DİYANET MBST SINAVINA HAZIRLIK KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ-2

16-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
17-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
18- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan, 6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
19-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
20-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
21-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
22-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
23-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
23-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
25-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
26-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
27- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
28-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
29-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
30-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
31- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
32-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
33-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
34- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
35-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
36-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
37-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
38-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
39-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
40–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
41-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.

DİYANET MBST SINAVINA  HAZIRLIK KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ-3

42-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
43-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
44-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
45-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
46-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
47-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
48-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
49-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
50-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
51-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.” ( Vakıa Suresi, 77-79)
52- Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
53-Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
54-İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
55-Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
56- Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
57-İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
58-İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
59-“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-

DİYANET MBST SINAVINA HAZIRLIK KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ-4

60-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
61- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
62- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
63- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
64-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
65-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
66- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
67-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
68- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
69- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
70-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
71-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
72- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
73-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
74-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
75-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
76- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir

DİYANET MBST SINAVINA HAZIRLIK KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ-5

77-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
78-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
79-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
79-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
80- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur.
81-Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
82-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
82-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
83-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
84-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.

DİYANET MBST SINAVINA HAZIRLIK KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ-6

85-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
87-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
88-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
89-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
90-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
91-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
92- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
93-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.

94-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
95-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
96-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
97-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
98-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
99-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.

DİYANET MBST SINAVINA HAZIRLIK KURAN -TEFSİR BİLGİLERİ-7

100-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
101- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
102-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
103- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
104-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
105-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
106-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
107-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
108-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
109-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
110-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
111-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
112-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
113-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
114-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
114-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
116-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
117-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
118-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
119-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
120-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
121-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
122-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
123-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
124-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.

DİYANET MBST SINAVINA HAZIRLIK KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ-8

125-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
126-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
127-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
128-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
129-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
130-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
131-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
132-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
133-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
134-Vahiy Kâtibi Peygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
135-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
136-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
137-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
138-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
139-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
140-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
141-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
142-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
143-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
144-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
145-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
146-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
147-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
148-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
149-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
150-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir.

DİYANET MBST SINAVINA HAZIRLIK KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ-10

151-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
152-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
153-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
154-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
155-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
156-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
157-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
158-“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
159-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.

DİYANET MBSTSINAVINA HAZIRLIK  KURAN-TEFSİR BİLGİLERİ -11

160-En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
161-Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN YAŞATILMASI GEREKEN SÜNNETLER

1- Hacamat yaptırmak (Kan aldırmak)
2- Kuşluk, Evvabin, Teheccüd, Tahiyyet-ül-mescid, tesbih namazı kılmak,
3-İstişare ve istihare yapmak,
4- Aksırınca Elhamdülillah demek.
5-Aksıranın Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah demesi,
6-Ödünç verirken iki şahit bulundurmak veya senet yazmak. Buna vacib diyen âlimler de olmuştur,
7- Cuma günü gusletmek,
8- Yatağa abdestli girmek,
9-Ölüm veya kötü bir haber duyunca, (İnna lillah ve innâ ileyhi râci’ûn) demek.
10-Müsafaha etmek
11-Namazları başı açık kılmamak (Erkekler için takke, sarık vs takılmalı)
12-Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek,
13-Sakal ve bıyık bırakmak,
14-Yatmadan önce saçlara zeytinyağı sürmek,
15-Zemzem suyunu kıbleye dönük ayakta içmek,
16-Tırnağını Cuma günü kesmek,
17-Yatarken sağ tarafına yatmak,
18-Yemeğe tuz ile başlamak,
19-Sofrada sirke bulundurmak, Evde de sürekli sirke bulundurmak. Çünkü bir hadis-i şerifte “sirke giren eve fakirlik girmez” buyuruluyor.
20-Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek, (içine böcek vs girmişse çıkarılması için)
21-Yemeğe konan sineği kovalamayıp üzerine bastırmak (bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir olduğu için ),
22-Her gün ölümü düşünmek,
23-Gözlere yatarken sürme çekmek,(ismid taşından olan sürme),
24-Güneş doğduktan sonra bir miktar uyumak,
25-Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek,
26-Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak,
27-Güzel koku sürünmek
28-Oturarak küçük abdest bozmak (Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)ve erkeklerdeki prostat kanserinin başlıca nedeni sünnete uygun abdest bozmamaktan kaynaklanıyor.
29-Yemeği tek bir kaptan yemek ,
30- Elle yenen bir yiyeceği iki parmakla değil de üç parmakla tutarak yemek,
31-Yemekten sonra parmağını yalamak ,
32-Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu) ,
33-Yemekte güzel şeylerden bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)
34-Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak, (şimdi sağlıkçılarda bunu tavsiye ediyor.)
35-Günde iki öğün yemek,
36-Cenaze namazı için tesbih çekmeyi terketmemek,
37-Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur),
38-Camiye Girerken birileri varsa selam vermek yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek.
39-Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını soğuk suyla yıkamak.
40-Allah Rasulü her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,Felak ve Nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı. Hz Aişe (r.anha) validemiz, Efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir.
41-İki kişi de olsa, farz namazı cemaatle kılmak.
42-Abdest alırken başı kaplama mesh yapmak [Maliki ve Hanbeli’de farzdır],
43-Misvak kullanmak…

28

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER ONALTINCI DERS:16

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER ONALTINCI DERS:16

1. Vahdaniyet:“Allah’ın zat ve sıfatlarında tek olması, çokluğu reddetmesi, eşi ve benzerinin olmaması”
2. Müstehab:“Yapılması güzel olan şey demektir. Hz.Peygamber’in bazen yaptığı, bazen yapmadığı,ashabının da yapılmasını güzel gördüğü işlerdir.
 3.Cerh: Hadiste ravinin, adalet ve zabt yönlerinden sahip olduğu kusurlu vasıfları dolayısıyla reddedilmesi,
4. Cem-i Takdim:Seferi iken veya ihtiyaç ve mazeret halinde mukim iken öğle ile ikindi namazlarının öğle vaktinde; akşam ile yatsı namazlarının akşam vaktinde birleştirerek kılınması
5.Müttefekün Aleyh: Hadis ıstılahında İmam Buhari ve İmam Müslim’in Camiu’s Sahih adlı eserlerinin her ikisinde de yer alan hadisler,
6. Tertil:“Her harfin hakkını vererek acele etmedenve açık bir şekilde okumak
7. Nasrani:Kuran-ı Kerim’in Hıristiyanlar için kullandığı tabir
8.Veda Haccı Hicret’in 10. Yılında gerçekleşmiştir.
9. el-Mebsut”, adlı eser aşağıdaki fıkıh bilginlerinden Serahsiye aittir.
10. İslam Hukuku’nun temel kaynaklarından olan, “el-Muvafakat” isimli eser İmam-ı Şatıbi
aittir.
11.Fidye:Ramazan ayında oruç tutamayan yaşlıların ve hastaların tutamadıkları oruçları için
verdikleri miktara denir.
12.“Vakfe yapmak” Hac esnasında Arafat dağında bir müddet beklemek

27

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER ON BEŞİNCİ DERS:15

Yazar: arafat  | Kategori: KELAM | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER ON BEŞİNCİ DERS:15

1- İlmin elde edilebilbe sebebleri insanlar için üçtür.
a-Sağlam duyu b-Doğru Haber c-Akıl
2-Sıfatı Zatiyye
1. Vücud: Var olmak.
2. Kidem: Evveli olmamak; ezelî olmak.
3. Bekâ: Sonu olmamak; ebedî olmak.
4. Vahdâniyet: Birlik. Zâtında ve sıfatlarında tek olup, ortağı yoktur.
5. Muhâlefetün lilhavâdis: Sonradan olanlara hiç benzememek.
6. Kiyam binefsihi: Var olmasında baska bir şeye muhtaç olmamak.
3-Sıfatı Subutiyye:
1.Hayat: Diri olmak. (Allâhü Teâlâ diridir ve dirilticidir.)
2. İlim: Bilmesi olmak. (Allâhü Teâlâ her şeyi, hattâ kalblerde gizlenen niyetleri dahi bilir.)
3.Semi: İşitmesi olmak. (Allâhü Teâlâ her şeyi işitir.)
4.Basar: Görmesi olmak. (Allâhü Teâlâ; karanlik gecede, kara tasin üstünde, kara karıncanın yürüdüğünü görür ve ayağının sesini işitir.)
5.İrâdet: Dilemesi olmak. (Yani irâde sahibidir ki, diler ve ne dilerse onu dilediği gibi yapar.)
6. Kudret: Gücü her şeye yeter olmak. (Allâhü Teâlâ her seye kaadirdir.)
7.Kelâm: Konusması olmak. (Allâhü Teâlâ’nin harf ve sese muhtaç olmadan söylemesi demektir.)
8.Tekvîn: Yoktan var etmek, meydana getirmek, yaratmak.
4- Said;iki cihan da mutluluğu hakeden mümindir.Şaki;iki cihanda rüsvaylığı hakeden küfür ehlidir.
5-Aşerei mübeşşere yani cennetle müşdelenen on sahabi:
* Hz. Ebû Bekr [ö. 634]
* Hz. Ömer [ö. 643]
* Hz. Osman [ö. 655]
* Hz. Ali [ö. 660]
* Hz. Abdurrahman b. Avf [ö. 652]
* Hz. Ebû Ubeyde b. elCerrâh [ö. 639]
* Hz. Talha b. Ubeydullah [ö. 656]
* Hz. Zubeyr b. Avvam [ö. 656]
* Hz. Sad b. Ebi Vakkâs [ö. 674]
* Hz. Said b. Zeyd [ö. 671].
6-Haşr;Öldükten sonra dirilmekNeşr;Dirildikten sonra hesaba çekilip cennet yada cehenneme gitmektir.
7-Sünnî Kelâm ilmi, tarih içinde geçirdiği aşamalar açısından başlıca dört dönemde incelenir. el-Eş’ari ile başlayan ve Gazali’nin hocası el-Cüveyni (ö.478/1085) ile sona eren ilk dönem, Mütekaddimin (Eski Kelamcılar) dönemi olarak adlandırılır. Gazali ile birlikte ikinci dönem başlar. Müteahhirin (Sonraki Kelamcılar) dönemi olarak adlandırılan bu dönemde Kelâm ilmi felsefe ile yoğun bir ilişki içindedir ve bu nedenle “felsefe ile meczedilmiş Kelâm devri” olarak da tanımlanır. Hicrî sekiz Miladi ondördüncü yüzyıl ortalarından başlayarak Miladi ondokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar süren üçüncü dönem, Kelâm ilminin duraklama ve gerileme dönemidir. Bu dönemde, önceki kelâmcıların eserlerine yorum ve açıklamalar yazılmakla yetinilmiştir. Kelâm ilmi, on dokuzuncu yüzyılın sonları ile yirminci yüzyılın başlarında yeni bir döneme girdi. Çağın istek ve ihtiyaçlarına cevap verme zorunluluğunun doğurduğu bu yeni dönem Yeni İlm-i Kelâm dönemi olarak anılır.(İ.Ansk))
8-MUTEZİLEDE İNANÇ ESASLARI (USUL-U HAMSE ):Tevhid, Adalet, Va’d (Dünyada güzel ameli olanların ahirette mükafatlandırılması, kötü olanların cezalandırılması ) El-menzile beyne’l menzileteyn (büyük günah işleyenlerin iman ve küfür arasında olması ) ve emr-i bil ma’ruf ve nehyi ani’l munker her Müslüman farz demiştir.
9-Kesb: Maturidilere göre kesb kulun bir şeye azim ve niyet etmesiyle o şeyin hasıl olmasıdır. Eş’ariye göre kesb insanın gücünün iktiranıdır. Yani takdir edilenle birlikte olur.
10-Hüsün-kubuh: Maturidilerde bir şeyin iyi ve kötü olduğunu bilinmesi akılla mahkumdur derler. Eş’ariler ise şer’i dir. Akıl ile idrak olunmaz derler.
11-Maturidilere göre Mürted yeniden, iman etse amelleri avdet etmez. Eş’arilere göre ise avdet eder.
12-BÜYÜK GÜNAH İŞLEYEN:Mutezile’ye göre: Ne mü’min ne de kafirdir.Haricilere’ göre: Kebire hatta sağire bile işleyen kafir olur.Ehl-i Sünnet’e göre: Büyük günah işleyen imandan çıkmaz.
13- Hudus Delili: Alem bütün parçalarıyla hadistir. Her hadis olanın bir muhdise ihtiyacı vardır. Bu alemin bir muhdisi vardır. O da hadis olmayan Vacib-ül Vücud olan Allah’tır. (hadis: var edilen varlık denir.)
14- İmkan Delili: Alem mümkinler topluluğudur. Her mümkin var olabilmek için yokluğuna varlığı tercih edecek bir mureccıhe muhtaçtır. O halde bu alemde var olabilmek için bir mureccihe muhtaçtır. o da Vacib-ül Vücud olan Allah’tır derler
15- Gaye ve nizam delili: Kanat birbirine uygun sebebler ve gayeler manzumesidir. Kainat alim ve akıllı bir illetin sebebidir. O da Cenab-ı Allah’tır.
16-Kabul-ü Amme: Allah fikrinin doğuştan olduğu esasına dayanır.
17-İlmi evvel delili: Her ilim bir önceki alimden öğrenilmiştir. Böylece sıralanınca en başta bir alim zata gerek vardır O da Allah’tır.

27

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER ON DÖRDÜNCÜ DERS:14

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER ON DÖRDÜNCÜ DERS:14

1-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in annesinin ismi Amine.
2-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in süt annesinin adı Hz. Halime.
3-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in süt kardeşinin ismi Şeyma.
4- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dedesinin adı Abdulmuttalip.
5-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in babasının ismi Abdullah.
6-Ehli Beyt,Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in aile fertleri ve bunların soyundan gelenlere denir.
7-Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 40 yaşında peygamber oldu, 23 yıl peygamberlik yaptı.
8- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dedesinin vefatından sonra büyüten amcası Ebu Talip.
9-Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye 622 yılındahicret etti.
10-Hicri takvim ,Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve aya göre hesap edilen takvimdir. Hz. Ömer (r.a.) başlatmıştır.
11-Şehit olduktan sonra meleklerin yıkadığı sahabe Hanzala (r.a.)

27

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER ON ÜÇÜNCÜ DERS:13

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER ON ÜÇÜNCÜ DERS:13

1- Kibirlenmek, gururlanmak, büyüklük taslamak çok kötü bir huydur. Allahu Teala bir kimseye, imtihan için, mal, mülk, evlad, mevki, makam vs. gibi türlü nimetler ve zenginlikler vermiş olabilir. O kimse bu nimetlere şükretmeli, asla gurura, kibre kapılmamalıdır.
2- İki yüzlülük, İslamın şiddetle menettiği huylardandır. Sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır:
Ebu Hüreyre (r.a.) Resulullah’ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor. “İnsanların en kötüsü, şunlara bir yüzle, bunlara da başka bir yüzle davranan iki yüzlü kimsedir.” (Buhari, Edeb, 52)
Mevlana Hazretleri bu gibi kimseleri ikaz için şöyle demektedir:
“Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol.”
3- Riyâkarlık :İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma. Bu davranışta bulunan kimseye riyakâr veya müraî denir.
4- Cimrilik:Cimrilik; Harcanması gereken malı sarfetmekten kaçınmak, para ve malı çok sevdiğinden dolayı, başkasına bir şey vermekten çekinmektir. Cimrilik, İslamın şiddetle menettiği çok kötü bir huydur.
5- Yalan, kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesidir. Gerek yalancılık ve gerek sözünde durmamak, çok kötü, çok çirkin bir huydur. Müslüman her zaman doğru söylemeli ve doğru olmalıdır. Yalancılık ve sözünde durmamak “münafıklık alametlerinden”dir.
6- Küçümsemek ve Alay Etmek :Bir Müslümanı küçümsemek, onu küçümsercesine konuşmak ve o şekilde davranmak çok çirkin bir huydur. Renk, ırk, soy-sop, servet, mevki-makam vs. gibi durumlar “üstünlük” vesilesi değildir. Bu gibi durumları ölçü edinerek bir başkası küçümsenemez. Amelleri küçümsemek de böyledir.
7- Rüşvetle ya hak edilmeyen bir menfaat ele geçirilmekte veya başkasının hakkına tecâvüz edilmektedir.
8- Küslük, dargınlık; kardeşlik duygusunu törpüleyen birliği ve dirliği zedeleyici çok kötü bir huydur. İslâm’da dargınlık hâli, müminler arasında herhangi bir konuda ihtilâf edilebileceği kabul edilerek geçerli sayılmış; ancak bu hâlin üç günü geçmemesi gerektiği emredilmiştir. (Buhârî, Edep, 57, 62; Müslim, Birr, 23, 25).
9- AHLAK’IN TANIMI: Sözlük anlamı; yaratılış mayası, yerleşmiş huy… Terim anlamı; Kişinin DOĞUŞTAN getirdiği, zorlanmayıp İSTEYEREK ve SÜREKLİ yaptığı İYİ ve GÜZEL DAVRANIŞLARA ahlak denir. Örn: Dürüstlük, cömertlik, v.b.
10- Güzel huylara ve bunların güzel meyve ve neticelerine: “Ahlak-ı Hasene, Ahlak-ı Hamide, Mehasin-i Ahlak, Mekârim-i Ahlak (Güzel Huylar)” adı verilir. Aksine çirkin huylara ve bunların meyvelerine de: “Ahlak-ı Kabiha, Ahlak-ı Zemîme, Mesavi-i Ahlak, Rezail-i Ahlak (Çirkin huylar)” denir. Örnek: Edeb, tevazu, kerem, birer güzel huy eseridir. Sefahat, kibir, cimrilik de birer çirkin huy eseridir.
11- Ahlak ilmi, nezarî ve amelî ahlak diye iki kısma ayrılır.
Nazarî Ahlak: Ahlak esaslarına ve kanunlarına ait görüşleri ve fikirleri gösterir.
Amelî Ahlak: Ahlakla ilgili görevlerin nelerden ibaret olduğunu bildirir.
Konarsan güle kon, dikene konma
Eski düşmanların dost olur sanma
Köroğlu
Etme âr öğren, oku ehlinden
Her şeyin ilmi güzel cehlinden.
Nâbî
Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!
Mehmet Âkif-

27

Nisan
2012

DİNİ BİLGİLER ON İKİNCİ DERS:12

Yazar: arafat  | Kategori: MSTS | Yorum: Yok
DİNİ BİLGİLER ON İKİNCİ DERS:12

1-Günah,farsça bir kelime olup,dinde suç sayılan ,Allahın yasak ettiği söz ve davranışlar, demektir.
2-Riba(Faiz) helal olmayan bir kazançtır ve büyük günahlardandır.
3-İslam,silm kökünden gelir.Silm ise barış ve selamet demektir.
4-İftira, bir kimsenin yapmayacağı bir şeyi yaptı demek, söylemediği bir sözü söyledi demektir.
5-Zulüm, adaletin karşıtı olan bir kavramdır,haksızlık demektir.
6-Hased sözlükte çekememek demektir.Dindeki anlamı ise , başkasında olan herhangi bir varlığın ondan alınıp kendisine verilmesini istemektir.
7-Hasedin bir çeşidi daha vardır ki, buna Münafese denir.İmrenme.
8-Zan, sebepsiz yere başkasını suçlamaktır.
9-Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı bir şey söylemektir.
10-İsraf, haddi aşmaktır.Mal veya imkanları meşru olmayan amaçlar için saçıp savurmaktır.
(Örnek Vaazlar-2,Diyanet yayınları)

Toplam 192 sayfa, 162. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030160161162163164170180190...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.