7

Mayıs
2012

Arapça-1

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  662 Kez Okundu

Pratik Arapça Öğretmeni Arapça Öğreniyorum Eğitim Seti İndir

Aile: اُسْرَة
Türkçe Arapça
Ailemi takdim edeyim اُقَدِّمُ اُسْرَتيِ.
Bu babam Hasan Bey. هَذَا اَبِي سَيِّد حَسَن.
Bu annem Elif Hanım. هَذِهِ اُمِّي سَيِّدَة اَلِف.
Bunlar kardeşlerim Emin ve Kemal. هَئُلاءِ اَخَوَيَّ اَمِين وَ كَمَال.
Bunlar da kız kardeşlerim Büşra ve Cahide. هئلاء اَخَوَيْتِي بُشْرَى وَ جَاهِدَة.
Tanıştığımıza memnun oldum. تَشَرَّفْتُ بَمعْرِفَتِكَ.
Bizde memnun olduk. وَ نَحْنُ اَيْضًا
Ben, Nail. Bu eşim saliha. Bu oğlum İbrahim ve bu da kızım Zeynep. انا نائل . هَذِهِ زوجتي صالحة. هَذاَابْنِي ابراهيم و هَذِهِ بِنْتِي زَيْنَب.
Bizim ailemiz kalabalıktır. اُسْرَتُنَا اَفْرَادُهَا كَثِير
Ninem ve Dedem yanımızda kalıyor. جَدِّى وَجدََّتِي يَسْكُنَانِ مَعَناَ.
Halalarımı ve teyzelerimi çok severim. اُحِبُّ كَثِيرًا خَلَاتِي وَ عَمَّاتي
Dayım Kenan Mühendistir. خَالِي كَنَان مُهَنْدِس
Amcalarım Ali ve Veysel yurtdışında çalışıyorlar. عَمِّيَايَ عَلِي وَ وَيْسَل يَعْمَلُ فِي خَارِجِ الْمَمْلَكَة
Aile fertleriniz nerede? اَيْنَ اَفْرَادُ اُسْرَتِك؟
Onlar, Avrupa’da. هُمْ فِي اَوْرُوبا.
Deden ve ninen var mı* هَلْ َلكَ جَدٌَ وَ جَدَّةٌ؟
Hayır onlar vefat ettiler. لاَ هُمَا تَوَفَّيَا
Baban ne iş yapıyor? مَا مِهْنَةُ اَبِيكَ؟
O, emekli, çalışmıyor. هُوَ مُتَقاعِد. لاَ يَشْتَغِلُ
Annen çalışıyor mu? هَلْ اُمُّكَ تَشْتَغِلُ؟
Hayır o ev hanımı. لا هِىَ رَبَّةُ الْبَيْتِ
Kaç erkek ve kız kardeşin var? كَمْ اِخْوَة وَ اَخَوَات لَك؟
2 erkek ve üç kız kardeşim var. لِي اِخْوَايَ وَ ثَلاثَ اِخْوَاتِ.
Çocukların var mı? هَلْ لَكَ اَوْلاد؟
Evet, iki oğlum ve bir kızım var. نَعَمْ, لِي اِبْنَانِ وَبِنْت
Yakınlarından öğretmen olan var mı? هَلْ مِنْ اَقْرَبَائِكَ مُدَرِّس؟
Evet, amcam öğretmendir. نَعَمْ عَمِّي مُدَرِّس
Bankada: في البنك
Banka بَنْك
Bu çeki bozdurabilir miyim? هَلْ اسْتَطِيعُ اَنْ اَصْرِفَ هَذَا الشِّيك؟
Çeki ver! هَاتِ الشِّيكَ.
Çekin arkasını imzaladın mı? هَلْ وَقَّعْتَ عَلَي ظَهْرِ الشِّيكِ.
Evet imzaladım. نَعَمْ وَقَّعْتُ.
Bankada cari hesabın var mı? هَلْ لَكَ حِسَاب جَارِي فِي الْبَنْكِ
Evet, var. نَعَمْ لِي.
Bu pulu al ve şu gişeye git! خُذْ هَذا الطَّابِعَ وَاذْهَبْ اِلَى ذاكَ الشُبَّاك لِاسْتِلامِ النُّقُودِ.
Bende Suudi Arabistan riyali var, onu Türk lirasına çevirmek istiyorum. مَعِى رِيَال سُعُدِي اُرِيد تَحْوِيلَهُ
Riyallerini ver. هَاتِ رِيَالاتِك.
Buyur! تَفَضَّل.
İyi. طَيِّب
Nüfuz cüzdanın yanında mı? هَلْ عِنْدَكَ حَفِيظَةُ نُفُسِك؟
İşte! هَا هِيَ.
Paranı buyur. تَفَضَّلْ نُقُودَكَ.
Çok teşekkürler! شُكْرًا جَزِيلاً.
Bir şey değil, buyurun!
لا شُكْرَ عَلى وَاجِبٍ. تَفَضَّلُوا
Her zaman hizmetinizdeyiz. نَحْنُ فِي خِدْمَتِكُمْ دَائِماً

Camide: في المسجد
Cami nerede? اَيْنَ الْمَسْجِدُ؟
Öğle ezanı okundu mu? هَلْ اُزِّنَ اَزَانُ الظُّهْرِ؟
Namaz kıldın mı? هَلْ صَلَّيْتَ؟
Nerede namaz kılabilirim? اَيْنَ يُمْكِنُ اَنْ اُصَلِّ؟
Güneş doğmadan namazı kılalım. لِنُصَلِّ قَبْلَ طُلوُعِ الشَّمْسِ.
İkindi geçiyor, acele et! تَعَجِّلْ يَمُرُّ الْعَصْرُ.
Lütfen namaz için uygun bir yerde durabilir miyiz? مِنْ فَضْلِكَ هَلْ يُمْكِنُ اَنْ نَقِفَ لِاِقَامَةِ الصَّلاة؟
Abdestin var mı? هَلْ اَنْتَ مُتَوَضِّعٌ؟
Abdest almam gerekir. يَجِبُ عَلَيَّ اَنْ اَتَوَضَّعَ.
Cemaat çıktı mı? هَلْ خَرَجَ الْجَمَعَةُ؟
Kaç rekat namaz kıldın? كَمْ رَكْعَةً صَلَّيْتَ؟
Dört rekat kıldım. صَلَّيْتُ اَرْبَعَ رَكْعَاتٍ
Allah kabul etsin. تَقَبَّلَ اللهُ
Hepsini. اَجْمَعِينَ.
Namaz kılmak isteyen var mı? هَلْ يُجَدُ مَنْ يُرِيدُ اَنْ يُصَلِّ؟
Biz namaz kılmak istiyoruz. نَحْنُ نُرِيدُ اَنْ نُصَلِّ.
Sabah namazını kılacağım. الفجر سَاُصَلِّ صَلاة
Öğle namazını kılacağım. سَاُصَلِّ صَلاة الظهر
İkindi namazını kılacağım. َساُصَلِّ صَلاةَ العص
Akşam namazını kılacağım. َساُصَلِّ صَلاةَ المغرب
Yatsı Namazını kılacağım. َساُصَلِّ صَلاةَ العشاء
Vitr namazını kılacağım. صَلاةَ الوتر َساُصَلِّ
Ramazan Bayramı namazı ne zaman? مَتَىَ صَلَاةُ عِيدِ الْفِطْرِ؟
Kurban Bayramı namazı ne zaman? مَتَىَ صَلاَةُ عِيدِ الْاَضْحَي؟

Çarşıda: فِى الّسُوقِ

Çarşı السُوق
Çarşı nerede biliyor musunuz? هَلْ تَعْرِفُ اَيْنَ السُّوق؟
Hangi çarşıyı soruyorsunuz? اَيُّ السُّوق تَسْأل؟
Hediyelik eşya alacağım. سَأشْتََرِى الْهَدِيَّاتِ.
Kadın elbiseleri nerede satılır? اَيْنَ يُبَايِعُ مَلَابِسَ النِّسَاءِ؟
Bu kumaşın türü nedir? مَا صِنْفُ هَذَا الْقُمَاشِ؟
Bu kumaş ipek, şu pamuktandır. هَذَا الْقُمَاشِ مِنْ حَرِير. ذَاكَ مِنْ قُطْنٍ
Bu gömleğin ölçüsü ne? مَا مَقَاصُ هَذَا اْلفُسْتَان؟
Orta مُتَوَصِّطٌ
Bu ondan küçük mü, büyük mü? هَذَا اَصْغَرُ مِنْ ذَاك امْ اَكْبَرُ؟
Bunun fiyatı nedir? مَا سَعْرُهُ؟
Bu kaça? بِكَمْ هَذَا؟
Üç milyon lira. ثَلاثَ مَلايين ِليَرة
Bu çok pahalı değil mi? أَلَيْسَ غَال كَثِير هَذَا؟
Gerçekten çok ucuz. رَخِيص كَثيِر جدًّا
Son fiyat ne olur? مَا هُوَ آخِرُ الَّسعْرِ؟
Senin için iki milyon yedi yüz elli. لَكَ بمِلْيُنَينِ وَ سَبْعُمِائَة وَ خَمْسِينَ.
Bana iki çorap ve bir de buluz ver. هَاتِنِي جَوَارِبَينِ وَ بُلُوزَة اَيْضًا.
Baş üstüne. عَلىَ رَأْسي
İç çamaşırı bulunur mu? هَلْ ثَوْبٌ دَاخِلِيّ مَوْجُودَة؟
Ne renk istersiniz? مَا لَوْنهُ تُرِيدُون؟
Bu gömlek dar. هَذَا الْقَمِيسُ ضَيِّقٌ.
Daha genişi yok mu? اَلا اَوْسَعُ مَوْجُود؟
Kredi kartı geçer mi? هَلْ بطَاقة اعتماد مَقْبُولَة؟
Yiyecek bir şeyler almak istiyoruz. نُرِيد اَنْ نَشْتَرِ بِمَا نَطْعَمُ.

Eczanede: في الصيدالية
İlaç دَوَاء
İlaçlar اَدْوِيَة
Sizde bu ilaçlar bulunur mu? هَلْ تُوجَد لَدَيْكُمْ هَذِهِ الْاَدَوِيَّة؟
Evet, var. نَعَمْ تُوجَد.
Onları istiyorum. اُرِيدُهَا
Derhal. فَوْرًا
Bu ilaçlar nasıl kullanılır? كَيْفَ يُسْتَعْمَل هَذِهِ الْاَدَوِيَّة؟
Bu habı sabah akşam yemekten sonra al. تَنَاوَل هذا الْحَب بَعْدَ الْفُتُور وَالْعَشاء.
Bu şurubu yemeklerden sonra bir kaşık iç. اِشْرَبْ هَذا الَّشرَاب بَعْدَ كُلِّ الطَّعَام مِلْعَقَة.
Bu ilacı yemekten önce biraz suyla alacaksın. سَتَنَاوَلُ الَّدوَاء قَبْلَ الَّطعَامِ بِالْمَاءِ قَلِيل
Bu bir merhemdir. هذا مَرْهَم.
Yüz ve el kremi istiyorum. اُرِيدُ مَرْهَم لِلْوَجْهِ وَ لِلْيَدَيْن.
Kaç damla? كَمْ قَطْرَة؟
Bu ilaçlar arasında iğne yok değil mi? اَلَيْسَ لا مَوْجُود حُقْن فِي هَذِه الاَدْوِيَة؟
Eczacıyla konuşmak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَتَكَلَّمَ الصَّيْدَلانِي
Bu hapları aç karnına iç. اِشْرَبْ بِبَطْنِ جَائِع هَذا الْحُبُوب
Allah şifa versin. شِفَيكَ الله

7

Mayıs
2012

Arapça-2

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  677 Kez Okundu

Evde: في الْبَيْتِ
Eviniz nerede? اَيْنَ مَنْزِلُكَ؟
Nerede oturuyorsun? اَيْنَ تََسْكُنُ؟
Eviniz müstakil mi, daire mi? أ مَنْزِلُكُمْ مستقل اَوْ شَقَّة؟
Kendi eviniz mi, kira mı? أ الْمَنْزِلُ لَكُم اَمْ مُأجَّر؟
Eviniz kaç odalı? كَمْ غُرْفَة فِي دَارِكُم؟
Oturma odası geniş mi? هَلْ وَاسِعَةٌ غُرْفَةُ الْجُلُوس؟
Ev işyerine yakın mı? هَلِ الدَّار قَرِيب مِنْ مَكانِ الْعَمَل؟
Ev kiralamak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اِسْتَأجِرَ الشقة.
Bana ev adresini ver. هَاتِنيِ عُنْوَانَ مَنْزِلِكَ.
Dairen güzel mi? هَلْ جَمِيلَة شَقَّتُك؟
Dairemde bir salon, bir yemek odası, bir misafir odası, bir yatak odası, bir mutfak, tuvalet ve banyo var. في شَقَّتِي صَالُون وَغُرْفَة أَكْل وَ غُرْفَة ضُيُوف وَ غُرْفَة نَوْم وَ مَطْبَخ وَ دَوْرَةُ الْمِيَاهِ وَ حمَّام.
Dairenin balkonu var mı? هَلْ فِي شَقَّتِكَ شُرْفَة؟
Bakkal size yakın mı? هَلْ البَقَّالة قَرِيبَة مِنْكُمْ؟
Burada kiralık ev bulunur mu? هَلْ هُنَا يُوجَد بَيْتٌ مُأجَّرٌ؟
Bilmiyorum, aramalısınız. لا اَدْرِي يَجِبُ عَلَيْكُمْ اَنْ تَبْحَثُ عَنْهُ.
Market, eczane, lokanta, kahve, manav evime uzak değil. لَيْسَ بَعِيد عَنْ مَنْزِلِي السُوقُ الْمَرْكَزِي وَالصَّيْدَلِيَّة وَ الْمَطْعَم وَ الْمَقْهَى وَ دُكَّانُ الْخُضَرِي.
Ben evde kalmıyorum. Otelde kalıyorum. اَنَا لا اَسْكُنُ فِي الْمَنْزِلِ اَسْكُنُ فِي الْفُنْدُقِ.
Erciyes oteli nerede kalıyor? اَيْنَ يَقَعُ فُنْدُق اَرْجِيَس؟
Allah’a ısmarladık. مَعَ الَّسلامَة.
Görüş Açıklama: احساس الرأي
Bu konuda görüşün nedir? مَا رَأْيُك فِي هَذِهِ الْمَسْئَلَة؟
Aynen size katılıyorum. اَشْتَرِكُ بِكَ نَفْسًا.
Sizinle aynı kanaatte değilim. لَسْتُ مُطَابِقًا مَعَكُمْ.
Ben sizden biraz farklı düşünüyorum. اُفَكِّرُ مُفَرِّقًا قَلِيل مِنْكُم.
Sizce de öyle değil mi? اَفَلَيْسَ كذالك لَدَيْكُمْ؟
Ama herkes öyle düşünüyor. وَلَكِنَّ يُفَكِّرُ كذالك كُلُّ الَّناس.
Kim ne derse desin, gerçek budur. مَنْ لَيَقُلْ مَاذَا َيقُول الْحَقُّ هَذَا.
Bana göre konu kapanmıştır. عِنْدِي الْمَوْضُوع اِنْتَهَى.
Siz de onun gibi mi düşünüyorsunuz? وَ اَنْتُمْ تُفَكِّرُون مِثْلَه؟
Evet, her söylediğine kefilim. نَعَمْ اَنا كَفِيل كُلَّ مَا يَقول.
Olaya bir de bu açıdan bakalım.. وَلِنَنْظُرْ الْوَاقِعَة مِنْ هَذِهِ الزَّاوِيَة
Eminim, bunu hiç duymadınız. اَنَا مُتَأَكِّد مَا سَمِعْتَ هَذا قَطّ.
Tam emin değilim. لَسْتُ مُتَأَكِّد تَامًّا.
Size katılmıyorum. لَسْتُ مَعَكُمْ
Ne gibi. مِثْلُ مَاذَا؟
Gümrükte: في الجمرك
Nerelisin? مِنْ اَيْنَ اَنْتَ؟
Türkiyeliyim. اَنَا مِنْ تُرْكِيَة.
Pasaportun nerede? اَيْنَ جَوَازُ سَفَرِكَ؟
İşte, buyrun! هَا هُوَ تَفَضَّل.
Lütfen ismin… مِنْ فَضْلِكَ اِسْمَكَ ..
İsmim Furkan. اِسْمِي فُرْقَان.
Seninle kimse var mı? هَلْ مَعَك اَحَد؟
Yanımda eşim, oğlum ve kızım var. مَعِي زَوْجَتيِ وَ ابْنيِ وَ بِنْتي.
Burada kaç gün kalacaksınız? كَمْ يَوْمًا سَتَبْقَى هُنَا.
İki ay kalacağım. سَأَبْقَى شَهْرَينِ.
Güzel, pasaportunu al! طَيِّب خُذْ جَوَاز سَفَرِك.
Bu eşyalar senin mi? هَلْ هَذِهِ الْاَمْتِعَة لَك؟
Evet benim. نَعَمْ لِي.
Gümrüğe tabi bir şeyin var mı? هَلْ عِنْدَكَ شَيْءٌ تَابِعٌ ِللْجُمْرُك؟
Bilmiyorum. لا اَدْرِي.
Bu çantayı açar mısın? هَلْ تَفْتَح هَذِهِ الْحَقِيبَة؟
Buyurun! َتفَضَّل
El çantanı da aç! اِفْتَحْ حَقِيبَتَكَ الْيَدَوِيَّة
Onda yalnız elbiselerim var. فِيهَا مَلابِسِي فَقَط.
İyi onu al! طَيِّب. خُذْهَا.
İlginize teşekkür ederim. شُكْرًا عَلَي عَلاقَاتِكَ الَّطِّيبَة
Bir şey değil. عَفْوًا
Hava alanı yakın mı? هَلْ قَرِيب مِنْ هُنا مَطار؟
Pilot nerede? اَيْنَ الطَّيَّار؟
Uçak ne zaman kalkacak? مَتَي سَيَرْتَفِعُ الَّطيَّارَة؟
Çanta yanında mı? هَلْ عِنْدَك الْحَقِيَبتُك؟
Tren hızlı mı? هَلِ الْقِطار سَرِيع؟
Tren istasyonu buradan uzak mı? أَ بَعِيد عَنْ هُنا مَحَطَّةُ الْقِطَار؟
Bu gümrüğe tabi mi? أ هذا تابِع لِلْجُمْرُك؟
Hayır, o gümrükten muaf. لا هُوَ مُعْفَاة عَنِ الْجُمْرُك.
Pasaport lütfen مِنْ فَضْلِك جَوازَ سَفَرِك
Bekleme salonu nerede? اَيْنَ صَالَةُ الْاِنْتِظَار؟
Hava yoları acentesini arıyorum. اَبْحَثُ عَنْ وَكَالَةَ الطَّيَرَان.
Hal Hatır Sorma:
Selamun Aleykum. اَلسَّلامٌ عَلَيْكُمْ
Aleykum selam. وَ عَلَيْكُمُ السَّلامُ.
Nasılsın kardeşim? كَيْفَ حَال يا اَخِي؟
Elhamdü lillah iyiyim. Ya sen? اَلْحَمْدُ للهِ اَنَا بِخَيْر. وَ اَنْتَ؟
Allah’a hamdolsun ben de iyiyim. وَالْحَمْدُ لَِّلهِ اَنَا بِخَيْر اَيْضًا
Nereden geliyorsun? مِنْ اَيْنَ اَنْتَ قَادِم؟
İstanbul’dan geliyorum. اَنَا قَادِم مِنْ اِسْتانْبوُل.
Nereye gidiyorsun? اِلَي اَيْنَ اَنْتَ ذَاهِب؟
Ankara’ya gidiyorum. اَنَا ذَاهِب اِلَي آنْقَرَة.
Niçin Ankara’ya gidiyorsun? لِمَاذَا اَنْتَ ذَاهِب اِلَي آنقرة؟
Amcamı görmek için لِاَزُورَ عَمِّي.
Görüşürüz. اِلَي الْلِقَاءِ.
Hastanede: في المستشفي
Hastane nerede? اَيْنَ الْمُسْتَشْفَي؟
Bir ambulans lütfen. مِنْ فَضْلِك الاَسْعاف
Doktor istiyorum. اُرِيدُ الطَّبِيبَ.
Hastayım bana ne oldu bilmiyorum. اَنَا مَرِيدٌ . لا اَعْرِفُ مَااَصَابَنِي؟
Başım ağrıyor. اَشْعَرُ اَلَمًا فِي رَئْسِي.
Ağzını aç ve dilini çıkar! اِفْتَحْ فَمَك …َ اُخْرُجْ لِسانَك…
Sırt üstü yat ve nefes al! اُرْقُدْ عَلَي ظَهْرِكَ وَ تَنَفَّسْ.
Hastalığım nedir doktor? مَا مَرَضِي يَا طَبِيبِ؟
Ölecek miyim? أَ سَاَمُوتُ؟
Allah bilir. اَللهُ اَعْلَمْ.
Önemli değil, korkma! لا بَأْسَ بِهِ, لاَ تَخَفْ
Ne zaman beri hastasın? مُنْذُ مَتيَ مَرَضْتَ؟
İki günden beri. مُنْذُ يَوْمَيْنِ
Her hangi bir ilaç aldın mı? هَلْ تَنَاوَلْتَ اَيُّ دَوَاء؟
Hayır, sadece aspirin aldım. لا, تَنَاوَلْتُ آسبيرين فَقَطْ.
Sana bazı ilaçlar yazacağım. سَأَصِفُ لَكَ بَعْضَ الادْوِيَة.
Karnımda şiddetli bir ağrı hissediyorum. اَشْعَرُ اَلَمًا شَديدًا فِي بَطْنِي
Gribe yakalanmışsın. اَصَابَكَ الزُُّكَام.
Kulak burun boğaz uzmanına gitmen gerekir. يَجِبُ عَلَيْك اَنْ تَذْهَبَ اِلَي مُتَحَصِّصِ فِي اَمْرَاضِ الْأُذْنِ وَ الأَنْفِ وَ الْحَنْجَرَة.
Hastamızın şikayeti nedir? مَا هِيَ شَكْوَي الْمَرِيدِنَا؟
İlk önce elbiseni çıkar ve buraya uzan. اِخْلَعْ ثِيَابَك فَمدِّد هُنَا اَوَّلًا.
Sana acil şifalar dilerim. اَرْجُو شِفَاءً عَاجِلاً

Hobiler Hakkında:
Hobin nedir? مَا هِوَايَتُك؟
Hobim, Okumak, futbol ve müzik dinlemek هِواَيَتي قِرَائَة وَ لُعْبَة الْقَدَمِ وَ اسْتِمَاع المْوُسِيقِي
Boş vaktinde ne yapmayı tercih edersin? مَاذَا تُفَضِّلُ اَنْ تَعْمل في وَقْتِ الْفَارِغك؟
Ben dolaşmayı her şeye tercih ederim. اَنَا اُفَضِّلُ تَنَزَّهَ عَلَي كُلَّ شَيْءٍ

İş yerinde:
Nerede çalışıyorsun? اَيْنَ تَعْمَلُ؟
Otomobil fabrikasında çalışıyorum. اَعْمَلُ فِي مَصْنَعِ السَّيَّارة
Orada işin nedir? مَا اَمْرُك هُنَاك؟
Orada işçiyim. اَنَا عاَمِل هُنَاك.
Türkiye’de insanlar nerede çalışır? اَيْنَ يَعْمَلُ النَّاس فِي تُرْكِياَ؟
Türkiye’de insanlar bir çok işte çalışır. Bir kısmı tüccardır, bir kısmı işçi, bir kısmı memur ve bir kısmı da çifçidir. يَعْمَلُ النَّاس فِي عَمَلٍ كَثِيرٍ فِي تُرْكِيَا. بَعْضُهُمْ تَاجِرٌ و بَعْضُهُمْ عُمَّالٌ وَ بَعْضُهُمْ مُوَظَّفٌ وَ بَعْضُهُمْ فَلَّاحٌ.
Türkiye’de insanlar ne kadar maaş alırlar? كَمْ لِيرة يَأْخُذُ راَتِب شَهْرِيّ؟
Gerçekten çok değişiktir. Bir kısmının geliri çok düşük, bir kısmı da ihtiyacından fazla ve haksızca maaş alır. مُخْتَلِف كَثِير جِدّاً.مِنْ بَعْضِهِم مَعِيشَتُهُ ضَيِّقٌ جِدًّا وَ بَعْضُهُمْ يَأخُذُ راتب شهري اَكْثَر مِمَّا يحتاج اليه وَ بغَيْرِ حَقٍّ .

Poliste: في مركز الشرطة
İmdat! اَلنَّجْدَة!
Polis istiyorum. اُرِيدُ شُّرْطَة
Neyin var? مَالَك؟
Nerede oturuyorsun? اَيْنَ تَسْكُنُ؟
Tam adresin nedir? عُنْوَانُكَ كَامِل؟ مَا
Talas Cad. Burcu Apt. 1. Kat عِمَارَة بوُرْجُو الطَّابِق شَارِع طَلاَس الْاَرْضِي
Numarası Kaç? مَا رَقَمُهَا ؟
numara …… …..ُ اَلرَّقَم
Telefonun var mı? هَلْ عِنْدَكَ هَاتِف؟
evet, 1234567 نَعَمْ ١٢٣٤٥٦٧
Hüviyetini ver! اَعْطِنِي هُوِيَّتَك؟
Buyur! تَفَضَّل…
Çantam ve pasaportum çalındı. سُرِقَ الْخَقِيبَتِي وَ جَوَازَ سَفَرِي
Çantanı nerede kaybettin? اَيْنَ فَقَدْتَ خَقِيبَتَك؟
Çarşıda kuyumcu dükkanının önünde. فِي السُّوق اَمَامَ الدُّكَّان الْجَوَاهِر
Birinden şüpheleniyor musun? هَلْ تَشُكُّ فِي اَحَدٍ؟
Olay anında yanında kim vardı? مَنَ عِنْدَك حِين الْحادثة؟
Hatırlamıyorum. لاَ اُذَكِّرُ
Üzülme Allah’ın izniyle onu bulacağız. لاَ تَأْسَفْ سَنَجِدُهاَ بِاِذْنِ الله

Lokantada:
Afedersiniz, en yakın lokanta nerede? مِنْ فَضْلِك, اَيْنَ الْمَطْعَمُ الْاَقْرَب؟
hoş geldiniz, buyrun! اَهْلاً وَسَهْلاً, تَفَضَّلوُا…
Ahmet Bey ne alırsınız? مَاذَا تَتَنَاوَلُونَ يا سَيِّد اَحْمَد؟
Önce mercimek çorbası lütfen… مِنْ فَضْلِك..شُورْبَة عَدَس اَوَّلاً
Ondan sonra yemek olarak ne tercih edersiniz? مَاذَا تُفَضِّلُون طَعَامًا بَعْدَ ذَالِك؟
Şiş kebap ve salata getir! هَاتِ شِيشْ كَبَاب وَ سَلاطَة!
Afedersiniz, bize bakar mısın? مِنْ فَضْلِك هَلْ تَنْظُراِلَيْنَا؟
Salata ve biber istiyoruz! نُرِيدُ سَلاَطَة وَ فُلْفُل
Pilav üstü tavuk lütfen! مِنْ فَضْلِك الدَّجَاج عَلي الرُّوز
Portakal suyu alabilir miyim? هَلْ اَتَنَاوَل عَصِيرَ الْبُرْتَقَال؟
Mutfağınızda ne var? مَاذَا يُوجَد فِي مَطْبَحِكُمْ؟
Mutfağımızda, kızarmış veya haşlanmış yumurta, meyve suyu, bal, reçel, peynir, tavuk çorbası ve soğuk et var. فِي مَطْبَاحِنَا بَيْضٌ مَقْلِيٌّ اَوْ مَسْلُوقٌ وَ الْعَصِير وَ الْمُرَبَّي وَ الْسْل وَ الْجُبْن وَ حِسَاءَ الدَّجَاج وَ لَحْم بَارِد؟
İçecek olarak ne istersiniz? مَاذَا تُرِيدُونَ مِنَ الْمَشْرُوبَات؟

Alışveriş (kasap, manav, mağaza):
Çarşı nerede? اَيْنَ السّوُق؟
Ne alacaksın? مَاذَا تَشْتَرِي؟
Biraz yiyecek ve giyecek alacağım. سَاَشْتَرِي بَعْضَ الطَّعَام وَالْمَلابِيس.
Yakında bir kasap dükkanı var mı? أَ قَرِيب هُنَا دُكَّان الْجَزَّار؟
Yarım kilo koyun eti, bir kilo sığır eti istiyorum. اُرِيدُ نِصْف كِيلُو لَحْم حَرُوف و كِيلُو لَحْم بَقَرَة.
Kıyma mı, kuşbaşı mı? اَ لَحْم مَفْرُوم اَمْ قِطْعَة لَحْم؟
Balık ve tavuk nerede satılır? اَيْنَ يُبَايَع سَمَك وَ دجَاجَة؟
Burada taze meyve sebze bulunur mu? هَلْ يُوجَدْ هُنَا فَوَاكِهَ وَ خُضَر ؟
Ne gibi? مِثْلُ مَا؟
Muz, elma, portakal, üzüm, armut, ayva, domates, kaysı, kavun, karpuz, salatalık, marul, yeşil biber, acı biber, bakla, patates, patlıcan, taze fasulye… مَوْزَة, تُفَّاحة, بُرْتَقَال, عِنَب, كُمَّثْرَي, سَفَرْجَل, طَمَاطِم, مِشْمِش, شَمَّام, بِطِّيخ, خِيَار, خسّ, فُلْفُل اَخْضَر, فُلْفُل حَار, فُول, بَاطَاطَا, بَاذِنْجَان, فَاصُولْيَا خُضْرَاء…
Ekmek ve çay bulunur mu? هَلْ يُوجَد خُبْز وَ شَاي؟
Lütfen ondan bir kilo verin. مِنْ فَضْلِك اَعْطِنِي كِيلو وَاحد مِنْهُ.
Bu Kaça? بِكَمْ هَذَا؟
Onu istiyorum. اُرِيدُ ذَالِك!
Toplam fiyatı ne kadar? كَمْ جُمْلَةُ الثَّمَن؟
Bu çok pahalı değil mi? اَلَيْسَ هَذَا غَالٍ كَثِير؟
Hayır, bilakis bu çok ucuz. لا, بَلْ هَذَا رَخِيص جِدًّا
Biraz indirim yapamaz mısınız? اَ لَيْسَ مُمْكِن اَنْ تفْعَلَ التَّنْزِيل قَليِل؟
Buyurun parası! تَفَضَّل نُقُودُهُ!
Üzerime kıyafet almak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَشْتَرِي لِبَاس عَلَيَّ.
Haydi bir mağazaya gidelim. حَيَّ نَذْهَب اِليَ دُكَّان مَلابِس
Sizde İpek gömlek bulunur mu? هَلْ عِنْدَكُمْ قَمِيص حَرير؟
Hayır, bizde pamuklu kumaştan var. لاَ , عِنْدَنَا مِنْ قُمَاش قُطْن.
Kızım için entari almak istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَشْتَرَ فُسْتَان لِبِنْتِي.
Bu ceketin ölçüsü nedir? مَا مَقَاسُ هَذَا السِتْرَة؟
Paltonun ölçüsü orta’dır. مَقَاس الْمِعْطَف مُتَوَسِّط
Dört çorap bir de buluz kaç lira? كَمْ لِيرَة اَرْبَعة جَوَارِيب وَ بُلُوزة اَيْضًا
Son fiyat nedir? مَا آخِر السَّعر؟

7

Mayıs
2012

Arapça-3

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  751 Kez Okundu

Okulda: في المدرسة
Hangi okulda okuyorsun? فِي اَيِّ الْمَدْرَسَة تَدْرُس؟
Lisede okuyorum. اَدْرُس فيِ الثَّانَوِيَّة
Hangi dilde eğitim yapıyorsunuz? بِاَيِّ لِسَان تَدْرُسُون؟
Türkçe eğitim yapıyoruz. نَدْرُس بِلِسَان التُّركِي.
Dersler zor mu? اَ دُرُوسُكُم صَعْب؟
Hayır dersler bana çok kolay geliyor. لاَ, الدُّرُوس سَهْل جِدًّا لِي.
Hangi dersi daha çok seviyorsun? اَيُّ الدَّرس اَحَبٌّ اِلَيْك؟
Matematik ve Arapça’yı daha çok seviyorum. الرِّيَاضِية وَاللُّغَةُ الْعَرَبِية اَحَبّ اِلَيَّ.

Otelde: في الفندق
Boş odanız var mı? هَلْ لَدَيْكُمْ غُرْفَة فَارِغَة؟
Tutmak ister misin? نَعَمْ, لَدَيْنَا. هَلْ تَطْلِبُ الْاِسْتِئْجَار؟
Evet, mümkünse… نَعَمْ اِنْ اَمْكَن..
Odanızın nasıl olmasını tercih edersiniz? كَيْفَ تُفَضِّل اَنْ تَكُنَ غُرْفَتَك؟
Odamın birinci katta olmasını tercih ederim. اُفَضِّلُ اَنْ تَكُونَ غُرْفَتِي فِي الطَابِقِ الْاَوَّل.
Memnuniyetle… بِكُلِّ سُرُور
Odayı görmek ister misin? اَ تَرْغَبُ فِي رُئْيَةِ الْغُرْفَة ؟
Lütfen! مِنْ فَضْلِك..
Üç günlük ücreti ne kadar? كَمِ الْاُجْرَة لِثَلاثَة اَيَّام؟
Yüz Amerikan doları. مِائَة دُولَار اَمْرِكِي.

Postanede: في المكتب البريد
Afedersiniz, Postane Nerede? مِنْ فَضْلك, اَيْنَ مَكْتَب الْبَرِيد؟
Bu mektubu Türkiye’ye göndermek istiyorum. اُرِيد اِرْسَالًا هَذِهِ الرِّسَالَة اِليَ تُرْكِيَة.
Sizde Pul bulunur mu? هَل يُوجَد عِنْدَكُم طَوابِع؟
Türkiye’den bana bir mektup gelecekti. Bakmanız mümkün mü? كَانَ سَيَجِئُني رسالة مِن تركية. هل يُمْكِنُ اَنْ تَلْحَظ؟
İlgilendiğiniz için teşekkür ederim. شُكْرًا لَكُمْ لِاِهْتِمَامِكُمْ

Selamlaşma : التحيات
Selamun Aleykum. اَلسَّلام عَلَيْكُمْ
Aleykum selam. وَ عَلَيْكُمُ السَّلاَم
Merhaba. مَرْحَبَا
Hoş geldiniz. اَهْلاً بِكُمْ
Hoş bulduk. اَهْلاً وَ سَهْلاً
Günaydın. صَبَاحُ الْخَيْر
Günaydın. صَبَاحُ النُّور
İyi Akşamlar. مَسَاءُ الْخَيْر
İyi Akşamlar. مَسَاءُ النُّور
İyi Geceler. لَيْلَة سَعِيدَة
Görüşmek üzere! اِلَي اللِّقَاءِ
Güle güle. مَعَ السَّلاَمَة
Allah’a ısmarladık. مَعَ السَّلاَمَة
Allah’a emanet ol! فِي اَمَانِ اللهِ
Kendine iyi bak! اِنْتَبِهْ لِنَفْسَك

Seyahatte: في السفر
Nereye gidiyorsunuz? الَي اَين اَنتَ ذَاهِب؟
Hac için Mekke’ye gidiyorum. اَنَا ذَاهِب اِلَي مَكَّة لِلْحَجِّ
Gerekli malzemeleri aldınız mı? هَل اَخَذْتَ الجهاز الذي نهتاج اليه
Uçakla mı gideceksiniz, otobüsle mi? اَ تَذْهَبوُنَ بِالطَّائِرَةِ اَوْ بِالْحَافِلَةِ؟
Uçak biletleri cebimdeydi. Ama şimdi bulamıyorum. كَانَ التَّذَاكِرُ الطَّائِرَةِ فيِ جَيْبيِ وَلَكِنَّ لاَ اسْتَطِيعُ اَنْ اَجِدَ الْآنَ.
Afedersiniz, Su alabilir miyim? مِنْ فَضْلِكَ, يُمْكِنُ اَخْذُ المْاَءَ؟
Nerede mola vereceğiz? اَيْنَ تَوَقُّف قَصِير؟
İçim bulandı, galiba çıkaracağım.
Kaç saatte varırız oraya? فِي كَمْ سَاعَة نَصِلُ هُنَاك؟
Yaklaşık 20 saatte. تَقْرِيباً عِشْرُونَ سَاعَة
Okumak için bir gazete istiyorum. اُرِيدُ جَرِيدَةً لِاَنْ اَقْرَاَ.
Hangi dergiler var? اَيُّ مَجَلّات مَوْجُود؟
Bir küçük bardakta kahve lütfen! من فضلك, قهوة في فنجان صغير.
Sütlü mü olsun? هل مَعَ الْحَلِيب؟
Hayır, sade istiyorum. لا , اُريد خَالِصًا

Tanışma: تَعَارُف
Merhaba مَرْحَبًا
İsmim Kemal. اِسْمِي كَمَال.
Ya sizin isminiz… وَ اِسْمُكَ الْكَرِيم…
Seni Selami ile tanıştırayım. اَعَرِّفُكَ عَلَي سَلامي.
Tanıştığımıza memnun oldum. سُرِرْتُ بِمَعْرِفَتِك.
Bize kendinizden bahseder misiniz? سَمِّعْنَا شَيْئًا عَنْكَ
Ben Edebiyat Fakültesinde öğrenciyim. اَنَا طَالِبٌ فِي كُلِّيَة آدَاب
Türkiye’den geldim. اَنَا جِئْتُ مِنْ تُرْكِيا
Ailem de Türkiye’de yaşıyor. وَ اُسْرَتِي تُقِيمُ فِي تُرْكِيا
Siz ne iş yaparsınız? وَ مَا مِهْنَتُكَ؟
Ben Arapça öğretmeniyim. اَنَا مُعَلِّمُ اللُّغَةَ الْعَرَبِيةَ
Nerede oturuyorsunuz? اَيْنَ تَسْكُنُ؟
……….de oturuyorum. اَسْكُنُ فِي ………
Ailenizle beraber mi? هَلْ مَعَ اُسْرَتِك؟
Evet. Ailemle beraber. نَعَمْ مَعَ اُسْرَتِي.
Babanız ne iş yapıyor? مَا مِهْنَتُ اَبيِكُمْ؟
O, doktor. هُوَ طَبِيبٌ
Kaç erkek ve kız kardeşin var? كَمْ لَكَ اِخْوَة وَ اَخَوَات؟
Sadece bir erkek kardeşim var. لِي اَخٌ فَقَط.
Kaç yaşında? كَمْ سَنَة عُمْرُهُ؟
11 Yaşında. عُمْرُهُ اَحَدَ عَشَرَ سَنَةً.

Tatilde: في العطلة
Yaz tatilinde nereye gideceksin? اِليَ اَيْنَ سَتَذْهَبُ فِي الْعُطْلََة ِالصَّيْف
Bilmiyorum. Henüz karar vermedim. لاَ اَعْرِفُ, لَمْ اُبْرِمْ.
Burada kaç gün kalacaksın? كَمْ يَوْمًا سَتَمْكُثُ هُنَا؟
Burada iki hafta kalacağım. سَاَمْكُثُ هُنَا اُسْبُعَيْن
Tatilini nerede geçirdin? اَيْنَ قَضَيْتََ عُطْلَتَك؟

Yol Tarifi ve Yolda (taksi tutma, dolmuşa binme, ulaşım araçları, tren istasyonunda): تعريف الطريق
Afedersiniz, Müzeye nasıl gidebilirim? مِنْ فَضْلِك, كَيْفَ اَسْتَطِيع اَنْ اَذْهَب اِلي الْمَتْحَف؟
Bu yoldan dosdoğru git, sonra sağa dön. Onu orada göreceksin. سِرْ مُسْتَقِيمًا مِنْ هَذَا الطَّرِيق ثُمَّ اِنْعَطِفْ يَمِينًا.فَسَتَرَيهُ هُنَاك.
Nereye gitmek istiyorsunuz? اِلَي اَيْنَ تُرِيدُون السَّفَر؟
Cidde’ye اِلَي جِدَّة
İşte adres, bizi oraya götür. هَا هُوَ الْعُنْوَان.. اِذْهَبْ بِنَا هُنَاك!
Borcum ne kadar? كَمْ عَلَيَّ مِنَ النُّقُود؟
Borcun 5 milyon lira. عَلَيك خَمْسَ مَلاَيِينَ لِيرَة.
Bu çok değil mi? اَ لَيْسَ كَثِيرَة؟
Kesinlikle, bu resmi tarifedir. كَلاَّ هَذِهِ تَعْرِفَة رَسْمِية
Otomobil kiralamak istiyorum. اُرِيدُاَنْ اَسْتَئْجِرَ سَيَّارَة؟
Kaç günlüğüne istiyorsunuz? لِمُدَّةِ كَمْ يَوْمًا تُرِيدُون؟
Üç günlüğüne… لِمُدَّة ثَلاَثَة اَيَّام.
Buyrun ücretini تَفَضَّل هَا هِيَ الْاُجْرَتِهَا!
Buyrun, arabanın anahtarı! تَفَضَّل مِفْتَاحِ السَّيَّارَة!
Oraya nasıl gidebilirim? كَيْفَ اَصِلُ هُنَاك؟
Otobüsle gidebilirsiniz. تَصِلُ هُنَاك بالْحَفِلَة
Sola dön اِنْعَطِفْ شِمَالاً
Caddeyi geç اُعْبُرِ الشَّارِع
Önündeki kavşağı geç. اِقْطَع قُدَّامَك دَوَّارًا
Ahmet Bey hangi sokakta oturuyor? بِاَي زُقَاق يَسْكُن سَيِّد اَحْمَد؟
Bilmiyorum. لا اَدْرِي .
Niye soruyorsun? لِمَ تَسْئَل؟

Ziyaret Yerleri: محلاة الزيارو
Buradaki ziyaret yerlerini bana gösterir misiniz? هَلْ تُدِلُّنِي مَحَلِّ الزِّيَارَات هُنَا؟
Memnuniyette. بِكُلِّ سُرُور.
Nereleri görmek istiyorsunuz? اَيُّ مَكَانٍ تُرِيدُ اَنْ تَزُورَ؟
Tarihi ve doğal mekanlar, müzeler, eski camiler, türbeler, çarşılar ve kültür merkezlerini görmek istiyorum. اُرِيدُ اَنْ اَرَ اَمَاكِنَ التَّارِيخِي وَ الطَّبِيعِي وَ مَتَاحِف وَالْمَسَاجِدَ الْقَدِيم وَ التُّرَب وَ اَسْوَاق وَ مَرَاكِزَ الثَّقَافِيّ.
Buraya yakın. قَرِيب مِنْ هُنَا.
Buraya uzak. بَعِيد عَنْ هُنَا.
Güle güle مَعَ السَّلامَة

Günlük dilde sık kullanılan kelimeler:

Türkçe okunuş Arapça
Evet neam نَعَمْ
Hayır lâ لا
Teşekkür ederim şukran شُكْرًا

Özür dilerim. âsif آسِفْ
Çok teşekkür ederim. Şukran cezilen ُشكْرًا جَزِيلًا
Günaydın Sabahul hayr صَبَاحُ الْخَيْرِ
İyi akşamlar Mesaul hayr مَسَاءُ الْخَيْرِ
Hoş geldiniz. Ehlen اَهْلاً
Allah’a ısmarladık
güle güle Measselâme مَعَ الَّسلَامَةِ
Taksi taksi تَاكْسِي

Örnek Cümleler:

Soru Kelimeleri:
Türkçe Okunuşu Arapça
….mi, mı? E, ءَ , اَ
…mi, mı? Hel هَلْ
Ne? Mâ مَا
Ne? Mâzâ مَاذَا
Nerede? Eyne اَيْنَ
Hangi? Eyyu اَيُّ
Niçin? Limâzâ لِمَاذَا
Ne zaman? Metâ َمتَي
Nasıl? Keyfe كَيْفَ
Kaç? Kem كَمْ
Nasıl, ne zaman? Ennâ َانَّي
Niye? lime لِمَ

Örnekler:
Adın Ne? Mâ ismuk? مَااسْمُكَ؟
Nasılsın? Keyfe haluk? كيف حالك؟
Sen Ali misin? Hel ente Ali? هل انت علي؟
Evet ben Aliyim. Neam ene Ali. نعم انا علي

7

Mayıs
2012

Arapça-4

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  634 Kez Okundu

Bazı Edatlar:

Önünde emâme اَمَامَ
Arkasında Halfe َخْلفَ
Üstünde Alâ عَلَي
Altında Tahte تَحْتَ
İçinde Fî فِي
…ye, ya, e, a İlâ ِاليَ
Üzerinde Fevka َفْوقَ
Yanında İnde عِنْدَ
Beraber Meâ مَعَ
İle Bi بِ….
Ve Ve وَ
Veya, yada Ev اَوْ
Ve, takiben Fe فَ….
Sonra Ba’de بَعْدَ
Önce Kalbe قَبْلَ
Daha sonra Sümme ثُمَّ
Gibi Kemâ كَمَا
Gibi Ke كَ…
İçin li لِ…

Sayılar:

Türkçe Okunuşu Arapça
Bir vahid واحد
İki isnân اثنان
Üç selâse ثلاثة
Dört erbea اربعة
Beş hamse خمسة
Altı sitte ستة
Yedi seb a سبعة
Sekiz semâniye ثمانية
Dokuz tis a تسعة
On aşera عشرة
On bir ehade aşer احد عشر
On iki isnâ aşer اثنا عشر
On üç selase aşer ثلاث عشر
On dört erba a aşer اربعة عشر
On beş hamse aşer خمسة عشر
On altı sitte aşer ستة عشر
On yedi seb a aşer سبعة عشر
On sekiz sitte aşer ستة عشر
On dokuz tis a aşer تِسْعَة عشر
Yirmi işrûn عِشْرُونَ
Yirmi bir vahid ve işrûn واحد و عشرون
Yirmi iki isnân ve işrûn اثنان وعشرون
Yirmi dokuz Tis’a ve işrûn تسعة وعشرون
Otuz sela sûn ثلاثون
Kırk erba ûn اربعون
Elli ham sûn خمسون
Altmış sit tûn ستون
Yetmiş seb ûn سبعون
Seksen semâ nûn ثمانون
Doksan tis ûn تسعون
Yüz mi e ماءة
Yüz bir Mie ve vâhid مِاءَةٌ و وَاحِدٌ
Yüz on Mie ve aşer مِاءَةٌ وَ عَشَرَ
Yüz on bir Mie ve vahid aşer مِاءَةٌ وَاَحَدَ عَشَرَ
Yüz yirmi Mie ve işrûn مِاءَةٌ وَعِشْرُونَ
Yüz yirmi beş Mie ve hamse ve işrûn مِاءَةٌ وَخَمْسَةٌ وَ عِشْرُونَ
İki yüz mietâni مِائَتَانِ
Üç yüz selâsü mie ثلاثماءة
Dört yüz erbâu mie اربعماءة
Beş yüz hamsu mie خمسماءة
Altı yüz sittu mie ستماءة
Yedi yüz seb u mie سبعماءة
Sekiz yüz semâni mie ثمانماءة
Dokuz yüz tis u mie تسعماءة
Bin elf الف
İki bin elfân الفان
Üç bin selâsü âlâf ثلاث آلاف
Dört bin erbâu âlâf اربع آلاف
Beş bin hamsu âlâf خمس آلاف
Altı bin sittu âlâf ست آلاف
Yedi bin seb u âlâf سبع آلاف
Sekiz bin semâni âlâf ثماني آلاف
Dokuz bin tis u âlâf تسع آلاف
On bin aşare âlâf عشر آلاف
On bir bin ehde aşar elf احد عشر الف
Yirmi bin İşrûne elf عِشْرُون َالْف
Yirmi bir bin Vahid ve işrûne elf وَاحِد وَ عِشْرُون َالْف
Yüz bin Mie ve elf ماءة و الف
İki yüz bin Mietâ elf مائتا الف

Sık Kullanılan Fiiller:

Türkçe Okunuşu Arapça
Aldı Ehaze اَخَذَ
İstedi Erâde اَرَادَ
Gönderdi Ersele اَرْسَلَ
Yedi Ekele اَكَلَ
Emretti Emera اَمَرَ
İnandı Âmene آمَنَ
Ağladı Bekâ بَكىَ
Açıkladı Beyyene بَيَّنَ
Geldi Câe جَاءَ
Etti, eyledi Ceale جَعَلَ
Oturdu Celese جَلَسَ
Çıktı Harece خَرَجَ
Girdi Dehale دَخَلَ
Gitti Zehebe ذَهَبَ
Gördü Raâ رَئىَ
Acıdı Rahime رَحِمَ
Sordu Se ele َسَئلَ
İskan etti Sekene سَكَنَ
İçti Şeribe شَرِبَ
Doğru söyledi Sadeka صَدَقَ
Namaz kıldı Sallâ صَلَي
Güldü Dahıke ضَحِكَ
Zannetti Zanne ظَنَّ
İbadet etti A bede عَبَدَ
Saydı Adde عَدَّ
Bildi Alime عَلِمَ
Çalıştı Amile عَمِلَ
Sözleşti Ahide عَهِدَ
Sevindi Feriha فَرِحَ
Yaptı Feale فَعَلَ
Dedi Kâle قاَلَ
Öldürdü Katele قَتَلَ
Okudu Kara e قرَاَ
Yazdı Ketebe كَتَبَ
Kazandı Kesebe كَسَبَ
İnkar etti, tanımadı Kefera كَفَرَ
Konuştu Kelleme كَلَّمَ
Engelledi, men etti Menea مَنَعَ
Başardı Neceha نَجَحَ
İndi Nezele نَزَلَ
Baktı Nezara نَظَرَ
Gerekti Vecebe وَجَبَ
Buldu Vecede وَجَدَ
Vaad etti Veade وَعَدَ
Yol gösterdi hedâ هَدَي

7

Mayıs
2012

Arapça-5

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  589 Kez Okundu

Renkler:

Beyaz Ebyad/beydâ اَبْيَض / بَيْضاء
Siyah Esved/sevdâ اَسْوَد / سَوْدَاء
Sarı Esfar/safrâ اَصْفَر / صَفْرَاء
Kırmızı Ahmer/hamrâ اَحْمَر / حَمْرَاء
Yeşil Ahdar/hardâ اَخْضَر / خَضْرَاء
Mavi Erzak/zerkâ اَزْرَق / زَرْقَاء
Gri Rasâsî رَصَصِى
Pembe Verdî وَرْدِى
Lacivert Erzak ğâmik اَزْرَق غَامِق
kahverengi Bunnî بُنِّى
Turuncu Burtukâlî بُرْتُقَاِلى
Açık renk Levn fâtih لَوْن فَاتِح
Koyu renk Levn ğâmik لَوْن غَامِق
Renk levn لَوْن

Zamanla İlgi Kelimeler:

Türkçe Okunuşu Arapça
Sabah Sabâh صباح
öğle Zuhr ظهر
İkindi Asr عصر
Akşam Mesâ مساء
Yatsı İşâ عشاء
Gündüz Nehâr نهار
Gece Leyl ليل
Dakika Dakîka دقيقة
Saat Sâa ساعة
Gün Yevm يوم
Hafta Usbû’ اسبوع
Ay Şehr شهر
Yıl Âm / sene عام / سنة
Asır, yüz yıl Asr عصر
Dün Emsi امس
Bugün Elyevm اليوم
Yarın Ğaden غدىً
Önceki gün Kalbe emsi قبل امس
Öbür gün Ba’de ğad بعد غد
Pazartesi Yevmul isneyn يوم الاثنين
Salı Yevmus sulesâ يوم الثلاثاء
Çarşamba Yevmul erbiâ يوم الاربعاء
Perşembe Yevmul hamîs يوم الخميس
Cuma Yevmul cum’a يوم الجمعة
cumartesi Yevmus sebt يوم السبت
Pazar Yevmul ehad يوم الاحد
Genellikle Umumen عُمُومًا
Bazen ehyânen اَحْياَنًا

Harf-i Cerler:

Cümle Türkçesi Arapçası
الي اّلسُوقِ e, a, ye, ya اِلىَ
وَاللهِ ما رَأَيْتُ Yemin وَ
اَلصَّلَاةُ خَيْرٌ مِنَ النومِ den, dan مِن
القرآن هديً لِلَّناسِ İçin لِ
انتَ كطبيبٍ لي. Gibi كَ
فوق العادة Üzerinde فَوْقَ
رَضِيَ اللهُ عَنْهُ Den, dan عَنْ
السّلامُ علي المسلمين Üstünde عَليَ
الجنة تحت اقدام الاُمُّهاتِ Altında تَحْتَ
بِالله بِاسم الله İle, e, a, yemin بِ
بين السماء و الارض arasında َبيْنَ
في الكتاب içinde فِى
مذ يوم الجمعة De, da, den beri مُذْ
منذ يوم الُبلُوغِ De, da, den beri مُنْذُ
جاءني الطالبون حاشا علي İstisna edatı, hariç, den başka, asla, katiyyen حَاشَا
Taki, e kadar حَتَّي
رُبَّ رجل عالم Olur ki, belki, nice, nadiren رُبَّ – رُبَّمَا
رأيتُ دروسي خلا واحد İstisna edatı, hariç, den başka, yalnız, ancak خَلا
لولا انتم َلكُنَّا مُؤْمِنِينَ Olmasaydı, olmamış olsa لَوْلا
جِأْتُكَ كَيْ تُكْرِمُونِي İçin, taki, diye, …den dolayı كَيْ
لَعَلَّ اللهُ يُأْتِيكُمْ الْعَقْلَ Umulurki, belki, ola ki لَعَلَّ
جَاءَ القومُ عَدَا طَارِق İstisna edatı, hariç, den başka عَدَا

7

Mayıs
2012

Arapça-6

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  477 Kez Okundu

Günlük Eşya İsimleri:

Havlu Minşefe مِنْشَفَة
Peçete Fûta فُوطَة
Mendil Mindîl مِنْدِيل
selpak Mindîl verîka مَنَادِيل وَرِيقَة
Palto Mi’taf مِعْطَف
Şemsiye Şemsiye شَمْسِيَّة
Yüzük Hâtem خَاتَم
Saat Sâa سَاعَة
Gözlük Nezzâre نَظَّارَة
Pantolon sirvâl سِرْوَال
Gömlek kamîs قَمِيص
ceket Sitra سترة
Kemer hizâm حزام
Takım Elbise Belde بَدْلَة
Ayakkabı Hizâ e حزاء
Parfüm Itr عطر
Elbise Melbes ملبس
Ayna Mir ât مِرْآت
İç çamaşır Melâbis dahiliyye ملابس داخلية
Çorap cûrab جُوَرب
Düğme Zır زِر
Tarak Mişt مِشْط
Fanila Fanila فَانِلَة
Fermuar Susta سُوسْتَة
Bilezik sivar سِوَار

Ev Gereçleri:

Bisiklet
derrace درَّاجة
Ev menzil منزيل
Sandalye kursiy كريسى
Masa tâvile طاولة
Kapı bâb باب
Anahtar miftah مفتاح
Yatak serîr سرير
Balkon şurfa شُرْفَة
Perdeler seta’ir سَتَاِئر
Lamba şem’a شَمْعَة
Kanepe sufa صُوفَة
Süpürge miknese مِكْنَسَة
Pencere şubbak شُبّاك
Televizyon tilifizyun ِتِلفِزْيُون

Tanışma التَّعَارُفُ

مَرْحَبًا Merhaba!
أَهْلاً يَا سَيِّدي Hoş geldiniz efendim.
أَهْلاً بِكُمْ Hoş bulduk
إِسْمُكَ الْكَرِيمُ Adınız?
إِسْمي إبْرَاهِيمُ Adım İbrahim.
مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ Nerelisin?
أََنَا تُرْكِى Türkiye’liyim.
كَيْفَ حَالُكَ؟ Nasılsın?
أَنَا بِخَيْرٍ، أَلْحَمْدُ للهِ İyiyim, mevlaya şükürler olsun.
مَتَى حَضَرْتَ؟ Ne zaman geldin?
حَضَرْتُ قَبْلَ يَوْمٍ. Bir gün önce geldim.
هَلْ حَضَرْتَ وَحِيدًا؟ Yalnız mı geldin?
نَعَمْ. Evet.
كَمْ يَوْمًا سَتَبْقَى؟ Kaç gün kalacaksın?
أُسْبُوعَيْنِ İki hafta kalacağım.
مََا مِهْنَتُكَ؟ Mesleğin nedir?
أَنَا طَالِبٌ. Öğrenciyim.
كَمْ عُمرُكَ؟ Kaç yaşındasın?
عُمْرِي عِشْرُونَ عَامًا. Yirmi yaşındayım.
هَلْ أَنْتَ مُتَزَوِّجٌ؟ Evli misin?
أَجَلْ. Evet.
أَيْنَ تَسْكُنُ؟ Nerede ikamet ediyorsun?
أَسْكُنُ فِي الْفُنْدُقِ. Otelde kalıyorum.
هَلْ أَعْجَبْتَكَ بِتُرْكِيَا؟ Türkiye’yi beğendin mi?
أَتَيْتُ للزِّيَارَةِ فَقَدْ. Sadece ziyaret için geldim.
مَتَى تَعُودُ إِلَى بَلَدِكَ؟ Ülkene ne zaman döneceksin?
بَعْدَ بِضْعَةِ أَيَّامٍ. Birkaç gün sonra.
إِلَى للِّقَا Görüşmek üzere.
مَعَ السَّلاَمَةِ. Allaha ısmarladık.
مَعَ السَّلاَمَةِ. Güle güle
Zamirler الضمائر
أَنَا Ben
أنْتَ Sen
هُوَ O
هِىَ O
أنْتُمَا İkiniz
هُمَا İkisi
نَحْنُ Biz
أَنْتُمْ Siz
أََنْتُنَّ Siz (bayanlar)
هُمْ Onlar
هُنَّ Onlar (bayanlar)
عِنْدِي Bende
عِنْدَكَ Sende
عِنْدَهُ Onda
عِنْدَنَا Bizde
عِنْدَكُمْ Sizde
عِنْدَهُمْ Onlarda
لِى Benim
لَكَ Senin
لَهُ Onun
لَنَا Bizim
لَكُمْ Sizin
لَهُمْ Onların
مِنِّي Benden
مِنْكَ Senden
مِنْهُ Ondan
إِليَّ Bana
إِلَيْكَ Sana
إِلَيْهِ Ona
Soru edatları أَدَوَاتُ الْإِسْتِفْهَامِ
مَنْ؟ Kim?
أَيْنَ؟ Nerede?
مَتَى؟ Ne zaman?
كَيْفَ؟ Nasıl?
لِمَاذَا؟ Niçin?
بِكَمْ؟ Kaça?
مَا؟ Ne?
أَيُّ Hangi?
أَيْنَ الْفُنْدُقُ؟ Otel Nerede?
أَيْنَ السوق المسقوفة ؟ Kapalıçarşı nerededir?
مَنْ أَنْتَ؟ Sen kimsin?
مَنْ هُمْ؟ Kim onlar?
مَتَى وَصَلْتَ؟ Ne zaman ulaştın?
مَتَى تُسَافِرُ؟ Ne zaman gideceksin?
كَيْفَ السَّفَرُ؟ Yolculuk nasıl?
مَا هذا ؟ Bu ne?
مَا إِسْمُ هذا ؟ Bunun adı ne?
مَاذَا تُرِيدُ؟ Ne istiyorsun?
مَاذا تَأْكُلُ؟ Ne yersin?
مَاذَاتَشْرَبُ؟ Ne içersin?
بِكَمْ هذا ؟ Bu kaça?
هَلْ تَفْهَمُ؟ Anlıyor musun?
هَلْ يُوجَدُ؟ Bulunur mu?
لاَ يُوجَدُ؟ Bulunmaz.
مِنْ أَيْنَ؟ Nereden?
إِلَى أَيْنَ؟ Nereye?
مِنْ أَيْنَ تَأْتِي؟ Nereden geliyorsun?
إِلَى أَيْنَ تَذْهَبُ؟ Nereye gidiyorsun?

Şehirde bir gezinti جَوْلَةٌ فِي الْمَدِينَةِ
خُذْنَاإِلَى مَرْكَزِ الْمَدِينَةِ. Bizi şehir merkezine götür.
إِلَى الْمَسْجِدِ. Camiye
إِلَى الْمَتْحَفِ. Müzeye
إِلَى الْمَصْرِفِ. Bankaya
إِلَى مَرْكَزِ الشُّرْطَةِ؟ Polis karakoluna
إِلَى الْفُنْدُقِ. Hotele
المُسْتَشْفَى. Hastane
دَاءِرَةُ الْبَرِيدِ. Postane
مَكْتَبُ الْإِسْتِعْلاَمَاتِ. Danışma bürosu
الصَّيْدَلِيَّةٌ. Eczane
المُسْتَوْصَفُ. Klinik
المَقْهَى. Kahvehane
المَطْعَمُ. Lokanta
المَصْنَعُ Fabrika
السُّوقُ Çarşı
الحَدِيقَةُ Bahçe
المَكْتَبَةُ Kütüphane
مَقَرُّ الْإِفْتَاءِ Müftülük
دَوْرَةُ الْمِيَاهِ. Tuvalet
البَقَّالَةُ. Bakkal
الجَامِعَةُ. Üniversite
مُتْحَفُ طُوبْقَابِي. Topkapı Sarayı
مَكْتَبُ الْإِرْتِبَاطِ. İrtibat Bürosu
صَالَةُ الطَّعََامِ. Yemek Salonu
غُرْفَةُ بسريرين. İki yatalı oda
لِيَوْمٍ وَاحِدٍ. Bir günlük
لِمُدَّةٍ أُسْبُوعٍ. Bir haftalık
رَقْمُ الْغُرْفَةِ. Oda numarası
Faydalı konuşmalar مُحَادَثَاتٌ مُفِيدَةٌ
نَعَمْ Evet
لاَ Hayır
صَبَاحُ الْخَيْرِ. İyi sabahlar
مَسَاء الْخَيْرِ. İyi akşamlar
تُصْبِحْ عَلَى الْخَيْرِ. İyi geceler
مِنْ فَضْلِكْ. Lütfen
شُكْرًا Teşekkür ederim
أَعْطِنِي. Bana ver
حَظًّا سَعِيدًا İyi şanslar
عَفْوًا Afedersiniz
عَفْوًا Bir şey değil
أُرِيدُ مَاءَ. Su istiyorum
هَلْ يُوجَدُ؟ Bulunur mu?
لاَ يُوجَدُ. Bulunmaz
أَنَا أَسِفٌ. Üzgünüm
لاَبَأَسٌ. Zararı yok
تَفَضَّلْ. Buyur
تَشَرَّفْنَا. Müşerref olduk
عَلَى الرَّأْسِ. Baş üstüne
بِالْعَافِيَةِ. Afiyetle
سَاعِدْنِي مِنْ فَضْلِكْ. Lütfen bana yardım et
أَنَا مَرِيضٌ. Ben hastayım
تَعَالَ هُنَا. Buraya gel
قِفْ هُنََا. Burada dur

Seyahat ve Nakil araçları السَّفَرُ وَ سََاءِلُ النَّقْلِ

مَرْحَبًا Merhaba
أَهْلاً يَاسَيِّدِي Hoş geldiniz efendim
أُرِيدُالسَّفَرَ إِلَى إِسْتَنْبُولَ. İstanbul’a gitmek istiyorum
تَفَضَّلْ إِجْلِسْ. Buyur otur
هَلْ تَطْلُبُ تَذْكِرَةَ السَّفَرِ؟ Bilet mi istiyorsun?
نَعَمْ، وَلَكِنْ لَسْتُ وَحْدِي. Evet, fakat yalnız değilim
مَعَي عَاءِلَتِي. Ailemle birlikteyim
إِلَى أَيْنَ تُرِيدُ السَّفَرَ؟ Nereye gitmek istiyorsun?
إِلَى أنطاليا. Antalya’ya
كَمْ نَفَرًا أَنْتُمْ؟ Kaç kişisiniz?
سِتَّة أنفارِ. Altı kişi
كَمْ يُكَلِّفُنِي ذَلِكَ؟ Bu bana kaça mal olur?
مِنْ فَضْلِكْ تَذْكِرَةً ذِهَابِ وَ إِيَابِ. Gidiş-Dönüş bileti lütfen
مَتَى تَقُومُ البَاخِرَةُ؟ Gemi ne zaman kalkıyor?
بَعْدَ سَاعَةٍ. Bir saat sonra
كَيْفَ أَذْهَبُ إِلَى تَرْمََالِ؟ Termal’e ne zaman gidebilirim?
بِطَرِيقِ الْبِرِّ مِنْ أَسَنْلَرْ. Esenler’den karayoluyla
أَوْ مِنْ قَابَاطَاشِ بِالْبَاخِرَةِ. Ya da Kabataş’tan gemi ile
مَتَى يَقُومُ الْقِطََارُ؟ Tren ne zaman kalkar?
أُرِيدُ الذِّهَابَ إِلَى أَنْقَرَهْ. Ankara’ya gitmek istiyorum
مَتَى تَقْلَعُ الطَّاءِرَةُ إِلَى إِزْمِيرِ؟ İzmir’e uçak ne zaman kalkıyor?
أَيْنَ شُبَّاكُ التَّذَاكِرَ؟ Bilet gişesi nerede?
بِكَمْ التَّذْكِرَةَ إِلَى إِزْمِيرَ؟ İzmir için bilet ne kadar?
أُرِيدُ تَذْكِرَةً. Bir bilet istiyorum
تَفَضَّلْ. Buyur

7

Mayıs
2012

Arapça-7

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  512 Kez Okundu

Taksi şoförü ile مَعَ سَاءِقِ سَيَّارَةِ الْأُجْرَةِ
أُرِيدُ الذِّهَابَ إِلَى المَطَارِ. Havaalanına gitmek istiyorum.
أَنَا فِي خِدْمَتِكَ يَا سَيِّدِي. Hizmetinizdeyim efendim.
كَمْ تَطْلُبُ؟ Ne kadar istiyorsun?
تَدْفَعُ حَسَبَ الْعَدَّادَ. Taksimetreye göre ödersin.
أُرِيدُ تَأْجِيرَ السَّيَّارَةِ. Taksi kiralamak istiyorum.
لِمُدَّةِ أُسْبُوعٍ. Bir haftalığına
كَمْ الثَّمَنُ؟ Kaç para?
مَاثَمَنُ الْجَوْلَةِ؟ Turun fiyatı ne kadar?
خَمْسَمِاءَةِ أَلَفِ لِيرَةِ. Beş yüz bin lira.
هَذَا هُوَ الْمَبْلَغُ. İşte meblağ
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
الكَلِمَاتُ Kelimeler
سَيَّارَةٌ Taksi
حَافِلَةٌ Otobüs
حَافِلَةٌ بَلَدِيَّةٌ Belediye otobüsü
شَاحِنَةٌ Kamyon
سَاءِقٌ Şoför
رَاكِبٌ Yolcu
تَذْكِرَةٌ Bilet
تَعْرِفَةٌ Tarife
مُدَّةٌ Süre
مَبْلَغٌ Meblağ
مِفْتَاحٌ Anahtar
طَرِيقٌ Yol
طَرِيقُِ الْبَرِّ Karayolu
طَرِيقُ الْجَوِّ Havayolu
طَرِيقُ الْبَحْرِ Denizyolu
ذِهَابٌ Gidiş
إِيَابٌ Dönüş
رُكُوبٌ Biniş
نُزُولٌ İniş
Havaalanında فِي المَطََارِ
مَعَ ضَابِطِ الْجَوَازَاتِ Pasaport polisi ile.
مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ Nerelisin?
أَنَا من تركيا Ben Türkiye’liyim.
أَيْنَ جَوَازُ سَفَرُكَ؟ Pasaportun nerede?
هَا هُوَ، تَفَضَّلْ. İşte, buyurun.
إِسْمُكَ الْكَرِيمُ؟ Lütfen adınız?
إِسْمِي إِبْرَاهِيمُ Adım İbrahim.
هَلْ مَعَكَ أَحَدٌ؟ Seninle kimse var mı?
مَعِي زَوْجَتِي فَقَطْ. Benimle sadece eşim var.
كَمْ يَوْمًا سَتَبْقَى؟ Kaç gün kalacaksın?
سَأَبْقَى عِشْرِينَ يَوْمًا. Yirmi gün kalacağım.
طَيِّبٌ، خُذْ جَوَازَ سَفَرِكَ. İyi, pasaportunu al.
مَعَ مُفَتِّشِ الْجُمْرُكِ. Gümrük memuru ile.
هَلْ هَذِهِ الْأََمْتِعَةُ لَكَ؟ Bu eşyalar senin mi?
نَعَمْ، لِي. Evet, benim.
هَلْ عِنْدَكَ شَيْءٌ تَابِعٌ لِلْجُمْرُكِ؟ Gümrüğe tabii bir şeyin var mı?
لاَ أَدْرِي. Bilmiyorum.
إِفْتَحْ هَذِهِ الْحَقِيبَةِ. Bu valizi aç.
تَفَضَّلْ. Buyur.
هَاتِ حَقِيبَتُكَ الْيَدَوِيَّةَ. El çantanı ver.
فِيهَا مَلَابِسِي فَقَطْ. Onda sadece elbiselerim var.
طَيِّبٌ، خُذْهَا. Pekiyi, al onu.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
لاَ شُكْرَ عَلَى الْوَاجِبِ Bir şey değil, görevimiz.
فِي محطة الحافلة Otobüs terminalinde.
دَقِيقةٌ يَاأَخِي. Bir dakika kardeşim.
تَفَضَّلْ. Buyur.
أَيْنَ مَوْقِفُ الْحَافِلَةِ؟ Otobüs terminali nerede?
لِمَاذَا تَسْأَلُ؟ Niçin soruyorsun?
أُرِيدُ الذِّهَابَ إِلَى إِسْتَنْبُولَ. İstanbul’a gitmek istiyorum.
مَوْقُفُ الْحَافِلَةِ فِي أَسَنْلَرْ. Otobüs terminali Esenler’de dir.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
عَفْوًا. Bir şey değil.
هَلْ لَدَيْكُمْ تَذْكُرَةٌ إِلَى سَاكَارْيَا؟ Sakarya’ya biletiniz var mı?
مَتَى تُرِيدُ الذِّهَابَ؟ Ne zaman gitmek istiyorsunuz?
الأَنَ. Şimdi.
هَلْ عِنْدَكَ عَفْشٌ؟ Bagajın var mı?
لاَ، مَا فِي. Hayır, yok.
إِسْتَرِحْ فِي صَالَةِ الْإِنْتِظََارِ. Bekleme salonunda dinlenin.
أَيْنَ صََالَةُ الْإِنْتِظَارِ؟ Bekleme salonu nerede?
هُنَا يَاسَيِّدِي. Burası efendim.
فِي مَحَطَّةِ الْقِطَارِ. Tren istasyonunda.
مَتَى يَقُومُ الْقِطَارُ إِلَى أَفْيُونَ؟ Tren Afyon’a ne zaman kalkıyor?
بَعْدَ نِصْفِ سَاعَةٍ. Yarım saat sonra.
وَالْقِطَارُ الثَّانِي؟ İkinci tren? (ne zaman kalkıyor?)
غَدًا. Yarın.
هَلْ يُمْكِنُ أَنْ يحجِزلِي مَقْعَدَيْنِ؟ Bana iki kişilik yer ayırır mısın?
طَبْعًا. Tabi. (Elbette)
عَلَيْكَ أَنْ تَحْضُرَ قَبْلَ قِيَامِ الْقِطَارِ بِسَاعَةٍ. Tren kalkmadan bir saat önce hazır olman gerekiyor.
أَتِي قَبْلَ سَاعَتَيْنِ. İki saat önce gelirim.
Hastanede فِي الْمُسْتَشْفَى
مَرْحَبًا. Merhaba.
أَهْلاً يَاسَيِّدِي، تَفَضَّلْ. Hoş geldiniz efendim, buyurun.
أَنَا مَرِيضٌ. Ben hastayım.
لاَ أَعْرِفُ مَاذَا أَصَابَنِي. Ne oldu bana bilmiyorum.
رُبَّمَا أُصِبْتُ بِا لْبَرْدِ؟ Belki de üşüttüm.
بِمَ تَشْعُرِ الْأَنَ؟ Şu anda ne hissediyorsun?
أَشْعُرُ بِأَلَمٍ فِي عَيْنِي. Gözümde sancı duyuyorum.
وَعِنْدِي صُدَاعٌ قَلِيلٌ. Birazda başım ağrıyor.
هَلْ عِنْدَكَ شَهِي لِلْأَكْلِ؟ İştahınız var mı?
قَلِيلٌ جِدًّا. Çok az.
إِفْتَحْ فَمَكَ. Ağzını aç.
أَخْرِجْ لِسَانَكَ. Dilini çıkar.
أُرْقُدْ عَلَى ظَهْرِكْ. Sırt üstü yat.
تَنَفَّسْ. Nefes al.
مُنْذُ مَتَى أَنْتَ مَرِيضٌ؟ Ne zamandan beri hastasın?
مُنْذُ يَوْمَيْنِ. İki günden beri.
هَلْ تَنَاوَلْتَ أَىَّ دَوَاءٍ؟ Herhangi bir ilaç aldın mı?
لَمْ أَتَنَاوَلْ بَعْدُ. Henüz almadım.
سَأَصِفُ لَكَ بَعَضَ الْأَدَوِيَّةَ. Sana bazı ilaçlar yazacağım.
أَرْجُو شِفَاءً عَاجِلاً. Sana acil şifalar dilerim.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
عِنْدِي حَرَارَةً Ateşim var.
عِنْدِي إِمْسَاكَ. Kabızım.
عِنْدِي قَيْءَ. Kusuyorum.
أَيْنَ أَقْرَبُ صَيْدَلِيَّةَ؟ En yakın Eczane nerede?
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
حَرَارَةٌ Ateş
صُدَاعٌ Baş ağrısı
أَلْمٌ Acı, sancı
إِسْهَالٌ İshal
زُكَامٌ Nezle
سُعَالٌ Öksürük.
مَرَضُ السُّكَّرِ Şeker hastalığı
ضَعْطُ الدَّمِ Tasiyon.
بَوْلٌ İdrar.
دَمٌ Kan.
نَبْضٌ Nabız
كَشْفٌ عَامٌ Check-up
صَيْدَلِيَّةٌ Eczane
وَصْفَةٌ Reçete
دَوَاءٌ İlaç
قَطْرَةٌ لِلْعُيُونِ Göz damlası
قَطْرَةٌ لِلْأُذُنِ Kulak damlası
مُسَكِّنٌ Teskin edici
مَرَّةٌ فِي الْيَوْمِ Günde bir defa
قَبْلَ الطَّعَامِ Yemekten önce
بَعْدَ الطَّعَامِ Yemekten sonra
فِي الصَّبَاحِ Sabahleyin
فِي الْمَسَاءِ Akşamleyin
جُرْحٌ Yara
حَسَّاسِيَّةٌ Alerji
طَبِيبٌ Doktor
جَرَّاحٌ Operatör
فَحْصٌ Muayene
مَرَضٌ Hastalık
تَحْلِيلٌ Tahlil
تَحْلِيلُ الْبَوْلِ İdrar tahlili
تَحْلِيلُ الدَّمِ Kan tahlili
عِيَادَةٌ Muayenehane
مُسْتَوْصَفٌ Klinik
Otelde فِي الْفُنْدُقِ
مَسَاءُ الْخَيْرِ İyi akşamlar
مَسَاءُ النُّورِ İyi akşamlar
هَلْ لَدَيْكُمْ غُرْفَةً فَارِغَةً؟ Boş odanız var mı?
نَعَمْ، لَدَيْنَا. Evet var.
أَ تَطْلُبُ الْإِسْتِءْجَارَ. Tutmak mı istiyorsun?
طَبَعًا، إِنْ أَمْكَنَ. Tabi, mümkünse.
أَ تَرْغَبُ فِي رُؤْيَةِ الْغُرْفَةِ؟ Odayı görmek ister misiniz?
مِنْ فَضْلِكْ. Lütfen.
هَاهِىَ الْغُرْفَةُ İşte, oda.
حَسَنًا Güzel
كَمْ السِّعْرُ لِيَوْمٍ وَاحِدٍ؟ Bir günlüğü kaç para?
هَلْ يُوجَدُ مِصْعدٌ؟ Asansör var mı?
نَعَمْ Evet.
هَلْ فِي هَاتِفُ؟ Telefon var mı?
نَعَمْ، فِي. Evet, var.
هَلْ يُوجَدُ مَاءٌ سَاخِنٌ دَاءِمًا؟ Devamlı sıcak su bulunur mu?
نَعَمْ، يُوجَدُ. Evet, bulunur.
أَيْنَ دَوْرَةُ الْمِيَاهِ وَ الْحَمَّامُ؟ Tuvalet ve hamam nerede?
هُمَا بِجَانِبِ الْغُرْفَةِ. Odanın yanında.
كَمْ يَوْمًا سَتَبْقىَ هُنَا؟ Burada kaç gün kalacaksın?
سَأَبْقىَ أُسْبُوعًا كَامِلًا. Tam iki hafta kalacağım.
بِإِذْنِ اللهِ. Allah’ın izniyle.
كَمْ رَقَمُ الْغُرْفَةِ؟ Oda numarası kaç?
تِسْعَةٌ. Dokuz.
هَلْ تَسْمَحْ لِي بِا لْمِفْتَاحِ؟ Anahtarı lütfeder misin?
تَفَضَّلْ. Buyur.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
فُنْدُقُ Otel
غُرْفَةٌ Oda
سُلَّمٌ Merdiven
دَرَجَةٌ Basamak
بَابٌ Kapı
نَافِذَةٌ Pencere
أُجْرَةٌ Ücret
هَاتِفٌ Telefon
سَاخِنٌ Sıcak
دَافِىءٌ Ilık
خَادِمٌ Hizmetçi
مُوَظَّفٌ Memur
صَابُونٌ Sabun
مِنْشَفٌ Havlu
غُرَْفَةٌ لِنَفَرٍ وَاحِدٍ Tek kişilik oda
غُرْفَةٌ لِنَفَرَيْنِ İki kişilik oda
غُرْفَةٌ لِثَلَاثَةِ أَنْفََارٍ Üç kişilik oda
غُرْفَةٌ بِسَرِيرِ Tek yataklı oda
غُرْفَةُ بِسَرِيرَيْنِ İki yataklı oda
شُقَّةٌ لِلْإِيجََارِ Kiralık daire
مَفْرُوشَةٌ Döşeli
تُطِلُّ عَلَى الْبَحْرِ Denize nazır
فِي الطَّابِقِ الثَّانِي İkinci katta
لِيَوْمٍ وَاحِدٍ Bir günlük
لِثَلََاثَةِ أَيَّامٍ Üç günlük

Postanede فِي دَاءِرَةِ الْبَرِيدِ
أَيْنَ دَاءِرَةُ الْبَرِيدِ؟ Postane nerede?
أُرِيدُ الإتِّصََالَ بِالْهََاتِفِ Telefon etmek istiyorum.
بِكَمْ أُجْرَةُ الْمكالمة؟ Konuşma ücreti ne kadar?
بِعَشْرَةِ لِيرَةَ On lira.
هَاتِ رَقْمَ التِّلْفُونِ. Telefon numarasını ver.
يَجِبُ أَنْ تَنْتَظِرَ قَلِيلًا. Biraz beklemen gerekir.
لِأَنَّ الْخُطُوطَ مَشْغُولَةٌ. Çünkü hatlar meşgul.
كَيْفَ أَرْسِلُ هَذِهِ الرِّسَالَةُ؟ Bu mektubu nasıl gönderebilirim?
إِلْصِقْ هَذِهِ الطَّوَابِعَ عَلَى الْظَرْفِ. Bu pulları mektubun üzerine yapıştır.
ثُمَّ ضعْهَا فِي صُنْطُوقِ الْبَرِيدِ. Sonra onu posta kutusuna koy
أَلْكِتَابَةُ غَيْرُ وَاضِحٍ Yazı açık değil. (Yazı okunaklı değil)
مَا إِسْمُ الْمُرْسَلِ إِلَيْهِ؟ Alıcının adı nedir?
إِسْمُهُ شَاكِرُ. Adı Şakir.
هَلْ العُنْوَانُ صَحِيحٌ؟ Adres doğru mu?
نَعَمْ، صَحِيحٌ. Evet, doğru.
أُرِيدُ إِرْسَالَ هَذَا الطَّرْدَ. Bu paketi göndermek istiyorum.
ضَعْهُ عَلَى الْمِيزَانِ. Onu teraziye koy.
وَزْنُهُ كِيلُوغَرَامُ وَاحِدٌ. Ağırlığı bir kilo.
إِدْفَعْ خَمْسَمِءَةِ أَلْفِ لِيرَةٍ. Beş yüz bin lira öde.
هَلْ يُِمْكِنُ إِرْسَالَ حَوَالَةَ بَرِيدِيَّةِ؟ Posta havalesi göndermek mümkün müdür?
مُمْكِنٌ. Mümkün.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
رِسَالَةٌ Mektup
خِطَابٌ Mektup
طَلَبٌ Dilekçe
طَوَابُعٌ Pullar
هَاتِفٌ Telefon
بَرْقِيَّةٌ Telgraf
مُسَجَّلٌ Taahhütlü
ظَرْفٌ Zarf
عُنْوَانٌ Adres
بَلَدٌ Ülke
مَدِينَةٌ Şehir
قَرْيَةٌ Köy
حَيٌّ Mahalle
شَارِعٌ Cadde
مُرْسِلٌ Gönderen
مُرْسَلٌ إِلَيْهِ Alıcı
طَرْدٌ Paket

7

Mayıs
2012

Arapça-8

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  540 Kez Okundu

Bankada فِي الْبَنْكِ
أَيْنَ أَقْرَبُ الْبَنْكِ؟ En yakın banka nerede?
أُرِيدُ صَرْفَ هَذَا الشِّيكَ Bu çeki bozdurmak istiyorum.
هَلْ تُصَرِّفُ شِيكَاتِ سَيَاحِيَّةِ؟ Seyahat çeki bozar mısınız?
هَاتِ الشِّيكَ. Çeki ver.
هَلْ وَقَعْتَ عَلَى ظَهْرِ الشِّيكِ؟ Çekin arkasını imzalandın mı?
نَعَمْ، وَقَعْتُ. Evet, imzaladım.
هَلْ لَكَ حِسَابُ جَارِ فِي الْبَنْكِ؟ Bankada cari hesabın var mı?
نَعَمْ، لِي. Evet, var.
مَعِي رِيَالُ سُعُودي. Yanımda Suud riyali var.
أُرِيدُ تَحْوِيلَهُ إِلَى لِيرَةٍ تُرْكِيَّةٍ. Onu Türk lirasına çevirmek istiyorum.
إِسْتِلَامُ النُّقُودِ مِنْ هَذَا الشُّبَّاكِ. Para şu gişeden alınır.
تَفَضَّلْ نُقُُودَكَ. Parayı, buyur.
شُكْرًا جَزِيلًا. Çok teşekkür ederim.
لَا شُكْرَكْ عَلَى الْوَاجِبِ. Teşekküre değmez..
نَحْنُ فِى خِدْمَتِكُمْ دَاءِمًا. Her zaman hizmetinizdeyiz.
اَلْكَلِمََاتُ Kelimeler
نُقُُودٌ Para
سَعْرٌ Kur
شِيكٌ Çek
سَنَدٌ Senet
تَعَهُّدٌ Kontrat
عُمْلَةٌ Döviz
نَقْدًا Peşin
بِالتَّقْسِيطِ Taksitle
اَلْبَنْكُ الْمَرْكَزِىُّ Merkez Bankası
وَضْعُ النُّقُودِ Para koyma
سَحْبُ النُّقُودِ Para çekme
اَلْحِسَابُ العادي Normal hesap
نُقُودٌ مَعْدَنِيَّةٌ Madeni para
دُولَارُ Dolar
رِيَالُ Riyal
لِيرَةٌ Lira
تَوْقِيعٌ İmza
بِطَاقَةٌ شَخْصِيَّةٌ Kimlik
Lokantada فِي الْمَطْعَمِ
يَا خَالِدُ Ey Halid
تَفَضَّلُ يَاأَخِي. Buyur, kardeşim.
فَلْنَذْهَبْ إِلَى دَارِ الضِّيَافَةِ. Daruzziyafe’ye gidelim.
هِىَ مَطْعَمُ تَارِخِيٌّ مُمْتَازٌ. O pek güzel tarihi bir lokantadır.
أَيْنَ هِىَ؟ O nerede?
هِيَ بِجَنْبِ مَسْجِدِ السُّلَيْمَانِيَّةِ. O, Süleymaniye camiinin yanındadır.
فَلْنَذْهَبْ إِلَيْهَا. Gel, oraya gidelim.
فَلْنَذْهَبْ. Gidelim.
أَيْنَ نَجْلِسُ؟ Nerede otururuz?
فَلْنَجْلِسْ فِي صَالُونِ سِينَانِ. Sinan Salonunda otururuz.
إِجْلِسْ مُقَابِلِي. Karşımda otur.
مَاذَا نَتَنَاوَلُ؟ Ne alırız?
أُرِيدُ التَّنَاوَلَ شُرْبَةً أَوَّلاً. Önce çorba almak istiyorum.
وَأَنَا كَذَالِكَ. Bende.
أَهْلاٌ وَسَهْلاً، تَفَضَّلاً. Hoş geldiniz, buyursunlar.
مِنْ فَضْلِكَ شُرْبَةٌ عَدَسٌ Lütfen mercimek çorbası getir.
مَاذَا تَطْلُبَانِ بَعْدَ ذَالِكَ؟ Ondan sonra ne istersiniz?
نَطْلُبُ مِنْ أَطْعِمَةِ عُثْمَانِيَّةِ. Osmanlı yemeklerinizden isteriz.
عَلَى الْفَوْرِ. Hemen.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
هَنِيءًا. Afiyet olsun.
هَلْ تَرْغَبَانِ فِي الْحَلْوَيَاتِ؟ Tatlı arzu eder misiniz?
لاَ، شُكْرًا شَبِعْنا. Hayır, teşekkür ederim, doyduk.
هَنِيءًا. Afiyet olsun.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
مَطْعَمٌ Lokanta
جَوْعَانٌ Aç
قَاءِمَةُ الطَّعَامِ Menü
دَجَاجَةٌ Tavuk
كَبَابٌ Kebab
سَمَكٌ Balık
خُبْزٌ Ekmek
أُرْزٌ Pilav
عَصِيرٌ فَوَاكِهٌ Meyve suyu
مِيَاهٌ مَعْدَنِيَّةٌ Maden suyu
بَيْضٌ مَسْلُوكٌ Haşlanmış yumurta
بَيْضٌ مَقْلِي Yağda yumurta
مَشْوِي عَلَى الْفَحْمِ Kömürde ızgara
سَلاَطَةٌ مُشَكَّلَة Karışık Salata
خَلٌّ Sirke
مِلْحٌ Tuz
لِيمُونٌ Limon
فَاصُولِيَا Fasulye
بَامْيَا Bamya
فُطُُورٌ Kahvaltı
غَدََاءٌ Öğle yemeği
عَشَاءٌ Akşam yemeği
شَوْكَةٌ Çatal
مِلْعَقَةٌ Kaşık
سِكِّينٌ Bıçak
زَيْتُونٌ Zeytin
مَاءٌ Su
زُبْدَةٌ Tereyağ
قِشْطَةٌ Kaymak
شَايٌ Çay
قَهْوَةٌ Kahve
حَلِيبٌ Süt
لَبَنٌ Yoğurt
جُبْنٌ Peynir
مُرَبَّى Reçel
عَسَلٌ Bal
لَحْمٌ Et
لَحْمٌ بَقَرٌ Dana eti
لَحْمٌ خَرُوفٌ Koyun eti

Kasapta فِي دُكَّنِ الْجَزَّارِ
مَرْحَبًَا Merhaba.
مَرْحَبًا بِكُمْ hoş geldiniz.
تَفَضَّلُ Buyrun
مِنْ فَضْلِكْ أَعْطِنِي كِيلُو لَحْمَ. Bana bir kilo et ver.
مِنْ أَىِّ لَحْمٍ؟ Hangi etten?
مِنْ لَحْمِ الْخَرُوفِ. Koyun etinden.
هَلْ تَطْلُبُ شَيْءً أَخَرَ؟ Başka bir şey ister misin?
مِنْ فَضْلِكَ نِصْفُ كِيلُو لَحْمَ مَفْرُومَ. Lütfen yarım kilo kıyma.
عَلَى الرَّءَسِ. Hemen, (baş üstüne)
شُكْرًا Teşekkür ederim.
عَفْوًا. Bir şey değil.

Manavda فِي الْخُضَرِ
هَلْ يُوجَدُ مَوْزَ؟ Muz var mı?
نَعَمْ، يُوجَدُ. Evet, var.
هَلْ البُرْتُقَالُ حُلْوٌ؟ Portakal tatlı mı?
مِثَلُ السُّكَّرُ. Şeker gibi.
هَلْ العِنَبُ نَاضِجٌ؟ Üzüm olgun mu?
ذُقْ. Tad.
مِنْ فَضْلِكَ كِيلُو عِنَبٍ. Lütfen bir kilo üzüm.
هَلْ تُرِيدُ شَيْءً آخَرَ؟ Başka bir şey ister misin?
أُرِيدُ كِيلُو رُمََّانَ. Bir kilo nar istiyorum.
وَ أُرِيدُ كِيلُِِو طـمَاطِمَ. Ve bir kilo domates istiyorum.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
فَوَاكِهُ Meyvalar
بِطِّيخٌ Karpuz
شَمَّامٌ Kavun
عِنَبٌ Üzüm
تُفَّاحٌ Elma
كُمَّثْرَى Armut
خُوخٌ Şeftali
تِينٌ İncir
سَفَرْجَلٌ Ayva
مِشْمِشٌ Kayısı
مَوْزٌ Muz
بُرْتُقَالٌ Portakal
يُوسُفْ أَفَنْدِي Mandalina
خُضْرَوَاتُ Sebzeler
طَمَاطِمَ Domates
خِيَارٌ Salata
خَسٌ Marul
نَعْنَعْ Nane
فُلْفُلٌ Biber
فُلْفُلٌ أَخْضَرٌ Yeşil Biber
فُلْفُلٌ حَارٌّ Acı Biber
فُلْفُلٌ أَسْوَدٌ Kara Biber
فُلْفُلٌ أَحْمَرٌ Kırmızı Biber
بَاذِنْجَانٌ Patlıcan
فَاصُلْيَا خَضْرَاءُ Yeşil Fasulye
حَلَوِيَّاتِ Tatlılar
كَعْكٌ Pasta
أُرْزُ بِحَلِيبِ Sütlaç
بَقْلََاوَةٌ Baklava
قَطَايِفُ Kadayıf

Bakkalda فِي الْبَقَّالَةِ
بِكَمْ السُّكَّرُ؟ Şeker kaç para?
بِثَلَاثِينَ أَلْفِ لِيرَةٍ. Otuz bin lira.
هَلْ يُوجَدُ خُبْزُ وَ الشَّاىُ؟ Ekmek ve çay var mı?
أَعْطِنِي خُبْزًا وَاحِدًا. Bana bir ekmek ver.
بِكَمْ الزَّيْتُونَ؟ Zeytin kaç para?
بِمِأةِ وَخَمْسِينَ أَلْفِ لِيرَةٍ. Yüz elli bin lira.
هَاتِ كِيلُو مِنْهُ. Ondan bir kilo ver.
تَفَضَّلُ. Buyurun

7

Mayıs
2012

Arapça-9

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  492 Kez Okundu

Polis Karakolunda فِي مَرْكَزِ الشُّرطَةِ.
لَحْضَةٌ يَا سَيِّدِي. Bir dakika efendim (beyim)
تَفَضَّلُ يَا عَمِّي. Buyurun amca.
أَيْنَ مَرْكَزُ الشُّرْطَةِ؟ Polis karakolu nerede?
مَاذَا حَدَثَ؟ Ne oldu?
فَقَدْتُ حَقِيبَتِي. Çantamı kaybettim.
هَلْ تَشُكَّ فِي أَحَدٍ؟ Şüphelendiğin kimse var mı?
لَا وَاللهِ Maalesef. (Yok Vallahi)
مَرْكَزُ الشُّرْطَةِ هُنَا. Polis karakolu burada.
هَلْ حَدَثَ شَيْءٌ؟ Bir şey oldu mu?
أَنَا سَاءِحٌ. Ben turistim.
فَقَدْتُ حَقِيبَتِي. Çantamı kaybettim.
هَلْ تُسَاعِدُنِي فِي ذَالِكَ؟ Bana bu konuda yardım edebilir misiniz?
مَاذَا كَانَ فِيهَا؟ İçinde ne vardı?
كَانَ فِيهَا جَوَّازَ سَفَرِي فَقَطْ. İçinde sadece pasaportum vardı?
أَيْنَ تَرَكْتَ حَقِيبَتَكَ؟ Çantanı nerede bıraktın?
عِنْدَ بَابِ الْفُنْدُقِ. Otelin kapısının yanında.
لَا تَأَسَّفْ. Üzülme.
سَنَجِدُهَا إِنْ شَاءَ اللهِ. Allah’ın izniyle onu bulacağız.
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
مَعَ السَّلَامَةِ. Allah’a ısmarladık.
مَعَ السَّلَامَةِ. Güle güle.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
شُرْطِيٌّ Polis
شُرْطِيُّ الْمُرُورِ Trafik Polisi
شَاهِدٌ Tanık
سَارِقٌ Hırsız
خَطَرٌ Tehlike
حَادِثٌ Olay
حَادِثُ الْمُرُورِ Trafik kazası
حَرِيقٌ Yangın
شِجْنٌ Tutukevi
حَاكِمٌ Hakim
مَحْكُُومٌ Tutuklu
اَلْمُحَامِي Avukat
اَلْمُدَعِّي الْحُكُومِي Savcı
اَلْمُدَعِّي Davacı
مَحَكَمَةٌ Mahkeme

Çarşıda فِي السُّوقِ
نَحْنُ الْآنَ فِي السُّوقِ. Biz şu an çarşıdayız.
مَا صِنْفُ هَاذَا الْقُمَاشِ؟ Bu kumaşın cinsi nedir?
هُوَ مِنْ حَرِيرٍ. O ipektir.
وَ هَاذَا مِنْ صُُوفٍ. Ve bu da yündür.
مَا مَقَاسُ هَاذَا الْفِسْتَانِ؟ Bu fistanın ölçüsü ne?
هَلْ هَاذَا أَكْبَرُ مِنْ ذَالِكَ؟ Bu ondan daha büyük mü?
نَعَمْ، هَاذَا يُنَاسِبُكَ. Evet, bu sana uyar.
بِكَمْ هَذَا؟ Bu kaça?
بِثَلَاثَةِ مَلَايِينَ لِيرَةٍ. Üç milyon lira.
مَا هُوَ آخِرُ السِّعْرُ؟ Son fiyat ne?
هَاذَا السِّعْرُ لَكَ. Bu fiyat sanadır.
أَعْطِنِي أَرْبَعَةَ مَنَادِلَ. Bana dört mendil ver.
هَلْ الجَوَارِبُ مَوْجُودَةٌ؟ Çorap var mı?
نَعَمْ، هَا هِىَ. Evet, işte.
أُرِيدُ قَمِيصَ حَرِيرَ. İpek gömlek istiyorum.
مَا ثَمَنُ هَذَا الْحِزَامِ؟ Bu kemerin fiyatı ne?
أَعْطِنِي بَدْلَةٌ. Bana bir takım elbise ver.
هَاذَا غَالٍ. Bu pahalı.
وَ هَاذَا رَخِيصٌ. Bu ise ucuzdur.
حِسَابِي كَمْ؟ Hesabım ne kadar?
أَدَوَاتُ الْمَنْزِلِ Ev Araç ve Gereçleri
ثَلَّاجَةٌ Buzdolabı
غَسَّالَةٌ Çamaşır Makinesi
كُرْسِيٌّ Sandalye
طَاوِلَةٌ Masa
سَرِيرٌ Koltuk
سَتَاءِرُ Perde
ثُرَيَّا Avize
مِكْوَاةٌ Ütü
خَلَّاطٌ Mikser
مِكْنَسَةٌ Süpürge
أَدَوَاتُ الْمَطْبَخِ Mutfak Malzemesi
مَوْقِدٌ Ocak
فُرْنٌ Fırın
قِدْرٌ Tencere
طَبَقٌ Tabak
كَأْسٌ Bardak
مِلْعَقَةٌ Kaşık
شَوْكَةٌ Çatal
سِكِّينٌ Bıçak
فِنْجَانٌ Fincan
مِقْلَاةٌ Tava
مِمْلَحَةٌ Tuzluk
سَلَّةٌ Sepet
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
مِنْشَفَةٌ Havlu
فُوطَةٌ Peçete
مَنَادِلٌ وَرَقِيَّةٌ Selpak
شَمْسِيَّةٌ Şemsiye
مِعْطَفٌ Palto
خَاتَمٌ مِنْ فِضَّةٍ. Gümüş Yüzük
خَاتِمٌ مِنْ ذَهَبٍ. Altın Yüzük
بَدْلَةٌ Takım Elbise
قَمِيصٌ Gömlek
سِرْوَالٌ Pantolon
مَلَابِسٌ دَاخِلِيٌّ İç Çamaşır
مَلَابِسٌ رِجَالِيٌّ Erkek elbisesi
مَلَابِسٌ نِسَاءِيَّةٌ Kadın elbisesi
مَحَلُّ الْأَحْذِيَةِ Ayakkabıcı
حَلَّاقٌ Berber
خَبَّازٌ Fırıncı
خَيَّاطٌ Terzi
صَاءِغٌ Kuyumcu
سَاعَةٌ Saat
سَاعَةُ يَدٌ Kol Saati
مِرْأَةٌ Ayna
مِشْطٌ Tarak
سِوَارٌ Bilezik
نَظَّارَةٌ Gözlük
زِرٌّ Düğme

Eczanede فِي الصَّيَدَلِيَّةِ
هَلْ تُُوجَدُ لَدَيْكَ هَذِهِ الْأَدَوِيَّةُ؟ Bu ilaçlar sizde bulunur mu?
نَعَمْ، تُوجَدُ. Evet, bulunur.
أُرِيدُهَا. Onları istiyorum.
فَوْرًا. Hemen.
كَيْفَ أَسْتَعْمِلُهَا؟ Onları nasıl kullanacağım.
بَعْدَ الْأَكْلِ إِشْرَبْ مِلْعَقَةٌ مِنْ هَذِهِ الْأَشْرِبَةِ. Yemekten sonra bu şuruptan bir kaşık iç.
وَ تَنَاوَلْ مِنْ هَذِهِ الْحُبُُوبِ وَاحِدَةً بَعْدَ الْإِفْطَارِ. Ve kahvaltıda sonra bu haplardan bir tane al.
إِمْتَصْ هَذَا الْحَبَّ بَعْدَ الْعِشَاءِ. Bu hapı yemekten sonra em
شُكْرًا. Teşekkür ederim.
عَفْوًا. Bir şey değil.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
دَوَاءٌ İlaç
أَدْوِيَةٌ İlaçlar
دَاءٌ Hastalık
حَبٌّ Hap
حُبُوبٌ Haplar
قَبْلَ الْأَكْلِ Yemekten önce
بَعَدَ الْأَكْلِ Yemekten sonra
بِبَطْنٍ جَاءِعٍ Aç karnına
بِالْمَاءِ Su ile
بِدُونِ مَاءٍ Susuz
مَرْهَمٌ Merhem
قَطْرَةٌ Damla
حُقْنٌ İğne
كُحُولٌ Alkol
صَيْدَلِيَّةٌ Eczane
صَيْدَلَانِي Eczacı

Sayılar اَلْأَعْدَادُ
كَمْ عَدَدُ أَفْرَادِ أُسْرَتِكَ؟ Aile fertlerinin sayısı kaç?
ثَمَانِيَةٌ، خَمْسَةٌ رِجَالٌ وَ ثَلَاثُ نِسَاءٌ. Sekiz, beş erkek, üç kadın.
وَ أَنْتُمْ؟ Ya siz?
سِتَّةٌ، إِمْرَأَتَانِ وَ أَرْبَعَةُ رِجَالٍ. Yedi, iki kadın ve dört erkek.
بِكَمْ هَذَا؟ Bu kaça?
بِعَشْرَةِ أَلَفِ لِيرَةٍ. On bin lira.
وَ هَذِهِ؟ Ya bu?
كَمْ تُرِيدُ؟ Ne kadar istiyorsun?
تِسْعَ حَبَّاتِ. Dokuz tane.
بِكَمْ كِيلُو مِنَ السُّكَّرِ؟ Şekerin kilosu kaça?
بِثَلَاثِينَ أَلْفِ لِيرَةٍ. Otuz bin lira.
مَا هُُوَ عَلَيْنَا مِنَ النُّقُودِ؟ Borcumuz ne kadar?
عَلَيْكُمْ أَرْبَعِمِأَةِ أَلْفِ لِيرَةٍ. Borcunuz dört yüz bin lira.
كَمْ بَقِىَ لَكَ مِنَ النُّقُودِ؟ Kaç paranız kaldı?
بَقِىَ لِي تِسْعُمَأَة رِيَالٍ. Dokuz yüz riyalim kaldı.
نَسْكُنُ هُنَا سِتَّةَ أَيَّامٍ. Burada altı gün kalacağız.
يَكْفِينَا سَبْْعَمِأَةِ رِيَالٍ. Bize yedi yüz riyal yeter.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
وَاحِدٌ، وَاحِدَةٌ Bir
إِثْنَانِ، إِثْنَتَانِ İki
ثَلَاثٌ، ثَلَاثَةٌ Üç
أَرْبَعٌ، أَرْبَعَةٌ Dört
خَمْسٌ، خَمْسَةٌ Beş
سِتٌّ، سِتَّهٌ Altı
سَبْعٌ، سَبْعَةٌ Yedi
ثَمَانٌ، ثَمَانِيَةٌ Sekiz
تِسْعٌ، تِسْعَةٌ Dokuz
عَشْرٌ، عَشْرَةٌ On
أَحَدَ عَشَرَ، إِحْدَى عَشْرَةَ On bir
إِثْنَا عَشَرَ، إِثْنَتَاعَشْرَةَ On iki
ثَلَاثُ عَشْرَةَ، ثَلَاثَةٌ عَشَرَ On üç
أَرْبَعُ عَشْرَةَ، أَرْبَعَةُ عَشَرَ On dört
خَمْسُ عَشْرَةَ، خَمْسَةُ عَشَرَ On beş
سِتُّ عَشْرَةَ، سِتَّةُ عَشَرَ On altı
سَبْعُ عَشْرَةَ، سَبْعَةٌ عَشَرَ On yedi
ثَمَانِي عَشْرَةَ، ثَمَانِيَةَ عَشَرَ On sekiz
تِسْعَ عَشْرَةَ، تِسْعَةُ عَشَرَ On dokuz
عِشْرُونَ Yirmi
وَاحِدُ وَ عِشْرُونَ Yirmi bir
ثَلَاثُونَ Otuz
أَرْبَعُونَ Kırk
خَمْسُونَ Elli
سِتُّونَ Altmış
سَبْعُونَ Yetmiş
ثَمَانُونَ Seksen
تِسْعُُونَ Doksan
مِأَةٌ Yüz
مِأَتَانِ İki yüz
ثَلَاثُمِأَةٍ Üç yüz
أَرْبَعُمَأَةٍ Dört yüz
خَمْسُمِأَةٍ Beş yüz
سِتُّمِأََةِ Altı yüz
سَبْعُمِأَةٍ Yedi yüz
ثَمَانُمِأَةٍ Sekiz yüz
تِسْعُمِأَةٍ Dokuz yüz
أَلْفٌ Bin
أَلْفَانِ İki bin
ثَلَاثَةُ أَلَفٍ Üç bin
أَرْبَعَةُ أَلَفٍ Dört bin
خَمْسَةُ أَلَفٍ Beş bin
سِتَّةُ أَلَفٍ Altı bin
سَبْعَةُ أَلَفٍ Yedi bin
ثَمَانِيَةُ أَلَفٍ Sekiz bin
تِسْعَةُ أَلَفٍ Dokuz bin
عَشْرَةُ أَلَفٍ On bin
مِلْيُونٌ Milyon
ثَلَاثَةُ مَلَايِينَ Üç milyon
أَرْبَعَةُ مَلَايِينَ Dört milyon
مِلْيَارُ Milyar
أَوَّلُ، أُولَى Birinci
ثَانٍ، ثَانِيةٌ İkinci
ثَالِثٌ، ثَالِثَةٌ Üçüncü
رَابِعٌ، رَابِعَةٌ Dördüncü
خَامِسٌ، خَامِسَةٌ Beşinci
سَادِسٌ، سَادِسَةٌ Altıncı
سَابِعٌ، سَابِعَةٌ Yedinci
ثَامِنٌم، ثَامِنَةٌ Sekizinci
تَاسِعٌ، تََاسِعَةٌ Dokuzuncu
عَاشِرٌ، عَاشِرَةٌ Onuncu
مَرَّةً Bir kere
مَرَّتَيْنِ İki kere
ثَلَاثَةُ مَرَّاتٍ Üç kere
دَرْزَنْ Bir düzine
نِصْفُ Yarım
ثرُبْعٌ Çeyrek
خُمْسٌ Beşte bir
سُدُسٌ Altıda bir

Vakit اَلْوَقْةُ
فِي يَوْمٍ أَرْبَعُ وَ عِشْرُونَ سَاعَةٍ. Bir günde yirmi dört saat vardır.
دَقِيقَةٌ وَاحِدَةٌ تُسَاوِي سِتِّينَ ثَانِيَةً. Bir dakika altmış saniyeye eşittir.
وَ النِّصْفُ، ثَلَاثُونَ دَقِيقَةٌ. Yarım, otuz dakikadır.
وَ الثُّلُثُ، عِشْرُونَ دَقِيقَةً. Üçte bir, yirmi dakikadır.
وَ الرُّبْعُ خَمْسُ عَشْرَةَ دَقِيقَةً. Çeyrek ise on beş dakikadır.
كَمْ السَّاعَةٌ؟ Saat kaç?
اَلسَّاعَةُ الْوَاحِدَةُ. Saat bir.
مَتَى نَذْهَبُ إِلَى الْفُنْدُقِ؟ Otele ne zaman gideceğiz?
فِى التَّاسِعَةِ مَسَاءً. Akşam saat dokuzda.
مَتَى تَفْتَحُ الدَّكَاكِينُ أَبْوَابَهَا؟ Dükkanlar ne zaman açılır?
فِى السَّاعَةِ الثَّامِنَةِ صَبَاحًا. Sabah saat sekizde.
مَتَى تَتَنَاوَلُ الْإِفْطَارَ؟ Ne zaman kahvaltı yaparsınız?
فِى السَّاعَةِ التَّاسِعَةِ وَ الرُّبْعُ. Saat dokuzu çeyrek geçe.
مَتََى نَنَامُ؟ Ne zaman uyuyacağız?
فِي أَيِّ سَاعَةٍ تُرِيدُ؟ Hangi saatte istersen.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
ثَانِيَةٌ Saniye
دَقِيقَةٌ Dakika
سَاعَةٌ Saat
نِصْفٌ Yarım
رُبْعٌ Çeyrek
ثُلُثٌ Çeyrek
اَلسَّاعَةُ الْوَاحِدَةٌ Saat bir
اَلثَّانِيَةٌ İki
اَلثَّالِثَةٌ Üç
اَلرَّابِعَةٌ Dört
اَلْخَامِسَةٌ Beş
اَلسَّادِسَةٌ Altı
اَلسَّابِعَةُ Yedi
اَلثَّامِنَةٌ Sekiz
اَلتَّاسِعَةُ Dokuz
اَلْعَاشِرَةُ On
اَلْحَادِيَةُ عَشْرَةَ On bir
اَلثَّانِيَةُ عَشْرَةَ On iki
وَ النِّصْفُ Buçukta
وَ الرُّبْعُ Buçukta
وَ الرُّبْعُ Çeyrek geçe
وَ الثُّلُثُ Yirmi geçe
وَ خَمْسُ دَقَاءِقَ Beş geçe
وَ عَشْرَةُ دَقَاءِقَ On geçe
إِلَّا الثُّلُثُ Yirmi kala
إِلَّا سَبْعَ دَقَاءِقَ Yedi kala
فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ Saat ikide
صَبَاحًا Sabah
مَسَاءً Akşam
تَمَامًا Tam
فِي مُنْتَصَفِ اللَّيْلِ Gece Yarısı
قَبْلَ الظُّهْرِ Öğleden önce
بَعْدَ الظُّهْرِ Öğleden sonra
لَيْلًا وَ نَهَارًا Gece Gündüz

7

Mayıs
2012

Arapça-10

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  512 Kez Okundu

Haftanın Günleri أَيَّامُ الْأُسْبُوعِ
أَنَا مَشْغُولٌ جِدًّا فِي هَذِهِ الْأَيَّامِ. Bu günlerde çok meşgulüm
مَاذَا تَفْعَلُ يَوْمَ الْأَحَدِ؟ Pazar günü ne yapacaksın?
أَزُورُ جَدِّي. Dedemi ziyaret edeceğim.
وا الْإِثْنَيْنِ؟ Pazartesi?
أَشْتَغِلُ يَوْمَ الْإِثْنَيْنِ وَ الثُّلَاثَاءِ. Pazartesi ve Salı günleri çalışıyorum.
وَ الْأَرْبِعَاءِ؟ Çarşamba günü?
أَدْرُسُ الْعَرَبِيَّةَ يَوْمَ الْأَرْبِعَاءِ وَ الْخَمِيسِ. Çarşamba ve Perşembe günleri Arapça öğreniyorum.
وَ يَوْمُ الْجُمْعَةِ؟ Ya Cuma günü?
أَسْتَرِيحُ يَوْمَ الْجُمْعَةِ. Cuma günü dinleniyorum.
وَ السَّبْةِ؟ Ya Cumartesi?
أَشْتَرِي لَوَازِمَ الْبَيتِ. Evin ihtiyaçlarını satın alıyorum.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
يَوْمُ الْأَحَدِ Pazar
يَوْمُ الْإِثْنَيْنِ Pazartesi
يَوْمُ الثُّلَاثَاءِ Salı
يَوْمُ الْأَرْبِعَاءِ Çarşamba
يَوْمُ الْخَمِيسِ Perşembe
يَوْمُ الْجُمْعَةِ Cuma
يَوْمُ السَّبْتِ Cumartesi
يَوْمٌ Gün
اَلْيَوْمُ Bugün
كُلَّ يَوْمٍ Her gün
كُلَّ الْيَوْمِ Bütün gün
غَدًا Yarın
بَعْدَ غَدٍ Öbür gün
أَمْسٍ Dün
أَمْسُ الْأَوَّلِ Evvelki gün
أُسْبُُوعٌ Hafta
هَذَا الْأُسْبُوعُ Bu hafta
اَلْأُسْبُوعُ الْحَالِي Bu hafta
اَلْأُسْبُوعُ الْمَاضِي Geçen hafta
اَلْأُسْبُوعُ الْقَادِمُ Gelecek hafta

Karşılıklı Konuşma اَلْخِوَارُ
هَلْ نَجْلِسُ فِي الْبَيْتِ الْيَوْمَ؟ Bugün evde mi oturacağız?
لَا، غَدًا نَجْلِسُ وَ نَسْتَرِيحُ. Hayır, yarın oturup dinleneceğiz.
هَلْ نَزُورُ زُمَلَاءَنَا فِي النَّهَارِ؟ Arkadaşlarımızı gündüz mü ziyaret edeceğiz?
لَا، نَزُورُهُمْ فِي اللَّيْلِ. Hayır, onları gece ziyaret edeceğiz.
هَلْ قَرَأْتَ هَذِهِ الْمَجَلَّةَ؟ Bu dergiyi okudun mu?
نَعَمْ، قَرَأْتُهَا أَمْسِ الْأَوَّلِ. Evet, onu evvelki gün okudum.
مَتَي نَذْهَبُ إِلَى السُّوقِ؟ Çarşıya ne zaman gideceğiz?
إِنْ شَاءَ بَعْدَ غَدٍ. İnşallah öbürgün.
مَتَى نَعُودُ إِلَى بَلَدِنَا؟ Ülkemize ne zaman döneceğiz?
نَعُودُ فِي أُسْبُُوعِ الْقَادِمِ. Gelecek (önümüzdeki) hafta döneceğiz.
كَيْفَ نَقْضِي أَيَّامَنَا هُنَا؟ Günlerimizi burada nasıl geçireceğiz?
نَقْضِيهَا بِزِيَارَةِ الْمَسَاجِدِ وَ الْمَتَاحِفِ. Günlerimizi cami ve müzeleri ziyaret ederek geçireceğiz.

Aylar اَلشُّهُورُ
فِي أَيِّ شَهْرٍ وُلِدْتَ؟ Hangi ayda doğdun?
فِي شَهْرِ يَنَايِرِ. Ocak ayında.
وَ أَنْتَ؟ Ya sen?
فِي شَهْرِ فَبْرَايِرِ. Şubat ayında.
مَتَى تَبْدَأُ الدِّرَاسَةُ عِنْدَكُمْ؟ Sizde öğrenim ne zaman başlar?
فِي شَهْرِ سَبْتَمْبَرْ. Eylül ayında.
مَتَى تَبْدَأُ العُطْلَةُ الصَّيْفِيَّةُ؟ Yaz tatili ne zaman başlar?
فِي شَهْرِ يُونِيُو. Haziran ayında.
وَ مَتَى تَنْتَهِي؟ Ve ne zaman son bulur?
فِي شَهْرِ أَغُسْطُسسْ. Ağustos ayında.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
شَهْرٌ Ay
شُهُورٌ Aylar
اَلشُّهُورُ الْمِيلَدِيَّةُ Miladi Aylar
يَنَايِرُ (كَانُونُ الثَّانِي) Ocak
فَبْرَايِرُ (شُبَاطُ) Şubat
مَارِسُ (إِذَارُ) Mart
أَبْرِيلُ (نِيسَانُ) Nisan
مَايُو (أَيَارُ) Mayıs
يُونُْيُو (حَزِيرَانُ) Haziran
يُولْيُو (تَمُّوزُ) Temmuz
أَغُّطُسْ (أَبٌ) Ağustos
سَبْتَمْبِرُ (أَيْلُولُ) Eylül
أُكْـوبَرُ (تَشْرِينُ الْأوَّلِ) Ekim
نُوفَمْبِرْ (تَشْرِينُ الثَّانِي) Kasım
دِيسَمْبَرُ (كَانُونُ الْأَوَّلِ) Aralık
اَلْعَاشِرُ مِنْ مَايُو Mayısın onu
فِي الْخَامِسِ مِنْ مَارِسِ Martın beşinde

Senenin Mevsimleri فُصُولُ السَّنَةِ
فِي أَىِّ فَصْلٍ يَشْتَدُّ الْحَرُّ؟ Hangi mevsimde sıcaklar artar?
فِي الصَّيْفِ. Yazda.
مَتَى يَكُونُ الْجَوُّ مُعْتَدِلًا؟ Hava ne zaman normal olur?
فِي فَصْلِ الرَّبِيعِ. İlkbahar mevsiminde.
فِي الْخَرِِيفِ تَتَسَاقَطُ أَوْرَاقٌ. Sonbaharda ağaç yaprakları düşer.
وَ فِي الشِّتَاءِ يَنْزِلُ الثَّلْجُ. Kışta da kar yağar.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
فَصْلٌ Mevsim
فُصُولٌ Mevsimler
اَلرَّبِيعُ İlkbahar
اَلْصَّيْفُ Yaz
اَلْخَرِيفُ Sonbahar
اَلشِّتََاءُ Kış
غَاءِمٌ Bulutlu
بَارِدٌ Soğuk
حَارٌّ Sıcak
حَرَارَةٌ Sıcaklık
بُرُودَةٌ Soğukluk
هَوَاءُ Hava
عَاصِفٌ Fırtına
هَادِءٌ Sakin
مُمْطِرٌ Yağmurlu
مُعْتَدِلٌ Mutedil
اَلْهَوَاءُ الطَّلْقُ Açık Hava
مَطَرٌ Yağmur
ثَلْجٌ Kar

Aile الأُسْرَةٌ
أَيْنَ أَفْرَادُ أُسْرَتِكَ؟ Aile fertlerin nerede?
هُمْ فِي بَلَدِي. Onlar ülkemdedir.
هَلْ لَكَ جَدٌّ وَ جَدَّةٌ؟ Deden ve ninen var mı?
لاَ هُمَا تُوُفِّيَانِ. Hayır, onlar vefat ettiler.
مَا مَهْنَةُ أَبِيكَ؟ Babanın mesleği nedir?
هُوَ يَشْتَغِلُ بِالتِّجَارَةِ. O ticaretle meşgul.
هَلْ أَمُّكَ تَعْمَلُ؟ Annen çalışıyor mu?
لاَ، هِىَ رَبَّةُ الْبَيْتِ. Hayır, o ev hanımıdır.
كَمْا أَخًا وَ أُخْتًا لَكَ؟ Kaç erkek ve kız kardeşin var?
لِي أَخٌ وَ أُخْتَانِ. Bir erkek ve iki kız kardeşim var.
هَلْ لَكَ أَوْلَادٌ؟ Çocukların var mı?
نَعَمْ، لِي إِبْنٌ وَ ثَلَاثُ بَنَاتٍ. Evet, bir oğlum ve üç kızım var.
كَمْ حَفِيدًا لِجَدِّكَ؟ Dedenin kaç torunu var?
لَهُ تِسْعَةُ أَحْفَادٍ. Dokuz torunu var.
اَلْكَلِمَاتُ Kelimeler
جَدٌّ Dede
أَجْدَادٌ Dedeler
جَدَّةٌ Nine
جَدَّاتٌ Nineler
أَبٌ Baba
آبَاءٌ Babalar
أُمٌّ Anne
أُمَّهَاتٌ Anneler
زَوْجٌ Eş (Koca)
أَزْوَاجٌ Eşler
زَوْجَةٌ Eş (hanım)
زَوْجَاتٌ Eşler
إِبْنٌ Oğul
أَبْنَاءٌ Oğullar
إِبْنَةٌ Kız
بَنَاتٌ Kızlar
أَخٌ Erkek kardeş
إِخْوَةٌ Erkek kardeşler
أُخْتٌ Kız kardeş
أَخْوَاتٌ Kız kardeşler
حَفِيدٌ Torun
أَحْفَادٌ Torunlar
حَفِيدَةٌ Kız torun
حَفِيدَاتٌ Kız torunlar
عَمٌّ Amca
أَعْمَامٌ Amcalar
عَمَّةٌ Hala
عَمَّاةٌ Halalar
خَالٌ Dayı
أَخْوَالٌ Dayılar
خَالَةٌ Teyze
خَالَاتٌ Teyzeler
حَمٌّ Kayın peder
حَمَّاةٌ Kayın valide
صِهْرٌ Damat
عَاءِلَةٌ Aile
عَاءِلَاتٌ Aileler

Bası Sıfatlar بَعْضُ الصِّفَاتِ
قَوِي Kuvvetli
ضَعِيفٌ Zayıf
جَمِيلٌ Güzel
قَبِيحٌ Çirkin
طَوِيلٌ Uzun
قَصِيرٌ Kısa
لَيِّنٌ Yumuşak
صُلْبٌ Sert
كَبِيرٌ Büyük
صَغِيرٌ Küçük
قَرِيبٌ Yakın
بَعِيدٌ Uzak
سَرِيعٌ Hızlı
بَـطِيءٌ Yavaş
سَهْلٌ Kolay
صَعَبٌ Zor
ثَقِِيلٌ Ağır
خَفِيفٌ Hafif
قَدِيمٌ Eski
جَدِيدٌ Yeni
رَخِيصٌ Ucuz
غَالٌ Pahalı
مُبكِّرٌ Erken
مُتَأَخِّرٌ Geç
سَاخِنٌ Sıcak
بَارِدٌ Soğuk
مُمْتَلِىءٌ Dolu
فَاضٍ Boş
نَظِيفٌ Temiz

1

Nisan
2012

ARAPÇA HAZIRLIK DERS NOTLARI-2

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  966 Kez Okundu

HAZIRLIK DERSİ – 1
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم:1
ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،
سنقومَ في هذا الدرسِ بتعريبِ جُمَلٍ قصيرةٍ لحوارٍ (مُتَصَوَّرٍ) على شكلِ مَسْرَحِيَّةٍ جرَت بينَ فتاةٍ تركيةٍ وأخرى عربيةٍ، تلتقيانِ في شارِعٍ، أو ساحةٍ، أو محلٍّ تجارِيٍّ بإحدى البلادِ العربيةِ.
وهذا الحوار يبدأُ بالترحيبِ كالعادةِ، ويستمِرُ بالتعارُفِ والْمُسَائَلَةِ.
أوَّلُ من يبدأُ بالكلامِ هي الفتاةُ التركيةُ، لأنّها بِحاجةٍ إلى مَنْ يُساعِدُها، ولأنّها زائرةٌ، وحديثةُ العهدِ بهذا البلدِ العربِيِّ. ولكنّها مطمئنَّةٌ في نفسِها. لأنّها ترى مشابَهةً كبيرةً بين بلدِها وبين هذا البلدِ العربيِّ في المعتَقَدَاتِ والعاداتِ والتقاليدِ.
الفتاةُ التركيةُ تقترِبُ من فتاةٍ عربيةٍ وتقولُ لها:
1. Merhaba
مَرْحَبًا
2. Affedersiniz
عَفْوًا
3. Adım Ayşe
اِسْمِي عائِشةُ
4. Adınızı öğrenebilir miyim?
اِسْمُكِ الكرِيم؟
5. Adım Hatice
اسمي خديجةُ.
6. Türkiye’den geliyorum
أَنَا قَادِمةٌ مِن تُرْكِيَا
7. İstanbulluyum.
أنا مِن إسطنبول.
8. Siz buralı mısınız?
هلْ أَنْتِ مِنْ هُنَا؟
هَلْ أَنْتِ مِنْ هَذِهِ الْمَدِينةِ؟ (Bu şehirden misiniz?)
9 . Bana uygun bir otel gösterir misiniz?
هَلْ تَدُلِّينِي عَلىَ فُنْدُقٍ مُنَاسِبٍ؟
10. Burada bir hafta kadar kalmak istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أُقِيمَ هُنَا مُدَّةَ أُسْبوعٍ.
11. Arapça’mı ilerletmek istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أُطَوِّرَ مَعرِفَتي بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ
أُرِيدُ أَن أُتقِنَ اللُّغََةَ الْعَرَبِيَّةَ. (Arapça’yı iyi düzeyde öğrenmek istiyorum.)
12. Bu kenti ilk kezdir ziyaret ediyorum.
أزُورُ هذه المدينَةَ لأوَّلِ مَرَّةٍ.
لأوَّلِ مَرَّةٍ أزُورُ هذه المدينَةَ.
13. Şehir hoşuma gitti.
أعجَبَتْنِي الْمَدِينَةُ.
14. Onu düzenli ve temiz gördüm (buldum)
وجَدْتُهَا مُرَتَّبَةً ونَظيفةُ. (Bu cümlede نَظِيفَةً yerine طَاهِرَةً kelimesi
kullanılmaz)
15. Fırsat bulursam tekrar geleceğim.
سَأَعُودُ مَرَّةً أُخْرَى إنْ وَجَدْتُ الفُرْصَةَ.
16. Şehrin önemli yerlerini görmek istiyorum.
أُرِيدُ أن أُشَاهِدَ مَعَالِمَ الْمَدِينَةَ
17. Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz?
هل في إمكانِكِ أن تُسَاعِدِيني في ذلك؟
18. Önce müzeyi ziyaret edelim.
أوَّلاً نزُورُالْمُتْحَفَ.
19. Kentin en önemli semti bu mudur?
هل هذِهِ هِيَ أرْقىَ أحياءِ المدينةِ؟
20. Şehrin en büyük caddesinin adı nedir?
ما اسمُ الشارِعِ الرئِيسيِّ للمدينةِ؟
21. Oraya nasıl ulaşabilirim?
كيفَ أصِلُ إلى هناكَ؟
CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:
– مَرْحَبًا، عَفْوًا، اِسْمِي عائِشةُ، اِسْمُكِ الكرِيم؟
– اسمي خديجةُ.
– أَنَا قَادِمةٌ مِن تُرْكِيَا، أَنَا مِنْ إسْطَنْبُول، هَلْ أَنْتِ مِنْ هَذِهِ الْمَدِينةِ؟هَلْ تَدُلِّينِي عَلىَ فُنْدُقٍ مُنَاسِبٍ؟ أُرِيدُ أَنْ أُقِيمَ هُنَا مُدَّةَ أُسْبوعٍ. أُرِيدُ أَنْ أُطَوِّرَ مَعرِفَتي بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ. لأوَّلِ مَرَّةٍ أزُورُ هذه المدينَةَ. أعجَبَتْنِي المدينةُ. سأعودُ مرةً أخرى إن وجدْتُ الفُرصَةَ. إريدُ أن أُشَاهِدَ معالِمَ المدينَةَ. هل في إمكانِكِ أن تُسَاعِدِيني في ذلك؟
أوَّلاً نزُورُ الْمُتْحَفَ. هل هذِهِ هِيَ أرْقىَ أحياءِ المدينةِ؟ ما اسمُ الشارِعِ الرئِيسيِّ للمدينةِ؟ كيفَ أصِلُ إلى هناكَ؟
Arapça Dersi:2
HAZIRLIK DERSİ – 2
درسٌ تحضيريٌ رقم: 2
ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،
درسنا في الحصّةِ الماضيةِ حوارًا سريعًا جرى بين فتاةٍ تُركيَّةٍ وأُخْرَى عربيةٍ. وعلِمنا أنَّ الفتاةَ التركيةَ قد زارتْ بلدًا عربيًّا تُريد تطويرَ معرِفَتِها باللغةِ العربيةِ.
يمكِنُنَا أن نتحصّلَ من هذا الحوارِ أمورًا مثيرةً قد لا يعلمُها من يجهلُ النسيجَ الإجتماعيَّ وَالنَّـزَعَاتِ الكامِنةَ للشبيبةِ في تركيا. ذلكَ أنّ كثيرًا من الشباب الأتراك يحرُصونَ على تعلُّمِ اللغةِ العربيةِ ولا يجدون الوسطَ الملائِمَ ولا مَن يُعَلِّمُهُم إيّاها بالوجهِ الصحيح. وكثيرٌ منهم يريدونَ أن يزوروا بلدًا عربيًّا، إمَّا ليتعلّموا العربيةَ بالطريق المباشِرِ، والإحتكاكِ بالناسِ العربِ. أو إمّا أن ينخرِطوا في معهدٍ أو جامعةٍ ليطوِّرو ما قد اكتسبوهُ من المعرفةِ بهذه اللغةِ في بلدِهم. وهذا يدلُ على شُعورِهم الطيِّبِ بالقرآنِ ولُغتِهِ.
هذا، ويترتّبُ على كلِّ عربيٍّ أن يهتمَّ بهؤلاءِ الشّبابِ، كما نجد هذا الشعورَ في الفتاةِ العربيةِ (خديجة) بطلِ قصّتِنا من خلالِ حوارِها معَ الفتاةِ التركيةِ (عائشةَ). وذلك فيما يلي:
1. Bayan, hoş geldiniz, mesleğiniz nedir, biraz kendinizden söz eder misiniz?
آنَسْتِينَا يَا سيِّدَةُ، مَا مِهْنَتُكِ؟ سَمِّعِينَا شَيْئًا عَنْكِ مِنْ فَضْلِكِ.
2. Memnuniyetle; ben henüz okuyorum.
مَرْحَبًا، أنا مَازِلْتُ أدْرُسُ.
3. İstanbul’da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenciyim.
أنا طَالِبةٌ في كُلِّيَةِ الْعُلُومِ الإسلاميةِ التَّابِعةِ لِجَامِعَةِ مَرْمَرَه، في إسطنبول.
4. Fakat gördüğünüz gibi Arapça iyi konuşamıyorum.
وَلَكِنِّي كَمَا تَرَيْنَ، لا أُتْقِنُ اللُّغةَ العربيةَ.
5. Birçok nedenleri var, fakat şimdilik açıklayamam!
لَهَا أسْبَابٌ عَدِيدةٌ، وَلَكِنِّي لا أسْتَطِيعُ التَّصْرِيحَ بِهَا الآنَ!
6. Onun için ülkenizi ziyaret ettim.
ولِهذا زُرتُ بلَدَكُم.
7. Burada bir süre kalmak istiyorum.
أريدُ أن أقيمَ هُنا مدّةً قصيرَةً.
8. İnsanlarla konuşmak istiyorum.
أريدُ أن أتحدّثَ مع الناسِ
9. Çünkü bir dilin ancak bu şekilde öğrenilebileceğine inanıyorum.
لأنِّي مُتأكِّدةٌ أنَّ أيَّ لُغَةٍ، لا يُمكِنُ إتْقَانُها إلاَّ بِهذه الطريقةِ.
10. Arapça’yı ülkemizde öğrenemiyoruz.
إنَّنَا لاَ نَتَمَكَّنُ مِنْ إتْقَانِ اللُّغَةِ العربيةِ في بَلَدِنَا.
11. Ne yazık ki bu amaç için uygun bir ortam yoktur.
ويَاللأسَفِ، لا يوجَدُ لهذا الغرَضِ وسطٌ ملائِمٌ.
12. Fakat görüyorum ki Arapça’yı tamamen bilmiyor değilsin.
غَيْرََ أنِّي أرَاكِ لاَ تجهَلينَ العربيَةَ تمامًا.
13. İşte güzel konuşuyorsunuz.
وَهَا تَتَكَلَّمِينَ بِطَلاَقةٍ.
14. Hayır, mesele bildiğiniz gibi değil.
كَلاَّ، لَيْسَ الأمرُ كَمَا تَعْلَمِينَ.
15. Bazen istediğimi anlatamıyorum.
أَحْيَانًا لاَ أتمكَّنُ مِنْ شَرْحِ مَا أنا بِصَدَدِهِ.
16. Ben ise Arapça’yı çok iyi öğrenmek istiyorum.
أمَّا أنِي في الحقيقةِ أريد أنْ أُتْقِنَ اللُّغَةَ العربيةَ حقَّ الإتقانِ.
17. Bu ise ancak insanlarla diyalog kurmak suretiyle mümkün olabilir.
وهذا لا يمكن إلاَّ عن طريقِ الحوارِ مع الناسِ.
18. Tabi bu doğrudur.
هذا كلامٌ صَحِيحٌ طبعًا.
19. İnsanlarla devamlı temas halinde bulunmalısınız
ينبغِي أن تكونِي على اتّصالٍ مُسْتَمِرٍّ مع الناسِ.
20. Elbette ki onlarla içli dışlı olmak, onlarla düşüp kalkmak lâzımdır.
يجبُ الإحْتِكَاكُ بِهم، والتَّفَاعُلُ مَعَهُمْ لا محالَةَ.
CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:
– آنستِينَا يا سيِّدَةُ، ما مِهنَتُكِ؟ سَمِّعِينَا شَيْئًا عَنْكِ من فضلِكِ.
– مرحبًا، أنا مازِلتُ أدْرُسُ. أنا طالِبةٌ في كُلِّيَةِ العلومِ الإسلاميةِ التابعةِ لجامعةِ مرمره، في إسطنبول. ولكنّي كما تَرَيْنَ لا أُتْقِنُ اللغةَ العربيةَ. لَهَا أسْبَابٌ عديدةٌ ولكنِّي لا أستطيعُ التصريحَ بها الآن! ولِهذا زُرتُ بلَدَكُم. أريدُ أن أقيمَ هُنا مدّةً قصيرَةً. أريدُ أن أتحدّثَ مع الناسِ. لأنِّي مُتأكِّدةٌ أنَّ أيَّ لُغَةٍ، لا يُمكِنُ إتْقَانُها إلاَّ بِهذه الطريقةِ. إنّنا لا نتمكَّنُ من إتقانِ اللغةِ العربيةِ في بَلَدِنَا. ويَاللأسَفِ، لا يوجَدُ لهذا الغرَضِ وسطٌ ملائِمٌ.
– غيرَ أنِّي أراكِ لا تجهَلينَ العربيَةَ تمامًا. وها تتكَلَّمِينَ بطلاقةٍ.
– كلاَّ، ليسَ الأمرُ كما تعلمينَ. أحيانًا لا أتمكّنُ من شرحِ ما أنا بِصَدَدِهِ. أمَّا أنِي في الحقيقةِ أريد أنْ أُتْقِنَ اللُّغَةَ العربيةَ حقَّ الإتقانِ. وهذا لا يمكن إلاَّ عن طريقِ الحوارِ مع الناسِ.
– هذا كلامٌ صحيحٌ طبعًا. ينبغِي أن تكونِي على اتّصالٍ مُسْتُمِرٍّ مع الناسِ. يجبُ الإحتكاكُ بِهم، والتفاعُلُ معهُمْ لا محالَةَ.
Arapça Dersi:3
HAZIRLIK DERSİ – 3
درسٌ تحضيريٌ رقم: 3
ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،
فإنّنا وجدنا فيما سبقَ أن الحوارَ بدأَ يتطوّرُ بين الفتاتينِ، وأنّ الجانِبَ الهامَّ لهذا الحوارِ يبدو في تعبير عائشةَ عن نفسِها حينَ تقولُ :
»- إنّنا لا نتمكَّنُ من إتقانِ اللغةِ العربيةِ في بَلَدِنَا، ويَاللأسَفِ، لا يوجَدُ لهذا الغرَضِ وسطٌ ملائِمٌ.«
فلعلّها واجَهتْ عقباتٍ لم تُرِدِ الإفصاحَ عنها، بل اكتفتْ بالإلماحِ إليها حين قالت:
»- لَهَا أسْبَابٌ عديدةٌ ولكنِّي لا أستطيعُ التصريحَ بها الآن!«
والأمرُ الذي يبعثُ الفرحَ في قلبِ مَن يشهد مثل هذا الحوارِ، أن الفتاةَ العربيةَ تستقبِلُ الفتاةَ التركيةَ بحفاوةٍ،، وتبذَُلُ كلَّ جهودِها لتُضيِّفَها في بيتِها. غير أن المساعدة التي تُقَدِّمُهَا خديجةُ لضيفِها عائشةَ تتعدّى نطاقَ المساعدةِ وتبلُعُ حدودَ التضحيةِ والفداءِ، كما سنشاهد ذلك نحنُ أيضًا من خلالِ حوارِهما فيما يلي.
1. Kardeşim Ayşe, seninle karşılaştığıma çok sevindim.
يا أُخْتِي عائشةَ، إنّي لَسَعيدةٌ جِدًّا بلِقائِكِ.
2. Arapça’nı ilerletmen için aklıma uygun bir çözüm geldi.
لَقَدْ ذَكَرْتُ حَلاًّ مُنَاسِبًا لِتَطْوِيرِ مَعْرِفَتِكِ باللُّغةِ العربيةِ.
3. Bir süre bizde misafir kalırsın.
تُقِيمِينَ مَعَنَا مدّةً.
4. Seninle yarın, Yabancılara Arapça öğreten bir koleje gideceğiz.
أنا وإيّاكِ، سنذهبُ غدًا إلى مَْعهَدٍ تَتُمُّ فيها التدريسُ لِغَيْرِ النُّاطِقِينَ بالعربيةِ.
5. Seni Kolejin Müdürü ile tanıştıracağım.
سَأُعَرِّفُكِ بِمُدِيرِ الْمَعْهَد.ِ
6. Çok değerli bir şahsiyettir.
إنَّهُ رَجُلٌ فَاضِلٌ.
7. Sana çok yardımcı olacak.
سَوْفَ يُسَاعِدُكِ جدًّا.
8. Bu kolejde sırf yabancı gençler ders görmektedirler.
لاَ يَدْرُسُ في هَذَا الْمَعْهَدِ إلاَّ شَبَابٌ أَجَانِبُ
9. Bunların hepsi de Arapça öğreniyorlar.
كُلُّهُمْ يَتَعَلَّمُونَ اللُّغةَ العربيةَ.
10. Bu koleje girdikten sonra Arapça’yı kurallarına göre öğreneceksin.
بَعْدَ أنْ تَدْخُلِي هَذَا الْمَعْهَدَ، سَوْفَ تَتَعَلَّمِينَ اللُّغةَ الْعَرَبِيَّةَ وُفْقًا لِقَوَاعِدِهَا.
11. çok başarılı olacağından eminim.
إنّي واثِقةٌ أنّكِ سَوفَ تنْجَحِينَ بِتَفَوُّقٍ.
12. Kısa zamanda Arapça’yı akıcı bir şekilde konuşacaksın.
وسوف تتكَلَّمين بالعربيةِ في مدّةٍ قصيرةٍ وَبِطَلاَقةٍ.
13. Bizde kaldığın sürece rahat edeceksin.
سَتَتَمَتَّعِينَ بِطُمَاْنينةٍ مَا دُمْتِ عِنْدَنا.
14. Sana evimizde bir oda tahsis edeceğiz.
سَنُخَصِّصُ لَكِ حُجْرَةً في بَيْتِنَا.
15. Ev ödevlerini yaparken de sana yardımcı olacağım.
وَسَوْفَ أُسَاعِدُكِ عِنْدَمَا تَقُومِينَ بِإِعْدَادِ وَاجِباتِكِ الْمَنْـزِلِيَّةِ.
16. Kardeşlerim Bessam ve Züheyr de sana yardımcı olacaklardır.
وَكَذَلِكَ شَقِيقَايَ بَسًّامٌ وَزُهَيْرٌ، سَوْفَ يُسَاعِدَانِكِ.
17. Annem güzel yemek pişirir.
إنَّ اُمِّي تُحسِنُ الطَّبخَ
18. Onun yaptığı lezzetli yemeklerden birlikte yeriz.
سَوْفَ نَتَنَاوَلُ مَعًا مِن طَبِيخَتِهَا الّذيذَةِ.
19. Tatil günlerinde de seni gezdireceğim.
وسأقومُ بِالتِّجْوَالِ مَعَكِ في أيّامِ العُطْلَةِ.
20. Bu günleri asla unutamayacaksın.
سوفَ لن تَنْسَيْ هذه الأيامَ أبدًا.
CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:
– يا أُخْتِي عائشةَ، إنّي لَسَعِيدةٌ جِدًّا بلِقائِكِ. لقد ذَكَرْتُ حَلاًّ مُناسِبًا لتطويرِ معرِفَتِكِ باللُّغةِ العربيةِ:
تُقِيمِينَ مَعَنَا مدّةً. أنا وإيّاكِ، سَنَذْهَبُ غدًا إلى معهَدٍ تَتُمُّ فيها التدريسُ لغيرِ الناطقينَ بالعربيةِ. سَأُعَرِّفُكِ بمديرِ المعهَد.ِ إنّه رجلٌ فاضِلٌ. سوفَ يُسَاعِدُكِ جدًّا.
لا يدرُسُ في هذا المعهدِ إلاَّ شبابٌ أجانِبُ. كُلُّهم يتعلَّمونَ اللغةَ العربيةَ. بعد أن تدخُلي هذا المعهدَ، سوفَ تتعلّمينَ اللغةَ العربيةَ وُفْقًا لِقَوَاعِدِها.
إنّي واثِقٌ أنّكِ سَوفَ تنْجَحينَ بِتَفَوُّقٍ. وسوف تتكَلَّمين بالعربيةِ في مدّةٍ قصيرةٍ وَبِطَلاَقةٍ. سَتَتَمَتَّعينَ بِطُمَاْنينةٍ ما دُمتِ عِندَنا. سَنُخَصِّصُ لَكِ حُجْرَةً في بَيْتِنَا. وسوفَ أُسَاعِدُكِ عندما تَقُومِينَ بِإِعْدَادِ وَاجِباتِكِ المنـزِلِيَّةِ. وكذلك شَقِيقَايَ بَسًّامٌ وَزُهَيْرٌ، سوفَ يُسَاعِدَانِكِ.
إنَّ اُمِّي تُحسِنُ الطَّبخَ. سوفَ نتنَاوَلُ معًا مِنْ طَبِيخَتِهَا الّذِيذَةِ. وسَأَقومُ بِالتِّجْوَالِ مَعَكِ في أيّامِ العُطْلَةِ. سَوْفَ لَنْ تَنْسَيْ هَذِهِ الأيامَ أبدًا.
Devamını Oku »
14
Şubat
2012
Arapça Dersi:4
HAZIRLIK DERSİ – 4
درسٌ تحضيريٌ رقم: 4
ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،
فإنَّ عائشةَ أصبحتْ في النهايةِ تلميذَةً في معهد اللُّغةِ العربيةِ. وذلك بفضل الْمُسَاعَدَاتِ التي قَدَّمَتْهَا خَدِيجَةُ. وهذه كانتْ الضَّالَّةَ الْمَنْشُودَةَ التي طَالَمَا حَلَمَتْ بها عائِشَةُ.
وافق مديرُ المعهدِ على طلبِها، فالتحقتْ بهذه المدرسة التي تواصِلُ فيها جماعةٌ من الشبابِ الأجانبِ دراسَتَهَا، ويتعلّمونَ فيها اللُّغةَ العربيةَ.
ولقد كان حظُّ عائشةَ وَافرًا حينَ زَوَّدَتْهَا إدارةُ المدرسةِ بمجموعةٍ من الكُتُبِ مجَّانًا. فكانتْ السعادةُ تغمُرُها وهي ترافِقُ زميلَتَها خديجةَ إلى دارها.
أما قصّةُ الْتِحَاقِِِهَا بالمعهدِ، فهي كما تلي:
1. Müdür Bey, Ayşe benim arkadaşımdır.
يا سيِّدَ الْمُدِير، عَائِشَةُ هِيَ زَمِيلَتِي.
2. Türkiye’den geldi.
إِنَّهَا جَائتْ مِنْ تُركِيَا.
3. Ailesi İstanbul’da oturuyor.
أُسْرَتُها تُقِيمُ فِي إسطنبول.
4. Kendisi ise bizde misafir kalıyor.
أمَّا هي، فتُقيمُ الآنَ عِنْدَنا ضَيْفًا.
5. Kolejinizde okumak istiyor.
إنّها تُرِيدُ أن تَدْرُسَ في مَعْهَدِكُمْ
6. Bunun için gerekli işlemlerin yapılmasını diliyorum.
فَأَرْجُو إِنْهَاءَ الإجْرَاءَاتِ اللاَّزِمَةِ لِهَذَا الأمرِ.
7. Güzel, buna çok sevindim.
حسَنًا، سَرَّنِي هذا.
8. Matmazel Ayşe’ye, hoş geldin diyorum.
أُرَحِّبُ بالآنِسَةِ عائِشَةَ.
9. Ayşe, önce kolej idaresine bir dilekçe sunsun.
فَلْتَتَقَدّمْ عائشةُ أوَّلاَ بِطَلَبٍ كِتَابِيٍّ إِلى إِدَارَةِ الْمَعْهَدِ.
10. Onu birinci sınıfa kaydedeceğiz.
سَنُسَجِّلُهَا في الصّفِّ الأوَّلِ.
11. Öğrenim günlük olarak altı saattir.
الدِّرَاسَةُ سِتُّ سَاعَاتٍ يَوْمِيًّا.
12. Sabahleyin saat sekiz buçukta başlar.
تَبْدَاُ في الساعةِ الثامِنَةِ صباحًا.
13. Gerekli kitapları biz ona vereceğiz.
نحنُ سوفَ نَمنَحُها الكُتُبَ اللازِمَةَ (نحنُ سَنُزَوِّدُهَا بالكُتُبَ اللازِمَةَ)
14. Kolej idaresi, öğrencilerine gerekli kitapları parasız verir.
تَمْنَحُ إِدَارَةُ الْمَعْهَدِ الكُتُبَ اللازِمَةَ إلى طُلاَّبِها مَجَّانًا.
15. Ayşe, okulumuzun kurallarına uymalıdır.
يَتَرَتَّبُ على عائِشَةَ مُرَاعَاةُ النُظُمِ الخاصَّةِ بِمَدْرَسَتِنَا.
16. Umarım Ayşe başarı gösterir.
إَرْجُو أنْ تَكُونَ عائِشَةُ ناجِحَةً.
17. Kolejimizde öğrenim süresi dört yıldır.
إنَّ مُدَّةَ الدِّرَاسَةِ في مَعهَدِنَا أربَعُ سَنَواتٍ.
18. Bu süre içinde yabancı gençler Arapça’yı öğrenirler.
الشبابُ الأجَانِبُ في ظَرْفِ هَذِهِ الْمُدَّةِ يَتَعَلَّمُونَ اللُّغةَ العربيةَ.
19. Her yıl okul birincisine bir ödül veririz.
كُلَّ عَامٍ نَمْنَخُ فَائزَ الْمَدْرَسَةِ جَائِزَةً.
20. Umarım bu yılın ödülünü Ayşe kazanır.
أَرْجُو أنْ تَظْفَرَ عَائِشَةُ جَائِزَةَ هَذِهِ السنةِ.
CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:
– يا سيِّدَ الْمُدِير، عائشةُ هي زميلتي. إنّها جَائتْ مِنْ تُركِيَا. أُسْرَتُها تُقِيمُ فِي إسطنبول. أمّا هي، فتُقيمُ الآنَ عِندَنا ضَيْفًا. إنّها تُرِيدُ أن تَدْرُسَ في معهَدِكُمْ. فَأَرْجُو إِنْهَاءَ الإجْرَاءَاتِ اللاَّزِمَةِ لهذا الأمرِ.
– حَسَنًا، سَرَّنِي هذا. أُرَحِّبُ بالآنِسَةِ عائِشَةَ. فَلْتَتَقَدّمْ عائشةُ أوَّلاَ بِطَلَبٍ كِتَابِيٍّ إلى إِدَارَةِ الْمَعْهَدِ. سَنُسَجِّلُهَا في الصّفِّ الأوَّلِ. الدِّراسَةُ سِتُّ سَاعَاتٍ يومِيًّا. تَبْدَاُ في الساعةِ الثامِنَةِ صَبَاحًا. نحنُ سوفَ نَمنَحُهَا الكُتُبَ اللاَّزِمَةَ. تَمْنَحُ إِدَارَةُ الْمَعْهَدِ الكُتُبَ اللاَّزِمَةَ إلى طُلاَّبِها مَجَّانًا. يترتَّبُ على عائِشَةَ مُرَاعَاةُ النُظُمِ الخاصَّةِ بِمَدْرَسَتِنَا. إرجو أن تكونَ عائِشَةُ ناجِحَةً.
إنَّ مدّةَ الدِّراسَةِ في مَعْهَدِنَا أربَعُ سَنَواتٍ. الشبابُ الأجانِبُ في ظرفِ هذه المُدَّةِ يَتَعَلَّمونَ اللغةَ العربيةَ. كُلَّ عَامٍ نَمْنَخُ فائزَ الْمَدْرَسَةِ جائِزَةً. أرجو أنْ تَظْفَرَ عائِشَةُ جَائِزَةَ هَذِهِ السَّنَةِ.
Arpça dersi:5
HAZIRLIK DERSİ – 5
درسٌ تحضيريٌ رقم: 5
ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،
فإنّ عائشَةَ رُبَمَا كَانَتْ أَسْعَدَ الناسِ في اليومِ الأوَّلِ مِنْ دِرَاسَتِهَا بِمَعْهَدِ اللُّغَةِ العربيةِ. لم تكن الكلماتُ وافيةً للتعبيرِ عن مدى هذه السعادةِ.
هَيَا بِنَا نُتَابِعُ عَائِشَةَ في أحْوَالِهَا وَعَوَاطِفِهَا وهي تأخذُ مَكَانَها بِقَاعَةِ الدرسِ لأوّلِ يومٍ مِنْ دِرَاسَتِهَا.
1. Çok hoş ve mutlu bir gündü.
كَانَ يومًا سَعِيدًا وَمُمْتِعًا.
2. Ayşe, yeni kitaplarının sayfalarını çevirip göz atarken ne kadar da mutluydu.
فَكَمْ كانتْ عائِشَةُ فَرِحَةً وهي تَتَصَفَّحُ كُتُبَهَا الجديدةَ.
3. O, hayallerinin bu kadar çabuk gerçekleşebileceğine inanmıyordu.
إنّها لم تكُنْ تَتَوَقَّعُ أنَّ أحْلاَمَهَا تَتَحَقَّقُ بِهذِهِ السُّرْعَةِ.
4. Ayşe muradına ermişti (amacına ulaşmıştı.)
لقد كانت عائِشَةُ بَلَغَتْ مُنَاهَا.
5. Sevinerek kendi kendine mırıldanıyordu:
كانتْ تَهمِسُ إلى نَفْسِها في ابْتِهَاجٍ.
6. Ne kadar da şanslıyım, diyordu.
فَتَقُولُ يَا لحُسْنَ حظّي!
7. Yahu ben sade bir turisttim!
تُرىَ هل كُنتُ أكثَرَ مِنْ سائِحَةٍ!
8. Daha dün, bu kentte yabancı biriydim.
كُنْتُ شَخْصًا غَرِيبًا في هِذِهِ المَدِينةِ بالأمْسِ.
9. Kader beni burada bir genç kızla karşılaştırdı, oysa daha önce ramızda hiçbir ilişki yoktu.
فَجَمَعَنِي القَدَرُ هُنا بِفَتَاةٍ لم تَكُنْ بينِي وبينَها صِلَةٌ مِنْ قَبْلُ.
10. Beni sıcak karşıladı, evinde konuk etti
اِسْتَقْبَلَتْني بِحَفَاوَةٍ وَضَيَّفَتْنِي في بَيْتِهَا.
11. Ve bütün imkanlarıyla bana yardım etti.
وَسَاعَدَتْنِي بِأَقْصَى إمْكانَاتِهَا.
12. Ailesi bana evinde bir oda tahsis etti.
وَخَصَّصَتْ لي أُسْرَتُها حُجْرَةً في بَيْتِهَا.
13. Şimdi ise Arap Dili Kolejinde öğrenciyim.
والآنَ قد أَصْبَحتُ تِلْمِيذَةً في مَعْهَدِ اللُّغةِ العربيةِ.
14. Bu kolejde dört yıl okuyacağım.
سَأَدْرُسُ في هذا الْمَعْهَدِ أربَعَ سَنَواتٍ.
15. Buradan üstün başarıyla mezun olacağım.
سَأتَخَرَّجُ مِنهُ بِأعَلَىَ دَرَجَةٍ مِنَ النَّجَاحِ.
16. Okulun birincisi olacağım ve inşallah ödülü ben alacağım.
سوفَ أكونُ أنا الفائِزَةَ لِلْمَعْهَدِ، وسوفَ أظفَرُ بالجائِزةِ إنْ شاءَ اللهُ.
17. Fakat bütün bu iyiliklerin altından kalkabilecek miyim!
ولكنّه هل يَسَعُنِي أن أُقابِلَ كُلَّ هذا الجمِيلَ بِما يَسْتَحِقُّهُ؟!
18. Asla, bu imkansız.
كلاَّ، إنّه مُسْتَحِيلٌ.
19. Bu, erdemli ve değerli bir ailedir.
إنَّ هَذِهِ أُسْرَةٌ فاضِلَةٌ.
20. Bu şehir de güzeldir.
وهذه مَدِينَةٌ طيِّبَةٌ.
21. Bu okulsa takdir ve saygıya layık bir ilim evidir.
وهذا الْمَعْهَدُ دَارُ عِلْمٍ، جَدِيرٌ بالتقْدِيرِ والتوْقِيرِ.
22. Herkese teşekkürler.
فَشُكْرًا للجَمِيعِ.
CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:
كانَ يومًا سعيدًا ومُمْتِعًا. فَكَمْ كانتْ عائِشَةُ فَرِحَةً وهي. تَتَصَفَّحُ كُتُبَها الجديدةَ. إنّها لم تكُنْ تتوقَّعُ أنَّ أحْلاَمَها تتحقَّقُ بِهذه السُّرعةِ. لقد كانت عائِشَةُ بَلَغَتْ مُنَاهَا. كانتْ تَهمِسُ إلى نفسِها في ابْتِهَاجٍ. فَتَقُولُ يَا لحُسْنَ حظّي! تُرىَ هل كُنتُ أكثَرَ مِنْ سائِحَةٍ! كُنْتُ شَخْصًا غَرِيبًا في هِذِهِ المَدِينةِ بالأمْسِ. فَجَمَعَنِي القَدَرُ هُنا بِفَتَاةٍ لم تَكُنْ بَيْنِِي وَبَيْنَهَا صِلَةٌ مِنْ قَبْلُ. اِسْتَقْبَلَتْني بِحَفَاوَةٍ وَضَيَّفَتْنِي في بَيْتِهَا. وَساعَدَتْنِي بِأقْصَى إمْكانَاتِها. وَخَصَّصَتْ لي أُسْرَتُها حُجْرَةً في بَيْتِهَا. والآنَ قد أصبَحتُ تِلميذَةً في معهدِ اللُّغةِ العربيةِ. سَأَدْرُسُ في هذا الْمَعْهَدِ أربَعَ سَنَواتٍ. سَأتَخَرَّجُ مِنهُ بِأعَلَىَ دَرَجَةٍ مِنَ النَّجَاحِ. سوفَ أكونُ أنا الفائِزَةَ لِلْمَعْهَدِ، وسوفَ أظفَرُ بالجائِزةِ إنْ شاءَ اللهُ. ولكنّه هل يَسَعُنِي أن أُقابِلَ كُلَّ هذا الجمِيلَ بِما يَسْتَحِقُّهُ؟! كلاَّ، إنّه مُسْتَحِيلٌ. إنَّ هَذِهِ أُسرَةٌ فاضِلَةٌ. وهذه مدينَةٌ طيِّبَةٌ. وهذا الْمَعْهَدُ دَارُ عِلْمٍ، جَدِيرٌ بالتقْدِيرِ والتوْقِيرِ. فَشُكْرًا للجَمِيعِ.
Pratik Arapça:2
– Merhaba
مَرْحَبًا
-Affedersiniz
عَفْوًا
– Adım Ayşe
اِسْمِي عائِشةُ
4. Adınızı öğrenebilir miyim?
اِسْمُكِ الكرِيم؟
5. Adım Hatice
اسمي خديجةُ.
6. Türkiye’den geliyorum
أَنَا قَادِمةٌ مِن تُرْكِيَا
– İstanbulluyum.
أنا مِن إسطنبول.
-Siz buralı mısınız?
هلْ أَنْتِ مِنْ هُنَا؟
هَلْ أَنْتِ مِنْ هَذِهِ الْمَدِينةِ؟ (Bu şehirden misiniz?)
9 . Bana uygun bir otel gösterir misiniz?
هَلْ تَدُلِّينِي عَلىَ فُنْدُقٍ مُنَاسِبٍ؟
-Burada bir hafta kadar kalmak istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أُقِيمَ هُنَا مُدَّةَ أُسْبوعٍ.
-Arapça’mı ilerletmek istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أُطَوِّرَ مَعرِفَتي بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ
أُرِيدُ أَن أُتقِنَ اللُّغََةَ الْعَرَبِيَّةَ. (Arapça’yı iyi düzeyde öğrenmek istiyorum.)
-Bu kenti ilk kezdir ziyaret ediyorum.
أزُورُ هذه المدينَةَ لأوَّلِ مَرَّةٍ.
لأوَّلِ مَرَّةٍ أزُورُ هذه المدينَةَ.
– Şehir hoşuma gitti.
أعجَبَتْنِي الْمَدِينَةُ.
– Onu düzenli ve temiz gördüm (buldum)
وجَدْتُهَا مُرَتَّبَةً ونَظيفةُ. (Bu cümlede نَظِيفَةً yerine طَاهِرَةً kelimesi
kullanılmaz)
-Fırsat bulursam tekrar geleceğim.
سَأَعُودُ مَرَّةً أُخْرَى إنْ وَجَدْتُ الفُرْصَةَ.
-Şehrin önemli yerlerini görmek istiyorum.
أُرِيدُ أن أُشَاهِدَ مَعَالِمَ الْمَدِينَةَ
– Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz?
هل في إمكانِكِ أن تُسَاعِدِيني في ذلك؟
-Önce müzeyi ziyaret edelim.
أوَّلاً نزُورُالْمُتْحَفَ.
– Kentin en önemli semti bu mudur?
هل هذِهِ هِيَ أرْقىَ أحياءِ المدينةِ؟
-Şehrin en büyük caddesinin adı nedir?
ما اسمُ الشارِعِ الرئِيسيِّ للمدينةِ؟
– Oraya nasıl ulaşabilirim?
كيفَ أصِلُ إلى هناكَ؟
Faydalı konuşmalar مُحَادَثَاتٌ مُفِيدَةٌ
Eviniz nerede?
اَيْنَ مَنْزِلُكَ؟
Nerede oturuyorsun?
اَيْنَ تََسْكُنُ؟
Eviniz müstakil mi, daire mi?
أ مَنْزِلُكُمْ مستقل اَوْ شَقَّة؟
Kendi eviniz mi, kira mı?
أ الْمَنْزِلُ لَكُم اَمْ مُأجَّر؟
Eviniz kaç odalı?
كَمْ غُرْفَة فِي دَارِكُم؟
Oturma odası geniş mi?
هَلْ وَاسِعَةٌ غُرْفَةُ الْجُلُوس؟
Ev işyerine yakın mı?
هَلِ الدَّار قَرِيب مِنْ مَكانِ الْعَمَل؟
Ev kiralamak istiyorum.
اُرِيدُ اَنْ اِسْتَأجِرَ الشقة.
Bana ev adresini ver.
هَاتِنيِ عُنْوَانَ مَنْزِلِكَ.
Dairen güzel mi?
هَلْ جَمِيلَة شَقَّتُك؟
Dairemde bir salon, bir yemek odası, bir misafir odası, bir yatak odası, bir mutfak, tuvalet ve banyo var.
في شَقَّتِي صَالُون وَغُرْفَة أَكْل وَ غُرْفَة ضُيُوف وَ غُرْفَة نَوْم وَ مَطْبَخ وَ دَوْرَةُ الْمِيَاهِ وَ حمَّام.
Dairenin balkonu var mı?
هَلْ فِي شَقَّتِكَ شُرْفَة؟
Bakkal size yakın mı?
هَلْ البَقَّالة قَرِيبَة مِنْكُمْ؟
Burada kiralık ev bulunur mu?
هَلْ هُنَا يُوجَد بَيْتٌ مُأجَّرٌ؟
Bilmiyorum, aramalısınız.
لا اَدْرِي يَجِبُ عَلَيْكُمْ اَنْ تَبْحَثُ عَنْهُ.
Market, eczane, lokanta, kahve, manav evime uzak değil.
لَيْسَ بَعِيد عَنْ مَنْزِلِي السُوقُ الْمَرْكَزِي وَالصَّيْدَلِيَّة وَ الْمَطْعَم وَ الْمَقْهَى وَ دُكَّانُ الْخُضَرِي.
Ben evde kalmıyorum. Otelde kalıyorum.
اَنَا لا اَسْكُنُ فِي الْمَنْزِلِ اَسْكُنُ فِي الْفُنْدُقِ.
Erciyes oteli nerede kalıyor?
اَيْنَ يَقَعُ فُنْدُق اَرْجِيَس؟
’a ısmarladık.
مَعَ الَّسلامَة.
ÇARŞIDA ALIŞVERİŞTE
Çarşı
السُوق
Çarşı nerede biliyor musunuz?
هَلْ تَعْرِفُ اَيْنَ السُّوق؟
Hangi çarşıyı soruyorsunuz?
اَيُّ السُّوق تَسْأل؟
Hediyelik eşya alacağım.
سَأشْتََرِى الْهَدِيَّاتِ.
Kadın elbiseleri nerede satılır?
اَيْنَ يُبَايِعُ مَلَابِسَ النِّسَاءِ؟
Bu kumaşın türü nedir?
مَا صِنْفُ هَذَا الْقُمَاشِ؟
Bu kumaş ipek, şu pamuktandır.
هَذَا الْقُمَاشِ مِنْ حَرِير. ذَاكَ مِنْ قُطْنٍ
Bu gömleğin ölçüsü ne?
مَا مَقَاصُ هَذَا اْلفُسْتَان؟
Orta
مُتَوَصِّطٌ
Bu ondan küçük mü, büyük mü?
هَذَا اَصْغَرُ مِنْ ذَاك امْ اَكْبَرُ؟
Bunun fiyatı nedir?
مَا سَعْرُهُ؟
Bu kaça?
بِكَمْ هَذَا؟
Üç milyon lira.
ثَلاثَ مَلايين ِليَرة
Bu çok pahalı değil mi?
أَلَيْسَ غَال كَثِير هَذَا؟
Gerçekten çok ucuz.
رَخِيص كَثيِر جدًّا
Son fiyat ne olur?
مَا هُوَ آخِرُ الَّسعْرِ؟
Senin için iki milyon yedi yüz elli.
لَكَ بمِلْيُنَينِ وَ سَبْعُمِائَة وَ خَمْسِينَ.
Bana iki çorap ve bir de buluz ver.
هَاتِنِي جَوَارِبَينِ وَ بُلُوزَة اَيْضًا.
Baş üstüne.
عَلىَ رَأْسي
İç çamaşırı bulunur mu?
هَلْ ثَوْبٌ دَاخِلِيّ مَوْجُودَة؟
Ne renk istersiniz?
مَا لَوْنهُ تُرِيدُون؟
Bu gömlek dar.
هَذَا الْقَمِيسُ ضَيِّقٌ.
Daha genişi yok mu?
اَلا اَوْسَعُ مَوْجُود؟
Kredi kartı geçer mi?
هَلْ بطَاقة اعتماد مَقْبُولَة؟
Yiyecek bir şeyler almak istiyoruz.
نُرِيد
CAMİDE ARAPÇA
Cami nerede?
اَيْنَ الْمَسْجِدُ؟
Öğle ezanı okundu mu?
هَلْ اُزِّنَ اَزَانُ الظُّهْرِ؟
Namaz kıldın mı?
هَلْ صَلَّيْتَ؟
Nerede namaz kılabilirim?
اَيْنَ يُمْكِنُ اَنْ اُصَلِّ؟
Güneş doğmadan namazı kılalım.
لِنُصَلِّ قَبْلَ طُلوُعِ الشَّمْسِ.
İkindi geçiyor, acele et!
تَعَجِّلْ يَمُرُّ الْعَصْرُ.
Lütfen namaz için uygun bir yerde durabilir miyiz?
مِنْ فَضْلِكَ هَلْ يُمْكِنُ اَنْ نَقِفَ لِاِقَامَةِ الصَّلاة؟
Abdestin var mı?
هَلْ اَنْتَ مُتَوَضِّعٌ؟
Abdest almam gerekir.
يَجِبُ عَلَيَّ اَنْ اَتَوَضَّعَ.
Cemaat çıktı mı?
هَلْ خَرَجَ الْجَمَعَةُ؟
Kaç rekat namaz kıldın?
كَمْ رَكْعَةً صَلَّيْتَ؟
Dört rekat kıldım.
صَلَّيْتُ اَرْبَعَ رَكْعَاتٍ
kabul etsin.
تَقَبَّلَ اللهُ
Hepsini.
اَجْمَعِينَ.
Namaz kılmak isteyen var mı?
هَلْ يُجَدُ مَنْ يُرِيدُ اَنْ يُصَلِّ؟
Biz namaz kılmak istiyoruz.
نَحْنُ نُرِيدُ اَنْ نُصَلِّ.
Sabah namazını kılacağım.
الفجر سَاُصَلِّ صَلاة
Öğle namazını kılacağım.
سَاُصَلِّ صَلاة الظهر
İkindi namazını kılacağım.
َساُصَلِّ صَلاةَ العص
Akşam namazını kılacağım.
َساُصَلِّ صَلاةَ المغرب
Yatsı Namazını kılacağım.
َساُصَلِّ صَلاةَ العشاء
Vitr namazını kılacağım.
صَلاةَ الوتر َساُصَلِّ
Ramazan Bayramı namazı ne zaman?
مَتَىَ صَلَاةُ عِيدِ الْفِطْرِ؟
Kurban Bayramı namazı ne zaman?
مَتَىَ صَلاَةُ عِيدِ الْاَضْحَي؟
نَعَمْ Evet
لاَ Hayır
صَبَاحُ الْخَيْرِ İyi sabahlar
مَسَاء الْخَيْرِ İyi akşamlar
تُصْبِحْ عَلَى الْخَيْرِ İyi geceler
مِنْ فَضْلِكْ Lütfen
شُكْرًا Teşekkür ederim
أَعْطِنِي Bana ver
حَظًّا سَعِيدًا İyi şanslar
عَفْوًا Afedersiniz
عَفْوًا Bir şey değil
أُرِيدُ مَاءَ Su istiyorum
هَلْ يُوجَدُ؟ Bulunur mu?
لاَ يُوجَدُ Bulunmaz
أَنَا أَسِفٌ Üzgünüm
لاَبَأَسٌ Zararı yok
تَفَضَّلْ Buyur
تَشَرَّفْنَا Müşerref olduk
عَلَى الرَّأْسِ Baş üstüne
بِالْعَافِيَةِ Afiyetle
سَاعِدْنِي مِنْ فَضْلِكْ Lütfen bana yardım et
أَنَا مَرِيضٌ Ben hastayım
تَعَالَ هُنَا Buraya gel
قِفْ هُنََا Burada dur
Pratik Arapça (Özet):1
Günlük Konuşma
١- مَرْحَباً صَباحُ الخَيْرِ (مَسَاءُ الخَيْرِ)
– Merhaba, hayırlı sabahlar (hayırlı akşamlar)
٢- مَرْحَباً بِكَ صَبَاحُ النُّورِ (مَسَاءُ النُّورِ)
– Sana da merhaba, hayırlı sabahlar (hayırlı akşamlar)
٣- السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، كَيْفَ حَالُكُمْ؟
– Esselamu Aleyküm, nasılsınız?
٤- وَعَلَيْكُمُ السَّلاَمِ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، بِخَيْرٍ وَالحَمْدُ لِلَّهِ
-Ve Aleyküm esselam ve Rahmetüllahi ve Berekâtuhu, Allah’a hamd olsun, iyiyim.
٥- إِلَى اللِّقَاءِ مَعَ السَّلاَمَةِ
– Görüşmek üzere Selametle
٦- فِي أَمَانِ اللهِ مَعَ السَّلاَمَةِ
– Allah’a emanet olun, sağlıcakla kal.
٧- أَهْلاً وَسَهْلاً
– Hoş geldiniz.
٨- شُكْرًا جَزِيلاً
– Çok teşekkür ederim.
٩- مَا اِسْمُكَ وَلَقَبُكَ؟ اِسْمِي وَلَقَبِي
– Adın ve soyadın ne? Adım ve soyadım.
١٠- مِنْ أَيْنَ أَنْتَ ؟ أَنَا مِنْ تُرْكِيَا
– Nerelisin? Ben Türkiyeliyim.
فِي المَسْجِدِ nnn
Camide
أَيْنَ الْمَسْجِدُ؟
Cami nerede?
هَلْ اُزِّنَ اَزَانُ الظُّهْرِ؟
Öğle ezanı okundu mu?
هَلْ صَلَّيْتَ؟
Namaz kıldın mı?
أَيْنَ يُمْكِنُ اَنْ اُصَلِّ؟
Nerede namaz kılabilirim?
لِنُصَلِّ قَبْلَ طُلوُعِ الشَّمْسِ
Güneş doğmadan namazı kılalım
تَعَجِّلْ يَمُرُّ الْعَصْرُ
İkindi geçiyor, acele et!
مِنْ فَضْلِكَ هَلْ يُمْكِنُ اَنْ نَقِفَ لِاِقَامَةِ الصَّلاة؟
Lütfen namaz için uygun bir yerde durabilir miyiz?
هَلْ اَنْتَ مُتَوَضِّعٌ؟
Abdestin var mı?
يَجِبُ عَلَيَّ اَنْ اَتَوَضَّعَ
Abdest almam gerekir
هَلْ خَرَجَ الْجَمَعَةُ؟
Cemaat çıktı mı?
كَمْ رَكْعَةً صَلَّيْتَ؟
Kaç rekat namaz kıldın?
صَلَّيْتُ اَرْبَعَ رَكْعَاتٍ
Dört rekat kıldım
تَقَبَّلَ اللهُ
ALLAH kabul etsin
اَجْمَعِينَ
Hepimizi.
هَلْ يُجَدُ مَنْ يُرِيدُ اَنْ يُصَلِّ؟
Namaz kılmak isteyen var mı?
نَحْنُ نُرِيدُ اَنْ نُصَلِّ
Biz namaz kılmak istiyoruz
الفجر سَاُصَلِّ صَلاة
Sabah namazını kılacağım
سَاُصَلِّ صَلاة الظهر
Öğle namazını kılacağım
َساُصَلِّ صَلاةَ العص
İkindi namazını kılacağım
َساُصَلِّ صَلاةَ المغرب
Akşam namazını kılacağım
َساُصَلِّ صَلاةَ العشاء
Yatsı Namazını kılacağım
صَلاةَ الوتر َساُصَلِّ
Vitir namazını kılacağım
مَتَىَ صَلَاةُ عِيدِ الْفِطْرِ؟
Ramazan Bayramı namazı ne zaman?
مَتَىَ صَلاَةُ عِيدِ الْاَضْحَي؟
Kurban Bayramı namazı ne zaman?

1

Nisan
2012

ARAPÇA NOTLARI VE BİNA KİTABI

Yazar: arafat  |  Kategori: PRATiK ARAPÇA  |  Yorum: Yok   |  7.519 Kez Okundu

BİNA KİTABI TAKRİRİ
Arapçada sadece kök harflerinden oluşan fiillere mücerred (soyut), bunlara yapılan ilavelerle ortaya çıkanlara da mezid (ilaveli) fiiller denir.
Mücerred fiiller üç harfliler ve dört harfliler olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan üç harfli olana “sülasi mücerred”, dört harfli olanlara da “Ruba-i mücerred” denir. Bu her iki kısma ilave yapılmakla oluşturulan fiillere de ilkine sülasi mezid, ikincisine Ruba-i mezid denir. Bunların toplamı 35 babtır.
Bu iki kısımdan birincisini inceleyelim:
1- Sülasi Mücerred: 6 babdır.
2- Sülasi Mezid: Üç bölümdür ve toplam 12 babdır:
a) Kendisine bir harf ilave edilenler bunlar 3 babdır.
b) İki harf ilave edilenler 5 babdır.
c) Üç harf ilave edilenler ki bunlar da 4 babdır.
Kitapta kullanılan terimler ve izahı;
1- TASRİF: Sözlükte değiştirme, çevirme anlamındadır. Terim olarak: Bir olan mastardan çekim yapmak suretiyle kelime türetmeye “TASRİF” denir.
2- BAB: Kapı, bölüm, fasıl manasındadır. Terim olarak: Yapılarındaki değişikliğe göre isimlendirilen her bir kelime kalıbına “BAB” denir.
3- VEZİN: Ölçü; fiil veya isim için kalıp anlamındadır.
4- MEVZUN: Ölçülen; her bir kalıp için zikredilen örnek anlamındadır. (İki kefeli terazi bu iki kavramı anlatmakta örnek olarak kullanılabilir.)
5- ALAMET: İşaret, iz, nişan anlamında olan bu kelime terim olarak: Her bir babı diğerlerinden ayıran işaret anlamındadır.
6- BİNA: Her bir babın kendine has ifade ettiği mana ve kullanılış yönlerini gösteren bu kavram sözlükte yapı manasındadır.
SÜLÂSİ MÜCERRED
Bilinmelidir ki sarf ilminin babları 35 tir. Bunlardan altısı sülasi mücerrede aittir.
1. Bab: Vezni: يَفْعُلُ ، فَعَلَ Mevzunu: نَصَرَ ، يَنْصُرُ
Alameti: Aynel fiilinin mazide üstün, müzaride ötre olmasıdır.
Binası: Çoğu kez Müteaddi bazen de Lazım için olur.
Müteaddiye misal: نَصَرَ زَيْدٌ عَمْرًا (Zeyd Amr’a yardım etti) Lazıma Misal: خَرَجَ زَيْدٌ (Zeyd çıktı)
اَلْمُتَعَدِّى: هُوَ مَايَتَجَاوَزُ فِعْلُ الْفَاعِلِ اِلَى الْمَفْعُولُ بِهِ
Müteaddi Fiil: Failin işi mefulun bihe geçen (tesir eden) fiildir.
اَلاَّزِمُ : هُوَ مَا لَمْ يَتَجَاوَزْ فِعْلُ الْفَاعِلِ اِلَى الْمَفْعُولُ بِهِ بَلْ وَقَعَ فِى نَفْسِهِ
Lazım Fiil: Failin işi mefulun bihe geçmeyip bilakis kişinin kendisinde kalan fiildir.
2. Bab: Vezni: فَعَلَ ، يَفْعِلُ Mevzünü: ضَرَبَ ، يَضْرِبُ
Alameti: Aynel fiilinin mazide üstün, müzaride esre olmasıdır.
Binası: Çoğu kez Müteaddi bazen de Lazım için olur.
Müteaddiye misal: ضَرَبَ زَيْدٌ عَمْراً (Zeyd amr’a vurdu) Lazıma misal: جَلَسَ زَيْدٌ(Zeyd oturdu)
3. Bab: Vezni: فَعَلَ ، يَفْعَلُ Mevzünü: فَتَحَ ، يَفْتَحُ
Alameti: Aynel fiilinin fiili mazide üstün, müzaride de üstün olmasıdır. Ancak aynel fiilinde veya lamel fiilinde boğaz harflerinden bir harf olması şartıyla.
Boğaz harfleri 6 tanedir: ء ، ح ، خ ، ع ، غ ، ه
Binası: Çoğu kez Müteaddi bazen de Lazım için olur.
Müteaddiye misal: فَتَحَ زَيْدٌنِ الْبَابَ(Zeyd kapıyı açtı) Lazıma misal: ذَهَبَ زَيْدٌ(Zeyd gitti)
4. Bab: Vezni: فَعِلَ ، يَفْعَلُ Mevzünü: عَلِمَ ، يَعْلَمُ
Alameti: Aynel fiilinin mazide esre, müzaride üstün olmasıdır.
Binası: Çoğu kez müteaddi bazen de lazım için olur.
Müteaddiye misal: عَلِمَ زَيْدٌنِ الْمَسْئَلَةَ (Zeyd meseleyi bildi) Lazıma misal: وَجِلَ زَيْدٌ (Zeyd korktu)
5. Bab: Vezni: فَعُلَ ، يَفْعُلُ Mevzünü: حَسُنَ ، يَحْسُنُ
Alameti: Aynel fiilinin mazide ve müzaride ötre olmasıdır.
Binası: Ancak lazım için olur. Misal: حَسُنَ زَيْدٌ(Zeyd güzel oldu)
6. Bab: Vezni: فَعِلَ ، يَفْعِلُ Mevzünü: حَسِبَ ، يَحْسِبُ
Alameti: Aynel fiilinin mazide ve müzaride esre olmasıdır.
Binası: Çoğu kez müteaddi bazen lazım için olur
Müteaddiye Misal: حَسِبَ زَيْدٌ عَمْراً فَاضِلاً (Zeyd amr’ı faziletli zannetti) Lazıma Misal: وَرِثَ زَيْدٌ (Zeyd varis oldu)
SÜLASİ MEZİD
35 babdan 12’si sülasi mezit içindir. Bunlarda 3 üç kısımdır.
1. KISIM: Sülasi mücerred üzerine bir harf ziyade (ilave) edilen bablardır. Bunlarda 3 babdır.
1. Bab:
Vezni: اَفْعَلَ ، يُفْعِلُ ، اِفْعَالاً Mevzünü: اَكْرَمَ ، يُكْرِمُ ، اِكْرَاماً
Alameti: Evveline hemzenin ziyade edilmesiyle mazisinin dört harfli olmasıdır.
Binası: Çoğu kez mütaaddi, bazen de lazım için olur.
Müteaddiye Misal: اَكْرَمَ زَيْدٌ عَمْراً (zeyd amr’a ikram etti) Lazıma Misal: اَصْبَحَ الرَّجُلُ (Adam sabahladı)
2. Bab:
Vezni: فَعَّلَ ، يُفَعِّلُ ، تَفْعِيلاً Mevzünü: فَرَّحَ ، يُفَرِّحُ ، تَفْرِيحاً
Alameti: Faal fiili ile aynel fiili arasına aynel fiili cinsinden bir harf ziyade etmekle mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Çoğu kez çokluk (teksir) içindir, bu çokluk;
a) Bazen fiilde olur. Misali: طَوَّفَ زَيْدٌنِ الْكَعْبَةَ (Zeyd kabeyi çok tavaf etti)
b) Bazen failde olur. Misali: مَوَّتَ اْلإبِلُ (Develer çok öldü)
c) Bazen mefulde olur. Misali: غَلَّقَ زَيْدٌنِ الْبَابَ (Zeyd kapıları çok kapadı)
3. Bab:
Vezni: فَاعَلَ ، يُفَاعِلُ ، مُفَاعَلَةً ، وَفِعَالاً ، وَفِيعَالاً
Mevzünü: قَاتَلَ ، يَقَاتِلُ ، مُقَاتَلَةً ، وَقِتَالاً ، وَقِيتَالاً
Alameti: Faal fiili ile aynel fiili arasına bir elif ziyade etmekle mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Muşareket (Ortaklık) içindir. Bu ortaklık çoğu kez iki kişi arasında bazen de bir kişi arasında olur.
İki kişi arasındaki ortaklığa misal: قَاتَلَ زَيْدٌ عَمْراً (Zeyd amr ile muharebe etti)
Bir kişi arasındaki ortaklığa misal: قَاتَلَهُمُ الله (Allah onlara lanet etsin)
2. KISIM: Sülasi mücerred üzerine iki harf katılan bablardır. Bunlarda 5 babtır.
1. Bab:
Vezni: اِنْفَعَلَ ، يَنْفَعِلُ ، اِنْفِعَالاً Mevzünü: إِنْكَسَرَ ، يَنْكَسِرُ ، إِنْكِسَاراً
Alameti: Evveline bir hemze ve nun harfi, ilave etmekle mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Mutavaat içindir.
Mutavaat: “حُصُولُ اَثَرِ الشَّيْئِ عَنْ تَعَلُّقِ الْفِعْلُ الْمُتَعَدِّى” Müteaddi fiilin alakalanmasından dolayı bir şeyin eserinin meydana gelmesidir. Misal: كَسَرْتُ الزُّجَاجَ فَانْكَسَرَ ذَلِكَ الزُّجَاجُ (Camı kırdım, şu cam da hemen kırıldı)
NOT: 1) İnfial babının failleri aktif olmayıp bilakis pasiftirler yani meçhül manasında olurlar. Örneğin إِنْكَسَرَ (kırıldı) اِنْقَطَعَ (kesildi) gibi. 2) م ، ن ، و ، ر ، ل harflerinden birisi infial babının ilk harfini oluşturmaz . 3) Daima müteaddi fiille oluşturulur.
2. Bab:
Vezni: اِفْتَعَلَ ، يَفْتَعِلُ ، اِفْتِعَالاً Mevzünü: اِجْتَمَعَ ، يَجْتَمِعُ ، اِجْتِمَاعاً
Alameti: Evveline bir hemze faal fiili ile aynel fiili arasına da bir te harfi ziyade etmekle mazisinin beş harfli olmasıdır.
Binası: Bir önceki bab gibi mutavaat içindir.
Misal: جَمَعْتُ اْلإِبِلَ فَاجَتَمَعَ ذَلِكَ اْلإِبِلُ (Develeri topladım hemen şu develer de toplandı)
NOT: Kullanım bakımından iftial babı infial babından daha geneldir.
3. Bab:
Vezni: اِفْعَلَّ ، يَفْعَلُّ ، اِفْعِلاَلاً Mevzünü: اِحْمَرَّ ، يَحْمَرُّ ، اِحْمِرَارًا
Alameti: Evveline bir hemze sonuna da lamel fiili cinsinden başka bir harf katmakla mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Lazım fiili mübalağası içindir. Örneğin; Zeyd için az bir kızarma olduğunda زَيْدٌ حَمُرَ denir.
Çok olduğunda ise اِحْمَرَّ زَيْدٌ denilir.
Bu babın binası renk ve ayıpları ifade içinde kullanılır.
Renge misal: اِحْمَرَّ زَيْدٌ (Zeyd çok kızardı) Ayıba misal: اِعْوَرَّ زَيْدٌ (Zeyd tek gözlü oldu)
4. Bab:
Vezni: تَفَعَّلَ ، يَتَفَعَّلُ ، تَفَعُّلاً Mevzünü: تَكَلَّمَ ، يَتَكَلَّمُ ، تَكَلُّمًا
Alameti: Evveline bir te harfi, faal fiili ile aynel fiili arasına aynel fiili cinsinden başka bir harfin katılmasıyla mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Tekellüf içindir.
Tekellüf: تَحْصِيلُ الْمَطْلُوبِ شَيْئًا بَعْدَ شَيْءٍ İstenilen bir şeyi aşama aşama elde etmektir.
Misal: تَعَلَّمْتُ الْعِلْمَ مَسْئَلَةً بَعْدَ مَسْئَلَةٍ(Bir meseleden sonra başka bir meseleyi bilmekle ilmi tahsil ettim.)
NOT: Bu babın fiilleri doğrudan sülasi mücerretten alınmaz Bilakis tef-il babından bu baba nakledilir. Dolayısıyla bu bab tef-il babının mutavaatını ifade eder. Misal: تَعَلَّمَ الطُّلاَبُ الدَّرْسَ (Talebeler dersi öğrendi)
5. Bab:
Vezni: تَفَاعَلَ ، يَتَفَاعَلُ ، تَفَاعُلاً Mevzünü: تَبَاعَدَ ، يَتَبَاعَدُ ، تَبَاعُدًا
Alameti: Evveline bir te harfi, faal fiili ile aynel fiili arasına bir elif ilave etmekle mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: İki kişi veya daha çok kişiler arasında muşareket (ortaklık) içindir.
İki kişi arasındakine Misal: تَبَاعَدَ زَيْدٌ عَمْراً (Zeyd amr’dan uzaklaştı)
Çok kişi arasındakine Misal: تَصَالَحَ الْقَوْمَ قَوْمًا (Bir toplum başka bir toplumla uzlaştı)
3. KISIM: Sülasi mücerred üzerine üç harf katılan bablardır. Bunlarda 4 babdır.
1. Bab:
Vezni: اِسْتَفْعَلَ ، يَسْتَفْعِلُ ، اِسْتِفْعَالاً Mevzünü: اِسْتَخْرَجَ ، يَسْتَخْرِجُ ، اِسْتِجْرَاجًا
Alameti: Evveline hemze, sin ve te harflerinin ziyadesiyle mazisinin altı harf olmasıdır.
Binası: Çoğu kez müteaddi bazen de lazım için olur.
Müteaddiye Misal: اِسْتَخْرَجَ زَيْدٌنِ الْمَالَ (Zeyd malı çıkardı) Lazıma Misal: اِسْتَحْجَرَ الطّيِنُ (Çamur taşlaştı)
NOT: Bu babın binası hakkında bir işin talebi için de kullanılır denilmiştir.
Misal: اَسْتَغْفِرُ الله (Allah’ü Teala’dan bağışlanmayı talep ediyorum)
2. Bab:
Vezni: اِفْعَوْعَلَ ، يَفْعَوْعِلُ ، اِفْعِيعَالاً Mevzünü: اِعْشَوْشَبَ ، يَعْشَوْشِبُ ، اِعْشِيشَابا ً
Alameti: Evveline bir hemze aynel fiili cinsinden başka bir harf bir de aynel fiili ile lamel fiili arasına vav harfinin ziyadesiyle mazisinin altı harf üzere olmasıdır.
Binası: Lazım fiilinin mübalağası içindir. Çünkü yeryüzü az yeşerdiği zaman عَشُبَ اْلاَرْضُ (Yer yeşerdi) denir, çok yeşerdiği zaman اِعْشَوْشَبَ اْلاَرْضُ (Yer çok yeşerdi) denir.
3. Bab:
Vezni: اِفْعَوَّلَ ، يَفْعَوِّلُ ، اِفْعِوَّالاً Mevzünü: اِجْلَوَّذَ ، يَجْلَوِّذُ ، اِجْلِوَّاذاً
Alameti: Evveline bir hemze aynel fiili ile lamel fiili arasına da iki tane vav harfi ziyade etmekle mazisinin altı harf üzere olmasıdır.
Binası: Bir önceki babta olduğu gibi lazım fiilinin mübalağası içindir. Çünkü develer az bir hızla yürüdüğü zaman جَلَذَ اْلاِبِلُ (Develer az bir hızla yürüyüp gitti) denir, çok hızlı yürüdüklerinde ise اِجْلَوَّذَ اْلاِبِلُ (Develer çok hızlı yürüyüp gitti) denir.
4. Bab:
Vezni: اِفْعَالَّ ، يَفْعَالُّ ، اِفْعِيعَالاً Mevzünü: اِحْمَارَّ ، يَحْمَارُّ ، اِحْمِيرَاراً
Alameti: Evveline bir hemze, aynel ve lamel fiili arasına bir elif bir de sonuna lamel fiili cinsinden başka bir harf ziyade etmekle mazisinin altı harf üzere olmasıdır.
Binası: Bir önceki babda olduğu gibi lazım fiilinin mübalağası içindir. Fakat bu babdaki mübalağa (aşırılık) if-ilal babından daha çoktur. Çünkü zeyd az kızardığı zaman حَمُرَ زَيْدٌ (Zeyd kızardı) denir.
Çok kızardığında اِحْمَرَّ زَيْدٌ (Zeyd çok kızardı) denilir, aşırı derecede kızardığında ise اِحْمَارَّ زَيْدٌ (Zeyd kıpkırmızı oldu) denilir.
RUBAİ MÜCERRED
Asli harfleri itibariyle dört harfli kelimelere rubai mücerred denir. Bu da bir babdır.
1. Bab:
Vezni: فَعْلَلَ ، يُفَعْلِلُ ، فَعْلَلَةً ، وَفِعْلاَلاً Mevzünü: دَحْرَجَ ، يُدَحْرِجُ ، دَحْرَجَةً ، وَدِحْرَاجاً
Alameti: Tüm harflerinin aslı olması şartıyla mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Çoğu kez müteaddi bazen de lazım için olur.
Müteaddiye Misal: دَحْرَجَ زَيْدٌنِ الْحَجَرَ(Zeyd taşı yuvarladı) Lazıma Misal: دَرْبَحَ زَيْدٌ (Zeyd boyun eğdi)
دَحْرَجَ ‘ye MÜLHAK (KATILAN) BABLAR
6 babtır. Bunlara El-Mülhaku Bir-rubaiyyi denir.
1. Bab:
Vezni: فَوْعَلَ ، يُفَوْعِلُ ، فَوْعَلَةً ، وَفِيعَالاً Mevzünü: حَوْقَلَ ، يُحَوْقِلُ ، حَوْقَلَةً ، وَحِيقَالاً
Alameti: Faal fiili ile aynel fiili arasına bir vav harfi ziyade etmekle mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Sadece Lazım içindir. Misal: حَوْقَلَ زَيْدٌ(Zeyd adımlarını sıksık atarak, çabuk çabuk yürüdü)
2. Bab:
Vezni: فَيْعَلَ ، يُفَيْعِلُ ، فَيْعَلَةً ، وَفِيعَالاً Mevzünü: بَيْطَرَ ، يُبَيْطِرُ ، بَيْطَرَةً ، وَبِيطَاراً
Alameti: Faal fiili ile aynel fiili arasına bir ye harfi ziyade etmekle mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Sadece müteaddi içindir. Misal: بَيْطَرَ زَيْدٌنِ الْقَلَمَ(Zeyd kalemi yardı)
3. Bab:
Vezni: فَعْوَلَ ، يُفَعْوِلُ ، فَعْوَلَةً ، وَفِعْوَالاً Mevzünü: جَهْوَرَ ، يُجَهْوِرُ ، جَهْوَرَةً ، وَجِهْوَاراً
Alameti: Aynel fiili ile lamel fiili arasına vav harfini ziyade etmekle, mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Bir önceki babta olduğu gibi sadece müteaddi içindir.
Misal: جَهْوَرَ زَيْدٌنِ الْقُرْاَنَ(Zeyd kur’anı sesli okudu)
4. Bab:
Vezni: فَعْيَلَ ، يُفَعْيِلُ ، فَعْيَلَةً ، وَفِعْيَالاً Mevzünü: عَثْيَرَ ، يُعَثْيِرُ ، عَثْيَرَةً ، وَعِثْيَاراً
Alameti: Aynel fiili ile lamel fiili arasına ye harfini ziyade etmekle mazisinin dört harf üzere olmasıdır
Binası: Sadece lazım içindir. Misal: عَثْيَرَ زَيْدٌ (Zeyd kayıp düştü)
5. Bab:
Vezni: فَعْلَلَ ، يُفَعْلِلُ ، فَعْلَلَةً ، وَفِعْلاَلاً Mevzünü: جَلْبَبَ ، يُجَلْبِبُ ، جَلْبَبَةً ، وَجِلْبَاباً
Alameti: Sonuna lamel fiili cinsinden bir harf ziyade etmekle mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Müteaddi içindir. Misal: جَلْبَبَ زَيْدٌ عَمْراً (Zeyd Amr’a gömlek giydirdi)
6. Bab:
Vezni: فَعْلَى ، يُفَعْلِى ، فَعْلَيَةً ، وَفِعْلاَءً Mevzünü: سَلْقَى ، يُسَلْقِى ، سَلْقَيَةً ، وَسِلْقَاءً
Alameti: Sonuna (harekesiz) bir ye harfi ziyade etmekle mazisinin dört harf üzere olmasıdır.
Binası: Lazım içindir. Misal: اَىْ نَامَ عَلَى قَفَاهُ زَيْدٌ سَلْقَى (Zeyd kafası üzerine uyudu)
NOT: 1 Sayılan bu altı bab’a, El-Mulhaku Bi’rrubaiyyi (Rubai mücerrede katılan) denir.
2 Bazı nüshalarda bu babın binasının müteaddi olduğu yazılıdır.
Misal: سَلْقَيْتُ زَيْداً اَىْ اَلْقَيْتُهُ عَلَى ظَهْرِهِ (Zeydi sırtı üzere yere yıktım)
İlhak: İki kaynağın, aslın yani mulhak (katılan) ve mulhaku bih’in (Kendine katılanın) birleştirilmesi demektir.
RUBA-İ MEZİD BABLAR
Rubai mücerred üzerine ziyade edilen bablar 3 tanedir. Bunlarda 2 kısımdır.
1. KISIM: Ruba-i mücerred üzerine bir harf katılandır. Bu da 1 babdır.
Vezni: تَفَعْلَلَ ، يَتَفَعْلَلُ ، تَفَعْلُلاً Mevzünü: تَدَحْرَجَ ، يَتَدَحْرَجُ ، تَدَحْرُجا ً
Alameti: Evveline bir te harfi ziyade etmekle mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Mutevaat içindir. Misal: دَحْرَجْتُ الْحَجَرَ فَتَدَحْرَجَ ذَلِكَ الْحَجَرُ(Taşı yuvarladım, şu taşta yuvarlandı)
2. KISIM: Ruba-i mücerred üzerine iki harf katılandır. Bu da 2 babdır.
7. Bab:
Vezni: اِفْعَنْلَلَ ، يَفْعَنْلِلُ ، اِفْعِنْلاَلاً Mevzünü: اِحْرَنْجَمَ ، يَحْرَنْجِمُ ، اِحْرِنْجَاماً
Alameti: Evveline bir hemze, aynel fiili ile birinci lamel fiili arasına bir nun harfi, ziyade etmekle mazisinin altı harf üzere olmasıdır.
Binası: Bir önceki babta olduğu gibi mutavaat içindir.
Misal: حَرْجَمْتُ اْلاِبِلَ فَاحْرَنْجَمَ ذَلِكَ اْلاِبِلُ (Develeri topladım şu develerde toplandı)
2. Bab:
Vezni: اِفْعَلَلَّ ، يَفْعَلِلُّ ، اِفْعِلاَّلاً Mevzünü: اِقْشَعَرَّ ، يَقْشَعِرُّ ، اِقْشِعْرَاراً
Alameti: Evveline bir hemze sonuna da ikinci lamel fiili cinsinden başka bir harf ve ziyade etmekle mazisinin altı harf üzere olmasıdır.
Binası: Lazım fiilinin mübalağası içindir. Çünkü ürperti az olduğunda قَشْعَرَ جِلْدُ الرَّجُلِ (Adamın tüyü ürperdi) ürperti çok olduğunda ise اِقْشَعَرَّ جِلْدُ الرَّجُلِ (Adamın tüyleri diken diken oldu) denir.
تَدَحْرَجَ ‘ ye MULHAK BABLAR
Bu kısım 5 babtır.
7. Bab:
Vezni: تَفَعْلَلَ ، يَتَفَعْلَلُ ، تَفَعْلُلاً Mevzünü: تَجَلْبَبَ ، يَتَجَلْبَبُ ، تَجَلْبُباً
Alameti: Sonuna lamel fiili cinsinden bir harf, evveline de bir te hafi ziyade etmekle mazisinin beş harfli olmasıdır.
Binası: Mutavaat içindir.
Misal:جَلْبَبْتُ زَيْداً فَتَجَلْبَبَ (Zeyd’e gömlek giydirdim o da hemen giyindi)
2. Bab:
Vezni: تَفَوْعَلَ ، يَتَفَوْعَلُ ، تَفَوْعُلاً Mevzünü: تَجَوْرَبَ ، يَتَجَوْرَبُ ، َتَجَوْرُباً
Alameti: Evveline bir te harfi, faal fiili ile aynel fiili arasına da bir vav harfi ziyade etmekle mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Mutavaat içindir. Misal: ( جَوْرَبْتُهُ فَتَجَوْرَبَ) (O’na çorap giydirdim o da hemen giyindi)
3. Bab:
Vezni: تَفَيْعَلَ ، يَتَفَيْعَلُ ، تَفَيْعُلاً Mevzünü: تَشَيْطَنَ ، يَتَشَيْطَنُ ، تَشَيْطُناً
Alameti: Evveline bir te harfi, faal fiili ile aynel fiili arasına bir ye harfi ziyade etmekle mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Sadece lazım içindir. Misal: تَشَيْطَنَ زَيْدٌ(Zeyd şeytanlaştı)
4. Bab:
Vezni: تَفَعْوَلَ ، يَتَفَعْوَلُ ، تَفَعْوُلا ً Mevzünü: تَرَهْوَكَ ، يَتَرَهْوَكُ ، تَرَهْوُكاً
Alameti: Evveline bir te harfi, aynel fiili ile lamel fiili arasına bir vav harfi ziyade etmekle mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Sadece lazım içindir. Misal: تَرَهْوَكَ زَيْدٌ(Zeyd sallanarak gitti)
5. Bab:
Vezni: تَفَعْلَى ، يَتَفَعْلَى ، تَفَعْلِياً Mevzünü: تَسَلْقَى ، يَتَسَلْقَى ، تَسَلْقِياً
Alameti: Evveline bir te harfi, sonuna da (harekesiz) bir ye harfi ziyade etmekle mazisinin beş harf üzere olmasıdır.
Binası: Sadece lazım içindir. Misal: تَسَلْقَى زَيْدٌ اَىْ وَقَعَ عَلَى قَقَاهُ(Zeyd ensesi üzerine düştü)
NOT: Bilinmelidir ki; mülhak bablarda gerçekleştirilen ilhakın hakikati te harfinin dışında herhangi bir harfin ziyadesiyle olmuştur. Örneğin, تَجَلْبَبَ babındaki ilhak be harfinin tekrarıyla gerçekleşmiştir.
Te harfi ise تَدَحْرَجَ babında olduğu gibi mutavaat manasını ifade için dâhil olmuştur.
Çünkü ilhak, kelimenin evvelinde olmaz, bilakis kelimenin ortasında veya sonun da olur.
Bu bilgi “Şerhul Mufassal” isimli kitapta açıklandığı şekle binaen verilmiştir.
اِحْرَنْجَمَ ‘ ye MÜLHAK BABLAR
Bu kısım 2 babtır.
7. Bab:
Vezni: اِفْعَنْلَلَ ، يَفْعَنْلِلُ ، اِفْعِنْلاَلاً Mevzünü: اِقْعَنْسَسَ ، يَقْعَنْسِسُ ، اِقْعِنْسَاساً
Alameti: Evveline bir hemze, aynel ve lamel fiili arasına bir nun harfi, sonuna da lamel fiili cinsinden başka bir harf ziyade etmekle mazisinin altı harf üzere olmasıdır.
Binası: Lazım fiilin mübalağası içindir.
Misal: اِقْعَنْسَسَ الرَّجُلُ(Adamın göğsü öne doğru çıktı sırtı da içeri girdi)
2. Bab:
Vezni: اِفْعَنْلَى ، يَفْعَنْلِى ، اِفْعِنْلاَءً Mevzünü: اِسْلَنْقَى ، يَسْلَنْقِى ، اِسْلِنْقَاءً
Alameti: Evveline bir hemze, aynel ve lamel fiili arasına bir nun harfi, sonuna da bir ye harfi ziyade etmekle mazisinin altı harf üzere olmasıdır.
Binası: Mutavaat içindir. Misal: سَلْقَيْتُهُ فَاسْلَنْقَى اَىْ وَقَعَ عَلَى قَقَاهُ (O’nu ensesi üzerine düşürdüm,
O da hemen düştü)
AKSAM-I SEMANİYE (Sekiz Kısım)
Bil ki tüm bu bablarda sayılan fiiller:
a) Sülasi mücerred salim olur كَرُمَ gibi. B) Sülasi mücerred gayri salim olur وَعَدَ gibi. C) Rubai Mücerred salim olur دَحْرَجَ gibi. D) Rubai Mücerred gayri salim olur وَسْوَسَ gibi.
Aynı şekilde bu fiiller;
e) Sülasi mezidün fih salim olur اَكْرَمَ gibi. F) Sülasi mezidün fih gayri salim olur اَوْعَدَ gibi.
g) Rubai mezidün fih salim olur تَدَحْرَجَgibi. H) Rubai mezidün fih gayri salim olur. تَوَسْوَسَ gibi.
Anlatılan bu kısımlara sarf ilminde “aksamı semaniye” (sekiz kısım) denir.
AKSAM-I SEB’A (Yedi Kısım)
Arapçada ki tüm fiiller yedi kısımdır.
1. Sahih: Faal, Aynel ve Lamel fiilleri mukabilinde illet harfi bulunmayan fiillerdir. Misali: نَصَرَ
İllet Harfleri: Vav (و), ye (ى), elif ( ا ), hemze ( أ ء ) ve şedde (ّ ) dir.
2. Misal: Faal fiili mukabilinde illet harflerinden biri bulunan fiildir. Misali: وَعَدَ ، يَسَرَ
3. Ecvef: Aynel fiili mukabilinde illet harfi bulunan fiildir. Misali: قَالَ ، كَانَ
4. Nakıs: Lamel fiili mukabilinde illet harfi bulunan fiildir. Misali: رَمَى ، غَزَا
5. Lefif: Kendisinde iki illet harfi bulunan fiillerdir. İki kısma ayrılır.
a) Letifi Makrun: Aynel ve lamel fiilinde illet harfi bulunan fiildir. Misali: طَوَى ، قَوِىَ
b) Letifi Mefruk: Faal ve lamel fiili mukabilinde iki illet harfi bulunan fiildir. Misali:وَقَى ، يَقِى
6. Muzaaf: Aynel ve lamel fiili tek bir cins olan fiildir. Misali: مَدَّ
مَدَّ kelimenin aslı مَدَدَ idi. Birinci dal’ın harekesi hazf edilip, ikinci dala idgam edildi مَدَّoldu.
İDGAM: Aynı cinsten olan iki harften birini diğerine girdirmek demektir. Üç kısımdır:
1. Vacib İdgam: Aynı cins iki harfin harekeli olmasıyla gerçekleşir. Birinci harf sakin ikincisi harekeli telaffuz edilir. Misali: مَدَّ يَمُدُّ
2. Caiz İdgam: Aynı cins iki harften birincisi harekeli ikincisi sükûnu arız ile sakin olursa gerçekleşir. Misali: لَمْ يَمُدَُِّ üç harekeyle de okunur.
لَمْ يَمُدَّ nin aslı لَمْ يَمْدُدْ idi. Birinci dalın harekesi mim’e nakledildi لَمْ يَمُدْدْ oldu. Böylelikle iki sakin bir araya geldi sonra ikinci dal, sükûnu arız olmasından dolayı zamme veya fetha veya da kesre ile harekelendirilerek لَمْ يَمُدَُِّ oldu.
3. Mumteni (yasak) idgam: İki cins harften birinin harekeli, diğerinin ise asli sükûn olmasıyla gerçekleşir. Misali: مَدَدْتَُِ مَدَدْنَ
7. Mehmuz: Asıl harflerinden birinde hemze bulunan fiillerdir. Misali: قَرَأَ ، سَأَلَ ، أَخَذَ
Şayet hemze faal fiililinde ise Mehmuzul- fa, aynel fiilinde ise Mehmuzul- ayn, lamel fiilinde ise
Mehmuzul-lam denir.
Anlatılan bu kısımlara sarf ilminde aksam’ı seb’a (yedi kısım) denir. Bu yedi kısım şu beyitte toplanmıştır.
صَحِيحَسْتُ مِثَالَسْتُ مُضَاعَفْ
لَفِيفٌ نَاقِصٌ مَهْمُوزُ اَجْوَفْ
AKSAM-I SEMANİYE (Sekiz Kısım)
Bil ki tüm bu bablarda sayılan fiiller:
a) Sülasi mücerred salim olur كَرُمَ gibi. b) Sülasi mücerred gayri salim olur وَعَدَ gibi.
c) Rubai Mücerred salim olur دَحْرَجَ gibi. d) Rubai Mücerred gayri salim olur وَسْوَسَ gibi.
Aynı şekilde bu fiiller;
e) Sülasi mezidün fih salim olur اَكْرَمَ gibi. f) Sülasi mezidün fih gayri salim olur اَوْعَدَ gibi.
g) Rubai mezidün fih salim olur تَدَحْرَجَgibi. h) Rubai mezidün fih gayri salim olur. تَوَسْوَسَ gibi.
Anlatılan bu kısımları sarf ilminde “aksamı semaniye” (sekiz kısım) denir.
AKSAM-I SEB’A (Yedi Kısım)
Arapçada ki tüm fiiller yedi kısımdır.
1. Sahih: Faal, Aynel ve Lamel fiilleri mukabilinde illet harfi bulunmayan fiillerdir. Misali: نَصَرَ
İllet Harfleri: Vav (و), ye (ى), elif ( ا ), hemze ( أ ء ) ve şedde (ّ ) dir.
2. Misal: Faal fiili mukabilinde illet harflerinden biri bulunan fiildir. Misali: وَعَدَ ، يَسَرَ
3. Ecvef: Aynel fiili mukabilinde illet harfi bulunan fiildir. Misali: قَالَ ، كَانَ
4. Nakıs: Lamel fiili mukabilinde illet harfi bulunan fiildir. Misali: رَمَى ، غَزَا
5. Lefif: Kendisinde iki illet harfi bulunan fiillerdir. İki kısma ayrılır.
a) Letifi Makrun: Aynel ve lamel fiilinde illet harfi bulunan fiildir. Misali: طَوَى ، قَوِىَ
b) Letifi Mefruk: Faal ve lamel fiili mukabilinde iki illet harfi bulunan fiildir. Misali:وَقَى ، يَقِى
6. Muzaaf: Aynel ve lamel fiili tek bir cins olan fiildir. Misali: مَدَّ
مَدَّ kelimenin aslı مَدَدَ idi. Birinci dal’ın harekesi hazf edilip, ikinci dala idgam edildi مَدَّoldu.
İDGAM: Aynı cinsten olan iki harften birini diğerine girdirmek demektir. Üç kısımdır:
1. Vacib İdgam: Aynı cins iki harfin harekeli olmasıyla gerçekleşir. Birinci harf sakin ikinci harekeli telaffuz edilir. Misali: مَدَّ يَمُدُّ
2. Caiz İdgam: Aynı cins iki harften birincisi harekeli ikincisi sükunu arız ile sakin olursa gerçekleşir. Misali: لَمْ يَمُدَُِّ (üç harekeylede okunur)
لَمْ يَمُدَّ nin aslı لَمْ يَمْدُدْ idi. Birinci dalın harekesi mime nakledildi لَمْ يَمُدْدْ oldu. Böylelikle iki sakin bir araya geldi sonra ikinci dal sükunu arız olmasından dolayı zamme fetha veya kesre ile harekelendi لَمْ يَمُدَُِّ oldu.
3. Mumteni (yasak) idgam: İki cins harften birinin harekeli diğerinin ise asli sükun olması sebebiyle sakin olmasıyla gerçekleşir. Misali: مَدَدْتَُِ مَدَدْنَ
7. Mehmuz: Asıl harflerinden birinde hemze bulunan fiillerdir. Misali: قَرَأَ ، سَأَلَ ، أَخَذَ
Şayet hemze faal fiililinde ise mehmuzul fa, aynel fiilinde ise mehmuzul ayn lamel fiilinde ise mehmuzul lam denir.
Anlatılan bu kısımlara sarf ilmine aksam’ı seb’a (yedi kısım) denir.
arapça
اَلطَّـالِبُ
: السلام عليكم.
صاحِبُ المَكْتَبَةِ
: وعليكم السلام ورحمة الله.
اَلطَّـالِبُ
: مِنْ فَضْلِكَ. بِكَمِ الدَّفْتَرُ.
صاحِبُ المَكْتَبَةِ
: اَلدَّفْتَرُ الصَّغِيرُ بِثَلاثَةِ رِيالاتٍ .
اَلطَّـالِبُ
: وَبِكَمْ اْلـمِسْطَرَةُ.
صاحِبُ المَكْتَبَةِ
: اَلْمِسْطَرَةُ بِرِيالَين.
اَلطَّـالِبُ
: أُرِيدُ خَمْسَةَ دَفاتِرَ صَغِيرَةٍ وَمِسْطَرَتَين.
صاحِبُ المَكْتَبَةِ
: خَمْسَةُ دَفاتِرَ بِخَمْسَةَ عَشَرَ رِيالاًَ، وَمِسْطَرَتانِ بِأَرْبَعَةِ رِيالاتٍ (15+4=19) اَلْمَجْموعُ تِسْعَةَ عَشَرَ رِيالاً.
اَلطَّـالِبُ
: تَفَضَّلْ.
صاحِبُ المَكْتَبَةِ
: شُـكْراً
arapça
في مَكْتَبِ الـبَريدِ
جَسورٌ
: اَلسَّلامُ عَلَيْكُمْ.
اَلْمُوَظَّفُ
: وَعَلَيْكُمُ السَّلامُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكاتُهُ.
جَسورٌ
: أًريدُ أَنْ أُرْسِلَ هَذَا الخِطابَ إِلى أُزْبِكِسْتانَ.
اَلْمُوَظَّفُ
: هَلْ كَتَبْتَ العُنْوانَ؟
جَسورٌ
: نَعَمْ. كَمْ الأُجْرَةُ؟
اَلْمُوَظَّفُ
: نِصْفُ رِيالٍ. بِاْلبَرِيدِ العادِيِّ.
جَسورٌ
: تَفَضَّلْ. مَتَى تَصِلُ الرِّسالَةُ إِلَى أُزْتكِسْتانَ؟
اَلْمُوَظَّفُ
: تَصِلُ بَعْدَ أُسْبوعٍ تَقْريباً، إِنْ شَاءَ اللَّهُ.
arapça
يَوْمٌ في حَياةِ طالِبٍ
أَشْرَفُ
: السلام عليكم.
بَهادَرُ
: وعليكم السلام ورحمة الله.
أَشْرَفُ
: مَتَى تَسْتَيْقِظُ مِنْ نَوْمِكَ؟
بَهادَرُ
: أَسْتَيْقِظُ مِنْ نَوْمِي قُبَيْلَ صَلاةِ الفَجْرِ.
أَشْرَفُ
: أَيْنَ تُصَلِّي الفَجْرَ، وَأَيْنَ تَتَناوَلُ فَطُورَكَ؟
بَهادَرُ
: أُصَلِّي في مَسْجِدِ الجامِعَةِ، وأَتَناوَلُ فَطُورِي في المَطْعَمِ.
أَشْرَفُ
: وَماذا تَفْعَلُ بَعْدَ ذَلِكَ؟
بَهادَرُ
: أَعودُ إِلى المهجع لأسْتَعِدَّ، ثُمَّ أَلْبَسُ مَلابِسي، وَأَحْمِلُ كُتُبِي وَأَذْهَبُ إِلَى الشّعْبَةِ.
أَشْرَفُ
: مَتَى تَبْدَأُ الدِّراسَةُ؟ وَمَتَى تَنْتَهِي؟
بَهادَرُ
: تَبْدَأُ في السَّاعَةِ السَّابِعَةِ صباحا، وَتَنْتَهي في الوَاحِدَةِ إَلاَّ رُبُعاً ظُهراً.
أَشْرَفُ
: مَتَى تَسْتَذْكِرُ دُروسَكَ؟
بَهادَرُ
: أَسْتَذْكِرُ دُروسِي بَعْدَ صَلاةِ العَصْرِ.
أَشْرَفُ
: مَتَى تَنامُ؟
بَهادَرُ
: أَنامُ في السَّاعَةِ الحادِيَةَ عَشْرَةَ ليلاً.
arapça
المستشفى
الحـوار الأول:
عُثْمَانُ في غُرْفَةِ الطَّبيب
اَلطَّبِيبُ
: بمَ تَشْعُرُ؟
عُثْمَانُ
: أًشْعُرُ بِصُدَاعٍ.
اَلطَّبِيبُ
: مَتَى شَعَرْتَ بِهَذَا الصُّدَاعِ؟
عُثْمَانُ
: أَمْسِ فَقَطْ.
اَلطَّبِيبُ
: هَلْ تَناوَلْتَ دَواءً؟
عُثْمَانُ
: نَعَمْ. تَناوَلْتُ قُرْصاً مِنَ المسكن وَلَمْ يَذْهَبْ الصُّدَاعُ.
اَلطَّبِيبُ
: هَلْ شَعَرْتَ بِهَذَا الصُّدَاعِ مِنْ قَبْلُ؟
عُثْمَانُ
: لا، هَذِهِ أَوّلُ مَرَّةٍ .
اَلطَّبِيبُ
: اُرقُدْ عَلا هَذَا السرير للفَحْصِ.
(بَعْدَ الفحص)
بِكَ زُكَامٌ وحُمَّى خَفِيفَةٌ . اِذْهَبْ إِلَى الصيدلية وَخُذْ هَذَا الدَّواءَ.
عُثْمَانُ
: شُكْراً لَكَ يا دُكْتورُ.
اَلطَّبِيبُ
: لا شكْرَ عَلا واجِبِ. اِرْجِعْ بَعْدَ أُسْبُوعٍ.
عُثْمَانُ
: إِنْ شاءَ الله.
في قِسْمِ أَمْراضِ الأذُنِ والأَنْفِ والَحَنْجَرَةِ
اَلطَّبيبُ
: بـمَ تَشْعُرُ؟
اَلْمَريضُ
: مَاذا!
اَلطَّبيبُ
: ماذا بكَ؟
اَلْمَريضُ
: بي أَلَـمٌ في الأذن، لا أَسْمَعُ بِوُضوحٍ.
اَلطَّبيبُ
: أَفي اليمنى أمْ في اليسرى؟
اَلْمَريضُ
: في اليُمْنَى.
اَلطَّبيبُ
: هَلْ يَخْرُجُ سائِلٌ مِنْها؟
اَلْمَريضُ
: نَعَمْ، وَرائِحَتُهُ كَرِيهَةٌ .
اَلطَّبيبُ
: سَأَفْحَصُ أُذُنَكَ بِالمِنْظارِ (اَلطَّبِيبُ يَفْحَصُ أُذُنَ المَريض بالمنْظارِ) في أُذُنِكَ التهاب .
اَلْـمَريضُ
: التِهابٌ !
اَلطَّبِيبُ
: نعَمْ، وَهذِهِ قَطْرَةٌ لِلأذُنِ، قَطِّرْهَا في أُذُنَيْكَ مَرَّةً كُلَّ أَرْبَع ساعاتِ.
اَلْمَريضُ
: شُكْرًا.
اَلطَّبِيبُ
: عَفْواً.
arapça
في المطعم
بَشِـيرٌ
: السلام عليكم.
عَبْدُ المنعم
: وعليكم السلام ورحمة الله وبركاته.
بَشِـيرٌ
: أَنَا جَوْعانُ، هَيَّا بِنا إِلَى المَطْعَمِ.
عَبْدُ المنعم
: وَأَنا كَذلِكَ، هَيَّا بِنَا.
بَشِيرٌ
: ماذا تَأْكُلُ؟
عَبْدُ المنعم
: آكُلُ خُبْزاً وَبَيْضاً.
بَشِـيرٌ
: أَنا أرِيدُ جُبْناً وَخُبزاً.
عَبْدُ اْلمُنْعِمِ
: هَلْ أَنْتَ عَطْشانُ؟
بَشِيرٌ
: نعم، سَأشْرَبُ عَصِيراً بَارِداً.
عَبْدُ المنعم
: أَنا أريدُ شَاياً حَارًّا، وَقارُورَةَ مَاءٍ بَاردٍ .
بَشِيرٌ
: هَيّا بِنا سَريعاً. هذا صَوْتُ الجرس.
عَبْدُ المنعم
: هَيَّا بِنَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ المُدَرِّسُ الفصل.
arapça
في المَطَارِ
هَذَا مَطارُ الأمير محمد بن عبد العزيز بالمدينةِ المُنَوَّرَةِ.
هَذِهِ طَائِرَةُ الخُطَُوطِ السُّعودِيَّةِ.
أَنَسٌ في اْلمَطارِ الآن، سَيُسافِرُ إلى جدَّةَ وَمِنْها إلى اليابان. أَنَسٌ مَعَهُ حَقِيبةٌ كَبيرةٌ.
أَنَسٌ أَمامَ المُوَظَّفِ
اَلْمُوَظَّفُ
:
اَلتَّذْكِرَةَ وَجَوازَ السَّفَرِ مِنْ فَضْلِكَ.
أنَسُ
:
تَفَضَّلْ.
اَلْمُوَظَّفُ
:
أَيْنَ حَقائِبُكَ؟
أَنَـسٌ
:
مَعِي حَقِيبَةٌ واحِدَةٌ .
اَلْمُوَظَّفُ
:
ضَعْها في الميزان. اَلْوَزْنُ الزائد عَشَرَةُ كِيلو جراماتٍ -
اِدْفَعْ مِائَةَ رِيالً في الخَزِينَةِ.
أَنَـسٌ
:
شُكْراً. ومَاذا بَعْدَ ذَلِكَ؟
اَلْمُوَظَّفُ
:
اِمْلأ بِطاقَةَ الخروج واتَجِهْ إلى صَالَةِ المُسافِرينَ.
أَنَـسٌ
:
إِنْ شاءَ الله.
(أَكْمَلَ أَنَسٌ إِجْراءاتِ السفر ثُمَّ صَعِدَ إلى طائِرَةِ الخطوط السعودية المتجهة إِلَى جُدَّةَ).
Arapça
اَلصَّلَواتُ الخَمْسُ
خالدٌ
: كَمْ صَلاةً في اليَوْمِ يا مُحمَّدُ؟
مُحَمَّدٌ
: في اْليَوْمِ خَمْسُ صَلَواتٍ.
خالدٌ
: ما هِيَ؟
مُحَمَّدٌ
: هي الصُّبْحُ والظُّهرُ والعَصْرُ والمغربُ والعِشاء.
خالدٌ
: كَمْ رَكْعَةً صَلاةُ الصُّبْحِ؟
مُحَمَّدٌ
: رَكْعَتانِ.
خالدٌ
: وكَمْ رَكْعَةً صلاةُ الظُّهرِ؟
مُحَمَّدٌ
: أَرْبَعُ رَكَعاتٍ في الظهْرِ وَأَرْبَعُ رَكَعاتٍ في العَصْرِ أَيْضاً.
خالدٌ
: وَالمَغْرِبُ وَالعِشاءُ؟
مُحَمَّدٌ
: اَلْمَغْرِبُ ثَلاثُ رَكَعاتٍ وَاْلعِشاءُ أَرْبَعُ رَكَعاتٍ .
خالدٌ
: بارَكَ اللَّهُ فِيكَ.
مُحَمَّدٌ
: وَفِيكَ.
صَلاةُ العِيدِ (عِيدُ الأَضحى)
ساِلمٌ
: السلام عليكم ورحمة اللّه و بركاته
خَالِدٌ وَحَسَنٌ
: وعليكم السلام ورحمة اللّه وبركاته
سـلمٌ
: تقبّل اللّه منَّا ومنكم
خَالِدٌ وَحَسَنٌ
: تقبّل اللَه منَّا ومنك
سـاِلمٌ
: إلى أَيْنَ؟
حسنٌ
: إلى المُصَلَّى.
سـاِلمٌ
: وأين مُصَلىَّ العيد؟
خَالِدٌ
: هو قريبٌ من هُنَا.
سَالِمٌ
: وَماذا بَعْدَ الصلاة والخطبة؟
خالدٌ
: نَذْبَحُ الأضحية.
سَالِمٌ
: لِمـاذا؟
خـالدٌ
:امتثالاً لأَمْرِ اللَه تعالى،واقتداء بسنةِ النبيِّ صلى الله عليه وسلم
سَالِمٌ
: في أًمانِ اللَّهِ.
خَالِدٌ وَحَسَنٌ
: في أًمانِ اللَّهِ.
arapça
اَلْحِـوَارُ الأَوَّلُ:
مُحَمَّدٌ
: مَنْ أَنْتَ؟
إِسْحاقُ
: أَنا طالِبٌ جَديدٌ .
مُحَمَّدٌ
: هَلْ أَنْتَ طالِبٌ في كُلِّيَّةِ اللُّغَةِ العَرَبيَّةِ؟
إِسْحاقُ
: لا، أَنا طالِبٌ في شُعْبَةِ اللُّغَةِ العَرَبِيًّةِ.
مُحَمَّدٌ
: أَيْنَ طُلاَّبُ المُسْتَوَى الأَوَلُ؟
إِسْحاقُ
: هُمُ الآنَ في الفَصْلِ.
مُحَمَّدٌ
: أَفِي الفَصْلِ جَدْوَلٌ لِلحِصَصِ؟
إِسْحاقُ
: نَعَمْ، في الفَصْلِ جَدْوَلٌ لِلحِصَصِ.
مُحَمَّدٌ
: ماذا عَلَى جُدْرَانِ الفَصْلِ؟
إِسْحاقُ
: عَلا جُدْرانِ الفَصْلِ صُوَرٌ وَخارِطَةٌ ؟
مُحَمَّدٌ
: أَ مُغْلَقٌ بَابُ الفَصْلِ أَمْ مَفْتَوحٌ ؟
إِسْحاقُ
: بابُ الفَصْلِ مُغْلَقٌ.
مُحَمَّدٌ
: أَيْنَ الطَّباشِيرُ وَالمِمْحاَة؟
إِسْحاقُ
: الطَّباشِيرُ الْمِمْحَاة عَلَى مَكْتَبِ الْمُدرِّسِ.
مُحَمَّدٌ
: ماذا عَلى المَكْتَبِ أَيْضاً؟
إِسْحاقُ
: عَلَى المَكْتَب كُتُبٌ وَأَقْلامٌ .
مُحَمَّدٌ
: أحْسَنَ اللَّهُ إليكَ.
إِسْحاقُ
: و إِليكَ.
الدِّرَاسَةُ في الشُّعْبَةِ
الحِـوَارُ الثَّاني :
رَشيدٌ
: مَتَى تَذْهَبُ إِلى الشُّعْبَةِ؟
مُحَمَّدٌ
: أَذْهَبُ إِلَيْها في السَّابِعَةِ صَباحاً.
رَشيدٌ
: ومَتَى تَعودُ إِلَى اْلمَهْجَعِ ؟
مُحَمَّدٌ
: أَعودُ في الوَاحِدَةِ ظُهْراً.
رَشيدٌ
: ماذا تَدْرُسُ في الشُّعْبَةِ؟
مُحَمَّدٌ
: أَدْرُسُ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ وَالقُرْآنَ الكَريمَ وَالحَدِيثَ الشَّريفَ.
رَشيدٌ
: كَمْ يَوْماً تَدْرُسُ في الأسْبُوعِ؟
مُحَمَّدٌ
: أَدْرُسُ في الأُسْبوعِ خَمْسَةَ أَيَّامٍ.
رَشيدٌ
: وَكَمْ حِصَّةً تَدْرُسُ في اليَوْمِ؟
مُحَمَّدٌ
: أَدْرُسُ في اليَوْمِ خَمْسَ حِصَصٍ.




© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.