20

Ekim
2012

Kuran Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  1.626 Kez Okundu

1-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
2-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
3-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
4-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
5-Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Hz.Zeyd Bin Sabit.
6-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
7-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
8-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
9-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.

10-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
11-Ey Nebi hitabı, 5 defa zikredilen sure Ahzab suresidir.
12-İmran:Hz.Musa ile Hz.Harun un babasıdır.
13-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
14-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.

15-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
16-Hicr:Medinenin kuzeyinde vaktiyle Semud kavminin yaşadığı bir yerin adıdır.
17-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
18-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
19-Kuran-ı Kerimde din kelimesi:Ceza,mükafat,hüküm ,hesap manalarında kullanılmıştır.
20-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
21-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
26-Kuran-ı Kerimin en uzun ayeti;Bakara suresi 282.ayetidir.Konusu borçların yazılmasıdır.
27-İfk olayı ; Nur suresinde konu edilmiştir.

28-Ayetel Kürsi,Bakara suresinde yer almaktadır.
29-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
30-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
31-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
32-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
33-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
34-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
35-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
36-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
37-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
38-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
39- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
40-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.
41-Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
42-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine Vahy denir.
43-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine Sure ismi verilir.
44-Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir
kaç kelimeden oluşan, 6666 adet varolan Allah kelamlarına Ayet denir.
45-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen
ve geniş şekilde açıklayan, gerektiğinde yorumlayan eserlere Tefsir denir.
46-Tefsir yapan alime Müfessir adı verilir.
47-Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
48-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde
yapılan tercümelere Meal adı verilir.

49-Allah (c.c.)’ın varlığını ve birliğini, doğmadığını ve diğer özelliklerini özlü bir
şekilde anlatan ve buna kısaca Tevhit suresi İhlas suresi
50-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi.
51- Hurf’u Seb’a Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
52-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın Hz. Meryem.
53-Kur’an’ı Kerim 30 cüz.
54-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
55-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan Abdullah bin Mesut (r.a.).
56-Kitap, Furkan, Mushaf, Bürhan, Hablullah, Hablülmetin, Kelamullah, Zikr,
Hüda, Nur, Şifa hangi kutsal kitabın isimleri Kur’an’ı Kerim’in.
57-Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle
(hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
58-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını Fizilali Kur’an.
Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını Hak Dini Kur’an Dili.
Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure
vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adı Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
59- Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda
elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti : Kıraatı Asım üzerine yazılmıştır.
60-Muavizeteyn surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.

61-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline “Mushaf” denir. Mushaf, “sayfalar haline getirilmiş” ya da “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelir. 

62-Bilinen en eski Kuran Mushafı (M.S. 9 yy)  Özbekistan‘ın Taşkent şehrindeki bir müzede sergilenen üçüncü Halife Osman Mushafıdır. Beş kopya halinde çoğaltılıp çeşitli İslam şehirlerine gönderilen orijinallerden biri de Topkapı Müzesi‘nde sergilenmektedir.

63-Kur’an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed’e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur’an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya getirmek anlamlarına gelir.

64-Kur’an’ın indirilişi Hz Muhammed’in 610 yılında ilk vahyi almasıyla başlayıp vefat ettiği 632 yılına kadar sürmüştür.
64-Ayet : Kur’an-ı Kerim’in bir veya birkaç cümlecikten oluşan ifadeleridir.Ayet sözlükte alamet, delil, işaret demektir.Kur’an’da yaklaşık 6236 ayet vardır.
65-Sure : Kur’an’ın en az 3 ayetten oluşan 114 bölümünden her birine verilen addır.
Sure sözlükte yüksek mevki, etrafı surlarla çevrili şehir demektir. Tevbe suresi hariç tüm sureler besmeleyle başlar.En uzun sure Bakara, en kısa sure Kevser’dir.
66-Cüz : Kur’an-ı Kerim’in 20’şer sayfalık bölümüne verilen addır.Kur’an-ı Kerim 30 cüzden oluşmuştur.
67-Mushaf : Kitap haline getirilmiş olan Kur’an’ın özel adıdır.Mushaf sözlükte iki kapak arasında toplanmış sayfalar demektir.Kur’an’a bu isim Hz. Ebu Bekir döneminde verilmiştir.

68-Tecvit : Kur’an-ı Kerim’i güzel bir biçimde okumak için uyulması gereken kuralları kapsayan ilimdir.
69-Mukabele : Kur’an-ı Kerim’i okuyan kişiyi, bilenlerin Kur’an’dan takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesidir. Ayrıca her Ramazan ayında Hz. Muhammed ve Cebrail’in ayetleri karşılıklı okumasına da mukabele denir.
70-Hatim : Kur’an-ı Kerim’i bütünüyle ezbere ya da yüzünden, baştan sona kadar okumak veya dinlemektir.
71-Hafızlık : Kur’an-ı Kerim’i bütünüyle ezberlemektir. Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye hafız denir. 
72-Meal : Kur’an-ı Kerim’in tercümesidir. Anlam, kavram demektir.

73-Tefsir : Kur’an-ı Kerim’i açıklamak ve yorumlamaktır. Kur’an-ı Kerim’i açıklayan kişilere müfessir denir. Ayetlerin iniş sebeplerini belirtir.

74-Ülkemizde ilk tefsir ve meal Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından yapılmıştır.
75-Alak sûresinin ilk beş âyetinin nüzûlünden sonra vahiy bir müddet kesilmiştir (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 3).

76-Fetret döneminden sonra gelen ilk vahiy Müddessir sûresinin ilk âyetleri olmuştur (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 4, ”Bed,ü’l-palk”, 7, ”Tefsîr”, 74, 96: Müslim, ”Îmân”, 73, 161; İbn Sa‘d, I, 195).

77-Nâzil olan âyetlerin Mekke döneminin ilk yıllarından itibaren yazıldığına dair bizzat Kur’an’da ( el-Furkan 25/5; et-Tûr 52/1-3; Abese 80/11-16; el-Beyyine 98/2), hadis kaynaklarında (Müsned, III, 12, 21, 39, 65; Buhârî, ”Cihâd”, 129, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 4; Müslim, ”İmâre”, 24/92-94, ”Zühd”, 16/72; İbn Mâce, ”Cihâd”, 45; Tirmizî, ”Tefsîr”, 10) ve tarih kitaplarında bilgiler bulunmaktadır.

78-Vahyin erken dönemlerden itibaren yazıldığına dair en önemli delillerden biri Hz. Ömer’in müslüman olması hadisesidir. Ömer, kız kardeşi ve eniştesi yazılı bir metin üzerinden Tâhâ sûresini okumakta iken onların yanına girmiş, okudukları metni istemiş ve gusül abdesti aldıktan sonra bunu okumuştur (İbn Hişâm, I, 370-373).

79-Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy kâtipleri nâzil olan âyetleri mevcut malzemeler üzerine yazıyorlardı (Buhârî, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 4). Bu malzemeler çok çeşitli olup en meşhurları develerin kürek ve kaburga kemikleri (azm), tabaklanmış deri parçaları (edîm), yaprak taşlar (lihaf), hurma dallarının uygun yerleri (asib), seramik parçaları (hazef), tahta (kateb), parşömen (rakk) ve papirüslerdir (kırtâs; vahyin yazıldığı malzeme için bk. Müsned, V, 185; Süyûtî, el-İtkan, I, 185-186; Hamîdullah, Kur’ânı Kerîm Tarihi, s. 43).

80- Resûli Ekrem’in vefat ettiği yılın ramazan ayındaki son okuyuş karşılıklı olarak ikişer defa gerçekleşmiş, böylece mushaf ortaya çıkmıştır (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 5, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 7, ”İ.tikâf”, 17, ”Menâkıb”, 25; Müslim, ”Feçâ,il”, 50, ”Feçâ,ilü’s-sahâbe”, 98, 99; Nesâî, ”Sıyâm”, 2).

81-Hz. Peygamber’in sağlığında Kur’an’ın tamamını ez-berleyenlerin sayısı konusunda farklı rivayetler vardır. Enes b. Mâlik’ten gelen bir rivayette bunların dört veya beş kişi olduğu ifade edilmişse de diğer rivayetlerden bu sayının onu aştığı anlaşılmaktadır
82- Kur’an’ın Hz Osman (ra) döneminde yazılışı:HzOsman, Zeyd b Sâbit (ra), Abdullah b ez-Zübeyr (ra), Sad b el-Âs (ra) ve Abdurrahman b el-Haris b Hişam (ra)’ı görevlendirdi 83-İlk ayet 610 yılında Ramazan ayının on beşinci cumartesi ve on altıncı pazar gecelerinde Hira nur mağarasında nazil olmuştur.
Son ayet 623 yılında Zilhicce’nin 9. günü Arefe günü Arafat’ta nazil olmuştur ve Kur’ân-ı Azimüşşan tamama ermiştir.

84-Kur’an’a aşık olan Müslümanlar en güzel yazılarla yazmaya başlamış, zamanla hüsn-i hat sanatı oluşmuştur. Mushafları süslemek için de tezhib sanatı gelişmiştir. Hüsn-i hat çalışmalarıyla Kur’an’a hizmet eden Osmanlılar döneminde nice güzel el yazma Mushaflar yazılmıştır. Bu yüzden “Kur’ân-ı Kerîm Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” sözü meşhur olmuştur. 
85-Kayışzâde Hafız Osman Nuri’nin yazdığı Mushaf, 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar defalarca basılarak dünyaya yayılan ayet-berkenar tertibiyle yazılmış ve büyük şöhret kazanmıştır. Bu Mushaf; Kur’an’da en uzun ayet olan Müdayene (Borçlanma) ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayeti bir sayfa olarak düşünülerek yazılmıştır.

86-Kur’an, kelime olarak, “toplamak, okumak, bir araya getirmek” mânalarına gelir. Bu isim, Kur’an’a, bizzat kendisi tarafından verilmiştir (Bak: el-Bakara, 185). åyet ve sûreleri bir araya getirdiği; İslâm’ın îtikad, ibâdât, ahlâk, hukuk, v.s. esaslarını toplayıp ihtiva ettiği; dünyada en çok okunan ve okunacak olan kitab olduğu için bu ismi aldığı ifade edilir. Kur’an’ın daha bir çok isimleri vardır. Bu isimlerden bâzıları şunlardır: Kitab, Fürkan, Zikr, Hükm, Hikmet, Şifa, Hüdâ, Rahmet, Ruh, Beyan, Nimet, Bürhan, Nur, Hakk…

87-Kur’an’ın 4 unsuru vardır: 1. Lâfız, yani, okunur olması. 2. Arapa olması. 3. Hazret-i Muhammed’e (asm) indirilmesi. 4. Ondan bize eksiksiz, noksansız, tevatür yoluyla nakledilmiş olması. 

88- Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
89-İlahi kitaplar Tevrat – Zebur – İncil – Kur’an-ı Kerim
90-ALLAH’ın emirlerinin Cebrail adlı melek aracılığı ile peygamberlere indirilmesi olayına vahiy denir.
91-Peygamberimiz zamanında K. Kerimi yazan kişilere  Vahiy Kâtipleri denir.
92-Vahiy Kâtibi Resulullah (s.a.v) ‘e vahiy edilen ayetleri yazanlar.
93- K. Kerim’de  Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf sureler bulunmaktadır.
94-İlahi kitapların gönderiliş amacı  ALLAH’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
95-K. Kerimde 14 yerde secde ayeti vardır.
96-K. Kerim’in en kısa ayeti (Müdhammetan) Rahman Suresi, 64. ayettir.
97- “Ayet-el Kürsi”  Bakara Suresi 255. ayetidir.
98-Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta denir.
99-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise

100-Kuranı Kerimin kalbi olarak bilinen sure Yasin Suresi’dir.
101-Kur’an-ı Kerim’de anlatılan en güzel kıssa olarak bilinen olay Hz. Yusuf (a.s.) a aittir.
102-Yemame savaşında hafız olan 70 sahabi şehiy edilmiştir.
103-Kuanı Kerim  Besmele’ yle başlayıp Nas (insan) kelimesiyle biter.
104-ALLAH (a.c) ın bir olduğuna dair en büyük delil olarak bilinen sure  İhlas Suresi

105-Camiu’l-Kur’an unvanı ile anılan halife kimdir? Hz. Ebu Bekir

106-Kur’an’ın toplanmasında görevli heyetin baş¬kanlığını hangi sahabi yapmıştır? Hz. Zeyd b. Sâbit

107-Bir üstadın huzurunda Kur’an-ı Kerim’i okuyarak ondan kıraat almaya ne ad verilir?Arz

108-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okumaya ne ad verilir? Hadr

109-Asli med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak meydana gelen medde ne denir? Fer’i Med

110- Kıraat ilminde kıraat-ı seb’a (yed-i kıraat) meşhur olmuştur. Bu kıraat imamlarından Medine’de şöhret olan zat kimdir?Nafi

111- Hz.Osman zamanında Kuranı Kerim çoğaltılarak İslam

merkezlerine gönderildi.Hz.Ebu Bekr`in toplattığı”

Mushaf”in asıl sayfalarını çoğaltarak her tarafa yaymıştır.

Bu sebepten Hz Ebu Bekir`e“Camiul Kuran“Hz Osman`a

 da “Naşirul Kur`an” denilmiştir.

112- Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması merhalede tamamlanmıştır.Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha(Üstün), Zamme(Ötre), Kesre (Esre) ve Sükûn(Cezm( konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.(KAYNAK:-Buhari-Ebu Davud-İslam Tarihi-Dini Kavramlar)

113- KUR’AN’DAN (nazil olan) İLK SURELER:Peygamberimize (sallallahü aleyhi vesellem)

Kur’andan ilk nazil olan sureler şunlardır:

A)“Yaratan Rabbinin adıyla oku.”( Alak ayet/1)

B) Nun, kalemin ve kalem tutanların yazdıklarına kasem(and) olsun.”(Kalem Suresi ayet/1)

C)“Ey örtünüp bürünen (Resulüm)!” (Müzzemmil Suresi ayet/1)

114- KUR‘AN: Hz. Muhammed‘e vahyedilmis,mushaflarda yazili,tevatüren (yani, yalanda birlesmesi mümkün olmayanbüyük cogunluk tarafindan) nakledilmis,okunmasi ile ibadet olunan,insanligin benzerini ortaya koymaktan aciz kaldiginazm-i celil (cok güclü bir kutsal metin) dir.(Cem‘u‘l-Cevami‘ , 59 ;Zürkani, Menahilu‘l-Irfan, 1:12)

115-VAHYIN BASLANGIC TARIHI: Miladi 610 yili Ramazan 17

116-VAHYIN BITISTARIHI: Miladi 632 yili Zi‘l-hicce 9

117-VAHYIN TOPLAM MÜDDETI: 22 YIL ,2 AY,22 GÜN

NOT: Hz. Peygamber a.s.m. son gelen ayetten sonra 81 gün yasamistir.

118-VAHYIN MEKKE MÜDDETI: 12 yil, 5 ay, 13 gün.

119-VAHYIN MEDINE MÜDDETI: 9 yil, 9 ay, 9 gün.

120-MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE

121-MEDINE‘DE INEN SURE SAYISI: 28 SURE

122-MEKKE‘DE INEN AYET SAYISI: 4.743 AYET

123-MEDINE‘DE INEN AYET SAYISI: 1.493 AYET

NOT: Kur‘an‘in %63,3‘ü Mekki, %36,7‘si Medeni‘dir.

NOT: Fatiha Suresi hem Mekke‘de hem Medine‘de, yani iki defa nazil olmustur.

124-SON INEN AYET: MAIDE SURESI (5): 3. ayet

125-SON INEN SURE: NASR SURESI (110)

126-14 SURE HAMD-ÖVGÜ ILE BAŞLAR.

127-29 SURE KESIK HARFLERLE BAŞLAR.

128-10 SURE NİDA-ÇAĞRI ILE BAŞLAR.

129-21 SURE HABER CÜMLESI ILE BAŞLAR.

130-17 SURE YEMIN ILE BAŞLAR.

131-7 SURE ŞART CÜMLESI ILE BAŞLAR.

132-6 SURE EMIR CÜMLESI ILE BAŞLAR.

133-6 SURE SORU CÜMLESI ILE BAŞLAR.

134-3 SURE DUA ILE BASLAR.

135-1 SURE TA‘LIL ILE BASLAR.

136-Mekke’de ilk nâzil olan âyet: İkra’dır.
137-Mekke’de ilk nâzil olan süre : Müddesir veya Fatiha’dır.
138-Mekke’de ilk ilân olunan sûre : Vennecm’dir.
139-Mekke’de son nâzil olan sûre : Mü’minûn’dur.
140-Medine’de ilk inen sûre : Bakara süresidir.
141-Medine’de son inen âyet: Vettekû yevmen türceune fihi ilal-lah. 
142-Medine’de son inen sûre : Nasr’dır.

143-VahiyKatipleri:Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyir
b. Avvam, Amir b. Füheyre, Amr b. As, Abdullah b. Erkam, Sabit b. Kays, Hanzala
b. er-Rebi’, Muğire b. Şu’be, Abdullah b. Revaha, Halid b. Velid, Huzeyfe b.
Yeman, Muaviye b. Ebi Süfyan, Abdullah ibn Sa’d ibn Sarh, Ubeyy b. Ka’b, Zeyd b.
Sabit, Şurahbil ibn Hasene, Muaz b. Cebel, Cehm ibn es-Salt, Hüseyin en-Nemri,
Eban İbn Said, Abdullah b. Zeyd, el-Alâ ibn el-Hadremî, Muhammed ibn Mesleme.( Yakubi Tarihi: 2/11.)

144-Mekke’de ilk vahiy katibi Abdullah ibn Sa’d ibn Sarh idi. Bu şahıs irtidat edip sonradan yine müslüman olmuştur.Medine’de ise ilk vahiy katibi Ubeyy b. Ka’b idi. Ondan sonra da devamlı olarak
Zeyd b. Sabit yapmıştır.(Fethu’l-Bari: 2/11.)

145-Rasulullah, gelen vahiyleri sadece vahy katiplerine yazdırmakla yetinmemiş, nazil olan ayetleri her sene Ramazan’da Cebrail’e arzederek, ezberindekilerin kontrolünü yapmıştır. Son Ramazan’da ise bu arzediş ve tekrarlayış iki kez gerçekleşmiştir.( Buhari, Sahih: 3/35; Müslim, Sahih:4/1803, 1904, 1905; Nesai, Sünen: 4/125; Müsned: 1/288, 325, 326, 363.)Böylece Kur’an’ın hem ezber, hem yazım açısından noksansız tamamlanması sağlanmıştır.

146-  Her yıl bir defa yapılan bu karşılıklı okuma işi Allah Resulu’nun vefat edeceği yıl iki defa yapılmıştı. Bu son yapılan okuma işine de ‘Arza-i ahire’ denilmiştir.
147-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
148-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
149-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
150-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
151-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
152-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
153-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
154-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.

155 -Kur’an’ın isimleri :Kur’an, kelime olarak, “toplamak, okumak, bir araya getirmek” mânalarına gelir. Bu isim, Kur’an’a, bizzat kendisi tarafından verilmiştir (Bakara: 185).

156-AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır. Kur’ân’da çok yemin kullanılmıştır. Yüce Allah; kendi adına, peygamberlere, Kur’ân’a, meleklere, kıyâmet gününe, göğe, aya, güneşe, yıldızlara, geceye, gündüze ve zamana… yemin etmiştir. 17 sûre yeminle başlamaktadır. Kur’ân’da birçok gerekçe ile yemin edilmiştir. Meselâ, Allah’ın tekliğini (Sâffât, 37/1-4), Kur’ân’ın (Vâkıa, 56/75-77) ve peygamberin (Yâsîn, 36/1-4) hak olduğunu, ceza, va’d ve vaîdin mutlaka gerçekleşeceğini (Zâriyât, 51/1-5; Tûr, 52/1-8) bildirmek için yemin edilmiştir.

Yemin, sözü tekit etmeyi ve muhatabı sözün doğruluğuna inandırmayı hedeflediği gibi yemin edilen şeyin değerini ve şanını da ifâde eder.

157-BESMELE:Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla anlamına gelen “Bismillâhirrahmânirrahîm” âyetinin adıdır. Besmeleye “Allah’ın adını anmak” anlamına gelen “tesmiye” de denir. Besmele, Neml sûresinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazılmıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.Peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve “Besmele ile başlanmayan her iş bereketsiz ve sonu güdüktür” buyurmuştur (Aclûni, Keşfü’l-Hafa, II,174). Kur’ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanırken besmele çekilir. Kur’ân’da Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanların etlerinin yenmeyeceği bildirilmiştir (En’âm, 6/121).

Besmele çeken insan; başka bir varlık adına değil sâdece Allah adına, O’nun rızası için ve O’nun izniyle başlıyorum, demiş olur. Besmelede Yüce Yaratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur’ân okumuş ve Allah’ı anmış olur.

158-DİRÂYET TEFSÎRİ:Kur’ân âyetlerini, âyetler ve hadislerle tefsîr etmekle yetinmeyip dil, edebiyat, din ve çeşitli bilgilere dayanılarak, akıl ve içtihatla yapılan tefsîre denir. Dirâyet tefsîrine re’y tefsîri de denir.Dirâyet tefsîrinde; kelimelerin etimolojik yapısı, hakikat veya mecaz oluşu, cümlelerin tahlili, emir ve yasakların ne ifade ettiği, sözün bağlamı ve belâğat yönleri dikkate alınır. Müfessir, ilmî gücüne göre âyetleri yorumlar. Dirâyet tefsîrinin makbul olabilmesi için bu tefsîrin, İslâm’ın ruhuna, Kur’ân ve sünnet bütünlüğüne uygun olması gerekir. Aksi takdirde bu tefsîr, ilhadî bir tefsîr olur.

Fahruddin Râzi’nin “Mefâtihu’l-Gayb”, Beydâvî’nin “Envâru’t-Tenzil ve Esrâru’t-Te’vîl”, Nesefî’nin “Medâriku’t-Tenzil ve Hakâiku’t-Te’vîl” adlı eserleri bu metotla yazılan tefsîrlere örnektir

159-EMSÂLÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın meselleri anlamına gelir. Tâbirde geçen “emsâl” “mesel” kelimesinin çoğuludur. “Mesel”; benzer ve delil demektir. “Atasözüne” de mesel denir.

Kur’ân’da meseller (örnekler) vardır. Varlığının sebebi; düşündürme, hatırlatma, öğüt verme, duygulandırma, ibret verme ve böylece insanları iyiye, güzele ve doğruya yönlendirmedir.

“Andolsun biz bu Kur’ân’da insanlara öğüt almaları için her misali anlattık” (Zümer, 39/27), “Biz bu misalleri insanlara anlatıyoruz ama onları âlimlerden başkası düşünüp anlamaz” (Ankebût, 29/43) âyetleri ile Allah Kur’ân’da misaller anlattığını bildirmektedir. Meseller, Tahrim sûresinin 11-12. âyetlerinde olduğu gibi sarih ve zâhir; A’râf sûresinin 58. âyetinde olduğu gibi gizli, remizli ve imalı olabilir.

160-FÂTİHA:Sözlükte “açan, açılabilecek şeylerin başı, ilk açılacak yeri” anlamına gelen Fâtiha, Kur’ân’ın birinci sûresinin adıdır. Sûreye, indirilişinde, tertibinde, yazılışında ve namazda okunuşunda ilk olduğu için Fâtihatü’l-Kitap (Kitabın başı); her türlü övgü Allah’a mahsustur anlamına gelen “el-hamdü lillâhi” ile başladığı için el-Hamd, el-Hamdü lillah; Kur’ân’ın mukaddimesi, ön sözü ve özeti mesabesinde olduğu için Ümmü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın anası), el-Esas (Kur’ân’ın esası); yedi âyetten oluştuğu ve her fırsatta tekrar tekrar okunduğu için Seb’u'l-Mesânî; namazda bölünmeden tamamı okunduğu için el-Vâfiye; yine namazda sadece Fâtiha okunularak yetinilebildiği için el-Kâfiye”; okuyan kimse Allâh’a şükür ve dua yapmış olduğu için şükür ve dua sûresi; her namazda okunduğu için salât (namaz) sûresi; dertlere deva olduğu için eş-Şifa; arşın hazinelerinden bir hazine olduğu için el-Kenz ismi verilmiştir. Hz. Peygamber (a.s.)’in beyanına göre; “Fâtihayı okumayanın namazı olmaz” (Müslim, Salat, 111). Fâtiha, her fırsatta okunur, okuyan kimse Allah’a karşı zikir, şükür ve hamd görevlerini îfa etmiş, dua ve niyazda bulunmuş olur. Fâtiha, Kur’ân’ın nitelik itibarıyla en büyük sûresidir.

161-FEVASILÜ’L-ÂYÂT:Âyetlerin fâsılaları demektir. Âyetlerin son kelimesine kendisinden sonra gelen âyeti evvelkinden ayırdığı için fâsıla denilmiştir. Çoğulu fevâsıldır. Kelimenin son harfine “fasıla harfi” denir. Fâsıla harfleri, bir tane veya daha fazla olabilir. Meselâ ihlâs sûresindeki âyetlerin fasılası dal harfidir. Fâtiha sûresindeki âyetlerin fasılası ise nûn ve mim harfleridir. (İ.K.)

162-GAYR-İ İLAHÎ VAHİY:İlâhî olmayan, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir. Zekeriya (a.s.)’ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır. Şeytanın şeytana vahyi gibi (En’âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır.

163-İNZÂL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.

164-İSTİÂZE:Sığınmak, korunmak ve sarılmak anlamındaki “a-v-z” kelimesinden türeyen istiâze; şeytanın ve kötü insanların şerrinden, her türlü zarar, bela, âfet ve musîbetlerden Allah’a sığınmak demektir. “Teavvûz” ve “iltica’” ile aynı anlamdadır.

Kur’ân’da istiâze; “eûzû billâhi” (Allah’a sığınırım) (Bakara, 2/67), “eûzü bi’r-Rahman” (Rahman’a sığınırım) (Meryem, 19/18), “eûzü bi Rabbi’l-felâk” (Sabah’ın Rabbına sığınırım) (Felâk, 113/1), “eûzü bi Rabbi’n-nâs” (İnsanların Rabb’ına sığınırım) (Nâs, 114/1) ve “meâzallah” (Allah’a sığınırım, Allah korusun) (Yûsuf, 12/31, 58) cümleleri ile ifade edilmiştir.

165-KELÂMULLAH:Allah’ın sözü demektir. Bundan maksat, Tevrat, İncil ve Kur’ân gibi vahiy ile Peygamberlere verilen kitaplar, sahifeler ve âyetlerdir. Kur’ân’da bu tâbir üç âyette geçmiş ve Tevrat (Bakara, 2/75), Kur’ân (Tevbe, 9/6) ve Allah’ın hükmü, va’di (Fetih, 48/15) anlamında kullanılmıştır.

166-KISASU’L-KUR’ÂN:Kur’ân kıssaları, hayat öyküleri demektir. Kur’ân’da geçmiş peygamberlere ve milletlere dair kıssalar vardır. Kur’ân kıssalarının amacı, tarihi olayları anlatmak değil, insanlara ibret dersi vermektir. Bu sebeple kıssalar, bir sûrede değil farklı sûrelerde yeri geldikçe anlatılmış ve tekrar edilmiştir. Adem ile melekler ve şeytan, Adem ile Havva, Adem ve oğulları Habil ve Kabil, Lokman ve oğluna öğütleri, Yusuf’u kardeşlerinin kıskançlığı, kuyuya atılması, Zeliha ile arasında geçen hadise, hapse girmesi, maliye bakanı olması, Musa Peygamber, Firavun ve Yahûdîlerle olan olaylar, inek ve Hızır hadisesi, Süleyman (a.s.) ve Belkıs, İsâ (a.s.) ve annesi Meryem, İsrailoğulları, Zülkarneyn, Ashab-ı Kehf, İbrahim (a.s.) ve Nemrut, Ashab-ı Uhdud, Ashab-ı Fil gibi bir çok kıssa ve olay anlatılmaktadır. Bu kıssalar, hayal ürünü değil, bizzat hayatta yaşanmış, gerçek olaylardır.

167-KİRÂAT-İ AŞERE:On kıraat, Kur’ân’ın 10 farklı okunuşu demektir

168-KONULU TEFSÎR:Kur’ân’ı, konu konu, kavram kavram ele alıp tefsîr etmektir. Buna “edebî metot” da denir. Bu tür çalışmada; Kur’ân’ın indirilişi, yazılması, toplanması, mushaf haline getirilmesi, Kur’ân’ın indiği çevrenin ve nuzûl sebeplerinin araştırılması yapılmakla birlikte asıl araştırma Kur’ân içinde yapılır. Kur’ân kelimelerinin sözlük, terim ve izâfi anlamları incelenir. Kelimenin semantik tahlili yapılır. Kelimeyi Peygamberin nasıl anladığı araştırılır. Kullanıldığı bağlam dikkate alınarak Kur’ân’daki anlamı tespit edilir. Terkipler aynı usulle ele alınır. Evlenme, boşanma, zekat, namaz, îmân, içki, hırsızlık vb. konular Kur’ân bütünlüğü içinde anlatılır, âyetlerin âyetle ve hadislerle tefsîrine dikkat edilir. Bu tür çalışmada âyetler, bağlamından koparılarak, aynı konudaki diğer âyetler dikkate alınmadan yorumlanmaz. Her konuya bir bütün olarak bakılır.

169-SADAKALLAHÜ’L-ÂZİM:”Allah doğru söyledi” demektir. Kur’ân-ı Kerim veya Kur’ân’dan bir veya daha fazla âyet okunduğu zaman “sadakallahü’l-azîm” denir. Bu tabiri söyleyen kimse, Kur’ân’ın hak ve doğru bir kitap olduğunu, Allah’ın her emir ve yasağının, helal ve haramının, hüküm ve tavsiyesinin, bütün sözlerinin doğru olduğunu ikrar ve ilan etmiş olur. Allah en doğru sözlü olduğu gibi, Allah kelamı olan Kur’ân da hem adalet hem de doğruluk bakımından tamamlanmıştır.

170-TASAVVUFÎ TEFSÎR:Tasavvuf, Kur’ân’ın sezgisel ve duygusal yönünü temsil eder. Tasavvuf kavramı, Kur’ân’da lafız olarak yoksa da ilke, amaç ve hayat tarzı olarak vardır. Kur’ân’ın ahlak, tefekkür, zikir, tesbih, tahmid, tekbir… vb. kavramlarını mutasavvıflar kendilerine konu edinmiş, ilgili âyetleri tefsîr etmişlerdir. Mutasavvıflar, yaptıkları tefsîre “işârî tefsîr” ismini vermişlerdir. İşârî tefsîr; ilk anda akla gelmeyen fakat tefekkürle âyetin işaretinden kalbe doğan ma’nâdır. Sûfîler, riyazet ve ibadetle ledünnî/vehbî ilmi elde ettiklerini, bu ilim sayesinde zihinlerine doğan yorumları kapalı bir üslupla, remiz ve işaretlerle ifade ettiklerini söylediler. İşârî tefsîre, sûfî ve tasavvufî tefsîr de denir.

171-VAHY-İ GAYRİ METLÜV:Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur’ân dışı aldığı vahiydir. Hz. Muhammed (a.s.)’in Kur’ân dışı vahiy aldığının, âyet ve hadislerden bir çok delili vardır. Bakara sûresinin 144, Tahrîm sûresinin 3, Necm sûresinin 3-4, Nisâ sûresinin 113, Ahzâb sûresinin 34. âyetleri; Cibrîl hadisi diye meşhur olan hadis (Ebû Dâvûd, Kader, 17) buna delildir. Cibril, Kur’ân için indiği gibi sünnet için de iniyordu (Tecrid, II/460-464). Hz. Muhammed (a.s.), “Bana Kur’ân ve onun gibi bir misli verildi.” demiştir (Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Ahmed, IV/131). Hz. Peygamber Kur’ân dışı vahiy almakla birlikte, bütün hadislerin vahiy ürünü olduğunu söylemek de mümkün değildir. Çünkü Peygamberimiz, Kur’ân âyetlerini tefsîr ve teyit sadedinde, öğüt vermek amacıyla, kendi re’yini beyan sadedinde sözler de sarf etmiştir. Bunlar dinde delil olmakla birlikte, vahiy ürünü olarak kabul etmemek gerekir; ancak, vahyin kontrolünde söylenmişlerdir.

172-VAHY-İ METLÜV:Okunan vahiy demektir. Bundan maksat Kur’ân’dır. “?Bu Kur’ân bana sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu?” (En’âm, 6/19); “Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kur’ân-ı acele okuma…” (Tâ-hâ, 20/114) vb. âyetler, Kur’ân’ın vahiy ürünü olduğunu ifade etmektedir.

173-VÜCÛH VE NEZÂİR:Vücûh, çeşitli anlamlarda kullanılan müşterek (çok anlamlı) lafızlara; nezâir ise, bir çok kelimenin aynı anlamda kullanılmasına denir. Sâlat kelimesinin Kur’ân’da beş vakit namaz (Bakara, 2/3), ikindi namazı (Mâide, 5/106), Cuma namazı (Cum’a, 62/9), cenaze namazı (Tevbe, 9/84), dua (Tevbe, 9/103), din (Hûd, 11/87), kırâat (İsrâ, 17/110), rahmet ve istiğfar (Ahzâb, 33/56), namaz kılınacak yer (Hac, 22/40) anlamlarında kullanılması vücûha; sakar, nâr, hutame, cahim, hâviye, saîr kelimelerinin cehennemi ifade etmek için kullanılması ise nezâire örnektir.

174-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Okuyucunun sürçmesi ve yanılması anlamına gelen zelletü’l-kârî, dinî bir kavram olarak, namazda kıraatte yanılmayı ifade eder. Buna lahn da denir.

175-Resulullahın Kur’anın zirvesi dediği sure hangisidir?d:)Bakara
176- Ahmet ismi kendisine zikredilen sure hangidsidir?d:)Saff
177-Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi surededir?d:)Tevbe
178-Bedir gavzesini anlatan süre hangisidir?c:)Enfal
179-İki Nebinin adı ile biten süre hangisidir?c:)Ala
180-Her ayetinde Allah (c.c) lafzı olan sure hangisidir?a:)Mecadele
181-Hendek gavzesini anlatan süre hangisidir?b:)Ahzab
182-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir?b:)Necm
183-Zülkarneyn süresini anlatan süre hangisidir?c:)Kehf
184-Talat-Calut kıssasını anlatan sure hangisidir?a:)Bakara
185-Musa (a.s) ile Hızır (a.s) kıssasını anlatan süre hangisidir?b:)Kehf

186-“Müşkilü’l-Kur’ân” ifâdesinin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?
b) Kur’ân’ın aralarında tenâkuz ve ihtilâf olduğu zannedilen âyetleri.
187-Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.

188-Hedr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.

189-Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür

190-HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.

191-ARZ:Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbiti ve bunun kontrolü için Cibril (a.s) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.s)’a gelirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’an âyetlerini Cibril’e okurdu. Buna “arz” denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cibrîl (a.s) okurdu ki buna da “mukabele” denir.
192- KURAN’DA BULUNAN İŞARETLER م : Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.
ط : Durmak evlâdır (daha iyidir). ج : Durmak evlâdır. قف : Durmak evlâdır. Hafif bir duruşla (bir nefeslik) durulmalıdır. ز : Geçmek evlâdır. ق : Geçmek evlâdır. ص : Nefes yetmediğinde durulabilir. لا : Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durunca ise, tekrar edilmez çünkü durak sonlarında durmak caiz, hatta efdaldir. ك : Bir evvelki durağın aynısı demektir.
193-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
194-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
195-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
196-Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi

197-Nâsih – Mensûh: Nesh, bir şeyi iptâl etmek ve onun yerine başka bir şeyi ikâme etmek, yer değiştirmek, izâle etmek. Şer’î bir hükmün yürürlüğe konmasından sonra, gelen diğer bir şer’î hükümle kaldırılması, iptâl edilmesi demektir. Hükmü kaldıran âyete “nâsih”, hükmü kaldırılan âyete de “mensûh” denir. Mensûh âyet ile amel edilemez.
198-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden âyetlere mücmel, mücmel âyetleri açıklayan âyetlere de mübeyyen âyet denir.
199-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
200-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
201 -İ’câzu’l-Kur’ân: Âciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çürütmek.
202-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
203-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
204 -Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. En meşhurları:
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
Fîruzâbâdî: Tenvîru’l Mikbâs min Tefsîri İbn Abbas.

205-Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsir. Rasûlüllah’tan gelen rivâyetler (açıklamalar) esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Başlıcaları:
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
Arapça Tefsirler: Taberî, Zemahşerî, Beyzâvî, Râzî, Kurtubî, Celâleyn.
206- LAHN: Kur’an okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatadır.
1- Lahn-ı Celi (Açık hata): Harflerin asli sıfat ve mahreçlerinde, hareke ve sükunlarda yapılan hatadır. Manayı bozduğu gibi çoğu zaman namazı da bozar.
2- Lahn-ı Hafi (Gizli hata): Sıfatı arızalarda meydana gelen hatadır. Harfin aslını değiştirmez. Mana bozulmadığı gibi namazı da bozmaz. Ancak hata olduğu için vebali vardır.
207- RAF-I SAVT(ses yükseltme): Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
208- HAFD-I SAVT (ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
209-TESHİL: sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır. Kıraat ıstılahında ise, “birbirini takip eden iki hemzeden ikincisini, hemze ile elif, hemze ile vâv veya hemze ile yâ arası bir sesle okumak” demektir Bu üç çeşit teshilli okumaya aşağıdaki örnekleri vermek mümkündür: “Hemze” ile “elif” arası bir sesle okunan “hemze” için “ ءَ أَعْجَمِيٌّ ” (Fussilet, 41/44) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “yâ” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَئِنَّكُمْ ” (En’âm, 6/19) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “vâv” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَؤُنَبِّئُكُمْ” (Âl-i İmrân, 3/15) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu örnek gösterebiliriz. Asım kıraatinde, sadece birinci gruptaki teshil uygulanmaktadır.

210-İslam’a göre Allah Kuran’ı ikinci bir isim olarak “Kitap”, olarak adlandırmak suretiyle, daha en baştan itibaren, bu metnin yazılı hale getirilmesinin önemine işaret etmiştir. (14)

211-Mushaf:Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “
Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir.
212-İslam’a göre Kur’an son peygamber Hz. Muhammed’in mucizelerindendir. Dil bakımından da Kur’an çoğu akademisyene göre Arapça’nın en güzel örneğidir.
213-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur (15)

214-Kur’ân’ın son inen âyeti de şudur: “Bu gün size dininizi ikmal ettim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslâm’ı seçtim” (el-Mâide, 5/3).
215-Vahyedilen bütün sûrelerin hafızlar tarafından ezberlenmesi, kemik, tahta, papirüs, deri ve kiremit inceliğindeki pişirilmiş tuğlalara yazılmak suretiyle korunmuştur.
215-Kur’an sahifeleri Mekke lehçesi esas alınarak bir araya getirildi (16)

217-Hz. Osman zamanında bu nüshadan çoğaltılan mushafların yedi nüsha olduğu söylenir (17)

218-HURUF-U MUKATTAA: Kur’ân’ın bazı sûrelerinin başındaki hece harfleri. Kur’ân’ın yirmidokuz sûresi bu harflerle başlamaktadır. Bu sûrelerden üç tanesi bir; on tanesi iki; onüç tanesi üç; iki tanesi dört ve bir tanesi de beş mukattaa harfiyle başlamaktadır.

Bu sûreleri şöylece sıralayabiliriz: Bakara, Âlu İmran, A’râf, Yunuş Hud, Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hicr, Meryem, Neml, Kasas, Ankebut, Rum, Lokman, Secde, Yâsîn, Sâd, Mü’min, Fussilet,

Arap dilinde kelimelerin harf sayısı ile de Hurûf-u Mukattaanın bir ilişkisi vardır. Şöyle ki; Arap dilinde kelimeler ya bir, ya iki, ya üç, ya dört, ya da beş harften oluşmaktadır. Arapça’da beş harften fazla harften oluşan kelime yoktur. Hurûf-u Mukattaa da birden başlamak üzere beş harfe kadar bir arada zikredilmiştir.

6 sûrede “elif-lâm-mîm” vardır: Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Ankebût, Rûm, Lokman ve Secde sûreleridir.

Ârâf sûresinde de “Elif-lâm-mîm-sâd”

5 sûrede “elif-lâm-râ” vardır. Bunlar: Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim ve Hicr Sûreleridir.

Ra’d Sûresinde de “elif-lâm-mîm-râ” vardır.

6 sûrede “hâ-mîm” vardır. Bunlar: mü’min, Fussilet, Zuhruf, Duhân, Câsiye ve Ahkaf sûreleridir;

Şûrâ sûresinde de “hâ-mîm-ayin-sîn-kaf” bulunmaktadır.
Şuarâ ve Kasas Sûrelerinde “tâ-sîn-mîm“,

Neml Sûresinde “tâ-sîn“,

Meryem Sûresinde “kâf-hâ-yâ-ayîn-sîn-kaf“,

Tâhâ Sûresinde “tâ-hâ“,

Yâsin Sûresinde “yâ-sîn“,

Sâd Sûresinde “sâd“,

Kaf Sûresinde “kaaf“,

Kalem Sûresinde de “nûn” harfi bulunmaktadır.

219-Kur’an-ı Kerim: Son vahiy dini olan İslâm’ın kutsal kitabı. Kur’ân, tercih edilen görüşe göre, “karae” fiilinden edilen bir mastar olup, Allâh’ın son kitabına özel ad olmuştur. Kök anlamı; okumak, toplamak, bir araya getirmek demektir.
220-Tevrat: İbranice Tura kelimesinin Arapçalaşmış biçimi olan Tevrat kanun, ittifak, birlik, anlaşma, sözleşme, adlaşma gibi anlamları dile getirir. İslâm geleneğinde Hz. Musa’ya nazil olan kitabı belirtir. Yahudi geleneğinde ise, bugün Ahd-i Atik (Eski Ahit) denilen kitaplar toplamının adıdır.
221-Zebur: Allah tarafından Hz. Dâvud (a.s)’a gönderilen Mezmurlar ve Mezâmir adı ile de anılan mukaddes kitap. Lügatte Mezmur, “Kavalla söylenen ilâhî, Hz. Dâvud’a inen Zebur’un sûrelerinin her biri” anlamlarına gelir. Mezmur “yazılmış” manasına gelen kitap anlamındadır. Büyük bilgin Zeccac, Zebur’un “Hikmetli kitap” manasına geldiğini; Âlu İmran, 3/184 ayetindeki “Zebûr” kelimesinin “menetmek” manasına gelen “Zebr” kökünden olduğunu açıklamıştır. Kitap da halkın hilâfına olan hususlardan meneden şeyleri bildirdiği için Zebûr diye adlandırılmıştır (18) 18-(Fahreddin er-Râzi, Mefâtihu’l-Gayb, Ankara, 1990, VIII, 417).
222-İncil: Allah tarafından Hz. İsa’ya gönderilen; Tevrat’ın aslını doğrulayan Kur’an-ı Kerîm tarafından tasdik edilen ve bir anlamı da “yol gösterici, aydınlatıcı” olan (el-Maide, 5/46-48), dört büyük kitaptan birisi. Yunanca “Evangelion”; iyi haber, müjde demektir. Esas itibariyle Hz. İsa’nın hayatını, mucize ve faaliyetlerini, söylediği hikmetli sözleri, tebliğ etmiş olduğu şeriat hakkındaki peygamberane hakikatları anlatmak için kullanılmıştır. Bu kelime ile ilk hristiyanlar; İsa’nın insanlara bildirisini, onları kötülük ve günahtan kurtarmağa ve selamete götürmeğe geldiğine dair vaadini anlatmış ve adlandırmışlardı. Hz. İsa da onu; “Tanrı’nın Krallığı’nın müjdesini (iyi haberini) duyurma” olarak tanımlar (19)

DİPNOTLAR:

1-Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 3.

2-İbn Hişâm, I, 370-373

3-Hamîdullah, Kur’ânı Kerîm Tarihi, s. 43).

4-Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 5, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 7, ”İ.tikâf”, 17, ”Menâkıb”, 25; Müslim, ”Feçâ,il”, 50, ”Feçâ,ilü’s-sahâbe”, 98, 99; Nesâî, ”Sıyâm”, 2).

5-İslam Tarihi

6-Dini Kavramlar Sözlüğü(DİB)

7-Cem‘u‘l-Cevami‘ , 59 ;Zürkani, Menahilu‘l-Irfan, 1:12)

8-Yakubi Tarihi: 2/11.)

9-Fethu’l-Bari: 2/11.)

10-Keşfü’l-Hafa, II,174

11-Müslim, Salat, 111

12-Ebû Dâvûd, Kader, 17)

13-Tecrid, II/460-46

14-“Ana Hatlarıyla Kuranı Kerim”, Prof. S. Yıldırım, s.56

15-Celâleddin es-Süyûtî, el-İtkân fi Ulûmi’l-Kur’ân, terc. Sakıp Yıldız, H. Avni Çelik, İstanbul 1987, I, 124). Mushaf; sayfalardan meydana gelmiş kitap anlamına gelir.

16-Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, çev. Salih Tuğ, İstanbul 1980, III, s. 761).
17-Muhammed Hamidullah, a.g.e., II, s.763
).

18-Fahreddin er-Râzi, Mefâtihu’l-Gayb, Ankara, 1990, VIII, 417).

19-Kitâb-ı Mukaddes, Matta, I, 1, 14; S.C.F.Brandon, A Dictionary of Comparative Religion, London, 1970, s. 310; Anne Merie Sechimmel, Dinler Tarihine Giriş Ankara 1955, s. 210).

 

 

 

 

 

 

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.