16

Aralık
2012

HADİS TARİHİ VE USULU

Yazar: arafat  |  Kategori: HADİS  |  Yorum: Yok   |  448 Kez Okundu

TEMEL KAVRAMLAR
Hadis: genel olarak kullanıldığında Hz. Peygamber’e ait olduğu söylenen haber, her türlü söz ve işler demektir.

Hadis Tarihi: Hz. peygamberden gelen bu haberlerin günümüze gelinceye kadar geçirdiği aşamaları ele alıp inceleyen bilgi koludur.

Bir hadis genel olarak iki kısımdan oluşur: Metin ve sened.

Metin: Hz. Peygamber’in söz veya işinin anlatıldığı kısımdır.

Sened: bu söz ve işi, birbirine nakleden kimselerin isimlerinin tarihi sıra içinde yer aldığı kısımdır. İsimler silsilesidir. Yani ravilerin isimleri.

Ravi: hadisi nakledenlere, sened kısmında geçen kişilere verilen addır.

Rivayet: hadis metninin sened kısmıyla nakledilmesine denir.

Hadisi sırasıyla birbirine nakleden raviler arasında bir ravi atlanmamışsa o senede muttasıl sened, hadise de muttasıl hadis denir.

Sahabi: Hz. Peygamber’le ona inanmış olarak karşılaşan ve bu imanla ölen kimsedir.

Tâbiî: Bir sahabeyle karşılaşmış olan müslümana denir.

Tâbiu’t-tâbiî: Bir tâbiî ile karşılaşmış olan müslümana denir.

Söyleyeni bakımından Hadis çeşitleri

kudsî hadis: Yüce ALLAH’a ait olduğu söylenen habere denir.

mevkûf hadis: Bir sahabiye ait olduğu söylenen habere denir.

Maktu hadis: Bir tabiye ait olduğu söylenen habere denir.

Merfu’ hadis: Hz. Peygamber’e ait olduğu vurgulanan haberdir.

Hadislerim Sahihlik Bakımından Kısımları:

Hz. Peygamber’e ait olduğu söylenen hadislerin hepsi gerçekte Hz.

Peygamber’e ait değildir. Bu sebeple sahihlik açısından hadisler makbul ve Merdud şeklinde iki ana kümeye ayrılır.

Makbul hadisler: Hz. Peygamber’e ait olma ihtimali fazla olan hadislerdir. Bunlar sahih ve Hasen diye iki kümeye ayrılırlar.

Sahih hadis: Baştan itibaren son raviye kadar sık’a (güvenilir ve bilgiyi koruma özelliği olan) raviler tarafından nakledilen, diğer hadislere aykırı olmayan, gizli bir kusuru da bulunmayan hadistir.

Hasen hadis: Ravilerden birinin, bilhassa güvenilirlik ve bilgiyi koruyamama özelliği eksikse bu ravilerin aktardıkları hadislere denir.

Merdud hadisler: Hz. Peygamber’e ait olma ihtimali az olan hadislerdir. Bunlar da zayıf ve mevzu’ şeklinde iki kısma ayrılırlar.

Zayıf hadis: Sahih hadisin özelliklerinden birini ya da birkaçını taşımayan hadislerdir. Ve taşımadığı özelliklere göre 5’e ayrılır.

1- Mürsel hadis: Bir ravinin doğrudan Hz. Peygamber (SAV) ‘den naklettiği hadistir. Ravi düşmüştür.

2- Munkatı hadis: Sahabeden sonra bir veya birkaç ravisi düşmüş hadis demektir.

3- Muallâk hadis: Senedin son kısmında yani yazar kısmında ravisi eksik olan ya da hiç yazılmamış olan hadistir.

4- Muallel hadis: Ancak uzman âlimlerin fark edebileceği gizli bir kusuru olan hadistir.

5- Müdelles hadis: Taşıdığı bir kusuru yokmuş gibi nakledilmeye çalışılan hadistir.

Mevzu’ hadis: söylemediği veya yapmadığı halde Hz. Peygamber’e nispet edilen haberdir. Uydurma hadislerdir.

Hadislerin Ravi Sayısı Bakımından Kısımları:

Ravilerinin azlığı ve çokluğuna göre hadisler Mütevatir ve haber-i vahid diye iki kısma ayrılır.

Mutevâtir hadis: senedinin başından sonuna kadar her tabakada, yalan söylemek üzere anlaşmaları aklen ve âdeten mümkün olmayacak kadar çok ravinin rivayet ettiği hadistir.

Haber-i Vahid: herhangi bir tabakada ravi sayısı, Mütevatir hadisin ravi sayısına ulaşamayan hadis: Mütevatir hadis derecesine ulaşamayan hadis demektir. Haber-i vahid de üç kısımdır: Meşhur, aziz ve fert

1- Meşhur hadis: Her nesilde en az 3 ravi tarafından nakledilmiş hadistir.

2- Aziz hadis: Her nesilde en az 2 ravi tarafından nakledilmiş hadistir.

3- Ferd hadis: Bir ravi tarafından nakledilmiş hadistir.

HADİSİN ÖNEMİ: SÜNNET-VAHİY İLİŞKİSİ
Hadisin Önemi: Bizim için önemi büyük ölçüde Hz. Peygamber’in dindeki konumundan kaynaklanır.

Kur’an-ı Kerim’e göre Hz. Peygamber: Kur’an, Hz. Peygamber’i her şeyden önce ve tabii olarak bir beşer-insan diye tanıtır.

Hz. Peygamber’in Bazı Özellikleri:

1- Yüce ALLAH’ın müminlere bir lütfüdür.

2- Yüce ALLAH’ın kendisine göndereceği ağır bir yükü kaldıracak kadar güçlüdür

3- Büyük bir ahlâk sahibidir.

4- Apaçık bir gerçek ve dosdoğru bir yol üzerindedir.

Hz. Peygamber’in Görev ve Yetkileri:

1- Bütün insanlara ALLAH’ın elçisi olarak gönderilmiş ve ona Kur’an-ı Kerim ve Hikmet indirilmiştir

2- âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.

3- şahit, müjdeci, uyarıcı, ALLAH’a, onun izniyle davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderilmiştir.

4- Rabbinin kendisine vahyettiği şeylere uymakla emrolunmuştur.

5- ALLAH’ın indirdiklerini tebliğ eder, Kitabı ve Hikmet’i öğretir.

6- insanları temizler, doğru yola iletir ve ona çağırır.

7- ALLAH’ın indirdiklerini “açıklar”.

8- Temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar.

9- Toplumu ALLAH’ın gösterdiği şekilde yönetir.

Hz. Peygamber’e Karşı Görevler:

1- İman etmelidir.

2- Sevgi ve saygı göstermelidir.

3- Ona salât ü selâm getirmelidir.

4- Onu örnek almalıdır.

5- Her işte ona başvurmalıdır.

6- İtaat edip isyan etmemeli, üzmemeli

Hz. Peygamber(SAV) ‘in doğrudan veya dolaylı olarak hadisin önemini belirten açıklamaları

1- Kendisine Kur’an’ın dışında başka şeylerin de vahyedildiğini, yaptığı bazı açıklamaların

ALLAH’ın emriyle olduğunu, bunları kendiliğinden yapmadığını belirtmiştir. Yani hadisler.

2- Sünnetine sarılmayı emretmiş, sadece Kuran’la yetinmeyi yasaklamış, nefsin hevasına uymayı kınamıştır.

3- Söz ve işlerinin bellenip muhafaza edilmesini, onların diğer insanlara ulaştırılmasını, bunda büyük sevap olduğunu açıklamıştır.

4- Sünnet olmaksızın Kuran’la amel etmek imkânsızdır.

5- sünnetin delilliği ve onunla amel etme konusunda icma etmişlerdir.

TESPİT DÖNEMİ–1
Hadîs Tarihi: hadislerin Hz. Peygamber’den günümüze kadar nasıl ve hangi şartlarda ulaştıklarını ele alan hadis bilgi koludur.

Hadisler, günümüze gelinceye kadar başlıca dört aşama geçirmişlerdir. Bunlar:

1- Tesbit Dönemi

2- Tedvin Dönemi

3- Tasnif Dönemi

4- Tehzip Dönemi

Bunlardan ilk üçü mutekaddimûn dönemi, dördüncüsü muteahhırûn dönemi diye de bilinir.

1- Tesbit Dönemi: Bu dönemde hadislerin sözlü ve yazılı olarak öğretilmesi, öğrenilmesi, halk arasında yayılması, böylece hafızalarda ve değişik yazı malzemeleri üzerinde Tesbit edilip koruma altına alınması çalışmaları yapılmıştır. Hicri 1. yüzyılın sonlarına kadar devam eder. Sahabe ile büyük tâbiûnun yaşadığı dönemdir.

Tesbit Döneminin belli-başlı hadis faaliyetleri:

Hadîs Öğrenimi: Bu dönemde hadis öğretim ve öğrenimi için Hz. Peygamber ve sahabe-i kiramın yoğun faaliyetleri vardır.

Hz. Peygamber’in Faaliyetleri: Hz. Peygamber, hadislerin kaynağı olması sebebiyle onların öğretilmesi ve halk arasında yayılmasında büyük gayret sarf etmiştir. Gerektiğinde tek tek insanlara anlatıyor, gerektiğinde kalabalık arasında tebliğ yapıyordu. Panayır, hac, ticaret kervanlarına ilgi gösterip toplu anlatmaya gayret ediyordu. Uzak yerlere dine davet mektupları gönderiyordu. Sahabeyi diğer insanlara bunları ulaştırması için teşvik ediyordu.

Sahabenin Faaliyetleri: peygamberin teşvikiyle pek çok sahabe peygamberden aldığını her yerde nakletmeye başlamıştır. Bu konuda Ebu Hureyre meşhurdur. Hanım sahabeler de çok fedakâr çalışmışlardır. Hz.aişe en tanınmışıdır. Uzak bölgelerden gelerek öğrendiklerini yine uzak bölgelere taşıyanlar da vardı sahabeden. Duyulmayan hadisleri duyanlardan almaya çalışanlar da vardır. Nöbetleşe sohbet, vaaz, hutbelere katılanlar vardır.

Hadîs Öğreniminin Güvenilirliği: hadis öğretiminin güvenilirliği için pek çok çareye başvurulmuştur. Bunlar:

1- Hadis rivayetini azaltma (yanlış naklederim korkusuyla çekinmişlerdir)

2- Hadis rivayet edenden şahit isteme(ihtiyat açısından aynı hadisi uyan 1 şahit)

3- Hadis rivayet edene yemin ettirme

4- Hadisi Kur’ an ve önceden bildikleri hadis ile karşılaştırma

5- Hadisi ilk duyan kimseden almaya çalışma. Er-Rihle fi talebi’l-hadis denilen bu faaliyetlerde hadisi mevcut en eski ravisinden öğrenmek, böylece hata ihtimallerini azaltmak gayesi vardır.

6- Hadisin ravilerini inceleme.

Hadis uydurma fitnesi, Sahabe döneminin sonlarına doğru ortaya çıkan bir fitnedir. Sened, hadisin onu rivayet eden kimselerin isimlerinin sırayla zikredildiği kısmıdır.

Hadîs Öğrenim Usulleri:

semâ: yani hocadan işitme yoluyla alınmışlardır. Kıraat: yani, talebenin okuyup hocanın dinlemesi yoluyla alınmıştır. Kitabet: yani, yazılı olarak verme, gönderme usulleri de kullanılmıştır.

TESPİT DÖNEMİ–2
Hadislerin Rivayet Şekli: En güzel şekli, hadislerin Hz. Peygamber’den duyuldukları gibi aynen alınıp nakledilmeleridir.

Mânâ bozulmamak şartıyla, Hz. Peygamber’in kullandığı lafızların yerine benzerleri kullanılarak rivayet edilirdi.

Uzun hadislerde metni aynen akılda tutma zor olduğundan böyle hadislerin mânâlarıyla rivayet edilmeleri caiz görülmüştür.

Hadislerin, mana ile rivayetini caiz gören zatlar

Hz. Aişe, Abdullah b. Mes’ûd, Ebu’d-Derdâ’ ve Enes b. Malik gibi sahabeler

Hadislerin Yazılması: caiz olup olmadığı tartışılmıştır. Hadislerin yazılıp yazılamayacağı konusunda birbirleriyle çelişen haberler bulunduğu için Hadîs usulünde bu duruma ıhtilâfu’l-hadis, ilgili hadislere de muhtelifu’l-hadis denir.

Birbirine zıt görünen hadislerde dört ihtimal söz konusudur:

1- Ya bu hadislerden bir kısmının hükmü sonradan kaldırılmıştır. Buna nesh denir. Hükmü kaldırılmış yani mensûh olanlar bırakılır, hükmü baki ve geçerli yani nâsih olanlar alınır.

2- Yahut bunların bir kısmı sıhhat ve amel edilme bakımlarından diğerlerinden daha üstündür. O zaman da durumu daha üstün (râcih) olanlar alınıp diğerleri yani mercûh olanlar bırakılır. Bu işe tercih denir.

3- Veya bunlar farklı durum, kişi veya zamanlarla alâkalıdırlar, dolayısıyla onlar, bu yönleri ortaya konularak yorumlanırlar ki buna da cem, te’vîl veya telfîk denir.

4- Bu durumlardan hiçbiri tespit edilemezse o zaman o hadisler tamamen bırakılır, onlarla amel edilmez. Bu duruma da tevakkuf veya tesâkut denir.

Bazı sebeplerden dolayı hadislerin yazılması önceleri yasaklanmış, daha sonra bu sebeplerin ortadan kalkmasıyla bu yasak kaldırılmıştır. Bunun sebepleri:

Yazının gelişmemişliği, ashabın yazıyı az bildiği, hadislerin Kur’an-ı Kerim’le karışma endişesidir.

Hz. Peygamber(SAV)’den sonra uzun yıllar hadis yazılamayacağı kanaatinin sebepleri:

Bu kanaat Hz. Peygamber(SAV)’in yasağına dayanmamaktaydı.

1- Bazı vahiy kâtiplerinin kendilerine kâtiplik yaptıkları sürece konmuş olan hadis yazma yasağını ömür boyu sürecek bir yasak olarak değerlendirmeleri ve bu doğrultuda kanaat belirtmeleridir.

2- Kur’ an-ı Kerim dışındaki şeylerle meşgul olunup Kur’ an-ı Kerim’in ihmal edileceği düşüncesi.

3- O günkü toplumun sahip olduğu ilim zihniyeti. O günkü toplumun yazılı bir kültürü yoktu. Her şey hafızalarda muhafaza edilmekte, satırlarda değil sadırlarda bulunan ilme önem verilmekteydi.

4- Yazılanlara güvenilip ezberlemenin terk edileceği endişesi. Bazı kimselerin hadisler yazılırsa ezberlemeleri terk edilir endişesi taşıdıkları görülmüştür.

5- Yazılan hadislerin ehli olmayan kimselerin eline ulaşıp onlarda yanlışlıklar, tahrifler, ekleme ve çıkarmalar yapacağı endişesidir.

Hz. Peygamber Hayattayken Yazılanlar:

Bunlar da iki kısma ayrılabilir:

1- Bizzat Resulullah’ın Emriyle Yazılanlar: Medine Sözleşmesi, Nüfus Sayımı Tutanağı, İmtiyaz Belgeleri, Yahudilerle Yapılan Yazışmalar, Dine Çağrı Mektupları, Görevlilere Verilen/Gönderilen Talimatnameler, Hz. Peygamber’in Mekke’nin fethinde okuyup da

Yemen’li Ebu Şah’ın isteği üzerine yazılıp bu sahabiye verilen hutbeyi de burada zikredebiliriz.

2- Ferdî Gayretlerle Yazılanlar: Abdullah b. Amr ibni’l-As’ın Hz. Peygamber’den şahsen izin alarak hadis yazdığı meşhurdur. Hz. Peygamber’den bizzat duymuş olduğu hadislerden bir sahife meydana getirmiş ve ona es-Sahîfetu’s-Sâdıka ismini vermiştir.

On yıl Hz. Peygamber’in hizmetinde bulunmuş olan Enes b. Malik, Resûlullah’dan duyup yazdığı, sonra da huzurunda okuduğu bazı “kitaplara yani yazılı Evraka sahipti.

Hafızasının zayıflığından şikâyet eden bir sahabiye Hz. Peygamber’in yapmış olduğu;

“Hafızana sağ elinle yardım iste (yani yaz!)” tavsiyesi üzerine, yazı yazmayı bildiği anlaşılan bu Sahabi hadis yazmış olmalıdır.

Mısır kökenli bir sahabi ve Hz. Peygamber’in azatlısı olan Ebu Râfi’ de Hz. Peygamber’den hadis yazımı için izin istemiş ve kendisine izin verilmişti

Hz. Peygamber’in İrtihalinden Sonra Sahabe Döneminde Yazılan Hadisler:

Hz. Ebe Bekir’in 500 kadar hadisi yazdığı fakat sonra bunları imha ettiği nakledilmektedir.

Hz. Ömer’in de hadisleri yazma teşebbüsü olmuştu. Ancak o, bir ay süreyle yaptığı

İstişare ve istiharelerden sonra, önceki ümmetlerin, ALLAH’ın Kitabı yanında başka kitaplar edinerek saptıklarını söyleyerek “sünen”i yazmaktan vazgeçmiştir.

Hz. Ali’nin, içinde bazı hadislerin yazılı olduğu bir sahifesi var olduğu nakledilir.

Ebu Hureyre’nin de Hadîs sahifeleri vardı. En çok hadis rivayet etmiş sahabi olan Ebu

Hureyre’nin pek çok yazılı hadis malzemesine sahip olduğu nakledilmektedir.

Abdullah b. Abbas eline yazı malzemeleri alarak sahabeleri kapı kapı dolaşmış ve

Onlardan duyduğu hadisleri yazmıştır.

Semure b. Cundeb’in de, içinde “pek çok ilim” bulunan bir sahifesi vardı.

Cabir b. Abdillah, Mescidi-i Nebi’de ders halkası olan ve hadiste yetkili bir alim sayılan bir sahabi idi. Onun da hacla ilgili bir kitabının olduğu nakledilmektedir.

Abdullah b. Ömer’in de Hadîs sahifelerinin olduğu ve evinden dışarı çıkmadan önce onlara göz attığı nakledilmektedir.

Hadisin Değeri Hakkında Tartışmalar:

Sahabe-i kiram içinde hadisin dindeki yerini ve değerini tartışan, onu kabul etmeme eğiliminde olan hiç kimse görülmemiştir. Sahabeden sonra gelen Müslümanların arasında, nadiren de olsa, hadisin önemini kavrayamayanlar görülmeye başlandı.(hariciler) hadisin önemini anlamayıp sadece kurandan hüküm kabul ettiler. Oysa ALLAH, peygambere hüküm koyma yetkisi vermiştir zaten. Hadis delil olarak inkâr edilemez.

.Tedvin Dönemi:Tedvin: Hadislerin kitaplar yani “divan”lar içinde toplanması faaliyetine denilir.
Tedvin faaliyeti, saadet asrından hemen sonra, yani tespit döneminin akabinde başlamıştır. Bir müddet sonra tedvin zaruret haline gelmiştir.

Tedvin Dönemi: hicrî 1. yüzyılın sonları ile hicrî 2. yüzyılın ortalarına kadar olan zaman dilimi tedvin faaliyetinin en yoğun ve sistemli yapıldığı dönem olması itibarıyla “tedvin dönemi” diye adlandırılmıştır.

Tedvin döneminde ashabı kiramın talebelerine aktardığı, bütün hadislerin toplanıp yazılması hedeflenmiştir. Hadis âlimlerinin sahabi isimlerine göre tertip ederek yazdıkları müsnedler, tedvinin en mükemmel örnekleridir.

ALLAH Resulünün vefatını müteakip hadisler toplanıp, bir araya getirilmeye çalışılmıştır. Birçok sahabe ev ev gezip mescit mescit dolaşıp hadis toplamaya çalışmışlardır.

Devlet başkanları, müstakil ikinci bir kutsal kitap yazdırmak düşüncesinden endişe etmişlerse de sünneti kaydetmek ve korumak maksadıyla hadislerin yazılmasının önemine inanmışlar ve bu konuda her zaman âlimleri teşvik etmişlerdir.

Sahabilerin vefatı, âlimlerin sayısının azalması, İslam devletinin sınırlarının genişlemesi ile birlikte ehliyetsiz kişilerin hadis rivayet etmesini denetlemenin zorlaşması, birtakım aykırı fikirli kişi ve grupların ortaya çıkması gibi hususlar hadislerin tedvinine duyulan ihtiyacı artırmıştır.

İlme merakı ve sünnete bağlılığı ile bilinen Ömer b. Abdülaziz devlet başkanı olunca valilerine haber göndererek, hadislerin yazılmasını emretmiştir.

Hadisleri tedvin faaliyeti Medine’de başta İbn Şihab ez-Zühri olmak üzere birçok âlim tarafından yapılmıştır.

“İlmi (yani hadisi) ilk tedvin eden kimse İbn Şihâb’dır.

Hadislerin öğretim ve intikalinde uygulanan, hocaların adlarını anarak, hadisi Resûlullah’a ulaştırma usulüne “isnâd” denilmiştir. İsnad, İslâm ümmetine has bir özelliktir. İsnad, doğru bilgiye, sahih sünnete ulaştıran en güvenilir vasıtadır.

6. HAFTA
Tasnîf Dönemi
Hadis tarihinin bu döneminde, daha önce kitaplarda karışık olarak bir araya getirilmiş olan hadisler
muhtelif şekillerde sınıflandırmaya yani tasnîfe tabi tutulmuşlardır.
Bu donemde yazılan pek çok eser günümüze ulaşmıştır. Bu eserlerde hadisler, donemin en
belirgin hususiyetlerinden biri olarak, senedleriyle birlikte verilirler. Bu eserler o kadar meşhur olmuşlardı
ki, önceki iki donemde yazılmış olan eserlere ihtiyaç kalmamıştı. Bunun sonucu olarak önceki dönemlerin
eserleri artık fazla kullanılmaz olmuş, dolayısıyla da yazılıp çoğaltılmamaya başlanmış, böylece tarih içinde
sel, yangın ve, Moğollar’ın yaptığı gibi, baskın ve yağmalarda yok olup gitmişlerdi.6.1. Metinle İlgili Çalışmalar: Bu donemde hadisler bir taraftan onceki donemlerde yazılmış olan
hadis kitaplarından toplanarak yeniden tasnif edilmiş, diğer taraftan onları anlamaya yonelik bir kısım
calışmalar gercekleştirilmiştir. Bu sebeple soz konusu calışmalar iki kısma ayrılabilir:
Toplama ve Tasnîf Çalışmaları: Önceki dönemlerde karışık bir şekilde kaydedilmiş olan
hadisler, kaydedildikleri yazı malzemelerinden; sahîfelerden, kitaplardan toplanarak senedleriyle birlikte5
konularına göre (yani ale‘l-ebvâb) veya ravilerine göre (yani ale’r-ricâl) sınıflandırılmışlardı. Bu
sınıflandırma usullerinden her biri ile değişik türde birçok kitap yazılmıştır. Bu kitapları genel özelliklerine
göre şöyle taksim etmek mümkündür

6.1.1.1. Her Konudan Hadîs İhtiva Eden Kitaplar: Câmi‘, ve müsned turlerinde yazılmış kitaplar bu
kısma girer.

Câmi‘, icinde her konudan hadis bulunan hadis kitabı demektir. Bu konular akaid, ahkam, zuhd,
adab, tefsir, tarih, menakıb ve fiten şeklinde sekiz ana başlık altında mütalaa edilir6. Bu donemde yazılan
câmi‘ turu kitaplarda hadisler konularına gore sınıflandırılmışlardır. Buhari (o. 256), Muslim (o. 261) ve
Tirmizi’nin (o. 279) el-Câmi‘u’s-sahîh’leri bu turun en meşhur eserleridir. Bu eserler bir sonraki bölümde
tanıtılacaktır.

Müsned, sahabi veya sonraki bir ravinin ismi altında ondan gelen muttasıl merfû hadislerin
toplandığı hadis kitabıdır. Tariften anlaşıldığı uzere bu tur hadis kitapları hadisleri ravilerine göre yani
ale’r-ricâl tasnif etmekte olup bunlarda bulunan hadisler, bir kısmı belki şeklen de olsa, muttasıl ve
merfûdurlar. Dolayısıyla bu tur kitaplarda mevkuf ve maktû hadisler ya hiç yoktur ya da yok denecek kadar
azdır. Müsned turu hadis kitaplarında sahabi raviler genellikle fazilet durumlarına göre sıralanmışlardır. Bunun için önce aşere-i mubeşşerenin, bunlardan da ilk dort halifenin hadisleri kendi isimleri altında
verilmiştir.
Hicri 3. asırdan itibaren 80’den fazla müsned telif edilmiştir. İlk müsnedi Ebu Davud et-Tayalisi’nin
(o. 204) veya Esed b. Musa’nın (o. 212) yazdığı söylenmektedir. Bu tur eserler arasında Ahmed b. Hanbel,
Baki b. Mahled ve el-Humeydi’nin Müsned isimli eserleri burada zikredilebilir.

Musannef eserlerde merfû, mevkûf ve maktû ahkam hadisleri toplanmıştır. Bu türde Abdurrezzak
b. Hemmam ve İbn Ebi Şeybe’nin Musannef isimli eserleri vardır.
Muvatta’larda ise bir bölgenin alimlerinin ittifakla kabul ettikleri ahkam hadisleri toplanmaya
çalışılmıştır. Bu turun en meşhur eseri İmam Malik’in Muvatta’ıdır.
İmam Malik’in en muhim eseri el-Muvatta’dır. 40 yılda telif ettiğini bildirdiği bu eserini Medine
fakihlerinden 70’ine arzetmiş, onların tasvibi uzerine ona el-Muvatta ismini vermişti.

7. HAFTA
Kütüb-i Sitte
İslam aleminde ittifakla kabul edilmiş altı hadis kitabı vardır. Bu eserler Kutub-i sitte (altı kitab)
adıyla meşhur olmuştur. Bu altı kitabın her birinin kendine özgü önemli hususiyetleri bulunmaktadır. İlk
ucu cami‘ diğerleri ise sünen olan bu eserler sırasıyla şunlardır:Buhârî ve el-Câmi‘u’s-sahîh’i:
Ebu Abdillah Muhammed b. İsmail el-Buhari, 194 yılında Buhara’da doğdu.
Buhari’nin en meşhur ve ismiyle özdeşleşen eseri el-Câmi‘u’s-sahîh’idir. Kısaca Sahîh-i Buhârî veya
sedece Buhârî diye de bilinen bu eserin tam ismi şoyledir: el-Câmi‘u’l-müsnedü’s-sahîhu’l-muhtasaru min
umûri Resûlillahi -sallellahu aleyhi ve sellem- ve sünenihi ve eyyâmih.
Buhârî’nin “Ta‘lîk”leri
: Sahîh’de 1341 muallak merfû hadis vardır. Bunlar kitabın beşte birini
teşkil ederler. Ancak bu muallakların buyuk bir kısmı kitabın başka bir yerinde muttasıl olarak da rivayet
edilmiştir. Kitabın hiçbir yerinde vasledilmemiş olanların sayısı 159’dur. Kitapta ayrıca mevkûf ve maktû
muallaklar da vardır. Bu hadisleri ilk olarak ciddi bir şekilde inceleyip onlara bu ismi veren Darekutni (o.
385) olmuştur.
Sahîhân: Buhari ve Muslim bu iki eseri hadis kitaplarının en meşhur, en sahih eserleridir. Onlar
sahîhân ismiyle müstesna bir alakaya mazhar olmuşlardır.

Buhârî’deki Hadîs Sayısı: Buhari bu kitabını 600 bin hadisten3 sectiği hadislerle meydana
getirmiştir. İbn Hacer’in sayımına gore Sahîh’de tekrarsız 2761 merfû hadis vardır. Bunların 23’u sülâsî,
159’u tamamen muallakdır. Sahîh’deki merfû hadisler tekrarlarla birlikte 9082’ye ulaşır.
Şerhleri arasında İbn Hacer’in Fethu’l-ârî, Ayni’nin Umdetu’l-karî, Kastallani’nin İrşâdu’s-sârî, Keşmiri’nin Feyzu’l-bârî isimli eserleri meşhurdur.

Müslim ve el-Câmi‘u’s-sahîh’i:
Ebu’l-Huseyn Muslim ibnu’l-Haccac el-Kuşeyri en-Nisaburi, 202 yılında (204 ve 206 tarihleri de verilir.) Nisabur’da doğdu.
Onun, Buhari’ninki gibi, kendisiyle ozdeşleşen eseri el-Câmi‘u’s-sahîh5 , Sahîh-i Müslim veya kısaca
Müslim diye bilinir. Ona el-Müsnedü’s-Sahîh de denir. Muslim bu eserini 300 bin hadisten seçtiği
hadislerle meydana getirmiştir. Muhammed Fuad Abdulbaki’nin numaralamasına göre içinde tekrarsız
3033 hadis vardır. Bunların 820’si Buhârî’de yoktur.

Tirmizî ve el-Câmi‘u’s-sahîh’i:
Ebu Isa Muhammed b. Isa b. Sevre et-Tirmizi, 209 yılında Tirmiz’de doğdu.
es-Sünen ismiyle de bilinen el-Câmi’u’s-sahîh sahihlik bakımından kütüb-i sittenin 3. veya 5.
sırasında kabul edilir. Esere sadece, iki hadis haric8, kendisiyle herhangi bir fakihin amel etmiş olduğu
hadisler alınmıştır.

Ebû Dâvûd ve Sünen’i:
Ebu Davud Suleyman İbnu’l-Eş‘as el-Ezdi es-Sicistani, 202 veya 203 yılında Sicistan/Horasan’da doğdu.
Hadis ve İslam Hukuku’nda birçok eser veren Ebu Davud’un, ismiyle özdeşleşen eseri Sünen’idir.
O, bu eserini 500 bin hadisten seçerek 20 yılda tamamladı. İçinde, bir baskısındaki numaralamaya göre
5274 hadis bulunmaktadır. Ebu Davud’un bu eseri yazmaktaki gayesi, fakihlerin delil olarak kullandıkları
hadisleri toplamaktı.

en-Nesâ’î ve Sünen’i:
Ebu Abdirrahman Ahmed b. Şuayb en-Nesai, 214 veya 215 yılında Horasan’ın Nesa şehrinde doğdu.
Nesai önce, içinde zayıf hadislerin de bulunduğu büyük bir sünen kitabı yazmış9, sonra bundan
zayıf olanları çıkarıp kendisine göre sahih10 olan hadislerden oluşan el-Müctebâ (veya el-Müctenâ) isimli
eserini meydana getirmişti11. Muellifin kütüb-i sitte icinde yer alan eseri, es-Sünenü’s-suğra ismiyle de
bilinen bu el-Müctebâ’dır.

İbn Mâce ve Sünen’i: Ebu Abdillah Muhammed b. Yezid el-Kazvini, İbn Mace diye meşhur olup 209 yılında Kazvin’de doğdu. es-Sünen: İbn Mace’nin bu eseri, 6. asır başlarında İbn Tahir el-Makdisi’nin onu Şurûtu’leimmeti’s-
sitte isimli eserine almasıyla kütüb-i sitteye dahil olmuş oldu. Daha önce kütüb-i hamse tabiri
meşhurdu.

8. HAFTA
Metinle İlgili Çalışmalar
Metinle ilgili calışmalar genel olarak “toplama ve tasnif calışmaları” ile “anlama calışmaları” olmak
uzere iki temel başlık altında incelenebilir.8.1.1. Toplama ve Tasnif Çalışmaları
Bu bolumu dort kısımda ele alabiliriz:
Her Konudan Hadis İhtiva Eden Eserler
Hicri 4. ve 5. asırda tasnif döneminin altın cağı sayılan 3. asırda yazılan eserlerin benzeri çalışmalar da
yapılmıştır. Söz konusu asırlarda her konudan hadis içeren İbn Hibban ve İbn Huzeyme’nin Sahîh’leri
önemli iki eser olarak zikredilebilir.

Sahîhu İbn Hibbân:
Daha çok Sahîhu İbn Hibbân olarak tanınan bu eserin tam ismi el-Müsnedü’s-sahîh ale’t-tekâsîm ve’lenvâ’dır.

Sahîhu İbn Huzeyme:
Tam isminden anlaşıldığı kadarıyla eser müellif Ebu Bekr Muhammed b. İshak b. Huzeyme’nin
(311/924) daha geniş bir kitabının muhtasarıdır. fıkıh konularına gore kitap ve bablara ayırmış, fıkhu’l-hadîs çalışması hüviyetini de taşımaktadır.

Diğer taraftan “her konudan hadis ihtiva eden eserler” arasında konuyu değil raviyi esas alarak telif
edilen hadis kitapları da bulunmaktadır. Bu türün örneklerinden birisi mu‘cem tarzı eserlerdir. Mu‘cem
hadisin ilk, yani sahabi ravisi yahut son yani müellifin hocası olan ravisi harf sırasına konularak, ismi altında
ondan gelen hadislerin toplandığı kitap demektir. Bu türde Taberani’nin meşhur üç mu‘cemi vardır.

Müstedrek; bir veya birkaç müellifin şartlarına uydukları halde kitaplarına almadıkları hadisleri
toplayarak meydana getirilen eserdir. Bu türde Darekutni’nin el-İlzâmât ve el-Hakim en-Nisaburi’nin el-
Müstedrek isimli eserleri vardır.

Mustahrec ise, bir kitaptaki hadislerin farklı senedlerle rivayetlerini bularak onlarla meydana getirilen
esere denir. Hadis tarihinde daha çok Buhari ve Muslim’in Sahîh’lerinin mustahrecleri yapılmıştır.

Muayyen Konularda Hadis İhtiva Eden Hadisler
Darekutni ve es-Sünen isimli eseri: Darekutni’ye, pek az kişiye nasip olan “emiru’l-mu’minin fi’l-hadis” payesi verilmiştir. Kıraat ve özellikle hadis konusunda çok sayıda eser telif etmiştir.
O, eserinde güvenilir olduğuna kanaat getirdiği hadislerden ziyade “illetli hadisleri bir araya getirmeye ve hadislerin
çeşitli isnad ve rivayetlerini birlikte vermeye” gayret etmiştir.
Bu yönüyle eser, mu‘allel4 hadisleri konu alan “ilel” türü içerisinde de sayılabilir. Cunku “Sunen
Kitapları”, yazarlarının nazarında amel edilen hadislerin açıklanması için yazılmıştır. Darekutni’nin Sünen’i
ise, Sunen’lerde geçen hadislerin illet ve kusurlarının ortaya konulması amacıyla telif edilmiştir.

Beyhaki’nin es-Sünenü’l-kübrâ’sı:

Muayyen Özellikte Hadisler İhtiva Eden Eserler
Sahîh, zayıf veya âlî gibi belirli bir özelliğe sahip olan hadislere ayrılan eserler bu kısma girer.
İbn Ebi Hatim’in Kitabü’lmerâsîl’i de bu başlık altında mutalaa edilebilecek bir kitaptır. Zira bu eserde senedleri mürsel/munkatı‘, dolayısıyla zayıf hadisler bulunmaktadır.

Muayyen Sayıda Hadisler İhtiva Eden Eserler
Bu donemde 40, 80 gibi belirli sayıda hadis ihtiva eden eserler de yazılmıştır.

Anlama Çalışmaları
İslam Tarihi’nde gelişen bütün ilimlerin gayesi esasen ilgili oldukları ayetlerle hadislerin daha iyi anlaşılmalarını sağlamaktır. Hicri 3. ve 4. asırlarda bu sahada yapılan çalışmaları iki başlık altında
toplamak mümkündür:

Hadîs Lügati Çalışmaları
Hadislerde anlaşılması zor olan, açıklamaya ihtiyaç gösteren ve, bir ıstılah olarak garîbü’l-hadîs denilen
bazı kelimeler vardır.
Hadis alimleri de eserlerinde kendilerine göre böyle olan kelimeleri açıklama lüzumunu hissetmişler ve konuya dair müstakil eserler kaleme almışlardır. Bu döneme ait Hamd b. Muhammed el-Hattabi’nin (388/998) Garîbü’l-hadîs isimli eseri önemli bir çalışmadır.

Şerh Çalışmaları
Bu donemde telif edilen hadis kitaplarında bazı müellifler, yer yer hadislerden anlaşılabilecek manaların bir kısmına, bazı hadislerin yorumlarına da yer vermişlerdir. Mesela Sahîh-i İbn Huzeyme’de bu duruma sıkça rastlamak mümkündür.
Hadis anlama çalışmalarında Hattabi’nin (388/998) önemli bir yeri vardır. O, tasnif dönemi eserlerinden olan Ebu
Davud’un Sünen’ine Me‘âlimü’s-Sünen adıyla daha sonra da Buhari’nin Sahîh’ine A‘lâmü’l-hadîs veya
İ‘lâmü’l-hadîs adıyla ilk şerh yazması sebebiyle kavramsal anlamda hadis şerhçiliğinin başlatıcı alimi
sayılmıştır.
Bir diğer önemli çalışma İbn Abdulber en-Nemeri’nin et-Temhîd’idir. Endülüslü muhaddis, münekkit,
edip, tarihci ve Maliki fakihi olan İbn Abdulberr’in (463/1071) et-Temhîd limâ fi’l-Muvatta’ mine’l-me‘ânî
ve’l-esânîd adlı eseri İmam Malik’in Muvatta’ının Yahya b. Yahya el-Leysi rivayetinde doğrudan Hz.
Peygamber’e nispet edilen hadisleri esas alarak esere yazmış olduğu şerhtir.

Şerh çalışmaları içinde, zahiren birbirine veya diğer delillere zıt görünen hadisleri ele alıp inceleyen,
onları izah etmeye çalışan eserleri de zikretmek gerekir. Bu sahada Tahavi’nin (321/933) Şerhu Me‘âni’lâsâr
ve Müşkilu’l-âsâr ile İbn Furek’in (406/1015) Muşkilu’l-hadîs ve beyânuh isimli eserleri vardır. Hanefi
mezhebi müntesibi Tahavi Şerhu Me‘âni’l-âsâr’da zahirde çelişik görünen fıkhi hadisleri çözüme
kavuşturmaya çalışmıştır.
İbn Furek’in Muşkilu’l-hadîs ve beyânuh adlı eserinde ise sadece ALLAH’ın sıfatlarına (Sıfâtullah
hadisleri) dair ve O’na, insana ait bazı organlar izafe eden hadislerin izahı yapılmıştır.

Sened Toplama Çalışmaları
Bu dönemde Buhari ve Muslim’in Sahîh’leri gibi bazı kitaplar üzerinde istihrâc, bazı hadisler üzerinde
ise turuk calışmaları yapılmıştır.
İstihrâc, kısaca, bir kitaptaki hadislerin farklı senedlerini bulup hadisleri bu senedleriyle yazarak yeni
bir kitap oluşturma demektir. Meydana gelen bu yeni kitaba mustahrec denir.
Turuk calışması ise, bir hadisin, bulunabildiği kadarıyla, bütün senedlerini bir kitapta toplama işidir.

Güvenilirlik Durumlarına Göre Rical Çalışmaları
Bunlar da üç kümede ele alınabilir:

Sika Râvîlerle İlgili Eserler

İbn Abdilberr’in el-İstî‘âb’ı: Iclî’nin Kitabü’s-sikât’ı: İbn Hibbân’ın Kitabü’s-sikât’ı:
Ebû Nuaym’ın Hilyetü’l-evliyâ’sı: Ebu Nuaym el-İsfahani’nin (430/1038) 800’e yakın zahid, abid ve sufileri tanıttığı eserinin adı Hilyetü’levliyâ ve tabakâtü’l-asfiyâ’dır.

Zayıf Râvîlerle İlgili Eserler
Kitâbü’l-mecrûhîn: el-Kâmil fi’d-du‘afâ:

Karma Râvîlerle İlgili Eserler
Sika ve zayıf ravileri birlikte ele alan eserler de kaleme alınmıştır:
İbn Ebî Hâtim ve eserleri: Takdimetu’l-ma‘rife: el-Cerh ve’t-ta‘dîl:bu eser meşhurdur.
Şehir tarihine, daha doğrusu o şehirde oturmuş veya yolu oraya uğramış ravilerin anlatıldığı eserlerin en kapsamlısı el-Hatibu’l-Bağdadi (o. 463) Târîhu Bağdâ’dıdır.

Güvenilirlik Dışındaki Durumlarına Göre Ricâl Çalışmaları
Bu şekildeki calışmaların urunleri de şu şekilde sınıflandırılabilir:

Lakab, Künye ve Nisbe Eserleri
Hadis tarihinde bir şahsı diğerinden ayırmak için, bu günkü hüviyet cüzdanı bilgileri gibi, başlıca beş
alem/ayırıcı-tanıtıcı kelime kullanılmıştır. Bunlar lakab, künye, isim, neseb ve nisbedir.
Lakab (c.elkab), özel ismin dışında, kişiyi övmek veya yermek icin ya da sadece kişide bulunan bir
hususiyeti ifade için bu kişiye verilen tanıtıcı isimdir.
Künye (c.kuna), Ebu Fulan, İbn Fulan, Ummu Fulan şeklinde, “eb: baba”, “ibn: oğul”, “umm: anne” gibi
kelimelerle başlayan alemlerdir. Künyeler daha çok ilk çocuğun ismine izafetle verilirler. Künye şeklinde
lakab ve özel isimler de vardır: Ebu Hureyre ve Ebu Bekr künyeleri gibi.
İsim (c.esma’), insana doğduğunda verilen özel addır.
Neseb (c.ensab), kişinin sırasıyla babasının veya annesinin, dedesinin, dedesinin babasının isimlerinin
yer aldığı soy zinciridir.
Nisbe (c.niseb) kişinin bağlı olduğu ülkeyi, kabileyi, mezhebi, vs.yi gösteren alemdir.

Yazılış ve okunuşları aynı olmakla beraber farklı kişileri gösteren isimlere/alemlere müttefik ve
müfterik denir. Buna el-Halil b. Ahmed ismi örnek verilebilir. Bu isimde altı kişi vardır.
Okunuş veya yazılış bakımlarından birbirine benzeyen isimlere mu’telif ve muhtelif denir. Ubeyde-
Abide ( عبیدة ), Ukayl-Akil ( عقیل ) isimleri buna örnek verilebilir.

Mübhem Şahıslarla İlgili Eserler
Sened ve metinlerde, ismi verilmeksizin sadece “fulan: falan”, “reculun: bir erkek”, “imreetun: bir
kadın” veya benzeri bir şekilde zikredilen şahısların kim olduğunu gostermek uzere mustakil eserler de
yazılmıştır:
Kitabu’l-esmâi’l-mübheme fi’l-enbâi’l-muhkeme, el-Hatibu’l-Bağdadi (o. 463) (thk. İzzuddin Ali es-
Seyyid), Kahire 1405/1984.

9. HAFTA Tehzîb Dönemi-I
9. Metinle İlgili Çalışmalar: Bu dönemde metinle ilgili başlıca şu çalışmalar yapılmıştır: 1-Toplama ve Tasnif Çalışmaları 2-Tespit ve Tahkik Çalışmaları 3-İhtisar ve Tehzib Çalışmaları 4-Fihrist Çalışmaları 5-Anlama Çalışmaları.9.1. Toplama ve Tasnif Çalışmaları: Önceki dönemlerde yazılmış olan kitaplardan hadisler toplanmış ve yeniden çeşitli şekillerde düzene konularak birçok eser kaleme alınmıştır. Bunlar, ortak özellikleri itibarıyle şöyle sınıflandırılabilir:
9.1.1. Her Konudan Hadis İhtiva Eden Eserler: Bu kısma giren eserlerde muayyen bazı kitaplardaki hadisler veya muayyen kitaplarda olup da diğer bazılarında bulunmayan hadisler ya da değişik kitaplardan seçme hadisler toplanmıştır.

9.1.1.1. Sahîhayn’ı Bir Araya Toplama
Muayyen bazı kitaplardaki hadisleri toplama işine el-cem’ beyne’l-kütüb denir. Bu tür çalışmalar önceki dönemin sonlarına doğru başlamış ve öncelikle Sahîhu’l-Buhârî ve Sahîhu Müslim‟deki hadisler tek kitap içinde toplanmıştır. Bu şekilde ondan fazla kitap yazılmıştır. el-Cem’ Beyne’s-Sahîhayn isimli bu kitaplardan Muhammed b. Nasr el-Humeydî‟ninki (ö. 488) râvi sahabiler fazilet sırasına konularak tertib edilmiş, Muhammed el-Cevzekî (306-388), İbrahim ed-Dımeşkî (ö. 401), İbnu‟l-Furat (ö. 414), Ahmed el-Berkanî (333-425), Hüseyn el-Ferrâ el-Beğavî (433-516), Ebu Nuaym el-Haddâd (ö. 517), Abdulhakk el-İşbîlî İbnu‟l-Harrât (ö. 581), Muhammed el-Merî (456-582), İbn Ebi‟l-Hucce Ahmed el-Kurtubî (ö. 642) ve Ebu Hafs Ömer el-Mevsılî‟ninkiler (ö. 622) ise konularına göre yani ale’l-ebvâb düzenlenmişlerdir. Son müellif, bölüm başlıklarını ise harf sırasına koymuştur.

9.1.1.2. Kütüb-i Sitteyi Bir Araya Toplama
Sahîhânın cem‟inden sonra kütüb-i sittenin cem‟ine yönelinmiştir. Bu sahada ilk eseri Ebu‟l-Hasen Rezîn b. Muâviye el-Abderî es-Serakustî (ö. 535) yazmıştır. Bu Endülüs‟lü alim, 6. kitap olarak İmam Malik‟in el-Muvatta‟ını almış ve kütüb-i sittedeki hadisleri el-Cem’ Beyne’l-Usûli’s-Sitte ismiyle bir kitap içinde toplamıştır. Ancak bu eserin tertibi güzel olmamıştı. Bazı hadisler asıl bulunmaları gereken yerlere konmamış, tekrarlara yer verilmiş, kütüb-i sittedeki bazı hadisler de gözden kaçmış, kitaba alınmamıştı. Diğer taraftan kütüb-i sittede bulunmayan bazı hadislere de yer verilmişti.
Kütüb-i sitteyi cem‟ hususunda ikinci eseri Mecduddîn İbnu‟l-Esîr el-Cezerî (ö. 606) vermiştir. İbnu‟l-Esîr, Rezîn‟in kitabını ele alıp onda görülen kusurları bertaraf etmeye çalışarak Câmi’u’l-Usûl li Ehâdîsi’r-Resûl isimli eserini yazmıştır. İbnu‟l-Esîr bu eserine mühim bir mukaddime yazmış, daha sonra hadisleri verirken onlarda geçen garîb kelimeleri izah etmiş, hadisin alındığı kitabı hadisin başında kısaltmalarla, hadisin sonunda açıkça bildirmiş, senedleri atarak sadece sahabi raviyi vermekle yetinmiştir. Müellif imkân ölçüsünde tekrarlardan kaçınmaya çalışmış, Rezîn‟in kitabında olup da kütüb-i sittede bulamadıklarını da, ilerde bunları ihtiva eden kütüb-i sitte nüshaları bulunur ümidiyle kitabına almıştır. Ayrıca merfû’ların yanında mevkûf ve az da olsa maktû’ hadislere de yer vermiştir. Hadisleri konularına göre tasnif etmiş ve her hadisi ilgili olduğu bölüm içinde vermeye gayret göstermiştir. Eserin ana bölümlerini yani kitablarını ise harf sırasına koymuştur: Îmân, Buyû‟, Tevbe, Cihâd, Hac… gibi. Ana konulardan birini harf sırasında değil de daha ilgili bir yerde vermişse harf sırasında, konunun verildiği ilgili yere işaret etmiştir. Meselâ Ganîmet konusu “ğayn” harfinde verilecekken daha ilgili olduğu Cihâd kitabında verilmiş, “ğayn” harfinde ise konunun Cihâd kitabında yer aldığına işaret edilmiştir.
Câmi’u’l-Usûl‟ün en mühim özelliklerinden biri sonuna eklenen kelime fihristidir. Mudakkık, büyük alim İbnu‟l-Esîr bu kitabının sonuna, içindeki hadislerin belli başlı kelimelerinin harf sırasına konup kitaptaki yerlerinin gösterildiği bir kelime fihristi de eklemişti. Halen kullanmakta olduğumuz hadis Mu’cem‟ine benzeyen bu fihrist, maalesef, kitabın matbularına alınmamıştır.
Bu eserde de, müellifin bütün ihtimamlarına rağmen,“Öncekiler sonrakilere ne çok şey bırakmıştır!“ sözünü haklı çıkaracak şekilde bazı noksanlıklar, bu arada bazı mükerrer hadisler yer almıştır. Bu sebeble birçok alim bu eseri ihtisar etmiştir.Bu alimler arasında İbnu‟d-Deyba‟(ö. 950) da vardır. Onun Teysîru’l-Vusûl ilâ Ehâdîsi’r-Resûl isimli eseri Câmi’u’l-Usûl‟ün en güzel muhtasarlarındandır. Eser dört cilt halinde basılmıştır.
Kütüb-i sitte‟nin cem‟inden sonra onlara ed-Dârimî‟nin Sünen‟inin ilâvesiyle yedi kitabı bir araya getiren bir eser hazırlanmıştır. Hicrî 7. asırda yaşadığı tahmin edilen mechul bir müellifin yazdığı bu eser el-Envâru’l-Lem’a fi’l-Cem’ Beyne’s-Sıhâhı’s-Seb’a ismini taşımaktadır.

9.1.1.3. Zevâ‟idi Bir Araya Toplama
Bu çalışmalardan sonra değişik kitaplardaki hadisleri bir araya toplamak maksadıyla zevaid adı verilen başka bir çalışma çeşidine yönelinmiştir. Zevâid bir kitap veya kitapların başka bir kitap ya da kitaplarla karşılaştırılarak onda bulunmayan rivayetlerinin tespiti demektir. Bu kitabı elinde bulunduran kimse böylece birçok kitabı elde etmiş olur.
Bu maksadla sahîhân, kütüb-i hamse31 veya kütüb-i sittede olmayıp da diğer bazı hadis kitaplarında bulunan hadisler tesbit edilmiş ve bunlar yeni kitaplarda toplanmıştır.
el-Bûsîrî (ö. 840) Sünenu Ġbn Mace‟de bulunup da kütüb-i hamsede bulunmayan hadisleri yani Sünenu Ġbn Mace‟nin kütüb-i hamseye zevâidini tesbit edip Misbâhu’z-Zucâce fî Zevâidi Ġbn Mace isimli eserini yazdı. O bu eserinde hadislerin sıhhat durumları hakkında bilgiler de verdi. Onun verdiği bu bilgileri Muhammed Fuad Abdulbakî neşre hazırladığı Sünenu Ġbn Mace‟de zâid hadislerin sonunda “Fi‟z-Zevâid” yani “Zevâid kitabında şu açıklama vardır.” diyerek nakletmektedir.
Nûreddin el-Heysemi (ö. 807) ise altı hadis kitabının kütüb-i sitteye olan zevâidini Mecme’u’z-Zevâid ve Menba’u’l-Fevâid isimli eserinde toplamıştır. Sözkonusu bu altı kitab Ahmed b. Hanbel, el-Bezzâr ve Ebu Ya‟lâ‟nın Musned‟leriyle et-Taberânî‟nin üç Mu’cem‟idir. el-Heysemî bu eserinde hadisin sadece sahabi ravisiyle yetinerek senedleri hazfetmiş, bunun yerine her hadisin akabinde mezkur altı kitaptan hangisinde veya hangilerinde geçtiğini bildirip hadisin ravileri ve sıhhatı hakkında kısa açıklamalar eklemiştir. Eser 10 cilt halinde basılmıştır.
Bundan sonra İbn Hacer (ö. 852) sekiz müsnedin kütüb-i sitteye olan zevâidini çıkarmış ve el-Metâlibu’l-Âliye isimli eserini yazmıştır. Zevâidi çıkarılan mezkûr sekiz kitap, et-Tayâlisî, el-Humeydî, el-Adenî, Musedded, İbn Menî‟, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Usâme‟nin Müsnedleridir. İbn Hacer de hadisin sadece sahabi ravisini verir. Hadislerin sıhhat durumları hakkında da bazan açıklamalar yapar. Muasır hadiscilerden Habiburrahman el-A‟zamî bu eseri neşre hazırlamış ve dipnotlarında hadislerin kaynakları, rivayet farklılıkları ve sıhhat durumları hakkında kısa bilgiler vermiştir. 4 ciltte basılan bu eserde 4702 hadis bulunmaktadır.

9.1.1.4. Bütün Hadisleri Bir Araya Toplama
Bu sahada yani her konudan hadisler ihtiva eden eserler konusunda en büyük adımı ilk olarak Celâluddîn es-Suyûtî (ö. 911) atmıştır. Şöyleki, o, bütün hadisleri bir kitapta toplamayı düşündü ve bunu gerçekleştirmek için çalıştı. Bu maksadla üç eser yazdı. Önce el-Câmi’u’l-Kebîr isimli eserini yazmaya başladı. Bu kitapta,önceden tesbit ettiği 70 küsur hadis kitabındaki hadisleri toplayacaktı. Eseri iki kısım halinde yazıyordu. Akvâl denilen birinci kısımda Hz. Peygamber‟in -sallellahu aleyhi ve sellem- sözlerini harf sırasına koyuyor, Hz. Peygamber‟in fiillerinin yer aldığı ef’âl kısmında ise hadisleri sahâbe musnedine göre tasnif ediyordu. Yani her bir sahabiden gelen fiilî hadisleri o sahabinin ismi altında topluyordu. Bu bölümde önce aĢere-i mübeĢĢerenin32 rivayet ettiği hadisleri verdikden sonra diğer sahabilerin hadislerini, sahabilerin isimlerini harf sırasına koyarak vermekteydi. Böylece akvâl kısmında 26.568 hadis, ef’âl kısmında ise l7 bin hadis topladı. Müellif daha sonra bu eserini bitiremeyeceğini düşünerek, muhtasar bir kitap yazmaya yöneldi ve el-Câmi’u’s-Sağîr isimli kitabını kaleme aldı. Bu eserinde daha çok kısa hadislerden 10031 hadis topladı. Hadisleri harf sırasına koyup, hadisin bitiminde, bir kısmını kısaltmalarla olmak üzere, hadisin alındığı kaynak kitabı veya kitapları, hadisin sahabi ravisini ve hadisin sıhhat durumunu kaydetti.
Kitapta hadislerin elifbâî sırası dakik değildir. Bunun için aranan hadis, harf sırasına göre bulunması gereken yerde bulunamadığında biraz öne veya arkaya bakmak gerekir. Sıralamanın bir diğer özelliği de harf-i tarifle başlayan hadislerin, harf-i tarifden sonraki harfle başlayan hadislerin sonunda “el-Muhallâ bi-el“ başlığı altında verilmesidir.
Müellif hadislerin sıhhat durumu için hadis sahih ise ” صح “, hasen ise “ح “, zaif ise “ض “ kısaltmalarını kullandı. O, bu eserine hadisleri alırken vazzâ’ ve kezzâbların teferrüd ettikleri hadisleri almamaya çalıştı. Bununla beraber onda, sonradan bizzat kendisinin mevzû’ dediği hadisler bulundu. Bu kitabı Feyzu’l-Kadîr ismiyle şerh eden el-Munâvî (ö. 1032) de , es-Suyûtî‟nin hadislere verdiği sahihlik ve za’îflik hükümlerini çokca tenkid etmektedir. Zaten es-Suyûtî de mütesahil biri olarak bilinir.
es-Suyûtî el-Câmi’u’s-Sağîr adlı bu eserini başta muhtasar tuttu ve onda kütüb-i sittede bulunan bazı hadislere bile yer vermedi. Sonra bunu telafi için ayrı bir eser yazdı. Ziyâdâtu’l-Câmi’i’s-Sağîr ismini verdiği bu eserinde 4440 hadis topladı. Yusuf en-Nebhânî de el-Câmi’u’s-Sağîr ile Ziyâdât‟ı birleştirip el-Fethu’l-Kebîr ismiyle bir eser kaleme aldı. O, bu eserinde hadisleri daha dakik bir harf sırasına koydu, ama hadislerin sahihlik hükümlerini zikretmemekle onu adeta kullanılamaz hale soktu.
es-Suyûtî‟nin mezkûr üç eserindeki hadisleri Alâuddin Ali el-Muttakî el-Hindî (ö. 975) ise konularına göre tasnif etti, ana konuları yani “kitâb“ları harf sırasına koydu ve Kenzu’l-Ummâl isimli eserini meydana getirdi. Halen elde mevcut en geniş hadis kitabı olan bu eserde 46 bin küsur hadis bulunmaktadır. Bununla beraber bu eserde de hadislerin sıhhat durumu verilmediği için, senedleri de zaten vaktiyle es-Suyûtî tarafından hazfedildiğinden istifade imkânı azaltılmıştır. Yine de, bir konudaki hadisleri bir arada görmek veya ulaşamadığımız bazı kitaplardaki hadisleri bulmak bakımlarından eserin önemi büyüktür.

9.1.1.5. Seçme Hadisleri Bir Araya Toplama
Bu kısımda iki esere daha işaret edilebilir. Bunlardan biri, ilimle ameli, iç dünyayla dış dünyayı bereketli hayatında başarılı ve örnek alınabilecek bir şekilde birleştiren Ahmed Ziyâuddin Gümüşhanevî‟nin (ö. l3ll/l893) Râmûzu’l-Ahâdîs isimli eseridir. es-Suyûtî‟nin el-Câmi’u’s-Sağîr‟inin özelliklerini taşıyan bu eserde 7101 hadis bulunmaktadır. Hadislerin sıhhat durumlarına da yer yer işaret edilmiştir. Harf-i tarifle başlayan bütün hadisler ise elif harfiyle başlayan hadislerin sonunda verilmiştir. Gümüşhanevî bu eserini Levâmi’u’l-Ukûl ismiyle de şerhetmiştir. Şerh, el-Munâvî‟nin Feyzu’l-Kadîr‟inin özeti mahiyetindedir. Burada bu eserlerden ziyade Gümüşhanevî‟nin tavrı dikkat çekicidir. Şöyleki, o, benzeri daha geniş veya daha muhtasar hadis kitapları bulunmasına rağmen onlarla yetinmemiş, yeni bir kitap yazma gereği duymuştur. Çünkü cemiyetin ihtiyaçları değişmiştir. Ona bazı hadisler öncelikle öğretilmelidir. O ayrıca, önceki alimlerin değerlendirmeleri varken hadisleri sıhhat yönünden yeniden değerlendirmeye tabi tutmuştur. Yaptığı değerlendirmeler tartışılabilirse de onun bu tavrı mühimdir.
İkinci eser Mansûr Ali Nâsıf‟ın et-Tâcu’l-Câmi’ li’l-Usûl‟üdür. Çoğu hadisleri kütüb-i hamseden seçilen bu eserde iman, ilim, ibadet, muâmelât, fezail, tefsir, cihad, ahlâk ve gaybî konular gibi her konudan hadisler toplanmıştır. Müellif, herhangi bir konuda mezkûr kitaplarda hadis bulamadığında Ahmed b. Hanbel ile eş-Şâfiî‟nin Musned‟leri, Mâlik‟in Muvatta’ı, İbn Mâce‟nin Sünen‟i ile el-Hâkim‟in Mustedrek‟inden de hadisler almıştır. Hadisleri verirken hadisin başında sahabi ravisini, sonunda ise alındığı kitab veya kitabları kaydetmiştir. Ayrıca müellif, dipnotlarında hadisleri kısaca şerhetmiştir.

9.1.2. Muayyen Konularda Hadis İhtiva Eden Eserler: Bu dönemde ahkâm, ahlâk, tıb, dua gibi belirli konulardaki hadisler değişik hadis kitaplarından toplanarak onları ayrı ayrı ihtiva eden müstakil kitaplar da yazılmıştır.

9.1.2.1. Ahkam Hadisleri
Muayyen konular arasında bu dönemde de en büyük alâkayı ahkâm hadisleri toplamış ve onlardan zengin bir edebiyat oluşturulmuştur. Önceki dönemlerde daha ziyade sünen isimli kitaplarda toplanan bu tür hadisler bu dönemde değişik isimlere sahip kitaplarda bir araya getirilmişlerdir. Bunların mühimlerinden birkaçı şöyle sıralanabilir:

9.1.2.1.1. Mesâbîhu’s-Sünne: el-Beğavî (ö. 516) bu eserinde ahkâm hadislerini, senedlerini hazfederek toplamış, hadislerin bazan sadece sahabi ravisini vermiştir. Her bölümün hadislerini sıhâh ve hısân şeklinde ikiye ayırmış, sıhâh başlığı altında Sahîhu’l-Buhârî ve Sahîhu Müslim‟den aldığı hadisleri, hısân başlığı altında Sünen-i Erba’a ile Sünenu’d-Dârimî‟den aldığı hadisleri toplamıştır. Aldığı hadislerin za’îf ve garîb olanlarına da işaret etmiştir. 4434 hadis ihtiva eden bu eser üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Bunlardan biri et-Tebrîzî‟nin (ö. 737) MiĢkâtu’l-Mesâbîh isimli eseridir. et-Tebrîzî bu eserini Mesâbîh‟e 1511 hadis ilavesiyle meydana getirmiştir. Her bölümü sıhâh, hısân ve kendi ilâveleri şeklinde üçe ayırmış, hadislerin sahabi ravilerini ve alındıkları kaynak kitapları zikretmiştir. İngilizceye tercüme edilmiş olan bu eser Mesâbîh‟den daha meşhur olmuştur. Son zamanlarda bu eseri el-Elbânî tahkikli ve fihrist ilâveli olarak yeniden neşretmiştir. MiĢkât üzerine de birçok çalışma gerçekleştirilmiştir. Bunlardan et-Tîbî‟nin (ö. 743) şerhi ile Aliyyu‟l-Karî‟nin (ö. 1014/1615) Mirkat isimli şerhi meşhur ve mühimdir.

9.1.2.1.2. el-Munteka: Takiyyuddin İbn Teymiyye‟nin (ö. 728/1327) dedesi Mecduddin İbn Teymiyye‟nin (ö. 652/1254) bu eserinde esas itibariyle kütüb-i sitte ile
Musnedu Ahmed‟den seçilen ahkâm hadisleri toplanmıştır. Sa‟îd b. Mansûr, ed-Dârekutnî ve el-Beyhekî‟nin Sünen‟lerinden de bazı hadisler alınmıştır. Hadisin başında sahabi ravisi, sonunda ise alındığı kitap kaydedilmiştir. Hadislerin sıhhat durumları hakkında bazan, hadisin alındığı kitapta bulunan ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Bu mühim kitabı Muhammed b. Ali eş-Şevkânî (ö. 1250/1834) Neylu’l-Evtâr ismiyle şerhetmiştir. Şerh de mühimdir.

9.1.2.1.3. Bulûğu’l-Merâm: İbn Hacer (ö. 852) bu eserinde 1356 hadis toplamış, hadislerin başında sahabi ravisini, sonunda ise alındığı kaynak kitabı veya kitapları zikretmiştir. Hadisler hakkında zaman zaman alimlerin ve kendinin sıhhat hükmünü de belirtmiştir. Kitabın sonunda “Kitâbu‟l-Câmi” isimli bölümde ise âdâb-ı muâşeret, ahlâk ve dua ili ilgili bir kısım hadisleri toplamıştır. Bu güzel eseri el-Hüseynu‟l-Mağribî el-Bedru’t-Tamâm ismiyle şerhetmiş, el-Emîru‟s-San‟ânî ise bu şerhi güzel bir şekilde ihtisar edip bazı ilâveler yapmış ve eserine Sübülü’s-Selâm ismini vermiştir. Ahmed Davudoğlu da bu son eseri, içindeki bazı görüşleri tenkid ederek, bazı çıkarma ve ilâveler yaparak Selâmet Yolları ismiyle tercüme etmiştir.

9.1.2.2. Ahlak Hadisleri
Ahlâkla ilgili hadisleri toplayan eserler içinde ikisi zikre şâyândır:
9.1.2.2.1. et-Terğîb ve’t-Terhîb: el-Münzirî (581-656) bu eserinde iyiliklere teşvik eden, kötülüklerden korkutan hadisleri yani terğîb ve terhîb hadislerini toplamıştır. Her bölümde önce terğîb hadislerini, sonra terhîb hadislerini vermiş, hadisin sahabi ravisi ile alındığı kaynak kitapları zikretmiş, hadisin sahihlik ve zaiflik durumunu da belirtmiştir. Kitabtaki bütün hadisler “‟an” ve “ruviye” ile başlamaktadır. Müellif kendi değerlendirmesine göre makbûl ve ona yakın olanları “‟an” edâ sîgası ile, zaîf olanları ise “ruviye” edâ sîgası ile nakletmiştir. İbn Hacer el-Askalânî bu eseri, Telhîsu’t-Terğîb ismiyle ihtisar etmiştir. İki eser de türkçeye tercüme edilmiştir.
9.1.2.2.2. Riyâzu’s-Sâlihîn: en-Nevevî‟nin (ö. 676) bu eserinde, dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak hadislerden 1894 adet toplanmıştır. Müellif her bölümün başında ilgili birkaç âyeti zikretmekte, daha sonra, başında sahabi ravisini sonunda ise kaynağını belirtmek suretiyle hadisleri kaydetmektedir. Hadisler kütüb-i sitteden seçilmiştir. Müteaddit şerhleri ve birkaç tercümesi vardır.
Bu dönemde Hz. Peygamber‟in -sallellahu aleyhi ve sellem- koruyucu hekimlikle, tabiblikle ilgili hadislerini bir araya getiren birçok eser de yazılmıştır. Burada örnek olarak İbn Kayyimi‟l-Cevziyye‟nin ve es-Suyûtî‟nin et-Tıbbu’n-Nebevî isimli eserlerini zikredebiliriz

Hz. Peygamber‟in çeşitli zamanlarda yaptığı veya yapılmasını tavsiye ettiği birçok dua vardır. Bunları da müstakıl kitaplarda toplayan çalışmalar yapılmıştır. en-Nevevî‟nin el-Ezkâr isimli eseri bu türün en güzel ve en meşhur eseridir. Öyleki “Sat dâr‟ı, al Ezkâr‟ı” denmiştir. Müellif eserinde çoğunu kütüb-i hamseden seçtiği hadisleri toplamış, hadislerin sıhhat durumları ve ele aldığı konu hakkında bilgiler eklemiştir. Birçok şerhi yapılan eser türkçeye de tercüme edilmiştir.

9.1.3. Muayyen Özellikte Hadisler İhtiva Eden Eserler: Bu sahada mutevâtir, muĢtehir, sahîh, za’îf, mevzû’, kudsî … hadisler toplanarak her bir çeşit hakkında ayrı eserler yazılmıştır.

9.1.3.1. Mütevatir Hadisler
Mutevâtir hadîsleri bir araya getiren ilk eseri ez-Zerkeşî (ö. 794) yazmıştır. Ondan sonra bu konuda birçok kitap kaleme alınmıştır ki bunların en meşhurları şu iki eserdir:

9.1.3.1.1. el-Ezhâru’l-Mutenâsire fi’l-Ahbâri’l-Mutevâtire: es-Suyûtî‟nin (ö. 911) eseridir. Müellif bir hadisin mutevâtir sayılabilmesi için asgarî 10 ravisinin olması gerektiği kanaatinde olduğu için önce, asgarî 10 veya daha fazla ravisi olan hadisleri bütün sened ve metinleriyle toplayıp hacimli bir eser meydana getirmiş ve buna el-Fevâidu’l-Mutekâsire ismini vermişti. Daha sonra senedleri çıkararak sadece hadisin sahabi ravilerini ve alındığı kaynak kitapları vermek suretiyle yukarıdaki eserini meydana getirmişti. Açıklamalarından bu eserinde lafzî mutevâtirleri toplamak istediği anlaşılıyor. Ancak eserdeki hadislerin bir kısmı ma’nevî mutevâtirdir, hatta bazılarının mutevâtir bile olmadığı söylenmektedir.

9.1.3.1.2. Nazmu’l-Mutenâsir Mine’l-Hadîsi’l-Mutevâtir: Muhammed b. Ca‟fer el-Kettânî (ö. l345) bu eserinde, kendisine göre mutevâtir olan 310 hadis toplamıştır. Hadisin sahabi ravilerinin tamamını veya bir kısmını, bazan da geçtiği kaynak kitapları ve hadisin mutevâtirliği hakkında alimlerin görüşlerini vermektedir.

9.1.3.2. Müştehir Hadisler
MuĢtehir hadisleri toplayan ilk eseri de ez-Zerkeşî kaleme almıştır. Müştehir hadis, sahih olsun, zayıf olsun, hatta mevzu bulunsun, halk dilinde meşhur olmuş ve yaygınlık kazanmış hadis anlamına gelmektedir. Zerkeşi bu konudaki ilk eserin ismini et-Tezkire fi’l-Ahâdîsi’l-MuĢtehire şeklinde koymuş olup burada hadisler konularına göre 9 bölüm halinde tasnif edilmiştir. Müellif her bölümde hadisleri sıra numarasıyla zikrederek, varsa kaynakları ve sıhhat durumları hakkında bilgi vermektedir. Bu kitabı neşre hazırlayan Mustafa Abdulkâdir Atâ, İbn Hacer‟e nisbet edilen el-Leâli’l-Mensûre‟nin et-Tezkire‟den başka bir kitap olmadığını ve ez-Zerkeşî‟ye ait olduğunu bildirmektedir.
MuĢtehir hadisler hakkında diğer mühim bir eser es-Sehâvî‟nin (ö. 902) el-Mekasıdu’l-Hasene‟sidir. Müellif bu eserinde hadisleri önce harf sırasına koyup her biri hakkında, kaynakları ve sıhhat durumları ile ilgili bilgiler vermiş, sonunda ise hadisleri kısaca konularına göre tertib etmiştir. Kitapta başlık olarak 1356 “hadîs” ele alınmıştır.
el-Aclûnî (ö. ll62), es-Sehâvî‟nin mezkûr eserini esas alarak ona, ilgili diğer kitaplardan ve temel hadis kaynaklarından birçok ilâveler yapıp KeĢfu’l-Hafâ’ isimli meşhur eserini yazmıştır. Tertibi el-Mekasıd‟ın tertibinin aynısıdır. Yani bunda da hadisler önce harf sırasına konup haklarında, varsa kaynakları, sahihlik durumları gibi yönlerden bilgiler verilmiş, sonra da konularına göre tertib edilmişlerdir. Eserde hadislerin elifbâî sırasının dakik olmadığını, bu sebeble harf sırasında bulunması gereken yerde bulunamayan bir hadisi sırasının biraz öncesinde veya sonrasında aramak gerektiğini unutmamak gerekir. Bu eser, açıklamalarında geçenlerin dışında madde başlığı yapılan 3281 hadisle bu konudaki en hacimli eserdir. Müellifin hadisler hakkında verdiği bilgiler, onun bilgisinin genişliğini gösterecek mahiyettedir.

9.1.3.3. Mevzu Hadisler
Mevzû’ hadislere gelince bu dönemde onlar hakkında da pek çok eser hazırlanmıştır. Bu konudaki ilk kapsamlı eser İbnu‟l-Cevzî‟nin (ö. 597) olup ismi Kitâbu’l-Mevzû’ât mine’l-Ahâdîsi’l-Merfû’ât‟dır. Müellif esere yazdığı mukaddimede hadis uyduruculardan, hadis uydurmanın kötülüğünden bahsedip meşhur “Men kezebe aleyye …” hadisinin 61 sahabiden gelen rivayetlerini vermiştir. Daha sonra, tesbit ettiği uydurma hadisleri “tevhîd” konusundan başlayarak konularına göre sıralamış ve tahlillerini yapmıştır. Müellif, bu eserinde uydurma olmayan bazı hadislere yer vermiş olması sebebiyle
34
tenkidlere uğramıştır. es-Suyûtî‟ye göre bu eserde uydurma denilemeyecek olan 300 kadar hadis vardır. O et-Ta’akkubât ale’l-Mevzû’ât isimli eserinde sözkonusu bu hadislerin mevzû’ olmadığını göstermeye çalışmıştır. Burada şunu da kaydetmek gerekir ki, İbnu‟l-Cevzî hadiste muteĢeddid, es-Suyûtî mutesâhil olarak bilinir.
es-Suyûtî, İbnu‟l-Cevzî‟nin mezkûr eserini ele alıp tertibini bozmadan ona bazı bilgilerle tenkidlerini ekleyerek el-Leâli’l-Masnû’a isimli eserini kaleme almıştır. Müellif bu eserinde kendi sözlerinin başına “kultü”, sonuna “vallahu a‟lem” sözlerini koymaktadır. es-Suyûtî bu konuda ayrıca Zeylu’l-Le’âlî isimli bir eser daha yazmıştır ki onda İbnu‟l-Cevzî‟nin kitabında bulunmayıp kendisinin tesbit ettiği uydurma hadisleri toplamıştır.
İbn Arrâk el-Kinânî (ö. 963), es-Suyûtî‟nin mezkûr eserlerini birleştirip kendi değerlendirmelerini de ekleyerek meşhur eserini, Tenzîhu’Ģ-ġerî’ati’l-Merfû’a ani’l-Ahbâri’Ģ-ġenî’ati’l-Mevzû’a‟yı meydana getirmiştir.Bu eserin başında, uydurma hadisin belirtilerinden, hadis uydurma sebeblerinden ve harf sırasında olmak üzere, hadis uyduruculardan bahseden mühim bir giriş vardır. Müellif daha sonra uydurma hadisleri konularına göre zikretmektedir. Her alt-bölümü (bâb) üç fasla ayırmıştır. 1. faslda İbnu‟l-Cevzî‟nin “uydurma” dediği, es-Suyûtî‟nin de itiraz etmediği hadisleri; 2. faslda İbnu‟l-Cevzî‟nin “uydurma” dediği, es-Suyûtî‟nin buna itiraz ettiği hadisleri; 3. faslda es-Suyûtî‟nin tesbit ettiği uydurma hadisleri vermektedir. İbn Arrâk, es-Suyûtî‟nin tenkidlerini; “tu‟ukkıbe…” diyerek, kendi sözlerini ise, başında “kultü…”, sonunda “vallahu a‟lem ” diyerek kaydetmektedir.
Mevzû’ hadisler hakkında yazılan eserlerden biri de Aliyyu‟l-Karî‟-nin (ö. 1014) el-Esrâru’l-Merfû’a‟sıdır. Müellif, el-Mevzû’âtu’l-Kübra ismiyle de bilinen bu eserinde, “Men kezebe …” hadisinin 93 rivâyetini ve hadis uydurma ile ilgili bazı konuları ele aldıkdan sonra harf sırasında 625 hadisi incelemektedir. Kitabın son kısmında ise meşhur oldukları halde uydurma olan bazı olaylar, uydurma hadisler ihtiva eden bazı eserler, bazı konulardaki uydurma hadisler, uydurma hadisleri tanıma yolları gibi konulara yer vermiştir.
Uydurma hadisler konusunu, ortaya çıkışları, sebebleri, neticeleri, edebiyatı gibi yönlerden ele alan kapsamlı çalışmalar da yapılmıştır. Bunlardan biri M. Yaşar Kandemir‟in Mevzû’ Hadisler -MenĢei, Tanıma Yolları, Tenkidi- isimli eseridir.

9.1.3.4. Kudsi Hadisler
Kudsî hadisler hakkında ise şu eserler zikredilebilir:
el-Ġthâfâtu’s-Seniyye bi’l-Ahâdîsi’l-Kudsiyye, Abdurraûf el-Munâvî, Mısır, 1354.
Kırk Kudsî Hadis, Aliyyü‟l-Kârî, tercüme: Hasan Hüsnü Erdem, Ankara, 1985, 48 s.
Ġlâhî Hadîsler, Hasan Hüsnü Erdem, Ankara, 1963, 64 s. (el-Münâvî‟nin mezkur eserine bazı ilavelerle meydana getirilmiştir. 92 hadis ihtiva etmektedir).

9.1.4. Muayyen Sayıda Hadis İhtiva Eden Eserler: Bu dönemde 7, 40, 50, 101, 500 ve 1001 gibi belirli sayıda hadis ihtiva eden eser yazımı da artarak devam etmiştir.
Bu dönemde de en çok ilgiyi 40 hadisler çekmiştir. Bu türdeki eserlerin en meşhuru en-Nevevî‟nin (ö. 676) el-Erba’ûn‟udur. Müellif, İbnu‟s-Salâh‟ın toplamış olduğu 26 hadise l6 hadis ekleyerek bu eserini kaleme almıştır. Seçilen hadisler dinin temel hükümlerini ihtiva eden özlü, kısa hadislerdir. Bu eserin birçok şerhi ve birçok dile tercümesi yapılmıştır. İbn Receb bu esere 8 hadis ilâve ederek sayılarını 50‟ye çıkarmış ve Câmi’u’l-Ulûm ve’l-Hıkem ismiyle şerhetmiştir.
40 hadislik çalışmaları Abdulkadir Karahan Ġslâm-Türk Edebiyatında Kırk Hadis isimli eserinde genişce ele almıştır.

HADİS TARİHİ 10. HAFTATehzib Dönemi-II- (Metinle ilgili çalışmaların devamı)
1) Toplama ve Tasnif Çalışmaları
2) Tesbit ve Tahkik Çalışmaları:

Bu dönemde fıkıh, tefsir, kelâm, tasavvuf, ahlâk gibi değişik sahalarda yazılmış kitaplarda geçen veya halk arasında dolaşan hadislerin, varsa, kaynaklarının bulunması ve sahihlik durumlarının incelenmesi ayrı bir çalışma alanı oluşturmuştur.
Tahric çalışmaları:Böyle, bir hadisin kaynağını bulmaya, sıhhat durumunu belirlemeye çalışmaya ıstılahta tahrîcdenir. Esasen tahrîc, rivâyet asrı denilen ilk üç asırda bir kimsenin bir hadisi, daha önce yazılmış olan hadis mecmualarından bulup çıkararak senediyle birlikte kendi kitabına almasına, böylece onu ortaya çıkarmasına denir.Bazı Tahricler:Hanefi fıkhının meşhur kitaplarından biri el-Hidâye‟dir. ez-Zeyle‟î bu kitapta geçen hadisleri tahrîc ederek Nasbu’r-Râye li Ahâdîsi’l-Hidâye isimli eserini yazmıştır. Şâfiî fıkhının meşhur kitaplarından olan ve el-Gazâlî‟nin yazmış olduğu el-Vecîz‟i, er-Râfi‟î eş-şerhu’l-Kebîrismiyle şerhetmiştir. Bu şerhte geçen hadisleri bir çok alimin yanında İbn Hacer de tahrîc etmiş ve et-Telhîsu’l-Habîr fî Tahrîci Ahâdîsi şerhi’l-Vecîzi’l-Kebîr‟ini yazmıştır.
el-Gazâlî‟nin meşhur kitabı ihyâu Ulûmi’d-Dîn‟de geçen hadisleri el-Irâkî , el-Muğnî an Hamli’l-Esfâr fi’l-Esfârisimli kitabında tahrîc etmiştir.
İbn Hacer, ez-Zemahşerî‟nin tefsiri el-Keşşâf‟daki hadisleri el-Kâfi’ş- şâff fî Tahrîci Ahâdîsi’l-Keşşâfisimli eserinde, es-Suyûtî, el-Kadî Iyâz‟ın meşhur eseri eş-şifâ‟daki hadisleri Menâhilu’s-Safâ fî Tahrîci Ahâdîsi’ş-şifâisimli eserinde tahrîc etmişlerdir.

3) İhtisar ve Tehzîb Çalışmaları:
Önceki dönemde veya bu dönemde yazılan bazı hadis kitapları, içlerindeki mükerrer veya mevkûf, maktû’ gibi bir kısım hadisler çıkarılarak kısaltılmış yani ihtisâr edilmiş, hadisler bazan yeniden tertib yani tehzib edilmiş ve böylece daha kullanışlı eserler ortaya konmaya çalışılmıştır.Bu sahada yapılan çalışmalara örnek olarak şunları zikredebiliriz: ez-Zebîdî, Sahîhu’l-Buhârî‟yi, sadece muttasıl merfû‟ları alarak ihtisâr etmiş ve et-Tecrîdu’s-Sarîh‟ini kaleme almıştır. el-Munzirî, Sahîhu Müslim‟i, Muhtasaru Sahîhi Müslimismiyle; İbn Kayyimi‟l-Cevziyye, Sünenu Ebî Dâvûd‟u, Muhtasaru Süneni Ebî Dâvûd ismiyle ihtisâr etmişlerdir. ez-Zehebî, el-Hâkim‟in el-Mustedrek‟ini ihtisâr edip Telhîsu’l-Mustedrek‟ini, İbnu‟d-Deyba‟, İbnu‟l-Esîr‟in Câmi’l-Usûl‟ünü ihtisâr edip Teysîru’l-Vusûl‟ünü yazmışlardır.

4) Fihrist Çalışmaları:
Hadisleri kolayca bulmak için yapılmışlardır. Meselâ İbnu‟l-Esîr, Câmiu’l-Usûl‟, es-Suyûtî de el-Câmi’u’s-Sağîr‟ini, “öğrencilere kolaylık olsun” diye harf sırasına göre tertib ettiğini açıklar. Bunların yanında, sırf aranan bir hadisin bulunmasını kolaylaştırmak maksadıyla da eserler yazılmıştır. Bunların başında atrâf kitaplarını kaydetmek gerekir.Atrâf kitâbı, hadisin baş tarafını veya tamamını hatırlatan bir kısmını vererek hadisin geçtiği yerleri gösteren kitaptır.. Atrâf kitaplarının en güzellerinden biri Abdulğanî en-Nablusî‟nin Zehâiru’l-Mevârîs fi’d-Delâleti alâ Mevâziı’l-Hadîsisimli eseridir. Müellif bu eserinde kütüb-i sitte ile İmâm Mâlik‟in el-Muvatta’ının atrâfını toplamıştır. Bazı kitaplardaki hadislerin atrâfı, baş taraflarından bir kısmı veya tamamı harf sırasına konularak yani elifbâî olarak da yapılmıştır. Bunlara Muhammed et-Tokadî‟nin Miftâhu’s-Sahîhayn‟ı örnek verilebilir. Bu eserde el-Buhârî ve Müslim‟in Sahîh‟lerindeki hadisler ayrı ayrı harf sırasına konmuş, el-Buhârî bölümünde hadisin Sahîh‟te, el-Kastallânî, el-Askalânî ve el-Aynî şerhlerindeki yerinin cilt ve sayfa numarası, Müslim bölümünde ise Sahîh‟te ve en-Nevevî şerhindeki yerinin cilt ve sayfa numarası verilmiştir.
*Hadis İndeksi:
Hadis bulmada en kullanışlı olan eserler, hadislerin kelime fihristleridir. Hadis tarihinde bu tür fihristlerin ilk örneğini, bildiğimize göre, İbnu‟l-Esîr el-Cezerî vermiştir. Hadislerin kelime fihristlerinin, şimdilik en kapsamlısı, A. J. Wensinck başkanlığında çalışmaya başlayan ve üyelerinin çoğu gayr-ı müslim olan bir heyetin hazırladığı concordance ( el-Mu’cemu’l-Mufehres li Elfâzı’l-Hadîsi’n-Nebevî )isimli 8 ciltlik büyük eserdir.
concordance kütüb-i sitte ile Sünenu’d-Dârimî, Muvatta’u Mâlik ve Musnedu Ahmed‟deki hadislerin kelime ve özel isim fihristlerini ihtiva eder. Hadiste geçen bir şahsın, bir yerin veya bir surenin ismine yahut bir âyete bakarak da hadisin mezkûr 9 kitapta bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa yeri tesbit edilebilir. Son zamanlarda bazı hadis kitaplarının müstakil kelime fihristleri de yapılmaya başlanmıştır. Bu cümleden olarak Sünenu’d-Dârimî, Sünenu ibn Mâce ve Sünenu’d-Dârekutnî‟nin kelime fihristleri yapılmış bulunmaktadır. Bazı kitapların konu fihristleri de yapılmıştır. Bunlara, içlerinde kütüb-i sittenin de bulunduğu 14 kitabın konu fihristi olan Miftâhu Künûzi’s-Sünne‟yi örnek verebiliriz.

5) Anlama Çalışmaları:
Bu dönemde hadisleri dilbilgisi, kelime ve genel muhteva bakımlarından anlamaya yönelik çalışmalar da gerçekleştirilmiştir. Bunları üç başlık altında toplayabiliriz:
a) İ‟râbu‟l-Hadîs Çalışmaları:
Hadislerin dilbilgisi yönünden tahlilleridir. Bilindiği kadarıyla, bu sahadaki ilk müstakil eseri Ebu‟l-Beka el-Ukberî kaleme almıştır. Eserinin ismi i’râbu’l-Hadîsi’n-Nebevî‟dir. Müellif bu eserinde İbnu‟l-Cevzî‟nin Câmiu’l-Mesânîdisimli kitabında geçen 428 kadar hadisi ele alıp gerekli gördüğü yerlerini i‟râb etmiştir. Hadisler sahabi ravilerine göre tertib edilmiş, sahabe isimleri ise harf sırasına konmuştur. Bu konuda diğer bir eser, İbn Mâlik Muhammed b. Abdillah et-Ta‟î‟nin şevâhidu’t-Tavzîh ve’t-Tashîh li Müşkilâti’l-Câmi’i’s-Sahîh‟idir. Müellif bu eserinde, isminden de anlaşılabileceği gibi, Sahîhu’l-Buhârî‟deki bir kısım, i‟râb yönünden müşkil hadisleri ele almıştır. i’râbu’l-hadîs konusunda es-Suyûtî‟nin de Ukûdu’z-Zeberced alâ Musnedi’l-imâm Ahmed isimli bir eseri vardır.
b)Hadis Lügatı Çalışmaları:
Hadislerin garîb kelimelerini anlamak maksadıyla yapılan çalışmalar bu dönemde de devam etmiş ve bu sahada yeni bir usûlle yani elifbâî düzende kitaplar yazılmıştır. Bunların en meşhurlarından biri ez-Zemahşerî‟nin el-Fâik fî Garîbi’l-Hadîs‟idir. Bu sahanın en meşhur eseri ise İbnu‟l-Esîr el-Cezerî‟nin en-Nihâye fî Garîbi’l-Hadîs ve’l-Eser‟idirDipnotta kaynak bildirme usûlünü uygulamıştır. Müellif garîb kelimelerin lügat mânâlarını vermekle yetinmemiş, yer yer fıkhî meselelere, zahiren birbirine zıt görünen hadislerin yorumuna da temas etmiştir.
c)Şerh ve Hâşiye Çalışmaları:
Bu dönemde hadisleri, dil, muhteva, hüküm gibi ilgili bütün yönleriyle incelemeye, izah etmeye yönelik çalışmalar artarak devam etmiştir. Bu maksadla başta Sahîhân olmak üzere meşhur hadis kitaplarının hemen hemen hepsinin şerh ve hâşiyeleri yapılmıştır. En çok şerh ve hâşiyesi yapılan hadis kitabı ise hiç şüphesiz Sahîhu’l-Buhârî‟dir. Kâtib Çelebi onun 80‟den fazla şerh ve hâşiyesinden bahseder. Bunların en meşhur bir kaçı şöyledir:
*Fethu’l-Bârî bi-Şerhi Sahîhi’l-Buhârî: Sahîh‟in bu en meşhur şerhi İbn Hacer el-Askalânî‟ye aittir. İbn Hacer Fethul Barisine Hedyu’s-Sârî ismiyle mühim bir mukaddime de yazmıştır. Bu mukaddimede on bölüm içinde Sahîh‟in yazılış sebebi, muhtevası, Sahîh‟de bulunan taktî’ ve ta’lîkler, garîbu’l-hadîsler, cerhe uğramış raviler, hadis sayısı ve el-Buhârî‟nin hayatı konularını geniş bir şekilde ele almıştır. şerhinde ise, terceme (bab başlığı) ile hadislerin münasebetine, sened ve metni ilgilendiren hususlara, muallakların mevsûl rivayetlerine, hadisten çıkarılan hükümlere, hadisin diğer nasslarla cem’ ve te’lîfine yer vermiştir.
*Umdetu’l-Karî şerhu Sahîhi’l-Buhârî: el-Aynî‟nin bu eseri, derli toplu ve hacimli bir şerhtir. Müellif hadisleri bütün yönleriyle ve her yön için ayrı başlıklar açarak incelemeye çalışmıştır.
*irşâdu’s-Sârî: el-Kastallânî‟nin eseri olup kısa bir şerhdir. Müellif önceki şerhlerden iktibaslar yapmış, hadislerin rivayet farklarına işaret etmiş, kelimelerin okunuşlarını ve açıklamalarını vermiştir. Baş tarafına ise, hadis tarihi ve usûlüne dair bir giriş ile İbn Hacer‟in Hedyu’s-Sârî‟sinin özetini koymuştur.
Hadis tarihinde Sahîhu Müslimde büyük alâkaya mazhar olmuştur. En meşhurları ise en-Nevevî‟nin el-Minhâc adlı Sahihi Müslim şerhidir.
Diğer hadis kitaplarının şerhleri arasında eş-Şevkânî‟nin el-Munteka şerhi Neylu’l-Evtâr‟ı, ahkam hadislerdir. el-Munâvî‟nin el-Câmi’u’s-Sağîr şerhi Feyzu’l-Kadîr‟i zikredilebilir.

11. HAFTATehzib Dönemi-III
Giriş

Geçen ünitede Tehzib döneminde yapılan metinle ilgili çalışmalar beş ana başlık altında incelenmişti.Burada aynı dönemde senedle ilgili çalışmalar başlıca 1- Sened Toplama Çalışmaları 2- Rical Çalışmaları dır.

Sened Çalışmaları

1) Sened Toplama Çalışmaları:Muayyen bazı kitaplardaki hadislerin farklı senedlerini bulma yani istihrâc çalışmaları yanında bir hadisin bütün senedlerini bulup bir araya toplama yani turuk çalışmaları da yapılmıştır. İstihrâc çalışmalarının örneklerine bu dönemin başlarında hâlâ rastlanmaktadır. Örnek olarak Ebû Mes‟ûd Süleyman b. İbrahim el-İsbehânî‟nin el-Mustahrac‟i zikredilebilir.Bu dönemde turuk çalışmaları daha yoğundur.Turuk çalışmaları: Ziyâuddîn el-Makdisî‟nin Turuku Hadîsi’l-Havz‟ı, ez-Zehebî‟nin Turuku Hadîsi Men küntü mevlâh‟ı, İbnu‟s-Salâh , ez-Zehebî ve es-Sübkî‟nin Turuku Hadîsi’r Rahme‟si dir.

2) Ricâl Çalışmaları:
A) Güvenilirlik Durumlarına Göre Rical Çalışmaları:

aa) Sıka Râvîlerle İlgili Eserler:Usdu’l-Ğâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe: İzzuddîn İbnu‟l-Esîr‟in eseridir. Müellif bu kitabında esas olarak İbn Mende, Ebû Nu‟aym İbn Abdilberr ve Ebû Mûsa el-Medînî‟nin sahâbe hakkındaki eserlerini almış, kendisinin diğer kaynaklardan tesbit ettiği sahâbe isimlerini vs.bilgileri ekleyip sahâbe isimlerini de harf sırasına koyarak yazmıştır. Kitabının başına koyduğu mukaddimede ise, kitabın kaynakları ve sahabilerden bahsetmiştir. Eserde 7702 sahabi geçmektedir.

el-İsâbe fî Temyîzi’s-Sahâbe: İbn Hacer el-Askalânî‟nin eseri olup sahabe hakkındaki en geniş kitaptır. On binden fazla sahabeden bahsetmektedir. Harf sırasında sahabileri anlatmaktadır. Her harfi 4 kısma ayırmıştır. 1. kısımda sahabiliği sâbit olanları, 2. kısımda Hz. Peygamber vefat ettiğinde temyîz çağına ulaşmamış çocukları, 3. kısımda Hz. Peygamber zamanında yaşadığı halde onu görememiş olan müslümanları yani muhadramları, 4. kısımda önceki kitaplarda yanlışlıkla sahabi olduğu söylenen kimseleri zikretmiştirİki eserde de künye, lakab ve nisbeleriyle meşhur olan kimselerle kadın sahabiler kitabın sonlarında ayrı bölümler içinde ele alınmışlardır.Sahabe ve sonraki sıka raviler hakkında yazılan eserlere ise ez-Zehebî‟nin Tezkiretu’l-Huffâz‟ı örnek verilebilir.Raviler tabakalara göre tasnîf etmiştir.Kitab basılırken başlıklarda hâfızın genel sıralamadaki yeri, tabaka sırası, tabaka içindeki sırası ve kütüb-i sittenin hangisinde rivayeti bulunduğu rakamlarla gösterilmiştir.

ab) Zaîf Râvîlerle İlgili Eserler: ez-Zehebî‟nin Mîzânu’l-İ’tidâl‟i bu türün en meşhur eserlerindendir. Kitabın temel kaynağı İbn Adiyy‟in el-Kâmil fi’d-Du’afâ’ıdır. İçinde, ilgili alimlerin tenkidine uğramış sıka raviler de vardır. Ayrıca sıka muamelesi gören ravilerin isimlerinin başına da “sah” kısaltması konmuştur. İbn Hacer elAskalânî de Mîzânu’l-İ’tidâl‟e bazı ilâveler yaparak Lisânu’l-Mîzânisimli kitabınıyazmıştır.

ac)Karma Râvîlerle İlgili Eserler: Sıka ve za’îf ravileri birlikte ele alan eserler de hazırlanmıştır. Bu şekilde belirli kitaplarda rivayeti bulunan ravilerle belirli yerlerde bulunan raviler hakkında ayrı ayrı kitaplar kaleme alınmıştır. Belirli kitaplarda rivayeti bulunan raviler hakkında yazılan eserler içinde İbn Hacer‟in Tehzîbu’t-Tehzîb‟i mühimdir. Bu eser kütüb-i sittede ve kütüb-i sittenin müelliflerinin diğer bazı eserlerinde rivayetleri bulunan ravilere tahsis edilmiştir. Eser, el-Mizzî‟nin Tehzîbu’l-Kemâl‟inin bir muhtasarıdır. Tehzîb‟i bizzat İbn Hacer Takrîbu’t-Tehzîbismiyle ihtisar etmiştir. Ravinin sadece ismi, kısaca nesebi,künyesi,lakabı,nisbesi, tabakası ve ölüm tarihi verilmiştir.

Belirli yerlerde bulunan raviler hakkında yazılan eserler:

el-Hatîbu‟l-Bağdâdî Târîhu Bağdâd‟ında, Bağdâd‟da yaşamış veya oraya uğramış idareci, alim, şair v.b.şahıslar meyânında hadis alimlerinin hayatlarına da yer vermiştir. 7831 kişinin yer aldığı kitapta Muhammed isimli şahıslardan sonra diğer şahıslar harf sırasında verilmiştir. Kitabın sonunda ise kadınlar zikredilmiştir. 33 kadının ismi geçmektedir. İbn Asâkir‟in et-Târîhu’l-Kebîr‟i de bir şehir tarihidir. Müellif, Târîhu Dimeşk ismiyle de bilinen bu eserinde Şâm bölgesinde yetişen veya oraya uğrayan ricâli ele almıştır. Başta Ahmed isimli şahısları verdikden sonra diğerlerini harf sırası içinde zikretmiştir.

B) Güvenilirlik Dışındaki Durumlarına Göre Ricâl Çalışmaları:

ba) Lakab, Künye ve Nisbe Eserleri:Keşfu’n-Nikab ani’l-Esma’ ve’l-Elkab, İbnu‟l-Cevzî, Nuzhetu’l-Elbâb fi’l-Elkâb, İbn Hacer el-Askalânî , Kitabu’l-Ensâbi’l-Muttefika fi’l-Hatt el-Mutemâsile fi’n-Nakt ve’z-Zabt, Ebu‟l-Fazl Muhammed b. Tahir İbnu‟l-Kayserânî el-Makdisî , Kitabu’l-Ensâb, Ebû Sa‟d Abdulkerîm es-Sem‟ânî , el-Lubâb fî Tehzîbi’l-Ensâb, İzzuddîn İbnu‟l-Esîr

bb)Aynı veya Benzer İsimli Raviler Hakkındaki Eserler:Kitabu’l-ikmâl fî Ref’i’l-irtiyâb ani’l-Mu’telif ve’l-Muhtelif fi’l-Esmâ ve’l-Küna ve’l-Ensâb, Ebû Nasr Ali İbn Mâkûlâ , el-Muştebih fi’r-Ricâl, ez-Zehebî,

Tavzîhu’l-Muştebih, İbn Nâsıruddin.

bc)Mubhem Şahıslarla İlgili Eserler:Kitabu’l-işârât ilâ Beyâni’l-Esmâi’l-Mubhemât, en-Nevevî,Kitabu’l-Mustefad min Mubhemâti’l-Metn ve’l-isnâd, İbnu‟l-Irâkî.

12. Ünite
İslâm Dünyasında Son Dönem Hadis Çalışmaları
Giriş
Son asırlarda müslümanların diğer din mensubları ve bilhassa yahudi ve hırıstiyanlar karşısında düştükleri kötü durum, onları çözüm aramaya sevketti. Bu gayeyle kaynakların( Kuran ve sünnetin ) farklı açılardan yeniden ele alınıp üzerlerinde bazı çalışmalar gerçekleştirildi.
Hind Bölgesinde Hadis İlmi: Hicri 10. asırdan itibaren Hind diyarında İslam ve hadis ilmi gelişmiştir.
Nakledildiğine göre Hind sahillerine hicri 15. yılda Hz. Ömer‟in halifeliği zamanında üç koldan akınlar yapılmıştı. Bunları Hz. Ömer‟in Bahreyn ve Uman valisi Osman b. Ebi‟l-Âs es-Sekafî başlatmıştı. Bu zat, kardeşleri el-Hakem ve el-Muğîre‟yi, gönüllü mücahidlerle Hind sahillerine göndermiş, onlar da gidip başarıyla geri dönmüşlerdi.
Hind sahili olan Sind bölgesini hicri 93‟de Emevî Halifesi el-Velid b. Abdilmelik zamanında Muhammed b. el-Kasım es-Sekafî, fethetmiştir.Fetihden sonra Sind‟e etbâuttâbiînden, bu arada Emevî-Abbâsî zulmünden kaçan Ehl-i Beyt‟den birçok kimse gidip yerleşmişti. Hasan Basrî‟nin talebesi İsmail b. Mûsa, Hind‟e çok gidip geldiği için “Nezîlu Hind” diye lakablanmıştı. Halife el-Mehdî‟nin h. 159‟da gönderdiği ordunun içinde meşhur hadisci er-Rebî‟ b. Sabîh de vardı. İkinci asır hadiscilerinden biri de Sind‟e nisbetle bilinen Ebû Musa Necîh es-Sindî‟dir. Bu zat meğâzî ve siyerle ilk uğraşanlardandır. Bir diğer hadisci Recâ es-Sindî‟dir.Hind‟le böylece başlayan münasebetler meyanında dört asır boyunca oralara da rihleler yapılmış, oralarda da hadis öğrenilip öğretilmişti. Bu dönemde Hind bölgesinde yetişen muhaddislerden biri de Ebu Cafer ed-Deybüli‟dir.Deybüli, Hz. Peygamber‟in mektuplarını ilk toplayan kişi olarak bilinmektedir. Hind‟e h. 5. asır başlarında gelenler fıkıh, kelâm, felsefe ve şiirin ağırlık kazanmasına sebeb olmuşlardı. Yine de Şeyh İsmail ve Meşârık isimli meşhur kitabın müellifi Radıyuddîn Hasan b. Muhammed es-Sağânî gibi alimler hadis ilmini orada neşre çalışmışlardı.
Dekken‟de Behmenîler zamanında hadise ilgi gösterilmişti. Bilhassa Sultan Muhammed el-Behmenî Hind sultanlarının hadisin neşrine ilk ilgi gösterenleri olmuştu. O, büyük şehirlerde hadisle uğraşanlara aylık bağlatmıştı. Bu arada Safevîlerin İran‟daki şii baskısı, oradaki sünni alimlerin de Hind‟e göçmelerine ve diğer islâmî ilimler meyanında hadis ilmini oraya götürmelerine yol açmıştı. Bunlardan biri Sahîh-i Buhârî‟nin âli senedine sahip olan Şeyh Nureddin Ahmed eş-Şîrâzî idi. Hadis ilmi Hind diyarında 9. asır sonu, 10. asır başlarında geniş yayılma imkânı bulmuştu. Hicaz‟a gidip ilim tahsil eden birçok kimse dönüp buralara yerleşmiş ve uzun süre hadis tedris etmişlerdi. Bunlar arasında Vecîhuddin el-Mâlikî ile, Seyyid Refîuddin es-Safevî eş-Şîrâzî zikredilebilir. Hind, 10. asır ortalarında büyük bir hadisci görür: Şeyh Ali el-Muttakî. Ali el-Muttakî, Hicaz‟a gitmiş ve orada yıllarca ilim tahsil etmişti. En mühim eseri Kenzu’lUmmâl‟dır.Bu büyük alim birçok talebe yetiştirmişti. Bunlar arasında Şeyh Muhammed Tahir el-Fettenî önemlidir.Fettenî ‘nin
Tezkiretü’l-mevzuatadlı mevzu hadis kitabı ile Mecmua bihari’l-envarisimli hadis lugatı önemlidir. Hind‟de hadisin yayılmasında en çok Şeyh Abdulhakk b. Seyfuddin el-Buhârî ed-Dehlevî‟nin emeği geçmiştir. Onun bu husuta “O, hadis ilmini Hind‟de ilk yayan kimsedir!” denilecek kadar büyük hizmeti olmuştur. Onun 100‟den fazla eser yazdığı nakledilmektedir. Bunlardan biri el-Leme’ât şerhu’l-Mişkât‟dır. Yetiştirdiği talebeleri arasında oğlu Nûrulhakk da vardır. Bu oğlunun Sahîh-i Buhârî üzerine Teysîru’l-Buhârîisimli bir şerhi vardır. Bu dönemde Nakşibendiyye-Muceddidiyye tarikatının önderi İmam Rabbani diye tanınan Ahmed b. Abdulahad es-Serhendi ile oğlu, Mişkât şarihi Muhammed Saîd‟in de bu sahada hizmetleri geçmişti. Hicri 12., miladi 18. asra gelindiğinde Hind Altkıtasında hadis ilmi konusundaki faaliyetlerin daha da yoğunluk kazandığı,alimlerin hadis ilminineşrettikleri görülmektedir.Bazı alimler hicaza yerleşip hindistana dönmemişlerdir. Kütüb-i sitte üzerine yazdığı haşiyeleriyle tanınan Ebu‟l-Hasen es-Sindi ve Muhammed Hayat es-Sindi Hicaz‟a yerleşen Hindistanlı alimlerdendir. Yine başta hadis ilimleri olmak üzere bütün İslami ilimlerde önemli eserler veren Hind asıllı Muhammed Murtaza ez-Zebidi Kahire‟ye yerleşmiş ve orada vefat etmiştir .Bu bölgede hadis ilminde en köklü etkiyi yapmış olan, hiç şüphesiz, Şah Veliyyullah b. Abdirrahîm ed-Dehlevî dir. Bu büyük alim, Hicâz‟a gidip tahsil-i ilim ettikden sonra geri dönmüş ve kendisini ilim neşrine vermişti. O, bidatlere karşı büyük bir mücadele vermenin yanında nasslara da yeni bir bakış açısı getirmeye çalışmıştı. Eserleri arasında
Hüccetullahi’l-baliğa, izaletü’l-hafa, Muvatta şerhleri el-Müsevva ve el-Musaffa önemlidir. Bu dönemde Nezir Hüseyin ed-Dihlevi Delhi‟de Ehl-i Hadis Medresesini kurmuş; başta Muhammed Kasım Nanotevi ve Reşid Ahmed Gangohi olmak üzere diğer bir grup Kuzey Hindistan‟da bulunan Seharenpur yakınlarındaki Diyobend kasabasında “Ezheru‟l-Hind” olarak şöhret bulan Daru‟l-Ulum Diyobend Medresesi‟ni açmışlardır. Ehl-i Hadis medresesi mezhep taklidini reddedip, doğrudan hadislerle amel etmeyi ve içtihad yapmayı savunmuş ve bu çerçevede eğitimlerini sürdürmüş; Diyobend medresesi mensupları da Hanefi mezhebine bağlı olarak hadis eğitimine ağırlık vermiştir. Azimâbâdî‟nin Avnu’l-Ma’bud şerhu Süneni Ebi Davud (Ehl-i Hadis), Mübarekpûrî‟nin Tuhfetü’l-ahvezi şerhu Camii’t-Tirmizi Halil Ahmed Sehârenpûrî‟nin Bezlü’l-Mechud fi halli Ebi Davud , Keşmîrî‟nin Feyzu’l-bari , Bennûrî‟nin Meârifu’s-Sünen adlı Sünen-i Tirmizi şerhi, Muhammed Zekeriya el-Kandehlevi‟nin Evcezü’l-mesalik adlı Muvatta şerhi gibi önemli eserler bu dönemin ürünlerindendir. Bu dönemde Ahmed Rıza Han‟ın kurduğu Birelviyye ekolü ile bir grup alimin Leknev‟de açtıkları Nedvetü‟l-ulema Medresesi‟nde de diğer dini ilimler meyanında hadis eğitim ve öğretimi de verilmiştir. Bunlardan birincisinde de Hanefi mezhebi esas olmakla birlikte eğitimde tasavvufi renk ağır basmaktadır.Nedve ise temelde batı tarzı eğitim veren ve Hindistan‟da modernizmin babası olarak görülen Sir Seyyid Ahmed Han‟ın Aligarh Koleji ile geleneksel eğitim veren Diyobend Medresesi‟nin bir sentezi görünümündedir. Bu okuldan yetişen ve hadis ilmi çalışmalarına katkıda bulunan önemli şahsiyetler arasında, okulun kurucularından Şibli Numani, Seyyid Süleyman Nedvi ve Ebu‟l-Hasen Nedvi gibi isimler bulunmaktadır.
Mısır‟da Hadis Tartışmaları
19. asrın sonları ile 20. asrın başlarından itibaren Mısır‟da da hadisin dindeki yeri ve bize geliş yolunun sıhhati konusunda şüpheler ortaya atan Muhammed Abduh, ve takipçileri makale ve kitaplarında bu konudaki görüşlerini işlemişlerdir.Bu tartışmalar, Mahmud Ebu Reyye‟nin Advâ ale’s-Sünneti’l-Muhammediyyeadlı kitabıyla zirvesine çıkmıştır. Sünnetin güvenilmez olduğu, bize sahih yollarla gelmediği iddiları ihtiva eden ve Türkçe‟ye Muhammedi Sünnetin Aydınlatılmasıadıyla çevrilen bu eser yayımlandığı tarihte (1957) Mısır‟da büyük gürültü koparmış ve bir çok reddiye yazılmasına sebep olmuştur. Bunlar arasında Prof. Dr. Mustafa Sibai‟nin es-Sünne ve mekânetuhâ fi’t-teşrîi’l-islami(1960) adlı kitabı önemlidir. Aynı tarihlerde kaleme aldığı makalelerinde benzer görüşler dile getiren Pakistanlı yazar Fazlurrahman da karşılaştığı tepkiler sonucunda ülkesini terk ederek ABD‟ye yerleşmek zorunda kalmıştır . Son dönemde İslam dünyasında Mısır merkezli olmak üzere hadis ilmine önemli katkılar sağlayan çalışmalar da yapılmıştır. Bunlar arasında Muhammed Habibullah eş-Şinkiti‟nin Buhari ve Müslim‟in Sahihleri üzerine yaptığı düzenleme ve şerh çalışmaları ile Mahmud Muhammed Hattab es-Sübkî‟nin el-Menhelü’l-azbü’l-mevrud adlı Sünen-i Ebu Davud şerhi zikredilebilir. Yine Muhammed Fuad Abdülbaki ile Ahmed Muhammed Şakir‟in hadis kitaplarının ilmi neşri konusunda gösterdikleri gayretler de zikre şayandır. 20. asır sadece Mısır‟da değil başta Beyrut olmak üzere Fas‟tan Endonezya‟ya kadar bütün İslam dünyasında birçok hadis ve rical çalışmalarına sahne olmuştur. Bu konuda Nasıruddin el-Elbani ile Şuayb el-Arnaut gibi muhakkiklerin büyük gayretleri bulunmaktadır.
Belli Başlı Hadis Alimleri ve Çalışmaları
Ebu‟l-Hasenât Abdulhayy el-Leknevî: el-Leknevî’nin Nesebi Ebû Eyyûb el-Ensârî‟ye dayanır. Hanefi mezhebine bağlıydı. Hadisle alâkalı eserleri: et-Ta’lîku’l-Mumecced ala Muvattai Muhammed, el-Ecvibetu’l-Fâdıla, el-Âsâru’l-Merfû’a, er-Ref’u ve’t-Tekmîl.
Ahmed Zıyâuddin el-Gümüşhanevî:Eserleri:Râmûzu’l-Ahâdîs‟ Bu eserini Levâmiu’l-Ukûl adıyla şerhetmiştir.Garâibu’l-Ahâdîs, Bu eserini de Letâifu’l-Hıkem adıyla şerhetti.
Muhammed Cemâluddin el-Kasimî:Eseri:Kavâidu’t-Tahdîs
Tâhir b. Sâlih el-Cezâirî: Hadis eserleri bakımından dünyanın en zengin kütüphanelerinden biri olan Zâhiriyye Kütüphanesi‟ni kurdu. Hadise dair eserleri:el-Ukûdu’l-Âlî fi’l-Esânîdi’l-Avâlî, Tevcîhu’n-Nazar ilâ Usûli’l-Eser.
el-Keşmîrî: el-Keşmîrî, muhaddis, mufessir, fakîh, usûlcü, mutekellim, v.s. vasıflarına sahip olan bir alimdir.
Diyobend‟deki Dâru‟l-Ulûm Medresesi‟ne gitti. Burası Hindistan‟ın Ezher‟i gibi idi. Oranın Rabbânî alimlerinden, öncekilere ilaveten ilim ahlâk ve edeb güzelliği kazandı. Delhi‟de hocalık yaptı. Orada el-Medresetu’l-Emîniyyeismiyle, meşhur olan bir okul da açtı. Sonra tekrar Diyobend‟de kalıp hocalık yaptı. el-Keşmîrî‟nin eserlerinin çoğu talebelerinin tuttuğu notlardan meydana gelmiştir.Sahîh-i Buhârî şerhi Feyzu’l-Bârî mühimdir.
el-Kevserî: Makaleleri Makalâtu’l-Kevserî ismiyle bir kitapta toplanmıştır.
Ahmed Muhammed Şâkir: Nesebi Hz. Hüseyin‟e dayanır. İmam Şafiî‟nin er-Risâle‟sini ise çok güzel bir şekilde tahkik ve şerhedip yayımlamıştır. Sünenu’t-Tirmizî tahkiki ni yapmıştır.(yarım kalmış), Musnedu Ahmed‟i
tahkiki ni yapmıştır.(yarım kalmış)tır.
et-Tehânevî:Hanefi Hadis ekolü Diyobend’in 20. Asırdaki semerisidir. Hanefi mezhebinin hadis delillerini toplayıp 18 ciltlik i’lâu’s-Sünen‘i yazdı. İ’la‘ya 2 önemli mukaddime yazdı hadis usulüne dair mukaddimesi Kavâid fî Ulûmi’l-Hadis Hanefi usulüne dair mukaddimesi Ebu Hanife ve Ashabul Muhaddisun dur.
13.HAFTA: TÜRKİYE‟DE HADİS ÇALIŞMALARI1. Osmanlı Dönemi Hadis Çalışmaları:Osmanlının siyasî varlığını kazanmaya çalıştığı sıralarda Mısır ve Suriye‟de hadis biliminin büyük simaları eserlerini veriyorlardı. Sekizinci asrın büyük alimleri Birzâlî ,Mizzî ve Zehebî vefat ettiğinde, Osmanlı‟nın üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçmişti İbn Hacer el-Askalânî döneminde, Osmanlı eğitim sisteminde Daru‟l-Hadis medresesi kurulmuş bulunuyordu. Bundan sonra Osmanlı egemen olduğu her yere bir hadis okulu açmıştır.İlk Osmanlı Daru’l-hadisi I.Murad devrinde İznik’te Çandarlı Hayreddin Paşa tarafından yaptırılmıştır.Bu asrın en önde gelen ismi İbn Melek diye tanınan İzzeddin Abdüllatif‟tir.Tire‟de müderrislik yapan İbn Melek Osmanlı medreselerinde en çok okunan hadis kitaplarından olan Sâgânî‟nin Meşârıku’l-envâr’ı üzerine Mebâriku’l-ezhâr isimli şerhini yazmıştır.Daru‟l-hadislerinin en önemlilerinden birisi, II. Murad‟ın yaptırdığı Edirne Daru‟l-hadisi dir.Onun döneminde İslam dünyasının pek çok yerinden değerli alimler getirilmiştir.Fatih‟in hocası olan Molla Gürânî‟nin el-Kevseru’l-cârî ilâ riyâzi’l-Buhârî adlı Buhârî şerhi bu dönemin eserlerindendir.Gürânî, İstanbul’da kendi adına bir Darul-hadis de yaptırmıştır.II.Bayezıd döneminde Amasya‟dayaptırılan Abdullah Paşa Daru‟l-hadisi , Kânûnî devrinde yapılan Süleymaniye Daru‟l-hadisiönemli kurumlardır. Seydî Çelebi‟nin Mustahrec mine’l-Buhârî adlı hadis kitabı siyaset konuludur. Molla Lütfi de Ta’lika ale’lCâm’i’s-sahîh adlı bir hadis kitabı telif etmiştir. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethedip İstanbul‟a dönüşünde yanında pek çok alimi de getirmiştir.Bu olay Anadolu hadisçiliğinin gelişmesinde dönüm noktasıdır.Osmanlı dönemi Mısır‟ın hadisçileri arasında ilk akla gelen Münavî‟dir. Hadis sahasında önemli bir derleme olan Cem’u’l-fevâid adlı eserin sahibi Rüdânî ise Kuzey Afrika kökenlidir. Sultan III. Ahmed zamanında İstanbul‟a gelerek bir yıl kalan Aclûnî‟yi de unutmamak gerekir.Osmanlı Mısır‟ının en önemli isimlerinden biri de Murteza ez Zebîdî’dir.Tâcu’l-arûs isimli eserini tamamladığında Osmanlı Sultanı da bir nüsha sipariş etmiştir. Zebîdî‟den hadis kitapları için icazet isteyenler arasında Sultan I. Abdülhamid de vardır. Kanûnî döneminde İbn Kemâl‟in hadis alanında bir çok eseri bulunmaktadır.II.Selim devrinde padişahın hocası Ataullah Efendi tarafından Birgivi Mehmed Efendi adına Birgi‟de yaptırılan Ataullah Efendi Darul-hadisi Osmanlı medrese sisteminde önemli bir statüyü haizdi. Birgivî ‘de değerli bir ilim adamıdır. XVIII. asırda Osmanlı’da en önde gelen hadisçi Amasya’da doğan Yusuf Efendizâde’dir.Efendizâde bir Buhâri şerhi ve yarım kalmış bir Müslim şerhinin de sahibidir.Daha sonra Seyyid Ervâdî ve öğrencisi olan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhanevi sayılmalıdır. Gümüşhanevî‟nin Râmûzu’l-ahâdîs ile onun şerhi olan Levâmi’u’l-ukûl hadis eserleri vardır. Osmanlı’da Daru‟l-hadislerde okutulan eserler:Sahîhu’l-Buhârî,SahîhuMüslim,Bagavî‟nin Mesâbîhu’s-sünne, Sâgânî‟nin Meşâriku’l-envâr’dır.
2. Cumhuriyet Dönemi Hadis Çalışmaları: Dinî eğitim açısından fetret devri olarak isimlendirilebilecek olan 1920-1950′li yılları hadis çalışmaları açısından duraklama ve gerileme olmuştur. Ancak Diyanet İşleri Riyaseti, Türk milletinin dinini öğrenebileceği Murtezâ ez-Zebîdî tarafından yapılan Sahîh-i Buhârî ihtisarını tercüme ve şerh ettirerek yeni alfabe ile Türkçe‟ye kazandırma amacıyla Babanzade Ahmed Naim’i görevlendirmiştir. Ahmed Naim’in başlayıp ancak üç cildini tamamlayabildiği eser Kamil Miras tarafından tamamlanmış ve Diyanet İşleri Riyaseti tarafından 12 cilt olarak basılmıştır. Bu çalışma Cumhuriyet klasiklerinin arasına katılmıştır.Diyanet İşleri Başkanlığı‟nın klasik eserleri tercüme faaliyeti yavaş da olsa Riyâzü’s-sâlihîn ile devam etmiştir. 1950′li yıllarla kadar Diyanet İşleri Başkanlığı‟nın öncülük ettiği bu faaliyetin yanında 40 hadis geleneğinin ya da 101 veya 1001 hadis tercüme ve şerhinin yapıldığı görülmektedir. Ahmed Naim’in Kırk Hadis’ini veya Münir Selâmi Yurdatap’ın Binbir Hadis Tercümesi ve Tefsiri’ni buna örnektir.1950′den sonraki yıllarda ise hadis çalışmaları toparlanma sürecine girmiş, daha sonra ise olgunlaşmaya başlamıştır. 1960′lı yıllara kadar önceki yıllarda olduğu gibi belli rakamlarda hadisin tercüme ve şerh edilmesi en fazla başvurulan çalışma türü olmuştur.İleriki yıllarda temel klasiklere doğru bir kayış dikkat çekmektedir Ahmed Davudoğlu’nun tercüme ve şerh ettiği Bulûğu’l-Merâm ve Mehmet Sofuoğlu’nun yaptığı Sahîh-i Müslim ve Tercümesi buna güzel bir örnektir. Bu faaliyetler İmam Malik’in Muvatta’ının, Darimî’nin Sünen’inin Türkçe‟ye kazandırılmasıyla devam etti. Görüldüğü üzere 1967 sonrası seçme eserlerin değil de temel kaynakların tercümesine yönelinmiş, 1980 sonrası ise bu alanda altın çağ yaşanmış, hemen hemen bütün klasikler Türkçe‟ye kazandırılmıştır. Daha sonra tercüme faaliyeti alan itibariyle de genişlemiş ve tarih, usûl vb. konularda birçok önemli çalışma Türkçe‟ye çevrilmiştir. Hadis ilminin farklı branşlarındaki tercümeleri de yapılmıştır. Örnek olarak hadis ıstılahları konusunu ele alabiliriz. Bu konuda yapılan tercümeler dışında, telif olarak Talat Koçyiğit‟in Hadis Istılahları ,Abdullah Aydınlı‟nın Hadis Istılahları Sözlüğü ve Mücteba Uğur‟un Hadis Terimleri Sözlüğü adlı eserleridir.İmam Hatip okulları,yüksek İslam enstitüleri ve ilahiyat fakültelerinin açılmasıyla ders kitabı ihtiyacı artmıştır. Tayyib Okiç’in Bazı Hadis Meseleleri Üzerine Tetkikler,Hadis DersNotları,Hayrettin Karaman’ın Hadis Usûlü,Ali Özek’in Hadis Ricali,adlı çalışmaları örnektir. Bunları her branşla alakalı müstakil çalışmalar takip etmiştir.Örneğin Talat Koçyiğit’in Hadis Tarihi,İ. Lütfi Çakan’ın Hadis Edebiyatı adlı eserleri.Özetlediğimizde Türkiye Cumhuriyeti’ndeki hadisçalışmaları kitap makale ve tez çalışmaları olarak üç farklı türde ortaya çıkmıştır. Bunlardan kitap ve makale çalışmaları, telif, tahkikli neşir ya da tercüme olarak yapılmış ve yoğun olarak İstanbul ve Ankara gibi merkezlerde basılmıştır. Tez çalışmaları ise 1982 yılına kadar Ankara, İstanbul ve Erzurum başta olmak üzere üç merkezde yapılmış; 1982 sonrasında ise İlahiyat Fakülteleri‟nin bulunduğu diğer illerin de katılmasıyla, akademik çalışmaların yapıldığı merkezlerin sayısında önemli bir artış olmuştur.Genel olarak değerlendirildiğinde Türkiye Cumhuriyeti‟nin kuruluşundan 1950‟li yıllara kadar hadis çalışmaları ciddi bir durgunluk yaşamış, bu tarihten sonra ise yeni bir döneme girilmiştir.1960-70‟li yıllar telif ve tercüme açısından açılım yıllarıdır.1980lere gelindiğinde ise klasik hadis kitaplarının tercüme edilmesinin yanında, bunların Arapça baskıları da gerçekleştirilmiştir.

14. HAFTA
SAHİHLİKLERİ BAKIMINDAN HADİS KİTAPLARI VE BAZI MEŞHUR ALİMLERİN KİTAPLARINDAKİ HADİSLERİN DURUMU

Sahihlikleri Bakımından Hadis Kitapları:Bir hadisin Hz. Peygamber‟e ne derecede ait olduğunu araştırmak ve ona göre bir değerlendirme yapmak için her bir hadisin sahihlik açısından durumu esas olarak onların sened ve metinlerinin tek tek incelenmesi gerekir. Bununla birlikte herhangi bir hadis kitabındaki hadislerin sahihlik durumlarının genel olarak bilinmesi de faydadan hali değildir. Sahîhayn, Kütüb-i Hamse, Kütüb-i Sitte, Kütüb-i Tis‟a, Sünen-i Erba’a gibi ayrım ve düzenlemeler aslında bu amaca yöneliktir. Suyûti‟Cem’u'l-cevâmi’nin mukaddimesinde otuzdan fazla kitabı üç grup halinde kategorilere ayırmıştır: I- Rivâyetleri sahîh olanlar. II- Sahîh, Hasen ve Zayıf Hadisleri Beraberce İhtiva Eden Kitaplar. III- Rivâyetleri Zayıf Olan Kitaplar. Şah Veliyyullah ed-Dehlevî‟nin yaptığı sıralama daha fazla dikkat çekmiş ve kabul görmüştür.Onun bu beşli “tabakalandırması” şöyle zikredebiliriz:

1. el-Muvatta’, Sahîhu’l-Buhârî ve Sahîhu Müslim.

2. Müellifleri sıka, âdil, hadîsi bilen, ilkelerine titizlikle bağlı, kitapları sonraki alimler tarafından kabul görmüş ve üzerlerinde başka alimler tarafından çalışma yapılmış eserler. Bu kısma Ebû Dâvûd, Nesâî ve Tirmizî‟nin es-Sünen‟i. Ahmed b. Hanbel‟in el-Müsned’i .

3. Sahih, hasen, zayıf, ma„rûf, garib, şâzz, munker, maklûb hadîsler ihtiva eden müsned, câmi‟ ve musannaf türlerindeki eserler. Abd b. Humeyd ile Tayâlisî‟nin el-Musned‟leri, Abdurrezzâk ve İbn Ebî Şeybe‟nin el-Musannaf’ları, İbn Mâce, Dârimî ve Dârekutnî‟nin es-Sünen‟leri, İbn Hıbbân‟ın es-Sahîh‟i, Hâkim‟in el-Mustedrek‟i ile Beyhekî, Tahâvî ve Taberanî‟nin kitapları girer.

4. İlk iki tabakada bulunmayan, vâiz, bidatcı v.s. zayıf ravilerin rivayet etmiş oldukları veya mevkûf, maktû‟ ve isrâîlî olup da bazı ravilerin merfû’lara karıştırdıkları hadîsleri ihtiva eden eserler. Bu çeşit eserler arasında İbn Adiyy‟in el-Kâmil fi’d-Du’afâ’, İbn Hıbbân‟ın Kitâbu’l-Mecrûhîn, Ukaylî‟nin Kitâbu’d-Du’afâ’ isimli eserleri ile Hatîb el-Bağdâdî, İbn Asâkir, Hâkim, İbn Şâhîn, ed-Deylemî ve Ebu‟ş-Şeyh‟in kitaplarıdır.

5. Fakîh, tarihçi ve sûfîler arasında dolaşan ve ilk dört tabakadaki eserlerde aslı bulunmayan hadîslerle, ustaca uydurulmuş hadisler ihtiva eden eserler. Hadisçiler 1. ve 2. tabakadaki eserlere itimat ederler. 3. tabakadan ancak, ravileri tanıyan, hadîslerin illetlerini bilen yetkili alimler istifade edebilirler. 4. tabakadaki eserlerden istifade, muteahhırûn alimlerin bir çeşit ifratı sayılmış olup sadece bu tabakadaki kitaplarda bulunan hadîslere itimad edilmez. Genel bir kaide olarak, içlerinde sahîh, hasen, zayıf, münker her tür hadîs bulunduğu için sünen, musannef ve müsnedlerden ancak yetkili alim araştırma sonucu istifade edebilir. Kişi yetkili değilse bir alimin görüşüne veya güvenilir bir kaynağa başvurmalıdır.

Bazı Meşhur Alimlerin Kitaplarındaki Hadislerin Durumu:

Hadîslerin sahihlik ve zayıflık durumlarını genel olarak bilme hususunda, hadîs kitabı yazmış olan alimlerin özellikleri da bir kanaat verebilir.

Hâkim en-Neysâbûrî: Hadîsler hakkında hüküm verirken müsamahakâr davranan bir alimdir. Sahih

olduğunu söylediği birçok hadîsin zayıf, hatta mevzu‟ olduğu tesbit edilmiştir.

Ebû Nu’aym el-Isbehânî: Eserlerinde zayıf ve mevzû‟ hadîsler bulunabilmektedir.

Beyhekî: Eserlerinde zayıf hadîsler çoktur. Ahkâm dışındaki konularda rivayet ettiği hadîsler arasında birçok zayıf, hatta mevzû‟ hadîsin varlığı tesbit edilmiştir. Sünen‟inde bunlar azdır.

Hatîb el-Bağdâdî: Eserlerinde çokça zayıf ve mevzû‟ hadîs bulunur.

Gazzâlî: Eserlerinde zayıf ve mevzu hadîsler bulunmaktadır. ihyâ isimli eseri bu yönden tenkide uğradığında, hadîsçi olmadığını söyleyerek özür beyanında bulunmuştur.

Deylemî: el-Firdevs isimli eserinde sahih ve hasen hadîslerin yanında çokça mevzû‟ hadîs de bulunmaktadır.

İbnu‟l-Cevzi: Hadîsler hakkında yaptığı değerlendirmelerde ölçüsüz davranışları görülmektedir. Bir taraftan bazı zayıf, hatta hasen veya sahih hadîslerin uydurma olduğunu söyleyerek sertlik gösterirken, diğer taraftan ahlâka dair eserlerinde çok zayıf veya uydurma hadîsleri bile kullanmaktadır.

Munzirî: Eserlerinde zayıf hadîslerin yanında, az da olsa uydurmaya benzeyen hadîsler vardır.

Nevevî : Bazı eserlerinde çok az zayıf hadis vardır.el-Ezkâr isimli eserinde bu hadîslerin sayısı fazladır.

Zehebî: Başka alimlerin eserlerindeki hadisleri sıhhatleri açısından değerlendirmelerde bulunan Zehebî, el-Kebâir isimli eserinde çok müsamahakâr davranmıştır. Bu eserinde mevzû‟ hadis bile vardır.

İbn Kayyim el-Cevziyye:İbnü‟l-Kayyım‟ın da bazı eserlerinde zayıf ve mevzû’ hadisler bulunmaktadır.

İbn Hacer el-Askalânî: Eserlerinde zayıf hadis kullanmaz. Büyük eseri Sahîh-i Buhârî şerhi Fethu’l-Bârî’de asgari hasen hadis kullandığını söyler.

Suyûtî: Hadisleri değerlendirmede en müsamahakâr davranan alimlerden biridir. Eserlerinde mevzû’hadisler bile vardır el-Câmiu’s-Sağîr‟ine aldığı bazı hadislere,diğer eserlerinde bizzat kendisi uydurma hükmü vermiş.

İslam alimlerinin hüsn-i kabulle karşıladıkları, başta Buhârî ve Müslim‟in Sahîh‟leri ile diğer dört Sünen‟den oluşan Kütüb-i sitte dışındaki diğer eserlerde yer alan hadislerin sened ve metinlerinin tek tek incelenerek sahihlik ve zayıflık durumlarının ortaya çıkarılması gerekir ki bu da Hadis Usulü‟nün konusudur.

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.