8

Mayıs
2012

SİYER MEDİNE TERİMLERİ-4

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
SİYER MEDİNE TERİMLERİ-4

HANNANE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü
HANE-İ SAADET:Peygamberimizin hanimlarina ait bu odalar mescide bitisik oldugundan
HANZALA:Hz.Hanzala Uhutta sehit olan ve meleklerin yikadigi sahabe.
HARAM AYLAR:haram aylar”ın, “Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Recep”
HASEN HADİS: Terim olarak hasen, sahih ile zayıf arasında yer alan, ancak sahihe daha yakın olan bir hadis çeşididir.
HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.
HAYRÜ`L BEŞER:Insanlarin en hayirlisi Hz.muhammed.
HİLYE :Bilhassa Hz.Peygamber`in fiziki özellikleri, bunlari anlatan edebi eserler ve ayni konuda hüs-i hatla yazilmis levhalar icin kullanilan terim.
HARAM AYLAR:Recep,Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylari.
HAYBER SAVAŞI:Yahudilerle yapilan en büyük savas, Hayber savasidir.Hicretin 7.ci yilinda yapilmistir.Hayber Savasi:Hayber savasi ile Sam ticaret yolunun güvenligi saglanmistir.
HENDEK SAVAŞI:Hendek savasi, hicretin 5.yilinda oldu.Hendek savasina adi verilen hendeklerin uzunligu; 5,5 km, drinligi 5 m., eni 9 m.dir.
HİCAZ:mekke ile Medine`nin bulundugu bölgeye Hicaz denir.
HİCRET:Peygamberimiz Mekke`den Medine´ye 622 yilinda hicreti.
HUBBÜ’N-NEBÎ :P eygamber sevgisi demektir.
HÜLAFA-İ RAŞİD`İN:Dört büyük halife; Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali.
HAFSA(ö.45/665):hz.Ömer`in kizi ve Hz.Peygamber`in hanimi.
HANNÂNE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü.Resûlullah efendimiz, Medîne’de Mescid-i Nebevî’de, hutbeyi, Hannâne’ye dayanarak okurlardı. Minber yapılınca, Hannâne’nin yanına gitmedi. Ondan ağlama seslerini, bütün cemâat işitti. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz minberden inip, Hannâne’ye sarılınca, sesi kesildi; “Eğer sarılmasaydım, benim ayrılığımdan kıyâmete kadar
HAREMEYN:Mekke ve Medine sehirleri birlikte ifade eden tabir.
HÂTEMÜ’L-ENBİYÂ :”Peygamberlerin sonuncusu” anlamında Rasûl-ü Ekrem Efendimizin vasıflarından biri.
HÂTEMÜ’L-MÜRSELÎN :Arapça bir isim tamlaması olan bu terim sözlükte, “peygamberlerin sonu ve mührü” anlamına gelmektedir.
HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.

8

Mayıs
2012

SİYER MEDİNE TERİMLERİ-5

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
SİYER MEDİNE TERİMLERİ-5

HATEMÜ´L ENBİYA:Peygamberlerin sonuncusu;Hz.Muhammed(sas).
HATEM-İ NÜBÜVVET:Hz.Muhammed(sas)` in Peygamberligine denir.
HAYBER FETHİ: (7/628):Mute savaşı (8/629), Bizans ile müslümanlar arasında yüzyıllarca sürecek savaşlar bu savaşla başladı. kumandan Zeyd b. Harise; o şehit oluca Cafer b.ebi Talib; o da şehid olunca Abdullah b. Revaha komutan olacaktı. Hepsi şehit olunca halid b. Velid komutran oldu.Seyfullah( Allahın kılıcı ) lakabını aldı.
HENDEK GAZVESİ:Müslümanlarla Mekkeli müsrikler ve müttefikleri arasinda yapilan savas(5/627)
HİLYE-İ SEAADET:Hz.Peygamber(sas)Efendimizin yüce sifatlarini anlatan manzum veya nesir halindeki yazilara hilye-i seaadet veya hilye-i serif denir.
HÜLAFA-İ RAŞİDİN:Dört halife.Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali.
HÜSEYİN(R.A):Peygamberimizin torunu,hicretten 5 yil sonra saban ayinin besinde Medine´de dünyaya geldi.Hz.Peygamber`in torunu,Hz.Fatima ile Hz.Ali`nin kücük oglu, Kerbela sehidi.
HUDEYBİYE:Mekke`nin kuzey batisinda bir yer adi.
İBRÂNÎ:Eski yahûdî sülâlesi veya o soydan olan. Yahûdî topluluklarından birine mensûb kimse.
İCAZ:Kur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir.
İ’CÂZU’L-KUR’ÂN :Kur’an-ı Kerîm’in muciz olması. Benzerini getirmek isteyenleri aciz bırakması Peygamberliğin ilanı ile birlikte muhataplara meydana okunarak ortaya konan ve insanları acze düşüren olağanüstü şeye mucize denir.
İFK HADİSESİ::Hz.Aise´ye zina isnadi atilmasi olayi.
İLK CUMA NAMAZI::Hicret esnasinda Salim ogullari yurdunda Ranuna mevkiine geldiginde Cuma vakti olmustu.Bura da ilk Cuma namazi kilindi.Peygamberimiz(sas9:“Günesin dogdugu günlerin en hayirlisi Cuma günüdür.“(Sünen-i Tirmizi Terc.c.1,sh.487)
İLK EZAN:Ilk ezan 623 yilinda Medine`de sabah namazinda okundu.Bilal-i Habes okudu.
İLK ŞEHİD:Ensardan ilk sehit;Haris bin Süraka`dir.
İLK DAVET:Peygamber Efendimiz(sas) peygamberligini Safa tepesinde ilan etti.peygamberimiz peygamberligini ilan ettiginde ilk ona karsi cikan amcasi Ebu Leheb oldu.
İSLAM`IN ÜÇ NESLİ:Sahabe,Tabiin ve tebe-i Tabiin dönemi.
İLK CUMA DIŞ EZANI:Cuma günü disarida okunan Cuma ezani, Hz.Osman devrinde ihdas edildi.
İLK MİNBER:Hz.Peygamber tarafindan yapilmistir.
İLK MESCİD:Peygamberimizin insa ettigi ilk mescid olarak bilinen ; Kuba Mescidí`dir.
İLK SERİYYE:Ilk seriyye,Hz.Hamza`nin seriyyesidir.

8

Mayıs
2012

SİYER MEDİNE TERİMLERİ-6

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
SİYER MEDİNE TERİMLERİ-6

İLK ŞEHİD:Islam tarihinde ilk sehit olan Hz.Sümeyye ve esi Hz.Ammar`dir.
İLA VE TAHYİR OLAYI:Hz.Peygamberin bir süre zevcelerinden uzak kalmasi ve zevcelerinin nikahlarini alip ayrilma ya da Resulullah´in esleri olarak kalma hususunda muayyen birakilmalari olayi(630)
İFK OLAYI:Beni Mustalik savasi dönüsünde Hz.Aise`nin iftiraya ugramasi.Ifk hadisesini aciga cikaran ayet;Nur suresi ayet:11 ve 12)
İRHAS:Hz,Peygamberin Peygamberliginden önce, ondan sadir olan olaganüstü durumlardir.
KAMERİ AYLAR:Hicrî takvimde kullanılan on iki ay. Arabî aylar da denir( Hicrî Sene).
KAYNUKA(beni Kaynuka):Hz.Peygamberin Medine`den sürdügü yahudi kabilesi.
KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
KİRAMEN KATİBİN:Insanlarin söz ve davranislarini kaydeden melekler.
KİSVE-İ ŞERİFE:Resûlullah efendimizin medfûn bulundukları hücre-i seâdet üstündeki kubbe üzerine serilen örtü. Hücre-i seâdetin beş köşeli duvarları yapılırken üzerlerine bir de küçük kubbe yapılmıştı. Bu kubbeye, Kubbet-ün-nûr denir. Osmanlı pâdişâhlarının gönderdikleri kisve-i şerîfe bu kubbe üzerine örtülürdü. Kubbet-ün-nûr üzerine gelen, mescid-i seâdetin büyük yeşil kubbesine Kubbet-ül-hadrâ denir
KISAR-I MUFASSAL:Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır
KISAS-I ENBİYA:Peygamberlerin hayat hikayelerini ve teblig faaliyetlerini anlatan kitaplara verilen ad.
KUS BİN SAİDE : Hz. Muhammed (s.a.v.)’e peygamberlik gelmeden önce, Ukaz panayırında
içlerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ve Hz. Ebu Bekir (r.a.)’ın de bulunduğu
bir topluluk içinde yakında bir peygamber geleceğini bildiren şahıs.
KUTSAL ÜÇ MESCİD:Islam`da kutsal sayilan üc mescid;Mescid-i haram Mekke`de, Mescid-i Nebevi Medine `de,Mescid-i Aksa Küdus`de.

8

Mayıs
2012

SİYER MEDİNE TERİMLERİ-7

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
SİYER MEDİNE TERİMLERİ-7

KÜTÜB-Ü EHADİS:.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
KUTUBU’S-SELASE: Üç kitap demek olan bu tamlama bazı alimlere göre es-sahîhân ile İmâm Mâlik’in el-Muvatta’ına; bazılarına göre ise Sunen-i Erba’anın İbn Mâce’nin kitabı hariç diğer üçüne denilmiştir.
KÜTÜB-İ SİTTE:Peygamber(sas) Efendimizin hadis-i seriflerini ihtiva eden 6 hadis kitaba verilen isimdir.Buhari, müslim, Ibn Mace,Ebu Davud,Tirmizi,Nesai.
KÜTÜB-İ TİS’A: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbn Mace, Nesai, Darimi, Muvatta, Ahmed b. Hanbel.
KUBA MESCİDİ:İslamda ilk bina edilen mescid Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hicretlerinde Medine-i münevvereye gelmeden önce Kuba denilen yerde konakladılarında ilk bina ettikleri mesciddir
KUDSİ HADİS: Kudsî, mukaddes bir yüce varlığa (Allah’a) nisbet edilen anlamına gelir. Kudsî hadîs ise Hz. Peygamber (s.a.s)’in Rabbine izafe ettiği veya Hz. Peygamberden Rabbine izafe edilerek rivayet edilmiş olan hadîslerdir

LİHYE-İ ŞERİF:Peygamberimizin mübarek sakali icin kullanilan bir terim. Hz.Peygamber(sas)`e ait sakal , sakali serif.
LİVAÜ`L HAMD:Insanlarin kiyamet günü altinda toplayacaklari Hz.Peygamber`e ait sancaginin adi

MAKAM-I MAHMUD:Hz.Peygamberin kiyamet gününde sahip olacagi manevi konumu ifade eden bir terim. Makam-i Mahmud:Peygamberimizin cennetteki makami., sefaat makami
MAKLÛB HADÎS: Râvîlerden birinin metindeki bir lafzı veya isnaddaki bir şahsın ismini yahut nesebini alt-üst etmesiyle; tehir edilmesi (geriye bırakılması) gerekeni takdim (öne almasıyla) veya takdim edilmesi gerekeni tehir etmesiyle veyahut bir şeyin diğerinin yerine konması suretiyle rivâyet edilen hadîse denir.
MAKTU’ HADÎS: Tabiinden rivâyet edilen söz, fiil ve takrirlerdir.
MU’CEM: Sözlükte i’camdan ismi mef’ul olup harf sırasına göre tertib edilmiş manasına kullanılan bir kelimedir. Hadis ilminde muhaddisin, hadisleri rivayet ettiği şeyhinin ismine göre tertip ederek tasnif ettiği hadis kitabına denir.
MEDİNE SÖZLEŞMESİ:İslam devletinin ilk Anayasasi Medine sözlesmesidir.Medine Anayasasi, Enes b.Malik in evinde toplanarak müzakere edildi.Medine anayasasina;Medine vesikasi,Medine belgesi, Medine sözlesmesi ve Medineliler sözlesmesi olarak anılmaktadır.
MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MUHACİR:Mekke`den Medine`ye göc eden müslümanlara denir.
MUHADRAMUN:Cahiliye ve Islam devrini idrak eden fakat Hz.Peygamberi mümin olarak g
MUKİLLUN: Sözlük manasıyle azaltan, azaltıcı demektir. Hadis tarihinde Hz. Peygamber (s.a.s)’den nisbeten az sayıda hadis rivayet etmiş olan sahabiler için kullanılan bir tabirdir.
MUKSİRUN:En cok hadis rivayet eden sahabe vardir.Bunlara muksirun denir.1000 den fazla hadis rivayet eden 7 sahabeye verilen isimdir.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MÜTEVATİR HADİS:Aklen, yalan üzerinde birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluğun, yine kendileri gibi bir topluluktan rivayet ettikleri hadise mütevatir hadis denir.
MERFÛ HADÎS: Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait olan hadîsdir.
MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid.
MESCİD-İ NEBİ: Medine`de icerisinde Hz.Peygamberin kabrininde bulundugu mescid.Mescid-i Nebi`ye,Mescid-i Seadet de denir.
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MEVZU HADÎS: Uydurulmuş ve hadîs diye ortaya atılmış sözdür. Kimi alimlere göre mevzu hadîs, zayıf hadîslerin en düşük derecesidir. Bir başka görüşe göre de mütevâtir ve mevzu hadîsler, ilki kesin olduğundan, ikincisi de uydurma olduğundan hadîs araştırmalarına dahil edilmezler
MİÛN NEDİR:Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden fazla olan sûrelerine denir:
MUAHAT( Ensâr ile Muhâcirler Arasında Kardeşlik):“Muâhât”, Muhâcir ve Ensârın birbirlerine kardeş olarak ilan edildiklerini ifade eden bir siyer ve İslâm tarihi kavramıdır.
MU’CEM: Hocaların veya şehirlerin yahut kabilelerin adlarına göre hadîslerin alfabetik olarak sıralandığı kitaplardır.
MÜCMEL : Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade.
MÜRSEL HADİS : Tabiînin sahâbîyi atlayarak Peygamber (S.A.V.)’den rivayet ettiği hadîs.
MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN: Kuran okurken zihne takılan ayetler
MÜFSİD:Bir ibadeti bozan veya bir hukuki işlemi sakatlayan fiil ve eksikliğe Müfsid denir.
MUHADRAMUN:Cahiliye Islam devrini idrak eden fakat Hz.Peygamberi göremeyen kimse.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MUVALAT:Tavafın bütün şavtlarını ara vermeden peş peşe yapmak.
MUVATTA:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseridir.
MÜHR-İ NÜBÜVVET:Peygamberlik mührü; Peygamber efendimizin mübârek sırtı ortasında, sol küreğine yakın kalbi hizâsında bulunan nübüvvet mührü.
MÜRSEL HADİS:Senedinden bir sahabi düşen hadîstir.
MÜSNED HADİS:İlk râvîden sonuncu râvîye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah sallallahu aleyhi ve selleme ref ‘ edilen hadîstir.
NAKD-İ RİCAL: Hadis rivayet eden kişilerin rivayete ehil olup olmadıklarini araştıran ilim dalı (cerh ve ta’dil de denir).
NAKİBÜL EŞRAF:Osmanlı da Seyyid ve Serif`in dogum ve ölüm kayıtlarini tutan kisilere“Nakibül-Eşraf“, bu isi yapan müesseselere de „Nakibül-Eşraflık deniliyordu.(İslami Bilgiler Ansk.C.1,Sh.317)
NÜBÜVVET:Allah ile insanlar arasinda dünya ve ahiretle ilgili ihtiyaclarinin giderilmesi amaciyla yapilan elcilik görevi.
NÜBÜVVET MÜHRÜ:Hz.Muhammed`in iki kürek kemigi arasinda bulunan ve nübüvvetinin alametlerinden biri sayilan ben.
NÜZUL-İ KUR`AN:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.

8

Mayıs
2012

SİYER MEDİNE TERİMLERİ-8

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
SİYER MEDİNE TERİMLERİ-8

RA`Cİ VE BİR-İ MAUNA VAKASI: Hicri 4/ M.626 yilinda müslümanlari cok üzen 2 olay, Islam mürşidlerinin pusuya düşürülerek öldürülmesiyle sonuçlanan Ra`ci ve Bi`r-i Mauna facialaridir. 4/625)
RAKİKA:Müsrilerin toplantida alinan suikast karari, Hz.peygamberin halalarindan Rakika tarafindan duyulmus ve durum ona haber verilmisti.Peyganberimiz hic vakit kayip etmeden Hz.Ebubekir`e durumu bildirerek hicrete basladi.
RAVZA-İ MUDAHHARA:Peygamberimizin kabri ile minberi arasina Ravza-i Mudahhara denir.
RAVİ:Ögrendiği hadis rivayet eden kimse anlamında kullanılan terim.
REGAİB SÜNNETLERİ:Bes vakit namaza bagli olmaksizin kilinan namazlara regaib sünnetler denir.
RESÜL:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
RESUL-i SEKALEYN:Insanlarin ve cinlerin peygamberi Hz.Muhammed(sas).
REVATİP NAMAZLAR:Farz namazlarla birlikte kilinan sünnetlere denir.
RASULÜS-SAKALEYN:Peygamberimize Rasulüs-Sakaleyn denmesinin sebebi;Insanlara ve cinlere peygamber olarak gönderildigi icin.
RİDDE SAVAŞLARI:Ridde savaslari,Hz.Ebubekir halife olduğu yıl yaptığı ilk gazveler.
Rasûlüllah (s.a.s)’in vefatından sonra dinden dönüp İslâm devletine savaş açanların isyanlarının bastırılması için yapılan askerî harekâtlar.
RİHLE:Hadis ravilerinin, bildikleri hadisleri tekid etmek veya bilmedikleri hadisleri öğrenmek için uzak mesafelere yolculuk etmelerine rihle denir.
RİYAZU’S-SALİHİN:Riyazu’s-Salihin (رياض الصالحين) İmam Nevevi tarafından kaleme alınmış hadis kitabı
RIDVAN BİATI: RIDVAN BİATI:Hudeybiye` de 1400 civarinda müslümanin Hz.Peygambere verdigi and(8/628)
RÛME KUYUSU (Hz. OSMAN KUYUSU) :Mescidi Şerife 5 km. uzaklıkta olup Kıbleteyn camisinin kuzeyinde kuzeyinde bi’ri Osman çiftliğinin içinde olan kuyusudur.Efendimiz (s.a.v.)’in bu kuyuyu satın alıp suyunu parasız olarak halka dağıtan kişiye Allah cennette misli ile bir kuyu vereceğini müjdeleyince Hz. Osman bu kuyuyu satın almış ve Müslümanlar için vakfetmiştir.
SAFİYULLAH:Allah`ın seckin kildigi, sectigi, temiz kildigi Hz.Adem(as) peygamber hakkinda kullanilir.
SAKAL-I ŞERÎF :Şerefli, mübarek sakal anlamında Hz. Peygamberin sakalı için kullanılan bir tabir.
SALVELE :Hz. Peygamber (s.a.s)’e salavât okuma;
SELEF: Hz. Peygamber s.a.v.’in “En hayirli nesil benim dönemimde yasayanlardir. Sonra onlari izleyenler sonra onlarin ardindan gelenlerdir.
SENETÜ`L-İBTİHACE:Bi`setin 12.(m.621) yilinda Islamiyeti kabul edenler cok oldugu icin bu seneye“Senetü`l Ibtihace“ denir.
SENETÜ`LHÜZÜN (620):Peygamberimizin amcasi Ebu Talib ve Hz.Hatice`nin 3 gün arayla vefat ettigi yıl.
SERİYYE:Seriyye, Hz.Peygamberin bulunmadigi askeri hareket icin kullanilan terimdir.Seriyye birlikleri 5 kisiden 400 kisiye kadardir.Seriyye komutanlarindan bazilari;Sa`d b.Ebi Vakkas,Ubeyde b.Haris,
Abdullah b.Revaha,Zeyd b.Sabit, ebuUbeyde b.Cerrah, Amr b.As,halid b. Velid
SEYYİDÜ`L-BEŞER:InsanlarinEfendis Hz.Muhammed (sav).
SEYYİDÜ’L-MÜRSELİN :P eygamberlerin efendisi, önderi, ulusu, Rasûlüllah (s.a.s)’in mübarek isimlerinden biri.
SİYER-İ NEBİ:Hz.Peygamberimizin hayatini konu alan kitaba verilen isimdir.
SÜNNET: Sözlükte yol, usul, adet, iyi ve kötü bir kimsenin gidişatı, alışkanlık hahine getirdiği davranışları manasınadır.

8

Mayıs
2012

SİYER MEDİNE TERİMLRİ-9

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
SİYER MEDİNE TERİMLRİ-9

ŞECERE-İ PÂK-İ MUHAMMEDÎ:Muhammed aleyhisselâmın mübârek, temiz soy kütüğü, soy ağacı
ŞEHR-İ HARAM:Şehr-i Haram,Zilka’de ayı. Bu ayda savaş haram kılınmıştır. Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları da savaş haram olan aylardır. Bu aylrın dördüne birden «Eşhür Hurum» denir.
ŞEMAİL-İ ŞERİF:Hz.Peygamberin, bedeni ve ahlaki vasiflarini ve beseri münasebetlerindeki, günlük yasayisindki tutum ve davranislari icin kullanilan bir tabirdir.
TEBE-İ TABİÎN Resulullah (s.a.s)’e iman etmiş olarak tabiînden bir veya birkaçıyla karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimseler
TEBÜK SEFERİ:Tebük seferi, hicri 9, miladi 630 yılında yapılmıştır.Tebük seferi,Bizanlilara karşı tertiplendi.
TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
TEYEMMÜM:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savaşında sabah namazı teyemmum ile ilk defa namaz kılındı
UHUD SAVAŞI:Uhut savaı 625 senesin de oldu.Uhud savaşına katılan sahabelerin alfebetik olarak isim listesi M.Asim Köksal`in Hz.Muhammed(sas) ve İslamiyet adlı eserinin 3 ve 4 cildinin sahife 89`da zikredilmektedir.
ULÜ`L AZM (Ulu Peygamberler):Hz.Nuh.Hz.İbrahim, Hz.Musa, Hz.İsa, Hz.Muhammed Mustafa (sas).
ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
UMRETÜ`L KAZA:Hudeybiye antlasmasi geregi Hz.Peygamberin ashabi ile yerine getirdigi umre.7 Zilkade/629 mart.
USULÜ’L-HADİS :Kabul ve red yönünden hadisin sened ve metnini inceleyen ilim dalı

8

Mayıs
2012

SİYER MEDİNE TERİMLERİ-10

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
SİYER MEDİNE TERİMLERİ-10

ÜMMEHÂTU’L-MÜ’MİNÎN :Müminlerin anneleri, Hz. Peygamber’in hanımları.
ÜMMÜ EYMEN:Ümmü Eymen Üsame`nin annesidir.
ÜSTÜVANETÜ`L-VUFUD:Hz.PeygamberinMescid-i Nebi`de elcileri kabul ettigi yer(Heyetler sutunu).
VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
VEDA HACCI: Peygamberimizin ilk ve tek haccidir.
VEDA HUTBESİ :Hz. Peygamber’in, hicri 10. yılda yaptığı Veda Haccı’nda sayıları yüz on dört bini bulan hacıya hitaben irad ettiği hutbe.
VEDA YOKUŞU:Medine`ye inen dik bir yolun tepesidir.Eskiden itibarli kimseler bu tepeye kadar uğurlanırdı.
YESRİB:Peygamberimiz, Medine´ye Yesrib denilmemesini hoş görmemeiş“O , Medine`dir“
demiştir.Medine`nin eski adı.
ZAYIF HADÎS: Râvîleri, sahih ve hasen hadîs râvîlerinin vasıflarını taşımayan hadîslerdir.
ZEHREVAN:Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.
ZEVAİD SÜNNET:Hz.Peygamber(s.a.v) in bir insan olması itibariyle yaptığı, Allahü Tealadan bir tebliğ veya Allahın dinini açıklama niteliği taşımayan beşeri fiillerine Zevaid Sünnet denir.
ZİMMİ:İslam Devletinde yaşayan gayr-i müslimlere zimmi denir.(H. i.Kur`an Dili,c.10)
ZİNNUREYN:İki nûr sâhibi. Peygamber Efendimizin(sallallahü aleyhi ve sellem ) Ümmü Gülsüm ve Rukiye isimli iki kızıyla evlendiği için hazret-i Osman’a verilen lakab.Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ona birbiri ardınca iki kızını vermiştir. İki kızı da vefât edince; “Bir kızım daha olsaydı verirdim” buyurmuştur.

7

Mayıs
2012

MEDİNE ŞEHRİ=GÜLLER ŞEHRİ

Yazar: arafat  | Kategori: SiYER | Yorum: Yok
MEDİNE ŞEHRİ=GÜLLER ŞEHRİ

Veda tepesinin ufkunda Son Peygamber ve arkadaşı göründüğünde tarih, milâdî yedinci yüzyılın ilk çeyreğini gösteriyordu.Veda tepesinin ufkunda görünen Son Peygamber ve arkadaşı, insanların kalplerinden kaynayan sevgi çağıltısı eşliğinde girdikleri şehirde, ilk iş olarak bütün insanlığı saracak sevginin menbaı olsun diye bir kalp merkezi yaptılar. Adına “Mescidü’n-Nebi = Peygamber Mescidi” denildi. Şehrin yeni sakinleri muhacirler ve eski sakinleri Ensar, şehrin kalbini hep birlikte inşa ettiler.
Onun kenti Medinetü’n-Nebi, son dinin tarihinin yaşandığı ve yazıldığı kentti. Onun izini taşıyan her yer yeni bir anlam yüklendi, onun adını andığı her şey yeni bir mânâ yüklendi. Minberi ile evi arasını cennet bahçelerinden bir bahçe diye niteledi. İnsanlar orada namaz kılabilmek için can atar oldu. Uzak diyarlardan Fars’tan, Yemen’den gelmiş, Peygamber aşığı, ilim sevdalısı yoksulların barındığı suffe, daru’l-hadislerin, Nizamiye, Süleymaniye ve daha nice ilim yuvalarının öncüsü oldu. Son Peygamberin sözleri, uygulamaları ve hatıralarını barındıran bu kent, kentler içinde sünnet yurdu, “Daru’s-Sünne” oldu.
Mescit, ilk müslüman nesil için yalnızca Rablarına ibadet ettikleri bir mekân değil, aynı zamanda sevinçlerini, coşkularını, heyecanlarını paylaştıkları, üzüntülerini dillendirdikleri, hayatî kararlar alıp uygulamak için ahdettikleri bir zemin;Bedir, Uhut, Hendek gibi hayati önemdeki askeri olayların karar aşamasında ve arkasında mescit toplanma yeriydi. Bedir’de olduğu gibi zaferle dönüldüğünde ganimetlerin tevziinin yapıldığı bir mekân; istenmeyen sonuçların alındığında Uhut gibi yeni durum değerlendirmelerinin yapıldığı bir karargâh niteliğindeydi. Bedir ve Uhut, Medine ile birlikte anılan iki önemli mevkidir. Her ikisi de İslâm tarihinde çok önemli iki olaya tanıklık etmiştir.
Senetü’l-vüfûd yani heyetler yılı denilen bu senede, Arap yarımadasının her tarafından kabile ve topluluk temsilcileri oluk oluk Medine’ye akmış ve Hz. Peygamber, onların hepsini kendi mescidinde karşılamıştır,Hz. Peygamber’in gelen heyetlerle nasıl yakından ilgilendiği, sıcak, samimi, sevecen ve şefkat dolu yüreğiyle onları karşıladığı, onlara çoğu zaman Remle bint el-Haris’in evinde ikramlarda bulunduğu, daha sonra mescitte huzuruna kabul ettiği, onlarla sohbet edip, kendilerini İslâm’ın temel inanç, ibadet ve ahlâk prensipleri konusunda bilgilendirdiği, hak ve yükümlülüklerini hatırlattığı; daha sonra, onlara çeşitli hediyeler verdiği, içlerinden bazılarını topluluklarına önder tayin ederek memleketlerine uğurladığı anlaşılmaktadır.
Emevî sultanı Velid b. Abdülmelik’in Hz. Peygamber’in hane-i saadetlerinin yıkılıp, yerlerinin mescide ilâve edilmesi talimatı geldiğinde, orada bulunanların gözyaşlarına boğuldukları aktarılır. O gün orada bulunan büyük hadisçi Said b. el-Müseyyib şöyle demekten kendini alamaz: “Vallahi isterdim ki, o odacıkları orijinal hâliyle muhafaza etsinler de Medine’de doğup yetişenler ve dünyanın çeşitli bölgelerinden buraya gelenler, Hz. Peygamber’in nasıl kanaatkâr bir hayat yaşadığını görebilseler…” (İbn Sa’d, I/499).Medine, Müslümanlar için artık, fizikî bir mekân olmaktan öte, bir mânâ şehridir. Hz. Peygamber’in Ravza-i Mutahhara’sını bağrında saklayan, ona duyulan sevgi selinin yatağı olan bir sembol şehirdir
Veda tepesinin ufkunda Son Peygamber ve arkadaşı göründüğünde tarih, milâdî yedinci yüzyılın ilk çeyreğini gösteriyordu.Veda tepesinin ufkunda görünen Son Peygamber ve arkadaşı, insanların kalplerinden kaynayan sevgi çağıltısı eşliğinde girdikleri şehirde, ilk iş olarak bütün insanlığı saracak sevginin menbaı olsun diye bir kalp merkezi yaptılar. Adına “Mescidü’n-Nebi = Peygamber Mescidi” denildi. Şehrin yeni sakinleri muhacirler ve eski sakinleri Ensar, şehrin kalbini hep birlikte inşa ettiler.
Onun kenti Medinetü’n-Nebi, son dinin tarihinin yaşandığı ve yazıldığı kentti. Onun izini taşıyan her yer yeni bir anlam yüklendi, onun adını andığı her şey yeni bir mânâ yüklendi. Minberi ile evi arasını cennet bahçelerinden bir bahçe diye niteledi. İnsanlar orada namaz kılabilmek için can atar oldu. Uzak diyarlardan Fars’tan, Yemen’den gelmiş, Peygamber aşığı, ilim sevdalısı yoksulların barındığı suffe, daru’l-hadislerin, Nizamiye, Süleymaniye ve daha nice ilim yuvalarının öncüsü oldu. Son Peygamberin sözleri, uygulamaları ve hatıralarını barındıran bu kent, kentler içinde sünnet yurdu, “Daru’s-Sünne” oldu.
Mescit, ilk müslüman nesil için yalnızca Rablarına ibadet ettikleri bir mekân değil, aynı zamanda sevinçlerini, coşkularını, heyecanlarını paylaştıkları, üzüntülerini dillendirdikleri, hayatî kararlar alıp uygulamak için ahdettikleri bir zemin;Bedir, Uhut, Hendek gibi hayati önemdeki askeri olayların karar aşamasında ve arkasında mescit toplanma yeriydi. Bedir’de olduğu gibi zaferle dönüldüğünde ganimetlerin tevziinin yapıldığı bir mekân; istenmeyen sonuçların alındığında Uhut gibi yeni durum değerlendirmelerinin yapıldığı bir karargâh niteliğindeydi. Bedir ve Uhut, Medine ile birlikte anılan iki önemli mevkidir. Her ikisi de İslâm tarihinde çok önemli iki olaya tanıklık etmiştir.
Senetü’l-vüfûd yani heyetler yılı denilen bu senede, Arap yarımadasının her tarafından kabile ve topluluk temsilcileri oluk oluk Medine’ye akmış ve Hz. Peygamber, onların hepsini kendi mescidinde karşılamıştır,Hz. Peygamber’in gelen heyetlerle nasıl yakından ilgilendiği, sıcak, samimi, sevecen ve şefkat dolu yüreğiyle onları karşıladığı, onlara çoğu zaman Remle bint el-Haris’in evinde ikramlarda bulunduğu, daha sonra mescitte huzuruna kabul ettiği, onlarla sohbet edip, kendilerini İslâm’ın temel inanç, ibadet ve ahlâk prensipleri konusunda bilgilendirdiği, hak ve yükümlülüklerini hatırlattığı; daha sonra, onlara çeşitli hediyeler verdiği, içlerinden bazılarını topluluklarına önder tayin ederek memleketlerine uğurladığı anlaşılmaktadır.
Emevî sultanı Velid b. Abdülmelik’in Hz. Peygamber’in hane-i saadetlerinin yıkılıp, yerlerinin mescide ilâve edilmesi talimatı geldiğinde, orada bulunanların gözyaşlarına boğuldukları aktarılır. O gün orada bulunan büyük hadisçi Said b. el-Müseyyib şöyle demekten kendini alamaz: “Vallahi isterdim ki, o odacıkları orijinal hâliyle muhafaza etsinler de Medine’de doğup yetişenler ve dünyanın çeşitli bölgelerinden buraya gelenler, Hz. Peygamber’in nasıl kanaatkâr bir hayat yaşadığını görebilseler…” (İbn Sa’d, I/499).Medine, Müslümanlar için artık, fizikî bir mekân olmaktan öte, bir mânâ şehridir. Hz. Peygamber’in Ravza-i Mutahhara’sını bağrında saklayan, ona duyulan sevgi selinin yatağı olan bir sembol şehirdir

7

Mayıs
2012

Arapça-1

Yazar: arafat  | Kategori: PRATiK ARAPÇA | Yorum: Yok
Arapça-1

Pratik Arapça Öğretmeni Arapça Öğreniyorum Eğitim Seti İndir

Aile: اُسْرَة
Türkçe Arapça
Ailemi takdim edeyim اُقَدِّمُ اُسْرَتيِ.
Bu babam Hasan Bey. هَذَا اَبِي سَيِّد حَسَن.
Bu annem Elif Hanım. هَذِهِ اُمِّي سَيِّدَة اَلِف.
Bunlar kardeşlerim Emin ve Kemal. هَئُلاءِ اَخَوَيَّ اَمِين وَ كَمَال.
Bunlar da kız kardeşlerim Büşra ve Cahide. هئلاء اَخَوَيْتِي بُشْرَى وَ جَاهِدَة.
Tanıştığımıza memnun oldum. تَشَرَّفْتُ بَمعْرِفَتِكَ.
Bizde memnun olduk. وَ نَحْنُ اَيْضًا
Ben, Nail. Bu eşim saliha. Bu oğlum İbrahim ve bu da kızım Zeynep. انا نائل . هَذِهِ زوجتي صالحة. هَذاَابْنِي ابراهيم و هَذِهِ بِنْتِي زَيْنَب.
Bizim ailemiz kalabalıktır. اُسْرَتُنَا اَفْرَادُهَا كَثِير
Ninem ve Dedem yanımızda kalıyor. جَدِّى وَجدََّتِي يَسْكُنَانِ مَعَناَ.
Halalarımı ve teyzelerimi çok severim. اُحِبُّ كَثِيرًا خَلَاتِي وَ عَمَّاتي
Dayım Kenan Mühendistir. خَالِي كَنَان مُهَنْدِس
Amcalarım Ali ve Veysel yurtdışında çalışıyorlar. عَمِّيَايَ عَلِي وَ وَيْسَل يَعْمَلُ فِي خَارِجِ الْمَمْلَكَة
Aile fertleriniz nerede? اَيْنَ اَفْرَادُ اُسْرَتِك؟
Onlar, Avrupa’da. هُمْ فِي اَوْرُوبا.
Deden ve ninen var mı* هَلْ َلكَ جَدٌَ وَ جَدَّةٌ؟
Hayır onlar vefat ettiler. لاَ هُمَا تَوَفَّيَا
Baban ne iş yapıyor? مَا مِهْنَةُ اَبِيكَ؟
O, emekli, çalışmıyor. هُوَ مُتَقاعِد. لاَ يَشْتَغِلُ
Annen çalışıyor mu? هَلْ اُمُّكَ تَشْتَغِلُ؟
Hayır o ev hanımı. لا هِىَ رَبَّةُ الْبَيْتِ
Kaç erkek ve kız kardeşin var? كَمْ اِخْوَة وَ اَخَوَات لَك؟
2 erkek ve üç kız kardeşim var. لِي اِخْوَايَ وَ ثَلاثَ اِخْوَاتِ.
Çocukların var mı? هَلْ لَكَ اَوْلاد؟
Evet, iki oğlum ve bir kızım var. نَعَمْ, لِي اِبْنَانِ وَبِنْت
Yakınlarından öğretmen olan var mı? هَلْ مِنْ اَقْرَبَائِكَ مُدَرِّس؟
Evet, amcam öğretmendir. نَعَمْ عَمِّي مُدَرِّس
Bankada: في البنك
Banka بَنْك
Bu çeki bozdurabilir miyim? هَلْ اسْتَطِيعُ اَنْ اَصْرِفَ هَذَا الشِّيك؟
Çeki ver! هَاتِ الشِّيكَ.
Çekin arkasını imzaladın mı? هَلْ وَقَّعْتَ عَلَي ظَهْرِ الشِّيكِ.
Evet imzaladım. نَعَمْ وَقَّعْتُ.
Bankada cari hesabın var mı? هَلْ لَكَ حِسَاب جَارِي فِي الْبَنْكِ
Evet, var. نَعَمْ لِي.
Bu pulu al ve şu gişeye git! خُذْ هَذا الطَّابِعَ وَاذْهَبْ اِلَى ذاكَ الشُبَّاك لِاسْتِلامِ النُّقُودِ.
Bende Suudi Arabistan riyali var, onu Türk lirasına çevirmek istiyorum. مَعِى رِيَال سُعُدِي اُرِيد تَحْوِيلَهُ
Riyallerini ver. هَاتِ رِيَالاتِك.
Buyur! تَفَضَّل.
İyi. طَيِّب
Nüfuz cüzdanın yanında mı? هَلْ عِنْدَكَ حَفِيظَةُ نُفُسِك؟
İşte! هَا هِيَ.
Paranı buyur. تَفَضَّلْ نُقُودَكَ.
Çok teşekkürler! شُكْرًا جَزِيلاً.
Bir şey değil, buyurun!
لا شُكْرَ عَلى وَاجِبٍ. تَفَضَّلُوا
Her zaman hizmetinizdeyiz. نَحْنُ فِي خِدْمَتِكُمْ دَائِماً

Camide: في المسجد
Cami nerede? اَيْنَ الْمَسْجِدُ؟
Öğle ezanı okundu mu? هَلْ اُزِّنَ اَزَانُ الظُّهْرِ؟
Namaz kıldın mı? هَلْ صَلَّيْتَ؟
Nerede namaz kılabilirim? اَيْنَ يُمْكِنُ اَنْ اُصَلِّ؟
Güneş doğmadan namazı kılalım. لِنُصَلِّ قَبْلَ طُلوُعِ الشَّمْسِ.
İkindi geçiyor, acele et! تَعَجِّلْ يَمُرُّ الْعَصْرُ.
Lütfen namaz için uygun bir yerde durabilir miyiz? مِنْ فَضْلِكَ هَلْ يُمْكِنُ اَنْ نَقِفَ لِاِقَامَةِ الصَّلاة؟
Abdestin var mı? هَلْ اَنْتَ مُتَوَضِّعٌ؟
Abdest almam gerekir. يَجِبُ عَلَيَّ اَنْ اَتَوَضَّعَ.
Cemaat çıktı mı? هَلْ خَرَجَ الْجَمَعَةُ؟
Kaç rekat namaz kıldın? كَمْ رَكْعَةً صَلَّيْتَ؟
Dört rekat kıldım. صَلَّيْتُ اَرْبَعَ رَكْعَاتٍ
Allah kabul etsin. تَقَبَّلَ اللهُ
Hepsini. اَجْمَعِينَ.
Namaz kılmak isteyen var mı? هَلْ يُجَدُ مَنْ يُرِيدُ اَنْ يُصَلِّ؟
Biz namaz kılmak istiyoruz. نَحْنُ نُرِيدُ اَنْ نُصَلِّ.
Sabah namazını kılacağım. الفجر سَاُصَلِّ صَلاة
Öğle namazını kılacağım. سَاُصَلِّ صَلاة الظهر
İkindi namazını kılacağım. َساُصَلِّ صَلاةَ العص
Akşam namazını kılacağım. َساُصَلِّ صَلاةَ المغرب
Yatsı Namazını kılacağım. َساُصَلِّ صَلاةَ العشاء
Vitr namazını kılacağım. صَلاةَ الوتر َساُصَلِّ
Ramazan Bayramı namazı ne zaman? مَتَىَ صَلَاةُ عِيدِ الْفِطْرِ؟
Kurban Bayramı namazı ne zaman? مَتَىَ صَلاَةُ عِيدِ الْاَضْحَي؟

Çarşıda: فِى الّسُوقِ

Çarşı السُوق
Çarşı nerede biliyor musunuz? هَلْ تَعْرِفُ اَيْنَ السُّوق؟
Hangi çarşıyı soruyorsunuz? اَيُّ السُّوق تَسْأل؟
Hediyelik eşya alacağım. سَأشْتََرِى الْهَدِيَّاتِ.
Kadın elbiseleri nerede satılır? اَيْنَ يُبَايِعُ مَلَابِسَ النِّسَاءِ؟
Bu kumaşın türü nedir? مَا صِنْفُ هَذَا الْقُمَاشِ؟
Bu kumaş ipek, şu pamuktandır. هَذَا الْقُمَاشِ مِنْ حَرِير. ذَاكَ مِنْ قُطْنٍ
Bu gömleğin ölçüsü ne? مَا مَقَاصُ هَذَا اْلفُسْتَان؟
Orta مُتَوَصِّطٌ
Bu ondan küçük mü, büyük mü? هَذَا اَصْغَرُ مِنْ ذَاك امْ اَكْبَرُ؟
Bunun fiyatı nedir? مَا سَعْرُهُ؟
Bu kaça? بِكَمْ هَذَا؟
Üç milyon lira. ثَلاثَ مَلايين ِليَرة
Bu çok pahalı değil mi? أَلَيْسَ غَال كَثِير هَذَا؟
Gerçekten çok ucuz. رَخِيص كَثيِر جدًّا
Son fiyat ne olur? مَا هُوَ آخِرُ الَّسعْرِ؟
Senin için iki milyon yedi yüz elli. لَكَ بمِلْيُنَينِ وَ سَبْعُمِائَة وَ خَمْسِينَ.
Bana iki çorap ve bir de buluz ver. هَاتِنِي جَوَارِبَينِ وَ بُلُوزَة اَيْضًا.
Baş üstüne. عَلىَ رَأْسي
İç çamaşırı bulunur mu? هَلْ ثَوْبٌ دَاخِلِيّ مَوْجُودَة؟
Ne renk istersiniz? مَا لَوْنهُ تُرِيدُون؟
Bu gömlek dar. هَذَا الْقَمِيسُ ضَيِّقٌ.
Daha genişi yok mu? اَلا اَوْسَعُ مَوْجُود؟
Kredi kartı geçer mi? هَلْ بطَاقة اعتماد مَقْبُولَة؟
Yiyecek bir şeyler almak istiyoruz. نُرِيد اَنْ نَشْتَرِ بِمَا نَطْعَمُ.

Eczanede: في الصيدالية
İlaç دَوَاء
İlaçlar اَدْوِيَة
Sizde bu ilaçlar bulunur mu? هَلْ تُوجَد لَدَيْكُمْ هَذِهِ الْاَدَوِيَّة؟
Evet, var. نَعَمْ تُوجَد.
Onları istiyorum. اُرِيدُهَا
Derhal. فَوْرًا
Bu ilaçlar nasıl kullanılır? كَيْفَ يُسْتَعْمَل هَذِهِ الْاَدَوِيَّة؟
Bu habı sabah akşam yemekten sonra al. تَنَاوَل هذا الْحَب بَعْدَ الْفُتُور وَالْعَشاء.
Bu şurubu yemeklerden sonra bir kaşık iç. اِشْرَبْ هَذا الَّشرَاب بَعْدَ كُلِّ الطَّعَام مِلْعَقَة.
Bu ilacı yemekten önce biraz suyla alacaksın. سَتَنَاوَلُ الَّدوَاء قَبْلَ الَّطعَامِ بِالْمَاءِ قَلِيل
Bu bir merhemdir. هذا مَرْهَم.
Yüz ve el kremi istiyorum. اُرِيدُ مَرْهَم لِلْوَجْهِ وَ لِلْيَدَيْن.
Kaç damla? كَمْ قَطْرَة؟
Bu ilaçlar arasında iğne yok değil mi? اَلَيْسَ لا مَوْجُود حُقْن فِي هَذِه الاَدْوِيَة؟
Eczacıyla konuşmak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَتَكَلَّمَ الصَّيْدَلانِي
Bu hapları aç karnına iç. اِشْرَبْ بِبَطْنِ جَائِع هَذا الْحُبُوب
Allah şifa versin. شِفَيكَ الله

7

Mayıs
2012

Arapça-2

Yazar: arafat  | Kategori: PRATiK ARAPÇA | Yorum: Yok
Arapça-2

Evde: في الْبَيْتِ
Eviniz nerede? اَيْنَ مَنْزِلُكَ؟
Nerede oturuyorsun? اَيْنَ تََسْكُنُ؟
Eviniz müstakil mi, daire mi? أ مَنْزِلُكُمْ مستقل اَوْ شَقَّة؟
Kendi eviniz mi, kira mı? أ الْمَنْزِلُ لَكُم اَمْ مُأجَّر؟
Eviniz kaç odalı? كَمْ غُرْفَة فِي دَارِكُم؟
Oturma odası geniş mi? هَلْ وَاسِعَةٌ غُرْفَةُ الْجُلُوس؟
Ev işyerine yakın mı? هَلِ الدَّار قَرِيب مِنْ مَكانِ الْعَمَل؟
Ev kiralamak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اِسْتَأجِرَ الشقة.
Bana ev adresini ver. هَاتِنيِ عُنْوَانَ مَنْزِلِكَ.
Dairen güzel mi? هَلْ جَمِيلَة شَقَّتُك؟
Dairemde bir salon, bir yemek odası, bir misafir odası, bir yatak odası, bir mutfak, tuvalet ve banyo var. في شَقَّتِي صَالُون وَغُرْفَة أَكْل وَ غُرْفَة ضُيُوف وَ غُرْفَة نَوْم وَ مَطْبَخ وَ دَوْرَةُ الْمِيَاهِ وَ حمَّام.
Dairenin balkonu var mı? هَلْ فِي شَقَّتِكَ شُرْفَة؟
Bakkal size yakın mı? هَلْ البَقَّالة قَرِيبَة مِنْكُمْ؟
Burada kiralık ev bulunur mu? هَلْ هُنَا يُوجَد بَيْتٌ مُأجَّرٌ؟
Bilmiyorum, aramalısınız. لا اَدْرِي يَجِبُ عَلَيْكُمْ اَنْ تَبْحَثُ عَنْهُ.
Market, eczane, lokanta, kahve, manav evime uzak değil. لَيْسَ بَعِيد عَنْ مَنْزِلِي السُوقُ الْمَرْكَزِي وَالصَّيْدَلِيَّة وَ الْمَطْعَم وَ الْمَقْهَى وَ دُكَّانُ الْخُضَرِي.
Ben evde kalmıyorum. Otelde kalıyorum. اَنَا لا اَسْكُنُ فِي الْمَنْزِلِ اَسْكُنُ فِي الْفُنْدُقِ.
Erciyes oteli nerede kalıyor? اَيْنَ يَقَعُ فُنْدُق اَرْجِيَس؟
Allah’a ısmarladık. مَعَ الَّسلامَة.
Görüş Açıklama: احساس الرأي
Bu konuda görüşün nedir? مَا رَأْيُك فِي هَذِهِ الْمَسْئَلَة؟
Aynen size katılıyorum. اَشْتَرِكُ بِكَ نَفْسًا.
Sizinle aynı kanaatte değilim. لَسْتُ مُطَابِقًا مَعَكُمْ.
Ben sizden biraz farklı düşünüyorum. اُفَكِّرُ مُفَرِّقًا قَلِيل مِنْكُم.
Sizce de öyle değil mi? اَفَلَيْسَ كذالك لَدَيْكُمْ؟
Ama herkes öyle düşünüyor. وَلَكِنَّ يُفَكِّرُ كذالك كُلُّ الَّناس.
Kim ne derse desin, gerçek budur. مَنْ لَيَقُلْ مَاذَا َيقُول الْحَقُّ هَذَا.
Bana göre konu kapanmıştır. عِنْدِي الْمَوْضُوع اِنْتَهَى.
Siz de onun gibi mi düşünüyorsunuz? وَ اَنْتُمْ تُفَكِّرُون مِثْلَه؟
Evet, her söylediğine kefilim. نَعَمْ اَنا كَفِيل كُلَّ مَا يَقول.
Olaya bir de bu açıdan bakalım.. وَلِنَنْظُرْ الْوَاقِعَة مِنْ هَذِهِ الزَّاوِيَة
Eminim, bunu hiç duymadınız. اَنَا مُتَأَكِّد مَا سَمِعْتَ هَذا قَطّ.
Tam emin değilim. لَسْتُ مُتَأَكِّد تَامًّا.
Size katılmıyorum. لَسْتُ مَعَكُمْ
Ne gibi. مِثْلُ مَاذَا؟
Gümrükte: في الجمرك
Nerelisin? مِنْ اَيْنَ اَنْتَ؟
Türkiyeliyim. اَنَا مِنْ تُرْكِيَة.
Pasaportun nerede? اَيْنَ جَوَازُ سَفَرِكَ؟
İşte, buyrun! هَا هُوَ تَفَضَّل.
Lütfen ismin… مِنْ فَضْلِكَ اِسْمَكَ ..
İsmim Furkan. اِسْمِي فُرْقَان.
Seninle kimse var mı? هَلْ مَعَك اَحَد؟
Yanımda eşim, oğlum ve kızım var. مَعِي زَوْجَتيِ وَ ابْنيِ وَ بِنْتي.
Burada kaç gün kalacaksınız? كَمْ يَوْمًا سَتَبْقَى هُنَا.
İki ay kalacağım. سَأَبْقَى شَهْرَينِ.
Güzel, pasaportunu al! طَيِّب خُذْ جَوَاز سَفَرِك.
Bu eşyalar senin mi? هَلْ هَذِهِ الْاَمْتِعَة لَك؟
Evet benim. نَعَمْ لِي.
Gümrüğe tabi bir şeyin var mı? هَلْ عِنْدَكَ شَيْءٌ تَابِعٌ ِللْجُمْرُك؟
Bilmiyorum. لا اَدْرِي.
Bu çantayı açar mısın? هَلْ تَفْتَح هَذِهِ الْحَقِيبَة؟
Buyurun! َتفَضَّل
El çantanı da aç! اِفْتَحْ حَقِيبَتَكَ الْيَدَوِيَّة
Onda yalnız elbiselerim var. فِيهَا مَلابِسِي فَقَط.
İyi onu al! طَيِّب. خُذْهَا.
İlginize teşekkür ederim. شُكْرًا عَلَي عَلاقَاتِكَ الَّطِّيبَة
Bir şey değil. عَفْوًا
Hava alanı yakın mı? هَلْ قَرِيب مِنْ هُنا مَطار؟
Pilot nerede? اَيْنَ الطَّيَّار؟
Uçak ne zaman kalkacak? مَتَي سَيَرْتَفِعُ الَّطيَّارَة؟
Çanta yanında mı? هَلْ عِنْدَك الْحَقِيَبتُك؟
Tren hızlı mı? هَلِ الْقِطار سَرِيع؟
Tren istasyonu buradan uzak mı? أَ بَعِيد عَنْ هُنا مَحَطَّةُ الْقِطَار؟
Bu gümrüğe tabi mi? أ هذا تابِع لِلْجُمْرُك؟
Hayır, o gümrükten muaf. لا هُوَ مُعْفَاة عَنِ الْجُمْرُك.
Pasaport lütfen مِنْ فَضْلِك جَوازَ سَفَرِك
Bekleme salonu nerede? اَيْنَ صَالَةُ الْاِنْتِظَار؟
Hava yoları acentesini arıyorum. اَبْحَثُ عَنْ وَكَالَةَ الطَّيَرَان.
Hal Hatır Sorma:
Selamun Aleykum. اَلسَّلامٌ عَلَيْكُمْ
Aleykum selam. وَ عَلَيْكُمُ السَّلامُ.
Nasılsın kardeşim? كَيْفَ حَال يا اَخِي؟
Elhamdü lillah iyiyim. Ya sen? اَلْحَمْدُ للهِ اَنَا بِخَيْر. وَ اَنْتَ؟
Allah’a hamdolsun ben de iyiyim. وَالْحَمْدُ لَِّلهِ اَنَا بِخَيْر اَيْضًا
Nereden geliyorsun? مِنْ اَيْنَ اَنْتَ قَادِم؟
İstanbul’dan geliyorum. اَنَا قَادِم مِنْ اِسْتانْبوُل.
Nereye gidiyorsun? اِلَي اَيْنَ اَنْتَ ذَاهِب؟
Ankara’ya gidiyorum. اَنَا ذَاهِب اِلَي آنْقَرَة.
Niçin Ankara’ya gidiyorsun? لِمَاذَا اَنْتَ ذَاهِب اِلَي آنقرة؟
Amcamı görmek için لِاَزُورَ عَمِّي.
Görüşürüz. اِلَي الْلِقَاءِ.
Hastanede: في المستشفي
Hastane nerede? اَيْنَ الْمُسْتَشْفَي؟
Bir ambulans lütfen. مِنْ فَضْلِك الاَسْعاف
Doktor istiyorum. اُرِيدُ الطَّبِيبَ.
Hastayım bana ne oldu bilmiyorum. اَنَا مَرِيدٌ . لا اَعْرِفُ مَااَصَابَنِي؟
Başım ağrıyor. اَشْعَرُ اَلَمًا فِي رَئْسِي.
Ağzını aç ve dilini çıkar! اِفْتَحْ فَمَك …َ اُخْرُجْ لِسانَك…
Sırt üstü yat ve nefes al! اُرْقُدْ عَلَي ظَهْرِكَ وَ تَنَفَّسْ.
Hastalığım nedir doktor? مَا مَرَضِي يَا طَبِيبِ؟
Ölecek miyim? أَ سَاَمُوتُ؟
Allah bilir. اَللهُ اَعْلَمْ.
Önemli değil, korkma! لا بَأْسَ بِهِ, لاَ تَخَفْ
Ne zaman beri hastasın? مُنْذُ مَتيَ مَرَضْتَ؟
İki günden beri. مُنْذُ يَوْمَيْنِ
Her hangi bir ilaç aldın mı? هَلْ تَنَاوَلْتَ اَيُّ دَوَاء؟
Hayır, sadece aspirin aldım. لا, تَنَاوَلْتُ آسبيرين فَقَطْ.
Sana bazı ilaçlar yazacağım. سَأَصِفُ لَكَ بَعْضَ الادْوِيَة.
Karnımda şiddetli bir ağrı hissediyorum. اَشْعَرُ اَلَمًا شَديدًا فِي بَطْنِي
Gribe yakalanmışsın. اَصَابَكَ الزُُّكَام.
Kulak burun boğaz uzmanına gitmen gerekir. يَجِبُ عَلَيْك اَنْ تَذْهَبَ اِلَي مُتَحَصِّصِ فِي اَمْرَاضِ الْأُذْنِ وَ الأَنْفِ وَ الْحَنْجَرَة.
Hastamızın şikayeti nedir? مَا هِيَ شَكْوَي الْمَرِيدِنَا؟
İlk önce elbiseni çıkar ve buraya uzan. اِخْلَعْ ثِيَابَك فَمدِّد هُنَا اَوَّلًا.
Sana acil şifalar dilerim. اَرْجُو شِفَاءً عَاجِلاً

Hobiler Hakkında:
Hobin nedir? مَا هِوَايَتُك؟
Hobim, Okumak, futbol ve müzik dinlemek هِواَيَتي قِرَائَة وَ لُعْبَة الْقَدَمِ وَ اسْتِمَاع المْوُسِيقِي
Boş vaktinde ne yapmayı tercih edersin? مَاذَا تُفَضِّلُ اَنْ تَعْمل في وَقْتِ الْفَارِغك؟
Ben dolaşmayı her şeye tercih ederim. اَنَا اُفَضِّلُ تَنَزَّهَ عَلَي كُلَّ شَيْءٍ

İş yerinde:
Nerede çalışıyorsun? اَيْنَ تَعْمَلُ؟
Otomobil fabrikasında çalışıyorum. اَعْمَلُ فِي مَصْنَعِ السَّيَّارة
Orada işin nedir? مَا اَمْرُك هُنَاك؟
Orada işçiyim. اَنَا عاَمِل هُنَاك.
Türkiye’de insanlar nerede çalışır? اَيْنَ يَعْمَلُ النَّاس فِي تُرْكِياَ؟
Türkiye’de insanlar bir çok işte çalışır. Bir kısmı tüccardır, bir kısmı işçi, bir kısmı memur ve bir kısmı da çifçidir. يَعْمَلُ النَّاس فِي عَمَلٍ كَثِيرٍ فِي تُرْكِيَا. بَعْضُهُمْ تَاجِرٌ و بَعْضُهُمْ عُمَّالٌ وَ بَعْضُهُمْ مُوَظَّفٌ وَ بَعْضُهُمْ فَلَّاحٌ.
Türkiye’de insanlar ne kadar maaş alırlar? كَمْ لِيرة يَأْخُذُ راَتِب شَهْرِيّ؟
Gerçekten çok değişiktir. Bir kısmının geliri çok düşük, bir kısmı da ihtiyacından fazla ve haksızca maaş alır. مُخْتَلِف كَثِير جِدّاً.مِنْ بَعْضِهِم مَعِيشَتُهُ ضَيِّقٌ جِدًّا وَ بَعْضُهُمْ يَأخُذُ راتب شهري اَكْثَر مِمَّا يحتاج اليه وَ بغَيْرِ حَقٍّ .

Poliste: في مركز الشرطة
İmdat! اَلنَّجْدَة!
Polis istiyorum. اُرِيدُ شُّرْطَة
Neyin var? مَالَك؟
Nerede oturuyorsun? اَيْنَ تَسْكُنُ؟
Tam adresin nedir? عُنْوَانُكَ كَامِل؟ مَا
Talas Cad. Burcu Apt. 1. Kat عِمَارَة بوُرْجُو الطَّابِق شَارِع طَلاَس الْاَرْضِي
Numarası Kaç? مَا رَقَمُهَا ؟
numara …… …..ُ اَلرَّقَم
Telefonun var mı? هَلْ عِنْدَكَ هَاتِف؟
evet, 1234567 نَعَمْ ١٢٣٤٥٦٧
Hüviyetini ver! اَعْطِنِي هُوِيَّتَك؟
Buyur! تَفَضَّل…
Çantam ve pasaportum çalındı. سُرِقَ الْخَقِيبَتِي وَ جَوَازَ سَفَرِي
Çantanı nerede kaybettin? اَيْنَ فَقَدْتَ خَقِيبَتَك؟
Çarşıda kuyumcu dükkanının önünde. فِي السُّوق اَمَامَ الدُّكَّان الْجَوَاهِر
Birinden şüpheleniyor musun? هَلْ تَشُكُّ فِي اَحَدٍ؟
Olay anında yanında kim vardı? مَنَ عِنْدَك حِين الْحادثة؟
Hatırlamıyorum. لاَ اُذَكِّرُ
Üzülme Allah’ın izniyle onu bulacağız. لاَ تَأْسَفْ سَنَجِدُهاَ بِاِذْنِ الله

Lokantada:
Afedersiniz, en yakın lokanta nerede? مِنْ فَضْلِك, اَيْنَ الْمَطْعَمُ الْاَقْرَب؟
hoş geldiniz, buyrun! اَهْلاً وَسَهْلاً, تَفَضَّلوُا…
Ahmet Bey ne alırsınız? مَاذَا تَتَنَاوَلُونَ يا سَيِّد اَحْمَد؟
Önce mercimek çorbası lütfen… مِنْ فَضْلِك..شُورْبَة عَدَس اَوَّلاً
Ondan sonra yemek olarak ne tercih edersiniz? مَاذَا تُفَضِّلُون طَعَامًا بَعْدَ ذَالِك؟
Şiş kebap ve salata getir! هَاتِ شِيشْ كَبَاب وَ سَلاطَة!
Afedersiniz, bize bakar mısın? مِنْ فَضْلِك هَلْ تَنْظُراِلَيْنَا؟
Salata ve biber istiyoruz! نُرِيدُ سَلاَطَة وَ فُلْفُل
Pilav üstü tavuk lütfen! مِنْ فَضْلِك الدَّجَاج عَلي الرُّوز
Portakal suyu alabilir miyim? هَلْ اَتَنَاوَل عَصِيرَ الْبُرْتَقَال؟
Mutfağınızda ne var? مَاذَا يُوجَد فِي مَطْبَحِكُمْ؟
Mutfağımızda, kızarmış veya haşlanmış yumurta, meyve suyu, bal, reçel, peynir, tavuk çorbası ve soğuk et var. فِي مَطْبَاحِنَا بَيْضٌ مَقْلِيٌّ اَوْ مَسْلُوقٌ وَ الْعَصِير وَ الْمُرَبَّي وَ الْسْل وَ الْجُبْن وَ حِسَاءَ الدَّجَاج وَ لَحْم بَارِد؟
İçecek olarak ne istersiniz? مَاذَا تُرِيدُونَ مِنَ الْمَشْرُوبَات؟

Alışveriş (kasap, manav, mağaza):
Çarşı nerede? اَيْنَ السّوُق؟
Ne alacaksın? مَاذَا تَشْتَرِي؟
Biraz yiyecek ve giyecek alacağım. سَاَشْتَرِي بَعْضَ الطَّعَام وَالْمَلابِيس.
Yakında bir kasap dükkanı var mı? أَ قَرِيب هُنَا دُكَّان الْجَزَّار؟
Yarım kilo koyun eti, bir kilo sığır eti istiyorum. اُرِيدُ نِصْف كِيلُو لَحْم حَرُوف و كِيلُو لَحْم بَقَرَة.
Kıyma mı, kuşbaşı mı? اَ لَحْم مَفْرُوم اَمْ قِطْعَة لَحْم؟
Balık ve tavuk nerede satılır? اَيْنَ يُبَايَع سَمَك وَ دجَاجَة؟
Burada taze meyve sebze bulunur mu? هَلْ يُوجَدْ هُنَا فَوَاكِهَ وَ خُضَر ؟
Ne gibi? مِثْلُ مَا؟
Muz, elma, portakal, üzüm, armut, ayva, domates, kaysı, kavun, karpuz, salatalık, marul, yeşil biber, acı biber, bakla, patates, patlıcan, taze fasulye… مَوْزَة, تُفَّاحة, بُرْتَقَال, عِنَب, كُمَّثْرَي, سَفَرْجَل, طَمَاطِم, مِشْمِش, شَمَّام, بِطِّيخ, خِيَار, خسّ, فُلْفُل اَخْضَر, فُلْفُل حَار, فُول, بَاطَاطَا, بَاذِنْجَان, فَاصُولْيَا خُضْرَاء…
Ekmek ve çay bulunur mu? هَلْ يُوجَد خُبْز وَ شَاي؟
Lütfen ondan bir kilo verin. مِنْ فَضْلِك اَعْطِنِي كِيلو وَاحد مِنْهُ.
Bu Kaça? بِكَمْ هَذَا؟
Onu istiyorum. اُرِيدُ ذَالِك!
Toplam fiyatı ne kadar? كَمْ جُمْلَةُ الثَّمَن؟
Bu çok pahalı değil mi? اَلَيْسَ هَذَا غَالٍ كَثِير؟
Hayır, bilakis bu çok ucuz. لا, بَلْ هَذَا رَخِيص جِدًّا
Biraz indirim yapamaz mısınız? اَ لَيْسَ مُمْكِن اَنْ تفْعَلَ التَّنْزِيل قَليِل؟
Buyurun parası! تَفَضَّل نُقُودُهُ!
Üzerime kıyafet almak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَشْتَرِي لِبَاس عَلَيَّ.
Haydi bir mağazaya gidelim. حَيَّ نَذْهَب اِليَ دُكَّان مَلابِس
Sizde İpek gömlek bulunur mu? هَلْ عِنْدَكُمْ قَمِيص حَرير؟
Hayır, bizde pamuklu kumaştan var. لاَ , عِنْدَنَا مِنْ قُمَاش قُطْن.
Kızım için entari almak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَشْتَرَ فُسْتَان لِبِنْتِي.
Bu ceketin ölçüsü nedir? مَا مَقَاسُ هَذَا السِتْرَة؟
Paltonun ölçüsü orta’dır. مَقَاس الْمِعْطَف مُتَوَسِّط
Dört çorap bir de buluz kaç lira? كَمْ لِيرَة اَرْبَعة جَوَارِيب وَ بُلُوزة اَيْضًا
Son fiyat nedir? مَا آخِر السَّعر؟

7

Mayıs
2012

Arapça-3

Yazar: arafat  | Kategori: PRATiK ARAPÇA | Yorum: Yok
Arapça-3

Okulda: في المدرسة
Hangi okulda okuyorsun? فِي اَيِّ الْمَدْرَسَة تَدْرُس؟
Lisede okuyorum. اَدْرُس فيِ الثَّانَوِيَّة
Hangi dilde eğitim yapıyorsunuz? بِاَيِّ لِسَان تَدْرُسُون؟
Türkçe eğitim yapıyoruz. نَدْرُس بِلِسَان التُّركِي.
Dersler zor mu? اَ دُرُوسُكُم صَعْب؟
Hayır dersler bana çok kolay geliyor. لاَ, الدُّرُوس سَهْل جِدًّا لِي.
Hangi dersi daha çok seviyorsun? اَيُّ الدَّرس اَحَبٌّ اِلَيْك؟
Matematik ve Arapça’yı daha çok seviyorum. الرِّيَاضِية وَاللُّغَةُ الْعَرَبِية اَحَبّ اِلَيَّ.

Otelde: في الفندق
Boş odanız var mı? هَلْ لَدَيْكُمْ غُرْفَة فَارِغَة؟
Tutmak ister misin? نَعَمْ, لَدَيْنَا. هَلْ تَطْلِبُ الْاِسْتِئْجَار؟
Evet, mümkünse… نَعَمْ اِنْ اَمْكَن..
Odanızın nasıl olmasını tercih edersiniz? كَيْفَ تُفَضِّل اَنْ تَكُنَ غُرْفَتَك؟
Odamın birinci katta olmasını tercih ederim. اُفَضِّلُ اَنْ تَكُونَ غُرْفَتِي فِي الطَابِقِ الْاَوَّل.
Memnuniyetle… بِكُلِّ سُرُور
Odayı görmek ister misin? اَ تَرْغَبُ فِي رُئْيَةِ الْغُرْفَة ؟
Lütfen! مِنْ فَضْلِك..
Üç günlük ücreti ne kadar? كَمِ الْاُجْرَة لِثَلاثَة اَيَّام؟
Yüz Amerikan doları. مِائَة دُولَار اَمْرِكِي.

Postanede: في المكتب البريد
Afedersiniz, Postane Nerede? مِنْ فَضْلك, اَيْنَ مَكْتَب الْبَرِيد؟
Bu mektubu Türkiye’ye göndermek istiyorum. اُرِيد اِرْسَالًا هَذِهِ الرِّسَالَة اِليَ تُرْكِيَة.
Sizde Pul bulunur mu? هَل يُوجَد عِنْدَكُم طَوابِع؟
Türkiye’den bana bir mektup gelecekti. Bakmanız mümkün mü? كَانَ سَيَجِئُني رسالة مِن تركية. هل يُمْكِنُ اَنْ تَلْحَظ؟
İlgilendiğiniz için teşekkür ederim. شُكْرًا لَكُمْ لِاِهْتِمَامِكُمْ

Selamlaşma : التحيات
Selamun Aleykum. اَلسَّلام عَلَيْكُمْ
Aleykum selam. وَ عَلَيْكُمُ السَّلاَم
Merhaba. مَرْحَبَا
Hoş geldiniz. اَهْلاً بِكُمْ
Hoş bulduk. اَهْلاً وَ سَهْلاً
Günaydın. صَبَاحُ الْخَيْر
Günaydın. صَبَاحُ النُّور
İyi Akşamlar. مَسَاءُ الْخَيْر
İyi Akşamlar. مَسَاءُ النُّور
İyi Geceler. لَيْلَة سَعِيدَة
Görüşmek üzere! اِلَي اللِّقَاءِ
Güle güle. مَعَ السَّلاَمَة
Allah’a ısmarladık. مَعَ السَّلاَمَة
Allah’a emanet ol! فِي اَمَانِ اللهِ
Kendine iyi bak! اِنْتَبِهْ لِنَفْسَك

Seyahatte: في السفر
Nereye gidiyorsunuz? الَي اَين اَنتَ ذَاهِب؟
Hac için Mekke’ye gidiyorum. اَنَا ذَاهِب اِلَي مَكَّة لِلْحَجِّ
Gerekli malzemeleri aldınız mı? هَل اَخَذْتَ الجهاز الذي نهتاج اليه
Uçakla mı gideceksiniz, otobüsle mi? اَ تَذْهَبوُنَ بِالطَّائِرَةِ اَوْ بِالْحَافِلَةِ؟
Uçak biletleri cebimdeydi. Ama şimdi bulamıyorum. كَانَ التَّذَاكِرُ الطَّائِرَةِ فيِ جَيْبيِ وَلَكِنَّ لاَ اسْتَطِيعُ اَنْ اَجِدَ الْآنَ.
Afedersiniz, Su alabilir miyim? مِنْ فَضْلِكَ, يُمْكِنُ اَخْذُ المْاَءَ؟
Nerede mola vereceğiz? اَيْنَ تَوَقُّف قَصِير؟
İçim bulandı, galiba çıkaracağım.
Kaç saatte varırız oraya? فِي كَمْ سَاعَة نَصِلُ هُنَاك؟
Yaklaşık 20 saatte. تَقْرِيباً عِشْرُونَ سَاعَة
Okumak için bir gazete istiyorum. اُرِيدُ جَرِيدَةً لِاَنْ اَقْرَاَ.
Hangi dergiler var? اَيُّ مَجَلّات مَوْجُود؟
Bir küçük bardakta kahve lütfen! من فضلك, قهوة في فنجان صغير.
Sütlü mü olsun? هل مَعَ الْحَلِيب؟
Hayır, sade istiyorum. لا , اُريد خَالِصًا

Tanışma: تَعَارُف
Merhaba مَرْحَبًا
İsmim Kemal. اِسْمِي كَمَال.
Ya sizin isminiz… وَ اِسْمُكَ الْكَرِيم…
Seni Selami ile tanıştırayım. اَعَرِّفُكَ عَلَي سَلامي.
Tanıştığımıza memnun oldum. سُرِرْتُ بِمَعْرِفَتِك.
Bize kendinizden bahseder misiniz? سَمِّعْنَا شَيْئًا عَنْكَ
Ben Edebiyat Fakültesinde öğrenciyim. اَنَا طَالِبٌ فِي كُلِّيَة آدَاب
Türkiye’den geldim. اَنَا جِئْتُ مِنْ تُرْكِيا
Ailem de Türkiye’de yaşıyor. وَ اُسْرَتِي تُقِيمُ فِي تُرْكِيا
Siz ne iş yaparsınız? وَ مَا مِهْنَتُكَ؟
Ben Arapça öğretmeniyim. اَنَا مُعَلِّمُ اللُّغَةَ الْعَرَبِيةَ
Nerede oturuyorsunuz? اَيْنَ تَسْكُنُ؟
……….de oturuyorum. اَسْكُنُ فِي ………
Ailenizle beraber mi? هَلْ مَعَ اُسْرَتِك؟
Evet. Ailemle beraber. نَعَمْ مَعَ اُسْرَتِي.
Babanız ne iş yapıyor? مَا مِهْنَتُ اَبيِكُمْ؟
O, doktor. هُوَ طَبِيبٌ
Kaç erkek ve kız kardeşin var? كَمْ لَكَ اِخْوَة وَ اَخَوَات؟
Sadece bir erkek kardeşim var. لِي اَخٌ فَقَط.
Kaç yaşında? كَمْ سَنَة عُمْرُهُ؟
11 Yaşında. عُمْرُهُ اَحَدَ عَشَرَ سَنَةً.

Tatilde: في العطلة
Yaz tatilinde nereye gideceksin? اِليَ اَيْنَ سَتَذْهَبُ فِي الْعُطْلََة ِالصَّيْف
Bilmiyorum. Henüz karar vermedim. لاَ اَعْرِفُ, لَمْ اُبْرِمْ.
Burada kaç gün kalacaksın? كَمْ يَوْمًا سَتَمْكُثُ هُنَا؟
Burada iki hafta kalacağım. سَاَمْكُثُ هُنَا اُسْبُعَيْن
Tatilini nerede geçirdin? اَيْنَ قَضَيْتََ عُطْلَتَك؟

Yol Tarifi ve Yolda (taksi tutma, dolmuşa binme, ulaşım araçları, tren istasyonunda): تعريف الطريق
Afedersiniz, Müzeye nasıl gidebilirim? مِنْ فَضْلِك, كَيْفَ اَسْتَطِيع اَنْ اَذْهَب اِلي الْمَتْحَف؟
Bu yoldan dosdoğru git, sonra sağa dön. Onu orada göreceksin. سِرْ مُسْتَقِيمًا مِنْ هَذَا الطَّرِيق ثُمَّ اِنْعَطِفْ يَمِينًا.فَسَتَرَيهُ هُنَاك.
Nereye gitmek istiyorsunuz? اِلَي اَيْنَ تُرِيدُون السَّفَر؟
Cidde’ye اِلَي جِدَّة
İşte adres, bizi oraya götür. هَا هُوَ الْعُنْوَان.. اِذْهَبْ بِنَا هُنَاك!
Borcum ne kadar? كَمْ عَلَيَّ مِنَ النُّقُود؟
Borcun 5 milyon lira. عَلَيك خَمْسَ مَلاَيِينَ لِيرَة.
Bu çok değil mi? اَ لَيْسَ كَثِيرَة؟
Kesinlikle, bu resmi tarifedir. كَلاَّ هَذِهِ تَعْرِفَة رَسْمِية
Otomobil kiralamak istiyorum. اُرِيدُاَنْ اَسْتَئْجِرَ سَيَّارَة؟
Kaç günlüğüne istiyorsunuz? لِمُدَّةِ كَمْ يَوْمًا تُرِيدُون؟
Üç günlüğüne… لِمُدَّة ثَلاَثَة اَيَّام.
Buyrun ücretini تَفَضَّل هَا هِيَ الْاُجْرَتِهَا!
Buyrun, arabanın anahtarı! تَفَضَّل مِفْتَاحِ السَّيَّارَة!
Oraya nasıl gidebilirim? كَيْفَ اَصِلُ هُنَاك؟
Otobüsle gidebilirsiniz. تَصِلُ هُنَاك بالْحَفِلَة
Sola dön اِنْعَطِفْ شِمَالاً
Caddeyi geç اُعْبُرِ الشَّارِع
Önündeki kavşağı geç. اِقْطَع قُدَّامَك دَوَّارًا
Ahmet Bey hangi sokakta oturuyor? بِاَي زُقَاق يَسْكُن سَيِّد اَحْمَد؟
Bilmiyorum. لا اَدْرِي .
Niye soruyorsun? لِمَ تَسْئَل؟

Ziyaret Yerleri: محلاة الزيارو
Buradaki ziyaret yerlerini bana gösterir misiniz? هَلْ تُدِلُّنِي مَحَلِّ الزِّيَارَات هُنَا؟
Memnuniyette. بِكُلِّ سُرُور.
Nereleri görmek istiyorsunuz? اَيُّ مَكَانٍ تُرِيدُ اَنْ تَزُورَ؟
Tarihi ve doğal mekanlar, müzeler, eski camiler, türbeler, çarşılar ve kültür merkezlerini görmek istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَرَ اَمَاكِنَ التَّارِيخِي وَ الطَّبِيعِي وَ مَتَاحِف وَالْمَسَاجِدَ الْقَدِيم وَ التُّرَب وَ اَسْوَاق وَ مَرَاكِزَ الثَّقَافِيّ.
Buraya yakın. قَرِيب مِنْ هُنَا.
Buraya uzak. بَعِيد عَنْ هُنَا.
Güle güle مَعَ السَّلامَة

Günlük dilde sık kullanılan kelimeler:

Türkçe okunuş Arapça
Evet neam نَعَمْ
Hayır lâ لا
Teşekkür ederim şukran شُكْرًا

Özür dilerim. âsif آسِفْ
Çok teşekkür ederim. Şukran cezilen ُشكْرًا جَزِيلًا
Günaydın Sabahul hayr صَبَاحُ الْخَيْرِ
İyi akşamlar Mesaul hayr مَسَاءُ الْخَيْرِ
Hoş geldiniz. Ehlen اَهْلاً
Allah’a ısmarladık
güle güle Measselâme مَعَ الَّسلَامَةِ
Taksi taksi تَاكْسِي

Örnek Cümleler:

Soru Kelimeleri:
Türkçe Okunuşu Arapça
….mi, mı? E, ءَ , اَ
…mi, mı? Hel هَلْ
Ne? Mâ مَا
Ne? Mâzâ مَاذَا
Nerede? Eyne اَيْنَ
Hangi? Eyyu اَيُّ
Niçin? Limâzâ لِمَاذَا
Ne zaman? Metâ َمتَي
Nasıl? Keyfe كَيْفَ
Kaç? Kem كَمْ
Nasıl, ne zaman? Ennâ َانَّي
Niye? lime لِمَ

Örnekler:
Adın Ne? Mâ ismuk? مَااسْمُكَ؟
Nasılsın? Keyfe haluk? كيف حالك؟
Sen Ali misin? Hel ente Ali? هل انت علي؟
Evet ben Aliyim. Neam ene Ali. نعم انا علي

7

Mayıs
2012

Arapça-4

Yazar: arafat  | Kategori: PRATiK ARAPÇA | Yorum: Yok
Arapça-4

Bazı Edatlar:

Önünde emâme اَمَامَ
Arkasında Halfe َخْلفَ
Üstünde Alâ عَلَي
Altında Tahte تَحْتَ
İçinde Fî فِي
…ye, ya, e, a İlâ ِاليَ
Üzerinde Fevka َفْوقَ
Yanında İnde عِنْدَ
Beraber Meâ مَعَ
İle Bi بِ….
Ve Ve وَ
Veya, yada Ev اَوْ
Ve, takiben Fe فَ….
Sonra Ba’de بَعْدَ
Önce Kalbe قَبْلَ
Daha sonra Sümme ثُمَّ
Gibi Kemâ كَمَا
Gibi Ke كَ…
İçin li لِ…

Sayılar:

Türkçe Okunuşu Arapça
Bir vahid واحد
İki isnân اثنان
Üç selâse ثلاثة
Dört erbea اربعة
Beş hamse خمسة
Altı sitte ستة
Yedi seb a سبعة
Sekiz semâniye ثمانية
Dokuz tis a تسعة
On aşera عشرة
On bir ehade aşer احد عشر
On iki isnâ aşer اثنا عشر
On üç selase aşer ثلاث عشر
On dört erba a aşer اربعة عشر
On beş hamse aşer خمسة عشر
On altı sitte aşer ستة عشر
On yedi seb a aşer سبعة عشر
On sekiz sitte aşer ستة عشر
On dokuz tis a aşer تِسْعَة عشر
Yirmi işrûn عِشْرُونَ
Yirmi bir vahid ve işrûn واحد و عشرون
Yirmi iki isnân ve işrûn اثنان وعشرون
Yirmi dokuz Tis’a ve işrûn تسعة وعشرون
Otuz sela sûn ثلاثون
Kırk erba ûn اربعون
Elli ham sûn خمسون
Altmış sit tûn ستون
Yetmiş seb ûn سبعون
Seksen semâ nûn ثمانون
Doksan tis ûn تسعون
Yüz mi e ماءة
Yüz bir Mie ve vâhid مِاءَةٌ و وَاحِدٌ
Yüz on Mie ve aşer مِاءَةٌ وَ عَشَرَ
Yüz on bir Mie ve vahid aşer مِاءَةٌ وَاَحَدَ عَشَرَ
Yüz yirmi Mie ve işrûn مِاءَةٌ وَعِشْرُونَ
Yüz yirmi beş Mie ve hamse ve işrûn مِاءَةٌ وَخَمْسَةٌ وَ عِشْرُونَ
İki yüz mietâni مِائَتَانِ
Üç yüz selâsü mie ثلاثماءة
Dört yüz erbâu mie اربعماءة
Beş yüz hamsu mie خمسماءة
Altı yüz sittu mie ستماءة
Yedi yüz seb u mie سبعماءة
Sekiz yüz semâni mie ثمانماءة
Dokuz yüz tis u mie تسعماءة
Bin elf الف
İki bin elfân الفان
Üç bin selâsü âlâf ثلاث آلاف
Dört bin erbâu âlâf اربع آلاف
Beş bin hamsu âlâf خمس آلاف
Altı bin sittu âlâf ست آلاف
Yedi bin seb u âlâf سبع آلاف
Sekiz bin semâni âlâf ثماني آلاف
Dokuz bin tis u âlâf تسع آلاف
On bin aşare âlâf عشر آلاف
On bir bin ehde aşar elf احد عشر الف
Yirmi bin İşrûne elf عِشْرُون َالْف
Yirmi bir bin Vahid ve işrûne elf وَاحِد وَ عِشْرُون َالْف
Yüz bin Mie ve elf ماءة و الف
İki yüz bin Mietâ elf مائتا الف

Sık Kullanılan Fiiller:

Türkçe Okunuşu Arapça
Aldı Ehaze اَخَذَ
İstedi Erâde اَرَادَ
Gönderdi Ersele اَرْسَلَ
Yedi Ekele اَكَلَ
Emretti Emera اَمَرَ
İnandı Âmene آمَنَ
Ağladı Bekâ بَكىَ
Açıkladı Beyyene بَيَّنَ
Geldi Câe جَاءَ
Etti, eyledi Ceale جَعَلَ
Oturdu Celese جَلَسَ
Çıktı Harece خَرَجَ
Girdi Dehale دَخَلَ
Gitti Zehebe ذَهَبَ
Gördü Raâ رَئىَ
Acıdı Rahime رَحِمَ
Sordu Se ele َسَئلَ
İskan etti Sekene سَكَنَ
İçti Şeribe شَرِبَ
Doğru söyledi Sadeka صَدَقَ
Namaz kıldı Sallâ صَلَي
Güldü Dahıke ضَحِكَ
Zannetti Zanne ظَنَّ
İbadet etti A bede عَبَدَ
Saydı Adde عَدَّ
Bildi Alime عَلِمَ
Çalıştı Amile عَمِلَ
Sözleşti Ahide عَهِدَ
Sevindi Feriha فَرِحَ
Yaptı Feale فَعَلَ
Dedi Kâle قاَلَ
Öldürdü Katele قَتَلَ
Okudu Kara e قرَاَ
Yazdı Ketebe كَتَبَ
Kazandı Kesebe كَسَبَ
İnkar etti, tanımadı Kefera كَفَرَ
Konuştu Kelleme كَلَّمَ
Engelledi, men etti Menea مَنَعَ
Başardı Neceha نَجَحَ
İndi Nezele نَزَلَ
Baktı Nezara نَظَرَ
Gerekti Vecebe وَجَبَ
Buldu Vecede وَجَدَ
Vaad etti Veade وَعَدَ
Yol gösterdi hedâ هَدَي

7

Mayıs
2012

Arapça-5

Yazar: arafat  | Kategori: PRATiK ARAPÇA | Yorum: Yok
Arapça-5

Renkler:

Beyaz Ebyad/beydâ اَبْيَض / بَيْضاء
Siyah Esved/sevdâ اَسْوَد / سَوْدَاء
Sarı Esfar/safrâ اَصْفَر / صَفْرَاء
Kırmızı Ahmer/hamrâ اَحْمَر / حَمْرَاء
Yeşil Ahdar/hardâ اَخْضَر / خَضْرَاء
Mavi Erzak/zerkâ اَزْرَق / زَرْقَاء
Gri Rasâsî رَصَصِى
Pembe Verdî وَرْدِى
Lacivert Erzak ğâmik اَزْرَق غَامِق
kahverengi Bunnî بُنِّى
Turuncu Burtukâlî بُرْتُقَاِلى
Açık renk Levn fâtih لَوْن فَاتِح
Koyu renk Levn ğâmik لَوْن غَامِق
Renk levn لَوْن

Zamanla İlgi Kelimeler:

Türkçe Okunuşu Arapça
Sabah Sabâh صباح
öğle Zuhr ظهر
İkindi Asr عصر
Akşam Mesâ مساء
Yatsı İşâ عشاء
Gündüz Nehâr نهار
Gece Leyl ليل
Dakika Dakîka دقيقة
Saat Sâa ساعة
Gün Yevm يوم
Hafta Usbû’ اسبوع
Ay Şehr شهر
Yıl Âm / sene عام / سنة
Asır, yüz yıl Asr عصر
Dün Emsi امس
Bugün Elyevm اليوم
Yarın Ğaden غدىً
Önceki gün Kalbe emsi قبل امس
Öbür gün Ba’de ğad بعد غد
Pazartesi Yevmul isneyn يوم الاثنين
Salı Yevmus sulesâ يوم الثلاثاء
Çarşamba Yevmul erbiâ يوم الاربعاء
Perşembe Yevmul hamîs يوم الخميس
Cuma Yevmul cum’a يوم الجمعة
cumartesi Yevmus sebt يوم السبت
Pazar Yevmul ehad يوم الاحد
Genellikle Umumen عُمُومًا
Bazen ehyânen اَحْياَنًا

Harf-i Cerler:

Cümle Türkçesi Arapçası
الي اّلسُوقِ e, a, ye, ya اِلىَ
وَاللهِ ما رَأَيْتُ Yemin وَ
اَلصَّلَاةُ خَيْرٌ مِنَ النومِ den, dan مِن
القرآن هديً لِلَّناسِ İçin لِ
انتَ كطبيبٍ لي. Gibi كَ
فوق العادة Üzerinde فَوْقَ
رَضِيَ اللهُ عَنْهُ Den, dan عَنْ
السّلامُ علي المسلمين Üstünde عَليَ
الجنة تحت اقدام الاُمُّهاتِ Altında تَحْتَ
بِالله بِاسم الله İle, e, a, yemin بِ
بين السماء و الارض arasında َبيْنَ
في الكتاب içinde فِى
مذ يوم الجمعة De, da, den beri مُذْ
منذ يوم الُبلُوغِ De, da, den beri مُنْذُ
جاءني الطالبون حاشا علي İstisna edatı, hariç, den başka, asla, katiyyen حَاشَا
Taki, e kadar حَتَّي
رُبَّ رجل عالم Olur ki, belki, nice, nadiren رُبَّ – رُبَّمَا
رأيتُ دروسي خلا واحد İstisna edatı, hariç, den başka, yalnız, ancak خَلا
لولا انتم َلكُنَّا مُؤْمِنِينَ Olmasaydı, olmamış olsa لَوْلا
جِأْتُكَ كَيْ تُكْرِمُونِي İçin, taki, diye, …den dolayı كَيْ
لَعَلَّ اللهُ يُأْتِيكُمْ الْعَقْلَ Umulurki, belki, ola ki لَعَلَّ
جَاءَ القومُ عَدَا طَارِق İstisna edatı, hariç, den başka عَدَا

7

Mayıs
2012

Arapça-6

Yazar: arafat  | Kategori: PRATiK ARAPÇA | Yorum: Yok
Arapça-6

Günlük Eşya İsimleri:

Havlu Minşefe مِنْشَفَة
Peçete Fûta فُوطَة
Mendil Mindîl مِنْدِيل
selpak Mindîl verîka مَنَادِيل وَرِيقَة
Palto Mi’taf مِعْطَف
Şemsiye Şemsiye شَمْسِيَّة
Yüzük Hâtem خَاتَم
Saat Sâa سَاعَة
Gözlük Nezzâre نَظَّارَة
Pantolon sirvâl سِرْوَال
Gömlek kamîs قَمِيص
ceket Sitra سترة
Kemer hizâm حزام
Takım Elbise Belde بَدْلَة
Ayakkabı Hizâ e حزاء
Parfüm Itr عطر
Elbise Melbes ملبس
Ayna Mir ât مِرْآت
İç çamaşır Melâbis dahiliyye ملابس داخلية
Çorap cûrab جُوَرب
Düğme Zır زِر
Tarak Mişt مِشْط
Fanila Fanila فَانِلَة
Fermuar Susta سُوسْتَة
Bilezik sivar سِوَار

Ev Gereçleri:

Bisiklet
derrace درَّاجة
Ev menzil منزيل
Sandalye kursiy كريسى
Masa tâvile طاولة
Kapı bâb باب
Anahtar miftah مفتاح
Yatak serîr سرير
Balkon şurfa شُرْفَة
Perdeler seta’ir سَتَاِئر
Lamba şem’a شَمْعَة
Kanepe sufa صُوفَة
Süpürge miknese مِكْنَسَة
Pencere şubbak شُبّاك
Televizyon tilifizyun ِتِلفِزْيُون

Tanışma التَّعَارُفُ

مَرْحَبًا Merhaba!
أَهْلاً يَا سَيِّدي Hoş geldiniz efendim.
أَهْلاً بِكُمْ Hoş bulduk
إِسْمُكَ الْكَرِيمُ Adınız?
إِسْمي إبْرَاهِيمُ Adım İbrahim.
مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ Nerelisin?
أََنَا تُرْكِى Türkiye’liyim.
كَيْفَ حَالُكَ؟ Nasılsın?
أَنَا بِخَيْرٍ، أَلْحَمْدُ للهِ İyiyim, mevlaya şükürler olsun.
مَتَى حَضَرْتَ؟ Ne zaman geldin?
حَضَرْتُ قَبْلَ يَوْمٍ. Bir gün önce geldim.
هَلْ حَضَرْتَ وَحِيدًا؟ Yalnız mı geldin?
نَعَمْ. Evet.
كَمْ يَوْمًا سَتَبْقَى؟ Kaç gün kalacaksın?
أُسْبُوعَيْنِ İki hafta kalacağım.
مََا مِهْنَتُكَ؟ Mesleğin nedir?
أَنَا طَالِبٌ. Öğrenciyim.
كَمْ عُمرُكَ؟ Kaç yaşındasın?
عُمْرِي عِشْرُونَ عَامًا. Yirmi yaşındayım.
هَلْ أَنْتَ مُتَزَوِّجٌ؟ Evli misin?
أَجَلْ. Evet.
أَيْنَ تَسْكُنُ؟ Nerede ikamet ediyorsun?
أَسْكُنُ فِي الْفُنْدُقِ. Otelde kalıyorum.
هَلْ أَعْجَبْتَكَ بِتُرْكِيَا؟ Türkiye’yi beğendin mi?
أَتَيْتُ للزِّيَارَةِ فَقَدْ. Sadece ziyaret için geldim.
مَتَى تَعُودُ إِلَى بَلَدِكَ؟ Ülkene ne zaman döneceksin?
بَعْدَ بِضْعَةِ أَيَّامٍ. Birkaç gün sonra.
إِلَى للِّقَا Görüşmek üzere.
مَعَ السَّلاَمَةِ. Allaha ısmarladık.
مَعَ السَّلاَمَةِ. Güle güle
Zamirler الضمائر
أَنَا Ben
أنْتَ Sen
هُوَ O
هِىَ O
أنْتُمَا İkiniz
هُمَا İkisi
نَحْنُ Biz
أَنْتُمْ Siz
أََنْتُنَّ Siz (bayanlar)
هُمْ Onlar
هُنَّ Onlar (bayanlar)
عِنْدِي Bende
عِنْدَكَ Sende
عِنْدَهُ Onda
عِنْدَنَا Bizde
عِنْدَكُمْ Sizde
عِنْدَهُمْ Onlarda
لِى Benim
لَكَ Senin
لَهُ Onun
لَنَا Bizim
لَكُمْ Sizin
لَهُمْ Onların
مِنِّي Benden
مِنْكَ Senden
مِنْهُ Ondan
إِليَّ Bana
إِلَيْكَ Sana
إِلَيْهِ Ona
Soru edatları أَدَوَاتُ الْإِسْتِفْهَامِ
مَنْ؟ Kim?
أَيْنَ؟ Nerede?
مَتَى؟ Ne zaman?
كَيْفَ؟ Nasıl?
لِمَاذَا؟ Niçin?
بِكَمْ؟ Kaça?
مَا؟ Ne?
أَيُّ Hangi?
أَيْنَ الْفُنْدُقُ؟ Otel Nerede?
أَيْنَ السوق المسقوفة ؟ Kapalıçarşı nerededir?
مَنْ أَنْتَ؟ Sen kimsin?
مَنْ هُمْ؟ Kim onlar?
مَتَى وَصَلْتَ؟ Ne zaman ulaştın?
مَتَى تُسَافِرُ؟ Ne zaman gideceksin?
كَيْفَ السَّفَرُ؟ Yolculuk nasıl?
مَا هذا ؟ Bu ne?
مَا إِسْمُ هذا ؟ Bunun adı ne?
مَاذَا تُرِيدُ؟ Ne istiyorsun?
مَاذا تَأْكُلُ؟ Ne yersin?
مَاذَاتَشْرَبُ؟ Ne içersin?
بِكَمْ هذا ؟ Bu kaça?
هَلْ تَفْهَمُ؟ Anlıyor musun?
هَلْ يُوجَدُ؟ Bulunur mu?
لاَ يُوجَدُ؟ Bulunmaz.
مِنْ أَيْنَ؟ Nereden?
إِلَى أَيْنَ؟ Nereye?
مِنْ أَيْنَ تَأْتِي؟ Nereden geliyorsun?
إِلَى أَيْنَ تَذْهَبُ؟ Nereye gidiyorsun?

Şehirde bir gezinti جَوْلَةٌ فِي الْمَدِينَةِ
خُذْنَاإِلَى مَرْكَزِ الْمَدِينَةِ. Bizi şehir merkezine götür.
إِلَى الْمَسْجِدِ. Camiye
إِلَى الْمَتْحَفِ. Müzeye
إِلَى الْمَصْرِفِ. Bankaya
إِلَى مَرْكَزِ الشُّرْطَةِ؟ Polis karakoluna
إِلَى الْفُنْدُقِ. Hotele
المُسْتَشْفَى. Hastane
دَاءِرَةُ الْبَرِيدِ. Postane
مَكْتَبُ الْإِسْتِعْلاَمَاتِ. Danışma bürosu
الصَّيْدَلِيَّةٌ. Eczane
المُسْتَوْصَفُ. Klinik
المَقْهَى. Kahvehane
المَطْعَمُ. Lokanta
المَصْنَعُ Fabrika
السُّوقُ Çarşı
الحَدِيقَةُ Bahçe
المَكْتَبَةُ Kütüphane
مَقَرُّ الْإِفْتَاءِ Müftülük
دَوْرَةُ الْمِيَاهِ. Tuvalet
البَقَّالَةُ. Bakkal
الجَامِعَةُ. Üniversite
مُتْحَفُ طُوبْقَابِي. Topkapı Sarayı
مَكْتَبُ الْإِرْتِبَاطِ. İrtibat Bürosu
صَالَةُ الطَّعََامِ. Yemek Salonu
غُرْفَةُ بسريرين. İki yatalı oda
لِيَوْمٍ وَاحِدٍ. Bir günlük
لِمُدَّةٍ أُسْبُوعٍ. Bir haftalık
رَقْمُ الْغُرْفَةِ. Oda numarası
Faydalı konuşmalar مُحَادَثَاتٌ مُفِيدَةٌ
نَعَمْ Evet
لاَ Hayır
صَبَاحُ الْخَيْرِ. İyi sabahlar
مَسَاء الْخَيْرِ. İyi akşamlar
تُصْبِحْ عَلَى الْخَيْرِ. İyi geceler
مِنْ فَضْلِكْ. Lütfen
شُكْرًا Teşekkür ederim
أَعْطِنِي. Bana ver
حَظًّا سَعِيدًا İyi şanslar
عَفْوًا Afedersiniz
عَفْوًا Bir şey değil
أُرِيدُ مَاءَ. Su istiyorum
هَلْ يُوجَدُ؟ Bulunur mu?
لاَ يُوجَدُ. Bulunmaz
أَنَا أَسِفٌ. Üzgünüm
لاَبَأَسٌ. Zararı yok
تَفَضَّلْ. Buyur
تَشَرَّفْنَا. Müşerref olduk
عَلَى الرَّأْسِ. Baş üstüne
بِالْعَافِيَةِ. Afiyetle
سَاعِدْنِي مِنْ فَضْلِكْ. Lütfen bana yardım et
أَنَا مَرِيضٌ. Ben hastayım
تَعَالَ هُنَا. Buraya gel
قِفْ هُنََا. Burada dur

Seyahat ve Nakil araçları السَّفَرُ وَ سََاءِلُ النَّقْلِ

مَرْحَبًا Merhaba
أَهْلاً يَاسَيِّدِي Hoş geldiniz efendim
أُرِيدُالسَّفَرَ إِلَى إِسْتَنْبُولَ. İstanbul’a gitmek istiyorum
تَفَضَّلْ إِجْلِسْ. Buyur otur
هَلْ تَطْلُبُ تَذْكِرَةَ السَّفَرِ؟ Bilet mi istiyorsun?
نَعَمْ، وَلَكِنْ لَسْتُ وَحْدِي. Evet, fakat yalnız değilim
مَعَي عَاءِلَتِي. Ailemle birlikteyim
إِلَى أَيْنَ تُرِيدُ السَّفَرَ؟ Nereye gitmek istiyorsun?
إِلَى أنطاليا. Antalya’ya
كَمْ نَفَرًا أَنْتُمْ؟ Kaç kişisiniz?
سِتَّة أنفارِ. Altı kişi
كَمْ يُكَلِّفُنِي ذَلِكَ؟ Bu bana kaça mal olur?
مِنْ فَضْلِكْ تَذْكِرَةً ذِهَابِ وَ إِيَابِ. Gidiş-Dönüş bileti lütfen
مَتَى تَقُومُ البَاخِرَةُ؟ Gemi ne zaman kalkıyor?
بَعْدَ سَاعَةٍ. Bir saat sonra
كَيْفَ أَذْهَبُ إِلَى تَرْمََالِ؟ Termal’e ne zaman gidebilirim?
بِطَرِيقِ الْبِرِّ مِنْ أَسَنْلَرْ. Esenler’den karayoluyla
أَوْ مِنْ قَابَاطَاشِ بِالْبَاخِرَةِ. Ya da Kabataş’tan gemi ile
مَتَى يَقُومُ الْقِطََارُ؟ Tren ne zaman kalkar?
أُرِيدُ الذِّهَابَ إِلَى أَنْقَرَهْ. Ankara’ya gitmek istiyorum
مَتَى تَقْلَعُ الطَّاءِرَةُ إِلَى إِزْمِيرِ؟ İzmir’e uçak ne zaman kalkıyor?
أَيْنَ شُبَّاكُ التَّذَاكِرَ؟ Bilet gişesi nerede?
بِكَمْ التَّذْكِرَةَ إِلَى إِزْمِيرَ؟ İzmir için bilet ne kadar?
أُرِيدُ تَذْكِرَةً. Bir bilet istiyorum
تَفَضَّلْ. Buyur

7

Mayıs
2012

Arapça-7

Yazar: arafat  | Kategori: PRATiK ARAPÇA | Yorum: Yok
Arapça-7

Taksi şoförü ile مَعَ سَاءِقِ سَيَّارَةِ الْأُجْرَةِ
أُرِيدُ الذِّهَابَ إِلَى المَطَارِ. Havaalanına gitmek istiyorum.
أَنَا فِي خِدْمَتِكَ يَا سَيِّدِي. Hizmetinizdeyim efendim.
كَمْ تَطْلُبُ؟ Ne kadar istiyorsun?
تَدْفَعُ حَسَبَ الْعَدَّادَ. Taksimetreye göre ödersin.
أُرِيدُ تَأْجِيرَ السَّيَّارَةِ. Taksi kiralamak istiyorum.
لِمُدَّةِ أُسْبُوعٍ. Bir haftalığına
كَمْ الثَّمَنُ؟ Kaç para?
مَاثَمَنُ الْجَوْلَةِ؟ Turun fiyatı ne kadar?
خَمْسَمِاءَةِ أَلَفِ لِيرَةِ. Beş yüz bin lira.
هَذَا هُوَ الْمَبْلَغُ. İşte meblağ
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
الكَلِمَاتُ Kelimeler
سَيَّارَةٌ Taksi
حَافِلَةٌ Otobüs
حَافِلَةٌ بَلَدِيَّةٌ Belediye otobüsü
شَاحِنَةٌ Kamyon
سَاءِقٌ Şoför
رَاكِبٌ Yolcu
تَذْكِرَةٌ Bilet
تَعْرِفَةٌ Tarife
مُدَّةٌ Süre
مَبْلَغٌ Meblağ
مِفْتَاحٌ Anahtar
طَرِيقٌ Yol
طَرِيقُِ الْبَرِّ Karayolu
طَرِيقُ الْجَوِّ Havayolu
طَرِيقُ الْبَحْرِ Denizyolu
ذِهَابٌ Gidiş
إِيَابٌ Dönüş
رُكُوبٌ Biniş
نُزُولٌ İniş
Havaalanında فِي المَطََارِ
مَعَ ضَابِطِ الْجَوَازَاتِ Pasaport polisi ile.
مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ Nerelisin?
أَنَا من تركيا Ben Türkiye’liyim.
أَيْنَ جَوَازُ سَفَرُكَ؟ Pasaportun nerede?
هَا هُوَ، تَفَضَّلْ. İşte, buyurun.
إِسْمُكَ الْكَرِيمُ؟ Lütfen adınız?
إِسْمِي إِبْرَاهِيمُ Adım İbrahim.
هَلْ مَعَكَ أَحَدٌ؟ Seninle kimse var mı?
مَعِي زَوْجَتِي فَقَطْ. Benimle sadece eşim var.
كَمْ يَوْمًا سَتَبْقَى؟ Kaç gün kalacaksın?
سَأَبْقَى عِشْرِينَ يَوْمًا. Yirmi gün kalacağım.
طَيِّبٌ، خُذْ جَوَازَ سَفَرِكَ. İyi, pasaportunu al.
مَعَ مُفَتِّشِ الْجُمْرُكِ. Gümrük memuru ile.
هَلْ هَذِهِ الْأََمْتِعَةُ لَكَ؟ Bu eşyalar senin mi?
نَعَمْ، لِي. Evet, benim.
هَلْ عِنْدَكَ شَيْءٌ تَابِعٌ لِلْجُمْرُكِ؟ Gümrüğe tabii bir şeyin var mı?
لاَ أَدْرِي. Bilmiyorum.
إِفْتَحْ هَذِهِ الْحَقِيبَةِ. Bu valizi aç.
تَفَضَّلْ. Buyur.
هَاتِ حَقِيبَتُكَ الْيَدَوِيَّةَ. El çantanı ver.
فِيهَا مَلَابِسِي فَقَطْ. Onda sadece elbiselerim var.
طَيِّبٌ، خُذْهَا. Pekiyi, al onu.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
لاَ شُكْرَ عَلَى الْوَاجِبِ Bir şey değil, görevimiz.
فِي محطة الحافلة Otobüs terminalinde.
دَقِيقةٌ يَاأَخِي. Bir dakika kardeşim.
تَفَضَّلْ. Buyur.
أَيْنَ مَوْقِفُ الْحَافِلَةِ؟ Otobüs terminali nerede?
لِمَاذَا تَسْأَلُ؟ Niçin soruyorsun?
أُرِيدُ الذِّهَابَ إِلَى إِسْتَنْبُولَ. İstanbul’a gitmek istiyorum.
مَوْقُفُ الْحَافِلَةِ فِي أَسَنْلَرْ. Otobüs terminali Esenler’de dir.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
عَفْوًا. Bir şey değil.
هَلْ لَدَيْكُمْ تَذْكُرَةٌ إِلَى سَاكَارْيَا؟ Sakarya’ya biletiniz var mı?
مَتَى تُرِيدُ الذِّهَابَ؟ Ne zaman gitmek istiyorsunuz?
الأَنَ. Şimdi.
هَلْ عِنْدَكَ عَفْشٌ؟ Bagajın var mı?
لاَ، مَا فِي. Hayır, yok.
إِسْتَرِحْ فِي صَالَةِ الْإِنْتِظََارِ. Bekleme salonunda dinlenin.
أَيْنَ صََالَةُ الْإِنْتِظَارِ؟ Bekleme salonu nerede?
هُنَا يَاسَيِّدِي. Burası efendim.
فِي مَحَطَّةِ الْقِطَارِ. Tren istasyonunda.
مَتَى يَقُومُ الْقِطَارُ إِلَى أَفْيُونَ؟ Tren Afyon’a ne zaman kalkıyor?
بَعْدَ نِصْفِ سَاعَةٍ. Yarım saat sonra.
وَالْقِطَارُ الثَّانِي؟ İkinci tren? (ne zaman kalkıyor?)
غَدًا. Yarın.
هَلْ يُمْكِنُ أَنْ يحجِزلِي مَقْعَدَيْنِ؟ Bana iki kişilik yer ayırır mısın?
طَبْعًا. Tabi. (Elbette)
عَلَيْكَ أَنْ تَحْضُرَ قَبْلَ قِيَامِ الْقِطَارِ بِسَاعَةٍ. Tren kalkmadan bir saat önce hazır olman gerekiyor.
أَتِي قَبْلَ سَاعَتَيْنِ. İki saat önce gelirim.
Hastanede فِي الْمُسْتَشْفَى
مَرْحَبًا. Merhaba.
أَهْلاً يَاسَيِّدِي، تَفَضَّلْ. Hoş geldiniz efendim, buyurun.
أَنَا مَرِيضٌ. Ben hastayım.
لاَ أَعْرِفُ مَاذَا أَصَابَنِي. Ne oldu bana bilmiyorum.
رُبَّمَا أُصِبْتُ بِا لْبَرْدِ؟ Belki de üşüttüm.
بِمَ تَشْعُرِ الْأَنَ؟ Şu anda ne hissediyorsun?
أَشْعُرُ بِأَلَمٍ فِي عَيْنِي. Gözümde sancı duyuyorum.
وَعِنْدِي صُدَاعٌ قَلِيلٌ. Birazda başım ağrıyor.
هَلْ عِنْدَكَ شَهِي لِلْأَكْلِ؟ İştahınız var mı?
قَلِيلٌ جِدًّا. Çok az.
إِفْتَحْ فَمَكَ. Ağzını aç.
أَخْرِجْ لِسَانَكَ. Dilini çıkar.
أُرْقُدْ عَلَى ظَهْرِكْ. Sırt üstü yat.
تَنَفَّسْ. Nefes al.
مُنْذُ مَتَى أَنْتَ مَرِيضٌ؟ Ne zamandan beri hastasın?
مُنْذُ يَوْمَيْنِ. İki günden beri.
هَلْ تَنَاوَلْتَ أَىَّ دَوَاءٍ؟ Herhangi bir ilaç aldın mı?
لَمْ أَتَنَاوَلْ بَعْدُ. Henüz almadım.
سَأَصِفُ لَكَ بَعَضَ الْأَدَوِيَّةَ. Sana bazı ilaçlar yazacağım.
أَرْجُو شِفَاءً عَاجِلاً. Sana acil şifalar dilerim.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
عِنْدِي حَرَارَةً Ateşim var.
عِنْدِي إِمْسَاكَ. Kabızım.
عِنْدِي قَيْءَ. Kusuyorum.
أَيْنَ أَقْرَبُ صَيْدَلِيَّةَ؟ En yakın Eczane nerede?
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
حَرَارَةٌ Ateş
صُدَاعٌ Baş ağrısı
أَلْمٌ Acı, sancı
إِسْهَالٌ İshal
زُكَامٌ Nezle
سُعَالٌ Öksürük.
مَرَضُ السُّكَّرِ Şeker hastalığı
ضَعْطُ الدَّمِ Tasiyon.
بَوْلٌ İdrar.
دَمٌ Kan.
نَبْضٌ Nabız
كَشْفٌ عَامٌ Check-up
صَيْدَلِيَّةٌ Eczane
وَصْفَةٌ Reçete
دَوَاءٌ İlaç
قَطْرَةٌ لِلْعُيُونِ Göz damlası
قَطْرَةٌ لِلْأُذُنِ Kulak damlası
مُسَكِّنٌ Teskin edici
مَرَّةٌ فِي الْيَوْمِ Günde bir defa
قَبْلَ الطَّعَامِ Yemekten önce
بَعْدَ الطَّعَامِ Yemekten sonra
فِي الصَّبَاحِ Sabahleyin
فِي الْمَسَاءِ Akşamleyin
جُرْحٌ Yara
حَسَّاسِيَّةٌ Alerji
طَبِيبٌ Doktor
جَرَّاحٌ Operatör
فَحْصٌ Muayene
مَرَضٌ Hastalık
تَحْلِيلٌ Tahlil
تَحْلِيلُ الْبَوْلِ İdrar tahlili
تَحْلِيلُ الدَّمِ Kan tahlili
عِيَادَةٌ Muayenehane
مُسْتَوْصَفٌ Klinik
Otelde فِي الْفُنْدُقِ
مَسَاءُ الْخَيْرِ İyi akşamlar
مَسَاءُ النُّورِ İyi akşamlar
هَلْ لَدَيْكُمْ غُرْفَةً فَارِغَةً؟ Boş odanız var mı?
نَعَمْ، لَدَيْنَا. Evet var.
أَ تَطْلُبُ الْإِسْتِءْجَارَ. Tutmak mı istiyorsun?
طَبَعًا، إِنْ أَمْكَنَ. Tabi, mümkünse.
أَ تَرْغَبُ فِي رُؤْيَةِ الْغُرْفَةِ؟ Odayı görmek ister misiniz?
مِنْ فَضْلِكْ. Lütfen.
هَاهِىَ الْغُرْفَةُ İşte, oda.
حَسَنًا Güzel
كَمْ السِّعْرُ لِيَوْمٍ وَاحِدٍ؟ Bir günlüğü kaç para?
هَلْ يُوجَدُ مِصْعدٌ؟ Asansör var mı?
نَعَمْ Evet.
هَلْ فِي هَاتِفُ؟ Telefon var mı?
نَعَمْ، فِي. Evet, var.
هَلْ يُوجَدُ مَاءٌ سَاخِنٌ دَاءِمًا؟ Devamlı sıcak su bulunur mu?
نَعَمْ، يُوجَدُ. Evet, bulunur.
أَيْنَ دَوْرَةُ الْمِيَاهِ وَ الْحَمَّامُ؟ Tuvalet ve hamam nerede?
هُمَا بِجَانِبِ الْغُرْفَةِ. Odanın yanında.
كَمْ يَوْمًا سَتَبْقىَ هُنَا؟ Burada kaç gün kalacaksın?
سَأَبْقىَ أُسْبُوعًا كَامِلًا. Tam iki hafta kalacağım.
بِإِذْنِ اللهِ. Allah’ın izniyle.
كَمْ رَقَمُ الْغُرْفَةِ؟ Oda numarası kaç?
تِسْعَةٌ. Dokuz.
هَلْ تَسْمَحْ لِي بِا لْمِفْتَاحِ؟ Anahtarı lütfeder misin?
تَفَضَّلْ. Buyur.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
فُنْدُقُ Otel
غُرْفَةٌ Oda
سُلَّمٌ Merdiven
دَرَجَةٌ Basamak
بَابٌ Kapı
نَافِذَةٌ Pencere
أُجْرَةٌ Ücret
هَاتِفٌ Telefon
سَاخِنٌ Sıcak
دَافِىءٌ Ilık
خَادِمٌ Hizmetçi
مُوَظَّفٌ Memur
صَابُونٌ Sabun
مِنْشَفٌ Havlu
غُرَْفَةٌ لِنَفَرٍ وَاحِدٍ Tek kişilik oda
غُرْفَةٌ لِنَفَرَيْنِ İki kişilik oda
غُرْفَةٌ لِثَلَاثَةِ أَنْفََارٍ Üç kişilik oda
غُرْفَةٌ بِسَرِيرِ Tek yataklı oda
غُرْفَةُ بِسَرِيرَيْنِ İki yataklı oda
شُقَّةٌ لِلْإِيجََارِ Kiralık daire
مَفْرُوشَةٌ Döşeli
تُطِلُّ عَلَى الْبَحْرِ Denize nazır
فِي الطَّابِقِ الثَّانِي İkinci katta
لِيَوْمٍ وَاحِدٍ Bir günlük
لِثَلََاثَةِ أَيَّامٍ Üç günlük

Postanede فِي دَاءِرَةِ الْبَرِيدِ
أَيْنَ دَاءِرَةُ الْبَرِيدِ؟ Postane nerede?
أُرِيدُ الإتِّصََالَ بِالْهََاتِفِ Telefon etmek istiyorum.
بِكَمْ أُجْرَةُ الْمكالمة؟ Konuşma ücreti ne kadar?
بِعَشْرَةِ لِيرَةَ On lira.
هَاتِ رَقْمَ التِّلْفُونِ. Telefon numarasını ver.
يَجِبُ أَنْ تَنْتَظِرَ قَلِيلًا. Biraz beklemen gerekir.
لِأَنَّ الْخُطُوطَ مَشْغُولَةٌ. Çünkü hatlar meşgul.
كَيْفَ أَرْسِلُ هَذِهِ الرِّسَالَةُ؟ Bu mektubu nasıl gönderebilirim?
إِلْصِقْ هَذِهِ الطَّوَابِعَ عَلَى الْظَرْفِ. Bu pulları mektubun üzerine yapıştır.
ثُمَّ ضعْهَا فِي صُنْطُوقِ الْبَرِيدِ. Sonra onu posta kutusuna koy
أَلْكِتَابَةُ غَيْرُ وَاضِحٍ Yazı açık değil. (Yazı okunaklı değil)
مَا إِسْمُ الْمُرْسَلِ إِلَيْهِ؟ Alıcının adı nedir?
إِسْمُهُ شَاكِرُ. Adı Şakir.
هَلْ العُنْوَانُ صَحِيحٌ؟ Adres doğru mu?
نَعَمْ، صَحِيحٌ. Evet, doğru.
أُرِيدُ إِرْسَالَ هَذَا الطَّرْدَ. Bu paketi göndermek istiyorum.
ضَعْهُ عَلَى الْمِيزَانِ. Onu teraziye koy.
وَزْنُهُ كِيلُوغَرَامُ وَاحِدٌ. Ağırlığı bir kilo.
إِدْفَعْ خَمْسَمِءَةِ أَلْفِ لِيرَةٍ. Beş yüz bin lira öde.
هَلْ يُِمْكِنُ إِرْسَالَ حَوَالَةَ بَرِيدِيَّةِ؟ Posta havalesi göndermek mümkün müdür?
مُمْكِنٌ. Mümkün.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
رِسَالَةٌ Mektup
خِطَابٌ Mektup
طَلَبٌ Dilekçe
طَوَابُعٌ Pullar
هَاتِفٌ Telefon
بَرْقِيَّةٌ Telgraf
مُسَجَّلٌ Taahhütlü
ظَرْفٌ Zarf
عُنْوَانٌ Adres
بَلَدٌ Ülke
مَدِينَةٌ Şehir
قَرْيَةٌ Köy
حَيٌّ Mahalle
شَارِعٌ Cadde
مُرْسِلٌ Gönderen
مُرْسَلٌ إِلَيْهِ Alıcı
طَرْدٌ Paket

Toplam 193 sayfa, 154. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030152153154155156160170180...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.