7

Mart
2014

Diyanet Dhbt Sınavlarına Hazırlık Kitabı

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  1.211 Kez Okundu

SİYER ,TEFSİR;HADİS;FIKIH;KELAM;AHLAK;DİNLER TARİHİ;İSLAM TARİHİ;HİTABET
RESULULLAHIN HAYATI (571-632):
1-Hz. Muhammed (s.a.s.) Mekke’de doğdu. 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik hayâtının 13 yılı Mekke’de, 10 yılı da Medine’de geçti. Medine’de 63 yaşında vefât etti.
2- Siyer ve İslâm Târihi ile ilgili kitaplarda, Rasûlullah (s.a.s.)’in hayâtı, “Peygamberlikten (Bi’setten) öncesi” ve “Peygamberlik devri” diye iki devreye ayrılarak incelenmiştir. Peygamberlikten önceki hayatını da:
1- Çocukluk devresi (8 yaşına kadar olan süre),
2- Gençlik çağı (8-25 yaşına kadar olan devre),
3- Evlilik dönemi (25-40 yaşı arasındaki devre) olmak üzere genellikle üç bölüme ayırmışlardır.
3-Peygamber olduktan sonra, “Mekke Devri”nde geçen olayları incelerken, târihbaşı olarak, Peygamberliğin (Nübüvvetin) l. 2. veya 5 inci yılı gibi, Nübüvvetin başlangıcını; “Medine devri” olaylarında ise,-Hicretin, 1. 2. veya 3 üncü yılı şeklinde Rasûl–i Ekrem (s.a.s.)’in Hicret olayını esâs almışlardır.
4- Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı’nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke’nin doğusunda bulunan “Hâşimoğulları Mahallesi”nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu. Arapların takvim başı olarak kullandıkları “Fil Vak’ası”, Peygamberimiz (s.a.s.)’in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu.
5-Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in babası, Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah; annesi ise Vehb’in kızı Âmine’dir. Babası Abdullah, Kureyş Kabîlesinin Hâşimoğulları kolundan, annesi Âmine ise Zühreoğulları kolundandır. Her ikisinin soyu, bir kaç batın yukarıda, “Kilâb”da birleşmektedir. Her ikisi de Mekke’lidir.
6-Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Hz.İbrâhim’in büyük oğlu Hz. İsmâil’in neslindendir. Soyu Adnân’a kadar kesintisiz bellidir.(20) Adnân ile Hz.İsmâil arasındaki batınların sayısında neseb bilginleri ihtilâf etmişlerdir.
6-Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)’de hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti. Peygamberimiz (s.a.s.)’e, babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.
7-Başlangıçta çocuğu (3 veya 7 gün) annesi Âmine emzirdi. Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb’in azatlı câriyesi Süveybe tarafından emzirildi. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in devamlı süt annesi Hevâzin Kabîlesinin Sa’doğlulları kolundan Halîme oldu.
8-Hz.Muhammed (s.a.s.) süt annesi ve süt kardeşleri ile sonraki yıllarda dâima ilgilenmiştir. Halîme kendisini ziyârete geldiği zaman onu “anacığım” diyerek karşılamış, altına elbisesini yayarak, saygı göstermiştir.
9-Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşına kadar, süt annesinin yanında çölde kaldı. Dört yaşında Halîme çocuğu Mekke’ye götürerek annesine teslim etti. İslâm târihçileri, bu esnada “şakk-ı sadr” (göğüs açma) olayının meydana geldiğini, çocukta görülen bu gibi olağanüstü hallerin Halîme’yi endişelendirdiğini, bu yüzden çocuğu annesine teslime mecbûr kaldığını naklederler.
10-Peygamberimizin hayâtının sekiz yaşından yirmibeş yaşına kadar olan dönemine “gençlik devresi” denilir. Bu devrede Rasûlullah (s.a.s.) amcası Ebû Tâlib’in yanında, onun himâyesi altında bulunmuştur.
11-Kureyşin Esed oğulları kolundan Huveylid kızı Hatice zeki, dirâyetli, şeref ve asâlet sâhibi, 39-40 yaşlarında zengin ve güzel bir hanımdı. Daha önce iki defa evlenmiş ve dul kalmıştı. Kureyşin ileri gelenlerinden pek çok isteyenler olmuş, fakat hiç biri ile evlenmemişti. Güvendiği kimselere sermâye vererek ticâret ortaklığı yapıyor, böylece servetini artırıyordu. Yüksek ahlâk ve âli-cenâblığı sebebiyle, kendisine Müslümanlıktan önce “Tâhire” denildiği gibi, sonra da “Haticetü’l-Kübra” denilmiştir. Hz. Hatice bir ticâret kafilesiyle Peygamberimiz (s.a.s.)’i Şam’a gönderdi. Kölesi Meysere’yi de hizmetine verdi. Fakat Hz. Peygamber (s.a.s.) Şam’a kadar gitmedi; malları Busra’da satarak geri döndü. Çünkü Bahîra’nın ölümünden sonra yerine geçen Râhip Nestûra da, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Şam’a gitmesini uygun bulmamıştı.Üç ay kadar sonra, Hz. Muhammed (s.a.s.) beklenilenin çok üzerinde kazanç elde ederek döndü. Hz. Hatice, bu büyük insanın emniyet, dürüstlük ve gayretine hayran oldu. Daha sonra araya vasıtalar girdi; evlenmeleri kararlaştırıldı. Bu esnâda Hz.Muhammed (s.a.s.) 25, Hz Hatice ise 40 yaşlarındaydı.
12-Peygamberimizle Hz.Haticenin Nikâhı, Hatice’nin amcazâdesi, Varaka oğlu Nevfel tarafından Hz. Hatice’nin evinde kıyıldı. Ebû Tâlib ile Varaka birer hitâbede bulunarak, her iki âilenin üstünlük ve meziyetlerini dile getirdiler. Esâsen, Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Hz. Hatice’nin nesebleri Kusayy’da birleşir.
13-Hz.Haticenin Mehiri:Hz. Hatice’ye 20 dişi deve mehir verildi. Nikâhtan sonra develer kesilerek dâvetlilere ziyâfet çekildi.
14-Peygamberimiz (s.a.s.)’in Hz. Hatice’den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla, Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu. Arablarda ilk çocuğun adı ile künyelendirme âdet olduğundan Hz.Peygamber (s.a.s.)’e de “Ebü’l-Kasım” denildi. Kasım ile Abdullah küçük yaşta öldüler. Kızları büyüdüler. Fakat Fâtıma’dan başka hepsi de babalarından önce vefât ettiler. Yalnız Fâtıma, Peygamber (s.a.s.)’in vefâtından sonra altı ay daha yaşadı.
15-Hz. Ali ile evlendirdi. Hasan ve Hüseyin, Hz. Fâtıma’nın çocuklarıdır. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’in nesli, Hz. Fâtıma ile devâm etmiştir.
16-Peygamberimiz (s.a.s.)’in Mısırlı eşi Mâriye’den de İbrâhim adlı bir oğlu olmuş, fakat Hicretin 10′uncu yılında henüz iki yaşına girmeden ölmüştür.
16-Hz. Muhammed (s.a.s.) 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik devresinin 13 yılı Mekke’de, 10 yılı Medine’de geçti. Bu itibârla Peygamberlik devresinin:
a) Nübüvvet’den Hicret’e kadar devâm eden 13 yıllık süresine “Mekke Devri” (610- 622);
b) Hicretten vefâtına kadar olan 10 yıllık süresine de “Medine Devri” (622-632) denir.
17-Eskiden beri Mekke’deki hanîf ve zâhitler, recep ayında inzivâya çekilirlerdi. Her biri, Mekke’nin 3 mil (bir saat) kuzeyinde Hira (Nûr) dağında bir köşeye çekilir, tefekküre dalardı.
18-Peygamberimize ilk vahiy geldikten sonra;Hatice daha sonra Hz. Peygamber (s.a.s.)’i amcazâdesi Nevfel oğlu Varaka’ya götürdü. Varaka hanîflerdendi. Tevrât ve İncil’i okumuş, İbrânî dilini ve eski dinleri bilen bir ihtiyardı. Varaka Peygamberimiz (s.a.s.)i dinledikten sonra: -”Müjde sana yâ Muhammed, Allah’a yemin ederim ki sen Hz. İsâ’nın haber verdiği son Peygambersin. Gördüğün melek, senden önce Cenâb-ı Hakk’ın Musâ’ya göndermiş olduğu Cibril’dir. Keşki genç olsaydım da, kavmin seni yurdundan çıkaracağı günlerde sana yardımcı olabilseydim… Hiç bir Peygamber yoktur ki, kavmi tarafından düşmanlığa uğramasın, eziyet görmesin…” dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü.
19-İslamda ilk İbadet:İslâmda Allah’a imândan sonra ilk farz kılınan ibâdet, namazdır. İkinci vahiy ile el-Müddessir Sûresinin ilk âyetlerinin indirilmesinden sonra, Mekke’nin üst yanında bir vâdide, Cibril (a.s.), Rasûlullah (s.a.s.)’e gösterip öğretmek için abdest almış, peşinden Cibril’den gördüğü şekilde Rasûlullah (s.a.s.) de abdest almıştır. Sonra Cibril (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e namaz kıldırmış ve namaz kılmayı öğretmiştir.Eve dönünce Rasûlullah (s.a.s.) abdest almayı ve namaz kılmayı eşi Hz. Hatice’ye öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi birlikte cemâatle namaz kılmışlardır.
20-İlk Müslümanlar:”İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.” (Vâkıa Sûresi, 10) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e ilk imân eden ve O’nunla birlikte ilk defa namaz kılan kişi, eşi Hz. Hatice oldu. Daha sonra evlâtlığı Hârise oğlu Zeyd. ve amcasının oğlu Hz. Ali Müslüman oldular.
21-Hz. Ebû Bekir’in Müslüman olmasıyla, Peygamberimiz (s.a.s.) büyük bir desteğe kavuştu. Onun gayret ve delâletiyle, Mekke’nin önemli şahsiyetlerinden Affân oğlu Osmân, Avf oğlu Abdurrahman, Ebû Vakkas oğlu Sa’d, Avvâm oğlu Zübeyr, Ubeydullah oğlu Talha da Müslümanlığı kabûl ettiler. Hz. Hatice’den sonra Müslüman olan bu 8 zata “İlk Müslümanlar” (Sabıkûn-i İslâm) denilir.
22-İlk vahiy ile ikinci vahiy arasında geçen “fetret-i vahy” süresinin ne kadar devâm ettiğine dâir rivâyetler 15 gün ile 3 yıl arasında değişmektedir.
Olayların seyrine göre, 1-2 aydan daha çok olmaması gerekir. 2-3 yıl gibi uzun süre olduğunu söyleyenler, “gizli dâvet” süresi ile “fetret-i vahy”i ayıramamış olmalıdırlar.
23-Peygamber (s.a.s.) Efendimiz ilk üç yıl halkı gizlice İslâm’a dâvet etti. Yalnızca çok güvendiği kimselere İslâm’ı açıkladı. Başta Hz. Ebû Bekir olmak üzere, Hak dini kabul etmiş olanlar da, el altından güvendikleri arkadaşlarını teşvik ediyorlardı. Bu üç yıl içinde Müslümanların sayısı ancak 30′a çıkabildi. Bunlar ibâdetlerini evlerinde gizlice yapıyorlardı.
Peygamberliğin dördüncü yılında (614 M.) inen: “Sana emrolunan şeyi açıkca ortaya koy, müşriklere aldırma”. (el-Hicr Sûresi, 94) anlamındaki âyet-i celile ile İslâm’ı açıktan tebliğ etmesi emrolundu. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) halkı açıktan İslâm’a dâvete başladı.
Açık dâvetin başlamasından sonra, halkla daha kolay temas edebilmek için Rasûlullah (s.a.s.), kendi evinden, Safâ ile Merve arasında işlek bir yerde bulunan “Erkam”ın evine taşındı. Bir çok kimse bu evde İslâm’la şereflendiği için bu eve “Dâr-ı İslâm” denildi.
24-Alay ve hakaret Dönemi :Kureyşliler başlangıçta Hz. Muhammed (s.a.s)’in Peygamberliğini önemsememiş göründüler. İmân etmemekle beraber, putlar aleyhine söz söylemedikçe, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in dâvetine ses çıkarmadılar. Yalnızca, Rasûlullah (s.a.s.)’i gördüklerinde, “İşte gökten kendisine haber geldiğini iddia eden…” diyerek eğlendiler. Müslümanları alaya alıp küçümsediler. Böylece “alay devri” başlamış oldu.
25- İşkence Dönemi Başladı:
a) Kureyş’in Ebû Tâlib’e Başvurması:
b) Kureyş’in Hz.Peygamber (s.a.s)’e Başvurması
c) İlk Müslümanların Gördükleri Eza ve Cefalar
26-HABEŞİSTANA HİCRET :”Zulme uğradıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri, and olsun ki, dünyada güzel bir yerde yerleştiririz. Âhiret ecri ise daha büyüktür.” (en-Nahl Sûresi, 41)
a) Habeşistan’a İlk Hicret Edenler (615 M.)
b) İkinci Habeşistan Hicreti (616 M.)
27- Hz. Hamza’nın Müslüman Olması :Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe’den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardeştir. Mekke Devri’nin 6′ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur.
28-Hz. Ömer’in Müslüman Olması :Hz. Peygamber (s.a.s.) Safâ semtinde Erkâm’ın evindeydi.
Ömer’in silahlı olarak geldiğini gören Müslümanlar telaşlandılar. Yalnızca, Hz. Hamza:
-İyilik için gelirse ne âlâ, aksi halde geleceği varsa, göreceği de var, telâşa gerek yok… dedi. Sağından ve solundan iki kişi tutarak Rasûlullah (s.a.s.)’in huzuruna götürdüler. Ömer, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in önünde diz çökerek şehâdet getirdi. Orada bulunanlar sevinçlerinden hep birden tekbir getirdiler. Safâ tepesinde yükselen “Allâhü Ekber” sadâsı ile Mekke ufuklarını çınlattılar.
Ömer:
-”Kaç kişiyiz”? diye sordu.
-”Seninle 40 olduk,” dediler. Ömer:
-”O halde ne duruyoruz”? Hemen çıkalım, Harem-i Şerîf’e gidelim, dedi. Bütün Müslümanlar toplu halde Kâbe’ye gittiler.
29-Hz.Hamze ve Hz.Ömerin Müslüman Olmalarının Önemi:Hamza ve Ömer’in Müslüman olmalarıyla, İslâm’ın yayılması hız kazandı. Daha önce 6 yılda sayıları ancak 40 kişiye ulaşabilmişken bir yıl sonra Müslümanların sayısı 300′ü geçmiş, bunlardan 90 kişi Habeşistan’a hicret etmişti.
30-Mekke Devri’nin 7′nci yılı (616 M.) Muharrem ayında Kureyş ileri gelenlerinden 40 kişi Ebû Cehil’in başkanlığında toplandılar. Hâşim oğullarıyla alış-veriş yapmamağa, kız alıp-vermemeğe, görüşüp buluşmamağa, ekonomik ve sosyal her türlü ilişkiyi kesmeğe karar verdiler. Bu kararı bir ahidnâme şeklinde yazıp mühürlediler ve bir beze sararak Kâbe’nin içine astılar. Böylece Müslümanları canlarından bezdirip Hz. Peygamberin kendilerine teslim edileceğini umdular. Karara aykırı hiç bir şey yapmayacaklarına dâir yemin ederek karar hükümlerini müsâmahasız uygulamağa başladılar. Bu karardan sonra, şurada-burada dağınık halde olan bütün Müslümanlar Ebû Tâlib mahallesi’nde Hâşimî’lerle birleştiler. Ebû Leheb, Hâşimî’lerden olduğu halde, müşriklerle beraber oldu ve mahalleden çıktı. Ebû Tâlib, Müslüman olmadığı halde, Müslümanların başına geçti. Hz. Peygamber de üç yıldan beri ikamet etmekte olduğu Erkâm’ın evinden, Ebû Tâlib Mahallesine taşındı. Müslümanlar burada üç yıl (616-619 M.) abluka altında kaldılar.
31- Acıklı Günler :Müslümanlar abluka altında kaldıkları bu üç yıl içinde çok sıkıntı çektiler. Yeteri kadar erzâk temin edemedikleri için, açlıktan ağaç yapraklarını yediler. Bazı küçük çocuklar, gıdasızlıktan öldü. Ebû Cehil gece-gündüz Ebû Tâlib Mahallesi’ne girip çıkanları kontrol ediyor, mahalleye gizlice yiyecek maddesi sokulmasına imkân vermiyordu. Hamza ve Ömer gibi cesûr olanların dışında kimse çarşıya çıkıp alış-veriş yapamıyordu. Sa’d İbn Ebî Vakkas, bir defa bulduğu bir deri parçasını ıslatmış, ateşte kavurarak yemişti. Kadınların ve çocukların açlıktan feryatları mahalle dışından duyuluyordu. Müslümanlar yıllık yiyecek ve diğer ihtiyâçlarını ancak “eşhür-i hurum” denilen kan dökülmesi yasak dört ayda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) temin etmeğe çalışıyorlardı. Peygamber Efendimiz de dâvet ve tebliğ vazifesini, özellikle Mekke’ye dışarıdan gelenlere ancak bu aylarda yapabiliyordu.
32-Müslümanlar üç yıl süren bu boykot esnâsında dayanılmaz sıkıntılara katlandılar. Fakat Kureyş bundan da hiç bir netice alamadı.
33-Ebu Talib ve Hz.Haticenin vefatları:Müslümanlar ablukadan kurtuldukları için sevindiler. Çektikleri sıkıntıları unutmağa başladılar. Fakat sevinçleri uzun sürmedi. Boykotun kalkmasından 8 ay kadar sonra, iki büyük acı ile karşılaştılar. Mekke Devri’nin 10′uncu yılı Şevvâl ayında önce Ebû Tâlib, üç gün sonra da Hz. Hatice vefât etti. En büyük desteği olan, sevdiği iki insanı peşpeşe kaybettiği için Rasûlullah (s.a.s.) çok üzüldü. Bu sebeple Mekke Devri’nin 10′uncu yılına “Senetü’l-huzn” (Hüzün yılı ) denildi.
34- İkinci Akabe görüşmesinden sonra, Mekke Devri’nin 11′inci yılı Recep ayının 27′inci gecesi (Hicretten 19 ay önce) Peygamber Efendimizin “İsrâ ve Mîrâc” mûcizesi gerçekleşti. İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir bölümünde cereyân ettiği ve Rasûlullah (s.a.s.) bu gece semâlara ve yüce makamlara yükseldiği için bu mûcizeye “İsrâ ve Mîrâc” denilmiştir.
35-Hicrî yılbaşı Muharrem ayı ile başlar.
36-Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar ,Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
37-Hicrî takvim, Peygamber Efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ay hesabına dayanan takvimdir. Hz.Ömer tarafından başlatılmıştır. Milâdî takvim ise Hz. İsa’nın doğumuyla başlar ve güneş yılı esa¬sına göre düzenlenmiştir.
38-Hicret,Peygamberimizin Mekke’den Medineye göç etmesidir. (622)
39-Peygamberimiz Mekke’de emanetleri dağıtmak için kimi yerine Hz.aliyi bırakmıştı
40–Peygamberimiz Hz.Ebubekirle beraber hicret etmiştir.
41- Peygamberimiz Medine’de Ebu Eyyüb el-Ensarî’nin evinde misafir oldu.
42- Mekke’den göç ederek Medine’ye gelen müslümanlara “Muhacir” denir.
43- Medine’nin yerli halkına da, muhacirlere yardım ettiklerinden dolayı “Ensar” denildi
44-Bedir Savaşında,14 müslüman şehit oldu ve 70 kafir öldürüldü.
45- Uhut savaşında şehit olan müslümanların sayısı 72 müslüman şehit olmuştur.
46- Ezanı rüyasında gören sahabe Abdullah Bin Zeyd
47- Peygamber Efendimiz(s.a.v.)in son katıldığı savaş Tebuk savaşı.
48-Ebu Dücane,Uhut savaşında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in kılıcıyla savaşan sahabe
49-Mekke ,Hicretin 8. Yılı Ramazan ayının 17.sinde. fethedildi.
50-Hudeybiye savaşı Hicretin 6. Yılında oldu.
51-Hayber savaşı Hicretin 7. Yılında oldu.
52Hendek savaşı Hicretin 5. Yılında oldu.
53- Ravza-i Mudahhara ,Peygamberimiz (s.a.v.)in kabri ile minberi arasına denir.
54-Rasulüllah (s.a.v.)in yaşadığı çağa Asr-ı Saadet (mutluluk yılları) denir.
55- Hz. Muhammed (s.a.v.)e peygamberlik gelmeden önce müşriklerle Fakirleri
koruma ve kalkındırma adı verilen bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya Hif-ul Fudul
56- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)i vefatından sonra Hz. Ali yıkadı.
Kur’ an Bilgileri
-Tilavet secdesi ile biten sureler : Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
-Sure kelimesiyle başlayan sure Nur Süresi
-Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresi
-Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi
-İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresi
-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
-”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
- Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
-Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi
-Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi
- Uhud gazvesini anlatan süre Ali imran 121-190
- Hendek gazvesini anlatan süre Ahzab 9-27
-Tebük gazvesini anlatan süre Tevbe 38-125
- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre Tevbe 40
-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
-Musa a.s ile Hızır a.s kıssasını anlatan süre Kehf 60-82..
-Hicr:Medinenin kuzeyinde vaktiyle Semud kavminin yaşadığı bir yerin adıdır.
-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.
- Kuran da zikredilen en büyük rakam :100 bin rakamı saffat suresi 147. ayet ,en küçük rakam 1/10 Sebe:45
-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
-İçerisinde ‘ Beni Nadir ‘ olayı geçen sure Haşr Suresi
-Yolculukta namazın kısatılması ile ilgili ayet Nisa-101
- Kur’an’ı Kerim’in Mücadele suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır.
-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın Hz. Meryem.
-Kur’an’ın inzâli, 23 senede tamamlanmıştır.
-Kur’ân-ı Kerim’de 114 sûre vardır.
-İlk sûre Fâtiha sûresi, son sûre ise Nas sûresidir.
-Bazen bir surenin birden fazla isminin olduğu görülür.
İnsan – Dehr
Fatır – Melaike
İsra – beni İsrail
- Bazen iki veya daha fazla sureye bir isim verilmiştir.
Zehrevân: Bakara ve Ali-i İmran surelerine denilmektedir ki, iki parlak sure anlamına gelmektedir.
Muavvizetân: Felak ve Nass surelerine denmektedir.
Muavvizât: İhlâs, Felak ve Nass surelerine denmektedir.
Müsebbihât: Hadîd, Saff, Cum’a, Teğâbûn ve Âlâ surelerine denmektedir.
-Surelerin Tasnifi: Es-Seb’u’t-Tuvel: En uzun yedi sure demektir. Fatiha’dan sonra gelen 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. süreler olan Bakara, Ali-i İmran, Nisa, Mâide, En’âm, A’râf, Enfâl-Tevbe sureleridir
-El-Miûn: Birinci grubu takip eden ve âyet sayıları 100’e yaklaşan veya biraz geçen surelerdir.
-El-Mesânî: Âyet adedi bakımından el-Miûn’dan sonra gelenlerdir.
-Kur’ân-ı Kerîm’deki en uzun sûre Bakara sûresidir. En uzun âyet ‘deyn’ âyeti diye de adlandırılan ve borçlarla ilgili hükümlerden sözeden Bakara 282 âyettir. En kısa âyet ‘Ve’d- Duhhâ / Ve’l-Fecr’âyetleridir. Kur’ân-ı Kerîm’deki en uzun kelime ‘Feeskaynâkümühü / el-Hicr-22’
TEFSİR NOTLARI
1-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
2-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
3-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
4-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
5-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
6- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
7-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
8-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
9-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
10-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
11-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
12-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır? Kıraatı Asım.
13-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
13-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
14-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir..
15-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
16-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
17-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
18- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
19-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle b20-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
21-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
22-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.” ( Vakıa Suresi, 77-79)
23- Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
24-Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
25-İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
26-Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
27- Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
28-İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
29-İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
30-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
31- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
32- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
33-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
34- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
35- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
36- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
37-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
38- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir.
39-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir.
42-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
43-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
44-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
45-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
46-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
47- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
48-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir.
gözüyle bakmaktır.
49-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
50-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir.Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir.
HADİS BİLGİSİ
HADİS: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘e isnad edilen söz, fiil, takrîr ya da niteliktir.
SÜNNET: Yol, hal, tavır, gidiş, gidişat, çığır, hüküm, yaşayış modeli, tabiat, şeriat,alışılmış yol.
İstılah olarak, Hadîs’in müterâdifi olarak, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in söz, fiil, takrir, şemâil, ahvâl vs. her şeyini ifâde için kullanılmıştır.
ESER:, Sahabiye ya da tabiîye isnad edilendir. Bazan kayıtlı olarak Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘e isnad edilenin kastedildiği de olabilir. Bu durumda: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘den rivayet edilen eserden… diye söylenir
HABER: Hadis anlamındadır. Hadis için yapılan tanım gözönünde bulundurularak nasıl tanımlanacağı da bilinmiş olur. Haberin Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘e de, başkasına da isnad edilen rivayet olduğu da söylenmiştir. Bu durumda haber hadisten daha genel ve kapsamlı olur
Hz.Muhammed ve sahabe dönemi ve ilk yazılı hadis belgeleri
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde hadîslerin en sağlam tesbit yolu şüphesiz yazı idi. Ancak hadîslerin yazı ile tesbitine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ne derece yer verdi veya vermedi bir kaç cümle ile ifâde edilecek bir konu değildir. Mevzuyu aydınlatacak bir kısım teferruata inmek gerekecek. Zira bazı rivâyetler Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in hadîs yazmayı yasakladığını ifâde ederken, diğer bazı rivâyetler de, tam aksine yasaklamadığını ve hatta teşvîk ettiğini ifâde etmektedir. Ayrıca, bir kısım sahâbelerin hadîsleri yazdığına dair ve hatta yazdığını Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a kontrol ettirdiğine dair rivâyetler var.
Hadîs Yazan Sahabeler:
1-Abdullah İbnu Amr İbni’l-As’ın Sahîfe-i Sâdıka’sı: Abdullah İbnu Amr İbni’l-As hadîs yazan sahâbelerin başında gelir. Yazdığı mecmûaya “Sahîfe-i Sâdıka” demiştir
2- Ebu Hüreyre’nin Sahife-i Sahîha’sı: Bazı rivâyetler Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)’nin, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’tan işittiği hadîslerini yazdığını ifâde etmektedir. Bu sahifenin ismi Sahife-i Sahîha’dır.
3- Hz. Ali’nin Sahîfesi:Sahâbeler tarafından hadîslerin yazılmış olduğuna en muknî delillerden biri budur. Başta Buharî ve Müslim’in sahîhleri olmak üzere en muteber kitaplarda gelen muhtelif rivâyetler Hz. Ali (radıyallahu anh)’nin kılıcının kabzasına asmış olarak beraberinde taşıdığı yazılı bir tomardan bahseder.
4- Câbir İbnu Abdillah Sahîfesi:Zehebî, bu sahîfenin menâsik-i hacc üzerine olduğunu zikreder.
5-Enes İbnu Malik’in Sahifesi:Bağdâdî’nin Takyîdu’l-İlm’de kaydettiği bir rivâyete göre, Enes (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’tan bütün işittiklerini yazmış ve sonra da Resûlullah ‘a arzetmiştir.
6- Abdullah İbnu Abbâs’ın Sahîfeleri:İbnu Abbâs (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın vefatında yaşça küçük idi. Ancak ilim ve bilhassa hadîs hususunda büyük bir aşk sahibi idi. Beraberinde yazı levhaları olduğu halde ilim meclislerinde dolaşır hadisleri yazardı. İbnu Abbâs, hadîs alabileceği zatları da birer birer ziyaret edip, sorar ve onlardan da yazardı. Vefat ettiği zaman bir deve yükü kitap bıraktığı tevâtüren rivâyet edilmiştir. Onun bu kitapları elden ele dolaşmıştır.
Bunlardan başka Sa’d İbnu Ubâde el-Ensârî, Abdullah İbnu Ömer, Abdurrahman İbnu Ebî Evfa, Mugire İbnu Şu’be, Abdullah İbnu Mes’ud (radıyallahu anhüm ecmain) gibi daha bir kısım sahâbenin hadîsleri yazdıklarına dair rivâyetler mevcuttur
Tedvîn Nedir?
lügat olarak cem edip kitap hâline koymak mânasına gelir.
Istılahı olarak, hadîslerin resmen yazılıp kitap haline konması demektir. Tedvîn işi, Emevi halifelerinden Ömer İbnu Abdilaziz’le başlar. Dindarlığı ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın sünnetine düşkünlüğü ile meşhur olan Ömer İbnu Abdilaziz (rahimehulllah), sünneti bilen Ashab neslinin, arkadan da büyük alimlerin çeşitli sebeplerle birer birer hayattan çekilmelerini görerek hadîsin kaybolacağından endişe eder. Medine’deki Kadısı Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm’e şunu yazdı: Bir bak! Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem hadisinden neler varsa onları yaz. Çünkü ben ilmin kaybolacağından, alimlerin çekip gideceklerinden korkuyorum. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in hadisi olmadıkça da kabul etme. İlmi yayınız ve bilen bilmeyene öğretsin diye ilim meclislerinde otursunlar. Çünkü ilim gizli saklı tutulmadıkça kaybolup gitmez.
Aynı emirleri İslam dünyasının diğer bölgelerine de yazdı. Sonra Muhammed b. Şihâb ez-Zührî’ye bunları tedvin etmesi emrini verdi.
Böylelikle hadise dair ilk eser tasnif eden kişi mü’minlerin emiri Ömer b. Abdu’l-Aziz’in emriyle Muhammed b. Şihâb ez-Zührî olmuştur. Allah ikisine de rahmet eylesin. Bu da hicri 100. yılın başlarında olmuştu. Daha sonra insanlar peşpeşe hadis eserleri derlediler ve hadis tasnifinde çeşitli yollar izlediler.
Tedvîne Sevkeden Sebepler:
1-Ulemânın inkırazı ile hadîslerin yok olma endişesi
2-siyasî ve mezhebî ihtilaflar sebebiyle hadîs uydurma faaliyetlerinin artmasıdır.
Tedvîn’in Cereyan Tarzı:
Rivâyetler, Ömer İbnu Abdilazîz’in, meseleyi bir tamimle bırakmayıp, tedvîn çalışmalarını titizlikle takip ettiğini göstermektedir. Meselâ merkezde, bu işte çalışacak, hususî katipler tutulmuştur. Sözgelimi Hişâm İbnu Abdilmelik, İbni Şihâb ez-Zührî:[Hicri 50-123} Zührî'nin emrine iki kâtip vermiştir. Bunlar tam bir yıl boyu Zührî'nin hadîslerini yazmışlardır.
Tedvîn faaliyetlerine, halife Ömer İbnu Abdilazîz (rahimehullah) bizzât katılmış, elinde defter kalem namazlara devam etmiş, namazlardan sonra teşkil edilen ders halkalarına oturarak Avn İbnu Abdillah'dan, Yezîb İbnu'r-Rakkâşî'den hadîs yazmıştır.
Tedvîn sırasında, sâdece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a nisbet edilen rivâyetler değil, Sahâbe hazerâtından ve Tâbiîn'den rivâyet edilen âsâr da bâzı muhaddislerce "sünnet" mefhumuna dâhil edilerek yazılmıştır.
Halife'nin, emriyle taşrada yazılan hadîsler defterler hâlinde merkeze gönderilmekte, orada çoğaltılarak tekrar İslâm beldelerine yollanmaktaydı.
Tedvîn Sayılmayan Bazı Yazma Vak'aları:
1- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in bıraktığı yazılı vesikalar tedvîn değildir.
2- Başta Abdullah İbnu Amr İbni'l-As tarafından yazılmış olan Sahife-i Sâdıka, diğer bazı sahâbîler tarafından yazıldığını belirttiğimiz hiçbir sahîfe tedvîn sayılmaz.
3- Hz. Mu'âviye (radıyallahu anh)'nin, Muğire İbnu Şube'ye mektup göndererek "namazın ardından Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın nasıl bir dua okuduğunu işitti ise kendisine yazmasını" istemesi ve bu talebe Muğire'nin yazılı olarak cevap vermesi de bir tedvîn değildir.
4- Keza Emevî halifesi Abdülazîz İbnu Mervân, Mısır vâlisi iken, Humus'ta bulunan -ve yetmiş kadar Bedîr ashabını gördüğü belirtilen- Kesîr İbnu Mürre'ye "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashâbından (radıyallahu anhüm) işittiği hadîsleri kendisine yazması"nı bir mektupla taleb etme vak'ası da bir tedvîn değildir
İlk Hadıs Tedvin Eden :Zührî:
Ebu Bekr Muhammed İbnu Müslim İbni Ubeydillah İbni Şihâb ez-Zührî:Hicri 50-123 yılları arasında yaşamıştır. Doğumu için, 50, 51, 56, 58; ölümü için de 123, 124, 125 gibi farklı yıllar ileri sürülmüştür. Ölümünde 72 yaşında idi. Medîne âlimlerindendir. Abdullah İbnu Ömer, Abdullah İbnu Câfer, Câbir İbnu Abdillah, Enes İbnu Mâlik, Sehl İbnu Sa'd gibi sayısı ona ulaşan sahabe ve A'rec, Atâ, Alkame, Urvetu'bnu Zübeyr, Amrâ bintu Abdirrahman gibi çok sayıda Tâbiîn'den hadîs dinlemiştir.
Tasnif Nedir?
Tasnif, sınıflara ayırmak, sınıflamak demektir. Yani, tedvîn devrinde, sıhhat durumu ve ifâde ettiği muhteva nazar-ı dikkate alınmadan yazıya geçirilmiş olan karma-karışık hadîs malzemesinin, belli maksadlarla ayrılması, istenilen istikamette istifadeyi kolaylaştıracak şekilde yeni düzenlere, nizamlara sokulması, sistem kazandırılması demektir.
Tasnîf faaliyetlerini, ikinci asrın birinci çeyreğinden başlatmak bile mümkündür. Zira, ilk te'lîf edilen eserlerden sayılan Mecmû'ul-İmâm-ı Zeyd'de hadîsler, fıkıh bablarına göre tanzim edilmiş durumdadır.Bu devre, en kıymetli eserlerini üçüncü asır içerisinde Kütüb-i Sitte ile vermiş olmakla beraber, yine râvilerden, seyahatlerle, derlemek suretiyle ortaya konan Taberânî'nin mu'cemleri örneğindeki bazı orijinal eserler göz önüne alınınca dördüncü hicrî asrın ortalarına kadar devam ettiği söylenebilir.
TASNÎFÇEŞİTLERİ
1- ALE'L-EBVAB:Bu,hadîslerin fıkhî bablara, yani, ifâde ettikleri mânâlara ve konulara göre tasnifini ifâde eder. Yani, hadîsler, belli bir meseleyi açıklamak, o meseleye delil olmak üzere zikredilir.
A-Câmi'ler: Muhaddisler arasında mâlum ve mukarrer olan sekiz ana bölümün hepsine yer veren hadîs kitaplarına denir.
1- İlm-i tevhîd ve sıfât. Yani iman ve akaide ait hadîsler.
2- Sünen yâni ahkâma giren hadîsler.
3- Rikak ve zühd, yâni ruhen ve ahlâken yücelmeyi konu edinen hadîsler.
4- Âdâb'a giren yani: yeme, içme, oturma, yatma, konuşma, giyinme vs. âdâbı beyan eden hadîsler.
5- Tefsir, yani bazı Kur'ân ayetlerinin açıklanmasıyla ilgili hadîsler.
6- Siyer, yani tarih ve Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hayatıyla ilgili hadîsler.
7- Fiten, yani Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın vefatından kıyamete kadar vukua gelecek hâdisâttan bahseden hadîsler.
8- Menâkıb, yani bazı şehirlerin, şahısların veya kabîlelerin zemm ve medihleriyle ilgili hadîsler.
B-Sünen'ler:Bunlar, ahkâma müteallik hadîsleri fıkıh bablarına göre cemeden kitaplardır. Bu kitaplarda, ahkama konu olmayan hadîslere pek yer verilmez. Öncelikle ibâdet, muâmelât ve ukûbâtı beyân eden merfu' hadîsler cemedilir.
C-Musannaf'lar:Hadîsleri bablara göre (ale'l-ebvâb) tasnîf eden grubun bir çeşidini teşkîl eden musannaflar, esâs itibâriyle sünen gibidirler. Ancak, bunlarda mevkuf ve maktu hadîsler de çokça yer alır.
2- ALE'R-RİCAL:Bu tasnîf çeşidinde hadîsler, ravilerinin adına göre yapılır. Râvi olarak Sahâbeyi esas alan tasnîfler olduğu gibi, eseri te'lîf eden müellifi hadîs aldığı şeyhleri esas alan tasnîfler de olmuştur
İmanla ilgili seçme hadisler
1-Ubade İbnu's-Sâmit el-Ensarî (radıyallahu anh) hazretleri demiştir ki: "Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:
"Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına Allah'ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed'in onun kulu ve Resûlu (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsâ'nın da Allah'ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem'e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehâdet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır."
2-"Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır."
3- "Kim: ‘Rab olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, Resûl olarak Hz. Muhammed'i seçtim (ve onlardan memnun kaldım)' derse cennet ona vâcib olur"
4- "Kimin (hayatta söylediği) en son sözü Lâ ilâhe illallah olursa cennete gider"
5- "Kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmış olarak ölürse bu kimse ateşe girecektir. Kim de Allah'a hiçbir şeyi ortak kılmadan ölürse o da cennete girecektir" cevabını verdi"
6- "Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır"
HADİS USULÜ:
Hadisin terim anlamı:söz, fiil, takrir (onay), ahlaki ve fiziki vasıf olarak Hz. Peygambere izafe edilen her şeyin yazılı metinleri demektir. Çok özel ve dar anlamda peygamber sözüne de hadis denir. Hadisin çoğulu ehadis’dir.
Usul, asl’ın çoğuludur. Asıllar, kökler, kaynaklar manasına gelmektedir. Terim olarak yol, yöntem, nizam, kaide, düzen ve metod ahlamlarında kullanılmaktadır. Bu manada bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi gerekli esaslar, prensipler ve başlangıç bilgileri ve tekniklerini ifade etmektedir.
Hadis Usulü, kabul ve red yönünden hadisin sened ve metnini inceleyen ilim dalıdır. Buna göre Hadis Usulü, hadisler ve ravilerinin hallerini bilmeye yarayacak kaide ve esaslardan ibaret bir ilimdir.
Hadis usulünün doğuşu: Sünneti öğrenmek maksadıyla günlerini, geçim temini ve ilim tahsili arasında taksim eden ilk müslümanlar, daha sonraları, yeni ülkeler fethedildikçe, tabii olarak, bu kez yeni müslümanların kitap ve sünneti öğrenme istek ve gayretleriyle karşılaştılar. Gerek halifelerce görevlendirilen vali ve amiller, gerekse fetih ordularında mücahid olarak bulunan sahabiler, asli görevlerinin ta’lim ve tebliğ olduğu bilinciyle hareket ettiler. Fatih sahabilerin bir çoğu, ayrı ayrı yönlerde yerleşerek oralarda kitap ve sünnet bilgisini yaymaya çalıştı.
Senet: Güvenmek, dayanmak anlamın gelen "sened" kelimesi, bir hadis terimi olarak, metnin başında yeralan ve biri diğerinden almak ve nakletmek suretiyle hadîsi rivâyet eden kişilerin, Rasûlüllah'a varıncaya kadar sayıldığı kısımdır. Başka bir deyişle, râvîler zincirinin adı olup bu zincir, hadîsin Hz. Peygamber'den kimler aracılığıyla ve hangi yollarla bize ulaştığını gösterir:
İsnad: Rivayet lafızları ile sözü nakledenlerin isimlerini açıklayarak söyleyenine ulaştırmak. Bu anlamıyla isnâd masdardır. İkinci bir anlamı ise isnâd hadisin tariki yani senedini ifade eder. Senet anlamında kullanıldığında ise isimdir.Bu ıstılaha göre senet ile isnâd farklı anlamlardadır. Senet ravilerin isimleri isnâd ise ravilerin isimlerini "ahberenâ" "haddesenâ" ve "an" gibi lafızlarla birlikte zikretmektir.
Metin: senedin, ya da râviler zincirinin kendinde son bulduğu, rivâyet edilen asıl hadis kısmıdır.
Ravi: Hadisi senedleriyle rivayet ve nakledene denir.
Rivayet: Hadisi veya bir sözü senediyle nakletmektir. Kale (dedi) veya kiyle (denildi) kelimeleriyle yapılır
HADİS TENKİDİ:
Cerh; sözlükte elle, aletle, silahla veya dille yaralamak, sövmek, dürtmek, bir yarayı deşmek, tesir etmek demektir
Ta’dîl; sözlükte doğrultmak, düzeltmek, hizaya getirmek, tezkiye etmek, adaleti beyan etmek demektir.
Istılahî manaları; Cerh:günahkârlık, tedlis (karıştırıcılık), yalancılık gibi sebeplerle bir râvinin, hadis mütehassısları tarafından rivayetlerinin reddedilmesi, ravinin adalet ve zabt yönünden eksikliklerini, zaaflarını tesbit etmek, rivayetlerini iyice tetkik etmek, râviyi, rivâyetin sıhhat ve değerine te'sir edecek noksan sıfatlara nisbet etmektir.
Ta'dil: Bir râviyi rivayetleri kabul olunacak şekilde vasıflandırmak, tanıtmak, râvinin adalet ve zabt sıfatlarını taşıdığına hükmederek rivayetlerinin sıhhatini ortaya koymaktır. Cerh ve Ta'dîl ilmi râvileri adalet ve zabt yönleriyle inceleyen bir ilimdir.
Metain-i aşere: Bir ravinin (sika) olup olmadığı yukarıda belirtilen yönlerin incelenmesiyle ortaya çıkar. Ravinin derecesini düşüren bütün vasıflar, adâlet ve zabt'la alâkalı olarak kaydettiğimiz mezkur maddelerden biriyle ilgilidir ve onlardaki eksikliği ve aksamayı belirtir.
İşte raviyi kusurlayan bu vasıflara Metâin denir (mit'an'ın cemidir). Başlıca on maddede toplandığı için metâin-i aşere de denmiştir.
Cerh ve ta’dil bakımından raviler, metain-i aşere denilen on noktadan tenkid edilerek ayrı ayrı lafızlarla değerlendirilirler. Bunların beşi adâlet'i yaralayan, beşi de zabt'ı yaralayan kusurlardır.
RAVİDE ARANAN ŞARTLAR:
A-ADALET:raviyi takvaya yönelten ve insanlık değerlerine yakışmayan hata ve davranışlardan uzak tutan bir niteliktir.[1] Adalet’i bir müslümanın Rabbine ve insanlara iyi olmasını sağlayan vasıfları toptan ifade eden bir tabir olarak târif edebiliriz.
1- Akl. Temyiz yeteneğinden yoksun sabi ve delinin rivayetine asla itibar edilmez.
2- Büluğ. Muhaddisler, bir kimsenin hadîs dinlemesi için temyîz’i yeterli görmüştür. Ancak öğrendiği hadîsi rivâyet edebilmesi için büluğa ermiş olmayı şart koşmuştur
3- İslâm. Bütün hadisçilerin ittifak ettiği bir şarttır.
4- Îtikâd. Râvinin inanç yönünden sâlim olmasını gerektirir. Sâlim bir inanç, itikadın Kur’an ve Sünnete uygunlukla mümkündür
5- Diyânet. Râvinin, fiilen dînî yaşayışını ifâde eder. Farzları yapması, haramlardan kaçınması diyânetin tamlığını gösterir.
6- Sıdk. Doğru sözlü olmak demektir. Bir râvinin adl, yani adâlet sahibi sayılabilmesi için İslâm’dan sonra, ikinci planda aranan vasfı budur.
7- Mürüvvet. Kişinin ahlâkî yönünü ilgilendirir. Örfen kınanan, hoş karşılanmayan davranışlardan kaçınmaktır.
8- Şöhret. Râvinin bilinmesi, tanınması, tamamen mâlum bir kişi olması, demektir. Böyle bir râviye meşhûr denir.
9- Lika: Karşılaşma demektir. Râvînin bir kimseden yaptığı rivâyetin mûteber olması onunla karşılaşmasına bağlıdır.
B-ZABT: Zabt, râvinin tahammül ettiği bir rivâyeti edâ anına kadar aldığı şekilde muhâfaza etmesidir. Kısaca bellemek demek olan bu sıfat sayesinde ravi, duyduğunu duyduğu gibi rivayet edebilecektir.
Zabt iki kısımda mütalaa edilmektedir:
1- Ezberlemek suretiyle muhafaza etmek (Zabtu’s-sadr). Ravinin, hocasından işittiğini ezberlemesi ve işittiği andan nakledeceği ana kadar onu tekrarlayabilmesidir.
2-Yazmak suretiyle muhafaza etmek (Zabtul-kitab).
RÂVİLERİN DERECELERİ:
1-Tâlib:Hadîs ilmini öğrenmeye azmetmiş demektir. En alt mertebe budur.Gayreti ve muktesebâtı nisbetinde derecesi yücelir.
2- Muhaddis: Bu, ilimde belli bir seviyeye ulaşanın unvânıdır. Hadîs ilmini bilir. Hadîslerden az olmayan miktarda metin ve senediyle ezberler. Senedlerde yer alan râvileri, cerh ve ta’dîl yönleriyle tanır. Keza, metni de, ihtivâ ettiği ahkâm ve kendisiyle amel etme durumlarıyla tanır. Muhaddis yerine Şeyh ve İmâm tâbirleri de kullanılır.
3- Hâfız: Muhaddislerden muktesebâtı ilerlemiş olanların unvânıdır. Ezbere bildiği hadislerin çokluğu ile muhaddisten ayrılır. Hâfız unvânının, umûmiyetle 100 bin kadar hadîsi sened ve metniyle ezbere bilen muhaddisler için kullanıldığı ifâde edilmiştir.
4-Hüccet:300.000 kadar hadîsi yukarıda belirtilen şartlarda senet ve metniyle ezbere bilir.
5-Hâkim: En yüksek mertebede olanların unvanıdır. Bütün Sünnet’i nefsinde cemeden kimseler bu unvanı almaya hak kazanırlar.Hemen belirtelim ki, muhaddis tabiri hadisle iştigal eden bütün ehl-i ilm için kullanılan müşterek bir isimdir.
HADİS TÜRLERİ
1- KABUL VEYA RED AÇISINDAN HADİS ÇEŞİTLERİ
A) Makbul: Ravisinin doğruluğu kabul edilen ve kendisiyle amel edilmesi gereken hadislerdir.
B) Merdud:Ravisinin doğruluğu kabul edilmeyen ve kendisiyle amel etmek gerekmeyen hadistir
2- SENEDİN MÜNTEHASI AÇISINDAN HADÎS ÇEŞİTLERİ:
A)-Kudsi Hadis:Mânâsı Allah’a, lâfızları Hz. Peygamber’e âit olan hadislere kudsi hadis denir.”İlâhî hadis” ve “Rabbânî hadis” diye de adlandırılan kudsî hadis: Hz. Peygamber’in, anlam bakımından Allah’a dayandırdığı, başka bir deyişle O’ndan nakiller yaparak söylediği sözdür.
B)-Nebevi Hadis :mânâ ve lâfzı Hz. Peygamber’e âit olan hadislere de nebevî hadis denir
C)-Merfu Hadîs: Söz, fiil, takrir, fıtri veya ahlaki vasıf olarak, -senedi muttasıl veya munkat’ olsun- açıkça veya dolaylı bir şekilde (hükmen) Hz. Peygambere nisbet olunan hadise “merfû hadis” denir. Merfû hadisin senedi muttasıl veya munkatı’ olabilir. İsnattan sahabî düşerse mürsel olur. Sahabeden başka bir ravi düşer veya müphem bir râvî zikredilirse o hadise munkatı’ denir. Peşipeşine iki ravi atlanmışsa mu’dal ismini alır. Her üç halde de isnad munkatıdır ama hadis yine merfûdur.
Merfu Hadisin Kısımları:
1)-Sarahaten (Açık) Merfu Hadis:Açık bir şekilde Hz. Peygamber’e izafe edilen hadistir. Yani hadis içinde Rasulullah’a ait bir söz, bir fiil, bir takrir veya bir vasıftan söz ediliyorsa bu açıkça merfu bir hadistir.
2)-Hükmen Merfu Hadis: Hükmen merfû söz, İsrailiyyât nakletme âdeti olmayan bir sahabînin, peygamberlere ve geleceğe dair verdiği haberler ile bir işin yapılması halinde kazanılacak sevap veya bir başka fiilin yapılması halinde maruz kalınacak ceza gibi şahsi görüş ve kanaate dayanması mümkün olmayan (mahall-i ictihad ve re’y olmayan) mevzulara dair verdiği haberlere hükmen merfu denir.
D)-Mevkuf Hadîs: Rivâyet edilen söz, fiil veya takrir’in kaynağı sahâbî ise (rivayet munkatı veya muttasıl olsun) buna mevkuf hadîs denir. Sözgelimi Ashab’tan birinin fetvası, menkıbesi, şaka veya fıkra nevinden bir davranışı vs. rivâyet edilmişse bütün bunlar mevkuf hadîse girer.
E)-Maktu Hadîs: Tâbiîn ve Etbauttâbiîn’e ait rivâyetlere verilen addır. Bunlar da söz, fiil veya takrîr olabilir. Hadîsle ilgili ıstılahların yeterince istikrarını bulmadığı bir sırada İmâm Şâfiî (204/819) hazretleri (radıyallahu anh) maktu tâbirini munkatı mânasında kullanmıştır.
3- SENETTEKİ İTTİSAL DURUMUNA GÖRE HADÎSLERİN ÇEŞİTLERİ
A) Muttasıl (Müsned-Mevsûl) Hadîs. Hadîsi kitabına alan müelliften, hadîsin kaynağına kadar, senette kopukluk yoksa buna muttasıl hadîs denir. Muttasıl hadîslerde rivâyet, hep birbirini gören râviler tarafından nakl edilir.Muttasıl hadise mevsûl ve müsned hadis de denir.
B) Gayr-ı Muttasıl (Munkatı) Hadîs. Bu senedin herhangi bir yerinde kopukluk olan hadîsdir. Senedde meydana gelen kopukluğun durumuna göre çeşitli isimler alır:
1) Muallak Hadîs: İsnadın baş tarafından bir veya birbirini takip etmek üzere daha fazla ravisi hazfedilmiş (düşürülmüş) ve son hazfedilen râvinin şeyhine isnad edilmiş hadis.
2) Mu’dal Hadîs: Senetteki kopukluk peşpeşe iki veya daha fazla râvinin düşmesiyle meydana gelmişse buna mu’dal denir. Bu çeşit hadîsler için munfasıl tâbiri de kullanılmıştır
3) Munkatı Hadîs: Senedinde peş peşe olmaksızın iki veya sahâbeden sonra bir râvinin düşmüş bulunduğu hadîs.
4) Mürsel Hadîs: Senetten sahâbî düşmüş ve Tâbiî’nden olan bir zât, rivâyeti doğrudan Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’den yapmış ise bu rivâyete mürsel denmiştir.
4- SENET (RAVİ) SAYISINA GÖRE HADÎS ÇEŞİTLERİ
1) Mütevâtir hadîsler. Mütevatir haber, yalan üzerine ittifak etmeleri aklen mümkün olamayacak kadar çok sayıda râviler topluluğunun, her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, mahsûsâtla (beş duyu ile) ilgili haberlere denir.
Mütevâtir haber kesin bilgi ifâde eder. Tetkik ve tenkid dışıdırlar. Çünkü tevâtür yoluyla gelen haberin doğruluğundan hiç kimse şüphe edemez, aklen aksini düşünmek mümkün olmaz.
Mütevâtirin Şartları:
1- En az on kişi rivayet etmelidir.
2-Bu sayı bütün tabakalarda bulunmalıdır.
3-Yalan üzerine ittifak etmeleri aklen mümkün olamayacak kadar çok sayıda râviler rivayet etmelidir.
4-Bu haber duyu organlarına dayanmalıdır.
Mütevâtir Hadîslerin Çeşitlerı:
1) Lafzî Mütevâtir: Senedin başından sonuna kadar her tabakada bütün ravilerin aynı lafızlarla rivayet ettikleri hadistir
“Kim bilerek bana yalan isnad ederse Cehennem’deki yerine hazırlansın. “Sarhoşluk veren her içki haramdır.”
“Kim Allah rızası için bir cami yaparsa Allah da ona Cennet’te bir ev hazırlar. “Kur’an yedi harf üzere inmiştir
2) Manevî Mütevâtir: Aynı lafızlarla olmadığı ve hatta farklı hadîslerle ilgili olduğu halde aynı mâna ve hükme delâlet eden rivâyetler sayıca çoğalır ve tevâtür derecesine ulaşırsa buna manevî mütevatir denir
Manevî mütevâtir hadisler hayli çoktur. Beş vakit namaz, oruç, zekât, hac gibi ibadetler hep manevî mütevâtir derecesindedir. Meselâ, Hz. Peygamber’in dua ederken ellerini kaldırdığına dair yüz kadar hadis rivayet edilmiştir. Ancak bunlarda müşterek olan taraf ellerin kaldırılmasıdır ve bu yönü mütevâtirdir.
Mütevatir Hadisin Hükmü: Serahsî’nin, Usûl’ünde belirttiğine göre, Hanefi fakîhleri, haber-i mütevatir’in zaruri ilim ifâde edeceğine kanidirler. Eğer, haber-i mütevâtire rağmen kesin ilme ulaşmayan olursa onun aklında noksanlık var demektir. Binaenaleyh mütevatir hadîsle sâbit olan bir meseleyi inkâr, küfürdür.
2- Âhad Hadîsler :Vâhid (cemi âhâd) lügat olarak “bir” demektir. Binaenaleyh haberi vâhid tabiri de lügat açısından, “bir kişinin rivâyet ettiği hadîs” mânasına gelir. Ancak, hadîs ıstılahı olarak, “haber-i vâhid, mütevâtir olmayan haber” demektir. Böyle olunca iki tarikden de gelse üç tarikden de gelse rivâyete, haber-i vâhid denir.
Âhad Hadîslerin Çeşitleri:
a) Meşhur hadîsler: Her tabakada (Sahâbî, Tâbiîn, Etbauttâbiîn) râvi sayısı en az üç olan rivâyetlere denir. Bu tarif muhaddislere göredir. Fukahâ ise böyle bir hadîse müstefîz der. İlk asırda bir tek tarîki olsa bile sonradan ümmetin kabulüne mazhar olarak şüyû bulan hadîslere de lügat mânasına yakın olarak meşhur denmiştir.
Meşhur Hadisin Hükmü: Haber-i meşhur, ekseriyete göre, tıpkı haber-i vâhid’in a’ziz ve ferd çeşitlerinde olduğu üzere, ilm-i zannî ifâde eder. Bazıları yakîn ifade eder demişlerdir. Tevatür’ü açıklarken de belirttiğimiz gibi, “yakîn değil tuma’nine ifâde eder” diyen de olmuştur.
b) Azîz Hadis: Bu, her tabakada en az iki râvisi olan hadîsdir. teknik tarifiyle ibtidadan intihaya kadar râvisi ikiden az olmayan haberdir. Herhangi bir tabakada iki raviye sahipken diğer tabakalarda daha fazla râviye sâhip olsa hatta hadd-i tevâtüre ulaşsa o habere yine azîz denir.
c) Garîb (Ferd) Hadis: Hangi tabakada olursa olsun tek bir şahsın rivâyette teferrüd ettiği (yalnız kaldığı) hadistir.
1- Ferd-i Mutlak: Eğer garâbet, senedin aslında yani Sahâbî’ye bakan cihetinde, Tâbiîde ise tek râvisi var, ikinci bir râvisi yok demektir
2- Ferd-i Nisbî: Bu, teferrüdün bir cihete nazaran vukûa gelmesiyle hâsıl olur. Yâni senedin herhangi bir yerinde bir şahsın rivâyette teferrüd ettiği hadîstir. Ferd-i nisbîye ıstılahda garîb de denir. Burada teferrüd, hadîsi sahâbeden alan kimsede değil senedin ondan sonra gelen devamındadır.
5- SIHHAT DURUMUNA GÖRE VEYA HÜKÜM AÇISINDAN HADÎSLER
A) Sahîh Hadîs:Ameli gerektiren yani kendisiyle amel etmek vacib olan makbul hadis.Hadis usulü alimlerinin ittifaklı olarak yaptıkları tarife göre sahih hadis; “Şazz ve illetli olmayarak, isnadı Rasûl-i Ekrem’e veya Sahabeden yahut daha sonrakilerden birine varıncaya kadar adâlet ve zabt sâhibi kimselerin yine kendileri gibi adâlet ve zabt sahibi kimselerden muttasıl senedlerle rivayet ettikleri hadistir.”
SAHİH HADİS ÇEŞİTLERİ:
1- Sahîh li-Zâtihi: Yukarıdaki tarifte zikredilen bütün şartları eksiksiz, en st seviyede taşıyan sahîhe denir. Bunların sıhhati hususunda ulema arasında ihtilâf yoktur. Esâsen yapılan sahîh tarifiyle de bunlar kastedilir. Mutlak olarak “Sahih” denilince de “Sahih li zatihi” akla gelir
Misal: Rasulullah’a (s.a.v.) bir adam geldi ve sordu: “İnsanların güzelce hizmet ve sohbet etmeme en layık olanı kimdir?” Rasulullah:“Annendir.” buyurdu. “Sonra kimdir?” dedi.“Annendir.” buyurdu. “Sonra kimdir?” dedi.“Annendir.” buyurdu. “Sonra kimdir?” dedi.“Babandır.” buyurdu.[
2- Sahîh li-Ğayrihi:Sıhhat şartlarından bazıları eksik olmakla birlikte dıştan gelen bir destekle derecesi yükselen ve "sahih" addedilen hadîstir
Misal :Resul-i Ekrem "Ümmetime meşakkat vereceğimi bilmesem her namaz vaktinde misvâk kullanmalarını emrederdim"
Sahih Hadisin Hükmü: Hadisçiler ve hadisçi sayılan fukaha ve usulcüler, Sahih Hadisin hüccet ve gereğince amel etmenin vacib olduğu görüşündedirler. Sahih hadisin ravisinin tek bir kişi olması ya da tevatür derecesine varamayan iki-üç kişi olması arasında bir fark yoktur.
Sahih Hadislerin Dereceleri:
1. Buhârî ve Müslim'in müştereken kitaplarına aldıkları hadisler bunlara "müttefakun aleyh" denir. Bu konuda yapılmış bazı çalışmalar bulunmaktadır. En son çalışma Muhammed Fuad Abdülbâkî tarafından "El Lü'lü vel-Mercân fima't-tefaka aleyhiş-Şeyhân" adıyla yapılmıştır
2. Buhârî'nin yalnız başına rivâyet ettiği hadisler;
3. Müslim'in yalnız başına rivâyet ettiği hadisler;
4. Her ikisinin de şartlarına uymakla beraber Buhârî ve Müslim'in kitaplarına almadıkları hadisler;
5. Buhârî'nin, şartlarına uymakla beraber kitabına almadığı hadisler;
6. Müslim'in, şartlarına uyduğu halde kitabına almadığı hadisler;
7. Her ikisinin de şartlarına uymamakla beraber, diğer hadis imamlarına göre sahîh olan hadisler.
B) Hasen Hadîs: Sözlükte "güzel, hoş" anlamına gelen "hasen" kelimesi, hadis ıstılahında sahih hadisle zayıf hadis arasında yer alan, fakat sahih hadîse daha yakın olan hadis türüne verilen addır. Daha açık bir ifade ile, hasen hadisle sahih hadis arısındaki fark, hasen hadîsin râvîlerinin durumu kesin olarak bilinmemekle birlikte, yalancılıkla suçlanmamış, dürüst ve güvenilir olmalarına rağmen, titizlikleri (itkân) ve hâfızalarının sağlamlığı (zabt) açısından sahih hadis râvîlerinden daha aşağı derecede bulunmasıdır.
HASEN HADİS ÇEŞİTLERİ:
1) Hasen lî Zâtihi Hadis: Girişte tarifi yapılan hasen hadistir. Yani adâlet ve emânet yönünden güvenilir olmakla birlikte zabt yeteneği zayıf olan râvînin rivayet ettiği hadistir.
2) Hasen lî Gayrihi Hadis: Bir hadisin senedinde yeralan râvîlerden biri çok hata yapacak kadar dalgın ve ehliyetsiz ise, aynı hadis başka bir yolla da rivâyet edilmişse o takdirde kendi dışındaki isnadlar ile hasen durumuna yükseldiği için "hasen lî gayrihi" adını alır.
Hasen Hadisin Hükmü: Hasen hadisler kendisiyle amel edilecek birer dini delil olarak kabul edilirler. Ancak istinbata değil ihticaca selahiyetlidirler. Hasen hadis, bütün fakihlere göre ihticac ve kendisiyle amel edilmek bakımından makbuldür.
C)-Zayıf Hadîs: Zayıf hadis, sahih veya hasen hadîsin taşıdığı şartların birini veya birkaçını taşımayan hadistir. Bu şartların bulunup bulunmadığı, hadisin çeşitli yönlerden tetkik ve tenkide tâbi tutulmasıyla anlaşılır
Zayıf Hadisin Hükmü:
1) Hiçbir konuda zayıf hadisle amel edilmez.
2) Her konuda zayıf bir hadisle amel edilebilir.
3) Bazı şartları taşıması hâlinde, akait ve ahkâma ait olmaksızın va’z, amellerin fazileti, kıssa gibi konularda şartlı olarak amel edilebilir.
ZAYIF HADİS ÇEŞİTLERİ:
A) Mürsel Hadîs: Muhaddislerin genel tarifine göre mürsel hadis, isnâdında sahabî râvisi düşmüş olan hadistir. Tabiun neslinden birisinin hadis aldığı sahabî ravînin adını anmadan, onu atlayarak doğrudan doğruya "Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu ki..." diyerek rivâyet ettikleri hadislere "mürsel" denilmiştir
Mürsel Hadislerin Dereceleri:
1-Sahabe Mürseli: Mürsel hadîs zayıf hadisler sınıfına girerse de, iltibâsa meydan vermemek için sahâbe mürseli'nin bundan müstesna tutulduğunu hemen belirtmemiz gerek. Çünkü bir çok sahâbe, Resûlullah 'tan bizzat işitip görmediği bir kısım sünnet'i rivâyet etmiştir.
2-Tâbiin'in Mürseli: Muhaddis, fakîh, usulîye göre, mürsel deyince, Tâbiîn'e mensub herhangi bir zâtın: "Resûlullah buyurdu ki...", "Resûlullah yaptı ki..." diyerek, hadîsi hangi sahâbî'den dinlediğini belirtmeden yaptığı rivâyete denir.
Mürsel Hadisin Hükmü: Mürselin dinde hüccet olmadığını "hadis hafız ve münekkidleri ittifakla belirtmişlerdir
B- Munkatı' Hadîs:Senedinde sahabiden önce bir veya -peşipeşine olmamak şartıyla- iki ravinin zikredilmediği veya kapalı bir şekilde zikredildiği hadise "munkatı hadis" denir.
C- Mu'dal Hadîs: Senet zincirinde peşpeşe iki ve daha fazla ravinin düştüğü ve bu sebeple zayıf sayılan hadisMu'dal hadis, munkatı hadisin bir türü olarak kabul edilmekle birlikte, mu'dal hadiste en az iki ravinin arka arkaya düşmesi şart olduğundan, munkatı hadisten ayrılmaktadır.[1] Buna göre her mu’dal munkatıdır; fakat her munkati mu’dal değildir.
D) Muallak Hadîs: İsnadın baş tarafından bir veya birbirini takip etmek üzere daha fazla ravisi hazfedilmiş (düşürülmüş) ve son hazfedilen râvinin şeyhine isnad edilmiş hadis
E- Müdelles Hadîs: Muhaddislerin ıstılahına göre Tedlîs, senede dâhil olan bir râvinin ismini hadis isnadları ve isnadlardaki illetlere muttali olan hadis imamlarından başkalarına malum olamıyacak şekilde- düşürmek sûretiyle sanki o vâsıta olmaksızın sema’ın meydana gelişini -gerekli kılmasa da- vehmettiren bir lafız ile isnâdı sevketmeye denir
Zayıf Hadis Türleri:
A) Mevzu Hadis: Rasulullah adına yalan uydurmak (kizb) ile cerhedilmiş ravinin rivayetine denir. Bu, aslında hadis değildir. Ona, Hadis diye uydurulmuş söz demek daha doğrudur.
B) Metruk-Matruh Hadîs: Vazgeçilmiş, terkedilmiş, kullanılmaz, yalancılıkla itham edilen râvilerin bilinen kurallara muhalif olarak rivayet ettikleri ve bu rivayetlerinde münferid (yalnız) kaldıkları hadis. Râvinin hadiste yalanı görülmemiş olsa bile, diğer konuşmalarında yalancılıkla tanınan, fasıklığı açık olan veya vehim ve gaflet sahibi bir kimse olması, rivayet ettiği hadisin metruk sayılması için yeterlidir.
C-Münker Hadîs: Zayıf bir ravinin sika (güvenilir) ravilere muhalif olarak rivayet ettiği ve bu rivayetiyle tek kaldığı hadis. “İki zayıf raviden daha zayıf olanın diğerine muhalif olan rivayetidir” diye de tarif edilmiştir
D) Muallel Hadîsler: Hatalı olarak ma’lul da denir. Hadîs, zâhiren sıhhatli gözüktüğü halde, herkes tarafından görülemeyen, ancak ihtisas, hıfz, keskin nüfuz ve sezgi sâhibi otoriteler tarafından keşfedilebilen sıhhati bozan bir kusur taşıyorsa buna muallel hadîs denir. Bu çeşit kusura da muhaddîsler illet demişlerdir
E) Müdrec Hadîs: Müdrec kelimesi, bir şeyi bir şeye eklemek veya içine sokup yerleştirmek. Derc ve idrâc kelimeleri dilimize de girmiştir. Hadis ıstılahındaki manâsına göre ise, râvisi tarafından isnadına veya metnine hadisin aslında olmayan bazı sözler sokuşturulmuş olan hadis demektir. Ravi hadisi bu şekilde rivâyet edince, dinleyenler de bu ilâveyi hadisten zannedip, öylece rivayet ederler
F) Maklûb Hadîs: Maklûb kelime olarak kalb kökünden gelir. Alt-üst olarak demektir. İsnadında bir veya birkaç râvinin isim veya nesebleri veya metninde bazı kelimeleri, bilerek veya bilmeyerek takdîm-tehire uğramış veya senet ve metinleri değiştirilmiş hadîslere maklûb hadîs denir.
G) Muzdarib Hadîs: Izdırab, lügat olarak, denizde dalgaların istikrar bulmaksızın inip çıkması mânâsına gelir . Hadîste ızdırap, sıhhatin şartı olan zabt’ın noksanlığına delil olduğu için muzdarib rivâyet zayıf addedilir. Bir ravinin veya güvenirlikleri birbirine eşit birden fazla ravinin bir hadisin senedinde veya metninde birbirine muhalif değişik rivayetlerde bulunması ve rivayetlerden birinin diğerine tercih edilme imkânının olmaması durumunda ortaya çıkan zayıf hadis türü.
H) Şâz Hadis: Şâz kelimesi, lügat olarak cemaatten ayrılan, yalnız kalan, tek, eşsiz, benzersiz, kaide dışı mânâsına gelir.
Hadis ilmindeki ıstılâhî anlamı şöyledir: “Makbûl olan ravînin kendisinden daha makbul olana muhalif olarak rivayet ettiği hadis.” Bu durumda daha makbul olanın rivayet ettiğine mahfûz denir.
I) Musahhaf Ve Muharref Hadîsler: Tashîf, bir kelimenin harflerini kavuşturmak suretiyle sahife üzerinde yapılan hata mânasına gelir.Metin veya isnadında bir kelime veya ravilerden birinin ismi hatalı olarak söylenmiş ve bu hata ile rivayet edilmiş hadise Musahhaf Hadis denir.
Ahlak ile ilgili seçme hadisler:
1-Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hiyanet eder.”
2-Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Abdullah! Falan adam gibi olma! Çünkü o, gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu.”
3-“Yarım hurma vermek suretiyle de olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz. O kadarını da bulamayanlar, güzel bir sözle olsun kendilerini korusunlar.”
4- “Güzel söz sadakadır.”
5-“Din kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa, hiçbir iyiliği küçümseme.”
6-Âişe r.a. şöyle dedi:Hz. Peygamber’in küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim. O sadece tebessüm ederdi.
GARİB’UL HADİS:
Bu ilim , hdis metinlerinde geçen , az kullnıldığından dolayı anlaşılması zor kelimelerin açıklanmasından bahseder. Bu, bir çeşit hadis lügatniteliğindedir.Hadislerin kapalı kalan açıklanmasını sağlar.
İLEL’ÜL HADİS:
Dış görünüş itibariyle sahih denebilecek hbir hadisin sıhhatini zedeleyen ve ancak konunun mütehassısları tarafından anlaşılabilecek gizli kusurlardan bahseden bir daldır.
Bu gizli kusur hadisn senedinde , metninde veya her ikisinde birden olabilir.
CERH VE TA’DİL İLMİ:
Bu ilim dalında hadis ravilerinin kusurları ve meziyetleri özel terimlerle incelenir. Yani ravilerin doğruluk ve güvenirlik yönlerinden durumları ortaya konur. Bu dal ,hadis ilimleri içinde aşağı yukarı en gelişmiş bir branştır.
NESH:
NESH:Dinde Şâri tarafından konmuş eski bir hükmün, yine Şâri tarafından konulan yeni bir hükümle kaldırılmasıdır. Hüküm, Kur’an-ı Kerim tarafından da konmuş olabilir, sünnetle de konmuş olabilir. İslam uleması önceki hüküm hangi kaynaktan gelmiş olursa olsun, sonraki bir hükümle kaldırılabileceği hususunda müttefiktir.
NESHİN ÇEŞİTLERİ:
A- Sünnetin Sünnetle Neshi:
1) Mütevatir hadîsin, mütevâtir hadîsle neshi,
2) Haber-i vâhid’in, haber-i vâhidle neshî,
3) Haber-i vâhid’in, mütevâtir hadîsle neshi.
B- Sünnetin Kur’ân’la Neshi: Bunun örneği, Zeyd İbnu Erkam’ın şu açıklamasıdır: “Resûlullah’ın zamanında biz namaz kılarken konuşur, birbirimize ihtiyaçlarımızı söylerdik. Ne zaman ki: “Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’ın divanına tam huşu ve taatle durun” (Bakara: 2/238) âyeti indi, namazda sükût etmekle emrolunduk.”
NESHİN BİLİNME YOLLARI:
1- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in açıklaması ile. Bunun en bâriz örneği, kabir ziyaretiyle ilgili hükümdür.
“Size kabirleri ziyâret etmeyi yasaklamıştım. Artık onları ziyâret edebilirsiniz”.
2- Ashab (radıyallahu anhüm)’ın açıklamasıyla: Bir hadîste neshin varlığına, hadîsi sevk sırasında Ashab’ın ihbârı delâlet eder:
Hz. Peygamber’in en son yaptığı iki işten biri ateşte pişen bir şey yenince abdest almayı terketmek oldu”.
3- Bazan nâsih, iki müteârız hadîsin vürud târihlerinin bilinmesiyle anlaşılır: Muahhar olan nâsih mukaddem olan (önceki) mensûh’tur. Şeddâd İbnu Evs’in merfu olarak rivâyet ettiği şu hadîs gibi “Hacamat yapan (doktorun) da, hacamat olan kişinin de orucu bozulur”. İmam Şâfiî, bu hadisin, İbnu Abbâs’ın rivayet ettiği şu hadisle neshedildiğine hükmeder:”Resûlullah) ihramlı ve oruçlu iken hacamat oldu”.
4- Nesh bazan ulemanın icmasıyla sabit olur. Bu maddenin misali, dördüncü seferde içki içenin öldürülmesi ile ilgili hadîsdir. Ebu Dâvud ve Tirmizî’de gelen hadîs şöyle: “Kim hamr içerse dayak cezası verin. Dördüncü sefer tekrar ederse öldürün”.
İHTİLAFU’L HADÎS:
Hadîsler bazan birbirine zıd hükümler ifade ederler. Bu hâli, teâruz, ihtilaf, zıdlık gibi kelimelerle ifâde ederiz. Bu çeşit hadîsler, ayrı bir inceleme konusu teşkil ederler. Bunları inceleyen hadîs dalına muhtelifu’l hadîs ilmi denir. Târife dikkat edersek
1- İki adet makbûl rivayet.
2- Hadîslerin aynı meseleye temas etmesi, fakat zıt hükümler ifade etmesi.
3- Bu zıtlığın zâhirde olması, her ikisinin de barıştırılabilir olması
İHTİLAFI GİDERME YOLLARI:
Hadîsler arasında görülen teâruzu gidermede sırayla şu yollara başvurulur:
1- Cem ve te’lif: Müteârız iki hadîs arasındaki ihtilafı aklî ve naklî delillerle gidererek her iki hadîsle de amel etme imkânını göstermektir.
2- Nesh: Müteârız hadîslerin aralarında mevcut ihtilaf cem ve te’lîf yoluyla halledilemez ve her ikisiyle de amel etme imkânı gösterilemezse, bunlardan birinin nâsih, diğerinin mensûh olduğu ihtimâli üzerinde durulur. Şu halde ihtilaf’ı, neshi göstererek çözme yoluna gitmek cem ve te’lif’ten tabiat itibariyle farklı bir metoddur.
3- Tercih: Tercih, lügat olarak, meylettirmek, galib getirmek, birbirine denk olan şeylerden birinin üstünlüğünü tesbît etmek. İstılah olarak, teâruz halindeki hadîslerden birini diğerine üstün kılacak bir vasfı ortaya çıkarıp buna dayanarak onu öne alıp diğerini terketmek mânâsına gelir.
4- Tevakkuf: Müteârız iki hadîsin ihtilafı, beyan edilen hiyerarşik metodların (cem ve te’lif, nesh, tercih) hiçbiriyle çözülmezse, başvurulacak son metod tevakkuf’tur. Aslında tevakkuf, bir çözüm metodu değil, çözümsüzlüktür. Yani her iki hadîsi de amel dışı bırakmak. Birini diğerine tercih ettirecek bir karîneyi bizzat buluncaya veya bir başka muhaddisin veya fakihin bulmasına kadar her iki rivâyeti de amel dışı tutmaktır.
RİVAYET’ÜL HADİS İLMİ:
Peygamberimizin sözlerini, fiillerini, takririlerini ve hallerini , bunların rivayet ve zabt edilişini gösteren ilimdir. Bu ilim dalı hadis naklinde hatadan uzak kalmak temeli üzerine yapılmış çalışmaları sergilemektedir.
DİRAYET’ÜL HADİS İLMİ:
Sened ve metn durmlarını anlamaya imkan veren kaideler ilmidir. Bu ilmin amacı Peygamberimizin (s.a.v)hadislerini karıştırılmaktan , tedlisten ve iftiraya auğramaktan korumaktır.Bu ilim sayesinde:
– İslam dininin tahrif ve tebdilden korunması tam olarak sağlanmıştır.
– Tespit ettği kaideler, hadis rivayetinde gerkli titizliğin gösterilmesini sağlamıştır.
– Zihinleri hurafeden arındırmakta büyük faydalr sağlamıştır.
KÜTÜB-İ SİTTE:
1- Sahih-i Buhârî: Yazarının adı Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. el-Muğire b. Berdizbe’dir. Farisî olup, Cu’fe’lilerin azadlısıdır.
Buhara’da şevval 194 yılında dünyaya gelmiştir. Bu kitaba müellifi “el-Camiu’s-Sahih” adını vermiştir. Bunu, altıyüzbin hadis arasından derlediği hadislerden meydana getirmiştir. Bu eseri tehzib ve güzelleştirmekte, hadislerin sıhhatini araştırmakta çokça emek harcamıştır. Öyle ki gusledip, iki rekat namaz kılıp hadisi kitabına koyup koymamak noktasında istihare yapmadıkça hiçbir hadisi kitabına almamıştır.
Bu eserinin telifini onaltı yılda tamamlayabilmiş,Tekrarlarıyla birlikte 7397 hadis vardır. Mükerrer hadislerinin sayısı ise 2602′dir. Hafız İbn Hacer -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- bunu böylece tesbit etmiştir
2- Sahih-i Muslim: Muslim b. el-Haccac’ın telif ettiği meşhur kitaptır. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. O bu kitabında Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘den gelen ve kendisince sahih gördüğü hadisleri toplamıştır. Birbiriyle münasebeti olan hadisleri bir yerde toplar, hadisin rivayet yollarını ve lafızlarını bablara göre tertip etmiş olarak zikreder. Fakat ya kitabının hacminin artacağından, ya da başka bir sebep dolayısıyla bab başlıkları koymamıştır.Kitabına bab başlıklarını Sahih’ini şerhedenlerden birtakım kimseler koymuştur. Başlıkları en güzel koyanlardan birisi de Nevevî’dir.Tekrarlarıyla birlikte hadisleri 7275 hadistir. Tekrarları çıktıktan sonra yaklaşık 4000 hadis kadar ihtiva eder.
3- Nesâî’nin “Sunen”i: Mertebe itibariyle Buhârî ve Muslim’den hemen sonra gelir. O ravileri (ricali) bakımından Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin Sunen’lerinden önce gelir. Çünkü bu eserin müellifi hadis ravileri hususunda sıkı bir tetkikte bulunmuştur. Özetle Nesâî’nin “el-Müctebâ” adlı eserde kullandığı kıstaslar (şartları), Buhârî ve Muslim’den sonra en ağır şartlardır
4- Ebû Dâvûd’un “Sunen”i: Bu kitapta 4800 hadis vardır. Müellifi bunları 500.000 hadis arasından seçmiş ve eserinde sadece ahkâma dair hadisleri almıştır. Ebû Dâvûd der ki: Ben bu kitabımda sahih olan hadisleri yahut ona benzeyenleri ve ona yakın olanları zikrettim.
5- Tirmizî’nin “Sunen”i: Bu kitab da “Camiu’t-Tirmizî” adıyla ün kazanmıştır. Merhum Tirmizî bu kitabı fıkıh bablarına göre telif etmiş olup, kitabında sahih, hasen ve zayıf hadisleri toplamakla birlikte, herbir hadisin derecesini geçtiği yerde açıklamış, bununla birlikte hangi cihetten zayıf olduğunu da ifade etmiş, bu hadisi ashab ve diğerlerine mensub ilim ehlinden kimlerin delil aldığını açıklamış, kitabının sonunda da oldukça önemli faydalı bilgiler ihtiva eden “el-İlel” adlı bir eser ilave etmiştir.
6- İbn Mâce’nin “Sunen”i: Müellifi, bu eseri bablara göre tertib ederek derlemiştir. Yaklaşık 4341 hadis ihtiva eder. Müteahhir alimlerin pek çoğu tarafından onun altı temel hadis kitabının altıncısı olduğu kabul edilmiştir. Ancak Nesâî, Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin Sunenlerine göre mertebesi daha aşağıdadır.
DİNLER TARİHİ
1-Ortodokslar : Başındaki kişiye Patrik denir. Merkezi İstanbul’dur.
2-Katolikler : Başındaki kişiye Pap denir. Dinsel merkezi Roma’dır.
3-ADVENTİZM:Hz. İsa’nın bir kez daha yeryüzüne geleceğini savunan bir Hristiyan mezhebinin adıdır. Bu inanca göre Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek ve günah işleyenlerle günahsızları birbirinden ayıracaktır.
4-SİHİZM:Sihizm, Sri Guru Nanak Dev Ji (1469-1539) tarafından kurulmuştur. İslam ve Hinduizm karışımı bir dini harekettir. Sihler Kuzeybatı Hindistan’ın Pencap bölgesinde yaşamaktadırlar.
5- Ülkemizde tarihi Hıristiyan gruplar:Rumlar, Ermeniler, Süryaniler ve Arap Ortodokslar bulunmaktadır. Bunun yanında misyonerlik faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan Katolik ve Protestan gruplar da vardır.Yahudilerin başında İstanbul’daki Hahambaşılık , Hıristiyanların başında da İstanbul da ki Fener Rum Ortodoks Patrik hanesi bulunmaktadır.
6-Hıristiyanlıktaki sakramentler:Hz. İsa’nın Filistin’deki yaşamı boyunca yaptıklarını simgeler.
7- Hinduizmdeki kastlar:Brahmanlar kastı -Kşatriya kastı -Vaisya kastı -Sudra kastı
8-Yahûdî Mezhepleri: Hristiyanlık öncesindeki mezhepler: Ferisiler, Sadukiler,Esseniler.
9-Yahudilerinİslâm’dan sonraki mezhepler: İshâkiyye, Yudganiyye, Karaim.
10-Yahudilerin Günümüz mezhepleri: Muhafazakâ r Yahûdîler, O rtadoks Yahûdîler, Reformist Yahûdîler. Yeniden Yapılanmacılar.
11-Yahudilerin haftalık ibadet gününe Şabat denir.
12-Milel ve Nihal kavramlarına bazı İslâm alimleri Milel terimini temel dini akımlar ve gelenekler anlamına, Nihal terimini ise alt sekteryan gruplar, hizipler ve fırkalar anlamına kullanmaktadır. Bazıları ise Milel terimini vahiy geleneğine dayanan dini akımlar için Nihal terimini ise vahiy geleneğine dayanmayan akımlar ve yollar için kullanmaktadır.
13-Hinduizm, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 80’nin tabi olduğu; Batı ülkeleri de dâhil olmak üzere Hindistan dışında da 45 milyondan fazla mensubu bulunan bir dindir.Hindistan dışındaki 45 milyon bağlıdan 18 milyonu, Hinduizm’i devlet dini ilan eden tek ülke olan Nepal’de yaşamaktadır.
14-Hindu kutsal metinleri iki gruba ayrılır:
Şruti ve Smriti. “İşitilen, görülen” anlamına gelen şruti kategorisi içinde
Vedalar; smriti kategorisinde ise Puranalar, Ramayana, Mahabharata ve Dharma-şastralar yer alır.
15-Kadim Mezhepleri:Günümüz Hinduizm’i içinde de varlığını devam ettiren ancak ortaya çıkışları çok eskilere giden üç ana mezhep vardır: Şivacılık, Vişnuculuk ve Şaktizm.
16-Hunduizm kutsal kitaplarının tamamını içeren metinlere Vedalar denir.
17-Budizm de mezhepler:İkiye ayrılır a)Hinayana,b)Mahayana
18-Yahudilerin kronolojik yerleşim
yerleri;Harran,Filistin,Mısır
19-Ermeni Kilisesi hiyerarşisinde bulunan makamlardan, gerekli eğitimi almış, evlenmemiş papazlara verilen rütbe ,Vertabetlik.
20-Batıda yaygın olan Protestanlık çerçevesindeki mezhepler:
Evanjelizm – Anglikan. Baptistler – Adventistler. Presbiteryenler – Pentekostalistler.
21-Tevrât:Yahûdîlerin kutsal kitap külliyâtı: Tanah ve Talmut şeklinde ikiye ayrılır.
22-Tanah üç böyümden oluşur:Tora, Neviim ve Retuvim
23-Talmut:Talmut, öğrenim mânâsına gelir. Yazılı olmayan ikinci Metine denir. Daha sonra yazılı hâle getirilmiştir. Talmut, Yahûdî’ler indinde Tevrât kadar önemlidir. Onun da ilhâm ve vahiy kaynağı olduğu kabûl edilir. Talmut iki bölüme ayrılır: Mişna ve Gemara. Mişna, ahlâkî kuralların açıklanmasıdır. Gemora da, Mişna’nın açıklanmasıdır.
24-Taoizm:Bu dîn, “Tao” kavramı üzerinde durmuştur. Büyücüleri, râhipleri râhibeleri ve dînî şefleri vardır. İlkbahar bayramında ateş yakılır Taoist râhipler yarı çıplak durumda, ateşe Pirinç ve Tuz atıp koşarak üzerinden geçerler. Taoizmin kurucusu, Lao Tse’dir. M.Ö. 604 veyâ 570
25-Cayinizm:Hindistan’daki dinlerdendir. Kökü M.Ö. VIII. yüzyıla dayanır. Brahmanizm’deki şiddetli sınıf ayrılıklarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu dîne inananlar genellikle sebze ve meyve yerler. Öldürme, yalan, hırsızlık, Şehvete ve dünyâ nimetlerine düşkünlük kötülenir. Tanrı anlayışı yoktur.
26-Kabala: Musevi tasavvufu ve mistisizmi. Tora’yı mistik bir şekilde yorumlayan öğreti.
27-CİVİTLER:Katolik Hiristiyanligin Isa Cemiyeti d denilen ikinci büyük tarikati.
28-HİNDUİZM:Hindistan`in geleneksel dini.Hinduizmin en eski/ en temel yazılı kaynağı;Vedalar.
29-HAHAM:Yahudilerin , musevilerin din adami.
30-HAHAMBAŞI:Yahudi cemaatinin dini lideri.
31-NİHAL:İslami kaynaklarda vahye dayanmayan dinler için genel olarak Nihal terimi kullanılır.
32-SİHİZM:M.S.15 yüzyilda Hindistanda cikti.Kurucusu Nanak,lakabi Guru,mensuplarina nisbetle dinin adinin kaynagi(Sih: Tilmiz, Sakird), dinin tipi monotesit,hususi yolu;Guru`yu takip etme ve Tanri adini zikretme, kutsal kitabi Adi- Granth , mensuplarini sayisi 9 milyon, dünya nüfusuna göre yüzdesi 0.2,yayildigi ve mensuplarinin bulundugu yerler;Hindistan-Pencap vdy.Sihizm kelimesi, Sih kelimesinden türemistir.Sih ise talebe manasina gelen Sanskrit kökünden türemistir.Sihizm, Sih dini olarak da anilir.Bu dine Sih de denir.
33-Kutsal Cumartesi: Katolik hıristiyanlar, paskalya arefesinde kutsal haftanın son günü olan Cumartesiyi kutsal Cumartesi sayarlar.
34.Kardinal: Yüksek rütbeli katolik râhibi.
34- Hinduizmdeki kastlar:Brahmanlar kastı -Kşatriya kastı -Vaisya kastı -Sudra kastı
35-Yahûdî Mezhepleri: Hristiyanlık öncesindeki mezhepler: Ferisiler, Sadukiler,Esseniler.
36-Yahudilerinİslâm’dan sonraki mezhepler: İshâkiyye, Yudganiyye, Karaim.
37-Yahudilerin Günümüz mezhepleri: Muhafazakâr Yahûdîler, O rtadoks Yahûdîler, Reformist Yahûdîler. Yeniden Yapılanmacılar.
38-Sinagog ve Ağlama Duvarı gibi kavramlar Musevilik dinine aittir.
39-İsevilik dini inancına göre insanlar günahkar olarak doğar.
40-İneğin ve Ganj nehrinin kutsal kabul edildiği ilahi olmayan din Hunduizm.
41-Noel ve Katedral gibi kavramlar Hristiyan dinine aittir.
42-Hristiyanlıktaki kilisenin karşılığı Musevilikte Havra(Sinagog)
43-Yahudilerin haftalık ibadet gününe Şabat denir.
44-Dünyanın her yerinde Musevilerin kutladıkları, en önemli Roşaşana yılbaşı bayramıdır.
48-Hinduizm, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 80’nin tabi olduğu; Batı ülkeleri de dâhil olmak üzere Hindistan dışında da 45 milyondan fazla mensubu bulunan bir dindir.Hindistan dışındaki 45 milyon bağlıdan 18 milyonu, Hinduizm’i devlet dini ilan eden tek ülke olan Nepal’de yaşamaktadır.
49-Hindu kutsal metinleri iki gruba ayrılır:
Şruti ve Smriti. “İşitilen, görülen” anlamına gelen şruti kategorisi içinde
Vedalar; smriti kategorisinde ise Puranalar, Ramayana, Mahabharata ve Dharma-şastralar yer alır.
50- Farklı inanç sistemlerinin bir arada yaşaması ve bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirinden etkilenmesi nedeniyle oluşan yeni dini yorumlara Senkretizm adı verilir.
51-Hunduizm kutsal kitaplarının tamamını içeren metinlere Vedalar denir.
52-Budizm de mezhepler:İkiye ayrılır a)Hinayana,b)Mahayana
53-Yahudilerin kronolojik yerleşim yerleri;Harran,Filistin,Mısır
54-Yahûdîlerde haftalık ibâdet gününe Şabat. denir.
55-Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları, en önemli yılbaşı bayramı Roşaşana.
56-Mûsevîlerde, Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği, insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği, keffâret günü anlamına gelen oruç gününe Yom Kippur.
57-Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı Şavuot.
58- Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayramın adı Sukkot (Çardaklar).
59- Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan, günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi Ortodoks.
60-Ermeni Kilisesi hiyerarşisinde bulunan makamlardan, gerekli eğitimi almış, evlenmemiş papazlara verilen rütbe ,Vertabetlik.
61-Taoizm:Bu dîn, “Tao” kavramı üzerinde durmuştur. Büyücüleri, râhipleri râhibeleri ve dînî şefleri vardır. İlkbahar bayramında ateş yakılır Taoist râhipler yarı çıplak durumda, ateşe Pirinç ve Tuz atıp koşarak üzerinden geçerler. Taoizmin kurucusu, Lao Tse’dir. M.Ö. 604 veyâ 570
62-Cayinizm:Hindistan’daki dinlerdendir. Kökü M.Ö. VIII. yüzyıla dayanır. Brahmanizm’deki şiddetli sınıf ayrılıklarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu dîne inananlar genellikle sebze ve meyve yerler. Öldürme, yalan, hırsızlık, Şehvete ve dünyâ nimetlerine düşkünlük kötülenir. Tanrı anlayışı yoktur.
63-Budizm:Budizm’in kurucusu Budha (Buda), Gotama adında bir prenstir.
64-Osmanlı devletinin son zamanlarındaTarhi Edyan adı altında bazı kitaplar yayınlanmış ve Dinler Tarihi eğitim kurumlarında ders olarak okutulmuştur.
65-İslam inancına zaman içerisinde diğer din ve kültürlerden taşınan hurafelere İsrailiyat adı verilir.
66 -Dinin kaynağını bilimsel metodlarla Tanrısal ilk vahye dayandırmaya çalışan filolog Max Müller’dir.
67-Belli bir kurucusu inanç sistemi kutsal kitabı olmayan ve belli bir kabileye ait olan ve yayılma özelliği olmayan dinlere Geleneksel Dinler adı verilir.
68-Canlılara zarar vermemeyi büyük ahlaki vazife edinen Tanrı yerine Tirthankara denilen kutsal varlıklara tapınan ve alemin ebediliğine inanan din Caynizm ‘ dir.
69-Günümüzde yaşayan dinlerin nüfus bakımından en yaygın olanı Hıristiyanlık ‘ tır.
70-Dinin başlangıcının Totemizm olduğunu savunan bilim adamı E. Durkheim ‘ dir.
71-Dinin başlangıcının Büyü olduğunu savunan bilim adamı J. G. Frazer ‘ dir.
72-Dinin başlangıcının Animizm olduğunu savunan bilim adamı E .B. Taylor ‘ dur.
73-Dinin tanımlanmasına sosyolojik açıdan yaklaşan ve sosyolojik bir din tanımı yapan bilimcisi E. Durkheim ‘ dir.
74-Yahudiler Hıristiyan topraklarında İsraeli İsraelite Müslüman topraklarında ise Musevi adını kullanmışlardır.
75-Cayinizm:Hindistan’daki dinlerdendir. Kökü M.Ö. VIII. yüzyıla dayanır. Brahmanizm’deki şiddetli sınıf ayrılıklarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu dîne inananlar genellikle sebze ve meyve yerler. Öldürme, yalan, hırsızlık, Şehvete ve dünyâ nimetlerine düşkünlük kötülenir. Tanrı anlayışı yoktur.
76-Budizm:Budizm’in kurucusu Budha (Buda), Gotama adında bir prenstir.
77-Hanuka: Işıklar Bayramı. m.ö. 168 yılında Yehuda Makabi ve taraftarlarının, Kutsal Mabed’i ibadete kapatan Romalılara karşı verdikleri dini özgürlük savaşının anısına kutlanır. Kislev (yaklaşık Aralık) ayının 25′inden itibaren sekiz gün boyunca, her gün mum sayısını birer adet artırarak yakılan Hanukiya (9 kollu şamdan) bu bayramın simgesidir.
78-Kabala: Musevi tasavvufu ve mistisizmi. Tora’yı mistik bir şekilde yorumlayan öğreti.
79-Kadiş: İbadetin belirli bölümlerinde tekrarlanan ve Arami dilinde yazılmış kutsama duası. 80-Kipa: Yahudi erkeğin, sinagogda, dışarda ve dua esnasında başını örttüğü küçük takke.
81-Kipur (Yom Kipur): Musevi dininde Büyük Oruç, Tövbe, Kefaret Günü. İbrani takvimine göre
82-Maftirim: Klasik Türk Musikisi makamlarında okunan ilahiler.
83-Midraş: 1) Küçük sinagog (medrese) 2) Tora’nın açıklaması.
84-Talmud Tora: Tora bilgisinin verildiği yer.
85-Yeşiva: Genellikle Talmud’un öğretildiği, akademi seviyesinde okul.
87-Bu günkü Hiristiyanligin kurucusu Pavlos sayılır.
88–Türkiye `de misyonerlik faaliyetlerinde bulunanlar;Hiristiyanlar, yahova şahitleri, bahailer, hinduler, budistler.
89-Günümüzde,Türkiye`de misyonerlik faaliyetlerinde öne çıkankan Hiristiyan guruplar; Adventistler, Babdistler, Presbiterler, Mesih inanlılar.
90-Türkiye`de faaliyet gösteren diger dini guruplar; Mormonlar, Maonlar, Yehova sahitleri, Bahailer. 125-Hiristiyan nüfusu 1.750.000.000 dolaylarindadir.Türkiye `de misyonerlik faaliyetlerinde bulunanlar;Hiristiyanlar, yahova sahitleri, bahailer, hinduler, budistler.
91-Kur’an’da Hıristiyanlar için Nasrani ve Nasara kelimeleri kullanılmıştır.
92-Bugünkü Hıristiyanlığın kurucusu Pavlus sayılır.
93-Pavlus’a göre Tanrı ; oğlu İsa’yı insan şeklinde yeryüzüne göndererek Adem’in günahını ortadan kaldırması için onu çarmıhta feda etmiş ve insanlığı kurtarmıştır.
95-Piskoposlar ve kilise temsilcilerinin din ve disiplin konuları üzerinde tartışmak için düzenledikleri resmi toplantılara Konsül adı verilir. Hıristiyanlığın şekillenmesi açısında önemli sayılan 4 konsül vardır.bunlar; İznikkonsülü İstanbul konsülü Efes konsülü ve Kadıköy konsülü’ dür.
96- 325 Yılında İznik’te toplana konsülde İncillerin sayısı 4 ‘e indirilmiş ve Hıristiyanlığın inanç esasları oluşturulmaya çalışılmıştır.
97-381 de toplanan İstanbul konsülünde Kutsal Ruh’un da Tanrılığına karar verilmiş ve böylece Teslis (üçlü Tanrı anlayışı) ‘ in unsurları tamamlanmıştır.
98-431 de Efes’ te toplanan konsülünde Meryem’e Tanrı doğuran (Theotokos) ünvanı verilmiş ve Nestoryus afaroz edilmiştir.
99-451 de toplanan Kadıköy konsülü karaları sonucunda Monofizit görüşü benimseyen Antakya Süryani Habeş Kıpti ve Ermeni Gregoryan Kiliseleri ortaya çıkmıştır.
100-Doğu-Batı ayrılığı sonucunda Latin Roma Kilisesi Katolik yani Evrensel Bizans kilisesi ise (Özebağlı) manasında Ortadoks olarak adlandırıldı.
101-Martin Luther’in reform haraketi mevcut dini anlayış ve uygulamaların bir kısmını reddeden Protestanlığı doğurmuştur.
doğu-Batı ayrılığından sonra kendine özgü dini inanç ve uygulamalarını genişleten Katolik kilisesi siyasi alandaki boşluğuda doldurarak her alanda egemen olmuştur.Özellikle din bilim ve düşünce alanında kendini gerçek otorite olarak görmesi bilimsel gelişmelerin önünü tıkayarak din-devlet ve din-bilim çatışmalarına neden oldu.
102-Okümenizm’ dir.Okümenizm ; Tüm Hıristiyan Kiliselerinin evrensel birliğini ifade etmektedir.
103-Tüm Hıristiyanlığın kabul ettiği iki sakrement olan Vaftiz ve Evrastiya yanında kuvvetlendirme evlilik ruhbanlık son yağlama sakrementleride uygulanmaktadır.
104-İsa’nın ölmeden önce havarileriyle yediği son akşam yemeği nin anısına yapılan ve Hıristiyan inanç ve ibadetlerin temelini oluşturan ayin Evrastiya’ dır.
105-Sihizm:M.S. 6. yüzyılda Hindistan`da kurulmuş, kurucusu Guru Nanak`tır.Sihizm, İslam`ın ve Hinduizm`in bir takım prensiplerini birleştirerek oluşturulan inanç sistemidir.
106-Budizm :M.Ö 6. yüzyılda Hindistan`da ortaya Çıkmıştır..
107-Teoizm:Çin dinleridir.M.Ö . 6. yüzyılda ortaya çıkmış, kurucusu Lao Tacu.Kutsal kitabı Tao-Te-King.
108-Zerdüştlük:M.ö. 6.yüzyılda İran`da ortaya çıkmış, kurucusu, Zerdüşti`dir.Tanrısının adı Ahura Mazdah`tır.Bu dine Mahehizm`de denir.
108-Yahudilik:Yahudi dinine mensup İsrail`de 5, Amerika`da 6, toplam nüfusu 25 milyondur.% 90`ni Sefarad (İspanya) diğerleri Askenaz`dir.
109-Yahudiler için;İbrani, İsraili,musevi,yahudi isimleri kullanılır.
110-Yahudilerin ibadet yerlerine Sinagog denir.
111-Museviler Tora adı verilen Tevrat`a inanırlar.Diğer önem verdikleri kitap da Talmud`dur.
112-Yahudiler, çocuk doğumdan 8 gün sonra sünnet ettirilir.Türkiye`deki Yahudilerin yasal temsilcilerine Hahambaşı denir.
113-Yahudilikte ibadet merkezidir.Toplu ibadet 13 yaşına girmiş en az 13 kişi ile yapılır.
114-Askenaz;Orta ve doğu yahudileri ile bunlarin soyundan gelenlere verilen addir.
115-Osmanli döneminde Yahudiler arasinda meydana gelen önemli olay Sabatay Selvi`dir.
116-Katolik kilisesinin merkezi, Roma yakınında bir devlet olan Vatikan`dır.
116-Ortadoks`un merkezi, İstanbul Fener Patrikhanesidir.11 yüzyılda kesin olarak Katolik kilisesinden ayrıldı.
117-Kur`an.-i Kerim`de Hiristiyanlar için Nasran(Nasara) kelimesini kullanır.Reform hareketini Alman papazi Martin Luther baslattı.
118-Hiristiyanlığın temel ilkeleri;Asli günah, kurtuluş,ahit, mesihcilik, teslis.
119-Hiristiyanların yıllık ibadetleri;Noel, paskalya.
120-Katolik din mezhep din adamlarina papa, kardinal,piskoposlar,rahipler denir.Ortodoksların ruhani lideri patriktir.
KELAM BİLGİLERİ
1)Kelamın sözlük ve terim anlamı:Kelam konuşma, söz ve ibare anlamına gelir. Terim olarak, kesin deliller kullanarak inanç esaslarını ispata çalışan ilimdir.
2)Kelamın konusu:
a) Mütekaddimin adı verilen Gazali’den önceki kelamcılar döneminde kelam ilminin meşgul olduğu en önemli mesele Allah Teala’nın birliği, sıfatları ve fiilleriydi. Buna göre mütekaddimin kelamcılara göre kelamın konusu “Allah’ın zatı ve sıfatları olmuştur.
b)Felsefenin İslam aleminde yayılmasından sonra kelam ilminin konusu genişlemiştir. Müteahhirin kelamcılarından olan İmam Gazalinin de kabul ettiği görüşe göre bu dönemde kelam ilminin konusunu “mevcud” teşkil etmiştir.
c)Gazali’den itibaren felsefi ilimlerden olan mantık da kelamcılar tarafından benimsenmiş ve doğru düşünme kaidelerini öğreten mantık ilmine ait bazı hususlar kelam kitaplarında yer almaya başlamıştır. Böylece dış alemde varlığı olmayan mücerred bazı mefhumlar da kelamın konusuna girmiş oldu. Bu sebeple kelamın konusunu bu mücerred kavramları da içine alacak şekilde genişletme gereği hasıl oldu. Müteahhirin kelamcılar “İslam akaidini ispata yarayan her malum kelam ilminin konusudur” demek suretiyle zihnin dışında varlığı olsun veya olmasın bilinmek şanında olan bilinebilen her şeyin kelam ilminin konusuna dahil olduğunu belirtmişlerdir.
3)Kelam ilminin gayesi :
a)Kelam ilmi insanı taklidi imandan kurtarıp tahkiki iman derecesine yükseltir.
b)Doğru yolu arayanlara itikadi meseleleri delilleriyle öğreterek onları irşad eder. Batılda ısrar edenleri kuvvetli delillerle susturur.
c)İnanç esaslarını batıl ve yanlış görüş taraftarlarının ileriye sürecekleri şüphelerle sarsıntıya uğramaktan korur.
d)Yapılan ameller niyetlere göredir. Niyetin sağlamlığı ve kuvveti ise iman ve inanç kuvvetiyle doğru orantılıdır. O halde sağlam bir itikad, amelde ihlas ve samimiyeti artırır. Bu da yine kelam ilmi sayesinde kuvvetli ve sağlam bir inanca sahip olmakla mümkündür.
e)İnsanları, dünya ve ahiret saadetine ulaştırmak.
4)Kelam ilminin isimleri:
a)Fıkıh(ilk kelam eseri: el- fıkhu’l ekber- ebu Hanife)
b)Akaid(sözlük: düğüm atmışçasına gönülden bağlanmak. Terim: islam inanç esaslarını tartışmaya girmeden konu edinen ilim.)
c)İlmut-tevhid/Usulüd-din(bütün meselelerin Allah’ın birliği etrafında toparlanması.”imam maturidi”)
d)Nazar ve istidlal ilmi(özelikle akli delillere fazlaca yer veren kelam ilmi.)
e)Kelam ilmi(İslam’ın itikadi hükümlerinden bahseden ilim.” Abbasiler devri”)
5)Kelam ilmine kelam isminin verilmesinin 4 sebebi:
a)Delilleri akılla teyi’d edilmiş nakli deliller olması hasebiyle çok kuvvetli olduğundan ; “söz yalnız bu ilmin sözüdür , hasmın sözü değildir” manasına işaret eden kelam ilmi denmiştir.
b)Bu ilim tartışmaya, cedele ve münazaraya en müsait bir ilimdir. Bu konular da söze fazlasıyla muhtaçtır. Kelamın kurucusu olan Mütezile ise söz söylemede ikna etmede kudret sahibi ve nazar ehli olduklarından karşılarındakini susturmaktaydılar. Bu sebeple söze fazlasıyla muhtaç olan bu ilme kelam adı verilmiştir.
c)Delillerin kuvvetinden dolayı kalpte tesir hasıl eden ve kalbe nüfuz eden bir ilim olması sebebiyle yaralamak manasına gelen “kelm” kökünden türetilerek kelam bu ilme ad olmuştur.
d)Selefin sustuğu konularda kelamcıların söz söylemesi sebebiyle bu ismi almıştır.
6)Kelamın doğuşunu sağlayan iç sebepleri :
a)Vahyin kesilmesi ve nübüvvet nurundan uzaklaşılması: Asrı saadette gerek fıkhi gerekse itikadi konularda ortaya çıkan bütün istifhamlara Rasulullah hayatta olduğu ve vahiy devam ettiği için tek kaynaktan kesin ve yeterli cevap alabiliyorlardı. Böylece çözüme kavuşan problemler rasulullah hayatta iken yeniden gündeme getirilmiyordu. O’nun vefatından sonra Müslümanlar problemlerini çözecek tek kaynaktan vahiy kaynağından mahrum kaldılar. Daha önce mevcut olmayan yeni problemleri çözme ve sorulara cevap verme işi artık peygamberlerin varisleri olan ulemaya düşüyordu. Her alim kendisine yöneltilen suale ölçü ve metodu dahilinde ve kendi ilmi gücüne göre cevap vereceği için bu dönemde sorulara farklı cevaplar alınması tabii idi. Nitekim Müslümanlar arasında cereyan eden cemel ve sıffin savaşları sonunda bu savaşa katılanların durumu hakkında çoğunluk hükmü Allah’a havale edip söz söylemekten çekinirken, bunlara bazıları kafir, bazıları münafık, bazıları da fasık diyorlardı. Eğer resulullah hayatta olsaydı ne böyle üzücü olaylar meana gelir ne de bu ihtilaflar olurdu.
b)Müslümanlar arsındaki siyasi ve dini ihtilaflar: Cemel ve sıffin savaşların meydana gelmesi sonucu Müslümanlar arsında çözümü güç akaid problemler ortaya çıkmıştır. Bu iç savaşlar niçin olmuştur? Bu savaşa katılan Müslümanlar acaba Allah tarafından takdir edilen ilahi kader mi yoksa kendi hür iradeleriyle mi bu savaşa katıldılar? Dolayısıyla bu insanlar bu yaptıklarından dolayı mesul olacaklar mı, ya da mecbur oldukları için sorumlu tutulmayacaklar mı? Mesele cebir görüşünü savunanlar suçu tamamen kadere yüklerken, insanın hür ve sorumlu olduğunu savunan kaderiyye kaderi tamamen inkar etmekteydi. Mürcie de bu iki görüşü kabul etmeyip hükmü Allah’a havale ediyordu.
c)Nasların farklı anlaşılması: Ortaya çıkan yeni problemler karşısında ayet ve hadislerden hüküm çıkarma zarureti hasıl olunca her alim kuranı kerimin de emrine uyarak kuran ve hadise başvurmuş ve kendi metoduyla hüküm vermeye çalışmıştır. Ancak gerek alimlerin ölçüt ve metodlarının farklı oluşu, gerek ayet ve hadislerdeki manalarının hepsinin, herkesin ilk bakışta anlayacağı şekilde açık olmayışı, bazen hüküm vermek için birden çok ayetin birlikte mütaala edilmesi gereği farklı hükümler verilmesine sebep olmuştur.
d)Ekonomik refahın artması: Fetihler yoluyla genişleyen İslam coğrafyası ve elde edilen ganimetler sosyal refahın artmasına ve maişet endişesinden kurtulan müslümanlar ayet ve hadisler üzerinde düşünmeye, fikir yürütmeye yöneldiler. Ayet ve hadislerin tamamına vakıf olamayan hangisinin muhkem hangisinin müteşabih olduğunu bilmeyen, dini hükümlerin maksatlarını iyi bilmeyenler hüküm çıkartmaya kalkışmaları sebebiyle islamın temel prensipleriyle bağdaşmayan görüşler ortaya çıkmıştır.
7)Kelamın doğuşunu sağlayan dış sebepleri :
a)Yabancı din ve kültürlerin tesiri: Arap yarımadasında doğan İslamiyet büyük hızla gelişti ve kısa bir zaman içinde bir çok ülke İslam topraklarına katıldı. Böylece yabancı din ve kültürlere sahip birçok unsur İslam toplumuna girdi. Suriye ve mısırda Hristiyanlık ve Yahudilik, İran ve ırakta ise Mecusilik, zerdüştlük, Sabiilik hakimdi. Müslümanlar fethettikleri ülkelerde bu çeşitli din ve inanç sahipleriyle bir arada yaşamak zorundaydılar. Bunun sonucunda bazı Müslümanlar bu ülkelerin ahalisi yoluyla bu din ve kültürlerin etkisinde kaldılar. Fethedilen ülkelerde yaşayan insanların pek çoğu her ne kadar eski inançlarını terk edip Müslüman olsalar dahi eski inançların etkisi altında kalmışlardı. Bu yeni Müslümanlar bilerek ya da bilmeyerek yahut kötü bir niyetle eski inançlarını İslamiyet’e sokmaya ve Müslümanlar arasında yaymaya çalışıyorlardı.
b)Felsefi cereyanların tesiri ve tercüme faaliyeti: Yeni fethedilen ülkelerde kadim felsefenin iyi bilinmesi ve İslam’a dışarıdan gelen fikirlerde felsefe metodunun kullanılması Müslümanların felsefeye karşı merakını uyandırmış ve felsefi eserler tercüme edilmeye başlanmıştır. Tercüme yoluyla felsefenin İslam dünyasına yayılması beraberinde birtakım problemleri getirmiş. Felsefi cereyanlar etkisinde kalarak problemleri sırf akıl yoluyla çözmeye çalışanlar yanında İslam itikadıyla bağdaşmayan görüş ve fikir sahiplerinden, felsefi metottan istifade ederek fikirlerini yaymaya çalışanlar olmuştur.
8)Kelami ekollerden olan mürcie :
Siyasi hadiseler karşısında tarafsız bir tutum takip edenlerin oluşturduğu ekoldür. Mürcie’nin oluşmasına birinci dereceden o günkü gruplaşmalar, ikinci dereceden hilafet meselesi tesir etmiştir. Mürcie’ye hz.Ali’nin hilafetinin birinciden dördüncüye ertelenmesini kabul etmesinden dolayı da mürcie dendiği rivayet edilmektedir. Mürcie özellikle iman, küfür, mümin ve kafir kavramları üzerinde durmuştur. Onun bu kavramlar üzerine ısrarlı oluşu Havaric ve Şia’nın davranışlarından dolayıdır. Mürcie imanı, Allah’ı ve Rasulünü bilmek ve tanımak olarak tarif etmişlerdir. Mürcie herkesle uzlaşma yolunu tutmuş kendi dışında olanlardan herhangi bir grubu tekfir etmemişlerdir. Emeviler döneminde varlığını sürdürmüş abbasiler devrinde eriyip kaybolmuştur.
9)Kelami ekollerden olan Hariciler :
Bu ekole göre;
v Amel imandan bir cüz/parçadır.
v Farzlardan birini terk eden veya büyük günah işleyen kafir olur.,
v Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Muaviye’yi tekfir etmişlerdir.
v Sıffin savaşında, Hakem olayında Hz. Ali ve taraftarlarını tekfir etmişlerdir.
v İman sadece kalp ile tasdik dil ile ikrardan ibaret değildir, emirleri yerine getirmek ve günahlardan kaçınmak ta imandandır.
10)Kelami ekollerden olan Şia mezhebi:
Hz. Muhammed vefat ettikten sonra vahiy kesilmiş ve tebliğ vazifesi sona ermiştir. Fakat dinin hükümlerini uygulamak, dünyada peygamberi temsil edecek ümmeti o hüküm ve emirlere idare etmek gerekecektir. İşte bu görev imama aittir. Yine söz konusu peygamber göndermek nasıl Allah’ın bir lütfu ise peygamberden sonra imama göndermek Allah’ın lütfu iledir. Bu bakımdan imamın tayini Allah’ın bildirmesiyle ya da bir önceki imamın bildirmesiyle gerçekleşir. Çünkü imamet nübüvvetin idari cephesidir. İmamiye Şiası’na imamet vahiy kurumunun devamı niteliğindedir. Kısacası imama itaat Allah’ itaat, imama isyan Allah’a isyandır. Şiiliğin oluşum döneminde kendilerine has bir takım ilkeleri meydana geldi.
a)Vasiyyet: Hz. Muhammed’in Hz. Ali’yi kendisine halife olarak vasiyette bulunmasıdır.
b)İsmet: İmamların günahsız olmasıdır.
c) Ric’at: Dönüş demektir. Şia’ya göre Hz. Ali Hz. Muhammed’in vasisi olduğundan Hz. İsa gibi o da Allah’ın dilediği bir zaman da dünyaya dönecektir.
d)Takiyye: Gizlemek demektir. Şiilikte inançların gizli şekilde yayılması ve yaşanmasıdır.
11)Kelami ekollerden olan Cebriyye mezhebi :
Kaderiyye inancına karşı bir reaksiyon olarak Cehm b. Safvan tarafından ortaya atılan görüşlerden oluşmaktadır.
v Kul, rüzgarın önünde sürüklenen yaprak gibidir.
v İnsan; Allah tarafından yazılmış ve yaratılmış fiilleri yapmaya mecburdur.
v İnsanın iradesi de hürriyeti de yoktur.
v Allah yaratıkların vasıflandığı sıfatlarla vasıflanamaz.
v Allah’ın ilmi ve kelamı hadistir.
v Sevap ve cezanın vukuu zorunludur.
v Cennet ve cehennemin sonu vardır.
v İman, Allah’ı bilmektir. Allah görülmez.
12)Kelami ekollerden olan Kaderiyye mezhebi:Emevilerin baskısına karşı ortaya çıkmış, kader inancını reddeden düşünce ve inanç akımıdır. Bu adlandırıcı akım üyelerinin Allah’ın belirlediği kader yerine insanın belirlediği bir kadere inanmaları ve fiilleri Allah’a değil insana isnad etmelerinden dolayı yapılmıştır. Kaderiyye akımına Emevi halifelerinden Abdülmelik b. Mervan döneminde Haccac tarafından öldürülen Mabed b. Halil el-Cüheni öncülük etmiştir.
13)Kelami ekollerden olan Mütezile :İslam akaidini savunmada naklin yanında aklı ve felsefeyi kullanmayı zaruri görmektedir. Kuran ve hadise en doğru manayı vererek onu anlamak ve bütün Müslümanlara kuran ve hadiste bildirilen inanç esaslarını anlayabilecekleri şekilde açıklamak ve analtmak ihtiyacından doğmuştur.
14) Mütezile’nin ortaya çıkış hikayesi:Mütezilenin ilk defa Basra’da Vasıl b. Ata’nın Hasan el-Basri’nin ders halkasından ayrılmasıyla teşekkül ettiğidir. Bir gün Hasan Basri’nin ders verdiği Basra camiine gelen bir şahıs, büyük günah işleyen kişiye bazılarının kafir(havaric) bazılarının da mümin(mürcie) dediklerini beyanla bu hususta Hasan Basri’nin görüşünün ne olduğunu sorar. Hasan Basri’nin böyle bir kişinin münafık(içindeki imanı ile ameli farklı olan manasına) olduğu kanaatindedir. Ancak kendisine soru yöneltilmiş olan Hasan Basri’nin cevabını beklemeden öğrencilerinden Vasıl b. Ata soruya cevap vermiş ve böyle kimsenin ne mümin, ne de gerçek kafir olduğunu, iman ile küfür arasında bir yerde bulunduğunu söyler. Böylece Vasıl, mürtekibul kebire hakkındaki bütün görüşleri reddederek yeni bir görüş ortaya koyuyordu. Bu olaydan sonra Hasan Basri’nin meclisini terk eden Vasıla daha sonra arkadaşı Amr b. Ubeyd de katıldı. Hasan Basri’nin “Vasıl bizi terk etti” demesi üzerine Vasıl’a ve taraftarlarına ayrılanlar, terk edenler anlamına el-Mütezile denilmiştir.
15)Mütezile’nin prensiplerini:
a) Tevhid: Mütezilenin en önemli prensiplerindendir. Allah’ın birliği ve kadim olması mutezileye göre Allah’a mahsus en güzel sıfattır. Eğer Allah’ın kıdemi haricinde O’na çeşitli sıfatlar isnad edilirse bu çok kadim varlığın mevcudiyeti kabul edilmiş olur. Böylecetaaddudi kudema yani kadimlerin çokluğu ortaya çıkar ki bu durum Allah’ın birliği gerçeğine aykırıdır. Allah evveldir. Bu alemi yoktan var etmiştir. Vacibul vücuttur.
b)Adalet: İnsanın fiillerini yapmada hür olduğu ve Allah’ın çirkin kötü olanı yaratmayacağı görüşü vardır. Onlara göre insanlar hür olup iradi fiillerini isteme ve yapma kudretine sahiptirler. Bu fiillerin yaratılmasında Allah’ın müdahalesi söz konusu değildir. İnsan fiillerinde hür olmasa ve insanın fiillerini Allah yaratmış olsaydı, insanın o fiillerden sorguya çekilmesi ve ceza görmesi adalet prensibiyle bağdaşmaz.
c)Va’d ve Va’id: Va’d, dünyada amelleri güzel olanların ahirette mükafatlandırılması; va’id de dünyada ameli kötü olanların ahirette cezalandırılması demektir. İyilik yapanlara mükafat, kötülük yapana da ceza vermek Allah için vaciptir. Bu sebeple mutezileye göre günah işledikten sonra tövbe etmeyenin bağışlanması ve peygamberlerin şefaat etmesi söz konusu olmaz.
d)el-Menzile beyne’l menzileteyn: Büyük günah işleyen ne mümin ne de kafirdir, fasıktır. Tövbe etmeden önce ölürse azabı kafirinkinden daha az olmak kaydıyla ebediyyen cehennemde kalacaktır. Tövbe ederse mümim olarak cennete girecektir.
e)el-Emru bi’l-Ma’ruf ve’n-Nehyu ani’l-münker: İyiliği emretmek kötülüğü de yasaklamak her Müslümana farzdır.
16)Ehli sünnet mezheplerini :
a) Selefiyye b) Maturidiye c) Eşariyye
Selefiyye: Selef olarak isimlendirilen sahabe ve tabiinun görüşünü esas alanlardır.Selefiyyenin görüşleri yedi esasta toplanır.
1)Takdis: Allah Teala’yı celal ve azametine layık olmayan her şeyden tenzih etmek, layık olmadığı şeylerden münezzeh olduğuna inanmak.
2)Tasdik: Kuran ve sünnetteki itikadi meseleleri aynen kabul etmek. Bu gibi hususlarda fikir yürütmek insanı hataya düşürebilir.
3)Aczi İtiraf: Nasslarda geçen müteşabihatın maksadını bilmemek ve bilemeyeceğini itiraf etmek.
4)Sükut: Müteşabihatın manasını sormamak, onlara dalmamak ve hatta bu konuda sual sormayı bile yasaklamak. Peygamber kader mevzuu ile meşguliyeti ashabına yasaklamıştır.
5)İmsak: Müteşabih naslar üzerinde değişiklik yapmamak, o ifadeleri azaltmamak, birlikte kullanıldığı kelimelerden ayrı olarak zikretmemek ve söz konusu nasları tevil ve tefsir etmekten çekinmek.
6)Keff: müteşabihatla kalben meşgul olmamak ve onlar üzerinde düşünmemektir. Yüzme bilmeyenin denize dalması ne kadar tehlikeli ise, cahil bir kimsenin de manası kapalı olan naslarla kalben meşgul olması ve onları açmaya çalışması en az o kadar tehlikelidir.
7)Marifet ehline teslim: Kişi, kendisine kapalı görünen müteşabih nasların herkese kapalı olduğu olduğunu zannetmemelidir. Peygamberlerin, büyük din alimlerinin zor görünen bazı hususları bildğini kabul etmek gerekir.
17)Eşari mezhebinin ortaya çıkış hikayesi:Mütezilenin sayılır alimlerinden biri durumuna gelen eşari, hocasına sorduğu bazı sorulara tatminkar cevap alamaması sebebiyle mezhebi hakkında şüpheye düşer. İmam, Hz. Peygamber’i rüyasında görüp sünnetinin zaferi için çalışma tavsiyesinde bulunur ve hocası ile son olarak salah-aslah konusundaki “üç kardeş” diye bilinen tartışmasıyla mutezileden ayrılır. Daha sonra selefin görüşlerini ve ibn küllab el-Basri’nin metodunu benimseyerek akaid mevzuunda akli deliller kullanma yolu olan bu metodu geliştirecek olan eşari bir Cuma günü Basra Ulu camiinde minbere çıkarak mutezileden ayrıldığını ve imam Ahmed b.Hanbel’in görüşlerini benimsediğini resmen ilan etmiştir. Eşari, ömrünün kalan yaklaşık yirmi beş yılını mütezile ve bütün ehli bidatı red, ehli sünnet akidesini de izah ve ispat ile geçirmiştir.
18)Eşariye mezhebinin 3 kardeş hikayesini:Eş’arî: Üç kardeş var Biri ibadet ve itaat halinde, diğeri isyan ve günah içinde, üçüncüsü de çocuk yaşta iken öldü Bunlar hakkın¬da ne dersiniz? Cübbâî: ilki, mükafat olarak cennette, ikincisi ceza olarak ce¬henneme girer, üçüncüsü ne mükafat nede ceza görür Eş’arî: Üçüncüsü, “Ya Rabbi, beni neden çocuk yaşta öldürdün de büyüyene kadar yaşatmadın? Büyüseydim sana iman ve itaat eder, böylece ben de cennete giderdim”, derse ona ne cevap verilir? Cübbâî: Rab ona der ki: “Ben haline bakarak şunu bildim: Bü¬yüyene kadar yaşasaydın günah işleyecek ve bu sebeple cehenneme gidecektin Senin menfaat ve meslahtına en uygun olan(eslah) küçükken ölmendi” Eş’arî: Eğer ikincisi, “Ya Rab neden beni küçükken öldürmedin? Öyle yapsaydın sana âsi olmaz ve böylece cehenneme girmezdim”, derse Rab ne cevap verir?Bu soru üzerine Cübbâî şaşırdı ve cevap veremedi Eş’arî de Mu¬tezile mezhebinden ayrıldı Bundan sonra o ve ona tâbi olanlar, Mu¬tezilenin görüşlerinin bâtıl olduğunu gösterme, hadiselerde anlatı¬lan hususların ve Ehl-i sünnet ve’l-cemaatın yürüdüğü yolun doğru olduğunu ispat etme işi ile meşgul oldular Ondan dolayı da “Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” adını aldılar.
19) Mutekaddimin döneminin temel özellikleri:
v İn’ikası edilleyi(delil için verilen hükmün medlüle yansıtılmasını) kabul etmek.
v Mantığı kabul etmemek
v Felsefi konulara fazla yer vermemektedir.
v Ehl-i bidatla mücadele etmektedir.
v İslam filozofları ilahiyat alanında Aristo ve Eflatunun etkisinde kalmışlardır.
20) Müteahhirin döneminin temel özellikleri:
v Mantık kurallarına yer veildi.
v Felsefi bahisler konu edinildi.
v Felsefecilerle uğraşıldı.
v İn’ikası edille reddedildi.
21)İmam gazali hangi durumlarda felsefecileri küfürle itham etmiştir:
a)Alemin kıdemi: Filozoflara göre alem zat itibariyle hadis, zaman itibariyle kadimdir.
Yani Allah zat bakımından alemden önce olmakla beraber zaman hareketin sayımından ibaret olduğu ve alem yokken hareket ve dolasıyla da zaman bulunmadığı için alemin yaratılışına zaman sebkat etmemiştir.
b)Haşrin cismani olmayıp ruhani olacağı: Filozoflara göre ahiret hayatı dediğimiz, ölümden sonra dirilişle başlayacak olan ikinci hayat vardır. Ama bu sadece ruhani olacaktır. Çünkü cesetler ve madde sonlu, ruhlar ise sonsuzdur. Eğer ahiret hayatı cismani olacak olsa sonsuz olması haleldar olur. Çünkü sonlu olan cesetler, sonsuz ruhlara yetmez.
c)Allah’ın cüz’iyyati bilmediği: Filozoflara göre Allah, külli eşya ve hadiseyi bildiği halde onun ilmi cüz’i hadiselere taalluk etmez. Çünkü olaylar değişkendir. Bu sebeple eğer Allah’ın cüz’iyyatı bildiği farz edilirse cüz’i hadislerin değişmesi sebebiyle Allah’ın zatının da değişmesi gerekir. Halbuki onun zatı her türlü değişmeden münezzehtir.
22) İmam Gazali’nin felsefecilerin tutarsızlığını belirttiği eserin adı “Tehafütü’l-Felasife”
23)Matüridiyye ve eşariyye’nin husun ve kubuh hakkındaki görüşlerini :
Matüridilere göre husun ve kubuh, güzellik ve çirkinlik, başka bir deyimle bir şeyin iyi veya kötü olduğunun akılla bilinmesidir. Yani bir şey iyi olduğu için Allah tarafından emredilir, çirkin olduğu için de yasaklanır. Diğer bir ifade ile iyi olanlar emredilmiş, kötü olanlar yasaklanmıştır. Eşarilere göre ise, husun ve kubuh şer’idir, akıl ile idrak olunmaz. Ancak Allah’ın emir ve yasağı ile bir şeyin iyi ya da kötü olduğu bilinir. Yani bir şey emredilmişse iyi, nehiy edilmişse kötüdür. Emir ve nehiy olmadan iyilik ve kötülük bilinmez.
24)Maturidiyye ve eşariyye’nin marifetullah hakkındaki görüşlerini açıklayınız?
Maturidilere göredini tebliğat olmasa da insan, Allah’ı bilmek zorundadır. Çünkü akıl Allah’ı bilme gücündedir. Eşarilere göre ise, akıl hiçbir şeyi vacip kılamaz. Onun için akıl Allah’ı bulabilecek güçte olsa bile Allah’î bilmek şer’an vaciptir. Şeriaten, dinden haberi olmayan insan hiçbir şeyden mesul değildir.
25) Maturidiyye ve Eşariyye’nin teklif-i ma la yutak(güç yetirilemeyenin teklifi) hakkındaki görüşlerini açıklayınız?
Allah’ın, insanın gücünün dışında kalan bir şeyin yapılmasını emretmesi ve kullarını bununla mükellef tutması Eşarilere göre caizdir ama vaki değildir. Matüridilere göre ise böyle bir teklif caiz de değildir. Çünkü bunda bir hikmet yoktur.
İSLAM SANATLARI TARİHİ
1- Sanat özelliği olmayan, el emeği ve becerisi ile maddi ihtiyacını karşılayan kişiye ne ad verilir?Zanaatkâr
2- Allahın buyruklarını sanat yoluyla daha etkileyici bir biçimde insanlara ulaştıran peygamber aşağıdakilerden hangisidir?- Hz. Davud
3- Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı kültüründe büyük sanatkârlar yetiştirmiş kurumlardan biridir?Enderun mektebi
4- Sanatın doğuşunda ve estetik kazanmasında öne çıkan en önemli iki etken aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?Estetik zevk ve inançlar
5- Plan tasarımıyla Şam Emeviye camiine dayanan ve aynı zamanda cephe düzenlemesiyle Osmanlı camilerine uzanan bir köprü oluşturan, Aydınoğlu beyliği yapısı aşağıdakilerden hangisidir?Selçuk İsa bey camii
6- Aşağıdakilerden hangisi açık avlulu Anadolu Selçuklu medreselerinden biridir? Kayseri çifte medrese
7- Kayseri Huand hatun Külliyesinin inşa edildiği dönemde Anadolu Selçuklu sultanı aşağıdakilerden hangisidir?- Alâeddin Keykubat
8- Sivas ulu camii yapan, erken dönem Anadolu Beyliği aşağıdakilerden hangisidir?danişmendliler
9- Osmanlı mimarisinde Barok döneminin en önemli camii aşağıdakilerden hangisidir?
- ist. Nuriosmaniye külliyesi
10- Sultanahmet camisinin mimarı aşağıdakilerden hangisidir?Mimar sedefkâr Mehmet ağa
11- Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk büyük eseri aşağıdakilerden hangisidir? Şehzade külliyesi
12- Sinan öncesi klasik dönemin en büyük külliyesi aşağıdakilerden hangisidir? ist. Fatih külliyesi
13- Yazı ile çiçek hayvan insan ve eşya şeklinde yapılmış kompozisyonlara ne ad verilir?- Resim-yazı
14- Aklam-ı sitte içinde gelişmesini ilk olarak tamamlayan divanlarda kullanılan yazılar aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?Tevki-rika
15- Aklam-ı sitte ikili gruplandırılması aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?Tevki-rika, muhakkak-reyhani, sülüs-nesih
16- Kalem ağzı meylini yeniden belirleyen aklam-ı sitenin klasik ölçülerini ortaya koyan hattat aşağıdakilerden hangisidir? Yakut el mustasımı
17- Osmanlı devri saray üslubu aşağıdakilerden hangisidir?Saz yolu
e- Selçuklu devri
18- Hatime tezhibi, yazma eserin neresinde bulunur?Sonunda
19- Timur devri tezhibinin ikinci altın çağı, aşağıdaki hükümdarların hangisinin zamanındadır?Hüseyin baykara
20- Muska koltuk, aşağıdakilerin hangisinin tezhibinde bulunur?Mail talik kıta
21- Bir yazma kitapta metnin başladığı ilk sayfanın arkasındaki bezemeye ne ad verilir? Zahriye
22- XV. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı başkenti Edirne de hazırlanan minyatürlü eser aşağıdakilerden hangisidir?Külliyat-ı katibi
23- Osmanlı minyatür üslubu, Levni ve Abdullah Buharinin eserlerinde üç boyutlu ve hacimli İfade biçimlerine hangi yüzyılda kavuşmuştur? XVII.
24- Sultan I. Mahmut döneminde tek figür kadın ve erkek resimlerinde yenilikçi bir adım atan nakkaş aşağıdakilerden hangisidir? Abdullah buhari
25- Aşağıdaki nakkaşlardan hangisi Sultan III. Ahmet’in oğullarının sünnet düğünü şenliklerini konu alan surname-i Vehbi adlı eserde çalışmıştır? Levni
26- Aşağıdaki nakkaşlardan hangisi yapmış olduğu dizi padişah portreleri tasvirlerinin kurgularıyla Levni ye öncülük etmiştir?- Musavvir Hüseyin
27- Çok büyük merkezli tekkelere ne ad verilir?Asitane
28-Büyük asitane örnekleri?
Konya mevlevihanesi İstanbul Mevlana kapıdaki Mevlevihane seyyidgaziMakedonya- kalkandelendeki Bektaşi tekkesi.
29- Uygulamalı hastane birimi olan medreselere örnek?
Edirne 2. beyazıd külliyesindeki Bimarhane – akıl hastanesi Süleymaniye tıp medresesi ve darüşşifası
30-İlk Osmanlı hastanesi?Bursa yıldırım darüşşifası
31- İstanbuldaki ilk hastane?Fatih külliyesindeki hastane.
32-Tabhane nedir?Misafirhane
33-kıymetli malların saklandığıve satıldığı yapılar nedir?Bedesten
34-istanbuldaki ilk saray?
Fatih tarafından İstanbul üniversitesinin yerindeki “eski saray”
35-Daha çok hanım sultanların kullandığı saray?Üsküdar sarayı
36-Dolmabahçe sarayını kim yaptırmıştır?19.yy da abdülmecid
37-Osmanlı mimarisi üslup ve karakter olarak kaça ayrılır?
Dört döneme ayrılır: 1.bursa ve Edirne dönemi ( 1299-1447)
2.klasik dönem(1447-1700) ( 1.sinan öncesi 2.sinan dönemi Sinan sonrası)
3.Yabancı etkilerdönemi(1700-1890)(1.barok dönemi 2.ampir – art nouvea
4.milli mimarlık dönemi ( 1890-1930)
38-mimar sinanın ilk büyük külliyesi?
Kalfalık eseri olan şehzadecamii
39-Cilt sanatı uygulamasına ne denir?Teclid
39-Cilt sanatını meslek edinenlere ne ad verilir?Mücellit
40-Şiraze çeşitleri nelerdir?
*geçmeli * tek baklava * çift baklava * sağ sol yolu * sıçan dişi * alafranga
41-kayda değer diğer Osmanlı mücellitleri?
*solak Süleyman * Hüseyin çelebi * Mustafa çelebi * hacı said * aşık Osman * Kasımpaşalı hafız * Kasımpaşalı tosun * Salih * Ragıp * hacı ahmed * Tevfik * hidayet * nureddin * kadri
42-bir sanatı yapmak için geçerli bilgi ve hünere sahip olan kimseye sanatkar usta veya artist denir.
43-islam sanatı içinde bilinen ilk türbe kubbetüs suleybiyyedir..
44-buharadaki yapıların çoğu arslan han tarafından yaptırılmıştır..
45-gazneliler en parlak dönemini sultan mahmud zamanında yaşamıştır..
46-hindistanda türk mimarisinde agrada tac mahal şah cihan tarafından yaptırılmış önemli bir eserdir..
47-sultan ahmet camii mimarı sedefkar mehmet ağanın hayatını cafer ağa kaleme almıştır.eserin adıda risale-i mimarriyye?dir..
48-Osmanlı şehirlerinde ve kasabalarında cami merkez olmak üzere birbirine bağlı yapılar topluluğuna külliye(manzume) denir.. ana yollar üzerlerindekine ise menzil denir..
49-İstanbulda ilk yapılan külliye fatih külliyesidir mimarı Atik sinandır..
50-asitane tekke zaviye ve dergahların en büyük merkezlerdir? büyük asitane örneği konya mevlevihanesidir..
51-ilk osmanlı hastanesi bursa yıldırım darüşşifası istanbuldaki ilk hastane fatih külliyesinde idi? II.beyazidin edirnedeki darüşşifası daha çok akıl hastaları için kullanılmıştır..
52-imaret:aş pişirilip dağıtılan yerlerdir.. tabhane ise misafir hanedir..
53-istanbulda külliyenin en gelişmiş örneği kanuni sultan süleymanın süleymaniye külliyesidir..
54-Osmanlı devletinin her dönemde kanuni sultan süleyman ile zirvede olduğu dönem SİNAN DÖNEMİ İDİ
55-inşa edilecek camilerin plan ve krokilerine ne ad verilirdi?Resim tasvir veya mimar karnamesi
56-Osmanlı inşaatlarında kullanılan malzemeler nelerdir?Taştuğlaahşap
57- süslemede neler kullanılmıştır?Alçıtaşçini (kaşi)kalem işi
58-külliye nedir?Osmanlıda cami merkez olmak üzere birbirine bağlı yapılar topluluğu.
59-ana yollar üzerinde bulunan külliyelere ne ad verilir?Menzil külliyeleri
60-muvakkithane nedir?Namaz vakitlerini tespit eden muvakkitin bulunduğu küçük yapı.
61-fatih külliyesinin mimarı kimdir?Atik Sinan
62-süleymaniyye külliyesini hangi sultan yaptırmıştır?Kanuni sultan Süleyman
63-mimar sinanın ustalık eserim dediği esre hangi eserdir?Süleymaniye
64-süleymaniye külliyesinde kimlerin türbesi vardır?Mimar Sinan *. kanuni sultan Süleyman * Hürrem sultan
65-şehzadebaşındaki külliiye kimin için yapılmıştır?
Kanuni sevgili oğlu şehzade mehmed için yaptırmıştır.
66-sultan ahmed külliyesinin mimarı?Sedefkar mehmet ağa
67-büyük asitane örnekleri?
Konya mevlevihanesi * İstanbul Mevlana kapıdaki Mevlevihane*seyyidgaziMakedonya- kalkandelendeki Bektaşi tekkesi
68-ilk Osmanlı hastanesi?Bursa yıldırım darüşşifası
69- istanbuldaki ilk hastane?Fatih külliyesindeki hastane.
70-mostar köprüsünün mimarı?Mimar hayrettin
71-lk Osmanlı sarayı?Bursada kaleiçinde ikincisi ise dimetokada
72-.istanbuldaki ilk saray?Fatih tarafından İstanbul üniversitesinin yerindeki eski saray?
73-daha çok hanım sultanların kullandığı saray?Üsküdar sarayı
74-günümüze ulaşan en eski yalı?Kandillide amca Hüseyin yalısı
75-hattatlara verilen en eski isimler katip, muharrir, verraktır.
76-peygamberin vefatından önce yazıya geçirilmiş ezberlenmiş olan ayet ve surelerin 2 kapak arasında toplanıp güvence altına alınması Hz.ebubekir zamanında olmuştur..
77-Hz.osman devrinde zeyd b. sabitin başkanlığında mekki medeni hatla siyaha yakın koyu renkkle mushaflar parşömen (deri )üzerine yazılmıştır..Hz.osman kuran sayfalarını çoğaltarak kitap haline getirmiştir.
78-hüsn-i hatla yazan Emeviler devrindeki ilk celi yazı hattatı halid b. ebü l heyyacdır..
79-Emevi sarayında ücretle çalışan ve mushaf yazan malik b. dinarda adı geçen önemli hattatlardandır..
80-arap alfabesindeki imla problemiyle ilgili ilk ciddi çalışmayı yapan ebü l esved ed düelidir..
81-Abbasi döneminin 2 büyük hat üstadı abbasi veziri ibn mukle ve kardeşi ebü abdullah el hasandır..
82-aklamı sitte diye bilinen islami yazıları gelişme sırasına ve gruplarına göre tevki-rika, muhakkık, reyhani, sülüs, nesih yazılarıdır..
83-hilye-i şerif düzenleyen ilk hattat hafız osmandır..
84-zerenderzerin anlamı nedir?Altın içinde altın
85-metnin başladığı tezhipli sayfaya ne denir?
Serlevha veya dibace
86-ünvan tezhibi nedir?Tezhipli kısım metnin başladığı ilk sağ sayfada ve sadece yazının üstündeyse buna unvan tezhibi denir
87-hattat imzası hangi bölümdedir?hatime
88-hilyeleri ilk kim tertib etmiştir?Hafız osman
89-karakoyunlular dönemi eseri?Divan-ı Katip
90-memluk devri kahiredeki Kuranı Kerim?i yazan?İbrahim el Amidi
91-minyatür sanatını yapan kişi?Musavvir- nakkaş
92-islam dünyasında sistemli el yazmasıüretimi kiminle başlar?Abbasi halifesi me?mun
93-İslam minyatürlerinin asıl etkileyen düşünce nedir?Maniheizm
94- Anadolu Selçuklu dönemi minyatür örneği?Varka ve Gülşah adlı mesnevide yer alır
95- Kanuni döneminin nakkaşı?Matrakçı Nasuh
96- Osmanlı padişahlarının manzum tarihleini resmeden eserlere ne ad verilir?Şehname
97-Kanuni döneminin portre sanatçısı?Nigari mahlasıyla da bilinen Haydar reis
98-doğuya yapılan seferleri anlatan eserlere ne ad verilir?Gavazatname
99-Siyeri nebi kim tarafından resimlenmiştir?Nakkaş hasan yönetiminde nakkaşlar ekibi ve nakkaş Osman
100-osmanlı eyalet üslubunun eseri?Camius siyer
101-Murakka hangi sultan devrinde önem kazanmıştır?sultan 1 . ahmed
102- murakka nedir?Tek yaprak resim ve minyatürülerin belli bir düzene göre içine yerleştirildiği el yazması formatındaki albümler.
103- Osmanlı minyatür üslubundan ayrılma kimle başlar?Nakşi
104-Osmanlı döneminin en önemli çini üretim merkezi İzniktir.
105-Sır: seramik hamurunun üzerine sürülen pişince eriyerek hamurun üzerini kaplayan ve ona cam ve camsı görünüm kazandıran, koruyucu ince şeffaf tabakaya sır denir.
106-kitabeler nasıl yazılardan oluşur?Sülüs ya da talik celisi ile kabartma tekniğinde işlenmiş yazılardan.
107-osmanlı öncesinden kalma metal eşyalar hangi malzemeden yapılır?Tunç veya pirinçten
108-anadolu Selçuklu mimarisinde ana malzeme nedir?Taş
109.minber kürsü aksamı rahle ve korkuluklarda kullanılan teknik?Şebekeli oyma tekniği
İSLAM TARİHİ DERS NOTLARI
Kuzey Arabistanda kurulan Devletler;Nabatiler Tedmürlüler Gassaniler Hireliler.
Güney Arabistanda kurulan devletler;Mainliler Sebeliler Himyeriler.
Mekkeye ilk yerleşen kavim Amelika kavmidir.
Kabeye putları diktiren ve puta tapıcılığı başlatan huza kablesidir.
Hz. Peygamber Kureyşin Haşimoğullar koluna mensuptur
Hz. Peygamberin süt annesi Halime Hazrec kabilesine mensuptur.
Tarihi açıdan araplar ikiye ayrılırlar bunlar;Arabı-ı Baide ve Arab-ı Bakiyedir.
Büyük oğlunun babasının ölümünden sonra üvey annesiyle evlenmesine Nikah-ı Makt denir.
Hz. Muhammed Hilfulfudul Antlaşmasına iştirak ettiğinde 20 yaşındaydı.
Konar göçer hayat süren araplara bedevi yerleşik hayat süren araplara hadari denir.
Hz. Hatice Hz.Peygambere kervanını verdiği sırada kölesi meysereyide yanına verdi.
Hz.Peygambere islamiyeti açık davet için nazil olan iki sure Şuara ve Hicr sureleridir.
Hz.Peygamberin Hz. Hatice ile evliliği 25 yıl sürmüştür.
Hz. Muhammed 35 yaşında iken Hacerul Esvedin yerine konulmasında hakemlik yaptı.
Hz. Peygamberin geceleyin Mekkeden Mescidi aksaya götürülmesine İsra göklere çıkarılmasınada Miraç denir.
Hz. Peygamber Medineye hicretinden önce 617 yılında Evs ve Hacrec arasında meydana gelen savaşın adı Buas dır.
İslamiyet öncesi dönemde Huzaalılar Mekkeden Cürhüm kabilesini sürerek idareyi ele geçirmişlerdir.
Hz.Peygamber tebliğ için Erkam b. Ebu Erkamın evini merkez olarak seçmiştir.
Ebna adı verilen etkin grup Sasanilerri Yemen hakimiyeti döneminde İranlıların yerli kadınlarla evlenmeleriyle ortaya çıkmıştırlar.
Bedevilerin geçim kaynağı hayvancılıktır.
Hicretten sonra Evs ve Hacrec kabileleri ensar haline dönüşmüştür.
Kötülük yapmanın ve kan dökmenin yasak olduğu aylar;Zilkade Zilhicce Muharrem Recep tir.
Bedir gazvesinde sonra ilk olarak beşte biri(humus)ayrılan ganimet Kanukaoğullarından elde edilmiştir.
Medineye hicrete hazırlayan olay Akabe Biatlarıdır.Mescid-i Nebevinin bitişiğinde bulunan ve Eğitim-Öğretim fonksiyonu üstlenen mekanın adı Suffedir.
Hz. Aişeye yapılan iftira Beni Müstalik gazvesi dönüşümünden sonra meydana gelmiştir.
Cuma namazı hicretin 1. yılında farz kılınmıştır.
Ezan hicretin 1. veye 2. yılında meşru kılındı.
Ramazan orucu hicretin 1. veya 2. yılında farz kılındı.
Kurban bayramı namazı Zilhicce ayının onuncu gününde meşru kılındı.
Zekat hicretin ikinci yılında Ramazan ayından sonra farz kılındı.
Hz. Peygamberin Hicret yolculuğda gizlendiği mağaranın adı sevr dir.
Müslümanların ilk kıblesi Mescidi Aksadır.
İlk mihrab Emevi halifelerinden Ömer b. Abdüllazizin Medine valiliği sırasında yapılmıştır.
Tuleyha b. Huveylid Esved kabilesine mensuptur.
Savaş veya baskın sonucu ele geçirilen veya satın alınılan köle azat edilirse vela bağı kurulurdu.
Hz. Peygamber Cuma namazını ilk defa Hicret esnasında Raunada kılmıştır.
Hz.Peygamberin valisi Şehr Bazan Esved el-Ansi tarafından öldürülmüştür.
Ganimetlerle ilgili ayetler Bedir gazvesinde sonra inmiştr.
Hz.Peygamber zamanında Necran valisi Amr b. Hazmdı.
Köprü Savaşı müslümanların Irak cephesinde Fetihlerle uğradığı ilk yenilgidir.
Hz.Peygamber Cüveyriye adlı hanımıyla Bedi Müstalik Gazvesinden sonra evlenmiştir.
Ömer b. Hattab adi kabilesine mensuptur.
Hz. Osman Kureyşin Beni Ümeyye koluna mensuptur.
Kusay b. Kilab Kureyş kabilesini bir araya getirdiğinden dolayı mücemmi ünvanını almıştır.
Muhammed b. Bekir Muaviyenin adamı Amr bç As tarafından öldürülmeden önce Mısırda valilik yapıyordu.
Hz. Ebu Bekir zamanında Medine de kaza işlerini(kadılık görevi) Muaz. b. Cebel üstleniyordu.
Kadisiye savaşında öldürülen Sasani komutanı Rüstemdir.
Hz. Ali Hz. Ömer Hz. Osman suikast yoluyla öldürülmüştür.
Cemel Savaşı Hz. Peygamberi ölümünden sonra iki müslüman grup arasında ortaya çıkan ilk içi savaştır.
alıntıdır
-Kureyş kervanlarının düzenini sağlayan Hz. Muhammed in dedesi Haşim b. Abdülmenaf idi.
-Araplarda bedeviler hayvancılıkla hadariler ise tarım ve ticaretle uğraşırlardı.
-Para birimi olarak Bizans a ait olan Dinar ve İran a ait olan Dirhem kullanılıyordu.
-Araplarda panayır geleneği mevcuttu. Bu sayede Araplar kabilelerin örf ve adetleri hakkında bu sayede bilgi edinilirdi.
-Tarihi açıdan araplar iki gruba ayrılırlar. Bunlar arab_ı Baide ve Arab-ı Bakiye dir.
-Konar göçer hayat süren araplara bedevi yerleşik hayat süren araplara ise Hadari denilir.
-islam Öncesi Arap Toplumunda kabilekler Hürler Mevlalar ve kölelerden oluşuyordu.
-Azad edilen kölelerin oluşturduğu gruba Mevlalar denir.
-Araplarda kabiledeki dayanışma ruhuna Asabiyet denilirdi.
-islam Öncesi Arap Toplumunda ; sürekli nakah (Nikah_ ı Mut) a bir erkekten çocuk sahibi olmak için eşini ona sunma ( Nikah_ı İstibda) eşleri karşılıklı değiştirme (Nikah_ı Bedel) büyük oğlun babasının ölümünden sonra üvey annesini alması (Nikah_ı Makt) başlık ve mehir vermemek için kızların değiştirilmesi (Nikah_ı Şigar) gibi nikah çeşitleri mevcuttu.
-Araplar yıldızlarla yol bulurlardı.
-islam Öncesi Arap Toplumunda Zat_ü Envat adı verilen bayram kutlanılırdı. Bu büyük ve yeşil bir ağaçtı.
-islam Öncesi Arap Toplumunda güneşe tapanlar vardı. Lat Menat ve Uzza putları güneşi temsil eden Tanrılar kabul edilirdi.
-Kabedeki en önemli put Hubel dir bu put Amr b.Lufan tarafından Suriye den getirilmiştir.
-Hz.Muhammed?in Annesi Amine b.vhb kureyş kabilesinin zühre oğullarına mensuptur.
-Hz.Muhammed kureyş kabelesinin Haşimoğulları koluna mensuptur
-Hz.Hatie Kureyşin Esed oğulları koluna mensuptur.
-Hz.Muhammed Amcalarından hars ve zübeyr islamdan önce vefat etmiş ebu lehep ve ebu talip islamiyeti kabul etmeliş hamza ve abbas ise islamiyeti kabul etmiş amca larıdır.
-Bahira olayı bir rahibin ebu talibin ebu talibe yeğeninin yani Hz.Muhammed?in incilde gönderileceği vaad etilen peygamber olduğunu bildirmesi olayıdır.
-Kötülük yapmanın ve kan dökmenin yasak olduğu aylarda ki bunlar Zilkad Zilhice Muharrem ve Recep aylarıdır . Bu aylarda yapılan savaşlara Ficar savaşları denir.
-Hz.Muhammed?e emin mert güvenilir vefalı ve sözünde duran anlamında Muhammed ül-emin denmiştir.
-Hicaz savaşlarında Kureyş ve Kinane kabilelerinin komutanı Harb bin Ümeyye dir.
-Hz.Muhammed?e ilk vahiy 610 yılında Recep ayının 27 nci gecesi Hira mağarasında gelmiştir.
-Vahiyden etkilenen Hz.Muhammed?i hanımı Hz.Hatice amcasının oğlu Varaka bin Nevsel e götürmüştür.
-Hz.Muhammed İlk davetini eşi Hz.Haticeye daha sonra ebu talip ile azatlısı zeyt bin haris?e yapmıştır.
-Hz.Muhammed ibadetlerini gizli davet döneminde Haramı şerifte yapabiyor idi.
-Hz.Muhammed tebliğ için Safa tepesinin eteğindeki Ebul Erkan?ın evini (Darul Erkan) ı seçti birçok kişi bu evde islamiyeti kabuletti. Bu evde islamiyeti kabul eden en son Hz.Ömerdir.
-İlk vahiyle ikinci vahiy gelene kadar geçen bekleme süresi Fetret ül Vahiy denir.
-İlk Hicret nübüvetin 5.yılında Habeşistan a yapılmıştır. İkinci hicret birinciden bir yıl sonra Cafer bin Ebu Talip başkanlığında yine Habeşistana yapılmıştır.
-Hz.Muhammedin aynı yıl amcası Ebu Talip?i hemde eşi Hz.Hatice yi kaybetmesi üzerine bu yıla ( amül_hüzn ) yani hüzün yılı denmiştir.
-Hz.Muhammed?in geceleyin Mekkeden Mescidi Aksa ya götürülmesine İsra ; göklere çıkarılmasına Miraç denmiştir.
-Birinci akabe biatı Hz.Peygamberin mübüvetinin 10ncu yılında Mekkede Mina sınırlarındaki Akabe vadisinde gerçekleştirilmiştir . 1nci akabe biatından sonra Hz..Muhammed Yesrib halkının Kuranı öğrenebilmeleri için Kusad b. Ümir i Yesrib e göndermiştir.
-İkinci Akabe Biatından sonra Hz.Muhammed ashabının Medine ye Hicretine izin vermiş ve kendiside 3 ay sonra Hz Ebu bekir ile birlikte Medine ye Hicret etmiştir.
-Açık davet döneminde HZ.Muhammed?i en fazla düşmanlık gösteren Ebu Lehep olmuştur.
-Hz.Muhammed?i Medineye hicret için harekete geçiren esas unsur İslamiyetin oradaki parlak geleceğidir.
-Hz.Muhammed Medineye Hicretinde Abdullah bin Ureykut kılavuzluk yapmıştır.
-Hicret öneminden dolayı Hz..Ömer zamanında Hicri Takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir
-Mescid-i Nebevi bir eğitim öğretim yeri olduğu gibi askeri işlerin görüşüldüğü bir mekan da olmuştur.
-Mescid-i Nebevinin bitişiğinde fakir kimsesiz ve barınacak yeri olmayan müslümanlar için yapılmış olan yere Suffe denir. Burada kalanları Suffe Ehli denir. Suffede eğitim görmüş yetişmiş kimselerede Kurra adı verilir.
-Hz.Muhammed hicretten sonra Medinedeki şehir topluluklarını şehir devleti halinde teşkilatlanmaya davet etmiştir. Bu davet sonucunda Medine Vesikası imzalanmıştır.Aynı zamanda bu anlaşma dünyanın ilk anayasası olarak kabul edilir.
-Medine vesikası sözleşmesi ile araplar ve yahudiler müslümanları dini siyasi ve sosyal açıdan tanıdıklarını ilan etmiş oluyorlardı.
-Hicretin 1. yılında Cuma namazı farz kılınmış ilk nüfus sayımı yapılmış ilk ezan meşru kılınmıştır.
-Hicretten bir ay sonra ikişer rekat olarak kılınan öğle ikindi ve yatsı namazlarının farzları dört rekat a çıkartılmıştır.
-Hicretin 2. yılı Şaban ayında Ramazan orucu farz kılınmış Ramazan ayından sonrada Zekat farz kılınmıştır.
-Hz. Muhammed in bizzat kendisinin katıldığı savaşlara Gazve kendisinin katılmadığı bir sahabinin komutanlığı altında gönderdiği askeri birliğe ise Seriyye adı verilir.
-Bedir gazvesi Hz.. Peygamberin Müşriklerle yaptığı ilk savaştır.Bu savaş sonucunda Ebu Cehil başta olmak üzere 70 kadar müşrik öldürülmüştür.Yine bu savaşta sağ olarak esir alınan iki müşrik ki bunlar Ukbe b.Ebu Muayt ve Nadrb. Haris Müslümanlara yaptıkları zulüm ve işkencelerden dolayı idam edilmişlerdir.
-Bedir gazvesi başta Medine olmak üzere tüm Arap yarımadasında Müslümanların itibarının artmasına vesile olmuştur.
-Bedir gazvesi sonucu öldürülen Ebu Cehil in yerine Müşrikler Ebu Süfyan ı seçtiler.
-Uhud savaşında Hz. Hamza yı şehit eden Vahşib. Harb tır.
- Hz Muhammed 630 yılında hiç savaşmadan ve kan dökmeden Mekkeyi fethetmiştir.Bu arada Ebu Süfyan da uzun terddütler sonucunda Müslüman olmuştur.
-Hz. Muhammed Mekke nin fethinden sonra orada hiç asker bırakmadan buranın idaresini yeni müslüman olmuş olan Attab b. Esid e bıraktı ve Huneyn e gitti.
-Tebük Seferinden sonra 631 yılında Hz Muhammed Hz.Ebu Bekir i hac emiri tayin etti.Hac da bu yıl farz kılındı.
-Hz. Ayşe nin İfk olayı Beni Müstalik Gazvesi esnasında meydana gelmiştir.
-Putperestliğin kökü Tevbe suresinin ilk 8 ayetinin inmesiyle tamamen kazınmıştır.
-Arap adetlerine göre savaşın başında yapılan teke tek vuruşlara Mübareze adı verilir.
-Hz. Muhammed Yahudilerle iyi geçinilmesini istemiş ve kendide başlangıçta namazlarında Yahudilerin kıblesi olan Beytül_Makdis e yönelmiştir.
-Müslümanlar ile yaptıkları antlaşmayı bozan ilk yahudi kabilesi Kaynuka oğulları dır.
-Kaynukaoğullarının hem okul hem mahkeme salonu olarak kullandıkları yer Beytül_Midras tır.
-Yahudilerin Arap Yarımadasındaki siyasi güçleri Hayber in fethi ile sona ermiş Aynı zamanda bu savaş sonrasında Yahudiler İslam Devletine vergi veren bir tebaa durumuna düşmüşlerdir.
-Hz.Muhammed Mute savaşında Halid b. Velid e Allahın Kılıcı Seyfullah lakabını vermiştir.
-Hz. Muhammed e inandığı halde halkının Hıristiyanlığı bırakmayacağı için Müslüman olmayan Bizans İmparatoru Heraklius tur. Habeşistan kralı Necaşi nin ise müslümanlığı kabul ettiği ravayet edilir.
-Kureyş Müşriklerini Hz. Muhammed e karşı şiirleriyle tahrik eden şair Ka b b. Eşref tir.
1-İslam’ın doğuşundan günümüze kadar, Müslümanların gerçekleştirmiş oldukları kültürel, sosyal, siyasi, ekonomik ve dinî faaliyetleri sebep-sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen sosyal bilime “İslam tarihi” denir.
2-İslam tarihçiliği, Kur’an’ın nüzulü ile başlar
3-Selçuklular Döneminde bu takvim bazı düzenlemelerle daha kullanışlı hâle getirilmişti. zenlemeler büyük Selçuklu Sultanı Celalettin Melikşah tarafından gerçekleştirildiği için söz konusu takvim “Celali takvim” adıyla anılmıştı
4-Arap Yarımadası kendi içinde Hicaz, Yemen, Doğu, Batı, Orta ve Güney Arabistan bölgesi olmak üzere beş kısma ayrılır
5-İslam öncesi cahiliye Arapları, bedevi (göçebe) ve hadari (yerleşik) olmak üzere iki kısma ayrılırdı. Bedeviler hayvancılık, avcılık ve ticaretle geçinir; göçebe hayatı yaşardı. Hadariler köy, kasaba ve şehirlerde yaşar; tarım ve ticaretle geçinirlerdi.
6-Hz. Muhammed, 20 Nisan 571 tarihinde Mekke’de doğdu. Babasının adı Abdullah, annesinin adı ise Âmine’ dir
7-Hz. Muhammed, dört yaşına kadar Halime adında bir sütanneye verildi
8-Vahiy: Kelime olarak “gizli konuşmak, seslenmek, emretmek” gibi manalara gelir.
9-Müslümanlar ve onları destekleyen akrabalar Ebu Talip Mahallesi’ne zorunlu olarak taşındılar. Bu boykot üç yıl kadar sürdü
10-Habeşistan’a giden bazı Müslümanlar, Kureyş’in Müslümanlara yönelik boykotu bitirmesinden sonra (M 620) Mekke’ye geri döndüler. Bir grup muhacir de hicretten sonra Medine’ye döndü. Habeş ülkesinde kalan son grup ise hicretten yedi yıl sonra Hayber’in Fethi esnasında Hz. Cafer’in başkanlığında Medine’ye dönmüştür.
Ali Himmet Berki – Osman Keskioğlu, Hatemü’l-Enbiyâ Hz. Muhammed ve Hayatı, s. 3
11-Peygamberliğin onuncu yılı 620 yılında muhasaradan bir müddet sonra Peygamberimizin amcası Ebu Talip, ondan kısa bir süre sonra da Hz. Hatice vefat etti. Peygamberimiz her ikisinin de vefatına çok üzüldü. Bu yıla “Hüzün Yılı” adı verildi
12-Peygamberimiz, 620 yılında evlatlığı Zeyd bin Harise’yi de yanına alarak Taif’e gitti
13-Hz. Peygamber, 620 yılında hac için Mekke’ye gelen Hazreç kabilesinden Medineli altı kişiyle Akabe’de görüştü ve onlara İslam’ı anlattı
14-Akabe Sözleşmeleriyle birlikte İslam dini Medine’de yayıldı. Medine’de bulunan Evs ve Hazreç
kabilelerinin tamamına yakını Müslüman oldu. Aralarındaki kin ve düşmanlık sona erdi. Müslümanların Mekke dışında sığınacakları yeni bir yurtları oldu. Artık Hz. Peygamber ve Müslümanların Medine’ye hicret etmeleri için zemin hazırdı.
İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, s. 110- 112.
15-Muhacir: Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlara denir. Ensar: Muhacirlere sahip çıkan, onlara yardım eden Medineli Müslümanlara denir.
Heyet, Dinî Kavramlar Sözlüğü, s. 149
16-Hicretin Önemli Sonuçları:
• 23 yıllık Peygamberliğin “Mekke Devri” bitmiş ve “Medine Devri” başlamıştır.
• Hicret sayesinde Müslümanlar Mekkelilerin baskı ve zulümlerinden kurtulmuşlardır.
• Hicretten sonra, İslam hızlı bir yayılma dönemine girmiş ve birçok kabile Müslüman
olmuştur.
• Hicret sonrasında Müslümanların yurdu Medine olmuştur. Orada ehl-i kitap ile beraber
barış içinde yaşamaya başlamışlardır.
Hayati Ülkü, İslam Tarihi, s. 11
17-Hz. Muhammed, Medine’ye hicret ettiğinde orada Araplardan Evs ve Hazreç, Yahudilerden de Kaynuka, Kurayza ve Nadir kabileleri yaşamaktaydı
18-Bedir Savaşı (624): Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasındaki ilk savaştır
19-Hendek Savaşı (627): Müşriklerden bir çok grubun katılması sebebiyle Hendek Savaşı’na Ahzab (Gruplar) Savaşı da denir
20-Bu heyetler, yoğun olarak hicretin dokuzuncu yılında geldikleri için bu yıla, “Heyetler Yılı” (Senetü’l- Vüfut) adı verildi.
21-Hz. Ömer, Kureyş’in Adiy kolundandır. Künyesi Ebu Hafsa, babasının adı Hattap, annesinin adı Hanteme, lakabı Faruk’tur
22-Hz. Osman’ın babasının adı Affan, annesinin adı Erva, lakabı Zinnureyn idi. Kureyş’in Beni
Ümeyye koluna mensuptu. Beşinci batındaki dedesi Abdi Menaf’ta soyu Hz. Peygamberle birleşir.
Fil Yılı’ndan beş yıl sonra Mekke’de doğmuştu
23-Ceyşu’l-Usra: Zorluk Ordusu(Tebük Seferi)
24-642 yılında İranlılarla yapılan Nihavent Savaşı, Sasani İmparatorluğu’nun sonu oldu. Çünkü bu zaferle İran’ın tamamı Müslümanların kontrolüne geçti.
25-Hz. Osman dönemindeki hoşnutsuzlukların gerekçeleri şunlardır:
- Valiliklere genellikle yakın akrabalarını ve Beni Ümeyye’ye yakınlığıyla bilinen kişileri tayin etmesi
- Akrabalarına bağışlarda bulunması
- Uygulamalarını eleştiren sahabelere karşı bazen sert davranması
- Hz. Peygamber tarafından Taif’e sürgün edilen amcası Hakem bin Ebu’l As’ın Medine’ye geri
dönmesine izin vermesi
26-Hz. Osman’ın şehadetinden sonra halifeliğe seçilen Hz. Ali’yi bekleyen en önemli konu Hz.
Osman’ın katillerinin bulunup cezalandırılması idi.
27-Hz. Ali, Cemel Savaşı’ndan sonra Irak’ta hâkimiyeti sağlayarak Kûfe’yi başşehir yaptı
28-Dört Halife Dönemi, Sakifetü beni Saide’deki toplantı ile başladı. Bir tür danışma kurulu niteliğindeki bu toplantı, önemli bir başlangıçtı. Müslümanlar arasında halife seçiminde vuku bulabilecek ciddi bir tartışma, istişare yoluyla ve serinkanlılıkla çözüme kavuştu.
29-Hz. Hasan ile Muaviye arasındaki anlaşmayla İslam dünyasının tamamı Muaviye’nin yönetimi altına girdi. Böylece Müslümanlar arasında büyük oranda birlik sağlandı. Bu nedenle bu yıla “Birlik Yılı” (Âmü’l-Cemaa) denilmiştir.
30-Tarık bin Ziyat savaş başlamadan önce askerlerine şu konuşmayı yapmıştır: “Ey insanlar! Kaçılacak yer neresi? Arkanızda deniz, önünüzde düşman. Sizin için sabır ve doğruluktan başka çare yok. Bilesiniz ki siz bu adada, oburlar sofrasındaki yetimlerden daha zayıfsınız…”
Mehmet Özdemir, Endülüs Müslümanları-1, s. 18
31-Abbasiler, Emevileri yıktılar ancak onların başlattığı saltanat yönetimini devam ettirdiler. İlk Abbasi Halifesi Ebu Abbas, ölmeden önce yerine kardeşi Ebu Cafer’i veliaht tayin etti. Bundan sonra Abbasilerin başına geçen otuz beş halifenin tamamı, Ebu Cafer’in soyundan gelmiştir.
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C 1, s. 34.
32-Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim 1517’de Mısır’ı fethedince yirmi
ikinci halife Mütevekkil’i beraberinde İstanbul’a götürdü. Böylece Mısır’daki Abbasi halifeliği de sona erdi.
33- Surre Alayı, Mekke ve Medine halkı- na para götüren özel birlik
34-“Dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır.” (Albert Einstein)
FIKIH BİLGİSİ
1. Dinin tarifi aşağıdakilerden hangisidir?Din, akıl sahiplerini kendi hür iradeleriyle en iyiye, en doğruya ve en güzele ulştıran ilahi bir kanundur.
2. Dinler kaça ayrılır?2 kısma ayrılır.
3. Aşağıdakilerden hangisi İslam dininin özellikleri ?İslam dini son dindir.İslam dininin değişmeyen esasları vardır.İslam dini evrensel bir dindir.
4. Genel olarak mezhepler kaça ayrılır?2 kısma ayrılır.
5. Maturidiyye mezhebinin kurucusu kimdir?Ebu Mansur Maturidi (Muhammed)
6. “Ben Allah’a Allah’ın Meleklerine, Allah’ın Kitaplarına, Allah’ın Peygamberlerine, Ahiret gününe, kadere inandım”. -Yukarıda yazılan mana aşağıdakilerden hangisinin manasıdır.?Amentü’nün
7. “Allah’ın sonradan yaratılanlara benzememesi” ni ifade eden sıfat aşağıdakilerden hangisidir.? Muhalefetün Lil Havadis
8. Kur’anı Kerimde ismi geçen kaç peygamber vardır ? 25 Peygamber
9. Öldükten sonra insanlara soru soran melekler ?Münkereyn
10. Kur’anı Kerim miladi kaç yılında nerede, ne zaman peygamberimize indirilmiştir.?Hira Mağarasında, 610 Ramazan ayında.
11. Kur’anı Kerim hangi halife zamanında bir kitap haline getirilmiştir.?Hz.Ebubekir
12. Kur’anı Kerim hangi halife zamanında ve kimin başkanlığında kurulan bir komisyonda yedi nüsha kadar çoğaltılmıştır.? Hz.Osmanın Halifeliği zamanında ve Zeyd bin Sabid’in Başkanlığında
13. Resul kime denir ? Kendisine kitap indirilen Peygambere denir.
14. Mahşer neresidir ? Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir
15. Sırat nedir ? Cehennem üzerine kurulmuş kıldan ince kılıçtan keskin bir köprüdür.
16. Tevekkül nedir ? İnsanın Allah’a itimat etmesi ve ona bağlanmasıdır.
17.FARZ:Dinen yapılması kesin delillerle emredilen şeyler
18. İbadet nedir ? Allaha saygı ile boyun eğmek ve emirlerine itaat etmek
19. İstinşak neye denir ? Buruna üç kez su çekmeye
20. Meshin mütteti misafirler için kaç saattir ? 72
21. Mukimler için meshin mütteti ne kadardır.? 24
22. Adet halinin en azı kaç saattir ? 72
23. Nifas nedir ? Doğumdan sonra kadının rahminden gelen kandır
24. Lohusalığın en çoğu kaç gündür ? 40
25. Bir günde (24 Saatte) kaç rekat namaz vardır ?40
26. Müdrik kime denir ?namazın her rekatında imam ile kılana denir
27. Kur’anı kerimde kaç surede secde ayeti vardır ?14
28. İmama ; İlk rekatin rükuundan sonra uyan kimseye ne denir ?Mesbuk
29. Cuma namazının hükmü nedir ?Farz
30. Her iki hutbeyide fazla uzatmamanın hükmü nedir ?Sünnet
31. Sehiv secdesi nedir?Namazda yanılmadan dolayı namazın sonunda yapılan secdedir
32. İnsanın 15 gün dolmadan ayrılmak üzere bulunduğu yere ne denir ?Vatan-ı sükna
33. Vaktinde kılınmayıp vakit dışında kılınan namaza ne namazı denir?kaza Namaz
34. Teheccüd namazının hükmü nedir?Menduptur
35. Tesbih namazının bir rekatında kaç tesbih vardır?75
36. İstihare namazının hükmü nedir?Mendup
37. Cenaze namazının hükmü nedir ? Farzı kifaye
38. Kabir ziyaretinin hükmü kadınlar için nedir?Menduptur
39. Fıtır Sadakasının miktarı buğdaydan kaç gr. dır ?1460 gr
40. Altının nisap miktarı kaç gramdır?80,18 gr.
41. Altın, gümüş ve ticaret mallarındaki zekat %(yüzde) kaçtır? % 2,5
42. Arafatta vakfeye durmanın hükmü nedir?Farz
43. Say etmenin hükmü ,Vacip
44. Say’ı dört şafttan sonra yediye tamamlamanın hükmü nedir? Vacip
45. Hedy ne demektir ?Hac ve umrede kesilen kurban
46. İhsar neye denir?Hac ve Umre için İhrama giren kimsenin arafat vakfesinden ve tavaftan alıkonulmasına
47. Kurban kesmenin hükmü nedir?Vacip
48. Geçmiş veya şimdiki zamana ait bir iş üzerine bilerek yalan yere yemin etmek aşağıdaki çeşitlerden hangisine girer?Yemini Gamus
49. Lukata neye denir? Buluntu eşyaya
50. Kulun hatasından dönüp Allaha yalvarmasına ne denir?Tevbe
Kaynak:Diyanet İlmihali.
100 DİNİ SORU VE CEVAP
1) Ameli Mezhep imamları?
İmamı Azam Ebu Hanife, İmamı Şafii, İmamı Malik, Ahmed İbni Hanbel
2) İtikadi mezhep imamları?
İmamı Maturidi ve İmamı Eş’ari
3) Mezhep İmamlarının isimleri?
Numan bin Sabit, Muhammed İdris eş-Şafiî, Ahmed ibn-i Hanbel, Enes bin Malik
4) Mezhep ne demektir?
İslam âlimlerinin Kur’an ve sünnet çerçevesinde, birbirleri arasındaki yorum farklılıklarından meydana gelen görüşleridir.
5) Edille-i şer’iyye nedir sayınız? Edille-i Erbaa’yı sayınız?
Dinimizin hükümlerinin dayanağı olan ana kaynaklarıdır; Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas
6) İcma nedir? Kaç çeşittir
Peygamberimizden sonra ortaya çıkan fıkhi bir meselede, âlimlerin görüş birliği yapmalarıdır. Ör: mut’a nikâhının haramlığı icmadır.
A:Sarih İcma(Âlimlerin hepsinin katıldığı) B:Sükutî icma(bir âlim icma yapar diğerleri farklı bir görüş belirtmeksizin susarlar)
7) Kıyas nedir?
Kitap Sünnette hükmü bulunmayan bir konuyu, ortak özelliklerinden dolayı, hakkında hüküm bulunan bir mesele ile karşılaştırıp onun hükmünü buna da vermektir. Örnek: Şarap hükmünden kıyasla votka, eroinde haram hükmündedir
içtihat nedir, müçtehit kimdir?
Dini ilimleri tahsil etmiş, konusunda uzman ilmi ile amil, ihlâslı âlimlerin şer’î delillerden, şer’î hükümler çıkarmasıdır. Bu şartlara haiz olan kişiye de Müctehid denir
9) Sünnetin tarifi.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.)Kuran’dan başka söz fiil ve takrirleridir.
10) Sünnetin bölümleri nelerdir?
Kavli, Fiili, Takriri sünnet
11) Takriri sünnet nedir?
Hz. Peygamber’in ( S.A.V.) sahabenin yaptığı güzel bir hareket karşısında güzel görüp sükût etmesidir
12) Sünneti zevaid nedir?
Peygamberimizin beşeriyet icabı yaptığı giyinme yeme içme gibi sünnetleridir
13) Sünneti hüda nedir?
Peygamberimizin ibadetle ilgili sünnetleridir
14) Hangi iman üstündür?
Tafsili iman
15) İcmali iman ve tafsili iman nedir?
İcmali iman; iman esaslarına kısaca toptan inanmaktır, tafsili iman: iman esaslarına ayrı ayrı delillerine vakıf olarak araştırarak inanmaktır
16) İmanın rüknü nedir?
Kalb ile tasdikdir
17) Zati ve subuti sıfatlar nelerdir?
ZATİ): vucüd, kıdem, beka, vahdaniyet, muhalefetün lil havadis, kıyam bi nefsihi. SUBUTİ: hayat ilim, semi, basar, irade, kudret, kelam, tekvin
18)İlk inen ayetler? Hangi surededir?
Alak suresi ilk 5 ayet
19) Mekki ve medeni sürelerin sayıları kaçtır?
87 tanesi Mekki, 27 tanesi de medenidir
20) Kuran’ın vahiy kâtipleri kimlerdir?
4 halife, Zeyd bin Sabit, Ubeyy bin Kab, Halid bin Ebî Sufyan
21) Kuran’ın Mushaf haline getirilişi kim zamanında oldu?
Hz. Ebu Bekir(r.a.)
22) Peygamberliğinde ihtilaf edilen üç kişi?
Üzeyir, Lokman, Zülkarneyn
23) Kuran’da Adı geçen peygamberler kaç tanedir?
25 tanedir
24) Rasül ve nebi ne demektir?
Rasül kendisine Kitap indirilenler, Nebi kendine kitap indirilmeyen ve kendinden önceki peygambere indirilen kitapla amel ederlerdir.
25)Kader ve kaza nedir?
Kader; ALLAH’ın ezelden ebede kadar olacak şeylerin zaman, yer ve özelliklerini önceden bilip takdir etmesidir. Kaza; kaderin zamanı gelince ALLAH Teâlâ tarafından tahakkuk ettirilmesidir
26) İbadetin çeşitleri nelerdir?
1-bedenî. 2-Malî. 3-Hem bedeni hem mali
27) Mükellef kimdir?
İslam dininin emirlerini yapmak yasaklarından kaçmakla yükümlü Müslüman, Âkil ve Bâliğ kimselerdir
28) Ef’al-i mükellefini sayınız?
Farz, vacip, sünnet, müstehap(mendub), mubah, haram, mekruh, müfsid
29) Hades nedir? Tahareti suğra ve Tahareti Kübra nedir?
Hades; bazı ibadetlerin yapılmasına engel hükmi pisliklerdir. Tahareti suğra: abdestsizlik halinden temizlenmektir. Tahareti Kübra: cünüplükten temizlenmektir.
30 Necaseti galiza ve hafife nedir.
Necaseti galiza; ağır necasetler: idrar, kan, dışkı, irin, kusuntu, leşler, şarap… Necaseti hafife: atın dışkı ve idrarı, ehli hayvanların dışkı ve idrarları vb.
31) Mutlak ve mukayyet sular nedir.
Mutlak su: tabiattaki yağmur kar deniz ırmak kuyu sularıdır. Mukayyed su: kavun karpuz vb. gibi meyvelerin suları ile aslı mutlak su olduğu halde rengi kokusu ve akıcılığını kaybeden sulardır
32- Fer’i deliller nelerdir?İslam hukukunun dayandığı 4 temel kaynaktan başka yine bu delillerin referansında ikinci derecedeki delillerdir. Bunlar: İstihsan, Mesalihi Mürsele, Şer’u men Kablena, Sahabe kavli, Maslahat, Örf, İstishab
33) Havz-ı Kebir ve Sağir ne demektir?Alanı 100 arşın: 68 m2 olan kuyu ve havuz suları havz-ı kebir denir ki necaset pisletemez böyle bir su kaynağını, küçük olana da havzı sağir denir necaset düştüğü zaman usulüne göre temizlenmesi lazımdır,
41) Temizlik nelerle yapılır?Su ile silerek, ateşte yakarak, kaynatarak, kazıyarak, yapı değişikliği ile ve bazı tasarruflar ile temizlik yapılır.
42) Vila nedir?Ara vermeden abdest azalarını yıkamaktır.
43) İrhas nedirPeygamberlik görevi verilmeden önce onlarda görülen olağanüstü hallerdir. Kundakta Hz. İsa’nın konuşması buna örnektir.
44) Meunet nedirSalih müminlerde ortaya çıkan olağanüstü hallerdir.
45) istidrac nedirKüfrü ve günahı sabit kimselerde kendi isteklerine uygun olağanüstü hallerin zuhur etmesidir. ALLAH Teâlâ böylece onları daha fazla küfre duçar kılar.
46) ihanet nedir?Ehli istidracın bazı isteklerinin aksine dönmesi olağanüstü hallerin meydana gelmesidir. Buna Hızlan da denir. Müseylemet-ül Kezzab’ın tek gözü kör olan çocuğun gözünü açmak için tükürüğünü sürünce öbür gözünün kör olması buna örnek gösterilebilir.
47) Berzah hayatı nedir?Kabir hayatı demektir.
48) Haşr nedir?Mahşer yerinde insanların toplanmasıdır.
49) Ba’s nedir?Öldükten sonra dirilmektir.
50) Cemi takdim ve cemi te’hir nedir?Arafat’ta öğle namazının farzının arkasından ikindi namazının farzını kılmak cemi takdim, Müzdelife’de akşam namazını yatsı namazı ile birlikte kılmak cemi Te’hirdir.
51) Mest müddeti:Mukim olanlarda 24 saat, seferilerde 72 saattir. Bu süreler ilk alınan abdestin bozulması ile başlar.
52) Abdestsiz Kuran’a el değmek nedir?Haramdır.
53) Kuran okumak için teyemmüm aldın, namaz olur mu?
Olmaz. Teyemmümde neye niyet alındıysa o yapılır.
54) Fecr-i Sadık?Ufukta günün ilk aydınlığının genişlemesine yayılmasına denir. Sabah namazı vaktinin girdiği andır.
55) Fecr-i Kazib?Ufukta dikey olarak dar bir şekilde görülüp sonradan kaybolan yalancı aydınlığa denir.
56) Fey-i Zeval?Güneş tepe noktasındayken cismin mevcut olan gölgesidir.
57) Teharri nedir?Kıbleyi bilmeyen kişinin kıbleyi araştırmasıdır.
58) Mesbuk nedir?Namaza sonradan yetişen kişidir.
59) Tesmi nedir?Semiallahülimenhamideh demektir.
60) Tahmid nedir?Rabbena lekel hamd demektir.
61) Teverruk nedir?Kadınların teşehhüd oturuş halidir.
62) Mazmaza ve istinşak nedir?
Mazmaza gusülde ağzı boğazın girişine kadar gargara ile yıkamak, istinşak burnu genize su gidip yanıncaya kadar su ile temizlemektir. Guslün farzlarıdır.
63)Teyemmüm ne zaman meşru kılındı?
Hicri 6.yıl Ben-i Mustalik Gazvesinde meşru kılındı.
64) Teyemmümde suyu araştırma mesafesi ne kadardır?
1 mil(1660 metre)
65) Cenaze namazının rükünleri nelerdir?4 tekbir ve kıyamdır.
66) Cenaze namazının vacipleri?Selamdır.
67) Ezanın hükmü nedir?Sünnet-i müekkededir.
68) Ezan okuyandaki şartlar nelerdir?Müslüman, akıllı ve erkek olmak gerekmektedir.
69) Tadil-i erkân nedir?
Namazda rükû, secde ve bunlardan kalkışta vücudun sükûnet bulmasıdır. Vaciptir.
70) İtikâf nedir?Ramazanın son 10 gününde ALLAH rızası için camide ibadet niyetiyle durmaktır. Sünneti müekkededir
71) Fıtır sadakası nedir?Ramazan ayında nisap miktarına malik her müslümanın yaratılış şükranı olarak kendisinin vermesi vacip olan sadakadır. Her aile ferdi için fitre vermek gereklidir.
72) Zekât kimlere farzdır?Müslüman, âkil baliğ, hür ve zengin olanlara farzdır.
73) Nisap miktarı ne demektir?Kişinin bir yıllık aile ihtiyaçlarını tümü ile giderdikten ve borçlarını kapattıktan sonra elinde kalan servetinin 80.18 gram altına tekabül etmesi nisap miktarıdır. Servetin zekâtı gerektiren miktarı diye de ifade edilebilir.
74) Havaic-i Asliye nedir?Kişinin asli ihtiyaçlarıdır. Bir insanın ve ailesinin temek ihtiyaç maddeleri, ev, araba, giyim eşyası, ticaret için olmayan ev aletleri, bir yıllık maişet bedelidir ki bunlara zekât düşmez.
75) Hac ibadeti hangi yıl farz kılındı?Hicri 9.yıl da
76) Hz. Peygamber kaç hac yapmıştır hangi yılda yapmıştır?Hicri 10.yılda bir hac yapmıştır.
77) Hac kimlere farzdır?Müslüman, akil baliğ, hür, zengin ve hac zamanının idrak eden kişilere farzdır.
78) Mikat mahali ne demektir?İhrama girilmesi gerekli olan yerlerdir.
79) Haccın farzları nelerdir?Haccın farzları birisi şart ikisi rükün olmak üzere 3tür.İhram şartıdır, arafatta vakfe ve kebeyi tavafta rüknüdür.
80) Umrenin hükmü nedir?Sünnet-i Müekkededir.
81) Afakî ne demektir?Mekke dışından hac için gelenlerdir.
82) Arafat vakfesinin zamanı ne zamandır?
Zilhiccenin 9.günü zeval vaktinden bayramın 1.günü fecri sadık a kadardır.
83) Vakfe nedir?
Haccın rükünlerinden olup Arafat’ta belli vakitte kısa biz zaman bulunmaktır.
84) Mihrab, Minber ve Kürsü ne demektir tarif ediniz?
Mihrab: Camilerde kıble yönünde bulunan ve imamın namaz kıldırırken durduğu yerdir.
85)Minber: Camilerde imamın cuma ve bayram hutbelerini okuduğu yüksekçe merdivenli yer.
86)Kürsü: Camilerde vaaz edilirken yüksekçe oturma yeri.
87) Minare, Şerefe ve Âlem nedir?
Minare: Camilerin bitişiğinde ezan okumak için yapılan kule şeklinde yüksek yapı.
88)Şerefe: Minarelerde çepeçevre ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma yeri. Buraya minarenin içindeki basamaklarla çıkılır. Minarelerde genellikle bir şerefe bulunur. Birden fazla şerefeli minarelerde vardır.
89)Âlem: Minarenin tepesine yerleştirilen Hilal (ay) şeklindeki tepeliktir.
91) Oruç kimlere farzdır? Oruç: a) Müslüman, b) Akıllı, c) Ergenlik çağına gelmiş olan kimselere farzdır.
92) Zekât kimlere verilir?
Zekât;
a) Fakirlere,
b) Miskinlere, (hiç bir şeyi olmayanlara)
c) Borçlulara, d) Yolculara,
e) ALLAH yolunda olanlara verilir.
93) Fıtır sadakası nedir? Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadakadır, buna fitrede denir. Dini ölçülere göre zengin olanlar hem kendilerinin hem de çocuklarının fitrelerini vermelidirler.
94) Kimler Kurban keser? Müslüman, Akıl baliğ, hür, mukim (yani misafir olmayan) ve İslam’a göre zengin olan kimseler kurban keser.
95) Hak dinlerin gayesi nelerdir? Aklı, Dini, Nefsi, Nesli ve Malı korumaktır.
96) İslam dininin kaynakları (Edille-i Şeriyye) nelerdir?Kitap, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha’dır.
97) İtikadde mezhep imamları kimlerdir?
İmam Ebû Muhammed Maturidi ve İmam Ebû’l-Hasenîl-Eş’âri Hazretleridir.
98) ALLAH’ın zati sıfatları:
a- Vücut (Var olması)
b- Kıdem (Varlığının başlangıcı olmaması)
c- Beka (Varlığının sonu olmaması)
d- Vahdaniyet (Bir olması)
e- Muhalefetül lil Havadis (Yaratılmışların hiç birine benzememesi)
f- Kıyam bi Nefsihi (Varlığının kendisinden olması)
99) Büyük günahlar nelerdir?
a- ALLAH (c.c.)’a ortak koşmak.
b- Haksız yere adam öldürmek.
c- Namuslu kadına iftira etmek.
d- Sihir yapmak ve yaptırmak.
e- Savaştan kaçmak
f- Müslüman anne ve babaya isyan etmek
e- Yetim malı yemek
g- Mescidi Haram’da günah işlemek
h-Yetim malı yemek i-Zina yapmak
100) ALLAH’ın zatında, sıfatında ve fiillerinde eşsiz olduğunu bilip inanmaya Tevhit denir.
İSLAM AHLAK ESASLARI
ÜNİTE 1
*İslam ahlakı, islam dininin tamamlayıcı parçasıdır.
*Hz.Peygamberin insanlığa öğrettiği hayat düzenine DİN denir.
*Arapçada din kelimesi ile borç anlamındaki “deyn” kelimesinin yazılışı aynıdır.
*Klasik ahlak eserlerinde 3 sorun ele alınmıştır.
-Ahlaki davranışın kuralları zikredilmiştir.
-Bu kuralların uygulanış şekli, yaşanmış örnekler üzerinden gösterilmiştir.
-Ahlaki eğitimin amacı ahlaklı davranmayı bir meleke haline getirmektir.
*İki türlü ahlak anlayışı söz konusur.
-faziletlerin kazanılması ve faziletli olma olarak ahlak.
-kurallı yaşama ve kurallara uygun davranma olarak ahlak.
*Zevi’l ukul ; Akıl sahipleri demektir.
*İhtiyar:hayrı iyiyi , varlığa yakın olanı tercihe yatkınlık
*Hüsn-ü ihtiyar:kendisindeki hayır cihetini keşfetmesi.
*Mütemim cüz;tamamlayıcı parçadır.
*Ahlaki terim ve kavramlar ile ahlaki önermelerin anlamı ve birbiri ile irtibatını bunların nasıl temellendirildiğini inceleyen bilim dalına AHLAK FELSEFESİ denilir.
ÜNİTE 2
*Davranış düzenleri arasında makul bir tercih yapılamayacağını, iddia eden insanların bütün kararlarının nihai olarak eşdeğer olduğunu savunan bu tavra AHLAKİ GÖRECELİK/AHLAKİ RÖLATİVİZM denir.
*Kuran-ı Kerim , Hz Peygamberin davranış ve uygulamaları ve sahabenin fiili ve kavli şehadetleri İslam ahlakının temelinde yer alır ve kaynak değerindedir.
*Kaynak kavramı:bir varoluş düzeni olarak islam ahlakının kökeni aslı ve varlık sebebini ifade eder.
*İnsan yetiştirme sürecinde sadece şeyleri ve nesneleri değil aynı zamanda neyin nasıl yapılacağıda öğrenilir.
*İslam ahlakının kaynağı vahiydir.
*Ahlak alanın ilim haline getirilme süreci.
-rivayetlerin tasnifi
-buradan kuralların çıkarılması
-rivayetler ile kurallar arasındaki irtibatı kurmanın makul yolu-yöntemini müzakere edilerek ortaya konulmasıdır.
*Ahlak ilminin vazifesi:
-bütün rivayet ve veriler önce TASNİF edilir
-Sonra bunlar fasıllara ayrılarak TAFSİL edilir.
-Rivayet ve verilerin anlaşılması aşamasınada TAHSİL denilir.
ÜNİTE 3
*Ahlakın temel kavramlarını ilkelerini ve kurallarını temellendiren düzenli ve tutarlı açıklamalara AHLAK TEORİSİ denir.
*İslam Ahlak teorileri 3 kısma ayrılır.
-Kuralcı ahlak teorileri
-Karakterci ahlak teorileri
*Nassi Ahlak teorisinde nasslarda doğru ve yanlış için pek çok terim kullanılır. hayır , birr kıst iksat adl hakk ma’ruf ve takva.Doğru fiiller genelde salihat yanlış ve günah fiillerde seyyiat olarak isimlendirilir.
*Mutezile öğretisindeki 5 esas prensib.
-tevhid -emir bil maruf/nehiy anil münker
-adalet -vaad ve vaid (ALLAHın iyilk yapanları mükafatlandırma kötülük yapanları cezalandıması zorunludur)
-menzile beynel menzilleteyn:büyük günah işleyenler ne müslüman nede kafir sayılırlar.bu ikisi arasında bir konumdadırlar.Ahirette ne cennete ne cehenneme giderler Araf denilen yerde ikisi arasında kalırlar.
*Mutezileye göre bilgi 2 ye ayrılır.
-zaruri bilgi
-müktesab bilgi
*İstitaat: bir fiili yapma yada terk etme gücünü ifade eder.
ÜNİTE 4
*Kuranı kerimde yerküreyi ifade etmek için ARZ kelimesi kullanılır..
*İnsanların sorumlu ve özel bir varlık haline getirildiğini ifade eden kavramlar eşref-i mahlukat (yaratılmışların en şereflisi) ve halifetullah fil arz (yeryüzünde ALLAHın halifesi) tabiri kullanılır.
*İnsan kendi kendine zulmedebilir.
*İnsan ALLAHın isim ve sıfatlarının tecelligahı olması demek insanın bu dünyada düzen kurarak arzı imar edebilme gücüne sahip olması anlamına gelir.
*İslam dininde mekasidü’ş şeri’a olarak ifade edilen 5 maksad hep muhafazaya işaret eder.Bunlar:
-aklı muhafaza
-dini muhafaza
-nefsi muhafaza
-nesli muhafaza
-malı muhafaza
*Ahlakın en temel kavramı iyi ve kötüdür.
*Kuranı kerimde iyiyi ifade eden tabirler :birr , hasene , maruf
*Kuranı kerimde kötü ifade eden tabirler: ism, seyyie, münker
*Kelam eserlerinde iyi ve kötü hüsün ve kubuh olarak bazende hayr ve şer olarak ele alınmıştır.
*İslam ahlakının ilkelerinden biri ”en güzel örnek Hz Peygamberdir.”
ÜNİTE 5
*Fazilet ve rezilet kavramları gerçekte iyi ve kötü kelimelerine tekabül
etmektedir
*İnsanın çeşitli kabiliyetleri vardır.Bu kabiliyetler doğustan potansiyel yani kuvve olarak mevcuttur.
*İnsan müslüman filozoflara göre 3 ayrı nefsi birbirinden ayırırlar.
-nebati/bitkisel nefis
-hayvani nefis
-insani nefis
*İnsanın sırf nutuk/konuşma ve düşünme cihetini dikkate alarak insani nefsin bu cihetine MELEKİ NEFİS denilir.
*Bilme/öğrenme kabiliyeti olarak isimlendirilen konuşma /düşünme kabiliyetine NATIK NEFİS denir.
*İnsanda 3 nefis birlikte bulunur.
-nebati
-hayvani
-meleki
* – nebati nefis:şehevi kuvve
-hayvani nefis:gadabi kuvve
-meleki nefis:nutuk kuvve
*İnsani nefsin 2 gücü vardır
-idrak gücü
-hareket ettirici güç
*İdrak gücünün 2 görünümü vardır
-nazari güç
-ameli güç
*Nazari güç itidalli olursa hikmet meydana gelir.
*Ameli güç itidalli olursa adalet meydana gelir.
ÜNİTE 6
Dört temel erdemin zıddı rezilet olarak görülebileceği gibi; onların aşırısı ve azlığı da rezilet olarak değerlendirilmektedir. Böylece asıl varlık, tam olana yani esasa verilmektedir. Varlıktan eksiklik bir tür yoksunluk yani rezilet olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bazı islam ahlâkçıları faziletlerin zıddının değil de, onların eksikliği ve aşırılığının rezilet olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerler.
Rezilet sahibi kişilerin bulunduğu toplulukta fitne ve fesat çıkar. Bütün faziletler güzel iş ve davranışlardan ibarettir. Bu islam getirdiği prensiplerle Müslümanları faziletli insanlar yapmaya çalışmış böylece onlardan insanlığa örnek ve önder bir topluluk vücuda getirmek istemiştir.
Erdemli şehir ve erdemli toplum anlayışının temelinde de bu ahlâk düşüncesi yatmaktadır. Yine erdemsiz toplumlar, rezilet özelliğini haiz yönetici ve bireylerden müteşekkildir.
Bedensel hastalıklar tıpla tedavi edildiği gibi , nefisle ilgili kötü alışkanlıklar , nefis hasletleri ve hastalıkları ise ruhani tıp ile tedavi edilmelidir.
NİTE 7
I. Peygamberimiz, evlenecek olan kişilerde maddi olanaklar , zenginlik , fiziki güzellikten önce dindarlık ve güzel ahlak aramalarını tavsiye etmişlerdir.(Buhari Nikah 16)
II. Dinimize göre, bir erkek bir kıza talip olduğunda, o sonuçlanmadan o kıza başka birinin talip olması doğru değildir.
III. Nişanlılık, tarafların birbirini daha iyi tanımalarına yönelik, evliliğe hazırlık dönemidir.Bu dönemde nişanlılar evli gibi yaşayamazlar.Aralarında dini nikahta kıyılması doğru değildir. Nişanlı iken ayrılmaları durumunda bu nikah dini ve ahlaki problemlere neden olur. Doğrusu; dini nikahın resmi nikahtan sonra yapılmasıdır.Ülkemizdede uygulama bu yöndedir.
IV. Peygamber efendimiz evlilik konusunda evlenecek olanların birbirine denk olmasını tavsiye etmiştir. (Tirmizi mevakit 13 ; Ahmet b. Hanbel, Müsned 1, 105)
V. Nefsin üç gücü : Arzu(şehvet),öfke(gazap) ve düşünme gücü
VI. Dinimizde ibadetlerin amacı Takva dır. Takva, genelde ALLAH korkusu olarak tanımlanır.
ÜNİTE 8
1. Felsefi antropoloji insanı biyopsişik bir varlık olarak niteler
2. Ahlak ; Kant olmak üzere birçok ahlakçıya göre bir görevler ilmidir.
3. Üns ; ünsiyet etmek, başkalarıyla ilişki kurmak, insanlarla beraber yaşamak demektir. İnsan kavram olarak bile üns kökünden türemiştir
4. Aristoya göre insan yaratılıştan medeni bir varlık iyi geçinmeye yeteneklidir.Ona göre insan nisyan(unutma) kökünden değil üns kökünden olduğunu söyler.
5. İnsan sorumluluklarını bilip başkalarıyla iyi geçindiği oranda yetkin insandır
6. Temeddün kavramı da çeşitli mesleklere mensup insanların ihtiyaçlarını yardımlaşarak karşılamak suretiyle bir arada yaşadıkları yer anlamındaki Medine den türemiştir.
7. Toplumsal hayatta da insan ilişkilerini düzenleyen din hukuk ve ahlaktır.Üç kişinin oturduğu bir masaya iki bardak çay geldiğinde o iki bardak masanın üzerinde kişilerin önünde birkaç defa gider gelir. Üçü de çayı birbirine ikram etmekte arkadaşını kendisine tercih etmektedir: ‘’ Buyurun siz için ben biraz sonra gelecek olanı alırım . ‘’ İsar dediğimiz şey işte budur.
ÜNİTE 9
1. Batı dünyasında 1960 lardan itibaren özellikle önemsenmeye ve sadece dini ve felsefi bağlamında değil özellikle iktisadi ve idari bilimler alanında bağımsız bir araştırma konusu ve hatta disiplin olarak gelişmeye başlamıştır.
2. Ülkemizde de 2000 lerden itibaren işletme ve benzeri fakultelerde iş ahlakı dersleri okutulmaya ve bu konuda değerli eserler verilmeye başlanmıştır.
3. TEDMER tarafından şirketlerin üst düzey yöneticileri üzerinde yapılan Etik Barometre Araştırması na katılanlardan % 49,4 ü Türk iş dünyasının etik olmadığına inanmaktadır. Etik konusunda en fazla yol katetmiş sektörler olarak bankacılık ve finans % 63 ile ilk sırada yer alırken inşaat ve tekstil %1,2 lerde kalmaktadır.Etik konusunda yerli ve yabancı firmaların karşılaştırılmasında da üzücü bir sonuç ortaya çıkmakta, katılanların %81,3 ü yabancı firmaları daha etik bulmaktadır.
4. Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan’a kadar gider Ahlak, ahlakla ilgili demektir ama aralarında farklar vardır.
ÜNİTE 10
Çevre ahlakının ele aldığı konularla ilgili yaklaşık 500 ayet vardır. İbn Miskeveyn in Ahlakı olgunlaştırma adlı eserinde ‘’Bitkiyi cansızlardan üstün kılan özellik ‘’ ve ‘’ hayvanların dereceleri ‘’ gibi bölüm başlıklarına rastlanırken , Ahmet Hamdi Aksekini ‘nin Ahlak ilmi ve İslam ahlakı adı kitabında ‘’Hayvanlara şefkat’’ gibi bölüm başlıkları vardır. Çevre konusunun bağımsız bir ahlak disiplini haline gelmesinin çevre sorunlarının küresel bir kriz halini aldığı 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren başladığı bilinir. Çevre sorunlarının kaynağı çevre değil insandır. Yüzeysel ekolojiye göre bitki ve hayvan türleri gibi doğal çeşitlilik insanın kullanabileceği bir kaynak olarak yararlı görülürken ve korunması gerektiği savunulurken, derin ekolojiye göre doğal çeşitliliğinin her bir öğesinin insana sağladığı yarardan bağımsız olarak kendi özsel değeri vardır ve onlar bundan dolayı korunmalıdır.
İSLAM MEZHEB TARİHİ
1-’Mezhep:Bir dinin görüş , yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından herbiridir.
2-İslam Mezhepleri Tarihi’nin orjinal ismi:
-İlmu Makalati’l-Fırak(Taşköprüzade bu ismi vermiştir)
3-Mezhepler tarihi yazıcılığını ilk başlatanlar :Mu’tezile alimlerdir(Kelam usulünüde ilk ortaya koymuşlar)
4-Mezhepler Tarihi ve Dinler Tarihini muhtevasında birleştiren eser ve yazarı:Şehristani’nin el-Milel ne’n-Nihal adlı eseri.
5-’Makalat’:Her grup mensubunun kendi görüşlerini savunması ve diğer görüşleri eleştirmek için yazılan ve türünün ilk örnekleri olan küçük hacimli eserlerdir.
6-Ebu’l Hasan el-Eş’ari İslam Mezheplerini ve onların görüşlerini tanıttığı eserine hangi adı vermiştir?İslam a mensubiyeti olanların fikirleri anlamında Makalatü’l-İslamiyyin adını vermiş.
7-Şehristani’nin fırkalaşmış gruplar için yazdığı kitap:El-Milel ve’Nihal
8-Milel ve nihal neyi ifade eder?Milel:Dinlerin görüşleri Nihal(tekili:nıhle): Fırkaların görüşleri
8-Mezhepler Tarihi araştırmacıları?
-İbn Sa’d,Belazuri,Yakubi,Taberi
9-Biyografi yazarları?-Buhari,İbn Ebi Hatim,İbn.Kuteybe,İbn. Hallikan,Zehebi,İbn Hacer
10-Mezhep polemiklerini şiir ve belağatlarında kullanan edebiyatçılar?-Cahız,İbn. Abd Rabbih, İsfehani
11-Mezheplerin müellif ve edebiyatını kaydeden bibliyografcı?-İbnü’n-Nedim
12-İlk makalat örnekleri ne zaman ve kimler tarafından yazılmıştır?-Hicri ilk iki asırda Hariciler,Mürciiler,Şiiler,Mu’teziler tarafından yazılmış.
13-Ehl-i Hadisçiler kendi itikadi prensiperini hangi kitaplarla ortaya koymuş?
-Kitabü’l İman ve Kitabü’s-Sünen
14-Rey taraftarı olan Mu’tezile alimlerinin gayri İslami akımlarla mücadele etme sebebi?
-Emr-i bi’l-ma’ruf prensibi
15-Bu mücadeledeki yöntemleri?
-Diyalektik argümantasyon yani ‘cedel’
16-Farklı din,mezhep,fırka ve mezhebi ekoller hakkında en çok eser verenler?-Mu’tezile Alimleri
17-Eser veren en önemli Mu’tezile alimleri?-Cafer b.Harb -Verrak -Cahız -Zurkan -Hayyat -Belhi
18-Assam ‘ın reddiyesini kimlere karşı yazmış?-Devlete karşı silahlı ayaklanmayı onaylayan kimselere karşı
19-Cahız reddiyesini kimlere karşı yazmış?
-İlhamı dini hüküm kaynaklarında n kabul edenlere karşı
20-İlk Sünni mütekellimler?
-Maturidi ve Eşari(makalat türü eserler yazmışlar)
21-Eş’ari’nin günümüze ulaşan eseri?
-Makalatü’lİslamiyyin (maturidininki günümüze ulaşmamış)
22-Eş’arinin Makalatü’l-İslamiyyin eserinin içeriği?
-Kitabın başında makalat yazarlarının tarafgirliklerinden yakınır.
-İlk bölümde mezhepleri ve alt gruplarını tasnif etmiş.
-İkinci bölümde ihtilaflı meseleleri başlıklara taşıyarak merkezli biçimde mezheplerin görüşlerini sunmuş.
23-Makalat geleneğinin daha sistemli eserleri?
-Fırak,milel,nihal başlıklarıyla kaleme alınan eserlerdir.
24-73 fırka hadisi ‘nin içeriği?
-Ebu Davut,Tirmizi,İbn Mace den nakledilen hadiste Peygamberimiz ; geçmişte yahudi ve hristiyanların 71 veya 72 fırkaya ayrıldığını,kendi ümmetinin ise 73 fırkaya ayrılacağını,bunlardan birinin cennete ,diğerlerinin ise cemenneme gideceğini haber ver
25-İslam Mezhepleri Tarihi nin en tanınmış eserleri ve yazarları?
-Abdülkadir Bağdadi’nin ; el-Fark beyne’l-Fırak’ı ve Şehristani’nin el-Milel ne’n-Nihali.
26-Bağdadi ve Şehristani eserlerinde kurtuluşa eren fırka olarak anlattıklar mezhep?
-Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat
27-Şehristani’nin eserinin diğer bir özelliği?
-Yahudilik ve Hristiyanlık başta olmak üzere diğer dinler hakkında Dinler ve düşünceler Tarihi kaynağı olarakda hizmet eder.
28-Dönemin yazarlarının uslup özellikleri?
-Eş’ari ve Şehristani objektif ve tarafsızdır,Malati ve Bağdadi Sünnilik zavyesinden mezheplere bakarak normatif ve tenkitçidir.Malati ve bağdadi Mezhepleri 73 fırka hadisine göre sınıflandırmış .
29-Eş’ariyi izleyen İbn.Hazm ın eseri ve özelliği?
-Eseri el-Fasl fi’l Milel ‘dir. Eserinde mezhepleri sınıflarken73 fırka hadisinini dikkate almamıştır.
30-Duraklama dönemi ne zaman başlar?Hicri 7.asırdan itibaren
31-Osm. Müderrisleri Fahreddin Razi nin ekolünü takip etmiş.
-Rafizilik,Nakşilik,Kadirilik yaygınlık kazanmış.
-Batınilik ile mücadele edilmiş.
32-Rafizilik nedir?-Safavi devletinin resmi mez. Olan İmamiyye Şiiliğine hemde Safavilerin etkisindeki Anadoludaki Kızılbaş-Alevi zümrelere karşı suçlamacı ve dışlamacı söylemdir.
34-Nakşiliğin. kurucuları ve görüşü?
-Kurucuları İmam Rabbani ve Mevlana Halid Bağdadi dir.Hak mezhep ve kurtuluşa eren fırka olarak Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat i vurgular.
35-Kadiriliğin kurucusu ?-Abdülkadir Geylani
36Abdülkadir Geylani nin kitabı ve kitabın içeriği?-el-Gunye . Kitapda 73 fırka hadisi çerçevesinde güçlü bir Ehl-i Sünnet-Ehl-i Bidat ayrımı yapılmış.
37- 2.Meşrutiyet sonrası dönemdeki önemli gelişme?
-İslam Mezhepleri Tarihi medreselerde ; ilk önce Milel ve Nihal adıyla Dinler Tarihi ile birlikte ders müfredatına alınmıştır.
38- 1913 de İmam Hatip yetiştirmek için kurulan okullarda hangi adla okutulmuş?
-Mezahib-i İslamiyye ve Turuk-i Aliye ismiyle Tasavvuf tarihiyle birlikte okutulmuş.
39- Mezahib-i İslamiyye ve Turuk-i Aliye derslerinin muallimi?-Haydarizade İbrahim efendi
40-Darul Hilafeti’l Aliye Medresesindeki dersin muallim?Mahmud Esad Seydişehri
41-Cumhuriyetin ilk yıllarında Mezhepler Tarihini nerde ve kimler okutmuş?
-Daru’l Funun da İlahiyat Fakültesinde Yusuf Ziya Yörükan ve Şerafeddin Yaltkaya okutmuş.(Yörükan Türk Dinleri ve Mezhepler Tarihini enstütü kapanana kadar okutmuş.(1936))
42-İlahiyat Fakültesi neden İslam Tetkikleri Enstütüsüne dönüştürülmüş?(1933)
-Öğrenci yokluğundan ( Bu çıkmaz sanırım ama atlamak istemedim çok acı :( öğrenci yokluğundan fakülte kapanmış.Çok şükür ki bu yolda şimdi çok kardeşimiz var :) )
43-Vehhabilik,Ahmedilik ve bazı mehdilik hareketleri hakkında eser yazan ve eseri?
-İsmail Hakkı(İzmirli) bey Yeni İlm-i Kelam eserinde Liyevm Mevcut olan Fırkalarbaşlığında yer vermiş.
44-Durkeim in içtimiyatçı(sosyal pzitivist) metodunu benimseyen?
-Yörükan(Gözlem ve görüşme teknikleriyle bizzat toplum içerisinde mezhepleri tespit etmeye çalışmış)
45-Ankara Üniv. İlahiyat Fakültesinde Mezhepler Tarihi derslerini okutanlar?
-Yusuf Ziya Yörükan,Yaşar Kutluay,Muhammed Tanci,Ethem Ruhi
*1991 de bu disiplin İslam Mezhepleri Tarihi adıyla anabilim dalı olmuş altında ise Klasik İslam Mezhepleri Tarihi ve Çağdaş İslam Akımları bilim dalları oluşmuş.(Bunlarında çıkacağını düşünmüyorum ama geçen sene İslam Sanatları dersinde bir eserin günümüzde bulunduğu yer gibi bir soru vardı hiç çıkmaz dediğim dikkate almadığım bişeydi o yüzen göz aşinalığı olsun yinede)
46-Şia üzerindeki araştırmaları hızlandıran olay?-1979 daki İran devrimi
47-Vehhabilik ve Selefiliği ilgi odağı yapan olay?-ABD deki 11 Eylül(2001) saldırısı
48-Din-Mezhep ilişkisi?
Din bir inanan için üst kimlik kabul edilirse mezhep, o inanan için alt kimliktir. Mezhepler beşeri oluşumlardır.İlahi kaynaklı vahyin ve nebevi öğretilerin yorumlanış farklılıklarıdır.Dinin yerine geçemezler.
49-Mezhebin oluşumu?
-Tefrika büyüyüp,sosyalleşir.Kurumsallaşır ve kendi içinde hiyerarşi geliştirir.Alimler ve önderlerce kitaplar telif edilerek literatür meydana gelir.Bu süreçte farklı inanç ve uygulamaları kökleşerek doktrinleşir.Sonuçta cemaat mezhebe dçnüşür.
50- En’am suresi 159.ayetteki’dini parça parça etmek(ferrekü diinehum) ne anlama gelir?
-Dinin itikadi özünü bozmak !
51- Ehl-i hak ,Ehl-i batıl?
-Mezhepler kendilerini ehli hak;diğerlerini ise ehli batıl olarak niteler.
52-Ehli Sünnet , ehli bidat?
-Geniş Müslüman topluluklar Ehli Sünnet; itikadi konularda kendi görüşlerini kabule tmeyen mezhebler ehli bidat(ashabül bida,mübtedia)
53-Ehli Kıble ?
-Allah’a ,Kitaplarına,peygamberlerine ve ahirete iman eden ,kıbleye dönerek namaz kılmanın farziyetine inanan kimseleri ifadee der.
54- ”Mürcie ” Mezhebinin şehirlerde taban bulmasının nedeni?
-Çoğulcu yaşama biçimine alışık olmaları
54-Tercüme faaliyetlerinin doğuşuna etki ettiği mezhepler?
-Mutezie ve İsmailiyye
55-Mezheplerin oluşmasında sosyo-politik faktörler?
-Halife Seçimleri -Hz.Osman Dön. Olayları
-Cemel ve Sıffin Savaşları -Tahkim Olayı
56-’Halife Seçiminin’ mezheplerin doğuşuna ortam hazırlaması?
-Kur’an ın ve Hz.Muhammed in kendisinden sonraki halifeyi tayin etmemiş olması tartışmaların temelini oluşturmuştur.Bunun nedeni işin Müslümanlara ve olayların akışına bırakılmış olmasıdır.Bu anlaşmazlık ve gerilimler mezheplerin doğuşuna yol açmıştır.
57-Şiiliğin halifeliğe dair görüşü?
-Onlara göre Hz.Muhammed Gadir-i Hum denilen yerde Hz.Ali nin kendisinin varisi olduğunu dile getirmiş ve onun hilafetine işaret etmiştir.Hz.Ebubekir ve sonraki halifeler Hz.Ömer ve Osman bu hakkı gasb etmiştir.
58-Hz.Ömer in Halife tayin şurasındaki kişiler?
-Hz.Osman,Hz.Ali,Hz.Talha,Hz.Zübeyr,Hz.Sa’d b.Ebi Vakkas,Hz.Abdurrahman b.Avf
59-Cemel Savaşı’nın tarafları ve sonucu?
-Hz.Ali ve Hz.Aişe,Hz.Talha,Hz.Zubeyr arasında olmuş savaş. Sonucunda Hz.Talha, Hz.Zubeyr şehit olmuş Hz.Ali kazanmış ,Suriye dışındaki bütün bölgeler Hz.Aliye biat etmiş.
60-Hz.Ali nin halifeliğini tanımayan?
-Muaviye b.Ebi Süfyan
61-Sıffin Savaşı nın tarafları ?
Hz.Ali ve Muaviye b.Ebi Süfyan arasında olmuştur
62-Tahkim olayı?
-Muaviye nin Amr b.el-As ın önerisiyle mızlakların uçlarına Kur’an ayetlerinin yazılı olduğu sahifeleri taktırarak savaşı durdurması ve Kur’an’ın hakemliğine başvurulmasını
istemesi olayıdır.
***Hz.Ali nin hakemi Ebu Musa sl-Eşari ,Muaviyeninki Amr b.el-As
63-Tahkimin Sonucu?
-Kararlaştırılan sonuca göre Muaviyenin görevden alınması gerekiyordu ancak sonuç açıklanırken Amr b.el-As metne sadık kalmayarak Hz.Ali yi görevden aldığını ve Muaviye yi göreve getirdiğini söyleyince ortalık yeniden karıştı ,netice alınmadı.
Muaviye için siyasi bir kazanım oldu zira Hz.Ali nin ordusuna yenilmekten kurtulmuş oldu.Hz. Ali ni taraftarları ikiye bölündü.
64- Hariciliğin ortaya çıkışı?
-Hz.Ali yi tahkime zorlayanlar bunu yapmakla günah işlediklerini ve tevbe ettiklerini Hz.Ali ninde tevbe etmesi gerektiğini ileri sürmüşler.Hz.Ali yi hakem tayine ttiğinden dolayı küfürle suçlamışlar.’Hüküm ancak Allah’ındır’ sloganıyla bu topluluk ayrılıp Haricilik mez. oluşturmuş.
65-Hz.Ali nin Hariciler ile savaşı?
-Nahrevan
66-Hz.Ali yi şehit eden?Abdullah b.Mülcem
671-Harici kelimesinin terim anlamı?
-Huruc (çıkmak,itaatten ayrılıp isyan etmek)kökü ve haricun kelimesine nispet ekinin eklenmesiyle meydana gelmiştir.Topluluk ismi olarak ‘Hariciyye’ ve ‘Havaric’şek. Kullanılır.
68–Şehristanı’ye göre harici?
-Toplumun görüş birliğiyle arasından şeçtiği ve hak’tan ayrılmayan imama karşı ayaklanan her insan haricidir bu ilk halifeye veya sonraki imamlara karşı da ayaklansa fark yoktur.
69-Muhalifleri tarafından Hariciler için kullanılan isimler?
-Marika(dinden çıkmışlar), Haric , Havaric , Haricun ,Muhakkime,Haruriyye,Vehbiyye
70-Haricilerin kendileri için kullandığı isim?
-Ehl-i Şurat
71- Hariciyye ve Havaric ismini mualifler hangi manada kullanımş?
-’İnsanlardan,dinden,haktan veya Hz.Ali den uzaklaşan ve yönetime karşı ayaklanarak cemaatten çıkanlar’ namasında kullanmışlar.
72-Hariciler kendileri için ‘Havaric’ ismini hangi manada kullanmış?
-Allah’a ve peygambere hicret edenler (Nisa 100.ayete dayanarak)
73-Hariciler Ehli Şurat ı hangi ayete dayandırarak kullanmış?
-Canlarını ve mallarını Allah’a satanlar manasındaki ayete (Tevbe 111)
74-Muhakkime hangi manada kullanılmış?
-Sıffınki hakemlere rıza göstermeyenler
75-Haruriyye hangi manada kullanılmış?
-Hz.Ali den sonra toplandıkları Harura ya nispetle kullanılmış.
76-Vehbiyye hangi manada kullanılmış?
-Harura daki reisleri Abdullah b.Vehb er-Rasibi ye nisbetle kullanılmış.
77-Hariciler ne zaman ortaya çıkmıştır?
-Sıffın savaşında Tahkim olayından sonra çıktığı öne sürülsede Haricilerin ‘Hz.Osman ı biz öldürdük’ sözlerinden ve hareketlerine bakılarak Hz.Osman ın şehit edilmesinden önceki yıllara kadar menşeileri götürülür.
78-Sıffin Şavaşı nın hakemleri?
-Hz.Ali nin hakemi Ebu Musa el-Eşari ,Muaviyenin hakemi Amr b.el-As
79-Temim kabilesi mensupları hangi sloganla tahkime karşı çıkmış?
-”La hükme illa lillah” (Hüküm ancak Allah a aittir)
80-Hz.Ali nin bu slogana yorumu?
-Bu hak bir sözdür;ancak bununla batıl murat edilmektedir.
81-İlk Harici zümre nerede oluştu?
-Kufe yakınlarındaki Harura ‘denilen yerde.(12.000 kişi kadar)
82-Harici kitlenin seçtiği yöneticiler?
-Kumandan:Şebes et-Temimi İmam:Abdullah b.Kevva el-Yeşküri (namz kıldrmak içn)
Emir:Abdullah b.Vehb er-Rasibi
83-’Ali müşriktir’ demedikleri için Haricilerce öldürülenler?
-Abdullah b.Habbab ve eşi
84-Hz.Ali nin Haricilerin çoğunu ortadan kaldırdığı yer?
-Nehravan
85-Nehrevan olayından kurtulanların Hariciliği yaymak için gittikleri yerler?
-Uman,Kirman,Sicistan,el-Cezire,Yemen
86-Hz.Ali yi şehit eden?
-Abdurrahman b.Mülcem (21 Ramazan 40)
87-Emeviler dön. Harici hareketinin önem kazanmasına yol açan olaylar?
-Halife Yezid dön.başlayan iç huzursuzluk,Hz.Hüseyin in Kerbalada şehid edilmesi,Abdullahb.Zübeyrin hilafet davası,Medinelilerin isyanı,Yezid in kumandanı Müslim b.Ukbe nin Medine ye saldırması,Kabe nin yakılması ve Yezid in ölmesi
88-Haricilerin kurduğu devlet , yayıldıkları yerler ve burada ortaya çıkan fırka?
Trablus,Miknese,Sicilmase de Rüstemiler Devleti ni kurmuşlar ve Ibadiyye fırkasını ortaya çıkarmışlar.
88-İbadiyye fırkasının özelliği?
Basra,Yemen,Hadramut,Uman,Kuzey Afrika ve Mağrib de hala varlıklarını sürdürmeleri
89-İlk Harici fırkaların ortak düşünceleri?
-Hz.Osman ,Ali ve taraftarlarından teberri eder,bunu bütün ibadetlerinden üstün görür ve bunu kabul edenlerin nikahını geçerli sayarlardı
-Büyük günah işleyenleri kafir sayarlardı
-İmam(devlet başk.) sünnete aykırı davranırsa ona isyanı(huruc) farziyet kabul ederlerdi.
-Kendi düşüncelerine katılmayanları müslümanda olsalar kafir sayar,mal ve canlarını helal görürlerdi.
90-Haricilerin sosyo-psikolojik özellikleri?
-Müsahamasız,dar görüşlülerdi
-Daha çok yeni Müslüman olan kesimlerdendiler
-Vahiy ve sünnet terbiyesinde yetişmemiş,çöl ve dağlık bölgelerden Medine ye gelip yerleşen bedevilerdi
-Ezberlerindeki Kur’an yegane kaynaklarıydı,bilgisiz kültürsüz kesimlerdendiler
-İnançlarına samimi şek. bağlıydılar.Bildiklerini yada bildikleri,sandıklarını taassupla savunuyor kendi doğrularından şaşmıyorlardı.Günah işlemekten sakınıyor,işlenen günahlara tepkisiz kalamıyor tövbe talebinde bulunuyorlardı.
-Kabile insanları olduklarından devlet düzenine alışık değillerdi.
-Çöl hayatı ve kabile kanunları onları cesur,azimli,gayretli merhametsiz kılmıştı,kendilerini düşünmeleri diğer Müslümanları kafir saymaları kabileci bencillikten kaynaklanır.
91-Ana Harici fırkaları?
Muhakkime,Ezarika,Necedat,Sufrıyye,Beyhesiyye,Acar ide,Sealibe,İbadiyye
92-Bu fırkaların kurucuları?
Ezarika:Nafi’b.Ezrak Necedat:Necde b.Amir İbadiyye:Abdullah b.İbad
Sufrıyye:Ziyad b.el-Asfar veya Abdallah b.Saffar
93-İbadiyye fırkasının K.Afrika ve Uman da söyleniş şekli?Ebazıyye
94-İbadilerin kendilerine verdikleri isimler?
-Şurat(ilk tahkimcilerle igilerinden dolayı),Ehlü’l-iman ve’l-istikame, Ehlü’l-adl ve’l istikame, Cemaatü’l-müslimin, Ehlü’d-davet
95-İbadiyeyi diğer Harici fırkalardan ayıran konu?
-Büyük günah.Mutedil bir yol izlemişler.
96-Günümüzde İbadiyye nin var olduğu yerler?
Uman,Hadramut,Zengibar,Libya,Tunus,Cezayir,Batı Sahra
97-Harici fırkalarından en katısı Ezarika en ılımlısı İbadiyye
98-Mürcie kelimesinin anlamı?
-İrca kökünden türemiş olup ”tehir etmek” ”ümit vermek”
99-Ehli Sünnetin Mürcie ye bakışı?
-İman ve amelde genişlik ve gevşekliği ifade eden bid’at düşünce inanç olarak görür.
101-İlk mürci tavır kimlerce ortaya konmuştur?
-Hz.Osman ın şehadetinden sonra toplumsal barışı esas alıp,ehli kıble ile şavaşmayı reddeden Abdullah b.Ömer,Sa’d b.Ebi Vakkas,Muhammed b.Mesleme,Usame b.Zeyd gibi sahabilerce konmuştur.
102- Kaderiyye nin terim anlamı?
-Kader inancını reddeden düşünce ve inanç akımı , sorumluluk doğuran fiillerin sadece insan iradesiyle gerçekleştiğini ileri süren itikadi mezhep.
103-Bu görüştekilere neden Kaderiyye demişler?
-Kader konusunu merkeze almalarından dolayı ‘Kader konularına ölçüsüzce dalanlar’ anlamında Kaderiyye demişler.
104-Mualifleri tarafından Kaderiyye den başka hangi ad kullanılmış?
-Ehlü’l Kader (mecusilere benzetmişler)
105-Kader konusunu gündeme getiren ilk kişi?
-Ma’bed el-Cüheni (Emevi halifesi Abdül Melik Mervan zamanında Haccac tarafından öldürülmüş)
106-Kaderiyyeyi daha sistemli savunan?
-Geylan ed-Dimeşki (Halife Hişam b.Abdülmelik zamanında)
108-Kaderiyye nin kader görüşleriyle benzetildiği mezhep?Mu’tezile
109-Mu’tezilenin sözlük anlamı?
-Uzaklaşan,ayrılıp bir köşeye çekilen
80-Bu gruba mu’tezile denmesi ve ortaya çıkış sebepleri?
1-Hz.Osman,Hz.Ali.Muaviye,Hz.Hasan olayları sırasında fitneye karışma endişesiyle hiçbir tarafı desteklemeyen birkenarda durdukları için;
2-Kendi mensuplarınca aşırı uçlardan uzak durduklarını ifade etmek için
3-Büyük günah işleyen kimseyi kafir veya mü’min saymayıp fasık saydıkları için
4-Sünni kaynaklarınca Vasıl b.Ata nın mürtekib-i kebire konusunda hocası Hasan el-Basri den ayrılması ve hocasının kendilerinden uzaklaştığını ifade etmek için
Gad i’tezele annel-Vasıl demesi sebebiyle; Mu’tezile denmiştir ve bu mezhep ortaya çıkmıştır.
81-Mu’tezile içinde Hasan Basri’nin görüşlerini benimseyen fırka?
-Haseniyye
82-Vasıl yerine ismi zikredilen?
-Amr b.Ubeyd (Vasıl öldükten sonra öncü olmuş)
83-Mu’tezile için kullanılan diğer isimler?
Kaderiyye:Kaderi tartısıp inkar ettikleri ve kulun fiillerini yarattığını söylediklerinden
Cehmiyye:Cehm b.Safvan dan etkilendiklerinden
Seneviyye ve Mecusiyye:Allah şerri yaratmaz dediklerinden
Vaidiyye:Tövbe etmeden ölenlerin bağışlanmayacağını söylediklerinden
Muattıla:Allah a bazı kadim sıfatları nispet etmekten kaçındıklarından bu isimleri mualifleri kullanmış.
84-Mu’tezili alimlerin kendilerine kullandığı diğer isimler?
-Ashabü’l-adl vet-tevhid , adliyye ,ehli adl, ahlü’l-hak, el-fırkatü’n-naciye
84-Vasıl ın hocasından ayrılırken ortaya attığı görüş?
-Büyük günah işleyenlerin mutlak olarak ne mü’min nede kafir olduğu söylerim.O iki yer arasında bir yerdedir(el-menzile beynel menzileteyn) demiş.
85-Emeviler dön. Mu’tezilerin tepkisini çeken olay?
-Horosan da Müslümanlardan cizye alınması
86-Mu’tezilerin destekledikleri Emevi halifeleri?
-Halife Ömer b.Abdülaziz ve Halife Yezid b. Velid
87-Abbasilerin ilk döneminde mutezile mez. duraklamanın sebebi?
-Amr b.Ubeyd in mezhebi Bişr b.Mu’temir ve Ebu’l-Hüzeyl el-Allaf dönemine kadar faaliyetlerini Basra ve Bağdat ta sınırlı tutması
-Ehli Beyt ten Muhammed Nefsüzzekiyye nin isyanına verdikleri dertekten dolayı maruz kaldıkları baskı(Batılı müsteşrikler böyle düşünmüş)
-Cebir itikadına karşı çıkışları sebebiyle gördükleri baskı(Kadı Abdülcebbar böyle düş.)
88-Mu’tezile fikirlerinin ortaya çıkışındaki faktörler?
1-Mürtekib’i kebire,Allah ın sıfatları,iradi fiiller,Kur’an ın mahluk oluşu gibi tartışmalardaki iç siyasi ve fikri ihtilaflar
2-Varlığın mahiyeti,cevher,araz,hareket,sukun gibi konulardaki dış felsefi etkenler
(İran dinleri,Yahudilik,Hristiyanlık,Yunan felsefesi)
89-Mu’tezilenin resmi mezhep olduğu?
-Abbasiler (Mehdi dön.)
90- Mu’tezili alimleri tebliğ ve İrşad için diğer ülkelere gön. halife?
-Harun Reşid
91-Halife Me’mun un siyaseti?
-Arapçılığa karşı İranlılar ve Türkler’den ,Sünniliğe ve Şia ya karşı Mu’tezilerden istifade etmiş.
-Kur’an ın yaratılmış(mahluk) olduğu fikrini benimsemiş ve bunu reddeden kadılara ve alimlere baskı uygulamış(mihne olayı (218)
92-Mu’tezile mezhebini desteklemeye son veren halife?
-Halife Mütevekkil (mihneyi bitirmiş)
93-Mu’tezilenin taraftar kitlesini kaybetme nedenleri?
-Uygulamada baskıcılığa destek vermeleri
-’cüz’ün la yetecezza’ ‘ma’dümün şey olup olmaması’ ‘cevher ve arazların fena ve bekası’ gibi felsefi konularda birbirlerini tekfir etmeleri
-İbnür-Ravendi nin Şia ya katılması
-Maturidi ve Eş ari Sünni ekollerin ortaya çıkması
-Hadis tedvinlerinin tamamlanması
94-Eş’ariliği canlandıran?
-Nizamülmülk
95-Sünniler tarafından da taktir gören Mutezile alim ve eseri?
-Zemahşeri:el-Keşşaf
96-Basra okulu ve görüşlerin şekillenmesi?
-Vasıl b. Ata : Tevhid,el-menzile beynel menzileteyn,emir bil-maruf nehiy anil münker
-Amr b.Ubeyd : Adalet,va’d ve vaid görüşlerini geliştirmişler.
97- Usül-ü hamse inanç sisteminin teşekkülünü tamamlayan?
El-Usülül-hamse kitabıyla Ebül-Hüzeyl el-Allaf
98-Mutezile alimlerin görüşlerini biraraya getiren alim ve eseri?
-Abdülcebbar eseri:el-Muğni (Ebu Haşim el-Cübbai görüşleri ağır basar)-elektik yötm
99-Basra okulunda diğer ileri gelen Mutezili alimler?
-Nazzam,Cahiz,Ebü Ali el-Cübbai,Ebu Haşim el-Cübbai,Abdülcebbar el-Hemedani
100-Bağdat muteziciliğini başlatan?
-Bişr b.Mutemir
101-Bağdat Muteziciliğine en büyük hizmeti yapan?-İbn. Ebi Duad
102-Mutezilenin rahibi olarak anılan?
-Ebu Musa el-Murdar
103-Eserlerinde kıyas taraftarlarını reddedip Zahirilere yaklaşan?
-Cafer b.Mübeşşir
104-Ekolün diğer alimleri?
-Sümame b.Eşres,Cafer b.Harb,İskafi,Hayyat
105-Mutezilenin yayıldığı bölgeler?Basra,Bağdat,Şam,Kufe,Horosan,Yemen,Taberistan,Mağ rib
106-Davetçilerin hizmetlerini anlatan şair?Safvan el-Ensari
107-Mutezilenin inanç sistemi?
-İtikadı sistemetik olarak tanzim eden ilk mezhepdir.
-Aklı yanılmaz bir hakim olarak kabul eder,ahirete ve metafiziğe dair konuları akıl ile izaha çalışır
-Ahirette Allah ın görülmesini red eder ve Kur’an ın mahluk olduğunu kabul edr.(tevhid
-Salih kimselerin şefaatini ve kabir azabını reddeder.(vad vaid)
-Kulların menfaatine olan şeyleri Allah ın yaratmasını vacip görür,(adl)
-Şiileri etkilemiştir.
-İslam dininin temel ilkelerini usül-ü hamse de toplamışlardır.
108-Usül-ü Hamse?
-Tevhid – Adl – Va’d ve Vaid – el Menzile beynel Menzileteyn – Emir bil Maruf Nehiy anil Münker
109-Tevhid?
-Usülü Hamsenin temelidir.Allah ın zatında ,sıfatlarında ve fiillerinde tek olması.
110-El Menzile beynel Menzileteyn ?
-Büyük günah işleyen kişinin küfrü gerektiren inkarda bulunmadığından kafir olmayacağı,fakat işlediği günah sebebiyle imanda kalamayacağı ikisi arasında bir yerde yani fasık olduğu görüşüdür.İlk Vasıl b.Ata ort. Koymuş.Harici ve Mürcie arasında orta yol bulmayı amaçlamış bu yüzden mutezileye Menaziliyye de denir.
111-Sünnet:Sözlük anlamı ‘yol,gidiş,adet’ -Sünnetullah:Allah ın değişmez kanunları
-Sünnetin zıddı :Bid’at
-Cemaat:Sözlükde;Toluluk,insan grubu Istılahda;İslam ümmetinin çoğunluğu
112-Ehl-iSünnet ve’l Cemaat terkibini ilk kim kullanmış?
-Ebu’l-Leys es-Semerkandi ; Şerhu’l-Fıkhi’l-Ekber kitabında kullanmış.
(Ehlü’s-Sünne vel Cema’a olarak kullanmış)
*Ehl-i Sünnet tabirini Hasan el-Basri çok daha önce kullanmış.
113-Ehl-iSünnet ve’l Cemaat kullanılmadan önce kullanılan terimler?
-Ehl-i Hadis,Ehli Eser,Ashabı Hadis,Ashabı Eser,Sünni
114- Ehl-iSünnet ve’l Cemaat ?
-Hz.Peygamberin sahabenin ve onların yolunu takip eden ilk nesillerin inanç sahasındaki görüş ve tercihlerini benimseyip izleyen geniş kesimlere verilen isimdir.
Sünnet;Hz.Peygamber ve sahabe , cemaat; müslümanların çoğunun siyasi birliğine referanstır.
115-Ehli Sünnetin doğuşunu hazırlayan olaylar?
-Hz. Peygamberin vefatından sonra fitne hadiselerinin ortaya çıkması ,Hz.Osman ın şehit edilmesi ve sonrasında yaşanan olaylarkafalarda soru işareti oluşturmuştu.
Ölen ve ölenin Allah katındaki durumu? İnsan kaderine mahkummudur?Büyük günah? vb. Sorular ve farklı cevaplar fırkalaşmalara neden olmuş.Müslümanları bir arada tutacak ve tefrikayı engelleyecek mutedil fikirlere ihtiyaç vardı. Bu dönemde mevcut iktidarın yanında olan yada karşısında olmayanları tanımlayan siyasi kavramdı ehli cemaat.
116-Cemaat yılı?
-Hz.Hasan ın iktidarı Muaviye ye bıraktığı 41.Hicri yıl.
117-Ehli Sünnetin kendileri için kullandığı isimler ve anlamları?
Ehli Sünnet :Hz. Peygamber in uygulamalarına ve sözlerine sıkı sıkıya bağlı olanlar
Ehli Cemaat:Topluluk taraftarları (ehli sünnetin en çok kull)
Sevad-ı Azam:Çoğunluk Müslümanlar (73 fırka hadisinde geçer-büyük kalabalık)
Fırka-ı Naciye : Kurtuluşa eren grup (73 fırka hadisinde geçer)
Ehli hak ve Ehli Hüda:Hak ve hidayet taraftarları
118-Ehl-iSünnet ve’l Cemaati oluşturan alimler?
-Hasan el Basri , Ebu Hanife ve cumhur alimler denilen;Malik b.Enes,Muhammed b.İdris es-Şafi , Ahmet b.Hanbel
119-Selef ve halef arasında köprü vazifesi kuran alimler?
-İbn. Küllab el-Basri , Haris el-Muhasıbı,Ebü’l Abbas el-Kelanisi
120-Mihne olayı ?Mutezile yanlısı devlet adamlarının Ahmet b.Hanbel gibi sünni din adamlarına işkence ve baskısı.
HİTABET DERSİ
A-KONULARI YÖNÜNDEN HİTABET ÇEŞİTLERİ
1. Akademik Hitabet
2. Hukuki Hitabet
3. Askeri Hitabet
4. Siyasi Hitabet
5. Dini Hitabet
6. Diplomatik Hitabet
B-ŞEKİL YÖNÜNDEN HİTABET TÜRLERİ
“Hitabet”teki gaye ise, ikna etmek ve dinleyiciyi belli hareketleri yapmaya zorlamaktır.
“Nutuk” (Söylev), hitabete benzeyen bir konuşma türüdür. Çok konuşmacının bulunduğu türlerin başında “münazara” gelir.
“Açık oturum” türü, biraz daha farklıdır. Belli bir konu birkaç konuşmacı arasında irdelenir, gerçeğe ulaşılmaya çalışır. Konuşmacıların sayısı 3–5 kişiyi, süresi de 1,5 saati geçmemelidir. Günümüzde açık oturumlar radyo ve televizyonlardan yapılmaktadır.
“Tartışma” da açık oturuma benzer, fakat burada konuşmacılar fikirlerini şiddetle savunurlar.
“Konferans” ilmî, fikrî yahut araştırmaya dayalı bir konuyu anlatmak, orijinal bir tezi savunmak maksadıyla, daha çok aydın bir dinleyici gruba karşı yapılan konuşmaya denir.
“Panel”, Bir konunun sohbet havası içinde, birkaç kişi tarafından dinleyici önünde tartışılmasıdır.
Eğer bu toplantıda dinleyicilerin de tartışmaya katılması düşünülür ve bu şekilde gerçekleşirse, buna forum adı verilir.
Sempozyum” Bir konunun değişik yönleri üzerinde, farklı kimseler tarafından yapılan seri konuşmalara denir.

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.