İLK  SORU ve İLK CEVAP
1.Sahih adlı hadis eseri aşağıdaki Kütüb-i Sitte müelliflerinden hangisine aittir?
A) Müslim İbnu’l Haccâc el Kuşeyri
B) Ebu Abdurrahman Ahmet İbn-i Şuayb en Nesâî
C) Ebu Davud Süleyman İbn’ul Eş’as
D) Ebu İsa Muhammed İbn-i İsa et Tirmizi
E) Ebu Abdillah Muhammed İbn-i Yezid İbn-i Abdillah İbn-i Mâce

Cevap:A Sıkkı

27

Şubat
2013

Kütüb-i Sitte Eserleri ve Müellifleri

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  2.132 Kez Okundu

1-Sahih-i Buhari ( el-Câmiu’s Sahîhu’l-Müsnedü’l-Muhtasar min Umûri Rasûlillahi (s.a.s) ve Sünenihi ve Eyyâmih)Muhammed b. İsmail el-Buhârî (V. H. 256/870), el-Câmiu’s-Sahih.
2-Sahih-i Müslim( el-Camiu’l-Müsnedü’s-Sahîh):Müslim b. el-Haccâc el-Kuşeyrî en-Neysâbûri (V. H. 261/875), el-Câmiu’s-Sahîh.
3-Sünen-i Nesai :Ebû Abdurrahman Ahmed b. Şuayb en-Neseî (V. H. 303/915-916), es-Sünenu’l-Kübrâ.
4-Sünen-i Tirmizi :Ebû İsa et-Tirmizî, Sünenû Tirmizî.
5-Sünen-i Ebu Davud : Ebû Dâvud Süleyman b. el-Eş’as es-Sicistânî (V. H. 275/888), Sünenû Ebî Dâvud.
6-Sünen-i İbn Mace :Ebû Abdullah Muhammed b. el-Kazvinî (V. H. 275/888), İbn Mâce di¬ye meşhur olmuştur. Eseri Sunenû İbn Mâce.
Hz. Peygamber’in hadislerini toplayan meşhur eserlerden altısına verilen isimdir. Kütüb-i Sitte diye anılan bu eserler şunlardır: Buhârî (ö. 256/869) ve Müslim (ö. 216/831)’in el-Câmi’u's-Sahih’i, Ebû Dâvûd (ö. 275/888), Nesâî (ö. 303/915), Tirmizî (ö. 279/892) ve İbn Mâce (V. 273/886)’ nin es-Sünen’leri. (1)
Buharî ve Müslim’in sahihlerine “iki sahih hadis kitabı” anlamında kullanılan bir usul-u hadis terimi. SAHÎHAYN:
Kur’ân-ı kerîmden sonra, doğru oldukları, bütün İslâm âlimleri tarafından tasdîk edilmiş olan altı hadîs kitâbından Sahîh-i Buhârî ile Sahîh-i Müslim’in ikisine birden verilen isim.
Sünen-i Erba’a, dört sünen demektir. Bu tabirle Kütüb-i Sitte’nin Buhârî ve Müslim dışındaki kitapları kastedilir.
Kaynak:
1-DİB,Dini Kavramlar Sözlüğü.
2-Hadis Usul-ü

27

Şubat
2013

Kütüb i Tis’a

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  409 Kez Okundu

Kütüb i Tis’a :İslam ilmi dünyasında sağlam bir hadis kaynağı olan Kütüb-i Sitteye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis kitabına verilen ortak isimdir.
1.Buhârî (ö. 256/869).
2.Müslim (ö. 216/831)’in el-Câmi’u's-Sahih’i.
3. Ebû Dâvûd (ö. 275/888)
4.Nesâî (ö. 303/915)
5.Tirmizî (ö. 279/892)
6.İbn Mâce (V. 273/886)’ nin es-Sünen’leri.
7. Darimi (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i.
8. İmam Malik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı.
9. Ahmed ibni Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.

27

Şubat
2013

Yedi kraat(Kıraat-ı Seba) /Kıraat-ı Aşere yi (On kıraat)

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  640 Kez Okundu

Hicri 3. asırda Ebu Bekr b. Mücahid ( öl. 324 / 935 ) yedi kıraat imamının kıraatlarını bir araya toplayarak السبع كتاب ( kitab’us-Seb’a) isimli eseri ile kıraatlar yediye tahsis edilmiştir. Sonra halk onun bu tasnifine uymaya başlamış ve böylece “kıraatı seb’a” konusunda ümmetin icmaı meydana gelmiştir. Sonra kıraatlar, okuyucularına nisbet edilerek örneğin; Naf’inin okuyuşuna, Naf’i kıraatı denmiş ve okuyan imamın adıyla anılmaya başlanmıştır. İbn mücâhid’e kadar kıraatlerin sayısı konusunda belli bir tercih ve sınırlamaya gidilmeyip, kıraatin sıhhati için ileri sü¬rülen üç temel şartı taşıyanlar sahih olarak kabul edilmiştir. ibn mücâhid’in tasnifine göre Yedi kraat(kraat-ı seba)
Mekke’de Abdullah b. Kesir ( öl. 120/ 737 )
Medine’de Nafi’ (öl.169/ 785)
Şam’da İbn Amir ( öl. 118 / 736 )
Basra’da Ebu Amr ( öl. 154 /770)
Kufe’de. Hamza ( öl. 156 / 773 ), Kisai ( öl. 189 /805 ) ve Asım ( öl. 128 /745 ) hazretleridir.

Yedili kıraat tasnifini her ne kadar ibn mücâhid ortaya koy¬muş ise de onu yüz yıllar boyunca eğitimin bir parçası haline ge¬tirerek tüm dünyaya yayan endülüslü âlimler olmuştur. İbnu Mücahid’den sonra, halk onun bu Seb’a tasnifine uymuştur. Ancak Muhakkıkinden olan zevat bu yedi imama sonradan bazı imamlar daha katmışlardır. Mesela İmam el-Beğavi (510 / 1116), Tefsirinde bu yediye şu üç imamı da ilave ederek bugünkü kraat-ı aşere yi (On kraat) oluşturmuştur.
1. Ebu Ca’fer Yezid b. El-Ka’ka’ ( 130 / 747 )
2. Ya’kub el-Hadrami ( öl. 205 / 820 )
3. Halef b. Hişam b. Saleb ( öl. 229 / 843)

27

Şubat
2013

Kıraatla İlgili Temel Terimler (kıraat, rivayet, tarik vb )

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  350 Kez Okundu

Harf :D aha çok ilk dönemlere ait bir tercihtir. şa¬hıslara nispet edilerek “harf-i fülân” denildiğinde onun kıraati ve okuyuşu kastedilmektedir
Kıraat ilmi:Kur’an’ın kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet ederek bilmektir. ِ
Tarifde geçen ihtilaflar; ya imam ihtilafı, ya ravi ya da ravinin ravisinin ihtilafı şeklinde olur.
Kıraat: İmamın, rivayet ve tariklerinin ittifak ettiği, diğer imamlardan farklı okuyuşuna denir. Yani ihtilaf, raviler ve ravilerin ravileri arasındaki okuyuşta değilde imamlar arasında olan okuyuşta olur.
Kari:Lügatta, okuyucu ve okuyan anlamına gelir.
Mukri:Nazari bilgilerle beraber kıraatı müşafehe yoluyla (ağızdan) rivayet eden kıraat âlimine denir. Eğer bir kimse kıraatı müşafehe ile değilde yanlızca nazari bilgilere dayalı ise bu onun mukrî olması için yeterli değildir.
Kurra: Kari, kelimesinin çoğuludur.Yedi ya da on kıratın kendilerine nisbet edildiği imamlara denir.
Kur’anın tamamını ezberleyen ve ondaki kıratlara hakkıyla vakıf olan kimselere de kurra ismi verilmektedir.
Ravi: On veya on dört imama nispet edilen kıraatlerden biri¬ni veya birkaçını o kıraatin imamından doğrudan veyavasıtalı olarak alan kimse için râvî terimi kullanılırken râvîye nispet edi¬len kıraate de rivayet denir. böyle oluncakıraat imamlarından her birinin çok sayıda râvîsinin bulunması kaçınılmazdır. Ancak kıraat rivayetlerininakleden ve eğitim maksatlı hazırlanan kitaplarda her imam için ikişer râvî ye yer verilmesi gelenek halini almıştır.
Tarik: Ravilerin ravilerinin arasındaki ihtilaflara denilmektedir.Diğer bir ifade ile Ravilerden sonra gelenlerinihtilaflarına denilmektedir. (âsim kıraatinin hafs rivayetinin ubeyd b. es-sabbâh tarîki gibi).
Vecih:İmam, ravi ve ravinin ravisi (Tarik) dışında karinin tahyirine ( okuyucunun tercihi) bırakılmış okuyuşlaravecih denir.

27

Şubat
2013

İnfiradat-ı Hafs-ı kufi

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  452 Kez Okundu

Hafsın tek vechi olan kelimeler:

Hafs, Kur’an-ı kerim kelime ve harflerinin ekserisini bir vecih olarak eda ve rivayet etmiştir. Bir vecih olarak rivayet ettiklerinin içinde azda olsa dikkat isteyen bir takım vecihler vardır. Bunlar hafs rivayeti içerisinde görülen ender rivayetlerdir.Hafs, hocası Asım’dan rivayrt ettiği bu vecihlerle, diğer kurra ve ravilerin kıraat ve rivayetlerinden ayrılmış ve muhalif olduğu için bunlara “İnfiradat-ı Hafs-ı kufi” denir.

1. İmale: kıratta, fetha harekeyi kesreye, elif’i ya harfine doğru meyletmek demektir. Hud suresi 41. ayette مَجْرٰۭۙيهَا lafzını hafs imale ile okur.
2.Teshil:İkinci hemzeyi, hemze ile elif arasında okumaya denir. Fussilet suresi 44. ayette ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ lafzındaki ikinci hemzeyi Hafs teshil ile okur.
3. ihtilas: kıraatta, ihtilas harekede ve zamirde olmak üzere iki kısımdır.
a) Hareke ihtilasında, sesin üçte birini hazfedip üçte ikisini ibka etmektir.
b)Zamir ihtilasında ise sesin tamamı ibka edilip; meddi tabi-i miktarında okunan zamir’in, meddi tabi-i miktarı
uzatılmamasıdır.Hafs, Zümer suresi 7.ayette يَرْضَهُ۬ lafzındaki zamiri uzatılmaksızın (İhtilasla)okur.
4.Ha-i kinaye: Müfred müzekker gaib zamiri olan ha ( -ﮫ ) dır. Hafs, Kur’an’da bu zamiri iki yerde diğer kıraat imamlarından farklı olarak zamme ile, bir yerde de umumi kural dışında sıla ile (uzatarak) okur.
a) Kehf suresi 63. ayette وَمَآ اَنْسَان۪يهُ lafzındaki zamiri zamme ile okur.
b) Fetih suresi 10. ayette عَلَيْهُ اللّٰهَ lafzındaki zamiri zamme ile okur.
c) Furkan suresi 69. ayetteف۪يه۪ مُهَانًاۗ lafzındaki ف۪يه۪ nin zamirini meddi tabi-i miktarı uzatarak okur.

5-Sekte: Kıratta, Nefes almaksızın kısa bir an sesi kesmeye denir. Sektin süresi, kısa bir zaman olup, nefes alma zamanından daha azdır.Veya iki hareke miktarıdır. Hafs diğer İmamlardan farklı olarak Bilinen 4 yerde sekte yapar.
a) kehf suresi 1. ayette عِوَجًا lafzındaki elif üzerindeki sekte
b)Yasin suresi 52. ayetteمِنْ مَرْقَدِنَاۢ lafzının elifi üzerindeki sekte
c) Kıyame suresi 27. ayette مَنْ رَاقٍ lafzında nun ( ن ) ‘ un sükûnundaki sekte
d) Mütaffifin suresi 14. ayette بَلْ۔ رَانَ Lafzında lamل ) )ın sükûnu üzerindeki sekte.

6- Ha-i Sekteler : Sekte bahsinde beyan olunan dört yerden başka hafs rivayetinde kur’an-ı kerimde 7 yerde geçen 9 kelimedeki asıl harekesi cezim olan (he- ﻪ) lerdeki sukuna vurgu için sekte yapar.Yazılış bakımından zamire benzerler.Farkları zamirler harekelidir,ha-i sektelerin tamamı ise Cezimlidir.
Bizim kıratımızda hem vasıl ve hem de vakıf halinde okunur. Bazı kıraatlarda vasıl halinde(he- ﻪ)ler düşer.
Bizim kıratımızda vasıl halinde (he- ﻪ) ler sakin okunur, hafif bir sekte caiz olduğu gibi terkide caizdir.Sekte evladır. Bunun için buna ha-i sekte denir. Kur’an-ı Kerimde Ha-i Sekte Olan Yerler

1. Bakara suresi 259. ayette: لَمْ يَتَسَنَّهْۜ وَانْظُر 2. En’am suresi 90. ayette: فَبِهُدٰيهُمُ اقْتَدِهْۜ قُلْ لَآ اَسْـَٔلُكُم

3–4. Hakka suresi 19 ve 25. ayetlerde: كِتَابِيَهْ 5–6. Hakka suresi 20 ve 26. ayetlerde: حِسَابِيَهْۚ

7. Hakka suresi 28. ayette: هَلَكَ * مَالِيَهْۚ 8. Hakka suresi 29. ayette: خُذُوهُ* سُلْطَانِيَهْۚ

9. Karia suresi 10. ayette: مِيَة نَارٌ حَا * مَا هِيَهْۜ

27

Şubat
2013

Günümüzde müslümanlar arasında okunan kıratların sayısı üçtür

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  236 Kez Okundu

1.Hafs rivayetiyle gelen Asım kıratı.Ülkemizde ve diğer İslam ülkelerinin çoğunda, okunmakta ve Mushaflar
basılmaktadır.
2.Verş rivayetiyle gelen Nafi kıraatı. Mısır hariç, Kuzey Afrika ülkelerinden Fas, Tunus ve Cezayır gibi
ülkelerde okunmaktadır. Buralarda Mushafların bu kıraata göre basılmasına halen devam edilmektedir.
3.Ebu Amr kıraatı. Sudan’da okunmaktadır.Müslümanlar arasında yaygın olan kıraatlaradan en az okunan kıraat
budur.

27

Şubat
2013

Senetlerinin sıhhati bakımından kıratlar altı kısma ayrılırlar

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  272 Kez Okundu

1- Mütevatir kıratlar ( المتواتر ):Sahih kıraatin şartlarını ta¬şıyan ve genellikle seb’a veya aşere’den her birine verilen ad
olmakla birlikte bu konuda tam bir ittifak yoktur. bazıları yedi kıraat için mütevâtir derken diğer üç kıraate de
meşhur demek¬tedir.Yada mütevatir,Yalan üzerinde ittifak etmeleri mümkün olmayan bir topluluğun, diğer bir
topluluktan rivayet ettiği kıratlardır.
2- Meşhur kıratlar( المشهور ): Sened-i sahih, Arapça’ya ve Hz. Osman mushaflarının hattına uygun, Kurra arasında
meşhur ve fakat tevatür derecesine ulaşamayan kıratlardır.
3- Ahad kıratlar (الاحاد): Sened-i sahih olup, ya Arap dili gramerine veya yazı bakımından Hz.Osman mushaflarına
uymayan kıratlardır.
4- Şaz kıraatlar( الشَّاذ ) :Sahih kıraatin şartlarından birini veya daha fazlasını ta¬şımayan okuyuşlar ise şâz kıraat adını
alır.
5- Mevzu kıraatlar( الموضوع ): ; rivayet ilmi bakımından hiç bir aslı olmadığı halde uydurma bir senetle birilerine nispet edilen kıraatlere de mevzu kıraat adı verilir.
6- Müdrec kıraatlar ( المد رج ):ayetlere tefsir kabilinden yapılan ziyadelerden ibarettir.

27

Şubat
2013

Vakf İşaretleri (secâvendler)

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  367 Kez Okundu

Tecvid bilginleri vakıf ve ibtida ile ilgili geniş çalışmalar yapmışlar, eserler yazmışlar, manayı nazarı itibara alarak gruplandırmışlardır. Bu hususa ilk defa Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es- Secavendi (öl. 560/ 1165) teşebbüs etmiş ve manaya göre Kur’an-ı kerimin kelimeleri üzerine bazı harfler koymak suretiyle vakf yerlerini işaretlemiştir. Secavend bu zatın Türkistan’daki beldesinin ismidir. Vakf için kullanılan işaretler Sonradan bu zatın beldesinin ismi olan Secavend, isimiyle anılmıştır. Muhammed b. Tayfur es- Secavendi kısa izahlarla bu vakfların hükümlerini, manaya göre kısımlarını ve işaretlerini belirlemiştir.

27

Şubat
2013

Kur’an’ın hareke ve noktalanma işi üç safhada yapılmıştır.

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  374 Kez Okundu

1- Nokta şeklinde harekeler konması
Muaviye döneminde Basra valisi Ziyad b. ebih, O devrin âlimlerinden Ebu’l-Esved ed-Düeli’yi (H.69/688) görevlendirmiş. ed- Düeli ayetlerin irabını, harekelerini göstermek için Kuran‘a harekeyi gösterecek noktalar koyarak önlem aldı. Bu noktalar Kur’ an’ın yazısının renginden başka bir renkle fetha için harfin üstüne, kesre için altına, ötre için önüne bir nokta, Tenvin için iki nokta olarak konuldu.
2- Birbirine benzeyen harfleri ayırdetmek için harflerin noktalanması
Harekeleme işi, irab yönünden yapılabilecek hataların önüne geçebilmişti. Ancak arap olmayanlar için Ba( ب ) ile Ta ) ت ( ve Cim( ج ) ile Ha ) ح ( gibi birbirine benzer şekillerle yazılmış harflerinde ayırt edilebilmesi ve sağlıklı okuna bilmesi için yine zorluklar oluyordu. Bu tür harfler bazı işaretlerle birbirlerinden ayırt edilmezse yine hatalı okumalar devam edecekti. Irak valisi Haccac, Abdü’l-Melik b. Mervan zamanında birbirine benzeyen harflerin
ayırt edilmesi için kâtiplerden, önlem alınmasını istemişti. Nasr b. Asım (öl.89/ 708) ve yahya b. Yamer (öl.129/ 746) İkinci önemli bir iş olan harfleri birbirinden ayırt edecek noktaları koymuştur. Buna “İ’cam” denilmektedir.
3-Bugünkü şekildeki harekelerin konulması:Sonra büyük dil âlimi Halil b. Ahmed (öl.175/ 791) bugün bildiğimiz hareke sistemini geliştirerek, Kur’an’ın hareke ve noktalanma işine son şeklini vermiştir.Hareke ve nokta konulmasından sonra da Kur’an’a yönelik bir takım faaliyetler devam etmiştir. Sure, Cüz başlıkları, hizip, ayet sonlarına konan durak işaretleri, güller ve rakkamlar konulmuştur. Ayetlerin sonlarına konulan duraklar; ilk önce daire meyilli çizgilerden oluşurken, daha sonraları daire şeklinde gösterilmiş ve zamanla da gül şeklini almıştır. Bilindiği gibi bugün basılan Mushaflar da sözü edilen duraklar içinde ayet numaraları yer almaktadır.

27

Şubat
2013

Kıraat öğretimi yöntemleri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  216 Kez Okundu

Kıraat eğitiminde, kıraati hocadan dinleyerek alma anlamına gelen “semâ”, kıraati bizzat hocanın yakınında bulunarak onun ağzından alma ve gerekirse ona okuma ve tashih ettirme anla­mına gelen “müşâfehe” ve bir hocanın huzurunda ona ezberden veya mushaftan okuyarak kıraat dinletme anlamına gelen “arz” metotları uygulanmaktadır. sema ve arzı birlikte gerçekleştirerek kur’ân’ı tecvid kaidelerine göre itinalı bir şekilde okumaya da “edâ” denmiştir. bu uygulamalar büyük oranda hz. peygamber’in uygulamalarına ve tavsiyelerine dayanır.

27

Şubat
2013

Kur’an-ı kerimde Secavent Alametleri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  420 Kez Okundu

[Mim]: Vakf-ı Lazım: Muhakkak durmalıdır. Geçildiğinde mananın bozulacağına işarettir. Kur’an’da 84 yerde geçmektedir.

[Tı]: Vakf-ı Mutlak:Sözün tamam olduğu yerlerde bulunur. Vakıf evla vasıl caizdir. Durmak tercih edilir geçmek de mümkündür.

[Cim]: Vakf-ı caiz: Geçmek de durmak da caizdir. Vakıf evla vasıl caizdir.Lakin durmak gecmekten evladir.

[Ze]: Vakf-ı Mücevvez: Vasl evla vakıf caizdir. Gecmek durmaktan evladir. Durulduğunda geriden alınmasına gerek yoktur.

[Kaf]: Cevaz vardir. Ekseri Ulema gecmistirdurmak da caizdir.

[Lâ]:Vakf-ı La: Durulmaz! Manasi Latekif. Lâ bulunan yerde durulursa önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet-i kerime sonunda durunca tekrar edilmez.

[Gıf]: Durmak vaciptir manasi “sen dur” demektir..

[sad]: Vakf-ı Murahhas: Zaruret dolayısıyla durulabilecek yerde bulunur. vAsl evla vakıf caizdir.

[Ayn]: Ruku alametidir. Bir konu veya kıssanın bittiğini yenisinin başladığını gösterir. Hatimle namaz kıldıranlar için konu bütünlüğü açısından bir işarettir.. Ayrıca aşr-ı şerifler için de bir ayn dan diğer ayn harfine kadarki kısımlar okunmaktadır.
[3 nokta]: Vakf-ı Muanaka yada Vakf-ı Murakabe: Bu üç noktanın birisinde durulur. Eğer üzerinde üç nokta olan birinci kelimede durulursa üç nokta olan ikinci kelimede durulmaz. Eğer üzerinde üç nokta bulunan birinci kelimede durulmazsa ikinci üç nokta bulunan kelimede durulur. Her ikisinde de durmamak veya her ikisinde de geçmek caiz değildir.

27

Şubat
2013

TEFSİR VE KURAN BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  240 Kez Okundu


1-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan Abdullah bin Mesut (r.a.).
2-Kur’an’ı Kerim Hz.Ebubekir zamanında “Mushaf” halinde toplandı.
3-Kur’an’ı Kerim Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtıldı.
4-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe Hz. Zeyd bin Sabit.
5-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
6-Abdestin farz olduğunu belirten ayet Maide suresi 5 ve 6.
7-Seyyit Kutub’un tefsirinin adı Fizilali Kur’an.
8-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili.
9-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu iki sure Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
10-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim Kıraatı Asım rivayeti üzerine yazılmıştır.
11-Tefsir çeşitleri :Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
12-Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
13-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
14–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
15-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
16-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
17-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
18-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.” ( Vakıa Suresi, 77-79)
19-İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
20-Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
21- Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
22-İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
23-İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
24-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
25-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
26- Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
27- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
28-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
29-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
30-İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
31-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
32-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
33-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
34- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
35-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
36-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
37-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
38-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
39-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
40-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
41-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
42-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
43-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
44-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
45-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
46-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
47-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
48-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
49-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.
50-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)

26

Şubat
2013

Yeterlilik Hac ve Umre Nokta Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  372 Kez Okundu

Hacc-ı ekber: Büyük hac (Normal hac) aynı zamanda arefesi cumaya rastlayan hac.
Hacc-ı asgar: Küçük hac (Umre)
Âfâk Bölgesi: Harem ve Hil bölgelerinin dışında kalan yerler
Âfâki: Hil bölgesi dışında yaşayanlar
Mîkat: Hz. Peygamber tarafından belirlenmiş, Mekke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken beş nokta’nın her birine verilen isim (Mîkat sınırı)
Şavt: Hacerülesved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp bir tur dönmeye, (Her bir devire “şavt” denir)
İfâda tavafı: Ziyaret tavafı
Metâf: Tavaf alanı
İstilâm: Hacerülesved’i selâmlamak
Remel: Tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir.
Remy-i cimâr: Şeytan taşlama
Halk: Saçların dipten tıraş edilmesi
Taksîr: Saç’ın uçlarından kesilip kısaltılması
Tehallül: İhram yasaklarının kalkması
Sader tavafı: (ayrılma) Veda tavafı
Kudüm: Geliş ve varış
Kudüm Tavafı: Mekke’ye geliş tavafı
İfrad Haccı: Umresiz hac
Temettu: Yararlanmak, istifade etmek
Temettu‘ haccı: Aynı yılın hac ayları içinde, umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmaktır.
Kırân Haccı (birleştirmeli hac) Hac ve umre tek ihramla yapıldığı için bu adı almıştır.
Hedy: Hac ve umre menâsikiyle ilgili olarak; Kâbe’ye ve Harem bölgesine hediye olmak üzere kesilen kurban
Udhiyye: Kurban bayramı dolayısıyla kesilen kurban
Dem: Koyun ve keçi cinsinden olan kurban
Bedene: Sığır ve deve cinsi kurban
Dem-i şükrân: Şükür kurbanı
Dem-i cübrân: Ceza kurbanı
Eyyâm-ı nahr: Kurban kesme günleri (Kurban bayramının ilk üç günü)
İfrad Haccı: Umresiz yapılan hacdır.
Temettu‘ Haccı: Umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmaktır.
Kırân Haccı: Hac ve umre tek ihramla yapıldığı için “birleştirmeli hac” anlamında bu adı almıştır.
Şavt: Hacerülesved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp bir tur dönmeye, (Her bir devire “şavt” denir)

İfâda tavafı: Ziyaret tavafı
İstilâm: Hacerülesved’i selâmlamak
Remel: Tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir.
Metâf: Tavaf alanı
Remy-i cimâr: Şeytan taşlama
İhsâr: Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması.
Fevât: Haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi, vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat’ta bulunamamasıdır.
Hac ve Umre Terimleri(sözlük)
Hac : Belirli zamanda Ziyaret ve Arafat vakfesiyle birlikte olur.
Umre : Belirli bir zamana bağlı olmayarak vakfesiz yapılır.
Menâsikü’l-hac : Hac törenleri
Hacc-ı ekber : Büyük hac (Normal hac) aynı zamanda arefesi cumaya rastlayan hac.
Hacc-ı asgar : Küçük hac (Umre)
İstitâat : Güç yetirebilme
İhram : Haram etmek, kendini mahrum bırakmak
Harem Bölgesi : Mekke ile etrafında, bitkileri koparılmamak ve av hayvanlarına zarar verilmemek üzere belirli sınırlar içindeki emniyetli bölgedir. Bu bölgede oturanlara Mekkî (Mekkeli) denir. Harem bölgelerinin sınırlarını Cibrîl’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirlemiş, sınırları gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber tarafından yenilenmiştir.
Âfâkı : Uzaklardan gelen anlamındadır. Harem ve Hil bölgelerinin dışında yaşayanlara denir.
Füsûk : Taatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.
Cidâl : Başkalarıyla tartışmak, hakaret ve kavga etmek. Her zaman yasak olan bu tür davranışlardan, ihramlı iken daha çok sakınmak gerekir.
Şavt : Hacerülesved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp bir tur dönmeye, (Her bir devire “şavt” denir)
İfâda tavafı : Ziyaret tavafı
Metâf : Tavaf alanı
İstilâm : Hacerülesved’i selâmlamak demektir.

İztıbâ : Ridânın yani ihramın vücudun belden yukarısını örten parçasının bir ucunu sağ kolun altından geçirip, sol omuz üzerine atarak sağ kolu ve omuzu ridânın dışında bırakmaktır.
Remel : Tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir.
Aslî vâcipler : Diğer ibadetlerde olduğu gibi haccın vâcipleri de kendileri müstakil birer nüsük olan “aslî vâcipler”
Fer‘î vâcipler : Başka bir nüsüke bağlı olan “dolaylı (fer‘î) vâcipler”
Sa’y : Sa‘y sözlükte “koşmak, çaba göstermek” gibi anlamlara gelir.
Mes‘â : Sa‘yin yapıldığı Safâ ile Merve arasındaki yaklaşık 350 metrelik mesafeye (sa‘y yeri) denir.
Hervele : Kısa adımlarla koşarak canlı ve çalımlı yürümek.
Remy-i cimâr : Şeytan taşlama.
Halk : Saçların dipten tıraş edilmesi.
Taksîr : Saçların uçlarından kesilip kısaltılması.
Tehallül : İhram yasaklarının kalkması.
Sader tavafı : Vedâ tavafı.
Kudüm Tavafı : (Mekke’ye geliş tavafı) Kudüm, “geliş ve varış” anlamındadır.
Eyyâm-ı nahr” ve “eyyâm-ı Mina” : Zilhiccenin 10, 11 ve 12. Günleri.
Tahsîb : Hac sonunda Mina’dan dönüşte, Mekke girişinde, Cennetü’l-muallâ civarında, Muhassab denilen vadide bir süre dinlenmek.
İfrad Haccı : Umresiz yapılan hac.
Temettu‘ Haccı : Temettu‘ “yararlanmak, istifade etmek” anlamına gelir. Aynı yılın hac aylarında umre için ayrı, hac için ayrı niyet ve ihram’a girilerek yapılan hac.
Kırân Haccı : Her ikisine birlikte niyet edilerek aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccı bir ihramda birleştirmektir. Hac ve umre tek ihramla yapıldığı için “birleştirmeli hac” anlamında bu adı almıştır.
Hedy : Hac ve umre menâsikiyle ilgili olarak; Kâbe’ye ve Harem bölgesine hediye olmak üzere kesilen kurban
Udhiyye : Kurban bayramı dolayısıyla kesilen kurban
Dem : Koyun ve keçi cinsinden olan kurban
Bedene : Sığır ve deve cinsi kurban
Dem-i cübrân : Ceza kurbanı
Dem-i şükrân : Şükür kurbanı
Eyyâm-ı nahr : Kurban kesme günleri (Kurban bayramının ilk üç günü)
İhsâr : Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması demektir.
Fevât : Haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi, vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat’ta bulunamamasıdır. (Fevt etmiş) haccı kaçırmış olur.

26

Şubat
2013

Kur’an’ın Diğer İsimleri Ve Vasıfları:

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  240 Kez Okundu

Kur’an-ı Kerim’in çeşitli isimleri vardır. Bunlar arasında en çok kullanılanı Kur’an’dır. Ona verilen bu çeşitli isimler Kur’an’da pek çok yerde geçmektedir. Bunlardan bazısı isim, bazısı da sıfat olarak kullanılmaktadır. Bu mukaddes kitabın isim veya vasıf olarak 90 küsür isminin olduğu söylenmişse de Zerkeşi Kur’an isimlerinin 55 olduğunu nakletmiştir. En meşhurları şunlardır:
1) El-Kitab: Kalemlerle tedvin edildiği için bu adı almıştır. Bu kelime Kur’an’da 230 yerde geçmektedir. İslâm hukukunda Kur’ân için daha çok “Kitap” ismi kullanılır. Birçok âyette “el-Kitâb” kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm anlamında kullanıldığı görülür.
“Elif Lam Mim. Kendisinde şüphe olmayan bu kitap muttakiler için bir hidayettir.” (Bakara: 2/1-2)
2) El-Furkan: Bu kelime ayırmak anlamında bir mastardır. Kur’an, hak ile batılı, helal ile haramı tam anlamıyla ayırdığı için bu isimle adlandırılmıştır.
“Alemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren ne yücedir.” (Furkan: 25/1)
3) Ez-Zikr: Anmak ve hatırlamak anlamına gelen bu kelime, Allah’ı andırıp, tanıttığı ve unutmamak üzere hatırlattığı için Kur’an’ın ismi olmuştur. Anmak; kalple, dille ve amelle olur.
“Hiç şüphesiz Zikr’i biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.” (Hicr: 15/9)
4) Et-Tenzil: Allah katından indirildiği için bu isim verilmiştir.“Gerçekten o, alemlerin Rabbinin indirmesidir.” (Şuara: 26/192)
Allah, Kur’an’ı birçok vasıflarla vasıflandırmıştır. Her adlandırma veya vasıflandırma, Kur’an’ın manalarından bir manaya göredir:
5-8) El-Huda (Hidayet), Er-Rahmet, Eş-Şifa, El-Mev’ıza (Öğüt):“Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici bir kitaptır.” (el-Bakara, 2/2)
“Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü’minler için bir hidayet ve rahmet geldi.” (Yunus: 10/57)
9) En-Nûr:“Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nûr indirdik.” (Nisa: 4/174)
10) El-Mubarek:“İşte bu da bizim indirdiğimiz bir Kitab. Mubarek ve kendinden önceki kitapları tasdik edicidir.” (En’am: 6/92)
11) El-Mubin (Apaçık):“Gerçekten size Allah’tan bir nûr, apaçık bir kitap geldi.” (Maide: 5/15)
12) El-Büşra (Müjde):“Gerçekten onu, Allah’ın izniyle kendinden öncekileri doğrulayıcı ve mü’minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O’dur.” (Bakara: 2/97)
13) El-Azîz (Kıymetli-Yüce):“Şüphesiz, kendilerine zikir gelince onu inkâr edenler; oysa o, azîz bir kitaptır.” (Fussilet: 41/41)
14) El-Mecid (Şerefli-Üstün):“Hayır; o, şerefli-üstün olan bir Kur’an’dır.” (Buruc: 85/21)
15) El-Beşir en-Nezir (Müjdeleyici-Korkutucu):
“Bilen bir kavim için, müjdeleyici ve uyarıcı olmak üzere, ayetleri fasıllar halinde açıklanmış Arapça bir Kur’an’dır.” (Fussilet: 41/3-4)
16) er-Ruh:“Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yönelip-iletiyorsun.” (eş-Şûrâ, 42/52)
17) eş-Şifâ:“Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını artırmaz.” (el-İsrâ, 17/82)
18) el-Mesânî:“Allah, müteşabih, ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O’ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah’ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu Allah’ın yoll göstermesidir, onunla dilediğini hidaye erdirir. Allah kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.” (ez-Zümer, 39/23)
19) Ümmü’l-Kitab:“Ha, Mim. Apaçık Kitab’a andolsun; Gerçekten Biz onu, belki aklınızı kullanırsınız diyeArapça bir Kur’an kıldık.” (ez-Zuhruf, 43/1-4)Kur’an-ı Kerim’e bunlardan başka isim ve vasıflar da verilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:
“El-Müheymin, El-Hakk, El-Hakîm, El-Burhan, El-Vahy, El-Beyân, El-Belâğ, Et-Tezkire, El-Urvetü’l-Vüskâ, El-Fasl, El-Adl, es-Sıdk, el-Kasas, Kelâmullah, Hablullah, Ahsenu’l-hadis, el-Kayyim, Ümmü’l-Kitab.”

Toplam 193 sayfa, 59. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020305758596061708090...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.