BİRİNCİ BÖLÜM
1-Akaid ilminin tanımı:Dinde inanılması ve reddedilmesi gereken esasları konu alan ilim dalına Akaid denir.
2- Din kelime anlamı olarak “yol, şeriat, itaat, millet” mânâlarına gelir.
3-Vahdâniyyet” sıfatının tanımı:Allah Teâlâ, sonradan varolmuş hiçbir şeye benzememesi.
4- Tabiat olaylarını düzenleyen melek,Mikail Aleyhisselam.
5-Kiramen Katibin:İnsanların sağ ve sol omuzlarında bulunup onların sevaplarını ve günahlarını yazan meleklerdir.
6-Vahiy:Allah tarafından doğrudan doğruya veya elçi aracılığı ile peygamberlere bildirilen ve kesinlik ifâde eden bilgilere denir.
7-Kur’ân-ı Kerim’i toplayıp kitap haline getiren Hz. Ebû Bekir
8-Din Üstünlüğü kabul edilmiş, kanun ve kurallarla belirlenmiş olan dünya görüşü ve hayat biçiminedir.
9-İmanın sözlük mânâsı olarak; “tasdik etmek, kabul etmek, onaylamak” anlamlarına gelir.
10-Suhuf birkaç sayfadan oluşan kitaplara verilen isimdir.
11- Malik Cehennem meleklerinin başındaki meleğin ismidir.
12- Fetanet:Peygamberlerin “zeki ve akıllı olmaları” diye tarif edilen sıfata verilen isimdir.
13-Allah (c.c) insanlara 25 tane peygamber göndermiştir
14- Şefaat:Âhiret günü, günahı sevâbından fazla olduğu için cehenneme girme durumundaki günahkâr müslümanlar için Allah’ın râzı olduğu ve izin verdiği kimseler tarafından ve yine Allah’ın izin verdiği kişilere yönelik Allah’a yalvarmak ve onların affedilip Allah’ın izniyle cennete girmelerini sağlamaya denir.
15- Allah emrettiği zaman kıyâmetin kopması ve ikinci olarak da ölülerin dirilmesi için “Sûr”a üfürecek olan melektir.
16-İlmi Kelâm: İslam kanunu üzerine Cenabı Hakkın zat ve sıfatından, risalet ve nübüvvetten, mebde’ ve meâd itibariyle kâinatın hallerinden bahseden ilimdir.
İlmi Kelâm Zat-ı İlahi ve Sıfât-ı İlâhiden bahseder.
Gaye ve maksadı: Dünya ve Ahiret saadetine ulaşmaktır.
17-İslam’da Kelâm ilmi akıl yolu ile ve İslâmî deliller ile İslam itikadını ortaya koymaya çalışan ilim dalıdır.Önceleri İlm-i Tevhid ve İlm-i Sıfat olarak adlandırılmıştır.
18-İmam-ı A’zam ebu Hanife (r.h) Fıkh-ı Ekber isimli eserinde Ehl-i Sünnet görüşlerini savunmuştur.
19-Mutezile mezhebinin kurucusu Vasıl bin Ata; İbrahim Nazzam, Ebu Huzeyl gibi mezhebin ileri gelenleri Kelâm sahasından ilk eserleri verdiler. Bu devirde Ehl-i Sünnet görüşlerini Tevhid ilmi, Ehl-i Sünnet dışındakilerde görüşlerini Kelâm ilmi adı altında açıklamışlardır. Bu devir 10.yy.a kadar sürmüştür.
20-İmam Ebu Mansur Muhammed Matüridi tarafından Ehl-i Sünnet vel Cemaat mezhebinin ikinci itikad mezhebi olan Maturidiyye kuruldu. Maturidiyye, Rafıza ve Karamıta gibi bozuk mezheplerle mücadele etti.
21-İlmi Akaid’de telif edilen eserlerden en meşhurları ise Necmüddin Ömer un-Nesefi in eseridir. Bu esere birçokları tarafından şerh ve haşiyeler yazılmıştır. Bilhassa Sa’deddin Mes’ûd Bin Ömer (Allâme-i Teftâzânî) tarafından yazılan Şerh-i Akaid meşhurdur.
22-Ömer un-Nesefî: İsmi; Necmüddin Ebu Hafs Ömer bin Muhammed’dir.İlminin çokluğu ve cinlere de fetva vermesinden dolayı “Müftiyüs Sekaleyn” unvanı verildi.
23-Doğru haber iki çeşittir.
1. Mütevatir haber: Yalan üzerine ittifak etmeleri (birleşmeleri) mümkün olmayan bir topluluğun verdiği haberdir
2. Mucize göstererek peygamber olduğunu ispat etmiş Resullerin vermiş olduğu haberdir. Bu haber, delili ile bilgiyi gerektirir. (yani bu şekilde elde edilen bir bilgi delile dayanmalıdır.)
24-Mucize: Kendisinin Allah tarafından gönderilen bir resul olduğunu iddia eden kişinin doğruluğunu göstermek maksadı ile alışılagelmiş olan şeylere zıt bir hâli göstermesidir.
25-Kelam ilminin, ilahiyat, nübüvvat ve sem’iyyat olmak üzere üç ana eksen etrafında şekillendiği görülmektedir. Bu ana eksenlerden hareketle, Kelam ilmi şu şekilde tanımlamaktadır: “Kelam ilmi, Allah’ın zatından ve sıfatlarından, peygamberlik ve risalete ilişkin konulardan, başlangıç ve son itibariyle yaratılmışların hallerinden İslam ilkeleri üzere söz eden bir ilimdir” Bu tanımda yer alan “İslam ilkeleri üzere” ifadesi, herhangi bir kelami faaliyetin Kur’an’a dayanmasının gerekliliğine işaret eder.
Hareketli Gül Resimleri 2 Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

26-Kelam ilminin temel amacı,İslam’ın ilke ve inançları ile ilgili ortaya çıkabilecek şüphe ve tereddütleri akıl ve vahiyden hareketle gidermektir. Bu bağlamda Kelam, Kur’an’da ifade edilsin veya edilmesin akli kanıtlara dayanarak İslam’ın temel inanç ve ilkelerini tespit edip savunmaya çalışan bir ilimdir.
27-Kelam Biliminin sorunları tartışılırken dayandığı kaynaklar, kapsam, amaç ve yöntem dikkate alındığında Kelamı şu şekilde tanımlamak mümkündür: İslam dininin iman ve eyleme ilişkin esaslarını, Kur’an’dan hareketle belirleyen, bunları aklen temellendiren ve karşıt fikirlere karşı savunan bir disiplindir.
28-Akaid ilmi, dinin pratik hükümlerini değil de, teorik hükümlerini içermektedir.Akaid ilmi, iman esaslarını konu edinirken hem nakli hem de akli yöntemi kullanmıştır.
29-Kelime olarak kader, bir şeyin ölçüsü ve miktarını bildirir. Bu bağlamda o, bir şeyi belli bir ölçüye göre belirleyip yapmak, yaratmak anlamına gelir.Terim olarak kader ise, evrende meydana gelen varlık ve olayların, sebepleri ve şartları ile varlık âlemine gelecekleri zaman ve mekânlarıyla birlikte, her şeyin Allah tarafından belirlenmesi ve bir düzen içinde tertip edilmesi diye tanımlanır. Bu tanıma göre kader, kâinatın belli bir düzene göre yaratıldığını ifade etmektedir.
30-Allah’ın kelâm sıfatına ilişkin tartışmalar, büyük günah ve kader konularında olduğu gibi, İslâm’ın erken dönemlerinde başlamıştır.
31-Önemli Bazı Şiî Fırkalar: Keysâniyye, Zeydiyye, İmamiyye, Gulât, İsmâiliyye (Bâtıniyye)
32Mu’tezile’nin Beş Temel İlkesi
a- Tevhid
b- Adalet
c- Va’d ve Vaîd
d- el-Menzile beyne’l-Menzileteyn
e- Emr-i bi’l-Ma’rûf ve’n- Nehy-i ‘ani’l-Münker
33-Ehl-i Sünnet, Hz. Peygamber ve ashabının İslam yorumlarını kabul edenlere nisbetle, onları ifade etmek üzere oluşturulmuş bir kavramdır.
34-İslami kaynaklarda vahye dayanan dinler için genellikle “milel”, bâtıl dinler için “nihal” kelimeleri de kullanılır.
35-Mecûsîlik: En eski dinlerden biriydi ve Zerdüşt’ün getirdiği dinin bozulmuş şekline verilen addır.
36-Reenkarnasyon: “Eskiyen elbiselerimizi değiştirmemiz gibi eskiyen bedeni değiştiren” bir ruhun yani “ruh göçü” inancı.
37-Tenâsüh: Ölen insanların ruhunun bir hayvan ya da bir insan bedenine girmesi inancı, ruh göçü de denilir. Musevi; Mû sâ’ya inanan, Mûsâ’nın izinden giden anlamındadır.
38-Selefiyye’ye “Ehl-i sünnet-i hâssa”,Mâtürîdiyye ve Eş’ariyye’ye “Ehl-i sünnet-i âmme” de denilir.
39- Zeydiyye: Mest üzerine meshi, gayr-i müslimin kestiğini yemeyi ve Ehl-i kitap’tan bir kadınla evlenmeyi câiz görmezler.
40-Allah’ın Varlığının Delilleri: Allah’ın varlığını ispatlamak için insanın fıtraten Allah inancına sahip oluşu (fıtrat delili), â lemin ve âlemdeki varlıkların sonradan yaratılmış olup bir yaratıcıya muhtaç olduğu (hudûs delili), mümkin bir varlık olan âlemin var olması için bir sebebe ihtiyaç olduğu (imkân delili), tabiatın büyük bir âhenge ve şaşmaz bir düzene sahip olup bunun bir yaratıcının eseri olmasının gerektiği (nizam delili) gibi bazı deliller ortaya koymuşlardır.
41-Zâtî Sıfatlar: Bu sıfatlara tenzîhî sıfatlar ve selbî sıfatlar da denilmiştir
42-Tekvînî İrâde: Tekvînî (yapma, yaratma ile ilgili) irâde; bütü n yaratıkları kapsamaktadır.
43-Teşrîî İrâde: Tekvînî irâde hayra da şerre de, iyiliğe de kötülü ğe de yönelik olarak gerçekleştiği halde teşrîî irâde, sadece hayra ve iyiliğe yönelik olarak gerçekleşir.
44- Cebrâîl: er-Rûhu’l-emîn. Rûhu’l-kuds. Meleklerin efendisi” anlamında seyyidü’l-melâike denilmiştir.
45-Azrâîl: Melekül-mevt.
46-Kirâmen Kâtibîn: Hafaza melekleri.
47-Münker ve Nekir: Kabirde sorgu ile görevli iki melektir.
48-Hamele-i Arş: Arşı taşıyan melekler.
49-Mukarrebûn ve İlliyyûn: Allah’a çok yakın ve O ’nun katında şerefli mevkii bulunan meleklerdir.
50-Rıdvân: Cennet bekçisi.
Hareketli Gül Resimleri 2  Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

51-Mâlik: Cehennem bekçi
52-İlâhî kitaplara Allah katından indirilmiş olması sebebiyle “kütü b-i münzele” veya “semâvî kitaplar” da denilir.
53-Suhuf: Hz. Âdem’e 10 sayfa, Hz. Şît’e 50 sayfa, Hz. İdrîs’e 30 sayfa, Hz.İbrâhim’e 10 sayfa gönderilmiştir.
54-Tevrat: Kanun, şeriat ve öğreti. Tevrat’a Ahd-i Atîk ve Ahd-i Kadîm de(Eski Ahit) denilir.
55-Zebur: Yazılı şey ve kitap. Zebur, ilâhî kitapların en küçüğü olup, yeni dinî hükümler getirmemiştir.
56-İncil: Müjde, tâlim ve öğretici. İncil’e Ahd-i Cedîd de (Yeni Ahit) denilir.
57- Kur’ân: Toplamak, okumak, bir araya getirmek.
58-Peygamberlerin küçük hatalarına “zelle” denilir.
59-Ulü’l-Azm: Hz. Âdem, Hz. Nûh, Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Muhammed(a.s) ulü’l-azm peygamberlerdir, bütün zorluklara göğüs germede azim ve sebat gösteren peygamberler demektir.
60-İrhâs: Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağanüstü durumlardır. Hz. Îsâ’nın beşikte iken konuşması gibi.
61-Kerâmet: Peygamberine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan velî kulların gösterdikleri olağanüstü hallerdir.
62-Meûnet: Yüce Allah’ın velî olmayan bir müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağanüstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır.
63-İstidrâc: Kâfir ve günahkâr kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağanüstü olaydır.
64-İhânet: Kâfir ve günahkâr kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaydır. Meselâ, peygamberlik taslayan inkârcılardan Mü seylime,tek gözü kör olan bir adama, iyi olsun diye duâ etmiş, bunun ü zerine adamın öbür gözüde kör olmuştur.
65-Haşir ve Mahşer: Haşir, terim olarak yüce Allah’ın insanları hesaba çekmekü zere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır. İnsanların toplandıkları yere mahşer veya arasât denilir.
66-Şefâat: Allah’a duâ ederek hesap ve sorgunun bir an önce yapılmasını ister.Buna “şefâat-i uzmâ” (en büyük şefâat) denilir.
67-A’râf: Cennetle cehennemin arasında bulunan surun ve yüksek kısmın adıdır.
68-Allah’ın Âhirette Görülmesi: Rü ’yetullah.
69-Kader: Allah’ın ilim ve irâde sıfatlarıyla ilgili bir kavram olan kader, evreni,evrendeki tü m varlık ve olayları belli bir nizâm ve ölçü ye göre düzenleyen ilâhîkânunu ifâde eder.
70-Kazâ: Cenâb-ı Hakk’ın ezelde irâde ettiği ve takdir buyurduğu şeylerin zamanı gelince, her birisini ezelî ilim, irâde ve takdirine uygun biçimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır.
71-Küllî irâde, Allah tarafından kula verilmiş olan, yapma veya yapmamayı tercihte aracı kabul edilen seçme yeteneğidir.
72-Cüz’î irâde ise küllî irâdenin, iki taraftan birine aktif biçimde yönelmesinden ibârettir. Mâtürîdiler bu sebeple cüz’îirâdeye, azm-i musammem (kesinleşmiş karar), ihtiyâr (seçim) ve kasıt
(yönelme) adını da verirler.
73-Ecel: Ehl-i sü nnet bilginlerine göre, öldürülen şahıs da (maktûl) bütün insanlar
gibi eceliyle ölmüştür.
74-Resul: “Kendisine yeni bir kitap veya degisik bir hüküm vahyedilen zat,”
Hareketli Gül Resimleri 2 Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

75-Nebi ise: “Kendinden evvelki Peygamberin Seriatına uymakla emrolunan kimsedir.”
76-Kur’an-ı Kerim’de isimleriyle anılan peygamberler yirmi bes tanedir.
77-İtikadi mezhepler kaç kısımdır?iki kısımdır. “Ehl-i Sünnet”, “Ehl-i Bid’at
78-Ehl-i Sünnet ne demektir?Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve ashabının gittigi yoldan gidenlerdir.
79- Ehl-i Sünnet kaç kısımdır?Üç kısımdır.
80-Selefiyye kimlerdir?Ashab-ı Kiram ve tabiin’in mezhebini kendilerine mezheb edinmis fakihler (fıkıh alimleri) ve mahaddisler (hadis alimleri) dir.
81-Ebû Mansur-u Matüridi kimdir?İmam Ebü Mansur-u Matüridinin adı Muhammed’dir. Hicretin 280. yılında, Buhara ilçelerinden bir ilçe olan Maturid’de dogmustur. Ve bu köye nisbet edilerek kendi sine:“Matüridi” denilmistir.
82-İmam-ı Es’ari kimdir?İmam-ı Es’ari’nin ismi Ali, baba sının adı da _smail’dir. Hicretin 260. Yılında Basra’da dogmus, 324. yılında Bagdat’da ansızın vefat etmistir.
83-Es’ariler kimlerdir?Ebu’l-Hasen El-Es’ari’yi itikat hususunda imam kabul eden kisilerdir.
85-Ehl-i Bid’at kimlerdir?Asr-ı saadetten sonra ortaya çıkmıs, Ser’i bir delile dayanmayan bazı inanç ve davranısları benimseyen gruplardır.Diger bir ifade ile Sünni kelamcılara göre:
86-Allah-u Teala’nın sıfatları kaç kısımdır?
Tenzihi (Selbi), Subûti ve Fiili olmak üzere üç kısımdır.
87-Tenzihi (Selbi), sıfatlar ne demektir?Allah-u Teala’ya nelerin isnad edilemeyecegini anlatan sıfatlardır.
88-Tenzihi (Selbi) sıfatlar nelerdir?Tenzihi (Selbi) sıfatlar altı tanedir;
89-Vücut ne demektir?Yoklugu düsürtülmemektir. Bazı itikat kitaplarında vücut sıfatını tenzihi (selbi)sıfatlardan saymayıp, ona “Sıfatı Nefsiyye” denilmistir. (Muvazzah ilm-i Kelam, Osmanlıca shf. 118)
90- Kıdem ne demektir?Varlıgının baslangıcı olmamak.
91-Bekâ ne demektir?Varlıgının sonu olmamak.
92-Vahdaniyet ne demektir?Ortagı bulunmamak.
93-Muhalefetün Li’l-Havadis ne demektir?
Yaratılmıslara hiç bir yönden benzememek.
94-Kıyam bi nefsihi ne demektir?Varlıgı için baskasına muhtaç olmamak.
95- Sübûti sıfatlar ne demektir?Allah-u Teala’nın zatına nisbet edilen ve O’nun ne oldugunu ifade eden sıfatlar demektir. Bu sıfatlara “Zatiye, Vücûdiye” sıfatları da denilir.
96- Sübûti sıfatlar 8 tanedir.
97- Fiili sıfatlar ne demektir?Allah-u Teala’nın kainatla olan münasebetini en açık bir sekilde ifade eden ve O’nun kainatı yaratıs ve idare edisini oldukça ayrıntılı bir biçimde anlatan sıfatlardır.Allah-u Teala’nın: Tahlik (icat etmek, yoktan yaratmak), Terzik (rızık vermek), ihya(diriltmek), imate (öldürmek), Ten’im (nimet vermek), Te’zib (azap etmek) gibi bütün filleri, Allah-u Teala’nın subuti sıfatı olan: “Tekvin” sıfatına raci (dönücü) dür.
98-İnanç bakımından insanlar üç kısımdır ; Mü’min, Kâfir, Münafık.
99-Mü’min kime denir?İslam dininde kesin delillerle sabit olup “Zaruriyat-ı diniye” diye isimlenen esasları ve hükümleri kalp ile tasdik edip kabullenen kisiye denir.
100-Kafir kime denir ?İslam dininde kesin delillerle sabit olan hükümlerin hepsini veya birini kabul etmeyip inkar eden kisiye denir.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

101-Münafık kime denir?İslam dininde kesin delillerle sabit olan hükümleri kalben tasdik etmedigi hal de diliyle “tasdik ettim” diyen kisidir.
102-Dört Büyük Kitap:Tevrat,Zebur,İncil ve Kuran.
103-Kur`an-i Kerim ayet sayısı:6666 ayettir.Kufe ekolune göre 6236 ayettir.
104-Kur`an- i Kerim` de ilk inen ayetler:Alak suresinin ilk bes ayetidir.
105-Kur`an- Kerim`in en uzun suresinin ismi nedir?-Bakara suresi.286 ayettir.
106-Hurf u seaba :Kur`an- Kerim`in yedi harf üzere inmesidir.
107-20 Ekim.1961 tarihinde Diyanet Isleri Baskanligi 3 ciltlik bir Kur`an-i Kerim meali yayınladı.
108-Diyanet Isleri Baskanligiilk defa bir Kur`an (Mushaf) basimini 20.Nisan.1960 gerçekleştirdi.
109-Diyanet Isleri baskanliginca 1.Uluslararasi Kur`an-i Kerim yarismasi
20.Ekim.1997 tarihinde Ankara`da yapildi.Yarismaya 20 ülkeden 37 yarismaci katildi.
110-Kur`an- i Kerim okumaya„Euzü Besmele“ ile baslanır.Bir Kur`an-i Kerim ele alınarak okunacagi zaman abdestli bulunmak gerekir.
111-Dört büyük kitaba ve sahifelere,“İlahi kitaplar“ denildigi gibi taşıdıkları yüksek vasıftan dolayı“Semavi Kitaplar“ ve Cibril-i Emin aracıcılığı ile indirilmiş olduklarından „Münzel Kitaplar“ denir.
112-KUTSAL KİTAPLAR:Allah Teâlâ’nın insanları irşad etmeleri için gönderdiği peygamberlere, insanlığa tebliğ etmek üzere indirdiği kitablar. Semavî kitablara aynı zamanda “ilahî kitablar” veya “Kütüb-i Münezzele“de denir.Semavî Kitab, Hz. İbrahim’e sahifeler içinde, Hz. Musâya elvah (levhalar) üzerinde yazılı olarak indirilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.s)’e Kur’an-ı Kerim peyderpey (tedricen) çeşitli vahiy şekilleriyle lafızlar olarak indirilmiş, Hz. Peygamber (s.a.s) de bunları sırasına göre vahiy katiblerine yazdırmıştı.Ebû İdris el-Havlânî’nin Ebû Zer’den rivâyet ettiği bir hadisinde Peygamberimiz, Yüce Allah’ın Hz. Âdem’e 10 sahife, Hz. Şît’e 50 sahife, Hz. İdris’e 30 sahife, Hz. İbrahim’e 10 sahife; ayrıca Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an-ı indirdiğini beyan etmiştir. Hz. İbrahim’e ve Tevrat indirilmeden önce Hz. Mûsâ’ya suhufun (sahifelerin) indirildiği, Kur’an’da bildirilir (en-Necm, 53/37-54; el-A’lâ, 87/19). Yine Kur’an-ı Kerim’de Hz. Mûsâ’ya Tevrât’ın indirildiği (el-İsrâ, 17/2; el-Mâide, 5/44); Hz. Davûd’a Zebûr’un (en-Nisa, 4/163) ve Hz. İsa’ya da İncil’in indirildiği (el-Maide, 5/46, 110) ifade edilmiştir.
İlahî kitaplar ALLAH kelamı olmak bakımından aralarında farklılık bulunmamasına rağmen, hacimleri ve hitap ettikleri kitlenin büyüklüğüne göre, suhuf ve kitap olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1) Suhuf:Sahife kelimesinin çoğulu olan suhuf, dar bir çevrede, küçük topluluklara, ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde indirilen birkaç sayfadan oluşmuş küçük kitap ve risalelere denilir. Kur’an-ı Kerîm’de Hz. İbrahim ve Musa’ya indirilen sayfalardan bahseden iki ayet vardır (en-Necm 53/36-37; el-A’la 87/14-19). Bunun dışında Kur’an’da ve mütevatir hadislerde suhuf ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Ebü Zer’den rivayet edilen bir zayıf hadise göre sayfaların sayısı 100 olup şu peygamberlere indirilmiştir. Hz.Adem’e 10 sayfa, Hz.Şit’e 50 sayfa, Hz.İdris’e 30 sayfa, Hz.İbrahim’e 10 sayfa (bk. Süyütî, ed-Dürrü’l-mensür, VIII, 489; Alüsî, Rühu’l-meani, XV, 141-142). Bugün bu sayfalardan elimizde hiçbir şey yoktur.Suhufa göre daha hacimli ve kitap şeklinde olan ve evrensel mesajlar içeren ilahî kitaplar ise Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an olmak üzere dört tanedir.
a) Tevrat:Tevrat İbranîce bir kelime olup “kanun, şeriat ve öğreti” anlamlarına gelir. Hz. Musa’ya indirilmiştir. Esfar-ı Hamse ve şeriat kitabı da denilen Tevrat, Ahd-i Atîk veya Ahd-i Kadîm’in (Eski Ahit) ilk ve en önemli bölümünü teşkil eder. Tevrat’ın aslının ALLAH kelamı ve peygamberine indirdiği kutsal bir kitabı olduğuna inanmak her müslümana farz olup, bunu inkar etmek kişiyi küfre düşürür. Çünkü Kur’an-ı Kerîm’de Tevrat’ın ALLAH’ın kutsal kitaplarından biri olduğu açıklanmıştır: “Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat’ı indirdik…” (el-Maide 5/44).
c) Zebur:Kelime olarak “yazılı şey ve kitap” anlamına gelen Zebur, Hz. Davud’a indirilmiş olan ilahî kitabın adıdır. Bu konuda Kur’an’da şöyle buyurulur:”…Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davud’a da Zebur’u, verdik” (el-İsra 17/55).
d) İncil:İncil kelime olarak “müjde” anlamına gelir. Hz. İsa aracılığıyla İsrailoğulları’na indirilmiştir: “Kendinden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak peygam*berlerin izleri üzerinde, Meryem oğlu İsa’yı arkalarından gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nur bulunmak, önündeki Tevrat’ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil’i verdik” (el-Maide 5/46).İncil Ahd-i Cedîd (Yeni Ahit) denilen Hristiyan kutsal kitabının ilk bölümünü teşkil eder.
e) Kur’an:ALLAH tarafından gönderilen ilahî kitapların sonuncusu olan Kur’an-ı Kerîm, son peygamber Hz. Muhammed’e indirilmiştir. Sözlükte “toplamak, okumak, bir araya getirmek” anlamına gelen Kur’an terim olarak şöyle tarif edilir:
“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı, Peygamberimiz’den bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı ilahî kelamdır”.
2-Dört Büyük Kitap:Tevrat, Zebur , İncil ve Kuran.
112-İMANIN ŞARTLARI:6
ALLAH’A İMAN:İslamda inanılması gereken esasların birincisi Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaktır. Allah inancı olmadan O’nun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve diğer iman esaslarına inanmak mümkün olmaz. Bunların hepsi Allah inancına bağlıdır.Akıl sahibi olup da ergenlik çağına gelmiş olan her insana düşen ilk görev, yaratıcısı olan Allah Teala’yı tanımak, O’na iman edip kullukta bulunmaktır. “O göklerin, yerin ve bunların arasındaki her şeyin rabbidir. O’na kulluk et ve O’na kullukta sabret. Hiç O’nun adıyla anılan birini biliyor musun?” (Meryem, 65)
Mükellef olan herkese ilk önce farz olan Allah’a iman etmektir. Bu iman Allah’ın varlığına ve birliğine, O’ndan başka ilah olmadığına imandır.
113-ALLAH TEÂLÂ’NIN SIFATLARI
A- ZATİ SIFATLAR (SIFAT-I SELBİYYE):Allahü Teala’nın zati sıfatları 6 tanedir.
A) Vücut: Var olmak demektir.
B) Kıdem: Allah’ın varlığının öncesinin olmamasıdır.
C) Beka: Allah’ın varlığının sonu olmaması demekıir
D) Vahdaniyyet: Bir olmak demektir
E) Muhalefetün lil-havadis: Sonradan var olanlara benzememek demektir.
F) Kıyam bi nefsihi: Allah’ın varlığı ve varlığının devamlı olması kendindendir.
B- SUBUTİ SIFATLAR:Allahü Teala’nın subuti sıfatları 8 tanedir.
A)Hayat: Allah’ın canlı, diri, yani hayat sahibi olması demektir
B)İlim: Allah’ın, geçmiş ve gelecekteki her şeyi en küçük ayrıntısına kadar bilmesidir.
C)Semi: Allah’ın her şeyi iştmesidir. Allah kulağa ihtiyaç duymadan herşeyi işitir.
D)İrade: Dilemek demektir. Allah dilediğini yaratır, O’nun iradesi (dilemesi) dışında hiç bir şey olmaz.
E- Kudret: Gücü yetmek demektir.
F- Kelam: Söylemek, konuşmak demektir.
G- Tekvin: Allah’ın yoktan var etmesi, yaratması. Her şeyi Allah yaratmıştır.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

114-MELEKLERE İMAN:Melekler nurdan yaratılmış varlıklardır. Erkeklik ve dişilikleri yoktur. Yemek yeme, uyuma, yorulma gibi insani hallerden uzaktırlar. Güzel kokulardan, güzel sözlerden, Kur’an dinlemekten, ilimle uğraşılan yerlerde bulunmaktan hoşlanırlar. Melekler Allah’a hiç isyan etmeyecek şekilde yaratılmışlardır. Her zaman Allah’a itaat ve ibadet ederler.
Melekler görülmezler. Allah onları göremeyeceğimiz şekilde yaratmıştır. Melekler çok hızlı hareket edebilirler. Verilen vazife ne kadar ağır olursa olsun, o vazifeyi yapabile-cek güçtedirler.Melekler mutlak gaybı bilmezler. Sadece Allah’ın kendilerine bildirdiği kadarını bilirler. Gaybı yalnızca Allah bilir.
115-Dört Büyük Melek
1) C ebrail (a.s.); Vazifesi, Allah ile Peygamberler arasında elçiliktir.
2) .Mikail (a.s.); Vazifesi, tabiat olaylarını idare etmektir.
3) İsrafil (a.s.); Vazifesi, Allah emrettiği zaman “Sur”a üfürecektir. Birinci üfürüşte kıyamet kopacaktır. İkinci üfürüşte ise, bütün ölüler dirilecektir.
4) Azrail (a.s.); Vazifesi, canlıların ruhunu almaktır.
116-Diğer Bazı Melekler ve Vazifeleri
1) Kiramen Katibin: İnsanların yaptığı amelleri yazarlar
2) Hafaza Melekleri: Allahü Teala hafaza melekleri hakkında Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “O’nun ve her insanın önünde ve arkasında kendisini Allah’ın emriyle gözetleyecek takipçi melekler vardır.” (Ra’d, 11)
3) Münker ve Nekir: Bu iki melek, ölen her insana kabirde sual sormakla görevlidir.
4) Hazene-i Cennet ve Cehennem: Bu melekler cennet ve cehennemin bekçileri durumundadır. Cennet meleklerinin başındaki meleğin adı “Rıdvan” dır. Cehennem melek-lerine “Zebani” denir. Başındakine ise “Malik” adı verilir.
117-KİTAPLARA İMAN:Suhuf (Sayfalar -Küçük Kitaplar-Allah tarafından gönderilen kitaplardan bazıları birkaç sayfadan meydana gelen küçük kitaplardır. Bunlara sahifeler (sayfalar) anlamına gelen “suhuf” denilir. Bu suhuflar şu peygamberlere gönderilmiştir:
1) Adem (a.s.)’e 10 sayfa,
2) Şit (a.s.)’e 50 sayfa,
3) İdris (a.s.)’e 30 sayfa,
4) İbrahim (a.s.)’e 10 sayfa olmak üzere toplam 100 sayfa nazil olmuştur.
Büyük kitaplar dört tanedir. Bu kitaplar şu peygamberlere gönderilmiştir:
1) Tevrat, Hz. Musa’ya,
2) Zebur, Hz. Davud’a,
3) İncil, Hz. İsa’ya,
4) Kur’an-ı Kerim, Hz.Muhammed’e indirilmiştir.
Zebur, Tevrat ve İncil’in aslı bozulmuş, insanlar tarafından tahrif edilmiş (değiştirilmiş) lerdir. Kur’an-ı Kerim, kendinden önceki kitapların hükmünü nesh etmiş, yani ortadan kaldırmıştır.
118-Vahy ve VahyinÇeşitleri
“Vahy”in sözlük anlamı: Bir şeyi gizli ve çabuk bildirmek demektir.
Vahyin terim anlamı: Allahü Teala tarafından doğrudan doğruya, ya da elçi melek vasıtası ile peygamberlere bildirilen ve kesinlik ifade eden bilgilere vahiy denir.
119-Vahyin Çeşitleri:
1) Sadık Rüya: Allah dilediği bilgileri doğru bir bilgi ile peygamberlerine bildirmiştir. Peygamberlerin rüyalarında gördükleri şeyler aynen gerçek çıkmıştır. Peygamber efendimize de zaman zaman vahiy böyle gelmişti.
2) İlham Yoluyla Vahiy: Allah’ın dilediği şeyleri peygamberin kalbine koyması şeklindeki vahiy çeşididir.
3) Perde Arkasından Vahiy: Allah ile peygamber arasında bir vasıta olmadan ve söyleyeni görmeden Allah kelamının işitilmesidir.
4) Melek Aracılığı İle Gelen Vahiy: Allah Teala’nın, bildirmek istediği bilgileri bir melek ile peygamberine bildirmesi şeklidir. Bu melek Cebrail (a.s.)’ dir.
PEYGAMBERLERE İMAN:P eygamber kelimesi, Farsça bir bir kelime olup, Sözlükte, haber getiren kimse demektir. Rasul ve nebi kelimesinin karşılığıdır. Peygamber: Allah’ın, kullarına dinini bildirmek için görevlendirdiği seçkin kimselerdir. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde peygamber kavramı olarak “Nebi” ve “Rasul” kavramları geçer.
Mütenebbî: Son peygamber olarak Hz. Muhammed’in (s.a.v.) gelmesi ve O’ndan sonra başka peygamberin gelmeyecek olmasına rağmen, peygamberlik iddiasında olan kimselere verilen isimdir. Bunlara yalancı peygamber de denir. Bu kişiler 3’e ayrılır:
a) Deliler,
b) Şöhret düşkünü olanlar,
c) Menfaatçiler.
İlk mütenebbi, Peygamberimiz zamanında ortaya çıkan Müseylimetü’l-Kezzab’tır. Bu yalancı peygamber, Hz. Ebu Bekir’in halifeliği zamanında yapılan savaşta öldürülmüştür.
121-Peygamberlerin Sıfatları
1-) Sıdk; Doğruluk
2-) Emanet; Güvenilir olmak demektir
3-) Fetanet; Peygamberler, insanların en zekileri ve en akıllılarıdır.
4-) İsmet; Günah işlememek demektir
5-) Tebliğ; Bildirmek demektir
Bütün peygamberler, tebliğ görevini yapmak için büyük meşakkat ve çilelere göğüs
122-Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler:Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, Lut, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub, Yusuf, Şuayb, Harun, Musa, Davud, Süleyman, Eyyub, Zülkifl, Yunus, İlyas, Elyasa, Zekeriyya, Yahya, İsa, Muhammed Mustafa (s.a.v.).
123-Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de ismi geçtiği halde peygamber olup olmadıkları hakkında bilgi bulunmayanlar vardır. Bunlar: Uzeyir, Lokman ve Zülkarneyn’dir.
124- Mizan: Ahirette, amellerin tartılması için Allah’ın kıyamet günü ortaya koyacağı terazilerdir
125-Sırat:Cehennem üzerine kurulmuş olan bir köprüdür.
126-Havz-ı Kevser:Allah Teala kıyamet günü peygamberlerine havzlar verecektir. Her peygamber, ümmetinin cenneti kazananlarına bu havzdan içirecektir.
Havz-ı Kevser, peygamber efendimize verilen havzın ismidir. “(Ey habibim!) Biz sana Kevseri verdik.” (Kevser,1) Bu havz baldan tatlı ve sütten daha beyazdır. Bu havzdan içenler bir daha susamayacaktır. Peygamber Efendimiz’in şefaatını kazanama-yanlar bu havzdan içemeyeceklerdir.
127-KADER VE KAZAYA İMAN:Kader, Allah’ın ilim ve irade sıfatı ile ilgilidir. Allah ilim sıfatı ile olmuş ve olacak şeyleri bilir. İrade sıfatı ile şöyle veya böyle olmasını tercih ve takdir eder.Kaza: Ezelde Allah tarafından bilinen ve takdir edilen şeylerin, zamanı ve yeri geldiğinde Allah tarafından ortaya çıkarılmasıdır.
 

İKİNCİ BÖLÜM
1-Allahın sıfatları:allahın sıfatları 14 tanedir. İki kısma ayrılır;
a)Allahın Zatı Sıfatları:6:Vücud,Kıdem,Beka,Vahdaniyet,Muhalefetün Lil Havadis,Kıyam Binefsihi.
b)Allahın Subuti Sıfatları:8:Hayat,İlim,semi,Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin.
2-Allaha şirk koşan kimseye müşrik denir.
3-Hidayet kelimesinin zıddı dalalet.
4-Rüyetullah:Müminlerin ahirette Allahı görmesisine denir.
5-Peygamberlerin sıfatları:Sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ.
6-İslamda bilginin kaynakları:
1-Doğru haber a)Vahiy, b)Mütevatir haber.
2-Selim hisler dediğimiz 5 duyu
3-Akıl.
7-Büyük günah işleyenlere Mürtekibi Kebire denir.
8-Zelle eygamberlerden sadır olan küçük hata ve sürçmesine zelle denir.
9-İstidrac:İnkarcı ve günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
10-Mizan:Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi adalet ölçüsüne mizan denir.
11-İrhas:P eygamber olacak kimslerin Peygamber olmadan önce göterdikleri olağnüstü durumlara irhas denir.
12-Elfaz-ı küfür:Söyleyen kimsenin inkarına delalet eden sözlerdir.
13-İnanç bakımından insanlar üçe ayrılır:Mümin, münafık, kafir.
14-Dört büyük melek:cebrail, mikail, israfil ve azrail.
15-Dört büyük kitap:Tevrat(Hz.Musa),Zebur(Hz.Davud), İncil(Hz.İsa), Kuranı Kerim Peygamberimize gönderildi.
15-Rıdvan:Cennetteki meleklerin başknı.
16-Malik:Cehennemdeki meleklerin başkanı.
17-Kiramen katibin:Sevap ve günahlarımızı yazan melekler.
18-Hak Dinlerin gayesi:Aklı muhafaza, dini muhafaza, nesli muhafaza, nefsi muhafaza ve malı muhafaza.
19-İslam Dininin kaynakları(Edille-i Şeriyye):Kitap, sünnet, icma ve kıyas.
20-Ehl-i Kıble:Kabeye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimselerdir.
21-Dehriyyun:zaman ve maddenin ebediliği görüşünü benimseyenler.
22-Mukarrebun ve İlliyyun Melekler daima Allahı tesbih eden ve anan, Allaha çok yakın ve Onun katında şerefli mevkii bulunan melekler.
23-Mezhep:Bir din bilginleri arasındaki yorum farkından meydana gelen görüşlri brnimseme.
24-Berzah Alemi:Ölümle başlayıp yeniden dirilinceye kadar devam edecek hayat.
25-İtikatı Mezhepler:Ehl-i sünnet, Ehl-i bidat.
26-Ehl-i Sünnet mezhepler:Selefiyye,maturidi mezhebi, Eşari Mezhebi.
27-Ameli mezhepler:Hanefi mezhebi,maliki mezhebi, şafii mezhebi, hanbeli mezhebi.
28-İman iki kısma ayrılır:İcmali iman, tafsılı iman.
29-Zahirurrivaye kitaplar:Hanafi mezhebi imamı azamın talebesi İmamı Muhammedin 6 kitabıdır.Bunlar; Mebsud Ziyadet,camiussağır,siyerrussağır, camiulkebir, siyerulkebir.
30-Mutezile: “Kul kendi fiilinin yaraticisidir.” fikrini benimseyerek irade hürriyetine vurgu yapan itikadî mezhep.
31-Ilk fikih usûlü kitabi olarak bilinen Imam Safiî’ye ait eser,er-Risale.
32-Kur’an’in cem’i ile görevlendirilen sahâbi : Zeyd b.Sabit.
33-İmanın sadece dil ile ikrardan ibaret olduğunu savunan Hariciler mezhebidir
34-İRHAS eygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü fi illere irhas denir.
35-Tevhid:İmamı maturidinin eseri.
36-Dört büyük melek:Cebrail , Mikail,İsrafil, Azral.
37-Kiramen Katibin:İnsanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adı.
38-Münker ve Nekir:Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melek.
38-Hamele-i Arş:Arşı taşıyan meleklerin adıdır.
39-Mucize dışında diğer olağan üstü haller:İrhas,Keramet,Meunet,İstidrac, İhanet.
40-Cüzi irade:Külli iradenin, baska bir ifade ile irade gücünün kullanilmasidir, yani herhangi bie seyin yapilmasi veya yapilmamasi siklarindan birinin tercidir.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

41-Ecel:her canlinin hayatinin sona erecegi zaman.
42-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
43-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel. 44–Kebire:Büyük günahlar
45-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanc esasindan biri.
46-Mushaf:Kur`an- i Kerim ayetlerinin iki kapak arasinda toplanmasindan olusan kitap.
47-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
48-Vahiy-i Gayri Metlüv kunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
49-Vahy-i hafi(Gizli vahiy):Bir insanin kalbine bir anlamin ansizin telkin edilmesine denir.Buna vahy-i deruni de denir.
50-Vahy-i Metlüv kunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
51- el-Vikaye,Hanefî fikhinda “mütûn-i erba’a” ismiyle meshur olan eserlerdendir.
52-Vahy-i münzel:Kur`an.
53-Tahaddi ayetleri: Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan okuyan ayetlere denir.
54-İncil’in kelime anlamı Müjde
Hareketli Gül Resimleri 2 Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1.İmanın Bireysel Boyutu: İman inanılacak şeyleri tasdikten ibarettir, yani kalpte, gönülde ve zihinde oluşur.
İnanılacak Hususlar Açısından İman
1.İcmâlî İman: İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir.
2.Tafsîlî İman: İnanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya tafsili iman denir.
Bilinçli Olup Olmaması Yönüyle İman
1.Taklîdî İman: Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile vücut bulan, kişinin İslâm toplumunda büyümüş olmasının tabii sonucu olarak oluşan bir imandır.
2.Tahkîkî İman: Delillerle, bilgiye araştırma ve kavramaya dayalı imandır. Asıl olan böyle bir imana sahip olmaktır.
b.İmanın Artması ve Eksilmesi
İman, inanılması gereken esaslar açısından artmaz ve eksilmez. Ancak iman güçlü veya zayıf olabilir. Kiminin imanı tam anlamıyla içine sinmiş ve kuvvetli iken, kimininki işitme ve düşünmeye bağlı bilgi ve inanç seviyesinde kalmıştır.
c.İman – Amel İlişkisi:Amel iradeye dayalı tavır, davranış, eylem demektir. Tasdik de ikrar da birer ameldir. Ancak amel deyince daha çok kalp ve dil dışında kalan organların ameli anlaşılır. İmanla amel arasında sıkı bağ bulunmaktadır. Amel, imanın ayrılmaz parçası değil, sonucudur. Ehl-i sünnet bilginlerine göre amel imanın bir unsuru değildir.
d.İman-İslâm İlişkisi: İslâm sözlükte, “itaat etmek, boyun eğmek, bağlanmak, bir şeye teslim olmak, esenlikte kalmak” anlamlarına gelir. Terim olarak, “yüce Allah’a itaat etmek, Hz. Peygamber’in din adına bildirmiş olduğu şeylerin hepsini kalp ile tasdik edip dil ile söyleyerek, inandıklarını yaşamak, sözleri ve davranışları ile kabul edip benimsediğini göstermek” demektir.
e. “Büyük Günah” Kavramı :Büyük günah, bozgunculuğa sebep olan, hakkında tehdit edici bir nas bulunan, işleyenin dünyada veya ahirette cezalandırılmasına sebep olan suçlar ve davranışlar demektir
a.Tasdik ve İnkâr Bakımından İnsanlar:Mü’min Kâfir Müşrik Münafık
Mü’min: İnanan kimse demektir
Kâfir: İnkar eden kimse demektir.
Müşrik: Şirk, sözlükte ortak koşmak manasına gelir
Münafık: Kur’an-ı Kerim’in haber verdiği ve Hz. Peygamber’den (tevatüren) bize ulaşan iman esaslarını kabul ettiğini söyleyerek, Müslümanlar gibi ibadet ettiği halde, kalpten inanmayan kimselerdir
3. Küfür,Şirk,Tekfir ve irtidat
Küfür, kelime olarak örtmek demektir. Küfür kelime olarak “örtmek” demektir. Dinî literatürde ise Hz. Peygam¬ber’i Allah’tan getirdiği şeylerde yalanlayıp, onun getirdiği kesinlikle sabit dinî esaslardan bir veya birkaçını inkâr etmek anlamına gelir.
Şirk sözlükte “ortak kabul etmek” anlamına gelir, terim olarak Allah Teâlâ’nın ulûhiyetinde, isim, sıfat ve fiillerinde, eşi, dengi ve ortağı bulundu¬ğunu kabul etmek demektir.
Tekfir Müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışlarını gerekçe göstererek kafir saymak demektir. Kişinin başkası tarafından küfrüne hükmedilmesidir.
İrtidat ise, Müslümanın isteyerek, kendi iradesiyle dinden çıkmasına denir. Böyle kimseye de mürted denir.
4.İman Esaslar:İman esasları ilmihal kitaplarında amentü terimiyle ifade edilir.
“Esmâ-i Hüsnâ”: Allah’ın bütün isimleri için kullanılan bir terimdir. “Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. En güzel isimler O’na mahsustur.” Allah’ın Kur’an’da ve sahih hadislerde geçen pek çok ismi vardır. Kul bu isimleri öğrenerek Allah’ı tanır. Bu isimlerle dua ve niyazda bulunur. Bunu Allah emretmiştir. Hz. Peygamber yüce Allah’ın 99 isminin bulunduğunu, bu isimlere inanan ve inancı doğrultusunda yaşayan kişinin cennete gireceğini haber vermiştir. Bunların dışında başka isimleri de mevcuttur. Hadisteki 99 isim bir sınırlama değil, en meşhurlarını ifadedir. Allah’ın isimleri konusunda temel dayanak vahiy olduğu için, bu isimler insanlar tarafından değiştirilemezler.
•Allah’ın Sıfatları
A- Zâtî Sıfatlar: Sadece Allah’ın zatına mahsus olan, yaratıklarından herhangi birine verilmesi mümkün olmayan sıfatlardır. Bunların zıddı Allah için düşünülemediği için bu sıfatlara tenzihi veya selbî sıfatlar da denir.
Vücûd: “Var olmak” demektir.
Kıdem: “Ezelî olmak, başlangıcı olmamak” demektir.
Bekâ: “Varlığının sonu olmamak, ebedî olmak” demektir.
Muhâlefetün li’l-havadis: “Sonradan olan şeylere benzememek” demektir.
Vahdaniyyet: “Allah Teâlâ’nın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması, eşi, benzeri ve ortağının bulunmaması” demektir.
Kıyam bi-nefsihi: “Varlığı kendiliğinden olmak, var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duymamak” demektir.
B- Subûtî Sıfatlar: Varlığı zorunlu olan ve kemal ifade eden sıfatlardır.
Hayat: “Diri ve canlı olmak” demektir. Yüce Allah diridir ve canlıdır
İlim: “Bilmek” demektir. Allah her şeyi bilendir.
Semi’: Allah işitendir. Gizli, açık ne söylenirse işitir.
Basar: “Görmek” demektir. Yüce Allah her şeyi görücüdür
İrade: “Dilemek” demektir. Allah dileyicidir.
A.Tekvînî İrâde: Yapma ve yaratma demektir. Bütün yaratıkları kapsamaktadır. Bu tür irade her hangi bir şeyle bağlantılı olursa o şey derhal meydana gelir.
B.Teşriî İrade: Yasama ve tavsiye etme demektir (dînî irade). Yüce Allah’ın bir şeyi sevmesi ve ondan hoşnut olması anlamını içerir. Allah’ın teşriî irade ile bir şeyi dilemiş olması, o şeyin meydana gelmesini zorunlu kılmaz. Tekvini irade hayırla da şerle de, iyilikle de kötülükle de bağlantılı olduğu halde, teşrii irade sadece hayır ve iyilikle bağlantılıdır. Yani Allah, hayrı da şerri de irade edip yarattığı halde, O’nun şerre rızası yoktur, onu emretmez ve ondan hoşlanmaz.
Kudret: “Gücü yetmek” demektir
Kelâm: “Söylemek ve konuşmak” demektir.
Tekvîn: “Yaratmak, yok olanı yokluktan varlığa çıkarmak” demektir. Yüce Allah yegâne yaratıcıdır. O, ezelî ilmiyle bilip dilediği her şeyi sonsuz güç ve kudretiyle yaratmıştır. Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, nimet vermek, azap etmek ve şekil vermek tekvîn sıfatının sonuçlarıdır. Bir âyette “Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir” buyurulmuştur.
a.Meleklere İman:özlükte “haberci, elçi, güç ve kuvvet” anlamlarına gelen melek, Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî ve ruhanî varlıktır.Kur’an’da meleklere imanın farz olduğunu bildiren birçok âyet vardır: “Peygamber Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler…”
“…Asıl iyilik Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamber¬lere iman edenlerin iyi amelidir…”
Meleklere inanmamak, dolaylı olarak vahyi, peygamberi, peygamberin getirdiği kitabı ve tebliğ ettiği dini de inkâr etmek anlamına gelir. Çünkü dinî hükümler, peygamberlere melek aracılığıyla indirilmiştir. Özellikleri:
1. Melekler nûrdan yaratılmış; yemek, içmek, erkeklik, dişilik, uyumak, yorulmak, usanmak, gençlik, ihtiyarlık gibi fiillerden ve özelliklerden arınmış nûrânî ve ruhanî varlıklardır: “…O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah’ı) tesbih ederler” “Onlar rahmânın kulları olan melekleri dişi kabul ettiler. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı gör¬müşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir”
2. Melekler Allah’a isyan etmezler, Allah’ın emrinden çıkmazlar. “Onlar, üstle¬rindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar”
3. Melekler, son derece süratli, güçlü ve kuvvetli varlıklardır: “Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a hamdolsun. O, yaratmada dilediği artırmayı yapar. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir” İslâmî kaynaklarda meleklerin kanatları ol¬duğu bildirilmekle birlikte bu kanatların mahiyeti konusunda bir şey söyle¬mek mümkün değildir. Meleklerin nûrânî varlıklar olduğu göz önünde tutu¬lursa, bunları kuş veya uçak kanatları gibi maddî nitelemelere konu etmenin doğru olmayacağı ortadadır. Kanatların mahiyetini ancak Allah ve melekleri gören peygamberler bilebilirler. Meleklerin kanatları onların sûretini, kanat¬larının fazlalığı onların güç ve sürat yönünden derecelerini, Allah katındaki değerlerini gösterdiği şeklinde anlaşılabilir.
4. Melekler Allah’ın emir ve izniyle çeşitli şekil ve kılıklara bürünebilir¬ler. Cebrâil (a.s) Hz. Peygamber’e ashaptan Dihye şeklinde görünmüş, bazan kimsenin tanımadığı bir insan şeklinde gelmiştir. Yine Cebrâil (a.s), Hz. Meryem’e bir insan şeklinde görünmüş meleklerden bir grup, Hz. İbrâhim’e bir oğlu olacağı müjdesini getiren insanlar şeklinde gel¬miş, o da onları misafir zannederek kendilerine yemek hazırlamış, fakat yemediklerini görünce korkmuş, sonra da melek olduklarını anlamıştır Bu âyetten meleklerin yiyip içmedikleri sonucu da çıkmaktadır.
5. Melekler gözle görünmezler. Onların görünmeyişleri, yok olduklarından değil, insan gözünün onları görebilecek kabiliyet ve kapasitede yaratılmamış olmasındandır. Melekler peygamberler tarafından aslî şekilleriyle görülmüşler¬dir. Asıl şekillerinden çıkıp bir başka maddî şekle, meselâ insan şekline girme¬leri durumunda diğer insanlarca da görülmeleri mümkün olur. Cibrîl hadisi diye bilinen, iman, islâm ve ihsan kavramlarının tanımlarının yapıldığı hadiste belirtildiği gibi, Cebrâil ashap tarafından insan şeklinde görülmüştür.
6. Melekler gaybı bilemezler. Çünkü gaybı, ancak Allah bilir. Eğer Allah tarafından kendilerine gayba dair bir bilgi verilmiş ise, ancak o kadarını bilebilirler. Kur’an’da ifade edildiğine göre Allah, Hz. Âdem’e varlıkların isimlerini öğretmiş, sonra da isimlerin verildiği varlıkları meleklere göstererek, bunların isimlerini haber vermelerini onlardan istemiş, bunun üzerine melekler “Seni tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Çünkü her şeyi hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin” demişlerdir. Bunun üzerine de Cenâb-ı Hak Hz. Âdem’in, varlıkların isimlerini haber vermesini emretmiş, o da söyleyiverince şöyle seslenmiştir: “Size demedim mi ki, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim. Neyi açıklarsanız neyi de gizlemişseniz ben bilirim”
erkek veya dişi olmak, yorulmak ve usanmak, yemek, içmek gibi insana has özellikler, onlar için söz konusu değildir. Allah’ın emrine mutlaka itaat ederler. Sürekli O’nu övme, yüceltme ve O’na itaat etmekle meşgul varlıklardır.
Âyet ve hadislerde sayıları hakkında herhangi bir bilgi bulunmayan fa¬kat pek çok oldukları anlaşılan meleklerin temel görevleri Allah’a kulluk ve O, neyi emrederse onu yerine getirmektir. Melekler görevleri açısından şu gruplarda incelenebilirler:
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

•Cebrâil, dört büyük melekten biridir. Allah tarafından vahiy getirmekle görevlidir.
•Mîkâîl, dört büyük melekten biri olup, kâinattaki tabii olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevlidir.
•İsrâfîl, sûra üflemekle görevli melektir. İsrâfil, sûra iki kez üfleyecek, ilkinde kıyamet kopa¬cak, ikincisinde ise tekrar diriliş meydana gelecektir.
•Azrâil ise, görevi ölüm sırasında canlıların ruhunu almak olduğu için “melekü’l-mevt” (ölüm meleği) adıyla anılmıştır: “De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz”
•Kirâmen Kâtibîn, insanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adı¬dır.
•Münker ve Nekir, ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melektir.
•Hamele-i Arş, arşı taşıyan meleklerin adıdır.
.Mukarrebûn ve İlliyyûn adıyla anılan melekler, Allah’ı tesbih ve an¬makla görevli olup, Allah’a çok yakın ve O’nun katında şerefli mevkii bulu¬nan meleklerdir
•Atîd–Rakîb: İnsanın sağ ve sol yanında bulunup yaptıklarını bütün ayrıntılarıyla kayda geçiren yazıcı meleklerdir. Bunlara şerefli yazıcılar anlamında Kirâmen – Kâtibîn de denir.
•Rıdvan–Malik: Cennet’teki meleklerin başkanının adı Rıdvan, Cehennem görevlilerinin başı ise Mâlik’tir. Böylece büyük meleklerin sayısı 10’a çıkmaktadır.
b.Kitaplara İman: Kitap, sözlükte “yazmak ve yazılı belge” anlamına gelir. Terim olarak ise, Allah Teâlâ’nın kullarına yol göstermek ve aydınlatmak üzere peygam¬berine vahyettiği sözlere ve bunun yazıya geçirilmiş şekline denilir. Çoğulu “kütüb”dür. Hıristiyan ve yahudilere ilâhî kitap olarak İncil ve Tevrat verildi¬ğinden onlara “Ehl-i kitap” denilmiştir. İlâhî kitaplara Allah katından indiril¬miş olması sebebiyle “kütüb-i münzele” veya “semavî kitaplar” da denilir.
İlâhî Kitaplar
İlâhî kitaplar Allah kelâmı olmak bakımından aralarında farklılık bulun¬mamasına rağmen, hacimleri ve hitap ettikleri kitlenin büyüklüğüne göre, suhuf ve kitap olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Suhufa göre daha hacimli ve kitap şeklinde olan ve evrensel mesajlar içeren ilâhî kitaplar ise Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an olmak üzere dört tanedir.
•Tevrat:Tevrat İbrânîce bir kelime olup “kanun, şeriat ve öğreti” anlamlarına ge¬lir. Hz. Mûsâ’ya indirilmiştir. Tevrat’a Ahd-i Atîk ve Ahd-i Kadîm de (Eski Ahit) denilir.
Zebur:Kelime olarak “yazılı şey ve kitap” anlamına gelen Zebur, Hz. Dâvûd’a indirilmiş olan ilâhî kitabın adıdır. Zebur, ilâhî kitapların en küçüğü olup, yeni dinî hükümler getirmemiştir.
Mezmûrlar adıyla Eski Ahid’de yer almaktadır.
•İncil:İncil kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelir. İncil’e Ahd-i Cedîd de (Yeni Ahit) denilir.
•Kur’an-ı Kerim:Allah tarafından gönderilen ilâhî kitapların sonuncusu olan Kur’ân-ı Ke¬rîm, son peygamber Hz. Muhammed’e indirilmiştir. Sözlükte “toplamak, oku¬mak, bir araya getirmek” anlamına gelen Kur’an terim olarak şöyle tarif edilir:
“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı, Peygamberimiz’den bize kadar tevâtür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, insanlığın benzerini getirmekten âciz kaldığı ilâhî kelâmdır
1.Kur’an’ın Nüzûlü:Kur’ân-ı Kerîm, Allah Teâlâ’dan Hz. Peygamber’e Cebrâil aracılığıyla ve vahiy yoluyla indirilmiştir
2. Kur’an’ın Muhtevası:İnsanları hem bu dünyada hem de âhirette mutluluğa kavuşturmak için gönderilmiş bulunan Kur’ân-ı Kerîm başlıca şu konuları kapsamaktadır:
1. İtikad
2. İbadetler:
3. Muâmelât
4. Ukubat:
5. Ahlâk:
6. Nasihat ve Tavsiyeler
7. Va‘d ve Vaîd:
8. İlmî Gerçekler.:
9. Kıssalar:
10. Dualar:
Peygamberlere İman: Peygamber, Farsça’da “haber taşıyan ve elçi” anlamlarına gelir. Dinî te¬rim olarak, “Allah’ın kulları arasından seçtiği ve vahiyle şereflendirerek emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçi”ye peygam¬ber denir. Arapça’da, peygamber kelimesinin karşılığı olarak, gönderilmiş ve elçi demek olan resul ve mürsel kelimesi kullanılır. Terim olarak resul ve mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gönderilen peygambere denilir. Çoğulları “rüsul” ve “mürselûn”dür. Nebî de Allah’ın emir ve yasakla¬rını insanlara haber veren, fakat yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderil¬meyip, önceki bir peygamberin kitap ve şeriatını ümmetine bildirmeye gö¬revli olan peygamberdir. Çoğulu “enbiyâ”dır. Risâlet ve nübüvvet kelimeleri masdar olup, peygamberlik anlamına gelmektedir.
Peygamberlere iman, imanın altı esasından biridir.
Peygamberlerin Sıfatları:Her peygamberde insan olmanın da ötesinde birtakım sıfatların bulunması gerekli ve zorunludur. Bunlara vâcip sıfatlar denir. Bu sıfatlar şunlardır:
1. Sıdk.
2. Emanet. “
3. İsmet.
4. Fetânet.
5. Tebliğ.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

Allah’ın (c.c.) gönderdiği peygamberlerden 25 tanesinin ismi Kur’an-ı Kerîm’de geçmektedir. Bunlar sırasıyla şunlardır: Âdem (a.s.), İdris (a.s.), Nûh (a.s.), Hûd (a.s.), Salih (a.s.), İbrahim (a.s.), Lût (a.s.), İsmail (a.s.), İshak (a.s.), Yakub (a.s.), Yûsuf (a.s.), Şuayb (a.s.), Musa (a.s.), Harun (a.s.), Davud (a.s.), Süleyman (a.s.), Eyyûb (a.s.), Zülkifl (a.s.), Yûnus (a.s.), İlyas (a.s.), Elyesâ (a.s.), Zekeriyya (a.s.), Yahya (a.s.), İsâ (a.s.), Muhammed (a.s.)
Bunlar dışında Kur’an’da geçen Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn adındaki kişilerin peygamber olup olmadıkları tartışmalıdır. Diğerlerinden farklı olarak Peygamberimiz (s.a.v.) belli bir millete değil tüm insanlığa gönderilmiştir. O ve getirdiği Kur’an, kıyamete kadar geçerli olacaktır. Zaten Kur’an-ı Kerîm, O’nun en büyük ve sürekli mucizesidir.
Olağanüstü Haller
1.Mûcize:Sözlükte “insanı âciz bırakan, karşı konulmaz, olağan üstü, garip ve tuhaf şey” anlamlarına gelen mûcize, terim olarak “yüce Allah’ın, peygamberlik iddiasında bulunan peygamberini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı, insanların benzerini getirmekten âciz kaldığı olağanüstü olay” diye tanımlanır.
2.İrhâs. Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü durumlardır. Hz. Îsâ’nın beşikte iken konuşması gibi.
3.Keramet. Peygamberine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan velî kulların gösterdikleri olağan üstü hallerdir.
4.Meûnet. Yüce Allah’ın velî olmayan bir müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağan üstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır.
5.İstidrac. Kâfir ve günahkâr kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağan üstü olaydır.
6.İhanet. Kâfir ve günahkâr kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaydır. Meselâ, peygamberlik taslayan inkârcılardan Müseylime, tek gözü kör olan bir adama, iyi olsun diye dua etmiş, bunun üzerine adamın öbür gözü de kör olmuştur.
c.Ahirete İman:Âhiret, sözlükte “son, sonra olan ve son gün” anlamlarına gelir.
Terim olarak âhiret, İsrâfil’in (a.s.) Allah’ın emriyle, kıyametin kopması için sûra ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedî hayata denilir.
Âhiret Halleri
1.Ba‘s“Öldükten sonra tekrar dirilmek” anlamına gelen ba‘s, âhiret hayatının en önemli devrelerinden biridir.
2.Haşir ve Mahşer:Sözlükte “toplanmak, bir araya gelmek” demek olan haşir, terim olarak yüce Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır
3.Amel Defterlerinin Dağıtılması:İnsanlar hesaplarının görülmesi için toplandıktan sonra, kendilerine dünyada iken yaptıkları işlerin yazılı bulunduğu amel defterleri dağıtılır.
4.Hesap ve Sualİnsanlar amel defterlerini ellerine aldıktan ve yaptıklarının en ince deta¬yına kadar yazıldığını gördükten sonra Allah Teâlâ tarafından hesaba çekile¬ceklerdir. Hesap ve sorgulama sırasında amel defterlerinden başka, insanın organları ve yeryüzündeki mevcûdat da insanın yaptıklarına şahitlik edecektir.
5.MîzanSözlükte “terazi” anlamına gelen mîzan, âhirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilâhî adalet ölçüsüdür.
6. SıratSırat cehennemin üzerine uzatılmış bir yoldur. Herkes buradan geçecektir.
7. HavuzKıyamet gününde peygamberlere ihsan edilecek havuzlar bulunacaktır. Müminler bunların tatlı ve berrak suyundan içerek susuzluklarını gidere¬ceklerdir. Kur’an’daki “Kuşkusuz biz sana kevseri verdik” ) âyetinde geçen kevser, genellikle havuz olarak anlaşılmıştır. Bu sebeple Hz. Peygamber’in kıyametteki havuzu için “havz-ı kevser” denilmiştir.
8.ŞefaatÂhirette bütün peygamberlerin Allah’ın izniyle şefaat etmeleri haktır ve gerçektir.
9.A‘râf“Dağ ve tepenin yüksek kısımları” anlamına gelen a‘râf, cennetle cehennemin arasında bulunan sûrun ve yüksek kısmın adıdır
10. CehennemKelime olarak “derin kuyu” anlamına gelen cehennem, âhirette kâfirlerin sürekli olarak, günahkâr müminlerin de günahları ölçüsünde cezalandırılmak üzere kalacakları azap yeridir.
11.Cennet:Sözlükte “bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer” anlamına gelen cennet, terim olarak “çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ve müminlerin içinde ebedî olarak kalacakları âhiret yurdu”na denir. Cennet ve oradaki hayat sonsuzdur.
Kur’an’da cennet için çeşitli isimler kullanılmıştır.
f. Kadere İmanAllah (c.c.) ezelî ilmiyle kâinattaki olmuş ve olacak her olayı önceden bilir. Bütün hâdiselerin
Allah katında malum ve yazılı olması kaderdir. Bu bilinenlerin gerçekleşmesi, zamanı gelince meydana gelmesine de kaza denir.
Tevekkül:Sözlükte “güvenmek, dayanmak, işi başkasına havale etmek” anlamlarına gelen tevekkül terim olarak, hedefe ulaşmak için gerekli olan maddî ve mânevî sebeplerin hepsine başvurduktan ve yapacak başka bir şey kalmadıktan sonra Allah’a dayanıp güvenmek ve ondan ötesini Allah’a bırakmak demektir.
Hayır ve Şer:Sözlükte “iyilik, iyi, faydalı iş ve fayda” anlamlarına gelen hayır, Allah’ın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlar demektir. Sözlükte “kötülük, fenalık ve kötü iş” demek olan şer de Allah’ın hoşnut olmadığı, sevmediği, meşrû olmayan, işlenmesi durumunda kişinin ceza ve yergiye müstehak olacağı davranışlar demektir.
Rızık:Sözlükte “azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey” anlamına gelen rızk, terim olarak, “yüce Allah’ın, canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği her şey” diye tanımlanır.
Ecel:Sözlükte “önceden tesbit edilmiş zaman ve süre” anlamına gelen ecel, terim olarak, insan hayatı ve diğer canlılar için belirlenmiş süreyi ve bu sü¬renin sonunu yani ölüm anını ifade eder.
İslam’da İnanç Ekolleri
a.Ehl-i Sünnet: “Ehl-i sünnet” tabiri dinî literatürde, “dini anlama ve yaşamada Hz. Peygamber’in ve sahâbenin yolunu izleyen, onları örnek kabul eden, Allah’ın kitabını ve Hz. Muhammed’in sünnetini rehber edinen ümmetin çoğunluğu” anlamında kullanılır. Bu grup sünnete bağlı olduğu ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için “Ehl-i sünnet ve’l-cemâat” adıyla da anılmış, “ehl-i hak” terimi de çoğunlukla Ehl-i sünnet anlamına kullanılmıştır. Ehl-i sünnet’e, hadiste geçen “kurtuluşa erenler” ifadesinden hareketle “fırka-i nâciye” adı da verilmiştir.
Ehl-i sünnet, Selefiyye, Mâtürîdiyye ve Eş‘ariyye olmak üzere üçe ayrılmıştır. Selefiyye’ye “Ehl-i sünnet-i hâssa”, Mâtürîdiyye ve Eş‘ariyye’ye “Ehl-i sünnet-i âmme” denildiği de olur. Ehl-i sünnet’in üç mezhebi arasındaki görüş ayrılıkları Ehl-i sünnet’in temel prensiplerini oluşturan çerçeveyi ihlâl etmeyen sınırlar içinde kabul edilmiştir. Bugün dünya Müslümanlarının % 90′dan fazlası kendisinin Ehl-i sünnet’e bağlı olduğunu ifade etmektedir.
•Selefiyye: Sözlükte selef “önceki nesil”, selefiyye de “bu nesle mensup olanlar” anlamı taşır. İslâmî literatürde Selef ilk dönemlere mensup bilginler ve geçmiş İslâm büyükleri anlamında, Selefiyye terimi ise iman esaslarıyla ilgili konularda ilk dönem bilginlerini izleyerek âyet ve hadislerdeki ifadelerin zâhiri ile yetinip bunları aynen kabul eden, teşbih ve tecsîme düşmeyen (Allah’ı yaratıklara benzetmeye ve cisim gibi düşünmeye yeltenmeyen), bunları başka bir anlama çekme (te’vil) yoluna gitmeyen Ehl-i sünnet topluluğunu belirtmek için kullanılır.
Allah’ın zâtî, fiilî ve haberî sıfatlarının hepsini te’vilsiz, nasılsa öyle kabul ettiği için Selefiyye’ye “Sıfâtiyye” de denilmiştir. “Ehl-i sünnet-i hâssa” ismi ile kastedilen zümre olan Selefiyye Hz. Peygamber ve sahâbîlerin inançta takip ettikleri yolu -kendi yorumlarını katmaksızın- izleyen gruptur. Tâbiûn, mezhep imamları, büyük müctehidler ve hadisçiler Selefiyye’dendirler. Eş‘arîlik ve Mâtürîdîlik ortaya çıkıncaya kadar, Sünnî Müslüman çevrede hâkim olan inanç, Selef inancıdır. İmam Şâfiî, Mâlik, Ahmed b. Hanbel -bir kısım görüşleri itibariyle Ebû Hanîfe- Evzaî, Sevrî gibi müctehid imamlar, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Dârimî, İbn Mende, İbn Kuteybe ve Beyhaki gibi hadisçiler, Taberî, Hatîb el-Bağdâdî, Tahâvî, İbnü’l-Cevzî ve İbn Kudâme gibi bilginler Selef düşüncesinin önde gelen isimleri arasında sayılabilir.
İlk dönem (mütekaddimûn) Selefiyye anlayışının en belirgin özelliği akaid sahasında akla rol vermemek, âyet ve hadisle yetinmek, mânası apaçık olmayan, bu sebeple de başka mânalara gelme ihtimali bulunan âyet ve hadisleri yorumlamadan, bunları bilmeyi Allah’a havale etmektir.
Selefiyye, müteşâbih âyet ve hadisleri aklın ışığında yorumlayan kelâmcılarla filozofları da, keşf ve ilhamın ışığında yorumlayan sûfîleri de ağır biçimde eleştirmiş, onları bid‘atçı ve sapık olmakla suçlamıştır. Hicrî VIII. asırdan önce yaşamış olan Selef bilginleri akıl karşısında kesin tavır takınıp, nakli tek hâkim kabul ederken, sonraki Selef bilginleri akıl karşısındaki tutumlarını gözden geçirmişler, inanç konularında az da olsa akla yer vermişlerdir. Bu dönemin en önemli ismi sayılan İbn Teymiyye (ö. 728/1328) sağlam olduğu bilinen nakil ile aklıselimin asla çelişmeyeceğini, dolayısıyla te’vile de gerek kalmayacağını ısrarla savunmuştur. Ona göre akılla nakil çelişirse ya nakil sahih değildir veya akıl sağlıklı bir muhakeme yapamamaktadır. Bu dönem ve sonrası Selefiyye’nin (müteahhirîn Selefiyye) akılcılığı hiçbir zaman kelâm ve felsefedeki akılcılık gibi olmamış, nasların müsaadesi ile sınırlı bir çerçevede kalmıştır. Sonraki dönemin en meşhur Selef âlimleri arasında İbn Teymiyye, İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350), Şevkânî (ö. 1250/1834) ve Mahmûd Şükrî el-Âlûsî (ö. 1342/1924) sayılabilir.
Selefiyye günümüze kadar az çok taraftar bulmuştur. Genellikle fıkıhta Hanbelî olanlar akaidde Selefî’dirler. Hadisle ilgilenen bilginler de çoğunlukla Selef inancını benimsemişlerdir. Günümüzde dünya Müslümanlarının % 12′si Selefîdir. En yoğun oldukları ülkeler Suudi Arabistan, Kuveyt ve Körfez ülkeleridir.
İslâm dünyasında hicrî II. asırdan itibaren ortaya çıkan bid‘atçı mezheplere, özellikle akılcı bir tavır takınan Mu‘tezile’ye, Selef’in metoduyla karşı çıkmak, Ehl-i sünnet inancını savunmada yetersiz kalıyordu. Bu sebeple inanç konularında, âyet ve hadislerin yanında akla da yer verecek, aklî açıklamalar yaparak konunun daha iyi anlaşılmasını ve kabul edilmesini sağlayacak yeni doktrinlere ihtiyaç duyuluyordu. Bu ihtiyacın bir sonucu olarak Ehl-i sünnet kelâmının iki önemli mezhebi Mâturîdiye ve Eş‘ariyye ortaya çıkmıştır.
•Eş‘ariyye:Ehl-i Sünnet’in ikinci büyük kolu Eş’ariyye’dir. Nasları hareket noktası kabul etmekle birlikte dinî ilkeleri aklî bilgiler ve dil kurallarına dayanan yorumlarla temellendirme yöntemini benimseyen Sünnî kelâm hareketinin hicrî III. yüzyılın ilk yarısında Haris el-Muhâsibi, İbn Küllâb el-Basrî ve Abdülazîz el-Mekkî’nin çalışmalarıyla başladığını söylemek mümkündür. Sünnî kelâmın o dönemlerde İslâm dünyasının en önemli kültür havzasını oluşturan Ortadoğu’daki asıl kurucusu Ebu’l-Hasan el-Eş’arî olmuştur.
Mezhebin kurucusu olan İmam Eş‘arî, h.260 (m.873) yılında Basra’da doğmuş, kırk yaşına kadar Mu‘tezile mezhebine bağlı kalmış, sonra “üç kardeş meselesi” diye bilinen meselenin tartışmasında hocası Ebû Ali el-Cübbâî (ö. 303/916)’nin görüşlerini doyurucu bulmadığı için Mu‘tezile’den ayrılmış ve Eş‘arî ekolünün öncüsü olmuştur.
İmam Eş‘arî, Allah Teâlâ’nın ezelî sıfatları bulunduğunu kabul etmiş, inanç konularında akla da değer vererek, âyet ve hadislerin yanında aklî deliller de kullanmıştır. Eş‘arî’nin inanç metodu kendisinden sonra gelen kelâmcılar tarafından da devam ettirilmiştir. En meşhur Eş‘arî kelâm bilginleri arasında, Bâkıllânî (ö. 403/1013), İbn Fûrek (ö. 406/1015), Cüveynî (ö. 478/1085), Gazzâlî (ö. 505/1111), Şehristânî (ö. 548/1153), Âmidî (ö. 631/ 1233), Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210), Kadî Beydâvî (ö. 685/1286), Teftâzânî (ö. 793/1390) ve Cürcânî (ö. 816/1413) sayılabilir.
Eş‘arîlik, daha çok Mu‘tezile’ye bir karşı tez olarak doğmuştur. Eş‘arî bilginler zamanla te’vile çok fazla yer vermişlerdir. Zaman zaman da kelâmda yenilikler ve değişiklikler yapmışlar, bu ilmi felsefe ile rekabet edebilecek bir güce kavuşturmuşlardır. Eş‘ariyye mezhebi Ehl-i sünnet’in temel prensiplerini kabullenmekle beraber, bazı noktalarda kendine has görüşlere de sahiptir.
Sünnî Müslümanların % 13′ünü oluşturan Mâlikîler’in hemen hemen tamamı ile % 33′ünü teşkil eden Şâfiîler’in dörtte üçü, Hanefîler’le Hanbelîler’in çok az bir kısmı inançta Eş‘ariyye mezhebini benimsemişlerdir. Eş‘arîlik daha çok Endülüs, Hicaz, Kuzey Afrika, Mısır, Irak, Suriye ve Endonezya’da yayılmıştır.
•Mâturîdiyye:Ehl-i Sünnet’in üçüncü büyük kolu olan Maturîdiyye, akaid konusunda Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâturîdî’nin görüşlerini benimseyenlerin oluşturduğu mezhebin adıdır.
Muhtemelen Eş’arî’den de önce Sünnî kelâm ekolünü Mâverâünnehir civarında kuran bir diğer âlim Ebû Mansûr el-Mâtürîdî olmuştur. Ebû Hanîfe’nin ilim geleneğine mensup bulunan Mâtürîdî, Eş’arî’ye nisbetle kelâmda daha akılcı bir yöntem geliştirip uygulamış ve Sünnî inançları daha doyurucu bir muhteva ile temellendirmeye çalışmış, bu sebeple kurduğu ekol Eş’ariyye ile Mu’tezile arasında, fakat akılcılıkta Mu’tezile’ye daha yakın kabul edilmiş ve Ebû Hanîfe’nin fıkıh mezhebiyle birleşerek tek başına Müslüman çoğunluğunu kendisine bağlamayı başarmıştır.
İmam Mâtürîdî yaklaşık h.238 (m.852) yılında Türkistan’da Semerkant şehrinin bir köyü olan Mâturîd’de doğmuştur. Türk olması kuvvetle muhtemeldir. Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmayan İmam Mâturîdî’nin eserleri incelendiğinde, onun kelâm, mezhepler tarihi, fıkıh usulü ve tefsir alanlarında otorite olduğu görülür. Eserlerinde Ehl-i sünnet’in temel prensiplerini hem âyet ve hadislerle hem de aklî delillerle savunmuş, özellikle Mu‘tezile ve Şîa’nın görüşlerini tenkit etmiştir. 333 (944) yılında Semerkant’ta vefat etmiştir.
Mâturîdîlik, akaid sahasında âyet ve hadisle birlikte, aklı da dinin anlaşılması için gerekli bir temel kabul etmiş, İmam Mâtürîdî’den itibaren kelâm metodunu gittikçe geliştirmiştir. Mâturîdiyye, bazı konularda Selef’e Eş‘ariyye’den daha yakındır. Bazı konularda ise, daha akılcı davrandığından Eş‘ariyye ile Mu‘tezile arasında yer almıştır. Bir kısım araştırmacılar Mâturîdîliği Hanefîliğin devamı sayarlar. Onları bu düşünceye iten sebep, İmam Mâturîdî’nin, İmam Ebû Hanîfe’nin akaid konusunda koyduğu prensipleri açıklayıp geliştirmiş olmasıdır. Ebû Hanîfe’nin ve Hanefîliğin bu anlamdaki etkisi bir gerçek olmakla beraber, İmam Mâturîdî ve öğrencilerinin eserleri incelendiğinde, Mâturîdîliğin inanç konularında tutarlı ve köklü çözümler getiren, meselelere çok iyi nüfuz ederek önemli bir sistem kuran müstakil bir kelâm mezhebi olduğu açıkça görülür. Ne var ki Mâturîdîlik, Mâverâünnehir gibi kapalı bir havzada ortaya çıkması, Bağdat ve Basra gibi dönemin ilim ve siyaset merkezlerinden uzak bir bölgede yayılması sebebiyle Eş‘arîlik kadar şöhret bulamamıştır.
Hakîm es-Semerkandî (ö. 342/953), Ebû Seleme es-Semerkandî (ö. IV/X. asır), Ebü’l-Yüsr Muhammed el-Pezdevî (ö. 493/ 1100), Ebü’l-Maîn (Muîn) en-Nesefî (ö. 508/1115), Ömer en-Nesefî (ö. 537/1142), Ebü’l-Berekât Hâfızüddin en-Nesefî (ö. 710/1310), Burhâneddin en-Nesefî (ö. 687/1289), İbnü’l-Hümâm (ö. 861/1457), Kadı Celâleddinzâde Hızır Bey (ö. 863/1458) ve Beyâzîzâde Ahmed Efendi (ö. 1098/1687) en meşhur Mâtürîdî kelâmcılarıdır.
Mâturîdiyye Ehl-i sünnet’in temel prensiplerinde Eş‘arîler ile aynı görüşte olmakla beraber, şu görüşleriyle onlardan ayrılırlar:
1. Dinî tebliğ olmasa da kişi akılla Allah’ı bulabilir.
2. İyi ve kötü, güzel ve çirkin akılla bilinebilir. Allah Teâlâ bir şeyi güzel ve iyi olduğu için emretmiş, kötü ve çirkin olduğu için yasaklamıştır.
3. Kulda başlı başına bir cüz’î irade vardır. Kul iradesiyle seçimini yapar, Allah da kulun seçimine göre fiili yaratır.
4. Yüce Allah’ın diğer sıfatları gibi tekvîn sıfatı da ezelîdir.
5. Allah kulun gücünün yetmeyeceği şeyleri kula yüklemez.
6. Allah’ın fiillerinin muhakkak bir sebep ve hikmeti vardır. Fakat kul her zaman bu sebep ve hikmetleri bilemeyebilir.
7. Peygamberlerde aranan niteliklerden biri de erkek olmaktır. Bu sebeple kadın peygamber gönderilmemiştir.
8. Allah’ın nefsî kelâmı işitilemez. İşitilen nefsî kelâmın varlığını gösteren lafzî kelâm yani Kur’an’ın harf ve sesleridir.
Bugün dünyadaki Sünnî Müslümanların en azından yarısını oluşturan Hanefîler’in büyük bir çoğunluğu inançta Mâtürîdî mezhebine bağlıdırlar. Mâtürîdiyye, Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Çin, Hindistan, Pakistan ve Eritre’de yayılmıştır. Genellikle Türkler fıkıhta Hanefî, inançta Mâturîdî’dirler.
a.Ehl-i Bid’at:“Ehl-i bid‘at” kelimesi, sözlükte “dinle ilgili yeni görüş ve davranışları benimseyenler” anlamına gelirken dinî literatürde, akaid sahasında Hz. Peygamber’in ve ashabının izledikleri yoldan ayrılan, İslâm ümmetinin ana gövdesini oluşturan Ehl-i sünnet’e muhalefet eden mezhepler ve gruplar anlamında kullanılır. Buna göre ehl-i bid‘at terimi, Ehl-i sünnet teriminin karşıtıdır. Ğâliyye, Bâtıniyye, Yezîdiyye gibi ehl-i bid’at olan mezheplerin bir kısmı, görüşleri itibariyle İslâm ve iman çerçevesinin dışına çıkmışlardır. Bir kısmı da Ehl-i Sünnet’e muhalefet etmektedirler fakat görüşleri farklı diye tekfir edilmezler, görüşlerinin yanlış olduğu ifade edilir. Bunlar ehl-i kıbledirler ve İslâm ümmetine mensupturlar. Hâriciye, Mu‘tezile, Şîa gibi.
Ehl-i sünnet dışında kalan fırkalar, inanç konularında Resûl-i Ekrem ve ashap döneminde bulunmayan ve genel çizginin dışında kalan birtakım yeni görüşleri ortaya atıp tartışma başlattıkları için Ehl-i sünnet’e mensup çoğunluk tarafından “ehl-i bid‘at” ve “mübtedia” adıyla anılmışlardır. Ehl-i bid‘at’a, akaid konularında kendi beşerî düşünce ve meyillerine uydukları için “ehl-i ehvâ”, birtakım sapık görüşlere saplanıp, dosdoğru yoldan ayrıldıkları için “fırak-ı dâlle” veya “ehl-i dalâl” de denilmiştir. Temel konularda dahi fikir birliği içinde olmayan, bazen birbirleriyle çelişen görüşler ileri süren bu mezhepleri, Mu‘tezile, Hâriciyye, Şîa, Mürcie, Müşebbihe ve Cebriyye olmak üzere genelde altı gruba ayırmak mümkündür.
•Mu‘tezile:Mu‘tezile, kelime olarak “ayrılanlar, uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler” anlamına gelir. Büyük günah işleyen kimsenin iman ile küfür arası bir mertebede olduğunu söyleyerek Ehl-i sünnet bilginlerinden Hasan-ı Basrî’nin (ö. 110/728) ders halkasından ayrılan Vâsıl b. Atâ (ö. 131/148) ile ona uyanların oluşturduğu mezhep Ehl-i Sünet tarafından bu isimle anılır. Mu‘tezile ise kendini “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” diye adlandırır.
Mu‘tezile’nin görüşleri beş prensip halinde sistemleştirilmiştir. Bu prensipler şunlardır:
1. Allah’ın zât ve sıfatları yönüyle bir kabul edilmesi (tevhid)
2. Kulların ihtiyarî fiillerini hür iradeleriyle yaptığı ve kul için en uygun olanı yaratmanın Allah’a gerekli olduğu (adl)
3. İyilik yapanın mükâfat, kötülük yapanın da ceza görmesinin zorunluluğu (vaad ve vaîd)
4. Büyük günah işleyenin iman ile küfür arasında fısk mertebesinde olduğu (el-menzile beyne’l-menzileteyn)
5. İyiliği yaptırmaya ve kötülüğü önlemeye çalışmanın bütün Müslümanlara farz olduğu (emr-i bi’l-ma‘rûf nehy-i ani’l-münker)
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

•Hâriciyye:Hâricîlik ekolü (Havâric), Hz. Ali ile Muâviye arasında geçen Sıffîn Savaşı’ndan (h.37/m.657) sonra halife tayin işi hakeme bırakılınca ortaya çıkmıştır. Bu durumda bir grup Hz. Ali’ye isyan edip büyük günah işleyenlerin dinden çıkacağı ve günah işleyen devlet başkanına itaat edilmeyeceği iddiasıyla onunla mücadeleye başlamış ve onu şehid etmişlerdir. Hâricîler’in ilk planda dinî hükümleri korumada titizlik şeklinde algılanabilecek fakat sübjektif değerlendirmelere açık bu görüşleri İslâm toplumunda anarşinin de ilk tohumlarını oluşturmuştur. Hâricîlik başlangıçta cahil halk tabakasının ve şehrin disiplinli hayatına uyum sağlayamamış bedevîlerin bağlandığı ve desteklediği bir cereyan olarak ortaya çıkmış, her dönemde az veya çok müntesibi bulunmuş, bu mezhebin İbâdıyye kolu günümüze kadar yaşama imkânı bulmuştur. Günümüzde İbâdîler’e daha çok Kuzey Afrika, Madagaskar, Zengibar ve Uman sultanlığında rastlanır. Kur’an’ın sadece zâhirine dayanmaları sebebiyle Ehl-i sünnet’e göre bazı farklı fıkhî görüşleri de vardır.
•Şîa:Şîa, günümüze kadar varlığını koruyan ve hâl-i hazır İslâm dünyasında da önemli sayıda taraftarı bulunan itikadî, fıkhî ve siyasî bir mezheptir. Sözlükte “taraftar, yardımcı” anlamına gelen Şîa, literatürde Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali’yi halifeliğe en lâyık kişi olarak gören ve onu ilk meşrû halife kabul eden, vefatından sonra da hilâfete Ali evlâdının getirilmesi gerektiğine inanan toplulukların ortak adı olmuştur. Hz. Osman’ın şehid edilmesini takip eden yıllarda bu misyon ve iddia ile ortaya çıkanların oluşturduğu bir siyasî gruplaşma hareketi olarak doğmuş, hicrî II. yüzyılın ikinci yarısından itibaren de çeşitli fırkalara ayrılan itikadî bir mezhep haline gelmeye başlamıştır.
Ancak, Şîa hareketinin ortaya çıkışını sadece Hz. Ali’yi destekleme teşebbüsünün giderek mezhep halini alması ve kurumlaşması şeklinde açıklamak yerine, bunda dış tesirlerin ve Araplar karşısında yenilgiyi hazmedemeyen Irak ve İran halkının tepkisinin ve kimlik arayışının etkisinin bulunduğunu söylemek de yerinde bir tespit olur.
Şîa’nın günümüze ulaşan üç büyük fırkası Zeydiyye, İsmâiliyye ve İmâmiyye-İsnâaşeriyye’den ibarettir. Zeydiyye Hz. Ali’nin torunu Zeyd b. Ali Zeynelâbidîn’e nispet edildiği için bu ismi alır. Günümüzde Yemen bölgesinde taraftarları bulunan Zeydiyye itikadî konularda Mu‘tezile mezhebine, fıkıh sahasında ise Hanefî mezhebine yakın görüşlere sahiptir. Şîa içindeki en mûtedil fırka olan Zeydîler, hilâfetin Hz. Ali’nin ve soyundan gelenlerin hakkı olduğuna inanmakla birlikte, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in hilâfetini de meşrû görürler. Hilâfetin yalnız Hüseyin oğulları’na ait olduğu ve devlet başkanının mâsum olduğu fikrini de kabul etmezler.
Ca‘fer es-Sâdık’ın ölümünden sonra devlet başkanlığına oğlu İsmâil’in ve soyunun hak sahibi olduğu iddiası, Şîa içinde aşırı görüşleriyle tanınan İsmâiliyye fırkasının oluşmasının başlangıcını teşkil etmiştir. İsmâilîler’in hicrî IV. yüzyılın başında Fâtımî Devleti’ni kurmasıyla mezhep güçlenmiş, daha sonra doğu ve batı İsmâilîler’i (Nizâriyye-Müsta‘liyye) şeklinde iki ana kola ayrılmıştır. Eski Yunan ve Doğu felsefelerinden, Ortadoğu dinlerinden etkilenmesi ve bâtınî te’villere dayanması sebebiyle birçok uç görüşe sahip bulunan mezhep mensuplarına günümüzde, sayıları fazla olmamakla birlikte Pakistan, İran ve Orta Asya’da rastlanmaktadır.
İmâmiyye, çağımızda dünya Müslümanlarının yaklaşık yüzde onunu teşkil eden Şîa’nın büyük çoğunluğunu bünyesinde toplayan ana koldur. Mezhebin siyaset ve imâmet görüşü on iki imam düşüncesi etrafında şekillendiğinden İsnâaşeriyye, akaid ve fıkıhta Ca‘fer es-Sâdık’ın görüşlerini esas aldıklarından Ca‘feriyye adlarıyla da anılırlar. Hz. Ali ve Hüseyin soyundan gelen on iki imama inanma, hem iman esaslarından birini hem de mezhebin ana doktrinini teşkil eder.
İmâmiyye, akaid konularında yer yer Mu‘tezile mezhebiyle paralellik arz eden görüşlere sahiptir. Sadece Ehl-i beyt’e mensup râvilerin hadis rivayetini kabul eder, ilk üç halifenin hilâfetini meşrû görmez ve devlet başkanlığına Hz. Ali ve soyunun nas ile tayin edildiğini yani imamlığın (halifeliğin) bunlara ait olduğunu, Hz. Peygamber’in bunu açıkça belirttiğini ve bunların vahiy alma hariç peygamberlere benzer vasıflara sahip olup günah işlemekten ve hata yapmaktan korunmuş (mâsum) olduklarını iddia ederler. Küçük yaşta gaip olan on ikinci imamın kurtarıcı (mehdî) olarak tekrar geri geleceğine inanma, açık ve gizli bir tehlikenin bulunduğu durumlarda inancı gizleme ve farklı görünme (takıyye), Hz. Ali’ye biat etmeyen sahâbîlere karşı tavır alma ve onlara ta‘n etme de mezhebin temel ön kabullerindendir. İmâmiyye halen İran’ın resmî mezhebi olup Irak’ta ve Azerbaycan’da yaşayan Müslümanların yüzde altmışı da bu mezhebe mensuptur.
Günümüzde; siyasî, itikadî ve fıkhî açılımları bulunan bir mezhep haline varlığını devam ettiren Şîa, Hz. Ali döneminde başlayan, Emevî ve Abbâsî dönemlerinde devam eden iktidar mücadeleleri sonunda başarısızlıklar ve mağduriyetler sebebiyle içine kapanmış ve ümmet çoğunluğundan kendini tecrit etmiştir. Geçmişte kalan siyasî mücadeleler ve imâmet fikri etrafında kendine özgü teoriler geliştiren ve bunları itikadî esaslar haline getiren Şia, daha çok ümmet içinde yol açtığı ihtilâflar, izlediği uzlaşmaz tutum ve sahip olduğu itikadî görüşler sebebiyle Ehl-i sünnet âlimlerince eleştirilmiştir. Fakat Allah’a, âhirete, Hz. Muhammed’in peygamberliğine iman, namaz, oruç, zekât, hac, içki, kumar, zina, hadler gibi İslâmî ahkâm konusunda Müslümanların çoğunluğu ile ittifak halinde bulunan mûtedil Şîa, hiçbir zaman tekfir edilmemiştir. Günümüzde Şiiler, mezhebin itikadî ve fıkhî görüşlerini güncelleştirerek ve geçmişte kalan husumetleri canlı tutarak itikâdî saydıkları bu görüşlerini, siyasal ve sosyal hatta ekonomik örgütlenmede, kimlik ve kültürel tavır belirlemede önemli birer unsur olarak değerlendirilmektedirler.
•Mürcie:Mürcie kelimesi, “tehir etmek, ümit vermek”anlamlarına gelen “irca” kökünden türetilmiş çoğul bir isimdir. İtikadî anlamda, günahın imana zarar vermediği tezini savunarak, büyük günah işleyene ümit veren ve onun hakkındaki nihai kararı Allah’a havale edip tehir eden akaid fırkasıdır.
Yaygın olan görüşe göre, Mürcie mezhebi, mürtekib-i kebire (büyük günah işleyen) meselesinin tartışıldığı bir ortamda ortaya çıkmıştır. Ameli imanın ayrılmaz bir cüzü (parçası) olarak gören Haricilere göre, büyük günah işleyen kimse kâfir ve cehennemliktir. Mürtekib-i kebîre hakkındaki bu görüş sahiplerine “tehir edenler, erteleyenler” anlamında “Mürcie” denmiştir.
Başlangıçta müsbet bir yaklaşımın ifadesi olarak ortaya çıkan irca görüşü, zaman geçtikçe Ehl-i Sünnet çizgisinden uzaklaşarak bid’at ve sapıklık haline gelmiştir. Mezhepler tarihinde “Mürcie” ismi ile daha çok bu grup anılmaktadır. Bunlar, yani sapık ve bid’atçi Mürcie, mürtekib-i kebîre hakkında benimsemiş oldukları mu’tedil kanaatle yetinmeyip, imanla beraber günahın hiçbir bir zarar vermeyeceğini kabule gitmişlerdir. Onların temel prensipleri şudur: Nasıl taat küfre fayda vermezse günah da imana zarar vermez. Bu prensipten hareket eden Mürcie, imanı sadece ikrar, tasdik, sevgi ve bilgiden ibaret sayarak kuru bir iman anlayışına sahip olmuştur. Mürcie’nin aşırı kollarından olan Ubeydiyye bağlılarına göre, şirkin dışında kalan bütün günahlar kesinlikle affedilir. Tevhid üzere ölen kimseye işlemiş olduğu günah ve kötülükler zarar vermez.
•Müşebbihe:Allah’ı yaratıklarına benzeten fırkaya verilen isimdir. Cehm b. Safvan (öl. 128/746) Allah’ın sıfatlarını inkâr edip ta’tile saptıktan sonra buna bir tepki olarak Allah’ı insanlara benzetme hareketi başlamıştır.
Müşebbihe’nin bir çok fırkaları vardır. En meşhurları ise, Hişâmiyye fırkasıdır. Müşebbihe denildiğinde ilk akla gelen bu fırkadır. Bu fırkanın ilk kurucusu Hişâm b. el-Hakem’dir.
•Cebriye:Bir adı da Cehmiye olan bu ekolün ilk temsilcisi olarak Cehm b. Safvan (ö.m.745) gösterilir. Onun bu görüşü ilk üreten Ca’d b. Dirhem’den aldığı, onun da Şam’da bulunan bir Yahudiden öğrendiği ve Basra’da halk arasında yaydığı söylenmektedir.İnsanın hareketleri, tıpkı cansızların hareketleri gibidir. Her şey Allah’ın mutlak iradesine bağlıdır.
Akâid mezhepleri, Şîa, Mu’tezile, Havâric gibi belli topluluklara nisbet edildiği gibi kurucusuna izâfetle de anılmıştır: Mâtürîdî, Eş’arî gibi… Ana akâid mezheplerinin ayrıldığı kollar da fıkıh mezhepleri gibi daha çok bir şahsa nisbet edilmiştir. Akâid mezhepleri için daha çok “grup” anlamına gelen “fırka” (çoğulu fırak), “görüş” anlamına gelen “makâle” (çoğulu makalât) ve “anlayış tarzı” manasına gelen “nihle” (çoğulu nihal) kelimeleri kullanılır. Akâid mezhepleri, ehl-i sünnet (fırka-i nâciye) ve ehl-i bid’at olmak üzere ikiye ayrılarak incelenmiştir.
Ehl-i Sünnet: Hadîste geçen “kurtuluşa erenler” ifâdesinden hareketle “fırka-i nâciye” (kurtuluşa eren grup) adı da verilmiştir. Ehl-i sünnet, Allah’ın zâtı, sıfatları, âlemin yaratılışı, kader, peygamberlik, mûcize ve kerâmet, şefaat, haşir ve âhiret gibi İslâm akâidinin temel konularında fikir birliği içinde olmakla beraber, bu konuların detaylarında, îzâh ve yorumlanmasında farklı görüşlere de sahip olmuş, bu sebeple kendi arasında, Selefiyye, Mâtürîdiyye ve Eş’ariyye olmak üzere üçe ayrılmıştır. Selefiyye’ye “Ehl-i sünnet-i hâssa”, Mâtürîdiyye ve Eş’ariyye’ye “Ehl-i sünnet-i âmme” de denilir.
Ehl-i Bid’at: Ehl-i sünnet’e muhalefet eden mezhep ve gruplar anlamında kullanılır. Buna göre ehl-i bid’at terimi, ehl-i sünnet teriminin karşıtıdır. Galiyye, Bâtıniyye, Yezîdiyye gibi ehl-i bid’at sayılan mezheplerin bir kısmı, görüşleri itibariyle İslâm ve iman çerçevesinin dışında kalırlar. Bir kısmı da sünnete aykırı davranmış olurlar; fakat görüşleri kendilerini din dışında bırakmaz. Bunlar ehl-i kıbledirler ve İslâm ümmetine mensupturlar: Hâriciyye, Mu’tezile, Şîa gibi… Bid’atçi mezhepleri, Mu’tezile, Hâriciyye, Şîa, Mürcie, Müşebbihe ve Cebriyye olmak üzere genelde altı gruba ayırmak mümkündür.
Selefiyye: İman esaslarıyla ilgili konularda ilk dönem bilginlerini izleyerek âyet ve hadîslerdeki ifâdelerin zâhiri ile yetinip bunları aynen kabul eden, teşbîh ve tecsîme düşmeyen (Allah’ı yaratıklara benzetmeye ve cisim gibi düşünmeye yeltenmeyen), bunları başka bir anlama çekme (te’vîl) yoluna gitmeyen Ehl-i sünnet topluluğunu belirtmek için kullanılır. Allah’ın zâtî, fiilî ve haberî sıfatlarının hepsini te’vilsiz, nasılsa öyle kabul ettiği için Selefiyye’ye “Sıfâtiyye” de denilmiştir.
İmam Şâfiî, İmam Mâlik, Ahmed b. Hanbel bir kısım görüşleri itibariyle Ebû Hanîfe- Evzaî, Sevrî gibi müctehid imâmlar, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Dârimî, İbn Mende, İbn Kuteybe ve Beyhakî gibi hadîsçiler, Taberî, Hatîb el-Bağdâdî, Tahâvî, İbnü’l-Cevzî ve İbn Kudâme gibi bilginler Selef düşüncesinin önde gelen isimleri arasında sayılabilir.
İlk dönem (mütekaddimûn) Selefiyye anlayışının en belirgin özelliği akâid sahasında akla rol vermemek, âyet ve hadîsle yetinmek, mânası apaçık olmayan, bu sebeple de başka mânalara gelme ihtimali bulunan âyet ve hadîsleri yorumlamadan, bunları bilmeyi Allah’a havale etmektir. Sonraki dönemin en meşhur Selef âlimleri (müteahhirîn-i Selefiyye) arasında İbn Teymiyye, İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 1350), İbnü’l-Vezîr (ö. 40/1436), Şevkânî (ö. 1834) ve Mahmûd Şükrî el-Âlûsî (ö. 1924) sayılabilir. En yoğun oldukları ülkeler Suudi Arabistan, Kuveyt ve Körfez ülkeleridir.
Eş’ariyye: Akâid konusunda Ebü’l-Hasan Ali b. İsmâil el-Eş’arî’nin görüşlerini benimseyen Ehl-i sünnet mezhebine verilen isimdir. Mezhebin kurucusu olan İmam Eş’arî, (873) yılında Basra’da doğmuş, kırk yaşına kadar Mu’tezile mezhebine bağlı kalmış, sonra “üç kardeş meselesi” diye bilinen meselenin tartışmasında hocası Ebû Ali el-Cübbâî’ye (ö. 916) üstün gelmiş, hocasının görüşlerini doyurucu bulmadığı için Mu’tezile’den ayrılmış ve Eş’arîliği kurmuştur. İmam Eş’arî, Allah Teâlâ’nın ezelî sıfatları bulunduğunu kabul etmiş, inanç konularında akla da değer vererek, âyet ve hadîslerin yanında aklî deliller de kullanmıştır.
En meşhur Eş’arî kelâm bilginleri arasında, Bâkıllânî (ö. 1013), İbn Fûrek (ö. 1015), Cüveynî (ö. 1085), Gazzâlî (ö. 1111), Şehristânî (ö. 1153), Âmidî (ö. 1233), Fahreddin er-Râzî (ö. 1210), Kâdi Beyzâvî (ö. 1286), Teftazânî (ö. 1390) ve Cürcânî (ö. 1413) sayılabilir.
Eş’arîlik, daha çok Mu’tezile’ye bir karşı tez olarak doğmuştur. Bu sebeple Eş’arîlik, Selef inancına Mâtürîdîlik’ten daha uzak olarak gösterilebilir. Eş’arî bilginler zamanla te’vîle çok fazla yer vermişlerdir. Eş’arîlik daha çok Endülüs, Hicaz, Kuzey Afrika, Mısır, Irak, Suriye ve Endonezya’da yayılmıştır.
Mâtürîdiyye: Akâid konusunda Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtürîdî’nin görüşlerini benimseyenlerin oluşturduğu Ehl-i sünnet mezhebinin adıdır. Mâtürîdîlik, akaid sahasında âyet ve hadîsle birlikte, aklı da dinin anlaşılması için gerekli bir temel kabul etmiştir. Eş’ariyye ile Mu’tezile arasında yer almıştır. Hakîm es-Semerkandî (ö. 953), Ebû Seleme es-Semerkandî (ö. IV/X. asır), Ebü’l-Yüsr Muhammed el-Pezdevî (ö. 1100), Ebü’l-Maîn (Muîn) en-Nesefî (ö. 1115), Ömer en-Nesefî (ö. 1142), Ebü’l-Berekât Hâfızüddin en-Nesefî (ö. 1310), Burhâneddin en-Nesefî (ö. 1289), İbnü’l-Hümâm (ö. 1457), Kadı Celâleddinzâde Hızır Bey (ö. 1458) ve Beyâzîzâde Ahmed Efendi (ö. 1687) en meşhur Mâtürîdî kelâmcılarıdır.
Mâtürîdiyye; Ehl-i sünnet’in temel prensiplerinde Eş’arîler ile aynı görüşte olmakla beraber, şu görüşleriyle onlardan ayrılırlar:
1. Dinî tebliğ olmasa da kişi akılla Allah’ı bulabilir.
2. İyi ve kötü, güzel ve çirkin akılla bilinebilir. Allah Teâlâ bir şeyi güzel ve iyi olduğu için emretmiş, kötü ve çirkin olduğu için yasaklamıştır.
3. Kulda başlı başına bir cüz’î irâde vardır. Kul irâdesiyle seçimini yapar, Allah da kulun seçimine göre fiili yaratır.
4. Yüce Allah’ın diğer sıfatları gibi tekvîn sıfatı da ezelîdir.
5. Allah kulun gücünün yetmeyeceği şeyleri kula yüklemez.
6. Allah’ın fiillerinin muhakkak bir sebep ve hikmeti vardır. Fakat kul her zaman bu sebep ve hikmetleri bilemeyebilir.
7. Peygamberlerde aranan niteliklerden biri de erkek olmaktır. Bu sebeple kadın peygamber gönderilmemiştir.
8. Allah’ın nefsî kelâmı işitilemez. İşitilen nefsî kelâmın varlığını gösteren lafzî kelâm yani Kur’ân’ın harf ve sesleridir.
Mâtürîdiyye, Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Çin, Hindistan, Pakistan ve Eritre’de yayılmıştır. Genellikle Türkler fıkıhta Hanefî, inançta Mâtürîdî’dirler.
Mu’tezile: Ehl-i sünnet bilginlerinden Hasan-ı Basrî’nin (ö. 728) dersini terkeden Vâsıl b. Atâ (ö. 148) ile ona uyanların oluşturduğu mezhep bu isimle anılır. Mu’tezile ise kendini “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” diye adlandırır. Akılcı bir mezhep olan Mu’tezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü âyet ve hadîsleri Ehl-i sünnet’ten farklı biçimde yorumlamış ve bu yorumlarında akla öncelik vermiştir. Bu mezhep, aynı zamanda iyi bir edebiyatçı ve tefsirci olan Ebü’l-Hüzeyl el-Allâf (ö. 850), Nazzâm (ö. 845), Câhiz (ö. 869), Bişr b. Mutemir (ö. 825), Cübbâî (ö. 916), Kâdi Abdülcebbâr (ö. 1025) ve Zemahşerî (ö. 1143) gibi büyük kelâmcılar yetiştirmiştir. Abbâsîler döneminde en parlak günlerini yaşamış olan Mu’tezile daha sonra etkinliğini hatta bir mezhep olma hüviyetini yitirmiştir.
Günümüzde Mu’tezile başlı başına bir mezhep olarak mevcut olmamakla birlikte görüşleri Şia’nın Ca’feriyye ve Zeydiyye kolları ile Haricîliğin İbâziyye kolunda yaşamaktadır.
Mu’tezile’nin görüşleri beş prensip hâlinde sistemleştirilmiştir. Bunlar da;
1. Allah’ın zât ve sıfatları yönüyle bir kabul edilmesi (tevhid),
2. Kulların ihtiyârî fiillerini hür irâdeleriyle yaptığı ve kul için en uygun olanı yaratmanın Allah’a gerekli olduğu (adl),
3. İyilik yapanın mükâfât, kötülük yapanın da cezâ görmesinin zorunluluğu (va’d ve vaîd),
4. Büyük günah işleyenin iman ile küfür arasında fısk mertebesinde olduğu (el-menzile beyne’l-menzileteyn),
5. İyiliği yaptırmaya ve kötülüğü önlemeye çalışmanın bütün müslümanlara farz olduğu (emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münker) prensipleridir.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2 Hareketli Gül Resimleri 2

Cebriyye: İrâde hürriyeti konusunda Mu’tezile’ye taban tabana zıt görüşlere sahip olan Cebriyye mezhebi, her şeyin Allah’ın ilmi ve irâdesi dâhilinde cereyan ettiğini, insanın çizilmiş bir kaderinin olduğu, insanın irâde hürriyeti, seçme imkânı ve fiil gücü bulunmadığını, insan fiillerinin gerçek fâilinin Allah olduğunu, kulun Allah tarafından önceden takdir edilmiş bulunan işleri yapmaya mecbur olduğunu savunur. “Biz kapı gibiyiz, hareket ettiren olursa hareket ederiz”.
Hâricîlik: Hâricîlik ekolü (Havâric), Hz. Ali ile Muâviye arasında geçen Sıffîn Savaşı’ndan (657) sonra halife tayin işi hakeme bırakılınca ortaya çıkmıştır. Bu durumda bir grup, Hz. Ali’ye isyan edip büyük günah işleyenlerin dinden çıkacağı ve günah işleyen devlet başkanına itaat edilmeyeceğini savunur. Bu mezhebin İbâziyye kolu günümüze kadar yaşama imkânı bulmuştur. Günümüzde İbâzîler’e daha çok Kuzey Afrika, Madagaskar, Zengibar ve Umman sultanlığında rastlanır. Kur’ân’ın sadece zâhirine dayanmaları sebebiyle Ehl-i sünnet’e göre bazı farklı fıkhî görüşleri de vardır. Mutezile ve Hâricîlere göre iman, amelden bir cüzdür.
Şia: Ehl-i sünnet grubunun dışında yer alan, günümüze kadar varlığını koruyan ve hâl-i hazır İslâm dünyasında da önemli sayıda taraftarı bulunan en önemli itikadî, fıkhî ve siyasî mezheptir. Hz. Peygamber’in vefâtından sonra Hz. Ali’yi halifeliğe en lâyık kişi olarak gören ve onu ilk meşrû halife kabul eden, vefâtından sonra da hilâfete Ali evlâdının getirilmesi gerektiğine inanan toplulukların ortak adı olmuştur. Şia’nın günümüze ulaşan üç büyük fırkası Zeydiyye, İsmâiliyye ve İmâmiyye-İsnâ-aşeriyye’dir.
İmâmiyye: Çağımızda dünya müslümanlarının yaklaşık yüzde onunu teşkil eden Şia’nın büyük çoğunluğunu bünyesinde toplayan ana koldur. Sadece Ehl-i beyt’e mensup râvîlerin hadîs rivâyetini kabul eder, ilk üç halîfenin hilâfetini meşrû görmez ve devlet başkanlığına Hz. Ali ve soyunun nass ile tayin edildiğini yani imâmlığın (halîfeliğin) bunlara ait olduğunu, Hz. Peygamber’in bunu açıkça belirttiğini ve bunların vahiy alma hariç peygamberlere benzer vasıflara sahip olup günah işlemekten ve hata yapmaktan korunmuş (mâsûm) olduklarını iddia ederler. Küçük yaşta gâip olan on ikinci imâmın kurtarıcı (mehdî) olarak tekrar geri geleceğine inanma, açık ve gizli bir tehlikenin bulunduğu durumlarda inancı gizleme ve farklı görünme (takiyye), Hz. Ali’ye biât etmeyen sahâbîlere karşı tavır alma ve onları ta’n etme de yine mezhebin temel ön kabullerindendir. İmâmiyye hâlen İran’ın resmî mezhebi olup Irak’ta ve Azerbaycan’da yaşayan müslümanların yüzde altmışı da bu mezhebe mensuptur.
Zâhiriyye: Dâvûd ez-Zâhirî (ö. 883) ve İbn Hazm (ö. 1064) ekolün iki büyük imâmıdır. Re’y ictihâdına şiddetle karşı çıkıp âyet ve hadîslerin zâhirine tutunmanın tek yol olduğunu savunan bu ekol hicrî IV. asırdan itibaren bir süre etkili olmuştur.
Ca’feriyye: Mut’a nikâhını câiz görme, abdestte çıplak ayakların üstüne meshi yeterli sayma, boşamada iki şâhit zorunluluğu, beş vakit namazı cem’ yoluyla üç vakitte kılma, zekâtı (humus) din adamları eliyle toplama gibi bazı farklı görüş ve uygulamaları vardır.
Zeydiyye: Mest üzerine meshi, gayr-i müslimin kestiğini yemeyi ve Ehl-i kitap’tan bir kadınla evlenmeyi câiz görmezler.

1-DİN KELİMESİ:Arapça kökenli bir kelime olan din sözlükte “örf ve âdet, ceza ve karşılık, mükâfat, itaat, hesap, boyun eğme, hâkimiyet ve galibiyet, saltanat ve mülkiyet, hüküm ve ferman, makbul ibadet, millet, şeriat” gibi çeşitli anlamlara gelir.
2-DİNLERİN TASNİFİTanrı kavramı ele alınarak yapılan tasnif şu şekildedir:
1. Tek tanrılı dinler (ilâhî dinler). 2. Düalist (iki tanrılı) dinler (Mecûsîlik).
3. Çok tanrılı dinler (Eski Yunan, Roma ve Mısır dinleri gibi). 4. Tanrı konusunda açık ve net olmayanlar (Budizm, Şintoizm gibi).
Sosyolojik-tarihî açıdan yapılan din tasniflerinden birisi şu şekildedir:
1. Kurucusu olan dinler (Yahudilik, Hıristiyanlık, İslâm, Budizm gibi).
2.Geleneksel dinler (kimin tebliğ ettiği belli olmayan dinler, ilkel dinler, Eski Yunan, Eski Mısır dini gibi).
3-Ehl-i sünnet alimleri de mezhepleri Ehl-i sünnet ve Ehl-i bid‘at olmak üzere ikiye ayırarak incelemiştir.
4-Ehl-i sünnet dinî literatürde, dini anlama ve yaşamada Allah’ın kitabını ve Hz. Muhammed’in sünnetini rehber edinen ve sahâbenin yolunu izleyen ümmet çoğunluğu anlamında kullanılan bir terim olmuştur.
5-Ehl-i bid‘at kelimesi, sözlükte “dinle ilgili yeni görüş ve davranışları benimseyenler” anlamına gelirken, Ehl-i sünnet alimlerince dinî literatürde, akaid sahasında Hz. Peygamber’in ve ashabının sünnetini terkederek, onların izledikleri yoldan ayrılan, İslâm ümmetinin çoğunluğunu yani ana gövdesini oluşturan Ehl-i sünnet’e muhalefet eden mezhep ve gruplar anlamında kullanılmıştır.
6-Selefiyye :Sözlükte selef “önceki nesil”, selefiyye de “bu nesle mensup olanlar” anlamı taşır. İslâmî literatürde Selef ilk dönemlere mensup bilginler ve geçmiş İslâm büyükleri anlamında, Selefiyye terimi ise iman esaslarıyla ilgili konularda ilk dönem bilginlerini izleyerek âyet ve hadislerdeki ifadelerin zâhiri ile yetinip bunları aynen kabul eden, teşbih ve tecsîme düşmeyen (Allah’ı yaratıklara benzetmeye ve cisim gibi düşünmeye yeltenmeyen), bunları başka bir anlama çekme (te’vil) yoluna gitmeyen Ehl-i sünnet topluluğunu belirtmek için kullanılır. Allah’ın zâtî, fiilî ve haberî sıfatlarının hepsini te’vilsiz, nasılsa öyle kabul ettiği için Selefiyye’ye “Sıfâtiyye” de denilmiştir. “Ehl-i sünnet-i hâssa” ismi ile kastedilen zümre olan Selefiyye Hz. Peygamber ve sahâbîlerin inançta takip ettikleri yolu doğrudan doğruya izleyen gruptur
7-Eş‘ariyye Akaid konusunda Ebü’l-Hasan Ali b. İsmâil el-Eş‘arî’nin görüşlerini benimseyen Ehl-i sünnet mezhebine verilen isimdir. Mezhebin kurucusu olan İmam Eş‘arî, hicrî 260 (873) yılında Basra’da doğmuş, kırk yaşına kadar Mu‘tezile mezhebine bağlı kalmış, sonra “üç kardeş meselesi” diye bilinen meselenin tartışmasında hocası Ebû Ali el-Cübbâî’ye (ö. 303/916) üstün gelmiş, hocasının görüşlerini doyurucu bulmadığı için Mu‘tezile’den ayrılmış ve Eş‘arîliği kurmuştur
8-Mâtürîdiyye Akaid konusunda Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtürîdî’nin görüşlerini benimseyenlerin oluşturduğu Ehl-i sünnet mezhebinin adıdır
9-Mu‘tezile, kelime olarak “ayrılanlar, uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler” anlamına gelir. Büyük günah işleyen kimsenin iman ile küfür arası bir mertebede olduğunu söyleyerek Ehl-i sünnet bilginlerinden Hasan-ı Basrî’nin (ö. 110/728) dersini terkeden Vâsıl b. Atâ (ö. 131/148) ile ona uyanların oluşturduğu mezhep bu isimle anılır. Mu‘tezile ise kendini “ehlü’l-adl ve’ttevhîd” diye adlandırır
10-Cebriyye:İrade hürriyeti konusunda Mu‘tezile’ye taban tabana zıt görüşlere sahip olan Cebriyye mezhebi, her şeyin Allah’ın ilmi ve iradesi dahilinde cereyan ettiğini, insanın çizilmiş bir kaderinin bulunduğunu bildiren âyetlerden (elA‘râf 7/178, et-Tevbe 9/51, er-Ra‘d 13/8, ez-Zümer 39/62, el-Kamer 54/49, el-İnsân 76/30) hareketle insanın irade hürriyeti, seçme imkânı ve fiil gücü bulunmadığını, insan fiillerinin gerçek fâilinin Allah olduğunu, kulun Allah tarafından önceden takdir edilmiş bulunan işleri yapmaya mecbur olduğunu savunur.
11-Hâricîlik ,Hâricîlik ekolü (Havâric), Hz. Ali ile Muâviye arasında geçen Sıffîn Savaşı’ndan (h. 37/m. 657) sonra halife tayin işi hakeme bırakılınca ortaya çıkmıştır. Bu durumda bir grup Hz. Ali’ye isyan edip büyük günah işleyenlerin dinden çıkacağı ve günah işleyen devlet başkanına itaat edilmeyeceği iddiasıyla onunla mücadeleye başlamış ve onu şehid etmişlerdir.
12-Şîa, Ehl-i sünnet grubunun dışında yer alan, günümüze kadar varlığını koruyan ve hâl-i hazır İslâm dünyasında da önemli sayıda taraftarı bulunan en önemli itikadî, fıkhî ve siyasî mezheptir. Sözlükte “taraftar, yardımcı” anlamına gelen Şîa, literatürde Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali’yi halifeliğe en lâyık kişi olarak gören ve onu ilk meşrû halife kabul eden, vefatından sonra da hilâfete Ali evlâdının getirilmesi gerektiğine inanan toplulukların ortak adı olmuştur. Hz. Osman’ın şehid edilmesini takip eden yıllarda bu misyon ve iddia ile ortaya çıkanların oluşturduğu bir siyasî gruplaşma hareketi olarak doğmuş, hicrî II. yüzyılın ikinci yarısından itibaren de çeşitli fırkalara ayrılan itikadî bir mezhep haline gelmeye başlamıştır.
13-Hanefî mezhebi Sünnî fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ilki olup, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’ye nisbet edildiği için bu isimle anılmıştır. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin asıl adı Nu‘mân b. Sâbit’tir. 80 (699) yılında Kûfe’de doğmuş, 150 (767) yılında Baðdat’ta vefat etmiştir
14-Mâlikî mezhebi, fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ikincisi olup, büyük hadis ve fıkıh bilgini Mâlik b. Enes’e nisbet edildiği için bu isimle anılmıştır.
15-Şâfiî mezhebinin kurucusu sayılan, Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî 150 (767) yılında Gazze şehrinde (Filistin) doğdu. İmam Mâlik’ten Medine fıkhını, İmam Muhammed’den Irak fıkhını öğrendi. Böylece Hicaz fıkhı ile Irak fıkhını birleştirdi. İmam Şâfiî Bağdat’ta muhtemelen iki yıl kadar kaldıktan sonra Mekke’ye döndü ve Mekke’de dokuz sene ders verdi. Bu devir Şâfiî’-nin ilim hayatının en verimli devridir. Çünkü o, Mekke’ye ehl-i re’y fıkhı ile ehl-i hadîs fıkhını birleştirerek dönmüş, yaptığı seyahatlerde asrında yaşayan âlimlerin görüşlerine vâkıf olmuş, onları incelemiş, rivayet ettikleri hadislerin çoğunu toplamıştı.
16-Hanbelî mezhebinin kurucusu sayılan, Ahmed b. Hanbel hicrî 164 yılında Bağdat’ta dünyaya geldi. Genç yaştan itibaren Bağdat’ta hadis toplamaya başladı. Hicrî 186 yılına kadar hadis âlimlerinden dinlediği bütün hadisleri kaleme aldı. Hadis araştırma ve tesbiti amacıyla İslâm ülkelerini diyar diyar dolaştı. Ahmed b. Hanbel hadis ilminde rivayete önem verdiği kadar, naslardan hüküm çıkarmaya da itina gösterdi.
17-Telfik, sözlükte, “kumaşın iki kenarını birleştirip dikmek” anlamına gelir. Fıkıh ve usûl-i fıkıhta da bu anlamdan hareketle, farklı hükümlerin bir araya getirilmesini ifade etmek üzere kullanılmıştır.
18-Akaid, akd kökünden türetilmiş olan akîde kelimesinin çoğuludur. Akîde, sözlükte “gönülden bağlanılan, düğüm atmışçasına sağlam inanılan şey” demektir. Dinî literatürde akîde, “inanılması zorunlu olan ilke” (iman esası, mü’menün bih), çoğulu olan akaid kelimesi ise “İslâm dininde inanılması farz olan hususlar, iman esasları, dinin temel kural ve hükümleri” anlamına gelmektedir. Buna göre, dinin temel kural ve hükümlerini oluşturan iman esaslarından bahseden ilme de akaid ilmi denir. İslâm akaidinin ilk ve en önemli kaynağı Kur’ân-ı Kerîm, daha sonra da sahih hadislerdir.
18-İMAN:sözlükte, “bir kişiyi söylediği sözde tasdik etmek, doğrulamak, söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile benimsemek, karşısındakine güven vermek, güvenlikte olmak, şüpheye yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak” anlamlarına gelir.
Terim olarak ise, Hz. Peygamber’i, Allah Teâlâ’dan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerde (zarûrât-ı dîniyye) tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmak demektir.
19-İcmâlî İman İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın en özlü ve en kısa şekli olan icmâlî iman, tevhid ve şehadet kelimelerinde özetlenmiştir.
20-Tafsîlî İman :İnanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya tafsîlî iman denilir.
21-BÜYÜK GÜNAH KAVRAMI :Arapça’da kebîre (çoğulu kebâir) kelimesi ile ifade edilen büyük günah, bozgunculuğa sebep olan, hakkında tehdit edici bir nas (âyet ve hadis) bulunan, işleyenin dünyada veya âhirette cezalandırılmasına sebep olan büyük suçlar ve davranışlara denir. Büyük günahların en büyüğü Allah’a şirk koşmak ve O’nu inkâr etmektir (küfür).
22-Mümin :Allah’a, Hz. Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere yürekten inanıp, kabul ve tasdik eden kimseye mümin denir
23-Kâfir :İslâm dininin temel prensiplerine inanmayan, Hz. Peygamber’in yüce Allah’tan getirdiği kesin olan ve tevâtür yoluyla bize kadar ulaşmış bulunan esaslardan (zarûrât-ı dîniyye) bir veya birkaçını yahut da tamamını inkâr eden kimseye kâfir denir.
24-Münafık :Allah’ın birliğini, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve onun, Allah’tan getirdiklerini kabul ettiklerini söyleyerek, müslümanlar gibi yaşadıklarıhalde, kalpten inanmayan kimselere münafık denir
25-TEKFİR :Tekfir, müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışından ötürü kâfir saymak demektir
26-Esmâ-i Hüsnâ:İsmin çoğulu olan esmâ kelimesi ile, “en güzel” anlamındaki hüsnâ kelimesinin oluşturduğu bir sıfat tamlaması olan esmâ-i hüsnâ (el-esmâü’lhüsnâ), yüce Allah’ın bütün isimleri için kullanılan bir terimdir.
27-Cebrâil, dört büyük melekten biridir. Allah tarafından vahiy getirmekle görevlidir. Cebrâil’e (a.s.) güvenilir ruh anlamına gelen “er-Rûhu’l-emîn” de denilmiştir: “
28- Mîkâîl, dört büyük melekten biri olup, kâinattaki tabii olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevlidir. İ
29-İsrâfîl, sûra üflemekle görevli melektir. İsrâfil, sûra iki kez üfleyecek, ilkinde kıyamet kopacak, ikincisinde ise tekrar diriliş meydana gelecektir.
30- Azrâil , görevi ölüm sırasında canlıların ruhunu almak olduğu için “melekü’l-mevt” (ölüm meleği) adıyla anılmıştır.
Hareketli Gül Resimleri 2  Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

31-Kirâmen Kâtibîn, insanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adıdır. Sağdaki melek iyi iş ve davranışları, soldaki ise kötü iş ve davranışlarıtesbit etmekle görevlidir
32-Münker ve Nekir, ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melektir. “Bilinmeyen, tanınmayan, yadırganan” anlamındaki münker ve nekir, mezardaki ölüye, hiç görmediği bir şekilde görünecekleri için bu ismi almışlardır. Bu iki melek kabirde ölülere, “Rabbin kim? Peygamberin kim? Kitabın ne?” diye sorular yöneltecekler, alacakları cevaplara göre ölüye iyi veya kötü davranacaklardır.
33-Hamele-i Arş, arşı taşıyan meleklerin adıdır. Kur’an’da haklarında şöyle buyurulur: “Arşı yüklenen, bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ile tesbih ederler. O’na iman ederler…” (el-Mü’min 40/7; ayrıca bk. el-Hâkka 69/17).
34-Mukarrebûn ve İlliyyûn adıyla anılan melekler, Allah’ı tesbih ve anmakla görevli olup, Allah’a çok yakın ve O’nun katında şerefli mevkii bulunan meleklerdir (en-Nisâ 4/172). Cennet ve cehennemdeki işleri yürütmekle görevli melekler de vardır (bk. er-Ra‘d 13/23-24; et-Tahrîm 66/6; elMüddessir 74/29-31).
35-İlâhî kitaplar Allah kelâmı olmak bakımından aralarında farklılık bulunmamasına rağmen, hacimleri ve hitap ettikleri kitlenin büyüklüğüne göre, suhuf ve kitap olmak üzere ikiye ayrılırlar. Sahife kelimesinin çoğulu olan suhuf, dar bir çevrede, küçük topluluklara,
ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde indirilen birkaç sayfadan oluşmuş küçük kitap ve risâlelere denilir. Hz. Âdem’e 10 sayfa, Hz. Şît’e
50 sayfa, Hz. İdrîs’e 30 sayfa, Hz. İbrâhim’e 10 sayfa. Suhufa göre daha hacimli ve kitap şeklinde olan ve evrensel mesajlar içeren
ilâhî kitaplar ise Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an olmak üzere dört tanedir
36–İrhâs. Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü durumlardır. Hz. Îsâ’nın beşikte iken konuşması gibi (el-Mâide 5/110-115).
37-Keramet. Peygamberine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan velî kulların gösterdikleri olağan üstü hallerdir.
38-Meûnet. Yüce Allah’ın velî olmayan bir müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağan üstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır.
39-İstidrac. Kâfir ve günahkâr kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağan üstü olaydır.
40-İhanet. Kâfir ve günahkâr kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaydır. Meselâ, peygamberlik taslayan inkârcılardan Müseylime, tek gözü kör olan bir adama, iyi olsun diye dua etmiş, bunun üzerine adamın öbür gözü de kör olmuştur.
41-.Ba‘s ,“Öldükten sonra tekrar dirilmek” anlamına gelen ba‘s, âhiret hayatının en önemli devrelerinden biridir. Kıyametin kopmasından sonra İsrâfil (a.s.)sûra ikinci defa üfürecek ve bütün canlı yaratıklar tekrar diriltileceklerdir.
42-Haşir ve Mahşer :Sözlükte “toplanmak, bir araya gelmek” demek olan haşir, terim olarak yüce Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır.
43-A‘râf :“Dağ ve tepenin yüksek kısımları” anlamına gelen a‘râf, cennetle cehennemin arasında bulunan sûrun ve yüksek kısmın adıdır.
44-Mezhep :Kelime olarak takip edilen yol, görüş, manalarına gelir. Müctehid İslam alimlerinin Kur’an ve sünnet çerçevesinde, birbirleri arasındaki yorum farklılıklarından meydana gelen görüşleridir.
45- Ameli Mezhep imamları:İmamı Azam Ebu Hanife, İmamı Şafii, İmamı Malik, İmam Ahmed bin Hanbel
46- Mezhep İmamlarının isimleri:Numan bin Sabit, Muhammed İdris eş-Şafiî, Ahmed ibn-i Hanbel, Enes bin Malik
47-İtikadi mezhep imamları :İmamı Maturidi ve İmamı Eş’ari
48- Edille-i şeriyye :D inimizin hükümlerinin dayanağı olan ana kaynaklarıdır; Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas,
49- İcma :P eygamberimiz’den sonra ortaya çıkan fıkhi bir meselede, alimlerin görüş birliği yapmalarıdır. Örnek: Mut’a nikahının haramlığı icmadır.
A:Sarih İcma(Alimlerin hepsinin katıldığı)
B:Sükutî icma(bir alim icma yapar diğerleri farklı bir görüş belirtmeksizin susarlar)
50- Kıyas :Kitap Sünnette hükmü bulunmayan bir konuyu, ortak özelliklerinden dolayı, hakkında hüküm bulunan bir mesele ile karşılaştırıp onun hükmünü bunada vermektir. örnek:Şarap hükmünden kıyasla votka,eroinde haram hükmündedir
51-İctihat Müctehit :İctihad; Dini ilimleri tahsil etmiş, konusunda uzman ilmi ile amil, ihlaslı alimlerin şer’î delillerden şer’î hükümler çıkarmasıdır.
Bu şartlara haiz olan kişiyede Müctehid denir
52-Sünnet:Hz.Peygamber’in (s.a.v.)Kur’an dan başka söz fiil ve takrirleridir.
53-Sünnetin bölümleri:Kavli, Fiili ,Takriri sünnet
54- Takriri sünnet :Hz.Peygamber’in ( S.A.V.) sahabenin yaptığı güzel bir hareket karşısında güzel görüp sükut etmesidir
55-Sünneti zevaid :P eygamberimizin beşeriyet icabı yaptığı giyinme yime içme gibi sünnetleridir
56-Sünneti hüda :P eygamberimizin ibadetle ilgili sünnetleridir
57-İcmali iman ve tafsili iman :İcmali iman;iman esaslarına kısaca toptan inanmaktır,tafsili iman:iman esaslarına ayrı ayrı delillerine vakıf olarak araştırarak inanmaktır
58-İmanın rüknü :Kalb ile tasdikdir
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

59- Zati ve subuti sıfatlar :
ZATİ: Vucüd, kıdem,baka,vahdaniyet,muhalefetün lil havadis,kıyam bi nefsihi
SUBUTİ: Hayat ,ilim ,semi, basar,irade,kudret, kelam ,tekvin
60- İlk inen ayetler:Alak suresi ilk 5 ayet
61- Mekki ve Medeni sürelerin sayıları :87 tanesi mekki, 27 taneside medenidir
62- Kur’an ın vahiy katipleri :4 halife , Zeyd bin Sabit, Ubeyy bin Ka’b, Halid bin Ebu Sufyan
63- Kuran’ın Mushaf haline getirilişi:Hz. Ebu Bekir (r.a.) zamanında
64- Kur’an-ı kerimin çoğaltılmaya başlanması:Hz. Osman(r.a.) zamanında
65- Peygamberliğinde ihtilaf edilen üç kişi:Uzeyr, Lokman ,Zülkarneyn
66-Kuran’da Adı geçen peygamberler 25 tanedir
67-Rasul:Kendisine Kitap indirilen ,Nebi :Kendine kitap indirilmeyen ve kendinden önceki peygambere indirilen kitapla amel ederler
68- Kader ve kaza :Kader;Allah’ın ezelden ebede kadar olacak şeylerin zaman ,yer, ve özelliklerini önceden bilip takdir etmesi,,Kaza:Kaderin zamanı gelince Allah Teala tarafından tahakkuk ettirilmesidir
69-Kur’an-ı Krim’den önce indirilen kutsal kitapların sıralaması:Tevrat-Zebur-İncil
70-“Bir kimsenin kalbi imanla dolu olması durumunda, zorlama sonucu, dili ile ifade edeceği imana aykırı sözler hiçbir değer taşımaz.” ifadesi aşağıdaki ekollerden hangisinin düşüncesini yansıtmaktadır? Maturidiye Ekolü
71-Allah’ın zat ve sıfatlarında tek olması, çokluğu reddetmesi, eşi ve benzerinin olmaması” anlamına gelen sıfatı aşağıdakilerden hangisidir? Vahdaniyet
72-“İnsan fiilleri konusunda insanda fiili yapma hürriyetinin varlığını kabul eder. Ancak insan seçim, irade ve kudret sahibi olmasına rağmen, yaptığı işlerde tam bir hürriyete sahip değildir. Çünkü bir işi yapmaya yönelik insan iradesi, Allah tarafından yaratılmıştır.” İnsan fiilleri hakkında yukarıdaki görüşleri benimseyen düşünce ekolü aşağıdakilerden hangisidir? Eşariyye ekolü
73-Kader açısından insanın, bir fiilin işlemesinde kullandığı irade aşağıdakilerden hangisidir? Cüzi İrade
74- “Allah’ın zat ve sıfatlarında tek olması, çokluğu reddetmesi, eşi ve benzerinin olmaması”anlamına gelen sıfatı aşağıdakilerden hangisidir?Vahdaniyet
75- Allah’ı tesbih ve anmakla görevli olup, Allah’a çok yakın ve O’nun katında şerefli mevkii bulunan meleklere ne ad verilir?Mukarrebun
76-Yüce Allah’ın, “yaratılmışların hiç birine benzememesi” sıfatı hangi kavramla ifade edilir?Muhalefetün-li’l havadis
77- “Peygamberimiz (a.s.)’in Allah tarafından tebliğ edip haber verdiği kesin olarak bilinen esas, hüküm ve haberlere……………..denir” cümlesini aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar?Zarûrât-ı diniyye
78- Ölümden sonra başlayan ve mahşerdeki dirilişe kadar devam eden hayatı aşağıdakilerden hangisi ifade eder? Berzah
79-“İnsan, özgür bir cüz’î iradeye sahiptir” görüşü hangi mezhebe aittir?Matüridiyye
80-“Husün ve kubuh akıl ile bilinebilir” görüşünü savunan mezhep hangisidir? Matüridiyye
81-“Dinî tebliğat olmazsa akıl ile Allah bilinemez” görüşü hangi mezhebe aittir?Eş’ariyye
82-“Kerrûbiyyûn” kelimesinin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?Arşın etrafında bulunan meleklerin adıdır.
83- Kâbe’ye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimseler için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?Ehl-i Kıble
84- Zaman ve maddenin ebedîliği görüşünü benimseyenlere verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?Dehriyyûn
85-Müslüman olduğu bilinen bir kişinin, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz ve davranışlardan birini işlemesi aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?Tekfir
86-Daima Allah’ı tesbih eden ve anan, Allah’a çok yakın ve O’nun katında şerefli mevkii bulunan meleklerin ismi nedir?Mukarrebun ve İlliyyûn
87-Herhangi bir konuda ayrı ayrı yerde bulunan alimlerin aynı görüşe varmalarına ne denir? İcma denir.
88- Elfaz-ı Küfür ne demektir? İnsanı küfre götüren sözler demektir.
89-Ehl-i Sünnet kime denir?Peygamber Efendimizin (a.s) sünnetine uyan, onun ve ashabının yolundan yürüyene denir. 90-Rü’yetullah ne demektir? Müminlerin Ahirette Allahı görmeleridir.
91-Allahın sıfatları:allahın sıfatları 14 tanedir. İki kısma ayrılır;
a)Allahın Zatı Sıfatları:6
Vücud,Kıdem,Beka,Vahdaniyet,Muhalefetün Lil Havadis,Kıyam Binefsihi.
b)Allahın Subuti Sıfatları:8
Hayat,İlim,semi,Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin.
92-Allaha şirk koşan kimseye müşrik denir.
93-Hidayet kelimesinin zıddı dalalet.
95-Peygamberlerin sıfatları:Sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

96-İslamda bilginin kaynakları:
1-Doğru haber a)Vahiy, b)Mütevatir haber.
2-Selim hisler dediğimiz 5 duyu
3-Akıl.
97-Büyük günah işleyenlere Mürtekibi Kebire denir.
98-Zelle eygamberlerden sadır olan küçük hata ve sürçmesine zelle denir.
99-Mizan:Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi adalet ölçüsüne mizan denir.
100-Elfaz-ı küfür:Söyleyen kimsenin inkarına delalet eden sözlerdir.
101-İnanç bakımından insanlar üçe ayrılır:Mümin, münafık, kafir.
102-Dört büyük melek:cebrail, mikail, israfil ve azrail.
103-Rıdvan:Cennetteki meleklerin başknı.
104-Malik:Cehennemdeki meleklerin başkanı.
105-Dehriyyun:zaman ve maddenin ebediliği görüşünü benimseyenler.
106-Berzah Alemi:Ölümle başlayıp yeniden dirilinceye kadar devam edecek hayat.
107-Zahirurrivaye kitaplar:Hanefi mezhebi imamı azamın talebesi İmamı Muhammedin 6 kitabıdır.Bunlar; Mebsud Ziyadet,camiussağır,siyerrussağır, camiulkebir, siyerulkebir.
108-Mutezile: “Kul kendi fiilinin yaraticisidir.” fikrini benimseyerek irade hürriyetine vurgu
yapan itikadî mezhep.
109-İlk fikih usûlü kitabi olarak bilinen Imam Safiî’ye ait eser,er-Risale.
110-Kur’an’in cem’i ile görevlendirilen sahâbi : Zeyd b.Sabit.
111-İmanın sadece dil ile ikrardan ibaret olduğunu savunan Hariciler mezhebidir
112-Tevhid:İmamı maturidinin eseri.
113-Mucize dışında diğer olağan üstü haller:İrhas,Keramet,Meunet,İstidrac, İhanet.
114-Cüzi irade:Külli iradenin, baska bir ifade ile irade gücünün kullanilmasidir, yani herhangi bie seyin yapilmasi veya yapilmamasi siklarindan birinin tercidir.
115-Ecel:her canlinin hayatinin sona erecegi zaman.
116-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
117-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel. 44–Kebire:Büyük günahlar
118-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanc esasindan biri.
119-Mushaf:Kur`an- i Kerim ayetlerinin iki kapak arasinda toplanmasindan olusan kitap.
120-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
121-Vahiy-i Gayri Metlüv kunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
122-Vahy-i hafi(Gizli vahiy):Bir insanin kalbine bir anlamin ansizin telkin edilmesine denir.Buna vahy-i deruni de denir.
123-Vahy-i Metlüv kunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
124- el-Vikaye,Hanefî fikhinda “mütûn-i erba’a” ismiyle meshur olan eserlerdendir.
125-Vahy-i münzel:Kur`an.
126-Tahaddi ayetleri: Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan okuyan ayetlere denir.
127-İncil’in kelime anlamı Müjde

128-Tekvînî İrâde: Tekvînî (yapma, yaratma ile ilgili) irâde; bütün yaratıkları kapsamaktadır.
129-Teşrîî İrâde: Tekvînî irâde hayra da şerre de, iyiliğe de kötülüğe de yönelik olarak gerçekleştiği halde teşrîî irâde, sadece hayra ve iyiliğe yönelik olarak gerçekleşir.
130-Kader: Allah’ın ilim ve irâde sıfatlarıyla ilgili bir kavram olan kader, evreni, evrendeki tüm varlık ve olayları belli bir nizâm ve ölçüye göre düzenleyen ilâhî kânunu ifâde eder.
131-Kazâ: Cenâb-ı Hakk’ın ezelde irâde ettiği ve takdir buyurduğu şeylerin zamanı gelince, her birisini ezelî ilim, irâde ve takdirine uygun biçimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır. Kazâ, Allah’ın tekvîn sıfatı ile ilgili bir kavramdır.

Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

132-İrâde: Eş’arîler, Allah’ın irâdesinin her şeyi kuşattığını dikkate alarak, bu irâdeye küllî (genel) irâde adını vermişler ve böyle bir nitelendirme ile onu, kulun iradesinden ayırt etmek istemişlerdir. Mâtürîdîler ise, Allah’ın irâdesine ilâhî ve ezelî irâde demişler, küllî ve cüz’î irâde terimlerini kulun irâdesinin iki yönünü belirtmekte kullanmışlardır.
133-Küllî irâde, Allah tarafından kula verilmiş olan, yapma veya yapmamayı tercihte aracı kabul edilen seçme yeteneğidir. Cüz’î irâde ise küllî irâdenin, iki taraftan birine aktif biçimde yönelmesinden ibârettir. Mâtürîdîler bu sebeple cüz’î irâdeye, azm-i musammem (kesinleşmiş karar), ihtiyâr (seçim) ve kasıt (yönelme) adını da verirler.
İnsanın Fiillerinin Yaratılması: İnsanın fiilleri, zorunlu (ıztırârî) fiiller ve ihtiyârî (irâdeli) fiiller olmak üzere ikiye ayrılır. Nefes alışımız, kalp atışımız, midemizin sindirimi gibi zorunlu ve refleks hareketlerimizin oluşturduğu fiillere ıztırârî fiiller adı verilir. Bunların oluşumunda insan irâdesinin herhangi bir rolü yoktur. Dolayısıyla da insan bu fiillerden sorumlu değildir.
 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
S.1-Hak Dinin Tarifi Nedir?
C.1- Din akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilâhî bir kanundur.(İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.4)
S.2-Dinin Kurucusu Kimdir?
C.2-Dinin kurucusu Allahtır. Allahtan başka kimsenin din kurma yetkisi yoktur.( İlmihal I, s.9)
S.3-Dinin Muhatabı Kimdir?
C.3-Dinin muhatabı akıl sahipleridir. Yani dinin hükümleriyle ancak akıl sahibi kimseler mükelleftir. (İlmihal I s.9)
S.4-Dinin Gayesi Nedir?
C.4-Dinin gayesi; İnsanları dünya ve ahrette mutlu kılmaktır.(a.g.e. s.9)
S.5-İslam Dininin Özellikleri Nelerdir?
C.5-1) İslam Dini son dindir.
2)İslam Dininin itikat, ibadet ve ahlakla ilgili değişmeyen esasları vardır.
3)İslam evrensel bir dindir. (a.g.e, s.13-15)
S.6-Mezhep Nedir?
C.6-Sözlükte mezhep gidilen yol demektir. Terim olarak; bir dinin, bilginleri arasındaki yorum farklarından meydana gelen görüşleri demektir. (a.g.e, s.16)
S.7-İslam’da mezhepler kaça ayrılır?
C.7-İslam’daki mezhepler itikadi ve ameli(Fıkhı) olmak üzere ikiye ayrılır. .(a.g.e, s.16)
S.8-Ehl-i Sünnetin itikaddaki mezhepleri hangileridir?
C.8- Ehl-i Sünnetin itikaddaki mezhepleri şunlardır: Selefiyye, Matüridiyye ve Eş’ariyye. (a.g.e, s.17)
S.9-Fıkhı mezhepler kaça Ayrılır?
C.9-.4′e ayrılır: Hanefî mezhebi,Mâlikî mezhebi,Şâfiî mezhebi, Hanbelî mezhebi.
S.10-Hanefî Mezhebininin kurucusu kimdir?
C.10-Hanefî mezhebinin kurucusu İmam-ı A’zam Hazretleridir.İmam-ı A’zam, en büyük imam demektir. Asıl adı Nu’man olan İmam-ı A’zam’ın, künyesi Ebû Hanife’dir. Hicretin 80′inci yılında Kûfe’de doğmuş, Hicrî 150′de Bağdat’ta vefat etmiştir.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

68-Zahirurrivaye kitaplar:Hanafi mezhebi imamı azamın talebesi İmamı Muhammedin 6 kitabıdır.Bunlar; Mebsud Ziyadet,camiussağır,siyerrussağır, camiulkebir, siyerulkebir.Bu eserleriyle; hanefi fıkhının görüşlerini nakletmiştir.
S.11-.Mâlikî Mezhebinin kurucusu kimdir?
C.11-Kurucusu İmam Mâlik bin Enes Hazretleridir. Hicrî 93 tarihinde Medine’de doğmuş, H. 179′da yine Medine’de vefat etmiştir.
S.12-Şâfiî Mezhebinin kurucusu kimdir?
C.12-Kurucusu İmam-ı Şâfiî Hazretleridir. İmam-ı Şâfiî’nin asıl ismi Muhammed’dir. H. 150 tarihinde Gazze’de doğmuş, 204 tarihinde Mısır’da vefat etmiştir. Hâşimoğulları soyundan gelmektedir.
S.13-Hanbelî Mezhebinin kurucusu kimdir?
C.13-Kurucusu Ahmed bin Hanbel Hazretleridir. H. 164 tarihinde Bağdat’ta doğmuş, 241 tarihinde yine orada vefat etmiştir.
S.14-Mâtüridiyye Mezhebinin kurucusu kimdir?
C.14-Kurucusu Ebu Mansur Muhammed Hazretleri’dir. Semerkand köylerinden Mâtürid’de doğmuştur. H. 333′te vefat etmiştir.Genellikle Hanefîler, Mâtüridî mezhebindedirler.
S.15-Eş’ariyye Mezhebinin kurucusu kimdir?
C.15-Kurucusu Ebu’l-Hasan Eş’arî Hazretleridir. Asıl adı Ali’dir. H. 200 tarihinde Basra’da doğmuş, 324′de Bağdat’da vefat etmiştir.Mâlikîler ve Şâfiîler, itikadda Eş’arî mezhebini benimsemişlerdir.
S.9-Dini hükümlerin kaynakları (edille-i şer’iyye) nelerdir?
C.9- Dini hükümlerin dayandığı kaynaklar; kitap, sünnet, icma ve kıyas olmak üzere dörttür. (a.g.e, s.20)
S.10-Sünnet nedir?
C.10-Sünnet sözlükte yol ve adet demektir. Terim olarak ise; Peygamberimizin Kur’an’dan başka söz ve davranışlarıdır. (a.g.e, s.21)
S.11-Sünnet Kaç kısımdır?
C.11-Sünnet üç kısımdır. Bunlar:
1-Kavli Sünnet: Peygamberimizin sözleri demektir.
2-Fiili Sünnet: Peygamberimizin davranışları demektir.
3-Takriri Sünnet: Peygamberimizin, bir müslümanın yapmış olduğu bir iş veya söylemiş olduğu bir sözden haberdar olduğu halde buna karşı çıkmaması ve onu sükûtla karşılamasıdır. (a.g.e, s.21)
S.12-Fıkıh âlimleri sünneti hüküm itibariyle kaça ayırmışlardır?
C.12- Fıkıh âlimleri sünneti hüküm itibariyle ikiye ayırmışlardır:
a)Sünen-i Hüda (Sünnet-i Hüda) b)Sünen-i Zevaid(Sünnet-i Zavaid .(a.g.e. s.22-23)
S.13-İcma ne demektir?
C.13-İcma sözlükte birleştirmek, bir konuda fikir birliği etmek anlamına gelir. Dindeki anlamı ise, İslam âlimlerinin peygamberimizden sonraki bir dönemde dini bir meselenin hükmü üzerinde ittifak (fikir birliği)etmeleridir. (a.g.e, s.23)
S.14-Kıyas ne demektir?
C14-Kıyas sözlükte, bir şeyi başka bir şeyle ölçmek ve iki şey arasındaki benzerlikleri belirlemektir. Dindeki anlamı ise; Kitap, sünnet veya icmada hükmü bulunmayan herhangi bir meseleye, aralarındaki illet birliği sebebiyle bu kaynaklardan birinde yer alan konunun hükmünü vermek demektir. (a.g.e, s.23-24)
S.15-İman kaç kısma ayrılır?
C.15-İman icmali ve tafsili olmak üzere iki kısma ayrılır. (a.g.e, s.25)
S.16-İcmali imanı tarif ediniz?
C.16-İcmali iman İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın en özlü ve en kısa şekli olan icmâlî iman, tevhid ve şehadet kelimelerinde özetlenmiştir.
S.17-Tafsili imanı tarif ediniz?
C.17- İnanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inan¬maya tafsîlî iman denilir.
S.18-Taklidi imanı tarif ediniz?
C.18- Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve âdeta kişinin İslâm toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii sonucu olarak gözüken imana taklîdî iman denilir. Ehl-i sünnet bilginlerinin çoğuna göre bu tür iman geçerli olmakla beraber, kişi imanı aklî ve dinî delillerle güçlendirmediğinden dolayı sorumludur.
S.19-Tahkiki imanı tarif ediniz?
C.19- Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imana ise tahkîkî iman denir. Aslolan her müslümanın tahkîkî imana sahip olması, neye, niçin ve nasıl inandığının bilincini taşımasıdır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.71)
S.20-İman artar veya eksilir mi?
C.20- İman, inanılması gereken hususlar (iman esasları) açısından artmaz ve eksilmez.
İman, güçlü veya zayıf olma açısından farklılık gösterir. Kiminin imanı kuvvetli kiminin zayıftır. Kiminin imanı tam anlamıyla içine sinmiş, kimininki yüzeysel kalmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’deki“Müminler ancak onlardır ki, Allah anıldığı zaman yürekleri titrer. Allah’ın âyetleri kendilerine okunduğu zaman bu onların imanını artırır.” anlamındaki âyetler ile bu konudaki hadisler, imanın kuvvet, kalbin derinliklerine nüfuz yönüyle farklı seviyelerde olabileceğini göstermektedir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.73)
S.21- İnsanlar tasdik ve inkâr açısından kaç gruba ayrılır?
C.21- İnsanlar tasdik ve inkâr açısından üç grupta incelenebilirler:1-Mümin 2- Kafir 3-Münafık (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.77)
S.22-Sıfatı Nefsiyye Nedir?
C.22-Vücud sıfatı sfat-ı nefsiyyedir.
S.23-Vücud ne demektir?
C.23- Vücûd. “Var olmak” demektir. Vücûdun zıddı olan yokluk Allah hakkında düşünülemez.
S.24-Sıfat-ı selbiyye nedir?
C.24-Sıfat-ı Selbiyye: “Vahdaniyet, Bekâ, Kıyam bi nefsihi, Kıdem ve Muhalefetü’n li’l havadis” olmak üzere beştir.
S.25-Kıdem ne demektir?
C.25- Kıdem. “Ezelî olmak, başlangıcı olmamak” demektir.
S.26-Beka ne demektir?
C.26- Beka. “Varlığının sonu olmamak, ebedî olmak” demektir.
S.27-Vahdaniyet ne demektir?
C.27-Vahdâniyyet. “Allah Teâlâ’nın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması, eşi,benzeri ve ortağının bulunmaması” demektir.
S.28- Muhalefettin li’l-havâdis ne demektir?
C.28- Muhalefettin li’l-havâdis. “Sonradan olan şeylere benzememek” demektir.
Hareketli Gül Resimleri 2 Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

S.29-Kıyam bi-nefsihî ne demektir?
C.29-Kıyam bi-nefsihî. “Varlığı kendiliğinden olmak, var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duymamak” demektir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.88)
S.30-Hayat ne demektir?
C.30- Hayat. “Diri ve canlı olmak” demektir.
S.31- İlim ne demektir?
C.31-İlim. “Bilmek” demektir. Allah her şeyi bilendir.
S.32-Semi ne demektir?
C.33-Semi’. “İşitmek” demektir. Allah işiticidir.
S.34-Basar ne demektir?
C.34-Basar. “Görmek” demektir. Yüce Allah her şeyi görücüdür.
S.35-İrade ne demektir?
C.35-İrade. “Dilemek” demektir. Allah dileyicidir.
S.36-Kudret ne demektir?
C.36-Kudret. “Gücü yetmek” demektir. Allah sonsuz bir güç ve kudret sahibidir.
S.37-Kelam ne demektir?
C.37-Kelâm. “Söylemek ve konuşmak” demektir. Allah konuşan varlıktır.
S.38-Tekvin ne demektir?
C.38-Tekvin. “Yaratmak, yok olanı yokluktan varlığa çıkarmak” demektir. (İlmihal I,T.D.V
yay.,İst.1998, s.89-91)
S.39-Melek ne demektir?
C.39- Sözlükte “haberci, elçi, güç ve kuvvet” anlamlarına gelen melek, Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî ve ruhanî varlıktır. . (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.92)
S.40- Meleklerin Mahiyeti hakkında bilgi veriniz?
C.40-Melekler duyu organlarıyla algılanamayan, gözle görülmeyen, sürekli Allah’a kulluk eden, asla günah işlemeyen, nûrânî ve ruhanî varlıklardır^Bu sebeple onlar hakkındaki tek bilgi kaynağı âyetler ve sahih hadislerdir. Onun ötesinde bir şey söylemek mümkün değildir(İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.92)
S 11: Dört büyük meleği görevleriyle beraber sayar mısınız?
C 11: 1) CEBRAİL: Meleklerin en büyüğüdür, görevi Allah ile Peygamberler arasında elçilik yapmaktır.
2) MİKAİL: Tabiat olaylarının idaresi ile görevlidir.( yağmur, rüzgar vs)
3) İSRAFİL: Sura üflemekle görevlidir.
4) AZRAİL: Ömrü sona eren insanların canını almakla görevlidir.
S 12: Kiramen katibin melekleri hakkında bilgi veriniz.
C 12: Bunlar sağımızda ve solumuzda bulunan iki melektir.Sağdaki melek sevaplarımızı soldaki melek ise günahlarımızı yazar.Böylece amel defterimiz meydana gelir.
S 13: Münker ve Nekir kimdir?
C 13: Öldükten sonra kabirde insana soru sormakla görevli iki melektir.
S. 38- Cin nedir?
C. 38- Cin; Allah’ın ateşten yarattığı, yemesi, içmesi ve üremesi olan,iman ve ibâdetle sorumlu tutulan, insanlar tarafından görülemeyen varlıkların genel adıdır.
S. 39- Şeytan nedir?
C. 39- Şeytan; Allah’a isyan eden, insanları ve cinleri Allah’a isyan ettirmek için uğraşan varlıkların genel adıdır. Şeytanların atası ve
en büyüğü, Allah tarafından lanetlenmiş olan “İblis” dir.
KİTAPLARA İMAN BÖLÜMÜ
8-Kitaplara İman:Cenâb-ı Hakk, kendi irâdelerini, emirlerini, nehiylerini, hikmetlerini kullarına bildirmek için zaman zaman peygamberlerine kitaplar indirmiştir. Bu kitapların tamamına ilâhî kitaplar denir.Cebrâil (a.s.) vâsıtası ile peygamberlere vahiy olarak gönderilen kitap ve suhufun (sayfaların) adedi 100′dür.
S.41-Suhuf nedir hangi peygambere kaç sahife gönderilmiştir?
C.41- Sahife kelimesinin çoğulu olan suhuf, dar bir çevrede, küçük topluluklara, ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde indirilen birkaç sayfadan oluşmuş küçük kitap ve risalelere denilir. Sayfaların sayısı 100 olup şu peygamberlere indirilmiştir; Hz. Âdem’e 10 sayfa, Hz. Şît’e 50 sayfa, Hz. İdrîs’e 30 sayfa, Hz. İbrahim’e 10 sayfa. Bugün bu sayfalardan elimizde hiçbir şey yoktur. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.101-102)
S.42-Tevrat ne anlama gelir ve hangi Peygambere gelmiştir?
C.42-Tevrat İbrânîce bir kelime olup “kanun, şeriat ve öğreti” anlamlarına gelir. Hz. Musa’ya indirilmiştir.
15- Tevrat’ın diğer ismi Ahd-i Atik, İncil’in diğer ismi ise Ahd-i Cedid’tir.
S.43- Zebur ne anlama gelir ve hangi Peygambere gelmiştir?
C.43-Zebur: Kelime olarak “yazılı şey ve kitap” anlamına gelir. Hz. Davud’a indirilmiş olan ilâhî kitabın adıdır.
S.44-İncil ne anlama gelir ve hangi Peygambere gelmiştir?
C.44- İncil kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelir. Hz. İsa’ya indirilmiştir.
s.45-KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
S-47: “Ehl-i Kitap” ne demektir ?
C-47: İlahi Kitap olarak Yahudilere Tevrat, Hıristiyanlara da İncil verildiğinden, bu iki dine inananlara “Ehl-i Kitap” (Kitap ehli) denilmektedir.
S.45-Hz. İsa hangi kavme peygamber olarak gönderilmiştir?
C.45- Hz. İsa İsrâiloğulları’na peygamber olarak gönderilmiştir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.101-102)
S.46-Kuran’ın anlamı nedir?
C.46-Kur’an: Sözlükte “toplamak, okumak, bir araya getirmek” anlamına gelen Kur’an terim olarak şöyle tarif edilir:“Hz. Peygamber’e indirilen, Mushaflarda yazılı, Peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, insanlığın benzerini getirmekten âciz kaldığı ilâhî kelâmdır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.101-102)
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

S. 51- Kur’ân-ı Kerim nasıl bir kitaptır?
C. 51- Kur’ân-ı Kerim; Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’e Allah tarafından gönderilen 114 sûre ve 6236 âyetten oluşan, bir harfi dahi değişmeden günümüze kadar gelen en son ve eşsiz ilâhî kitaptır.
S. 52- Kur’ân-ı Kerim ne zaman ve nerede indirilmeye başlanmıştır?
C. 52- Kur’ân-ı Kerim; milâdî 610 yılında, Mekke yakınlarındaki Hira Dağı’nda,Ramazan Ayı’nın 27. gecesinde «oku» emriyle inmeye başlamış ve 23 senede tamamlanmıştır.
29 – Kur’an’ı Kerim’in gönderilme sebebi nedir?
29 – İnsanların dünya ve ahiret hayatlarını düzene koymak ve onların dünya ve
ahiret mutluluğunu temin etmektir.
S. 53- İlk inen âyetler hangileridir ve bu âyetlerin anlamını söyleyiniz?
C. 53- Alâk sûresinin ilk beş âyetidir:
1) “Yaratan Rabbinin adıyla oku.”
2) “O, insanı alak (döllenmiş yumurta)dan yarattı.”
3) “Oku, Rabbin nihâyetsiz kerem sahibidir.”
4) “Ki kalemle (yazı yazmayı) öğreten O’dur.”
5) “İnsana bilmediğini O öğretti.”
S. 54- Âyet ne demektir?
C. 54- Bir veya birkaç kelime ya da cümleden oluşan Allah sözü demektir.
S. 55- Sûre ne demektir?
C. 55- Sûre; Kur’ân-ı Kerim’in en az üç âyetten oluşan ve özel isimleri bulunan bölümleridir.
S. 56- Kur’ân-ı Kerim’in ilk ve son sûreleri hangileridir?
C. 56- Kur’ân-ı Kerim’in ilk sûresi “Fâtiha”, son sûresi de “Nâs” sûresidir.
S. 57- Kur’ân-ı Kerim’in en uzun ve en kısa sûreleri hangileridir?
C. 57- Kur’ân-ı Kerim’in en uzun sûresi 286 âyetten oluşan Bakara Sûresi, en kısa sûreler ise, üçer âyetten meydana gelen Asr ve Kevser sûreleridir.
S. 58- Meâl ne demektir?
C. 58- Meâl; Kur’ân-ı Kerim’in Arapça’dan başka bir dile çevrilmesidir. Ancak hiç bir meâl; Kur’ân-ı Kerim’in orijinalinin yerini tutamaz.
S. 59- Tilâvet (Okuma) Secdesi ne demektir?
C. 59- Kur’ân-ı Kerim’de secde âyetleri okunduğu zaman yapılması gereken secdeye, “Tilâvet (Okuma) Secdesi” denir. Kur’ân-ı Kerim’de 14 yerde secde âyeti vardır ve özel işâretler ile belirtilmiştir.
S. 60- Mushaf ne demektir?
C. 60- Kur’ân sahifelerinin bir araya toplanarak kitap haline getirilmiş şekline «Mushaf» denir.
S. 61- Kur’ân-ı Kerim ne zaman «Mushaf» haline getirilmiştir?
C. 61- Hz. Peygamber’in emanet olarak bıraktığı yazılı Kur’ân sayfaları, I.Halife Hz. Ebûbekir zamanında
«Mushaf» haline getirilmiş, III. Halife Hz. Osman zamanında da 5 nüsha halinde çoğaltılmıştır. Daha sonra bu ana örneklerden çoğaltılan mushaflar bütün dünyaya yayılmıştır.
Hareketli Gül Resimleri 2 Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

S. 62- Kur’ân-ı Kerim’in özellikleri nelerdir?
C. 62- 1) Son ilâhî kitaptır, Allah sözüdür.
2) Diğer ilâhî kitaplar belirli topluluklara gönderildiği halde, Kur’ân bütün insanlığa gönderilmiştir.
3) Diğer ilâhî kitaplar ya kaybolmuş veya insanlar tarafından değiştirilmiştir.Kur’ân ise bir harfi bile değişmeden günümüze kadar gelmiştir.
4) Hükümleri kıyâmete kadar geçerlidir.
5) Okunması ile ibadet edilmiş ve sevap kazanılmış olur.
6) Bütün insanlar ve cinler için bir öğüttür, rehberdir, rahmet ve şifadır.
S. 63- Kur’ân-ı Kerim’e karşı görevlerimizi sayınız.
C. 63- 1) Kur’ân-ı Kerim’in Allah sözü olduğunu bilmeli ve inanmalıyız.
2) Kur’ân-ı Kerim’i abdestli olarak elimize almalıyız.
3) Kur’ân-ı Kerim’i temiz ve uygun bir yerde muhâfaza etmeliyiz.
4) Başkaları tarafından okunan Kur’ân’ı saygı ile dinlemeliyiz.
5) Kur’ân-ı Kerim‘in anlamını öğrenerek, emirlerine ve yasaklarına uymalıyız.
S. 64- Kur’ân-ı Kerim’i baştan sona ezberleyen kişilere ne denir?
C. 64- “Hâfız” denir.
S. 65- Kur’ân-ı Kerim’i güzel okuma ile ilgili ilke ve kuralları anlatan ilim dalına ne denir?
36 – Kur’an’ı Kerim’in âyetleri, sûreleri ne zaman toplatılmış ve ne zaman çoğaltılmıştır?
36 – Kur’an; Hz. Ebû Bekir’in halifeliği zamanında, Yemame’de 70 hafızın şehid düşmeleri üzerine Zeyd b. Sâbit başkanlığındaki bir komisyona yazdırılıp Mushaf haline getirilmiştir. Halife Hz.
Hz. Osman zamanında çoğaltılmıştır.
S.37-Medine de ilk nazil olan sure hangi suredir?
C.37-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
3-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
4-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
5-Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Hz.Zeyd Bin Sabit.
6-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
7-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
8-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
9-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
10-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
15-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
16-Hicr:Medinenin kuzeyinde vaktiyle Semud kavminin yaşadığı bir yerin adıdır.
17-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
18-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
26-Kuran-ı Kerimin en uzun ayeti;Bakara suresi 282.ayetidir.Konusu borçların yazılmasıdır.
29-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
30-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
31-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
32-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
33-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
34-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
36-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
37-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
38-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
39- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
S.47-Resül ne demektir?
C.47- Terim olarak resul , yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gönderilen peygambere denilir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.106)
S.48-Sıdk ne demektir?
C.48-Sıdk. “Doğru olmak” demektir. Her peygamber doğru sözlü ve dürüst bir insandır.
S.49-Emanet ne demektir?
C.49-Emanet. “Güvenilir olmak” dernektir. Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir kişilerdir.
S.50-İsmet ne demektir?
C.50-İsmet. “Günah işlememek, günahtan korunmuş olmak” demektir. Peygamberler hayatlarının hiçbir döneminde şirk ve küfür sayılan bir günahı işlemedikleri gibi özellikle peygamberlikten sonra kasten günah işlememişlerdir.
S.51-Fetanet ne demektir?
C.51-Fetânet. “Peygamberlerin akıllı, zeki ve uyanık olmaları” demektir.
S.52-Tebliği ne demektir?
C.52-Tebliğ. “Peygamberlerin Allah’tan aldıkları buyrukları ve yasaklan ümmetlerine eksiksiz iletmeleri” demektir. . (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.109)
S.53- Kur’an’da adı geçen peygamberleri sayınız?
C.53- Kur’an’da adı geçen peygamberler şunlardır: Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Salih, Lût, İbrahim, İsmail, İshâk, Ya’kub, Yûsuf, Şuayb, Hârûn, Mûsâ, Dâvûd, Süleyman, Eyyûb, Zülkifl, Yûnus, İlyâs, Elyesa’, Zekeriyyâ, Yahya, İsâ, Muhammed. Bunlardan başka Kur’an’da üç isim daha zikredilmiştir. Fakat onların peygamber mi, velî mi oldukları konusunda fikir ayrılığı vardır. Bunlar Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn’dir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.110)
S.54- Mucize nedir?
C.54-Sözlükte “insanı âciz bırakan, karşı konulmaz, olağan üstü, garip ve tuhaf şey” anlamlarına gelen mucize, terim olarak “yüce Allah’ın, peygamberlik iddiasında bulunan peygamberini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı, insanların benzerini getirmekten âciz kaldığı ve olağan üstü olay” diye tanımlanır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.113)
S.55-İrhas nedir?
C.55- İrhâs. Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü durumlardır. Hz. İsâ’nın beşikte iken konuşması gibi. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.115)
S.56-Keramet nedir?
C.56- Keramet. Peygamberine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan velî kulların gösterdikleri olağan üstün hallerdir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.115)
S.57-Meunet nedir?
C.57- Meûnet. Yüce Allah’ın velî olmayan bir müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağan üstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır. Meûnet. Yüce Allah’ın velî olmayan bir müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağan üstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.115)
S.58-İstidrac nedir?
C.58- İstidrac. Kâfir ve günahkâr kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağan üstü olaydır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.115)
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

S.59-Olağanüstü bir durum olan İhanet ne demektir?
C.59- İhanet. Kâfir ve günahkâr kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaydır. Meselâ, peygamberlik taslayan inkarcılardan Müseylime, tek gözü kör olan bir adama, iyi olsun diye dua etmiş, bunun üzerine adamın öbür gözü de kör olmuştur. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.115)
S.60-Peygamberimizin en büyük mucizesi nedir?
C.60-Peygamberimizin en büyük mucizesi Kur’an’dır. Kur’an her çağdaki akıl sahibi insana hitap eden, akıllara durgunluk verecek derecede büyük ve ebedî bir mucizedir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.115)
S.61-Peygamberimizin hissi mucizelerinden üç tanesini sayınız?
C.-61
a) Bir gecenin çok kısa bir anında Mescid-i Harâm’dan, Mescid-i Aksâ’ya gitmesi ile başlayan İsrâ ve mi’rac mucizesi.
b) Ayın iki parçaya ayrılması.
c) Taşın Hz. Peygamberle konuşması. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.116)
S.62-Ahiret ne demektir?
C.62- Âhiret, sözlükte “son, sonra olan ve son gün” anlamlarına gelir.
Terim olarak âhiret, İsrafil’in (a.s.) Allah’ın emriyle, kıyametin kopması için sûra ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedî hayata denilir. İsrafil (a.s.) sûra ikinci defa üfleyince insanlar diriltilip hesaba çekilecek, sonra dünyadaki iman ve amellerine göre ceza ve mükâfat görecek, cennetlikler cennete, cehennemlikler cehenneme girecek ve orada kalacaklardır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.117)
S.63-Kıyamet alametleri kaça ayrılır?
C.63- Kıyamet alâmetleri, insan iradesine bağlı olması veya olmaması, kıyametin kopuşuna çok yakın bulunup bulunmaması durumu göz önünde tutularak iki başlık altında incelenir: Küçük alâmetler, büyük alâmetler. Alâmetlerin büyük veya küçük diye nitelenmeleri önemlerinden dolayı değil, açıklanan sebepten dolayıdır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.123)
S.64-Kıyametin küçük alametlerinden bazılarını sayınız?
C.64- Küçük Alâmetler. Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlâkın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak meydana gelecek olan olaylardır. Bazı küçük alametler şunlardır: Peygamberimiz’in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi, ilmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması, şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması, ehliyetsiz insanların söz sahibi olması, adam öldürme olaylarının artması, dünya malının bollaşması, zekât verecek fakirin bulunmaması gibi olaylar kıyametin küçük alâmetlerinin bazılarıdır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.123)
S.65-Kıyametin büyük alametlerini sayınız?
C.65-Duman, Deccal, Dâbbetü’1-arz, Güneşin batıdan doğması, Ye’cûc ve Me’cûc’ün Çıkması, Hz. İsâ’nın Gökten İnmesi, Yer Çöküntüsü, Ateş Çıkması.
S.66-Kıyametin büyük alametlerinden Duman nedir?
C.66- Duman. Müminleri nezleye tutulmuş gibi bir duruma getiren ve kâfirleri sarhoş eden bir dumanın çıkışı ve bütün yeryüzünü kaplaması.
S.67-Kıyametin büyük alametlerinden Deccal nedir?
C.67- Deccâl. isminde bir şahıs çıkacak ve Tanrılık iddiasında bulunacak, istidrâc denilen bazı olağan üstülükler gösterecek ve Hz. İsâ tarafından öldürülecektir.
S.68- Kıyametin büyük alametlerinden Dâbbetü’1-arz nedir?
C.68- Dâbbetü’1-arz. Bu isimde bir canlı çıkacak, yanında Hz. Musa’nın asâsı ve Hz. Süleyman’ın mührü bulunacak, asâ ile müminin yüzünü aydınlatacak, mühür ile kâfirin burnunu kıracak, böylelikle müminlerin ve kâfirlerin tanınmaları sağlanacaktır.
S.69- Kıyametin büyük alametlerinden Güneşin Batıdan Doğması nedir?
C.69-Güneşin Batıdan Doğması. Evrenin tek hâkimi Allah’ın emriyle güneş batıdan doğacak, bu olaydan sonra iman edenlerin imanı, kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir.
S.70- Kıyametin büyük alametlerinden Ye’cûc ve Me’cûc’ün Çıkması nedir?
C.70-Ye’cûc ve Me’cûc’ün Çıkması. Bu isimde iki topluluğun yeryüzüne dağılarak bir süre bozgunculuk yapmaları da kıyametin bir başka büyük alâmetidir.
S.71- Kıyametin büyük alametlerinden Hz. İsâ’nın Gökten İnmesi nedir?
C.71-Hz. İsâ kıyametin kopmasına yakın gökten inecek, insanlar arasında adaletle hükmedecek, Hz. Peygamber’in dini üzere amel edecek, deccâli öldürecek, sonra da ölecektir.
S.72- Kıyametin büyük alametlerinden Yer Çöküntüsü nedir?
C.72- Biri doğuda, biri batıda, biri de Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsü meydana gelecektir.
S.73- Kıyametin büyük alametlerinden Ateş Çıkması nedir?
C.73- Hicaz taraflarında büyük bir ateş çıkacak ve her tarafı aydınlatacaktır.
(İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.123-124)
S.74-Ba’s ne demektir?
C.74-“Öldükten sonra tekrar dirilmek” anlamına gelen ba’s, âhiret hayatının en önemli devrelerinden biridir. Kıyametin kopmasından sonra İsrafil (a.s.) sûra ikinci defa üfürecek ve bütün canlı yaratıklar tekrar diriltileceklerdir. Ehl-i sünnet inancına göre tekrar diriliş, hem beden hem de ruh ile olacaktır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.125)
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

S.75- Haşir ve mahşer ne demektir?
C.75-Sözlükte “toplanmak, bir araya gelmek” demek olan haşir, terim olarak yüce Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır. İnsanların toplandıkları yere mahşer veya arasât denir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.126)
S.76- Mîzan ne demektir?
C.76- Sözlükte “terazi” anlamına gelen mîzan, âhirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilâhî adalet ölçüsüdür. İç yüzü bizce bilinemeyen mîzan, dünyadaki ölçü aletlerinin hiçbirine benzemez. Tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenler kurtuluşa erecek, hafif gelenler ise cehenneme gideceklerdir. Cehenneme gidenlerden mümin olanlar, işlediği suçun karşılığı olan cezayı çektikten sonra oradan çıkarılıp cennete girdirileceklerdir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.128)
S.77- Sırat ne demektir?
C.77- Sırat cehennemin üzerine uzatılmış bir yoldur. Herkes buradan geçecektir. Müminler yaptıkları amellerine göre kimi süratli, kimi daha yavaş olarak bu yoldan geçecek, kâfirler ve günahkârlar ise ayakları sürçerek cehenneme düşeceklerdir. Sıratın nasıl bir şey olduğuna dair sahih hadislere rastlamak mümkün değildir. Peygamberimiz bir hadislerinde, cehennemin üzerine kurulacak sırattan ilk geçenin kendisi ve ümmeti olacağını, insanların iyi amelleri sayesinde oradan süratle geçeceklerini bildirmiştir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.128)
S.78- Şefaat ne demektir?
C.78- Âhirette bütün peygamberlerin Allah’ın izniyle şefaat etmeleri haktır ve gerçektir. Şefaat demek, günahı olan müminlerin günahlarının bağışlanması, olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin ve Allah katındaki dereceleri yüksek olanların Allah’a yalvarmaları ve dua etmeleri demektir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.128)
S.79- A’râf ne demektir?
C.79-“Dağ ve tepenin yüksek kısımları” anlamına gelen a’râf, cennetle cehennemin arasında bulunan sûrun ve yüksek kısmın adıdır. Bilginler, a’râf ve a’râflıkların kimler olacağı konusunda farklı iki görüşe sahip olmuşlardır:
1. Herhangi bir peygamberin tebliğini duymamış olarak ölen insanlarla, küçükken ölen müşrik çocukları a’râfta kalacaklardır.
2. A’râflıklar, iyi ve kötü amelleri eşit olan müminlerdir. Bunlar cennete girmeden önce cennetle cehennem arasında bir süre bekletilecekler, sonra Allah’ın lutfuyla cennete gireceklerdir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.128)
S.80-Kaza ve Kader ne anlama gelir?
C.80- Kader sözlükte “ölçü, miktar, bir şeyi belirli ölçüye göre yapmak ve belirlemek” anlamlarına gelir. Terim olarak “yüce Allah’ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ezelî ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi” demektir. Sözlükte “emir, hüküm, bitirme ve yaratma” anlamlarına gelen kaza, Cenâb-ı Hakk’ın ezelde irade ettiği ve takdir buyurduğu şeylerin zamanı gelince, her birisini ezeli ilim, irade ve takdirine uygun biçimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır. Kaza Allah’ın tekvîn sıfatı ile ilgili bir kavramdır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.133)
S.81-Tevekkül ne demektir?
C.81-Sözlükte “güvenmek, dayanmak, işi başkasına havale etmek” anlamlarına gelen tevekkül terim olarak, hedefe ulaşmak için gerekli olan maddî ve manevî sebeplerin hepsine başvurduktan ve yapacak başka bir şey kalmadıktan sonra Allah’a dayanıp güvenmek ve ondan ötesini Allah’a bırakmak demektir. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.137)
S.82-Haberî sıfatlar nelerdir?
C82-.Haberî sıfatlar; Allah’ın eli, yüzü, gözü, gelmesi, inmesi ve yakın olması gibi âyet ve hadislerde geçen sıfatlardır. Allah yaratıklarından hiç birine benzemez. Dolayısıyla Allah’ın elini, yüzünü, gözünü ve gelmesini insanların eli, yüzü, gözü ve gelmesi gibi düşünemeyiz.
Bir kısım İslâm âlimleri, Kur’ân’da Allah’ın elinden, yüzünden, gözünden ve gelmesinden söz etmektedir. Biz, bunların mahiyetini, nasıl olduklarını bilemeyiz, çünkü Allah bize bildirmemiştir. Biz sadece bu sıfatlarını kabul ederiz. Allah’ın eli, yüzü, gözü gibi sıfatları vardır. Fakat bunlar; bizim elimiz, yüzümüz, gözümüz gibi değildir. Bu sıfatların keyfiyetlerinden, nasıl olduklarından bahsetmeyiz şeklinde görüş beyan etmişlerdir.
Bir kısım İslâm âlimleri ise Allah’ın el, yüz, göz, arşa istiva ve gelmesi gibi niteliklerini yorumlamış ve tevil etmişlerdir. Bu âlimlerin yorumlarına göre, Allah’ın elinden maksat, gücü, kudreti ve nimetidir. Allah’ın yüzünden maksat O’nun zatı ve rızasıdır. Allah’ın gözünden maksat, ilmi, yardımı, himayesi, gözetimi ve denetimidir. Allah’ın gelmesinden maksat emrinin gelmesidir. Allah’ın arşı istivasından maksat; arşı istila etmesi ve arşa hâkim olmasıdır. Allah’ın inmesinde masat, nimet ve rahmetinin inmesidir. Allah’ın yakın olmasından maksat, af, merhamet ve yardımının yakın olmasıdır. Allah’ın beraber olmasından maksat, O’nun kullarının her halini görmesi, bilmesi, murakabesi, ve onlara yardım etmesidir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

S.83-Habîr ne demektir?
C.83-Allah’ın sıfatı olarak habîr; her şeyden haberdar olan, gizli ve açık hiçbir şey kendisinden gizli olmayan, bütün sırları, işlerin iç yüzünü bilen, haber veren demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.84-Hablullah ne demektir?
C. 84-Hablullah ile kasıt, hak din İslâm’dır. Yani Hablullah Kur’ân ve Sünneti, Allah ve Peygambere itaati ifade eder. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.85-Hakka’l-yakîn ne demektir?
C.85-Yaşayarak elde edilen bilgidir. Kalp ile sezilip bizzat duyulan ve basiretle müşahade olunarak yaşanmak suretiyle hasıl olan bilgi mertebesidir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.86-Hamele-i arş ne demektir?
C.86-Sözlükte “arşın taşıyıcıları” anlamına gelen “hamele-i arş”, Allah’ın arşını taşıyan meleklerin adıdır. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.87-Havkale ne demektir?
C.87-Lâ havle ve lâ kuvvete illa bi’l-ilâhî’l-alîyyi’l-azîm = (güç ve kuvvet ancak Yüce ve büyük olan Allah ile vardır) cümlesini söylemeye denir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.88-Havzı- kevser ne demektir?
C.88-Kıyamet gününde Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’e verilecek olan havuzun adıdır. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.89-Hayiy ne demektir?
C.89-Allah’ın sıfatı olarak hayiy çirkinlikleri bulunmayan; bağış, nimet ve ihsanı terk etmeyen demektir. İnsanlardaki utanma anlamında değildir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.90-Hayru’l-fâsılîn ne demektir?
C.90-Hakkı batıldan, suçsuzu suçludan, haklıyı haksızdan, iyiyi kötüden ayıranların en hayırlısı anlamına gelen bu tâbir, Allah’ı tanıtan vasıflardan biridir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.91-Hayru’l-ğâfirîn ne demektir?
C.91-Allâh’ın sıfatlarından biri olup, bağışlayanların en hayırlısı demektir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.92-Hayru’l-hâkimin ne demektir?
C.92-Allâh’ın sıfatlarından biri olup, hâkimlerin en hayırlısı demektir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.93-Hayru’l-mâkirîn ne demektir?
C.93″tuzak kuranların en hayırlısı” anlamındadır.
Allah’ın mâkîr vasfı, O’nun hile ile aldattığı anlamında değil, hile ile kötülük yapanları, bilemeyecekleri ve anlayamayacakları cihetten daha şiddetli cezalandırması demektir. Allah’ın hile ve tuzak kurmaya ihtiyacı yoktur. Onun her şeye gücü yeter.Allah’ın bu sıfatı, sadece hile ve tuzak ile kötülük yapanlara yöneliktir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.94-Hayru’n-nâsırîn ne demektir?
C.94-Allâh’ın sıfatlarından biri olup, yardım edenlerin en hayırlısı demektir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.95-Hulûl inancı ne demektir?
C.95-Başta Hinduizm olmak üzere, çeşitli beşerî nitelikli dinlerde, Allah’ın veya O’nun kudretinin bazı insanlara ve varlıklara geçtiğini, o varlıklarda da bu tür güçlerin ve özelliklerin mevcut olduğunu benimseyen inanç biçimidir.
Temeli beşerî kaynaklı dinlere ve bâtıl itikatlara dayanan bu sistem, İslâm tarihinde bazı bâtıl inanışlara da geçmiştir. Akaidle ilgili eserlerde bu tür inanışlar reddedilmiştir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.96-Husun ve Kubuh ne demektir?
C.96-Sözlükte “güzel ve çirkin, iyi ve kötü” anlamlarına gelen, husun ve kubuh tabiri, dünyada övgü ve yergiyi, âhirette de mükafaat ve cezayı gerektiren şey demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.97-İlhad ne demektir?
C.97-Çukur anlamındaki “lahd” kökünden gelen ilhâd, sözlükte haktan ayrılmak ve sapmak demektir. Dinî literatürde ise ilhad, Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr etmek, hakikatten sapmak, inançsızlık ve dinsizlik gibi anlamlara gelmektedir. İslâm’ın ilk yıllarında dine ters düşen davranışlara ilhad denirken çağımızda ortaya çıkan bu tür hareketlere kelâm ve felsefe açısından ateizm denmektedir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.98-İlham ne demektir?
C.98-Sözlükte “yutturmak” anlamına gelen ilhâm, terim olarak, Allah’ın doğrudan veya melek aracılığıyla iyilik telkin eden bilgileri insanın kalbine ulaştırması, feyz yoluyla kalbe gelen özel bir anlam ve bilgi, kalbe konulan iyilik hissi, hayır duygusu demektir. İlhamın kaynağı Allah veya melektir. Veliler, ilhamı Peygamberlere vahiy getiren meleğin aldığı kaynaktan alırlar. İlham, bilgi kaynaklarını kullanmadan insanın zihninde (kalbinde) âniden ortaya çıkar. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.99-İstitâat ne demektir?
C.99-Sözlükte “güç, kudret, gücü yetmek ve yapabilmek” anlamlarına gelen istitâat, bir kelâm terimi olarak, kulun irâdî fiillerini gerçekleştirmesini sağlayan yetenek ve güç anlamında kullanılır. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.100-Levh-i mahfuz ne demektir?
C.100-levh-i mahfuz yüce Allah’ın olmuş ve olacak her şeyi tesbit ettiği bir kitap ya da bilgi hazinesidir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.101-Livâ-i hamd ne demektir?
C.101-Livâ-i hamd Hz. Peygamberin bayrağı ve sancağı anlamındadır. Livâü’l-hamd, şefaati kübra makamıdır. Zira Hz. Peygamber’e inanan ve onun sünnetini eksiksiz yerine getirenler, kıyamet gününde bu bayrağın altında toplanacaklardır. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.102-Melâike-i hazene ne demektir?
C.102-Cennetin kapılarında müminleri karşılayan, onlara iltifat eden melekler ile cehennemin kapılarında kâfirleri karşılayıp onları horlayan bekçi meleklere denir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.103-Melâike-i keribiyyûn ne demektir?
C.103-Keribiyyûn, şiddet ve hüzün anlamına gelen kerb kökünden türeyen kerûbî kelimesinin çoğuludur. Arşın etrafında bulunan meleklere verilen bir isimdir. (Mümin, 40/7, 9) Allah’tan çok korktukları için bu isim verilmiştir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.104-Melaike-i Mukarrabûn ne demektir?
C.104-Yaklaştırılmış, yakınlaştırılmış melekler demektir. Mukarreb melekler, şerefi, değeri ve fazileti itibariyle Allah’a yakın olan meleklerdir. Allah’ın arşını taşıyan ve arşın etrafında bulunan melekler, Cebrail, Mikail ve İsrafil mukarreb meleklerdir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.105-Mutaffif ne demektir?
C.105-Eksik ölçmek, eksik ölçek ile vermek anlamındaki “tatfîf” kelimesinden türeyen bir isim olup, eksik ölçen, eksik tartan kimse demektir.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.105-Anid nedir?
C.105-Bile bile hakkı reddeden, azgın, doğru yoldan sapan, Allah’a itaat etmeyen, haddi aşan ve zorbalık yapan kimse demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.106-Araf nedir?
C.106-cennetle cehennem arasındaki perdenin (sûr/duvar) yüksek yerleri demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
Hareketli Gül Resimleri 2 Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

S.107-Arasat ne demektir?
C.107-kıyâmetin kopmasından sonra diriltilecek olan insanların, dünyadaki inanç, söz, fiil ve davranışlarından sorguya çekilmek üzere sevk edilecekleri yerin adına denir. Bu mekâna mahşer ve mevkif de denir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.108-Arş ne demektir?
C. 108-Gerçek içeriğini sadece Yüce Allah’ın bildiği, bütün âlemleri; yeri, gökleri, cenneti, cehennemi, sidreyi, kürsiyi kaplayan ilâhî taht ve hükümranlık demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.109-Cahim ne demktir?
C. 109-”Cahîm” Kur’ân’da zikri geçen yedi cehennemden biridir. Çok şiddetli ve sürekli yanan kızgın ateş, çok sıcak yer demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.110-Ashabı Cahim nedir?
C. 110-Ashâb-ı cahîm tabiri, cehennem halkı, cehenneme atılacak kimseler anlamına gelir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.111-Azazil nedir?
C. 111-İslâmî literatürde şeytan veya iblisin bir diğer adı olarak kullanılan azâzil kelimesi Kur’ân’da ve hadislerde geçmez. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.112-Bais ne demektir?
C.112- kıyamet kopunca ölüleri dirilten, kabirlerinden kaldırıp mahşer yerine sevkeden, uyarıcı ve müjdeci olarak insanlara peygamberler gönderen, kıyamette şahitler getiren demektir. Allah’ın bâ’is sıfatı vardır. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.113-Bari ne demektir?
C.113- Allah’ın bir ismidir. Yaratan, örneği olmadan varlıkları îcad eden demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.114-Barr ne demektir?
C.114- Allah’ın bir ismidir. kullarına iyilik yapan, çok lütufkâr (latîf), çok merhametli (rahim), çok şefkatli (raûf) demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.115-Basıt ne demektir?
C.115- Allah’ın bir ismidir. bâsıt, dilediğine rızkı bol veren demektir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.116-Berzah nedir?
C.116- ölümden sonra başlayan ve mahşerdeki dirilişe kadar devam edecek olan kabir hayatıdır. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S. 117-BEYNE’L-HAVFİ VE’R-RECA ne demektir?
C.117- İnsanın korku ile ümit arasında olmasını ifade eden bir deyimdir. Kur’ân’da insanın Allah’ın azabından korkması (Nûr, 24/52) ve rahmetinden de ümitvar olması (Bakara, 2/218) istenmiştir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.117- BEYTÜ’L-MA’MÛR ne demektir?
C.Sözlükte “îmâr edilmiş ev” anlamına gelen el-beytü’l-ma’mûr; yedinci semada melekler için inşa edilmiş, bir geleni bir daha gelmemek üzere her gün yetmiş bin meleğin ziyaret edip ibâdet ettiği bir mabeddir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.118- BURHAN-I İNNÎ ne demektir?
C.118-Eserden müessire ya da hadiselerden kanuna doğru götüren delildir. (Tüme varım) Mümkün olan bu âlemin Yaratıcısına; dumanın ise ateşe delil olması gibi. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.119-BURHAN-I LİMMÎ ne demektir?
C.119-Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delildir. (Tümden gelim) Ateşin dumana delil olması gibi. Zira ateş olunca dumanın çıkması beklenir. .(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay.)
S.120-BURHAN-I TEMÂNU’ ne demektir?
C. Kelam ilminde, Yüce Allâh’ın birliğini ispat vasıtalarından biri olan burhan-ı temânu’, kâinatta birden fazla yaratıcı olması halinde nizamın bozulacağı esasına dayanan bir delildir.
.(Dini Kavramlar Sözlüğü,D.İ.B.,yay)
İTİKAT BÖLÜMÜ
1. Din, akıl sahiplerini kendi hür iradeleriyle en iyiye, en doğruya ve en güzele ulştıran ilahi bir kanundur.2. Dinler 2 kısma ayrılır.
3. İslam dininin özellikleri:İslam dini son dindir.İslam dininin değişmeyen esasları vardır.İslam dini evrensel bir dindir.
4. Genel olarak mezhepler 2 kısma ayrılır.
5. Maturidiyye itikadi mezheplerden biridir.
6.Ehl-i sünnet, Selefiyye, Mâtürîdiyye ve Eş‘ariyye olmak üzere üçe ayrılmıştır.
Selefiyye’ye “Ehl-i sünnet-i hâssa”, Mâtürîdiyye ve Eş‘ariyye’ye “Ehl-i sünnet-i âmme” denildiği de olur.
7. Hanefi Mezhebi ameli mezheplerden biridir.
8. Maturidiyye mezhebinin kurucusu ;Ebu Mansur Maturidi (Muhammed)
9.Dinin asıl kaynakları:Kitap Sünnet .
10. Sünnetin bölümleri:Kavli Sünnet, Fiili Sünnet ,Takriri Sünnet
11. İman, ümitsizlik halinde olmmalı,imanın sahih ve makbul olmasının şartlarından birisidir.
12. İman yönünden insanlar kaça ayrılır ? 3 kısma ayrılır.
13.Amentü: “Ben Allah’a Allah’ın Meleklerine, Allah’ın Kitaplarına, Allah’ın Peygamberlerine, Ahiret gününe, kadere inandım”.
14. Allah’ın zati sıfatları:Vücud,Kidem,Beka,Vahdaniyet, Muhalefün Lil Havadis, Kıyam Binefsihi.
15.Allah’ın subuti sıfatları:Hayat,ilim,semi,basar ,irade,kudret,kelam ,tekvin.
16. Muhalefetün Lil Havadis “Allah’ın sonradan yaratılanlara benzememesi”
17. Dört büyük melek:Cebrail,mikail,israfil,azrail.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

18. Mikail:Tabiat olayları ile ilgili görevleri bulunan melek
19. Kur’anı Kerimde ismi geçen 25 Peygamber bulunmaktadır.
20. Münkereyn:Öldükten sonra insanlara soru soran melekler
21.Rıdvan:Cennette görevli olan melek.
22. Malik:cehennemde görevli olan melek.
23. Dört büyük kitap: Tevrat,zebur, incil, Kuran.
24.Sahifelerinin verildiği Peygamberler:10 sahife adem aleyhisselama, 10 sahife İbrahim Aleyhisselama,30 sahife İdris aleyhisselama,50 sahife Şit Aleyhisselama.
25. Kur’anı Kerim miladi ,Hira Mağarasında, 610 Ramazan ayında indirilmiştir.
26. Kur’anı Kerim ,Hz.Ebubekir zamanında bir kitap haline getirilmiştir.
27. Kur’anı Kerim , Hz.Osmanın Halifeliği zamanında ve Zeyd bin Sabid’in Başkanlığında çoğaltılmıştır.
28. Kur’anı Kerim,22 yıl 2 ay 22 günde tamamlanmıştır
Allahın sıfatları:allahın sıfatları 14 tanedir. İki kısma ayrılır;
a)Allahın Zatı Sıfatları:6
Vücud,Kıdem,Beka,Vahdaniyet,Muhalefetün Lil Havadis,Kıyam Binefsihi.
b)Allahın Subuti Sıfatları:8
Hayat,İlim,semi,Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin.
2-Allaha şirk koşan kimseye müşrik denir.
3-Hidayet kelimesinin zıddı dalalet.
4-Rüyetullah:Müminlerin ahirette Allahı görmesisine denir.
5-Peygamberlerin sıfatları:Sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ.
6-İslamda bilginin kaynakları:
1-Doğru haber a)Vahiy, b)Mütevatir haber.
2-Selim hisler dediğimiz 5 duyu
3-Akıl.
7-Büyük günah işleyenlere Mürtekibi Kebire denir.
8-Zelle eygamberlerden sadır olan küçük hata ve sürçmesine zelle denir.
9-İstidrac:İnkarcı ve günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
10-Mizan:Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi adalet ölçüsüne mizan denir.
11-İrhas:P eygamber olacak kimslerin Peygamber olmadan önce göterdikleri olağnüstü durumlara irhas denir.
12- ALLAHIN SIFATLARI:14
a)Zatı Sıfatlar:6
1- Vücut (Var olması)
2- Kıdem (Varlığının başlangıcı olmaması)
3- Beka (Varlığının sonu olmaması)
4- Vahdaniyet (Bir olması)
5- Muhalefetül lil Havadis (Yaratılmışların hiç birine benzememesi)
6- Kıyam bi Nefsihi (Varlığının kendisinden olması)
b)Subuti Sıfatlar:8
1- Hayat (Diri olması)
2- İlim (Her şeyi bilmesi)
3- Semi (İşitmesi)
4- Basar (Görmesi)
5- İrade (Dilemesi)
6- Kudret (Gücünün yetmesi)
7- Kelam (Konuşması)
8- Tekvin (Yaratması)
13- DÖRT BÜYÜK MELEK:
a- Cebrail; Vahiy getiren melektir
b- Mikail; Tabiat olaylarının iradesi ile görevlidir
c- İsrafil; Sura üfleyecek olan melektir
d- Azrail; Ölüm meleğidir,
15-Allahın sıfatları:allahın sıfatları 14 tanedir. İki kısma ayrılır;
a)Allahın Zatı Sıfatları:6
Vücud,Kıdem,Beka,Vahdaniyet,Muhalefetün Lil Havadis,Kıyam Binefsihi.
b)Allahın Subuti Sıfatları:8
Hayat,İlim,semi,Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin.
16-Mümin:Allaha,Hz.peygambere ve onun haber verdiği tüm şeylere inanıp, kabul ve tasdik eden kimseye denir.
17-Allaha şirk koşan kimseye müşrik denir.
18-Hidayet kelimesinin zıddı dalalet.
19-Kuranı Kerimde ismi geçtiği halde peygamber olup olmadığı konusunda ihtilaf bulunan Zülkarneyn.
20-Kuranı Kerimde ismi açık olarak zikredilmeyip melekül mevt olarak anılan Azrail Aleyhisselam.
21-Rüyetullah:Müminlerin ahirette Allahı görmesisine denir.
22-Peygamberlerin sıfatları:Sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ.
23-Peygamnerimizin en büyük mucicesi Kuran-ı kerim.
24-İncil, Hz.İsa Aleyhisselama verilmiştir.
25-İslamda bilginin kaynakları:
1-Doğru haber a)Vahiy, b)Mütevatir haber.
2-Selim hisler dediğimiz 5 duyu
3-Akıl.
26-Büyük günah işleyenlereMürtekibi Kebire denir.
27-Zelle Peygamberlerden sadır olan küçük hata ve sürçmesine zelle denir.
28-Allahın eli(yedullah) ifadesi Maturidi ve Eşariye alimlere göre Allahın kudreti anlamına gelir.
29-Zebur, Davud Aleyhiiselama verilmiştir.
40-İstidrac:İnkarcı ve günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
41-İhlas suresinde geçen Samed;Her şey Ona mutaçtır.O hiçbir şeye muhtaç değildir.
42-Mizan:Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi adalet ölçüsüne mizan denir.
43-İrhas Peygamber olacak kimslerin Peygamber olmadan önce göterdikleri olağnüstü durumlara irhas denir.
44-Elfaz-ı küfür:Söyleyen kimsenin inkarına delalet eden sözlerdir.
45-Salvele Peygamberimize salatü selam getirerek yapılan dua.
46-İnanç bakımından insanlar üçe ayrılır:Mümin, münafık, kafir.
47-Dört büyük melek:cebrail, mikail, israfil ve azrail.
48-Dört büyük kitap:Tevrat(Hz.Musa),Zebur(Hz.Davud), İncil(Hz.İsa), Kuranı Kerim Peygamberimize gönderildi.
49-Rıdvan:Cennetteki meleklerin başknı.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

50-Malik:Cehennemdeki meleklerin başkanı.
51-Kiramen katibin:Sevap ve günahlarımızı yazan melekler.
52-Hak Dinlerin gayesi:Aklı muhafaza, dini muhafaza, nesli muhafaza, nefsi muhafaza ve malı muhafaza.
53-İslam Dininin kaynakları(Edille-i Şeriyye):Kitap, sünnet, icma ve kıyas.
54-Keramet Peygamberlerine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan veli kulların göterdikleri olağanüstü hallare keramet denir.
55-Ehl-i Kıble:Kabeye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimselerdir.
56-Dehriyyun:zaman ve maddenin ebediliği görüşünü benimseyenler.
57-Mukarrebun ve İlliyyun Melekler daima Allahı tesbih eden ve anan, Allaha çok yakın ve Onun katında şerefli mevkii bulunan melekler.
58-Kuranda ismi anıldığı halde peygamber mi, veli mi oldukları konusunda bilginler arasında fikir ayrılığı bulunanlar;Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn.
59-Mezhep:Bir din bilginleri arasındaki yorum farkından meydana gelen görüşlri brnimseme.
60-Berzah Alemi:Ölümle başlayıp yeniden dirilinceye kadar devam edecek hayat.
61-İtikatı Mezhepler:Ehl-i sünnet, Ehl-i bidat.
62-Ehl-i Sünnet mezhepler:Selefiyye,maturidi mezhebi, Eşari Mezhebi.
62-İslam dininin özellkleri:İslam dini son dindir,İslam dininin değişmeyen esasları vardir,İslam dini evrensel bir dindir.
64-Ameli mezhepler:Hanefi mezhebi,maliki mezhebi, şafii mezhebi, hanbeli mezhebi.
65-İman iki kısma ayrılır:İcmali iman, tafsılı iman.
66-Peygamberimizin özellkleri:Alemlere rahmet olarak gönderilmştir.Peygamberimiz son peygamberdir.Getirdiği din son dindir.Ümmeti en çok olan peygamberdir.
67-Kader:Allahın kanunları, ölçüleri.
68-Zahirurrivaye kitaplar:Hanafi mezhebi imamı azamın talebesi İmamı Muhammedin 6 kitabıdır.Bunlar; Mebsud Ziyadet,camiussağır,siyerrussağır, camiulkebir, siyerulkebir.Bu eserleriyle; hanefi fıkhının görüşlerini nakletmiştir.
70.Mutezile: “Kul kendi fiilinin yaraticisidir.” fikrini benimseyerek irade hürriyetine vurgu yapan itikadî mezhep.
71. Ilk fikih usûlü kitabi olarak bilinen Imam Safiî’ye ait eser,er-Risale.
72. “Allah’in sifatlari zatinin ne ayni ne de gayridir” kabulü ,Ehl-i Sünnete aittir.asagidaki ekollerden
73. Fitrat:Insanin dogustan askin bir varliga inanma duygusuyla yaratilmis olmasi.
74. Kur’an’in cem’i ile görevlendirilen sahâbi : Zeyd b.Sabit.
17. Yemâme savaşında pek çok Kur’an hafızı şehit düştüğünde Hz. Ömer’in Halife Ebû Bekir’e önerisi ile başlayan faaliyete ne ad verilir?
c-Kur’an’ın cem’i
75. Eş’ari kelamcılarının mütekaddimûn dönemi Gazali ile sona erer.
76. İmanın sadece dil ile ikrardan ibaret olduğunu savunan Hariciler mezhebidir
77. “ Kelam” kelimesini kelam ilmi için ilk kullanan mezhep hangisidir? B) Mu’tezile
78. Ebu Bekir Zekeriya er-Razi’nin de temsilciliğini yaptığı ve ruhun ölmezliğine inanan ekolün
adı nedir? Tabiiyyun
79. İslam tarihinde “şemail” ismini ilk kullanan ve bir eseri olan,Tirmizi
80-İRHAS Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü fi illere irhas denir.
81-Tevhid:İmamı maturidinin eseri.
82. Hanefi fıkıh literatüründe zâhiru’r-rivaye niteliğindeki
eserlerin diğer adı nedir?A) Mesailü’l-Usul
.83 “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni
bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.”
(Enbiyâ, 21/22) ayeti Allah’ın varlığı ile ilgili hangi delile işaret etmektedir?
b-Burhân-ı temânu’eserlerin diğer adı nedir? Mesailü’l-Usul
Hareketli Gül Resimleri 2  Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

84-MELEKLERİN ÇEŞİTLERİ:
a -Dört büyük melek:Cebrail , Mikail,İsrafil, Azral.
b-Kiramen Katibin:İnsanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adı.
c-Münker ve Nekir:Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melek.
d-Hamele-i Arş:Arşı taşıyan meleklerin adıdır.
e -Mukarrebun ve İlluyyun :Allahı tesbih ve anmakla görevli olup, Allaha çok yakın ve onun katında şerefli mevkii bulunan meleklerdir.
f -Ridvan ve Malik:Ridvan cennette görevli meleklerin, malik cehennemde görevli meleklerin başı olan meleklerdir.
85-Mucize dışında diğer olağan üstü haller:İrhas,Keramet,Meunet,İstidrac, İhanet.
86-Cüzi irade:Külli iradenin, baska bir ifade ile irade gücünün kullanilmasidir, yani herhangi bie seyin yapilmasi veya yapilmamasi siklarindan birinin tercidir.
87-Ehl-i Kible:Kibleye yönelen kisilere kible ehli veya ehl-i kible denir.
88-Ecel:her canlinin hayatinin sona erecegi zaman.
89-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
90-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel.
91-Cehennem:Inkarcilarin ve günahkarlarin ahirette cezalandirilacaklari yer.
92-Amel defteri:Insanlarin dünyada iken yaptiklarinin yazildigi defter.
93–Firak-i Dalle dogru yoldan ayrilmis, hak yoldan sapmis guruplar, topluluklar demektir.Hariciye,Mutezile,Cebriyye, Murcie, Müsebbihe,Sia.
94-Ehl-i Kitap:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanılan bir tabir.
95-Havz-i Kevser:Ahirette Hz.Muhammed`in ümmetiyle yaninda bulusacagi bildirilen havuz ve nehir.
96-Icma:Ashab-i Kiram`in ittifaklari üzere akaid hükmüne gecmis dini emirlerin tamami.?
97-Icma-i ümmet:Ayni asirda yasamis olan Islam alimlerinden müctehid olanlarin , Islam`in bir konusu hakkinda verilen hüküm üzerinde birlesmesidir.Islam müctehidlerinin, ser`i bir meselenin hükmüne dair görüslerini ayni yönde olmak üzere tek tek aciklamalari yoluyla meydana gelen icma türüne Sarih denir.
98-Icmal-i iman:Inanilmasi gereken dinsel esaslara toplu olarak inanmaya denir.
99-Ictihad:Ictihad; dini hükümleri delillerden cikarmak icin müctehidin bütün gücünü sarfedebilmesidir.Ictihad yapabilecek bir yetenege sahip olan zata müctehid denir.
100-Istidrac:Bir kul günahini yeniledikce Allah`´n , onun sagligini, mevkiini, sanini, söhretini, nimetini artirmasi, ona sükrünü, tevbesini, istigfarini unutturmasi, böylece onu asama asama azabina yaklastirmasi ve sonunda kendisini ansizin yakalamasi anlamina gelir.(Hasan Basri Cantay Meali, 3,1078.
101-Kaza:Ilahi takdirin zamani gelince gerceklestirilmesi anlaminda bir terim.Ezelde takdir ve tayin edilen seylerin zamani gelince ve ne sekilde olacagini ezelde takdir edildigi sekilde, Allah tarafindan meydana getirilmesi
102-Kelime-i tevhid:Iman esaslarinin özünü ifade eden cümle icin kullanilan bir tabir.La ilahe illallah Muhammedün resülüllah:Allah`tan baska hicbir ilah yoktur, Hz.Muhammed Allah`in elcisidir.
103-Kelime-i sehadet: Eshedü en la ilahe illallah ve eshedü enne Muhammed`en abdühü ve Resülüh sözleridir. Anlami:Bn gönülden inaniyorum ki Allah`tan basak hic bir ilah yoktur.Ve yine gönülden inniyorum ki Hz.Muhammed O`nun kulu ve elcisidir.
104-Kebire:Büyük günahlar
105-Küfür:din adina teblig ettigi konularda peygamberi tasdik etmemek , onaylamamak anlaminda bir terim.
106-Mahser:Kiyamet gününd insanlarin ve bütün canlilarin toplanacaklari ve 107-Mezahib-i Erbaa dört mezhep;Hanefi,Şafii,Maliki ve Hanbeli.dünyada yaptiklari iyi ve kötü davranislarinin hesaplarini verecekleri yer.
Sirk :Tövbe etmelmedikce Allah`ın asla bağışlamayacağını bildirdiği günahtır.
108-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanç esasından biri.
Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2Hareketli Gül Resimleri 2

159-Mushaf:Kur`an- i Kerim ayetlerinin iki kapak arasında toplanmasından olusan kitap.
109-Nüzul-i Kur`an Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
110-Mizan:Kıyamet gününde günah ve sevapların tartılacağı terazi.
111-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
112-Vahiy-i Gayri Metlüv okunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
113-Vahy-i hafi(Gizli vahiy):Bir insanin kalbine bir anlamin ansizin telkin edilmesine denir.Buna vahy-i deruni de denir.
114-Vahy-i Metlüv okunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
129. el-Vikaye,Hanefî fikhinda “mütûn-i erba’a” ismiyle meshur olan eserlerdendir.
115-Vahy-i münzel:Kur`an.
116-Usûlü’d-Dîn,Kelam ilmi ile eş anlamda kullanılır.
117Mutezile: “Kul kendi fiilinin yaraticisidir.” fikrini benimseyerek irade hürriyetine vurgu yapan itikadı mezhep
118-Tahaddi ayetleri: Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan okuyan ayetlere denir.
119- Mu’tezile mezhebine göre “mürtekib-i kebîre” nin hükmü aşağıdakilerden hangisidir?İmandan çıkar fakat kafir olmaz
120- Haram’ın rızık olmadığı görüşünü ilerisüren mezhep hangisidir?Mutezile
121-İncil’in kelime anlamı aşağıdakilerden hangisidir? Müjde
122-Eşariye Ekolu:“İnsan fiilleri konusunda insanda fiili yapma hürriyetinin varlığını kabul eder. Ancak insan seçim, irade ve kudret sahibi olmasına rağmen, yaptığı işlerde tam bir hürriyete sahip değildir. Çünkü bir işi yapmaya yönelik insan iradesi, Allah tarafından yaratılmıştır.” görüşleri benimseyen düşünce ekolü

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.