26

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER BEŞİNCİ DERS:5

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER BEŞİNCİ DERS:5

1-Kur’an-ı Kerim’de Ehl-i Kitap Kavramı:“Ehlu’l-kitab” kavramı, Kur’ân-ı Kerim’de 31 yerde geçer. Yaklaşık olarak aynı anlama gelen “ûtu’l-kitab” ise, 20 yerde zikredilir. Bunların dışında ehl-i kitabın üyeleri olan inanç sahiplerinden bahseden âyetleri de kattığımızda; yahûdiler anlamına gelen “yahûd” kelimesi 41 yerde, yine yahûdilerin ırk olarak menşei olan İsrâiloğulları anlamındaki “benî İsrâil” 41 âyette geçer. Hıristiyanlar anlamındaki “nasârâ” kelimesi de 14 yerde kullanılır.
2- Hesap; Anlam ve Mâhiyeti:Hesap: Mükellef insanların dünyadaki inanç ve davranışlarından dolayı âhirette hesaba çekilmeleri anlamında bir terimdir. Sözlükte “saymak, hesap etmek”, ayrıca hesaba çekmek mânâsında masdar olan hesap (hisâb) kelimesi, “sayma, sayım” anlamında isim şeklinde de kullanılır. Terim olarak, insanların hesaba çekilecekleri âhiret safhalarından birini ifâde eder.
Kur’ân-ı Kerim’de hemen her zaman terim anlamında kullanılmıştır. Kur’an terminolojisinde hesap, genellikle kötü davranışların dünya (65/Talâk, 8) ve özellikle âhiretteki yansımaları ve sahiplerinin cezalandırılması mânâsına gelmektedir.
3- Hicret; Anlam ve Mâhiyeti :‘Hicret’ sözlükte, kişi veya kişilerin bulundukları yerden göç yoluyla ayrılmaları anlamına gelir. Bu ayrılma beden ile olabileceği gibi, dil veya kalp ile de olabilir (73/Müzzemmil 10; 4/Nisâ, 34). Bir âyette ise kalbi Allah’ın dışındaki şeylerden ayırıp yine O’na yönelmek anlamında kullanılmaktadır ki bu, Allah’a hicret (yönelme) ibâdetidir (29/Ankebût, 26). ‘Hicret’ terim olarak Peygamberimizin ve Mekkeli müslümanların milâdî 622 yılında, peygamberliğin on üçüncü yılında Mekke’den Medine’ye göç etmeleridir.
İslâm tarihinde ve Peygamberimizin hayatında kuşkusuz en önemli olay Hicret’tir. Çünkü bu olay İslâmî tebliğde bir dönüm noktasıdır, Hak dinin var olmasına açılan kapıdır, dirilişi ve güçlü bir bina olarak ortaya çıkışıdır.
4- Hidayetin Anlamı:İrşat etmek, doğru yolu göstermek, rehberlik yapmak. Zıddı; Saptırmak, yanıltmak, dalâlete düşürmektir. Hidâyet kelimesi (HDY) kökünden bir mastar olup terim olarak; küfür, şirk ve sapıklıklardan kurtularak, İslâm’ın aydınlık yoluna girmektir
5- Hikmet Sözcüğü ve Türevleri:‘Hikmet’ kelimesinin kökü ‘hükm’dür.‘Hükm’ masdarı ve ondan türeyen kelimeler isim ve fiil olarak Kur’an’da çok geçerler.‘Hükm’ ve onun türevleri çok geniş bir anlam sahasına sahiptirler. Her biri kullanıldığı yere göre farklı manalar taşılar.‘Hükm’ masdarı sözlükte, ıslah maksadıyla bir şeye engel olmak, iyiliğin elde edilmesine çalışmak, idare etmek ve tahakküm etmektir.Aynı kökten gelen ‘hâkim’, kötülüğe engel olan, hüküm sahibi, hükmünü yürüten, hükmü verip uygulayan manasına gelir. ‘Hakem’, sözlük anlamı olarak, taraf tutma arzusunu bir tarafa atan; kavram olarak, hükmü elinde tutan, hükmünü yürüten, ya da hüküm verme makamında olan demektir.‘Hakím’ sözlükte, bilgin, hikmet sahibi, işlerini en güzel bir biçimde ve sağlam olan demektir.
6- İhlâs; Anlam ve Mâhiyeti:İhlâs kelimesi, sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” mânâsındaki hulûs/halâs kökünden türetilmiş olup “bir şeyi, içine karışmış ve değerini düşürmüş olan başka şeylerden temizleyip arındırmak, saflaştırmak” anlamına gelir. Allah’ın dışındakilerden teberrî/uzaklaşma, ayrılık ve kurtuluş anlamı da vardır. İhlâs kelimesi, terim olarak “ibâdet ve iyilikleri riyâdan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. Kur’ân-ı Kerim’in 112. sûresine İhlâs adı verilmesinin sebebi, bu sûrenin hâlis tevhidi ifade etmesi ve tevhid/ihlâs ehlinin halâsından/kurtuluşundan dolayıdır.
7- Benî İsrâil, İsrâil, İbrânî, Yahûdî ve Mûsevî Kelimeleri ve Mâhiyeti
İsrâil, Hz. Yakub’un lakabıdır. Hz. Yakub’un on iki oğlunun soyundan gelenlere benî İsrâil/İsrâil oğulları denilir. “Benî İsrâil” ifadesi, Kur’an-ı Kerim’de 41 yerde geçer. Kur’an’da Benî İsrâil’in yahudileşme sürecini anlatan ayetlerin sayısı ise 712′dir. Benî İsrâil’den bahseden bu 712 ayet, Kur’an’ın tamamı göz önüne alındığında 10′da biri aşan bir oran tutmaktadır. İsrâil kelimesi, iki âyette (3/Âl-i İmran, 93; 19/Meryem, 58) şahıs ismi olarak Hz. Yakub için kullanılır. Benî İsrâil de Kur’an’da Yakub oğulları anlamında yahudiler için kullanılmaktadır. İbrânî” adı, İsrâil’in mürâdifi/eş anlamlısıdır. Kelime anlamı olarak, “öte tarafın adam-ları” anlamını ifade eder. Bu isim, İsrâil oğullarına Fırat veya Ürdün nehrinin öbür tarafından geldikleri için verilmiştir.
8- İzzet; Anlam ve Mâhiyeti:“İzzet”in kelime anlamı, insanın yenilmesine engel olan şeydir. Bu da onun hakkında üstünlük, şeref ve haysiyet, kuvvet ve güç sahibi olmayı ifade eder. Kişinin şerefinin yüceliğini ve değerini anlatır. Onu zillete (alçaklığa, şerefsizliğe) düşmekten alıkoyan bütün üstünlükler, yücelikler ve sahip olunan imkânlardır. Düşmanı karşısında gâlip gelen kimse için de ‘izzetli’ denilmiştir.
Aynı Kökten türemiş “Azîz” kavramı ise, her türlü üstünlüğü, gâlibiyeti, güçlü olmayı ve en üstün şerefi ifade eder. Bu sıfat Kur’an’da hemen hemen tamamen Allah hakkında kullanılmaktadır. Azîz, yani en üstün, en yüce, en mutlak izzet sahibi yalnızca Allah’tır. Peygamber ve mü’minler de Allah’ın emrine itaat ettikleri için O’nun yanında üstünlük ve şeref kazanırlar, İslâm’ı yaşadıkları için de izzet/üstünlük elde etme imkânına kavuşurlar.
9- İncil; Anlam ve Mâhiyeti
İncil; Allah tarafından Hz. İsa’ya gönderilen; Tevrat’ın aslını doğrulayan, Kur’ân-ı Kerîm tarafından tasdik edilen ve bir anlamı da “yol gösterici, aydınlatıcı” olan (5/Mâide, 46-48), dört büyük kitaptan birisidir. Yunanca “Evangelion”; iyi haber, müjde demektir. Esas itibariyle Hz. İsa’nın hayatını, mûcize ve faâliyetlerini, söylediği hikmetli sözleri, tebliğ etmiş olduğu şeriat hakkındaki peygamberane hakikatleri anlatmak için kullanılmıştır. Bu kelime ile ilk hristiyanlar; İsa’nın insanlara bildirisini, onları kötülük ve günahtan kurtarmağa ve selâmete götürmeğe geldiğine dair vaadini anlatmış ve adlandırmışlardı.
10- Dört incil ve yazarları şunlardır:
Matta İncili: 28 babtır. Matta, Havarilerden biri olup, M. 70 yılında hristiyanlığı yaymak için yerleşmiş olduğu Habeşistan’da ölmüştür. İncilde Hz. İsa’nın Mesihliği üzerinde durur.
Markos İncili: Markos, Havarilerin reisi olan Petrus’un talebesidir. Hristiyanlığı yaymak için yerleşmiş olduğu Mısır’da M. 62 yılında ölmüştür. İncili 16 bab olup Hz. İsa’nın hayatından bahsetmektedir.
Luka İncili: Doktor veya ressam olduğu söylenen Luka, Pavlos’un talebesidir, Havari değildir. İncili M. 60 yıllarında yazmıştır. 24 babtır. İsa’nın hayatı ve tebliğ ettiği şeylerden bahsetmektedir.
Yuhanna İncili: 24 bab olan bu incili yazanın Yuhanna’nın talebesi olduğu sanılmaktadır. Bu İncil’de İsa’nın, Allah’ın oğlu olduğu tezi üzerinde ısrarla durulmaktadır. Aslında bugün elimizde bulunan Kitab-ı Mukaddes’te bu dört İncilin dışında 23 kitap daha olup toplam 27 kitaptan (bölümden) meydana gelmiştir. Halbuki Allah’ın Hz. İsa’ya indirmiş olduğu İncil birdir. Dört İncil, en iyimser bir tahminle M.S. 60 ile 100 yılları arasında yazılmıştır. Fakat bu yazılan ilk nüshalardan bugün bir tanesi bile ortada yoktur.
11- Kur’ân-ı Kerim’de İncil Kavramı
“İncîl” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de 12 yerde geçer. Hıristiyan demek olan “Nasrânî” kelimesi bir yerde (3/Âl-i İmrân, 67), bu kelimenin çoğulu olan “nasârâ” kelimesi, 14 yerde kullanılır. Hıristiyanların çoğunluğunu teşkil ettiği “ehl-i kitab” 32 yerde, yine aynı anlamda, “ûtü’l-kitab” (kendilerine Kitap verilenler) 21 yerde geçer. “İsâ” 25 yerde, Hz. İsa’nın lakabı olan “Mesîh” de 11 yerde kullanılır. Hz. İsa’nın annesi “Meryem” 34 yerde geçer.
12- Sinoptik İncillerin cümle cümle incelenmesi sonucu şu hususları tesbit etmek mümkündür:
1- Her üç İncilde (Matta, Markos, Luka) müşterek olarak bulunan cümleler vardır. Bu cümlelerin sayısı 330 tanedir.
2- Matta ile Markos’ta müşterek olarak bulunan, ama Luka’da bulunmayan cümleler vardır. Bunların sayısı 178 tanedir.
3- Matta ile Luka’da müşterek olarak bulunan, ama Markos’ta bulunmayan cümleler vardır. Bunların sayısı 230 tanedir.
4- Markos ile Luka’da müşterek olarak bulunduğu halde, Matta’da bulunmayan cümleler vardır. Bu cümlelerin sayısı 100 tanedir.
Bu rakamların yanı sıra, üç İncilin her birinde sadece kendi yazarlarına ait olan ve diğer iki İncilde bulunmayan cümleler vardır. Bunun dökümünü şöyle verebiliriz:
Sadece Matta’da bulunan, diğer iki İncilde bulunmayan cümle sayısı 330 tanedir.
Sadece Markos’ta bulunan, diğer iki İncilde bulunmayan cümle sayısı 53 tanedir.
Sadece Luka’da bulunan, diğer iki İncilde bulunmayan cümle sayısı ise 500 tanedir.
İncillerde birbirine benzeyen ve benzemeyen cümleler tek tek incelendiği zaman, bu kitapların İlâhî vahiy ürünü olmasının imkânsız olduğunu gösteren farklılıklar ve çelişkiler görülür.

26

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER DÖRDÜNCÜ DERS:4

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER DÖRDÜNCÜ DERS:4

1-Din­ler ge­nel ola­rak üç kıs­ma ay­rı­lır.

a) Ger­çek din­ler: Bun­lar, Al­lah Teâlâ ta­ra­fın­dan pey­gam­ber­le­ri va­sı­ta­sıy­la in­san­la­ra bil­di­ril­miş olan din­ler­dir. Bun­la­ra “ilâhî din”, “hak din” ve­ya “semâvî din” adı ve­ri­lir.

b) As­lı bo­zul­muş din­ler: Bun­lar yu­ka­rı­da da be­lir­til­di­ği gi­bi as­lı ba­kı­mın­dan bi­rer ger­çek din iken, son­ra­dan bo­zul­muş, da­yan­dık­la­rı kut­sal ki­tap­la­rın ori­ji­na­lı or­ta­dan kalk­mış olan din­ler­dir. Ya­hu­di­lik ve hris­ti­yan­lık gi­bi.

c) Bâtıl din­ler: Bun­lar, asıl­la­rı ba­kı­mın­dan tev­hid inan­cı ile il­gi­si bulun­ma­yan din­ler­dir.

2-Kur’an-ı Ke­rim, Hz. Ebû Bekr’in ha­li­fe­li­ği sı­ra­sın­da, hâfızların ha­fı­za­sın­dan, ya­zan­la­rın ya­zı­sın­dan âyet-âyet, sûre-sûre kont­ro­lü ya­pı­la­rak iki ka­pak ara­sın­da top­lan­mış­tır. “İmam” adı ve­ri­len bu nüs­ha, Hz. Ebu Be­kir’den son­ra, Hz. Ömer, o’nun da ve­fa­tın­dan son­ra kı­zı ve Ra­su­lul­lah (s.a.s)’in eşi Hz. Haf­sa nez­din­de mu­ha­fa­za edil­miş­tir. İş­te bu imam nüs­ha Hz. Os­man dev­rin­de Zeyd b. Sâbit baş­kan­lı­ğın­da­ki bir ko­mis­yon ta­ra­fın­dan beş ve­ya ye­di nüs­ha ola­rak ço­ğal­tıl­mış ve bu nüs­ha­lar; Mek­ke, Kûfe, Bas­ra, Şam, Ye­men ve Bah­reyn’e gön­de­ril­miş­tir.

-Kur’an-ı Ke­rim Hz. Mu­ham­med (s.a.s)’e ilk ola­rak te­fek­kür ve iba­det için çık­tı­ğı Hi­ra ma­ğa­ra­sın­da Ra­ma­zan ayı­nın Ka­dir ge­ce­sin­de in­me­ye baş­la­mış, Ceb­ra­il aley­his­se­lam va­sı­ta­sıy­la 22 yıl 2 ay 22 gün­de ta­mam­lan­mış­tır.

3-Kur’an’ın ilk inen ayet­le­rin­de da­ha çok ahı­ret­le il­gi­li bil­gi­ler yer alır. İn­san­lar İslâm’a alış­tık­tan son­ra helâl ve ha­ra­ma da­ir ayet­ler in­miş­tir. Ayet­le­rin ço­ğu ya bir so­ru ya da bir olay üze­ri­ne in­miş­tir. Bu­na “Es­ba­bü’n-Nüzûl (nüzûl se­bep­le­ri)” de­nir. Kur’an na­zil ol­duk­ça, Al­lah’ın el­çi­si, inen ayet­le­ri va­hiy kâtiplerine yaz­dı­rır ve han­gi aye­tin ne­re­ye ya­zı­la­ca­ğı­nı söy­ler­di. Ayet­le­rin sı­ra­la­nı­şı­nın vah­ye da­yan­dı­ğın­da gö­rüş bir­li­ği var­dır. Su­re­le­rin sı­ra­la­nı­şı­nın vah­ye da­yan­dı­ğı da kuv­vet­li gö­rüş­tür.

4- Şer’u Men Kablenâ (Ön­ce­ki Şe­ri­at­ler):Ön­ce­ki şe­ri­at­ler­den mak­sat, yü­ce Al­lah’ın Hz. Mu­ham­med (s.a.s)’den ön­ce­ki top­lum­lar için koy­du­ğu ve Hz. İb­ra­him, Hz. Mu­sa ve Hz. İsa gi­bi pey­gam­ber­le­ri va­sı­ta­sıy­la on­la­ra bil­dir­di­ği hü­küm­ler­dir.

5-Hz. Pey­gam­ber’e ye­tiş­miş, ona iman et­miş ve onu gör­müş olan her­ke­se “sahabî” de­nir. Ço­ğu­lu “Sa­ha­be” ve “ashâb” ge­lir.

6-Fı­kıh ye­ri­ne ye­ni kul­la­nıl­ma­ya baş­la­nan “İslâm Hu­ku­ku” de­yi­mi, iba­det­ler dı­şın­da mu­a­me­ler, ce­za ve mi­ras hü­küm­le­ri­ni kap­sa­mak­ta­dır.Fı­kıh il­mi­ni bi­len kim­se­ye “fakîh” de­nir. Ço­ğu­lu “fukahâ”dır. Bu ke­li­me fı­kıh usu­lü il­min­de “müc­te­hid” an­la­mı­na ge­lir.

7- Nu­man b. Sa­bit b. Zûtâ’dır. Ha­ne­fi mez­he­bi­nin ilk bü­yük tem­sil­ci­si ol­du­ğu için, mez­hep ona nis­bet edil­miş­tir. H. 80 yı­lın­da Kûfe’de doğ­du ve H. 150’de Bağ­dat’ta ve­fat et­ti.

8-Ha­ne­fi mez­he­bi­nin Za­hi­ru’r-Ri­va­ye adı ve­ri­len ve te­va­tür yo­luy­la nak­le­di­len bu ilk te­mel eser­ler­de Ebu Ha­ni­fe, İmam Mu­ham­med ve İmam Ebu Yûsuf’un gö­rüş­le­ri yer al­mış­tır. Bun­lar al­tı ta­ne olup şun­lar­dır:

el-Asl (ve­ya el-Meb­sut), el-Ca­miu’s-Sa­ğir, el-Ca­miu’l-Ke­bir, es-Si­ye­ru’s-Sağîr, es-Si­ye­ru’l-Ke­bir ve ez-Zi­ya­dat. Za­hi­ru’r-Ri­va­ye ki­tap­la­rı Ebu Fazl Mu­ham­med el-Mer­ve­zi (ö.334/945) ta­ra­fın­dan kı­sal­tı­la­rak bir ara­ya ge­ti­ril­miş ve eser “el-Kâfi” adı­nı al­mış­tır. Bu eser da­ha son­ra Şem­su’l-Eim­me es-Se­rah­si (ö.490/1097) ta­ra­fın­dan şer­he­dil­miş, “el-Meb­sut” isim­li bu eser 30 cilt ha­lin­de ba­sıl­mış­tır.

9-Mü­kel­lef, “yü­küm­lü­lük sa­hi­bi ki­şi” de­mek­tir. Di­ni emir ve ya­sak­la­ra mu­ha­tap olan âkil ve bâliğ müs­lü­ma­nı ifa­de eder. Ken­di ira­de­siy­le ser­best ha­re­ket ede­bi­le­cek ya­şa ge­len kim­se­nin ko­nuş­ma­la­rı, iş, amel ve dav­ra­nış­la­rı İslâm na­za­rın­da be­lir­li hü­küm­le­re bağ­lan­mış­tır. Fı­kıh kay­nak­la­rın­da “ef’âl-i mükellefîn” de­ni­len bu fi­il­ler­den mak­sat, yü­küm­lü­nün fi­il­le­ri­nin şer’î hü­küm­le­ri­dir.

Yü­küm­lü­nün fi­il­le­ri se­kiz ta­ne­dir: Farz, va­cip, sün­net, müs­te­hap, mü­bah, ha­ram, mekrûh ve müf­sid. Bu tak­sim Ha­ne­fi hu­kuk­çu­la­ra gö­re­dir. Di­ğer mez­heb müc­te­hid­le­ri­ne gö­re ise bu sa­yı; va­cip, men­dup, ha­ram, mekrûh ve mü­bah ol­mak üze­re beş­tir.

10- Azi­met söz­lük­te; bir şe­ye ke­sin ola­rak yö­nel­mek ve ni­yet­len­mek de­mek­tir. Te­rim ola­rak azi­met; Yü­ce Al­lah’ın, mü­kel­lef­le­rin hep­si için bü­tün du­rum­lar­da bağ­la­yı­cı ol­mak üze­re ilk­ten koy­du­ğu hü­küm­le­ri ifa­de eder. Na­maz, oruç, hacc ve ben­ze­ri dinî ve­ci­be­ler bu ni­te­lik­te­dir. Hak­sız ye­re öl­dür­me, şa­rap iç­me, ölü hay­van eti ve do­muz eti gi­bi ha­ram­lık hü­küm­le­ri de bi­rer azi­met hük­mü­dür.

11-Ruh­sat, söz­lük­te ko­lay­lık de­mek­tir. Te­rim ola­rak ruh­sat; Al­lah’ın kul­la­rın özür ve ih­ti­yaç­la­rı­na bi­na­en koy­du­ğu ge­çi­ci hü­küm­ler, an­la­mı­na ge­lir. Şu hal­de azi­met, ge­nel ve te­mel hük­mü, ruh­sat ise istisnaî hük­mü ifa­de eder. Azi­met­te ge­nel ve nor­mal du­rum, ruh­sat­ta ise, özür, ih­ti­yaç ve za­ru­ret du­ru­mu söz ko­nu­su­dur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

25

Nisan
2012

DİNİ BİL BİLGİLER ÜÇÜNCÜ DERS:3

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİL BİLGİLER ÜÇÜNCÜ DERS:3

1-İnanç bakımından insanlar üçe ayrılır bunlar:a- Mümin b- Münafık c- Kafir.
2-Cennetteki meleklerin başkanının ismi Rıdvan
3-Cehennemdeki görevli meleklerin başkanlarının ismi Malik.
4- KELİME-İTEVHİD VE ANLAMI:la ilahe ilallah, muhammedün resulüllah=ALLAH’TAN baska ilah yoktur, hz muhammed (S:A:V) de kulu ve elçisidir.
5- KELİME-İ ŞAHADET ‘ İ VE ANLAMI:Eşhedü en la ilahe ilallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve resulüh= benşahadetlik ederim ki allah’tan başka ilah yoktur, yine şahadetlik ederim ki hz . muhammed onun kulu ve elçisidir.
6-Kabirde Soru sormak üzere gelecek Meleğin ismi Münker–Nekir.
7- Kuranın ilk ayetleri 610 yılında inmeye başladı.
8-Hz Hamza (r a )’ ın « şehidlerin efendisi » manasında bir unvanı Seyyidus Şuheda
9-Hz Peygamberin ‘in (s a v) ilk çocugunun ismi Kasım
10-Hz Musa (a s )’İn kayınpederi Şuayb Aleyhisselam
11-Hz Salih (a s ) Semud kavmine peygamber olarak gönderildi.
12-Hz Musa (as) ın kardeşinin ismi Hz.Harun
13-Hz Musanin Kuran’daki lakabı Kelimullah
14-Berzah;Ölümle kıyamet arasındaki zaman dilimidir .
15-Esmâ-i Hüsnâ :Yüce Allah’ın en güzel isimleri anlamına gelir.
16-Haşr :Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde, hesap vermek üzere toplanmasıdır.

25

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER İKİNCİ DERS:2

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER İKİNCİ DERS:2

1-İman :Allah (c.c.)’ın dinini, Rasulüllah (s.a.v.)’in getirdiği tüm şeyleri kalp ile kabul
edip dil ile tasdik etmektir.
2- İmanın şarları :Allah (c.c.)’a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Ahiret gününe,
kaza ve kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine, öldükten sonra tekrar
dirilmeye iman etmektir.
3-Hak dinlerin gayesi : Aklı, Dini, Nefsi, Nesli ve Malı korumaktır.
4-İslam dininin kaynakları (Edille-i Şeriyye) : Kitap, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha’dır.
5-İtikadi mezheplerimiz ve imamları:
a- Maturidiyye; İmam Ebu Mansur Muhammed Maturidi b- Eşariyye; İmamı Ebul Hasan Aliyyül-Eşari.
6-Beytül-Mamur:Peygamberimiz (s.a.v.)’in Miraç hadisesinde 7. Kat semada, Mescidi Haram ve Mescidi Aksa’dan sonra uğradığı, Meleklerin kıyamete kadar hayatlarında
bir defa sıra gelerek tavaf ettikleri 7. Kattaki mescidin adı
7-Dört büyük melek ve görevleri :
a- Cebrail; Vahiy getiren melektir
b- Mikail; Tabiat olaylarının iradesi ile görevlidir
c- İsrafil; Sura üfleyecek olan melektir
d- Azrail; Ölüm meleğidir, can alır.
8-Kendilerine Kitap verildiği Kuran-ı Kerimde bildirilen peygamberler
a- Musa(a.s.); Tevrat
b- Davut(a.s.); Zebur
c- İsa(a.s.); İncil
d- Muhammed(s.a.v.); Kur’an
9- Kendilerine kitap indirilmeyip sahife verilmiş olan peygamberler
a- Adem(a.s.) 10 sahife
b- Şit(a.s.) 50 sahife
c- İdris(a.s.) 30 sahife
d- İbrahim(a.s.) 10 sahife
10-Hakikatler hakkında ilim elde etme vasıtaları yani İslam’da bilginin
kaynakları :3
a- Sağlam duyu organları b- Doğru haber c- Akıl

25

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER BİRİNCİ DERS: 1

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER BİRİNCİ DERS: 1

1-İlk insan ve ilk Peygamber Hz. Adem Aleyhisselam.
2-K.Kerim de 25 tane Peygamberin adı geçmektedir.
3-Peygamberlerde bulunması gereken özellikler:Sıdk,emanet, fetanet, ismet ve tebliğ.
4-Üç çeşit ibadet vardır.Bedeni, malı, hem bedeni ve malı.
5-Mükellef olmasın şartları:Akıl, baliğ ve Müslüman olmak.
6-Cuma namazının vakti;Cuma günü öğle namazının vaktidir.
7-Yapılış bakımından hac:Haccı Kıran,Haccı İfrad ve Haccı Temettü.
8-Peygamber Efendimizin süt annesinin adı Hz.Halime
9-Peygamber Efendimize gelen ilk ayetler;Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
10-İslam dininin ilk emri oku emridir.

25

Nisan
2012

FIKIH-7

Yazar: arafat  | Kategori: FIKIH | Yorum: Yok
FIKIH-7

- Âfâk Bölgesi. Harem ve Hil bö lgelerinin dışında kalan yerlere Âfâk denir.
– Füsûk: Tâatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.
-Cidâl: Başkalarıyla tartışmak, hakâret ve kavga etmek. Her zaman yasak
olan bu tür davranışlardan, ihrâmlı iken daha çok sakınmak gerekir.
– Hanefîler’e göre haccın ihrâm, Arafat vakfesi ve ziyaret tavâfı olmak
üzere üç farzı vardır.
– Kâbe’nin etrafında tavâf yapılan yere “metâf” (tavâf alanı) denir.
– Sa’y: Sa’y Hanefî mezhebine göre hac ve umrenin vâciplerinden, diğer üç
Mezhebe göre ise haccın rükünlerindendir. Sa’y yerine “Mes’a” denir.
– İlk Tehallül: Hanefî mezhebinde, cinsel ilişki dışındaki ihrâm yasaklarının
kalkmasını sağlayan ilk tehallül ancak saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması
ile olur.
– İkinci Tehallül: Cinsel ilişki dâhil bütün ihrâm yasaklarının kalkması
demektir.
– “Eyyâm-ı nahr” ve “eyyâm-ı Mina” denilen Zilhiccenin 10-11 ve 12. günlerinde
Mina’da kalmak ve orada gecelemek Hanefîler’e göre sünnet, diğer üç
mezhepte ise vâciptir.
– Şer’î hüküm açısından hac; farz, vâcip ve nâfile olmak üzere üç çeşittir.
– İhrâmlı iken Harem bölgesinde yapılması yasak olan şeylerin yapılmasına
cinâyet denir.
– İhsâr, hac veya umre yapmak üzere ihrâma girdikten sonra, herhangi bir
sebeple tavâf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması demektir.
– Fevât, haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi,
vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat’ta bulunamamasıdır

25

Nisan
2012

FIKIH-6

Yazar: arafat  | Kategori: FIKIH | Yorum: Yok
FIKIH-6

-Kuvvetli alacak (deyn-i kavî)
– Orta kuvvette alacak (deyn-i mutavassıt)
– Zayıf alacak (deyn-i zaîf)
– Nisâb: Gümüşte nisap miktarı 200 dirhem, altında 20 miskâl, hayvanlarda
5 deve, 30 sığır, 40 koyun, toprak ürünlerinde ise (cumhûra göre) 5 vesktir (=buğdayda 653 kg.). Ebû Hanîfe’ye göre ise toprak ürünlerinin azı daçoğu da zekâta tâbidir. Toprak ürünlerinin zekâtında nisâb aranmaz.
-Yıllanma: Havelânü ’l-havl.
– Mâl-i müstefâd: Önceden yok iken sonradan ferdin mülkiyetine geçen maldır.
– Rikâz: Rikâz terimi, maden, define ve hazine gibi kendiliğinden yer altında
Bulunan veya insanlar tarafından yer altına gömülüp gizlenen her türlü kıymetli
maden ve eşyayı eder.
– Senenin çoğunu meralarda otlayarak geçiren hayvanlara Sâime denilmektedir.
Bunun karşılığı olarak yemle beslenen hayvanlara “ma’lûfe”, ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara da “âmile” adı verilmektedir.
– Zekâtın Sarf Yerleri::
1. Fakirler ve Miskinler, 2. Âmiller, 3. Müellefe-i
Kulûb, 4. Rikâb, 5. Borçlular, 6. Fî Sebîlillah, 7. İbnü ssebîl
– İhrâm, kişinin kendini geçici kaygı ve bağımlılıklardan kurtarışının sembolü
dür.
-Menâsik: Hac ibâdeti içinde yer alan ve bir kısmı sembolik davranışlardan
ibâret olan fiiller.
– Bedel: Hac için bedel (nâib) tutmaya “ihcâc”; bedel tutan kimseye “âmir”,
“menûb” veya “mahcûcun anh” denir. Ayrıca bedel gönderilen kimseye
“me’mûr”, yol masrafı olarak verilen mal veya paraya “nafaka” ve haccı ifsâd
etmesi hâlinde nafakayı geri ödemesine “tazmîn” adı verilmektedir.
– İhrâma giren kişiye “muhrim” (ihrâmlı) denir.
– Harem Bölgesi. En yakını, Mekke’ye 8 km. mesafede Medîne istikametinde
“Ten’îm”; en uzak olanları ise Tâif yö nünde “Ci’râne” (Şi’bü A l-i Abdullah)
ve Cidde istikametinde Hudeybiye yakınlarında “Aşâir”dir. Diğerleri ise,
Irak yolu ü zerinde “Seniyyetülcebel”, Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” (Hü
seyniye) ve Arafat sınırında “Batn-ı Nemîre”dir.
– Mekkeliler hac için Harem bölgesi sınırları içinde; umre için ise Hil bö lgesine
çıkarak meselâ Ten’îm veya Arafat gibi Harem bölgesi dışındaki bir yerde
ihrama girerler.
– Hil Bölgesi. Hil bölgesi, Harem bö lgesi ile Mîkât yerleri arasındaki yerlerdir.
Bu bölgede ikâmet edenlere Mîkâtî veya Hillî denir. Hillî, Hil bölgesinde
yaşayan kişi anlamındadır

25

Nisan
2012

İTİKAT BİLGİLERİ

Yazar: arafat  | Kategori: iTiKAT | Yorum: Yok
İTİKAT BİLGİLERİ

Dİ N:Din, akıl sahibi insanları, kendi istekleri ile, dünyada ve âhirette iyiliğe ve mutluluğa ulaştıran ilâhi bir kanundur.
► Dinler üç kısma ayrılır:
1- Hak din: Bozulmamış olan dindir. İslâm dini.
2-Muharref dinler: İnsanlar tarafından
bozulan dinlerdir. Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi.
3- Bâtıl dinler: İnsanlar tarafından uydurulan dinlerdir. Ateşe ve putlara tapıcılık gibi.
İ M A N
İman ‘herhangi bir şeye inanmak’ demektir.
Daha geniş bir ifadeyle; ‘Peygamberimiz’in
Allah’tan getirdiği şeylerin doğru olduğuna; ‘kalp’
ile inanmak ve bu inancı ‘dil’ ile söylemektir.’
► Kelime-i Tevhîd:
Lâ ilâhe illallâh. Muhammedür Rasülullâh.
“Allah’tan başka ilâh yoktur.
Hz. Muhammed Allah’ın Peygamberi’dir.”
► Kelime-i Şehâdet:
Eşhedü el lâ ilâhe illallâh.Ve eşhedü enne
Muhammeden abdühû ve Rasûlüh.
“Ben şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah
yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed
Allah’ın kulu ve Peygamberi’dir.”
► İman Esasları
Bunlara ‘İmanın Şartları’ denir.
1- Allah’a inanmak,
2- Meleklere inanmak,
3- Kitaplara inanmak,
4- Peygamberlere inanmak,
5- Âhiret gününe inanmak,
6- Kadere, iyilik ve kötülüğün Allah’ın
yaratması ile olduğuna inanmak.
► İnsanlar inanç (inanma) bakımından üç kısma
ayrılır:
● Kalbi ile inanan ve bu inancını dili ile
söyleyen kimselere ‘mü’min’,
● Kalbi ile inanmadığı halde, dili ile
inandığını söyleyen kimselere ‘münâfık’,
● Kalbi ile inanmayan ve inanmadığını açıkça
dili ile söyleyen kimselere ‘kâfir’ denir.
1- ALLAH’A İMAN
► Allah’ın Sıfatları
a. Zâtî Sıfatları (Allah’ın zâtının ne olduğu)
1- Vücûd: Var olmak.
2- Kıdem: Allah’ın varlığının başlangıcı
yoktur.
3- Bekâ: Allah’ın varlığının sonu yoktur.
4- Vahdâniyet: Allah’ın bir olması.
5-Muhâlefetün lil havâdîs: Allah’ın
sonradan olan şeylere benzememesi.
6-Kıyam binefsihî: Allah’ın varlığı
kendindendir.
b. Sübûtî Sıfatları (Allah’ın neler yaptığı)
1- Hayat: Diri olmak
2- İlim: Bilmek
3- Semi’: İşitmek
4- Basar: Görmek
5 – İrâde: Dilemek
6- Kudret: Gücü yetmek
7- Kelâm: Söylemek
8- Tekvin: Yaratmak
2- MELEKLERE İMAN
► Melekler;
•Nurdan yaratılmış,
•Yemeyen-içmeyen,
•Erkeklik ve dişilikleri
olmayan,
•Allah’ın emirlerini kusursuz yerine
getiren,
•Hiç günah işlemeyen,
•Allah’ın sevgili kullarıdır.
•Nurdan yaratıldıkları için melekleri
göremeyiz.
► Dört büyük melek şunlardır:
1-Cebrâîl: Allah ile peygamberler arasında elçilik yapmakla ve onlara kitap getirmekle
görevlidir.
2-Azrail: Ömrü sona eren insanların canlarını almakla görevlidir..
3-Mikâîl: Tabiat olaylarının idaresi ile görevlidir.Yağmurun yağması, rüzgarın esmesi
gibi.
4-İsrâfil: Kıyametin kopması ve insanların öldükten sonra tekrar dirilmeleri ile görevlidir.
3- KİTAPLARA İMAN
Allah, insanlara peygamberleri aracılığı ile
kitaplar ve sayfalar göndermiştir.
► Dört büyük kitap şunlardır:
1-Tevrât: Hz.Mûsâ’ya
2-Zebûr: Hz.Dâvût’a
3-İncîl: Hz.Îsâ’ya
4-Kur’an-ı Kerim: Hz. Muhammed’e indirilmiştir.
Tevrât ve Zebûr, Yahudiler’in , İncîl ise Hıristiyanlar’ın kitabıdır. Günümüzde üçü bir
arada; ‘Kitâb-ı Mukaddes’ (Kutsal Kitap) adıyla toplanmıştır.
► Suhuf (sayfalar) ise şu peygamberlere
gönderilmiştir :
Hz.Âdem’e 10 sayfa, Hz.Şit’e 50 sayfa, Hz.İdrîs’e 30 sayfa, Hz.İbrâhîm’e 10 sayfa
gönderilmiştir.
4- PEYGAMBERLERE İMAN:Peygamber, Allah ile insanlar arasında elçilik yapan ve insanlara doğru gösteren kimselere denir.
►Peygamberlerde bulunması vâcip olan
(gereken) sıfatlar:
1- Sıdk: Doğruluk,
2- Emânet: Güvenilir olmak,
3- Fetânet: Akıllı ve uyanık olmak,
4- İsmet: Günah işlememek,
5- Tebliğ: Bildirmek.
5- AHİRET GÜNÜNE İMAN:Âhiret günü; içinde yaşadığımız dünya ömrünün sona ermesiyle başlayacak olan. insanların ikinci defa dirileceği ve herkesin; iman-küfiir amel ve amelsizlige göre hesaba kitaba çekileceği, ödül ya da ceza görecegi gün demektir. Bu dünyanın sonu, yani âhiri ile başlayacağı, ya da en son zaman olduğu için ona “son gün” anlamında “Ahiret Günü” denmiştir.
► Kabir:İnsanın ölümünden kıyâmet günü yeniden dirilmesine kadar geçen zamana ‘kabir hayatı’, bu süre içinde bulunacağı yere de ‘kabir’ denir.
“ Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya
da cehennem çukurlarından bir çukurdur.”
(Hadis)
► Cennet:Mü’minler için hazırlanmış mükafat (ödül)
yeridir
► Cehennem:İnanmayanlar ve inandığı halde günahişleyenlerin ahirette ateşle cezalandırılacakları yerdir.
6- KADER ve KAZAYA İMAN:Kâinatta olacak şeylerin,yerini, zamanını, özelliklerini
ve nasıl olacaklarını Allah’ın ezelde bilmesi ve takdir etmesi (karar vermesi)’ne ‘kader’, bu şeylerin zamanı gelince gerçekleşmesine de ‘kaza’ denir
► Rızık:Canlıların yiyip içtiği ve faydalandığı şeylere ‘rızık’ denir
► Ecel:Allah insanı yoktan var etmiş ve ne kadar yaşayacağını da takdir etmiş (belirlemiş) tir. İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen sınırlı zamana‘ömür’ denir.
► Tevekkül:Yapacağımız herhangi bir iş için, bütün gücümüzle çalışıp elimizden geleni yaptıktan sonra,sonucu Allah’tan beklemeye ‘tevekkül’ denir.

24

Nisan
2012

Geleceğin Mutluluğu Bizim Elimizde

Yazar: arafat  | Kategori: AİLE | Yorum: Yok
Geleceğin Mutluluğu Bizim Elimizde

Çocuklarımızın Eğitimi hem dünya da hem de ahirette bizim için mutluluktur.Anne ve babaya birer emanet olan çocuklarımızın geleceğini hazırlamak bir görevdir.Bizim mutluluğumuzda çocuklara bağlıdır.Her insan geleceğini düşünür ve bu şekilde hareket eder.Geleceğimiz için dua ederiz: “Allah elden ayaktan düşürmesin” diye.Dünyada servet biriktirme yerine çocuklarımızın eğitimine önem vermeliyiz.Çocuklarını eğiten anne ve babalar her zaman mutlu olurlar.Nice evlatları günümüzde görüyoruz annelerini dövenler,babasını dövenler, her türlü hakareti reva gören evlatlar var. İyi yetiştirilen evlatlar mal kazanır, geçimini helalından kazanır,Toplumda yararlı bir insan olur.Anne ve babasının daima hayırlı duasını alır.
Neslin korunması dinimizin emridir.Zamanımız çok garip bir zaman.Çocuklarının eğitilmesinde olumsuz bir çevre bulunmaktadır.Çoluk çocuğa yeterince sevgi, saygı ve manevî, ahlakî eğitim verilemediğinden bu insanlar yetişkin olduklarında evdeki ana baba gibi elindeki değerli hazinenin kıymetini bilemiyorlar. Ne oğlan ne kız, ne gelin ne damat; ana baba ata demeden, küçükken benim ne kadar kahrımı çekti demeden yanından bir an evvel defetmenin yoluna bakıyor.Bir evlat anne ve babaya hürmetin dinin emri olduğunu , onlara bakmanın Allah katında sevap kazanacağını bilen bir evlat dünya ve ahret mutluluğunu elde edecektir.
Çocukların yetişmesinde aile, çevre ve okul üçlüsü çok önemlidir.Sağlam bir aile,temiz bir çevre ,milli ve manevi değerlere önem veren bir eğitim önemli birer etkendir.Onlara insan sevgisini ,Allah sevgisini ve Peygamber sevgisi vermeliyiz. Dersin dışında çocuklarımızı sokaktan kurtarmalıyız. Kuran-ı Kerimde Lokman Aleyhisselamın oğluna yaptığı nasihat bizlere büyük ders olacaktır.
Lokman Aleyhisselam: “Yavrucuğum” der, “namazı kıl, (insanlara) iyiliği yay, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. İnsanları küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Konuşurken sesini yükseltme, unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir. Doğrusu, bunlar üzerinde durulmaya değer şeylerdir.” (Lokman; 17-19)
Çocuklarımızı çağın şartlarına göre dünya ve ahretlerini mamur edecek şekilde eğitmeliyiz.İlk eğitim anne kucağı baba ocağıdır.Çocukların eğitimin de 0-6 yaş çok önemlidir.Bu çağdaki eğitim ve terbiye çok önemlidir.Bunun ihmali olmaz.Çocuklarını kaybeden her şeyini kaybeder.Kız erkek demeden okutmalıyız.Okula gönderirken bir sene başında bir de karne aldığı gün okula gitmeyeceğiz.Yıl içinde okulla olan ilişkisini kontrol etmeliyiz. Onlara gereken sevgiyi,İlgiyi bir anne baba olarak göstermeliyiz Yoksa çocuklar ana babadan göremedikleri sevgiyi bir süre sonra dışarıda aramaya başlıyor.
Kız çocuklarının okutulması sosyal hayata kazandırılması sağlamalıdır.Dinimiz eğitimde kız erkek demeden okutulması istenmektedir.Nesllerin yetiştirilmesi milletlerin geleceğidir.Anne babanın geleceğidir.Fertlerin geleceğidir.Çocuklar bize bir emanet, emanetleri iyi korumalıyız. Bir anne baba olarak sorumluluğumuzu bilmeliyiz.

24

Nisan
2012

BAZI SİYER TERİMLERİ

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
BAZI SİYER TERİMLERİ

Resul: Mucizesi ve kitabı olan peygamber.
Nebi: Mevcut dini yenileyen.
Vahiy: İlahi sözün kalpte zuhuru. Rüya, ses, Cebrail, doğrudan olarak dört kısım.
Mekkeli saldırganlar: Ebu Cehil, Ebu leheb, İbni Haris, Ümmü Cemil, Hind.
Hamza: Peygamberin amcası ve sütkardeşi.
Hüzün Yılı: 620′de Ebu Talib’in, Hatice’nin vefatları. Taif’teki kabilelerin peygamberi taşlaması.
Hicret: 622′de Mekke’den Müslümanların Medine’ye göç etmesi. Son göç edenler: Peygamber, Ebubekir, Ali.
Ali: İlk erkek müslüman ve hicrette peygamberin yatağında yatmıştı. Ebu Leheb sayesinde hapisten çıktı. Kuba’da peygamber ve Ebubekir’e katıldı.
Ebubekir: İlk müslümanlardan. Peygamber’le Mekke’den hicret etti. Sevr mağarasında saklandılar. Develeriyle Medine’ye giderken Ümmü Mabed’de konakladılar.
Suraka: Peygamber ve Ebubekir’in ardından giden ödül avcısı. Atı kapaklandı.
Kuba: Hicrette Medine’den önce konaklanılan köy. İlk büyük mescid burada yapıldı.
Ranuna: Mescidi Cuma. İlk cuma kılınan yer.
Muhacirun: Mekke’den medine’ye göç edenler.
Ensar: Yardımcılar. Medineliler.
Eyüp el-Ensari: Medine’de peygambere evini tahsis eden ve 672′deki İstanbul kuşatmasında şehit olan sahabi.
Ashabı Suffa: Mescidi Nebevi’nin bir bölümünde yapılan sofada kalan ashab. İlk darülkurra.
Ezan: 623′de Bilali Habeşi’nin Ömer, Abdullah ibni Zeyd ve birkaç sahabinin de gördükleri rüya üzerine okumaya başladığı namaza çağrı.
Seriyye: Devriyeler. Hamza, Ubeyde ibni Haris, Sad ibni EbuVakkas, Abdullah ibni Cahş devriyeleri.
Gazve: Peygamberin katıldığı devriye.
Bedir Savaşı: Mekkelilerle ilk büyük savaş. Yevmül Furkan. Ebu Leheb’in ölmesi,
Uhud Savaşı: Peygamberin yaralanması, Hamza başta olmak üzere birçok şehit verilmesi.
Biri Maune: Suffa ashabından yetmiş kişinin tuzağa düşürülmesi.
İfk vakası: Ayşe’nin kafile gerisinde gerdanlığını ararken yapayalnız kalması ve Safvan’a tesadüf ederek onunla Medine’ye dönmesinin Abdullah ibni Übeyy tarafından iftiraya dönüştürülmesi.
Hendek Savaşı: 627 yılında Medine’nin savunma amacıyla etrafına hendek kazıldı.
Ahmediye: Peygamberin hayatını anlatan manzum eserler. Muhammediye, Mahmudiye de denir.

MEDİNEYE İLK HİCRET:Medineye ilk hicret eden ,Ebu Seleme bin Abdulesad (Radiyallahu Anh).
İLK CUMA:İlk Cuma namazı ve ilk hutbe ,Medineye hicret ederken Rânûna Vadisi, Benî Sâlim mahallesinde ilk Cuma namazı kılındı ve ilk hutbe okundu.
HİCRİ TAKVİM:Hicri Tarih ,Kamer yılı esas ve Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in hicret tarihi başlangıç kabul edilerek, müslümanların kendilerine mahsus tarihidir.Hicri takvimi Hz Ömer(Radiyallahu Anh) başlattı.Hicri yıl 354 gündür.
İLK GANİMET:İslâmda ilk ganîmet ve esir Abdullah Bin Cahş serriyesi tarafından alındı.
İLK ORUÇ:Ramazan orucu ,Ramazan orucu, oruç tutmaya gücü yeten her müslümanın üzerine farzdır. Bedir Gazvesinden bir ay evvel hicri 2, miladi 624 yılında, Bakara Sûresinin 183 üncü ayet-i kerimesiyle farz kılındı.
İLK HASTANE:İslâm tarihinde ilk resmi hastahane ,Hicretten sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in izniyle Kuaybe bint Sa d (Radiyallahu Anh) sorumluluğunda Mescid-i Nebevinin içinde kurduğu bir çadırda hasta ve yaralılara hizmet verilerek kurulmuştur.

İLK VATANDAŞLIK:İslâm da ilk vatandaşlık ,Medine Vesikasıyla Hıristiyan, Yahudi ve putperstlerle karşılıklı görüşme ve antlaşma sonucu, İslâm devleti vatandaşlığını kabul etmeleri üzerine imzalanmıştır.
İLK NUFÜS SAYIMI:İslâm’da ilk Nüfus Sayımı ,Hicretin 1 nci yılında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in emirleriyle ilk Nüfus Sayımı yapıldı. Yapılan ilk Nüfus Sayımında Medine’de 10.000 kişinin yaşadığı, bunlardan 1.500′ünü Müslüman, 4.000′inin Yahudi ve 4.500′ünün müşrik Arap olduğu anlaşılmıştı.
İLK SERİYYE:İlk seriyye ,Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimizin Medineye hicretlerinden 9 ay sonra Ramazan ayında, Hz. Hamza (Radiyallahu Anh)ı muhacirlerden 30 kişilik bir süvari gurubun başında, Kureyş müş-riklerinden 300 kişilik bir birliğin muhafazasında Şamdan Mekkeye gitmekte olan ticaret kervanını gözetlemek için

YABANCI DİL ÖĞRENİMİ:Resulü Ekrem Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) İbranice ve Süryaniceyi öğrenmesi için Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh)a emir buyurdu. İbraniceyi 15, Süryaniceyi 17 günde öğrendi. Okuma yazmayı da daha önce Bedir Savaşında esir düşenlerden öğrenmişti.
YAĞMUR DUASI:Yağmur duası ilk Hicri 6, miladi 628 yılında kuraklıktan dolayı Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Yağmur Duası yaptı.

 

 

24

Nisan
2012

İNSAN VE İSLAM

Yazar: arafat  | Kategori: HADİS | Yorum: Yok
İNSAN VE İSLAM

AKILLI İNSAN

Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Allah’ın elçisi ile beraberdim. Ensar’dan bir adam geldi. Nebi (s.a.s.)’ye selam verdikten sonra şöyle dedi. “Ey Allah’ın Rasulü! Müminlerin hangisi daha faziletlidir?” Hz. Peygamber, “Ahlaken en güzel olandır” dedi. “Peki, mü’minlerin hangisi daha akıllıdır?” deyince, Allah Rasulü, “Ölümü çok hatırlayan ve ondan sonrası için en güzel hazırlığı yapandır, işte akıllılar bunlardır” buyurdu. (İbn Mace, Zühd, 31)”

“Hatırlat/öğüt ver. Çünkü sen ancak hatırlatıcı ve öğüt vericisin, onlar üzerine baskı kurucu değilsin.” (Gâşiye, 21-22) buyurmuştur. “Kur’an da akıl sahipleri için bir hatırlatma ve öğüttür.” (Müddessir, 54-55)

EN HAYIRLI İNSAN

İsterseniz Efendimize (asm) göre “en hayırlı kimse”nin kim olduğunu öğrenelim. Buyuruyorlar ki: “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân: 2)

Peygamber Efendimiz (as) buyuruyor ki: “Hayra yol gösteren o hayırı işleyen gibidir; Şerli bir şeye yol gösteren de o şerli işi işleyen gibidir.” “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.Tirmizî, İlm, 14.

İran hükümdarı nüşirevan veziri ne sordu ,,insan için en hayırlı şey nedir* vezir geçimini temine yeterli akıldır,,dedi ve devam etti o akıl bulunmazsa ayıbını örtecek dosttur oda bulunmazsa susan bir dildir o da olmazsa ölümdür.dedi

HAYAT BİR İMTİHANDIR

Peygamber Efendimizin ifadesiyle  “Allah’ım! Gerçek hayat sadece âhiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikak 1)

Ölen kimseyi peşinden üç şey takip eder: Aile çevresi, malı ve yaptığı işler. Bunlardan ikisi geri döner, biri ise kendisiyle birlikte kalır. Aile çevresi ve malı geri döner; yaptığı işler kendisiyle birlikte kalır.([Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 462)

“Âhirete göre dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. O kişi parmağının ne kadarcık bir su ile döndüğüne baksın.” (Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 464)

GÜZEL AHLAK

- İslâm, güzel ahlâktır. (Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.)

 -İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez(Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.)

 -Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

ALLAH’IN MELEKLERİ ŞAHİT KILMASI

Hz. Enes (R.A.) anlatıyor: Resûlüllah (S.A.V.) buyurdular ki:

“Kulun gündüz veya gece amelini yazan hafaza melekleri, yazdıklarını Allah’a yükseltirler. Allah sahifenin baş ve son kısmını hayırlı bulursa, meleklere şöyle der: “Sizi şahit kılıyorum, ben kulumun sahifesinin iki tarafı arasında kalan kısmını mağfiret ettim.” [ Tirmizi, Cenaiz, 9 (981).    ]  

MELEKLERİN NAMAZ KILANLARA DUASI

“Biriniz, abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde oturmaya devam etteği müddetçe melekler; “Allahım! Onu affeyle! Allahım! Ona rahmet eyle! Diye duâ ederler. [  R. Salihin, H.No: 1066.  ]  

 

 

 

 -

َ

24

Nisan
2012

KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-2

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-2

DIHYE-İ KELBI: Cebrail aleyhisselamın, şekline girdiği sahabi.
EBU DÜCANE: Peygamber Efendimiz (sav)’in fedaisi.
EBU EYYUB-EL ENSARİ: Mihmandar-ı Resulullah.
EBU LÜBABE: Tevbesi ile meşhur sahabi.
EBU SELEME: Tek başına hicret eden sahabi. E
ENES BİN MALİK: Resulullah’ın hizmetçisi. ERKAM BİN EBİ’L ERKAM: Evi ilk vakıf olan sahabi.
ES’AD BİN ZÜRARE: Cahiliye devrinde de tek bir Allah’a inanan sahabi.
FEYRUZ BİN DEYLEMI: Yemenli sahabilerden. ABDULLAH BİN ÖMER:En çok hadis bilen sahabilerden.
HUBEYB BİN ADİY: Darağacında ilk namaz kılan sahabi.
HUZEYFE BİN YEMAN: Sevgili Peygamberimiz (sav)’in sırdaşı.
Hz.HAMZA: Şehidlerin efendisi.
MUS’AB BİN UMEYR: İslam’da ilk öğretmen.
OSMAN BİN TALHA: Kabe’nin hizmetinde olan sahabi.
SABİT BİN KAYS: Peygamber Efendimiz (sav)’in hatiblerinden.
SA’D BİN REBİ: Şehid olurken nasihat eden sahabi.
SAİD BİN AMİR: Hz. Ömer’e benzeyen vali.
SEHL BİN SA’D: Medine’de en son vefat eden sahabi.
SEVBAN: Resûlullah’ın hizmetçisi.
ÜBEYY BİN KA’B: Kıraati ile meşhur sahabi.
VELİD BİN VELİD: Kardeşleri tarafından işkence gören sahabi.
ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTUM: Peygamberimiz (sav)’in müezzinlerinden.
EBU SÜFYAN BİN HARİS: Peygamberimiz (sav)’in süt kardeşi.
FATİMA BİNTİ ESED: Hz. Ali’nin annesi.
HADİCE-TÜL KÜBRA: Peygamberimiz (sav)’in ilk hanımı.
HAFSA BİNTİ ÖMER: Peygamberimiz (sav)’in hanımlarından.
HALİD BİN VELİD: Allah’ın kılıcı lakabı ile tanınan kumandan Sahabi. HALİME HATUN:
Peygamberimiz (sav)’in sütannesi. HAMNE BİNTİ CAHŞ: Peygamber Efendimizin halasının kızı.
HANSA HATUN: Meşhur kadın şair sahabilerden.
HASSAN BİN SABİT: Peygamber Efendimizin şairlerinden.
HATİB BİN EBİ BELTEA: Peygamber Efendimizin elçilerinden.
Hz. AİŞE-İ SIDDIKA: Peygamberimiz (sav)’in hanımlarından.
Hz. FATIMA: Peygamberimiz (sav)’in en sevgili kerimesi.
Hz. HASAN: Peygamberimiz (sav)’in en sevdiği torunlarından, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın büyük oğlu.
Hz. HÜSEYİN: Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oğlu, Peygamberimiz (sav)’e benzeyen torunu. Hz. REYHANE: Peygamberimiz (sav)’in hanımlarından.
HZ. SAİD BİN ZEYD: Müslüman olunca müşriklerin çok sayıda saldırısıyla karşılaşan, Şam’ın fethinde bulunan sahabi.
İKRİME BİN EBİ CEHİL: Meşhur İslam kumandanlarından.
İMRAN BİN HUSAYN: İki yüze yakın hadis nakleden, iyi idareci, iyi giyinen sahabi.
KA’B BİN ZÜHEYR: Peygamberimiz (sav)’in hırkasını verdiği şair sahabi.
KATADE BİN NU’MAN: Eshab-ı kiramın okçularından.
SÜRAKA BİN MALİK: Eshab-ı kiramın süvarilerinden.
VAHŞİ: Yalancı peygamber Müseyleme’yi öldüren sahabi.
ZEYD BİN DESİNNE: Darağacından Resulullah’a selam gönderen sahabi.
ZEYD BİN HARİSE:İlk iman eden köle.
ZEYD BİN SABİT: En meşhur vahiy katibi Sahabi.
ŞEFAAT EYLE BİZE YA RESULALLAH
Sen gönderildin bütün alemlere rahmet,
Bir ismin Muhammed bir ismin Ahmet,
Bir ismin Mahmut bir ismin de Mehmet.
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Resulallah.
Dinimiz İslam Kitabımız Yüce Kuran,
Sözlerin en güzeli Kitabı Azimüş şan,
Yolların en güzeli de son Resul-ü Zişan
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Habiballah
Allah’ın veli kulları Allah’ı hatırlatır,
Kalben Allah deyince Arşı Alayı titretir,
Sohbetleri nerde olsa müminleri dinletir.
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Resülallah.
Ahlakın Kuran , müjdeci Peygambersin,
Sünnetimi seven benim ümmetim dersin.
Senin yolundan giden ümmetini seversin,
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Resulallah.
Utancı giden kimsenin kalbi ölüdür.
Senin yolunu takip eden daim deridir,
Senin yolda olan kul kötülükten beridir.
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Muhammed.
N.YILDIZ

24

Nisan
2012

KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-1

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-1

İlk İslâm devletinin kurulduğu ve içinde yeryüzünde ibadet kasdıyla yolculuk yapılabilecek üç mescidden biri olan Mescid-i Nebî’nin bulunduğu Arabistan’ın Hicaz bölgesinde yer alan kutsal şehir. Bu şehrin asıl adı Medine olmakla birlikte, yine İslâmî devirde ortaya çıkmış, diğer bir takım isimleri de vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Tâbe, Tayyibe, Daru’l-İman, Daru’s-Sünne, Azra, Cabire, Mecbûre, Muhabbe, Mahbûbe, Kasime, Kasametul-Cabire, Yendede (Abdullah el-Endelusî, Muc’emu Ma İste’ceme, Beyrut 1983, IV, 1201, 1202).
İslâm tarihinin en önemli şehri olan Medine’ye İslâm’dan önce Yesrib denilir idi. Peygamberimizin Mekke’den Hicret ederek yerleşmesi ile birlikte burasının adı Medine-i Münevvere: Aydınlık Şehir, Aydınlatıcı Şehir ve Belde-i Tayyibe: Çok güzel ve hayırlarla dolu şehir oldu. Medine, peygamberimize gelen Vahyin hayata geçirildiği, İslâmî sistemin uygulamaya konulduğu beldedir. Her türlü, baskı ve işkenceler sonunda Cenab-ı Hak’tan Hicret izni alan peygamberimiz Medine’ye gelmeden önce bu şehir halkının önde gelenleri ile bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya Biat da denir. Biat, İnsanların işlerini görmek, pek çok konuda vekil tayin ederek özellikle insanlar arasındaki ilişkilerde hakemliği şartsız kabul etmektir.
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremede insanları on üç sene müddetle İslâm dînine dâvet ettikten sonra Allahü teâlânın emri ile Medîne-i münevvereye 622 senesi Rebî-ul-evvel’in sekizinci Pazartesi günü hicret etti. Burada İslâmiyet’i her tarafa yaydı. On sene sonra yâni 632 senesi Haziran’ında, Rebî-ul-evvelin on ikinci Pazartesi günü Medîne-i münevverede vefât etti. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Medine sevgilerin şehridir. Aşkın baş şehridir. Muhabbetin, sevdalıların sevda ötesinde kendini feda etmeyi bilenlerin baş şehridir. Hz. Nuh, Hz. Salih Peygamber gibi peygamberler Mekke’ye giderlermiş. Kâbe’ye sığınırlar. Ölümü Kabe’de beklerler. Onun için Kabe’nin etrafında şuanda yüzlerce Peygamberin mezarı var. Çoğunun adı bile bilinmiyor. Medine’nin özelliği hayatının son demine gelmiş büyük İslam alimlerinin tümünün sığındığı yer Medine’dir.
Hz. EBU BEKR-İ SIDDIK: Bütün servetini, kazancını İslam için harcamış, Camiu’l Kur’an, es-Sıddık, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.
Hz. ÖMER: Adaletin timsali ikinci büyük halife.
Hz. OSMAN: İlk Müslümanlardan, üçüncü halife.
Hz. ALİ BİN EBU TALİB: Allah’ın arslanı, dördüncü halife.
ABDURRAHMAN BİN AVF: Tüm zenginliğini İslam yolunda vakfeden sahabi.
SA’D BİN EBI VAKKAS: Resulullah’ın okçusu. Uhud savaşında, Peygamber Efendimiz (sav)’in yanından ayrılmayıp gövdelerini siper ederek onu korumaya çalışan bir kaç kişiden birisi.
TALHA BİN UBEYDULLAH: Cömertliği ve kahramanlığıyla ünlü sahabi.
ZÜBEYR BİN AVVAM:Müslüman olduktan sonra başta amcası olmak üzere, müşrikler tarafından muhtelif işkence ve eziyetlere maruz kalan, Mekke’nin fethi sırasında İslam ordusunun sancaktarlığını yapan sahabi.
AMMAR BİN YASER: Şehid oğlu şehid.
ABDULLAH BİN AMR BİN AS: Hadis-i şerif yazması ile meşhur sahabi.
ABDULLAH BİN MES’UD: Kur’an-ı Kerim’i açıktan okuyan ilk sahabi.
ZÜBEYR BİN AVVAM: Müslüman olduktan sonra başta amcası olmak üzere, müşrikler tarafından muhtelif işkence ve eziyetlere maruz kalan, Mekke’nin fethi sırasında İslam ordusunun sancaktarlığını yapan sahabi.
ABDULLAH BİN SÜHEYL: Tevrat’ta Resulullah’ın alametlerini görüp Müslüman olan sahabi.
ABDULLAH BİN ZEYD: Sahib-ül ezan.
ABDULLAH BİN ZÜBEYR: Medine’de muhacirlerden ilk doğan sahabi
ASIM BİN SABİT: Arıların koruduğu sahabi.
BERA BİN AZİB: Kıblenin değiştiğini haber veren sahabi.
BİLAL-İ HABEŞİ: Peygamber Efendimiz (sav)’in müezzini.
CA’FER-İ TAYYAR: Görünüş olarak ve güzel huylarıyla Peygamberimiz (sav)’e benzeyen, Mute gazasında yetmişten fazla yara alarak şehid olan sahabi.

 

HAREMEYN:Mekke kokulu bir bahar. Medine kokulu bir gül getirin

Mekke kokulu bir bahar. Medine kokulu bir gül getirin
MEKKE ŞEHRİ:“Şurası muhakkak ki, (yeryüzündeki) ilk ev, mübarek olsun ve içinde namaz kılınsın diye Mekke’de inşa edilen Kâbe’dir” hadîsiyle bildirilen mukaddes Beyt’in ev sahibi Mekke.Hz. Ömer (ra)’ın, “Biliyorum ki, sen faydası da zararı da olmayan bir taş parçasısın. Eğer Resûlullah’ın öptüğünü görmeseydim, seni öpmezdim” dediği Hacerül Esved’in, mübarek Zemzem’in, Makam-ı İbrahim’in bulunduğu Kâbe-i Mükerreme’nin ev sahibi Mekke.Resûlullah’ın ana vatanı Mekke.İslâm’ın doğduğu şehir Mekke.Kur’ân’ın nâzil olmaya başladığı belde, vahyin mebdei, İslâm’ın menşei Mekke…
Allah’ın haram kıldığı şehir Mekke.Şehirlerin anası Mekke.Acının ve sevincin, müjdenin ve korkunun birlikte yaşandığı; elmasla kömürün, Hz. Ebûbekir’le Ebû Cehil’in yaşadığı; îmanla küfrün, sıddîklerle kezzabların ayrıştığı Fâruk Şehir, Mekke.Resûl-ü Ekrem’in hicreti başlattığı, fethettiği, ve “Fetihten sonra artık hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet vardır.” diyerek hicreti bitirdiği Mübarek Şehir, Mekke.Sevgili Efendimiz’in kendisine hitaben, “Sen ne hoş beldesin! Seni ne kadar seviyorum! Eğer kavmim beni buradan çıkmaya mecbur etmeseydi, senden başka bir yerde ikamet etmezdim.” dediği Sevgili Şehir, Mekke.İlk Müslüman ve ilk vâlidemiz Hz.Hatice (r.anhâ)’nın medfun olduğu Cennetül Muallâ, ilk vahyin geldiği Hıra Nur Dağı, Hicrette Efendimize sığınak olan Sevr Dağı, Şakkı Kamer mucizesinin gerçekleştiği Cebel-i Ebu Kubeys ve Cin Sûresi’nin nâzil olduğu Cin Mescidi’ni içinde barındıran Sâdık ve Musaddak Şehir Mekke.Her sene İslâm’ın en büyük şûrâsı olan Hacc-ı Ekber’in icrâ edildiği, mü’minlerin Arafat’ta âdeta velâyet mertebesine çıktığı Meclis-i Mübârek, Mekke…

MEDİNE ŞEHRİ:Hatemül Enbiyâ Aleyhissalatü Vesselam’ın şehri Medîne.Medeni milletlere imam yetiştiren Medîne.Efendimize kucak açıp, önce hicretin, sonra cihadın, sonra da hayatın merkezi olan Medîne.Her asırda, yeryüzünün yarısının, insanlığın beşte birisinin kabul edip itaat ettiği İslâmiyet hakikatlerinin tesis edildiği Medîne.Ensarın muhacirle kucaklaştığı Medîne.Saadet Asrı’nın yaşandığı şehir Medîne.Mekke’den ayrıldıktan sonra hicret edeceğiniz memleket iki kara taşlık arasında olan hurmalık Medîne şehridir. Medîne’ye hicret ediniz. Allah u Teâlâ, Medîne’li Müslüman’larla sizi kardeş yaptı. Onlarla birleşiniz. Yesrib, siz kalbi yaralılara emniyet ve huzur beldesi olacaktır.” cümleleriyle ona hicreti müjdelediği Bahtiyar Belde Medîne.Sevgili Peygamberimizin, “Bu dağ var ya, o bizi çok seviyor, biz de onu seviyoruz” buyurduğu Uhud Dağı’nın Komşusu Medîne…

İki Cihan Serveri’nin, “Medîne’nin sıkıntı ve meşakkatlerine ümmetimden sabır gösteren herkese, Kıyamet günü şefaatçi ve (hayır ameline) şahid olacağım.” diyerek ahalisini müjdelediği Kutlu Şehir Medîne.Allah Resûlü’nün “Allahım! Mekke’ye verdiğin bereketi iki katıyla Medîne’ye de ver!” diye duâ ettiği Müberra ve Muallâ Belde Medîne..Efendimiz’in, “Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir.” buyurduğu mekâna ve “Takva üzerine kurulmuş mescid’” olan Mescid-i Nebevî’ye ev sahipliği yapan Talihli Şehir Medîne.“İslâm şehirlerinden en son harap olacak olan Medîne’dir.” nebevî müjdesine nâil olmuş Hakîkî Şehir Medîne.Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seferden dönünce, Medîne’nin duvarlarına bakar, develerini hızlandırırdı. Eğer bir bineğin üzerinde ise, onu tahrik ederdi. Bu davranışı Medîne’ye sevgisinden ileri gelirdi. Allah’ın Habîbî’nin muhabbetine mazhar olmuş Sevgili Şehir Medîne.Başta Hazret-i Ebûbekir ve Hz. Ömer olmak üzere, Şehidlerin Kumandanı Hz. Hamza, Tebliğcilerin Pişdarı, Önderi Musab bin Umeyr gibi binlerce sahabenin ruhaniyatlarıyla feyz ve maneviyat denizi haline getirdikleri Yıldızlar Şehri Medîne.Milyonlarca mü’minin îmanını tazelediği, Resûlullah sevgisini doya doya yaşadığı, îman kardeşliğinin lezzetini tattığı, Müslüman olmanın izzetini müşahede ettiği Mürşid Şehir Medîne…

24

Nisan
2012

DİYANET MBSTS FIKIH-5

Yazar: arafat  | Kategori: FIKIH | Yorum: Yok
DİYANET MBSTS FIKIH-5

1-İmâmeyn: İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed için kullanılır.
2-Tarafeyn. İmâm-ı A’zam ile İmam Muhammed için kullanılır.
3-Şeyhayn: İki şeyh, iki reis, iki büyük imâm demektir. İmâm-ı A’zam ile
İmam Ebû Yusuf için kullanılır. En büyük iki halife anlamında Hazret-i Ebû
Bekr ile Hazret-i Ömer için de kullanılır.
4-Sekaleyn: İnsanlar ve cinler için kullanılır. Bu iki topluluğa da peygamber
olarak gönderildiği için Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Rasûlü ’s-Sekaleyn
denir. Cin ve insanlara fetvâ verene de, Mü ftiyü’s-sekaleyn denir. (Şeyhü ’lİslâm İbni Kemalpaşa).
5-Temizlik: Görünü r kir ve pisliklerin giderilmesi “necâsetten tahâret”, abdestsizlik
durumunun kaldırılması ise “hadesten tahâret” olarak adlandırılır.
6-Mâsivâ: Allah’ın gayrısından temizlenme.
7-Hades: Hükm kirlilik.
8-Necîs: Dînen kir ve pis.
9-Hanefîler’e göre tavuk, kaz gibi kü mes hayvanlarının
dışkıları “necâset-i galîza” (ağır pislik), sığır, koyun, geyik gibi dört ayaklı
hayvanlarınla ise “necâset-i hâffe” (hafif pislik) olarak nitelendirilir.
İstincâ; temizlik yani büyük abdest bozulduktan sonra dışkı ve idrar
yollarında yapılacak dışkı, idrar vb. temizliğidir.
10-İstinkâ; taharetlenirken hiç
pislik kalmadığına kanaat getirinceye kadar temizlenmek, ayrıca erkeklerin
istibrâ yapmasıdır.
11-İstiskâ: Yağmur yağması için istiğ farda bulunup, duâ etmek demektir. 12-Özürlü kimseye mâzûr-mâzûre denilir.
13-Sünnet Namazlar; Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sü nnetleri
(revâtib) ifade etmekte,
14-Nâfile Namazlar
ise düzenli olmayarak çeşitli vesilelerle Allah’a yakınlaşmak
ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazları (reğaib) ifâde
etmektedir.
15-Namazın Farzları (Şurûtü’s-salât)
16-Erkânü’s-Salât: (Rükunları)
17-Kişinin
kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması da
(hurûc bi sun’ih) Ebû Hanîfe’ye gö re bir rükündür.
18-İsfâr: Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasıdır.
19-Taglîs: İkinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken sabah namazını kılmak.
20Tuma’nîne: Rükûduruşunda bir müddet beklemek.
21-Kavme: Rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sâkin oluncaya
değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek.
22-Tıvâl-i mufassal: Uzun sûreler olarak anılır. Hucurât sûresi ile Bürûc
sûresi arasındaki
sûreler bu grupta yer alır.
23-Evst-i mufassal: Orta uzunluktaki sû relere de denir. Bürûc sûresi ile Beyyine
sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır.
24-Kısâr-ı mufassal: Kısa sûreler diye anılır. Bunlar Beyyine sûresinden
Nâs
sûresine kadar olan sûrelerdir.
25-Tahmîd: Semia’llahülimen hamideh” dedikten sonra, “Rabbenâ leke’lhamd”
demek.
26-Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler.
27-Amel-i kesîr: Çok veya aşırı bir davranışta bulunmak demektir.
28- Ezân okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde
ses biraz daha yükseltilir. Buna teressül veya irtisâl denilir. Kâmet ise
duraklama yapmaksızın serî okunur. Buna da “hadır” denilir.
29-Namazı yalnız kılana münferid, imâma uyarak kılana muktedî denilir.
İmama uyan kişi (muktedî) için üç ayrı durum söz konusu olabilir. İmama
uyan kişi ya “müdrîk” ya “lâhik” ya da “mesbûk”tur.
30-Müdrîk: Namazı tamamen imâmla birlikte kılan kimseye denir.

Toplam 192 sayfa, 164. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030162163164165166170180190...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.