12

Ekim
2012

EL-HURUFU’L-MUKATTA’A

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  444 Kez Okundu

Bazı surelerin başında bir veya başka harfin birleşmesinden meydana gelen kesikli harflere “El-Hurufu’l-Mukatta’a” denir.Bu harfler Kur’an-ı Kerim’in 27’si Mekki 2’si (Bakara, Al-i İmran) Medeni olmak üzere 29 suresinin başında bulunmaktadır. Tamamı 14 çeşit harften meydana gelmiştir. Sure başlarında tek, iki, üç, dört ve beş harfli olmak üzere 14 değişik halde görülürler. Harf sayılarına göre şu örnekleri verelim:

1) Tek harfli: Sâd (Sad) Kâf (Kaf) Nûn (Kalem)
2) İki harfli: Tâ-Sîn. (Neml) Yâ-Sîn (Yasin) Hâ-Mîm (Mü’min, Fussilet, Casiye, Ahkaf, Zuhruf, Duhan) Tâ-Hâ (Taha)
3) Üç harfli: Elif-Lâm-Mîm. (Bakara, Al-i İmran, Ankebut, Rum, Lokman, Secde) Elif-Lâm-Ra. (Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Hicr) Tâ-Sîn-Mîm. (Kasas, Şuara)
4) Dört harfli: Elif-Lâm-Mîm-Sâd. (A’raf) Elif-Lâm-Mîm-Ra. (Ra’d)
5) Beş harfli: Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd. (Meryem) Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf (Şura)

1- “Elif, Lâm, Mim! Allah ki, O’ndan başka tanrı yoktur. Daima diri ve koruyup yöneticidir.” (Ali İmran 3/1, 2).

2- “Ha, Mim, Âyn, Sin, Kaf! O Aziz ve Hâkim olan Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyeder.” (Şura 42/1, 2).

Kitap:

3- “Elif, Lâm, Mim! İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur, muttakiler(Allah’a karşı sorumluluk bilinci içinde olanlar) için yol göstericidir.”(Bakara 2/1, 2),
4- “Elif, Lâm, Mim, Sâd! Sana insanları uyarman ve inananlara öğüt vermen için bir Kitap indirildi; artık için daralmasın, rahat ol.”(Araf 7/1, 2) ,
5- “Elif, Lâm, Râ! İşte bunlar, hikmetli Kitabın âyetleridir.”(Yunus 10/1)
6- “Elif, Lâm, Râ! Bir Kitap’tır ki, hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da güzelce açıklanmıştır.”(Hud 11/1)
7- “Elif, Lâm, Râ! Bunlar apaçık Kitabın âyetleridir. Biz O’nu Arapça bir Kur’an (Arapça okunan bir Kitap) olarak indirdik ki, anlayasınız. Biz bu Kur’an’ı vahiy etmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Sen ondan önce bilmeyenlerden idin.” (Yusuf 12/1–3).
8- “Elif, Lâm, Mim, Râ! Bunlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar. Allah odur ki, gökleri görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı iradesine boyun eğdirdi. Hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. Her şeyi yönetir, âyetleri açıklar ki, Rabbinizin karşısına çıkacağınıza kesin olarak inanasınız.” (Rad 13/1, 2).
9- “Elif, Lâm, Râ! Bir Kitaptır ki, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, o güçlü ve lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için O’nu sana indirdik. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi onundur. Çetin azaptan dolayı vay kâfirlere!” (İbrahim 14/1, 2)
10-“Elif, Lâm, Râ! Bunlar Kitabın, yani apaçık Kur’an’ın âyetleridir.” (Hicr 15/1)
11- “Ta, Ha! Biz, bu Kur’an’ı sana güçlük çekesin diye indirmedik. (Taha 20/1, 2)
12- “Ta, Sin, Mim! Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir. (Şuara 26/1, 2)
13- “Ta, Sin! Bunlar Kur’an’ın, yani apaçık Kitabın âyetleridir. (Neml 27/1)
14- “Ta, Sin, Mim! Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir. (Kasa 28/1, 2)
15- “Elif, Lâm, Mim! Bunlar hikmetli Kitab’ın âyetleridir. (Lokman 31/1, 2)
16- “Elif, Lâm, Mim! Şüphe yok ki, bu Kitabın indirilişi âlemlerin Rabbi tarafındandır. Yoksa O’nu uydurdu mu diyorlar? Hayır, O, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için Rabbinden gelen bir gerçektir, belki dosdoğru yola gelirler (Secde 32/1–3).
17-“Ya, Sin! Hikmetli Kur’an’a dikkat et (O’na iyice bak ve gereğini yerine getir)!” (Yasin 36/1, 2).
18- “Sâd! Şerefli Kur’an’a dikkat et (O’na iyice bak ve gereğini yerine getir)!” (Sad 38/1)
19- “Ha, Mim! Bu Kitabın indirilişi, aziz ve âlim Allah tarafındandır.” (Mü’min 40/1, 2).
20- “Ha, Mim! Rahman, Rahim’den indirilmiştir. Bilen bir toplum için, âyetleri açıklanmış, Arapça okunan bir Kitaptır, müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat çokları yüz çevirmiştir, onlar işitmezler. Dediler ki; bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içinde, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var. Sen yap, biz de yapıyoruz.” (Fussilet 41/1–5).
21- “Ha, Mim! Apaçık Kitaba dikkat et(O’na iyice bak ve gereğini yerine getir)! Ki, biz düşünüp, anlamanız için O’nu Arapça bir Kur’an (Arapça okunan bir Kitap) yaptık.” (Zuhruf 43/1–3).
22- “Ha, Mim! Apaçık Kitaba dikkat et(O’na iyice bak ve gereğini yerine getir)! Ki; biz O’nu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyız. Her hikmetli emir, O’nda ayırt edilir.” (Duhan 44/1–4)
23- “Ha, Mim! Kitabın indirilmesi, o üstün hikmet sahibi Allah tarafındandır.” (Casiye 45/1, 2).
24- “Ha, Mim! Kitabın indirilişi, aziz, hâkim olan Allah tarafındandır.” (Ahkâf 46/1, 2).
25- “Kaf! Şerefli Kur’an’a dikkat et(O’na iyice bak ve gereğini yap)!(4) İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kâfirler; ‘bu tuhaf bir şeydir’ dediler.” (Kaf 50/1, 2).

Resul (s):

26- “Kaf, Ha, Ya, Âyn, Sâd! Bu Rabbinin kulu Zekeriya’yı anıştır.” (Meryem 19/1, 2).

İman-amel ilişkisi:

27- “Elif, Lâm, Mim! İnsanlar yalnız inandık demekle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı, sandılar?” (Ankebut 9/1, 2).

Vaad:

28-“Elif, Lâm, Mim! Rum yenildi. En yakın yerde onlar yenilgilerinden sonra, yeneceklerdir.” (Rum 30/1–3).

Kalem:

29- “Nûn! Kaleme ve yazdıklarına dikkat et/onlara iyice bak! Sen Rabbinin nimetiyle cinlenmiş değilsin. Senin için kesintisiz bir mükâfat vardır.” (Kalem 68/1–3).

 

12

Ekim
2012

Kıraatu’l-E’immeti’l-Aşera

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  307 Kez Okundu

Kırâat-ı Aşere( On Kırâat):Okunan bir vecih, râvîlerin ittifakıyla İmam’a atfedilince”Kırâat”, Râvîlerden birine atfedilince “Rivâyet”; Râvîlerden daha sonraki halkalardan birine isnâd edilince de”Tarik” adını alıyor. Bu “Tarik’lardan:
1) Nâfi’ 2) İbnu Kesîr 3) Ebû Amr 4) İbnu Âmir 5) Asım
6) Hamza 7) Kisâ’î 8 Ebû Câfer 9) Yâkûb 10) Halef el-Bezzâr
On Kırâattan Kisâ’î’ye kadar olanlarına: “Kırâat-ı Seb’a” yâni “Yedi Kırâat”; kalan üçüne de: “Kırâat-ı Selâse” yani”Üç Kırâat” denilmektedir. İkisinin toplamı da, mütevâtir olarak “On Kırâat”ı oluşturmaktadır.
Bu “On Kırâat’ın dışında kalan kırâatlara da: “Şâz Kırâatlar”=”el-Kırââtu’ş-Şâzze” denilmektedir.
Kırâatların Kısımları
1-Mütevâtir kırâatlar;
2-Sahîh kırâatlar;
3-Şâz kırâatlar
 
“On Kırâat”, bütün İslâm dünyâsınca itirazsız kabul gören, okunan ve okutulan kırâatlardır. Bunlara: “On İmamın Kırâatı” yâni: “On İmamın Okuyuşu” veya: -orijinal adıyla-: Kıraatu’l-E’immeti’l-Aşera” denilmektedir. (İbnu’l-Cezerî, Takrîbu’n-Neşr Fi’l-Kırââti’l-Aşr, 26.)

12

Ekim
2012

Kırâat İle İlgili Kavramlar

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  348 Kez Okundu

“Kıraat ilminin “kart kurrâ, mukrî, mübtedî, mütevassit, müntehî, râvi, rivayet, tarîk, vecih” gibi terimleri bu ilmi öğreten, öğrenen ve nakledenler hakkında ilgili eserlerde sıkça kullanılmaktadır. Kıraat kökünden ism-i fâil olan kârî (çoğulu kurrâ) genel anlamıyla “Kur’ân tilâvet eden” demek olup mübtedî ve müntehî diye iki kısma ayrılır. İfrad metoduyla kıraat öğrenmeye başlayıp aynı metotla üç imamın kıraatini öğrenen kişiye mübtedî, kıraatlerin çoğunu ve meşhur olanlarını okuyarak nakleden kişiye müntehî dört veya beş kıraati ifrad tarikiyle bilene de mütevassıt denmiştir.”
1. Kurrâ: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir”. Ayrıca Kur’ân’ın tamamını ezberleyen ve ondaki kırâatlara hakkıyla vâkıf olan kimselere de kurrâ ismi verilmektedir. Kâri kelimesine yüklenen bu anlam, Hz. Peygamber döneminden sonraya aittir
2. Rivayet: Kıraat imamlarının râvileri arasındaki ihtilaflara denilmektedir.
3. Tarîk: Râvilerden sonra gelenlerin ihtilafları da bu kavramla ifade edilir.

11

Ekim
2012

K.Kursları Ders Kitapları Sözlüğü

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorumlar Kapalı  |  577 Kez Okundu

Abadile: İlimleri ve özellikle verdikleri fetvalarla meşhur olmuş Abdullah isimli 4 sahabi için kullanılır. bunlardan Abdullah b.abbas, Abdullah b. ömer ve Abdullah b. Zübeyr abadiledendir.4. kişide şüphe var. Ahmed b. hanbel ve bazı alimlere göre 4. isim Abdullah b. Amr ibn as; Hanefilere göre Abdullah b. mesuddur.

Adventizm: Hz. İsanın birkez daha yeryüzüne geleceğini savunan bir hristiyan mezhebin adıdır.
Ahbar: Tevratı ve hükümlerini iyi bilen yahudi alimleri.
Ahkamul kuran: İbadet, mualemet,keffaret ve ukubat ile ilgili ayetlerin yorumunu konu edinen bilim dalıdır.

Ahlâk-ı Hasene:Güzel huylar. Dînin ve aklın beğendiği huylar.
Ahlâk-ı Zemîme:Kötü ahlâk. Dînin ve aklın beğenmediği huylar.

- Ahrufu s-Seb’a :Yedi harf, Kur’an’ın yedi harf üzerine nazil olmasıdır
Akâid İlmi:Îmân esaslarını anlatan ilim dalı.

Aksamul kuran:Kuranda geçen yeminleri konu edinir.

 

Arasat: Hesap yeri, mahşer yeri, mevkif.
Aşerei mübeşşere: Cennetle müjdelenen on sahabi: 4 halife, talha b. ubeydullah,zübeyr b. avvam, abdurrahman ibn avf,sad b. ebi vakkas,ebu ubeyde b. cerrah,said b. zeyddir.
Ahmed yesevi; Divanı Hikmet
Ahîlerin el kitabı olan ve daha çok ahlaki kurallar ve psikolojik öğretiler içeren eserlere fütüvvetname denir.
Akabe biatları 621-622de Mina hududları içinde gerçekleşti.
Afaki;Mikat sınırları dışında oturan kişiler için kullanılır.
Aksamul kuran: Kurandaki yeminlerdir.
Ayet:Alamet,nişan,ibret,emri acip,burhan ve delil manasına gelir
Abbas : Peygamber (sav)’in amcalarından birisi, Mekke fethedilmeden önce müslüman olmuştur.
Abdullah : Peygamber (sav)’ in babasının ve küçük yaşta vefat eden oğlunun ismi
Abdulmuttalib : Peygamber (sav)’e annesinin vefatından sonra sekiz yaşına kadar bakan dedesi
Adak ( Nezir ) : Allah’a tazimde bulunmak, onu büyüklemek amacıyla kişinin bir işi yapmayı vadetmesi, adaması
Adn Cenneti : Cennetin tabakalarından, bölümlerinden birisi
Afaroz : Hıristiyanlıkta din adamlarının bir kimseyi dinden çıkarması
Ahdi atik:Tevrat / Ahdi Cedid: İncil

Ahiret Günü : İkinci surla başlayıp çeşitli safhalardan geçtikten sonra Cennet veya Cehennemde son bulacak olan ebedi (sonsuz) hayat

Ahlak : İnsanda bulunan iyi ve kötü huyların tamamı
Ahmed : Peygamber (sav)’in isimlerinden birisi
Akabe : Medine’ye hicretin kararlaştırıldığı görüşmeler
Akâid : Akâid; ibadeti değil, inancı; imanı esas alan İslâmî kâîde ve hükümlerin tümü; Kur’an ve Sünnet ışığında İslâm Dini’nin iman esaslarından sistemli bir şekilde bahseden ilim dalıdır.
Akika-Nesike Kurbanı : Yeni doğan çocuk sebebiyle Allah’a bir şükür ifadesi olarak kesilen kurban

AKSAMU’L-KUR’AN (KUR’AN’DAKI YEMINLER):Kur’an’ın bazı ayetlerinde Allah’ın kendi yüce ismi üzerine, rasullere, Kur’an’a, meleklere, kıyamet gününe, tabiatta bulunan önemli varlıklara yemin edilmiştir. Kur’an’da yeminlerin bulunmasındaki sebepler şöyle açıklanmıştır:

Alak Suresi : Peygamber (sav)’e gelen ilk vahyin bulunduğu sure

Allahın Sıfatları:İki kısma ayrılır:

A)Zatî sıfatlar :
1- Vücut (Varlık),
2- Kıdem (Ezeliyet, evveli olmama),
3- Beka (Ebediyet, ahiri olmama),
4-Vahdaniyet (Bir olma, şeriki bulunmama),
5- Kıyam binefsihî (Varlığının devamının zatından olması-başkasın yardımıyla olmaması ),
6- Muhalefetü’n- lil-havâdis ( Zatının mahlukatın zatlarına ve sıfatlarında mahluk sıfatlarına benzememesi)

B)Sübutî sıfatlar:
1-Hayat
2- İlim
3- İrade
4- Kudret
5- Sem (işitme)
6- Basar (görme)
7- Kelâm
8- Tekvin (Yaratma, var etme.)

Aleyhisselam : ” Allahü Teâlânın selâmı onun üzerine olsun ” mânâsına daha çok peygamberler ve dört büyük melek için kullanılan duâ ve tâzim (saygı) ifâdesi
Amel : İş, çalışma, itaat, ibadet, dini bir emri yerine getirmek
Amel Defteri : Kirâmen katibin melekleri tarafından insanların bu dünyada yaptığı davranışların yazıldığı defterler, filme alındığı kasetler
Âmentü : İnanç esaslarını içinde bulunduran dua
Âmin : ” Allahım dualarımızı kabul et ” manasında
Âmine : Peygamber (sav)’in annesinin ismi, Peygamberimiz (sav) 6 yaşında iken vefat etmiştir.
Arabistan : Kutsal toprakların bulunduğu yarımada
Âraf : Cennetle cehennem arasındaki bölge
Arafat : Adem (as) ile Havva annemizin dünyada iken ilk buluşma noktaları. Hacda hacı adaylarının Arefe günü öğle vaktinden bayramın birinci günü sabahına kadar belli bir müddet beklemelerinin farz olduğu düzlük ve ortasında bir tepe bulunan bölge
Arefe : Bayram günlerinden bir gün öncesine verilen isim
Arş : İslâm’a göre, bütün alemi kuşatan, sınırlandırılması ve takdir edilmesi insan aklının dışında kalan ve gerçeğini Allah’ın bildiği yüce bir makam

-Arz: Talebenin okuyup hocanın dinlemesi,
Ashâb : Hz. Peygamber (sav)’ i görmüş, onunla sohbet etmiş ve müslüman olarak vefat etmiş kimseler

Ashâbı Kehf : Kur’an-ı Kerîm’in onsekizinci suresinde anlatılan ve sureye adını veren bu olay, Allah inancına sırt çevirip putperestliğe saplanan kavimlerini terkederek şehirden ayrılan ve bir mağaraya sığınan hâlleriyle insanlara ahiret inancı ve ölümden sonra dirilme

Ashâbı Suffe : Mescidi Nebevinin avlusunda mescide bitişik olan odalarda kalan, evi ve ailesi bulunmayan, bütün günlerini Peygamber (sav)’i dinlemeye, ilim öğrenmeye ayırıran İslamın ilk öğretmenleri
Asli ihtiyaçlar : Kişinin ve ailesinin bir yıllık zorunlu giderleri ihtiyaçları, ( Ev, araba, yiyecek, giyecek, sanat aletleri … )

- Asli Med: Med harfinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olup, başka bir sebebe dayanmayan medde asli, zati, tabii med denir.
-Fer-i Med: Asli Med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebebe bağlı olarak gelen medde denir. Harfi medden sonra gelen hemze ve sükûndur.
- Asli Harf ve Fer-i Harf : Asli Harf: 28 hece harfleridir.Fer-i Harfler: Kur’an da 5 çeşittir. 1. Hemze-i Müsehhele. 2.Elif-i Mumale. 3. Sad-ı Müşemme.
4. Lam-ı Muğallaza. 5. Nun-i Muhfat

Asr Suresi : Kuranı Kerimin 3 ayetten oluşan en kısa surelerinden birisi
Asrı Saâdet : Peygamber (sav)’ in peygamberliğinden sonraki döneme verilen isim, mutluluk asrı
Aşereyi Mübeşşere : Peygamber (sav) Efendimizin kendilerine Cennetlik olduklarını müjdelediği on sahabe, Hz Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr b. Avvam, Ebu Ubeyde b. Cerrah, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, Sad b. Ebi Vakkas, Said b. Zeyd
Aşûre Günü : Kameri aylardan Muharrem ayının 10. günüdür. Nuh (as)’ın gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağına oturduğu gün
Âyet : Kuranı Kerimde sureleri meydana getiren cümle ve cümleler. Bir sayfadan meydana gelen ayetler olduğu gibi birkaç harften meydana gelen ayetlerde vardır. Yaygın görüşe göre Kuranı Kerimde 6666 ayet vardır.
Azâb : İşlenen günahlar sebebiyle âhirette çekilecek cezâ.
Azrâil : İnsanların ruhlarını bedenlerinden ayırmakla görevli melektir.
Azze ve celle : Allahü Teâlânın ismini söyleyince, işitince ve yazınca “O, Azîz ve Celîldir (yücedir)” mânâsına söylenilen ve yazılan saygı ifâdesi.
• Beytül izze: Kuranın bir bütün olarak dünya semasına indirildiği yerin adıdır.
 Burhân-ı İnnî:İnneli (elbetteli) delîl. Eserden müessire (o eseri yapana), san’attan san’atkâra ve netîceden sebebe götüren delîl. Kelâm (akâid) ilminde daha çok bu delîl kullanılır.

Burhân-ı Limmî:Limeli (niçinli) delîl. İlletten sebebden ma’lûle (illetin bulunduğu şeye), müessirden (eseri yapandan) esere, san’atkârdan san’ata, sebebden netîceye götüren delîl. Görülen ateşten dumanın varlığına hükmetmek böyledir.
Burhân-ı Tatbîk:Kelâm ilminde Allahü teâlânın varlığını ve kadîm (ezelî), olduğunu (başlangıcının olmadığını) isbâtta kullanılan delîllerden biri.

Burhân-ı Temânü:Kelâm ilminde Allahü teâlânın varlığını ve birliğini isbâtta kullanılan delîl.

• Besmele ile başlamayan sure Tevbe suresidir.

BENÎ HÂŞİM (Hâşimoğulları),Peygamber efendimizin dedesi Hâşim bin Abdi Menâf’ın soyundan gelenler.
BERZÂH ÂLEMİ,Dünyâ ile âhiret arasındaki âlem; kabir âlemi.
BESMELE:Bismillâhirrahmânirrahîm sözü. Kur’ân-ı kerîme saygı göstermek, E’ûzü okuyarak başlamakla olur ve Kur’ân-ı kerîmin anahtarı Besmeledir.
BEYT-İ MA’MÛR:Meleklerin kıblesi. Göklerde meleklerin devâmlı tavâf ettikleri yer, makam.
BEYTÜ’L-MUKADDES (Beyt-ül-Makdis):Kudüs’deki Mescid-i Aksâ.
BEYTULLAH: Mekke-i mükerremede Mescid-i harâmın ortasında bulunan mukaddes binâ. Kâbe-i muazzama; müslümanların kıblesi; BEYTÜLMÂL:İslâm devleti hazînesi, mâliye teşkîlâtı.
Bİ’SET:Gönderme, gönderilme. Bir peygambere peygamber olduğunun bildirilmesi.
Bahira : Peygamber (sav)’in amcası Ebu Taliple beraber yaptığı seyahatte onun son peygamber olduğunu anlayan rahibin ismi

Bakara Suresi : Kuranı Kerimin 286 ayetten oluşan en uzun suresi
Ba’s : İkinci sûrla beraber Allahın insanları hesaba çekmek üzere yeniden diriltmesi, Yeniden diriliş hem ruh hem bedenle olacaktır.
Bayram Namazı : Kurban ve Ramazan bayramında olmak üzere senede iki defa kılınan, kazası olmayan, iki rekat olan, namaz sonunda hutbe okunan vacib olan namaz
Beddua : Kötü, iyi olmayan dua
Bedir Savaşı : Mekkeli müşriklerle 624 tarihinde yapılan ilk savaş
Beraat Gecesi : Mübarek üç aylardan Şaban ayının 15. gecesine rastlayan mübarek gece
Berzâh : Dünya ile ahiret arası, iki alem arası, kabir
Besmele : Her işimizde, özellikle Kuranı Kerim okumaya başlarken söylediğimiz “Bismillâhirrahmânirrahîm – Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla ” anlamındaki söz dizisi.
Beytullah : (Allahın evi) anlamına gelen Kâbe’nin diğer ismi
Bidat : Dinin aslında olmayıp sanradan ortaya çıkan şeyler. Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet’te bulunmayan ve Ashabca da bilinmeyen, özellikle din esaslarına ilişkin sonradan çıkma kimi ibadet ve davranış biçimleri ve inanca yönelik yorumlar.
Budizm : Kurucusu Buda olan din
• Cenaze namazının rükünleri kıyam ve tekbirdir. selam ise vaciptir.
• Cevamiul kelim: peygamberin az sözle çok şey ifade etmesi.
• Celse: İki secde arası oturuş.
• Cerh:Hadiste ravinin adalet ve zabt yönünden kusurlu vasıfları sebebiyle reddedilmesidir, ta’dil ise tam tersidir.
• Cemrelerin mekkeden minaya doğru sıralanışı: Cemrei ula, cemrei vusta ve cemrei akabedir.
• cenaze namazı en az bir kişiyle kılınır.
• Cennet bekçisi Rıdvan adlı meleğindir. Cehennem bekçisi maliktir

Câhiliye Dönemi : Peygamber (sav)’ den önce Arapların yaşadığı döneme verilen isim
Câiz : Dinimize göre yapılmasında sakınca bulunmayan, yapılması mümkün olan iş

Câmi : Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlar
Cebrâil : Allah tarafından peygamberlerine vahiy getirmekle görevli melek, Cibril, Ruhul Emin, Ruhul Kudüs diye de isimlendirilir.

Cebriyye: Bir İslam dini itikad mezhebi. Cehm bin Safvân tarafından kurulmuş bu nedenle de bazen “Cehmiyye” olarak da anılmıştır. Görüş olarak Mütezile mezhebinin karşıtıdır.İnsanların bir işi, bir eylemi yapıp yapma­makta özgür olduğunu kabul eden ve dolayı­sıyla insanların yaptıklarından sorumlu ol­dukları fikrini savunan Kaderiye mezhebinin karşısında yer alan Cebriye mezhebine göre, iyi ve kötü doğrudan doğruya Allah’tan gelir; olayların ortaya çıkışı ve meydana gelişi, in­sanın iradesine bağlı değildir, zira her şey Allah tarafından önceden, değişmezcesine belirlenmiştir.

Cehennem : Allaha inanmayanların sürekli kalacakları, günahkar müminlerinde günahları ölçüsünde cezalandırılacakları ahiret yurdu.
Cenaze Namazı : Rukusuz ve secdesiz olarak ayakta kılınan, daha çok dua özelliği olan namaz
Cennet : Müminlerin içinde ebedi olarak kalacakları çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ahiret yurdu, mükafat yeri. Peygamber (sav)’ in bildirğdiğine göre Cennet ” Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiç kimsenin aklına , hayaline gelmiyecek güzellik

CÂHİLİYE DEVRİ:İslâmiyet’ten önce hissin akla, kötülüğün iyiliğe hâkim olduğu, puta tapılan karanlık devir.
CEBEL-İ RAHMET:”Rahmet dağı” mânâsına, Arafat ovasındaki tepe.
CEBRÂİL ALEYHİSSELÂM:Dört büyük melekten biri..
CEHMİYYE:Cebriyye fırkasının bir kolu olup, Hicrî ikinci asırda Cehm bin Saffân tarafından kurulan bozuk fırka.
CENNET:Bahçe. Âhirette müslümanların nîmet ve mutluluk içerisinde sonsuz olarak yaşayacakları yer.
CERH VE TA’DÎL:Hadîs ilmine âit iki ıstılah Cerh, yaralamak. Bir hadîs âliminin, bâzı sebeplerle râvînin (hadîs rivâyet eden kimsenin) rivâyetini (naklini) reddetmesi. Ta’dîl, düzeltmek. Bir hadîs âliminin, bir râvinin rivâyetinin kabûl edilebileceğini açı klaması.

Cihar-i Yar-i Güzin:Farsca 4 anlamina gelen cihar,dost dost anlamina gelen güzin kelimelerinin birlesmesinden meydana gelmistir.4 seckin dost, 4 halife, Hülefa-i Rasidin:Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali (radiyallahu anhum).
Cin : Ateşten yaratılmış, yeme – içme, evlenme, doğum – ölüm gibi özellikleri bulunan, hayatları insan ömrüne göre uzun olan, insanlar gibi Allaha ibadetle sorumlu olan ve gözle görülmeyen varlıklardır.
Cuma Namazı : Cuma günü öğle namazı vaktinde kılınan toplam 10 rekat olan ve farzından önce hutbe okunan, kazası olmayan ve erkeklere farz olan namaz
Cüz : Kuranı Kerimin 20 sahifelik bölümlerine verilen isim, Kuranı Kerimde 30 cüz vardır.
Cüz’i İrâde : İnsanoğlunun sınırlı olan iradesine verilen isim
• Delk: Abdest ve gusülde uzuvların ovulması.
• Dirayet tefsiri: Kuran ayetlerini ayet ve hadislerle açıklamakla yetinmeyip dil,edebiyat vs. dayanarak akıl ve ictihadla yapılan tefsirlerdir. rey tefsiri de denir.Örnekleri: 1) Fahreddin razi: Mefatihul gayb, 2) Beydavi’nin Envarut tenzil ve esrarut tevil, 3) Nesefinin Medarikut tenzil ve hakaikut tevil.
• Dehriyyun: zaman ve maddenin ebediliğini savunanlar

Din : Akıl sahibi insanları, kendi iradeleri ile, hem bu dünyada hem de ahırette mutlu etmek için, Allah tarafından Peygamberleri aracılığı ile gönderilen ilahi kurallar
Doğruluk : İnsanın bütün iş ve davranışlarında dinin emirlerine, aklın ve ilmin kanunlarına göre hareket etmesi
Duâ : Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesi

DENDÂN-I SEÂDET:Peygamber efendimizin Uhud muhârebesinde şehîd olan, kırılan mübârek dişinin bir parçası.
Dirâyet Tefsîri:Resûlullah’tan sallallahü aleyhi ve sellem gelen rivâyetler (açıklamalar) esas alınarak, Kur’ân-ı kerîmin lisan bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kul, re’y tefsîri ve te’vîl de denir.
-Ebu Mahzure(ö.59/678-79):Mescid-i Haram`in müezzini.

-Ebü`l-Esved el-Düeli(ö.69/688):Kur`an-i Kerim`e hareke sistemini getiren ve Arap nahvinin ilk esaslarini tesbit eden alim, sair.

-Ecnadeyn Savasi:Müslümanlarin Suriye ve Filistin`i fethi sirasinda Bizanslilar`la yaptiklari ilk savas(13/634)
-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel.
-Eda:Bir namazi vaktinde kilmaya eda denir.
-Ehl-i Beyt:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
-Ehl-i Kitap:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
-Ehl-i Sünnet:Hz.peygamber ile ashabin dinin temel konularinda takip ettikleri yolu benimseyenler anlaminda bir tabir.

-Ehl-i kible:Kabe`ye dogru yönelerek namaz kilmanin farz olusunu kabul eden kimseler icin kullanilan bir kavramdir.

EHL-İ BİD’AT:Bid’at sâhipleri. Peygamber efendimizin ve eshâbının bildirdiği doğru îtikâddan (inanıştan) ayrılanlar.

EHL-İ SUFFA:Medîne-i münevverede, akrabâları ve evleri bulunmayan, Peygamber efendimizin mescidinin suffa denilen ve üzeri hurma dallarıyla örtülü bölümünde kalan eshâb-ı kirâm
ELHAMDÜLİLLAH:”Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur, bütün nîmetler O’ndandır” mânâsına mübârek, kıymetli bir söz. Buna hamdele de denir.

EL-HURUFU’L-MUKATTA’A):Bazı surelerin başında bir veya başka harfin birleşmesinden meydana gelen kesikli harflere “El-Hurufu’l-Mukatta’a” denir.
EMSALU’L-KUR’AN:Mesel kelimesi lügatta şibih, nazir, delil, hüccet, bir nesnenin sıfatı, halk arasında kabul görüp yayılmış ve meşhur olan sözlerdir –ki bunlara Türkcede atasözleri denir-, bunların irad edilip söylenmesine de “darb-ı mesel” denir, çoğulu ise emsaldir.
EMÂNÂT-I MUKADDESE:İslâm dîni ve târihi bakımından büyük önem taşıyan, Peygamber efendimize ve diğer din büyüklerine âit bâzı mübârek şahsî eşyâ ve hâtıralar. Mukaddes emânetler. Bunlar: Hırka-i Saâdet, Seyf-i Nebevî, Nâme-i Saâdet, Mühr-i Seâdet, Dendân-ı Seâdet, Lıhy e-i Seâdet, Nakş-ı Kadem-i şerîf, Sancak-ı şerîf, Teyemmüm taşı.

-Eimme-i sitte:Eimme-i sitte, hadiste kütüb- ü sitte denen, 6 meshur hadsi mecbuasinin yazarlarina verilen isimdir.

-Emirü`l-Müminin:Islam tarihinde Hz.Ömer`den itibaren devlet baskanlarina verilen unvan..
-Emsalü`l-hadis:Icerisinde darbi mesel yada mesel bulunan hadisleri derleyen kitaplara”emsalü´l-hadis” denir.
-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
-Ensab:Hadis ravilerinin ve muhaddislerin kimliklerini aciklayan ilim dalina ensab” denir.
-Erbain:Kirk sayisi esas alinarak Islami konularda yazilan eserlerin ortak adi.

-Erbaun:Hadis literatüründe kirk hadis toplayan eserlere denir.
-Eshab-i Hicr:Salih peygamberin gönderildigi kavim.
-Esmaü-Hüsna:Allah`in güzel isimleri ve sifatlari.
-Eshuru`l_hurum:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep aylari.Araplar bu aylarda savas yapmayi haram sayarlardi.
-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.

-Eyke halki:Hz.Suayb`in kavmi idi.Eyke, birbirine girmis sik agaclar demktir.Suayb kavmi agaclik bir bölgede yasadigi icin onlara eyke halki denilmistir.
-Ezvac-i Tahirat:Peygamberimizin ismetli ve iffetli, temiz zevceleri; peygamberimize hanim olma serefine ermis olan kadinlar.Hz.Hatice,Hz.Aise, Hz.Sevde,Hz.Hafsa,Hz.Ümmü Habibe, Hz.Safiye, Hz.Meymune,Hz.Ümmü seleme, Hz.Zeynep binti Cahs, Hz.Zeynep, Hz.Zeynep, Hz.Reyhane ve Hz.Cüveyriye.
Ebâbil : Ebrehe’nin ordusunu helak eden kuşlar
Ebedî : Sonsuz, sonu olmayan
Ebrehe : Kâbeyi yıkmak amacıyla yola çıkan ancak ebabil kuşlarıyla helak olan Yemen valisi
Ebû Cehil : Müslümanlara ençok eziyet ve işkence eden Cehaletin babası isimli müşrik
Ebû Leheb : Peygamber (sav)’ e eziyet ve sıkıntı veren, yaptığı bu kötülükler sebebiyle hakkında Leheb suresi inen amcası
Ebû Talib : Peygamber (sav)’in 8 yaşından evleninceye kadar yanında kaldığı ve onu koruyan amcası
Ecel : Canlıların hayatlarının son bulduğu noktaya denir.
Ecir : Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafat
Eda : Namazı vaktinde kılmak

Eda: kıratı hocanın ağzından almaktır ve tekrar hocanın huzurunda okumaktır. Bu şekilde kıraat öğrenmeye eda denir
Edeb : Güzel terbiye, iyi huy, insanın bütün iyilikleri ve ahlaki meziyetleri kendisinde toplaması

Ehli Beyt : Peygamber (sav)’ in ev halkına verilen isim

Emîn : Peygamber (sav)’ e peygamber olmadan önce güvenilir, doğru bir kişi olduğu için verilen lakap
Ensâr : Mekkeden Medineye hicret eden müslümanlara yardım eden, onlara kucak açan Medineli müslümanlara verilen isim
Erkam : Müslümanların Medineye hicretten önce evinde toplandıkları kişi
Esmâül Hüsnâ : Allahın Kuranı Kerimdeki 99 güzel ismi
Estağfirullâh : Allahü Teâlâdan hatâ ve kusurlarımı bağışlamasını dilerim, mânâsına; mübârek, kıymetli bir söz.

Eşariyye Mezhebi:Akaid konusunda Ebü’l-Hasan Ali b. İsmâil el-Eş‘arî’nin görüşlerini benimseyen Ehl-i sünnet mezhebine verilen isimdir. Mezhebin kurucusu olan İmam Eş‘arî, hicrî 260 (873) yılında Basra’da doğmuş, kırk yaşına kadar Mu‘tezile mezhebine bağlı kalmış, sonra “üç kardeş meselesi” diye bilinen meselenin tartışmasında hocası Ebû Ali el-Cübbâî’ye (ö. 303/916) üstün gelmiş, hocasının görüşlerini doyurucu bulmadığı için Mu‘tezile’den ayrılmış ve Eş‘arîliği kurmuştur. İmam Eş‘arî 324 (936) yılında Bağdat’ta ölmüştür.

 Evliyâ : Allahü Teâlânın sevgili kulları, nefsin esâretinden kurtulup, sözleri, işleri ve hareketleri İslâmiyet’e uygun olanlar, devamlı Allahü teâlâyı hatırlayıp, ananlar.

Evrensel : Bütün dünyaya ve insanlığa hitap eden
Eyüp : Peygamber (sav)’ i evinde misafir etme şerefine nail olan Ebu Eyyub el Ensari ( Halid b. Zeyd)’ in kabrinin bulunduğu İstanbulun bir semti
Ezan : Günde beş vakit olan namaz vaktinin girdiğini haber vermek amacıyla yüksek bir sesle okunan mübarek sözler
Ezelî : Öncesi, başlangıcı olmayan

FÂİTE:Gaflet, uyku, unutmak, hastalık, düşman korkusu gibi bir özürle kaçırılan farz veya vâcib namaz.
FÂRÛK:”Doğru ile yanlışı birbirinden ayıran” mânâsına hazret-i Ömer’in lakabı.
Fukahâ-i Seb’a:Medîne’de yetişen yedi büyük fakîh
-Fetret:Peygamberimize gelen vahyin bir süre kesilmesi ile ilgili olarak fetret denilmistir.

-Fey:Islam devletinin gayri müslim tebaadan aldigi cizye, harac, ve ticaret mallari vergilerinin ortak adi.

-Ficar savaslari:Islam`dan önce cahiliye devrinde bazi arap kabileleri arasinda haram aylarda meydana gelen ic savas, 4 defa yapilmistir.Peygamberimiz, amcasi Zübeyr ile katildi.Utbe b. Rebia`nin girisimi ile taraflar arasinda baris gerceklestirildi.Bu savas Fil olayindan 25 yil sonra(591) meydana geldi.
-Fitre:Ramazan ayinin sonunda gücü yeten müslümanin ödemekle yükümlü oldugu sadaka.

-Fikhu`l Ekber:Ebu Hanife`ye nisbet edilen risalesi.
-Fikhu`l-hadis:Hadislerin anlasilmasini ve onlardan hüküm cikartilmasina konu edinen ilim dali.
-Fizilali`l-Kur`an:Seyyid Kutub`un(ö.1966):Kur`an-i Kerim tefsiri.
-Fukaha-i Seb`a:Ashab-i Kiram`dan sonra Medine-i Münevvere`de de fetva vermeye baslayan yedi meshur fakihe verilen isimdir.
-Füru:Islam hukukunun ameli-tatbiki bölümünü ve miras hakkinda alt soy hisimlari ifade eden fikih terimi

Fahri Kâinat : Kâinâtın kendisi ile övündüğü zât; Peygamber (sav) Efendimiz için kullanılan saygı ifâdesi.
Fâni : Yok olucu, geçici, devamlı olmayan.

Farz: dinizmice yapilmasi gereken kesin emirler: namaz
Fâtiha : Kuranı Kerimin 7 ayetten oluşan ilk suresi, namazların her rekatında okunan sure

- Fem-i Muhsin: Kur-an-ı Kerimi emredilene uygun olarak en güzel tarzda icra eden üstad demektir. Fem-i Muhsin, Kur-an-ı mükemmel bir üslup ve eda ile okur ve okutur

Fetvâ : Herhangi bir işin dîne (İslâmiyet’e) uygun olup olmadığına dâir müftî tarafından verilen cevap
Ficar Savaşları : Araplar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarında savaş yapmazlardı. Bu aylarda savaş olursa bu savaşlara ficar savaşları denirdi.
Fidye : Bazı şartlardan dolayı oruç tutamayanların ödemeleri gereken bir günlük oruç bedelidir. Bir kimsenin bir günlük sabahlı akşamlı yiyecek miktarıdır.
Fıkıh : Dinde yapılması ve sakınılması lâzım gelen işleri bildiren ilim.
Fil Suresi : Kâbeyi yıkmak için gelen Ebrehe ve ordusunun Ebâbil kuşları ile yok oluşundan bahseden sûre

Firdevs Cenneti : Cennetin tabakalarından, bölümlerinden birisi
Fıtır Sadakası Fitre : Ramazan ayını yaşama, onun ecrine kavuşmanın şükran borcu olarak en geç bayram namazından önce verilmesi gereken vacib olan sadaka, miktarı; bir kişinin bir günlük sabahlı akşamlı yiyecek miktarıdır.
Garibulhadis: hadislerdeki anlaşılması zor ve ancak sahanın uzmanları tarafından anlaşılabilen kelimelere denir.
Garibul Kuran: Tefsirde anlaşılması zor olan kelimeleri konu edinir.ilmin öncüsü Abdullah b. abbastır.

ĞARİBU’L-KUR’AN:Ğarib kelimesi, yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapalı anlamına gelmektedir. Kur’an’da yer alan, araplar arasında da yaygın bir şekilde kullanılmadığı için pek bilnmeyen kelimelere ğarib denilmiştir. Kur’an’da nadiren de olsa yabancı kelimelerin bulunuşu, ekseriyeti teşkil eden Kureyş lehçesinin dışında, diğer lehçelerden de birçok kelimelerin yer alması “Ğaribu’l-Kur’an” meselesini ortaya çıkarmıştır.

GASÎL-ÜL MELÂİKE:Melekler tarafından yıkanan; Eshâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri.
Gayri Müslim : Müslüman olmayan.

Gâzi : Hiçbir dünya menfaati gözetmeden, din için vatan için düşmanla savaşan ve savaştan sağ olarak geri dönenler
Gazve: peygamberin bulunduğu savaşlara denir. Seriyye ise bizzat katılmadığı sahabeleri görevlendirdiği birliklerdir.tüm savaşlarında şehit sayısı 138, ölen toplam müşrik 216 dır.

Gıbta : Başkasında görülen iyiliklere, güzelleklere imrenme, özenme
Gıybet : Bir kimsenin arkasından işittiği zaman hoşlanmayacağı şekilde konuşmak, Kuranı kerimde ölü kardeşinin etini yemeğe benzetilmiştir.
Görgü Kuralları : Toplumda uyulması gereken terbiye ve nezaket kuralları
Gusül : Kuru bir yer kalmamak üzere bütün vucudu yıkamaktır. Gusül abdestinin farzları üçtür. Ağza su vermek, burna su vermek, bütün vücudu yıkamak. Boy abdesti alması gereken bir kimse boy abdesti almadan aşağıdaki işleri yapamaz. Namaz kılmak, Cenaze namazı kıl
Habeşistan : Müslümanlardan bir kısmının ilk önce hicret ettikleri ülke
Hac : İhrama girerek senenin belirli günlerinde Kabeyi ziyaret etmek ve Arafatta vakfe yapmak suretiyle yapılan ibadet, haccın farzları üçtür. İhrama girmek, Kabeyi tavaf etmek ve Arafatta vakfe yapmak
Hacerul Esved : Cennetten geldiği söylenen, Kabenin bir köşeşinde bulunan ve tavafın başlangıç noktası olan ve mübarek kabul edilen kara, siyah taş
Haç : Hristiyanlara göre Hz. İsayı öldürmek için kullanılan artı şeklindeki alet
Hadîsi Şerif : Peygamber (sav)’ in sözlerine verilen isim

HADES:Abdestsizlik veyâ cünüblük hâli.

HADÎS:Peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüp de mani olmadıkları şeyler.
Hadîs-i Maktû’:Söyleyenleri (râvîleri), Tâbiîn-i kirâmakadar bilinip, Tâbiîn’den rivâyet olunan hadîs-i şerîfler.

-Hadr: Süratli okuyuştur, Kur’an-ı Kerimi Tecvid kaidelerine uymak kaydıyla, en hızlı okuyuş şekline Hadr denir.

HAMDELE:Elhamdülillah veya bu mânâdaki sözler. Elhamdülillah sözünün mânâsı, Allahü teâlâya hamd olsun, ben her hâlimde O’ndan memnûnum demektir.

HALKU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim Allah kelamı olması hasebiyle, mahluk değildir. Bu görüşü ehl-i sünnet alimleri ittifaken kabul etmişlerdir.
HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir. Kur’an’daki birçok sure ve ayetlerin özelliklerine dair hadisler ve alimlerin sözleri mevcuttur. Bunların okunmasıyla müsbet neticeler elde edildiği tecrübelerle sabittir

Hafaza Melekleri : Allah Tealanın izniyle insanları kazalardan belalardan korumakla görevli melekler, bir rivayete göre Kirâmen Kâtibîn meleklerinin diğer adı
Hâfız : Kuranı Kerimi başından sonuna kadar ezberleyen kimse
Haham : Yahudilerin din adamlarına verilen isim
Halime : Peygamber (sav)’ in süt annesi
Hanîf : Peygamber (sav) Efendimizin peygamberliğinden önce Allahın birliğine inanan ve ona ortak koşmayın, İbrahim (as)’ ın dini üzere olan kimselere verilen isim

Haram: dinizmice yapilmasi kesinlikle yasaklanmis seyler: alkol kullanmak, zina
Hased : Bir kimsenin sahip olduğu mevki, makam, şan, şöhret, mal, mülk gibi üstünlükleri, güzellikleri, nimetleri çekememek, bundan rahatsız olup bunların ondan gitmesini istemek

Hâşâ : Asla, katiyyen, öyle değil, Allah korusun… manasında söylenen söz
Haşr : İkinci surdan sonra Allahın insanları hesaba çekmek üzere bir araya toplaması
Hatim : Kuranı Kerimi başından sonuna kadar okumak
Hattat : Hat sanatıyla uğraşan kişi
Havâri : Hz. İsaya inanan ve onun şeçtiği 12 kişiye verilen isim
Havra : Yahudilerin ibadet ettikleri yer
Hayâ : Kınanmayı gerektiren bir söz veya davranıştan dolayı kişinin Allaha ve insanlara karşı mahcubiyet ve üzüntü duyması, utanması, insanı kötülük yapmaktan uzaklaştıran ve diğer canlılardan ayıran ahlaki özellik
Hayber Savaşı : 628 tarihinde yahudilerle yapılan savaş
Hayır : Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir.
Hazreti ( Hz ) : Zât mânâsına hürmet ve saygı ifâdesi.
Hendek Savaşı : Mekkeli müşriklerle 627 taihinde yapılan savaş, diğer ismi Ahzab’tır. Medine şehrinin etrafına hendek kazıldığı için bu isim verilmiştir.
Hesab : İnsanların bu dünyada yaptığı işlerden dolayı ahirette sorgulanmasıdır. Peygamber (sav) ‘in bildirdiğine göre insanlar şu beş şeyden hesaba çekileceklerdir. Ömrünü nerede tükettin, gençliğini nerede geçirdin, malını nerede kazandın, malını nereye harcadın
Hicaz : Mekke ve Medine şehirlerini içine alan bölgeye verilen isim
Hicret : Peygamber (sav) ve müslümanların gördükleri işkence ve eziyetler ve çektikleri sıkıntılardan dolayı Mekke’den Medineye göç etmesi, miladi 622 tarihinde gerçekleşmiştir. Hz. Ömer zamanında Hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Hidâyet : Doğru yolu gösterme, Allahü Teâlânın râzı olduğu yolda bulunma.
Hılfulfudûl : Peygamber (sav)’ in Peygamberliğinden önce haksızlıklara karşı koymak ve haksızlığa uğrayanların haklarını savunmak ve almak için kurulmuş olan ve Peygamber (sav)’ in de üye olduğu dernek
Hilye-i Şerif : Peygamber (sav) Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen ad; “Hilye-i Saâdet” de denir.
 -Hilye:Bilhassa Hz.Peygamber`in fiziki özellikleri, bunlari anlatan edebi eserler ve ayni konuda hüs-i hatla yazilmis levhalar icin kullanilan terim.
-Hinduizm:Hindistan`in geleneksel dini.
-Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
124-Hulefa-i Rasidin(632-661):Hz.Peygamber`den sonra ilk dört halife.
-Haber-i Vahid:Mütevatir derecesine ulasmayan haber.
-Habib en-Neccar:Islami kaynaklara göreYasin suresinde anlatilan kisi.-Haham.Yahudilerin , musevilerin din adami.
-Hahambasi:Yahudi cemaatinin dini lideri.
-Habesistan:Müslümanlarin ilk kez hicret ettikleri ve iyi karsinlandiklari, halki Hristiyan olan ülke(Etopya).Habesistan`a 1.ci hicret de 11 erkek, 4 kadin toplam 15 , 2.hicrette 77 erkek , 13 kadin toplam 117 kisi. Peygamberligin 5.yilinda ilk kafile yla ciktilar.
-Hafsa(ö.45/665):hz.Ömer`in kizi ve Hz.Peygamber`in hanimi.
-Hafsa hatun(ö.940/1534):Kanuni Sultan Süleymanin annesi.
-Haham:Yahudi dini teskilatinda unvan.
-Hak Dini Kur`an Dini:Elmalili Muhammed Hamd`nin(ö.1942)Türkce Kur`an tefsiri.
-Hanefi Mezhebi:Hanefi mezhebi su yedi esas üzere kurulmustur:Kitap, sünnet, sahabenin sözleri, kiyas, istihsan, icma ve örf.
Hanefi Mezhebine dair imam Muhammed`in yazdigi meshur 6 kitabi sunlardir:Mebsut, ziyadat, cami-us Sagir, cami-ul kebir, siyer-i sagir, siye-i kebir.
-Haram:Din tarafindan yasaklanan fiil.
-Haram aylar:Islami literatürde savasin haram kabul edildigi 4 kutsal ay.Zilkade,zilhicce,muharrem, recep.
-Harbi:Gayri müslim devletin vatandasi anlaminda fikhi terimi.

Dini Gifler, Hareketli İslami Resimler

- Hareke: Harfin harekeli olması

-Harem:Mekke ve Medine sehirleriyle cevrelerindeki belirli bölgeler icin kullanilan terim.
-Haremeyn:Mekke ve Medine sehirleri birlikte ifade eden tabir.
-Havaic-i Asliye:Asil ihtiyaclar, temel ihtiyaclar.Zekat matrahi disinda tutulan temel ihtiyac mallari disinda tutulan temel ihtiyac mallari anlaminda fikih terim.
-Hariciler:Hz.ali ile Hz.Muaviye arasinda meydana gelenen Siffin savasindaki hakem olayindan sonra meydana cikmistir.”Hüküm Allah`indir diyerek hakem olayina karsi ciktilar.Hakem olayini küfür, taraflarini da kafir ilan ettiler.

-Hafdu Savt: Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumak demektir. Tilavette yerme ve kötülemeyi adabı ve niyazı, istiğfarı ses ile ortaya çıkarmaktır. Hafdu Savt’ı gerektiren sebeplerden bazıları:
a) Dua ve istiğfar ayetleri: b) Batıla mensup sözler:
c) Tehdit ve Tarız ayetlerde.
- Hayşum:Geniz 

- Hicrete kadar nazil olan ayetlere Mekkȋ,Medeni ise; Hicretten başlayarak hicretin onuncu yılınaPeygamberimizin vefatına kadar nazil olan ayetlerdir.

- Hurufu Halk (boğaz Harfleri) : ا ح خ ع غ ه harfleridir..

- Hz. Peygamber( s.a.v) her yıl kur’an-ı ramazan ayında nazil olduğu kadar, kısmını Hz. Cebrail’e arz etmesine okumasınaMukabele denir.
-Hz. Peygamber döneminde Medine’ye ilk giden kur’an öğretmeni Mus’ab bin Umeyr’dir
-Vahiy kâtiplerinden 5 isim :Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr,

-Havariler:Hz.Isa`ya herkesten önce inanan ve yardimci olan , onun Allah`in kulu ve peygamberi oldugunu tasdik edenlerdir.

-Havelan-i havl:Senenin devretmesi, gecmesi demektir.
-Havkale:La havle ve la kuvvete illa bi`llahil-aliyyi`l –azim cümlesini söylemeye denir.
-Hayber:Hicaz`da Medine-Suriye yolu üzerinde bulunan eski bir ticaret ve ziraat merkezi.
-Haremeyn:Iki mukadde sey demektir. Mekke medine sehirleri icin kullanilir.
-Hatemü´l-Enbiya:Peygamberlerin sonuncusu;Hz.Muhammed(sas).
-Hatem-i Nübüvvet:Hz.Muhammed(sas)` in Peygamberligine denir.
-Hedy:Hac ve umre yapan kimselerin harem sinirlari icinde kestikleri kurban.
-Hicret:Peygamberimizin Mekke`den Medine`ye göcü. Hicret, 12 Rebiulevvel/23 Eylül 622`de olmustur.Bu tarih Peygamberimizin 53`üncü dogum yil dönümüdür.
-Hicr:Kayalik böge demek olup Medine`in Kuzeyeinde bir yerin adidir.Salih peygamberin kavmi semud burada yasardi.
-Hidane:Kücük cocuklarin bakimi, gözetimi ve terbiyesi anlaminda bir fikih terimi.
-Hirka-i Saadet:Peygamberimizin Topkapi Sarayinda mukaddes emanetler dairesinde korunan hirka.
-Hitan:Sünnet, sünnet ameliyesi.Sünnet olmak , erkekler icin sünnettir.

-Hülafa-i rasidin:Dört halife.Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali.
-Hüsuf Namazi:Ay tutuldugu zaman iki rekat kendi basina kilinan namaza da Hüsuf namazi denir.
-Hüzün yili:Hz.Peygamberimizin amcasi ile zevcesi Hz.Hatice`nin (Bisetin 10.yili) vefat ettigi yila denir.(Bi`setin 10.yili)
-Hudeybiye:Mekke`nin kuzey batisinda bir yer adi.-Hud(as):Ad kavmine gönderilen peygamberin adidir.Ad kavmi Ahkaf denilen yerde yasarlardi.Ad kavmi irem adinda meshur bir sehir insa etmislerdi.Ad kavmi putlara tapardi.Inanmayanlari Allah(c.c), Hud Aleyhisselam ile beraber iman edenleri kurtulusa erdirip kafirleri helak etti.
-Huneyn:Taif yakinlarinda Mekke`ye 10 mil bir yer.
-Hutbe:Cuma ve bayram namazlari basta olmak üzere bazi ibadet ve merasimlerin icrasi esnasinda topluluga hitaben yapilan konusma.Hutbenin vacipleri:Hatibin taharet üzere bulunmasi, avret sayilan yerlerini örtülü olmasi ve hutbeyi ayakta okumasi.
Hinduizm : İneğin kutsal kabul edildiği, karma ve tenasüh inancının görüldüğü hintlilerin dini
Hira : İlk vahyin geldiği mağara
Hırs : Sonu gelmeyen istekler, aç gözlülük
Hızır : Halen yaşadığı, darda kalanlara yardım ettiği düşünülen Musa (as) ile yolculuk eden, Allahın veli kullarından. Hızır gibi yetişti. Kesene Hızır uğrasın.
Hristiyanlık : Üçlü tanrı, aforoz etme, günah çıkarma gibi inançları olan aslı bakımından bir hak din iken sonradan değişikliğe uğramış din
Hudeybiye Barışı : Mekkeli Müşriklerle 628 tarihinde yapılan anlaşma
Hurâfe : Uydurma, batıl inanış. Sonradan uydurulan ve genellikle İslâm’ın gerçeğiyle bağdaşmaz batıl inançları veya çarpık davranış biçimlerini ifade eden hikâyeler.
Huşû : Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hal
Hutbe : Cuma ve bayram namazlarında imamın minberden cemaati bilgilendirmek için yaptığı konuşma
Hüsnü Hat : Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatına verilen isim
Hüzün Yılı : Ebu Talip ve Peygamber (sav)’ in mübarek eşi Hz. Haticenin vefat ettiği yıla verilen isim
Hz Hacer : İbrahim (as)’ ın hanımı. İsmail (as)’ ın annesi, Safa ve Merve tepeleri arasında oğluna su bulmak için koşan kişi
Hz. Ali : İlk müslümanlardan, Peygamber (sav)’ in amcası Ebu Talibin oğlu, Peygamber (sav)’ in soyunun devam ettiği damadı, dördüncü halife
Hz. Ayşe : Peygamber (sav)’in hanımlarından birisi, Hz. Ebu Bekirin kızı
Hz. Bilal : Mekelilerce çok eziyet edilen müslümanlardan, ilk ezan okuyan sahabi
Hz. Ebû Bekir : Peygamber (sav) Efendimizin kayınpederi, hicretteki yol arkadaşı, Kuranı Kerimi kitap haline getiren ilk halife
Hz. Fâtıma : Peygamber (sav)’ in soyunun devam ettiği ve Peygamber (sav) Efendimizden sonra vefat eden kızı
Hz. Hamza : Peygamber (sav)’ in Uhud savaşında şehid olan ve ” Esedullah – Allahın Arslanı ” lakabı verilen amcası
Hz. Hasan : Peygamber (sav) in torunu
Hz. Hatice : Peygamber (sav)’ in mübarek eşi, İlk müslümanlardandır ve Medineye hicretten önce vefat etmiştir. Peygamber (sav)’ in bu evlilikten 6 çocukları dünyaya gelmiştir. Bunlar Abdullah, Kasım, Fatıma, Zeyneb, Rukiye, Ümmü Gülsüm
Hz. Hüseyin : Peygamber (sav) in torunu
Hz. Osman : Kuranı Kerimi çoğaltan 3. Halife, Peygamberimizin damadı, kendisine ” Zinnureyn – iki nur sahibi ” lakabı verilmiştir.
Hz. Ömer : Peygamber (sav)’ i öldürmek üzere yola çıkan ve müslüman olan, adaletiyle meşhur, Peygamber (sav) Efendimizin kayınpederi olan üçüncü halife
Hz. Rukiye : Peygamber (sav)’ in kızlarından birisi
Hz. Ümmü Gülsüm : Peygamber (sav)’ in kızlarından birisi
Hz. Zeyd b. Hârise : Peygamber (sav)’ in azat ettiği kölesi, Mute savaşında şehit olmuştur.
Hz. Zeyneb : Peygamber (sav)’ in kızlarından birisi

İBÂDİYYE:Bozuk fırkalardan olan Hâriciyyenin kollarından biriİ
İHTİKÂR:İnsan ve hayvan için lüzumlu gıdâ maddelerini şehre girmeden yâhut girince halka satılmadan toplayıp, stok edip, pahalandığı zaman satmak.
İHVÂN-ÜS-SAFÂ:On birinci asrın ikinci yarısında Basra’da ortaya çıkan; “İslâmiyete birçok vehimler karışmış, onu bu vehimlerden temizlemek ancak felsefe ile mümkündür. İslâm dînini felsefe vâsıtasıyla saf hâle getirmelidir” diyen sapık ve gizli bir cemiyet,.

• İhsar:Hac veya umre için ihrama giren kimsenin elinde olmayan bir sebeble ihramdan çıkmasıdır. • Izdıba:Omuzlara alınan ridanın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atarak sağ omuzu ve sağ kolu açıkta bırakmak.
.”İh san: Al lah’ı gö rü yor muş gi bi O’na iba det et men dir. Her ne ka dar sen O’nu gör mü yor san da O se ni gö rü yor.” 

-İhfa: Ğunnesini belirtmek suretiyle şeddeden arınmış olarak İdğam ile izhar arasında uygulanan bir haldir.
-İzhar: İki harfin arasını birbirinden uzaklaştırarak ayırmaktır.
-İklab: Tenvin veya nuni sakineyi tam bir mîm’e çevirmek ve onu (bu mimi) ba’dan önce, ğunne ile ihfa etmektir.

-İdğam: Birbirinin aynı, birbirinin mütecanisi(mahreçleri bir sıfatları farklı harfler) birbirinin mütekaribi (mahreç ve sıfatlarında yakınlığı olan harflerin) her birinin diğerine bazı şartlar dâhilinde katılmasına ve şeddeli bir harf gibi okunmasına İdğam denir.
-İşmam: Sükûndan sonra, zammeye işaret etmek üzere, dudakları öne doğru toplamak demektir.

• İlhadi tefsir: Kuran ve sünnetin açık hükümlerine aykırı tefsirlere denir.
• İlmel yakin: Akıl ve naklin ifade ettiğigerçeği yansıtan ve içinde yalan bulunmayan bilgi ve haberdir
• İtikadi mezhepler:selefiyye,maturidiyye ve eşariyyedir.

-İmale: مَجْرَيهَا Meylettirmek anlamında olup, fethadan kesreye yapılan meyil kesreye daha yakınsa buna imale-i Kübra denir. Hud suresi 41. Ayet.
• İsrailiyyat:Yahudilikten, Hıristiyanlıktan ve diğer kültürlerden, İslamiyet’e giren rivayetlere denir.

• ilk fıkh usulü kitabı şafiye ait olan er risaledir. imam şafinin eski görüşlerini ihtiva eden eseri hucce’dir.son görüşleri ise Ümm adlı eserindedir.
• İslam Konferansı örgütü 1969 da fasın başkenti rabatta kuruldu. 57 üye ülke vardır.
İbâdet : Allah’a gönülden, isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yerine getirmek
İbrâhim (as) : Kâbeyi yapan peygamber, Peygamber (sav)’ in soyu bu peygambere kadar uzanır.
İcmâ : Hz.Peygamber’in vefatından sonra, herhangi bir asırda, bütün İslam müçtehitlerinin, dînî bir konuda ortak hüküm vermeleri

İhlas : İçten, samimi, gösterişsiz sevgi, bağlılık
İhlas Suresi : Tevhid inancı ” Allahın birliği inancı” ‘nı açıklayan sure
İlmihâl : Her müslümanın îmân, ibâdet ve ahlâk ile ilgili bilmesi gereken şeyler veya bu bilgileri anlatan kitap.
İmam : Topluluğa namaz kıldıran kimse
Îman : Peygamber (sav)’ in Allahtan getirdiği şeylerin hepsine birden kesin olarak inanmak; başka bir ifadeyle Allaha, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kaza ve kadere, ahiret gününe inanmaktır.
İmsak : Oruca başlangıç zamanı
İncil : Allahın İsa (as) ‘a gönderdiği kutsal kitap, Allahın gönderdiği şekli koruyamamış ve değişikliğe uğramıştır.
İnşâallâh : Allah izin verirse, Allah nasib ederse anlamındaki söz dizisi
Îsa : Hıristiyanlara peygamber olarak gönderilmiş olan ve babasız olarak annesi Hz. Meryemden dünyaya gelen, bebekliğinde konuşan, Kutsal kitap olarak İncil verilen peygamber
İslam : Allah katında dinlerin genel adı, özel olarakta son dinin adı
İsmâil (as) : İbrahim (AS)’ ın oğlu, ayakları yanından zemzem suyu çıkan peygamber.
İsrâ : Peygamber (sav)’ in Mekkedeki Mescidi Haramdan Kudüsteki Mescidi Aksaya kadar gecenin bir vaktinde götürülmesine isrâ; oradanda Allahın huzuruna kabul edilmesine miraç denir.
İsraf : Sahip olduğumuz şeyleri gereksiz yere kullanma
İsrâfil : Birincisi kıyametin kopması, ikincisi insanların yeniden diriltilmesi olmak üzere sûr denilen alete üflemekle görevli melek
-İcma:Ashab-i Kiram`in ittifaklari üzere akaid hükmüne gecmis dini emirlerin tamami.?
 -İhtikar:Ihtiyac maddelerini toplayarak, darlik aninda pahali satma, vurgunculuk.
-İfk hadisesi:Hz.Aise´ye zina isnadi atilmasi olayi..
-İktida:Namazda imama uyma anlaminda fihih terim.

-İstima: Sema ile aynı manadadır
- İlmi Kıraat :Kur’an kelimelerinin eda keyfiyetlerini ve ihtilaflarını, nakledenlere nisbet edilerek bilmektir .
- İlmi Tecvid :Lügat: bir şeyi güzel yapmak, hoş yapmak demektir. KONUSU; Kur ’anın kelimeleri ve harfleridir. Hece Harfleridir. Harflerin sıfatı lazıme ve arızalarını ve mahreçlerini bilmektir.
- İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Maddi- manevi her türlü kötülükten zarar ve sıkıntıdan Allaha sığınmak, ondan yardım dilemektir.
-İMAM: Kıraat sahasında otorite ve güvenilir kimseye denir.
-İşmam: لَا تَاْ مَنَّا Yusuf suresi 11. Ayet. Bu kelimenin aslı;مَنُناَ لاَتَاْ idi, Kıraat gereği idğam edildi ve şedde verildi لَا تَاْ مَنَّا oldu. Bu kelimede işmam şöyle yapılır, مَنْ hecesinde zamme okuyor gibi dudaklar ileri sürülür. Ğunne esnasında biraz önde tutulur, ناَ demeden önce dudaklar geri çekilir ve dudaklar geri çekilince ناَ okunur.
-İla:Islam hukukunda bir erkegin bir müddet hanimina yaklasmayacagina dair yemin etmesi demektir. Ila süresi 4 aydir.Bu süreden önce karisi ile birlesen erkek yemini bozmus olur ve bunun keffaretini ödemek durumdadir. 4 ay gecerde karisina yaklasmazsa, karisi bain talak ile bosanmis olur.Bu durumda ancak kadinin rizasi ile yeniden nikahlanarak kendisiyle evlenebilir.

-İlk Cuma namazi:Hicret esnasinda Salim ogullari yurdunda Ranuna mevkiine geldiginde Cuma vakti olmustu.Bura da ilk Cuma namazi kilindi.Peygamberimiz(sas9:“Günesin dogdugu günlerin en hayirlisi Cuma günüdür.“(Sünen-i Tirmizi Terc.c.1,sh.487)

İ’CAZU’L-KUR’AN (KUR’AN’IN EŞSİZLİĞİ):İ’caz kelimesi lügatte, aciz bırakmak anlamına gelir. Bir şeyin benzerini yapmaktan aciz bırakan şeye de mu’cize denir.
İ’RABU’L-KUR’AN:Kur’an kelimelerinin cümle içinde bulundukları yere göre gramer yönünden incelenmesi ve tahlillerinin yapılması “İ’rabu’l-Kur’an” ilmini meydana getirmiştir.

-İmameyn:Imam-i Ebu Yusuf ile imam-i Muhammed` e birden verilen bir isimdir.Bazende imam-i azam ile imami safi icin kullanilir.
-Istidrac:Bir kul günahini yeniledikce Allah`´n , onun sagligini, mevkiini, sanini, söhretini, nimetini artirmasi, ona sükrünü, tevbesini, istigfarini unutturmasi, böylece onu asama asama azabina yaklastirmasi ve sonunda kendisini ansizin yakalamasi anlamina gelir.(Hasan Basri Cantay Meali, 3,1078)
-Istibra:Kücük abdesten sonra temizlenme.
-Istihlaf:Namazda abdesti bozulan insanin, yerine cemaattan birini gecirmesine istihlaf denir.
-Istinaf:Namazda abdesti kasten kendi istegi ile bozulmussa namazi yenidn baslar. Buna istinaf denir.
-Istinca:Büyük abdesten sonra temizlenmek.

-İstanbul : Peygamber (sav)’ i evinde misafir etme şerefine nail olan Ebu Eyyub el Ensarinin kabrinin bulunduğu ilimiz.
İstiklal Marşı : İstiklal Marşı bağımsızlığımızın sembolüdür. Vatan, millet, bağımsızlık ve Allah sevgisi üzerine Mehmet Akif ERSOY tarafından yazılmıştır. İstiklal Marşına saygı tarih, vatan, millet ve şehitlere saygıdır. 12 Mart 1921 tarihinde TBMM’de büyük bir coşku il
İstişâre : İnsanlarla görüş alışverişinde bulunma, danışma
Îtikâf : Özellikle Ramazan ayının son 10 gününde mescitlerde veya buna benzer yerlerde kalıp ibadetle meşgul olmak
Itrî : Salatı Ümmiye ve Teşrik tekbirlerini besteleyen ünlü Türk sanatkarı

KÂBE-İ MUAZZAMA,Yeryüzünde yapılan ilk mâbed. Müslümanların kıblesi. Arabistan’ın Mekke-i mükerreme şehrindeki Mescid-i Harâm’ın ortasında bulunan taştan yapılmış dört köşeli binâ.
KÂBE KAVSEYN,Peygamber efendimizin Mîrac gecesinde bilmediğimiz bir şekilde Allahü teâlâya yakınlığından kinâye olan bir tâbir.
Kabr-i Seâdet,Peygamber efendimizin mübârek kabr-i şerîfleri. Hücre-i seâdet de denir.
KADERİYYE:Hicrî ikinci asırda Vâsıl bin Atâ tarafından kurulan ve “Kul kendi fiillerini kendi yaratır” diyerek kaderi yâni işlerin, Allahü teâlânın takdîri ile olduğunu inkâr eden bozuk fırka. Bu fırkaya Mu’tezile adı da verilir.
KÂDİYÂNÎLİK,On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan’da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir.
KAPLAMA MESH:Abdestte başın her tarafının mesh edilmesi.
KARÂMİTA:Milâdî dokuzuncu asırda Hamdan Karmat tarafından kurulan bozuk fırka. İsmâiliyye ve Bâtıniyye de denir

KARZ-I HASEN:Ödünç verme, çarşıda benzeri bulunan herşeyi, belirsiz bir zaman sonra, aynısı geri verilmek üzere verme.

KASVA:Peygamberimiz (asm) Mekke’den hicret edip Medine’ye geldiğinde, Peygamberimiz (asm) Kasva adlı devesinin üzerindeydi Ağır ağır Medine içlerine doğru ilerliyordu Şehirde bir bayram havası vardı Genç, ihtiyar, herkes ilâhiler söylüyordu Peygamberimizin (asm) şehre gelişi kutlanıyordu Kadınların sevinçleri yüzlerinden okunuyordu Minik çocuklar bayramlık elbiselerini giymişlerdi Neşe ile koşuşup duruyorlardı Bütün şehir, “Hazret-i Muhammed geldi Şehrimizi şereflendirdi Yâ Muhammed Yâ Resûlallah !” sesleriyle çınlıyordu

Peygamberimiz (asm) ise sevinç gösterileri arasında yol alıyordu Her ev sahibi aynı şeyi söylüyordu: “Ya Resûlallah, bizde misafir olun”
Peygamberimiz (asm) hiç kimseyi incitmeyecek bir yol bulmuştu Devesinin önünde çöktüğü evin misafiri olacaktı Mübârek devesi de sağa sola bakarak ilerliyordu Bir müddet öylece gitti Daha sonra boş bir arsaya çöktü Peygamberimiz (asm) devesinden hemen inmedi Deve az sonra ayağa kalktı Biraz ilerledi Sonra çöktü
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Adbâ ismindeki devesi, vefat-ı Nebevîden sonra kederinden ne yedi, ne içti, tâ öldü Hem o deve, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile mühim bir kıssayı konuştuğunu, Ebu İshak-ı İsferanî gibi bazı mühim imamlar haber vermişler (Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:637)

KASÎDE-İ BÜRDE:İslâm âlimlerinin meşhûrlarından ve evliyânın büyüklerinden Muhammed bin Saîd Busayrî hazretlerinin, sevgili Peygamberimizi öven meşhûr kasîdesi.
KASR-ISALÂT:Seferde, yolculuk hâlinde dört rek’atli farzları iki rek’at kılmak

• Kütübi tisa: Kütübü sitteye 3 ilave eserle oluşur.bunlar Dariminin süneni, imam malikin muvattası ve ahmed b. hanbelin müsnedi+ yukarda sayılan 6 kitap.
• Kütübü sitte:Buhari-Müslim-Ebu Davud-Tirmizi-İbn Mace- Nesai .
• Kavme:Rukudan doğrulmaktır. • Kerrubiyyun:Arşın etrafında bulunan meleklere denir.
• Kazasker:Osmanlıda divanda büyük davalara bakar,kadı ve müderrisleri atar.
• Küsuf: güneş tutulma namazı/ Husuf: ay tutulma namazı.
• Kabenin 4 rüknü:1) Rüknü haceri esved, 2)Rüknü Yemani, 3) Rüknü Iraki, 4)Rüknü Şami.
Kâbe : Yeryüzünde ibadet maksadıyla yapılmış olan ilk bina, İbrahim ve oğlu İsmail (as) tarafından yapılmıştır. Müslümanların kıblesi yani namaz kılarken döndükleri yerdir. Mekkede bulunur. Allaha yönelmenin dünyadaki merkezidir.
Kabir Hayatı : Ölümle başlayıp insanların yeniden dirilme anına kadar geçen süre; kabir Peygamber (sav)’ in bildirdiğine göre ya Cennet bahçesi gibi bir bahçe ya da Cenhennem çukuru gibi bir çukurdur.
Kader : Allahın sonsuz ilmi ile ezelden ebede kadar olacak olan şeylerin yerini, zamanını ve özelliklerini bilip takdir etmesi, yazması

Kadir Gecesi : Kuranı kerimin indirilmeye başlandığı ve içinde Kadir gecesi bulunmayan 1000 aydan daha hayırlı olan mübarek gece, ülkemizde Ramazan ayının 27. gecesi olarak kabul Kadir Gecesi Ramazan ayının son 10 günü ve tek rakamlı günlerindedir.
Kâfir : Peygamber (sav)’ in Allahtan getirdiği şeylere inanmayan kimse
Kâmet : Ezandan farklı olarak ” kad kametis-salah ” ” Muhakkak ki namaz başladı ” ifadesi olan, farz namazlardan önce erkekler tarafından okunan mübarek sözler.
Kasîde : Cenabı Hakkı ve Hz. Peygamber (sav)’i metheden şiirlerdir.
Kâsım : Peygamberimizin küçük yaşta vefat eden çocuğu, bu çocuğuna nisbetle Peygamberimiz’e Ebul Kasım lakabı verilmiştir.
Kazâ : 1- Allahu Tealanın ezeli ilmiyle takdir ettiği şeylerin yeri ve zamanı geldiğinde meydana gelmesi
Keffâret : Ramazan ayında tutulan farz olan orucun bile bile bozulmasından dolayı Ramazan ayı dışında iki ay artı bir gün tutmaktır
Kelimei Şahâdet : ” Eşhedü enlâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne muhammeden abduhû ve rasûlühû – Ben şahitlik ederim ki Allahtan başka ilah yoktur ve Muhammed (sav) onun kulu ve peygamberidir ” anlamındaki söz dizisi
Kelimei Tevhid : ” Lâ ilâhe illallâh muhammedün rasûlullâh – Allahtan başka ilah yoktur, Muhammed (sav) onun peygamberidir ” anlamındaki söz dizisi
Kerâmet : Allahın izni ile veli kullarının gösterdikleri olağanüstü olaylar
Kevser Suresi : Kuranı Kerimin 3 ayetten oluşan en kısa sûrelerinden birisi
Kibir : Kişinin kendini diğer insanlardan üstün görerek başkalarını küçük görme hastalığı; Şeytanın Allah Tealanın katından kovulmasına sebeb olan manevi hastalık
Kıble : Namaz kılarken döndüğümüz bölgeye verilen genel ad

- Kıraat-ı Aşere :On imamın kıraatinin ikişer ravisiyle birlikte okunmasıdır.

-Kıratı Seb’a :Meşhur yedi imama nisbet edilen mütevatir kırata “kıratı Seb’a “ denir.

-Kalkale: Kuvvetli bir ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.
- kıraat İmamın isimleri:
1.Nafi, 2.İbni Kesi,3.Ebu Amr,4.İbnu Amir, 5. Asım, 6.Hemze, 7.Kisai, 8. Cafer, 9.Yakub, 10.Haleful Aşir. Dir .

KIRAAT İLMİ (KIRAATU’L-KUR’AN):Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin okunuşlarını ve ihtilaflarını nakledenlerine nispet ederek bildiren ilme “Kıraetü’l-Kur’an” veya “Kıraat İlmi” denir
KISASU’L-KUR’AN:Allah, muhataplarına tevhid ve ahlak ilkelerini, tarihin kanunlarını anlatırken, öğretirken, pedagojik açıdan çok önemli bir metodu kullanmıştır. Bu da tarihte yaşanan hadiseleri, dini ve ahlaki bir muhtevayla insanların önüne koyan kıssalar yoluyla gerçekleşmiştir
- Kur’an-ı Kerim için üç önemli özellik: 1- Hattı Osmani olması, 2. Tevatürle rivayet edilmesi, 3. Nahiv ilmine uygun olması.

-QARİ: Kur’an okuyan, kıraat bilgisini bilip uygulayabilen kişiye denir.
-MUKRİ: Kıratları bilen ve bunları sözlü yolu ile nakleden, başkasına okutan kıraat alimi demektir
Kilise : Hristiyanların ibadet ettikleri yer

Kirmen Kâtibîn : İnsanların yaptıkları davranışları yazmakla, kaydetmekle görevli melekler

Kıyâmet : Kainatın dengesinin, düzeninin bozularak herşeyin yok olması; dünya hayatını sona erdirecek olan büyük olay; Kıyametin kopuş zamanını Allahtan başka kimse bilemez.
Kunut Duaları : Vitir namazının üçüncü rekatında bir sure okundukan sonra tekbir alıp okunan dualar
Kurânı Kerim : Allahın Hz. Muhammed (sav)’ e gönderdiği en son kutsal kitap; âyet âyet, sûre sûre yaklaşık 23 senede indirilmiştir. Hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Hükümleri kıyamete kadar geçerlidir.

- Kur’an-a ilk harekeyi; Ebu’l-Esved ed Düveli’nin koyduğu, Noktanın ise; Nasr b.Asım ve Yahya b.Yamer’in koyduğu, Bugünkü harekeleme sistemini getiren, Halil b. Ahmed koymuştur.

- Kur’an-ı kerim Hz. Osman döneminde çoğaltılıp :Mekke, Medine, Şam, Küfe, Yemen, Basra, Bahreyn’e gönderildi.
- Kur’an-ı Kerim: 114 sure, 6236 ayet ve 22 sene, 2 ay, 22 günde nazil olmuştur

Kurban : Allaha yaklaşmak amacı ile belli zamanda belli bir hayvanı kesmek suretiyle yapılan ibadet
Kureyş : Peygamber (sav)’ in soyunun mensup olduğu kabile
Kutlu Doğum : Peygamber (sav)’ in doğumu dolayısıyla 1989 yılından bu yana kutlanan hafta
Kutsal Kitap : Allahın peygamberlerine gönderdiği kitaplar
Küllî İrâde : Allahın sonsuz ve sınırsız iradesine verilen isim
Kültür : Bir toplumun, bir milletin sahip olduğu maddi, manevi değerlerin hepsine birden verilen ad.
Kürsü : Vaiz efendinin Cuma , bayram veya önemli günlerde cemaati bilgilendirmek için konuşma yaptığı yer

LAĞV YEMİNİ:Geçmiş birşey için zan ile boş yere yapılan yemîn.

- Lahn-ı Celi: Açık Hata demektir; harflerin zat ve sıfat-ı lazımelerinde meydana gelen açık hata demektir
-Lahn-ı Hafi: Gizli Hata: Harflerin Sıfatı arızalarında meydana gelen hatadır. İki kısma ayrılır. a) İhfa, İzhar, İklab ve İdğamlarda yapılan hatalar. b) Ra harfindeki tekrir sıfatında, nun ve mim deki ğunne sıfatında yapılan hatalardır.
LEVH-ÜL-MAHFÛZ:Korunmuş levha; Allahü teâlânın takdir ettiği her şeyin yazılı bulunduğu, nasıl olduğu bizce bilinmeyen ve her türlü te’sirden korunmuş levha.

LÂHİK:Namaza imâm ile berâber başladığı hâlde, kendisine uyku, gaflet veya benzeri bir sebebden dolayı abdest bozulması hâli ârız olup da (meydana gelip de) namazın tamâmını veya bir kısmını imâm ile kılamayan kimse.
LUKATA:Yolda veya başka bir yerde bulunup da, sâhibi bilinmeyen mal.
Levhi Mahfûz : Korunmuş levha; Allahü Teâlânın takdir ettiği her şeyin yazılı bulunduğu, nasıl olduğu bizce bilinmeyen ve her türlü te’sirden korunmuş levha, herşeyin hayatının Allah katında yazılması

Lokman (as) : Kuranı Kerimde ismi geçen oğluna öğütleri ve ahlaki, tıbbi sözleri ile tanınan Allahın veli kullarından

MAHREM: Dînen evlenilmesi ebedî haram (yasak) olan, soy, süt veya evlenme sebebiyle nikâhı haram olan kimse.
MAHŞER:Haşr olunacak, toplanılacak yer. Kıyâmet gününde bütün mahlûkâtın (bütün canlıların) yeniden dirildikten sonra hesap için toplanacakları yer. Arasat Meydanı, Mevkıf.
MAHYA:Ramazan-ı şerîf ayında, geceleri çift minâre bulunan câmilerde iki minâre arasına gerilen ve halata (kalın ipe) asılarak kandillerle (lambalarla) yazılan yazı ve şekiller.

MEDENÎ:Topluluk hâlinde yardımlaşarak yaşayan, kibâr, nâzik, terbiyeli, görgülü kimse. 

.MATURİDİ MEZHEBİ:İslâm akaidinde imam Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed b. Mahmud el-Matüridiyye nisbet edilen mezhep. İmam Ebu Mansur el-Mâturidinin akaiddeki mezhebine mensub olanların meydana getirdiği topluluğa Matüridiyye denilir.

MECAZU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim’de kelimeler hakiki manalarında kullanıldıkları gibi, bazen de mecazi manalarda kullanılırlar. İslam alimlerinin çoğunluğu, kur’an’da mecazın varlığını kabul etmişlerdir
MÜCMEL-MÜBEYYEN:Mücmel, lügat manasından da anlaşıldığı gibi, müphem bir lafızdır. Ondan ne murad edildiği anlaşılamaz. Mücmel olan ayette de manalar izdiham eder ve onlardan hangisi olduğu açık bir şekilde belli olmaz. Manası kapalı bir şekilde olan ayetler Kur’an’da mevcuttur. Davud ez-Zahiri, mücmel ayetlerin Kur’an’da varlığını kabul etmez.
MÜBHEMATU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim’de sarih olarak isimleri zikredilmeyip te, ismi mevsuller veya zamirlerle zikredilen erkek veya kadınlar olduğu gibi, melek veya cin veyahut ta bir topluluk veya kabile de olabilir.
MÜŞKILU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim ayetleri arasında ilk bakışta ihtilaf ve tenakuz gibi görünen durumları inceleyen ilme Müşkilu’l-Kur’an denilir.

MUHKEM VE MÜTEŞABİH:Muhkem: Lügat manası sağlam, manası açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez anlamında if’al vezninde, arapça ismi mef’ul bir kelimedir. Muhkem ayetler, manası açık olan, manasında ihtilaf edilmeyen, manalarının anlaşılması için açıklamaya ihtiyaç duyulmayan, manası herkes tarafından anlaşılabilen ayetlerdir.
Müteşabih: Birden fazla manaya gelen, manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan veya muhkem ayetlere ters gibi görünen ayetlerdir.
MUSHAF’IN YAZISI (RESMÜ’L-MUSHAF) :Kur’an’ın yazısıyla ilgili olarak doğan ilme “Resmü’l-Mushaf” ismi verilmiştir.

• Maverdi’nin Edebüddünya veddin isimli eseri ahlak üzerinedir.
• Medinede inen son sure Nasr suresidir.

- Meşhur Kıraat :Senedi sahih, Arapça ’ya ve Hz. Osman Mushaflarının hattına uygun, kurra arasında meşhur ve fakat tevatür derecesine ulaşamayan kıraatlerdir. Bu çeşit kıraatler on imam arasında muteber sayılmışlardır.
- Müşafehe: Kur-an-ı Kerimi, hocanın öğrencisine, öğrencinin de hocasına okumasına denir. Kur-an öğrenmede en sağlıklı yol Müşafehe (arz) yoludur. Kıraatler semaan ve müşafeheten sabit olurlar.

- Mütevatir Kıraat :Yalan üzerine ittifak etmeleri mümkün olmayan bir topluluğun, diğer bir topluluktan rivayet ettiği kırattalardır. Örneğin: yedi kıraatin naklindeki tariklerin birleşmesi bu tür kıraatı teşkil eder. Mütevatir kıraate inanmak vacib, inkâr caiz değildir.

• Müşkilül kuran: Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zanndeilen ayetlere denir.

• Mukarrebun-İlliyyun: Daima Allahı tesbih eden ve anan, Allaha çok yakın ve onun katında şerefli mevkii bulunan melekler.
• Mültezem:Kabenin kapısı ile haceri esved arasındaki yerdir.
• metaf: tavaf yapılan alan.
• muvatta, imam malike aittir. müsned ise ahmed b. hanbele aittir.
• Musannef:tabiin döneminden sonra gelen neslin hadisleri konularına göre ayırıp, belirli bir düzen içinde yazmaya başlamaları ile yeni bir hadis kitabı türü ortaya çıkmıştır. Bu tür eserlere ‘musannaf’ denir.

Mutezile :Hz. Ali döneminde meydana gelen “hakem olayında” hakemi kabul edenler hariciler tarafından tekfir edilince, müslümanlar arasında “mürtekib-i kebire” yani büyük günah işleyenin durumu gündeme gelir. Hariciler mürtekib-i kebireyi tereddütsüz kafir olarak nitelerler. Mürcie mezhebi ise,”küfür ile taat fayda vermediği gibi, iman ile de masiyet bir zarar vermez” derler. Kader meselesinde Mutezile ve Cebriye birbiriyle tam bir tezat içindedir. Cebriye, kula bir şey vermez, onun fiillerini Allaha izafe ederler. Mutezile ise, “kul fiillerinin yaratıcısıdır” diyerek kaderi ibtal cihetine giderler.

• Müstehab: yapılması güzel olan şey demektir.hz. peygamberin bazen yapıp bazen yapmadığı,ashabında yapılmasını güzel gördüğü şey demektir.
• Müttefekün aleyh: Buhari ve müslimdeki ortak hadisler için kullanılır.
• Müdelles hadis:Zayıf hadîs çeşitlerinden biri; râvisi tarafından bir kusuru gizlenerek ve bu kusurun bulunmadığını vehmettirecek şekilde rivâyet edilmiş hadîs.
• Mütevâtir hadis, Sahabeden itibaren her devirde yalan üzerinde birleşmeleri aklen tasavvur olunamayan topluluklar tarafından rivayet edilen hadistir. Mütevatir olmayanlar ise ahad haberdir.
• Müdrec hadis: râvisi tarafından isnadına veya metnine hadisin aslında olmayan bazı sözler sokuşturulmuş olan hadis demektir.
• Mevkuf hadis: isnadı sahabede biten hadislere denir.
• Merfu hadis: isnadı peygamberde biten hadisler
• Maktu hadis: İsnadı tabiinde biten hadisler.
• Mebsut, İmam Serahsinin eseridir.
• Muvafakat, imam şatıbinin eseridir.
• Müteşabih:Birden fazla manaya gelen, manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan,açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere denir.
• Mihne olayları Kuran mahlukmudur değilmidir tartışması etrafında gerçekleşmiştir.
• Miun: ayet sayısı 100 den fazla olan sureler.
• Muavvizateyn:felak-nas sureleri; muavvizat ise:ihlas,felak ve nas sureleri.
• Muhadram: hem cahiliye hem de peygamber zamanında yaşamış ancak peygamberi göremeyip sahabe ile görüşen müslümanlara verilen isimdir.
• Hucurat suresinden buruç suresine kadar olan surelere tıvalı mufassal, buruçtan leyl suresine kadar evsatı mufassal, leyl den nas suresine kadar kısarı mufassal denir.
• Müşkilul hadis.hadislerde anlaşılması zor olan ya da birbirine çelişkili gibi görünen ifadeleri konu edinen hadis dalıdır.
Mahfel : Camide müezzinlik yapan kimsenin bulunduğu yer
Mahmud : Peygamber (sav)’ in isimlerinden birisi
Mahşer : İnsanların hesaba çekilmek üzere biraraya toplandıkları yer, diğer ismi Arasat’tır.

Mahya : Eskiden Ramazan aylarında Ramazanın önemini hatırlatan minareler arasına asılan ışıklı yazılar
Mâlik : Cehennemde görevli meleklerin başı
Mâşâallâh : Beğenilen şeyler görüldüğünde söylenilen; ” Bu, Allahü teâlânın dilediği ve ihsân ettiği şey, Allahın istediği gibi, Allah korusun, Allah saklasın ” manasında dua cümlesi
Meal : Bir dildeki bir sözü başka bir dile anlam bakımından çevirmek
Medîne : Peygamber (sav)’ e ve ilk müslümanlara kucak açan, ve Peygamber (sav)’ in kabirinin bulunduğu nurlu şehir. Hicretten önceki ismi Yesrib’ tir.
Mekke : Arabistan yarımadasında Kâbenin bulunduğu ve Peygamber (sav)’ in dünyaya geldiği kutlu şehir.

Mustehap: dinizmice yapilmasi emredilmeyen , fakat yapildigi halde sevaba sebep olan seyler: nafile oruc tutmak 

Mubah: yapilmasi halinde sevap , yapilmamasi halindede gunah kazndirmayan seyler: yemek icmek gibi

Mekruh: haram kadar olmasada, yapilmasi hos gorulmeyen seyler, terkedilmesi daha uygun olan seyler: mesela kerahat vakitlerinde namaz kilmak gibi 

Mufsit: birseyi bozan sey demektir, bile bile yapilirsa gunaha girilir: namazda konusmak , orucluyken yemek icmek gibi

Melek : Nurdan yaratılmış, yeme – içme, erkeklik – dişilik gibi özellikleri olmayan, Allaha itaat edip isyan etmeyen, gözle görülmeyen ve kanatları olan varlıklar
Merhamet : Allahın yarattığı varlıklara acımak, onların iyiliğini istemek, kendilerine yardım etme arzusu duymak
Mescidi Aksâ : Kudüste Süleyman (as) tarafından yaptırılmış olan ve müslümanların ilk kıblesi olan cami; Beyti Mukaddes, Beyti Makdis de denir
Mescidi Harâm : Kâbeyi de içine alan kutsal mekan
Mescidi Kuba : Peygamber (sav)’ in Medineye hicret ederken yaptığı ilk cami, Kuranı kerimde bu camiye Takva Mescidi denir.
Mescidi Nebevî : Peygamber (sav)’ in Medine şehrinde iken yaptığı ilk mescit, ayrıca Peygamber (sav), Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in kabirleri burada bulunmaktadır.
Mescit : Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlar, genelde küçük camiler için kullanılır
Mesh : Vücudun herhangi bir yerini ovalamak
Mest : Belli özellikleri olan ayağa giyilen ayakkabı cinsinden giyecek, mest üzerine meshetme süresi yolcu olmayanlar (mukim) için 24 saat, yolcular (seferi) için 72 saattir.
Mevlid : Hz. Peygamber (sav)’in doğumu, miracı, vefatı gibi olayları anlatan nazım şekli, Süleyman Çelebi tarafından yazılan Vesiletün Necat (Kurtuluş Sebebi) isimli eserdir.
Mevlid Gecesi : Peygamber (sav)’ in dünyaya geldiği gece, Kameri aylardan 12 Rebiulevvel 571 Pazartesi
Mezheb : Gidilecek yer, yol, görüş, akım gibi anlamlara gelir.
Mihrâb : İmamın namaz kıldırmak için durduğu kıbleye bakan içi oyuk yer.
Mikâil : Evrendeki tabiat olayları ile görevli melek
Mina : Hacda şeytan taşlamanın yapıldığı bölgeye verilen isim
Minâre : Camilerde ezan okumak için çıkılan kuleye benzeyen yer.
Minber : Cuma ve bayram günlerinde imamın hutbe okumak için çıktığı merdivenli yer.
Mîraç Gecesi : Peygamber (sav)’ in Allahın huzuruna kabul edildiği, Üç aylardan Receb ayının 27. Gecesi olan mübarek gece; bu gece 5 vakit namaz farz kılınmştır.
Mîzan : İnsanların hesaba çekilmesinden sonra amelleri tartmaya mahsus ilahi adalet terazisi
Muâmelat : Kişilerin karşılıklı olarak kendi aralarında yaptıkları işler
Mûcize : Peygamberlerin peygamberliklerini isbat etmek için Allahın izniyle gösterdikleri harikulade olaylar

-Med: Bir elif miktarından fazla çekilmemesi,

- Müttefekun Aleyh :Tüm kıraat âlimleri bir eliften fazla okunmasında birleşmelerine denir.
- Muhtelefün Fih :Kıraat Âlim’leri, meddin kaç elif miktarı çekileceği

- Muhkem Ayetler :Manası beyan edilmeye muhtaç olmayan yahut yalnız bir türlü mana verilebilecek açık ve muhkem manalı ayetler demektir.
- Müteşabih ayetler :Surelerin başında bulunan mukattaat gibi manası anlaşılmayan veyahut türlü izah ve tefsirlerle müsait bulunan ayetlerdir.
Muhâcir : Mekkeden Medineye hicret eden müslümanlar

Muhammed (sav) : ” Yer ve gök ehli tarafından övülen ” manasında, Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan en son peygamber

Muharrem : Hicri yılbaşının ilk ayı, 10. günü Aşure günüdür.
Mukâbele : Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesi
Musêvîlik : Musa (as) peygamberleri olduğu için Yahudiliğe verilen diğer isim
Mushaf : Kuranı Kerimin diğer adlarından birisi, iki kapak arasında toplanmış sahifeler anlamında
Mustafa : Peygamber (sav)’ in isimlerinden birisi
Mûte Savaşı : Bizanslılarla Müslümanların 629-630 tarihinde yaptığı ilk savaştır.
Mücâdele Suresi : Her âyetinde Allah kelimesi bulunan sure
Müezzin : Ezan okuyan kimse
Müftü : Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimse
Mükellef : Dinin emir ve yasaklarından sorumlu olan kimse; akıllı ve ergenlik çağına girmiş olan her erkek ve kadın mükelleftir.
Mü’min : Peygamber (sav)’ in Allahtan getirdiği şeylerin hepsine kesin olarak inanan kişi
Münâfık : İnanmadığı halde inanmış gibi görünen, diliyle inandığını söyleyip kalbiyle inkar eden kimse
Münezzeh : Kusur, eksiklik ve muhtâçlıktan uzak. Allahü teâlânın noksan sıfatlardan uzak olduğunu bildirmek için kullanılan bir tâbir.
Münker Nekir : İnsan kabre konulunca soru sormakla görevli melekler
Müşrik : Allaha inanmakla beraber ona ortak koşan kimse
Müzdelife : Hacda vacib olan vakfenin yapıldığı, şeytanlara atılacak taşların toplandığı bölge
Naat : Hz. Peygamber (sav)’e duyulan derin sevgiyi dile getiren şiirler

NÂ-MAHREM:Yabancı, kendisiyle evlenilmesi haram olmayan kimse.
NAHR:Kurbanlık deveyi göğsü üstünden (evdâcını yâni iki büyük damarını) kesmek.
NARH:Çarşıda pazarda satılan her türlü mal için hükûmet tarafından konulan fiyat.
NA’T-I ŞERÎF,Peygamberleri ve din büyüklerini öven şiirler. Daha çok Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm için söylenir.

- Neşirul Kur’an – Cami-ul Kur’an :Kur’an-ı kerimin cem-i ile ilgili olarak Hz. Ebu Bekir’e Cami-ul Kur’an,
İstinsahı (Çoğaltılması) ile ilgili olarak Hz. Osman’a Naşiru’l Kur’an denmiştir.
NECEŞ:Müşteri kızıştırmak, bir malı satın almaya niyeti olmadığı hâlde alacakmış gibi malın fiyatını yükseltmek.

Naîm Cenneti : Cennetin tabakalarından, bölümlerinden birisi

Nâs Sûresi : Kuranı Kerimin en son suresi
Nasr Sûresi : Kuranı Kerimin 3 ayetten oluşan en kısa surelerinden birisi
Nebî : Kendisine kutsal kitap verilmeyen, kendinden önceki peygamberin kitabına bağlı olan peygamber
Necâşi : Peygamber (sav)’ in gıyabında cenaze namazı kıldırdığı Habeşistan kıralı
Nifak : İki yüzlülük, ara bozmaya çalışmak
Nîmet : İyilik, rızık, Allahın kullarına faydalanması için verdiği şeylerin genel adı
Nisab : Dinimize göre en az zenginlik ölçüsü

NÜZUL SEBEPLERİ (ESBABU’N-NÜZUL):Bazı ayet ve surelerin ne gibi sebeplerle indirildiğini bildiren ilim dalına Esbabu’n-Nüzul denir
Nûr Dağı : İlk vahyin geldiği dağ

Oruç : Arapça savm kelimesinin karşılığıdır. Tan yerinin ağarmasından güneş batıncaya kadar yeme içme ve bir takım bedeni arzulardan uzak kalmak suretiyle yapılan ibadet
Ölüm : Rûhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, rûhun bedenden ayrılması, canlıların hayatlarının sona ermesi
Ömür : Hayat, yaşama, yaşayış. İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman.

ÖLÜM:Rûhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, rûhun bedenden ayrılması, mevt.
ÖŞR (Öşür, Uşur),Onda bir. Topraktan alınan mahsûlün zekâtı.
Özür Sâhibi:Bir namaz vakti içinde yâni namaz vaktinin başından sonuna kadar, abdest alıp yalnız farzı kılacak kadar bir zaman, abdestli kalamayan yâni idrâr ve başka akıntılar gibi abdesti bozan şeylerden biri kendisinde devamlı mevcûd olup durduramayan kimse. 

Örf : Aklın ve dinin güzel, hoş gördüğü şeyer
Öşür : Tarım ürünlerinden zekata denk alınan 1/10, 1/20 oranındaki ibadet türünden bir vergi
Papaz : Hristiyanların din adamlarına verilen isim
Peygamber : Allahın mesajlarını insanlara iletmek üzere insanlar arasından seçtiği elçi. Kuranı Kerimde ismi geçen 25 tane peygamber vardır. Bunlar : Adem, , Davud, Elyesea, Eyub, Harun, Hud, İbrahim, İdris, İlyas, İsa, İshak, İsmail, Lut, Muhammed, Musa, Nuh, Salih,

PAPA:Katolik mezhebine mensûb hıristiyanların en yüksek rûhânî (dînî) lideri.
PASKALYA:Hıristiyanların inanışlarına göre, Îsâ aleyhisselâmın haça gerildikten sonra dirilerek göğe yükselmesi ile ilgili olarak her yıl Mart ayının on dördüncü gününden sonra gelen ilk Pazar günü yaptıkları şenlik, âyin.
PATRİK,Ortodoks mezhebine mensûb hıristiyanların, en büyük rûhânî (dînî) lideri.
Put : Allahü Teâlâya inanmayanların taptıkları resim veya heykel.

Radıyallâhu Anh : Daha çok Eshâb-ı kirâmdan birinin ismi anıldığı veya yazıldığı zaman söylenen ve yazılan “Allahü teâlâ ondan râzı olsun” mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi için Radıyallahü anhümâ, ikiden fazlası için Radıyallahü anhüm denir.

- Raf’u Savt: Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayette ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
 -Ravm: Hafif bir sesle harekeyi belirtmektir.

-RAVİ: Doğrudan veya vasıtalı olarak kıraat imamlarından kıraat vecihlerini alıp daha sonraki nesillere aktaran kişiye denir.
Râhip : Hristiyanların din adamlarına verilen isim

Rahle : Kuranı Kerim okumak için yapılmış küçük masa
Ramazan : Onbir ayın sultanı olarak kabul edilen, içinde Kadir gecesini bulunduran, farz olan orucun tutulduğu, teravih namazının kılındığı, bayram namazından önce fıtır sadakasının verildiği mübarek ay.
Ranuna : Peygamber (sav) Efendimizin ilk cuma namazını kıldığı bölge
Rasûl : Kendisine kutsal kitap verilen peygamber
Ravza : Hz. Peygamber (sav)’ in kabrinin bulunduğu yere verilen isim
Rebîul Evvel : Peygamber Efendimizin doğduğu Kameri ay
Regâib Gecesi : Mübarek üç aylardan Receb ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi
Reinkarnasyon Tenasüh : Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürmesi, Hinduizm’de görülen bir inançtır. Dinimize göre bu Ahireti inkar etmek anlamına gelir.
Rekat : Namazın bölümlerinden herbiri
Rıdvân : Cennette görevli meleklerin başı
Riyâ : Söz, iş ve davranışlarında gösterişe yer vermek, inandığı gibi hareket etmemek
Rızık : Allahın canlılara yiyip içmeleri ve faydalanmaları için verdiği her şey
Sabır : Beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermek
Sadaka : Kişilerin sevap kazanmak amacıyla yaptıkları her türlü maddi ve bedeni yardımlar
Sadakayı Câriye : Sürekli hayır getiren, öldükten sonrada sevap kazandıran mali yardım, yatırım ve hayırlar
Safâ – Merve : Hacer annemizin oğlu İsmail için su bulmak amacıyla koştuğu tepeler; Haccı adaylarıda bu iki tepe arasında 7 defa gidip gelirler. Peygamber (sav) Efendimizin ilk defa insanları açıktan açığa bir olan Allaha inanmaya çağırdığı tepe ( Safâ )
Sahâbe : Peygamber (sav)’ i gören, sohbet eden ve müslüman olarak vefat eden kişi

SÂHİB-İ TERTÎB:Tertîb sâhibi. Üzerinde kazâya kalmış namaz borcu bulunmayan veya kazâya kalmış namazların toplamı beş vakti geçmemiş bulunan ve namazda sırayı gözetmesi gereken kimse.

SAHÎFE,Peygamberimizden sallallahü aleyhi ve sellem önce gelen peygamberlere gönderilen küçük kitablardan herbiri. Çoğulu suhuftur.
SAHÎHAYN:Kur’ân-ı kerîmden sonra, doğru oldukları, bütün İslâm âlimleri tarafından tasdîk edilmiş olan altı hadîs kitâbından Sahîh-i Buhârî ile Sahîh-i Müslim’in ikisine birden verilen isim.
SALVELE:Allahümme salli alâ Muhammed ve benzeri salât u selâm denilen ve Peygamber efendimize okunan hayır duâ.
• sahihan: buhari ve üslimin iki hadis kitabına birden bu ad verilir.

Sahur : Ramazanda gece yenen yemek
Salâ : Cuma, cenaze namazı vb zamanlarda minareden okunan salavat, dua
Salât : Namazın Kuranı Kerimdeki karşılığı
Salâtü Selam Salavât : Peygamber (sav) Efendimizin ism-i şerîfleri anılınca, işitilince veya yazılınca söylenen veya yazılan hayır duâlardan ibâret olan sözler yâni sallallahü aleyhi ve sellem, Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed, E
Sâlih Amel : Yüce Allah’ın rızasını sevgisini kazandıran faydalı iş ve davranışlar; ikiyüzlülük ve gösteriş taşımayan Yüce Allah’ın rızasını, sevgisini kazandıracak olan her iş salih ameldir.
Sa’y : Safa ve Merve tepeleri arasında 7 defa gidip gelmek, Haccın vaciblerindendir.
Sebat : Her şeyi iyice düşündükten sonra verilen karardan bir daha dönmemek
Sebut tıval ( yedi uzun sure ): Bakara,Ali İmran, Nisa, Maide,Enam ve Enfal sureleridir.

SECAVEND:Kur’an-ı Kerimdeki durak işaretlerini bulan ve bu işaretlere kendi ismini veren ilim adamı Muhammed bin Tayfur Es secavendi dir

- Secavendi:Kur’an’da manaya göre kuvvetli ve zayıf derecesine göre kur’an kelimelerinin üzerine harfler koymak suretiyle vakıf yerlerinin işaretlenmesine secavend denir.
Bu işaretleri koyan âlim; Türkistanlı Muhammed b. Tayfur es-Secavendi dir. İşaretlere de onun ismi verilmiştir.

- Sekte: Nefes almadan sesin kesilmesi,
- Sükûn: Harfin harekesiz olması,
- Sema: Öğretmenin okuyup talebenin dinlemesi,

- Şaz Kıraat :Senedi Sahih olmayan kıratlardır.
Seccâde : Üzerinde namaz kılmak için hazırlanmış olan örtü.

Seferî – Yolcu : En az doksan km. uzağa giden ve orada en fazla onbeş gün kalmaya niyetlenen kimse, yolcular 4 rekatlı farz namazları iki rekat olarak kılarlar, Cuma ve bayram namazı kılmayabilirler, kurban kesmeyebilirler, oruçlarını kazaya bırakabilirler, mest üzerine m
Sehiv Secdesi : Namazın farzlarından, vaciplerinden birini geciktirmek veya vaciplerinden birini yapmamaktan dolayı namaz sonunda yapılan telafi secdesi
Selam : İnsanlar arasında sevgiyi artırmak için karşılaştığımız kimselere sağlık ve esenlik dileklerimizi söylemek

selbi sıfat: Allahın ne olmadığını ve neler yapmadığını ifade eden sıfatlar.

Senetül Vufud ( Heyetler Yılı) denilen h. 9. (630-631) yılında necranlı hristiyanlar medineye geldiler,peygamber onlara Ali imran 59-61 ayetleri okudu ve onları Mübaheleye (Karşılıklı lanetleşmeye ) çağırdı, düşündüler kabul etmediler.

Sevr : Peygamber (sav)’ in hicret ederken saklandığı mağara
Sılayı Rahim : Dinimizde akraba ziyaretine verilen isim
Sinagog : Yahudilerin ibadet ettikleri yer
Sırât : Cehennem üzerinde uzatılmış olan bir yol, herkes buradan geçecektir.
Siyer : Hz. Peygamber (sav)’in hayatını, güzel ahlâkını, üstün vasıflarını anlatan anlatan kitaplar

- Fatiha’dan sonra gelen ilk yedi sureye “es-Seb’ut Tıval” denir.
Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere “el-Mi’ün”,
Ayetleri yüzden az olan surelere “el-Mesânî”Daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara “el-Mufassal” denir.
“el-Mufassal da, et-Tıval(uzun), el-Avsat(orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.
-Kur’an-ı kerimin isimler:Ummul Kitap, Furkan, Kitap, Mesânî.

TECVİD İLMİ :Tecvid, harflerin mahrec ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı Kerim’i hatasız okumayı öğreten ilimdir.
TEKRARU’L-KUR’AN:Kur’an-ı Kerim’de bazı kelime ve ayetlerin bir veya birkaç yerde tekrar edilmiş olması “Tekraru’l-Kur’an” terimi ile ifade edilmiştir.

VAKF VE İBTİDA: Durmak anlamına gelen vakf, okumaya tekrar başlamak niyetiyle nefes alacak kadar bir süre için sesi kesmekten ibarettir. Başlama anlamına gelen İbtida ise, ilk defa okumaya başlamak veya vakftan sonra tekrar başlamak demektir
VÜCUH VE NEZAİR:Kur’an-ı Kerim’de, çeşitli manalarda kullanılan müşterek lafızların mevcut olduğu müşahade edilir. Bir kelimenin bir ayette ifade ettiği mana ile, yine aynı kelimenin diğer ayetlerde anlamlar aynı olmamaktadır. İşte biz buna tefsir ilminde “Vücuh” diyoruz. Bunun aksine de, yani çeşitli birçok kelimenin aynı manayı ifade etmesine “Nezair” denir.

SİYER  BİLGİLERİ:ASHAB-I SUFFE:Peygamberimizin Medine`deki mescidinde tesis ettigi, bu isimle anilan yere suffe, burada barindirilan sahabelere de ashab-i sffe veya Ehl-i Suffe denir.

AŞERE-İ MÜBEŞŞERE:Hz.Peygamber tarafindan cennete girecekleri daha hayatta iken kendilerine müjdelenen on sahabi.
BAHRAN GAZVESİ:Hz.Peygamber`in Süleyman ogullarina yaptigi gazve.
BAKİ KABRİSTANI:Baki Kabristanina ilk gömülen sahabe:Medine kabristani(Cennetü`l-Baki`ye)`na ilk göüen sahabe Esad b. Zürare.
BEDR:Bedrü’l-Kital veya el-Bedru’l-Kübra olarak maruf olan Bedr gazvesi, Peygamber (s.a.v) ve müslümanların İslam’ın ilk dönemlerindeki en büyük ve en önemli savaşlarından birisidir. Bu Gazve, Hicretin ikinci yılında Muhacir ve Ensar’dan oluşan müslümanlar ile Ümeyye hanedanı reisi Ebu Süfyan komutanlığındaki Kureyş müşrikleri arasında gerçekleşti ve müslümanlar bu gazvede zafer kazandılar. Bedir, Medine’nin güneybatısında, Medine’den Şam’a giden kervan yolunun üzerinde küçük bir şehirdir. Kader belirleyici bu savaşın cereyanında Peygamber (s.a.v)’in duasıyla melekler (birden beş bine kadar) müslümanların yardımına gelmiş. Bu konuya Kur’an-ı Kerim’de değinilmiştir.
BENİ KAYNUKA GAZVESİ(Sevval-H.2):Beni Kaynuka carsisinda alis veris yapan bir kadini alaya alatrak onun iffetiyle oynadilar.Oradan gecen bir müslüman kadinin feryadina kostu.Yahudiyi öldürdü.Orada bulunan yahudiler de hücum ederek sehit ettiler.Beni Kaynukalilar, kale icine girdiler. 15 gün muhasara sonrasi teslim oldular.700 kadar yahudi esir alindi.Bu savasta, yahudilerinin mallarinin tamami ganimet alindi. Kendileri de Medine`yi terk etmeleri istendi.Sevval ayinda Medine`yi terk ettiler.Suriye taraflarina gittiler.
BOYKOT YILLARI:Müsrikler, Nübüvvetin 7. yilinda Mekke´de Şib-i Ebi talib denen mahallede müslümanlari 3 yil müddetle muhasaraya aldilar.
BASRA:Güney Irak`ta Hz.Ömer tarafindan kurulan bir sehir.
BEDİR-UHUD-HENDEK SAVAŞLAR:Bedir Medine`ye 60 km. Mesafededir.Islam`da ilk savas burada yapilmistir.Bedir savasinda(624) 14 sehit,70 düsman kayip 70 de esir alinmistir.Uhut savasinda 70 sehit, 22 düsman ölmüstür. Hendek savasinda 6 sehit, 8 düsman ölmüstür.Uhut sehitlerinin cenaze namazlari kilinamamisti.Veda haccindan döndükten sonra Uhud sehitlerini Peygamberimiz ziyaret etti.Namazlarini kildi.(Tecrid Tercemesi, c.11,sh.4)
BİLAL-i HABEŞ:Ibn-i Rebah.Künyesi Ebi Abdullah veya Ebu Abdilkerim`dir.Peygamberimizin ilk müezzini olan sahabe.Medine de ilk defa sabah ezanini, Mekke`nin fethinde Kabe`de ögle ezanini okudu.Islami iilk kabul edenlerden, büyük sahabi,Islam`in ilk müezzini.Aslen habesli olup annesi hamame, babasi iseRebah`tir.Ümeyye b. halef`in kölesi iken gördügü bütün baskilara ragmen islam`a girmis ve cektigi bir cok eziyet karsilik dininden vazgecmemistir.Hz.Ebubekir (r.a) Bilal`i Ümeyye`den satin alarak azad etti.Medine`ye hicret etti.Mekke`nin fethi de dahil resulullah`in bütün savaslarina katildi.Mekke`nin fethinde eski efendis Ümeyye ile karsilasti ve onu öldürdü.Fetih`ten sonra Kabe-i Muazzama`nin üzerine cikarak ezan okudu.Peygamberimizin vefatindan sonra üzüntüsünden Medine`yi terk ederek Sam`a gitti ve buraki bütün savaslara ktildi.Hz.Ömer devrinde de cihaddan geri kalmadi ve Kudüs`ün teslim alinmasinda hazir bulundu.Hicretin yirminci yilinda sam`da vefat etti ve oraya defnedildi.
CEMEL OLAYI:Hicri 36. senesinde vuku bulan, elem verici ilk muharebedir.Hz.Aise, Talha ve Zübeyr 30 bin , Hz.Ali 20 bin kisi.Netice de her iki taraftan 10 bin sehit ediliyor.
CENNETÜ`L MUALLA :Mekke mezarligi.Hz.Peygamberin büyk dedelerinden Kusay, dedesi Abdülmuttalib, amcasi Ebu Talib, ilk hanimi Hz.Hatice`nin Hacun mezarligina defnedilmistir.
CEBRAİL: Dört büyük melekten birinin ismi olup,Peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir.Kur`an`da bu melegin ismi Cibril,Ruhu`l-Kudüs, Ruhu`l-Emin, Ruh ve Rasul seklinde gecmektedir.cebrail, Peygamberimize asli seklinde iki kere görünmüstür.Biri Hira magarasinda ilk vahyi getirdigi zaman, digeri de Mirac`da“Sidretü`l-Münteha“ da gerceklesmistir. Bazen de Rasulullah`a insan sekilinde ashabtan yüzü nurlu olan Dihye el-Kelbi suresinde görünmüstür.(Dini Kavramlar Söz.DiB.Sh.85)
CELUHA SAVAŞI:Hz.Ömer devrinde Irak`ta müslümanlarla Sasaniler arasinda cerayan eden meydan muharebesi.
CEMEL SAVAŞI:Hz.Ali ile Hz.Aise arasinda cerayan eden savas(36/656).Hicri 36. senesinde vuku bulan, elem verici ilk muharebedir.Hz.Aise, Hz.Talha ve Hz.Zübeyr`in 30.000 bin,Hz.ali`nin 20.000 .netice de her iki taraftan 10.000 sehid ediliyor.
CESSAME:Hz.Hatice (R.Anha) nin arkadaşı.
ÇİHAR-İ YAR-İ GÜZİN:Farsca 4 anlamina gelen cihar,dost dost anlamina gelen güzin kelimelerinin birlesmesinden meydana gelmistir.4 seckin dost, 4 halife, Hülefa-i Rasidin:Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali (radiyallahu anhum).
Cİ`RANE:Huneyn Gazvesinde elde edilen ganimetlerin dagitildigi yer. Mekke ile Taif arasında, Mekke’ye 29 km. uzaklıktaki Ci’rane, Harem sınırları içerisinde bulunan kimselerin ihrama girdikleri yerlerden birisidir.
CÜVEYRİYE BİNT EBU SÜFYAN:Hz.Peygamber`in baldizi, kadin sahabi.
CEVAMİU`L-KELİM:Terim olarak, Hz.Peygamberin az sözle cok mana ifade etme özelligini belirmektedir.”Ben,cevamiu`l-kelim olarak gönderildim .“buyurmustur.(Buhari, cihad, 122).hz.Peygamberin su hadisleri bunlara örnektir.“Niyetler amellere göredir.“(Buhari,iman,62)“Zarar vermekte,zarara karsi zararla mukabele de bulunmak yoktur.“(Ibn Mace, Ahkam Sh.98) -Dini Kavramlar Sözlügü DiB Sh.98-
DÂRU’N-NEDVE: Darun Nedve,Islam`dan önce, Mekke sehir devletinin önemli kararlarin alindigi toplanti yeri. Mekke sehri meclisi.İslâm’dan önce Cahiliyye çağında Mekkeli müşriklerin toplantı ve istişâre yeri; Şehir meclisi; Cahiliyye devri Mekke şehir devletinin parlamentosu. Hz. Peygamber’in dördüncü kuşaktan dedesi Kusay İbn Kitâb’ın Mekke’de M. 440 tarihinde Kâbe’nin güneybatısında ve şehirde ilk defa Kâbe yakınında, kapısı Kâbe’ye dönük olarak inşa ettirdiği dâru’n-Nedve’de Kureyş ileri gelenleri toplanır, şehrin bütün siyasî, askerî ve sosyal meseleler burada görüşülerek karara bağlanırdı (Taberi, Tarihu’l-Ümem, II, 184).
DENDAN-İ SEAADET:Hz.Peygamberimizin Uhud muharebesinde sehit olan , kirilan disinin bir parcasi.Dendan-i Seadet, Osmanli padisahlarindan Sultan Mehmet Resat tarafindan yaptirilan kiymetli taslarla süslü altin bir muhafaza Topkapi sarayinda saklanmaktadir,
DÜLDÜL:Hz.Peygamber Efendimizin Hz.Ali`ye bagisladigi beyaz dis bir katirin adi.
DARÜLHADİS :Hadis evi,hadis ve hadis ilimlerinin ögretildigi yer.Hadis ögrenimi icin kurulan müessese.
DELAİLU`L HAYRAT :Hz.Peygamber icin kullanilan salavat-i serifleri toplayan kitaplarin adidir.
ortak adi.
DELAİLU`N-NÜBÜVVE:Konusunu özlü bir deyişle Hz. Peygamber (s.a.s)’ın hak peygamber olduğunu gösteren ve hadisler arasında yer alan rivayetlerle bunlann yorumları oluşturur.
Siyer ilmiyle de yakından ilgili olan konuya dair değişik eserler kaleme alınmıştır. Bellibaşlıları şunlardır:
1. A’lâmu’n-Nubuvve: Ebu Dâvud.
2. Delâ’ilu’n-Nubuvve: Cafer b. Muhammed el-Firyâbî
3. Delâ’ilu’n-Nubuvve: Ömer b. Ahmed, İbn Şahin
4. Delâ’ilu’n-Nubuvve: Ebu Nu’aym el-İsbehânî
5. Delâ’ilu’n-Nubuvve: el-Beyhakî.
DIHYETÜL KELBİ:Ashabın en güzel simalarından biri idi. Bazı zaman Cebrail (a.s.) Resulü Ekrem (s.a.v.)’in huzuruna onun suretinde gelirdi
EBUBEKİR: Hz.Ebubekir`in Islam`dan önceki adi Abdul Kabe idi.Peygamberimiz ismini degistirdi Abdullah koydu.Hz.Ebubekir ile Hz.Ömer,Hz.Peygamberimizin yaninda, Hz.Osman ise Cennetü`l Baki`de medfundur,Hz.Ebubekir`eHalifetü Resulillah denir.Hanimi adi Ümmü Ruman.Annesi selam, künyesi Ümmü`l Hayr .Peygamberimizin esi Hz.Aise`nin babasi.Kölesi, Amr b.Füheyke .Ebubekir`in diger kizinin adi Selma idi.Kur`an, Hz.Ebubekir(r.a) döneminde toplandiHz.Ebubekir`e”Camiul Kur`an” denildigi gibi Hz.Osman`a da “Nasiru`l Kur`an” denir..Peygamberimizden sonra ilk halife secildi.
EBU HUREYRE:Ebu Hureyre`nin asil adi,Abdurrahman bin Sahra. Ebu hureyre`nin asil adi Abdurrahman`dir.Encok hadis rivayet eden sahabe.
EBÜ’L-KASIM: Peygamberimize (a.s.) Araplar arasında ilk doğan çocuğun adına nisbetle künye verme adeti olduğundan ilk oğlu Kasıma Ebu’l-Kasım (Kasım’ın Babası) künyesini almıştır.
EBÛ TURÂB “Toprak babası -veya- sahibi” anlamında Hz. Ali’ye Rasûlullah (s.a.s.) tarafından verilmiş bir künye.
EBU ZERR-el GİFARİ:Allah yolunda ilk kilici ceken sahabe.
EBU TALİBİN OĞULLARI:Peygamberimizin amcasi Ebu Talib`in ogullari:Hz.Ali, Hz.Cafer,Akil,Talib.
EBU TUFEYL AMİR B:VASİLE el-LEYS:En son vefat eden sahabe.
EHL-İ BEYT :Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ev halkı. Ehl-i Beyt, bir evde yaşayan aile fertleri, aile demektir.
ELÇİLER:Arap yari adasinin cesitli yörelerinden gelen elciler( 70`i asiyordu).Peygamberimiz, bu heyetlere karsi son derece misafirperver davranmis ve onlarla bizzat ilgilenmisti.Kalacak yer olarak da sahabenin evleri, Suffe ve mescidin yaninda br cadir misafirhane olarak kullaniyordu.
ENES:Hz.Enes sahabe.Enes(r.a) diyorki:10 yil peygamberimizin hizmetinde bulundum.Bana bir defacik olsun(Of) dedigini isitmedim.(H.enbiya Sh.436-437)
ESAD BİN ZÜRARE:Medine`ye ilk Islam dinini getiren ve yayan Esad bin Zürare`dir.
ESED KIZI FATIMA:Hz.Ali`nin annesidir.Vefat ettiginde, Peygamberimiz kendi gömlegini cikarip ona kefen yapmistir.
EBVA:Hz.Peygamber`in annesi Amine`nin kabrinin bulundugu yer.
ECNADEYN SAVAŞI:Müslümanlarin Suriye ve Filistin`i fethi sirasinda Bizanslilar`la yaptiklari ilk savas(13/634)
EMİRÜ`L-MÜMİNİN:İslam tarihinde Hz.Ömer`den itibaren devlet baskanlarina verilen unvan..
ENSAR:Peygamber`e ve muhacirlere yardimci olan Medineli müslümanlar.Peygamberimizi Medineli arkadaslarindan olan ve muhacirlere yardim eden sahabi.
ERBAUN:Hadis literatüründe kirk hadis toplayan eserlere denir.
EŞHURU`L -HURUM:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep aylari.Araplar bu aylarda savas yapmayi haram sayarlardi. Bu aylarda savaş yapmak yasak olduğu için bu adı almıştır.
ERİS KUYUSU(Bi’r-i Erîs)(MEDİNE):Medine’ye üç kilometre uzaklıkta ve Kuba Mescidi’nin batı tarafında,kıblenin sol tarafı yol kenerında kuyu üzerinde büyük taş olan bir parkın içinde bulunmaktadır.
ETBAUTEBE-İ TÂBİÎN:Sahâbe ve Tâbiînden sonra Peygamber efendimizin övdüğü nesillerden üçüncüsü olan Tebe-i tâbiîni görenler.Tebe-i tâbiînin asrı hicrî 220 (m.835)’de son bulur. Hanbelî mezhebinin imâmı Ahmed bin Hanbel, İmâm-ı Buhârî, İmâm-ı Müslim ve İmâm-ı Tirmizî, Etba-u Tebe-i tâbiîn neslindendir. (İbn-i Salâh)530-531-531- Tebe’u't-Tâbi’în veya kısaca el-etbâ’ da denir
EZVAC-İ TAHİRAT:Peygamberimizin ismetli ve iffetli, temiz zevceleri; peygamberimize hanim olma serefine ermis olan kadinlar.Hz.Hatice,Hz.Aise, Hz.Sevde,Hz.Hafsa,Hz.Ümmü Habibe, Hz.Safiye, Hz.Meymune,Hz.Ümmü seleme, Hz.Zeynep binti Cahs, Hz.Zeynep, Hz.Zeynep, Hz.Reyhane ve Hz.Cüveyriye.
FETRET:Peygamberimize gelen vahyin bir süre kesilmesi ile ilgili olarak fetret denilmistir.Fetret-i vahy:”Duha” suresinin nüzûl sebebi olarak gösterilen, Hz Peygamber (s a s )’e hıra mağarasında ilk gelen vahiy olan, sonra vahyin gecikmesi olayına da fetretü’l-vahiy, yahut fetret zamanı denir (Taberî, Camiu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an, XXX, 148; M Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, VII, 5885)
FITRI SÜNNETLER:Fitri sünnetler; 5 `dir.Sünnet olmak, kasiklari temizlemek, tirnak kesmek, koltuk altlarini temizlemek ve biyiklari kesmek(Buhari).
GANİMET:Gayri müslimlerden savas yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
GASİLÜ-L MELAİKE:Melekler tarafından yıkanan; Eshâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri. (Âdem aleyhisselâmı da melekler yıkamıştır.)
GASVETULUR:Zor zamanda,Tebük savasina verilen ad.
GAZVE:Gazvelerin sayisi 27, seriyyelerin sayisi 44 veya 46. Gazvelerin ilki Ebva gazvesi(Veddan gazvesi).
GAZVE VE SERİYYE:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaslara„gazve“ denir.Peygamberimizin gazvelerinin sayisi 27`dir.Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatin kumandasi altinda savasa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir. Seryyelerin sayisi 44 veya 104`dir.
GAZVETÜ`L-USRE(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
HİLYE :Bilhassa Hz.Peygamber`in fiziki özellikleri, bunlari anlatan edebi eserler ve ayni konuda hüs-i hatla yazilmis levhalar icin kullanilan terim.
HABEŞİSTANA HİCRET :habesistana ilk hicret;11 erkek 4 kadin, ikinci hicrette 77 erkek 13 kadin olmak üzere 90 kisi.
HİCRET:Peygamberimizin 622 yilinda Hz.Ebubekir(r.a) ile Mekke`den Medine`ye hicret etmesi olayi.
HZ.HALİME :Hz.Halime peygamberimizin süt annesi.Cocuklari, Abdullah ve Seyma.Peygamberimiz süt annesi Sa`d kabilesinden Halime´nin yaninda 4 yil kaldi. Peygamberimiz oraya bereketin girmesine sebep olmustu.
HZ.HAMZA:Uhut`ta , Hz.Hamza Peygamberimizin amcasi Ebu Sufyan`nin esi Hind`in tuttugu Vahsi tarafindan Hz.Hamza seyyidüsüheda sehit oldu.Vahsi, Cübeyr b. Mutin`in kölesi. Hz.Hamza 55 yasinda idi.Hz.Hamza kabre abdullah bin Cahs ile defnedildi.Musab b.Umeyr ve Enes b. malik´in amcasi, Enes b. Nadir bunlar arasindadir.
HANE-İ SAADET:Peygamberimizin hanimlarina ait bu odalar HANNANE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü
HANZALA:Hz.Hanzala Uhutta sehit olan ve meleklerin yikadigi sahabe.Kuba mescidinin imami Hanzala bin Ebi Hanzala, müezzini Sa`dül-Kuraz.
HATİCE:Peygamberimizin ilk hanimi ve Peygamberimize ilk inanan kadin. Peygamberimiz 25 yasindan 53 yasina kadar 28 sene Hz.Hatice vefat edene kadar tek esle yasamisti.
HAYBER SAVAŞI:Yahudilerle yapilan en büyük savas, Hayber savasidir.Hicretin 7.ci yilinda yapilmistir.
Hayber Savasi:Hayber savasi ile Sam ticaret yolunun güvenligi saglanmistir.
HENDEK SAVAŞI:Hendek savasi, hicretin 5.yilinda oldu.Hendek savasina adi verilen hendeklerin uzunligu; 5,5 km, drinligi 5 m., eni 9 m.dir.
HİCAZ:mekke ile Medine`nin bulundugu bölgeye Hicaz denir.
HİCRET:Peygamberimiz Mekke`den Medine´ye 622 yilinda hicret etti.hicret gecesi müsrikler, Mekke de darun Nedve de toplandi.Rasulullah`i hicret sirasinda yakalamak icin isterken ati cöle batan Suraka`dir.
HİCR-İ TAKVİM:Hicri Takvim , 639 yilinda Hz.Ömer döneminde kullanilmaya baslandi.
HUDEYBİYE:Mekke`nin kuzey batisinda bir yer adi.Müslümanlarin yaptigi ilk sulh antlasmasi Hudeybiye antlasmasi.Hudeybiye,Haram hudutları haricinde, mescid-i harama 22 km, şu an Şümeys diye isimlendirilen yerdir. Biat-ül Rıdvan, Hudeybiye musalahası burada yapılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v) Hicretin 6. yılında 1400 kadar ashabı ile umre yapmak üzere buraya kadar geldiler. Kureyşliler oradan ileri gitmelerine mani oldu. Peygamberimiz (s.a.v), Kureyşlilerle görüşmek üzere Hz. Osman’ı gönderdi. Hz. Osman ‘ın şehit edildiği haberi geldi. Müslümanlar şecere-i Rıdvan altında müşriklerle son demlerine kadar harb etmeye biat ettiler. Bu biata “Biat-ı Rıdvan” diye isim verildi. Hz. Osman salimen döndü. Kureyşliler sulh isteğini arz etti ve sulh yapıldı. Kurbanlar kesilerek umre yapılmadan dönüldü.Hudeybiye’de Rasülullah (s.a.v.) susuz bir kuyunun başına vararak dua buyurmuşlar o kuyudan bir mucize olarak su çıkmıştır. Ashab-ı Kiram hem kendi ihtiyaçlarını ve hem de bineklerinin ihtiyaçlarını gidermişler. Yine hiç su kalmadığı bir zaman peygamber efendimiz mübarek elini bir kap içindeki suya soktu, iki parmak arasından bir pınar çıktı, 1400 kişi ihtiyacını görmüştür
KABE HAKİMLİĞİ:Kabe Hakimliginde Peygamberimiz 35 yasinda idi.
KABE`DEKİ VAZİFELER:Rifade,hicabet,sikaye, nedve,liva,kiyade.
HİLFU`L FUDUL:Hasim,Muttalib b.Esed, Zühre ve Teym ogullarinin ittifakiyla Abdullah b. Cuda`nin evinde toplanarak karar alindi.Peygamberimiz 20 yasinda idi.
HÜLAFA-İ RAŞİD`İN:Dört büyük halife; Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali.
HİRA:Hz.Muhammed`e ilk vahyin geldigi magaranin bulundugu dag.
HABEŞİSTAN:Müslümanlarin ilk kez hicret ettikleri ve iyi karsinlandiklari, halki Hristiyan olan ülke(Etopya).Habesistan`a 1.ci hicret de 11 erkek, 4 kadin toplam 15 , 2.hicrette 77 erkek , 13 kadin toplam 90 kisi. Peygamberligin 5.yilinda ilk kafile yola ciktilar.
HZ.OSMAN:Hz.Peygamber(sas)`in sir katibi olarak bilinen Hz.Osman`dir.Hz.Osman peygamberimizin iki kizi Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ile evlendi.Peygamberimizin iki kizi ile evlendiginde “Zinnureyn(iki nur sahibi)” lakabini aldi.Mescid-i Nebi`ye minbere perde asti. Kibris`i Hz.Osman fethetti.Hz.Osman`a, 6 kisilik sura tarafindan halife secildiginde (H.23)O `na ilk biat eden kisilerAbdurahman b.Avf ve Hz.Ali olmustur.
HZ.OSMAN BİN MAHZUM:Cennetü`l baki`ye ilk defnedilen zat, Peygamberimizin süt kardesi Osman b. Mahzun`dur.
HZ.ÖMER:Hz.Ömer`in lakabi;Ömer`ül Faruk.Azebaycan, Hz.Ömer devrinde fethedildi.Peygamberimizi öldürmeye giderken müslüman olan sahabi.Hz.Ömer`in müslüman olmasiyla Kabe`de iki saf olarak ilk defa acikca ve topluca namaz kilindi.Hz.Ömer 33 yasinda iken müslüman oldu.Enistesi ve amcaoglu Sa´d b.zeyd ve kiz kardesi Fatima daha önce müslümanligi kabul ettiler.
HAC:Hicretin 9.cu yili farz kilindi.Farz olusu; kitap, sünnet ve icma ile sabittir.
HAKEM B.EBÜ`L-AS(ö.31/651):Hz.Peygamberin Taife sürgüne gönderdigi sahabi.
HANÎF DİNÎ :Hz. İbrahim tarafından temsil edilen tevhid esasına dayalı hak din. HANNÂNE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü.
HANZALA B.EBU AMİR(ö.3/625):Uhud savasinda sehit oldu. Boy abdesti almaya firsat bulamadan Islam ordusuna katildi.Hanzale`nin nasini meleklerin yikadigini Hz.Peygamber`den ögrenen müslümanlar, meleklerin yikadigi kimse lakabini verdiler.
HARAM AYLAR:İslami literatürde savaşın haram kabul edildiği 4 kutsal ay.Zilkade,zilhicce,muharrem, recep.
HAREMEYN:Hürmete ve saygıya lâyık iki belde. Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevverenin ikisine verilen ad. (İslâm Târihi Ansiklopedisi)
HÂTEMÜ’L-ENBİYÂ :”Peygamberlerin sonuncusu” anlamında Rasûl-ü Ekrem Efendimizin vasıflarından biri.

Suhuf (Sahifeler) : Kutsal kitaplara göre küçük hacimli olan Allahın bazı peygamberlerine gönderdiği kitapcıklar. Hz. Adem (as)’a 10 Sahife; Hz. Şit (as)’a 50 Sahife; Hz. İdris (as)’a 30 Sahife ve Hz. İbrahim (as)’a 10 Sahife gönderilmiştir.
Sûr : İsrafil (as) tarafından üfleneceğine inanılan ve mahiyetini sadece Allahın bildiği alet, Sûra iki defa üflenecektir. Birinci surla beraber kıyamet kopacaktır. İkinci surla beraber insanlar yeniden diriltileceklerdir.
Sûre : Ayetlerin meydana getirdiği Kuranı Kerimin bağımsız bölümler, Kuranı Kerimde 114 tane sure vardır.
Sübhâneke : Namaza başlama tekbirinden sonra okuduğumuz dua, ayrıca Cenaze namazında da okunur.
Süleyman Çelebi : Mevlid ismiyle meşhur Vesiletün necat isimli eserin yazarı olan Türk
Sünnet : Peygamber (sav)’ in farz ve vacib dışında ibadet maksadıyla yaptığı işler
Sünnetullâh : Allahın bu evrene ve bu evrendeki her türlü varlığa koymuş olduğu yasalara Kuranı Kerimde verilen isim, Allahın kanunu
Şefâat : Ahiret günü başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere Allanhın izin verdiği kimselerin günahkar müminlerin bağışlanması için Allaha duada bulunmaları
Şehid : Hiçbir dünya menfaati gözetmeden, din için vatan için düşmanla savaşan ve ölen kimseler, şehitlik peygamberlerden sonra en yüksek mertebe, rütbe kabul edilir. Şehitler Allah’ın sevgili kullarıdır. Allah onları Cennetle mükafatlandıracaktır. Kul hakkı hari
Şerefe : Minarelerde bulunan ve ezan okumak için yapılmış çıkıntılı yer
Şerif : Hz. Hasanın soyundan gelenlere verilen isim
Şeymâ : Peygamber (sav)’ in süt kardeşi
Şeytan Taşlama : Haccın vaciblerinden, sembolik olan büyük, orta ve küçük şeytana toplam 70 taş atmak
Şirk : Allaha ortak koşmak, ondan başka ilahlar edinmek
Şükür : Allahın bize yaptığı sonsuz iyilikleri, verdiği sayısız nimetleri tanımak ve buna karşılık sevinç ve teşekkürlerimizi belirtmek
Şükür Secdesi : Sevindirici bir olay veya haber yada bir sıkıntıdan kurtulunması üzerine Allaha şükür olarak yapılan secde
Taassub : Bir inanca, bir fikre körü körüne bağlı kalıp diğerlerine tahammül edememe

TA’DÎL-İ ERKÂN:Namazda rükûda, secdelerde, kavmede (rükûdan kalktıktan sonra ayakta durmada) ve celsede (iki secde arasında oturmada) her âzâ hareketsiz olduktan sonra bir miktar durmak.
TAHMÎD:”Elhamdülillah” demek. “Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur” mânâsına “Elhamdülillah” sözü ve benzerleri.
Tahıyyat : Namazların son oturuşunda okunan dua

Tâif : Peygamber (sav)’ in taşlandığı şehir
Takvâ : Allah korkusu, dinin yasak ettiği şeylerden veya haram olduğun da şüphesi olan şeylerden kendini korumak, bütün günahlardan kendisini korumak, İslama göre üstünlük derecesi

- Takrib :On imamın kıraatinin ikişer ravisinden her birine ikişer ravi(Tarık) ilave ederek okunmasıdır.
-TARIK: Yol manasınadır. kıraattaki hilaf, ya imam ya da ravisine yahut da ravilerin ravilerine ait olur. Hilaf, rivayet ve tarikler imamda nihayet buluyorsa bu kırattır. Eğer hilaf imamın ravisine ait olursa buna da rivayet denir. Şayet ravilerden sonra aşağıya doğru daha sonrakilerden birine ait olursa bu hilafa da “TARIK” denir.
-Teshil:ءَاَعْجَمِيٌّ Kolaylaştırmak demek olup, hemzenin şiddet sıfatı giderilip, hemze ile elif veya (he) arası bir esle okumaktır ki bu ses tam elif değildir tam (he) de değildir

- Tahkik: Harflerin hakkını tam vererek, mahreçlerinden çıkartarak, sıfatlarına riayet ederek, medleri gereği kadar uzatarak, tutulacak yerleri tutarak; ihfa, izhar, iklab, ğunne vb. tecvid kurallarını yerine getirmektir. Bu okuyuşa Tahkik denir.
-Tedvir: Tahkik ile Hadr arası bir okuyuştur,
Tasavvuf : Kalbi dünyanın gelip geçici işlerinden ayırıp Alah sevgisi ile bağlamak

Tavâf : Kabenin etrafında Kabe sola alınarak 7 defa dönmek, farz olan tavaf Kurban bayramının birinci günü yapılır.
Tebuk Seferi : 630 tarihinde Peygamberimiz (sav)’ in komutasında Bizanslılara karşı düzenlenen sefer, savaş olmadan geri dönülmüştür. Tebük Seferi( Gazvetül Usre:Güçlük savaşı), orduya ise güçlük ordusu manasına Ceyşul Usra denir.( 9/630)

Tecvid : Kuranı Kerimi usulüne göre okumaya yarayan ilim
.TECVİD BİLGİLERİ :

Tecvid, sıfatları yönünden harflerin hakkını ve müstehakkını vermektir

Tecvidin gayesi, Kur’ân kelimelerini Hz. Peygamber’den (s.a.s) alındığı şekliyle muhafaza

etmek ve Kur’ân tilâvetinde hata yapılmasını önlemektir

Tecvid, ilim olarak farz-ı kifâye, uygulama olarak Kur’ân okuyan kişilere farz-ı ayındır.Arap alfabesi

.Teshil, sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır.

.İmâle, sözlükte “bir şeyi bir şeye meylettirmek” demektir.

.Med harflerinden biriyle sesin uzatılması”na denir

 .Hemze:Boğazın en dibindeki “hakiki mahrec”den çıkar ve “ أ ” şeklinde yazılır

.Hemze-i Katı’: Yazıda ve okunuşta bulunan dolayısıyla da med sebebi olan hemzedir.

.Hemze-i Vasıl:Vasıl halinde okunmayan dolayısıyla da med sebebi de olamayan

hemzedir.

Sükûn: Sükûn, “harekesizlik”tir, alameti cezimdir.

.Sükûn-u Lâzım: Sükûn-u lâzım da, vakıf halinde de vasıl halinde de değişmeyen, mevcut

sükûndur.Yani “vakfen ve vaslen sabit olan sükûn”dur.

.Sükûn-u Ârız:. Sükûn-u ârız da, kelimenin

aslında olmayıp vakıf sebebiyle ortaya çıkan, vasıl halinde ise düşen sükûna denir.Yani bu

sükûn, “vakfen sabit, vaslen sakıt olan sükûn”dur.

.Revm:“Revm, hafif bir sesle harekeyi belirtmektir. İşmam:“Sükûndan sonra ötreye işaret etmek üzere dudakları önde yummaktır.”

.Tefsir : Kuranı Kerimi açıklayan yorumlayan ilim dalı
ÜMMEHÂTU’L-MÜ’MİNÎN :Müminlerin anneleri, Hz. Peygamber’in hanımları. Rasûlüllah (s.a.s)’ın hanımları, mü’minlerin analarıdır.Bu hanımları ; 1- Haticetü’l-Kübra 2- Hz. Sevde (r.an): 3- Hz. Aişe (r.an): 4- Hz. Hafsa (r.an5- Hz. Ümmü Seleme (r.an): 6- Hz. Ümmü Habibe (r.an)7- Hz. Zeyneb (r.an): 8- Hz. Zeyneb (r.an 9- Hz. Cüveyriye (r.an): 10- Hz. Safiyye (r.an)11- Hz. Reyhâne (r.an): 12- Hz. Meymune (r.an): Hz. Peygamtıer (s.a.s) evlenip de zifafa girmediği ve evlenmek üzere olduğu hanımlar da vardır (Kurtub, el Cami’li Ahkamil-Kur’an, 164-167).
Resulı-i Ekrem (s.a.s)’in bu hanımIarla evlenmesinin sebebi kadına düşkünlük ve maddiyat değil, siyaset ve şefkattir. Zira Hz. Aişe’den başka bütün hanımları dul ve yaşlı kadınlardı. İstese bunlar yerine genç ve güzel hanımlar alabilirdi. Peygamberimiz servet düşkünü değildir. Çünkü Hz. Hatice’den başka öteki bütün hanımları öyle servetine tamah edilecek kişiler değillerdi (Ahmed Hilmi, Tarih-i İslâm, 231-232).
Ayrıca dörtten fazla kadınla evli olmak da Rasulüllah(s.a.s)’e ait özelliklerden biridir (Abdulvahhab Hallaf İlm-i Usuli’l-Fıkh, 44).
ÜMMET-İ KAİME:Kiyam duran bir topluluk yani hakblir, dogru, dogrulan , Allah icin kalkan, müstakim, istikamet üzere bulunan , adil ümmet anlamina gelir.(Hak Dini Kur`an Dili,2,1159)
ÜMMÜ EYMEN:Ümmü Eymen Üsame`nin annesidir.
ÜMMÜL-KURA:Ümmül –Kura, karyelerin yerlesim biriminin anasi, merkezi, demek olup Mekke`nin özel adlarindan biridir.Bu isme , bagrinda cihanin kiblegahin barindirmasi olamsi sebebiyle layik görülmüs olmalidir.
ÜSLÛBÜ’L-KUR’ÂN :Üslûp; tarz, yol, biçim, metot, usul; uslûbü’l-Kur’ân ise, Kur’ân üslûbu demektir. Bununla maksat; Kur’ân’ın hem içerik ve anlam hem de şekil ve lafız yönünden kendine özgü bir metodunun olmasıdır. Kur’ân ne şiirdir ne de nesir. Secili ifadeleriyle şiire benzer, ancak şiir kalıplarına uyan bir vezni yoktur. Nesir yazılarına benzer ancak tam bir nesir yazı da değildir. Kur’ân’ın kendine özgü bir ifade tarzı vardır. Mümini müjdelerken kâfiri inzâr eder, helâla teşvik ederken haramdan sakındırır. Konu içinde konu anlatır. Kıssa anlatırken hüküm ortaya koyar, geçmişi anlatırken geleceğe yöneltir. Hasılı Kur’ân, her yönüyle bir şaheserdir
ÜSTÜVANETÜ`L-VUFUD:Hz.PeygamberinMescid-i Nebi`de elcileri kabul ettigi yer(Heyetler sutunu).
UHUD SAVAŞI:Uhut savasi 625 senesin de oldu.Uhud savasina katilan sahabelerin alfebetik olarak isim listesi M.asim Köksal`in Hz.Muhammed(sas) ve Islamiyet adli eserinin 3 ve 4 cildinin sahife 89`da zikredilmektedir.Müslümanlarin Uhud savasinda aralarindaki parola :( Emit ! Emit !=Öldür, öldür) sözü idi.Uhut`ta Mu`ab b. Umeyr, Kamia tarafindan sehit edilmsitir.Uhut`da , Hz.Peygamberin sakaklarina Ibn-i Kamia, alnini Ibn-i sihab yaraladi, dudagina Utbe vurdu.Uhut savasindaHz.Hamza 28 müsrik öldürmüstür.Hz.Hamza , Abdullah b.Cahs`in dayisi idi.Uhut sehitlerinin hemen hemen hepsi Ensar`dan idi.Muhacirlerden sehit düsenler pek azdi.Ensardan 64, muhacirlerden 6 sehit düstü.Uhut sehitlerinin cenaze namazlarinin kilindigi, kilinmadigi, namazlarinin gömüldükten 8 yil sonra kilindigi da, rivayet edilir.Uhut sehitleri ikiser ikiser kabre konuldu.Peygamberimiz « En cok Kur`an bileni, önce koyunuz ! » buyurdu. Hz.Hamza`yi kabre ;Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.ali ve Zübeyr b. Avvam indirdi.
ULÜ`L AZM (Ulu peygamberler):Hz.Nuh.Hz.Ibrahim, Hz.Musa, Hz.Isa, Hz.Muhammed Mustafa (sas).Kur`an-i Kerim, peygamberlerin bazisini, sabir ve tahammüllerin coklugu ve buna devam etmesleri sebebiyle, onlari“Ülü`l azm-karar sahibi“ diye vasiflandirmistir.ÜLÜ’L-AZM:Şerîat sâhibi, yeni din getiren peygamberlerden altı tânesine ve en büyüklerine verilen ad. Bunlar; Âdem, Nûh, İbrâhim, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed aleyhimüsselâmdır. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını insanlara anlatırken çok sıkıntı çektikleri ve bu sık ıntılara sabr ettikleri için kendilerine bu isim verilmiştir.
ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
UMRETÜ`L KAZA:Hudeybiye antlasmasi geregi Hz.Peygamberin ashabi ile yerine getirdigi umre.7 Zilkade/629 mart.
UMMU’L-KİTAB:Arapça kitabın anası anlamına gelir. Istılâhi olarak farklı anlamlara gelmektedir. Bunlardan ilki Kur’ân-ı Kerîm’in müteşabih olmayan muhkem ayetlerine verilen addır. Bir diğeri Fatiha suresine veya levh-i mahfuzda ezeli ve ebedî olarak mahfuz bulunduğundan Kur’ân’ın kendisine verilen addır
UMMÜL KURA:Mekke`nin diger sehirler arasinda önemli bir yeri vardir. Kur`an-i Kerim`de Mekke sehrine “Ummül Kura”(Sehirlerin anasi) adi verilmistir.(En`am Suresi:92)
UMRE :Sözlükte “ziyaret etmek” anlamına gelen umre, dinî bir kavram olarak, özel bir şekilde Kâbe’nin ziyaret edilmesini ifade etmektedir. Arafe, nahr ve teşrik günleri dışında senenin her zamanında yapılabilen bu ibadetin ömürde bir defa yapılması sünnet-i müekkededir. Ömürde bir defa yapılması sünnet-i müekkede olmakla birlikte daha fazla da yapılabilir. Hz. Peygamber, “Umre, kendisiyle diğer umre arasında işlenilen (küçük) günahlara keffarettir. Hacc-ı mebrûrun karşılığı ise ancak cennettir.” buyurmuştur (Buharî, Umre, 1; Müslim, Hac, 437).Umre için dışarıdan gelenlerin mîkât mahallerinde, Mekke’de bulunanların ise hill bölgesinde ihrama girmesi gerekir. İhram umrenin şartlarındandır. Umre yapmak isteyen kişi, umre yapmaya niyet eder ve telbiye okuyarak ihrama girer. Bundan sonra Kâbe’yi tavaf edip Safâ ile Merve arasında sa’y ettikten sonra tıraş olarak ihramdan çıkar. Umrenin tek rüknü, Kâbe’yi tavaf etmektir. Sa’y ve tıraş olmak ise umrenin vaciplerindendir.
ÜSLUBU’L -KUR’AN:Üslup lügatte: Uzanan yol, çeşit, vecih, mezhep ve konuşmacının konuşması sırasında izlediği yol gibi manalara gelmektedir, Kur’ân’ı Kerîm’de mevcut bulunan cümlelerin oluşumunda, yapısında, cümleleri oluşturan kelimelerin seçilmesinde kendine mahsus anlatım tarzına üslûbu’1-Kur’ân denir.Kur’ân üslûbunun özellikleri şunlardır: I – Lafzın az olmasıyla birlikte manasının zengin olması.2- Hitabın hem avam hem de havassa yönelik olabilirliği.3- Hem icmali hem de beyâni olması.4- Vurgu özelliği.5- Lafız ve manada güzellik.6- Olayları tasvir güzelliği.7- İstidlal özelliği.
USÛLÜ’L-FIKIH :Fıkıh ilmi usûlü, metodolojisi. Usûlü’l-Fıkıh; sözlükte, usûl ve fıkıh kelimelerinden meydana gelmiş bir terkiptir. Usûl, “asl” kelimesinin çoğuludur. “Kökler, asıllar, üzerine bir şey bina edilen şey” manalarınadır. Sözlükte, anlayış anlamına gelen fıkıh ise, din ıstılahında; “Tafsîlî delillerden çıkarılmış olan şer’î-amelî hükümleri bilmektir” şeklinde tarif edilir. Buna göre usulü’l-fıkıh sözlükte; fıkhın asılları, fıkhın delilleri manasına gelmektedir. Usulü’l-fıkıh, ıstılahta “Müctehidin, şer’î amelî hükümleri tafsîlî delillerinden çıkarabilmesi için gerekli olan kural ve prensiplerdir” diye tarif edilmektedir (Âmidî, el-İhkâm fı Usûlü’l-Ahkâm, I, 7 vd.; Şâkiru’l-Hanbelî, İlmi Usûlü’-Fıkıh, 31 vd; Abdülvehhâb Hallâf İlmi Usfilü’l fıkh,11; İbrahim Kâfı Dönmez, İslâm Hukuk Esasları, terc. 23, 24).
USÛL VE FÜRÛ’ :Usûl, Arapça asl’ın çoğuludur. Asl sözlükte temel, kök, soyluluk ve orijinal anlamlarına gelir. Fıkıh usûlü terimi olarak “asl” delil olarak fıkhın köklerini yani kaynaklarını veya dayandığı delilleri konu olarak ele alan ve bu deliller aracılığı ile hüküm çıkarma metotlarını anlatan bir ilimdir.Bir miras terimi olarak usûl, miras bırakanın anne veya baba tarafından yukarıya doğru bütün dede ve ninelerini ifade eder. Ölenin babası, onun babası, babasının babasının babası gibi. Veya annesinin annesi… veya babası ile bunların ilânihâye anne ve babaları bu kapsama girer. Miras bırakana araya bir kadın girmeksizin bağlanan erkek hısımları ister neslinden gelinenler, isterse neslinden gelen erkek çocuk ve erkek torunlar olsun “asabe” adını alır. Bu yüzden baba ve babanın ilânihâye babası asabe olduğu gibi, oğul ve ilânihâye oğlun… oğlu asabe grubuna girer. İşte bir kimsenin neslinden gelen oğul, kız, oğlun oğlu veya kızı “fürû” denir. Bunun tekili olan “fer” sözlükte üst, yukarı, dal, bir şeyden çıkan, meydana gelen anlamlarına gelir.
USULÜ’L-HADİS :Kabul ve red yönünden hadisin sened ve metnini inceleyen ilim dalı.Hadis ilmi temelde rivayetu’l-hadis ve. dirayetu’l-hadis diye iki ana bilim dalına ayrılmaktadır. Rivayetü’l-hadis ilmi, Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’in söz, fiil, takrir ve hallerini; bunların zabt edilip usulüne uygun olarak sonraki nesillere nakledilmelerini (rivayetlerini) konu edinen hadis ilim dalıdır.Usulu Hadis (Ulumül Hadis) daha çok ıstılahlar üzerinde durduğu için bu ilme MUSTALAHU’L HADİS de denir.
USUL-Ü TEFSİR :Tefsir usûlü ya da İlmu Usûli’t Tefsir, Kur’ân-ı Kerim’in insanlar tarafından anlaşmasına yardımcı olmak üzere onu, insanların zihinlerine, akıllarına yaklaştırma çalışmaları diyebileceğimiz tefsirin ve müfessirlerin prensiplerini, şartlarını ve çerçevesini belirleyen, tarihini tesbit eden ilim veya ilimlerin hepsine birden verilen isimdir. Zaman zaman “Kur’ân İlimleri” (Ulûmu’l-Kur’ân) adıyla da anılmıştır. Hattâ ilk devirlerde Tefsir usûlü yoktur, ulûmu’l-Kur’ân vardır ve bu iki kavram birbiri yerine kullanıla gelmiştir.Tefsirin ekollerini, tarihi gelişimini, eğilim ve kaynaklarını, her eğilimin özelliklerini, müfessirlerin metotlarını, İslam alimlerinin buna karşı tutumlarını, tefsir kaynaklarının farklı formlar almasını etkileyen faktörleri ve tefsir hayatının muhtelif şartlarını inceleyen bir ilimdir.
YAKUP ALEYHİSSELAM:Yakup Aleyhisselam , İshak Aleyhiselamın oğludur.Yakup Peygamber, Yusuf peygamberin oğludur.Yakup Aleyhisselamin Lakabi « Israil » oldugundan oğullarına ve torunlarına « Beni İsrail « (Israil oğullari) denilmiştir.Hz.Ishak`tan sonra yerine Peygamber olarak Kenan ilinde kalmıştı.Sonra Mısır`a gitmiş orada vefat etmiştirHz.Ibrahim Aleyhisselamin gömülü bulundugu « Halilurrahman « kasabasindaki mağaraya taşınmıştır. Yakup Aleyhisselamın on iki oğlunun isimlerini Rubin,Yehuza, Zevina, Usir,Sem`un,Yessuhuz, Taftuna, Bünyamin,Lavi,Zebulun, Kavza ve Yusuf Aleyhisselam.
YAHYA ALEYHİSSELAM: Zekeriya Aleyhisselamin ogludur.Yahya Aleyhisselam, Musa peygamberin seriati üzere amel ederdi. İsrail ogullarinin reisi,Hiredus.Hiredus Yahya Aleyhisselamdan ne talepte bulundu.İsa Aleyhisselamin gelince , onun seriati üzerine amel etmekte oldugu anda ;Israil ogullarinin reisi »Hiredus » Musa Peygamberin seriati üzere kendi kardesinin kizini almak istedi.Fakat Yahya Aleyhisselam bu nikahin Isa`nin seriatina göre olmayacagini söylemesi üzerine henüz 30 yaslarinda iken sehit ettiler.Bu cinayeti isleyenler bunu cezasini cekmistir.Yurtlari harap olmustur, nesilleri kesilip gitmistir.Ahirette görecekleri azap ise daha korkunctur .Ilk sehit peygamber,Yahya Aleyhisselam. Sonra babasi Zekeriya Aleyhisselam sehit oldu.Yahya ismi, yahya Aleyhisselamdan önce baska kimseye verilmismiydi ? Kur`an- Kerim`de Yahya adinin daha önce hic kimseye verilmedigi(mery9/7), daha cocuk iken ona hikmet, rahmet ve günahlardan temizlik verildigi, ana babasina iyilik edici oldugu, asi olmadigi, Allah`in emirlerine göre hareket etmesi istendigi bildirilmekte,oldugu, ölecegi ve yeniden dirilecegi güne selam olsun denilmektedir..(Peygamberler Tarihi, Asim Köksal,Sh.236).

- Vakıf: Ses ve nefesin birlikte kesilmesi,
- Vecih :İmam, ravi ve ravinin ravisi dışında karının tahyirine (okuyucunun tercihine) vecih denir. Örneğin: meddi arızda bütün kıraat imamları için tul, tavassut, kasır olmak üzere üç türlü okuyuş caizdir. İşte bu üç türlü okuyuştan birini tercih etmeye vecih denir.

YENİ İLMİ KELAM:Yeni ilmi kelam, Izmirli Ismail Hakki `nin kelama dair eseri.

YESRİB:Peygamberimiz, Medine´ye Yesrib denilmemesini hos görmemeis“O , Medine`dir“ demistir.Medine`nin eski adi.
YAHUDİLİK:Yahudilikte toplu ibadet, bulug cagina ulasmis en az on erkekle yapilir.
YEVM-İ AREFE(Arefe günü):Zilhiccenin 9.cu günüdür.
YEVM-İ NAHR(Kurban kesme günü):Zilhiccenin 10, 11,ve 12. ci günleridir.
YEVM-İ TERVİYE:Zilhiccenin 8.günü.Hz.Ibrahim. oglu Hz.Ismail`i kurban kesmekle ilgili rüyasini o gece görmüs, terviye günü bu rüya üzerinde düsünmüs, ertesi arefe günü ( 9 Zilhicce) bunun sadik rüya oldugunu anlamis,bayram günü(10 Zilhicce) de Hz.Ismail`i kurban etmeye tesebbüs etmis oldugu rivayet edilir.Terviye:Suya kandirmak veya gördügü rüya üzerinde düsünmek demektir.
YUHANNA İNCİLİ:Hz.isa`nin dünyadan ayrilisindan otuz sene sonra , Hz.Isa`nin ögrencilerinden biri oldugu ileri sürülen Yuhanna tarafindan yazilmistir.
YUSUF SURESİ(12):Surenin bu şekilde isimlendirilme sebebi Yakub’un oğlu Hz. Yusuf’un kıssasına burada işaret edilmiş olmasıdır. Hz. Yusuf ve kardeşlerinin kıssası, diğer Kur’an kıssalarının parça parça ve ayrı ayrı su¬relerde gelmesinin aksine detaylı ve bir bütün halinde bu surenin başından sonuna dek düzenli bir şekilde anlatılmıştır. Bu surenin bir diğer adı da bu kıssaya binaen Ahsenü’l-Kısas’dır. 111 ayet ve 1796 kelime içermektedir. Mushaftaki sıraya göre 12. sure, nüzul sırasına göre de Kur’an’ın 53. suresi ve Mekki’dir. Huruf-i mukattaa (Elif, Lam, Ra) ile başlayan altıncı suredir.
YAHUDİ:Yahudi kelimesi buzagiya tapmaktan tevbe ettikleri vakit israilogullarina takilmis bir addir.Bir rivayete göre d Hz.yakub`un en büyük oglu Yahuza`ya nisbet edilmistir.
YALANCI PEYGAMBERLER:Tuleyha b.Huveylid, Malik b. Nüveyre,Seccah(bir kadin müslüman oldu),Müseylimetü`l-Kezzab.
YÂSİN SÛRESİ :Kur’ân-ı Kerîm’in otuz altıncı suresi. Seksen üç âyet, yediyüz yirmi yedi kelime ve üçbin harftir. Fasılası nun ve mim harfleridir. Mekkî surelerden olup Cin sûresinden sonra nazil olmuştur.
YEDİ MUSHAF-YEDİ ŞEHİR:Yedi Mushaf,Zerkeşî (h. 745-794) Mukni’den naklen, Suyûtî (h. 849-911) de Sicistânî’ye atfen Osman’ın çoğalttığı mushafların yedi olduğuna dair görüşlere eserlerinde yer vermişler; devamında ise, sözkonusu mushafların dağıtımına ilişkin bilgileri oralarda sunmuşlardır.( ZERKEŞÎ, Burhân, I/334; SUYÛTÎ, İtkân, I/189.)
Bu yedi nüshadan üçü günümüze kadar gelebilmiştir. Bu üç nüshadan biri, Osmanlıların Medine’den çıkarken yanlarında getirdikleri ve hâlen Topkapı Sarayında bulunan nüshadır. İkincisi Timur’un Şam’dan alıp götürdüğü nüshadır ve hâlen Taşkent’te bulunmaktadır. Üçüncüsü ise İngilizlerin Moğol hükümdarlarının sarayından alıp Londra’ya götürdükleri ve İndia Offica kütüphanesine koydukları nüshadır. Araştırmacılar bu üç nüsha üzerinde yaptıkları inceleme sonunda hem muhtevâ hem de şekil bakımından tam bir uygunluk ve birlik bulunduğunu tesbit etmişlerdir.
Yedi Şehir,Hz. Osman, istinsah ettirdiği Kur’an nüshalarından altısını Basra, Kûfe, Şam, Mekke, Yemen ve Bahreyn’e göndermiş; bir tanesini de Medine’de bırakmış ve onu “İmam Mushaf” addederek kendisi alıkoymuştur.
YELEMLEM:Yemenlilerin mîkatıdır. Mekke’nin güney-doğu yönünde yer alır. Mekke’ye yaklaşık 54 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en yakın mîkattır.
YEMEK DUÂSI :Hz. Peygamber (a.s), yemeklerden sonra pek çok dua yapmıştır. Bu sebeple yemek duası ile ilgili oldukça çok hadis-i şerifler mevcuttur. Bu duaların bir kısmını birleştirerek okumakta fayda vardır şöyle ki:
“Bize yediren, içeren, Müslüman olmayı nasib eden Allah’a hamdolsun.” (Ebû Dâvud III, 475). Âllah’ım! Bize bu yediğimiz yemek sebebiyle bereket ver, hakkımızda bu yemeği mübarek kıl. Bize bu yemekten daha hayırlı olanını yedir.” (Tirmizî, Daavat, 55) “Bize rızık ver, sen rızık verenlerin en hayırlısını.” (Maide, 5/114). Allahım! Biz senden nimetin tamamını, kusursuz ümmeti ve ayetin devamını istiyoruz.” (Ebu Davud III, 501).
Enes b. Mâlik (r.a) anlatıyor: Rasûlüllah (a.s) şöyle buyurdu: “Yemeğini yedikten sonra şu şekilde duâ eden kimsenin geçmiş günahları bağışlanır”
“Sarfedilen güç ve kuvvet bana ait olmadığı halde bu nimeti bana yediren, bana rızık olarak takdir buyuran Allah’â hamd olsun”(Tirmizî, Daavât, 56).
YEMEN:Yemen Arap Cumhuriyeti yada Kuzey Yeme.Arabistan Yarimadasi`nin güneybatisinda yer alan ve 1918`de Kuzey Yemen olarak bagimsizligini kazanan ülke, 1962`de Yemen Arap Cumhuriye adini aldi.1990 `da Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti ile birleserek Yemen Cumhuriyeti`nin bir parcasi oldu.Baskenti Sana`dir. Öteki önemli kentler Hudeyde,Adenve Taiz`dir.Ilk ve orta ögrenim parasizdir.Baslica ürünleri:Patates, arpa, bugday, hurma, pamuk, kahve ve tütün.

YEŞİL KUBBE( KUBBETUL HADRA):1813 yılında Sultan II.Mahmut Kabr-i Şerifin üzerine kurşunla kaplı bir kubbe yaptırır.Rengini de yeşile boyatır.Bu gün gördüğümüz muhteşem Yeşil Kubbe II.Mahmut’un yaptırdığı Kubbenin ta kendisidir. Peygamberimizin mezarına ev sahipliği yapan Mescid-i Nebevî, Hicret`ten sonra Medine`de Hz. Muhammed(s.a.v) ve ashabı tarafından inşa edildi. İslam aleminin en kutsal mezarları Kubbetul Hadra(yeşil kubbe) ismi verilen mekanda burada bulunmaktadır.Kubbetul Hadra bugünkü halinde Osmanlı tarafından getirilmiştir. Kubbetul Hadra’nın hemen yanıbaşında bulunan bir minare çok ilginçtir. Bu minare ünlü Pisa kulesi gibi eğiktir. Ondar farklı olarak bu minare bilinçli olarak eğik yapılmıştır. Eğik yapılmasının temel nedeni herhangi bir doğal afet anında minarenin Hz. Muhammed’in mezarının üzerine devrilmesine engel olmaktır. Bu nedenle kule mezarın zıddı yönünde eğimlidir.
YEZİDİYYE :Şeyh Adiy bin Musafir bin İsmail bin Musa bin Mervan bin el-Hasan bin Mervan’a (ö.1160 ya da 1162 Laleş, Musul) dayandırılan İslâm dışı inanç akımı. Akım üyeleri halk arasında şeytana tapanlar (şeytanperest, abade-i iblis) ve çerağ söndürenler olarak adlanırılır.İnanç sistemleri eski İran inanışlarının etkisiyle olmuştur.
YUNUS SURESİ(10): Bu şekilde adlandırılmasının nedeni, Hz. Yunus’un hikayesine bu surede işaret edilmesidir. 109 ayet ve 1842 kelimeye sahiptir. Mushaftaki sırası onuncu, nüzul sırası ise, Kur’an’ın 101. suresi olup Mekki’dir. Huruf-i mukattaa (Elif, Lam, Ra) ile baş¬layan 29 surenin dördüncüsüdür. İçerdiği konular, Yüce Allah’ın kudretinin görüntüleri, O’nun var¬lığının delilleri, Nuh, Musa ve Yunus gibi Pey¬gamberlerin kıssalarıdır. Fasılası lam, mim, ve nun harfleridir.
ZÂHİRU’R-RİVÂYE :Zâhiru’r-rivâye; Hanefi mezhebine ait hükümlerden, ilk imamlardan sonraki nesillere aktarılan meselelerin bir çeşididir. Buna mesâilü’l-usûl de denilir (İbn Abidin, Resâil, I, 16).Hanefi mezhebinin esaslarına ait ictihatların, imamlardan sonraki devirlere nakli genelde İmam Muhammed’in kitapları vasıtasıyla olmuştur. Çünkü İmam Muhammed’in hem eserleri fazladır, hem de bunlar zamanımıza kadar gelmiştir. Bu yüzden ona Hanefi mezhebinin nâkili denilmektedir (Hayrettin Karaman, İslâm Hukuk Tarihi, 98). İmam Muhammed’in, Ebû Hanife’nin, Ebû Yusuf’un ve kendisinin görüşlerinden derlediği kitapların bir kısmı tevatür veya şöhret yoluyla sika raviler tarafından nakledilmiştir. Bir kısmının rivâyeti ise bu derece sağlam değildir. Bunlardan birincisine Zâhiru’r-rivâye, ikincisine ise Nâdiru’r-rivaye denilir (İbn Abidin, Dürrü’l-Muhtar, I, 69).Zahiru’r-rivâye meseleleri İmam Muhammed’in derlediği şu altı kitapta toplanmıştır:1- el-Mebsût: 2- el-Câmiu’s-Sağîr: 3- el-Câmiu’l-Kebir: 4- es-Siyeru’s-Sağir: 5- es-Siyeru’l Kebîr: 6- ez-Ziyâdât.
ZÂRİYÂT SÛRESİ :Kur’ân-ı Kerîm’in elli birinci sûresi. Altmış âyet, üç yüz yetmiş kelime ve bin iki yüz seksen altı harftir. Fasılası elif, kaf, ayın, kef, fa, min ve nun harfleridir. Mekkî sûrelerden olup, Ahkaf sûresinden sonra nâzil olmuştur. Adı birinci âyetinin ilk kelimesi olan “ez-Zâriyât” tan alınmıştır. Zâriyât kelimesi, zâriyetün kelimesinin çoğuludur ve şiddetli rüzgâr demektir (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, İstanbul 1971, VI, 524 vd.)
ZARÛRÂT-I DİNİYYE :Bir Müslüman için din yönünden bilinmesi gereken, Hz. Muhammed (s.a.s)’in Allah tarafından tebliğ edip haber verdiği kesin olarak belli esas, hüküm ve haberler. Zaruret, sözlükte; ihtiyaç, çaresiz sıkıntı, meşakkat demektir. Çoğulu “zarûrât” ve “zarâir” dir. Zarûrât-ı dîniyye tamlaması; “dine ait zarûretler” yani “dine ait olup bilinmesi ve inanılması gereken esaslar” anlamına gelir. Bunları kabul ve tasdik etmek her mü’min için farzdır. Bunlardan şüphe etmek mü’minin imanını zedeler.Bu esaslar ya bizzat Hz. Muhammed’ten işitilmek veya tevatür yoluyla O’ndan haber almakla öğrenilir. Tevatür de, yalan söylemekte birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen güvenilir bir topluluğun verdiği haber demektir.
ZATU’R-RİK’A GAZVESİ :Hicretin dördüncü yılında Gatafan’dan Muhariboğulları ile Sa’lebeoğullarına karşı yapılan gaza. Olayın geçtiği yere nisbetle bu adı almıştır (İbnu’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-,Tarih, Beyrut 1979, 174, Asım Köksal, İslâm Tarihi, IV, 121-122).Rasûlüllah (s.a.s) Nadîroğulları Gazvesinden döndükten sonra iki ay sonra, Muharıboğullarından hayvan satmak için Medine’ye gelen bir adam, Muhariboğulları ile Sa’lebeoğullarının, müslümanlarla savaşmak için hazırlandıklarını ve Nahl yakınlarındaki Zatu’r-Rik’a'da toplandıklarını haber verdi (4. yıl Muharrem ayı) (İbnu’l-Esir, a.g.e., aynı yer).Rasûlüllah (s.a.s) Nahl yakınında Sa’d ile Şukrâ arasında bir yer olan Zatu’r-Rik’a'ya kadar ilerledi. Ancak müşrikler savaşa cesaret edemediler ve dağılarak etraftaki tepelere çekildiler.Bu arada namaz vakti girmiş bulunuyordu. Ancak müslümanlar, namaz kılarken düşmanın saldırıya geçmesinden endişeleniyorlardı. Burada korku namazı ile ilgili âyet (en-Nisa, 4/101-103) nazil oldu ve Rasûlüllah (s.a.s), ashabına bu âyetin bildirdiği şekilde namaz kıldırdı Müşrikler geri çekilirken sürülerinden bir kısmı orada kalmıştı. Rasûlüllah (s.a.s) bu mallara ganimet olarak el koydu (Belazurî, Ensâb, I, 340). Ayrıca bir kadın da esir edilmişti (İbnu’l-Esir, a.g.e., 175).
ZÂT-Ü IRK:Mekke’ye Irak yönünden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye uzaklığı yaklaşık 94 kilometredir.
ZAVİYE:Tekkenin küçüğüdür.Daha çok şehir ve kasabaların ücra köşelerinde bulunur.Zaviye;hücre,küçük oda manalarına da gelir.Eskiden büyük kervanların geçtiği ıssız yollarda veya köy ve kasabalarda; dînî ilimlerin, İslâm ahlâkının ve fen ilimlerinin öğretilmesi, yolcuların barınması maksadıyla kurulan yer; küçük tekke.Türkiye Selçuklu Devleti’nden sonra kurulan Osmanlı Devleti zamânında Anadolu’nun çeşitli yerlerinde zâviyeler kuruldu. Osman Bey, sık sık hocası Şeyh Edebâlî’nin zâviyesine gider, sohbetlerini dinlerdi. Zâviyeye devâm eden genç, orta yaşlı, ihtiyar her zümreden insan, gerekli dînî ilimleri okuyarak ve yaşayarak öğrenir, güzel ahlâk sâhibi ve herkes tarafından sevilen, topluma faydalı bir kişi olarak cemiyete katılırdı. (İslâm Târihi Ansiklopedisi) … Zâviyeye bir yolcu geldiği zaman, eşyâ ve hayvanları yerleştirildikten sonra hamama sokuluyor, güzelce yıkanıyor,sonra bir odaya alınıp, yiyecek ve içecek ikrâm ediliyordu. Akşam namazından sonra zâviyede Kur’ân-ı kerîm okunuyor ve gece teheccüd namazına kalkılıyordu… (İbn-i Battûta) Tasavvufta bulunan kimselerin, ibâdet için çekildiği tenhâ yer.
ZAYIF HADÎS: Râvîleri, sahih ve hasen hadîs râvîlerinin vasıflarını taşımayan hadîslerdir.
ZEBÂNÎ :Cehenneme gidenlerle meşgul olan melek, cehennemlikleri cehenneme atmaya memur edilen melek, cehennem bekçisi. ZEHREVAN:Bakara ve Âli îmrân sûrelerine verilen isimdir.

ZEKAT:Zekât,lûgat deyiminde temizlik, bereket, çoğalma, güzel övgü manalarını taşır. Din deyiminde ise; “Bir malın belli bir miktarını, belli bir zaman sonra hak sahibi olan bir kısım müslümanlara Yüce Allah’ın rızası için tamamen temlik etmek (mülkiyetine geçirmek)tir.” Zekât vermeye, “Tezkiye”, zekât verene de “Müzekkî” denilir. Şahidler hakkında yapılan övgüye de “Tezkiye” dendiği bilinmektedir. Zekât vermek farzdır. Peygamberimizin hicretlerinin ikinci yılında, oruçtan önce farz kılınmıştır.

ZELLE:”Peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıklara kusurları, ifade eden bir terim (Aliyyü’l-Karî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber, Mısır 1323, 51, 53).Peygamberler aslında günah işlemezler. Onlar “İsmet” sıfatına sahiptirler. Ancak, istemeden bazı kusurlar işlemeleri de mümkündür. Şu kadar var ki böyle bir hata işleyen peygamber hatasına devam etmez. Allah onu derhal uyararak hatadan uzaklaştırır, yanlışını düzeltir.Zelle, efdal (en üstün) olanı terkedip, fadıl (üstün) olanı yapmaktır şeklinde de izah edilir (Ebu’l-Berekât Abdullah en-Nesefî, Tefsir, IV, 365). Bu izaha göre, zelle bir kusur olmaz. Fakat peygamberlere yakışan daima en üstün olan davranışta bulunmak olduğu için, zelle işleyen Peygamber’in dikkati çekilir.
ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değisecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlami“Okuyanin sürçmesi,“ yanı yanlış okuması demektir. Okuyucunun sürçmesi ve yanılması anlamına gelen zelletü’l-kârî, dinî bir kavram olarak, namazda kıraatte yanılmayı ifade eder. Buna lahn da denir.

-Zelletül Kari : Okuyucu hataları,
Kıraate Altı Türlü Hata Vardır: Ayette, Kelimede, Harflerde, İ’rab da Kelimenin Kat’ın da, Vakf ve İbtida da.


ZELZELE SURESİ: Sure, kıyametin kopacağı esnada yerin sarsılmasından ve alemin düzeninin bozulmasından sözettiği için bu adı almıştır. (İza zülzileti’1-ardı zil-zaleha=Yer o büyük sarsıntıyla sarsıldığı zaman). Surenin diğer adı Zilzal’dır. 8 ayet ve 36 kelimeden oluşmuştur. Mushaftaki sıraya göre 99. sure, nüzul sırasına göre Kur’an’ın 93. suresi olup Medeni’dir. Kısar (kısa) surelerin ilkidir. Bu sureler 17 tane olup bu sureden sonraki tüm sureler ve Hamd (fatiha) suresini kapsamaktadır. İslam’ın ve Kur’an’ın en önemli mesajlarından biri bu surede yer almaktadır. Bu mesaj şudur: Artık her kim zerre miktarı hayır işlemişse onu (mükafatını) görür ve her kim zerre miktarı şer işlemişse onu (cezasını) görür.

ZEMAHŞERÎ :Ebû’l-Kâsım Mahmud İbn Ömer ez-Zemahşerî el-Harezmî. Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelâmcı ve müfessirdir. Mekke’de uzun süre ikamet ettiği için Cârullah lakabı verilerek “Cârullah Zemahşerî” adıyla meşhur olmuş, ayrıca kendisine “Fahr-ı Harezm” ünvanı da verilmiştir.Mahmut Ibn-i Ömer Hanefi fukahasindan meshur bir alimdir.Pek kudretli bir müfessirdir.

ZEMZEM:Kabe´nin yaninda bulunan kuyu ve bu kuyunun mukaddes suyunun adi.Ibrahim(as)`in duasi, Hacer`in teslimiyeti ve henüz kücük bir bebek olanIsmail (as) `in hatiri icin, Yüce Allah zemzemi ortaya cikardi.
ZEVAİD:Kelime olarak “fazlalık” manasına gelen “za’id” in çoğuludur. Hadîs Usulü ilminde umumiyetle meşhur Hadîs kitaplarında bulunmayan, bir başka muhaddis tarafından rivayet edilerek müstakil kitaplarda toplanan Hadîslere denir

ZEVAİD SÜNNET:Hz.Peygamber(s.a.v) in bir insan olması itibariyle yaptığı, Allahü Tealadan bir tebliğ veya Allahın dinini açıklama niteliği taşımayan beşeri fiillerine Zevaid Sünnet denir.
ZEVAL VAKTİ:Gün ortası, öğle vakti.
ZEVATU’R-RA :Elif Lâm Râ ile başlayanYûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)
ZEYD BİN HARİSE:Kr`an`da ismi anılan tek sahabe.(Ahzab suresi:37).Zeyd :Zeyd bin Haris, Resulullah (s.a.v)’in evlatlığı idi. Hz. Peygamber (s.a.v), onu vahiy nazil olmazdan evvel, daha köle iken Ukaz panayırından satın almıştı. Daha sonraları müslüman oldu. Bundan dolayı da babası onu evlatlığından kovdu. Resulullah (s.a.v) da onu kendi evlatlığı olarak kabul etti. Peygamber (s.a.v), onun oğlu olan Usame’ye büyük bir değer verirdi. Peygamber (s.a.v), güzel ve asilzade bir aileye mensub olan Zeyneb’i onun için istedi. Zeyneb, istekli olmadığı halde Resulullah (s.a.v)’a olan saygısından dolayı onunla evlenmeyi kabul etti. Daha sonraları ikisi arasında anlaşmazlıklar baş gösterdi ve Hz. Resul (s.a.v), onların arasını bulmak için defalarca uğraştı. Fakat sonunda Zeyd, Zeyneb’i boşadı. Hz. Peygamber (s.a.v), öz evlat ile evlatlık arasında fark olduğunu hükme bağlamak için Zeyneb ile evlendi. Ahzab suresinde 36-40. ayetler bu olaya işaretle zikredilmiştir.

ZEYNEL ABİDİN(Zeynü`l-Abidin):Lügat manasi, ibadet edenlerin ziyneti demektir.(H.50-93).On iki imamin 4.cüsü olan zattir.Peygamberimizin torunu.Hz.Hüseyin`in ortanca oglu.Asil adi Ali`dir.Tabiin büyüklerindendir.Medine-i Münevvere`de vefat etti.
ZEYNEP BİNT-İ CAHŞ:Peygamberimizin hanımı Zeynep bint-i Cahş, vefat edince cenazesi tabutla taşınan ilk müslünan kadındi. Baki Kabristanına defnedildi.Zeyneb`in asıl ismi Berre idi. Peygamberimiz, onu Zeyneb`e çevirmisti.
ZİKİR:Anmak, hatirlamak, ezberlemek, akilda tutmak demektir.Allah`i anmanin zamani ve siniri yoktur.Zikr: Lügatte anmak, yad etmek, hatıra getirmek, beyan ve ifade etmek, hafızada olanları hatırlamak gibi manalara gelir, İstİlahta Cenâb-ı Hakkın yüce ismini büyüklüğünü ve uluhiyetini anmaktır ki üç şekilde olur. Şöyle ki: Ya lisânen olur. Bu, Hak Teâlâ’nın mübarek isimlerinden birini veya bir kaçını lisan ile söylemektir. Allah… Allah… denilmesi gibi. Ya bedenen olur. Bu da namaz, oruç gibi ibâdetleri ifa etmektir. Veya kalben olur. Bu da: Allah-u Teâlâ’nın varlığını, kudret ve azametini düşünüp ruhi bir neş’eyi elde etmektir.

ZİMMİ:İslam Devletinde yasayan gayr-i müslim(H. i.Kur`an Dili,c.10)
ZİNNUREYN:İki nûr sâhibi. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem iki kızıyla evlendiği için hazret-i Osman’a verilen lakab.Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ona birbiri ardınca iki kızını vermiştir. İki kızı da vefât edince; “Bir kızım daha olsaydı verirdim” buyurmuştur. (Mir’ât-ı Kâinât-Taftâzânî)
ZÜBEYR BİN AVVAM:Allah yolunda ilk kilic ceken sahabe.
ZÜLHULEYFE:Zülhuleyfe, Medinelilerin ve Medine üzerinden Mekke’ye gelenlerin mîkâtıdır. Medine’nin 11 km güneyinde Âbâr-ı Ali diye bilinen yerdir. Yaklaşık 450 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en uzak mîkât burasıdır. Hz. Peygamber (a.s.) Veda Haccı için burada ihrama girmiştir.
Şâfii mezhebine göre hac ve umre dışında başka bir maksatla Harem bölgesine ihramsız olarak girilebilirse de ihramlı olarak girilmesi daha faziletlidir.
ZÜLFİKAR:Peygamber Efendimizin Uhud harbi günü, Hz.ali efendimize hediye ettigi ünlü kilic.ucu iki catalli ve ortasi da akan kanin daha kolay akmasi icin oluklu oldugindan bu adla anilmistir.

ZÜLEF:Zülef” kelimesi: “Zilfe’nin çoğuludur. Çoğulun en azı da üçtür. Binaenaleyh gurup, vakit, yakınlık mânâsına gelen bu kelimeden maksat, gecenin gündüze yakın olan üç vaktinden ibaretdir ki, bunlar da sabah, akşam, ve yatsı vakitleridir. Gündüzün iki tarafından maksat da öğle ve ikindi namazı vakitleridir. (114. Ve namazı gündüzün iki tarafında ve geceden ve gündüze yakın saatlerde dosdoğru kıl. Şüphe yok ki, iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, güzelce düşünenler için iyi bir öğütdür.)Artık bu âyeti kerime de beş vakit namazın farziyeti için açık bir delildir

ZÜLKİFL ALEYHİSSELAM:Israilogullarina peygamber olarak gönderdi.Kavmini, tevhid dine cagirmis, kendilerine bir cok etkili ögütler vermistir.Zülkifl Aleyhisselam ,Bitlis sehri yakininda gömülü rivayet edilir.Samve baska yerlerde makamlari vardir.

ZÜNNAR:Hirıstıyan keşişlerin,papazların, nefsi kırma veya perhizle yaşama vasıtalarindan olmak üzere çıplak bedene kuşandıkları uçları sarkık ipten örme, kaba ve sert kusak.İslam dininde Peygamberimiz(sas) zünnar bağlamayı münafıklık alameti olarak saymıştır ve küfürdür.
ZÜNNUN:Kur`an`da adi gecen Yunus Peygamberin lakabi. Kelime olarak anlami balik sahibi demektir.Asil ismi Yunus Ibn Matta`dir.Hz.Yunus Aleyhisselam, peygamber gönderildigi kavminin yola gelmemesi üzerine Allahu Teala`nin henüz bir izni olmadan kavmini birakarak ayrilip gitti ve bir gemiye bindi.Geminin Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi gecirmesi gibi bir nedenle, yolculardan birisinin denize atilmasi gerekti.Kur`a cektiler. Yunus`a cikti ve denize atildi.Denizde kendisini balik yuttu.Bir sure baligin karninda Allah`a dua etti.Yunus Aleyhisselami, balik sahile atti.(Diyanet Meali,Sh.328)

 


9

Ekim
2012

Tecvid Terimleri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  365 Kez Okundu

-Cehr: Sesi aşıkar etmek.
– Hems: sesi gizlemek.
-Hareke: Harfin harekeli olması.
-İdğam:İki harfi bir harf yapıp şeddeli okumak.
-İhfa: Şedde yapmadan, izhar ile idğam arası ğunneli okumak.
-İsti’la: Dilin kökü ile birlikte damağa yükselmesi.
-İnhifat:= İstifale: İstilanın zıddıdır. Dilin damağa yükselmemesi, aşağıda kalması.
-İtbak: Dilin üst damağa yapışması veya yapışmaya yakın kalkması.
-İnfitah: Dil ile damağın ayrılması.
– İnhiraf: Bu harfler okunurken dilin öne veya arkaya doğru meyl etmesi.
-İstidale: Dad harfi okunurken dil kenarının üst azı dişlerden, lam mahrecine kadar uzanması.
-Izlak: Kolaylık ve sürat.
-Ismat: Harfi söylerken dile ağır geldiğinden 4, 5 ve 6 harfli kelimeler, izlak harfleri olan

ف ر م ن ل ب olmaksızın kullanılmalar.
-Kalkale: Mahrecin kımıldaması.
-Lin: Harfin kolay ve yumuşak çıkarılması
-Rehavet: Sesin akması.
-Şiddet: Sesin akmaması güçlü okunması.
Sekte: Nefes almadan sesi kesmektir.
Sükun: Harfin harekesiz olması.
Tefhim: Harfi kalın okumak
Terkik: Harfi ince okumak.
Vakıf: Nefesle beraber sesin kesilmesi.

9

Ekim
2012

Medine’deki ilk vahiy katibi kimdir?Ubeyy b. Ka’b

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  638 Kez Okundu

-Hâfız Osman hattını yazan hattatın (Yazar) ismi nedir? Kayışzâde Hâfız Osman
-Kur’an-ı Kerim ilk olarak Arapça dışında hangi yabancı dile çevrilmiştirFarsça
-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır. Bu tarife göre Kufe alimlerine göre ayet sayısı kaçtır?6236
-Medine’deki ilk vahiy katibi kimdir?Ubeyy b. Ka’b
-Ebrâr ve Emşâc isimleri hangi sure için kullanılmıştır?İnsan

4

Ekim
2012

ALFABETİK TECVİD TERİMLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  3.010 Kez Okundu

1-ARZ:Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbiti ve bunun kontrolü için Cibril (a.s) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.s)’a gelirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’an âyetlerini Cibril’e okurdu. Buna “arz” denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cibrîl (a.s) okurdu ki buna da “mukabele” denir.
2-ASLI MED: Harfin sesini uzatmak için hemze veya sükûna ihtiyaç duyulmayan medde “aslî med”denir.
3-BAZI TERİMLER: Medd:Uzatmak demektir.
Kasr:Kısaltmak demektir.
İdğam:Şeddelemekdemektir.
İzhar:Ayırmak demektir.
Vakf:Durmak demektir.
Ğunne:Sesin genizden gelmesi demektir.
TUL : Dört elif miktarı uzatmaktır.
TEVASSUT :İki veya üç elif miktarı uzatarak okumaya denir.
KASR: Bir elif miktarı okumaktır.
4-FER’î MED:Hemze veya sükûn sebebiyle aslî med üzerine ziyadeden doğan medde “fer’î med”denir. Bu med, “medd-i mezîd” veya “medd-i medîd” diye de isimlendirilir.
5-HARF-İ MEDD: Kelime olarak “uzatma harfi” demektir. Uzatma harfleri üç tanedir.
6-HARFLERİN SIFATLARI 1-Sıfat-ı Lazimeler: A) Zıttı Olan Sıfat-ı Lazimeler: harflerin zatından ayrılması mümkün olmayan sıfatlardır.
1- Cehr: Sesi aşıkar etmek.
1- Hems: sesi gizlemek.
2- Şiddet: Sesin akmaması güçlü okunması.
2- Rehavet: Sesin akması.
3- İsti’la: Dilin kökü ile birlikte damağa yükselmesi.
3- İnhifat:= İstifale: İstilanın zıddıdır. Dilin damağa yükselmemesi, aşağıda kalması.
4- İtbak: Dilin üst damağa yapışması veya yapışmaya yakın kalkması.
4- İnfitah: Dil ile damağın ayrılması. 5- Izlak: Kolaylık ve sürat.
5- Ismat: Harfi söylerken dile ağır geldiğinden 4, 5 ve 6 harfli kelimeler, izlak harfleri olan
ف ر م ن ل ب olmaksızın kullanılmalar.
B) Zıttı Olmayan Sıfat-ı Lazimeler
1- Safir: Dil ucu ile ön alt dişlerin arasından kuş sesi veya ıslık sesine benzer kuvvetli bir sesin çıkması.
2- Kalkale: Mahrecin kımıldaması.
3- Lin: Harfin kolay ve yumuşak çıkarılması.
4- İnhiraf: Bu harfler okunurken dilin öne veya arkaya doğru meyl etmesi. 5- Tekrir: Ra harfi okunurken dil ucunun titremesi.
6- Tefeşşi: Şın harfi okunurken sesin dil ile damak ortasında yayılması.
7- İstidale: Dad harfi okunurken dil kenarının üst azı dişlerden, lam mahrecine kadar uzanması.
2- Sıfatı Arızalar: Harften ayrılması mümkün olan, ayrıldıkları zaman harfin zatını değiştirmeyen sıfatlar.
1-Tefhim: Harfi kalın okumak
2-Terkik: Harfi ince okumak.
3- İdğam:İki harfi bir harf yapıp şeddeli okumak.
7- İHFA: Şedde yapmadan, izhar ile idğam arası ğunneli okumak.
İHFA ÇEŞİTLERİ:Tecvid ve kırâat âlimlerimiz ihfâ’yı, aynı kelimede veya ayrı kelimede olmasına göre ikiye ayırmışlardır.
İhfâ-i Ehass: ihfâ harfleri tenvînden sonra gelir veya sâkin nûn kelime sonunda yer alır ve ihfâ harfleri ikinci bir kelimenin başında bulunursa bu tür ihfâya“İhfâ-i Ehass” denir.
(كُنْ فَيَكُون
İhfâ-i Eam: İhfâ harfleri, sâkin nûndan sonra aynı kelimede gelirse buna da “İhfâ-i Eam” denir. Böyle yerlerdeki ihfâ hem vakf (durma) hem de vasl (geçme) halinde belli olan bir ihfâdır.
(كُنْتُمْ) ve (يَنْصُرُ)
İHFA ÇEŞİTLERİ
1. Harf’in İhfası
A. Dil İhfası: (İhfa-i Lisani) Eğer sâkin nûn veya tenvînden sonra bildiğimiz 15 ihfâ harfinden biri gelirse buna “İhfâ-i Lisânî = Dil İhfâsı” denir.
B. Dudak İhfası: (İhfa-i Şefevi) Sakin mîm’den ( مْ ) sonra harekeli be ( ب ) harfinin gelmesi ile oluşur.
( تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ ) ve ( رَبُّهُمْ بِهِمْ )
2. Harekenin İhfası: Harekeyi zayıf sesle hızlıca okumak suretiyle yapılır. Bunaihtilas denir.
8-İSTİAZE: Sözlükte, sığınmak, korunmak anlamındadır. Kur’ân-ı Kerîm’de, Hz. Peygamber’e istiâzede bulunması (Allah’a sığınması) emredilmiştir, Hz. Peygamber de Allah’a sığınmış, bu amaçla daha çok ihlâs, felak ve nâs sûrelerini okumuş, bunu sahâbe-i kirâm’a da tavsiye etmiştir.

9- İZHAR. İki harfin arasını birbirinden ayırmak.
İZHAR ÇEŞİTLERİ
1. Dil İzharı (İzhar-ı Lisani / Halkî):6 izhar harfiyle yapılır.
2. İzhar-ı Kelime-i Vahide: Sâkin nûn, vav veya yâ harflerinden önce gelir ve onlardan biriyle aynı kelimede olursa izhâr yapılarak okunur.
أَلدُّنْيَا _ قِنْوَانٌ _ صِنْوَانٌ – بُنْيَانٌ
3. Mîm-i Sâkinin İzhârı “Dudak izhârı” : Sâkin mîmden ( مْ ) sonra mîm ve be (( ب harfleri dışında bir harfin gelmesiyle yapılır.
أَمْ هُمْ ضَلُّوا _ عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ _ يُبَشِّرْهُمْ رَبُّهُمْ
4. İzhar-i Kameriyye: Lam-i tarif denilen el (أل)takısından sonra kameri harflerden birisinin gelmesiyle olur.
10- Kalb=İklab: Bir harfin başka bir harfe dönmesi. Yani nunu sakin veya tenvindeki nun sesinin mime dönmesi.
11- Med: Harfin uzatılması
12- Vakıf: Nefesle beraber sesin kesilmesi.
13- Sekte: Nefes almadan sesi kesmektir.
14- Hareke: Harfin harekeli olması. 13- Sükun: Harfin harekesiz olması.
15-HEMZE:Şekil itibariyle elife benzeyen ve hareke alan bütün harfler hemzedir. Kelimelerin öncesinde yer alan hemze Vasıl ve kat’ hemzesi olmak üzere ikiye ayrılır.
A. Vasl Hemzesi: Kendileri ile başlandığında okunan, kendilerinden önce harekeli bir harf geldiğinde ise okunmayan hemzelere denir. Vasıl hemzeleri şunlardır:
1. Sülasî fiillerin emri hazırlarının hemzeleri; اِفْتَحْ
2. İster sülâsi olsun ister rubâî olsun mezid fiillerin – اِفْعَالٌ babı hariç- mazi fiilleri, mastarları ve emri hazırlarının başındaki hemzeleri; اِقْترَبَ اِسْتَمْسَكَ،
3. اِثْنيَ ْ، اِمْرَاَةٌ ، اِمْرُؤٌ ، اِبْنَةٌ ، إِبْنٌ ، إِسْمٌ kelimelerinin müfred ve tesniyelerinin hemzeleri;
4. Harfi tarifin (ال) hemzesi;
B. Kat’ Hemzesi: Hem yazıda hem de okunuşta bulunan, gerek vasıl gerek vakıf halinde değişmeyen, sabit kalan hemzelere denir. Med sebebi olan hemze kat’ hemzesidir. Hemze-i Kat’lar şunlardır:
1. İstifham hemzeleri; قُلْ أَأِتخَّذْتمُ قل أتخذتم
2. Mütekellim vahdeh fiilinin hemzesi; أَبْتَغِي حَكَماً
3. İf’al babının hemzesi, فَأَكْرَمَهُ
4. Teaccub fiilinin hemzesi, وأَسمِْعْ
5. İsm-i tafdil hemzeleri; أَكْبَرُ
6. Efâl vezninin sıfâtı müşebbehelerin hemzeleri; أَصْفَرُ
7. Fiillerden türetilmiş isimlerin hemzeleri; أحمد
8. Kırık çoğulların hemzeleri; أنفس
9. Zamirlerin hemzeleri; أنا ، أنت ، إياك
16-HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.
17-HÜKMÜRRA : “Ra” harfinin okunuşu: “Ra” harfi bazen kalın, bazen ince ve bazen de hem ince ve hem de kalın okunabilir. 7-İHFA: Tanımı; Tenvin veya nunu sakinden sonra ihfa harflerinden biri gelirse, ihfa olur.
18-İDĞAMI MAAL ĞUNNE : Tenvin veya nun’u sakinden sonra “yemnu” harflerinden biri gelirse idğamı maal ğunne olur.
17-İDĞAM-I BİLAĞUNNE: Tenvin veya nunu sakinden sonra “lam” ve “ra” harflerinden biri gelirse idğamı bila ğunne olur.
19-İDĞAMİ MİSLEYN : Aynı harfin iki defa arka arkaya gelerek, birincisinin sakin (cezzimli)ikincisinin harekeli olarak gelmesi durumunda birincisi ikincisine katılarak okunur. İdğamı Misleyn iki kısımdır:
1-İdğamı Misleyn Meal Ğunne: Sakin nun, nuna veya sakin mim, mime idğam edilirse idğamı misleyn meal ğunne olur.
Örnek:وندخلكم مدخلا ان نحن
2-İdğamı Misleyn Bila Ğunne: Nun ve mimin dışındaki harfler, kendi cinsinden bir harfe idğam edilirse idğamı misleyn bila ğunne olur.
Örnek:اذ ذهب قل لن
20-İDĞAMI MÜTECANİSEYN: Mahareçleri ( çıkış yerleri ) bir olan, fakat sıfatları başka olan harfler birbirine uğrarsa İdğamı Mütecaniseyn olur.
21-İDĞAMI MÜTEKARİBEYN: Mahrecinde ( çıkış noktasında) ve sıfatında yakınlığı olan harfler birbirlerine uğrarsa İdğamı Mütekaribeyn olur. İdğamı Mütekaribeynin harflerini de iki başlık altında inceleyebiliriz:1)“Lam “ ve “Ra” harfleridir. Bu harflerden “Lam “ harfi mutlaka önce gelir. Lam sakin , “Ra” harfi harekeli olur. Ve lam harfi “Ra” harfine çevrilerek okunur.2) KAF-KEF harfleri
Yapılışları bakımından idgamlar kaç kısma ayrılır? İki kısma ayrılır
1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.
( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )
2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق) harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك ) harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.
22-İDĞAM-I ŞEMSİYYE:Şemsi harfler 14tanedir.Lam-ı tarif dediğimiz “EL” takısı bu harflerden biri ile başlayan bir kelimenin başına gelirse, o takdirde el takısı okunmaz ve el takısından sonra gelen kelime de şeddeli olarak okunur.
İdğâm-ı Şemsiyye’nin Kısımları nelerdir?İki kısımdır?
a. İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne: Lâm- ı tariften sonra nûn harfi gelirse “İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne” olur. 1.5 elif tutulur.
b)İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne: Lâm-ı tariften sonra nûn dışındaki harfler geldiğinde “İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne” olur
23- İMALE: sözlükte “bir şeyi bir şeye meylettirmek” demektir.Kıraat ıstılahında ise, “med harfi olan elifi, elif ile yâ arası bir sesle”, bir başka deyişle “üstün harekeyi esreye doğru meyilli okumaya” denir. İmâle ile okuyuşun Asım kıraatindeki tek örneği “ مَجْرَیھَا ” (Hûd, 11/41) ayetidir.Bu ayette “ra” harfinin harekesi olan üstün, esreye meylettirilerek okunacağından “ra” harfi de ince okunur. 18
24-İŞMAM:Hafif olarak duyurmak, koklatmak. Hissettirmek. * Kibirden dolayı başı dik yürümek. * Tecvidde: Bir harfe zamme veya kesre vermek ve bunu hafifçe hissettirmek. Harfin sesini genizden hissettirmek, biraz duyurmak, harfi çıtlatmak. Son harfin harekesinin ötreli olduğunu belirtecek şekilde dudakları ileriye götürmektir
25-KALKALE: Kalkale harfleri dediğimiz; kaf , tı , be , cim ve dal harfleri kelimenin ortasında veya sonunda sakin olarak (Cezzimli olarak) gelmeleri halinde ses olarak vurgulu okunmasına kalkale diyoruz.
26- KURAN’DA BULUNAN İŞARETLER م : Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.
ط : Durmak evlâdır (daha iyidir). ج : Durmak evlâdır. قف : Durmak evlâdır. Hafif bir duruşla (bir nefeslik) durulmalıdır. ز : Geçmek evlâdır. ق : Geçmek evlâdır. ص : Nefes yetmediğinde durulabilir. لا : Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durunca ise, tekrar edilmez çünkü durak sonlarında durmak caiz, hatta efdaldir. ك : Bir evvelki durağın aynısı demektir.
27-KURAN-I KERİM:Kur’anı Hangi kıraat ve rivayetle okuyoruz?İmam Asım kıraati, Hafs Rivayeti.Kur’an da114 Sure, 6236 Ayet vardır. -Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlere Sure ismi verilir.
-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır.K.Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf adı verilir.
-Hz. Ebu Bekir zamanında Zeyd b. Sabit tarafından Mushaf haline getirildi.
Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi. Kur’an’ı Kerim’deki son Nas suresi.-
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun Bakara suresi.
-Kur’an’ı Kerim’deki en kısa Kevser suresidir.
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
-Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar)50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
-Muavizeteyn” surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.
-Kuran-ı Kerimde 14 tane tilavet secdesi vardır:Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml 25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
-Tilavet secdesi ile biten sureler :Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler :Cevap: Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
-Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü ,Şuara suresi 227 ayet
-Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresidir.Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresidir.
-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi .
-Peygamber efendimizin kadınlara öğretilmesi emir buyurduğu sure Nur suresidir.
-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
-”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
-Kuran-ı Kerimde 25 tane nebinin adı zikredilmiştir
-Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
-Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut
-Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi
-Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
-Hizb :K.Kerimde 5 sahifeye denir.K.Kerim 120 hizb bulunmaktadır.
-Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi

-Vahiy Kâtipleri: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer b. el-Hattab, Hz. Ali b. Ebi Talib, Hz. Osman b. Affân, Hz. Amr b. el-Âs, Hz. Muâviye, Hz. Şurahbil b. Hasene, Hz. Muğîre b. Şu’be, Hz. Muâz b. Cebel, Hz. Hanzele b. er-Rebî’, Hz. Cehm b. es-Salt, Hz. Huseyn en-Nemerî, Hz. Zubeyr b. el-Avvâm, Hz. Âmir b. Fuheyre, Hz. Ebân b. Saîd, Hz. Abdullah b. Erkâm, Hz. Saîd b. Kays, Hz. Abdullah b. Zeyd, Hz. Hâlid b. Velîd, Hz. A’lâ b. el-Hadremî, Hz. Abdullah b. Revâha, Hz. Huzeyfe b. el-Yemân, Hz. Muhammed b. el-Mesmele vs.
Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebî Sarh, Medîne de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sâbit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
-Kur’ân’ın Muhtevâsı:
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
-Sûre: Kur’ân-ı Kerîmin en az üç âyetten meydana gelen bölümlerinden her biri. Çoğul şekli “suver”dir. Kur’ân-ı Kerîm’de 114 sûre olup, bâzı sûrelerin birkaç ismi vardır. Sûreler uzunluk kısalık bakımından dörde ayrılır:
1-Tıvâl,
2-Miûn,
3-Mesânî,
4- Mufassal.
-Bakara sûresinden Berâe sûresine kadar olan yedi sûreye es-Seb’u’t-tıvâl (uzun sûreler) denir. Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En’am, A’râf, Yûnus veya Kehf Sûresidir.
-Miûn; yani yüzlükler, âyetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbe’den sonra gelenlerdir. (Tevbe, Nahl, Hûd, Yûsuf, Kehf, İsrâ, Enbiyâ, Tâhâ, Mü’minûn, Şuarâ, Sâffât).
-Mesânî; âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmîm’ler, Elif Lâm’lar, Tâsîn’ler böyledir. (Ahzâb, Hac, Kasas, Tâsîn, Neml, Nûr, Enfâl, Meryem, Ankebût, Rûm, Yâsîn, Furkân, Hicr, Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrâhîm, Sâd, Muhammed, Lokmân, Zümer, Hâmîm’ler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzîl, Secde, Talâk, Nûn, Hucurât).
-Mufassal, Kur’ân’ın sonundaki sûrelerdir. Nevevî’ye göre Hucurât’tan başlar. Onlar da Tıvâl, Evsat, Kısâr olmak üzere üçe bölünür.
Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
Mekkî Sûreler: Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
-Medenî Sûreler: Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder.
-Mekkî ve Medenî Sûrelerin Sayıları: 87 tânesi Mekkî, 27 tânesi de Medenî’dir.
-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
-Kur’ân’ın Vahiy Kâtipleri: Dört halife, Zeyd b. Sâbit, Ubeyy b. Ka’b, Hâlid b. Ebî Süfyân.
Mehâric-i Hurûf: Kur’ân-ı Kerîm harflerinin herbirinin ağızdan ses olarak çıktığı yer. Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîd üzere okumasını bilmek farzdır.
Kıraat-i Seb’a: Yedi kıraat imâmının okuyuş şekilleri. Yedi kıraat imâmının yâni İmâm-ı Nâfi’, Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım, Hamza, İmâm-ı Kisâî’nin okuyuşları kıraat-i seb’a adıyla meşhur olmuştur.
-Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîleri:
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
-Kur’ân-ı Kerîm’in Harekelenmesi: Irak vâlîsi Ziyâd b. Sümeyye isteğiyle Ebû’l Esved ed-Düelî tarafından h.69/688 yılında kırmızı mürekkeple harekeleri nokta şeklinde işaretlenmiştir. Irak vâlîsi Haccâc b. Yûsuf’un isteğiyle Yahyâ b. Ya’mer ve Nasr b. Âsım h.89-/707 kelimelere farklı renklerde nokta koymuşlardır. Halîl b. Ahmet 751 yılında hareke ve noktalamaya son şeklini vermiştir.
-Nâsih – Mensûh: Nesh, bir şeyi iptâl etmek ve onun yerine başka bir şeyi ikâme etmek, yer değiştirmek, izâle etmek. Şer’î bir hükmün yürürlüğe konmasından sonra, gelen diğer bir şer’î hükümle kaldırılması, iptâl edilmesi demektir. Hükmü kaldıran âyete “nâsih”, hükmü kaldırılan âyete de “mensûh” denir. Mensûh âyet ile amel edilemez.
-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden âyetlere mücmel, mücmel âyetleri açıklayan âyetlere de mübeyyen âyet denir.
-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
-Garîbu’l-Kur’ân: Farklı lehçelerde kullanılan kelimeler.
-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğü.
-İ’câzu’l-Kur’ân: Âciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çürütmek.
-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
-Tashîh, düzeltme; tasnîf, sıralama; tedvîn, derleme; te’vîl, yorum ve açıklama demektir.
-En Uzun Âyet: Borçlanmadan (müdâyene) bahseden âyet: Bakara 282. âyet.
-İlk İnen Sûreler: Fâtihâ, Müddessir, Alak, Kalem, Müzzemmil.
-Medîne döneminde inen ilk sûre, Bakara sûresidir.
-Son İnen Âyet: Tevbe sûresinin 128-129. âyetleri.
-VAHYIN BASLANGIC TARIHI: Miladi 610 yili Ramazan 17
-VAHYIN BITISTARIHI: Miladi 632 yili Zi‘l-hicce 9
-VAHYIN TOPLAM MÜDDETI: 22 YIL ,2 AY,22 GÜN
-EN UZUN SURE: BAKARA SURESI (2): 286 ayet
-EN KISA SURE: KEVSER SURESI (108): 3 ayet
-EN UZUN AYET: BAKARA SURESI (2): 282. Ayet (Borc ayeti)
-EN KISA AYET: MÜDESSIR SURESI (74): 21. Ayet
-VAHYIN MEKKE MÜDDETI: 12 yil, 5 ay, 13 gün.
-VAHYIN MEDINE MÜDDETI: 9 yil, 9 ay, 9 gün.
-MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE
-Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. En meşhurları:
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
Fîruzâbâdî: Tenvîru’l Mikbâs min Tefsîri İbn Abbas.
-Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsir. Rasûlüllah’tan gelen rivâyetler (açıklamalar) esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Başlıcaları:
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
Arapça Tefsirler: Taberî, Zemahşerî, Beyzâvî, Râzî, Kurtubî, Celâleyn.
-Tilâvet Secdesi: Kur’ân-ı Kerîm’in on dört yerindeki secde âyetinden birini okuyan veya duyanın yapması vâcib olan secde.
-Zellet-ül Kârî: Kıraat hatâsı. Namazın içindeki farzlardan kıraati yerine getirirken (Fâtihâ ve zamm-ı sûreyi okurken) meydana gelen hatâ, yanlış okuma.
-Mahreç harfleri 17 yerden çıkar.
Boğaz harfleri 6 tanedir. Dil kısmından 18 harf çıkar.Dudak kısmından 4harf çıkar.
28-KUR’AN’IN KIRAATLERİ:Kur’ân-ı Kerîm’in lafızlarında, harflerinde ve edasındaki değişik rivâyet hususuna, diğer bir ifadeyle kelimelerdeki med, kasır, hareke, sükûn, nokta ve i’rab bakımından değişik okumaya “kıraat” denilir. Ashâb-ı kirâmdan bu hususta hem senetleri sahih, hem de tevâtür derecesine ulaşmış rivâyetler “yedi tarîk/kıraat” (yedi okunuş şekli) toplandı ki, bunlara “Kıraat-i Seb’a” denilmiştir.
29-KURRA:: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir”. Ayrıca Kur’ân’ın tamamını ezberleyen ve ondaki kırâatlara hakkıyla vâkıf olan kimselere de kurrâ ismi verilmektedir. Kâri kelimesine yüklenen bu anlam, Hz. Peygamber döneminden sonraya aittir. Çünkü bu lafzın Peygamber (sav) zamanındaki anlamı, nazil olan herhangi bir vahiy metnini ezberleyen kimse demektir. Ancak söz konusu kelimede zamanla bir anlam genişlemesi meydana gelerek bugünkü manada kullanılmaya başlanmıştır.
30-LAFZATULLAH : ALLAH İsminin okunuşu
31- LAHN: Kur’an okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatadır.
1- Lahn-ı Celi (Açık hata): Harflerin asli sıfat ve mahreçlerinde, hareke ve sükunlarda yapılan hatadır. Manayı bozduğu gibi çoğu zaman namazı da bozar.
2- Lahn-ı Hafi (Gizli hata): Sıfatı arızalarda meydana gelen hatadır. Harfin aslını değiştirmez. Mana bozulmadığı gibi namazı da bozmaz. Ancak hata olduğu için vebali vardır.
3 2-MEDD-İ TABİÎ : Diğer bir adı da aslî meddir. (Bir elif miktarı uzatılır.) Harfi medden sonra sebeb-i medden hiç bir şey bulunmazsa, o zaman “Medd-i tabii” olur. Bir elif miktarı uzatmakVaciptir.Harfi medd yani uzatma harfleri üç tane idi. sebebi meddi de hatırlayalım: hemze = harekli elif ve SÜKUN = harekesiz ve cezzimli harf idi )
33- MEDD-İ MUTTASIL : ( Dört elif miktarı uzatmak vaciptir.) 26- MEDD-İ MUNFASIL : ( Dört elif miktarı uzatmak caizdir.)
34-MEDD-İ LÂZIM : ( Dört elif miktarı uzatmak vaciptir.)
35-MEDD-İ ÂRIZ : (Dört elif miktarı uzatmak caizdir.)
36-MEDD- İ LÎN : (Meddi lîn’in meddi caizdir.Duruma göre bazen Meddi lazım gibi bazende Meddi arız gibi okunur.)
37-MUSHAF’A NOKTA VE HAREKE KONULMASI:Emevî hükümdarı Abdülmelik zamanında (v. 65/684) görevlendirilen Ebü’l-Esved ed-Düelî (v. 69/688) Kur’an’da önce nokta yerlerini hareke ile belirtti. Bundan sonra çalışmalar devam etti. Irak emîri Haccâc zamanında da Yahyâ b. Ya’mer (v. 65/684) ile talebesi Nasr b. Âsım el-Leysî (v. 89/707) noktalama işini geliştirip bugünkü nokta ve harekeleri koydular. Hemze, şedde, sıla, revm, işmâm ve diğer işaretler de Halil b. Ahmed (v. 175/791) tarafından konuldu.
38-NUN’U SAKİN : CezzimliNUN harfine denir .
39-OKUYUŞ ŞEKİLLERİ (YAVAŞ – HIZLI – NORMAL)
A. Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
B. Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür.
C. Hadr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
40- RAF-I SAVT(ses yükseltme): Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
41- HAFD-I SAVT (ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
42-SEBEB-İ MEDD: Uzatma sebebi demektir. Bu da iki kısma ayrılır.
43-SEKTE:Kelime anlamı olarak susmak ve iki ses arasını nefes almaksızın ayırmak demektir .Kur’ân’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır.
1- Kehf Sûresi’nin 1. âyetinde: قَيِّمًا — عِوَجًا
2- Yâsîn Sûresi’nin 52. âyetinde: هَذَا — مَرْقَدِنَا مِنْ
3- Kıyâme Sûresi’nin 27. âyetinde: رَاقْ — وَقِيلَ مَنْ
4- Mutaffifîn Sûresi’nin 14. âyetinde: رَانَ — كَلاَّ بَلْ
Ayrıca şu 7 yerde he harfinin sukununa işareten sekt-i hafife yapmak gerekir.
Bakara 259 (لم يتسنه )
Hakka 28 ( ماليه)
Enam 90 ( فبهدا هم اقتده )
Hakka 29 ( سلطانيه)
Hakka 20-26 (حسابيه)
Karia 10 (وما ادريك ماهيه)
Hakka 19 (كتابيه)
44-SÜKUN : Harekesi olmayan ( yani ne esresi, ne ötresi ve nede üstünü olmayan ) harfe yani ne esresi, ne ötresi ve nede üstünü olmayan ) harfe biz Sükun diyoruz., alameti cezimdir.
a) Sükûn-u Lâzım: Sükûn-u lâzım da, vakıf halinde de vasıl halinde de değişmeyen, mevcut sükûndur.Yani “vakfen ve vaslen sabit olan sükûn”dur.
b) Sükûn-u Ârız:. Sükûn-u ârız da, kelimenin aslında olmayıp vakıf sebebiyle ortaya çıkan, vasıl halinde ise düşen sükûna denir.Yani bu sükûn, “vakfen sabit, vaslen sakıt olan sükûn”dur.
45-TECVİD: sıfatları yönünden harflerin hakkını ve müstehakkını vermektir.” Tanımda geçen “hakkını” kelimesinden maksat harfleri cehr, hems, şiddet, rihvet gibi sıfatı lâzımelerine uygun okumak, “müstehak” kelimesinden maksat ise harfleri lîn, kalkale vb. sıfatı ârızelerine uygun, güzel bir şekilde ne eksik ne fazla okumak demektir Tecvidin konusu, Kur’ân harfleridir Tecvidin gayesi, Kur’ân kelimelerini Hz. Peygamber’den (s.a.s) alındığı şekliyle muhafaza etmek ve Kur’ân tilâvetinde hata yapılmasını önlemektir Tecvid, ilim olarak farz-ı kifâye, uygulama olarak Kur’ân okuyan kişilere farz-ı ayındır.Arap alfabesi 28 asli harften oluşur.
46-TENVİN VE NUN-U SAKİN:TENVİN: Bazı kelimelerin sonunda görülen iki üstün, iki esre ve iki ötre’ye tenvin denir. Tenvin sakin nun demektir.
TENVÎN VE SÂKİN NÛN’UN BEŞ HÂLİ
Tenvîn veya sâkin ن’den sonra;
1) (ر – ل ) harfi gelirse, idgâm-ı bilâ gunne olur.
2) ( وي م ن ) harflerinden biri gelirse, idgâm-ı mea’l gunne olur.
3) ب harfi gelirse, iklâb olur.
4) Şu on beş harften birisi gelirse ihfâ olur: (ت ,ث ,ج , د , ذ , ز , س , ش , ص , ض , ط , ظ , ف, ق, ك )
5) (ا ح خ ع غ ه ) harflerinden biri gelirse izhâr olur.
47-SAKİN NUN: Cezimli nun demektir
48-TESHİL: sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır. Kıraat ıstılahında ise, “birbirini takip eden iki hemzeden ikincisini, hemze ile elif, hemze ile vâv veya hemze ile yâ arası bir sesle okumak” demektir Bu üç çeşit teshilli okumaya aşağıdaki örnekleri vermek mümkündür: “Hemze” ile “elif” arası bir sesle okunan “hemze” için “ ءَ أَعْجَمِيٌّ ” (Fussilet, 41/44) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “yâ” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَئِنَّكُمْ ” (En’âm, 6/19) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “vâv” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَؤُنَبِّئُكُمْ ” (Âl-i İmrân, 3/15) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu örnek gösterebiliriz. Asım kıraatinde, sadece birinci gruptaki teshil uygulanmaktadır.
49-VAKIF İŞARETLERİ:*Uygulamada yaygın olarak esas aldığımız vakıf işaretleri, onları geliştiren alimin adı ile söylenir olmuş ve Secâvend işaretleri olarak tanınmıştır. Vakıf çeşitleri ve başlıca işaretler şunlardır:
( م ) Vakfı Lâzım: Geçildiğinde (Vasıl yapıldığında) mana bozulabilir gerekçesiyle, vakıf yapılması önemle istenen ve geçilmemesi gerekli yerde bulunur. Bununla birlikte, geçmek, haram işlemek ve günah kazanmak demek değildir.
( ط ) Vakfı Mutlak: Geçmek için bir gerekçe yoktur, durulmalıdır anlamı taşır. Durulduğunda, her iki tarafın da, mana yönüyle birbirinden bağımsız olabileceği yerlerde bulunur.
( ج ) Vakfı Câiz: Hem vakfın, hem de vaslın (geçmenin) mümkün olabileceği, bununla birlikte, vakfı tercih etmenin öngörüldüğü yerde bulunur.
( ز ) Vakfı Mücevvez: Aynı şekilde hem vakfın, hem de vaslın mümkün olabileceği, bununla birlikte, vaslı tercih etmenin öngörüldüğü yerde bulunur.
( ص ) Vakfı Murahhas: Nefesin yetişmemesi gibi durumlarda, vakıf yapmaya ruhsat vermek için konmuştur. Aksi halde geçmek daha uygundur.
Bu vakıf çeşitleri ve işaretlerinin dışında, başka işaretlerde kullanılabilmektedir.
( لا ) Bulunduğu yerin her iki tarafı da, mana yönüyle birbiriyle alakalı olduğunda bu işaret görülür. Âyet ortasında bulunduğunda; Burada durma! Eğer zaruret gereği durursan, biraz geriden alarak devam et, anlamı taşır. Âyet sonunda bulunduğunda; Durabilirsin, fakat okuyuşu burada bitirme, geriye gelmeden bir sonraki ayete devam et, mananın tamam olduğu bir yere kadar git, anlamı taşır.
( قف ) Mana itibariyle durmanın uygun olabileceği yerlerde bulunur.
( ع ) Rukû‘ işareti denir. Bir mevzunun tamamlandığı ve diğerinin başladığı yerlerde bulunur. Namazda iken konuyu tamamlayıp sonra rukûya gitmeye yardım ettiğinden bu isim verilmiştir. Hatim ve aşır okurken, başlayış ve bitiriş yeri tayininde, veya herhangi bir yeri ezberlerken, ders başı ve sonu olarak da bu işareti esas almak uygun olur.
( :. :. ) Vakfı Mu‘âneka: Birbirine yakın iki ayrı yere konan, üçer noktadan ibarettir. Hangisinde durmak tercih edilecekse, diğerinde geçmeyi öngörür.
50-VAKFIN KISIMLARI
Ebû’l-Âlâ tarîkına göre, Cumhûr Ulemanın benimsediği vakf, şu şekilde kısımlara ayrılmıştır.
1. VAKF-I TAM (الوقف التام):Nahiv kaidelerine göre sözün son bulduğu kendisinden sonrası ile lafız ve mana açısından alakası bulunmayan yerde yapılan vakıftır. اولئك هم المفلحون da durmak gibi. Genelde olayın sona erdiği yerlerde bulunurlar. Bu durum ayet sonunda olabileceği gibi ayet ortasında da olabilir. لقد اضلني عن الذكر بعد اذ جائني Bu gibi yerlerdeki durmayı Secâvendî vakf-ı lâzım olarak ifade eder durmak vaciptir. Durulduğunda geriden alınmaz.
2. VAKF-I KÂFÎ (الوقف الكافي): Bir cümlenin, lafzının veya kelime dizisinin nihâyet bulduğu, fakat mâna itibariyle daha sonraki cümle ile alâkalı olduğu yerde vakfetmeye denir. Genel olarak fasılalı ayetlerde bulunur. وما انزل من قبلك (Bakara 2/4) gibi. Bu gibi yerlerde de durmak evlâdır. Durulduğunda geriden alınmadan devam edilir.
3. VAKF-I HASEN (الوقف الحسن): Kelâmın tamam olmakla beraber kendinden sonrası ile lafız ve mana itibâri ile alakası bulunan yerde yapılan vakıftır. بسم الله – صراط الذين انعمت عليهم de durmak gibi. Vakfedilen yerler eğer ayet ortası ise geriden alınarak devam edilirken ayet sonlarında geriden alınmadan kıraate devam edilir.
4. VAKF-I KABÎH (الوقف القبيخ): Kelâmın tamam olmadığı ve bir mananın anlaşılmadığı yerlerde vakfetmeye denir. إن الله لا يستحي بسم رب الحمد gibi kelimelerde yapılan vakıftır. Bir zaruret olmaksızın böyle yerlerde durmak caiz değildir. Durulduğu taktirde muhakkak geriden alınarak başlanır.
51-VAKFIN DİĞER ÇEŞİTLERİ
1. VAKF-I ĞUFRÂN: Peygamber efendimizin dua ve niyazda bulunmak maksadıyla yapmış olduğu vakıflardır. On yerde bulunduğu rivayet edilmektedir.
Bunlar Mâide 51, En’am 36, Secde 18, Ya’sin 12, 30, 52, 61, 81, Mülk 19.
2. VAKF-I CİBRÎL: Vahy meleği olan Cebrâil’in (a.s) vahy esnasında yapmış olduğu vakflara denir. Aynı zamanda bunlara vakf-ı münzel de denilmektedir. Sayıları konusunda ihtilaf bulunsa da meşhurları sekiz tanedir. Bunlar: Bakara 120, 276, Âl-i İmrân 7, 95, Enâm,36, 124, Araf, 187, Yasîn 51.
3. VAKF-I NEBÎ: Peygamber efendimizin vakf yaptığı yerlerdir. Bunların sayısı ihtilaflı da olsa dokuzu meşhur olmuştur. Bakara 148, Al-i İmrâ 7, Yunus 2, 52, Nahl 4, Kadr 2, 4, Nasr 3.
4. VAKF-I BEYÂN: Feth sûresi 9. ayetinde bir birini takip eden iki zamirden birincisinin Rasülüllah’a ait olduğunu göstermek için وتوقروه ifadesinde durulur. İkinci zamir de Allah’a döner. Tevbe sûresi 40. ayette de سكينته عليه ifadesinde zamiri Hz. Ebû Bekr’e döndüğü için durulması durumudur. Yine Yusuf sûresinin 27. ayetinde فكذبت ifadesinde Hz. Yusuf’un doğrulardan olduğunu vurgulamak için durulması vakf-ı beyandır
52-YAPILIŞ BAKIMINDAN İDĞÂMLAR
1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.
( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )
2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق )harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك )harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.
53-ZAMİR: Kelimenin Arapca’daki karşılığı zamiridir.Zamirin okunuşu ise şöyledir:Bir kelimenin sonunda zamir gelmiş ve bu zamirden önceki harfin harekesi de harekeli olarak bulunmuş ise, o takdirde zamir okunur.Zamirin okunması demek şu anlama geliyor:Bir elif miktarı uzatılarak okunur.

4

Ekim
2012

Yeterlilik Tecvit Bilgileri özet

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  1.237 Kez Okundu

1) Tecvid hüküm itibariyle nedir? Farzı ayn dır
2) Bir şeyi güzel yapmak,süslemek anlamındaki kelime hangisidir?Tecvid
3) Arap alfabesi kaç harften oluşmaktadır?28
4) Elif ve hemze neye denir?Elif harekesiz elife, Hemze harekeli elife denir
5) Mahreç harfleri kaç yerden çıkar?17
6) Boğaz harfleri kaç tanedir? 6
7) Dil kısmından kaç harf çıkar?18
8) Dudak kısmından kaç harf çıkar?4
9) Kendisinden önceki harfin sesini uzatan harfe ne denir?Med harfi
10) Med harfleri kaç tanedir?10) Üç و,ى,ا
11) Asli medden fazla uzatmayı gerekli kılan sebeplere ne denir?Sebebi med
12) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan hemzeye ne denir?Hemzei katı
13) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen hemzeye ne denir? Hemzei vasıl
14) Hem vasıl hemde vakıf halinde sabit olan sukun’a ne denir? Sukunu lazım نون صاد قاف
15) Vakıf halinde sabit olup vasıl halinde düşen sukun’a ne denir? Sukunu arız نستعين
16) Harfin sesini uzatmak için hemze veya sukune ihtiyaç duyulmayan medde ne denir? Asli med
17) Med harflerinden biri ve sebebi medden sukunu lazım aynı kelimede bulunursa ne olur?Meddi lazım
18) Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddeli olark bulunursa buna ne denr?Kelimei musakkale
19)Harfi medden sonra sebebi medden sukunu lazım şeddesiz olarak bulunursa ne olur?Kelimei muhaffefe
20) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamlı olarak bulunursa ne olur?Meddi lazım harfi musakkale
21) Harfi medden sonra sebebi med olan sukunu lazım idğamsız olarak bulunursa ne olur?Meddi lazım harfi muhaffefe
22) Med harflerinin birinden sonra sebebi med olan arız sukun gelirse ne olur?Meddi arız
23) Harekeyi sesin üçte biriyle telaffuz etmeye ne denir? Revm
24) Sukunfan sonra ötreye işaret etmek üzere dudakları öne yummaya ne denir?İşmam
25) Sakin nun veya tenvinden sonra boğaz harflerinden biri gelirse ne olur?İzhar

26) Sakin mim’den sonra ‘’mim’’ve ‘’ba’’nın dışındaki harflerden biri gelirse ne olur?İzharı şefevi
27) Lamı tariften sonra ondört kameri harflerden birinin bulunmasına ne denir?İzharı kameriye
28) Sakin bir harfin harekeli bir harfle karşılaşması halinde şeddeli tek harfe dönüşmesine ne denir?İdğam
29) Kendinden sonraki harfin cinsine çevrilecek olan cezimli harfe ne denir?
Müdğam
30) Bir önceki soruda cezimli harfin katıldığı harekeli ikinci harfe ne denir?
Müdğamun Fih
31) Birinci harfin zat ve sıfat olrak tamamen ikinci harfe dönüşmesine ne denir?Tam idğam
32) Birinci harfin ikinci harfe zat olarak dönüşüp,sıfat olarak dönüşmemesine ne denir?Nakıs idğam
32) Sakin nun veya tenvinden sonra‘’yemnu’’harflerinden biri gelirse ne olur? İdğamı Mealğunne
33) Sakin nun veya tenvinden sonra ‘’Lam’’veya’’ra’’ harflerinden biri gelirse ne olur?İdğamı bilağunne
34) Mahreçleri ve sıfatları aynı olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?idğamı Misleyn
35) Sakin nunun harekeli nuna,Sakin mim’in harekeli mim’e uğraması halinde yapılan idğama ne denir? idğamı Misleyn Mealğunne
36) Nun ve mim dışındaki harflerin birbirine idgam edilmesine ne denir?İdğamı Misleyn Bilağunne
37) Mahreçleri aynı sıfatları farklı olan iki harften ,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine idğam edilerek okunmasına ne denir?İdğamı Mütecaniseyn
38) Mahreçleri veya sıfatları birbirine yakın olan iki harften,sakin olan birincisinin,harekeli olan ikincisine katılarak okunmasına ne denir?İdğamı Mütekaribeyn
39) ‘’Lamı tarif’in kendisinden sonra gelen ondört şemsi harften birine idğam edilerek okunmasıne ne denir?İdğamı Şemsiye
40)Kur’an toplam kaç yilda nazil olmuştur?

41)Kur’anı Hangi kıraat ve rivayetle okuyoruz?İmam Asım kıraati, Hafs Rivayeti

42)Kur’anda kaç sure ve ayet vardır?114 Sure, 6236 Ayet vardır

43)Yapılışları bakımından idgamlar kaç kısma ayrılır? İki kısma ayrılır

1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.

( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )

2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق) harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك ) harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.

44)Kaç çeşit sükun vardır? ’2   çeşit.

1.Ârızî (geçici sükûn): (sükûn-i ârız):Herhangi bir yerde durulduğu zaman ortaya çıkan, geçildiğinde kaybolan sükûndur.

2.Lâzımî (kalıcı sükûn) : (sükûn-i lâzım):Kur’an okunurken hem geçildiği, hem de durulduğu zaman okunan sükûndur. Cezimli ve şeddeli harflerdeki sükûn lâzımî sükûndur.

45)İdğâm-ı Şemsiyye’nin Kısımları nelerdir?İki  kısımdır?

a. İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne: Lâm- ı tariften sonra nûn harfi gelirse “İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne” olur. 1.5 elif tutulur.
b)İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne: Lâm-ı tariften sonra nûn dışındaki harfler geldiğinde “İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne” olur

4

Ekim
2012

KUR’AN –I KERİM OKUYUŞ ŞEKİLLERİ KUR’AN –I KERİM OKUYUŞ ŞEKİLLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  1.572 Kez Okundu

1-TERTİL/TAHKÎK:Istılahta: “Kuranı açık açık aheste aheste acele etmeksizin okumaya “Tertil” denir.”
Kıraatın en yavaş icra edildiği okuyuş şekli olan bu tarzda Medd-i Tabii’nin dışındaki bütün Meddler 4 elif, İhfa, İklab ve Ğunneli İdğamlar 1,5 elif miktarı uzatılarak okunurlar.
2-TEDVİR:Tertil, tahkik ile Hadr arasında bir okuyuş tarzıdır. Tedvir ile kıraat İbn-ü Amir, Asım, Kisai ve Halef’in tercihidir.
Tedvir ile okuyuşta Medd-i Muttasıl, Medd-i Munfasıl, Medd-i Arız üçer elif; Medd-i Lazım ise 4 elif uzatılarak okunur.

3-HADR:Tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuyuş biçimidir. Kelimelerin telaffuzlarına hassasiyet gösterilir. Ölçüler asgari düzeyde uygulanır.
Medd-i Tabii, Medd-i Munfasıl ve Medd-i Arız 1 Elif; Medd-i Muttasıl 2 elif ve Medd-i Lazım 2.5 elif uzatılarak okunur.
İbn-i Kesir, Cafer, Ebu Amr, Yakup Ve Kalun’un okuyuş tercihidir.
HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.

2

Ekim
2012

SURELERE VERİLEN ÇEŞİTLİ İSİMLER

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  410 Kez Okundu

Kur’ân sûreleri, ihtiva ettikleri âyet sayısı bakımından bir tasnife tâbi tutulmuştur. Buna göre Ayet sayısı yüzden fazla olanlara

“Tıval“ (es-seb’ut-Tıval:Bakara (286),
Ali İmran (200),
Nisa (176),
En’am (165),
A’raf (206),
Şu’arâ (227),
Sâffât (182)),
Ayetleri yüz dolayında olanlara yahut biraz geçenlere “Miûn” , sayı bakımından âyetleri yüzün altında bulunanlara “Mesânî”, âyetleri kısa ve besmeleli fasılaları çok olan sûrelere de “Mufassal” denilmiştir.
Bir başka ayrım da namazda okunuşu açısından yapılmıştır. Uzun sûre¬ler, Tıvâl-i Mufassal olarak anılır. Hucurât sûresi ile Bürûc sûresi arasındaki sûreler
(Sabah ve Öğle namazlarında) bu grupta yer alır. Orta uzunluktaki sûrelere de Evsât-i Mufassal denir.

Bürûc sûresi ile Beyyine sûresi arasındaki sûreler (İkindi ve Yatsı namazlarında) bu grupta yer alır. Kısa sûreler ise, Kısâr-ı Mufassal diye anılır. Bunlar Beyyine sûresinden Nâs sûresine kadar olan sûrelerdir (Akşam namazında).

2

Ekim
2012

Tecvit Kuralları:İzhar

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  803 Kez Okundu

Sözlükte: Açmak, açığa çıkarmak, meydana koymak, ortaya çıkarmak, açıklamak, beyan etmek gibi manalara gelen bir kelimedir.

Istılahta: “Tenvîn veya sâkin nûndan sonra, boğaz harfleri (Hurûf-ı Halk) dediğimiz altı harften biri gelirse bu tenvîn veya sâkin nûn’un, idğamsız, iklâbsız ve ihfâsız açıkça okunmasına “İzhâr” denir.”

(ء _ ح _ خ _ ع _ غ _ هـ )

اَللهُ حَيٌّ خاَلِقٌ عَدْلٌ غَنِيٌّ هاَدِياً

İzhar yapmanın sebebi: Nun-u sakin (ve tenvin) ile izhar harflerinin mahreçlerinin birbirine uzak olmasıdır.

اَلْإِظْهاَرُ هُوَ الْإِنْفِصاَلُ تَباَعُداً بَيْنَ الْحَرْفَيْنِ

İzhar: İki harfin birbirinden uzaklaşarak ayrılmasıdır.

مَنْ آمَنَ _ يَنْأَوْنَ _ رَسُولٌ أَمِينٌ – مِنْ حَسَنَةٍ _ وَانْحَرْ _ عَلِيمٌ حَكِيمٌ -مِنْ خَوْفٍ _ أَلْمُنْخَنِقَةُ _ قَوْمٌ خَصِمُونَ مِنْ عِلْمٍ _ أَنْعَمْتَ _ سَمِيعٌ عَلِيمٌ مِنْ غِلٍّ _ فَسَيُنْغِضُونَ _ عَزِيزٌ غَفُورٌ إِنْ هُوَ _ يَنْهَوْنَ _ جُرُفٍ هَارٍ

(مِنْ خَوْفٍ) Bu ibarede izhâr vardır. Çünkü nûn-i sâkineden sonra izhâr harflerinden olan hı (خ) harfi gelmiştir. Dolayısıyla hiçbir şekilde gizleme yapmadan, genizden ses çıkarmadan ve nûn harfi hı harfine çevrilmeden açıkça normal bir nûn olarak okunur.

İZHAR ÇEŞİTLERİ

1. Dil İzharı (İzhar-ı Lisani / Halkî): 6 izhar harfiyle yapılır.
2. İzhar-ı Kelime-i Vahide: Sâkin nûn, vav veya yâ harflerinden önce gelir ve onlardan biriyle aynı kelimede olursa izhâr yapılarak okunur.

أَلدُّنْيَا _ قِنْوَانٌ _ صِنْوَانٌ – بُنْيَانٌ
3. Mîm-i Sâkinin İzhârı “Dudak izhârı” : Sâkin mîmden ( مْ ) sonra mîm ve be ( ب) harfleri dışında bir harfin gelmesiyle yapılır.

أَمْ هُمْ ضَلُّوا _ عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ _ يُبَشِّرْهُمْ رَبُّهُمْ
4. İzhar-i Kameriyye: Lam-i tarif denilen el (أل)takısından sonra kameri harflerden birisinin gelmesiyle olur.
İZHAR’IN HÜKMÜ
İzhar harflerinden 4’ü üzerinde (ء _ ح _ ع _ هـ) bütün kıraat imamları ittifak ettikleri için hükmü vacipdir. Ebu cafer dışındaki imamlar (خ _ غ ) iki harfi izhar harfi saymışlar. Bundan dolayı bu iki harfte izhar yapmak caizdir. İzhar yaparken sekteye kaçılmamalıdır.(Diyanet haberler com)

1

Ekim
2012

TECVİD BİLGİLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  726 Kez Okundu

- Kur’an-ı kerim 3 tarık üzere okunur.
Tahkik tarıkında:
Meddi tabii: 1elif mikdarı
Meddi muttasıl :4 elif mikdarı
Meddi munfasıl:4 elif mikdarı
Meddi lazım:4 elif mikdarı
Meddi Arız:4 elif mikdarı
Meddi Liin:3elif mikdarı med iledir…
Tedvir tarikınde
Meddi tabii: 1elif mikdarı
Meddi muttasıl :3 elif mikdarı
Meddi munfasıl:3 elif mikdarı
Meddi lazım:3 elif mikdarı
Meddi Arız:3 elif mikdarı
Meddi Liin:2 elif mikdarı med iledir…
Hadır tarıkında ise
Meddi tabii: 1elif mikdarı
Meddi muttasıl :2 elif mikdarı
Meddi munfasıl:1 elif mikdarı
Meddi lazım:2 elif mikdarı
Meddi Arız:1 elif mikdarı
Meddi Liin:2 elif mikdarı med iledir…
-Tecvid eserinin ilk musannifi :Tecvid eseri ilk defa hicri 325 niladi 936 tarihlerinde vefat eden musa bin ubeydullah ibni yahya ibni hakan tarafından yazıldığı beyan edilmektedir…
-Aslı med 1 elif mikdarı (kasrı med)demek olup vacip hükmündedir…
Fer-ı med asli med üzerine zaid olandır ki yani 1 elif üzerine ziyade olan 2 elif 3 elif 4 elif 5 elif mikdarı çekmek caizdir.Bunlara meddi medid meddi mezid de denilir…
-Hafs rivayetine göre kaç yerde teshil vardır :? Hafs rivayetine göre 7 yerde teshil vardır.
آلذَكَرَيْنِ gibi 2 yerde
آلاَنَ gibi 2 yerde
آللهُ gibi 2 yerde
اَعْجَمِيٌّ kelimesinde tek yerdedir.Sadece tek teshil vechi ile okunur.Diğer 6 yerde ise bir tek tahkik ve bir de teshil ile okunurlar.
-Vakıf kaç kısımdır :Cumhur-u ulamaya göre 4 kısımdır.
Vakf-ı tam يَوْمُ الدِينُ gibi
Vakf-ı hasen الحمدالله gibi
Vakf-ı kâfi اَمْ لَمْ تُنْزِرْهُمْ لا يُؤْمِن gibi
Vakf-ı kabih لَقَدْ كَفَرالذِينَ قالوُ gibi
-Sekte nefes almakdan sesi kesmek demektir…Sekte vakıf hükmünde vakfa yakın bir keyfiyyetdir.4 yerdedir .
-Lahn tecvide uymamaktan doğan hatalara denilir.2 kısımdır.Lahn-ı celi, lahn-ı hafi
-Lahn-ı celi : Açık hata demektir.Bu hata işlendiğinde namaz bozulur tahrimen mekruhtur.Bu hatalardan kurtulacak kadar tecvid bilmesi farzdır.Hataların bazıalrı şunlardır.Harflerin sıfat-ı lazimelerinde kelimelerin harflerinde ,harekelerinde, sukunlarında değiştirmek gibi…
– Lahn-ı hafi hataları:Harflerin sıfatı arızelerinde meydana gelen ihfa,izhar,iklab,idgam,gunneyi terk etme,kalın harfi ince, ince harfi kalın okuma, kasr-ı med med olan yerleri kasır yapmak, hareke ile vakıf yapmak kuvvetliyi zayıf ,zayıfı kuvvetli okumak gibi…
– Vakıf alametinin başka adı varmıdır,bu alametlerin mucidi kimdir, Bu alametler hangi harflerdir?Vakıf alametinin bir adıda secavent alametleridir.Durak işaretide denir.(durak denmez) Bu alametlerin mucidi ise Muhammed ibni Tayfur secavendi hazretleridir.
-TECVİD :Sözlük anlamı: Bir şeyi güzel ve hoşça yapmak.

-Terim Anlamı: لها ومستحقها وَ هُوَ اِعْطاَءُ الْحُرُوفِ حَقَّهاَ مِن كُلِّ صِفَةِ
“harflerin lâzımı ve arızî sıfatlarını vererek okumaktır.”

-Tecvidin Gayesi: Cenabı Hakkınورتل القرأن ترتيلا) ) “Kur’an-ı Kerimi açık açık tane tane tertil ile oku” emrinin yerine getirilmesidir.
-Tecvidin Hükmü:Tecvid ilmini bilmek farzı kifayedir. Kur’an-ı Kerimi tecvid üzere okumak ise her Müslüman kadın ve erkeğe farzı ayndır.

-Sebebi Med: Meddi aslînin 1 elif miktarından ziyade çekilmesine sebep olan amillere denir. Bunlar; hemze ve sukundur.
NOT: Meddi tabiiye asli med, diğerlerine ise Feri med denir

-Meddi Muttasıl: harfi medden sonra sebebi medden “hemze” olup ikisi bir kelimede bulunduğunda Meddi muttasıl olur. السوأ
-Meddi Munfasıl: harfi medden sonra sebebi medden “hemze” olup ikisi farklı kelimelerde bulunduklarında Meddi muttasıl olur. قالوا ءإذا
-Sukun iki kısımdır:Sukun-u Lazım:Durulduğunda ve geçildiğinde var olan sukundur.
-Sukun-u Arız : Durulduğunda var olan geçildiğinde düşen sukundur

-Meddi Lazım : harfi medden sonra sebebi medden “sukun-u lazım”bulunursa Meddi Lazım olur. Meddi Lazım 4 kısımdır
.Kelime-i Müsakkale. اتحاجوني (Meddi lazımın tamamına yakını bu kısımdandır)
Kelime-i Muhaffefe. الأن
Harfi Müsakkal.طسم in sin i
Harfi Muhaffefطسم in mim i
Meddi Lazımı 4 elif miktarı çekmek vaciptir.
(Müsakkaleyi şeddeli, Muhaffefi ise cezimli olarak anlayabiliriz)

-Meddi Arız:med harfinden sonra sebebi medden sükûnu, ârız bulunursa meddi arız olur.
Sonu Meftuh olduğu zaman 3 vecih caizdir . يعلمون
Tul – Tevessut – Kasr.
(4) (3-2) (1)

Sonu Meksur olduğu zaman 4 vecih caizdir. يوم الدين
Tul – Tevessut – Kasr. – kasrlı Revm. (Revm, 1 elifle yapılır.)
Sonu Mezmum olduğu zamn 7 vecih caizdir. نستعين
Tul – Tevessut – Kasr. Tul ile İşmam – Tevessut ile İşmam – Kasr ile İşmam – birde kasır ile Revm
-Ravm: (طلب الحركة بصوت خفي )Düşük bir sesle harekeyi okumaktır.
-İşmam:( انضمام الشفتين بعد السكون )Sükundan sonra dudakları ileriye doğru uzatmaktır.

-Meddi Lin:Lin harfinden sonra sukun gelirse meddi lin olur.
Lin harfi, öncesi üstün olan cezimli Vav ve Ya harfleridir.
Meddi lin in uzatılması aynen meddi arız gibidir. Son harfin harekesine göre değişir.Ancak sükununun asli olması itibarıyla (عين)kelimesinde iki vecih caizdir.Tul ve Tavassut.(Tul 4, tavassut ise 3 dür.)
-Tecvid ve Kırâet ilmi kitaplarında Kur’ân kırâeti üç mertebe üzerine sınıflandırılmıştır: Bunlar tahkîk, tedvir ve hadr’dır.Bir elif iki fetha miktarı demek olduğuna göre

a)Tahkik :Munfasıl ve muttasıl meddi dört (veya beş) elif miktarı çekecek şekilde gayet ağır bir ahenk ile okumaktır.
b)Tedvir: Munfasıl ve muttasıl meddi üç veya iki elif miktarı çekecek şekilde orta bir ahenk ile okumaktır.
c)Hadr:Muttasılı 2 Munfasılı bir elif munfasılı bir elif çekerek hızlı bir şekilde okumaktır

-İhfa(Gizlemek) : Tenvin veya sakin nundan sonra İhfa harfleri gelirse ihfa olur.(كن فيكن)
İhfa harfleri(ت-ث-ج-د-ذ-ز-س-ش-ص-ض-ط-ظ-ف-ق-ك)
İhfa(حالة بين الاظهار والادغام عارية عن التشديد مع بقاء الغنة) İdğam ile İzhar arası,şeddesiz,Nunu gizleyerek ğunneli bir okuyuş biçimidir.

-İzhar(Ayırmak): Tenvin veya sakin nundan sonra izhar harfleri gelirse izhar olur.(غني حليم)
İzhar harfleri:Boğaz harfleri olan (ا-ه-ح-خ-ع-غ) harfleridir.
İzhar(الانفصال بين الحرفين) İki harf arasını ayırmaktır.

-İklab(Dönüştürmek): Tenvin veya sakin nundan sonra Ba harfi gelirse iklab olur.
İklab(قلب النون الساكنة او التنوين ميما خالصا عند الباء مع بقاء الغنة) Tenvin veya sakin nunu gunneli tam bir mime dönüştürmektir.

-İdğam Maal Ğunne: Tenvin veya sakin nundan sonra يمنو harflerinden birisi gelirse İdğam Meal Ğunne olur.(من يشاء)-
-İdğam bila ğunne: Tenvin veya sakin nundan sonra ل ر harflerinden birisi gelirse İdğam bila Ğunne olur.(من لعنه الله)
-İdğam Misleyn:mahreç ve sıfatları aynı olan harfler (ilki sakin olmak şartıyla) peşpeşe gelirse İdğam misleyn olur. (فما ربحت تجارتهم)
NOT: Bu harfler mim veya nun olursa İdgam misleyn maal Gunne adını alırlar.
NOT 2:Aynı harften oluşan bütün şeddeli harfler İdğam misleyn olur.(ان) (رب) gibi
-Mimi sakinin üç hali:
sakin mim den sonra mim gelirse. idğam misleyn Meal Gunne(عليهم مؤصدة)
sakin mim den sonra ba gelirse ihfayı- şefevi.(ترميهم بحجارة)
sakin mim den sonra ba ve mim in dışındaki harflerden birisi gelirse izhar olur.(عليهم ولا الضالين)
.-İdğam Mütecaniseyn:Mahrecleri aynı sıfatları değişik farklı olan harfler(ilki sakin olmak şartıyla peşpeşe gelirse İdğam Mütecaniseyn olur.
Harfleri 3 kısımdır :a) ت-د-ط (قالت طائفة) b) ث-ذ-ظ (اذ ظلموا) c) ب- م (اركب معنا)
İlk harf kalın olursa idgamı nakıs olur.Diğerleri idgamı tam olur.
-İdğam Mütekaribeyn: Mahrecleri veya sıfatları veya hem mahrecleri hemde sıfatları birbirine yakın olan harfler peşpeşe gelirse(ilki sakin olmak şartıyla) İdğam Mütekaribeyn olur
Harfleri 2 kısımdır: a) ل- ر – Önce lamın gelmesi şarttır- (بل رفعه الله) b) ق- ك (الم نخلقكم) -Bu kelime
hem tam hem de nakıs idğamla okunabilir.Ancak tam idğam ile okunması evladır.-
-İdğam Şemsiyye:. “Lamı tarif”den sonra ابغ حجك وخف عقيمه harflerinin dışındaki harflerden birisi gelirse idğam şemsiye olur.(النجم)
-Kalkale:قطب جد Harflerinden birisi kelime ortası veya sonunda bulunursa Kalkale yapılır.(احد) (يجعلون)
-Hükmürra: Râ Meftuh veya mazmum olursa kalın olduğu için hükmü kalın ( رب – رسل )
Râ”meksur olursa inceبالبر
Râ sakin ma kabli meftuh veya mazmum olursa kalın (الصبر – الدبر)
Râ sakin ma kabli meksur olursa kendisinden sonra istila harfi yoksa ince okunur.(الذكر )
Eğer istila harfi varsa ve esreli değilse ra yine kalın okunur.(قرطاس – مرصاد)
Râ sakin ma kablinde kesrei arıza olursa bu kesreye itibar olunmaz ra kalın okunur.(ارجعي
–ام ارتابوا –لمن ارتضي –رب ارجعون –ان ارتبتم )gibi
Harfi lin den sonra gelen Râ vakıf halinde ince okunur.( لا ضير- خير)
Bazı özel kelimeler:

a)عين القطر – من مصر Vakıf halinde hem ince hem de kalın okunabilirler.Asıl harekesine binaen عين القطر kelimesinde incelik evladır. من مصر kelimesinde kalınlık evladır.
b) كل فرق İki türlü okunabilir.İstila harfi olan kaf esreli olduğundan İnce okumak evladır.
c)ان اسر – فاسر – اذا يسر Kelimelerinde durulduğunda umumi kural geleneği kalın; aslında bulunup sonradan hazfedilen (kaldırılan)ى lara işaret için ince okunur.İnce okumak evladır

-Lafzatullah:Lafzai celalin ma kabli meftuh veya mazmum olursa kalın meksur olursa ince okunur.
-Zamir: Zamirin ma kabli harekeli olduğu zaman çekilir. Sakin veya med harfi olduğunda çekilmez.
(انه – به -وله – عنده Çekilir) ( منه – فيه – عليه Çekilmez )
Kelimenin aslından olmaları hasebiyle ما نفقه – فواكه gibi örneklerde He ler çekilmez
-Sekte :Nefes almadan sesi kesmeye denir.Sesin kesilme süresi ise bir elif miktarıdır.
Kur’an’ı Kerim’de dört yerde sekte yapmak vaciptir:
1. Kehf Suresinde:عِوَجًا قَيِّمًا Vasl(geçiş)yapılırsa sekte vaciptir.vakıf halinde bir şey gerekmez
2. Yasin Suresinde: مِنْ مَرْقَدِنَا Vasl(geçiş)yapılırsa sekte vaciptir.vakıf halinde bir şey gerekmez
3. Kıyame Suresinde:مَنْ رَاقٍ
4. Mutaffin Suresinde:كَلاَّ بَلْ رَانَ

-HEMZELER

Vasıl hemzesi:İbtidaen varolan dercen (arada) düşen hemzedir.Çoğunlukla esrelidir
Katı hemzesi İbtidaen ve dercen sabit olan hemzedir.
Vasıl hemzeleri

1-(ال) : Lam-ı tarifin hemzesi
2-(الذي- التي): gibi İsmi mevsullerin hemzesi
3-(الله) : lafzının hemzesi
4-(اسم – است ابن – ابنة – ابنم – ايمن اثنين – اثنتين امرئ – امرأة ) Bu on ismin hemzeleri
5-Humasi(beşli) ve südasi (altılı) babların; mazi,emir ve mastarlarındaki hemzeler
Sülasi (üçlü)babların emir hemzeleri

Bunların dışındakiler katı hemzesidir.
-Fiillerde ki hemzelerde asıl olan vasıl hemzesi olmaktır.
-İsim ve Edatlarda ise asıl olan katı hemzesi olmaktır.

25

Eylül
2012

Kur’an’ı Kerim Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  472 Kez Okundu

-Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlere Sure ismi verilir.
-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır.K.Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf adı verilir.
-Hz. Ebu Bekir zamanında Zeyd b. Sabit tarafından Mushaf haline getirildi.
-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi.
– Kur’an’ı Kerim’deki son Nas suresi.
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun Bakara suresi.
– Kur’an’ı Kerim’deki en kısa Kevser suresidir.
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
– Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar)50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
-Muavizeteyn” surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.

24

Eylül
2012

Kuran-ı Kerim Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  784 Kez Okundu

Kuran-ı Kerim İslam’ın kutsal kitabıdır. 114 suredir. Kuran, Hz. Muhammed’e peygamberliğin verildiği 610’dan 632’deki ölümüne kadar parça parça indirilmiştir.Arapça bir sözcük olan “kuran”, okumak, ezbere okumak, bir araya getirmek anlamına gelir.Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir. İslam’a göre Allah Kuran’ı ikinci bir isim olarak “Kitap”, olarak adlandırmak suretiyle, daha en baştan itibaren, bu metnin yazılı hale getirilmesinin önemine işaret etmiştir.“Ana Hatlarıyla Kuranı Kerim”, Prof. S. Yıldırım, s.56).Mushaf :Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir. Ebu Bekir tarafından Mushaf haline getirtildi. Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.Kuran, “sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir. Her bir sure de “ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır. vahiylerpeygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 -632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an’ı yazan Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad,Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.Hafız:Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye hafız denir. Hz. Muhammed ilk hafız olarak kabul edilir. Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya tilavet denir.Ashab-ı Kiram (peygamberin değerli arkadaşları anlamında Arapça bir tamlama), Muhammed’in sağlığında Kur’an’ı yazmamıştır. Muhammed’in öldüğü sırada 100 bin küsür arkadaşları içinde okuma-yazma bilenlerin sayısı yalnızca 33 kişi idi, okuma-yazma oranı 10 binde 4 idi. Hafızların sayısı ise yaklaşık 20 idi. Kur’an-ı Kerim, Hz.Muhammed peygamberin devrinde bizzat vahiy meleği ve nebinin birbirlerine karşılıklı okumaları ve de sahabilerin ezberlemesiyle korunmuştur. Ancak Peygamber’in sağlığı müddetince devam eden vahyin bütün bir kitapta toplanmasına imkân yoktu. Çünkü vahyin Peygamberin ölümüne kadar devam ettiği bilinmektedir. Peygamber’in vefatından iki gün öncesine kadar devam eden vahiy Onun vefatıyla son buldu. Böylece Kur’an inen son âyetle tamamlanmış oldu.Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır.Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur (Celâleddin es-Süyûtî, el-İtkân fi Ulûmi’l-Kur’ân, terc. Sakıp Yıldız, H. Avni Çelik, İstanbul 1987, I, 124). Mushaf; sayfalardan meydana gelmiş kitap anlamına gelir.Allah hafiften ağıra doğru bir yol izleyerek hükümler gönderiyor, Kur’an’ın parça parça gelişi uygulamayı kolaylaştırıyordu. Bu sayede gelen ayetler kolayca ezberlenebiliyordu.
Ayetlerin olaylar üzerine inişi, tam ihtiyaç sırasında gelişi, toplumda gerekli etkiyi göstermesine yardımcı olmuştur. Bu yüzden, ayetlerin iniş sebepleri ( esbab-ı nüzul) Kur’an tefsirlerinde önemli bir yer tutar.
Kuran-ı Kerim İslam’ın kutsal kitabıdır. 114 suredir. Kuran, Hz. Muhammed’e peygamberliğin verildiği 610’dan 632’deki ölümüne kadar parça parça indirilmiştir.
Arapça bir sözcük olan “kuran”, okumak, ezbere okumak, bir araya getirmek anlamına gelir.Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir. İslam’a göre Allah Kuran’ı ikinci bir isim olarak “Kitap”, olarak adlandırmak suretiyle, daha en baştan itibaren, bu metnin yazılı hale getirilmesinin önemine işaret etmiştir.“Ana Hatlarıyla Kuranı Kerim”, Prof. S. Yıldırım, s.56
Mushaf :Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline Mushaf denir. “
Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir. Ebu Bekir tarafından Mushaf haline getirtildi. Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.Kuran, “sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir. Her bir sure de “ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır. vahiylerpeygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 -632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an’ı yazan Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad,Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.Hafız:Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye hafız denir. Hz. Muhammed ilk hafız olarak kabul edilir. Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya tilavet denir.Ashab-ı Kiram (peygamberin değerli arkadaşları anlamında Arapça bir tamlama), Muhammed’in sağlığında Kur’an’ı yazmamıştır. Muhammed’in öldüğü sırada 100 bin küsür arkadaşları içinde okuma-yazma bilenlerin sayısı yalnızca 33 kişi idi, okuma-yazma oranı 10 binde 4 idi. Hafızların sayısı ise yaklaşık 20 idi. Kur’an-ı Kerim, Hz.Muhammed peygamberin devrinde bizzat vahiy meleği ve nebinin birbirlerine karşılıklı okumaları ve de sahabilerin ezberlemesiyle korunmuştur. Ancak Peygamber’in sağlığı müddetince devam eden vahyin bütün bir kitapta toplanmasına imkân yoktu. Çünkü vahyin Peygamberin ölümüne kadar devam ettiği bilinmektedir. Peygamber’in vefatından iki gün öncesine kadar devam eden vahiy Onun vefatıyla son buldu. Böylece Kur’an inen son âyetle tamamlanmış oldu.Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır.
Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur (Celâleddin es-Süyûtî, el-İtkân fi Ulûmi’l-Kur’ân, terc. Sakıp Yıldız, H. Avni Çelik, İstanbul 1987, I, 124). Mushaf; sayfalardan meydana gelmiş kitap anlamına gelir.Allah hafiften ağıra doğru bir yol izleyerek hükümler gönderiyor, Kur’an’ın parça parça gelişi uygulamayı kolaylaştırıyordu. Bu sayede gelen ayetler kolayca ezberlenebiliyordu.Ayetlerin olaylar üzerine inişi, tam ihtiyaç sırasında gelişi, toplumda gerekli etkiyi göstermesine yardımcı olmuştur. Bu yüzden, ayetlerin iniş sebepleri ( esbab-ı nüzul) Kur’an tefsirlerinde önemli bir yer tutar.
Kuran-ı Kerimde 14 tane tilavet secdesi vardır:Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml 25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
-Tilavet secdesi ile biten sureler :Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler :Cevap: Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
-Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü ,Şuara suresi 227 ayet
-Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresidir.Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresidir.
-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi .
-Peygamber efendimizin kadınlara öğretilmesi emir buyurduğu sure Nur suresidir.
-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
-”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
-Kuran-ı Kerimde 25 tane nebinin adı zikredilmiştir
-Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
-Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut
-Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi
-Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26

7

Eylül
2012

En Çok Okunan Aşr-ı Şerifler Hangileridir?

Yazar: arafat  |  Kategori: KUR’AN-I KERİM  |  Yorum: Yok   |  1.389 Kez Okundu

-Sayfa 206,  Tevbe sûresi, 126-129 Ayetleri arası

-Sayfa 395,396 Kasas sûresi, 83,88 Ayetler arası

-Sayfa 395,396 Kasas sûresi, 83,88 Ayetler arası

-Sayfa 145-146 En’an sûresi 142-144 Ayetler arası

-Sayfa 62 Al-İmran sûresi 103-108 Ayetler arası

-Sayfa:545,Haşr suresi:20-24 ayetler

-Tevbe süresi ayet:17-24

-Sayfa:29, Bakara suresi, ayet; 183-186

-Sayfa: 595, Fecr suresi, ayet; 17-30

-Sayfa 355 Nur suresi 3537 ayetler arası

-Sayfa 69 Al-i İmran suresi 144-148 ayetler arası

-Sayfa 24 Bakara suresi 152-155 ayetler arası

-Sayfa 313, Taha sûresi, 1-12 Ayetler arası

-Sayfa:141, En’am suresi, ayet:95-101

-Sayfa 32, Bakara sûresi, 214 215 Ayetler

-Fetih suresi, 27-29 Ayetleri arası

-Sayfa 405,Rum Sûresi :21,22,23,24 Âyet-i Kerimeler

-Sayfa 582,Nebe suresi, 31-40 Ayetleri arası

-Sayfa 58, Ali İmran sûresi, 71 77 Ayetler

-Sayfa 74, Ali İmran sûresi, 190 194 Ayetler

-Fatır Suresi, 27 ve 32 ayet-i kerimeler

-Sayfa : 553 Sure: Saf Suresi Ayet Aralığı: 6-11

-Tevbe sûresi Uzunluğu
111 den113 ayeti kerimeye kadar

Toplam 17 sayfa, 14. sayfa gösteriliyor.« İlk...101213141516...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.