5

Şubat
2013

İstanbul’da “Türk ve İslam Eserleri Müzesinde” tarihi mushaflar

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  233 Kez Okundu

İstanbul’da “Türk ve İslam Eserleri Müzesinde” şu tarihi mushaflar bulunmaktadır.
457 numarada: Hz. Osman imzasını ve hicri 30 yılını içeren Mushafı Şerif.
557 numarada: Hz. Ali’nin imzasını içeren Mushafı Şerif.
458 numarada: Hz. Ali’nin yazısı olduğu belirtilen Mushafı Şerif.
Hz. Ömer’e nisbet edilen ve ceylan derisine yazılmış, tahtaya yapıştırılmış bir Kur’an sayfası.

(Ulumu’l-Kur’an,187-190)

5

Şubat
2013

İlk vahiy katipleri ve Vahiy Katipleri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  275 Kez Okundu

Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh, Medine de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sabit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
Rasûlüllah (s.a.s)’in vahiy kâtipliğini yapan diğer bazı kişiler de şunlardır: Ebu Bekir, Ömer b. el-Hattab, Ali b. Ebi Talib, Osman b. Affan, Amr b. el-As, Muaviye, Şurahbil b. Hasene, Muğire b. Şu’be, Muaz b. Cebel, Hanzele b. er-Rebi’, Cehm b. es-Salt, Huseyn en-Nemerî, Zubeyr b. el-Avvâm, Amir b. Fuheyre, Ebân b. Said, Abdulah b. Erkâm, Said b. Kays, Abdullah b. Zeyd, Halid b. Velid, Alâ b. el-Hadremî, Abdullah b. Revâha, Huzeyfe b. el-Yemân, Muhammed b. el-Mesmele vs. (İbn Hacer el-Askalanî, Fethu’l-Barî bi Şerhi Sahihi’i-Buharî, Bulak 1300, IX,18; Ahmed b. Ebi Ya kub, Tarihu Ya’kûbî, Necef,1385, II, 64).
“Rasûlüllah (s.a.s) her sene ramazan ayında Kur’ân’ı Cibril (a.sa)’a arzederdi” (Ahmed b. Hanbel, I, 231, 276).

Kaynak:

1-İbn Hacer el-Askalanî, Fethu’l-Barî bi Şerhi Sahihi’i-Buharî, Bulak 1300, IX,18; Ahmed b. Ebi Ya kub, Tarihu Ya’kûbî, Necef,1385, II, 64

2-Ahmed b. Hanbel, I, 231, 276.

 

5

Şubat
2013

Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  417 Kez Okundu

- Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
-Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
-Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.
-Tavasim:Tasin Mim ile başlayan Şuara ve Kasas suresiyle Ta sin diye başlayan Neml suresini ihtiva eder
-Tahmis ve Ta’şir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Ta’şir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir

5

Şubat
2013

Karineteyn, Muavezeteyn, Tavâsîn,Zevâtu’r-Râ Sureler

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  340 Kez Okundu

- Karineteyn, Kur’an’ın iki suresine ıtlak olunur: Enfal ve Tevbe.
-Felak ve Nas Surelerine “Muavvizateyn
– Tavasın (Ta, Sin ile başlayan) sûreleri,
-“Elif-Lâm-Râ” ile başlayan Surelere de “Zevâtu’r-Râ”

4

Şubat
2013

Kur’an-ı Kerim Özet Bilgiler

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  393 Kez Okundu

1- İmam Mushafı, Osman Mushafı’nın kendisidir. (Nüshanın biri Mekke’ye, biri Medine’ye, biri Basra’ya, biri Kufe’ye, bir nüsha Bahreyn’e ve bir nüsha da Şam’a gön­derilmiştir).
2- Kur’an ayetlerinin sayısı, sahih olan rivayete göre 6236 ayettir.
3- Kur’an kelimeleri sayısı 77807 adettir.
4- “Allah” kelime-i celalesi Kur’an-ı Kerimde 2699 kez kullanılmıştır.
5- Kur’an, Mekki ve Medeni olarak ayrılan 114 sureye sahiptir.
6-Bakara, Kur’an’ın en uzun süresidir ve muvazeteyn sureleri ise (yani Kur’an’ın sonunda yer alan Felak ve Nas sureleri) ve onlardan önceki birkaç sure Kur’an’ın en kısa sureleridir.
7- Kur’an-ı Kerim 30 cüz’e (otuz parça) sahiptir.
8- Her beş ayet hems (=h) ve her on ayet Aşir (=a) olarak da taksim edilmiştir. Ve bu taksim tahmis ve ta’şir olarak isimlerdirilmiştir.
9- “Amme cüzü” Kur’an’ın en son, yani otuzuncu cüzüdür ve ihtiva ettiği surelerin çoğu kısa ve genellikle Mekki ahenkli surelerdir. 37 sureden mü­teşekkil olup sadece 3 tanesi Medenidir. Geriye kalanın tümü Mekkidir. Amme cüzün ilk suresi Nebe’ süresidir. Bu sure “Amme” sözcüğüyle başladığı için bu ismi almıştır .
10- Kur’an-ı Kerim’de 25 büyük Peygamberin ismi zikredilmiştir,
11- “Besmele”, Bismillahirrahmanirrahim demektir.
12- İstiaze, şeytanın şer­rinden Allah’a sığınmak demektir. Istılahta ise, “Euzu billahimineşşeytanirracim”i söylemek demektir
13- Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır.. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ Rahman
Ebrar İnsan
Ahsenu’l-kıses Yusuf
Ashab-ı Kehf Kehf
A’ma Abese
İkra Alak
Elem neşreh Şerh
Ümmü’l-kitap Fatiha
İnne enzelna Kadr
İnşirah Şerh
Bedr Enfal
Beraet Tevbe
Ben-i İsrail İsra
Tebarek Mülk
Hamd Fatiha
Havariyyin Sad
Dehr İnsan
Süleyman Neml
Arusu’l-Kur’an Rahman
Amme Nebe
Kıtal Muhammed
Kalbü’l-Kur’an Yasin
Melaike Fatır
14- Huruf-i mukattaa veya fevatıh-i Suver, “elif, lam,mim”, “ta, sin, mim”, “kaf, ha, ya, ayn, sad” gibi harflere denir.

15- Vahiy katipleri, sahabeden okuma-yazması olan sahabelerden 40 kişiye kadar çıkarılmıştır. Bunların en meşhur on kişisi şunlardır:
1- Ebubekir,
2- Ömer,
3- Osman,
4- Ali,
5- Ebi b. Ka’b,
6- Zeyd b. Sabit,
7- Talha,
8- Zübeyr,
9- Sa’d b. Ebi Vakkas,
10- Salim Mevlâ Ebi Huzeyfe.
16- Peygamber (s.a.v) ashabı arasında Kur’an-ı Ke­rim’in ilk on hafızı şunlardır:
1- Ali b. Ebi Talib,
2- Osman,
3- İbn-i Mes’ud,
4- Ebi b. Ka’b,
5- Zeyd b. Sabit,
6- Ebu Derda,
7- Salim Mevali Ebi Huzeyfe,
8- Muaz b. Cebel,
9- Ebu Zeyd,
10- Temim ed-Dari.
17- Kur’an’ın yaklaşık üçte ikisi, Mekke’de nazil olmuştur, üçte bire yakını da Medine’de nazil ol­muştur.Mekki ayet­lerin sayısı, 4468 ayettir, Medeni ayetlerin sayısı ise 1768 ayettir.
18- Hz. Peygamber (s.a.v)’e ilk nazil olan sure Alak (İkra) süresidir, son sure de Nasr süresidir.
19- Kur’an-ı Kerim’in Resul-i Ekrem (s.a.v) zamanındaki toplanmasına “Te’lif”, Hz. Ebubekir dönemindeki toplanma işine de “Cem’ “denmektedir.
20- Zehravan veya Zehravin Kur’an’ın iki su­resine ıtlak olunur: Bakara ve Al-i İmran.
21- Karineteyn, Kur’an’ın iki suresine ıtlak olunur: Enfal ve Tevbe.

22- Muavezeteyn, Kur’an’ın son iki suresine, yani Felak ve Nas surelerine verilen addır ki, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v), onları okumakla torunları Hasan ve Hüseyin’i Allah’a teslim ettiği için bu isimle nitelendirilmiştir.
23- “Dört kul” ibaresi Kur’an-ı Kerim’in sonunda yer alan ve “kul” sözcüğüyle başlayan dört sure de­mektir:
1- Kafirun suresi. Kur’an’ın 109. süresidir.
2- İhlas suresi, Kur’an’ın 112. süresidir.
24- Hamidat, Elhamdülillah ile başlayan beş su­redir. Bu sureler;
1- Fatiha,
2- En’am,
3- Kehf,
4- Sebe’,
5- Fatır sureleridir.
25- Müsebbihat; İsra, Hadid, Haşr, Saf, Cuma, Tegabun ve A’la surelerinden ibarettir.
26- Mufassilat, Kur’an’ın 66 küçük suresinden iba­rettir. Hucurat, yani Kaf suresinden başlar ta Kur’an’ın sonuna dek devam eder. Ayrıca Kur’an’ın başında yer alan Fatiha suresi de buna dahildir.
27- Seb’e tuvel veya tival: Bakara suresinden Tevbe suresine kadar olan yani Enfal suresinin so­nuna kadar olan yedi sure demektir.
27- Mesani, Kur’anî ilimler ıstılahında Şuara su­resinden sonra Hucurat suresine kadar geçen ve ayet sayıları, yüz adedin altında olan surelerin tümü de­mektir. Bu sureler, 27. sureden (Neml) başlar ve 49. sureye (Hucurat) kadar devam eder. 182 ayetten oluşan Saffat suresi bundan istisnadır. Ayrıca 100 ayetten az olan yani Enfal, Ra’d, İbrahim, Hicr, Meryem, Hacc, Nur ve Furkan sureleri de buna dahildir.
28- Meun / Mein , yüz ayetten fazla ayete sahip olan ve Yunus suresinden Şuara suresine kadar yüzden az olan İbrahim, Ra’d, Hicr, Meryem, Nur ve Fur­kan sureleri dışında kalan surelerden ibarettir. Ayrıca Saffat suresi de bunlara dahildir. Bu sureler, toplam olarak 11 sure olup şunlardan müteşekkildir: Yunus, Hud, Yusuf, Nahl, İsra, Kehf, Taha, Enbiya, Mü’minun, Şuara ve Saffat sureleri

4

Şubat
2013

Hamidat/Müsebbihat/Zehrevan Sureler

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  554 Kez Okundu

el-Berâ b. Âzib’den rivayete güre de Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur; “Şüphesiz yüce Allah yedi uzun sûreyi (es-Seb’u't-Tıvali) Tevrat’ın yerine, el-Miun’u İncil’in yerine, Tavasın (Ta, Sin ile başlayan) sûreleri Zebur’un yerine ver”miş ve beni Ha, Mimler ve el-Mufassal sûrelerle üstün kılmıştır. Ben¬den önce bunları hiçbir peygamber okumuş değildir. “
-Sûreler kemiyet bakımından şöyle bir taksime uğrarlar: 1-Tıval, 2-Miûn, 3-Mesani, 4- Mufassal,
-“Seb’u’t-tıvâl” Bakara, A’râf, Nisa, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl
– MİÛN :Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden fazla olan sûrelerine denir: Bu sûreler şunlardır: Tevbe (129 âyet), Yûnus (109 âyet), Hûd (123 âyet), Yûsuf (111 âyet), Nahl 128 âyet), İsrâ (111 âyet), Kehf (110 âyet), Nisâ (120 âyet), Enbiyâ (112 âyet), Mü’minûn (118 âyet), Tâ-hâ (135 âyet), Enbiyâ (112 âyet).
– Mesani, âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmimler, Elif Lamlar, Tasinler böyledir.Mesani: (Ahzab, Hac, Kasas, Tasin, Neml, Nur, Enfal, Meryem, Ankebut, Rum, Yâsin, Furkan, Hicr, Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrahim, Sâd, Muhammed, Lokman, Zümer, Hâmimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak, Nun, Hücurat).
– Bakara ve Al-i İmran Surelerine “Zehrevân”, Felak ve Nas Surelerine “Muavvizateyn”, Hadid, Haşr, Saff, Cuma, Teğâbün ve A’lâ Surelerine “Müsebbihât” denilmiştir. Yine “Hâ-Mîm” ile başlayan yedi sureye “Havâmîm” denildiği gibi “Tâ-Sin” ile başlayan Surelere “Tavâsîn” ve “Elif-Lâm-Râ” ile başlayan Surelere de “Zevâtu’r-Râ” isimleri verilmiştir.
– ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
– “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yatıp uyumadan önce Müsebbihât’ı (Hadîd, Haşr, Saf, Cumâ ve Teğabün sûrelerini) okur ve bunlarda bin âyetten daha faziletli bir âyetin bulunduğunu söylerdi.” (Ebu Dâvud – Tirmizi)
– Karineteyn, Kur’an’ın iki suresine ıtlak olu¬nur: Enfal ve Tevbe.
– Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL
– Hamidat, Elhamdülillah ile başlayan beş suredir. Bu sureler;1- Fatiha,2- En’am,3- Kehf,4- Sebe’,5- Fatır sureleridir.

4

Şubat
2013

KUR’ÂN veTECVİD BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  329 Kez Okundu

Tûl: Üç Elif. Tevassut: Bir veya iki Elif. izhâr sözlükte “açıklamak, açığa çıkarmak” demektir.
Tecvîd terimi olarak izhâr, iki harfin arasını ayırt ederek okumaktır.
iklâb, “çevirmek ve değiştirmek” demektir.
iklâb, tenvim ve sakin Nûn’u Be harfi karşısında Mîm ‘e çevirmek ve gunne ile okumaktır
Müdğam = İdğam edilen,
Müdğamün fîh = Kendisinde idğam edilen. Râ’mn Hükmü (Râ Harfinin Okunuşu)
Türkiye baskısı Mushaflarda, âyetler üzerinde genellikle Muhammed b. Tayfur es-Secâvendî’nin koyduğu işaretler kullanılmaktadır. Nitekim bu ilim adamının adına izafeten, bu işaretlere secâvend denilmektedir.
Tevbe sûresinin başına Eûzü çekilerek başlanır; Besmele çekilmez.
Tilâvet Secdesi ve Yapılışı Kur’ân’da 14 yerde secde âyeti vardır.
1 – A’râf sûresi, 7/206 8- Nemi sûresi, 27/25
2- Ra’d sûresi, 13/15 9- Secde sûresi, 32/15
3- Nahi sûresi, 16/49 10- Sâd sûresi, 38/24
4- İsrâ sûresi, 17/107 11- Fussılet sûresi, 41/37
5- Meryem sûresi, 19/58 12- Necm sûresi, 53/62
6- Hacc sûresi, 22/18 13- İnşikâk sûresi, 84/21
7- Furkân sûresi, 25/60 14- Alâk sûresi, 96/19
Kur’ân Kıraatinde Meşhur Olan Sahabe :Ashâb-ı kiram, Hz. Peygamberden duydukları âyetleri ya
bizzat Hz. Peygambere dinletiyor ya da birbirleri ile dinleşiyorlardı. Yazdığı ve ezberlediği Kur’ân âyetlerini bizzat Hz. Peygamberin huzurunda okuyanların başında Osman b. Affân, Ali b. Ebî Tâlib, Übeyy b. Ka’b, Abdullah b. Mes’ûd, Zeyd b. Sabit, Ebu’d-Derdâ ve Ebû Mûsa’l-Eş’arî’
Kur’ân Kıraatinde Usûller Tecvîd üzere kıraat usûlleri tahkîk (tertîl), tedvîr ve hadr olmak üzere üç kısımdır.
Tedvîr :Hadr ile tahkîk arası bir okuyuştur
Kur’ân Hatminde Tekbîr: Hz. Peygambere Mekke döneminde bir ara vahiy kesilmesi (fetret-i vahiy) olmuş ve müşrikler tarafmdan alay edilmişti. Nihayet Duhâ sûresi nazil olunca Hz. Peygamber de ferahlamış; huzur bulmuş ve ‘JŞ^diyerek mutluluğunu ifade etmişti. Böylece, Kur’ân hatminde Duhâ suresinden Nâs sûresine kadar her sûrede Tekbîr getirmek “sünnet” kabul edilmiş ve bazı kıraatlerde olduğu gibi özellikle İbn Kesîr kıraatinin Bezzî rivayetinde, bu sünnet-i seniyye ihya edile gelmiştir.
İstiaze:Kur’an okumaya başlarken اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الَّـشَّـيْـطَانِ الرَّاجِيـمِ denir.
Mü’min suresinin bir diğer adı Ğâfir
Harflerin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklerine Sıfat denir.
Hem yazıda, hem de okunuşta bulunan, kelimenin gerek vaslı ve gerekse vakfı halinde değişmeyen ve sabit kalan hemzelere Kat’ı Hemzesi denir.
Kur’an-ı Kerimi okuma sırasında harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama Revm denir.
Kıraaatı Asım’a göre Fussilet Sûresi 44. âyette ( ءَ ا عْـجَمـيّ ) kelimesinin 2. hemzesinde uygulanan okuma şekli Teshîl
Kelimenin evvelinde bulunup, kendisinden başlandığı zaman okunan, kendisinden önce harekeli bir harf geldiği zaman ise yazılı olmasına rağmen okunmayan hemze,Hemze-i vasl.
Herhangi bir ayetin inişine neden teşkil eden olay veya olaylara Nüzul Sebebi denir.
Harfi Med: Çekilmeyi kabul eden harf.
Sebebi Med: Meddi aslînin 1 elif miktarından ziyade çekilmesine sebep olan amillere denir.

KAYNAK:ANA HATLARIYLA KUR’ÂN TECVİDİ ,Yrd. Doç. Dr. Rahim TUĞRAL(İZMİR İLAHİYAT FAKÜLTESİ VAKFI YAYINLARI -15)

3

Şubat
2013

Kur’an-ı Kerimdeki Sureleri Tanıyalım

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  434 Kez Okundu

1 – Fatiha Suresi-Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ul-Mesânî” (Tekrarlanan yedi âyet), “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eş-Şükr” ve “es-Salât” gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır.
2 – Bakara Suresi-Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir.
Not: Kur’ân-ı Kerîm’in 29 sûresi huruf-i mukattaa denilen bu münferit harfler ile başlar. Müfessirler, bunların mânasız veya tesadüfî olmadığını vurgular, onlar hakkında öne sürülen muhtemel çeşitli izahları nakleder, bununla beraber Allah ile Resulü (a.s.) arasındaki bu şifrelerin kesin mânalarını Allah’a havale ederler.
3 – Ali İmran Suresi:Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir.
Not: Muhkem: Anlamı açık, kesin, ifade ettiği mâna tek olup, açıklanması için başka delile ihtiyaç olmayan demektir. Müteşabih: Birden fazla mâna ihtimali olduğundan, anlaşılması için başka delile ihtiyaç hissettiren, mânası hakkında kesin bir hüküm verilemeyen âyettir.
Ayet ,61. Artık sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle Îsâ hakkında tartışmaya girerse de ki: “Haydi gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, hanımlarımızı ve hanımlarınızı ve bizzat kendimizi ve kendinizi çağırıp, sonra da gönülden Allah’a yalvaralım da bu konuda kim yalancı ise Allah’ın lânetinin onların üzerine inmesini dileyelim.”
Bu âyete “mübahele” âyeti denir. Mübahele: “Hangi taraf yalancı ise Allah’ın ona lânet etmesini bütün kalbiyle istemek” demektir. Hicri 9. yılda Necran Hıristiyanlarını temsil eden 70 kişilik heyet, başlarında dinî ve dünyevî liderleri olarak Medine’ye gelip tartışmıştı. Delilden anlamamaları karşısında Hz. Peygamber (a.s.) mübaheleyi teklif edince, düşünmek için mühlet istediler. Bunu kendileri için tehlikeli bulup kabul etmediklerini bildirmek üzere Hz. Peygamberin yanına geldiklerinde baktılar ki O Hüseyin’i kucağına almış, Hasan’ın elinden tutmuş, Hz. Fatıma ile Hz. Ali’yi arkasına almış “Ben dua edince siz de “âmin” dersiniz diyor. Hey’et başkanı mübaheleyi kabul etmeyip cizye vererek İslâm hâkimiyeti altında yaşamayı benimsediklerini bildirdi. Hz. Peygamber de onlara, kendilerine verilen hakları ve yükümlülükleri bildiren bir emanname yazdı.
Ayet,96. İbadet, yeri olarak yeryüzünde yapılan ilk bina Mekkedeki Kâbe olup, pek feyizlidir, insanlar için hidâyet rehberidir.

Kıble ilkin Mescid-i Aksa iken, hicretten bir buçuk yıl sonra Kâbe olarak değiştirilmişti. Yahudiler “peygamberlerin kıblesi değiştirildi” diye itiraz ettiler. Bu âyet Hz. İbrâhim tarafından Mekke’de bina edilen Kâbenin daha kıdemli bir kıble olduğunu hatırlatarak itirazlarını cevaplandırmaktadır. Hz. Süleyman tarafından, M.Ö. 1000 yıllarında yaptırılan Mescid-i Aksa ile Kâbe arasında yaklaşık bin yıl kadar bir zaman vardır.
4 – Nisa Suresi:Medine döneminde inmiştir. 176 âyettir. Sûre, özellikle kadın haklarından, onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. “Nisâ” kadınlar demektir.
Ülülemr kelimesi geniş kapsamlıdır; müslümanların herhangi bir işinin başında olan her yöneticiye şamildir. Din alimleri, ülke yöneticileri, onların başında gelirler. Hadis-i şerife göre: “Emrettiği şey günah olmadığı sürece, bir müslümanın, hoşlansın veya hoşlanmasın, yöneticinin emirlerine itaat etmesi gerekir.” Bir başka hadis: “Allah’a isyanda (günah olan bir konuda) başkasına itaat haramdır. İtaat ancak meşrû hususlardadır.” Bir başka hadis: “Sizin başınızda doğru olduğu gibi yanlışı da uygulayan yöneticiler olacaktır. Böyle bir durumda kim yanlış şeylerden nefret ederse sorumluluktan kurtulacaktır.” Bunun üzerine ashabdan bazıları: “Böyle yöneticilere karşı savaşmayacak mıyız?” diye sorunca Hz. Peygamber (a.s.): “Namazı kıldıkları müddetçe, hayır!” diye cevap vermiştir (Müslim).
Yolculuk sırasında dört rekatlı namazlar iki rek’at kılınır ve buna kasr denilir. Düşman korkusu olmasa da 90 kilometrelik mesafeye gitmekle dinen yolcu sayılıp kasr yapmak gerekir. Hanefî mezhebine göre kasr vacip, Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinde ruhsattır, Sünnet olarak kısaltılır. Düşmanla savaş devam ettiğinde, bu âyette tarif edilen namaz kılınmaz. Namazlar ertelenir, kazaya bırakılır. Nitekim Hendek savaşında Hz. Peygamber (a.s.) bir günün dört vakit namazını kılamamıştı. Fakat sıcak çatışma olmayan bir savaş ortamında yahut yangın, sel gibi bir güvensizlik ortamında salat-ı havf (korku halindeki namaz) kılınır. Hz. Peygamber (a.s.) bunu müteaddit defalar uygulamıştır. Hanefî mezhebine göre şöyle kılınır: Cemaatin bir kısmı düşman karşısında dururken öbür kısmı imama uyar. İki rek’atli namazın ilk rek’atını, üç veya dört rek’atlı bir namazın da ilk iki rek’atını imamla beraber kılar. İkinci secdeden, veya birinci ka’dede teşehhütten sonra düşman cephesine gider. Bu defa öbür kısım gelerek imama uyar, onunla beraber geri kalan rek’atları kılar, tekrar düşman karşısına gider. İmam kendi başına selam verir, namazdan çıkar. Birinci kısım döner gelir, namazını kıraatsiz olarak tamamlar, selam verir, düşmana karşı gider. Sonra ikinci kısım gelir, namazını kıraatle tamamlayıp cepheye gider. Bununla beraber, bu zümreler, bulundukları yerde de namazlarını tamamlayabilirler.
5 – Maide Suresi:Medine döneminde inmiştir. 120 âyettir. Sûre adını, 112. ve 114. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca; verilen sözlerin yerine getirilmesi, İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları, Hristiyanların yanlış inançları, dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları, müslümanlar için bazı talimat, uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir.
Müheymin: Öbür kitaplar üzerinde denetleyici, kontrolcü, şahit demektir. Kur’ân önceki kitaplar bakımından tasdikine başvurulacak bir merci olacaktır. Kur’ân’dan önce her millete ayrı hidâyet, ayrı şeriat verilmişti. Kur’ân ile bütün hidâyet yolları birleşti; her devrin, her milletin ihtiyacı giderildi.
6 – Enam Suresi:Mekke döneminde inmiştir. Kuvvetli görüşe göre, 91, 92, 93, 151, 152 ve 153. âyetler Medine’de inmiştir. 165 âyettir. Adını 136, 138 ve 139. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. En’âm, koyun, keçi, deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. Sûrede başlıca tevhide, adalete, peygamberliğe, ahirete dair meseleler ile, küfrün ve batıl inançların reddi, ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir.

7 – Araf Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 163-170. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. 206 âyettir. Sûre adını, 46. ve 48. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. “el-A’râf”, yüksek yerler, yüksek mevkiler demektir. Sûrede temel konu olarak, ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir.

Âd kavmi, Güney Arabistandan başlayarak Doğu Arabistandan Irak’a kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada hüküm süren bir devlet kurmuştu. Hz. Hûd (a.s.)’a ait olduğu söylenen bir kabir Hadramut tarafında bulunmaktadır. 19. asrın ortalarında bulunan kitabelerde Hz. Hûd’dan bahseden metinler bulunmuştur. İlk Âd kavminin soyunun kuruduğu, Hz. Hûd’a inananların ise felaketten kurtulup Âd adı ile devam ettiği anlaşılıyor. M.Ö. 1800 yıllarında bulunan bir kitabede Hz. Hûd’un bağlılarından bahsedilmektedir.
Semud, Âd kavminden sonra Arabistanda en yaygın halktır. Eski Arap şiirinde olduğu gibi, Eski Yunan ve Rum tarihçi ve coğrafyacıları da Semud halkından bahsederler. Bu kavim kuzeybatı Arabistanda Hicr denilen bölgede otururdu. Başkentleri şimdi, Medayin Salih adı ile anılmaktadır. Bu halkın tepelerde oydukları taş evler, bu güne bile ulaşmıştır. Kur’ân’ın geldiği sırada Mekkeliler Şam’a ticaret için giderken, Hicr kalıntılarının yanından geçiyorlardı. Bir defasında Hz. Peygamber (a.s.) ashabı ile oradan geçerken: “Burası Allah’ın gazabı ile helâk olan bir halkın diyarı idi. Siz de buradan tiksinerek geçin. Burası eğlenecek değil, hüzünlenecek bir yerdir” deyip oradan çabuk ayrılmayı tavsiye etmiştir.
8 – Enfal Suresi:Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. 75 Âyettir.Sûre, adını ilk ayetteki “el-Enfâl” kelimesinden almıştır.Enfâl savaş ganimeti demektir. Sûrede başlıca, savaş, özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri, bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir.
Peygamberimizin amcası Abbas, Bedir savaşında esir edilmiş, hürriyetine kavuşmak için hem kendisinin, hem de yeğenleri Akîl ile Nevfel’in fidyelerini vermesi istenmişti. O da imkânı olmadığını ifade etmişti. Oysa Mekke ordusunun iaşesini üstüne alan on Kureyşli zenginden biri idi ve harcama sırası kendisine gelmeden savaş sonuçlanmıştı. Peygamberimiz bu maksatla harcayacağı parayı kendisine bırakmayacağını ifade etti. O: “Geri kalan ömrüm boyunca Kureyşin eline mi bakayım?” diye acındırmak isteyince Peygamberimiz: “Savaşa çıkarken hanımın Ümmü’l-Fadl’a teslim ettiğin altınlar var” deyince “Hiç kimsenin bilmediği bu olay karşısında mûcizeyi görmüş ve Peygamberimizin risaletini içinden kabul etmişti. Sonra serveti iyice artmış olan Hz. Abbas (r.a) şöyle demiştir: “Allah’ın, alınandan daha fazlasını verme vâdi gerçekleşti. Umarım affı da gerçekleşir.
Müminlerin Medine’ye 622’de hicret etmelerinin hemen akabinde, Muhacirlerle Ensar arasında Hz. Peygamber (a.s.) kardeşleştirme (muahat) gerçekleştirmişti. Birbirlerine vâris oluyorlardı. Bazı tefsirlere göre, daha sonra indirilen 75. âyet bu kardeşliğin, mirasla ilgili hükümlerini kaldırarak bundan böyle müminler arasında mirasın, yalnız akrabalar arasında geçerli olacağını bildirmektedir.
9 – Tevbe Suresi:Son iki âyet hariç Medine döneminde, Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. 129 âyettir. Sûre adını, Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. âyetten almıştır. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. Başında besmele olmayan tek sûredir. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler, onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. Sûrede başlıca, yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi, antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği; Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir.
Ayet,1. Allah ve Resulünden, kendileriyle anlaşma yaptığınız müşriklere son ihtar!
Hicretin 9. yılında Hz. Peygamber (a.s.) müslümanları Hz. Ebû Bekr (r.a)’ın emirliği altında hacca göndermişti. O esnada bu âyet indirilince Hz. Peygamber bu buyruğu hacda toplanan insanlara tebliğ etmek için Hz. Ali (r.a)’ı, görevlendirdi. O da bayramın birinci günü Akabe cemresi yanında hacılara hitab edip sûrenin başından 30 kadar âyeti tebliğ ederek özellikle şu dört şeyi vurguladı: 1. Bu yıldan sonra Kâbe’ye hiç bir müşrik gir meyecek. 2. Hiç kimse çıplak olarak Kâbe’yi ziyaret etmeyecek. 3. Müminlerden başkası cennete giremeyecek. 4.Müşrik kabîleler tarafından bozulmamış sözleşmeler, anlaşma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacak.
Ayet,118. Allah, savaştan geri kalan ve haklarındaki hüküm ertelenen o üç kişinin de tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü onlar öylesine bunaldılar ki dünya bütün genişliğine rağmen başlarına dar geldi. Vicdanları da kendilerini sıktıkça sıktı. Nihayet, Allah’ın cezasından, yine Allah’ın kapısından başka sığınacak hiçbir yer olmadığnı anladılar da, bundan sonra, önceki iyi hallerine dönsünler diye, Allah onları tövbeye muvaffak kıldı. Çünkü Allah tevvabdır, rahîmdir (tövbeleri çok kabul eder, tövbe edenleri sever ve pek merhametlidir).
Bu üç halis müslüman Kâ’b ibn Malik, Hilal ibn Ümeyye, ve Mürâre (r.anhüm) adlı sahabîlerdi. Güçlü bir şair olan Kâ’b’ın bu kıssayı uzunca anlatımı okunmaya değer. Hz. Kâ’b’ın bu anlatımı, başta Buharî’nin Sahîh’i olmak üzere birçok kaynakta bulunmaktadır. Bu üç zat gerçek mümin olduklarından Hz. Peygamber bunları dışladı. Müslümanları onlarla konuşmaktan menetti. Elli gün süren, kendilerine ise ellibin sene gibi gelen, büyük bir imtihan geçirdiler. Sadakatlerini ispatladıklarından Allah da onların tövbelerini kabul etti.
10 – Yunus Suresi:40,94,95 ve 96. âyetler Medine döneminde, diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 109 âyettir. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. Sûrede, Yûnus, Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. Sûre, adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır.

11 – Hud Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 123 âyettir. Sûre, adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. Sûrede başlıca tevhit, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir.

Cudi, Türkiye’nin güneydoğusunda Şırnak civarında 2000 m. yüksekliğinde bir dağdır. Tevrat, Ararat dağına yerleştiğini bildirir (Tekvin, 8,4). Hz. Nûh’un Irak tarafında irşadda bulunduğunu düşünmek daha mâkuldür. Cudi ismiyle Musul, Cizre ve Şam’da birer dağ bulunduğu rivayet edilmektedir. L

ût (a.s.), Hz. İbrâhim (a.s.)’ın yakın akrabasından olup onun şeriatı üzere gönderilmiş bir Peygamberdi. Durum Hz. İbrâhim ile de ilgili olduğundan, Lût kavminin kıssasına giriş mahiyetinde Hz. İbrâhim’den bahsedilmiştir.

Ayet,84. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. O da onlara: “Ey halkım!” dedi, “yalnız Allah’a ibadet edin, çünkü sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Hem ölçü ve tartıyı eksik tutmayın. Ben sizin bolluk içinde olduğunuzu görüyorum. Ama böyle devam edecek olursanız, sizi azapla kuşatacak olan bir günden korkuyorum.

Medyen, Hz. İbrâhim (a.s.)’ın bu ismi taşıyan oğlunun soyundan gelen bir toplum olup, Kızıldenizde Akabe körfezinin doğu tarafında otururlardı. Hz. Mûsâ Şuayb (a.s.)’a hizmet etmiş, ve onun damadı olmuştur. Şuayb (a.s.)’ın öğrettiklerine dikkat edilirse, zamanımız medeniyetinin genel ahlâk anlayışını özellikle ilgilendiren çok dersler bulunur.

12 – Yusuf Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 111 âyettir. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler, önemli mesajlar verilmektedir. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur.

Ayet,2. Düşünüp mânasını anlamanız için Biz, onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik.

Arapça olmasından maksat, Kur’ân’ın nâzil olduğu çevrenin dili olarak, arap toplumunun bahanelerini ortadan kaldırmaktı. Elbette ilahî mesaj, insanların konuştukları dillerden biri ile gelme durumunda idi. Evrensel de olsa her hareketin mutlaka ilk çekirdeğinin bir yerde oluşturulması gerekir. Bu âyet, Kur’ân adının ancak Arapça olan aslî şekline denilip, onun tercümelerinin Kur’ân olmasına imkân ve ihtimal bulunmadığına kesin bir delildir.

Ayet,75. “Cezası,” dediler, “kimin yükünde çıkarsa, işte o onun cezasıdır (yani çalması sebebiyle kendisi rehin ve mahkûm olur).” Biz zalimleri böyle cezalandırırız!”

Hz. İbrâhim (a.s.)’ın şeriatına göre suçu sabit olan hırsız, eşya veya parasını çaldığı adamın kölesi yapılırdı.

13 – Rad Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 43 âyettir. Sûre adını, 13. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir.

14 – İbrahim Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir. İçinde Hz. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman, peygamberlere iman, öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır.

15 – Hicr Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır.

Ayet,78. Eyke halkı da zalim mi zalim bir halk idi.

Eyke, Tebük’ün eski adı olup Şuayb (a.s)’ın halkıdır.

Hicr, Semud’un başkenti idi. Kalıntıları Medine’nin kuzeybatısında el-Ula kasabasının yanındadır. Medine -Tebük karayolu üzerindedir. Hz. Peygamber (a.s.)’ın tavsiyesine uyarak buradan geçenler orada konaklamazlar.

Ayet,87. Şu kesin ki biz sana Seb-i mesânî ile şu yüce Kur’ân’ı verdik.

Seb-i mesânî: Fatiha sûresidir

16 – Nahl Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 128 âyettir. Sûre, adını 68. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. “en-Nahl” bal arısı demektir. Sûrede başlıca, kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller, vahiy, öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır.

17 – İsra Suresi:26,32,33 ve 57. âyetler ile 73-80. âyetler Medine döneminde, diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 111 âyettir. Sûre, adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”, Mîrac yolculuğunda, Hz. Peygamberin bir gece, Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir.

18 – Kehf Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 28. âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. 110 âyettir. Sûre, adını; ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere, birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır. Kehf, mağara demektir. Sûrede temel konu olarak, inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri, ayrıca Hz.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir.

 Zülkarneyn, anlamı ve kapsamı geniş olan bir kelimedir. Zülcenaheyn vasfına benzer, “iki kanatlı” yani işin çeşitli yönlerine vâkıf, mükemmel demektir. Karn: asır, boynuz, aynı zamanda yaşayan topluluk, güneş kursu, bir toplumun başı, efendisi gibi anlamlara gelir. Görünene ve görünmeyene sahip, dünyanın doğusuna da batısına da sahip, dolayısıyla cihangir mânaları da mümkündür. Tefsirlerde daha çok cihan fatihlerinden Makedonya kralı Büyük İskender (M. Ö. 324) üzerinde durulsa da, onun bazı vasıfları Kur’ân’da bildirilen Zülkarneyn’e uymamaktadır. Daha önce yaşayan İran kralı Büyük Dariyus (M. Ö. 521) olma ihtimali de vardır; zira o da, zamanında meskûn dünyanın büyük kısmını ele geçirmiş, İsrailoğullarını da Babil esaretinden serbest bırakmış, dine bağlı olduğu bildirilen bir hükümdardı. Zülkarneyn vasfı KM, Daniel, 8,3.20 ile de irtibatlandırılmaktadır. Ashab-ı kehf, Hızır ve Zülkarneyn gibi gizemli konularla dolu olan bu kutlu sûrenin atmosferinde başka çok ihtimaller de bulunabilir. Doğruyu bütün yönleiyle bilmek, Allah Teâlaya mahsustur.

19 – Meryem Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 98 âyettir. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve Ayet,71. âyetler Medine döneminde inmiştir. Sûre, Meryem’in, oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. Sûrede başlıca, tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir.

 Rivâyete göre: Hz. İbrâhim Şam tarafına hicret ettiğinde önce Harran’a geldi. Orada Sâre ile evlendi. Ondan İshak, İshak’tan da bilahere Yâkub dünyaya geldi.

Tur, Mısır ile Medyen arasında bir dağın adıdır. Hz.Mûsa (a.s.) Mısır’a giderken bir ateş görmüş, ona yaklaşınca “Ben Allah’ım. Hak mâbud Benim” sesini işitmişti. Burada Tur’un doğusu kasdedilmiştir. Medyen’denMısır’a giderken Tur’un güneyine düşen yoldan geçtiğinden, güney cihetinden ona bakan kişiye göre, dağın sağı doğu, solu ise batı tarafında olur. Yoksa bir dağın sağı veya solu olmadığı âşikârdır.

20 – Taha Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 135 âyettir. Sûre, adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır. Sûrede, Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte, Hz.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir

21 – Enbiya Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 112 âyettir. “Enbiya”, peygamberler demektir. Sûre, temel konu olarak peygamberlerden, onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır.

 Furkan: hakkı batıldan, doğruyu eğriden, hayrı şerden ayıran, buna dair ölçüler getiren şey demektir. Kur’ân’ın bu sıfatı, ikinci bir özel ismi olarak kullanılmıştır.

Zülküfl (a.s.)’ın nerede yaşadığı hakkında kesinlik yoktur. Tefsirlerdeki çeşitli ihtimaller içinde nisbeten kuvvetlisi onu, Hızkil ile aynı sayan görüştür.Bu zat Habur nehri civarında tebliğde bulunmuştur. Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde makamı bulunmakta ve asırlardan beri kökleşmiş kuvvetli bir gelenekle onun burada yaşadığına inanılmaktadır. Ülkemizin özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde son derece yaygın olan Zülküf adı bundan ileri gelmektedir.

22 – Hac Suresi:Âyetlerinin çoğu Mekke’de, bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. 78 âyettir. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden, kıyamet günü yaşanacak sahnelerden, cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir.

 Kâbe hakkında atîk sıfatı: 1. Eski, kıdemli, 2. Başkasının hâkimiyetinden uzak, 3. Şerefli ve hürmet edilen, demektir.

23 – Müminun Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 118 âyettir. Sûre adını, birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. “el-Müminûn”, mü’minler demektir. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede, mü’minlerin zafere ulaşacakları, kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir.

 24 – Nur Suresi:Medine döneminde inmiştir. 64 âyettir. Adını, 35. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca; bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler, özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır.

 Benî Mustalık gazvesinde Hz. Peygamber (a.s.)’a Hz. Âişe refakat etti. Dönüşte Medine yakınında ordu konakladı. Hareket edileceği sırada Hz. Âişe (r.a) tabiî ihtiyaç için kafileden geride kalmıştı. Deve üzerindeki hevdeç içinde taşınıp kendisi de zayıf olduğundan, farkına varılmayıp kafile hareket etmiş, Hz. Âişe ihtiyacını giderdikten sonra kolyesini düşürdüğünü farkedince onu ararken kafileyi kaçırmış, geldiğinde, sadece hareket sonrası kontrolü ile görevli Safvan (r.a.) kalmıştı. Devesine Hz. Âişe’yi bindirip kendisi yaya Medine’ye döndüler. Münafıkların başı İbn Übey yaygara çıkarıp namus iftirası attı. Dedikodu yayıldı. Herkesten sonra dedikoduyu işiten Hz. Âişe iftiranın dehşetinden donup kaldı. Hz. Peygamberden izin isteyip babasının evine döndü. Hastalandı, dünya başına zindan oldu. Tam bir ay kadar sonra, bu âyetler vahyedilip Allah tarafından mâsumluğu, kıyamete kadar her gün ve her saat okunacak şekilde ebediyyen tescil edildi.

25 – Furkan Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 68-70. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 77 âyettir. Sûre adını, ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır. Furkân, “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. Sûrede temel konular olarak Hz. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.

26 – Şuara Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 227 âyettir. Sûre, adını 224. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır. “Şu’arâ” şairler demektir. Sûrede başlıca Mûsâ, İbrahim, Nûh, Hûd, Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte, müşriklerin, Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık, onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta, söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir.

Eyke ile Medyen bazı müfessirlere göre aynı, bazılarına göre ise iki ayrı kavim idi. Muhtemelen bunlar aynı ırkın iki kolu idiler. Hz. İbrâhim’in oğlu Medyen’e nisbet edilen bu halk, Hicaz’ın kuzeyinden itibaren Filistin’in güneyine kadar çeşitli yerleşim merkezleri kurmuşlardı.

 27 – Neml Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 93 âyettir. Sûre, adını, 18. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. Neml, karınca demektir. Sûrede başlıca, Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi, Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte, ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği, İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri, öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir.

Ayet,12. “Haydi, elini koynuna sok! Şimdi çıkar: İşte kusursuz, pırıl pırıl ışık saçıyor. Böylece Firavun’a ve onun halkına göstereceğin dokuz mûcizeye bu da dahil olsun. Hakikaten onlar yoldan tam çıkmış bir güruhtur.”

Bu dokuz mûcize : Asâ, parlak el, büyücülerin büyülerini bozmak, kıtlık, tufan, çekirge sürüleri, haşereler, kurbağalar ve kan.

Sebe halkı Güney Arabistan’da ticaretle uğraşan bir millet idi. Başkentleri, Yemen’in San’a şehrinin takriben 100 km. kuzeydoğusundaki Marib idi. Sebeliler, M. Ö. 1100-115 arasında bin yıl kadar bütün Arap yarımadasına hâkim olmuşlardı.

 Hz.Süleyman’ın oturduğu Filistin ile Sebe arasındaki mesafe 2000 kilometreden fazladır. Allah Teâla mûcize olarak, o mesafeden Kıraliçenin tahtını götürme imkânı vermiştir. Burada insanları, bu işin sırrını aramaya, bilim ve teknoloji yönünden incelemeye de gizli bir teşvik sezebiliriz.

 28 – Kasas Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 88 âyettir. Sûre adını, 25. âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır. Kasas, kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. Sûrede başlıca Hz. Mûsâ’nın çocukluğunu, peygamber oluşunu, Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir.

 29 – Ankebut Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 69 âyettir. Sûre, adını 41. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. Ankebût, örümcek demektir. Sûrede başlıca, Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile, Nûh, İbrahim, Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir.

30 – Rum Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 60 âyettir. Sûre adını, ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden, Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir.

31 – Lokman Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 34 âyettir. Sûre, adını 12. ve 13. âyetlerde anılan Hz. Lokmân’dan almıştır. Sûrede başlıca, Hz. Lokmân’ın oğluna öğütleri, tevhid, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte, kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir.

34. Kıyamet saatinin ne zaman geleceğini yalnız Allah bilir. Yağmuru da O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Herşeyi mükemmel tarzda bilen ve her şeyden haberdar olan Allah’tır.

Bazı âlimlerimiz bu âyetteki beş bilinmeyen konuya mugayyebat-ı hamse derler. Bir hadis-i şerifte de bunu teyid etmek üzere “Beş şey vardır ki onları Allah’tan başkası bilemez” buyurulduktan sonra bu âyet zikredilmiştir. Münavi’nin dediği gibi, hadisin mânası: “Bu beş şeyi Allah’tan başkası, bütün özellik ve incelikleriyle. bilemez.” Şu halde bu hadis Allah Teâlnın bazı makbul kullarına, hatta bu beşten bazı gaybî şeyleri bildirmesine mani değildir. Çünkü bu, sınırlı gayblardandır. Mu’tezilenin bunu inkâr etmesi de mânasızdır. Bir de şuna dikkat etmek gerekir. Gayb, mutlak gayb ve izafî gayb diye iki çeşittir. Âyet, mutlak gaybın, başkası tarafından bilinmesini reddediyor. İzafî gayb, bazı şartlara, bazı durumlara, bazı şahıslara göre gayb iken bazılarına göre gayb olmayan hususlara denir. Mesela İstanbul’daki insan, Tokyo’da cereyan eden hadiseyi bilemez. Ama vasıtalara sahip olan kimse, televizyon teknolojisi sayesinde görebilir. Bir sene sonra yağmurun ne zaman, ne kadar yağacağı mutlak gaybdır. Ama Allah, dünya atmosferinde yağmurun sebeplerini varettikten sonra, diğer insanlar için yağmur zamanını bilmek gayb olduğu halde, meteoroloji uzmanları tahmin raporu verebilir. Diğer bir konu ana karnındaki ceninin cinsiyetini bilme işidir. Son dönemde ultrason gibi cihazlarla bunu tesbit mümkündür. Âyet-i kerime “Rahimlerde olanı yalnız Allah bilir” buyuruyor. “Mâ” Arapçada en umumi bir lafızdır. Kapsamı son derece geniştir. Doğacak çocuğun her türlü maddî özelliklerine, genetik özelliklerine şamil olduğu gibi bütün istidatları, kabiliyetleri, hayat mukadderatı, ta cennete veya cehenneme girinceye kadar bütün özellik ve ayrıntıları dahildir ki bu gaypların yanında, kız mı erkek mi olacağı meselesi zikre bile değmez. Geçen asırlardaki müfessirler için, cinsiyeti bilmek mutlak gayb durumunda olduğundan, bazıları bilinmeyecek şeylere misal verme kabilinden bunu söz konusu etmişlerdir.

32 – Secde Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 30 âyettir. Sûre adını, mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. âyetten almıştır. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden, ahiret gününden, kitaplardan, peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir.

İsmâiloğulları içinde çıkan tek Peygamber, Hz. Muhammed (a.s.)’dır.

33 – Ahzab Suresi:Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir.

Hicrete kadar Medine’nin ismi Yesrib idi. Daha sonra Medinetu’n-Nebî (Peygamber’in şehri) oldu.

34 – Sebe Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir.

Sebe’: Yemen’de yerleşmiş bir kabile adı olup başkentleri Ma’rib, bu günkü San’a civarında yer alıyordu. Kurdukları üstün medeniyet dillere destan idi. Hz.Süleyman (a.s.) vesilesiyle mânen de yükselen bu millet, daha sonra şirke ve tefrikaya mâruz kaldı. M. Ö. 5. asırda ünlü Ma’rib barajının çöküşü ile bu ülkenin yıldızı da söndü.

35 – Fatır Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 45 âyettir. Sûre adını, birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. Fâtır, yaratan, yoktan var eden demektir. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. Sûrede başlıca, Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları, öldükten sonra dirilme, Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir.

36 – Yasin Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 83 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları, vahiy, Hz. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi, Antakya halkına gönderilen peygamberler, Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller, öldükten sonra dirilme, hesap ve ceza konu edilmektedir.

37 – Saffat Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 182 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. Sâffât, sıra sıra dizilenler, saf saf duranlar demektir. Sûrede başlıca, meleklerden, cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte; Nûh, İbrahim, İsmail, İshak, Mûsâ, Hârun, İlyas, Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir.

38 – Sad Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 88 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın birliği, müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları, Davûd, Süleyman, Eyyüp, İbrahim, İshak, İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları, Davût peygamber’in hakemliği ve Hz. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir.

39 – Zümer Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 75 âyettir. Sûre, adını 71 ve 73. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır. Zümer; zümreler, gruplar demektir. Sûrede başlıca, göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller, mü’minlerin cennete, kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte; kullar, ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır.

Tağut: Azgınlık mânasına gelen bir masdardır. Belagatta sıfat yerine masdar kullanmak, o sıfatla nitelendirmenin pek ileri bir derecede olduğuna delalet eder. Biri hakkında “güzel” demekle, bir başkası hakkında “güzelliğin ta kendisi” demek arasındaki fark pek bârizdir. Allah’tan başkasına ibadet eden tağî (âsi, azgın) ise, kendisini tanrılaştırıp başkalarını kendisine kul edinen tağut olur. “En güzeli tatbik”ten maksat şudur: Dini meselelerden: vacib ile mendub arasında kaldıklarında vacibi, mübah ile mendub arasında kaldıklarında mendubu seçerler. Hasılı, Allah nezdinde ağırlığı en fazla olanı tercih ederler. Yahut çeşitli sözleri dinleyip en güzel olan Kur’ân’a uyarlar. Yahut kavl’den maksat Allah’ın emri olup “Allah’ın emrine kulak verip, en güzeline uyarlar” yani mesela, kısas ile af karşısında, af tarafını tercih ederler. Yahut hem iyi hem kötü tarafı olan sözün, iyi tarafını söyleyip, kötü tarafını terkederler, şeklinde yorumlanmıştır.

40 – Mümin Suresi:56 ve 57. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. 85 âyettir. Sûre, adını 28. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. Mü’min inanan kimse demektir. Âyette sözü edilen mü’min, Firavun ailesinin; gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. Ayrıca sûre, Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır. “Ğâfir”, bağışlayan demektir. Sûrede başlıca, Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır.

Beyyinat (açık deliller) şu üç anlama gelebilir: 1. Allah tarafından gönderilen Peygamberler. 2. Peygamberlerin getirdikleri mesaj. 3. Dünya hayatı hakkında vaz edilen kurallar. Bu kurallar, dürüstlüğü öğreten ve hep dürüst yaşayan bir insanın, yalancı ve menfaatçi olmadığının açık bir delilidir.

41 – Fussilet Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre, adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. “Fussilet”, “genişçe açıklandı” demektir. Sûre, ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. Sûrede başlıca hakka davet, batılda ısrar edenlerin uyarılması, vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir.

42 – Şura Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 53 âyettir. Sûre, adını 38. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. Şûrâ danışma demektir. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri, ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir.

 Vahy: Asıl muhatabı dışında kimsenin anlayamayacağı derecede mesela, bir elektrik akımının geçmesi gibi gizli ve hızlı işaretle bildirme anlamınadır.

43 – Zuhruf Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 89 âyettir. Sûre, adını 35. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır. Zühruf yaldız, mücevher, dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. Sûrede başlıca tevhit, iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta, batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim, Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir.

44 – Duhan Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 59 âyettir. Sûre, adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. Duhan, duman demektir. Sûrede başlıca, Kur’an’ın indirilişi, müşriklerin ona karşı tutumu, Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar, Kureyş’in Hz. Peygamberi yalanlaması, iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir.

Kayser, Kisra, Firavun sırasıyla: Roma, İran, Mısır hükümdarlarının lakapları olduğu gibi Yemen (Himyer) hükümdarlarına da Tübba’ denirdi. M. Ö. 115 – M. S. 300 arasında Sebe ülkesinde hükümran olmuşlardır.

45 – Casiye Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 37 âyettir. Sûre, adını 28. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. Câsiye, diz üstü çöken demektir. Sûrede başlıca, Kur’an’ın indirilmesi, dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller, Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler, İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir.

 46 – Ahkaf Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 35 âyettir. Sûre, adını 21. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. Ahkâf, sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup, uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir.

Ahkaf sözlükte “kum tepeleri” anlamına gelir. Özel isim olarak, Arap yarımadasının güney batı kısmı olup bugün meskûn değildir.

Uman’dan Yemen’e kadar bu bölgede Âd kavmi yaşamıştı. Burası eski çağlarda yeşillik iken sonradan kuraklığa mâruz kalmış olabilir.

47 – Muhammed Suresi:Medine döneminde inmiştir. 38 âyettir. Sûre, adını Peygamber Efendimizin, ikinci âyette geçen adından almıştır. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”, diye de anılmaktadır. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca, savaş, esirler, ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir.

48 – Fetih Suresi:Medine döneminde inmiştir. 29 âyettir. Sûre, adını 1, 18 ve 27. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, hicretin altıncı yılında Hz. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması, cihad, savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir.

 49 – Hücurat Suresi:Medine döneminde inmiştir. 18 âyettir. Sûre, adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. Hucurât odalar demektir. Burada Hz. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. Sûrede başlıca, mü’minlerin, gerek Hz. Peygambere karşı, gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir.

 50 – Kaf Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 45 âyettir. Sûre, adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde, Allah’ın birliğinin delilleri, Peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler, uğradıkları azaplar konu edilmektedir.

51 – Zariyat Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 60 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. Zâriyât, esip savuran rüzgarlar demektir. Sûrede başlıca, öldükten sonra hesap için toplanma, inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap, mü’minlere verilecek mükafatlar, Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir.

52 – Tur Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 49 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır. Tûr, dağ demektir. Burada Hz. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği, Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir. Sûrede başlıca, ahiret halleri, kâfirlerin karşılaşacakları ceza, mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir

Tur : Aslında dağ anlamına cins ismi olup eliflamlı olduğundan Hz. Mûsâ’ya risalet verilen dağ anlaşılır.

Beyt-i Ma’mûr: Devamlı surette ziyaret edenlerle şenlenen Kâbe’dir. Birçok müfessire göre ise Hz. Peygamber (a.s.)’ın miraç gecesi gördüğü, gök ahalisi tarafından devamlı tavaf, ziyaret ve ibadet mahalli olan bir mâbed kasdedilmektedir. Her ikisini de kapsayabilir.

54 – Kamer Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 55 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Kamer, ay demektir. Sûrede ana fikir olarak, Kur’an’ı yalanlayanlar, çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır.

55 – Rahman Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 78 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın nimetleri, birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir.

56 – Vakıa Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 96 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. Vâkı’a, gerçekleşen, meydana gelen olay demektir. Burada kıyameti ifade etmektedir. Sûrede başlıca, kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir.

57 – Hadid Suresi:Medine döneminde inmiştir. 29 âyettir. Sûre, adını 25. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır. Hadîd, demir demektir. Sûrede başlıca, tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği, Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği, dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir.

58 – Mücadele Suresi:Medine döneminde inmiştir. 22 âyettir. Sûre, adını ilk âyette sözü edilen olaydan almıştır. “Mücâdele”, münakaşa etmek, tartışmak demektir. Bir adamın “zıhâr” yaptığı karısı, Hz. Peygambere gelerek onu şikayet etmiş ve Hz. Peygamberle de tartışmıştı. Sûrede başlıca, zıhar, zıhar keffareti gibi bazı dînî hükümler ile birtakım görgü kuralları ve mü’minlerin inanmayanlara karşı takınmaları gereken tavır konu edilmektedir.

59 – Haşr Suresi:Medine döneminde inmiştir. 24 âyettir. Sûre, adını ikinci ayette geçen “el-Haşr” kelimesinden almıştır. Haşr, toplamak demektir. Sûrede başlıca, Medine’de yaşamakta olan ve Hz.Peygamberle yaptıkları antlaşmaya ihanet ederek İslam toplumunu ortadan kaldırmak üzere Mekkeli müşriklerle ittifak yapan Nadîroğulları’nın Medine’den topluca sürülmesi hadisesi ile Yahudilerle antlaşma yapan münafıklar konu edilmektedir.

60 – Mümtehine Suresi:Medine döneminde inmiştir. 13 âyettir. Onuncu âyette, Hudeybiye antlaşmasından sonra müşrikler arasından çıkıp Medine’ye gelen ve müslüman olduklarını söyleyen kadınların imtihan edilmeleri emredildiği için sûreye mecazen, “imtihan eden” anlamında “mümtehine” denmiştir. Sûrede başlıca, Allah için sevmek, Allah için buğz etmek ve müslümanlarla kâfirler arasındaki ilişkilere dair bazı uyarılar konu edilmektedir.

61 – Saff Suresi:Medine döneminde inmiştir. 14 âyettir. Sûre, adını 4. âyette geçen “saff” kelimesinden almıştır. Saff, sıra, dizi demektir. Sûrede başlıca, Allah yolunda cihadın fazileti konu edilmektedir .

62 – Cuma Suresi:Medine döneminde inmiştir. 11 âyettir. Sûre, adını 9. âyette geçen “el-Cumu’a” kelimesinden alır. Sûrede başlıca, Hz. Muhammed’in peygamber olarak gönderilişi, Yahudilerin Allah’ın dininden yan çizmeleri ve Cuma namazı ile ilgili bazı hükümler konu edilmektedir.

Yahudi, Hz. Yâkub (a.s.)’ın dördüncü oğlu Yehuda’ya nisbettir. Hz. Süleyman (a.s.)’dan sonra İsrailoğulları ikiye bölününce onlardan birine Yehuda, öbürüne İsrail adı verilmiştir. Hz. Yâkub’un soyundan gelen kabilelerden sadece Yehuda ve Bünyamin’in nesli kalıp, çoğunluk da Yehuda’da olduğundan bu isim galip gelmiştir.

Cuma namazı, cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınır. Hutbeden sonra iki rek’atlık farz namaz eda edilir. Hutbeden önce ve farzdan sonra sünnet olarak dörder rek’at daha namaz kılınır. Bunun dışında müslümanlar cuma günü işleriyle meşgul olabilirler. Yahudilerin cumartesi, Hıristiyanların pazar günü yaptıkları gibi dünyevî işleri tatil etmeye mecbur değildirler.

63 – Münafikun Suresi:Medine döneminde inmiştir. 11 âyettir. Sûre, münafıkların genel karakter ve özelliklerinden bahsettiği için bu adı almıştır.

Münâfıkların önderi Abdullah İbn Übey idi. Peygamberimizin hicretinden önceki liderlik konumu sarsıldığı için, ömrünün sonuna kadar onu çekemedi. Her fırsatta Medineli hemşehrilerini, yabancı durumda olan muhacirler aleyhine kışkırtmaya çalıştı. Dünyevî şartlarda, her iki tarafı da tahrik edip çarpıştırmak pek kolaydı. Zaman zaman kritik, gergin anlar yaşandı, fakat Allah müminleri korudu. Peygamber Efendimizin rehberliği, Ensar ve Muhacirlerin basiretleri muhtemel olayları önledi. Hicretin 5. yılında gerçekleşen Benî Mustalık seferinde, suyu daha önce alma meselesinden dolayı Mekkeli Cehcah ile, Medineli Sinan arasında kavga çıkınca her biri kendi hemşehrilerini yardıma çağırdı. İbn Übey olayı fırsat bilerek, “Besle kargayı oysun gözünü!” kabilinden sözler söyleyerek muhacirler aleyhinde kışkırtmaya başladı. Bunları işiten pek genç yaştaki Zeyd İbn Erkam (r.a) derhal durumu Hz. Peygamber (a.s.)’a iletti. Huzura çağırılan İbn Übey yaptığı işi inkâr etti. Zeyd zor duruma düştü. Vahyin gelişi ile durum kesinleşti. İbn Übey, Efendimizin huzuruna varıp özür dilemeyi ve Allah’a istiğfar etmeyi gururuna yediremedi.

64 – Tegabun Suresi:Medine döneminde inmiştir. 18 âyettir. Sûre, adını 9. âyette geçen “et-Teğâbun” kelimesinden almıştır. Teğâbun, aldanma demektir. İnanmayanların aldanışları, Kıyamet gününde açıkça ortaya çıkacağı için bugüne “Yevmü’t-Teğabun (aldanma günü)” denmiştir. Sûrede başlıca mü’min olsun, kâfir olsun herkesin eksiklik ve kusurlarının kıyamet günü açığa çıkacağı konu edilmektedir.

65 – Talak Suresi:Medine döneminde inmiştir. 12 âyettir. Sûre, adını işlediği konudan almıştır. “Talâk” boşamak demektir. Sûrede talak ile ilgili diğer bazı hükümler konu edilmektedir.

66 – Tahrim Suresi:Medine döneminde inmiştir. 12 âyettir. Sûre, adını Hz. Peygamber’in, helâl olan bir şeyi kendisine haram kıldığından söz eden ve “Tahrîm Âyeti” diye adlandırılan birinci âyetten almıştır. Tahrîm, haram kılmak demektir. Sûrede başlıca, Hz. Peygamber’in eşleriyle olan bazı münasebetleri ile, mutlu bir aile yuvasının oluşturulmasının temel prensipleri konu edilmektedir.

67 – Mülk Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 30 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Mülk” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın azameti, Allah’ın birliğinin delilleri ve öldükten sonra dirilmeyi inkar edenlerin akıbetleri konu edilmektedir.

68 – Kalem Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Kalem” kelimesinden almıştır. “Nûn” sûresi diye de anılır. Sûrede başlıca, Hz. Muhammed’in peygamberliğinin ispatı ve mü’minler ile kâfirlerin akıbetleri konu edilmiştir.

Hz. Peygamber (a.s.)’ın ahlâkından bahsetmesi istendiğinde Hz. Aişe (r.a) mümkün olan en ideal cevabı şöyle vermişti: “Onun ahlâkı Kur’ân’dan ibaret idi.” Maksadı şu idi: “Kur’ân hangi âdabı öğretiyorsa onları uygulardı.”

69 – Hakka Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir. Sûre, adını birinci âyeti oluşturan “el-Hâkka” kelimesinden almıştır. Hâkka, mutlaka gerçekleşecek olan kıyamet demektir. Sûrede başlıca, Kıyameti inkar edenlerin görecekleri cezalar ve mü’minler ile kafirlerin dehşetli Kıyamet günündeki halleri konu edilmektedir.

70 – Mearic Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 44 âyettir. Sûre, adını üçüncü âyetteki “el-Me’âric” kelimesinden almıştır. Me’âric, yükselme yolları demektir. Sûrede başlıca, Mekke müşriklerinin inkar, inat ve azgınlıkları, insan tabiatının bazı yönleri, ölüm ötesi hayatın gerçekliği konu edilmektedir.

Emanet: Allah’ın kullarına veya insanların birbirlerine güvenerek verdikleri şeylerdir. Ahid ise: Allah’ın kulları ile veya insanların birbirleri ile sözleşmeleridir. Bunlara riayet, imanın ayrılmaz vasfıdır.

71 – Nuh Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 28 âyettir. Sûrede başlıca, Nûh peygamberin mücadeleleri ve Nûh Tufanı konu edilmektedir. Sûre, adını konusundan almıştır.

Ayet,11. Mağfiret dileyin ki üzerinize bol bol yağmur indirsin. 
Hz. Ömer (r.a) kıtlık sebebiyle yağmur duasına çıktığında istiğfar etmekle yetinince, etraftan: “Yağmur için dua etmediniz?” diye sorulunca: “Ben, semanın yağmur gelen kapılarına vurdum” buyurmuş, sonra da bu âyeti okumuştu. Hasan el-Basrî’nin meclisinde bir şahıs kuraklıktan şikâyet etti. O da: “İstiğfar et” dedi. Başka biri malî sıkıntılardan, bir diğeri çocuğunun olmadığından, birisi arazisinin verimsizliğinden dertlenince, onlara da aynı şeyi söyledi. Etrafındakiler bunu garipseyince o, bu âyeti okudu.

72 – Cin Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 28 âyettir. Ağırlıklı olarak cinlerden bahsettiği için “Cin sûresi” adını almıştır. Sûrede ayrıca tevhit, peygamberlik ve öldükten sonra dirilmek gibi meseleler konu edilmektedir

73 – Müzzemmil Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 20 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Müzzemmil” kelimesinden almıştır. Müzzemmil, örtünüp bürünen demektir. Sûrede başlıca, Hz. Peygamberin ibadet ve taat hayatı konu edilmiştir.

74 – Müddesir Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 56 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Müddessir” kelimesinden almıştır. Müddessir, tıpkı bir önceki sûrenin adı olan müzzemmil gibi, örtünüp bürünen demektir. Sûrede başlıca, Hz. Peygamberin tebliğ ve davetle görevlendirilmesi, müşriklerin ona karşı çıkması ve onların cehennemle uyarılması konu edilmektedir

75 – Kıyame Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 40 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “el-Kıyâme” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, öldükten sonra dirilme ve ceza, ölüm sırasında insanın durumu ve kâfirlerin ahirette karşılaşacağı zorluklar konu edilmektedir.

76 – İnsan Suresi:Medine döneminde inmiştir. 31 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “insan” kelimesinden almıştır. Aynı âyette geçen “ed-Dehr” kelimesinden dolayı Dehr sûresi diye de anılır. Dehr, zaman demektir. Sûrede başlıca, ahiret hayatıyla ilgili meseleler ve özellikle takva sahiplerinin cennette kavuşacakları çeşitli nimetler konu edilmektedir.

77 – Murselat Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 50 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Mürselât” kelimesinden almıştır. Mürselât, gönderilenler demektir. Sûrede başlıca, kıyametin, hesap ve azabın gerçekleşeceği, Allah’ın kudreti ve günahkârların akıbeti konu edilmektedir.

78 – Nebe Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 40 âyettir. Sûre, adını ikinci âyette geçen “en-Nebe’” kelimesinden almıştır. Nebe’, haber demektir. Sûrede ölüm ötesi hayatın varlığını ispat çerçevesinde, kıyamet, öldükten sonra dirilme ve hesap için toplanma konularına yer verilmektedir.

79 – Naziat Suresi.Mekke döneminde inmiştir. 46 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “en-Nâziât” kelimesinden almıştır. Nâziât burada, “ruhları çekip alan melekler” demektir. Sûrede başlıca, tevhit, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konu edilmektedir.

80 – Abese Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 42 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “abese” fiilinden almıştır. “Abese”, “yüzünü ekşitti” demektir. Sûrede başlıca, itikat, peygamberlik, Allah’ın kudreti ve kıyamet halleri konu edilmektedir.

81 – Tekvir Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 29 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “küvviret” fiilinin mastarından almıştır. Tekvîr, dürmek demektir. Sûrede başlıca, kıyamet, vahiy ve peygamberlik konuları ele alınmaktadır.

82 – İnfitar Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 19 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “infetarat” fiilinin mastarından almıştır. İnfitâr, yarılmak demektir.

Kiramen kâtibin (şerefli kâtipler) insanın yaptığı her şeyi kayd eden meleklerdir. Kerim olmaları: Kin ve nefret gütmeme, tam bir tarafsızlıkla hareket etme, rüşvet gibi ahlâk zaaflarından uzak olma, gözlerinden kaçan hiçbir iş bulunmama gibi özellikleri ifade eder.

83 – Mutaffifin Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 36 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Mutaffifîn” kelimesinden almıştır. Mutaffifîn, ölçüde ve tartıda hile yapanlar demektir.

84 – İnşikak Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 25 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “inşakka” fillinin mastarı olan “İnşikâk” kelimesinden almıştır. İnşikâk, yarılmak demektir.

85 – Buruc Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 22 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “el-Bürûc” kelimesinden almıştır. Bürûc, burçlar demektir.

Ayet.4. 5. Tıpkı kahrolası Ashab-ı uhdud’un, o tutuşturulmuş ateşle dolu hendeği hazırlayanların mel’un oldukları gibi… 

Ashab-ı uhdud hakkında tefsirlerde dört kadar hadise zikredilir. Bunlar arasında en meşhuru, Yemen hükümranlığını ele geçiren Zû Nuvas hakkında olmasıdır. Dördüncü asırda Yemen’e hakim olan bu kral Yahudi dinini benimseyip Hıristiyan olan Necran ahalisini de Yahudiliği kabule zorlar. Halk direnince, bir çok insanı ateş dolu hendeklere attırır. Böylece öldürülenlerin 20.000 kadar olduğu söylenir. Yahudi hakimiyeti 340-378 yılları arasında yer almaktadır.

86 – Tarık Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 17 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “et-Târık” kelimesinden almıştır. Târık, şiddetle çarpan, vuran, gece gelen şey demektir.

87 – Ala Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 19 âyettir. Sûre, adını birinci âyette yer alan ve Allah Teâlâ’yı niteleyen “el-A’lâ” kelimesinden almıştır. A’lâ, en yüce demektir.

88 – Gaşiye Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 26 âyettir. Sûre adını, birinci âyetteki “el-Gâşiye” kelimesinden almıştır. Ğâşiye, kaplayıp bürüyen demektir.

89 – Fecr Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 30 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “el-Fecr” kelimesinden almıştır. Fecr, tan yerinin ağarması vakti demektir.

90 – Beled Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 20 âyettir. Sûre, adını ilk âyetteki “el-Beled” kelimesinden almıştır. Beled, şehir, belde demektir.

91 – Şems Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 15 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “eş-Şems” kelimesinden almıştır. Şems, güneş demektir.

92 – Leyl Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 21 âyettir. Leyl, gece demektir.

93 – Duha Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 11 âyettir. Duhâ, kuşluk vakti demektir.

94 – İnşirah Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 8 âyettir. İnşirah, açılmak, genişlemek demektir.

95 – Tin Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 8 âyettir. Tîn, incir demektir.

96 – Alak Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 19 âyettir. Sûre, adını ikinci âyette geçen “alak” kelimesinden almıştır.

97 – Kadir Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 5 âyettir. Sûre, Kadir gecesini anlattığı için bu adı almıştır. Kadr, azamet ve şeref demektir.

98 – Beyyine Suresi:Medine döneminde inmiştir. 8 âyettir. Beyyine, apaçık delil demektir.

99 – Zilzal Suresi:Medine döneminde inmiştir. 8 âyettir. Zilzâl, sarsıntı, deprem demektir.

Ayet,4. İşte o gün yer, üstünde olan biten her şeyi anlatır: 
Hz. Peygamber (a.s.) bir hadis-i şerifinde bu âyetin açıklanması ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünün haber vermesi, her erkek ve kadının, kendisinin üzerinde neler işlediklerini haber verip şahitlik etmesidir, “Şu ve şu günlerde şunu, şunu işlediniz” demesidir. Yerin konuşması mecazdır diyen müfessirlerin yanında, Allah dilerse gerçekten de konuşturur, diyenler de vardır.

100 – Adiyat Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 11 âyettir. Âdiyât hızlı koşan atlar demektir.

101 – Karia Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 11 âyettir. “Kâri’a”, vuran, çarpan, kapıyı çalan, yürekleri hoplatan şey demektir. Burada, kıyamet gününü ifade etmektedir.

101 – Karia Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 11 âyettir. “Kâri’a”, vuran, çarpan, kapıyı çalan, yürekleri hoplatan şey demektir. Burada, kıyamet gününü ifade etmektedir.

103 – Asr Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 3 âyettir. Asr, çağ, ikindi vakti, uzun zaman demektir.

İmam Şafii (r.a) şöyle demiştir: “Kur’ân’dan başka hiçbir sûre nazil olmasaydı şu pek kısa sûre bile, insanların dünya ve âhiret mutluluklarını te’mine yeterdi. Bu sûre Kur’ân’ın bütün öğrettiklerini kucaklıyor.” Onun içindir ki Ashabdan iki kişi birbirine kavuşunca, biri diğerine Asr sûresini okumadan, sonra da selam vermeden ayrılmazlardı.

104 – Hümeze Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 9 âyettir. Hümeze, insanları arkadan çekiştiren, ayıplayan kimse demektir.

105 – Fil Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 5 âyettir. Sûre, fillerle donanmış ordusuyla Kâ’be’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin helâk edilişinden bahsettiği için bu adı almıştır.

106 – Kureyş Suresi:Mekke’de nâzil inmiştir. 4 âyettir. Kureyş, Hz. Peygamberin mensup olduğu kabilenin adıdır.

107 – Maun Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 7 âyettir. Mâ’ûn, yardım ve zekat demektir.

108 – Kevser Suresi:Mekke döneminde inmiştir. Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. 3 âyettir. Kevser, çok hayır, bereket demektir. Cennette Hz. Peygambere mahsus bir havuzun da adıdır.

Kevser: Çok hayır demek olup risalet, Kur’ân, şefaat makamı, ilim gibi hususları da kapsar. Kevser, ayrıca cennette Peygamberimize verilen bir havuz olup onun ümmeti oradan su içecektir. Kâfirler; Efendimizin maddî, özellikle manevî neslinin kesileceğini, adının sanının unutulacağını bekleyerek böyle söylemişlerdi. Ama her nesilden yüz milyonlarca tâbii, başta Haremeyn-i Şerîfeyn’deki mescidler olarak bütün dünyadaki milyonlarca mescidi dolduran müslüman cemaat, bu sûrenin ifade ettiği ilahî bereketin pek çarpıcı bir örneğidir.

109 – Kafirun Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 6 âyettir. “Kâfirûn”, inkarcılar demektir.

110 – Nasr Suresi:Medine döneminde inmiştir. 3 âyettir. Nasr, yardım demektir.

111 – Tebbet Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 5 âyettir. “Tebbet”, kurusun, kahrolsun demektir.

Ebû Leheb’in, Ebû Süfyan’ın kızkardeşi olan eşi Ümmü Cemil de kocasından geri kalmayan bir düşmandı. Diken toplayıp Resulullahın yoluna saçardı. Âhiretteki âkıbetini de kendisi istemiş olarak, kendini yakacak olan odunu taşıma işini devam ettirecektir.

112 – İhlas Suresi:Mekke döneminde inmiştir. 4 âyettir. İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak demektir. Allah’a bu sûrede anlatıldığı şekilde inanan, tevhit inancını tam anlamıyla benimsemiş ihlaslı bir mü’min olacağı için sûre bu adla anılmaktadır.

Samed: “Tam, eksiği olmayan, her şey Kendisine muhtaç olduğu halde, Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan” demektir.

113 – Felak Suresi:Medine döneminde inmiştir. 5 âyettir. Felak, sabah aydınlığı demektir.

114 – Nas Suresi:Medine döneminde inmiştir. 6 âyettir. Nâs, insanlar demektir.

 Kaynak:Kuran-ı Kerim meali ,Suat YILDIRIM

3

Şubat
2013

KUR’AN’I KERİM BİLGİLERİ(ÖZET)

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  266 Kez Okundu


1-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
2-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
3-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
4-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
5-Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Hz.Zeyd Bin Sabit.
6-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
7-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
8-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
9-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
10-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
11-Ey Nebi hitabı, 5 defa zikredilen sure Ahzab suresidir.
12-İmran:Hz.Musa ile Hz.Harun un babasıdır.
13-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
14-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
15-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
16-Hicr:Medinenin kuzeyinde vaktiyle Semud kavminin yaşadığı bir yerin adıdır.
17-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
18-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
19-Kuran-ı Kerimde din kelimesi:Ceza,mükafat,hüküm ,hesap manalarında kullanılmıştır.
20-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
21-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
26-Kuran-ı Kerimin en uzun ayeti;Bakara suresi 282.ayetidir.Konusu borçların yazılmasıdır.
27-İfk olayı ; Nur suresinde konu edilmiştir.
28-Ayetel Kürsi,Bakara suresinde yer almaktadır.
29-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
30-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
31-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
32-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
33-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
34-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
35-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
36-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
37-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
38-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
39- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
40-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.

Kaynak: Osman KESKİNOĞLU(T. Diyanet Vakfı)

31

Ocak
2013

KUR’AN-I KERİM VE TECVİD BİLGİSİ

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR, KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  628 Kez Okundu

S-1) Tecvid hüküm itibariyle nadir?
C-1) Farzı ayn dır.
S-2) Bir şeyi güzel yapmak,süslemek anlamındaki kelime hangisidir?
C-2) Tecvid.
S-3) Arap alfabesi kaç harften oluşmaktadır?
C-3) 28
S-4) Elif ve hemze neye denir?
C-4) Elig harekesiz elife, Hemze harekeli elife denir.
S-5) Mahreç harfleri kaç yerden çıkar?
C-5) 17
S-6) Boğaz harfleri kaç tanedir?
C-6) 6
S-7) Dil kısmından kaç harf çıkar?
C-7) 18
S-8) Dudak kısmından kaç harf çıkar?
C-8) 4
S-9) Kendisinden önceki harfin sesini uzatan harfe ne denir?
C-9) Med harfi.
S-10) Med harfleri kaç tanedir?
C-10) Üç. و,ى,ا
S-11) Asli medden fazla uzatmayı gerekli kılan sebeplere ne denir?
C-11) Sebebi med.
S-12) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan hemzeye ne denir?
C-12) Hemzei katı.
S-13) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen hemzeye ne denir?
C-13) Hemzei vasıl.
S-14) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan sukun’a ne denir?
C-14) Sukunu lazım. نون صاد قاف
S-15) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen sukun’a ne denir?
C-15) Sukunu arız. نستعين
S-16) Harfin sesini uzatmak için hemze veya sukune ihtiyaç duyulmayan medde ne denir?
C-16) Asli med.
S-17) Zamirin med ile uzatılması,ve med yapmaksızın okunmasına ne denir?
C-17) Sıla,Ademi sıla.
S-18) Zamirin sıla olabilmesi ne gereklidir?
C-18) Önceki harfin harekeli olması.
S-19) Zamirin Ademi sıla olabilmesi için ne gereklidir?
C-19) Zamirden önceki harfin sakin olması.
S-20) İttifak mahalli ne demektir?
C-20) Kıraat imamlarının hepsi meddi muttasılı en az iki elif çekmekte ittifak etmişlerdir.
S-21) İhtilaf mahalli ne demektir?
C-21) Meddi munfasıl üzere yapılan med miktarında görüş ayrılığıdır.
S-22) Med harflerinden biri ve sebebi medden sukunu lazım aynı kelimede bulunursa ne olur?
C-22) Meddi lazım.
S-23) Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddeli olark bulunursa buna ne denr?
C-23) Kelimei musakkale.
S-24) ) Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddesiz olarak bulunursa ne olur?
S-24) Kelimei muhaffefe.
S-25) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamlı olarak bulunursa ne olur?
C-) Meddi lazım harfi musakkale.

S-26) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamsız olarak bulunursa ne olur?
C-26) Meddi lazım harfi muhaffefe.
S-27) Med harflerinin birinden sonra sebebi med olan arız sukun gelirse ne olur?
C-27) Meddi arız.
S-28) Harekeyi sesin üçte biriyle telaffuz etmeye ne denir?
C-28) Revm.
S-29) Sukunfan sonra ötreye işaret etmek üzere dudakları öne yummaya ne denir?
C-29) İşmam.
S-30) Sakin nun veya tenvinden sonra boğaz harflerinden biri gelirse ne olur?
C-30) İzhar.
S-31) Sakin mim’den sonra ‘’mim’’ve ‘’ba’’nın dışındaki harflerden biri gelirse ne olur?
C-31) İzharı şefevi.
S-32) Lamı tariften sonra ondört kameri harflerden birinin bulunmasına ne denir?
C-32) İzharı kameriye.
S-33) Sakin bir harfin harekeli bir harfle karşılaşması halinde şeddeli tek harfe dönüşmesine ne denir?
C-33) İdğam.
S-34) Kendinden sonraki harfin cinsine çevrilecek olan cezimli harfe ne denir?
C-34) Müdğam.
S-35) Bir önceki soruda cezimli harfin katıldığı harekeli ikinci harfe ne denir?
C-35) Müdğamun Fih.
S-36) Birinci harfin zat ve sıfat olrak tamamen ikinci harfe dönüşmesine ne denir?
C-36) Tam idğam.
S-37) Birinci harfin ikinci harfe zat olarak dönüşüp,sıfat olarak dönüşmemesine ne denir?
C-37) Nakıs idğam.
S-38) Sakin nun veya tenvinden sonra‘’yemnu’’harflerinden biri gelirse ne olur?
C-38) İdğamı Mealğunne.
S-39) Sakin nun veya tenvinden sonra ‘’Lam’’veya’’ra’’ harflerinden biri gelirse ne olur?
C-39) İdğamı bilağunne.
S-40) Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?
C-40) idğamı Misleyn.
S-41) Sakin nunun harekeli nuna,Sakin mim’in harekeli mim’e uğraması halinde yapılan idğama ne denir?
C-41) idğamı Misleyn Mealğunne.
S-42) Nun ve mim dışındaki harflerin birbirine idgam edilmesine ne denir?
C-42) İdğamı Misleyn Bilağunne.
S-43) Mahreçleri aynı sıfatları farklı olan iki harften ,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?
S-43) İdğamı Mütecaniseyn.
S-44) Mahreçleri veya sıfatları birbirine yakın olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine katılarak okunmasına ne denir?
C-44) İdğamı Mütekaribeyn.
S-45) ‘’Lamı tarif’in kendisinden sonra gelen ondört şemsi harften birine idğam edilerek okunmasıne ne denir?
C-45) İdğamı Şemsiye.
S-46)Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı nedir?
C-46)Arz.
S-47)Seb’u't-Tıvâl sureler hangilerdir?
C-47)Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
S-48)Muhkem ayet ne demektir?
C-48)Açık ifâdeli âyetlerdir
S-49)Müteşâbih ayet ne demektir?
C-49)Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
S-50)Sekte Kur’an’ da kaç yerde bulunur?
C-50)4 yerde bulunur; Kehf, Yasin, Kıyame, Mutaffifin surelerinde bulunur.

S-51) Hükmürra ne demektir?
C-51)Ra- harfinin durumuna göre ince yada kalın okunması demektir.
S-52)Bazı surelerin başında buluna elif-lam-mim- gibi harflere ne denir?
C-52)Huruf-u Mukatta (Mukatta harfleri) denir.
S-53)Kaç surenin başında Huruf-u Mukatta bulunur?
C-53)27 surenin başında bulunur.
S-54) Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harf yan yana geldiğinde ve birincisi sakin ikincisi harekeli olduğunda hangi tecvid kuralı meydana gelir?
C-54)İdgâm-ı Misleyn
S-55)Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi nedir?
C-55)Yasin
S-56) Kur’an’ın muhtevası nedir?
C-56) Kur’an’ın muhtevası:
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
S-57)Mekkî Sûreler’in özellikleri nelerdir?
C-58)Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
S-58)Medenî Sûreler’in özellikleri nelerdir?
C-Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
S-59)Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet hangisidir?
C-59)Bakara suresi 282. Ayetidir.
S-60) Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti
üzerine yazılmıştır?
C-60)Kıraatı Asım

S-61)Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi kimdir?
C-61)Seyyit Kutup
S-62) İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir?
C-62)Nur suresi ayet 11 ve 12.
S-63) Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde gerçekleşmiştir?
C-63)Emeviler Döneminde
S-64) Kerim’i Cebrail ve Peygamberimizin karşılıklı olarak okumalarıyla başlayıp, günümüze kadar asırlardır devam eden karşılıklı okuma geleneğinin adı nedir?
C-64)Mukabele
S-65)Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı kimdi?
C-65)Zeyd bin Sabit
S-66)Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere ne ad verilir?
C-66)Hizb
S-67)Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline ne denir?
C-67)Hadr
S-68)Tival; yani uzun sureler yedi sure hangi surelerdir?
C-68)Bakara, Al-i İmran, Nisa, Maide, En’am, A’raf, Yunus veya kehf.
S-69)Miun ne demektir?
C-69)Yani yüzlükler, ayetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbe suresinden sonra gelenlerdir. Tevbe, nahl, Hud, Yusuf, Kehif, İsra’, Enbiya, Taha, Müminun, Şuara ve Saffat.
S-70)Mesanin ne demektir?
C-70)Ayetleri yüzden az olanlardır. Miun dan sonra gelirler. Hamimler, Elif Lamlar, Tasinler, böyledir.
S-71)Mesani ne demektir?
C-71) Ahzab, Hac, Kasas, Tasın, Nem, Nur, Enfal, Meryem Ankebut, Rum, Yasın, Furkan, Hicr, Ra’d, Sebe, Melaike, İbrahim, Sad, Muhammed, Lokman, Zümer, Hamimler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzil, Secde, Talak, Nun, Hucurat)
S-72)Mufassal ne demektir?
C-72)Kur’anın sonundaki surelerdir. Neveviye göre Hucurattan başlar. Onlarda Tival, Evsat, Kısar olmak üzere üçe bölünür.
a- Tivali mufassal: Hucurattan Buruca kadar,
b- Evsatı Mufassal. Buruçtan Lemyekün’e kadar
c- Kısası Mufassal: Zilzaldan Nas’a kadar.
S-73)Raf-ı Savt ne demektir?
C-73)Ses yükseltme.
S-74)Hafd-ı Savt ne demektir?
C-74)Ses indirme.
S-75)Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi kimdir?
C-75)Ziyad b. Sümeyye
S-76)“Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” Bu söz kime aittir.
C-76)Ahmed b. Hanbel aittir.
S-77) Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı kimdir?
C-77)Zeyd b. Sabit
S-78)Mekke de ilk vahiy katibi kimdir?
C- 78)Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
S-79)Medine de ise ilk vahiy katibi kimdir?
C-79)Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan

S-80)Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı nedir?
C-80)”Hak Dini Kur’an Dili” dir.
S-81) Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır?
C-81) Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
S-82)Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir?
C-82)Sure ismi verilir.
S-83)Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir?
C-83)Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
S-84) Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir?
C-84)İsrail oğulları.
S-85)Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir.
C-85)Fatiha suresi.
S-86)Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir?
C-86)Hz. Zeyd (r.a.).
S-87)Hurf’u Seb’a nedir?
C-87)Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
S-88)Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir
C-88) Hz. Meryem.
S-89)Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir?
C-89)Abdullah bin Mesut (r.a.).
S-90)Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı?
C-90)Hz. Ebu Bekir (r.a.).
S-91)Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı?
S-92)-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir?
S-93)Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır.
C-93) Kıraatı Asım.
S-94)Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir?
C- 94)Hud suresi
S-95)İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure hangisidir?
C-95)Asr suresi
S-96)Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir?
C-96)25
S- 97)Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir?
C-97) Abdullah b. Mesut
S-98)Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir?
C-98)Enfal süresi
S-99)Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
S-100)Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir?
C-100)Necm süresi

30

Ocak
2013

KUR’AN-I KERİM BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  664 Kez Okundu

Medine_Ravza_1

BİRİNCİ BÖLÜM

1.Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
2.TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
3.ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.
4.Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
5.İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
6.Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
7.İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
8.Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi
9.Türkiye’de Kur’an Asım kıraatinin Hafs rivayeti ile okunur.
10.Raf-ı Savt (ses yükseltme): kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
11. Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
12.KURRA:: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir.
13.Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi Ziyad b. Sümeyye
14. Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
15.Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.
16.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.
17.Es- Sebu’t tuvel: En uzun 7 sure demektir.
18.El – Mi’un:Birinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir.
19.El – Mesani: Ayet adedi 100’den az olan surelerdır.(Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar)
20.El – Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
21.Es-Sebu’t-tuvel:En uzun 7 sure demektir.Bunlar Bakara Al-iİmran Nisa Maide En’am A’raf Enfal-Tevbe
22.Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
23.Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
24.Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
25.Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
26.Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
27. Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
27.Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
28.Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
29.Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
30.Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
31.Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
32.Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
33.Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
34.K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
35.SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
36.Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
37.Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
38.Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
39.Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
40.İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
41.Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
42.Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır. İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
43.Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır. 1
44.HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.
45.Sure kelimesiyle başlayan sûre Nur suresi.
46.Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresi.
47. Berae suresi,besmele ile başlamayan sûredir.
48.Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure Hacc suresi.
49.“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı :Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmak.
50.ARZ:Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır
51.Tavasim:Tasin Mim ile başlayan Şuara ve Kasas suresiyle Ta sin diye başlayan Neml suresini ihtiva eder
52.Tahmis ve Ta’şir: Surenin her beş ayetinin sonuna “Hams” kelimesinin yazılmasına “Tahmis”, her on ayetin sonuna da “Aşr” kelimesinin yazılmasına “Ta’şir” denilir. Bunların “Ha” ve “Ayn” harfleriyle işaretlendiği de görülmektedir
53.Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
54.Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
55.Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
56. Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
57.Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
58.Tecvid:Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne Tecvid adı verilir
59. İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
60.Seb’u't-Tıvâl sureler:Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
61. Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi Yasin suresi.
54-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
55-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
56-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
57-Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Hz.Zeyd Bin Sabit.
58-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
59-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
61.İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
62.Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
63.Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
64.Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
66.Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
67.Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
68.Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
69.Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
70.Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
71.Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
72.Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
73. Mümin suresinin diğer adı Ğafir
74.Kur’an’ı Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler dönemde gerçekleştirilmiştir.
75.Camiu’l-Kur’an unvanı ile anılan halife Hz.Ebu Bekir
76.Naşiru’l-Kur’an unvanı ile anılan halife Hz.Osman
77.“Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere Miun denir.”
78.Ayetleri yüzden aşağı olan surelere Mufassal denir.
79. “Sure” kelimesiyle başlayan sûre Nur suresi.
80.Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler -Bakara-Al-i İmran
81.Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı :Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmak.
82.Siyak-Sibak :Kur’andaki yabancı kelimelerin açıklanması
83. “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı:Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
84.İcaz’ın sözlük anlamı :Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
85.Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an denir.
86.Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili.
87.Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
88.Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
89. Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
90.Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
91.Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
92. Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
93.Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
94.Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
95.Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
96.K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
97.Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
98.Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
99.Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
diğerlerinin de onu takip etmesidir.
100.Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
101.Meâl: Kur’anın Arapçadan başka dillere yapılan çevirileridir.
102.Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
103.Vahy-i Gayri Metlûv:Allahü teâlâ tarafından peygamberlerin kalblerine bildirilen vahyi, peygamberlerin kendilerine âit kelimelerle yanındakilere bildirmesi. Hadîs-i kudsî.
104.Vahy-i Metlûv:Cebrâil aleyhisselâmın, Allahü teâlâdan aldığı haberleri getirerek peygamberlere okuması.
105.Ahsenü`l-Kasaa :Hz.Yusuf`un Kur`an-i Kerim`de anlatilan hayat hikayesi.106.Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi
106.Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
107.K.Kerimim okuyuş şekilleri;Tahkik,Hadr ve Tedvir.
108.Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
109.Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
110.Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğ ü.
111.Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
112.Sebül Mesani,Fatiha suresi için kullanılan dini bir terimdir.
113.KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
114.KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
115.TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
116.TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
117.ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
118.ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
119.Hazreti Osman muhtelif kıraatleri önlemek için Kur’an’ı istinsah ettirip etrafa “Mesahifi Emsar” yollamıştı.
120.Tenasubi’l-Âyât :Tenasüp, lügatte mukârebet, yakınlık, uygunluk ve benzerlik anlamındadır. Tenâsubi’1-âyât ise ayetler arasındaki uyum ve ahengi inceleyen bir ilimdir.
121.Tertibu’l-Âyât :Ayetlerin sureleri içindeki Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘in tevkîfi ve emri ile sıralanışına verilen isimdir.
122.Tertibu’s-Suver :Kur’ân sûrelerinin elimizdeki Mushaf-ı şerifte görüldüğü şekliyle son sıralanmış haline verilen isimdir.
123.Kimi Kur’an surelerinin iki (veya daha fazla) ismi vardır. Surenin asıl ismi sonradan gelendir:
Alâ /Rahman
Ebrar /İnsan
Ahsenu’l-kıses/ Yusuf
Ashab-ı Kehf/ Kehf
A’ma /Abese
İkra /Alak
Elem neşreh/ Şerh
Ümmü’l-kitap/ Fatiha
İnne enzelna/ Kadr
İnşirah /Şerh
Bedr/ Enfal
Beraet/ Tevbe
Ben-i İsrail/ İsra
Tebarek/ Mülk
Hamd/ Fatiha
Havariyyin/ Sad
Dehr/ İnsan
Süleyman/ Neml
Arusu’l-Kur’an/ Rahman
Amme/ Nebe
Kıtal/ Muhammed
Kalbü’l-Kur’an/ Yasin
Melaike/ Fatır
124.Vahiy katipleri, sahabeden okuma-yazması olan sahabelerden 40 kişiye kadar çıkarılmıştır. Bunların en meşhur on kişisi şunlardır:
1- Ebubekir,
2- Ömer,
3- Osman,
4- Ali,
5- Ebi b. Ka’b,
6- Zeyd b. Sabit,
7- Talha,
8- Zübeyr,
9- Sa’d b. Ebi Vakkas,
10- Salim Mevlâ Ebi Huzeyfe.
125. Peygamber (s.a.v) ashabı arasında Kur’an-ı Kerim’in ilk on hafızı şunlardır:
1- Ali b. Ebi Talib,
2- Osman,
3- İbn-i Mes’ud,
4- Ebi b. Ka’b,
5- Zeyd b. Sabit,
6- Ebu Derda,
7- Salim Mevali Ebi Huzeyfe,
8- Muaz b. Cebel,
9- Ebu Zeyd,
10- Temim ed-Dari.
126.Hamidat, Elhamdülillah ile başlayan beş suredir. Bu sureler;
1- Fatiha,
2- En’am,
3- Kehf,
4- Sebe’,
5- Fatır sureleridir.
127.Müsebbihat; İsra, Hadid, Haşr, Saf, Cuma, Tegabun ve A’la surelerinden ibarettir.
128.Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini :
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
129. Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
120.Medenî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
131.Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
132.Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
133.Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
134.İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
135.Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
136.Hendek gazvesini anlatan süre Ahzab 9-27
137. Tebük gazvesini anlatan süre Tevbe 38-125
138. Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre Tevbe 40
139.Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
140.Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
141.Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
142.Kur`an-i Keri`de yemin(kasem) ile baslayan sureler 17 tanedir
143.Ezan okunurken her cümle arasında biraz beklenir ve ikinci cümlede ses biraz yükseltilir. buna teressül veya irtisal denir.kamet ise duraklama yapılmaksızın seri okunur. buna hedir denir.
144.Enfal: Genel olarak ganimet, fey veya selep anlamina gelen terim.Kur`an.-Kerim, surelerinden birinin ismidir.Enfal suresinin ilk ayetinde Enfal; Allah`in ihsanlari, lutuflari anlaminda savas ganimetleri demektir.
145.Ganimet:Gayri müslimlerden savas yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
146.Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
147.Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Mehmet Vehbi Efendi(1862-1949):Hulasatü`l-Beyan adli tefsiriyle taninan son devir din alimi ve siyaset adami Tenasüb denir.
148.Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy kâtipleri nâzil olan âyetleri mevcut 87-Kur’an’ın 4 unsuru vardır: 1. Lâfız, yani, okunur olması. 2. Arapa olması. 3. Hazret-i Muhammed’e (asm) indirilmesi. 4. Ondan bize eksiksiz, noksansız, tevatür yoluyla nakledilmiş olması.
149.Kur’an-ı Kerim’de anlatılan en güzel kıssa olarak bilinen olay Hz. Yusuf (a.s.) a aittir.
150.Kuanı Kerim Besmele’ yle başlayıp Nas (insan) kelimesiyle biter.
151. Her yıl bir defa yapılan bu karşılıklı okuma işi Allah Resulu’nun vefat edeceği yıl iki defa yapılmıştı. Bu son yapılan okuma işine de ‘Arza-i ahire’ denilmiştir.
152Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
153.İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
154.Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
155.İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
156.Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi
157.KİRÂAT-İ AŞERE:On kıraat, Kur’ân’ın 10 farklı okunuşu demektir.
158.KISASU’L-KUR’ÂN:Kur’ân kıssaları, hayat öyküleri demektir.
159.KONULU TEFSÎR:Kur’ân’ı, konu konu, kavram kavram ele alıp tefsîr etmektir.
160.KURRÂ:”Kâri” kelimesinin çoğuludur. Kur’ân okuyucuları demektir.
161.-İlk inen sure Fatiha Mekke’de, son inen sure -İlk inen ayetler 96/Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
162.Türkiye’de Kur’an Asım kıraatinin Hafs rivayeti ile okunur.
163.Vakıf İşaretleri (secavendler):Muhammed b. Tayfur es-Secavendi’nin(1165) koyduğu işaretler,
164.Raf-ı Savt (ses yükseltme): kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
165. Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
166.İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi ve manevi her türlü kötülükten, zarar ve sıkıntıdan yüce Allah’a sığınıp ondan yardım istemektir.
167.KURRA:: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir

İKİNCİ BÖLÜM

1-Kur’an’ın tanımı :Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile sona eren kelâmıdır.
2-Kur’an’ın isimlerinden Mev’iza’nın anlamı;Kur’an’ın nasihat ve öğüt vermesi
3- Yaklaşık yüz ayetten oluşan surelere Miun denir.
4-Ayetleri yüzden aşağı olan surelere Mufassal denir.
5- Sure kelimesiyle başlayan sûre Nur suresi.
6-Besmelenin iki defa zikredildiği sure Neml suresi.
7- Berae suresi,besmele ile başlamayan sûredir.
8-Kendisinde iki tane secde ayeti bulunan sure Hacc suresi.
9-Peygamberimizin “Zehveran” diye adlandırdığı sureler ,Bakara-Al-i İmran
10-Kur’anın en uzun suresi ile en kısa suresi ,Bakara-Kevser
11-Kur’an’ın toplanması Hz.Ebubekir döneminde olmuştur.
12-Kur’an’ın en uzun (Tıval) sureleri :Bakara,Al-i İmran,Nisa,Maide,En’am,A’raf,Yunus ve kehf
13-Esbab-ı Nüzul :Ayetlerin inmesine sebep olan olay veya duruma denir
14–Nesh’in anlamı :Kendinden önceki hükmü kaldıran delile denir.
15-Muhkem ayetlerin tanımı :Anlamı tevil kabul etmez derecede açık olan ve tek bir yoruma elverişli olan ayetlerdir.
16-Müteşabih ayetlerin tanımı :Anlamı kapalı olan ve birden fazla yoruma elverişli olan ayetlerdir.
17-Kur’an’ın toplanması faaliyetinde komisyon başkanı olarak görevlendirilen sahabe Zeyd b.Sabit
18-Kıraat kelimesinin anlamı :Bir araya getirmek, toplamak ve okumak anlamına gelir.
19-Cüz’ün tanımı:Kur’an’ın her 20 sayfasına denir.
34-“Kıraat-ı Aşere” kavramının anlamı :Kırâat ilminden on tânesini okuyup, ilmini ve pratiğini yapmaK
35- ARZ:Talebenin hocasına, kırattan takip ettiği rivayet ve tariki okumasıdır
36- Siyak-Sibak :Kur’an ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması
37- “İ’cazu’l-Kur’an” tabirinin anlamı :Kur’an’ın benzerinin yapılamaması
38-Îcaz’ın sözlük anlamı :Bir düşünceyi çok az bir sözcükle özlü bir şekilde anlatmadır.
39- Sözlük anlamı “Mesel, destan ve kıssa” olan kavram Emsalu’l-Kur’an
40- “Müşkilü’l-Kur’ân” :Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
41-Vücuh:“Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder
42- Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere İlhâdî tefsir denir.
43- Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
44- Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile Burhân-ı limmî denir.
45-Kur’ân’ın bir bütün olarak indirildiği dünya semasında bulunan yerin adı Beytü’l-izze
46- Îcâz :Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime ve cümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması
47-AYET: “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı
48-En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı 6236
49-Yemâme savaşında pek çok Kur’an hafızı şehit düştüğünde Hz. Ömer’in Halife Ebû Bekir’e önerisi ile başlayan faaliyete
Kur’an’ın cem’i denir.
50-Kur’ân-ı Kerim’in besmele ile başlamayan suresi Tevbe.
51-Kur’an’ın taklit edilemez dil ve üslup özelliklerini ifade eden terim İcâz
52- Muavvizeteyn olarak anılan sureler:Felak-Nas
53- Kur’an’ın bir benzerinin getirilemeyeceğini ifade eden ve müşriklere meydan okuyan ayetlere Tahaddi ayetleri denir.
55- Kuran’dan önce indirilen kutsal kitapların indirilme sırası,Tevrat-Zebur-İncil
57-Mushaf:Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf denir
58-Müfessir:Tefsir yapan alime Müfessir adı verilir.
59- Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
60-Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere
MEDENİ sure adı verilir.
61-Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi Ya-sin suresi.
62-Hurf’u Seb’a Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
63- Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi Ceza, mükafat, hüküm, hesap manada kullanılmıştır
64-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve
65-Seyyit Kutub’un tefsirinin adı Fizilali Kur’an.
66- Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili.
67-Mü’min suresinin diğer ismi Gafir suresi
68- Kur’an’ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere Hizb adı verilir.
69- İmamı Hafs ,Asım kıraat imamının ravisidir.
70- Kur’an’ı Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemleri Emeviler döneminde gerçekleştirilmiştir.
71- Kur’an’ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd b. Sabit
72-Ayet-el Kürsi” Bakara Suresi 255 ayetidir.
73-“Kasr”, uzatmadan okumayı ifade eder.
74-Kur’an-ı Kerim’i tecvid kurallarına uymak sıretiyle en hızlı okuma şekli “Hadr” okuma şeklidir.
75-Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere “Sıfat” denir.
76-Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama “Revm” denir.
77-Kıraat-ı Asım’a göre Fussilet suresi 44.ayette ءاْعجَمِّىٌ kelimesinin 2.hemzesinde uygulanan okuma şekline “Teshil” denir.
78-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat imamımızın adı : “Asım” dır.
79-Bütün kıraat imamlarının Kur’an tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme “Kıraat ilmi “ denir.
80-Kur’an okumada Ref-i savt denen kavrama “Sesi Yüksletme” denir.
81-Kur’an’ı yavaş yavaş,anlamını düşünerek okumaya “Tertil” denir.
82-Hurufu’l-Halk harflerinin adedi “6” dır.
83-Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan,açık ve belirgin hatalı okuyuşa “Lahn-i Celi” denir.
84-Harfi medden sonra gelen,asli med üzerine ziyadeyi gerektiren medde “Fer’i Med” denir.
85-Vakf-ı mutlak secavend harflerinden ط harfiyle gösterilir.
86-Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir.
87-Medine de son inen sure Nasr suresidir.
88-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
89-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
90-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
91-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.
92-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
93-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
94-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
95-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
96-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
97-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
98-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
99-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
100-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
101-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
102-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
103-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
104-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
105-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
106-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
107-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
108- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
109-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.
110-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında yılda başlanmıştır.
111-Kur’an metninin harekelenmesine Hicri 85.yılda hangi tarihte başlanmıştır.
112-“Fetretül vahy” İlk vahiyden ikinci vahiy gelene kadar geçen süre

26

Ocak
2013

KUR’ÂN’IN YAZILIŞ TARİHİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  213 Kez Okundu

1- Kur’an’ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:
Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur’an’ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler. Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.

2- Kur’an’ın Hz. Ebu Bekr (r.a) döneminde yazılışı:
Zeyd b. Sabit (r.a), Hz. Ebu Bekr (r.a)’in emri ve Hz. Ömer (r.a)’in uygun bulmasıyla Kur’an âyetlerini biraraya toplamıştır. Zeyd İbn Sabit Kur’an’ı toplarken, vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.

3- Kur’an’ın Hz. Osman (r.a) döneminde yazılışı:
ilk Mushaf Kur’an’ın okunşundaki tartışmalara son vermek amacıyla, farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz. Ebu Bekr’in topladığı ve Hz Ömer’in kızı Hafsa’nın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı. Bununla ilgili olarak Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit (r.a), Abdullah b. ez-Zübeyr (r.a), Sad b. el-Âs (r.a) ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam (r.a)’ı görevlendirdi. Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman (r.a) yazılan Kur’an’ın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.

4- Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır.
Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.
Kaynak:
* Buhari
* Ebu Davud
* İslam Tarihi

20

Ocak
2013

KUR`AN TERİMLER SÖZLÜĞÜ-3

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  311 Kez Okundu

ADN CENNETİ:Yedi kat göklerin üzerinde yaratılan sekiz Cennetten derece bakımından en yüksek olanı.İmân ehli, altın bilezikler ve inci ile süslenecekleri Adn ismindeki Cennetlere girerler. (Fâtır sûresi: 33) Adn Cenneti’ne peygamberler, şehîdler ve sıddîklar girecektir. Peygamber efendimizin derecesi olan Vesîle, Adn Cenneti’ndedir. (İmâm-ı Birgivî)
içinde gözlerin hiç görmediği, insanın hatırından geçmeyen muazzam güzelliklerin bulunduğu muhteşem Cennet’in adıdır.Adn cenneti, cennet nimetlerinin hepsinin toplandığı bir yerdir.
Adn Cennetlerine girenlerin her an Cemalullah’ı görebilecekleri bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından bildirilmektedir. (Buhârî, Tefsir 55; Müslîm, İman 296)
Kur’ân’da geçen sekiz Cennet ismi şöyle zikredilmektedir: Firdevs Cenneti( Kehf, 107 ),Adn Cenneti( Tevbe, 72 ),Me’va Cenneti(Necm, 13-15 ),Naîm Cenneti(Necm, 13-15 ),Huld Cenneti (Furkan, 15 ),Dârü’l-Karar(Mü’min, 39),Dârü’s-Selâm(En’âm, 127 ),Dârü’l-Mukâme(Fâtır, 35)
AHİRET: Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır. Dünya hayatindan sonra baslayip baslayip ebediyen devam edecek olan ikinci hayat.
AHİRET HAYATI:Dünyadaki canlilarin ölümü ve dünyanin baska bir dünyaya dönüsümünün ardindan canlilarin tekrar diriltlmesi ile baslayan yeni hayat.
AHKAMÜ`L-KUR`AN:Ibadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.Kur’ân hükümleri anlamına gelen “ahkâmü’l-Kur’ân”; ibâdet, muâmelat, keffâret ve ukûbât ile ilgili âyetlerin yorumunu konu edinen bilim dalına ve bu dalda yazılan eserlere denir İslâm bilginleri ahkâm âyetlerinin sayısını belirlemeye çalışmışlar ancak bir sayıda ittifak edememişlerdir Çünkü âyetler Kur’ân’da ayrı gruplar halinde yer almadıkları gibi bir âyetten birden fazla hüküm içerebilir hatta kıssalarla ilgili âyetlerden bile dini hükümler çıkartılabilmektedir Bu sahada eser yazan her âlim ilmi nispetinde âyetleri ele almış, bu yüzden ahkâmü’l-Kur’ân adlı eserlerde yoruma tâbi tutulan âyet sayısı farklı olmuştur (bk Fıkhî Tefsîr)
AHKAMÜ`S-SULTANİYE:Klasik Islam hukuk literatüründe devlet idaresiyle ilgili hükümler” manasinda kullanilan bir terim.Devlet baskani, devletin esas teskilati, idari, mali, kazai yapisi ve isleyisiyle ilgili hükümlere ahkamü`s-Sultaniyye dendigi gibi, bu terim, adi gecen konulari ele alan hukuk dalina ve ilgili bazi eserlere de unvan olmustur.
üzerinde yaşadığı topraklara işaret edilmiş olması nedeniyledir. Bu top¬raklar, kumluk çöllerden oluştuğu için Ahkaf olarak adlandırılmıştır (21-26. ayetler). 35 ayet ve 646 kelime içermektedir. Mushaf sırasına göre, bu sure Kur’an’ın 46. suresi, nüzul sırasına göre de Kur’an’ın 66. suresi ve Mekkidir. Mukattaa harfleriyle başlayan surelerin 27. süresidir (Ha, Mim). Bu sure, Hamimat (Ha, Mim ile başlayan) surelerinin son suresidir ve aynı za-manda yeminle başlayan surelerin de yedincisidir. Bu surede çoğunlukla tevhidi ve imani konuları içer¬mektedir. Göklerin ve yerin muayyen bir ecel ve hak üzere yaratıldığı, yeri ve göğü yaratmaktan aciz ol¬mayan Allah’ın ölüleri diriltmekten de aciz olmadığı ve onları rahatlıkla yaratacağı konusuna da ayrıca bu surede işaret edilmiştir. Aynı şekilde kafirlerin ta¬şıdığı düşünce ve görüşlerinin batıl ve boş olduğu ko¬nusuna da işaret edilmiş. Peygamber (s.a.v) ve mü’minleri direnmeğe davet konusu da işlenmiştir.
AHKAM TEFSİRLERİ
1- Mukâtil b. Süleymân (v.150/767), Tefsîru’l-Hamsi mie Âyetin mine’l-Kur’ân
2- Yahya b. Adem b. Süleyman(203/818), Ahkâmu’l-Kur’ân
3- Muhammed b. İdris, İmamı Şafii(504/819), Ahkâmu’l-Kur’ân
4- Ebu Sevr İbrahim b. Halid el-Kelbi el-Bağdadi(240/854), Ahkâmu’l-Kur’ân
5-Yahya b. Eksem b. Muhammed el-Mervezî, İcabetu’t-Temessük bi Ahkami’l-Kur’an
6- Ebu’l-Hasan Ali Hicr b. İbas es-Sadi el-Mervezî, Ahkâmu’l-Kur’ân
7- Ebu Ömer ed-Dürriy Hafs b. Abdulaziz el-Ezdi el-Bağdadî, Ahkâmu’l-Kur’ân
8- Ebu Cafer Ahmed b. Muhammed el-Hanefi et-Tahavî, Ahkamu’l-Kur’an
9-Ebû Bekir Ahmed b. Ali el-Cessâs (v. 370/981), Ahkâmu’l-Kur’ân
10-Muhammed b- Abdullâh Ebû Bekir İbnü’l-Arab (v. 543/1148)Ahkâmu’l-Kur’ân
11-Ebû Abdullâh Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî (v. 671/1273), el-Câmi‘ li Ahkâmi’l-Kur’ân Kaynak: Hüseyin Tekin Gökmenoğlu, Ahkam Tefsirleri ve Özellikleri, Selçuk İlahiyat Dergisi, 1994-5
AHKAMU`L-KUR`AN:Imam-i Safinin(ö.204/819) Kur`an`daki bazi ahkam ayetlerinin tefsirine ve onlardan hüküm cikarma metoduna dair görüslerini toplayan eser.Hanefi alimlerinden Cessas`in (ö.370/980) ahkam ayetlerinin tefsirine dair eseri.Tahavi`nin (ö.321/933) ahkam ayetlerinin tefsirine dair eseri.Safii fakihi ve müfessir Kiya el-Herrasi`nin(ö.504/1110) ahkam ayetlerinin tefsirine dair eseri.Ahkamu`l-Kur`an;ibadet, muamelet ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alam ilim dali ve bu dalda yazilan eserlerin ortak adi.
AHLAK :Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür. Ruhumuza yerlesip aliskanlik haline gelen davranislarimiza ahlak denir.
AHZAB SURESİ(33):Bu sure, Ahzab (birlikte hareket eden müşrik gruplar) kıssasına ve ayrıca Ahzab savaşına (9-25. ayetler) işaretlerde bulunmasından dolayı Ahzab adıyla anılmıştır. 73 ayet ve 1302 kelime içermektedir. Mushaftaki sıralamaya göre, Kur’an’ın 33. suresi, nüzul sırasına göre ise Kur’an’ın 90. suresi olup Medeni’dir. Hacmi, yarım cüzden biraz fazladır. Onun temel konuları ise, miras konuları, toplumsal adabın Peygamber (s.a.v) eşlerine öğretilmesi, eşini boşayan Zeyd’in hikayesi, ve daha sonra Hz. Peygamber (s.a.v)’in Zeyd’in boşamış olduğu eski eşiyle evlenmesi, ka¬dınların hicab meselesi, Peygamber (s.a.v) için evlenilmesi helal olan kadınlar gibi konulardır. Pey¬gamber (s.a.v)’in ehl-i beytinin temiz olduğu konusu da bu surede yer almaktadır (33. ayet). Emanetlerle ilgili ayetde bu surenin 72. ayetinde yer almaktadır
AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır. Kur’ân’da çok yemin kullanılmıştır. Yüce Allah; kendi adına, peygamberlere, Kur’ân’a, meleklere, kıyâmet gününe, göğe, aya, güneşe, yıldızlara, geceye, gündüze ve zamana… yemin etmiştir. 17 sûre yeminle başlamaktadır. Kur’ân’da birçok gerekçe ile yemin edilmiştir. Meselâ, Allah’ın tekliğini (Sâffât, 37/1-4), Kur’ân’ın (Vâkıa, 56/75-77) ve peygamberin (Yâsîn, 36/1-4) hak olduğunu, ceza, va’d ve vaîdin mutlaka gerçekleşeceğini (Zâriyât, 51/1-5; Tûr, 52/1-8) bildirmek için yemin edilmiştir. Yemin, sözü tekit etmeyi ve muhatabı sözün doğruluğuna inandırmayı hedeflediği gibi yemin edilen şeyin değerini ve şanını da ifâde eder.
ALAK SURESİ(96):Bu sure adlandırılma şeklini surenin ikinci aye¬tinde geçen ve Yüce Allah’ın insanı Alaktan (pıhtılaşmış kandan) yarattığı kelimeden almıştır. Diğer ismi İkra’dır. 19 ayet ve 72 kelimeden oluşur. Mus¬haftaki sırası 96, nüzul sırası ise, Kur’an’ın ilk nazil olan süresidir. İlk Mekki suredir. İçinde okunması veya duyulması halinde secde edilmesi farz olan dört surenin sonuncusudur. Bu surenin temel konusu, Resulullah (s.a.v)’ın vahyi “okuma”ya davet edilmesi ve Allah’ın insana kalemle öğretmesi konusudur. Ken¬disini zengin görüp azgınlaşan insanın serkeşliğinden de sözeder.
Kur`an-i Kerim`de 96. suredir.Mekke-i Mükerremede nazil olmustur.Peygamber Efendimiz(sas) Hira-Nur magarasinda ibadet ve tefekkür ile mesgul iken kainatin üzerine dogan Kur`an günesinin ilk şualaridir.Bu surede, insanin yaratilis hikmeti aciklanmis, bilmediginin ögretildigi beyan edilmistir.Tamami 19 ayettir.Ilk bes ayet, resulullah`a vahyedilen ayetlerdir.
AMEL-İ SÂLİH :İyi, güzel, faydalı, sevaba ve Allah’ın rızasına sebep olacak, haram sınırına girmeksizin kişinin iman, iyi bir niyet ve ihlâs ile yapmış olduğu davranışlar .
“Amel”, iş manasına gelir. “salih” ise, elverişli, yararlı, yarayışlı demektir. Dolayısıyla amel-i salih; kişiye ahiret saadetini sağlamaya, Allah’ın rızasını kazanmaya elverişli olan, Allah katında bir değer ifade eden davranışlardır
AMENERRASULÜ:Peygamber iman etti anlamina gelir.Bütün buyruklara ve Yüce Allah`dan gelen her vahye, Hz.Peygamberve mü`minlerin iman ettikleri bildirilir.Bakar suresinin son iki ayetini olusturan ve Amenerresulu diye anilan , mirac gecesinde peygamberimize vasitasiz sekilde vahyolunan bu ayetler, Resulullahin hadislerinde övülmüs, her zaman ve özelllikle yatmadan önce okunmasi tavsiye edilmistir.Bir hadisde.”Bu ayetlerin gece yatmadan önce okunmasi kisiye yeter” denilmistir.(K.Kerim meali, sh.49 T.Diyanet Vakfi)
ANKEBUT SÛRESİ :Kur’an-ı Kerîm’in yirmidokuzuncu suresi. Mekke’de nazil olmuştur. Altmışdokuz ayet, yediyüzseksenbeş kelime, dörtbinikiyüzonbir harften ibarettir. Fâsılası mim, nûn, râ harfleridir. Adını kırkbirinci ayetinde geçen “Ankebût” kelimesinden almıştır. Ankebût, örümcek demektir. Ayetin bütünü içinde şu şekilde kullanılmıştır:
“Allah’tan başka veliler (Dostlar, yönetici ve liderler) edin(ip onlara bağlan)anlar (kendisine) bir ev edinen örümceğe benzerler. Evlerin en çürüğü örümcek evidir. Keşke bilselerdi. ” (29/41).,Ankebut Suresi(29):Bu surenin Ankebut olarak isimlendirilmesi, bu canlı varlığın (örümceğin) bir temsilde verilmiş ol¬masından dolayıdır (kendisine Allah’dan başka ve¬liler edinip onlara bağlananlar, tıpkı kendisi için bir ev edinen örümceğe benzer. Evlerin en çürüğü örüm¬cek evidir. Keşke bilselerdi. 41. ayet). 69 ayet, 978 ke¬lime içermektedir. Mushaf sıralamasına göre Kur’an’ın 29. suresi, nüzul sırasına göre de 85. sure olup Mekki’dir. Kur’an’daki kapsam alanı bir hizbden (cüzün dörtte biri) biraz fazladır. Hurufu mukattaa ile başlayan onbeşinci suredir (Elif, Lam, Mim). Bu surede Nuh, Lut, Şuab, Salih ve Hud gibi Pey¬gamberlerin kıssalarına işaret edilmiştir.
A’RAF SURESİ(7):Bunun isimlendirilme nedeni, A’raf ve A’raf as¬habından söz etmiş olmasıdır. Onun bir diğer adı, “Elif, Lam, Mim, Sad” dır (Sure bu mukattaa harfleri ile başlamaktadır). Bu sure, 206 ayet ve 3341 ke¬limedir. Mushaftaki sırası yedi, nüzul sırasına göre, Kur’an’ın 39. suresi ve Mekki’dir. Kur’an’ın bir cü¬zünden fazla bir yer kapsar. Secde ayetini içeren dört surenin ilkidir. 206. ayeti mustehab secde ayetidir. Bu surenin en temel konuları, Adem’in kıssası, elbise ni¬meti, ziynet ve kendini süsleme konusunda itidal ve orta yolu takip etme gibi konulardır. İlk misak ya da elest ahdi alemine işaret de bu surenin 172. ayetinde zikredilmektedir
ARZA-İ AHİRA(CİBRİL ALEYHİSSELAMIN SON DERSİ):Ramazan aylarında Cibrîl (a.s.) ve Hz. Peygamber (s.a.s.), bir araya gelerek Kur’ân’ı karşılıklı okumuşlardır. Bu konudaki hadisi Hz. Fatıma’dan Hz. Aişe (r.anhümâ) nakletmiştir. Resûlullah (s.a.s.), Hz. Fatıma’ya bir sır vermiştir. Vefatından sonra Resûlullah’ın sırrını açıklayan Hz. Fatıma, Resûlullah’ın (s.a.s.) “Cibrîl benimle Kur’ân’ı her sene mukabele (muâraza) ederdi. Bu sene iki defa mukabele etti, zannediyorum ki ecelim yakınlaştı.” buyurduğunu söylemiştir.(Buhârî, fedâilü’l-Kur’ân 7, menâkıb 25; Müslim, fedâilü’s-sahâbe 98, 99.) Ebû Hüreyre (r.a.), Ramazan ayındaki karşılaşmayı “(Cibrîl), her sene Kur’ân’ı Resûlullah’a (s.a.s.) bir defa arz ederdi, vefat ettiği yıl iki defa arz etmiştir. Resûlullah, her sene on gün itikaf yapardı; vefat ettiği yıl ise yirmi gün itikaf yapmıştır.” (Buhârî, fedâilü’l-Kur’ân 7,i’tikâf 17. (7). Cibrîl’in Hz. Peygamber’e Ramazan gecelerinde Kur’ân’ı ders verdiği bildirilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, söz konusu mukabele Ramazan’ın gecelerinde oluyordu. İbn Abbas (r.a.), bu buluşmayı şöyle anlatmıştır: “Resûlullah (s.a.s.), insanların en cömerdiydi. Ramazan ayında Cibrîl onunla buluştuğunda daha da cömert olurdu. Cibrîl, onunla Ramazan’da her gece buluşur, Kur’ân’ı ders verirdi. Resûlullah (s.a.s.), hayırda tatlı esintili rüzgarlardan daha cِmertti.”( Buhârî, bed’u'l-vahy 5, 6; Müslim, fedâil 50; Nesâi, sıyâm 2.)Hadisin farklı bir rivâyetinde, “Kur’ân’ı ders verirdi.” cümlesi “Resûlullah (s.a.s.), Cibrîl’e Kur’ân’ı arz ederdi.” şeklinde nakledilmiştir.(Buhârî, fedâilü’l-Kur’ân 7, savm 7) En son yapılan arzın özel bir önemi vardır. Son Ramazan ayındaki karşılıklı okumalar/arz, öncekilerin aksine iki defa gerçekleşmiş, iki defa Cibrîl (a.s.), iki defa da Hz. Peygamber, tarafından okunan Kur’ân, böylece son arzada toplam dört kez okunmuştur (Makdisî, 33). Üstad Zahid el-Kevseri’ye göre Cibrîl ile buluştuktan sonra Hz. Peygamber, ashabını toplayarak onlara Kur’ân’ı baştan sona okumuş, yani bir arz gerçekleşmiştir. “Arza-i ahîra”, işte bu son okumadır (Kevserî, 6).Cibrîl’in Hz. Peygamber’e, onun da Cibrîl’e okuması şeklinde mukabele tarzında gerçekleşmiştir.
ASHABU`L- EYKE:K.Kerim`de Hz.Suayb`in peygamber olarak gönderildigi bildirilen ve ashab-i Medyen olarak anilan kavim
ASHAB-İ FİL:Fillerle bbebaraber Kabe`yi yikmaya gelen Yemen Krali Ebrehe`nin ordusu icin kullanilan bir isimdir.Konu ile ilgili Fil Suresi nazil olmustur.Ebrehe, Habes hükümdarinin Yemen valisi idi.
ASHÂB-I HICR:Hıcr halkı demektir. Hıcr, Şam ile Hicaz arasındaki bölgenin adıdır. Hıcr bölgesinde Semûd kavmi yaşamıştır. Semûd kavmi, Âd kavminden geriye kalan insanlardır. Bu nedenle Semûd, ikinci Âd diye de anılır. Semûd kavmi, birçok nimet ve imkâna sahipti. Dağları delmiş, taşları oymuş, sağlam ve muhkem yazlık ve kışlık evler, konaklar yapmışlardı (Şu’arâ, 26/149). Ucuzluk, bolluk ve refah içinde idiler. Bu nimetlerle azdılar, hak yoldan saptılar. Ashâb-ı Hıcr; bozguncu (A’râf, 7/74), zorba ve inatçı (İbrâhim, 14/15), kâfir (A’râf, 7/76), zâlim (Hûd, 11/67) ve azgın idi (Şems, 91/11). Kendilerine Peygamber olarak gönderilen Sâlih (a.s.)’ı yalanladılar (Hac, 22/42). O’na büyülenmiş (Şu’arâ, 26/153), çok yalancı ve şımarık dediler (Kamer, 54/25). Mucize olarak verilen dişi deveyi öldürdüler (Şems, 91/14), şeytana uydular ve doğru yoldan saptılar (Ankebût, 29/38). Allah’a şirk koştular, putlara taptılar (A’râf, 7/73). Âhireti inkâr ettiler (Hâkka, 69/4-5). İnsanlara kötülük yapıyorlardı (Fecr, 89/12). Peygamberin öğütlerine kulak vermeyen Ashâb-ı Hıcr, dehşetli bir sayha (gürültülü ses) ile helâk oldular. Ağılcının topladığı kuru ot gibi kırılıp gittiler (Kamer, 54/31).
ASABE :Asabe, baba tarafından akraba olan kimseler demektir. Şeran, miras alamayan yakınlardır. Oğullar, oğulların oğulları, baba dede, kardeşler, amcalar, dedenin kardeşleridir.
ASHAB-I A’RAF: A’râf ehli demektir. A’râf suresinin 44–50. ayetlerinde ahiretteüç sınıf insanın varlığından söz edilmiştir. Bunlar; ashâbü’l-cennet (cennet halkı, cennetlikler), ashâbül’n-nâr (cehennem halkı, cehennemlikler) ve ashâbü’l-a’râf. A’râf ehli bir yönüyle cennet ehliyle diğer yönüyle de cehennem ehliyle münasebet içindedir.Her iki tarafı da yakından tanımaktadır. Bu kimseler, iyilikleri ile kötülükleri, sevapları
ile günahları eşit olduğu için henüz cennete giremeyen ancak cennete girmeyi uman
mü’minlerdir (A’râf, 44–50).
ASHAB-I FİL: Fil sahipleri demektir. Ashab-ı Fil kavramı, Fil süresinde geçmektedir. “Rabb’inin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi.Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi” (Fil, 105/1-5).
ASHAB-İ KEHF: Ashab-i Kehf; magara arkadaslari. Keyf; dag da bulunan genisce magara demektir.Ashab-i kehf`in isimleri;Yemliha, mislina, mekselina, mernus, debernus, sazernus ve kefestetayyis.Reisler;Mekselina, haber ve erzak islerini Yemliha yapiyordu.Imanli hükümdar.Tendosis, zalim hükümdar Dakyanus, sehir ise Efsun idi.Ashab-i kehf`, magaraya girince söyle dia etmistir:” Ey Rabbimiz!Bize tarafindan bir rahmet ver ve isimizden bizim icin muaffakiyet hazirla” demislerdi.(Kehf süresi, 101)
ASHAB-I SUFFE:Peygamberimizin Medine`deki mescidinde tesis ettigi, bu isimle anilan yere suffe, burada barindirilan sahabelere de ashab-i sffe veya Ehl-i Suffe denir.
ASHABÜ`S-ŞECERE:Hudeybiye`de agac altinda Hz.Peygamber`e biat eden sahabiler hakkinda kullanilan bir tabir.
ASHABÜ`L-UHUD:Islammiyetten önceki bir devirde müminleri dinlerinden döndürmek ici ates dolu hendeklerde yakarak iskence eden kimseler hakkinda Kur`an-i Kerim`de kullanilan tabir.
ASHABÜ`L-YEMİN:Amel defteri sag tarafindan cerilenler, cennetlikler anlaminda bir Kur`an terimi.
ASHABU’L-ELF:“Bin hadis sahipleri” manasına gelen bir tabirdir. Rivayet ettiği hadislerin sayısı binden fazla olan sahâbîler için kullanılır.
Baki b. Mahled ile ona tâbi olan İbn Hazm’in ayrı bir metotla yaptıkları sınıflandırmaya göre ashâb’ul-elf, rivayet sayısı binle iki bin rivayet ettikleri hadislerin arasında olanlardır. Bu gruba giren sahabîler, Abdullah b. Abbâs (1660 hadis); Câbir b. Abdillah (1540 hadis); Ebu Sa’idil-Hudrî (1170 hadis) dir.
ASHABU’L ELFEYN-: “İki bin hadis sahipleri” anlamına gelen bir tabir olup rivayet ettiği hadislerin sayısı ikibini aşan sahabiler için kullanılır.
Bakî b. Mahled ile İbn Hazm’in yaptıkları sınıflandırmaya göre ashâbu’l-elfeyen kendisinden iki binin üzerinde hadis rivayet edilmiş olan sahabilerdir. Bu gruba girenler, Abdullah b. Ömer (2630 hadis); Enes b. Mâlik (2286 hadis); Mü’minlerin Annesi Hz. A’işe (2210 hadis) den ibarettir.
ASHABU’L-HADİS: Aynı manada Ehlu’l-Hadîs ve Ehlu’1-Eser tabirleri de kullanılır. Her ikisi de “hadîs ehli, hadisciler” manasına gelir. Kendisini Hadis İlmine adamış âlimlerle, hadis rivayetiyle meşgul olan ravilere denir.
ASHABU’L-KALİB:Ashabı Kalib, Bedr Savaşı’nda katledilip kuyuya atılmış olan müşriklerdir
ASHAB-I KARYE(ŞEHİR HALKI): Şehir veya köy halkı demektir. Ashâb-ı Karye, kendilerine gönderilen iki elçiyi yalanlamışlardı. Üçüncü bir elçi gönderildi. Ashâb-ı Karye, elçilere “sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Sözünüzden vazgeçmezseniz sizi taşlarız, size azap ederiz” demişlerdi. Ashâb-ı Karye’den biri, “Ey kavmim Peygamber’lere uyun” demiş, iman ettiğini açıklamıştı. Halk bu mü’mini öldürmüş, Allah’da bunları korkunç bir sesle yok etmiştir (Yasin, 36/13–29).
ASHÂB-I MEDYEN :Medyen halkı demektir. Medyen, Akabe körfezinden Humus vadisine kadar uzanan bölgenin adıdır. Medyen halkı; putperest, bozguncu, fâsık ve kâfir bir toplum idi. Ölçü ve tartıyı tam yapmazlar, insanların haklarını eksik verirler ve haksızlık yaparlardı. Hırsız ve hilebaz idiler. Allah, kendilerine Şuayb’ı (a.s.), peygamber olarak gönderdi. Şuayb (a.s.) tatlı dili, fasih, beliğ ve tesirli sözleriyle Medyen halkını tevbeye, tevhide, ibâdete ve kötü davranışları bırakmaya davet etti. Ancak Şuayb peygamberin dâvetine uymadıkları gibi, onu yalanladılar ve yalancılıkla suçladılar, ona büyülenmiş dediler. Mü’minleri Allah yolundan men ettiler. Allah da onların kâfir olanlarını korkunç bir ses ve zelzele ile helâk etti. Yurtlarında çöküp kaldılar (A’râf, 7/85, 86, 91, 92, 93,102; Hûd, 11/85-90, 94; Şu’arâ, 26/183-186).
ASHABU’-L UlûF: “Binler sahibi” demek olup rivayet ettiği hadis sayısı binlerle ifade edilen sahabîler için kullanılan bir tabirdir.Sahabîler, Hz. Peygamber’den rivayet ettikleri hadislerin sayısına göre kısımlara ayrılmışlardır. Endülüslü Muhaddis Bakî b. Mahled’in ve belki de ona tâbi olarak İbn Hazm’ın ayn bir metotla yaptıkları bu taksime göre ashâbu’1-ulûf, üç binden fazla rivayet eden sahabîler olmaktadır. Bu gruptan sayılan tek sahâbî Ebu Hureyre’dir. Rivayet ettiği hadis sayısı 5374′dür.
ASHÂB-I RESS:Res halkı, Ress’liler demektir. Ress sözlükte “bir şeyin evveli, başlangıcı, kuyu, maden, alâmet, eser, kalıntı” anlamlarına gelir. “Ashâb-ı Ress”, Kur’ân’da tarihte yaşamış bir halkın adı olarak iki yerde geçmektedir. Furkân sûresinin 38. âyetinde Âd ve Semûd kavimleriyle birlikte Ress halkının da helâk edildiği, Kaf sûresinin 12-15. âyetlerinde ise, Nuh’un kavmi, Semud, Ad, Firavun, Lut’un kavmi Eyke halkı ve Tubba’ kavmi gibi Ress halkının da Peygamberleri yalanladığı bildirilmiş; ancak peygamberlerinin ve kendilerinin kim olduğu, nerede yaşadıkları ve nasıl helâk edildikleri beyan edilmemiştir.
ASHAB-I SEBT: Sebt cumartesi, Ashâb-ı Sebt ise cumartesi halkı demektir. Allah,“Cumartesi yasağını çiğnemeyin” buyurmuştu. Allah’ın emrini dinlemeyen bir grupYahudi bu yasağı ihlal etti, bir grup da bunlara mani olmaya çalıştı, fakat zalim ve fâsıklar isyan ettiler. Allah, bu kimseleri lanetledi, aşağılık maymunlar yaptı, çetin birazap ile cezalandırdı (Nisa, 4/47; A’raf, 7/163–167; Bakara, 2/65).
ASHÂBU’S-SUFFE:Hz. Peygamber (s.a.s.)’in mescidine bitişik sofada barınan ve islâmî tedrisatla meşgul olan sahabiler.Suffe, eski evlerdeki seki, sed gibi yüksekçe eyvan demektir. Dilimizde buna sofa da denir. İslâm tarihinde “suffe” denilince, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Medine’deki mescidinin bitişiğindeki bu isimle anılan yer anlaşılır. Burada barınan sahabîlere de “ashab-ı suffe” veya “ehl-i suffe” denir. (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, VII, 46).Ashab-ı suffe ictimaî, siyasî ve askerî nedenlerle Medine döneminde ortaya çıkmıştır. Kavim ve kabileleri arasında İslâm’ı yaşama imkânı bulamayıp gerek Hz. Peygamber (s.a.s.)’le beraber Mekke’den ve gerekse muhtelif yerlerden Medine’ye hicret eden fakir, yeri, yurdu olmayan kimseler burada barınırlardı. İslâmiyet’te ilk yatılı medrese burası olmuştur. Bundan sonra buranın durumu örnek alınarak İslâm aleminde medreseler hep camilerin etrafına yapılmıştır. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, II, 940).
ASR SURESİ(103):Sure, birinci ayetinde geçen Asr’a yeminle baş¬ladığından bu adla anılmıştır. Allah, Asr’a/zamana yeminle başlamıştır. Surenin diğer adı da Ve’1-Asr’dır. 3 ayet, 14 kelimeden meydana gelmiştir. Mushaftaki sıraya göre 103. sure, nüzul sırasına göre ise Kur’an’ın 13. suresi olup Mekki’dir. Kısa surelerdendir. Yüce Allah, bu surede Asr’a (nitekim başka yerlerde de sa¬baha, geceye ve gündüze yemin etmiştir) yemin ede¬rek iman ehli ve salih amel sahibi dışında kalan in¬sanların zararda olduğunu bildirmiştir.
Asr Suresi :Adini ilk yetten alan ve üc ay etten ibaret olan asr suresi, Mekke-i Mükerrede nazil olmustur.Insirak suresinden sonra nazil olmustur.Felaket ve hüsran icinde bulunan insanlarin kurtulsu yollarini ve prensiplerini beyan buyurmaktadir.Imam-i Safi , Asr suresi hakkinda : Kur`an`dan hicbir ayet nazil olmasaydi da yalniz asr suresi nazil olsaydi, insanligin hem dünyasi, hem de ahireti icin kafi gelirdi » dedigi sumullü bir sure
ASR SURESİ:Felaket ve hüsran icinde insanlarin kurtulus olarini ve prensiplrini beyan buyurulmaktadir.
AZRAİL:Azrail, ibranice bir kelimedir.Ayet ve hadislerde “Melekü`l-mevt(Ölüm melegi)“ gecmektedirDört büyük melekten can almakla görevli olani. Eceligelen insanlarin ruhlarini alir.Ölüm melegi bir tane degildir.O`nun emrinde baska meleklerde vardir.”De ki, size vekil kilinan ölüm melegi caninizi alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.(Secde Suresi, ayet:11)
BAKARA SURESİ:“Bakara” ismi, Sûre’nin 63 ve 67. âyetlerinde geçen İnek Kıssası nedeniyle bu adı almıştır. Bu, Sûre’nin konusunu bildirmek amacıyla verilmiş bir isim değildir. Bu nedenle nasıl ki, Veli, Ali gibi isimler başka dillere tercüme edilemiyorsa Bakara da inek veya buzağı diye tercüme edilemez. Çünkü o zaman sûre¬nin konusunun inek olduğu zannedilir.Bakara/inek, Kur’an’ın indiği dönemde Arabistan’da meşhur bir hayvan de¬ğildi. Sûre’de öldürülen birinin bedenine boğazlanmış bir ineğin etinden vurmak suretiyle dirilmesini konu alan kıssayı işlediği için, Bakara ismini almıştır. Böylelikle Sûre ismini Kur’an’ın ana konularından biri olan diriliş hadisesinden almış oluyor.Mevdudî, Tefhim: 1/43. Krş. Şa’râvî, Tefsir: 1/95.
BAKARA SURESİ(2):Bakara’dan (inek/dişi inek) maksad, Ben-i İsrail ineği kıssasına işaret etmesinden dolayıdır. “İsraili bahaneler” de burada ele alınmıştır. Surenin diğer isimleri: Fesetatu’l-Kur’an, Senamu’l-Kur’an, ve bu surenin tümüne ve kendinden sonra gelen Al-i İmran suresinin tümüne birden Zehravan denilmektedir. Bu sure 286 ayet olup 6143 kelime içermektedir. Mushaf-ı Şerif’teki sıralamaya göre, ikinci sure, nüzul sırasına göre ise 87. sure ve Me¬denidir. Bu sure, Kur’an’ın en büyük suresidir ve Kur’an’ın 30 cüzünden yaklaşık beşte ikisini kapsar. Aynı şekilde Din/Tedayin/Medayene ayeti olarak adlandırılan Kur’an’ın en üstün ayeti de bu surenin 282. ayetidir (Zira Kur’an’ın bir tam sayfasını kap¬lamaktadır). Bu sure Medeni’dir. Surede 130 fıkhi hüküm yer almaktadır. Ayetü’l-Kürsi de bu surenin 255. ayetidir. Bu surenin bazı konuları şunlardır: İnanç esaslarının açıklanması, Tevhidin delillerinin zikri, insanın yaratılışı, meleklerin insan hakkında Allah ile konuşmaları, orucun hükümleri, vasiyet, itikaf, yetimlerin ve diğer insanların mallarında haksız bir şekilde tasarrufta bulunmaktan sakınma. Aynı za¬manda bu sure “huruf-u mukattaa” (Elif, Lam, Mim) ile başlayan 29 surenin ilkidir.
BÜYÜK MELEKLER: Cebrâil, Azrail, İsrafil ve Mikâil’dir.Cebrâil: Kur’an’da üç yerde “Cibrîl” olarak geçmekte (el-Bakara 2/97, 98; et-Tahrim 66/4) diğer bazı ayetlerde de kendisinden Rûhu’l-Kudüs ve Rûh olarak bahsedilmektedir. (el-Bakara 2/87, 253; el-Mâide 5/110).Vazifesi, Allah’ın emir ve nehiylerini peygamberlerine bildirmektir. Bütün vahiy onun vasıtasıyla nazil olmuştur.Cebrâil bu gelişlerinin sadece iki defasında aslî suretinde görünmüştür. Bunlardan birisi (en-Necm, 53/6-7) ayetlerinin nuzûlünde, diğeri ise yine Necm suresinin 13. ve 14. ayetlerinin nuzûlü esnasındadır (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IX, 95).Azrâil: Kur’an-ı Kerîm’de”Melekü’l-mevt” ( = ölüm meleği) olarak geçmektedir. ” Ey Muhammed de ki; size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” (es-Secde, 32/11)Allah’ın emri ve izni ile canlıların, ölecekleri zaman canlarını almakla vazifelidir.İsrafil: Kur’an’da “İsrâfil” olarak ismi geçmemektedir. Ancak, kıyametin vukûu ile ilgili ayette “(İsrâfil tarafından birinci sefer) Sûr’a üflenince Allah’ın dilediği (melekler) müstesna göklerde olanlar ve yerde olanlar bayılırlar (ölürler). Sonra Sûr’a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar.” (ez-Zümer 39/68) buyurulmakta, dolayısıyla isim olarak olmasa da bu meleğin vazifesi bu ayetle belirtilmektedir. Buradan kıyametin ve ahiret gününün yani yeniden dirilmenin başlangıcında bir Sûr’a üfürme olacağı anlaşılmaktadır ki, bu işle vazifeli melek İsrâfil (a.s.) dır. Bu görevinden dolayı İsrafil’e “Sûr meleği” ismi de verilmektedir.Ayrıca İsrâfil’in, “Levh-i Mahfuz”* da yazılanları okumak ve ilgili meleğe haber vermekle de görevli olduğu bilinmektedir.Mikâil: Kur’an-ı Kerîm’de bir yerde “Mikâil” olarak zikredilmektedir. (el-Bakara 2/98)Mikâil’in görevi: yağmurun yağdırılması, rüzgârın estirilmesi ve mevsimlerin tanzimi gibi tabiat olaylarını Allah’ın emri ve izni ile vukua getirmektir.
BELKİS: Kur`an`da tevhid dinini kabul ettigi bildirilen Sebe meliki.Sebe hükümdarindan olan bir kadindir.Süleyman aleyhisselam zamaninda yasamis, onunla mektuplasmis, Hz.Süleyman aleyhisselamin davetini kabul edip putperestligi(günese tapmayi terketmis ve tek Allah inancina kavusmustur.
BESMELE:Rahman ve rahim olan Allah`in adiyla anlamina gelen „Bismillahirrahmanirrahim“ cümlesinin adidir.Besmeleye „Allah`in adini anmak“ anlamina gelen „tesmiye“ de denir.Besmelede yüce Yaraticinin üc ismi gecmektedir.Allah,Rahman ve Rahim.Besmele ceken Kur`an okumus ve Allah`i anmis olur.Yahudilikte besmele karsiligi“ba-sem Yahve“(yahve`nin adiyla)“ ifadesi, tanri adi olan Yahve kelimesinin gelisi güzel agiza alinmasi yasak oldugu icin ba-sem seklinde kisaltilarak kullanilir.Hiristiyanlar Hz.Isa`yi tanri saydiklari icin sadece“Rab Isa`nin adiyla“ ibaresini kullanirlar.Kur`an `da besmele;Hz.Nuh`un Tufan baslarken gemiye binenlerin“Allah`in adi ile binmelerini istedigi“(Hud:11/41).Hz.Süleyman`in Sebe melikesine(kiraliceye) gönderdigi mektuba“rRahman ve Rahim olan Allah`in adiyal baslanmis oldugu“ 8Neml:27/30) bildirilerek, mesru ve önemli islere ortak besmele ile baslamanin tüm ilahi dinlerin ortak özelliklerin oldugu ima edilmistir.Tevbe (Berae) suresi haric, Kur`an-i Kerim`in gdiger bütün surelerin basinda bulunmaktadir.
BEYTULLAH:Allah`in evi demektir.Kabe icin kullanilmaktadir.Kabe`ye Beytullah(allah`in evi) denilmesi, onun sirf Allah´a ibadet icin yapilmasindan , orada sadece Allah´a ibadet edilmesinden dolayidir.
BEYTÜ`L-HARAMl:Mekke`de Kabe`nin bulundugu sahadaki caminin adidir.Bu haram denilmesini o sahaya saygi ve tazim göstermek vacip oldugu icindir.Kendisine karsi saygisizlik caiz olmadigindan dolayi Mekke`de Belde-i haram denilmistir.
BEYTÜLİZZE:Kur`an-Kerim`in bir bütün halinde indirildigi ve dünya semasinda bulundugu rivayet edilen yerin adi.Beytülizze, İzzet evi anlamına gelen beytü’l-izze, Kur’ân’ın bir bütün halinde indirildiği dünya semasında (yere en yakın gökte) bulunan yerin adıdır. Levh-i Mahfuz’da bulunan Kur’ân (Bürûc, 85/21-22), Ramazan ayında (Bakara, 2/185) mübarek bir gece (Duhân, 44/2-3) olan Kadir gecesinde (Kadr, 97/1) buradan beytü’l-izze’ye indirilmiştir (Hakim, II, 323; İbn Ebî Şeybe, VI,144). Beytü’l-İzze’den de Cebrail vasıtasıyla veya vasıtasız olarak şartlara ve ihtiyaçlara göre peyder pey Hz. Muhammed (a.s.)’e gönderilmiştir (İsrâ, 17/106; Furkân, 25/32).Beytü’l-İzze, tasavvuf terimi olarak Hak’ta fânî olma halinde cem makamına vasıl olan kalp demektir.
BEYTÜL-MAMUR:ssemada, icinde meleklerin ibadette bulundugu rivayet edilen mabed.Peygamberimizin , mirac hdisesinde 7.kat semada, mescid-i haram ve mescid-i Aksa`dan sonra ugradigi, meleklerin kiyamete kadar hayatlarinda bir defa sira gelerek tavaf ettikleri 7.kattaki mescidin adi.Yer yüzünde müslümanlarin kiblesi ;Kabe-i Muazzama`dir.
BEYTİ-MAKDİS:Mukaddes ev, Küdus`deki Mescid-i Aksa.
BUHTUNNASR:Milattan önce 605-5622 yillari arasinda hüküm süren, Yahuda devletini ortadan kaldirarak Kudüs´ü ve süleyman mabedi´ni yakip yikan Babil krali.
BURAK: Sevgili Peygamberimizin (sas)Mirac gecesinde binmesi icin tahsis edilen bir binek atidir.Buna “İsrâ” hâdisesinde Cebrâil (a.s) tarafından getirilen ve Hz. Peygamber’in bu mucize sırasında bindiği hayvanın adı.Hz. Peygamber’in en büyük mûcizesi, hiç şüphesiz Kur’an’ı Kerîm’dir. İsrâ hadisesi, yani Mescid-i Aksâ’dan Mescid’i Haram’a kadar olan yolculuk İsrâ suresi 1. ayetinde açıklanır.Kısaca anlattığımız bu yolculuğun ilk bölümünü Hz. Peygamber “Burak” denilen ve manevî binekle yapmıştır (Müslim, İman, 259). Çeşitli rivayet ve tarihî bilgilere göre, bu binit, katırdan küçük, merkepten büyük beyaz renkli çarptığında ayaklarını hızlandıran, uyluğunda iki kanadı olan ve adımını gözünün gördüğü mesafenin biraz daha ilerisine atabilen bir hayvandır Burak ismi ona, renginin son derece parlak olması sebebiyle veya hızı şimşeği andırdığı için verilmiştir.Yine bazı İslâm tarihleri, sözkonusu bineğe Hz. Muhammed (s.a.s.)’den önceki bazı peygamberlerin de bindiği (İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebevi, Mısır 1952, II, 397), meselâ Hz. İbrahim (a.s.) Burak’a binip önüne Hz. İsmail’i, terkisine de Hz. Hacer’i bindirerek Mekke’ye getirdiği bu rivayetler arasındadır. (İbn Sa’d, Tabakât, I, 150; Köksal, M. Asım, İslâm Tarihi (Mekke devri) İstanbul 1981, 350-351).
BURUC SURESİ(85): Allah`in kuvvet ve azameti ile sifatlari aciklanmis müminlerin nimetleri, kafirlerin akibetinden bahsedilmektedir.Sure, adını birinci ayette geçen burçlara sahip olan göğe yeminle başladığı için Buruc (burçlar) ke¬limesinden almaktadır. 22 ayet ve 109 kelimeden oluşmaktadır. Mushaftaki sırası 85, nüzul sırasına göre de Kur’an’ın 27. suresi olup Mekki’dir. Yeminle başlayan 23 surenin 14.’südür. Surenin başında, Ashab-ı Uhdud’un (İmansız imparatorun emriyle ateş çukurlarına atılan mümin hristiyanlar) sıkıntılı ve mihnet dolu kıssalarına işaret edilmiş, sonunda da Fi¬ravun ve Semud’un kıssasına işaret edilmiştir.
BÜYÜ:Kur’ân’ı Kerim’de yüce Allah, büyü ile uğraşmayı küfür olarak nitelendirmiştir.(Bakara: 2/102)Hz. Peygamber de müslümanların büyü ile meşgul olmalarını şiddetle yasaklamıştır. Bir hadisle¬rinde, “Helak edici yedi şeyden sakınınız” buyurmuşlar, ashâb, “Bu yedi şey nedir, yâ Rasûlallah?” diye sorduklarında “Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, haksız yere bir cana kıymak, faiz ve yetim malı yemek, düşmana hücum esnasında savaştan kaçmak, iffetli mü’min hanımlara zina isnadında bulunmaktır.(Buhârî, Vasâyû, 23, Tıb, 48, Hudüd, 44; Müslim, İmân, 145: Ebû Dâvud, Vasâyâ, 10/2874
“Ey Muhammedi De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şeninden, hased ettiği zaman hasedçinin şeninden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.( Felak: 113/1-5.)
“Ey Muhammedi De ki: İnsanlardan ve cinlerden ve insan¬ların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, in¬sanların ilâhı, insanların Hükümrânı ve insanların Rabbi olan Allah’a sığınırım.Nâs:114/1-6.
Büyücü nereden gelirse gelsin, başarı kaza¬namaz”( Tâhâ: 20/69.)
CAMİİ:Toplayici, toplayan, kaplayan, müslümamlain ibadet gayesiyle toplandiklari yer, ma´bet.Kur`an`da, hadislerde ve ilk tarihi kaynaklarda cami yerine mescid kelimesi gecmektedir.Mescid, secde edilen yer anlaminda bir mekan ismidir.Bati dillerinde kullanilmakta olan “mosguee” ve benzeri terimler mescidin degisik telaffuzundan dogmustur.Ilk camiler;Hz.Adem(as)`in yeryüzüne ilk geldigi yer olarakkabul edilen Serendip(seylan) adasinda kendisine ait bir mescid oldugu rivayet edilir.(Ibn Haldun, Mukaddime, Beyrut 1967,635).Kur`an`in bildirdigine göre insanlarin tümü icin yapilan ilk ma`bet Kabe`dir.Kabe`yi icine alan genis sahaya”Mescid-i Haram” denilir.Kabe`den sonra Mescid-i Aksa yapilmistir.Bu iki mescid, ilk banileri olarak bilinen Hz.Ibrahim (as) ve Süleyman (as) `dan cok öncelere dayanmaktadir.(Buhari,Enbiya,40;Ibn Mace, Mesacid,7;Ahmed bin Hanbel,5,150-157). Islam`in ilk yillarinda müslümanlar Kabe`de namaz kilamadiklarindan Erkam b.Ebi`l-Erkam`in evinden sonra ilk mescid, Ammar b.Yasir`in gizlice namaz kilmak maksadiyla evinin bir bölümümde bir yer ayirmasiyla gerceklestirilmisti.Ikinci mescid ise hicretten evvel Hz.Ebubekir(r.a)`in kendi evinde insa ettirdigi mescid.Hz.Ebubekir(ra),Habesistana`a hicret etmek istemisti.Onun Mekke`den ayrilmasi ve bir coklarini endiselendirdi.Zengindive Mekke`nin ekonomisine büyük bir katgisi vardi.Bunun üzerine Ibn Dagunna adinda bir Mekkeli, onu himayesine aldi.Mekkeden ayrilmasina engel oldu.Ibn Dagunna`nin bir sarti vardi.Namaz ve ibadetlerini harem-i Serifte yapmayacak Hz.Ebubekir , gizlice yapacakti.Iste bu anlasma üzerine o, evinin avlusunu mescid edinmisti.Islam`da Hz.Peygamberin umuma acik olarak ashabi ile birlikte namaz kildigi ilk mescid hicret esnasinda insa edilen Kuba Mesciddidir.Hicretten sonra Hz,peygamber Medine`de Mescid-i Nebevi`yi insa etti.Sonralari Medine de dokuz mescid daha yaptirilmistir.Mescid-i Nebevi`den sonra icinde Cuma namazi kilinan ilk mescidin Abdi Kaysogullari ülkesindeki Cuvasa Mescididir.Cunasa, mekke ve Medine yöresinde olmayip, bu günkü Riyad ve Zahran arasindadir.
CASİYE SURESİ(45):Bu surenin Casiye diye adlandırılması, surenin 28. ayetinde her ümmetin kıyamet gününde yap¬tıkları işlerin bir tutanağı olan amel defterlerini ala-cakları esnada dize geleceklerine işaret edilmesinden dolayıdır. Casiye, diz çökme ve toplanma anlamına gelmektedir. Surenin bir diğer adı Şeriat’tır. 137 ayet, 488 kelimeden oluşmaktadır. Mushaftaki sıralamaya göre Kur’an’ın 45. suresi, nüzul sırasına göre de Kur’an’ın 65. süresidir ve Mekki’dir. Bir hizbden daha az bir yer tutar. Mukattaa harfleriyle başlayan su¬relerin 26. süresidir (bu sure de Ha, Mim harfleriyle başlamaktadır). Birçok Mekki surede olduğu gibi bu surenin de temel konuları, tevhid, müşriklerin şek ve şüphelerinin yanlışlıkları ve kıyametin yapısı ile ilgili bölümlerdir. 315-Cehmiyye:Cebriyye fırkasının bir kolu olup, Hicrî ikinci asırda Cehm bin Saffân tarafından kurulan bozuk fırka.
Cehmiyye fırkasında olanlar, kulların amellerinde cebr (zorlama) ve mecbûriyet altında olduklarını söyleyip, kulun yapabilme gücünü bütünüyle inkâr ettiler. Îmânın yalnızca yüce Allah’ı bilmek, küfrün de yalnızca O’nu bilmemek olduğunu ileri sürdüler . Âhirette Allahü teâlânın görülmeyeceğini söyleyip, kabir azâbını, sırat ve mîzânı inkâr etmişlerdir.
CİN: Cin kelimesinin en belirgin manası, “örtülü” ve “gizli” demektir. Bu da, cinin duyu organlarından gizlenen bir varlık olduğunu ortaya koymaktadır.
Terim olarak ise, duyularla idrak edilemeyen, insanlar gibi şuur ve iradeye sahip bulunan, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan ve mümin ile kafir guruplardan oluşan bir varlık türü anlamına gelmektedir.( TDV. İslam Ansiklopedisi, VIII, “Cin” Maddesi, s. 5.) Aynı zamanda şuurlu bir enerji olarak da tanımlanmaktadır. Cinler, insanlardan önce yaratılmışlardır.Cinler, gaybı bilmezler(Şuara :26/212).Cinleri inkar etmek küfürdür.Cinler de insanlar gibi sorumlı varlıklardır.Cinler de ölümlüdürler.Evlenip çoluk çocuk sahibi olurlar.İnsanlar gibi yeryüzü sakinleridirler.Akıl ve irade sahibi oldukları,onların da cennnet ve cehenneme gireceklerdir. “Kim ki bir kâhine, ya da arrafa gider ve onun sözle¬rini tasdik, ederse, Hz. Muhammed’e indirilene küfretmiş olur.” [563] [563] Ebû Dâvud, Tıb 21/3904; Tirmizî, Taharet, 102/135; İbn Mâce, Taharet.. 122/639)”Oralarda, gözünü yalnız er¬keklerine çevirmiş (öyle dilberler) vardır ki, bunlardan önce ne bir insan, ne de bir cin asla kendilerine dokunmamtştır.(Rahman: 55/56.)
CEBRAİL: Ilahi emirleri meleklere ve peygamberlere ulastiran vahiy melegi.Dört büyük melekten birinin ismi olup,Peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir.Kur`an`da bu melegin ismi Cibril,Ruhu`l-Kudüs, Ruhu`l-Emin, Ruh ve Rasul seklinde gecmektedir.cebrail, Peygamberimize asli seklinde iki kere görünmüstür.Biri Hira magarasinda ilk vahyi getirdigi zaman, digeri de Mirac`da“Sidretü`l-Münteha“ da gercejklesmistir. Bazen de Rasulullah`a insan sekilinde ashabtan yüzü nurlu olan Dihye el-Kelbi suresinde görünmüstür.(Dini Kavramlar Söz.DiB.Sh.85)
CİN SURESİ(72):Sure, başından sonuna dek cinler (meşhur gö¬rülmeyen varlıklar) ile ilgili olduğundan, onların Kur’an’ı dinlemeleri neticesinde hayrette kal¬malarından, sonra iman etmelerinden ve bir kısmının da inkarcı olmalarından dolayı bu isimle anılmıştır.
Sure, 28 ayet ve 286 kelimeden oluşmaktadır. Mushaftaki sıralamaya göre, Kur’an’ın 72. suresi, nüzul sı¬rasına göre ise Kur’an’ın 40. suresi olup Mekki’dir. Ayrıca “kul” sözcüğü ile başlayan beş surenin ilkidi
DİRAYET TEFSİRİ: Dirayet,”Bilmek, tanımak” akıl, zekâ, kabiliyet.Tefsir ilminde dirayet deyince, tefsir çeşitlerinden biri olan “dirâyet tefsirleri” akla gelir. Tefsirler genelde ikiye ayrılırlar: Rivâyet tefsirleri ve dirâyet tefsirleri. Rivâyet tefsirleri, selef âlimlerinden nakledilen eserlere, Sahabe hatta Tâbiîn’in sözlerine ve Kur’ân’ın bizzat Kur’ân ile ve Hz. Peygamber’in hadisleri ile açıklanmasına ve yorumlanmasına dayanır.Buna karşılık dirayet tefsirleri, rivâyet tefsirlerinde saydığının hususlarla birlikte dil, edebiyat, dinin genel prensipleri ve diğer genel bilgilere dayanılarak yapılan tefsirlerin genel adıdır. Bu tefsirlere “rey” veya “makûl” tefsirleri de denir. Dirayet Tefsiri;yalnizca rivayetlere bagli kalmayip dil edebiyat ve cesitli ilimlere dayanilarak yapilan tefsirlerdir.Dirayet Tefsirleri:
1-Zemahşerî(538), el-Keşşaf an Hakaik
2-Fahreddin er-Razî(606), Mefatihu’l-Ğayb
3-Kadı Beydavî(691), Envaru’t-Tenzil ve Esraru’t-Te’vil
4-Nesefî(710), Medariku’t-Tenzil
5-Hazin(741), Lübabu’t-Te’vil
6-Ebu Hayyan el-Endülüsî(745), el-Bahru’l-Muhit
7-Nisaburî(730), Ğaraibu’l-Kur’an
8-Hatib eş-Şirbinî(976), es-Siracu’l-Münir
9-Ebu’s-Suud Efendi(982), İrşadu’l-Akli’s-Selim
10-Alusî(1270), Ruhu’l-Meanî
DİRHEM:Osmanli zamaninda kullanilan 4.8 gram olan agirlik.Bir agirlik ölcüsü ve gümüs para birimi.Bir dirhem 1/12 akiyyedir.Kilogram gibi ölçülere göre , bir örfi dirhem 3.207 gr, Seri dirhem ise 2806 gramdır.(Dini Kavramlar Sözlüğü ,DİB )
DİYET: Öldürmek veya aza kesmek gibi bir cinayet sebebiyle o cinayeti yapandan veya onunla beraber âkılesi denilen aşiretinden vesaireden alınıp hakkında cinayet yapılan şahsa veya onun vârislerine verilen maldır ki, bu bir nevî tazminat demektir.Hür bir erkeğin diyeti bin dinar veya on bin şer’î dirhem gümüş veya yüz de ve veya iki yüz sığır veya iki bin koyun veya her biri iki parçadan ibaret olmak üzere iki yüz kat elbisedir. Hür bir kadının diyeti ise bunların yarısıdır.
DUHAN SURESİ(44):Surenin Duhan olarak adlandırılması, kafirlerin duhan (duman) azabıyla korkutulmasına işaret edil¬mesinden dolayıdır (10-15. ayetler). 59 ayet ve 346 ke¬limeden oluşmaktadır. Mushaftaki sıralamaya göre 44. sure, nüzul sırasına göre ise Kur’an’ın 64. süresidir ve Mekki’dir. Bir hizbden daha az bir yer işgal eder. Hurufu mukattaa ile başlayan 25. suredir (Ha, Mim). Bu surede kıyametin bazı sahnelerinden ve ce¬hennemdeki azablardan ve Musa ile Firavunun kıs¬sasının bir bölümüne işaret edilmiştir.
EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
İslam tarihinde Ehl-i Kitap(Yahudi ve Hıristiyanlarla)yapılan savaşlar ve alınancizyeler:
Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) Zamanında Yapılan Savaşlar ve Alınan Cizye
Mute Gazvesi: (Ceyş-ül Umera yani kumandanlar ordusu gazası diye meşhurdur) Hicretin 8. yılında, Şam’da ve çevresinde bulunan Rumlara karşı yapılmıştır.
Bu harbin neticesinde, Hz Halid ibn Velid’in kumandası ve sancağı altında hücuma geçen İslam ordusu düşmanı mağlup edip, Allah’ın izniyle Mute fethi nasip oldu. Çok ganimetlerle ve esirlerle geri döndüler. (İbn-i Kesir Sire 3/469, Megazi -Vakıdi-117)
EMSALÜ`L-HADİS:Icerisinde darbi mesel yada mesel bulunan hadisleri derleyen kitaplara”emsalü´l-hadis” denir.

ENBİYA SURESİ :Kur’an-ı Kerîm’in yirmibirinci suresi. Mekke’de nâzil oldu, sure yüzoniki ayettir.Sure, bazı peygamberlerden ve onların kavimleri ile olan münâsebetlerinden söz ettiği için bu ismi almıştır. “Enbiyâ”; “nebî” kelimesinin çoğuludur. Nebî; kendisine kitap veya sâhife verilmeyen, bir önceki peygamberin şerîati ile amel eden ve onu tebliğ etmekle görevli olan peygamberdir. Bu manası ile nebî terimi resul teriminden daha geniş anlamlıdır. Çünkü Resul, nebîlerin içinde, kendilerine kitap veya sahife verilip tebliğ ile görevlendirilen peygamberlere denir. Buna göre bütün peygamberler nebîdir. Fakat her nebî Resul değildir.
Enbiya suresi tevhid yani Allah’ın varlığı ve birliği, peygamberlik ve peygamberler, ölümden sonra dirilme ve hesaba çekilme ile ahiret hayatı gibi sahaları çok geniş olan inanç esaslarını içerir.
ENBİYA:”Nebi” kelimesinin coguludur.Nebi ise Peygamber demektir.
ENFAL SURESİ(8):Bu surenin bu adla anılmasının nedeni de enfal kelimesinin kullanılması ve savaş ganimetleri ve genel servetlerden ibaret olan hükmün beyanıdır. Su¬renin diğer bir ismi de Bedr’dir. Bedir savaşına bu su¬rede ayrıntılı bir şekilde işaret edilmiştir. 75 ayet ve 1243 kelime mevcuttur. Mushaftaki sıraya göre ye¬dinci, nüzul sırasına göre de Kur’an’ın 88. suresi ve Medeni’dir. Yaklaşık yarım cüz kadardır.
EYYÂM-I MA’DÛDÂT :Sayılı günler demektir. Bu günlere eyyam-ı teşrîk de denir. Zilhiccenin 9-13. günleridir. 9-12. günlerinde farz namazlardan sonra teşrîk tekbirleri alınır. Eyyam-ı ma’dûdât tabiri, Kur’ân’da üç âyette geçmiştir. Kur’ân’da geçen sayılı günler ile maksat, oruç tutulan Ramazan ayı günleri, hac menasikinin yapıldığı günlerdir (Bakara, 2/183, 203). Kur’ân’da Allah’ın hükmünden yüz çeviren Yahudi ve Hristiyanların “Bize ateş, ancak sayılı günlerde dokunur” dedikleri ve bu kanaatleriyle aldandıkları bildirilmektedir (Âl-i İmrân, 3/24).
FATİHA SURESİ(1):Bu,Fatiha ve Fatihatü’1-Kitab, yani kitabı açan ve başlatan olarak adlandırılmaktadır. Bu surenin diğer adları: Hamd, Ümmü’l-Kur’an, Seb’a'l-Mesani1- Yedi ayetten müteşekkildir. Farz ve sünnet her namazda okunmaktadır. 2- İki kez nazil olmuştur. Bir kez Mekke’de, bir kez de Medine’de nazil olmuştur. Fakat resmi olarak Mekki sayılmaktadır, Kenz, Esas, Münacat, Şifa, Dua, Kafiye, Vafiye, Raqiye (yani de-ğiştiren). Musaftaki sıralamaya göre ilk, nüzul sı¬rasına göre beşinci suredir. Yedi ayetten oluşmuştur ve 29 kelime içermektedir. Bu surenin temel muh¬tevası, Tevhid ve Allah’a hamd ve övgüdür
Fatiha suresi:Kur`an- i Kerim`in mukaddimesi durumunda, diger surelerin asli, kökü , tohumu ve Kur`an`in özü durumunda. Allah`i tanimak, haklarin , vazifelerin ve müeyyidelerin kaynagi olarak yalniz O`nun dinini bilmek,yarisindan sonra gelen ayetleri özlü bir duadir.Allah`in verdigi nimetlere hamdediyor, sükrediyor.
FATIR SURESİ(35):Bu surenin Fatır olarak adlandırılması, Allah’ın isimlerinden olan Fatır’a işaret edilmesidir. Diğer bir ismi de Melaike’dir. Zira surenin ilk ayetinde me-leklerden, onların risalet ve yaratılışından söz edil¬miştir. 45 ayet ve 779 kelimeden oluşmaktadır. Mus¬haf sırasına göre Kur’an’ın 35. ayeti, nüzul sırasına göre de 43. suredir. Mekki surelerdendir. Surenin genel konusu, insanı şeytanın fitnesinden sakındırma, yaradılışın ilginç ve hayret verici oluşumu ve bazı kı¬yamet sahnelerinin tasviri ve Allah’ın sünnetinin de¬ğişikliğe uğrayamaz oluşu konusudur.
FETRET-İ VAHİYH:Alak suresinin ilk 5 ayetinden sonra vahyin kesilmesi dönemine denir.Bu durum 3 yil sürmüstü.
FECR SURESİ(89): Fecr süresi:Azginlik yapan gecmis ümmetlerin akibetleri ile , on geceye isaret edilmektedirSure, adını birinci ayette geçen Allah’ın Fecr (tan yerinin ağarması)’e yeminle başlamasından almıştır. 30 ayet ve 139 kelimeden oluşmaktadır. Mushaftaki sırası 89. sure, nüzul sırasına göre Kur’an’ın 10. suresi olup Mekki’dir. Yeminle başlayan surelerin 16.’sıdır. Bu surede, Iremezatı’l-İmad’a (sütunlar sahibi cennet misali bağ), ayrıca Semud, Firavun’a yönelik işaretler de zikredilmiştir. Kendi geleceklerini hiç dü¬şünmeyen imansızların pişmanlıklarından söz edilmiş, surenin sonunda da Nefs-i mutmainneye (hu¬zura eren nefse) razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dönmesini ve O’nun cennetine girmesini bu¬yurmaktadır.
FELAK SURESİ(113):Bu surenin isimlendirilme şekli de ilk ayetinde Rabbü’l-Felak’tan (Felak’ın rabbi) söz edildiği ve Pey¬gamber (s.a.v)’e, ve ayrıca tüm müslümanlara ve hatta temiz kalpli insanlara O’nun yarattıklarının şerrinden kendisine sığınılması öğretilip tavsiye edildiği için bu adı almıştır. Bu sure ve kendinden önceki ve sonraki sureler ile Kafirun sureleri toplu olarak Dört Kul su¬releri olarak tanımlanmaktadırlar. Çünkü bu dört sure de Kul kelimesi ile başlamaktadır. Biz müslümanlar, belalardan korunmak, yaratıkların şer¬rinden korunmak için ve İlahî inayete sığınmak için bu sureleri sürekli okuruz. Bu sure 5 ayet ve 23 ke¬limeden oluşmaktadır. Mushaftaki sıralamaya göre 113. sure, nüzul sırsına göre ise Kur’an’ın 20. suresi olup Mekki’dir. Aynı zamanda kul ile başlayan makulat surelerinden ve kısa surelerdendir.
FETH SURESİ(48):Bu surenin bu adla anılmasının nedeni, başında feth-i mübin, yani Hudeybiye sulhu ve onun aka¬binde Mekke’nin fethi ve Arap yarımadasında İslam’ın şirk ve müşrikler üzerinde gerçekleştirmiş ol¬duğu nihai zaferden söz etmiş olmasındandır. 29 ayet ve 560 kelime içermektedir. Mushaftaki sırası 48, nüzul sırası ise, 111. sure olup Medeni’dir. Yaklaşık bir hizb kadardır. Bu surede, geleceğe yönelik bazı olayların gaybdan haber verilmesi açık bir şekilde zikredilmiştir. Ayrıca Müslümanların ve Hz. Pey¬gamber (s.a.v)’in dostlarının zaferini güzel ve ruhu okşayıcı bir tarzda anlatan tasvirler, Onların Mekke’ye girişleri ve bir yıldan sonra yeniden Hacc’ı tavaf et¬meleri gönül rahatlatan bir üslupla dile getirilmiştir.
FİL SURESİ (105):Yüce Allah’ın Ka’be’yi yıkmak isteyen tuğyankar Habeş komutanlarından olan Ebrehe’nin ordusunun başına neler getirdiğini, nasıl belalar yağdırdığını tas¬vir eden sure bu olaydan dolayı Fil adını almıştır. Yüce Allah, bu niyet içinde olan Fil Ashabına sürü sürü gelen kuşların (bu kuşların ismi Ebabil’dir. Eba¬bil özel bir kuş ismi değildir) onların üzerlerine siccil, yani mermi benzeri balçık yağdırmasını emretti. Bu kimseler surede Ashab-ı Fil (File binenler) olarak ad¬landırılmışlardır. Bir diğer adı da Elem Tere’dir. Çünkü sure bu kelimeyle başlamaktadır. 5 ayet ve 23 kelimeden oluşmaktadır. Mushaftaki sıralamaya göre 105. sure, nüzul sırasına göre ise Kur’an’ın 19. suresi olup Mekki’dir. Kısa surelerdendir.
Fîl Sûresi:Kur’ân-ı kerîmin yüz beşinci sûresi. Fîl sûresi Mekke’de nâzil oldu (indi). Beş âyet-i kerîmedir. Sûreye, Kâbe’yi yıkmak isteyen Yemen vâlisi Ebrehe’nin, arasında fillerin de bulunduğu bir orduyla hücûmunu anlattığı için, Sûret-ül-Fîl denilmiştir. Sûrede, İslâmiyet’ten önce de kutsal sa yılan Kâbe-i muazzamaya karşı girişilen bir saldırının fecî âkıbeti anlatılmaktadır. (İbn-i Abbâs, Kurtubî) Allahü teâlâ Fîl sûresinde meâlen buyuruyor ki: (Ey Resûlüm!) Rabbinin, fil sâhiblerine neler ettiğini görmedin mi? O, bunların hîlelerini boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine bölük bölük kuşlar gönderdi. Ki bunlar, onlara (fil sâhiblerine) pişkin tuğladan (yapılmış) taşlar atıyordu. Derken (Allahü teâlâ) onları yenik ekin yaprağı gibi yapıverdi. (Âyet: 1-5)
FİL OLAYI:Fil :Fil vakasinin meydana geldigi sene ye fil yili denir.Peygamberimizin dogumundan 55 gün önce meydana gelen olay.
FITRAT:Fıtrat sözcüğü, fatr kökünden türemiş mastardır.Arapçada bir şeyi yarmak anlamında kullanılan bu sözcük, Allaha isnat edildiği zaman yaratmak ve önce başlamak anlamını ifade eder.Fıtrat, bir terim olarak bir şeyi ilk ve örneksiz yaratma anlamında kullanılmıştır.Peygamberimiz:Her çocuk İslam fıtratıı üzere doğar,(Buhari, Müslim,Nesai) buyurmuştur.
Yaratılış, yapı, karakter, tabiat, mizaç, Peygamberlerin sünneti, Kâlb-i selim, adetullah. Ayrıca hilkat, tabii eğilim, hazır olmak, huy, cibilliyet, içgüdü, istidât gibi manalara da gelir. Terim olarak fıtrat: “Allah Teâlâ’nın mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hal, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır (İbn Manzur, Lisânü’l-Arab, Beyrut, (t.y.), V, 55).
Kâinatın Allah’ın fitratı üzere işleyişi İslâmî dilde âdetullah, sünnetullah, fitratullah ifadeleriyle isimlendirilmektedir (Râgıp el-İsfahânî, el-Müfredât, 38 vd.; M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, III, 1889 vd.; Ali Ünal, Kur’an’da Temel Kavramlar, İstanbul 1986, 198 vd).
Fıtratın geniş anlamları Kur’an-ı Kerîm’de şu ayetlerde açıklanmaktadır:
“Sen Hakka yönelerek kendini Allah’ın insanlara yaratılışta (Fıtratallah) verdiği dine ver. Zira Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler” (er-Rûm, 30/30).
“Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalb vermiştir” (en-Nahl, 16/78).
“Allah’ın kanununda bir değişme bulamazsın ” (el-Fâtır, 35/43; Ayrıca bk. el-İsrâ, 17/77; el-Ahzâb, 33/62; el-Mümin, 40/85; el-Feth, 48/23).
“Nefse ve onu şekillendirene… Ona bozukluğunu ve korunmasını ilham edene andolsun ki nefsini temizleyen iflâh olmuş, onu kirletip örten ziyana uğramıştır. Semûd, azgınlığından yalanlandı… Rableri de günahları yüzünden azabı başlarına geçirdi, orayı dümdüz etti” (eş-Şems, 91/7-14).
“Biz ona hayır ve şer olmak üzere iki yol gösterdik” (el-Beled, 90/10).
“Biz ona yolu gösterdik, ya şükredici veya nankör olur” (el-İnsân, 76/3).
“Rabbimiz, her şeye yaratılışını verip sonra onu doğru yola iletendir” (Tâhâ, 20/50).
“Kendini tezkiye eden mutluluğa ermiştir” (el-A’lâ, 87/14).
“O (adamın) tezkiye olmamasından sana ne?” (Abese, 80/7).
“De ki: Herkes yaratılışına göre davranır. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu bilir”? (el-İsrâ, 17/84).
“Nefislerinizde olanı gözlemiyor musunuz?” (ez-Zariyât, 51/21).
“Öncekilere uygulanan yasayı görmezler mi? Sen, Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsın” (el-Fâtır, 35/43) “Dilediğini yaratır ve onlar için hayırlı olanı seçer” (el-Kasâs, 28/68).
“De ki: Yeryüzünde gezin ve bakın, yaratılış nasıl başlamış?” (el-Ankebût, 29/20).
“Yaratıcıların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir” (el-Mü’minûn, 23/14).
“Onlar nefislerinde olanı değiştirmedikçe Allah bir toplumun durumunu değiştirmez” (er-Ra’d, 13/11).
Kur’an-ı Kerîm’deki bu ayetler birbirini tefsir ederek fıtratın anlamını açıklar. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şu hadisleri bu anlamı apaçık bir şekilde genişletmektedir:
“Kötülük yapmak seni üzüyorsa, artık sen müminsin” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V. 251-252). “Her çocuğu annesi fıtrat üzere dünyaya getirir. Onun bu hali konuşma çağına kadar devam eder, sonra ebeveyni onu hristiyan; yahûdi, mecûsî yapar. Eğer ana-babası müslüman iseler, çocuk da müslüman olur” (Buhâri, Cenâiz, 79; Müslîm, Kader, 23-25; İman, 264; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 233, 435).
“Beş şey fıtrattandır: Sünnet olmak, kasıkları traş etmek, bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, koltuk altındaki tüyleri yolmak” (Buhâri, Libas, 51, 63, 64; Müslim, Tahara, 49; Ebû Dâvûd, Tereccül, 16; Tirmizî, Edeb, 14). ”Çocuklarınıza öğreteceğiniz ilk söz Lailaheillallah olsun ” (Abdurrezzak Sanânı, Musannef, Beyrut 1970, IV, 334) “İçini tırmalayan, kalbinde çarpıntılar oluşturan, gönlünü bulandıran şeyi terket” (İbn Hibban. Hakîm). “Hayr, nefsin kendisine ısındığı, kalbin rahatladığı, yüreğin oturduğu şeydir. Şer de nefsin kendisine ısınamadığı, kalbin mutmain olmadığı, içinde tereddüt ve ıztırablar meydana getiren şeydir, her ne kadar müftiler hilafına fetva verseler de. ” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 194).
“Müftiler sana fetva verseler de bir kere kalbine danış” (Dârimî, Buyû, 2). “Ameller niyete göredir” (Buhâri, Itk., 6). “Seni işkillendiren şeyi bırak, işkillendirmeyene geç” (Hanbel, Nesâî, Taberânî), “Kötülük, insanın içine sıkıntı verir” (Müslim, Birr, 14). “Rabbim buyuruyor ki: Ben bütün insanları Hanif (salim fıtrat) üzere dünyaya gönderdim. Sonra şeytanlar onu dinden saptırdılar. Benim helâl ettiklerimi onlara haram ettiler, insanlara bana ortak koşmalarını söylediler. Oysa o ortaklar hakkında hiçbir delil indirmemiştim” (Müslim, Cennet, 63; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 162).
FURKAN SURESİ(25):Bu surenin bu şekilde isimlendirilmesinin sebebi, başında Furkan (hak ve batılı /Kur’an/tevrat bir¬birinden ayıran) kelimesinin gelmiş olmasıdır. Bu su¬renin bir diğer ismi Tebarek’tir. 77 ayet, 896 kelime ih¬tiva etmektedir. Mushaftaki tertibe göre Kur’an’ın 25. suresi, nüzul sırasına göre ise, 42. sure olup Mekki’dir. Bu sure de ondört secde suresinden bi¬ridir. 60. ayeti müstehab secde ayetidir. Temel konuları, risalet ve enbiyanın daveti konusunda mün¬kirlerle iddialaşma ve delil getirme, göklerin ve yerin altı günde yaratılması ve Allah’ın salih kullarının sıfatlarının beyanı konularıdır
FUSSİLET SURESİ(41):Bu surenin Fussilat (=açık olarak beyan edilmiş) olarak adlandırılması, üçüncü ayetinde Kur’an’a işa¬retle “Kitabun Fussilat ayatuhu” (ayetleri açık olarak beyan edilmiş bir kitab) konusundan dolayıdır. Bir diğer ismi Secde’dir. Zira bu sure de tıpkı daha önce açıklamasını yaptığımız 32. suredeki vacip sec¬delerden birini içermektedir. Surenin 37. ayeti vacip olan secde ayetlerindendir, Bir diğer adı Mesabih’tir. 54 Ayet ve 794 kelimeye sahiptir. Mushaftaki sıraya göre, Kur’an’ın 41. suresi, nüzul sırasına göre ise Kur’an’ın 61. suresi olup Mekki’dir. Hacmi bir hizbden biraz fazladır. Hurufu mukatta ile başlayan 22. suredir (Hamim harfleri ile başlamaktadır). Bu su¬rede göklerin ve yerin yaratılışından, Ad ve Semud kavmi kıssasının bir bölümü, cehenneme gidecek olanların, et, göz, ve derilerinin onların dünyada yap¬mış, oldukları kötülüklere şahitlik etmesi, küfrü mes¬lek edinmiş insanların nankörlük ve şükürsüzlüğü, tevhidi konular gibi meselelere işaret edilmiştir.
ĞAFİR SURESİ(40):Bu surenin “Gafir” olarak adlandırılması, yüce Allah’ın bu surenin üçüncü ayetinde “Gafirü’z-Zenb” (günahı bağışlayan) olarak isimlendirilmesinden do-layıdır. Bu surenin diğer adlarından biri de Mü’min’dir (çünkü surenin 28 ile 33. ayetleri ara¬sında “Al-i Firavn Mü’mini” kıssasına işaretlerde bu¬lunmuştur). Bir diğer adı, Tevl’dir (çünkü 3. ayette Yüce Allah “Zi’t-tevl=lütuf ve güç sahibi” olarak isim¬lendirilmiştir). Dördüncü ismi de (hurufu mukattaadan olan Ha Mim harfleri ile başladığından do¬layı) Hamim-i evvel’dir. 85 ayet ve 1225 kelimeden müteşekkildir. Mushaftaki sıralamaya göre 40. sure, nüzul sırasına göre Kur’an’ın 50. süresidir ve Mekki’dir. Hacmi tam yarım cüzdür. Bu surede bazı İlahî sıfatlardan, arş-ı İlahî’yi yüklenen meleklerin ibadetleri, Hz. Musa, Firavn ve Haman’ın kıssasının bir bölümü, ayrıca Al-i Firavn’ın mü’mini kıssası ve cehennem ehlinin karşılaşacağı azabtan da söz edil¬miştir
GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
GASİYE SURESİ:Kıyametin dehsetinden , inanan ve inanmayanların niteliklerinden , ahiretteki halleri.Kuran-ı Kerim’in seksensekizinci suresi Mekkî olup yirmialtı ayettir. İsmini ilk ayette geçen “gâşiye” (kaplayan) sözcüğünden almaktadır.” Fasılası hâ, ayn, te, râ, mîm harfleridir.
Gâşiye, “bütün yönleriyle hata eden şey anlamındadır ve burada kıyamet karşılığında kullanılmıştır. Çünkü kıyamet, gelmiş geçmiş bütün insanları kapsar. “Gâşiye” ayrıca insan ve hayvanları saran bela anlamına da gelir ki, kıyamet de insanları korku ve dehşetle sarar (Râzî, Mefâtîhu’l-Ğayb, XXXI/150).Gâşiye suresi, ilk inen surelerdendir. Mekke halkı, ahirete inanmıyordu. Bu nedenle sure, kıyamete dikkat çeken: “(Şiddet ve dehşetiyle herşeyi) sarıp kaplayacak olan (o felâket)in haberi sana geldi mi?” soru cümlesiyle başlar. Dikkatleri kıyamete doğru çeviren bu cümleyle cehennemliklerin durumları anlatılmaya başlanır.
HİCR-İ KABE:Hatim ve Kabe arasinda yer alan kisim. Buraya Hatîra ve Hicr-i İsmail de denir. Burada namaz kılıp dua edilir, fakat kıble olarak buraya karşı namaz kılınmaz. Hz. İbrâhim ile oğlu İsmail (a.s.)’ın yaptığı Kâ’be binası bu kısmı da içine alıyordu. M. 605 yılında yapılan tamirde bu kısım inşaat malzemesi yetmediği için Kâ’be dışında bırakılmıştır. Bu boşluk Hatîm adı verilen yarım daire şeklinde bir duvar ile çevrilidir. Tavaf bu duvarın dışından yapılır.
HAMELE-İ ARŞ:Arşı taşımakla görevli dört büyük melek.Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:Hamele-i Arş melekleri ve Arşın etrâfında tavâf eden (dönen) melekler Rablerini tesbîh ederler ve vahdâniyyetini (birliğini) tasdîk ederler ve mü’minler için (af ve) mağfiret isterler. (Mü’min sûresi: 7)Sûrun birinci üfürülmesinde, dört büyük melekten ve hamele-i Arş’tan başka, bütün melekler, bundan sonra Hamele-i Arş ve daha sonra dört büyük melek yok olacaktır. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)Arşı taşıyan melekler. Allahu Teâlâ’nın Arş’ı taşımakla vazifelendirdiği sekiz müvekkel melek. Arşın mahiyetini bilmediğimiz gibi bu meleklerin arşı taşıma keyfiyetini de bilemiyoruz. “Gök yarılmış ve o gün bitkin bir hale gelmiştir. Melekler onun çevresindedir. Ve o gün Rabbının Arş’ını, onların da üstünde sekiz tanesi yüklenir” (el-Hâkka, 69/16,17). Bu âyette anlatılan olay müteşâbihdir. Nasıllığı hakkında izahlar, sahih rivâyetlerin ötesinde fazla bir kıymet taşımaz. Bu melekler “Subhanallahi ve bihamdihi” diyerek Arş’ı tavaf ederler.
HAMDELE:el-Hamdülillahi Rabil alemin cümlesinin kisaltilmisidir.Anlami, hamd alemlerin Rabbine mahsustur.Hz.Peygambere , O`nun ashabina ve ehl-i beytine salat ve selam okumaya ise salvele denilir ve hamdele – salvele birlikte kullanilir.El-Hamdü Lillahi Rabbi’l-Âlemin (Hamd, alemlerin Rabbına mahsustur) cümlesinin kısaltılmış şekli.”hamd” kelimesinden türemiştir. Eski eserlere besmele ile başlanırdı. Besmele ile Allah’ın adı anılırdı. Allah’ın adının anılmasından sonra yine Allah’a hamd edilir. Allah’ı hamd etme olayına “hamdele” adı verilir. hamdeleden sonra, peygambere, onun ashabına ve ehl-i beytine salat ve selam okunur.Eski yazar ve şâirler besmele ile birlikte hamd etmişler, gelenek haline getirerek sürekli kullanmışlardır. Eserin sonunda da yine hamdetmişledir.”Hamd” kelimesi, “şükür” kelimsiyle birlikte ifade edilir. Hamdeden kimse aynı zamanda şükretmektedir. Bir hadiste de “Hamd şükrün başıdır, Allah’a hamd etmeyen Şükür de etmemektedir” “Allah’a hamd edin ve O’na şükredin” (Ahmed b. Hanbel, I, 211).
Bir esere hamdele ile başlamak, bir işe hamd ve sena ile başlanılmasının gereğini belirten hadîse dayanmaktadır. Övgü ve sena ile başlanılmayan bir işin eksik olacağı kanaatı sonucu eserlerin ve her hayırlı işin başında hamdeleye yer verilmiştir.
HİCR SÛRESİ :Kur’an-ı kerim’in onbeşinci sûresi. Mekke’de nazil olmuştur. Sadece seksen yedinci âyeti Medine’de inmiştir. Doksan dokuz âyet, altıyüz ellidört kelime ve bin yediyüz yetmiş bir harftir. Fasılaları Lâm, mim ve Nundur. 80-84. âyetlerinde Hicr halkından bahsettiği için bu ismi almıştır. Hicr, Medine-Şam arasında bir yerdir. Semud kavminin başkenti olan bu şehrin harabeleri hâlen el-Ula şehri yakınlarındadır.
Sûrenin konusu, çeşitli dönemlerde peygamberleri yalanlayanların uğradıkları âkibettir. İşlenen konuların tamamı bununla bağlantılıdır. Sûre, şeytanın Adem’e secde etme emr-i ilâhisine karşı koymasından, Nuh, Hûd, Sâlih Lût, Şuayb ve Hz. Musâ’nın kavimlerinin onları yalanlamalarından misaller vermekte ve bu yalanlamaları sebebiyle uğradıkları azabı dile getirmektedir.
HUD SURESİ(11)Bu isimle anılması, içinde Ad kavminin Pey¬gamberi Hz. Hud’un kıssasına işaret edilmiş ol¬masıdır. 123 ayet ve 1947 kelime ihtiva etmektedir. Mushaftaki sıralamaya göre onbirinci, nüzul sırasına göre Kur’an’ın 52. suresi ve Medeni’dir. Yaklaşık ola¬rak bir cüzün üçte ikisini oluşturmaktadır. Huruf-i mukattaa ile başlayan beşinci suredir. Onun en temel konusu, Peygamber kıssalarıdır (Nuh, Hud, Salih -Semud kavminin Peygamberi- Şuayb ve Lut).
HUD ALEYHİSSELAM:Ad kavmine gönderilen peygamberin adidir.Ad kavmi Ahkaf denilen yerde yasarlardi.Ad kavmi irem adinda meshur bir sehir insa etmislerdi.Ad kavmi putlara tapardi.Inanmayanlari Allah(c.c), Hud Aleyhisselam ile beraber iman edenleri kurtulusa erdirip kafirleri helak etti. Hud Aleyhisselam ,yüz elli yil yasadi.Mekke de veya Hadramut`ta medfundur. Ad kavmimini helaki; şiddetli rüzgarla helak oldular.Mal ve mülklerinden hic bir eser kalmadi.(Araf:65.67;Hud:52)
HÜMEZE SURESİ(104):Surenin ilk ayetinde bu kelime zikredildiğinden sureye bu ad verilmiştir; “Veylun li külli hümezetin lümezetin=İnsanları çekiştiren, gammazlayan ve ayıplarını arayan kimselerin vay haline”. 9 ayet ve 33 kelimeye sahiptir. Mushaftaki sıraya göre 104. sure, nüzul sırasına göre ise Kur’an’ın 32. suresi olup Mekki’dir. Aynı zamanda kısa sureler arasında yer al¬maktadır. Bu surede, mallarının kendilerini ebedi kı¬lacağını ve onları cehennemden kurtaracağını zanneden malperest kafirlerin özelliğinden ve yaptıkları kötü hareketlerinden söz edilmektedir.

19

Ocak
2013

KUR’AN TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ-4

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  245 Kez Okundu

1-Kur’ân ; Yüce Allâh tarafından vahiy yoluyla Arabça olarak peyder pey Peygamber Efendimiz-sallallâhüaleyhivesellem-’e inzal olunan nesilden nesile bize kadar tevatüren gelen, Mushaflarda yazılı, Fâtiha ile başlayıp Nâs sûresi nihayete eren 323.015 harf, 77.439 kelime, 114 sûreden oluşan mûciz bir kelâmdır. (Diyânet)
2-Kur’ân-ı mübin 6666 âyet-i celîleden müteşekkildir. (Ö.N.Bilmen)
3-En kısa âyet ‘Ve’d- Duhhâ / Ve’l-Fecr’âyetleridir. (Rûhu’l Beyân)
4-Âmîn; âmin lafzı Kur’ân’dan değildir. Fakat Fâtiha sûresini bununla hatmetmek sünnettir. Bu kelime; Ya Rabbi! Bizden kabul et, duâlarımıza icâbet buyur, mânâsını ifade eder. (Ö.N.Bilmen).Âmîn, sünnet ile sabittir. (Elmalılı Tefsiri)
5-Eczây-ı Şerife; Kur’ân-ı Kerîm’i meydana getiren otuz cüz.
6-Nass; İslâm literatüründe genel olarak âyet ve hadisleri ifade etmektedir. (Diyânet)
7-Kari’(c: Kurra’); 1-kırâat eden okuyan. okuyucu 2-Kur’ân-ı Kerîm’i usûlünce okuyan.
8-Kurra’ (a.s.); Kur’ân’ı, yedi kırâat ve on rivayet dâhilinde okuyan üstad hafızlar.
9-Sûre (c:süver); Kur’ân-ı Kerîmin ayrıldığı 114 bölümden her biri. (sûre aslında ibranca olup: 1-duvarda dizilmiş bir taş tabakası 2-yazı, satır 3-yazılmış nesne, mânâlarına gelir).
“Sûre; başı ve sonu belli Kur’ân’dan bir parça.” (Rûhu’l Beyân)
10-Kırâat (a.i.); Okuma, devamlı ve düzgün okuma.
11-İlm-i Kırâat; Kur’ân’ın usûl ve kâidesine göre okunması.
12-Kırâat-ı Seb’a; Kur’ân-ı Kerîm’in yedi türlü okunuş tarzı.
13-Kırâat-ı Âsım; Bu yedi tarz arasında yaygın olanı.
14-Bedîî Kırâat; Mantıkî Kırâat şartlarına riayet ettikten başka rikkat mevkiinde sesini indirme, şiddet makamında yükseltme. Acemi aktör tavrı takınmaksızın ses ve işaretle canlandırma.
15-Mantıkî Kırâat (edebiyat); Acele etmeyerek, fakat yazı işâretlerine dikkat ederek, yani virgüllerde biraz, noktalı virgüllerde biraz daha durmak, şaşma ve sualleri anlatmak, konuşmalarda konuşanların sözlerini ayırmak sûretiyle okuma.
16-Mihanikî Kırâat; Kelimeleri doğru telaffuz etmekle beraber ezber dersi dinletircesine ve makine gibi saldır saldır okuma. (Ferit Develioğlu / Osmanlıca Lûgat)
17-İlmü’l-Münâsebet; Âyetler ve sûreler arasındaki uyumu konu edinen ilim. (Diyânet)
18-Cellecelâluh; Allâh’ın adı zikredildiğinde kullanılan bir saygı ifadesidir.
19-Aleyhi’s-selâm; selâm üzerine olsun anlamına gelen bir duâ’ ve dilek cümlesidir. Bu duâ’, peygamberlerin adı zikredilince saygı ifadesi olarak kullanılır. (Diyânet)

20-Esbab-ı Nüzul:1-İnmesinin sebebleri 2- Kur’an-ı Kerîm âyetlerinin gelmesine (Cebrâil -aleyhisselâm- vasıtası ile
indirilmesine) sebeb olan hâdiseler.
21-Secâvend:Kur’ân’ı mânâya uygun okumak için konulan işâret. Mesela; ‘kaf’ durmayı, ‘sad’geçmeye ruhsatı, ‘cim’durma veya geçmenin câiz olduğunu ‘mim’ muhakkak sûrette durmayı gösterir. (Ferit Develioğlu / Osmanlıca-Lûgat)
Bu işâretleri ilk defa Muhammed b. Tayfur es-Secâvendi (vft: 560/1165) koymuştur ki, daha sonra konulan bazı işâretlerle birlikte hepsine birden, onun ismine izâfeten “Secâvend” denilmiştir (A.Çetin, Kur’ân-ı Kerîm Tarihi, s. 150

22-SALÂT-I VUSTÂ:2/ el-Bakara -238- Namazlara ve orta namaza devam edin ve ALLÂH için boyun eğerek kalkıp namaza durun.
23-SABİÎN yıldıza tapanlar.
24-KİTAP:Sözlükte;, yazmak, nikâh kıymak, dikmek, bağlamak ve farz kılmak, ıstılahta ise yazılmış sayfalardan oluşan eser demektir. Cem’i, kütüb. Kur’ân-ı Kerîm’de bu kelime tekil ve çoğul hâliyle 261 defa zikrolunmuştur. Kitap kelimesi Kur’ân’da umumiyetle Kur’ân anlamına gelmektedir. İslâm terminolojisinde kitap denilince de ilk akla gelen Kur’ân’dır. (Diyânet)
25-HAMR:Hamr: esâsen örtmek mânâsına masdar olduğu halde çiğ üzüm şırasından iştidad etmiş ve köpüğünü atmış olan şaraba ismolunmuştur. Çünkü aklı bürüyüp örter ve bu ta’bir ile kafayı dumanlar ki buna humar denir. (Elmalılı Tefsiri)
-İçki, Hicretin dördüncü yılında haram kılındı.
2/ el-Bakara -219- Sana şarap ve kumar hakkındaki hükmü sorarlar. De ki: İkisinde de hem büyük günah, hem de insanlara bazı menfaatler vardır. Fakat günahları faydalarından daha çoktur.
26-FITRATULLÂH:Fıtrat’ kelimesi yaratma anlamına gelmekle birlikte ‘fıtratullâh’ tâbiri, Kur’ân’da “Allâh’ın dini” anlamında kullanılmıştır. (Diyânet)
27-Hanîf; bâtıldan hakka mâil, din-i İslâma tâbi’, İslâmiyette sabit, vahdaniyet-i ilâhiyyeyi muterif (itiraf eden) zât.
28-Fıtrat; tıynet, hilkat, yaratılış, ilk yaratılış hey’eti. Allâh, bütün insanları din-i tevhîde müstaid bir kabiliyyette vücûda getirmiştir. (Ö.N.Bilmen)
29-TEVHÎD:Tevhîd (a.i.vahdet’ten.c:tevhîdât); bir kılma, bir etme, birleştirme, birleştirilme. Bir sayma, bir olarak bakma, birliğine inanma. ‘Lâ ilâhe illallâh” sözünü tekrarlama.
-Muvahhid (a.s.vahdet’ten); tevhîd eden Allâh’ın birliğine inanan.
30-KARZ-I HASEN:Birinin diğerine kullanılmakla tükenen bir misli bir malı, daha sonra emsâlini geri ödemek üzere vermesine karz denir. Kurân’da Allâh rızasını kazanmak amacıyla, ihtiyaç sâhiplerine ödünç vermek anlamında kullanılmıştır. (Diyânet)
31-KAVL-İ LEYYİN: 20/ Tâ hâ -44- Varın da ona(Firavun’a) belki dinler veya korkar diye yumuşak dille söyleyin.(Leyyin kelimesi; mülayim, muvafık, münasip, şayeste, çespan, cedir, ahra, layık, müstahik, seza, şayan, şayeste, Berca, ne haberca kelimeleri ile irtibatlıdır.)
32-KAVL-İ SEDÎD :D oğru. Yanlış ve yalan olmayan. Haklı ve doğru şey.
33-KAVL-İ MA’RUF:2/ el-Bakara -263- Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından ezâ ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. ALLÂH, hiçbir şeye muhtaç değildir, Halîmdir, yumuşak davranır.
34-İMAM:İmam; pişuva öncül, kendisine iktida edilen metbu’. Yalnız müttakî olmak değil, müttakîlerin imamı olmak arzusu ne büyük bir gaye ne mukaddes mefkuredir. (Elmalılı Tefsiri)
35-İmam; zulmü önlemek için var olan kimse. (Rûhu’l Beyân)
36-KEBÂİR :Kebâir (c:Kebire); Büyük şeyler, büyük günahlar.
37-KENÛD:Kenûd; nimeti münkir, âsî, bahil ve rahatı tez unutur mânâlarını ifade eder. (Hulâsat-ül Beyân).Kenûd; asıl mânâsı hiçbir şey bitirmeyen yer demektir. Hayırdan kaçınan, vazifesini îfâ etmeyen kimse öyle bir yere benzetilmiştir. (Ö.N.Bilmen)
Çok küfrân-ı nimet edici. (ElmalılıTefsiri)
38-KEVSER :Her şeyin çoğu.“Müfessir (Elmalılı hocaefendi) Kevser’in yirmi altı anlamı bulunduğunu belirttikten sonra beş tanesini şu şekilde sıralamaktadır;Cennette bir nehir,
Peygamberlik şerefi,Ümmetin âlimleri,Kendisine uyanların ve sevenlerin çokluğu,Çocuklarının çokluğu.Sonra bütün bu görüşleri iki görüş etrafında değerlendirmektedir; Cennette bir nehir, hayr-ı kesir (hayır çokluğu).”
39-ÜMMET-İ KAİME :Ümmet-i Kaime; hakşinas, doğru, doğrulan veya Allâh için kalkan, müstakîm, âdil ümmet mânâlarına gelir. (Elmalılı Tefsiri)3/ Âl-i İmrân -113- Hepsi bir değiller, ehl-i kitap içinde kalkınan bir ümmet var, gece vakitleri ALLÂH’ın âyetlerini okuyup secdelere kapanıyorlar.
40-ÜMMET-İ VÂHİDE:2/ el-Bakara -213- İnsanlar tek bir ümmetti.
41-ÜMMET-İ VASAT:2/ el-Bakara -143- Ve işte böylece Biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk’ın şâhidleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şâhid olsun.
42-ÜSVE-İ HASENE: Üsve (a.i.); imtisal numûnesi, örnek olacak insan.

43-VETÎN:Vetîn; kalp damarı, şah damarı, şiryanı ebher, bazıları da belkemiğinin iliği, nuha’ı şevki demişlerdir ki ikisi de kesilince sahibi derhal ölür. (Elmalılı Tefsiri)
69/ el-Hâkka -43-44-45-46-47- O, Rabbülâlemînden bir tenzildir. Eğer (Peygamber) Bize isnâden bazı laflar uydurmaya kalkışsaydı elbette Biz onu ondan dolayı yeminiyle yakalar (kuvvetle tutar hıncını alır)dık. Sonra da ondan vetînini (iliğini) keser atardık. O vakit hiç biriniz ona siper de olamazdınız.
44-ELHAMDÜLİLLÂH:Her türlü övgü Allâh’a mahsûstur anlamına gelen bir duâ’ cümlesidir. Bu cümle Kur’ân-ı Kerîm’de 23 âyette zikrolunmuştur. Kur’ân’ın ilk sûresi olan Fâtiha, Besmele’den sonra bu cümle ile başlamaktadır. (Diyânet)
45-ESÂTİR:Esâtir; yalan, bâtıl söz. Kitaplarda tetkik ve tanzim edilmeksizin yazılan, eski milletlere ait bulunan kıssalardan hikâyelerden ibârettir. (Ö.N.Bilmen)
46-Adn: Sözlükte, bir yerde ikamet etmek. Sebat ve karar yeri, yerleşim. Kur´an´da, bir Cennet derecesinin adı. (Adn cennetleri)
47-Ahiret: Sözlükte, bir şeyin sonuna gelinmesi, son, sonraki. Dünya hayatının tamamlanmasından sonraki ebedi hayat. İkinci hayat. Süreklilik. Kabir.
48-Amel: Belli bir amacı olan her fiil, eylem ve tutum. Davranış tarzı.
49-Arafat: Hacıların Arefe günü Mekke´ye 12 mil uzaklıkta vakfeye durdukları dağın ismi.
50-Ashab: Halk. Yakın çevre, arkadaşlar grubu. Sahabeler.
51-Avret: Kişinin açılmasından utanç (haya) duyduğu her şey. Vücudun mahrem kısımları, insanın ayıp yeri. Görülmesi ve açığa çıkarılması günah olan yerler.
52-Bâri: Kusursuz yaratan, yaratması tümüyle kusursuz olan. Eşyayı ve her şeyin bölüm ve unsurlarını bir denge ve uyum içinde yaratan. Allah.
53-Basîr: Herşeyi hakkıyla gören. Allah.

54-Basiret: Tabsir. Sözlükte, görme. Mecazen, hikmetle bakan iç göz, kalb gözü. Kur´an´da, mü´minin feraseti ve özü kavrayış gücü. Nur. Apaçık hikmetli belgeler. İdrak sahibi kalbin gücü. Çoğulu Basair. Basair, ayetler, hakka yönelten belgeler, marifet, keskin görüş, ibret ve görüş aydınlığı anlamlarında kullanılır.
55-Bâtın: İçsel. İç gerçeklik. Akılların uzanamadığı, iç mahiyetine şahid olup kavramaktan aciz kaldığı. Allah´ın isimlerinden biri.
56-Bela: Bir şeyin gizli olan durumunu, iç yüzünü tanımayı isteme, bir şeyin mükemmelliğini veya eksikliğini açığa vurma. Kur´an´da, imtihan, fitne, deneme, tecrübe.
57-Berae: Berî olma, uzaklaşma. Nota, ültimatom. Siyasi ve hukuki anlamda savaş durumunu gerektiren durum ve ilişkilerin kesilmesi.
58-Berzah: Engel, perde. İki şey arasındaki sınır. İki su arasındaki dil. Kur´an´da, ölülerin dünya hayatına dönmelerini engelleyen sınır.
59-Beyan: Açıklama, açığa vurma. Güçlüğü giderme. Tefsir, anlamı toplu, genel ve kapalı olan bir şeyin açıklama ve tefsiri. Delil teşkil etme.
60-Beyt-i Atik: En eski ev. İlk ev. İnsanlar için özgürlük sembolü. Ka´be.
61-Beyyine: Nur gibi kendisi ayan beyan apaçık olan, başkasını da açıklayan. Apaçık belge, delil. Yakîn. Açık burhan. Kesin delil. Hakkı batıldan ayıran huccet. Kur´an´da, basiret. Mucize. Kur´an. Vahy.
62-Bid´at: Sonradan ortaya çıkma. Terim olarak da dinin tamamlanmasından sonra ortaya çıkarılan ve dine izafe edilen, dinin kapsamında sayılan şey. Türedi.
63-Birr: Allah´a boyun eğmede ve hayırlı amellerde genişlik, bolluk. İhsan. Hayırda kemal derecesi. Kur´an´da, İslama uygun inançlar. Salih ameller, farzlar ve nafileler. Hayır dolayısıyla dosdoğru olan söz ve tutum. Hacc´ın kabulü. Cennet. Fazilet, güzellik, çok iyilik. Allah´ın hoşnutluğunu kazanmaya sebep olan, Allah´a yaklaştıran her şey.
64-Burhan: Kesin kanıt. Delil, belge. Kur´an´da, mucize, Kur´an.
65-Bühtan: Hakkında uydurulduğu kişiyi dehşete ve şaşkınlığa düşüren iftira. Büyük yalan.
66-Cehalet: Kelime kökü cehl. Bilgisizlik. İlmin yokluğu. Bir şeye olduğundan başka bir biçimde inanmak, bir şeyi gerçeği dışında bilmek, anlamak ve buna göre hareket etmek.
67-Cehul: Çok cahil, sonunu bilmeyen.
68-Celde: Ete geçmeyecek şekilde cilde vurulan darbe.
69-Cenin: Annesinin rahminin saklayıp koruduğu çocuk. Henüz doğmamış çocuk.
70-Cilbab: Eski Arap geleneğinde, kadınların üzerlerine aldıkları tepeden tırnağa örtü. Kadınların avret yerlerini fitneye yani cinsel tahriklere yol açmayacak bir biçimde örten dış elbise.
71-Cizye: Borç ödeme, ahidde bulunan kimsenin ahdine uygun olarak verdiği vergi. İslam devletinin, verdiği hizmetlere karşılık Zımmi´lerden yani müslüman olmayan teb´adan kişi başına aldığı vergi.
72-Cudi: Hz. Nuh´un gemisinin üstünde durduğu dağ. Güney Doğu Anadolu bölgesinde Cizre´dedir.
73-Daire: Beddua. Yıkım, azab. Felaket dileği.
74-Din Günü: Ceza ve hesap günü.
75-Diyet: Öldürülen veya yaralanan bir kimseye veya varislerine, bu zarara sebep olan kişi veya yakınlarınca ödenmesi gereken para, mal, değer.
76-Dua: Küçüğün büyükten, gücü yetmeyenin muktedir olandan ihtiyaç ve dileğini uygun bir tarzda içten davranarak istemesi. Yalvarma-yakarma. Çağırma. Sorma, İbadet, kulluk.

77-Ecel: Bir vakit veya o vaktin sonu. Tesbit edilmiş süre. Kıyamet günü. Çöküş zamanı, kavimlerin yıkılışları. İnsan hayatı. Ölümden dirilişe kadar olan zaman. İddet. Ecel´l-Allah: Dirilme, hesab ve ceza için Allah´ın tayin ettiği süre, vakit.
78-Esmaü´l-Hüsna: Allah´ın en güzel isimleri
79-Fesâd: Bozulma, kirlenme, kokuşma. Yozlaşma, dejenerasyon, soysuzlaşma, itidalden sapma. Maddi-manevi kirlilik. Islahın zıddı. Karışıklık, kışkırtıcılık.
80-Fetret: Sözlükte, ara dönem. Terim olarak, iki peygamberin gelişi arasında geçen ara dönem. İlahi hükümlerin veya vahyin bir süre durması, gelmemesi. Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasındaki zaman.
81-Furkan: Sözlükte, ayıraç. Nur. Sabah. Kur´an´da, hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran, böylece hidayete ulaştıran. Kur´an ve diğer ilahi kitaplar.
82-Ganimet: Gunm, bir şeye güçlük çekmeden varmak, düşmandan doyumluk almak. Terim olarak, müslüman olmayanlardan savaş sonucu alınan mal, değer ve her türlü metaya denir.
83-Had, Hudud: Sınır. Terim olarak, nehyedilen şeyler, yasaklar, haramlar. Allah´ın koyduğu ilkeler, çiğnenmemesini istediği sınırlar, kurallar.
84-Hannas: Geri çekilerek, büzülüp sinerek, pusuda yatıp, fırsat buldukça döneklik yapma adeti olan, sinsi. İçten içe kuruntu veren, gizlice vesveseler aşılayan, saptıran, suistimal eden. Allah´ın adı anıldığı zaman sıkılan, insan kalbine ve ruhuna karşı gizli ve sinsi saldırılar düzenleyen. Şeytan. Hunnes: “Hanis”in çoğulu. Geri dönüş, geri kalma, sinen, sindirip ortadan kaybolan, geri kalan, gerileten demektir.

85-Haşr: Bir araya toplama, toplanma. Bir topluluğu yerinden çıkarıp belirli bir yere sürme, halkı celbetme, hazır bulundurma, toplama. Terim olarak kıyamet gününde hesaba çekilmek, ceza ve mükafaat için insanların diriltilerek bir araya getirilmesi toplanması. İlk Haşr: İlk savaş.
86-Haşyet: İçi titreyerek korkma, çekinme, endişe etme, saygı dolu bir korku duyma.
87-Havari: Halis beyaz anlamına gelen Havar´ın ismi mensubundan çoğul; şehir kadınlarına beyazlıklarından dolayı “Hevariyyat” denir. İhlasa ve sevgiye aykırı şeylerden uzak, halis temiz, içten bağlı dost. Hz. İsa´nın arkadaşları, sahabesi, seçkinleri, yardımcıları.
88-Hedy: Terim olarak, Allah´a yakınlaşmak amacıyla Beytullah´a hediye edilen veya Allah´a adanan kurbanlık hayvan. En azı bir koyun veya bir keçidir.
89-Helak: Yıkım. Dünyevi ve uhrevi azab. Çöküş, çöküntü, tahammülü mümkün olmayan felaketler. Toplumsal çalkantılar, buhran, iç çözülme.
90-Hicret: Göç. Allah yolunda veya başka bir amaçla kişinin kendi yurdunu, malını, aile ve yakınlarını terkedip başka bir yere göç etmesi, göçmek zorunda bırakılması.
91-Huccetu´l-Baliğa: Kur´an´da, peygamberin risaleti veya kitabın indirilmesi.
92-Hums: Beşte bir. Terim olarak, ganimetin beşte bir bölümünün Allah´a, Resulüne, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara ayrılması
93-İncil: Kelime anlamı göz nuru. Allah´ın Hz. İsa´ya gönderdiği kitap. Tahrif edilmiş olup elimizde ilk indirildiği şekli mevcut değildir. Genel kabul gören görüşe göre Süryanice olarak indirilmiştir.
94-İnfak: Malın elden çıkarılması, sarfedilmesi, harcama. Terim olarak Allah yolunda maddi her türlü harcama.
95-İnzal: Kelime anlamı, bir şeyi yüksek bir yerden alıp indirme, koyma. Kur´an´da, Allah´ın nimet indirmesi; içinde hüküm, hikmet, şifa, emir, nehy, nur ve rahmet bulunan, insanları hidayete yöneltip ileten kitaplar indirmesi. Bir şeyi bir kerede indirme. Tenzil: Parça parça, safha safha indirme.
96-İrtidad: Geri dönme, vaz geçme. Terim olarak, kişinin İslam´a girdikten sonra küfre dönmesi, tevhidi bırakması. Düşmandan korkup kaçma. Alçalma, düşüş, çöküş, tereddi, gerileme, rücu.
97-İslam: İç ve dış, görünen ve görünmeyen her türlü kötülükten uzaklaşma. Barış, güvenlik, esenlik, selamet. Teslimiyet. Selamete çıkma. İhlas. Bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri, özü tevhid olan din. Hz. Peygamberin şeriati. İtaat, Allah´a, O´nun iradesine, hükümlerine ve dinine teslimiyet.
98-İstiaze: Sığınma, korumayı isteme. Bir fenalığa karşı bir başkasından, kulun Allah´tan korunması duasında ve talebinde bulunması.
99-İstidrac: Bir şeyi bir şeye eklemek, sokmak. Derece derece arttırmak. Kur´an´da, sürekli günah işleyen bir kimseye Allah´ın daha çok günah işleme fırsat ve imkanlarını vermesi, zenginlik vererek, nimetini arttırarak, ona şükrü unutturması, böylece derece derece büyük azaba yaklaştırması.
100-İ´tikaf: Bel büküp eğilme. Secde etme, tapınma. Nefsi bir yerde tutma, hapsetme. Terim olarak, bir mescide ibadet niyetiyle çekilmek. Kendini bir süre için dünyevi meşgalelerden uzaklaştırarak Allah´a yönelmek.

101-Ka´be: Küp şeklindeki her yapı, ev. İnsanlar için kurulan ilk ev. Hacc ibadetinde çevresinde tavaf edilen Allah´ın evi. Kıble yönü.
102-Kıble: Kendisine yüz dönülen yön. Namazda secdenin istikameti. Ka´be´nin merkezi.
103-Mesani: Bir şeyin kuvveleri. İkili, ikişer, ikişerli, karşılıklı. Kur´an´da, içinde çeşitli kıssalar, öğütler ve hükümler tekrar edilerek anlatılan kitap. Veya, zıt anlamlı kelimeleri arka arkaya kullanarak aradaki çelişkiyi göz önüne seren ve vurgulayan anlatım tarzı kullanılarak yazılmış kitap. Kur´an.
104-Mescid: Secde edilen, içinde ibadet edilen yer.
105-Mescid-i Dırar: Münafıkların kurduğu veya denetlediği, takva temeli üzere kurulu olmayan mescid. Allah ve İslam isimleri zikredilerek müslümanların aldatıldıkları ve müslümanların kontrolünde olmayan mescid. Kuba mescidinin karşıtı.
106-Meşair: Kelime anlamı, işaretler, nişaneler, alametler. Allah´a ibadet etmeye vesile olan nişaneler. Hac için işaretlenmiş kurbanlıklar. Hac menasiki. Tavaf, sa´y, şeytan taşlama, Arefe´de vakfe ve kurban kesme. Dinin Şeairi ise, Allah´ın kendisine ibadete vesile olmak üzere haklarında saygı göstermeye, onlarla kulluk görevlerini yerine getirmeye insanları çağırdığı şeyler, eserlerdir.
107-Mev´ize: Öğüt. Hikmetli söz. İrfan. Haram kılma, sakındırma.
108-Mizan: Tartı. Duyarlı ölçü. Adalet. Hukukta vazgeçilmez eşitlik ilkesi. Ruhsal, doğal, ekolojik, kozmik denge, ince hesap, nizam. Terim olarak, insanların amellerinin ölçülüp tartılması ve sonuçlandırılması.
109-Muhkem: Bozulmaya uğramayan, mevsuk, güçlü, yerleşik, sapasağlam. Anlamı apaçık ve muhtemel başka yorumlara yer vermeyecek kadar net olan.
110-Muhsana: Engel ve muhkemlik anlamındaki hasanetten türeme bir kelime. Bir yeri kale gibi koruyan. Müstahkem, surlarla çevrili. Bunun gibi namusunu koruyan, dışa karşı ırzını muhafaza eden özgür kadın. Hem evliler, hem de bekarlar için kullanılır.
111-Mükatebe: Sözlük anlamı yazılı sözleşme. Terim olarak kölenin, belli bir miktar çalışma karşılığında özgürlüğünü elde etmek için anlaşma yapması. Ya da anlaştıkları miktarı peşin veya taksitle ödemesi ve böylece özgürlüğünü elde etmesi.
112-Müteşabih: Benzeşen iki şeyin karşılıklı olarak eşit biçimde veya eşite yakın benzeşmesine denir. Birden çok anlama gelebilen anlatım. Tam anlamıyla açık, net ve kesin olmayan. Muhkem´in zıddı.
113-Nebî: Kelime anlamı haberci. Allah´ın emirlerini tebliğ eden ve vahyin haberlerini getiren kimse, peygamber. Kur´an´da, Allah´tan haber getirenlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed.
114-Nikah: Bağ, akid. Evlilik bağı ve akdi. Medeni sözleşme.
115-Nüsuk, Mensek, Menasik: Boğazlanacak hayvan. Hacc´ın işaretleri. Hacc ve Umre´deki kurban. Hacc ibadeti ve amelleri. Allah´a yaklaştıran her şey, ibadetler. İbadet yeri ve tarzı. İlkeler. Şeriatlar. Özel şeriat. Yöntem.
116-Nüzül: Şölen, ağırlama töreni ve tarzı. Konaklama. Değerli bir misafire veya üstün bir kimseye sunulan ikram. Mü´minlerin cennette karşılanmaları.
117-Rabbaniyun: Dinde derin bir kavrayışa sahip olanlar. Fakihler, öğreticiler, ilim ehli bilginler. Terbiyeciler. Helalı ve haramı bilenler ve başkalarına öğretenler. Yahudi abidleri.
118-Rahman: Rahmeti her şeyi kuşatmış olan. Rahmeti dünyada bütün yaratılmışları kuşatan. Sevdiğini sevmediğini ayırmadan bütün yaratılmışları nimetlerle donatan. Allah.
119-Rahmet: Merhamet. Korunmaya, gözetilmeye muhtaç olana ihsanı gerektiren rikkat, incelik, yumuşaklık. Kur´an´da, Allah´ın yaratılmışlara hayır, nimet, güzellik ihsan etmesi. Bolluk, nimet, fazl, lütuf.

120-Resul: Elçi. Allah´tan kendisine risalet verilmiş ve insanlar için Allah tarafından bir elçi olarak gönderilmiş kimse. Peygamber.
121-Rızık: Dünyevi ve uhrevi verme. Nasib. Gıda, besin, tabiatın yeraltı ve yerüstü bütün kaynakları. Hayır. Allah´ın hayat sahibi varlıklara verdiği ve hayatlarını kendisiyle sürdürdükleri yararlı şeylerin tümü.
122-Ribat: Atı bağlamaktan, düşmana karşı atını bağlayıp gözetlemede bulunmak, beklemek. Sınır koruyuculuğu; nöbet.
123-Risalet: Elçilik. Kur´an´da, Allah´tan Cebrail kanalıyla insanlara iletilmek üzere peygambere gelen vahy, nübuvvet görevi. Hayat verici ve kurtarıcı ilim.
124-Ruhu´l-Kudüs: Tertemiz ruh. Kudsiyet ruhu. Emniyete şayan, mutahhar, mukaddes ruh. Cebrail (a.s.).
125-Ruhbanlık: Rehbet´ten rahib´in çoğulu. Izdırap ile korkup çekinme. Manastırlarda ibadet etme. Büyük bir korku duygusuyla çekilip dünya zevklerini terketme, ibadet için münzevi bir hayat tarzı sürdürme. Hıristiyanlık dininde din adamları sınıfı.
126-Sahife, Suhuf: Üzerinde yazı yazılan kağıt, yaprak. Peygamberlere indirilen vahyler. Levh-i Mahfuz´daki nüsha.
127-Salat: Uyluk kemiklerinin hareketi. Tebrik, kutluluk. Dua. Hamdetme, tezkiye. İlahi rahmet, istiğfar. Namaz. Yahudi tapınakları, havralar.
128-Salih Amel: Islah eden, düzelten hareket. Salih: Güzel davranışlarda, Allah´ın rızasına uygun fiillerde bulunan kişi. Salih Amel: Kur´an´da, Allah´ın indirdiği dine uygun her türlü tutum, yararlı, ıslah edici, düzeltici; içinde dirlik düzenlik barındırıcı davranış. Farzlar.
129-Samed: Bütün ihtiyaçların karşılanıp görülmesinde yalnızca kendisine başvurulan, tek mercî ve sığınak olan. Sonu, zevali olmayan. Ulular ulusu. Hiç boşluğu olmayan, asla kendisine nüfuz edilemeyen. Allah.
130-Sa´y: Çaba harcama, gayret. Emek. Koşmaksızın süratle yürüme. Terim olarak, Hac´da Safa ile Merve arasındaki hızlı yürüyüş.
131-Secde: Namaz ve ibadet. Allah´ın huzurunda boynu bükük ve tezellül olma hali. Bütün canlı ve cansızların Allah´ı tesbih tarzı. Boyun eğme, alnı yere değdirme, emre amade olma, büyük bir tevazu ile alçalma. Selam, ihtiram, saygıyla eğilme.
132-Zebur:Kelime anlamı büyük demir parçası. İçinde öğüt, hikmet ve hüküm bulunan kitap. Şeriatler ve yükümlülükler kitabı. Hamd, övgü ve öğüt kitabı. Hz. Davud (a.s.)´a indirilmiş kitap.
133-Zıhar: Cahiliye´de erkeğin, karısını, ´Sen artık bana annem gibisin´ türü bir yeminle kendi kendisine yasaklaması. Kadının boşanmış sayılmadığı fakat ebedi terkini gerektiren bu katı hükmü İslam kefaret cezasıyla ıslah etmiş ve kadınların evlilik haklarını teminat altına almıştır.
134-ÂD KAVMİ::Hûd aleyhisselâmın kavmi (Bkz. Hûd Aleyhisselâm). Bu kavim Nûh aleyhisselâmın torunlarından Âd’ın evlâdından çoğaldıkları için bu adı almışlardır. Bu kabile, Yemen’de Hadramûd bölgesinde, Umman ile Aden arasında Ahkâf denilen yeri yurt edindi. Yemen ile Şâm arasında yerleştikleri de rivâyet edilmiştir.
Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Âd kavmine, kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Hûd (aleyhisselâm) onlara; “Ey kavmim! Allahü teâlâya ibâdet edin. İbâdet edilecek O’ndan başkası yoktur. Hâlâ O’nun azâbından korkmayacak mısınız?” dedi” (A’râf sûresi: 65)

135- Kur’ân’ın Başlıca İsimleri
1-el-Kur’ân: okumak anlamına gelir.
2-el-Kitab: Toplamak anlamına gelir.
“Kur’ân” “lisanlarda okunması”, “Kitap” “kalemlerle yazılması” nı ifade eder.
3-en-Nur: helâl-haram, emir ve yasakları aydınlığa kavuşturduğu için bu isimle adlandırılmıştır.
4-el-Furkan: hak ile batılı, iman ile küfrü, helâl ile haramı, hayır ile şerri birbirinden belirgin bir şekilde ayırdığı için bu isimle adlandırılmıştır.
Bunların yanında Kur’ân’a Rahmet, Hüdâ, Şifa, Mev’ize, Zikr, Hikmet, Müheymin, Hablullah, Ahsene’l-Hadîs, Tenzil, Ruh, Vahiy, Beyan, Hakk, Urvetu’l-Vuskâ, Tezkire, Adl, Sıdk, Kasas, Büşra, Aziz, Beşir, Belâğ gibi isimlerde verilmiş.
136-Âyetlerin Tertibi: Kur’ân-ı Kerim’in günümüzde olduğu şekliyle âyetlerinin dizilişi, ictihâdî veya kıyas yoluyla değil, Cenâb-ı Hakk’ın tespit ettiği şekilde olmuştur. Bu hususta ümmet ittifak etmiştir.
Cebrail vahyi getirdiğinde, gelen kısmın, hangi surenin neresine ait olduğunu da Hz. Peygamber’e bildiriyordu. Hz. Peygamber de hemen arkasından gelen vahyi ashabına okuyor, vahiy kâtiplerine gelen kısmın hangi surenin neresine konulması gerektiğini tayin ediyor ve böylece yazılmasını sağlıyordu.
Peygamberimiz inen vahyi yılda bir kez Cebrail ile mukabele ediyordu. Bu mukabele Hz. Peygamberin (s.a.s.) vefat edeceği sene iki kez meydana gelmişti ki, buna el-ardatu’l ahiredenilmiştir.
137-Âyetlerin Sayısı:Kur’ân âyetlerinin tamamının 6.200 küsur olduğunda ittifak varsa da, küsurun kaç olduğunda farklı görüşler mevcuttur.
Küfe’lilerin kıraatine göre 6.236.
Mekkelilerin kıraatine göre 6.220.
Şam’lıların kıraatine göre 6.216.
Medinelilerin kıraatine göre 6.210 veya 6.214 veya 6.217.
Basralıların kıraatine göre 6.204 veya 6.205 veya 6.219
Bazı âyetlerin başlayış ve bitiş yerlerindeki ihtilafın bulunmasına gelince, Hz. Peygamber’in değişik zamanlarda okuyuşundaki durak yerleri sebebiyle (vakf ve ibtidâ) mevcut olmuştur.
138- İlk Nazil Olan Âyetler: Hz. Peygamber’e (s.a.s.) inen ilk Kur’ân âyet veya âyetlerinin hangisi olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar:
1- En meşhur ve kabul göreni, Alak suresinin ilk beş ayetidir.
2- Müddessir suresinin başındaki ilk beş âyettir.
3- Fatiha suresidir.
4- Besmeledir.

139 Son Nazil Olan Âyetler: Kur’ân-ı Kerim’den en son nazil olan ayetin hangisi olduğu konusunda da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Belli başlı olanlar şunlardır:
Bakara 2/281. Bakara 2/278. Nisa 4/176. Tevbe 9/128–129. Nasr 110/1–3. Mâide 5/3.
Bunlardan en çok kabul edilen birinci görüş olan, Bakara 2/281. ayetidir.
140-KUR’ÂN-I KERİM’İN SÛRELERİ:Lügatte süre: rütbe, yüksek mevki, şeref, güzel ve yüksek bina, sûr, binanın üst kısmı veya katları anlamlarına gelir.
Istılah olarak ise, âyetlerden meydana gelen, başı ve sonu bulunan müstakil Kur’ân parçalarına denir.
Surenin çoğulu suverdir. Kur’ân-ı Kerim, biri diğeri tarafından kesilmiş 114 sureye ayrılmıştır. Bunların en kısa olanı üç âyetten meydana gelen Kevser suresi, en uzun olanı ise 286 âyetten müteşekkil olan Bakara suresidir.
141-Surelerin İsimleri:Kuran’daki sureler isimlerini:
Ya kıssasını ihtiva ettikleri şahsiyetlerden (Nuh, Hud, Yusuf, Ali-i İmran gibi),
Ya bahsi geçen topluluklardan (Beni İsrail, Cin, Melâike gibi)
Ya surenin ilk kelimesinden (Necm, Asr, Kevser gibi)
Ya hurûf-u mukattaalardan (Ta Ha, Sad gibi)
Ya surede geçen garip bir kelimeden (Râd, Nahl gibi)
Bazen bir surenin birden fazla isminin olduğu görülür.
İnsan – Dehr
Fatır – Melaike
İsra – beni İsrail
Bazen iki veya daha fazla sureye bir isim verilmiştir.
Zehrevân: Bakara ve Ali-i İmran surelerine denilmektedir ki, iki parlak sure anlamına gelmektedir.
Muavvizetân: Felak ve Nass surelerine denmektedir.
Muavvizât: İhlâs, Felak ve Nass surelerine denmektedir.
Müsebbihât: Hadîd, Saff, Cum’a, Teğâbûn ve Âlâ surelerine denmektedir.

142-Surelerin Tertibi
Surelerin tertibiyle ilgili üç farklı görüş vardır.
1- Tertip, Hz. Peygamber tarafından yapılmayıp, tamamen sahabe tarafından yapılmıştır.
2- Kur’ân surelerinin tamamı tevkifi olup, Resulullah (s.a.s.) tarafından bildirilmiştir.
3- surelerin bazılarının tertibi Hz. Peygamber tarafından yapılmışken, bazıları da sahabe tarafından yapılmıştır.
143-Surelerin Tasnifi: Es-Seb’u’t-Tuvel: En uzun yedi sure demektir. Fatiha’dan sonra gelen 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. süreler olan Bakara, Ali-i İmran, Nisa, Mâide, En’âm, A’râf, Enfâl-Tevbe sureleridir. Besmele ayrılmadığından bazı âlimler Enfâl ile Tevbeyi bir sure saymışlardır.
El-Miûn: Birinci grubu takip eden ve âyet sayıları 100’e yaklaşan veya biraz geçen surelerdir.
El-Mesânî: Âyet adedi bakımından el-Miûn’dan sonra gelenlerdir.
El-Mufassal: Kur’ân-ı Kerim’in son bölümü olup, tercih edilen görüşe göre, başlangıcı 50. olan Kaf suresinden itibaren sonuncu 114. Nass suresine kadar olan kısımdır. Bu gruptaki sureler de üçe ayrılmaktadır:
1- Tuval-ı Mufassal: Kaf-Burûc, yani 50–58. sureler,
2- Evsat-ı Mufassal: Tarık-Beyyine, yani 86–98. sureler,
3- Kısar-ı Mufassal: Zelzele-Nass, yani 99–114. Surelerdir
144-Kur’ân’ın Surelere Ayrılmasının Hikmeti
1- Ezberlenmesini kolaylaştıran bir unsurdur.
2- Her surede ağırlıklı olarak belirli konular işlenmektedir.
3- Okuyucuların daha iyi istifade etmesi için, eserlerin belli bölüm ve başlıklara ayrılması

145-Âyet Kelimesinin Anlamı: Lügat anlamı olarak açık alâmet, işaret, nişane, delil, olağanüstü bir olay ve topluluk gibi mânâlara gelen bu kelimenin çoğulu ây veya âyât’tır. Istılâhi anlamına gelince âyet: Kur’ân-ı Kerim’deki surelerin içinde bulunan, başı ve sonu belli olan, bir veya daha fazla cümleden oluşan kelâm demektir. Ayetin son kelimesine, iki ayeti birbirinden ayırdığı için fasıla (ayıran), bu fasıla kelimesinin son harfine de harfu’lfâsıla (ayıran harf) denir.
Kuran’da ayet şu anlamlara gelir:
1. Mucize anlamına gelmektedir.
2. Alâmet anlamına gelmektedir.
3. Kur’ân âyetleri anlamına gelmektedir.
4. İbret anlamına gelmektedir.
5. İnsanları hayrette bırakan görülmemiş iş anlamına gelmektedir.
6. Delil ve burhan anlamına gelmektedir.
146-Mekkî-Medenî Sureler
Genel olarak Kur’ân sureleri Mekkî ve Medenî olarak iki grupta tasnif edilmektedir. Bu sınıflandırmada ölçünün ne olduğu hususunda farklı üç görüş vardır. Bunlar:
1- Vahyin İndiği Mekân Bakımından: Buna göre vahiy nerede inmişse, inen yere nispetle adlandırılmıştır. Yani Mekke’dekiler Mekkî, Medine’dekiler medenî olarak isimlendirilmişlerdir.
2- Muhataplar Bakımından: Buna göre vahyin hitap tarzı esas alınmıştır. Yani Mekkelilere hitaben nazil olanlar Mekkî, Medinelilere hitaben nazil olanlar ise Medenî olarak isimlendirilmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de “Ey İnsanlar!” şeklindeki hitapların bulunduğu sureler Mekkî, “Ey iman edenler!” şeklindeki hitapların bulunduğu sureler de Medenî’dir.
3- Zaman Bakımından: Buna göre hicret esas olarak alınmış olup, hicretten önce nazil olanlar Mekkî, hicretten sonra nazil olanlar ise Medenî olarak kabul edilmiştir. En fazla kabul edilen görüş de budur.
146-Mekkî Surelerin Özellikleri
1- Bakara ve Ali-i İmran hariç, başında hurûf-u mukattaa bulunan her sure Mekkî’dir.
2- İçinde secde ayeti bulunan sureler Mekkî’dir.
3- İçinde “kellâ” lafzının geçtiği sureler Mekkî’dir.
4- Bakara suresi hariç içinde geçmiş ümmetlerin ve peygamberlerin kıssalarını anlatan sureler Mekkî’dir.
5- Bakara suresi hariç, içinde Hz. Âdem ve İblis kıssasının geçtiği sureler Mekkî’dir.
6- Bazı istisnalar bulunmakla birlikte içinde “Yâ eyyühennâs” ibaresi bululan ve “Yâ eyyühellezine âmenû” bulunmayan sureler Mekkî’dir.
7- Mufassal surelerin büyük bir kısmı Mekkî’dir.
148-Medenî Surelerin Özellikleri
1- Şer’i had ve cezalarını, miras paylarını, ictimâî ve medenî kanunları, devlet hukukuna ait bazı hükümleri ihtiva eden sureler Medenîdir.
2- Savaşa izin ve savaş hükümleriyle ilgili hükümlerin bulunduğu sureler medenîdir.
3- Ankebût suresi hariç, içinde münafıkların bahsi geçen sureler Medenîdir. (Ankebût suresinin ilk 11 ayeti hariç diğer âyetleri Mekkidir. İlk 11 ayeti ise medenîdir. Çünkü burada münafıklardan bahsedilmektedir)
4- Ehl-i kitapla münakaşa ve onları sapıklıklarından dönmeye çağıran sureler (Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, Tevbe, Beyyine) Medenîdir.
149-Konu Bakımından Mekkî Sureler: Mekkî olan surelerde Allah’a iman meselesi üzerinde durulur. İnsanları tek olan Allah’a ibadete çağırır. Allah’ın bir olduğuna dair deliller sunar, âhiretin varlığı, dünyada işlenenfiillerin ceza ve mükâfatı, cennet-cehennemin varlığı, peygamber ve meleklere iman gibi konular işlenir. Ahlâkî kurallar, doğruluk, iyilik, akraba ziyareti, ana-babaya iyi muamele, komşu hakları, dilin ve kalbin korunmasıyla ilgili esaslar gibi bütün insanların kabul etmesi gerekli olan toplumsal kurallarla, küfrün, fıskın, zulmün, çocukları diri diri gömmenin, adam öldürme ve zinanın çirkinlikleri anlatılır. Geçmişte yaşayan peygamberlerin ve peygamberlerle kavimleri arasındaki mücadelenin detaylı bir şekilde anlatır. Allah’ın azameti, saltanatı, O’na itaatin gerekliliği ve kıyamet gününe iman gibi konular anlatılır. Şirkin yanlışlığını anlatır.

150- Mekkî Surelerin Üslûbu: Kullanılan üslup açısından da Mekkî surelerle Medenî sureler arasında bazı farklılıklar vardır. Bunlar:
1-Mekkî âyet ve sureler kısa, ifadeler veciz, tabirler hararetli ve vurguludur.
2- Önemli bazı kelime ve cümleler tekrar edilmekte, yeminler ve darbı-ı meseller kullanılmaktadır.
3- Kıyametin halleri, cennet-cehennem tasvirleri fazlaca yer tutmaktadır.
4- Müşriklerle mücadele ve şirki çürütecek delillere önemli bir yer verilmektedir.
Böyle bir üslubun seçilmesindeki sebep, Mekke ehlinin Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Kur’ân’a karşı olan inatçı tutumları ve olumsuz davranışlarıdır.
151-Kur’ân-ı Kerim’in Hz. Ebûbekir (r.a.) Zamanındaki Durumu
Hz. Peygamber’in vefatından sonra, O’nun yerine müslümanların halifesi olarak Hz. Ebûbekir seçildi. Bu dönemde ridde denilen İslâm’dan çıkma hadiseleri ve ayaklanmalar çıktı. Hicretin 12. Yılında Yemame savaşında yetmiş Kur’ân hafızı şehid oldu. Bu acı durum Hz. Ömer’i korkuttu. Hemen Hz. Ebûbekir’in yanına giderek, Kur’ân’ın zayi olmasından korktuğunu bildirdi. Hz. Ömer, Kur’ân’ın hemen cemedilip bir kitap haline getirilmesini söyledi.
Hz. Ebûbekir bu durumu uygun gördüğü Zeyd b. Sabit’e anlattı. Karar alındı. Hz. Ebûbekir, Zeyd’e asla hafızasına güvenmemesini, her âyet için iki delil olmak üzere, iki şahıstan yazılı nüsha aramasını emretti. Zeyd b. Sabit, ne ezberlediğine, ne yazdığına ve ne de kulaktan duyduğuna itimat etmeyip, bu önemli konuda iki esasa dayandı:
1- Getirilen vahyin Hz. Peygamberin huzurunda yazılmış olması.
2- insanların bunu ezbere bilmiş olmaları.
Ayrıca getirilen vahyin Hz. Peygamber huzurunda yazıldığına dair iki de şahid şart koşuldu.
Bu çalışma neticesinde kuran toplanmıştır. Hz. Ebûbekir devrinde bir araya getirilen bu sahifelere el-Mushaf denilmiştir.
El-Mushaf: “iki kabı arasında sahifeler ihtiva eden” demektir. Istılahta ise: “Hz. Osman zamanında, üzerinde ittifak edilen şekliyle, âyetleri ve sureleri tertip edilmiş tarzda Kur’ân metnini ihtiva eden evrak” manasına kullanılmış.
Mushaf-ı şerif, Hz. Ebûbekir’den sonra, Hz. Ömer’e intikal etmiş; o yaşadığı müddetçe kendisinin yanında durmuş, Ömer vefat edince, kızı Hafsa’ya kalmıştır.
Hz. Ebûbekir dönemindeki bu Mushaf şu özelliklere sahiptir:
1- Kur’ân, inceden inceye bir araştırmayla, ayrı ayrı yerlerde yazılı olan parçaları, dikkatli ve titiz bir şekilde toplanıp bir araya getirilmiştir.
2- Tilavetinin nesh olunmadığı âyetler alınmıştır.
3- Üzerinde ümmetin icmâı meydana gelmiş olup, Mütevatir bir şekilde gelmiştir.
152-Kur’ân-ı Kerim’in Hz. Osman (r.a.) Zamanındaki Durumu
Hz. Ebûbekir zamanında toplanılan şekliyle Kur’ân, Hz. Ömer’in hilafeti boyunca ve Hz. Osman döneminin başlarına kadar aynen kaldı. Ancak Hz. Osman döneminde devletin sınırları genişlemiştir. ashab tebliğ ve irşat amacıyla farklı yerlere dağılmıştı. Bu beldeler arasında bazı kıraat farklılıkları vardı. Çünkü Hz. Ebûbekir döneminde yazılan Mushaf, yedi harf (lehçe) göz önünde bulundurularak, yani bazı kelimeler, lehçelere göre değişik telaffuzları gösterecek şekilde yazılmıştı. Çoğunlukla imlası aynı olduğu halde, telaffuzu farklı olabiliyordu. Bu sebeple farklı anlaşılmalar oluyordu. Bu sebeple tek kaynaktan kuran öğretimi yapılması gerekiyordu. Hz. Osman, Bu sebeple Mushaf’ı çoğaltmak gerektiğine kanâat getirdi. Muhacirleri ve ensârı toplayarak, durumu onlarla istişare etti.
Akabinde Hz. Hafsa’ya da haber göndererek, Hz. Ebûbekir döneminde bir araya getirilen ve daha sonra Hz. Ömer tarafından kendisine bırakılan Mushaf’ı istedi. Hafsa da bu istek üzerine Mushaf’ı ona gönderdi. Hz. Osman; Zeyd b. Sâbit, Saîd b el-As, Abdurrahman b. El-Haris ve Abdullah b. Zübeyr’i istinsâh işi ile görevlendirdi.
İstinsah işi aslına tamamen uygun olarak gerçekleştirildikten sonra, asıl nüsha yeniden Hafsa’ya iade edilmiştir. İstinsah edilenler ise, ciltlenerek resmî, nihai, değişmez birer nüsha olarak belli başlı İslâm başkentlerine gönderilmiştir.
Yazılan bu Mushaflar, camide okunarak müslümanların ittifakına mazhar oldu. Birisi Medine’de bırakılıp, diğer üçü, o zamanın başlıca İslâm merkezleri olan Şam, Küfe ve Basra’yagönderildi. Başka bir rivayete göre ise bu Mushafların sayısının yedi olup, bunlar da Mekke, Bahreyn ve Yemene gönderilmiştir.
153-Kur’ân-ı Kerim’in Noktalanması ve Harekelenmesi
İslâm zuhur ettiği zaman, Mekke’de okur-yazar sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Yazıda harflere nokta koyulmuyordu. Gerek vahiy kâtipleri, gerek Hz. Ebu Bekirin toplattığı Mushaf, Dolayısıyla Hz. Osman zamanında çoğaltılarak yazılan Mushaflara da noktalama işaretleri konulmamıştı.
Mushaf’ın noktalanması, ilk önce hicri 65 yıllarında Abdulmelik b. Mervân zamanında ciddi bir ihtiyaçla başlamıştır. Başlangıçta harekenin yerini tutmak üzere noktalama işaretleri kullanılmıştır. Fetha yerine harfin üstüne bir nokta, kesre yerine harfin altına bir nokta, zamme yerine harfin önüne bir nokta, sükûn yerine de iki nokta konuluyordu.
Noktalama icraatını ilk olarak Ebu’l-Esved ed-Düelî yapmıştır.
Rivayet edildiğine göre, Basra valisi Ziyad, Ebu’l-Esved’e haber göndererek, Allah’ın kitabını doğru okutabilmek için bazı işaretler koymasını istemişti. Önce uzak duran Esved daha sonra bazı ayetlerin yanlış okunduğunu görünce teklifi kabul etti. Neticede fetha için harfin üstüne bir nokta, kesre için altına bir nokta, zamme için harfin önüne bir nokta koydu. Bir süre sonra da harekeleme işinde, şu anda bildiğimiz işaretler kullanılır oldu.
Hicri üçüncü asırdan sonra Mushaf’ın yazısı daha da iyileştirilip güzelleştirildi. İnsanları, surelerin isimlerini ve âyetlerin sayısını, âyet başlarını belirten işaretleri; durulması lazım olan için mim, durulması yasak olan için lamelif, durmakla geçmek eşit ve câiz olan için cim… gibi işaretler geliştirdiler.
154- Yedi Harf ve Kıraat Meselesi:Yedi Harf (el-Ahrufu’s-seb’a)
Kur’ân-ı Kerim’le ilgili olarak, üzerinde farklı görüşlerin ileri sürüldüğü konulardan birisi de yedi harf meselesidir. Bir sureyi ayrı tarzda okuyan iki sahabe tartışarak huzura çıktılar. Peygamberimiz ikisini de dinleyince şöyle buyurdu: “Evet, sure bu şekilde de nazil oldu. Biliniz ki, bu Kur’ân yedi harf üzere indirilmiştir. Bunların hangisi kolayınıza gelirse onunla okuyun.” İşte farklı okuyuş şekilleri buradan kaynaklanıyordu. Kur’ân-ı Kerim’deki yedi harften kastedilenin ne olduğu hususunda öteden beri âlimler değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Bunlar:
1- İsimlerin müfred, tesniye, cem’, müzekker ve müennes olmalarıdır.
2- Fiillerin mazi, muzari, emir gibi kullanışlarındaki farklılıklardır.
3- İ’rab vecihlerindeki farklılıklardır.
4- Ziyade ve noksan ile olan farklılıklardır.
5-Takdim ve te’hir ile olan farklılıklardır.
6-Harflerin veya kelimelerin değiştirilmesiyle olan farklılıklardır.
7-Lehçe farklılıklarıdır.
155-Kıraatler: Bazı kimseler yedi harfle kıraatları birbirine karıştırarak, ikisinin aynı şeyler olduğunu zannetmişlerdir. Aslında ikisi birbirinden farklı farklı şeylerdir. Yedi harften maksadın ne olduğu hususlarını yukarıda saydık. Kıraate gelince, kelama arız olması mümkün olan medd, kasr, imâle, tahfif, teskil, idğam, izhar, ibdal, noktalama gibi eda ve telaffuz çeşitleri olup, Mütevatir bir senedle Hz. Peygamber’den (s.a.s.) nakledilmişlerdir.

19

Ocak
2013

Yeterlilil-Mbst Sınavları için Kuran Bilgileri Önemli Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  331 Kez Okundu

1-Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir.
2-Hz. Peygamberin (sav) vahiy alış şekilleri yani vahyin mertebeleri altı şekilde olmuştur:
1- Altı ay süren sadık rüyalar şeklinde gerçekleşmiştir.
2- Uyanıkken melek görünmeksizin vahyi Peygamberin kalbine ilka buyurması ile gerçekleşir.
3- Melek insan suretinde temessül etmesi ile gerçekleşir.
4- Melek çan sesine benzer bir surette hitap ederdi ki en zor olanı buydu.
5- Cebrail asli suretinde görülmüştür.
6- Miraçta olduğu, gibi Allah’tan vahiy vasıtasız olarak almıştır.
3-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir.
4-M. 617-619 tarihleri arasında Peygamber sülalesine boykot uygulamışlardır.
5-Bu boykottan birkaç yıl sonra Hz. Hatice ve Ebu Talip vefat etmiştir. Bu yıla Hüzün Yılı denilmiştir.
6-KUR’AN’ı Kerim 23 yılda tedrici olarak nazil olmuştur. Bunun 12 yıl 5 ay 13 günü Mekke’de 9 yıl 9 ay 9 günü ise Medine’de gerçekleşmiştir. Mekke’de inen sürelere Mekki, Medine’de inen sürelere ise Medeni süreler denir.
7-İlk nazil olan ayet “İKRA” ayeti ilk nazil olan süre “MÜDDESİR” veya “FATİHA” süresi; son nazil olan süre ise “NASR” süresidir. KUR’AN’ı Kerim ilk olarak Levh-i Mahfuzdan dünya semasına inmiş, oradan da daha çok bir sual veya bir hadise sebebi yle tedrici olarak nazil olmuştur.
8-Mukataat-I Süver:29 sürenin basında geçen 14 harftir. İkisi Medeni 14′ü ise Mekki sürelerde geçer.
9-Hz. Peygamber’in En Büyük Mucizesi:KUR’AN’ı Kerim en büyük mucizedir. KUR’AN’ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır.
10- KUR’AN ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır. KUR’AN’ı Kerim’in El-kitap, Zikir, Furkan, Hüda gibi isimleri vardır.
11-Kur’an’ı Kerim’in Mushaf Halinde Cem’i:Hz. Ebu Bekir’in emriyle Zeyd ibni Sabit tarafından toplanmıştır.
12-Çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
13-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir.
14- Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır.
15-Süre…: Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
16-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır.
17-Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
18-Mütevatir biz hadiste Peygamber Efendimiz “KUR’AN’ı kerim yedi harf üzerine nazil olmuştur.” Buyurur
19-Peygamber (sav) ‘in nübüvvetinin sonlarına doğru Müseyleme, Seca, Tüleyha ve Esved-ül Ansi gibi yalancı peygamberlerde zuhur etmiştir.
20-Kur’an’ın İcazı:KUR’AN belagat ve fesahat, nazm-ı acip ve üslubu garip, gaybten haberler, geçmiş asırları beyan noktasında mucizevidir

22-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
23-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir.
24-Rivayet ve nakillere dayanarak yapılan tefsirlere rivayet, rivayet tefsirine dayanarak ulemanın ayetleri tefsir etmesine ise dirayet tefsiri denir.
25-Mutezile’nin kurucularından Ebu Huzeyl Allaf Abbasi halifesi Me’muna hocalık yapmıştır. Me’mun ise mutezile alimlerinden olan Ahmet b. Ebu Duad’ın kışkırtmasıyla KUR’AN’ın mahluk olduğunu bütün İslam alimlerine kabul ettirmeye çalışmıştır.
26-İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir.
27-Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni.
28-Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Hz.Zeyd Bin Sabit.
29-Kuran-ı Kerim,Hz.Ebubekir zamanında Mushaf haline getirildi.
30-Kuran-ı Kerim, Hz.Osman zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır.
31-Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır.
32-İmam Asım kıraat imamımızdır.Ravileri:1.Ravi:Ebubekir Şube,2.Ravi:Hafs Bin Süleyman.

33-Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını kullanmaktadır.Mushaflarda bu kırata göre basılmaktadır.
34-Ey Nebi hitabı, 5 defa zikredilen sure Ahzab suresidir.
35-İmran:Hz.Musa ile Hz.Harun un babasıdır.
36-Enfal:Savaş ganimetleri demektir.
37-İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir.
38-Besmelenin 2 defa zikredildiği sure Neml suresidir.
39-Hicr:Medinenin kuzeyinde vaktiyle Semud kavminin yaşadığı bir yerin adıdır.
40-Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir.
41-Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir.
42-Kuran-ı Kerimde din kelimesi:Ceza,mükafat,hüküm ,hesap manalarında kullanılmıştır.
43-Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve 6.cı ayetleridir.
44-Kuran-ı Kerim de 25 peygamber ismi zikredilmektedir.
45-İfk olayı ; Nur suresinde konu edilmiştir.
46-Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli.
47-Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet.
48-Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir.
49-Başında besmele olmayan sure;Tevbe suresidir.
50-Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir.
51-Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir.
52-Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir.
53-Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir.
54-Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas.
55-Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder.
56- Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir.
57-Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir.
58- Kur’an-ı Kerim’in toplanmasının ve bir kitap haline getirilmesinin nedeni Sıffın savaşında birçok Kur’an hafızının şehit edilmesi .
59-Ayetlerin açıklanmasında başka ayetleri, Hz. Peygamber ve ilk nesil Müslümanlarının açıklamalarını aktarmak suretiyle yapılan tefsire Tefsir bi’r-rivaye
60- Mekke döneminde nazil olmuştur ve 118 ayettir. İlk 10 ayetinde takva sahiplerinin vasıflarını beyan eden, adını ilk ayette geçen ve bu vasıfları taşıyanları niteleyen bir kelimeden alan sure Mü’minün Suresi
61-Mekke döneminde nazil olmuştur ve 9 ayettir. İnsanları çekiştiren, alay eden kimsenin durumunu kınayarak, bu gibi kimselerin varacağı yerin ateş olduğunu bildirir. İnsanları arkadan çekiştiren, ayıplayan kimse anlamına gelen sure Hümeze Suresi

62-Ayetlerin açıklanmasında başka ayetleri, Hz. Peygamber ve ilk nesil Müslümanlarının
açıklamalarını aktarmak suretiyle yapılan tefsire Tefsir bi’r-rivaye
63- “Aksâmü’l-Kur’ân” ifadesi Kur’ân’daki yeminler
64- Hz. Osman’ın zamanında Mushaf’ın çoğaltılması ile ilgili heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
65- “Seb’u’t-tıvâl” Bakara, A’râf, Nisa, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl
66- “Müşkilü’l-Kur’ân” ifadesinin tanımı) Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
67- Vücuh: “Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder,
68-Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere ,İlhâdî tefsir
33. Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
69-Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile Burhân-ı limmî
70- Tevrat::“Ahd-i Atik”
71-Medine’de son inen sure Nasr suresi
72- Ayet:“Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı hangisidir?
73-En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı 6236 tanedir.

74- Meâl :Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.
75- Tefsir :Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.
76-Mushaf :Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
77-Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
78-Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
79- Hurf’u Seb’a :Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
80- Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
81-Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi Seyyit Kutup
82- İfk hadisesini açığa çıkaran ayet Nur suresi ayet 11 ve 12.
83- Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
84- Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd bin Sabit
85- Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere Sıfat denir
86- Sebeb-i med :2 tanedir. Hemze ve sükun’dur.
87-Revm:Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama denir?
88-Tul :Medleri en uzun ölçü ile okumak
89- Sükûn :Harekesizliktir, alâmeti cezmdir.
90-Sükûn-u Lâzım :Vakıf hâlinde de vasıl hâlinde de değişmeyen, mevcut sükûndur. Yâni “vakfen ve vaslen sâbit olan sükûn”dur.
91- Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, mânâyı düşünerek, bütün tecvît kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (meselâ medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
92- Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lâzım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.

,

93-Tedvîr: Tahkîk ile hadr’in ortasıdır. Bunda da mânâ düşünülür.
94-Ayn vakfı: Rükû alâmetidir. Namazda Kur’an okunurken burada rükû yapmanın uygun olduğuna işaret eder.
95-Vasl işareti Vasl hemzeleri üzerine konur. Bu hemzeler okunmaz.
96-Katı’ işareti:Vasl edilmemesi, yani muhakkak okunması gereken hemzelerin altına konur.
97-Vasıl nûnu:Sonu tenvinli kelimelerden bir sonraki kelimeye geçişi sağlar.
98- Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîleri:
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
99- Kur’an’ın muhtevası :
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
100- Mekkî Sûreler’in özellikleri :Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
101- Medenî Sûreleri:Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder
102- Sebeb-i Nüzûl :Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
103- Arz:Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.”
104- Muhkem ayet :Açık ifâdeli âyetlerdir
105-Müteşâbih ayet :Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
106- Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi Yasin
107-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
108-Necm sûresi Mekke’de nazil olmuştur.
109-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil*mesine “Sekte” adı verilir.
110-Besmele: Tevbe suresinin dışında bütün surelerin başında besmele vardır.Nelm suresinin 30. Ayetinde gecmesi nedeniyle Kuran ın bir ayeti olduğunda ihtilaf yoktur.
111-Secde Ayetleri:Secde ayetleri Kuran da 14 tanedir.Secde ayeti okunduğunda tilavet secdesi yapılmalıdır.Tilavet secdesi hanifilere göre vaciptir.
112-Sure: Sözlükte yüksek rütbe mevkişerefyüksek binasur gibi manalara gelir.Çoğulu suver dir.Terim olarak ayetlerden en az 3 ayetten meydana gelen başı ve sonu bulunan müstakil Kuran parcası demektir.

113-114 sure vardır.Ubey b.Kab
a göre 87 si Mekki 27si ise Meddenidir.En uzun süre 286 ayeti olan Bakara süresi en kısası ise Kevser Suresidir. Kuran ın surelere ayrılması tevkifidir yani vahye dayanır.
114-Surelerin Tertibi:Surelerin terkibinde farklı görüşler mevcuttur.
115-Surelerin Tasnifi:
Es- Sebut tuvel: En uzun 7 sure demektir.
El Miun:Birinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir.
El Mesani: Ayet adedi 100 den az olan surelerdır.(Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar)
El Mufassal: Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu.
116- VAKIF:”Kelime üzerinde kıraata tekrar başlamak niyetiyle adet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten”ibarettir.
117-İBTİDA:”ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya” denir.
118-İNZÂL VE TENZİL :Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
119-AYET:Sözlükte “açık alâmet, işâret, emâre, iz ve nişâne” demektir. Çoğulu ây ve âyât’tır. Allah’ın varlığına delâlet eden şeylere ve peygamberlerin hak olduğunu ispat eden mucizelere de âyet denir.
120-VAHİY KATİPLERİ:Hz. peygamberin(s.a.s) İslâm’ın ilk günlerinden itibaren vahiy kâtipleri ittihâz etmiş, inen âyetleri onlara yazdırmıştı. Tefsir usulü kaynaklarında verilen bilgilere göre, Kur’ân’ın bir arada toplanması üç merhalede gerçekleşmiştir. Kur’ân Hz. Muhammed (s.a.s)’in zamanında yazılmış, Hz. Ebu Bekir’in zamanında bir araya toplanmış ve Hz. Osman’ın zamanında da, kitap haline getirilerek çoğaltılmıştır. Zeyd b. Sabit, Kur’ân’ı Hz. Peygamber (s.a.s)’in zamanında yazı ile kaydettiklerini haber vermiştir (ez-Zerkeşî el-Burhân fi Ulumi’l-Kur’ân, Mısır 1972, I, 235).
Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh, Medine de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sabit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
121-TECVİD İLMİ:Tecvid lügatta; bir şeyi güzel yapmak, süslemek manalarına gelmektedir Istılahta ise; Harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı Kerim’i adab ve erkanına uygun bir şekilde hatasız okumak demektir Bununla ilgili kaideleri öğreten ilme de tecvid ilmi denir.
122-Tecvid ilminin gayesi; Hz Peygamber (a s v)’in ağzından duyulduğu üzere, Kur’an-ı Kerim’i fesahat ve belagatına uygun bir şekilde okuyabilmeyi sağlamaktır Kur’an-ı Kerim’in tecvid ve tilavetini öğrenmek erkek kadın her müslümana farzdır

123-KIRAAT: “Bir okuyucunun ses ve söz aracılığı ile iradeli olarak harflerden kelimeler, kelimelerden cümle ya da cümleler oluşturmak suretiyle meydana getirdiği Kur’ân metnini (kıraatini) acele etmeksizintecvid disiplini doğrultusunda yavaş yavaş kendisine veya bir başkasına
duyuracak şekilde okumasıdır”.
124-TİLAVET: “Harflerin edası ve kelimelerin anlamı açısından diğer okuma biçimleri olan kıraat ve tertîl’in özelliklerini kapsamakla birlikte onlara nisbetle daha çok itinalı, anlam ağırlıklı ve hatta ilahî kelamın anlaşılmasından onu tecrübe ekmeye yönelik bir okuma biçimidir”
125-MUKATAAT-I SÜVER (SÛRE BAŞLARI):Bazı sûrelerin başlarındaki “Elif, Lâm, Mim, Yasin,Nun, Hamim” gibi harflere “Mukataât-ı Süver” denir.Bunlar müteşabihattandır.Bunlar 29 sûrede geçer. Bakara ve Al-i İmran Medenî olup kalan 27′si Mekkîdir. Tekrarlanan harfler 14 harftir. Yâni Arap Elifbasının yarısıdır. (Elif lâm mim, tâ sin, hâ mim) Kûfelilerce müstakil birer âyet sayılsa da Basralılar hiçbirini müstakil âyet saymazlar. Bunlar yazılırken bir kelime gibi yazılsa da okunurken hece harfleri gibi okunurlar. Elm: Elif, lâm, mim okunur. Mushaf
126-MUSHAF:Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “
Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir. Habeşçe mişhaf kelimesinden gelir.İslam’a göre Kur’an son peygamber Hz. Muhammed(SAS) in mucizelerindendir.
127-CÜZ:Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.Cüz bir İslam terimidir. Bu terimin anlamı: Kur’an’ı Kerim’de ki her 20 sayfaya verilen addır. Kuran’ı Kerim’de yaklaşık 30 cüz vardır.
128-SURE:Sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Kur’ân-ı kerîmde âyetlerden meydana gelen bölümler. Lügatte “yüksek rütbe, şeref, yüksek olarak yapılmış binâ” demektir.
129-CEBRAİL:Cebrail Peygamberlere vahy getirmek, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melek. Dört büyük melekten birisi ve en üstünü.Cebrâil aleyhisselâmın ismi Kur’ân-ı kerîmde geçmekte olup, ayrıca Cibrîl, Rûh-ul-Emîn ve Rûh-ul-Kuds diye de zikredilmektedir. Cebrâil kelimesi lügatta “Allahü teâlânın kulu” mânâsındadır. Cebrâil’e ayrıca Nâmûs-ı Ekber de denilmiştir. Cebrâil aleyhisselâmın vazîfesi peygamberlere vahy getirmektir.
130-Hafız:Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye hafız denir. Hz. Muhammed ilk hafız olarak kabul edilir. Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya tilavet denir. Müslümanlar günlük ibadet olan namazı kılabilmek için Kur’an’dan en azından küçük bir kısmı ( ayet) ezberlemek, bilmek zorundadırlar.
131-AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.

132-AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
133-AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
134-EVSAD-I MUFASSAL:Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır.
135-FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
136-GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
137-HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
138-İCAZ:Kur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir.
139-İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
140-İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
141-KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
142-KISAR-I MUFASSAL:Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır
143-KÜTÜB-Ü EHADİS:.İlahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
144-KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
145-MUFASSAL:Kur’ân’ın sonundaki kısa sûrelere denir Hucurât sûresinden Bürûc sûresine kadar 36 sûreye tıval-ı mufassal, Bürûç’tan Leyl sûresine kadar olan 7 sûreye evsat-ı mufassal, Leyl’den Nâs sûresine kadar olan 22 sûreye de kısar-ı mufassal denir
146-MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir.Bakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir.
147-MÜCMEL : Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade.
148-MÜTEŞABİH : Birbirine benzeyen. Usûl-i fıkha göre, Kur’ân-ı Ker’îm ve hâdîs-i şerifte geçen ve ne kasdedildiği kesin olarak bilinemeyen söz. Çoğulu: Müteşâbihât.
149-MÜTEVATİR: Yalan üzerinde toptan birleşmeleri akılca imkânsız olan bir topluluğun, aynı şekilde başka bir topluluktan rivayet etmiş olduğu haber veya hadîs
150-MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN: Kuran okurken zihne takılan ayetler
151-MUAVVİZATEYN:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
152-MUHAZAT-İ NİSA:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinan namazda erkegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
153-MÜTEŞABİH AYETLER:Birden fazla manaya gelen , manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere müteşabih ayetler

154-NASS:Dini bir terim olarak – geniş anlamıyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder.
155-NÜZUL-İ KUR`AN:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
156-SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
157-TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma.
158ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, -ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
159-VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
160-VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
161-VÜCUH VE’N-NEZAİR :Kur’ân-i Kerîm’de bir lafzın bir kaç mânâda kullanılmasına “vucûh” denir. Birden fazla kelimenin aynı mânâda kullanılmasına da “nezâir” denir
162-ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
163-ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)

Toplam 17 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.« İlk...5678910...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.