27

Mart
2012

KURAN-I KERİM BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  1.118 Kez Okundu

1-Kur’an-ı Kerim:
1-الكلا مُ المعجز
2- المنزل عل النبي
3- المكتوب في المصا حفي
4 -المنقو ل عنه با التواتر
5 -المتعبد بتلا وته
1- Kur’an Mucizedir; Tarafı İlahi den gelmiştir.
2- Hz. Muhammed’e İnzal olmuştur,
3- Mushaflarda Yazılmıştır,
4- Tevatürle Nakledilmiştir,
5- Okunmasıyla İbadet olunur.
2-Kıraat İmamı ASIM B. Ebi Necud(127/744)
Hafs (Raviler) Ebu Şube
1-Ubeyd b. Sabbah (849) 1- Uleymi (857)
a) Ez-Zeran a) er-Rezzak (970)
b) El-Fil b) İbn. Huley (966)
2- Amr b. Sabbah (835) 2- Yahya b. Âdem b. Süleyman
a) Tahir b. Haşimi a) İbn. Hamdun (854)
b) Haşimi b) Şuayb (874)
3-Biz Hz. Kur’an’ı; Kıraati Asım ve Rivayeti Hafs’ın” Aşere” tarikine göre okuyoruz.
23 yılda ayet ayet, sure sure inzal olmuştur.Öğretmen: Hz. Muhammed (s.a.v) direk öğretmiş. Beşer onar ayet şeklinde öğretilmiş ve beşer onar ayet şeklinde ezberletilmiş.Kur’an-ı Kerim hem yazılmış hem öğretilmiştir.
4-Kur’an’ın Yazılması:
- Derilere
- Hurma dallarına
- Kürek kemiklerine
- Papirüs kâğıtlarına
- Yassı taşlara
- Tahta levhalara
5-CAMİ-ÜL KUR’AN:Kur’an’ın Mushaf haline getirilmesi.
Kur’an’ın Çoğaltılması:Hz. Osman (r.a) zamanında 4 nüsha yazılmış ve Mekke- Medine- Şam- Küfe –(Yemen-Bahreyn-Basra)Kur’an çoğaltılarak merkezlere gönderilmiştir.
Kur’an la birlikte bölgenin dilini iyi bilen kurra sahabeler de gönderilmiştir.
6-KUR’AN-IN NOKTALAMA VE HAREKELEME ÇALIŞMASI:
1- İlk önce hareke yerine noktalama işareti konulmuş.
Bunu uygulayan: (Ebul Esved Eddüveli)
2- Hareke ve nokta konulması: (Yahya bin Yamer – Nasr Bin Asım)
3- Bugünkü hali: yani harekeleme işareti: Halil Bin Ahmed
4- Tayfur Es-Secavendi’: Duraklama işaretleri,
م- ط – ج – ق – لا – ز – ص – ع
5- Endülüs hattı,
6- Hattı Osmani (Hz. Osman)
7- Resmi Osmani (Hz. Osman) Hz. Osman dönemi
8-OSMANLI DÖNEMİ:(Ber Kenar Sayfa Tutar)
- Son dönem Osmanlı Hattatları:
- Hafız Osman (Bir Ekol olarak)
- Hasan Rıza, (Bir Ekol olarak)
- Hamit AYTAÇ,
- Mehmet Özçay,
- Davut Pekkaş
- Hüseyin Kutlu,
- Ali Hüsrevoğlu,
- Refet Kavukçu
- M. Fahreddin Bilgiç
9-SURELERİN ÇEŞİTLERİ:
1- Tival,
2- Miun,
3- Mesani,
4- Mufassal,
1- Tival; yani uzun sureler yedidir: Bakara, Al-i İmran, Nisa, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya kehf.
2- Miun; yani yüzlükler, ayetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbe suresinden sonra gelenlerdir. Tevbe, nahl, Hud, Yusuf, Kehif, İsra’, Enbiya, Taha, Müminun, Şuara ve Saffat.
3- Mesani; ayetleri yüzden az olanlardır. Miun dan sonra gelirler. Hamimler, Elif Lamlar, Tasinler, böyledir.
Mesani: ( Ahzab, Hac, Kasas, Tasın, Nem, Nur, Enfal, Meryem Ankebut, Rum, Yasın, Furkan, Hicr, Ra’d, Sebe, Melaike, İbrahim, Sad, Muhammed, Lokman, Zümer, Hamimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak, Nun, Hucurat)
4- Mufassal: kur’anın sonundaki surelerdir. Neveviye göre Hucurattan başlar. Onlarda Tival, Evsat, Kısar olmak üzere üçe bölünür.
a- Tivali mufassal: Hucurattan Buruca kadar,
b- Evsatı Mufassal. Buruçtan Lemyekün’e kadar
c- Kısası Mufassal: Zilzaldan Nas’a kadar.
Namazlarda hangi sureleri okumak müstehabdır:
Sabah ve öğle namazlarında; Tıval’lardan,
İkindi ve Yatsı namazlarda; Evsat’lardan,
Akşam namazında; Kısar’lardan okumak.
10-TECVİD
1- Tecvidin Tarifi:
Bir şeyi güzel yapmak, hoş yapmak iyi yapmak anlamına gelir.
Istılahta: Harflerin sıfatı lazıme ve sıfatı arızalarının haklarını vermektir.
ألتجويد: وَهُوَ اِعْطَاءُ الْحُرُوفِ حَقًهَا – مِنْ كُلِ صِفَةٍ وَمُسْتَحَقَهاَ وَرَدُ كُلِ واَحِدٍ لِاَ صْلِهْ
“O (Tecvid), her harfin hakkını ve müstahakkını – sıfatları yönünden- yerine getirmektir. Ve her bir harfi aslına götürmektir.
Hakkaha: حَقًهَا dan maksat: Sıfatı Lazımedir.
Mütehakkaha: وَمُسْتَحَقَهاَ dan maksat: sıfatı arızadır.
Liaslihi: لِاَ صْلِهْ den maksat: mahreçtir.
11-Tecvidin esası üç şeydir.
1- Maharic
2- Sıfat-ı Lazıme
3- Sıfat-ı Arıza
Tecvidin sıfatları ve mahreçleri bilinmedikçe tecvid bilinmez ve uygulanamaz.
Tecvide, Maharic-ı Huruf ve sıfat-ı Huruf ile başlamak lazımdır.
12- Tecvidin Konusu:
Tecvid ilminin konusunun Kur’an, Kur’an’ın kelimeleri
ت القران كلما ve heca harfleridir. حروف الهجا
13-Tecvidin Hükmü: Tecvid her Müslümana Farzdır.
14-Tecvidi bilmenin Hükmü: Tecvidi ilim olarak öğrenmek ve bilmek farzı Kifayedir.
Tecvidi uygulamanın hükmü:
a- Kur’an okuyan bir kimsenin okumasını lahni celiden kurtaracak kadar tecvid bilgisine sahip olması Farz-ı ayındır.
b- Kur’an okuyan kimsenin okumasını lahni Hafiden kurtarması ise Farz-ı kifayedir. İbadetler konusunda
Farz-ı ayındır. Farz ibadetlerde kadın erkek fark etmez.
15- Tecvidin Gayesi:
Tecvidin gayesi, Allah’ın kitabında, Resulullah(s.a.v)‘in
Hadislerinde Kur’an-ı Kerimi tecvid ile okumamız konusundaki emirlere uymaktır.
Başka bir deyişle: Kur2an-ı Kerimi okurken dilin hatadan korunması, okuyanların da dünya ve ahirette sorumluluğundan kurtarılmalarıdır.
16- Tecvidin Hükmü:
Nakli Deliller;
Tecvidin lüzumu, İslami delillerle de sabittir.
a- Kitap
Yüce Allah, “Kur’an’ı açık açık tane tane tertil ile oku” buyurmuştur. Bir başka ayette, “onu tertil ile okudur” buyurulmaktadır.
Hz. Ali (r.a) ayetlerde geçen “tertili” şöyle açıklamıştır. Tertil; harfleri tecvid (yani sıfatı lazıme ve sıfatı arızalarıyla okumak) ve vakıfları (durulacak yerleri) bilmektir. Buyurmuştur.
Kur’an’ın tecvid ile okunmasının Hadis ve İcma delilleri de mevcuttur.
Okumada dikkat edilecek hususlardan biri de, harfler arasındaki “İnsicam- uyumluluk” her bir harfi hızlı ve yavaştan kaçınmaktır. Okuyuş şekline göre uyumlu okumak
17-LAHN (OKUYUŞ HATALARI) الحن
Lahn: Lügatte, hata etmek ve doğrudan sapmak.
Tecvidde; tecvide uymamaktan doğan hatalar denir.
Kıraat âlimleri okuyucu hatalarını ikiye ayırmışlardır.
1- Lahn-ı Celi: Açık hata demektir. Tecvid de yapılan çok açık hatadır, üç kısma ayrılır. Bu hata harflerin sıfatı lazımelerinde meydana gelir.
Lahn-ı Celi, kelimeyi teşkil eden harflerde, harekede ve sükünde meydana gelir.
a- Kelimenin harfinde hata, bir harfi diğer harfle değiştirmekle meydana gelir. Örnek: ta d harfi ile Ï harfini, Sad ^ harfi ile Sin V harfini değiştirmek gibi. Veya harfe ilave etmek veya eksik okumakla olur. İlaveye örnek, kalkale yaparken kalkale harfinin sonuna hemze getirmek; Eksik okumaya örnek, meddi tabileri terk etmek gibi.
b- Harekede hata, kelimenin başında, ortasında ve sonunda harfin harekesinin diğer bir hareke veya sükûnla değiştirmekle olur. Yapılan bu hata sebebiyle mananın bozulması veya bozulmaması durumu değiştirmez, yapılan hata Lahn-ı celidir. Örnekler: صراطالذين اَنْعَمْتَ عليهم ayetindeki اَنْعَمْتَ kelimesini انعمتِ veya انعمتُ ötre ve esre ile değiştirerek okumak; مَا قُلْتُ لَهُمْ ayetindeki قُلْتُ kelimesini قلتِ veya قلتَ üstün veya esreli okumak gibi. İbni Cezeri lahn-i celiyi ikiye ayırarak, lafızda meydana gelen hata hem manayı hem tecvid ilmine ait kaideleri bozar. Bu hataları bütün kıraat imamları ittifakla haramdır.
c- Sükûnda hata ise, ister kelimenin ortasında ister sonunda olsun, sükûnun hareke ile değiştirmesidir. Mananın bozulup bozulmaması önemli değildir, yapılan hata lahn-i celidir. Örnek: وَلَاحَرًمْنَا مِنَ شَيْئٍ ayetindeki(enam 148) وَلَاحَرًمْنَا kelimesini ولاحَرً مَنَا diye okumak gibi. Ve yine,لم يلدْ ولم يولدْ ayetindeki kelimeler لم يلدُ ولم يولدُ gibi okumak.
2- Lahn-i Hafi: Gizli hata demektir. Lahn-i hafi harflerin sıfatı arızalarında meydana gelen hatalara denir. Bunu tecvid ilmi le uğraşanlar bilirler. Alimler lahn-i hafiyi ikiye ayırmışlardır:
a- Kıraat ilmi ile meşgul olan herkes anlar. Bunlar; ihfa, izhar, iklab, idğam, ğunneyi terk etmeyi, kalın harfi ince, ince harfi kalın, kasr ile okunması gereken yeri med, med ile okunması gereken yeri kasr ile okumak; hareke ile vakf yapmak, kuvvetliyi zayıf, zayıfı kuvvetli okumak gibi
b- Kıraat ilminde mahareti bulunan kişilerin anlayabileceği hatalardır. Örneğin, Ra’nın tekrir sıfatını terk etmek, kalın okunması gereken lam-ı ل ince okumak, Ra’yı ر kalın okunması gereken yerde ince; medlerde ve gunnelerde sesin titremesi gibi.
Bunların hükümlerine gelince: lahn-i Celi, kat-i bir haramdır. Kur’an okuyan kimsenin kıraatini lahn-i celiden kurtarması farz-ı ayındır.
Lahn-i hafinin birinci kısmı tahrimen mekruhtur,
Lahn-i hafinin ikinci kısmının ihlali ise tenzihen mekruhtur.
18-TASHİH-İ HURUF:
Harfleri doğru telaffuz etmeye denir. Kur’an harflerini telaffuz ederken Maharic-i Huruf ve Sıfatı Huruf’a uygun olarak telaffuz etmeye Tashih-i Huruf denir.
a) Maharic-i Huruf ( harflerin çıkış yerleri)
b) Sıfatı Huruf (harflerin sıfatları)
19-Maharic-i Huruf:
Harf: sözlükte; taraf, bir şeyin ucu ve kenarı demektir. Çoğulu “Huruf” veya “ahruf” tur.
Tecvid Istılahında: Sesin yukarıya doğru çıkarken mahreç bölgelerinden birine dayandığında çıkan sese “HARF” denir.
20-HARFLERİN TAKSİMİ:
Harfler ikiye ayrılır;
1- Aslı Harfler
2- Fer-i Harfler
1- Aslı Harfler; Bunlar, bilinen 29 hece harfleridir.
2- Fer-i Harfler; Kur’an’da bulunan fer-i harfler beş tanedir.
a) Teshil olunan hemze الهمزةُ المسهلة ) اَ اَ عْجَمِئٌ kelimesindeki teshildir.
Teshil; kolaylaştırmak, yumuşak hale getirmek anlamındadır. Burada yan yana gelen iki hemzeden ikincisini, hemze ile hemzenin harekesi cinsinden bir harf arasında okumaktır.(hocanın ağzından dinlemek gerek) asım kıraatında vardır. Buradaki ikinci hemze keskinliği giderilerek, belli belirsiz okunur.
b) İmale olunan elif الالف المما لة
İmale; bir şeyi bir tarafa eğmek, meylettirmek anlamındadır.
Tecvid ilminde, fethayı kesreye ve elif-i ya harfine meylettirerek seslendirmeye denir. Asım kıraatının Hafs rivayetinde sadece مَجْرَ يهاَ kelimesinde imale yapılmaktadır. Buradaki ر Ra harfinin fethasını kesreye doğru meylettirerek ve ince okuyarak yapılır.
c) Nun’u Muhfat: İhfa olunan nun. النون المخفاة İhfa; gizlemek anlamına gelir. Nun’u
Muhfat, İhfa olunan (gizlenen) nun demektir. Zati gidip ğunnesi kalan nun şeklinde tanımlanır. Örnek: اِنْ كنتم kelimesi ve benzerlerindeki ihfadır. İhfa olunan nun harfinin zatini giderip ğunne sıfatının okunmasıdır. Mim sakin ihfasında (ihfa-i Şefevi) sakin mim مْ de sakin nun نْ gibi fer-i harflerdendir.
Not: asım kıraatının Hafs rivayetine göre fer-i harflerden yalnız üç tanesi vardır. Bunlarda (yukarda zikredildiği gibi) hemze-i musehhele, elif-i mumale ve nun-i muhfatdır .
d) Sad-ı Muşemme: İşmam olunan Sad ص
e) Lam-i Müfahhame: Kalın okunan lam ل
21-MAHREC:
Mahrecin Tarifi; Mahreç, sözlükte, çıkış yeri anlamındadır. Tecvid ilminde; harfin çıktığı yere Mahreç denir.
MAHREC BÖLGELERİ BEŞTİR
1- Boğaz; Üç mahreç bölgesi, altı harftir.
2- Dil ; 10 mahreç, 18 harf çıkar.
3- Dudaklar; İki mahreç, dört harf çıkar,
4- Cevf ; Ağız boşluğudur, bir mahreç üç harf çıkar,
5- Hayşum; Geniz boşluğudur.
Mahreçler, Muhakkak(tahkiki) ve Mukadder(takdiri) olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1- Mahreci muhakkak (Hakiki mahreç): harfin sesi, mahreç bölgelerinden birisine temas ederek çıkıyorsa, bu yere, mahreci muhakkak denir. Hece harflerinin
tamamının mahreci böyledir.
2- Mahreç-i Mukadder. Takdiri itibari mahreç:
Harfin sesi, belirli bir mahrece temas etmeden çıkıyorsa, buna mahreci mukadder
denilir ki, med harflerinin ( و ى ا ) mahreçleri bu cins mahreçtir.
BOĞAZ BÖLGESİ:
a) Aksal Halk : ……….. harfleridir.
b) Vasatul Halk :…….. harfleridir.
c) Ednel Halk : ……….. harfleridir.
22-HARFLERİN SIFATLARI:
Sıfat: sözlükte, nişan ve alamet anlamlarına gelir.
Tecvid ilminde sıfat, mahrecde meydana gelişi esnasında harfin sesine arız olan
keyfiyete denir.
23-SIFFATLARIN FAYDASI:
Sıfatların üç faydası vardır:
1- Mahreçleri bir olan harflerin birbirinden ayrılmasına yararlar. Örnek,
mahreçleri bir olan ط د ت harfleri sıfatları sebebiyle birbirinden ayrılırlar.
2- Harflerin kuvvetlisini zayıfından ayırma imkânını sağlarlar. Böylece harflerden
hangisinin diğerine idğam edilip edilmeyeceği bu şekil ile ortaya çıkar.
3- Mahreçleri ayrı olan harflerin telaffuzunda güzellik meydana getirir.
24-SIFATLARIN TAKSİMİ
Sıfatlar, Zati (lazımı) ve Arızı olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1- Sıfat-ı Lazıme; lazımı sıfat: harflerin zatına mahsus olan ve onlardan ayrılmaması gereken sıfatlardır. Örneğin: cerh, hems, şiddet, Rihvet, beyniyye ve diğerleri,
Bu sıfatların terkinde, değiştirilmesinde ve bozulmasında meydana ggelen hata, lahn-i celi (açık hata) olur ki, bu tarz okuyuş caiz değildir.
2- Sıfat-ı arıza: Arızı sıfat: harflerin zatına, yapısına mahsus olmayan ve onlardan ayrılması mümkün olan sıfatlardır. Örneğin: med, idğam, ihfa, iklab, zhar, sekte, vb.
Bu sıfatların terkinde, tebdil ve tağyirinde meydana gelen hata, lahn-i hafi (gizli hata) olur. Bu tür hatalardan kaçınmak gerekir.
25-SIFATI LAZIMELER:
1- MAHREC
2- Cerh (18 harf) ظل قو ربض اذ غزاجند مطيع
3- Hems (10 harf) فحثه شخص سكت
4- ŞİDDET HARFLERİ: 8 harftir:
ج د ق ط ب – ا ك ت bu sıfatlı harfler okunduklarında sesin akmamasıdır.
5- RİHVET HARFLERİ: 15 HARFTİR:
ث ح خ ذ ز س ش ص ض ظ غ ف و هو ى Bu sıfatın harfleri okunurken sesin uzayıp akmasıdır. Rihvet sıfatı suhulettir kolaylıktır. Genelde sakin durumlarda ortaya çıka.
6- BEYNİYYE HARFLER 5 HARFTİR.
ل ن ع م ر Bu sıfatlı harfle çıkarılırken sesin akıp akmaması arasıdır. Yani Rihvet ve şiddet sıfatlarının ortasındadır.
7- İst’la: 7 harftir. خ ص ط ظ غ ق dir.
8- İstifale, 21 hartir.
9- Itbak : 4 harftir.ص ض ط ظ
10- İnfitah: 24 harftir.
11- İzlak: 6 harftir.فر من لب
12- İsmat: 22 harftir.
13- Kalkale. 5 harftir. ق د ب ج ط dir.
14- SAFİR HARFLER: س ص ز Islık ve kuş sesine benzer bir sesin çıkmasına denir. Bu harfler okunurken keskin bir sesin çıkmasına denir.
15- TEKRİR HARFİ: ر harfidir. Tekrar etmeye denir. Bu harf okunurken dil ucunun titreşim halinde olmasıdır.
16- TEFEŞŞİ HARFİ: ش dir. Yayılmak demektir. Bu harf okunurken sesin dil ile damak arasında yayılmasına denir.
17- Ğunne: 2 harftir ve م ن harfleridir.
18- İstitale: 1 harftir. ض harfidir.
26-ARIZI SIFATLAR:
1- TEFHİM: Kalın harflerin harfin kalın okunmasıdır.
2- TERKİK: İnce okunması gereken harfleri ince okumaktır.
3- İDĞAM: İki harfi birbirine katıp okumak,
4- İHFA: Şedde yapmadan izhar ile idğam arası okumak,
5- İZHAR: İki harfin arasını birbirinden ayırmak,
6- İKLAB: Bir harfi başka bir harfe çevirmek,
7- MED: harfi bir elif miktarından daha fazla uzatmak,
8- SEKTE: Nefes almadan sesin kesilmesi,
9- VAKIF: Nefesle birlikte sesin kesilmesi,
10- SÜKÜN: Harfin harekesiz okunması.
11- HAREKE: Vasıl halinde harfi harekeli okumak.
27-KUR’AN-I KERİMDE VAKIF VE İBTİDA
VAKIF: kelime olarak durmak ve durdurmak demektir.
Tecvid ilminde vakıf: okumaya tekrar başlamak niyetiyle, nefes alacak zaman kadar, sesi kesmeye denir. Ses kesildikten sonra kısa bir sure durulup nefes alınır ve okumaya devam edilir. Vakıf, kelimenin sonunda yapılır, vakfa esas olan iskândır; kelimenin sonunu sakin kılarak durmaktır. Kat’ ise, kıraatten tamamen ayrılmak maksadıyla, okuyuşu kesmeye denir. Kat’, mananın tamam olduğu ayet sonralarında yapılır.
İbtida, başlamak demektir. Tecvid ilminde, ibtida; ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya denir. İbtida, hareke ile ve manaya uygun yerden yapılır.
Vakıf ve ibtida, Kur’an’ı kıraatında, mananın iyi anlaşılabilmesi için riayet (uyulması) gereken bir husustur.
Vakıf İşaretleri (secavendler)
Muhammed b. Tayfur es-Secavendi’nin(1165) koyduğu işaretler,
م ط ج ص ز قف ق لا ع ^ ^
28-Es-Secavendi bu işaretlerin hükümlerini, manaya göre kısımlarını ve işaretlerini belirlemiştir.
1- Vakfı lazım: işareti م harfidir, vakıf yapılmazsa mana bozulur.84 yerde geçer.
2- Vakfı mutlak: işareti ( ط ) harfidir. Vakıf evla, vasıl caizdir.
3- Vakfı caiz: işareti ( ج ) harfidir. Vakıf ve vasıl caizdir. Vakıf evladır.
4- Alameti vakıftır: işareti (قف ) Dur, demektir. Vakıf evla vasıl caizdir.
5- Vakfı mucevvez: işareti ( ز ) harfidir. Vasıl evla, vakıf caizdir.
6- Vakfı murahhas: işareti ( ص ) vasl evla, vakıf caizdir; durulsa geriden alınmaz.
7- Alameti vasl dir: işareti (ق ) vasl evla, vasıl caizdir. Durulsa geriden alınmaz.
8- Vakfı la: işareti (لا ) harfidir. Durma demektir. Mabadı ile ilgisi olan yerlerde bulunur. Durulmaz anlamına gelmez, durulursa geriden alınarak devam edilir.
9- (İki grup üç nokta) vakfı muanaka / vakfı murakabe ( ^ ^ ) iki grup üç noktalardan sadece birinde durulur, ikisinde birden durulmaz.
10- Rükû alametidir. İşareti ( ع ) bir konu veya kıssanın bitip, yeni bir konu veya kıssanın başlandığını gösterir. Hatimle namaz kılanların veya namazda kıraatı uzun tutanların burada rükûa varmalarını gösterir.
Kur’an okurken durulduğunda geriden alınması gereken yerler.
و- ف – ثم – الذي – التي – اِن أَن لكن ليت — واخواتها buralardan başlanır.
Muzaaf – Muzaaf aleyhlerden alınmaz. الرحمن الرحيم burada الرحمن durulmaz.
في – ما – اذا bunlarda durulmaz.
30-SÜRAT YÖNÜNDEN KUR’ANIN OKUNUŞ ŞEKİLLERİ
1-TAHKİK: Kelime anlamı olarak bir şeyin hakkını yerine getirme hususunda mübalağa etmektir.
Kıraat âlimlerince her hafin hakkını vermek, medleri yeterince uzatmak, harekeleri birbirinden ayırmak, şeddeleri tam yapmak ve ğunnelerin hakkını yeterince vermektir. Meddi munfasılları dört, meddi muttasılları dört veya beş elif miktarı çekmektir.
Talim ve Aşri Şerif okumalarda tercih edilen usuldür. Abdullah İbn. Mesud ve onun gibi düşünenlerin tercih ettikleri okuyuş şeklidir.
2- TEDVİR: Tahkik ile hadr arasında bir okuyuştur. Meddi munfasıl ve meddi muttasıllar üçer elif miktarı çekilir. Ğunne ölçüleri de biraz düşürülür. Meddi lazımlar yine dört elif miktarı çekilir. Genelde cehri namazlarda ve mukabele okuyuşlarında tercih edilen usuldür.
3- HADR: Kelime anlamı suratlı ve seri okuyuş demektir. Tecvid dilinde ise; Kur’an’ı kerimi tecvid kaidelerine uymak şartıyla en hızlı okumaktır. Meddi munfasıl bir elif miktarı meddi muttasıl iki elif miktarı çekilir.
Ğunneler tedvire göre biraz daha az tutulur ama gene de bilağunne durumuna düşürülmez. Maalgunne olduğu belli olacak şekilde tutulur.
Genelde; hafi ve cerhi namazlarda, mukabele, hatimle kılınan teravih namazlarında, hafızlık çalışmalarında ve bütün hatim okuyuşlarında tercih edilen usuldür. Okuyucu, bu üç okuyuş şeklini cemaatin durumuna, dinleyicilerin vaziyetlerine göre okuduğu yer ve zamana göre tercih edebilir.
TERTİL: Lafız yönüyle harflerin telaffuzuna dikkat ederek; vakıf-ibtida kurallarına uyarak, kısaca tecvid kurallarına tam riayet ederek, mana yönünden tefekkür ederek düşünerek okumaktır. Bu okuyuş dördüncü bir okuyuş şekli değildir, her okuyuş şekline tatbik edilebilir.
31-BU OKUYUŞ ŞEKİLLERİNİN MED DURUMLARINI GÖSTEREN CETVEL
T. Med – Muttasıl – Munfasıl – M.Lazı – Arız – Lin
TAHKİK 1 4-5 4-5 4 4 3
TEDVİR 1 3 2-3 4-3 2-3 2
HADR 1 2 1 3 1 1
Diğer tecvit kaideleri; İhfa, İklab ve İdğam’ların tutulma durumları da bu cetvele göre değerlendirilir.
32-TEMSİLİ OKUMA:
Temsili okuma esasları üç ana başlıkta incelenmektedir..
1- Ses Vurgusu:
2- Raf-ı Savt (ses yükseltme)
3- Hafd-ı Savt (ses indirme)
1- Ses Vurgusu:
Kelimelerin bütünlüğünü korumak ve manaya dikkat çekmek için, sese kuvvet vermeye “ses vurgusu” denir.
Tariften anlaşılacağı üzere ses vurgusunda iki gaye gözetilir.
a) Lafzi gaye,
b) Mana gayesidir.
Lafzi gayede: kelimenin bütünlüğü, istiklalini korumak vardır.
Mana gayesinde ise; manaya dikkat çekmek ve manayı gözetmek amacı gözetilir.
2- Raf-ı Savt (ses yükseltme): kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
3- Hafd-ı Savt(ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
34-İSTİAZE
a) Tarifi ve önemi:
İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi ve manevi her türlü kötülükten, zarar ve sıkıntıdan yüce Allah’a sığınıp ondan yardım istemektir.
Kur’an-ı Kerim’de : “kur’an okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” buyurulmuştur. Başka bir ayette ise “şeytan seni dürtecek olursa, Allah’a sığın. Doğrusu O, işitendir, bilendir” buyurulmaktadır.
b) Sahih olan istiaze kalıpları şunlardır.
Kur’an’ı Kerimde: فا ذا قرات القران فا ستعذ با لله منشيطا نالرجيم “Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytanın şerrinden Allaha sığın”En meşhur İstiaze kalıpları şunlardır.
اَعُوذُ بِالله مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ
اَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْىطَا نِ الرَّ جِيمِ
c) İstiazenin Hükmü:
“kur’an okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” anlamındaki ayetin farklı yorumlanması sebebiyle vacip, sünnet ve müstehab denilmekle birlikte, fakat çoğunluğa göre müstehabdır.
İstiazenin yeniden okunup okunmamasını gerektiren haller:
1- Okuyucu kıraate taalluk eden bir konuşma veya sualden dolayı kıraate ara vermişse istiazeyi yeniden okuması gerekmez.
2- Kıraata taalluk etmeyen bir sözden dolayı velev verilen bir selami almak için ara verse istiazeyi yeniden okur.
3- Okumaya son vermek için okumasını kestikten sonra yeniden okumak isterse istiazeyi yeniden okuması gerekir.
35-Huccetu’l-Baliğa: Kur’an’da, peygamberin risaleti veya kitabın indirilmesi.
36-İnzal: Kelime anlamı, bir şeyi yüksek bir yerden alıp indirme, koyma. Kur’an’da, Allah’ın nimet indirmesi; içinde hüküm, hikmet, şifa, emir, nehy, nur ve rahmet bulunan, insanları hidayete yöneltip ileten kitaplar indirmesi. Bir şeyi bir kerede indirme.
37-Tenzil: Parça parça, safha safha indirme.İnzar: Uyarma. Bir şeyin tehlikeli sonucunu haber vererek korkutma. Peygamberlerin risalet ile insanları gerek dünyevi sıkıntı, güçlük ve yıkımlar ve gerekse ahiret azabı ile uyarmaları, korkutmaları. Tebşir’in (müjdeleme) zıddı.
38-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
39-Kur’an-ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
40-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
41-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
42-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
43-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
44- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
45-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu
46-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
47-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
48-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
49-Mekke Döneminde gelen ayetlerinGenel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri) -Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler
50-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
51-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
52-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
53-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
54-Vahiy Kâtibi :P eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
55-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
56-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
57-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
58-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
59-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
60-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
61-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
62-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
63-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
64-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
65-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
66-Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
67-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
68-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
69-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
70-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
71-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
72-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
73-“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
74-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir
76-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
77-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
78-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
Tefsirciler, öteden beri tefsir çesitlerini genellikle “rivâyet tefsiri” ve “dirâyet tefsiri” olmak üzere iki ana bölümde ele almıslardır.
79-Mevziî/Tecziî/Âyet Âyet Tefsir:Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin, mushaf tertîbine göre âyet âyet ve sûre sûre tefsir edilmesine Tefsiru’l- Mevziî denir
Bu tefsir akımı, sahâbe ve tâbiûn dönemlerinde Kur’ân’ın bazı âyetlerini parça parça serh ve izah
Üç ayrı gruba ayırdığımız tecziî tefsir çesilerini inceleyelim:
a. Tahlîlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin mushafın tertibine göre sûre sûre ve âyet âyet tefsir edilmesidir ki, müfessir, âyetleri bütün yönleriyle arastırıp hedeflerini ortaya çıkarır.
Tahlîlî tefsir de ikiye ayrılır ( 1. Rivâyet Tefsiri. 2. Dirâyet Tefsiri)
1. Rivâyet Tefsiri
Kur’ân-ı Kerim, Resûlullah’ın (sas) sünneti, sahâbe ve tâbiûn sözlerine dayanan bir tefsirdir.
En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır.
1. İbn Cerîr et-Taberi (Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân.)
2. İbn Ebî Hâtim(Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn.)
3. Ebu’l- Leys Semerkandî (Tefsiru Ebi’l- Leys.)
4. el-Vâhidî (el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz.)
5. el-Begavî (Meâlimu’t- Tenzîl.)
6. İbn Atiye (el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz.
7. İbn Kesîr (Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm.)
8. Celâluddîn es-Suyutî ( ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr)
b. İcmâlî Tefsir:Kur’ân âyetlerinin icmâlî olarak (kısaca) tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında rastlanır.Bu çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz.
c. Mukâren Tefsir (Karsılastırmalı Tefsir):Müfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri terkeder.Âlûsî’nin “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir.
80-Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
-Dirâyet tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır:
1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim:
1. Fahruddin er-Razî (Mefâtîhu’l- Gayb (Tefsir-i Kebîr).
2. Kâdî Beydavi (Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl.)
3. Nesefî( Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl.)
4. el-Hâzin(Lübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl.)
5. Ebu Hayyân el-Endelûsî (el-Bahru’l- Muhît.)
6. Hatîb Sirbînî (es-Sirâcü’l- Münîr.)
7. Ebussuûd Efendi ( İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim.)
2.Mukayyed Dirâyet Tefsiri:Mukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır:
a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir( 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. 2.İsârî veya Amelî Tefsir.)
b. Felsefî Tefsir.
c. Fıkhî Tefsir.
d. Fennî Tefsir.
e. Edebî-İçtimaî Tefsir( 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir.)
f. Lügavî Tefsir.
g. Târihî Tefsir.
h. Fırka Tefsirleri.
ı. İlhâdî Tefsir.
81-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
82-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
83-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
84-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
85-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
86-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
87- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
88-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
89-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
90-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
91-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
92-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
93-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
94-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
95-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
96-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
97-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
98- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
99- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
100- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
101-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
102-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
103- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
104-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
105- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
106- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
107-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
108-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
109- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cemeden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
110-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
111-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
112-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
113-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmıştır.
114-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
115- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir.
1) Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
2) Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
3) İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
4) Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
5) Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
6) İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
7) İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
116-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
117-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
118-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
119–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
120-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
121-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
122-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
123-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
124-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
125-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
126-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
127-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
128-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
129-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
130-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
131-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79)
132-Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
133-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
134-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
135- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
136-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
137-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
138-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
139-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
140-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
142-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
143-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
144-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
145- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
146-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
147-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
148-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
149- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
150-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
151-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
153- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
154-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
155-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
156-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
157-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
158-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
159-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
140-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
141-Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
142-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
143-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
144-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
145-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
146-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
147-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
148-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz.
149-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım.
150-Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
151- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
152-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
153-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
154- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
155-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
156-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
157-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
158- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
159-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
160-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
161-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
162-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
163-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
164-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
164-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
165-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
166-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
167-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
168- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
169- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
170- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
171- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
172-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
173–Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
174-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
175-Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
176- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
177- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
178-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
179-Musa a.s ile Hızır a.s kıssasını anlatan süre hangisidir? Kehf
180-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
181-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
182-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
183-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
-184Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
185-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
185-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
187-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
188-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
189-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
190-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
191-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
192-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
193-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
194-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
195-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
196-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
197-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
198-Esbâb ı nüzûl ilmi âyet ve sûrelerin nerede ne zaman ve hangi olay hakkında nâzil olduğu konularıyla ilgilenmektedir. Kur’an’ın anlaşılması ve tefsiri için büyük yardım sağlayan bu ilim sahâbe ve tâbiîn devrinde Kur’an tefsirinin vazgeçilmez kaynağı idi. Esbâb ı nüzûl ilmi rivayete dayandığı için gerek sened gerekse metin bakımından dikkatle incelenmelidir. Aksi takdirde aslı olmayan bir rivayet sebebiyle âyetlerin anlamı daraltılmış veya genişletilmiş ya da değiştirilmiş olur. Konuyla ilgili olarak telif edilen eserlerin tarihi 200 (815) yılına kadar gitmektedir.
199-Nâsih ve mensuh:Nesih belli bir konudaki farklı nasların hangisinin diğerinin hükmünü ortadan kaldırdığını veya değiştirdiğini ve nihaî şer‘î hükmün hangisi olduğunu tesbit bakımından İslâm hukukunun konusunu teşkil edip bu çerçevede âyetin âyeti neshi yanında sünnetin sünneti neshi veya bu iki temel kaynağın birbirini neshi tartışılmakla birlikte hangi âyetin hangi âyeti neshettiğine dair rivayetleri bir araya getiren ilim dalı Kur’an ilimleri içerisinde mütalaa edilmektedir. Bu ilim dalı da ilk dönemlerden itibaren bilinmektedir.
200-Kur’an tarihi:Kur’an’ın nüzûlünden başlayarak yazılması toplanması istinsahı ve çoğaltılması noktalanması harekelenmesi aşamalarını tarihî açıdan inceleyen ilme Kur’an tarihi denilmektedir.
201-Resmü’l-mushaf:Resmü’l-mushaf ilmi daha çok konunun teknik yönüyle ilgilendiği için kıraat ilmiyle birlikte mütalaa edilmelidir. Hz. Osman tarafından çoğaltılıp çeşitli merkezlere gönderilen mushaflardaki imlâ özellikleri bu mushaflarda yazım hatası olup olmadığı konuları resmü’l-mushafın alanına girer.
202-Fezâilü’l-Kur’ân: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir. Konuyla ilgili hadis kaynaklarında yer alan bölümlere ek olarak III. (IX.) yüzyılın başlarından itibaren müstakil eserler kaleme alınmıştır.
203-Havâssü’l-Kur’ân:Havâssü’l-Kur’ân ,hakkında güvenilir kaynaklarda yeterli bilgi bulunmadığı halde zamanla tecrübe yoluyla elde edilen bilgilerden söz eden ve kelime âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplin olup Kur’an’ın anlaşılmasına veya yorumlanmasına yardımcı olmadığı için belli sayıda kimselerin ilgisini çekmiş bazan da hoş görülmemiştir.
204-İ‘râbü’l-Kur’ân:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir. Hz. Peygamber hatasız konuşmaya ve Kur’an’ı dil bilgisi bakımından doğru okumaya dikkat çekmişse de bu ilmin temellerinin Hz. Ali tarafından atıldığı söylenir. Kur’an’ın i‘râbı hakkında yazılan eserlerin tarihinin II. (VIII.) yüzyıla kadar gitmesi de bu ilmin önemini ve ona gösterilen alâkayı ortaya koymaktadır.Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.