23

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  332 Kez Okundu

-Oruç tutan yemek yerken hatırlatılır mı?
-Oruçlu iken cunüp olan banyo yapabilir mi?
-Kadın cunüp ikeb oruç tutabilir mi?
-Kadınlar oruçlu hayız olunca ne ne yapar?
-Hz.Fatma validemiz ne zaman vefat etti?
-Peygamber Efendimizin çocuklarının isimleri?
-Hz.Hamzanın Peygamber Efendimize olan akrabalık derecesi nedir?
-Hz.Halid bin Velid ,Ebu Sufyan ,Hind ve Ümeyye b.Halef kimdr?

22

Temmuz
2012

ALLAH IN 100 RAHMETİ

Yazar: arafat  |  Kategori: DUALAR  |  Yorum: Yok   |  439 Kez Okundu


Allah (C.C) Kur’an-ı Kerim’ inde: “Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır …” (A’raf; 156) Ebû Hureyre (R.A) anlatıyor: Resûlullah (S.A.V.) buyurdular ki: “Allah rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksandokuz parçayı kendine ayırdı. Yer yüzüne geri kalan bir cüzü indirdi. (Bunu da -cin, insan ve hayvan- mahlûkâtı arasında taksim etti.) Bu tek cüz(den nasibine düşen pay) sebebiyledir ki mahlûkat birbirlerine karşı merhametli davranır. At, (hayvan) yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî)
Yine Müslim’ de gelen bir diğer rivâyette Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Allah, arz ve semayı yarattığı gün, yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet göklerle yer arasını dolduracak kadardır. Ondan yeryüzüne tek bir rahmet indirmiştir. İşte anne, yavrusuna bununla şefkat eder. Vahşi hayvanlar ve kuşlar birbirlerine bununla merhamet ederler. Kıyamet günü geldiği vakit Allah, rahmetine bunu da ilâve ederek (tekrar yüze) tamamlayacaktır.” (Müslim)
Hz. Peygamber (S.A.V.)’ in rahmet hakkında mü’minlere bu bilgiyi vermesinin sebebi, mü’minlerin Allah’ ın kendilerine bağışlamış olduğu rahmete karşılık O (C.C.)’ na hamd ve şükür etmeleri ve salih ameller işlemeleridir. Çünkü Allah-u Zülcelal’ in rahmetini isteyen kimse, bu rahmete nail olabilmek için olanca gayreti ile iyi amel işlemelidir.
Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur: “Hiç şüphesiz, Allah’ ın rahmeti iyi amel işleyenlere yakındır.” (A’raf; 56)
İbn Abbas (R.A.)’ ın belirttiğine göre: “Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır …” (A’raf; 156) mealindeki ayet nazil olunca şeytan ileri atılarak: “Ben de bir şey olduğuma göre, Allah’ ın rahmetinde benimde payım var!” demiş, aynı şekilde Yahudi ve Hıristiyanlar da pay iddia etmişlerdir.
Fakat yukardaki ayetin devamı olarak: “Fakat ben rahmetimi şirkten sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara vereceğim.” (A’raf; 156) mealindeki ayet inince şeytan Allah’ ın rahmetinden ümidini kesti. Fakat Yahudiler ve Hıristiyanlar: “Biz hem şirkten kaçınıyor hem zekat veriyoruz ve hem de O (C.C.)’ nun ayetlerine inanıyoruz.” deyince aşağıdaki ayet nazil oldu: “Rahmetime nail olanlar, Ümmi Resule ve peygambere uyanlardır.” (Araf; 157)
Bu ayet inince Yahudi ve Hıristiyanlar da Allah’ ın (C.C.) rahmetinden ümitlerini kestiler. Böylece Allah’ ın (C.C.) rahmetinin sadece mü’minlere mahsus olduğu meydana çıktı.
Buna göre her mü’min kendisine iman bağışladığı ve adını mü’minler arasında kattığı için Allah-u Zülcelal’ e hamd etmeli ve günahlarını bağışlamasını dilemelidir.
Ebu Hureyre (R.A.)’ den rivayetle Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “‘Orta yolu tutun, güzele yakın olanı arayın, sabah vaktinde, akşam vaktinde, bir miktar da gecenin son kısmında yürüyün (ibadet edin), ağır ağır hedefe varabilirsiniz. Unutmayın ki sizden hiç kimseye, yaptığı amel, cenneti kazandırmayacaktır.’ buyurdu. ‘Sen de mi (amelinle cennete gidemiyeceksin) ey Allah’ ın Resûlü ?’ dediler. Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurdu: ‘Evet, Allah affı ve rahmeti ile muâmele etmezse ben de! Ancak Allah beni rahmeti ile bürürse kurtulabilirim.’” (Buhârî)
Ebû Hureyre (R.A) anlatıyor: “Resûlullah (S.A.V.) buyurdular ki: ‘Allah-u Teala mahlukâtın olmasına hükmettiği zaman -Müslim’ in rivâyetinde: ‘Allah mahlûkâtı yarattığı zaman’- yanında bulunan, Arş’ ın fevkindeki bir kitaba şunu yazdı: ‘Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır.’” (Buhârî, Müslim, Tirmizî,)
Buhârî’nin bir diğer rivâyetinde: “Rahmetim gazabıma galebe çaldı.” denmiştir. Buhârî ve Müslim’in bir rivâyetlerinde: “(Rahmetim) gazabımı geçti” denmiştir.
Ömer İbnu’l-Hattâb (R.A.) anlatıyor: “Resûlullah (S.A.V.)’ a bir grup esir getirilmişti. İçlerinde bir kadın vardı, göğüsleri sütle dolu idi. Bu kadın (sağa sola) koşuyor, esirler arasında bir çocuk bulduğu zaman onu yakalayıp kucaklıyor, göğsüne bastırıyor ve emziriyordu. (Dikkatleri çeken bu manzara karşısında), Resulullah (S.A.V.) : ‘Bu kadının, çocuğunu ateşe atacağına kanaatiniz olur mu ?’ dedi. Bizler: ‘Hayır!’ diye cevap verince: ‘(Bilin ki), Allah’ ın kullarına olan rahmeti, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden fazladır.’ buyurdu.” (Buhârî, Müslim)
Hz. Peygamber (S.A.V.) başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala, mü’min kuluna şefkatli bir annenin çocuğuna merhametinden daha merhametlidir.” (Müttefekun Aleyh)
Abdullah b. Mesud şöyle demiştir:
Üç şey var ki, onlar hakkında yemin ederim. Dördüncü bir şey daha var ki, onun hakkında da yemin etsem yalancı çıkmam:
Allah-u Teala dünyada birinin dostu olursa ahirette de onun dostu başkası olamaz.
İslamdan nasibi olan kimseye asla İslamdan nasibi olmayan kimse gibi muamele edilmez.
Kıyamet günü mutlaka herkes sevdiği grup ile birlikte olur.
Allah (C.C.) birinin ayıplarını dünyada örterse, ahirette de günahlarını örter. “
Yine İbn Mes’ud (R.A.)’ a göre, Nisa suresinde bulunan şu dört ayet Müslümanlar için tüm dünyadan daha hayırlıdır. Bu ayetlerin birincisi şudur: “Hiç şüphesiz Allah kendisine ortak koşanları affetmez. Fakat bunun dışında dilediği kimseleri affeder. Allah’ a ortak koşan kimse ağır bir iftira günahı yüklenmiş olur.” (Nisa; 48)
İkinci ayet şudur: “Eğer onlar günah işleyince sana gelerek Allah’ dan affedilmelerini dileselerdi ve peygamber de onlar adına af dileseydi, kesinlikle Allah’ ı tevbeleri kabul edici ve merhametli olarak bulacaklardı.” (Nisa; 64)
Üçüncü ayet şudur: “Eğer size yasaklanan günahların büyüklerinden kaçınacak olursanız, diğer günahlarınızı bağışlar ve sizi şerefli bir barınağa (cennete) yerleştiririz.” (Nisa; 31)
Dördüncü ayet şudur: “Kim kötülük işler veya kendine zulmeder de sonra Allah’dan af dilerse Allah’ ı tevbeleri kabul edici ve merhametli olarak bulur.” (Nisa; 110)
İbn Mes’ud (R.A.)’ un anlattığına göre, kıyamet günü Allah’ ın (C.C.) insanlara karşı rahmeti o kadar bol olacaktır ki, Allah (C.C.)’ ın rahmetinin ve şefaatçilerin şefaatının bolluğunu gören şeytan bile ümitlenip ortaya çıkacaktır

22

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  289 Kez Okundu

-Teravih namazı evde kılınabilir mi?
-Darul Kura Ne demektir?
-Ultrason çektirmek orucu bozar mı?

22

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  295 Kez Okundu

-Bayanlar oruçlu iken kaş alabilir mi?
-Tashih-i Huruf ne demektir?
-Göz ve kulak damlası orucu bozar mı?
-Tebük seferine katılmayanların sahabelerin durumu?
-Rabbim her işimi hayırlı eyle dua ve Arapçası?
-Gül bahçesinde sana bir gül getirdim sözü kime aittir?
-Uhud dağı ile ilgili hadisler?

22

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  316 Kez Okundu

-Hud Aleyhisselam ne zaman veaft etti?
-Umre ne demektir?
-Peygamber Efendimizin annesi kaç yaşında vefat etti?
-İslam da ilk şehit kimdir?
-Hicri takvimin tarihçesi hakkında bilgi verirmisiniz?
-

22

Temmuz
2012

EYÜB ALEYHİSSELAMIN SABRI VE DUASI

Yazar: arafat  |  Kategori: DUALAR  |  Yorum: Yok   |  522 Kez Okundu

Hz. İbrahim soyundan gelen bir Peygamber.Hz.Eyyüp AS, Hz. İshak`ın oğludur.Nesep sülalesindendir.Muhterem annesi Hz. Lut neslindendir.Hanımı Rahme Hatun ise Hz. Yusuf`un oğlu Efrahim`in kızıdır.Hz. Eyyûb (a.s.)’dan Kur’an’da dört yerde bahsedilir ve sabir örnegi olarak takdim edilir (en-Nisâ, 4/163; el-En’âm, 6/84; el-Enbiyâ, 21/83; Sâd, 38/41). Tevrat’ta da “Eyûb” adıyla müstakil bir kitap, Hz. Eyyûb’un kıssasına tahsis edilmiştir.
İslâm kaynaklarına göre Havrân bölgesinde yasayan ve çok zengin olup, sayısız malı-mülkü, bir çok oğlu kizi bulunan Eyyûb (a.s.), kendi toplumuna Peygamber olarak gönderilmiştir. Sabah-aksam ümmeti ve Allah’a ibâdetle meşgul olan Hz. Eyyûb, Rabbinin bir imtihânına mârûz kalmış, bütün servetini, çocuklarını kaybettigi gibi şeytanın kendisine musallat olması neticesinde kalbi ve dili hâriç bütün vücudunda çibanlar çıkmış, iltihapli yaralar açılmış, yaralarına kurtlar dolmus ve vücudu bozulup kokmaya baslamıştı. Bu durumda kocasına hizmete sebât eden eşi “Rahmet” hariç hiç kimse onun yanına yanaşmadığından cemiyetten çekilmek mecburiyetinde kalmış, fakat hiçbir zaman sabrini ve Cenâb-i Hakk’a baglılığını kaybetmemiştir. Farklı rivâyetlere göre 3, 7, 13 veya 18 sene gibi epey uzun süren bu sikintili dönemden sonra sabriyla imtihânı kazanan Eyyûb (a.s.) Cenâb-ı Hakk’ın lütfu ve emriyle ayağını yere vurmuş, fıskıran su kaynağından yıkanıp içerek eski sihhatı ve güzelliğine kavuşmuştur. Ayrıca kendisine yeniden birçok servet ve çocuk da ihsân edilmistir.
Genellikle kabul edildigine göre bu imtihana ugradığı sırada yetmiş yasında olan Hz. Eyyûb, şifâ bulduktan sonra yirmi yıl daha yasamış, diğer bazı rivâyetlere göre ise hastalığından önceki kadar daha ömür sürmüştür. Kendisinden sonra Bişr adındaki bir oğlu, kavmine Peygamberlik yapmıştır.
Eyyüp AS yaklaşık MÖ .1740 yılında tarihinde,Şam bölgesindeki Bessiye de dünyaya geldi.Gençliğinde güzel huyu ve dürüstlüğü tartışılmazdı.Allah-u Teala O`nu güzel vasıfları sebebiyle Kuran-ı Kerimde Medhu Sena buyurdu.”Biz O`nu (belalara) hakikatten sabırlı bulduk O ne güzel bir kuldu.Şübhe yokki, O tamamen Allah`a dönen (bir zat)idi.(Sad Suresi 44)” Eyyup AS Şam`ın kuzey bölgesinde bulunan Rom bölgesinde yaşayan insanlara peygamber oldu. Onları Allah-u Teala`ya iman ve ibadete çağrdı.Bu uğurdu pek çok zahmet çekti.Daha sonraları malı evladı ve bedenini ile imtihan edildi. Hz.Eyyüp çok büyük sıkıntılara göğüs gerdi. Sabrı kullukta kusur etmeyip şikayette bulunmayışı ve başka vasıfları ile ibadet ehline ve ve akıl sahiplerine örnek oldu İlahi vahiye mazhar bir peygamber olduğu, Kuran-ı Kerim`de mealen şöyle bildirilmektedir.”Nuh`a ve ondan sonraki peygamberlere vahy ettiğimiz ve İbrahim`e İsmail`e İshak`a ve Yakub`a evlatlarına,İsa`ya Eyyube,Yunus`a Harun`a ve Süleyman`a vahy eylediğimiz ve Davud`a Zebur verdiğimiz gibi (Habibim) sübhesiz sanada biz vahy ettik (Nisa Süresi 163)”"Biz O`na İshak ile (İshak`ın oğlu) Ya`kub`u ihsan ettik.Ve her birini hidayete erdirdik.Daha evvelde Nuh ve O`nun neslinden Davud`u Süleyman`ı ,Eyyub`u Yusuf`u, Musa`yı ve Harun`u hidayete kavuşturduk.Biz iyi hareket edenleri işte böyle mükafatlandırırız.(En`am Süresi-84)”Hz.Eyyub AS Allah-u Teala, Dedesi Hz.İshak`ın duası bereketi ile çok mal ve servet verdi.Sürülerle, hayvanlarla,bağlar bahçeler ve çok evlat ihsan etti.Bugünkü adı ile Eyüp Nebi Beldesi`nde kurmuş olduğu çiftliklerden binlerce insan çalışırdı. Bu kadar servetin çokluğu,O`nun Allah yolundan alıkoymadı.Çok ibadet ederdi.

Kaynak: Sâmil İslam ansiklopedisi

22

Temmuz
2012

TERAVİH NAMAZI 2 VEYA 4 REKAT OLARAK KILINIŞI

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  1.227 Kez Okundu

22

Temmuz
2012

RAMAZAN AYINDA HER GÜN İÇİN BİR DUA

Yazar: arafat  |  Kategori: DUALAR  |  Yorum: Yok   |  490 Kez Okundu

1. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey âlemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!
2. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni kendi hoşnutluğuna yakınlaştırıp, gazap ve azabından uzaklaştır. Bu günde ayetlerini okumaya beni muvaffak kıl; rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.
3. Günün Duası:Anlamı: Allah’ım! Bu günde bana zekâ ve uyanıklık (ibadet ve itaatten gafil olmama) hali ver; beni cahillik ve batıl işlerden uzaklaştır. Bu günde indirdiğin her hayırdan bana da bir nasip ayır; cömertliğin hakkına ey cömertlerin en cömerdi!
4. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde emrini uygulamak için beni güçlendir; bu günde zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle beni bu günde şükrünü eda etmek için hazırla; bu günde hıfzın ve örtünle beni (günah ve beladan) koru; ey basiretlilerin en basiretli!
5. Günün Duası:Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni mağfiret dileyenlerden, sana itaat eden salih kullarından ve mukarreb velilerinden kıl; lütuf ve şefkatin hakkında ey merhametlilerin en merhametlisi!
6. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Sana karşı işlediğim günahtan ötürü bu günde beni yalnız bırakma; azap kırbacınla beni cezalandırma; bu günde gazabına vesile olacak şeylerden beni uzaklaştır; -sonsuz- lütfün ve nimetlerin hakkına, ey şevkli insanların en büyük arzusu!
7. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde oruç tutup ibadete durmam için bana yardımcı ol; bu günün sürçme ve günahlarından beni uzaklaştır; bu günde sürekli olarak seni zikretmeği bana nasip eyle; tevfikinle ey yolunu şaşanları hidayet eden!
8. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde öksüzlere merhamet etmeyi, -fakirlerin- karnını doyurmayı, karşıma çıkan herkese Selâm vermeyi ve değerli insanlarla oturup kalkmayı bana nasip eyle; iyilik ve ihsanınla, ey arzu edenlerin sığınağı
9. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde geniş rahmetinden beni nasipsi bırakma; açık delil ve burhanlarını bana göster ve beni alıp en kapsamlı hoşnutluğa götür; muhabbetinle ey şevkli insanların arzusu!
10. Günün Duası:Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!
11. Günün Duası:Anlamı: Allah’ım! Bu günde iyilik ve ihsanı bana sevdir; fısk ve günahtan beni nefret ettir; gazabını ve –cehennem- ateşini bana haram kıl; yardımınla ey imdat isteyenlerin imdadı!
12. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde örtü ve iffetle beni ziynetlendir; bugün kanaat ve elde olana yetinme libasını bana giydir; beni bu günde adalet ve insafa sevk et ve korktuğum her şeyden beni emniyete al; koruma ve ismetinle; ey korkanları koruyan -Rabbim-
13. Günün Duası:Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni (maddi ve manevi bütün) kir ve pisliklerden temizle; bu günde olması taktir edilen olaylara karşı beni sabırlı kıl. Bu günde takvalı olmaya ve iyi insanlarla arkadaşlık yapmaya beni muvaffak eyle; yardımınla, ey zavallı ve miskin insanların göz nuru!
14. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde ayak sürçmelerimden dolayı beni cezalandırma; hata ve yanlışlarımı bağışla. Bu günde beni bela ve afetlerin hedefi etme; izzetinle, ey Müslümanların izzeti!
15. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde bana huşu ehlinin itaatini nasip eyle; mütevazı insanlar gibi dönüş yapıp tövbe etmemle göğsümü genişlet; emanınla, ey korkanların emanı ve güveni!
16. Günün Duası:Anlamı: Allah’ım! Bu günde iyi insanlarla arkadaş olmaya beni muvaffak kıl ve kötü insanların arkadaşlığından beni uzaklaştır. Rahmetinle bana ebediyet ve sükûnet yurdu olan -cennette- yer ver; ilahlığın hakkına, ey âlemlerin ilahı!
17. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni salih amellere hidayet et; bu günde beni hacet ve arzularıma kavuştur. Ey açıklamaya ve sormaya ihtiyacı olmayan; ey âlemdekilerin göğsünde bulunanları (içinde geçenleri) bilen –Rabbim-! Muhammed’e ve onun tertemiz Ehlibeyti’ne rahmet et.
18. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günün seherlerinin bereketlerinden yararlanmak için beni uyandır; nurların ışığıyla kalbimi aydınlat ve bütün uzuvlarımı bu günün eserlerinden, bereketlerinden yararlandır; nurun ile, ey ariflerin gönüllerini aydınlatan!
19. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günün bereketlerinden nasibimi bol et; hayırlarına ulaşma yolumu kolaylaştır; iyi amellerinin kabulünden beni mahrum bırakma; ey apaçık hakka hidayet eden -Rabbim-!
20. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde cennet kapılarını (yüzüme) aç; cehennem kapılarını -yüzüme- kapat; bu günde Kur’ân okumaya beni muvaffak kıl; ey müminlerin kalplerine sükunet ve huzur indiren -Yüce Allah-!
21. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni hoşnutluğuna götürecek bir kılavuz kıl bana; bu gün Şeytan’ı bana ulaştıracak hiçbir yol bırakma; benim yerleşeceğim ve rahat edeceğim yeri cennet kıl; ey arayanların hacetlerini yerine getiren -Rabbim-!
22. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Fazl-ü rahmetinin kapılarını bugün yüzüme aç; bu günde bereketlerini üzerime indir ve beni hoşnutluğuna vesile olacak şeylere muvaffak kıl; beni cennetlerinin ortasına yerleştir; ey perişanların duasını kabul eden -Allah-!
23. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni günah ve kusurlardan beni yıkayıp temizle; kalbimin imtihanında bana kalplerin takvasını ver; ey günahkârların sürçmelerini bağışlayan –Rabbim-!
24. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde seni razı edecek şeyleri senden diliyor ve seni rahatsız edecek şeylerden sana sığınıyorum. -Allah’ım!- Bu günde sana itaat edip karşı gelmemek için senden tevfik ve yardım diliyorum; el el açıp dilenenlere cömert davranan –Rabbim-!
25. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Beni bu günde velilerini seven, düşmanlarına düşmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu -Muhammed Mustafa’nın (s.a.a)- sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygamberlerin kalplerini koruyan -Yüce Allah-!
26. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde çabamı mükâfatlandır; günahımı bağışla; amelimi kabul buyur ve gözümü –günahlara- kapa; ey duyanların en iyi duyanı!
27. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde bana kadir gecesinin sevabını lütfeyle; işlerimi zorluktan kolaylığa dönüştür; mazeretlerimi kabul buyur; günah ve vizr-ü vebalı üzerimden kaldır; ey salih kullarına şefkatli olan!
28. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde müstehap (sünnet) amellerden nasibimi çoğalt; -dünya ve ahirette- sorumlu olduğum şeyleri hazırlayarak bana lütuf ve bağışta bulun; bugünde vesileler arasından sana vesilemi yakınlaştır bana; ey ısrarla –yalvaranların- ısrarı kendisini –başkalarıyla ilgilenmekten- alıkoymayan –Rabbim-!
29. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde rahmetinle beni kapla; bu günde bana -iyi amelleri yapmak için- tevfik ve -kötü amellerden- korunma -gücü- lütfeyle ve beni şüphe ve suç unsuru addedilebilecek şeylerin karanlığından temizle; ey mümin kullarına merhametli olan -Rabbim!-
30. Günün Duası: Anlamı: Allah’ım! Bu günde tuttuğum orucu kendin ve resulün beğendiği şekilde mükâfatlandırıp kabul buyur ve onun furuunu -iman ve ihlâs olan- usulüyle pekiştir; efendimiz Muhammed ve onun tertemiz Ehlibeyti hakkında -Ey Rabbim!- Ve bütün övgüler âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur

21

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  420 Kez Okundu

-Kum döken insanlar oruç tutabilirmi ?

-Sahur ezanında ezan bitene kadar su içilirmi ?

- iftar duası nasıl yapılır?

-Eyup aleyhisselamın hangi duayı yapardı?

-Peygamber Efendimizin torunlarının isimleri nelerdir ?

-İstiaze ne demektir?

-Beş vakit namaz nasıl kılınır?

-Seferi olanlar ne zaman oruc tutar ?

-Ramazanda hayızlı iken banyo ne zaman yapılır ?
-Kabeye bakarak yapılan dua
-İki minare arasına çekilen yazıya ne denir?
-Peygamberime kaç yıl vahiy geldi?
-Peygamberimizden sonra halifelik kaç yıl sürdü?
-114 surenin kaçı Mekkidir

-Ramazan ayında orucu geciktirmek için kadın ilaç kullanabilir mi?
-Yolculuğa çıkan orucu nasıl tutacak?
-Boykot kararı alıp Kabenin duvarına asan müşrik kim?
-Peygamberimizin beni yaşlandırdığı dediği sure hangi suredir?

-Oruçlu tutan bir kadının kapanmak gerekir mi ?

-Hicretin arapça tanımı nasıldır?

-Kuranı Kerimde tilavet secdesi geçen yerler neresidir?
-Aşere-i Mübeşşere ne demektir?

-Namaz kılmadan oruç tutulabilir mi?
-Akşam oruca niyet eden sabahören bir kadın ne yapmalıdır? ul olurmu

-Oruç tutan kimse namaz kılması şart mıdır ?

-Abdest azalarının çoğu yara ve yanık olan kimse ne yapmalıdır?

-Kur’an-ı kerim’in indirilişi kaç yıl sürdü

-Orucla iken banyo edilir mi ?

21

Temmuz
2012

TERAVİH NAMAZI VE FAZİLETİ

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  374 Kez Okundu

Teravih namazı yirmi rek’attır. Erkekler ve kadınlar için sünnet-i müekkededir. Ramazan ayında kılınır. Hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutamayan kimselerin de teravih namazını kılmaları sünnettir. Teravih namazının câmide cemaatle kılınması sünnettir ve sevabı çoktur. Evde de tek başına veya cemaatle kılınabilir. Ancak câmide kılmak daha faziletlidir. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.”
Teravih Namazının Kılınışı:
Teravih namazı yatsı namazından sonra kılınır. Yatsıdan önce kılınması caiz değildir. Vitir namazı Ramazan ayında teravihten sonra kılınır. Teravihden önce de kılınabilir.
Yirmi rek’at olan teravih namazı her iki rek’atın sonunda selâm verilerek kılındığı gibi, dört rek’atta bir selâm verilerek de kılınır. Her iki durumda da namaza devam edilir ve yirmi rek’at tamamlanır.
İki Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:
Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.
Namaz kıldıracak imam: “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum” diye niyet ederek iftitah tekbirini alıp ellerini bağlar.
İmam’ın arkasında kılan cemaat da “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama” diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra “Allahü Ekber” diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar.
Bundan sonra imam ve cemaat gizlice “Sübhâneke”yi okur. Sübhaneke’nin okunması bitince, (Cemaat ayakta başka bir şey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okur. Cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rek’ata kalkılır.
Burada yine imam gizlice Besmele, açıktan da fatiha ve bir sûre okuyup cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaparak oturulur.
Bu oturuşta imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ile Rabbenâ âtina…” duasını okuyarak selâm verirler. Böylece iki rek’at kılınmış olur.
Ayağa kalkılarak tarif ettiğimiz şekilde ikişer rek’at kılınmaya devam edilerek yirmi rek’at tamamlanır. Bundan sonra üç rek’atlı vitir namazı da cemaatle kılınır.
İki Rek’atte Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:
“Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya” diyerek niyet edilir ve aynen sabah namazının iki rek’at sünneti gibi kılınır.
Yirmi rek’at tamamlanıncaya kadar ikişer rek’at kılmaya devam edilir, teravih bitince de vitir namazı kılınır.
Dört Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:
Namazı kıldıracak imam ve cemaat yukarıda tarif ettiğimiz gibi niyet ederek iftitah tekbirini alır ve ellerini bağlar. İmam ve cemaat gizlice Sübhaneke’yi okuduktan sonra (Cemaat başka birşey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yaparak ikinci rek’ata kalkılır.
Burada imam gizlice Besmele’yi, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yapar ve otururlar. İkinci rek’atın sonundaki bu ilk oturuşta imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhümme salli ve Allâhümme barik” okur ve üçüncü rek’ata kalkarlar.
Üçüncü rek’atın başında hem imam, hem de cemaat gizilce Sübhaneke’yi okur. Sonra imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sure okur. Sonra rükû ve secdeleri yaparak dördüncü rek’ata kalkarlar.
İmam gizlice Besmele’yi, açıktan da fatiha ve bir sure okuyarak yine rükû ve secdeler yapılıp oturulur.
Bu oturuşta da imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhüme salli, Allâhümme barik, Rabbenâ âtina….” okuduktan sonra selâm verirler. Böylece teravih namazının ilk dört rek’atı kılınmış olur.
Bundan sonra ayağa kalkılarak tıpkı tarif ettiğimiz gibi dörder rek’at kılınmaya devam edilerek yirmi rek’at tamamlanır.
Sonra da cemaatle vitir namazı kılınır.
Dört Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:
“Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya” diye niyet edilir ve aynen ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Aradaki fark sadece niyetin değişik olmasıdır. Böylece dörder rek’at kılınarak yirmi rek’at tamamlanır. Bunun peşinden de vitir namazı kılınır. (DİB MÜSLÜMAN GENÇLERE DİN BİLGİSİ sh.92)

21

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  499 Kez Okundu

Sorularınız için Diyanet İşleri Başkanlığımız  Alo 190 Dini Danışma

-Diş fırçalamak orucu bozar mı?
– Oruçlunun serinlemek amacıyla ağza ve burna su almasında veya banyo yapmasında bir sakınca var mıdır?
-Bir kimsenin şek gününde “ramazan ise farz orucuna, şaban ise nafile orucuna niyet ettim” demesinin hükmü nedir?
– Bir kimse konuşurken dudaklarındaki tükrüğü yutsa oruç bozulur mu?
-Başta bulunan bir yaraya konulan ilacın beyne, karındaki yaraya konulan bir ilacın içeriye ulaşmasından oruç bozulur mu?
-Kadın veya erkeğin cinsel organına konan su veya ilaç orucu bozar mı?
-Oruçlu olan kimse taharet yaparken mak’adından içeriye su kaçırırsa orucu bozulur mu?
-Oruçlu bir pilot oksijen teneffüs edebilir mi?
-Bir kimse hilalin henüz görülmediği bir ülkeden hilalin görüldüğü bir ülkeye gitse onlarla birlikte bayram yapması gerekir mi?
-Bir kimse bayram yaptıktan sonra uçakla oruç tutmakta olan bir ülkeye giderse günün geri kalan kısmında yiyip içmekten sakınması gerekir mi?
– Bir kadın adet gününü sanarak orucunu bozarsa ve o gün adet olmazsa kendisine kefaret gerekir mi?
-Ramazanda niyet etmeksizin oruç tutmayan kimseye kefaret gerekir mi?
– Kefaret orucu altmış günden az olabilir mi?
-Cinsel ilişkiye zorlanan kişiye kefaret gerekir mi?
-Kan aldıran veya gıybet eden oruçlu bir kimse orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içse kefaret gerekir mi?
– Unutarak yiyip içen veya kusan bir kimse orucunun bozulduğunu zannederek kasten yiyip içse kefaret gerekir mi?
-Bir kimse hem kaza hem nafile orucuna niyetlenirse ne olur?
-Bir kadın ay halinde iken orucuna niyetlenip fecirden önce temizlenirse orucu sahih olur mu?
– Belirli adak orucu günlerinde tutulan kaza orucu geçerli olur mu?
-Ramazanın başından sonuna kadar baygın durumda olan bir kimseye tutamadığı oruçların kazası gerekir mi?
-Bir kimse fecir doğduğu halde henüz doğmamış zanniyle sahur yese veya güneş batmadığı halde battı sanarak iftar etse ne gerekir?
– Ramazan ayında sıcak ve zor işlerde çalışan kimsenin oruç tutması gerekir mi?
-Gece ve Gündüzü yirmidört saatten fazla olan kutup bölgesine yakın yerlerde oruç nasıl tutulur?
– Yolculuğa çıkmak kasdıyla geceden niyet etmemiş bir kimse şehirden çıkmadıkça yiyip içmesi caiz midir?
– Oruçlu, satın alacağı bir şeyin tadına bakabilir mi?
– Sahur ne demektir?
– İmsak ne demektir?
– İmsak vakti ne demektir?
-İftar ne demektir?
-İftar vakti ne demektir?
-Ramazan ayında misafirin oruç tutması mı tutmaması mı efdaldir?
-Geçimini kazanmaya mecbur olan bir kimse bu işle uğraştığı taktirde orucunu mübah kılacak bir hastalığa uğrayacağını bilecek olsa hasta olmadan iftar etmesi caiz olur mu?
-Oruçlu olan kişi yemeğin tuzuna bakabilir mi?
– Oruçlu kişinin bir şeyi çiğnemesi caiz midir?
-Uçakla yolculuk yapan kimse ne vakit iftar eder?
-Devamlı yolculuk yapan şoför oruç tutar mı?
– Ramazanda lokanta çalıştırmak caiz midir?
– Geceden oruca niyet eden mukim kimse, sefere çıktıktan sonra orucunu bozması caiz midir?
– Seferde oruca niyet eden kimse mukim olduktan sonra orucunu açması caiz midir?
– Bu iki örnekte caiz olmamakla birlikte orucunu bozarsa kefaret gerekir mi?
-Gündüz mukim olan misafir ile iyileşen hastanın günün geri kalan kısmında yiyip içmekten sakınmaları gerekir mi?
– Gündüz ay hali veya lohusalıktan temizlenen bir kadının iftar vaktine kadar yiyip içmekten sakınması gerekir mi?
-Mazeret olmaksızın tutulan nafile orucu bozmak caiz midir?
– Mazeret dolayısıyla bozulan nafile orucun kazası vacip olur mu?
– Üzerinde kaza orucu olan kimse nafile oruç tutabilir mi?
-Hangi nafile oruç bozulunca kazası vacip olmaz?
– Peygamber Efendimiz Ramazan dışında başka bir ayda baştan sonra kadar oruç tutmuş mudur?
– Peygamber Efendimiz ramazan dışında hangi ayda daha fazla oruç tutmuştur?
– Recep ve Şaban aylarında baştan sona kadar oruç tutmanın hükmü nedir?
-Kadın kocasının izni olmadan nafile oruç tutabilir mi?
-Ücret karşılığı çalışan kimse işverenin izni olmaksazın nafile oruç tutabilir mi?
-Ziyafet, nafile oruç bozmak için bir özür müdür?

20

Temmuz
2012

Ramazan Orucunun Fazileti ve Önemi

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  470 Kez Okundu

Bizim orucumuzla ehl-i kitabın orucu arasında hudut, sahur yemeğidir.(Müslim, 6, 60)

Ramazan’da orucunu tutup da Şevval’den de altı gün tutan kimse bütün sene oruç tutmuş gibidir.(R. Salihin, 1259)

“İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah”tan başka ilah olmadığına ve Muhammed”in O”nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe”ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak”(Tirmizi, İman 3, (2612))

Resulullah (sav) vefat edinceye kadar Ramazanın son on gününde i”tikafa girer ve derdi ki: “Kadir gecesini Ramazanın son on gününde arayın”. Resulullah (sav)’dan sonra, zevceleri de i’tikafa girdiler. (Müslim, İ”tikaf 5, (1172))
Resulullah (sav)”a Kadir gecesi (Ramazan’ın neresinde?) diye sorulmuştu. O, Ramazanın tamamında!” diye cevap verdi.
(Ebu Davud, Salat, 824, (1387))
Kadir gecesini, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.
(Müslim, Müsafirin 174, (769); Ebu Davud, Salat 318, (1371); Tirmizi, Savm 83)
Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.(Müslim, Sıyam 2, (1079))
Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildigim zaman bana salat okumayan kimsesinin de burnu sürtülsün!(Tirmizi, Daavat 110, (3539))
Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa “ben oruçluyum!” desin (ve ona bulaşmasın).(Müslim, Sıyam 164, (1161))
Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
(Tirmizi, Cihad 3, (1624))
Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.” (Tirmizi”nin rivayetinde şu ziyade var: “Oraya kim girerse ebediyyen susamaz.(Tirmizi, Savm 5)
Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.(Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746))
Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.
(Müslim, Sıyam 171, (1155); Tirmizi, Savm 26, (721))
Zahmetsiz ganimet kışta tutulan oruçtur.(Tirmizi, Savm 74, (797))
Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.(Tirmizi, Cihâd 3, (1624))

 

20

Temmuz
2012

Bugün ilk iftar:Ramazan, Kur’an ayıdır

Yazar: arafat  |  Kategori: FIKIH  |  Yorum: Yok   |  383 Kez Okundu

İslam aleminin her yıl dört gözle beklediği mübarek Ramazan ayı geldi.
Bir ay boyunca manevi bir iklimin yaşanacağı bu ayda Müslümanlar oruç ibadetini  yerine    getirecektir.  Hem kulluk görevini  yerine  getirecektir.Bugün Ramazan ayının ilk günü  Cuma  günü .İlk teravih kılındı.Ramazan  ayı  dolayısı ile  tüm İslam aleminde  büyük bir  heyecan var.Hem bugün ilk  iftar  açılacak.Bir aylık manevi iklimin ardından İslam dünyası Ramazan Bayramını kutlayacak.Ra­ma­za­nın ayı  neden  önemli  bir  ay  kısaca:Ra­ma­zan ayı, İs­lam’ın ade­ta öze­ti­dir. Çün­kü Ra­ma­zan’da, iman var, Kur’an var, pra­tik ola­rak na­sıl tu­tu­la­ca­ğı­nı biz­zat ya­şa­ya­rak biz­le­re öğ­re­ten, Ra­su­lul­lah (s.a.v) var.Ra­ma­zan ayı, bir yı­lın fi­na­li ve öze­ti­dir. Ra­ma­zan ayı,Kur’an ayı­dır. Kur­tu­luş re­çe­te­si olan, ya­ra­da­nın kul­la­rı­na he­di­ye­si ve me­sa­jı olan Kur’an-ı Ke­rim, iş­te bu ay­da in­di­ril­miş­tir.  Kur’an’ı biz­le­re ema­net eden pey­gam­be­ri­miz (s.a.v): “En ha­yır­lı­nız, Kur’an’ı öğ­re­nen ve öğ­re­te­ni­niz­dir’’  bu­yur­muş­lar­dır. Ra­ma­zan ayı,Üm­me­tin ayı­dır. Ra­su­lul­lah (s.a.v.) efen­di­miz, böy­le bu­yu­ru­yor. Çün­kü bu ay­da üm­met bir­le­şi­yor, bü­tün­le­şi­yorRa­ma­zan ayı, Oruç ayı­dır. Oruç ise, im­sak vak­tin­den if­tar vak­ti­ne ka­dar aç ve su­suz kal­mak­tan iba­ret bir iba­det de­ğil­dir. Oruç, bü­tün or­gan­lar­la tu­tul­ma­sı ge­re­ken bir iba­det­tir. Aye­ti ke­ri­me­de­ki ‘’ko­ru­na­sı­nız’’ ifa­de­si iş­te bu­nun için­dir. Ya­ni, el­le­rin yan­lış iş yap­mak­tan ko­run­ma­sı, ayak­la­rın yan­lış yer­le­re git­mek­ten ko­run­ma­sı, di­lin gıy­bet, kö­tü söz, boş ke­lâm ve kalp kı­rı­cı ifa­de­ler gi­bi oru­cun ru­hu­na ters dü­şe­cek şey­ler­den ko­run­ma­sı, göz­le­rin ha­ram­dan ko­run­ma­sı ve ku­lak­la­rın da hak ve ha­ki­kat­ler dı­şın­da­ki ses­ler­den ko­run­ma­sıy­la, ya­ni bü­tün or­gan­lar­la tu­tu­lur­sa oruç­tan mak­sat ha­sıl olur. Ra­ma­zan ayı, Di­sip­lin ve nef­si ter­bi­ye ayı­dır.. Ra­ma­zan ayı, Mu­ha­se­be ayı­dır. Ra­ma­zan ayı sa­bır ayı­dır.Ra­ma­zan ayı: Rah­met, be­re­ket ve mağ­fi­ret ayı­dır.  Ra­ma­zan ayı: Şey­tan­la­rın bağ­la­nıp, cen­net ka­pı­la­rı­nın açıl­dı­ğı ay­dırRa­ma­zan ayı: Ze­kat ve fit­re ayı­dır. Ramazan ayı bir okul­dur, üniver­sitedir, fakül­tedir, med­resedir.

 

19

Temmuz
2012

MerakEdilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  429 Kez Okundu

 


-Adak kurbanının etinden sahibi ne zaman yiyebilir
-adet görebn kadın orucunu bozabilir mi
-Cünüp olan camiye girbilir mi?
-Fil ordusu kabay ne zaman geldiler?
-Çanakkale de bayram namazı?
Kabeye bakarak yapılan dua
-İki minare arasına çekilen yazıya ne denir?
-Peygamberime kaç yıl vahiy geldi?
-Peygamberimizden sonra halifelik kaç yıl sürdü?
-114 surenin kaçı Mekkidir?
-Ramazan ayında orucu geciktirmek için kadın ilaç kullanabilir mi?
-Yolculuğa çıkan orucu nasıl tutacak?
-Boykot kararı alıp Kabenin duvarına asan müşrik kim?
-Peygamberimizin beni yaşlandırdığı dediği sure hangi suredir?

-Ramazan ayında   camiler de iki minare arasına  asılan  ışıklı yazılara  ne  denir?

-Havaic-i  Asliye ne  demektir?

-İmsak ne  demektir?

-Hira  ve  Sevr  dağları bizlere  neleri  hatırlatır?

-Oruç tutan kimsenin  namaz kılması  şart mı?

-Peygamber Efendimizin kız  çocuklarının  isimleri nelerdir?

-Oruçlu olan  duş alabilir mi?

-İlk ezan okuyan  sahabe  kimdir?

-Erdemliler  Cemiyeti nedir?

-Sehiv   secdesi  neden gerekir?

-selimi caminin planı kim tarafından   yapılmıştır?

-İftar  duası nın  Türkçe  anlamı   nedir?

-K.Kerim de  kaç  yerde cennetten bahsedilmektedir?

-Hz.Yusuf Aleyhisselam kimin  soyundandır?

-İslam da oruç neden  bu ayda tutulur?

-Teravih  namazı  nasıl kılınır?

-Ramazan orucuna nasıl  niyet edilir?

-Peygamber Efendimizin öz  amcaları  kimlerdir?

-Oruç ne  zaman   farz kılındı?

-Oruçlu iken  kulak   delinir mi?

 

17

Temmuz
2012

Peygamber Efendimizin Şemali

Yazar: arafat  |  Kategori: SiYER  |  Yorum: Yok   |  503 Kez Okundu

Peygamber Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen addır. “Hilye-i Saâdet” de denir.
• Yaratılış ve ahlâk itibariyle insanların en üstünü idi.
• Bütün Peygamberlerin en güzeli o idi.
• Boynu uzun ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları kalın, parmakları uzundu.
• Kendisi şişman değildi.
• Uzuna yakın orta boylu, güçlü ve kuvvetli idi.
• Mübarek cildi ipekten yumuşaktı.
• Yüzü hafifçe yuvarlak, kaşları hilâl gibi idi.
• Kirpikleri uzun, gözleri kara, büyük ve son derece güzeldi.
• Saçları ne pek kıvırcık, ne de pek düz idi.
• Sakalı sık ve tamdı. Uzun değildi.
• Cismi güzel, kokusu hoş idi.
• Sünnetli olarak ve göbeği kesik vaziyette doğmuştu.
• Yüzü gül gibi kırmızıya benzeyen beyaz ve nuranî, berrak ve ışıklı idi.
• Dişleri inciler gibi beyazdı.
• Konuşurken ön dişlerinden nurlar saçılır, gülerken ağzında ışıkların bile aydınlandığı sanılırdı.
• Koku sürünsün veya sürünmesin teni ve teri en güzel kokulardan daha güzel kokardı.
• Mübarek eliyle bir çocuğun başını okşasa, o çocuk diğerleri arasından hemen seçilir, belli olurdu.
• Pek uzaktan işitir, kimsenin göremeyeceği mesafeden görürdü.
• Bir yere giderken sağına soluna bakıp yürümez, vakar ve süratle ilerlerdi.
• Yüzünde nur, sözünde kuvvet, lisanında bir güzellik vardı.

.Herkesin aklına göre söz söyler, herkese güler yüz gösterirdi.
• Kimsenin sözünü yarıda kesmez, haşin davranmaz, mütevazi yaşardı.
• O’nu ansızın görenler heyecan ve sevgiyle ürperir, konuşunca hayran olurdu.
• Bütün insanları hoş tutar, hizmetçilerine şefkatle muamele ederdi.
• Kendisi ne yer, ne giyerse, hizmetçilerine de onları yedirir, onları giydirirdi.
• Çocukları çok sever, saçlarını okşar, onlarla konuşurdu.
• Son derece cömert, sözüne sâdık ve merhametli idi.
• Güzel ahlâk bakımından insanların en üstünü idi.
• Hülasa kâinatın efendisi, Allah’ın sevgilisi, mü’minlerin baş tacı, hasta gönüllerin ilâcı, çaresizlerin yardımcısı, mazlumların koruyucusu, düşünülebilen her türlü üstünlüğün sahibi idi.
• Allah’ın salât ve selamı O’nun ve O’na yakın olanların üzerine olsun.

Toplam 194 sayfa, 120. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030118119120121122130140150...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.