24

Aralık
2012

KUR’AN HAKKINDA ÖZET BİLGİLER

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE, KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  575 Kez Okundu

TANIMI:KUR‘AN: Hz. Muhammed‘e vahyedilmis,mushaflarda yazili,tevatüren (yani, yalanda birlesmesi mümkün olmayanbüyük cogunluk tarafindan) nakledilmis,okunmasi ile ibadet olunan,insanligin benzerini ortaya koymaktan aciz kaldiginazm-i celil (cok güclü bir kutsal metin) dir.(Cem‘u‘l-Cevami‘ , 59 ;Zürkani, Menahilu‘l-Irfan, 1:12)
VAHYIN BASLANGIC TARIHI: Miladi 610 yili Ramazan 17
VAHYIN BITISTARIHI: Miladi 632 yili Zi‘l-hicce 9
VAHYIN TOPLAM MÜDDETI: 22 YIL ,2 AY,22 GÜN
VAHYIN MEKKE MÜDDETI: 12 yil, 5 ay, 13 gün.
VAHYIN MEDINE MÜDDETI: 9 yil, 9 ay, 9 gün.
MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE
MEDINE‘DE INEN SURE SAYISI: 28 SURE
MEKKE‘DE INEN AYET SAYISI: 4.743 AYET
MEDINE‘DE INEN AYET SAYISI: 1.493 AYET
NOT: Kur‘an‘in %63,3‘ü Mekki, %36,7‘si Medeni‘dir.
NOT: Fatiha Suresi hem Mekke‘de hem Medine‘de, yani iki defa nazil olmustur.
ILK GELEN AYET: ALAK SURESI (96): 1-5. ayetler
ILK INEN SURE: FATIHA SURESI (1)
SON INEN AYET: MAIDE SURESI (5): 3. ayet
SON INEN SURE: NASR SURESI (110)
KUR‘AN‘IN KELIMELERININ SAYISI:
Mekkelilere göre: 77.437 kelime
Medinelilere göre: 77.934 kelime
KUR‘AN HARFLERININ SAYISI: Medinelilere göre: 334.031 harf
TOPLAM SURE SAYISI: 114 sure
(Not: Kur‘an‘in bagimsiz bölümlerine SURE denir.)
TOPLAM AYET SAYISI: 6.236 ayet
(Not: Kur‘an‘in cümlelerine AYET denir.)
EN UZUN SURE: BAKARA SURESI (2): 286 ayet
EN KISA SURE: KEVSER SURESI (108): 3 ayet
EN UZUN AYET: BAKARA SURESI (2): 282. Ayet (Borc ayeti)
EN KISA AYET: MÜDESSIR SURESI (74): 21. ayet
TOPLAM CÜZ SAYISI: 30 Cüz
(Not: Kur‘an‘in 20‘ser sayfalik bölümlerine CÜZ denir.)
KUR’AN’DA,
14 SURE HAMD-ÖVGÜ ILE BAŞLAR.
29 SURE KESIK HARFLERLE BAŞLAR.
10 SURE NİDA-ÇAĞRI ILE BAŞLAR.
21 SURE HABER CÜMLESI ILE BAŞLAR.
17 SURE YEMIN ILE BAŞLAR.
7 SURE ŞART CÜMLESI ILE BAŞLAR.
6 SURE EMIR CÜMLESI ILE BAŞLAR.
6 SURE SORU CÜMLESI ILE BAŞLAR.
3 SURE DUA ILE BASLAR.
1 SURE TA‘LIL ILE BASLAR.
KUR‘AN‘da 14 yerde secde etmeyi gerekli kilan ayet vardir ki, okunusu esnasinda duyan herkesin secde yapmasi lazimdir.
KUR’AN’DAN (nazil olan) İLK SURELER:Peygamberimize (sallallahü aleyhi vesellem) Kur’andan ilk nazil olan sureler şunlardır:
A)“Yaratan Rabbinin adıyla oku.”( Alak ayet/1)
B) Nun, kalemin ve kalem tutanların yazdıklarına kasem(and) olsun.”(Kalem Suresi ayet/1)
C)“Ey örtünüp bürünen (Resulüm)!” (Müzzemmil Suresi ayet/1)
İLK DEFA KURAN-I KERİMİN HAREKE VE NOKTALANMASI:Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması merhalede tamamlanmıştır.
Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha(Üstün), Zamme(Ötre), Kesre (Esre) ve Sükûn(Cezm( konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.
İLK DEFA KURANIN TOPLANMASI ve ÇOĞALTILMASI:Kuranı Kerim ilk defa Hz.Ebubekir zamanında Kuran ayetleri toplanarak bir kitap haline getirild.Hz.Osman zamanında Kuranı Kerim çoğaltılarak İslam merkezlerine gönderildi. Hz.Ebu Bekr`in toplattığı” Mushaf”in asıl sayfalarını çoğaltarak her tarafa yaymıştır. Bu sebepten Hz Ebu Bekir`e“Camiul Kuran“Hz Osman`a da “Naşirul Kur`an” denilmiştir.

20

Aralık
2012

Kur’an’ı Kerim Bilgileri-4

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  328 Kez Okundu

1-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
2-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
3-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
4-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
5-Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Hz.Zeyd Bin Sabit.
6-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
7-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
8-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
9-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
10-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
11-Ey Nebi hitabı, 5 defa zikredilen sure Ahzab suresidir.
12-İmran:Hz.Musa ile Hz.Harun un babasıdır.
13-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
14-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
15-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
16-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
17-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
18-Kuran-ı Kerimde din kelimesi:Ceza,mükafat,hüküm ,hesap manalarında kullanılmıştır.
19-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
20-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
21-Kuran-ı Kerimin en uzun ayeti;Bakara suresi 282.ayetidir.Konusu borçların yazılmasıdır.
22-İfk olayı ; Nur suresinde konu edilmiştir.
23-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
24-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
25-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
26-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
27-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
28-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
29-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
30-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
31-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
32-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
33- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
34-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.
35-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine Vahy denir.
36-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine Sure ismi verilir..
37-Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
38-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde
yapılan tercümelere Meal adı verilir.
39-Allah (c.c.)’ın varlığını ve birliğini, doğmadığını ve diğer özelliklerini özlü bir
şekilde anlatan ve buna kısaca Tevhit suresi İhlas suresi
40-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi.
41- Hurf’u Seb’a Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
42-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın Hz. Meryem.
43-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
44-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan Abdullah bin Mesut (r.a.).
45- Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda
elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti : Kıraatı Asım üzerine yazılmıştır.
46-Muavizeteyn surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.
47-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline “Mushaf” denir. Mushaf, “sayfalar haline getirilmiş” ya da “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelir.
48-Kur’an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed’e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur’an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya getirmek anlamlarına gelir.
49-Kur’an’ın indirilişi Hz Muhammed’in 610 yılında ilk vahyi almasıyla başlayıp vefat ettiği 632 yılına kadar sürmüştür.
50-Ayet : Kur’an-ı Kerim’in bir veya birkaç cümlecikten oluşan ifadeleridir.Ayet sözlükte alamet, delil, işaret demektir.Kur’an’da yaklaşık 6236 ayet vardır.
51-Sure : Kur’an’ın en az 3 ayetten oluşan 114 bölümünden her birine verilen addır.
Sure sözlükte yüksek mevki, etrafı surlarla çevrili şehir demektir. Tevbe suresi hariç tüm sureler besmeleyle başlar.En uzun sure Bakara, en kısa sure Kevser’dir.
52-Ülkemizde ilk tefsir ve meal Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından yapılmıştır.
53-Alak sûresinin ilk beş âyetinin nüzûlünden sonra vahiy bir müddet kesilmiştir (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 3).
56-Fetret döneminden sonra gelen ilk vahiy Müddessir sûresinin ilk âyetleri olmuştur (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 4, ”Bed,ü’l-palk”, 7, ”Tefsîr”, 74, 96: Müslim, ”Îmân”, 73, 161; İbn Sa‘d, I, 195).
57-Nâzil olan âyetlerin Mekke döneminin ilk yıllarından itibaren yazıldığına dair bizzat Kur’an’da ( el-Furkan 25/5; et-Tûr 52/1-3; Abese 80/11-16; el-Beyyine 98/2), hadis kaynaklarında (Müsned, III, 12, 21, 39, 65; Buhârî, ”Cihâd”, 129, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 4; Müslim, ”İmâre”, 24/92-94, ”Zühd”, 16/72; İbn Mâce, ”Cihâd”, 45; Tirmizî, ”Tefsîr”, 10) ve tarih kitaplarında bilgiler bulunmaktadır.
58-Vahyin erken dönemlerden itibaren yazıldığına dair en önemli delillerden biri Hz. Ömer’in müslüman olması hadisesidir. Ömer, kız kardeşi ve eniştesi yazılı bir metin üzerinden Tâhâ sûresini okumakta iken onların yanına girmiş, okudukları metni istemiş ve gusül abdesti aldıktan sonra bunu okumuştur (İbn Hişâm, I, 370-373).
59-Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy kâtipleri nâzil olan âyetleri mevcut malzemeler üzerine yazıyorlardı (Buhârî, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 4). Bu malzemeler çok çeşitli olup en meşhurları develerin kürek ve kaburga kemikleri (azm), tabaklanmış deri parçaları (edîm), yaprak taşlar (lihaf), hurma dallarının uygun yerleri (asib), seramik parçaları (hazef), tahta (kateb), parşömen (rakk) ve papirüslerdir (kırtâs; vahyin yazıldığı malzeme için bk. Müsned, V, 185; Süyûtî, el-İtkan, I, 185-186; Hamîdullah, Kur’ânı Kerîm Tarihi, s. 43).
60- Resûli Ekrem’in vefat ettiği yılın ramazan ayındaki son okuyuş karşılıklı olarak ikişer defa gerçekleşmiş, böylece mushaf ortaya çıkmıştır (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 5, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 7, ”İ.tikâf”, 17, ”Menâkıb”, 25; Müslim, ”Feçâ,il”, 50, ”Feçâ,ilü’s-sahâbe”, 98, 99; Nesâî, ”Sıyâm”, 2).
61-Kur’an’a aşık olan Müslümanlar en güzel yazılarla yazmaya başlamış, zamanla hüsn-i hat sanatı oluşmuştur. Mushafları süslemek için de tezhib sanatı gelişmiştir. Hüsn-i hat çalışmalarıyla Kur’an’a hizmet eden Osmanlılar döneminde nice güzel el yazma Mushaflar yazılmıştır. Bu yüzden “Kur’ân-ı Kerîm Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” sözü meşhur olmuştur.
62-Kayışzâde Hafız Osman Nuri’nin yazdığı Mushaf, 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar defalarca basılarak dünyaya yayılan ayet-berkenar tertibiyle yazılmış ve büyük şöhret kazanmıştır. Bu Mushaf; Kur’an’da en uzun ayet olan Müdayene (Borçlanma) ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayeti bir sayfa olarak düşünülerek yazılmıştır.
63-Kur’an, kelime olarak, “toplamak, okumak, bir araya getirmek” mânalarına gelir. Bu isim, Kur’an’a, bizzat kendisi tarafından verilmiştir (Bak: el-Bakara, 185). åyet ve sûreleri bir araya getirdiği; İslâm’ın îtikad, ibâdât, ahlâk, hukuk, v.s. esaslarını toplayıp ihtiva ettiği; dünyada en çok okunan ve okunacak olan kitab olduğu için bu ismi aldığı ifade edilir. Kur’an’ın daha bir çok isimleri vardır. Bu isimlerden bâzıları şunlardır: Kitab, Fürkan, Zikr, Hükm, Hikmet, Şifa, Hüdâ, Rahmet, Ruh, Beyan, Nimet, Bürhan, Nur, Hakk…
64-Kur’an’ın 4 unsuru vardır: 1. Lâfız, yani, okunur olması. 2. Arapa olması. 3. Hazret-i Muhammed’e (asm) indirilmesi. 4. Ondan bize eksiksiz, noksansız, tevatür yoluyla nakledilmiş olması.
65-Peygamberimiz zamanında K. Kerimi yazan kişilere Vahiy Kâtipleri denir.
66-Vahiy Kâtibi Resulullah (s.a.v) ‘e vahiy edilen ayetleri yazanlar.
67- K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf sureler bulunmaktadır.
68-İlahi kitapların gönderiliş amacı ALLAH’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
69-K. Kerimde 14 yerde secde ayeti vardır.
70-K. Kerim’in en kısa ayeti (Müdhammetan) Rahman Suresi, 64. ayettir.
71-Kuanı Kerim Besmele’ yle başlayıp Nas (insan) kelimesiyle biter.
72-ALLAH (a.c) ın bir olduğuna dair en büyük delil olarak bilinen sure İhlas Suresi
73-Camiu’l-Kur’an unvanı ile anılan halife Hz. Ebu Bekir
74- Kıraat ilminde kıraat-ı seb’a (yed-i kıraat) meşhur olmuştur. Bu kıraat imamlarından Medine’de şöhret olan zat Nafi
75- Hz.Osman zamanında Kuranı Kerim çoğaltılarak İslam merkezlerine gönderildi.Hz.Ebu Bekr`in toplattığı”Mushaf”in asıl sayfalarını çoğaltarak her tarafa yaymıştır.Bu sebepten Hz Ebu Bekir`e“Camiul Kuran“Hz Osman`ada “Naşirul Kur`an” denilmiştir.
76- KUR‘AN: Hz. Muhammed‘e vahyedilmis,mushaflarda yazili,tevatüren (yani, yalanda birlesmesi mümkün olmayanbüyük cogunluk tarafindan) nakledilmis,okunmasi ile ibadet olunan,insanligin benzerini ortaya koymaktan aciz kaldiginazm-i celil (cok güclü bir kutsal metin) dir.(Cem‘u‘l-Cevami‘ , 59 ;Zürkani, Menahilu‘l-Irfan, 1:12)
77-MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE
78-MEDINE‘DE INEN SURE SAYISI: 28 SURE
79-MEKKE‘DE INEN AYET SAYISI: 4.743 AYET
80-MEDINE‘DE INEN AYET SAYISI: 1.493 AYET
NOT: Kur‘an‘in %63,3‘ü Mekki, %36,7‘si Medeni‘dir.
NOT: Fatiha Suresi hem Mekke‘de hem Medine‘de, yani iki defa nazil olmustur.
81-SON INEN AYET: MAIDE SURESI (5): 3. ayet
82-SON INEN SURE: NASR SURESI (110)
83-14 SURE HAMD-ÖVGÜ ILE BAŞLAR.
84-29 SURE KESIK HARFLERLE BAŞLAR.
85-10 SURE NİDA-ÇAĞRI ILE BAŞLAR.
86-21 SURE HABER CÜMLESI ILE BAŞLAR.
87-17 SURE YEMIN ILE BAŞLAR.
88-7 SURE ŞART CÜMLESI ILE BAŞLAR.
89-6 SURE EMIR CÜMLESI ILE BAŞLAR.
90-6 SURE SORU CÜMLESI ILE BAŞLAR.
91-3 SURE DUA ILE BASLAR.
92-1 SURE TA‘LIL ILE BASLAR.
93-Mekke’de ilk ilân olunan sûre : Vennecm’dir.
94-Mekke’de son nâzil olan sûre : Mü’minûn’dur.
95-Medine’de ilk inen sûre : Bakara süresidir.
96-VahiyKatipleri:Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyir
b. Avvam, Amir b. Füheyre, Amr b. As, Abdullah b. Erkam, Sabit b. Kays, Hanzala
b. er-Rebi’, Muğire b. Şu’be, Abdullah b. Revaha, Halid b. Velid, Huzeyfe b.
Yeman, Muaviye b. Ebi Süfyan, Abdullah ibn Sa’d ibn Sarh, Ubeyy b. Ka’b, Zeyd b.
Sabit, Şurahbil ibn Hasene, Muaz b. Cebel, Cehm ibn es-Salt, Hüseyin en-Nemri,
Eban İbn Said, Abdullah b. Zeyd, el-Alâ ibn el-Hadremî, Muhammed ibn Mesleme.( Yakubi Tarihi: 2/11.)
97-Mekke’de ilk vahiy katibi Abdullah ibn Sa’d ibn Sarh idi. Bu şahıs irtidat edip sonradan yine müslüman olmuştur.Medine’de ise ilk vahiy katibi Ubeyy b. Ka’b idi. Ondan sonra da devamlı olarak
Zeyd b. Sabit yapmıştır.(Fethu’l-Bari: 2/11.)
98-Rasulullah, gelen vahiyleri sadece vahy katiplerine yazdırmakla yetinmemiş, nazil olan ayetleri her sene Ramazan’da Cebrail’e arzederek, ezberindekilerin kontrolünü yapmıştır. Son Ramazan’da ise bu arzediş ve tekrarlayış iki kez gerçekleşmiştir.( Buhari, Sahih: 3/35; Müslim, Sahih:4/1803, 1904, 1905; Nesai, Sünen: 4/125; Müsned: 1/288, 325, 326, 363.)Böylece Kur’an’ın hem ezber, hem yazım açısından noksansız tamamlanması sağlanmıştır.
99- Her yıl bir defa yapılan bu karşılıklı okuma işi Allah Resulu’nun vefat edeceği yıl iki defa yapılmıştı. Bu son yapılan okuma işine de ‘Arza-i ahire’ denilmiştir.
100-EMSÂLÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın meselleri anlamına gelir. Tâbirde geçen “emsâl” “mesel” kelimesinin çoğuludur. “Mesel”; benzer ve delil demektir. “Atasözüne” de mesel denir.
Kur’ân’da meseller (örnekler) vardır. Varlığının sebebi; düşündürme, hatırlatma, öğüt verme, duygulandırma, ibret verme ve böylece insanları iyiye, güzele ve doğruya yönlendirmedir.
“Andolsun biz bu Kur’ân’da insanlara öğüt almaları için her misali anlattık” (Zümer, 39/27), “Biz bu misalleri insanlara anlatıyoruz ama onları âlimlerden başkası düşünüp anlamaz” (Ankebût, 29/43) âyetleri ile Allah Kur’ân’da misaller anlattığını bildirmektedir. Meseller, Tahrim sûresinin 11-12. âyetlerinde olduğu gibi sarih ve zâhir; A’râf sûresinin 58. âyetinde olduğu gibi gizli, remizli ve imalı olabilir.
101-FÂTİHA:Sözlükte “açan, açılabilecek şeylerin başı, ilk açılacak yeri” anlamına gelen Fâtiha, Kur’ân’ın birinci sûresinin adıdır. Sûreye, indirilişinde, tertibinde, yazılışında ve namazda okunuşunda ilk olduğu için Fâtihatü’l-Kitap (Kitabın başı); her türlü övgü Allah’a mahsustur anlamına gelen “el-hamdü lillâhi” ile başladığı için el-Hamd, el-Hamdü lillah; Kur’ân’ın mukaddimesi, ön sözü ve özeti mesabesinde olduğu için Ümmü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın anası), el-Esas (Kur’ân’ın esası); yedi âyetten oluştuğu ve her fırsatta tekrar tekrar okunduğu için Seb’u'l-Mesânî; namazda bölünmeden tamamı okunduğu için el-Vâfiye; yine namazda sadece Fâtiha okunularak yetinilebildiği için el-Kâfiye”; okuyan kimse Allâh’a şükür ve dua yapmış olduğu için şükür ve dua sûresi; her namazda okunduğu için salât (namaz) sûresi; dertlere deva olduğu için eş-Şifa; arşın hazinelerinden bir hazine olduğu için el-Kenz ismi verilmiştir. Hz. Peygamber (a.s.)’in beyanına göre; “Fâtihayı okumayanın namazı olmaz” (Müslim, Salat, 111). Fâtiha, her fırsatta okunur, okuyan kimse Allah’a karşı zikir, şükür ve hamd görevlerini îfa etmiş, dua ve niyazda bulunmuş olur. Fâtiha, Kur’ân’ın nitelik itibarıyla en büyük sûresidir.
102-FEVASILÜ’L-ÂYÂT:Âyetlerin fâsılaları demektir. Âyetlerin son kelimesine kendisinden sonra gelen âyeti evvelkinden ayırdığı için fâsıla denilmiştir. Çoğulu fevâsıldır. Kelimenin son harfine “fasıla harfi” denir. Fâsıla harfleri, bir tane veya daha fazla olabilir. Meselâ ihlâs sûresindeki âyetlerin fasılası dal harfidir. Fâtiha sûresindeki âyetlerin fasılası ise nûn ve mim harfleridir.
103-GAYR-İ İLAHÎ VAHİY:İlâhî olmayan, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir. Zekeriya (a.s.)’ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır. Şeytanın şeytana vahyi gibi (En’âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır.
104-İNZÂL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
105-İSTİÂZE:Sığınmak, korunmak ve sarılmak anlamındaki “a-v-z” kelimesinden türeyen istiâze; şeytanın ve kötü insanların şerrinden, her türlü zarar, bela, âfet ve musîbetlerden Allah’a sığınmak demektir. “Teavvûz” ve “iltica’” ile aynı anlamdadır.
Kur’ân’da istiâze; “eûzû billâhi” (Allah’a sığınırım) (Bakara, 2/67), “eûzü bi’r-Rahman” (Rahman’a sığınırım) (Meryem, 19/18), “eûzü bi Rabbi’l-felâk” (Sabah’ın Rabbına sığınırım) (Felâk, 113/1), “eûzü bi Rabbi’n-nâs” (İnsanların Rabb’ına sığınırım) (Nâs, 114/1) ve “meâzallah” (Allah’a sığınırım, Allah korusun) (Yûsuf, 12/31, 58) cümleleri ile ifade edilmiştir.
106-KELÂMULLAH:Allah’ın sözü demektir. Bundan maksat, Tevrat, İncil ve Kur’ân gibi vahiy ile Peygamberlere verilen kitaplar, sahifeler ve âyetlerdir. Kur’ân’da bu tâbir üç âyette geçmiş ve Tevrat (Bakara, 2/75), Kur’ân (Tevbe, 9/6) ve Allah’ın hükmü, va’di (Fetih, 48/15) anlamında kullanılmıştır.
107-KIRÂAT-İ AŞERE:On kıraat, Kur’ân’ın 10 farklı okunuşu demektir
108-KONULU TEFSÎR:Kur’ân’ı, konu konu, kavram kavram ele alıp tefsîr etmektir. Buna “edebî metot” da denir.
109-SADAKALLAHÜ’L-ÂZİM:”Allah doğru söyledi” demektir. Kur’ân-ı Kerim veya Kur’ân’dan bir veya daha fazla âyet okunduğu zaman “sadakallahü’l-azîm” denir. Bu tabiri söyleyen kimse, Kur’ân’ın hak ve doğru bir kitap olduğunu, Allah’ın her emir ve yasağının, helal ve haramının, hüküm ve tavsiyesinin, bütün sözlerinin doğru olduğunu ikrar ve ilan etmiş olur. Allah en doğru sözlü olduğu gibi, Allah kelamı olan Kur’ân da hem adalet hem de doğruluk bakımından tamamlanmıştır.
110-TASAVVUFÎ TEFSÎR:Tasavvuf, Kur’ân’ın sezgisel ve duygusal yönünü temsil eder. İşârî tefsîre, sûfî ve tasavvufî tefsîr de denir.
111-VAHY-İ GAYRİ METLÜV:Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur’ân dışı aldığı vahiydir.
112-VAHY-İ METLÜV:Okunan vahiy demektir. Bundan maksat Kur’ân’dır. “?Bu Kur’ân bana sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu?” (En’âm, 6/19); “Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kur’ân-ı acele okuma…” (Tâ-hâ, 20/114) vb. âyetler, Kur’ân’ın vahiy ürünü olduğunu ifade etmektedir.
113-VÜCÛH VE NEZÂİR:Vücûh, çeşitli anlamlarda kullanılan müşterek (çok anlamlı) lafızlara; nezâir ise, bir çok kelimenin aynı anlamda kullanılmasına denir. Sâlat kelimesinin Kur’ân’da beş vakit namaz (Bakara, 2/3), ikindi namazı (Mâide, 5/106), Cuma namazı (Cum’a, 62/9), cenaze namazı (Tevbe, 9/84), dua (Tevbe, 9/103), din (Hûd, 11/87), kırâat (İsrâ, 17/110), rahmet ve istiğfar (Ahzâb, 33/56), namaz kılınacak yer (Hac, 22/40) anlamlarında kullanılması vücûha; sakar, nâr, hutame, cahim, hâviye, saîr kelimelerinin cehennemi ifade etmek için kullanılması ise nezâire örnektir.
114-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Okuyucunun sürçmesi ve yanılması anlamına gelen zelletü’l-kârî, dinî bir kavram olarak, namazda kıraatte yanılmayı ifade eder. Buna lahn da denir.
115-”Müşkilü’l-Kur’ân” ifâdesinin tanımı :Kur’ân’ın aralarında tenâkuz ve ihtilâf olduğu zannedilen âyetleri.
116-Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
117-Hedr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
118-Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür
119-HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.
120-ARZ:Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbiti ve bunun kontrolü için Cibril (a.s) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.s)’a gelirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’an âyetlerini Cibril’e okurdu. Buna “arz” denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cibrîl (a.s) okurdu ki buna da “mukabele” denir.
121-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden âyetlere mücmel, mücmel âyetleri açıklayan âyetlere de mübeyyen âyet denir.
122-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
123-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
124 -İ’câzu’l-Kur’ân: Âciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çürütmek.
125-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
203-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
126- LAHN: Kur’an okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatadır.
1- Lahn-ı Celi (Açık hata): Harflerin asli sıfat ve mahreçlerinde, hareke ve sükunlarda yapılan hatadır. Manayı bozduğu gibi çoğu zaman namazı da bozar.
2- Lahn-ı Hafi (Gizli hata): Sıfatı arızalarda meydana gelen hatadır. Harfin aslını değiştirmez. Mana bozulmadığı gibi namazı da bozmaz. Ancak hata olduğu için vebali vardır.
127- RAF-I SAVT(ses yükseltme): Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
128- HAFD-I SAVT (ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
129-TESHİL: sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır. Kıraat ıstılahında ise, “birbirini takip eden iki hemzeden ikincisini, hemze ile elif, hemze ile vâv veya hemze ile yâ arası bir sesle okumak” demektir Bu üç çeşit teshilli okumaya aşağıdaki örnekleri vermek mümkündür: “Hemze” ile “elif” arası bir sesle okunan “hemze” için “ ءَ أَعْجَمِيٌّ ” (Fussilet, 41/44) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “yâ” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَئِنَّكُمْ ” (En’âm, 6/19) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “vâv” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَؤُنَبِّئُكُمْ” (Âl-i İmrân, 3/15) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu örnek gösterebiliriz. Asım kıraatinde, sadece birinci gruptaki teshil uygulanmaktadır.
130-Mushaf:Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “
Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir.
131-İslam’a göre Kur’an son peygamber Hz. Muhammed’in mucizelerindendir. Dil bakımından da Kur’an çoğu akademisyene göre Arapça’nın en güzel örneğidir.
-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur (15)
132-Kur’ân’ın son inen âyeti de şudur: “Bu gün size dininizi ikmal ettim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslâm’ı seçtim” (el-Mâide, 5/3).
133-Vahyedilen bütün sûrelerin hafızlar tarafından ezberlenmesi, kemik, tahta, papirüs, deri ve kiremit inceliğindeki pişirilmiş tuğlalara yazılmak suretiyle korunmuştur.
133-Kur’an-ı Kerim: Son vahiy dini olan İslâm’ın kutsal kitabı. Kur’ân, tercih edilen görüşe göre, “karae” fiilinden edilen bir mastar olup, Allâh’ın son kitabına özel ad olmuştur. Kök anlamı; okumak, toplamak, bir araya getirmek demektir.
134-Tevrat: İbranice Tura kelimesinin Arapçalaşmış biçimi olan Tevrat kanun, ittifak, birlik, anlaşma, sözleşme, adlaşma gibi anlamları dile getirir. İslâm geleneğinde Hz. Musa’ya nazil olan kitabı belirtir. Yahudi geleneğinde ise, bugün Ahd-i Atik (Eski Ahit) denilen kitaplar toplamının adıdır.
135-Zebur: Allah tarafından Hz. Dâvud (a.s)’a gönderilen Mezmurlar ve Mezâmir adı ile de anılan mukaddes kitap. Lügatte Mezmur, “Kavalla söylenen ilâhî, Hz. Dâvud’a inen Zebur’un sûrelerinin her biri” anlamlarına gelir. Mezmur “yazılmış” manasına gelen kitap anlamındadır. Büyük bilgin Zeccac, Zebur’un “Hikmetli kitap” manasına geldiğini; Âlu İmran, 3/184 ayetindeki “Zebûr” kelimesinin “menetmek” manasına gelen “Zebr” kökünden olduğunu açıklamıştır. Kitap da halkın hilâfına olan hususlardan meneden şeyleri bildirdiği için Zebûr diye adlandırılmıştır (18) 18-(Fahreddin er-Râzi, Mefâtihu’l-Gayb, Ankara, 1990, VIII, 417).

19

Aralık
2012

KURAN BİLGİLERİ-5

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  234 Kez Okundu

1-Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
2-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine Vahy denir.
3-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine Sure ismi verilir.
4- Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6236 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
5-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf adı verilir.
6-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,gerektiğinde yorumlayan eserlere Tefsir denir.
7-Tefsir yapan alime Müfessir adı verilir.
8-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
9-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına Kur’an’ı Kerim denir.
10-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi.
11-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe Hz. Zeyd (r.a.).
12-Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
13-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın Hz. Meryem.
14- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin Maide suresinin 3. Ayetidir.
15-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
16-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan Abdullah bin Mesut (r.a.).
17- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
18-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
19-Abdestin farz olduğunu belirten ayet Maide suresi 5 ve 6.
20-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
21-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını Hak Dini Kur’an Dili.
22-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
23-Kuran-ı Kerimde kaç 114 sure vardır.
24- Kuran-ı Kerimde 14 tane tilavet secdesi vardır. tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
25-Tilavet secdesi ile biten sureler , Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
26-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler :Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
27- Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
28-Sure kelimesiyle başlayan sure Nur Süresi
29- Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresi
30-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi
31-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
32-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure Enam suresi
33-Cuma günü okunması müstehap olan sure Kehf suresi
34-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
35-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
36-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
37-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
38-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
39-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
40-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
41- Kuran-ı Kerimde 25 tane nebinin adı zikredilmiştir.
42- Amme cüzünde kaç 37 sure vardır.
43- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut
44-Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi
45-Uhud gazvesini anlatan süre Ali imran 121-190
46-Hendek gazvesini anlatan süre Ahzab 9-27
47- Tebük gazvesini anlatan süre Tevbe 38-125
48- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre Tevbe 40
49- Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
50-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
51-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
52-Musa a.s ile Hızır a.s kıssasını anlatan süre Kehf 60-82
53-Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
54-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
55-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
56-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
57-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
58-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
59-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
60-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
61-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
62-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
63-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
64-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
65-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
66-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
67-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
68-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
69-İmam-ı Hafs, “Asım” Kıraat imamının ravisidir.
70-“Kasr”, uzatmadan okumayı ifade eder..
71-Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere “Sıfat” denir.
72-Medd-i Muttasılda asli med üzerine ilave edilen meddin hükmü “Vaciptir”.
73-Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama “Revm” denir.
74-Kıraat-ı Asım’a göre Fussilet suresi 44.ayette ءاْعجَمِّىٌ kelimesinin 2.hemzesinde uygulanan okuma şekline “Teshil” denir.
75-Hud Suresi 44.ayette “Ya Büneyyerkemmeana” daki tecvid kuralına “İdğam” denir.
76-Kıraat imamlarının çoğunluğuna göre hadr usulü ile okuyuşta meddi munfasıl “Bir” elif miktarı uzatılır.
77-ارْجِعِي –“Limenirteda” kelimelerinde Ra harfi “Kalın” okunur.
78-Harfi tüm özellikleriye okumaya “İzhar” denir.
79-Medleri en uzun ölçü ile okumaya “TUL” denir.
80-Hem yazıda, hem de okunuşta bulunan, kelimenin gerek vaslı ve gerekse vakfı halinde değişmeyen ve sabit kalan hemzelere “Kat’ hemzesi” denir.
81-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat imamımızın adı : “Asım” dır.
82-Bütün kıraat imamlarının Kur’an tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme “Kıraat ilmi “ denir.
83-Kur’an okumada Ref-i savt denen kavrama “Sesi Yüksletme” denir.
84-Kur’an’ı yavaş yavaş,anlamını düşünerek okumaya “Tertil” denir.
85-Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi sureye “Es-Seb’u’t-tıval” denir.
87-Hurufu’l-Halk harflerinin adedi “6” dır.
88-Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan,açık ve belirgin hatalı okuyuşa “Lahn-i Celi” denir.
89-Harfi medden sonra gelen,asli med üzerine ziyadeyi gerektiren medde “Fer’i Med” denir.
90-Vakf-ı mutlak secavend harflerinden ط harfiyle gösterilir.
91-Hemze ile başlayan kelimelerde,kendisi ile başlanınca okunan fakat kendinden önce harekeli bir harf gelince okunmayan hemzelere “Hemze-i Vasl” denir.
92-Mahrec veya sıfat bakımından yakınlığı olan harfler arasında meydana gelen idğama “İdğam-ı Mütekaribeyn” denir.
93- Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd bin Sabit
94- Med harfi ,3 tanedir. ا – و – ى
95- İhfa:Tenvîn veya sâkin ن’dan sonra ihfâ harflerinden(ت، ث، ج، د، ذ، ز، س، ش، ص ض، ط، ظ، ف، ق، ك) biri gelirse ihfâ olur. Harfleri 15 tanedir
96- Meddi Muttasıl’ın hükmü Uzatmak vaciptir. 4 elif uzatılır
97- Meddi Munfasıl’ın hükmü Caizdir. 4 elif miktarına kadar uzatılabiir. Yani isteyen 2-3-4 elif uzatabilir
98-Meddi Lin:Lîn harfinden sonra, sebeb-i med olan ârız veya lâzım sükûn bulunursa “medd-i lîn” olur.Harfi 2 tanedir. و – ى
99- Kur’ân’ın son inen sûresi Nasr sûresi.
100-Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini :
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
101-Mekkî Sûreler’in özellikleri ,Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
102-Medenî Sûreler’in özellikleri ,Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
103-Sebeb-i Nüzûl ,Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
104- Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı Arz.
105- Seb’u't-Tıvâl sureler Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
106- Muhkem ayet Açık ifâdeli âyetlerdir
107-Müteşâbih ayet Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
108- Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. Örnek olarak;
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
109- Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsirlerdir. Rasûlallah’tan gelen rivâyetler esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Örnek olarak;
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
110-Huruf-u Mukatta 27 surenin başında bulunur.
111-SEKTE:Sekte nefes almadan bir elif miktârı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Kur’ân’da şu dört yerde sekte vardır .
1- Kehf Sûresi’nin 1. âyetinde: قَيِّمًا— عِوَجًا
2- Yâsîn Sûresi’nin 52. âyetinde: هَذَا—مَرْقَدِنَامِنْ
3- Kıyâme Sûresi’nin 27. âyetinde: رَاقْ — وَقِيلَمَنْ
4- Mutaffifîn Sûresi’nin 14. âyetinde: رَانَ—كَلاَّ بَلْ
112-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
113-Kur’an’ın Yazıldığı malzemeler: Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz zamanında deri parçalarına, ağaç yaprak ve kapuklarına, devenin yassı kemigine, taş parçalarına, tahta, çanak ve çömlek arçalarına yazılıyordu. Daha sonra Hz. Osman döneminde tabaklanmış deriye tamamı yazılarak bir bütün halinde kitaplaştırılmıştır. daha sonraki devirler de ise kağıt üzerine yazılmıştır.
114-Medenî Sûreler: Medine Döneminde indirilmiş olanlar. Yaklaşık, 28 sûre. Ancak Uzun sûrelerin hemen hepsi Medine’de indirilmiştir.
115-Medine’de: 228 sayfa, Kuran’ın %38,
116-Mekke’de: 376 sayfa Kur’an’ın % 62 ’si indirilmiştir.
117-Tıval: Uzun Sûre demektir. Bunlar: Bakara, Al-i İmran, Nisa, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya Kehf sureleridir.
118-Miûn: Yaklaşık yüz ayetten oluşan sûrelere denir.
119-Mesânî: Ayetleri yüzden aşağı olan sûrelerdir. yani Miûn’dan daha kısa olan sûrelerdir.
120-Mufassal: Kur’an’ın sonundaki sûrelere denir.

18

Aralık
2012

KURAN İLİMLERİ-6

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  334 Kez Okundu

1-Kur’an’ın tanımı :Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile sona eren kelâmıdır.
2-Kur’an’ın isimlerinden Mev’iza’nın anlamı;Kur’an’ın nasihat ve öğüt vermesi
3- Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere Miun denir.
4-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere Mufassal denir.
5- Sure kelimesiyle başlayan sûre Nur suresi.
6-Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresi.
7- Berae suresi,besmele ile başlamayan sûredir.
8-Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure Hacc suresi.
9-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler ,Bakara-Al-i İmran
10-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi ,Bakara-Kevser
11-Kur’an’ın toplanması Hz.Ebubekir döneminde olmuştur.
12-Kur’an’ın en uzun (Tıval) sureleri :Bakara,Al-i İmran,Nisa,Maide,En’am,A’raf,Yunus ve kehf
13-Esbab-ı Nüzul :Ayetlerin inmesine sebep olan olay veya duruma denir
14–Nesh’in anlamı :Kendinden önceki hükmü kaldıran delile denir.
15-Muhkem ayetlerin tanımı :Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
16-Müteşabih ayetlerin tanımı :Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
17-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe Zeyd b.Sabit
18-Kıraat kelimesinin anlamı :Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
19-Cüz’ün tanımı:Kur’an’ın her 20 sayfasına denir.
34-“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı :Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmaK
35- ARZ:Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır
36- Siyak-Sibak :Kur’an ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması
37- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı :Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
38-Îcaz’ın sözlük anlamı :Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
39- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an
40- “Müşkilü’l-Kur’ân” :Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
41-Vücuh:“Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder
42- Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere İlhâdî tefsir denir.
43- Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
44- Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile Burhân-ı limmî denir.
45-Kur’ân’ın bir bütün olarak indirildiği dünya semasında bulunan yerin adı Beytü’l-izze
46- Îcâz :Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime ve cümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması
47-AYET: “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı
48-En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı 6236
49-Yemâme savaşında pek çok Kur’an hafızı şehit düştüğünde Hz. Ömer’in Halife Ebû Bekir’e önerisi ile başlayan faaliyete
Kur’an’ın cem’i denir.
50-Kur’ân-ı Kerim’in besmele ile başlamayan suresi Tevbe.
51-Kur’an’ın taklit edilemez dil ve üslup özelliklerini ifade eden terim İcâz
52- Muavvizeteyn olarak anılan sureler:Felak-Nas
53- Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan okuyan ayetlere Tahaddi ayetleri denir.
55- Kuran’dan önce indirilen kutsal kitapların indirilme sırası,Tevrat-Zebur-İncil

57-Mushaf:Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in  sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf  denir

58-Müfessir:Tefsir yapan alime Müfessir  adı verilir.

59- Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı. 
60-Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere 
MEDENİ sure adı verilir. 
61-Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi Ya-sin suresi. 
62-Hurf’u Seb’a Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir. 
63- Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi Ceza, mükafat, hüküm, hesap manada kullanılmıştır 
64-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve
65-Seyyit Kutub’un tefsirinin adı Fizilali Kur’an. 
66- Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili. 
67-Mü’min suresinin diğer ismi Gafir suresi

68- Kur’an’ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere Hizb adı verilir.

69- İmamı Hafs ,Asım kıraat imamının ravisidir.

70- Kur’an’ı Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemleri Emeviler döneminde gerçekleştirilmiştir.

71- Kur’an’ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd b. Sabit

72-Ayet-el Kürsi” Bakara Suresi 255  ayetidir.

73-“Kasr”, uzatmadan okumayı ifade eder.

74-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kurallarına uymak sıretiyle en hızlı okuma şekli “Hadr” okuma şeklidir.

75-Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere “Sıfat” denir.

76-Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama “Revm” denir.

77-Kıraat-ı Asım’a göre Fussilet suresi 44.ayette ءاْعجَمِّىٌ kelimesinin 2.hemzesinde uygulanan okuma şekline “Teshil” denir.

78-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat imamımızın adı : “Asım” dır.

79-Bütün kıraat imamlarının Kur’an tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme “Kıraat ilmi “ denir.

80-Kur’an okumada Ref-i savt denen kavrama “Sesi Yüksletme” denir.

81-Kur’an’ı yavaş yavaş,anlamını düşünerek okumaya “Tertil” denir.

82-Hurufu’l-Halk harflerinin adedi “6” dır.

83-Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan,açık ve belirgin hatalı okuyuşa “Lahn-i Celi” denir.

84-Harfi medden sonra gelen,asli med üzerine ziyadeyi gerektiren medde “Fer’i Med” denir.

85-Vakf-ı mutlak secavend harflerinden ط harfiyle gösterilir.

86-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.

87-Medine de son inen sure Nasr suresidir.

88-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.

89-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.

90-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.

91-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.

92-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.

93-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.

94-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.

95-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.

96-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.

 97-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.

98-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.

99-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.

100-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.

101-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.

102-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.

103-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.

104-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.

105-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.

106-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.

107-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.

108- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.

109-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.

110-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında yılda başlanmıştır.

111-Kur’an metninin harekelenmesine Hicri 85.yılda hangi tarihte başlanmıştır.

 112-“Fetretül vahy” İlk vahiyden ikinci vahiy gelene kadar geçen süre

 

 

 

 

 

 

18

Aralık
2012

Kur’ân-ı Kerim Bilgileri-7

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  165 Kez Okundu

1- Kur’ânın isimleri:
a-el-Kur’ân: okumak anlamına gelir.
b-el-Kitab: Toplamak anlamına gelir.
“Kur’ân” “lisanlarda okunması”, “Kitap” “kalemlerle yazılması” nı ifade eder.
c-en-Nur: helâl-haram, emir ve yasakları aydınlığa kavuşturduğu için bu isimle adlandırılmıştır.
d-el-Furkan: hak ile batılı, iman ile küfrü, helâl ile haramı, hayır ile şerri birbirinden belirgin bir şekilde ayırdığı için bu isimle adlandırılmıştır.
Bunların yanında Kur’ân’a Rahmet, Hüdâ, Şifa, Mev’ize, Zikr, Hikmet, Müheymin, Hablullah, Ahsene’l-Hadîs, Tenzil, Ruh, Vahiy, Beyan, Hakk, Urvetu’l-Vuskâ, Tezkire, Adl, Sıdk, Kasas, Büşra, Aziz, Beşir, Belâğ gibi isimlerde verilmiş.
2-Peygamberimiz inen vahyi yılda bir kez Cebrail ile mukabele ediyordu. Bu mukabele Hz. Peygamberin (s.a.s.) vefat edeceği sene iki kez meydana gelmişti ki, buna el-ardatu’l ahire denilmiştir
3-Âyetlerin Sayısı:Kur’ân âyetlerinin tamamının 6.200 küsur olduğunda ittifak varsa da, küsurun kaç olduğunda farklı görüşler mevcuttur.
Küfe’lilerin kıraatine göre 6.236.
Mekkelilerin kıraatine göre 6.220.
Şam’lıların kıraatine göre 6.216.
Medinelilerin kıraatine göre 6.210 veya 6.214 veya 6.217.
Basralıların kıraatine göre 6.204 veya 6.205 veya 6.219
4-İlk Nazil Olan Âyetler:Hz. Peygamber’e (s.a.s.) inen ilk Kur’ân âyet veya âyetlerinin hangisi olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar:
1- En meşhur ve kabul göreni, Alak suresinin ilk beş ayetidir.
2- Müddessir suresinin başındaki ilk beş âyettir.
3- Fatiha suresidir.
4- Besmeledir.
5-Sure:Çâyetlerden meydana gelen, başı ve sonu bulunan müstakil Kur’ân parçalarına sure denirSurenin çoğulu suverdir. Kur’ân-ı Kerim, biri diğeri tarafından kesilmiş 114 sureye ayrılmıştır.
6-Bunların en kısa olanı üç âyetten meydana gelen Kevser suresi, en uzun olanı ise 286 âyetten müteşekkil olan Bakara suresidir.
7-Bazen bir surenin birden fazla isminin olduğu görülür.İnsan – Dehr/Fatır – Melaike/İsra – beni İsrail
8- Zehrevân: Bakara ve Ali-i İmran surelerine denilmektedir ki, iki parlak sure anlamına gelmektedir.
9-Muavvizetân: Felak ve Nass surelerine denmektedir.
10-Muavvizât: İhlâs, Felak ve Nass surelerine denmektedir.
11-Müsebbihât: Hadîd, Saff, Cum’a, Teğâbûn ve Âlâ surelerine denmektedir.
12-Es-Seb’u’t-Tuvel: En uzun yedi sure demektir. Fatiha’dan sonra gelen 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. süreler olan Bakara, Ali-i İmran, Nisa, Mâide, En’âm, A’râf, Enfâl-Tevbe sureleridir. Besmele ayrılmadığından bazı âlimler Enfâl ile Tevbeyi bir sure saymışlardır.
13-El-Miûn: Birinci grubu takip eden ve âyet sayıları 100’e yaklaşan veya biraz geçen surelerdir.
14-El-Mesânî: Âyet adedi bakımından el-Miûn’dan sonra gelenlerdir.
5-El-Mufassal: Kur’ân-ı Kerim’in son bölümü olup, tercih edilen görüşe göre, başlangıcı 50. olan Kaf suresinden itibaren sonuncu 114. Nass suresine kadar olan kısımdır. Bu gruptaki sureler de üçe ayrılmaktadır:
1- Tuval-ı Mufassal: Kaf-Burûc, yani 50–58. sureler,
2- Evsat-ı Mufassal: Tarık-Beyyine, yani 86–98. sureler,
3- Kısar-ı Mufassal: Zelzele-Nass, yani 99–114. surelerdir.
16-Âyet Kelimesinin AnlamıLügat anlamı olarak açık alâmet, işaret, nişane, delil, olağanüstü bir olay ve topluluk gibi mânâlara gelen bu kelimenin çoğulu ây veya âyât’tır. Istılâhi anlamına gelince âyet: Kur’ân-ı Kerim’deki surelerin içinde bulunan, başı ve sonu belli olan, bir veya daha fazla cümleden oluşan kelâm demektir. Ayetin son kelimesine, iki ayeti birbirinden ayırdığı için fasıla (ayıran), bu fasıla kelimesinin son harfine de harfu’lfâsıla (ayıran harf) denir.
17-Noktalama icraatını ilk olarak Ebu’l-Esved ed-Düelî yapmıştır.

17

Aralık
2012

Yeterlilik Sınavına Hazırlık Kur`an-ı Kerim ile İlgili Bazı Terimler-9

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  324 Kez Okundu

AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
AHD-İ MİSAK:Allahü teâlânın ezelde rûhlara; ”Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye suâl edince, onlarda; ”Evet, sen bizim Rabbimizsin” diyerek verdikleri söz, yemin, anlaşma, sözleşme.
AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
AMENERRASULÜ:Peygamber iman etti anlamina gelir.Bütün buyruklara ve Yüce Allah`dan gelen her vahye, Hz.Peygamberve mü`minlerin iman ettikleri bildirilir.Bakar suresinin son iki ayetini olusturan ve Amenerresulu diye anilan , mirac gecesinde peygamberimize vasitasiz sekilde vahyolunan bu ayetler, Resulullahin hadislerinde övülmüs, her zaman ve özelllikle yatmadan önce okunmasi tavsiye edilmistir.Bir
ÂYET:Sözlükte “açık alâmet, işâret, emâre, iz ve nişâne” demektir. Çoğulu ây ve âyât’tır. Allah’ın varlığına delâlet eden şeylere ve Peygamberlerin hak olduğunu ispat eden mucizelere de âyet denir
AYETÜ`L KÜRSİ :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adı..
ESBAB-İ NÜZUL:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
EVSAD-I MUFASSAL:Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır.
FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
HURÛF-I MUKATTAA(BAŞLANGIÇ HARFLERİ):Kur’ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler.
İCAZ:Kur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir.
İ’CÂZU’L-KUR’ÂN :Kur’an-ı Kerîm’in muciz olması. Benzerini getirmek isteyenleri aciz bırakması Peygamberliğin ilanı ile birlikte muhataplara meydana okunarak ortaya konan ve insanları acze düşüren olağanüstü şeye mucize denir.
İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
KISAR-I MUFASSAL:Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır
KÜTÜB-Ü EHADİS:.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
MUFASSAL:Kur’ân’ın sonundaki kısa sûrelere denir Hucurât sûresinden Bürûc sûresine kadar 36 sûreye tıval-ı mufassal, Bürûç’tan Leyl sûresine kadar olan 7 sûreye evsat-ı mufassal, Leyl’den Nâs sûresine kadar olan 22 sûreye de kısar-ı mufassal denir
MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir.Bakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir.

MİÛN NEDİR:Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden fazla olan sûrelerine denir:
MÜCMEL : Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade.
MÜTEŞABİH : Birbirine benzeyen. Usûl-i fıkha göre, Kur’ân-ı Ker’îm ve hâdîs-i şerifte geçen ve ne kasdedildiği kesin olarak bilinemeyen söz. Çoğulu: Müteşâbihât.
MÜTEVATİR: Yalan üzerinde toptan birleşmeleri akılca imkânsız olan bir topluluğun, aynı şekilde başka bir topluluktan rivayet etmiş olduğu haber veya hadîs
MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN: Kuran okurken zihne takılan ayetler
MUAVVİZATEYN:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
MUHAZAT-İ NİSA:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinan namazda erkegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
MÜTEŞABİH AYETLER:Birden fazla manaya gelen , manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere müteşabih ayetler
NASS:Dini bir terim olarak – geniş anlamıyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder.
NÜBÜVVET:Allah ile insanlar arasinda dünya ve ahiretle ilgili ihtiyaclarinin giderilmesi amaciyla yapilan elcilik görevi.
NÜZUL-İ KUR`AN:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
TECVİD: Tecvid:Kur`an- Kerim`i okuma kaidelerini(kurallarini) ögreten bilim.Güzelleştirmek, daha iyi bir hale getirmek anlamına gelir.
TEFSİR:Kur`an-i Kerim`in anlamini aciklayan bilim
TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma.
ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
VÜCUH VE’N-NEZAİR :Kur’ân-i Kerîm’de bir lafzın bir kaç mânâda kullanılmasına “vucûh” denir. Birden fazla kelimenin aynı mânâda kullanılmasına da “nezâir” denir
ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)

16

Aralık
2012

Yeterlilik Sınavına Hazırlık Kur’an-ı Kerim Bilgileri-10

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  222 Kez Okundu

1-Yasin Suresi: “Kalbü’l-Kur’an” (Kur’an’ın kalbi), “el-Azıme” (Büyük, yüce sure), “el-Muımme (dünya ve ahiret hayrını yaygınlaştıran), “el-Müdâfi’a” (dünya ve ahiret sıkıntılarını, korku ve kötülükleri uzaklaştıran), “el-Kadıye” (istek ve ihtiyaçları yerine getiren) isimleri de verilmiştir.
2-Sad suresi:Bu sureye Hz. Davud’un kıssasına daha çok yer verildiği için “Davud Suresi” de denilir.
3-Zümer suresi:Sure adını, 71 ve 73. ayetlerinde geçen “zümer” kelimesinden almıştır. “Zümer”, zümreler, gruplar anlamına gelmektedir. Bu sureye “Guraf” da denilir.
4-Mü’min suresi:Sure bu adı, Firavun ailesinden olan mümin bir kişiden bahsedildiği için almıştır. Allâh’ın günâhları bağışlayıcı sıfatından bahseden 3. ayetteki “gâfir” kelimesinden hareketle bu sureye “Gafir” de denir.
5-Fussilet suresi:Bu sureye Secde, Hâ-Mîm ve Mesâbih gibi isimler de verilmiştir.
6-Câsiye suresi:Bu sureye Şeriat veya Dehr suresi de denilmiştir.
7-İnsan suresinin diğer ismi Dehr suresidir.
8-Fatır suresinin diğer ismi Melaike
9-İsra suresinin diğer ismi Ben-i İsrail
10-”Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur’an’ın zirvesi de Bakara suresidir. Onda öyle bir ayet vardır ki o ayet Kur’ an ayetlerinin efendisidir. O da Âyetü’l-Kürsî’dir.” (1).
11-”İki parlak sureyi, Bakara ile Âli İmrân surelerini okuyun. Çünkü bunlar kıyamet gününde iki gölgelik yahut iki kuş bölüğü gibi gelir, okuyucularını mahşerin sıcağından korurlar, onları müdafaa ederler. Bakara suresini okuyun. Ona sahip olmak bereket, onu terketmek pişmanlıktır. Sihirbazlar onu elde etmeğe güç yetiremezler. ” (2).Bu iki sureye Zehrevan denir.
12-MUAVVİZETEYN:İki koruyucu demektir. Bundan maksat, Kur’ân’ın Felak ve Nâs sûreleridir. İhlas, Felak ve Nâs sûrelerine ise muavvizât (koruyucular) denir. İhlas sûresi, Allah’ı anlatmaktadır. Felak ve Nâs sûrelerinde ise; yaratıkların, karanlık gecelerin, büyücülerin, haset edenlerin, insanların göğüslerine kötü düşünceler fısıldayan cin ve insan vesvesecilerinin şerrinden insanların ilahı, meliki ve Rabbi olan Allah’a sığınılması tavsiye edilmektedir.(3)
13-Peygamberimiz (a.s.), “Akşam ve sabah olunca İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini üçer kere oku, onlar her şeye karşı sana yeter.” buyurmuş (4) kendisi veya ailesinden biri hastalandığı zaman (5) ve göz değmesine (6) karşı muavvizeteyn’i okumuştur. Yatmadan önce üç kere muavvizâtı okumuş, eline üflemiş ve elleriyle bütün vücudunu meshetmiştir (7).
14-Müsebbihât Sûreleri:Bunlar; İsrâ, Hadîd, Haşr, Saf, Cutm´a, Tegâbün, A´lâ 5Ûreleridir. (8(
15-İmam-ı Azam E bu Hanîfe:”Her yıl iki kere hatmeden, Kur´ân-ı Kerîm´in hakkını ödemiş olur! Çünkü, Peygamber Aleyhisselam ruhu kabzolunduğu yılda Kufân-ı Kerîm´i Cebrail Aleyhisselama iki kere arzetmişti” demiştjr. (9)
16-Havamim veya Zevatül-Ha mim:4046.Sureler.Mümin,Fussilet,Şura,Zuhruf,Duhan,Casiye,
Ahkaf sureleri.
17-Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur; “Şüphesiz yüce Allah yedi uzun sûreyi (es-Seb’u't-Tıvali) Tevrat’ın yerine, el-Miun’u İncil’in yerine, Tavasın (Ta, Sin ile başlayan) sûreleri Zebur’un yeri¬ne ver”miş ve beni Ha, Mimler ve el-Mufassal sûrelerle üstün kılmıştır. Benden önce bunları hiçbir peygamber okumuş değildir. “(10( zayıf olduğu kaydıyla (11)
18- Tıval yani uzun süreler yedidir: Bakara, Al-i İmran, Nisa’, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya Kehif.
19- Miûn, yani yüzlükler, âyetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbeden sonra gelenlerdir. (Tevbe, Nahl, Hûd, Yusuf, Kehif, İsra, Enbiya, Tâhâ, Mü-minun, Şuarâ, Saffât).
20- Mesani, âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmimler, Elif Lamlar, Tasinler böyledir.
21-Mesani: (Ahzab, Hac, Kasas, Tasin, Neml, Nur, Enfal, Meryem, Ankebut, Rum, Yâsin, Furkan, Hicr, Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrahim, Sâd, Muhammed, Lokman, Zümer, Hâmimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak, Nun, Hücurat).
22- Mufassal, Kur’an’ın sonundaki sûrelerdir. Nevevî’ye göre Hücurattan başlar. Onlar da Tıval, Evsat, Kısar olmak üzere üçe bölünür.
23-Tıvali Mufassal: Hücurattan Buruca kadar, Evsatı Mufassal: Buructan Lemyekün’e kadar, Kısarı Mufassal: oradan sona kadardır.
24-Tavasiim:Tasin Mim ile başlayan Şuara ve Kasas suresiyle Ta sin diye başlayan Neml suresini ihtiva eder.(12)
25-Bazı surelerin bir tek ismi varken, bazılarının iki ve daha çok ismi bulunmaktadır Meselâ Fatiha suresinin 20′den fazla ismi vardır Aynı şekilde Enfâl suresinin diğer bir adı Bedr Suresi; İsrâ’nın, Subhân ve Beni İsrâil; Tâhâ’nın, Kelîm; Şuarâ’nın, Câmia; Neml’in Süleyman; Fâtır ın, Melâike; Zümer in, el-Guraf; Gâfir’in, et-Tavl ve Mü’min; Muhammed in, el-Kıtâl; Haşrın, Beni Nadir; Saff’ın Havâriyyin; Kâfirün’un el-Mukaşkışe suresidir (Geniş bilgi için bk Suyûtî, İtkân, I, 52-55) Bu arada iki veya daha çok sureye birden bir ad verildiği de görülür Meselâ Bakara ve Âlu İmrân surelerine Zehrâvâtı; Felâk ve Nâs surelerine Muavvizetân; ilk yedi uzun sureye es-Seb’ul-Mesâni’de denilmektedir
26-Hz.Peygamber’in her sene Ramazan ayında o zamana kadar nâzil olan sureleri Cibril’e mushaftaki sırasına göre okuduğu (mukabele ettiği -ki buna “arza” denilmektedir) ve Rasûlüllah’ın vefatından hemen önceki Ramazan’da yapılan arzada bu mukabele’nin iki defa olduğu rivayet edilmektedir (13)
27- İlk vahiy geldiğinde Rasulullah 40 yaşında idi (610). Kur’an, Ramazan ayında Kadir gecesinde Pazartesi günü indirilmiştir. Kur’an, Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirilmiştir (inzal). Oradan Cebrail vasıtasıyla Rasulullah’ın kalbine 23 yıl içerisinde ihtiyaca göre, aralıklı olarak, parça parça indirilmiştir (tenzil) El-Burhan: 1/228-232; El-İtkan: 1/45.
28-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
29- VÜCUH VE NEZAİR :Kur’an-ı Kerim’de, çeşitli manalarda kullanılan müşterek lafızların mevcut olduğu müşahade edilir. Bir kelimenin bir ayette ifade ettiği mana ile, yine aynı kelimenin diğer ayetlerde anlamlar aynı olmamaktadır. İşte biz buna tefsir ilminde “Vücuh” diyoruz. Bunun aksine de, yani çeşitli birçok kelimenin aynı manayı ifade etmesine “Nezair” denir.
30- KIRAAT İLMİ (KIRAATU’L-KUR’AN):Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin okunuşlarını ve ihtilaflarını nakledenlerine nispet ederek bildiren ilme “Kıraetü’l-Kur’an” veya “Kıraat İlmi” denir.[236] Kıraat İlmi, Kur’an-ı Kerim’le doğrudan meşgul olan ilimlerin en başında gelmektedir.
31-MUSHAF’IN YAZISI (RESMÜ’L-MUSHAF):Kur’an’ın yazısıyla ilgili olarak doğan ilme “Resmü’l-Mushaf” ismi verilmiştir
32-Mushafların Bölüm Ve Parçalarıyla İlgili Bilgiler:
Kur’an-ı Kerim’in 114 sure 6666 (veya 6236) ayetten meydana geldiğini görmüştük. Şimdi de Kur’an’ın bölümleri ve parçalara ayrılışına ilişkin bazı bilgiler verelim:
1-Kur’an’daki kelime sayısı: 77.934 veya 77.437’dir.
2) Kur’an’daki harf sayısı: 326.048 veya 323.671’dir. Kelime ve harf sayısındaki farklılık, imla ve kıraattaki ihtilaftan ileri gelmektedir.
3) Cüz: Mushaflar 30 cüze ayrılmıştır. Her cüz 20 sayfadan oluşmaktadır. Mushafların sol tarafındaki sayfa kenarına konan işaretlerle gösterilmiş, içine cüz yazısı ve sayısı yazılmıştır.
4) Hizib: Cüzün dörtte birini oluşturan beş sayfalık bölümün adıdır. Toplam hizib sayısı 120’dir. Bunlar sayfa kenarlarına konulan ve içine hizib yazılan işaretlerle gösterilir.
5) Kur’an’ın bölümleri: Kur’an’ın ilk ve ikinci yarısı, birinci, ikinci ve üçüncü üçte birleri, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü dörttebirleriyle, beş, altı ve yedide birleri çeşitli eserlerde gösterilmiştir.(14)
6) Duraklar: Ayetleri birbirinden ayırmak için konulan işaretlerdir. İlk zamanlarda Mushaflarda bulunmayan duraklar, daha sonra daire meyilli çizgiler halinde yapılmıştır. Daha sonraları yalnız daire halinde gösterilmiştir. Zamanla bu daireler gül şeklini almış veya içi süslü daireler olarak kalmıştır. Zamanımızda basımı yapılan Mushaflarda çeşitli şekillerde durak işaretlerine rastlanmaktadır. Çoğunlukla da bu durakların içinde ayet numaraları yazılıdır.
7) Secavendler: Okunan yerin anlamı göz önünde bulundurularak konulmuş bir tür noktalama işaretleridir. Secavendler, işaretlerin büyük bölümünü ilk defa uygulayan Muhammed b. Tayfur Secavendi (560/1165)’nin ismiyle anılmışlardır. Her bir vakf ve vaslın çeşitli durumlarıyla, konulan ifade eden bu işaretler “Mim, Tı, Cim, Sad, Kaf” gibi harfler, “Kıf” ve “Sıl” gibi kelimeler veya üçlü noktalarla gösterilmiştir.
8) Tahmis ve Ta’şir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Ta’şir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir.(15)Türkiye’de basılan Mushaflarda bu işaretlere rastlanmamaktadır. Ancak bu mushaflarda görülen “Aşr” işaretinin ise konu başlangıç ve bitimini ifade eden “Ruku alametleri” olduğu bilinmektedir.
9) Sure başlıkları: Her surenin başında o surenin adının, nerede nazil olduğunun ve ayet sayısının belirtildiği kısımdır.
10) Secdeler: Kur’an’da 14 yerde geçen secde ayetini belirten işaretlerdir. Bu işaretler secde ayetinin hizasına konulmuş ve içine “Secde” yazılmıştır.
– Kur’an’ın Hz. Ebu Bekr (r.a) döneminde yazılışı:Zeyd b. Sabit (r.a), Hz. Ebu Bekr (r.a)’in emri ve Hz. Ömer (r.a)’in uygun bulmasıyla Kur’an âyetlerini biraraya toplamıştır. Zeyd İbn Sabit Kur’an’ı toplarken, vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.
Kur’an’ın Hz. Osman (r.a) döneminde yazılışı:ilk Mushaf Kur’an’ın okunşundaki tartışmalara son vermek amacıyla, farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz. Ebu Bekr’in topladığı ve Hz Ömer’in kızı Hafsa’nın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı. Bununla ilgili olarak Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit (r.a), Abdullah b. ez-Zübeyr (r.a), Sad b. el-Âs (r.a) ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam (r.a)’ı görevlendirdi. Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman (r.a) yazılan Kur’an’ın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.
-Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır.Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.
Kaynak:
1-Tirmizî, V,157, hadis no: 2878
2- Suyutî, Camiu’s-Sağîr; Müslim, 1/553, hadis no: 804
3-Diyanet Kavramlar Sözlüğü
4-Tirmizî, Deavat, 117
5- Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 14; Müslim, Selâm, 50-51
6- Nesâi, İstiaze, 37; Tirmizî, Tıb, 17
7- Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 14
8- Suyûtî, el-İtkân, c. 2, s. 105-106.
9-Bedrüddin Zerkesf, Burhan, c. 1, s. 471, Suyûtî, c. 1, s. 104
10- Suyuti, el-Camiu’İKebir, 1, 1487; eCCamlu’s-Sağir, Hd. Nor 1688
11- Kurtubi Darıı’L-Hadis baskısı XIII 94, cin. 3
12-Prof.Dr.Suat YILDIRIM,Ana Hatlarıyla Kuran-ı Kerim ve Kuran İlimlerine Giriş.
13- Buhari, Kitabu Fedâilul-Kur’ân, 7
14-Kurtubi, El-Cami: 1/64.
15- İbn Kesir, Zeyl: 26; Menahil: 1/410

13

Aralık
2012

Dikab ve Yeterlilik Kur’an’ı Kerim Bilgileri ÖZEL

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  520 Kez Okundu


1. Meâl :Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.
2.Tefsir :Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.
3.Mushaf :Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
4. Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
5. Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir?
Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
6. Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
7. Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
8. Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim Kıraatı Asım kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır
9. Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi Seyyit Kutup
10. İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
11. Tıvâl-ı mufassal , Evsât-ı mufassal ,Kısâr-ı mufassal :Tıvâl-ı mufassal; uzun sûrelerdir. “Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler bu grupta yer alır. Evsât-ı mufassal; orta uzunluktaki sûrelerdir. Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûrelerbu grupta yer alır.Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır.
12. Medine’de son inen sure Nasr
13.Kur’an’da adı en çok geçen peygamber Hz. Musa
14. Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi Emeviler Döneminde
15. Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd bin Sabit
16. Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere Hizb denir.
17. Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline Hadr denir.
18. Harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı Kerim’i hatasız okumayı konu edinen ilme Tecvid ilmi denir.
19. Okuyuş şekilleri:
a) Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, mânâyı düşünerek, bütün tecvît kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (meselâ medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
b) Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lâzım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
c) Tedvîr: Tahkîk ile hadr’in ortasıdır. Bunda da mânâ düşünülür.
20. Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini :
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
21. Kur’an’ın muhtevası :
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
22. Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
23. Medenî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
24. Sebeb-i Nüzûl :Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
25. Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı Arz.
26. Seb’u't-Tıvâl sureler:Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
27. Muhkem ayet :Açık ifâdeli âyetlerdir
28. Müteşâbih :Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
28-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
29- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
30- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
31- Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
32-Kur’an-ı Kerim: Son vahiy dini olan İslâm’ın kutsal kitabı. Kur’ân, tercih edilen görüşe göre, “karae” fiilinden edilen bir mastar olup, Allâh’ın son kitabına özel ad olmuştur. Kök anlamı; okumak, toplamak, bir araya getirmek demektir.
33-Tevrat: İbranice Tura kelimesinin Arapçalaşmış biçimi olan Tevrat kanun, ittifak, birlik, anlaşma, sözleşme, adlaşma gibi anlamları dile getirir. İslâm geleneğinde Hz. Musa’ya nazil olan kitabı belirtir. Yahudi geleneğinde ise, bugün Ahd-i Atik (Eski Ahit) denilen kitaplar toplamının adıdır.
34-Zebur: Allah tarafından Hz. Dâvud (a.s)’a gönderilen Mezmurlar ve Mezâmir adı ile de anılan mukaddes kitap. Lügatte Mezmur, “Kavalla söylenen ilâhî, Hz. Dâvud’a inen Zebur’un sûrelerinin her biri” anlamlarına gelir. Mezmur “yazılmış” manasına gelen kitap anlamındadır. Büyük bilgin Zeccac, Zebur’un “Hikmetli kitap” manasına geldiğini; Âlu İmran, 3/184 ayetindeki “Zebûr” kelimesinin “menetmek” manasına gelen “Zebr” kökünden olduğunu açıklamıştır. Kitap da halkın hilâfına olan hususlardan meneden şeyleri bildirdiği için Zebûr diye adlandırılmıştır
35-İncil: Allah tarafından Hz. İsa’ya gönderilen; Tevrat’ın aslını doğrulayan Kur’an-ı Kerîm tarafından tasdik edilen ve bir anlamı da “yol gösterici, aydınlatıcı” olan (el-Maide, 5/46-48), dört büyük kitaptan birisi. Yunanca “Evangelion”; iyi haber, müjde demektir. Esas itibariyle Hz. İsa’nın hayatını, mucize ve faaliyetlerini, söylediği hikmetli sözleri, tebliğ etmiş olduğu şeriat hakkındaki peygamberane hakikatları anlatmak için kullanılmıştır. Bu kelime ile ilk hristiyanlar; İsa’nın insanlara bildirisini, onları kötülük ve günahtan kurtarmağa ve selamete götürmeğe geldiğine dair vaadini anlatmış ve adlandırmışlardı. Hz. İsa da onu; “Tanrı’nın Krallığı’nın müjdesini (iyi haberini) duyurma” olarak tanımlar .
36-Fetret:Peygamberimize gelen vahyin bir süre kesilmesi ile ilgili olarak fetret denilmistir. 201-Kütüb-ü Münzele:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar
37-Kurtubi:Ebu Abdullah Muhammed Ibn Ahmet Ibn Ebi bekr ibn Farh el- Kurtubi.Endülüsün yetistirdigi büyük alimlardendir.Kutrubi bir cok Endülüs alim gibi fikihta malikidir.(Samil Islam Ansk.)
38-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
39-Mufassal sureler:Kur`an`in sonunda yer alan surelere mufassal sureler denir.
40- “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı hangisidir? Ayet
41-En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı kaç tanedir?6236
42-Muhkem ve müteşâbih lafızlarının birlikte geçtiği ayet aşağıdaki surelerden hangisinde yer almaktadır? Âl-i İmrân 88. Camiu’l-Kur’an unvanı ile anılan halife kimdir?Hz. Ebu Bekir
43- Bir üstadın huzurunda Kur’an-ı Kerim’i okuyarak ondan kıraat almaya ne ad verilir? Vech
44-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okumaya ne ad verilir?Hadr
45-Kıraat ilminde kıraat-ı seb’a (yed-i kıraat) meşhur olmuştur. Bu kıraat imamlarından Medine’de şöhret olan zat kimdir?Nafi
46-İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir.
47-MÜTEŞABİH AYETLER:Birden fazla manaya gelen , manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere müteşabih ayetler
48-SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
49-TERESSÜL-İRSAL:Ezan okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir.Bana teressül veya İrsal denir.Kamette ise ,duraklama yapılmaksızın seri olarak okunur.Buna da Haedr denir.
50-TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma
51-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
52- Hz.Osman zamanında Kuranı Kerim çoğaltılarak İslam merkezlerine gönderildi.Hz.Ebu Bekr`in toplattığı”
Mushaf”in asıl sayfalarını çoğaltarak her tarafa yaymıştır.
Bu sebepten Hz Ebu Bekir`e“Camiul Kuran“Hz Osman`a
da “Naşirul Kur`an” denilmiştir.
53-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.Samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
54-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
66- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
55-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
56- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal1
57- LAHN: Kur’an okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatadır.
1- Lahn-ı Celi (Açık hata): Harflerin asli sıfat ve mahreçlerinde, hareke ve sükunlarda yapılan hatadır. Manayı bozduğu gibi çoğu zaman namazı da bozar.
2- Lahn-ı Hafi (Gizli hata): Sıfatı arızalarda meydana gelen hatadır. Harfin aslını değiştirmez. Mana bozulmadığı gibi namazı da bozmaz. Ancak hata olduğu için vebali vardır.
58- RAF-I SAVT(ses yükseltme): Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
59- HAFD-I SAVT (ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
60-TESHİL: sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır. Kıraat ıstılahında ise, “birbirini takip eden iki hemzeden ikincisini, hemze ile elif, hemze ile vâv veya hemze ile yâ arası bir sesle okumak” demektir Bu üç çeşit teshilli okumaya aşağıdaki örnekleri vermek mümkündür: “Hemze” ile “elif” arası bir sesle okunan “hemze” için “ ءَ أَعْجَمِيٌّ ” (Fussilet, 41/44) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “yâ” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَئِنَّكُمْ ” (En’âm, 6/19) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “vâv” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَؤُنَبِّئُكُمْ” (Âl-i İmrân, 3/15) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu örnek gösterebiliriz. Asım kıraatinde, sadece birinci gruptaki teshil uygulanmaktadır.
61-Mushaf:Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “
Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir.
62-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur .
63-Kur’an sahifeleri Mekke lehçesi esas alınarak bir araya getirildi .
64-HURUF-U MUKATTAA: Kur’ân’ın bazı sûrelerinin başındaki hece harfleri. Kur’ân’ın yirmidokuz sûresi bu harflerle başlamaktadır. Bu sûrelerden üç tanesi bir; on tanesi iki; onüç tanesi üç; iki tanesi dört ve bir tanesi de beş mukattaa harfiyle başlamaktadır.
Bu sûreleri şöylece sıralayabiliriz: Bakara, Âlu İmran, A’râf, Yunuş Hud, Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hicr, Meryem, Neml, Kasas, Ankebut, Rum, Lokman, Secde, Yâsîn, Sâd, Mü’min, Fussilet,6 sûrede “elif-lâm-mîm” vardır: Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Ankebût, Rûm, Lokman ve Secde sûreleridir.Ârâf sûresinde de “Elif-lâm-mîm-sâd”
5 sûrede “elif-lâm-râ” vardır. Bunlar: Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim ve Hicr Sûreleridir.
Ra’d Sûresinde de “elif-lâm-mîm-râ” vardır.
6 sûrede “hâ-mîm” vardır. Bunlar: mü’min, Fussilet, Zuhruf, Duhân, Câsiye ve Ahkaf sûreleridir;
Şûrâ sûresinde de “hâ-mîm-ayin-sîn-kaf” bulunmaktadır.
Şuarâ ve Kasas Sûrelerinde “tâ-sîn-mîm“,
Neml Sûresinde “tâ-sîn“,
Meryem Sûresinde “kâf-hâ-yâ-ayîn-sîn-kaf“,
Tâhâ Sûresinde “tâ-hâ“,
Yâsin Sûresinde “yâ-sîn“,
Sâd Sûresinde “sâd“,
Kaf Sûresinde “kaaf“,
Kalem Sûresinde de “nûn” harfi bulunmaktadır.

65- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
66-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
67-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
68 -İ’câzu’l-Kur’ân: Âciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çürütmek.
69-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
70-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
71-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
72- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
73-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
74-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
75- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir
76-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.

77-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
78-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
79-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
80-ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
81-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
82-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
83-Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
84-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
85-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
86-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
87-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.” ( Vakıa Suresi, 77-79)
88- Rivayet tefsiri: Buna me’sur veya nakli tefsir de denir. Kur’an’ı açıklamak mübhem noktalarını açıklığa kavuşturmak için Kur’an, sünnet, sahabe, tabiilerin sözlerine göre tefsir etmektir. Rivayet tefsirinin önde gelenlerinden olan İbn-i Kesir
89-Dirayet tefsiri: buna rey ile ma’kul tefsir de denir. Rivayetle sınırlı kalmayıp dil, edebiyat, din, tarih, ve diğer ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu tefsirde akıl hüccet olarak ele alınır ve vahyi, akıl açıklar.Bu iki tefsirden sonra zamanla başka tür tefsir hareketleri de cerayan etmiştir.
90-İşari tefsir: Tarikat ve tasavvuf ehlinin ayetlerin zahirini bunun dışında anlama, tev’il etmek maksadıyla ve işaret yoluyla geldiğini söyledikleri tefsirdir.
91-Mezhebi tefsir: Kişilerin kendi mezheplerini ve ekollerini desteklemek amacıyla Kur’anın tefsir edilmesidir. İslami pratikliği açısından fazlaca önemli olmayan konularda ve bunların şartlarıyla uğraşılan tefsir çeşididir.
92- Kelami tefsir: Hilafetten saltanata geçilişi de tefsir anlayışının değişmesine sebep olan amillerden birisidir.
93-İlhadi tefsir: Bu tefsir, kişinin heva ve hevesine göre yapmış olduğu tefsirdir. Kişi kendi haraketlerinin doğru olduğu için veya başka bir sebepten dolayı Kur’andaki ayeti kendine göre tefsir eder.
94-İcazi tefsir: Kurandaki edebi üstünlüğü insanlara göstermek için yapılan tefsirlerdir. Bu tefsirler;Batı topluna karşı aşağılık duygusunun bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
95-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
61- “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
96- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
97-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
98-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
99- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
100- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
101- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
102-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
103- Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Bekir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir
104-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Kufe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
105-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
106- Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur.
81-Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
82-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
83-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
84-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
85-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
86-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
87-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
88-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
89- GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
90-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır.
91-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
92-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
93-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
94-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
95-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
96-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
97-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
98-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
99-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
100-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
101-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
102-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir.
103-Mekke Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İnaçla ilgili ayetler geliyordu
2. Allahın varlığı ve birliği, Tevhid inancı
3. Ahiret hayatı hakkında
4.Ahlak ilkeleri
5. Geçmiş peygamberlerin kıssaları (hikayeleri)
103-Medine Döneminde gelen ayetlerin
Genel özellikleri:
1. İbadetler ile ilgili ayetler geliyordu
2. Haramlar ve Helaller
3. Toplumsal kurallar ile ilgili ayetler
4. Günlük hayatı düzenleyen kurallar
5. İnsanlar arası ilişkiler

104-AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dalı ve dalda yazılan eserlerin ortak adı.
105-Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.
106- AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
107 -Ayet:Alamet, nisan, ibret, emr-i acip, delil anlamlarina gelir.Fasila adi verilen bir harf ile ayrilmis olan Kur`an-i Kerim cümlelerinden herbirine ayet.Kur`an-i Kerimde en uzun sure Bakara, en kisa sure Kevser suresidir.Medine` de inen en son ayet Nasr suresidir. Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
108-Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüce Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
109-Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi
110-Uhud gazvesini anlatan süre Ali imran 121-190
111-Sure kelimesiyle başlayan sure Nur Süresi
112- Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresi
113-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi
114-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
115-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure Enam suresi
116-Cuma günü okunması müstehap olan sure Kehf suresi
117-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
118-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure Kehf suresi
119-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
120-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
121-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure Asr suresi
122- Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
123-Hendek gazvesini anlatan süre Ahzab 9-27
124- Tebük gazvesini anlatan süre Tevbe 38-125
125- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre Tevbe 40
126- Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
127-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
128-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
130-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
131 -Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
132-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
133-Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen 134- Surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır
135-Kur`an-i Keri`de yemin(kasem) ile baslayan sureler 17 tanedir
136- Muavvizateyn:felak-nas sureleri; muavvizat ise:ihlas,felak ve nas sureleri.
137- Ezan okunurken her cümle arasında biraz beklenir ve ikinci cümlede ses biraz yükseltilir. buna teressül veya irtisal denir.kamet ise duraklama yapılmaksızın seri okunur. buna hedir denir.
138-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
139-Enfal: Genel olarak ganimet, fey veya selep anlamina gelen terim.Kur`an.-Kerim, surelerinden birinin ismidir.Enfal suresinin ilk ayetinde Enfal; Allah`in ihsanlari, lutuflari anlaminda savas ganimetleri demektir.
140-Ganimet:Gayri müslimlerden savas yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
141-Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
142-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
143-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
144-Vahiy-i Gayri Metlüv:Okunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
145-Vahy-i Metlüv:Okunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
146-İNZAL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
147-Orucun farz oldugunu beyan eden Bakara suresi , 183. ayeti.
148-Kur`an-i Kerim`in noktalanmasini,Nasr b. Asim ve Yahya b. Yamer icra etmistir.
149-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
150-Mufassal sureler:Kur`an`in sonunda yer alan surelere mufassal sureler denir.
151-Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Mehmet Vehbi Efendi(1862-1949):Hulasatü`l-Beyan adli tefsiriyle taninan son devir din alimi ve siyaset adami Tenasüb denir.
152-Kessaf:el-Kessaf, Mutezile alimlerinde Zemahserinin (ö.538/1144) agirlikli olarak dirayet metoduyla yazdigi tefsiri.
153-Tefsir ilminde ayetlerin öncesi ve sonrasına dikkat etmeyi ifade eden ıstılah Siyak-Sibak.
154-Ruhul-Kudüs ifadesi Kuran da Cebrail anlamında kullanılmıştır.
155-Ayetlerin sonlarına , manayı gö önüne alarak secavend denilen işaretleri koyan alim Muhammed b. Tayfur.
156-Sebul Mesani (tekrarlanan 7 ayet) Fatiha suresidir.
157-Zelletülkari: kıraat okuyuş hatalarıdır.
158- Aşağıdaki surelerden hangisinde ganimetlerle ilgili sorulan soruların cevabı ve taksimat şeklini bildiren ayetler bulunmaktadır? Enfâl Suresi
159- Kur’an’ın cem’i ile görevlendirilen sahâbî aşağıdakilerden hangisidir? Zeyd b. Sabit
160- “Kur’an-ı Kerim’de birden çok kelimenin aynı manayı ifade etmesi” anlamında kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir? . Nezâir
161- Kur’an tefsirinde İsrailî rivayetler hususunda kendisine müracaat edilmekle şöhret bulan sahâbî aşağıdakilerden hangisidir? Kâ’bu’l-Ahbâr
162- Medine’de son inen sure hangisidir? Nasr suresi
163-Ayetlerin Kur’an ve sûreler içinde yer alma sırasının Allah tarafından bildirilmesini
karşılayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?Tevkîfîlik
164- Kuran-ı Kerim’in Hıristiyanlar için kullandığı tabir aşağıdakilerden hangisidir? Nasranî
-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
14-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
17-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.

35-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
36-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
37-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
38-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
39- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.

65-Sure : Kur’an’ın en az 3 ayetten oluşan 114 bölümünden her birine verilen addır.
Sure sözlükte yüksek mevki, etrafı surlarla çevrili şehir demektir. Tevbe suresi hariç tüm sureler besmeleyle başlar.En uzun sure Bakara, en kısa sure Kevser’dir.

72-Meal : Kur’an-ı Kerim’in tercümesidir. Anlam, kavram demektir.
73-Tefsir : Kur’an-ı Kerim’i açıklamak ve yorumlamaktır. Kur’an-ı Kerim’i açıklayan kişilere müfessir denir. Ayetlerin iniş sebeplerini belirtir.
74-Ülkemizde ilk tefsir ve meal Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından yapılmıştır.
75-Alak sûresinin ilk beş âyetinin nüzûlünden sonra vahiy bir müddet kesilmiştir (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 3).
76-Fetret döneminden sonra gelen ilk vahiy Müddessir sûresinin ilk âyetleri olmuştur (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 4, ”Bed,ü’l-palk”, 7, ”Tefsîr”, 74, 96: Müslim, ”Îmân”, 73, 161; İbn Sa‘d, I, 195).

79-Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy kâtipleri nâzil olan âyetleri mevcut malzemeler üzerine yazıyorlardı (Buhârî, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 4). Bu malzemeler çok çeşitli olup en meşhurları develerin kürek ve kaburga kemikleri (azm), tabaklanmış deri parçaları (edîm), yaprak taşlar (lihaf), hurma dallarının uygun yerleri (asib), seramik parçaları (hazef), tahta (kateb), parşömen (rakk) ve papirüslerdir (kırtâs; vahyin yazıldığı malzeme için bk. Müsned, V, 185; Süyûtî, el-İtkan, I, 185-186; Hamîdullah, Kur’ânı Kerîm Tarihi, s. 43).
80- Resûli Ekrem’in vefat ettiği yılın ramazan ayındaki son okuyuş karşılıklı olarak ikişer defa gerçekleşmiş, böylece mushaf ortaya çıkmıştır (Buhârî, ”Bed,ü’l-vahy”, 5, ”Feçâ,ilü’l-Kur,ân”, 7, ”İ.tikâf”, 17, ”Menâkıb”, 25; Müslim, ”Feçâ,il”, 50, ”Feçâ,ilü’s-sahâbe”, 98, 99; Nesâî, ”Sıyâm”, 2).
82- Kur’an’ın Hz Osman (ra) döneminde yazılışı:HzOsman, Zeyd b Sâbit (ra), Abdullah b ez-Zübeyr (ra), Sad b el-Âs (ra) ve Abdurrahman b el-Haris b Hişam (ra)’ı görevlendirdi
84-Kur’an’a aşık olan Müslümanlar en güzel yazılarla yazmaya başlamış, zamanla hüsn-i hat sanatı oluşmuştur. Mushafları süslemek için de tezhib sanatı gelişmiştir. Hüsn-i hat çalışmalarıyla Kur’an’a hizmet eden Osmanlılar döneminde nice güzel el yazma Mushaflar yazılmıştır. Bu yüzden “Kur’ân-ı Kerîm Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” sözü meşhur olmuştur.
85-Kayışzâde Hafız Osman Nuri’nin yazdığı Mushaf, 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar defalarca basılarak dünyaya yayılan ayet-berkenar tertibiyle yazılmış ve büyük şöhret kazanmıştır. Bu Mushaf; Kur’an’da en uzun ayet olan Müdayene (Borçlanma) ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayeti bir sayfa olarak düşünülerek yazılmıştır.
86-Kur’an, kelime olarak, “toplamak, okumak, bir araya getirmek” mânalarına gelir. Bu isim, Kur’an’a, bizzat kendisi tarafından verilmiştir (Bak: el-Bakara, 185). åyet ve sûreleri bir araya getirdiği; İslâm’ın îtikad, ibâdât, ahlâk, hukuk, v.s. esaslarını toplayıp ihtiva ettiği; dünyada en çok okunan ve okunacak olan kitab olduğu için bu ismi aldığı ifade edilir. Kur’an’ın daha bir çok isimleri vardır. Bu isimlerden bâzıları şunlardır: Kitab, Fürkan, Zikr, Hükm, Hikmet, Şifa, Hüdâ, Rahmet, Ruh, Beyan, Nimet, Bürhan, Nur, Hakk…
87-Kur’an’ın 4 unsuru vardır: 1. Lâfız, yani, okunur olması. 2. Arapa olması. 3. Hazret-i Muhammed’e (asm) indirilmesi. 4. Ondan bize eksiksiz, noksansız, tevatür yoluyla nakledilmiş olması.
88- Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
89-İlahi kitaplar Tevrat – Zebur – İncil – Kur’an-ı Kerim
90-ALLAH’ın emirlerinin Cebrail adlı melek aracılığı ile peygamberlere indirilmesi olayına vahiy denir.
91-Peygamberimiz zamanında K. Kerimi yazan kişilere Vahiy Kâtipleri denir.
92-Vahiy Kâtibi Resulullah (s.a.v) ‘e vahiy edilen ayetleri yazanlar.
93- K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf sureler bulunmaktadır.
94-İlahi kitapların gönderiliş amacı ALLAH’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
95-K. Kerimde 14 yerde secde ayeti vardır.
96-K. Kerim’in en kısa ayeti (Müdhammetan) Rahman Suresi, 64. ayettir.
97- “Ayet-el Kürsi” Bakara Suresi 255. ayetidir.
98-Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta denir.
99-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
100-Kuranı Kerimin kalbi olarak bilinen sure Yasin Suresi’dir.
101-Kur’an-ı Kerim’de anlatılan en güzel kıssa olarak bilinen olay Hz. Yusuf (a.s.) a aittir.
102-Yemame savaşında hafız olan 70 sahabi şehiy edilmiştir.
103-Kuanı Kerim Besmele’ yle başlayıp Nas (insan) kelimesiyle biter.
104-ALLAH (a.c) ın bir olduğuna dair en büyük delil olarak bilinen sure İhlas Suresi
105-Camiu’l-Kur’an unvanı ile anılan halife kimdir? Hz. Ebu Bekir
106-Kur’an’ın toplanmasında görevli heyetin baş¬kanlığını hangi sahabi yapmıştır? Hz. Zeyd b. Sâbit
107-Bir üstadın huzurunda Kur’an-ı Kerim’i okuyarak ondan kıraat almaya ne ad verilir?Arz
108-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okumaya ne ad verilir? Hadr
109-Asli med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak meydana gelen medde ne denir? Fer’i Med
110- Kıraat ilminde kıraat-ı seb’a (yed-i kıraat) meşhur olmuştur. Bu kıraat imamlarından Medine’de şöhret olan zat kimdir?Nafi
111- Hz.Osman zamanında Kuranı Kerim çoğaltılarak İslam
merkezlerine gönderildi.Hz.Ebu Bekr`in toplattığı”
Mushaf”in asıl sayfalarını çoğaltarak her tarafa yaymıştır.
Bu sebepten Hz Ebu Bekir`e“Camiul Kuran“Hz Osman`a
da “Naşirul Kur`an” denilmiştir.
112- Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması merhalede tamamlanmıştır.Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha(Üstün), Zamme(Ötre), Kesre (Esre) ve Sükûn(Cezm( konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.(KAYNAK:-Buhari-Ebu Davud-İslam Tarihi-Dini Kavramlar)
113- KUR’AN’DAN (nazil olan) İLK SURELER:Peygamberimize (sallallahü aleyhi vesellem)
Kur’andan ilk nazil olan sureler şunlardır:
A)“Yaratan Rabbinin adıyla oku.”( Alak ayet/1)
B) Nun, kalemin ve kalem tutanların yazdıklarına kasem(and) olsun.”(Kalem Suresi ayet/1)
C)“Ey örtünüp bürünen (Resulüm)!” (Müzzemmil Suresi ayet/1)
114- KUR‘AN: Hz. Muhammed‘e vahyedilmis,mushaflarda yazili,tevatüren (yani, yalanda birlesmesi mümkün olmayanbüyük cogunluk tarafindan) nakledilmis,okunmasi ile ibadet olunan,insanligin benzerini ortaya koymaktan aciz kaldiginazm-i celil (cok güclü bir kutsal metin) dir.(Cem‘u‘l-Cevami‘ , 59 ;Zürkani, Menahilu‘l-Irfan, 1:12)
115-VAHYIN BASLANGIC TARIHI: Miladi 610 yili Ramazan 17
116-VAHYIN BITISTARIHI: Miladi 632 yili Zi‘l-hicce 9
117-VAHYIN TOPLAM MÜDDETI: 22 YIL ,2 AY,22 GÜN
NOT: Hz. Peygamber a.s.m. son gelen ayetten sonra 81 gün yasamistir.
118-VAHYIN MEKKE MÜDDETI: 12 yil, 5 ay, 13 gün.
119-VAHYIN MEDINE MÜDDETI: 9 yil, 9 ay, 9 gün.
120-MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE
121-MEDINE‘DE INEN SURE SAYISI: 28 SURE
122-MEKKE‘DE INEN AYET SAYISI: 4.743 AYET
123-MEDINE‘DE INEN AYET SAYISI: 1.493 AYET
NOT: Kur‘an‘in %63,3‘ü Mekki, %36,7‘si Medeni‘dir.
NOT: Fatiha Suresi hem Mekke‘de hem Medine‘de, yani iki defa nazil olmustur.
124-SON INEN AYET: MAIDE SURESI (5): 3. ayet
125-SON INEN SURE: NASR SURESI (110)
126-14 SURE HAMD-ÖVGÜ ILE BAŞLAR.
127-29 SURE KESIK HARFLERLE BAŞLAR.
128-10 SURE NİDA-ÇAĞRI ILE BAŞLAR.
129-21 SURE HABER CÜMLESI ILE BAŞLAR.
130-17 SURE YEMIN ILE BAŞLAR.
131-7 SURE ŞART CÜMLESI ILE BAŞLAR.
132-6 SURE EMIR CÜMLESI ILE BAŞLAR.
133-6 SURE SORU CÜMLESI ILE BAŞLAR.
134-3 SURE DUA ILE BASLAR.
135-1 SURE TA‘LIL ILE BASLAR.
136-Mekke’de ilk nâzil olan âyet: İkra’dır.
137-Mekke’de ilk nâzil olan süre : Müddesir veya Fatiha’dır.
138-Mekke’de ilk ilân olunan sûre : Vennecm’dir.
139-Mekke’de son nâzil olan sûre : Mü’minûn’dur.
140-Medine’de ilk inen sûre : Bakara süresidir.
141-Medine’de son inen âyet: Vettekû yevmen türceune fihi ilal-lah.
142-Medine’de son inen sûre : Nasr’dır.
143-VahiyKatipleri:Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyir
b. Avvam, Amir b. Füheyre, Amr b. As, Abdullah b. Erkam, Sabit b. Kays, Hanzala
b. er-Rebi’, Muğire b. Şu’be, Abdullah b. Revaha, Halid b. Velid, Huzeyfe b.
Yeman, Muaviye b. Ebi Süfyan, Abdullah ibn Sa’d ibn Sarh, Ubeyy b. Ka’b, Zeyd b.
Sabit, Şurahbil ibn Hasene, Muaz b. Cebel, Cehm ibn es-Salt, Hüseyin en-Nemri,
Eban İbn Said, Abdullah b. Zeyd, el-Alâ ibn el-Hadremî, Muhammed ibn Mesleme.( Yakubi Tarihi: 2/11.)
144-Mekke’de ilk vahiy katibi Abdullah ibn Sa’d ibn Sarh idi. Bu şahıs irtidat edip sonradan yine müslüman olmuştur.Medine’de ise ilk vahiy katibi Ubeyy b. Ka’b idi. Ondan sonra da devamlı olarak
Zeyd b. Sabit yapmıştır.(Fethu’l-Bari: 2/11.)
145-Rasulullah, gelen vahiyleri sadece vahy katiplerine yazdırmakla yetinmemiş, nazil olan ayetleri her sene Ramazan’da Cebrail’e arzederek, ezberindekilerin kontrolünü yapmıştır. Son Ramazan’da ise bu arzediş ve tekrarlayış iki kez gerçekleşmiştir.( Buhari, Sahih: 3/35; Müslim, Sahih:4/1803, 1904, 1905; Nesai, Sünen: 4/125; Müsned: 1/288, 325, 326, 363.)Böylece Kur’an’ın hem ezber, hem yazım açısından noksansız tamamlanması sağlanmıştır.
146- Her yıl bir defa yapılan bu karşılıklı okuma işi Allah Resulu’nun vefat edeceği yıl iki defa yapılmıştı. Bu son yapılan okuma işine de ‘Arza-i ahire’ denilmiştir.
147-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
148-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.

157-BESMELE:Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla anlamına gelen “Bismillâhirrahmânirrahîm” âyetinin adıdır. Besmeleye “Allah’ın adını anmak” anlamına gelen “tesmiye” de denir. Besmele, Neml sûresinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazılmıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.Peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve “Besmele ile başlanmayan her iş bereketsiz ve sonu güdüktür” buyurmuştur (Aclûni, Keşfü’l-Hafa, II,174). Kur’ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanırken besmele çekilir. Kur’ân’da Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanların etlerinin yenmeyeceği bildirilmiştir (En’âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir varlık adına değil sâdece Allah adına, O’nun rızası için ve O’nun izniyle başlıyorum, demiş olur. Besmelede Yüce Yaratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur’ân okumuş ve Allah’ı anmış olur.

161-FEVASILÜ’L-ÂYÂT:Âyetlerin fâsılaları demektir. Âyetlerin son kelimesine kendisinden sonra gelen âyeti evvelkinden ayırdığı için fâsıla denilmiştir. Çoğulu fevâsıldır. Kelimenin son harfine “fasıla harfi” denir. Fâsıla harfleri, bir tane veya daha fazla olabilir. Meselâ ihlâs sûresindeki âyetlerin fasılası dal harfidir. Fâtiha sûresindeki âyetlerin fasılası ise nûn ve mim harfleridir. (İ.K.)
162-GAYR-İ İLAHÎ VAHİY:İlâhî olmayan, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir. Zekeriya (a.s.)’ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır. Şeytanın şeytana vahyi gibi (En’âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır.

164-İSTİÂZE:Sığınmak, korunmak ve sarılmak anlamındaki “a-v-z” kelimesinden türeyen istiâze; şeytanın ve kötü insanların şerrinden, her türlü zarar, bela, âfet ve musîbetlerden Allah’a sığınmak demektir. “Teavvûz” ve “iltica’” ile aynı anlamdadır.
Kur’ân’da istiâze; “eûzû billâhi” (Allah’a sığınırım) (Bakara, 2/67), “eûzü bi’r-Rahman” (Rahman’a sığınırım) (Meryem, 19/18), “eûzü bi Rabbi’l-felâk” (Sabah’ın Rabbına sığınırım) (Felâk, 113/1), “eûzü bi Rabbi’n-nâs” (İnsanların Rabb’ına sığınırım) (Nâs, 114/1) ve “meâzallah” (Allah’a sığınırım, Allah korusun) (Yûsuf, 12/31, 58) cümleleri ile ifade edilmiştir.
165-KELÂMULLAH:Allah’ın sözü demektir. Bundan maksat, Tevrat, İncil ve Kur’ân gibi vahiy ile Peygamberlere verilen kitaplar, sahifeler ve âyetlerdir. Kur’ân’da bu tâbir üç âyette geçmiş ve Tevrat (Bakara, 2/75), Kur’ân (Tevbe, 9/6) ve Allah’ın hükmü, va’di (Fetih, 48/15) anlamında kullanılmıştır.

168-KONULU TEFSÎR:Kur’ân’ı, konu konu, kavram kavram ele alıp tefsîr etmektir. Buna “edebî metot” da denir. Bu tür çalışmada; Kur’ân’ın indirilişi, yazılması, toplanması, mushaf haline getirilmesi, Kur’ân’ın indiği çevrenin ve nuzûl sebeplerinin araştırılması yapılmakla birlikte asıl araştırma Kur’ân içinde yapılır. Kur’ân kelimelerinin sözlük, terim ve izâfi anlamları incelenir. Kelimenin semantik tahlili yapılır. Kelimeyi Peygamberin nasıl anladığı araştırılır. Kullanıldığı bağlam dikkate alınarak Kur’ân’daki anlamı tespit edilir. Terkipler aynı usulle ele alınır. Evlenme, boşanma, zekat, namaz, îmân, içki, hırsızlık vb. konular Kur’ân bütünlüğü içinde anlatılır, âyetlerin âyetle ve hadislerle tefsîrine dikkat edilir. Bu tür çalışmada âyetler, bağlamından koparılarak, aynı konudaki diğer âyetler dikkate alınmadan yorumlanmaz. Her konuya bir bütün olarak bakılır.
169-SADAKALLAHÜ’L-ÂZİM:”Allah doğru söyledi” demektir. Kur’ân-ı Kerim veya Kur’ân’dan bir veya daha fazla âyet okunduğu zaman “sadakallahü’l-azîm” denir. Bu tabiri söyleyen kimse, Kur’ân’ın hak ve doğru bir kitap olduğunu, Allah’ın her emir ve yasağının, helal ve haramının, hüküm ve tavsiyesinin, bütün sözlerinin doğru olduğunu ikrar ve ilan etmiş olur. Allah en doğru sözlü olduğu gibi, Allah kelamı olan Kur’ân da hem adalet hem de doğruluk bakımından tamamlanmıştır.
170-TASAVVUFÎ TEFSÎR:Tasavvuf, Kur’ân’ın sezgisel ve duygusal yönünü temsil eder. Tasavvuf kavramı, Kur’ân’da lafız olarak yoksa da ilke, amaç ve hayat tarzı olarak vardır. Kur’ân’ın ahlak, tefekkür, zikir, tesbih, tahmid, tekbir… vb. kavramlarını mutasavvıflar kendilerine konu edinmiş, ilgili âyetleri tefsîr etmişlerdir. Mutasavvıflar, yaptıkları tefsîre “işârî tefsîr” ismini vermişlerdir. İşârî tefsîr; ilk anda akla gelmeyen fakat tefekkürle âyetin işaretinden kalbe doğan ma’nâdır. Sûfîler, riyazet ve ibadetle ledünnî/vehbî ilmi elde ettiklerini, bu ilim sayesinde zihinlerine doğan yorumları kapalı bir üslupla, remiz ve işaretlerle ifade ettiklerini söylediler. İşârî tefsîre, sûfî ve tasavvufî tefsîr de denir.
171-VAHY-İ GAYRİ METLÜV:Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur’ân dışı aldığı vahiydir. Hz. Muhammed (a.s.)’in Kur’ân dışı vahiy aldığının, âyet ve hadislerden bir çok delili vardır. Bakara sûresinin 144, Tahrîm sûresinin 3, Necm sûresinin 3-4, Nisâ sûresinin 113, Ahzâb sûresinin 34. âyetleri; Cibrîl hadisi diye meşhur olan hadis (Ebû Dâvûd, Kader, 17) buna delildir. Cibril, Kur’ân için indiği gibi sünnet için de iniyordu (Tecrid, II/460-464). Hz. Muhammed (a.s.), “Bana Kur’ân ve onun gibi bir misli verildi.” demiştir (Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Ahmed, IV/131). Hz. Peygamber Kur’ân dışı vahiy almakla birlikte, bütün hadislerin vahiy ürünü olduğunu söylemek de mümkün değildir. Çünkü Peygamberimiz, Kur’ân âyetlerini tefsîr ve teyit sadedinde, öğüt vermek amacıyla, kendi re’yini beyan sadedinde sözler de sarf etmiştir. Bunlar dinde delil olmakla birlikte, vahiy ürünü olarak kabul etmemek gerekir; ancak, vahyin kontrolünde söylenmişlerdir.
172-VAHY-İ METLÜV:Okunan vahiy demektir. Bundan maksat Kur’ân’dır. “?Bu Kur’ân bana sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu?” (En’âm, 6/19); “Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kur’ân-ı acele okuma…” (Tâ-hâ, 20/114) vb. âyetler, Kur’ân’ın vahiy ürünü olduğunu ifade etmektedir.
173-VÜCÛH VE NEZÂİR:Vücûh, çeşitli anlamlarda kullanılan müşterek (çok anlamlı) lafızlara; nezâir ise, bir çok kelimenin aynı anlamda kullanılmasına denir. Sâlat kelimesinin Kur’ân’da beş vakit namaz (Bakara, 2/3), ikindi namazı (Mâide, 5/106), Cuma namazı (Cum’a, 62/9), cenaze namazı (Tevbe, 9/84), dua (Tevbe, 9/103), din (Hûd, 11/87), kırâat (İsrâ, 17/110), rahmet ve istiğfar (Ahzâb, 33/56), namaz kılınacak yer (Hac, 22/40) anlamlarında kullanılması vücûha; sakar, nâr, hutame, cahim, hâviye, saîr kelimelerinin cehennemi ifade etmek için kullanılması ise nezâire örnektir.
174-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Okuyucunun sürçmesi ve yanılması anlamına gelen zelletü’l-kârî, dinî bir kavram olarak, namazda kıraatte yanılmayı ifade eder.

175-Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
176-Hedr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
177-Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür
178-HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir.
179-ARZ:Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbiti ve bunun kontrolü için Cibril (a.s) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.s)’a gelirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’an âyetlerini Cibril’e okurdu. Buna “arz” denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cibrîl (a.s) okurdu ki buna da “mukabele” denir.
180-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
181-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
182-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
183-Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi
184-Nâsih – Mensûh: Nesh, bir şeyi iptâl etmek ve onun yerine başka bir şeyi ikâme etmek, yer değiştirmek, izâle etmek. Şer’î bir hükmün yürürlüğe konmasından sonra, gelen diğer bir şer’î hükümle kaldırılması, iptâl edilmesi demektir. Hükmü kaldıran âyete “nâsih”, hükmü kaldırılan âyete de “mensûh” denir. Mensûh âyet ile amel edilemez.
185-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden âyetlere mücmel, mücmel âyetleri açıklayan âyetlere de mübeyyen âyet denir.
186-Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. En meşhurları:
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
Fîruzâbâdî: Tenvîru’l Mikbâs min Tefsîri İbn Abbas.
187-Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsir. Rasûlüllah’tan gelen rivâyetler (açıklamalar) esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Başlıcaları:
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
Arapça Tefsirler: Taberî, Zemahşerî, Beyzâvî, Râzî, Kurtubî, Celâleyn.

11

Aralık
2012

Tecvid Konuları

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  977 Kez Okundu

S.1. Tecvidin ıstılah tarifini yapınız?
Tecvit: Kur’an alfabesini teşkil eden harflere mahsus lâzımî ve ârızî sıfatları, aynı zamanda mahreçleri öğreten bir ilimdir.
S.2. Tecvit İlminin konusu nedir?
Tecvid ilminin konusu, Kur’an alfabesini teşkil eden harflerin sıfat ve mahreçleridir.
S.3. Mahrecin ıstılahi manasını yazınız?
Kur’an-ı Kerimi teşkil eden harflerin çıkış yerlerine verilen isimdir.
S.4. Mahrec kaça ayrılır?
İkiye ayrılır. Hakiki mahrec, İtibari mahrec
S.5. Hakiki mahrec neye denir?
Hakiki mahrec; Harflerin sesleri eğer bir yere dayanarak ve temas ederek çıkıyorsa o yere hakiki mahreç denir.
S.6. Hakiki mahrecler hangi organlarda toplanmıştır?
Hakiki mahrecler üç organda toplanmıştır:
a)Boğaz b)Dil c)Dudaklar
S.7. İtibari veya takdiri mahrec neye denir?
Sesin, mücerred halde bulunduğu ve dayanağı olmadığı bölgeye takdiri yahut itibari mahrec denir.
S.8. Takdiri ( itibari) mahrecin bulunduğu yerler nerelerdir?
Takdiri ( İtibari) mahrec iki yerde bulunur:
a)Boğaz ve ağız boşluğu olup, med harfleri, elif (ا ), Vâv ( و), yâ ( ي) çıkar.
b)Geniz (Hayşûm) olup, Gunne çıkar.
S.9. Gunne ne demektir?
Gunne; genizden gelen gizli sestir.
S.10. Med; tecvid ıstılahında ne anlama gelmektedir?
Med; tecvid ıstılahında açık veya gizli meddi ( uzatmayı ) gerektiren harflerden birisi ile kendinden önce gelen harfin sesini uzatarak okumak demektir.
S.11. Kasr ne demektir?
Kasr; kısaltmak, uzatmadan okumak demektir.
S.12. Med harfleri nelerdir?
Med harfleri üç tane olup , elif (ا ), Vâv ( و), yâ ( ي)‘dır.
S.13. Med harfi neye denir?
Med harfi kendisinden önceki harfi bir elif miktarı uzatmaya yarayan harflere med harfleri denir.
S.14. Vâv ( و ), ne zaman med harfi olur?
Vâv ( و ), harfi; kendisi sakin kendinden önceki harfin harekesi de ötre (madmûm = مَضْـمُومٌ ) olursa med harfi olur.
نـَـتـْـلـُوهـَـا / وَ الـَّــذِيـنَ آمَـنـُـوا / قـَـالـُـوا
TECVİD BİLGİSİ
S.15. Yâ ( ى) harfi ne zaman harfi med olur?
Yâ (ى ) harfi; kendisi sakin, kendinden önceki harfin harekesi de esre ( meksûr = مَكـْسُور ) olursa med harfi olur.
وَ الـَّـذِيـنَ / فـِـيـهِ / قـِيـلَ
S.16. Elif (ا ), harfi ne zaman harfi med olur?
Elif (ا ), harfi; kendisi sakin kendisinden önceki harfin harekesi de üstün ( fetha = فـَـتـْحَة ) olursa med harfi olur.
بـِـعـَادِهِ / وَ مَـا يَـسْـتـَوي / قـَالَ
S.17. Sebebi Med ne demektir?
Med harfinden sonra, uzatılması icabeden harfi, daha fazla uzatarak okutana sebebi med denir.
S.18. Sebeb-i Med kaça ayırılır?
Sebeb-i med; Hemze ( أ ) ve Sükûn ( ـْــ ) olmak üzere ikiye ayrılır.
S.19. Hemze ve sükûn ne zaman sebebi med olur?
Hemze ve sükûn , kendinden önce med harfi olarak elif , vâv , yâ dan biri gelirse o zaman sebebi med olur.
S.20. Hemze kaça ayrılır?
Hemze Vasıl Hemzesi ve Kat’ı hemzesi olarak ikiye ayrılır.
S.21. Vasıl Hemzesi ne demektir?
Başlangıcında hemze bulunan kelimeden önce gelen bir harfi veya bir evvelki kelimenin son harfini o hemzeli kelimeye birleştirdiğimizde okuyuş halinde hemze düşen yani telaffuzdan kalkan hemzeye vasl hemzesi denir.
S.22. Kat’ı hemzesi ne demektir?
Kat’ı hemzesi Başlangıcında hemze bulunan kelimeden önce gelen bir harfi veya bir evvelki kelimenin son harfini o hemzeli kelimeye birleştirdiğimizde okuyuş halinde hemze düşmezse yani telaffuzdan kalkmazsa bu hemzeye kat’ı hemzesi denir.
S.23. Sükûn kaça ayrılır?
Sükûn: Lazimî Sükûn ve Arizî Sükûn olmak üzere ikiye ayrılır.
S.24. Lazımî Sükun neye denir ?
Hem vakf halinde ( durulduğunda ) hem de vasl halinde ( geçildiğinde ) varlığını devam ettiren sükuna Lazımî Sükun denir.
S.25. Arızî Sükûn neye denir ?
Kur’an-ı okurken vakfedildiği ( durulduğu ) zaman ortaya çıkan, vasl ( geçilip okumaya devam ) edildiğinde kendiliğinden kaybolan sükûna Ârızi sükûn denilir.
S.26. Asli Med ( Tabii Med ) neye denir?
Herhangi bir kelimede med harfleri[ Elif (ا ), , vâv ( و), yâ ( ى) nden biri bulunup, med harflerinden sonra daha fazla uzatmaya sebep olan sebebi medden hemze (أ ( veya sükûn (ـْـ ( bulunmazsa, bu medde Asli ( Tabii) med denir.
يـَـقـُـولـُـونَ / ا َمـَانـَاتٌ / عـَـلـِيـمٌ
S.27. Asli med ( Tabii Medd)in uzatılma miktarı ne kadardır?
Asli meddin uzatılma miktarı bir eliftir. Yani Açık olan bir parmağı yumacak, kapalı olanı açacak, veya elif lafzını söyleyecek kadar çekmek- uzatmak demektir.
S.28. Fer’i Med ne demektir?
Asli ( Tabii ) üzerine daha fazla uzatmaya sebep olan medde fer’i med denilir.
S.29. Ferî medler nelerdir?
Fer’i medler:
A- Meddi Muttasıl ( Bitişik Med )
B- Meddi Munfasıl ( Ayrık, ayrı ayrı kelimelerde olan med )
C- Meddi Lazım
D- Meddi Ârız
E- Meddi Lîn ‘ dir.
S.30. Meddi muttasıl ( Bitişik med ) ne zaman olur?
Med harfleri[ Elif (ا ), , vâv ( و), yâ ( ى)]nden sonra sebebi medden hemze gelir ve harfi medle hemze aynı kelimede bulunursa o zaman meddi muttasıl ( Bitişik med ) olur.
خـَلآئِـفَ / ا َسْـمـَائـِـهِ / سُـوءٌ / ا َنْ تـَـبـُـوءَ / جـِـيـئَ / يـُـضِـيـئ ُ
S.31. Meddi Muttasılın med hükmü nedir?
Meddi muttasılın med hükmü vaciptir. Uzatılması gerekir. Kasr yapılamaz.
S.32. Meddi munfasıl ne zaman olur?
Med harfleri [ Elif (أ ), , vâv ( و), yâ ( ى)]nden sonra sebebi medden hemze ( أ ) gelir ve med harfi ile hemze ayrı ayrı kelimelerde bulunursa o zaman meddi munfasıl ( ayrık med ) olur.
قـَالـُـوا آمـَنـَّـا / وَ مـَآ ا َنـْـزَلـْـنـَا / اِنـِّـى ا َخـَافُ / يـَا ا َيـّـُـهـَا الـَّـذِيـنَ
S.33. Meddi munfasılın med hükmü nedir?
Meddi munfasılın med hükmü caizdir.
S.34. Meddi Lazım ne zaman olur?
Meddi Lazım, Bir kelimede Med harflerinden sonra gelen sebebi med , sükûnu lâzım olursa o zaman Meddi Lâzım olur .
وَ لاَ الـضـَّـآلـِّـيـنَ / خـَـآصَّــة ً / آ ْلآنَ / ا َلم / طـســم / ن / ا َلـر / عـســق
S.35. Meddi Lâzımın med hükmü nedir?
Meddi Lâzımın med hükmü vaciptir.
S.36. Meddi ârız ne zaman olur?
Meddi Ârız, Med harflerinden sonra sebebi med ârızî sükûn olarak gelirse o zaman meddi ârız olur.
ا َلـْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الـْـعـَالـَمـِيـنَ / مَـالـِكِ يـَوْم ِالـدِّيـن ِ / وَ هُـوَ السَّـمِيـعُ الـْـعَـلِيـمُ
S.37. Meddi Ârızın med hükmü nedir?
Meddi Ârızın med hükmü caizdir.
S.38. Meddi Lîn ne zaman olur?
Meddi Lîn, Harfi lînden sonra sebebi med sükun olarak gelirse o zaman meddi lîn olur.
اِصْـلـَوْهـَا الـْيـَوْمَ / ا َلـَّـذِيـنَ يُـؤ ْمِـنـُونَ بـِالـْـغـَيـْبِ / وَ لاَ نـَـوْ مٌ
S.39. Meddi Lînin med hükmü nedir ?
Meddi Lînin med hükmü caizdir.
S.40. Harfi Lîn neye denir?
Harfi Lîn, kendilerinden önceki harfin harekesi fetha (üstün ) olan sâkin ( cezimli) vâv (و veya yâ ( ى harflerine denir.
S.41. Vakf ( durma ) neticesinde, Sebebi med olan harfin harekesi fetha ( üstün ) ise kaç vecih caizdir ?
Vakf neticesi sebebi med olan harfin harekesi fetha ise üç vecih caizdir. Bunlar:
A) Tûl طـُول = ( uzun okumak) – miktarı dört elif miktarı uzatmaktır.
اِصْـلـَوْهـَا الـْيـَوْمَ
B) Tevassut تـَوَسـُّط = ( Orta uzunlukta okumak ) – miktarı iki veya üç elif miktarı uzatmaktır. اِصْـلـَوْهـَا الـْيـَوْمَ
C) Kasr قـَصْرْ = (med yapmamak ) – en az uzatmak demek olup miktarı bir elif miktarı uzatmaktır. اِصْـلـَوْهـَا الـْيـَوْمَ
S.42. Vakf neticesinde, sebebi med olan harfin harekesi kesre ise kaç vecih caizdir?
Vakf neticesinde, sebebi med olan harfin harekesi kesre ise dört vecih caizdir. Bunlar:
A) Tûl ( uzun okumak ) – dört elif miktarı uzatmak
ا َلـَّـذِيـنَ يُـؤ ْمِـنـُونَ بـِالـْـغـَيـْبِ
B) Tevassut ( Orta uzunlukta okumak ) – miktarı iki veya üç elif uzatmak
ا َلـَّـذِيـنَ يُـؤ ْمِـنـُونَ بـِالـْـغـَيـْبِ
C) Kasr ( Kısa okumak ) – miktarı en az bir elif miktarı uzatmak
ا َلـَّـذِيـنَ يُـؤ ْمِـنـُونَ بـِالـْـغـَيـْبِ
D) Revm ( Sebebi med olan harfin harekesini gizli bir ses ile belirtmeye denilir.
ا َلـَّـذِيـنَ يُـؤ ْمِـنـُونَ بـِالـْـغـَيـْبِ
Revm vechi – uygulaması sadece kasr ile icra edilebilir. Çünkü hareke eseri baki kaldığından revm medde yani uzatmaya manidir.

S.43. Vakf neticesinde , sebebi med olan harfin harekesi damme ( ötre ) ise kaç vecih caizdir ?
Vakf neticesinde , sebebi med olan harfin harekesi damme ( ötre ) ise yedi vecih caizdir. Bunlar :
A) Tûl ( uzun okumak ) – dört elif miktarı uzatmak وَ لاَ نـَـوْ مٌ
B) Tevassut ( Orta uzunlukta okumak ) – miktarı iki veya üç elif uzatmak وَ لاَ نـَـوْ مٌ
C) Kasr ( Kısa okumak ) – miktarı en az bir elif miktarı uzatmak وَ لاَ نـَـوْ مٌ
D) Tûl ile İşmâm ( Uzun okuyuşla birlikte dururken Sessizce harekeye işaret etmektir. Dudakları ötre okuyuşu ile söyler gibi şekil aldırarak durmaktır وَ لاَ نـَـوْ مٌ
E) Tevassut ile İşmâm وَ لاَ نـَـوْ مٌ
F) Kasr ile İşmâm وَ لاَ نـَـوْ مٌ
G) Revm وَ لاَ نـَـوْ مٌ

S.44. Sakin nûn ( nûn-u sakin ) ne demektir ?
Sakin nûn , cezimli nûn demektir. (نْ ) ( مِـنْ – عـَنْ – كـُـنـْـتَ – ا َنـْـزَلـْـنـَا – ا َنـْـهـَارًا ) Kelimede hem lafız ( okuyuş ) hem de hat ( yazı) bakımından vasl ( geçerek okumak) hemde vakf ( durma ) halinde sabittir. Varlığını devam ettirir. Kelimenin sonunda ve ortasında bulunabilir.
S.45. Tenvin ne ye denir ?
Kelimenin sonunda görülen iki üstün (ــًـا ) , iki esre ( اٍ ) ve iki ötre ( ا ٌ ) ye tenvin denir.
Tenvinin manası nûnlamak demektir. Kelimenin sonunu nûn sesi ile okumak demektir.
ا َجْـرًا / عـَظِيـمـًا / مُـبـَارَكـَـة ً / فِي لـَيـْـلـَـة ٍ / سـَمِـيـع ٌ عَـلـِيـمٌ
S.46. Ihfâ ne demektir ?
Tecvid’de , harfi kendinde gizlemeye denir. İzhar ile idgâm arası bir okuyuş halidir.
İhfâ’da şeddeli bir hal bulunmaz.
İhfâ , gunnenin varlığı ile beraber şeddeden uzak izhar ile idgâm arasında bir okumaya denir.

S.47. İhfâ ne zaman olur ?
Tenvin veya sâkin nûn ‘dan sonra ihfa harflerinden birisinin gelmesi ile olur .
İhfa harfleri ise şunlardır :
İhfa harfleri şunlardır :

ت ث ج د ذ ز س ش ص ض ط ظ ف ق ك

لـَنْ تـَنـَالـُوا – جَنـَّـاتٍ تـَجْـرِي – ا َنـْـتـُمْ – فـَمَـنْ ثـَـقـُـلـَتْ – ا ُنـْـثـَى – مَـاءً ثـَجَّـاجًا -

وَ اِنْ جَـنـَحُـوا – فـَصَبـْرٌ جَمِيـلٌ – وَ مَنْ دَخـَلـَـهُ – ا َنـْـدَادًا – وَ لِـكـُـلِّ دَرَجَـاتٌ – لِتـُـنـْذِرَ -

ا َنـْذِرْهـُمْ – عَزِيـزٌ ذ ُنـْتـِقـَام ٍ – مِنْ سُـلـْطـَان ٍ – ا َلانـْـسـَانُ – مَنْ كـَانَ – مِنْ قـَبـْـلُ -

مِنْ قـَبـْـلُ – مِنْـكـُـمْ – سـَلآمٌ قـَوْلاً – مِنْ صَلـْصـَالٍ – يَـنـْصُـرُ – وَ مَنْ ضَـل َّ -

فـَمَنْ شـَهـِدَ – شـَيـْخ ٌ كـَبـِيـرٌ

S.48. İzhâr ne demektir?
Her harfi gunnesiz olarak kendi mahrecine göre çıkarmak, okumaktır.
S.49. İzhâr ne zaman olur ?
Tenvin veya sâkin nûn’dan sonra boğaz harflerin ( huruful’l- halk) den biri gelirse izhar olur.
Boğaz harfleri şunlardır :
ا ح خ ع غ هـ

مَنْ آمَنَ – رَسُـول ٌ ا َمِـيـنٌ – مِنْ حَـسـَـنـَـة ٍ – عَـلِيـمٌ حَكـِيـمٌ – مِـنْ خـَيـْـر ٍ – يـَنـْهـَوْنَ

قـَوْمٌ خـَصِيـمُـونَ – مِنْ عِـلـْم ٍ – سـَمِيـعٌ عَـلـِيـمٌ – مِنْ غِـلّ ٍ – عَزِيـزٌ غـَفـُورٌ – اِنْ هُـوَ

S.50. İklab ne demektir ?
Tenvin veya sâkin nûn ‘dan sonra iklâb harfi olan bâ ( ب) harfini okurken mime çevirerek gunne ile bâ ( ب ) indinde gizleyerek okumak demektir.

S.51. İklâb ne zaman olur ?
Tenvin veya sâkin nûn’dan sonra iklab harfi bâ ( ب) gelirse iklâb olur.
مِنْ بـَـعْـدٍ ( = مـِـمْـبـَـعْـدٍ ) / ا َنـْـبـِـأ ْهـُـمْ ( = ا َمـْــبـِـأ ْهـُمْ )

مِنْ بَـأ ْس ِاللهِ ( = مِمْـبَـأس ِاللهِ ) / اِذِنْ بـَـعَـثَ ( = اِذِمْـبـَـعـَـثَ )

سَمِيـعٌ بَصِيـرٌ ( = سَمِيـعُـمْـبَـصِيـرٌ ) / وَاللهُ بَصِيـرٌ بـِالعِبـَادِ ( = وَاللهُ بَـصِيـرُمْــبـِـالـِعِبـَادِ )
S.52. İdgâm ne demektir ?
İdgâm ; iki harfi , şeddeli ( ـــــّــــ ) bir harf halinde okumak demektir.
İdgâm bir harfi kendisinden sonra gelen diğer bir harfte gizlemektir.
S.53. İdgâm Mea’l-Gunne ( Gunneli idgâm) neye denir ?
Tenvin veya sâkin nûn ‘dan sonra vâv ( و ) , nûn ( ن ) , mîm ( م) ve yâ (ي) harflerinden birisinin gelmesiyle , idgâm yapılarak okunur. Tenvin ve sâkin nûn ‘un okunuşundaki nûn sesi kaldırılarak kendisinden sonra gelen harf şedde ile okunması haline denir .

خـَيـْرًا يـَرَهُ = خـَيـْـرَيـَّــرَهُ / وَ مَنْ يـَـعْـمَـلْ = وَ مَـــيـَّـعـْـمـَـلْ

سِحْـرٌ مُبـِيـنٌ = سِحْرُمـّـُـبـِـيـنٌ / مِنْ مَـال ِاللهِ = مِـمـَّـال ِاللهِ

صِدِّيـقـًا نـَبـِيـّــًا = صِـدِّيـقـَـنـَّـبـِـيـّـًا / وَ مَنْ نُعَمـِّرْهُ = وَ مَــنـّـُـعـَمـِّـرْهُ

حُـكـْمـًـا وَ عِـلـْمـًا = حُكـْمـَـوَّ عِـلـْـمـًا / مِنْ وَرَق ِالـْجَنـَّـةِ = مِـوَّرَق ِالـْجَـنـَّـةِ

S.54. İdgâm bilâbunne ( Gunnesiz idgâm) neye denir ?
Tenvin veya sâkin nûn’dan sonra bilâ gunne harfleri olan lâm ( ل ) veya râ ( ر ) harflerinden birisi gelirse gunnesiz idgâm yapılır. Tecvidde buna İdgâm bilâgunne = gunnesiz idgâm denilir.

مِـنْ رَبـِّـهـِمْ = مِـرَّبـِّـهـِمْ / غـَفـُورٌ رَحِيـمٌ = غـَفـُرُرَّحِـيـمٌ

خـَيْـرٌ لـَـكـَمْ = خـَيـْرُ لـَّـكـُمْ / مِـنْ لـَـدُنـْـهُ = مِــلـَّـدُنـْـهُ
S.55. İdgâm-u Misleyn neye denir ?
Mahrecleri ( çıkış yerleri) ve sıfatları aynı olan iki harften birincisi sakin (cezimli) ikincisi harekeli olarak arka arkaya gelirlerse, birincisi ikincisinde idgam edilir, şeddelenerek okunur , buna idgâmı misleyn denilir.
Nûn ( ن ) ve mîm ( م ) harflerinin idgamına İDGÂMI MİSLEYN MEAL GUNNE ,
اِنَّ / مِنْ نـَار ٍ = مِـنـَّــار ٍ / وَ مَـنْ نُـعـَمـِّـرْهُ = وَمَـنـّـُـعَمـِّرْهُ / وَ الـنـَّـجـْـم ِ

عـَذابُ جـَـهـَنـَّـم

Bunların dışındaki harflerin idgâmına ise İDGÂMI MİSLEYN BİLÂ GUNNE denilir .

الـْحَـقّ ُ / يـُـحِـبّ ُ / ا ُسَّـسَ / بـَـثَّ فـِيـهـَا / مَـدَّ / رَبِّ / قـُلْ لـَنْ = قـُـلـَّـنْ

اِذ ْ ذ َهَبَ = اِذ َّهـَبَ / قـَدْ دَخـَلـُوا = قـَــدَّخـَلـُوا / وَلـْيـَكـْتـُبْ بَيـْنـَكـُمْ = وَلـْيـَكـْتـُـبـَّـيـْنـَكُـمْ

مَا لـَمْ يـَسْـتـَطِـعْ عَلـَيـْهِ = مَالـَمْ يـَسـْـتـَـطِــعَّـلـَيـْـهِ / ا َن ِاضْرِبْ بـِصَاكَ = ا َن ِاضْرِبـِّـعَاصَاكَ

عـَصَـوْ وَ كـَانـُوا = عـَصـَــوَّكـَانـُـوا
İdgam yapılacak harfler kalkale harfleri olursa , kalkale yapılmadan idgam yapılır. Çünkü idgâm kalkaleye manidir.

S.56. İdgâm-u Mütecaniseyn neye denir ?
Mahrecleri ( çıkış yerleri ) aynı fakat sıfatları muhtelif ( farklı ) olan iki harf birincisi sâkin ikincisi harekeli olarak arka arkaya gelirler ise idgâm yapılır ( şeddelenerek okunur ). Bu idgâma İDGÂM-U MÜTECÂNİSEYN denilir.
S.57. İdgâm-u Mütecâniseyn ne zaman olur ?
İdgâm-u Mütecaniseyn şu hallerde olur :
1 – Sâkin te ( تْ ) harfi, dâl ( د ) veya ta (ط ) harflerinden önce gelirse ;
وَ قـَـالـَتْ طـَائِـفـَـة ٌ = وَ قـَالـَـطـَّـائـِـفـَة ٌ / ا َثـْـقـَلـَتْ دَعَـوَالله = ا َثـْـقـَلـَـدَّعَـوَالله
2 – Sâkin dâl (د ) harfi te ( ت ) harfinden önce gelirse ;
عـَبـَدْتـُمْ = عـَبـَــتـّـُـمْ
3 – Sâkin zâl ( ذ ) harfi za ( ظ ) harfinden önce gelirse ;
اِذ ْ ظـَّـلـَمـُوا = اِظـَّـلـَـمُوا
4 – Sâkin ta (ط ) harfi te (ت ) harfinden önce gelirse ; ا حَـطـْـتُ = ا َحَــتّ ُ
S.58. İdgâm-u Mütekaribeyn ne demektir ?
İdgam-u Mütekaribeyn ; Mahrec ve sıfatlarında yakınlığı olan harflerden birincisi sâkin ikincisi harekeli olarak arka arkaya gelirlerse idgâm yapılarak ( şeddelenerek ) okunur. Bu idgâma İDGÂM-U MÜTEKARİBEYN denilir.

S.59. İdgâm-u Mütekaribeyn ne zaman olur ?
1- Lâm ( ل) harfi , râ ( ر ) harfinden önce gelirse ; قـُـلْ رَبِّ = قـُـرَّبِّ
2- Sâkin kâf (ق) harfi kef (ك ) harfinden önce gelirse;
ا َلـَمْ نـَخـْـلـُـقـْـكـُـمْ = ا َلـَمْ نـَـخـْـلـُـكـّـُـمْ

Birincisi ikincisinde şeddelenerek okunur.

S.60. Kalkale neye denir ?
Kalkale : Kâf ( ق) ,ta ( ط) , dâl (د) , cîm ( ج) ve bâ (ب ) harfleri kelimenin ortasında ve ya sonunda sakin olarak geldiklerinde bu harfleri kendi mahreclerinde sarsarak okumaya denir.

فـَيـَـقـْـتـُـلـُونَ / خـَلـَـقـْـنـَا / وَ الـْـعـَـبـْـدُ / بـِـرَبـْـوَة ٍ / وَ لـَدْنـَـهـُمْ / يَـدْخـُلـُونَ / يَـطـْـلـُبُ

ا َطـْـوَارًا / تـَـجـْـرِي / ا َجـْـرًا عَظِيـمًـا
S.61. Râ ( ر ) harfinin hükmü denildiğinde ne anlaşılır?
Râ ( ر ) harfinin okunuşu yönünden kalın, ince veya hem kalın hem de ince okunabileceği durumu anlaşılır.

S.62. Ra harfinin Tefhim ( تـَـفـْـخـِيـمٌ ) ile okunması ne anlama gelir ?
Râ harfinin Tefhim ile okunması demek , râ’nın kalın okunacağını belirtir.
S.63 Râ harfinin Terkik ( تـَـرْقـِيـقٌ ) ile okunması ne anlama gelir ?
Râ harfinin Terkik ile okunması demek , râ ‘nın ince okunacağını belirtir.
S.64. Râ harfi hangi durumlarda TEFHİM ile okunur ?
Râ harfi şu hallerde Tefhîm ( kalın ) okunur:
A) (ر) harfinin harekesi fetha veya damme ise kalın okunur :
– رَبِّ – الرّ ُوحُ – الرَّحْمنُ صَدْرُ كَ
B) Râ harfi sâkin okur, kendinden önceki harfin harekesi fetha veya damme olursa kalın okunur.
ا ُرْكـُضْ – وَ انـْـحَـرْ – مَـرْيَـمُ – مُـرْدِفِيـنَ
C) Râ harfi ve râ’dan önceki harf sâkin, daha önceki harfin harekesi fetha veya damme ise,
râ harfi kalın okunur.
بـِـالـصَّـبـْـرْ – فـَـجـْـرْ – شـَـكـُورْ – الصـّـُدُورْ
D) Râ harfi sakin olur, kendisinden önceki harfin harekesi arızî kesre ise râ kalın okunur:
Arızî kesre : hakkı sükûn olan bir harfi okuyabilmek için sonradan verilen kesre harekesine
denir.
رَبِّ ارْجـِعـُون ِ ( = رَبـِّى ارْجـِعـُـونِي ) / اِن ِ ارْتـَبـْـتـُمْ = اِنْ ارْتـَـبـْـتـُمْ )

لـِمَن ِ ارْتـَـضـَى ( = لِـمـَـنْ ارْتـَـضـَى )
E) Râ harfi sakin olur kendinden önceki harfin harekesi aslî kesre, râ’ dan sonra istilâ harfleri olan
خ – ص – ض – غ – ط – ظ – ق harflerinden biri bulunursa râ kalın okunur.

كـَانـَتْ مِرْصَادًا / فِـي قـِرْطـَاس ٍ / فـِرْقـَـة ٍ / وَ اِرْصـَادًا

S.65. Râ ne zaman TERKÎK ( ince ) okunur ?
Râ harfi şu durumlarda ince okunur :
A) Râ harfi ; kelimenin başında, ortasında veya sonunda kesreli ise ince okunur. Kesre lazımı
veya arızî olsun değişmez.
بـِحـُور ٍ عـِيـن ٍ – وَ اضْـرِبـُـوا – بـِـالـْـبـِـرِّ – رِزْقــًـا
B) Râ harfi sâkin olur, kendinden önceki harfin harekesi kesre ise ince okunur.
فِي مِـرْيـَـة ٍ مِـنـْهُ / ا ُحْـصِرْتـُمْ / وَ اسْـتـَغـْـفـِـرْهُ
C) Râ harfi sâkin , evveli de Sâkin ise daha önceki harfin harekesi ise kesre ise râ ince okunur.
سِـحـْـرْ – ذِكـْـرْ – بـَصـِيـرْ
D) Râ sakin , kendinden önceki harf lîn harfi olan vâv veya yâ ise vakf halinde ( durulduğunda )
râ harfi ince okunur.
سـَيـْـرْ – خـَيـْـرْ
E) Hûd sûresinde geçen ( مَـجـْـرَيــهـَـا ) kelimesinde râ’ nn harekesi fetha olduğu halde, imâle
vechinin varlığı sebebiyle râ harfi ince okunur.

S.66. Râ harfi hangi durumlarda hem kalın hem de ince okunabilir?
Ra harfi şu durumlarda hem kalın, hem de ince okunabilir:

A ) Râ harfi sakin, kendisinden önceki harfin harekesi aslî kesre ise ve râ harfinden sonra
isti’lâ harflerinden biri bulunur, aynı zamanda harekesi kesre ise,
râ harfi hem ince hem kalın okunur. كـُـلّ ُ فـِــرْق ٍ
B) Râ harfi sakin, kendisinden önce isti’lâ harflerinden biri olur ve sâkin bulunursa ,
daha önceki harfin harekesi de kesre ise ,
râ hem ince, hem de kalın okunabilir. ا ُدْخـُـلـُوا مِـصـْـرْ / عـَيـْنَ الـْـقـِـطـْـر ْ
C) Râ harfi sâkin bir yâ harfinden sonra veya kesreyi müreâkip gelirse ve kendisi de
kelimenin ortasında yahut sonunda bulunursa
râ ince veya kalın okunabilir. خـَيـْرْ / قـَـدِيـرٌ / بـِالآخـِـرَة ِ
D) Kehf suresi onaltıncı âyetindeki ( مِـرْفـَـقــًـا ) Bizim kıraat imamımıza göre ince okunacaktır.
Nâfi, İbni Âmir ve Ebû Cafer ise ( مـَرْفـِـقـًا ) diye okuduları için kalın – tefhim ile okurlar.
E) Fecr suresinde geçen ( وَ الـَّيـْـل ِ اِذ َا يـَـسـْـر ِ ) âytin sonundaki Râ harfi üzerinde vakfettiğimiz zaman kelimenin aslı يـَسـْـرِي iken يـَـسـْـر ِ şeklinde yazılıp okunduğundan vakf halinde sonunda düşen yâ harfini isbat etmek ( göstermek) için râ harfini ince okumak evlâdır.

9

Aralık
2012

HA-İ SEKTE

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  580 Kez Okundu

Zikrolunan  sektelerden başka bir de “Ha-i sekt” vardır. Bundan

maksat: Bazı kelimelerin son harekesini muhafaza etmek için, kelimenin
sonuna ziyade olunan sakın he ( ه) harfidir. Kıraat imamları, Kur’an-ı
Kerim’in -9- yerinde vaki olan ha-i sekteli -7- kelimeyi vakf halinde ha-i
sekt ile okumak hususunda ittifak etmişler. Fakat aynı kelimelerin vasıl
hallerinde ha-i sekt ile okuyup okumama hususunda ise İhtilaf
etmişlerdir. Kıraatta imamımız, İmam Asım hazretleri bunların hepsini
vasıl hallerinde de ha-i sekt ile okumuştur. Bu -7- kelime şunlardır:

l-Bakara süresi, 259. Ayetindeki ( لَمْ يَتَسَنَّهْ ) kelimesi.
2- En’am süresi, 90. Ayetindeki ( اقْتَدِهْ ) kelimesi.
3-Hakka süresi, 19 ve 25. Ayetindeki ( آِتَابِيَهْ ) kelimesi.
4- Hakka süresi, 20 ve 26. Ayetindeki ( حِسَابِيَهْ ) kelimesi.
5- Hakka süresi, 28. Ayetindeki ( مَالِيَهْ ) kelimesi.
6- Hakka süresi, 29. Ayetindeki ( سُلْطَانِيَهْ ) kelimesi.
7- Karia süresi, 10. Ayetindeki ( مَاهِيَهْ ) kelimesi.


KUR’AN-I KERİM
(Tecvit)
A. Harflerin Seslendirilmesi
1. Harflerin Mahreçleri
2. Harflerin Sıfatları
B. Tecvid
1. Tecvid’in Tanımı, Konusu, Amacı
2. Medler
2.1. Med Harfleri
2.1.1. Asli Med (Tabii Med)
2.1.2. Fer-i Medler
2.1.2.1. Medd-i Muttasıl
2.1.2.2. Medd-i Munfasıl
2.1.2.3. Medd-i Lazım
2.1.2.4. Medd-i Arız
2.1.2.5. Medd-i Lin
3. İdgamlar
3.1. Tenvin ve Sakin Nunla İlgili İdgamlar
3.1.1. İdgam-ı bilagunne
3.1.2. İdgam-ı maalgunne
3.2. Harflerin İdgam
3.2.1. İdgam-ı Misleyn
3.2.2. İdgam-ı Mutecaniseyn
3.2.3. İdgam-ı Mutekaribeyn
4. İhfa
5. İzhar
6. İklab
7. “Ra” Hafinin Okunuşu
8. Allah Lafzının (Lafzatullah) Okunuşu
9. Kalkale
10. “Sakin Mim”le İlgili Kurallar
11. İdgam-ı Şemsiye
12. İzhar-ı Kameriye
13. Zamir
14. Sekte
14.1. Asım Kıratı’nın Hafs Rivayetine Göre Kur’an-ı Kerim’de Bulunan Sekteler
14.2. Ha-i Sekte
15. Vakıf ve İbtida

KUR’AN-I KERİM
(Asım Kıraati ve Hafs Rivayeti Üzere Talim)
A. Ezberler
1. Dualar
2. İstiâze ve Besmelenin Talimi
2.1.Sure başında, iki sure arasında ve sure içinde istiâze ve besmelenin
hükümleri
2.2.Tevbe suresinin başındaki istiâze ve besmelenin hükümleri
3. Fatiha ve Kısa Sureler (Duha’dan Nas’a Kadar)
4. Bakara Suresi 1-7.ayetler
5. Ayete’I-Kursî
6. Haşr Suresi’nin son dört ayeti
7. Bakara Suresi’nin son iki ayeti
8. Nebe Suresi
9. Mülk Suresi
10. Yasin Suresi
11. Feth Suresi
12. Aşırlar
12.1. Rum 20-27, Furkan 71-77, Nur 32-34 (Düğün Nişan Nikah)
12.2. Ali İmran 185-189, Nisa 78-81, Ankebut 56-63, Yasin 77-83, Casiye
26-30 (Cenaze Vefat)
12.3. Bakara 197-202, Hac 26-33, Ali İmran 96-101 (Hac Sezonu ve Hacı
Uğurlama-Karşılama)
12.4. Tevbe 17-22,105-110 Bakara 114-117, (Cami Açılışı)
12.5. Ahzap 40-48, Fetih 27-29, Tevbe 128-129, Kalem 1-4, Saff 1-9(6-9),
Ali İmran 144-148 (Kutlu Doğum Haftası Mevlid Kandili)
12.6. Enfal 1-4, Fatır 27-29(27-32), Neml 89-93, Ankebut 41-45, Fecr 87-99
(Hafızlık ve Kıraat)
12.7. Tevbe 26 (Hicri Yılbaşı Muharrem)
12.8. Bakara 284-286, İsra 1-10, Necm 1-18 (1-25) (Miraç)
12.9. Duhan 1-8 (Berat Kandili )
12.10. Duhan 1-8, Kadir Suresi (Kadir Gecesi)
12.11. Ali İmran 190-194, İbrahim35-41, Mümin 7-9 (Regaip Kandili)
12.12. Enam 79-82,160-165, Hac 34-38 (Kurban Bayramı)
12.13. Bakara 148-152, Haşr Suresi son üç ayet, Ali İmran 26-30, Bakara
255-256 (Mevlitlerde Tevhid Bahri Öncesi)
12.14. Bakara 153-157, Ali İmran 169-173, Tevbe 111-112 (Şehitlik)
12.15. İbrahim 35-41, Araf 54-58 (Mevlitlerde Dua Öncesi)
12.16. Saff 9-13, Bakara 148, Nisa 29-30 (İşyeri Açılış)
B. Yüzünden Okuma
1. Kur’an-ı Kerim’in Tamamını Talim Üzere Okuma
1.1. Kur’an-ı Kerim’in ilk on cüzünün tertil üzere okunması
1.2. Kur’an-ı Kerim’in ikinci on cüzünün tedvir üzere okunması
1.3. Kur’an-ı Kerim’in son on cüzünün hadr üzere okunması

KUR’AN MEALİ
1. Meal okuma ilkeleri
2. Mealler ve Özellikleri
3. Fatiha ve Kısa Sureler’in (Duha’dan Nas’a Kadar) meali
4. Bakara Suresi 1-7.ayetler’in meali
5. Ayete’l-Kursî’nin meali
6. Haşr Suresi’nin son dört ayetinin meali
7. Bakara Suresi’nin son iki ayetinin meali
8. Nebe Suresi’nin meali
9. Mülk Suresi’nin meali
10. Yasin Suresi’nin meali
11. Feth Suresi’nin meali
12. Hucurat Suresi’nin meali
13. Aşırların mealleri

MUSİKİ
1- Genel olarak musiki
1.1. Musiki’nin tanımı
1.2. Makam ve Usul kavramı
2- Dini Musiki
2.1. Dini Musiki’nin kısa tarihi
2.2. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde yetişen bazı önemli hafız musikişinaslar
2.3. Cami musikisi ve formları
2.4. Tekke musikisi ve formları
3- Makamlar
3.1. Ses aralıkları
3.2. Basit makamlar (ana makamlar)
3.3. Makamların oluşumuna yarayan dörtlü ve beşliler
3.4. Sesler arası aralıkları büyültme, küçültme (bemol ve diyez)
3.5. Beş vakit ezan makamlarının ses aralıklarının öğretilmesi
3.6. Öğrenilen eserlerden elde edilen küçük nağmelerin Kur’an okumada uygulanması.
4- Usul
4.1 Genel olarak usul (Tarifi ve usul aletlerinin tanıtımı)
4.2. Dini eserlerde kullanılan basit ve birleşik usuller
5- Usul gerektirmeyen dini uygulamalar
5.1. Ezan ve sala okuma tavrı ve makamları
5.2. İmamlık ve müezzinlik yapılırken İcrada uyumu sağlama
5.3. Mevlit, kaside, şuğul, naat, durak, eşbih, temcid vs. musiki formlarının icrası ve uygulaması.
Genel olarak musiki ve dini musikinin tarihi gelişimi hakkında bilgiler verildikten sonra, diyafram nefesinin alınışı ve uygulaması kursiyerlere uygulamalı olarak gösterilecek, diyafram nefesi kullanılmadığı zaman meydana gelen aksaklıklar gösterilip, diyafram nefesinin önemi tatbikatlı olarak vurgulanacaktır. Sesin yönünü belirlemek ve düzgün duyulmasını sağlamak için dudakların şeklinin dikkate alınacağı tatbiki olarak işlenecek, enstrüman eşliğinde ses merdiveninde çalışma yaptırılacak, daha sonra enstrümansız olarak kursiyerlerin sesleri doğru ve düzgün bulabildikleri gözlenecektir.
Bu aşamada öncelikle natürel seslerle çalışma yapılacak, daha sonra basit makamları meydana getiren 4’lü ve 5’liler üzerinde çalışmalara devam edilerek, kursiyerlerin arızalı ve arızasız sesleri pratik olarak kavramaları sağlanacaktır. Makamlar ve formlarla ilgili tatbikatlar, öğretici tarafından ağızla da uygulamalı olarak gösterilecektir. Ayrıca, bu konularprogramdaki ezberler, ezan, kamet ve mevlit üzerinde pratik olarak uygulamalı anlatılarak işlenecektir.13

48 İLMİHAL DERSİ
48 HİTABET DERSİ
6 AYLIK DERS SAATİ DAĞILIM ÇİZELGESİ
1. Kur’an-ı Kerim (Kıraat Kavramı ve Asım Kıraati) Teorik Bilgi (10 saat)
(Asım Kıraati ve Hafs Rivayeti Üzere Talim) Uygulama 422 (Saat)432
2. Kur’an Meali 48
3. Musiki 96
4. İlmihal 48
5. Hitabet 48
TOPLAM 672

27

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim bilgileri-195-150

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  319 Kez Okundu

195-Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim Kıraatı Asım rivayeti üzerine yazılmıştır.
196-Kuran-ı Kerimde 114 tane sure vardır.
197- Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
198- Kur’ân-ı Kerîm’in Tercüme Edilmesi ve Kendi Lafzıyla Okunması:Hanefî ulemâsı, tercümenin Kur’an’ın yerini asla tutamayacağından, tercümenin bir meal olmak üzere Arapçası ile birlikte yazılmasını şart koşmuştur.
199- Kur’ân-ı Kerîm’in Eşsizliği (İ’câzı):Kur’ân-ı Kerîm hem lafız hem anlam bakımından Allah’a ait yani arapça bir ifade ve üslûba sahip olduğundan, onun bir benzerini, değil başka milletler, Araplar dahi yapamamışlardır.
199- Kur’ân-ı Kerîm’in Nüzûlü ve Tespit Şekli:Kur’ân-ı Kerîm, Allah katından Resûl-i Ekrem’e 40 yaşında iken (m. 610) Ramazan ayında mübarek bir gecede, Kadir gecesinde Hz. Cebrail vasıtasıyla indirilmeye başlanmış ve 22 sene 2 ay 22 günde tamamlanmıştır.
200- Kur’ân-ı Kerîm’in Kitap Halinde Toplanması:Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ebû Bekir’in halîfeliği devrinde, dinden dönenlere karşı yapılan Yemâme savaşında (m. 633) 70 kadar hâfız şehid olmuştu.Bunun için Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir’e müracaat etti. O da teklifi yerinde bularak, Hz. Peygamber’in çok sevdiği vahiy kâtibi Zeyd b. Sâbit’i (ra.) çağırarak bu görevi ona verdi. O da bir yandan eldeki çeşitli malzemelere yazılmış mevcut nüshaları bir araya getirdi. Böylece, eldeki bütün yazılı âyetleri Zeyd b. Sâbit (ra.) kendisinin ve hâfızların ezberleriyle karşılaştırdı. Sonunda her sûre ve âyetleri vahiyle belirlenmiş sıraya göre ve Kureyş lehçesiyle bir kitap hâlinde yazıldı ve adına “Mushaf” denildi. Hz. Ebû Bekir vefat edince bu Mushaf, Halîfe Hz. Ömer’e teslim edildi.Nihayet Hz. Osman halîfe seçilince nüsha ona intikal etti. O da İslâm’ın yayılması ile Kur’an’ın metninde bazı değişik okuma/kıraat farklarına ve ihtilaflarına meydan vermemek için, yine Hz. Zeyd b. Sâbit’in başkanlığında bir heyet kurup sûreleri son arzaya uygun olarak (geliş sırasına göre değil de aralarındaki ilgiye göre tertip edip) birkaç (4-5 veya 7-8) nüsha yazdırarak bazı büyük vilayetlere gönderdi
201-MUSHAF’A NOKTA VE HAREKE KONULMASI:Emevî hükümdarı Abdülmelik zamanında (v. 65/684) görevlendirilen Ebü’l-Esved ed-Düelî (v. 69/688) Kur’an’da önce nokta yerlerini hareke ile belirtti. Bundan sonra çalışmalar devam etti. Irak emîri Haccâc zamanında da Yahyâ b. Ya’mer (v. 65/684) ile talebesi Nasr b. Âsım el-Leysî (v. 89/707) noktalama işini geliştirip bugünkü nokta ve harekeleri koydular. Hemze, şedde, sıla, revm, işmâm ve diğer işaretler de Halil b. Ahmed (v. 175/791) tarafından konuldu.
202 – SÛRE VE ÂYET:Sûre şeref, yüksek rütbe veya binanın kısmı anlamlarına gelir. Tefsir ilmine göre sûre Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerden meydana gelen bölümlerine denilir. Sûrelerin sayısı 114’tür.
203-Âyet sözlükte alâmet, işaret, ibret, delil ve mûcize anlamlarına gelir. Bugün yaygın olarak bulunan Mushaf’ta 6236 âyet.Sûreler uzunluklarına göre de tasnif edilir.Sûreler kemiyet bakımından şöyle bir taksime uğrarlar:
1-Tıval, 2-Miûn, 3-Mesani, 4- Mufassal,
1- Tıval yani uzun süreler yedidir: Bakara, Al-i İmran, Nisa’, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya Kehif.
2- Miûn, yani yüzlükler, âyetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbeden sonra gelenlerdir. (Tevbe, Nahl, Hûd, Yusuf, Kehif, İsra, Enbiya, Tâhâ, Mü-minun, Şuarâ, Saffât).
3- Mesani, âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmimler, Elif Lamlar, Tasinler böyledir.
Mesani: (Ahzab, Hac, Kasas, Tasin, Neml, Nur, Enfal, Meryem, Ankebut, Rum, Yâsin, Furkan, Hicr,
Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrahim, Sâd, Muhammed, Lokman, Zümer, Hâmimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak, Nun, Hücurat).
4- Mufassal, Kur’an’ın sonundaki sûrelerdir. Nevevî’ye göre Hücurattan başlar. Onlar da Tıval, Evsat, Kısar olmak üzere üçe bölünür.
Tıvali Mufassal: Hücurattan Buruca kadar, Evsatı Mufassal: Buructan Lemyekün’e kadar, Kısarı Mufassal: oradan sona kadardır.
204- kürsî’dir (el-Bakara 2/255). Deyn âyeti, ribâ âyeti, kumar âyeti gibi adlandırmalar ise daha çok âyetin konusuyla ilgilidir.
205-Hz. Osman’ın mushaflarına göre Kur’an’da 114 sûre bulunmaktadır. Tevbe sûresi dışındaki bütün sûrelerin başında besmele mevcuttur.Tevbe sûresinin müşrik ve kâfirlere ültimatomla başladığından eman bildiren besmelenin bu ültimatomla çelişeceği şeklindedir.
206-Kur’an’ın en kısa sûreleri üçer âyetlik Asr, Kevser ve Nasr, en uzun sûresi 286 âyetten meydana gelen Bakara’dır.
207-Âyetlerin tertibine dair en önemli delil, Kur’an’ın Cebrâil ile Resûl-i Ekrem arasında karşılıklı okunmasıdır.
208-Fâtiha sûresi Kur’an’daki itikad, ibadet ve ahlâktan oluşan ana konuları öz olarak içerdiğinden ”ümmü’l-kitâb” ve ”ümmü’l-Kur’ân” olarak adlandırılmış, İhlâs sûresi özellikle tevhid konusunu özetlediği için Kur’an’ın üçte biri sayılmıştır (Kanûnü’t-te’vîl, s. 230-232, 237, 330).
209- ”Dinin ana gayeleri” (makasıdü’ş-şerîa) denilen ve bütün dinlerin ortak amaçları olarak görülen din, can, akıl, mal ve nesebin korunması hususundaki temel hükümlerle fazilet ve ahlâk prensipleri de Mekkî sûrelerin ağırlıklı konularındandır. Şâtıbî, Mekkî sûrelerde bu konularda ana hususların bildirildiğini, Medenî sûrelerde ise bunların ayrıntısının veya tamamlayıcı unsurlarının ortaya konduğunu belirtir (el-Muvâfakat, III, 46-50).
210-Kur’an-ı Kerim’in ilk suresinin adı Fatiha Suresi
211- K. Kerim’de ismi geçen 25 peygamberin ismi geçmektedir.
212-Hafd-ı Savt kavramı ses tonunu alçaltmak
213-Âlimlerin çoğuna ve kıraat imamlarına göre kıraatten önce istiazenin hükmü sünnet
214- ibtidanın ıstılah anlamı:“Kıraate ilk defa başlamak veya vakıf yaptıktan sonra kıraate devam etmek için tekrar başlamak” demektir
215 – Kuran-ı Kerim’in, Hıristiyanlar için kullandığı tabir Nasranî
216- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme almış olduğu tefsirin adı Hakk Dini Kur’an Dili
217- Tefsir yapan alime Müfessir adı verilir.
218- Ganimet :Harpte düşmanlardan alınan mal demektir.
219-Müellefe-i Kulüp :Müslüman olmayıp, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlerdir.
220-Kur’an-ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır. Kur’an ayetleri kağıt,
221-Besmele:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.
222-Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
223-Fetret-i vahiyh:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
224-Kırâat: Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.-Kıraat imamlarına;Kari,Kura veya Mukri denilmektedir.
225-Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
226-K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
226-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
227-Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
228-Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
229-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
230-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
231-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
232-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
233-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden â yetlere mücmel,
mücmel â yetleri açıklayan â yetlere de mübeyyen â yet denir.
234-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
235-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
236-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Anlamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan .
237–Tefsir: gücün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de ALLAH’ın murâdını araştıran ilimdir”. Tefsir:“Âyetlerin inişlerini, durumlarını ve kıssalarını, nüzûl sebeplerini, Mekkî ve Medenî, hass ve âmm, mutlak ve mukayyed, vaîdi, emri ve nehyi, ibret ve emsâli gösteren ilimdir.”
238-Te’vîl: âyetin, taşıdığı anlamlardan birine ircâ edilmesidir.
239-Te’vîl; bir sözün tefsir ve beyanıdır. >İbn Cerîr te’vil’i tefsir anlamında kullanmıştır.
240-Tercüme ıstılahta: “bir kelâmın mânâsını diğer bir lisanda dengi bir tabir ile ifade etmektir.”Tercüme iki kısımdır: 1. Harfî veya Lafzî Tercüme, 2. Tefsirî Tercüme. Tercüme yerine meâl kullanılmıştır.
241-Meal Istılahta: bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesidir.
242-Tefsir ilminin konusu,Kur’ân âyetleridir.
243-Tefsir ilminin gâyesi, Dünya ve ahiret mutluıluğudur.
244-Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” denir.
245-Tefsir usûlü, Allah kelâmı olan Kur’ân üzerinde her önüne gelenin beşerî bir takım arzu ve heveslerle Kur’ân lâfızları üzerine yüklenilmesi mümkün olmayan manâlar yüklemeye kalkışması ve böylece manevî bir tahrif yoluna gidilmemesi için ortaya çıkmış ve duyulan ihtiyaç ölçüsünde gelişmiş bir bilim dalıdır.
246-Bazı âyetler özel adlarla anılmış olup bunların en meşhuru Âyetü’l-kürsî’dir (el-Bakara 2/255). Deyn âyeti, ribâ âyeti, kumar âyeti gibi adlandırmalar ise daha çok âyetin konusuyla ilgilidir.
247-Hz. Osman’ın mushaflarına göre Kur’an’da 114 sûre bulunmaktadır. Tevbe sûresi dışındaki bütün sûrelerin başında besmele mevcuttur.Tevbe sûresinin müşrik ve kâfirlere ültimatomla başladığından eman bildiren besmelenin bu ültimatomla çelişeceği şeklindedir.
248-Kur’an’ın en kısa sûreleri üçer âyetlik Asr, Kevser ve Nasr, en uzun sûresi 286 âyetten meydana gelen Bakara’dır.
249-Fâtiha sûresi Kur’an’daki itikad, ibadet ve ahlâktan oluşan ana konuları öz olarak içerdiğinden ”ümmü’l-kitâb” ve ”ümmü’l-Kur’ân” olarak adlandırılmış, İhlâs sûresi özellikle tevhid konusunu özetlediği için Kur’an’ın üçte biri sayılmıştır (Kanûnü’t-te’vîl, s. 230-232, 237, 330).
250- Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
250- Ayet :Kuranı Kerimin bir cümlelik anlam birliği olan ifadelerinin her birine verilen isim.

27

Kasım
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri(151-194)

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  596 Kez Okundu

151-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
152-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
153-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
154-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
155-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
156-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
157- Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
158- Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
159- Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
160- Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
161-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
162-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
163-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
164-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
165- Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
166- Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
167- Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
168-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
169-İfk hadisesini anlatan süre hangisidir? Nur süresi 11-26
170- Mutezile mezhebinin veya fırkasının en önemli tefsiri Zemahşeri’nin “el-Keşşaf” isimli tefsiridir.
171-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
172-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
173-Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
174-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
175-Sebul-Tıval.Bakara, araf, Nisa, al-i İmran, Enam, Maide ve Enfal sureleri.
176-Fatiha suresini diğer isimleri;Sebul Mesani, Ümmül Kitap.
177-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
178-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
179-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat ,İmamı Asım kıraatı.
180-Kıraat İlmi:Bütün kıraat imamlarının Kuran-ı Kerim tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme Kıraat İlmi denir.
181-Başında Besmele bulunmayan süre Tevbe süresidir.
182-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
183-Ayet:Surelerin bir mana veya hükmü ifade eden küçük büyük hebir bölümüne ayet denir.
184-İstiaze:Kuran okumaya başlarken;Euzubillahimineşşeytanırracim demektir.
185-Ref-i Savt:Kuran okumada sesi yükseltmeye Ref-i Savt denir.
186-Tertil:Kuran-ı Kerimi yavaş yavaş, anlamını düşünerek okumaktır.
187-Lahn-ı Celi:Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan, açık ve belirgin hatalı okuyuşlara denir.
188-Ayetel Kürsi, Kuran- Kerim de bakara süresindedir.
189-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
190-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
190-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh 95– Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
191-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
192 -Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
193-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
194-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.

27

Kasım
2012

Kur’an-ı Kerim Bilgileri(1-150)

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  494 Kez Okundu

1-Kur’an-ı Kerim’in tarifi: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
2-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
3-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar için kullanılmaktadır.
4-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
5-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
6-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
7-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
8- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
9-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
10- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
11-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
12-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu.
13-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
16-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
17-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
18-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
19-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
20-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
21-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
24-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
25-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır .Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
26-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
27-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
28-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
29-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
30-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
31-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir
32-Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişi yaklaşık 23 yıl sürmüştür.
33-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
34-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1-5 ayet
35-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
36-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
37-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
38-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet; Nur suresinin 11,12 ve 13. ayetleridir.
39-Neml suresinde Besmele iki defa zikredilmiştir.
40-Kuran-ı Kerim de zikredilen kadın Hz.İsanın annesi Hz.Meryem.
41-İcazın sözlük anlamı bir düşünmeyi çok az bir szöcükle özlü bir şekilde anlatmak..
42-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
43-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
44-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
45-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
46-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
47-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
48-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler :Cevap: Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
49-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
50-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
51-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
52-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
53-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
54-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
55-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus 56– Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
57- İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
58-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
59- Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
60-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
61-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu. -Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
62-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
63-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
64-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
65-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
66-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
67-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
68-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
69-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
70-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
71-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
71-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
72-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
73-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
74-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
75-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
76-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir. -Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
77-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
78-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
79-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
80-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
81-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
82-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
83-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
84-Vahiy Kâtibi eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
85-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
86-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
87-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
88-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
89-Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü ,Şuara suresi 227 ayet
90-Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresidir.Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresidir.
91-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi .
92-Peygamber efendimizin kadınlara öğretilmesi emir buyurduğu sure Nur suresidir.
93-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
94-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
95-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
96-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
97-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
98-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
99-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
100- Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
101-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
102- “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
103- Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
104-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
105-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
106- Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
107-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
108-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
98-”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
99-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
100-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
101-Kuran-ı Kerimde 25 tane nebinin adı zikredilmiştir
102-Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
103-Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut
104-Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi
105-Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
106-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
107-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
108-Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
109-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlere Sure ismi verilir.
110-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır.K.Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf adı verilir.
111-Hz. Ebu Bekir zamanında Zeyd b. Sabit tarafından Mushaf haline getirildi.
112-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi.
113- Kur’an’ı Kerim’deki son Nas suresi.
114-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun Bakara suresi.
115- Kur’an’ı Kerim’deki en kısa Kevser suresidir.
116-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
117- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar)50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.

118- Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
119-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
120-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
121-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
122- Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
123Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
124-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
125- Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
126-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
127-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır.
128-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
129-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
130-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
131-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
132-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
133- Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
134-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
135-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
136-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
137- Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
138-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
139-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
140-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
141-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
142-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
143- Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
144-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
145-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
146-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
147-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
148-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
149-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
150-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi

27

Kasım
2012

KUR’ AN-I KERİM BİLGİLER

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  241 Kez Okundu

I- Kur’an Öğretiminin Mahiyeti Ve Önemi
Namazda Kur’an okumak (kıraat) farz olduğuna göre, namazda okuyacak kadar Kur’an öğrenmek, ondan sûre ezberlemek de farz-ı ayn’dır. Tamamını ezberlemek ise farz-kifayedir. Kur’an öğretimi görevi ise Müslümanlar üzerine farz-ı kifayedir.
Yüce Allah, Kur’an kıraatiyle meşgul olanları şöyle övmektedir:
إِنَّ الَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَنفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرّاً وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَّن تَبُورَ
-“Gerçekten, Allah’ın kitabını okumaya devam edenler, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan -Allah için- gizli ve açık sarf edenler, asla tükenmez bir kazanç umabilirler.” (35 Fâtır 29)
-“Hakiki müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri ürperir. Karşılarında âyetleri okunduğu vakit imanlarını artırır ve yalnız Rablerine tevekkül ederler.”(8 Enfâl 2)
Peygamberimiz kur’an eğitimine çok önem vermiş ve ömrü boyunca kur’anı iyi bilenleri hep önde tutmuş, teşvik etmiş, müjdelemiş, desek olmuş; Müslümanların da bu konuya gereken önemi vermelerini emretmiş ve: “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir” (Buhâri, Fedâilü’l-Kur’an, 21) buyurmuştur. Tabiunun büyüklerinden olan ve kırk yıldan fazla Kur’an öğretmenliği yapan Ebu Abdurrahman es-Sülemi (74/693) bu hadise işaret ederek: “Beni, (Kur’an okutmak için) şu bulunduğum yerde oturtan işte budur” demiştir. Bir başka hadisinde ise Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından bir ayet öğrenmek için sabahleyin evinden çıkman, senin için, yüz rekat namaz kılmandan daha hayırlıdır.” (Buhâri, Fedâilü’l-Kur’an) buyurmuşlardır. Bu konudaki diğer ayet ve hadisler sona eklenmiştir.
II. Kur’an Öğretiminin Kısa Tarihçesi
Başta Peygamberimiz ve ashab-ı kirâm olmak üzere İslâm tarihi boyunca Müslümanlar, Kur’an öğrenim ve öğretimine büyük değer vermişlerdir. Bu öğretim Kur’an’ın nüzulü ile başlamıştır.
Hz. Peygamber kendisine vahyedilen ayetleri derhal vahiy katiplerine yazdırır ve diğer Müslümanlara bildirirdi. Onlar da bu ayetleri ezberlemeye çalışırlar ve yazarlardı. Böylece hem yazı hem de ezberleme yoluyla Kur’an talimi gerçekleşiyordu. Hz. Peygamber, daha Mekke’de iken Erkam’ın evinde bizzat Kur’an öğretimine başlamıştır. Aynı şekilde, hicretten iki yıl önce, Birinci Akabe biatından sonra Mus’ab b. Ümeyr’i Kur’an öğretmeni olarak Medine’ye göndermiştir. Mus’ab da Sa’d b. Zürâre’nin evine yerleşmiş ve öğretmenlik vazifesini burada yapmıştır. Ayrıca O, Müslümanlardan muhtelif şahısların evlerini de dolaşarak, onlara kur’an okutmuştur.
Hicretten sonra da Hz. Peygamber’in mescidi “dâru’l-kurrâ” gibi kullanıldı. Zira islamda ilk eğitim kurumu olan Suffa’da, esas itibariyle Kur’an tahsil ediliyordu. Suffenin yetersiz kalması üzerine Zamanla Peygamberimiz, Medine’nin çeşitli mahallelerinde de mektepler açmıştır. Hicri 2. yılda yine Medine’de, Mehremetü’bnü Nevfel’in evini de “Darü’l-Kurra” haline getirmiştir.
Medine’den başka diğer beldelerde de Kur’an öğretimi gerçekleştirilmiştir. Taberi (310/922), hicri 11. yılın olaylarını anlatırken, Peygamberimiz’in Muaz b. Cebel’i mekteplere müfettiş tayin ederek Yemen’e gönderdiğini ve Muaz’ın orada köy köy gezerek mektepler kurduğunu ve onları idare ettiğini kaydetmektedir. Bu çalışmalar İslam’ın gelişmesine paralel olarak devam etmiştir.
Müslümanlar daha sonra fethettikleri bütün bölgelere hâfız muallimler gönderdiler. Muaz b. Cebel ve sonra Abdullah b. Abbas Mekke’de, Abdullah b. Mesud Kufe’de, Ebu Musa el-Eş’ari Basra’da ve Ebu’d-Derda Şam’da Müslümanlara Kur’an dersi vermişlerdir.
Kur’an’ın çeşitli kıraat vecihlerini konu edinen kıraat ilmi ortaya çıkıncaya kadar Kur’an öğretimi, kıraat alimleri ve hâfızlar tarafından ağızdan ağza fasılasız olarak, nesilden nesle nakledilerek gelmiştir. Bu arada Kur’an’ın kıraat farklılıklarından bahseden eserler de yazılmaya başlanmıştır. Bu eserler “Kurra halkaları” daru’l-Kur’an” daru’l-Huffaz” ve daru’l-Kurra” ların müfredatını oluşturmuştur.
Bu öğretme işini ihtisas derecesinde öğreten okullar Eyyübiler zamanında “dârü’l-Kur’an, Anadolu Selçukluları zamanında “dâru’l-huffâz”, Osmanlılar zamanında ise “dârü’l-kurrâ” adını almıştır.
Daru’l-Kurralar tatbikat imkanı vermesi bakımından genellikle camilerde veya çevresinde tesis edilmiştir.
Osmanlıların ilk dâru’l-kurrâ’sının Bursa Ulu Camii’nde İbnü’l-Cezerî (833/1429)’nin de hocalığını yaptığı Yıldırım Bayezid Dâru’l-Kurrâsı olduğu nakledilmektedir.
İstanbul’da da birçok yerde daru’l-Kurralar bulunmaktadır Bunlar: Süleymaniye, Hüsrev Kethüda, Mehmed Paşa, Müftüzade, gibi yerlerdir. Yine İstanbul’da Atik valide, Molla Gürani, Mustafa Ağa, Çırçır ve Hoca Saadettin Efendi daru’l kurraları belli başlı Kur’an mekteplerindendir. Ayrıca diğer şehirlerde birçok yerde de Kur’an mektepleri bulunmaktaydı. Bu müesseseler, medreselerin ilgasına kadar varlıklarını ve faaliyetlerini devam ettirmişlerdir. Kur’an eğitimi bundan sonra da durmamış, bir müddet zor şartlar altında gizlice evlerde, bağ ve bayırlarda devam etmiştir. Bugün ise Anadolu insanının fedakarane gayretleri ile yapılan camiler, mescidler, Kur’an kursları, imam-hatip liseleri ve ilahiyat fakültelerinde Kur’an eğitim ve öğretimi devam ettirilmektedir.
III. Kur’an Öğretiminin Kapsam ve Kategorileri
Kur’an öğretimi denilince, üç farklı alan akla gelmektedir. Bu kategoriler şunlardır:
A) Tilavetinin Öğretimi
Tilavet öğretimi kendi içinde üç grup halinde gerçekleşir:
a) Yüzünden okumayı öğretme / Elif-bayı bitirip Kur’an’ı yüzünden okuyacak şekilde öğretme
b) Kur’an’ı doğru okuma kurallarını öğretme
1) tashih-i huruf/ harflerin mahreçlerini ve sıfatlarını öğretme
2) Tecvidi öğretme
c) Kur’an’ı ezberletmek
1) Belli sûreleri ezberletmek
2) Tümünü ezberletmek
B) Anlamını Öğretme (meal düzeyinde)
C) Tefsir Ve Tevilini Öğretme (ileri düzeyde)
Her üç grup, kendi içinde teknik ve ilkeleri barındırmakta; her birisi müstakil olarak öğretilmekle beraber birbirini tamamlamaktadır. Bununla ilgili ilkeler daha sonra verilecektir.
2. Kur’an Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar
I. Bilgi Yetersizliği
a) Alan bilgisi eksikliği /Kur’an okuma/ tecvid ve tashih-i huruf eksikliği / meal ve anlama eksikliği
b) Teknik ve ilke bilgisi eksikliği/ Yüzünden nasıl okutulur? Tecvid nasıl öğretilir? Harfler nasıl belletilir? Ezber Nasıl yaptırılır?
c) Yan Bilgiler ve ileri bilgiler / Tefsir; itikat, amel, ahlak vb.
II. Hocada Duruş Eksikliği
a) otoriter/ müteşeddid/ katı duruş/ somurtkan- abûsen kamdarira… / velev künte fazzen ğalizal kalbi…
b) vurdumduymaz tutum/ mütesahil tutum/ ciddiyetsizlik/ gevşeklik
c) Çelişkili/istikrarsız duruş/ bir a bir b…
d) İlim-amel birlikteliğinin olmaması
e) Bilinç-şuur eksikliği-Taş gibi bir şahsiyet vs.
III. Talebeyle İlişki
a) Pedagoji eksikliği/ ferdi farklılıkları dikkate almama.
1) Zekâ seviyesini dikkate almama (çok zeki- az zeki)
2) Biyolojik-fizyolojik farklılıklar (zayıf- sağlıklı/yaş farklılığı)
3) Kültürel ve çevresel farklılık (varoş-sosyete-orta direk)
4) Tembel-çalışkan ayrımı
5) Mekanik varlık değil- hisseden, düşünen, üzülen, seven vb. varlık
6) Sosyal-asosyal/ dışa dönük-içe dönük
b) Değer vermeme/ Aşırı değer verme/ orta yolu bulma
c) Sevgisizlik/ muhabbetsizlik
d) Sabırsızlık
1) Karşılaştırma/ mukayese sendromu
2) Zaaflarını ve eksiklerini ön plana çıkarma
e) Ayrımcılık
1) Cinsiyet ayrımı
2) Zeki-zeki olmayan ayrımı
3) Dünya görüşü ayrımı
4) Ceza-mükâfatta ayrımcılık
f) Cezada eşitsizlik:
1) Sürekli ciddiyet ve otorite
2) Sözlü şiddet/ şahsiyet ile oynama
3) Fiili şiddet: Dayak / vurma/ falaka
4) Cezanın suça eşitsizliği/ aşırılık
g) Mükâfatlandırmada dengesizlik
1) Önemsememe
2) Yetersiz Mükâfat
3) Aşırı Mükâfat
4) Ayrımcılık
ğ) Eğitsel etkinliklerin eksikliği
1) Camide Kur’an okumalarını sağlama- aşır okutma/ müezzinlik yaptırma
2) Törenler ve programlar yaptırmak/ Kur’an ziyafetleri
3) Ödül ve sertifika törenleri yaptırmak
4) Otoriter hocaları ve büyükleri ziyaret
5) Yörenin mahir hoca ve kurralarını dinlettirmek
6) Piknik ve geziler yaptırmak
7) Spor etkinliklerine katılımlarını sağlamak
8) Oyun ve eğlence yaptırmak
9) Aileleriyle kamplar düzenlemek
10) Parasal destek sağlayıp eğitsel etkinliklere hız verme
IV. Ders İle İlgili Sorunlar
a) Metodsuzluk
b) Araç gereç eksikliği/ elektronik cihazlardan yararlanmamak
c) İlkesizlik
d) Seviyeyi tespit edememe / indirgeme problemi
e) Kur’an öğretimiyle sınırlı olma (Böyle olmayıp dini ve hayatı da öğretmeye yönelik çalışmalı)
f) Yaş farkına göre bilgilendirmeme
V. Aile İle İlgili Sorunlar
a) Aile desteğinin olmaması
b) Aileleri bilgilendirmeme
c) Aileleri yönlendirmeme/ evde ödevlerin takibinin yapılmaması
d) Aileyi önemsememe
VI. Fiziki Mekan (Cami-Kur’an Kursu) İle İlgili Sorunlar
a) Mekânın boğuculuğu / ferah olmaması
b) Araç gereçten yoksunluğu/ Elektronik görüntü ve ses teçhizatının bulunmaması
c) Dağınıklık- Temizlikten yoksunluk
d) Çocukların oyun ihtiyaçlarını giderecek bölümlerin bulunmaması
VII. Diğer Sorunlar
a) Hissiyat eksikliği: Kur’an’ı okurken herkes aynı duyguları hissetmez. Bazıları onu okumaktan büyük haz alırken, bazıları da onu zorla okurlar. Yine birtakım insanlar okumuş olmak için okurlar. Şüphesiz en güzel olanı da Onu ele alırken ve okumaya başlarken; en yüce duygulara, aşkla şevkle, ‘Allah’ın kitabını okuyorum’ manevi havasıyla okumak gerektiğidir.
b) Manânın anlatılamaması: Burada en büyük iş ders veren hocalara düşmektedir. Ders anında metinle birlikte mananın da verilmesi; özellikle o anda yapılan veya seçilen bölümlerin manalarının verilmesi verimi arttıracaktır.
c) Algılamada seviye farklılığı: Ders alan öğrenciler arasında her halükarda algılamada bir farklılık olacaktır. Ders hocası bu noktada dikkatli olup herkesin seviyesini gözeterek, kiminle nasıl ilgileneceğini ve nasıl ders anlatacağını ayarlayıp, dersini ona göre işlemesi gerekir.
d) Motivasyon eksikliği: Öğrencinin derslere motive olması yine ders hocasına bağlıdır. Hoca ders anlatırken öğrencileri derse bağlayamıyor ve ders bir angarya içinde geçiyor veya ders birkaç kişiyle yapılıyor ya da ders sadece önceden bilenlerle yapılıyorsa bu dersten de bir şeyler beklemek imkânsızdır.
e) Ehemmiyet eksikliği: Ders alan öğrenciler öğrenme noktasında gereken önem ve ehemmiyeti vermezlerse yine dersten istifadeleri söz konusu olamaz. Ele alınan bir işi ifa etmede ne kadar hassasiyet gösteriyor ve ehemmiyet veriyorsa o oranda verim artacaktır. Aksi halde bir kazançtan bahsedilemez.
f) Öğrenci bulamama: Ders için öğrenci bulunamıyorsa; öğreticilerin “Bunun sorumlusu ben miyim?” diyerek bu sorunun cevabını kendilerinde araması gerekmektedir.
3. Kur’an Öğretiminde Dikkat Edilmesi Gereken İlkeler
I. Bireysellik/Ferdi Farklılıkları Gözetme: Kur’an Arapça bir kitaptır. Arapça bir metnin okunması, temelde harfleri doğru seslendirmeyi zorunlu kılar. Bunun da ötesinde kelimelerin de bir bütün olarak ahenkli bir biçimde akıcı bir üslûpla okunması gerekir. Özellikle Türkçemizde bulunmayan seslerin çıkarılmasında belli bir zorluk vardır. Sesleri doğru çıkarma ve vurguları yerli yerinde yaparak okuma ana dilde de bir eğitim işidir. Bu konuda yetenekli olanlar, bir eğitim sürecinden sonra daha doğru ve daha güzel konuşur ve okurlar. Yabancı dil öğrenilirken kişisel yatkınlık ve yetenek özel önem arz eder. Kur’an’ı okumayı öğrenen öğrencilerin de bu konuda yetenekleri aynı değildir. Bu bakımdan öğrencilerin bunu kendilerinde bir eksiklik gibi görmeleri gerekmez. Uygulamalı bir ders olarak Kur’an-ı kerim dersi, resim ve müzik derslerine benzer.
II. Görsellik: Geleneğimizde bir söz vardır. “Kur’an, fem-i muhsin’den öğrenilir.” Yani Kur’an, onu doğru ve güzel okuyanlardan öğrenilir. Bu söz, Kur’an öğreniminde görselliğin ve işitselliğin önemini gösterir. Öğretmen, okunacak veya ezberlenecek bölümleri ya kendisi okur veya video ve CD’lerdeki kayıtları seyrettirir ve dinletir.
III. İşitsellik: Kur’an’ın doğru okunmasında en önemli ilkelerden biri budur. Çünkü Kur’an’ın okunmasında doğru seslendirme çok önemlidir. Bunun gerçekleşmesi için öğrencinin, kursta ve evde çokça Kur’an dinlemesi gerekir. Bu yüzden kurstaki ders araç ve gereçlerinin yoğun bir biçimde kullanılması yerinde olacaktır. Bu yolla öğrencinin kulağı doğru seslerle dolacağı için bu tür uygulamalar ona ciddî katkılar sağlar. Bu uygulamaların bir diğer yararı da öğrencinin daha kolay ezberlemesini sağlar.
IV. Tekrarlama: Öğrencilerin, güzel okuyanları yalnızca seyretmeleri ve dinlemeleri yeterli değildir. Onlardan öğrendiklerini, kendi sesleriyle icra etmeleri istenir. Okumanın istenilen düzeyde gerçekleşmesi için hem dinlemede hem de okumada tekrar çok önemlidir.
V. Ezberden Önce Doğru Okuma: Öğretmen, öğrencilerin ezberlemeleri gereken bölümleri, önceden doğru okumalarını sağlar. Çünkü yanlış ezberlenen kelimelerin düzeltilmesi sonradan daha zor olacaktır. Öyleyse ezber öncesi aşamada tek tek bütün öğrencilerin ezberlenecek bölümü, öğretmenin karşısında okuması gerekir.
VI. Türkçe’deki Seslilerden Yararlanma: Kur’an okumada güzel Türkçe’mizin bahşettiği imkânlardan yararlanmak etkin bir yoldur. Özellikle bazı harflerin telâffuzunda teorik açıklamalar yerine Türkçe’deki bir heceyi örnek olarak vermek daha etkili olacaktır. Örneğin Felak süresindeki وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثاَتِ ifadesindeki “şerrin” diye çıkacak ses, Türkçe’deki isimlerden Berrin isminin telâffuzuyla öğretilebilir. Yine Tekâsur suresinde المَقاَبِر kelimesindeki son hecenin telâffuzundaki güçlük, öğrenciye Türkçe’deki “bir” sayısını telâffuz ettirerek aşılabilir. Bu hecede r harfinin ince okunması gerekir. Ancak öğrenciler bu harfi ince olarak çıkarmada zorlanabilirler. Bu yolla sonuca daha kolay bir şekilde gidilebilir.
VII. Kur’an’dan Değer Üretmeye Özendirme: Kur’an öğretiminin temel amaçlarından biri de Kur’an’daki âyetler üzerinde bir anlama gayretine girmektir. Özellikle meali okunan ayet gruplarından öğrenci birtakım sonuçlar ve değerler üretebilir. Bu konuda öğrencilerin teşvik edilmesi doğru olur. Meal derslerinde öğretmenin kılavuzluğu önemlidir.
VIII. Kur’an’ın Öğrencinin Ahlâki Olanını Özümsemesine Katkısını Sağlama: Toplumumuzdaki ahlâkî değerleri, aileden, çevreden ve okuldan öğrenme sürecindeki gençlere Kur’an ayetleri de destek olabilir. Zaten toplumumuzun benimsediği ahlâk ilkeleriyle Kur’an’ın önerdiği ahlâk ilkeleri arasında bir çatışma da genelde söz konusu değildir. Bu bakımdan Kur’an’ın kutsal bir kitap oluşu, öğrencinin ahlâkî olanı daha kolay benimsemesine katkı sağlayabilir.
4. Yüzünden Kur’an Okuma Öğretimi Teknikleri
I. Küçük adımlar tekniği: İlk okunmaya başlandığında zorlamadan ilk harflerin tanıtımıyla işe başlanır. Harfler öğreticinin göstermesi ve yönlendirmesiyle tekrar edilerek okunur.
II. Kelime öbekleri tekniği: Bir vakit devam edip ilerleme sağlandığında artık harflerden kelimeleri birleştirerek okumaya geçilir. Öğretici harf harf derslere devam eder.
III. Bir okuyucuyu modelleme: devam eden derslerde ilerleme kaydeden öğrencilere öğretici ister kendisi, ister önde olan bir öğrenciyi örnek model olarak öne çıkarır ve ona dersleri okutarak diğerlerine gösterilir.
IV. Metin gruplarını tekrarlama: Öğrencilerle ilerleyen derslerde okunan yerler bu sefer grup halinde öğreticinin önderliğinde tekrar edilerek okunur.
V. Dönüşümlü günlük çalışmalar: Artık dersleri(Harfleri) iyice tanıyan öğrencilerle verilen dersler gruplar halinde tekrar edilerek, tam intibakları sağlanıncaya kadar dönüşümlü dersler dinlenilmeye başlanır…
VI. Plânlı grup çalışmaları: Her gün ders yapılıyor ve uyum sağlanıyor olduktan sonra daha düzenli ve disiplinli toplu halde derslere geçilerek ilerleme sağlama hedeflenir
VII. Düzey geliştirme çalışmaları: Ciddi anlamda dersini veren öğrencilerin ders seviyesi tedrici olarak genişletilir ve arttırılır. Daha ağır kelime öbekleri okutulmaya, telaffuz ettirilmeye başlanır. Derse devam da önemlidir. Bu sağlandığı zaman başarılı olmamak için başka sebep yoktur.
5. Elif-ba Ve Yüzünden Okuma Öğretim İlkeleri
1. Aynı elif-bayı takip etmek.
2. Yazılı çalışma yapmak
3. Harfleri öğretirken papağan gibi ezberletmek yerine her harfi alfabeden çıkararak yazılı olarak tek tek tanıtarak belletmek. Harf öğretiminde her harfi tam öğreninceye kadar uğraşmak, tek harf gösterimiyle test etmek.
4. Harfleri öğretmek/ mümkünse benzer seslileri kendi kimlikleriyle telaffuz ederek kulak aşinalıklarını sağlamak. Elif-ba aşamasında iken harflerin mahreçleri ve sıfatlarıyla teleffuzunda ısrarcı olun. Ancak usandırıp şevkini kırmamaya da dikkat edin.
5. Harflerin başta, ortada, sonda yazılışlarını üç harekeyle teker teker göstermek.
6. Kelime öğretiminde önce harfleri ayrı yazılanlardan başlayın (درك) gibi. Sonra bitişik olanlara geçin ve önce ayrı ayrı yazarak okuyun, sonra bitiştirerek okuyun. Herbir kelimeyi hecelemeden bir çırpıda adını söyler gibi okuyamadıkça dersini geçirmeyin. İki, üç ve dört kelimeyi bir de birleştirerek okutursanız hecelemeden kur’an okumasını sağlarsınız.
7. Harekeyi ve uzatmaları/medleri belletirken türkçeden yararlanınız. Türkçeden yararlanma iki şekilde olmalıdır.
Birincisi, harekenin türkçede karşıladığı sesle ilişkisi kurularak anlatılmasıdır. Şöyle ki, Üstün (fetha) harekesinin “kısa e/a” sesi; esrenin (kesra) “kısa i/ıi” sesi, ötrenin (damme) “kısa ü/u” sesi anlamına geldiğini belletiniz. Bir başka ifadeyle üstünün geldiği harfe e/a sesi; esrenin i/ıi sesi, ötrenin ise ü/u sesi eklediğini örnekleriyle anlatınız. Medlerde harekesiz vav harfinin “uzun û/u” sesi; harekesiz elifin “uzun e/â” sesi, “harekesiz ye’nin “uzun i/ıî sesi anlamına geldiğini öğretiniz.
İkincisi ise Türkçedeki ünlü harfler ve ünsüz harflerin fonksiyonuyla arapçadaki harf ve harekenin aynı şeyleri karşıladığını örnekleyerek zihinlerine yakınlaştırın.
8. Medleri anlatırken okuma süresini parmak indirip kaldırmayla anlatınız. Hem simgesel hem de görsel olarak kalıcı bir harekettir. Meddin parmağı kaldırıp indirme süresi uzatılacağını anlatınız. Dört elif miktarı uzatmaların ise parmağı dört kere kaldırıp indirecek şekilde uzatılacağını gösteriniz. Bunun zaman içerisinde alışkanlık haline geleceğini anlatınız.
9. Tenvin simgelerinin ise harekeyi anlattığımız teknikle sadece e i ü/a ıi u sesine n sesini ilave ettiğini anlatınız. E’nin en, i’nin in, ü’nün ün sesiyle okuttuğunu söyleyiniz. Bütün harflerle sesli olarak tatbikat yaptırınız.
10. Cezm öğretilirken bütün harfleri harekeli elifle birlikte okutarak öğretiniz (أَبْ اِبْ اُبْ) gibi. Sonra örneklerle tekrar ettirerek olgunlaşmasını sağlayınız.
11. Şedde öğretilirken önce şeddeli olarak bütün harfleri öğretiniz. Yazılı olarak şeddenin aynı iki harften birinci harfin cezimli ikinci harfin ise harekeli olduğunu ayrı ayrı yazarak gösterin, sonra aslını yazarak anlamasını sağlayın. (مَدَّ) kelimesinin aslında (مَدْدَ) olduğunu iki harfi yazmamak için kolaylık olarak şedde simgesinden yararlanıldığını kavratınız.
12. Dik elif (‘) işaretinin uzatma elifi görevi gördüğünü anlatınız ve medli okunuşla örnekli ve yazılı olarak gösteriniz.
13. Uzatma işaretinin (~) kelimenin dört elif miktarı /parmak hesabıyla uzatılacağını örnekleyerek ve tatbik ederek anlatınız.
14. Kelime sonundaki esreli ve ötreli zamirin (ـه) kendisinden önceki harf harekeli ise uzun, (medli), harekesiz ise kısa (medsiz) okunacağını öğretiniz ve örnekleriyle tatbik ettiriniz.
15. (ال)takısı’nın okunmadığı yerlerde idğam-ı şemsiye, okunduğu yerlerde ise ızhar-ı kameriye olduğunu anlatabilirsiniz.
16. Çoğul kelimelerde ve med harfleri olarak geçen harekesiz vav, ye ve elifin okunmayacağını belletiniz. Örneklendiriniz. Tatbikat yaptırınız.
17. Lafzatullahın öncesindeki harfin üstün ve ötre olduğunda kalın, esre olduğunda ince olarak okunduğunu belletiniz. Örneklendiriniz.
18. Harflerin isimlendirilmesinde Mukattaa harflerinin okunuşlarından yararlanın.
19. Her bir aşamayı (harekeleri, cezmi, şeddeyi vb.) öğretirken mutlaka bütün harfler üzerinde tekrar ettiriniz.
20. Koro halinde tekrar yanında mutlaka solo olarak da tekrar yapınız. Koro kulağa hitap edecektir. Solo ise dile hitap edecektir. Yani koroyla zihin aşinalığı kulak aşinalığı sağlanacak, solo ile düzgün yapıp yapmadığı test edilip yanlışsa öğretilme yoluna gidilecektir.
21. Elif-ba öğretiminde bilen öğrencilerden yardım alınız.
22. Her bir aşamada ikili-üçlü gruplar halinde öğrencilerin tatbikat yapmalarını sağlayın. Hem okuyup hem dinlesinler. Bu size zaman kazandıracaktır. Özellikle talebe sayısı fazla olduğu zamanlarda.
23. Elif-bayı bitiren öğrencilerinizin elif-ba içerisindeki fatiha ve öteki sure ve dualardan yüzüne okutma denemelerine başlayınız.
24. Kur’ana başlayan öğrencileri gruplar halinde törenlerde hediyelerle taltif ediniz. Hayatında bu olayı bir daha unutamasın. En güzel hediyenin orta boy bir Kur’an olacağını unutmayınız.
25. Kur’an’a geçtikten sonra yüzüne çalışmalarına başlayınız. Uzun yerler vermeyiniz. Bir-iki ayet ile; bir iki satır ile işe başlayınız. İki ayeti elifbada öğrendiklerini tatbik ederek iyice yerleştirmesi için az ayetle çok tekrar yöntemini uygulayınız. İlk başlarda her bir kelimeyi koro halinde okutunuz; solo olarak dinleyiniz. Sonra kendilerinin çalışmasına imkan veriniz. Bol bol tekrar etmesini isteyiniz.
26. Yüzüne okuma eyleminin acemiliği atılmaya başlandığı anlarda –tecvide geçmeden- at başı olarak harflerin mahreçlerini öğretiniz. Her bir harfin çıkış yerlerini teorik olarak ve tahtada çizimlerle; çocukların ağızlarındaki yerleri göstererek ve tatbikat yaptırarak öğretiniz. Burada hem koro tekniği hem solo tekniğini kullanınız. Seslerin mahreçlerinden tam çıkışını belletinceye kadar tekrar ediniz; tam emin olduktan sonra öteki harflere geçiniz. Harfleri mahreç bölgeleri aynı ve yakın olanlar şeklinde tasnif ederek öğretiniz. Örneğin boğaz harfleri, örneğin dudak harfleri vb. Özellikle yakınmahreçli ve yakınsesli olan harflerin (س ص ث) (هـ ح خ) (ذ ظ ز) ayırt edilmesi için azami çabayı gösterip bol tekrar yaptırınız. Harflerin sıfatları ve benzeri detay konuları daha sonraya bırakın. Mahreçler başlangıç itibariyle yeterli olacaktır düzgün ve sahih okuma için. Harfler tek tek bittikten sonra yüzüne okumalarından önce uzun bir müddet (okuma oturup hızlanıncaya kadar) tüm harfleri mahreçleriyle koro ve solo halinde talim ettiriniz, tekrar ediniz; taki tamamen oturduğuna emin oluncaya kadar. Harflerin mahreçleriyle öğrenilmesinde mutlaka hemzeli elifle beraber ilgili harfi cezimle birleştirerek yapınız. Çünkü cezimli okuyuş sesin en net bir şekilde gösterildiği haldir. Yüzüne okuyuşunda öğrendiği harfleri mahreçleriyle çıkarmasını öneriniz ve tatbik ettiriniz. Metin düzeyinde harflerin mahreçleriyle okunuşunun oturduğunu zaman içerisinde göreceksiniz. Bu konuda sesli ve görüntülü cd ve kayıtlardan faydalanarak (hem kursta hem evde) kulak dolgunluğu sağlayınız.
27. Okuma oturmaya başladığında, tedrici olarak artırın. Bir satırı ikiye, ikiyi üçe çıkarın. Her bir aşamayı belli bir süre devam ettirin. Sürate kanaat getirince satır veya ayet sayısını artırınız. Yığma yapmayınız; yeni başlamış birine yarım sayfa veya bir sayfa vererek gözünü korkutmayınız. Tedrici olarak artırınız; yarım sayfa bir sayfa ders alan çocukların evde mutlaka istediğiniz yeri en güzel şekilde hazırlayarak gelmeleri için ödev veriniz. Velilerini sadece okuma eylemini yaptıklarını takip etmekle yükümlü tutunuz.
28. Yüzüne okumayı geliştirmede mutlaka öğrencilerin birbirlerini dinleme egzersizleri yaptırınız. Başında siz olunuz; birinin ötekinin hatalarını ve yanlışlarını bulmasına fırsat veriniz. Bu öğrenmeyi daha geliştirecektir. Dinleyen öğrenci kendini hoca konumunda hissederek azami dikkat ve hassasiyet gösterecektir.
29. Yüzüne öğretimine geçtikten sonra velilere iyi okuyan tanıdık karilerin kaset ve cdlerini tavsiye ederek onları evde dinlemelerini sağlayınız. Çocuklarda kulak azami derecede önemlidir. Boş teyip gibi zihinleri hemen dinlediklerini kavrarlar. Ehil olmayanların okutmalarına imkan vermeyiniz. Çünkü yaptıklarınızı sekteye uğratma tehlikesi söz konusu olabilir.
30. Yüzünden okumanın hızlandırılması için, çok sayfa okutmak yerine aynı sayfayı çokça okumasını sağlayınız. Aynı yeri çokça tekrar etmek hızlanma sonucunu getirecektir. Okuma aşinalığı daha fazlalaşacaktır. Verdiğiniz sayfayı kursta ve evde en az 15-20 defa okumalarını sağlayınız. Veya alt bir sınır koyunuz, üstü öğrenciye bırakınız. Okuma sayısı için çizelge tutunuz; okuma sayısını artıranları taltif ediniz; övünüz, ödüllendiriniz.
31. Belli bir aşamadan sonra hızlarını artırmak için “dakikalı okuyuş” yarışı başlatınız. Doğru ve güzel bir şekilde az sürede okuyanları günün şampiyonları yapınız. Öğrencilerin okuyuşlarını mümkün mertebe bir çizelge ile takip ediniz. Bu kendi ile yarışmasına imkan verecek; daha hızlandıracaktır. Hatta bu dakikalı okumayı kendilerinin evde yapmasını; bir çizelge ile bunu takip ederek hocaya göstermelerini sağlayınız. Hem şampiyonları hem de süreyi iyi kullananları ödüllendiriniz ki hem kendisine hem ötekilere teşvik olsun.
32. Ödev verdiğiniz sayfayı önce siz okuyunuz; sonra varsa iyi bilen öğrencilere okutunuz; koro halinde en az bir kere okutunuz, mümkünse solo olarak dinleyiniz. İkili gruplar halinde birbirlerine dinletiniz. Ödevi her öğrenciden mutlaka dinleyiniz. Öğrencinin sayısının fazla olduğu ve herkesi dinleme imkanı olmadığı durumlarda daha ileri öğrencilerden yararlanma yolunu tercih ediniz. Ama mutlaka o günkü dersi dinleyiniz.
32. Derse heyecan kazandırmak için kuran öğrenmek, öğretmek, ezberlemekle ilgili hadisleri ara ara paylaşarak hissiyatlarını harekete geçirin. İbadet halinde olduklarını belletin. Her harfinin okumasına sevap aldıklarını öğretin. Hafızların ve islam büyüklerinin Kur’anla ilgili hayat hikayelerinden ve menkibelerinden pasajlarla heyecan kazandırın.
33. Yüzüneyi sağlamlaştıran ve hızlandıran öğrencilerinize cüz dağıtarak hatim okumalarını sağlayın.
6. Tecvit Öğretim Teknikleri ve İlkeleri
1. Tecvid konularını kısa, özlü ve detaya girmeden teorik olarak anlatınız. Anlamayacağı dilden konuşmayınız. Çocukların seviyesine indirgeyerek anlatınız. Çok detay ve ihtisas görenler için olan ayrıntılara girmeyiniz (medd-i lazım’ın çeşitleri, meddi arızın vecihleri gibi).
2. Anlattığınız tecvid konularını tahtada yazarak anlatınız. Bol örneklerle destekleyiniz. Ayrıca her anlattığınız konuyu çok özet bir şekilde ya yazdırarak ya da fotokopi usulüyle dağıtarak kendilerinin çalışmalarına imkân veriniz.
3. Tecvit konularını belli başlıklar halinde tasnif ederek şematik şekillerde bütüncül olarak anlatınız. Bu daha kalıcıdır. Örneğin izhar ihfa, idğam, iklab gibi konuların tümü tenvin ve nun-u sakinin konularıdır. Bunların tümünü birlikte sunarsanız öğrencinin zihninde bütüncül olarak ve mukayese edebileceği şekilde kalıcı olacaktır. Hem de bütün harfler nun-u sakin ve tenvinle ilişkili olarak yerli yerine oturacaktır.
4. Zıtlık ifade eden tecvid kurallarında özellikle (ihfa-izhar gibi) harflerin az olan kısmını belletin; bütün harfleri ezberletmek şeklinde zoru tercih etmeyin. Örneğin izhar harfleri, boğaz harfleridir; altı adettir; idğam harfleri de altıdır. Bir de iklab harfi var, toplam 13 harf eder. Diğerleri de ihfa harfleridir. Az olanın ezberlenmesi ve bellenmesi kolaydır; onları öğretiniz; bu harflerin bulunmadığı yerlerin ihfa olacağını söyleyerek kolaylaştırınız.
5. Teorik anlatımla kalmayınız. Bol örnekler vererek teorik bilgilerin somut olarak uygulamasıyla muhatap kılın. Uygulamalarını sağlayın. İlgili tecvid kuralının geçtiği bir ayeti açarak ayetten tecvidin geçtiği kısmı bulmalarını sağlayın. Ve benzeri tatbikatlarla uygulama yaptırınız.
6. Önemli vakıf işaretlerini ve Kur’an’daki simgeleri (secde, vakıf, hizib, cüz vb.) yavaş yavaş belletiniz.
7. Yüzüne okuduğu yerlerden bölümlerin fotokopisini yaparak belli kısımların tecvid haritasını çıkarmasını sağlayınız. Bunu belli bir müddet uygulayınız. Ödevi kursa getirdikten sonra öğrencilerin birbirlerinin kâğıtlarını kontrol etmesine eksiklerini bulmasına fırsat vererek tatlı bir yarış ve hocalık denemesi yaptırın. Bu, kuralların daha hızlı ve kalıcı bir şekilde öğrenilmesini sağlayacaktır.
8. Yüzüne okumada her öğrendiği kuralı uygulamasını sağlayınız. Okuduğu bölümlerde hangi tecvid kuralının bulunduğunu sorarak test edip kuralların hem teorik hem de pratik düzeyde içselleştirilmesine çaba gösteriniz.
9. Yüzüne okumayı bitiren, tecvidi uygulayan öğrenciler için mutlaka tören düzenleyin. Kursa katılım sertifikası verin. Hediyelerle çocukları uğurlayın ki, kurs hayatı unutulmaz bir hatıra olarak hiç zihinlerinden silinmesin.
7. Kur’an’ı Ezberleme Teknikleri ve İlkeleri
Kur’an-ı Kerimdeki sûre ve ayetleri kolayca ezberlemek, ezberlediğiniz bu sûre ve ayetlerin daha kalıcı olması için gerekli yöntemleri adım adım uygulayınız.
1. Ezber yapacak öğrencilerin yüzüne okumayı hızlandırmış; tecvidi öğrenip hazmetmiş şekilde mükemmel bir Kur’an okumayı öğrenmiş olması ön şarttır.
2. Hıfz yapacak öğrencinin hissiyatını ve Allah’ın kelamını ezberlemenin önemini ortaya koyan hadislerle yüksek bir seviyeye ulaştırın. Bir bilinç oluşturun. Zihnen ve hissen hazır olmasını sağlayın. Abdestli olmasını; kolaylaştırması için Rabbine samimi bir şekilde dua etmesini öğretin.
4. Mümkün olduğu kadar zihninin saf ve duru olduğu anlarda ezber yapmasını sağlayın. Bir de zihnini boş ve lüzumsuz şeylerden arındırdıktan sonra ezbere başlasın. Dolu kap boşalmadan içine bir şey yerleştiremezsiniz. Zihnin saf ve duruluğu için günahlardan da uzak durulmaya çalışılmalıdır.
5. Ezberlerini genellikle sabahın erken vakitlerinde saf ve duru zihinle yapmalarını önerin. Eğer akşam uyumadan önce çalışıp ön hazırlık yaparlarsa uykuda iken hafızalarına kaydedildiğini göreceklerdir.
6. Şunu da unutmayın ki Kur’an-ı Kerim’in başına oturduklarında, şeytan bütün gücüyle onlara vesvese verecek ve ne kadar iş, oyun-eğlence, vb. şey var ise akıllarına getirecek, Kur’an’dan alıkoymaya çalışacaktır. Bunun bir oyun olduğunu, sakın tuzağa düşmemeleri gerektiğini söyleyin. Kararlılığını sağlayın.
7. Rabb’imizin bir hadis-i kudside “Kur’an’la meşgul olup da dua etmeye, bir şeyler istemeye fırsat dahi bulamayanlara, dua edip isteklerde bulunanlardan daha çok vereceğini” bildirdiğini hatırlatınız.
8. Ezberledikleri bölümlerin yazı hattı hep aynı olsun. Çünkü gözleriyle fotoğrafını çekmektedirler. Hafızalarına aynı hatla kaydettiklerinde hatırlamaları daha kolay olur.
9. Ezber yaptıkları mekan sade ve sessiz olsun. Sade bir mekanda gözlerini ve zihnini meşgul edecek şeyler olmaz ve daha çabuk ezberlerine yoğunlaşırlar. Mümkünse ezberlerini hep aynı yerde yapsınlar.
10. Ezber yaparken mutlaka hafif sesli okumalarını tavsiye edin. Sesli çalıştıklarında kulaklarından da yardım alırlar ve daha çabuk ezberlerler.
11. Harflerin mahreçlerinin ve telaffuzlarının düzgün olmasına dikkat edin. Çünkü yanlış ezberlediklerinde düzeltmek çok zor olur. Bunun için sürekli kontrol altında tutun. İmkan varsa ehil hocaların kaset ve CD’lerinden faydalandırın.
12. Bir sayfayı veya sûreyi ezberlemeye başlamadan önce mahreç, telaffuz ve tecvidine dikkat ederek burayı öğrenciye bir kaç kez okuyunuz. Sonra öğrencilerin koro halinde okumalarını sağlayın. Koro halinde okuyuş kulak yardımıyla kalıcılık sağlayacak; ezberlenecek metni ezbere yaklaştıracaktır. Sonra okunan bölümü her bir öğrenciye en az on defa yüzünden okutun. Daha sonra aynı yeri cd veya kaset kaydından bir kaç kez dinlettirin. Bütün bu çalışmalar ezberlenecek yeri hazır hale getirecektir.
13. Öğrencinizin ezberleme tipini ve süresini test etmeye çalışın. Kelime kelime; ibare ibare ezberleyip bunları birbirine katarak cümleyi ezberlemeyi mi iyi beceriyor; yoksa bir bütün olarak ayeti okuyarak ezberlemeyi mi? Her ikisini denettirin. Hangisinden verim alınıyorsa onu tercih edin. Bir sayfayı ne kadar sürede ezberlediğini kontrol edin.
14. Ezber dinleme esnasında hatalı okuduğu yerleri mushafında işaretleyin, düzeltmesini sağlayın. 15. Ders geçme ve yenisini alma konusunda öğrencileri aynı zamana kilitlemeyin. Dersini ezberleyip dinletene yeni ders verin; ötekileri beklemeyin. Bu hem dersini vermeyenleri tetikleyecek, hem de verenin azmini artıracaktır. Aksi taktirde ders verenlerin şevklerini kırma; tembelliğe sevketme tehlikesi ortaya çıkacaktır.
16. Öğrencinin ezberleme şeklini ve vaktini tespit ettikten sonra Ezber verdiğiniz yer için zaman tayin edin. Şu kadar sürede ezberini dinleyeceğim deyin.
17. Parça olarak ezberledikleri kısma yenisini katarak sürekli tekrar etmelerini sağlayın. Birinci ayete ikinciyi; ikinciye üçüncüyü, üçüncüye dördüncüyü kattıklarında her aşamada başından tekrarlamalarını isteyin. Bu, bütün olarak ezberlenen bölümün sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Sayfanın veya ezberlenecek yerin tümü bittiğinde artık ezberlendiğine kanaat getirdikten sonra ilgili bölümün tümünü en az on defa tekrar edin.
18. Ezberlemede etkin bir başka metot da şudur: Yukarıdaki şekliyle ilk olarak ezber yapılıp bitirildikten sonra ara verip belli bir zaman sonra veya uyuduktan sonra tekrar ettirilir. Bu arada zihin dinleneceğinden; hele gece ezberleyip sabah zinde bir şekilde kalkıldığında, Allah’ın yardımıyla zihnine nakşedildiğini görecek ve tekrar tekrarla metin taş gibi olacaktır.
19. Kuvvetli bir şekilde ezberlenilen surelerin veya sayfaların peşini bırakmayın. Mutlaka ara ara onları dinleyiniz. Çünkü hafıza çok nankördür; ilgilenmezseniz sizinle ilgisini keser.
20. Ezberlenilen yerleri / sureleri mutlaka namazlarında okumalarını isteyin.
21. Sure ezberlerinde özellikle ezberlenen yerlerin anlamlarını öğrenmelerini sağlayınız. Hafızlar için de bu önerilir. Papağan gibi ezberlemek yerine anlamlarını bilerek ezberlemesi bir kayıt aleti mesabesinden çıkarıp önündeki zamanda anlayıp yaşamasında bir basamak olur.
22. Ezber yapan özellikle hafızlık yapan çocukların mutlaka ama mutlaka oyun, eğlence ve dinlenmelerine fırsat verin. Zor bir iş olan hafızlığı, kolaylaştıracak tüm unsurlara müracaat ediniz. Sabrı kuşanın; hoşgörülü olun; güleryüzlü olun. Hele hele acizliğin resmen ispatı konumundaki şiddete başvurmayınız; hem de hiç bir halde. Hafızlıkta şiddeti mazur gösterecek hiç bir bahane olamaz. Unutmayınız ki zoru yapan hafızdır; siz sadece ucuz bir dinleme olayını yapmaktasınız. Sevdirerek, eğlendirerek, oynatarak, hediyelendirerek, teşvik ederek, öteki çocukların fevkinde çocukluğunu yaşatarak bu işi yapmak mecburiyetinde olduğunuzu hatırınızdan çıkarmayınız. Çünkü akranları gününü gün ederken onlar sırtlarıyla kamyon yükünün altına girmişlerdir. Unutmayınız!
Başkanlığımızca hazırlanan Hafızlık Eğitim Programında öğrencilerin ihtiyaçları, talepleri, nitelikleri ve Kur’an kursu şartlarına göre uygulanmak üzere 2 farklı ezberleme yöntemi tavsiye edilmektedir.
1. Geleneksel Ezberleme Yöntemi
Bu yöntem, hafızlık eğitiminde görülen birtakım yanlış uygulamaların önüne geçmek ve ülke genelinde uygulama birliği sağlamak amacıyla geleneksel hafızlık yönteminin sistematik hale getirilmesinden oluşmaktadır. Hedef kitlesi, hafızlığını standart olarak belirlenen 24 aylık sürede tamamlamak isteyen öğrenciler olan bu yönteme dair aşağıda belirtilen maddeler aynı zamanda ikinci yöntem için de geçerlidir. Bu yöntem için, “Hafızlık Ezberleme Sürecinde Uyulması Gereken Genel Esaslar” ifadesi de kullanılabilir.
Hafızlık eğitiminde;
a. Sayfaların cüz sonundan başlanarak ezberlenmesi sağlanmalıdır.
b. Ezberlenen sayfaların belirli aralıklarla tekrar edilebilmesini sağlamak amacıyla, derslerin bir cüzün baştan sona ezberlenmesini sağlayacak şekilde değil de, sırasıyla 1. cüz, 2. cüz, 3. cüz … olmak üzere her cüzün aynı sayfalarının ezberlenmesi şeklinde planlanması gerekmektedir.
(Örnek: İlk derste 1. cüzün 20. sayfasını ezberleyen öğrencinin, ikinci derste 1. cüzün 19. sayfasını değil 2. cüzün 20. sayfasını ezberlemesi)
c. Sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ezberlenmesi önemlidir.
d. Hafızlık sürecinin ham+has şeklinde devam ettirilmesi, bu sürecin herhangi bir aşamasında öğrenciye has sayfaların bıraktırılarak sadece ham sayfaların ders olarak verilmemesi gerekmektedir.
(Örnek: Her cüzün 15 sayfasını ezberleyen öğrenciye yeni dönüşte daha önce ezberlediği bu 15 has sayfanın bıraktırılarak hafızlığını bir an önce tamamlatmak amacıyla 5 ham sayfanın ders olarak verilmesi. Böyle bir uygulama, öğrencinin önceki 15 sayfayı asgari 70 gün tekrar edememesine sebep olacak ve hafızlığın istenilen ölçüde sağlam tamamlanmasına engel olacaktır.)
e. Dersin sadece ham veya has sayfalar olarak ayrı ayrı değil bir bütün halinde öğreticiya bir defada arz edilmesi sağlanmalıdır.
(Örnek: Daha önce her cüzden 10 sayfa ezberi olan öğrencinin yeni dönüşte 2 ham sayfa ders aldığı düşünüldüğünde, öğreticisına dersini sunarken sabah 2 ham sayfayı daha sonra öğle, ikindi veya akşam vaktinde de 10 has sayfayı arz etmesi. Böyle bir uygulama, öğrencinin günlük ders verme kaygısıyla hafızlığın bir bütün olduğu anlayışından uzaklaşmasına ve ham sayfaları ezberleme hususunda gösterdiği özeni has sayfaları tekrar ederken göstermemesine sebep olabilmektedir.)
f. Öğrencilerin hergün ders vermeleri sağlanarak has sayfaların yaklaşık 35 günde bir tekrar edilmesi sağlanmalıdır. Bu sürede dahi daha önce ezberlenen has sayfalar unutulabilmektedir. Gününde ders veremeyen öğrencilerin eski ezberlerini tekrar etme süreleri 40-50 güne kadar uzayabilmekte dolayısıyla bir sonraki dönüşte has sayfaların tekrarı oldukça güçleşmekte ve bunun için harcanan emek ve zaman artmaktadır. Bu durum öğrencilerin motivasyonunu olumsuz etkilemekte ve hafızlık sürecini uzatmaktadır.
g. Öğrenci ezber yapılacak bölümü (sayfa veya sure) öncelikle öğretici veya diğer dinleme cihazlarından dinlemeli, böylece; kelimeleri öğrencinin doğru algılaması sağlanmalıdır.
h. Ezberlenecek sayfada hatalı okunma ihtimali bulunan zor ve özellikli kelimeler özellikle belirtilerek öğrenciye kavratılmalıdır.
i. Sayfada yer alan ve başka yerlerde de geçen benzer (müşabih) kelime ve ayetlere öğrencinin dikkati çekilmelidir.
j. İmkan ölçüsünde ikili yada üçlü öğrenci çalışma grupları oluşturulmalı ve öğrencilerin hocadan önce birbirlerini dinlemeleri sağlanmalıdır.
k. Öğrencinin ezberi (ham + has) akşamdan tamamen hazır etmesi ve yatmadan önce yeterince tekrar etmesi sağlanmalıdır.
l. Ezber yapılan her bir bölümün (ayet, sayfa, sure, cüz) kendinden bir sonrası ile bağlantısı kurulmalıdır. Böylece öğrencinin sayfa ve sure geçişlerini zorlanmadan yapması mümkün olacaktır.
m. Ezber yapma ve hocaya ders sunma hadr usulünde olmalıdır.
n. Sesli okuma ezberi kolaylaştıracağı için öğrencilere bu imkan sağlanmalıdır.
o. Hafızlık yapan her kişiye, kapasitesine göre ezber yükü verilmelidir.
Yöntem birliğini sağlamak ve bir takım yanlış uygulamaların önüne geçmek açısından yukarıda zikredilen hususların dikkatle uygulanması önem arzetmektedir.
2. Tekrarlara Göre Yapılandırılmış Yöntem
Hafızlık eğitiminde yaygın olarak kullanılan geleneksel yöntemlerin yanı sıra, ezberleme ve ezberlenenlerin korunması üzerine günümüzde yapılan araştırmalardan yararlanılarak, hafızlık eğitiminde kullanılabilecek alternatif bir yöntem örneği geliştirilmiştir. Bu yöntem örneği, “ezberleme” ve “ezberi koruma” olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır.
Hafızlığı oldukça kısa sürede tamamlamayı arzu eden ve durumu buna müsait olan öğrenciler ve kurslar için tavsiye edilen bu yöntem örneği, sayfanın en kısa sürede, en kolay bir şekilde ezberlenmesini ve özel olarak belirlenmiş aralıklarla tekrarlanarak hafızada tutulmasını esas almaktadır. Birinci yöntemden temel farkı, hem dersin ezberlenmesi esnasında hem de ezberlendikten sonraki aşamada tekrarların belirli bir sisteme göre yapılandırılmasıdır.
Yukarıda da belirtildiği gibi birinci yöntemde sözü edilen genel esaslar, bu yöntem için de geçerlidir.
A. Ezberleme
Bu yöntemden olumlu sonuçlar alınabilmesi ve sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi için öncelikle sayfa sayısı birbirine yakın öğrencilerden üçer/dörder kişilik gruplar oluşturulur. Bu sayede; sayfa ezberlenirken öngörülen dinletmelerin düzenli bir şekilde yapılması, öğrencilerin birbirini takip etmesi, motive etmesi ve varsa yanlışlarının düzeltilmesi sağlanır.
Ezberlemeyi kolaylaştırmak amacıyla zihnin çalışma sistemi dikkate alınır. Bütüne nazaran parçaların ezberlenmesi daha kolay olacağından ezber yapılırken;
a) Sayfa iki bölüme ayrılır.
b) Her bir bölüm ayet ayet ezberlenir. Uzun ayetler, vakıf işaretleri ve/veya ezberleyenin nefesi dikkate alınarak uygun parçalara bölünerek ezberlenir. Her yeni ezberlenen parça öncekilerle birleştirilerek tekrar edilir.
c) Sayfanın ilk bölümü tamamen ezberlendikten sonra öğreticinin rehberliğinde yeter miktar/en az dört defa ezbere tekrar edilir. Dört kez ezbere tekrar edilen bölüm daha sonra grubundan iki arkadaşa, son olarak ise mutlaka hoca veya görevlendirilen diğer bir öğreticiye birer kez dinletilir.
d) İkinci bölümde de aynı işlemler tekrarlanır.
e) Son olarak sayfa birleştirilerek grubundan iki arkadaşa ve mutlaka hoca veya görevlendirilen diğer bir öğreticiye birer kez dinletilir.
B. Ezberi Koruma
Hafızlık eğitiminde karşılaşılan önemli zorluklardan biri, ezberlenerek hocaya ders olarak verilen ve artık has diye tabir edilen sayfaların, daha sonraki dönüşe kadar tekrarlanmadığı için belli ölçüde unutulmasıdır. Bu sebeple bir sonraki dönüşte öğrenci, neredeyse ham sayfaları ezberlemek için harcadığı emek ve vakit kadar, daha önce ezberlediği has sayfaları yeniden ezberlemeye emek ve vakit harcamaktadır. Bu bakımdan hafızlık sürecinde, ezberlenen sayfaların hafızada tutulmasının ve ezberlerin korunmasının önemi büyüktür.
Bunu sağlamanın en temel ve belki de yegane yolu ise, ezberlenen sayfaların unutma meydana gelmeden belirli aralıklarla tekrar edilmesidir. Bu şekilde, bir sonraki dönüşte has diye tabir edilen sayfalara daha az vakit ayrılarak daha çok ham sayfa alınması ve hafızlığın daha kısa sürede, kalıcı ve sağlam olarak tamamlanması da mümkün olacaktır.
Ancak tekrarların gelişi güzel zamanlarda yapılması da ezberi korumaya yetmeyecektir. Dolayısıyla ezberleme sürecinde olduğu gibi, ezberi koruma sürecinde de zihnin çalışma sistemi dikkate alınarak tekrar zamanları aşağıda belirtilen şekilde düzenlenmelidir.
Ders olarak okunan ezber sayfaların tamamı (ham+has) aşağıda belirtilen tekrar zamanlarında yeniden hocaya arz edilir.
a) Birinci tekrar 1 saat sonra yapılır.
b) İkinci tekrar zamanı 24 saat sonrasıdır.
c) Üçüncü tekrar 48 saat sonra yapılır.
d) Buraya kadarki tekrarların yapılmasında saat önemlidir ve öğrencinin hocaya dersi verdiği ilk zaman başlangıç olarak esas alınır. Bundan sonraki haftalık, iki haftalık ve aylık tekrarlarda ise saat önemli değildir ve gün içinde herhangi bir vakitte ders hocaya okunabilir.
e) Dördüncü tekrar, ezberin hocaya ders olarak verilmesinden 7 gün sonradır.
f) Beşinci tekrar 14 gün sonra yapılır.
g) Son tekrar ise 30 gün sonrasıdır.
8. Kur’an Öğretiminde Teknoloji Kullanımı
Kur’an öğretiminde teknolojinin kullanımı iki alanda kendini yoğun bir şekilde hissettirmektedir.
A) İşitsel ve görsel teknolojik araçların kullanımı:
En alt seviyede kasetçalar teyp gibi elektronik aletler vasıtasıyla bu meyanda hazırlanmış malzemelerden yararlanmak.
Bilgisayar teknolojisinden faydalanmak. Bugün Kur’an’ı öğretmeyle alakalı yapılmış birbirinden farklı onlarca öğretim programları bulunmaktadır. Bunlar incelenerek faydalı olanlardan yararlanma yoluna gidilmelidir.
Bilgisayarlarda PowerPoint vasıtasıyla slayt şeklinde dersler hazırlanarak görselliği ve işitselliği aynı potada tepegözler vasıtasıyla çocuklar için etkin hale getirmek mümkündür.
Bu bağlamda meşhur kurraların kaset cd ve benzeri okumalarından hem bilgisayar hem kasetçalar vasıtasıyla kulaklara ve gözlere hitap ederek öğretimi kolaylaştırıp hızlandırmak mümkün gözükmektedir.
B) Internet Kullanımı
Çağımızın vazgeçilmez gerçeği olan Internet, Kur’an öğretimi alanında bize çok çeşitli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda,
a) Kur’an muhtevası, tercümesi, mesajı ve tefsiri hakkında Türkçe ve yabancı dillerde hizmet veren bir yığın site bulunmaktadır.
b) Kur’an öğreniyorum paket programları dahil kuran tercümeleri, kuran tefsirleri (Arapça ve Türkçe) sunan onlarca site bulunmaktadır.
c) Kur’an’ın gerek tümü, gerekse surelerinin meşhur kurralar tarafından tilavetiyle ilgili gerek online dinleme, gerekse kaydı indirme imkanı sunan onlarca site bulunmaktadır.
d) Ayrıca yaz kuran kurslarıyla ilgili olarak gerek www.kurankursları.com başta olmak üzere diyanet ve diğer müftülüklere ait bazı Kur’an kurslarının özel sitelerinde hocalara bilgi sunan bir yığın site bulunmaktadır.
e) Arama motorlarından (google vb.) gerekse mevcut sitelerin “faydalı linkler” kısmından Kur’an’la ve öğretimi ile ilgili tüm dünyadaki öteki sitelere ulaşmak mümkündür.
İnternet’te Kutsal Kur’an Kaynakları (www.quran.org.uk) özel bir konuya hasredilmiş sitelere iyi bir örnek olarak verilebilir. Burada, Kur’an’ın Türkçe dahil 24 dilde tercümesi ile çeşitli dillerde tefsirlerine bağlantılar, Kur’an yazma koleksiyonlarını bulunduran merkezler hakkında bilgiler ve varsa bu merkezlerin web sitelerine bağlantılar, Kur’an hakkında yazılmış makaleler, Kur’an, Tevrat ve İncil karşılaştırmaları; Kuran’ın çeşitli makamlarda online (mp3 veya Real Audio formatında) okunuşu, kelimeye dayalı veya fonetik tarama motoru bulunmaktadır.
Bir başka kayda değer Kur’an sitesi de quran.al-islam.com adresinde bulunmaktadır. Bu sitede, Kur’an’ın altı dilde (İngilizce, Fransızca, Almanca, Türkçe, Malay dili ve Endonezya dili) tercümesini karşılaştırmalı olarak incelemek ve iki değişik makamda okunuşunu dinlemek mümkündür. Ayrıca, Kur’an’ın içeriğine analitik konu başlıklarından hareketle, veya anahtar kelime araması yoluyla erişilebilmektedir. Bu işlemler yine söz konusu bu altı dilde yapılabilmektedir.
Yukarıdaki ve benzer sitelerde Kur’an’ın öğretilmesi ilk baştan itibaren yani elif cüzünden başlayarak, kuranın hatmedilmesine varıncaya kadar tüm veri ve bilgiler mevcuttur. Kur’an’ı bu teknoloji ile öğrenmek isteyen bir kişi iş yerinde, evinde elinde bilgisayarı ve Internet’e bağlanma imkanı varsa, rahatça Internet’ten Kur’an’ı bulunduğu her ortamda öğrenebilir. Önemli olan bu işin arzu ediliyor olmasıdır.
Bunların dışında Kur’an öğretimiyle doğrudan alakalı olan aşağıdaki sitelere müracaat edilebilir:
KUR’AN’I ANLAMA İLE İLGİLİ KAVRAMLAR
1.a. Tefsir
Tefsir kelimesi, “fesr” veya taklip tarikiyle “sefr” kökünden gelen “tef’îl” vezninde bir masdardır. “Fesr”, sözlükte bir şeyi açıklamak, ortaya çıkarmak, ve üzeri örtülü bir şeyi açmak gibi manalara gelmektedir. İfade ettiği bu manalardan dolayı herhangi bir hastalığı teşhis için yapılan tahlile de “fesr” denilmektedir.
Tefsir kelimesi terim olarak ise: “Müşkil olan lafızdan murad edilen şeyi keşfetmektir” şeklinde tarif edilmiştir. Bir ilim olarak ele alındığı zaman da tefsir: “İnsan gücü ve Arap dilinin verdiği imkân nisbetinde Allah’ın muradına delâlet etmesi bakımından Kur’an metninin içerdiği manaları ortaya koymak” demektir.
Sahabe devrinde tefsir denilince akla tevkîfî beyanlar geliyordu. Yani bu söz onlara göre Allah’ın veya O’nun elçisinin açıklamalarını ifade etmek üzere kullanılan bir kavramdı. Yani onda hata ihtimali asla söz konusu değildi. Böylece denilebilir ki ashab döneminde “tefsir” lafzı Allah ve Hz. Peygamber’in beyanları için söz konusu iken daha sonraları muhtevası biraz daha genişletilerek sahabe açıklamalarını da içine almaya başladı. Çünkü onlar Kur’an’ın inişine şâhid olmuşlar, hükümlerle sebepler arasındaki münasebeti iyi kavramışlardı.
Kur’an ilimlerinin en önemlisi tefsirdir, diğer ilimler onun yardımcısı gibidir. Çünkü tefsir Kur’an’ı anlamaya ve açıklamaya yönelik faaliyetler bütünüdür. İnsanın gücü oranında Allah’ın âyetlerinde neler murad etmiş olduğunu çeşitli kaynaklar aracılığıyla anlamaya çalıştığı ilimdir.
Tefsir İlminin Gayesi: Allah’ın muradını anlama çabasıdır.
Tefsir İlminin Konusu: Kur’an âyetleridir.
-Baştan sona ilk Kur’an tefsiri: Mukatil b. Süleyman’a (Ö.H.150) atfedilen “Kitabu’t-Tefsiri’l-Kebir” dir.
1.b. Te’vil
“Te’vil” kelimesi, sözlük manası itibariyle aslına dönmek anlamına gelen “evl” kökünden “tef’il” vezninde masdar olup, “döndürmek” ve “herhangi bir şeyi varacağı yere vardırmak” demektir. Te’vil kelimesi, Kur’an bütünlüğü içerisinde farklı anlamlarda kullanılmıştır. Bunları kısaca şöyle sıralamak mümkündür:
1. Tefsir: “Onun te’vilini/tefsirini ancak Allah bilir…”.
2. Sebep: “Hakkında sabredemediğin şeylerin te’vilini, sebebini sana bildireceğim”.
3. Sonuç: “Bu daha iyidir ve te’vil/sonuç bakımından daha güzeldir”.
4. Rüya tabiri: “Ve Yûsuf dedi ki: Babacığım! İşte bu daha önce gördüğüm rüyanın te’vili/tabiridir”.
Te’vil kelimesi terim olarak da: “Meşru bir sebep veya delilden ötürü âyeti zahirî manasından alıp, kendisinden önce ve sonraki âyete mutabık, kitâb ve sünnete uygun manalardan birine hamletmek” demektir.
İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre nasslardan hüküm çıkarmada esas olan, te’vile gitmemektir. Başka bir ifade ile nasslann zahirî manalarıyla amel etmek vâcibtir ve kuvvetli delil olmadıkça zahirî manalarını bırakıp te’vile gitmek caiz değildir. Meselâ genel manalı bir nass, kendisini tahsis eden hususî bir nass olmadıkça umum, mutlak manalı bir nass da takyid edici bir nass olmadığı müddetçe mutlak anlam taşır. Emirler de aynı şekilde aksi bir delil bulunmadıkça vücüb ifade ederler. Ancak birbiriyle anlam yönünden çelişir gibi görünen müşkil âyetlerin te’lifi ve manaları gizli bir anlam için sembol teşkil eden âyetlerin yani müteşâbih nassları açıklığa kavuşturulması gibi durumlarda da te’vil kaçınılmazdır.
Tefsir, Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça veya başka bir dille yapılan açıklamalarıdır. Bu açıklamaların âyet ve hadislerle sahabe rivayetlerine dayanan kısmına rivayet tefsiri, başta dil ilmi olmak üzere diğer yardımcı bilgilere, aklî verilere dayanılarak yapılan kısmına ise dirayet tefsiri denir. Te’vil ise geçerli bir sebebe dayanarak sözü, ondan anlaşılan açık (zahir) mânâ yerine, nispeten kapalı veya ikinci derecede bulunan başka bir mânada anlayıp yorumlamaktır.
1.c Tercüme
Sözlü yahut yazılı bir metnin, başka bir dile aslına sadık kalarak, anlaşılır bir ifadeyle çevrilmesidir. Ayrıca biyografi anlamında terceme-i hal tabiri de meşhurdur.
1.d. Meal
Bir metni başka bir dile birebir çevirmekten çok yaklaşık olarak yani tefsîrî tercüme şeklinde aktarmak demektir.
Kur’an çevirilerine tercüme yerine çoğu kez meal denmesinin arkasında, ilâhî manayı bir diğer dile aktarırken, hitabın tam olarak karşılığını verme iddiasından biraz olsun uzak durup, yapılabilecek hatalarda sorumluluğu asgarî düzeye indirme niyeti mevcuttur.
2. KUR’AN’I DOĞRU ANLAMA ve ANLATMADA YÖNTEMLER
Kur’an, en doğru yola ileten bir kitap, insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur), bir öğüt, kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. ( Bkz. İsra: 9; Yunus:57; Casiye:20 ) İnsanın böyle bir kitabın rehberliğinde hayat sınavını başarı ile tamamlayabilmesi, öncelikle Kur’an’ı doğru anlamasıyla mümkündür.
Kur’an Yaratandan gelen bir hitaptır. Allah’ın kullarına olan sevgi ve merhameti, bir annenin çocuğuna olan merhametinden de fazladır. Bu nedenle Kur’an’ı, Allah’ın kullarına merhametinin bir eseri olarak düşüne düşüne okumak gerekir.
Kur’an’daki ayetlerin çoğu muhkem ayetlerdir. Yani her insan tarafından okunduğunda anlaşabilecek niteliktedir. Bunun yanında kutsal kitabımızda yoruma açık ve mecaz anlamlar taşıyan müteşabih ayetler de yer almaktadır. Kur’andaki müteşabih ayetlerin anlaşılabilmesi için yorumlamaya ihtiyaç vardır. İslam alimleri Kur’an’ı her dönemde kendi bilgi birikimlerine göre anlamaya, yorumlamaya çalışmışlardır. Böylece Tefsir ilmi doğup gelişmiştir.
Kur’an-ı Kerim’in mesajlarını doğru okuma, anlama ve uygulama ise bir müslümanın en önemli görevidir. İnsanlara hidayet ve rahmet olarak gönderilen Kur’an’ı doğru anlamak için Kur’an- Allah ilişkisine, Kur’an-insan ilişkisine, Kur’an- âlem ilişkisine ( görünen ve görünmeyen alem ilişkisine ) ve Kur’an–Kur’an ilişkisine bakmak gerekir.
Ayrıca Kur’an’ın mübelliği, insanlığın en güzel rehberi Hz.Peygamber’in Kur’an ile ilişkisine, Kur’an’daki konumuna bakmak gerekir. Vahyin ilk muhataplarının, yıldızlaşmış nesil sahabenin Kur’an’ı anlayışından da haberdar olmak gerekir.
Kur’an’ın öğrenilmesi kişinin onu anlamak için gösterdiği çabaya bağlıdır. Yüce Allah bizden Kur’an’ı anlamamızı, ayetlerini düşünüp öğüt almamızı istemektedir: “Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? “ ( Kamer:17 )
Kur’an’ı anlamak, iyi niyetli ve dikkatli bir okumayı gerekli kılar. Kur’an’ı doğru bir şekilde yorumlamak için bazı ilkeler vardır. Kur’an-ı Kerim hakkında doğru bilgi, doğru yöntem ve doğru uygulamalara ulaşmak için aşağıdaki maddelerin bize ışık tutacağını söyleyebiliriz.
1- Arap dilini ve edebi inceliklerini bilmek
2- Kur’an’ı tanımak, amacı, muhtevası ve üslubu ve hedef kitlesi hakkında bilgi sahibi olmak, kısaca Kur’an’ı anlamaya giriş bilgisine sahip olmak. Bu konuyla ilgili 1. Ünitede yeterli derecede bilgi paylaşmıştık.
3. Kur’an’ı Kur’an ile tefsir etmek. Kur’an’ı bir bütün olarak ele almak, Kur’an’ı Kur’an’ arz etmek.
Kur’an’ı anlamada bütünlük ilkesini göz ardı etmemek gerekir. Kur’ân’ın açıklamalarına ulaşmak için âyetler ve sureler arasındaki arası ilişkileri bilmek gerekir. Bu, rakamlar arası ilişkilere benzer. 0′dan 9′a kadar toplam 10 rakam vardır. Bütün hesaplar onlarla yapılır. İnsan, rakamlar arası ilişkileri ne kadar bilirse o kadar hesap yapar. Kimi onu, günlük hesaplarını tutacak kadar bilir. Kimileri de bilgisayarın, uzay teknolojisinin ve daha nice şeylerin hesaplarını yapacak kadar bilir. Her insan o rakamlardan, kendi bilgisi ölçüsünde yararlanır. Kur’ân’dan yararlanma da öyledir. Âyetler ve sureler arasındaki bu ilişkilerin görülememesi, Kur’ân’ın iç bütünlüğünü sağlayamamak demektir.
4- Kur’an-Sünnet ilişkisine başvurmak, Kur’an’ı Sünnete arz etmek.
Kur’an’ı öğrenmek ve onu anlamaya çalışmak konusunda bize örneklik eden kişi, Hz.Peygamberdir. Dolayısıyla Kur’an-Sünnet ilişkisini görmek, Kur’an’ı doğru anlamada, Hz. Peygamberin rolünü iyi algılamak gerekir. Hz.Peygamber’i devre dışı bırakan, rolünü küçülten, önemsizleştiren bir Kur’an ve din anlayışı düşünülemez. Kur’an’ın doğru bir şekilde algılanmasında Allah Rasulü’nün uygulamaları çok önem arz etmektedir. Bu uygulamalar bazen Kur’andaki bir hükmün önce açıklanması sonra da bizzat kendisi tarafından tatbiki, bazen de bir sahabinin uygulamasından sonra Rasulüllah’ın bunu onaylaması şeklinde cereyan etmiştir. Bu uygulamaların yanında bazen itikadi açıdan yaptığı bazı düzeltmeler de olmuştur. Onun bu şekildeki düzeltme ve uygulamalarını hem itikadi hem de ameli açıdan görmek mümkündür.
5- Kur’an’ı doğru anlamada Sahabe anlayışına ve uygulamasına başvurmak. Kur’ân-ı Kerim’i en doğru anlamıyla anladığı tescillenmiş kişi ya da topluluk deyince tek bir topluluk akla gelir; o da vahyin ilk muhatapları Ashab-ı Kiramdır. Dolayısıyla, Kur’an-ı Kerim’i Hz. Peygamber’in sünneti ve Ashab’ın söz ve sireti çizgisinde anlamak gerekecektir.
6- Ayetlerin nüzul sebeplerinden yararlanmak, iyi bir siyer ve hadis bilgisine sahip olmak. Surelerin Mekki – Medeni ayrımını öğrenmek ve Kur’an mesajlarının karakteristik yapısını kavramak.
Allah Teâlâ her şeyi belli bir hikmet üzere var etmiştir. Kur’an’daki her âyetin de belli bir gayesi, hedefi vardır. Biz bunlardan bir kısmını ilgili rivâyetler sebebiyle bilmekteyiz. Kur’an-ı Kerim’in âyetleri bu yönden iki kısma ayrılabilir:
Birincisi, Kur’an’ın ekseriyetini teşkil eden ve Cenab-ı Hak tarafından indirilişi belli bir sebep üzere olmayan, doğrudan doğruya indirildiğini söylediğimiz âyetlerdir. İkincisi ise, belli bir olay ya da bir sebebe bağlayabildiğimiz âyetlerdir.
Hz. Peygamber’e (a.s.) yöneltilen bir sual veya meydana gelen bir hâdise dolayısıyla birkaç ayet ya da bir surenin tamamının nazil olmasına âmil olan şeye “sebeb-i nüzûl” demekteyiz. Bu konuyla alâkalı farklı mülahazalar olmakla beraber Tefsir âlimlerinin sebeb-i nüzûl hakkında üzerinde ittifak ettikleri görüş şudur; “Nüzûl sebeplerini bilmek, âyetlerin anlaşılmasını kolaylaştırır”.
7- Sibak ve siyakı (sözün akışını, bağlamı) iyi biçimde göz önünde bulundurmak. Yanlış anlamanın önüne geçmek. Sözün sahibini ve ayetlerdeki muhatap kitleyi iyi tespit etmek. Örneğin tırnak içinde, birilerinin sözü olarak nakledilen bir cümleyi Allah’ın sözü gibi nakletmenin hatalı oluşu.( Bakınız: Yusuf Suresi 28. ayette Züleyha validemizin kocasının sözünü Allah’ın sözü diye nakletmek gibi. )
8- Kur’an’ı, Kur’an İlimleri ışığında anlamak. Kur’an tilavetindeki kıraat farklılıkları ve bunların ahkama etkileri, muhkem ve müteşabihatı, Kur’an’daki tekrarları, yeminleri, kıssaları, garib lafızları, teşbihleri, meselleri, sure ve ayetlerdeki mana uyumunu, lafızlar ile mana arasındaki fonetik uyumu, çelişkili zannedilen konuları açığa kavuşturan Müşkilü’l-Kur’an adlı Kur’an ilimlerinden ve sayısı 10’larla ifade edilen Kur’an ilimleri ışığında anlamak işi kolaylaştıracaktır.
9. Kur’an’i kavramların, Kur’an’ın indirildiği dönemdeki anlamlarını tespit etmek. İlk dönem lugat eserlerine, Arap şiirlerinde kavramların kullanıldığı anlam çeşitliliğine vakıf olmak. Garibu’l-Kur’an ve Müfredatu’l-Kur’an gibi eserlerden yararlanmak. Kur’an fihristlerinden, ansiklopedilerinden yararlanmak.
10- İsrailiyyattan, gaybî ve gereksiz ayrıntılardan kaçınmak, zahirî anlamın yeterli olduğu yerde, uygun olmayan bâtini anlamdan uzaklaşmak.
11- Aşırı yorumlardan, zorlama tevillerden sakınmak. Kör taklitten uzaklaşmak, ayetleri ideolojik ve siyasi amaçlara malzeme yapmaktan sakınmak.
12- Takvaya sarılmak, ruhen ve zihnen Kur’an’ın muhatabı olmak, Kur’an’ı doğru anlamak için Allah’tan yardım talep etmenin gerekliliğini unutmamak.
13- Sahabenin, Tâbiinin ve ilim ehli ortak aklın, Kur’ân’ı tefsir ve te’viline, mevcut tefsir hazinesine bakmak. Tarihsel süreçte Kur’an’ı anlama çabalarının ürünlerine vakıf olmak. ( Rivayet ve dirayet türü tefsir eserlerine, ahkam tefsirlerine, edebi ve luğavi tefsir eserlerine, ictimai tefsir eserlerine, işari tefsir eserlerine, usül eserlerine, Kur’an ilimlerine dair müstakil eserlere, Kur’an kavramlarını müstakil biçimde konu edinen eserlere, konulu tefsir eserlerine vb. eserlere bakmak. )
14. Kur’an’ı anlama çabasının bir ürünü olan meallerden yararlanmak ve metodik çalışmalarla meallerden istifadeyi artırmak. Esasen geleneğimizde meal okuma ve okutmaktan daha çok tefsir okuma-okutma yaygındır. Ve bu daha sağlıklı bir yoldur. Ancak insanların Kur’an ile bağının öz biçimde de olsa sınırlanamayacağı gerçeğinden hareketle sürdürülen meal okuma çalışmalarının doğru bir istikamette gitmesi için bazı yöntemleri kullanmakta fayda vardır. Buna göre;
- Meal çalışmasının, işin ehli bir uzman eşliğinde sürdürülmesi.
- Meal çalışmasının tefsir, hadis, fıkıh ve siyer destekli sürdürmek.
- Takip edilen Kur’an mealinin mümkünse bir komisyon çalışmasının ürünü olması. Meâlin çeviri yapılan dile, akıcı bir biçimde çevrildiğine dikkat edilmesi.
- Meal okumada çeşitlilik kazandırılması; kavram merkezli okuma yapılması, konu merkezli okuma yapılması, nuzül sürecine göre okuma yapılması gibi.
- Mukayeseli meal çalışması yapılması.
- Başlanılan Meal çalışmasının yarım bırakılmaması. Kur’an’ın tedrici olarak indirilişinin iyi okunması.
- Meal okumada çapraz okuma yönteminin geliştirilmesi. Kur’an’ın Kur’an’ arzedilmesi yöntemiyle, birbirleriyle bağlantılı ayetlerin beraber okunması, düşünülmesi ve aradaki bağın kuvvetlendirilmesi. Ayetler ve sureler arasındaki bağlantının kavranılması.
- Sureleri okumadan önce, her sure hakkında özet bir bilgiye, muhteva akışına sahip olunması, okuduktan sonra, o surenin bir özetinin çıkarılması. Soru-cevap yöntemiyle sureler hakkındaki bilginin pekiştirilmesi.
- Her sureyi bitirdikten sonra Yüce Rabbimizin neleri emredip nelerden sakındırdığının özet halinde çıkarılması.
- Meal çalışmasının okuyucuda Kur’an kültürünü geliştirmeye yönelik olması.
- Kur’an’ın “ işittik ve itaat ettik “ duygusuyla okunması vb. başlıklar, meal okuma yöntemlerine katkı sağlayacaktır

Toplam 17 sayfa, 9. sayfa gösteriliyor.« İlk...7891011...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.