14

Ocak
2014

Güncel Genel Kültür Bilgileri:110

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  169 Kez Okundu

1-Avrupa insan hakları mahkemesine bireysel başvuru ne zaman; Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1987 tarihinden itibaren, vatandaşlarının Mahkeme nezdinde bireysel başvuru hakkını kabul etmiştir.
2- Siyasi partiye üye olma yaşı; Onsekiz yaşını dolduran herkes üye olabilir, Yanlış olan 25
3-1921 anayasasında olmayan – yargı organları
4- Protokolde üst ünvan ,rütbe, kıdem var. Hanımlara öncelik yoktur. Sosyal yaşamda vardır öncelik.
5-Victor Hugo’nun eseri; Notre Dame’nin Kamburu
6-Dünya Bankası : merkezi Washington
7-Atlas okyanusunu, Pasifik’e bağlayan kanal: Panama kanalı
8- Nobel ödülü verilmeyen alan; Matematik
9-Yüksek Mahkemeler; Yüksek mahkeme olmayan: Sayıştay
10-Milletvekilliğini sonlandıran durumlar: İstifa, Kesin Hüküm Giyme, Kısıtlama,
11- Örtülü ödeneğin nasıl kullanacağına Başbakan karar verir.
12-Millî güvenliğin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından TBMM’ye karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
13-Memur cezası uyarma- aylıktan kesme- memuriyetten çıkarma- kınama-kademe ilerlemesinin durdurulması.
14- Öğretmenlerin emeklilik işlemleri ; Haziran ve Temmuz ayları içinde yapılır.
15- Kamu İhale Kurulu Üye sayısı: biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere dokuz üye
16- Köylerin birleştirilmesi ve ayrılması kararının onayı – İç işleri bakanı
17-Hangisi mahalli idareler içinde yer alır? Bunlar “İl Özel İdaresi”, “Belediyeler” ve “Köy”lerdir.
18-Vali,İl Özel idarenin başı ve yürütme organıdır
19- Vali,İl İdaresinin başı, İlde Devletin Hükümetin ve ayrı ayrı her Bakanlığın temsilcisidir
20- Vali,İl Özel İdarenin İta Amiridir

11

Ocak
2014

Peygamberimizi Sevenler Mutlu Oldular

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  184 Kez Okundu

Dünya su olsa ne gamdir,
Hz.Nuh kaptan olduktan sonra,
Bu ümmete de ne düşünce ne gamdir,
Senin gibi bir şefaatcimiz var.( Şeyh Sadi)

1-Yabancılar Gözüyle Peygamber Efendimiz:
(George Bernard Shaw – İrlandalı düşünür) “İnsanlığın sorunlarının üst üste yığılarak nerdeyse çözülmez hal aldığı günümüzde Hz. Muhammed’e her zamankinden daha fazla muhtaçiz. Eğer O aramızda olsaydı bütün bunları oturup bir fincan kahve içme rahatlığı ile çözerdi”
(Prens Otto Von Bismarck – Alman Devleti kurucusu) “Muallimi ve nâşiri olduğun bu kitap, senin değildir; o lâhutîdir. Bu kitabın lâhutî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin butlanını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben, huzur-u mehabetinde kemal-i hürmetle eğilirim.”
(Goethe – filozof) “Hiç kimse Hz. Muhammed’in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki bu yarışmada kimse onu geçemeyecektir.”
(Mahatma Gandhi – Hindistan bağımsızlık önderi) “Ben şu kanaate vardım ki, İslâmiyet’in süratle yayılması, kılıç yüzünden olmamıştır. Aksine her şeyden evvel sadeliği, mantıkî olması ve Peygamberinin büyük tevazuu (alçak gönüllülüğü), sözünü daima tutması, yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlılığı yüzünden, İslâm dinî birçok insan tarafından seve seve kabul edilmiştir.”
(Dostoyevski – Rus romancı) “Büyük İslâm Peygamberi yüce yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum.”
(Thomas Carlyle – İskoç tarihçi ve yazar) “Başında taç bulunan hiçbir imparator, kendi eliyle yamanmış bir hırka giyen Muhammed (s.a.v.) kadar saygı görmemiştir.
2- “De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”[1]
“Peygamber (SAV) şöyle buyurmaktadır: “Sizden biriniz beni annesinden-babasından, çoluk-çocuğunuzdan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz”[2]
Allah ve Peygamber sevgisi imandandır, belki imanın ta kendisidirNitekim Hz Ömer:
-Ey Allah’ın Rasûlü! Ben sizi canımdan başka herşeyden daha çok severim” dedi Peygamberimiz:
-Ey Ömer, canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, beni canından daha çok sevmedikçe olgun mü’min olamazsın, buyurdu Peygamberimizi dikkatle dinleyen HzÖmer:
-Ey Allah’ın Resûlü, vallahi ben şimdi sizi canımdan da daha çok seviyorum, deyince Peygamberimiz:
-İşte Ya Ömer, şimdi olgun mü’min oldun buyurdular[3]

10

Ocak
2014

Biz bu gülistanın bülbülleriyiz, İlahi Sözleri

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  99 Kez Okundu

Biz bu gülistanın bülbülleriyiz,
Bahçe-i rindanın sümbülleriyiz.
Biz el ele verip Hakk’a gidelim,
Gelin gönülleri tavaf edelim.
Biz secde ederiz cemal-i yare,
Vuslata olamaz başka bir çare.
Biz el ele verip Hakk’a gidelim,
Gelin gönülleri tavaf edelim

9

Ocak
2014

İdeal Din Görevlisi Nasıl Olmalı

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  132 Kez Okundu
  • Ne mutlu! Taşıdığı onurun kadrini ve kıymetini bilen mümtaz din görevlilerimize.

Ne mutlu! Din görevlisine gerçek değerini verip, onu baş tacı eden toplumlara.

İmam: Lügatte, önder, reis, numune, işaret, misal ve rehber
manalarına gelmektedir. Istılahta ise; birçok manaya gelen imam kavramına;
devlet reisi, ilimde otorite olmuş kişi, camide cemaate namaz kıldıran zât ve
en önemlisi ise İmamet-i Kübra’yı şahsında birleştiren Hz. Muhammed (s.a.v.)
den bize tevarüs eden makam olarak birkaç tarif sayabiliriz.
Müezzin ise lügatte; bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak,
ilan etmek manalarına gelir. Istılahta ise Ezan okuyan, namaz vakitlerini
bildiren kişiye verilen isimdir.
Kur’an-ı Kerim’de yüce Allah (c.c.) bu iki kavramdan da bahsetmektedir. Özellikle İmam kavramı, yedi yerde tekil, beş yerde de çoğul olarak geçmekte ve bu makam peygamberlere atfedilmekte, onlarla birlikte zikredilmektedir. Meselâ; Bakara suresi 124. ayette İbrahim (a.s.)’ın imam tayin edildiğini Allah (c.c.) şöyle haber vermektedir:
Hadis-i Şerifler’de müezzinliğin fazileti ile alakalı olarak şöyle buyrulmaktadır: “Müezzinin sesinin yetiştiği yere kadar ins, cin (hatta) hiç, bir şey yoktur ki (ezanı) duymuş olsun da kıyamet gününde müezzin için (hüsn-ü) şahadette bulunmasın.” (Buhari Ezan. 4).
Müezzinlerin faziletini ifade eden başka hadis-i şerifler de vardır: “Müezzinler kıyamet gününde insanların en uzun boyluları (herkesin görebileceği kimseler) olacaklardır.” (Müslim Salât14)
“İnsanlar ezan okumadaki ve ilk saftaki (fazileti) bilseler, sonra da kur’a çekmekten başka çare bulamasalar (bu fazileti elde etmek için) kur’a atarlardı…” (Buhari Ezan: 9)
İstatistiklere göre halkın %39,5 i en azından haftada bir Cuma namazına gitmektedir. Nüfusun yarısını (yaklaşık % 50) kadınların oluşturduğunu (kadınlar ülkemizde Cuma namazına camiye gitmezler),geriye kalan % 10 luk kısmın çoğunu da öğrencilerin ve çocukların oluşturduğunu düşündüğümüzde Din Görevlilerinin vazife esnasında ne kadar büyük bir kitleye hitap ettikleri ortaya çıkmakta ve vazifenin büyüklüğü kendini göstermektedir.

9

Ocak
2014

Muhammed İKBAL Sözleri

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  88 Kez Okundu

Muhammed İKBAL:Pakistan’ ın Milli şairi olan İKBAL,1873′de Pakistan’ın Pencap eyaletine bağlı Siyalkut kentinde doğdu. Muhammed İkbal mutasavvıf bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya geldi.
Müslüman Hintli mücahitler adıyla yazdığı şiirleri Hindistan’daki müslümanların hareketlenerek İngiliz sömürüsüne başkaldırmalarında ve Pakistan’ın kuruluşunda büyük tesiri olmuştu. Bu yönüyle İkbal M.Akif Ersoy’a da benzetilmiştir. Uzun süren bir hastalıktan sonra 21 Nisan 1938′de vefat etti.
-Her çiçek kendi kokusu ile hoştur.
-Her saçını uzatan kendini derviş sayıyor.
-Hayat bir tarladır,kuvvetse ürün.
-Arzular ölürse ,can ölür.Nitekim alevler kısalırsa ateş söner.
-Eğer bir çiçeğin yüz yaprağı isek de, kokumuz birdir.
-Namaz, zulmü ,münkeri ve fahşayı öldürür.
-Oruç ile açlık ve susuzluk ihtiyacını gemlersin.
-Hac, müminin fıtratını parlatır.O’ na hicreti öğretir ve bencil milliyetçiliği yıkar.
-Zekat verirsen mal biriktirme ihtirasın ölür.
-Eğer mimar isen duvarlaşma,taşlaşma; yoksa senin duvarını başkası örer.
-Hayat sırlarını öğren ,kendini ,Allah+ ı tanımayan cahil ve zalimden kurtar.
-Eğer içindeki benlik mumu sömüşse ,gökler de güneşi ele geçirmenin faydası ne?
-Bir fakirin açlık ateşi ancak kendisini yakar, fakat bir padişahın ihtiras ateşi bütün ülkeleri yakar.
-Sen, içini boşaltmış bir kamış olduğun için başkasının nağmesini çalıyorsun.
-İbadet ve itaatın güçlüğünü tartışma, Hz.Muhammed’ in hudutlarının dışına çıkma.
-Şahin ölü sülün avlamaz
-Tehlike, kudreti imtihan eder.
-Aynı gökte uçarlar ama, kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır
-Uykuyu hafif ölüm, ölümü de ağır uyku bil
-Hiçbir köpek görmedim ki, başka bir köpeğin karşısında baş eğsin!
-İnci deniz dibinde; Çerçöp çıkmış sahile
-Ben yolu sormuyorum, arkadaş arıyorum. Nasıl demişler: evvel arkadaş, sonra da yol
Kaynak: İslami Benliğin İç Yüzü(Muhammed İKBAL)

8

Ocak
2014

Mehmet Akif ERSOY Sözler

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  98 Kez Okundu


-Allah bu millete bir daha istiklal Marşı yazdırtmasın.
-Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.
-Budur cihanda en beğendiğim meslek; sözün odun olsun hakikat olsun tek.
-Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır.
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
-Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.
-Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor.
-Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak, alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.
-İnmemiştir Kur’an, bunu hakkıyla bilin,Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.

8

Ocak
2014

TECVİT İLE ALAKALI BAZI TERİMLER

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  246 Kez Okundu

TECVİT İLE ALAKALI BAZI TERİMLER
Asli med: Med harfiyle kaim olup başka bir sebebe (sebebi medde) dayanmayan medde denir. Ayrıca buna; meddi tabi veya meddi zatide denir. Bu meddin uzatılması bir elif miktarıdır; fazla veya eksik olmaz.
Cemi kurra: Bütün kıraat imamları
Dudak ihfası (ihfa-i şefevi): Mim-i sakine den sonra ba harfinin gelmesiyle yapılan ihfaya denir. Buna da mim’in mahrecine nispetle (mim dudak harfi olduğu için ) bu isim verilmiştir.
Fer’i med: Asli med üzerine ziyadeyi gerektiren bir sebep dolayısıyla meydana gelen medde denir. Fer-i medler: Muttasıl, munfasıl,lazım, arız ve lin olmak üzere beşe ayrılır.
• Meddi muttasıl: Kelime manası, “bitişik” med olan meddi muttasıl; harfi medden sonra gelen sebebi medden hemzenin harfi med ile birlikte aynı kelimede bulunması süretiyle meydana gelen med demektir.
• Meddi munfasıl: Kelime manası “bitişik olmayan” med. Harfi medden sonra sebebi medden hemze gelir ikisi ayrı ayrı kelimede bulunursa meddi munfasıl olur. En az 1 en çok 4 elif uzatılır.
• Meddi lazım:Med harflerinden biri sebebi medden sükün-ü lazım aynı kelimede yan yana bulunursa meddi lazım olur. Meddi lazımın tul ile yani dört elif miktarı uzatılarak okunmasında kıraat imamları ittifak halindedir. Çeşitleri:
• Kelime-i müsakkale(lisana ağır gelen kelime ) dört elif miktarı uzattıktan sonra şeddeli okuyuş.
• Kelime-i muhaffefe: (lisana hafif gelen kelime) dört elif miktarı uzattıkdan sonra cezimli okuyuş.
• Harfi müsakkal(lisana ağır gelen harf) dört elif miktarı uzattıkdan sonra idğamdan dolayı şeddeli okuyuş.
• Harfi muhaffef(lisana hafif gelen harf) dört elif miktarı uzattıkdan sonra izhar yapar gibi cezimli okuyuş.
• Meddi arız: Med harflerinin birin den sonra, sebebi med olan arız sükün gelirse meddi arız olur.
• Meddi lin: yumuşak olmak anlamında kullanılan “lin”bir terkip olması itibariyle “yumuşak med” diye tarif edilmiştir. Tecvit ilminde ise meddi lin: bir kelimede lin harflerinden biri bulunup, ondan sonra sebebi med sükün olursa (bu ister lazımi ister arizi olsun) o zaman meddi lin olur.(1)
• Fem-i Muhsin: Kuran-ı Kerimi öğretecek hocanın mahreç ve tecvidi uygulayacak ve en iyi şekilde gösterecek bir ağza okuyuşa sahip olması. (2)

8

Ocak
2014

HAC SEMİNER NOTLAR(ÖZET)

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  102 Kez Okundu

HAC SEMİNER NOTLAR(ÖZET)
1-Hac; kasdetme ve yönelme mânâlarına gelir.
2-Hac’da yapılan ibadetlere genel bir ifade ile “Menasik” denir.
3-Mikat sınırları dışında ikamet eden Afâkîler, mikat sınırını ihramsız geçerlerse ceza (dem) yani koyun veya keçi kurban kesmeleri gerekir.
4-Mekke-i Mükerreme ve çevresindeki “Harem“ bölgesindeki av hayvanlarının avlanması, bitkilerin kesilmesi veya koparılması ister ihramlı ister ihramsız herkes için yasaktır.
5-Füsuk: Allah’ın emir ve yasaklarına itaatten uzaklaşıp masiyet sayılan fiilleri yapmak
6-Cidal: Tartışmak, kavga etmek, hakarette bulunmak, kötü söz ve davranışlarla gönül kırmak, huzursuzluk çıkarmak. Umumî asayiş ve huzuru bozacak bu tür davranışlardan özellikle ihramlı iken kaçınmak gerekir.
7-Hac menasiki, Şevval, Zilkade aylarının tamamıyla, Zilhicce ayının ilk on günü içinde eda edilir.
8-Hanefî mezhebine göre haccın ihram, Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı olmak üzere üç farzıvardır.
9-Şafiî Mezhebine göre bu üç farza ilave olarak sa’y, saçları dipten kazıtma veya kısaltma da rükündür. Ve bu rükünlerden ilk üçünde sıraya riayet etmek de farzdır.
10-Arafat vakfesi; Mekke’nin yaklaşık 25 km. güney doğusunda bulunan ve harem bölgesi dışında kalan, sınırları işaretlenmiş olan Arafat bölgesinde yapılır.
10-Vakfe; bir yerde bir süre durmak veya beklemek demektir.

7

Ocak
2014

DÖRT MEZHEP HAKKINDA KISA NOTLAR

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  126 Kez Okundu

HANEFİ MEZHEBİ:Irak’ta doğmuş ve Abbâsîler devrinde Ebû Yûsuf’un “kadılkudât” (baş kadı) olması ile devletin başlıca fıkıh mezhebi haline gelmiştir. Hanefî mezhebi bilhassa doğuya doğru yayılarak Horasan ve Mâverâünnehir’de büyük bir gelişme göstermiştir. Pek çok Hanefî fakihi de buralardan yetişmiştir.
*İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe 40 yaşına geldiğinde fetva vermeye başladı.*
Doğum Tarihi ve Yeri:
80 (699) yılında Kûfe’de dünyaya geldi.
Hocası:
Hammâd b. Ebû Süleyman
Meşhur Talebeleri:
1-Ebû Yusuf
2-İmam Muhammed b. Hasan es-Şeybânî
En büyük eseri:
el-Fıkhu’l Ekber
Metodu:
1-Kitap
2-Sünnet
3-İcma
4-Sahâbe kavli (sözleri)
5-Örf
6-Kıyas
7-İstihsan

7

Ocak
2014

G-Hadis Tercümeleri

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  86 Kez Okundu

6479
(حديث مرفوع) حَدَّثَنَا حَسَنٌ ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ ، حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ عَمْرٍو ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ، أَنّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : ” الْقُلُوبُ أَوْعِيَةٌ ، وَبَعْضُهَا أَوْعَى مِنْ بَعْضٍ ، فَإِذَا سَأَلْتُمْ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ ، أَيُّهَا النَّاسُ ، فَاسْأَلُوهُ وَأَنْتُمْ مُوقِنُونَ بِالْإِجَابَةِ ، فَإِنَّ اللَّهَ لَا يَسْتَجِيبُ لِعَبْدٍ دَعَاهُ عَنْ ظَهْرِ قَلْبٍ غَافِلٍ
Ahmed:6479
Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: ‘’Kalpler bir kaba benzer. Biri diğerinden daha sağlam olabilir. Ey insanlar kabul edileceğine inanarak Allah’tan bir şey isteyin. Allah Teala gafil kalbin yaptığı duayı kabul etmez.’’
3427
(حديث مرفوع) حَدَّثَنَا وَهُوَ رَجُلٌ صَالِحٌ ، عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ ، حَدَّثَنَا صَالِحٌ الْمُرِّيُّ ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” ادْعُوا اللَّهَ وَأَنْتُمْ مُوقِنُونَ بِالْإِجَابَةِ ، وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ لَا يَسْتَجِيبُ دُعَاءً مِنْ قَلْبٍ غَافِلٍ لَاهٍ ” . قَالَ أَبُو عِيسَى : هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ، لَا نَعْرِفُهُ إِلَّا مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ، سَمِعْتُ عَبَّاسًا الْعَنْبَرِيَّ ، يَقُولُ : اكْتُبُوا عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيِّ فَإِنَّهُ ثِقَةٌ .
جامع الترمذي » كِتَاب الْأَدَبِ » أبواب الْأَمْثَالِ
وحسنه الألباني.
Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: ‘’Kabul edileceğine kalpten inanarak Allah’’a dua edin.Bilinizki Allah boş,gafil bir kalbin yaptığı duayı kabul etmez.’’

983 حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ الْكُوفِيُّ وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَزَّازُ الْبَغْدَادِيُّ قَالَا حَدَّثَنَا سَيَّارٌ هُوَ ابْنُ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ عَلَى شَابٍّ وَهُوَ فِي الْمَوْتِ فَقَالَ كَيْفَ تَجِدُكَ قَالَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنِّي أَرْجُو اللَّهَ وَإِنِّي أَخَافُ ذُنُوبِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَجْتَمِعَانِ فِي قَلْبِ عَبْدٍ فِي مِثْلِ هَذَا الْمَوْطِنِ إِلَّا أَعْطَاهُ اللَّهُ مَا يَرْجُو وَآمَنَهُ مِمَّا يَخَافُ.
قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَقَدْ رَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُرْسَلًا
سنن الترمذي » كتاب الجنائز عن رسول الله صلى الله عليه وسلم » باب ما جاء أن المؤمن يموت بعرق الجبين

Nebi sallallahü aleyhi vesellem ölmek üzere olan bir genci ziyeret için yanına girdi.Kendini nasıl buluyorsun buyurdu.Genç,Ya Rasülallah ümidim var ama günahlarımdan korkuyorum dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: ”Bu gibi yerde o ikisi (ümit ve korku), kulun kalbinde bir araya gelirse, Allah behemehal ona umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar.

6

Ocak
2014

İslam Kardeşliği Birlik ve Beraberliğin Yolu

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  100 Kez Okundu

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) tecessüsü (ferdi suç araştırmayı ve kişinin şahsi suçunu teşhir edip yaymayı) yasak etmiştir. Asr-ı Saadette şeytanın tuzağına düşüp nefsine uyup zina eden bir genç sahabe, suçunun vicdanındaki ızdırabından dolayı sevgili Peygamberimiz’e (sav) gelir ve “Ben zina ettim ya Resulallah ” der. Önder ve örneğimiz sevgili Peygamberimiz ise “Ey genç, bu suçunu duymamış olayım. Suçunu gizle ve kimseye söyleme” diyerek genci evine gönderir. Ertesi gün genç yine suçunu itiraf eder. Cezasının verilmesi için Peygamberimize gelir, yine geri çevrilir. Üçüncü gün yine gelince Peygamberimiz (sav) “Ey genç, yarın ne olur dördüncü kere suçunu itirafa gelme! Yoksa bundan sonra ben de, zina edenler için Allah’ın koyduğu ceza hükmünü kaldıramam” diyerek geri çevirir. (İslam hukukunda zina cezasının tatbik edilebilmesi için ya dürüst, emin ve adil dört şahit ya da suçlunun suçunu dört kere itirafı gerekiyor.) Bunun üzerine genç sahabe ertesi gün de gelip suçunu itiraf edince, Allah’ın hükmü gereği cezalandırıldı. Cenazesini Peygamber Efendimiz (sav) kıldırdı ve gencin affolunduğunu müjdeledi. Cenaze namazına gelen bir sahabeyi yanına çağırarak “Ey adam, bu gence “Resulullah’a git ve suçunu itiraf et” diye telkinde bulunup neden bana gönderdin? Sen Onun günahını(suçunu) gizleseydin de Allah da senin Ahirette bütün günahlarını örtüp affetseydi daha iyi olmaz mıydı?” buyurarak bize Rahmani siyasetin ve kardeşliğin ahlaki boyutlarını yaşayarak öğretiyordu.
Devlet başkanı Hz. Ömer (r.a) gizlice içki alemi yapan bir eve arka pencereden girer. Sarhoş haldeki ev sahibine “Seni içki alemi yaparken suç üstü yakaladım” deyince, ev sahibi Hz. Ömer’e “Evet ben içki içerek bir günah(suç) işledim ama sen üç günah işledin” diye cevap verince Hz. Ömer şaşırır ve bu günahların ne olduğunu sorar. Sarhoş cevaben; “Allah Kur’an-ı Kerim’de evlere ön kapılardan girin diye emrediyor, sen arka pencereden girerek bu ayetteki emri çiğnedin. Allah konuşmaya selamla başlayın buyuruyor, sense öfkenden selamı unuttun. Ve Allah yüce kitabında “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın…(Hucurat S.12)” diye emrediyor, sense suçları araştırmaya çıkmışsın” diye cevap verince Hz. Ömer; “Bir sarhoşun uyarısıyla dinimi bana hatırlattıran Allah’a hamdolsun” diye ağlıyor.
Yaratıcımız, yaşatıcımız ve yöneticimiz Allah’ın (c.c) güzel isimlerinden biri SETTAR (kullarının suçlarını örterek rezil etmeyen) değil midir? İnanmadığı halde çıkarı için namaza gelen kulunu bile namazda mahcup ettirmiyor. Şeytan namazda aklımıza ne hayaller getiriyor. Hiç namaz kılarken içinden geçeni konuşanı duydunuz mu? Rabbimiz Allah, düşüncelerimizi bir açığa vursa neler konuşmayız ki! Ama Allah kulunu SETTAR ismiyle koruyor. Toplum içinde rezil etmiyor.
Ayıp ve Kusurların Araştırılmasının Dini Boyutu

5

Ocak
2014

İslam Kardeşliği -Birlik ve Beraberlik Ruhu

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  94 Kez Okundu


Mü’minlerin birbirleriyle kardeş ilan edilmesi hem Kur’an-ı Kerim’de ( 1) hem de hadislerde vurgulanmıştır. Bu kardeşlik, varlık sebebini aynı dine mensup olmaktan alarak köle-efendi, zengin-fakir, siyah-beyaz, kadın-erkek ayrımı yapmadan, etnik ve kültürel farklılıkları ayrılık vesilesi değil, renklendirici unsurlar olarak görmeyi gerektiren toplumsal bir bağ oluşturur. Bu bağın gücü öylesine kuşatıcıdır ki, İslam toplumuyla uzlaşı içine girmiş zimmîler ve muahedleri de kapsamına alır. Bu bağlamda mü’minler kardeşçe yaşamanın tüm sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Dünyada haksızlığın engellenmesine, temel insan hak ve hürriyetlerinin tesisine katkıda bulunmak, ülke içerisinde ise bunlara ek olarak mü’min kardeşler arasındaki anlaşmazlıkları adaletle çözüme kavuşturmak, haksızlıkta ısrar edenlere karşı haklının yanında yer almakla yükümlüdürler. (2)
Peygamberimiz (asv)’a gelerek kendisine öğüt vermesini isteyen bir adama Resulullah (s.a.s); “Öfkelenme!” demiş ve bu sözünü birkaç kere tekrarlamıştır. (3).
Öfke anında Allah’a sığınmak ve öfkenin geçmesini istemek gerekir. Öfkeli birisini gören Hz. Peygamber (asv) şöyle buyurmuştur:
“Ben bir kelime biliyorum ki, eğer şu adam o kelimeyi söylese muhakkak öfkesi geçer. O kelime: Eûzü billahi mineş-şeytânirracîm”, sözüdür” (4).
Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
“Kuvvetli ve kahraman pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Kuvvetli ve kahraman pehlivan ancak öfke zamanında nefsine mâlik olan ve öfkesini yenen kimsedir.” (5).
Peygamber Efendimiz (asv) bir başka hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Bir kimse öfkesinin gereğini yapmaya kadir olduğu halde öfkesini yenerse, Allah Teâlâ kıyamet gününde halkın gözü önünde onu çağırır, huriler içinden istediğini seçmekte muhayyer kılar.” (6).
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.); “Birbirinize kin tutmayınız, haset etmeyiniz, sırt dönmeyiniz ve ilginizi kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz” buyurmaktadır. (7) Ashab-ı Kiramın önde gelenlerinden Ebû Zer ile Bilâl-i Habeşi arasında bir tartışma yaşandı. Tartışmanın etkisiyle Ebu Zer kendine hakim olamadı ve Bilal’e “Siyah kadının oğlu” deyiverdi. Bu durum kendisine arz edildiğinde Efendimiz, son derece müteessir oldu ve hemen Ebu Zer’i çağırdı. Ona,”Sende hala cahiliye kalıntıları görüyorum. Kişi hiç anasından dolayı ayıplanır mı?” diyerek serzenişte bulundu. Ebu Zer, bu sözünden dolayı defalarca Bilal’den özür diledi.(8)

Allah Resûlü, bazı bedensel kusurları sebebiyle topluma katılmaktan çekinen engellileri onurlandırdı. Zâhir isminde engelli bir sahâbî vardı. Efendimiz, her gördüğünde ona iltifat ederdi. Bir gün, Zahir’in kendisinin hiçbir değeri olmadığını söylemesi üzerine Peygamberimiz şöyle dedi: “Hayır! Sen, hiç de değersiz değilsin! Aksine Allah katında çok kıymetlisin!”(9)
.Merhamet Peygamberi, görme engelli olan Abdullah ibn-i Ümmü Mektum’u müezzinlik görevine getirdi. Sefere çıkarken kendi vekaletini on üç defa ona verdi.
Ve Peygamberimiz, insanı onurlandırdı. Bir gün ashâbtan bir grupla otururken yanlarından bir cenaze geçti. Peygamberimiz cenazeyi görünce ayağa kalktı. Yanındakiler onun bir Müslüman cenazesi olmadığını söylediler. Ancak Gönüller Sultanı, “Olsun, o da bir insan değil mi?” cevabını verdi.(10)
Urve İbnu Muhammed es’Sadi’nin yanına girdik. Bir zat kendisine konuştu ve Urve’yi kızdırdı. Urve kalkıp abdest aldı ve: “Babam, dedem Atiye (ra)’den anlatır ki, o, Resulullah (sav)’ın şöyle söylediğini nakletmiştir: “Öfke şeytandandır, şetyan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın.”(11)
Resulullah (sav) bize buyurmuştu ki: “Biriniz ayakta iken öfkelenirse hemen otursun. Öfkesi geçerse ne ala, geçmezse yatsın.”(12 )

5

Ocak
2014

İslam Kardeşliğinin Önemi

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  165 Kez Okundu

Peygamber Efendimiz, 3 kıtanın insanlarını aynı dinin şemsiyesi altında birleştirmiştir. Hazreti Muhammed’in Veda Hutbesi’nde 120 bin kişiye seslenendiği bu hutbede en çok önem verdiği konulardan birinin de kardeşlik konusu olmuştur.
Peygamber Efendimiz “Müslümanlar bir binanın tuğlaları gibidir, birbirlerini desteklerler.” buyurmaktadır. (1)
Allah Resûlü (s.a.s.): “Şu üç özellik kimde bulunursa o kişi imanın zevkini tatmış olur. 1. Allah ve Resûlü kendisine başkalarından daha sevimli olmak. 2. Sevdiği kimseyi sadece Allah için sevmek. 3. İmandan sonra küfre dönmeyi ateşe atılıyormuş gibi kötü görmek.” (2)
Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle.(3)
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Biriniz kardeşinin ahlakını (Allah için) seviyorsa bunu kendisine söylesin.(4)

30

Aralık
2013

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  79 Kez Okundu

Cümle yaratılmışı bir gözle bakmayan ,
Halka müderris ise de ,hakikatte asidir.
Yunus Emre

Elif okuduk ötürü Pazar eyledik götürü
Yaratılmışı hoş gördük Yaratandan ötürü.
Yunus Emre

Dört Halife Devri için Bir Benzetme:
Hz. Ebubekir dönemi bir ilkbahar,
Hz.Ömer dönemi devam eden yaz,
Hz.Osman dönemi fırtınalar baş göstermiş,
Hz.Ali dönemi yarı kış tam kış dönemi.

30

Aralık
2013

İLAHİ DİNLERDE HİCRET (Kitap Özeti),

Yazar: arafat  |  Kategori: GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  312 Kez Okundu

İlâhî dinlerde yaşanan hicretler yaşanmasaydı, ilâhi dinler hiçbir zaman sosyal yapılaşmayı başaramayacak, belki de kısa bir süre belirip kaybolan, farklı bir inanç akimi gibi kalacaklardı.
Hz. Musa’dan önceki toplumlar, genelde klan toplumlardır. Ferdî düşünce ve kararların önü, bilhassa yöneticiler tarafından tıkanmış durumdadır. Bu yüzden peygamber gönderilen ilkel toplumların bir çoğu peygamberlerini kollektif olarak reddetmiş ve aralarından atma yoluna gitmiştir.
Hz. Musa’nın hicreti bir dönüm noktasıdır. Hz. Musa, tevhit inancı ışığında ordu kuran ve sosyal yapılaşmayı başaran ilk peygamberdir. ‘İlâhi dinlerin temel kaynaklarında, Hz. Musa’dan sonra kavmi helak edilen bir peygambere de rastlanmamaktadır.

Toplam 44 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.« İlk...56789102030...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.