24

Haziran
2012

Hayızlı Kadın Oruç Tutabilir mi?

Yazar: arafat  |  Kategori: iBADET  |  Yorum: Yok   |  748 Kez Okundu

Büyük İslam İlmihalinde yazıyor:

” Bir orucun edası (yerine getirilmesi)nin sahih olması için niyet etmek, hayız ve nifas hallerinden temizlenmiş olmak şarttır. Bunun için niyet edilmeksizin tutulan bir oruç, müctehidlerin tümüne göre din yönünden geçerli değildir. Hayız ve nifaz halinde oruç tutan bir kadının da orucu sahih değildir. Bunların, Ramazan orucunu sonradan kaza etmeleri gerekir.”

“Adet gören veya lohusa olan müslüman kadınlara ait bazı özel hükümler vardır. Şöyle ki: Bu haller içinde bulunan bir kadın namaz kılamaz, şükür secdesi bile yapamaz. Oruç tutamaz. Kur’an-ı Kerîm ‘den bir ayet dahi okuyamaz; ancak dua ayetlerini dua niyeti ile okuyabilir.”

“Adet gören veya lohusa olan Müslüman kadın, Mescidlere (camilere) giremez. Kabe’yi tavaf edemez”

Aynı İlmihalin “Mescidlere Ait Hükümler” bölümünden:

” Mescidlere abdestli olarak girilir.”

Muaz (r.a.) anlatıyor: “Ben Hz. Aişe’ye hayızlı bir kadının sadece orucu kaza edip, namazı kaza etmediğinin sebebini sordum.

O şöyle cevap verdi: “Biz Resulullah ile beraber bulunduğumuzda, hayızlı iken sadece orucu kaza etmemizi söyler, namaz hakkında herhangi bir emirde bulunmazdı.” (Buhâri, Savm:14;Müslim, Sıyam: 21.) Bu açıdan oruç tutan bir hanım âdet gördüğünü öğrendiği andan itibaren orucu bozulmuş olur. Orucunu akşama kadar sürdürmemesi gerekir. O anda yiyip içebilir.

Ali Bin Ebubekir El-Merginani, El Hidaye Fıkhı, Oruç bahsinde:

“Kadınlar ayrıca, aybaşı (hayız) ve loğusalık (nifas) halinde oldukları zamanda da oruç tutamazlar.”

Diyanet İlmihalinde, A) GUSLÜ GEREKTİREN DURUMLAR bahsinde:

“Hayız ve nifas halindeki kadının hükmü cünüp kimseninki gibidir. Ayrıca bu durumdaki kadınların cinsel ilişkide bulunması haramdır, oruç tutması da caiz değildir.”

Diyanet İlmihalinde, “VI. KADINLARA MAHSUS HALLER A) HAYIZ b) Dinî Hükümler” bahsinde:

“Hayız, bir nevi abdestsizlik ve cünüplük hali, yani hükmî kirlilik (hades) veya mazeret kabul edilir. Hayızlı kadının namaz kılmasının ve oruç tutmasının caiz ve sahih olmadığında, yani hayzın bu iki ibadetin ifasına engel bir mazeret sayıldığında fakihler görüş birliği içindedir

Hayız süresince terk edilen namazların kaza edilmesinin gerekmediği, oruçların ise temizlendikten sonra tutulacağı hususlarında da görüş birliği vardır. Bu konuda Hz. Peygamber’in bilgi ve onayı dahilinde cereyan eden uygulamalar esas alınmıştır (Buhârî, “Hayız”, 20; Müslim, “Hayız”, 69; Ebû Dâvûd, “Taharet”, 105).”

“Hayızlı bir kadın hac ibadetini eda ederken Kabe’yi tavaf hariç hacla ilgili bütün işlemleri ve ibadetleri (menâsik) yapabilir. Haccın rüknü olan ziyaret (ifâza) tavafını yapmak üzere temizleninceye kadar Mekke’de bekler.

Hanefîler’e göre hayızlı olarak tavaf yapılması geçerli olmakla birlikte ceza kurbanı kesilmesi gerekir. Hayızlı kadının -temizliği bekleyememesi durumunda- bu haliyle tavaf edebileceği ve bir ceza gerekmeyeceği görüşü de vardır. Çünkü hayız, iradî olmayan bir hükmî kirlilik hali olduğundan cinsî münasebet ve ihtilâmdan kaynaklanan ve gusül veya teyemmümle giderilmesi mümkün olan cünüplükten farklıdır. Hac ibadetinin özel konumu sebebiyle hayızlı kadına tavafta tanınan bu ruhsat, namaz ve oruç ibadeti için kıstas teşkil etmemiştir.

Hayızlı kadının Kur’an okuması ve Mushaf’ı eline alması, mescide girip orada kalması, Hanefiler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre caiz değildir. Bu konuda hayızlı kadın cünüp kimse gibidir. İhtiyaç halinde mescide girebilirler, dua ve zikir niyetiyle dua âyetlerini, Fatiha, İhlâs gibi sûreleri besmeleyi, kelime-i tevhid ve şehâdeti okuyabilirler.

Mâlikî fakihleri ise, bazı sahabe ve tabiîn âlimlerinden rivayet edilen görüşlerin desteğiyle, kadının hayız süresi içinde Kur’an okuyabileceğini, fakat hayız kanı kesildiği andan itibaren gusledip temizleninceye kadar cünüp hükmünde olup Kur’an okuyamayacağını belirtmişlerdir. İbn Hazm bu şartı da aramaz. Mâlikîler ve İbn Hazm dahil bir grup İslâm bilgini, cünüplük halinin iradî, hayızın ise gayri iradî oluşundan hareketle hayızlı kadın lehine bir ayırım yapmayı gerekli görmüş, özellikle Mâlikîler kadınların Kur’an öğretimi ve öğrenimi için böyle bir ruhsata ihtiyacı bulunduğu noktasından hareket etmişlerdir.

Hayızlı kadının hayız sebebiyle ibadet edememesi, Kur’an okuyamaması dinin kendisine tanıdığı bir muafiyettir. Bu ibadetleri yapamadığı için dinî bir sıkıntı, eksiklik ve sorumluluk duyması yersizdir. İbadetlerde sayı ve süreden ziyade niyet ve fıkrî-ruhî yoğunluk önemlidir. Fakat Kur’an öğretimi ve öğrenimi ile meşgul olan kadınlar, hatta mazeret beyan etmesinin kendisini zor durumda bırakacağı bir ortamda bulunan kadınlar yukarıdaki ruhsattan yararlanarak hayızlı oldukları halde Mushafı ellerine alıp, Kur’an okuyup dinleyebilirler.”

Aybaşı veya lohusalık sebebiyle haram olan şeyler:

1) Namaz kılmak: Âdetli veya lohusa kadının namaz kılması caiz değildir. Hz. Peygamber, Fatıma binti Ebi Hubeyş’e; “Hayız gördüğün zaman namazı bırak ve hayz halin sona erince, kanı temizleyerek guslet ve namaz kıl.” diye buyurmuştur. 183

Âdetli kadın kılamadığı namazları kaza etmez, yalnız tutamadığı oruçları, Ramazan ayı dışında kaza eder. Hz. Âişe şöyle demiştir: “Biz Rasûlullah devrinde âdet görüyorduk. Namazı kaza etmekle emrolunmadığımız halde, tutamadığımız orucu kaza etmekle emrolunuyorduk” 184

2) Oruç tutmak: Âdet gören veya lohusa olan kadın oruç tutmaz. Delil, yukarıdaki Hz. Âişe hadisidir. Ancak oruç borcu onların üzerinden düşmez. Bu yüzden de kaza gerekir.

3) Tavâf: Hz. Peygamber, hacc sırasında âdet gören Âişe (r. anhâ)’ye şöyle buyurmuştur: “Hayız gördüğün zaman, temizleninceye kadar Beytullah’ı tavaf dışında hacıların yaptığı diğer hac ibadetlerini yap.” 185

4) Kur’an-ı Kerim okumak: Mushafa el sürmek ve onu taşımak. “Ona (Kur’an’a) tam olarak temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.” 186 Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Âdetli kadın ve cünüp olan, Kur’an’dan hiç bir şey okuyamaz.” 187

5) Mescide girmek, orada eğleşmek veya itikafa çekilmek: Hadiste şöyle buyurulur: “Hiç bir hayızlı veya cünüp mescide giremez.” 189 Şâfiî ve Hanbelîler, hayızlı ve lohusanın kirletmemek şartıyla mescitten karşıdan karşıya geçmesini caiz görürler. Hz. Peygamber’in, Âişe (r. anhâ)’ya böyle bir izin verdiği nakledilir. 190

6) Cinsel temasta bulunmak veya göbekle diz kapağı arasından yararlanmak (istimta’): Bu yasağın delili âyet ve hadistir. Âyette şöyle buyurulur: “Hayız halinde iken kadınlardan uzaklaşın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın.” 191 Uzaklaşmaktan maksat, onlarla cinsel teması bırakmaktır. Yine hayızlı eşiyle ne derece ilgilebileceğini soran bir sahabiye Allah elçisi şöyle cevap vermiştir: “Senin için göbekten üst taraf serbesttir.” 192

7) Boşama: Hayız görmekte olan kadını boşamak caiz değildir.

İmam Nevevi Hazretleri, Minhac’da buyurmuştur:

H. KADINLARIN ÖZEL HALLERİ

1. Hayız (Aybaşı Hali)

“Cünüplü olana haram olan şeyler, hayızlı olan kadına da haramdır. Hayızlı kadının mescidi kirletme korkusu varsa, mescidin bir tarafından girip diğer tarafından çıkması da haramdır. Hayızlı kadının oruç tutması haram olup, tutamadığı farz oruçları sonradan kaza etmesi ise vacibtir. Ancak farz namazları kaza etmesi vacib değildir.”

(“Minhâcü’t-Talibin” adlı eser, İmam Şafiî’nin mezhebine göre hazırlanmış, ibadet ve muamelat hükümlerini ihtiva eden kısa fakat kapsamlı bir kitaptır. Eser, Ebu Zekeriyyâ Yahya bin Şeref bin Mürî en- Nevevî (631-676 H/1233-1277 M.) -Allah rahmet eylesin- tarafından hazırlanmıştır.)

Mehmet Talu Hoca’nın Büyük İslam İlmihalinden:

HAYIZ VE NİFAS HALLERİNE DAİR BAZI HÜKÜMLER

122- Âdet gören veya lohusa bulunan müslüman kadınları hakkında bazı özel hükümler vardır. öyle ki, böyle bir kadın namaz kılamaz, şükür secdesinde bile bulunamaz, oruç tutamaz, Kur’an-ı Kerim’den -bir ayet bile olsa- okuyamaz, dua ayetlerini dua maksadı ile okuması bundan müstesnadır. Kur’an-ı Kerim’e veya onun bir levhada veya parada yazılı tam veya tam olmayan bir ayetine el dokunduramaz. En sahih olan görüşe göre Kur’an’ın tercümesi hakkında da hüküm böyledir, onu da eline alamaz. Mescitlere giremez, Kâbe-i Muazzama’yı tavaf edemez, kocası ile cinsel ilişkide bulunamaz ve kocası kendisinin göbeği altından diz kapakları altına kadar olan uzuvlarından örtüsüz olarak hatta şehvetsiz olsa bile- istifade edemez. Bütün bunlar haramdırlar. Örtü bulunduğu taktirde ise, cinsel ilişkiden başka bir şekilde istifade edebilir.

126- Âdet gören veya lohusa bulunan bir kadın, dua ayetlerini, dua maksadı ile okuyabilir. Allah Teâlâ’yı zikir ve tesbih edebilir. Böyle bir kadının pişireceği yemekler ve içeceği suların artıkları mekruh değildir. Bu kadını kocasının yatağına alması, kendisinden (cinsel ilişki dışında), başka bir şekilde istifade etmesi caizdir.

(Bu ilmihal asıl olarak Ömer Nasuhi Bilmen’e aittir. Asıl metni kontrol edip düzelten sadeleştiren de Mehmet Talu başkanlığındaki bir ilmî bir heyetdir. Bu çalışmanın yayınlandığı tarih: İstanbul-2003 )

Büyük Şafii Alimi Kadı Ebu Şuca’ Ahmed b. Hüseyin b. Ahmed el-Asfehani el-Âbbadani eş-Şafii Hz., Şafii İlmihalinde (Ğayet-ül İhtisar’da, Hayız bahsinde) yazmıştır:

Hayız Ve Nifas Durumunda Olan Kadına Haram Olan Şeyler

Hayız ve nifaslı kadına sekiz şey haramdır:

1- Namaz kılmak.

2- Oruç tutmak.

3- Kur’an-ı Kerim okumak.

4- Kur’an-ı Kerim’e el sürmek ve taşımak.

5- Camiye girmek.

6- Kabe’yi tavaf etmek.

7- Cinsi münasebette bulunmak.

8- (Kocanın hayız halindeki hanımının) diz ile göbek arasındaki bölgeye dokunmak.

 

Mescide girmek.Burdaki hüküm mescidde durmak üzerindedir.

Hz. Aişe şöyle anlatır: “Allah Resulü mescidde iken ‘Bana seccadeyi serin’ buyurdu. Bunun üzerine ‘Ben, hayızlıyım’ deyince, Resulullah: ‘Senin hayzın elinde değildir’ buyurdu.” Diğer bir hadiste Hz. Aişe (r.an-ha)’dan rivayete göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “Mescid, ne hayızlıya ne de cünüp kişiye helaldir.”

Hanefi Fıkhının yakın dönemdeki büyük alimlerinden İbni Abidin Hz., Reddu’l-Muhtar Ale’d-Dürru’l-Muhtar’da yazmıştır:

Bilmelisin ki Hayız Bâbı en çetin ve kapalı bâblardandır. Bâhusus âdet zamanını unutan kadınla ona teferru eden meseleler pek müşkildir. Onun için muhakkik denilen ulema buna çok dikkat etmişlerdir. İmam Muhammed hayız hakkında müstakil bir kitap yazmıştır.

Hayız meselelerini öğrenmek en mühim vazifelerden biridir. Çünkü temizlik, namaz, Kur’an okumak, oruç tutmak, itikâf, hac, bülûğ, cimâ, boşama, iddet, istibra ve saire gibi birçok hükümler bu meseleler üzerine terettüb eder (bağlantılıdır, alakalıdır). Bu sebeble hayız meselelerini öğrenmek en büyük vazife ve farzlardan biri olmuştur. Zira bir şeyi öğrenmek mertebesinin büyüklüğü, onu öğrenmeme zararının derecesine göredir.

Hayız meselelerini bilmemenin zararı, başkalarını bilmemekten daha büyüktür. Şu halde söz uzun sürse bile onları öğrenmeye dikkat göstermek icab eder. Gerçekten ilim tahsilinde bulunan kimse bunları öğrenmeye şevk duyar. Tembellerin hoşuna gitmemesine kulak asılmaz!

HÜKÜMLERİ

Hayız namaza mutlak surette mânidir. Velev ki şükür secdesi olsun. Oruca ve cinsî münasebete de mânidir. Orucu farz olarak kaza eder. Namazı kaza etmez. Çünkü bunda güçlük vardır. Namazla oruca nafile olarak başlar da hayız görürse ikisini de kaza eder. Sadrı’ş-Şeria’nın söyledikleri buna muhâliftir. Bunu Bahr sahibi kaydetmiştir. el-Feyz nâm eserde: «Kadın temiz olarak uyur da hayızlı olarak kalkarsa ihtiyaten kalktığı andan itibaren hayızlı olduğuna hükmedilir. Aksi halde ise yattığı andan itibaren hayızlı sayılır.» denilmiştir.

Hayız mescide girmenin ve tavâfın helâl olmasına da mânidir. Velev ki kadın Mescid-i Harâm’a girip tavâfa başladıktan sonra hayzını görmüş olsun.

Gömleğinin altındaki yere yani göbekle diz orasına şehvetsiz bile olsa yaklaşmaya dahi mânidir. Geri kalan yerlerine yaklaşması mutlak surette helâldır. Acaba bakmak ve kadının mubaşerette bulunması da helal mıdır? Bu hususta tereddüt vardır.

Hayız, mescide girmenin ve Kâbe’yi tavâfın helâl olmasına mânidir. Burada helâl kelimesinin kullanılması yukarıkilerde hem sahih olmasına hem de helâllığına mâni olduğu içindir. Bu sebebten onları şârih mutlak zikretmiştir

Mescid medresenin içinde veya evinde olsa (dahi) giremez. Elverir ki halka namaz kılmak için kapıları açık olsun. Kapıları kapandığı takdirde dahi içeridekiler orada cemaatle namaz kılsınlar. Böyle olmazsa medrese ve evin mescidlerine sair mescidlerin hükmü verilemez. Netekim bunu Gusül Bahsinde Hâniyye ve Kınye’den naklen beyan etmiştik. Bayram ve cenâze kılınan yerler bundan hariçtir. Velev ki saflar birbirine eklenmediği halde imama uymanın sıhhati hususunda onlara da mescid hükmü verilmiş olsun. Mescide içinden geçmek için dahi giremez.

Cünüb olan bir yolcu, içerisinde su bulunan bir mescide gelir de başka su bulamazsa bizim mezhebimize göre mescide girmek için teyemmüm eder. Çıkmaktan korkarak mescidde kalırsa hüküm yine budur. Ama mescidde ihtilam olur da acele çıkmak imkânı bulursa iş değişir. Bu takdirde teyemmüm etmesi (sadece) mendûb olur. Bunu girişle çıkışın farkı anlaşılsın diye arzettik.

Kur’an niyetiyle Kur’an okumak ve esah kavle göre Farsça yazılmış bile olsa Mushaf’a dokunmak da hayızlı kadına memnu’dur. (Yasaktır)

Kur’an niyetiyle bir âyetten az bile okumak hayızlı kadına memnu’dur. Tek tek kelime halinde okumak ise câizdir. Çünkü önce söylediğimiz vecihle muallime bir kadının Kur’an-ı Kerîm’i kelime kelime öğretmesi caiz görülmüştür. “

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.