10

Ağustos
2012

MBST HAC İLMİHAL ÖZETİ ve SINAV TERİMLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: MSTS  |  Yorum: Yok   |  1.076 Kez Okundu

ÖZET HAC İLMİHALİ VE DİNİ TERİMLER
-Kur’ân’da bildirildiğine göre (Bakara, 2/127) Kâ’be, Hz.İbrahim ve oğlu Hz.İsmail (a.s.) tarafından inşa edilmiştir.
-Hicretin 9. yılında nazil olan Âl-i İmrân suresinin 97. âyeti ile hac Müslümanlara farz kılınmıştır.
-Bu yıl, Hz. Ebûbekir’i hacemîri olarak görevlendiren Hz. Peygamber (a.s.), hicretin 10. y›-lnda yüz bini aşan sahâbî ile birlikte hac yapmıştır.
-Peygamberimizin yapt›ğ› bu hacca, son hacc› olduğu ve sahabîlerle vedalaşt›ğ› için “Veda Hacc›”; Müslümanlara hac ibadetinin bütünhükümlerini hem nazarî olarak bildirdiği, hem de pratik olarak gösterdiği için “Belağ Hacc›”, hacc›n farz k›l›nmas›ndan sonrailk hacc› olmas› dolay›s›yla da “İslâm Hacc›” denilmiştir.
-Hac ibadeti; hicretin 9. y›l›nda farz k›l›nm›şt›r. Farz oluşu Kitap, sünnet ve icmâ-› ümmet ile sabittir.
- HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI
1. Müslüman Olmak
2-Ak›ll› olmak
3. Buluğa Ermiş Olmak
4. Özgür Olmak
5. Ekonomik Yönden İmkân Sahibi Olmak:Al-i İmrân suresinin 97. âyetinde hacc›n “gücü yetenlere”farz olduğu bildirilmektedir. Peygamberimiz (a.s.), “gücü yetmeyi”
az›k ve binit ile izah etmiştir.
6. Sağl›kl› Olmak
7. Yol Güvenliğinin Bulunmas›
8. Hacc›n farz olduğunu bilmek
9. Hacc›n Eda Edildiği Vakte Yetişmek
10. Kad›nlar›n can, mal ve namus güvenliğinin sağlanm›ş
olmas›
11. Eşi ölmüş veya boşanm›ş kad›nlar›n iddet süresini doldurmuş
olmalar›
-HACCIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
1. İhrama girmek
2. Hacc› belirlenen zaman içinde yapmak:Bilinen hac aylar›; şevval ve zîlkâde aylar› ile zîlhicce ay›n›n ilk 10 günüdür.76
2. Hacc› belirlenen zaman içinde yapmak:Bilinen hac aylar›; şevval ve zîlkâde aylar› ile zîlhicce ay›n›n ilk 10 günüdür.76
3. Hac menâsikini belirlenen mekanlarda yapmak:Hac menâsikinin yap›ld›ğ› mekanlar; Metaf, Mes’a, Arafat,Müzdelife ve Mina’d›r.
- HÜKMÜ İTİBARİYLE HACCIN ÇEŞİTLERİ
Farz, vacip ve nafile olmak üzere üç çeşit hac vard›r.
1. Farz Hac
2. Vacip Hac
3. Nafile Hac
-

EDASI İTİBARİYLE HACCIN ÇEŞİTLERİ
1. İfrad Hacc›
2. Temettu Hacc›
3. K›ran Hacc›
Temettu ve K›ran Hacc› Yapman›n Şartlar›
- Hacceden kimsenin âfâkî olmas›
- Umre ve hacc›n her ikisinin ayn› y›l›n hac aylar›nda yapılması
- Hac aylarında yap›lan umreden sonra memlekete dönülmemesi
- En Fazîletli Hac :Hangi hacc›n daha fazîletli olduğu konusunda farkl› rivayetler nedeniyle81 mezhep imamlar› ihtilaf etmişlerdir. Şâfiî ve Malikî mezheplerine göre ifrad hacc›, Hanefî mezhebine göre k›ran hacc›, Hanbelî mezhebine göre temettu hacc› daha fazîletlidir
- Hacc›n Müstakil Farzlar› (Şartlar› Ve Rükünleri) :Hanefî mezhebine göre hacc›n farzlar› bir şart ve iki rükünden ibarettir. Bunlardan ihrama girmek hacc›n şart›, “Arafat’ta vakfe yapmak” ve “Kâ’be’yi tavaf etmek” ise hacc›n rükünleridir.

HACCIN VACİPLERİ
Hacc›n vaciplerini iki grup alt›nda toplamak mümkündür: Hacc›n müstakil vacipleri, hacc› oluşturan menâsikin kendi içindeki vacipleri.
- Hac›n Müstakil Vacipleri: Hanefî Mezhebine göre hacc›n müstakil vacipleri şunlardır
1. Sa’y yapmak
2. Müzdelife’de vakfe yapmak
3. Şeytan taşlamak
4. Saçlar› t›raş etmek veya k›saltmak
5. Veda tavaf› yapmak.
- Hac Menâsikinin Kendi İçindeki VacipleriBir de hacc›n her bir menasikine ait vacipleri vard›r ki bunlar›
n her biri ilgili bölümlerde aç›klanacakt›r.Vaciplerden biri terk edilirse hac sahih olur ancak terkinden dolay› ceza gerekir, telafi edilirse ceza düşer.
- HACCIN SÜNNETLERİ:Hacc›n sünnetlerini iki grup alt›nda toplamak mümkündür:Hacc›n müstakil sünnetleri, hacc› oluşturan menâsikin kendi içindeki sünnetler.
- Müstakil Sünnetler
1. Kudum tavaf›
2. Mekke, Arafat ve Mina’da hutbe okunmas›.
3. Arefe gecesi Mina’da gecelemek
4. Bayram gecesi Müzdelife’de gecelemek
5. Bayram günlerinde Mina’da kalmak. (Diğer mezheplere
göre vaciptir)
- Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Sünnetleri:Hac menâsikinin kendi içindeki sünnetleri ilgili k›s›mlarda anlat›lacakt›r.
- İHRAMIN FARZLARI:Hanefi mezhebine göre ihram›n iki farz› vard›r: Niyet etmek ve telbiye getirmek.Telbiye; Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, ihram›n sünneti;Mâlikî mezhebine göre vacibidir. Dolay›s›yla bir kimse hacca veya umreye niyet etse fakat telbiye getirmese ihrama girmiş say›l›r.94
- İhrama Girilecek Yerler:İhrama girilecek yerler, kişilerin oturduklar› yerlere göre farkl›l›k arz eder. Bu yerler, “Harem”, “H›ll” ve “Âfâk” olmak üzere üç bölgedir.
1. Harem Bölgesi Mekke-i Mükerreme’yi çevreleyen Harem bölgesinin s›n›rlar›n› ilk defa Cebrail’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirlemiş, s›-n›rlar› gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber taraf›ndanyenilenmiştir. Bu s›n›rlar›n Kâ’be’ye en yak›n›, Mekke’ye 8 km.
mesafede Medine istikametinde “Ten‘îm”; en uzak olanlar› iseTâif yönünde “Ci‘râne” ve Cidde istikametinde Hudeybiye yak›nlar›nda “Aşâir”dir. Diğerleri; Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel”,Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” ve Arafat s›n›r›nda
“Batn-› Nemîre”dir.
2. H›ll Bölgesi:“H›ll”; harem bölgesini çevreleyen, Zülhuleyfe, Cuhfe, Karn,Yelemlem ve Zât-› Irk ad›ndaki yerleşim yerlerini birleştiren itibâri daire ile harem s›n›rlar› aras›nda kalan bölgedir.Bu bölgeye “h›ll” ad›; harem bölgesinde haram olan davran›şlar›n burada helal olmas› sebebiyle verilmiştir.H›ll bölgesinde bulunanlar (H›llîler), umre ve hac içinbulunduklar›
yerde ihrama girerler.
3. Âfâk Bölgesi
Afâk”, “ufuklar” anlamına gelir. Ufuk, insan›n bulunduğu yeregöre uzağ› temsil ettiği için Mekke’ye uzak ve hıll d›ş›nda kalan bölgelere “âfâk” ismi verilmiştir. Bu bölgede yaşayanlara
“âfakî” denir.Hangi maksatla olursa olsun harem bölgesine girecek olan âfâkîlerin Mîkat sınırlarında ihrama girmeleri gerekir.İhrama girme yeri olarak belirlenmiş olan bu beş nokta şunlardır:
a) ZÜLHULEYFE
b) CUHFE
c) KARN
d) YELEMLEM
e) ZÂT-Ü IRK
- TAVAF:Sözlükte bir şeyin etraf›nda dönmek ve dolaşmak anlam›na gelen “tavaf”; bir hac terimi olarak; Hacer-i Esved’in hizas›ndan başlayarak Kâ’be’nin etraf›nda yedi defa dönmek demektir.Bu dönüşlerin her birine şavt denir. Tavaf›n, Kâ’be’nin etraf›nda yap›lmas› gerektiği şu âyet-i kerimeden anlaş›lmaktad›r:.“Ve Beyt-i Atîk’i (Kâ’be’yi) tavaf etsinler”.
-

 

TAVAFIN ÇEŞİTLERİ
Hükmü itibariyle farz, vacip, sünnet ve nafile olmak üzere dört çeşit, uygulamas› itibariyle “kudûm”, “ziyaret”, “veda”,“umre”, “nezîr”, “nafile” ve “tahiyyetü’l-mescîd” olmak üzere yedi çeşit tavaf vard›r.
a) Kudûm Tavaf›:olarak; “ifrad hacc›” yapanlar›n Mekke’ye vard›klar›nda yapt›klar› ilk tavaft›r. Bu tavaf›n yap›lmas› sünnettir.
b) Ziyaret Tavaf›:Ziyaret veya diğer ad›yla ifâza tavaf›, hacc›n rüknüdür.“Ve Beyt-i Atîk’i (Kâ’be’yi) tavaf etsinler”119 âyetinde kastedilenin, bu tavaf olduğu hususunda din bilginleri aras›nda görüş birliği vard›r. Ayette geçen “Tavaf etsinler” emri genel bir ifade olduğu için, Mekkeli olan ve olmayan her hac› aday›n›n mutlaka bu tavaf› yapmas› gerekir.
- Ziyaret Tavaf›n›n Geçerli Olmas›n›n Şartlar›:
1. Arafat vakfesinin yap›lm›ş olmas›,
2. Belirli vaktinde yap›lmas›.
- Ziyaret Tavaf›n›n Vakti:Kurban bayram›n›n ilk günü fecr-i sad›ğ›n doğmas› ile başlar.Daha önce yap›lmas› halinde geçerli olmaz. Çünkü bayram›n ilk gecesi fecrin doğuşuna kadar olan zaman, asl›nda Arafat vakfe-
c) Veda Tavaf›:Âfâkî hac›lar›n Mekke’den ayr›lmadan yapmalar› gereken
son tavafa veda veya sader (ayr›lma) tavaf› denir. “Sader” kelimesi ayr›lma anlam›na gelir.
Veda tavaf›, hacc›n aslî vaciplerinden biridir.
d) Umre Tavaf›:Umre tavaf› bütün mezheplere göre umrenin farzlar›ndan biridir.Bu tavaf›n ilk dört şavt› rükündür. Yedi şavta tamamlanmas› ise vaciptir. Umre tavaf›n›n vakti, umre
ihram›na girilmesinden sonra başlar. Son vakti için bir s›n›r yoktur. Umre ihram›nda iken her hangi bir vakitte yap›labilir.129
e) Nezir Tavaf›:Kâ’be’yi tavaf etmeyi adayan kimsenin bu adağ›n› yerine ge-tirmesi vaciptir. Nezredilen tavaf belli bir zaman ile kay›tlanm›ş ise bu kayda uyulmas› gerekir.
f) Nafile Tavaf
g)Tahiyyetü’l-Mescid Tavaf›:Kudûm, ziyaret, umre, veda ve nezir tavaf› yapmak durumunda
olmayan kimselerin Mescid-i Haram’a her gittiklerinde “Tahiyyetü’l-Mescid” tavaf› yapmalar› müstehapt›r. Yukar›da say›lan tavaflardan birinin yap›lmas› halinde bu tavaf,
“Tahiyyetü’l-Mescid” tavaf› yerine de geçer.131
- TAVAFIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
a) Niyet
b) Tavaf› Belirlenen Vakitte Yapmak:Kudûm tavaf›, hac ihram›na girdikten sonra ve Arafat vakfesinden
c) Tavaf› Kâ’be’nin çevresinde ve Mescid-i Haram’›n içinde yapmak.
d) Tavaf›n en az dört şavt›n› yapmak.
- TAVAFIN VACİPLERİ
a) Tavaf› abdestli yapmak
b) Tavaf› Avret Mahalli Örtülü Olarak Yapmak
c) Teyamün:“Teyamün” sağdan yapmak demektir.Hacer-i Esved’in bulunduğu köşe Kâ’be’nin sağ taraf› kabul edilir. Dolay›s›yla tavaf, Kâ’be’nin sağ›ndan, sol omuz Kâ’be’ye dönük olarak yap›l›r.
d) Tavaf›n İlk Şavt›na Hacer-İ Esved’in Hizas›n› Geçmeden Başlamak:Tavaf edecek kimsenin, tavafa Hacer-i Evsed’in hizas›n› geç-meden başlamas› vaciptir. Hacer-i Esved’in hizas›n› geçtikten sonra tavafa niyet ederse bu şavt geçerli olmaz.142
e) Tavaf› Yürüyerek Yapmak
f) Tavaf› Hatim’in D›ş›ndan Yapmak
g) Tavaf› Yedi Şavta Tamamlamak
h) Tavaf Namaz› K›lmak:Her tavaftan sonra iki rekat tavaf namaz› k›l›n›r. Tavaf namaz› tavaf›n vacibi değil müstakil bir ibadettir. Bu sebeple terkinden dolay› dem gerekmez. Ancak bu namaz› k›lmayan kimse, günahkâr olur.

 

- TAVAFIN SÜNNETLERİ
a) Tavafa başlarken Hacer-i Esved veya hizas›na “Rükni Yemânî” taraf›ndan gelmek ve Hacer-i Esved’in hizas›nda tavafa başlamak.
b) Tavaf›n başlang›c›nda ve her şavt›n sonunda Hacer-i Evsedi istilâm etmek.
c) Remel yapmak:Remel, koşmaks›z›n çal›ml› ve süratli bir şekilde yürümektir.
d) Izt›ba yapmak:Izt›ba”; omuzlara al›nan “rida”n›n bir ucunu sağ koltuk alt›ndan geçirip sol omuz üzerine at›p sağ omuzu ve sağ kolu aç›k b›-rakmak demektir.
e) Tavaf› mümkün Oldukça Kâ’be’nin Yak›n›nda Yapmak
f) Müvâlât:Tavaf›n şavtlar›n›, ara vermeden peş peşe yapmak sünnettir.
Cenaze namaz› veya nafile bir namaz k›lmak için tavafa ara vermek mekruhtur.
g) Duâ etmek:Tavaf esnas›nda istenilen dua yap›labileceği gibi Kurân-› Kerim de okunabilir. Ancak Peygamber efendimizin okumuş olduğu dualar› okumak daha fazîletlidir.
h) Tavaf› Huşu İle Yapmak:Tavaf eden kimse, ibadet halinde bulunduğunun bilincinde
olmal›, huşua ayk›r› davran›şlardan kaç›nmal›d›r.
ı) Tavaftan Sonra Zemzem İçmek
i) Vücutta, Elbisede ve Metafta Necaset Bulunmamas›
- SA’Y:Sözlükte; iş yapmak, yürümek ve koşmak anlamlar›na gelen “Sa’y”; hac ibadeti ile ilgili bir terim olarak, hac veya umre için yap›lan bir tavaftan sonra, Mescid-i Haram’›n doğu taraf›nda bulunan Safa ve Merve tepeleri aras›nda, Safa’dan başlayarak dört
kere gidip üç kere gelmek demektir.

- SA’YİN FARZLARI (ŞARTLARI VE RÜKÜNLERİ)
. Hac Sa’yini, İhrama Girdikten Sonra Yapmak
Hacc›n sa’yini, kurban bayram›n›n 1, 2 ve 3. günlerinde (10,
11 ve 12 Zilhicce) yapmayan kimse daha sonra ülkesine dönmeden
sa’yini yapabilir, her hangi bir ceza da gerekmez.
c) Geçerli Bir Tavaftan Sonra Yapmak
. Sa’yi Safa ve Merve tepeleri aras›nda yapmak.
. Sa’ye Safa Tepesinden Başlay›p Merve Tepesinde Bitirmek.
. Sa’yin En Az Dört Şavt›n› Yapmak:Sa’yin ilk dört şavt›n› yapmak rükün, yediye tamamlamak ise vaciptir. Bir şeyin yar›s›ndan fazlas› o şeyin tamam› hükmündedir.
Bu itibarla en az dört şavt yapan kimse sa’yi yapm›ş say›l›r. Geri kalan şavtlar yap›lmazsa her şavt için bir sadaka-i f›- t›r gerekir. Sa’y bütünüyle terk edilirse dem gerekir.
- SA’YİN VACİPLERİ
a) Gücü Yeten Kimsenin Sa’yi Yürüyerek Yapmas›
b) Sa’yi Yedi Şavta Tamamlamak:Sa’yin şavtlar›n› yediye tamamlamak vaciptir. Dördüncü şavttan sonra terk edilen her şavt için sadak-i f›t›r gerekir.173
c) Umre’nin Sa’y’ini İhraml› Olarak Yapmak:Umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren kimsenin, umre sa’yini, umre tavaf›ndan sonra ihramdan ç›kmadan önce yapmas› vaciptir.Bir kimse umre tavaf›n› yapt›ktan sonra Sa’y yapmadan önce t›-raş olup ihramdan ç›kar,
Umre’nin Sa’y’ini ihrams›z olarak yaparsa dem gerekir.
d) Safa ile Merve Aras›ndaki Mesafenin Tamam›n› Yürümek:Safa ile Merve aras›ndaki
mesafe eksik b›rak›lmadan yürünmelidir.Yürünen mesafenin toplam› 4 tam şavt› tamaml›yorsa Sa’y geçerlidir.Ancak eksik b›rak›lan her şavt için sadaka-i f›t›r gerekir.(*)
-

 ARAFAT VAKFESİ
“Arafat”, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda ova görünümünde düz bir alan›n ad›d›r. Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla çevrilidir.Hz. Adem ile Havva’n›n cennetten indirildikten sonra buluştuklar› yere “Arafat”, buluştuklar› güne “arefe” denilmiştir.178
Arafat, H›ll bölgesinde Harem s›n›rlar› d›ş›nda kal›r. Harem s›n›r› ile Arafat aras›nda Urene vadisi, Arafat’›n ortas›nda “Cebel-i Rahme” (rahmet dağ›), bat›s›nda Nemîre Mescidi vard›r.
Hacc›n aslî rüknü olan vakfe, Arafat’ta yap›l›r. Sözlükte belirli bir yerde bir süre kalmak anlam›na gelen “vakfe”; bir hac terimi olarak, hac yapma niyetiyle ihrama girmiş olan bir kimsenin Zîlhicce ay›n›n 9. günü zevalden sonra Arafat’ta bir müddet kalmas› demektir.
Arafat vakfesi yap›lmadan hac ibadeti yerine getirilmiş olmaz.Şu âyetler, Arafat vakfesine işaret etmektedir:“Arafat’tan ayr›l›p (Müzdelife’ye) ak›n edînce Meş’ari Haramda Allah’ı
an›n”.“Sonra insanlar›n ak›n ettiği yerden (Arafat’tan) siz de ak›n edin…
Kureyşliler daha önceleri Müzdelife’de vakfe yaparlar, Harem ehli olduklar› gerekçesiyle Arafat vakfesi yapmazlard›.Yüce Allah bu âyet ile Arafat’ta vakfe yap›lmas›n› kesin olarak
emretmiştir. Peygamberimiz (a.s) da “Hac, Arafat’t›r” buyurmuştur.
Arafat vakfesinin şartlar›, vacipleri, sünnet ve müstehaplar› vard›r.
1. Arafat Vakfesinin Rüknü:Arafat vakfesinin bir rüknü vard›r, o da Arafat s›n›rlar› içerisinde
belirlenen zaman diliminde k›sa bir süre bulunmakt›r.
2. Arafat Vakfesinin Geçerli Olmas›n›n Şartlar›:Arafat vakfesinin geçerli olmas›n›n üç şart› vard›r:
a) Hac için ihrama girmiş olmak
b) Vakfeyi Arefe günü (9 Zilhicce) güneşin zeval noktas›na
gelmesinden kurban bayram›n birinci günü (10 Zilhicce) fecr-i sad›ğa kadar olan süre içinde yapmak.
c) Vakfeyi Arafat’ta yapmak. Arafat s›n›rlar› d›ş›nda yap›lan vakfe geçerli olmaz.
3. Arafat Vakfesinin Vacibi :Arefe günü gündüz Arafat’a ç›km›ş olanlar›n güneş bat›ncaya
kadar Arafat’ta beklemeleri vaciptir.Peygamberimiz (a.s.), güneş bat›ncaya kadar Arafat’ta beklemiştir.
4. Vakfenin Yap›lacağ› Yer:Urene vadisi187 hariç Arafat’›n her taraf› vakfe yeridir. Peygamberimiz (a.s.),“ Arafat’›n her yeri vakfe yeridir” “(Ancak) Urene Vadisi’nden uzak durun” buyurmuştur.Urene vadisi, Harem s›n›r› ile Arafat aras›ndaki mevkidir, Arafat’a
dahil değildir.
- Vakfenin Yap›lacağ› Zaman:Vakfenin yap›lacağ› zaman, Arefe günü (9 Zilhicce) güneşin
zevalinden sonra başlar, kurban bayram›n birinci günü (10 Zilhicce) fecr-i sad›ğa kadar devam eder.
-. Arafat Vakfesinin Sünnetleri
a) Arefe günü sabah› güneş doğduktan sonra Mina’dan Arafat’a hareket etmek.
b) Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak.
c) Mümkünse vakfe için gusletmek.
d) Öğle namaz› öncesinde Nemîre Mescidi’nde hutbe okunmas›.
e) Oruçlu olmamak.
f) Vakfe esnas›nda abdestli ve k›bleye yönelik bulunmak.
g) Mümkün olduğu kadar vakfeyi “Cebelü’r-Rahme” denilen tepenin yak›n›nda yapmak.
h) Öğle vakti olunca öğle ve ikindi namazlar›n› birleştirerek k›lmak (cem‘-i takdîm).
i) Gün boyunca, Kur’an okumak, telbiye, zikir, tehlîl, tekbir, tespih, dua ve istiğfar gibi ibadetleri çokça yapmak.
-

 MÜZDELİFE VAKFESİ:“Müzdelife”200, Arafat ile Mina aras›nda Harem s›n›rlar› içinde
bir bölgenin ad›d›r. Mina ile Müzdelife aras›nda “Muhass›r Vadisi”, Müzdelife s›n›rlar› içerisinde Kuzeh dağ› üzerinde “Meşar-i Harem” ad›nda bir tepe vard›r.
Akşam ile yats› namaz› cem edilerek k›l›nd›ğ› için Müzdelife bölgesine “cem’” ( ) ismi verilmiştir.201Kur’an-› Kerîm’de Müzdelife vakfesine,
– Müzdelife Vakfesinin Rüknü:Müzdelife s›n›rlar› içerisinde belirlenen zaman diliminde k›-
sa bir süre bulunmak veya buradan geçmek rükündür.Bir kimse bilerek veya bilmeyerek, uyan›k veya uyuyarak,ay›k veya bayg›n, oturarak, yürüyerek veya vas›ta içerisinde, ab-destli veya abdestsiz, cünüp, adetli ve loğusal›, niyetli veya niyetsiz olarak Müzdelife Vakfesini yapsa vacip yerine getirilmiş olur.205
- Müzdelife Vakfesinin Geçerli Olmas›n›n Şartlar›
a) Hac İçin İhraml› Olmak
b) Arafat Vakfesini Yapm›ş Olmak
c) Vakfeyi Müzdelife S›n›rlar› İçinde Yapmak
d) Vakfeyi Belirli Zaman İçinde Yapmak
3. Müzdelife Vakfesinin Vacipleri:Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre Müzdelife’de akşam ve yats› namazlar›n› ister münferit ister cemaatle olsun, yats›
vakti içinde cem’-i te’hîr ile k›lmak vâciptir. Abdullah ibn Hanefî mezhebinden Ebû Yusuf ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre Müzdelife’de akşam ile yats› namazlar›-n› cem-i te’hîr ile k›lmak sünnettir.
- MİNA’DA YAPILAN GÖREVLER:“Mina”, Müzdelife ile Mekke aras›nda Harem s›n›rlar› içinde bir bölgenin ad›d›r.Kurban bayram› günleri (Zilhicce 10, 11, 12 ve 13) Mina’da şeytan
taşlama, kurban kesme ve t›raş olmak üzere 3 görev îfa edilir.Fecr-i sad›k’a kadar veya gecenin çoğunu Müzdelife’de geçirmek Hanefîlere göre sünnet; Şafiî ve Hanbeli’lere göre va-cip; Malikîlere göre gecenin herhangi bir saatinde k›sa bir sürede olsa bulunmak vacip, fecr-i sad›k’a kadar gecelemek ise sünnettir.*

- REMY-İ CİMAR:Sözlükte küçük taşlar atmak anlam›na gelen “remy-i cimar”, bir hac terimi olarak “cemerat” diye adland›r›lan belli yerlere belli zamanda ve belli say›da taş atmak demektir. Yüce Allah, İbrahim Peygambere, oğlu İsmail’i kurban etmesini emrettiğinde şeytan bu emri yerine getirmelerine engel olmaya
çal›şm›şt›. Bunun üzerine Hz. İbrahim, eşi Hacer ve oğlu İsmail, şeytan›n bu tuzağ›n› fark edip onu taşlam›şlard›. İşte “remy-i cimar”, bu olay› sembolize etmektedir. Burada şeytana karş› direniş ve protesto söz konusudur.Şeytan taşlama vazifesi, Mina’da Kurban bayram› günlerinde îfa edilir. Şeytan taşlama ittifakla hacc›n aslî vaciplerinden biridir.” Bu görevin terk edilmesi dem gerektirir. Şeytan taşlama günlerinde Mina’da gecelemek sünnettir.
Mina’da şeytan›n taşland›ğ› “Cemerat” diye an›lan üç yer
vard›r.
1. “Cemre-i Suğrâ” (Küçük Cemre): Mescid-i Hayf taraf›ndad›
r. Bu cemreye halk aras›nda “Küçük Şeytan” denir.
2. “Cemre-i Vustâ” (Orta Cemre): Mekke cihetinde Küçük
Cemreden sonra 150 m. mesafede yer al›r. Bu cemreye halk aras›
nda “Orta Şeytan” denir.
3. “Cemre-i Akabe” (Büyük Cemre): Mina’n›n Mekke istikametindeki
s›n›r›nda yer al›r. Bu cemreye halk aras›nda “Büyük
Şeytan” denir.
-

Remy-i Cimar’›n Vakti, Hükmü Ve Uygulanmas›:Cemrelere taş atman›n zaman›, kurban bayram› günleridir.Bu günlerin ilkine “Yevm-i Nahr” (Kurban Kesme Günü), kalan üç güne ise “Eyyam-› Teşrik” (Teşrik Günleri) denir. İlgisi nedeniyle bu günler, “Eyyam-› Mina” (Mina
Günleri) olarak da an›-l›r.
- HEDY:Hac ve umre ile ilgili olarak kesilen kurbanlara “hedy” denir.Yüce Allah’›n hoşnutluğunu kazanmak maksad›yla harem bölgesine veya Kâ’be’ye hediye edildikleri için bu kurbanlara “hedy” ad› verilmiştir.
a) Hedy Kurban› İle Yükümlü Olanlar:Temettu ve k›ran hacc› yapanlar ile ihram yasaklar›na veya hacla ilgili baz› kurallara ayk›r› davrananlar “hedy” kurban› kesmekle yükümlüdürler. İfrad hacc› ve umre yapanlar, bir ihram yasağ›n› yahut hac veya umrenin vaciplerinden birini terk etmedikleri takdirde “hedy” kurban› kesmekle yükümlü değildirler.Ancak isterlerse Allah r›zas› için nafile hedy kesebilirler.
b) Hedyin Çeşitleri
Hedy, vacip ve nafile olmak üzere iki k›s›md›r.
- Vacip Olan Hedy
Vacip olan hedy kurban› beş çeşittir.
1. Temettu Ve K›ran Hedyi:Temettu ve k›ran hacc› yapan kimselerin kesmekle yükümlü
olduğu kurband›r.“Kim umre yap›p (ihramdan ç›karak) hacca kadar (ihraml›
ya yasak olan şeylerden) yararlan›rsa, kolay›na gelen kurban›
kesmesi gerekir”235 anlam›ndaki âyette kastedilen “hedy”, temettu
hacc› yapan kimselerin kesmekle yükümlü olduğu kurband›r.
2. Ceza Hedyi
3. İhsâr Hedyi
4. Fevât Hedyi
5. Adak Hedyi:Harem bölgesinde kesilmek üzere adanan kurband›r.
- Nafile Hedy
Hac veya umre maksad›yla Mekke’ye giden kimsenin, yükümlü
olmad›ğ› halde Allah r›zas› için kestiği kurband›r.
-

Hedyin Kesim Zaman›
1. Adak hedy ile nafile hedyin kesim zaman›, Kurban bayram› n›n birinci günü güneşin doğmas›ndan sonra bayram namaz› n›n akabinde başlar ve bayram›n dördüncü günü güneşin bat›-ş›na kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kesilebilir.Zaman›nda kesilmeyen adak hedyinin kaza edilmesi vaciptir.Zaman›nda kesilmeyen nafile hedy kaza edilmez.
2. Ceza hadyinin kesim zaman›; ihlalin gerçekleşmesiylebaşlar.
3. Fevât Hedyi, hacc›n kaza edildiği zamanda kesilir.
4. Temettu ve K›ran Hedyinin zaman›;Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Mâlikî ve Hanbelî
mezheplerine göre temettu ve k›ran hedyinin kesim zaman›, kurban bayram›n›n ilk günü fecr-i sad›ktan itibaren başlar. Bu kurban› bayram›n üçüncü günü güneş bat›ncaya kadar kesilmesi sünnettir. Bu süre içerisinde kesilmeyip daha sonraya ertelenmesi mekruh ise de ceza gerekmez.Ebû Hanîfe’ye göre ise bu hedyin kesim zaman›, kurban bayram›n›n ilk günü fecr-i sad›ktan itibaren başlar. Bu kurban›n bayram›n üçüncü günü güneş bat›ncaya kadar kesilmesi vaciptir. Bu süre içerisinde kesilmemesi durumunda biri kazâ, biri de
ceza olarak iki kurban kesmek gerekir.
- Kurban Yerine Oruç:Temettu veya k›ran hedyi kesmesi vacip olan ancak kurbanl›k hayvan bulamayan veya bulup da sat›n alacak imkân› olmayan kimselerin, üç gün hac esnas›nda, yedi gün de hacdan sonra olmak üzere toplam 10 gün oruç tutmalar› gerekir. Konuyla ilgili
ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktad›r: “Kim umre yap›p (ihramdan ç›karak) hacca kadar (ihraml›ya yasak olan şeylerden) yararlan›rsa, kolay›na gelen kurba-n› kesmesi gerekir. (Kurban alma imkân›) bulamayan kimse üçü hacda yedisi de döndüğünüzd(memleketinizde)
- Udhiye Kurban›:Udhiye; Hanefilere göre ak›ll›, ergen, mukim ve dinen zengin say›lan; Şafiî, Malikî ve Hanbelilere göre mukim veya misafirher müslüman›n kesmekle yükümlü olduğu bir ibadettir. Hükmü İmam Evzaî, İmam Sevri, İmam Ebu Hanife, İmam Muhammed,İmam Züfer, bir rivayete göre İmam Ebu Yusuf ile İmam Malik ve Caferilere göre vaciptir. İmam Şafiî, İmam Ahmed b. Hanbel ve Malikiler ile bir rivayete göre İmam Ebu Yusuf’a göre müekked sünnettir.Dinen zengin olan müslüman Hacta ister mükim, ister misafir olsun Hanefi ve Malikilere göre udhiyye kurban› kesmekle yükümlü değildir.Şafiî ve Hanbelilere göre hacta dinen zengin olan müslümanlar udhiye kurban› kesmekle yükümlüdür. (Başnefer, 160-161) Hz.Aişe (r.anha) Hz. Peygamberin Mina’da eşleri ad›na bir s›ğ›rudhiye kurban› kestirdiğini söylemiştir. (Müslim, Hac, 119)Buna göre udhiye kurban› kesmek isteyen zengin müslümanbu kurban› Mekke’de kesebileceği gibi memleketinde de kestirebilir.
- Kurban Etleri:Hanefî ve Malikîlere göre temettu ve k›ran hacc› yapan kimseler
kestikleri hedy kurbanlar› ile nafile olarak kesilen kurban etlerinden kurban kesenler yiyebilirler. Ceza kurbanlar›n›n etlerine yiyemezler.Şafiî ve Hanbelîlere göre ise sadece nafile kurban kesenler bu karban›n etinden yiyebilirler. Temettu K›ran ve Ceza kurban›
kesenler bu kurban›n etlerinden yiyemezler. Çünkü Temettu ve K›ran hacc› yapanlar›n kestikleri kurbanlar da ceza kurban› hükmündedir.
-T›raş Olman›n Zaman› :Hacda saçlar› t›raş etme veya k›saltman›n zaman›, bayram› n ilk günü fecr-i sâd›ktan sonra başlar.Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî
mezheplerine göre bayram›n ilk üç gününde t›raş olmak veya saçlar› k›saltmak sünnettir. Geciktirilmesi mekruh ise de ceza gerektir-mez. Ancak t›raş olmad›kça ihramdan ç›k›lm›ş olmaz ve ihram yasaklar› devam eder.Ebû Hanîfe’ye göre, bayram›n üçüncü günü güneş bat›ncaya kadar t›raş olmak veya saçlar› k›saltmak vaciptir. Geciktirilmesi
durumunda dem gerekir.
-Umrede saçlar› t›raş etme veya k›saltman›n vakti,:sa‘y’den sonrad›r.
- Saçlar› T›raş Etmenin veya K›saltman›n Yeri:Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre, ister hac, ister umre için olsun, saçlar› t›raş etmenin veya k›saltman›n yeri Harem bölgesidir. Harem bölgesi d›ş›nda yap›lan t›raş geçerli ise de vacip terk edildiği için dem gerekir.Ebû Yûsuf ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, bu vecîbenin Harem bölgesinde yap›lmas› sünnettir.
- T›raş Edilecek Veya K›salt›lacak Saç›n Miktar›:Saçlar›n t›raş edilmesi ve yak›salt›lmas›nda vacip olan miktar,baş›n en az dörtte biridir. Baş›n sadece dörtte birinde veya daha az k›sm›nda saç varsa, hepsinin t›raş edilmesi veya k›salt›lmas› gerekir.253Saçlar›n tamam›n›n t›raş edilmesi veya k›salt›lmas› ise sünnettir.Erkeklerin saçlar›n› t›raş ederken veya
k›salt›rken sakal ve b›- y›klar›ndan da biraz almalar› müstehapt›r. Saç› olmayanlar›n t›raş aletini başlar›n›n üzerinde dolaşt›rmalar›vaciptir.
- T›raş İle Diğer Menâsik Aras›nda Tertip:Peygamber efendimiz veda hacc›nda bayram sabah› Akabe cemresini taşlad›ktan sonra Mina’ya dönmüş, kurbanlar›n› kesmiş, sonra t›raş olmuştur. Ayn› günü Kâ’be’ye gitmiş ve ziyaret tavaf›n› yap›p Mina’ya geri gelmiştir.258Taş atma, kurban kesme ve t›raş olma menâsiki aras›nda Peygamber efendimizin takip ettiği s›raya uyman›n vacip veya sünnet oluşu konusunda müçtehitler farkl› görüşler ortaya koymuşlard›r.Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhebine göre tertibe uymak sünnettir. Bu tertibe uyulmad›ğ› takdirde her hangi bir ceza gerekmez Ebû Hanîfe’ye göre, bunlar›n ilk üçünde Hz. Peygamber’in takip ettiği s›raya uymak vaciptir. Aksi halde dem gerekir. Ancak,ifrad hacc› yapanlar›n nâfile olarak kurban kesmeleri durumunda tertibe uymalar› vacip değil, sünnettir.

- İhramdan Ç›kma (Tahallül) :Saçlar›n t›raş edilmesi veya k›salt›lmas› ile ihramdan ç›k›lm›ş
olur. İhramdan ç›k›nca, elbise giyme, koku sürünme, saç, sakal, b›y›k ve t›rnak kesme gibi ihram yasaklar› sona erer. Buna “tehallül”
denir.Hacda biri cinsel ilişki d›ş›ndaki yasaklar›n, diğeri ise, cinsel ilişki yasağ›n›n kalkmas› olmak üzere iki çeşit “tehallül” vard›r.
1. İlk Tahallül
Cinsel ilişki d›ş›ndaki ihram yasaklar› bayram›n birinci günü t›raş olmakla sona erer.
2. İkinci Tehallül:Cinsel ilişki dahil olmak üzere ihram yasaklar›n›n tamam›yla
ortadan kalkmas› demektir. İkinci tehallül, ziyaret tavaf›n›n da yap›lmas›yla gerçekleşir.
- İHSAR:Sözlükte engellemek ve al›koymak anlam›na gelen “ihsar”,bir hac terimi olarak, hac veya umre için ihrama giren kimsenin, her hangi bir sebeple, ihram›n gereğini -umre için tavaf›, hac içinArafat vakfesini ve ziyaret tavaf›n›- yerine getirmesinin engellenmesi
demektir. Engellenen bu kimseye “muhsar” denir.
- BEDEL HACCININ MEŞRUİYYETİNİN DELİLLERİ:Başkas› ad›na hac yapman›n meşru oluşu şu hadislere dayanmaktad›r:“Has’am kabilesinden bir kad›n Veda Hacc› y›l›nda Resulullah’›n yan›na gelerek; “Ey Allah’›n Resulü; Allah’›n hac ibadetini kullar›na farz k›lan emri babama binek üzerinde duramayacak derecede yaşl› iken ulaşt›. Babam›n yerine ben hac yapsam, olur mu?” diye sordu; Resülullah “Evet” diye cevap verdi.287
İbni Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir:“Cüheyne kabilesinden bir kad›n Resulullah’a gelerek şöyle dedi:
-Annem hac yapmay› adad› fakat hac yapamadan öldü. Onun yerine ben hac yapay›m m›? Resülullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi.-Evet, onun yerine hac yap. Annenin borcu olsayd› onu ödemez
miydin? Allah’a olan borçlar›n›z› da ödeyin. Çünkü Allah’a olan borç ödemede önceliklidir.”
-

BEDEL İÇİN VASİYETTE BULUNMANIN HÜKMÜ:Bir kimse kendisine haccetmek farz olduğu y›l, hacca gitmek üzere yola ç›kar da hacc› tamamlamadan ölüm yatağ›na düşerse,
ölmeden önce vasiyette bulunmas› farz değildir. Fakat,kendisine hac farz olduğu y›l hac yapmay›p sonraki y›llarda memleketinde veya yolculuğunda ölen kimsenin, ad›na hac yap›
lmas›n› vasiyet etmesi farz olur.
– BEDEL YOLU İLE HAC YAPMANIN ŞARTLARI:Bedel yoluyla hac yapma konusunda gözetilmesi gereken bir tak›m şartlar vard›r. Bunlar› şöyle s›ralayabiliriz:
1.Vekil olarak hacca gönderilecek kimsenin müslüman ve
ak›ll› olmas›.
2. Vekilin, müvekkil ad›na hac yapmaya niyet etmesi
3. Sağ olan müvekkilin vekile hac yapmas›n› bizzat söylemesi
4. Müvekkile hacc›n önceden farz olmuş olmas›
5. Vekil için ücret şart koşulmuş olmamas›
6. Vekilin masraflar›n›n tamam› yahut da çoğu müvekkilin
mal›ndan karş›lanmas›
9. Vekilin, hacc› bizzat kendisinin yapmas›
- NAFİLE HACDA VEKALET ŞARTLARI:Nafile hacc›n vekalet yolu ile yap›labilmesi için; vekilin müslüman, ak›ll›, mümeyyiz olmas› ve kim ad›na nafile hac yap›l›-yorsa niyeti onun için yapmas› şartt›r. Vekalet yoluyla nafile hac yap›lmas› için bunlardan başka bir şart aranmaz. Çünkü nafile ibadetlerde hareket alan› daha geniştir.
Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre nafile hacda vekaletin geçerli olmas› için vekilin kendi ad›na farz hacc› yapm›ş olmas›şartt›r. 314
-HAC VE UMREDE KURALLARA AYKIRIDAVRANIŞLAR VE CEZALARI
Hac ve umre ibadetlerinin edas›yla ilgili olarak ihraml› ve ihrams›z iken uyulmas› gereken kurallar vard›r. Bunlara uyulmamas› çeşitli cezalar gerektirir.Hac ve umre ile ilgili cezalar; hac ve umrenin vaciplerini terketmekten doğan cezalar ve ihram yasaklar›n› ihlal etmekten doğan
cezalar olmak üzere iki k›sma ayr›l›r.

HAC VE UMRENİN VACİPLERİNİ TERK ETMENİN
CEZALARI:Hacc›n veya umrenin farzlar›n›n (rükün ve şartlar›n›n) yerine getirilmemesi halinde yap›lan hac veya umre geçerli olmaz.Farzlar› ihlalin başka bir şeyle telafisi mümkün değildir.Hacc›n veya umrenin vaciplerinden birinin terk edilmesi durumunda hac veya umre fasid olmaz ise de mazeret olmadan terk edilmesi tahrimen mekruhtur.Mazeret olmadan terk edilen veya zaman›nda yap›lmayan hervacip için dem gerekir.315Sadece umreyi veya sadece hacc› ilgilendiren bir vacibin terkedilmesi sebebiyle tek ceza gerekir.Hac veya umrenin biri “mustakil (aslî)” diğeri de her bir menasikinvacibi (fer’î) olmak üzere iki çeşit vacibi vard›r.
Bu vaciplerden birinin, bir mazeret bulunmaks›z›n terk edil-mesi halinde dem gerekir. Bir mazeret sebebiyle terk edilirse herhangi bir ceza gerekmez.
-Hacc›n Mustakil / Aslî Vacipleri Şunlard›r:
a) Sa’y,
b) Müzdelife vakfesi,
c) Remy-i cimar (Şeytan taşlama),
d) Saçlar› t›raş etme veya k›saltma,
e) Veda tavaf›,
Sa’y, t›raş olma ve saçlar› k›saltma ayn› zamanda umrenin de
vaciplerindendir.
-Bu müstakil vaciplerin d›ş›nda hac ve umre menasikinebağl› (fer’î) vacipler de vard›r. Bu vaciplerin de bir mazeret olmaks› z›n terk edilmesi halinde dem gerekir.
-Hac, Mekke’deki Kâ’be, Safa-Merve, Mina, Müzdelife ve
Arafat olmak üzere kutsal mekanlarda Peygamberimizin öğrettiği
şekilde îfa edilen bir ibadettir.
-UMRE:Sözlükte; ziyaret etmek, uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek,
bir yerde ikâmet etmek, korumak, mal› çok olmak ve Allah’a
kulluk etmek anlamlar›ndaki “a-m-r” kökünden türeyen
“umre”; bir hac terimi olarak belirli bir zamana bağl› olmaks›-
z›n ihrama girip tavaf ve sa‘y yapt›ktan sonra t›raş olup ihramdan
ç›karak yap›lan bir ibadettir.
- UMRENİN HÜKMÜ:Müslüman›n ömründe bir defa umre yapmas› Hanefî ve Mâlikî
mezheplerine göre müekked sünnet, Şâfiî390 ve Hanbelî391 mezhebine göre ise farzd›r.
- UMRENİN FARZLARI (ŞARTI VE RÜKNÜ)
Umrenin iki farz› vard›r; ihrama girmek ve Kâ’be’yi tavaf etmek.
İhrama girmek şart›, Kâ’be’yi tavaf etmek ise rüknüdür.
- UMRENİN VACİPLERİ:Umrenin iki vacibi vard›r. Safa ile Merve aras›nda sa’y
yapmak ve saçlar› t›raş ettirmek veya k›saltmak.İhram yasaklar›na uymayan veya bir vacibi terk eden kimseye dem gerekir.
- Ebû Lübabe, ikinci Aka’be biat›nda bulunmuş, Hz. Peygamber taraf›ndan kabilesine temsilci tayin edilmiş Medineli bir sahabidir.Eskiden müttefikleri ve komşular› olan Kureyza oğullar›n›n muhasara edildiği s›rada onlara,
teslim olmalar›n›n ölüm anlam›na geleceğini işaret etmiş, daha sonra yapt›ğ›na pişman olmuş, tövbe etmiş ve Resülullah’›n yan›na gelmeden doğruca mescide giderek farz namazlar ve tabii ihtiyaçlar› d›ş›nda, affedilinceye
kadar çözdürmemek üzere kendini bir direğe bağlam›şt›.Yiyip içmeden alt› gün bu direkte bağl› olarak kald›ktan sonra, affedildiğini bildiren ayet inince bizzat Hz. Peygamber taraf›ndan çözüldü. Bugün o
direğin yerinde bulunan sütün “Üstuvânetü Ebî Lübâbe” (Ebû Lübâbe Sütunu) veya Üstüvânetü’t-Tevbe” (Tövbe Sütunu) diye an›lmaktad›
- Peygamber Efendimiz, ilk zamanlarda Mescide hutbe okuyacağ› zaman bir hurma kütüğünün üzerine ç›kard›. Daha sonralar› haz›rlanan minber üzerinde hutbe okumaya başlay›nca kütük ağlay›p inlemeye başlam›ş, Hz.
Peygamber minberden inerek onu eli ile s›vazlayarak teskin etmişti. (Buhârî, Cumu’a, 26; I,220) işte o hurma kütüğünün yerindeki sütün “elÜstüvânetü’l- Hanne” (Ağlayan Sütün) diye an›lmaktad›r.
- MEDİNE’DEKİ BAZI MÜBAREK MEKANLAR
1. Kuba Mescidi.
.2. Cuma Mescidi
3. Baki’ Mezarl›ğ› (Cennetü’l-Bakî’)
4. Mescidü’l-K›bleteyn (İki K›bleli Mesci
5. Uhut Şehitliği

SINAV  İÇİN DİNİ TERİMLER
1-İmâmeyn: İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed için kullanılır.
2-Tarafeyn. İmâm-ı A’zam ile İmam Muhammed için kullanılır.
3-Şeyhayn: İki şeyh, iki reis, iki büyük imâm demektir. İmâm-ı A’zam ile
İmam Ebû Yusuf için kullanılır. En büyük iki halife anlamında Hazret-i Ebû
Bekr ile Hazret-i Ömer için de kullanılır.
4-Sekaleyn: İnsanlar ve cinler için kullanılır. Bu iki topluluğa da peygamber
olarak gönderildiği için Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Rasûlü ’s-Sekaleyn
denir. Cin ve insanlara fetvâ verene de, Mü ftiyü’s-sekaleyn denir. (Şeyhü ’lİslâm İbni Kemalpaşa).
5-Temizlik: Görünü r kir ve pisliklerin giderilmesi “necâsetten tahâret”, abdestsizlik
durumunun kaldırılması ise “hadesten tahâret” olarak adlandırılır.
6-Mâsivâ: Allah’ın gayrısından temizlenme.
7-Hades: Hükm kirlilik.
8-Necîs: Dînen kir ve pis.
9-Hanefîler’e göre tavuk, kaz gibi kü mes hayvanlarının
dışkıları “necâset-i galîza” (ağır pislik), sığır, koyun, geyik gibi dört ayaklı
hayvanlarınla ise “necâset-i hâffe” (hafif pislik) olarak nitelendirilir.
İstincâ; temizlik yani büyük abdest bozulduktan sonra dışkı ve idrar
yollarında yapılacak dışkı, idrar vb. temizliğidir.
10-İstinkâ; taharetlenirken hiç
pislik kalmadığına kanaat getirinceye kadar temizlenmek, ayrıca erkeklerin
istibrâ yapmasıdır.
11-İstiskâ: Yağmur yağması için istiğ farda bulunup, duâ etmek demektir. 12-Özürlü kimseye mâzûr-mâzûre denilir.
13-Sünnet Namazlar; Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sü nnetleri
(revâtib) ifade etmekte,
14-Nâfile Namazlar
ise düzenli olmayarak çeşitli vesilelerle Allah’a yakınlaşmak
ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazları (reğaib) ifâde
etmektedir.
15-Namazın Farzları (Şurûtü’s-salât)
16-Erkânü’s-Salât: (Rükunları)
17-Kişinin
kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması da
(hurûc bi sun’ih) Ebû Hanîfe’ye gö re bir rükündür.
18-İsfâr: Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasıdır.
19-Taglîs: İkinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken sabah namazını kılmak.
20Tuma’nîne: Rükûduruşunda bir müddet beklemek.
21-Kavme: Rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sâkin oluncaya
değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek.
22-Tıvâl-i mufassal: Uzun sûreler olarak anılır. Hucurât sûresi ile Bürûc
sûresi arasındaki
sûreler bu grupta yer alır.
23-Evst-i mufassal: Orta uzunluktaki sû relere de denir. Bürûc sûresi ile Beyyine
sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır.
24-Kısâr-ı mufassal: Kısa sûreler diye anılır. Bunlar Beyyine sûresinden
Nâs
sûresine kadar olan sûrelerdir.
25-Tahmîd: Semia’llahülimen hamideh” dedikten sonra, “Rabbenâ leke’lhamd”
demek.
26-Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler.
27-Amel-i kesîr: Çok veya aşırı bir davranışta bulunmak demektir.
28- Ezân okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde
ses biraz daha yükseltilir. Buna teressül veya irtisâl denilir. Kâmet ise
duraklama yapmaksızın serî okunur. Buna da “hadır” denilir.
29-Namazı yalnız kılana münferid, imâma uyarak kılana muktedî denilir.
İmama uyan kişi (muktedî) için üç ayrı durum söz konusu olabilir. İmama
uyan kişi ya “müdrîk” ya “lâhik” ya da “mesbûk”tur.
30-Müdrîk: Namazı tamamen imâmla birlikte kılan kimseye denir.
31-Kuvvetli alacak (deyn-i kavî)
32- Orta kuvvette alacak (deyn-i mutavassıt)
33- Zayıf alacak (deyn-i zaîf)
34- Nisâb: Gümüşte nisap miktarı 200 dirhem, altında 20 miskâl, hayvanlarda
5 deve, 30 sığır, 40 koyun, toprak ürünlerinde ise (cumhûra göre) 5 vesktir (=buğdayda 653 kg.). Ebû Hanîfe’ye göre ise toprak ürünlerinin azı daçoğu da zekâta tâbidir. Toprak ürünlerinin zekâtında nisâb aranmaz.
35-Yıllanma: Havelânü ’l-havl.
36- Mâl-i müstefâd: Önceden yok iken sonradan ferdin mülkiyetine geçen maldır.
37- Rikâz: Rikâz terimi, maden, define ve hazine gibi kendiliğinden yer altında
Bulunan veya insanlar tarafından yer altına gömülüp gizlenen her türlü kıymetli
maden ve eşyayı eder.
38- Senenin çoğunu meralarda otlayarak geçiren hayvanlara Sâime denilmektedir.
Bunun karşılığı olarak yemle beslenen hayvanlara “ma’lûfe”, ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara da “âmile” adı verilmektedir.
39- Zekâtın Sarf Yerleri::
1. Fakirler ve Miskinler, 2. Âmiller, 3. Müellefe-i
Kulûb, 4. Rikâb, 5. Borçlular, 6. Fî Sebîlillah, 7. İbnü ssebîl
40- İhrâm, kişinin kendini geçici kaygı ve bağımlılıklardan kurtarışının sembolü
dür.
41-Menâsik: Hac ibâdeti içinde yer alan ve bir kısmı sembolik davranışlardan
ibâret olan fiiller.
42- Bedel: Hac için bedel (nâib) tutmaya “ihcâc”; bedel tutan kimseye “âmir”,“menûb” veya “mahcûcun anh” denir. Ayrıca bedel gönderilen kimseye “me’mûr”, yol masrafı olarak verilen mal veya paraya “nafaka” ve haccı ifsâd
etmesi hâlinde nafakayı geri ödemesine “tazmîn” adı verilmektedir.
43- İhrâma giren kişiye “muhrim” (ihrâmlı) denir.
44- Harem Bölgesi. En yakını, Mekke’ye 8 km. mesafede Medîne istikametinde“Ten’îm”; en uzak olanları ise Tâif yö nünde “Ci’râne” (Şi’bü A l-i Abdullah)ve Cidde istikametinde Hudeybiye yakınlarında “Aşâir”dir. Diğerleri ise, Irak yolu ü zerinde “Seniyyetülcebel”, Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” (Hüseyniye) ve Arafat sınırında “Batn-ı Nemîre”dir.
45- Mekkeliler hac için Harem bölgesi sınırları içinde; umre için ise Hil bö lgesine
çıkarak meselâ Ten’îm veya Arafat gibi Harem bölgesi dışındaki bir yerde
ihrama girerler.
46- Hil Bölgesi. Hil bölgesi, Harem bö lgesi ile Mîkât yerleri arasındaki yerlerdir.Bu bölgede ikâmet edenlere Mîkâtî veya Hillî denir. Hillî, Hil bölgesinde yaşayan kişi anlamındadır
47-Ahvâl-i Şahsiyye: Şahsın hukûku.
48-Hidâyet-i Mürşîde: Yol gösterici hidâyet.
49-İcmâ: İcmâ müctehidlerin şer’îbir meselenin hükmüne dair görüşlerini aynı yönde olmak üzere tek tek açıklamaları yoluyla meydana gelebileceği gibi (sarîh icmâ), şer’îbir mesele hakkında bir veya birkaç mü ctehid görüş belirttikten sonra, bu görüşten haberdâr olan o devirdeki diğer müctehidlerin açıkça aynı yönde kanaât belirtmemekle birlikte îtirâz beyânında da bulunmayıp sükût etmeleri sûretiyle de (sükûtî icmâ) oluşabilir.
50-Istıslâh (Mesâlih-i Mürsele)
51-İslâm Öncesi Şerîatler: Hz. Muhammed’den ö nceki ilâhî dinlerin hükümlerinden (şer’ü men kablenâ)
52-İmâmeyn: İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed için kullanılır.
53-Tarafeyn. İmâm-ı A’zam ile İmam Muhammed için kullanılır.

54-Şeyhayn: İki şeyh, iki reis, iki büyük imâm demektir. İmâm-ı A’zam ile İmam Ebû Yusuf için kullanılır. En büyük iki halîfe anlamında Hazret-i EbûBekr ile Hazret-i ö mer için de kullanılır.
55-Sekaleyn: İnsanlar ve cinler için kullanılır. Bu iki topluluğa da peygamber olarak gönderildiği için Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Rasûlü’s-Sekaleyn denir. Cin ve insanlara fetvâ verene de, Mü ftiyü ’s-sekaleyn denir.
56-Temizlik: Görünür kir ve pisliklerin giderilmesi “necâsetten tahâret”, abdestsizlik
durumunun kaldırılması ise “hadesten tahâret” olarak adlandırılır.
57-Mâsivâ: Allah’ın gayrısından temizlenme.
58-Hades: Hükmî kirlilik.
59-Necîs: Dînen kir ve pis.
60-Ağız ve burun temizliği (mazmaza ve istinşâk).Suile iyice ovmak (delk).
Allah’ın farz kıldığ ı (mektûbe) namazlar,
61-Hz. Peygamber’in sünnetiyle sâbit olan (mesnûn) namazlar,
62-Sünnet Namazlar; Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sünnetleri (revâtib) ifâde etmekte,
63-Nâfile Namazlarise düzenli olmayarak çeşitli vesilelerle Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazları (reğaib) ifâde etmektedir.
64-Namazın Farzları (Şurûtü’s-salât)
65-Erkânü’s-Salât: (Rükunları)
66-Kişininkendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması da(hurûc bi sun’ih)
67-İsfâr: Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasıdır.
68-Taglîs: İkinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken sabah namazını kılmak.
69-Fey-i zevâl: Güneşin tam tepe noktada iken cismin yere düşen gölge uzunluğu.
70-Şürûk zamanı: Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman(40-45 dakika).
71-Vakt-i istivâ: Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman.
72-Tahmîd: Semia’llahülimen hamideh” dedikten sonra, “Rabbenâ leke’lhamd”demek.
73-Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler.
74-Teheccüt namazı, kuşluk namazı, evvâbîn namazı, tahiyyetü ’l-mescid, küsûfve hüsûf namazları (Güneş ve Ay tutulması esnasında namaz) gibi.
75-Kasr: Namazın kısaltılması,
76-Cem’: İki namazın bir vakitte kılınması.
77-Vaktinde kılınamayan namaza fâite çoğulu fevâit denir.
78-Vitir Arapça’da çiftin karşıtı olan “tek” anlamındadır
79-Her Ay Üç Gün O ruç. “eyyâm-ı bîd” Her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde olmak üzere her ay üç gün oruç tutmak.
80-Hanefî mezhebine göre toprak ürünlerinin zekâta tâbî olabilmeleri için üzerlerinden bir yılın geçmesi (havl)
81-Rikâz: Rikaz terimi, maden, define ve hazine gibi kendiliğinden yer altında bulunan veya insanlar tarafından yer altına gömülüp gizlenen her türlü kıymetli maden ve eşyayı ifâde eder.
82-Mevât (işlenmemiş, sahipsiz) topraklarda veya sahibi bilinmeyen topraklar.
83-Yemle beslenen hayvanlara “ma’lûfe”, ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan
hayvanlara da “âmile” adı verilmektedir.
84-Bedel: Hac için bedel (nâib) tutmaya “ihcâc”; bedel tutan kimseye “âmir”,“menûb” veya “mahcûcun anh” denir. Ayrıca bedel gönderilen kimseye
“me’mûr”, yol masrafı olarak verilen mal veya paraya “nafaka” ve haccı ifsâd etmesi hâlinde nafakayı geri ödemesine “tazmîn” adı verilmektedir.
85-İhrâma giren kişiye “muhrim” (ihrâmlı) denir.
86-Füsûk: Tâatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.
87-Cidâl: Başkalarıyla tartışmak, hakâret ve kavga etmek.
88-Kâbe’nin etrafında tavâf yapılan yere “metâf” (tavâf alanı) denir.
89-Sa’y yerine “Mes’a” denir.
90-“Eyyâm-ı nahr” ve “eyyâm-ı Mina” denilen Zilhiccenin 10-11 ve 12. günleridir.
91-İhsâr, hac veya umre yapmak üzere ihrâma girdikten sonra, herhangi bir
92-Akîka Kurbanı: Esasen akîka, Arapça’da yeni doğan çocuğ un başındaki saçın adıdır.
93-Keffâret kelimesi sö zlü kte “örten, gizleyen” anlamına gelir. Dînî bir terim olarak ise, “işlenen bir kusur ve gü nahtan dolayı Allah Teâlâ’dan af ve mağfiret dilemek niyetiyle yapılan, cezâ özelliği de bulunan bir tür mâlî ve bedenî ibâdet”tir.
94-ADAK:Arapça’da nezir (nezr) diye ifâde edilen adak fıkıh dilinde, “bir kimsenin
dînen yükümlü olmadığ ı ibâdet cinsinden bir şeyi kendisi için vâcip kılması”nı ifâde eder
95-Behîmetü ’l-en’âm: En çok yenmesi mutat olan koyun, deve ve sığır gibi türlerdir.
96-Dövme (veşm) yaptırma, başta
97-Dişlerin güzellik için törpülenerek seyrekleştirilmesi (teflîc) de hadîste yasaklanmıştır.
Nikâh anında belirlenmişse buna mehr-i müsemmâ, belirlenmemişse buna da mehr-i misil denir.
98-Ric’î Talâk: Kocaya yeni bir nikâha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme
imkânı veren boşama türüne, dö nülebilir boşama anlamında “ric’î talâk”denir.
99-Bâîn Talâk: Kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikâhla dönme imkânı veren boşanma
100-Sünnî Talâk: Boşama, Kur’ân’daki genel ilkelere ve Hz. Peygamber’in bu
yö ndeki açıklama ve tavsiyelerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına göre
101-Sü nnî talâk, bid’î talâk şeklinde de tasnîf edilmektedir.
102-Bid’î Talâk: Bid’at tâbiri, Sünnet’in mukâbili ve zıddı olarak da kullanılmakta olduğundan burada bid’î talâk, Sü nnet’e aykırı biçimde gerçekleştirilen boşamayı ifâde etmektedir.
103-Îlâ: Kocanın dört ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına dâir yemin etmesi veya bu içerikte bir nezirde bulunmasına îlâ denilir.
104-Hidâne: İslâm hukûkunda çocukların bakım ve yetiştirilmesine denilir.
105-Ferâiz İlmi: Mîrâs hukû kunun klâsik İslâm hukû k literatüründeki adıdır.
106-Ecîr-i Hâs: Yapılan iş sözleşmesi;işçinin belli bir süre zarfında işveren içinçalışmasını konu alıyorsa, yani işçinin belli bir zaman biriminde hâsıl edeceği emeğini işverenin emrine tahsîs etmesi gerekiyorsa, bu işçi ecîr-i hâs olarak adlandırılır.
107-Ecr-i Misl; tarafsız bilirkişilerin, işçinin fiilen harcadığı emeğe biçtikleri değerdir.
108-Tağrir ise, akid yapılırken taraflardan birinin söz ve davranışı ile diğer tarafı kasten aldatmasını ifâde eder.
109-Gabn-i Fâhiş: Aldanmanın aşırı ve belirgin olması.
110-Gabn-i Yesîr: Aldanmanın basit ve önemsiz olması.
111-Rehin verene râhin, rehin alana mürtehin, teslim alınan mala da merhûn
veya rehin denilir.
112-İstiâze: Sözlükte, sığ ınmak, korunmak anlamındadır
112-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
113-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
114-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
115-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
116-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.

117-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
118-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
119-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
120-Garîbu’l-Kur’ân: Farklı lehçelerde kullanılan kelimeler.
121-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
122-iknâ etmek, muhâtabın delillerini çü rütmek.
123-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
124-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
125- Âfâk Bölgesi. Harem ve Hil bö lgelerinin dışında kalan yerlere Âfâk denir.
126- Füsûk: Tâatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.
127-Cidâl: Başkalarıyla tartışmak, hakâret ve kavga etmek. Her zaman yasak
olan bu tür davranışlardan, ihrâmlı iken daha çok sakınmak gerekir.
128- Hanefîler’e göre haccın ihrâm, Arafat vakfesi ve ziyaret tavâfı olmak
üzere üç farzı vardır.
129- Kâbe’nin etrafında tavâf yapılan yere “metâf” (tavâf alanı) denir.
130- Sa’y: Sa’y Hanefî mezhebine göre hac ve umrenin vâciplerinden, diğer üç
Mezhebe göre ise haccın rükünlerindendir. Sa’y yerine “Mes’a” denir.
131- İlk Tehallül: Hanefî mezhebinde, cinsel ilişki dışındaki ihrâm yasaklarının
kalkmasını sağlayan ilk tehallül ancak saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması
ile olur.
132- İkinci Tehallül: Cinsel ilişki dâhil bütün ihrâm yasaklarının kalkması
demektir.
133- “Eyyâm-ı nahr” ve “eyyâm-ı Mina” denilen Zilhiccenin 10-11 ve 12. günlerinde
Mina’da kalmak ve orada gecelemek Hanefîler’e göre sünnet, diğer üç
mezhepte ise vâciptir.
134- Şer’î hüküm açısından hac; farz, vâcip ve nâfile olmak üzere üç çeşittir.
135- İhrâmlı iken Harem bölgesinde yapılması yasak olan şeylerin yapılmasına
cinâyet denir.
136ihrâma girdikten sonra, herhangi bir
sebeple tavâf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması demektir.
137- Fevât, haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi,
vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat’ta bulunamamasıdır

138-Teâtî: Sözlü bir irâde beyânı olmaksızın, satılmak üzere konulmuş bir şeyi alıp semenini bırakmak” demektir.
Gabin ve Tağrir Yasağı: Gabin (gabn) kelimesi, İslâm hukûk terminolojisinde genelde iki taraflı akidlerde karşılıklar arasında, özelde ise alım satımda satılan şeyle fiyatı arasında değer yönünden farklılık ve dengesizliği ifâde eder. Buna göre bir mal, değerinin çok üzerinde bir fiyata satın alındığında müşteri, değerinin çok altında satıldığında ise satıcı gabne mârûz kalmış olur. Tağrir ise, akid yapılırken taraflardan birinin söz ve davranışı ile diğer tarafı kasten aldat¬masını ifâde eder.
139-Gabn-i Fâhiş: Aldanmanın aşırı ve belirgin olması.
140-Gabn-i Yesîr: Aldanmanın basit ve önemsiz olması.
141-Müzâraa: (Zirâî ortakçılık) Bir tarafın arâzî, di¬ğer tarafın da emek ile katıldığı ve çıkacak ürünün belli bir oran üzerinden paylaşıldığı ortaklık türüdür.
142-Müsâkât: Bahçe sahibi ile bağ ve bahçeye bakıp bunları sulayacak emek sahibi arasında yapılan ve elde edilecek ürünü belli bir oran üzerinden paylaşmayı konu alan ortaklığın adıdır.
143-Âriyet Akdi: Bir kimseye bedelsiz olarak belli bir süre kullanmak üzere bir malın verilmesini konu alan bir sözleşme türüdür. İğreti sözleşmesi de denir.
144-Karz: Bedeli iâde edilmek şartıyla verilen şey de¬mektir.
145-Vedîa: Fıfıkıhta bir kimseye koruması için bir malın emânet edilmesi akdini ve bu şekilde emânet edilen malı ifâde eden bir terimdir.
146-Lukata: Buluntu mal.
147-Îne Satışı: Bir malın belli bir fiyat karşılığında vâdeli olarak satılıp, satılan fiyattan daha düşük bir fiyatla geri satın alınmasıdır. Aynı işlemin, araya üçüncü bir kişi sokularak yapılması da îne satışı kapsamında değerlendirilmektedir.
148-Hisbe: İslâm toplumlarında genel ahlâkı ve kamu düzenini koruma ve denetleme faaliyetini ve bununla görevli resmî kuruluşu ifâde eder. Bu işle görevli memura da genelde muhtesip adı verilir.
148-Vakıf: Kaynağını iyilik ve hayırda yarışmayı, Allah yolunda harcamada bulun¬mayı, toplumda kimsesiz, fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmayı teşvik eden, kalıcı olanın da bu tür yatırımlar olduğunu bildiren âyet ve hadîsler¬den almıştır. İslâm mîmârîsinin, kültür ve medeniyetinin bir çok şâheseri bu tür gâyeleri gerçekleştirmeye mâtuf olarak kurulmuştur.
149-Hilm: Akıllı olma ve akıllıca davranma, ağır başlı olma, affetme, sabır, hoşgörü, barış ve kardeşlik, acelecilik yapıp saldırganca hareket etmekten sakınma gibi insanlarla uygarca ilişki kurmaya katkı yapan birçok erdemi birlikte ifâde eden geniş kapsamlı bir kavramdır.
150-Hikmet: bütün doğru bilgilerle güzel ya¬şayışı kapsayan bir kavram olarak tanımlanır.
151-ZENGİN: Dinen zengin sayılan kimselerin mallarından belli bir kısmını Allah Teâlâ’nın Kuran da verilmesini emrettiği kimselere vermelerine zekât denir.
152-NİSAP: Zenginliğin ölçüsü sayılan miktara nisap denir.
153-EL MİLKÜ’T-TAM: Bir mala tam olarak sahip olmak demektir.
154-ZİLYETLİK: Bir malın kişinin filen elinde olması veya onun tasarrufu altında bulunması gerekir.
155-MAL-İ DIRAR: Bir kimsenin mâlik olduğu halde yararlanması mümkün olmayan, başka bir deyimle elinden çıkıp, dış görünüş bakımından, artık geri dönmesi umulmayan mal, demektir.
156-DEYN-İ KAVİ Kuvvetli alacaklar demektir.
157-DEYN-İ MUTAVASSIT: Orta alacaklar demektir.
158-DEYN-İ ZAİF: Zayıf alacaklar demektir.
159-NEMA: Bir malın artıcı nitelikte olmasına nema denir.
GERÇEK ARTMA: Bir malın ticaretle, doğum yoluyla veya tarımla artmasıdır.
TAKDİRİ (HÜKMEN) ARTMA: Bir malın kendisinde artma imkân ve potansiyelinin bizzat bulunmasıdır.

 

160-MÜSADERE: Devletin zorla gasb ettiği mallara denir.
161-HAVELANÜ’L-HAVL Zekâtın farz olabilmesi için nisap miktarı malın üzerinden bir kameri yılın geçmesine havelanü’l-havl denir.
162-MALİ MÜSTEFAD önceden yok iken sonradan ferdin mülkiyetine geçen maldır.
163-EL-EMVALÜ’L-BATINA: Zekâtta gizlenen mallara el-emvalül-batına denir.
164-EMVALİ ZAHİRE: Açıkta olan, görebilen, saklanması kolay olmayan mallara denir.
165-ÖŞÜR: Toprak ürünlerinden alınan zekâta öşür denir.
166-RİKAZ: Maden, define ve hazine gibi kendiliğinden yer altında bulunan veya insanlar tarafından yer altına gömülüp gizlenen her türlü kıymetli maden ve eşyaya rikaz denir.
167-KENZ: Yer altında buluna definelere denir.
168-MİSKİN: Hiçbir geliri ve malı olmayan kimsedir.
169-FAKİR: Ev ve ev eşyası gibi asli ihtiyaçlarını karşılayan malı olsada geliri ihtiyaçlarını karşılamayan nisap miktarından daha az malı bulunan kimseye fakir denir.
170-NİSAB-I İSTİĞNA: müslümanların başkalarından yardım dilenmemesi için konulmuş zenginlik ölçüsüne denir.
171-AMİL: Zekât gelirlerini toplamak ve dağıtmakla görevlendirilen kişiye amil denir.
172-MÜELLEFE-İ KULUB: Kalpleri islama ısındırılmak veya kötülüklerinden emin olmak istenen kişilerdir. Bunlara zekât verilebilir.
173-GARİMİN: Hanefilere göre borcu olan ve borcundan başka Nisab miktarı malı bulunmayan kimselerdir.
174-Fİ SEBİLİLLAH: Allah yolunda olan kimselere denir. Bunlara zekât verilebilir.

175-Mülk arazi: Kişilerin malik bulunduğu ve her türlü hukukî tasarrufta bulunabildiği arazi türü Miri, öşür, harac arazi gibi kısımları vardır.
176-SAİME: Senenin yarısından fazlasında Kırlarda ve otlaklarda güdülen, nesillerinin çoğalması, süt ve yağlarının artması ve ticari gayelerle beslenilen hayvanlara Saime denir.
177-MALUFE: Yemle beslenen hayvanlara malufe denir.
178-AMİLE: Ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara amile denir.
179-MİRİ ARAZİ: (ARAZİYİ MİRİYE) Kuru mülkiyeti devlete, yararlanma hakkı kişilere verilen topraklar.
180-MEVKUF (VAKFEDİLEN) ARAZİ: Vakıflara tahsis edilen arazilerdir.
181-METRUK ARAZİ: Toplum yararına terk edilmiş topraklardır.
183-MEVAT ARAZİ: Kimsenin tasarrufu altında bulunmayan ve kamunun yararına terk ve tahsis edilmemiş, boş yerlere mevat arazi denir.

184-AYN: İnsanın zekât için ayırdığı ve yanında hazır bulunan malına ayn denir.
185-MÂL-İ DIMÂR Bir kimsenin sahip olduğu halde yararlanması mümkün olmayan, başka bir deyimle elinden çıkıp, dış görünüş bakımından, artık geri dönmesi umulmayan mal, demektir.
186-USUL: Bir kimsenin anne baba dede ve ninelerine verilen isimdir.
187-FÜRUA: Bir kimsenin çocuk ve torunlarına denir.
188-MELEK: Haberci,elçi,güç,kuvet.
189-CİN: Gizli,örtülü varlık,göülmeyen şey.
Cinler; insanlar gibi yerler,içerler,evlenir ve çoğalırlar,erkeklik ve dişilikleri vardır, doğar,büyür ve ölürler. Ancak cinlerin ömürleri; insanlarınkine göre epeyce uzundur.Cinler; Müslüman Cinler, Kafir Cinler diye ikiye ayrılır. Cinlerden;AyetelKürsi, Felak ve Nas okuyarak korunabiliriz.
190-ŞEYTAN: İblis. İlk şeytan cinlerdendir
191-Behîmetü ’l-en’âm: En çok yenmesi mutat olan koyun, deve ve sığır gibi türlerdir.
192-Dövme (veşm) yaptırma, başta
193-Dişlerin güzellik için törpülenerek seyrekleştirilmesi (teflîc) de hadîste yasaklanmıştır.
194-Muharremât: Evlenilmesi haram olan kadınlar
195-Nikâh anında belirlenmişse buna mehr-imüsemmâ, belirlenmemişse
buna da mehr-i misil denir.
196-Ric’î Talâk: Kocaya yeni bir nikâha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme
imkânı veren boşama türüne, dö nülebilir boşama anlamında “ric’î talâk”denir.
197-Bâîn Talâk: Kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikâhla dönme imkânı veren boşanma
198-Sünnî Talâk: Boşama, Kur’ân’daki genel ilkelere ve Hz. Peygamber’in bu
yö ndeki açıklama ve tavsiyelerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına göre
199-Sü nnî talâk, bid’î talâk şeklinde de tasnîf edilmektedir.
200-Bid’î Talâk: Bid’at tâbiri, Sünnet’in mukâbili ve zıddı olarak da kullanılmakta olduğundan burada bid’î talâk, Sü nnet’e aykırı biçimde gerçekleştirilen boşamayı ifâde etmektedir.

200-Îlâ: Kocanın dört ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına dâir yemin etmesi veya bu içerikte bir nezirde bulunmasına îlâ denilir.
200-Hidâne: İslâm hukûkunda çocukların bakım ve yetiştirilmesine denilir.
201-KÜTÜBÜ MÜNZİLE = SEMAVİ KİTAPLAR = a)İLAHİ KİTAPLAR: İlahi kitaplar, Allah’ın KELAM sıfatı ile ilgilidir.
Hz. ADEM …..= 10 sahife
Hz. ŞİD…….= 50 ”
Hz. İDRİS…..= 30 ”
Hz. İBRAHİM…= 10 sahife
TEVRAT = AHDİ ATİK =

202-AHDİ KADİM : Kanun, şeriat ve öğreti.Hz MUSA ve İsrailoğullarına.
203-ZEBUR : Yazılı şey,Kitap. Hz. DAVUD’a. İlahi kitapların EN KÜÇÜĞÜDÜR. Zebur, yeni dini hükümler geirmemiştir. MEZMURLAR adıyla İsrailoğulları, Eski Ahid’de yazılıdır.
204-İNCİL = AHDİ CEDİD : Müjde, talim ve öğreti. Hz. İsa ve İsrailoğullarına.
205-KU’RAN : Toplamak, okumak, biraraya getirmek.
206-KUR’ANIN İÇERİĞİ : 1- İtikat, 2- İbadet, 3- Muamelat, 4- Ukubat, 5- Ahlak, 6- Nasihat ve tavsiyeler, 7- VAAD-VAİD Ceza-Mükafat), 8- İlmi Gerçekler, 9- Kıssalar, 10- Dualar.
FARK:
1- Diğer kutsal kitaplar toptan,Kur’an peyderpey indirildi. 2- Diğer kutsal kitaplar LOKAL (Yerel), Kur’an ise evrenseldir. 3- Diğer kutsal kitaplar tahrif olmuş, Kur’an tahrif olmayacaktır. 4- Diğer kutsal kitapları ezberlemek zordur, Kur’anı ezberlemek kolaydır.
207-PEYGAMBER(Fasça): Haber taşıyan, elçi.
208-RESUL- MÜRSEL (Arapça): Yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gönderilen peygamber.
209-NEBİ-ENBİYA: Yeni bir kitap ve şeriat verilmeyip, önceki peygambelein kitap ve şeriatına tabi olan petgamber.
210-RİSALET = NÜBÜVVET = PEYGAMBERLİK:
Peygamberlerde bulunan Vacip Sıfatlar:
1- SIDK-(DOĞRULUK) ZIDDI= KİZB-(Yalan Söylemek),
2- EMANET-(GÜVEİLİR OLMAK)ZIDDI= HIYANET-(Hainlik Etmek),
3- İSMET-(Günah işlememek)ZIDDI= MASİYET-(Günah işlemek),
4- FETANET-(Zeki ve akıllı olmak)ZIDDI= AHMAKLIK,
5- TEBLİĞ-(iRŞAD) ZIDDI= KİTMAN-(İrşad Etmemek,gizlemek)
211-VAHİY : Gizli konuşma,gönderme, emir,işaret, ilham
212-MUCİZE : İnsanı aciz bırakan,olağanüstü.
213-İSTİDRAC – MEUNET – KERAMET – İRHAS – MUCİZE
İSTİDRAC: Kafir ve günahkar kişilerin olağanüstü halleri.
MEUNET : Veli olmayan müslüman bir insanın gösterdiği olağanüstü haller.

KERAMET : Veli olan insanların gösterdiği olağanüstü haller.
İRHAS : Peygamber olacak şahsın, peygamber olmadan önce göstediği olaganüstü haller.(HZ. iSA’ın beşikte iken konuşması)
214-Şefeat–ŞEFEATİ UZMA : En Büyük Şefeat : Peygamberimizin Şefeati.
215-A’RAF : Dağ ve tepenin yüksek kısımları, Cennet ve cehennem arasındaki yüksek tepenin adı: 1- Herhangi bir peygamberin tebliğini duymamış olarak ölen insanlar, ve küçükken ölen müşrik çoçuklar A’raf ta bulunurlar. 2- İyi ve kötü amelleri eşit olan müslümanların cennete girmeden önce, cennetle cehennem arasında bekletileceklerdir.
216-A’RAFLIKLAR : İyi ve kötü amelleri eşit olan müslümanlardır.
217-CEHENNEM : DERİN KUYU :Kuranda cehennemin 7 ismi vardır:
1-NAR (Ateş),
2- CAHİYM (Alevleri kat kat yükselen ateş),
3- HAVİYE (Düşenlerin çoğunun geri dönmediği uçurum.),
4- SAİR (Çılgın ateş),
5- LEZA (Dumansız ve katıksız alev),
6- SAKAR (Ateş),
7- HUTAME (Obur ve kızgın ateş)
218-CENNET : Bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer. Cennetin 8 ismi vardır:
1- CENNETÜL ME’VA : Şehid ve mü’minlerin barınağı.
2- CENNETÜ ADN : İkamet ve ebedilik cenneti.
3- DARUL HULD : Ebedilik yurdu.
4- FİRDEVS : Herşeyi kapsayan cennet.
5- DARÜSSELAM : Esenlik yurdu.
6- DARÜL MÜKAME : Ebedi kalınacak yer.
7- CENNETÜNNAİM : Nimetlerle dolu cennet.
8- EL MAKAMÜL EMİN : Güvenli makam.

CENNETTEKİLERE HİZMET EDEN GENÇLER :
1- VİLDAN (Erkek),
2- HURİ (Kadın)
219-Ahvâl-i Şahsiyye: Şahsın hukûku.
220-Hidâyet-i Mürşîde: Yol gösterici hidâyet.
221-İcmâ: İcmâ müctehidlerin şer’îbir meselenin hükmüne dair görüşlerini aynı yönde olmak üzere tek tek açıklamaları yoluyla meydana gelebileceği
gibi (sarîh icmâ), şer’îbir mesele hakkında bir veya birkaç mü ctehid görüş belirttikten sonra, bu görüşten haberdâr olan o devirdeki diğer müctehidlerin açıkça aynı yönde kanaât belirtmemekle birlikte îtirâz beyânında da bulunmayıp sükût etmeleri sûretiyle de (sükûtî icmâ) oluşabilir.
222-Istıslâh (Mesâlih-i Mürsele)
223-İslâm Öncesi Şerîatler: Hz. Muhammed’den ö nceki ilâhî dinlerin hükümlerinden (şer’ü men kablenâ)
224-İmâmeyn: İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed için kullanılır.
225-Tarafeyn. İmâm-ı A’zam ile İmam Muhammed için kullanılır.
226-Şeyhayn: İki şeyh, iki reis, iki büyük imâm demektir. İmâm-ı A’zam ile İmam Ebû Yusuf için kullanılır. En büyük iki halîfe anlamında Hazret-i EbûBekr ile Hazret-i ö mer için de kullanılır.
227-Sekaleyn: İnsanlar ve cinler için kullanılır. Bu iki topluluğa da peygamber olarak gönderildiği için Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Rasûlü’s-Sekaleyn denir. Cin ve insanlara fetvâ verene de, Mü ftiyü ’s-sekaleyn denir. (Şeyhü ’lİslâm İbni Kemalpaşa).
228-Temizlik: Görünür kir ve pisliklerin giderilmesi “necâsetten tahâret”, abdestsizlik
durumunun kaldırılması ise “hadesten tahâret” olarak adlandırılır.
229-Mâsivâ: Allah’ın gayrısından temizlenme.
230-Hades: Hükmî kirlilik.
231-Necîs: Dînen kir ve pis.
232-Ağız ve burun temizliği (mazmaza ve istinşâk).Suile iyice ovmak (delk).
Allah’ın farz kıldığ ı (mektûbe) namazlar,
233-Hz. Peygamber’in sünnetiyle sâbit olan (mesnûn) namazlar,
234-Sünnet Namazlar; Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sünnetleri (revâtib) ifâde etmekte,
235-Nâfile Namazlarise düzenli olmayarak çeşitli vesilelerle Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazları (reğaib) ifâde etmektedir.
236-Namazın Farzları (Şurûtü’s-salât)
237-Erkânü’s-Salât: (Rükunları)
238-Kişininkendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması da(hurûc bi sun’ih)
239-İsfâr: Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasıdır.
240-Taglîs: İkinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken sabah namazını kılmak.
241-Fey-i zevâl: Güneşin tam tepe noktada iken cismin yere düşen gölge uzunluğu.
242-Şürûk zamanı: Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman(40-45 dakika).
243-Vakt-i istivâ: Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman.
244-Tahmîd: Semia’llahülimen hamideh” dedikten sonra, “Rabbenâ leke’lhamd”demek.

245-Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler.
246-Teheccüt namazı, kuşluk namazı, evvâbîn namazı, tahiyyetü ’l-mescid, küsûf
ve hüsûf namazları (Güneş ve Ay tutulması esnasında namaz) gibi.
247-Kasr: Namazın kısaltılması,
248-Cem’: İki namazın bir vakitte kılınması.
249-Vaktinde kılınamayan namaza fâite çoğulu fevâit denir.

250-Vitir Arapça’da çiftin karşıtı olan “tek” anlamındadır
251-Her Ay Üç Gün O ruç. “eyyâm-ı bîd” Her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde olmak üzere her ay üç gün oruç tutmak.
252-Hanefî mezhebine göre toprak ürünlerinin zekâta tâbî olabilmeleri için üzerlerinden bir yılın geçmesi (havl)
253-Rikâz: Rikaz terimi, maden, define ve hazine gibi kendiliğinden yer altında bulunan veya insanlar tarafından yer altına gömülüp gizlenen her türlü kıymetli maden ve eşyayı ifâde eder.
254-Mevât (işlenmemiş, sahipsiz) topraklarda veya sahibi bilinmeyen topraklar.
255-Yemle beslenen hayvanlara “ma’lûfe”, ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan
hayvanlara da “âmile” adı verilmektedir.
256-Bedel: Hac için bedel (nâib) tutmaya “ihcâc”; bedel tutan kimseye “âmir”,
“menûb” veya “mahcûcun anh” denir. Ayrıca bedel gönderilen kimseye
“me’mûr”, yol masrafı olarak verilen mal veya paraya “nafaka” ve haccı ifsâd etmesi hâlinde nafakayı geri ödemesine “tazmîn” adı verilmektedir.
257-İhrâma giren kişiye “muhrim” (ihrâmlı) denir.
258-Füsûk: Tâatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.
259-Cidâl: Başkalarıyla tartışmak, hakâret ve kavga etmek.
260-Kâbe’nin etrafında tavâf yapılan yere “metâf” (tavâf alanı) denir.
261-Sa’y yerine “Mes’a” denir.
-“Eyyâm-ı nahr” ve “eyyâm-ı Mina” denilen Zilhiccenin 10-11 ve 12. günleridir.
262-İhsâr, hac veya umre yapmak üzere ihrâma girdikten sonra, herhangi bir
263-Akîka Kurbanı: Esasen akîka, Arapça’da yeni doğan çocuğ un başındaki saçın adıdır.
264-Keffâret kelimesi sö zlü kte “örten, gizleyen” anlamına gelir. Dînî bir terim olarak ise, “işlenen bir kusur ve gü nahtan dolayı Allah Teâlâ’dan af ve mağfiret dilemek niyetiyle yapılan, cezâ özelliği de bulunan bir tür mâlî ve bedenî ibâdet”tir.
265-ADAK:Arapça’da nezir (nezr) diye ifâde edilen adak fıkıh dilinde, “bir kimsenin
dînen yükümlü olmadığ ı ibâdet cinsinden bir şeyi kendisi için vâcip kılması”nı ifâde eder
266-Ferâiz İlmi: Mîrâs hukû kunun klâsik İslâm hukû k literatüründeki adıdır.
267-Ecîr-i Hâs: Yapılan iş sözleşmesi;işçinin belli bir süre zarfında işveren içinçalışmasını konu alıyorsa, yani işçinin belli bir zaman biriminde hâsıl edeceği emeğini işverenin emrine tahsîs etmesi gerekiyorsa, bu işçi ecîr-i hâs olarak adlandırılır.
268-Ecr-i Misl; tarafsız bilirkişilerin, işçinin fiilen harcadığı emeğe biçtikleri değerdir.
269-Tağrir ise, akid yapılırken taraflardan birinin söz ve davranışı ile diğer tarafı
kasten aldatmasını ifâde eder.
270-Gabn-i Fâhiş: Aldanmanın aşırı ve belirgin olması.
271-Gabn-i Yesîr: Aldanmanın basit ve önemsiz olması.
272-Rehin verene râhin, rehin alana mürtehin, teslim alınan mala da merhûn
veya rehin denilir. İ
273-İstiâze: Sözlükte, sığ ınmak, korunmak anlamındadır
274-Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
275-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
276-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
277-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)

278-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
279-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
280-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
281-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
282-Garîbu’l-Kur’ân: Farklı lehçelerde kullanılan kelimeler.
283-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
284-İ’câzu’l-Kur’ân: Â ciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çü rütmek.

285-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
286-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
287-EL YEVMÜL AHİR : Ahiret Günü,
288-YEVMÜL KIYAME : Kıyamet Günü,
289-YEVMÜL HISAB : Hesp Günü,
290-YEVMÜL HASRE : Pişmanlık Günü,
291-YEVMÜL BA’S : Diriliş Günü,
292-YEVMÜDDİN : Ceza, mükafat Günü,
293-YEVMÜTTALAK : Kavuşma Günü

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.