Mukavvim, Dırar, Ebû Leheb (asıl adı Abduluzza) dır. Kızları ise: Safiyye, Ümmü Hakim el- Beyda, Âtike, Ümeyme, Eravâ, Berre. (İbn Hişâm, 1/113)
(33/2) İbn Sa’d, et-Tabakat, 1/116-117; Tecrid Tercemesi, 4/683
28-Hz. Muhammed (s.a.s.) 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik devresinin 13 yılı Mekke’de, 10 yılı Medine’de geçti. Bu itibârla Peygamberlik devresinin:
a) Nübüvvet’den Hicret’e kadar devâm eden 13 yıllık süresine “Mekke Devri” (610- 622);
b) Hicretten vefâtına kadar olan 10 yıllık süresine de “Medine Devri” (622-632) denir.
29-Eskiden beri Mekke’deki hanîf ve zâhitler, recep ayında inzivâya çekilirlerdi. Her biri, Mekke’nin 3 mil (bir saat) kuzeyinde Hira (Nûr) dağında bir köşeye çekilir, tefekküre dalardı.

30-610 yılı Ramazan ayının(52) Kadir Gecesinde,(53) ridâsına bürünüp Hira’daki mağarada düşünmeye dalmış olduğu bir sırada, bir sesin kendisini ismi ile çağırmakta olduğunu duydu. Başını kaldırıp etrafına baktı; kimseyi göremedi. Bu sırada her tarafı ansızın bir nûr kaplamıştı; dayanamayıp bayıldı. Kendisine geldiğinde karşısında vahiy meleği Cebrâil’i gördü. Melek O’na:
-”Oku” Dedi. Hz. Muhammed (s.a.s.):
-”Ben okuma bilmem”, diye cevap verdi. Melek, Hz. Muhammed (s.a.s.)’i kucaklayıp güçsüz bırakıncaya kadar sıkdı.
-”Oku” diye emrini tekrarladı. Hz. Muhammed (s.a.s.) yine:
-”Ben okuma bilmem…” cevâbını verdi. Melek emrini tekrarlayıp üçüncü defa Hz. Peygamber (s.a.s.)’i sıktıktan sonra “el-Alak” Sûresi’nin ilk beş âyetini okudu.
“Yaratan Rabb’ının adıyle oku. O, insanı alak’tan (aşılanmış yumurtadan) yarattı. Oku, kalemle (yazmayı) öğreten, insana bilmediğini belleten Rabb’ın sonsuz kerem sahibidir.” (El-Alak Sûresi, 1-5).

Meleğin arkasından Hz. Peygamber (s.a.s.)’de bu âyetleri tekrarladı. Heyecanla mağaradan çıkarak evine geldi. Yolda ilerlerken gök yüzünden bir sesin:
“Ya Muhammed. Sen Allah’ın elçisisin, Ben de Cibril’im” dediğini duydu. Başını kaldırdığı zaman, Cebrâil’i gördü.(54) Korku içinde evine vardı. Eşi Hz. Hatice’ye:
“Beni örtünüz, çabuk beni örtünüz” dedi. Bir müddet dinlenip heyecânı geçtikten sonra gördüklerini Hz. Hatice’ye anlattı, kendimden korkuyorum, dedi. Hz. Hatice, O’nu şu ölmez sözlerle teselli etti.

“Öyle deme. Allah’a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hakk hiç bir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen , akrabanı gözetirsin. İşini görmekten âciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin, Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misâfiri ağırlarsın. Hak yolunda zuhûr eden olaylarda halka yardım edersin…”
31-Hatice daha sonra Hz. Peygamber (s.a.s.)’i amcazâdesi Nevfel oğlu Varaka’ya götürdü. Varaka hanîflerdendi. Tevrât ve İncil’i okumuş, İbrânî dilini ve eski dinleri bilen bir ihtiyardı. Varaka Peygamberimiz (s.a.s.)i dinledikten sonra:
-”Müjde sana yâ Muhammed, Allah’a yemin ederim ki sen Hz. İsâ’nın haber verdiği son Peygambersin. Gördüğün melek, senden önce Cenâb-ı Hakk’ın Musâ’ya göndermiş olduğu Cibril’dir. Keşki genç olsaydım da, kavmin seni yurdundan çıkaracağı günlerde sana yardımcı olabilseydim… Hiç bir Peygamber yoktur ki, kavmi tarafından düşmanlığa uğramasın, eziyet görmesin…” dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü.
32-Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe’den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardeştir. Mekke Devri’nin 6′ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur.
Peygamberimiz bir gün “Safâ” tepesinde otururken yanından Ebû Cehil geçti. Rasûlullah (s.a.s.)’e çirkin sözlerle hakarette bulundu. Peygamberimiz hiç bir karşılık vermedi.
Hamza o gün ava gitmişti. Dönüşünde, bir câriye, olayı Hamza’ya anlattı. Hamza henüz Müslüman olmamıştı. Yeğenine hakaret edilmesine dayanamadı, silahını çıkarmadan, derhal Kureyşin toplantı yerine gitti. “Kardeşimin oğluna hakaret eden sen misin?” diyerek yayı ile Ebû Cehil’in kafasına vurup yaraladı. Ebû Cehil, “Hamza Müslüman oluverir” korkusu ile ses çıkarmadı.
33- Ebû Cehil’den, Peygamberimize yaptığı hakaretin öcünü alan Hamza, Rasûlullah (s.a.s.)’e giderek O’nu teselli etmek istedi. Rasûlullah (s.a.s.)’in ancak imân etmesi ile memnûn olacağını söylemesi üzerine, şehâdet getirip Müslüman oldu.
Hz. Hamza son derece cesûr, kuvvetli, gözünü budaktan sakınmaz bir kişiydi. Kendisinden üç gün sonra da Ömer Müslüman oldu. Bu ikisinin Müslüman olmalarıyla, Müslümanlar büyük destek buldular.
34-Hz. Hamza’nın İslâm’ı kabûlü, Müslümanları sevindirmiş fakat müşrikleri telaşlandırmıştı. Kureyş ileri gelenleri “Dârü’n-Nedve” de toplandılar. “Bunlar gittikce çoğalıp kuvvetleniyorlar, çabuk çâresine bakmazsak, ileride önünü alamayacağımız tehlikeler doğar… Buna kesin çâre bulmalayız” dediler. Çeşitli teklifler ortaya atıldı. Ebû Cehil:
“-Muhammed (s.a.s.)’i öldürmekten başka çıkar yol yok. Bu işi yapana şu kadar deve ve altın verelim,” deyince Ömer ayağa kalktı:
“-Bu işi ancak Hattâb oğlu yapar”? dedi. Ömer alkışlar arasında yola çıktı. Silahlarını kuşanıp giderken yolda Abdullah oğlu Nuaym’e rastladı. Nuaym:
“-Nereye böyle ya Ömer”? diye sordu. Ömer:
“-Araplar arasına ayrılık sokan Muhammed’in vücûdunu ortadan kaldırmağa”… diye cevâp verdi.
“-Ya Ömer, sen çok zor bir işe kalkışmışsın. Müslümanlar Muhammed (s.a.s.)’in etrafında pervane gibi dönüyor, seni O’na yaklaştırmazlar. Yapabildiğini kabûl etsek, Hâşimoğulları seni yaşatmazlar”… dedi. Ömer bu sözlere kızdı.
“-Yoksa sen de mi onlardansın”? diye çıkıştı. Nuaym:
“-Sen benden önce kendi yakınlarına bak. Enişten Saîd ile kız kardeşin Fâtıma Müslüman oldular,” dedi.
Ömer buna hiç ihtimâl vermedi. Fakat içine düşen şüpheyi gidermek için, yolunu değiştirip doğru eniştesi Saîd b. Zeyd’in evine vardı. Bu esnâda içeride Kur’ân-ı Kerîm okunuyordu. Ömer, kapı önünde okunanları işitti. Kapıyı kırarcasına vurdu.
İçerdekiler Ömer’i görünce telaşlandılar. Ömer’in İslâm’a olan düşmanlığını biliyorlardı. Hemen Kur’ân sahifesini sakladılar ve kapıyı açtılar. Ömer:
-”Nedir o okuduğunuz şey”? diye bağırdı. Eniştesi:
-”Bir şey yok”, diye cevap verdi. Ömer:
-”İşittiklerim doğruymuş” diyerek, hiddetle eniştesinin üzerine atıldı. Araya giren kız kardeşinin, bir tokatla yüzünü kan içinde bıraktı. Canı yanan kızkardeşi Fâtıma:
-”Ya Ömer, Allah’tan kork. Ben ve eşim Müslüman olduk, bundan gurur duyuyoruz ve senden korkmuyoruz. Öldürsen de dinimizden dönmeyiz”… dedi ve şehâdet getirdi. Yüzü kan içindeki kız kardeşinin bu hâli ve sözleri Ömer’i sarstı, kalbinde bir yumuşama başladı, âdeta yaptıklarına pişmandı. Olduğu yere oturdu:
-”Hele şu okuduğunuz şeyi getirin, göreyim”, dedi. Kız kardeşi Kur’ân-ı Kerîm sahifesini O’na verdi. Bu sahife “Tâ Hâ” veya “Hadîd” Sûresinin ilk âyetleriydi. Ömer büyük bir ilgi ile sahifeyi okumaya başladı.
“Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ı tesbîh ederler. Yegâne galip ve hikmet sahibi olan O’dur. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur, hem diriltir, hem öldürür. O her şeye hakkıyla kâdirdir. O her şeyden öncedir. Kendisinden sonra hiç bir şeyin kalmayacağı Son’dur, varlığı aşikârdır, gerçek mâhiyeti insan için gizlidir, O her şeyi bilir”… (el- Hadîd Sûresi, 1-3)
Ömer bu âyetleri okuduktan sonra derin bir düşünceye daldı. Allah Kelâmı’nın yüksek mânâ ve fesâhati onun kalbine işlemişti. “Göklerde ve yerde olan şeyler hepsi Allah’ın, bizim putlarımızın bir şeyi yok…,” diye düşündü. “Beni Rasûlullah (s.a.s.)’in yanına götürün” dedi O esnada Hz. Peygamber (s.a.s.) Safâ semtinde Erkâm’ın evindeydi.
Ömer’in silahlı olarak geldiğini gören Müslümanlar telaşlandılar. Yalnızca, Hz. Hamza:
-İyilik için gelirse ne âlâ, aksi halde geleceği varsa, göreceği de var, telâşa gerek yok… dedi. Sağından ve solundan iki kişi tutarak Rasûlullah (s.a.s.)’in huzuruna götürdüler. Ömer, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in önünde diz çökerek şehâdet getirdi. Orada bulunanlar sevinçlerinden hep birden tekbir getirdiler. Safâ tepesinde yükselen “Allâhü Ekber” sadâsı ile Mekke ufuklarını çınlattılar.
-Ömer Müslüman olunca: -”Kaç kişiyiz”? diye sordu.
-”Seninle 40 olduk,” dediler. Ömer:
-”O halde ne duruyoruz”? Hemen çıkalım, Harem-i Şerîf’e gidelim, dedi. Bütün Müslümanlar toplu halde Kâbe’ye gittiler.
Kureyş, Dâru’n-Nedve’de sonucu merak içinde beklemekteydi. Müslümanların toplu halde Harem-i Şerîf’e ilerlediğini görünce:
-”İşte Ömer, hepsini önüne katmış getiriyor… ” dediler.
Ömer Kureyşlileri görünce:
-”Beni bilen bilsin, bilmeyen öğrensin, Ben Hattab oğlu Ömer’im. İşte Müslüman oldum…” dedi ve şehâdet getirdi. Kureyşliler şaşkına döndüler. Her biri bir tarafa savuştu.
Müslümanlar ilk defa Harem-i Şerîfte saf olup topluca namaz kıldılar.
Hamza ve Ömer’in Müslüman olmalarıyla, İslâm’ın yayılması hız kazandı. Daha önce 6 yılda sayıları ancak 40 kişiye ulaşabilmişken bir yıl sonra Müslümanların sayısı 300′ü geçmiş, bunlardan 90 kişi Habeşistan’a hicret etmişti.
35-Mekke Devri’nin 10′uncu yılı Şevvâl ayında önce Ebû Tâlib, üç gün sonra da Hz. Hatice vefât etti.En büyük desteği olan, sevdiği iki insanı peşpeşe kaybettiği için Rasûlullah (s.a.s.) çok üzüldü. Bu sebeple Mekke Devri’nin 10′uncu yılına “Senetü’l-huzn” (Hüzün yılı ) denildi.

36Rasûl-i Ekrem’in himâyesiz Mekke’ye girmesi imkânsızdı. Esasen, hayâtı tehlikede olduğu için Mekke’den Tâif’e gitmişti. Bu sebeple dönüşte, Hira (Nûr) Dağına çıkarak, Kureyşin hatırı sayılır büyüklerinden Adiyy oğlu Mut’im’e haber gönderdi. O’nun himâyesinde gece vakti Mekke’ye girdi. Kâbe’yi tavâf edip Hârem-i Şerif’de iki rek’at namaz kıldıktan sonra evine döndü. Arap âdetlerine göre, bir kimse himâyesine aldığı kişiyi korumağa mecburdu. Bu sebeple, Mut’im ve çocukları silahlanıp Kâbe’nin dört bir tarafını tuttular. Peygamber Efendimizin Mekke’ye girip serbestçe tavâf etmesini ve evine gitmesini sağladılar.(100) (620 M.)
Mut’im, Bedir savaşında müşrik olarak öldü. Peygamber Efendimiz, Mut’im’in bu iyiliğini unutmamış, Bedir esirlerinin kurtarılması için Medine’ye gelen oğlu Cübeyr b. Mut’im’e:
– “Eğer senin o ihtiyar baban, sağ olsaydı da bu murdar herifleri benden isteseydi, hepsini ona bağışlardım.” demişti.
37-İkinci Akabe görüşmesinden sonra, Mekke Devri’nin 11′inci yılı Recep ayının 27′inci gecesi (Hicretten 19 ay önce) Peygamber Efendimizin “İsrâ ve Mîrâc” mûcizesi gerçekleşti.
İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir bölümünde cereyân ettiği ve Rasûlullah (s.a.s.) bu gece semâlara ve yüce makamlara yükseldiği için bu mûcizeye “İsrâ ve Mîrâc” denilmiştir.
38-Rasûlullah (s.a.s.) bir gece Kâbe’nin “Hatîm” denilen kısmında iken, Cebrail’in getirdiği “Burak” denilen bineğe binerek Kudüsteki Mescid-i Aksâ’ya gelip burada namaz kılmıştır. Buradan da “Mîrâc” denilen âlete binerek, semâlara yükselmiştir. 1′inci semâda Hz. Âdem, 2′inci semâda Hz. Yahyâ ve Hz. İsâ, 3′üncü semâda Hz. Yûsuf, 4′üncü semâda Hz. İdrîs, 5′inci semâda Hz. Harûn, 6′ıncı semâda Hz. Mûsâ ve 7′inci semâda Hz. İbrâhim ile görüştü. Bunlardan her biri Rasûlullah (s.a.s.) ‘i selâmlayıp tebrik ettiler, “hoşgeldin sâlih kardeş,” dediler.
Daha sonra “Sidretü’l-müntehâ”ya yükseldi. Orada kazâ ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesler duyuluyordu. Sidretü’l-müntehâ’dan ötesi, sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Buraya kadar beraber oldukları Cebrâil de buradan öteye geçememiş, “benim için burası sınırdır, parmak uçu kadar daha ilerlersem, yanarım…” demiştir
Mîrâcta Cenab-ı Hakk, sevgili Peygamberine nice âlemler gösterdi. Kuluna vahyedeceğini vâsıtasız vahyetti. Bu makamda Hz. Peygamber (s.a.s.)’e üç şey verildi.
1) Beş vakit namaz farz kılındı.(116)
2) Bakara Sûresi’nin son iki âyeti (Amene’r-rasûlü…) vahyedildi.
3) Ümmetinden şirk koşmayanların Cennet’e girecekleri müjdesi verildi.
b) Mîrâc Mûcizesine Karşı Müşriklerin Tutumu
39-Peygaber Efendimiz, mîrâcı ve mîrâcda gördüklerini ertesi sabah anlattı. Mü’minler Rasûlullah (s.a.s.)’i tasdik ve tebrik ettiler. Müşrikler ise inkâr ettiler. Bir gecede Kudüs’e gidip gelmek imkânsız bir şey, dediler. İçlerinde Kudüs’e gitmiş ve Mescid-i Aksâ’yı görmüş olanlar vardı.
40-Mîrâc’dan önce namaz, akşam va sabah olmak üzere günde iki vakit kılınıyordu. “Ey örtüsüne bürünen Peygamber! Kalk, azâb ile korkut. Rabbinin adını (namazda tekbir ile) yücelt…” (Müddessir Sûresi, 1-3) anlamındaki âyetler inince, Rasûlüllah (s.a.s.) Cibril (a.s.)’ın târifi ile abdest alıp namaz kılmıştır. Rasûlüllah (s.a.s.)’in Cibril’e uyarak kıldığı bu ilk namaz, sabah vaktinde kılınmıştır. Aynı gün akşam namazını Hz. Hatice ile cemâatle kıldılar. Ertesi gün bu cemâate Hz. Ali, daha sonra Hz. Ebû Bekir ve Zeyd b. Hârise de katıldı. Böylece, (Mîrâc’da 5 vakit namaz farz kılınmadan önce) Risâletin başlangıcından itibâren Rasûlüllah (s.a.s.) ve Müslümanlar, akşam ve sabah olmak üzere, günde iki vakit namaz kılıyorlardı.
Bu iki vakit namazdan başka, “Müzzemmil Sûresi”nin ilk âyetleri ile “gece namazı” farz kılınmıştı. Müslümanlar geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılıyorlardı. Gece namazı bir sene kadar farz olarak devâm ettikten sonra, aynı sûre’nin son âyeti (Müzzemmil Sûresi, 20) ile farziyeti kaldırıldı, nâfile (tatavvu) namaz oldu. Mîrâc’da farz kılınan 5 vakit namaz ile bütün bu namazlar kaldırıldı. Ancak, Hz. Peygamber (s.a.s.)’e hâs, ona âit olmak üzere gece namazının farziyeti devâm etti.

41-Hz. Peygamber de üç yıldan beri ikamet etmekte olduğu Erkâm’ın evinden, Ebû Tâlib Mahallesine taşındı. Müslümanlar burada üç yıl (616-619 M.) abluka altında kaldılar. Müslümanlar abluka altında kaldıkları bu üç yıl içinde çok sıkıntı çektiler. Yeteri kadar erzâk temin edemedikleri için, açlıktan ağaç yapraklarını yediler. Bazı küçük çocuklar, gıdasızlıktan öldü. Ebû Cehil gece-gündüz Ebû Tâlib Mahallesi’ne girip çıkanları kontrol ediyor, mahalleye gizlice yiyecek maddesi sokulmasına imkân vermiyordu. Hamza ve Ömer gibi cesûr olanların dışında kimse çarşıya çıkıp alış-veriş yapamıyordu. Sa’d İbn Ebî Vakkas, bir defa bulduğu bir deri parçasını ıslatmış, ateşte kavurarak yemişti. Kadınların ve çocukların açlıktan feryatları mahalle dışından duyuluyordu. Müslümanlar yıllık yiyecek ve diğer ihtiyâçlarını ancak “eşhür-i hurum” denilen kan dökülmesi yasak dört ayda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) temin etmeğe çalışıyorlardı. Peygamber Efendimiz de dâvet ve tebliğ vazifesini, özellikle Mekke’ye dışarıdan gelenlere ancak bu aylarda yapabiliyordu. Müslümanlar üç yıl süren bu boykot esnâsında dayanılmaz sıkıntılara katlandılar. Fakat Kureyş bundan da hiç bir netice alamadı.
41-Müslümanların bu acıklı durumu müşriklerden bazı insaflı kimseleri de rahatsız etmeğe başladı. Hişâm b. Amr, Züheyr b. Ebî Ümeyye, Mut’im b. Adıy, Ebu’l-Bahterî, Zem’a b. Esved ve Adıy b. Kays bu kararı bozmak üzere anlaştılar.
Kureyş’in toplu bulunduğu bir anda Harem-i Şerîf’e gittiler. İçlerinden Züheyr:
-”Ey Kureyş topluluğu, şu yaptığımız şey, insanlığa yakışmaz. Biz her imkândan yararlanırken, bizim kabilemizin bir kolu olan Hâşimoğullarının aç bırıkılması insâfla bağdaşmaz. Bu kararın bozulması gerekir… Yemin ederim ki bu zâlim ahidnâme yırtılmadıkça buradan ayrılmıyacağım.” diye söze başladı. Ebû Cehil, Züheyr’i susturmak istediyse de, diğerleri de onu destekledikleri için muvaffak olamadı.
Esâsen Kâbe’ ye astıkları bu ahidnâmenin ağaç kurtları tarafından yendiğini Hz. Peygamber (s.a.s.) haber vermişti. Bir köşede oturmakta olan Ebû Tâlib de:
-”Gidin, bakın. Eğer yeğenimin sözü doğru çıkmazsa ben her istediğinize râzıyım. Ama doğru ise sizin de bu zulme son vermeniz gerekir.” demiş, bu haber bütün Mekke’de yayılmıştı. Gerçekten, ahidnâmeyi yırtmak için ellerine aldıklarında, bütün yazıların kurtlar tarafından yenilmiş olduğunu gördüler. Müslümanlar Mekke Devri’nin 10′uncu yılında böylece bu korkunç boykottan kurtulmuş oldular.
42-Hz. Peygamber (s.a.s.) Tâif’e Şevvâl ayında gitmişti. Dönüşünde “eşhür-i hurum” denilen kan dökülmesi yasak aylardan Zilkade girmiş hac mevsimi başlamıştı.
Rasûlullah (s.a.s.) Hac mevsiminde Mekke yakınlarında kurulan Ukaz, Mecenne, Zülmecâz.. gibi panayırlara gidiyor, oralarda toplanan diğer Arap kabîleleriyle görüşüyor, onlara Kur’ân-ı Kerîm okuyor, Hak Dini tebliğe çalışıyordu.
Kureyşin ileri gelenleri Müslümanlığın Mekke dışında, diğer kabîleler arasında yayılmasından endişeye düştüler. Rasûlullah (s.a.s.)’in gayretlerini boşa çıkarmak, O’nun sözlerine diğer kabîlelerin değer vermelerini önlemek için çâre aradılar. “Hz. Muhammed (s.a.s.) için ne diyelim?…” diye düşündüler. İçlerinden en isâbetli karar verdiğini kabûl ettikleri
43-Muğire oğlu Velîd’den bu konuda yardım istediler. Velîd, edebiyatın her çeşidinden anlayan, pek çok şâir ve hatibin düşünce ve bilgisinden yararlandığı son derece zeki, zengin ve itibârlı bir yaşlıydı. Rasûlullah (s.a.s.) ile görüşerek O’ndan Kur’ân-ı Kerîm dinledikten sonra kanaatini şöyle özetledi.
– “Ben şiirin her çeşidini bilirim. Muhammed’den dinlediklerim şiir değil. O halde O’na şâir denilemez. Dinlediklerim, nesir de değil. O sözlerdeki güzellik ve belâgat hiç bir sözde bulunmaz.

Muhammed (s.a.s.)’e sihirbaz veya falcı da diyemeyiz. Çünkü sözlerinin sihir ve fal ile bir ilgisi yok. Mecnûn veya deli de denilemez. Çünkü bu takdirde size kimse inanmaz. Bu derece güzel sözleri, değil bir delinin, akıllı kimselerin bile söyleyebilmesi mümkün değildir. Muhammed (s.a.s.)’e sihirbâz da diyemezsiniz. Çünkü okuyup üflemiyor, düğüm bağlamıyor, sihirle ilgili hiç bir şey yapmıyor…”
– “O halde ne diyeceğiz?” diye sordular.
– “Ne diyeceğinizi bilemem. Fakat sizin isnâd ettiğiniz, (şâir, falcı, mecnûn, sihirbâz.. gibi) sözlerin hiç biri O’na uymuyor. O’nda böyle vasıflar yok. Kimseyi bu sözlere inandıramazsınız…” dedi.
Fakat, Velîd ertesi gün:
– “O’na sihirbâz demek, başka sıfatlardan daha uygun. Çünkü sözleri kardeşi kardeşten ayırıyor. Akraba arasına ayrılık sokuyor. Bu sebeple O’nun sözleri sihir ve büyüden başka bir şey değil. O’na sihirbâz deyin.” dedi.
Kur’ân-ı Kerîm Velîd’in bu tutumunu şöyle anlatır:
-”Çünkü o, düşündü, ölçtü, biçti. Canı çıkası ne biçim ölçtü biçti… Sonra baktı (düşündü), sonra kaşlarını çattı, suratını astı. Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı. Bu sâdece öğretilen bir sihirdir, bu Kur’ân yalnızca bir insan sözüdür” dedi… (el-Müddessir Sûresi, 18-25)

Böylece O’na “sihirbâz, büyücü” demeğe karar verdiler. Rasûlullah (s.a.s.) kiminle, hangi toplulukla görüşse, arkasından gidip:
Sakın O’nu dinlemeyin, sözlerine kanmayın. Büyücüdür, kardeşi kardeşten ayırır… diye propaganda yapıyorlardı. Fakat müşriklerin bütün çabaları İslâm nûru’nun yayılmasını önleyemeyecekti.
“Allah’ın nûrunu ağızlarıyle söndürmek isterler. Oysa, kâfirler istemese de Allah nûrunu mutlaka tamamlayacaktır.” (et-Tevbe Sûresi, 32)
44- Mekke Devri’nin 10′uncu yılının Zilhicce ayında (Nisan 620 M.) gerçekleşen bu olaya “Birinci Akabe Görüşmesi”, burada İslâm’ı kabûl eden altı kişiye de “İlk Medineli Müslümanlar” denir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Medine’liler arasında, hac mevsimlerinde “Akabe” tepesinde yapılan görüşmeler, Mekke Devri’nin 10-11 ve 12′inci yıllarında olmak üzere üç defa oldu 11 ve 12′inci yıllardaki görüşmelerde “Bîat” da yapıldı. Bu sebeple, Akabe görüşmelerinin sayısı üç; Akabe Bîatları’nın sayısı iki’dir.
45- Mekke’den Medine’ye ilk hicret eden, Beni Mahzûm’dan Abdülesed oğlu Ebû Seleme, en son hicret eden ise Rasûlullah (s.a.s.)’in amcası Abbâs’tır.
46-Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde, dini uğruna, evini-barkını, malını-mülkünü, âilesini, kabîlesini, akrabasını, bütün varlığını Mekke’de bırakarak Rasûlullah (s.a.s.)’in müsâdesiyle Medine’ye göç eden Mekke’li Müslümanlara “Muhâcirûn” adı verilmiştir.
47-Medine’de muhâcirleri misâfir eden, onlara bütün imkânları ile yardımcı olan Medine’li Müslümanlara da “Ensâr” denilmiştir. Muhâcirûn ve Ensâr, Kur’ân-ı Kerîm’de bir çok vesîlelerle övülmüşlerdir.( el-Enfâl Sûresi 72, 74; Tevbe Sûresi, 20, 100; Nahl Sûresi, 41,110; Hac Sûresi, 58; Haşr Sûresi, 9; Fetih Sûresi, 10,18, 29)
48-Muharrem ve safer aylarında Müslümanlar, âileleri ile birlikte hicret ettiler. Birer, ikişer, gizlice Mekke’den ayrılıp Medine’ye gittiler. Ensâr tarafından Medine civârındaki “Avâlî” denilen köylere yerleştirildiler.
49-Mekke’li Müslümanların hemen hepsi Medine’ye göç etti. Yalnızca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali’yi Rasûlullah (s.a.s.) Mekke’de alıkoymuştu. Ebû Bekir hicret için izin istediğinde, Rasûlullah (s.a.s.):
“Acele etme, Allah sana hayırlı bir arkadaş verecek…” diyerek hicretini geciktirmiştil. Mekke’de müslümanlıkları yüzünden âileleri tarafından hapsedilmiş olanlar ile köle ve câriyelerden başka Müslüman kalmamıştı. Rasûlullah (s.a.s.) düşmanları arasında, en büyük tehlike karşısında yapayalnız bulunuyordu.
50-Medine, Mekke’nin kuzeyinde, üç tarafı dağlarla çevrili, güneyi ise ovalık bir şehirdir. Havası güzel, toprağı zirâate elverişli, hurmalıkları boldur.
Rasûlullah (s.a.s.)’in hicreti esnâsında, Medine’de Evs ve Hazrec adlı iki Arap kâbilesi ile, Kaynuka, Nadîr ve Kurayzaoğulları adlı üç Yahûdi kabîlesi vardı. Arap kabileleri buraya “Seylü’l-arim” denilen sel felâketinden sonra Yemen’den; Yahûdîler ise, Romalıların Kudüs’ü işgal ve tahriplerinden sonra Kudüs’ten gelip yerleşmişlerdi.

51-Hicret sırasında, Rasûlullah (s.a.s.)’in devesinin çöktüğü, Halid b. Zeyd’in evinin karşısındaki boş arsaya mescid yapılacaktı. Neccâroğullarından iki yetim çocuğa âit olan bu arsayı, Neccâroğulları hibe etmek istedilerse de Peygamber (s.a.s.) Efendimiz kabûl etmedi. Bedeli olan 10 miskal (40.9 gr) altını Hz. Ebû Bekir ödedi. Kıblesi Kudüs’e doğru olan bu mescid’in, biri mihrab’ın karşısındaki ana kapı, biri Rasûlullah (s.a.s.)’in evine açılan kapı, diğeri de “Bab-ı Rahmet” denilen kapı olmak üzere üç kapısı vardı. Kıble’nin değişmesinden sonra, ana kapı ile mihrap yer değiştirdiler.(145/1)
52-İnşâsı 7 ay süren Mescid’in bir tarafına Rasûlullah (s.a.s.) ve âilesinin ikameti için odalar (hücreler) yapıldı. Bu odaların sayısı daha sonra dokuza çıkmıştır. Odalardan her birinin genişliği 3-3,5 arşın, uzunluğu 5 arşın, yüksekliği ise bir adam boyu kadardı. Hz. Aişe, Safiyye ve Sevde’nin odaları Mescid’in güneyinde; Ümmü Seleme, Ümmü Habibe, Meymûne, Cüveyriye, Zeyneb bt. Cahş ve Zeyneb bt. Huzeyme’nin odaları ise Mescidin kuzeyinde bulunuyordu. Rasûlullah (s.a.s.)’in hâlen “Kabr-i Saâdet”inin bulunduğu yer, Hz. Âişe’ye tahsis edilen oda idi.
52-Mescid ve hücrelerin yapımı tamamlanınca, Hz. Peygamber (s.a.s.) misâfir kaldığı Halid b. Zeyd’in evinden buraya taşındı. Evlâtlığı Zeyd b. Hârise ve Ebû Râfi’i Mekke’ye gönderip kendi âilesi ile Ebû Bekir’in âilesini de Medine’ye getirtti. Kendi âilesi, Hz. Hatice’nin vefâtından sonra evlendiği Zem’a kızı Hz. Sevde ile kızları Ümmü Gülsüm ve Fâtıma idi. Kızlarından Rukiyye daha önce eşi Hz. Osman’la birlikte hicret etmişti. Diğer kızı Zeyneb, kocası henüz müşrik olduğu için gelemedi.(145/2) (Zeyneb, Bedir savaşından sonra hicret edebildi)
Ebû Bekir’in âilesi ise, karısı Ümmü Rumân ile çocukları Abdullah, Esmâ ve Âişe’den ibâretti. Bunlarla berâber Zeyd b. Hârise’nin eşi Ümmü Eymen ile oğlu Üsâme de Medine’ye geldiler.
Hz. Ebû Bekir’in kızı Âişe ile Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) hicretten önce Mekke’de iken nişanlanmışlardı. Hicretten 8 ay sonra, Şevval ayında Medine’de evlendiler. Böylece, Rasûlullah (s.a.s.) ile Hz. Ebû Bekir arasındaki mânevi bağ, akrabalık bağı ile daha da kuvvetlenmiş oldu.
Hz. Âişe son derece zeki, bilgili ve kültürlü bir hanımdı. Dinî hükümlerin, Müslüman kadınlara öğretilmesinde büyük gayreti yanında, özellikle Rasûlullah (s.a.s.)’in ev ve âile hayatıyla ilgili bilgileri Müslümanlar O’ndan öğrenmişlerdir. Kendisinden 2210 hadis rivâyet edilmiştir.
53-Mescid’in bir tarafına da, etrâfı açık, üstü hurma dallarıyla örtülü bir gölgelik, (çardak, suffe) yapıldı. Evi ve âilesi olmayan fakir Müslümanlar burada kaldıkları için onlara “Ashâb-ı Suffe” denilmiştir.
54- İLK NÜFUS SAYIMI :Savunma ile ilgili alınan tedbirler arasında, Müslümanların sayısını bilmeğe de lüzûm görüldüğünden, Rasûlullah (s.a.s.) “Bana Müslüman olduklarını söyleyenlerin isimlerini yazınız,” buyurmuştur. Sayım sonunda Medine’de 1500 müslüman bulunduğu anlaşılmıştır.
55-Rasûlullah (s.a.s.) düşmanın hareketini kontrol altında tutmak, Medine’yi muhtemel bir tecâvüzden korumak için, civârdaki bazı bölgelere “keşif kolları” (seriyye) göndermiş, fakat kendilerine silahlı tecavüz olmadıkça çarpışma izni vermemiştir.
Hicretin ilk yılında üç seriyye gönderilmiştir. İlk seriyye, Hz Peygamber (s.a.s.)’in amcası. Hz. Hamza komutasındaki 30 kişilik seriyyedir. İslâm’da ilk sancak bu seriyyeye verilmiştir.
2′inci seriyye, Rasûlullah (s.a.s.)’in amcalarından Hâris’in oğlu Ubeyde komutasında; 3′üncüsü ise Sa’d b. Ebî Vakkas komutasında gönderilmiştir.
Bunlar Kureyş kervanlarını takip için gönderilmişlerdi. İlk iki seriyyede karşılaşma olduğu halde çarpışma olmamıştır. Sadece Sa’d b. Ebî Vakkas, ikinci seriyye’de bir ok atmıştır ki İslâm’da Allah yolunda atılan ilk ok budur.
56-Seriyye: Rasûlullah (s.a.s.)’in kendisinin bulunmadığı küçük harp müfrezesi demektir. Rasûlullah (s.a.s.)’in katıldığı ve bizzât idare ettiği askeri harekâta ise “Gazve” denir. Seriyyeler, genellikle gece çıkarılan ve sayıları 5-400 arasında değişen askeri birliklerdir. Gazvelerin sayısı 19′dur. Seriyyelerin sayısı daha çoktur.
57-İLK GAZVELER:Rasûlullah (s.a.s.)’in ilk gazvesi, 60 kişilik müfreze ile Ebvâ Köyüne yapılan gazvedir.(159) Hicretin ikinci yılı Safer ayı başında yapılmıştır. Aynı yıl içinde sırasıyla Buvat, Uşeyre, Küçük Bedir ve Büyük Bedir Gazveleri olmuştur. İlk dördünde düşmanla karşılaşma olmamış, kan dökülmemiştir. Büyük Bedir Gazvesi, Müslümanların yaptığı ilk savaş olmuştur.
58- KIBLENİN DEĞİŞMESİ :İslâm’ın ilk yıllarında namaz, Beyt-i Makdis’e (Kudüs’e) doğru kılınıyordu. Ancak, Hicret’ten önce Rasûlullah (s.a.s.) Mekke’de namaz kılarken, mümkün mertebe Kâbe’yi arkasına almaz; Kâbe, kendisiyle Beyt-i Makdis arasında kalacak şekilde, Rükn-i Yemânî ile Rükn-i Hacer-i esved arasında namaza dururdu. Böylece hem Kâbe’ye hem de Kudüsteki Mescid-i Aksa’ya yönelmiş oluyordu. Hicretten sonra Medine’de Mescid-i Aksa’ya yöneldiğinde Kâbe’nin arka tarafta kalmasından Rasûlullah (s.a.s.) üzüntü duyuyor, kıblenin Kâbe’ye çevrilmesini içten arzu ediyordu. Çünkü Kâbe, atası Hz. İbrahim’in kıblesiydi.
Hicretten 16-17 ay kadar sonra, Şaban ayının 15′inci günü Hz. Peygamber (sa.s.) Medine’de Selemeoğulları Yurdu’nda öğle namazı kıldırırken, ikinci rek’atın sonunda;
“Yüzünü gök yüzüne çevirip durduğunu görüyoruz. Seni elbette hoşnut olduğun kıbleye çevireceğiz. Hemen yüzünü Mescid-i Harâm’a doğru çevir. (Ey mü’minler) siz de nerede olursanız, (namazda) yüzlerinizi, onun tarafına çeviriniz…” (el-Bakara Sûresi, 144) anlamındaki âyet nâzil oldu. Hz. Peygamber yönünü hemen Kudüs’ten Mescid-i Harâm’a çevirdi. Cemâat da saflarıyla birlikte döndüler. Kudüs’e doğru başlanılan namazın, son iki rek’atı, Kâbe’ye yönelinerek tamamlandı. Bu yüzden Selemeoğulları Mescidine “Mescid-i Kıbleteyn” (iki kıbleli mescid) denilmiştir
59- BEDİR SAVAŞI (17 Ramazan 2 H/13 Mart 624 M.)
“Siz güçsüz bir durumda iken Allah size Bedir’de yardım etmişti”.
(Âl-i İmran Sûresi, 123)
60- BENÎ KAYNUKA YAHÛDÎLERİNİN MEDİNE’DEN ÇIKARIL-MASI (Şevval 2 H./Nisan 624 M.)
60- UHUD SAVAŞI (11 Şevval 3 H./27 Mart 625 M.)
“Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inan-mışsanız üstün gelecek sizsiniz.
(Âl-i İmrân Sûresi, 139)
Rasûlullah (s.a.s.): -”Bir peygamber zırhını giydikten sonra, savaşmadan onu çıkarmaz.”(194) Eğer sabreder, görevinizi tam yaparsanız, Allah’ın yardımıyla zafer bizimdir, dedi.

61- RACİ’ OLAYI (Safer 4 H./ Temmuz 625 m.)
Uhud savaşı’ndan sonra müşriklerin cesâretleri arttığı için Medine’de Müslümanların güvenliği geniş ölçüde sarsıldı. Rasûlullah (s.a.s.) bir taraftan gerekli savunma tedbirleri alıyor, bir taraftan da İslâm’ı yaymak için her fırsattan yararlanmağa çalışıyordu. Müslümanlığı kabûl edip, dinin hükümlerini ve Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek isteyen kabîlelere mürşitler gönderiyordu.
Adal ve Kare kabîlelerinden bir hey’et, Rasûlullah (s.a.s.)’e başvurarak, kabîlelerine Müslümanlığı ve Kur’an-ı Kerim’i öğretecek mürşidler gönderilmesini istediler. Rasûlullah (s.a.s.) bunlara Sâbit oğlu Âsım başkanlığında, 10 kişi gönderdi. Yolda, Usfan ile Mekke arasında Raci’ suyu yakınlarında Hüzeyl kabîlesi’nden 100 kişilik bir çetenin hücûmuna uğradılar. Mürşitlerden 8′i çarpışarak şehid oldu, 2′si teslim oldu. Zeyd b. Desine ve Hubeyb b. Adiy adlarındaki bu iki zâtı Hüzeyl’liler Mekke’ye götürüp sattılar.(213)

Zeyd’i, Bedir Savaşı’nda öldürülen babası Ümeyye’nin öcünü almak için, Ümeyye oğlu Safvan satın almış, öldürülmesini seyretmek üzere bütün Mekke ileri gelenlerini dâvet etmişti. Ebû Süfyân Zeyd’e yaklaşarak:
-Doğru söyle, hayâtının kurtarılması için, senin yerine Muhammed (s.a.s.)’in öldürülmesini istemez miydin? demişti.
Zeyd hiç tereddüt göstermeden:
-Asla, Rasûlullah (s.a.s.)’in hayâtı yanında, benim hayâtım hiçtir. Benim kurtulmam için değil O’nun öldürülmesini, Medine’de ayağına bir diken batmasını bile istemem, diye cevap verdi. Bu kuvvetli iman karşısında Ebû Süfyân:
-Gerçek şu ki,hiç kimse, arkadaşları tarafından Muhammed (s.a.s.) kadar sevilmemiştir, demekten kendini alamadı.
Hubeyb, Uhud Savaşı’nda Âmir oğlu Hâris’i öldürmüştü. Babasının intikamını almak üzere onu da Haris’in kızı satın almıştı. Hubeyb öldürüldüğü esnâda hiç metânetini kaybetmedi. İzin alarak, 2 rek’at namaz kıldı. Ölümden korktu da uzattı, demeyesiniz diye kısa kestim, dedi.(214) O zamandan beri idâm edilen müslümanların, infâzdan önce namaz kılmaları âdet olmuştur.

Dininden dönersen, serbest bırakacağız, dedikleri zaman:
-Benim için, Müslüman olarak öldürülmek, dinimden dönmekten daha hayırlıdır, diye cevap verdi. Müşrikler tarafından bir direğe asılarak şehid edildi.
Olay. Medine’de duyulunca, Rasûlullah (s.a.s.) ve Müslümanlar son derece üzüldüler. Medine’li Şâir Hassân, Zeyd ve Hubeyb için mersiyeler yazdı. Rasûlullah (s.a.s.)’de:
-”Allah lâyık oldukları cezâyı versin” diyerek, cânileri Allah’a havâle etti.

62-Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi’nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa hitabetti.
Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:
– Allah’ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
– Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu”.(425)
(425) Müslim, 2/890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Hişâm, 4/250-253; Tecrid Tercemesi, 10/431-434
63-Hz. Ebû Bekir’i dinledikten sonra, ashâbın heyecânı yatıştı. Aynı gün Benî Saide sofasında toplandılar. Hz. Ebû Bekir’i halife seçtiler. (1 Rabiulevvel 11 H./ 27 Mayıs 632 M.)
Rasûlüllah (s.a.s.)’in cenâzesi, halîfe seçimi yapıldıktan sonra, salı günü yıkanıp hazırlandı. Bu vazîfeyi en yakın akrabası yaptı. Son hizmetinde bulunabilmek isteyen herkes, Hz. Âişe’nin odası önünde toplanmıştı. Bu yüzden Hz. Ali odanın kapısını kapattı, içeriye kimseyi almadı. Yalnızca ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı.
Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’in mübârek vücûdu, bir sedir üzerine konuldu. Dış elbisesi soyuldu. Yıkama işini bizat Hz. Ali yaptı. Amcası Abbâs ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kusem, cesedin çevrilmesine yardımcı oldular. Üsâme ile azadlı kölesi Şukran da su döktüler. İç gömleği çıkarılmayıp vücûdu üzerinden oğulduğu için Hz. Ali’nin eli Rasûlüllah (s.a.s.)’in mübârek vücûduna dokunmamıştır.j
Cenâzelerde genellikle görülen koku ve nahoş şeylerden hiçbiri O’nda yoktu. Bu yüzden Hz. Ali:
-Hayâtında da pâksın, ölümünde de pâksın, diyerek yıkadı. Sonra üç parça beyaz pamuk bezi ile kefenleyip odanın kapısı açıldı.
Rasûlüllah (s.a.s.)’in mübârek cesedi, sedirin üzerine konulmuştu. Önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kıldılar Rasûlüllah (s.a.s.) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için, O’nun cenâze namazında kimse imâm olmadı. Hz Âişe’nin odası küçüktü. Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etti.
Rasûlüllah (s.a.s.) Efendimiz: “Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder,” buyurmuştu.Bu sebeple Rasûlüllah (s.a.s.)’in kabri, Hz Âişe’nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr’dan Ebû Talha tarafından kazıldı. Salıyı Çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi. (2/3 Rabiu’l-evvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M.) Mübârek cesedini, kabri saâdete Hz. Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler. Hz.Âişe:
-Biz Rasûlüllah (s.a.s.)’in defnedilğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık, demiştir. (İbn Hişâm, 4/314)

24

Ocak
2013

DİB atama ve yer değiştirme yönetmeliği değişti (Yeni)

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  264 Kez Okundu

HUKUK MÜŞAVİRİ ATAMASI İÇİN SINAV ŞARTI KALDIRILDI

h) Hukuk müşaviri olarak atanabilmek için;
1) Hukuk fakültesi mezunu olmak,
2) Kamu kurum ve kuruluşlarında mesleğiyle ilgili görevlerde beş yıl veya Başkanlık hukuk müşavirliği büro hizmetlerinde en az üç yıl çalışmış olmak,
VAİZLİK VE ÜSTÜ GÖREVLERDE 5 YIL ÇALIŞMAK, GENEL MÜDÜRLÜK İÇİN YETERLİ

e) Genel Müdür olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında en az beş yılını vaizlik veya üstü görevlerde veya ilahiyat fakültelerinde beş yılı öğretim üyesi olmak şartıyla kamu kurum ve kuruluşlarında toplam on iki yıl görev yapmış olmak,
3) Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü olarak atanabilmek için; en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olup Başkanlık teşkilatında beş yılını müdürlük veya üstü görevlerde olmak üzere toplam on iki yıl görev yapmış olmak,

5 YIL GÖREV YAPMIŞ ÖĞRETİM ÜYESİ İLÇE MÜFTÜSÜ OLABİLECEK. DAHA ÖNCE BU SÜRE 10 YIL İDİ.

p) İl müftüsü olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında, en az beş yılını ilçe müftüsü veya dengi görevlerde geçirmiş olmak kaydı ile vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam on yıl görev yapmış olmak (ancak vaiz olarak 15 yıl veya ilahiyat fakültelerinde öğretim üyesi olarak beş yıl görev yapmış olanlarda ilçe müftüsü veya dengi görevlerde bulunma şartı aranmaz),

EĞİTİM GÖREVLİSİNİN İL MÜFTÜ YARDIMCISI OLMA ŞANSI DARALTILDI
BAYAN İL MÜFTÜ YARDIMCISI ATAMASINDA, ÖĞRETİM ÜYELİĞİNDE BULUNMANIN AVANTAJI KALDIRILDI

r) İl müftü yardımcısı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam beş yıl görev yapmış ve bu sürenin en az üç yılını ilçe müftüsü olarak geçirmiş olmak,
3) İl müftü yardımcısı olarak atanacak bayanlar için Başkanlık teşkilatında vaiz olarak on yıl görev yapmış olmak veya Kur’an kursu öğreticisi veya üstü sayılan görevlerde beş yıl görev yapmış ve yapılacak sınavda başarılı olmak,

İLÇE MÜFTÜSÜ ATAMASINDA SÖZLÜ SINAV YAPILAMAYABİLECEK
HUKUK MÜŞAVİRİ ATAMASI İÇİN SINAV ŞARTI KALDIRILDI

h) Hukuk müşaviri olarak atanabilmek için;
1) Hukuk fakültesi mezunu olmak,
2) Kamu kurum ve kuruluşlarında mesleğiyle ilgili görevlerde beş yıl veya Başkanlık hukuk müşavirliği büro hizmetlerinde en az üç yıl çalışmış olmak,
VAİZLİK VE ÜSTÜ GÖREVLERDE 5 YIL ÇALIŞMAK, GENEL MÜDÜRLÜK İÇİN YETERLİ

e) Genel Müdür olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında en az beş yılını vaizlik veya üstü görevlerde veya ilahiyat fakültelerinde beş yılı öğretim üyesi olmak şartıyla kamu kurum ve kuruluşlarında toplam on iki yıl görev yapmış olmak,
3) Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü olarak atanabilmek için; en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olup Başkanlık teşkilatında beş yılını müdürlük veya üstü görevlerde olmak üzere toplam on iki yıl görev yapmış olmak,

5 YIL GÖREV YAPMIŞ ÖĞRETİM ÜYESİ İLÇE MÜFTÜSÜ OLABİLECEK. DAHA ÖNCE BU SÜRE 10 YIL İDİ.

p) İl müftüsü olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında, en az beş yılını ilçe müftüsü veya dengi görevlerde geçirmiş olmak kaydı ile vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam on yıl görev yapmış olmak (ancak vaiz olarak 15 yıl veya ilahiyat fakültelerinde öğretim üyesi olarak beş yıl görev yapmış olanlarda ilçe müftüsü veya dengi görevlerde bulunma şartı aranmaz),

EĞİTİM GÖREVLİSİNİN İL MÜFTÜ YARDIMCISI OLMA ŞANSI DARALTILDI.BAYAN İL MÜFÜT YARDIMCISI ATAMASINDA, ÖĞRETİM ÜYELİĞİNDE BULUNMANIN AVANTAJI KALDIRILDI

r) İl müftü yardımcısı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam beş yıl görev yapmış ve bu sürenin en az üç yılını ilçe müftüsü olarak geçirmiş olmak,
3) İl müftü yardımcısı olarak atanacak bayanlar için Başkanlık teşkilatında vaiz olarak on yıl görev yapmış olmak veya Kur’an kursu öğreticisi veya üstü sayılan görevlerde beş yıl görev yapmış ve yapılacak sınavda başarılı olmak,

İLÇE MÜFTÜSÜ ATAMASINDA SÖZLÜ SINAV YAPILAMAYABİLECEK

s) İlçe müftüsü olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlıkça açılan ihtisas kursunu başarı ile bitirmiş olmak veya ilahiyat alanında doktora yapmış olmak,
3) Kamu kurum ve kuruluşlarında toplam beş yıl görev yapmış olmak,
4) Yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınavda başarılı olmak,

EĞİTİM GÖREVLİSİ ATAMASINDA YÜKSEKÖĞRENİM MEZUNU OLMA ŞARTI KALDIRILDI

u) Eğitim görevlisi olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dini yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlıkça açılan ihtisas kursunu başarı ile bitirmiş veya ilahiyat alanında doktora yapmış olmak,
3) Kur’an-ı Kerim dersi okutmak üzere eğitim görevlisi olarak atanacaklar için aşere, takrib ve tayyibe alanında yetkinliği Başkanlıkça kabul edilmiş olmak,
4) Yapılacak sınavda başarılı olmak,

İL VAİZLİĞİNE ATAMA ŞARTI DEĞİŞTİRİLDİ

v) İl vaizi olarak atanabilmek için;
1) Vaiz olarak en az beş yıl çalışmış olmak,

(2) Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak özel şartlar:

ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜNE ATAMADA “ŞEF” ŞARTI KALDIRILDI

b) Şube müdürü olarak atanabilmek için;
1) İl müftülükleri bünyesindeki din hizmetleri ve eğitimi, hac ve umre işleri şube müdürlükleri ile dini yüksek ihtisas ve eğitim merkezleri ve ilçelerdeki şube müdürlükleri için en az dört yıllık dinî yüksek öğrenim; personel, idari ve mali işlerle ilgili şube müdürlükleri için en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında en az sekiz yıl görev yapmış olmak,

İHTİSAS KURSUNU BİTİRENLER DE EĞİTİM UZMANI OLABİLİR

d) Eğitim uzmanı ve Din hizmetleri uzmanı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) İlahiyat veya eğitim alanında yüksek lisans yapmış olmak veya ihtisas kursunu bitirmiş olmak.
3) Başkanlık teşkilatında en az üç yıl çalışmış olmak,

DİN HİZMETİ UZMANI KADROSUNA ATAMA ŞARTLARI

e) Din hizmetleri uzmanı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dini yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) İlahiyat alanında yüksek lisans yapmış olmak,
3) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıyor olmak.
4) Yapılacak sınavda başarılı olmak.”

EĞİTİM GÖREVLİLERİ SINAVINDA BAŞARILI OLANLAR STAJA TABİ TUTULACAK

“(5) Birinci fıkranın (u) bendi uyarınca eğitim görevliliği sınavında başarılı olanlar bir yıl süreli staja tabi tutulurlar. Bu sürenin sonunda ilgili dini yüksek ihtisas merkezi veya eğitim merkezi eğitim görevlileri kurulunun değerlendirilmeleri alınarak Başkanlıkça oluşturulacak bir komisyon tarafından yapılacak sınavda başarısız olanlar mükteseplerine uygun bir kadroya atanırlar.”

İLLER DE VAİZLER, İLÇELER DE ŞUBE MÜDÜRLERİ DE ZORUNLU HİZMETE TABİ TUTULACAK

Gruplandırma, sınıflandırma, grup ve sınıf hizmetine tabi olan unvanlar

MADDE 9 – (1) İller; il müftüleri, il müftü yardımcıları, vaizler ve şube müdürlerinin atama ve yer değiştirmelerine esas olmak üzere hizmet gerekleri dikkate alınarak dört gruba ayrılmış ve EK-1 sayılı listede gösterilmiştir.

(2) İlçeler; ilçe müftüleri, vaizler ve şube müdürlerinin atama ve yer değiştirmelerine esas olmak üzere hizmet gerekleri dikkate alınarak beş sınıfa ayrılmış ve EK-2 sayılı listede gösterilmiştir.”

ZORUNLU HİZMET SÜRELERİNDE DÜZENLEME

Grup ve sınıflarda hizmet süreleri

MADDE 10 –(1) 19 uncu maddenin birinci fıkrasının (f) bendi hükmü saklı kalmak üzere bütün grup ve sınıflardahizmet süresi asgari üç, azami beş yıldır. Hizmet gerekleri bakımından müftüler ile müftü yardımcıları hariç azami hizmet süresini tamamlayan personelin görev süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

(2) Asgari hizmet süresini tamamlayanlar re’sen başka bir yere atanabilirler.”

İL MÜFTÜSÜ, İL MÜFTÜ YARDIMCISI, İLÇE MÜFTÜSÜ, VAİZ VE ŞUBE MÜDÜLERİNİN GRUP VE SIBIFLAR ATAMALARI DEĞİŞTİRİLDİ

Bu konudaki düzenleme için yönetmelik değişikliğinin 4. maddesine bakınız.

YER DEĞİŞTİRME BAŞVURULARI 1-31 MART ARASINDA YAPILACAK
YER DEĞİŞTİRMELER 1 HAZİRAN İLE 1 TEMMUZ ARASINDA SONUÇLANDIRILACAK

Yer değiştirme zamanı

MADDE 21 – “(1) İl müftü yardımcısı, ilçe müftüsü, dini yüksek ihtisas merkezi müdürü, eğitim merkezi müdürü, vaiz, şube müdürü, eğitim görevlisi, uzman, murakıp, sayman ve şeflerin hizmet gereği mazeret ve karşılıklı yer değiştirme dışında istekleri üzerine görev veya yer değiştirme taleplerini Başkanlığa; Kur’an kursu öğreticilerinin ise il müftülüklerine, her yıl 1 Mart -31 Mart tarihleri arası ulaştırmaları şartıyla 1 Haziran- 1 Temmuz arasında yer değişiklikleri yapılır. Diğer görevliler için bu şart aranmaz.”

EŞDEĞER KADROLAR DEĞİŞTİRİLDİ

Eşdeğer kadrolar

MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki Başkanlık personelinden il müftü yardımcısı ve dengi ve daha alt düzeyde bulunan kadroların eşdeğerleri aşağıdaki şekilde yedi kademe halinde tespit edilmiştir:
a) Birinci kademe: İl müftü yardımcısı, ilçe müftüsü, eğitim görevlisi, başvaiz, uzman vaiz.

b) İkinci kademe: İşletme müdür yardımcısı, şube müdürü, yayınevi satış müdürü, vaiz, cezaevi vaizi, murakıp.

c) Üçüncü kademe: Başimam-hatip, Kur’an kursu başöğreticisi.
ç) Dördüncü kademe: APK uzmanı, din hizmetleri uzmanı, eğitim uzmanı, vakit hesaplama uzmanı, uzman, uzman imam-hatip, uzman Kur’an kursu öğreticisi, baş müezzin, tabip, diş tabibi.
d) Beşinci kademe: Öğretmen, sosyolog, psikolog, çözümleyici, mütercim, kütüphaneci, istatistikçi, astronom, mühendis, mimar, imam-hatip, Kur’an kursu öğreticisi, cami rehberi, programcı, ayniyat saymanı, teberrukat saymanı, musahhih, şef, tekniker, sağlık teknikeri, biolog, yönetmen, prodüktör, film yapımcısı, ses kayıtçısı, ışıkçı, montajcı, spiker, muhabir, kameraman, müezzin-kayyım, bilgisayar işletmeni, teknik ressam, teknisyen, grafiker, hemşire, sağlık teknisyeni, laborant, veri hazırlama ve kontrol işletmeni.
e) Altıncı kademe: Memur, mutemet, sekreter, ambar memuru, veznedar, satınalma memuru, santral memuru, daktilograf.
f) Yedinci kademe: Şoför ve yardımcı hizmetler sınıfı personeli.
(2) Eşdeğer kadrolardan aynı kademede bulunan kadrolar arasındaki geçişler ile üst kademeden alt kademelerdeki kadrolara geçişlerde, adaylığı kalkmış olmak ve atanılacak kadronun şartlarını taşımak kaydıyla sınavsız atama yapılabilir. Personelin talebi halinde imam-hatipler müezzin kayyım; murakıp ve Kur’an kursu öğreticileri imam-hatip veya müezzin kayyım; vaizler Kur’an kursu öğreticisi, imam-hatip veya müezzin kayyım; il müftü yardımcıları ile ilçe müftüleri ise şube müdürü, vaiz, Kur’an kursu öğreticisi, imam hatip veya müezzin kayyım kadrolarına ilgili mevzuatında belirtilen diğer şartlara tabi olmaksızın atanabilirler.

(3) Üst veya aynı kademedeki kadrolardan geçişlerde eğitim görevlisi, şube müdürü, öğretmen, şef, yönetmen, prodüktör, film yapımcısı, ses kayıtçısı, ışıkçı, montajcı, spiker, muhabir, kameraman, veri hazırlama ve kontrol işletmeni ve şoför kadrolarına Başkanlıkça yapılacak sınavla atama yapılabilir.

TAŞRAYA ŞUBE MÜDÜRÜ ATANIRKEN GRUP KURALLARI OLMAYACAK

MADDE 12 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde bu Yönetmeliğin 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendindeki hükümlere bağlı kalmaksızın şube müdürü kadrolarına naklen veya ilk defa atama yapılabilir.”

Madde 11- (3) ç) Taşra teşkilatında şube müdürü;

1) İlk defa dördüncü grupta yer alan illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçelerinden birine atanır. Burada asgari hizmet süresini tamamlayan şube müdürü, üçüncü veya ikinci grupta yer alan illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanabilir.
2) Dördüncü grup illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanmış olan ve azami hizmet süresini tamamlayan şube müdürü diğer grup illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanabilir.
3) Bütün gruplarda azami hizmet süresini tamamlayan şube müdürü, grubuna bakılmaksızın daha önce görev yapmadığı illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanır.

VAİZLER YERİNDE BIRAKILABİLECEK

GEÇİCİ MADDE 5 – (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Başkanlık teşkilatında toplam beş yıl veya daha fazla fiilen vaizlik hizmeti bulunanlar üç ay içinde müracaatları halinde bulundukları yerde bırakılabilirler.”memurlar net

İLÇE SINIFLANDIRMASI DEĞİŞTİ:5 sınıfa ayrılmış olan ilçe sınıflandırma cetveli değişti.

Efendim;
Ruhum sana , varlık sana hayrandır, Efendim
Bir ben değil âlem sana kurban’dır Efendim (A.Ulvi Kurucu)

II. Mahmud’un hanımı ve Abdülmecid’in annesiBezm-i Alem Valide Sultan, milletimizdeki bu sevgiyi şu mısralarla ifade etmiştir.

“Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?.”

 Fatih Sultan Mehmet Han Efendimize olan sevgisini şu ifadelerle dile getirmektedir.

“Benim sen şah-ı mehruye kul olmağ iledur fahrim,

Geday-ı dilber olmak yeğ cihanın padişahından”.

(Cihan padişahı olmak bile, Sevgililer sevgilisinin önünde köle olmak yanında değersizdir)

“Canımın cananı Sensin Ya Muhammed Mustafa!

  Derdimin dermanı Sensin Ya Muhammed Mustafa!”
                                                                       Buraslı İsmail Hakkı
 
 
BİRİNCİ BÖLÜM

1-Peygamberimizin hayatını inceleyen ilmin adı nedir?
a-Tefsir b-Siyer c- Hadis d- Fıkıh
2-Şehirlerde yerleşik hayat süren Araplara ne ad verilir?
a-Hadari b-Göçebe c-Bedevi d- Ensar
3-Hz. İbrahim’in yolundan yürüyen ve putlara tapmayan kimselere ne ad verilir?
a-Müşrik b-Hanif c-Muhadram d- Sabii
4-Cahiliye devrinde Kabe duvarına asılan şiirlere ne ad verilir?
a-Beyit b-Divan c-Muallaka-i Seba d-İnşa
5-Peygamberimizin doğum tarihi hangisidir?
a-20 Haziran 571 b-20 Nisan 570 c-24 Haziran 568 d-20 Nisan 571
6-Peygamberimizi himaye eden amcasının adı nedir?
a-Ebu Lehep b-Ebu Talip c-Haris d- Zübeyr
7-Haram aylarda yapılan savaşlara ne ad verilir?
a-Gazve b- Seriyye c- Ficar d-Fiten
8-Peygamberimizin Busra Şehrinde karşılaştığı rahibin adı nedir?
a-Ümeyye b. Ebi Salt b-Bahira c-Varaka b. Nevfel d-Belam
9-İlk vahyin geldiği mübarek gece hangisidir?
a-Mirac Gecesi b-İsra Gecesi c-Kadir Gecesi d-Berat Gecesi
10-İslamın ilk yıllarında Müslümanların toplandığı, Namaz kıldığı, davet ve irşad merkezinin adı nedir?
a-Daru’l-Erkam b-Suffe c-Daru’n-Nedve d-Kubbe
11-Peygamberimize şiddetle düşmanlık eden amcası Ebu Leheb hakkında inen sure hangisidir?
a-Vakıa b-Nasr c- Zuhruf d-Tebbet
12-Köle iken Müslüman olan, Efendisi Ümeyye tarafından pek çok işkenceye maruz bırakılan, ilk müezzinimiz kimdir?
a-Habbab b. Eret b-Ebu Fükeyhe c-Ammar b. Yasir d-Bilal-i Habeşi
13-Peygamberimize ve ashabına en çok işkence eden, küfrün başı ve ümmetin firavunu olarak adlandırılan müşrik lider kimdir?
a-Ebu Cehil b-Ebu Lehep c-Velid b. Muğire d-As b. Vail
14-İşkenceye maruz kalan sahabiler Nübüvvetin beşinci yılında Peygamberimizin tavsiyesi ile nereye hicret etmişlerdir?
a-Taif b-Yemen c-Suriye d-Habeşistan

15-Peygamberimize hakaretler eden Ebu Cehili cezalandıran ve Müslüman olan, Efendimizin amcasının adı nedir?
a-Hz. Hamza b-Hz. Abbas c-Ebu Talip d-Haris b. Abdülmuttalip
16-Mekkelilerin Müslümanlara boykot kararını aldıkları meclisin adı nedir?
a-Daru’n-Nedve b-Daru’l-Meşvere c-Daru’l-Erkam d-Daru’l-Mütref
17-Peygamberimizin Taif yolculuğu sırasında yanında olan sahabi kimdir?
a-Ebu Zerr b-Mikdad b. Esved c-Amir b. Füheyre d-Zeyd b. Harise
18-Peygamberimizin bir gece Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya yaptığı yolculuğa ne ad verilir?
a-İhya b-Hicret c-İsra d-Burak
19-Mirac yolculuğu sonrasında Sıddık lakabını alan sahabi kimdir?
a-Hz. Ömer b-Hz. Osman c-Hz. Ebu Bekir d-Zübeyr b. Avvam
20-Peygamberimizin nübüvvetin 12. Yılında on iki Medineliyle yaptığı biatın adı nedir?
a-Birinci Akabe Biatı b-Rıdvan Biatı c- Ölüm Biatı d-Cihad Biatı
21-Peygamberimizin İslam’ın ilk öğretmeni olarak Medine’ye gönderdiği sahabi kimdir?
a-Muaz b. Cebel b-Ebu Ubeyde b. Cerrah c-Musab b. Umeyr d-Zeyd b. Sabit
22-Müslümanların ilk kıblesi hangisidir?
a-Mescid-i Aksa b-Kabe c-Mescid-i Nebevi d-Kuba Mescidi
23-Efendimize nazil olan ilk ayetler hangileridir?
a-Fatiha Suresi b-Müddessir Suresi 1-5 c-Alak Suresi 1-5 d-Kalem Suresi 1-4
24-Muhammed isminin anlamı nedir?
a-Yerdekilerin ve Göktekilerin Övdüğü b-İnsanların sevdiği c-Güvenilen d-Doğru Sözlü

25-Aşağıdakilerden hangisi ilk Müslümanlardan değildir?
a-Hz. Ebu Bekir b-Hz. Ali c-Hz. Zeyd b. Harise d-Hz. Halid b. Velid
26-Aşağıdaki şehirlerden hangisi Hicaz Bölgesi’nde bulunmamaktadır?
a-Mekke b- Medine c- Riyad d- Taif
27-Kureyşlilerin ticari faaliyetleri hangi surede anlatılmaktadır?
a-Kevser b- Tin c-Leyl d-Kureyş
28-Hangisi Arapların meşhur putlarından değildir?
a-Lat b-Uzza c-Hübel d-Eşnak
29-Kabe’yi yıkmak üzere Mekke’ye gelen Fil ordusunun komutanı kimdir?
a-Ebrehe b-Eryat c-Nemrut d- Haman
30-Aşağıdakilerden hangisi Efendimizin sütannesidir?
a-Fatıma Binti Esed b-Şifa Hatun
c-Halime d- Fatıma binti Abdullah
31-Aşağıdakilerden hangisi Efendimizin kızlarından değildir?
a-Fatıma b-Ümmü Gülsüm c-Zeynep d-Nesibe
32-Cahiliye devrinde zulmü engellemek amacıyla kurulan, Peygamberimizin de katıldığı cemiyetin adı nedir?
a-Hılfu’l-Fudul b-Daru’n-Nedve
c-Daru’l-Erkam d- Mele
33-Kabe’nin tamiri sırasında yerine konması tartışmalara sebep olan kutsal taşın adı nedir?
a-Haceru’l-Esved b-Makam-ı İbrahim c-Hicr-i İsmail d- Rükni Yemani
34-Fetretu’l-Vahiy ne demektir?
a-Vahyin azalması b-Vahyin başlaması c-Vahyin Bir süre Kesilmesi d-Vahyin Sona Ermesi
35-İlk Müslüman kadın aşağıdakilerden hangisidir?
a-Hz. Aişe b-Esma binti Ebi Bekir
c-Ümmü Seleme d-Hz. Hatice
37-Efendimizin İslamı açıkça ilan etmek amacıyla çıktığı tepenin adı nedir?
a-Safa b-Merve c-Ebu Kubeys d-Hira
38-Allah yolunda şehit edilen ilk hanım sahabi kimdir?
a-Sümeyye b-Lübeyne
c-Ümmü Ubeys d-Nehdiyye
39-İşkence altındaki Müslümanları kurtarmak amacıyla servetini harcayan büyük sahabi hangisidir?
a-Hz. Osman b-Talha b. Ubeydullah
c-Hz. Ebu Bekir d-Halid b. Said
40-Peygamberimizin oğlu Abdullah’ın vefatından sonra müşrikler Efendimize soyu kesik anlamında Ebter dediler. Peygamberimizi teselli etmek amacıyla inen sure hangidir?
a-Maide Suresi b-İhlas Suresi
c-Kevser Suresi d-İnfitar Suresi
41-Necaşinin huzurunda İslamı anlatan ve müslümanlara sözcülük eden sahabi kimdir?
a-Ubeyde b. Haris b-Cafer b. Ebi Talip
c-Üsame b. Zeyd d-Osman b. Mazun

42-Müslüman olmasıyla tüm Müslümanları sevindiren ve Efendimizin kendisine Faruk lakabını verdiği ikinci halifemizin adı nedir?
a-Ebu Dücane b-Ebu Seleme
c-Sa’d b. Muaz d-Hz. Ömer
43-Hz. Hatice ve Ebu Talibin vefat ettiği seneye ne ad verilir?
a-Ayrılık Yılı b-Hüzün Yılı c-Hicran yılı d-Zorluk Yılı
44-Efendimizin Taif yolcuğunun dönüşünde dinlendiği yerde Müslüman olan Hıristiyan kölenin adı nedir?
a-Addas b-Esved c-Sevban d-Abdullah
45-Peygamberimize Mirac sırasında verilen ayetler hangileridir?
a-Kalem Suresi b-Bakara Suresi son iki ayet c-Kevser Suresi d-Hicr Suresi 94-95
46-Ayın yarılması mucizesine ne ad verilir?
a-Şakku’s-Sadr b-Şakku’l-Kamer c-İnşirah d-İnşikak
47-Hacıların su ihtiyacının karşılanması hizmetine ne ad verilir?
a-Rifade b-Sidane c-Einne d-Sikaye
48-Beş vakit namaz ne zaman farz kılınmıştır?
a-Hicretin 1. Yılı b-Akabe Gecesi
c-Mirac Gecesi d-Bisetin 5. Yılı
49-Peygamber Efendimiz Kureyşin hangi koluna mensuptur?
a-Ümeyyeoğulları b-Mahzumoğuları
c-Haşimoğulları d-Teymoğulları
50-Peygamber Efendimiz Hz. Hatice ile evlendiğinde kaç yaşındaydı?
a-21 b-25 c- 28 d-30

İKİNCİ BÖLÜM

1. Aşağıdakilerden hangisi bir Hanif değildir?
A) Varaka b. Nevfel
B) Ubeydullah b. Cahş
C) Ümeyye b. Ebu Salt
D) Kuss b. Saide
E) Amr b. Zeyd
2. Aşağıdakilerden hangisi Hazreti İsmail’in soyundan gelen Arapları ifade eder?
A) Arab-ı Aribe
B) Arab-ı Müsta’ribe
C) Arab-ı Bakiye
D) Kahtaniler
E) Keldaniler
3. Ficar Savaşları’na aşağıda verilen Rasullullah’ın amcalarından hangisi komuta etmiştir?
A) Abbas
B) Hamza
C) Zübeyr
D) Ebu Talib
E) Ebu Leheb
4. Aşağıdakilerden hangisi Müslümanlara işkence yapan Kureyş müşriklerinden değildir?
A) Ebu Cehil
B) Ubeyde b. Haris
C) Ukbe b. Ebi Muayd
D) Ebu Leheb
E) Ümeyye b. Halef
5. Açıktan davet aşağıdaki hangi ayet ile başlamıştır?
A) Hicr Sûresi, 94. ayet
B) Bakara Sûresi, 88. ayet
C) Nisa Sûresi, 32. ayet
D) Fetih Sûresi, 36. ayet
E) Kalem Sûresi, 5. ayet
6. Aşağıdakilerden hangisi müşriklerin daveti önleme çabalarından değildir?
A) Alay safhası
B) Hakaret safhası
C) İşkence safhası
D) Uzlaşma safhası
E) Şiddet kullanma safhası
7. Amcalarının hepsi Rasullullah’ı korumaya karar vermişlerdi. Aşağıdaki amcalarından hangisi diğerleri gibi onu korumaya karar vermemiştir?
A) Abbas
B) Zübeyr
C) Ebu Talib
D) Ebu Leheb
E) Hamza
8. Aşağıdakilerden hangisi Habeşistan’a hicret eden ilk kafileden değildir?
A) Abdurrahman b. Avf
B) Zübeyr b. Avvam
C) Cafer b. Ebu Talib
D) Hz.Osman
E) Mus’ab b. Umeyr
9. Ömer bin Hattab Efendimiz’i öldürmeye giderken karşılaştığı ve yolunu değiştirmesine sebep olan sahabe hangisidir?
A) Utbe b. Rebia
B) Nuaym b. Abdullah
C) Selam-ı Farisi
D) Es’ad b. Zürare
E) Zeyd b. Harise

10. Efendimiz Taif ahalisini İslam’a davete kiminle beraber gitmiştir?
A) Hz.Hamza
B) Hz.Ömer
C) Zeyd b. Harise
D) Abdurrahman b. Avf
E) Bilal-i Habeşi
11. Efendimiz’e ve Hz.Ebubekir’e hicret esnasında yetişen ancak atının ayakları kuma gömülen kişi kimdir?
A) Utbe b. Rebia
B) Amr ibnül As
C) Meysere
D) Süraka
E) Mecdiyy b. Amr
12. Rüyasında ezanı Muhammedi’yi bugünkü şekliyle işiten ve rüya yoluyla ezan kendisine öğretilen sahabi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ubeyde b. Cerrah
B) Sad b. Ubade
C) Abdullah b. Zeyd
D) Bera b. Marur
E) Tufeyl b. Amr
13. Oruç, zekat ve kurbanın meşru kılınması kaçıncı hicri asırda gerçekleşmiştir?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5
14. Peygamberimiz (sas)’in, Uhud Savaşı’ndan hemen sonra, Mekke ordusunun geriye dönüp tekrar Medine üzerine gelebileceğini düşünerek onları takip ettiği ve Medine’ye 16 km uzaklıktaki bir vadide yaklaşık 5000 ateş yaktırarak geriye dönme niyetindeki düşmana göz dağı verdiği gazvenin adı nedir?
A) el-Vadi Gazvesi
B) Ayneyn Gazvesi
C) Batn-ı Nahle Gazvesi
D) Benî Mustalîk Gazvesi
E) Hamrâü’l-esed Gazvesi
15. Peygamber Efendimiz (sas)’in, hicri IV. yılın Şevval ayında evlendiği 44 yaşındaki dul bayan kimdir?
A) Hz. Zeynep binti Huzeyme
B) Hz. Zeyneb binti Cahş
C) Hz. Ümmü Seleme
D) Hz. Ümmü Habîbe
E) Hz. Cüveyriye binti Hâris
16. Hendek Savaşı’nda düşman ordusundan İslam saflarına katılan, savaş esnasında Müslüman olduğunu kimseye söylemeyip, Peygamberimiz (sas)’in izniyle, bu durumunu, İslam ordusunun savaşı kazanması için kullanan kişi kimdir?
A) Hz. Nuaym b. Mesud
B) Hz. Huzâî
C) Hz. Sa’d b. Ebî Vakkas
D) Selman-ı Farisî
E) Hz. Sad b. Muaz
17. Benî Mustalik Gazvesi esnasında yaşanan İfk Hadisesi hakkında inen ayetler hangileridir?
A) Enfal Sûresi, 58. ayet
B) Al-i İmran Sûresi, 81. ayet
C) Sâf Sûresi, 3-7. ayetler
D) Nûr Sûresi, 11-14. ayetler
E) Fil Sûresi, 1-5. ayetler
18. Çevre ülkelerin hükümdarlarına, Peygamberimiz (sas), elçileriyle İslam’a davet mektupları göndermiştir. Aşağıdaki elçi ve gönderildiği hükümdar eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Dıhye b. Halife – Herakliyus
B) Amr b. Ümeyye – Mukavkıs
C) Abdullah b. Huzafe – Hüsrev Perviz
D) Amr b. Ümeyye – Necaşi
E) Hatip b. Ebu Beltea- Mukavkıs
19. Hicretin VIII. yılı gerçekleşen Mekke’nin Fethi, Mekke’ye hangi gün girilmesiyle başlamıştır?
A) 12 Rebiülevvel Pazartesi
B) 9 Şevval Salı
C) 23 Cemaziyelevvel Cuma
D) 20 Ramazan Cuma
E) 23 Şaban Salı
20. Peygamberimiz (sas) 30 bin kişilik İslam ordusuyla Tebük Gazvesi’ne çıktığında, Medine’de geriye kalan münafıkların toplanmak için inşa ettikleri fitne yuvası mescit Kur’an-ı Kerîm’de hangi isimle anılmaktadır?
A) Mescid-i Kuba
B) Mescid-i Aksa
C) Cuma Mescidi
D) Mescid-i Yesrib
E) Mescid-i Dırâr
21. Hicretin X. yılı Veda Haccı sonunda “Veda Hutbesi”ni okuyan Peygamberimiz (sas) kendisini dinleyen 124 bin Müslümana nerede seslenmiştir?
A) Müzdelife
B) Arafat
C) Kuba
D) Bedir
E) Zülhuleyfe

22. Hicretin XI. yılında vefat eden Hz. Peygamber(sas)’in vefatı hakkındaki aşağıdaki bilgilerden hangisiyanlıştır?
A) Peygamberimiz (sas) vefatına sebep olan hastalığa Safer ayının son günlerinde yakalanmıştır.
B) Peygamberimiz (sas) vefatına sebep olan hastalığa eşlerinden Hz. Meymune’nin evinde tutulmuştur.
C) Peygamberimiz (sas) hastalığı sebebiyle camiye çıkamadığında yerine vekil olarak Hz. Osman’ı imam tayin etmiştir.
D) Peygamberimiz (sas)’in cenazesini Hz. Ali yıkamıştır.
E) Peygamberimiz (sas), vefat ettiği yere, Hz. Aişe’nin odasında kazılan kabre defnedilmiştir.
23. Aşağıdakilerden hangisi Ashab-ı Kiram’dan Amr b. Hâris’in ifadelerine göre Hz. Peygamber (sas)’in vefatından sonra bıraktıkları arasında yer almaz?
A) 50 dirhem altın
B) Birkaç silah
C) Beyaz bir katır
D) Vakfettiği Fedek hurmalıkları
E) Vakfettiği Hayber arazisindeki hissesi
24. Aşağıdakilerden hangisi Peygamberimiz (sas)’in “Veda Hutbesi”nde geçen cümlelerinden biri değildir?
A) “Sakın benden sonra eski sapıklıklarınıza dönüp de birbirinizin boynunu vurmayın.”
B) “Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine iade etsin.”
C) “Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.”
D) “Başınıza, kafası siyah üzüm tanesi gibi Habeşli bir köle dahi yönetici olarak tayin edilse yine de itaat edin.”
E) “Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler.”
25. Aşağıdaki olay ve gerçekleştiği hicri yıl eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Hayber’in Fethi – Hicri IV. yıl
B) Benî Kureyzâ Gazvesi – Hicri V. yıl
C) Uhud Gazvesi – Hicri III. yıl
D) Kıblenin Değişmesi – Hicri II. yıl
E) Hudeybiye Antlaşması – Hicri VI. yıl

“Elinde alâmet, 

İzinde selâmet,

 Tek isim… Muhammed…
 Ne bir harf, ne kelâm
 Esselâm, Esselâm…
Ustad Necip Fazıl Kısakürek

23

Ocak
2013

Hadis Terimleri

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  205 Kez Okundu

ADL: Râvînin hadîsi bozmadan rivâyet eden dürüst bir müslüman olması…
AHZ: Bir şeyhden hadîs almak.
ÂLÎ İSNÂD: Herhangi bir hadîsin râvîsi ile kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya o hadîsi rivâyet etmiş bulunan meşhur hadîs imamlarından birisi arasında en az sayıda râvînin bulunduğu veyahut da tanınmış hadîs kitaplarından birinin musannefine arada en az râvî ile ulaşabilen isnaddır.
CÂMİ: Akâid, ahkâm, zühd, edeb, tefsîr, siyer, fitneler, menâkib konularındaki hadîsleri toplayan eserlere verilen ad. Örneğin Buhârî’nin Sahîhi bir “câmi” dir.
CERH VE TA’DÎL İLMİ: Hadis ilminin bir dalı olup hadîs ilimleri içinde aşağı yukarı en gelişmiş branştır. Bu ilim dalında hadîs râvîlerinin kusurları ve meziyetleri özel terimlerle incelenir. Yani râvîlerin doğruluk ve güvenirlik yönlerinden durumları ortaya konur.
EDÂ: Bir hadîsi başkasına rivâyet etmek.
ĞARÎBU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs metinlerinde geçen, az kullanıldığından dolayı anlaşılması zor kelimelerin açıklanmasıyla uğraşan hadîs ilmi branşı.
HABER-İ VAHİD: Bir nesilde bir tek râvî tarafından rivâyet edilen habere denir.
HADÎS CÜZ’Ü: Daha ziyade belli bir kişiden gelen hadîsleri toplamak maksadıyla tertip edilen çoğu küçük çapta hadîs kitaplarına verilen ad.
HADÎS RÂVÎLERİ İLMİ: Bir anlamda râvîler tarihi demek olan bu hadis ilmi branşı râvîlerin hadîs rivâyeti bakımından tanıtımını yapar.
HADÎSLERİN VÜRÛD SEBEPLERİ İLMİ: Hadîs ilminin kapsadığı branşlardan biri olan bu ilim, hadîslerin vürûd sebeplerini, yani niçin ve neden dolayı söylenmiş olduklarını tespit etmeye çalışır. Nüzûl sebeplerini bilmek Kur’ân ayetlerini anlamak bakımından ne kadar gerekli ise, vürûd sebeplerini bilmek de hadîsleri doğru anlamak ve değerlendirmek bakımından o kadar lüzumlu ve önemlidir.
HASEN: Adalet cihetiyle sağlam olmakla beraber zabt yönünden bazı zaafları bulunan râvî ya da râvîlerin bulunduğu senede sahip olan hadîstir. Hasen hadîs sahihden aşağı fakat ona yakın, zayıf hadîsden yukarda bir yerdedir.
HIFZ: Genellikle râvînin şeyhinden rivâyet ettiği hadîsleri güzelce ezberleyip muhafaza ederek yeri geldiğinde eksiksiz ve fazlasız olarak kendi talebelerine rivâyet edebilme yeteneğine denir.
İHTİCÂC: Hadîsten hüküm çıkarmaya denir.
İLELU’L-HADÎS İLMİ: Dış görünüş itibariyle sahih denebilecek bir hadîsin, sıhhatini zedeleyen ve ancak konunun uzmanları tarafından anlaşılabilecek gizli kusurlardan bahseden hadîs ilmi dalıdır. Bu gizli kusur hadîsin senedinde, metninde veya her ikisinde birden olabilir.
İLLET: Bir hadîste dışarıdan farkedilemeyen ve bu hadîsin sıhhatini yok edecek nitelikteki kusuruna denir.
İRSAL: Tabiinin büyüklerinden birinin isnadında sahabiyi atlayıp “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki” veya “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şunu yaptı” ve benzeri ifadelerle isnadını Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ulaştırarak O’ndan -sallallahu aleyhi ve sellem- rivâyette bulunmasına denir {bkz. mürsel hadis kelimesi}.
İSNÂD: Senedi, yani râvîler zincirini zikretmek.
KÜTÜB-İ SİTTE: Altı kitap anlamındadır. Bu altı kitap; İmam Buhârî’nin ve Müslim’in Sahihleri, İmam Ebû Dâvûd, Tirmizî, Neseî ve İbnu Mâce’nin Sünen’leridir.
MAKLÛB HADÎS: Râvîlerden birinin metindeki bir lafzı veya isnaddaki bir şahsın ismini yahut nesebini alt-üst etmesiyle; tehir edilmesi (geriye bırakılması) gerekeni takdim (öne almasıyla) veya takdim edilmesi gerekeni tehir etmesiyle veyahut bir şeyin diğerinin yerine konması suretiyle rivâyet edilen hadîse denir.
MAKTU’ HADÎS: Tabiinden rivâyet edilen söz, fiil ve takrirlerdir.
MERFÛ HADÎS: Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait olan hadîsdir {bkz. ref’ kelimesi}.
MERVİYY: Bir râvînin rivâyeti; hadîs.
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MEVZU HADÎS: Uydurulmuş ve hadîs diye ortaya atılmış sözdür. Kimi alimlere göre mevzu hadîs, zayıf hadîslerin en düşük derecesidir. Bir başka görüşe göre de mütevâtir ve mevzu hadîsler, ilki kesin olduğundan, ikincisi de uydurma olduğundan hadîs araştırmalarına dahil edilmezler
MU’CEM: Hocaların veya şehirlerin yahut kabilelerin adlarına göre hadîslerin alfabetik olarak sıralandığı kitaplardır. En meşhur mu’cemler, et-Taberânî’nin el-Kebîr, el-Evsât ve es-Sağîr adlı mu’cemleridir.
MUHADDİS: Senedleri, illetleri, senedde adı geçen râvîleri, isnâdın âlî ve nâzil olanını bilen, çok sayıda hadîs ezberleyen, Kütüb-i Sitte’yi, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’ini, Beyhakî’nin Sünen’ini, Taberânî’nin Mu’cem’ini ve ayrıca bin tane hadîs cüz’ünü dinlemiş olan kimseye denir.
MUHTELİFU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs ilimlerinin en çetrefili olduğu kabul edilen bu branş, hadîsler arasında görülen anlam çatışma ve çelişmelerini inceler –ki ihtilafların bir kısmı bağdaştırılabilir cinsten bir kısmı da bağdaştırılamaz cinstendir–.
MUSANNEF: Çeşitli konulardaki hadîsleri bir araya toplayan hadîs kitaplarına verilen ad.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MÜRSEL HADÎS: Senedinden bir sahabi düşen hadîstir.
MÜSNED: Hadîslerin onları rivâyet eden sahabe adları altında gruplandığı kitaplardır. Mesela önce Ebu Bekir radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler, sonra Ömer radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler… şeklinde devam eder. Müsnedlerin en meşhuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
MÜSNED HADİS: İlk râvîden sonuncu râvîye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah sallallahu aleyhi ve selleme ref ‘ edilen hadîstir.
MÜTEVATİR: Yalan üzerine birleşmesi aklen imkansız olan bir grup insanın rivâyet ettiği hadîsdir. Bu şart her tabakada tahakkuk etmelidir. Bu nedenle de mütevatirlerin sayıları pek azdır. Mütevatir hadîse “kesin” gözü ile bakıldığından inkârı tehlikeli görülmüştür.
NAZİL İSNAD: Âlî İsnad’ın zıddıdır ve hadîsi rivâyet eden son râvî ile ilk kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya bir hadîs alimi arasında normalin üstünde bir sayıda râvî bulunan isnaddır.
RÂVÎ: Hadîsi rivâyet eden kişidir.
REF’: Hadîsi, isnadını Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme kadar ulaştırıp merfu’ olarak rivâyet etmeye denir {bkz. merfu hadis maddesi}.
RİVÂYET: Râvîlerin hadîsleri nakletmesi.
SAHÂBÎ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi peygamberliği sırasında mü’min olarak gören, mü’min olarak ölen kişilere denir (çoğulu: ashâb veya sahâbe). Ashâb-ı kiram hadîs rivâyeti bakımından iki kısma ayrılmaktadır. Binden fazla hadîs rivâyet etmiş olanlar muksirûn, binden az rivâyet etmiş olanlar mukillûn diye tanımlanır. Muksirun 7 sahabeden oluşmaktadır. Ehli sünnet bilginlerince Rasûlüllahı görme mutluluğuna ermiş olan ashab, hadîs rivâyeti bakımından güven ve itimada layık kabul edilmiştir. Bunun için onlar tenkid (cerh ve tadil) dışı bırakılmıştır.
SAHİH HADÎS: Senedinde kopukluk olmayan, bütün râvîleri sika olan, illet ve şazlık bulunmayan hadîslerdir. Başka bir ifadeyle Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme ait olduğuna teknik açıdan herhangi bir şüphe ve tereddüt bulunmayan hadîs demektir.
SAHİHAYN: “İki sahih” mânâsına gelen bu tabir İmam Buhârî ve İmam Müslim’in sahihleri için kullanılır. Sahih, terimi ise sahih hadîsleri ihtiva eden kitaplar için kullanılır.
SEMA’: Hadîs rivâyet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadîsi, bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle almak şeklinde gerçekleşir.
SENED: Hadîsi rivâyet eden râvîler zinciri.
SİKA: Adalet ve zabt vasfı taşıyan râvîlere denir.
SÜNEN: Yalnızca namaz, oruç, taharet vb. ahkâm hadîslerini içeren kitaplardır. Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Neseî gibi. Sünen kitaplarında genellikle merfu’ yani Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait hadîsler bulunur.
ŞEYH: Bir râvînin hadîsi aldığı kişi.
TABİİ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ashabından herhangi birisi ile görüşüp ondan hadîs rivâyet edene verilen isim.
TAHDİS: Hadîs rivâyeti…
TÂLİB: Bir şeyhden hadîsi alan râvîye verilen ad.
TARÎK: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve vecih kelimeleri}.
TARÎK: Bir hadîsin senedine verilen bir diğer isimdir
TEBE-İ TABİİN: Tabiilerden sonra gelenler, tabiine tabii olanlar, tabiini takip edenler; kısaca tabiilerle görüşüp onlardan hadîs rivâyet edenlerdir.
VECİH: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve tarîk kelimeleri}.
ZABT: Hafızanın kuvvetli olması özelliğidir
ZAYIF HADÎS: Râvîleri, sahih ve hasen hadîs râvîlerinin vasıflarını taşımayan hadîslerdir.

23

Ocak
2013

Hac İbadeti

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  155 Kez Okundu

1-Hac; kasdetme ve yönelme mânâlarına gelir.
2-Hac’da yapılan ibadetlere genel bir ifade ile “Menasik” denir.
3-Mikat sınırları dışında ikamet eden Afâkîler, mikat sınırını ihramsız geçerlerse ceza (dem) yani koyun veya keçi kurban kesmeleri gerekir.
4-Mekke-i Mükerreme ve çevresindeki “Harem“ bölgesindeki av hayvanlarının avlanması, bitkilerin kesilmesi veya koparılması ister ihramlı ister ihramsız herkes için yasaktır.
5-Füsuk: Allah’ın emir ve yasaklarına itaatten uzaklaşıp masiyet sayılan fiilleri yapmak
6-Cidal: Tartışmak, kavga etmek, hakarette bulunmak, kötü söz ve davranışlarla gönül kırmak, huzursuzluk çıkarmak. Umumî asayiş ve huzuru bozacak bu tür davranışlardan özellikle ihramlı iken kaçınmak gerekir.
7-Hac menasiki, Şevval, Zilkade aylarının tamamıyla, Zilhicce ayının ilk on günü içinde eda edilir.
8-Hanefî mezhebine göre haccın ihram, Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı olmak üzere üç farzıvardır.
9-Şafiî Mezhebine göre bu üç farza ilave olarak sa’y, saçları dipten kazıtma veya kısaltma da rükündür. Ve bu rükünlerden ilk üçünde sıraya riayet etmek de farzdır.
10-Arafat vakfesi; Mekke’nin yaklaşık 25 km. güney doğusunda bulunan ve harem bölgesi dışında kalan, sınırları işaretlenmiş olan Arafat bölgesinde yapılır.
10-Vakfe; bir yerde bir süre durmak veya beklemek demektir.
11-Cem-i takdim; Arefe günü Arafat’ta vakfe yapanların, öğle ve ikindi namazlarını öğle vaktinde peş peşe kılmaları sünnettir.
12-Tavaf, “Bir şeyin etrafında dolaşmak, dönmek” manasına gelir.
13-Ziyaret tavafına “ifada tavafı”da denir.
14-İstilâm; Hacerü’l-Esved’i selâmlamak demektir.
15-Remel; peşinden Sa’y yapılan tavafların ilk üç şavtında erkeklerin koşar adımlarla omuzları silkerek çalımlı yürümesi demektir.
16-Iztıba: İhramın vücudun belden yukarısını örten parçasının bir ucunu sağ kolun altından geçirip, sol omuzu üzerine atarak sağ kolu ve omuzu ridanın dışında bırakmaktır.
17-Tavafın bütün şavtlarının peş peşe yapılması muvâlât denir.
18-Tavafın Çeşitleri:Haccın rükünlerinden olan ziyaret tavafından (tavaf-ı ifaza) başka farz, vacip, sünnet ve nafile olmak üzere tavaflarda vardır.
19-Hac ile ilgili olan tavaflar şunlardır: Kudüm tavafı, ziyaret tavafı, veda tavafı. Umrede yapılan tavafa ise umre tavafı denir.
20-Hac ve umre ile ilgili olmayan tavaflar:
1. Nezir tavafı 2. Tahiyyetü’l-Mescid Tavafı 3. Tatavvu (Nafile) Tavafı
21-Sa’y lügatte “koşmak, çaba sarf etmek” manalarına gelir. Terim olarak ise; Kabe’nin doğu tarafında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında, Safa’dan başlamak, Merve’de son bulmak üzere dört gidiş, üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmekten ibarettir.
22-“Mes’a” yani sa’yın yapıldığı yer denir.
23-Remy-i Cimar; haccedenlerin Bayram günlerinde Mina’da birinci gün, yalnız Akabe cemresine, diğer günlerde sırasıyla Küçük, Orta ve Akabe cemresine önceden hazırlanmış olan özel taşları atmalarıdır.
24-Mina, Müzdelife ile Mekke arasında ve Harem sınırları içinde, şeytan taşlama mahalli (cemerat) ile birlikte kurbanların da kesildiği bir bölgedir.
25-İhram yasaklarının kalkmasına “tahallül” denir. Tahallül iki safhada gerçekleşir. Hac’da
cinsel ilişki dışındaki yasakların kalkmasına “ilk tehallül”, cinsel ilişki yasağının kalkmasına ise “ikinci tehallül”denilir.
26-Veda tavafı, haccın son menasikidir. Mikat sınırları içinde ikamet etmeyen uzaklardan gelmiş afâkî sayılan hacıların memleketlerine dönmeden önce veda tavafı yapmaları vaciptir. Bu tavafa “ayrılma” anlamına “Sader tavafı”da denir.
27-Hacda üç hutbe vardır. Birincisi Zilhiccenin 7. Günü Harem-i Şerif’te öğle namazından önce, ikincisi, Arefe günü Arafat’ta zevalden sonra Nemire Mescidinde cem-i takdim ile kılınan öğle ve ikindi namazlarından önce, üçüncüsü ise, bayramın ikinci günü öğle
namazından önce Mina’da Mescid-i Hayf’ta okunur.
28-Muhassab’da dinlenmek:Hac sonunda Mina’dan dönerken, Mekke girişinde,
Cennetü’l-muallâ civarında, “muhassab”denilen vadide bir süre dinlenmek sünnet-i kifâyedir.
Bu şekilde dinlenmeye “tahsîb”denir. Bu vadi günümüzde Mekke’nin içinde kaldığından artık bu sünnet yapılamamaktadır.
29-Umre; belirli bir vakitle kayıtlı olmaksızın, usulüne uygun ihrama girerek tavaf ve sa’y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkmaktan ibaret olan bir ibadettir. Genel kanaate göre imkân bulabilen her Müslüman’ın ömründe bir kere umre yapması müekked sünnettir.
Farklı bir görüşe göre ise farzdır
30-Hanefi mezhebine göre, “teşrik günleri“ denilen arefe günü sabahından dördüncü günü
güneş batıncaya kadar geçen süre içinde umre yapmak, tahrimen mekruhtur.
31-Dinî hükümler açısından hac, farz, vacip ve nafile olmak üzere üç çeşittir.
32-Yapılış şekli (eda edilişi) yönüyle hac; ifrad haccı, temettü’ haccı ve kıran haccı olmak üzere üç çeşittir.
33-İfrad haccı umresiz yapılan hacdır.
34-Temettü, “yararlanmak, istifade etmek” anlamına gelmektedir. Aynı yılın hac aylarında umre ve haccı ayrı niyet ve ayrı ihramla eda etmektir.
35-Kıran haccı, aynı yılın hac aylarında umre ve hacca birlikte niyet edilerek hac ve umreyi bir ihramda birleştirmektir. Temettü’ haccında olduğu gibi Kıran haccı yapanların da “Şükür kurbanı” kesmeleri vaciptir.
36-Tavaf:Mescid-i Haram’da “Tahiyyetül – Mescid”yani mabedi selâmlama namazının yerini tavaf karşıladığından, eğer farz kılınmıyorsa tavafa başlanır. İfrad haccında ilk yapılacak tavaf “Kudüm tavafı”, temettü’ ve kıran haccında ise “umre tavafı”dır.
37-Hac menasiki Zilhiccenin sekizi ile on üçü arasındaki altı gün içinde eda edilir.
38-Hedy kurbanları, nafile ve vacip olmak üzere iki kısımdır.
a) Nafile Hedy:Hac veya umre yaparken vacip olmadığı halde sevap
kazanmak maksadıyla kesilen kurbandır.İfrad haccı veya sadece umre yapanların nafile heydi kesmeleri müstehaptır.
b) Vacip Hedy
1. Temettü’ ve Kıran Hedyi
2. Ceza Hedyi
3. İhsar Hedyi
4. Nezir (adak) Hedyi
39-Hedy Kurbanının Kesileceği Yer ve Zaman:Gerek vacip, gerekse nafile olsun bütün hedy
kurbanları Harem bölgesi sınırları içinde kesilir.Kurban bayramının üçüncü günü akşamına kadar kesilecek olan kurbanların Mina’da, sair günlerde kesilecek olanların ise Mekke’de kesilmesi efdaldir. Temettü’ ve Kıran Hedyleri, bayramın birinci günü
fecr-i sadıktan itibaren kesilebilir.
40-Cinayetin Anlamı:Hacca veya umreye niyet edip ihrama girdikten sonra tıraş olup ihramdan çıkıncaya kadar yasak olan fiillerin yapılmasına cinayet denir.

MEKKE-İ MÜKERREMDE ZİYARET EDİLECEK YERLER
41- Cebeli nur (Hira dağı): Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)e vahyin ilk emri ‘ikra’ ayetinin geldiği dağ.
42- Sevr mağarası: Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Medineye hicret ederken Ebu Bekir r.a. ile beraber saklandıkları mağara.
43- Cennetül Mualla kabristanı: İlk müslümanların, başta Hazreti Hatice Validemiz ve bir çok sahabe ve tabiinin bulunduğu mezarlık.
44- Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) doğduğu evi yerindeki bina şu anda kütüphane olarak kullanılmaktadır.
45- Cin mescidi: Cin suresinin nazil olduğu yere inşa edilmiş bir mesciddir.
46- Cebeli Rahmet (Rahmet dağı): Arafat vadisinde bulunur. 70 metre yüksekliğindedir.
Hazreti Adem (aleyhisselam) ile Hazreti Havva (radıyellahu anha) validemiz cennetten çıkarıldıktan sonra buluştukları mekandır. Peygamber Efendimiz(Sallallahu aleyhi ve sellem)
veda hutbesini bu dağda yapmıştır.
47- Arafat: Hacda arefe günü vakfe yapılan yer.Mekkeden 25 km uzaktadır.
8- Mina: Mekke’ye 7 kilometre uzaktadır. Şeytan taşlanılan yerler buradadır. Mina’da peygamberimizin çadır kurduğu yerde inşa edilen Mescidi Hayf, Medine’lilerin
peygamber Efendimize biat ettikleri yerde inşa edilen Mescidi Akabe, Hazreti İsmail’e bedel
olarak gönderilen kurbanın ayak bastığı yerde inşa edilen Mescidi Kebş bulunmaktadır.
9- Müzdelife: Arafat ile Mina arasındaki bölgenin adıdır. Mina’da şeytana atılacak taşlar buradan toplanır.
10- Meş’ari Haram: Müzdelife’nin kuzey dağı üzerinde bir tepedir .

23

Ocak
2013

ÇOCUK EĞİTİMİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  261 Kez Okundu

1-) “Evlâd kokusu, cennet kokusudur.” (1)
2-)“Çocuk bulunmayan evde bereket yoktur.”(2)
3-)“Kimin çocuğu varsa, onunla çocuklaşsın.” İbn Mıhled, Ahbâru’s-Sığar, s.: 135.
4-)“Çocuk doğduğu yere aittir.” (3)
5-)“Hepiniz çoban ve muhafızsınız; maiyyetinizde bulunanların hukukundan sorumlusunuz. İş başındakiler de muhafızdır, memurlarından sorumludur. Erkek, aile fertlerinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın da kocasının evinde bir muhafızdır; o da, ondan sorumludur. Hizmetçi muhafızdır, o da efendisinin malından sorumludur. Hülâsa hepiniz muhafızsınız ve maiyyetinizdekilerden sorumlusunuz.”(4)
6-) “Çocuklarınıza gereken ikramı yapın ve terbiyelerini güzel yapın.” (5)
7-) Kuleyb b. Menfaa’nın, dedesinden naklettiğine göre: Dedesi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e gelmiş şöyle sormuş:
– “Yâ Resûlallah! Kime iyilik ve ihsanda bulunayım?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ise şu cevabı vermiş:
– “Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve bunlardan sonra gelen yakınlarına ve (sende) hakkı bulunan ve ziyareti şart olan kimselere.” (7)
8-) “Çocuğun ana-babası üzerindeki hakkı, ona iyi bir eğitim ve iyi bir isim vermesidir.” (8)
9-)“Hiç bir ana-baba evlâdına iyi bir eğitimden, iyi bir ahlâktan daha değerli mîrâs bırakamaz.” (9)
10-)“Çocuklarınıza önce ‘lâ ilâhe illallah’ cünlesini öğretiniz.”(10)
11-)“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.” (11)
12-)“Allah’u Teâlâ, her hak sâhibine hakkını vermiştir. Dikkat ediniz, vârise vasiyyet yoktur.” (12)
13-)“Bir kimse, bir çocuğa, gel sana şunu vereceğim der ve sonra da vermezse, bu (sözü) bir yalandır.” (13)
14-)Enes bin Mâlik’in rivâyet ettiğine göre, Rasulullah’la beraber bulunan bir adamın yanına oğlu geldi. Adam oğlunu öptü ve dizine oturttu. Daha sonra kızı gelince, kızını önüne oturttu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
– “Onlara aynı şekilde davranman gerekmez mi?” diye sordu. (14)
15-)Nu’man b. Beşîr’den şöyle dediği rivâyet olunmuştur.
– Babam, beni (aldı da) Rasulullah’a götürdü ve şöyle dedi:
– “Ben, şu oğluma bir köle hediye ettim.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
– “Oğullarının hepsine (aynı) hibede bulundun mu?” buyurdu:
Babam:
– “Hayır” cevabını verdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “O hâlde, (onu) geri al” buyurdu. (15)
16-) “Çocuklarınız size ihsan, hürmet ve itaatte âdil olmalarını istediğiniz gibi, siz de onlar arasında hediyede ve bağışlamada adâlete (eşitliğe) riâyet ediniz.” (16)
17-)“(Anasından) doğan her çocuk (İslâm) dini üzerine doğar. Ebeveyni (Mûsevî ise) onu yahudileştirir; (Nasrânî ise) onu hıristiyanlaştırır, (müşrik ise) onu müşrik yapar. Ashab-ı kiram tarafandan:
– Ey Allah’ın Resûlü! Ya, kendisine böyle bir telkinde bulunulmadan ölen çocuk (ne olacak)? denildi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
– “Onların (büyüdüklerinde neyi) yapacaklarını Allahu Teâlâ daha iyi bilendir.” buyurdu. (17)
18-) “Kimin kız çocuğu olup da, onu canlı canlı gömmez, ona hakâret etmez ve erkek çocuğunu ona tercih etmezse Allahu Teâlâ o kimseyi Cennet’e kor.”(18)
19-)“Çocuklarınızı, peygamberimizi, ehl-i beyti ve Kur’an okumayı sevmek gibi üç özellikte terbiye ediniz.” (19)
20-)“Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namaz kılmalarını söyleyin. On yaşlarına girdiklerinde kılmazlarsa, onları cezalandırın. Yataklarını ayırın.” (20)
21-)“Ana-babanın çocuklara olan vazifeleri, onlara yazmayı, yüzmeyi, ok atmayı öğretmeleri ve sağlıklı ve helâl yiyecekler temin etmeleridir(21)
22-)“Bir kimse, çocuklarını Cehennem’in ebedî ateşinde yanmaya bırakıyorsa, güneşin sıcaklığından korumasında hiç bir hikmet yoktur.”(22)
23-)“Bizim küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün hakkını bilmeyen kimse bizden değildir. Bizleri aldatan da bizden değildir. Kendi nefsi için sevdiğini, diğer mü’minler için de sevip istemedikçe, hiç bir kul hakkı ile mü’min olamaz.” (23)
24-)“Bir genç, yaşlı olması sebebiyle bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse, Allahu Teâlâ da, o gence yaşlılığı sırasında hürmet ve ikramda bulunacak bir kimseyi müvekkil kılar.” (24)
25-)“İnsan ölünce kendisinden ameli kesilmiş olur. Ancak bundan üç şey müstesnâdır:
1- Sadaka-i câriye
2- kendisinden yararlanılan ilim
3- Kendisine duâ eden evlâd.” (25)
26-)“Kişinin Cennet’te derecesi yükselir. Adamcağız:
– “Bu nereden geldi? diye sorar.” Kendisine:
– “Çocuğunun senin için istiğfar etmesinden” denir.(26)
27-)“Kim Kur’an’ı okur, öğrenir ve onunla amel ederse, Kıyâmet Günü, anne ve babasına nurdan bir taç giydirilir. Onun ziyası, güneş ışığı gibidir. Onun ana-babasına iki hulle giydirilir ki dünya onlarla boy ölçülemez. Onlar: “Ne karşılığında bunlar bize giydirildi?” derler. “Çocuğunuzun Kur’an tutması sebebiyle” denilir.” (28)
28-)“Allah yolunda sarfettiğin para, bir köle azat etmek üzere sarfettiğin para, bir miskine tasadduk ettiğin para, ehil ve ıyâline sarfettiğin para… bunların ecir (ve sevap) bakımından en büyüğü, ehil ve ıyâline sarfettiğin paradır.” 250 Hadis; 125/157 (Müslim’den)
29-)“Hanımına yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Çocuğuna yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Hizmetçine yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Kendi nefsine yemek yedirmen de senin için bir sadakadır.” (29)
30-)Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Bir gün Nebî aleyhisselam, Hazreti Ali’nin oğlu Hasan’ı öpmüştü, yanında Habîs’in oğlu Akra’ vardı. O:
– Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (hayretle) onun yüzüne baktı ve dedi ki:
– Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. (30)
31-)“Eğer bir kimse kızlara değer verdiğinden dolayı eziyet görürse ve onlara iyi davranırsa, onlar Cehennem’e karşı perde olurlar.” (31)
32-)“Kim erginlik çağına varan iki kızına, onlar yanında kaldıkları veya kendisi onların yanında kaldığı müddetçe iyilik yapar ihsanda bulunursa, bu kızlar onu mutlaka cennete dahil ederler.” (32)
33-)“Çocuk bülûğa erince babası onu evlendirsin, aksi halde çocuk günah işleyebilir, onun bu günâhı da babaya ait olur.” (33)
34-)“Kim, üç kız çocuğu bakıp büyütür ve onları güzel terbiye eder; onları evlendirir ve onlara ihsanda bulunursa, onun için cennet vardır.” (34)
35-)“Dindarlığını ve karakterini beğendiğiniz biri size dünür gelirse, sorumluluğunuzdaki kızı onunla evlendiriniz. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesad olur.” (35)
36-)“Kızını, fâsık bir kimse ile evlendiren kimse, kesinlikle ona merhametsizlik etmiş olur.” (36)
37-)Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Kim ki, yalnız Allah rızası için bir yetimin başını meshederse (okşarsa), kendisine elinin dokunduğu tüyler, saçlar sayısınca mükâfat verilir.” buyurmuş ve: “Kim ki, himayesi altında bulunan veya herhangi bir yetime ihsan ederse, onunla Ben Cennette bunlar gibi (yanyana)yız” diyerek parmakları arasından şahâdet parmağı ile orta parmağını işaret ederek göstermiş.” (37)
38-“Kim müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka Cennete koyacaktır.” (38)
39-)“Kim üç yetimi yetiştirir, nafakasını temin ederse, sanki ömrü boyu geceleri namaz kılmış, gündüzleri orut tutmuş ve sabahtan akşama yalın kılıç Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alır. Keza, ben ve o, şu iki kardeş (parmak) gibi cennette kardeş oluruz.” buyurdu ve şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yapıştırdı. (39)
40-)“Bülûğa erinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, sıhhat buluncaya kadar mecnûndan kalem kaldırılmıştır (işledikleri suç yazılmaz.(40)
Dip Notlar:
1. Kenzü’l-İrfân; 339/847. (Menavî’den)
2. Kenzü’l-İrfân; 338/844. (Menavî’den)
3.İbn Mıhled, Ahbâru’s-Sığar, s.: 135.
4. İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 40.
5.Riyazü’s-Sâlihîn; c: 1, s: 337, H. No: 298.
6.Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7091.
7.Seçme Hadisler; 143/12 (Ebû Dâvud’dan)
8.İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 43 (Tabarânî’den)
10.TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 358, İbn Mahled, s: 142; İbn Kayyim el-Cevziyye, s. 158.
11.Buhârî, Hîbe, 12-13. TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 356.
12.250 Hadis; 100/126. (Buhârî-Müslim)
13.Seçme Hadisler; 40/50. (Ahmed İbn-i Hanbel’den)
14.İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 44 (Bezzâr’dan)
15.424/20. (Müslim, c: 5, s: 65)
16.250 Hadis; 46/51. (Taberânî’den)
17.423/17. (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 344)
18.Seçme Hadisler; 165/49 (Ebu Davud’dan)
19.Kenzü’l-İrfân; 192/441 (Camiu’s-Sağîr’den)
20.İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 41 (Ahmed İbn Hanbel’in Müsnedi’nden)
21.İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 43 (Beyhâkî’den)
22.Siret Ansiklopedisi, cilt: 2, sayfa: 213
23.500 Hadis; 220/346
24.40×40; 429/39 (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 167)
25.500 Hadis; 45/67 (Müslim’den)
26.Seçme Hadisler; 162/43 (İbni Mâce’den)
27.40×40; 187/24 (Et-Terğîb, cilt; 2, sayfa: 355)
28. 250 Hadis; 125/157 (Müslim’den)
29. Ahmed İbni Hanbel ve Tirmizî’den
30.250 Hadis; 132/165 (Buharî-Müslim)
31.Sîret Ansiklopedisi, cilt: 2, sayfa: 226.
32.Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7090.
33.İbni Kayyim el-Cevziyye, s. 159. TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt: 8, sayfa: 356.
34.Seçme Hadisler; 248/79 (Ebu Dâvud’dan)
35. İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 31 (Tirmizî’den)
36. Kenzü’l-İrfân; 345/861 (Menâvî’den)
37.Seçme Hadisler; 243/75.
38.Tirmizî, Birr 14 (1918) Kütüb-i Sitte, cilt: 2, sayfa: 517 Hadis No: 180.
39.Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 475 Hadis No: 7095.
40.Ebu Dâvud, Hudûd 16, (4398, 4403) Kütüb-i Sitte, cilt: 6, sayfa: 307 Hadis No: 1658.

23

Ocak
2013

Hac Din Görevlisi Sınavına Hazırlık Ders Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  362 Kez Okundu

1-Safa ile Merve tepeleri arasında gidiş-gelişe ne ad verilir? Say.
17 Kurban Bayramı arefesinde öğle vaktinden sabah namazı vaktine kadar bir süre arafatta bulunmaya ne denir? Vakfe.
18 Medinede Hazreti Muhammedin yakın çevresinden kişilerin bulunduğu mezarlığa ne ad verilir? Cennetülbaki.
19 Hinduizm de Hintlilerin kahramanlık öykülerinin anlatıldığı en önemli destanlarınınadı nedir? Muhabbarata Destanı.
20 Budizm de insanın bütün istek ve hırslarının yok olduğu saf ve temiz bir duruma kavuşmaya ne denir? Nirvana.
21 Namazda bir kaç ayet yada kısa süre okuyacak kadar ayakta durmaya ne denir? Kıyam
22 Bir daha oruç tutamayacak kadar yaşlı ve hasta olanlara bir fakire onu bir gün doyuracak kadar para vermesi yada onu doyurmasına ne denir? Fidye
23 Bir işi tüm çalışma ve tedbirleri uygulayarak tamamladıktan sonra gerisini Allaha havale etmeye ne denir? Tevekkül
24 Allahın varlığına ve birliğine, eşi ve benzerinin olmadığına işaret eden Kuran-ı Kerim süresi hangisidir? İhlas
25 Kuran-ı Kerimde peygamberlerin yada eski toplulukların hayatlarından bahseden bölümlere ne denir? Kıssa
26 İnsanların istediği dine, inanca yada felsefi düşünceye inanma inancının gereklerini yerine getirme hürriyetine ne denir? Din ve Vicdan Hürriyeti
27 Müslümünların ilk hicret ettikleri yer neresidir? Habeşistan
28 İlk islam savaşı hangisidir? Bedir
29 Peygamberlerin Allahtan aldıkları buyrukyarı insanlara bildirmelerine ne denir? Tebliğ
30 Haccın farzlarından biri olan beyaz elbise giymeye ne denir? İhram
31 Belirli bir vakti ve belirli bir zamanı olmayan,yoksullara yardım etmek,insanlara güleryüzlü davranmak,yoldaki insanlara zarar veren bir nesneyi kaldırmak gibi geniş bir çerçevesi olan yardım şekline ne denir? Sadaka.
32 Kur’an’da,kötülüğün simgesi ve insanların düşmanı olarak tanıtılan,şeytana tapıcılık anlamına gelen akıma ne denir? Satanizm.
33 ’10 EMİR’ hangi peygambere vahyedilmiştir?. Hz.Musa.
34 Hz.Muhammed,son hutbesi olan Veda Hutbesini,kaç tarihinde yapmıştır?. 632.
35 Dini sorumluluğun ön şartı nedir?. Akıl.
36 Eserlerinde tasavvufa yer veren,Mesnevi ve Divan adlı eserleri ile insanlığa ışık saçan,”Ne olursan ol,yine gel! “sözü ile insan sevgisini dile getiren,tasavvufi edebiyatımızın temsilcisi kimdir?. Mevlana.
37 Su bulunmadığında veya suyun kullanılmasında sakınca olduğunda temiz toprak cinsiyle yapılan abdest ve boyabdesti yerine geçen temizlik şekline ne denir?. Teyemmüm.
38 Bir kişinin arkasından onda bulunan özellikleri onun hoşlanmayacağı tarzda söylemeye ne denir?. Gıybet.
39 Her biri 20 sayfadan oluşan Kur’an’ın bölümlerine ne denir?. Cüz.
40 Hacıların ihram giymeleri için belirlenen Mekke şehrine yakın yerlere ne denir?. Mi’kat.
41 Yağmur ve kar yağması, rüzgar esmesi gibi doğa olaylarını düzenlemekle görevli melek kimdir? Mikail
42 Temiz suyun bulunmadığı veya bulunup da hastalık gibi nedenlerle kullanma olanağı olmadığı zamanlarda alınan abdeste ne ad verilir? Teyemmüm
43 Kur’an-ı Kerim’in en uzun suresinin adı nedir? Bakara
44 Allah’ın isteklerini, yasaklarını ve öğütlerini peygamberlere bildirmesine ne denir? Vahiy
45 İnsanın bir işi başarmak için elinden gelen çabayı gösterdikten sonra Allah’a güvenip sonucu beklemesine ne denir? Tevekkül
46 Peygamberimizin süt annesinin adı nedir? Halime
47 Allah tarafından önceden belirlenen olayların zamanı geldiğinde gerçekleşmesi olayına ne ad verilir? Kaza
48 Hac zamanı dışında Kabe’yi ziyaret etmek için yapılan ibadete ne ad verilir? Umre
49 Peygamberimizin söylediği sözlere ne denir? Hadis
50 Rüku ve secdesi olmadan kılınan namazın adı nedir? Cenaze namazı
51 İlk ezanı kim okumuştur? Bilal-ı habeşi
52 Bir insanın kendi isteğiyleyalnızca Allah rızası için yoksullara yaptığı yardım ve iyiliklere ne denir? Sadaka
53 H.z Muhammet (s.a.v) kaç yılında doğmuştur? 571 yılında
54 İlk islam devleti kaç nerede kurulmuştur? Medine’de
55 Kuran-ı Kerimde kaç ayet vardır? 6666 Ayet vardır
56 Hz Muhamme’de ilk vahiy nerede gelmiştir? Mekkede hira mağarasında ilk vahiy gelmiştir.
57 Kabenin etrafında hacerül esvet taşından başlayarak yedi defa dönmeye ne denir. Tavaf
58 Allahın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren nurani varlıklara ne denir Melek
59 Vahiy getiren meleğin adı nedir? Cebrail
60 Hz Muhammed kaç yaşında peygamber olmuştur? 40
61 Allah tarafından gelen vahiyleri peygamberlere bildiren meleğin ismi nedir? Cebrail
62 Secde yapılmadan kılınan namazın adı nedir? Cenaze Namazı
63 Namaz kılmak için su ile abdest alınması gerekir.Su bulunmadığı zaman ne yapılır? Teyemmüm
64 Ramazan Ayında yatsı namazı ile beraber 20 rekat olarak kılınan namazın adı nedir? Teravih
65 Allah tarafından görevlendirilen, kıyametin kopma zamanında Sur’u üfleyen meleğin ismi nedir? İsrafil
66 Ramazan orucunu tutamayacak kadar yaşlı ve hasta olanların oruca karşılık verdikleri sadakanın adı nedir? Fidye
67 Hacca gidenlerin Kabenin etrafında dönerek yapmış olduğu davranışa ne denir? Tavaf
68 Hz.Muhammed’in kendisinden sonra vefat eden kızının ismi nedir? Hz. Fatma
69 Hz. Muhammed’in hanımları, çocuklar ve torunlarından oluşan aile halkına ne isim verilir? Ehl-i Beyt
70 Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç etmesi ile başlayan ve bir tarih başlangıcı kabul edilen olayın adı nedir? Hicret
71 Kur’an insanın öncelikle neyini kullanmasını ister aklını
72 Hz.Muhammed’in hizmetinde bulunan Enes “Peygamberimiz bana hiçbir gün öf bile demedi. Yaptığım bir şey için bunu niye yaptın, yapmadığım bir şey için de bunu niye yapmadın diye beni azarlamadı”demesiyle o peygamberimizin hangi yönünü belirtiyor. hoşgörüsünü
73 Kabenin köşesinde bulunan kutsal taşın adı nedir hacerül esvet
74 “Allahu Ekber” ne anlama gelir Allah en büyüktür
75 Hz. Muhammed’in hicret esnasında konakladığı köyde yaptırdığı mesci(cami)din adı nedir Kuba
76 Kabenin etrafında yedi defa dönmeye tavaf denir. Bir defa dönmeye ne denir şavt
77 Kuran-ı Kerim’de kaç sure vardır 114
78 Abdest alırken ağıza su vermek farz mıdır, vacip midir, sünnet midir sünnettir
79 Namaz kılarken yere paralel olarak eğilmeye ne denir rukü
80 Alkollü içkiden çok içmek haramdır. Az içmek nedir haramdır
81 Hz. Muhammed (s.a.v)Mekke’den Medine’ye kaç yılında hicret etmiştir? 622
82 Peygamberimizi övmek amacıyla yazılmış olan mevlid-i Şerifin yazarı kimdir? Süleyman Çelebi
83 Kâbe’yi yıkmak üzere fil ordusuyla Mekke’ye gelerek Ebabil Kuşlarının üzerlerine taş atmaları sonucu ordusu helak olan Yemen Valisi kimdir? Ebrehe
84 Bütün ibadetlerde ortak olan esas nedir? NİYET ETMEK
85 Peygamberlerde bulunan “EMANET” sıfatının anlamı nedir? GÜVENİLİR OLMAK
86 Yaptığımız iyilik ve kötülüklerin ( günah ve sevapların) yazıldığı deftere ne ad verilir? AMEL DEFTERİ
87 Kendisine yeni bir kitap verilmeyip daha önce daha önce gelen bir kitabı tebliğ eden peygambere ne ad verilir? NEBİ
88 Hz.Muhammed (S.A.V)’in kendisinden 6 ay sonra vefat eden çocuğunun adı nedir? Hz.FATIMA(r.a)
89 Peygamberler akıllı ve zeki insanlardır.Allah’ın gönderdiği vahiyleri en doğru şekilde anlar ve insanlara en iyi biçimde aktarırlar.Problemlere uygun çözümler getirirler.Peygamberlerin bu özelliğine ne ad verilir? FETANET
90 Dinimize göre hangi mal ve gelirlerden zekat verileceği belirlenmiştir.Buna göre sığır ve mandanın zekat miktarı ne kadardır? OTUZDA BİR
91 İlk Cuma namazı nerede kılınmıştır? KUBA (köyünde)
92 Kur’anın bir kitap haline getirilmesinde komisyon başkanı ve vahiy katibi olan sahabe kimdir? ZEYD BİN SABİT
93 Kâbe’nin yakınında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında Hac İbadeti esnasında gidip gelmeye ne ad verilir? SAY
94 Su bulunmadığı zaman toprak ile alınan abdest de ne ad verilir? Teyemmüm
95 Son kutsal kitabımız nedir? Kur’an-ı Kerim
96 Allah ile Peygamberimiz arasında elçilik görevi yapan hangi melektir? Cebrail
97 Kur’an-ı Kerim’deki ilk süre hangisidir? Fatiha Süresidir.
98 Hıristiyanlık dininin kitabı nedir? İncil
99 5 namazın vakitlerinin başladığını haber veren çağrının adı nedir? Ezan
100 Başkalarındaki iyi özellikleri kıskanmayıp, bizim de bu iyi özelliklere sahip olmaya çalışmalıyız. Örneğin, sınıfımızdaki başarılı ve terbiyeli bir arkadaşamızı örnek almamız, onun gibi başarılı ve dürüst olmayı istemeye ne denir? Gıbta etmek (İmrenmek)
101 Haftada bir kere cemaatle kılınması zorunlu olan namaz hangisidir? Cuma
102 Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye 622 yılında yaptığı göçe ne denir? Hicret
103 Dini sorumluluğun ön şartı nedir? Akıl
104 Peygamberimiz nerde doğmuştur? Mekke
105 Hacıların, haçta giydiği dikişsiz elbiseye ne denir? İhram
106 Kur’an-ı Kerim’in ilk suresinin adı nedir? Fatiha
107 Kur’an hangi halife zamanında çoğaltılmıştır? Hz. Osman
108 Zengin müslümanlara farz olan, yılda bir kez sadece mal ile yapılan ibadet hangisidir? Zekat
109 Kuranı Kerim’in en uzun süresi hangisidir? Bakara Süresi
110 Sünnet olmasına rağmen cemaatle kılınan namaz hangidir? Teravih Namazı
111 İnsanlara sorumluluk yükleyen idare hangisidir? Cüz-i İdare
112 İnsanların günah ve sevaplarını yazan melekler hangileridir? Kiramen Melekleri
113 İslam Tarihinde ilk savaş hangisidir? Bedir
114 “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” sözü kime aittir? Hz. Muhammed
115 Peygamberimizin hal ,haraket söylem ve davranışlarını ifade eden sözcük nedir? Sünnet

1 Kabe’nin etrafını yedi defa dönmeye ne denir? Tavaf
2 Su bulunmadığı zaman temiz toprakla abdest almaya ne denir? Teyemmüm
3 Bir başkasını yaptığı bir davranışla suçlamaya ne denir? İftira
4 Kur’an-ı Kerim hangi halife zamanında kitap halide bir araya toplanmıştır? Hz. Ebubekir
5 Mekke’den Medine’ye hicret eden Mekke’li müslümanlara ne denir? Muhacir
6 Kur’an hangi mübarek gecede indirilmeye başlanmıştır? Kadir Gecesi
7 Sevap ve günahlarımızı yazan meleklere ne denir? Kiramen Katibin
8 Tevrat hangi peygambere indirilen kutsal kitaptır? Hz Musa
9 İçinde Kabe’nin bulunduğu Mekke’deki mescide ne denir? Mescid-i Haram
10 Akşam namazının farzı kaç rekattır? Üç
11 Ağzı ve burnu suyla temizlemek ve bütün bedeni hiç kuru yer bırakmadan yapılan temizliğe ne denir? Boy (Gusül) abdesti.
12 Ezanla kamet arasındaki fark ifadesi nedir? Kad kametis salah.
13 Toprak ürünleri için zekat zamanı ne zamandır? Hasat zamanı (dönemi).
14 Mekke müşriklerinin dayanılmaz işkencesinden kurtulmak için miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye gitmeye ne ad verilir? Hicret.
15 Kur’an-ı Kerimin ilk suresinin ismi nedir? Fatiha Suresi.

Toplam 183 sayfa, 60. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020305859606162708090...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.