24

Nisan
2012

BAZI SİYER TERİMLERİ

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
BAZI SİYER TERİMLERİ

Resul: Mucizesi ve kitabı olan peygamber.
Nebi: Mevcut dini yenileyen.
Vahiy: İlahi sözün kalpte zuhuru. Rüya, ses, Cebrail, doğrudan olarak dört kısım.
Mekkeli saldırganlar: Ebu Cehil, Ebu leheb, İbni Haris, Ümmü Cemil, Hind.
Hamza: Peygamberin amcası ve sütkardeşi.
Hüzün Yılı: 620′de Ebu Talib’in, Hatice’nin vefatları. Taif’teki kabilelerin peygamberi taşlaması.
Hicret: 622′de Mekke’den Müslümanların Medine’ye göç etmesi. Son göç edenler: Peygamber, Ebubekir, Ali.
Ali: İlk erkek müslüman ve hicrette peygamberin yatağında yatmıştı. Ebu Leheb sayesinde hapisten çıktı. Kuba’da peygamber ve Ebubekir’e katıldı.
Ebubekir: İlk müslümanlardan. Peygamber’le Mekke’den hicret etti. Sevr mağarasında saklandılar. Develeriyle Medine’ye giderken Ümmü Mabed’de konakladılar.
Suraka: Peygamber ve Ebubekir’in ardından giden ödül avcısı. Atı kapaklandı.
Kuba: Hicrette Medine’den önce konaklanılan köy. İlk büyük mescid burada yapıldı.
Ranuna: Mescidi Cuma. İlk cuma kılınan yer.
Muhacirun: Mekke’den medine’ye göç edenler.
Ensar: Yardımcılar. Medineliler.
Eyüp el-Ensari: Medine’de peygambere evini tahsis eden ve 672′deki İstanbul kuşatmasında şehit olan sahabi.
Ashabı Suffa: Mescidi Nebevi’nin bir bölümünde yapılan sofada kalan ashab. İlk darülkurra.
Ezan: 623′de Bilali Habeşi’nin Ömer, Abdullah ibni Zeyd ve birkaç sahabinin de gördükleri rüya üzerine okumaya başladığı namaza çağrı.
Seriyye: Devriyeler. Hamza, Ubeyde ibni Haris, Sad ibni EbuVakkas, Abdullah ibni Cahş devriyeleri.
Gazve: Peygamberin katıldığı devriye.
Bedir Savaşı: Mekkelilerle ilk büyük savaş. Yevmül Furkan. Ebu Leheb’in ölmesi,
Uhud Savaşı: Peygamberin yaralanması, Hamza başta olmak üzere birçok şehit verilmesi.
Biri Maune: Suffa ashabından yetmiş kişinin tuzağa düşürülmesi.
İfk vakası: Ayşe’nin kafile gerisinde gerdanlığını ararken yapayalnız kalması ve Safvan’a tesadüf ederek onunla Medine’ye dönmesinin Abdullah ibni Übeyy tarafından iftiraya dönüştürülmesi.
Hendek Savaşı: 627 yılında Medine’nin savunma amacıyla etrafına hendek kazıldı.
Ahmediye: Peygamberin hayatını anlatan manzum eserler. Muhammediye, Mahmudiye de denir.

MEDİNEYE İLK HİCRET:Medineye ilk hicret eden ,Ebu Seleme bin Abdulesad (Radiyallahu Anh).
İLK CUMA:İlk Cuma namazı ve ilk hutbe ,Medineye hicret ederken Rânûna Vadisi, Benî Sâlim mahallesinde ilk Cuma namazı kılındı ve ilk hutbe okundu.
HİCRİ TAKVİM:Hicri Tarih ,Kamer yılı esas ve Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in hicret tarihi başlangıç kabul edilerek, müslümanların kendilerine mahsus tarihidir.Hicri takvimi Hz Ömer(Radiyallahu Anh) başlattı.Hicri yıl 354 gündür.
İLK GANİMET:İslâmda ilk ganîmet ve esir Abdullah Bin Cahş serriyesi tarafından alındı.
İLK ORUÇ:Ramazan orucu ,Ramazan orucu, oruç tutmaya gücü yeten her müslümanın üzerine farzdır. Bedir Gazvesinden bir ay evvel hicri 2, miladi 624 yılında, Bakara Sûresinin 183 üncü ayet-i kerimesiyle farz kılındı.
İLK HASTANE:İslâm tarihinde ilk resmi hastahane ,Hicretten sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in izniyle Kuaybe bint Sa d (Radiyallahu Anh) sorumluluğunda Mescid-i Nebevinin içinde kurduğu bir çadırda hasta ve yaralılara hizmet verilerek kurulmuştur.

İLK VATANDAŞLIK:İslâm da ilk vatandaşlık ,Medine Vesikasıyla Hıristiyan, Yahudi ve putperstlerle karşılıklı görüşme ve antlaşma sonucu, İslâm devleti vatandaşlığını kabul etmeleri üzerine imzalanmıştır.
İLK NUFÜS SAYIMI:İslâm’da ilk Nüfus Sayımı ,Hicretin 1 nci yılında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in emirleriyle ilk Nüfus Sayımı yapıldı. Yapılan ilk Nüfus Sayımında Medine’de 10.000 kişinin yaşadığı, bunlardan 1.500′ünü Müslüman, 4.000′inin Yahudi ve 4.500′ünün müşrik Arap olduğu anlaşılmıştı.
İLK SERİYYE:İlk seriyye ,Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimizin Medineye hicretlerinden 9 ay sonra Ramazan ayında, Hz. Hamza (Radiyallahu Anh)ı muhacirlerden 30 kişilik bir süvari gurubun başında, Kureyş müş-riklerinden 300 kişilik bir birliğin muhafazasında Şamdan Mekkeye gitmekte olan ticaret kervanını gözetlemek için

YABANCI DİL ÖĞRENİMİ:Resulü Ekrem Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) İbranice ve Süryaniceyi öğrenmesi için Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh)a emir buyurdu. İbraniceyi 15, Süryaniceyi 17 günde öğrendi. Okuma yazmayı da daha önce Bedir Savaşında esir düşenlerden öğrenmişti.
YAĞMUR DUASI:Yağmur duası ilk Hicri 6, miladi 628 yılında kuraklıktan dolayı Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Yağmur Duası yaptı.

 

 

24

Nisan
2012

İNSAN VE İSLAM

Yazar: arafat  | Kategori: HADİS | Yorum: Yok
İNSAN VE İSLAM

AKILLI İNSAN

Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Allah’ın elçisi ile beraberdim. Ensar’dan bir adam geldi. Nebi (s.a.s.)’ye selam verdikten sonra şöyle dedi. “Ey Allah’ın Rasulü! Müminlerin hangisi daha faziletlidir?” Hz. Peygamber, “Ahlaken en güzel olandır” dedi. “Peki, mü’minlerin hangisi daha akıllıdır?” deyince, Allah Rasulü, “Ölümü çok hatırlayan ve ondan sonrası için en güzel hazırlığı yapandır, işte akıllılar bunlardır” buyurdu. (İbn Mace, Zühd, 31)”

“Hatırlat/öğüt ver. Çünkü sen ancak hatırlatıcı ve öğüt vericisin, onlar üzerine baskı kurucu değilsin.” (Gâşiye, 21-22) buyurmuştur. “Kur’an da akıl sahipleri için bir hatırlatma ve öğüttür.” (Müddessir, 54-55)

EN HAYIRLI İNSAN

İsterseniz Efendimize (asm) göre “en hayırlı kimse”nin kim olduğunu öğrenelim. Buyuruyorlar ki: “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân: 2)

Peygamber Efendimiz (as) buyuruyor ki: “Hayra yol gösteren o hayırı işleyen gibidir; Şerli bir şeye yol gösteren de o şerli işi işleyen gibidir.” “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.Tirmizî, İlm, 14.

İran hükümdarı nüşirevan veziri ne sordu ,,insan için en hayırlı şey nedir* vezir geçimini temine yeterli akıldır,,dedi ve devam etti o akıl bulunmazsa ayıbını örtecek dosttur oda bulunmazsa susan bir dildir o da olmazsa ölümdür.dedi

HAYAT BİR İMTİHANDIR

Peygamber Efendimizin ifadesiyle  “Allah’ım! Gerçek hayat sadece âhiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikak 1)

Ölen kimseyi peşinden üç şey takip eder: Aile çevresi, malı ve yaptığı işler. Bunlardan ikisi geri döner, biri ise kendisiyle birlikte kalır. Aile çevresi ve malı geri döner; yaptığı işler kendisiyle birlikte kalır.([Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 462)

“Âhirete göre dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. O kişi parmağının ne kadarcık bir su ile döndüğüne baksın.” (Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 464)

GÜZEL AHLAK

- İslâm, güzel ahlâktır. (Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.)

 -İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez(Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.)

 -Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

ALLAH’IN MELEKLERİ ŞAHİT KILMASI

Hz. Enes (R.A.) anlatıyor: Resûlüllah (S.A.V.) buyurdular ki:

“Kulun gündüz veya gece amelini yazan hafaza melekleri, yazdıklarını Allah’a yükseltirler. Allah sahifenin baş ve son kısmını hayırlı bulursa, meleklere şöyle der: “Sizi şahit kılıyorum, ben kulumun sahifesinin iki tarafı arasında kalan kısmını mağfiret ettim.” [ Tirmizi, Cenaiz, 9 (981).    ]  

MELEKLERİN NAMAZ KILANLARA DUASI

“Biriniz, abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde oturmaya devam etteği müddetçe melekler; “Allahım! Onu affeyle! Allahım! Ona rahmet eyle! Diye duâ ederler. [  R. Salihin, H.No: 1066.  ]  

 

 

 

 -

َ

24

Nisan
2012

KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-2

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-2

DIHYE-İ KELBI: Cebrail aleyhisselamın, şekline girdiği sahabi.
EBU DÜCANE: Peygamber Efendimiz (sav)’in fedaisi.
EBU EYYUB-EL ENSARİ: Mihmandar-ı Resulullah.
EBU LÜBABE: Tevbesi ile meşhur sahabi.
EBU SELEME: Tek başına hicret eden sahabi. E
ENES BİN MALİK: Resulullah’ın hizmetçisi. ERKAM BİN EBİ’L ERKAM: Evi ilk vakıf olan sahabi.
ES’AD BİN ZÜRARE: Cahiliye devrinde de tek bir Allah’a inanan sahabi.
FEYRUZ BİN DEYLEMI: Yemenli sahabilerden. ABDULLAH BİN ÖMER:En çok hadis bilen sahabilerden.
HUBEYB BİN ADİY: Darağacında ilk namaz kılan sahabi.
HUZEYFE BİN YEMAN: Sevgili Peygamberimiz (sav)’in sırdaşı.
Hz.HAMZA: Şehidlerin efendisi.
MUS’AB BİN UMEYR: İslam’da ilk öğretmen.
OSMAN BİN TALHA: Kabe’nin hizmetinde olan sahabi.
SABİT BİN KAYS: Peygamber Efendimiz (sav)’in hatiblerinden.
SA’D BİN REBİ: Şehid olurken nasihat eden sahabi.
SAİD BİN AMİR: Hz. Ömer’e benzeyen vali.
SEHL BİN SA’D: Medine’de en son vefat eden sahabi.
SEVBAN: Resûlullah’ın hizmetçisi.
ÜBEYY BİN KA’B: Kıraati ile meşhur sahabi.
VELİD BİN VELİD: Kardeşleri tarafından işkence gören sahabi.
ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTUM: Peygamberimiz (sav)’in müezzinlerinden.
EBU SÜFYAN BİN HARİS: Peygamberimiz (sav)’in süt kardeşi.
FATİMA BİNTİ ESED: Hz. Ali’nin annesi.
HADİCE-TÜL KÜBRA: Peygamberimiz (sav)’in ilk hanımı.
HAFSA BİNTİ ÖMER: Peygamberimiz (sav)’in hanımlarından.
HALİD BİN VELİD: Allah’ın kılıcı lakabı ile tanınan kumandan Sahabi. HALİME HATUN:
Peygamberimiz (sav)’in sütannesi. HAMNE BİNTİ CAHŞ: Peygamber Efendimizin halasının kızı.
HANSA HATUN: Meşhur kadın şair sahabilerden.
HASSAN BİN SABİT: Peygamber Efendimizin şairlerinden.
HATİB BİN EBİ BELTEA: Peygamber Efendimizin elçilerinden.
Hz. AİŞE-İ SIDDIKA: Peygamberimiz (sav)’in hanımlarından.
Hz. FATIMA: Peygamberimiz (sav)’in en sevgili kerimesi.
Hz. HASAN: Peygamberimiz (sav)’in en sevdiği torunlarından, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın büyük oğlu.
Hz. HÜSEYİN: Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oğlu, Peygamberimiz (sav)’e benzeyen torunu. Hz. REYHANE: Peygamberimiz (sav)’in hanımlarından.
HZ. SAİD BİN ZEYD: Müslüman olunca müşriklerin çok sayıda saldırısıyla karşılaşan, Şam’ın fethinde bulunan sahabi.
İKRİME BİN EBİ CEHİL: Meşhur İslam kumandanlarından.
İMRAN BİN HUSAYN: İki yüze yakın hadis nakleden, iyi idareci, iyi giyinen sahabi.
KA’B BİN ZÜHEYR: Peygamberimiz (sav)’in hırkasını verdiği şair sahabi.
KATADE BİN NU’MAN: Eshab-ı kiramın okçularından.
SÜRAKA BİN MALİK: Eshab-ı kiramın süvarilerinden.
VAHŞİ: Yalancı peygamber Müseyleme’yi öldüren sahabi.
ZEYD BİN DESİNNE: Darağacından Resulullah’a selam gönderen sahabi.
ZEYD BİN HARİSE:İlk iman eden köle.
ZEYD BİN SABİT: En meşhur vahiy katibi Sahabi.
ŞEFAAT EYLE BİZE YA RESULALLAH
Sen gönderildin bütün alemlere rahmet,
Bir ismin Muhammed bir ismin Ahmet,
Bir ismin Mahmut bir ismin de Mehmet.
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Resulallah.
Dinimiz İslam Kitabımız Yüce Kuran,
Sözlerin en güzeli Kitabı Azimüş şan,
Yolların en güzeli de son Resul-ü Zişan
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Habiballah
Allah’ın veli kulları Allah’ı hatırlatır,
Kalben Allah deyince Arşı Alayı titretir,
Sohbetleri nerde olsa müminleri dinletir.
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Resülallah.
Ahlakın Kuran , müjdeci Peygambersin,
Sünnetimi seven benim ümmetim dersin.
Senin yolundan giden ümmetini seversin,
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Resulallah.
Utancı giden kimsenin kalbi ölüdür.
Senin yolunu takip eden daim deridir,
Senin yolda olan kul kötülükten beridir.
Şefaat eyle bize kıyamette Ya Muhammed.
N.YILDIZ

24

Nisan
2012

KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-1

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
KUTLU ŞEHİR MEDİNE VE MUTLU SAHABE-1

İlk İslâm devletinin kurulduğu ve içinde yeryüzünde ibadet kasdıyla yolculuk yapılabilecek üç mescidden biri olan Mescid-i Nebî’nin bulunduğu Arabistan’ın Hicaz bölgesinde yer alan kutsal şehir. Bu şehrin asıl adı Medine olmakla birlikte, yine İslâmî devirde ortaya çıkmış, diğer bir takım isimleri de vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Tâbe, Tayyibe, Daru’l-İman, Daru’s-Sünne, Azra, Cabire, Mecbûre, Muhabbe, Mahbûbe, Kasime, Kasametul-Cabire, Yendede (Abdullah el-Endelusî, Muc’emu Ma İste’ceme, Beyrut 1983, IV, 1201, 1202).
İslâm tarihinin en önemli şehri olan Medine’ye İslâm’dan önce Yesrib denilir idi. Peygamberimizin Mekke’den Hicret ederek yerleşmesi ile birlikte burasının adı Medine-i Münevvere: Aydınlık Şehir, Aydınlatıcı Şehir ve Belde-i Tayyibe: Çok güzel ve hayırlarla dolu şehir oldu. Medine, peygamberimize gelen Vahyin hayata geçirildiği, İslâmî sistemin uygulamaya konulduğu beldedir. Her türlü, baskı ve işkenceler sonunda Cenab-ı Hak’tan Hicret izni alan peygamberimiz Medine’ye gelmeden önce bu şehir halkının önde gelenleri ile bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya Biat da denir. Biat, İnsanların işlerini görmek, pek çok konuda vekil tayin ederek özellikle insanlar arasındaki ilişkilerde hakemliği şartsız kabul etmektir.
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremede insanları on üç sene müddetle İslâm dînine dâvet ettikten sonra Allahü teâlânın emri ile Medîne-i münevvereye 622 senesi Rebî-ul-evvel’in sekizinci Pazartesi günü hicret etti. Burada İslâmiyet’i her tarafa yaydı. On sene sonra yâni 632 senesi Haziran’ında, Rebî-ul-evvelin on ikinci Pazartesi günü Medîne-i münevverede vefât etti. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Medine sevgilerin şehridir. Aşkın baş şehridir. Muhabbetin, sevdalıların sevda ötesinde kendini feda etmeyi bilenlerin baş şehridir. Hz. Nuh, Hz. Salih Peygamber gibi peygamberler Mekke’ye giderlermiş. Kâbe’ye sığınırlar. Ölümü Kabe’de beklerler. Onun için Kabe’nin etrafında şuanda yüzlerce Peygamberin mezarı var. Çoğunun adı bile bilinmiyor. Medine’nin özelliği hayatının son demine gelmiş büyük İslam alimlerinin tümünün sığındığı yer Medine’dir.
Hz. EBU BEKR-İ SIDDIK: Bütün servetini, kazancını İslam için harcamış, Camiu’l Kur’an, es-Sıddık, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.
Hz. ÖMER: Adaletin timsali ikinci büyük halife.
Hz. OSMAN: İlk Müslümanlardan, üçüncü halife.
Hz. ALİ BİN EBU TALİB: Allah’ın arslanı, dördüncü halife.
ABDURRAHMAN BİN AVF: Tüm zenginliğini İslam yolunda vakfeden sahabi.
SA’D BİN EBI VAKKAS: Resulullah’ın okçusu. Uhud savaşında, Peygamber Efendimiz (sav)’in yanından ayrılmayıp gövdelerini siper ederek onu korumaya çalışan bir kaç kişiden birisi.
TALHA BİN UBEYDULLAH: Cömertliği ve kahramanlığıyla ünlü sahabi.
ZÜBEYR BİN AVVAM:Müslüman olduktan sonra başta amcası olmak üzere, müşrikler tarafından muhtelif işkence ve eziyetlere maruz kalan, Mekke’nin fethi sırasında İslam ordusunun sancaktarlığını yapan sahabi.
AMMAR BİN YASER: Şehid oğlu şehid.
ABDULLAH BİN AMR BİN AS: Hadis-i şerif yazması ile meşhur sahabi.
ABDULLAH BİN MES’UD: Kur’an-ı Kerim’i açıktan okuyan ilk sahabi.
ZÜBEYR BİN AVVAM: Müslüman olduktan sonra başta amcası olmak üzere, müşrikler tarafından muhtelif işkence ve eziyetlere maruz kalan, Mekke’nin fethi sırasında İslam ordusunun sancaktarlığını yapan sahabi.
ABDULLAH BİN SÜHEYL: Tevrat’ta Resulullah’ın alametlerini görüp Müslüman olan sahabi.
ABDULLAH BİN ZEYD: Sahib-ül ezan.
ABDULLAH BİN ZÜBEYR: Medine’de muhacirlerden ilk doğan sahabi
ASIM BİN SABİT: Arıların koruduğu sahabi.
BERA BİN AZİB: Kıblenin değiştiğini haber veren sahabi.
BİLAL-İ HABEŞİ: Peygamber Efendimiz (sav)’in müezzini.
CA’FER-İ TAYYAR: Görünüş olarak ve güzel huylarıyla Peygamberimiz (sav)’e benzeyen, Mute gazasında yetmişten fazla yara alarak şehid olan sahabi.

 

HAREMEYN:Mekke kokulu bir bahar. Medine kokulu bir gül getirin

Mekke kokulu bir bahar. Medine kokulu bir gül getirin
MEKKE ŞEHRİ:“Şurası muhakkak ki, (yeryüzündeki) ilk ev, mübarek olsun ve içinde namaz kılınsın diye Mekke’de inşa edilen Kâbe’dir” hadîsiyle bildirilen mukaddes Beyt’in ev sahibi Mekke.Hz. Ömer (ra)’ın, “Biliyorum ki, sen faydası da zararı da olmayan bir taş parçasısın. Eğer Resûlullah’ın öptüğünü görmeseydim, seni öpmezdim” dediği Hacerül Esved’in, mübarek Zemzem’in, Makam-ı İbrahim’in bulunduğu Kâbe-i Mükerreme’nin ev sahibi Mekke.Resûlullah’ın ana vatanı Mekke.İslâm’ın doğduğu şehir Mekke.Kur’ân’ın nâzil olmaya başladığı belde, vahyin mebdei, İslâm’ın menşei Mekke…
Allah’ın haram kıldığı şehir Mekke.Şehirlerin anası Mekke.Acının ve sevincin, müjdenin ve korkunun birlikte yaşandığı; elmasla kömürün, Hz. Ebûbekir’le Ebû Cehil’in yaşadığı; îmanla küfrün, sıddîklerle kezzabların ayrıştığı Fâruk Şehir, Mekke.Resûl-ü Ekrem’in hicreti başlattığı, fethettiği, ve “Fetihten sonra artık hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet vardır.” diyerek hicreti bitirdiği Mübarek Şehir, Mekke.Sevgili Efendimiz’in kendisine hitaben, “Sen ne hoş beldesin! Seni ne kadar seviyorum! Eğer kavmim beni buradan çıkmaya mecbur etmeseydi, senden başka bir yerde ikamet etmezdim.” dediği Sevgili Şehir, Mekke.İlk Müslüman ve ilk vâlidemiz Hz.Hatice (r.anhâ)’nın medfun olduğu Cennetül Muallâ, ilk vahyin geldiği Hıra Nur Dağı, Hicrette Efendimize sığınak olan Sevr Dağı, Şakkı Kamer mucizesinin gerçekleştiği Cebel-i Ebu Kubeys ve Cin Sûresi’nin nâzil olduğu Cin Mescidi’ni içinde barındıran Sâdık ve Musaddak Şehir Mekke.Her sene İslâm’ın en büyük şûrâsı olan Hacc-ı Ekber’in icrâ edildiği, mü’minlerin Arafat’ta âdeta velâyet mertebesine çıktığı Meclis-i Mübârek, Mekke…

MEDİNE ŞEHRİ:Hatemül Enbiyâ Aleyhissalatü Vesselam’ın şehri Medîne.Medeni milletlere imam yetiştiren Medîne.Efendimize kucak açıp, önce hicretin, sonra cihadın, sonra da hayatın merkezi olan Medîne.Her asırda, yeryüzünün yarısının, insanlığın beşte birisinin kabul edip itaat ettiği İslâmiyet hakikatlerinin tesis edildiği Medîne.Ensarın muhacirle kucaklaştığı Medîne.Saadet Asrı’nın yaşandığı şehir Medîne.Mekke’den ayrıldıktan sonra hicret edeceğiniz memleket iki kara taşlık arasında olan hurmalık Medîne şehridir. Medîne’ye hicret ediniz. Allah u Teâlâ, Medîne’li Müslüman’larla sizi kardeş yaptı. Onlarla birleşiniz. Yesrib, siz kalbi yaralılara emniyet ve huzur beldesi olacaktır.” cümleleriyle ona hicreti müjdelediği Bahtiyar Belde Medîne.Sevgili Peygamberimizin, “Bu dağ var ya, o bizi çok seviyor, biz de onu seviyoruz” buyurduğu Uhud Dağı’nın Komşusu Medîne…

İki Cihan Serveri’nin, “Medîne’nin sıkıntı ve meşakkatlerine ümmetimden sabır gösteren herkese, Kıyamet günü şefaatçi ve (hayır ameline) şahid olacağım.” diyerek ahalisini müjdelediği Kutlu Şehir Medîne.Allah Resûlü’nün “Allahım! Mekke’ye verdiğin bereketi iki katıyla Medîne’ye de ver!” diye duâ ettiği Müberra ve Muallâ Belde Medîne..Efendimiz’in, “Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir.” buyurduğu mekâna ve “Takva üzerine kurulmuş mescid’” olan Mescid-i Nebevî’ye ev sahipliği yapan Talihli Şehir Medîne.“İslâm şehirlerinden en son harap olacak olan Medîne’dir.” nebevî müjdesine nâil olmuş Hakîkî Şehir Medîne.Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seferden dönünce, Medîne’nin duvarlarına bakar, develerini hızlandırırdı. Eğer bir bineğin üzerinde ise, onu tahrik ederdi. Bu davranışı Medîne’ye sevgisinden ileri gelirdi. Allah’ın Habîbî’nin muhabbetine mazhar olmuş Sevgili Şehir Medîne.Başta Hazret-i Ebûbekir ve Hz. Ömer olmak üzere, Şehidlerin Kumandanı Hz. Hamza, Tebliğcilerin Pişdarı, Önderi Musab bin Umeyr gibi binlerce sahabenin ruhaniyatlarıyla feyz ve maneviyat denizi haline getirdikleri Yıldızlar Şehri Medîne.Milyonlarca mü’minin îmanını tazelediği, Resûlullah sevgisini doya doya yaşadığı, îman kardeşliğinin lezzetini tattığı, Müslüman olmanın izzetini müşahede ettiği Mürşid Şehir Medîne…

24

Nisan
2012

DİYANET MBSTS FIKIH-5

Yazar: arafat  | Kategori: FIKIH | Yorum: Yok
DİYANET MBSTS FIKIH-5

1-İmâmeyn: İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed için kullanılır.
2-Tarafeyn. İmâm-ı A’zam ile İmam Muhammed için kullanılır.
3-Şeyhayn: İki şeyh, iki reis, iki büyük imâm demektir. İmâm-ı A’zam ile
İmam Ebû Yusuf için kullanılır. En büyük iki halife anlamında Hazret-i Ebû
Bekr ile Hazret-i Ömer için de kullanılır.
4-Sekaleyn: İnsanlar ve cinler için kullanılır. Bu iki topluluğa da peygamber
olarak gönderildiği için Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Rasûlü ’s-Sekaleyn
denir. Cin ve insanlara fetvâ verene de, Mü ftiyü’s-sekaleyn denir. (Şeyhü ’lİslâm İbni Kemalpaşa).
5-Temizlik: Görünü r kir ve pisliklerin giderilmesi “necâsetten tahâret”, abdestsizlik
durumunun kaldırılması ise “hadesten tahâret” olarak adlandırılır.
6-Mâsivâ: Allah’ın gayrısından temizlenme.
7-Hades: Hükm kirlilik.
8-Necîs: Dînen kir ve pis.
9-Hanefîler’e göre tavuk, kaz gibi kü mes hayvanlarının
dışkıları “necâset-i galîza” (ağır pislik), sığır, koyun, geyik gibi dört ayaklı
hayvanlarınla ise “necâset-i hâffe” (hafif pislik) olarak nitelendirilir.
İstincâ; temizlik yani büyük abdest bozulduktan sonra dışkı ve idrar
yollarında yapılacak dışkı, idrar vb. temizliğidir.
10-İstinkâ; taharetlenirken hiç
pislik kalmadığına kanaat getirinceye kadar temizlenmek, ayrıca erkeklerin
istibrâ yapmasıdır.
11-İstiskâ: Yağmur yağması için istiğ farda bulunup, duâ etmek demektir. 12-Özürlü kimseye mâzûr-mâzûre denilir.
13-Sünnet Namazlar; Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sü nnetleri
(revâtib) ifade etmekte,
14-Nâfile Namazlar
ise düzenli olmayarak çeşitli vesilelerle Allah’a yakınlaşmak
ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazları (reğaib) ifâde
etmektedir.
15-Namazın Farzları (Şurûtü’s-salât)
16-Erkânü’s-Salât: (Rükunları)
17-Kişinin
kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması da
(hurûc bi sun’ih) Ebû Hanîfe’ye gö re bir rükündür.
18-İsfâr: Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasıdır.
19-Taglîs: İkinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken sabah namazını kılmak.
20Tuma’nîne: Rükûduruşunda bir müddet beklemek.
21-Kavme: Rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sâkin oluncaya
değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek.
22-Tıvâl-i mufassal: Uzun sûreler olarak anılır. Hucurât sûresi ile Bürûc
sûresi arasındaki
sûreler bu grupta yer alır.
23-Evst-i mufassal: Orta uzunluktaki sû relere de denir. Bürûc sûresi ile Beyyine
sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır.
24-Kısâr-ı mufassal: Kısa sûreler diye anılır. Bunlar Beyyine sûresinden
Nâs
sûresine kadar olan sûrelerdir.
25-Tahmîd: Semia’llahülimen hamideh” dedikten sonra, “Rabbenâ leke’lhamd”
demek.
26-Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler.
27-Amel-i kesîr: Çok veya aşırı bir davranışta bulunmak demektir.
28- Ezân okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde
ses biraz daha yükseltilir. Buna teressül veya irtisâl denilir. Kâmet ise
duraklama yapmaksızın serî okunur. Buna da “hadır” denilir.
29-Namazı yalnız kılana münferid, imâma uyarak kılana muktedî denilir.
İmama uyan kişi (muktedî) için üç ayrı durum söz konusu olabilir. İmama
uyan kişi ya “müdrîk” ya “lâhik” ya da “mesbûk”tur.
30-Müdrîk: Namazı tamamen imâmla birlikte kılan kimseye denir.

24

Nisan
2012

PEYGAMBER EFENDİMİZİN YAKINLARI

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
PEYGAMBER EFENDİMİZİN YAKINLARI

GÜNLER NE GÜNLERDİ YA MUHAMMED!
– Peygamber efendimiz Kureyş kabilesindendir. Kureyş kabilesi ise aynı soydan gelmekteydi. Fertleri uzaktan, yakından birbirleriyle akrabaydı. Bu nedenle birbirlerine; amcamın oğlu, kardeşimin oğlu ya da amcamın kızı, kardeşimin kızı diye hitap etmekteydiler.
-İslam tarihindeki olayları tam manasıyla anlayabilmek, doğru irdeleyebilmek için peygamber efendimizle kavmi arasındaki akrabalık ilişkilerini de yakından bilmek gerekir.
-Peygamber efendimiz soyu konusunda dedesi Abdülmuttalib’ten sonra yirminci atasına kadar zikredilmesine izin vermiştir. Buna göre O:Muhammed (a.s.v) b. Abdullah b. Abdülmuttalib (Şeybe) b. Haşim (Amr) b. Abd-i Menaf (Mugire) b. Kusayy (Zeyd) b. Kilab b. Mürre b. Kâ’b b. Lüey b. Galip b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinâne b. Hüzeyme b. Müdrike (Amir) b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Maad b. Adnan’dır.
-Peygamberimizin soyu Adnan’dan kırk ata sonra İsmail b. İbrahim’e (a.s.) gelip dayanır.
-Peygamberimizin babası Haşim oğullarından Hz. Abdullah b. Abdülmuttalib’tir.
-Peygamberimizin annesi Zühre oğullarından Hz. Amine bint-i Vehb’tir. Bu nedenle Zühre oğulları peygamberimizin dayısı durumundadır.
-Ashab-ı Kiramdan Hz. Sa’d b Ebi Vakkas Zühre oğullarındandı. Peygamber efendimiz kendisine dayım diyerek iltifat buyururdu.
-Peygamberimizin anneannesi Abdüddar oğullarından Berre bint-i Abdüluzza’dır.
-Peygamberimizin babaannesi Mahzum oğullarından Fatıma bint-i Amr’dır.
-Peygamberimizin anne yönünden dedesi Vehb b. Abd-i Menaf b. Zühre’dir.
-Peygamberimizin baba yönünden dedesi Abdülmuttalib b. Haşim’dir.
-Peygamberimizin dedesi Abdülmutalib’in annesi Selma bint-i Amr hatun Medine’de oturan Neccar oğullarındandı. Bu nedenle Neccar oğulları peygamberimize dayı düşmekteydiler.
-Peygamberimizin dedesinin dedesi Abd. Menaf b. Kusayy’ın annesi Cürhümî’lerden (Huzaâ’lardan) Hubba Hatun idi.
-Sakiflerden Benî Sa’d b Bekir kabilesi peygamberimize süt anneliği ve kardeşliği yönünden yakındılar.
-Peygamberimizin büyük, büyük dedesi Kusayy b. Kilab’ın annesi Fatıma bint-i Sa’d, kocasının ölümünden sonra Kudaâ’lardan Rebia b Haram ile evlenmiş olduğundan peygamberimizle Kudaâlar arasında akrabalık bağı kurulmuştur.
– Babası Abdullah , Annesi Amine Hatundur
-Peygamberin (sas) babaannesinin ismi Fatıma’dır.
-Efendimiz’in (sas) anneannesinin adı Berre’dir.
-Efendimizin (a.s.m) halaları altı tanedir. İsimleri; Beyzâ, Berra, Atike, Safiyye, Erva, Ümeyme’dir. Bunlardan Atike, Safiyye, Erva iman etmiştir.
-Hz. Peygamber(a.s.m)’in Ferîda ve Fahita adında iki teyzesi vardır. İkisi de onun peygamberliğinden önce vefat etmiştir.
-ZEVCELERİ;Hatice ,Aişe ,Hafsa, Zeynep binti Caşh , Ümmü Seleme , Safiyye , Ümmü Habibe, Meymune , Sevde ve Cüveyriye (r a)
-CARİYELERİ; Mariye , oğlu İbrahim in annesi , Reyhane , Zeyneb Binti Caşhın bağışladığı bir cariye , bir savaştan Ona düşen güzel bir cariye.
-ÇOCUKLARI; Kasım , Zeynep , Rukiye, Ümmü Gülsüm , Fatıma , Abdullah ve İbrahim , ( İbrahim hariç hepsi Hz Hatice r a nındır.
-AMCALARI;Hz Hamza , Abbas , Ebu Talib , (adı Abdü menaftır) Ebu Leheb (adı Abdüluzza dır) Zubeyr, Abdulkabe , Muvakım , Dırar , Kusem , Muğıre , (lakabı : Haceldir ) Gaydak (adı Musabdır _ Nevfel olduğuda söylenmiştir) Avvam . { bunlardan yanalız Hamza ve Hz Abbas( r a ) Müslüman olmuştur.}[Amcalarının en yaşlısı Haris , en küçüğü Hz Abbas (r a) dır]
-HALALARI ; Safiyye, (Zübeyr Bin Avvam’ın annesidir) Atike , Berra , Erva , Ümeyme , Ümmü Hakim el Beyza {bunlardan Safiyye ve Erva Müslüman olmuştur.}
-TEYZELERİ ; Erva, Berre , Ümeyye , Ümmü Hakim ,
-ANNEANNESİ;Abdul Uzza kızı Berre , Berrenin annesi Esed kızı Ümmü Habib onun annesi de Avf kızı Berre dir. Böylece soy ağacı uzar gider.
-BABAANNESİ; Amr kızı Fatma dır . Amr babası Aid , Aidin babası İmran , onun ki de Mahzundur.
-Hamza’nın annesi Hâle ile Hz. Peygamber’in annesi Âmine amca çocuklarıydı. Yani Hz. Peygamber, amcası Hamza ile teyze çocuğu oluyordu. Ayrıca bir de bu iki kişi birbirinin sütkardeşiydi. Her ikisine de Ebû Leheb’in câriyesi Süveybe süt emzirmişti.
1-) Hz. Hamza, Hz. Peygamber’in amcasıdır,
2-) Hz. Hamza, Hz. Peygamber’in teyzesinin oğludur,
3-) Hz. Hamza, Hz. Peygamber’in sütkardeşidir.
-SÜT KARDEŞLERİ:Hz. Hamza, Ebû Seleme b. Abdi’l-Esed el-Mahzûmî, Abdullah b. Cahş,
-SÜT ANNELERİ:1- Süveybe,2- Halime-i Sâdiye,3- Ümmü Eymen(Adı Bereket)
– Peygamberimizin amcaoğulları:
1-Talib b. EbuTalib 2-Âkil b. Ebu talib 3-Cafer b. Ebu Talib (r.a) 4-Ali b. Ebu Talib (k.v)
5-Utbe b. Abdüluzza (Ebu Leheb) 6-Uteybe b. Abdüluzza (Ebu Leheb) 7-Abdullah b. Abbas (r.a)
8-Fadl b. Abbas (r.a) 9-Kusem b.Abbas (r.a)
-Peygamberimizin amcakızları:
1-Ümmü Hani Fahite bint-i Ebu Talib (r.anha)
2-Fatıma bint-i Hamza b. Abdülmuttalib (r.anha)
-Peygamberimizin halaoğulları:
1-Zübeyr b. Avvam ( Annesi Hz. Safiye bint-i Abdülmuttalip)
Zübeyr b. Avvam aynı zamanda Ümmülmüminin Hz. Hatice Bint-i Huveylid’in kardeşi Avvam’ın oğludur. Bu nedenle Hz. Hatice Zübeyr b. Avvam’ın halasıdır. Zübeyr b. Avvam’ın hanımı Esma Bint-i Ebu Bekir Ümmül-müminin Hz. Aişe Bint-i Ebubekir’in ablasıdır. Hz. Aişe Abdullah B. Zübeyr’in teyzesi olur.
2-Tuleyp b. Ümeyr (Annesi Hz. Erva Bint-i Abdülmuttalip)

Gel, ey Muhammed, bahardır…

Dudaklar ardında saklı

Âminlerimiz vardır…

Hacdan döner gibi gel;

Mi’râc’dan iner gibi gel;

Bekliyoruz yıllardır! Arif (Nihat Asya )

24

Nisan
2012

Hz .HAMZA’NIN MÜSLÜMAN OLMASI

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
Hz .HAMZA’NIN MÜSLÜMAN OLMASI

Hz. Hamza, Hz. Peygamber’in amcasıdır. Hz. Peygamber, annesi Âmine’nin vefatından sonra dedesinin himâyesinde kalırken amcaları Abbas ve Hamza ile birlikte aynı evde ikâmet etmiştir.
Hz. Peygamber’in dedesi Abdulmüttalib’in erkeklerden evlatlarından biri de Hz. Peygamberin babası Abdullah’tı. Bu erkek çocukların en küçüğü Abbas, onun bir büyüğü, yani aşağıdan yukarıya doğru ikincisi de Hamza’ydı. Hamza’nın annesi Hâle ile Hz. Peygamber’in annesi Âmine amca çocuklarıydı. Yani Hz. Peygamber, amcası Hamza ile teyze çocuğu oluyordu. Ayrıca bir de bu iki kişi birbirinin sütkardeşiydi. Her ikisine de Ebû Leheb’in câriyesi Süveybe süt emzirmişti. Maddeleştirecek olursak:
1-) Hz. Hamza, Hz. Peygamber’in amcasıdır,
2-) Hz. Hamza, Hz. Peygamber’in teyzesinin oğludur,
3-) Hz. Hamza, Hz. Peygamber’in sütkardeşidir.
Hz. Muhammed (s.a.v.), kırk yaşına gelip kendisine Yüce Allah tarafından peygamberlik görevi verildiğinde amcalarından dört tanesi hayattaydı. Bunlar Ebû Tâlib, Ebû Leheb, Hamza ve Abbas’tı. Ebû Tâlib ve Ebû Leheb diğer ikisine göre yaşlıydılar. Ebû Leheb, Hz. Peygamber’in İslâm dâvetini kabul etmedi. Her şeyi ile Hz. Peygamber’e, İslâm’a, Kur’ân’a ve Müslümanlara düşman oldu. Hicretten sonra Bedir zaferinin haberi Mekke’ye ulaştığında kahrından öldü. Hasta olduğu için kendisi savaşa katılamamış, yerine paralı asker göndermişti. Ebû Tâlib ise, Hz. Peygamber’e devamlı destek verdi, fakat kelime-i şehâdeti açıktan söyleyemeden öldü. Hz. Peygamber, bütün yakınlarını ve Mekkelileri İslâm’a dâvet ettiği gibi amcaları ile de özel ilgilenmiş onları devamlı İslâm’a dâvet etmiştir. Hz. Abbas, bu dâveti kabul etmiş, Müslüman olmuş ve fakat Müslümanlığını bir müddet gizlemiştir. Hz. Peygamber, Mekke fethine kadar Hz. Abbas’ın Mekke’de kalmasını istemiş, ondan Mekke’deki gizli Müslümanları destekleme konusunda yardım talep etmiş ve bir de müşriklerin haberlerini anında kendisine ulaştırmasını istemişti. Hz. Abbas da verilen bu görevleri en güzel şekilde yerine getirmişti.
Hz. Hamza’nın Müslüman olması biraz gecikti. Takdir edilen vakit ve saatin dolması gerekiyordu. Nihayet doldu ve beklenen an geldi. O’nun Müslüman olmasına bir olay sebep oldu. Olay şuydu: “Ebû Cehil, Safâ tepesi yakınında Rasûlullah (s.a.v.) ile karşılaştı ve O’na eziyet etti, hakaret etti, sözlü saldırıda bulundu, dinini ayıpladı, hizmetini engelleyecek eylemlerde bulundu. Rasûlullah (s.a.v.)’i tahrik etti, ama Rasûlullah (s.a.v.) onunla hiç konuşmadı ve ona sözlü ve fiilî mukabelede bulunmadı. Abdullah b. Cud’ân isimli şahsın azatlı câriyesi evinde otururken bu olup bitenleri izliyor ve Ebû Cehil’in ağır sözlerini işitiyordu. Sonra Ebû Cehil, oradan ayrılıp Kureyşliler’in, Kâbe yanındaki oturma yerine gitti ve onların yanına oturdu. Aradan çok zaman geçmeden Hz. Hamza, çıkmış olduğu avdan döndü; okunu, yayını kuşanmış bir vaziyette geldi. Hamza, iyi bir avcıydı. Okunu atar ve avını yakalardı. Avdan dönünce de Kâbe’yi tavaf etmeden evine gitmezdi. Önce Kâbe’yi tavaf eder, sonra Kureyş topluluğun yanına varır, onlara selam verir, onlarla konuşur, o gün avda karşılaştığı olayları onlara anlatır, sonra da evine dönerdi. Hamza o sıralarda kırk yaşının üstünde olmasına rağmen yine de genç, güçlü ve kuvvetli bir durumdaydı. Evine dönmek üzere olan Hamza’nın önüne Abdullah b. Cud’an’ın azatlı câriyesi çıktı ve ona şunları söyledi:
“Ey Hamza! Keşke, Ebû Cehil’in biraz önce yeğenin Muhammed’e yaptıklarını bir görseydin. Ebû Cehil, onu burada otururken buldu ve ona eziyet etti, hakaret etti. Ağza alınmayacak sözleri söyledi, onu çok üzdü, sonra da çekti gitti. Muhammed onunla hiç konuşmadı. O çekip gittikten sonra, Muhammed de buradan üzgün bir şekilde ayrılıp gitti.”
Câriyenin bu sözleri Hz. Hamza’yı Ebû Cehil’e karşı kin ve nefretle doldurdu. Evine gitmeden, tekrar Kureyş’in oturma yerine dönen Hz Hamza, elindeki yay ile Ebû Cehil’in kafasına vurdu ve kafasını kırdı. Ebû Cehil’e saldıran Hz. Hamza, bir taraftan da şöyle diyordu:
“Demek sen ona eziyet ediyor ve hakaret ediyorsun ha!..Ben de onun dinini seçtim; ben de onun dediğini diyorum. Şayet elinden gelirse beni de engelle bakayım!”
Hz. Hamza’nın, Ebû Cehil’e yaptıklarını gören Ebû Cehil’in yakınları, Hz. Hamza’ya karşı Ebû Cehil’e yardım etmek için yerlerinden fırladılar. Fakat Ebû Cehil:
“Hayır, yapmayın; yerlerinize oturun; Hamza haklıdır. Çünkü ben, onun yeğenine çok çirkin sözler söyledim, hakaret ettim.”
Bu olay üzerine Müslüman olan Hz. Hamza, Uhud savaşında şehit oluncaya kadar yeğeni Muhammed (s.a.v.)’in koruyucusu oldu, onu takip etti, ona yardım etti. O’nun Müslüman olması, Müslümanları sevindirdi; müşrikleri çok üzdü. Hz Hamza’nın Müslüman olması ile Müslümanlar kuvvetlendi. Müşrikler güç kaybetti. Bu olaydan kısa bir müddet sonra Hz. Peygamber’i öldürmeye giden Hz. Ömer de Müslüman olunca müşrikler hepten yıkıldılar. Yıkılsınlar zâlimler, canları cehenneme ! değil mi?( Mustafa Ağırman)

24

Nisan
2012

KUTLU DOĞUM KONFERANS NOTLARI-8

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
KUTLU DOĞUM KONFERANS NOTLARI-8

Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN 2012 KUTLU DOĞUM HAFTASINDA İÇTEN KONUŞTU.
Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Hz. Muhammed’in doğumunun 1441.nci yılı anısına il ve ilçelerde düzenlenen “ Peygamber Efendimizin Kardeşlik ahlakı ve Hukuku ” konulu konferanslarda Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN içten ve yürekten konuştu.Her konferansında büyük ilgi gördü.Toplumun her kesimine hitap etti.Yaralı gönüllere merhem oldu.Hem anlattı hem yaşattı ve duygulandırdı.
2012 yılı Kutlu Doğum Haftası münasebeti dolayısıyla yaptığı bir konferansında özetle:”Hz. Muhammed’in sütannesi Halîme’nin Şeymâ, Enîse ve Abdullah adında üç çocuğu vardı. Eşi ve çocuklarının babası Hâris’le birlikte evin nüfusu beş kişiydi. Hz. Muhammed ile birlikte bu nüfus altı oldu. Süt emzirme müddeti olan iki yılın sonunda Hâris ve Halîme, Hz. Muhammed’i getirip öz annesi Âmine’ye teslim ettiler. Ücretlerini alıp evlerine dönecekleri zaman Âmine, Halîme’ye “Ey Halîme! Şu anda Mekke’de salgın bir çocuk hastalığı var. Götürüp yavruma biraz daha bakar mısın?” dedi. Halîme, Âmine’nin bu teklifinden çok memnun oldu. Zaten, bu çocuktan bir türlü ayrılmak istemiyordu. Çünkü bu çocuk, evlerine ve bölgelerine bereket getirmişti. Çocuğu alıp yaylalarına geri döndülerSütannesi Halîme’nin evine geri dönen Hz. Muhammed, dört yaşına kadar burada kaldı. Sütkardeşi Abdullah, süt ablaları Enîse ve Şeymâ ile çok güzel günler geçirdi. Açık havada, kırda, bayırda birlikte oynadılar. Şeymâ kardeşlerine hem ablalık hem de annelik yaptı; onlarla çok yakından ilgilendi.

Hz. Muhammed (s.a.v.), dört yaşında öz annesi Âmine’nin yanına geldi. O gelinceye kadar evde iki hanım birlikte yaşadılar. Hz. Muhammed, iki yıl, evin üçüncü kişisi olarak onlarla birlikte yaşadı. Belki de hayatının en güzel günlerini işte bu iki yıl içerisinde annesi Âmine ve dadısı el- Bereke ile birlikte geçirdi. Hz. Muhammed, altı yaşına gelince bu üç kişi birlikte Medine’ye gittiler. Bir ticaret yolculuğundan dönerken Medine’de vefat eden ve dayıları tarafından oraya defnedilen Abdullah’ın kabrini ziyaret edip Mekke’ye döneceklerdi; öylede yaptılar. Abdullah’ın kabrini ziyaret ettiler; biraz da akrabaları olan Neccar oğullarında misafir kaldılar. Sonra da Mekke’ye dönmeye karar verdiler. Dönüş yolunda Ebvâ denilen köyde Âmine Hâtun rahatsızlandı ve orada vefat etti. Yetim olarak dünyaya gelen Hz. Muhammed, şimdi de annesini kaybetmiş ve öksüz kalmıştı. Yetim ve öksüz Hz. Muhammed’i E bvâ’dan Mekke’ye getiren el-Bereke, onu dedesi Abdülmüttâlib’e teslim etti ve ona iki yıl da dedesinin evinde baktı.

Hz. Muhammed, altı yaşında dedesinin evine geldiğinde amcası Abbas sekiz (veya dokuz) yaşlarında, diğer amcası Hamza da dokuz (veya on) yaşlarındaydı. Hz. Muhammed, dedesinin evinde kaldığı iki yılını bu amcaları ile birlikte aynı çatı altında geçirdi. Kendisi sekiz yaşına geldiğinde dedesi Abdülmüttâlib vefat etti. Bu sefer de öz amcası Ebû Tâlib onu himâyesine aldı. Haşim oğulları, Habeşistanlı esmer hizmetçi kızcağız el-Bereke’ye evlenme izni verdiler. O da Ubeyd ile evlendi. Ondan Eymen adında bir oğlu olduğu için kendisine Eymen’in annesi mânâsında “Ümmü Eymen” künyesi verildi.

Sekiz yaşında, amcası Ebû Tâlib’in evine gelen Hz. Muhammed, Hz. Hatîce ile evlendiği yaş olan yirmi beş yaşına kadar amcasının evinde kaldı. Amcası Ebû Tâlib ve amcasının hanımı Fâtıma bint Esed, evlerinin devamlı misafiri Hz. Muhammed’i kendi çocuklarından ayırmadılar, on yedi yıl bu yetim ve öksüze kendi çocukları gibi baktılar. O sırada, Ebû Talib ve Fâtıma çiftinin kendi çocukları da vardı. Hz. Peygamber’in bu evdeki çocukluk ve gençlik yılları amcasının çocukları Tâlib, Ümmü Hânî, Akîl ve Câfer ile birlikte geçti. Hz. Muhammed amcasının evinde kendi evindeymiş gibi yaşadı. Amcasının çocukları ile birlikte büyüdü. Yaşı biraz ilerledikten sonra amcasına yardımcı oldu, onun hayvanlarını güttü. On iki yaşında, amcası Ebû Tâlib ile Şam’a; on yedi yaşında da diğer amcası Zübeyir ile Yemen’e seyahat etti. Amcaları, yeğenleri Hz. Muhammed’i çok severlerdi.

Amcası Ebû Tâlib, yirmi beş yaşına gelen Hz. Muhammed’i, Hz. Hatîce ile evlendirdi. Artık onun da bir evi ve huzurlu bir yuvası vardı. Hz. Hatîce, onun için kıymetli bir eş, doğacak çocukları için de tecrübeli bir anneydi. Kâsım, Abdullah, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fâtıma bu yuvanın öten bülbülleri ve kokan gülleri oldular. Kâsım ve Abdullah küçük yaşlarda vefat ettiler. Zeyneb, teyzesinin oğlu Ebu’l-Âs ile, Rukiyye ise Hz. Osman ile evlendiler. Hatîce annemiz, diğer iki kızının evliliğini göremeden Mekke döneminde, peygamberliğin onuncu yılında vefat etti. Hz. Hatîce, peygamber evinin direğiydi. Kendisi ilk Müslüman’dı. Hz. Peygamber’in en büyük destekçisiydi. Vefalı, sâdık bir eş; cefakâr bir anneydi. Mümin ve Müslüman hanımların onu çok iyi tanımalarını ve kendisini örnek almalarını tavsiye ederim. Günümüz hanımlarının, Hz. Peygamber’i ve onun dâvâsını çok iyi anlayan ve ona yardımcı olan bu hanımefendiden öğrenecekleri çok şey var.

Hz. Hatîce vefat ettiği zaman Hz. Peygamber’in evinde kendisi ile birlikte dört kişi vardı. Kendisi, iki kızı, bir de evinin devamlı misafiri Hz. Ali. Bilindiği gibi Hz. Ali, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’in oğludur. Peygamberimiz otuzbeş yaşlarındayken amcası Ebû Tâlib’in maddî durumu bozulmuştu. Amcası Abbas ile birlikte Ebû Tâlib’e gittiler, onun oğullarından birer tane alıp evlerine getirdiler. Abbas, Cafer’i aldı yanına; Hz. Peygamber’de Ali’yi aldı. Hâşim oğulları âilesi birbirlerine çok tutkun idiler. Âile içindeki yetim ve öksüzlere sahip oldukları gibi, maddî durumu bozulanlara da yardımcı oluyorlardı. Hz. Peygamber, küçük yaşlarda yanına aldığı Ali’yi besledi, büyüttü ve kızı Fâtıma’yı onunla evlendirdi.

Hz. Muhammed sadece bir bölgenin, bir yörenin, bir iklimin ve bir ırkın değil, bütün insanlığın şefkat ve merhamet kaynağıdır. Onun rahmeti ve merhameti her şeyi ve bütün âlemi kuşatmakta sonsuz şefkati en çok beşeri münasebetlerde ortaya çıkmakla birlikte cansız varlıklardan bitkilere ve hayvanlara varıncaya kadar bütün varlıkları kapsamaktadır. Onun şefkat ve merhametini en şahika örneklerini görmek için sadece insani ilişkilerini incelememiz yeterlidir. Çünkü O, lanet için değil rahmet için gönderilmiş bir peygamberdi.” dedi.

Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz

Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.” (Aclûnî, 1/132)
“Muhacirlerden ve Ensardan İslam’a girmekte ilk önce geçenler ile bunlara güzelce tâbi olanlar… Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah’tan razı oldular. Allah onlara altlarından nehirler akan Cennetler hazırladı ki, içlerinde sonsuz kalacaklar. İşte büyük kurtuluş bu.” (Tevbe Sûresi, 100)
“Ümmetimin en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır…”
“Ashabıma sövmeyin! Canımı kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki herhangi biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin bir ölçek hatta yarım ölçek sadakasına ulaşamaz.”
“Sünnetime ve benden sonra gelecek, halka kılavuzluk eden raşit halifelerin sünnetine yapışın. Onlara iyi tutunun ve ona sımsıkı sarılın.”
Ömer Radıyallahu anh Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptıklarını sebebini araştırmaksızın aynen yapardı. O Haceri Esved hakkında;
“Çok iyi biliyorum ki sen bir taşsın, senin ne zararın olur, ne faydan. Eğer Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in seni öpüp selamladığını görmeseydim bunu yapmazdım.”
İbni Ömer radıyallahu anh Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin Kabe içerisinde nerede namaz kıldığını Bilal radıyallahuanhden öğrenmiş ve orada namaz kılmıştır.
İbni Ömer radıyallahu anh Mekke ile Medine arasında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in gölgelendiği ağaca gidip onu sulamıştır.

Hz EBÛ BEKR-İ SIDDÎK Peygamberlerden sonra insanların en üstünü
Hz ÖMER Adâletin timsâli ikinci büyük halîfe
Hz OSMAN Meleklerin bile hayâ ettiği halîfe
Hz ALİ BİN EBÎ TÂLİB Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı
ABDURRAHMAN BİN AVF Cennetle müjdelenen on sahâbîden biri
EBÛ UBEYDE BİN CERRÂH Cennetle müjdelenen ümmetin emîni
SA’D BİN EBÎ VAKKÂS Resûlullahın okçusu
TALHÂ BİN UBEYDULLAH İlk Müslüman olanlardan
ZÜBEYR BİN AVVÂM Cennetle müjdelenenlerden
ABBÂS BİN ABDÜLMUTTALİB Peygamberimizin amcası
ABDULLAH BİN ABBÂS Tefsîr âlimlerinin şâhı
ABDULLAH BİN AMR BİN ÂS Hadîs-i şerîf yazması ile meşhûr sahâbî
ABDULLAH BİN CAHŞ Uhud şehitlerinden
ABDULLAH EBUBEKRİ SİDDÎK Hz Ebu Bekir’in oğlu
ABDULLAH BİN HANZALA Meleklerin yıkadığı sahâbînin oğlu
ABDULLAH BİN HUZÂFE Resûlullahın elçilerinden
ABDULLAH BİN MES’ÛD Kur’ân-ı kerîmi açıktan okuyan ilk sahâbî
ABDULLAH BİN ÖMER En çok hadîs bilen sahâbîlerden
ABDULLAH BİN REVÂHA Resûlullahın şâiri
ABDULLAH BİN SELÂM Bedir’de babasına karşı savaşan sahâbî
ABDULLAH BİN SÜHEYL Tevratta Resûlullahın alâmetlerini görüp Müslüman olan sahâbî :
ABDULLAH BİN ZEYD Sâhib-ül ezân
ABDULLAH BİN ZÜBEYR Medîne’de muhâcirlerden ilk doğan sahâbî :
ADİ BİN HÂTİM TÂİ Âilece cömert olan sahâbî
ÂMİR BİN FÜHEYRE Meleklerin defnettiği sahâbî
AMMÂR BİN YÂSER Şehîd oğlu şehîd
AMR BİN ÂS Meşhûr Arab dâhîlerinden
ÂSIM BİN SÂBİT Arıların koruduğu sahâbî
BERÂ BİN ÂZİB Kıblenin değiştiğini haber veren sahâbî
BEŞİR BİN SA’D Hz Ebû Bekir’e ilk bîât eden sahabî
BİLÂL-İ HABEŞİ Peygamber efendimizin müezzini
BÜREYDE BİN HASİB Resûlullahın sancaktarı
CÂBİR BİN ABDULLAH Sahâbenin en çok hadîs bildirenlerinden
CA’FER-İ TAYYÂR Cennete uçarak giden sahâbî
DIHYE-İ KELBÎ Cebrâil aleyhisselâmın, şekline girdiği sahâbî
EBÛ DÜCÂNE Peygamber efendimizin fedâisi
EBÛ EYYÛB-EL ENSÂRÎ Mihmândâr-ı Resûlullah
EBÛ HÜREYRE En çok hadîs-i şerîf rivâyet eden sahâbî
EBÛ KATÂDE Resûlullahın süvârilerinden
EBU LÜBÂBE Tevbesi ile meşhûr sahâbî
EBÛ MÛSEL-EŞ’ARÎ Kur’ân-ı kerîmi en iyi okuyan sahâbîlerden
EBÛ SA’ÎD-İ HUDRÎ Çok hadîs rivâyet eden yedi sahâbîden
EBÛ SELEME Tek başına hicret eden sahâbî
EBÛ TALHÂ Resulullahın fedâisi
EBÛ ZER GIFÂRÎ Gıfarî kâbilsenin reisî
EBÜDDERDÂ Kâdılık yapan sahâbîlerden
ENES BİN MÂLİK Resûlullahın hizmetçisi
ERKAM BİN EBİ’L ERKAM Evi ilk vakıf olan sahâbî
ES’AD BİN ZÜRÂRE Câhiliye devrinde de tek bir Allaha inanan sahâbî
FEYRÛZ BİN DEYLEMÎ Yemenli sahâbîlerden
HABBÂB BİN ERET İlk Müslüman sahâbîlerden
HÂLİD BİN SA’ÎD BİN ÂS İlk Müslüman olan sahâbîlerden
HANZALA BİN EBÛ ÂMİR Meleklerin yıkadığı sahâbî
HUBEYB BİN ADİY Darağacında ilk namaz kılan sahâbî
HUZEYFE BİN YEMÂN Sevgili Peygamberimizin sırdaşı
Hz HAMZA Şehîdlerin efendisi
KÂ’B BİN MÂLİK Peygamber efendimizin şâirlerinden
MİKDÂD BİN ESVED Resûlullahın süvârilerinden
MUHAMMED BİN MESLEME Resûlullah efendimizin fedâîlerinden
MUS’AB BİN UMEYR İslâmda ilk öğretmen
MU’ÂZ BİN CEBEL Helâl ve harâmı iyi bilen sahâbî
NEVFEL BİN HÂRİS Hâşimoğullarının en yaşlısı
NU’MÂN BİN MUKARRİN Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından
OSMAN BİN MAZ’ÛN Medîne’de ilk vefât eden muhâcir sahâbî
OSMAN BİN TALHÂ Kâbe’nin hizmetinde olan sahâbî
SÂBİT BİN KAYS Peygamber efendimizin hatîblerinden
SA’D BİN MU’ÂZ Ensârın en hayırlılarından
SA’D BİN REBİ Şehîd olurken nasîhat eden sahâbî
SAİD BİN ÂMİR Hz Ömer’e benzeyen vâli
SÂLİM MEVLÂ EBÛ HUZEYFE Kur’ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan
SEHL BİN HANİF Eshâb-ı kirâmın okçularından
SEHL BİN SA’D Medîne’de en son vefât eden sahâbî
SELEME BİN EKVÂ Piyâdelerin en hayırlısı
SELEME BİN HİŞÂM Kardeşlerinin işkence ettiği sahâbî
SELMÂN-I FÂRİSİ Ehl-i beytten sayılan İranlı sahâbî
SEVBÂN Resûlullahın hizmetçisi
SÜMÂME BİN ÜSÂL Yemâme kabîlesi reisi
TUFEYL BİN AMR Işık Saçan Sahâbî
UBÂDE BİN SÂMİT Akabe bî’atlerinde kavminin temsilcisi olan sahâbî
UKBE BİN ÂMİR Eshâb-ı suffadan
ÜBEYY BİN KÂ’B Kırâati ile meşhûr sahâbî
ÜSÂME BİN ZEYD Resûlullahın çok sevdiği sahâbîlerden
ÜSEYD BİN HUDAYR Eshâb-ı kirâmın sancaktarlarından
VELÎD BİN VELÎD Kardeşleri tarafından işkence gören sahâbî
ABDULLAH BİN ATİK Medîneli ilk Müslümanlardan
ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTÛM Peygamberimizin müezzinlerinden
ABBAS BİN UBÂDE Ensarın muhaciri diye tanınan sahabî
CÜVEYRİYYE BİNTİ HÂRİS Müminlerin annelerinden
EBU RAFİ Peygamberimizin azatlı kölelerinden
EBU SÜFYAN BİN HÂRİS Peygamberimizin süt kardeşi
FÂTİMA BİNTİ ESED Hz Ali’in annesi
HACCAC BİN ILAT Mekkeli sahabilerden
HADİCE-TÜL KÜBRA Peygamberimizin ilk hanımı
HAFSA BİNTİ ÖMER Peygamberimizin hanımlarından
HÂLİD BİN VELİD Allahın kıIıcı lâkabı ile tanınan kumandan Sahâbî
HALİME HATUN Peygamberimizin sütannesi
HAMNE BİNTİ CAHŞ Peygamber efendimizin halasının kızı
HANSA HATUN Meşhur kadın şair sahabilerden
HASSAN BİN SABİT Peygamber efendimizin şairlerinden
HÂTİB BİN EBİ BELTEA Peygamber efendimizin elçilerinden
Hz AİŞE-İ SIDDIKA Peygamberimizin hanımlarından
Hz FÂTIMA Peygamberimizin en sevgili kerimesi
Hz HASAN Cennet gençlerinin efendisi
Hz HÜSEYİN Cennet gençlerinin seyyidi
Hz REYHANE Peygamberimizin hanımlarından
HZ SAİD BİN ZEYD Cennetle müjdelenenlerden
İKRİME BİN EBİ CEHİL Meşhur İslâm kumandanlarından
İMRÂN BİN HUSAYN Meleklerle konuşan Sahâbî
KÂ’B BİN ZÜHEYR Peygamberimizin hırkasını verdiği şâir Sahâbî
KATADE BİN NU’MAN Eshab-ı kiramın okçularından
MEYMUNE BİNTİ HÂRİS Peygamberimizin hanımlarından
MUĞİRE-TEBNİ ŞU’BE Meşhûr beş dâhiden biri olan Sahâbî
RİBİ BİN ÂMİR Eshab-ı kiramın elçilerinden
SA’D BİN UBÂDE Ensârın sancaktarlarından
SAFİYYE BİNTİ ABDÜLMUTTALİB Peygamberimizin halası
SAFİYYE BİNTİ HUYEY Peygamberimizin hanımlarından
SEDDAD BİN EVS Ailece müslüman olan sahabilerden
SEVDE BİNTİ ZEM’A Peygamberimizin hanımlarından
SÜRÂKA BİN MÂLİK Eshâb-ı kirâmın süvârilerinden
UKAYL BİN EBİ TÂLİB Hz Ali’nin abisi
ÜMM-İ EYMEN Peygamberimizin dadısı
ÜMM-İ HABİBE Peygamberimizin hanımlarından
ÜMM-İ HÂNİ Hz Ali’in kızkardeşi
ÜMM-İ HİRAM Hala sultan olarak tanınan kadın sahabi
ÜMM-İ RUMAN Hz Ebu Bekir’in hanımı
ÜMM-İ ŞERİK Devsli muhacir hanım sahabîlerden
ÜMM-İ ÜMARE NESİBE HATUN Eshabın kadın kahramanlarından
VAHŞİ Yalancı peygamber Müseyleme’yi öldüren sahabî
ZEYD BİN DESİNNE Darağacından Resulullaha selam gönderen sahabî
ZEYD BİN HÂRİSE İlk îman eden köle
ZEYD BİN SÂBİT En meşhur vahiy kâtibi Sahâbî
ZEYNEB BİNTİ CAHŞ Peygamberimizin hanımlarından
Allah c c nun bir değil binlerce Selamı ve Rahmeti Efendimiz (s a v)ın
ve O’nun Al ve Ashabının üzerine olsun.

23

Nisan
2012

MELEKLERİN KORUDUĞU İKİ ŞEHİR HAREMEYN

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
MELEKLERİN KORUDUĞU İKİ ŞEHİR HAREMEYN

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Mekke ile Medine dışında, deccâlin ayak basmadığı bir yer kalmaz. Mekke ile Medine’nin bütün yollarında saf tutmuş melekler bu iki şehri korur. Deccâl kumlu, çorak bir yere iner. Ardından Medine üç defa sarsılır; Allah Teâlâ orada bulunan kâfir ve münafıkları dışarı çıkarır.”
Müslim, Fiten 123. Ayrıca bk. Buhârî, Fezâilü’l-Medîne, 9, 26, 27, Tevhîd 31; İbni Mâce, Fiten 33
Açıklamalar
Hadisimiz deccâl belâsının bütün dünyayı kaplayacağını ve Mekke ile Medine dışındaki bütün yerleşim bölgelerini dolaşacağını, herkesin bu imtihana tâbi tutulacağını göstermektedir. Allah Teâlâ iki harem bölgesini, yani Mekke ile Medine’yi ve dolayısıyla orada bulunan samimi müslümanları deccâlden koruyacaktır. Deccâl şüphesiz bu iki şehre de girmek isteyecek, ama meleklerin Mekke ile Medine’ye giden bütün yolları tutup koruduğunu görünce, oralara girme cesaretini gösteremeyecektir. Medine’nin üç defa sallanıp sarsılmasının sebebi, anlaşıldığına göre samimi olan mü’minlerle samimi olmayanları meydana çıkarmak, kâfir ve münafıkların gönlünde deccâle karşı doğacak ilgi ve sevgiyle birlikte onları bu mübarek beldelerden dışarı atmak içindir. Nitekim yukarıda kaynağı verilen hadislerin bir kısmında, Medine’de meydana gelecek üç sarsıntıdan sonra her kâfir ve münafığın deccâlin yanına gideceği ifade edilmektedir. Bu işlem sonunda orada sadece gerçek mü’minler kalacaktır. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz, Cenâb-ı Hak tarafından Medine’ye hicret etme emrini aldığı zaman, oranın iyiliğini anlatmak üzere, “Demirci körüğü demirin kirini giderdiği gibi Medine de içindeki kötü insanları dışarı atar” buyurmuştur (Buhârî, Medine 2; Müslim, Hac 487, 488).

23

Nisan
2012

MUKADDES BELDE MEDİNE

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
MUKADDES BELDE MEDİNE

Harameyn, yani iki harem bölgesi adı verilen Mekke ve Medîne şehirleri mukaddes topraklar… Her birinin ayrı bir güzelliği ve özelliği var. Mekke’de, müminlerin kıblesi, ALLAH’ın evi «Kâbe»; Medine’de âşıkların meskeni, iki cihân güneşi «Peygamber Efendimiz’in kabr-i şerifi» var.
Her taşı toprağı Peygamber kokan bir nurlu şehir.,herkesin Efendimizi misafir etmek istemeleri,Halid bin Zeyde misafir olma olması,.Peygamberin ilk defa Medine toprağına girerken karşılanışı,Peygamber Efendimizin çocuklara beni seviyormusun deyişi, çocukların seni seviyoruz hep bir ağızdan demeleri, Mescid-i Nebi yerinin iki yetim Sehl ve Suheylin kendi rızaları ile vermek istemelerime rağmen on altın karşılığında Hz.Ebukerin ödemesiyle yapılması,muhacır ve ensarın kardeşlik bağlarının kurulması,Mescid-i Nebi yanında Ümmehatul Mümin(Müminlerin annelerinin odalarının ,Ehl-i Suffe için yatıp kalkmaları ve ilk yatılı universitesinin kurulması ,İçinde 10 bin sahabenin yattığı Baki Mezarlığının dost sahabeye kabristan olması,Mescid-iNebi dışındaki diğer mescidlerin bizlere hatırlatıkları Efendimizin hatıraları ile süslü bu şehirde her bir yapı bize O’nunla ilgili neleri hatırlatmaktadır? Uhud, Eba Eyyub’un evi, Cennet Bahçesi ve diğerleri. O’nun ayak bastığı bu kutlu topraklar nelere şahit olmuşlardır? Hicaz Demiryolu’nun son noktası olan Medine İstasyonu bizlere neler hatırlatmaktadır? Mescid’i Nebevi’de Hz. Peygamber itikafa nerede çekiliyor, heyetleri nerede karşılıyor, gelen Kur’an Ayetlerini insanlara nerede bildiriyordu? Uhud ve Hendek Savaşları nerede olmuş, Peygamberimiz Uhud Dağı’nın neresinde sahabeleri ile savunmaya çekilmiştir? Gözyaşartan manzaralara şahit olan Hz.Osman ve Hz.Ali Kuyuları nerededir ve ne durumdadır? Her taşın bir mukaddes hatırayı sakladığı bu Mukaddes Beldelerde daha nice hatıralar var.
Peygamberimiz, Veda haccında Arafat hutbesini, Kusva’nın üzerinde irad buyurmuş,onun üzerinde hicret etmiş ve Medine şehrine girmişti. Kasva, Peygamberimizin, Ced’a ve Adba adlariyle de, anılan bu deve Hz. Ebu Bekir’in Halifeliği zamanında Baki’ kabristanına bırakıldı. Orada, kendi halinde yayıla yayıla öldü.
Abbas bin Ubâde hazretleri, Uhud gazasında Hz. Peygamberimizin mübârek dişinin şehîd olduğunu ve Eshâb-ı kirâmın (r.anhüm) dağılmakta olduğunu görünce yanına Hz. Hazrec ile Hz. Evs’i alarak dağılan Eshâb-ı kirâma şöyle bağırdı: “Ey kardeşlerim! Bu uğradığımız musîbet, Peygamberimize karşı isyanımızın neticesidir. Dağılmayınız! Peygamberimizin etrafına geliniz! Eğer bizler, koruyucuların yanında yer almaz da, Resûlullaha bir zarar gelmesine sebep olursak artık Rabbimizin katında bizim için ileri sürülecek bir mazeret bulunmaz!” diyerek iki arkadaşıyla ileri atıldılar. “Allah Allah” nidalarıyla önlerine gelenle döğüşmeye başladılar. Peygamber efendimizin uğrunda, O’nu korumak için şehîd oluncaya kadar kahramanca çarpıştılar. Akşam üzeri onu, kanlar içinde şehîd olmuş buldular. Peygamberimiz (s.a.v.) Uhud’da şehîd olan Eshâb-ı kirâm için “Vallahi, Eshâbımla birlikte ben de şehîd olup Uhud dağının bağrında gecelemeyi ne kadar isterdim.” “Ben, bunların, Allahü teâlânın yolunda hakîki şehîd olduklarına kıyâmet gününde şahidlik edeceğim” buyurdular.

23

Nisan
2012

Resulullah Efendimizin (sav)’in Temizliği

Yazar: arafat  | Kategori: iSLAM TARiHi | Yorum: Yok
Resulullah Efendimizin  (sav)’in Temizliği

1-Peygamberimiz (s.a.v.)’in Saç ve Sakal Bakımı
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) temizliğe çok önem verdiği için, saç ve sakal bakımına da önem vermiştir. Bazı kaynaklarda onun yanında daima tarak, ayna, misvak, kürdan, makas, sürmedan gibi eşyalar bulundurduğu bildirilmektedir.(Ali el-Kari, Cem’ul-Vesail fi Şerh’iş- Şemail, İstanbul, s. 96-97)
2-Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına da aynı tavsiyelerde bulunmuş ve “Kim saç bırakmışsa, onun bakımına dikkat etsin”(Ebu Davud, Sünen, IV, 74, nu:4062) şeklinde buyurmuşlardır.
3-“Bir gün Peygamber (s.a.v.) sahabelerinin yanına çıkacağı zaman küpteki suya bakarak sarığını ve sakalını düzeltti ve şöyle dedi: ‘Allah kardeşlerinin yanlarına çıkarken kulunun kardeşleri için süslenmesini sever.’ (İbn Adiyye el-Kamil; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 679)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Giyim Tarzı
4-“Allah güzeldir, güzelliği sever, güzel giyinmek kibir değildir, kibir (mazhar olduğun nimeti kendinden bilip) hakkı reddetmek, halkı hakir görmektir.” (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 7. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 208)
5-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in torunu Hz. Hasan (r.a.), onun giyim konusundaki görüşünü şöyle ifade etmiştir:
6-“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize elde ettiğimizin en iyisini giymemizi ve bulabildiğimiz en hoş kokuları sürmemizi emrederdi.”(Buhari, et-Tarih’ul-Kebir, I, 382, nu:1222)
7-İbnu Abbas (ra) anlatıyor:
“Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam üzerinde mümkün olan en güzel elbiseyi gördüm.” (Ebu Davud., Libas 8, (4037); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.69)
8-Ümmü Seleme (ra) anlatıyor:
“Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’ in en çok sevdikleri elbise çeşidi, gömlek (kamis) idi.” (Et-Tirmizi İmam Ebu İ’sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 85)
9-El-Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
“Kırmızı desenli elbisenin, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kadar bir başkasına yakıştığını görmedim. Bu kıyafetle Resulullah (s.a.v.)’i gördüğümde, mübarek saçları, omuzlarına değecek kadar sarkmıştı.”(Et-Tirmizi İmam Ebu İ’sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 94)
10-Semüre b. Cündüb (r.a.) rivayet ediyor:
“Hazreti Peygamber (s.a.v.): “Beyaz elbise giyiniz. Zira o, son derece temiz ve hoştur” buyurmuşlardır”(Et-Tirmizi İmam Ebu İ’sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.98)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Dış Kıyafetleri
11-Eşa’s b. Süleyn (ra) anlatıyor:
“Bana halam anlattı. Ona da amcası anlatmış. Halamın amcası demişti ki: Bir gün Medine sokaklarında izarımı (o dönemde kullanılan bir kıyafet) sürüyerek yürüyordum. Bu sırada arkamdan bir ses işittim: “İzarını yukarı kaldır. Zira izarın yerde sürünmemesi, onun daha temiz kalmasını ve uzun müddet dayanmasını sağlar” diyordu. Arkama dönüp baktığımda bu sözleri söyleyenin Resulullah Efendimiz (s.a.v.) olduğunu gördüm.”(Et-Tirmizi İmam Ebu İ’sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.154)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Güzel Kokusu
12-Enes b. Malik (ra) şöyle ifade etmektedir:
“Resulullah Efendimiz (s.a.v.) Medine sokaklarının birinden geçtiğinde O’nun misk gibi kokusu hemen sezildiğinden, halk o yoldan Hazreti Peygamber (s.a.v.)’in geçtiğini söylerlerdi. Bizler, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in gelişini, kokusunun güzelliğinden anlardık.” (İbn Sa’d Tabakat, I, 398-399; Mecme’uz Zevaid, VIII, 282; el-Metalib’ül-Aliye, IV , 25; Behcet’ül Mehafil, II, 254; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul, 1998, s.280)
13-İbn-i Ebi Adi, Humeyd, Enes (ra)’den:
Resulullah (s.a.v.)’in elinden daha yumuşak ne bir yün kumaşı, ne de bir ipeğe (hayatımda) dokunmadım. Resulullah (s.a.v.)’in kokusundan daha güzel (kokan) bir kokuyu da koklamadım. (Buhari, 1/503; Müslim, 2/257; İbn-i Kesir, Peygamberimizin Şemaili, Mucizeleri, Çelik Yayınevi, s. 46)
Peygamberimiz (s.a.v.)’in Temizliği Tüm Müslümanlara Örnektir
14-“ŞÜPHE YOK Kİ YÜCE ALLAH TEMİZDİR, TEMİZLİĞİ SEVER. İKRAMI BOLDUR, İKRAMI SEVER. CÖMERTTİR CÖMERTLİĞİ SEVER. ARTIK EVLERİNİZİN ÇEVRESİNİ TEMİZ TUTUN.” (Et-Tıbbün Nebavi S:216)

15- Peygamberimiz (s.a.v.)’in  Vefat  esnasında dişlerinin temizliğine önem vermesi
Resûlullah Aleyhisselamın başını göğsüme yasladığım sırada kardeşim Abdurrahman elinde bir misvakla eve girmişti.Resûlullah Aleyhisselam ona ve elindekine baktı . Misvakı istediğini anladım.´Yâ Rasûlallah! Bu misvakı senin için alıp  sana vermemi arzu eder misin?1 diye sordum.Başıyla ´Evet!´ diye işaret buyurdu. Ben de misvakı yumuşatıp kendisine verdim.Resûlullah Aleyhisselamın hiçbirzaman misvakla dişlerini bu derece şiddetli,bu kadar güzel oğuşturduğunu görmemiş gibiyim.Sonra misvakı bıraktı, misvak elinden düştü.”


23

Nisan
2012

MEDİNE GÜLÜ

Yazar: arafat  | Kategori: MEDiNE iLAHiLERİ | Yorum: Yok
MEDİNE GÜLÜ

Ne kadar da çok sevmişiz seni
Medine gülü MUHAMMED Nebi
Sen bu ümmetin solmayan gülü
Medine gülü MUHAMMED Nebi

Medine gülü Medine gülü
Ümmetin solmayan gülü
Salat selam olsun sana
Ey peygamber Ey yüce Resul

Yusuf güzelliğin senden almıştır
Medine gülü MUHAMMED Nebi
Senden daha güzel üstünü yoktur
Medine gülü MUHAMMED Nebi

Medine gülü Medine gülü
Ümmetin solmayan gülü
Salat selam olsun sana
Ey peygamber Ey yüce Resul

Biz ümmetin seni görmeden sevdik
Medine gülü MUHAMMED Nebi
Senin için gözden yaşları döktük
Medine gülü MUHAMMED Nebi

Medine gülü Medine gülü
Ümmetin solmayan gülü
Salat selam olsun sana
Ey peygamber Ey yüce Resul

23

Nisan
2012

SELAM OLSUN MEDİNEYE

Yazar: arafat  | Kategori: MEDiNE iLAHiLERİ | Yorum: Yok
SELAM OLSUN MEDİNEYE

Ey bizlere gönderilen son Peygamber,
Biz seni görmeden bağlı olduk Efendim,
Sen insanlığa rahmet olarak geldin,
Dünyada başka kimse olmadı senin gibi,
Bizlere şefaat eyle Ey Şanlı son Peygamber.

Toplam 192 sayfa, 164. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030162163164165166170180190...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.