24

Temmuz
2012

Güncel Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  363 Kez Okundu

-Aşere-i Mübeşşere kimlerdir?
-Hendek savaşı için hendek kazma fikrini ortaya atan sahabe kimdir?
-Ramazan ayı bütün günahları siler mi?
-Oruçlu iken saça kına koyulur mu?
-K.Kerim de kaç yer de tilavet secdesi vardır?
-Oruçlu iken yüze krem sürülür mü?
-Mihrab ve Minber ne demektir?
-Hücere-i Saadet ne demektir?
-Ezanı ilk defa kim okudu?
-

24

Temmuz
2012

CANIM ANNEM CANIM BABAM

Yazar: arafat  |  Kategori: MEDiNE iLAHiLERİ  |  Yorum: Yok   |  690 Kez Okundu

Nere gitsem sanki peşimde bir gölge,
Anne baba duasıdır yükselir göğe,
Ana babaya hürmet eskimez belge,
Canım anam –babam sizi özledim.

Ana baba dua ederse eğer işin yürür,
Olmazsa duaları düz ovada sürünür,
Hürmetin varsa evlattan hürmet görür,
Canım ana babam sizi özledim.

Aç olsam aşım, üşürsem olur ısım,
Onlarsız asla geçmez uzun kışım,
Üzülürseler eğer uçamaz kuşum,
Canım annen babam sizi özledim.

Hayatlarınında kıymetini bilelim,
Onların hayır dolu dualarını alalım,
Onlara hürmet ile hayat bulalım,
Canım annen babam sizi özledim.

Öf deme onlara titrer gönülleri,
Hürmet etki sana dua etsin elleri,

Gönül yuvasına eksik etme dilleri,
Ca nım anam babam sizi özledim.

(N.Yıldız)

24

Temmuz
2012

Myanmar, Burma ya da Birmanya/Arakanlı Müslümanlar

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  398 Kez Okundu

Myanmar, Burma ya da Birmanya, Güneydoğu Asya’da, Andaman Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Bangladeş,Çin,Hindistan, Laos, ve Taylandarasında yer alan ülke.
Myanmar’da gelişkin bir Buda uygarlığı var¬dır. Terk edilmiş bir kent olan Pagan’da bu uygarlıktan izler görülür. Kentte 9-13. yüz¬yıllar arasında yapılmış binlerce Buda tapına¬ğı bulunmaktadır.11-19. yüzyıllarda Birmanya prensleri ara¬sında amansız savaşlar oldu. 1820′de büyük Myanmar Generali Maha Bandula, Hindis¬tan’ın İmphal (Manipur) ve Assam eyaletleri¬ni ele geçirip Bengal’e yönelince, o zaman Hindistan’a egemen olan İngilizler Myanmar’ya savaş açtılar. Maha Bandula geri püs¬kürtüldü ve Myanmarlılar yalnızca Assam ve İmphal üzerindeki isteklerinden vazgeçmekle kalmadılar, aynı zamanda Aşağı Birmanya’ nin Arakan ve Tenasserim bölgelerini de İngilizler’e bırakmaya zorlandılar. 1826-82′de ingilizler, Aşağı Myanmar’ı adım adım ele geçirdiler. Kral Thibavv’la 1886′da yapılan savaştan sonra, başkenti Mandalay olan Yu¬karı Birmanya da İngilizler’in denetimi altına girdi. 1919′dan 1937′ye kadar Myanmar, “Birmanya” adı altında Hin¬distan’ın bir eyaleti olarak İngiliz yönetimin¬de kaldı.Başkenti Naypyidaw,Resmi dili Burmaca,yönetim biçimi Başkanlık sistemi,Başkabı Thein Sein,4 Ocak 1948 de kuruluşunu ilan etti.Nüfusu 50 milyon civarındadır.
.

24

Temmuz
2012

Burma’ya İlk İslamın Girişi

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR, iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  368 Kez Okundu

Burma’da 50 milyon nüfusu bulunan Burma’nın yüzde 15′ini Müslümanlar oluşturmaktadır. Geri kalan nüfusun büyük bir çoğunluğu Budisttir. Müslümanların büyük ekseriyeti, ülkenin Arakan adlı bölgesinde yaşamaktadır. islam’ın ülkeye girişİ ilk kez Hicri birinci asırda Müslüman tacirler aracılığıyla olmuştur. Allah Resulünün (s.a.v) sahabelerinden Vakkas bin Malik (r.a) ve bir grup arkadaşı bu ülkeye ilk ayak basan Müslüman tacirlerdir. Daha sonra Müslümanların bu ülke ile ticaretleri artmıştır. Hicri ikinci asırda Müslüman tacirler ait bir gemi Arakan’a yakın Bengal Körfez’inde batmış ve gemideki onlarca Müslüman karaya çıktıktan sonra bir daha ülkelerine dönmemişlerdir. Arakan’a yerleşen bu Müslümanların islam’ın Burma’da yayılmasında büyük emekleri geçmiştir. Burmalı Müslümanlar Arakan’da 1430 yılında bir islam devleti kurarlar. Bu devlet 350 yıl varlığını korur. Ancak bu dönemin sonunda Arakan’ı işgal ederek islam devletini ortadan kaldırdılar. 1784 yılında Müslümanların siyasi iktidarı kaybetmelerinden hemen sonra Burmalı Budistler, Müslümanları ezmeye, fiziksel olarak imha etmeye yönelik bir politika uyguladılar.

24

Temmuz
2012

Arakan’da Müslüman Katliamı

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  661 Kez Okundu

 LÜTFEN YARDIM EDİN ;YOKSA HEPİMİZİ ÖLDÜRECEKLER.ARAKAN DA BUDİSTLER KATLİAM YAPIYOR

Muslime werden in einer Stelle getötet wird, BITTE HELFEN

Muslims are being killed in a digit is PLEASE HELP

Les musulmans sont tués par un chiffre est S’IL VOUS PLAÎT AIDE

Dünya Uzakdoğu’daki katliamı görmüyor. Bölgedeki budistler hergün yüzlerce Müslümanı katlediyor.Tayland’ın komşularından Myanmar’ın batısındaki Arakan (Rakhine) eyaletindeki Rohingya Müslümanlarını hedef alan şiddet olaylarında son bir ay içerisinde 1000′den fazla Müslüman katledildi. Son bir ay içerisinde 1000′den fazla Müslüman katledilince, Arakanlı Müslümanlar Bangladeş’e sığınmak istedi. Fakat Bangladeş hükümeti, siyasi şartların ve maddi imkanlarının yetersiz olması sebebi ile bunu kabul etmiyor. Bangladeş’e girmeyi başaran yaralılar da kaçak olarak gelebiliyor. Tedavi olmakta bile zorlanıyorlar. Camileri yakıyorlar. Camilerin etrafını kuşatarak Cuma namazına gidilmesini bile engelliyorlar.
Kendi bölgesinde hakimiyet kurmaya çalışan Myanmar hükümeti, Müslümanları katlediyor. İngilizlerin o bölgede işçiye ihtiyacı vardı ve Hindistan’dan Müslümanları buraya getirmişti. Arakanlılar şimdi dışlansalar da yüzyıllardır oradalar. Orası Arakanlı Müslümanların kendi toprağıdır. Arakan’da iki toplum yaşıyor. Yerli halk Müslümanlardan ve Rakhine Budistlerinden oluşturuyor. Müslümanlara karşı bir öfke var. Myanmar hükümeti Budizm milliyetçiliğini savunduğu için (Budist) Rakhinelere dokunmuyor. Rakhineleri kışkırtan Myanmar hükümeti, Müslümanların üzerine gidiyor. Myanmar’daki vatandaşlık yasasına göre Arakanlı Müslümanlar, ‘yerleşimci halk’ olarak görünüyor. Devlet dairesinde görev alamıyor. Doğan her çocuk Müslümanların başına iş açıyor. Her Müslüman, hükümetin isteği doğrultusunda ücretsiz olarak çalışmak zorunda.
Dünyanın sessiz bakışları arasında Myanmar’ın batısındaki Arakan bölgesinde Rohingya Müslümanlarına yönelik vahşet, dehşet verici boyutlara ulaştı. Genç kızlar tecavüze uğrarken, camiler ve evler içlerindeki kadın, çocuk ve yaşlılarla ateşe veriliyor. Binlerce müslümanın zorla göç ettirildiği ülkede, küçük çocuklar elleri bağlanıp nehre atılıyor. Arakan’da sadece bir günde bine yakın insan vahşi yöntemlerle katlediliyor.Arakan’da Müslüman köylerine elektrik verilmiyor, Müslümanların cep telefonu kullanması yasak, kullananlara 6 ay hapis cezası var. Erkekler yakalanmamak için dağlara kaçıyor. Kadınlar tecavüze uğramamak için denize atlıyor.Arakanlı Müslümanlar feryat ediyor: Bizden başka Müslüman var mı, varsa acımızı hissederdi.

90 binden fazla Müslüman evsiz kaldı. Ülkede Müslüman nüfusun yoğun olarak bulunduğu Arakan bölgesinde her gün tecavüzler, ev yakmalar, toplu sürgünler ve katliamlar gerçekleştiriliyor.Öte yandan Nisan ayındaki seçimler öncesi, “Katliamlar duracak. Bütün etnik unsurlar barış içinde yaşayacak” diyen ve bu sözüyle Müslümanların da desteğini alıp seçimleri kazanan eski cunta lideri, yeni Devlet Başkanı Thein Sein, verdiği sözden dönüp ‘Müslümanları, isteyen ülkeye gönderebiliriz ‘ diyerek Arakan’daki 4 milyona yakın insanın sürgün edileceği mesajı verdi. Eğer İslam dünyası harekete geçmez ve Thein Sein’in onay verdiği katliam durdurulmazsa, Güneydoğu Asya ülkesi Burma’daki Müslüman nüfus adeta ‘tarih’ olacak.
Burma kapalı bir ülke olduğu için dünyaya sesini duyuramıyor.Batı mültecilere değil Burma’daki muhaliflere sahip çıkıyor. Arakan’da gıda sıkıntısı da var. Nehirden elde ettikleri ürünlerle geçinmeye çalışıyorlar. Başbakanımız “Bugün Arakan bölgesinde insanlar ve insanlık katlediliyor. BM’yi burada göreve davet ediyoruz. Bir avuç Müslüman ne yazık ki oradaki ağırlıklı yönetim tarafından şu anda katlediliyor, yakılıyor. Bu bizim insani görevimiz.” diye konuştu.
Burma ya da diğer adıyla Myanmar’da Müslümanlar’a yönelik katliam hız kesmeden devam ediyor. Bölge insanı dünyaya “Lütfen yardım edin, yoksa hepimizi öldürecekler” diye feryad ediyor. Dünya medyası nedense hala buraya sessiz kalmayı tercih ediyor.

Bugün Myanmar’ı (Burma) baştan başa geçen iki ana hattan biri olan başkent Yangon ile Thayet arasındaki 300 millik demiryolu, Osmanlı askerleri tarafından yapılmıştır. Esir kaldıkları süre boyunca çalıştırılan Osmanlı askerlerinden 2 binden fazlası bir daha doğduğu toprakları göremeyecektir. Askerlerimizin bir kısmı evlenip Myanmar’da kalmışlar, bazıları Türkiye’ye dönmüştür.

MYANMAR (BURMA) TÜRK ŞEHİTLİĞİ
Myanmar‘daki Osmanlı-Türk mezarlıkları, ilk defa 1961′de ortaya çıkarılmıştır. Ülke genelinde Thayet Şehitliği dışında da birçok Türk mezarlığı olduğu söylenmektedir.Masrafları Türkiye’nin karşılamasıyla Thayet Myo Türk Şehitliği Projesi uygulanmaktadır

(Basından Derleme)

24

Temmuz
2012

GÜNCEL MERAK EDİLEN DİNİ KONULAR

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  482 Kez Okundu

-Oruçlunun serinlemek amacıyla ağza ve burna su almasında veya banyo yapmasında bir sakınca var mıdır?
-Bir kimsenin şek gününde “ramazan ise farz orucuna, şaban ise nafile orucuna niyet ettim” demesinin hükmü nedir?
– Oruçlu olan kimse taharet yaparken mak’adından içeriye su kaçırırsa orucu bozulur mu?
-Bir kadın adet gününü sanarak orucunu bozarsa ve o gün adet olmazsa kendisine kefaret gerekir mi?
-Ramazanda niyet etmeksizin oruç tutmayan kimseye kefaret gerekir mi?
-Oruçlu olan kişi yemeğin tuzuna bakabilir mi?
-Uçakla yolculuk yapan kimse ne vakit iftar eder?
– Hangi nafile oruç bozulunca kazası vacip olmaz?
-Ziyafet, nafile oruç bozmak için bir özür müdür?
-Kadının yüz bakım yaptırması caiz mıdır?
-Telefonla boşama olur mu?
-Genel bir helalık alır bütün kul hakları ortadan kalkar mı?
-Eşimle Benim Zekat Ve Kurban Hesabı Ayrı mı Tutulması Gerekiyor?
-Nikahta 2 den fazla şahit olur mu?
-Evlendikten sonra mehir değiştirilebilir mi?
– Hastaya serum ve kan vermek orucu bozar mı?
– İmsak vaktinden sonra temizlenen yani adeti sona eren bir kadın oruç tutabilir mi?
-Sahurda ezan okunurken yeme içmeye devam edilir mi?-
– Kaza oruçları altı gün oruçları yerine geçer mi?
-Bir kaç defa bilerek orucunu bozan kişinin kaç defa kefaret tutması gerekir?
– Oruç kefareti nedir? Ne zaman oruç kefareti ödemek gerekir ve nasıl ödenir?

-Oruçlu  bir kadın yüzüne krem   sürebilir mi?

-Halsiz  bir insan oruç tutabilir mi?

-Şiddetli derece    susayan veya   acıkan  oruçlu  ne  yapabilir?

-Kadının  özel günü   kaç gün  özür  sayılır ,orucunu   ne  zaman tutabilir?

-Peygamber Efendimizin kabri  neden   Medine dedir?

24

Temmuz
2012

4 HALİFE DÖNEMİ(632-661)

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  528 Kez Okundu

-Birinci Halifesi:Hazreti Ebû Bekir
Peygamberimiz Aleyhisselâmdan sonra Müslümanların din ve dünya işlerini idare edenlere “Halîfe” ve “Emîr” denilir. İslâmın ilk halifesi, Hazreti Ebû Bekir olup soyu yedinci göbekte Peygamberimiz Aleyhisselâm ile birleşir.
Hazreti Ebû Bekir, erkeklerden ilk iman eden, malının tamamına yakın kısmını Allah yolunda harcayan, Hazreti Bilâl gibi işkence gören Müslümanları kâfirlerin elinden satın alarak kurtaran, Peygamberimiz Aleyhisselâmın hicret arkadaşı ve kızı Hazreti Âişe ile evlenmesinden dolayı da kayınpederi olan en büyük dostudur.
Hazreti Ebû Bekir, iki sene üç ay süren halifeliği sırasında: Yemen, Necid ve Yemâme gibi yerlerde çıkan yalancı peygamberleri ortadan kaldırmış, dinden dönenleri, İslâmın emirlerinde gevşeklik gösterenleri yola getirmiş, Kur’an-ı Kerîm’in âyet ve sûrelerini bir araya toplatmıştır.
O’nun zamanında Hazreti Halid b. Velid’in emrindeki İslâm Orduları, Bizans ve İran Devletleri ile bir çok savaşlar yapmış ve her defasında yenerek geniş toprakları fethetmiş, Müslümanlığı yaymıştır.
Hazreti Ebû Bekir hicretin 13′üncü senesinde 63 yaşında irtihal etmiş, yerine Hazreti Ömer’i seçmiştir.
İkinci Halifesi:Hazreti Ömer
Hazreti Ebû Bekir’den sonra İslâmın ikinci halifesi olan Hazreti Ömer’in soyu, sekizinci göbekte Peygamberimiz Aleyhisselâm ile birleşir. Kızı Hazreti Hafsa ile evlenmesi sebebiyle Peygamberimiz Aleyhisselâmın kayınpederi olmuştur.
O’nun imana gelmesiyle, Müslümanlar ve kâfirlerin tarafı açıkça ayrılıp belli olduğu için Peygamberimiz Aleyhisselâm kendisine bu mânâyı dile getiren “Faruk” lâkabını vermiştir.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın ikinci, Hazreti Ebû Bekir’in de birinci veziri makamında, İslâm Dinine büyük hizmetlerde bulunan Hazreti Ömer’in adaleti bütün dünyaca meşhurdur. Adaleti sevdiği için, hatır ve gönüle bakmamış, dünya malına aldırış etmemiş, kanaat içerisinde çok sâde bir mümin olarak yaşamıştır.
Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında Bizans ve İran Devletleri ile yapılan bir çok savaşlar kazanılmıştır. Bunun sonucu olarak da İran Devleti tamamen ortadan silinmiş, Bizanslılar ise Mısır ve Kudüs’den Erzurum’a kadar topraklarının çoğunu Müslümanlara bırakıp kendi kabuğuna çekilmiştir. Böylece islâm Orduları Afrika’da Tunus’dan, Asya’da Kafkas Dağları ve Çin’e kadar olan yerleri fethetmişler, hazine paralarla dolup taşmıştır.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın hicreti, 17′nci yılında, Hazreti Ömer zamanında tarih başı olarak kabul edilmiştir. Müminlerin emiri, 10 yıl altı ay idareden sonra hicretin 23′üncü senesinde, 63 yaşında olduğu halde, Ebû Lü’lü adında bir Hıristiyan köle tarafından şehid edilmiştir.
Üçüncü Halifesi:Hazreti Osman
Hazreti Ömer’den sonra üçüncü halife seçilen Hazreti Osman, ilk Müslümanlardan olup Peygamberimiz Aleyhisselâmın soyu ile beşinci göbekte birleşir. Çok edeb ve hayâ sahibi, yumuşak huylu bir zât idi. Zengin olduğu için malının tamamına yakın kısmını Allah yolunda harcamış, büyük yardımlarda bulunmuştur. Peygamberimiz Aleyhisselâmın iki kızı ile evlenerek damadı olmak şerefini elde etmiştir.
Hazreti Osman’ın halifeliği 12 seneden 12 gün noksandır. Kur’an-ı Kerîm’in sûrelerini sırasına göre düzenlettirmiş, bugünkü haline getirterek nüshalarını çoğalttırmış ve her tarafa dağıttırmıştır.
Hazreti Osman devrinde Afrika’nın kuzey kısımları, Kıbrıs adası, Anadolu’nun içleri, Türkistan ve daha nice yerler, İslâm Ordularının eline geçti. İslâmın sınırları çok genişledi.
Hazreti Osman’ın son zamanlarında bazı iç karışıklıklar çıktı. Bunun sonucu olarak da hicretin 35′inci yılında, 80 yaşını geçtiği halde şehîd edildi.
-Dördüncü Halifesi:Hazreti Ali
Hazreti Osman’dan sonra İslâmın dördüncü halifesi seçilen Hazreti Ali, amcası Ebû Talib’in oğludur. 10 yaşında iken İslâmı kabul etmiş, kızı Hazreti Fâtıma ile evlendirmekle damadı olmuştur. Hazreti Ali’nin yiğitliği çok meşhurdur.
Hazreti Ali halife seçildikten sonra, bazı Müslümanlar Hazreti Osman’ın kanını dâvâ etmişler ve bu sebeplerle Cemel ile Sıffîn savaşları çıkmış, İslâm arasına ayrılık girmiştir.
Nihayet hicretin kırkıncı yılında, beş senelik halifelikten sonra Hazreti Ali şehîd edilmiştir. Hazreti Ali’nin yerine büyük oğlu Hazreti Hasan geçmiştir. Ancak yerini, altı ay sonra babası zamanında Şam’da halifeliğini ilân eden Hazreti Muaviye’ye bırakarak çekilmiştir. Böylece İslâm’da “Hulefâyı Râşidîn” denilen büyük halifeler devri sona ermiştir.

24

Temmuz
2012

Mekârim-i Ahlak ve Mehasin-i Edep

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  362 Kez Okundu

Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy” dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir.
Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy” dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke, ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı bir semere verir. Bu bakımdan ahlâk özellikleri güzel ve çirkin diye ikiye ayrılır. Şöyle ki: Güzel huylara ve bunların güzel meyve ve neticelerine: “Ahlâk-ı Hasene, Ahlâk-ı Hamide, Mehasin-i Ahlâk, Mekârim-i Ahlâk (Güzel Huylar)” adı verilir. Aksine çirkin huylara ve bunların meyvelerine de: “Ahlâk-ı Kabiha, Ahlâk-ı Zemîme, Mesavi-i Ahlâk, Rezail-i Ahlâk (Çirkin huylar)” denir. Örnek: Edeb, tevazu, kerem, birer güzel huy eseridir. Sefahet, kibir, cimrilik de birer çirkin huy eseridir. İşte bütün bu huylardan ve neticelerinden bahseden ilme “Ahlâk İlmi” denilmektedir. Ahlâk ilmi, nazarî ve amelî ahlâk diye iki kısma ayrılır. Nazarî ahlâk: Ahlâk esaslarına ve kanunlarına ait görüşleri ve fikirleri gösterir. Amelî Ahlâk: Ahlâkla ilgili görevlerin nelerden ibaret olduğunu bildirir. İnsanlar, hayatlarındaki uygulama bakımından Nazarî ahlâktan çok, Amelî ahlâka muhtaçtırlar.

24

Temmuz
2012

PEYGAMBER EFENDİMİZİN (a.s.v) SOYU VE YAKINLARI

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  679 Kez Okundu

Peygamber efendimiz Kureyş kabilesindendir.
= = =
Peygamber efendimiz soyu konusunda dedesi Abdülmuttalib’ten sonra yirminci atasına kadar zikredilmesine izin vermiştir. Buna göre O:
Muhammed (a.s.v) b. Abdullah b. Abdülmuttalib (Şeybe) b. Haşim (Amr) b. Abd-i Menaf (Mugire) b. Kusayy (Zeyd) b. Kilab b. Mürre b. Kâ’b b. Lüey b. Galip b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinâne b. Hüzeyme b. Müdrike (Amir) b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Maad b. Adnan’dır.

Peygamberimizin soyu Adnan’dan kırk ata sonra İsmail b. İbrahim’e (a.s.) gelip dayanır.
= = =

Peygamberimizin babası Haşim oğullarından Hz. Abdullah b. Abdülmuttalib’tir.
Peygamberimizin annesi Zühre oğullarından Hz. Amine bint-i Vehb’tir. Bu nedenle Zühre oğulları peygamberimizin dayısı durumundadır.
Ashab-ı Kiramdan Hz. Sa’d b Ebi Vakkas Zühre oğullarındandı. Peygamber efendimiz kendisine dayım diyerek iltifat buyururdu.
= = =
Peygamberimizin anneannesi Abdüddar oğullarından Berre bint-i Abdüluzza’dır.

Peygamberimizin babaannesi Mahzum oğullarından Fatıma bint-i Amr’dır.
Peygamberimizin anne yönünden dedesi Vehb b. Abd-i Menaf b. Zühre’dir.
Peygamberimizin baba yönünden dedesi Abdülmuttalib b. Haşim’dir.
Peygamberimiz soyca baba tarafından Haşim oğullarına, anne tarafından Zühre oğullarına, anneanne tarafından Abdüddar oğullarına, babaanne yönünden ise Mahzum oğullarına gelip dayanmaktadır.
= = =

Peygamberimizin dedesi Abdülmutalib’in annesi Selma bint-i Amr hatun Medine’de oturan Neccar oğullarındandı. Bu nedenle Neccar oğulları peygamberimize dayı düşmekteydiler.
Peygamberimizin dedesinin dedesi Abd. Menaf b. Kusayy’ın annesi Cürhümî’lerden (Huzaâ’lardan) Hubba Hatun idi.
= = =
Sakiflerden Benî Sa’d b Bekir kabilesi peygamberimize süt anneliği ve kardeşliği yönünden yakındılar.
= = =
Peygamberimizin büyük, büyük dedesi Kusayy b. Kilab’ın annesi Fatıma bint-i Sa’d, kocasının ölümünden sonra Kudaâ’lardan Rebia b Haram ile evlenmiş olduğundan peygamberimizle Kudaâlar arasında akrabalık bağı kurulmuştur.
= = =

Peygamberimizin zevceleri:

1-Ümmül müminin Hz. Hatice bint-i Hüveylid (r.anha)

2- Ümmül müminin Hz. Sevde bint-i Zem’a (r.anha)

3- Ümmül müminin Hz. Aişe bint-i Ebu Bekir (a.anha)

4- Ümmül müminin Hz. Meymune (r.anha)

5- Ümmül müminin Hz. Ümmü Habibe (r.anha)

6- Ümmül müminin Hz. Ümmü Seleme (r.anha)

7- Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Cahş (r.anha)

8- Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Huzeyme (r.anha)

9- Ümmül müminin Hz. Safiye (r:anha)

10- Ümmül müminin Hz. Hafsa bint-i Ömer (r.anha)

11- Ümmül müminin Cüveyriye bint- Haris (r.anha)

12- Ümmül müminin Hz. Mariye (r.anha

Ümmül müminin Hz. Hatice bint-i Hüveylid (r.anha) ile Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Huzeyme (r.anha) peygamberimizin sağlığında vefat etmişlerdir.
Peygamber efendimizin vefatından sonra Ümmülmüminin olan hanımları içinde ilk vefat eden Zeynep bint-i Cahş (r.anha) en son vefat eden ise Hz. Ümmü Seleme’dir (r.anha)
= = =
Peygamberimizin erkek evlatları:
1-Hz. Kasım.
2-Hz. Abdullah
3-Hz. Tayip
4- Hz. Tahir
5-Hz. İbrahim
= = =
Peygamberimizin kız evlatları:
1-Hz. Zeynep (r.anha)
2-Hz. Rukayye (r.anha)
3-Hz. Ümmü Külsüm (r.anha)
4-Hz. Fatımatüzzehra (r.anha)
Hz. İbrahim dışındaki evlatlarının annesi Hz. Hatice bint-i Hüveylid’tir. Hz. İbrahim’in annesi Hz. Mariye’dir.
Bazı kaynaklarda Hz. Tayip ve Hz. Tahir’in aynı çocuk olduğu şeklinde bir rivayet vardır. Bu rivayet doğru ise peygamberimizin dört kız, dört erkek evladı olmuş olur.
Peygamberimizin erkek evlatlarının hepside küçük yaşlarda vefat etmişlerdir.
Hz. Fatıma dışındaki bütün evlatları peygamberimizin sağlığında vefat etmişlerdir.
Bu durumda peygamberimiz bazı kaynaklara göre sekiz, bazı kaynaklara göre de yedi defa evlat acısını tatmış, iki hanımını da kendi elleriyle defnetmiştir.
= = =
Peygamberimizin damatları:
1-Ebul’As (r.a) (Hz. Zeyneb’in kocasıdır.)
2-Hz. Osman b. Affan (r.a) (Hz. Rukayye ile Hz. Ümmü Külsüm’ün kocasıdır.
3-Hz. Ali b. Ebu Talip (k.v) (Hz. Fatımatüzzehra’nın kocasıdır.
= = =
Peygamberimizin erkek torunları:
1-Abdullah b. Osman (Annesi Hz. Rukayye’dir)
2-Hasan b. Ali (r.a) (Annesi Hz. Fatımatüzzehra’dır.)
3-Hüseyin b. Ali (r.a) (Annesi Hz. Fatımatüzehra’dır.
Peygamberimizin kız torunları:
1-Hz.Zeyneb bint-i Ali (Annesi Hz. Fatımatüzzehra’dır.
2-Hz.Ümmü Külsüm Bint-i Ali (Annesi Hz. Fatımatüzzehra’dır.)
Peygamber efendimizin ilk sütannesi amcası Abdüluzza’nın (Ebu Leheb’in) cariyesi Süveybe Hatundur.
= = =
Peygamberimizin süt kardeşleri
Süveybe hatun oğlu Mesruk ile birlikte peygamber efendimizi, Hz. Hamza b. Abdülmuttalib’i (r.a) ve Ebu Seleme b. Abdülesed’i (r.a) de emzirmiştir.
Peygamberimizin ikinci süt annesi Benî Sa’d b Bekir kabilesinden Ebu Zueyb Abdullah b. Haris’in hanımı Halime Hatun’dur.
Buna göre peygamberimizin sütkardeşleri:
Mesruk (Süveybe hatun emzirdi)
Hz. Hamza b. Abdülmuttalib (r.a) (Süveybe hatun emzirdi)
Ebu Seleme b. Abdülesed (r.a) (Süveybe hatun emzirdi)
Abdullah b. Abdullah (Halime hatun emzirdi)
Şeyma bint-i Abdullah (Halime hatun emzirdi)
Üneyse bint-i Abdullah’tır. (Halime hatun emzirdi)
= = =

Peygamberimizin dadısı Ümmü Eymen Bereke’dir.
Peygamberimizin gerçek annesi yerine koyup sevip, saydığı ve diğerlerinden ayrı tutup değer verdiği dört kadın vardır.
Bunlar:
1-Halime hatun (peygamberimizin sütannesi)
2-Fatıma bint-i Esed (r.anha) (Ebu Talib’in hanımı. Peygamberimizi ba-kıp, büyüten kadın.)
3-Ümmü Eymen Bereke (r.anha) (Peygamberimizin dadısı)
4-Süveybe hatun (Doğduğunda peygamberimizi emziren kadın)
Peygamberimiz sağlıklarında bu dört kadını sık, sık ziyaret eder, sevgi ve saygı gösterir, ikramlarda bulunurdu.
= = =
Peygamberimizin amcaları (yaş sırasına göre):
1-Haris..Annesi Semra Bint-i Cündüb’tür
2-Zübeyr..Annesi Fatıma Bint-i Amr
3-Ebu Talib (Abd-i Menaf)Annesi Fatıma bint-i Amr
4-Ebu Leheb (Abdüluzza). Annesi Lübna Bint-i Hacer
5-Kusem.. Annesi Fatıma Bint-i Amr
6-Dırar… Annesi Nüteyle Bint-i Cenab
7-Mukavvim(Abdülkâbe).Annesi Hale Bint-i Vüheyb
8-Hacl (Kaydak)..Annesi Hale Bint-i Vüheyb
9-Abbas..Annesi Nüteyle Bint-i Cenab
10-Hamza..Annesi Hale Bint-i Vüheyb’dir.
Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib en büyük oğlu Haris’e nispetle Ebül Haris künyesiyle künyelenmiştir. Beş numarada belirtilen Kusem küçük yaşta vefat etmiştir.
= = =
Peygamberimizin halaları olan Abdülmuttalib’in kızları ve bu kızların anneleri şunlardır.
1-Safiyye..Annesi Hâle Bint-i Vüheyb
2-Ümmü Hakîm Beyza.. Annesi Fatıma bint-i Amr
3-Âtike.. Annesi Fatıma bint-i Amr
4-Ümeyme… Annesi Fatıma bint-i Amr .
5-Ervâ…. Annesi Fatıma bint-i Amr
6-Berre …. Annesi Fatıma bint-i Amr
= = =
Peygamberimizin amcaoğulları:
1-Talib b. EbuTalib
2-Âkil b. Ebu talib
3-Cafer b. Ebu Talib (r.a)
4-Ali b. Ebu Talib (k.v)
5-Utbe b. Abdüluzza (Ebu Leheb)
6-Uteybe b. Abdüluzza (Ebu Leheb)
7-Abdullah b. Abbas (r.a)
8-Fadl b. Abbas (r.a)
9-Kusem b.Abbas (r.a)
= = =
Peygamberimizin amcakızları:
1-Ümmü Hani Fahite bint-i Ebu Talib (r.anha)
2-Fatıma bint-i Hamza b. Abdülmuttalib (r.anha)
= = =
Peygamberimizin halaoğulları:
1-Zübeyr b. Avvam ( Annesi Hz. Safiye bint-i Abdülmuttalip)
Zübeyr b. Avvam aynı zamanda Ümmülmüminin Hz. Hatice Bint-i Huveylid’in kardeşi Avvam’ın oğludur. Bu nedenle Hz. Hatice Zübeyr b. Avvam’ın halasıdır. Zübeyr b. Avvam’ın hanımı Esma Bint-i Ebu Bekir Ümmül-müminin Hz. Aişe Bint-i Ebubekir’in ablasıdır. Hz. Aişe Abdullah B. Zübeyr’in teyzesi olur.
2-Tuleyp b. Ümeyr (Annesi Hz. Erva Bint-i Abdülmuttalip)
= = =
Peygamberimizim halakızları:
1-Ümmülmüminin Hz. Zeynep bint-i Cahş
= = =
Peygamberimizin üveyoğulları:
1-Hind b.Ebi Hâle (r.a) (Annesi Hz. Hatice)
2-Hâle b. Ebi Hâle (r.a) (Annesi Hz Hatice)
3-Seleme b.Abdülesed (r.a) Annesi Ümmü Seleme
= = =
Peygamberimizin üvey kızları:
1-Hind bint-i Âtik (Annesi Hz. Hatice)
= = =
Peygamberimizin azatlıları:
1-Zeyd b. Harise
2-Ebi Kebşe
3-Enese

23

Temmuz
2012

RAVZA-İ MUTAHHARA

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  517 Kez Okundu

Ravza, bahçe ve cennet anlamlarına gelir Ravza-i Mutahhara geniş anlamıyla, âlemlerin Efendisi Hz Muhammed (sas)’in medfün bulunduğu yer ve Mescid-i Nebi demek ise de, özel manasıyla Mescid-i Nebi’nin içinde Hz Peygamber (sas)’in kabr-i saadetleriyle minber-i şerif arasında kalan kısım demektir Bu yer 10 m genişliğinde ve 20 m uzunluğunda 200 m2 lik bir sahadır Bu alanın fazileti ile ilgili olarak Allah Resulu şöyle buyurur: “Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 268)
Medine’de bulunan Mescid-i Nebi’nin fazileti hakkında Allah elçisi şöyle buyurur: “Fazla sevap umarak, içinde namaz ve ibadet için şu üç mescid dışında hiç bir mescid için yolculuk yapmak uygun olmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ” (Tecrid, IV,199); Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan (sevap yönüyle) daha hayırlıdır” (Tecrid, IV, 249) Zikredilen faziletleri bünyesinde bulunduran mescidde, Hz Muhammed (sas)’in medfûn bulunduğu “Hücre-i Saadet”, Kâbe dahil yeryüzünün her noktasından, göklerden ve arştan daha üstün ve şerefli kabul edilmiştir (Tecrid, IV 258) Kabr-i saadetlerini ziyaretin faziletiyle ilgili olarak şu iki hadis zikredilir: “Kabrimi ziyaret edene şefaatim sabit bir hak olur” ; Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir” (Acluni, Keşful-Hafâ, Beyrut 1351, II, 250) Bu hadisler göz önüne alınınca, Medine’de Hz Peygamber (sas)’in kabrini ziyaret etmenin ve bu Mescid’de namaz kılmanın sevabı kendiliğinden ortaya çıkar Bundan dolayı müslümanlar, gerek hac ve gerekse umre için yaptıkları seyahatlarda bu mübarek yerin ziyaretine çok önem verir Bu mescid ve kabri ziyaret, İslam âlimlerince mendûb bir amel olarak kabul edilmiştir Öte yandan Hanefi bilginleri, mâlî durumları elverişli olan kimseler için bu ziyareti vâcib derecesinde saymışlar; bir zaruret olmaksızın terkedilmesini büyük bir gaflet ve katı yüreklilik olarak kabul etmişlerdir
Mescid-i Nebî ve kabr-i saadetin hac ibadetinden önce veya sonra ziyaret edilmesi caizdir Ancak Medine-i Münevvere, hacının yolu üzerinde bulunmadığı takdirde yapılan hac farz ise, merkad-i saadetin hacdan sonra ziyaret edilmesi daha uygun görülmüştür Böylece günahlardan arınılmış halde Hz Peygamber (sas)’in huzuruna çıkılmış olur Fakat Medine, Mekke’ye giderken hacının yol uğrağı ise, önce Resulullah’ın kabr-i şerifini ziyaret etmek gerekir Bu durumda kabr-i saadetin ziyaretini hacdan sonraya bırakmak, kişinin katı yürekli olduğuna işarettir Eğer yapılan hac nafile ise, kabr-i saadetin hacdan önce veya sonra ziyareti arasında fark yoktur Her hacı kendi durumuna göre hareket etme serbestisine sahiptir

23

Temmuz
2012

SELAM NEDİR

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  322 Kez Okundu

SELAM DUADIR, BEREKETTİR, RAHMETTİR, GÜVENDİR, HAKTIR, SAYGIDIR, BARIŞTIR, DOSTLUKTUR.

23

Temmuz
2012

GÜNCEL MERAK EDİLEN DİNİ KONULAR

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  558 Kez Okundu

-Felçli kişiye oruç farz mıdır?
-Yabancı ile evli olana onun için sadaka-ı Fıtır vermeli midir?
-Cenaze terimleri nelerdir?
Oruçlu uyurken boy abdestini gerektiren bir hal vuku bulsa ne yapmalıdır?
-Kalb hastasının göğsüne sürdüğü ilaç orucu bozar mı?
-İstemeyerek ağız dolusu kusmak orucu bozar mı?
-Tıraş olurken kanayan yere, kanın durması için kantaşı sürmek orucu bozar mı?
-Bir hasta, ilaç alarak orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?
-Ağızdaki yara için oruçlu iken ilaçla gargara uygun mu?
-Ramazanda oruç tutarken ağır hastalanan kimseye su vermek caiz midir?
-Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?
-Morfinle dişini çektirdikten sonra, “orucum bozuldu” diye yiyip içene kefaret mi gerekir?
– Abdest alırken hata ile boğazına su kaçan, orucu bozulduğu için yiyip içse, kefaret mi gerekir?
-Nisaiyeci bir kadın doktora muayene olanın, orucu bozulur mu? Bozulursa, kefaret mi gerekir?
-Oruçlu olduğunu unutarak yiyen, sonra bilerek yiyip içmeye devam ederse, kefaret gerekir mi?
-Ramazanda birkaç gün oruç tutmadım. Kefaret gerekir mi?
-Omuzlarımda ağrılar için doktor iğne yapılması gerektiğini söyledi. Yapılacak iğne ve sürülecek krem orucu bozar mı?
-Abdest alırken diş etlerinden kan gelirse abdest bozulur, oruç bozulur mu?
-Oruçlu iken burna çekilen su ağzımızdan çıksa oruç bozulur mu?
-Banyo yapınca, banyoda oluşan buharı teneffüs etmek oruca zarar verir mi?
-Oruçluyken kulaktan iltihap akması orucu bozar mı?
-Kan aldırınca oruç bozulur mu?
-Oruçlu iken kulağa pamuklu çubuk sokmakta mahzur var mı?
-Buruna ilaç sürmek orucu bozar mı?
-Jöle, krem, deodorant orucu bozar mı?
-Oksijen gazı tüpü ile suni hava verilince oruç bozulur mu?
-Hanımını öpenin orucu bozulur mu?
-Astım hastası, mecburiyet halinde ilaç kullanınca oruç bozulur mu?
-Oruç tutamayan hasta fidyeyi ne zaman verir?
-Burna tuzlu su çekmek, ilaç gibi orucu bozar mı?
-Dayanamayıp orucunu bozana kaza mı gerekir?
-Kalb için, dil altına konup, emilen hap, orucu bozar mı?
-Hasta, ağzına sık sık su alsa orucu bozulur mu?
-Hasta, su buharını teneffüs etse orucu bozulur mu?
-Burun kanı, genizden mideye giderse, oruç bozulur mu?
-Suya dalıp kulağa su kaçınca oruç bozulur mu?
-Abdestte su kaçınca yiyip içse kefaret mi gerekir?

23

Temmuz
2012

GÜNCEL MERAK EDİLEN DİNİ KONULAR

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  296 Kez Okundu

-Nikotin bandı orucu bozar mı?
-Sakız çiğnemek orucu bozar mı?
-Gebelikte oruç tutulabilir mi?
-Burun damlası orucu bozar mı?
-Anestezi orucu bozar mı?
-Akupunktur tedavisi orucu bozar mı?
-Anjiyo yaptırmak orucu bozar mı?
-Böbrek taşı kırdırmak orucu bozar mı?

23

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  471 Kez Okundu

-Orucu bozan haller nelerdir?
-Ramazanda muayyen gününü geciktirmek doğru mudur?
-Ramazanda yeme-içme alışkanlığı nasıl olması gerekir?
-Kaç türlü oruç vardır?
-Nelerin zekatı verilir?
-Ramazan ayında neler yapmalıyız?
-Oruç fidyesi nedir?
-Ev zekatı nasıl hesaplanır?
-Göz damlası orucu bozar mı?
-Oruçlu kimse diş tedavisi yapabilir mi?
-Dış fırçalamak orucu bozar mı?
-Teverrük   denir?

-Oruçlu iken   banyo yapılabilir mi?

-Üç  Mescidde  namaz  kılmanın   fazileti?

-Peygamber  Efendimiz  zamanında  81 gram altının değeri kaç  deve idi?

-Nefes  açıcı   ilaçlar  orucu    bozar mı?

-Kuzey  kutbunda  oruç  nasıl  tutulur?

-10  gündür  hayızlıyım oruç  tutabilir  miyim?

-Aşı olmak iğne yaptırmak orucu bozar mı?

-Oruç tutarken  kadın kanama olursa oruç tutmayı bırakabilir mi?

-Hanefi Mezhebi  hakkında  bilgi  verirmisiniz?

-K.Kerim kaç cüz,kaç  ayet, kaç sure ve kaç  sahifedir?

-Mecburiyetten bozulan orucun  kazası   ne olur?

-Peygamber  Efendimizin  defni hususunda  bilgi  verirmisiniz?

-Orucun kazası  ya  nasıl tutulur?

-Oruç tutmanın Yasak olduğu  günler  hangi  günlerdir?

-Hamile,emzikli kadın  veya hasta oruç tutabilir mi?

-Şeker  hastası oruç tutabilir mi?

-Rahatsızım , oruç tutmasam  olur  mu?

-Oruçlu olmayanı  iftara   davet  etmek  caiz midir?

-Haram para ile  iftar  verilir mi?

-İftar  vermenin   sevabı  nedir?

-Hayız  ve  nifaslı  kadın Kuran (mukabele)  dinleyebilir mi?

-Oruca niyetin vakti ne zaman başlar?

-Orucun farzı  kaçtır?

 

23

Temmuz
2012

Merak Edilen Dini Konular

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  283 Kez Okundu

-Mescid-i Nebiyi aydınlatan ilk sahabe kimdir?
-Kusmakla oruç bozuldugun da yemek yenilebilir mi
-İmam Azama göre oruçlu iken misvak kullanılır mı?
-Sevap ve günahları kıyamet günü tartacak özel adalet terazisinin ismi nedir?
-Veda hutbesi nerelerde okundu?
-Hz Ebubekir hangi sene doğdu?
-Seferi iken teravih namazı kılınır mı?
-Fitre ile ve fidye arasında miktar farkı var mı dır?
-Peygamber Efendimize indirilen ayetleri yazmakla görevli kişilere ne denir?

Toplam 195 sayfa, 120. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030118119120121122130140150...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.