9

Ocak
2014

MEVLİD-İ NEBİ YAKLAŞIRKEN

Yazar: arafat  |  Kategori: iSLAM TARiHi  |  Yorum: Yok   |  257 Kez Okundu


Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,
Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl?
Peygamberimiz, rahmet peygamberidir; canlı-cansız her varlığa rahmet olarak gönderilmiştir.[1]
Önümüzdeki pazarı gününü pazartesi gününe bağlayan pazar gecesi, (12.Ocak.2014)Sevgili Peygemberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas) Efendimizin doğum günü olan “Mevlid Kandili Gecesi”dir. Bütün İslam ve insanlık alemine mübarek olsun. Sevgili Peygamberimiz (as), 571 tarihinde Rebîülevvel ayının 12’nci gecesi olan Pazartesi gecesinde dünyaya gelmiş ve alemlere şeref vermişlerdir. Onun kutlu doğumu alemlere rahmet, tüm insanlığa huzur ve saadet getirmiştir.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (sas), insanlığın kara talihini ve tersyüz olmuş tarihini değiştirecekti. Süleyman Çelebi Hazretlerinin “Hem Muhammed gelmesi oldu yakin; Çok alâmetler belürdi gelmedin”mısralarında belirttiği gibi, daha dünyaya geldiği ilk gece olağanüstü bir çok olay meydana gelecekti. Ka’be’de ki putlar, kisraların sarayları, ateşgedede yanan ateşler O’nun gelişini hissedecekti. Mekke ufku O’nun nuru ile parlamaya başlayacaktı. Çünkü ruhlar, bir nurun karanlıkların perdesini yırtacağını hissediyordu. Gelecek bu nurun, tarihin seyrini, hayatın akışını değiştirecek eşsiz bir olay olacağının farkında idi.

Allah Resulü,“Ben Muhammedim, ben Ahmedim, ben rahmet peygamberiyim”[2]sözleriyle tanıtmıştır kendini.Rabbimiz de,“Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin”[3]diyerek övmüştür habibini. “Biz seni, bir müjdeci, şahit, uyarıcı, Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.”[4]âyeti ise Efendimiz (s.a.v)’in, gönderiliş gayesini ortaya koymaktadır.
Efendiler Efendisi, insanlığı bir olan Allah’a inanmaya, hayatı kulluk, samimiyet, sadakat, doğruluk gibi yüce değerlerle tezyin etmeye çağırmıştır. Onun dünyaya gelişi; ölüme hayat, zulme adalet, cehalete bilgi, vahşete merhamet, düşmanlığa barış olmuştur. Karanlıklar içerisinde kaybolmuş insanlık onun rehberliğiyle yeniden yolunu bulmuştur. Dünyanın karmaşasında katılaşan kalpler onun şefkat pınarlarıyla yumuşamıştır.
Peygamberimiz, getirdiği prensipleri bizzat yaşayarak hepimize örnek olmuştur. Bize düşen vazife, o güzel prensiplere sımsıkı sarılarak hayatımıza yön vermektir. Böyle olduğu takdirde her mevlid, bizim için Efendimizle ve onun hayat dolu mesajlarıyla yeni bir buluşma olacaktır.
Kardeşliği, dostluğu ve sevgiyi O’ndan öğrendik. Kardeşlik ahlakının gereği olarak kardeşimize kin tutmamayı öğreten şu âyeti O’nun mübarek ağzından duyduk: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”[5]
Efendimiz (as)’indünyaya teşrifi ile, kalpler aydınlandı; O’nun sayesinde insanlık, yeniden insan olduğunun farkına vardı ve yitirilen insani değer ve duygular yeniden kazanıldı. Zira O, sulhün ve barışın elçisi, tüm mahlukata rahmet ve şefkatin merkezi idi. İnsanlık aleminde yaratılan en müstesna şahsiyetti. Allah (cc), O’nu tabiri caizse özel yaratmış ve bütün insanlığa model insan olarak takdim etmişti. “Andolsun, Allah’ın Resulü’nde; sizin için, Allah’a ve Resulü’ne kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır” (6]) ayeti bunu bütün insanlığa ilan edecekti. Bundan dolayıdır ki, bugün bizler Müslümanlar olarak, Peygamber Efendimiz (as)’ın bütün zamanlara hitap eden ve tüm insanlığa hayat iksiri sunan, evrensel mesajlarını değerlendirmemiz bakımından, Mevlid Kandillerini çok iyi değerlendirmeliyiz. O’nu sevme, O’nu gereği gibi anlama, onun manevi mirasına sahip çıkma; konularında bu mübarek geceler, bizi uyanışa sevketmelidir. Kandilinizi tebrik ederken, hutbemizi bir ayet-i kerime ile bitiriyoruz:“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe Suresi, [9:128])

O, dünyayı şereflendirmeden önce insanlık en karanlık dönemini yaşıyordu. Sevgi, merhamet, hak, adalet ve şefkat duyguları yok olmuş, insanlar adeta bütün insani değerlerini kaybetmişlerdi. Zulme uğrayanların, diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının feryadı, Allah’tan başka kimseye ulaşmıyordu. İnsanlık, kara cehaletin kuşatması altında; akılları durduran, insanın kanını donduran günahların her çeşidi açıkça ve alçakça işleniyordu. “Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.” diyen Merhum Akif, bu karanlık dönemi ne kadar da güzel tarif etmişti.
İslâm dünyasında mevlid merasimi ilk defa, Mısır’da hüküm süren Fatımîler (910-1171) tarafından tertiplenmiştir. Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkanı arasında cereyan etmekte idi. Fatimîler, Hz. Ali (r.a.) ve Fatıma (r.anha.)’ın doğum günlerinde de mevlid merasimleri tertip ederlerdi.
Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588′de resmi hale getirildi. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii’nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii’nde yapılan merasimlere, devlet erkanıyla birlikte halk da katılırdı.

Bu merasimlerde, önce müezzin tarafından Kur’an-ı Kerîm okunur, bunun peşinden de vaazlar verilirdi. Daha sonra mevlidhân kürsüye çıkar ve bir bölüm okuduktan sonra iner, hediyesini alır ve ikinci mevlidhan kürsüye çıkarak, okumaya devam eder ve belirlenmiş kaideler çerçevesinde mevlid kutlamaları son bulurdu. (8) Bugünkü İslâm ülkelerinde Peygamberimiz (asv)2in doğumunu yâd etmek, ona salât-selâm getirmek maksadıyla çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır. Arapça “Bâned Suâd, Bürde ve Hemziyye” kasideleri birer mevliddir. Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumesi vardır. Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunanı Süleyman Çelebi merhumun 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır.
Mübarek gecelerin ihyası ile ilgili özel bir ibadet mevcut değildir. Namaz, tilavet–i Kur’ân, dua gibi bütün ibadet çeşitleri ile gece ihya edilebilir… Mübarek gecelerde kılınan bazı hususi namazlar sünnette mevcut değildir; muteber bir rivayete de istinad etmezler.Bu, “O gecelerde namaz kılmak mekruhtur” anlamına gelmez. Teheccüd ve nafile namazları teşvik eden rivayetler çoktur. Bunların mübarek gecelerde yapılması elbette daha faziletlidir.” (9).

Yüce Mevla’nın O’nun manevi şahsiyetini yirmi birinci asırda yeniden evlerimize doğurmasını, yeniden sokaklarımıza, memleketimize, sosyal hayatımıza, bütün varlığımızı ihya edecek şekilde yeniden alevli bir nur halinde çepeçevre bizi kuşatmasını temenni ediyor” Bu vesile ile Mevlid kandilinizi tebrik eder, Aziz milletimize, memleketimize, İslam Alemine hayırlara vesile olmasını, tüm insanlığa huzur ve saadetler getirmesi temennisiyle, Yüce Rabbimizden niyaz ederiz.
Allahümmesallialâseyyidina Muhammed.”
[1]Enbiyâ 21/107.
[2]Müslim, Kitâbü’l-Fedâil, 126, Tirmizî, Şemâil, 167.
[3]Kalem, 68/4
[4]Ahzab, 33/45-46
[5]Haşr 59/10

[6]Ahzab Suresi, [33:21

[7]Tevbe suresi,9:128 Asım Köksal İslam Tarihi

[8] Asım Köksal İslam Tarihi

[9] Canan, Kütüb–ü Sitte, 3/289

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.