5

Mayıs
2012

Padişah Kânuni Sultan Süleyman ve Karınca Fetvası

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  597 Kez Okundu

Kânuni Sultan Süleyman, sarayın bahçesinde armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülebilmesi için Şeyhulislâm Ebussuûd Efendi’den aşağıdaki beyitle fetvâ istedi:
Dırahta ger ziyân etse karınca,
Zararı var mıdır ânı kırınca
AÇIKLAMA:Ağaca karınca zarar verdiği zaman, onu kırmanın, yoketmenin mahzuru  varmı dır?

Pâdişâh’ın bu fetvâ talebine, Ebussuûd Efendi de bir beyitle cevap verdi:
Yarın Hakk’ın dîvânına varınca;
Süleyman’dan hakkın alır karınca!..

AÇIKLAMA:Yarın Hakkın divanına varınca Süleymandan hakkın alır karınca

 Bir karıncayı bile incitmekten çekinecek kadar mükemmel bir mânevi terbiye ile gönülleri yoğrulan kâmil mü’minler, bütün mahlûkâta rahmet pınarı oldular. Şefkat ve merhametleri bütün mahlûkâtı kucaklayacak kadar genişledi. Gölgesi her yere ulaşan rahmet bulutları hâline geldiler. [Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Ocak 2010, 287. Sayı, Sayfa 37]

5

Mayıs
2012

DİYANET YETERLİLİK MÜLAKAT SINAVLARINA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI-4

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  431 Kez Okundu

1-Diğer adı Ahzab savaşı olan savaş Hendek savaşıdır.
2-Ruhul-Kudüs ifadesi Kuran da Cebrail anlamında kullanılmıştır.
3-Hadisleri, rivayet eden sahabilere göre tasnif eden kitaplara Müsned denir.
4-Akşamla yatsı namazını yatsının vaktinde birleştirerek kılmaya cem-i Tehir denir.
5-Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e peygamberlik gelmeden önce müşriklerle, zulme ma-ruz kalmış aciz ve güçsüzlere yardım etmek için “Fakirleri koruma ve kalkındırma” adı verilen bir antlaşma imzaladı. Bu antlaşmanın adı Hilfu’l Fudul
6-Cahiliye döneminde geleneksel olarak şiir yarışmaları yapılırdı. Birinci gelen yedi meşhur şiîr, Kabe’nin duvarına asılırdı. Bu yedi şiîre ”Muallakat-ı Seb’a” denir.
7-İlk vahy Nur dağındaki Hira mağarasında gelmiştir.Ramazan ayının 27’si, Miladi 610 tarihinde, peygamberimiz kırk yaşındayken.
8-Habeşistan’a yapılan birinci hicret Bi’setin (Peygamberliğin) 5 inci yılında, (Miladi:615) 10 erkek, 5 kadın toplam 15 kişi idi.
9-Habeşistana ilk hicret eden Hz. Osman ve hanımıdır. (Radiyallahu Anhuma)’
10-Habeşistan’a yapılan 2 inci hicrette:Bi’setin 7 inci yılında, kafilede 82 erkek 10 kadın vardı. Kafile başkanı Hz. Ali’nin abisi Cafer-i Tayyar’dır.
11-Habeşistan’a hicret edenleri geri getirmek için, Mekke müşrikleri Amr bin Âs ile Abdullah bin Rebia’yı, müslümanları teslim almak için Habeşistan kralına gönderdiler.
12-Habeşistan kralı ,Kral Necaşi Ashame idi. Müslümanlara çok iyi davrandı. Müslümanları müşriklere teslim etmeyip ülkesinde barındırdı.
13-Hz Ömer (Radiyallahu Anh) ,Hicri 23 yılında, 63 yaşında iken, hiristiyan bir köle tarafında sabah namazında şehid edildi.
14-Medine’ye ilk hicret edenEbu Seleme bin Abdulesad (Radiyallahu Anh).
15-İlk Cuma namazı ve ilk hutbe :Medine’ye hicret ederken Rânûna Vadisi, Benî Sâlim mahallesinde ilk Cuma namazı kılındı ve ilk hutbe okundu.
16-Hicri takvimi Hz Ömer(Radiyallahu Anh) başlattı.
17-Medine Vesikası :İlk İslâm Devleti Anayasasıdır. 52 maddeden oluşmaktadır. Bu anayasa dünyada yazılı ilk ana-yasadan birini teşkil etmektedir.
18-İfk Hadisesi ,Hz. Aişe (Radiyallahu anha) validemize münafıkların reisi Abdullah bin Übeyy tarafından yapılan iftira hadisesidir. Cenab-ı Allah (Celle Celaluhu) Nûr Suresi 11-20. ayeti celileleriyle Hz. Aişe (Radiyallahu anha) annemiz hakkında söylenenlerin iftira olduğunu belirttiler.
19-Hendek kazma fikrini Selman-ı Farisi (Radiyallahu Anh)’ın önerisiyle oybirliği ile alındı bu karar.
20-Hudeybiye antlaşması Hicri 6, Miladi 628 yılında yapılmıştır.
21-Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in son katıldığı savaş Tebuk savaşı.
22-Tebuk seferi Hicri 9, Miladi 630 yılında oldu.

5

Mayıs
2012

DİYANET YETERLİLİK MÜLAKAT ÇALIŞMA NOTLARI-5

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  552 Kez Okundu

1-Kefen, cenazenin sosyal ve ekonomik durumuna göre; sünnet, kifâyet veya zarûret miktarlarında olmak üzere üçe ayrılır.
a. Sünnet miktarı kefen: Erkek için; izâr, gömlek ve sargıdır. Kadın için ise; izâr, başörtüsü, sargı ve göğüsleriyle karnını bağlamak için kullanılan bir bez ve gömlek (dır’) olmak üzere beş parçadır.
b. Kifâyet miktarı kefen: Erkek için kefenin yetecek en az miktarı izâr ve sargı olmak üzere iki parçadır. Çünkü sağlığında giydiği en az elbise budur. Tek parça elbise ile namaz kılmak mekruh olduğu gibi, tek parça kefen de mekruhtur. Kadının en az yetecek kefeni ise iki elbise ile bir baş örtüsüdür. Bundan azı mekruhtur.
c. Zarûret miktarı kefen: Erkek ve kadın için zarûret hâlinde kefenin en azı bütün bedeni örtecek kadar olmasıdır. Bu da mümkün olmazsa başkalarından kumaş istenir. Çünkü bundan aşağısı, yok hükmündedir. Bütün bedeni örten kefenle, yükümlülerden farz düşer. Ancak zarûretler kendi miktarlarınca takdir olunur. Özellikle kıtlık, darlık, savaş ve yaygın bulaşıcı hastalık gibi sebeplerle ortaya çıkan toplu ölümlerde bu sıkıntılar söz konusu olabilir. Bu durumda, kefenin zarûret miktarı ne bulunursa odur.
2-bu Hureyre vahiy katipliği yapmamıştır.
3-Ref-i Savt:Sesi yükseltmek.
4-Huruf-u Halk diye bilinen harfler 6 tanedir.
5-Kavl-i Leyyin:yumuşak söz söylemektir.
6-Kelime-i Şehadetteki Eşhedü=Şehadet ederim anlamına gelir.
7-Mürtekib-i Kebire:Büyük günah işleyenlere Mürtkib-i Kebire denir.
8-Cedel:sert ve tartışmalı konuşmaya cedl denir.
9-Yemin-i Münakid:Bozulduğu takdirde kefaret gereken yemin.
10-Vaaz:K.Kerim de mevize terimi ile ifade edilir.
11-İBRAD:Sıcak bölgelerde , öğle namazını geciktirip serinlikte kılmaya ibrad denir.
12-Medd-i Munfasıl en az bir elif miktarı uzatılır.
13-İnsan iradesi ile ilgili olarak cebri mutavassıt görüşünü benimseyen Eşariyye Mezhebidir.
14-Peygamberiize ilk iman eden Hz. Validemizdir.
15-Aşure orucu uharrem ayında tutulur.
16-Cenazeyi teşyî etmek Mâlikîler dışında diğer üç mezhebe göre sünnettir. Mâlikîlere göre ise mendubtur. Cenazeyi teşyî etmekte olan kişinin yürümesi mendubtur. Mazeret olmaksızın bir bineğe binmek mekruh olur. Mazeret hâlinde caiz olur. Hanefîler dışındaki diğer mezhebler bu hükümde görüş birliği etmişlerdir.
Hanefiler dediler ki: Cenazeyi teşyî eden kişinin bineğe binmesinin mahzuru olmaz. Fakat yürüyerek teşyî etmesi daha faziletlidir. Bineğe binmiş olan kimsenin bineğinin savurduğu tozlardan arkadaki cemaatin zarar görmemesi için onları geriden takib etmesi gerekir. Önden gitmesi mekruhtur.
Cenazeyi teşyî etmekte olan kişinin yürümekteyse önden gitmesi; bir bineğe binmiş ise arkadan gelmesi Mâlikîlerle Hanbelîlere göre mendubtur. Hanefîlerle Şâfiiler buna muhaliftirler.
17-SECAVEND VAKF İŞARETLERİ
م) ) :Mim: Vakf-ı lâzım işaretidir. Bu işaret nerede gelirse orada
vakfetmek lazımdır. Vacibtir. Vakf terk edilemez. Çünkü kasd edilen
mana bozulur. Hatta bu vakf, kasden terk edildiği taktirde, küfrü icab
ettirmesinden korkulur. Mim İşareti, Kur’an-ı Kerim’de -84- yerde
bulunmaktadır.maviekspres.com
) :Tı: Vakf-ı mutlak alâmetidir. Bu işaretin bulunduğu yerde de
vakf yapılması evla olmakla beraber, vasl da caizdir. Vakf yapılmazsa da
bir şey lazım gelmez. Bu işaretin bulunduğu yerde durulur ve devam
edilir.
ج) ) :Cim: Vakf-ı caiz alâmetidir. Vakf ile vasl ihtiyaridir. Ancak
vakf evladır.
ص) ) :Sad: Vakf-ı ruhsat işaretidir. Vakfın yeri olmayan, fakat
zarurete mebni vakf caiz olan mahal demektir. Vakf yapıldığı taktirde
geriden almaya lüzum yoktur.
ز) ) :Ze: Vakf-ı mücevvez alametidir. Vakf caiz olmakla beraber
vasl evladır. Vakf yapılırsa, geriden almak caizdir.
لا) ) :Lamelif: Vakfın caiz olmadığını gösterir. Durma, durulmaz
demektir. Çünkü mana tamam olmamıştır. Vasl etmek lazımdır. Vakf
yapılırsa geriden almak gerekir. Ancak ayetin sonunda olursa, tekrar
geriden almak doğru değildir. Çünkü orası diğer bir ayetin başıdır.
ق) ) :Kaf: Vasl alametidir. Vakf caizse de vasl evladır.
قف) ) :Kıf: Vakf alametidir. Bu kelime üzerinde “vakf yap”
18-Peygamberimiz tarafından Medineye gönderilen ilk İslam davetçisi Musab bm Umeyr
19-RÜ’YETULLAH:Allah’ın ahirette görülmesi demektir
20-Mekke 630 tarihinde fethedildi.

5

Mayıs
2012

TECVİD KURALLARI/TECVİD DERSLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: TECVİD  |  Yorum: Yok   |  932 Kez Okundu

 “Tecvîd sıfatları yönünden harflerin hakkını ve müstehakkını vermektir.” Tanımda geçen “hakkını” kelimesinden maksat harfleri cehr hems şiddet rihvet gibi sıfat-ı lâzımelerine uygun okumak “müstehak” kelimesinden maksat ise harfleri lîn kalkale vb. sıfat-ı ârızelerine uygun güzel bir şekilde ne eksik ne fazla okumak demektir. Tecvîdin konusu Kur’ân harfleridir. Tecvîdin gâyesi Kur’ân kelimelerini Hz. Peygamber’den (s.a.s) alındığı şekliyle muhâfaza etmek ve Kur’ân tilâvetinde hatâ yapılmasını önlemektir. Tecvîd ilim olarak farz-ı kifâye uygulama olarak Kur’ân okuyan kişilere farz-ı ayndır.
Mahrecin Tanımı: Mahrec tecvîd kavramı olarak harfin çıkış yeri anlamında kullanılmaktadır. Mahreç hakîkî ve takdîrî olarak ikiye ayrılır.
1. Hakîkî Mahrec: Harf bir mahrece temas ederek çıkıyorsa o yere “hakîkî mahrec” denir. Yirmi sekiz harfin tamamının da çıkış yeri olan boğaz dil ve dudak hakîkî mahrec bölgeleridir.
2. Takdîrî Mahrec: Harf herhangi bir mahrece temas etmeden çıkıyorsa buna “takdîrî mahrec” denir.Takdîrî mahrec bölgelerini aşağıdaki şekilde sınıflandırabiliriz:
a) Geniz ihfâ hâlinde veya ğunneli idğâm hâlinde olan sâkin م ve ن harflerine ait ğunnenin mahrecidir.
b) Ağız ve boğaz boşluğu: Med harfleri olan ا، و، ي çıkar.
Lahn-ı Celî: Harflerin sıfat-ı lâzilemelerine riâyet etmemek. Hükmü haramdır.
Lahn-ı Hafî: Harflerin sıfat-ı ârizelerinde olan hatâlardır. Hükmü vâciptir.
HARFLERİN SIFATLARISıfat harfin mahrecinden telaffuzu esnasında aldığı keyfiyete denir. Zıddı Bulunan Sıfatlar: Cehr-Hems Şiddet-Rihvet İstila-İstifal İtbak-İnfitâh İsmat-İzlak. Zıddı Bulunmayan Sıfatlar: İstitâle İnhirâf Kalkale Lîn Safir Tefeşşî Tekrîr.
HARFLERİN UZATILMASI (MED):Med harflerinden biriyle sesin uzatılmasına med denir.Kendisinden önceki harfin sesini uzatan harfe “med harfi” denir. Med harfleri üç tanedir; ا، و، ي
Med Sebepleri:
Hemze: Boğazın en dibindeki hakîkî mahreçten çıkar ve أ şeklinde yazılır.
Hemze-i Katı’: Yazıda ve okunuşta bulunan dolayısıyla da med sebebi olan hemzedir.
Hemze-i Vasıl: Vasıl hâlinde okunmayan dolayısıyla da med sebebi de olamayan hemzedir.
Sükûn: Harekesizliktir alâmeti cezmdir.
Sükûn-u Lâzım: Vakıf hâlinde de vasıl hâlinde de değişmeyen mevcut sükûndur. Yâni “vakfen ve vaslen sâbit olan sükûn”dur.
Sükûn-u Ârız: Kelimenin aslında olmayıp vakıf sebebiyle ortaya çıkan vasıl hâlinde ise düşen sükûna denir. Yâni bu sükûn “vakfen sâbit vaslen sâkıt olan sükûn”dur.
Med Çeşitleri: Aslî ve fer’î med olmak üzere iki çeşit med vardır. Harfin sesini uzatmak için hemze veya sükûna ihtiyaç duyulmayan medde “aslî med” denir. Hemze veya sükûn sebebiyle aslî med üzerine ziyâdeden doğan medde “fer’î med” denir. Bu med “medd-i mezîd” veya “medd-i medîd” diye de isimlendirilir.
MEDD-İ TABİÎ:Harf-i med bulunur sebeb-i med bulunmazsa medd-i tabiî olur. اوتِينَا Tabiî meddi bir elif miktarı uzatmak vâciptir.
MEDD-İ MUTTASIL:(Bitişik-aynı kelimede) Med harfinden sonra sebeb-i med olan hemzenin aynı kelimede bulunmasından meydana gelen medde “medd-i muttasıl” denir. جَاءَ سُوءَ وَجِيءَ Medd-i muttasılın en az iki elif miktârı uzatılması vâciptir efdali ise dört elif uzatmaktır.
MEDD-İ MUNFASIL:(Ayrı kelimelerde) Med harfinden sonra sebeb-i med olan hemzenin ayrı ayrı kelimelerde yan yana bulunmasından meydana gelen medde “medd-i munfasıl” denir. يَا اَيهَا، تُوبُوا إلىَ اللهِ، إِني اَخَافُ
Medd-i munfasıldaki med harfi bazen takdîrî olur ve yazıda gözükmez. Bu durum genellikle takdîrî bir “و” veya takdîrî bir “ي” ile uzatılan zamirde veya ism-i işârette ortaya çıkar ki buna “sıla-i kübrâ” da denir. Medd-i munfasılın meddi câizdir.
MEDD-İ LÂZIM:Med harflerinden biri ve sebeb-i medden sükûn-u lâzım aynı kelimede yan yana bulunursa medd-i lâzım olur. وَلاَالضَّالِّينَ، الحَاقَّةُ، تَأمُرُونَ
Meddi Lâzım 4 çeşittir:
1.Meddi Lâzım Kelime-i Musakkale (şeddeli kelime): مُدْهَامَّتَانِ – حَادٌّ
2.Meddi Lâzım Kelime-i Muhaffefe (cezimli kelime):آلانَ
3.Meddi Lâzım Harf-i Musakkale (şeddeli harf): اَلَمطَسَمَ،
4.Meddi Lâzım Harf-i Muhaffefe (cezimli harf):ص، صَادٌ، اَلَم
MEDD-İ ÂRIZ:Med harflerinin birinden sonra sebeb-i med olan ârız sükûn gelirse medd-i ârız olur: يَعْلَمُونَنَسْتَعِينُ، . Bir eliften fazla uzatılması câizdir.
ÜSTÜN:3 vecih: 1. Tûl: 4 elif 2. Tevassut: 2-3 3. Kasr: 1 elif.
KESRA:4 vecih: 1. Tûl: 4 elif 2. Tevassut: 2-3 3. Kasr: 1 elif 4. Kasr ile revm.
ÖTRE: 7vecih: 1. Tûl: 4 elif 2. Tevassut: 2–3 3. Kasr: 1 elif 4. Tûl ile işmâm 5.Tevassut ile işmâm 6. Kasr ile işmâm 7. Kasr ile revm.
Medd-i ârızdaki vecihler Medd-i Lîn için de geçerlidir. Kıraat imâmımız Âsım hazretleri medd-i ârızı tevassut vechi ile okumayı tercih etmişlerdir.
Revm: Hafif bir sesle harekeyi belirtmektir. Göremeyenlere harekeyi duyurmak maksadına yönelik yapılan revm; vakıf hâlinde ötre ve esrede yapılır üstünde yapılmaz.
İşmâm: Sükûndan sonra ötreye işâret etmek üzere dudakları önde yummaktır. Dolayısıyla işmâm sadece ötrede yapılır. İşmâmda ses yoktur. Harekeyi duyma imkânına sahip olamayanlar işmâmdaki dudak hareketi sayesinde harekeyi anlama imkânı elde ederler.
Revm ve İşmâm Yapılmayan Yerler:
a) Sonu tenvînli kelimelerdeb) Ârızî harekelerdec) Müenneslik tâ’larındad) Cemî’ mîmlerinde.
MEDD-İ LÎN:Lîn harfinden sonra sebeb-i med olan ârız veya lâzım sükûn bulunursa “medd-i lîn” olur. خَوْفٍ
Lîn harfleri öncesi üstün olan cezimli وْ ve يْdir.
İDGÂM MEA’L-GUNNE:Gunneli idgâm demektir. İdgâm mea’l-gunne harfleri: (ي م ن و :نُوَيْم ) olup dört tanedir. Tenvîn veya sâkin ن’dan sonra bu harflerden birisi gelirse idgâm mea’l-gunne olur. Misâl: يَرَهُخَيْرًاسِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ، وَمِنْ مَاءٍ، نُقَاتِلْ، مَلِكًاEğer sâkin ن ile idgâm mea’l-gunne harflerinden “و”veya “ي” aynı kelimede bulunurlarsa bütün kıraat imâmlarının ittifâkı ile izhâr olur. İdgâm mea’l-gunne olmaz. Kur’ân-ı Kerîm’de bu türlü kelime dört tanedir: الدُّنْيَا -صِنْوَانٌ -قِنْوَانٌ -بُنْيَانٌ Hükmü vâciptir. İdgâm mea’l-gunnenin müddeti bir elif miktârıdır.
(ن) ve (يس) kelimelerinden sonra gelen و harfi İmam Âsım ve Hafs rivâyetine göre hem izhâr hem de idgâmla okunabilir: الحَكِيمِ وَالقَرْآنِ يَسَوَالقَلَمِ،
İDGÂM-I BİLÂ GUNNE:(Gunnesiz İdgâm)Tenvîn veya sâkin “ن”dan sonra “ر”ve “ل” harflerinden biri gelirse idgam-ı bilâ gunne olur. Sesi genizden getirmeden şeddeli olarak okunur: غَفُورٌرَحِيمٌ، هُدًى لِلْمُتَّقِينَ، مِنْ رَبِّهِمْ
İDGÂM-I MÜTECÂNİSEYN:Mahreçleri bir olan sıfatları (vasıf nitelik; kalınlık incelik yumuşaklık vurgulu okunma gibi) farklı olan iki harfin birincisi sâkin ikincisi harekeli olarak gelirse birincisini ikincisine katıp/çevrilip (birinci harfi okumayıp) ikinci harfi şeddeli imiş gibi okumaya idgâm-ı mütecâniseyn denir.
Hükmü vâciptir. Cinsleri aynı olan harfler sekiz tânedir ve şu üç gruba ayrılırlar: a)دط،ت، b) ثذ،ظ،c) مب،
İDGÂM-I MÜTEGÂRİBEYN:Mahrecinde veya sıfatında birbirlerine yakınlığı olan iki harften birincisi sâkin ikicisi harekeli olarak gelirse birincisinin ikincisine katılıp ikinci harfi şeddeli imiş gibi okumaya idgâm-ı mütegâribeyn denir. Hükmü vâciptir.
Birbirlerine yakınlığı olan harfler 4 tanedir ve iki gruba ayrılırlar:a)رل،(ل önce gelmelidir): (بَلْ رَفَعَهُ اللهُ، قُلْ رَبِّ)
b)قك(ق önce gelmelidir ve ق kendi mahrecinden kalkale yapılmadan okunur): اَلَمْنَخْلُقْكُمْİdgamın olduğu yer de kalkale yapılmaz.
İDGÂM-I MİSLEYN:Aynı harfin aynı veya ayrı kelimede birincisi cezimli ikincisi harekeli olarak arka arkaya gelmesi durumunda birincisinin ikincisine katılarak ikincisinin şeddeli bir harf gibi okunmasına idgâm-ı misleyn denir. İdgâm-ı misleynde “م” harfinin م’e “ن” harfinin de ن’a uğramasıhâriç gunne yapılmaz. Hükmü vâciptir. İdgâm-ı misleyn; mealgunne ve bilâgunne olarak ikiye ayrılır.
I- İdgâm-ı misleyn mea’l-gunne: Bu da iki durumda meydana gelir:
a- Sâkin نْ’dan sonra harekeli ن geldiği zaman. وَمَنْ نُعَمِّرْهُ، مَنْ نَشَاءُ، مِنْ نَارٍ
b-Sâkin مْ’den sonra harekeli م geldiği zaman: قَصَصْنَامَنْمِنْهُمْمُؤصَدَةٌ،عَلَيْهِمْجُوعٍ،مِن ْاَطْعَمَهُمْ
SAKİN MÎM’İN ÜÇ HÂLİ
1- Sâkin مْ kendisinden sonra gelen harekeli م harfine uğrarsa idgâm-ı misleyn mea’l-gunne olur.
2- Sâkin م’den sonra ب harfi geldiği zaman ihfâ olur. Buna ihfâ-ı şefevî (dudak ihfâsı) denir. (بِهِ اَمْ مَا لَهُمْبِهِ -) gibi. م dudaklara bastırmadan ve kısmen gizlenerek okunur. Gunnede de hafif tutma yapılır.
3- Sâkin م’den sonra ب ve م ‘den başka harflerden biri geldiği zaman izhâr olur. Buna izhâr-ı şefevî denir. فِيهِ وَلَهُمْ عَذَابٌ، هُمْ دِينُكُمْ، لَكُمْالْحَمْدُ، gibi. Bu durumda م tutma yapılmadan tabiî olarak okunur. م’in gunne sıfatı da normalden fazla uzatılmadan okunur.
II- İdgâm-ı misleyn bilâ gunne: ن ve م harflerinin dışında kalan harfler birbirlerine uğradığı zaman olur. قَدْ دَخَلُوا، اِضْرِبْ بِعَصَاكَ الحَجَرَgibi. Hükmü vâciptir.
İKLÂB:Tenvîn veya sâkin nûn’dan sonra ب gelirse ب’den önce gelen tenvînin nûn’u veya sâkin nûn’u hâlis sâkin م’e çevirerek hâsıl olan م’i gunneli okumaya iklâb denir. Bir buçuk elif uzatmak vâciptir. (سَمِيعٌ بَصِيرٌمِنْ بَعْدِ، )
İZHÂR:İzhâr iki harfin arasını birbirinden ayırıp açarak idgâmsız ihfâsız ve iklâpsız olarak açıkça ve kuvvetlice okumaya denir. Tenvîn veya sâkin ن’dan sonra izhâr harflerinden (ا ح خ ع غ ه) biri gelirse izhâr olur. Hükmü vâciptir. مَنْ آمَنَ، غَفُورٌ حَلِيمٌ، مِنْ خَوْفٍ
İHFÂ:Tenvîn veya sâkin ن’dan sonra ihfâ harflerinden(ت، ث، ج، د، ذ، ز، س، ش، ص ض، ط، ظ، ف، ق، ك) biri gelirse ihfâ olur. Miktârıbir buçuk eliftir. عَنْ صَلاَتِهِ، مِنْ طَيِّبَاتِ، مِنْ دُونِ، اَنْتُمْ
TENVÎN VE SÂKİN NÛN’UN BEŞ HÂLİ
Tenvîn veya sâkin ن’den sonra;
1) (ر – ل ) harfi gelirse idgâm-ı bilâ gunne olur.
2) ( وي م ن ) harflerinden biri gelirse idgâm-ı mea’l gunne olur.
3) ب harfi gelirse iklâb olur.
4) Şu on beş harften birisi gelirse ihfâ olur: (ت ث ج د ذ ز س ش ص ض ط ظ ف ق ك )
5) (ا ح خ ع غ ه ) harflerinden biri gelirse izhâr olur.
KALKALE:Harfin çıkış yerinden kuvvetli bir ses ile okumasına kalkale denir. ب، ج، د،ط قharflerinden biri kelimenin ortasında veya sonunda cezimli olarak gelirlerse kalkaleli okunurlar: قَدْ قَامَ، لَمْ يَلِدْ Şedde ve idgâm kalkaleye mânîdir.
RÂ HARFİNİN (İNCE VEYA KALIN) OKUNUŞU
a)ر Harfinin Kalın Okunduğu Yerler:
-ر’nın harekesi üstün ve ötre ise kalın okunur:نَصْرٌ لِيُنْذِرَ، تَمُرَّ،
-ر cezimli ise kendisinden önceki harfin harekesi üstün ve ötre ise yine kalın okunur: وَاْمُرْ بِالعُرْفِ، وَاِنْحَرْ، بِالنَّذُرْ
-ر ve ondan önceki harf sâkin bir önceki harfin harekesi üstün ve ötre ise kalın okunur: بِالصَّبْرْ، مِنْ كُلِّ اَمْرْ، فِي الصُّدُورْ
– Vasıl hemzesinden (okunmadan geçilen hemzeden) sonra gelen ر kalın okunur (Kur’ân’da vasıl hemzelerinin başında صyazılıdır): اِرْجِعِي، لِمَنِ اِرْتَضَى،اِرْكَبْ
– ر sâkin kendinden önceki harf esreli ر’dan sonraki harf ise kalın okunan harflerden olup harekesi üstün ve ötre olursa ر yine kalın okunur: فِرْقَةٌ، مِرْصَادًا،قِرْطَاسٌ
b) ر Harfinin İnce Okunduğu Yerler:
-ر’nın harekesi esre ise ince okunur: يُرِيدُ بِالبِرِّ، اَبْصَارِهِمْ،
-ر cezimli ise kendisinden önceki harfin harekesi esre ise ince okunur: وَاصْطَبِرْ، مُذَكِّرْ
-ر ve ondan önceki harf sâkin bir önceki harfin harekesi esre ise ince okunur: قَدِيرْ، بَصِيرْ
-ر sâkin ve bir önceki lîn harfi ise ر harfi ince okunur: سَدِيرْ
ALLAH LÂFZININ OKUNUŞU
a. Allah Lâfzının Kalın Okunduğu Yerler: Allah isminden önceki harfin harekesi üstün veya ötre ise Allah isminin lâm’ı kalın okunur:نَصْرُ اللهِ، هُوَ اللهُ
b. Allah Lâfzının İnce Okunduğu Yerler: Allah isminden önceki harfin harekesi esre olursa Allah isminin lâm’ı ince okunur: اَعُوذُ بِاللهِ
SEKTE
Sekte nefes almadan bir elif miktârı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Kur’ân’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır.
1- Kehf Sûresi’nin 1. âyetinde: قَيِّمًا— عِوَجًا
2- Yâsîn Sûresi’nin 52. âyetinde: هَذَا—مَرْقَدِنَامِنْ
3- Kıyâme Sûresi’nin 27. âyetinde: رَاقْ — وَقِيلَمَنْ
4- Mutaffifîn Sûresi’nin 14. âyetinde: رَانَ—كَلاَّ بَلْ
OKUYUŞ ŞEKİLLERİ (YAVAŞ – HIZLI – NORMAL)
a) Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş mânâyı düşünerek bütün tecvît kurallarına uyarak ruhsatları kullanmadan (meselâ medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
b) Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lâzım 4 medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
c) Tedvîr: Tahkîk ile hadr’in ortasıdır. Bunda da mânâ düşünülür.

5

Mayıs
2012

HADİS BİLGİLERİ SORU -CEVAP

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  390 Kez Okundu

Soru 1 : Rasülullah (s.a.v.) Efendimizin takip edip uyguladığı dini yol ve tutumlara ve bunları genel prensipler çerçevesi içinde ümmetine uygulamasını emrettiği söz ve fiillere ne ad verilir?
Cevap : Sünnet.

Soru 2 : Hadis-i Şerif ne demektir?
Cevap : Sünnetlerin sözle ifade edilmesine denir.

Soru 3 : Söz bakımından Peygamberimiz (s.a.v.)’e anlam bakımından Allah (c.c.)’e ait olan
hadislere ne ad verilir?
Cevap : Kutsi Hadis.

Soru 4 : Sünnetin çeşitleri nelerdir kısaca izah ediniz.
Cevap : Üç çeşittir.
a- Kavli sünnet; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sözleridir.
b- Fiili sünnet; Peygamber efendimiz (s.a.v)’in yaptığı iş ve hareketlerdir.
c- Takriri sünnet; Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in işaret ettiği veya sükut ettiği işlerdir.

Soru 5 : Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Hadis-i Şerifleri’nin büyük bir çoğunluğu “Kütübü Sitte”
olarak bilinen altı hadis kitabındadır. Bu altı kitabı yazarlarıyla birlikte söyleyiniz.
Cevap : a- Sahih-i Buhari. Yazarı: İmam Buhari
b- Sahih-i Müslim. Yazarı: İmam Müslim
c- Sünen-i Ebu Davut. Yazarı: Ebu Davut
d- Sünen-i İbni Mace. Yazarı: Abdullah İbni Mace
e- Sünen-i Tirmizi. Yazarı:İsa İbni Sevre Et-Tirmizi
f-Sünen-i Nesei. Yazarı: Ebu Abdullah En-Nesei

Soru 6 : İslam aleminin en büyük muhaddisidir.(hadis alimidir.) Hicri 194-256 senelerinde yaşamış,
babası İsmail Bin İbrahimdir. 16 yaşında iken iki büyük hadis kitabını ezberledi.
İlmini Mekke’de tahsil etti. Daha 18 yaşında iken hadis ravileri ile ilgili hadis kitabı yazdı.
Daha sonraki 16 yıllık yaptığı çalışma ile “El-Cami’üs Sahih”adlı büyük hadis kitabını yazdı.
Kendisi “Sahih adlı kitabımı altı yüz bin hadisten seçtim. Yazdığım her hadis için iki rekat
namaz kıldım.” diye söz eden ve kitabında 7275 sahih hadis bulunan, Kur’an’ı Kerimden
sonra en büyük kaynak kabul edilen Sahih-i Buhari adlı kitabın müellifi kimdir?
Cevap : İmam Buhari hazretleridir.

Soru 7 : Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’den sonra en büyük hadis kitabı sayılan Ebu Davut isimli
eserin yazarı olan muhaddisimizdir. 888 miladi yılında Basra’da doğmuştur.
500.000 Hadis-i Şerif içinden 4800 hadis-i şerifi kitabına almış, hocası Ahmet Bin Hambel’e
gösterip onun takdirini kazanmıştır. Kitabı Kütübü Sitte’nin 3. Kitabı olarak bilinir.
Eserindeki tüm hadisleri İslam hükümlerine ait hadisler olan muhaddisimiz kimdir?
Cevap : İmam-ı Ebu Davut.

Soru 8 : “Riyazü-s Salihin” adlı hadis kitabının yazarı kimdir?
Cevap : İmam Muhyiddin en-Nevevi’dir.

Soru 9 : Kur’an’ı Kerim ve Sahih-i Buhari’den sonra en değerli kaynak olan Sahih-i Müslim’in
müellifidir. Hicaz, Mısır, Suriye, Irak, İran ve Türkistan’ı dolaşarak hadis topladı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in buyurduğu her sözü en sağlam kaynaklara dayanarak aldı,
ezberledi ve kitabına yazdı.30.000 hadisi şerifi topladı ve inceledi. Kitabı Kütübü Sitte’nin
2. Olan hadisi şeriflere ve Allah’ın Rasülüne aşık olan bu büyük muhaddisimiz kimdir?
Cevap : İmamı Müslim.

Soru 10: Kur’an’ı Kerim’den sonra kaynak olan Kütübü Sitte’den Süneni Nesai’nin müellifidir.
Asıl adı Ahmet Bin Şuayb, lakabı Ebu Abdurrahman’dır. Şam, Horasan, Irak, Hicaz,
Cezire ve Mısır’ı dolaşıp hadis topladı ve kitabını yazdı. Bundan başka içersinde hiç bir
zayıf hadisin bulunmadığı “Mücteba” isimli eserini yazdı. Ömrü boyunca Davut (a.s.) gibi
bir gün yiyip bir gün oruç tutan bu muhaddisimiz kimdir?
Cevap : İmam-ı Nesai

Soru 11: Asıl ismi İsa Bin Ebu Muhammed olan, Horasan, Hicaz ve Irak’ı baştan sona kadar
dolaşarak hadis toplayıp, Kütübü Sitte’den Süneni Tirmizi’yi yazmış muhaddisimiz kimdir?
Cevap : İmam-ı Tirmizi

Soru 12: En çok hadis rivayet eden sahabe kimdir?
Cevap : Ebu Hureyre (r.a.)

Soru 13: Müttefekun Aleyh ne demektir?
Cevap : Buhari ve Müslim’in bir hadis üzerindeki ittifakıdır.(Görüş birliğidir).

Soru 14: Mevzu hadis ne demektir?
Cevap : Peygamber Efendimiz(s.a.v.)!in ağzındanmış gibi uydurulan gerçek olmayan sözlerdir.

Soru 15: Kadın sahabelerden en çok hadis rivayet eden kimdir?
Cevap : Hz. Aişe (r.anha)’dır.

Soru 16: Senet nedir?
Cevap : Hadis-i Şerif’i rivayet eden kişiler zinciridir.

Soru 17: Metin neye denir?
Cevap : Senetten sonraki Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözleridir.

Soru 18: Ravi kimdir?
Cevap : Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in söz ve fiillerini rivayet eden her kişiye ravi denir.

Soru 19: Hadis nedir?
Cevap : Peygamberimiz (s.a.v.)’e isnat edilen sözler, fiiller, sıfatlar ve peygamberimizin görüpte
sustuğu şeylerdir.

Soru 20: Ebu Hureyre’nin asıl adı nedir?
Cevap : Abdurrahman Bin Sahr’dır.

Soru 21: Sahih-i Müslim’de kaç hadis vardır?
Cevap : Tekrarlar dışında 4.000 hadis.

Soru 22: Tabiin kimdir?
Cevap : Sahabeden sonra gelen ve onlarla sohbet edenlerdir.

Soru 23: Kaç çeşit hadis vardır?
Cevap : Üç çeşit; Mütevatir, Meşhur ve Ahat

Soru 24: Peygamberimiz (s.a.v.)’in bizzat söylediği sözlere ne ad verilir?
Cevap : Kavli sünnet.

Soru 25: Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaptığı işlere ve bu ibadetlere ne isim verilir?
Cevap : Fiili sünnet.

Soru 26: Peygamberimiz (s.a.v.)’in görüpte men etmediği söz ve davranışlara ne ad verilir?
Cevap : Takriri sünnet.

Soru 27: Hadis ilminde molla kime denir?
Cevap : 2.000’den fazla hadis ezberleyene denir.

Soru 28: Adalet ve zabt sahibi ravilerin kesiksiz bir senetle bir birinden rivayet ettikleri,
illetli ve şaz olmaktan uzak hadise ne ad verilir?
Cevap : Sahih hadis.

Soru 29: Mevzu hadis uydurma sebepleri nelerdir?
Cevap : a- Mezhep, kabile ve milletini müdafa etmek gayreti.
b- İslam düşmanlığı.
c- Şahsi menfaat kaygısı.
d- Yöneticilere yaklaşma arzusu.

Soru 30: Hadisi rivayet eden ravide aranan şartlar nelerdir?
Cevap : a- Müslüman olmak.
b- Adaletli olmak.
c- Zabt sahibi olmak.
d- Akıl ve baliğ olmak.

Soru 31: Ayet okumak kaydı ile Peygamberimiz (s.a.v.)’in Allah Teala şöyle buyurmuştur diyerek,
Allah Teala’ya izafe ettiği hadislere ne ad verilir?
Cevap : Kutsi Hadis.

Soru 32: Peygamberimiz (s.a.v.)’in kendisine intikal eden bir olay karşısında susarak cevap
vermesine ne ad verilir?
Cevap : Takriri sünnet

Soru 33: Sahih 6 hadis kitabı olan Kütübü Sitte’nin sonuncusu olan hadis kitabının sahibi
Ebu Abdullah Bin Yezit hicri 209, miladi 824 yılında Kazvin’de doğdu. Arap dili ve
edebiyatı üzerine derinleşti. Daha sonra tüm çalışmalarını hadisi şerifler üzerinde
yoğunlaştırdı. En güvenilir ravi ve hadisleri bulmak üzere Irak, Arabistan, Suriye ve
Mısır gibi İslam beldelerini gezdi. Sonuçta topladığı hadisi şerifleri sünen isimli eserinde
birleştirdi. Eseri tertibi tekrardan uzak ve kısa oluşuyla tanınmaktadır. Bu büyük muhaddis
hicri 273, miladi 886 yılında vefat etmiştir. Esas ismini verdiğimiz halk arasında yazdığı
eserin adıyla anılan imamı tanıdınız mı?
Cevap : İmam İbni Mace.

Soru 34: Söz, fiil, takrir ahlaki ve fiziki vasıf olarak Peygamberimiz (s.a.v.)’e izafe edilen her şeyin
yazılı metnine ne denir.
Cevap : Hadis

Soru 35: Kaç çeşit sünnet (hadis) vardır?
Cevap : 3, (kavli, fiili ve takriri)

Soru 36: Bir diğerinden almak ve nakletmek şartıyla, hadisi rivayet eden kişilerin Rasulüllah (s.a.v.)’a
kadar sıralandığı kısma ne ad verilir?
Cevap : Senet

Soru 37: Görme ve duymaya dayanarak nesilden nesile nakledilen hadislere ne ad verilir?
Cevap : Mütevatir hadis

Soru 38: Hadisin sözlük anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap : Yeni

Soru 39: Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözlerine, fiillerine, takririne (hoşgörüsüne), yaratılışındaki ve
ahlakındaki sıfatlarına hadis denir. Peygamberimizin bu hadisleri iki bölümden oluşmaktadır.
Kur’an’ı Kerim’in anlaşılmasında bize büyük bir ışık tutan, müslümanların hayatını
kolaylaştıran hadislerin bu iki bölümünden biri senettir. Diğerini siz söyleyiniz.
Cevap : Metin.

Soru 40: Hadisi şerifler kitaplarımıza geçinceye kadar hangi şekillerde rivayet edilmiştir?
Cevap : Lafsan ve manen

Soru 41: Adalet ve zabt sahibi ravilerin muttasıl senetlerle rivayet ettikleri, şazz ve muallel olmayan
hadislere ne ad verilir?
Cevap : Sahih hadis

Soru 42: Arapça bir kelime olup, genellikle hadis ilmiyle uğraşan alime ne ad verilir?
Cevap : Muhaddis

5

Mayıs
2012

MBST DİNLER TARİHİ DENEME SINAVI SORU CEVAP

Yazar: arafat  |  Kategori: DiNLER TARiHi  |  Yorum: Yok   |  1.112 Kez Okundu

1. Yahûdîlerde haftalık ibâdet gününe ne ad verilir?

a) Şabat.

b) Sukkot.

c) Yom Kippur.

d) Şavuot.

2. Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları, en önemli yılbaşı bayramı hangisidir?

a) Sittur.

b) Roşaşana.

c) Yom Kippur.

d) Şavuot.

3. Mûsevîlerde, Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği, insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği, keffâret günü anlamına gelen oruç gününe ne ad verilir?

a) Sittur.

b) Roşaşana.

c) Yom Kippur.

d) Simha Tora.

4. Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı hangisidir?

a) Sukkot.

b) Roşaşana.

c) Yom Kippur.

d) Şavuot.

5. Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayramın adı nedir?

a) Sukkot (Çardaklar).

b) Roşaşana.

c) Hanuka.

d) Fısıh.

6. Tevrat’ta yılda üç defa hac ibâdeti emredilmektedir. Hangisi, Yahûdîlikteki hac zamanlarındandır?

a) Sukkot.

b) Şavuot.

c) Fısıh.

d) Hepsi.

7. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdî mezheplerinden birisi değildir?

a) Karailik.

b) İshakiyeler.

c) Protestanlık.

d) Ferisiler.

8. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdîlikte ibâdette kullanılan dînî objelerden değildir?

a) Siddur-Kipa.

b) Tefilin-Tallit.

c) Şofar.

d) Fısıh

9. Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan, günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi aşağıdakilerden hangisidir?

a) Ortodoks.

b) Hasidilik.

c) Reformist Yahûdîlik.

d) Samiriler.

10. Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan inanç esaslarından biri değildir?

a) Teslis inancı.

b) Tanrının Îsâ şeklinde zuhur etmesi.

c) Tanrının, bütün insanların günahlarına keffâret olmak üzere onların affı için insan kılığına girip ızdırap çekerek ölmesi.

d) Hanuka.

11. Aşağıdakilerden hangisi Hristiyan sakramentlerinden (gizemlerinden) biri değildir?

a) Günah itirafı – Evharist.

b) Tefilin-Tallit.

c) Hastayı son yağlama – Rahip Takdisi.

d) Vaftiz –Konfirmasyon.

12. Hangisi, Hristiyanların kutladıkları önemli dînî festivallerden biri değildir?

a) Kristmas /Noel.

b) Easter /Paskalya.

c) Pentakost /Beyaz Pazar.

d) Matsa /Mayasız Ekmek.

13. Aşağıdakilerden hangisi Hristanlığın öncü reformcularından biri değildir?

a) Moses Mendelssohn.

b) Martin Luther.

c) Ulrich Zwingli.

d) John Calvin.

14. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdîliğin öncü reformcularından biri değildir?

a) Moses Mendelssohn.

b) Abraham Geiger.

c) Ludwig Philipson.

d) John Calvin.

15. Ermeni Kilisesi hiyerarşisinde bulunan makamlardan, gerekli eğitimi almış, evlenmemiş papazlara verilen rütbe nedir?

a) Başpapaz.

b) Vertabetlik.

c) Katolikos.

d) Piskopos.

16. Aşağıdakilerden hangisi batıda yaygın olan Protestanlık çerçevesindeki mezheplerdendir?

a) Evanjelizm – Anglikan.

b) Baptistler – Adventistler.

c) Presbiteryenler – Pentekostalistler.

d) Hepsi.

17. Aşağıdakilerden hangisi Hristiyanlığın temel akımları arasında yer almaz?

a) Katolik.

b) Ortodoks.

c) Protestan.

d) Karailik.

18. Aşağıdakilerden hangisi Budizmin temel inançları arasında sayılamaz?

a) Aşrama-Dıharma.

b) Sekiz dilimli yol.

c) Karma öğretisi.

d) Nirvana.

19. Aşağıdakilerden hangisi batıda ortaya çıkan yeni dînî akımlardan biri değildir?

a) Yahova şahitleri.

b) Mormonlar ve Mounculuk.

c) Hümanizm ve Postmodernizm.

d) Taoizm ve Konfüçyanizm.

20. Aşağıdakilerden hangisi İslâm dünyasında ortaya çıkan dînî akımlardan değildir?

a) Hasidilik.

b) Babailik.

c) Bahailik.

d) Kadiyanilik.

21. Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papaya bağlılığını sürdüren Hristiyan grup hangisidir?

a) Ortodoks.

b) Protestan.

c) Doğu Kilisesi.

d) Katolik.

22. Aşağıdakilerden hangisi Hz. Îsâ dönemi Yahûdîliğinin üç önemli mezhebinden biri değildir?

a) Sadukîlik.

b) Ferisîlik.

c) Karailik.

d) Essenîlik.

23. Hinduizm ve İslâm’dan etkilenerek Hindistan’da ortaya çıkan dînî inanç aşağıdakilerden hangisidir?

a) Şintoizm.

b) Sihizm.

c) Konfüçyanizm.

d) Taoizm.

24. Aşağıdakilerden hangisi Yahûdîlik kutsal metinlerinden Tanah’ın bölümleri arasında sayılamaz?

a) Tora.

b) Nevim.

c) Ketuvim.

d) Talet.

25. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) ile ilgili müjde içeren İncil aşağıdakilerden hangisidir?

a) Matta.

b) Markos.

c) Yuhanna.

d) Barnaba.

26. Ruhun öldükten sonra başka bir bedene geçmesi anlamına gelen, Hinduizm kaynaklı inanışa ne ad verilir?

a) Kast sistemi.

b) Tenâsüh.

c) Tenâsüp.

d) Bahagavat.

27. İneğin ve Ganj nehrinin kutsal kabul edildiği ilâhî olmayan din hangisidir?

a) Budizm.

b) Hinduizm.

c) Şintoizm.

d) Taoizm.

28. Aşağıdaki dinlerden hangisinde din adamları insanları “dinden çıkarma veya günahlarını affetme” gibi bâtıl inançlar yetkisine sahiptir?

a) İslâmiyet

b) Hrıstiyanlık

c) Hinduizm

d) Yahûdîlik

29. Hac yortusu, Noel, Katedral gibi kavramlar hangi dine aittir?

a) Hrıstiyanlık.

b) İslâmiyet.

c) Mûsevîlik.

d) Budizm.

30. Hristiyanlıktaki kilisenin karşılığı Mûsevîlikte nedir?

a) Patrikhane.

b) Katedral.

c) Haham.

d) Havra (Sinagog).

31. Haham, Sinagog, Ağlama duvarı gibi kavramlar hangi dine aittir?

a) Hristiyanlık.

b) İslâmiyet.

c) Mûsevîlik.

d) Budizm.

32. Mensupları tarafından millî bir din haline getirilen, vahiy kaynaklı din aşağıdakilerden hangisidir?

a) Hristiyanlık.

b) Mûsevîlik.

c) İslâm Dini.

d) Hinduizim.

33. Hangi dinde insanlar günahkâr olarak doğarlar?

a) Budizm.

b) İslâm.

c) Îsevîlik.

d) Mûsevîlik.

34. Üç büyük ilâhî din tarafından kutsal kabul edilen şehir aşağıdakilerden hangisidir?

a) Mekke.

b) Medine.

c) Kudüs.

d) İstanbul.

 1-A    2-B    3-C    4-D    5-A    6-D   7-C    8-D  9-A  10-D  11-B  12-D  13-A   14-A  15-B   16-D   17-D   18-A  19-D  20-A    21-D    22-C     23-B   24-D   25-D   26-B   27-B   28-B   29-A    30-D    31-C    32-B   33-C   34-C

 

S.1.Siyer-i Nebî nedir?
C.1.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in hayatını konu alan ilim dalıdır.

S.2.Siyret-i Nebeviyye’den amaç nedir?
C.2.İslâm’ı Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in anladığı gibi anlamak ve yaşantımızı Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in yaşantısına uydurmak.

S.3.Resülullah ne demektir?
C.3.Allah’ın elçisi demektir.

S.4.Asr-ı Saâdet ne demektir?
C.4.Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in yaşadığı çağa “Asr-ı Saâdet” (mutluluk çağı) denir.
S.5.İslâmiyetten önce Araplar ve bütün insanların durumu nasıldı?
C.5.İslâmiyetten önce Araplar ve diğer kavimler koyu bir cehalet içindeydiler. İnsan haklarına saygı yoktu. Güçlü olanlar zayıfları eziyordu. Kin , nefret , acımasızlık topluma egemendi. Köle diye insanlar alınıp , satılırdı. Haklarının bir çoğundan mahrum olan kadınlarda, sanki bir eşya gibi alınıp satılıyordu. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Tek Allah inancı unutulmuş, insanlar kendi elleriyle yaptık-ları putlara tapıyorlardı. İçki, kumar, faiz ve her türlü ahlaksızlık toplumu sarmış, insaf ve merhamet duyguları silinmişti.

S.6.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in baba tarafından soyu nedir ?
C.6.Baba tarafı, Kureyş kabilesinin Haşimoğulları sülalesindendir.

S.7.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in anne tarafından soyu nedir?
C.7.Anne tarafı, Kureyş kabilesinin Zühre Oğulları sülalesindendir.

S.8.Peygamberimizin soyu hangi peygambere dayanıyor?
C.8.Hz. İbrahim (Aleyhisselâm) ve oğlu ismail (Aleyhisselâm)’a.

S.9.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in dedesinin adı nedir?
C.9.Dedesinin adı Abdülmuttalip’tir.

S.10.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in babasının adı nedir?
C.10.Babasının adı Abdullah’tır.

S.11.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in annesinin adı nedir?
C.11.Annesinin adı Vehb’in kızı Âmine’dir.

S.12.Resululahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in dayısı kimdir.?
C.12.Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh).

S.13.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) nerede dünyaya geldi?
C.13.Mekke’de.

S.14.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kaç yılında dünyaya geldi?
C.14.Rebiülevvel ayının 12. gecesi, miladi 20 Nisan 571 tarihinde.

S.15.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) dünyaya gelirken meydana gelen olağanüstü olaylar nelerdir?
C.15- Medâyin’deki Kisra sarayındaki on dört sütunun yıkılması,
Kâbe’nin içindeki putların yıkılması,
Mecûsilerin bin yıldan beri yanmakta olan ateşlerinin sönmesi,
Takdis edilen meşhur Sâve (Tâberiyye) Gölünün bir anda kuruması,
Semâve vadisinin seller altında kalması,
Gökten yıldızların dökülmesi

S.16.Muhammed adını kendisine kim verdi?
C.16.Dedesi Abdülmuttalib.

S.17.Muhammed’in sözlük anlamı nedir?
C.17.Tekrar tekrar övülmüş, medhedilmiş anlamındadır.

S.18.Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz’in kaç adı vardır?
C.18.Dört adı vardır: a-Ahmet, b-Muhammed, c-Mustafa, d-Mahmut.

S.19.Mekke’de doğan çocuklar niçin süt anneye verilirdi?
C.19.Mekke’nin havası ağır ve sıcak olduğundan çocuklara iyi gelmezdi.

S.20.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in süt annesi kimdir ve Resûlullah kaç yıl süt annesinin yanında kaldı?
C.20.Süt annesi Sa’d kabilesine mensup Halime’dir. Beş yıl süt annesinin yanında kaldı.

S.21.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in süt kardeşinin adı nedir?
C.21.Süt kardeşinin adı Şeymâ’dır.

S.22.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) anne diye kimlere iltifat etmiştir?
C.22.Süt annesi Halime ve dadısı ümmü Eymen’e

S.23.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in babası ne zaman ve nerede vefat etmiştir?
C.23.Babası peygamberimiz doğmadan iki ay önce, Medine’de rahatsızlanarak vefat etmiştir.

S.24.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in annesi nerede ve ne zaman vefat etmiştir?
C.24.Resûlullah altı yaşında iken annesiyle birlikte babasının kabrini ziyaret etmek için Medine’ye gitti. Orada bir ay kaldılar. Mekke’ye dönerlerken Ebvâ denilen köyde annesi rahatsızlanarak vefat etti.

S.25.“Her yeni eskiyecek ve her şey son bulacaktır. Ben de öleceğim, fakat gam yemem. Temiz bir çocuk doğurdum. Dünyaya bir büyük hayır bırakıyorum.” Bu sözleri kim, ne zaman söyle-miştir ?
C.25.Rasülullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’ın annesi Hz. Amine, vefatından önce söylemiştir.

S.26.Annesinin vefatında Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i Medine’ye getirip dedesi Abdülmuttalib’e teslim eden kimdir?
C.26.Hizmetçileri Ümmu Eymen.

S.27.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) dedesi Abdülmuttalib’in himayesinde kaç yıl kalmıştır?
C.27.Dedesi Abdülmuttalib’in himayesinde 2 yıl, yani 8 yaşına kadar kalmıştır.

S.28.Dedesi Abdülmuttalib vefat edince Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i himayesine alan kimdi?
C.28.Dedesinin vefatından sonra Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i himayesine alan amcası Ebu Talib’tir.

S.29.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne zaman yetim ne zaman öksüz kalmıştır?
C.29.Doğmadan iki ay önce babasını kaybederek yetim, 6 yaşında iken annesini kaybederek öksüz kalmıştır.
S.30.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) amcası ile birlikte ticaret amacıyla Şam’a giderken Busra kasabasında mola verdiklerinde bir rahip Ebu Talib’e çocuğu geri götürmesini söyler. Bu rahibin adı nedir?
C.30.Rahip Bahira
S.31.Rahib peygamberimizin geri götürülmesini niçin istedi?
C.31.Çünkü Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in son peygamber olduğunu anladı. Bu haberi İncil’de okumuştu. Yahudiler çocuğa bir zarar verebileceklerinden korktuğu için Mekke’ye geri götü-rülmesini istedi.
S.32.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) amcası ile Yemen’e ne zaman gittiler?
C.32.Amcası Zübeyr ile Yemen’e miladi 588 yılında seyahat ettiler.
S.33.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Şam’a (Suriye’ye) ikinci seyahatı ne zaman oldu.?
C.33.Şam’a (Suriye’ye) Hz. Hatice’nin ticaret mallarının satışı için miladi 595 yılında ticari seyahatı oldu.
S.34,Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)‘e peygamberlik gelmeden önce, Ukaz Panayırında, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın de bulunduğu bir topluluk içinde, yakında bir peygamber geleceğini bildiren şahıs kimdir?
C.34,Kuss b.Saide
S.35.Panayır nedir?
C.35.Arapların sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yer tutan ve çeşitli yerlerde kurulan bugünkü fuar veya Pazar benzeri sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyet merkezleridir.
S.36.Cahiliyye Arap toplumunda ekonomik hayat nasıldı?
C.36.Ekonomik hayatları dört ana başlık altında toplanabilir: 1)Tarım, 2)Sanayi, 3)Ticaret, 4)Panayır (Fuar).
S.37.Cahiliyye döneminde yapılan Ficar savaşında Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne şekilde davrandı?
C.37.Kureyş ile Kays kabileleri arasında 4 yıl süren Ficar Savaşında tarafsız kaldı.
S.38.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) çobanlık yaptı mı?
C.38.Amcasının yanındayken, amcasının zayıf aile bütçelerine katkıda bulunmak için, ücret mukabili çobanlık yapmıştır ve “Çobanlık yapmayan hiçbir peygamber yoktur.” buyurmuştur.
S.39.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e peygamberlik gelmeden önce müşriklerle, zulme ma-ruz kalmış aciz ve güçsüzlere yardım etmek için “Fakirleri koruma ve kalkındırma” adı verilen bir antlaşma imzaladı. Bu antlaşmanın adı nedir?
C.39.Hilfu’l Fudul
S.40.Cahiliye döneminde geleneksel olarak şiir yarışmaları yapılırdı. Birinci gelen yedi meşhur şiîr, Kabe’nin duvarına asılırdı. Bu yedi şiîre ne ad verilirdi?
C.40.”Muallakat-ı Seb’a”
S.41.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem), peygamberlikten önce son derece doğru ve güve-nilir bir kişiliğe sahipti. Halk bu yüzden kendisine ne lakap vermişti?
C.41.“Muhammed’ül Emin” Güvenilir Muhammed.
S.42.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ticaretle uğraşırken halk kendisi hakkında ne derdi?
C.42.Her zaman sözünü tutar, müşterilerine söz verdiği nitelikteki malı tam ve zamanında teslim ederdi. Henüz çocuk yaşlarda dürüst ve doğru sözlü bir tüccar olduğu şeklindeki ünü yayılmıştı.
S.43.Resûlullah, (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Hz Hatice ile kaç yaşında evlendi.
C.43.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) 25, Hz. Hatice ise 40 yaşında idi.
S.44.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Hz. Hatice ile kaç yıl evli kaldılar?
C.44.Hz. Hatice’nin vefatına kadar 25 yıl evli kaldılar.
S.45.Arap kabileleri bir gün Kabe’yi tamir ederken bir taşı yerine koymakta anlaşmaz-lığa düştüler. Neredeyse kavgaya tutuşacaklardı. Sonunda miladi 608 yılında doğru-luğuna güvendikleri Peygamberimizi hakem yapmaya ve onun vereceği hükme razı olmaya karar verdiler. Peygamberimiz bu taşı hırkasının üzerine koyarak, her kabile-den bir kişiye hırkanın ucundan tutturarak taşı elleriyle yerine koydu ve bu anlaşmaz-lığı giderdi. Bu hangi taştır?
C.45.Siyah taş anlamına gelen “Hacer’ül Esved” dir.
S.46.Hz. Hacer validemiz Mekke topraklarında oğlu İsmail’e su aramak için Safa ve Merve tepe-lerinde koşup dururken, bıraktığı yerde kendi kendine ayaklarını yere vurarak eşinen Hz. İsma-il’in ayakları altından Allah (Celle Celaluhu)’nın izni ile çıkan ve bugün dahi müslümanların fayda-lanıp içtiği, tüm hacıları doyuran, şifalı, bereketli, bu gün yer itibariyle Mescid-i Haram’ın altın-dan çıkan suyun adı nedir?
C.46.Zemzem.
S.47.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in kaç çocuğu dünyaya geldi?
C.47.Üçü erkek, dördü kız çocuk olmak üzere toplam yedi çocuk ; Zeynep, Rukiye, Ümmu Gülsüm, Fatıma, Kasım, Abdullah, İbrahim.
S.48.Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in künyesi nedir?
C.48,Ebu’l-Kasım (Kasım’ın babası).
S.49.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in soyunu devam ettiren hangi çocuğudur.
C.49.Peygamberimizin soyunu devam ettiren Hz. Fatıma (Radiyallahu Anha)’dır. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in vefatından sonra yaşayan tek evladıdır. Hz. Fatıma Efendimizin vefatından altı ay sonra, 26 yaşındayken vefat etti.
S.50.İlk vahy nerede gelmiştir?
C.50.Nur dağındaki Hira mağarasında.
S.51.ilk vahiy ne zaman gelmiştir?
C.51.Ramazan ayının 27’si, Miladi 610 tarihinde, peygamberimiz kırk yaşındayken.
S.52.Vahiy karşısında Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne yapmıştır?
C.52.Korkarak evine dönüp olanları hanımı Hz. Hatice’ye anlattı. Hz. Hatice onu teselli etti. Amcası Varaka bin Nevfel’in yanına götürdü. Varaka O’nun son peygamber olduğunu müjdeledi.
S.53.İlk müslümanlar kimlerdir?
C.53.Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz Ebu Bekir ve Hz. Zeyd bin Harise. Bunlara “Sabikuni İslâm” (İlk Müslü-manlar) denir (Allah onlardan razı olsun)
S.54.Resûlullah’ın adı anıldığı zaman ne söylenir?
C.54.“Sallallahu Aleyhi ve Sellem” “Allah’ın selam ve esenliği O’nun üzerine olsun” demektir.
S.55.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in arkadaşlarına ne ad verilir?
C.55.”Sahabe” denir çoğulu “Ashab” dır
S.56.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in ashabından (arkadaşlarından) birinin adı anıldığı za-man ne söylenir?
C.56.Radiyallahü anh “Allah ondan razı olsun.” denir.
S.57-Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ailesine karşı nasıldı?
C.57-Ailesine karşı gayet şefkatli idi “En hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben, ailesine karşı en hayırlı olanınızım” derdi.
S.58-Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) çocuklarına nasıl davranırdı?
C.58-Çocuklarını sever, onlarla şakalaşır, hediye verir ve “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” derdi.
S.59.Vahiyde fetret dönemi ne demektir?
C.59.İlk vahiy geldikten sonra vahiy bir müddet kesildi. Cebrail görünmez oldu. Sonra Müddessir Su-resinin ilk ayetleri nazil oldu. İşte geçici bir müddet vahyin kesildiği döneme “Vahiy de Fetret devri” denir.
S.60-Açıktan İslâm’a davet ne zaman başlandı?
C.60-Üç yıl gizli yapılan İslâm’a davetten sonra “(önce) en yakın akrabanı uyar” (Şuâra:214) ayeti kerimenin emri gereğince Safa tepesine çıkıp en yakın akrabalarını açıktan İslâm’a davet etmeye baş-ladı.
S.61.Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz, peygamberliğini ilk defa açıkça nerede ilan etmiştir?
C.61.Safa Tepesinde
S.62.Müşriklerin baskısı üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i himaye eden amcası Ebu Talib’in “Kureyş büyükleri, neşrettiğin dinden vazgeçmeyecek olursan, aramızda kanlı bir bo-ğuşma çıkacağını” söylemesi üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne dedi?
C.62.“Sağ elime güneşi, sol elime ayı verseler de bu davadan vazgeçmemi teklif etseler, ben de öle-ceğimi bilsem yine vazgeçmem” dediler.
S.63.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e müşrik Kureyş büyükleri tarafından İslâm davasını bırakması için yapılan teklifler nelerdi? (Uzlaşma Politikası)
C.63. Mal ve servet vermek,
Makam ve mevki vermek,
İçlerinde en güzeli ile evlendirmek.
S.64.Dâru’l Erkâm’ın tarihteki fonksiyonu nedir?
C.64.Erkâm bin Ebi’l-Erkâm bin Esed’in evidir. İslâm tarihinde büyük ehemmiyeti haiz bulunan bu ev, İslâmi eğitim ve öğretimin yapıldığı, Resül-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in hocalığını yürüttüğü ilk İslâm Üniversitesidir.
S.65.Müşrikler tarafından ilk şehid edilen müslğmanlar kimlerdir?
C.65.Ammar bin Yâsir’in annesi Sümeyye ve babası Yâsir (Radiyallahu Anhuma)’dır.
S.66.Allah katında peygamberlerden sonra en büyük derece kimlere verilmiştir?
C.66.Şehidlere.
S.67.Allah yolunda şehid düşenlere neden ölü denilmez?
C.67.Çünkü onlar Rableri katında diridir. (Bakara Suresi:154)
S.68.Şehidlerin efendisi kimdir?
C.68.Hz. Hamza’dır (Radiyallahu Anh).
S.69.Habeşistan’a yapılan birinci hicret ne zaman oldu? Kafile kaç kişiydi?
C.69.Bi’setin (Peygamberliğin) 5 inci yılında, (Miladi:615) 10 erkek, 5 kadın toplam 15 kişi idi.
S.70-Habeşistana ilk hicret eden kimdir?
C.70- Hz. Osman ve hanımıdır. (Radiyallahu Anhuma)’
S.71.Habeşistan’a yapılan 2 inci hicrette kafile kaç kişiydi? Kafile başkanı kimdir?
C.71.Bi’setin 7 inci yılında, kafilede 82 erkek 10 kadın vardı. Kafile başkanı Hz. Ali’nin abisi Cafer-i Tayyar’dır.
S.72.Habeşistan’a hicret edenleri geri getirmek için, müşrikler kimleri Habeş kralına gönderdi-ler?
C.72.Mekke müşrikleri Amr bin Âs ile Abdullah bin Rebia’yı, müslümanları teslim almak için Habeşis-tan kralına gönderdiler.
S.73.Habeşistan kralı kimdir? Müslümanlara nasıl davrandı?
C.73.Kral Necaşi Ashame idi. Müslümanlara çok iyi davrandı. Müslümanları müşriklere teslim etmeyip ülkesinde barındırdı.
S.74.Müslümanlar Habeşistan’a niçin hicret ettiler?
C.74.Müşriklerin eziyetleri her geçen gün artıyordu. Müslümanlar ibadetlerini serbestçe yapamıyorlar-dı. Bu yüzden Habeşistan emin bir yer olduğundan oraya hicret ettiler.
S.75.Hz.Ömer (Radiyallahu Anh) ne zaman müslüman oldu?
C.75.Bi’setin 6 ıncı, miladi 616 yılı Zilhicce ayında müslüman oldu.
S.76.Hz Ömer (Radiyallahu Anh)’in müslüman olduğu gün hangi âyet nazil oldu?
C.76.Enfal sûresinin 64. âyeti. “Ey Resûlüm! Sana ve sana tâbi olan müminlere Allah yeter”
S.77.Hz Ömer (Radiyallahu Anh) ne zaman ve nerede şehid edildi?
C.77.Hicri 23 yılında, 63 yaşında iken, hiristiyan bir köle tarafında sabah namazında şehid edildi.
S.78.Hz. Ömer (Radiyallahu Anh)’in lâkabı nedir? Bu lâkabı ona kim vermiştir?
C.78.“Hakla batılı birbirinden ayıran” anlamında kendisine” “Faruk” “adını peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) vermiştir.
S.79.Şakk-ı Kamer Mu’cizesi nedir?
C.79.Parmağıyla Ay’a işaret etmek suretiyle Ay’ın ikiye bölünmesi mucizesine, Şakk-ı Kamer Mu’cizesi denir.
S.80.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e en çok düşmanlık yapan kimlerdir?
C.80.Ebu Cehil, Peygamberimizin amcası Ebu Leheb, As bin Vâil, Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia ve Ümeyye bin Halef’tir.
S.81.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i himaye eden kim idi?
C.81.Amcası Ebu Talib idi.
S.82.Hz. Hamza ile Hz. Ömer’in müslüman olması müşrikleri iyice korkuttu. Bunun üzerine müş-rikler toplanıp müslümanlara karşı sosyal ve ekonomik boykot kararı aldılar. Bundan sonra:
1-Müslümanlar ve onları koruyan Haşimoğulları ile hiç kimse görüşmeyecek,
2-Alışveriş yapmayacak,
3-Kız alıp vermeyecektir.
Bu antlaşmayı yazıp Kabe’nin duvarına asan kimdir?
C.82.Mansur b. İkrime.
S.83.Boykut kaç yıl devam etti?
C.83.Bi’setin 7. Yılında, Üç yıl (617 – 619) devam etti.
S.84.Kabe’ye asılan bu metnin ve Mansur b. İkrime’nin sonu ne oldu?
C.84.Güve (kurt) Kabe’ye asılan anlaşma metnini yiyerek, Allah adından başka diğer yazıları yok et-mişti. Mansur’un da antlaşmayı yazdığı eli felç olmuş ve çolak kalmıştı.
S.85-Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kimden dolayı ilahi uyarı aldı?
C.85-Gözleri görmeyen Abdullah bin Ümmu Mektum (Radiyallahu Anh)’dan dolayı uyarı aldı. (Abese Sû-resi:1-14)
S.86.Hüzün yılı ne demektir?
C.86.Boykotun kalkmasının ardından, müslümanlar rahat nefes aldılar. Fakat çok geçmeden Peygam-ber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimizin dört yaşındaki oğlu Kasım’ın vefatı, ardından diğer oğlu Abdul-lah’ın vefatı, Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i bütün zorluklara karşı himaye edip, destek veren am-cası Ebû Talib, ve Ebu Talib’in vefatından üç gün sonrada sevgili eşi Hz. Hatice annemizin vefatları Hz. Resulüllah’ı çok üzdü. Bu yüzden bu yıla “Hüzün yılı” denildi.
S.87.Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) efendimiz Hz. Hatice (Radiyallahu Anha)’nın vefatından sonra kiminle evlenmiştir ?
C.87.Abdişemsoğullar kabilesinden, yaşlı ve dul bir hanım olan Sevde (Radiyallahu Anha) ile evlenmiştir
S.88.Hz. Sevde (Radiyallahu Anha) annemiz, Rasülullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile kaç sene evli kaldı?
C.88.Beş sene Peygamberimizle birlikte evli kaldılar.
S.89.Sevde’den sonra Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kendisiyle evlenmiştir. Babası Hz. Ebubekir (Radiyallahu Anh) dır. Fıkıhta, ilimde, tıpta, şiir’de ve etkili hitabette ondan daha ileride bir kadın görülmemiştir. Ramazan ve Kurban bayramları hariç tüm yılı oruçlu olarak geçiren, hicri 58 yılında, Ramazan ayında 68 yaşında iken vefat eden bu hanımı tanıyor musunuz ?
C.89.Hz. Aişe (Radiyallahu Anha) validemizdir.
S.90.Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kaç yıl tek eşle yaşamıştır ?
C.90.25 yaşından 53 yaşına kadar 28 yıl tek eşle yaşamıştır.
S.91.Kureyş müşriklerinin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e ve müslümanlara işkencelerini ve taşkınlıklarını artırmaları üzerine başlarına ne geldi?
C.91-Mekkeliler bir yıl süreyle kıtlığa tutuldular. Gelip Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’den dua iste-melerinden sonra, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in duasıyla kıtlıktan kurtuldular.
S.92.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Taif’e niçin gitti?
C.92.Taiflileri İslâm’a davet etmek ve müslümanları himaye edebilecek bir merkez kurmak için.
S.93.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Tâif yolculuğunda ki arkadaşı kimdir?
C.93.Zeyd Bin Hârise’dir. (Radiyallahu Anh)
S.94.Taifliler Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i nasıl karşıladılar?
C.94.İslâmı kabul etmedikleri gibi, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i de taşladılar. Atılan taşlardan yaralanan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kan içinde kaldı ve yürüyemeyecek hale geldi.
S.95.Taiflilerin bu tutumu karşısında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne yaptı?
C.95.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) onların hidayete erişmeleri için dua etti. “Allah’ım onlar bilmi-yorlar, bilselerdi yapmazlardı” dedi.
S.96.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem), Hakka davet için gittiği Tâif ‘ten kederli bir halde Mekke’ye döndüğünde O’nu himâyesine kim almştı?
C.96.Mut’im Bin Adiyy.
S.97.Bu durum, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimizin hangi buyruklarını teyid etmek-tedir?
C.97.Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor: “Allah dilerse, bir kâfirle de bu dini teyid eder (destekler).”
S.98.İsrâ ve Miraç hadisesi nasıl olmuştur?
C.98.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i geceleyin Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya götü-rülmesi ve orada gök yüzüne çıkarılması şeklinde olmuştur.
S.99.İsrâ nedir?
C.99.İsrâ: Gece yürüyüşü ve yolculuğu demektir. İslâm’da; Peygamberimizin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya kadar ki gece yolculuğuna denir.
S.100.Mirâc nedir?
C.100.Mirâc: Yükseğe çıkmak manasınadır. İslâm’da; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Mescid-i Aksa’dan göklere çıkarılıp, ilahi âyet ve alemlerin gösterilmesine denir.
S.101.Mirac’da peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e neler verilmiştir?
C.101. 1- Bakara Suresinin son iki ayeti,
2- Beş vakit namaz,
3- Allah’a şirk koşmayanların Cennete gireceği müjdesi.
S.102.Mirac olayı karşısında Hz. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) ne yapmıştır?
C.102.Hz. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) “Bunu Muhammed söylüyorsa mutlaka doğrudur.” diyerek olayı doğruladı. Bundan dolayı “Sıddik” unvanı aldı.
S.103.Teheccûd Namazı Peygamberimize (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e farz, ümmetine sünnettir. Peygamberimize farz olduğunu belirten ayeti kerime hangisidir?
C.103.İsrâ Suresi: 79
S.104.Her müslümanın iman etmesi gereken akidelerden birisi de Peygamberimiz (Sallallahu Aley-hi Vesellem)’in Miraca çıkma hadisesidir. Miraç lügatte; yükseğe çıkma ve merdiven manalarına gelir. Miraç hicretten bir buçuk yıl evvel vuku bulmuştur. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Miraç hadisesinde yedinci kat semada, Mescidi Haram ve Mescidi Aksa’dan sonra uğradığı, meleklerin kıyamete kadar hayatlarında bir defa sıra gelerek tavaf ettiği yedinci kat semadaki bu mescidin adı nedir?
C.104.Beytül Mamur.
S.105.İsra ve Mirac hadisesinde yahudilerin Kudüs’teki durumları ne oldu?
C.105.Hz. İbrahim Cenab-ı Allah’ın mübarek kıldığı, bereket ihsan ettiği bir peygamberdi. Allah O’nun zürriyetine Arz-Mukaddesi ihsan etmişti. Arz-ı Mukaddes’in hududu, Hz. İbrahime rüyasında gösteril-mişti, Arz-ı Mukaddes’te iki mukaddes şehir vardı. Mekke ve Kudüs. Mekke İbrahim’in oğlu İsmail’e, Kudüs oğlu Hz. İshak’a verildi. Böylelikle İsmail’in sülalesi Mekke’nin. İsrailoğulları da Kudüs’ün muha-fızı oldular. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) hem Mekke’yi ve hem de Kudüs’ü kıble edinip Mi’raç’ta her ikisin de namaz kılması bütün peygamberlere imam olması bu her iki mukaddes makamın bereke-tini kendisinde toplaması demektir.
S.106.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e Resulüssakaleyn denmesinin sebebi nedir?
C.106.İnsanlara ve cinlere Peygamber olarak gönderildiği için.
S.107.Birinci Akabe biatında Medineliler hangi hususlarda Hz. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e biat ettiler? Kaç kişi idiler?
C.107. Allah’a şirk koşmamak,
Hırsızlık yapmamak,
Zina etmemek,
Çocuklarını öldürmemek,
Yalandan, iftiradan sakınmak,
Hiçbir hayırlı işe karşı gelmemek üzere biat edip söz verdiler.
Sayıları 12 kişi idiler.
S.108.Birinci Akabe biatında bulunan Medineli müslümanların reisi kimdir?
C.108.Esat b. Zürare (Radiyallahu Anh)’dır.
S.109.İkinci Akabe Biatında Medineliler kaç kişi idiler?
C.109.2 kadın, 73 erkek. toplam 75 kişi idiler. Mallarını, canlarını, kadınlarını nasıl koruyorlarsa pey-gamberimizi de öyle koruyacaklarına dair söz verdiler.
S.110.Medinelilere İslâmı öğretmek için Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kimi gönderdi?
C.110.Mus’ab bin Umeyr (Radiyallahu Anh)’ı gönderdi.
S.111.Daru’n-Nedve nedir?
C.111.Kureyş müşriklerinin toplanıp karar verdikleri meclis. Bu mecliste Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in öldürülme emri çıktı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Medine’ye hicret etmek zorunda kaldı.
S.112.Hicret nedir? Kaç tarihinde olmuştur?
C.112.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) elli üç yaşında iken Mekke’den Medine’ye göç etmesidir. Miladi 622 tarihinde olmuştur.
S.113.Medine’ye ilk hicret eden kimdir?
C.113.Ebu Seleme bin Abdulesad (Radiyallahu Anh).
S.114.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mekke’de kendi yanına bırakılan müşriklerin emanetle-rini dağıtmak için kimi yerine bırakmıştır?
C.114.Hz. Ali (Radiyallahu Anh)
S.115.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kiminle beraber hicret etmiştir?
C.115.Hz. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)
S.116.Hicret esnasında mağarada gizlendiklerinde müşrikler onları neden bulamadılar?
C.116.Örümcek mağaranın girişine ağını örmüş, güvercin yuvasını yaparak yumurtlamıştı. Böylece müşrikler buraya kimsenin giremeyeceğini zan ettiler.
S.117.Bu mağaranın adı nedir?
C.117.Sevr Mağarası.
S.118.Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve Hz. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’in hicret ederken gizlenmiş oldukları sevr mağarasının ağzını örümcek örmüş , bunu gören müşrikler içeride kimse yok sanarak mağaraya bakmamışlardı. Daha önce aynı durum bir başka peygamber için-de vâki olmuştu bu peygamber kimdir?
C.118.Dâvud (Aleyhisselam) (Tâlût peşinde düştüğünde)
S.119Yakalanacaklarından endişe eden Hz. Ebubekir’e (Radiyallahu Anh) Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne dedi?
C.119“Üzülme Allah bizimledir.”
S.120.Mağaraya kim gizlice yiyecek ve haber getiriyordu?
C.121.Hz Ebubekir (Radiyallahu Anh)’in oğlu Abdullah ve kızı Esmâ.
S.122.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) niçin hicret etti?
C.122.Mekkeli müşrikler peygamberimizi öldürmeye hazırlandıkları ve Mekke’de İslâmi hizmet zorlaş-tığı için.
S.123.İlk Cuma namazı ve ilk hutbe nerede kılınıp okundu?
C.123.Medine’ye hicret ederken Rânûna Vadisi, Benî Sâlim mahallesinde ilk Cuma namazı kılındı ve ilk hutbe okundu.
S.124.Tövbe Suresinde kendisinden bahsedilen, Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in ilk inşa ettiği, İslâm tarihinde de ilk yapılan mescid olarak bilinen mescit hangisidir?
C.124.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Hicreti sırasında yaptıkları Kûba Mescidi’dir
S.125.Hicrette peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Kûba köyünde kaç gün kaldı?
C.125.Üç gün kaldı. Kuba mescidi’nin temelini attı, sonra Medine’ye gittiler.
S.126.Hicri Tarih nedir?
C.126.Kamer yılı esas ve Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in hicret tarihi başlangıç kabul edilerek, müslümanların kendilerine mahsus tarihidir.
S.127.Hicri yıl kaç gündür?
C.127.354 gündür.
S.128.Kameri ayları söyleyiniz?
C.128.Muharrem, Seferi, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cemâziyelevvel, Cemaziyelâhir, Recep, Şâbân, Ramazan, şevval, Zilkâde, Zilhicce.
S.129.Hicri takvimi kim başlattı?
C.129.Hz Ömer(Radiyallahu Anh).
S.130.Medine şehrinin eski adı nedir?
C.130.Asıl adı Yesrib’tir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in hicretinden sonra Peygamber şehri an-lamında “Medine’tün-Nebî” denilmiştir. Daha sonra Medine olarak anılmaya başlanmıştır.
S.131.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in gelişini, Medine halkı nasıl karşıladı?
C.131.Büyük muhacir (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve arkadaşının haberleri Medine’ye ulaştığında, Medine-liler her sabah vakti ufku gözetliyor, O’nun gelişini arzu ve hasretle bekliyorlardı. Hararet şiddetlenince, evlerine dönüyor ve ertesi gün için gelmeye karar veriyorlardı. Göğüsleri hasret, endişe ve ümit ile doluydu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in geldikleri gün, Medine’nin dört bir tarafında tekbir sesleri yayıldı ve Yesrib (Medine) bayram elbisesine büründü. Öldürmek için Mekke’nin silah çektiği ve zorla ellerinden kurtulduğu bir şahıs, başka bir şehir Medine’de, hasretle bekleniyor ve Medine’liler O’nu korumak, destek olma ve yardım etmek için birbirleriyle adeta yarışıyorlardı.
S.132.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Medine’de kimde misafir kaldılar?
C.132.Asıl adı Halid bin Zeyd olan Ebu Eyyup el-Ensari (Radiyallahu Anh)’ın evinde misafir oldu.
S.133.Hz. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Medinelilere ilk tavsiyeleri nelerdir?
C.133. Selâmı ve selâmlaşmayı yayınız!
Yemek yediriniz,
Akrabalık haklarını gözetiniz,
Halk uyurken, siz namaz kılınız.
Selâmetle Cennete girersiniz!”
S.134.Cenaze Namazı, Farz-ı Kifayedir. Ölen bir müslümanın Cenaze Namazını, müslümanlardan bir kısmı kılınca, öteki müslümanların üzerinden Cenaze Namazını kılma so-rumluluğu kalkar. Yeryüzünde ilk Cenaze Namazı, Hz. Adem için kılınmıştır. Resûlullah’ın ilk defa Cenaze Namazını kıldırdığı sahabi kimdir?
C.134.Ensardan, Berâ bin Mâ’rur (Radiyallahu Anh)
S.135.Mescid-i Nebevi ne demektir?
C.135.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Medine’ye gelince ilk iş olarak bir mescid yaptırdı. Mescidin yanında istirahat edecekleri odalar yaptırdı. Ve buranın adı Peygamber Mescidi anlamında “Mescid-i Nebevi” olarak kaldı.
S.136.Mescid nereye yapılmıştır?
C.136.Ebu Eyyup el-Ensari (Radiyallahu Anh)’ın evinin yanındaki boş arsa satın alınarak yapıldı.
S.137.Muhacir kimdir?
C.137.Mekke’den göç ederek Medine’ye gelen müslümanlara muhacir denir.
S.138.Ensar kimdir?
C.138.İlk defa Medine’nin yerli halkı. Muhacirlere yardım ettiklerinden dolayı (yardımcı) anlamında “Ensar” denildi.
S.139.Ensar ile Muhacirler arasındaki kardeşlik ilanı ne zaman oldu? Kaç kişi arasında kardeş-lik kuruldu?
C.139.Medine’ye hicretten 5 ay sonra Mekke’den gelen 45 müslümanla, Medineli 45 müslümanın ara-sında kuruldu.
S.140.Cenab-ı Allah (Celle Celaluhu) Muhacir, Ensar ve onları takip eden müslümanlar hakkında Kur’an-ı Kerim de ne buyurmaktadırlar?
C.140.“İslâm’da önceliği olan Muhacirler ve Ensar ile onları takip ederek örnek alanlar ve onları hayırla yad edenlere gelince; Allah onlardan razıdır, onlar da Allah’tan razıdırlar. Allah onlara içinde ebedi olarak kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Bu ise en büyük kurtuluştur.” (Tevbe Suresi:100)
S.141.Suffa nedir? Ashab-ı Suffa kimdir?
C.141.Mescid-i Nebevi’nin bir tarafında üstü kapalı, etrafı açık olarak yapılan yere “Suffa” burada bu-lunanlara da “Ashab-ı Suffa” denir.
S.142.Ashab-ı Suffa ne işle uğraşırlardı?
C.142.Ashab-ı Suffa; Medine’de kavim ve kabileleri, evleri bulunmayan, mescidin suffasında yatıp kalkan sahabiler olup, gecelerini namazla, kur’an okumakla, ders alıp, ders vermekle geçirirlerdi. Bu-rası bir ilim yuvası idi. Hatta en çok hadis rivayet eden Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’da burada yetişmiş-ti. Gündüzleri de, su taşır, odun toplayıp satarlar ve onunla geçinirlerdi.
S.143.Medine Vesikası nedir?
C.143.İlk İslâm Devleti Anayasasıdır. 52 maddeden oluşmaktadır. Bu anayasa dünyada yazılı ilk ana-yasadan birini teşkil etmektedir.
S.144.İslâm da ilk vatandaşlık antlaşması ne zaman imzalanmıştır?
C.144.Medine Vesikasıyla Hıristiyan, Yahudi ve putperstlerle karşılıklı görüşme ve antlaşma sonucu, İslâm devleti vatandaşlığını kabul etmeleri üzerine imzalanmıştır.
S.145.İslâm’da ilk Nüfus Sayımı ne zaman yapılmıştır?
C.145.Hicretin 1 nci yılında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in emirleriyle ilk Nüfus Sayımı yapıldı. Yapılan ilk Nüfus Sayımında Medine’de 10.000 kişinin yaşadığı, bunlardan 1.500′ünü Müslüman, 4.000′inin Yahudi ve 4.500′ünün müşrik Arap olduğu anlaşılmıştı.
S.146.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in İştika (yağmur isteme) namazı kılarak dua edip namaz biter bitmez hemen yağmurun yağmaya başladığı bir bölge vardı. Mescidi Ne-bevinin karşısında olan bu yere Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sıcak havalarda gider ve ora-da gölgelenirdi. Çünkü bir bulut orayı devamlı ferah gölge tutardı. Buraya daha sonra bir mescit inşa edildi. Bu mescidin adı nedir?
C.146.Gamâme mescidi (Bulut mescidi)
S.147.Ezanın uygulanması ne zaman olmuştur?
C.147.Ezanın uygulanmaya konulması, sahabeden Abdullah bin Zeyd (Radiyallahu Anh) ile Hz. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın Hicri 1, Miladi 622 yılında gördükleri sadık rüya ile beraber, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in tasdikiyle uygulanmaya konuldu.
S.148.Seriyye nedir?
C.148.Bir sahabenin kumandası altında gönderilen birliklere seriyye denir.
S.149.İlk seriyye ne zaman gerçekleşti?
C.149.Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimizin Medine’ye hicretlerinden 9 ay sonra Ramazan ayında, Hz. Hamza (Radiyallahu Anh)’ı muhacirlerden 30 kişilik bir süvari gurubun başında, Kureyş müş-riklerinden 300 kişilik bir birliğin muhafazasında Şam’dan Mekke’ye gitmekte olan ticaret kervanını gözetlemek için gönderildi
S.150.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kaç seriyye göndermiştir?
C.150.Elli altı seriyye göndermiştir.
C.151.Ganimet ne demektir?
C.151.Savaşta düşmanlardan alınan mal demektir.
S.152.Ganîmetlerin taksimi ile ilgili âyet hangisidir?
C.152.Enfâl suresi, 41. Âyet.
S.153.İslâm’da ilk ganîmet ve esir ne zaman alındı?
C.153.Abdullah Bin Cahş serriyesi tarafından.
S.154.İlahi vahye göre ganîmet taksimi nasıl yapılır?
C.154.Ganîmet beşte biri Allahâ ve Resulüne , beşte dördü ise mücahitler aitti. Fakat bu beşte biri de beşe ayrılıyor; Peygamber’in akrabası, yetimler, kafirler ve aciz yolcularda hisse alıyorlardı.
S.155.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in bizzat orduya komutan olarak ilk katıldığı savaşın, başka bir ifade ile ilk gazvenin adı nedir?
C.155.Ebva (Veddan) Gazvesi.
S.156.Gazve nedir?
C.156.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in bizzat sevk ve idare ettiği savaşlara denir.
S.157.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kaç gazve’ye katılmıştır?
C.157.Yirmi yedi gazveye katılmıştır.
S.158.Asr-ı Saadette askerliğe kabul şartları nelerdi?
C.158. 1-Müslüman olmak,
2-Erkek olmak,
3-Akil baliğ olmak,
4-Sağlıklı olmak,
5-Mazereti olmamak.
S.159.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Medine’de namazlarını önceleri Kudüs’e yönelerek kılarlardı. Hangi ayetle, hangi tarihte ve nerede Mekke’ye, Kabe’ye yönelerek namaz kıldı?
C.159.Medine’de, hicretin 17. ayında, Bakara Sûresinin 144. Ayetiyle, Ben-i Seleme Mescidinde (Mescid-i Kıbleteyn) Kabe’ye yönelerek namaz kılmaya başladı.
S.160.Ramazan orucu ne zaman farz kılındı?
C.160.Ramazan orucu, oruç tutmaya gücü yeten her müslümanın üzerine farzdır. Bedir Gazvesinden bir ay evvel hicri 2, miladi 624 yılında, Bakara Sûresinin 183’üncü ayet-i kerimesiyle farz kılındı.
S.161.Bedir Savaşının sebepleri nelerdir?
C.161.Müşrikler yapılacak bir savaşa hazırlık için büyük bir ticaret kervanını Şam’a gönderdiler. Pey-gamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kervanın hareketini önlemek amacıyla 300 kişilik bir kuvvetle yola çıktı. Bunu haber alan müşrikler kervanı kurtarmak bahanesiyle bin kişilik bir orduyla Bedir’e geldiler.
S.162.Bedir Savaşının sonuçları nelerdir?
C.162.Müslümanlar büyük bir zafer kazandı. 70 müşrik öldürüldü. 14 müslüman şehid oldu. 70 müşrik-te esir alındı.
S.163.Bedir savaş’ında İslâm ordusunu duracağı yeri belirlemek Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in görüşünü kabul ettiği sahabi kimdir?
S.163.Habbab Bin Münzir(Radiyallahu Anh)
S.164.Bedir Savaşında alınan esirlere ne yapılmıştır?
C.164.Zengin esirler fidye karşılığında, fakirler ise her biri 10 müslümana okuma-yazma öğretmek şartıyla serbest bırakılmıştır.
S.165-Bedir Savaşı kaç yılında oldu?
C.165-Hicri 2, miladi 13 mart 624 yılında.
S.166.Ramazan ve Kurban Bayramları ne zamandan beri kutlana gelmiştir?
C.166.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz Medine’ye teşrif buyurdukları zaman, Medinelilerin iki bayramları olduğunu görmüştü. O günlerde oyunlar oynuyorlar, şenlik yapıyorlardı. Bunu müşahede eden Sevgili Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “Allah Teala iki bayrama bedel daha hayırlılarını, Iyd-ı Fıtr (Ramazan Bayramı) ile Iyd-ı Edha (Kurban Bayramı) günlerini tahsis etmiş-tir” Böylece Asr-ı Saadet’ten beri bütün İslâm aleminde bir yılda iki defa dini bayram kutlana gelmiştir.
S.167.Zekat ne zaman farz kılındı?
C.167.İslâm’ın beş şartından biri olan zekat, hicri 2, miladi 624 yılında, Ramazandan ve Fıtır Sadaka-sının vacip kılınışından sonra farz kılınmıştır.
S.168.Hz. Fatıma ile Hz. Ali ne zaman evlendiler?
C.168.Hicri 2, miladi 624 yılında evlendiler.
S.169.Hz. Fatıma ile Hz. Ali evlendiklerinde kaç yaşlarında idiler ?
C.169.Hz. Fatıma 18, Hz Ali ise 21 yaşında idi.
S.170.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in kızı Hz. Fatıma’nın çehizi nelerdi ?
C.170.Bir elbise, bir gömlek, bir baş örtüsü, bir minder, biri ottan öbürüde koyun yününden iki dö-şek, dışı deri içi ottan dört yastık, bir yün örtü, bir hasır, bir el değirmeni, bakır bir leğen, deriden bir su kabı, bir süt bakracı, bir tas, bir su tulumu, bir ibrik, bir küp ve bir testi.
S.171.Hz. Fatıma, (Radiyallahu anha) yorgun ve zayıf düştüğü bir sırada, üstelik hamileyken, Peygamberimizden bir hizmetçi istediği zaman ne karşılık almıştı ?
C.171. “Kızım, Ehli Suffe açlıktan iki büklümken sana bunu veremem.”
S.172.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in nesli kiminle devam etmiştir?
C.172.Hz. Ali ve Hz. Fatıma’dan doğan çocuklar, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in nes-lini devam ettirmişlerdir.
S:173.Ehl-i Beyt Kimdir?
C.173.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in soyunu sürdüren kızı ve çocuklarına verilen ad. Hz. Ali, Hz. Fatıma ve çocukları Ehl-i Beyt’tir.
S.174.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şaka yapar mıydı?
C.174.Bazen şakalaşmıştır, şakaya izin vermiştir, fakat başkalarını maddeten ve manen rahatsız eden ağır şakalara müsaade etmemiştir. Bir sahabenin “Ya Resûlullah! Sen bize şakamı ediyorsun?” soru-suna O’da “Evet, ben şaka yaparım, fakat sadece doğruyu söylerim” demiştir.
S.175-İslâm tarihinde ilk resmi hastahane nerede kuruldu?
C.175-Hicretten sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in izniyle Kuaybe bint Sa’d (Radiyallahu Anh) sorumluluğunda Mescid-i Nebevi’nin içinde kurduğu bir çadırda hasta ve yaralılara hizmet verilerek kurulmuştur.
S.176.Ehil olmayıp, tıbbi müdahalede bulunanlar için Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne derdi?
C.176.Tıp ve Hekimlik mesleğine sahip olmayan kimselerin, hastaların tedavisiyle uğraşmalarını hukuki yönden men ve yasak etmiş ve bu hastalara verecekleri zarar ve ziyandan kendilerinin sorumlu olacaklarını belirttiler.
S.177.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bulaşıcı hastalıklar için ne derdi?
C.177.“Veba çıkmış olan bir yerde oturanlar orayı ne terk eder ve ne de başka bir yerden gelenler burasını ziyaret edebilirler” (Buhari, Müslim)
S.178.Münafık kime denir?
C.178.İki yüzlü, araya fitne sokan, söz verip sözünü tutmayan, görünüşte müslüman olup hakikatte, kafir ve düşman olana denir.
S.179.İlk münafıklar ne zaman türedi?
C.179.Miladi 624 hicri 3. yıl da Yahudilerin müslümanlara karşı düşmanca harekete başlamaları ile türediler.
S.180.Uhud Savaşının sebebi nedir?
C.180.Müşrikler Bedir’de aldıkları yenilginin intikamını almak istedikleri için.
S.180.Müslümanların ve müşriklerin sayısı kaçtı?
C.180.Müslümanlar 700, müşrikler ise 3.000 kişi idi.
S:181.Uhud Savaşı kaç yılında oldu?
C.181.Hicri 3, Miladi 625 yılında oldu.
S.182.Uhud Savaşında müslümanlar galip iken aniden mağlup duruma düşmelerinin sebebi ne idi?
C.182.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Ayneyn geçidine, 50 kişilik kuvveti yerleştirmişti. Onlara oradan kesinlikle ayrılmamalarını emretmişti. Müslümanların galip geldiğini gören okçuların çoğu geçi-di terk etti. Yalnızca 8 kişi kaldı. Müşrikler bu geçide ani hücum yaparak ele geçirdiler ve 8 müslümanı şehid ettiler. Dağılan müşrik ordusu da böylece toparlandı.
S.183.Uhud Savaşında peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in şehid edilen hangi amcasıdır?
C.183.Hz. Hamza (Radiyallahu Anh)
S.184.Uhud’da Rasûlullah (s.a.) ‘ın miğferinin demir halkalarının mübarek yüzüne batması
Üzerine, dişleriyle halkaları çıkartan bunu yaparken iki dişini kaybeden sahâbi kimdi?
C.184.Ebu Ubeyde Bin Cerrah (Radiyallahu Anh)
S.185.Uhud savaşında Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e fırlatılan oka elini siper yaparak çolak kalan sahâbi kimdir?
C.185.Talha Bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh)
S.186.Uhud Savaşının sonucu nedir?
C.186.Sadece bir gün süren savaşta, önce müslümanlar galip geldi. Sonra müşrikler Ayneyn geçidine baskından sonra toparlandı. Akşam olunca Hz. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve ordusu dağa çekildi. Sonra müslümanlar giden müşrikleri takip ettiler Ama kesin bir netice alınamadı. Müslümanlar 70 şehid verdiler. Müşriklerden ise 22 kişi öldürüldü.
S.187.Reci’ Vakıası nedir?
C.187.Adal ve Kare kabilesinin talebi üzerine, bu kabilelere Mersed bin Mersed (Radiyallahu Anh) baş-kanlığında irşad için giden İslâm davetçilerine düzenlenen suikastle, 10 İslâm davetçi sahabenin öldü-rülmesi olayına denir.
S.188.Bi’ri Maûne faciası nedir?
C.188.Hicretin 4. Yılı sefer ayında Beni Amir kabilesinin reisi Ebu Berâ Âmir bin Malik’in isteği üzerine bu kabileye dini öğretmek için gönderilen yetmiş kurranın (hafızın) pusuya düşürülerek şehid edilmesi olayına Bi’r-i Maûna Faciası denir. Bu olay üzerine Bir ay süreyle Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz söz konusu kurraları pusuya düşürenlerin cezalandırılmaları için sabah namazla-rında Kunut duası okudu
S.189.Kunut Duası nedir?
C.189.Kunut: Dua ve yakarış demektir. Namazlarda kunut menduptur. Fakat, fakihler hangi namazlar-da kunut duasının okunacağı hususunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Ancak, Hanefi, Şafii ve Han-belilere göre müslümanların başına bir müsibet inerse farz olan namazlarda kunut yapmak müstehaptır. Hanbeliler böyle zamanlar da kunutu sadece sabah namazına hasretmişlerdir. Hanefiler ise bunu açıktan okunan namazlara hasretmişlerdir.
S.190.Ebu Süfyan’ın Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i öldürtmek için tuttuğu kiralık katil ne oldu?
C.190.Ebu Süfyan bin Harb, Bedevi Araplardan birini Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i öldürtmek için kiraladı. Medine’ye giden kiralık katil, Cenab-ı Allah’ın bildirmesiyle amacına ulaşmadan yakalan-dı. Kiralık katil sonra müslüman oldu.
S.191.İçki ne zaman haram kılındı?
C.191.İçki, hicri 4, miladi 626 yılında yasaklandı. İçki üç safhada inen ayetlerle haram kılındı.
1-Bakara Sûresi :216
2-Nisa Sûresi :43
3-Mâide Sûresi :90-91
S.192.Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimizin tercüme işlerinde Yahudilere güven kalmadığından yabancı dil İbranice ve Süryanice’yi öğrenmesi için kime emir buyurdu?
C.193.Resulü Ekrem Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) İbranice ve Süryanice’yi öğrenmesi için Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh)’a emir buyurdu. İbranice’yi 15, Süryanice’yi 17 günde öğrendi. Okuma yaz-mayı da daha önce Bedir Savaşında esir düşenlerden öğrenmişti.
S.193.İfk Hadisesi nedir?
C.193.Hz. Aişe (Radiyallahu anha) validemize münafıkların reisi Abdullah bin Übeyy tarafından yapılan iftira hadisesidir. Cenab-ı Allah (Celle Celaluhu) Nûr Suresi 11-20. ayeti celileleriyle Hz. Aişe (Radiyallahu anha) annemiz hakkında söylenenlerin iftira olduğunu belirttiler.
S.194.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in attan düşme olayı ne zaman oldu?
C.194.Hicri 5, miladi 626 yılında Medine’de bindiği attan hurma kütüğünün üzerine düşüp ayağı yarıldı ve sağ yanı sıyrılıp zedelendi. Bundan dolayı beş vakit namazını bir ay, evde oturarak kıldı.
S.195.Hz. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) döneminde at ve deve yarışı ne zaman oldu?
C.195.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) hicretin 5. Yılında atlar ve develer arasında yarış yaptırdı. Yarışta dereceye girenlere de ödül verdi.
S.196.Medine’de hangi tarihte deprem oldu? Deprem karşısında Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne buyurdular?
C.196.Hicri 5, Miladi 626 yılında Medine’de deprem oldu. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz bunun üzerine şöyle buyurdu: “Rabbiniz, sizi razı olacağı duruma döndürmek istiyor. O halde siz de, Onun rızasını dileyiniz.”
S.197.Hendek Savaşının sebebi nedir?
C.197.Yahudiler Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e yaptıkları suikast girişiminden sonra Medine’den sürüldüler. Mekkeli müşriklerle anlaşarak onları savaşa teşvik ettiler. Müşrikler Ebu Süfyan komuta-sında 10.000 kişilik bir kuvvetle Hicri 5, miladi 24 Ocak 627 tarihinde Medine’ye hücum ettiler.
S.198.Hendek Savaşı adı niçin verildi?
C.198.Müslümanlar şehri savunmak için Medine’nin etrafını kazarak geniş çukurlar açtıkları için bu ad verilmiştir.
S.199.Hendek kazma fikrini kim ortaya attı?
C.199.Selman-ı Farisi (Radiyallahu Anh)’ın önerisiyle oybirliği ile alındı bu karar.
S.200.Hendek savaşına adı verilen hendeklerin uzunluk, boy ve eninin ölçüleri ne kadardır?
C.200.Uzunluğu: 5,5 km, derinliği: 5 m, eni:9 m. dir.?
S.201.Hendek Savaşının sonuçları nedir?
C.201.Müşrikler şehri hendekle çevrildiğini görünce şaşırdılar. Uzaktan ok atmakla bir netice elde edemediler. Mevsim kış olduğundan hava soğuk ve yağmurluydu. Bir sonuç elde edemeden geri dön-düler.
S.202.Yağmur duası ilk ne zaman yapıldı?
C.202.Hicri 6, miladi 628 yılında kuraklıktan dolayı Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Yağmur Duası yaptı.
S.203.Umre maksadıyla Mekke’ye gelip kendilerine Kabe’nin olduğu yere sokulmayacakları haberini alan Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in, Hz. Osman (Radiyallahu Anh)’ı elçi olarak Mekke’ye gönderdi. Daha sonra Hz. Osman (Radiyallahu Anh)’ın öldürüldüğü haberi (yanlış) gelin-ce Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) elçiyi öldüren bu müşriklerle savaşmadan vazgeçmeyece-ğiz diyerek etrafındaki sahabeleri savaş için biat etmeye davet etti. Sahabeler de ölünceye ka-dar savaşacaklarına dair biat ettiler. Semûre ağacının altında yapılan bu biate ne ad verilir?
C.203.Rıdvan Biatı.
S.204.Hicretin 6.cı yılında Hac için gelen müslümanlar müşrikler tarafından Mekke’ye sokulma-yıp hatta elçi olarak gönderilen Hz. Osman (Radiyallahu Anh)’ın şehit olduğu (yanlış) haberinden sonra yapılan Rıdvan Biatını duyan müşrikler o yıl Mekke’ye girilmemesi şartıyla aralarında bir barış anlaşması yapılmasını teklif ettiler. Bu teklif kabul edilerek anlaşmaya gidildi. Anlaşmanın tüm maddeleri ilk görünüşte müslümanların aleyhine gibi görüldü ise de, netice müslümanlara zafer hazırlayan anlaşmanın adı nedir?
C.204.Hudeybiye Antlaşması.
S.205. a)Müslümanlar bu yıl Kabe’yi ziyaret etmeden Medine’ye geri dönecekler.
b)Gelecek yıl Mekke’ye gelecekler ve üç günden fazla kalmayacaklar.
c)Mekke’ye silahsız girecekler. Bu maddeleri taşıyan antlaşma hangisidir?
C.205.Hudeybiye antlaşması.
S.206.Hudeybiye antlaşması kaç tarihinde yapılmıştır.
C.206.Hicri 6, Miladi 628 yılında yapılmıştır.
S.207.Hudeybiye antlaşmasına götüren sebep neydi?
C.207.Medine’ye göç eden müslümanlar doğup büyüdükleri Mekke’yi özlemişlerdi. Umre yapıp Ka-be’yi ziyaret etmek istiyorlardı. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Kabe’yi ziyaret etmek üzere 1.400 kişi ile birlikte yola çıktılar. Müşrikler müslümanları Mekke’ye sokmamak için direndiler. Bunun üzerine Hudeybiye antlaşması imzalandı.
S.208.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu olaydan dolayı müşriklere elçi olarak kimi gönder-di?
C.208.Hz. Osman (Radiyallahu Anh)
S.209.Peygamber (s.a.v) Hudeybiye antlaşması esnasında bazılarının itirazları üzerine yanında bulunan hanımına danışıp onun görüşüne göre hareket etti. Kimdi bu mü’minlerin annesi?
C.209.Ümmü seleme (Radiyallahu Anha)
S.210.Hz. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) diplomatik münasebetlerin tesisi için hangi ülkele-rin hükümdarlarına davet mektubu göndermiştir?
C.210. Bizans İmparatoru, Heraklius’a
Habeş Necaşisi, Ashame’ye
İran Kisrâsı, Hüsrev Perviz’e
Mısır Firavunu, Mukavkıs’a
Yemame Valisi, Havza bin Ali’ye
Gassan Meliki, Münzir bin Hâris bin Ebi Şemir’e
S.211.O dönem dünya devlet başkanlarına ne ad verilirdi?
C.211.Rum (Bizans) devlet başkanına Kayser, İran Şahına Kisrâ, Mısır devlet başkanına Firavun, Yemen hükümdarına Tubbâ, Habeş hükümdarına ise Necaşi denilmekteydi.
S.212.Habeşistan hükümdarı mektubu alınca ne yaptı?
C.212.İslâmiyeti kabul etti.
S.213.Bizans hükümdarı ile, ilk Mısır hükümdarı mektubu alınca ne yaptı?
C.213.Elçilere iyi davrandılar fakat İslâm’ı kabul etmediler.
S.214.İran hükümdarı mektubu alınca nasıl davrandı?
C.214.Peygamberimizin mektubunu okuyunca çok saygısız davrandı. Ve büyük bir öfke ile mektubu yırttı.
S.215.Habeşistan’a hicret eden müslümanlar ne zaman döndüler?
C.215.Hicretin 7. yılında Medine’ye döndüler. Son dönen kafile Hz. Ali (Radiyallahu Anh)’ın kardeşi Hz. Cafer-i Tayyar (Radiyallahu Anh)’dır
S.216.Hayberin fethi ne zaman olmuştur?
C.216.Hicri 7, Miladi 628 yılında.
S.217.Hayber Fethinin sebebi nedir?
C.217.Medine’den sürülen Yahudilerin bir kısmı Hayber’e yerleşerek, burada müslümanların aleyhine çalışmaya başladılar. Bunu haber alan Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) derhal harekete geçti. Ve Hayber’i fethetti.
S.218.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ne zaman kaza Umre’sini yaptı?
C.218.Hudeybiye antlaşması gereği aynı yıl umre yapamayan Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), erte-si yıl hicri 7, miladi 629 yılında, 2.000 müslüman ile birlikte umre yaptı.
S.219.Hayber Fethinin sonucu ne oldu?
C.219.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) onlara antlaşma teklif etti. Fakat Yahudiler teklifi red ettiler. Bunun üzerine savaş başladı. On gün devam eden şiddetli çarpışma sonunda kaleler birer birer alındı. Yahudiler vergi vermeye razı oldular.
S.220.Asr-ı Saadette öğretim yerleri nelerdi?
C.220. a)Mescid:Namaz kılmanın yanı sıra cemaate ayeti kerimleri okuyup öğrenme ve öğretme ve dini bilgiler sunulma yeridir.
b)Suffa:Yurtta kalanlar daha ziyade fakir Mekkeli göçmenler (muhacir) ve uzak yerlerden gelen misafir öğrencilerdi.
c)Daru’l-Kurra:Suffe’nin öğretim için yetersiz kalması üzerine Medine’de bazı evlerde Daru’l-Kurra denilen okullar açılmıştır.
d)Küttab:Küçük çocuklara okuma-yazma öğretilen yer. İlkokul.
S.221.İslâm’da ilk tayin edilen vali kimdir?
C.221.Yemen’de vali olan Bâzan müslüman olduktan sonra San’aya vali olarak atanmıştır.
S.222.Mute Harbi ne zaman oldu?
C.222.Hicri 8, miladi 629 tarihinde Suriye’de Bizans’la ilk karşılaşma. Halid b. Velid’in askeri dirayeti sayesinde 3.000 kişilik İslan ordusunun 100.000 kişilik Bizans ordusunun karşısında durması.
S.223.Hâlid Bin Velid’e “Allah’ın kılıcı” ünvanını, ne zaman kim verdi?
C.223.Mûte savaşı’nda arka arkaya üç komutanın şehid olmasından sonra, ordu komutasını ele alıp müslümanları zafere götürdüğü zaman, peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) vermiştir.
S.224.Anadoluya İslâm’ın ilk kapısı olan Diyarbakır’ın fethi, hangi sahabi tara-fından ve ne zaman oldu?
C.224.Iyaz bin Ganim (Radiyallahu Anh) komutanlığında Halid bin Velid (Radiyallahu Anh)’in da içlerinde bulunduğu sahabiler tarafından Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in vefatından yedi yıl sonra, miladi 639 yılında fetih olundu. Bu savaşta isimleri tesbit edilen Halid bin Velid (Radiyallahu Anh)’ın oğlu Süleyman (Radiyallahu Anh) olmak üzere, 25 sahabi şehid olmuşlardır. Bu sahabiler şu an Diyarbakır’da iç kale denilen yerde medfundurlar.
S.225.Mekke’nin Fethi ne zaman gerçekleşti?
C.225.Galibin mağlupları affetme olayı olan Mekke’nin fethi, Hicretin 8. yılı, Ramazan ayının 17’si de, Miladi 630 yılında gerçekleşti.
S.226.Mekke fethedildiğinde Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Kâbe’nin anahtarını kime ver-mişti?
C.226.Osman Bin Talha (Radiyallahu Anh)’ya.
S.227.Fetih’den sonra Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mekke’de kaç gün kalmış, Medine’ye dönerken Kureyş’e müslümanlığı öğretmesi için kimi bırakmıştı?
C.227.15 gün kaldı. Muaz ibni Cebel (r.a)’i.
S.228.Ummül Kura ne demektir?
C.228.Mekke’nin diğer şehirler arasında önemli bir yeri vardır. Kur’an-ı Kerim’de Mekke şehrine “Ummül Kura” (Şehirlerin anası) adı verilmiştir. (En’am Suresi:92)
S.229.İlk Çevre koruması ne zaman olmuştur?
C.229.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mekke’yi fethettiği gün, halka yaptığı konuşmada, Mekke şehrinde kan dökülmesi, hayvanların öldürülmesi, otların yolunması, ağaçların kesilmesinin yasak olduğunu bildirdi.
S.230.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ağaçlandırmaya çok büyük önem vermiştir. Medine yakınlarında eskiden ormanlıkken sonraları hayvan otlatılan bir yer haline dönüşen yeri tekrar ormanlık haline gelmesini sağlamıştır. Bu yerin adı nedir?
C.230.Zureybu’t-Tâvîl
S.231.Arsa, arazi ve hurmalıklara tapu verilmesi ne zaman olmuştur.
C.231.Medine’ye hicretten sonra Hâris b. Nûman (Radiyallahu Anh)’ın evlerinden ve arazisinden bir kıs-mını Resûlullah’a hibe ettiği gayrı menkullerini Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) de bazı müslümanlara hudutlarını çizip Tapu Fermanı vererek hibe etmesi ile olmuştur
S.232.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) müslümanların güvenli alışveriş yapmaları için ne yap-tı?
C.232.Güvenli alışveriş ve ticaret yapmaları için, Medine’de İbn-i Ebî Zi’b’in evinden, Zeyd bin Sâbit’in evine kadar olan alanda çarşı, Ticaret Merkezi kurdu.
S.233.Huneyn Savaşı ne zaman olmuştur?
C.233.Hicri 8, Miladi 27 Ocak 630 yılında.
S.234.Huneyn Savaşının sebebi nedir?
C.234.Mekke yakınlarında Havazin kabilesi vardı. Bunlar putlara tapıyorlardı. Mekke’nin Fethinden sonra sıranın kendilerine geldiğini düşünerek müslümanlara savaş açmaya karar verdiler. Bundan dolayı savaş çıktı.
S.235.Huneyn Savaşında müslümanlar ve müşrikler sayıca ne kadardılar.
C.235.Müşrikler 20 bin, müslümanlar 12 bin kişi idiler.
S.236.Savaşın sonucu ne olmuştu?
C.236.Müslümanlar sayılarının çokluğuna güvendiler. Düşman ise vadide pusu kurmuştu. Sabahın alaca karanlığında vadiden geçerken, düşmanın saldırısına uğrayan İslâm ordusu bozuldu ve dağıl-maya başladı. Ancak daha sonra Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) orduyu tekrar topladı ve zaferi kazandı.
S.237.Umman ve Bahreyn hükümdarları ne zaman müslüman oldular?
C.237.Hicri 8, miladi 630 yılında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in daveti üzerine, Umman ve Bah-reyn Hükümdarları ve iki ülke halkının çoğunluğu da müslüman oldular.
S.238.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) vefat eden, hangi hükümdarın gaipten cenaze namazını kılmıştır?
C.238.Hicri 9, miladi 630 yılı Recep ayında vefat eden Habeşistan kralı Necaşi Ashame’nin gaipten cenaze namazını kılmıştır.
S.239.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in son katıldığı savaş hangisidir?
C.239.Tebuk savaşı.
S.240.Tebuk seferi ne zaman yapılmıştır?
C.240.Hicri 9, Miladi 630 yılında.
S.241.Ordunun donatılmasına en çok kimler yardım etmiştir?
C.241.Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman (Radiyallahu Anhuma)
S.242.Bir gün bir toplulukta Rasûlullh (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz sırayla: “Bu gün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?”, “Sizden kim bu gün bir hastayı sordu?”, “Bugün kim bir cena-zede hazır bulundu?”, “Bugün sizden kim bir yoksulu yedirdi?” sorularını sordu. Sorular her soruluşta, Sahabeden sadece bir kişi, “Ben ya Rasûllah” diye cevap veriyordu. Bu sahabi kim-di? ve Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) daha sonra ne buyurmuştur?
C.242.Bu sahabi Hz Ebubekir (Radiyallahu Anh) idi. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz:”Bu gü-zel hasletler kimde toplanırsa, mutlaka cennete girer” buyurmuştur.
S.243.Tebuk seferinde İslâm ordusu kaç kişi idiler?
C.243.30 bin kişi idiler. İslâm ordusu Tebuk’e kadar geldi. Fakat savaşacak kimse bulamadılar. Tebuk gazvesi, Bizans devletine Suriye topraklarında verilen bir derstir.
S.244.Münafıkların Küba’da yaptıkları ve Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e gelerek orada namaz kıldırmasını isteyerek yaptıkları yerin meşrulaşmasını istedikleri ama Efendimizin Hz. Cebrail (Aleyhisselam.)’ın bildirmesiyle kabul etmediği gibi yaktırdığı ve hakkında ayet inen mes-cidin adı nedir?
C.244.Mescid-i Dırar.
S.245.Habeş hükümdarı ne zaman vefat etti? Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu vefat üzerine ne yaptılar?
C.245.Habeş hükümdarı Necaşi’nin vafatı üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kendisine dua edip salih bir kardeşin öldüğünü söyleyerek gıyabında cenaze namazını kıldı.
S.246.Elçiler Yılı, hangi yıla denir?
C.246.Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mekke’yi fethedip, Tebük meselesini halledince ve Sakif kabi-lesi de gelip müslüman olduktan sonra, her taraftan heyetler geldi. Bundan dolayı da hicretin 9. yılı elçiler, heyetler yılı denilmiştir.
S.247.Hac ne zaman farz kılınmıştır?
C.247.İslâm’ın beş şartından olan Hac, hicri 9, miladi 631 yılında, Âl-i İmrân Sûresi: 96-97 ayeti keri-meleriyle farz kılındı.
S.248.Hitabet ve Şiir Okuma yarışması ne zaman yapıldı?
C.248.Beni Temmim kabilesinden gelen talep üzerine, Hitabet ve Şiir okuma yarışması düzenlendi. Yapılan yarışmada müslüman yarışmacılardan Sâbit bin Kays b. Şemmas (Radiyallahu Anh) hitabette, Hassân bin Sâbit (Radiyallahu Anh) ise Şiir okuma yarışmasında birincilik elde ettiler.
S.249.Vali ve Zekat memurların atanması ne zaman oldu?
C.249.Hicri 10, miladi 631 yılında İslâm’ın yayıldığı yeni bölgelere valiler ve zekat tahsilat memurları atanması yapıldı.
S.250.Veda Haccı ne demektir?
C.251.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ahiret yolculuğunun yaklaştığını ve bundan sonra Hac yapa-mayacağını anladığı için müslümanlara veda etti. Dolaysıyla bu Hacca; “Veda Haccı” denilmiştir. Veda haccı Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in ilk ve son haccıdır.
S.252.Veda Haccı ne zaman yapılmıştır?
C.252.Hicri 10, Miladi 632 yılında.
S.253.Veda Hutbesini kaç kişi dinlemiştir?
C.253.İslâm’da “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” mahiyetinde ki veciz hutbesi Arafat’ta, yüz bini aşkın (140.000) sahabi dinlemiştir.
S.254.Veda Hutbesinin ana konuları nelerdir?
C.254. a)Cahilliyye adetleri kaldırıldı.
b)İnsanlar eşittir. Üstünlük takva iledir. Renk ve ırk ayrımı yasaklanmıştır.
c)Can, namus, mal kutsaldır. Her türlü saldırıdan korunmuştur.
d)Faizin her türlüsü yasaklanmıştır.
e)Kan davaları kaldırılmıştır.
f)Müslümanlar kardeştir.
g)Erkekler kadınların haklarına, kadınlarda erkeklerin haklarına saygı duyacaktır
h)Müslümanlar hayat ölçüsü olarak Kur’an ve Sünnete bağlanacaklardır.
S.255.Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in vefatından önce ani mezarlık ziyareti ne zaman ol-du?
C.255.Miladi 632, hicri 11. yılın Safer ayının 19. Pazar gecesi ani olarak Bâki mezarlığını ziyaret etti. Mezarlıkta yatanlara selam verip, “Biz de yakında sizin aranızda olacağız” dedi.
S.256.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in cemaata kıldırdığı son namaz hangisidir?
C.256.Hastalandığında “Velmürselatti” suresini okuyarak kıldırmış olduğu akşam namazıdır.
S.257.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) vefatından önce hastalandığında Hz Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) sahabilere kaç vakit namaz kıldırmıştır?
C.257.17 vakit.
S.258.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) hangi sahabilerin arkasında namaz kılmıştır?
C.258.Hz. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) ve Abdurrahman Bin Avf (Radiyallahu Anh)’ın arkalarında namaz kılmıştır.
S.259.Hayatta biricik kızı Fatıma evine gelince, onu ayakta karşılar, kucaklayıp öper, yerine oturturdu. Hastalığındaki son ziyaretinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kızı Fatıma’ya ne söyledi?
C.260. “Ey Peygamberin kızı Fatıma! Sen, ahiret gününün mesuliyetinden kurtaracak hayırlı işler yapmaya bak, peygamber kızı olmak sana bir şey kazandırmaz, ben seni o günün dehşetinden kurta-ramam.”
S.261.Hz. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kaç yaşında ve hangi yılda vefat etti?
C.261. 63 yaşında, Hicri 11, Rebülevvel ayının 12. Pazartesi günü, Miladi 8 Haziran 632 yılında vefat etti. (Allah’ın Salât ve Selâmı onun ve ashabının üzerine olsun)
S.262.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i vefatından sonra kim yıkadı?
C.262.Hz. Ali (Radiyallahu Anh) yıkadı.
S.263.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) nereye defin edildi?
C.263.Vefat ettiği yere defin edildi. Bugün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in kabri Medine’de Mescid-i Nebevi’nin içindedir.
S.264.Ravza-i mutahhara nerasidir?
C.264.Mescid-i Nebevîde Hz peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in kabri ile minberi arasındaki yerdir. 10 metre genişlik 20 metre uzunluk olmak üzere 200 metrekarelik pek mübarek bir yerdir.
S.265.Ravza-i mutahhara’yı Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) nasıl vasıflandırmıştı?
C.265.“Evimle minberim arası cennet bahçeleinden bir bahçedir.” Buyurmuştur.
S.266.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in sırtında Peygamberlik, nübüvvet mührü vardı. Vefat ettiklerinde sırtındaki mühür ne oldu?
C.266.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in sırtında nübüvvet peygamberlik mührü bulunuyordu. Vefat-larında annemiz Hz. Aişe (Radiyallahu anha)’nın ifadesiyle mührün yok olduğunu söylediler.
S.267)Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’in hangi ayetinde “Müminler, Peygamberi kendi nefislerin-den çok sevmesi gerekir”. buyurmaktadır?
C.267.Ahzâb sûresinin 6.âyetinde.
S.268.İsmet, Emanet, Fetanet, Sıdk ve Tebliğ tüm peygamberlerin ortak sıfatlarıdır. Bu sıfatların dışında Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e ait olan sıfatlar nelerdir?
C.268. a- Son peygamber olması
b-Tüm insan ve cinlerin peygamberi olması
c-Şefaat etme yetkisinin olması
S.269.Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem), hangi sıfatlarla anılır?
C.269. Fahri kâinat (Kâinatın Övüncü),
Seyyid-i Kâinat (Varlığın Efendisi)
Hayrül-Beşer (En hayırlı insan)
Hayrül Enam (Bütün yaratılmışların hayırlısı),
Hâtemü’l-Enbiya (Son Peygamber)
Habibullah (Allah’ın Sevgilisi)
Nebiyyü’r Rahmet (Rahmet Peygamberi)
Safiyyullah (Allah’ın en seçkin kulu)
Resul-i Ekrem (En şerefli Peygamber)
S.270.Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’ı diğer peygamberlerden üstün kılan başlıca üç özellik vardır.Bunlar nelerdir?
C.270. 1-Son peygamber olması.
2-İnsanların olduğu gibi, gözle görülmeyen cinlerin de peygamberi olması.
3-Şeriatının ve getirdiği ilkelerin belli bir toplum için değil, bütün insanlık için geçerli ve sürekli devam edecek oluşu.
S.271.İhlâs nedir? Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) İhlâs için ne demiştir?
C.271.İhlâs, niyet ve amellerde, sadece Allah rızasının gözetilmesi olayıdır. Bunun karşıtı ise gösteriş ve riyadır. “Ey insanlar! Amellerinizi sırf Allah rızası için yapınız, şüphesiz Allah (c.c.), amellerden hâ-lis, kendi rızası için yapılanlardan başkasını kabul etmez.” (Fethu’l-Kadir,1/217)
S.272.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) dört şeyin şerrinden Allah’a sığınmıştı bunlar neler-dir?
C.272.”Allah’ım! Tembellikten sana sığınırım, korkaklıktan sana sığınırım, ihtiyarlıktan sana sığınırım, cimrilikten sana sığınırım.” (Müslim)
S.273.Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz; “Beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini bilin.” buyurmuştur. 0 beş şey nedir?
C.273. 1-Ölüm gelmeden önce hayatın,
2-Hastalık gelmeden önce sağlığın,
3-Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin,
4-İhtiyarlıktan önce gençliğin,
5-Fakirlikten önce zenginliğin,
S:274.Sahabe kimlere denir?
C.274.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i müslüman olarak gören veya Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in onu görüp müslüman olarak ölen kişilere denir.
S.275.Tabiun kimlere denir?
C.275.Tabiun: Ashabı gören müslümanlardır.
S.276.Peygamber anıldığında ne yapılır ?
C.276.Salavat getirilir. Yani en kısa şekliyle “Allahümme salli alà Muhammed” denir.
S.277.Salavat getirmekle neyi ifade etmiş oluruz ?
C.277.Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e olan sevgi ve bağlılığımızı ifade etmiş oluruz.
S.278.Sahabiler Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e sevgilerini nasıl dile getirirlerdi ?
C.278.Her fırsatta O’na “Anam-babam sana feda olsun, ya Rasulallah” diyerek.
S.279.Cenab-ı Allah Müminlerin peygamberlerine karşı salât-ü selâm okuma görevlerini hangi ayeti kerime ile emretmiştir?
C.279.Ahzab Suresi 56. ncı ayeti kerime ile. “Muhakkak ki Allah ve O’nun melekleri Peygambere hep salât ederler. Ey müminler, siz de hep ona salât (dua) ediniz ve (tam bir ihlâs ile) selâm veriniz.”
S.280.”Müminler Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir..” hangi ayetin mealidir ?
C.280.Ahzab suresi, 6. ayetin.
S.281.Peygamber’i sevmenin değer ve ölçüsünü veren bir Hadis-i şerif söyleyiniz.
C.281.“Sizden biriniz, ben kendisine malından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli ve sevgili olmadıkça iman etmiş sayılmaz.”
S.282.Hulefa-i Raşidin kimlerdir?
C.282.Dört halife olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali’dir. (Allah onlardan razı olsun)
S.283.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) miras olarak ne bıraktı?
C.283.Mal olarak hiçbir miras bırakmadı. O’nun mirası İslâm dini, güzel ahlak ve fazilet ilkeleridir. “Ben size iki şey bıraktım ona sarılsanız sapıtmazsınız. Allah’ın kitabı Kur’an, ve Benim Sünnetim.” Buyur-muştur.
S.284.Kur’an’da adı geçen peygamberler hangilerdir?
C.284.Âdem (Aleyhisselâm), İdris (Aleyhisselâm), Nûh (Aleyhisselâm), Hûd (Aleyhisselâm), Salih (Aleyhisselâm), İbrahim (Aleyhisselâm), Lut (Aleyhisselâm), İsmail (Aleyhisselâm), İshâk (Aleyhisselâm), Yakub (Aleyhisselâm), Yu-suf (Aleyhisselâm), Eyyub (Aleyhisselâm), Musa (Aleyhisselâm), Hârun (Aleyhisselâm), Şuayb (Aleyhisselâm), Davud (Aleyhisselâm), Süleyman (Aleyhisselâm), Yunus (Aleyhisselâm), İlyas (Aleyhisselâm), Elyesea (Aleyhisselâm), Zülkif (Aleyhisselâm), Zekeriyya (Aleyhisselâm), Yahya (Aleyhisselâm), İsa (Aleyhisselâm), Muham-med (Sallallahu Aleyhi Vesellem).
S.285.Mucize nedir?
C.285.İnsanların yapmasında aciz kaldıkları ve ancak Allah tarafından peygamberle-re, peygamberliklerini ispatı için nasip olan harika, kerametten yüksek olay.
S.286.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in en büyük mucizesi nedir?
C.286.Kur’an-ı Kerim’dir.
S.287.“Bana beş şey verildi ki onlar, benden önce hiçbir peygambere verilmemiştir” bunlar nelerdir?
C.287. 1-Ben, kara ve kızıllara (bütün insanlara) peygamber gönderildim. Halbuki peygamberler an-cak kendi peygamberlerine münhasır olmak üzere gönderilirlerdi.
2-Ben, bütün insanlara gönderildim.
3-Bana ganimetler helal kılındı ki benden önce kimseye helal kılınmadı.
4-Ben, bir aylık mesafedeki düşmanların kalbine korku salmak suretiyle yardımlandım.
5-Bütün yeryüzü benim için mescid ve temizlik vasıtası kılındı (Buhari – Tirmizi)
S.288.Makam-ı Mahmud nedir?
C.288.Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e Allah tarafından, ahirette verileceği en yüce şefaat makamı.
S.289.Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in İncil ve Tevrat’ta geçen isimleri nelerdir?
C.289.İncil’de; Baraklit, Tevrat’ta; Münhemenna.
S.290.Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’den sonra halife olarak kim seçildi?
C.290.Hz. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)
S.291.Aşere-i Mübeşşere ne demektir?
C.291.Dünyada iken Cennetle müjdelenen 10 sahabedir.
S.292.Aşere-i Mübeşşere kimlerdir?
C.292. 1-Hz. Ebu Bekir (v.634)
2-Hz. Ömer (v.644)
3-Hz. Osman (v.656)
4-Hz. Ali (v.661)
5-Hz.Talha bin Ubeydullah (v.656)
6-Hz. Zübeyr bin Avvam, (v.656)
7-Hz. Abdurrahman bin Avf, (v.652)
8-Hz. Sad bin Ebi Vakkas, (v.674)
9-Hz. Sad bin Zeyd, (v.671)
10-Hz. Ebu Ubeyde bin Cerrah (Allah onlardan razı olsun).
S.293.Kur’an’da ismi ile anılan tek sahabi kimdir?
C.293.Zeyd bin Harise (Radiyallahu Anh) (Ahzab Suresi:37)
S.294.Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen tek kadın kimdir ?
C.294.Hz. Meryem.
S.295.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in en son vefat eden sahabisi kimdir?
C.295.Ebû Tufeyl Âmir bin Vâsile el-Leysi (Radiyallahu Anh) dır. Hicri 100 ile 110 yılları arasında vefat ettiği rivayet edilmiştir.
S.296.Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sahabeler hakkında ne buyurmuşlardır?
C.296.“Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, doğru yolu bulursunuz.” “As-habım hakkında Allah’tan korkun. Ashabım hakkında Allah’tan korkun. Sakın benden sonra onlara düşman olup sövmeyin. Onları seven, bana olan sevgisinden dolayı sevmiş olur. Onlara kızıp kin duyan da, bana olan kin ve düşmanlığından dolayı böy-le yapmış olur. Onlara sıkıntı veren, bana sıkıntı vermiş; bana sıkıntı veren de Allah’a eza etmiş olur. Allah’a eza eden de büyük bir felaketle yüz yüze gelmiş olur.” buyur-muşlardır.
Allahım! Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in hürmetine, bizi onun şefaatına mazhar, sün-netine tabi olmada muvaffak, dâr-ı saâdette O’na ve ashabına komşu eyle. Amin…
Sözümüzün evvel ve ahiri Allah’a hamd etmektir.

Taşlar içerisinde yakut ne kadar değerliyse
İnsanlar arasında da Hz. Muhammed öyle kıymetlidir.

Bu Nice İştiyaktır,Ey En Güzel Sevgili?
Asırlardır Koşuyor,Gençler Ve İhtiyar Sana!..

Nazarın Kalbe Şifa,Sözün Hikmet İncisi,
Hangi Dertli Kavuşsa,Olur Bahtiyar Sana!
Mustafa Necati Bursalı

Ey Garipler Garibi!
Düşkünlerin Kanadıydın
Yoksulların Sahibi;
Nerde Kaldın Ey Resül,
Nerde Kaldın Ey Nebi?
Arif Nihat Asya

Haktır Seni Sevmezlere,
Cansız Surettir Der İsem.
Onun İçin Canlılara,
Senin Gibi Maşuk Gerek.
Yunus Emre

Ben, Şu Canı Taşıdığım Sürece Kuran’ın Kölesiyim.
Ben,Muhammed Muhtar’ın Yolunun Tozuyum,Toprağıyım.
Hz. Mevlana
Müjdecim,Kurtarıcım,Efendim,Peygamberim;
Sana Uymayan Ölçü,Hayat Olsa Teperim!
Necip Fazıl Kısakürek
Ruhum Sana Aşık,Sana Hayrandır EFENDİM,
Bir Ben Değil,Alem Sana Kurbandır EFENDİM.
Doğ Kalbime Bir Lahzacık Ey Nur-i Dilara,
Nurun Ki,Gönül Derdime Dermandır EFENDİM.
Ali Ulvi Kurucu

“İnsanlar her şeyden daha fazla Muhammed’e kulak vermelidir. Diğer bütün sözler, onun karşısında boş sözlerdir.”
Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)
’Ben şahsen Hz. Muhammed’in hayranıyım.’
Sosyolog V.D.Eratsen

“Kral ve vezirler gibi azamet ve debdebe perdeleriyle gizlenmiş değildi. Kendi hırkasını kendi yamalar, kendi ayakkabısını kendi tamir ederdi. Harbe gider, ashabı ile istişare eder, emirlerini onlarla beraber verirdi.Nasıl bir insan olduğunu her yönü ile kavminin bilmesi için böyle yaptı. Ona artık, siz ne isterseniz öyle deyiniz. Dünya’da taç ve ihtişam sahibi hiçbir imparatora, yamalı bir hırka içindeki bu insan kadar hürmet ve itaat edilmemiştir. Yirmiüç yıllık dünya imtihanı, gerçek bir kahraman için lüzumlu bütün unsurları taşımaktadır.”Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)

4

Mayıs
2012

SİYER NOTLARI-2

Yazar: arafat  |  Kategori: SiYER  |  Yorum: Yok   |  402 Kez Okundu

11-Peygamberimiz müminleri rahatlatmak amacıyla onlara şu tavsiyede bulunmuştu: “Habeş ülkesine gidiniz. Zira orada kimseye zulmetmeyen ve adaletle hükmeden bir hükümdar vardır.”( İbn Sa’d, Kitabü’t-Tabakat, C 1, s. 204-205.)
12-Cafer bin Ebu Talip, Mute Savaşı’nda şehit olmuştur. Hz. Peygamber, YüceAllah’ın Cafer’in kesilen iki koluna kar şılık iki kanat ihsan ettiğini ve onlar la cennetteuçtuğunu haber vermiştir. Bu sebeple kendisine “tayyar” (uçan) ve “zü’1-cenaheyn” (iki kanatlı) lakapları ve rilmiştir. Kırk yaşında şehit olan Cafer’e hem Habeşistan’a hicret ettiği, hem de bu radan dönüşünde kendi baba yurdu olan Mekke’ye değil,doğrudan Medine’ye git tiği için “zü’1-hicreteyn” (iki hicret sahibi) denilmiştir. Ayrıca ashabınmuh taçlarını, fakirlerini daima gözettiğinden dolayı “ebü’l-mesakin” (fakirlerin babası) lakabıyla da anılıyordu. Hz. Peygamber, ahlakı itibariyle ken disine benzediğini belirterek Cafer’i takdir ve taltif ederdi.
(Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C 6, s. 548.)
13-(M 616-619) yılları arasında Müslümanlara uygulanan boykot, onların açlık ve hastalık gibi sıkıntılara düşmesine sebep oldu.
14-Müslümanlar boykot sebebiyle dinlerinden dönmediler, aksine dinlerine daha sıkı sarıldılar.
15-Boykot, kabilecilik sebebiyle müşrikler arasında görüş ayrılığının ortaya çıkmasına sebep oldu.
16-Müslümanlar, Hz. Peygamberin etrafında birleştiler.
17-Müşrikler, boykot kararı ile istedikleri hedefe ulaşamadılar.
-Boykot, müşrikler açısından başarısızlıkla sonuçlandı.
18-Bir gün Hz. Hatice’nin kız kardeşi Hale, Peygamberimizin huzuruna girmek için izin istedi. Hale’nin sesi Hz. Hatice’ye benzediği için sesi duyan Peygamberimiz, “ Kimse bana inanmadığı zaman o inandı. Herkes müşrik iken o mümin oldu. Kimse bana yardım etmezken o bana yardım etti.” Diyerek eşi Hatice’den övgüyle söz etmiştir. (Ahmet bin Hanbel, el-Müsned, c. 6, s. 117. )
19-Peygamberimiz, kendisini taşlayan Taif halkı için dönüş yolunda şu duayı yapmıştır:“Onların yok olmalarını değil, Rabb’imin bu müşriklerin zürriyetinden Allah’a ortak koşmayan, ona ibadet eden bir nesil meydana getirmesini diliyorum.”(Buhari, Tecrid-i Sarih, C 9, s. 35.).Taif halkı, hicretin dokuzuncu senesinde (M 630) topluca Müslüman olmuştur.
20-ADDAS VE HZ. PEYGAMBER:
Hz. Peygamber, Taiflilerin saldırısı üzerine bir bağa sığındı. Bu bağda çalışan Addas,Tevrat ve İncil’i bilen bir Hristiyandı. Hristiyan köle, elinde bir tabak üzümle Hz. Peygamberin
yanına geldi ve ona üzüm ikram etti. Üzümden alan Peygamberimiz onu ağzına götürürken,“Bismillah” dedi. Köle merakla, “Söylediğin bu söz nedir? Kavmimden ayrılalı busözü buralarda söyleyen kimseyi görmedim.” diye sordu ve aralarında şu konuşma geçti:
– Sen hangi şehirdensin?
– Ninovalıyım.
– Orası benim kardeşim Yunus’un şehridir.
– Sen Yunus’u nereden biliyorsun?
– Yunus bir peygamberdi, ben de bir peygamberim. Bütün peygamberler kardeştir.
Bu sözleri duyan Addas’ın ilgisi ve merakı artmıştı. Heyecanla sordu:
– Senin adın nedir?
– Muhammed.
– Sen Allah’ın Mekke’ye gönderdiği peygamber misin?Peygamberimizin, “Evet.” demesi üzerine köle,
“Ben senin özelliklerini İncil’de görürdüm ve Tevrat’ta peygamberliğini okurdum. Bana dinini öğret.” diyerek Hz. Peygamberin eline sarıldı. Peygamberimiz de ona İslam’ı öğretti ve Addas orada Müslüman oldu.(Taberi, Tarih-i Taberi, C 3, s. 109. )
19-Peygamberimiz, Mut’im’in Taif dönüşünde kendisine yaptığı bu iyiliği hiç unutmamıştır. Mut’im, Bedir Savaşı’nda müşrik olarak ölmüştü. Oğlu Cübeyr, Bedir esirlerinin bırakılmasını istemek amacıyla Peygamberimize geldiği zaman Peygamberimiz ona,
“Mut’im sağ olsaydı ve bunları benden isteseydi hepsini ona bağışlardım.” demiştir.(İrfan Yücel, Peygamberimizin Hayatı, s. 75.)
21- On dokuz yaşında Müslüman olan Mus’ab bin Umeyr, zengin bir ailenin çocuğu idi. Peygamberimiz tarafından İslam’ı öğretmek amacıyla Medine’ye gönderildi. Bu nedenle Mus’ab, İslam tarihinin ilk muallimi (öğretmen) olarak bilinir. İslam’ın Medine’de yayılmasında
çok emeği olan Mus’ab, Bedir ve Uhut savaşlarında Müslümanların sancaktarlığını yaptı ve Uhut Savaşı’nda şehit oldu.
22-Akabe Sözleşmeleri, Mekke’de ezilen ve bunalan Müslümanların sığınacakları yeni ve güvenli bir yurdun kapısını açtı. Akabe’de Medinelilerle yapılan görüşmeler ve onların İslam’ı kabul etmeleri hicretin zeminini hazırladı. Böylece İslam, Mekke dışına çıkarak Arap Yarımadası’nda yayılmaya başladı.
23-Peygamberimizin hicret için izin vermesi üzerine Hz. Ömer, diğer Müslümanların aksine Mekke’den gizlice ayrılmadı. Yolculuk için hazırlığını yaparak kılıcını kuşandı ve Kâbe’yi tavaf etti. Ardından orada bulunan müşriklere meydan okuyarak, “İşte ben Medine’ye gidiyorum. Çocuğunu yetim, eşini dul bırakmak ve annesini ağlatmak isteyen varsa peşime düşsün.” Dedi ve Mekke’den ayrıldı. Mekkelilerin hiçbiri Ömer’in peşine düşemedi.(Mustafa Asım Köksal, Hz. Muhammed ve İslamiyet, C 2, s. 293. )
25-Peygamberimizin hicret esnasında;
-Hz. Ali’yi kendi yatağına yatırması,
-Hz. Ebu Bekir’le gizli buluşması,
-Medine’ye ters istikamette bulunan Sevr’e giderek müşrikleri yanıltması,
-Medine yolunu takip etmeyerek sahil yolundan gitmesi gibi davranışlarını tedbir ve tevekkül anlayışından dolayı.
26-Ranuna Vadisinde ilk okunan hutbeden:Allah’ın sevdiğini seviniz. Allah’ı bütün kalbinizle (can ve gönülden) seviniz. Allah kelamıKur’an’dan ve zikrinden usanmayınız.Allah’ın kelamına karşı kalbiniz katılaşmasın.Yalnız Allah’a kulluk edip ibadetinizde O’na hiçbir şeyi ortak yapmayınız. Ondan hakkıyla sakınınız.Yaptığınız iyi şeyleri dilinizle doğrulayınız. Allah’ın rahmet ve merhametiyle birbirinizi seviniz.”(İbn Hişam, es-Siyretü’n-Nebeviyye, C 2, s. 163. )
27-Muhacir: Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlara denir.
28-Ensar: Muhacirlere sahip çıkan ve onlara yardım eden Medineli Müslümanlara denir.
29-613 yılında Açık davetin emredilmesi üzerine Hz. Peygamberin yakın akrabalarını İslam’a çağırması.
30-Hz. Peygamberin Medine’de bulunan ensar ve muhacirleri birbirleriyle kardeş ilan etmesine muahat denir.
31-Hz. Peygamber tarafından birbirlerine kardeş tayin edilen Sa’d bin Rebi, Abdurrahmân bin Avf’a,
“Ben, mal bakımından Medineli Müslümanların en zenginiyim. Malımın yarısını sana ayırdım!” demişti. Büyük sahabe Abdurrahman bin Avf’ın verdiği cevap, yapılan teklif kadar ibret vericiydi:“Allah, sana malını hayırlı kılsın! Benim onlara ihtiyacım yok. Bana yapacağın en büyük iyilik, alış veriş yaptığınız çarşının yolunu göstermendir.” Ertesi sabah, Kaynuka çarşısına götürülen Abdurrahmân bin Avf, yağ, peynir gibi şeyler alıp satarak
ticarete başladı. Çok geçmeden epeyce bir kazanç elde etti ve kısa zamanda Medine’nin sayılı tüccarları arasında yer aldı.(İbn Sa’d, Kitabü’t-Tabakat, C 3, s.125. )
32-Mescid-i Nebevi’nin üzerine inşa edildiği arsa, Es’at bin Zürare’nin
vesayetinde bulunan Sehl ve Süheyl adında ensardan iki yetim çocuğa aitti.
33- İslam tarihinde önemli biryeri olan Medine Sözleşmesi’yle Müslümanların ve Yahudilerin din, inanç ve vicdan özgürlüğü garanti altına alınmıştır.
34-Gazve: Hz. Muhammed’in katıldığı bütün seferlere denir.
35-Seriyye: Hz. Muhammed’in bizzat katılmayıp bir sahabenin komutası altında gönderdiği birliklere denir.
36-Hz. Muhammed Bedir Gazvesi’ne çıkarken yerine Abdullah bin
Ümmü Mektum isminde âmâ bir sahabeyi vekil olarak bırakmıştır.
37- Uhut Savaşı’nda şehit düşen Hz. Hamza’nın küçük kızı Ümame, Mekke’de kalmıştı. Kaza Umresi’nden Medine’ye dönerken “amca, amca” diyerek Rasulullahın peşinden koştu. Hz. Ali onu kucaklayıp, “Al, amcamızın kızı”, diyerek eşi Hz. Fatma’ya verdi. Medine’ye varınca Hz. Ali, Hz. Cafer Tayyar ve Zeyd bin Harise hepsi de çocuğun bakımının kendilerine verilmesini istemişlerdi. Cafer Tayyar’ın eşi Esma, Ümame’nin teyzesiydi. Resulullah, “Teyze, anne yerindedir.” buyurdu ve çocuğunbakımını ona verdi. (İbn Kayyim el-Cevziyye, Zadu’l-Mead, C 2, s. 369. )
38-İslam’a davet için gönderilen elçilerden bazıları şunlardır:
• Bizans imparatoruna
Dıhyet’ül-Kelbi
• İran kisrasına Abdullah bin Huzafe
• Habeş necaşisine Amr bin Ümeyye
• Mısır mukavkısına Hatip bin Ebi Belta
• Gassani melikine Haris bin Ümeyye
39-Ebu Süfyan’a Müslüman askerlerinolduğu bölge gezdirilirken Sa’d binUbade ona;“Ey Ebu Süfyan, bugün en büyüksavaş günüdür, bugün Kâbe’de kan dökmenin helal kılındığı gündür.” demişti.Ebu Süfyan, Sa’d’ın sözlerini Resulullah’asöyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber;“Sa’d yanlış söylemiş, bugün Cenab-ıHakk’ın Kâbe’yi yücelteceği gündür.Bugün Kâbe’nin tevhit elbisesine bürüneceği gündür.” dedi. Sa’d’ın kan dökmesinden endişelendiği için hemen Hz. Ali’yigönderdi ve ensarın sancağının Sa’d’dan alınıp oğlu Kays’a verilmesini emretti.(Kamil Miras, Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi,C 10, s. 331. )
40-MUTE SAVAŞI:Çok zor şartlar altında yapıldığından bu seferin rastladığı zamana Saatü’l Usre (Zorluk Zamanı), bu gazaya Gazvetü’l-Usre (Zorluk Gazası), bu seferi gerçekleştiren orduya da Ceyşü’l-Usre (ZorlukOrdusu) denilmiştir.
42- Hac ibadeti, hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştı. Ancak o yıl Hz. Peygamberin kendisi hacca gidememişti. Hz. Ebu Bekir’i hac emiri tayin ederek Mekke’ye göndermişti.
43-Medine’de bulunan Kaynukaoğulları Medine Antlaşması’nı ihlal etmişlerdi. Bu sebeple Medine’yi terk etmeleri istendi. Kaynukalılar, bu şehirden çıkarken Resulullah onlara şöyle söylemişti:
“Her zaman için tekrar Medine’ye işlerinizi halletmek üzere gelebilirsiniz; yeter ki burada oturup kalışınız üç günü geçmesin.”(Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, C 1, s. 578.)
44-624 (Hicri :2) Kaynukaoğulları Yahudilerinin Medine’den çıkarılması.
45-625(Hicri: 3) Nadiroğulları Yahudilerinin Medine’den çıkarılması.
46-“Hz. Peygamber, hicretin sekizinci yılında Mekke’nin fethine giderken yolun kenarında yeni doğmuş yavrularını emziren bir köpek gördü. Bir sahabeyi çağırarak köpeğin ve yavrularının
rahatsız edilmemesini sağlamak üzere orada nöbet tutmasını emretti.”(İsmail Lütfi Çakan, Örnek Kul Son Resul, s. 40. )
47-Ünlü Alman şairi Goethe, “Muhammed’in Terennümleri”
adlı bir şiirinde, Hz. Peygamberi bir pınardan fışkıran ırmağa benzetir.Öyle bir ırmak ki sahip olduğu manevi güç sayesinde öteki bütün akarsuları sinesinde toplar ve onları muazzam bir zaferle ilahî ummana kavuşturur. (Muhammed İkbal, Cavidname, s. 17. )
48-Peygamberimiz bir defasında Hz. Hüseyin’i sırtına almış yürüyordu. Onlara bir adam rastladı ve adam Hz. Hasan’a, “ Ey çocuk, bindiğin binek ne güzeldir.” dedi. Peygambermiz de,“ O da ne güzel binicidir.” Şeklinde cevap verdi.(Tirmizi, Menakıb, 31.)

4

Mayıs
2012

İSLAM KARDEŞLİK HUKUKU

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  436 Kez Okundu

Kardeş sözcüğü, yeryüzünün bütün dillerinde var olan ve sıcaklığı, sevimliliği, ifade ettiği ortak anlam olarak, ana baba bir, ana bir baba ayrı veya baba bir ana ayrı kişileri anlatan ortak bir kavramdır.
MEKKE-MEDİNE KARDEŞLİĞİ
Hz. Peygamber (s.a.s.), ilk önce Mekke’de Müslümanlar arasında kardeşlik ortamı gerçekleştirmiş, daha sonra yurtlarını, yuvalarını, yakınlarını ve mallarını bırakarak Mekke’den hicret eden Muhacirler ile onlara gönüllerini açan, her türlü imkanlarını onlarla paylaşarak büyük bir fedakârlık örneği gösteren Medine’li Ensar arasında tarihte eşi ve benzeri görülmemiş bir kardeşlik tesis etmiştir. Peygamberimiz, “Mü’min bir kimse din kardeşini sevince bu sevgisini ona bildirsin.” buyurmuştur. (Tirmizî, Zühd, 53)
EVS VE HAZREC KABİLELER-BUAS SAVAŞLARI
Mekke Kureyş kabilesinin Ümmeye ve Haşim oğulları boyu, Medine’de ise Evs ve Hazreç kabileleri İslam’dan önce birbirleri ile haram ayları dışında sürekli savaşıyorlardı. İslam nimeti sayesinde eski düşmanlar kardeş ve dost oldular.
Hz. Peygamber (s.a.s.), Mescid-i Nebevî’nin inşaatını tamamladıktan sonra Muhacirler ile Ensar’dan doksan sahabe arasında ikişer ikişer kardeşlik kurdu.
ENSAR VE MUHACİR KARDEŞLİĞİNDEKİ SAMİMİYET
Enes bin Malik anlatıyor: Ensar ile muhacir birbiri ile kardeş olduktan sonra öylesine kaynaştılar ki, bir iki gün görüşmeseler, birbirlerini merak ediyorlar, karşılaşınca, “Görüşmeyeli nasılsın?” diye hal hatır soruyorlardı, diyor.Muhacirlerden Abdurrahman bin Avf, ensardan Sa’d bin Rebi ile kardeslestirilmisti. Sa’d b. Rebi kardesi A.bin Avf’a; “Kardesim!Iste evim , yarisi senin, iste mülküm,yarisi senin, iste eslerim, birisini bosayip seninle nikahlayayim .” diyerek fedakarligin en uç örnegini ortaya koymustu. Ancak Abdurrahman bin Avf, hazirciligi iyi görmemis ve Sa’d bin Rebi’ye, “Sag ol Kardesim, sen bana çarsinin yolunu göster, bu bana yeter.” karsiligini vermis,çalismis ve kisa zamanda Medine’li zenginler arasina katilmisti. (Buhari,Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI/342).

EBU EYYUBUN ANNESİNİN SEVİNCE DÖNÜŞEN HASRETİ
Selmanı Farisi (ra) der ki: Resulullah (s.a.a) Medine’ye girince halk devesinin yularını tutup ısrarla o hazreti evlerine davet ediyorlardı. Ama o hazret, “Deve kimin evinin önünde oturursa ben onun misafiri olacağım” buyuruyordu. Deve süratle ilerliyordu, nihayet Ebu Eyyub-i Ensari’nin evinin önünde oturdu. Bunun üzerine Ebu Eyyub, “Anneciğim! Aç kapıyı, insanların efendisi ve en değerlisi Muhammed Mustafa ve Allah’ın seçkin elçisi geldi” diye bağırdı.
Gözleri görmeyen Eyyub’un annesi kapıyı açarak dedi ki: “Keşke gözlerim görseydi de Allah Resulünün nurlu yüzünü bir görseydim” diyerek yakındı.Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) onun hakkında lütufta bulunarak elini onun gözlerine sürdü ve gözleri görmeye başladı böylece Resulullah (s.a.a)’in cemalini görme arzusuna da ulaştı. Bu, Resulullah (s.a.a)’in Medine’deki ilk mucizesiydi.
Böylece Ebu Eyyub’un yaşlı anasının hasreti sevince dönüştü.
Resulullah (s.a.a)’in Alt Katta Oturması
Ebu Eyyub’un çamurdan olan sade evi iki odalıydı. Bir odası aşağı katta, diğeriyse yukarıdaydı. Resulullah (s.a.a) alt kattaki odada oturmaktaydı. Ebu Eyyub der ki: Resulullah (s.a.a)’in huzuruna giderek dedim ki: Benle annem yukarı kattayız siz ise aşağı kattaki odada oturmaktasınız; oysa siz aşağıda otururken bize yukarıda oturmamız yakışmaz. Siz isterseniz yukarı katta oturun.
Resulullah Eyyub’a şöyle cevap verdi: İnsanlar benimle görüşmeye geldikleri için alt kat benim için daha uygundur; insanların gelip gitmesi için aşağı kat daha münasiptir
HZ.ÖMERİN ŞEHADETİ VE HZ.AİŞE VALİDEMİZ
Sabah namazı vaktiydi. Ezan okunmuş ve cemaat saf saf durmuş, imamını bekliyordu. Hz. Ömer içeriye girdi, imamete geçti ve her zamanki gibi “Safları düzeltin” diye seslendi, sonra da namaza durdu. Tam namaza durulmuştu ki Hz. Ömer arkasından yediği bir hançer darbesiyle yere yığılmıştı. Hz. Ömer’i evine götürdüler. Namazı Hz. Abdurrahman b. Avf (r.a.) kıldırdı. Namazı müteakip bütün cemaat Hz. Ömer (r.a.)’in evine dolmuştu.
“İşte benim derdim buydu”
Hz. Ömer uzanmış upuzun yatıyordu. Herkes başucundaydı ve hıçkırıklar boğazlarda düğümlenip kalmıştı. Doktorun “Ya Ömer! Vasiyetini yap” dediğini duyunca bir anda içeride bir feryad u figan koptu. Herkes ağlıyordu.
Hz. Ömer, “Ağlamayın! Ağlayacak olan yanımdan çıksın. Siz Allah Resulü’nün, ‘Ehlinin ağlamasıyla ölü eziyet çeker’ dediğini duymadınız mı” diyerek onların ağlamasına mani olmaya çalıştı. Hz. Ömer, İbn Abbas’a “Bakın bakalım beni vuran kimdir” diye sordu. Gelen habere göre onu Muğire b. Şu’be’nin kölesi Firuz hançerlemişti. Hz. Ömer bunu öğrenince “Allah’a hamd olsun ki beni bir Müslüman eliyle öldürtmedi” dedi. Bir ara daldı. Baş ucunda duran oğlu Abdullah, gözlerini babasından bir an ayırmıyordu.
Hz. Ömer’de bir düşünce hem de yüreğini dağlayan bir düşünce vardı. Ve gözlerini açarak ümitsiz bir ifadeyle: “Oğlum! Git, Aişe’ye benden selam söyle. Fakat sakın, Emiru’l-mü’minin’in selamı var, deme. Zira şu anda ben mü’minlerin emiri değilim.
Ona, “Ömer senden, acaba iki arkadaşıyla beraber yatmasına müsaade eder misin” diye izin istiyor de. İbn Ömer babasının emrini yerine getirmiş ve Hz. Aişe’nin evine gelmişti. Onu bir köşede oturmuş ağlıyor buldu. Babasının arzusunu söyleyince Hz. Aişe validemiz, “V i orayı ben kendim için düşünmüştüm. Fakat bugün Ömer’i nefsime tercih ederim” dedi. İbn Ömer (r.a.) bu müjdeli haberle dönüp babasını müjdeleyince Hz. Ömer birden rahatlayıverdi. Ve dudaklarından şu cümle döküldü:
“Ve işte benim derdim buydu.” Çok kereler gözünü açamayacak kadar halsizleşiyordu. Başındakiler ne yemek ne de su teklifiyle onu uyandıramıyorlardı. Fakat içlerinden birisi “Ömer namaz vakti geçiyor” dediği an Hz. Ömer birden ayağa fırlıyor “Namaz! Namazsız adamın İslam’dan nasibi yoktur” diyor ve namazını eda edip tekrar uzanıyordu. İşte Hz. Ömer’in namaza olan iştiyakı bu ölçüdeydi. Namaz dendiğinde akan sular duruyor ve bütün acılarına rağmen namazını ihmal etmiyordu
UHUT ŞEHİTLERİ İKİŞER İKİŞER DEFNEDİLDİLR
Abdullah’tan rivayet edilmiştir. (Abdullah’ın babası Cabir Uhud savaşında şehid olmuştu) “Allah Rasulü(s.) Uhud’da şehid olan ashabını kabre defnederken ‘Bu ikisinden hangisi daha iyi Kur’an okuyordu, diye soruyor ve hangisinin daha iyi Kur’an okuduğu kendisini bildirilince, onu kabirde ön tarafa, diğerini de onun gerisine koyarak her ikisini tek parça örtüyle sardı ve o şekilde defnetti. Sonra ‘ Ben bunların gösterdikleri fedakârlıklara ve şehit olduklarına şahidim’ dedi. Onların yıkanmadan ve kefene sarılmadan, kanlarıyla defnedilmelerini emretti. Defin esnasında onlara cenaze namazı da kıldırmadı.
Hadis, Uhud şehitlerinin yıkanmadan ve üzerlerine cenaze namazı kılınmadan, kanlarıyla defnedildiklerini bildirmektedir.
ZEYD BİN DESSİNENİN DAR AĞACINDAN SELAMI:Hz. Zeyd, son namazını kıldıktan sonra, Mekkeli müşrikler, onu tutup darağacına kaldırarak bağladılar. Yüzünü kıbleden Medine’ye doğru çevirdiler. Sonra dediler ki:
- Haydi dîninden dön, seni serbest bırakalım!
- Vallahi dinimden aslâ dönmem! Bütün dünya benim olsa, bana verilse, yine de İslâmiyetten dönmem!
- Şimdi senin yerine Peygamberinin olmasını, onun öldürülmesini, sen de evinde rahat oturasın ister misin?
- Ben Muhammed aleyhisselamın, değil benim yerimde olmasını, Medine’de yürürken ayağına bir diken bile batmasına aslâ razı olmam!
- Ey Zeyd, İslâm dininden dön, eğer dönmezsen seni muhakkak öldüreceğiz!
- Allah yolunda olduktan sonra, benim için öldürülmemin hiç ehemmiyeti yoktur.
Bu konuşmalardan sonra Zeyd bin Desinne, “Ya Rabbi, selamımı Resulüne ulaştır” diye duâ etmişti. Allahü teâla da onun duâsını kabul etmişti.
Müşriklerin kararı iyice kesinleşti. Safvan bin Ümeyye, azatlı kölesi Nistas’a işaret ederek, Hz. Zeyd’i öldürmesini istedi. Nistas mızrağını Hz. Zeyd’in göğsüne saplayarak sırtından çıkardı. Böylece, Peygamber âşığı Hz. Zeyd, cennetteki makamına yükseldi.
Hz. Zeyd’in şehadetini haber alan Peygamberimiz ona duâ buyurdu.
KARDEŞ OLANLARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN
Bin Avf, ticaret yaparak kısa sürede durumunu düzeltmiştir.
Ebu Zerr-i Gifari bir defasında Bilal-i Habeşi’ye, “Kara kadının oğlu” diye hitap etmiş. Bilal Habeşi de bu hitaba çok içerlemiş ve Peygamberimize Ebu Zer’i şikayet etmiş. Peygamberimiz Ebu Zer’e “Şeyet böyle dediysen, sen kendisinde cahiliye huyu bulunan kimsesin.” Diye ikaz etmiş bunun üzerin Ebu Zer de Bilal Habeşi’den özür dilemiştir.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN KARDEŞLİK İLİŞKİLERİNDE ÖĞÜTLERİ
1-“Mü’min kardeşine güler yüz göstermen sadakadır; iyiliği emredip kötülüklere engel olman sadakadır…” (Tirmizî, Birr ve Sıla, 45)
2-“Bir kimseye mü’min kardeşini üç günden fazla terk etmesi helal olmaz. O ikisi karşılaştıklarında, biri yüzünü şu tarafa diğeri öbür tarafa döner. Onların en hayırlısı ve üstün olanı, selâmı önce verendir.”(Tirmizî, Birr ve Sıla, 21)
3- “Müslüman bir kimsenin, din kardeşinin gıyabında yaptığı duası kabule şayandır. O kimsenin baş ucunda Allah’ın görevli bir meleği bulunur, din kardeşi için hayır dua yaptıkça, o melek de ona dua eder ve “âmin, kardeşin için istediğinin bir misli de senin için olsun” der.(Müs¬lim, Zikr, 86-88)
4-Müslüman Müslümanın kardeşidir. Din kardeşine haksızlık etmez, onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim Müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim Müslüman kardeşinin hatasını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.” (Müslim, Birr ve Sıla, 58)
Peygamber Efendimiz :
5-Bir müminin bir kardeşine güler yüz göstermesini sadaka kabul ederdi. 6-İnsanların gelip geçeceği yerlerdeki engeli kadırmalısınız. Bir taşı, bir dikeni ortadan kaldırmanız sizin için sadakadır’
RABBENA DUASI:Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.
KARDEŞLİK SÖZDE KALAN BİR HADİSE DEĞİLDİR:Nafaka, zekât, selâm verme, hakkı tavsiye etme, karz-ı hasen verme, maddî ve mânevî yardımda bulunma gibi vazifelerle tahkim edilmiştir.Resûl-i Ekrem (sav): “Kendi nefsi için istediğini, kardeşi için de istemedikçe (tam manasıyla) iman etmiş olmaz”buyurarak; “Kardeşlik Hukuku’nun” korunmasının imanla ilgili olduğunu hatırlatmıştır.
Kardeşlik Hukukunun Bazı Şartlarını özetleyecek olursak:
1-Kardeşliği Allah için yapmal,
2-Kusurlarını affetmek
3-Kardeşini hata içinde bırakmamak.
4-Kusur düzeltirken kusur yapömamak.
5-Kardeşinin derdiyle dertlenmek.
6-Kardeşiyle iyi geçinmek ve kırıcı olmaktan sakınmak
7-Kardeşinin hakkını savunmak ve korumak
8-Kardeşine karşı kibirden kaçınmak
9-Tevazudan ayrılmamak kardeşini nefsi gibi gözetmek ona iyilikte bulunmak,üzecek söz ve işlerden kaçınmak,
10-Kardeşlerine gıyabında dua etmek.
Beytullah etrafında uzak beldelerden gelenleri görünce bir şair o andaki manzarayı şöyle dile getiriyor:İkimizde şuracıkta birer garibiz, sen garip ben garip akrabayız biz, demek suretiyle duygularını ifade ediyor.
NOT:Kardeşlik:Ümmü Mektumi Biali Habeş, Zeyd b.Harise yükseldikleri makamlar.Huzeyfe sırdaş.
5-Peygamberimizin kabri:Mekkeli Ebu Talha kazması, Hz.Alinın yıkaması ,Hz.Ali yi Peygamberimiz kendisine kardeş yaptı,amcası ve oğullarının yardımcı olması.
MÜMİNLERİN ÖZELLİKLERİ:”Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir.”(Tevbe, 9/71)
MEKKENİN FETHİNDE PEYGAMBERİMİZ:Hz. Ömer şöyle anlatıyor: “Fetih günü Hz. Peygamber, Mekke’ye girdi. Saffan b. Ümeyye, Ebu Süfyan b. Harb, Haris b. Hişam’ı huzuruna çağırdı. Ben de kalbimden ‘Allah bunları elimize düşürdü. Onlara daha önce yaptıklarını hatırlatacağım’ dedim. Bu sırada Hz. Peygamber, ‘Benimle sizin durumunuz, Hz. Yusuf ile kardeşlerinin durumu gibidir. Bugün sizin üzerinize herhangi bir kınama yok. Allah sizi affetsin. Allah merhametlilerin en merhametlisidir’ dedi. Bunun üzerine ben düşündüklerimden utandım (İbn Asâkir, (Hz Ömer’den); Kenz, V/292)

KARDEŞİNE  YARDIMCI OLMAK:Bir mü’minin, diger bir mü’min kardesine her halükarda yardimci olmasi gerekmektedir. Peygamberimiz bir hadisinde, “zalim de olsa, mazlum da olsa mü’min kardesine yardim et!” diye buyurmaktadir. Zulüm konusunda nasil yardim edilecegini ise su çarpici sözlerle dile getirmektedir: “Onu zulümden el çektirirsin. Ona yapacagin yardim iste budur” (Buhârî, Mezalim, 4; Müslim, birr, 62).

HZ.BİLAL-İ HABEŞİNİN SON EZANLARI:Resulullah’ın irtihalinden sonra ezan okumadığını belirtmiştik. Takriben on yıllık zaman zarfında bunun üç tane istisnası vardır.
Birincisi; Hz. Ömer’in Şam seferinde halifenin ısrarı üzerine okuduğu ezan..
İkincisi; Hz. Ömer’le Kudüs’ü fethe gittiğinde, orada yine Hz. Ömer’in, ashabın ve mücahitlerin ısrarı üzerine okuduğu ezan…
Üçüncüsü; Medine’ye geldiğinde okuduğu ezandır ki bu hayli ilginç ve hüzünlü olmuştur.
“Şam’da iken bir gece rüyasında Hz. Peygamberi gören Bilal-i Habeşi hemen yol hazırlığına başlayarak Medine’ye gelmiş ve Resulullah’ı ziyaret etmiştir. Bu sırada Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i gören Hz. Bilal, gözlerinden yaşlar akarak ikisine de sarılmıştır. Hz. Hasan ve Hüseyin de O’ndan Birgen fecir vakti ezan okumalarını istemiştir. Hiç kimsenin isteği ile ezan okumayan Hz. Bilal, Resulullah’ın bu iki ciğerparesinin arzularını kırmamış ve bir gün sabah ezanını okumuştur. Ancak ezanın yarısını tamamlayabilmiş, geri kalanını gözyaşlarına mani olamadığı için tamamlayamamıştır. Bu arada ezan okurken O’nun sesini duyan ve tanıyan bütün ashap hemen evlerinden büyük bir coşkunluk ve şaşkınlık içinde çıkarak, sanki Resulullah ile birlikte namaz kılacaklarmış gibi Mescidi Nebevi’ye koşmuşlardır. O gün, Resulullah’ın muhabbeti bütün kalplerde tazelenerek içi buruk bir bayram günü yaşanmıştır.”
KURAN-I KERİMDE KABİL HABİL OLAYI:Kurbanı kabul edilmeyen Kabil, kardeşini öldürmek tehdidinde bulunmuş, Habil ise büyük bir sevgi ve Rabbine tevekkül’le: “Allah ancak takva sahiplerinin kurbanını kabul eder. Yemin ederim ki, eğer beni öldürmek için elini uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben Âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ben isterim ki sen kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin….(El Maide 27-30)

YUSUF ALEYHİSSELAMIN KARDEŞLERİ:Yûsuf sûresinde de, Hz. Yûsuf’a kardeslerinin yaptiklari kötülükler uzun uzun anlatilir. Sonunda her sey ortaya çikinca kardeslerinin ona: “Allah’a yemin ederiz, Allah seni bizden üstün kilmistir. Biz dogrusu (sana yaptiklarimizda) suçlu idik” dedikleri; Hz. Yusuf’un da; “Size, bu gün hiç bir basa kakma ve ayiplama yok. Sizi Allah yarligasin. O merhametlilerin en merhametlisi” (Yûsuf, 12/91-92) diyerek, onlari afv ve müsamaha ile karsiladigi haber verilmektedir.

KIYAMET GÜNÜNDE 7 SINIF: Allah yedi kimseyi, kendi zıllinden başka sığınak olmayan (kıyamet) gününde, zılli altında himaye buyuracaktır (İlki) âdil imam, (ikincisi) ömrünü ibadet neşvesi içinde geçiren genç, (üçüncüsü) mescidlere kalbi bağlı olan kimse, (dördüncüsü) Allah için sevişip, Allah için bir araya gelen ve Allah için birbirinden ayrılan iki insandan herbiri, (beşincisi) makam ve cemal sahibi bir kadının talep ağında (nefsine başkaldırıp) “ben Allah’tan korkarım” diyen adam, (altıncısı) solundakine infak ettiği şeyden, sağındaki bir şeyhissetmeyecek şekilde sadakasını gizli eda eden, (yedincisi) yapayalnızken Allah’ı anıp da gözleri yaşlarla dolan ”
HZ.OSMANIN RÜYASI VE ŞEHADETİ:Hazreti Osman şehit olacağı gün bir rüya görür ve rüyasını kendisini ziyarete gelen Abdullah Bin Selam’a aktarır. Selam sabah ve hoş beşten sonra Abdullah Bin Selam’a ‘ sana gece gördüğüm bir rüyayı anlatayım mı?’der. Abdullah Bin Selam da ‘evet, lütfen !’ diyerekten Hazreti Osman’dan rüyayı anlatması istirhamında bulunur. Ve Hazreti Osman odasındaki ışık huzmelerinin sızdığı deliği göstererek (havha) ya da kandilliğe işaret eder şöyle der: “Peygamberimizi bu kandillikte gördüm. Bana ‘seni kuşattılar mı?’ diye sordu. Ben de ‘evet ya Resulallah’ dedim. Ardından ‘sana su vermediler mi?’ diye sordu. ‘Evet ya Resulllah’ dedim. Ve bana su dolu bir bakraç uzattı ve içtiğimde omuzlarımdan vucudumunun tamamını kapsayan bir serinlik hissettim. Bana buyurdular ki, ‘dilersen seni onlara karşı muzaffer kılayım. Dilersen bizim yanımızda iftara gel.’ Ve ben de onların yanında iftarı yeğledim…” Zinnureyn yani iki nur sahibi anlamında Resulullah’ın iki kızıyla izdivaç eden Hazreti Osman rüyanın ertesi günü şehadet mertebesine erer ve şehadet şerbetini içer (Zünnurayn Osman Bin Affan, Muhammed Rıza, Daru’l Kütüb el İlmiyye, s: 190).
PEYGAMBER EFENDİMİZİN KARDEŞİM DEDİKLERİ
Ebû Hüreyre radıyallahü anh şöyle anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm kabristana gelip buyurdu:
— Selâm sizlere ey müminler topluluğunun diyarı! Ve biz de,,—Allah dilerse— muhakkak size ulaşacağız. Kardeşlerimizi görmeyi arzu ediyorum.
— Ey Allah’ın Resulü, biz senin kardeşlerin değil miyiz? dediler. Peygamber aleyhisselâm:
— Siz arkadaşlarımsınız. Kardeşlerimiz ise, henüz gelmemiş olanlardır.
Bunun üzerine:
— Ey Allah’ın Resulü, ümmetinden henüz gelmemiş olan kimseyi nasıl bilir ve tanırsın? diye sordular. Peygamber aleyhisselâm:
— Bilmiyor musun ki, siyah atlar arasında yüzleri ve ayakları beyaz olan bir atın sahibi kendi atını bilmez, tanımaz mı? buyurdu.
— Evet, Allah’ın Resulü tanır, dediler. Peygamber aleyhisselâm:
— Çünkü onlar abdest sebebiyle yüzleri, el ve ayakları bembeyaz, parlak olarak gelirler. Ve ben de onları Havzın kenarında beklerim. Dikkat! Bazı kimseler benim Havzıma yaklaştırılmayacaktır. Haydi geliniz! diye çağıracağım. >
HZ.FATMA VALİDEMİZİN VEFATI:Hazreti Fâtıma radıyallahu anhâ hazretleri, 29 yaşında, hicrî sene 11 (Milâdî 632) de vefat etmiştir. Bu tarihe göre, Zatı Saadetlerinden 6 ay sonra vefat etmiş olmaktadır. Ehl-i beytten ilk irtihal eden, yani Peygamberimize ilk kavuşan hazreti Fâtıma olmuştur.
Vefat hadisesini, Umm-ü Seleme hazretleri şöyle anlatmaktadır:
«Hazreti Fâtıma’nın vefatı sırasında Hazreti Ali radıyallahu Teâlâ anh evde yoktu. Hazreti Fâtıma beni çağırıp:
— Bana su hazırla! Ben yıkanacağım, temiz elbiselerimi de çıkar giyineceğim, dedi. -
Ben de suyunu ve elbiselerini hazırladım. Gayet güzel yıkandı ve temiz elbiselerini giyip, «bana yatak hazırla, ben uzanacağım» dedi.
Ben de dediğini yaptım. Yatağını kıbleye doğru çevirip yattı ve bana şöyle söyledi;
— Ey Umm-ü Seleme! Şimdi ise ayrılma zamanı geldi. Kendim yıkanıp guslettim. Bunun için bana birkaç kere guslettirmeye ve vücûdumu ovalamaya da lüzum yok, buyurdu. Nitekim bir müddet sonra da fani âleme veda etti.» diye anlatmaktadır.
-Hz. Peygamber’e çok düşkün olan Fatıma babasının vefatından dolayı çok sarsıldı. Rasûl-i Ekrem defnedildikten sonra gördüğü Enes b. Malik’e, “Rasûlullah’ın üzerine çarçabuk toprak atmaya eliniz nasıl vardı, gönlünüz nasıl razı oldu?” diyerek ağladı ve daha sonra da günlerce gözyaşı döktü.
VAKIF MÜESSESESİ:Vakıf,Yaratandan ötürü yaratılanlara merhamet, şefkat ve sevginin müesseseleşmiş halidir.
A)Ebu Talha:Ha kuysusu vardı.Mescdin karşında peygamberimiz gider su içerdi.Bağış yaptı.
B)Darul Erkam da 15 kişi yaklaşık kalıyordu.Safa tepesinde Beytullaha giden mutlaka oradan geçerdi.
C)Çeşitli vakıflar Kurmulmuş:Kuş Evleri,sadaka taşları,
D)Vakıf Kurmaya iten sebepler:
Hadisi şerif:Ölünce devam eden ameller:Evlat, eser, sadaka-i cariye
Vakıfların Gayesi:
1-İnsanların saadeti,
2-Dünyanın İmarı,
3-Allahın rızasını kazanmak
VEDA HUTBESİ SONUNDA HELALLAŞTI: Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram: Allah’ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
- Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu”.(Müslim, 2/890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Hişâm, 4/250-253; Tecrid Tercemesi, 10/431-434)
ÇİLELİ DÜNYA BİR İMTİHAN

Âdem . (Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ) duasını devamlı okurdu. Sonra, iki evladından biri diğer kardeşini öldürdü.
Nuh aleyhisselam 950 yıl uğraştı, inanmadılar, çok eziyet ettiler
İbrahim aleyhisselamı Allahü teâlânın haliliyken ateşe attılar, oğlunu kesme emri verildi.
Musa aleyhisselam da çok çekti, doğduğu sene Firavun bütün erkek çocukları öldürdü. Senelerce çobanlık yaptı. Dönerlerken, hanımı hamile, zifiri karanlık, çaresiz… Bir ışık gördü, ışığa gitti. Orada Allahü teâlâ Onunla konuştu. Bu mirac değildi, mirac yalnız Peygamber efendimize verildi.
Eyyüb :Hastalıkla,mal ve evlatları ile imtihan geçirdi.
Yakup aleyhisselam ağlamaktan gözlerini kaybetti.
Yusuf aleyhisselam; kuyuya atıldı. Sonra kardeşlerini affetti.
Zekeriya aleyhisselam, ağacın içinde ağaçla birlikte testereyle kesildi.
İsa aleyhisselam, birkaç kişiyi ikna etmek için neler çekti. Öldürmeye çalıştılar.
Hazret-i Ebu Bekir : Herkesten önce iman etti, malını ve canını feda etti.
Hazret-i Ömer, namaz kılarken şehid edildi.
Hazret-i Osman, Kur’an-ı kerim okurken şehid edildi.
Hazret-i Ali’nin çektikleri, hele Hazret-i Hüseyin’in başına gelenler…

4

Mayıs
2012

KOMŞU VE KOMŞU İLİŞKİLERİNDE UYULMASI GEREKEN KURALLAR

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  870 Kez Okundu

KOMŞU VE KOMŞU İLİŞKİLERİ
Komşu: Aynı mahalle veya çevrede yaşayan insanların birbirlerine göre aldıkları ad.
Araplar komşuya “ ” derler ki, “câr” evi diğerinin evine bitişik (mücâvir) olan, birbirini himaye eden, koruyan, birinin yardımına ve imdadına koşan anlamlarına gelir. ( İzzet ER, İslam’da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, İstanbul, 1997, c.3)
Akşam-sabah yüz yüze geldiğimiz, her zaman görüştüğümüz insanlar, komşularımız sayılır.
Değişik ölçülere göre komşu sınıflamaları yapılır. Bunlardan evleri yahut evlerine giriş kapıları birbirine bitişik olanlara “kapı komşusu” adı verilir. Yakın komşu: Akraba veya evleri birbirine yakın olanlara “yakın komşu” denir. Uzak komşu: Evleri birbirine pek yakın veya akraba olmayan, yahut gayr-i müslim (yahudi, hıristiyan) olanlara da “uzak komşu” denir.
Rivayete göre Hz. Aişe (R.Anhâ) bunun her taraftan kırk evlik bir mesafe olduğunu ve bunlar arasında komşuluk hukukunun olacağını söylemiş, Hz. Ali (R.A.) de, bir kimsenin sesinin duyulabileceği yere kadar olan mesafe içinde kalanların komşu sayıldığını ifade etmiştir. İzzet ER, a.g.e., c.3, )
KOMŞULAR ÜÇ GRUBA AYRILIR
Hz. Peygamber (S.A.V.)’in yaptığı bir sınıflamaya göre hakları yönünden komşular üç gruba ayrılır:
1. Üç hakka sahip komşular: Bunlar hem akraba, hem müslüman olanlardır. Bunların komşu, 2. İki hakka sahip komşular: Akraba dışındaki müslüman komşular
3. Bir hakka sahip komşular: Akraba ve müslüman olmayanlardır.
HADİS-İ ŞERİFLERDE KOMŞULUK
1 “-Vallâhi mü’min değildir, vallâhi mü’min değildir, vallâhi mü’min değildir.”
Kim Ya Rasulallah? diye sorduklarında, Peygamberimiz şöyle buyurdu:
2- Komşusu, belâlarından emin olmayan kimse (mü’min değildir).(” Buhari, Edep, 29 (VIII.12).
3- “Komşusu, zararından emin olmayan kimse cennete giremez.” (Müslim, İman, 73.)
4-Allah’ın iyi kullarına ölüm anında şöyle hitap edilir:
“Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Sâlih) kullarımın arasına katıl ve (onlarla birlikte) cennetime gir.”( Fecr:89/27-30.)
Hz. Ali (R.A.)’den şöyle rivayet edilmiştir:
5-“Resülullah (S.A.V.) bize ölülerimizi sâlih kimselerin içerisine defnetmememizi emretti ve kötü komşudan diriler incindiği gibi ölüler de incinir” buyurdu. (Aclûni, Keşfül-Hafâ, 1/72.)
6-Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şeriflerinde: “Ev almadan önce komşunuzu, yola çıkmadan önce arkadaşınızı araştırınız.” buyurmuştur. (Aclûni, Keşfül-Hafâ, 1/178.)
Bir atasözümüzde bu hadis-i şerif, “Ev alma, komşu al” şeklinde ifade edilmiştir.
7-Peygamberimiz, başka bir hadis-i şeriflerinde, insanı mutlu ve huzurlu kılan üç şeye temas ederek şöyle buyurmuştur: “İyi komşu, uysal bir binek ve geniş ev, kişinin saadetini sağlayan unsurlardandır.( Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/407-408.)
8- “Komşuların birbiri üzerinde komşuluk hak ve hukuku vardır. İyi komşu, bu hak ve hukuka riayet eden ve komşularına karşı görevlerini en iyi şekilde yerine getirendir. Peygamber Efendimiz bu hususa temas eden hadis-i şeriflerinde de:
“Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşı için en hayırlı olandır. Allah katında komşuların en hayırlısı da komşusu için en hayırlı olanıdır.” buyurmuştur.( Ahmed, Tirmizi, Hakim (İbn Ömer’den) 250, H.No:151.)
9-Hz. Aişe R. Anha’dan rivayet edilen hadis-i şerifte Rasülullah (S.A.V.):
“Cibril bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki, neredeyse komşuyu komşuya vâris kılacak zannettim.”( Buhari, Edeb,28; Müslim, Birr ve Sıla ve’l-edeb, 140 (2624,2625)
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır” derdi atalarımız. Alacakları evden önce komşuyu düşünür, arar soruştururlardı.
10-Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Yanı başınızdaki komşusu açken tok olarak geceleyen kişi (olgun) mü’min değildir.”
Sosyal duyarlık konusunu çarpıcı biçimde gözler önüne seren hadisimizin mesajı, pek tabii olarak, sadece hâne komşularına yönelik değildir.
11-Hz.ÖMERİN AZIKSIZ TEFTİŞE GÖNDERDİĞİ SAHABE:Vali iken kendisine bir köşk yaptırıp, çarşının gürültüsünden kurtulmak isteyen Sa’d b. Ebî Vakkas’ı teftiş için Hz. Ömer (R.A.), Muhammed b. Mesleme’yi azıksız olarak Kûfe’ye gönderdi. On dokuz günlük bir yolculuktan sonra Medine’ye dönen Muhammed b. Mesleme, kendisini niçin azık vermeden yola çıkardığını Hz. Ömer (R.A.)’den sordu:
Medine’deki müslümanlar açlıktan kırılmak üzereyken sana bir şeyler verip de nimeti sen, vebâlini de ben yükleneyim istemedim. Zira ben, Peygamber (S.A.V.)’i şöyle buyururken dinlemiş bulunmaktayım:
“Komşusu açken mü’minin tok dolaşması yakışık almaz.(” Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/55.)
İYİ KOMŞULUK  ÖLÇÜLERİ
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri “Marifetnâme” adlı eserinde, İslâm ahlâk ve yaşayışından çıkardığı “İyi komşuluk için uyulması gereken şartlar”ı, kırk tane olarak tesbit etmiş.
“Komşunun komşularıyla geçiminin edep ve erkânı kırktır” demişlerdir.
1. Kişinin kendi evine bitişik olanlarla, karşısında bulunup da kapıları görünenlerden kırk eve kadar oturanlar, -zımmî (hıristiyan vatandaş) da olsalar- komşularıdır. Bunlara, iyilik etmek ve gerçekten akrabalarmış gibi güzel davranmaktır.
2. Komşunun ev halkına, kötülük etmeyip, onların namusunu korumaktır.
3. Komşuya gelip gidene uzun uzun bakıp, rahatsız etmemektir.
4. Komşusu açken, kendi tok yatmamaktır.
5. Komşuyu el veya diliyle incitmekten sakınmaktır.
6. Komşunun evine, penceresinden, duvarından izinsiz bakmamaktır.
7. Komşularına azdan çoktan zımmî de olsa hediye vermekti…
8. “Komşu çanağı” göndermektir. Yani kokusu duyulacak bir yemek pişirildiğinde, bitişik komşuya hediye etmektir.
9. Satın aldığı meyveden, rastladığı komşusuna hediye etmektir.
10. Komşuları borç isterse, vermektir.
11. Komşuları muhtaç kaldıysa, ihtiyaçlarını gidermektir.
12. Komşusunu bayramlarda ziyaret etmektir.
13. Komşunun hayvanlarına taş atmamaktır.
14. Komşunun çocuklarını, kendininkilere dövdürüp sövdürmemektir.
15. Komşuların izni olmadan, kendi binasını, onlarınkinden yüksek ve önlerini kapayacak şekilde yaptırmamaktır.
16. Komşularını, kendi taraflarından, duvara ağaç kakmaktan menetmektir.
17. Komşularına, kendi oluklarının akıntısıyla veya yolunun toprak kazıntısı ve kar kürün tüsüyle rahatsız vermemektir.
18. Komşuların sırlarını ve ayıplarını soruşturmamaktır.
19. Komşuların hallerini ve işlerini başkalarına söylemektir.
20. Komşularına yolda rastladıkça ilk önce selâm vermektir.
21. Komşularla konuşurken lâfı uzatmayıp, lüzumu kadar konuşmaktır.
22. Komşularından su, tuz ve ateş gibi zarurî maddeleri esirgemeyip vermektir.
23. Komşuların hediyesini, az da olsa kabul edip, çok bilmektir.
24. Komşuların ayıplarını örtmektir.
25. Komşularına dert ortağı olmaktır.
26. Komşularından izin almadan evini yabancıya satmamaktır.
27. Komşusu bir yerden dönünce ziyaret etmektir.
28. Komşularını kederli günlerinde teselli etmektir.
29. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir.
30. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir.
31. Komşusu bir şey isteyince memnuniyetle vermektir.
32. Komşusu bir kusur işleyince, af ederek, sevgi uyandırmaktır.
33. Komşuları hasta olunca ziyaret etmektir.
34. Komşulardan biri vefat edince, cenazesinde hazır bulunmaktır.
35. Komşuların yetimlerini himâye etmektir.
36. Komşularıyla buluşunca, güleç yüzlü olup, tatlı söz söylemektir.
37. Komşuların kendisine nasıl davranmasını istiyorsa, onlara öyle muamele etmektir.
38. Başkalarından gelse tahammül edemeyeceği eziyete, komşusundan gelince tahammül etmektir.
39. Komşulardan kabalık edenlere aldırmamaktır.
40. Komşulardan sert söyleyenlere, mülâyim davranmaktır. ( M. Ertuğrul DÜZDAĞ, Müslüman Aile, İz Yayıncılık, 3. Baskı, İstanbul, 1995)

3

Mayıs
2012

SİYER NOTLARI

Yazar: arafat  |  Kategori: SiYER  |  Yorum: Yok   |  303 Kez Okundu

1-Hicaz Araplarının kendilerine mahsus paraları yoktu. Dinar (Bizans’ın altın parası) ve dirhem (Yemen ve İran’ın gümüş parası) kullanıyorlardı.

2-Mekke’ye put, Huzaa kabilesinden olan ve Kâbe’nin perdedarlığını yapan Amr bin Luhay tarafından getirilmiştir.

3-Hanif, sözlükte batıldan doğruya dönen kimseye denir. Dinde ise Hz. Muhammed’den önce Araplararasında Allah’ın birliğine inanan ve putperestliği reddedenlere Hanif denilir. Diğer bir ifadeyleHz. İbrahim’in tebliğ ettiği inanç üzere olan müminlere verilen addır.

4-Kâbe’nin doğu köşesine tavafa başlangıç işareti olarak konulan siyahtaş (Hacer-i Esvet), kuzeybatı tarafında “Hatim ve Mizab-ı Kâbe”, kuzeydoğu duvarında “kapı”, kuzeydoğu duvarının karşısında ise “Makam-ı İbrahim ve Zemzem Kuyusu” vardır.

5-Mekke’ye el-Beledü’l-Haram denildiği gibi Kâbe ise el-Beytü’l-Haram, çevresindeki mescit de el-Mescidü’l-Haram diye anılmaktadır.

6- Kur’an-ı Kerim’de Kâbe için; “el-Beytü’l Haram” (Mâide suresi, 2. ayet.), “el-Beytü’l Muharrem” (İbrahim suresi, 37. ayet.), “el-Beytü’l-Atik” ( Hac suresi, 29-33. ayetler.), “el- Beytü’l Ma’mur” (Tûr suresi, 4. ayet.),ve “el-Beyt” (Bakara suresi, 125-127. ayetler.) isimleri kullanılır.

7- Peygamberimizin amcaları; Haris, Ebu Talip, Ebu Lehep,

Zübeyr, Abbas ve Hamza Mekke toplumunda saygın kişilerdi.

8- Peygamberimizin Kur’an’da ve hadislerde geçen bazı isim ve sıfatları şunlardır:

• Ahmet: Allah’a çok hamt eden, övgüye layık olan. Saf suresi, 6. ayet.

• Rauf-Rahim: Çok şefkatli, çok merhametli. Tevbe suresi,128. ayet.

• Rahmet: Merhametli. Enbiyâ suresi, 107. ayet.

• Nebi: Peygamber, haberci. Şahit: Tanık ve delil. Mübeşşir: Müjdeci. Nezir: Uyarıcı.

.Dai: Davet edici. Siraç: Aydınlatıcı. Ahzâb suresi, 45- 46. ayetler.

• Resul: Elçi-peygamber. Fetih suresi, 29. ayet.

• Mustafa: Seçilmiş. Ahmet bin Hanbel, Müsned, C 5, s. 25.

• Muhammed: Çok övülen anlamındaki bu isim, Kur’an-ı Kerim’de dört ayrı surede yer almaktadır.

Âl-i İmrân suresi 144, Ahzâb suresi 40, Muhammed suresi 2 ve Fetih suresi 29. ayetler.

• Kur’an-ı Kerim’in 47. suresi Muhammed suresidir.

9-Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur:

“ Abdullah bin Cüd’an’ın evinde bir antlaşmada bulundum ki, bana karşılığında

mor koyunlar verseler onun bozulmasını istemem. Şayet İslam’da da

böyle bir antlaşmaya çağrılsam hemen katılırım.”

İbn Hişam, Siret Tercemesi, C 1, s. 185.

10-Hz. Muhammed, Hira’dan her inişinde evinden önce Kâbe’ye gidip tavafta

bulunmayı âdet edinmişti. Zaman zaman azık olarak yanına çok az miktarda süt,

kurutulmuş et veya zeytinyağı ile kuru ekmek alır, bunlar tükenince evinden yeni yiyecekler tedarik edip tekrar döner ve tefekküre devam ederdi.

(Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C 19, s. 121.)

11-Habeşistan’da kalan muhacirler, Hayber’in fethi esnasında Necaşi’nin tahsis

ettiği gemiyle Medine’ye döndüler. Cafer’in başkanlığındaki muhacirler, doğruca Hayber’de bulunan Hz. Peygamberin yanına gittiler.

Cafer’i karşısında gören Peygamberimiz, “Hangisine sevineceğimi bilmiyorum. Hayber’in fethine mi, yoksa Cafer’in gelişine mi?” diyerek onu kucaklayıp alnından öptü. Medine’ye döndükten sonra Mescid-i Nebevi’nin yanı başında onun için bir oda hazırlattı ve onu buraya yerleştirdi. Cafer, Mute Savaşı’nda şehit oldu. (Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C 6, s. 548.)

12-Peygamberimiz, Necaşi’nin Müslümanlara gösterdiği ilgiyi ve yaptığı iyilikleri unutmamıştır. 630 yılında onun vefat haberini aldığı zaman gıyabında cenaze namazı kılmış ve ona dua etmiştir.(Tirmizi, Cenaiz, 960.)

3

Mayıs
2012

DİN GÖREVLİLERİ MESLEKİ ALAN TERİMLERİ-2

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  228 Kez Okundu

21-Allahın Zatî sıfatları: Şu altı sıfattır.
Vücûd: Allah’ın, kendisine has bir varlığa sahip olması. O’nun varlığı, kendindendir. Varlığın zıddı olan yokluk, O’nun için söz konusu değildir.
Kıdem: Varlığının başlangıcının olmaması. Ne kadar geriye gidilirse gidilsin, O’nun var olmadığı bir an yoktur.
Beka: Allah’ın varlığının sonunun olmaması. Ne kadar ileriye gidilirse gidilsin, O’nun olmayacağı bir an düşünülemez.
Muhâlefetün li’l-Havadis: Allah’ın, sonradan olmuş varlıkların hiçbirisine hiçbir şekilde benzememesi. O’nun zatı, hatırımıza ve zihnimize gelen her şeyin ötesindedir.
Vahdaniyet: Allah’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olması, eşinin ve benzerinin bulunmaması.
Kıyam bi-nefsihi: Varlığının kendinden olması. O’nun varlığına sebep olan başka bir varlık, başka bir irade ve kudret yoktur. Varlığı, zatının gereğidir.
22-Allahın Subûtî sıfatları: Bunlar sekiz tanedir.
Hayat: Allah’ın kendisine has bir hayata sahip olması, ölümsüz olması.
İlim: Allah’ın, olmuş, olan ve olacak her şeyi bilmesi.
Semi’: Cenab-ı Hakk’ın, gizli, aşikâr her şeyi işitmesi.
Basar: Yüce Yaratıcı’nın, her şeyi görmesi. Hiçbir şeyin O’ndan gizli kalmaması.
İrade: Allah’ın, dilediği her şeyi dilediği gibi yapması.
Kudret: Sonsuz ve sınırsız güç sahibi olması.
Kelâm: Allah’ın, kelâm sahibi konuşan bir Varlık olması.
Tekvin: Allah’ın, yok olanı, yokluktan varlığa çıkarması, yaratması.
23-Abdest :D irsekler ile beraber ellerin, yüzün; topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.
24-Adak :Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir. Mesela ‘şu işim olursa kurban keseceğim veya bir gün oruç tutacağım’ demek gibi…

25- Ahiret :Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır.
26-Ahkam :Kur’an ve sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.

27- Ahlâk :Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların * Aşere-i

 

3

Mayıs
2012

DİN GÖREVLİLERİ MESLEKİ ALAN TERİMLERİ-4

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  241 Kez Okundu

28-Anglikanizm:İngiltere kralı Sekizinci Henry’nin kurduğu hıristiyanlık mezhebi.
29-Kâdiyânîlik :On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan’da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir
30-Kırâet İlmi :Kur’ân-ı kerîmin kelimelerinin okunuş şekillerini râvileriyle berâber bildiren ilim.
31-Berzâh Âlemi :D ünyâ ile âhiret arasındaki âlem; kabir âlemi.

3

Mayıs
2012

DİN GÖREVLİLERİ MESLİ ALAN TERİMLERİ-5

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  393 Kez Okundu

32-EİMME-İ ERBAA:Dört imam anlamına gelen bu tamlama, dört büyük fıkıh mezhebinin kurucuları olan İmam-ı Azâm Ebû Hanîfe, İmam Malik b. Enes, İmam Muhammed b. İdris eş-Şafiî ve İmam Ahmet b. Hanbel için kullanılmaktadır. Bu tabirin ne zaman çıktığı bilinmemekle birlikte, terkibin yerleşmesinden sonra yazılan fıkıh kitaplarında, isimleri geçen imamlardan topluca bahsederken eimme-i erbaa tabiri kullanılmıştır.
34-EİMME-İ SELÂSE:Üç imam anlamına gelen bir terkiptir. Hanefî fıkıh kitaplarında, Ebû Hanife ile talebeleri Ebû Yûsuf ve Muhammed için eimme-i selâse tabiri kullanılmaktadır. Ayrıca fıkıh kitaplarında, mezhep imamlarının görüşleri sıralanırken, dört fıkıh mezhebinin kurucularından üçünün görüş birliğinde olup birinin diğerlerinden farklı görüşte olması halinde, muhalefet edenin ismi açıkça zikredilmekte, diğerleri için de eimme-i selâse tabiri kullanılmaktadır.
35-EİMME-İ SİTTE(KÜTÜB-Ü SİTTE):Hadiste kütübü sitte denen, altı meşhur hadis mecmuasının yazarlarına verilen isimdir. Kütübü sitte yazarları meşhur isimleriyle şunlardır: Buhârî (ö. 256 / 869), Müslim (ö. 216 / 831), Ebû Dâvûd (ö. 275 / 888), Nesâî (ö. 303 / 915), Tirmizî (ö. 279 / 892) ve İbn Mâce (ö. 273 / 886).
36-EKÂNİM-İ SELÂSE:Uknum kelimesinin çoğulu olup, sözlükte “asıl, esas ve temel” anlamına gelmektedir. Dînî ıstılahta ise, Hristiyanlarca Allah anlayışının teşekkül ettiği üç sıfatın birbiriyle olan ilişkisini sağlayan baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs demektir. Bu üç esas (ekânîm-i selâse) şöyle açıklanmaktadır; Allah Teala’dan ibaret olan zat (baba), İsa’dan ibaret olan ilim (oğul) ve Meryem’den ibaret bulunan hayat (zevce) dir.
37-FUKAHÂ-İ SEB’A:Tabiîn döneminde, Medine’de şöhret kazanan yedi fakih için kullanılan bir tabirdir. Bu fakihlerden altısı; Urve b. Zübeyr, Saîd b. Müseyyeb, Ubeydullah b. Abdullah, Harice b. Zeyd, Süleyman b. Yesar ve Kasım b. Muhammed’dir. Yedincisi ise ihtilaflı olup, Ebû Bekir b. Abdurrahman, Ebû Seleme b. Abdurrahman veya Sâlim b. Abdullah isimli fakihlerden biridir.
38-HİLYE-İ NEBEVÎ (Hilye-i Saâdet, Hilye-i Şerîf) :Sözlükte “süs, zinet, kolye ve güzellikler; mecâzî olarak yaratılış, portre ve sıfat” anlamına gelen hilye, terim olarak, Hz. Peygamberin yaratılış güzellikleri; hilye-i saâdet ise, Peygamberimiz’in huylarını, güzel ahlâkını, yaşayış tarzını, dış görünüşünü ve kişisel özelliklerini (şemâilini) anlatan rivâyetleri, güzel ve süslü yazı ile yazılarak oluşturulan levhalara denir. Bu levhalar, hilye-i nebevî ve hilye-i şerîf adı ile de anılır.
39-İNZÂL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir. (bk. Vahy ve Kur’ân)
40-İNCİL:Hz. İsa’ya verilen ilâhî ve Kutsal Kitâbın Kur’ân-ı Kerim’deki ismidir. İncil kelimesi; iyi haber ve müjde anlamına gelir. Latinceye: “Evangelium” olarak geçmiştir. Hristiyan dünyasında genel kabul gören; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna incillerinden başka; Barnaba İncili ve Saint Thomas İncili de meşhur İncil metinleridir.
41-KÜTÜB-İ TİS’A:Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı, Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
42-LIHYE-İ SAÂDET:Lıhye sakal demektir. Saâdet sakalı anlamına gelen “Lıhye-i Sadet”, Peygamberimizin sakal-ı şerifine verilen isimdir. Peygamberimiz (a.s.) sakalını kısalttığında veya saçını tıraş ettirdiğinde sahabe bunları almış ve titizlikle korumuştur. Bu sakallardan bazı camilerde cam fanuslar içinde saklanmakta ve mübarek gün ve gecelerde tekbir ve salavatla ziyaret edilmektedir. Sakal-ı şerifi ziyaret, Peygambere yapılan temsili bir saygıdır. Ancak öpmek, eğilmek vb. davranışlar doğru değildir.
43MELÂİKE-İ HAZENE:Cennetin kapılarında müminleri karşılayan, onlara iltifat eden melekler ile cehennemin kapılarında kâfirleri karşılayıp onları horlayan bekçi meleklere denir. Kur’ân’da bu meleklerden Zümer sûresinin 71 ve 73, Mümin sûresinin 49 ve Mülk sûresinin 8. âyetlerinde söz edilmiştir. Cennet bekçilerine Rıdvân, cehennem bekçilerine Zebânî denir. (bk. Melek, Rıdvân ve Zebânî)
44-MELÂİKE-İ KERİBİYYÛN:Keribiyyûn, şiddet ve hüzün anlamına gelen kerb kökünden türeyen kerûbî kelimesinin çoğuludur. Arşın etrafında bulunan meleklere verilen bir isimdir. (Mümin, 40/7, 9) Allah’tan çok korktukları için bu isim verilmiştir.
45-MELÂİKE-İ MU’AKKIK:Takipçi melekler demektir. İnsanları, önlerinden ve arkalarından izleyen meleklere denir. Kur’ân’da bu melekler hakkında; “O insanın önünden ve arkasından onu izleyen (mu’akkıb) melekler vardır. Onu Allah’ın emriyle korurlar.” buyurulmuştur (Ra’d, 13/11). Bu meleklerin kirâmen kâtibîn (hafaza) melekleri ile aynı melekler olduğunu söyleyen âlimler vardır. Bu meleklere, gece ve gündüz nöbet değiştirmek üzere birbirlerinin peşine geldikleri, insanların işlerini dikkatle takip edip yazdıkları için bu isim verilmiştir. Bu melekler gece ve gündüz nöbeti tutarlar. Gece görevli melekler, gündüz vakti olunca göğe çekilirler, onların yerine gündüz melekleri gelir. Gece olunca gündüz melekleri gider, yerine gece melekleri gelir. Böylece sürekli birbirlerini takip ederler.
46-MELAİKE-İ MUKARRABÛN:Yaklaştırılmış, yakınlaştırılmış melekler demektir. Mukarreb melekler, şerefi, değeri ve fazileti itibariyle Allah’a yakın olan meleklerdir. Kur’ân’da, “Ne Mesih ne de mukarreb melekler Allah’ın kulu olmaktan asla yüksünmezler.” (Nisâ, 4/172) denilerek bu melekler övülmüştür. Allah’ın arşını taşıyan ve arşın etrafında bulunan melekler, Cebrail, Mikail ve İsrafil mukarreb meleklerdir. Bunlara mele-i a’la (en yüce topluluk) refîk-ı a’lâ (yüce dostlar) da denir.
47-MEDENÎ MÜEYYİDE:Hukuka aykırı bir davranış nedeniyle haksız bir durumun ortadan kaldırılarak eski halin iadesi, hukuk kaidelerine aykırı olan muamele ve akitlerin iptali, bu gibi muamelelerden doğan zararın tazmîni şeklindeki müeyyidelerdir. Bu müeyyideler ihlal edilmiş olan bir hakkın tamirini hedefler. RİCÂLÜ’L-HADİS (Rical Kitapları):Hadisleri rivâyet eden râvîlere ricâlü’l-hadis denir. Hadis tarihinde sırf râvîlerin hayat ve durumlarını konu edinen ricâl kitapları yazılmıştır. Bu kitaplardan bazıları sika râvîleri, bazısı zayıf râvîleri, bazısı da sika ve zayıf râvileri birlikte ele alır. Tarih, tabakat, tevârih, vefeyât gibi unvanlarla yazılan hadis ricâli eserleri de vardır. Hadis ricâli alanında yazılan eserlerden bazıları şunlardır: İbn Hacer el-Askalânî’nin Tehzîbü’t-Tehzîb, Lisânü’l-Mîzân; Zehebî’nin El-Kâşif, Mîzânu’l-İ’tidâl adlı eserleri.

Toplam 183 sayfa, 147. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030145146147148149150160170...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.