2

Haziran
2012

Diyanet Mülakat Sınavlarına Hazırlık Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  372 Kez Okundu

-Edille-i Erbaa:Kitab,sünnet, icma ve kıyas.
-EYYÂM-I BİYD:Ayın ışığının en aydınlık olduğu kamerî aylarının 13, 14 ve 15. günleri.
-İstidrac:İnkarcı ve günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
-İrhas:Peygamber olacak kimslerin Peygamber olmadan önce göterdikleri olağnüstü durumlara irhas denir.
-Ehl-i Sünnet mezhepler:Selefiyye,maturidi mezhebi, Eşari Mezhebi.
-Ameli mezhepler:Hanefi mezhebi,maliki mezhebi, şafii mezhebi, hanbeli mezhebi.
-İman iki kısma ayrılır:İcmali iman, tafsılı iman.

2

Haziran
2012

Diyanet Mülakat Sınavlarına Hazırlık Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  479 Kez Okundu

AHLAK :Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür. Ruhumuza yerlesip aliskanlik haline gelen davranislarimiza ahlak denir.

AMENTÜ:Islam dininde inanilmasi lazim olan alti temel esas. Imanin sartlari.Arapca da inandim anlamina gelir .Iman esaslarini kisa ve özet olarak ihtiva eden metin.Amentü, İslâm dininin iman esaslarını ana hatlarıyla ifade eden terimdir.
AMİLE:Sâime, senenin çoğunu meralarda otlayarak geçiren hayvanlara denilmektedir. Bunun karşılığı olarak yemle beslenen hayvanlara “ma’lûfe”, ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara da “âmile” adı verilmektedir.

BAHİRE:Hz.Peygamberin henüz cocukken Suriye`de görüstügü rivayet edilen rahip.
Resulullah (s.a.s.)’ın amcası Ebû Talib ile birlikte gittiği Suriye seyahati sırasında Busra şehri civarında karşılaştığı hristiyan din adamı.

EDİLLE-İ ERBAA (EDİLLE-İ ŞER`İYYE)Dört delil: Kur’ân, Sünnet, İcmâ, Kıyas.
EF`AL-İ MÜKELLEFİN:Hayatta her mükellefin yapmak veya yapmamakla sorumlu tutuldugu dini islere “Ef`al-i Mükellefin” mükellef kimselerin isleri denir ki, bunlar sekiz dir;Farz,vacip, sünnet, müstehab, mübah, mekruh, müfsid ve haram.

EHL-İ BEYT:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.

EHL-İ SÜNNET: Ehl-i sünnet dinî literatürde, dini anlama ve yaşamada Allah’ın kitabını ve Hz. Muhammed’in sünnetini rehber edinen ve sahâbenin yolunu izleyen ümmet çoğunluğu anlamında kullanılan bir terim olmuştur.

FARZ:Dinen yapilmasi kesin olarak emredilmis is veya ibadetlerdir.
FARZ-I AYIN:Her mükellefin yapmasi gereken farz.
FARZ-I KİFAYE:bazi mükelleflerin yapmasi ile diger mükelleflerin üzerinden farz olusu düsen dinsel islerdir.

HENDEK GAZVESİ:Müslümanlarla Mekkeli müsrikler ve müttefikleri arasinda yapilan savas(5/627)

HURUÇ BİSUN’İHİ (= Kendi isteği ile çıkmak): Namazlardan kendi iradesi ile çıkmak

İSTİLAF:Namazda abdesti bozulan insanin, yerine cemaattan birini gecirmesine istihlaf denir.

KADER:Allah`ın olacak her seyin ne zaman ve nekilde olacağını ezelde tesbit ve tayin etmesi.
KAZÂ:Allahü teâlânın ezelde irâde ve taktir buyurduğu şeyleri, zamânı gelince, ilim ve irâdesine muvâfık (uygun) olarak yaratması.

KEFFARET: Keffaret, lûgat deyiminde gidermek ve örtmek manasındadır. Allah, bazı kusurları ve günahları birtakım vesilelerle bağışlayıp örttüğünden bu vesilelerden her birine “Keffaret” denilmiştir.

LAHİK:Namaza imam ile basladigi halde belirli mazeretler sebebiyle ara vermek zorunda kalarak namazin bir kismini imamla birlikte kilamayan kimse.

MUHACİR:Mekke`den Medine`ye göc eden müslümanlara denir.

MESALİH-İ MÜRSELE:Hükmün kendisine bağlanması ve üzerine bina edilmesi insanlara bir fayda sağlayan veya geçersiz bir zarari gideren, fakat muteber veya geçersiz sayıldığınna dair belirli bir delil bulunmayan olarak fıkıh usulü terimi.

MESBUK:Birinci rekattan sonra imama yetisip namazdan geri kalan kismi imamla kilana denir ki, bu kisi eksik kalan diger kisimlari imamin selamindan sonra tek basina kilarak tamamlar.

NESİKE:Cocugun dogumunun ilk günlerinde Allah`a bir sükür ifadesi olarak kesilen kurban.

SECAVEND:Vakıf alametinin bir adıda secavent alametleridir.

TAFSİLİ İMAN:Inanilmasi gereken dinsel esaslara detayli ve ayrintili bir sekilde inanmaya denir.

TEHARRİ:Taharri: Bir şeyin hakikatini ona vâkıf olmak için araştırmak demektir. Hakikatine vâkıf olunamadığı zaman da bir şeye zann-ı gâlib hasıl etmekten ibarettirKıbleyi bilmeyen kişinin kıbleyi araştırmasıdır.

TEYEMMÜM:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savaşında sabah namazı teyemmum ile ilk defa namaz kılındı

ZELLE:”Peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıklara kusurları, ifade eden bir terim (Aliyyü’l-Karî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber, Mısır 1323, 51, 53).Peygamberler aslında günah işlemezler. Onlar “İsmet” sıfatına sahiptirler.
ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.

Allah’ın zati sıfatları:Vücud,Kidem,Beka,Vahdaniyet, Muhalefün Lil Havadis, Kıyam Binefsihi.
Allah’ın subuti sıfatları:Hayat,ilim,semi,basar ,irade,kudret,kelam ,tekvin.

Hades fıkıh dilinde, abdestsizlik veya cünüplük sebebiyle insanda meydana geldiği var sayılan hükmî kirliliği veya bu kirliliğin sebebini ifade eder.

Necâset, hakiki ve maddî pislik, kirlilik demek olup böyle maddeye “necis” tabir edilir.

Fıkıh literatüründe “tahâret” her iki tür temizliği de içine alan geniş bir kapsama sahipken maddî kirlilik genelde “necâset”, hükmî kirlilik de “hades” terimleriyle ifade edilir. Beden, elbise ve namaz kılınacak yerde bulunan, namaz ve benzeri ibadetlerin sıhhatine de engel olan hakiki yani maddî pisliklerden temizlenmeye “necâsetten tahâret”, abdestsizlik ve cünüplük gibi hükmî kirlilikten temizlenmeye de “hadesten tahâret” denilir. Her iki tür temizlik de namaz ve benzeri ibadetlerin ön şartı konumundadır.70. Sehiv secdesi nedir?Namazda yanılmadan dolayı namazın sonunda yapılan secdedir

Sehiv “yanılma, unutma ve dalgınlık” gibi anlamlara gelir. Buna göre sehiv secdesi, yanılma, unutma veya dalgınlık gibi durumlar yüzünden namazın vâciplerinden birini terk veya tehir etme durumunda, namazın sonunda yapılan secdelere denilir.

 

2

Haziran
2012

Zekat konusu

Yazar: arafat  |  Kategori: FIKIH  |  Yorum: Yok   |  478 Kez Okundu

Âmile: Ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara denir.
*Zekâtın vücûb sebebi zenginliktir.
*Zekât; müslüman, hür, akıllı, bâliğ, tabii ihtiyaçlarından fazla artıcı vasıftaki mala tam bir mülkiyetle mâlik olan ve bu mâlik oluşunun üzerinden bir senesi geçen kimselere farzdır.
Zekâtın Yükümlülük Şartları
a. Mükellef ile İlgili Şartlar
Namaz ve oruçla mükellefiyette söz konusu olan şartlar, zekâtta da aranır.
Ebû Hanîfe akıllı ve bâliğ olmayanları, toprak ürünleri ve kamu hukukunun bir parçası olarak alınan zekât türü hariç, zekâtla mükellef tutmamıştır. Fakihlerin çoğunluğuna göre ise akıl hastalarının ve çocuğun malları zekâta tâbidir.
b. Mal ile İlgili Şartlar
1. Tam Mülkiyet
2. Nemâ: Artmak, çoğalmak, gelişmek anlamlarına gelir. Bu iki kısma ayrılır:
a. Hakikî (gerçek) nemâ: Bir malın ticaretle, doğum yoluyla veya tarımla artmasıdır. Ticaret malları, hayvanlar ve toprak ürünleri böyledir.
b. Takdirî (hükmî) nemâ: Bir malın kendisinde nemâ imkânının bizzat (potansiyel olarak) mevcut olmasıdır. Altın, gümüş ve parada olduğu gibi.
3. İhtiyaç Fazlası Olma
4. Nisab: Sınır, işaret, asıl ve kök anlamlarına gelir. Zekâtın vücûbuna alâmet ve ölçü olmak üzere tespit edilen belirli bir miktardır.
5. Yıllanma: Zekâta tâbi mallarda aranan şartlardan biri de, o malın üzerinden bir kamerî yılın geçmiş olması şartıdır ki buna “havelânü’l-havl” denir.
6. Borç Karşılığı Olmama
Zekâtın Geçerlilik Şartları
1. Niyet
2. Temlik
* Zekâta tâbi hayvanların
1. Senenin çoğunu otlaklarda otlayarak geçiren hayvanlar olmaları, besi hayvanı olmamaları. 2. Ziraat, nakliyat vb. işlerde kullanılan (âmile) hayvanlardan olmamaları gerekmektedir.

2

Haziran
2012

DİYANET YETERLİLİK SINAV BAŞVURAN TOPLAM BAŞVURU=128.888

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  385 Kez Okundu

K K Ö = KAZANAN =20.743 KAYBEDEN=39.022 TOPLAM=59.765İ.

HATİP= KAZANAN= 12.712 KAYBEDEN=48.002 TOPLAM=60.714

MÜEZZ = KAZANAN = 1.490 KAYBEDEN=4.005 TOPLAM=5.495

SINAV BAŞVURAN TOPLAM BAŞVURU=128.888

2

Haziran
2012

ERZURUM İLİNDE TARİHİ CAMİLER

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  594 Kez Okundu

a)LALA MUSTAFA PAŞA CAMİİ :Erzurum’un değerli bir mimarı anıtı olan Lala Mustafa Paşa Camisini büyük Türk Mimarı SİNAN’ın yaptırdığı söylenir. Merkezi bir kubbe ile örtülü klasik Osmanlı camilerinin tipik bir örneğidir. Kıbrıs Fatihi olan Erzurum beylerbeyliği yapmış olan Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesinlikle bilinmemekle birlikte, mimari özellikleri bakımından Sinan’ın eseri olduğu söylenir.
b)MURAT PAŞA CAMİİ :Kapının üstünde 58×105 cm. ebadında mermer, çok süslü ve üç satır halinde bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeden anlaşıldığına göre camii 1572 yılında II.Sultan Selim zamanında Kuyucu şöhretini taşıyan Murat Paşa Erzurum’da Beylerbeyi olduğu zaman yaptırmıştır Mabedi köşelerinde yarım kubbecikler, tek büyük bir kubbe örter. Mihrap, taktan, minberi ahşaptan yaptırılmıştır.Ahşap kapılarda devrinin fevkalade süsleri vardır.
c) ALİ AĞA CAMİİ:Gürcükapı semtinde bulunan bu camii, aynı zamanda Gürcükapı cami şeklinde anılır. Camii 1859 yılında o devirde yeniçerilerin başı olan Zikreci Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır.
d)CAFERİYE CAMİİ :Camiinin duvarları adi, köşeleri beyaz taşla yapılmıştır. Tuğla kubbeleri kurşunla örtülüdür.Son Cemaat yerinin sağındaki minaresi muntazam kesme taşla yapılmıştır,Camii Kitabesinden anlaşıldığına göre 1645 yılında Sultan ibrahim’in hükümdarlık döneminde hazine memuru Ebubekir oğlu Hacı Cafer tarafından yaptırılmıştır.
e)DERVİŞ AĞA CAMİİ :Bu camii Derviş Ağa adında bir şahıs tarafından 1717 yılında yaptırıldığı ve daha sonra mütevellisi olan Abdurrahman oğlu Müderris Hacı Müştak Efendi’nin 1843 yılında onardığı kitabesinden anlaşılmıştır. Ağaç işçiliği üstün olan bu camii, tek kubbe üzerine kuruludur.
f) İBRAHİM PAŞA CAMİİ: 1748 yılında Vali İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Hükümet konağının güneyindedir. Tek kubbeli olan bu camii, kırmızı muntazam kesme taşlarla yapılmıştır. Son cemaat yeri dört taş sütunun kaldırdığı üç tuğla kubbelidir. Sütun başlıkları hafif istalaktitlidir, Minaresi son cemaat yerinin sağındadır.
g) CENNETZADE CAMİİ :Aşağı Yoncalık mahallesindedir. 1700 yıllarında yapıldığı evkaf kayıtlarından anlaşılmıştır. Sağ ve sol duvarları adi taştan yapılan camii kıble duvarı muntazam kesme taşla örülmüştür.
h) KURŞUNLU CAMİİ :Mirza Mehmet mahallesinde bulunan bu camii, Şeyhülislam Erzurum’lu Feyzullah efendi tarafından 1700 yılında yaptırıldığı kapısının üzerinde ki anahtar deliğinin etrafındaki demir yazıdan anlaşılmaktadır. Muntazam kesme taşla yapılıdır .Son cemaat yeri ve sağdaki minaresi aynı taştan yapılmış sekiz adet bileziği vardır.Son cemaat yerini dört taş sütun üzerinde yükselen üç küçük kubbe, camii ise büyük bir kubbe örtmektedir.
i) BAKIRCI CAMİİ:1970 yılında Bakırcı Hacı Mustafa Ağa’nın vasiyeti üzerine damadı Müstafi Ağa tarafından yaptırılmıştır, İbrahim Paşa ve Şeyhler Camiileri tipindedir. Mabedin kapısı üstünde 33×68 cm. ebadındaki mermer kitabesi üzerinde şu sözler yazılıdır. “Vasiyet eyleyip böyle bir binayı süls-ümalinden bekaya irtihal etti Bakırcı Mustafa Ağa”
j) KÖSE ÖMER AĞA CAMİİ ;Muntazam kesme taşlarla yapılmıştır. Duvarlarından kalın ağaç uzatmalar geçirilmiştir. Son cemaat yeri yedi ağaç sütun üzerine dayanan dam örtü şeklinde idi. Daha sonra Ömer Ağa’nın babası bu caminin yerine bir mescir yaptırmış Ömer Ağa’da bunu genişleterek 1771 yılında camii şekline dönüştürmüştür.
k)ŞEYHLER CAMİİ :Bu camii tamamen kesme taşlarla yapılmış olup sağ tarafındaki güzel minaresi de aynı taştandır. Son cemaat yeri dört sütunun tuttuğu üç kubbe ile örtülüdür. İbrahim Paşa Camii mimarisi tarzında yapılmıştır. Kapının sağ ve sol başlıkları süslü, iki gömme sütuncukla kaplanmıştır. Bunlar mihrabın iki tarafı da vardır. Mabet derin ve tek kubbelidir. Ana kubbeyi köşelerdeki küçük kubbecikler besler durumda tutmaktadır.Mabedden dışarıya birinci sırada altı, kubbe eklerinde ise üçer penceresi vardır Minarenin kubbe seviyesine taştan bir güneş saati yerleştirilmiştir. Cami’nin 1771 yılında Fehim Efendi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
l)ESAT PAŞA CAMİİ :Erzurum Kalesi ve Saat Kulesinin batısında şehre hakim bir yerde muntazam ve kırmızımtrak kesme taşlarla yapılmıştır. Son cemaat yeri altı ağaç sütununun tuttuğu bir damla örtülüdür. Mabed dam örtülü ve çatılıdır. Kesme taştan yapılmış sütun beyaz endamlı minaresi ön sağındadır. Mabed Erzurum’da minaresi ile eşsizdir. Kapısı üzerinde bulunan mermerde Sultan Abdulmecit’in tuğrası bulunmaktadır .Tuğradan anlaşıldığına göre camii, 1852 yılında yapılmış ve Sultan Abdulmecit’in isteği üzerine 1852 yılında Erzurum Valisi Zarit Mustafa Paşa tarafından onarılmıştır.
m)NARMANLI CAMİİ:I.Sultan Mahmut zamanında Hacı Yusuf Efendi tarafından 1733 yılında yaptırıldığı kitabesinden anlaşılmaktadır. Narman’ı mahallesinde bulunan bu caminin son cemaat yeri altı taş sütün üzerinde yükselen beş kuçük kubbe île örtülüdür. Sütunların başlıkları süslü olup kesmetaşla yapılmış olan minaresi sağ köşededir.

31

Mayıs
2012

Din nedir ? Dinler kaça ayrılır ?

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  2.553 Kez Okundu

1- Din : Akıl sahibi insanları kendi istekleri ile dünya ve ahirette iyiliğe ve mutluluğa ulaştırmak
amacıyla Yüce Allah tarafından Peygamber aracılığı ile gönderilen esaslar bütünüdür. Dinler başlıca üç kısma ayrılır :
A ) Hak Din : Allah tarafından Peygamber aracılığıyla insanlara bildirilen, hiçbir değişikliğe
uğramadan, bozulmadan günümüze kadar gelen dindir .Örnek : İslâm Dinidir.

B ) Muharref Dinler : Allah tarafından Peygamberler aracılığı ile bildirildiği halde sonradan
insanlar tarafından değiştirilen ve aslı bozulan dinlerdir.Örnek : Hristiyanlık – Yahudilik

C ) Batıl Dinler : İnsanlar tarafından uydurulan dinlerdir.Örnek : Puta tapıcılık, Satanizm

31

Mayıs
2012

BAZI TECVİD BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: TECVİD  |  Yorum: Yok   |  1.383 Kez Okundu

-Hurûf-u Halk (boğaz harfleri) ع، خ، ح،غ ه، ء، harfleridir.
-İzhar Harfleri: ا ه ح خ ع غ (elif, ayın, ğayın, he, ha, hı)
– İKLAB: Tenvin veya Sakin Nun ( ب ) harfine uğradığı zaman Nun harfi ve tenvinin N’si ( م ) harfine dönerek gunne ile ( 1- 1.5 ) elif miktarı tutularak okunur.
-İDGAM-MEAL GUNNE: Tenvin veya Sakin Nun’dan birisi idgam(katma) harflerinden birine uğrarsa o vakit gunneli idgam olur. Bir buçuk elif miktarı gunne yapılır.
İdgam: harekesiz Nun veya Tenvinin sonunda ki (en, in, un) seslerinden, (N) harfini kaldırıp ondan sonra gelen ( ى , م , ن , و ) harflerinden hangisi geliyorsa o harf şeddelenerek çift okumağa idgam denir.
İDGAM-I BİLA GUNNE: Tenvin ve nunu sakinin( ل ve ر ) harflerine uğramasında gunnesiz idgam olur.
İDGAM-I MÜTECANİSEYN: Mahreçleri aynı, sıfatları ayrı olan harfler birbirine uğradığı zaman idgam-ı mütecaniseyn olur. Harfler:
a- ت د ط Ör. عَبَدْتُمْ ( abettüm ) olarak okunur. اَحَطْتُ Tı’nın sıfatı te’den daha güçlü olduğundan idgam-ı nakıs olur.
b- ث ذ ظ Ör: يلهثْ ذالك (yelhezzâlike) okunur اِذْظَلَمُو = izzalemû okunur
c- ب م ör: يَابُنَيَّ ارْكَبْ مَعَنا (yâ büneyyerkemmmeanâ) Mim sakin olup, b ye uğrarsa izhar olur. İDGAM-I MÜTEKARİBEYN: Mahrecileri ve sıfatları yakın olan harfler birbirine uğradığı zaman idgam-ı mütekaribeyn olur.
Örnekler: a- ( ل،ر ) قُلْ رَبِّ (Kurrabbi) okunur. Sadece lam ra’ya uğradığında idgam olur.
b- (ك،ق ) اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ( elem nahlukküm) okunur. Kaf kalın olduğu için idğamı nakıstır. Kafın kalınlığı belirtilerek oknur.
İDGAM-I ŞEMSİYYE
İdğam-ı şemsiyye harfleri 14 tane olup, her ne durumda ( اَلْ )takısı bu harflerden birine uğrarsa idğamı şemsiyye olur. ( ن ) harfine uğradığında idğamı meal ğunne , diğerlerine uğradığında ise, izhar olur. örnk: اَلنَّارُ
İdğamı şemsiyye Harfleri: ت ث د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ل ن
İZHAR-I KAMERİYYE
lam-ı ta’rif de denilen el takısı 14 tane kameriyye harflerinden birine uğrarsa izhar-ı kameriyye olur.
Kameriyye harfleri: ا ب ج ح خ ع غ ق ك م ه و ف ي
KALKALE: Kalkale harfleri kelime ortasında veya sonunda harekesiz olduğun da, kuvvetli bir uğultu ile harfin mahreci çalkalanarak okunmasına kalkale denir.
HARFLERİ: ق ط ب ج د ”KuTBuCeDin” Harfleri denilir, yani büyük harflerle yazılı harfler KALKALE harfleridir.
HARFLERİN SIFATLARI:
1-HEMZE: Hareke alan elife denir. Uzun ve kısası vardır: ( اَ –ء)
2-CEHR: Harf hareke ile söylendiğinde mahreçte aralık bırakılmaksızın nefesin hepsi veya bir kısmı tutularak okunmasıdır. Harfler: ظ-ل-ق-و ربْض اذْغزا -جنْد- م-ط-ي-ع
3- HEMS: Bu sıfat, harf hareke ile söylendiğiğinde mahreçte aralık kalmaksızın, nefesin hepsi veya çoğu tutularak sesin açık olarak çıkması durumudur. CEHR ile okunan harfler: ظ ل قو ربض ا ذ غزج ن د م ط ع
4- REHAVET: Gevşeklik manasındadır. Harf sükun ile okunduğunda, sesin tam olarak okunmasıdır. Rehavet Harfleri:
Ör: خ س ح ظ ش ص هَ ز و ض غ ث ي ف ذ
5- BEYYİNE: Aralık anlamındadır.Sesin tamamen akıp akmaması arasındadır ki, harfleri:
Örnkl.: ………… ….. ل ن ع م ر
6- ŞİDDET: Sertlik anlamına gelmekte olup, harf sakin olduğunda sesin kesinlikle akmamasıdır.
Harfler: ا جد ق ط ب ك ت
7- İSTİ’LA: Yükseliş anlamına gelirki, harfin okunmasında dilin üst damağa yükselmesidir.
Harfler: ض غ ط ق ظ خص
8- İSTİFAL: İstilanın zıddı olup, harf okununca, dilin aşağı çeneye düşüp, üst damağa yükselmesidir.
Harfler: احشر دثعلمك سوف تجه بذ
9- Itbâk: Kapatmak anlamındadır. Harf söylenince dilin üst damağa kapanmasına denilir.
İtbak Harfleri: ص ض ط ظ
10- İnfitâh: Harf söylendiğinde, dil ile üst çene birbirinden ayrılarak aralarından hava çıkmasıdır.
Harfleri: منْ أخذ وجْد سعة فزكّا حقّ له شرْب غيْث
11- İsmât: Sıfatı ve harfleri , geçen altı harfin ve med harflerinin maadalarıdır(başkalarıdır)
12- Kalkale: Sesi mahreçte hareket ettirmektir.
Harfleri: قطب جد
13- Safîr: Islık çalmak manasına gelen safir sıfatı, harf söylenince, ıslığa benzer ses çıkarmaktır.
Harfleri: صسز
14- Tekrir: Ra harfine mahsustur. Ra harfi söylendiğinde dilin sürçmesidir. Ra’nın tekrarından sakınılmalıdır.
Harfi: ر

29- DİĞER SIFATLAR:
1-Tefeşşi: Bu sıfat harf söylendiğinde sesin ağız içine dağılıp zay-ı mu’ceme mahrecine varınca onu uazatmağa denir. Harfi : ( ش )
2- İstitâle : “Sad “harfinin evvelinden sonuna dek uzayıp çekilmesine denir.
3- Ğunne: Sesin genizden gelmesine denir. Mim ile nun harfine özgüdür.
30-SIFAT-I ARIZALAR:
1- Tefhim: Harfi kalın okumağa denir. İstila harflerinde kalın okumak vacibtir.
Harfleri:ض غ ط ق ظ خص
2- Terkik: Harfi ince okumağa denir. Râ – elif- ve Vav’ın dışında ince okumak terkik vacibtir.
3- İdgam: Katmak demektir
4- İhfa : Nun herfini genizde bir elif tutarak gizlemek demektir.
5- İzhar: İzhar harlerine sakin nun ve tenvinler rastladığında nun sesini açıkğa çkarmaktır.
6- Kalb:sakin nun ve tenvini halis mime çevirmeye ve ba olduğunda da onu gunne ile gizlemeye denir.
7-Medd: Uzatılması gereken harfi uzatmaktır.
8- Vakf: Nefesle beraber sesi kesmektir.
9- Sekte: nefes almadan sesi kesmektir.
10- SÜKÛN : “İlm” gibi kelimelrde durulduğunda sukün yapılır. “Enamte” gibi kelimelerde durulduğunda ise sükunu yapmayıp, hareke katmak lahndır
31- BAZI KELİMELER:
1-İMÂLE : Lügatta meyl ettirmektir. İstilahta: Elif harfini YE gibi kılıp, elifin makablindeki üstünü esre gibi okumaktır. Ör: Hud S.nde “Bismillahi mecrâhâ”yi Bismillahi mecrîhâ” gibi okumaktır.
2-TESHİL: Lügatta kolaylaştırmaktır. İstilahta: iki hemze birbirini takipte ikinci hemzeyi, hemze arası ile harekesi aynı cins olan elif beyninde HE şaibesi olmadan okumaktır. Fussilet s.” اَاَعْجَمِيٌ “kavli şerifinde olduğu gibi
3-LAHN : Harflere ve mahreclere dikkat etmeden hatalı okumamaktır.
Kalın harfleri ince okumak, inceleri kalın okumak, medleri haddinden fazla uzatmak, medsiz harfleri uzatmak hepsi lahndır.
4-TEŞDİD: Şeddeli harf üzerinde vakf olunduğunda o şeddeli harfi harekelememektir.
1-HEMZE: Hareke alan elife denir. Uzun ve kısası vardır: ( اَ –ء)
2-CEHR: Harf hareke ile söylendiğinde mahreçte aralık bırakılmaksızın nefesin hepsi veya bir kısmı tutularak okunmasıdır. Harfler: ظ-ل-ق-و ربْض اذْغزا -جنْد- م-ط-ي-ع
3- HEMS: Bu sıfat, harf hareke ile söylendiğiğinde mahreçte aralık kalmaksızın, nefesin hepsi veya çoğu tutularak sesin açık olarak çıkması durumudur. Hems Harfleri: ف ح ش ث ه خ ص س ك ت
4- REHAVET: Gevşeklik manasındadır. Harf sükun ile okunduğunda, sesin tam olarak okunmasıdır. Rehavet Harfleri:
Ör: خ س ح ظ ش ص هَ ز و ض غ ث ي ف ذ
5- BEYYİNE: Aralık anlamındadır.Sesin tamamen akıp akmaması arasındadır ki, harfleri:
Örnkl.: ………… ….. ل ن ع م ر
6- ŞİDDET: Sertlik anlamına gelmekte olup, harf sakin olduğunda sesin kesinlikle akmamasıdır.
Harfler: ا جد ق ط ب ك ت
7-İMÂLE : Lügatta meyl ettirmektir. İstilahta: Elif harfini YE gibi kılıp, elifin makablindeki üstünü esre gibi okumaktır. Ör: Hud S.nde “Bismillahi mecrâhâ”yi Bismillahi mecrîhâ” gibi okumaktır.
8-TESHİL: Lügatta kolaylaştırmaktır. İstilahta: iki hemze birbirini takipte ikinci hemzeyi, hemze arası ile harekesi aynı cins olan elif beyninde HE şaibesi olmadan okumaktır. Fussilet s.” اَاَعْجَمِيٌ “kavli şerifinde olduğu gibi
9-LAHN : Harflere ve mahreclere dikkat etmeden hatalı okumamaktır.
Kalın harfleri ince okumak, inceleri kalın okumak, medleri haddinden fazla uzatmak, medsiz harfleri uzatmak hepsi lahndır.
10-TEŞDİD: Şeddeli harf üzerinde vakf olunduğunda o şeddeli harfi harekelememektir.
11- SÜKÛN : “İlm” gibi kelimelrde durulduğunda sukün yapılır. “Enamte” gibi kelimelerde durulduğunda ise sükunu yapmayıp, hareke katmak lahndır
12- İSTİ’LA: Yükseliş anlamına gelirki, harfin okunmasında dilin üst damağa yükselmesidir.
Harfler:
ض غ ط ق ظ خص
13- İSTİFAL: İstilanın zıddı olup, harf okununca, dilin aşağı çeneye düşüp, üst damağa yükselmesidir.

30

Mayıs
2012

Diyanet Mülakat Örnek Sorular

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  3.237 Kez Okundu

1-İTİKAT Zekitürk Bilgi Paylaşım ForumBİLGİLERİ
-Kur’an’ın ana konularını sıralar.
-Kur’an ve tefsirle ilgili temel kavramlar,
-Temel tefsir kaynaklarınıi

-Allahın zati ve subuti sıfatları?
– Peygamberlerin sıfatları?
– Melekler ve görevleri?
– İstidrac
-Tafsili ve icmali iman
-Teheccüh namazının hükmü
-Zelle nedir?
-Kıyametin Büyük Alametleri
-Dinler kaç kısma ayrılır
-Muharref dini açıklayın
-Edille-i şeriyye,

-Ehli sünnet nedir? Fırkaları?
-Cebrailin diğer isimleri
-Tevbe suresinin başında neden besmele yoktur?

-İtikatta mezhebimiz Maturudi amelde Ebu Hanife

 -İnanç mezhepleridir 1:Selefilik 2:eş’arilik 3:Matüridilik 4:Mutezile 5:Mürcie  Kaderiyye,

-Dabbetül arz nasıl bir varlık açıklayın,

-Kuranın çoğaltılması ve gönderildiği  yerler

-İman nedir?

-Kuranın noktalanması

-İmam-Amel ilişkisi,

 

2-İBADETZekitürk Bilgi Paylaşım Forum BİLGİLERİ
-Oruç, zekat, namaz ne zaman farz kılındı?
-Adak kurbanının etinden kimler yiyemez?
-Zekat kimlere verilmez?
-Yeminin çeşitleri ve kefareti?
-Teheccud namazının hükmü?
-Şeytan taşlamanın hükmü?
-Haccın farzları vacipleri?
-Oruç tutmamayı mübah kılan haller?

-Sünnet çeşitleri

-Namazların kazası

-Haccın vacipleri?

-Sünneti hüda nedir?

-Cenaze duası bayana göre okuttular

-Nahl 90 oku ediler gözlerini

-Sadaka-i Fıtır’ın hükmü?

Allahın Sıfatları ?

-Yemin muayyen mutlak adak

-İstihsan,

-Mesalih-i Mürsele

-Abdestin farzları,

-Cuma günü  hutbe  sonunda okunan Nahl:90. Ayetin okunması ve  anlamı

 

 

-Hangi günler de oruç tutmak haramdır?

-Kudsi hadis

-Revatib sünnet kimlere farzdır?

-İntikal tekbiri   nedir?

-Tebliği Şeriat nedir?

-İdğamı Mütekaribeyn

-Hatim duası arapça ve türkçe

-Kadınların özel günlerinde yapamayacakları şeyler,

-Kadınların özel günlerinde Kuran hocası ve hafızlık yapan için durum

-Meddi arız kaç vecih dedi 3 ,Neden dedi harekesi üstün

-Yahudi ve Hıristiyanlara  ne  denir? Ehli kitap -Ehli kitabın kestikleri yenir mi ?

-Kuşluk (Duha) namazı -”Muhazatü’n-Nisa = Kadınların erkeklerle bir hizada bulunması” denir

-Bir kadın cuma namazı kılarsa öğle namazı üzerinden  düşer mi

-Kadın yalnız hacca  gidebilir mi

-Hac

-Talak ve çeşitleri

-Namazı bozan şeyler

-Cuma namazı kimlere farzdır?
-Abdestin adabı?
-Muktedi nedir?
-Arızı süğra ve arızi Kübra nedir?
-Fıtr sadakası?
-Muttefekun aleyh nedir?
-Muhkem- müteşabih?
- Ahlakın tanımı?
- Cidde mikat sınırı içinde midir?
-Miraç nedir?
-Kuran okuma çeşitleri?(tertil,tahkik,tedvir,hadr)
-Kerahet vaktinde namaz kılmak niçin mekruhtur?
-Tahıyyetül mescid namazı nedir sünnet
-Hizbin tanımını nedir
-Takip ettiğimiz kıraat ve rivayeti
-Sebebi nuzul, münazara tanımları
-Tevbe suresinin başında neden besmele yoktur?
-Tevbe suresinin başında besmele olmamasının nedeni
-Sehiv secdesi nedir?
-Sübhanekenin hükmü,
-Fatihanın Hükmü
-Tilavet secdesi
-Zekat kimlere verilir?
-Müstehabın tanımı,
-Kurban ve Hac Konuları,
-Efali mükellefin, ,
-İslam ve İslamın şartları
-Mükellef kime denir,
-Mükellefle ilgili hükümler,
-Farz, farzın Hükmü,farzın çeşitleri,
-Farzı ayn ,Farz-ı kifayet,
-Sünnet,Sünnet-i müekkede,Sünneti gayrı müekkede,
-Vacip,Müstehap,,Haram,Mekruh,Müfsid,Müfsidin Hükmü

-Vacibin kasten terkinde ne olur,sehiv secdesi gerekir mi

-Namaz için kıblenin tayini

-İhramın şartları,

-İhrama girilen yerler,

-Garibul Kuran,

-seferlik hükümleri

- Vacip oruclar ve oruc tutulması hara5m olan gunler….

-Cebriye mezhebin görüşleri,

-Cebrail a.s. kaç kere peygamber s.a.v. in yanına

-Keffaret -i halk,

-Kefaret-i zıhar.

-Teyemmumun farzları.

-61 günlük kaza kefaret orucunun hanımlar açısından durumu,

-Teyemmüm ün kelime anlamını sordular..

-Binek üzerinde farz ve nafile namazın durumu

-Miraç hadisesi

-Namazın vacipleri

-Haccın  rükunları,

-Namazın vacibleri, Tadil-i Erkan nedir?

-Namazın rükunları,

-Mesalih-i Mürsele, Istıshan  tanımları,

-Teyemmüm,

-Mesbuk,Müdrik,Lahık nedir ?

-Haccın farzları

-Ramazan orucunun niyet etme vakti ne zaman baslar ve biter.

-Yüzüne okuma dünya kelimesinde hangi tecvid vardır?

-Ehli sünnet sözünden ne anlıyorsunuz?

-İtikat ve fıkhı mezhepleri sayarmısınız?

-El Menzile beyne’l-menzileteyn mezhebin büyük günah işleyen kişi hakkındaki görüşünü tanımlamaktadır

-İman ve küfür ve  fasık kelimeleri?

-Huruc bi sun’ih,istihlal, mehir, 5 devenin zekatı,kadından imam olurmu,

-Şart ve rükün arasındaki fark nedir?inanmayan birine ahiret inancını nasıl anlatırsınız?

-Ticaret mallarının zekatı vetoprak mahsullerinin zekatı

-Efal-i  mükellef

-Adak orucuna niyet

-Kütübü sitenin isimleri,

-Abdestin sünnetler,

-Gümüşün nisabi(200 dirhem)

-Hades ve çeşitleri

-Orucun rüknü nedir?

-Yemin çeşitleri, Yeminin keffareti

-İman esasları nelerdir ?

- Kaza ve kaderi açıklayın?

-Miraç ne zaman vuku bulmuştur ?

-3 ve rekaayşı namazın ilk oturuşunun hükmünü

-Abdestin çeşitlerini

-Akika nedir

-Ensar muhacir kardeşliğinin adı nedir?

-Hicretin kaç yılında oldu?

-Keffaret çeşitlerinden zihar kefaret

-Din üç çeşittir hak din muharref din ve batıl din.muharref dini

-Namazın vaciplerinde 5 tane  söyleyiniz?

-Zekatın verilmediği yerler?Usula ve furua verilmez
-Yemin çeşitleri ve kefareti?Gamus,münakide ve lağv.keffareti:10 fakiri giydirmek veya yedirmek bunlara gücü yetmezse 3 gün oruç
-Taif dönüşü Peygamberimize   üzüm ikram edip müslüman olan zat?Utbe ve şeybenin kölesi Addas

-Muhacirin tanımı,

-Dört halifenin kabirlerinin yerlerini,

-Tesbih namazını,

-Vacip  oruclar  vacip namazlar

-Kimler kurban kesebilir

-Ezan duası.
3-SİYERZekitürk Bilgi Paylaşım Forum  BİLGİLERİ
-Efendimiz Basraya kaç yılında gitmiştir?
-Efendimiz rahip bahira ile kaç yaşında karşılaşmıştır?
-Efendimizin azılı düşmanları?
- İfk hadisesi nedir?
-Efendimizin Mariya dan olan oğlu İbrahim ne zaman vefat etti?
-39. Müslüman kimdir?
- Biri Maune faciası?
- Mirac nedir

-Namaz mü’minin miracıdır sözünden ne anlıyorsunuz?
-Hz. Hatice’nin mihri ne kadardır.( 500 dirhem)

-Peygamberiizin hanımları ve çocukları
-Eefendimizin mucizeleri nelerdir?
-Akabe biatlarının tarihi- kaç kişi oldukları?
-Habeşistana hicret
-Hüzün yılı ve sevinç yılı ne demektir?
-Açıktan ibadetin ve tebliğin başladığı yıl?
33) h
-Hendek ve mute savaşları?

-Muhacirin tanımı

Medinede yaşayan kabiler ?
-Hudeybiye yılı ve anlaşma maddeleri?
- Peygamberimizin azılı düşmanları kimdir

4-TECVİD Zekitürk Bilgi Paylaşım ForumBİLGİLERİ
-İstila harfleri nelerdir?
-İzhar-ı şefevi?
-Vech nedir?
-Tecvitteki sıfatlar nelerdir?
-Hemze-i vasl ve kat’?
-Ravm- işmam?
-Sakin mimin halleri?
- Meddi arızın hükmü, kaç çeşittir?
-Kalkale kelime manası?
- lahn-ı celil, lahn-ı hafi?
-Fer’i medin kısımları?
-Takip ettiğimiz kıraat ve rivayeti?
-Kuran okuma çeşitleri?
-Meddi muttasıl ve munfasılın hükmü?
-Meddi lazımın çeşitleri?

-Meddi lazımın tanımı -Meal ğunne?
-Harfi mutlak?

-Meddi Tabi

-İdgam-ı şemsiyye’de idgam yapılmasının sebebi:Şemsi harflerin mahreçleri ile “lam”ın mahreci arasında yakınlık vardır .Bu nedenle idgam edilir.

-Asli harf feri harf nedir? Elif-i mümale Sad-ı müşemme lam-ı muğallaza nedir ?

-İzhar çeşitleri ?

-Meddi muttasıl ve meddi munfasılın hükmü?
-Meddi lazım çeşitleri?
-Tefeşşi itbak nedir?,-Revm nedir?

-İdgam-i mütacaniseyn ve mütegaribeyn

-Medi lazımın çeşitleri?

-Sıfat-ı lazime nedir?

-Vakfı mutlak

30

Mayıs
2012

YENİ DİYANET KURAN KURSLARI YÖNETMELİĞİ

Yazar: arafat  |  Kategori: DİYANET MEVZUATI  |  Yorum: Yok   |  1.493 Kez Okundu

7 Nisan 2012 CUMARTESİ /Resmî Gazete/Sayı : 28257

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KUR’AN EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNE YÖNELİK

KURSLAR İLE ÖĞRENCİ YURT VE PANSİYONLARI YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Kur’an eğitim ve öğretimine yönelik kursların, Kur’an kursu yurt ve pansiyonlarının açılış ve çalışmaları, kurslarda verilen eğitim-öğretim hizmetleri ile bunların yönetim ve denetim esaslarını belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, Kur’an eğitim ve öğretimine yönelik kursların, Kur’an kursu yurt ve pansiyonları ile buralarda yürütülen hizmetleri, hizmetten yararlananları, öğrencileri ve görev yapan personeli kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Başkanlık: Diyanet İşleri Başkanlığını,

b) Camilerde Kur’an öğretimi kursu: Arzu eden vatandaşlara Kur’an-ı Kerim ve anlamı ile gerekli dini bilgileri özel programı çerçevesinde öğretmek üzere camilerde veya uygun görülen yerlerde açılan kursları,

c) e-Eğitim: Elektronik ortamda yürütülen eğitim ve öğretimi,

ç) Geçici öğretici: Kur’an kursu vekil öğreticiliğinde aranan şartları haiz olmaları kaydıyla, üzerinde resmi görevi bulunan veya bulunmayanlardan ücret karşılığı ders vermek üzere görevlendirilenleri,

d) Hafızlık belgesi: Başkanlıkça yapılan hafızlık tespit sınavlarında başarılı olanlara verilen belgeyi,

e) Kur’an kursu: Kur’an-ı Kerim okumak, anlamını öğrenmek, hafızlık yapmak ve din eğitimi almak isteyen vatandaşlara verilen eğitim ve eğitim yerini,

f) Öğretici: Kadrolu, sözleşmeli, vekil ve geçici Kur’an kursu öğreticisini,

g) Öğreticiler Kurulu: Müftülük bünyesinde Kur’an kursu öğreticilerinden oluşan kurulu,

ğ) Vekil öğretici: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86’ncı maddesinde ve Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin ilgili maddesinde aranan şartları haiz olmak kaydıyla açıktan vekil olarak atananları,

h) Yaz Kur’an kursu: Yaz aylarında açılan Kur’an kurslarını,

ı) Yaygın din eğitimi kursu: Başkanlıkça, arzu eden vatandaşlara Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun olarak yüzünden okumayı öğretmek, ibadetler için gerekli sure, ayet ve duaları ezberletmek, hafızlık yaptırmak ve İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları hakkında bilgiler vermek için açılan kurslarda yapılan eğitimi,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Kur’an kursunun yönetimi

MADDE 5 – (1) Kur’an kurslarındaki kurs yöneticisi, müftünün teklifi ve mülki amirin onayı ile belirlenir.

(2) Kurs yöneticisinin nitelikleri ile öğretici, nöbetçi öğretici ve diğer personelin görevleri Başkanlığın internet adresinde yayımlanacak bir yönerge ile belirlenir.

Haftalık çalışma süresi

MADDE 6 – (1) Öğretici, haftalık çalışma süresi bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 99 uncu maddesinde belirtilen hükümlere tabidir.

Vekil veya geçici öğretici görevlendirme

MADDE 7 – (1) Kur’an kurslarında öğretici ihtiyacının kadrolu veya sözleşmeli öğreticilerle karşılanması esastır. Bu ihtiyacın kadrolu veya sözleşmeli öğreticilerle karşılanamaması halinde vekil veya geçici öğretici görevlendirilebilir.

Görevlendirme

MADDE 8 – (1) Öğrencisi kalmayan kursların öğreticileri, öğretici ihtiyacı olan başka Kur’ankursları ile diğer din hizmetlerinde müftülükçe görevlendirilir.

Öğretici izinleri

MADDE 9 – (1) Öğreticilerin yıllık izinlerini, kurslarda eğitim-öğretime ara verildiği tarihlerde kullanmaları esastır. Ancak öğreticiler yaz Kur’an kurslarında da eğitimi aksatmayacak şekilde izin kullanabilirler. Hafızlık eğitiminde görevli öğreticiler ise müftünün uygun gördüğü zamanlarda izin kullanırlar.

Ek ders ücretleri

MADDE 10 – (1) Başkanlıkça düzenlenen yaygın din eğitimi kurslarında görevlendirilenlerin ders ve ek ders ücretleri, ilgili mali mevzuat hükümlerine göre ödenir.

Eğitim takvimi

MADDE 11 – (1) Kursların eğitim takvimi; öğretim programları ve illerin özellikleri dikkate alınarak Başkanlıkça belirlenir.

(2) Kur’an kurslarında ihtiyaca ve talebe bağlı olarak hafta sonu ve mesai saatleri dışında da eğitim yapılabilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kur’an Kurslarının Açılışı ve Faaliyetleri

Kur’an kursunun açılışı

MADDE 12 – (1) Kur’an kursları, il, ilçe, belde ve köylerde ilgili il müftülüğünün teklifi ve Başkanlığın onayıyla eğitim-öğretime açılırlar.

(2) Kur’an kursları öğrenci sayısı, verilecek eğitimin ve öğretimin niteliği ile kullanılacak binanınfiziki koşulları gibi ölçütler dikkate alınarak A grubu, B grubu, C grubu ve D grubu olarak tasnif edilirler. Tasnife ilişkin usul ve esaslar ile kurs binalarına ilişkin teknik şartlar Başkanlığın internet adresinde yayımlanacak yönerge ile belirlenir.

(3) Çeşitli nedenlerle Kur’an kurslarına gelemeyen veya bu hizmetlerden yararlanamayan vatandaşlarımız için uygun görülen yerlerde müftülüğün teklifi, mülki amirin onayı ile Kur’an eğitim ve öğretim kursu düzenlenebilir.

Kur’an kurslarının faaliyetleri

MADDE 13 – (1) Kur’an kurslarında aşağıdaki faaliyetler gerçekleştirilir;

a) Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun olarak yüzünden okumayı öğretmek,

b) Tecvid, tashih-i huruf ve talim gibi Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun ve güzel okumayı sağlayıcı bilgileri uygulamalı olarak öğretmek,

c) İbadetler için gerekli sûre, âyet ve duâlarıezberletmek ve anlamlarını öğretmek,

ç) Hafızlık yaptırmak,

d) Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmasını sağlamak,

e) İslâm Dininin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile Hz. Peygamberin hayatı ve örnek ahlâkı hakkında bilgiler vermek,

f) Dini içerikli sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlemek.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Eğitim ve Öğretim

Kur’an Eğitim ve Öğretimi Kurulu ve görevleri

MADDE 14 – (1) Kur’an Eğitim ve Öğretimi Kurulu; Diyanet İşleri Başkanının veya eğitimden sorumlu Başkan Yardımcısının başkanlığında, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü, Dini Yayınlar Genel Müdürü, Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan bir üye, Hukuk Müşaviri, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu’ndan bir üye, Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanı ve Program Geliştirme Daire Başkanından oluşur.Kurulun sekreterya görevi Program Geliştirme Daire Başkanlığınca yürütülür. Kurul çoğunlukla toplanır ve kararlarını çoğunlukla alır. Eşitlik halinde kurul başkanının tarafı çoğunluk sayılır. Kurul kararları Başkan onayı ile yürürlüğe girer.

(2) Kurul her yıl Eylül ayında ve ayrıca Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün önerisi üzerine Başkanlığın uygun göreceği tarihlerde toplanır. İhtiyaç duyulması halinde, Başkanlık personelinden veya dışarıdan gerekli görülenler toplantılara çağrılabilir.

(3) Kur’an Eğitim ve Öğretimi Kurulunun görevleri şunlardır:

a) Taslak hazırlanan eğitim ve öğretim programları, ders kitapları, yardımcı kitaplar ve öğretici kılavuz kitaplarını incelemek ve uygulanmasını sağlamak,

b) Eğitim ve öğretimi geliştirme, değerlendirme ile ilgili görev ve hizmetleri yürütmek,

c) Yaygın din eğitiminde uygulanan programlara göre ders veya yardımcı ders kitapları ile materyal hazırlamak, hazırlatmak veya satın almak,

ç) Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kişilerce hazırlanan ders materyallerini inceleyerek bunların uygulanmasına karar vermek.

Programlar ve materyaller

MADDE 15 – (1) Kur’an eğitim ve öğretiminde Başkanlıkça hazırlanan eğitim ve öğretim programları uygulanır. Bu eğitimlerde Başkanlıkça hazırlanan ders kitapları kullanılır ve uygun görülen ders materyalleri de takip edilir.

(2) Bu hizmetlerde e-eğitim de kullanılabilir.

Kursa kayıt işlemleri

MADDE 16 – (1) Kur’an kurslarına kayıtlar, uygulanan eğitim-öğretim programlarına göre Başkanlıkça belirlenecek esaslara ve sürelere uygun olarak yapılır.

(2) Kursa müracaatlar form dilekçe ile kabul edilir. Kursa kayıt olacaklarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı aranır. Yabancı uyruklu olanlar ise, Dışişleri Bakanlığının görüşü alındıktan sonra, Başkanlığın izni ile kursa kaydedilebilirler. Ancak Türkiye’de oturum veya eğitim izni alanlar doğrudan kayıt yaptırabilirler.

Sınıf mevcudu

MADDE 17 – (1) Kurslarda sınıf mevcudunun; yüzünden okuyanlar için 12, hafızlığa çalışanlar için ise 8 öğrenci olması esastır. Ancak kurslarda öğrenci sayısının yüzünden okuyanlar için 10’un, hafızlığa çalışanlar için 5’in altına düşmesi halinde müftünün teklifi ve mülki amirin onayı ile ilgili dönemde eğitim-öğretime devam edilir. Bu durumda görev yapan öğreticiler, aylık karşılığı derse girerler ve kendilerine ek ders ücreti tahakkuk ettirilmez.

(2) Ayrı bir eğitim metodu uygulanmak durumunda olunan engellilere yönelik oluşturulacak sınıflarda sınıf mevcudu için aranan öğrenci sayıları dikkate alınmaz.

Tatil

MADDE 18 – (1) Kurslarda, resmi bayramlarda eğitim-öğretime ara verilir. Ancak hafızlık eğitimi ile ilgili çalışmalara, hafta sonu ve tatil günlerinde de devam edilebilir.

Kurslarda disiplin

MADDE 19 – (1) Belirlenen kurallara uymayan, kursun düzen ve disiplinini bozanlar için yapılacak işlemler yönerge ile belirlenir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Hafızlık Eğitimi, Komisyonlar, Sınavlar ve Belge İşlemleri

Hafızlık takip komisyonu

MADDE 20 – (1) Hafızlık eğitim süreçlerini takip etmek ve değerlendirmek üzere il ve ilçe müftülüklerinde hafızlık takip komisyonu kurulur. Komisyon, müftünün teklifi ve mülki amirin onayı ile ikisi hafız en az üç kişiden oluşur. Komisyona müftü veya görevlendireceği personel başkanlık eder.

Hafızlık yapacakların seçimi

MADDE 21 – (1) Hafızlık eğitimi için öğrenci seçimi ve hafızlık eğitim süresi, Hafızlık Eğitim Programı esaslarına göre belirlenir.

Hafızlık tespit sınavı

MADDE 22 – (1) Hafızlık tespit sınavı; Kur’an kurslarında veya kendi imkânları ile hafızlıklarını tamamlayanların tespiti amacıyla başta Başkanlığa bağlı eğitim merkezleri olmak üzere uygun görülen yerlerde ve tarihlerde Başkanlıkça sözlü olarak yapılır.

Hafızlık tespit komisyonu

MADDE 23 – (1) Hafızlık tespit sınavı komisyonları, ikisi hafız en az üç kişiden oluşur ve bunlar Başkanlıkça belirlenir.

Değerlendirme ve belge işlemleri

MADDE 24 – (1) Hafızlık eğitimi dışındaki kurslarda değerlendirme sınavı isteğe bağlı olarak yapılır, sınav sonuçlarına göre başarı belgesi verilir. Sınava katılmayanlara kurs katılım belgesi verilir.

(2) Hafızlık tespit sınavlarında değerlendirme, 100 puan üzerinden yapılır. Başarılı sayılabilmek için en az 70 puan alınması şarttır. Sınavda başarılı olanlara Başkanlıkça Hafızlık Belgesi verilir.

ALTINCI BÖLÜM

Yaz Kur’an Kursları ve Camilerde Kur’an Öğretimi Kursları

Yaz Kur’an kurslarının açılışı, süresi ve kayıt işlemleri

MADDE 25 – (1) Okulların tatil olduğu zamanlarda, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak Kur’an-ı Kerim’i ve mealini öğrenmeleri, dini bilgilerini geliştirmeleri, dini içerikli sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanmaları amacıyla Kur’an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde mülki amirin onayı ile yaz Kur’an kursları açılır.

(2) Bu kursların süresi iki ayı ve haftada beş günü geçemez. Kursa müracaatlar form dilekçe ile olur.

Camilerde Kur’an öğretimi kursu açılışı ve kayıt işlemleri

MADDE 26 – (1) Kur’an kursu bulunmayan veya bulunup da ihtiyaca cevap veremeyen yerlerde veya arzu eden vatandaşlara Kur’an-ı Kerim ve meâli ile gerekli dini bilgileri öğretmek üzere ilgili müftülüğün teklifi ve mülki amirin onayı ile camilerde Kur’an öğretimi kursları açılır.

(2) Bu kurslar, eğitim-öğretime uygun fiziki şartları haiz camilerde, müştemilatında veya müftülükçe uygun görülen yerlerde açılabilir. Kursa müracaat form dilekçe ile kabul edilir.

Görevlendirme ve ücretlendirme

MADDE 27 – (1) Yaz Kur’an kurslarında öncelikli olarak din hizmetleri sınıfında bulunan personele görev verilir. Gerektiğinde aranan şartları haiz olmaları kaydıyla kurum personeli ve/veya kurum dışından vekil ve/veya geçici öğretici görevlendirilebilir.

(2) Camilerde Kur’an Öğretimi Kurslarında, din hizmetleri sınıfından nitelikleri Başkanlıkça belirlenen personel, öğretici olarak görevlendirilir.

(3) Bu kurslarda görevlendirilenlere; öğrenci sayısı mevzuatında belirtilen rakama ulaşması halinde ders ücreti tahakkuk ettirilir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Yurt ve Pansiyonların Açılışı ve Yönetimi

Açılış ve öğrenci kabulü

MADDE 28 – (1) Kur’an eğitim ve öğretimi kursu hizmetlerinin yürütülmesinde barınma ve beslenme ihtiyacını karşılamak üzere müftünün teklifi ve mülkî amirin onayı ile aranan şartları haiz olan yurt ve pansiyonlar açılır. Bu yurt ve pansiyonlardan yaz Kur’an kursu öğrencileri de faydalanır. Yurt ve pansiyon binalarının taşıyacağı teknik şartlar Başkanlık internet adresinde yayımlanacak bir yönerge ile belirlenir.

(2) Yurt ve pansiyonlar, bu Yönetmelik çerçevesinde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetleri devam ettiği sürece hizmete açık bulundurulur.

(3) Yurt ve pansiyonlara öğrenci kabulünde; şehit yakını, öksüz, yetim, fakir, anne ve/veya babası yurt dışında olanlara, çevresinde devam edeceği türde Kur’an kursu bulunmayan veya bulunup da ihtiyaca cevap vermeyen yerlerden gelenlere öncelik verilir.

Görev ve sorumluluklar

MADDE 29 – (1) Yurt ve pansiyonların yönetimi ve diğer hizmetleri müftülüklerce yürütülür.

(2) Yurt ve pansiyon yöneticisi ile nöbetçi öğretici ve diğer personelin görevleri yönerge ile belirlenir

İzin

MADDE 30 – (1) Öğrencilere yurt ve pansiyon yöneticisi tarafından ihtiyaç halinde izin verilebilir.

Denetim ve gözetim

MADDE 31 – (1) Kur’an kursları ile yurt ve pansiyonların denetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişleri, ilgili müftü veya müftünün görevlendireceği personel tarafından yapılır.

Yurt ve pansiyonun kapatılması

MADDE 32 – (1) Yurt ve pansiyon binasında eğitim-öğretime devam edilmesinin öğrencilerin güvenliği için tehlike oluşturduğuna ilişkin teknik bilirkişi raporu bulunması halinde, yeni yurt ve pansiyon yapılmak üzere ancak kapatılabilir.

(2) Kapatılma işlemleri, pansiyonlarda kalan öğrencilerin barınmaları konusunda gerekli tedbirler alındıktan sonra müftünün teklifi ve mülkî amirin onayı ile yapılır.

Faaliyetlerin bildirilmesi

MADDE 33 – (1) Yurt ve pansiyonun yıllık faaliyetleri, yönetici tarafından her yıl eğitim-öğretim dönemi sonunda, kursun yöneticisi tarafından özet bir raporla müftülüğe bildirilir. Bu raporda yeni yıl için ihtiyaç duyulan tekliflere de yer verilir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Mali Hükümler

Kur’an kursları, yurt ve pansiyonlarının mali işlemleri

MADDE 34 – (1) Kur’an kursları, yurt ve pansiyonların bütçeleri, kursların öğrenci sayıları dikkate alınarak Başkanlıkça malî yıl itibariyle düzenlenir.

Hizmet satın alınması

MADDE 35 – (1) Kur’an kursları, yurt ve pansiyonların, yemek, temizlik, güvenlik ve benzeri ihtiyaçlarını karşılamak üzere hizmet satın alınabilir.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Kurslarda bulundurulabilecek yayınlar

MADDE 36 – (1) Kur’an eğitimi ve öğretimi kurslarında bulundurulacak yazılı ve görsel yayınların nitelik ve türleri Başkanlık internet adresinde yayımlanacak bir yönerge ile belirlenir.

Kurs aile birliği

MADDE 37 – (1) Kurslarda kurs aile birliği oluşturulabilir. Kurs aile birliği, dini, kültürel, eğitsel, sosyal ve sportif etkinlikleri kurs yönetimi ile koordineli olarak yapar.

Öğreticiler kurulu

MADDE 38 – (1) Eğitim öğretim programlarını incelemek, uygulamada karşılaşılan güçlükleri görüşmek, çözüm yolları aramak, bilgi paylaşımında bulunmak üzere müftülük bünyesinde Kur’an kursu öğreticilerinden Öğreticiler Kurulu oluşturulur.

Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler

MADDE 39 – (1) 3/3/2000 tarihli ve 23982 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği ile 20/6/1975 tarihli ve 15271 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Hafızlık Tespit Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 40 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 41 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Diyanet İşleri Başkanlığının bağlı olduğu Bakan yürütür

28

Mayıs
2012

Kur’an’da İnsan Terbiyesi-17

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  418 Kez Okundu

“… Arınmayı içten arzu eden adamlar vardın Allah temizlenip arınanları sever(1) …Kim temizlenip arınırsa, artık o kendi nefsi için temizlenip arınmıştır.”(2)
Temizlenip arınmak, terbiye sürecinin başlangıcıdır. Bir insanı önce ailesi, sonra çevresi, daha sonrada (eğer yapabilirse) kendisi terbiye eder. Ancak en ideal ve doğru olanı, onu yaratanının terbiye etmesidir. Bu ise ancak, O’nun bize indirdiği Kur’an’a yönelmekle müm kün olabilmektedir.
Kur’an’ın hangi ayetine bakarsak bakalım mutlaka olgun bir imana ve Allah’a kulluğa çıkacak şekilde indirilmiştir. Tüm ayetler birbirini tamamlar ve hiç birisinde en ufak bir tenakuz yoktur. Yine Kur’an’ın hangi ayetine bakarsak bakalım, mutlaka insanı onaran ve terbiye eden bir yönü vardır. Çünkü bu kitap mutlak mürehbi olan tarafından insanın terbiye edilmesi için indirilmiştir.
Allah insanın temizlenip arınanları sever. İnsanın temizlenip arınabilmesi için kirlenmiş olduğunu farketmiş olmalıdır. O yüzden kişi mutlaka önce kendisini tanıma sürecine girmeli, kendisini anlamalı ve nasıl ve neden terbiye olması gerektiğine iyice ikna olmalıdır. Çünkü her terbiye süreci uzun bir yol alır, zahmetlidir, ve birazda insana acı verir. Çünkü kişi, alışkanlıklarından ve alıştığı hayattan kolay kolay vazgeçmek istemez.“Doğrusu biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik.” (3)
Allah insandan onun sorumlu olduğu şeyleri ister, sorumlu olmadıklarını ise istemez. Allah insandan organlarını daha iyi yapmasını istemez, vücudunun şeklini değiştirip başkalaştırmasını istemez. Ancak nefsini tanımasını terbiye etmesini, güzelleştirip olgunlaştırmasını ister.
“Ey Ademoğlulları, içinizde size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınır ve (davranışlarını) düzeltirse onlar için korku yoktur, onlar mahsunda olmayacaktır.” (4) Kişi kendisini, yaratanının öngördüğü şekilde onun Kitabına uygun olarak terbiye edebilirse doğruyu bulmuş ve hidayete gelmiş olacaktır. Çünkü özünde Rahmani terbiye içermeyen bir kulluk, her zaman eksik ve hatalı olacaktır. Rahmani terbiyenin kaynağı ise Kur’an’dır.
“Ben nefsini temize çıkartmam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediğinin dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir.” (5)
“Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene’. Sonra ona fücurunu (snur tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene. Onu arındınp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Onu örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (6)
“Artık kim taşkınlık edip azarsa dünya hayatını seçerse, şüphesiz cehennem (onun için) bir barınma yeridir. Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi hebadan sakındırırsa, şüphesiz cennet (onun için) bir barınma yeridir.” (7)

Dip Notlar

1. Tevbe-108

2.Fatır-18

3.Tin-4-5

4. Araf-35

5.Yusuf -53

6.Şems- 7-8-9-107.

Naziyat -37-38-39-40-41

 

 

28

Mayıs
2012

KUR’AN’DA ÇOCUKLA İLGİLİ MESELELER-16

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorumlar Kapalı  |  531 Kez Okundu

Zamammızda çocuk meselesi bütün dünyada aktüalitenin ana meselelerinden biri olmuştur. Türkiyenıizde de durum aynıdır, müstakil “çocuk mahkemeleri”nin kurulmasıyla alakalı kanunun çıkmış olması, çocukla ilgili meselelerin ayrı bir şekilde ele alınması gereğinin resmen benimsenmesi olmuştur.
Müslümanlar olarak bizlere, meselelerinize dini bir yaklaşımla nazar etmek,dinimiz bu mevzuda neler söylemiş, onu bulup gün ışığına çıkarmak bir vazife olmaktadır. Böylece insanlık kültür ve medeniyetine orijinal katgılarda bulunabilir, yeni terkib ve tahlillere yol açabiliriz.
Bilhassa çocukla alakalı meselelerde bunun zaruretine inanıyor, islamın koyduğu çok orijinal esasların bulunduğunu kesin bir dille ifade etmek istiyoruz.
Zira, ondokuzuncu asrın sonlarına kadar Batı alemi, çocuğa “küçük insan”insana da “büyük çocuk” nazariyla bakarak, büyük küçük tefrikine fazla yer vermez, bu sebeple de mesela suçlu çocuğu, büyüklerle hemen hemen bir tutup,
büyükler için vazedilen aynı kanunlarla aynı mahkemelerde yargılanıp, idama varıncaya kadar aynı cezalarla tecziye ederken, İslam Hukuku. Hz. Peygamber’in (aleyhisselam): “Buluğa erinceye kadar çocuktan kalem kaldırılmıştır…” ha-
disine dayanarak, çocuğu pek çok meselede büyükten ayrı mütalaa etmiş, hatta cezaya ehil görmiyecek kadar ayırımı ileri götürmüştür.
Kur’an-ı Kerim’e im’an-ı nazar ettiğimiz zaman çocukla alakalı olarak, çocuğu ilgilendiren belli başlı Malının korunması, şahsiyetinin korunması, terbiyesi, beslenmesi, geleceğe hazırlanması, oyunu, anne, baba ve kardeşleriyle münasebetleri vs.
ÇOCUKLA ALAKAU MESELELER KUR’ANDA NASIL ELE ALıNMıŞTıR?
Öncelikle şunu belirtelim ki, çocukla alakalı meseleler. Kur’an-ı Kerim’qe, her seferinde “çocuk”kelimesi kullanılarak ele alınmaz.
Kur’an-ı “Kerim çocuklarla ilgili bahisleri işlerken akrabalık müessesesine de yer verir. İman kardeşliği, evlat edinme, müvalat gibi hükmi akrabalıkları te’yid etmekle birlikte bilhassa miras ve evlenme meselelerinde esas olmak üzere
“Hakik! akrabalık” üzerinde durur. Hz. Nuh’un kafir oğlu ile alakalı olarak :Ey Nuh o,”senin ehlinden değildir, zira o, kötü bir amelde bulunmuştur”(1) Zıharla ilgili ayette hakiki anne’nin “bizzat doğuran
kadın” olduğu (2) bir başka ayette: “(Allah) evlatlıklarınızı da size öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır” (3) diyerek “hakiki evladın tarif yapılır.
KARDEŞLER ARASI MÜNASEBETLER
Kur’an, Hz. Musa ve Hz. Harun örne~inde ideal kardeşlikmünasebetlerini vazederken, Hz. Adem’in iki oğlu Habil ve Kabil örneği ile, Hz. Yak’kub’un oğullarının Hz. Yusuf karşısındaki tutumları örneğiyle de kardeşlenrasında fiiliyatta meydan? gelebilecek menfi davranışlara dikkat çeker. Yine Hz. Yusuf’un kardeşlerine karşı avf ve müsamalı
örneği ile de aralarında hadise çıkan :kardeşlerin sulh yollarına ideal örnekler sunulmuş olur (4) Kur’an sadece babaların evlatlarına karşı olan vazifelerini değil evlatların babalarına karşı olan vazifelerini de dile getirir. Evladın babasına karşı iki çeşit
vecibesi vardır:
ı. Maddi Vecibe Evlat herşeyden önce ebeveyninin maddi ihtiyaçlarını karşılamakla,: mesul tutulur
2.Manevi Vecibeler: Pek çok ayette Kur’an anne bayaya “iyi davranmayı”
emreder (5)Şüphesiz iyi davranmanın
kesin bir hududu çizilemez, ancak,
bizzat Kur’an, yanında ihtiyarlayan anne ve babaya onun yaşlılıklarından ileri
gelebilecek her çeşit nahoş durumlar, rahatsızlıklar karşısında sabırsızlık ifadesi olan “öf” bile dememe noktasına kadar bu iyiliğin ileri götürülmesini emreder(6)
Kur’an-ı Kerim, mükerrer ayetleriyle, çocuğu, sahip olunan maddi servetlerle yan yana zikreder ve aynen emval gibi evladın da güç ve kuvvet kaynağı olduğu
nu, bu sebeple de övünme ve hatta aldanma vesilesi yapıldığını ısrarla dile getirir.
Ayetlerin sarih beyanlarına göre, çocuk karşısında takınılan bu tavır sadece kafir veya fasıklara has bir vasıf olmayıp, bütün insanlara has bir durumdur, bir zaaftır:
Diğer bir ayette bu mal ve evlad çokluğunun “her peygambere karşı gelmeye
sebep olduğu” bildirilir: “Doğrusu uyarıcı gönderdiğimiz her kasabanın varlıklı kimseleri, Onlara: “Biz sizinle gönderilen şeyleri inldir ediyoruz” diye gelmişlerdir.
“Malları ve çocuklarz en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz” derlerdi. De ki! “Şüphesiz Rabbim rzzkı dilediğine geniş/etir ve bir ölçüye göre verir, fakat
insanların çağı( bilmezler” (7)
Çocuk elde etmek, neslin devamını sağlamaktır.
Kur’an-ı Kerim bir çok ayetlerinde hayır nesil talebiyle alakalı dualar verir:
İdeal bir müslümanın vasıflarını sayan uzunca bir pasajda kaydedilen onbeş kadar vasıftan biri de hayırlı çocuk talebidir(8) ) Furkan 25,74.
Bu manada ayet çoktur. Bazan eski peygamberlerin duası, bazan mü’minlerin vasfı ve duaları olarak zikirleri geçer (9). Burada hatırlatılması gereken bir grup ayet de çocuğun şeytana karşı istiazeve’ çocuk hakkında yapılacak dualarla alakalıdır: Hz. Meryem’i annesi doğurduğu zaman dua eder.
Hz. İbrahim’in duası misal olarak kaydedilebilir: “Rabbim, bu şehri güvenli kıl, beni Ye oğullarımz putlara tapmaktan
uzak tut”
Kur’an-ı Kerim bir kısım ayetlerinde mal ve evladı övünme kaynağı, dünya hayatını tezyın edip süsleyen bir nimet olarak ifade eder ve bilhassa evlad talebi
için teşvik ederde bulunurken diğer bir kısım ayetleriyle de ısrarlarla ve evladın
Allah’a yaklaşmada yardımcı olmadığı, aksine bir “fitne” ve hatta daha sarih ifadeleile “düşman” olduğunu ifade eder.
(10)
Çocuk deyince akla öncelikle terbiye geldiğine göre, Kur’an-ı Kerim’de”terbiye meselesinin daha ziyade yer alması gerekir. Gerçekten de Kur’an’da
terbiye ile alakalı bahisler ve meselcler çoktur. Herşeyden önce Cenab-ı Hakk’ın kendisini daha ziyade RABB ismiyIe tanıtması, Allah’ın bu isminin diğer isimlere
nazaran Kur’an’da daha çok tekerrür ermesi, Cenab-ı Hakk’ın kendisini alemlerin Rabb’ı yani “idarecisi” ve “terbiyecisi” olarak tanıtması hakımından ehemmiyet
taşir. Kur’an’da 980 kere geçen Allah ismiden sonra 969 sefer geçen RABB ismi, ikinci sırada yer alır. Diğer meşhur isimlerden Rahman ” Rahim ın,Alim 162, Garur 91, Basir 51; Kadır 45 yerde geçerler.
Bu durum çocuk terbiyesi açısından ehemmiyetli bir husustur. Nitekim çocuk terbıyesi ile alakalı bir çok mesele Kur’an’da yer eder.
Kur’an ailenin kuruluşunu nikaha bağlar ve bunun “hoşa giden kadınlarla” (11) ve “ailelerinin izniyle” olmasını emreder.
Kadının Vasf’ı: Nikah edilecek kadın mü’min olmalıdır.
Karşılıklı Haklar-Vazifeler: Kur’an-ı Kerim sağlam bir ailenin’zaruri şartla¬rından olan aile efradının karşılıklı hak ve vazifelerini de açıklar: Baba reistir
ve maddi külfetlerden sorumludur. Anne, evde oturacak (12) ve öncelikle çocuğunu emzirip (13) diğer terbiye işlerine bakacaktır.
Aile Resinin Mes’ôliyeti: Aile reisi, •ailenin maddi ihtiyaçlarından olduğu kadar, manevi kurtuluşundan da sorumludur
Kur’an ebeveynin evladlarına karşı
takip edeceği terbiye esaslnını beyan ederken bilhassa eşitlik üzerinde durur.
Buradaki eşitlikten hem kız çocuklarla erkek çocuklar arasındaki eşitlik, hem de
büyük-küçük, kız-erkek bütün çocuklar arasındaki eşitlik an1aşılacaktır.
Kur’an’da ısrar edilen eşitlik, kişinin ihtiyarı dışında kalan sevgi, nefret gibi kalbi amellerden çok zahire akseden maddi davramşlarla alakalıdır. Hz. Peygamber (aleyhisse1arn) bunu, “öpücüğe varıncaya kadar dışa akseden her şeyde eşitlik”
şeklinde tasrih etmiştir.
Aile reisinin mühim bir mes’uliyeti, aile efradının ve hususen çocukların maddi ihtiyaçlarıyla ilgilidir. Kısaca “nafaka” denen ve ailenin mesken, gıda ve giyim ihtiyaçlarına şamil olan bu vedbe, babanın imkanına ve örfe uygun miktarda olacaktır.
Kur’an-ı Kerim bu bahsi, birbirini tamamlayacak şekilde iki ayrı ayette ele alır (14)
Kur’an-ı Kerim, -aile reisinin nafaka ile atakatı vecibesine birkaç ayette temas ederken, dini terbiyesi ile alakalı meselelere pek çok ayette yer verir.
Muhitin insan üzerindeki menfi tesiri sebebiyle, aile reisi önceııkle ailesinin yaşaması için seçeceği yere ,dikkat etmelidir (15)
Hz. Lokman, Hz. İbrahim ve Hz.İsmail’den kaydedilen örnelderde çocuklara tevhid inancı gibi akideye giren
esaslardan başka, namaz, zekat gibi telkin edildiğini görmekteyiz: (16). Aynca namazın öğretilmesi ve hiçbir bahane ile bırakılınaması -da emredilmiştir:.”Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden
rızık istemiyoruz, sana nzık veren biziz…” (17)
Kur’an-ı Kerim’in bir kısım ayetleri değerlendirilince dini irşad hususunda ebeveyne terettüp eden sorumlulukla peygambere terettüp eden sorumluluk arasında benzerlik olduğu,görülür. Yani nasılki, peygamberler sadece tebliğle yükümlüdür bunu• yaptıktan sonra insanların kabul edip etmemelerinden sorumlututulmuyorlar, ebeveyn de öyle. Bu konuda bütün peygamberlerin tabi olduğu müşterek prensip Kur’an’da pek çok tekrarla- şöyle ifade edilir:
“Peygamberlere düşen sadece tebliğdir”
Kur’an-ı Kerim, mesleki terbiye ve formasyon mevzuunda, dini terbiye mevzuunda olduğu kadar açık ve ısrarlı görünmez,
hele teferruata•hiç girmez. Ama bu meseleyi ihmal de etmez.
Şu ayet, kişiye belal olarak. gayretiyle kazandığını
göstermektedir: “insan için. çalıştığından başkası yoktur” (18)
“Dünyadaki payım da unutma”. der. Sadece dünyayı talebetmek veya sadece ahireti talebetmek istenmez, ikisi beraber istenecektir:
İslam alimleri, çocuklara öğretilecek meslek hususunda şu prensipte ittifak ederler: “Baba, çocuğuna, kendi mesleğinden daha düşük durumda olan bir meslek
öğretmemelidir.
Terbiyeyi ilgilendiren mühim meselelerden biri de terbiye-yaşı ile alakalıdır.
Kuran-ı Kerim’de de küçükken yapılacak terbiyeye temas edilir: “Ey Rabbim! Küçükkm beni terbiye ettikleri gibi .sen de on/ara merhamet et” (19)
Hz. Peygamber (aleyhisselam) küçüklükte öğrenilen bilginin “taş üzerine nakış” gibi olacağım beyan etmiştir
Hz. Peygamber’in (aleyhisseram) yeni doğan çocuğun
kulaklarına ezan ve. ikaamet okuması konuşmaya başlar başlamaz Kur’an’dan parçalar ezberletmeye başlaması bu konudaki fiili sünnetine dikkat –çekicidir.
Kur’an, çocukların, doğuştan hiçbir iliınle mücehhez olarak gelmediklerini (20) ifade etmekle birlikte istisnai de olsa bazı
ferdIerin küçük yaşta “hikmet” sahihi olabilecekleril’ii, biizl peygamberlerden örnek vererek itade eder. Kur’anı örneklerden biri Hz. İsa, digeri: Hz. Yahya’dır.
Hz. İsa’nın daha “beşikte iken konuştuğU” (21)
Erken tedris prensibinin, bir zamanlar İslam aleminde müesseseleşip, üstün kaabiliyetlerin erkenden parlamasını sağladığını göstermek için İbnu Sina, Süfyan
İbnu Üyeyne, İmam Şafii, Buhar! gibi ünü günümüze kadar gelen büyüklerin,
bugün için inanılmayacak kadar erken yaşlarda, kendi sahalarında ilmin zirvesine
çıktıklarını belirtmek kafidir. Nitekim, İstanbul fatihi Fatih
KÜÇÜK KİMDiR? Burada, islam arimlerinin “küçük” mevzuundaki kanaatve telakkilerini belİrtmede fayda var. Hz. Peygamber’jn ehemmiyet verdiği “Büyüğe hürmet”, “küçütıe merhamet” gibi prensiplerin anlaşılması sadedinde is-
lam alimleri, büyüklükte ölçüyü her seferinde “yaş” olarak görmemişlerdir. Bir çok durumlarda şüphesiz yaşça büyüklük esas olmakla birlikte bazı durumlarda•ilim ve makam’ca büyüklük esas alınmıştır. Hakiki ilim sahibinin, yaşi ne olursa
olsun “büyük”, cahil kimsenin de pir-i rani bile olsa “küçük”, keza kend”i re’yi ile hareket edip Selef’i dinlemeyenlem de “küçük” olduklarını ifade etmişlerdir
İslam fıkhı, annesi babası olan çocuğun meselelerinin yurümesinde babanın şefkatine güvenir.
Veli (veya vasi) den mahrum çocukların velisi SULTAN’dır. Yani devlettir, devleti temsil eden mülki amirdir. Şu •halde çocuk, kırda veya cami avlusunda bulun-
muş bir “lakit” bile olsa bir sahibi var demektir.
YETİM: Bu kelime” lügat olarak, “yalnız” manasına’ gelir. Bu asli manadan hareketle, anne veya balıasım veya her ikisini oe Kaybeden küçükle, kocasım kaybeden kadına”yetim” veya “yetime” denmiştir:. Cessas bu kelimenin, Kur’an’
-1.Hud -11,45-46.
2.Mucadele18,2; Ahzab 33,4.
3.Ahzab, 33.4
4. Maide 5.27-28; Yusuf 12,3-9;
5.En’am 6, 151-153; NisA 4,36; Bakara 2, 83; Neml 27, 19; Ankebut 29, 8; Abkaf 46, 15;Lokman 31,14; Meryem 19,14,32
6. İsra 17,23-24
7. Sebe’ 34,34-35.
8. Furkan 25,74.
9. Al-i İmriin 3,35,38; Bakara 2, 28, Ahkaf 46, 15; A’clf 7,189,
10. Sebe 34,37
11. Nisa 4,3.
12.Ahzab 33,33
13. Bakara 2,233
14.Talak 56,6; Bakara 2,232.
15.Talak 56,6; Bakara 2,232.
16.Lokman 31,13, 16-19; İbrahim 14,40; Meryem 19-55.
17.Ta-Ha 20, 132.
18. Necm 53,39.
19.İsra 17, 24.
20.Nahl 6, 78.
21.Meryem 19,29-33.

28

Mayıs
2012

Çocuklara Anne -Babanın Örnek Olmaları-16

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  646 Kez Okundu

Ailede Anne Babayı Örnek Almayı Etkileyen Faktörler(1)
Çocuk ve gencin aile bireylerini örnek almalarında etkili olan bazı etmenler söz konusudur. Bu etmenleri aşağıdaki başlıklar altında ele almak mümkündür.
1. Benzerlik:Çocuklar ve orta öğretim gençliği üzerinde yapılan bir araştırmada
çocuk ve gençlerin kendilerine benzer olarak gördükleri kimselerden
daha fazla etkilendikleri tespit edilmiştir.(2)
Çocukların yetişkinlerden çok, arkadaşlarını örnek almaları gerekirdi. Hâlbuki çocukların arkadaşlarından ziyade yetişkinleri örnek aldığı bir gerçektir.Erkek çocuklar genellikle babalarını, kız çocuklar ise annelerini kendilerine örnek almaktadırlar. (Yapılan bir araştırmada Annesine benzemek istediğini belirten erkeköğrencilerin oranı %39.7 iken kızlarda bu oran %60.3′tür. En çok babasına benzemek isteyen kız öğrencilerin oranı %35.1′lik bir grubu oluştururken erkeklerde bu oran %64.9′a çıkmaktadır. Buna göre baba özdeşleşmesi ile cinsiyet ilişkisinin daha önemli olduğu söylenebilir.(3)
2. Sevgi ve Şefkat::Çeşitli araştırmacılar da okul çağı öncesi çocuklar üzerinde
yaptıkları araştırmalarda çocukların, sevgi ve ilgi gösteren modelleri örnek aldıkları sonucuna varmışlardır.(4) Lise ve üniversite öğrencileri üzerinde yapılan araştırmalarda da gençlerin daha çok şefkat gösteren ve mükâfat veren modellerin davranışlarını benimsedikleri görülmüştür.(5)
Anne baba sevgisi, çocukların bio-psiko-sosyal gelişmeleri için en büyük ihtiyaçlardan birisidir. Bu ihtiyaçtan mahrum kalan çocuklarda ebeveynin davranışlarının benimsenmesi görülmediği gibi, bu tür çocuklarda fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişim degecikmeye uğramaktadır.(6)
Peygamberimiz torunu Hasan’ı öperken gören Akra b. Hâbis’in “benim on çocuğum var. Onlardan hiçbirisini öpmedim” şeklindeki ifadesine karşılık Hz. Peygamber, “merhamet etmeyene merhamet olunmaz” diye cevap vermiştir.(7)
Yine bir ârabînin “siz çocuklarınızı öpermisiniz?” şeklindeki sorusuna “evet” cevabı vermiş, soruyu yöneltenin “vallahi biz onları öpmeyiz” şeklindeki itirazına “Allah senden merhameti söküp aldıysa ben ne yapayım?” diyerek sert bir şekilde
cevap vermiştir.(8)
Çocuğa sevgi, genellikle onu okşamak, öpmek ve istediğini yerine getirmek suretiyle gösterilmektedir. Ergenlerin ise fikirlerininsorulması, konuştuğu zaman dinlenmesi, sözlerine değer verilmesi, onlara hitap edilirken bir yetişkin gibi önem verilmesi ve bu önemin ona hissettirilmesi, gence sevgi ve saygı göstermek anlamına gelmektedir. Gence gösterilen bu ilgi, onun yetişkinlere güven duymasına, ailesiyle beraber yaşarken şahsiyet kazanmasına yardımcı olmaktadır.(9) Anne babanın çocuğuna karşı gösterdiği aşırı sevgi ve mükâfatın olumsuz etkilerinden birisi de çocukları tarafından annebabanın önemsiz olduğu şeklinde düşünülmesidir. Bu düşünce de gencin anne babasını örnek almasını engellemektedir.
3. Güç ve Üstünlük:Güçlü olma duygusu ilk yaratılan insan ile birlikte var
olagelmiştir. Kuran’da insanın yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratıldığı(10)
ve onun bu üstün niteliklerine meleklerin secde etmesinin istendiği(11)
.anlatılmaktadır. İnsan bu üstünlük ve güç duygusuyla dünyaya gelmiş ve Yaratan’ın gücüne ulaşmak bilinçdışı dürtüsünü de bir miras olarak yüklenmiştir.
Sevgi Kaynaklı Disiplin’i, “istenmeyen davranışlarda bulunan bir kişinin suçunun sonucunda onu ikna ederek vazgeçirmeye çalışma, hayal kırıklığı gösterme, onu aldırmaz gibi davranma, sevgi,şefkat ve anlayışın şarta bağlı olarak verilmesi” (12)
.şeklinde tanımlayabiliriz.
Hz. Peygamber’in,Henüz bir çocuk iken hurmaağaçlarını taşladığı için huzuruna getirilen Rafi b. Amr el Gıfarî’ye,hurmaları niçin taşladığını sormuş, “yemek için” cevabını alınca,“yavrum (bir daha acıkırsan) hurmayı taşlama, altına düşenlerden
ye!” tavsiyesinde bulunmuştur.(13)
Görüldüğü gibi Hz. Peygamber,hatalı bir davranış tespit ettikten sonra çocuğu hemen cezalandırmamış,onu vicdanı ile baş başa bırakarak hatasını anlamasına
yardımcı olmuştur.(14)
10 yaşında bir genç iken Hz. Peygamber’in eğitimine arz edilen Enes b. Mâlik, onun bu konudaki tutumunu şu cümlelerle ifade eder: “Hz. Peygamber’e yedi yahut dokuz sene hizmet ettim. Rasulullah benim yaptığım bir şey için ‘Bunu niçin yaptın?’,yapmadığım bir şey için de ‘Niçin yapmadın?’ demedi”(15) Enes b. Malik’in bu sözlerinden anlıyoruz ki, Hz. Peygamber, ergenlik döneminde terbiyesine verilen bu genci nasihat ve sözlü eğitimden çok, örnek davranışlarıyla etkileyerek, onun dinî ve din dışı konularda kendi kendine düşünme, karar verme ve anlama kabiliyetlerini geliştirmesine yardımcı olan örnek alma yoluyla öğrenmesine imkân sağlamıştır. Hz. Peygamber’in Enes’e bu şekilde davranması onun her tür davranışlarına göz yumduğu anlamına gelmemektedir. Bu sözleriyle Enes b. Malik, Hz. Peygamber’in şefkat ve merhametle kendisine en iyi örnek teşkil ettiğini vurgulamak istemiştir.(16)
Dip Notlar
1.ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ,İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİCilt: 14, Sayı: 2, 2005 s. 41-58
2.Mc Candless, Adolescents: Behavior and Development, Holt Reinnhort and Winston Inc., New York, 1970, s. 389.)
3. Kılavuz, M. Akif, Ergenlerde Özdeşleşme ve Din Eğitimi, İHL ve GL Öğrencileri Arasında Karşılaştırmalı Bir Araştırma, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bursa, 1993, s. 60.
4.Bandura, Albert-Huston, Aletha, C., “Identification as a Process of Learning”,Journal of Abnormal and Social Psychology, 1961, Vol. 63, s. 317; Kohlberg, agm, s. 298, 350, 354.
5.Payne, D. E.-Mussen, P. H., “Parent-Child Relations and Father
Identification Among Adolescents Boys”, Journal of Abnormal and Social
Psychology, 1956, Vol., 52, s. 362; Mc Candless, age, s. 340; Mussen,
Paul-Distler, L., “Masculinity Identification and Father Son Relationships”,
Journal of Abnormal and Social Psychology, 1959, Vol. 59, s. 350.
16 Winch, R. F., Identification and its Familial Determinants, Bobbs-Merril, New
York, 1962, s .64.
6.Winch, R. F., Identification and its Familial Determinants, Bobbs-Merril, NewYork, 1962, s .64.
7.Müslim, Fedâil, 65..
8.Müslim, Fedâil, 64; Ebû Davud, Edeb, 4773.
9.Şemin, Refia, Gençlerimizin Psiko-Pedagojik Problemleri, İÜEF Yay.,İstanbul, 1973, s. 20.)
10.Bakara, 2/30.
11.Bakara, 2/34
12.Maccoby-Martin, age, s. 37; Kağıtçıbaşı, age, s. 200
13. İbn Mâce, Ticarât, 67; Ebû Davud, Cihad, 85.
14.Öcal, Mustafa, “Çocuk Terbiyesi ve Peygamberimizin Eğitim Metodu”,Diyanet Der., c. XXV, sy. 4, s. 179.
15.Müslim, Fedâil, 51-2; Ebû Davud, Edeb, 1.
16.Tütüncü, Mehmet, “Kur’an ve Hadislerde Eğitim Esasları”, DEÜİF Der.,

28

Mayıs
2012

KURANDA ÇOCUKLA İLGİLİ AYETLER-8

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  3.261 Kez Okundu

Güzel Kurani Kerimimizde geçen çocuk ile ilgili ayetler. Kuranda çocuk ile alakali tahmini 99 ayet geçiyor.Bu ayetlerden bazılarını konularına göre tasnif ettiğimizde aşağıdaki konu başlıkları ortya çıkıyor.Ayetlerdeki konu başlıkları kısaca:Tevekkül,çocuk emzirme,Hz.Meryemin duası,çocuklara miras taksimi,nikah,hicret,çocukları öldürmek,çocuk olunca şükretmek,çocukların mir imtihan olduğu,Yakup Aleyhisselam ve çocukları,Hz.İbrahimin Duası,geçim korkusu ile çocukları öldürmek,çocuk ve mal dünyanın süsü olduğu,cahiliye döneminde öldürülen kız çocukları,Peygamberimizi Allahın himayesine alması,çocuk ve malların Allahı anmaktan alıkoymaması,erginlik çağına giren çocukların izin istemesi,mal ve evlatların kıyamet günü fayda vermeyeceği konularını içeren başlıklar olarak sıralamak mümkündür.
TEVEKKÜL:2:49 – (Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
ÇOCUK EMZİRME:2:233 – Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görür.
HZ:MERYEMİN DUASI:3:47 – (Meryem): “Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah: “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece ‘ol!’ der, o da hemen oluverir.” dedi.
ÇOCUKLARA MİRAS TAKSİMİ:4:11 – Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biri ananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdir.
HİCRET:4:98 – Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç…
ÇOCUKLARA MİRAS VE NİKAH:4:127 – Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap’ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilir.
4:176 – Senden fetva istiyorlar. Deki: “Allah size kelâle (babasız ve çocuksuz kimse) nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan, fakat kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nundur. Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona varis olur. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkek ve kız olurlarsa, erkeğin hissesi, iki kızın hissesi kadardır. Şaşırmamanız için Allah size (hükümlerini) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir..
ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEK :6:140 – Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir.
7:127 – Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: “Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa’yı ve kavmini serbest bırakacaksın?” Firavun da dedi ki: “Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz.”
ÇOCUK OLUNCA ŞÜKRETMEK:7:189 – Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah’tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah’a şöyle dua ettiler: “Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız.”
ÇOCUKLAR BİR İMTİHANDIR:8:28 – Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından başka birşey değildir. Allah katında büyük ecir vardır..
12:19 – Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, “Müjde hey, müjde! İşte bir çocuk!” dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.
YAKUP ALEYHİSSELAMIN ÇOCUKLARINA TAVSİYESİ:12:67 – Ve dedi ki: “Ey yavrularım! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben ne yapsam, Allah’ın takdirini sizden engelleyemem. Hüküm yalnızca Allah’ındır. Onun için bütün tevekkül edenler O’na tevekkül etmelidirler.”
HZ.İBRAHİMİN DUASI:14:35 – Hatırla ki; Bir zaman İbrahim şöyle demişti: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!
14:37 – “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram’ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.
EŞ VE ÇOCUKLAR BİRER NİMETTİR:16:72 – Allah, size kendi cinsinizden eşler, o eşlerinizden de oğullar ve torunlar yarattı. Sizi helal ve güzel gıdalarla rızıklandırdı. Onlar, hâlâ batıla mı inanıyorlar? ve Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

GEÇİM KORKUSU İLE ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEK:17:31 – Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.
ÇOCUK VE MAL DÜNYA HAYATININ SÜSÜDÜR:18:46 – Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bakî kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, ümid yönünden de daha hayırlıdır.
18:74 – Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: “Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın” dedi.
18:80 – “Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk.”
18:82 – “Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur.”
HZ.ZEKERİYA ALEYHİSSELAMA YAHYA ADINDA BİR ÇOCUK VERMESİ:19:7 – (Allah şöyle buyurdu): “Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık.”
19:12 – “Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl” (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik.
19:19 – Melek: “Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim” dedi.
HZ.MERYEM VE ALEYHİSSELAM:19:20 – Meryem: “Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim” dedi.
19:21 – Melek: “Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir.” dedi.
19:29 – Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; “Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler.
21:91 – Irzını koruyan Meryem’e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.
ERGİNLİK ÇAĞINA GİREN ÇOCUKLARIN İZİN İSTEMESİ:24:59 – Sizden olan çocuklarınız erginlik çağına girdiklerinde, kendilerinden öncekiler (büyükleri) izin istedikleri gibi, onlar da izin istesinler. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklar. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
PEYGAMBERİMİZİN KORUNMASI:26:18 – “Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?”
KIYAMET GÜNÜ MAL VE EVLAT FAYDA VERMEZ:26:88 – “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!”
26:133 – “Davarlar, oğullar,”
31:33 – Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın.
CAHİliYE DÖNEMİNDE KIZ ÇOCUKLAR:43:17 – Onlardan biri Rahman olan Allah’a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
MAL VE ÇOCUKLAR ALLAHI ANMAKTAN ALIKOYMASIN:63:9 – Ey İnananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.
ALLAHA İBADET:73:17 – Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?
Dip Notlar:
2 Bakara,3 Âl-i İmrân,4 Nisâ,6 En’âm,7 A’râf,8 Enfâl,12 Yûsuf,16 Nahl,17 İsrâ,18 Kehf
19 Meryem,24 Nûr,26 Şu’arâ,28 Kasas,31 Lokman,37 Sâffât,43 Zuhruf,63 Münâfikûn
73 Müzzemmil

28

Mayıs
2012

Aminenin Vefatı-15

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  549 Kez Okundu

Kureyş kabilesinin Zühreoğulları kolundan Vehb bin Abdi Menaf’ın kızıdır. Annesi Abdüddaroğullarından Berre binti Abdüluzza’dır. Üç batın ileride soyu Peygamberimizin baba tarafı ile birleşir. Medine’de doğdu. M. 577’de Medine ile Mekke arasındaki Ebva denilen yerde vefat etti. Kabri oradadır.

Amcası Vüheyb ibn Abdi Menaf’ın yanında büyüyen Amine, güzelliği ve terbiyesi ile Kureyş içerisinde emsalsiz idi. 14 yaşındayken Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’la evlendi. Abdullah’ın alnındaki nur zifaf gecesi Amine’nin alnına geçti. Bu hale bütün Kureyş kadınları imrendiler. Kısa bir müddet sonra alemlerin efendisine hamileyken, kocası Abdullah vefat etti. Kocasının ölümüne çok üzüldü. Hatta bir şiirinde:

Hiç beklenmedik anda, aldı onu eceli,
Halbuki o çok cömert, çok merhametli idi.

demiştir.

Amine, Resulullah’a hamile olduğu esnada ve dünyayı teşrifi esnasında hiç sıkıntı ve doğum sancısı çekmedi. Kendisine hazret-i Asiye, hazret-i Meryem’in ruhaniyetleri ile, melekler yardım ettiler.

Rüyasında çocuğunun ismini Muhammed koyması istendi. Peygamber efendimiz hakkında bir de rüya gördü. Bu rüyayı Peygamber efendimiz şöyle anlatmışlardır:

Ben ceddim İbrahim’in duası, İsa’nın müjdesi ve annemin gördüğü rüyayım. Annem rüyasında Şam saraylarını aydınlatan bir ışığın kendi içinden çıktığını görmüş idi. Peygamberlerin anneleri böyle rüyalar görürler.

Amine, hazret-i Abdullah’tan başka kimse ile evlenmedi. 20 yaşında iken Abdullah’ın mezarını ziyaretten dönerken, Medine ile Mekke arasında Ebva denilen yerde vefat etti. Bu esnada alemlerin efendisi henüz altı yaşındaydı. Son anlarında Alemlerin Efendisini bağrına basarak şunları söylüyordu:

Her yaşayan ölür, eskir her yeni,
Her yaşlanan elbet oluyor fani.
Ben de öleceğim bir gün elbette,
Lakin kalacaktır adım dillerde.
Çünkü senin gibi hayırlı evlat,
Bıraktım geriye ne büyük nimet.

Böylece Alemlerin Efendisi, hem öksüz, hem de yetim kaldı. Bundan sonra dedesi, Abdülmuttalib ve sonra amcası Ebu Talib’in himayesine girdi.

Hazret-i Abdullah ve Amine, hazret-i İbrahim’in dinine göre ibadet ederlerdi. İslam alimlerinin ekserisinin bildirdiğine göre; Allahü teala, Peygamberimize lütuf ve ihsan olarak, Veda haccında anne ve babasını diriltti. İkisi de Resulullah’a iman ettiler. O’nun ümmeti oldular.

28

Mayıs
2012

Dinimizin insanı korumayı amaçladığı ve muhafaza altına aldığı beş husus-14

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  628 Kez Okundu

1- Dini muhafaza, Allah tarafından vaaz olunmuş Peygamberler vasıtasıyla insanlara tebliğ edilmiş ilahi bir kanundur. Allah kullarının her yönünü ve vasıflarını bildiği için emirleri ve nehiyleri vardır. Emirleri, insanın lehine olan hususlardır. Bir de aleyhine olan hususlar vardır ki onlar dan da nehyetmiştir.
.2- Aklı muhafaza, İnsanoğluna bahşiş olarak verilen bir nimettir. Üstünlük akıldandır. Bundan dolayı dinimiz akla önem ve değer vermiştir. Akıldan dolayı mükellef kılmıştır.
3- Nefsi muhafaza, Allah insanı yarattıktan sonra bir de can vermiştir. O can Allaha aittir ve onu Allahtan başka kimse alamaz. İnsan cana kastettiği zaman haksız yere adam öldürme, bir cana kastetme durumundadır. Buna hakkı yoktur. Değil ki insan canına, diğer hayvanlara bile merhamet etmesi gerekmektedir.
4- Nesli muhafaza, İnsanlığın devam edebilmesi için yeni nesiller şarttır. Bu nesillerin imanlı ve ahlaklı olmaları durumunda gelecek nesiller ve milletler kendilerinden ümitli ve emin olurlar.
Yoksa çok uğraşmalar sonucu meydana gelen Aile yuvası dağılmaya mahkûmdur. Bu aile yuvasının sağlam temellere dayalı olması için de nikâhın meşru olup zinanın yasaklanması dinimizin esasındandır
5- Malı muhafazadır, Muhafazası zaruri olan beş şeyden biri de maldır. Malın muhafazası yine Allahın nehyi olan haramlardan korunmak. Helal yoldan kazanmak, helal yollarda sarf etmek ve zekâtını vermekle mümkündür. İnsan mal sayesinde hayatını devam ettirir. Dinini imanını, şeref ve haysiyetini bu mal sayesinde ayakta tutar. Bazen fakirlik insanı birçok günaha sokar, hatta bazılarını küfre kadar götürebilir. İnsanı delalete, sapıklığa götürmeyen zenginlik istenilen esastır. Zenginlik takva ile yürütülebilir

Toplam 195 sayfa, 145. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030143144145146147150160170...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.