25

Temmuz
2012

Ramazan Ayı Bereket Getirsin Hanenize

Yazar: arafat  |  Kategori: DUALAR  |  Yorum: Yok   |  366 Kez Okundu

Ramazan günleriniz mübarek olsun,
Tuttuğunuz oruçlar daim kabul olsun,
Tevbeleriniz kabul günahlarınız afv olsun.
Gönlünüzden umutlar ,
Evizinizde mutluluklar,
Sofranızdan bereketler,
Hanenizden saadetler
İşlerinizde helal kazançlar eksik olmasın.

25

Temmuz
2012

ORUÇ REHBERİ-19/Oruç Kaç Kısma Ayrılır

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  630 Kez Okundu

- Oruç nedir? Orucun Arapça karşılığı olan savm, lügatta1 sakınmak, istalahta2 ise fecirden güneşin batışına kadar ibadet maksadıyla yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden sakınmak demektir.
Oruç tutmaya imsak, açmaya ise iftar denir.
– Orucun hükmü nedir? Ramazan orucun tutmak farzdır. Farziyeti Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir.
Kur’an’dan delil, şu ayet-i kerime’dir:

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Ta ki korunasınız”.
Hadisten delil, Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği şu hadis-i şeriftir:

“İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazanda oruç tutmak”.
Bütün müçtehidler de Ramazanda oruç tutmanın farz olduğunda ittifak etmişlerdir.

-Oruç ne zaman farz kılınmıştır? Oruç, hicretin ikinci yılında, şaban ayının onunda farz kılınmıştır.

-Oruç kaç kısma ayrılır? Oruç, farz, vacip, nafile ve mekruh olmak üzere dört kısma ayrılır.
1-Farz Oruç:
Farz oruçlar belirli ve belirsiz olmak üzere ikiye ayrılır:
a) Belirli farz: Vaktinde eda edilen ramazan orucu gibi.
b) Belirsiz farz: Kazaya kalan ramazan orucu ile kefaret oruçları gibi.
2-Vacip Oruç:
Vacip oruçlar da belirli ve belirsiz olmak üzere ikiye ayrılır:
a) Belirli vacip: Belirli bir zamanda tutulması adanan oruçlar ile adanan itikaf oruçları gibi.
b) Belirsiz vacip: Herhangi bir zaman belirtilmeden adanan oruç ile bozulan nafile oruçlar gibi.8
3-Nafile Oruç:
Farz ve vacibin dışında Allah rızası için tutulan nafile oruçlar, sünnet (mesnün) ve müstehap (mendup) olmak üzere ikiye ayrılır:
a) Sünnet olan nafile oruç: Aşure orucu gibi. Bu oruç, muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve onbirinci günlerinde tutulur.
b) Müstehap olan nafile oruç: Müstehap olan nafile oruçların başlıcaları şunlardır:
1-Her Kameri ayın onüçüncü, ondördüncü ve onbeşinci günlerinde tutulan oruç.
2-Her hafta pazartesi ve perşembe günlerinde tutulan oruç.
3-Şevval ayında tutulan altı gün oruç.
4-Arefe günü tutulan oruç.
5-Gün aşırı tutulan oruç.
6-Şaban ayında tutulan oruç.
7-Zilhicce’nin ilk sekiz gününde tutulan oruç.
8-Haram aylarda (zilkade, zilhicce, muharrem, recep) tutulan oruç.
4-Mekruh Oruç:
Mekruh oruçlar da tahrimen (harama yakın) ve tenzihen (helale yakın) olmak üzere ikiye ayrıılr:
a) Tahrimen mekruh olan oruçlar şunlardır:
1-Ramazan Bayramının birinci günü ile, Kurban Bayramı’nın dört gününde tutulan oruç.
2-Kocasının izni olmadan kadının tuttuğu nafile oruç. Bu hüküm nafile oruçlar içindir. Yoksa koca, karısının farz veya vacip oruç tutmasına engel olamaz. Engel olmak istese bile karısının bu konuda ona itaat etmesi gerekmez. Çünkü Allah’a isyan gerektiren hallerde hiç kimseye itaat edilmez.
3-Şek günü ramazan niyetiyle tutulan oruç.
b) Tenzihen Mekruh Olan Oruç: Tenzihen mekruh olan oruçların başlıcaları şunlardır:
1-Yalnız aşure (muharremin onuncu) günü tutulan oruç.
2-Yalnız cuma veya yalnız cumartesi günü tutulan oruç.
3-Nevruz günü tutulan oruç.
4-Ücretle çalışanın işverenin izni olmadan nafile tuttuğu oruç.
5-Arada iftar edilmeyip, iki gün peş peşe tutulan oruç.
6-Zayıf düşüleceği taktirde hacıların arefe günü ile terviye (zilhicce’nin sekizinci) gününde oruç tutmaları da mekruhtur.


-Orucun rükünleri nelerdir? Orucun sadece bir rüknü vardır, o da imsak (orucu bozan şeylerden sakınmak)tır.
-Şevval ayına ait altı günlük orucun ayrı ayrı tutulması mı yoksa peşpeşe tutulması mı daha efdaldir? Bu orucun bayram haftasından sonra haftada iki gün olmak üzere üç haftaya bölünerek ayrı ayrı tutulması, peş peşe tutulmasından daha efdaldir.
-Şek günü hangisidir? Şaban ayının otuzuncu günü ramazandan mı şabandan mı olduğu konusunda havanın kapalı olması nedeniyle şüphe meydana gelirse bu güne “Şek günü” denir. Eğer hava açık olursa ve hilal de görünmezse bugün şek günü sayılmaz.
-Şek gününde oruç tutmanın hükmü nedir? Şek gününde ramazan niyetiyle oruç tutmak tahrimen, başka bir vacip oruca niyet etmek ise tenzihen mekruhtur. Fakat nafile niyetiyle şek gününde oruç tutmakta bir beis yoktur. Çünkü bu durumda eğer şek günü ramazana dahil ise bu oruç ramazan orucu sayılır. Yoksa nafile olarak kalır.
- Orucun şartları kaça ayrılır? Orucun şartları, farz olmasının, edasının ve sıhhatinin şartları olmak üzere üçe ayrılır

.

-Orucun farz olmasının şartları nelerdir? Orucun farz olmasının şartları şunlardır:
1-İslâm:
Oruç müslüman olmayana farz değildir. Çünkü o, ilk önce iman etmekle mükelleftir. Bu yüzden müslüman olmayanın orucu da geçerli değildir.
2-Akıl:
Akıl hastalarına oruç farz değildir. Ramazanın bir kısmında deliren sonra aklı başına gelen kimselere akıllandıkları andan itibaren oruç farzdır. Geçen günleri de kaza etmeleri gerekir.19 Fakat bir kimsenin delirmesi ramazanın başından sonuna kadar devam etse, sonradan iyileşmekle kendisine kaza gerekmez.
3-Büluğ:
Erginlik çağına girmeyen çocuklara oruç farz değildir. Ancak mümeyyiz bir çocuğun tutacağı oruçlar nafile olarak geçerlidir.
– Orucun edasının (yerine getirilmesinin) şartları nelerdir? Orucun edasının şartları şunlardır:
1-Sıhhat:
Oruç tutmak, sağlıklı kimselere farzdır. Hastalar hastalığı esnasında oruç tutmakla yükümlü değildirler. Ancak iyileştikten sonra tutmadığı günleri kaza etmeleri gerekir.
2-İkamet
Oruç mukim olanlara farzdır. Yolcular, yolculuk esnasında oruç tutmakla mükellef değillerdir. Yolculukları bitince oruçlarını kaza etmeleri gerekir.
-Orucun sahih olmasının şartları nelerdir? Orucun sahih olmasının şartları şunlardır:
1-Hayız ve nifastan temizlik:
Hayız ve nifas halinde olan kadınların oruç tutmaları sahih değildir. Temizlendikten sonra oruçlarını kaza ederler.
2-Niyet:
Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyet olmaksızın tutulan oruç geçerli değildir.
-Oruca nasıl niyet edilir? Oruca kalben niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapılan bu niyetin dil ile de söylenmesi müstahaptır. “Niyet ettim ramazan-ı şerifin yarınki orucuna” denmesi gibi.
-Oruca ne zaman niyet edilir? Niyet zamanı itibariyle oruçlar ikiye ayrılır:
1-Güneşin batışından itibaren gündüz kaba kuşluk vaktine kadar niyet edilen oruçlar: Vaktinde eda edilen ramazan orucuyla zamanı belirli adak ve nafile olarak tutulan oruçlardır. Gündüz edilen niyetin geçerli olması fecirden sonra yiyip içmemeye ve orucu bozan bir şey yapmamaya bağlıdır.
2-Fecirden önce niyet edilmesi gereken oruçlar: kaza edilen ramazan orucuyla her çeşit kefaret orucu, başlanıp da bozulan nafile oruçların kazası ve zamanı belirtilmeksizin adanan oruçlar.
– Sahura kalkmak niyet yerine geçer mi? Evet, oruç tutmak maksadıyla sahura kalkmak niyet yerine geçer.
-Bütün ramazan ayı için bir niyet yeterli midir? Hayır, ramazanda her günün orucu için ayrı ayrı niyet etmek şarttır. Çünkü araya geceler girmektedir. Ayrıca her günün orucu başlıbaşına bir ibadettir.
-Bir kimsenin yaptığı niyetinden dönmesi geçerli olur mu? Orucu geceden niyet eden lbir kimsenin fecir doğmadan niyetinden dönmesi geçerlidir. Fakat gündüzleyin niyet edenin niyetinden dönmesi geçerli değildir.
-Oruç hangi vakit içinde tutulur? Fecirden itibaren güneşin batışına kadar geçen süre içinde tutulur.
-Orucun Kamerî Takvime göre tutulmasının hikmeti nedir? Bilindiği gibi sene içinde uzun ve kısa günler olduğu gibi kuzey ve güney yarım kürelerde de mevsimler farklıdır. Eğer oruç Milâdî takvime göre tutulsaydı soğuk bölgelerde yaşayanlar ile sıcak bölgelerde yaşayanlar arasında bir eşitsizlik doğardı. Aynı şekilde kimisi ömür boyu kısa günlerde oruç tutarken, kimisi de ömür boyu uzun günlerde oruç tutmuş olurdu.

25

Temmuz
2012

ORUÇ REHBERİ-20

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE, iBADET  |  Yorum: Yok   |  341 Kez Okundu

-Oruç, ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden nefsi kesmek, demektir.

-Oruç kelimesinin Arabçası, siyam ve savm’dır ki, nefsi tutmak ve engellemek manasındadır.
-İftar eden kimseye “Muftır” denildiği gibi, orucu bozan şeylerden her birine de “Muftir” denilir. Bunun çoğulu “Muftırat”dır.
-Ramazan-ı Şerif ayına Şehr-i Sıyam (oruç ayı) denir.
-Ramazan bayramına da, imsaka son verileceği için İd’-i Fıtır (İftar bayramı) denilir. Bayram anlamına gelen İd’ın çoğulu, A’yad’dır.
– Ramazan orucu, Peygamberin hicretinden bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılınmıştır. Bunun farziyeti kitab, sünnet ve icma ile sabittir. “Oruç size farz kılındı.” (Bakara sûresi, âyet: 183) âyet-i kerîmesi bunu emretmektedir.
– Oruçlar: Farz, vacib, nafile ve mekruh nevilerine ayrılır
-SAvm-i Visal: Geceleyin orucu bozmayıp iki gün birbirine bitişik olarak oruç tutulması da mekruhtur. Buna “Savm-i Visal” denilir.
-Savm-i Davudi: Nafile oruçlarda iyi olan oruç tutma şekli, birgün oruç tutmak ve birgün de tutmamakdır. Bu şekilde tutulan oruca “Savm-i Davudi” denir.
– Savm-i Dehr:Oruç tutulması yasaklanan bayram günlerinde iftar edilmeksizin tam bir sene devamlı oruç tutulması mekruhtur. Buna, “Savm-i Dehr” denir.
– Şevval ayında ayrı ayrı günlerde, haftada iki gün olmak üzere altı gün oruç müstahabdır
-Ramazan orucunun sebebi: Ramazan günlerinden herhangi birinin oruca başlamaya elverişli bir kısmına yetişmektir. Bu kısım, ikinci fecirden başlayarak “Dahvetü’l-Kübra” denilen ve gündüzün yarısı bulunan kaba kuşluk (İstiva= Güneşin tam tepeye gelmesi) zamanına kadar devam eder. İşte bu zamana yetişen veya bu müddet içinde oruca ehliyet kazanan her müslüman için o günün orucu farzdır.
– Keffaret olarak tutulan oruçların sebebleri:
a) Ramazan ayına ait keffaretin sebebi, bu orucu bir isyan eseri olarak kasden bozmaktır.
b) Zihar kaffaretinin sebebi, helâl olan bir bedeni veya bir organı, haram olan bir bedene veya organa benzetmek ve sonra da cinsel ilişki kurmayı istemektir.
c)Yemin keffaretinin sebebi, yemin üzerinde durmayıp onu bozmaktır.
d)Adam öldürme keffaretinin sebebi, suçu olmayan bir insanı hata yolu ile ödürmektir.
– Orucun vakti ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar devam eden müddettir. Bununla beraber, ikinci fecrin ilk doğuşu anına mı, yoksa aydınlığının ufukta uzanıp dağılmaya başladığı zamana mı itibar olunacaktır meselesinde ihtilâf yardır. Bazı alimlere göre, ikinci fecrin ilk doğuşu anı esastır. İhtiyata en yakın olan görüş de budur. Diğer bazı alimlere göre, aydınlığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmelidir. Oruç tutacaklar hakkında daha elverişli olan da budur.

- Kamerî aylar, bazan otuz, bazan da yirmi dokuz gün olur. Yay şeklinde görülen her yeni aya, üçüncü gecesine kadar “Hilâl” denildiği gibi, her ayın yirmi altıncı, yirmi yedinci gecelerine de “Hilâl” denir. Diğer günlerdekine de, sadece Kamer denir.
-Hilâl’in çoğulu “Ehille”dir. Hilâl görüldüğü zaman; “Hilâl! Hilâl!” diye işaret etmek mekruhtur, bir cahiliyet âdetidir.
Hilâl görülünce üç kez tekbir ve tehlilden sonra üç kez şöyle demeli: Sonra da: şöyle dua etmelidir. “Hilâle hayrin ve rüşdin! Amentü billâhillezî halekake.
Elhamdü lillâhillezî zehebe bişehrin keza ve cae bişehrin keza. Allahümme ahlilhü aleyna bil-emal ve’l-imani vesselâmeti vesselam.”
Anlamı: “Ey hayır ve salah hilâli? Seni yanatan Allahü Teâlâ’ya iman ettim. Şu ayı (Şabanı) götürüp bu ayı (Ramazan) getiren Yüce Allah’a hamd olsun, Allah’ım! Bu ayı bizlere emniyetle, imanla, selâmet ve selâmla bulundur.”
-İhtilaf-ı Metali: Güneş ,ay gibi gök cisimlerinin ufukta doğdukları yerin farklı oluşu.

24

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  533 Kez Okundu

-Kum döken insanlar oruç tutabilirmi ?
-Ramazanda yasınler hangi peygamberlere bağlanacak
-Sahur ezanında ezan bitene kadar su içilirmi
-İftar duası nasıl yapılır?
-Eyup aleyhisselamın şıfa duası hangisidir?
-Peygamber efendimizin torunlarının isimleri nelerdir ?
-Beş vakit namaz tablosu
-Seferi olanlar ne zaman oruc tutar?
-Ramazanda hayızlı iken banyo ne zaman yapılır ?
 

-Kabeye bakarak yapılan dua
-İki minare arasına çekilen yazıya ne denir?
-Peygamberime kaç yıl vahiy geldi?
-Peygamberimizden sonra halifelik kaç yıl sürdü?
-114 surenin kaçı Mekkidir?
-Peygamberimiz s.a.v Efendimiz Medine ye hicret ettiginde kime misafir olmuştur ?
-Peygamber Efendimizin a.s ailesini ifade etmek için kullanılan terim nedir?
-Peygamber Efendimizi öldürmek için toplanılan yerin adı nedir?
-Yahya peygamberi kim şehit etti?
-İstanbul da niyetlendim Ankara da iftar açabilir miyim?
-Oruçlu tutan bir kadının kapanmak gerekir mi ?
-Hicretin arapça tanımı nasıldır?
-Kuranı Kerimde tilavet secdesi geçen yerler neresidir?
-Aşere-i Mübeşşere ne demektir?
-Namaz kılmadan oruç tutulabilir mi?
-Akşam oruca niyet eden sabahören bir kadın ne yapmalıdır? ul olurmu
-Oruç tutan kimse namaz kılması şart mıdır ? -Abdest azalarının çoğu yara ve yanık olan kimse ne yapmalıdır?
-Kur’an-ı kerim’in indirilişi kaç yıl sürdü ?
-Orucla iken banyo edilir mi
-Seferi olanlar ne zaman oruc tutar?
-Ramazanda hayızlı iken banyo ne zaman yapılır?
-Sübhane Rabbike Rabbil izzeti amma yesifun anlamı
-Peygamber efendimizin soy Şeceresi?
-Darü’l erkam’da müslüman olan sahabeler kimlerdir?
-Akabe biati’ndan sonra hz. peygamber tarafindan medine’ye ö
-Ramazan ayında bir iş yemeğinde verilebilecek hediyeler
-İşkence sonucu sehit edilen ilk müslüman kimdir?
-Adet bittikten kaç gün sonra oruç tutu
-Mescidi Dırar hakkında bilgi verirmisiniz?
-Peygamber Efendimizin çocuklari Peygamber Efendimiz hayatta iken vefat etti?

24

Temmuz
2012

Güncel Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  366 Kez Okundu

-Aşere-i Mübeşşere kimlerdir?
-Hendek savaşı için hendek kazma fikrini ortaya atan sahabe kimdir?
-Ramazan ayı bütün günahları siler mi?
-Oruçlu iken saça kına koyulur mu?
-K.Kerim de kaç yer de tilavet secdesi vardır?
-Oruçlu iken yüze krem sürülür mü?
-Mihrab ve Minber ne demektir?
-Hücere-i Saadet ne demektir?
-Ezanı ilk defa kim okudu?
-

24

Temmuz
2012

CANIM ANNEM CANIM BABAM

Yazar: arafat  |  Kategori: MEDiNE iLAHiLERİ  |  Yorum: Yok   |  703 Kez Okundu

Nere gitsem sanki peşimde bir gölge,
Anne baba duasıdır yükselir göğe,
Ana babaya hürmet eskimez belge,
Canım anam –babam sizi özledim.

Ana baba dua ederse eğer işin yürür,
Olmazsa duaları düz ovada sürünür,
Hürmetin varsa evlattan hürmet görür,
Canım ana babam sizi özledim.

Aç olsam aşım, üşürsem olur ısım,
Onlarsız asla geçmez uzun kışım,
Üzülürseler eğer uçamaz kuşum,
Canım annen babam sizi özledim.

Hayatlarınında kıymetini bilelim,
Onların hayır dolu dualarını alalım,
Onlara hürmet ile hayat bulalım,
Canım annen babam sizi özledim.

Öf deme onlara titrer gönülleri,
Hürmet etki sana dua etsin elleri,

Gönül yuvasına eksik etme dilleri,
Ca nım anam babam sizi özledim.

(N.Yıldız)

24

Temmuz
2012

Myanmar, Burma ya da Birmanya/Arakanlı Müslümanlar

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  401 Kez Okundu

Myanmar, Burma ya da Birmanya, Güneydoğu Asya’da, Andaman Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Bangladeş,Çin,Hindistan, Laos, ve Taylandarasında yer alan ülke.
Myanmar’da gelişkin bir Buda uygarlığı var¬dır. Terk edilmiş bir kent olan Pagan’da bu uygarlıktan izler görülür. Kentte 9-13. yüz¬yıllar arasında yapılmış binlerce Buda tapına¬ğı bulunmaktadır.11-19. yüzyıllarda Birmanya prensleri ara¬sında amansız savaşlar oldu. 1820′de büyük Myanmar Generali Maha Bandula, Hindis¬tan’ın İmphal (Manipur) ve Assam eyaletleri¬ni ele geçirip Bengal’e yönelince, o zaman Hindistan’a egemen olan İngilizler Myanmar’ya savaş açtılar. Maha Bandula geri püs¬kürtüldü ve Myanmarlılar yalnızca Assam ve İmphal üzerindeki isteklerinden vazgeçmekle kalmadılar, aynı zamanda Aşağı Birmanya’ nin Arakan ve Tenasserim bölgelerini de İngilizler’e bırakmaya zorlandılar. 1826-82′de ingilizler, Aşağı Myanmar’ı adım adım ele geçirdiler. Kral Thibavv’la 1886′da yapılan savaştan sonra, başkenti Mandalay olan Yu¬karı Birmanya da İngilizler’in denetimi altına girdi. 1919′dan 1937′ye kadar Myanmar, “Birmanya” adı altında Hin¬distan’ın bir eyaleti olarak İngiliz yönetimin¬de kaldı.Başkenti Naypyidaw,Resmi dili Burmaca,yönetim biçimi Başkanlık sistemi,Başkabı Thein Sein,4 Ocak 1948 de kuruluşunu ilan etti.Nüfusu 50 milyon civarındadır.
.

24

Temmuz
2012

Burma’ya İlk İslamın Girişi

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR, iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  371 Kez Okundu

Burma’da 50 milyon nüfusu bulunan Burma’nın yüzde 15′ini Müslümanlar oluşturmaktadır. Geri kalan nüfusun büyük bir çoğunluğu Budisttir. Müslümanların büyük ekseriyeti, ülkenin Arakan adlı bölgesinde yaşamaktadır. islam’ın ülkeye girişİ ilk kez Hicri birinci asırda Müslüman tacirler aracılığıyla olmuştur. Allah Resulünün (s.a.v) sahabelerinden Vakkas bin Malik (r.a) ve bir grup arkadaşı bu ülkeye ilk ayak basan Müslüman tacirlerdir. Daha sonra Müslümanların bu ülke ile ticaretleri artmıştır. Hicri ikinci asırda Müslüman tacirler ait bir gemi Arakan’a yakın Bengal Körfez’inde batmış ve gemideki onlarca Müslüman karaya çıktıktan sonra bir daha ülkelerine dönmemişlerdir. Arakan’a yerleşen bu Müslümanların islam’ın Burma’da yayılmasında büyük emekleri geçmiştir. Burmalı Müslümanlar Arakan’da 1430 yılında bir islam devleti kurarlar. Bu devlet 350 yıl varlığını korur. Ancak bu dönemin sonunda Arakan’ı işgal ederek islam devletini ortadan kaldırdılar. 1784 yılında Müslümanların siyasi iktidarı kaybetmelerinden hemen sonra Burmalı Budistler, Müslümanları ezmeye, fiziksel olarak imha etmeye yönelik bir politika uyguladılar.

24

Temmuz
2012

Arakan’da Müslüman Katliamı

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  671 Kez Okundu

 LÜTFEN YARDIM EDİN ;YOKSA HEPİMİZİ ÖLDÜRECEKLER.ARAKAN DA BUDİSTLER KATLİAM YAPIYOR

Muslime werden in einer Stelle getötet wird, BITTE HELFEN

Muslims are being killed in a digit is PLEASE HELP

Les musulmans sont tués par un chiffre est S’IL VOUS PLAÎT AIDE

Dünya Uzakdoğu’daki katliamı görmüyor. Bölgedeki budistler hergün yüzlerce Müslümanı katlediyor.Tayland’ın komşularından Myanmar’ın batısındaki Arakan (Rakhine) eyaletindeki Rohingya Müslümanlarını hedef alan şiddet olaylarında son bir ay içerisinde 1000′den fazla Müslüman katledildi. Son bir ay içerisinde 1000′den fazla Müslüman katledilince, Arakanlı Müslümanlar Bangladeş’e sığınmak istedi. Fakat Bangladeş hükümeti, siyasi şartların ve maddi imkanlarının yetersiz olması sebebi ile bunu kabul etmiyor. Bangladeş’e girmeyi başaran yaralılar da kaçak olarak gelebiliyor. Tedavi olmakta bile zorlanıyorlar. Camileri yakıyorlar. Camilerin etrafını kuşatarak Cuma namazına gidilmesini bile engelliyorlar.
Kendi bölgesinde hakimiyet kurmaya çalışan Myanmar hükümeti, Müslümanları katlediyor. İngilizlerin o bölgede işçiye ihtiyacı vardı ve Hindistan’dan Müslümanları buraya getirmişti. Arakanlılar şimdi dışlansalar da yüzyıllardır oradalar. Orası Arakanlı Müslümanların kendi toprağıdır. Arakan’da iki toplum yaşıyor. Yerli halk Müslümanlardan ve Rakhine Budistlerinden oluşturuyor. Müslümanlara karşı bir öfke var. Myanmar hükümeti Budizm milliyetçiliğini savunduğu için (Budist) Rakhinelere dokunmuyor. Rakhineleri kışkırtan Myanmar hükümeti, Müslümanların üzerine gidiyor. Myanmar’daki vatandaşlık yasasına göre Arakanlı Müslümanlar, ‘yerleşimci halk’ olarak görünüyor. Devlet dairesinde görev alamıyor. Doğan her çocuk Müslümanların başına iş açıyor. Her Müslüman, hükümetin isteği doğrultusunda ücretsiz olarak çalışmak zorunda.
Dünyanın sessiz bakışları arasında Myanmar’ın batısındaki Arakan bölgesinde Rohingya Müslümanlarına yönelik vahşet, dehşet verici boyutlara ulaştı. Genç kızlar tecavüze uğrarken, camiler ve evler içlerindeki kadın, çocuk ve yaşlılarla ateşe veriliyor. Binlerce müslümanın zorla göç ettirildiği ülkede, küçük çocuklar elleri bağlanıp nehre atılıyor. Arakan’da sadece bir günde bine yakın insan vahşi yöntemlerle katlediliyor.Arakan’da Müslüman köylerine elektrik verilmiyor, Müslümanların cep telefonu kullanması yasak, kullananlara 6 ay hapis cezası var. Erkekler yakalanmamak için dağlara kaçıyor. Kadınlar tecavüze uğramamak için denize atlıyor.Arakanlı Müslümanlar feryat ediyor: Bizden başka Müslüman var mı, varsa acımızı hissederdi.

90 binden fazla Müslüman evsiz kaldı. Ülkede Müslüman nüfusun yoğun olarak bulunduğu Arakan bölgesinde her gün tecavüzler, ev yakmalar, toplu sürgünler ve katliamlar gerçekleştiriliyor.Öte yandan Nisan ayındaki seçimler öncesi, “Katliamlar duracak. Bütün etnik unsurlar barış içinde yaşayacak” diyen ve bu sözüyle Müslümanların da desteğini alıp seçimleri kazanan eski cunta lideri, yeni Devlet Başkanı Thein Sein, verdiği sözden dönüp ‘Müslümanları, isteyen ülkeye gönderebiliriz ‘ diyerek Arakan’daki 4 milyona yakın insanın sürgün edileceği mesajı verdi. Eğer İslam dünyası harekete geçmez ve Thein Sein’in onay verdiği katliam durdurulmazsa, Güneydoğu Asya ülkesi Burma’daki Müslüman nüfus adeta ‘tarih’ olacak.
Burma kapalı bir ülke olduğu için dünyaya sesini duyuramıyor.Batı mültecilere değil Burma’daki muhaliflere sahip çıkıyor. Arakan’da gıda sıkıntısı da var. Nehirden elde ettikleri ürünlerle geçinmeye çalışıyorlar. Başbakanımız “Bugün Arakan bölgesinde insanlar ve insanlık katlediliyor. BM’yi burada göreve davet ediyoruz. Bir avuç Müslüman ne yazık ki oradaki ağırlıklı yönetim tarafından şu anda katlediliyor, yakılıyor. Bu bizim insani görevimiz.” diye konuştu.
Burma ya da diğer adıyla Myanmar’da Müslümanlar’a yönelik katliam hız kesmeden devam ediyor. Bölge insanı dünyaya “Lütfen yardım edin, yoksa hepimizi öldürecekler” diye feryad ediyor. Dünya medyası nedense hala buraya sessiz kalmayı tercih ediyor.

Bugün Myanmar’ı (Burma) baştan başa geçen iki ana hattan biri olan başkent Yangon ile Thayet arasındaki 300 millik demiryolu, Osmanlı askerleri tarafından yapılmıştır. Esir kaldıkları süre boyunca çalıştırılan Osmanlı askerlerinden 2 binden fazlası bir daha doğduğu toprakları göremeyecektir. Askerlerimizin bir kısmı evlenip Myanmar’da kalmışlar, bazıları Türkiye’ye dönmüştür.

MYANMAR (BURMA) TÜRK ŞEHİTLİĞİ
Myanmar‘daki Osmanlı-Türk mezarlıkları, ilk defa 1961′de ortaya çıkarılmıştır. Ülke genelinde Thayet Şehitliği dışında da birçok Türk mezarlığı olduğu söylenmektedir.Masrafları Türkiye’nin karşılamasıyla Thayet Myo Türk Şehitliği Projesi uygulanmaktadır

(Basından Derleme)

24

Temmuz
2012

GÜNCEL MERAK EDİLEN DİNİ KONULAR

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  488 Kez Okundu

-Oruçlunun serinlemek amacıyla ağza ve burna su almasında veya banyo yapmasında bir sakınca var mıdır?
-Bir kimsenin şek gününde “ramazan ise farz orucuna, şaban ise nafile orucuna niyet ettim” demesinin hükmü nedir?
– Oruçlu olan kimse taharet yaparken mak’adından içeriye su kaçırırsa orucu bozulur mu?
-Bir kadın adet gününü sanarak orucunu bozarsa ve o gün adet olmazsa kendisine kefaret gerekir mi?
-Ramazanda niyet etmeksizin oruç tutmayan kimseye kefaret gerekir mi?
-Oruçlu olan kişi yemeğin tuzuna bakabilir mi?
-Uçakla yolculuk yapan kimse ne vakit iftar eder?
– Hangi nafile oruç bozulunca kazası vacip olmaz?
-Ziyafet, nafile oruç bozmak için bir özür müdür?
-Kadının yüz bakım yaptırması caiz mıdır?
-Telefonla boşama olur mu?
-Genel bir helalık alır bütün kul hakları ortadan kalkar mı?
-Eşimle Benim Zekat Ve Kurban Hesabı Ayrı mı Tutulması Gerekiyor?
-Nikahta 2 den fazla şahit olur mu?
-Evlendikten sonra mehir değiştirilebilir mi?
– Hastaya serum ve kan vermek orucu bozar mı?
– İmsak vaktinden sonra temizlenen yani adeti sona eren bir kadın oruç tutabilir mi?
-Sahurda ezan okunurken yeme içmeye devam edilir mi?-
– Kaza oruçları altı gün oruçları yerine geçer mi?
-Bir kaç defa bilerek orucunu bozan kişinin kaç defa kefaret tutması gerekir?
– Oruç kefareti nedir? Ne zaman oruç kefareti ödemek gerekir ve nasıl ödenir?

-Oruçlu  bir kadın yüzüne krem   sürebilir mi?

-Halsiz  bir insan oruç tutabilir mi?

-Şiddetli derece    susayan veya   acıkan  oruçlu  ne  yapabilir?

-Kadının  özel günü   kaç gün  özür  sayılır ,orucunu   ne  zaman tutabilir?

-Peygamber Efendimizin kabri  neden   Medine dedir?

24

Temmuz
2012

4 HALİFE DÖNEMİ(632-661)

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  536 Kez Okundu

-Birinci Halifesi:Hazreti Ebû Bekir
Peygamberimiz Aleyhisselâmdan sonra Müslümanların din ve dünya işlerini idare edenlere “Halîfe” ve “Emîr” denilir. İslâmın ilk halifesi, Hazreti Ebû Bekir olup soyu yedinci göbekte Peygamberimiz Aleyhisselâm ile birleşir.
Hazreti Ebû Bekir, erkeklerden ilk iman eden, malının tamamına yakın kısmını Allah yolunda harcayan, Hazreti Bilâl gibi işkence gören Müslümanları kâfirlerin elinden satın alarak kurtaran, Peygamberimiz Aleyhisselâmın hicret arkadaşı ve kızı Hazreti Âişe ile evlenmesinden dolayı da kayınpederi olan en büyük dostudur.
Hazreti Ebû Bekir, iki sene üç ay süren halifeliği sırasında: Yemen, Necid ve Yemâme gibi yerlerde çıkan yalancı peygamberleri ortadan kaldırmış, dinden dönenleri, İslâmın emirlerinde gevşeklik gösterenleri yola getirmiş, Kur’an-ı Kerîm’in âyet ve sûrelerini bir araya toplatmıştır.
O’nun zamanında Hazreti Halid b. Velid’in emrindeki İslâm Orduları, Bizans ve İran Devletleri ile bir çok savaşlar yapmış ve her defasında yenerek geniş toprakları fethetmiş, Müslümanlığı yaymıştır.
Hazreti Ebû Bekir hicretin 13′üncü senesinde 63 yaşında irtihal etmiş, yerine Hazreti Ömer’i seçmiştir.
İkinci Halifesi:Hazreti Ömer
Hazreti Ebû Bekir’den sonra İslâmın ikinci halifesi olan Hazreti Ömer’in soyu, sekizinci göbekte Peygamberimiz Aleyhisselâm ile birleşir. Kızı Hazreti Hafsa ile evlenmesi sebebiyle Peygamberimiz Aleyhisselâmın kayınpederi olmuştur.
O’nun imana gelmesiyle, Müslümanlar ve kâfirlerin tarafı açıkça ayrılıp belli olduğu için Peygamberimiz Aleyhisselâm kendisine bu mânâyı dile getiren “Faruk” lâkabını vermiştir.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın ikinci, Hazreti Ebû Bekir’in de birinci veziri makamında, İslâm Dinine büyük hizmetlerde bulunan Hazreti Ömer’in adaleti bütün dünyaca meşhurdur. Adaleti sevdiği için, hatır ve gönüle bakmamış, dünya malına aldırış etmemiş, kanaat içerisinde çok sâde bir mümin olarak yaşamıştır.
Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında Bizans ve İran Devletleri ile yapılan bir çok savaşlar kazanılmıştır. Bunun sonucu olarak da İran Devleti tamamen ortadan silinmiş, Bizanslılar ise Mısır ve Kudüs’den Erzurum’a kadar topraklarının çoğunu Müslümanlara bırakıp kendi kabuğuna çekilmiştir. Böylece islâm Orduları Afrika’da Tunus’dan, Asya’da Kafkas Dağları ve Çin’e kadar olan yerleri fethetmişler, hazine paralarla dolup taşmıştır.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın hicreti, 17′nci yılında, Hazreti Ömer zamanında tarih başı olarak kabul edilmiştir. Müminlerin emiri, 10 yıl altı ay idareden sonra hicretin 23′üncü senesinde, 63 yaşında olduğu halde, Ebû Lü’lü adında bir Hıristiyan köle tarafından şehid edilmiştir.
Üçüncü Halifesi:Hazreti Osman
Hazreti Ömer’den sonra üçüncü halife seçilen Hazreti Osman, ilk Müslümanlardan olup Peygamberimiz Aleyhisselâmın soyu ile beşinci göbekte birleşir. Çok edeb ve hayâ sahibi, yumuşak huylu bir zât idi. Zengin olduğu için malının tamamına yakın kısmını Allah yolunda harcamış, büyük yardımlarda bulunmuştur. Peygamberimiz Aleyhisselâmın iki kızı ile evlenerek damadı olmak şerefini elde etmiştir.
Hazreti Osman’ın halifeliği 12 seneden 12 gün noksandır. Kur’an-ı Kerîm’in sûrelerini sırasına göre düzenlettirmiş, bugünkü haline getirterek nüshalarını çoğalttırmış ve her tarafa dağıttırmıştır.
Hazreti Osman devrinde Afrika’nın kuzey kısımları, Kıbrıs adası, Anadolu’nun içleri, Türkistan ve daha nice yerler, İslâm Ordularının eline geçti. İslâmın sınırları çok genişledi.
Hazreti Osman’ın son zamanlarında bazı iç karışıklıklar çıktı. Bunun sonucu olarak da hicretin 35′inci yılında, 80 yaşını geçtiği halde şehîd edildi.
-Dördüncü Halifesi:Hazreti Ali
Hazreti Osman’dan sonra İslâmın dördüncü halifesi seçilen Hazreti Ali, amcası Ebû Talib’in oğludur. 10 yaşında iken İslâmı kabul etmiş, kızı Hazreti Fâtıma ile evlendirmekle damadı olmuştur. Hazreti Ali’nin yiğitliği çok meşhurdur.
Hazreti Ali halife seçildikten sonra, bazı Müslümanlar Hazreti Osman’ın kanını dâvâ etmişler ve bu sebeplerle Cemel ile Sıffîn savaşları çıkmış, İslâm arasına ayrılık girmiştir.
Nihayet hicretin kırkıncı yılında, beş senelik halifelikten sonra Hazreti Ali şehîd edilmiştir. Hazreti Ali’nin yerine büyük oğlu Hazreti Hasan geçmiştir. Ancak yerini, altı ay sonra babası zamanında Şam’da halifeliğini ilân eden Hazreti Muaviye’ye bırakarak çekilmiştir. Böylece İslâm’da “Hulefâyı Râşidîn” denilen büyük halifeler devri sona ermiştir.

24

Temmuz
2012

Mekârim-i Ahlak ve Mehasin-i Edep

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  373 Kez Okundu

Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy” dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir.
Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy” dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke, ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı bir semere verir. Bu bakımdan ahlâk özellikleri güzel ve çirkin diye ikiye ayrılır. Şöyle ki: Güzel huylara ve bunların güzel meyve ve neticelerine: “Ahlâk-ı Hasene, Ahlâk-ı Hamide, Mehasin-i Ahlâk, Mekârim-i Ahlâk (Güzel Huylar)” adı verilir. Aksine çirkin huylara ve bunların meyvelerine de: “Ahlâk-ı Kabiha, Ahlâk-ı Zemîme, Mesavi-i Ahlâk, Rezail-i Ahlâk (Çirkin huylar)” denir. Örnek: Edeb, tevazu, kerem, birer güzel huy eseridir. Sefahet, kibir, cimrilik de birer çirkin huy eseridir. İşte bütün bu huylardan ve neticelerinden bahseden ilme “Ahlâk İlmi” denilmektedir. Ahlâk ilmi, nazarî ve amelî ahlâk diye iki kısma ayrılır. Nazarî ahlâk: Ahlâk esaslarına ve kanunlarına ait görüşleri ve fikirleri gösterir. Amelî Ahlâk: Ahlâkla ilgili görevlerin nelerden ibaret olduğunu bildirir. İnsanlar, hayatlarındaki uygulama bakımından Nazarî ahlâktan çok, Amelî ahlâka muhtaçtırlar.

24

Temmuz
2012

PEYGAMBER EFENDİMİZİN (a.s.v) SOYU VE YAKINLARI

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  686 Kez Okundu

Peygamber efendimiz Kureyş kabilesindendir.
= = =
Peygamber efendimiz soyu konusunda dedesi Abdülmuttalib’ten sonra yirminci atasına kadar zikredilmesine izin vermiştir. Buna göre O:
Muhammed (a.s.v) b. Abdullah b. Abdülmuttalib (Şeybe) b. Haşim (Amr) b. Abd-i Menaf (Mugire) b. Kusayy (Zeyd) b. Kilab b. Mürre b. Kâ’b b. Lüey b. Galip b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinâne b. Hüzeyme b. Müdrike (Amir) b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Maad b. Adnan’dır.

Peygamberimizin soyu Adnan’dan kırk ata sonra İsmail b. İbrahim’e (a.s.) gelip dayanır.
= = =

Peygamberimizin babası Haşim oğullarından Hz. Abdullah b. Abdülmuttalib’tir.
Peygamberimizin annesi Zühre oğullarından Hz. Amine bint-i Vehb’tir. Bu nedenle Zühre oğulları peygamberimizin dayısı durumundadır.
Ashab-ı Kiramdan Hz. Sa’d b Ebi Vakkas Zühre oğullarındandı. Peygamber efendimiz kendisine dayım diyerek iltifat buyururdu.
= = =
Peygamberimizin anneannesi Abdüddar oğullarından Berre bint-i Abdüluzza’dır.

Peygamberimizin babaannesi Mahzum oğullarından Fatıma bint-i Amr’dır.
Peygamberimizin anne yönünden dedesi Vehb b. Abd-i Menaf b. Zühre’dir.
Peygamberimizin baba yönünden dedesi Abdülmuttalib b. Haşim’dir.
Peygamberimiz soyca baba tarafından Haşim oğullarına, anne tarafından Zühre oğullarına, anneanne tarafından Abdüddar oğullarına, babaanne yönünden ise Mahzum oğullarına gelip dayanmaktadır.
= = =

Peygamberimizin dedesi Abdülmutalib’in annesi Selma bint-i Amr hatun Medine’de oturan Neccar oğullarındandı. Bu nedenle Neccar oğulları peygamberimize dayı düşmekteydiler.
Peygamberimizin dedesinin dedesi Abd. Menaf b. Kusayy’ın annesi Cürhümî’lerden (Huzaâ’lardan) Hubba Hatun idi.
= = =
Sakiflerden Benî Sa’d b Bekir kabilesi peygamberimize süt anneliği ve kardeşliği yönünden yakındılar.
= = =
Peygamberimizin büyük, büyük dedesi Kusayy b. Kilab’ın annesi Fatıma bint-i Sa’d, kocasının ölümünden sonra Kudaâ’lardan Rebia b Haram ile evlenmiş olduğundan peygamberimizle Kudaâlar arasında akrabalık bağı kurulmuştur.
= = =

Peygamberimizin zevceleri:

1-Ümmül müminin Hz. Hatice bint-i Hüveylid (r.anha)

2- Ümmül müminin Hz. Sevde bint-i Zem’a (r.anha)

3- Ümmül müminin Hz. Aişe bint-i Ebu Bekir (a.anha)

4- Ümmül müminin Hz. Meymune (r.anha)

5- Ümmül müminin Hz. Ümmü Habibe (r.anha)

6- Ümmül müminin Hz. Ümmü Seleme (r.anha)

7- Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Cahş (r.anha)

8- Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Huzeyme (r.anha)

9- Ümmül müminin Hz. Safiye (r:anha)

10- Ümmül müminin Hz. Hafsa bint-i Ömer (r.anha)

11- Ümmül müminin Cüveyriye bint- Haris (r.anha)

12- Ümmül müminin Hz. Mariye (r.anha

Ümmül müminin Hz. Hatice bint-i Hüveylid (r.anha) ile Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Huzeyme (r.anha) peygamberimizin sağlığında vefat etmişlerdir.
Peygamber efendimizin vefatından sonra Ümmülmüminin olan hanımları içinde ilk vefat eden Zeynep bint-i Cahş (r.anha) en son vefat eden ise Hz. Ümmü Seleme’dir (r.anha)
= = =
Peygamberimizin erkek evlatları:
1-Hz. Kasım.
2-Hz. Abdullah
3-Hz. Tayip
4- Hz. Tahir
5-Hz. İbrahim
= = =
Peygamberimizin kız evlatları:
1-Hz. Zeynep (r.anha)
2-Hz. Rukayye (r.anha)
3-Hz. Ümmü Külsüm (r.anha)
4-Hz. Fatımatüzzehra (r.anha)
Hz. İbrahim dışındaki evlatlarının annesi Hz. Hatice bint-i Hüveylid’tir. Hz. İbrahim’in annesi Hz. Mariye’dir.
Bazı kaynaklarda Hz. Tayip ve Hz. Tahir’in aynı çocuk olduğu şeklinde bir rivayet vardır. Bu rivayet doğru ise peygamberimizin dört kız, dört erkek evladı olmuş olur.
Peygamberimizin erkek evlatlarının hepside küçük yaşlarda vefat etmişlerdir.
Hz. Fatıma dışındaki bütün evlatları peygamberimizin sağlığında vefat etmişlerdir.
Bu durumda peygamberimiz bazı kaynaklara göre sekiz, bazı kaynaklara göre de yedi defa evlat acısını tatmış, iki hanımını da kendi elleriyle defnetmiştir.
= = =
Peygamberimizin damatları:
1-Ebul’As (r.a) (Hz. Zeyneb’in kocasıdır.)
2-Hz. Osman b. Affan (r.a) (Hz. Rukayye ile Hz. Ümmü Külsüm’ün kocasıdır.
3-Hz. Ali b. Ebu Talip (k.v) (Hz. Fatımatüzzehra’nın kocasıdır.
= = =
Peygamberimizin erkek torunları:
1-Abdullah b. Osman (Annesi Hz. Rukayye’dir)
2-Hasan b. Ali (r.a) (Annesi Hz. Fatımatüzzehra’dır.)
3-Hüseyin b. Ali (r.a) (Annesi Hz. Fatımatüzehra’dır.
Peygamberimizin kız torunları:
1-Hz.Zeyneb bint-i Ali (Annesi Hz. Fatımatüzzehra’dır.
2-Hz.Ümmü Külsüm Bint-i Ali (Annesi Hz. Fatımatüzzehra’dır.)
Peygamber efendimizin ilk sütannesi amcası Abdüluzza’nın (Ebu Leheb’in) cariyesi Süveybe Hatundur.
= = =
Peygamberimizin süt kardeşleri
Süveybe hatun oğlu Mesruk ile birlikte peygamber efendimizi, Hz. Hamza b. Abdülmuttalib’i (r.a) ve Ebu Seleme b. Abdülesed’i (r.a) de emzirmiştir.
Peygamberimizin ikinci süt annesi Benî Sa’d b Bekir kabilesinden Ebu Zueyb Abdullah b. Haris’in hanımı Halime Hatun’dur.
Buna göre peygamberimizin sütkardeşleri:
Mesruk (Süveybe hatun emzirdi)
Hz. Hamza b. Abdülmuttalib (r.a) (Süveybe hatun emzirdi)
Ebu Seleme b. Abdülesed (r.a) (Süveybe hatun emzirdi)
Abdullah b. Abdullah (Halime hatun emzirdi)
Şeyma bint-i Abdullah (Halime hatun emzirdi)
Üneyse bint-i Abdullah’tır. (Halime hatun emzirdi)
= = =

Peygamberimizin dadısı Ümmü Eymen Bereke’dir.
Peygamberimizin gerçek annesi yerine koyup sevip, saydığı ve diğerlerinden ayrı tutup değer verdiği dört kadın vardır.
Bunlar:
1-Halime hatun (peygamberimizin sütannesi)
2-Fatıma bint-i Esed (r.anha) (Ebu Talib’in hanımı. Peygamberimizi ba-kıp, büyüten kadın.)
3-Ümmü Eymen Bereke (r.anha) (Peygamberimizin dadısı)
4-Süveybe hatun (Doğduğunda peygamberimizi emziren kadın)
Peygamberimiz sağlıklarında bu dört kadını sık, sık ziyaret eder, sevgi ve saygı gösterir, ikramlarda bulunurdu.
= = =
Peygamberimizin amcaları (yaş sırasına göre):
1-Haris..Annesi Semra Bint-i Cündüb’tür
2-Zübeyr..Annesi Fatıma Bint-i Amr
3-Ebu Talib (Abd-i Menaf)Annesi Fatıma bint-i Amr
4-Ebu Leheb (Abdüluzza). Annesi Lübna Bint-i Hacer
5-Kusem.. Annesi Fatıma Bint-i Amr
6-Dırar… Annesi Nüteyle Bint-i Cenab
7-Mukavvim(Abdülkâbe).Annesi Hale Bint-i Vüheyb
8-Hacl (Kaydak)..Annesi Hale Bint-i Vüheyb
9-Abbas..Annesi Nüteyle Bint-i Cenab
10-Hamza..Annesi Hale Bint-i Vüheyb’dir.
Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib en büyük oğlu Haris’e nispetle Ebül Haris künyesiyle künyelenmiştir. Beş numarada belirtilen Kusem küçük yaşta vefat etmiştir.
= = =
Peygamberimizin halaları olan Abdülmuttalib’in kızları ve bu kızların anneleri şunlardır.
1-Safiyye..Annesi Hâle Bint-i Vüheyb
2-Ümmü Hakîm Beyza.. Annesi Fatıma bint-i Amr
3-Âtike.. Annesi Fatıma bint-i Amr
4-Ümeyme… Annesi Fatıma bint-i Amr .
5-Ervâ…. Annesi Fatıma bint-i Amr
6-Berre …. Annesi Fatıma bint-i Amr
= = =
Peygamberimizin amcaoğulları:
1-Talib b. EbuTalib
2-Âkil b. Ebu talib
3-Cafer b. Ebu Talib (r.a)
4-Ali b. Ebu Talib (k.v)
5-Utbe b. Abdüluzza (Ebu Leheb)
6-Uteybe b. Abdüluzza (Ebu Leheb)
7-Abdullah b. Abbas (r.a)
8-Fadl b. Abbas (r.a)
9-Kusem b.Abbas (r.a)
= = =
Peygamberimizin amcakızları:
1-Ümmü Hani Fahite bint-i Ebu Talib (r.anha)
2-Fatıma bint-i Hamza b. Abdülmuttalib (r.anha)
= = =
Peygamberimizin halaoğulları:
1-Zübeyr b. Avvam ( Annesi Hz. Safiye bint-i Abdülmuttalip)
Zübeyr b. Avvam aynı zamanda Ümmülmüminin Hz. Hatice Bint-i Huveylid’in kardeşi Avvam’ın oğludur. Bu nedenle Hz. Hatice Zübeyr b. Avvam’ın halasıdır. Zübeyr b. Avvam’ın hanımı Esma Bint-i Ebu Bekir Ümmül-müminin Hz. Aişe Bint-i Ebubekir’in ablasıdır. Hz. Aişe Abdullah B. Zübeyr’in teyzesi olur.
2-Tuleyp b. Ümeyr (Annesi Hz. Erva Bint-i Abdülmuttalip)
= = =
Peygamberimizim halakızları:
1-Ümmülmüminin Hz. Zeynep bint-i Cahş
= = =
Peygamberimizin üveyoğulları:
1-Hind b.Ebi Hâle (r.a) (Annesi Hz. Hatice)
2-Hâle b. Ebi Hâle (r.a) (Annesi Hz Hatice)
3-Seleme b.Abdülesed (r.a) Annesi Ümmü Seleme
= = =
Peygamberimizin üvey kızları:
1-Hind bint-i Âtik (Annesi Hz. Hatice)
= = =
Peygamberimizin azatlıları:
1-Zeyd b. Harise
2-Ebi Kebşe
3-Enese

23

Temmuz
2012

RAVZA-İ MUTAHHARA

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  526 Kez Okundu

Ravza, bahçe ve cennet anlamlarına gelir Ravza-i Mutahhara geniş anlamıyla, âlemlerin Efendisi Hz Muhammed (sas)’in medfün bulunduğu yer ve Mescid-i Nebi demek ise de, özel manasıyla Mescid-i Nebi’nin içinde Hz Peygamber (sas)’in kabr-i saadetleriyle minber-i şerif arasında kalan kısım demektir Bu yer 10 m genişliğinde ve 20 m uzunluğunda 200 m2 lik bir sahadır Bu alanın fazileti ile ilgili olarak Allah Resulu şöyle buyurur: “Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 268)
Medine’de bulunan Mescid-i Nebi’nin fazileti hakkında Allah elçisi şöyle buyurur: “Fazla sevap umarak, içinde namaz ve ibadet için şu üç mescid dışında hiç bir mescid için yolculuk yapmak uygun olmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ” (Tecrid, IV,199); Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan (sevap yönüyle) daha hayırlıdır” (Tecrid, IV, 249) Zikredilen faziletleri bünyesinde bulunduran mescidde, Hz Muhammed (sas)’in medfûn bulunduğu “Hücre-i Saadet”, Kâbe dahil yeryüzünün her noktasından, göklerden ve arştan daha üstün ve şerefli kabul edilmiştir (Tecrid, IV 258) Kabr-i saadetlerini ziyaretin faziletiyle ilgili olarak şu iki hadis zikredilir: “Kabrimi ziyaret edene şefaatim sabit bir hak olur” ; Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir” (Acluni, Keşful-Hafâ, Beyrut 1351, II, 250) Bu hadisler göz önüne alınınca, Medine’de Hz Peygamber (sas)’in kabrini ziyaret etmenin ve bu Mescid’de namaz kılmanın sevabı kendiliğinden ortaya çıkar Bundan dolayı müslümanlar, gerek hac ve gerekse umre için yaptıkları seyahatlarda bu mübarek yerin ziyaretine çok önem verir Bu mescid ve kabri ziyaret, İslam âlimlerince mendûb bir amel olarak kabul edilmiştir Öte yandan Hanefi bilginleri, mâlî durumları elverişli olan kimseler için bu ziyareti vâcib derecesinde saymışlar; bir zaruret olmaksızın terkedilmesini büyük bir gaflet ve katı yüreklilik olarak kabul etmişlerdir
Mescid-i Nebî ve kabr-i saadetin hac ibadetinden önce veya sonra ziyaret edilmesi caizdir Ancak Medine-i Münevvere, hacının yolu üzerinde bulunmadığı takdirde yapılan hac farz ise, merkad-i saadetin hacdan sonra ziyaret edilmesi daha uygun görülmüştür Böylece günahlardan arınılmış halde Hz Peygamber (sas)’in huzuruna çıkılmış olur Fakat Medine, Mekke’ye giderken hacının yol uğrağı ise, önce Resulullah’ın kabr-i şerifini ziyaret etmek gerekir Bu durumda kabr-i saadetin ziyaretini hacdan sonraya bırakmak, kişinin katı yürekli olduğuna işarettir Eğer yapılan hac nafile ise, kabr-i saadetin hacdan önce veya sonra ziyareti arasında fark yoktur Her hacı kendi durumuna göre hareket etme serbestisine sahiptir

23

Temmuz
2012

SELAM NEDİR

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  326 Kez Okundu

SELAM DUADIR, BEREKETTİR, RAHMETTİR, GÜVENDİR, HAKTIR, SAYGIDIR, BARIŞTIR, DOSTLUKTUR.

Toplam 195 sayfa, 120. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030118119120121122130140150...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.