24

Mayıs
2012

Medine Çarşısının Yolunu Göster:Abdurrahman İbni Avf(590?-32/652)

Yazar: arafat  |  Kategori: SiYER  |  Yorum: Yok   |  442 Kez Okundu

Rasûlullah’in hayatta iken Cennetle müjdeledigi on sahâbîden ve Ilk müslümanlardan biri.
Abdurrahman b. Avf (r.a.) Ilk müslümanlardan olmasindan dolayi Kureys’in zâlim tutumuna dayanamayan ashâb ile birlikte Habesistan’a yapilan Iki hicrete de katıIlmisti. Nihayet Rasûlullah, ashâbi Medine’ye hicret etmeye tesvik edince, o da diger ashâb ile birlikte hicret etmisti. Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine’de Ensâr ile Muhâcirler arasinda kardeslikler ilân edince Abdurrahman b. Avf ile Ensâr’dan Sa’d b. Rabî’i kardes ilân etmisti
Ensâr’in ileri gelenlerinden Sa’d b. Rabî’ ‘Din kardesi’ Abdurrahman’a sunlari söylemisti:
“Benim bir hayli malim vardir. Bunun yarisini sana veriyorum. Ayrica Iki esim vardir. Bunlardan birini bosayacagim, iddeti bitince onu nikâhlarsin.” Bu büyük âlicenaplik karsisinda Abdurrahman b. Avf kardesine sunlari söylüyordu:
“Cenâb-i Allah malini ve aileni sana mübarek eylesin. Senin bu davranisina karsi Allah ecrini versin. Sen yalniz bana çarsinin yolunu göster, benim için yeterlidir.”
Abdurrahman b. Avf (r.a.) ticaret hayatini çok iyi bilen Kureys içinde büyüdügü için bu isin tam bir uzmani olarak Medine çarsisinda alisverise baslamis ve Allah ona büyük servet vermisti. Abdurrahman bu ticârî hayatini söyle anlatir:
“Cenâb-i Allah bana öyle bir nimet verdi ki, bir tasi bile bir yerden kaldirip baska yere koydugumda sanki altin oluveriyordu.”
Abdurrahman b. Avf (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bütün gazvelerine katıIlmis ve Ilk Islâm cihad hareketinden en güzel sekilde nasibini almisti.
Ashâbtan Mugîre b. Su’be (r.a.)’ den rivâyet edildigine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) çiktigi gazvelerin birinde yolda konaklamisken Ashâb’in bulundugu yerden biraz uzak bir noktaya çekilip hâcetini defederek abdest alip döndü. Rasûlullah ashâbinin yanina vardiginda ashâb Abdurrahman b. Avf’in arkasinda namaza durmustu. Mugîre hemen gidip Abdurrahman’a Rasûlullah’in geldigini haber vermek Istediyse de Rasûlullah buna engel olmus ve Abdurrahman’in arkasinda namazini kIlmisti. Böylece Hz. Peygamber’in Ilk defa arkasinda namaz kildigi kisi Abdurrahman b. Avf olmustur. Daha sonra da bilindigi gibi Rasûlullah hastaligi sirasinda Hz. Ebu Bekr’in arkasinda namaz kIlmisti.
Ibn Sa’d Tabakâtu’l-Kübrâ adli eserinde bu seferin Tebük seferi oldugunu kaydetmektedir (Ibn Sa’d Tabakât, 111, 129).
Yine Ibn Sa’d'in ifâdesine göre Hz. Peygamber ashâb içinde ipek giymeyi yalniz Abdurrahman’a müsaade etmisti. Zira Abdurrahman b. Avf’in vücudunda bir kasinti (cüzzam olma ihtimali) vardi.
Hz. Peygamber’in vefatindan sonra bir gün Medine’de bir heyecan ve kalabalik meydana gelmisti. Bunun sebebini soran Hz. Âise (r.an)’ya Abdurrahman b. Avf’in kervaninin sehre yaklastigi söylenince Hz. Âise söyle demisti:
“Rasûlullah (s.a.s.) söyle buyurmustu: “Abdurrahman sirattan geçerken düser gibi oldu ama düsmedi.” Hz. Âise’nin bu sözlerini haber alan Abdurrahman besyüz deve oldugu söylenen bu kervanini sirtindaki yüklerle birlikte tamamen Allah rizasi için bagıslâmisti. Develerin sirtindaki mallarin develerden çok daha degerli oldugu kaydedIlmektedir. Ashâbin en cömertlerinden biri oldugu bilinen Abdurrahman b. Avf’in birçok gazvede ve özellikle Tebük gazvesinde Allah yolunda büyük infâklarda bulundugu bilinmektedir.
Hz. Ebû Bekir vefatindan önce hilâfete Ömer b. el-Hattab’in geçmesi hususunda Abdurrahman’in görüsünü sormus o da söyle demisti: “Ömer senin düsündügünden daha iyidir. Fakat otoriterligi fazladir.” Hz. Ebû Bekir de söyle karsilik vermisti: “Ömer’in sertligi benim yumusakligimdan kaynaklaniyor. Isleri üzerine alirsa bu sertligi kaybolur. Bir gün ben adamin birine çok kizmistim. Ömer ise çok yumusak davranmisti. Ben yumusak davransam o çok sertlesiyor.”
Hz. Ömer sehid edildiginde yarim kalan namazin tamamlanmasi için Abdurrahman görevlendirIlmisti. Nihayet Hz. Ömer’in tedâvî ediIlmesinin zor oldugu ve ecelinin yaklastigi anlasilinca yeni seçilecek halîfenin belirlenmesi için kurulan ‘sûrâ’da Abdurrahman b. Avf da yer almisti. Sûrâda bulunanlardan Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah ve Sa’d b. Ebi Vakkas haklarindan ferâgât edince Sûrâda halîfe adayi olarak üç kisi kalmisti. Hz. Ali, Hz. Osman ve Abdurrahman b. Avf. Abdurrahman da bu husustaki hakkindan ferâgât edince adaylar Ikiye düsmüstü. Abdurrahman bu hususta ashâbin ileri gelenleriyle uzun görüsmeler yapmis ve Hz. Ali ve Hz. Osman’dan karara uyacaklarina dair kesin söz aldiktan sonra bu konudaki kanaat ve karan Hz. Osman’a bey’atin yararli olacagi hususunda toplaninca, hilâfete Hz. Osman getiriIlmisti.
Abdurrahman b. Avf (r.a.) artik bir hayli yaslaninca Hz. Osman devrinde çok sâkin bir hayat yasamis ve nihayet hicretin 32. yilinda Medine’de vefat etmisti.
Cenaze namazini Hz. Osman kildirmis, onu kabrine götürürken Hz. Ali söyle demisti: “Ey Avf’in oglu! Güle güle ebedî hayata git. Sen bu fânî hayatin en güzel günlerini gördün. Bu revnakli hayat bulanmadan Âhirete göçüyorsun” Sa’d b. Ebi Vakkâs da onun cenazesini tasirken: “Ey koca dag” diyerek Abdurrahman’in seciyesindeki saglamlik ve metâneti ifâde etmisti. Abdurrahman, el-Bakî’de medfundur.

23

Mayıs
2012

AÖF Türkiye Ekonomi Final Ünite Notları-3

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  1.045 Kez Okundu

1. Sanayi sektörü hangi faaliyetleri kapsar? Sınaî faaliyetler
2. Sınaî faaliyet nedir? Hammaddelerin taşınabilir ve kullanılabilir ürünlere dönüştürülmesidir.
3. Dar anlamda sanayi nedir? Üretim faktörlerinden emek ve sermayeyi kullanarak ham madde ve yarı mamul maddeleri işleyerek mamul haline getiren üretim faaliyetleridir.
4. Türkiye’de imalat sanayinin dalları nelerdir? İmalat sanayi, tüketim sanayi ara ve yatırım san.
5. DPT sanayi sınıflandırmaları nelerdir? Madencilik san. İmalat san. Gaz elektrik ve su sanayi
6. Buharlı makineyi kim ve ne zaman yapmıştır? 18 yüzyıl 1781 James Watt
7. Teşviki sanayi muvakkati (geçici sanayi teşvik yasası ) ne zaman çıkarılmıştır? 1913
8. Osmanlıda ilk enerji üretim birimi ne zaman nerede kurulmuştur? 1902 Adana’da kuruldu
9. Türkiye iş bankası ne zaman kurulmuştur? 1924
10. Sanayi ve maadin bankası ne zaman kurulmuştur? 1925
11. Etkili gümrük korumacılığı ne zaman başlatılmıştır? 1929
12. Aşar vergisi kaç yılında kaldırıldı? 1925
13. Türkiye cumhuriyetinde ilk sanayi sayımı kaç yılında yapılmıştır? 1927
14. 1927 yılında yapılan sanayi sayımı 1913-1915 sayımlarından farkı nedir? Tüm ülkeyi kapsamıştır.
15. Birinci beş yıllık kalkınma planı ne zaman yürürlüğe konmuş ve ne zaman uygulanmıştır? 17 Nisan 1934 ile 1938 uygulanmıştır.
16. Birinci beş yıllık kalkınma planı kapsamında kurulan kuruluşlar nelerdir? Etibank Sümerbank ve 20 tane fabrika kurulmuştur.
17. Türkiye’de sanayinin %50 marmara % 20 ege bölgesinde yoğunlaşmasının olumsuz sonuçları nelerdir? Ülkede iç göçlerin doğmasına iller ve bölgeler arasında gelir dağılımında bozulmalara neden olmaktadır.
18. Fiyat sahip ülkelerin yıllık enflasyon oranları kaç ile kaç arası olur? %1 ile %3 arası
19. Hiper enflasyon nedir? Fiyatlar genel seviyesinin çok hızlı arttığı enflasyon türüdür.
19. 2005 yılında para reformu kapsamında neler yapılmıştır? Paradan 6 sıfır atılmış,
20. Finansal krizler nedir? Finansal piyasalarda finansal ataklarla ortaya çıkan ve ülkelerin para, bankacılık, borsa ve diğer finansal piyasalarında büyük çaplı dalgalanmalardır
21. Finansal krizler nelerdir? Borç krizleri, borsa kriz, para kriz, bankacılık kriz, ikiz krizler
6. Reel sektör krizleri nelerdir? Mal ve hizmet piyasalarında yaşanan krizler (enflasyon, durgunluk) faktör piyasalarında yaşanan krizler (işsizlik)
22. Borç krizi nedir? Bir ülkenin kamu veya özel kesime ait dış borçlarıyla kamunun iç borçlarını ödeyememe durumudur.
23. Ekonomide istikrarın sağlanmasında temel unsurlar nelerdir? Fiyat istikrarı ve tam istihdam
24. Ortodoks istikrar politikaları neyi öngörür? Sıkı para sıkı maliye ve sabit kur politikası
25. Heterodoks istikrar politikalarının temelinde ne vardır? Sıkı para sıkı maliye politikaları ile sabit kur sistemine ek olarak ücret ve fiyat kontrolleri şeklinde uygulanan gelirler politikası yer alır.
26. Türkiye’de ilk kapsamlı istikrar politikası kaç yılında uygulamaya konmuştur? 4 Ağustos 1958 alınan kararla uygulanmıştır.
27. 5 Nisan 1994 kararlarının kısa vadede hedefi nedir? Döviz piyasası ve dış dengede istikrarın sağlanmasıdır.

29. 5 Nisan 1994 kararlarının özellikleri nelerdir? Hem Ortodoks hem de heterodoks özelliktedir.
30. Osmanlının ilk parası nedir ne zaman basılmıştır? Akçe 1326 yılında basıldı
31. Osmanlının ilk kâğıt parası nedir ne zaman basıldı? Kaime 1843 yılında basıldı
32. Merkez bankası ne zaman kurulmuştur? 1715 sayılı yasa ile 30 Haziran 1930 da kuruldu 3 Ekim 1931 çalışmaya başladı.
31. Ülkemizde gerçek anlamda ilk kurulan banka nedir? İstanbul bankası 1847
32. Osmanlı devletinde ilk ticaret ve mevduat bankası olup yabancı sermaye ile kurulan banka ? Osmanlı bankası 1856
33. Osmanlı devletinde kurulmuş ilk ulusal sermayeli banka hangisidir? Memleket sandıkları 1861
34. Cumhuriyet döneminde İzmir iktisat kongresi sonrası alınan kararla kurulan ilk özel banka hangisidir? İş bankası 1924
35. Merkez bankası kaç yılında kurulmuştur? 1930
36- ticari hizmetler kapsamına neler girer? Meslek hizmetleri,bilgisayar hizmetleri,Ar-Ge hizmetleri,emlak hizmetleri,kira hizmetleri,diğer ticari hizmetler
37-iletişim hizmetleri kapsamında neler vardır? Posta,kurye,telekomünikasyon,görsel-işitsel ve diğer hizmetler.
38-dağıtım hizmetleri kapsama neler girer? Toptan ticari satış hizmetleri, perakende hizmetleri,franchising ve diğerlerini kapsar
39-çevre hizmetleri kapsamında neler vardır? Kanalizasyon hizmetleri, atık imha hizmetleri, hıfzısıhha ve diğerleri
40-mali hizmetler nelerdir. Sigorta ve bankacılık hizmetleri
41- hizmetler sektörünün 2002 ve 2009 verileri kaçtır? 62,7-65,4
42- Türkiye’de ilk demiryolu hattı ne zaman ve nereden nereye kurulmuştur? İzmir ile aydın arasında 1866 yılında kurulmuştur..
43-Ödemeler dengesinin dar anlamdaki tanımı nedir? Bir yıl içinde bir ülkenin yerlileri ve yabancıları arasında yapılan ödemelerin sistematik olarak tutulduğu belgedir.
44-Hizmetler (görünmez işlemler ) dengesi nedir? Hizmet kalemleri gelir ve gider toplamları arasındaki farka denir.
45- Cari işlemler dengesi nedir? Cari işlemler hesabının üç alt hesabının alacak ve borçlu tarafların toplamı arasındaki farktır
46-Hizmetler dengesinin fazla vermesinin arkasındaki en önemli faktör nedir? Turizm gelirleri
47-Türkiye’nin dış ticareti zaman içinde incelendiğinde ortaya hangi gerçek çıkmaktadır? Türkiye geleneksel olarak OECD ülkeleriyle ticaret yapmaktadır.

TÜRKİYE  EKONOMİSİ DERS NOTLARI

TÜRKİYE EKONOMİSİ

ÜNİTE  1
Osmanlı İmparatorluğu’nda kapitalizm öncesi hakim üretim şekli vergisel üretim tarzıydı.
Dirlik: Has, tımar ve zeamet topraklarının genel adidir.
Has: Geliri 100 000 akçeden fazla olan
Zeamet: Geliri 20 000 ile 100 000 akçe arasında olan
Tımar: Geliri O ile 20 000 arasında olan
Ekonominin temel örgüsü toplum ihtiyaçlarını karşılamaktı. 16-18 yy.da Osmanlı Devleti’nin dış siyasetinde öncelik saray, ordu, nüfusun ve loncaların ihtiyaçlarını karşılamaktı. Devlet ithalatı destekliyordu.
Avrupa’nın Artan Etkisi: Osmanlı’nın 16 yy.da karsılaştığı sorunlar
-Avrupa ülkelerinde askeri teknolojinin gelişmesi ve Osmanlı’nın batıya doğru genişlemesinin durması
-Avrupa’da tarımsal urun talebinin artmasıdır.
Fiyat enflasyonun tek sebebi Osmanlı’nın bütçe açıklarını karşılamak amacıyla sikkeleri tağşiş etmesidir. Vergilerin değeri azalınca, devlet bütçe açıklarını kapatmak için yeni vergiler koydu. Bu da halkı fakirleştirdi. Tımar sistemi çözülmeye başladı. Tımar sistemi işlevini yitirince Osmanlı tarımı vergilendirmek için iltizam sistemi yaygınlaştırıldı. Devlet belirli bir yörenin vergi toplama yetkisini acık arttırma yöntemi ile mültezim denilen kişilere ihale ediyordu.
SANAYİ DEVRİMİNİN ETKİSİ ALTINDA 19.YY MERKEZ-CEVRE ANTLAŞMASI
18 yy.da İngiltere ticaretle uğraşmaya başlamış demir-çelik ve başka üretim dallarına girerek dünyanın ilk sanayi ülkesi olmuştur. 19 yy.da sermaye birikimi hızlandı ve makineleşme oluştu. Sanayileşmiş ülkeler sanayileşmemiş ülkelere ordularını göndererek sömürgeleştirdiler. Avrupa ülkeleri ve ABD üç asırdan beri genişleyen kapitalist dünya sisteminin merkezini oluşturdu. Osmanlı Devleti. Siyasi bağımsızlığına rağmen kapitalist merkez ülkelerinden gelen uyarılarla şekillendi.
19-20 YY’da OSMANLI İKTİSAT SİYASETİ
Osmanlı Devleti’nin iktisadi siyasetinde İstanbul’un iaşesi ve maliyenin ihtiyaçları önemliydi.1838 de İngiltere ile iktisadi tavizler verilen Balta Limanı Ant imzalandı. Antlaşma ile yabancılar iç gümrük vergilerinden muaf tutuldu. Osmanlı Devleti kendi gümrük vergilerini Avrupa devletleriyle birlikte saptamayı kabul etti.
1856 Islahat fermanı ve 1867 Nizamnamesi siyasi destek uğruna Avrupa devletlerine vermen iktisadi tavizlerdi.
para sisteminde paranın içindeki değerli maden oranını azaltma işlemidir. 1844 de son verilmiştir.
1840 da kaime denilen ilk kağıt para ortaya cıktı. 1863 de kurulan Bank-I Osmaniye’ye para basma yetkisi verildi.
1881 de Muharrem Kararnamesi ile Duyun Umumiye kuruldu.
1923 de Teşvik-I Sanayi Kanunu-u Muvakkati’ni uygulamaya koydu
dünya Sistemine Eklemlenme
Osmanlı Dev 19 yy da ihracat ve ithalat yapan bir ulke haline geldi.
CUMHURIYET’IN ILK ALTI YILI
1923-29 yılları arasinda Liberal Ekonomik sistem uygulandi. Lozan Ant 5 yilligina gumruk politikasini sinirladi. Devlet tekelleri kurup bunlari imtiyazli yerli ve yabanci sirketlere devretmek suretiyle koruma altina aldi. Asar vergisi kaldirildi.
1930-39 Korumaci – Devletci Sanayilesme
1929 yilinda yasanan Dunya Ekonomik Buhrani ekonomi uzerindeki etkileri azaltmak icin ithalati control etmeye ve ithal ikameci sanayilesmeye yoneldi.
1930 da MB kuruldu. 1933 de Bes Yillik Sanayi Plani uygulanmaya basladi. Dokuma, un ve sekerde disa bagimliliktan kurtuldu.
1940-45 Ikinci Dunya Harbi Yılları
Savasin agir iktisadi etkileri;
-Erkeklerin silah altina alinmasi uretimi etkiledi.
-Bugday uretimi azaldi.
-Ithalat azaldi.
-Sanayileşme programi askiya alindi.
-1940 da cikarilan Milli Korunma Kanunu ile hukumet tedbirler aldi.
-1942 de Varlik Vergisi denilen servet vergisi alindi.
1944-46 yılları arasi TMO vergisi ile tarimsal gelirleri vergilendirdi.
1946-53 Liberal Politikalarla Eklemlenme
Turkiye 1946 yilinda dolarin kurunu 1.28 den 2.80’e cikartarak devaluasyin yapti ve gumruk vergisi disinda ithalati control eden kisitlamalar gevsemeye basladi.
1947 de muzmin dis ticaret acik donemi basladi. Tarimsal üretim hizla artti.
1954-61 Dis Ticarette Kontrole Donus
Tuketim mallarinin ithalattaki payi azaldi dis ticaret acigi azaldi. Tarimin makinelesmesi, ulastirmada karayollarina agirlik verilmesi ve tedrici Sanayileşme sonucu, ekonomi dis kaynaklara bagimli hale geldi.
1961-79 Planli Ithal Ikameci Sanayilesme
Turkiye 1961 de baslamistir. Bes yillik kalkinma planlari sonucu dayanikli tuketim mallari sanayileri genisledi. Ancak Turkiye yatirim mallari ikamesinde yol alamadi.1973 de OPEC’in petrol fiyatlarina yaptigi buyuk zamla uluslararasi iktisadi daralma basladi.1977’e kadar Turkiye Sanayileşme politikasini borclanarak surdurdu.
1980-89 LİBERAL POLİTİKALARLA DÜNYA SİSTEMİNE EKLEMLENME
Turkiye 1980 yilinda 24 Ocak kararlari ile yapisal uyum disa acilma ihracata dayali buyume kavramlariyla nitelenen yeni bir liberal politika donemine girdi. Bu sisteminin ilk tedbirleri sik devaluasyonlarla esnek bir kur politikasi izlemek, ic talebi daraltmak, tesvik ve subvansiyonlarla ihracati desteklemek, fiyat kontrollerini ve temel mallara yapilan subvansiyonlari kaldirmak oldu. Amac ihracati arttirip odemeler dengesini saglamakti. 1984 den sonra ithalat da kademeli olarak serbestlestirildi. 1995 de Avrupa Birligi ile Gumruk Birligi antlasmasi yapilarak ulke ithalati kontrol imkanlarindan da feragat etti.
84 de doviz alim satimi serbestlestirildi.1989 da yurtdisina ve yurt disindan ulkeye sermaye transferleri serbestlestirildi.
Türkiye ekonomisi 
ÜNİTE  2

GAYRISAFI MILLI HASILA GELISIMI
Uretim, gelir ve harcama olarak uc yontemle hesaplanir. Genellikle bir yilda bir ulkenin sahip oldugu kaynaklarla uretilen tum tamamlanmis mallarin piyasa degeridir.
GSYIH: Genellikle bir yilda bir ulke sinirlari icersinde uretilen tum tamamlanmis mallarin piyasa degeridir. GSMH’ya dis alem net factor gelirleri dedigimiz isci dovizi, kar transferleri borc faizleri gibi gelir ya da giderlerin eklenmesi ile elde edilir. En yuksek kisi basina geliri elde eden ulke Luksemburg, en dusuk kisi basina geliri elde eden ise Etyopya’dir.
Satin Alma Gucu Paritesi: Farkli ulkelerin ulusal paralarin esit degerini ifade eder.
GSYIH’nin Sektorel ve Bolgesel Dagilimi
GSYIH icindeki payi surekli azalan sector tarimdir. Sanayi sektorunun payi buyuktur. Imalat sektoru, enerji, ticaret ve ulastirma sektorlerinin GSYIH icindeki paylari istihdam icindeki paylarindan daha yuksektir.
GSYIH daki payi en yuksek olan bolge Marmara’dir. Uretim, yatirim ve toplam nufus icinde en buyuk paya sahiptir. Kisi basina milli gelir acisindan en yuksek geliri sirasiyla: Marmara,Ege,Ic Anadolu,Akdeniz,Karadeniz,Guneydogu Anadolu ve Dogu Anadolu’dur.
GSMH’nin Buyumesi
Ilk goze carpan istikrarsiz buyumesidir. 1989 dan sonra cikan istikrarsizligin nedeni asiri spekulatif sermaye hareketleridir.
Hane Halki Dagilimi
Gelirin haneler arasinda nasil bolusuldugunu ve hanelerin gelirlerinde zaman icinde meydana gelen degisikliklerin belirlenmesinde kullanilir. DIE tarafindan yapilan anketlerde ulke ici gelir dagiliminin gelisiminin izlenebilecegi iki onemli gosterge:
-Gini Katsayisi: Gelir esitsizligi katsayisi olaarak bilinir. Katsayinin artmasi esitsizligin arttigini gosterir.
-Hane Halklarini Gelirine Gore Siralamak: Haneleri 5 esit dilime ayrilip her %20 lik dilimler arasinda esitsizligin artmasi gelir dagiliminin bozuldugu anlamina gelir.
% 20 lik dilimler arasinda esitsizligin artmasi gelir dagiliminin bozuldugu anlamina gelir.
Gelirlerin Turlerine Gore Dagilimi
Hane halki bireylerinden gelir getirenlerin calistiklari islerden elde ettikleri gelir, sermaye ve mulk geliri ile transfer geliri gibi parasal gelirleri ve ayni gelirlerinin toplami kisisel kullanilabilir gelir kapsami icinde yer almistir.
Gelirin Isteki Durumuna Gore Dagilimi
DIE Gelir dagilimi anketlerinde; ucretli calisanlar, yevmiyeli calisanlar, isverenler, kendi hesabina calisanlar ve ucretsiz aile iscisi olarak ayrilmaktadir.
GELIRIN UCRET VE UCRET DISI GELIR SAHIPLERI ARASINDA DAGILIMI
Kriz yıllarında is gucu odemelerinin aldigi pay azalmaktadir. Bunun nedeni krizden cikista ucretlerin dusurulmesi politikalaridir.
Gelirin fonksiyonel dagilimi incelendiginde Turkiye’de toplam gelirden en cok pay alanlar tarim disi kira, faiz ve kar geliri elde edenlerdir.
Fonksiyonel Gelir Dagilimi: Gelirin emek, sermaye ve toprak sahipleri arasindaki dagilimidir.
GENEL DENGE
Ekonominin genel dengesi, toplam kaynaklar ile toplam harcamalar arasindaki iliskiyi gosterir. Toplam kaynak hesaplanirken dis kaynak olarak dis acik kullanilir. Ekonomi dis acik verdiginde ekonominin kazandigindan daha cok doviz harcandigi anlami cikar. Dis fazla verdiginde ekonominin kazandigindan daha az harcadigi anlasilir.

Türkiye ekonomisi 
ÜNİTE  3
YATIRIMLARIN YAPISI

Sabit sermaye stokuna yapilan ilavelere denir. Makine-Techizat Yatirimlari; yatirim amacli binek otolar, ulasim amaclaridir. Insaat Yatirimlari ise, gerek ozel sector gerek kamu sektoru tarafindan yapilan insaatlari kapsamaktadir.
Uretime konu olan hammadde, malzeme mamul ve yari mamulden olusan stok degisimleri de yatirimlarin bir unsurudur.
YATIRIMLARIN GELISIMI VE SEKTOREL DAGILIMI
Yatirimlari etkileyen faktorler arasinda faiz orani, karlilik, ic ve dis talep, buyume, doviz kuru, ucretler, istikrarsizlik gibi nedenler sayilabilir.
-1980-88 Ihracata yonelik buyume donemi
-1989-94 Dis finansal serbestlik donemi
-1994 sonrasi Kriz sonrasi daralma donemi
Dunya bankasinin 1988,90,92 yıllarında yayinladigi Adjustment Lending raporuna gore yapisal uyum programi uygulayan ulkelerin yatirimlarinda ortaya cikan azalisin nedeni politik belirsizlik ve reformlarin yavas yapilmasi gibi nedenlerle yatirimlarda bir dinlenme olarak yorumlanir.
Ozel sector yatirimlari 1988 yilinda ciddi bir ivme kazanmistir. Ozellikle 1994 yilina kadar gorulen hizli artis dad is finansal serbestlik politikalarindan buyuk oranda etkilenmesidir. Bu politikalarin alt sektorlerine gore iki temel ayirima tabi tutulur.
-Tarim, imalat, maden ve turizm alt sektorlerini iceren uluslararasi ticarete konu olan sektorler
-Hizmetler sektorunu iceren ticarete konu olmayan sektorler
Dis finansal serbestlik politikalarinin uygulanmasi ile birlikte iki alt sektorun yatirim trendleri birbirinden ildukce farklilik gostermektedir. Bunun nedenleri; sermaye girisi ile birlikte faiz oranlarinin yukselmesi, kamu yatirimlarinin azalmasi, dis borclarin artmasi, bankacilik sektorunun kirilganlasmasi, firmalarin finansal yapilarinin bozulmasi, cari acigin artmasi ve devaluasyon beklentilerinin guclesmesi gibi bir cok faktorun yatirimlari olumsuz etkilemesidir.
Turkiye’ye finansal akimlarin artmasi ile Turk lirasinin deger kazanmasi tuketim talebini artirmaktadir. Bunun sonucunda ticarete konu olan ve olmayan mallarin goreli fiyatlari ikincisi lehine degismektedir. Ticarete konu olmayan sektorlerde uluslararasi rekabeti olmamasi, yatirim maliyetindeki artislarin urun fiyatlarina yansitilarak karliligin artmasi bu sektordeki yatirim kararlarini olumlu etkilemektedir.
Yatirimlarin Alt Sektorlere Dagilimi
Ulastirma-Haberlesme ozel sektorun yatirim payini en cok artirdigi sektordur.
Ticarete konu olan sektorlere yapilan yatirimlarin oranindaki azalma ulkenin uluslararasi rekabet gucunun yapisal olmaktan uzaklasmasina, teknolojik gelisme ve verimlilik artisina dayali bir ihracat artisinin yerini esas olarak ucuz fiyata dayali bir rekabet gucunun almasina neden olmaktadir. Ucretlerin azaltilmasi ve devaluasyonlar araciligiyla ihracat fiyatlarinin dusurulmesinin uc olumsuz amaci vardir.
-Ulke ici bolusumu bozar.
-Yatirimlarin maliyetini artirir.
-Devaluasyona dayali bir rekabet gucu artisi dis ticaret hadlerinin ulke aleyhine gelismesini saglar.
Kamu yatirimlari icinde imalat sanayi yatirimlarinin payi azalirken, en yuksek yatirim payina sahip olan ulastirma-haberlesme sektorudur.
YATIRIM TESVIKI
Haziran 2002 tarihinde yayimlanan 4367 sayili “Yatirimlarda Devlet Yardimlari Hakkinda Karar” hukmunce “Bolgelerarasi dengesizlikleri gidermek, istihdam yaratmak ve uluslararasi rekabet gucunu arttirmak icin Kalkinma Planlari ve Yillik programlarda ongorulen hedefler ile Avrupa Birligi normlari ve uluslararasi anlasmalara uygun olarak tasarruflari, katma degeri yuksek, ileri ve uygun teknolojileri kullanan yatirimlara yonlendirmek suretiyle yatirimlarin desteklenmesi amaclanmaktadir. Bu amacla yatirimlara saglanan destek unsurlari;
-Gumruk vergisi ve toplu konut istisnasi; tesvik belgesi kapsamindaki makine ve techizat ithalatinda odenmesi gereken gumruk vergisi ve toplu konut fonundan istisna
-Yatirim Indirimi; tesvik belgesi kapsamindaki yatirimlarda kurumlar vergisi matrahindan, yore ve sektore gore % 40 ile % 200 arasinda indirim yapilmasi
-Katma deger vergisi istisnasi
-Vergi, resim ve harc istisnasi
-Kredi tahsisi; arastirma-gelistirme, cevre koruma ve teknoloji gelistirme gibi yatirimlara kredi tahsis edilmektedir. Kredi miktari faizsiz sabit yatirim tutarinin % 50 si kadar olup bu miktar 500 milyar, isletme kredisi miktari ise 200 milyar’i gecemez.
Yatirim tesvik belgelerinin sektorel dagilimi incelendiginde, 2002 yili itibariyle;
-% 59 imalat sanayi
-% 33 hizmetler sektoru
-% 4 madencilik sektoru
-% 3 enerji sektoru
-% 1 tarim sektoru
Yatirim tesvik belgesi alan iller gelismislik derecesine gore uce ayrilir,
-Gelismis Yoreler: Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Izmir Buyuksehir Belediyesi ici, Istanbul, Kocaeli
-Kalkinmada Oncelikli Yoreler: Adiyaman, Agri, Aksaray, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartin, Batman, Bayburt, Bingol, Bitlis, Canakkale, Cankiri, Corum, Diyarbakir, Elazig, Ercincan, Erzurum, Giresun, Gumushane, Hakkari, Igdir, Kahramanmaras, Karabuk, Karaman, Kars, Kastamonu, Kilis, Kirikkale, Malatya, Mardin, Mus, Nevsehir, Nigde, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Sanliurfa, Sirnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yozgat, Zonguldak.
-Normal yoreler (Diger iller)
YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI
Turkiye’de yabanci sermaye girisini duzenleyen ilk kanun 18 ocak 1954 tarihinde yururluge giren 6224 sayili Yabanci Sermayeyi Tesvik Kanunudur. 5 Haziran 2’de 4875 sayili Dogrudan yabanci Yatirimlar Kanunu kabul edilmistir. Yabanci sirketler elde ettikleri net kar, temettu, satis, tasfiye tazminat bedellerinin, lisans, yonetim ve benzeri anlasmalar karsiliginda odenecek meblaglar ile dis kredi, ana para ve faiz odemelerini, banka ve finans kuruluslari araciligiyla yurtdisina serbestce transfer edebilirler.
Turkiye’de en cok yabanci sermaye yatirimi yapan ulke Fransa’dir. Hollonda, Almanya ve ABD kaynakli firmalar izlemektedir.

Türkiye ekonomisi

ÜNİTE  4
IMALAT SANAYININ GENEL GORUNUSU

Imalat Sanayii Katma Degerinin Yillara Gore Gelisimi
Imalat sanayii toplam ozel ve kamu katma degerinin GSMH icindeki payi 1968 yilinda %15 civarindadir. Bu oran 1980 yilinda bir ivme kazandigi gorulmektedir. 1986 da ikinci bir sicrama ile % 20 oranina gelmistir.
Imalat Sanayii Yatirimlarinin ve Ihracatinin Yillara Gore Gelisimi
1980 yilindan itibaren imalat sanayii ihracati cok hizli bir artis gostermektedir. Imalat sanayii ise 1978-79 krizi ile baslayarak azalma gostermistir. 1980 sonrasi imalat sanayii yatirimlarinin artmayip ihracatin artmasinin nedenleri uygulanan ekonomi politikalaridir. 1989 sonrasinda izlenen finansal serbestlik politikalarinin sonucunda imalat sanayii ihracati azaltilmis, yatirimlar cok az da olsa canlanmistir. Bu donemde izlenen politiklar; yerli paranin yabanci paralar karsisinda degerlenmesi, faiz oraninin yukselmesi ve ic talebin yukselmesidir. 1994 yilindan sonra ihracat bir ust platoya cikmis ve imalat sabayi ihracatinin GSMH deki payi ilk kez % 10 un ustune cikmistir. Bu artisin nedeni buyuk oranda ihracat fiyatlaridir.
IMALAT SANAYIINDE KATMA DEGER VE ISTIHDAMIN KAMU VE OZEL SEKTOR ARASINDA DAGILIMI
Katma Degerin Ozel ve Kamu Sektorleri Arasindaki Dagilimi
1980 öncesinden 1986 yilina kadar imalat sanayii katma degerinde kamuve ozel sector esit paylara sahip iken 1987 yili ile birlikte ozel sektorun payi hizla artmis, kamu kesiminin payi ise sabit kalmistir. Kamu sektorunde toplam kamu imalat sanayii uretiminin % 65 kimya sektoru tarafindan yapilmaktadir. Ikincisi gida, ucuncusu ise ana metaldir.
Ozel sektorde ise % 22 ile makine ve dokuma sektorleridir.
Katma Deger, Istihdam ve Olcek Analizi
Ozel ve kamu sektorunde katma deger belirli bir istihdam ile yaratilmaktadir. Ozel sektorde, alt sektorlerin ozel sektorun katma degeri icindeki paylari, istihdam paylarindan yuksektir. Bu konuda tek istisna dokuma sektorundedir. Bunun nedeni yogun emek yapisidir.
Kamu sektorunde ise, sektorlerin istihdam paylari, katma deger paylarindan daha yuksektir. Bunun tek istisnasi sermaye yogun sector olan kimya sektorudur. 1973 den bu yana ozel sector imalat sanayinde gerek olcek gerekse isci sayisi acisindan bir artis gorulmektedir. Kamu sektorunde ise ozellikle 85 den itibaren azalma olmustur.
OZEL IMALAT SANAYI ALT SEKTORLERINDE YATIRIM – IHRACAT – KARLILIK – MALIYET ILISKILERI
Imalat sanayi alt sektorleri uluslararasi sanayi siniflandirmasina gore 9 alt sektore ayrilmaktadir. Bunlar gida, dokuma, orman, kagit, kimya, toprak, ana metal, makine ve diger alt sektorlerdir.
Karlilik ve Maliyetler
Kar paylarinin incelenebilmesi icin mark-up fiyatlama yontemi kullanilmaktadir. Mark-up Fiyatlama: Fiyatlarin dogrudan maliyetlerini karsilayacak v ek olarak belli bir kar yuzdesi saglayacak bicimde belirlenmesidir.

satislarin artmasi ya da ucret ve ucret disi girdi maliyetlerinin dusmesi kar payini arttirmaktadir.
Kar paylarinin hesaplanmasinda dikkate alinan iki temel maliyet bulunmaktadir. Bunlardan birisi ucretler, digeri ise ucret disi girdi maliyetleridir.
Yatirim ve Ihracat
Dokuma ve ana metal sektorleri: 1980 ihracata yonelik Sanayileşme politikalarindan etkilenerek hizli bir ihracat artisi gostermis ve 1980 yilinda kazanilan ihraat ivmesi daha sonraki yillarda cok ciddi bir azalma yasamadan devam etmistir.
OZEL IMALAT SANAYIINDE BUYUME VE BOLUSUM KALIPLARI
Imalat Sanayiinde Buyume Kaliplari
Buna iliskin tanimlar; yatirimlardaki, verimlilikteki ve istihdamdaki buyumelere dayali olarak yapilabilir.
Yogun Buyuyen Sektor: Imalat sanayii geneli ve alt sektorlerinde hem yatirimlarin hemde verimliligin arttigi sektorlerdir.
Kapasite Kullanimina Dayali Buyuyen Sektor: Sadece verimliligin arttigi ve yatirimlarin katma degree oraninin % 18 in altinda kaldigi sektorlerdir.
Yaygin Buyume Gosteren Sektor: Yatirimlarin arttigi verimliligin sabit ya da azalan bir durum gosterdigi sektordur.
Dinamik Etkin Sektor: Hem verimliligin hem de istihdamin arttigi sektordur.
Statik Etkin Sektor: Verimliligin arttigi ancak istihdamin artmadigi sektordur.
Durgun Kalip: Negatif verimlilik artisi ile istihdamin artisinin bir arada rastlandigi durumdur.
Daralan Kalip: Hem verimliligin hem de istidamin azaldigi durumdur.
Atil Birikim Kalibi: Yatirimlar artarken hem istihdam hem de verimliligin azaldigi kaliptir.
Emek Kullanimina Dayali Kalip: Yatirimlar azalirken istihdamin arttigi kaliptir.
Daralan Birikimsiz Kalip: Yatirimlarin, istihdamin ve verimliligin azaldigi kaliptir.
Ozel imalat sanayiini yillar itibariyle buyume kaliplari acisindan degerlendirirsek:
1974-1977 Dinamik ve yogun buyume kalibi gorulur.
1978-1979 Durgun ve emek kullanimina dayali buyume gorulur.
1980 yili da durgun ve emek kullanimina dayali bir kriz yilidir.
1981-1983 ihracata yonelik buyume doneminin baslangici olan bu donem kapasite kullanimina dayali dinamik bir buyume kalibi gostermektedir.
1984-1988 Ihracata yonelik buyumenin olgunlastigi donemdir. Dinamik buyume kalibi devam ederken kapasite kullanimina dayali buyumenin yerini yogun buyume kalibi almaktadir.
Finansal serbestlik uygulamalarinin ilk donemi olan 1989-93 donemi dinamik ve kapasite kullanim oranina dayali bir buyume kalibi gostermektedir.
1994 kriz yilinda daralan birikimsiz bir buyume kalibi ortaya cikmaktadir. 1995-99 doneminde durgun ve kapasite kullanim oranina dayali bir buyume yasanmaktadir.
2000 dinamik kapasite kullanim oranina dayali, 2001 statik – kapasite kullanim oranina dayali bir buyume kalibi icerisindedir. Turk imalat sanayiinde disa acilma politikalari ile birlikte belirlenen en onemli yapisal sorun verimlilik artisi ile yatirim artislari arasinda birlikte hareket eden iliskinin olmamasidir. Bu iliskinin olmasi icin yogun buyume kalibinin hakim olmasi gerekir.
Imalat Sanayiinde Bolusum Kaliplari
Buyume ile verimlilikteki buyumenin karsilastirilmasina dayandirilmaktadir. Eger ucretlerdeki artis, verimlilikteki artisi asiyorsa emek-yonelimli Sanayileşme politikalarinin gecerli oldugu, eger reel ucretlerdeki artis, verimliligin gerisinde kaliyorsa sermaye-yonelimli bir kalibin gecerli oldugu soylenebilir. Ithal ikameci politikalarin izlendigi 1974-77 donemi toplam imalat sanayii icin verimliligin, ucretlerden daha hizli bir artis gosterdigi sermaye yonelimli deonemdir. Ithal ikameci sanayiilesme donemi bolusum acisindan oldukca dengeli bir donemdir. Ithal ikameci sanayiilesme doneminin bolusum acisindan ozelligi ic tuketime ve yuksek alim gucune dayali olmasidir.
Ihracata yonelik buyume politikalarinin izlendigi donemler 1981-83 / 1984-88 gerek imalat sanayii gerek alt sektorler icin sermaye yonelimli olarak gorulmektedir. Tek istisnasi 1989-93 doneminde kimya sektorudur.
Toplam imalat sanayiinde emek yonelimli olan iki doneme rastlanmaktadir. Bunlar finansal serbestlik politikalarinin uygulandigi 1989-093 ve 1995-99 donemleridir. Tek istisnasi 1989-93 donemi haric kagit sektorudur. Yerli paranin asiri deger kazanmasi, ic talepte yogun patlamalarin yasanmasi asiri sermaye girislerinin, krize yol acmasi ve bu krizlerin bolusum iliskilerinde ucretlerin bastirilmasi ile sonuclanmasi, diger gelismekte olan ulkeler kadar Turkiye icin de gecerli olmustur. Kriz yıllarınin bolusum uzerindeki en temel etkisi sermaye yonelimli donemlerdir. Ozellikle krizden cikis icin bolusumun sermaye- yonelimli olarak degistirilmesinin benimsendigi soylenebilir.

Türkiye ekonomisi 
ÜNİTE  5
TURKIYE TARIMI

Bir ulkenin genel sosyo-ekonomik yapisi icersinde tarim sektorunun yeri degerlendirilirken goz onunde bulundurulan etkenler; sektorun ulusal gelire katkisi, ulkenin gida urunlerinde kendine yeterlilik durumu, dis satim ve dis alim acisindan gosterdigi ozellikler, sanayi sektorune girdi saglanmasi, istihdamdaki payi, talep yaratma gucudur.
CUMHURIYET DONEMI BOYUNCA ANA HATLARIYLA TURKIYE TARIMININ SOSYO EKONOMIK DONUSUMU
Turkiye’de ilk kez 80-85 donemlerinde kirsal nufus mutlak olarak azalmaya baslamistir.
24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Ant hukumleri geregince Turkiye Osmanlı borclarini odeyecek, bes yil sure ile gumruklerindeki dusuk koruma oranlarini degistirmeyecektir. Cumhuriyeti gelistirmek ekonomik atilimlarla olanakli idi. Tarim kalkinmay saglayacak sector olarak izlenmistir. 17 Subat 1925’de Asar vergisi kaldirildi. 1935 yilinda Tarim Kredi ve Tarim Satis Kooperatifleri kuruldu. 1937’de Zirai Kombinalarin ve 1938 de Devlet Ziraat Isletmesi kuruldu. 1980’li yillar ise tarim sektorunun geriledigi ic ticaret haclerinin tarim aleyhine gelistigi bir donemdir.
Ulusal ekonomiler guclendikce , buyuyen GSMH icersinde tarimin payi goreli olarak azalir.
1980 SONRASI TURKIYE TARIM SEKTORU
80-89 Donemi
Ic ticaret hadlerinin hizla tarim aleyhine gelistigi bir donem olmustur. Destekleme kapsami daraltilmis, tarimsal urun fiyatlari baskilanmis ve tarimsal kamu yonetimi reorganize edilmistir.
90-99 Donemi
-KIT ozellestirmeleri gerceklesti.
-1990-1994 doneminde Turkiye’de emegin bolusum iliskilerindeki payinin goreli olarak artmasi, isci sendikalarinin eylemleri ile olusan ortamda ic ticaret hadleri tarim lehine gelismistir.
-1994 krizi, kriz donemleri tarim sektorunun en cok kaybettigi donemdir. 1994 krizi sonrasi desteklemeye konu olan tarimsal urun sayisi 26’dan 9’a dusurulmustur.
-Dunya Ticaret Orgutu kapsaminda imzalanan tarim antlasmasi ve AB ile imzalanan Gumruk Birligi Anlasmasi tarim politikalarinin dissal belirleyicileri olmustur.
Dissal Cevre
DTO orgutune uye ulkeler tarafindan imzalanan ve 1 Ocak 94’de yururluge giren Uruguay Turu Tarim anlasmasinin amaci tarim sektorunu serbestlestirmektir. Alinan kararlar:
-Ulkelerin tarim sektorune verdikleri ic desteklerin indirgenmesi
-Subvansiyonlu dissatim miktarinin azaltilmasi
-Ic pazarlari koruyucu onlemlerinin ortaklastirilarak duzeylerinin indirgenmesi
-Saglik ve bitki sagligi onlemlerinin dunya genelinde uyumlastirilmasi
Tarimsal KIT’lerin Ozellestirilmesi
1985 yilinda Dunya Bankasi destegiyle hazirlanan Ozellestirme Ana Plani sonrasinda 1986 yilinda 3291 sayili Kamu Iktisadi Tesebbuslerinin Ozellestirilmesi Hakkinda Kanun cikarilmistir.
Turkiye’de tarim alaninda ozellestirilmis ya da ozellestirilecek KIT’ler:
a-)Hayvancilik Alt Sektorunde Faaliyet Gosterenler:
Et Balik Kurumu, Et ve Balik Urunleri A.S., Gonen Gida Sanayii A.S., Turkiye Sut Endustrisi Kurumu, Yem Sanayii
b-)Girdi Uretimi ve Dagitimi Alanlarinda Faaliyet Gosterenler:
Turkiye Zirai Donatim Kurumu, Turkiye Gubre Sanayii A.S., Istanbul Gubre Sanayii A.S. , T.C. Ziraat Bankasi, Tarim Isletmeleri Genel Mudurlugu
c-)Tarim Ticareti Alaninda Faaliyet Gosterenler:
Turkiye Seker Fabrikalari A.S., Tutun Mamulleri, Tuz ve Alkol Isleri Genel Mud., Cay Isletmeleri Genel Mudurlugu, Tarim Satis Kooperatifleri Birlikleri
Tarimsal ozellestirmeler, uretci orgutlugunun niteliksel olarak yetersiz, pazarlama kanallarinin sagliksiz oldugu Turkiye kirsal yapisinda bir cok sorunlar yaratmistir.
Bunlar;
-Kamu’nun cikti pazarindan ayrilmasi sonrasinda genellikle yerli ortakli cok uluslu sirketler piyasaya girmistir.
-Piyasanin paylasimi ile rekabete kapali yapilar olusturmustur.
-Gerileyen hammadde fiyatlari nedeniyle uretici gelirleri azalmistir.
-Zayiflayan tarimsal üretim yapisi sonucunda yerli ortagin ayrilmasi ile sector yabancilasmaktadir.
Destekleme Kapsaminda Degisim
Tarima verilan destegin amaci; Tarimsal uretimin surekliligini saglayarak ulkenin gida guvenligini korumak, tarim ureticilerinin ve tuketicilerinin yasam duzeylerini yukseltmek, sector uretiminin ulusal ekonomiye katki olusturmasini saglamak ve dis ticarette rekabet ustunlugunu elde etmektir.
Bu amacla uygulanan politika araclari:
1-Pazar Fiyat Destekleri: Uretici odaklidir. Taban fiyat ve fiyat primleri ureticinin urunune bagli olarak odenir. Bunlarin yaninda ic pazari korumak amaciyla uygulanan dis satim tesvikleri ve disalim kisitlari bu kapsamda degerlendirilir. Pazar fiyat desteklemenin en onemli olumsuzlugu tuketici fiyatlarini artirmaktir.
2-Dogrudan Gelir Destekleri: Kullanimi giderek artmaktadir. Nedeni, piyasa dengesini bozucu etkisinin en az olusudur. Baslicalari, birim alan ve hayvan basina yapilan odemeler, dogal afet ve zarar odemeleri, depolama yardimlaridir.
3-Dolayli Gelir Destekleri: genel olarak üretim masraflarini azaltici etkiye sahip onlemlerdir. Tarimsal üretim girdilerine uygulanan subvansiyonlar, dusuk faizli krediler, sermaye bagislari, urun sigortalamasina verilen devlet destekleri.
4-Tarima Saglanan Genel Hizmetler: Tarimsal alt yapi hizmetleri, egitim arastirma ve yayim hizmetleri, tarim sektorune taninan kredi kolayliklari, tasimacilikta taninan ayricaliklar. Uzun yillardan beri en yaygin olarak basvurulan destekleme araci Pazar fiyati desteklemedir. Ilk Pazar fiyati destegi uygulamasi olan bugday, destekleme alimlarina 1932 yilinda Ziraat Bankasi araciligiyla baslamis 1938 yilinda TMO’nun kurulmasi ile bu gorev TMO’ne devredilmistir.
2000 ve Sonrasi
2000’li yillarda dogrudan gelir destegi DGD sistemine gecilmesi amaclanmistir. 1999 yili sonunda uluslararasi para fonu ile imzalanan stand-by anlasmasi ve bu kapsamda verilen niyet mektuplari uygulanmakta olan tarim politikalarinda degisiklikler ongormektedir.
-Oncelikle destekleme fiyatlarinin dnya fiyatlarina cekilmesi
-Girdi ve ciktiya dayali destekleme sisteminin tumuyle elemine edilerek DGD sistemine gecilmesi.
-TSKB,TCZB’nin yeniden yapilandirilmasi
-TZDK, IGDAS, TUGSAS, TSFAS, CAYKUR, TEKEL’in ozellestirilmesi
-Seker, tutun ve TSKB alanlarinda kurullarin olusturulmasi
IMF reformlarinin Dunya Bankasi Yapisal uyum kredileri ile desteklenecegi dogrultusunda, Dunya Bankasi ile 2001 yilinda Tarim Reformu Uygulama Projesi imzalanmistir.
Dunya Bankasi ile imzalanan 4 alt projeden olusmaktadir.
a-Dogrudan gelir destegi
b-Ciftci gecis programi
c-Tarim satis kooperatiflerinin yeniden yapilandirilmasi
d-Proje destek hizmetleri
DGD sistemi gelismis ulkelerde ticarette rekabet ustunlugu saglayici bir politika araci iken az gelismis / gelismekte olan ulke gruplarinda olumsuz sonclar dogurabilmektedir.
a-Tarimsal uretimin en onemli gereklerinden biri olan finans, DGD sistemi ile tarimdan daha da uzaklasmaktadir.
b-üretim bagimsiz DGD sistemi ile Turkiye’nin cok gereksinim duydugu üretim planlamasini gerceklestirmek olanaksizdir.
c-Mevcut DGD sistemi, isleyis itibariyle, topragi isleyeni degil, mulk sahibini desteklemektedir.
d-Mevcut sistem varsil koyluyu desteklemektedir.
e-Tum girdilerin pahalilastigi bir ortamda DGD odemeleri neredeyse sabit tutularak dolayli da olsa tarimsal uretimi destekleme etkisi giderek zayiflamaktadir.
f-Basvuru sayisinda ve odeme miktarindaki goreli artislara karsin butceden DGD icin ayrilan kaynaklar her yil biraz daha kisilmaktadir.
g-DGD sistemi, Dunya Bankasinin TRUP Antlasmasi geregince 5 yillik bir sure icin uygulanmaktadir. Bu nedenle gecici bir yardimdir.
III. NEOLIBERAL POLITIKALARIN TURKIYE TARIM SEKTORU VE KIRSAL YAPILARI UZERINDE DOGURDUGU SONUCLAR
A-üretim ve Dis Ticaret Yapisina Iliskin Sonuclar:
1980 sonrasi yaklasik ceyrek yy donemde tarim sektorunun buyume hizinin dusuk veya negative olmasi, basta hayvancilik olmak uzere tum üretim yapilarinda cokus, bircok alanda kendine yeterliligini kaybetme ve 1996 yilindan itibaren tarimda disalimci ulke konumuna giris olarak ozetlenebilir. Gunumuz Turkiye’si yagli bitkilerde, baklagillerde, celtikte ve hatta tahillarda yaptigi disalim miktarini her yil attirmaktadir.
Disalimlar arasinda findik, incir, yas ve kuru uzum, turuncgiller, zeytinyagi, tutun, baklagiller ve bugday unudur.
B-Mulkiyet Iliskileri Uzerine Olan Etkileri:
KIT’lerin ozellestirilmesi surecinden once, kamu alandan cikisi tamamlanmakta, bir sure sonra alan yabancilasmaktadir. Koyluye sozlesmeli ureticilik iliskileri cercevesinde kendi topraginda bagimli isci rolu bicilmektedir. Tuketici ise tarim urunlerine her gecen gun daha yuksek bedel odeyerek kent yoksulu konumuna suruklenmektedir. Bunun ortaya cikmasinda, Turkiye’de uretici orgutlenmesinin yetersizligi de vardir.
Turkiye’de tarimsal isletmelerin irrasyonel yapisi cogunun oz tuketime yonelik olrak üretim yapmasina neden olmaktadir.
C-Emek Piyasalari Uzerine Etkileri:
Yoksullasma ve sosyal yardimlasma ve dayanisma fonu / Koylere Hizmet Goturme Birlikleri araciligiyla Dunya Bankasi yoksulluk yonetimine gecis, piyasaya sunulan ucuz emek kendini somuren emek, yapisi ve koylunun gelistirdigi beak stratejileri ile kendini yeniden üretim olanaklarini aramasi biciminde sekillendirmektedir.
Beka Stratejisi olarak tanimlanan, Turkiye koylusunun giderek artan zorluklara karsin kendini yeniden uretme kosullarina yonelik degisimi, baska bir deyisle yasamini surdurebilmek icin aradigi ve buldugu yollar:
-Yeni gelir olanaklari yaratmaya yonelik olarak emegine acimamadir. Koylu yoksullastikca daha cok emek sarfiyatina yonelerek kendini somurmektedir.
-Birikeni tuketme ve borclanmak
-Tuketimi sinirlama ve kadin emeginin somurusunu derinlestirmektir.

TURKIYE EKONOMISI II. DONEM

ÜNİTE  6
KAMU KESIMININ BILESENLERI
Genellik ilkesine tabi kamu ekonomisi ogeleri genel butceli dairelerdir. Genellik ilkesinin esnetilmesiyle ortaya cikan kam ekonomisi ogeleri katma butceli daireler, ozel butceli mahalli idareler, ozerk butceli kamu iktisadi tesebbusleri, fonlar ve doner sermayelerdir.
KAMU KESIMININ BUYUKLUGU
Kamu harcamalari; kamu cari harcamalari, kamu transferleri ve kamu yatirimlarindan olusmaktadir.
KAMU KESIMININ FINANSMAN ACIGI
Kamu kesiminin gelir gider acigi parasal olarak Mb’dan yurtta ozel kesimden ya da yurtdisindan borclanarak karsilanir. Kamu’nun finansman acigini reel olarak, ozel sektorun tasarruf fazlasi ile ulkenin dis ticaret acigi karsilamaktadir.
Faiz Disi Konsolide Butce; kamu iktisadi tesebbusleri, mahalli idareler, doner sermayeler, sosyal guvenlik kuruluslari, fonlar ve ozellestirme kapsamindaki kuruluslarin gelir gider toplami farklaridir. Faiz disi konsolide butce 1999 yili haric 1994’den beri sadece borc anaparasi ve faiz odemek icin borclanmaktadir. Kamu kesimi borc ve faiz odemeleri icin butce fazlasi yaratirken, yatirimlari kismistir.
KAMU KESIMININ BORCLANMASI
Kamu borcunun kontrolu acisindan, kamu borcunun reel faiz orani ile GSYIH nin ortalama reel buyume orani arasindaki iliski onemlidir. db=b(r-y)-z faiz disi butce fazlasini hedefleyen maliye politikasi ekonomiyi daraltir ve issizlik uretir. Hazine borclarini kimin aldigina bakildiginda en onemli alici olarak ticari bankalar gorulmektedir. Ikinci sirada gelen alici gruplari resmi kurumlardir. Kalanini da banka disi ozel kesim almaktadir. O halde kamu kesiminin borcuna uygulanan yuksek reel faiz oranlarinin nedeni ticari bankalari kartel davranisi ile hazinenin bu davranisa karsi tutumunun ihrac sonucudur. Bankalar icin devlet ic borclanma DBIS senetleri cok cazip bir plasman aracidir.
Plasman: Daha once alim satima konu olmus bir menkul deGerin yeniden satin alinmasidir. Ticari bankalarin agirlikli olarak DBIS leriyle plasman yapmalarinin nedenleri; DIBS nin riziko agirligi 0 kabul edilmektedir. Yani bu menkul degerlerle ilgili guven sorunu yoktur. DBIS nin likiditesi yuksektir, kolayca naked cevrilebilirler. Kamunun kagida bagli borclari, bono ve tahvil araciligiyla gerceklesen borclardir ve ikiye ayrilir. Nakit ve nakit disi senetler olm uzere;
Nakit Senetler; ihaleli ve ihalesiz nakit karsiligi ihrac edilen senetlerdir.
Nakit Disi Senetler; cesitli kanunlara dayanarak herhangi bir nakit girisi olmadan ihraci gerceklestirilen senetlerdir. Bunlar TC MB’na gorev zararlari sebebiyle kamu bankalarina veya bankacilik operasyonu sonucunda Tasarruf Mevduati Sigorta Fonuna ihrac edilmis olan senetlerdir.
KAMU KESIMININ DIS BORCLANMASI
Dis borclanmada nominal faiz orani enflasyon oraninin cok dusuk oldugu ABD ve Avrupa ulkelerindeki faiz hadlerinden ve kredi verenlerin kur rizikosu ve aldiklari diger rizikolar icin ekledikleri paylardan olusur. Buna mukabil Turkiye’de nominal faiz hadleri disardan borclanmanin faiz hadlerinden yuksektir. Dis borclama devlete kur rizikosu yuklemektedir. Turk lirasinin tam konvertibilitesine ve sermaye hareket serbestisine 1989 da izin verilmesinden beri ozel sector disardan sinirsiz borclanabilmektedir. Hazine Mustesarligi kamu net borc stokunu hesaplamaktadir. Bu oran kamunun ic ve dis borcundan MB’nin net varliklarini, kamunun mevduatini ve issizlik sigortasi fonu net varliklarini duserek bulunmaktadir.
BORC YONETIMI
1984 de KHK ile borc nakit yonetimi Maliye’den alinarak Hazine Mustesarligina verildi. 1997 de hukumet faiz harcamalarini kontrol altina almak icin uluslararasi para fonunun IMF mali denetimini talep etti ve 1998’de IMF’in yakin takip denetimi basladi. 1999 da IMF ile stand by kredi antlasmasi imzalandi. Bunalimin ardindan hukumetler, IMF ye kredi karsiliginda verdikleri taahutler cercevesinde, GSYIH nin % 6.5 unu faiz disi butce fazlasi olarak kabul etmistir.
KONSOLIDE BUTCE DE DISIPLIN SORUNU
Harcamalarda hedeften sapmanin onemli nedeni hukumetlerin giderlerini gercekci bir sekilde tahmin etmemesi ve sonra bir yil icinde TBMM den ek odenek almasidir.
FON UYGULAMASI
Kamu fonlari; kanun, KHK ve bunlara istinaden idarenin duzenleyici islemleri ile olusturulan ve devletin temel butce mevzuati disinda kendi mevzuatina gore isleyen, kendilerine ait gelir ve harcama usulleri bulunan ve belli konulardda hizli ve yeterli kaynak kullanimini mumkun kilmak amaciyla olusturulmus bulunan kamu hesaplaridir.
Fonlarin kurulus amaclari; finansmanda ve harcamada esneklik ve hiz kazanmak, oncelikli harcama alanlarina gelir tahsis ederek, diger harcamalarin, butce ici rekabetinden korumak ve denetimden ve saydamliktan kacinmaktir.
KAMU IKTISADI TESEBBUSLERI
KIT ler 1930 larda temel tuketim sanayilerinin kurulmasinda, 1961 sonrasi ithal ikameci sanayilesmede, buyuk olcekli sermaye yogun ara girdi ureten sanayilerin, kurulmasinda rol oynadi.
Devletin KIT lari kurmadaki amaci; ozel sektorun yapamadigi yeni teknolojili buyuk yatirimlari yapmak, geri kalmis bolgelerde ekonomiyi canlandirmak, ithal ikameci sanayilesmeyi hizlandirmaktadir.
Liberal politika doneminde 1984 de hukumet Ozellestirme Idaresini kurdu. KIT ler ozellesmeye baslandi.
Ozellestirmenin Amaclari:
-Devletin ekonomideki sinai ve ticari aktivitesini en aza indirmek
-Rekabete dayali piyasa ekonomisi olusturmak
-Devlet butcesi uzerindeki KIT finansman yukunu azaltmak
-Sermaye piyasasini gelistirmek
-Atil tasarruflarin ekonomiye kazandirilarak buy olla elde edilecek kaynaklari alt yapi yatirimlarina kanalize etmek
Ozellestirmenin temel amaci, devletin ekonomide isletmecilik amacindan tumuyle cekilmesini saglamaktir.
1984 sonrasinda butceden KIT lere yapilan sermaye transferlerine son verildi. MB KIT lere uygun kosullu dolaysiz kredileri kesti. KIT ler ic ve dis piyasalardan yuksek faizlerle ve kur riskiyle borclanmaya zorlandi.
VERGI POLITIKASI
Turkiye’de dolayli vergilerin orani artarken, dolaysiz vergilerin orani ise azalmaktadir. Oysa gelirler ve servetle az cok orantili olan dolaysiz vergiler, mal ve hizmetlerin alimi satimi uzerinden alinan dolayli vergilerden daha adildir. Turkiye’de kamu ekonomisinin baslica sistemsel sorunlar, vergi kapsaminin darligi, vergi adaletsizligi, butce disiplinsizligi ve harcamalar uzerinde demokratik denetim zaafidir.

Türkiye ekonomisi

ÜNİTE  7
DUNYA EKONOMISINDEKI GELISMELER: TICARET VE SERMAYE HAREKETLERI
1970 ler Bretton Woods Sisteminin Cokusu
II Dunya Savasindan sonra yasanan refah ve buyume surecinin ozellikleri;
-Buyume etkisi ticaret kanallariyla baska ulkelere yayilmistir.
-Keynesyen politikalar hakim olmus ve hukumetler yatirim ve talep duzeyini belirleyerek iktisadi buyumeyi surdurebilmislerdir.
-Kuresel duzeyde kurulmus bir ticaret ve üretim sistemidir
-IMF denetiminde sabit doviz kuru yururlukte olmustur.
-Ulkelerin sermaye hesaplarini korumalari tesvik edilmis, ulkeler arasindaki iktisadi baglanti dis ticaret kanallari uzerinden yapilmistir.
-Hukumetler istihdam artisi ve gelir dagilimini duzenleyen Keynesyen talep politikalari uygulanmistir.
Bretton Woods para sistemi; dolarin altin karsiligini sabit kabul eden ve diger uluslarin paralarinin degerini dunya parasi (rezerv para) olan dollar uzerinden altina baglayan bir sistemdir.
Bu sistemde dollar birbiriyle celisen iki rol ustlenmekteydi;
-ABD nin ulusal para olmasi nedeniyle bu devletin ulusal politikalarina gore yonlendirilmesi
-Rezerv para (Dunya Parasi) olmasi nedeniyle diger ulusal paralar arasindaki degisim ve deger iliskisini duzenleme islerini yuklenmesidir.
15 Agustos 1971 yilinda ABD nin diger ulke merkez bankalarinin ellerinde bulunan dolarlari istenildiginde altina cevirebilecegi vaadini yerie getiremeyecegini aciklamasi Bretton Woods sisteminin cokusu oldu. Buda keynesyen politikalarinin terkedilerek neoliberal politikalara dogru bir gecisi dogurmustur. Ulus devletler sermaye hesaplarini giderek daha fazla birbirlerine duyarli hale getirmis bu gelisme iktisat yazininda surdurulemez uclu olarak tanimlanan bir ortami olusturmustur. Bu goruse gore ayni anda hem sabit doviz kuru, hem serbest seraye hareketleri ve hem de bagimsiz para politikasini yonlendiren temel kural dalgali kur sistemi olmustur.
Para sisteminin cokusu dunya mal fiyatlarindaki dalgalanmalari ve nihayet ardindan 1973 yili petrol krizini getirmistir. Petrol fiyatlarindaki artis ihracatci cevre ulkelerinin ticaret hadlerini bozarak, odemeler dengesi aciklarini arttirmistir.
1980 ler Sonrasi : Dis Borc Krizleri ve Dogrudan Finans Yukselmesi
ABD nin artan enflasyonu, cari aciklarina mudahale etmek amaciyla faiz oranlarini hizla yukseltmesi 1970 ler boyunca dusuk reel faizle borclanan cevre ulkelerin borc anapara ve faiz yukumluluklerini surdurulemeyecek olcude artirdi. 1978 petrol fiyatlarindaki ikinci sok artis cevre ulkelerin agirlikla ihrac ettikleri hammadde fiyalarinda gozlenen dususlerinde etkisiyle cevre ulkelerin borc krizine soktu. 1980 li yillarda Merkez ulkeler ABD ve Ingiltere Keynesyen politikalari terkederek enflasyonu dusurmeyi hedefleyen daraltici politikalari yururluge koydu. Bu politikalar kisa donemli istikrar politikalariyla orta vadeli yapisal duzenlemelerin uyumlastirilmasini hedefliyordu. Bu politikalarin ozellikleri:
-Ekonomilerin giderek daha fazla disariya acilmasi ve dis tic fazlasi yaratmak
-Yurtici talebin daraltilarak, uretimin ihracata yonlendirilmesi
-Ucretlerin kontrol altina alinmasi
-Kamu harcamalarinin daraltilarak, mali disiplin saglanmasi
-Kamu isletmelerinin ozellestirilmesi
-Mal ve sermaye piyasalarinin tumuyle serbestlestirilmesidir.
1980 li yillarda cevre ulkelere yapilan sermaye akimlari 2 sekilde olmustur.
-Resmi sermaye akimlari, yabanci ulke hukumetleri yada uluslararasi mali kurumlar tarafindan hukumetlere, resmi kurumlara ve firmalara verilen kredilerdir.
-Net ozel sermaye akimlari,
*Net dogrudan yatirimlar; bu tur yatirimlar gittikleri ulkelerde uretken yatirimlari arttirarak ekonomik buyumeye katki saglar.
*Diger kisa ve uzun vadeli net yatirimlar, faizi ve kur arbitrajlarindan yararlanarak yapila spekulatif yatirimlardir.
1980 lerin sonunda merkez ulkelerde bankacilik krizleri ve faiz oranlarinin dusmesinin ardindan merkez ulkelerdeki ozel sermaye yeniden cevre ulkelere yonelmistir. 1970 ve sonrasi donem cevre ulkeler acisindan hizla disa acilma sureci olarak gerceklesir. Asya’nin onemli sanayii timeline erismis olan Guney Kore, Hong Kong, Singapur,Tayvan gibi birinci nesil yeni sanayilesen ulkeler disindaki cevre ulkelerin buyuk cogunlugu halen dogal kaynak ve vasifsiz isgucune dayali sanayilerde yogunlasmaktadir.
Imalat sanayii icersinde ihracatlari hizla artan urunler, teknoloji yogun, yuksek arastirma ve gelistirme AR-Ge iceren mallardir. Turkiye bu urun kategorisinde dunya ihracatindaki % 6 lik payi ile tekstil sektorunde almistir. Tum ulkelerde, gida, demir disi  esya ve birincil mallardan olusan I.Grup ihrac mallarinin paylari onemli olcude azalirken, dokuma, giyim, ayakkabi, orman urun., kagit ve tas topraga dayali mallar sanyiden olusan II.Grup urunlerde Guney Kore, Tayvan ve Cin’de bir azalma gorulurken diger ulkelerde bu urunlerin hracat paylari artmistir. Turkiye’de II.Grup mal ihacatinda bir tur kalicilik ve uzmanlasma sergilenmistir.
Cevre ulkelerde emek piyasasinin temel ozellikleri;
-Sendikalasma oranlarinin dusuklugu
-Kayitsiz emek kullaniminin yayginligi
-Cocuk emeginin kullanilmasi
-Asgari ucret sozlesmelerinin altinda isgucu istihdamlari ve uluslararasi calisma sozlesmelerinde aranan ozelliklerin olmamasidir.
Ticaret ve Sanayiilesme Deneyimi Uzerine UNCTAD Gozlemleri
Cevre ulkeleri arasinda dunya imalat sanayii geliri icinde payini arttiran ulke grubu Dogu Asya’nin birinci kusak yeni sanayilesen ekonomileri oldu. Bu ulkelerin Sanayileşme politikalari hic birinin dis ticaret ve yatirimlarinda hizla serbestlestirmeye gitmemeleri, üretim ticaret arasindaki dengeleri dikkate alan stratejik yonlendirici devlet politikalari izlemeleridir.
1980 SONRASI TURKIYE EKONOMISI : DISA ACILMA SURECINDE TURKIYE
Disa Acilma Surecinin Evreleri:
Turkiye ekonomisi 1960 ve 1980 arasi donemde, ithal ikameci politikalarla bicimlenen planli bir kalkinma surecinden gecti. Ithal ikameci sanayilesmenin temel ozellikleri:
-Korumaci dis ticaret politikasi uygulamasi
-üretim onceliginin yurtici pazarlara verilmesi
-Devlet hem dogrudan uretici hem de ozel sektorun gelisimini destekleyen bir guc olarak ekonomide belirleyici bir role sahip
-Uretici rolunun disinda devletin diger onemli islevi ise gelir ve istihdam politikalariyla ekonomideki talep artislarini tesvik etmektir.
En onemli neoliberal politikalarin miladi sayilabilecek olan 24 Ocak 1980 istikrar programidir.
Turkiye’nin 1980 sonrasi surdurdugu disa acilma politikalari 1980-89 ve sonrasi olm uzr iki alt doneme ayrilabilir. 1980-88 donemi Turkiye’nin dis ticaret hareketlerini serbestlestirdigi, agirlikla tic kanaliyla dunya ekonomisine eklemlendigi bir surectir. Ikinci donem 89 yilinda yururluge giren ve Turk Parasinin Kiymetini Koruma Kanunu’nda degisik yapan 32 sayili kararla baslamistir. Konvertibiliteye gecis olarak tanitilan bu kararla sermaye hareketlerinin serbestlestirilmesi saglaniyor ve yabancilarin yurticinde mevduat tutmalarina olanak taninarak, uluslararasi mali sermayenin Turkiye’ye giris cikisindaki tum engeller kaldiriliyordur.
Ilk donemde istikrar programinin ozellikleri:
-Daraltici para ve maliye politikalariyla yurtici talep ve enflasyonun bastirilmasi
-Surekli yapilan mini devaluasyonlar ve tesviklerle, uretimin ihracata yonlendirilmesi
-Fiyatlarin serbest birakilmasi KIT urunlerine surekli zamlarin yapilmasi
-Doviz kurlarina kontrollu esneklik kazandirilmasi
-Ucret artislarinin baski altinda tutulmasi
Dis Ticaretin Yapisindaki Gelismeler:
1938 sonrasinda Turkiye’nin ticaret fazlasi verdigi tek yil 1946 yilidir. Ve bu yil disinda ticaret acigi duzenli olarak artmistir. 80’li yillarda toplam ihracat icersinde sanayii mallarinin payi artmistir. Tarimsal urunler gerilemistir. Madencilik ise son derece sinirli kalmistir.
Turkiye’nin ithalati sermaye ve ara mallari agirliklidir. Piyasalarda dunya rekabeti iki ana kanalda surmektedir;
-Marka yaratmak
-Maliyet avantajlarina sahip olmaktir.
Turkiye makine, elektrikli esya ve tasit araclari sanayii ihracatinda onemli bir gelisme sergilemektedir.
Turkiye 1 Ocak 1958 Roma Ant ile kurulan AET’na ilk basvuran ulkeler arasinda yer aldi. (31 Temmuz 1959)
-12 Eylul 1963’te yururluge giren Ankara Antlasmasi ile Turkiye’nin AB’ye uyeligi icin ilk hukuksal adim atilmis oldu.
-23 Kasim 1970’de imzalanip 1 Ocak 1973’de yururluge giren Katma Protokol ile gecis donemi basladi.
-1978 yilinda ekonomide yogunlasan krizlerden dolayi iliskiler askiya alindi.
-AB ile olan iliskiler 1986 yilinda toplulugun ortaklik antlasmasini, yeniden gundeme getirmesiyle basladi.
-Turkiye 1 Ocak 1995 tarihinde Gumruk Birligi surecine girdi. Turkiye AB’ye uye olmadan gumruk birligine giren ilk ulke olmustur.
Ulkeler duzeyinde bakildiginda ise ticaretteki onemli paya sahip sirasiyla Almanya’ Italya, Ingiltere ve Fransa’dir.
Odemeler Dengesi Icinde Sermaye Hareketlerinin Yogunlugu:
Odemeler Dengesi: Bir toplumun dis dunya ile kurdugu mal, hizmetler ve sermaye hareketleri sonucunda olusan parasal akimlarin muhasebelendirildigi bir tablodur. Tablonun uc temel hesap grubu vardir:cari islemler, sermaye hesabi ve rezervlerdir. Ulkelerin dis dunya ile muhasebelestiremedikleri, kontrol disi hesaplar ise Net hata ve noksan hesabinda yer alir.
Cari hesapta dort kalem vardir. Mal ticareti, hizmet ticareti, yatirim dengesi ve cari transferler. Mal ve hizmet ihracati pozitif, ithalati ise negative kaydedilir. Cari transferlerin temel kalemleri ise isci dovizleri, bedelsiz ithalat ve resmi transferlerden olusmaktadir.
Sermaye hesaplarinda uc tur ana hesap vardir; net dogrudan yatirimlar portfoy hesaplari ve diger net yatirimlar.

Türkiye ekonomisi 
ÜNİTE  8
32 SAYILI KARAR VE FINANSAL DERINLESME
Turkiye ekonomisinin dunya pazarina acilmasi 80-83 donusumu ile baslamis 89-90 da tamamlanmistir.
Turkiye ekonomisi 90 li yillarda tamamiyla disa acik bir ekonomi konumuna girmistir. 90 larda Turkiye finansal serbestlesme konumuna girmistir.
Finansal Serbestlesme: genellikle hukumetlerin gelismis ulkelerin uluslararasi finansal faaliyetlerini, kendi ulkelerine cekmek icin bankacilik, finans sistemi uzerindeki denetim ve kisitlamalari kaldirdigi yada onemli olcude azalttigi deregulasyon uygulamalarinin bir sonucu olarak gosterilmekte ve ekonomilerin uluslararasi sermaye akimlarina acilma sureci olarak ifade edilmektedir. Turkiye somut olarak 89 yilinda aldigi 32 sayili karar ile kambiyo rejimini tamamen serbestlestirmis ve odemeler dengesinin sermaye hareketleri kalemlerini dogrudan dogruya uluslararasi finans sermayesinin spekulatif hareketlerine acmistir.
32 sayili kararin getirdigi yenilikler:
-Turkiye’de yerlesik kisiler doviz alabilir ve bulundurabilir
-Yerlesik olmayan kisilere verdikleri hizmet karsiliginda dovizi ulkeye getirebilirler
-Yurtdisinda yerlesik kisilerin IMKB da kota edilmis ve sermaye piyasasi kurulu izniyle cikarilmis her turlu menkul kiymeti alma ve satmalari serbesttir.
-Yerlesik kisilerin banakalar ve ozel finans kurumlari vasitasiyla yabanci borsalarda kote edilmis menkul kiymetleri, MB tarafindan alim-satimi yapilan yabanci para birimleri cinsinden, hazine bonosu ve devlet tahvili satin alip satmalari ve bu kiymetlerin bedellerini yurtdisina transfer etmeleri serbesttir.
-Turkiye’de yerlesik kisilerin yurt disindan menkul kiymet getirmeleri ve yanlarinda yurtdisina cikarmalari serbesttir.
-Yurtdisindan doviz kredisi almaks serbesttir.
-Turkiye’de yerlesik olmayanlarin TL hesabi actirmalari ve bu hesaplara iliskin anapara ve faizleri TL veya doviz olarak transfer etmeleri serbesttir.
-Turkiye’de yerlesik olmayan kisilerin doviz almalari ve transfer ettirmeleri ve yurtdisina TL lirasi gondermeleri serbesttir.
Turkiye Ekonomisinde Finansal Derinlik:
Finansal derinlik: cok iyi duzenlenmis ikicil piyasalara sahip olmak. Iktisat literaturunde Mc Kinnon-Shaw tezi olarak bilinen ortadoks yaklasima gore finansal serbestlik tasarruf ve yatirim davranislarini uyaracak dolayisiyla kalkinma temposunu hizlandiracakti.
Bu donemde Turk finansal sisteminin gelisimini belirleyen uc ana surec vardir:
-Birinci finansal serbestlesme cercevesinde gelistirilen araclarin cogunlugu, kamu kesimi aciginin finanse edilmesi icin yaratilan, menkul degerlerin olusturulmasi
-Ikincisi, TL nin yabanci para birimleri ile ikamesinin dogurdugu tehdit
Dolarizasyon: ABD disindaki bir ulkede dolarin ulke icindeki islemlerde kullanilmasi
-Ucuncusu; spekulatif kisa vadeli sermaye hareketlerinin ulusal finans piyasalarinda ve giderek reel ekonomide neden oldugu istikrarsizliktir.
1980 sonrasinda Turk mali piyasalarinda finansal araclar cesitlenmis ve ulusal gelire orani gorece olarak artmistir.
Devlet ic borclanma senetlerine dayali finansal serbestlesmenin mali piyasalarda uc temel etkisi vardir:
-Kamunun maliye politikasi, MB nin parasal politikalarini ikame ederek kamuya sinirsiz bir kredi hacmi sunmustur.
-Hazineye finansal piyasalarda bir tekel konumu yaratarak kredi havuzunun dagitiminda etkinlik olculerini ve verimlilik beklentilerini gecersiz kilmistir.
-DIBS lerin duzensiz araliklarla ve buyuk boyutlarda piyasa giriyor olmasi sonucu, para carpani dalgalanmaya ve belirsizlige itilmistir.
Toplam mevduattaki artisin en onemli unsuru doviz tevdiat hesaplaridir.
Finansal Serbestlestirme Surecinde Beklentiler ve !990’lar Turkiyesi
Beklentiler:
-Yurtici ve yurtdisi tasarruflar mali sisteme aktarilacak, dolayisiyla kredi hacmi genisleyecek.
-Ulusal mali piyasalarda belirlenen yurtici faiz haddi dusecek ve uluslararasi faiz oranina yaklasacak
-Ucuzlayan sermaye maliyeti ve genisleyen kredi hacmi sayesinde sabit sermaye yatirim harcamalari artacak ve ekonominin buyume hizi yukselecektir
Finansal serbestlesme sureci Turk ekonomisinde neoliberal beklentilerin tam tersini dogurmustur. Bunlar;
-1990 lar boyunca mali piyasalarda derinlesme saglanmasina-mali tasarruflarin kredi hacminin genislemesine hizmet etmedigi ve uretken yatirimlari artirmak yerine finansal spekulatif faaliyetler arasinda carcur edildigi gorulmektedir.
-Reel faiz oranlarinda herhangi bir dusus yasanmamis tam tersine reel faiz yuku giderek artmistir.
Finansal arbitraj geliri: Dis sermaye akimlarina acik bir ekonomide yurticinde TL cinsinden sunulan faiz ile kurdaki deger kaybi arasindaki fark, finansal spekulatorun arbitraj gelirini vermektedir.
2004 Mayis ayi itibariyle TL son 20 yilin en degerli konumundadir.
SPEKULATIF YONLU BUYUME
Yapisal olarak asiri degerli ulusal para ve ucuz dovize dayali ithalat patlamalari dis borclanmayida uyarmaktadir. Ozellikle sicak para girislerinin sagladigi asiri degerlenme, bir yandan ithalat maliyetlerini ucuzlatip iktisadi buyumeyi finanse ederken, diger yandan da finansal piyasalarda spekulatif kazanclari ozendirmistir.89 sonrasinda Turkiye ekonomisinde buyume dogrudan dogruya finansal sermaye hareketlerine tabi durumdadir. 2 de buyumenin ardinda kaynagini henuz bilmedigimiz sermaye girislerinin yarattigi konjonkturel dalgalanma yatmaktadir. Bu sartlar altinda Turkiye’de 1990 sonrasi buyumenin spekulatif-yonlu itelikler tasidigi gozlenm

Türkiye ekonomisi

ÜNİTE  9
1994 KRIZI, 5 NISAN KARARLARI VE SONRASI
1989 da konvertibilite karari ile baslayan finansal serbestlesme surecinde uygulanan yuksek faiz asiri ucuz doviz politikasi sonucunda, ticaret aciklari artmis, uretici sektorlere yonelik sabit sermaye yatirimlari azalmistir. 1994 sonrasinda ulusal ekonomide krize uyum surecinde uygulanan politika siki para politikasi ve ucretlerin bastirilarak talebin daraltilmasidir. Sermaye kesimindeki dar bogazin acilmasi icinde isgucu maliyetlerinin dusurulup, istihdamin azaltilmasi hedeflenmistir.
1994 sonrasi krizin finansal piyasalardaki yansimasi ise devlet ic borc senetlerinin artan faiz yuku ve ic borc stokundaki hizli yukselmedir.
2000 ENFLASYONU DUSURME PROGRAMI
1999 sonuna gelindiginde, Turkiye ekonomisinde bir topyekun reform sureci hedeflenmistir. Basbakanlik hazine mustesarligi ve MB tarafindan IMF ye sunulan 9 Aralik 1999 tarihli niyet mektubu boyle bir stratejinin ilk adimidir. Enflasyon dusurme dez-enflasyon hedefini on plana cikartan bu hedef etrafinda bir dizi yapisal donusumu detayli bir sekilde planlayan niyet mektubu, Turkiye ekonomisinin 2000 li yılların basindaki birikim ve buyume stratejisini de ortaya koymaktadir.
2000 Enflasyonu Dusurme Programinin Ana Unsurlari
Bu programin 3 temel unsuru vardir;
-Faiz disi butce fazlasi icin belirlenen hedeflere bagli olarak kamu harcamasinda tasarrufa gidilmesi
-Hedeflenen enflasyon oraniyla paralel olarak paranin dis deger kaybi orani icin onceden ilan edilen bir takvim
-MB nin net dis varlik durumu icin likidite üretim mekanizmasi olusturan ve MB’ni yari para kurulu olarak hareket etmeye yonlendirecek bir parasal dozen
Programin Enflasyon Hedefleri Altinda Kamu Kesimi Dengesi
Program uygulayicilari Turkiye’deki enflasyon surecinin gercekte bir guven eksikligine ve enflasyon beklentilerine endeksli yapiskan bir enflasyon oldugundan hareketle, programi kamu maliyesi, para ve doviz kuruna iliskin yasal tedbirler ile desteklemeyi yeglemislerdir. Kanunun harcamana ve gelir kalemlerini de denetim altina almayi dusunmustur. Kamu kesimi temel dengesi, merkezi butce, butce disi fonlar, yerel yonetimler, finans sektoru disinda faaliyet gosteren kamu tesebbusleri, MB ve kamu bankalarinin gorev zararlarini kapsamaktadir. Hedeflere ulasmak icin, ana gelir kaynagi olarak basta ozellestirme gelirleri daha sonra vergi oranlarinin arttirilmasi ve cari harcamalar, personel harcamalari, sosyal guvenlik kuruluslarina yapilan transfer harcamalarinin azaltilmasi planlanmistir.
Para ve Doviz Politikalari
2000 istikrar programi ana hedefi, para ve doviz kuru gelismelerinin onceden tahmin edilebilir kilinmasiyla yerli ve yabancilar icin finansal yatirimlarin getirisi uzerindeki belirsizligin azaltilmasiydi.
Para Tabani=Net dis varliklar+Net ic varliklar
Yapisal Duzenlemeler
Maliye politikasinin hedeflerini desteklemek icin ozellestirme uygulamalarina ek olarak tarimsal destekleme, sosyal guvenlik, kamu maliyesi ve bankacilik sisteminde denetim ve gozetim konularini iceren bir dizi yapilanmayi icermektedir. Program sosyal guvenlik sistemine iliskin olarak, 99 Eylul’unde onaylanan emeklilik kadin icin 58, erkekler icin 60’a cikaran yasaya ek olarak prime esas olan ucret tavaninin 1 Nisan 2001 de asgari seviyenin 4 kati, Nisan 2002 de asgari seviyenin 5 katina cikarilmasi planlanmaktadir. Butce disi fonlar kapatilacaktir. Ancak programin en az tartisilmis ve belirsizlik iceren tarim kesimine yonelik onerileri tarim sektorunun fiyat tesvik sisteminden iki yillik bir sure icinde, Dogrudan gelir destedi sistemine gecilmesidir.
Istikrar Programi Altinda Turkiye Ekonomisi’nde 2000 Yilindaki Gelismeler
GSYIH’nin bilesenleri icinde en hizli gelisme ticaret ve sanayi sektorlerinde gorulmus, insaat sekttorundeki daralma yilin ilk ceyreginde de surmustur. Mal ve hizmet ithalati artmis, ihracat artisi ancak yilin ikinci ceyreginde uyarilabilmistir.
Programin 2000 yilindaki ilk uygulamasinda, enflasyonun hedeflerin gerisinde kalmasinin cesitli nedenleri olmasina karsin, temel neden ic talep baskisinin, dusen faizler nedeniyle artarak fiyat hareketlerini ivmelendirmesidir. Talep artislari da doviz capasi altinda asiri degerlenen kurun yarattigi ithalat ile karsilanmistir.
Enflasyonla Mucadele Programi ve Turkiye Ekonomisinde Bozulan Dis Dengeler
Turkiye’nin enflasyonla mucadele programi sicak para ve spekulatif sermaye bereketleri yoluyla buyumenin tesvik edildigi 90li yılların politikalarini benimsemistir. Olumlu gelismeler kara carsamba diye anilan 22 Kasim’dan baslayarak tersine donmustur. Yabanci finansal sermaye icin elverisli sartlar ortadan kalkmis ve mali piyasalar aniden sermaye cikislarindan kaynaklanan bir para kriziyle karsi karsiya kalmislardir. Doviz girislerinin birden bire yon degistirmesi sonucunda MB nin net dis varliklari azalmis, bankalar arasi gecelik faizler yukselmistir. 24 Kasim sonrasinda MB artik para kurulu gibi calismak yerine nihai kredi mercii islevini yeniden ustlenmistir.
Para Kurulu: Sabit bir oranda bir yabanci para veya baska bir dis varliga istek uzerine cevrilebilen kagit ve ufaklik parayi piyasaya surebilme yetkisindeki bir kurumdur.
Nihai Kredi Mercii: finansal sorunlar yasayan banka ve diger yetkili kuruluslara borc veen kurumdur. Genellikle ulkenin MB’dir.
IMF dayanikli modelin yurutulmesinin asgari kosullari;
-Kamu kesimi aciklarinin buyuk oranlarda azaltilmasi
-Yurtici piyasalarinin ve kamunun Mb dan kredi ihtiyacinin asgaride tutulmasi
-Bankalarin likit olmasi, dolayisiyla gerektiginde TL,ye cevrilebilecekleri pozisyonlarin olmasidir.
GUCLU EKONOMIYE GECIS PROGRAMI VE NIYET MEKTUPLARI
Kur Capasina dayali enflasyonu dusurme programi; Enflasyonla mucadele amaciyla doviz kurunun temel nominal capa olarak kullanildigi enflasyonu dusurme programidir. Bu programda yuksek enflasyona sahip ulke, dusuk enflasyon gelecegine sahip ulke parasina, parasini sabitleyerek o ulkeden dusuk enflasyonu ithal etmeye ve boylece ulke icinde fiyat istikrarini saglamaya calisir.
Guclu ekonomiye gecis programi (GEGP) temel amaci: Guven bunalimi ve istikrarsizligini ortadan kaldirmak, bird aha geri donulemeyecek bir sekilde kamu yonetiminin ve ekonominin yeniden yapilandirilmasina yonelik altyapiyi olusturur.
GEGP suregelen krizi basilica iki nedene baglar;
-Surdurulmez ic borc dinamigi
-Basta kamu bankalari olm uzr mali sistemdeki sagliksiz yapi
GEGP’nin temel arac ve amaclari;
-Dalgali kur sistemi icinde enflasyonla mucadelenin kesintisiz ve kararli bir bicimde surdurulmesi
-Bankacilik sektorunde hizli ve kapsamli bir yeniden yapilandirma; boylece bankacilik kesimi ile reel sector arasinda saglikli bir iliskinin kurulmasi
-Kamu finansman dengesinin bird aha bozulayacak sekilde kurulmasi
-Toplumsal uzlasmaya dayali, fedakarligin tum kesimlerce adil bir bicimde paylasilmasini ongoren ve enflasyon hedefleri ile uyumlu bir gelirler politikasinin surdurulmesi
DIS BORC YUKUNUN EKONOMIYE VE KALKINMA STRATEJILERINE ETKISI
IMF programlarinin amaci; Turkiye’nin vadesi gelmis ic ve dis borclarini cevirmesini saglayarak, uluslararasi s ermayenin guvenini saglamaktir. Turkiye ekonomisi artik dis kaynaga bagimli hale gelerek’ kendi oz kaynaklari ve kurumsal yapilari ile buyumenin altyapisini olusturamaz durumdadir.
IMF programinin ana kurgusu, kismi denge yaklasimi altinda borc dinamigini veren cebirsel esitlige dayanmaktadir. Kamu net borc stokunun milli gelire orani, faiz oraninin artmasi sonucu yukseltmekte, ekonominin buyumesiylede azalmaktadir. Kamunun faiz disi fazlasinin milli gelire oran olarak buyuklugu, borc stokunu azaltan diger bir faktordur

23

Mayıs
2012

AÖF Türkiye Ekonomisi Ünitelerden Seçilmiş Final Notlar-2

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  909 Kez Okundu

1-Osmanlı da ilk elektrik enerji üretim birimi 1902 de Adana da kurulmuş ve 1913 yılında İstanbulda bir benzeri faaliyete geçmiştir.
2-17 Şubat 1923 tarihinde İzmir de Türkiye İktisat Kongresi toplandı.
3-1924 yılında İş Bankası,1925 yılında Sanayi ve Madin Bankası kurulmuş,1929 yılında da etkili bir gümrük korumacılığı başlatılmıştır.
4-Hükümet,1927 yılında eski 1913 tarihli yasayı gözden geçirip genişleterek 15 yıl için Teşvik-i Sanayi Kanunu yeniden yürürlüğe koymuştur.
5-Birinci 5 yıllık sanayi planı kamu yatırımlarının tümünü kapsamayan bir plandır.Sümerbank ve Etibank gibi iki büyük kuruluş ekonomiye kazandırılmıştır.
6-1942 yılının başında Ankara ve İstanbul da karne uygulaması başlatılmış, başlangıçta 300, daha sonra kişi başına 175 gram ekmek verilmiştir.Karne uygulaması, 1 Eylül 1944 tarihine kadar devam etmiştir.
7-2008 yılında büyüme hızı % 1,1 olarak gerçekleşmiştir.
8-1963 yılında başlayan planlı ekonomi döneminde 9 adet beş yıllık kalkınma planı hazırlanmıştır.
9-Türkiye de sanayinin % 50 si Marmara, %20 si ise ege bölgesinde yoğunlanmıştır.
10-1.ci iktisat kongresi 1923 yılında İzmir de toplandı.
11-Türki yede ihracata dayalı sanayileşme stratejisine 24 Ocak 1980 kararlar ile geçilmiştir.
12-Etibankın ve Sümerbankın kurulduğu dönem Birinci 5 yıllık sanayi planı dönemidir.
13-1952-1957 döneminde sanayi sektörünün ortalama büyüme hızı % 12.5
14-IMD Dünya rekabet gücü 2009 raporuna göre Türkiye ,rekabet gücü açısından 61 .ci sıradadır.
15-Türkiye Cumhuriyetinde 1980 yılına kadar geçen süre de (57 Yıl) sanayileşme,ithal ikamesi yönünde olmuştur.
16-Türkiye de yük taşımalarında ağırlık kara yollarındadır.Yurtiçi yük taşımalarının %90,11 i(2009) kara yolları ile yapılıurken, ucuz ve güvenli demir yollarının payı ise ancak % 3 seviyesindedir.Deniz yollarının payı %6,3 tür.Yurtiçi yolcu tsşımslsrının %87,5 i 2009 yılında kara yolu ile yapılmıştır.
17-Türkiye de yük ulaştırmasında , yükü kara yolları taşımaktadır.
18-Ankara-Eskişehir hızlı tren hattının km maliyeti 3,6 milyon Euro/km.dir.
19-5 yılda Ankara-Eskişehir hızlı tren hattı yapımı tamamlanmış ve 19 ocak 2010 tarihinde hizmete açılmıştır.
20-2008 yılında ekonomik faaliyetlere göre GSYÜ için en büyük paya sahip sektör hizmetler sektörü.
21-Toptan ticaret yapan iş yerleri arasında ilk sıra da Gıda Maddeleri yer almaktadır.
22-2009 yılında Türkiyeye en çok ziyaretçi gönderen ülke sıralaması:Almanya-Rusya-İngitere.
23-Türkiyede Demir yolları genel müdürlüğü Bayındırlık bakanlığına bağlıdır.
24-Bir ülkenin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı Kabotaj ile ifade edilir.
25-Havayolları Devlet işletme dairesi Milli savunma Bakanlığına bağlıdır.
26-Yıllık eflasyon oranları % 1 ile %3 olan ülkeler, fiyat istikrarına sahip ülkelerdir.
27-Sıkı para ve kredi politikaları,Beyaz Rusya,Bulgaristan,Kazakistan,Kırgızistan,Romanya ve Ukranya da aylık eflasyon oranını tek haneli rakamlara indirmede etkili olmuştur.
28-Türkiye de enflasyon hedeflemesine 2006 yılında geçilmiştir.
29-Ekonomik krizler,reel sektör krizleri ve finansal krizler olarak iki ana başlık altında toplanabilir.
30-İstikrar politikaları Ortodoks ve heterodoks politikaları olarak iki gurupta sınıflanabilir.
31-Ortodoks iktikrar politikaları fiyat iktikrarının sağlanmasında sıkı para, sıkı maliye ve sabit kur politikalarını kullanır.
32-AB ülkeleri arasında ihracatımızda ve ithalatımızda en önemli paya sahip olan ülke, Almanyadır.Ülkeler bazında incelendiğinde ,Rusyadan sonra ithalatta en fazla ağırlığı bulunan ülkeler,Almanya,Çin,ABD ve İtalya dır.
33-Türkiye de Birinci beş yıllık kalkınma planının ilk uygulama yılı 1963
34-1980/1988 yılları arasında döviz kurları devalüe olmuştur.
35-Ulusal para biriminin yabancı ülke parasıyla ifade edilmesine SERTEN USUL denir.
36-Dünya d toprak bakımından en büyük ülke Rusya fedarsyonudur.
37-Türkiyede aktif nüfusun ortalama yarısına yakını tarım sektöründe çalışmaktadır.
38-Dünya da devlet kurumlarının en dürüst çalıştığı ülke Yeni Zelandadır.
39-Osmanlı da ilk borçlanma Krım savaşından sonra yapılmıştır.,
40-Türkiye de planlı çalışma dönemine 1963 tarihte girmiştir.
41-Yabancı paralar üzerine yazılı ticaret poliesi döviz.
42-Cumhuriyet tarihimizin en büyük üçüncübüyük devaluasyonu 10 Ağusos 1970 de gerçekleşmiştir.
43-İç borçların en büyük alıcısı Bankalar.
44-1858 arazi kararnamaesi ile Osmanlı toprakları 5 e ayrılmıştır.
45-Osmanlı imparatorluğunda 30 yıl süre ile Banknot basma yetkisindeki Bank-ı Osman-i Şahane 1863 yılında kurulmuştur.
46-Aşar vergisi 1925 yılında kaldırıldı.
47-Devletçilik ilkesi Anayasaya 1937 de girmiştir.
48-1913 tarihli teşvik-i sanayi kanunu 1927 de yürürlüğe girdi.
49-Karne uygulaması 1 eylül 1944 yılına kadar devem etmiştir.
50-Devlet planlama teşkilatı 1961 yılında kuruldu.
51-Kapitalisyonlar Lozan antlaşması ile kaldırılmıştır.
52-Ankara-Eskişehir hızlı tren hattının maliyeti 3,6 euro.
53-Türkiye –Irak petrol hattının işletmesi Botaşa ait.
54-Bakü-Tiflis-Cehan boru hattı projesi 2005 yılında tamamlanmıştır.
55-En çok turist çeken ülkeler:Fransa,İspanya,İtalya.
56-1989 yılında Türk Lirası konsertivi hale gelmiştir.
57-Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası 30 Haziran 1930 yılında kurulmuştur.
58-Üniversiteler genel bütçelei kurumlardan değildir.
59-Osmanlı topraklar büyüklüklerine göre 3 e ayrılmaktadır.
60-Ekonomik krizler 2 başlık altında toplanmaktadır.
61-1850 tarihinden sonraki Osmanlı bütçeleri muvazene-i defteri isimle düzenlenmiştir.
62-Sikke ilk Osmanlı parasıdır.
63-Karayolları genel müdürlüğü 1950 yılında kuruldu.
64-Günümüzde tarımsal istihdamı toplam istihdam içerisindeki PAYI %24
65-Dünya da gelir dağılımı en bozuk olan ülke Brezilyadır.
66-Tüm gelirlerin bir kişide toplandığı toplumun gini kat sayısı 1 dir.

23

Mayıs
2012

AÖF Türkiye Ekonomi Final Ünite Notlar-1

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  752 Kez Okundu

1-Teşvik mevzuatı ne zaman yeniden yürürlüğe konmuştur? 1927
2- 1913 tarihli Teşvik-i Sanayi Kanunu, ne zaman yeniden yürürlüğe girmiştir?1927
3-1927’de yeniden yürürlüğe giren Teşvik-i Sanayi Kanunu, kaç yıl için hazırlanmıştır?15
4-Aşar vergisi ne zaman kaldırılmıştır?1925
5- Sanayi sayımı ilk ne zaman yapılmıştır?1927
6-1927 sanayi sayımının 1913 ve 1915 sayımlarından farkı nedir?Tüm ülkeyi
kapsayan bir sayımdır.
7- Devletçilik ilkesi Anayasa’ya kaç yılında girmiştir?D)1937
8- Karne uygulaması hangi tarihe kadar devam etmiştir? 1 Eylül 1944
9-1952- 1957 döneminde sanayi sektörünün büyüme hızı ne kadardır? %12,5 gibi rekor bir oranda büyümüştür.
10-Devlet Planlama teşkilatı ne zaman kurulmuştur?D) 1961
11-Kalkınma planlarını hazırlamak ve yürütme görevi hangi kuruma aittir?A) DPT
12-Mal ve Hizmetlerin elektronik araçlarla dağıtımı, pazarlanması, satışı veya teslim edilmesine ne ad verilir?D) Elektronik Ticaret
13-2009 yılında sabit sermaye yatırımları içinde ulaştırma yatırımlarının payı nedir?
B) 23,5
14-Osmanlı Devletinde düşük standartlı kara yolu uzunluğu 13.900 km’dir. 1950’den sonra üst yapılı kara yolu uzunluğu kaç km olmuştur?A) 24.200 km
15-Mal taşımacılığında en ucuz sektör hangisidir?D) Deniz
16-Türkiye kendi kıyılarında Türk karasularında gemi işletme hakkını hangi anlaşmayla yabancılardan almıştır?A) Lozan Antlaşması
17-Limanlar arasında yolcu taşıma hakkı hangi yıl özel teşebbüsten alınıp devlete bırakılmıştır?1933
18-Denizbank kaç yılında kurulmuştur?1938
1939’da da Devlet teşekkülü olarak Devlet Denizyolları Umum Müdürlüğü oluşturulunca, Denizbank bu kuruluşa devredilmiştir.
19-Türkiye, Kabotaj hakkını hangi gelişmeyle elde etmiştir?B) Osmanlı Devleti zamanında verilen kapitülasyonların kaldırılması ile
20- Kapitülasyonlar hangi anlaşma ile kaldırılmıştır?E) Lozan Antlaşması
21-Ankara – Eskişehir hızlı tren hattının km maliyeti ne kadardır?D) 3,6 milyon Euro
21-Dış ticarete konu olan malların yüzde kaçı deniz yolu ile taşınmaktadır?D) % 80
22-Türkiye’de yük taşımacılığında kara yollarından sonra hangisi gelir?Deniz Yolları
23-Türk Hava Yolları ne zaman kurulmuştur? 01 Mart 1956
24-Türkiye-Irak Petrol Boru hattı hangi yıl işletmeye açılmıştır? 1977
25-Dünyada ham petrol ve petrol ürünleri taşımacılığında 1960’lardan sonra deniz yollarının yanı sıra hangi sektör ortaya çıkmıştır?D) Boru hattı Taşımacılığı
26- Ülkemiz Türkiye – Irak botu hattından nakledilen petrolün ne kadarını satın alma hakkına sahiptir?C) % 40
27-Türkiye – Irak Petrol boru hattının işletmesi aşağıdakilerden hangisine aittir? BOTAŞ
28- Bakü – Tiflis – Ceyhan Boru Hattı Projesi kaç yılında tamamlanmıştır?A) 2005
29- 2009 yılında inşaat sektörünün GSUG içindeki payı kaçtır?A) % 4,3
30-Türkiye’de toplam yapı üretiminde konut üretiminin payı kaçtır?D) % 90
31-1993- 2003 döneminde küçülme gösteren tek sektör aşağıdakilerden hangisidir?
B) İnşaat (% 22 küçülmüştür)
32-İnşaat sektörü Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1950’lere kadar hangi alanlarda çalışmalar yapmıştır?E) Demiryolu hatları ve Büyük su projeleri
33-2005 yılının ilk yarısında, inşaat ruhsatlarındaki artış oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre % kaç olmuştur?C) % 40
34- Türkiye’de son yıllarda sabit sermaye yatırımları içinde ilk sırada hangisi yer almaktadır?A) Konut
35-ABYKP döneminde toplam sabit sermaye yatırımları içinde Konut’un payı kaçtır?
A) % 32,3
36-Sürekli oturduğu ülke dışında başka bir ülkeyi 24 saatlik bir süre için ziyaret eden kişiye ne ad verilir?E) Turist
37-Dünya Turizm örgütünün (WTO) 2009 verilerine göre Türkiye’nin dünya turizm gelirleri içindeki payı ve sıralamadaki yeri nedir?A) 22 Milyar Dolar ile 8’inci
38-1990’lı yıllardaki artış hızı baz alınarak yapılan tahminlere göre 2020 yılında toplam turizm gelirleri ne kadar olacaktır?A) 2 trilyon dolar
39-AB ülkelerinin dünya turizm hareketlerinden aldıkları pay ne kadardır?D) % 40
40-En çok turist çeken ülkeler aşağıdakilerden hangisidir?E) Fransa – İspanya – İtalya
41-Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dış turizm gelirinin ihracata oranı kaçtır?A) % 7
42-. Gelişme yolunda olan ülkelerde, dış turizm gelirinin ihracata oranı kaçtır?A) % 9,6
43-Kamu kesimini meydana getiren öğeler ”bütçe genellik ilkesi”ne göre sınıflandırılır
44-Genellik ilkesine tabi kamu ekonomisi öğeleri ”genel bütçe daireleri”dir
45-Genellik ilkesinin esnetilmesiyle ortaya çıkan kamu ekonomisi ögeleri şunlardır
a- katma bütçeli daireler
b- özel bütçeli mahalli idareler
c- özerk bütçeli kamu iktisadi teşebbüsleri
d- fonlar ve döner sermayelerdir
46-kamu harcamaları şunlardır
a-kamu cari harcamaları
b-kamu transferleri
c-kamu yatırımları
47-Türkiyede kamu kesiminin cari harcamaları GSYİH oranı 1999-2001 arası %11-14 tür
48-kamu kesiminin kaynak açığına kamu kesiminin borçalanma geregide denir
49-Türkiyede kamu ekonomisinin başlıca sistemsel sorunları şunlardır
a-vergi kapsamının darlığı
b-vergi adaletsizliği
c-bütçe disiplinsizliği
d-borçlar üzerindeki demokratik denetim zayıflığıdır
50-Türkiye ekonomisi dünya pazarına 1980-1983te açılmaya başladı.1989-1990da tamamlandı
51-Türkiye 1982 de 32 sayılı karar ile kambiyo rejimini tamamen serbestleştirdi ve ödemeler dengesinin sermaye hareketleri kalemlerini uluslararası finans sermayesinin spekülatif hareketlerine açtı
52-Türkiyede 2000yılında fert başına en büyük geliri alan kocaeli
en düşük geliri alan muş (10.4) .2001 de ise en düşük geliri alan ağrıdır.
53-Kamu sektörünün temel dengesini oluşturan faktörler
1. Kamu kesimi dengesi
2. Merkezi bütçe
3. Bütçe dışı fonlar
4. Yerel yönetimler
5. Finansal sektörü dışında faaliyet gösteren kamu teşebbüsleri
6. MB’nin ve kamu bankalarının görev zararları.
54-2000 istikrar programının ana hedefi: Para ve döviz kuru gelirlerinin önceden tahmin edilerek yerli ve yabancılar için finansal yatırım belirsizliklerini azaltmak.
55-2000 İstikrar programı: maliye politikasının hedeflerini desteklemek için özelleştirme tarımı destekleme sosyal güvenlik kamu maliyesi bankacılık sisteminde denetim ve gözetim kanunlarını içeren yapılanmayı içeriyor.
56-Bretton Woods para sistemi; dolarin altin karsiligini sabit kabul eden ve diger uluslarin paralarinin degerini dunya parasi (rezerv para) olan dollar uzerinden altina bağlayan bir sistemdir.
57-1989 yilinda yururluge giren ve Turk Parasinin Kiymetini Koruma Kanunu’nda degisik yapan 32 sayili kararla baslamistir.
58-Turkiye 1 Ocak 1958 Roma Ant ile kurulan AET’na ilk basvuran ulkeler arasinda yer aldi. (31 Temmuz 1959)
59-12 Eylul 1963’te yururluge giren Ankara Antlasmasi ile Turkiye’nin AB’ye uyeligi icin ilk hukuksal adim atilmis oldu.
60-Para Kurulu: Sabit bir oranda bir yabanci para veya baska bir dis varliga istek uzerine cevrilebilen kagit ve ufaklik parayi piyasaya surebilme yetkisindeki bir kurumdur.
61-Nihai Kredi Mercii: finansal sorunlar yasayan banka ve diger yetkili kuruluslara borc veen kurumdur. Genellikle ulkenin MB’dir.

22

Mayıs
2012

Peygamber Efendimizin Vefatı

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE, SiYER  |  Yorum: Yok   |  487 Kez Okundu

Hayber’de yediğim yemeğin acısını hâlâ duyuyorum. Şu anda, kalbimin damarının koptuğunu hissediyorum.”
Musannif (Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzî): Onu zehirleyen kadının adı: Sellâm İbn Mişkem’in hanımı Zeyneb Bintu’l-Haris’tir, dedi.
Nasr suresi inince, Rasulullah (s.a.v.) Fatıma’yı çağırıp:
“Bana ecelimin yaklaştığı haber verilmiştir” dedi. Bunun üzerine Fatıma ağladı. Rasulullah (s.a.v.):
“Ağlama! Ailemden bana ilk kavuşacak olan sensin” deyince Fatı­ma güldü.
“Rasulullah (s.a.v.), her Ramazan’da, Cebrail’e Kur’an’ı arzederdi. Öldüğü ayda, Kur’an’ı ona iki defa arzetmişti.”
Rasulullah’ın (s.a.v.) rahatsızlığı, Meymune’nin evinde başladı. O gün çıkıp benim yanıma geldi. Ben:
– Başım ağrıyor, dedim. Rasulullah (s.a.v.):
– “Benim de başım ağrıyor” dedi.
Daha sonra Meymune’nin evine döndü ve ağrısı şiddetlendi. O, hanımlarından, hastayken Aişe’nin odasında kalmasına izin vermelerini  istedi Ona izin verdiler. Rasulullah (s.a.v.) ayakları yerde sürünür
Ebu Bekrin Hastalığı Esnasında Rasulullah’a Bakmak İstemesi
“Peygamber (s.a.v.), hastalığı sırasında hanımları arasında taksi­mat yapılarak örtüsünün içinde sırasıyla onların odasına götürülüyor­du.”
Rasulullah’ı (s.a.v.) ölürken gördüm. Yanında içi su dolu bir bardak vardı. Elini bardağın içine sokup suyu yüzüne sürüyor, sonra da şöyle diyordu:
“Allah’ım! Ölümün sekeratına (sıkıntılarına) karşı bana yardım et.”
Enes şöyle anlattı:
Rasulullah (s.a.v.), ölüm ızdırabını çekerken Hz, Fatıma: -Vay çektiğin ızdıraba babacığım! dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
– “Bugünden sonra, babanın üzerinde hiç ızdırap kalmayacak. Her kimin ondan bir alacağı varsa Allah kıyamete kadar alacaklılarına onun borçlarını ödemiştir.”
Rasulullah’m (s.a.v.) hastalığı on iki gün sürdü. Ondört gün de denilmiştir. Namaza çıkıyordu. Sadece üç gün çıkamadı. O:
– “Ebu Bekr’e emredin, cemaate namazı o kıldırsın” dedi.
Rasulullah (s.a.v.) gelip Ebu Bekr’in solunda oturdu. Rasulullah (s.a.v.) oturuyor, Ebu Bekir ise ayaktaydı. Ebu Bekr, Rasulullah’m (s.a.v.) namazına uydu. Cemaat de Ebu Bekr’in namazına uydu.
Ebu Bekr, Rasulullah’ın (s.a.v.) vefatından önceki hastalığında, cemaate namaz kıldırıyordu. Pazartesi günü, Müslümanlar saflar halinde namaz kılarlarken Peygamber (s.a.v.), odanın perdesini açıp bize baktı. Kendisi ayaktaydı ve yüzü mushaf yaprağı gibiydi. Rasulullah (s.a.v.) gülümsedi. Rasulullah’ı (s.a.v.) gördüğümüzde sevindiğimiz için namazdan çıkmayı düşündük. Ebu Bekr, Rasulullah’ın (s.a.v.) namaz için çıktığını zannederek, safa gelmesi için ökçesinin üzerinde geri dön­dü. Rasulullah (s.a.v.): “Namazınızı tamamlayın” manasında cemaata i-şaret etti. Perdeyi indirdi. O gün vefat etti.
Abdullah îbn Abbas şunu anlattı: Rasulullah’ın (s.a.v.) vefatı yaklaştığında şöyle buyurdu:
– “Getirin, size bir yazı yazayım da, bundan sonra yolunuzu şaşırmayasınız.”
Sehl îbn Sa’d şunu anlattı:
Rasulullah’ın (s.a.v.) yanında yedi dinar vardı. Onları Hz. Aişe’nin yanma koymuştu. Hastalığı esnasında:
– “Aişe! Yanındaki altını (parayı) Ali’ye gönder” dedi.
Sonra bayıldı. Aişe, O’nun hastalığıyla meşgul oldu, Hz. Aişe onu Ali’ye gönderdi. Ali’de fakirlere dağıttı. Rasulullah da pazartesi gecesi vefat etti. Aişe, lambasıyla kadınlardan birine gitti ve:
-Tulumundan, benim lambama yağ damlat. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) vefat etti, dedi.

Hz. Aişe şunu anlattı:
Fatıma (r.a.), Rasulullah (s.a.v.) gibi yürüyerek babasının yanma geldi. Rasulullah (s.a.v.):
– “Hoş geldin kızım!” dedi. Yanına oturttuktan sonra ona gizlice birşey söyledi. Bunun üzerine Fatıma ağladı. Fatıma’ya:
-Rasulullah (s.a.v.) özel olarak seninle konuştu ama sen ağlıyor­sun, dedim.
Sonra Rasulullah (s.a.v.) ona gizlice bir söz daha söyledi. Fatıma bu defa da güldü. Ben şöyle dedim:
-Ben, bugünkü gibi sevincin üzüntüye bu derece yakın olduğunu görmedim.
Ona, Rasulullah’ın (s.a.v.) ne dediğini sordum. Fatıma;
-Rasulullah’m (s.a.v.) sırrını asla ifşa edemem, dedi. Rasulullah (s.a.v.) vefat edince, ona tekrar sordum. Şöyle cevap verdi:

-Bana gizlice şunu söylemişti: “Cebrail bana Kur’an’ı her yıl bir defa arzediyordu. Bana (bu yıl) iki defa arzetti. Ecelimin gelmiş oldu­ğunu zannediyorum. Ailemden bana ilk kavuşacak olan sensin. Ben se­nin için ne iyi selefim.” İşte bunun için ağladım. Daha sonra da şöyle dedi: “Bu ümmetin kadınlarının veya mü’minlerin kadınlarının hanı­mefendisi olmaya razı olmaz mısın?” Buna da güldüm.
Hz. Aişe şöyle anlattı:
Allah’ın bana ihsan ettiği nimetlerden birisi, Rasulullah’m (s.a.v.) benim evimde, benim günümde ve başı benim göğsümde olarak vefat etmesidir. Yine Allah vefatı esnasında benim tükrüğümle O’nun tükrü-ğünü feiraraya getirmiştir. Rasulullah’ı (s.a.v.) göğsüme yasladığım sı­rada, Abdurrahman elinde bir misvakla yanıma geldi. Rasulullah’m ona baktığını gördüm. Misvak! istediğini anladım. Onu senin için alayım mı? diye sordum. Başıyla: Svet diye işaret etti. Misvağı yumuşattım. Alıp dişlerine sürdü. Önünde içinde su bulunan bir kap vardı. Ellerini suya sokup yüzüne sürmeğe ve şöyle demğe başladı:
“Lâ ilahe illallah. Ölümün de ızdırap ve şiddetleri var.” Sonra elini kaldırdı ve: “Rafîk-i â’lâ zümresine kat” demeğe başladı. Mübarek ruhu alındı ve eli düştü.
Daha sonra şöyle buyurdu:
“Kibirlenenler için Cehennemde barınacak bir yer mi yoktur?”. Biz:
– Ya Rasulellah! Ecelin ne zaman? dedik. Rasulullah (s.a.v.):
– “Ayrılık, Allah Cennetu’l-me’va, Sidretu’l-munteha’, Rafik-i a’la, en yeterli nimet ve pay ve en mutlu hayata dönüş yaklaştı” dedi.
– Ya Rasulellah! Seni kim yıkasın? dedik.
– “Ehl-i beytimin erkekleri ve en yakın olanlar” diye cevap verdi. Biz:
-Ya Rasulellah! Seni, ne ile kefenleyelim? dedik, Rasulullah:
– “isterseniz şu elbiselerimle, isterseniz Mısır işi örtülerle, isterse­niz Yemen işi bir hırkayla” dedi. Biz:
– Ya Rasulellah! Senin namazını kimler kılsın? dedik. Bunun üzerine ağladı. Biz de ağladık. Sonra şöyle dedi:
– ‘Yavaş olun! Allah size merhamet etsin ve size pygamberinizden dolayı iyilikle karşılık versin. Beni yıkayıp kefenlediğinizde, şu evimdeki kabrimin kenarındaki şu şeririmin (divanımın) üzerine koyun. Sonra bir süre yanımdan çıkın. Benim namazımı ilk kılacaklar, habibim ve halilim Cebrail, sonra Mikail, sonra israfil, sonra da bir melek ordusu içinde ölüm meleğidir. Sonra grup grup benim yanıma girin ve bana salat u selam getirin. Kadınların ağlamaları ve yas tutmalarıyla bana eziyet etmeyin. Benim namazımı önce Ehl-i Beyt’imin erkekleri sonra da onla­rın kadınları kılsın. Sonra da sizler ashabımdan burada olmayanlara ve Kıyamet gününe kadar dinim üzere bana tabi olanlara selam söyleyin.” Biz de:
-Ya Rasulellah! Seni kabrine kim koyacak? dedik.

 Ebu Muhammed ed-Darimî, bize onun şöyle dediğini haber verdi: Onun (Ebu Bekr’in) okuduklarını duyar duymaz dizlerimin bağı çözüldü ve yere düştüm.
îbn Abbas şunu anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) pazartesi günü vefat etti. O gün ve o geceyle, ertesi gün durduruldu. Çarşamba gecesi defnedildi. Bazıları: Rasulullah ölmedi. Fakat Musa’nın ruhunun semaya kaldırıldığı gibi onun ruhu da semaya kaldırıldı, dediler.
Ömer kalkıp şöyle dedi:
– Rasulullah (s.a.v.) ölmedi. Fakat Musa’nın ruhunun semaya kal­dırıldığı gibi, onun duhu da semaya kaldırıldı. Vallahi, Allah’ın Rasulü bazı kimselerin ellerini ve dillerini kesmedikçe ölmez. Ömer devamlı konuştu. Sonunda konuşmaktan ağzı köpürdü.
  Ummu Eymen ağalamağa başladı ve şöyle dedi:
– Rasulullah’m (s.a.v.) öldüğüne ağlamıyorum. Çünkü O’nun, dün­yadan daha hayırlı olana gittiğini bilmiyor değilim. Ben, artık semadan gelen haberin kesileceğine ağlıyorum.
Enes şunu anlattı:Rasulullah (s.a.v.) pazartesi günü öldü. Ömer kalkıp şöyle dedi: Rasulullah(s.a.v.) ölmedi. Musa’nın kırk gece kavminden ayrılıp Rabb’ine gittiği gibi, Rabb’ine gitmiştir. Ben Rasulullah’m (s.a.v.) vefat ettiğini söyleyen münafıkların ellerini ve dillerini kesinceye kadar ya­şayacağını umuyorum.
Enes şöyle anlattı:
Rasulullah’m (s.a.v ) Medine’ye girdiği gün, Medine’nin her şeyi aydınlanmış, vefat ettiği fc’ün de her şeyi kapkaranlık olmuştur, Rasu­lullah’m (s.a.v.) kabrinin toprağından ellerimizi çeker çekmez duygula­rımızı bastırdık.
Rasulullah’ı (s.a.v.) yıkadıklarında kuruladılar ve ona, ölüye yapı­lan şeyler yapıldı. Sonra o, iki parça beyaz bezle Hıbere denilen beze sarıldı.
İbn Ömer şöyle anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) üç parça bezle kefenlendi. İkisi suhuliye denilen Yemen bezi, biri de Hıbere denilen Yemen beziydi.
el-Hasen şöyle dedi: Rasuiullahi (s.a.v.) yıkayıp kefenlediler ve kokular sürdüler. Sonra şeririne konuldu. Onun için cenaze namazı kılmak üzere Müslümanlar grup grup içeri girdiler. Bir grup kılıp çıkı­yor, diğer grup içeri giriyordu. Böylece hepsi O’nun cenaze namazını  kılmış oldular.
Ebu Bekr es-Siddik şöyle dedi: Peygamber’in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum:
“Her peygamber, ruhunun alındığı yerde defnedilir.”
Müslümanlar, Rasulullah’ı fs.a.v) jıkamak için toplanınca, el-Abbas iki kişiyi çağırdı. Biriniz Ebu Ubeyde Îbnu’l-Cerıah’a gitsin, dedi. Ebu Ubeyde, Mekke halkı için kabir kazardı. Biriniz de Ebu Talha’ya gitsin, dedi. Ebu Talha da Medine halkı için kabir kazardı.
el-Abbas, o ikisini gönderdikten sonra:
Allah’ım! Peygamber’in için hayırlısını tercih et, dedi. Ebu Ubey-de’yi arayacak olan onu bulamadı. Ebu Tallıa’nın adamı ise onu buldu ve Ebu Talha, Rasulullah’ın (s.a.v.) lahdini kazdı.
“Lahd yapın. Şakk yapmayın. Çünkü lahd bizim içindir. Şakk ise başkaları içindir.”
“Kim hacceder ve öldükten sonra benim kabrimi ziyaret ederse, beni sağken ziyaret etmiş gibi olur.”
“Kim kabrimi ziyaret ederse, şefaatim ona vacip olmuştur.”
“Kim Allah’tan sevap umarak, Medine’deki kabrimi ziyaret ederse, kıyamet gününde, onun için şefaatçi ve şahit olurum.”
Fatımanın Rasulullah’a Ağıt Yakması
Rasulullah’ın (s.a.v.) hastalığı ağırlaşmca, onu sıkıntı basmağa başladı. Fatma:
-Vay, babamın çektiği sıkıntıya! dedi. Rasulullah da (s.a.v.) ona:
– “Bugünden sonra, babanın sıkıntısı olmayacak” dedi. Rasulullah
(s.a v )-vefat edince Fatıma:
-Babacıgım! Rabb’inin davetine icabet eden babacığım! Mekanı Firdevs Cenneti olan babacığım! Ey Cebrail’in ölüm haberini getirdiği
babacığını!
Rasulullah fs.a.v.) defnedilince:
-Enes! Rasulullah’m (s.a.v.) üzerine toprak saçmanıza gönlünüz nasıl razı olabildi? dedi.:
Rasulullah (s.a.v.) vefat edince, Fatıma gelip kabrinin toprağından aldı”ve gözlemine sürdü. Ağlayarak şöyle dedi:
Ahmed’in toprağını koklayanın hali ne mi olur? Ömür boyu, güzel koku koklamamak.
Benim üzerime Öyle musibetler döküldü ki, onlar, gündüzlerin üzerine dökülseydi, gece olurlardı belki.
Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasulullah şöyle buyurdu: “Kim bana bir saîât getirirse, Allah ona, on saîât getirir.”
Enes lbn Malik şöyle anlattı: Rasulullah (s.a.v,):
“Kim bana bir salât getirirse, Allah rona] on salât getirir ve onun on günahını indirir” buyurdu.
Ubeyy îbn Ka’b şöyle dedi: Bir adam şöyle dedi:
-Ya Rasuîellab! Ben bütün salatlarımı sana verdim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
– “Öyleyse dünya ve ahiretinle ilgili şeylerde Allah sana kefildir” dedi.
Abdullah îbn Ebi Talha nın babası şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.), bir gün, sevinçli olarak geldi ve şöyle dedi:
“Bana melek geldi ve şöyle söyledi: Muhanımed! Aziz ve Celil olan Rabb’m sana: Ümmetinden birisinin sana salât getirdiğinde, benim ona on saîât getirmem, seni memnun etmez mi? diyor. Ben de. Elbette, memmun eder, dedim.”
Amir îbn Rabia şunu söyledi: Rasulullah m (s.a.v.) şöyle dediğini duydum:
“Kim bana salât getirirse, salât getirdiği sürece melekler de ona devamlı salât getirirler. Öyleyse kişi salâtı ister azaltsın ister çoğaltsın.”
Abdurrahman îbn Avf şöyle anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) dışarı çıktı ve mescidine doğru yöneldi içeri girdi. Kıbleye yönelip secdeye kapandı. Uzun süre secdede kaldı. Oyleki biz Allah Tealâ’nın onun ruhuna aldığını zannettik. O’na yaklaştım. Sonra Rasulullah (s.a.v.) oturdu. Başım kaldırıp:
– “Kim o?” dedi. Ben:
– Abdurrahman, dedim.
– “Neyin var? N’oluyor?” dedi.
– Ya Rasulellah! Secde yaptın. Ben de, secdedeyken, Allah’ın ru­hunu almış olmasından endişe ettim, dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
– “Cebrail gelip bana şöyle bir müjde verdi: Allah Taâlâ sana şöyle diyor: Kim sana salât getirirse, ben de sana salât getiririm Kim sana selam ederse, ben da sana selam ederim, onun için Allah’a secde ettim” cevabım verdi.
Ebu Talha el-Ensarî anlattı:
Rasulullah, bir sabah, gülümseyerek ve neşeli bir halde geldi.
-Ya Rasulellah! Bu sabah, neşelisin ve gülümsüyorsun, dediler. Rasulullah (s.a.v.):
– “Evet. Bana, Rabb’imden gelen (Cebrail) geldi ve şöyle dedi: Kim sana salât getirirse, Allah, o kişiye, getirdiği salât sebebiyle on iyilik (sevap) yazar ve ondan on kötülüğü (günahı) siler. Onu, on derece yük­seltir ve ona, onun gibisini iade eder.”
Ebu Talha şöyle anlattı:
Rasulullah f«.a.v.) benim yanıma geldi. O’nu, o güne kadar görme­diğim bir şekilde neşeli ve sevinçli olarak gördüm. Şöyle dedim:
-Ya Rasuîellah! Seni böyle bir halde görmemiştim. Rasulullah:
– “Ebu Talha! Nasıl böyle olmayayım? Biraz önce Cebrail yanımdan ayrıldı. Bana yüce Rabb’imden bir müjde getirdi: Allah, beni sana şunu müjdelemek üzere gönderdi dedi: Ümmetinden birisi sana salat getirsin de Allah ve melekler ona on defa salat getirmesinler” cevabım verdi.
Sehl îbn Sa’d es-Sa’ıdı şöyle anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) dışarı çıktı ve Ebu Talha’yı gördü. Ebu Talha kalkıp onun yanma geldi ve:
-Babam anam sana feda olsun, ya RasuleUah! Yüzünde bir sevinç ve memnuniyet ifadesi görüyorum, dedi. Rasulullah şöyle buyurdu:
– “Evet. Biraz Önce bana Cebrail geldi ve şöyle dedi: Muhamed! Kim sana bir defa salât getirirse, Allah ona, on sevap yazar ve onun on gü­nahını siler. Onu on derece de yükseltir.”
Muhammed îbn Habib de şöyle demiştir: Onun ancak şöyle dediğini biliyorum: Melekler de ona on defa salat getirirler.
Ebu Talha şöyle anlattı:
Bir gün, Rasulullah’ın (s.a.v.) yanına girdim. O gün onu, o güne kadar görmediğim bir neşe ve sevinç içinde gördüm. Ben:
-Ya Rasuîellah! Allah sana salat etsin. Babam ananı sana feda ol­sun. Seni bugün şimdiye kadar görmediğim bir neşe ve sevinç içinde görüyorum, dedim. Rasulullah (s.a.v.):
– “Ebu Talha! Niye böyle olmamayım? Cebrail, benim yanımdan biraz önce ayrıldı-. O şöyle dedi: Muhammedi Rabb’im, beni sana gön­derdi. O şöyle buyuruyor: Ümmetinden birisi sana salat getirsin de Allah sana onun salatmm aynısını iade etmesin ve Allah salatı sebebiyle ona, on sevap yazmasın ve onun on günattmı indirmesin ve onu on derece yükseltmesin. Onun salatı arşa kadar yükselmesin. O salat bir meleğe rastlar rastlamaz melek: Onun Muhammed’e salat getirdiği gibi siz de ona salat getirin, der.”
Ebu Talha şöyle anlattı:
Peygamberin (s.a.v.) yanma girdim. Neşeliydi. Ben:
-Ya Rasulellah! Seni bugünkünden daha neşeli ve sevinçli görme­dim, dedim. Rasuiullah (s.a.v.):
Niye neşeli ve sevinçli olmayayım? Şimdi, Cebrail benim yanım­dan ayrıldı. O şöyle dedi; Muhammedi Ümmetinden kim sana salat ge­tirirse, Allah o salat sebebiyle ona on sevap yazar ve onun on günahım siler. Onu on derece yükseltir. Melek ona onun söylediğininin aynısını söyler. Ben: Cebrail! Peki o melek nedir? dedim. O da şöyle söyledi: Şüphesiz Allah Teala, seni yarattığı andan tekrar diriltinceye kadar bir meleği senin için görevlendirdi. Birisi sana salat getirince o: Allah sana da salat etsin, der” dedi.
Ebu Bekr es-Sıddîk şöyle dedi:
Peygambere (s.a.v.) salat getirmek köle azat etmekten daha üs­tündür. Rasuiullah’ı (s.a.v.) sevmek, Allah yolunda
kılıç sallamaktan daha üstündür. (Ya da bu anlamda birşey söyledi)
Rasulullah (s.a.v.): Kim bana salât getirirse o salât sebebiyle, Allah da o kimseye on salât getirir ve o kimsenin selamım ruhuma tebliğ etmek üzere iki melek yarışa girerler.
“Ey iman edenler! Siz de O na salât getirin ve selam verin ,ayeti indiğinde:
– “Ya Rasulallah! Sana selamı anladık. Sana salât nasıldır? dedik. RasuluJlah (s.a.v.):
– Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kema salleyte alâ Ibrahîme ve alâ âli İbrahîme inneke hamidün mecîd.
“Günlerinizin en üstünü, cuma günüdür. Adem (a.s.) c gun yara­tılmış ve o gün vefat etmiştir. Sûr o gün ufürülecek ve bütün canlılar o gün ölecektir. Cuma gününde, bana çok salât getirin. Çünkü salâtmız bana sunulur.”
– Ya Rasulallah! Kabrinizde çürümüş bir kemik haline gelmişken, bizim salatanız sana nasıl sunulur? dediler. Bunun üzerine Rasulullah:
– “Allah, peygamberlerin cesetlerini yeyip çürütmeyi, yere haram kılmıştır” buyurdu.
Bekr İbn Abdillah anlattı: Rasulullah şöyle buyurdu:’Sağlığım, sizin için hayırlıdır. Siz benimle konuşursunuz, ben de sizinle konuşurum. Vefatım da sizin için hayırlıdır. Amelleriniz bana arzolunur. Hayırlı amellerinizi görürsem, Allah’a hamdederim. Kötü a-mellerinizi görürsem, sizin için Allah’tan mağfiret dilerim.”

“Kim rüyada beni görürse, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şey­tan benim suretime giremez.”

 

 

 

 

22

Mayıs
2012

Peygamber Efendimizin Hastalığı,Vefatı,Yıkanması,Kabrin Kazılması,Cenaze Namazı,Defni

Yazar: arafat  |  Kategori: SiYER  |  Yorum: Yok   |  3.210 Kez Okundu

Pazartesi sabahı, odanın Mescid’e açılan kapı perdesini açtı. Ashab-ı Kirâm, saf saf, Hz. Ebû Bekir’in arkasında sabah namazını kılıyorlardı. Onların bu hâline sevindi, tebessüm ederek seyretti. Hz. Ebû Bekir, Rasûlüllah (s.a.s.)’ın namaza çıktığını sanarak, ilk safa çekilmek istedi. Ashâb, Hz. Peygamber (s.a.s.)’i ayağa kalkmış görünce sevinçlerinden namazlarını bozayazdılar. Rasûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz mübârek eliyle, namazı tamamlamalarını işâret buyurdu. Sonra perdeyi kapatıp odasına çekildi.Ashâb-ı Kirâmın, Rasûlüllah (s.a.s.) ‘in mübârek yüzünü son görüşleri bu oldu.
Benzi kansız, yüzü bembeyazdı. Öğleye doğru tekrar ağırlaştı. Sık sık bayılmalar başladı. sevgili kızı Hz. Fâtıma, başucunda:
-Vay babamın ızdırâbına, diyerek çâresizlik içinde ağlıyordu. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz:
-Üzülme kızım, bu günden sonra baban, hiç ızdırâp çekmeyecek, diye O’nu teselli etti.(448) Izdırâbı çoktu, fakat hâlinden şikâyet etmiyordu. Ara sıra ellerini yanındaki su kabına batırıp yüzünü ıslatıyordu.
-Lâilâhe illâllâh. Ölümün de şiddetleri var. Allâh’ım, ölüm sıkıntılarına dayanmak için bana yardım et. Beni bağışla. Bana merhamet et, diye duâ ediyordu. Sonra elini kaldırdı, üç defa:
-”Allah’ım, beni Rafîk-i A’lâ’ya (en yüce dosta) ulaştır.” dedi. Başı, eşi Hz. Aişe’nin kucağındaydı. Bu duâ ile, Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimizin mübârek eli düştü. Hz. Âişe Yüce Peygamber (s.a.s.)’in başını şefkatle kaldırıp yastığına koydu. Pazartesi günü öğleden sonra âlemlere rahmet olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in aziz rûhu uçmuş, Rabbına kavuşmuştu. (1 Rebiül-evvel 11 H./27 Mayıs 632 M.)
Hz. Âişenin kolları arasında, yerine hiç kimseyi bırakmadan,14 Rebîülevvel 11/8 Haziran 632 Pazartesi günü kuşluk vakti ruhunu teslim etmiştir.Hz. Peygamber?in vefatı Müslümanları derinden üzdü ve mateme boğdu.
Vefat esnasında Medine nin Sünh mevkiindeki evinde bulunan Hz. Ebû Bekir derhal gelerek doğruca Hz. Peygamberin bulunduğu odaya girdi. Yüzünü açıp vefat etmiş olduğunu görünce gözlerinden yaşlar boşandı ve dudaklarından şu sözler döküldü: ?Sana her şey feda olsun! Allaha andolsun ki, ölüme iki kere uğramayacaksın. Mukadder olan ölümü işte tattın, hayatta iken güzeldin, ölümünde de güzelsin.
Hz. Peygamberin cenazesini Hz. Ali yıkadı. Yıkama işini Hz. Ali yaptı. Zirâ, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz sağlığında ona, “Vefât ettiğim zaman beni, sen yıka” diye vasiyyet etmişlerdi
Evs bin Havlî testi ile su taşıyor, Hz. Abbas ile Üsâme ve Şükrân, Peygamberimizin üzerine su döküyorlardı. Hz. Ali de eline sarmış olduğu bez ile gömlek üzerinden oğuşturarak Peygamberimizi yıkıyordu.
Hz. Ali, cenazeyi yıkarken: “Babam, anam sana kurban olsun; sağlığında da, ölü iken de ne güzel kokuyorsun.” diyordu. (es-Siretu’n-Nebeviyye, c.4, s.518)
Hz. Abbas, onun oğulları Fazl ve Kusem ile Üsâme b. Zeyd(“Resûlullahın sevgilisi” diye meşhûrdur. Babası,Peygamber Efendimizin azâdlılarından Zeyd bin Hârise, anası, Ümm-i Eymen (r.anha) dır. Künyesi, Ebû Muhammed’dir. Nesebi, Üsame bin Zeyd bin Hârise bin Şerahbil’dir.)
Resul-i Ekremin azatlılarından Şükran Hz. Aliye yardımcı oldular.Ensardan ve Bedir Savaşına katılanlardan Evs b.Havli de onlara yardımcı olmuştu. Salı günü öğleye doğru yıkanıp kefenleme işi tamamlandıktan sonra Hz. Peygamberin cenazesi evinde bulunan serîrin üzerine konuldu. Hz. Ali (a.s) şöyle dedi: “Resulullah (s.a.a) ölü veya diri olsun imamımızdır. Bu yüzden gruplar hâlinde arka arkaya yanına girsinler ve cenaze namazını imamsız olarak kılıp gitsinler.” Onun cenaze namazını ilk kılanlar, Hz. Ali ile Haşimoğulları oldu. Sonra bunların arkasından ensar Müslümanları cenaze namazı kıldılar.( el-İrşad, c.1, s.187; Âyanu’ş-Şia, c.1, s.295)
Müslümanlar grup grup odanın alabileceği kadar sayıda, önce erkekler, sonra hanımlar ve daha sonra da çocuklar içeriye girerek imamsız olarak cenaze namazı kıldılar.Bu arada Hz. Peygamberin defnedileceği yer hususunda ihtilaf çıktı. Kimisi onun Mescid-i Nebevîye, kimisi Bakî Kabristanı’na defnedilmesini söyledi. Hz. Ebû Bekir, Bir defasında Peygamberin `Ruhu kabzedilen her peygamber ancak öldüğü yere defnedilmiştir? buyurduğunu işitmiştim?diyerek meseleyi halletti ve onun, vefat ettiği yer olan Hz. Âişenin odasına defnedilmesine karar verildi.Mezarı Ebû Talha el-Ensârî (Zeyd b. Sehl) kazdı. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz henüz defnedilmemişti. Bu sırada Hz. Bilâl, hüzün ve hasret akıtan yanık sesiyle ezan okudu. “Eşhedü Enne Muhammede’r-Resûlullah” dediği zaman, Ashab-ı Kiram hüngür hüngür ağlamaya başladı. Mescid-i Nebevî, ağlama sesleriyle çalkalandı.Bu, Hz. Bilâl’in son ezânı oldu. Resûl-i Kibriyâ Hazretleri defnedildikten sonra artık ezan okumadı.
Hz. Peygamber vefat ettiği günün ertesi, yani Salı günü defnedildi. Kabrin içine girenler Hz. Ali, Fazl b. Abbas, Kusem b. Abbas ve Üsâme b. Zeyd, Şükran idi.Fakat Evs Radiyallallahu Anhu :Allah aşkına ya Ali,bizim Resulullahtan nasibimizi esirgeme, deyince ,Hz.Ali, O nunda kabri şerife inmesini emretti.O dahi kabri şerife inerek ,Efendimize hizmetle şereflendi. Hz Âişe, “Biz Rasûlullah (sas)’in defnedildiğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık ” demiştir Çarşamba gecesinin geç vakitleri idi. Nihâyet, gönül ve göz yaşları arasında Server-i Kâinatın mübarek na’şını kabrine tevdi ettiler
Kaynak:
1-Hz.Muhammed ve Evrensel Mesaji,DİB,Sh.18
2-Peygamberimiz Hz.Muhammedin Hayatı,A.Cevdet Paşa, sh.349-350
3- el- Buhârî, 5/141; Tecrid Tercemesi, 11/22-24 (Hadis No: 1667)
4-el-Buhârî, 1/165-166 ve 5/141; Tecrid Tercemesi, 2/528 (Hadis No: 395) ve 11/24
5- el-Buhârî, 5/144; Tecrid Tercemesi, 11/27 (Hadis No: 1669)
6-el-Buhârî, 5/139-144; Tecrid Tercemesi, 11/10-30 (Hadis No: 1663, 1665, 1668)
7-Tecrid Tercemesi, 9/298 (Hadis No: 1442)
8-Peygamberimizin Hayatı,Salih SURUÇ
9- el-İrşad, c.1, s.187; Âyanu’ş-Şia, c.1, s.295
10- es-Siretu’n-Nebeviyye, c.4, s.518

21

Mayıs
2012

Diyanet İşleri başkanlığı Yeterlilik ve Mbsts Hazırlık İtikad Çalışma Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  463 Kez Okundu

S-1-Kuranda geçen ‘Allah katındaki din İslam’ dır ‘’Hepiniz Allahın ipine sımsıkı sarılın parçalanıp ayrılmayın’’ayetleri hangi surededir.
a) Bakara b) Maide c) İbrahim d) Ali imran e) Enfal
S-2-Allahı tanıma ve bilmeye ne denir?
a) marifetullah b) mahabbetullah c) ihlas d) ihsan
S-3-Kuranı kerimin vahyi kaç yılda tamamlandı?
a) 22 b) 23 c) 24 d) 25
S-4-Aşağıdakilerden hangisi mezhep kelimesinin sözlükteki anlamı değildir.
A) doktrin b) akım c) kurtuluş d) yol e) yer
S-5-Akaid mezhepleri için hangisi kullanılmaz?
a) grup b) fırka c) tebliğci d) nıhle
S-6-Peygamberimiz hadisinde ümmetinin 73 fırkaya ayrılacağını bunlardan birinin kurtuluşta,diğerlerinin ateşte olacağını belirtmiştir. Bu kurtuluşa eren fırka hangisidir?
a) fırkai Hayriyye b) fırkayi Naciye c) fırkayı Kamiliyye d) fırkai Cemaliyye
S-7-Hangi mezhebe ehli sünneti hassa denir?
a) selefiyye b) maturidiyye c) eşariyye
S-8-Görüşleri itibariyle İslam ve iman çerçevesinin dışında kalan ehli bidat mezhebi hangisidir?
A) hariciye b) yezidiyye c) mutezile d) şia
S-9-ehli bidat aşağıdakilerden hangisiyle anılmamıştır?
a) ehli ehva b) fırakı dalle c)ehli dalal d) ehli amme
S-10-Akıl karşısında kesin tavır takınıp nakli tek hakim kabul eden mezhep hangisidir.
A) muteziler b) cebriye c) selefiyye d) eşariyye
S-11-Akaid sahasında ayet ve hadislerle birlikte,aklıda dinin anlaşılması için gerekli bir temel kabul eden mezhep hangisidir?
a)mutezile b) maturidiyye c) şia d) eşariyye
S-12-Kadından da peygamber olur diyen mezhep hangisidir?
A) mutezi b) şia c) hariciler d) eşari
S-13-Abbasiler devrinde kadılkudat (baş kadı)ünvanını alan imam kimdir.
a)imamı azam b)ebu Yusuf c)ebu Muhammed d)imam malik
S-14-Mantık kurallarıyla çelişir gördüğü ayet ve hadisleri akla öncelik vererek yorumlayan ve akılcı bir mezhep olan mezhep hangisidir.
a) mutezile b) haricilik c) şia d)eşarilik
S-15-Kelamda yenilikler ve değişiklikler yaparak bu ilmi felsefe ile rekabet edebilecek bir güce kavuşturan mezhep hangisidir.
A) Mutezile b) maturidi c) selefi d) eşari
S-16-Dini tebliğ olmasa da kişi akılla Allah ı bulabilir,iyi ve kötü güzel ve çirkin akılla bilinebilir,görüşleri hangi mezhebindir.
a) eşari b) maturidi c) selefi d) mutezi
S-17-farsça ilk tasavvuf kitabının adı nedir?
a) tabakatüs sufiyye b) hücviri c) keşfül mahcup
S-18-Büyük alim Hammad b.ebu Süleyman daha sonraları Cafer es Sadık ve Muhammed el Bakırdan ders alan mezhep imamı kimdir.
A) imamı azam b) imamı malik c) imamı şafi d) Ahmet b. Hambel
S-19-Üç kardeş meselesi diye bilinen meselenin tartışmasında hocası ebu ali el cübbaiye üstün gelmiş,hocasının görüşlerini doyurucu bulmadığı için ayrılıp yeni bir mezhep kurmuştur bu mezhep hangisidir.
a) Haricilik b) Eş’arilik c) Şia d) Cebriye
S-20-Büyük günah işleyen kimsenin iman ile küfür arası bir mertebede olduğunu söyleyerek ehli sünnet bilginlerinden hasan ı basrinin dersini terk edip yeni bir mezhep kurmuştur bu mezhebin adı nedir.
a) mutezile b) haricilik c) şia d)eşarilik
S-21-Hangi mezhep imamının Türk olması kuvvetle muhtemeldir.
a)Ebu mansur Mahmut el maturidi b)İsmail el eşari c) malik bin Enes d) Ahmet bin hambel
S-22-Görüşlerini beş prensip etrafında sistemleştiren bunlar ise 1-tevhid2-adl 3-vaad ve vaid 4-el menzile beynel menzileteyn 5-emir bil maruf nehiy anil münker. olan mezhep hangisidir.
a) eşari b) maturidi c) selefi d) mutezi
S-23-Peygamberimiz yemene kadı olarak kimi göndermiştir.Göndermeden önce Allah’ın kitabında ve Resulünün sünnetinde bulamadığın bir konu hakkında karşılaşırsan ne yaparsın sorusuna kendim içtihat ederim cevabını vermiş Resulullah ziyadesiyle memnun olmuştur.
A)muaz bin cebel b)musap bin umeyr c)Abdullah bin cubeyr d)musa bin ali
S-24-Muvatta hangi meshebin kaynak kitabıdır?
A)Hanefi b)maliki c)şafi d)hanbeli
S-25-Suudi Arabistanın resmi meshebi nedir?
A)Hanefi b)Maliki c)Şafi d)Hanbeli
S-26-Tasavvuf hayat tarzını ve düşüncesini Türkçe ifade eden Ahmet yesevi nin kitabının adı nedir?
A) divanı hikmet b) divanı lugatüt türk b) mesnevi
S-27-Genellikle fıkıhta hanbeli olanlar akaidde hangi mezhebtendirler?
a) eşari b) maturidi c) selefi d) mu’tezile
S-28-Gazzali , Fahrettin er razi , kadı beyzavi ,teftezani ,cüveyni gibi hepimizin bildiği kelam bilginleri hangi mezheb kelam bilginleridir.
a) Selefi b) eşari c) maturidi d) Hanefi
CEVAPLAR:
1-D 2-A 3-B 4-C 5-C 6-B 7-A 8-B 9-D 10-C 11-B 12-D 13-B 14-A 15-D 16-B 17-C 18-A 19-B 20-A 21-A 22-D 23-A 24-B 25-D 26-A 27-C 28-B

21

Mayıs
2012

Peygamber Efendimizin İsmi anıldığında salavat getirilir

Yazar: arafat  |  Kategori: SiYER  |  Yorum: Yok   |  507 Kez Okundu

-Peygamber Efendimiz  571  yılında Mekke  de  doğdu.Annesi Amine Hatun ,babası  Abdullah , dedesi Abdulmuttalib.

-Peygamberimiz Kureyş kabilesinden olup babası  doğmadan 2 ay önce  annesi 6 yaşında  dedesi 8 yaşında iken vefat etti.

-Peygamber Efendimiz  25 yaşında iken Hz.Hatice ile evlendi.6 çocuğu Hz.Haticeden  1 çocuğu da Mariyeden.

Hz.Haticeden 4 kız 2 erkek :Kızları Zeynep,Rukiye,Ümmü Gülsüm,Fatma.Erkek Çocukları:Kasım,Abdullah.İbrahim de Mısırlı Mariyeden.

40 yaşında iken  Peygaamber oldu(610). 622 yılında Mekke den Medineye hicret etti.Yol arkadaşı Hz.Ebubekir idi.

63 yaşında iken  Medine  de vefat  etti(632).Peygamber Efendimizi Hz.Ali yıkadı.Peygamber Efendimizin ismi duyulduğunda   salavat-i Şerife  getirilir.Ravza, bahçe ve cennet anlamlarına gelir. Ravza-i Mutahhara geniş anlamıyla, âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed (s.a.s)’in medfün bulunduğu yer ve Mescid-i Nebi demek ise de, özel manasıyla Mescid-i Nebi’nin içinde Hz. Peygamber (s.a.s)’in kabr-i saadetleriyle minber-i şerif arasında kalan kısım demektir.

 

 

21

Mayıs
2012

Güncel Diyanet Sınavlarına Hazırlık Çalışma Notları-3

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  325 Kez Okundu

Çeşitli Hareketli Resimler

1-Fatiha suresini diğer isimleri;Ümmül Kitab, el-Esas,el-Vafiye,el-Kafiye, es-Sebul Mesani,el-Kenz.
2-Neml suresinin 30.ayetinde geçen besmele ayettir.İmamı Hanifi ve bir gurup fakihlere göre besmele, fatihadan ve diğer surelerden bir ayet değildir.Diğer surelerin başlarında teberrüken yazılmıştır.Onun için namazda sesli okunmaz.İmami Şafiye göre ve bir gurup fakihe göre Fatiha ve diğer surelerin ilk ayetidir.Şafiler Fatihayı namazda sesli okurlar.
3-Gayba iman,İslamın amentüsünün kısaltılmış şeklidir.
4-Müteşabih:Manası açık olmayan ayetlerdir.
5-Fasık:Hak yoldan sapan kimsedir.
6-Halife:Vekil ve temsici demektir.
7-Firavun:Eski Mısır hükümdarlarına verilen bir ünvandır.
8-Beni İsrail;Şuayb,Zekeriyya ve Yahya gibi pek çok peygamberleri öldürmüşlerdir.
9-İla:Yemin manasınadır.Kişinin eşine yaklaşmamak için yaptığı yemin karşılığında kullanılmıştır.
10-Zekata aynı zaman da sadaka denilmesinin sebebi ;Malın temizlenip artması, imanda sadakat ve kemale delalet etmesidir. Zekat, kulların kulluk görevindeki sadakatlerine delalet eder. Bu yöndendir ki, zekata “sadaka”da denmiştir. Bununla beraber “sadaka” sözü, zekattan daha kapsamlı mana taşır. Vacibleri de, nafileleri de içine alır.Zekat vermeye, “Tezkiye”, zekat verene de “Müzekkî” denilir. Şahidler hakkında yapılan övgüye de “Tezkiye” dendiği bilinmektedir.(Ö.Nasuhi Bilmen,Büyük İslam İlmihali)
11-Edille-i Erbaa:Kitab,sünnet, icma ve kıyas.
12-Abdest ve Namaz , dinin direği, ferdin dini hayatın temelidir.
13-Miladi 622 yılında Hz.Peygamber ve Ashabı Medineye hicret ettiler.
14-Sebt:Yahudilerce mıkaddes olan cumartesi günüdür.
15-Selam:Müslümanlar arasında sevgi ve barış sağlayan , mevcu sevgi ve samimiyeti artıran güzel bir vasıtadır.
16-Bütün Peygamber ümmetlerine aynı iman esaslarını getirmiş ve tebliğ etmiştir.
17-Yahudilik ve Hıristiyanlık,Hz.İbrahimden sonra gelmiştir.
18-Zekeriyya Aleyhisselam ,Hz.Meryemin teyzesinin kocası idi.
19-Havari kelimesi Arapçaya Habeşistan dan geçmiş olup ASLI Havarya dır. Ve yardımcı anlamına gelmektedir.
20-Muhkem ayet:Manası açık seçik anlaşılan ve tereddüde yol açmayan ayet demektir.
21-Din kelimesi;İtaat ve ceza ,millet ve şeriat manalarına gelir.
22-Uhud savaşında Abdullah b.Kamie adında bir müşrikin attığı taşla Resulullahın dişi kırılmış,yüzü yaralanmıştı.
23-Kuran-ı Kerimin en uzun ayeti Bakara suresinin 282. Ayetidir.
24-Nasara, Hz.İsanın indiği Nasıra kasabasına nisbettir, diyenler vardır.
25-Yahudi kelimesi ,buzağıya tapmaktan tevbe ettikleri vakit İsrailoğullarına takılmış bir addır.Bir rivayete göre Hz.Yakubub en büyük oğlu Yahuzaya nisbet edilmiştir.
26-Kabeye bakan Osman b. Talha , Mekke fethinde Müslüman oldu.(K.Kerim ve Açıklama Meali,T.D.V ,Komisyon)
27-İslam da erkek evladıyla bir mal verir.Bunun miktari örf,adet ve emsale göre tayin edilir.Mehir kadının hakkı ,onun özel malıdır.(Nisa:20,24)
28-BA’S:Dirilme, diriltme, diriltilme. Kıyâmet koptuktan sonra Allahü teâlâ tarafından ölülerin diriltilmesi.
Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Allahü teâlâ kabirlerde olanları elbette ba’s eder. (Hac sûresi: 7)
29-BERZÂH ÂLEMİ:Dünyâ ile âhiret arasındaki âlem; kabir âlemi.
30-EHL-İ KIBLE:Kâbeyi kıble edinenler, müslümanım diyenler. İş ve sözünde açıkça küfür görülmeyen dalâlet (sapık) fırkalarında olanlar.
31-EHL-İ KİTÂB:Hazret-i Îsâ veya Mûsâ aleyhimesselâmdan birine ve bunlara gönderilen kitâblara inanan kâfirler, yahûdîler ve hıristiyanlar.
32-EHL-İ SUFFA:Medîne-i münevverede, akrabâları ve evleri bulunmayan, Peygamber efendimizin mescidinin suffa denilen ve üzeri hurma dallarıyla örtülü bölümünde kalan eshâb-ı kirâm.
33-EMVÂL-İ ZÂHİRE:Zekât hayvanları ve topraktan elde edilen mahsûl gibi gizlenmesi mümkün olmayan mallar.
34-EVÂMİR-İAŞERE:Allahü teâlânın Tûr dağında Mûsâ aleyhisselâma bildirdiği on emir. Yahûdîlikte uyulması şart olan on kâide.
35-EYYÂM-I BİYD:Ayın ışığının en aydınlık olduğu kamerî aylarının 13, 14 ve 15. günleri.
36-KATOLİK:Hıristiyanlıktaki mezheblerden biri. Roma kilisesinin kendine verdiği ad. Katolik kilisesine mensup kimse. Merkezi Roma’da (Vatikan’da) olup, rûhânî lideri papadır.
37- Kuran-ı Kerimde 114 sure vardır.
38- Nebilerin ismiyle isimlenen sureler; Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri .
39-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi .
40-Allahın sıfatları:allahın sıfatları 14 tanedir. İki kısma ayrılır;
a)Allahın Zatı Sıfatları:6
Vücud,Kıdem,Beka,Vahdaniyet,Muhalefetün Lil Havadis,Kıyam Binefsihi.
b)Allahın Subuti Sıfatları:8
Hayat,İlim,semi,Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin.
41-Mümin:Allaha,Hz.peygambere ve onun haber verdiği tüm şeylere inanıp, kabul ve tasdik eden kimseye denir.
42-Allaha şirk koşan kimseye müşrik denir.
43-Hidayet kelimesinin zıddı dalalet.
44-Kuranı Kerimde ismi geçtiği halde peygamber olup olmadığı konusunda ihtilaf bulunan Zülkarneyn.
45-Kuranı Kerimde ismi açık olarak zikredilmeyip melekül mevt olarak anılan Azrail Aleyhisselam.
46-Rüyetullah:Müminlerin ahirette Allahı görmesisine denir.
47-Peygamberlerin sıfatları:Sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ.
48-Peygamnerimizin en büyük mucicesi Kuran-ı kerim.
49-İncil, Hz.İsa Aleyhisselama verilmiştir.
50-İslamda bilginin kaynakları:
1-Doğru haber a)Vahiy, b)Mütevatir haber.
2-Selim hisler dediğimiz 5 duyu
3-Akıl.
51-Büyük günah
İşleyenlere Mürtekibi Kebire denir.
52-Zelle:eygamberlerden sadır olan küçük hata ve sürçmesine zelle denir.
53-Allahın eli(yedullah) ifadesi Maturidi ve Eşariye alimlere göre Allahın kudreti anlamına gelir.
54-Zebur, Davud Aleyhiiselama verilmiştir.
55-İstidrac:İnkarcı ve günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
56-İhlas suresinde geçen Samed;Her şey Ona mutaçtır.O hiçbir şeye muhtaç değildir.
57-Mizan:Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi adalet ölçüsüne mizan denir.
58-İrhas:Peygamber olacak kimslerin Peygamber olmadan önce göterdikleri olağnüstü durumlara irhas denir.
59-Elfaz-ı küfür:Söyleyen kimsenin inkarına delalet eden sözlerdir.
60-Salvele:Peygamberimize salatü selam getirerek yapılan dua.
61-İnanç bakımından insanlar üçe ayrılır:Mümin, münafık, kafir.
62-Dört büyük melek:cebrail, mikail, israfil ve azrail.
63-Dört büyük kitap:Tevrat(Hz.Musa),Zebur(Hz.Davud), İncil(Hz.İsa), Kuranı Kerim Peygamberimize gönderildi.
64-Rıdvan:Cennetteki meleklerin başknı.
65-Malik:Cehennemdeki meleklerin başkanı.
66-Kiramen katibin:Sevap ve günahlarımızı yazan melekler.
67-Hak Dinlerin gayesi:Aklı muhafaza, dini muhafaza, nesli muhafaza, nefsi muhafaza ve malı muhafaza.
68-İslam Dininin kaynakları(Edille-i Şeriyye):Kitap, sünnet, icma ve kıyas.
69-Keramet:Peygamberlerine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan veli kulların göterdikleri olağanüstü hallare keramet denir.
70-Ehl-i Kıble:Kabeye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimselerdir.
71-Dehriyyun:zaman ve maddenin ebediliği görüşünü benimseyenler.
72-Mukarrebun ve İlliyyun Melekler daima Allahı tesbih eden ve anan, Allaha çok yakın ve Onun katında şerefli mevkii bulunan melekler.
73-Kuranda ismi anıldığı halde peygamber mi, veli mi oldukları konusunda bilginler arasında fikir ayrılığı bulunanlar;Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn.
74-Mezhep:Bir din bilginleri arasındaki yorum farkından meydana gelen görüşlerini benimseme.
75-Berzah Alemi:Ölümle başlayıp yeniden dirilinceye kadar devam edecek hayat.
75-İtikatı Mezhepler:Ehl-i sünnet, Ehl-i bidat.
77-Ehl-i Sünnet mezhepler:Selefiyye,maturidi mezhebi, Eşari Mezhebi.
78-İslam dininin özellkleri:İslam dini son dindir,İslam dininin değişmeyen esasları vardir,İslam dini evrensel bir dindir.
79-Ameli mezhepler:Hanefi mezhebi,maliki mezhebi, şafii mezhebi, hanbeli mezhebi.
80-İman iki kısma ayrılır:İcmali iman, tafsılı iman.
81-Peygamberimizin özellkleri:Alemlere rahmet olarak gönderilmştir.Peygamberimiz son peygamberdir.Getirdiği din son dindir.Ümmeti en çok olan peygamberdir.
82-Kader:Allahın kanunları, ölçüleri.
83-ÂD KAVMİ:Hûd aleyhisselâmın kavmi (Bkz. Hûd Aleyhisselâm). Bu kavim Nûh aleyhisselâmın torunlarından Âd’ın evlâdından çoğaldıkları için bu adı almışlardır. Bu kabile, Yemen’de Hadramûd bölgesinde, Umman ile Aden arasında Ahkâf denilen yeri yurt edindi. Yemen ile Şâm arasında yerleştikleri de rivâyet edilmiştir.
84-AFOROZ:Hıristiyanlık ve yahûdîlikte, dinden ve cemâatten uzaklaştırma cezâsı.
85-Ahd-i Atik:Eski ahd. Hıristiyanlarca Mûsâ aleyhisselâma inen kitab. Bu ismi ilk olarak hıristiyanlarkullanmışlardır. Hıristiyanların Kitab-ı mukaddes denilen kitabları Ahd-i Atîk ile Ahd-i Cedîd’den meydana geldiğinden onlar da Ahd-i Atîk’i kutsal kabul etmektedirler. Yahûdîler,Ahd-i Atîk yerine Tanah demektedirler.
86-Ahd-i Cedîd:Hıristiyanların kutsal kitabı olan Kitâb-ı mukaddes’in ikinci bölümü.
87-Ahlâk-ı Hasene:Güzel huylar. Dînin ve aklın beğendiği huylar.
88-Ahlâk-ı Zemîme:Kötü ahlâk. Dînin ve aklın beğenmediği huylar.
89-Hz.İbrahimin kavmi, Irakta yaşayan Keldaniler idi.
90-Enam:Koyun,keçi, deve,sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.
91-Hicret esansında Peygamber efendimizin yol arkadaşı Hz.Ebubekir idi.
92-Tübba :yemen hükümdarlarına verilen isimdir.
93-Üsve-i Hasene:Güzel Örnek.
94-Peygamber Efendimizin katıldığı savaşlara gazve, katılmadığı seferlere Seriyye denir.
95-Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde Hz.Ali yıkadı.
96-Hac da kesilen kurbanlara Hedy denir.
97-Medineye Kuran öğretmeni olarak Peygamber Efendimiz Musab b.Umeyri gönderdi.
98-K.Kerimin ilk yedi suresinin isimleri:FatihaiBakara,Al-i İmran,Nisa,,Maide,Enam,Araf suresi.
99-K.Kerim de tek ismi geçen kadın Hz.Meryem,
100-K.Kerim de Peygamber ismi ile zikredilen sureler:Hud,İbrahim,Muhammed,Nuh,Yunus ve Yusuf sureleri.
Kaynak:
1-Büyük İslam İlmihali,Ö.Nasuhi Bilmen.
2-İslam Ansikkklllopedisi,Diyanet
3-Kuran-ı Kerim Açıklalı Meali(T.D.V)

21

Mayıs
2012

Güncel Hazırlanmış Diyanet Sınavlarına Hazırlık Çalışma Notları-4

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  379 Kez Okundu

Hareketli Gül Resimleri 2

1-Mikat yerleri
1-ZÜLHULEYFE : Medine-i Münevvere yakınlarındadır. Mekke-i Mükerreme’ye en uzak mesafede olan mikat budur. ( 450 km.)
2-CUHFE : Harem-i Şerif’e göre kuzey bölgesinde, Kızıldeniz sahilinde,” Rabiğ” yakınlarındadır. Rabiğ’de ihrama giren bir kimse Cuhfe’den biraz önce ihrama girmiş olur. Mekke’den uzaklığı 283 km.dir. Günümüzde, Türkiye, Avrupa ülkeleri gibi kuzey ve batı ülkelerinden Cidde’ye gelip Harem-i Şerife yönelecek uçak ve gemi ile sefer eden hacı adayları, Cuhfe hizasını geçmeden ihrama girmiş olmalıdır. Cidde şehri Mikat sınırları içindedir.
3- KARN : Taif yakınlarında olan mikattır ki, mikatlar arasında Mekke Mükerreme’ye en yakın olanıdır. Aradaki mesafe yaklaşık 75 km.dir.
4- YELEMLEM : Güneyde, Yemen cihetinde olan mikattır. Mekke’den uzaklığı 92 km.dir.
5- ZAT’Ü IRK : Kuzeydoğu, Irak istikametine doğru düşen mikattır. Mekke’den uzaklığı 94 km.civarındadır. Bu mevkiler, Rasulullah (s.a.v) Efendimiz tarafından tesbit edilmiş noktalardır
2-Tavaf Çeşitleri :Ziyaret tavafından başka, hacla ilgili olan ve olmayan farz, vâcip, sünnet ve nâfile başka tavaflar da vardır Ancak hepsinin sıhhat şartları, vâcipleri, sünnetleri ve yapılış şekli aynıdır
a)Hacla ilgili olarak “kudüm tavafı”, “ziyaret tavafı” ve “vedâ tavafı” olmak üzere üç tavaf vardır Umrede yapılan tavafa ise umre tavafı denir
b) Hac ve umre ile ilgili olmayan diğer tavaflar ise şunlardır:Nezir Tavafı, Tahiyyetü’l-mescid Tavafı,Tatavvu Tavafı.
3-VEDA HACCI:H.10/m 632 tarihinde yapılan ve Hz. Peygamber’in vefatından önce son olarak bulunduğu büyük hac
4-LUKATA:Lukata, kelime olarak lakit’den gelir; yerden kaldırılmış şey manasına “buluntu” yerine kullanılır. Lakit, alıp kaldırmak demektir. Istılah olarak lukata “canlı ve cansız yitik mal”, “mâliki bilinmeyen düşmüş mal”, “yolunu şaşırmış hayvan”, “ziyana maruz herhangi masum bir mal” gibi netice itibariyle aynı manada birleşen tabirlerle tarif edilmiştir.
Gerek mal ve gerekse çocuk olsun, bulunan şeyler, İslâm dininde birçok teferruat gerektiren hukuka tabidir. Fıkıh kitaplarında bunlarla ilgili meseleler Kitâbu’l-Lukata adını taşıyan müstakil bölümlerde inceleme konusu yapılmıştır.
5-Zekatın verileceği yerler:Fakirler, miskinler, borçlular,Yolcular,mükateb,mücahid , amil.
6-Allah yolunda canını veren bir müslümana şehit denir.Çoğulu Şühedadır.
7-Kefen üç çeşittir:
a)Sünnet üzere olan kefen,
b)Kefen-i Kifaye
c)Kefen-i Zaruret
8-Ölmek üzere bulunan kimseyeb Muhtazar denir.
9-Zelletül Kari:Kuran okunurken bir hata yapılmasına veya okuyucunun sürçmesine denir.
10-Tival-i MufassaL:Hücurat suresinden Buruc suresinin sonuna kadar olan surelerdir.
11-Evsat-ı Mufassal:Tarık suresinden lem yekün suresinin sonuna kadar olan surelkerdir.
12-Kısar-ı Mufassal:Lemyekünden sonraki surelerdir.
13-37- Yeni doğan çocuğun başındaki tüyüne (Akîka) denir. Böyle bir çocuk için Cenab-ı Hakk’a şükür yerine geçmek üzere kesilen kurbana da “Akîka” adı verilmiştir. Bunun Müslümanlarca asıl adı “Nesîke”dir.
Akîka, bizce mubah ve güzeldir. Üç İmama göre ise sünnettir. Zahiriyye meshebinde vaciptir.
14-Hac yapan kimseye Hacc(haci) çoğulu Hüccacdır.
15-Umre yapan kimseye, mutemir denir.
16-Zekat verene Müzekki denir.
17- İlim alanında “Mira Mücadele” denilen söz söyleme şekli asla caiz değildir. “Mira”başkasının sözlerinde veya anlamında görülen bir noksandan dolayı hemen ona itiraz edivermektir. Bu itiraz, kendini büyük görmekten ve göstermekten ileri gelir. Onun için söylenilen bir sözü hemen düzeltmeye kalkışmamalıdır. Ancak din yönünden bir yarar varsa, o zaman yumuşaklıkla ve kibarca hareket etmelidir.
18-EYYAM-I TEŞRÎK :Teşrîk günleri demektir. Zilhiccenin 9-13. günleridir. Eyyam-ı ma’dûdât da denir. Bu günlerde teşrîk tekbirleri alınır.
19-Bir malı maliyet fiaatına satmaya Tevliye denir.
20-Udhiye kurbanı :Eyyam-ı Nahir’de (kurban bayramının ilk üç gününde) Allah’a yaklaşmak için, ibadet niyetiyle kesilen özel hayvanlara udhiye denir
21-Kuran-ı Kerimi toplama komisyon başkanı Zeyd bin Sabit
22-Kuran-ı Kerim Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
23-Kuran-ı Kerim Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirilmiştir.
24-Ey Nebi hitabı, 5 defa zikredilen sure Ahzab suresidir.
25-Kuran-ı Kerim de hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
26-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetleridir.
27-Medine de en son inen sure Nasr suresidir.
28-Kuarndaki surelerin genel kabuliyle 86 tanesi Mekki, 28 sure de Medenidir.
29-Resmül Kuran (Mushafın Yazısı), Kuranın yazısı ile ilgilki olarak doğan ilme Resmül Kuran denir.
30-İmam-ı Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:Ebu Bekir Şube,Hafs b.Süleyman.
31-Müşebbihat olark isimlendirilen sureler:Hadid,haşr,saff,Cuma,tegabun
32-Kuran-ı Kerim noktalamasını gerçekleştiren şahıslar:Nasr b.Asım-Hayy b.Yamer
33-Nessih:Bir nassın hükmünü daha sonra gelen bir nass ile kaldırmaktır.
34-Garibul Kuran:Kuran da herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
35-Kendisine Tercümanul Kuran ve Bahrul –İlmn sıfatları verilen müfessir sahabi Abdullah b.Abbas
36-Başında Besmele bulunmayan sure Tevbe suresidir.
37-Baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
38-Cuma suersinin diğer bir adı Gafir suresidir.
39-Kuranı Kerimin harekelenmesi işine en son şeklini veren alim Halil b.Ahmet.
40-Kuran-ı Kerime ilk defa harekerini göstermek için noktalar koyan Ebul Esved ed- Dueli.
41-Abdullah b.Mesud , tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidi.
42-Ayetel Kürsi, Bakara suresinde yer almaktadır.
43-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olaylara İşari Tefsir denir.
44-İfk olayı Nur suresinde konu edilmiştir.
45-Hudeybiye Antlaşmasının gerçekleştiği olay Fetih suresinde konu edilmiştir.
46-Kuran-ı Kerimin en uzun suresi Bakara 282.ayeti.Konusu Borçların yazılması.
47-Kuran-ı Kerim de 25 Peygamber ismi geçmektedir.
48-Müfessir:Açıklayan yorumlayan, izah eden anlamlarına gelmektedir.Kuranı tefsir eden , yorumlayan ilim adamlarına müfessir denir.
49-Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresidir.
50-Abdestin farz olduğunu belirten ayet ve sure Maide suresi 5 ve 6. Ayetleridir.

21

Mayıs
2012

Güncel Hazırlanmış Diyanet Sınavlarına Hazırlık Çalışma Notları -5

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  370 Kez Okundu

1-Dinler üç kısma ayrılır.
a-Hak din: Allah (c.c.) tarafından Peygamberler vasıtasıyla insanlara bildirilen ve hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze ulaşan dindir. Bu din İslam dinidir.
b-Muharref Din: Allah tarafından Peygamberler vasıtasıyla bildirilen, fakat sonradan insanlar tarafından değişikliğe uğrayan dindir. Hiristiyanlık ve Yahudilik gibi.
c-Batıl Din:İnsanlar tarafından uydurulan dinlerdir. Putperestlik gibi.
2-Kitap, sözlükte “yazmak ve yazılı belge” anlamına gelir. Terim olarak ise, Allah Teala’nın kullarına yol göstermek ve aydınlatmak üzere peygamberine vahyettiği sözlere ve bunun yazıya geçirilmiş şekline denir. Çoğulu “kütüb”dür. Hıristiyan ve yahudilere ilahî kitap olarak İncil ve Tevrat verildiğinden onlara “Ehl-i kitap” denilmiştir. İlahî kitaplara Allah katından indirilmiş olması sebebiyle “kütüb-i münzele” veya “semavî kitaplar” da denilir.
3-Ashab, Peygamber Efendimize iman ederek O’nu gören ve müslüman olarak ölen kimseler. Lügat itibariyle ashab, arkadaş manasına gelen “sâhib” kelimesinin çoğuludur.
4-İslâm ıstılâhında “Hz. Peygamber’in arkadaşları” için, daha geniş kapsamıyla Resulullah’ı gören müminler için kullanılmıştır. Sahabî ve çoğulu olan sahabe terimleri de aynı manayı ifade eder.
5-Selef-i Salihin:Ashab-i Güzin ile Tabiine denir.
6-Müsned:İmam Ahmed ibni Muhammed İbni Hanzeleye aittir.
7-Edille-i Erbaa:(Usul-i Erbaa, 4 delil, dört esas)Kitap, sünnet,icma ve kıyas.
8-Fıkıh:İslam hukukuna ait ilme Fıkıh denir.
9-Eimme-i Erbaa(Dört imam):Dört ameli mezhep imamlarımızdır.
10-Eimme-i Selase:İmam-ı Azam dan başka üç imama eimme-i selase denir.
11-Müstehab olan şeylere;mendup,fazilet,nafile ,tatavvu, edeb adı da denir.
12-Mazmaza ağza su vermek,inşikak burna su çekmektir.
13-Başın tamamını bir su ile meshetmeye Kaplama Mesih denir.
14-Salat; Namaz demektir.Namaz kılana musalli denir.
15-Tebrik, tezkiye, duâ, Peygamberimiz (s.a.s)’e yapılan duâ, istiğfar, rahmet gibi anlamlara gelen bir terim, salavât. “Belirli vakitlerde, Kur’an’da emredildiği tarzda ve Hz. Peygamberin tarif ettiği şekilde yapılan ibadettir. Salât’ın çoğulu salavât gelir. Türkçede daha çok Hz. Peygamber’e yapılan duâ mânâsında kullanılır.
16-Namazlarda tadil-i erkana riayet,İmam Ebu Yusuf a göre bir rükün olduğundan farz,imam-i azam ile imam-i muhammede göre vaciptir.

17-Ezan ile Kamet , namazların sünnetidir.
18-Tesvib:Beş vakit namazlar için ezan okunduktan sonra , ayrıca cemaatı çağırma maksadıyla vakti sala gibi birifade kullanılmasına tesvib, tekrar bildirme demektir.
19-Bir namazı vaktinde kılmaya eda, vaktinden sonra kılmaya da kaza dendir.
20-Küsuf namazı güneş tutulduğunda cemaatla,Hüsuf namazı ay tutulduğunda tek başına kılanan(ikişer) namazdır.
21-KASÎDE-İ BÜRDE:İslâm âlimlerinin meşhûrlarından ve evliyânın büyüklerinden Muhammed bin Saîd Busayrî hazretlerinin, sevgili Peygamberimizi öven meşhûr kasîdesi.

22-GASÎL-ÜL MELÂİKE:Melekler tarafından yıkanan; Eshâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri.
23-EHL-İ SÜNNET:Îtikâdda (inanılacak şeylerde) ve yapılacak işlerde Peygamber efendimizin ve O’nun Eshâbının (arkadaşlarının) ve sonra gelen müctehid İslâm âlimlerinin yolunda bulunan müslümanlar, sünnîler.
24–Mihca:Bedir savasindaki ilk sehittir.

25-ÜSTÜVANETÜ`L-VUFUD:Hz.PeygamberinMescid-i Nebi`de elcileri kabul ettigi yer(Heyetler sutunu).
26-KÜTÜB-Ü TİSA:Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı, Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
27-İNZAL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
28-HÂTEM-ÜL ENBİYA:Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (A.S.M.)
29-HÂTEM-ÜL HÂTEM: Hz. Muhammed’in (A.S.M.) Tevrat’taki ismi.
-30HÜCRE-İ SAÂDET Saâdetli oda. Fahr-i Kâinat Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) odası.
31-HAREM-İ ŞERİF: Kâfir ve müşriklerin girmesi yasak olan ve canlı mahlukun öldürülmesi men’edilen Mukaddes Kâbe ve civârı.
32-HAREMEYN:İki mukaddes harem. Müşrik ve kâfirlere yasak olan mukaddes Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere.
33-HAREMEYN-İ ŞERİFEYN:Mekke’deki Kâbe ile Medine’deki Ravza-i Mutahhara.
FIKH-I EKBER:Yüksek fıkıh. Dinî bilgilerin en mühim olanı. İmana dair ilim. * İmam-ı Azam hazretlerinin meşhur eserinin ismi.
34-EYVAN-I KİSRA:Dicle Nehri kenarında sol tarafta Medâyin şehrinde yıkıntıları bulunan eski İran (Acem) Padişahına mahsus bir saray. Bu saray, Peygamberimizin (A.S.M.) doğduğu gece çatlamıştır.
35-ÂL-İ ABBAS : Emevilerden sonra 749 senesinden 1258 senesine kadar süren Abbasi hükümdar ailesi.
36-ANGLİKAN:İngiliz kilisesine bağlı kimse.
37–Zebur:Sözlüte, kitap manasina gelir.zebur , Davud Aleyhisselama gönderilmistir.zebura, Mizmarlar da denir.Zebur, Ibranucedir.Tamami 150 suredir. Bu surelerin ellisi kral Bühtü Nasr`dan bahseder.Geri kalan ellisi de va`z,nasihat ve hikmetlerden ibarettir.
38-Bed-i Besmele cemiyeti(Amin alayi):Osmanli toplumunda egitim- ögretimin ilk kademesini olusturan (sibyan) bu kurumlarin cok önemli yerleri vardi.Bu okullara Yüksek tabaka“Bed-i Besmele cemiyeti“ halk arasinda amin denilen, dikkat cekici bir törenle baslanirdi.Amin alayinda, ilahiye baslayana Amincibasi, bu merasimlerde Yunus Emre , Niyazi Misri´nin ilahileri okunurdu. Amin alayinda en son okunan „Mektepliler“ Gülbank`i“ söylenirdi.
39–Enderun-i Hümayin:Saray icinde Sehzadelerin yetistirilmelerine gösterilen itina ile birlikte; mülki, idari ve diger bazi elemanlarin yetistirildigi yer.
40-Danismend-Softa:Sahn medreselerinin talebelerine danismend, Tetimme medreselerinin talebelerine Sohta(Softa) deniyordu
41–Nizamiye Medreseleri:Mizamiye medreselerinin kurulmasi ve yayginlasmasi Selcuklu Sultani Alp Arslan zamanida olmustur.
42-Telfiku`l-Mezahib:Islam hukukunda, bir mesele veya amel üzerinde iki veya daha fazla mezhebin farkli görüslerini birlestirerek ayni anda tatbik etmek anlamindadir ki b, Islam kukukculari tarafindan kabul edilmistir.
43-Talak-i Bayin:Zevecenin iddt müddeti(üc temizlenme vakti) bitmeden tekrar kocasina dönme hakki bulunmayan talak.
44-Talak-i Rici:Erkegin karisini bosadiktan sonra tekrar karisina dönmesini mümkün kilan bosanma sekli.
45-Talmud:yahudi inancina göre Tevratin biri yazili digeri sözlü olmak üzere iki sekli vardir. Iste bu sözlü Tevrat`in yaziya gecirilmis sekli daha sonra Misna olarak ifade edilmis, onun üzerine yapilan tefsir ve yorumlara da Talmud denilmistir.
46-Tebük Seferi:Tebük seferine istirak etmedikleri icin pismanlik duyan ve dünya kendilerine zindan olan Kab b. Malik, Mürare b. Rabi,ve Halid b.Ümeyye`dir.Bunlar Tebük seferine katilmayip geride kalmislardi.Hz.Peygambder Tebük`en dönünce bunlRL konusmamis, ashab da onlardan yüz cevirmisti.Bunlarin tövbelerinin kabul edildigi hükmü 50 gün sonra gerceklesmisti.(Diyanet Meali, sh.203.)
47-Salvele:Hz.peygamber(sas)`e, O`nun ev halkina, ashabina salat ve selam cümlelerini ifade etmek üzere kullanilan bir tabirdir.
48-Peygamberimizin soy kütügü:Adnan`dan Hz.Peygamberimize kadar gelen ve bizzat peygamberimiz tarafindan kabul edilmis olan soy kütügü söyledir:Adnan,Mead, nizar, mudar, ilyas, müdrike, huzeyme, kinane, nadr,malik, fihr, galip, lüey, ka`b, mürre,kilab,kusay,abdulmenaf, hasim, seybe(abdulmuttalib), Abdullah, Hz.Muhammed (sas)
49-Mülukü`t-Tavaif: Endülüs`te 1031-1090 yillari arasinda hüküm süren emirlikler.
50-Mühr-i Süleyman:Hz.Süleyman`a isnad edilen mucizevi yüzük, bu yüzügün üzerine hakkedilmis 6 köseli yildiz.Yahudi ve Hiristiyanlarca“davud Yildizi“ diye anilir.Müslümanklar arasinda ise“hatem-i süleyman“ diye anilir
51-Muhazati Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinannamazda ekegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
51-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
53-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
54-Muallakat-i Seb`a: 7 aski..Islam`dan önce Kabe duvarina asilmis olan yedi kaside.Cahiliye döneminde yedi ( veya on) saire ait seckin kaside kolleksiyonuna verilen ad
55-Mu`cemler:Aler-Rical üzerine tasnif edilen kitaplardir.Ravilerin adlarina göre alfebetik olarak düzenlenen eserlerin genel adi.
56-Emr-i bi`l –ma`ruf, Nehy-i ani`l-müker:Iyiligi emretmek, kötülükten alikoymaktir.
57-Teblig:Peygamberlein , Allah`tan aldigi vahyi insanlara ulastirmaktir.
58-İrsad:Akli ve kalbi ikna edici söz ve eserlerle bir kimseyi dogru yola iletmektir.
59-Hz.Osman,Peygamberimizin iki kizi (Ümmü Gülsüm –Rukiye) ile evlendigindn dolayi”Zinnureyn” lakabini alan sahabidir.
60-İslamiyet`in ilk yillarda Araplarin özgün bir mimarileri yokken, giderek mimaride belirgin bir Arap sanati ve üslubu dogmustur.Bu kültürel gelismeyi saglayan baslica etken, fethedilen ülkelerin kültürleri.
61-Bi`ri Maune:Islam`i kabul ettiklerini söyleyen bir kabileye Allah(c.c)`in dinini ve kitabini ögretmek icin gönderilen 70 tane hafiz sahabinin sehit edildigi yer.
62-İslam`in en önemli savaslarindan biri olan Uhud savasinin tam olarak kazanilmamasinin sebebi;Hz.Peygamber Efendimiz(sas) `in emrinin ihlali.
63-Ridde hareketleri Hz.Ebubekir`in halife oldugu dönemde meydana geldi.
64-Seriyye:Peygamber Efendimi(sas)`in emriyle savasa gidilen ama kendinin istirak etmedigi seferlere8savaslara) denir.
65-Sevr Magarasi:Peygamber(sas)`in hicret esnasinda Mekke`nin güney kisminda üc gün icerisinde gizlenip sonra yoluna devam ettigi magaradir.
66-İsra ve Mirac:Resulüllah Efendimiz(sav) `in bir gece de Mekke`den Kudüs`e oradan daSiretü`l-Münteha`ya kadar gitmesine Isra ve Mirac denir.
67-Hicret:Islam tarihinde, icinde yasadigi memlekette maruz kaldigi zulüm ve haksizliktan kurtulmak ve dini daha güzel yasamak icin huzur ve baris ortamlarina yapilan göce hicret denir.
68-Fitir Sadakasi verebilmenin sartlari:Müslüman olmak, nisap miktarina ulasmak, vakit.
69-Adak orucu, vacip oruclardandir.
70-Cuma namazinin farz olmasinin sartlari:Erkek olmak, hür olmak, mukim olmak, saglikli olmak, kör olmamak, ayaklari saglam olmak.
71-Muktedi:Namazda imama uyan kimseye muktedi denir.
72-İstiva vakti:Günesin tam tepe noktasinda oldugu va namaz kilmanin mekruh oldugu vakte istiva vakti denir.
73-İmamda Aranan Sartlar:Müslüman olmak, erginlik cagina girmis olmak,akilli olmak, erkek olmak, Namaz sahih olacak kadar Kur`an ezberlemis olmak, kendisinde bir özür olmamak,namazin sartlarindan birinin ortadan kalkmamasi.
75-Namazda esnemek, gerinmek; namazin mekruhlarindan biridir.
76-Allah`in zati sifatlari;Vücud, kidem,beka ,vahdaniyet, muhalefetü`n li`l-havadis,kiyam binefsihi.
77-Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartildigi ilahi adalet ölcüsüne Mizan denir.
78-Yüce Allah`in insanlari hesaba cekmek üzere tekrar dirilisten sonra bir araya toplamasina Hasir denir.
79-Keramet:Peygamberine gönülden bagli olan ve ona titizlikle uyan veli kullarin gösterdikleri olaganüstü olaylara keramet denir.
80-Istidrac:Kafir ve günahkar kisilerin arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
18-Peygamberlerin sifatlari;Sidk , emanet ,fetanet, ismet , teblig.
82-Suhuf verilen peygamberler;Hz.Adem(10 suhuf),Hz.Ibrahim(10 suhuf),Hz.Idris(30 suhuf) ve Hz.Sit(50 suhuf`)`e verilmistir.
83-Vahdaniyyet:Allah Teala`nin zatinda, siftlarinda ve fiillerinde bir ve tek olmasi, esi, benzeri ve ortaginin bulunmamasidir.
84-Kidem:Allah Teala`nin ezeli oldugu, baslangicinin olmadigi anlamina gelmektedir.
85-Savas ganimetleri anlamina gelen sur; Enfal suresidir.
86-En son nazil olan sure ;Nasr suresidir.
87-Sirk :Tövbe etmelmedikce Allah`in asla bagislamayacagini bildirdigi günahtir.
88-Orucun farz oldugunu beyan eden Bakara suresi , 183. ayeti.
89-Kur`an-i Kerim`in noktalanmasini,Nasr b. Asim ve Yahya b. Yamer icra etmistir.
90-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
91-Mufassal sureler:Kur`an`in sonunda yer alan surelere mufassal sureler denir.
92-Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Tenasüb denir.
93-Kutsal kitaplarin kronolojik siralanisi:Tevrat, zebur, incil, Kur`an.
94-Kutsal mescidler:Islam`da kutsal sayilan 3 mescid;Mescid-i Haram,Mescid-i Nebi,Mescid-i Aksa.
95-Kütüb-ü Ehadis.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
96-Kütüb-ü Münzele:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
97-Kütüb-ü sitte:Peygamber(sas) Efendimizin hadis-i seriflerini ihtiva eden 6 hadis kitaba verilen isimdir.Buhari, müslim, Ibn Mace,Ebu Davud,Tirmizi,Nesai.
98-Kasr-i Salat(Namazi kisaltmak):Misafir olanin , 4 rekatli farz namazlarini iki rekat olarak kilar.Buna kasr-i salat denir
99-İlk sehitler:Kuresy kafirleri, Ammar ile babasi Yasir ve anasi Sümeyye`yi , zorla dinlerinden döndürmeye kalkistilar.Onlar bunu kabullenmeyince, Sümeyye`nin iki ayagini iki deveye baglayip ters istikamette cekerek parcaladilar.Yasir`i de sehit ettiler.
100-Havelan-i Havl:Senenin devretmesi, gecmesi demektir.
101-Havkale:La havle ve la kuvvete illa bi`llahil-aliyyi`l –azim cümlesini söylemeye denir.
102-Hayber:Hicaz`da Medine-Suriye yolu üzerinde bulunan eski bir ticaret ve ziraat merkezi.
103-Havaic-i Asliye:Asil ihtiyaclar, temel ihtiyaclar.Zekat matrahi disinda tutulan temel ihtiyac mallari disinda tutulan temel ihtiyac mallari anlaminda fikih terim.
104-Garibü`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
105-Ebu`l-Esved el-Düeli(ö.69/688):Kur`an-i Kerim`e hareke sistemini getiren ve Arap nahvinin ilk esaslarini tesbit eden alim, sair.

20

Mayıs
2012

Terimler: Ebabil kuşları,eimme-i selase

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  440 Kez Okundu

EBABİL KUŞLARI:Kâbe’yi yıkmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe’nin ordusuna saldıran kuşlar.Ebâbil, Arapça’da “bölükler, sürü, sürüler” demektir. Kelime, Kur’ân-ı Kerim’de Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay şöyle anlatılmaktadır: “Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yaptı? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üstlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.” (el-Fil, 105/1-5).Bu olay Hz. Peygamber’in doğduğu yıl olmuş ve orduda bulunan fil/fillerden dolayı Araplar arasında “Fil Vak’ası”, geçtiği yıl ise “Fil Yılı” olarak meşhur olmuştur. Olay kaynaklarda şöyle zikredilmektedir:

EBU DÂVUD(202/817-275/888):Kütüb-i Sitte adı verilen büyük hadis mecmuâlarının Buhâri ve Müslim’den sonra gelen Sünen’in müellifi olan büyük muhaddis.”İmam”, “Şeyhu’s-Sünne”, “Mukaddemu’l-Huffâz” ve “Muhaddisu’l-Basra” gibi ünvanlara sahip olan Ebû Dâvûd, 817′de Sicistan’da doğdu. Tam adı, Ebû Dâvûd Süleyman b. El-Eş’as b. İshak b. Beşir b. Şeddad b. Amr b. İmrân el-Ezdı es-Sicistânı’dir. Büyük dedelerinden İmrân, Sıffin’de Hz. Ali’nin yanında şehid düşmüştür. Oğlu Ebû Bekr Abdullah da meşhur bir muhaddistir.

EBU HANİFE:(80/150 – 700/767)İmam Âzam (büyük İmam) lâkabıyla bilinen, Ebû Hanife künyesiyle meşhur Numân b. Sâbit b. Zevta (Zûta) mutlak müctehid ve fıkıhta Hanefi mezhebinin imamı.

EBÛ TURÂB:“Toprak babası -veya- sahibi” anlamında Hz. Ali’ye Rasûlullah (s.a.s.) tarafından verilmiş bir künye.

EBU YÛSUF(113/731-183/798)Hanefî mezhebinin imamı Ebû Hanife’den sonra gelen büyük Hanefi fâkihi .

ECEL:Belli bir zaman parçası ve bu parçanın sonu; vakit ve son.Birşey için belirlenmiş zaman dilimine ecel denir. İnsanın veya herhangi bir canlının eceli, kendisine tâyin edilen ömürdür. “Ecelin gelmesi” ise, tâyin edilmiş bulunan ömrün son bulması, yani ölümdür.Allah indinde her canlı için tâyin edilmiş bir ecel vardır. Eceli geldiğinde dünya hayatı son bulur.

ECR-İ MÜSEMMA:Belirlenmiş ücret, bedel.Ecr; bedel, ücret, ödül, sâlih amele verilen sevap; ecr-i müsemmâ ise; tef’il bâbında ismi mef’ul bir kelime olup konuşulan, belirlenen, tesbit edilen demektir. Terim olarak iş veya kira akdinde işe girerken veya akdi yaparken tarafların miktarını belirledikleri ücrete “ecr-i müsemmâ” denir. Akit sırasında miktarı belirlenmeyip iş yapıldıktan sonra veya kiralananda oturulduktan sonra emsal ücrete göre bilirkişi tarafından belirlenen ücrete ecr-i misil denir.

ECR-İ MÜSEMMA:Belirlenmiş ücret, bedel.Ecr; bedel, ücret, ödül, sâlih amele verilen sevap; ecr-i müsemmâ ise; tef’il bâbında ismi mef’ul bir kelime olup konuşulan, belirlenen, tesbit edilen demektir. Terim olarak iş veya kira akdinde işe girerken veya akdi yaparken tarafların miktarını belirledikleri ücrete “ecr-i müsemmâ” denir. Akit sırasında miktarı belirlenmeyip iş yapıldıktan sonra veya kiralananda oturulduktan sonra emsal ücrete göre bilirkişi tarafından belirlenen ücrete ecr-i misil denir.

EDİLLE-İ ERBAA:Dört delil: Kur’ân, Sünnet, İcmâ, Kıyas.

EHL-İ BEYT:Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ev halkı. Ehl-i Beyt, bir evde yaşayan aile fertleri, aile demektir. İslâm fıkıh terminolojisinde bir terim olarak Hz. Peygamber (s.a.s)’in hısımlarından kendilerine zekât verilmesi yasaklanan aile fertlerinin tamamını ifade etmek için kullanılmıştır. Bu anlamda ehl-i beyt; Hz. Peygamber (s.a.s.) ve ailesi, Ca’fer, Âkil, Abbâs ve aileleridir. Şia’ya göre ise; Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ailesi, eşleri ve çocuklarıyla Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’dir (Sahih-i Müslim, II . 751-752; .IV, 1873).Rasûlullah (s.a.s.) ile ehl-i beyt’e de salât ve selâm getirmek müslümanların bir görevidir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 323).

EHL-İ HİBRE:Ehl-i Vukuf, bilirkişi, eksper, hakimin, kendi ihtisası dışında kalan alanlarda bilgisine başvurduğu, konunun uzmanı kişi veya kişiler.

EHL-İ KIBLE:Kıbleye dönüp namaz kılan müslümanlar, Ehl-i İslâm.

EHL-İ KİTAP:İslâm literatüründe yahudiler ve hristiyanlar için kullanılan bir tâbir, kitab ehli.

EHL-İ SÂLİB:Ehl-i Kitâb’tan hristiyanlar, Haçlılar.Arapça Sâlib kelimesi “haç” (istavroz, çarmıh) demektir. Ehl-i sâlîb, Haçlılar için kullanılır. Haç, Hristiyanlığın sembolü olan ve Hz. İsa (a.s.)’ın gerildiğine inandıkları birbirini dikey kesen iki çizgidir.

EİMME:İmamlar, İmam kelimesinin çoğulu. Kur’an’da misal, rehber, lider, önder, örnek, manalarında kullanılmıştır.

EİMME-İ ERBAA:Dört imam, ehl-i sünnet ekolünde tedvin edilmiş olan dört büyük mezhebin imamları hakkında kullanılan bir terim.

EİMME-İ SELÂSE:Üç imam. Hanefî mezhebinde İmâm-ı Â’zam Ebû Hanife Nu’man b. Sabit * (80-150/699-767) ile iki büyük öğrencisi olan İmam Ebû Yûsuf Yâkub b. İbrahim el-Ensârî* (113-183/731-799) ve İmam Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî * (132-189/750-805) hakkında kullanılan bir terim.

ELFÂZ-I KÜFÜR:Elfâz’ın tekili olan lâfız; söz, sözcük ve ifade demektir. Küfür ve küfr ise “kefera” fiilinden mastar olup, sözlükte; bir şeyi örtmek anlamına gelir. Kalbindeki imanını örten kimseye de bu yüzden “münkir” veya “kâfir” * denilmiştir. Bir terim olarak, kişiyi küfre düşüren ve dinden çıkmasına sebep olan sözlere “elfaz-ı küfür” adı verilir.

EMÎRU’L MÜMİNÎN:Müminlerin emîri, halife, İslâm ümmetinin lideri, idarecisi anlamında kullanılan bu tabir, Hz. Peygamber (s.a.s.) in vefâtından sonra ilk olarak ikinci halife Hz. Ömer (582-644 M.) için kullanılmıştır. Yalnızca emîrlik unvânı ise Hz. Peygamber (s.a.s.)’ın önemli işleri idare etmek üzere tâyin ettiği kişiler için de kullanılmıştır. Harplerde kumandan olarak tayin ettiği kişiye emîr ifadesini kullandığı gibi, Hz. Ebû Bekir’i de hicretin dokuzuncu yılında hacca gidecek kafilenin başına hac emîri olarak tayin buyurmuştur.

ENBİYÂ:Peygamberler, Nebî kelimesinin çoğulu. Nebî, peygamber demektir. Farsça bir kelime olan ‘peygamber”in kelime anlamı; “haber getiren”dir. “Resul” kelimesi de peygamber demektir. Ancak nebî ile rasûl arasında şu fark vardır: Resul yeni dinî hükümler (şerîat) getiren peygamberdir. Nebî ise kendinden önce gönderilen peygamberin getirdiği hükümlerle amel ederek insanları Allah’ın birliğe ve yalnız O’na kulluğa çağıran peygamberdir. Kur’an’ın yirmi birinci sûresinin adı “Enbiya sûresi”dir. Sûrede peygamberlerin kıssalarından söz edildiği için bu adı almıştır.

ENSÂR:Mekke’den Medine’ye hicret ettikleri zaman (M. 622) Peygamber efendimiz (s.a.s.) ve muhâcirlere kucak açıp tüm imkânlarıyla yardım eden Medineli müslümanlar.

ESÂTÎRU’L-EVVELİN:Öncekilerin Masalları. “Esâtîr”, “setara” kelimesinden türemiş çoğul bir kelime olup, tekili, “ustûr, ustûre veya estîr, estıra” dır. Bâtıl olan, aslı olmayan uydurma hikâyeler ve “evvelîm” kelimesi ile birlikte, “İslâm öncesi milletlerin yazdıkları hikâyeler, masallar” manasına gelir.

ESBÂBU’N-NÜZÛL:Kur’an-ı Kerîm ayetlerinin iniş nedenleri.Bazı ayetler, Hz. Peygamber (s.a.s.)’e yöneltilen bir soru yada vukûbulan belli bir olay üzerine inerdi. Ayetlerin inişinde etken olan soru ya da olaya ‘nüzûl sebebi’ denir.

EŞ’ARİYYE:Ebu’l-Hasen el-Eş’ârî’nin (324/935-36) öncülüğünü yaptığı, kelâm metodunu benimseyen kelâm ekolü. Çoğulu “Eşâ’ira” gelir.

EŞHURU’L-HURUM:Haram aylar, hürmete lâyık aylar (Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb). Bu aylarda savaş yapmak yasak olduğu için bu adı almıştır.

EVS:Medineli bir kabile olup, İslâm döneminde ensârın bir bölümünü oluşturmuştur.

EVTAS OLAYI:Hicretin sekizinci yılında Huneyn gazvesinden sonra meydana gelen olay.

EYYÂM-I MA’DÛDE:Sayılı günler. Kur’an’da bilhassa Ramazan ayı ve Kurban Bayramı’nda teşrik tekbirlerinin alındığı günler için kullanılan bir tabir

 

20

Mayıs
2012

Diyanet Mesleki Bilgiler Seviye Tesbit Sınavlarına Hazırlık Hadis Testleri

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  526 Kez Okundu

1. Hz. Peygamber adına uydurulmuş sözlere ne denir?
a) Mevzû hadis.
b) Müdrec hadis.
c) Münker hadis.
d) Metrûk hadis
2. Aşağıdakilerden hangisi hadis uydurmanın sebeplerinden biri değildir?
a) Allah’ın rızasını kazanma amacı.
b) Bazı kimselerin İslâm dinine zarar verme isteği.
c) Siyasi çekişmeler neticesinde kendi gurubunu haklı gösterme ihtiyacı.
d) İnsanları dinin buyruklarını yerine getirmeye teşvik ederek onların daha dindar olmalarını sağlama gayreti.
3. Aşağıdakilerden hangisi hadîsin fonksiyonlarından değildir?
a) Te’kîd.
b) Tefsîr.
c) Tenkîd.
d) Teşrî’.
4. Sahîh ve hasen hadîsin şartlarından birini veya birkaçını taşımamakla birlikte, uydurma (mevzû) olduğu da söylenemeyen hadislere genel olarak ne ad verilir?
a) Zayıf Hadis.
b) Maktû’ Hadis.
c) Metrûk Hadis.
d) Mürsel Hadis.
5. Aşağıdakilerden hangisi, râvî zincirinin kendisinde son bulduğu kısmı ifade eden ve hadisin aslını oluşturan bölümün adıdır?
a) İsnâd.
b) Metin.
c) Tabaka.
d) Tarîk.
6. Aşağıdakilerden hangisi; mânâsı Allah’a, lafzı Peygambere ait olan hadis çeşididir?
a) Maktû’ hadis.
b) Mevkûf hadis.
c) Metrûk hadis.
d) Kutsî hadis.
7. Aşağıdaki hadis terimlerinden hangisi, söz, fiil veya takrîrin doğrudan Peygambere dayandırıldığı, kaynağı Peygamber olan hadis çeşidini ifade eder?
a) Maktû’ hadis.
b) Mevkûf hadis.
c) Merfû’ hadis.
d) Mevzû’ hadis.
8. Aşağıdaki hadis terimlerinden hangisi, söz, fiil veya takrîrin sahabeye dayandırıldığı, kaynağı sahabe tabakası olan hadis çeşidini ifade eder?
a) Mevkûf hadis.
b) Maktu’ hadis.
c) Merfû’ hadis.
d) Metrûk hadis.
9. Aşağıdakilerden hangisi kaynağına göre hadis çeşitlerinden birisi değildir?
a) Hasen hadis.
b) Mevkûf hadis.
c) Maktû’ hadis.
d) Merfû’ hadis.
10. Aşağıdakilerden hangisi senetteki kopukluktan kaynaklanan zayıf hadis çeşitlerinden birisi değildir?
a) Müdelles hadis.
b) Kutsî hadis.
c) Muallak hadis.
d) Mu’dâl hadis.
11. Sıhhat açısından sahih hadis ile zayıf hadis arasında yer almasına karşın sahîhe daha yakın olan hadise ne denir?
a) Şâzz hadis.
b) Hasen hadis.
c) Garîp hadis.
d) Muallel (illetli) hadis.
12. Aşağıdakilerden hangisi râvîye yapılan ithamdan dolayı ortaya çıkan zayıf hadis çeşitlerinden biri değildir?
a) Mürsel hadis.
b) Metrûk hadis.
c) Muallel hadis.
d) Mevzû’ hadis.
13. Rasûlüllaha ait olduğunda usûl bakımından herhangi bir tereddüt bulunmayan, sıhhatine hükmedilmiş olan hadis çeşidi hangisidir?
a) Hasen hadis.
b) Sahîh hadis.
c) Zayıf hadis.
d) Mevzû’ hadis.
14. Kelimesi hareke değişikliğine uğramış hadise ne denir?
a) Munkatı’ hadis.
b) Garîb hadis.
c) Muallel (illetli) hadis.
d) Muharref hadis.
15. Hadis terimi olarak, senedin herhangi bir yerinde bir tek râvîsi olan Âhad hadis çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?
a) Meşhûr hadis.
b) Azîz hadis.
c) Garîb hadis.
d) Mütevâtir hadis.
16. Aşağıdakilerden hangisi Âhad hadis çeşitlerinden birisi değildir?
a) Meşhûr hadis.
b) Mütevâtir hadis.
c) Garîb hadis.
d) Azîz hadis.
17. Tabiîn râvînin, sahâbî râvîyi atlayarak doğrudan Hz. Peygambere dayandırdığı zayıf hadis çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?
a) Mürsel hadis.
b) Muallâk hadis.
c) Hasen hadis.
d) Mütevâtir hadis.
18. Bir çok kişi tarafından rivâyet edilen, delil alınan ve herkes tarafından bilinen halk arasında şöhret bulan Âhad hadis çeşidi aşağıdakilerden hangisidir?
a) Garîb hadis.
b) Azîz hadis.
c) Meşhûr hadis.
d) Mütevâtir hadis.
19. Daha önce dağınık olan hadislerin, toplanarak kitap haline getirilmesine ne denir?
a) Tedvîn.
b) Sünen.
c) Müsned.
d) Tasnîf.
20. Hadisleri topladıktan sonra sınıflara ayırmak ve guruplamak anlamına gelen hadis terimi hangisidir?
a) Tedvîn.
b) Bâb.
c) Taktî’.
d) Tasnîf.
21. Aşağıdakilerden hangisi, kendisinden hadis rivâyet edilen râvînin hadis aldığı hocasını ifâde eden hadis terimidir?
a) Şeyh.
b) Mervî.
c) Hüccet.
d) Mecrûh.
22. Hadis tasnifi faaliyetlerinin çok yoğun bir şekilde yapıldığı ve hadis kaynaklarının son şeklini aldığı dönem aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
a) Hz. Peygamber dönemi.
b) Sahâbe dönemi.
c) Tabiûn dönemi.
d) Osmanlılar dönemi.
23. Aşağıdaki hadis terimlerinden hangisi, ana senedin tâlî (ikinci) bir kolunu, dağılışını veya ana senedin bir râvîden sonraki dağılışını, kollara ayrılışını ifade eder?
a) Metin.
b) Tarîk.
c) Şeyh.
d) Mervî.
24. Aşağıdakilerden hangisi, diğer konularda yalan söyleyen bir râvînin hadis rivâyetinde de yalan söyleyebileceği düşünülerek, râvînin yalanla itham edilmesini ifade eder?
a) Kizbu’r-râvî.
b) Fısku’r-râvî.
c) İttihamu’r-râvî bi’l- kizb.
d) Bid’atü’r-râvî.
25. Kütüb-ü sitte hangi şıkta doğru sıralanmıştır?
a) Ahmed-Buhârî-Müslim-Ebû Dâvûd-Tirmizî-İbn Mâce.
b) Ahmed-Buhârî- Dârimî- Müslim- Ebû Dâvûd- Beyhakî.
c) Ebû Dâvûd-Tirmizî-Nesaî-İbn Hibbân-Darakutnî.
d) Buhârî-Müslim-Ebû Dâvûd-Tirmizî-İbn Mâce- Nesaî.

26. Aşağıdakilerden hangisi Ale’r-ricâl (şahıs merkezli) tasnîf edilen kitaplardandır?
a) Müsned.
b) Musannef.
c) Câmî’ler.
d) Sünenler.

27. Hz. Peygamber’in kişiyi herhangi bir şeye teşvik etmek veya sakındırmak için söylediği hadislere ne denir?
a) Fiten hadisler.
b) Darb-ı meseller.
c) Tergîb ve terhîb hadisleri.
d) Ahkâm hadisleri.

28. Aşağıdakilerden hangisinde, üzerinde en fazla şerh faaliyeti yapılan ve İslâm dünyasında en fazla ilgi gören hadis eseri ve yazarı birlikte verilmiştir?
a) es-Sünen: Tirmizî
b) el-Câmiu’s-Sahîh: Müslim
c) el-Câmiu’s-Sahîh: Buhârî
d) el-Câmiu’s-Sahîh: Ebû Dâvûd

29. Kütüb-i Sitte olarak bilinen altı hadis kitabı ve müellifleri aşağıda eşleştirilmiştir. Hangisi yanlıştır?
a) es-Sünen: Ahmet b. Hanbel.
b) el-Câmiu’s-Sahîh: Müslim.
c) es-Sünen: Ebû Dâvûd.
d) es- Sünen: İbn Mâce.

30. Müsned türünde yazılmış en meşhur hadis eseri kime aittir?
a) Mâlik b. Enes.
b) Ahmed b. Hanbel.
c) İbn Şihâb.
d) Ebû Dâvûd et-Tayâlisî.

20

Mayıs
2012

mbst sınavlarına hazırlık soru-cevaplı çalışma notları

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  515 Kez Okundu

1-Aşağıdakilerden hangisi itikadi mezheplerden biridir?
A-Hanefi
B-Maturidiyye
C-Şafii
D-Caferi
2-Aşağıdakilerden hangisi ameli mezheplerden biri değildir?
A-Maliki
B-Hanefi
C-Şafii
D-Eş’ari
3-Maturidiyye mezhebinin mezhebinin kurucusu kimdir?
A-Ebu Mansur Maturidi
B-Sufyan servi maturidi
C-Davudu Zahiri Maturidi
D-Muhammed Raşit El Maturidi
4-Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın zati sıfatlarından birisi değildir?
A-Vücud
B-Beka
C-İrade
D-Vahdaniyet
5-Aşağıdakilerden hangisi vahyin çeşitlerinden biri değildir?
A-Cebrail’in azıl suretinde vahiy getirmesi
B-Perde arkasından peygamberimizin duyduğu sözler
C-Allah’ın dilediklerini dilediği kulunun kalbine doğrudan doğruya çabuk bir şekilde yerleştirmesi
D-Hiçbiri
6-Aşağıdakilerden hangisi miladi 325 yılında İznik’te toplanan ruhani meclis tarafından kabul edilen incillerden biri değildir?
A-Luka
B-Selkisolf
C-Markas
D-Matta
7-Resul kime denir?
A-Kendisine kitap indirilen peygamber
B-Kendilerinden önceki peygamberlere inen kitapları tebliğ edene
C-Keramet gösteren velilere
D-Alimlere
8-Aşağıdakilerden hangisi temiz suyun vasıflarından birisi değildir?
A-Renk
B-Koku
C-Mavi
D-Tat
9-İstinşak neye denir?
A-Ağıza üç kez su çekmeye
B-Buruna üç kez su çkmeye
C-Kulakları meshetmeye
D-Hiçbiri
10-Aşağıdakilerden hangisi abdestin çeşitlerinden biri değildir?
A-Farz olan abdest
B-Vacip olan abdest
C-Mendup olan abdest
D-Sünnet olan abdest
11- Aşağıdakilerden hangisi abdesti bozmayan şeylerden birisidir?
A-Ön ve arkadan sidik ve slik çıkması
B-Gözlerden gülerken yaş gelmesi
C-Ağız dolusu kusmak
D-Vücudun herhangi bir yerinden kan ve irin çıkması
12-Ayağa giyilen mestlere mesh edilebilmesi için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A-Mestler deriden yapıldığı gibi çoraptan da yapılabilir
B-Ayaklar yıkanarak,abdest alındıktan sonra mestler giyilmelidir
C-Mestler bağsız olarak ayakta durabilecek kadar kalın olmalıdır
D-Mestler ayakları topuklarıyla beraber örtmüş bulnmalıdır
13-Aşağıdakilerden hangisi teyemmümün şartlarından biri değildir?
A-Niyet etmek
B-Teyemmümde yüzü ve kolları kaplayacak şekilde mesh etmek
C-Ayakları meshetmek
D-Meshi elin tamamı veya çoğu ile yapmak
14-Aşağıdakilerden hangisi teyemmümü bozan şeylerden biri değildir?
A-Abdesti bozan şeyler teyemmümü de bozar
B-Teyemmüm yapmayı mubah kılan özrün ortadan kalkması
C-Abdest ve gusül için yeterli suyun bulunması
D-Kullanma imkanı olmayan suyun bulunması
15-Aşağıdakilerden hangisi guslün sünnetlerinden biri değildir ?
A) Besmele ile başlamak
B) Niyet etmek
C) Banyoda yıkanmak
D) Suyu ilk döküşte bedeni ovmak
16-Aşağıdaki vakitlerden hangisinde nafile namaz kılmak mekruhtur ?
A) Güneşin doğuşundan 45-50 dakika sonrasına kadar
B) Tuvalet için sıkıştığı vakitte
C) Öğle namazından sonra ikindi vaktine kadar
D) Yatsı namazından sonra fecr-i sadığın doğuşuna kadar
17-Aşağıdakilerden hangisi namazın şartlarından biri değildir ?
A) Hadesten taharet
B) Necasetten taharet
C) İftitah tekbiri
D) İstikbali kıble
18-Aşağıdakilerden hangisi namazın vaciplerinden değildir?
A) Kıraat
B) Namaza Allahu ekber sözüyle başlamak
C) Namazda Fatiha suresini okumak
D) İki secdeyi birbiri ardınca yapmak
19-Aşağıdakilerden hangisi namazın sünnetlerinden biri değildir ?
A) Sübhaneke okumak
B) Kıyamda iki ayağın arasını beş parmak açmak
C) Rükua varırken Allahu ekber demek
D) Secdelere varırken Allahu ekber demek
20-Aşağıdakilerden hangisi namazı bozan şeylerden biri değildir ?
A) Namazda konuşmak
B) Namazda namaza ait olmayan bir iş yapmak
C) Kıblede göğüs değiştirmek
D) Tebessümle gülümsemek
21-Namazda kahkaha ile gülmek neyi gerektirir ?
A) Namaza zarar vermez
B) Namazın sonunda sehiv secdeyi yapmayı gerektirir
C) Namazı bozulur, abdest almadan tekrar kılar
D) Abdesti ve namazı bozulur. Yeniden abdest alır ve namazı iade eder
22-Aşağıdakilerden hangisi namazı bozmayan şeylerden biri değildir ?
A) Namaz kılanın önünden geçmek
B) Namaz kılan kimsenin müsait yer olduğu halde herkesin önünden geçeceği yerde namaz kılması
C) Namazda kahkaha ile gülmek
D) Namaz kılanın secde yerinden birinin geçmesi
23- Bayram namazındaki hutbede imam hutbeye çıkınca aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır ?
A) Elhamdülillah diyerek başlar
B) Allahü Ekber diyerek başlar
C) Euzü besmele okuyarak başlar
D) Bunların dışında başka bir şey okuyarak başlar
24-Aşağıdakilerden hangisi namazın mekruhlarından biri değildir ?
A) Namazda iken işaretle selam almak
B) Namazda özürsüz olarak bağdaş kurmak
C) Mum, Kandil lambaya karşı namaz kılmak
D) Esnemek, gerinmek
25-Namazda olan bir kişi aşağıdaki hallerin hangisinde namazı bozması vaciptir ?
A) Davar sürüsüne canavar düşmesi halinde
B) Gözleri kör olan birinin kuyuya düşme tehlikesi olması
C) Suya düşen bir kişinin yardım istemesi halinde
D) Bir kimsenin çatıdan aşağı düşme tehlikesi olması
26-Aşağıdakilerden hangisi sehiv secdeyi gerektiren hallerden biri değildir ?
A) Sübhanekeyi okumayı terk etmek
B) Fatiha okumayı terketmek
C) Dört rekatlı namazlarda ilk oturuşu terketmek
D) Vitir namazında kunut dualarını terketmek
27-Namazda sehiv secdesini gerektirecek birden fazla davranıştan dolayı kaç sehiv secdesi yapmak gerekir ?
A) 2
B) 1
C) 3
D) Hiçbiri
28-İçerisinde secde ayeti bulunan ayetleri okurken secde ayetini secdeden kaçınmak için gizlice okumanın hükmü nedir ?
A) Mübahtır
B) sünnettir
C) Müstehaptır
D) Mekruhtur
29-Müdrik kime denir ?
A) namazın her rekatında imam ile kılana denir +
B) İmama ilk rekatın rükuundan sonra uyana denir
C) namaza imam ile başladığı halde imam ile bitiremeyen kimseye denir
D) her meseleyi en ince ayrıntısana kadar anlayana denir
30-İmama ; İlk rekatin rükuundan sonra uyan kimseye ne denir ?
A) Cemaat
B) Müdrik
C) Mesbuk
D) Lahık
31-Aşağıdakilerden hangisini imam yapmasa cemaatte yapmaz , imam yaparsa cemaat da yapar ?
A) İftitah tekbirinde ellerinin kaldırılması
B) İmam sübhanekeyi okumasa cemaat da okumaz
C) iki rekatlı namazın sonunda imam tahıyyatı okuduktan sonra cemaat de okumuşsa
D) Hiçbiri
32-Aşağıdaki durumların hangisinde sünnet kesilerek cemaatle kılınan farzda imama uyulur ?
A) Sabah namazının sünnetinin ikinci rekatında
B) İkindi namazının sünnetinin ikinci rekatında
C) Cumanın evvelki sünnetinin üçüncü rekatında
D) Hiç birinde
33-Aşağıdakilerden hangisi cuma namazının sahih olmasının şartlarından biri değildir
A) Cuma kılınan yerin şehir veya şehir hükmünde olması
B) Cuma namazının öğlen vaktinde kılınması
C) Namazdan önce hutbe okunması
D) Cuma kılacak kişinin mukim olması
34- Aşağıdakilerden hangisi cuma namazının sahih olmasının şartlarından biri değildir ?
A) Cuma kılınan yerin şehir veya şehir hükmünde olması
B) Cuma namazının öğlen vaktinde kılınması
C) Namazdan önce hutbe okunması
D) Cuma kılacak kişinin mukim olması
35-Aşağıdakilerden hangisi hutbenin sahih olmasının şartlarından biri değildir ?
A) Hutbenin namazdan önce okunması
B) Hutbe okunacak minberin en az 5 basamak olması
C) Vakit içinde okunması
D) Hutbe okunurken cemaatten en az bir kişinin bulunması
36- Aşağıdakilerden hangisi hutbenin vaciplerinden biri değildir ?
A) Hatibin minbere çıkınca oturması
B) Ezanın hatibin huzurunda okunması
C) Vaaz ve nasihatte bulunmak
D) Hiçbiri
37-Seferi ve Mukim olma yönünden vatan sınıflandırılması içerisinde aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?
A) Vatan-ı asli
B) Anavatan
C) Vatan-ı İkame
D) Vatan-ı sükna
38-İnsanın 15 gün dolmadan ayrılmak üzere bulunduğu yere ne denir ?
A) Vatan-ı asli
B) Vatan-ı İkame
C) Vatan-ı sükna
D) hiçbiri
39-Misafir olan bir kişi misafirlik halinde dört rekatlı öğle namazının farzının ikinci rekatında oturmadan ayağa kalksa ve namazı dörde tamamlasa ne gerekir?
A) Namazın iadesi
B) Sehiv secdesi
C) Tilavet Secdesi
D) Bir şey gerekmez
40-Teravih namazında dört rekatta selam vererek teravihi kılan kimse ikinci rekatta oturmamış ise kıldığı dört rekatı kaç rekat kılmış sayılır ?
A) 1
B) 3
C) 4
D) 2
41-İma ile namaz kılmak ne demektir?
A) Bir şeye yaslanarak namaz kılmak
B) Yan üzeri yatarak namaz kılmak
C) Göz ucuyla namaz kılmak
D) namazda ruku ve secdeye işaret olunmak üzere başı eğerek namaz kılmak
42-Gözleri, kaşları veya kalbiyle işaret edip kılınan namaz nasıl namazdır?
A) İma ile kılınan namazdır
B) İşaret İle kılınan namazdır
C) Böyle namaz namaz olmaz
D) Gözle, baş ile kılınan namazdır
43-Husüf namazı nedir ?
A) Ay tutulduğu zaman kılınan iki veya dört rekatlı bir namazdır
B) Güneş tutulduğu zaman kılınan bir namazdır
C) Deprem olduğu zaman kılınan bir namazdır
D) Şimşek çaktığı zaman kılınan bir namazdır
44-Aşağıdakilerden hangisi erkekler için üç parça olan kefen parçalarından biri değildir.?
A) Kamis
B) izar
C) lifafe
D) Etek örtüsü
45-Aşağıdakiler hangisi cenaze namazının sünnetlerinden biri değildir?
A) Namazı kıldıracak imamın ölünün göğüs hizasında durması
B) En az imamın arkasında üç cemaatin bulunması
C) Birinci rekattan sonra sübhanekenin okunması
D) Üçüncü rekattan sonra dua okunması
46-Aşağıdakilerden hangisi peygamberimizin hicreti sırasında yaptığı mescittir?
A) Kuba mescidi
B) Mescid-i Nebevi
C) Mescid-i Aksa
D) Mescid-i Haram
47-Bir kimseye orucun farz olabilmesi için gereken şartlar kaç tanedir?
A) 2
B) 4
C) 5
D) 3
48-Adak oruçları ile bozulan nafile oruçları kaza etmenin hükmü nedir?
A) Farzdır
B) Vaciptir
C) Sünnettir
D) Hiçbiri
49-Aşağıdakilerden hangisi orucu bozmaz ?
A) Oruçlu olduğunu unutarak yemek-içmek
B) Kendi isteiği ile ağız dolusu kusmak
C) Bir suya dalıp kulağına su kaçırmak
D) Kendi isteği olmadan boğazına toz ve duman girmek
50-Fıtır Sadakasının miktarı buğdaydan kaç gr. dır ?
A) 2920 gr
B) 1460 gr
C) 2800 gr
D) 2700 gr
51-Aşağıdakilerden hangisi Haccın sahih olmasının şartlarından biri değildir?
A) Müslüman olmak
B) Akıllı olmak
C) Yol güvenliği olmak
D) İhrama girmek
52-Aşağıdakilerden hangisi Haccın edasının şartlarından biridir?
A) Müslüman olmak
B) Haccı belirli zamanda yapmak
C) Akıllı olmak
D) Yol Güvenliği olmak
53- Aşağıdakilerden hangisi Haccın farzlarından biri değildir?
A) Şeytan taşlamak
B) Arafatta vakfeye durmak
C) Kabeyi tavaf etmek
D) İhrama girmek (şarttır)
54- Aşağıdakilerden Hangisi İhram giyilen yerlerden biri değildir?
A) Zulhuleyfe
B) Mina
C) Cuhfe
D) Cidde
55-Aşağıdakilerden hangisi ihramlıya yasak olan şeylerden biri değildir?
A) Saç ve sakal tıraşı olmak
B) Elbise giymek
C) Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak
D) Başı ve yüzü kapamak
56-Aşağıdaki yerlerden hangisinde Arafat vakfesi yapılmaz?
A) Nemire mescidinin bütününde
B) Arafat dağının tepesinde
C) Nemire mescidinin güney kısmında
D) Urene vadisinde
57- Aşağıdakilerden hangisi tavafın çeşitlerinden biri değildir?
A) Kudüm tavafı
B) Kadim tavafı
C) Veda tavafı
D) Ziyaret tavafı
58- Aşağıdakilerden hangisi tavafın vaciplerinden biri değildir?
A) Abdestli olmak
B) Setr-i avrete dikkat etmek
C) Tavaf esnasında kabeyi sağ tarafına alarak yürümek
D) Tavafa Hacer-i esved veya hizasından başlamak
59- Aşağıdakilerden hangisi tavafın sünnetlerinden biri değildir?
A) Tavaf esnasında kabeyi sol tarafına alarak yürümek (teyamün)
B) Iztıba yapmak
C) Hacer-i İstilam etmek
D) Erkekler mümkün olduğu kadar kabeye yaklaşmak
60-Say etmenin hükmü aşağıdakilerden hangisidir ?
A) Farz
B) Sünnet
C) Vacip
D) Mendup
61-Say’ı dört şavttan sonra yediye tamamlamanın hükmü nedir?
A) Sünnet
B) Mendup
C) Müstehap
D) Vacip
62-Şeytan taşlamada taş atmanın zamanı hangi günlerdir?
A) Bayramdan sonraki ilk cuma günü
B) Arafe günü
C) Kurban bayramının 1.,2.,3. ve 4 günü
D) Perşembe günü
63- Aşağıdakilerden hangisi şeytan taşlamanın sünnetlerinden biri değildir ?
A) Bir cemreye aynı gün yediden fazla taş atmak
B) Yedi taşı peş peşe atmak
C) Taşları yaklaşık 4 mt mesafeden atmak
D) Atılan taşlar nohuttan büyük, fındıktan küçük olmak
64- Bayram günlerinde minada gecelemenin hükmü nedir?
A) Mendup
B) farz
C) Vacip
D) Sünnet
65-Hacda saçları traş etmenin veya kısaltmanın zamanı hangi gündür ?
A) Cuma
B) Pazartesi
C) Kurban kesme günü
D) Arefe günü
66-Aşağıdakilerden hangisi haccın sünnetlerinden biri değildir?
A) Kudüm tavafı
B) Arefe gecesi minada gecelemek
C) Bayramın dördüncü günü müzdelifede gecelemek
D) Bayram gecesini müzdelifede geçirmek
67-Aşağıdakilerden hangisi yapılış yönünden haccın çeşitlerinden biri değildir?
A) Haccı İfrad
B) Haccı Kıran
C) Haccı Temettu
D) Umre Haccı
68- Mikatı ihramsız geçmenin cezası aşağıdakilerden hangisidir ?
A) Bir koyun kurban etmek
B) Bir sığır kurban etmek
C) Bir deve Kurban etmek
D) İki koyun kurban etmek
69-Aşağıdakilerden hangisi Hac ile ilgili bir terim değildir ?
A) Bedene
B) Beden
C) Cemre
D) Dem
70-İhsar neye denir?
A) Cömert olana
B) Cimri olana
C) Hac ve Umre için İhrama giren kimsenin arafat vakfesinden ve tavaftan alıkonulmasına+
D) Merhametli olana
71-Aşağıdakilerden hangisi yemin çeşitlerinden biri değildir ?
A) Yemini Gamus
B) Yemini Mün’akide
C) Yemini Lağv
D) Yemini Kefaret
72-Geçmiş veya şimdiki zamana ait bir iş üzerine bilerek yalan yere yemin etmek aşağıdaki yemin çeşitlerinden hangisine girer?
A) Yemini Gamus
B) Yemini Mün’akide
C) Yemini Keffaret
D) Yemini Lağv
73-Lukata neye denir?
A) Aranan eşyaya
B) Buluntu eşyaya
C) Cepteki paraya
D) Kaybolan eşyaya
 CEVAP ANAHTARI
1b 2d 3a 4c 5d 6b 7a 8c 9b 10d 11b 12a 13c 14d 15c 16b 17c

18a 19b 20d 21d 22c 23b 24c 25c 26a 27b 28d 29a 30c 31c 32b

 33d 34d 35b 36d 37b 38c 39a 40d 41d 42c 43a 44d 45b 46a 47d

48b 49a 50b 51c 52d 53a 54b 55c 56d 57b 58c 59a 60c 61d 62c 63a

64d 65c 66c 67d 68a 69b 70c 71d 72a 73b

20

Mayıs
2012

HAC SINAVLARINA HAZIRLIK SORU VE CEVAPLAR

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  411 Kez Okundu

1. Aşağıdakilerden hangisi haccın farz olmasının şartlarından biri değildir?
a) Buluğa ermiş olmak
b) Hacca gidebilecek imkâna sahip olmak
c) Dinen zengin olmak
d) Akıllı olmak
2. Aşağıdakilerden hangisi hükmü itibariyle haccın çeşitlerinden biridir?
a) İfrad hacc
b) Vacip olan hac
c) Kıran haccı
d) Temettu haccı
3. Aşağıdakilerden hangisi edası itibariyle haccın çeşitlerindendir?
a) Farz hac
b) Vacip hac
c) Nafile hac
d) Temettu haccı
4. Aşağıdakilerden hangisi haccın müstakil vaciplerinden biridir?
a) Telbiye getirmek
b) Arafat’ta güneş batıncaya kadar beklemek
c) Müzdelife vakfesini yapmak
d) Tavaf namazı kılmak
5. Aşağıdakilerden hangisi haccın müstakil sünnetlerinden değildir?
a) Kudüm tavafı
b) Mekke, Arafat ve Mina’da hutbe okunması
c) Arefe gecesi Mina’da bulunmak
d) İhram namazı kılmak
6. Aşağıdakilerden hangisi ihrama girmenin şartlarındandır?
a) Niyet etmek
b) Rida ve izara bürünmek
c) İhram namazı kılmak
d) Mikattan önce ihrama girmek
7. “Hac ve umreye birlikte niyet ederek ikisini bir tek ihramla birleştirmeye……… denir” cümlesini aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?
a) Temettu haccı
b) Kıran haccı
c) İfrad Haccı
d) Hacc-ı ekber
8. Aşağıdakilerden hangisi “âfâkî” kavramının tanımıdır?
a) Her hangi bir delile dayanmaksızın konuşan kimse
b) Ufku gözlemleyen kimse
c) Mikat sınırları dışında ikamet eden kimse
d) Mikat ile Hıll bölgesi arasında yaşayan kimse
9. Aşağıdakilerden hangisi hac için mikat mahalli değildir?
a) Tenim
b) Yelemlem
c) Cuhfe
d) Zât-ü ırk

10. “Karn”, Mekke’ye hangi cihetten gelenlerin mikat mahallidir?
a) Yemen cihetinden gelenlerin
b) Şam cihetinden gelenlerin
c) Mısır cihetinden gelenlerin
d) Necid ve Kuveyt cihetinden gelenlerin
11 Aşağıdakilerden hangisi ihramın sünnetlerinden biridir?
a) Niyet etmek
b) Dil ile niyet etmek
c) İhram yasaklarına riayet etmek
d) İhrama girdikten sonra iki rekât namaz kılmak
12. Aşağıdakilerden hangisi tavaf çeşitlerinden değildir?
a) Sünnet tavaf
b) Nafile tavaf
c) İhsar tavafı
d) Adak tavafı
13. Aşağıdakilerden hangisi “Teyamün” kavramının tanımıdır?
a) Tavafı Kâbe’nin sağından yapmak
b) Uğurlu ve bereketli saymak
c) Karşılıklı yemin etmek
d) Mikata Yemen cihetinden gelmek
14. Aşağıdakilerden hangisi “ziyaret tavafı”nın tanımıdır?
a) Mekke’ye gelen kimsenin yaptığı ilk tavaf
b) Umre’de yapılan tavaf
c) Müzdelife vakfesinden sonra yapılan tavaf
d) Mekke’yi ziyaret eden kimsenin yaptığı tavaf
15. Aşağıdakilerden hangisi tavafın şartlarından değildir?
a) Kâbe’yi sola alarak yapmak
b) Belirli vakitte yapmak
c) Yürüyerek yapmak
d) Mescid-i Haram’ın içinden yapmak
16. Aşağıdakilerden hangisi tavafın sünnetlerinden biridir?
a) Tavafı Mescid-i Haram İçinde yapmak
b) Müvâlât
c) Hervele yapmak
d) Teyamün
17. Aşağıdakilerden hangisi “remel’in” tanımıdır?
a) Tavafta sağ omzu açık bırakmak
b) Mes’a’da iki yeşil direk arasında koşmak
c) Cemrelere taşları fırlatarak atmak
d) Tavafta çalımlı ve süratli yürümek
18. Aşağıdakilerden hangisi sa’yin sünnetlerinden değildir?
a) Sa’yi, tavaf yapıp tavaf namazını kıldıktan sonra ara vermeden yapmak
b) Sa’y esnasında zikirle meşgul olmak
c) Sa’yi yedi şavta tamamlamak
d) Sa’yin şartlarını peş peşe yapmak
19. Aşağıdakilerden hangisi Arafat vakfesinin geçerli olmasının şartlarından biridir?
a) Vakfeyi kıbleye yönelik olarak yapmak
b) Vakfeyi arefe günü zeval vaktinden sonra yapmak
c) Vakfeyi niyet ederek yapmak
d) Öğle ve ikindi namazlarını cem-i takdim ile kılmak
20. Aşağıdakilerden hangisi Müzdelife Vakfesinin geçerli olmasının şartlarından değildir?
a) Güneş doğmadan önce Müzdelife’den ayrılmak
b) Hac için ihramlı olmak
c) Vakfe’yi Müzdelife sınırları içinde yapmak
d) Arafat vakfesini yapmış olmak
21. Aşağıdakilerden hangisi Müzdelife vakfesinin sünnetlerinden biridir?
a) Vakfeyi belirli zaman içinde yapmak
b) Arafat vakfesini yapmış olmak
c) Vakfeyi Müzdelife sınırları içinde yapmak
d) Arefe gününü Bayrama bağlayan geceyi Müzdelife’de geçirmek
22. “Eyyam-ı Mina” hangi günlerdir?
a) Zilhicce’nin 10, 11, 12 ve 13. günleri
b) Zilhicce’nin 11, 12, 13 ve 14. günleri
c) Zilhicce’nin 9, 10, 11 ve 12. günleri
d) Zilhicce’nin 8, 9, 10 ve 11. günleri
23. Şeytan taşlama ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
a) Bir, iki, üç ve dördüncü günlerde cemrelerden her birine 7’şer taş atılır
b) Birinci günü Akabe cemresine 21; iki, üç ve Mina’da kalındığı
takdirde dördüncü günü cemrelerden her birine 7’şer taş atılır
c) Birinci günü Akabe cemresine 7; iki ve üçüncü günleri toplam 21 taş atılır
d) Birinci günü Akabe cemresine 7; iki, üç ve Mina’da kalındığı takdirde dördüncü günü cemrelerden her birine 7’şer taş atılır
24. Aşağıdakilerden hangisi şeytan taşlamanın geçerlilik şartlarından biri değildir?
a) Taşları cemrelere el ile fırlatarak atmak
b) Taşların her birini ayrı ayrı atmak
c) Taşları sağ el ile atmak
d) Mazereti bulunmayan kimsenin taşları bizzat kendisinin atması
25 Aşağıdakilerden hangisi şeytan taşlamanın mekruhlarından biri değildir?
a) Belirlenen sayıdan fazla taş atmak
b) Mekke’den toplanan taşları atmak
c) Temiz olmayan taşları atmak
d) Büyük taşları kırıp küçülterek atmak
26. İlk tahallülden sonra ihram yasaklarından hangisi sona ermez?
a) Koku sürünme yasağı
b) Dikişli elbise giyme yasağı
c) Cinsel ilişki yasağı
d) Tırnak kesme yasağı
27. Aşağıdakilerden hangisi ihsar’ın tanımıdır?
a) Hac için ihrama giren bir kimsenin Arafat’ta vakfeye yetişememesi
b) Hac veya umre için ihrama giren kimsenin elinde olmayan bir sebeple ibadetini tamamlamadan ihramdan çıkması
c) Mikat mahallini ihramsız olarak geçmesi
d) Ziyaret tavafını yapmadan cinsel ilişkide bulunması

28. Aşağıdakilerden hangisi hacca vekil göndermenin şartlarından biridir?
a) Vekilin erkek olması
b) Vekile haccın farz olması
c) Vekilin zengin olması
d) Haccın, müvekkile önceden farz olmuş olması
29. Sa’yin son üç şavtını yapmamanın cezası aşağıdakilerden hangisidir?
a) Dem
b) Tamamı için bir sadaka-i fıtır vermek
c) Yapılamayan her bir şavt için bir sadaka-i fıtır vermek
d) Her hangi bir cezası gerekmez
30. Kudüm tavafını abdestsiz olarak yapmanın cezası aşağıdakilerden hangisidir?
a) Dem
b) Sadaka
c) Bedene
d) Her hangi bir cezası gerekmez
31. Tavaf namazını terk etmenin cezası nedir?
a) Dem
b) Bir sadaka-i fıtır vermek
c) Hiç biri
d) Her rekat için sadaka-i fıtır vermek
32. Mazeretsiz olarak Müzdelife vakfesini yapmamanın cezası nedir?
a) Bedene
b) Dem
c) Sadaka
d) Ceza gerekmez
33. Bedene cezası ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Arafat vakfesinden sonra ilk tahallülden önce cinsel ilişkide bulunan kimseye bedene cezası gerekir
b) İlk tahallülden sonra cinsel ilişkide bulunan kimseye bedene cezası gerekir
c) Ziyaret tavafını abdestsiz olarak yapan kimseye bedene cezası gerekir
d) Ziyaret tavafından sonra cinsel ilişkide bulunan kimseye bedene cezası gerekir
34. Hac kurallarını ihlal etmekten doğan cezalar ne zaman îfa edilir?
a) Mina günlerinde îfa edilir
b) Bayram günlerinde îfa edilir
c) Kuralın ihlal edildiği gün îfa edilir
d) Belirli bir zamanı yoktur, her zaman îfa edilebilir
35. Ziyaret amacıyla hangi mescid için özel seyahate çıkılmaz?
a) Mescid-i Aksa
b) Mescid-i Harem
c) Mescid-i Hayf
d) Mescid-i Nebevî
36 “Ravza-i Mutahhara”nın tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Babü’s-selam ile Peygamberimiz (a.s.)’in kabri arasındaki kısımdır
b) Minber ile Peygamberimiz (a.s.)’in kabri arasındaki kısımdır
c) Mihrap ile Peygamberimiz (a.s.)’in kabri arasındaki kısımdır
d) Babü’s-selam ile Minber arasındaki kısım
37-“Eyya-ı Teşrik “ hangi günlerdir?
a) Zilhiccenin 9, 10, 11, 12 ve 13. günleridir
b) Zilhiccenin 10, 11 ve 12. günleridir
c) Zilhiccenin 9, 10 ve 11. günleridir
d) Zilhiccenin 9, 10, 11 ve 12. günleridir
38. Cemreleri taşlama ile ilgili aşağıdaki cümlelerden hangisi doğrudur?
a) Bayramın birinci günü büyük, orta, küçük cemreler taşlanır
b) Bayramın ikinci günü küçük, orta, büyük cemreler taşlanır
c) Bayramın üçüncü günü büyük, orta, küçük cemreler taşlanır
d) Bayramın dördüncü günü büyük, küçük, orta cemreler taşlanır
39. Aşağıdakilerden hangisi “dem cezası”nı gerektirir?
a) Mikatı ihramsız geçmek
b) Bir elin dört tırnağını kesmek
c) Kudüm tavafını abdestsiz yapmak
d) Veda tavafını abdestsiz yapmak
40. Aşağıdakilerden hangisi ikinci tahallülün tanımıdır?
a) Cinsel ilişki dışındaki diğer ihram yasaklarının kalkmasıdır
b) Cinsel ilişki dahil bütün ihram yasaklarının kalkmasıdır
c) Sadece cinsel ilişki yasağının kalkmasıdır
d) Evlenme yasağının ortadan kalkmasıdır
41. Hac veya umreye niyet ederek mîkat mahallini dikişli elbise ile geçen kimsenin cezası nedir?
a) Dikişli elbiseyi bir gündüz veya bir geceden daha az bir süre giymiş ise sadaka-i fıtır gerekir
b) Dem gerekir
c) Mikat mahalline dönerek rida ve izara bürünmesi gerekir
d) Hatırlayınca elbiselerini çıkarması, rida ve izara bürünmesi gerekir, bu takdirde her hangi bir ceza gerekmez
42. Aşağıdaki cümlelerden hangisi “hıll” kavramının tanımıdır?
a) Harem bölgesi dışında kalan bölgelerin adıdır
b) Mekke ve yakın çevresinin adıdır
c) Harem bölgesi ile mîkat sınırları arasında kalan bölgenin adıdır
d) Mîkat sınırlarının dışında kalan bölgenin adıdır
43. Aşağıdakilerden hangisi Ka’be’nin rükünlerinden değildir?
a) Rükn-ü Yemânî
b) Rükn-ü Irâkî
c) Rükn-ü şâmî
d)Rükn-ü İbrahim
44. Aşağıdakilerden hangisi “fevat”ın tanımıdır?
a) Hac için ihrama giren bir kimsenin Arafat’ta vakfeye yetişememesi
b) Hac veya umre için ihrama giren kimsenin elinde olmayan bir
sebeple ibadetini tamamlamadan ihramdan çıkması
c) Mîkat mahallini ihramsız olarak geçmesi
d) Ziyaret tavafını yapmadan cinsel ilişkide bulunması
45. Aşağıdakilerden hangisi “ızdıba”nın tanımıdır?
a) Mes’a’da iki yeşil direk arasında koşmak
b) Tavafta sağ omuzu açık bırakmak
c) Tavafta çalımlı ve süratli yürümek
d) Cemrelere taşları fırlatarak atmak
Cevap anahtarı
1c 2.b 3.d 4.c 5d 6a 7b 8c 9a 10d 11b 12c 13a 14c 15c 16.b

17.d 18.c 19.b 20a 21.d 22.a 23d 24c 25b 26c 27b 28d 29c

30b 31c 32 b 33a 34d 35c 36b 37a 38b 39a 40b 41a 42c 43d 44a 45 b

Toplam 193 sayfa, 146. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030144145146147148150160170...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.