14

Kasım
2012

Din Görevlileri Sınavlarına Hazırlık Notlar-2

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER, GENEL KÜLTÜR  |  Yorum: Yok   |  256 Kez Okundu

111-Mu`tezile:Akli ön plana alan ve “kul kendi fiilerinin yaraticisidir diyerek, ehl-i sünnetten ayrilan firka.Bunlara Kaderiyeciler de denir.Önderleri Vasil b. Ata`dir.
112-Musevi:hz.Musa`nin mensub olan , Yahudi.
113-Muvatta:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseri.
114-Müderris:Medrese de ders veren yüksek rütbeli hoca.
115-Mülukü`t-Tavaif: Endülüs`te 1031-1090 yillari arasinda hüküm süren emirlikler.
116-Nesturilik:Hz.Isa`nin insan ve ilah olarak iki ayri unsurdan meydana geldigini iddia eden bir Hiristiyan mezhebi.
117-Nusayrilik:Hz.Ali`nin ilah oldugunu ileri süren asiri Sii bir mezhep.
118-Ortodokslar :Basindaki kisiye Patrik enir.Merkezi Istanbul`dur.
119-Panislamizm:Bütün müslümanlari tek bir siyasi teskilat ,tek bir devlet haline getirmek ülküsü, Islam birligi.
120-Panslavizm(Slavcilik):Ruslarin Balkanlardaki slavlari bir bayrak altinda toplama cabasi.
121-Paskalya:Hiristiyanlarin, Hz.Isa`nin dirileceklerine inandiklari gün yaptiklari bayram.
122-Patrik:Ortadokslarin ruhani lideri.
123-Peygamberimizin süt anneleri:Annesi Amine Hatun( 3 gün emzirdi),Süveybe Hatun(7 gün emzirdi),Halime Hatun(4 yil emzirdi.).
124-Peygamberimizin annem dedigi kadinlar:Süt annesi Halime Hatun,Hz.Ali`nin hanimi Fatma Hatun, Ümmü Eymen.
125-Peygamberlerin sifatlari:Sidk, emanet, fetanet, ismet, teblig.
126-Pozitivizm:Hakikatin deneme ve gözlemle elde edilebilecegi görüsünde olan felsefi görüs.
127-Rada:Cocugun süt emmesi. Süt emme.
128-Ravza-i mudahhara:Hz.Peygamberin kabri ile minberi arasindaki bosluga verilen isimdir.
129-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
130-Salat:Tebrik, tezkiye,saygi,dua, istigfar ve rahmet manalarina gelir.
131-Secavend:Mushaflarda görülen gecici durak isaretleri.Bu isaretleri ortaya koyan ise Muhammed b.Tayfür es-Secavendi(560/1165) isimli ünlü bir kiraat bilginidir.
132-Sedd-i Zerayi:Vesileleri kaldirmak, sebebi tikamaktir.Bu durum da harama vesile olan sey haram,vacibe vesile olan sey vaciptir.Cuma namazi farz, Cuma namazina gitmek icin alis-verisi birakmak farzdir.Fuhus, haramdir.Fuhusa yol actigi icin yabanci kadinin avret yerine bakmak da ayni haramliktadir.
133-Sekine:Sükun bulmak, itminana kavusmak,telaslanmamak, kalbin huzura ermesi, yüregin oturmasi, gönlün rahata kavusmasi, anlamlarini icerir.(Elmali, Hak Dini Kur`an Dili,4,4408)
134-Selef-i Salihin:Ashab-i güzin tabiine denir.
135-Seyyidü`l-istigfar duasi:tevbe ve istigfar dualarini basi ve en faziletlisi Peygamber Efendimizin bildirdigi“seyyidü`l –istigfar“ dir.“Her kim sevap ve fatiletine inanarak bu dayi gündüz okurda o gün aksam olmadan önce ölürse o kimse cennet ehlindendir.“
(Sahih-i Buhari, Tecrrid-i sarih Ter.C:12,Sh.332)
136-Sika:Hadis rivayetine göre tam ehil kisi.
137-Sikke :Osmanli devletinde genel kullanimdaki madeni paraya denir.
138-Sifatu`s-salat:Namazin farz ve vaciplerine, sünnet ve adabina uygun sekilde kilinisina ilmihal dilinde “sifatu`s-salar” denir.(Diyanet ilmühali sh.262)
139-Siyer:Peygamberimizin hayatini, yasayis tarzini, niteliklerini anlatan eserler.
140-Ser`i Men Kablena:Hz.Muhammed(sas)` den önceki ilahi dinlerin hükümlerini ifade eder.
141-Tevbe :Günahlara pismanlik, Allah`a dönüstür.Halis tevbe; Allah ile bulusmadir.
142-Te`vil:Bir lavzin anlami gayesine uygun sekilde yorumlamak, muhtemel manalarindan en uygun olani görmektir.
143-Tevekkül:Yaptigimiz herhangi bir is icin gücümüzle calisip elimizden geleni yaptiktan sonra sonucu Allah`a birakmaktir.
144-Tevhid:Allah`in bir oldugunu, O`ndan baska bir ilah olmadigini kabul etmektir.
145-Teyemmüm:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savasinda sabah namazi teyemmum ile ilk defa namaz kilindi.(Nisa 43,Maide 6)
146-Ümmet-i Kaime:Kiyam duran bir topluluk yani hakblir, dogru, dogrulan , Allah icin kalkan, müstakim, istikamet üzere bulunan , adil ümmet anlamina gelir.(Hak Dini Kur`an Dili,2,1159)
147-Ulu peygamberler:Hz.Nuh.Hz.Ibrahim, Hz.Musa, Hz.Isa, Hz.Muhammed Mustafa (sas).Kur`an-i Kerim, peygamberlerin bazisini, sabir ve tahammüllerin coklugu ve buna devam etmesleri sebebiyle, onlari“Ülü`l azm-karar sahibi“ diye vasiflandirmistir.
148-Yeni Ilmi Kelam:Yeni ilmi kelam, Izmirli Ismail Hakki `nin kelama dair eseri.
149-Vahiy-i Gayri Metlüv:Okunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
150-Vahy-i Metlüv:Okunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.
152-CEBRİYE:Cüz’i irâdeyi inkâr edenlerin bâtıl mezhebi.
153-HÂTEM-ÜL ENBİYA:Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (A.S.M.)
154-HÂTEM-ÜL HÂTEM: Hz. Muhammed’in (A.S.M.) Tevrat’taki ismi.
155 -EHL-İ KIBLE:Kabe’ye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimseler için kullanılan bir kavramdır.
155-İNZAL VE TENZİL:Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed (a.s.)’e indirilmesine ise tenzîl denir.
156-KÜTÜB-Ü TİSA:Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı, Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
157-ZARURAT-I HAMSE( BEŞ ZARURİ ŞEY):Bütün dinlerin, korunması üzerine ittifak ettikleri şu beş hususun, aynı zamanda İslâm dininde de, korunması amaçlanmıştır. Bunlar: 1- Canın korunması,2. Malın korunması,3.Aklın korunması,4. Dinin Korunması,5. Neslin korunması.
158-ZELLE:”Peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıklara kusurları, ifade eden bir terim (Aliyyü’l-Karî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber, Mısır 1323, 51, 53).Peygamberler aslında günah işlemezler. Onlar “İsmet” sıfatına sahiptirler.
159-İhsan:Allah`a onu görür gibi ibadet etmesidir.
160-İfk hadisesi:Hz.Aise´ye zina isnadi atilmasi olayi.
161-İhvan-i Safa:Ansiklopedik risalesiyle taninan felsefe toplulugu.
162-İla:Islam hukukunda bir erkegin bir müddet hanimina yaklasmayacagina dair yemin etmesi demektir.
163-İlk Türkce Ezan:Ilk Türkce ezan 29 Ocak 1932 yilinda Istanbul`da okundu.
164-İlk Türkce Hutbe:Ilk Türkce hutbe,06.Ocak.1932 de Süleymaniye camiinde okundu.
165-Ismail Hakki Bursevi(ö.1137/1725):Celceti seyhi, müfessir, sair.
166-İsrail:hz.Yakub(as)`un lakabi olup sonradan bütün o soydan gelenlere”Beni Israil” denilmistir.
162-Istidrac:Bir kul günahini yeniledikce Allah`´n , onun sagligini, mevkiini, sanini, söhretini, nimetini artirmasi, ona sükrünü, tevbesini, istigfarini unutturmasi, böylece onu asama asama azabina yaklastirmasi ve sonunda kendisini ansizin yakalamasi anlamina gelir.(Hasan Basri Cantay Meali, 3,1078)
163-İstibra:Kücük abdesten sonra temizlenme.
164-İstihlaf:Namazda abdesti bozulan insanin, yerine cemaattan birini gecirmesine istihlaf denir.
165-İstinaf:Namazda abdesti kasten kendi istegi ile bozulmussa namazi yenidn baslar. Buna istinaf denir.
166-İstinca:Büyük abdesten sonra temizlenmek.

167-Ka`b b.Esref(ö.3/624):Islam`a düsmanligi ile taninan yahudi sairi
168-Ka`b b.Malik(ö.50/670):Hz.Peygamberin meshur üc sairinden biri.
169-Kaderiyye:Sorumlluluk doguran fiillerin sadece insan iradesiyle gerceklestirdigini ileri süren itikadi mezhep.
170-Kavame:Rüku halinden dogrulup da bir defa“sübhane rabbiyel´azim“ diyecek kadar ayakta durmaktir.
171-Kaynuka(beni Kaynuka):Hz.Peygamberin Medine`den sürdügü yahudi kabilesi.
172-Kazf:Iffetli bir kimseye zina iftirasinda bulunma anlaminda fikih terimi.
173-Kelam ekolleri:Mu`tezile, Esaeiyye, Maturidiyye ve Sia.
174-Kebire:Büyük günahlar.
175-Kitabü`l-harac:Ebu Yusuf`un(ö.182/798):Mali konular yaninda, muamelat, ceza, idare ve devletler hukuku kapsamina giren cesitli meseleleri ele alan eseri.
176_Kitabü`lMegazi:vakidi`nin(ö.207/823):Hz.Peygamberin gazve ve seriyyelerine dair eseri.
177-Kitabü`t-Tevhid:Ebu Mansur el Maturidi`nin(ö.333/944) Kelama dair eseri-
178-Külli irade:Kul da bi`l-kuvve mevcut olan iradegücüne „külli irade“ denir.Bu irade kullanilmaya hazir olan, ancak henüz kullanilmayan 2potansiyel irade“ demektir.
179-Küsuf namazi:Günes tutuldugunda iki rekat cemala kilinan, cemaat yoksa kendi basina kilinan namaza küsuf namazi denir.
180-Kütüb-ü Ehadis.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
181-Kütüb-ü Münzele:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
182-Kütüb-ü sitte:Peygamber(sas) Efendimizin hadis-i seriflerini ihtiva eden 6 hadis kitaba verilen isimdir.Buhari, müslim, Ibn Mace,Ebu Davud,Tirmizi,Nesai.
183-Mazmaza:Fikihta mazmaza, abdest ve gusülde agiza su alip calkalamayi ifade eder.
184-Mecelle-i Ahkam-i Adliyye:Osmanli devletinde 1868-1876 yillari arasinda hazirlanan ve daha cok borclar, esya ve yargilama hukuku esaslarini iceren kanun-Mecelle:Islam hukukunun muamelet kisminin tedvininden meydana gelen kanun kitabi.Tanzimat döneminde hazirlanan medeni kanunun adi.
185-Mecusilik:Atese tapanlara verilen ad.Islami kayanaklarda zerdüstlige verilen ad.Zerdüstiligin eski Iran inanc ve gelenekleriyle karismasindan olusan din.
186-Mezahib-i Erbaa(Dört mezhep):Hanefi, safii, maliki, hanbeli.
187-Medine:Hz.Peygamberin Mescidiyle kabrinin bulundugu hicret yurdu, Islam`da iki harem bölgesinden biri,Resul-i Ekrem ve Hulefa-i Rasidin döneminin bassehri.Eski adi Yesrib .
188-Medyen:Hz.Suayb(as) Peygamberin yasayip halkini tevhid inancina davet ettigi sehrin adi.Inanmayanlar korkunc bir sesle birlikte gelen zelzele ile evleri yurtlari yerle bir oldu.
189- Mehmet Nuri Efendi(1859-1927):Osmanli devletinin son Seyhülislami.
190-Mehmet Vehbi Efendi(1862-1949):Hulasatü`l-Beyan adli tefsiriyle taninan son devir din alimi ve siyaset adami.
191-Mehmet Zihni Efendi(1846-1913):Son devir Osmanli alimi, müderris.
192-Menakibname:Velilerin daha cok kerametlerinin anlatildigi eserlerin genel adi.
193-Menasik:Hac ve umre sirasinda yerine getirilen belirli davranislar anlaminda fikih terimi.
194-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanc esasindan biri.
195-Merkez Efendi(ö.959/1552:Halveti –SünbüliSeyhi, alim.
196-Emr-i bi`l –ma`ruf, Nehy-i ani`l-müker:Iyiligi emretmek, kötülükten alikoymaktir.
197-Irsad:Akli ve kalbi ikna edici söz ve eserlerle bir kimseyi dogru yola iletmektir.
198-Sosyal hizmet:bireylerin ve toplumun ihtiyaci olan ve yararli olacak bir isin yapilmasina sosyal hizmet denir.
199-Kur`an-i Kerim`de, teblig(dinin diger insanlara ulastirilmasi),inanan bütün insanlara dini bir sorumluluk olarak yüklemistir.
200-Muktedi:Namazda imama uyan kimseye muktedi denir.
201-Istiva vakti:Günesin tam tepe noktasinda oldugu va namaz kilmanin mekruh oldugu vakte istiva vakti denir.
202-Allah`in zati sifatlari;Vücud, kidem,beka ,vahdaniyet, muhalefetü`n li`l-havadis,kiyam binefsihi.
203-Ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartildigi ilahi adalet ölcüsüne Mizan denir.
204-Yüce Allah`in insanlari hesaba cekmek üzere tekrar dirilisten sonra bir araya toplamasina Hasir denir.
205-Keramet:Peygamberine gönülden bagli olan ve ona titizlikle uyan veli kullarin gösterdikleri olaganüstü olaylara keramet denir.
206-İstidrac:Kafir ve günahkar kisilerin arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olaganüstü olaylara istidrac denir.
207-Peygamberlerin sifatlari;Sidk , emanet ,fetanet, ismet , teblig.
208-Suhuf verilen peygamberler;Hz.Adem(10 suhuf),Hz.Ibrahim(10 suhuf),Hz.Idris(30 suhuf) ve Hz.Sit(50 suhuf`)`e verilmistir.
209-Vahdaniyyet:Allah Teala`nin zatinda, siftlarinda ve fiillerinde bir ve tek olmasi, esi, benzeri ve ortaginin bulunmamasidir.
210-Kidem:Allah Teala`nin ezeli oldugu, baslangicinin olmadigi anlamina gelmektedir.
211-Savas ganimetleri anlamina gelen sur; Enfal suresidir.
212-En son nazil olan sure ;Nasr suresidir.
213-Orucun farz oldugunu beyan eden Bakara suresi , 183. ayeti.
214-Kur`an-i Kerim`in noktalanmasini,Nasr b. Asim ve Yahya b. Yamer icra etmistir.
215-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
216-Mufassal sureler:Kur`an`in sonunda yer alan surelere mufassal sureler denir.
217-Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Tenasüb denir.
218-Kur`an`in Isimleri;el-Kitab,el-Furkan, ez-Zikr……
219-Mevdudi(1913-1979):Pakistanli alim ve düsünür.Cemaat-i islami teskilatinin lideri.
220-Mevlana Celaleddin-i Rumi(ö.672/1273):Mevleviyye teskilatini kurucusu, mutasavvuf, alim ve sair.

13

Kasım
2012

Din Görevlileri Sınavlarına Hazırlık Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  283 Kez Okundu

1) Hanefi mezhebi; İmam-ı Azam Ebu Hanefi tarafından kurulmuştur.
2) Şafii mezhebi; İmam-ı Şafii tarafından kurulmuştur.
3) Hanbeli mezhebi; İmam-ı Hanbeli tarafından kurulmuştur.
4) Maliki mezhebi; İmam-ı Malik tarafından kurulmuştur.
5-İmam-ı Azam’ın günümüze ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır:
Risale-i Reddi Havariç, Reddi Kaderiyye, El Fıkıhu’l Ekber, El Fıkıhu’l Ebsat.
6-Eşarilik;Ebu’l-Hasen el-Eş’ârî’nin (324/935-36) öncülüğünü yaptığı, kelâm metodunu benimseyen kelâm ekolü. Çoğulu “Eşâ’ira” gelir.
7-Mürcie ;İslamiyet’te, eyleme pek önem ver¬meyen, inancın her bakımdan yeterli olduğunu savunan görüş. Mürcie mezhebi ilk olarak üçüncü halife Osman zamanındaki kargaşalı dönemde ortaya çıkmıştır
8-Mutezile;İslâm’da ilk ortaya çıkan ve akideleri aklın ışığında izah edip temellendirmeye çalışan büyük kelam ekolünün adi. Lügat ta, “uzaklaşmak, ayrılmak, bırakıp bir tarafa çekilmek” gibi anlamlara gelen “i’tizal” kelimesinin ism-i fail sığasından meydana gelen çoğul bir isimdir. Müfredi, “mu’tezilî”dir.
9-Maturidilik;İslâm akaidinde imam Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed b. Mahmud el-Matüridiyye nisbet edilen mezhep. İmam Ebu Mansur el-Mâturidinin akaiddeki mezhebine mensub olanların meydana getirdiği topluluğa Matüridiyye denilir.
10-Selefilik:Daha çok bir Kelam ilmi terimi olarak kullanilan bu kelime, Selef’in mezhebi ve görüsü anlamina gelir.Akaid konu ve meselelerinde nass (Kur’an-i Kerim ve Hadis) da varid olan hususlari mütesabih olanlar da dahil olmak üzere, oldugu gibi kabul edip, tesbih ve tecsime (benzetme ve cisimlendirme) düsmemekle birlikte, te’vile (yoruma) de basvurmayan Ehl-i Sünnet-i Hassa’ya selefiyye denmistir.
11-BİR CİNAYETE MEZHEPLER NASIL BAKIYOR?
Mutezile:Katil ateş edince ölen, ateş edilmeseydi kesinlikle ölmeyecekti.
Cebriye:Ateş etse de etmese de o kesinlikle ölecekti. Ateş edenin ne günahı olabilir ki. Maktul zaten ölecekti. Çünkü Allah böyle istedi, eceli gelmişti.
Ehli Sünnet:Ateş ettiğinde öldüyse, ölüme yol açtığı için katil cezaya çarptırılır. Maktulün ateş edilmemesi halinde ölüp ölmeyeceğini ise sadece Allah bilir. Kullar olarak biz bir yorumda bulunamayız.
12-Hak dinlerin gayesi :Aklı, Dini, Nefsi, Nesli ve Malı korumaktır.
13-İslam dininin kaynakları (Edille-i Şeriyye) : Kitap, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha’dır.
14-Cennetteki meleklerin başkanının ismi Rıdvan
15-Cehennemdeki görevli meleklerin başkanlarının ismi Malik.
16- Allah (c.c.)’a çok yakın bulunan, mukarrebun melekleride denilen, son derece şerefli olan meleklerin diğer isimleri İlliyyun melekleri.
17-Allah (c.c.)’ın katından yeni bir din getiren peygambere Rasül
18-“Rab” kelimesinin manası : Terbiye eden, yöneten, mülkün sahibi, koruyan.
19- “İlah” kelimesinin manası : Kendisine sığınılan, güvenilen, sevilen, tapılan.
20-Küfrün çeşitleri :
a- Cehli küfür
b- İnadi küfür
c- Hükmi küfür
21- Elfaz-ı Küfür İnsanı küfre götüren sözler demektir.
22-İkinci kez sura üflenince bütün insanların yeniden hayat bulup, hesap günü için toplanmasına Mahşer.
23- İnsanların ölümden sonra, mahşere kadar kabirde geçirdikleri zamana Berzah alemi.
24-Dört büyük melek:Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail (a.s.).
25-Dört büyük kitap : Tevrat; Mûsa aleyhisselâm’a, Zebur; Dâvud aleyhisselâm’a, İncil; İsa aleyhisselâm’a, Kur’ân-ı Kerîm; Peygamberimiz Hz. MUHAMMED Aleyhisselâm’a.
26-İtikatta mezhebimiz:Ehl-i Sünnet ve cemaat mezhebidir.
26-Amelde mezhepler Dörttür. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli’dir.

28-İlmin yolları üçtür.Hâvass-ı selîm, Haber-i sâdık, Akıl. Hâvass-ı selîme: Görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama isimlerini verdiğimiz beş duygu.
29-İrade-i Cüz’iyye :İrâde-i cüz’iyye: Cenâb-ı Hakk’ın kuluna verdiği mahdut bir salâhiyet ve tercih hakkıdır.
30-İstinca, bir kimsenin def-i hâcetten sonra pisliğin çıktığı yeri temizlemesidir. İstinka, istincada mubâlağa yapmaktır ki, bu da önce münasip kuru bir şeyle silmek, sonra su ile yıkamak sonra da kurulamakla olur. İstibra, erkeklerin idrar yaptıktan sonra erkeklik uzvundaki akıntıyı tamamen kesip gidermeleridir.
31-Peygamberimizin en son vefat eden eşi Hz. Âişe (radıyallâhü anhâ)’dir
32-Tevekkül, maksada erişmek için, maddî ve mânevî sebeplerin hepsini yerine getirdikten sonra, neticesini Allâh’dan beklemektir.
33-lk vahiy Hira mağrasında, 610 yılında geldi. “OKU”dur
34- Kefen; vefat eden müslümanın, sarılıp kabre konulduğu bezdir.Kefen; erkekler için, kamis, izar, lifâfe; kadınlar için ise, kamis, izar lifâfe, baş örtüsü ve göğüsler üzerine bağlanan bezden ibarettir.
35-Akabe:Akabe antlasmalarinin yapildigi yer.
36-Buharinin serhleri:Askalani-fethul bari, Kastallani-irsadüs-sari,ayni-umdetü`l Kari.
37-Burak: Mi`rac gecesinde Hz.peygamber`i tasidigi
38-Cebrail: Ilahi emirleri meleklere ve peygamberlere ulastiran vahiy melegi.Dört büyük melekten birinin ismi olup,Peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir.Kur`an`da bu melegin ismi Cibril,Ruhu`l-Kudüs, Ruhu`l-Emin, Ruh ve Rasul seklinde gecmektedir.cebrail, Peygamberimize asli seklinde iki kere görünmüstür.Biri Hira magarasinda ilk vahyi getirdigi zaman, digeri de Mirac`da“Sidretü`l-Münteha“ da gercejklesmistir. Bazen de Rasulullah`a insan sekilinde ashabtan yüzü nurlu olan Dihye el-Kelbi suresinde görünmüstür.(Dini Kavramlar Söz.DiB.Sh.85)-39-Ebü`l-Esved el-Düeli(ö.69/688):Kur`an-i Kerim`e hareke sistemini getiren ve Arap nahvinin ilk esaslarini tesbit eden alim, sair.
40-Ebva:Hz.Peygamber`in annesi Amine`nin kabrinin bulundugu yer.
41-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
42-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel.
43-Eda:Bir namazi vaktinde kilmaya eda denir.
44-Ed-Din ve`d- devle:Hiristiyan iken ihtida eden Ali b.Rabben et-Taberi`nin (ö.247/861`den sonra)Hz.Muhammed`in Peygamberligini ispat icin yazdigi eser.
45-Edebu`d-Dünya ve`d-Din:Bu eserin yazari Maver`di.
46-Ehl-i Beyt:Hz.Peygamber aile fertleri icin kullanilan bir tabir.
47-Ehl-i Kitap:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
48-Ehl-i Sünnet:Hz.peygamber ile ashabin dinin temel konularinda takip ettikleri yolu benimseyenler anlaminda bir tabir.
49-Egzotizm: Baska ülkelerin sanatlarina olan hayranlik.
50-Ehl-i kible:Kabe`ye dogru yönelerek namaz kilmanin farz olusunu kabul eden kimseler icin kullanilan bir kavramdir.
51-Ehl-i sünnet:Peygamberimizin yolunda gidenler.
52-Eimme-i sitte:Eimme-i sitte, hadiste kütüb- ü sitte denen, 6 meshur hadsi mecbuasinin yazarlarina verilen isimdir.
53-Elmalili Muhammed Hamdi(1878-1942):Hak Dini Kur“ an Dili adli tefsiriyla taninan son devir din adamlarindan.
54-Emir Buhara(ö.922/1516):Islam`da ilk naksibendi tekkesini kuran mutasavvauf.
55-Emir Sultan(ö.833/1429):Bursali meshur sufi,Yildirim Beyazid`in damadi.
56-Emirü`l-Müminin:Islam tarihinde Hz.Ömer`den itibaren devlet baskanlarina verilen unvan..
57-Emsalü`l-hadis:Icerisinde darbi mesel yada mesel bulunan hadisleri derleyen kitaplara”emsalü´l-hadis” denir.
58-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
59-Enfal: Genel olarak ganimet, fey veya selep anlamina gelen terim.Kur`an.-Kerim, surelerinden birinin ismidir.Enfal suresinin ilk ayetinde Enfal; Allah`in ihsanlari, lutuflari anlaminda savas ganimetleri demektir.

60-Erbaun:Hadis literatüründe kirk hadis toplayan eserlere denir.
61-Eshab-i Hicr:Salih peygamberin gönderildigi kavim.
62-Esmaü-Hüsna:Allah`in güzel isimleri ve sifatlari.
63-Eshuru`l_hurum:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep aylari.Araplar bu aylarda savas yapmayi haram sayarlardi.
64-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
65-Esma-i Hüsna:Allah`in isimleri icin kullanilan bir tabir.
66-Etiyopya:Dogu Afrika`da ülke.Eski adi Habesistan.
67-Eyke halki:Hz.Suayb`in kavmi idi.Eyke, birbirine girmis sik agaclar demktir.Suayb kavmi agaclik bir bölgede yasadigi icin onlara eyke halki denilmistir.
68-Feraiz:Islam miras hukukunu inceleyen ilim dali.
69-Fersah :Bir uzunluk ölcü birimi.5685 metre uzunluk.
70-Fetret:Peygamberimize gelen vahyin bir süre kesilmesi ile ilgili olarak fetret denilmistir.
71-Fey:Islam devletinin gayri müslim tebaadan aldigi cizye, harac, ve ticaret mallari vergilerinin ortak adi.
72-Ficar savaslari:Islam`dan önce cahiliye devrinde bazi arap kabileleri arasinda haram aylarda meydana gelen ic savas, 4 defa yapilmistir.Peygamberimiz, amcasi Zübeyr ile katildi.Utbe b. Rebia`nin girisimi ile taraflar arasinda baris gerceklestirildi.Bu savas Fil olayindan 25 yil sonra(591) meydana geldi.
73-Fikhu`l Ekber:Ebu Hanife`ye nisbet edilen risalesi.
74-Fizilali`l-Kur`an:Seyyid Kutub`un(ö.1966):Kur`an-i Kerim tefsiri.
75-Fukaha-i Seb`a:Ashab-i Kiram`dan sonra Medine-i Münevvere`de de fetva vermeye baslayan yedi meshur fakihe verilen isimdir.
76-Ganimet:Gayri müslimlerden savas yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
77-Garibü`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
78-Gazve ve seriyye:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaslara„gazve“ denir.Peygamberimizin gazvelerinin sayisi 27`dir.Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatin kumandasi altinda savasa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir. Seryyelerin sayisi 44 veya 104`dir.
79-Hayrü`l- Beser:Insanlarin en hayirlisi Hz.muhammed.
80-Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
81-Hadikatü-s Suada:Fuzuli`nin Kerbela vak`asini isledigi meshur eseri.
82-Hafiz Osman(ö.111=/1698):Aklam-i sitte de devir acan Türk hattati.
83-Hanefi Mezhebi:Hanefi mezhebi su yedi esas üzere kurulmustur:Kitap, sünnet, sahabenin sözleri, kiyas, istihsan, icma ve örf.
84-Hanefi Mezhebine dair imam Muhammed`in yazdigi meshur 6 kitabi sunlardir:Mebsut, ziyadat, cami-us Sagir, cami-ul kebir, siyer-i sagir, siye-i kebir.
85-Haram aylar:Islami literatürde savasin haram kabul edildigi 4 kutsal ay.Zilkade,zilhicce,muharrem, recep.
86-Harbi:Gayri müslim devletin vatandasi anlaminda fikhi terimi.
87-Harura:Siffin savasinda Hz.Ali`nin saflarindan ayrilan Haricilerin toplandigi yer.
88-Hasan el –Benna(1906/1949):Ihvan-i müslimin teskilatinin kurucusu, Misirli fikir ve mücadele adami.
89-Havaic-i Asliye:Asil ihtiyaclar, temel ihtiyaclar.Zekat matrahi disinda tutulan temel ihtiyac mallari disinda tutulan temel ihtiyac mallari anlaminda fikih terim.
90-Hariciler:Hz.ali ile Hz.Muaviye arasinda meydana gelenen Siffin savasindaki hakem olayindan sonra meydana cikmistir.”Hüküm Allah`indir diyerek hakem olayina karsi ciktilar.Hakem olayini küfür, taraflarini da kafir ilan ettiler.
91-Havelan-i havl:Senenin devretmesi, gecmesi demektir.
92-Hicret:Peygamberimizin Mekke`den Medine`ye göcü. Hicret, 12 Rebiulevvel/23 Eylül 622`de olmustur.Bu tarih Peygamberimizin 53`üncü dogum yil dönümüdür.
93-Hicr:Kayalik böge demek olup Medine`in Kuzeyeinde bir yerin adidir.Salih peygamberin kavmi semud burada yasardi.
94-Hidane:Kücük cocuklarin bakimi, gözetimi ve terbiyesi anlaminda bir fikih terimi.
95-Hirka-i Saadet:Peygamberimizin Topkapi Sarayinda mukaddes emanetler dairesinde korunan hirka.
96-Hitan:Sünnet, sünnet ameliyesi.Sünnet olmak , erkekler icin sünnettir.Ilk sünnet olan Ibrahim Aleyhisselam`dir,Sünnet olmak hem dinin ve hem dindarligin siaridir.Usaym b. Kelb`in babasindan naklettigine göre, dedesi demiski;“Peygamberimize geldim ve Islamiyeti kabul ettim Bunun üzerine Efendimiz(sas) söyle buyurdular:“Kendinden küfrün killari temizle, tiras et ve sünnet ol.“(Ahmet b. Hanbel,3,41;Ebu davud, Taharet,129)
97-Hüzün yili:Hz.Peygamberimizin amcasi ile zevcesi Hz.Hatice`nin (Bisetin 10.yili) vefat ettigi yila denir.(Bi`setin 10.yili)
98-Huneyn:Taif yakinlarinda Mekke`ye 10 mil bir yer.
99-Ibn Mülcem(Abdurrahman b. Amr b.Mülcem ö.40/661):Hz.Ali`nin katili.
100-Ibn Rüst(ö.595/1198):Messai okulunun son temsilcisi, filozof, fakih, hekim.
101-Ibn Sina(ö.595/1037):islam messai okulunun en büyük temsilcisi, filozofu, Ortacag tibbinin önde gelen temsilcisi.
102-Ibn Teymiye Takiyyüddin(ö.728/1328):Görüs ve elestirileriyle Islam düsüncesinin gelismesine tesir eden Selefi alimi, müctehid.
103-Ibnü`l-Cezeri(ö.833/1429):Kitaat ve hadis alimi.
104-Milel ve Nihal:Islami literatürde dinler ve mezhepler tarihiyle ilgili eserlerin ortak adi.Mezhepler hakkinda bilgi vermek maksadiyla yazilmis olan eserlerin ortak adi.
105-Minare:Ilk defa Emeviler zamaninda yapilan minare, ilk defa bir sahabe olan Surahbil b.Amr ezan okumustur.
106-Minber:Camilerde hatiplerin Cuma ve bayram hutbesi okuduklari yüksekce merdiven kürsü.
107-Mu`cemler:Aler-Rical üzerine tasnif edilen kitaplardir.Ravilerin adlarina göre alfebetik olarak düzenlenen eserlerin genel adi.
108-Muhaddis:Hadis alimi, hadis nakil ve rivayet eden.Hadisleri ögrenip rivayet etmekle mesgul olan kimse.
109-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
110-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
111-Muhazati Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinannamazda ekegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.

Kaynak:Diyanet İslam Ansiklopedilerinden  A-M  özet

9

Kasım
2012

GÜNCEL SINAV KONULARI-10

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  242 Kez Okundu

AHKÂM-I HAMSE:Beş hüküm anlamına gelen “ahkâm-ı hamse”; vacip, mendup, mubah, mekruh ve haram’dan oluşan teklifi hükümlere denir.
AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır.
AMEL-İ KALİL:Az iş demektir. Namaz kılan bir kimsenin, namaz içinde yapılması uygun olmayan ancak amel-i kesir düzeyine ulaşmayan bir davranışta bulunmasına amel-i kalil denir
AMEL-İ KESÎR:Çok iş demektir. Namazı bozan davranışlardan biridir
ATVÂR-I SEB’A:Kelime olarak “yedi tavır” anlamına gelen atvâr-ı seb’a, bir tasavvuf terimi olarak nefsin; emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziyye ve kâmileden ibaret yedi tavrı anlamında kullanılmaktadır.
BEYTÜ’L-İZZE: İzzet evi anlamına gelen beytü’l-izze, Kur’ân’ın bir bütün halinde indirildiği dünya semasında (yere en yakın gökte) bulunan yerin adıdır.
BEYTÜ’L-MA’MÛR:Sözlükte “îmâr edilmiş ev” anlamına gelen el-beytü’l-ma’mûr; yedinci semada melekler için inşa edilmiş, bir geleni bir daha gelmemek üzere her gün yetmiş bin meleğin ziyaret edip ibâdet ettiği bir mabeddir (Buhârî, Bed’ül-Hak, 6; Müslim, Îmân, 259; Nesâî, Salat, 1; Ahmed, III,149).
BURHAN-I İNNÎ :Eserden müessire ya da hadiselerden kanuna doğru götüren delildir. (Tüme varım) Mümkün olan bu âlemin Yaratıcısına; dumanın ise ateşe delil olması gibi. BURHAN-I LİMMÎ:Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delildir. (Tümden gelim) Ateşin dumana delil olması gibi. Zira ateş olunca dumanın çıkması beklenir.
BURHAN-I TEMÂNU’:Temânu’ sözlükte “bir şeyi birinden men etmek ya da onun yapmaması için mücadele etmek” demektir. Kelam ilminde, Yüce Allâh’ın birliğini ispat vasıtalarından biri olan burhan-ı temânu’, kâinatta birden fazla yaratıcı olması halinde nizamın bozulacağı esasına dayanan bir delildir.
CEBRİYYE:Sözlükte “bir şeyi ıslah etmek, düzeltmek ve birine zor kullanarak iş yaptırmak” anlamlarındaki c-b-r kökünden türeyen cebriyye itikadî bir ekolün adıdır. İnsanların kendilerine has bir iradeye sahip olmadıklarını, zihnî ve amelî bütün fiillerinin ilâhî gücün zorlayıcı tesiriyle meydana geldiğini savunan grupların ortak adıdır. İnsanın bütün davranışlarını Allah’ın iradesine bağlayan ve beşerî iradeyi inkâr eden bu ekolün ilk kurucusu Cehm ibn Safvân’dır. Kurucusuna nispetle bu fırkaya Cehmiyye de denilmiştir.
CEHMİYYE:İslâm toplumunda ilk ortaya çıkan itikâdî ekollerden biridir.
CEM’U'L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın toplanması, mushaf hâline getirilmesi demektir
CEM’U'S-SALÂTEYN :Fıkıh dilinde “iki namazı birleştirmek” anlamına gelen bu tâbir; öğle ile ikindi namazlarının öğle veya ikinde vaktinde; akşam ile yatsı namazlarının akşam veya yatsı vaktinde birlikte kılınmasını ifâde eder.
CERH VE TA’DÎL :Sözlükte “yaralamak, ta’n etmek” anlamlarına gelen cerh, terim olarak, hadis râvisinin, adalet ve zabt yönlerinden sahip olduğu kusurlu vasıfları dolayısıyla tenkid edilip reddedilmesidir. Cerh edilen râviye mecrûh denir. Mecrûh bir râvinin hadisi zayıf sayılır.Tezkiye etmek, bir kimsenin adaletli olduğunun açıklanması anlamına gelen ta’dil ise, hadis ıstılahında, râvinin âdil ve zâbıt olduğuna karar verilerek, rivâyetlerinin sahih olduğunu bildirilmesidir.
CİZVİTLER:Onaltıncı asırda reform ve felsefî reaksiyon hareketlerini yaşayan Avrupa’da Katolik mezhebi içinde; Hristiyanlığa (aslında Katolikliğe) yeni bir dinamizm kazandırmak için oluşturulan yeni bir Hristiyan tarikatıdır. Cizvitler, özellikle dışa dönük bir çalışma yöntemi izlemişler; yeni ülkelere yönelerek başka toplumları Hristiyanlığa dâvet için örgütlenmişlerdir.
DAHVE-İ KÜBRÂ:Kaba kuşluk vaktini ifade etmek için kullanılan bir tabirdir. Buna dahve de denir. Oruç müddetinin yarısı, öğleden bir saat önceki vakte dahve-i kübra denir.
DAHVE-İ SUĞRÂ:Güneşin doğduktan sonra 5º (bir mızrak boyu) yükselmesinden itibaren başlayan zaman, işrak vakti anlamına gelmektedir.
 

EİMME-İ ERBAA:Dört imam anlamına gelen bu tamlama, dört büyük fıkıh mezhebinin kurucuları olan İmam-ı Azâm Ebû Hanîfe, İmam Malik b. Enes, İmam Muhammed b. İdris eş-Şafiî ve İmam Ahmet b. Hanbel için kullanılmaktadır. Bu tabirin ne zaman çıktığı bilinmemekle birlikte, terkibin yerleşmesinden sonra yazılan fıkıh kitaplarında, isimleri geçen imamlardan topluca bahsederken eimme-i erbaa tabiri kullanılmıştır.
EİMME-İ SELÂSE:Üç imam anlamına gelen bir terkiptir. Hanefî fıkıh kitaplarında, Ebû Hanife ile talebeleri Ebû Yûsuf ve Muhammed için eimme-i selâse tabiri kullanılmaktadır. Ayrıca fıkıh kitaplarında, mezhep imamlarının görüşleri sıralanırken, dört fıkıh mezhebinin kurucularından üçünün görüş birliğinde olup birinin diğerlerinden farklı görüşte olması halinde, muhalefet edenin ismi açıkça zikredilmekte, diğerleri için de eimme-i selâse tabiri kullanılmaktadır
EİMME-İ SİTTE:Hadiste kütübü sitte denen, altı meşhur hadis mecmuasının yazarlarına verilen isimdir. Kütübü sitte yazarları meşhur isimleriyle şunlardır: Buhârî (ö. 256 / 869), Müslim (ö. 216 / 831), Ebû Dâvûd (ö. 275 / 888), Nesâî (ö. 303 / 915), Tirmizî (ö. 279 / 892) ve İbn Mâce (ö. 273 / 886). 
EKÂNİM-İ SELÂSE:Uknum kelimesinin çoğulu olup, sözlükte “asıl, esas ve temel” anlamına gelmektedir. Dînî ıstılahta ise, Hristiyanlarca Allah anlayışının teşekkül ettiği üç sıfatın birbiriyle olan ilişkisini sağlayan baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs demektir. Bu üç esas (ekânîm-i selâse) şöyle açıklanmaktadır; Allah Teala’dan ibaret olan zat (baba), İsa’dan ibaret olan ilim (oğul) ve Meryem’den ibaret bulunan hayat (zevce) dir.
FEVÂTİHU’S-SÜVER :Sûrelerin başlangıçları demektir. “El-hamdü’lillah” (her türlü övgü Allah’a aittir) ve “Sübhânellah” (Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim) gibi 14 sûre Allah’ı övme ile; 29 sûre “sâd” ve “nûn” gibi hece harfi ile; 11 sûre, “yâ eyyühâ’nnâsü” (ey insanlar!) gibi nida ile; “kad eflaha’l-mü’minûn” (mü’minler kurtuluşa ermiştir) gibi 21 sûre haber cümlesiyle; “ve’l-asri” (asra andolsun) gibi 17 sûre yeminle; “izâcâe nasrullahi” (Allah’ın yardımı geldiği zaman) gibi 7 sûre şart cümlesiyle; “kulhüvallâhü ehad” (de ki Allah tektir) gibi 6 sûre emir ile; “‘amme yetesâelûn” (neden soruyorlar) gibi 6 sûre soru ile, “tebbet yedâ ebî leheb” (Ebû Leheb’in eli kurusun) gibi 3 sûre dilek ile ve Kureyş sûresi illet bildirme ile başlamaktadır. 

FEY’ (Fey’-i Zevâl):Sözlükte “gölge, zevalden sonraki gölge, geri dönmek, şekil değiştirmek” anlamlarına gelen fey’, bir fıkıh kavramı olarak, İslâm tarihinde gayrimüslimlerden alınan haraç, cizye, ticârî mal vergisi ve diğer bazı gelirleri ifade eder.
FIKHU’R-RÂVÎ:Hadis ilmiyle meşgul olan kimsenin, rivâyetin şartlarını, hakikatını, çeşitlerini, hükümlerini (değerlerini), râvîlerin durumlarını ve şartlarını, rivâyet edilen metinlerin çeşitlerini gereken şekilde bilmesine; ve bu bilgiye dayanarak hadislerin zayıflarını sahihlerinden ayırabilmesine fıkhu’r-râvî denir.
FUKAHÂ-İ SEB’A :Tabiîn döneminde, Medine’de şöhret kazanan yedi fakih için kullanılan bir tabirdir. Bu fakihlerden altısı; Urve b. Zübeyr, Saîd b. Müseyyeb, Ubeydullah b. Abdullah, Harice b. Zeyd, Süleyman b. Yesar ve Kasım b. Muhammed’dir. Yedincisi ise ihtilaflı olup, Ebû Bekir b. Abdurrahman, Ebû Seleme b. Abdurrahman veya Sâlim b. Abdullah isimli fakihlerden biridir.
GAYR-İ İLAHÎ VAHİY :İlâhî olmayan, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir. Zekeriya (a.s.)’ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır. Şeytanın şeytana vahyi gibi (En’âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır.

GAZVE:Sözlükte “istemek, arzu etmek, kastetmek, niyetlenmek, düşmanla savaşmak” anlamlarındaki “gazv” kökünden türeyen gazve (çoğulu gazavât); akın, saldırı, din uğruna yapılan savaş demektir. İslâmî bir kavram olarak ise, Hz. Peygamber’in bizzat sevk ve idare ettiği savaşlar anlamında kullanılmaktadır. Asker sayısı az veya çok olsun, savaş ya da başka bir amaçla hareket edilsin, çarpışma meydana gelsin veya gelmesin Hz. Peygamber’in bütün seferlerine gazve, bir sahâbinin komutasında gönderdiği askeri birliklere de seriyye adı verilmektedir. İslâm Tarihi kaynaklarında yirmi yedi kadar gazveden söz edilir. Bedir ve Uhud savaşları bu gazveler arasında yer alır.
GURRE:Sözlükte “atın alnındaki beyazlık, bir şeyin başlangıcı ve göze ilk çarpan kısmı, bir şeyin en iyisi, en değerlisi, yüzdeki güzellik ve parlaklık” anlamlarına gelen gurre, bir fıkıh terimi olarak, düşürülen ceninden dolayı verilmesi gereken malî tazmînatı ifade eder.
HÂCİYYÂT :Muteber maslahatlardan ikinci mertebeyi teşkil eden maslahatlardır.
HAVAİC-İ ASLİYYE:Havâic kelimesi sözlükte “kendisine ihtiyaç duyulan şeyler” anlamına gelmektedir. Havâic-i asliyye ise, temel ihtiyaçlar demektir. Bir fıkıh terimi olarak zekata tabi olmayan temel ihtiyaç maddeleri manasına gelmektedir

HAVELÂN-İ HAVL:Sözlükte havelân kelimesi dönmek, dolaşmak ve değişmek; havl kelimesi de, yıl anlamına gelmektedir. Buna göre havelân-i havl, “bir senenin geçmesi” demektir. Bu kavram, fıkıhta zekatın şartları arasında yer almaktadır. Zekâtı verilecek bir malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi gerekir.
HUSUN VE KUBUH:Sözlükte “güzel ve çirkin, iyi ve kötü” anlamlarına gelen, husun ve kubuh tabiri, dünyada övgü ve yergiyi, âhirette de mükafaat ve cezayı gerektiren şey demektir. Kelam ilminde “husun ve kubuh” beş farklı şekilde tanımlanmıştır:
1- Maksada uygun olana husun, olmayana kubuh denir. Adaletin husun, zulmün kubuh olması gibi.
2- Tabiatı mülayim olana husun, olmayana kubuh denir.
3- Kemal sıfatı olana husun, kusurlu ve eksik olana kubuh denir. İlmin güzel, cehaletin çirkin oluşu gibi.
4- Medh ve senâya değer olana husun, kötülenmeyi ve yerilmeyi gerektirene kubuh denir. Cömertliğin güzel, cimriliğin çirkin oluşu gibi.
5- Allah’ın medhine ve mükafatına konu olan şey husun, kötülemesine ve azabına vesile olan şey ise kubuhtur. İlk dört manada güzelliğin ve çirkinliğin (hüsn ve kübhün) aklî olduğu konusunda İslâm âlimleri arasında ihtilaf yoktur. İhtilaf sadece beşinci manadaki güzelliğin ve çirkinliğin şer’î veya aklî olması konusundadır.
Mu’tezile bir şeyin iyi (husn) veya kötü (kubh) olduğunun aklen bilinmesi gerektiğini savunur. Eş’arîlere göre, husun ve kubuh akıl ile anlaşılamaz; bir şey Allâh emrettiği için iyi, yasakladığı için de kötüdür. Maturîdî bilginlere göre, eşyada husun ve kubuh vardır. Allâh, iyi olanı emreder, kötü olanı da yasaklar. Dolayısıyla husun ve kubuh akıl ile de bilinebilir

HUTBE:Sözlükte “bir topluluk karşısında yapılan konuşma” anlamına gelen hutbe, dinî bir kavram olarak, Cuma ve bayram namazlarında, genel olarak, Allâh’a hamd, Rasûlüne salât ve Müslümanlar’a nasihatten oluşan konuşmayı ifade eder.
Hutbe Cuma namazının sıhhat şartlarındandır. Bayram namazlarında ise sünnettir. Hutbe, Cuma namazından önce, bayram namazlarında ise, namazdan sonra okunur. İki hutbeden oluşur. Hanefîlere göre hutbenin rüknü, Allâh’ı zikirden ibarettir. Allâh’ı hamd, tesbih veya tekbir getirmekle hutbenin farzı yerine getirilmiş olur; ancak sünnet terk edildiğinden mekruhtur.
Hutbe, bir mekânda toplanmış mü’minlerin, başta dinî konular olmak üzere, onların hayatlarını kolaylaştıracak, ilişkilerini uyumlu ve düzenli bir hale getirecek her konuda aydınlatılması için bir vesiledir. Hz. Peygamber’in uygulamaları da bu yöndedir.
Hutbenin sahih olması için, Cuma vaktinde, namazdan önce okunması, hutbe niyetiyle, cemaat huzurunda okunması, hutbe ile namazın arası, yemek, içmek gibi namaz ile bağdaşmayan bir işle ayrılmaması gerekir. Hutbenin cemaat huzurunda okunması şartının gerçekleşmesi için, Hanefî mezhebine göre, kendisiyle Cuma sahih olan en az bir kişinin bulunması yeterlidir.
ISTISHÂB:Sözlükte “birlikte olmak, ayrılmamak, beraberliğin devamını istemek” anlamlarına gelen ıstıshâb, fıkıh usulünde, değiştiğine dair bir delil bulunmadıkça, geçmişte sabit olan bir durumun varlığını koruduğuna hükmetmek demektir.

İBADİYYE :Haricîlerin günümüzde yaşayan bir kolu olup, kurucusu Abdullah ibn İbâd el-Murri et-Temîmî`ye nispetle İbâdiyye adını almıştır.
KISASU’L-KUR’ÂN:Kur’ân kıssaları, hayat öyküleri demektir. Kur’ân’da geçmiş peygamberlere ve milletlere dair kıssalar vardır. Kur’ân kıssalarının amacı, tarihi olayları anlatmak değil, insanlara ibret dersi vermektir.
KÜTÜB-İ SİTTE:Hz. Peygamber’in hadislerini toplayan meşhur eserlerden altısına verilen isimdir. Kütüb-i Sitte diye anılan bu eserler şunlardır: Buhârî (ö. 256/869) ve Müslim (ö. 216/831)’in el-Câmi’u's-Sahih’i, Ebû Dâvûd (ö. 275/888), Nesâî (ö. 303/915), Tirmizî (ö. 279/892) ve İbn Mâce (V. 273/886)’ nin es-Sünen’leri. KÜTÜB-İ TİS’A:Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı, Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
KIRÂAT-İ SEB’A:Yedi kıraat, Kur’ân’ın 7 farklı okunuşu demektir. 
KİRÂAT-İ AŞERE:On kıraat, Kur’ân’ın 10 farklı okunuşu demektir.
KONULU TEFSÎR :Kur’ân’ı, konu konu, kavram kavram ele alıp tefsîr etmektir. Buna “edebî metot” da denir.
LAĞV YEMİNİ :Sözü kuvvetlendirme amacı taşımayan, kasıtsız olarak edilen yemin anlamına gelir.
LÂHİK :Sözlükte “birinin ardından yetişmek, tâbi olmak; birinci meyveden sonra gelen ikinci meyve” gibi anlamlara gelen lâhik, namaza imam ile başlayıp, namaz esnasında başına gelen bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imam ile birlikte kılamayan kimse demektir.
MAHÂRİCİ HURÛF:Harflerin çıkış yerleri demektir. Harflerin çıkış yerleri, boğaz, dil ve dudaklar ile boğaz boşluğu ve genizdir.

MEGÂZÎ:Hz. Peygamber’in savaşlarını konu edinen bir disiplin (ilim dalının) adıdır. Konuyla ilgili literatür daha çok, siyer ve megâzî başlığı altında toplanmıştır. Megâzî ile ilgili müstakil kitaplar olduğu gibi, hadis kitaplarında, bu konuyla ilgili müstakil bölümler de vardır.
MEVLE’L-MUVÂLÂT :Kelime anlamıyla “yardımlaşma sözleşmesi” demek olan mevle’l-muvâlât, fıkıhta, bir gayrimüslimin îmân ederek, bir Müslümanla, ihtiyaç olursa Müslüman’ın diyet borcunu ödemesi, buna karşılık kendisine mirasçı olması üzerine yapılan bir anlaşmadır.
MU’TEZİLE:Sözlükte “ayrılmak, uzaklaşmak ve bir tarafa çekilmek” manasına gelen Mu’tezile, itikadî İslâm mezheplerinden birinin adıdır. Kurucusu Vâsıl İbn Ata’dır. Vâsıl büyük günah meselesinde hocası Hasan Basrî ile aynı görüşü paylaşmadığından, arkadaşlarıyla birlikte O’nun meclisini terketmişler, bu yüzden, “ayrılanlar ve yan cizenler” anlamında Mu’tezile denmiştir. Kendilerini ehl-i adl ve ehl-i tevhîd diye isimlendiren Mu’tezile, kaderi ve Allah’ın sıfatlarını reddettikleri için Kaderiyye ve Muattıla isimleriyle de anılmıştır.
MÜTEAHHİRÛN :Sözlükte “geri kalan, geciken ve sonradan gelenler” anlamlarına gelen müteahhirûn, terim olarak, son dönemlerde yaşayan ve ilme hizmet eden kimseler demektir. Bu kavram, genelde Kelâm ilminde Gazzali’den sonraki, Hanefî fıkhında Kerhî’den sonraki dönemi ve bu dönemde gelen bilim adamlarını ifade etmek için kullanılmaktadır.
MÜTÛNU ERBA’A:Kelime anlamı itibarıyla dört metin demek olan mütûnu erba’a, Hanefî fıkhında muteber kaynak olarak kabul edilen, özet halindeki dört kitaba verilen addır. Bunlar Ebû’l-Berekât Nesefî’nin Kenzü’d-Dekâik; Ebû’l-Fadl Abdullah ibn Mahmûd el-Mevsılî’nin Muhtâr; Tâcu’ş-Şerîa Mahmûd’un Vikâye; Ahmed ibn Saâtî’nin Mecma’ adlı eserleridir. Bu eserlerin pek çok şerhi yapılmıştır.
NÂDİRU’R-RİVÂYE:Kelime olarak rivâyetin az olanı anlamına gelen nâdiru’r-rivâye, Hanefîlerden İmam Muhammed ibn el-Hasen eş-Şeybânî’nin yazdığı eserlerden bir bölümüne verilen özel bir isimder.
İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin talebelerinden biri olan İmam Muhammed, Hanefî mezhebinde çok sayıda eser vermiştir. Bu nedenle kendisine, Hanefî mezhebinin nâkili denilmiştir. İmam Muhammed’in tevâtür veya şöhret derecesinde nakledilen eserlerine zâhiru’r-rivâye denilmiştir. Bunlar kadar sağlam olmayan bir rivâyet yoluyla nakledilen eserlerine ise, nâdiru’r-rivâye denilmektedir. Bu şekilde rivâyet edilen kitaplar arasında; Rakka kadısı iken, kendisine sorulan meselelerle ilgili yazmış olduğu er-Rakkiyyât, el-Keysânî’nin rivâyet ettiği el-Keysâniyyât, el-Curcâniyyât, el-Hârûniyyât, el-Hiyel ve’l-Meâric zikredilebilir.

ORTODOKS:Kilisenin kararlarına bağlı, batıl inançlara karşı, doğru inancı benimseyen muhafazakâr kimselerin oluşturduğu Hristiyanlığın üç büyük mezhebinden birisidir. Yunanca “doğru inanç üzerinde olanlar” şeklinde vasıflandırılan bu dinî topluluk, Doğu Kilisesinin öğretisini benimsemiştir.
Ortodoks kilisesi, İsâ inancının ana geleneğinin gerçek prensiplerini ilk yedi genel kurultayda temellendirmiştir. Bunlar; İznik (325), İstanbul (381), Efes (431,) Kadıköy (451), II. İstanbul (553), III. İstanbul (680) ile II. İznik (768) kurultayları olup, teslis akidesi başta olmak üzere İsâ’nın kişiliği, öğretileri, resim ve heykeline varıncaya kadar tartışmalar yapılmış ve kararlar alınmıştır. Ortodoksluk için Doğu ve Ortadoğu’da en önemli kiliseler, İstanbul, İskenderiye, Antakya ve Kudüs’te bulunmaktadır. Tarih boyunca Ortodoks Kilisesi, Doğu Roma veya Bizans kilisesi olarak varlığını sürdürmüştür. Benimsediği en yüksek yetki mercii, kilise çevrelerinin bütünüyle temsil edildiği genel kurultaylardır. Ortodokslar, Papa’yı baş gözetmen olarak kabul etmekle birlikte, piskoposlar kurulunda eşitlik ilkesini benimseyerek Papa’nın üstün ve evrensel karar yetkisini tanımazlar
PANTEİZM:Allah ile âlemi bir ve aynı, hatta Allah’ı âlemin yegane cevheri sayan düşünce akımına verilen bir isimdir.
PAPALIK:Hristiyanlığın en büyük mezhebi olan Katolikliğin başkanlığı ve bu ruhânî devletin merkezi olan Vatikan’ın devlet başkanlığı görevine tekabül eden ve Katolik Hristiyanların en büyük dinî-ruhânî liderliğini ifade eden bir terimdir. Papa, havarilerden Saint Petros’un vekili sayılır. En üst düzeydeki Kardinallerce bu göreve seçilir
PATRİKLİK:Hristiyanlıkta, Doğu Kiliselerinde o mezhebe bağlı din adamlarının en yüksek rütbesi ve temsil makamıdır. Rum Ortodoks Patriği, Ermeni Patriği, Yakubî Patriği, Türk-Ortodoks Patriği Doğu Kilisesinin belli başlı liderleridir
RİCÂLÜ’L-HADİS (Rical Kitapları):Hadisleri rivâyet eden râvîlere ricâlü’l-hadis denir. Hadis tarihinde sırf râvîlerin hayat ve durumlarını konu edinen ricâl kitapları yazılmıştır. Bu kitaplardan bazıları sika râvîleri, bazısı zayıf râvîleri, bazısı da sika ve zayıf râvileri birlikte ele alır. Tarih, tabakat, tevârih, vefeyât gibi unvanlarla yazılan hadis ricâli eserleri de vardır. Hadis ricâli alanında yazılan eserlerden bazıları şunlardır: İbn Hacer el-Askalânî’nin Tehzîbü’t-Tehzîb, Lisânü’l-Mîzân; Zehebî’nin El-Kâşif, Mîzânu’l-İ’tidâl adlı eserleri

RİVÂYET TEFSÎRİ:Rivâyet tefsîri, Kur’ân âyetlerini, âyetlerle, hadislerle ve sahabe sözleriyle açıklamak ve îzâh etmek demektir. Rivâyet tefsîrine, me’sûr ve naklî tefsîr de denir.
Rivâyet tefsîrinde en sağlıklı yol, âyetleri ve sahih hadisleri birlikte ele almak, sahih olmayan rivâyetlere ve isrâiliyâta yer vermemektedir.
Rivâyet tefsîrine En’âm sûresinin 82. âyetinde geçen “zulüm” kelimesinin âyet ve hadisle tefsîrini örnek verebiliriz. Bu âyetteki zulüm “şirk (Allah’a ortak koşmak)” anlamındadır. Buhârî, (Îmân, 23) ve Müslim’in (Îmân, 197) rivâyet ettiği sahih bir hadise göre Peygamberimiz (a.s.) bu âyetteki zulüm kelimesinin “şirk” anlamında olduğunu söylemiş ve bu anlama delil olarak “şirk büyük bir zulümdür” (Lokmân, 31/13) âyetini zikretmiştir. Söz konusu âyetteki zulüm kelimesinin şirk anlamında olduğuna bir önceki âyet de delalet etmektedir. İbn Cerir et-Taberî’nin Câmiu’l-Beyân an Te’vîli Âyı’l-Kur’ân ve İbn Kesîr’in Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm adlı eserleri rivâyet tefsîrlerinin en meşhurlarındandır
RUHU’L-KUDÜS (Ruhu’l-Emîn):Ruh; can ve canlılık, kudüs, mukaddes, temiz ve nezih, emîn, güvenilir demektir. Ruhu’l-kudüs, mukaddes ruh; rûhu’l-emîn ise, güvenilir ruh anlamına gelir. Bu tabirlerle, vahiy meleği Cibril (a.s.) kastedilmiştir. Her iki tabir de Kur’ân-ı Kerim’de geçmiştir (Bakara, 2/87, 253; Nahl, 16/102; Şuarâ, 26/193). (bk. Cebrâîl). (İ.K.)
RU’YETULLAH:Allah’ın görülmesi demektir. İnsanların dünya gözü ile Allah’ı görmesi mümkün değildir. Çünkü göz O’nu görecek kabiliyette yaratılmamıştır: “Gözler O’nu göremez, halbuki O, gözleri görür.” (En’am, 6/103). Ahirette ise, mezhepler arasında ihtilaflar olmakla birlikte, konu ile ilgili âyet ve hadisler görülebileceğine işaret etmektedir.
SAHİB-İ TERTÎB:Tertîb sözlükte düzenli, sıralı anlamına gelmektedir. Sahib-i tertîb ise, sıra, düzen sahibi demektir. Dinî bir kavram olarak ise, üzerinde kazaya kalmış namaz borcu bulunmadığından veya kazaya kalan namazlarının toplam sıyısı beş vakti geçmediğinden, namazda sıra gözetmesi gereken kimse demektir.
Tertîb sahibi olan kimsenin günlük namazlarını kılarken veya kaza ederken namazın tertîbini bozmaması, vakitleri sırasına göre kılması gerekir. Ayrıca sahib-i tertîb olan kimse, bir farz namazı vaktinde kılamadığı zaman, önce bu namazını kaza eder, sonra vaktin namazını kılar.
Kazaya kalan namazların sayısının altı vakit veya daha fazla olması, kaza namazı kılınması halinde vaktin namazını kılacak kadar vakit bulunmaması veya kılınmayan namaz olduğunun hatırlanmaması halinde tertîbe riâyet etmek zorunlu değildir.

SAHİFELER :Genellikle Hz. Peygamber ve ashabı zamanında yazılmış olan küçük hacimli hadis kitaplarına sahife denir. Sahabeden bazılarının hadis sahifeleri vardır. Örneğin, Abdullah ibn Amr’ın, Hz. Peygamberin kendisine izin vermesinden sonra yazdığı Sâdıka isimli hadis sahifesi bunlardandır. Sahabeden Câbir ibn Abdullah, Ali ibn Ebî Tâlib, Semûre ibn Cündeb, Abdullah ibn Ömer, Enes ibn Mâlik, Sâd ibn Ubâde, Ebû Hüreyre’nin de birer hadis sahifesi vardır. Ebû Hüreyre’nin bir kısım hadislerini ihtivâ eden “es-Sahifetü’s-Sahiha”, öğrencisi Hemmam ibn Münebbih tarafından yazılmıştır.
SAHİH HADİS:Adalet ve zabt özelliklerini taşıyan râvîler tarafından muttasıl bir isnatla rivâyet edilen, şaz ve illetli olmayan hadislere denir.
SEDD-İ ZERÂYİ’ :Sedd kelimesi, kapatmak, engellemek; zerîa kelimesi ise, sebep, vesîle anlamlarına gelmektedir. Bir fıkıh terimi olarak sedd-i zerâyi’ ise, harama vesîle olan şeylerin yasak olmasını ifade eder
SÜBÛTÎ SIFATLAR:Sübûtî sıfatlar; Allah’ın hangi nitelik ve özelliklere sahip olduğunu anlatan sıfatlardır. Bunlar; hayat, ilim, semî’, basar, irade, kudret, kelam ve tekvîn olmak üzere sekiz tanedir.
SÜNENLER:Fıkıh konularına göre tertiplenmiş ahkam hadislerini içeren hadis kitaplarına denir. Sünenler genellikle merfû hadislerden oluşur. Sünen ayrıca sünnet kelimesinin de çoğuludur.
Ebû Dâvûd (ö. 275/888), Tirmizî (ö. 279/892), Nesâî (ö. 279/892), İbn Mâce (ö. 275/888), Dârimî (ö. 255/868), Beyhakî (ö. 458/1065) ve Dârakutnî’nin (ö. 358/995) sünenleri bulunmaktadır. Bunlardan, Ebû Dâvûd, Nesâî, Tirmizî ve İbn Mâce’nin sünenlerine, sünen-i erbaa denir.
SÜRYÂNİLİK :Sami ırkından Hristiyan bir topluluğun adıdır. Süryânîler, Suriyeli Aramîlerdir. Bunlar Hz. İsa’nın havarilerinden Şemnun Petrus ve Thomas’ın telkinleriyle Hristiyanlığı kabul ederek Aramîlerden ayrıldılar ve MS. 38 yılında Süryânî adı altında yeni bir mezhep kurdular. İlk Hristiyan topluluğu olmalarından dolayı kendilerine Süryani Kadîm adı verildi. İlk dini merkezleri Antakya’dır. Bugün dinî merkezleri Şam’dır. Türkiye’de Gaziantep, Midyat, Diyarbakır ve Mardin’de Süryânîler vardır. Mardin İlinin doğusunda dağın eteğinde Zaferen Manastırı (Deyru’z-Zaferan) faal durumdadır.
1782 yılında Mihayel Cevre, kurallara aykırı olarak patrik tayin edildi. Piskoposlar tarafından reddedilince Roma Kilisesi’ne katıldı. Süryanî-i Kadim Kilisesi’nden ayrılan Süryanilere ve kiliselerine papa tarafından patrik tayin edildi. Bunlara Katolik Süryâniler dendi. Katolik Süryanilerin merkezi Mardin’deki Meryem Ana Kilisesi’dir.
ŞAFİ’Î MEZHEBİ :D ört büyük fıkıh mezhebinden biri olan Şafiî Mezhebi, büyük fakih Ebû Abdullah Muhammed ibn İdrîs eş-Şâfiî’nin görüşleri etrafında oluşmuştur. Mezhep imamının yaşadığı dönem ve mezhepleşme süreci bakımından Hanefî ve Malikî mezhebinden sonra ortaya çıkmış üçüncü büyük Ehl-i Sünnet mezhebidir. Bu mezhebe mensup olan fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel eden kişilere Şâfiî denir. Şâfiî mezhebi halen, Mısır, Güney Arabistan, Doğu Afrika, Doğu Anadolu’da yaygındır. Kısmen Hindistan ve Endonezya’da bulunmaktadır.
Şâfiî mezhebinin hüküm çıkarmada kullandığı kaynak ve deliller kitap, sünnet, kıyas ve icmadır. Sünnetin her çeşidini delil olarak kabul eder. Mürsel hadisleri ise bazı şartlarla delil olarak alır. Şâfiîler, istihsan ve mesâlih-i mürseleyi delil olarak almazlar. Sahabe kavlini de delil olarak kabul etmezler.

ŞER’U MEN KABLENÂ:Kelime anlamı itibariyle “bizden öncekilerin dinleri/şerîatları” anlamına gelen şer’u men kablenâ, fıkıh usulünde, fer’î delillerden biridir.
ŞÜKÜR SECDESİ :Şükür secdesi, bir nimete kavuşulması veya bir musibet geçirilmesi sebebiyle yapılan secdeye denir. Şükür secdesi şu şekilde yapılır: Abdest alınır, kıbleye dönülür, tekbir alınır ve secdeye gidilir, secdede üç defa “sübhâne Rabbiye’l'a’lâ” denir, sonra Allahü ekber denir ve ayağa kalkılır.
TAHRÎCU’L-MENÂT:Kelime anlamı itibariyle “sebebi çıkarma” anlamına gelen tahricu’l-menât, bir fıkıh usulü terimi olarak, kıyasta illet belirleme yollarından biri olup, nassla veya icma’ ile belirtilmeyen ve hüküm için illet olmaya elverişli olan niteliği tespit etmektir.
TAHKÎKU’L-MENÂT:Kelime anlamı itibariyle,”sebebi tahkik etme” anlamına gelen tahkîku’l-menât, bir fıkıh usulü terimi olarak, herhangi bir yolla illet tespit edildikten sonra, o illetin kapsamına giren uygun nitelikleri belirlemektir. Örneğin, şarabın yasak oluşunun illeti sarhoş etmesidir; diğer içeceklerde bu niteliğin bulunup bulunmadığını araştırarak ortaya koymak, tahkîku’l-menâttır.
TALMUD:Bu kelime İbranice kökenli olup, tetkik anlamına gelmektedir. Yahûdî inancına göre Tevrat’ın biri yazılı diğeri sözlü olmak üzere iki şekli vardır. İşte bu sözlü Tevrat’ın yazıya geçirilmiş şekli daha sonra Mişna olarak ifade edilmiş, onun üzerine yapılan tefsîr ve yorumlara da Talmud denilmiştir.
TASAVVUFÎ TEFSÎR:Tasavvuf, Kur’ân’ın sezgisel ve duygusal yönünü temsil eder. Tasavvuf kavramı, Kur’ân’da lafız olarak yoksa da ilke, amaç ve hayat tarzı olarak vardır. Kur’ân’ın ahlak, tefekkür, zikir, tesbih, tahmid, tekbir… vb. kavramlarını mutasavvıflar kendilerine konu edinmiş, ilgili âyetleri tefsîr etmişlerdir. Mutasavvıflar, yaptıkları tefsîre “işârî tefsîr” ismini vermişlerdir. İşârî tefsîr; ilk anda akla gelmeyen fakat tefekkürle âyetin işaretinden kalbe doğan ma’nâdır. Sûfîler, riyazet ve ibadetle ledünnî/vehbî ilmi elde ettiklerini, bu ilim sayesinde zihinlerine doğan yorumları kapalı bir üslupla, remiz ve işaretlerle ifade ettiklerini söylediler. İşârî tefsîre, sûfî ve tasavvufî tefsîr de denir.
Sûfî Tefsîr iki kısma ayrılır:
1- İşârî sûfî tefsîr: Zâhirî anlam ile uyuşan gizli anlamlara ve işâretlere göre Kur’ân’ı tefsîr etmektir.
2- Nazarî sûfî tefsîr: Kur’ân’ı bir takım nazariyelere ve felsefî görüşlere uygun düşecek biçimde yorumlamaktır. Bu yorumda sûfîlikle felsefe birleştirilmiştir.
İşârî sûfî tefsîr; sûfînin riyazatına, nazarî sûfî tefsîr ise sûfînin zihninde önceden var olan düşüncelere dayanır. İşârî sûfî tefsîr yapan, işârî anlamın dışında bir ma’nâ olmadığını ileri sürmez. Zâhirî mana asıl, işârî ma’nânın ise âyette mündemiç olduğunu söyler. Nazarî sûfî tefsîr yapan ise kendi verdiği ma’nânın âyetin tek anlamı olduğunu iddia eder.

TAHSİNİYYÂT;Muteber maslahatlardan üçüncü mertebeyi teşkil eden maslahatlardır.
TURUKU’L-HADİS:Hadisin senetleri manasına gelen turuku’l-hadis, hadis edebiyatında, herhangi bir hadisin rivâyet edildiği değişik isnadları sıralayan hadis kitaplarına denir.
UDHİYE :Udhiye, Allah’a yakınlaşmak amacıyla, usulüne uygun olarak kurban edilen, belirli şartları taşıyan hayvan demektir
ÜLÜ’L-`AZM:Azim, aksiyon, karar, irade ve sabır sahipleri demektir. Bu tabir Kur’ân’da bir âyette geçmiş (Ahkâf, 46/35) ve bununla Hz. Nuh, Hz. İbrâhim, Hz. Musa, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed (a.s.) kastedilmiştir.
ÜSLÛBÜ’L-KUR’ÂN:Üslûp; tarz, yol, biçim, metot, usul; uslûbü’l-Kur’ân ise, Kur’ân üslûbu demektir. Bununla maksat; Kur’ân’ın hem içerik ve anlam hem de şekil ve lafız yönünden kendine özgü bir metodunun olmasıdır. Kur’ân ne şiirdir ne de nesir. Secili ifadeleriyle şiire benzer, ancak şiir kalıplarına uyan bir vezni yoktur. Nesir yazılarına benzer ancak tam bir nesir yazı da değildir. Kur’ân’ın kendine özgü bir ifade tarzı vardır. Mümini müjdelerken kâfiri inzâr eder, helâla teşvik ederken haramdan sakındırır. Konu içinde konu anlatır. Kıssa anlatırken hüküm ortaya koyar, geçmişi anlatırken geleceğe yöneltir. Hasılı Kur’ân, her yönüyle bir şaheserdir.
VAHİY KATİPLERİ:Vahiy katipleri, Hz. Muhammed (a.s.)’a inen âyetleri yazanlara denir. İlk vahiy katipliğini Mekke’de Abdullah İbn Sa’d, Medine’de Zeyd ibn Sabit yapmıştır. 40 kadar vahiy katibi vardı. Bunlardan bazılarının isimleri şunlardır; Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir, Muaviye, Amr ibn el-As, Muaz ibn Cebel, Übey ibn Ka’b, Muğire ibn Şu’be, Şurahbil ibn Hasene, Halid ibn Velid…
Vahiy katipleri, âyetleri ince beyaz taşlara, kürek kemiklerine, işlenmiş derilere, bez parçalarına, hurma dallarına yazıyorlardı. Hz. Ebû Bekir’in halifeliği zamanında bu malzemeleri Zeyd ibn Sabit bir kitap halinde cem etmiştir.
VAHY-İ GAYRİ METLÜV :Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur’ân dışı aldığı vahiydir. Hz. Muhammed (a.s.)’in Kur’ân dışı vahiy aldığının, âyet ve hadislerden bir çok delili vardır. Bakara sûresinin 144, Tahrîm sûresinin 3, Necm sûresinin 3-4, Nisâ sûresinin 113, Ahzâb sûresinin 34. âyetleri; Cibrîl hadisi diye meşhur olan hadis (Ebû Dâvûd, Kader, 17) buna delildir. Cibril, Kur’ân için indiği gibi sünnet için de iniyordu (Tecrid, II/460-464). Hz. Muhammed (a.s.), “Bana Kur’ân ve onun gibi bir misli verildi.” demiştir (Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Ahmed, IV/131). Hz. Peygamber Kur’ân dışı vahiy almakla birlikte, bütün hadislerin vahiy ürünü olduğunu söylemek de mümkün değildir. Çünkü Peygamberimiz, Kur’ân âyetlerini tefsîr ve teyit sadedinde, öğüt vermek amacıyla, kendi re’yini beyan sadedinde sözler de sarf etmiştir. Bunlar dinde delil olmakla birlikte, vahiy ürünü olarak kabul etmemek gerekir; ancak, vahyin kontrolünde söylenmişlerdir.
VAHY-İ METLÜV:Okunan vahiy demektir. Bundan maksat Kur’ân’dır. “?Bu Kur’ân bana sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu?” (En’âm, 6/19); “Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kur’ân-ı acele okuma…” (Tâ-hâ, 20/114) vb. âyetler, Kur’ân’ın vahiy ürünü olduğunu ifade etmektedir.

VÜCÛH VE NEZÂİR:Vücûh, çeşitli anlamlarda kullanılan müşterek (çok anlamlı) lafızlara; nezâir ise, bir çok kelimenin aynı anlamda kullanılmasına denir. Sâlat kelimesinin Kur’ân’da beş vakit namaz (Bakara, 2/3), ikindi namazı (Mâide, 5/106), Cuma namazı (Cum’a, 62/9), cenaze namazı (Tevbe, 9/84), dua (Tevbe, 9/103), din (Hûd, 11/87), kırâat (İsrâ, 17/110), rahmet ve istiğfar (Ahzâb, 33/56), namaz kılınacak yer (Hac, 22/40) anlamlarında kullanılması vücûha; sakar, nâr, hutame, cahim, hâviye, saîr kelimelerinin cehennemi ifade etmek için kullanılması ise nezâire örnektir.

ZÂHİRU’R-RİVÂYE:Rivâyetin açık olanı anlamına gelen zâhiru’r-rivâye, Hanefîlerden İmam Muhammed ibn Hasen eş-Şeybânî’nin yazdığı eserlerden bir bölümüne verilen özel bir isimdir.
İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin talebelerinden biri olan İmam Muhammed, Hanefî mezhebinde çok sayıda eser veren biridir. Bu nedenle kendisine, Hanefî mezhebinin nâkili denilmiştir. İmam Muhammed, el-Asl (el-Mebsût), el-Câmiu’s-Sağîr, el-Câmiu’l-Kebîr, es-Siyerü’s-Sağîr, es-Siyerü’l-Kebîr, ez-Ziyâdât ve Ziyâdâtü’z-Ziyâdât adlı eserleriyle, Hanefî fıkhının görüşlerini nakletmiştir. Hanefî fıkhının temelini teşkil eden bu kitaplar tevâtür veya şöhret derecesinde nakledildiğinden, bunlara zâhiru’r-rivâye denilmiştir.
İmam Muhammed’in yazmış olduğu bu altı kitabı, Hâkim-i Şehîd Ebû Fazl Muhammed Mervezî, Kâfî isimli kitapta toplamıştır. Hanefî fakihlerinden Şemsüleimme Serahsî, bu kitabı Mebsût ismiyle şerh etmiştir. Bunun dışında İmam Muhammed’in yazmış olduğu kitaplardan Asl veya diğer ismiyle Mebsût, Şeyhülislam Hâherzâde, Şemsüleimme Hulvânî, Şeyhülislâm İsbîcâbî, Fahrulislâm Ali Pezdevî ve Sadrulislâm Muhammed Pezdevî tarafından şerh edilmiştir. Bu şerhler yazarlarının isimlerine nispetle Mebsût-ı Hâherzâde, Mebsût-ı Hulvânî, Mebsût-ı Pezdevî şeklinde anılırlar.
İmam Muhammed, bu kitaplarıyla Irak fıkhını toplamış ve bunları ilim ehline nakletmiştir. Bu kitaplar Hanefî fıkhının ana kaynaklarıdır.
ZARÛRİYYÂT:Muteber maslahatlardan birinci mertebeyi teşkil eden maslahatlardır.
ZÂTÎ SIFATLAR:Zâtî sıfatlar; Allah’ın zatını niteleyen sıfatlardır. Bunlar; “vücut”, “kıdem”, “bekâ”, “vahdâniyet”, “muhâlefetün lilhavâdis” ve “kıyâm binefsihî” olmak üzere altı tanedir.

Kaynak:DİB Dini Kavramlar Sözlüğü

16

Ekim
2012

Dini Terimler

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  310 Kez Okundu

-Abese, yüzünü ekşitti, buruşturdu, demektir.
-Ahkâf, uzun ve eğri büğrü, yüksekçe kum yığını de¬mek olan “hıkf”ın çoğuludur. Âd kavminin uyarılması sırasında bu¬lundukları bölgeye, oturdukları, yerleşik oldukları mevkîye “ah¬kâf” denilirdi.
-Ahmed kelimesi, Saf Sûresi 6. ayette, “ismuhu Ahmed” (onun ismi Ahmed’dir) şeklinde geç¬mektedir. Burada Ahmed isminin kendisi alem/özel isim olarak murad olunduğu gibi, mana ola¬rak murat olması da mümkündür. Yani adı gayet memduh ve güzel demek de olabilir. Hz. Muhammed’in bir ismi Ahmed olduğu gibi, Muhammed ismi de aynı “hamd” maddesinden türetilmiş güzel ve en öğülecek bir isimdir. Ahmed isminin bizzat kendisinin murad olunması mümkündür. Hadislerde şöyle geçmektedir: “Benim çeşitli isimle¬rim vardır: Ben Muhammed’im, ben Ahmed’im, ben Haşir’im…”
-Allahu Ekber:Allahu ekber, esasen Allah’ı tazim etmek, onu büyüklemek demektir. Bu büyükleme üç mânâ ile olur.
1. Kalb ile tasdik,
2. Söz ile ifade etme,
3. Amel /eylem ile.
-A’râf, “arf” ve “arafe”in ço¬ğuludur. “Arf” ise herhangi bir mürtefi’ (yüksek, yükseltilmiş) yer demektir ki bu münasebetle atın yelesine, horozun ibiğine “arf” denir. Meşhur kavle göre, “A’râf”, cennetle cehennem arasındaki hicab/örtü veya sura da “a’râf” denir. Bu örtü ve sur ise yüksek tepeler
Anlamındadır.İbni Abbâs’a göre sıratın şere¬feleri; Hasan Basri’ye göre A’râf ma’rifettendir. Cennet ve cehen¬nem ehlini simalarından tanımak için birtakım insanlar var demektir.
-Ashab-ı Eyke,Eykeliler, Leyke kıraatlerine göre Leykeliler. Eyke yumuşak ağaç bitiren bataklık olup Medyen yakın¬larındaki bir sahilin adıdır. Bura¬da yerleşmiş bir topluluk vardı, Şuayb bunlara peygamber olarak gönderilmişti. Hz Şuayb başka bir kavimdendi. Leyke bu toplumun merkez şehirlerinin adı imiş. Yani Leyke, Hicr ashabının/toplulu-ğunun merkez şehri imiş ve tica¬retle uğraşan zalim ve hilekâr bir toplulukmuş.
-Eyke, Leyke gibi sık, birbirine karışmış ağaçlar demektir. Ashab-ı Eyke de, Ashab-ı Medyen gibi Hz. Şuayb’ın gönderildiği bir ka¬vimdir. Oturdukları bölge ağaçlık olduğu için, böyle bir isim ile isimlendirilmişlerdir. Rivayete göre, ağaçları günlük ağacı imiş.
-Ashâbu’l-Fîl: Habeş valisi Ebrehe, Habeş ve çevresinden topladıkları bü¬yük bir ordu ile ve Mahmud deni¬len fiillerle birlikte karşılarına çı¬kanı çiğneyip geçerek Ka’be’yi yıkmak için gelmişlerdi de, mu¬vaffak olunmadan perişan olup gitmişlerdi. Bundan dolayı kendilerine “Fil Ashabı” denil¬miştir. Bu yıl da Araplar arasında “Fil Yılı” olarak anılmıştır. “Filan şey fil yılında”, “filan şey fil yılın¬dan şu kadar evvel ve sonra” de¬nilirdi.
-Ashâbu’l-Karye:Bu karyenin/kasaba veya şehirin Antakya, bu karyeye gönde¬rilen elçilerin de Hz. İsa’nın havarileri olduğu naklediliyor. O hal¬de ashâb-ı karye, yani “ashâb-ı memleket” ve zikrolunan kavmin Romalılar olduğu anlaşılıyor.
-Ashâbu’l-Kehf:Kehf, geniş, büyük mağara de¬mektir. Küçük mağaraya “gar” de¬nilir. Türkçesi “in”dir. Rakıym, kita¬be olarak isimlendirilen, yazılı taş, maden vs. levha demektir. Kehf Sûresi’nde anlatılan mağara ashabının ismidir: Bunların kim ve hangi dönemde yaşadıkları ve ne zaman uyandıklanyla ilgili çok fark¬lı rivayet ve anlatımlar vardır.
-Âyet, alâmet ve delil demektir. Çünkü âyet, Allah’ın varlığını gös¬termektedir. Ebu’l-Atâhiyye şöyle der: Hayret, ilâha nasıl isyan edilir? Veya inkarcı onu nasıl inkâr eder? Halbuki her hareket ettiriliş ve durduruluşta ebedî olarak onun şahidi vardır. Her şeyde onun birliğini gösteren bir delil vardır.
Âyet, lügatte açık alamet de¬mektir. Duyularla ve akıl yürüt¬me yolu ile bilinen şeyler için de kullanılır. Türkçe’de “bellik”, Farsça’da “nişane” denilen işaret¬lere ve açıkça görünen şeylere de¬nir. Öyle ki kendiliğinden ayırt edilemeyen bir nesri anlayışlı bir kimse o sayede ayırt eder. Görü¬nen şey anlaşılınca görünmeyen şeyi de onunla anlar. Bunlar hü¬kümde eşittirler. Bir yol arayan kimse eğer o yolun işaretlerini bi¬lirse; onları gördüğü vakit yolu bulduğunu bilir. Şu halde alamet zaten zahir ve açık demek olunca, ayet onun daha zahiri, daha açığı demek olur.

-Ba’s, ölmüşlerin diril¬mesi demektir. Ba’s, vakfe yani te¬vakkuf ve intizar, sual, hesap, mi¬zan, sırat, nihayet bütün amelle¬rin, iyiye iyi sevabının, kötüye kö¬tü karşılığının verilmesidir.
-Besmele:Mushafta iki türlü besmele vardır. Birisi, sûre başlarında ya¬zılan müstakil besmele, diğeri, Neml Sûresi’nin bir ayeti olan besmele.Sûre başlarındaki besmelenin, sûrenin bir parçası olup olmadığı konusunda ihtilaf vardır. Said İbni Cubeyr, Zühre ve Ata İbn-i Müba¬rek, besmelenin sûrenin bir parça¬sı olduğunu söylemiştir. İmam Şa¬fiî ve mezhebi de bu görüştedir. Bu nedenle Şafiî mezhebine uyanlar, namazlarda besmeleyi açıktan okurlar. Ve “en’amte aleyhim” ifa¬desi bir ayet olarak alınmaz. İmam Mâlik, Medine’deki uygulamayı esas alarak, ne Fatiha Sûresi’nin, ne de diğer sûrelerin başlarındaki besmeleleri, surelerin bir parçası olarak görmüştür. Dînâr:
-Dînâr’ın aslı dinnâr, yirmi dört kırattır, yani bir miskal karşılığı olarak kullanılır.
-Ecel, bir vakit, bir za¬man dilimi, süre veya bir vaktin sonu demektir, örneğin, “şu borç bir sene süreyle sınırlandırılmış¬tır” denildiğinde, bir sene bir ecel¬dir. Sonra “ecel geldi” denildiği zaman da senenin sonunun geldi¬ği anlaşılır.
Şu halde, insanın dünyadaki eceli demek, ölümüne kadarki ömrünün müddeti veya o müd¬detin sonu, ölüm vakti demektir. Öldüğü anda, bu ecel gelmiş ve ecel yetmiş olur. Ölüm, hangi se¬beple gerçekleşirse gerçekleşsin, ecel yetmiş, ömür bitmiş olur. Ona ecelsiz öldü demek, çelişki¬den başka bir şey değildir.
Ecel, insan için kullanıldığı gibi, bir ümmet için, bir topluluk için de kullanılabilir. Bir insanın eceli olduğu gibi bir toplumun da eceli vardır.Ayrıca insanın ölümüyle diri¬lişi arasında geçen süreye de ecel denmiştir. “Ecelen müsemmâ” da takdir edilmiş, belirlenmiş ecel demektir.
-Enfâl “nefel”in çoğulu¬dur. “Nefîl” ve “nafile” bir asıl üzere ziyade, fazla olan şey demektir. Namaz, oruç gibi ibadetle¬rin farz olanlarına, ziyade bulu¬nanlara, yani farz ibadetlere ekle¬nenlere nafile denildiği gibi, (örneğin, öğle namaznın dört rekatı¬nın farz, geri kalan altı rekatın na¬file olması gibi) cihadda elde edi¬len ganimete de “nefel” denir.
Enfâl Sûresi birinci ayetindeki “enfâl”den kasdın genel an¬lamdaki ganimetler değil, “hu-mus” olduğu söylenmiştir. Aynca “enfâl”in, savaş olmadan müşrik¬lerden Müslümanlara geçen mal olduğu da ifade edilmiştir.
Kur’ân’da tek âyette iki defa zikredilen bu kelimenin müfredi “nefl”dir. “Nefl”, bir asıl üzerine yapılan ziyade, yani artırmadır. Farz ve vacip üzerine zaid olan namazlara da bu itibarla “nafile” denmiştir. Kur’ân’da bu kelime harp ganimet¬leri manasında kullanılmıştır. Bu ismin verilmesinin sebebi; ganimetin, i’layı kelimatullah için yapılan muharebeye zaid olarak bir de Allah’ın atıyyesi (bağışı) ve fazlı olmasındandır. Kısaca “enfâl” asıl itibariyle savaşta ölen kişilerin arta kalan mallarıdır.İslâm’dan önceki dönemde bu kelime, ziyade bağış anlamında kullanılmıştır. Buna yakın manada Ebu Zueyb el-Huzeli şöyle der:
“Eğer sen Ma’ad’dan gelen bize karşı şerefli ve cömert bir kadın olsaydın, fazlalıktan ek bir iyilik olarak üstünlük belirtisi olan bağışları verebilirdin.”
Enfâl kavramı Kur’ân’da bu lügat manalarının yanında daha özel bir mana da kazanmıştır. Şöyle ki, Allah yolunda cihada çıkıp bu gayeyi gerçekleştirdikten sonra, müslumanlara bir bağış ve hediye babından verilen ganimet manasını almıştır.[87]

-Fidye:Fidye, bir şeyin ma¬kamına haiz olmak üzere yani, bir şeyin yerini tutma, ona karşılık olmak üzere verilen bedel demek¬tir.

-Haşr:Haşr, toplamak demektir. Kıyamet günü insanların, hesap ve ceza için toplandıkları gün olduğundan dolayı o güne “haşr günü” denil¬miştir, “Vehaşera liSüleymane

-Havârî:Havârî, Hz. İsa’ya iman eden ilk on iki yüce şahsiye¬ti anlatmak ve tanıtmak için kul¬lanılır. Dini yaymak için uzak böl¬gelere gönderildikleri için bu kişi¬lere “Resûli İsâ” (İsa’nın elçileri) de denilir. Eldeki İncillerde bunlara on ikiler de denilmiştir.
“Havâriyyûn” kelimesi, “havari” ismi mensubunun çoğuludur. Kâmûs şarihinin açıklamasına göre, çoğuldan cinse nakledilerek tekil ve çoğul olarak da kullanıla¬bilir. “Havar” “haver” kelimeleri, beyaz ve beyazlık manasına isimdir.
Bu nedenle şehirli kadınlara beyazlıklarından dolayı “havariyyât” denilir. Bezleri çırparak yıka¬yıp ağartan yıkayıcıya eski Türkçe tabiriyle “çırpıcı”ya “havari” deni¬lir. Halis ve temiz dost ve yardım¬cıya, özellikle büyük peygamber¬lerin davet ve kanunlarını uygula¬ma uğrunda yar ve yardımcılarına da samimi niyet ve temizliklerinden dolayı “havari” denir. Bu isim daha çok Hz. İsa’nın en seçkin yar¬dımcıları olan kişiler için kullanıl¬mıştır.
-Havâriyyûn:Havâriyyûn, İsa (a.s.)’nın peşinden giden saf ve has mü’minler. Bunlar, İsa’ya (a.s.) yardım edenlerdir.
-İbrâhîm:İbrahim ismi, Süryanice bir kelimedir. Arapça anlamı ile; “Ebû Rahim” (merhametli baba) demek¬tir. Arapça kullanımı ile Süryanice kullanımı arasında lafız ve mana yönünden bir benzerlik olduğu söylenmiştir.
-Kelale :Kelâle, baba, anne ve çocuk bakımından farklı olan, ya¬ni ata ve çocuk zincirini oluştu¬ran, soy ağacının dışında bulunan akrabalık demektir.
-Nasârâ:Nasârâ, nasranî kelimesinin çoğuludur. Keşşaf’ta geçtiğine gö¬re, tekili “nasran”dır. Sonuna mensubiyet “ya”sı geldiği zaman “ahmedî” gibi mübalağa manası-na gelir. Hristiyanlar kendilerine bu ismi vermişlerdir. Bu üç sebebe bağlı olarak beyan ediliyor.
1- Hz. İsa’nın, Nasıra köyüne nisbetledir.
2- Birbirlerine yardımcı olma¬ları nedeniyledir.
3- Hz. İsâ, havarilerine, “Al¬lah yolunda benim yardımcılarım kim”, onlar da “Allah’ın yardımcıları biziz” deme¬leri sebebiyledir.
“Nasrânî” Rumca’ya “Hristiyan” diye tercüme edilmiştir. “Hristos”a nisbettir. Frenkler “Kırist” diye telaffuz ederler. “Hristos” halaslar, fidye-i necat vererek kurtaran, “münci” diye şerh edil¬diğine göre, “nasranî” bunun Arapçasıdır. Nasrânî “Hristiyan”, nasara “Hristiyanlar” demektir.

15

Eylül
2012

Kütüb-i Münzele -Kütüb-ü Semâviyye- Kütüb-i Sitte- Kütüb-i Ehadis Ne Demektir

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  5.423 Kez Okundu

1-Kütüb-i Ehadis: İlâhî kitaplar : Tevrat, Zebur, İncil, Kur’ân-ı Kerim.
2-Kütüb-i Münzele :Allah tarafından indirilmiş olan kutsal kitaplar
3-Kütüb-ü Semâviyye :Mukaddes kitaplar. Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an.
4-Kütüb-i Sitte :Altı hadis kitabı : Buhârî, Müslim, İbn Mâce, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî. Buharî ile Müslim Hadis Kitablarına: “Sahihân”; diğer dört Hadis kitabına da: “Sünen” tabir edilir.
1- Sahih-i Buhâri. Müellifi: Hâfız Ebu Abdullah Muhammed İbn-i Câfii-i Buharî’dir.
2- Sahih-i Müslim. Müellifi: İmam-ı Müslim bin El-Haccac. (Hi: 204-261)
3- İbn-u Mâce (Sünen-i İbn-i Mâce). 4- Müellifi : Ebu Davud Süleyman Es-Sicistânî’dir.Câmi-üs-Sünen isimli kitabı meşhurdur.
5- Tirmizî: (Sünen-i Tirmizî). Müellifi: Hâfız Ebu İsa et-Tirmizî olup, hicri 275 de vefat etmiştir.
6- Nesaî: (Sünen-i Nesaî) Müctebâ da denir. Müellifi Hâfız Ebu Nesaî olup Hicri 303 tarihine kadar yaşamıştır.

7

Eylül
2012

Sedd-i Zerâi` ve feth-i zerâi` Ne demektir?

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  470 Kez Okundu

Sedd-i Zerâi` feth-i zerâi`
Harama, kötü ve zararlı bir sonuca vasıta olan davranışların yasaklanması, kötülüğe giden yolların kapatılması demek olan sedd-i zerâi`,Bunun karşılığında yer alan ve iyiliğe götüren yolların açılması anlamına gelen feth-i zerâi` de yine İslâm hukukunda hâkim ilkelerden biridir.

5

Eylül
2012

SİYER-FIKIH-HAC -MESCİD TERİMLERİ

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  573 Kez Okundu

SİYER TERİMLERİ

-İslâmiyet’ten önce Hicaz bölgesindeki en önemli şehirler :Mekke, Yesrib (Medine) ve Tâif’ti
-”eşhür-i hurum” (savaşılması, kan dökülmesi haram olan hürmetli aylar : (Muharrem, Recep, Zilka’de ve Zilhicce.
-Hicaz bölgesindeki panayırların en önemlileri, Mekke civârında kurulmakta olan Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz panayırlarıydı.
- Hicâbe: Kâbe’nin perdedarlığı ve anahtarlarını taşıma görevidir.
-Sikâye: Kâbeyi ziyârete gelenlerin suyunu temin etme ve Zemzem kuyusuna bakma görevidir.
- Rifâde: Kâbeyi ziyâret için Mekke’ye gelenleri ağırlama, barındırma ve muhtaçlara yardımcı olma hizmetidir.
- Nedve: Kusayy tarafından yapılan “Dâru’n-Nedve” adlı istişâre meclisi binâsında yapılan toplantılara başkanlık etme görevidir.
- Livâ: Savaş zamanında ve askerin toplanmasında sancağı taşıma görevidir.
- Kıyâde: Savaşta askere komuta etme görevidir.
-Sefâre: Aynı toplum içindeki fertler veya kabîleler arasında meydana gelen çekişmelerde hakem olarak arabulma hizmetidir.
-Hazine-i emvâl: Savaş için hazırlanan silâh, mal ve âletleri muhâfaza etme görevidir.
-Ezlâm: Oklar ile fal bakma işidir.
-Nezâre: Bir yerden başka bir yere nakledilecek eşyayı kontrol ve muâyene ettikten sonra “taşıma ruhsatı” verme görevidir.
- Daru’n-Nedve :Kusay b. Kilâb, Kâbe”nin kuzeyinde bir ev yaptı. Bu ev, o dönemde Daru’n-Nedve olarak biliniyordu.Burası, Kureyş’in şurâ meclisi ve toplumsal kararların alındığı merkez konumundaydı. Öyle ki Daru’n-Nedve”nin dışında hiçbir yerde nikah kıyılmaz ve hiçbir iş yapılmazdı.Sancak ve komutanlık Kusay b. Kilâb”ın elinde idi. Sancak onun elinde olmadan savaşa çıkılmazdı. Kusay b. Kilâb, cömert, akıllı ve kavminde sözü dinlenen birisiydi.
- Ravm: (طلب الحركة بصوت خفي )Düşük bir sesle harekeyi okumaktır.
– Noktalama ve harekeleme meselesini en güzel hale sokan hicretin 175 tarihinde vefat eden Sibeveyhi’nin üstadı El-Halil bin Ahmed’tir.
– İslam dünyasında nüzul sırasına göre tefsir yazma geleneğini başlatan Derveze tefsir alanına zenginlik ve derinlik kazandırmıştır.
-BÂİN TALÂK:Klasik fıkıh ıstılahında boşama türlerinden birisi olup, nikâhtan sonra zifaf olmadan meydana gelen; zifaftan sonra tarafların anlaşarak kadının eşine ödediği bir bedel karşılığında yapılan (muhalaa) veya kocanın üçüncü boşama hakkını kullanarak yapmış olduğu boşamadır. Bunun dışında kinayeli sözlerle veya şiddet ifade eden lafızlarla yapılan boşama da Hanefîlere göre bâin talâk kabul edilmiştir.
Bâin talâk ile meydana gelen ayrılığa beynûnet denmiştir. Bir veya iki bâin talak ile meydana gelen ayrılık beynûnet-i suğrâ (küçük ayrılık) olup, bu durumda eşler yeni bir nikâhla tekrar evlenebilirler. Üçüncü boşanma ile, beynûnet-i kübrâ (büyük ayrılık) meydana gelir. Bu durumda eşlerin yeniden evlenmeleri helal değildir. Ancak kadının normal şartlarda bir başkasıyla geçerli bir evlilik yapıp ölüm veya geçimsizlik nedeniyle ayrılmaları halinde ilk eşiyle evlenebilir.
-HADES:Bazı ibadet ve fiillerin yapılmasına engel olan hükmî kirliliğe hades denir. Abdestsizlik ve cünüplük hali hades olarak nitelendirilir. Namazın altı şartından (dışındaki farzları) birisi olan hadesten taharet tabiriyle, bu hükmî kirlilikten temizlenmek kastedilir.
Hades biri küçük ve diğeri büyük olmak üzere ikiye ayrılır; namaz abdestinin olmaması küçük hades, cünüplük, ay halî (hayız) ve loğusalık (nifas) ise büyük hades olarak adlandırılır. Küçük hadesten temizlenmek için abdest alınması, büyük hadesten temizlenmek için ise gusledilmesi gerekir. Abdest almak veya gusül için su bulamayan veya bir mazereti sebebiyle kullanamayan kimse teyemmüm eder.
Abdestsiz olan kişinin, namaz kılması ve Kâbe’yi tavaf etmesi caiz değildir. Cünüp olan kimse ise, bunlara ilave olarak, Kur’ân-ı Kerim’e dokunamaz, okuyamaz ve camiye giremez.
-Hurufu Mukatta:Kur’ân’da 114 sûreden 29′u nun, kaf, sâd, yâsîn, tâhâ, tâsîn, tâsîn mîm, elif lâm mîm, elif lâm râ, elif lâm mîm râ, elif lâm mîm sâd, hâmîm, hâmîm ayın sîn kâf, kef hâ yâ ayn sâd harfleriyle başlamaktadır. İşte bu harflere hurufu mukatta’a (kesik harfler) denilmektedir. Bu harfler müteşâbihattandır. (bk. Müteşâbih)
Bir kısım âlimler, bu harflerin Kur’ân’ın esrarından olduğunu, anlamlarını Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini söylemişlerdir. Bazı âlimler ise bu harflere çeşitli anlamlar yüklemeye çalışmışlardır. Ancak bu harflerin anlamını açıklayan sarih bir hadis yoktur
- Sığırların ZekâtıSâime olan sığırlarda zekât nisabı 30 sığır olup, bundan azı için zekât gerekmez. 30 sığırdan 40 sığıra kadar, zekât olarak iki yaşına basmış erkek veya dişi bir buzağı verilir. 40 sığırdan 60 sığıra kadar, üç yaşına girmiş erkek veya dişi bir dana verilir. Tam 60 sığır olunca, birer yaşını bitirmiş iki buzağı verilir. Sonra her otuz sığırda bir buzağı ve her 40 sığırda bir dana verilmek suretiyle hesap edilir.
Zekât verme bakımından sığır ile manda arasında fark yoktur ve bunlar bir cins sayılır. Bir kimsenin 20 inek ve 10 mandası varsa, 30 sığırlık zekât nisabına sahip olmuş kabul edilir.
-Hidane:Sözlükte “göğüs, kanat; çocuğu kucağına almak, beslemek; bir şeyi yanına almak” anlamlarına gelen hıdâne, bir fıkıh terimi olarak, küçük çocukları yanında bulundurma, bakım, gözetim ve terbiye etme hak ve vazifesi demektir.
-M ÎKAT: Hacc ve umre ibadetlerinin kendine has menâsiki vardır. (33) Bunlardan biri ihramdır. İşte, Mekke dışından hacc için gelenlerin ihram giymeleri şart olan yerlerden her birine mîkat denir. Mekke’ye gelinen istikâmete göre mîkat yerleri farklıdır ve toplam beş adet mîkat vardır: Zülhuleyfe, Zat-ı Irk, Cuhfe, Karn, Yelemlem.Mekke’de bulunanların hacc için mîkatı Mekke’dir. Umre için, Mekke’nin Harem bölgesinin dışında ihram giymesi gerekir. Bu maksadla Mekke’ye en yakın Ten’im mevkii vardır, oraya gidip ihram giymesi gerekir.
İhram giyme vaktine de mîkat denir. Mîkat mahallerinden önce de ihrame girilebilir.
İhramla ilgili yasaklar ihramın giyildiği yerden itibâren başlar. Mecburi ihram giyme yerleri, gelinen istikametlere göre şöyledir:
1- Zülhuleyfe: Medine istikametinden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ ye en uzak mîkattır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Veda haccında burada ihrama girmiştir. Şimdilerde Âbâr-ı Ali veya Ebyâr-ı Ali denilmektedir. Mekke’ye 450 km uzaklıktadır.
2- Cuhfe: Şam yönünden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye 187 km. mesafededir.
3- Zat-ı Irk: Irak istikâmetinden gelenlerin mîkatıdır.
4- Karn: Necid bölgesi cihetinden gelenlerin mîkatı olup Mekke’ye 54 km. mesafededir.
5- Yelemlem: Yemen tarafından gelenlerin mikatıdır. Mekke’ye uzaklığı 54 km’dir, en yakın olanı budur.
-BEDELLERİ AÇISINDAN ALIŞ-VERİŞ ŞEKİLLERİ
1-Bey’: Malı para karşılığında satmaya bey’ denir. Alış-verişlerin büyük bir kısmı bu şekilde yapılmaktadır.
2-Sarf : Paranın para ile değiştirilmesi olayına sarf denir.
3-Mubâdele: Malı mal ile değiştirme işlemine denir. Halk arasında buna trampa ve takas* gibi isimler verilmektedir .
4-Selem : Para peşin, mal veresiye yapılan ticarete selem denir. Bu tür satışlara halk arasında ‚alevra satış’ da denir.
-İLK VE SON TEHALLLÜL: Arafe vakfesinden sonra, aşağıdaki üç işlemden iki tanesi yapılırsa ilk tahallül gerçekleşmiş olur. Üçüncü işlem ile de ikinci tahallül gerçekleşir.
1 – Akabe Cemre’sinin taşlanması.
2 – Saç tıraşının yapılması.
3 – Daha önce yapılmadıysa, sa’yin ifâdâ tavâfının ardından yapılması.
- HAC: İslam’ın şartlarından olup, Kabe’yi ve civarındaki ibadet için işaret olunan özel yerleri, belirtilen vakit içinde usulüne uygun olarak ziyaret edip, yapılması gereken diğer menasiki yerine getirerek yapılanfarz ibadettir
-UMRE:Mikatta ihramlanıp niyetlenerek Kabe’yi ziyaret ve tavaf edip, Safa ve Merve arasında Sa’y yaptıktan sonra saç kestirip İhram’ın sona ermesiyle tamamlanan bir ibadettir.
-MENASİK: Hac ve Umre’nin edasıyla ilgili farz ,vacip ve sünnet olan amellerin tamamına menasik denir.
-İHRAM: Hac veya umre yapmak isteyen kişilere sair zamanda helal olan bir kısım fiil ve davranışların niyetle başlayarak, ibadet bitinceye kadar yasak kılınmasıdır. Erkeklerin ihram elbisesi İzar ve Rida adı verilen, beyaz renkli olması daha uygun görülen, modeli ve dikişi olmayan, bir parçası bele bağlanarak diğeri de omuzdan sarkıtılarak vücudu örten iki parça kumaştır.

-TEHLİL:”La ilahe illallah…”lafzıyla başlayan Allah’a olan tevhid inancının ifade edilişidir.
-TEKBİR:”Allahüekber…”lafzıyla başlayan ve Allah’ın en büyük olduğunu ifade eden zikirdir..
-TAVAF:Hacer-i Esved köşesi hizasından niyetle başlayarak, Kabe’nin etrafında yedi defa dönmektir. Bu dönüşe yürüyerek güç yetiremeyenler, diğer imkanları kullanarak da yapabilirler.
-ŞAVT:Tavaf’daki bu dönüşlerden her birine şavt denir.
-IZTIBA:Erkeklerin tavaf esnasında sağ omuzlarını koluyla birlikte açık bulundurmalarıdır.
-İSTİLAM:Tavaf’a başlarken ve Tavaf esnasında her bir şavt’ta Hacer-i Esved’i selamlamaya verilen isimdir.
-TAVAF NAMAZI: Farz, vacip, sünnet ve nafile olan her Tavaf’tan sonra kılınan iki rekat vacip namazdır. Okunan sureler ve kılınış yönüyle
ihram namazı gibidir.
-NAFİLE TAVAF: Umre tavafını ve Sa’y'ını yapıp ihramdan çıktıktan sonra Mekke’de geçirilen zaman içinde ihramsız yapılan, tavaf namazı kılınarak tamamlanan bir ibadettir.
-SAY: Safa’dan başlayıp Merve’de bitmek üzere dört gidiş ve üç gelişten ibaret olan bir yürüyüştür. Bu yürüyüşe gücü yetmeyenler tekerlekli sandalye ile de yapabilirler.
-MİKAT: Hill bölgesini dünyanın diğer bölgelerinden ayıran sınıra verilen isimdir.Harem ve Hill bölgeleri dışında yaşayan dünya müslümanları Hac veya Umre yapmak niyetiyle Mekke’ye gelirken bu sınırlarda ihrama girerler.
-HERVELE: Erkeklerin say yaparken yeşil direkler arasında kısa adımlarla koşmaya yakın hızda yürümelerine verilen isimdir.
-HALK ve TAKSİR: Umre’nin bitiminde erkeklerin ihramdan çıkmak için saçlarının tamamını kestirmelerine “Halk” bir miktar kestirmelerine ise “Taksir” denir. Hanımların ise saçlarının herhangi bir yerinin ucundan az miktarda kestirmeleri ihramdan çıkmaları için yeterlidir.
-HAREM BÖLGESİ: Mekke ve etrafına yayılan, Allah (cc) tarafından “Harem Bölge ” olarak tanımlanan, sınırları Hz. Muhammet (S.A.V) tarafından işaret olunan, bitki ve canlıları koruma altına alınan geniş alandır.
-KABE: Yeryüzünde ibadet maksadıyla inşa edilen ilk bina olup, bulunduğu alan Allah ( cc) katında dünyanın en kıymetli yeridir.
-HACER İ ESVED: Kabe’nin doğu köşesine tavafa başlama işareti olarak konmuş olan ve Hz.Muhammed (S.A.V) tarafından cennetten gönderildiği haber verilen koyu renkli taştır.
-MÜLTEZEM KAPISI:Kabe’nin kapısına verilen isimdir. Hacer-i Esved köşesi ile kapının olduğu yer arasına da Mültezem denmektedir.
-RÜKN-Ü YEMANİ:Kabe’nin güney köşesi olup tavaf esnasında Hacer-i Esved?e gelmeden önce istilam edilen yerdir.
-KİSVE:Saf ipekten dokunan ve üzerinde ayetler yazılı olan siyah renkli Kabe örtüsüdür.

-HATİM & HİCRİ İSMAİL:Kabe’nin kuzey duvarı önünde bulunan yarım daire şeklindeki duvara “Hatim” denir. Bu duvarla Kabe arasındaki boşluğa ise “Hicri İsmail” denir. Burası Kabe’nin iç kısmı ile aynı hükümde olup içinde sadece nafile namazlar kılınabilir.
-MAKAM-I İBRAHİM:Hz. İbrahim(A.S)’ın Kabe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve ayak izlerinin bulunduğu taşın olduğu yer ve çevresidir.
-ZEMZEM: Allah ( cc)’ın, Hz. Hacer ve oğlu Hz.İsmail’e ihsan ettiği ve kaynağı Kabe’nin yanında bulunan suyun adıdır.
-SAFA VE MERVE: Kabe’nin doğu tarafında yaklaşık 350m mesafeli, Sa’y ibadetinin başlangıç ve bitiş yeri olan iki tepenin adıdır.
-MEKKE’DEKİ TARİHİ MESCİDLER
1-Fetih Mescidi: Mekke’nin Merv-i Zahran Vadisinde yapılan mesciddir. Peygamberimiz (sas) Mekke’nin fethi sırasında, bu mescidde iki rekat namaz kılmıştır. Mekke’nin fethi hatırasına bağlı olarak bu mescide Fetih Mescidi denilmiştir.
2-Nemre Mescidi: Mina’da, Birinci ve Orta cemre arasında bulunur. Dâr’ul-Münhar denilen yerin yanındadır.
Peygamberimiz (sas) Veda Haccında burada kuşluk namazı kılmıştır. Bunun için hacılar burada toplanıp namaz kılarlar.
3-Kevser Mescidi: Mina yolunda orta cemrede bulunan eski mescitlerdendir.
4-Tenim Mescidi: Bu mescid Mescidi’l-Haşiye yakın Kabe’ye 3 mil uzaktadır. Tenim Mescidinin sağ tarafında Tenim dağı vardır. Mescidin bulunduğu vadiye Numan Vadisi denir.
5-Hayf Mescidi: Mina’nın Şam tarafında gayet büyük bir mesciddir. Kubbesinin altı peygamber efendimizin (sas) çadır kurduğu yerdir. Bu mübarek yerde bir çok peygamber kabrinin olduğu rivayet edilmektedir. Onun için bu mescide Mescid-i Enbiya da derler. Kapısından girenin sol tarafına gelen bir minaresi vardır. Adem Aleyhisselamın kabrinin burada olduğu söylenmektedir. Rivayete göre Adem aleyhisselam Mekke’de vefat etmiş; oğlu Şit Aleyhisselam onun cenaze namazını kıldıktan sonra Cebel-i Kubeys’e gömmüştür. Nuh Aleyhisselam Tufandan sonra gelip Kabe’yi tavaf etmiş sonra mescid-i Hayf tarafına gitmiş ve vefat edenler oraya gömülmüştür.
Peygamber Efendimiz (sas) “Kabe’yi 70 Peygamber tavaf etti. Hepsi de Kabe’yi tavaf ettikten sonra Mescid-i Hayf’ta namaz kıldılar. Orada bulundukça namazı kaçırmayın.” buyurmuştur. Ebu Hureyre ben Mekke ehlinden olsaydım Mescid-i Hayf’ta namaz kılmak için her Cuma gecesi Mina’ya gitmeyi adet edinirdim.” demiştir.
6-Mescid-i Kebş (Kurban Mescidi) : Mina’dan Arafat’a gidenin sol tarafına gelir. Sevr dağının eteğinde üstü açık bir namazgahtır. Hazreti İsmail’in kurban edilmek üzere getirildiği yerdir. Buraya gökten kurban indirildiği için bu isim verilmiştir. Hazreti İbrahim oğlu İsmail Aleyhisselamı kurban etmek için bıçağı boğazına sürmüş ise de kesmemiş sonra da hiddetle yanındaki taşa vurmuştur ve taş ikiye ayrılmıştır. Mescid-i Kebş her tarafı açık dört direk arasında bir kubbedir.
7-Mescid–i Mürselat: Bu mescid, Hayf mescidinin güneyindedir. Peygamberimiz (sas) buraya gelmiş hatta mübarek başı o zaman burada mescidin taşına dokunmuş bu taş Resulullahın (sas) mübarek başını incitmemek için gayet yumuşak bir hale gelmiştir. Bu taşın numunesi hala oradadır. Ziyaretçiler, Peygamberimizin (sas) mübarek başını dokunduğu taşa teberrüken yüzlerini ve gözlerini sürerler.
8-Mescid-i İbrahim: Bu mescide Nemre Mescidi de denir. Cebeli Rahmetin sağ tarafındadır. Burada öğle ve ikindi namazları bir arada kılınır. Mescid-i İbrahim, Vakfe’ye yarım saat kadar uzaklıktadır. Burası gayet sıcaktır. Sıcaklık bazan 39 dereceyi aşar. Hacıların buraya gitmesi için kendisini çok iyi koruması gerekir. Burada Zübeyde suyu ile doldurulan bir sarnıç vardı. Arafat’a çıkılacağı zamanlar, Mekke’de ki, Zübeyde suyu buraya akıtılarak bu sarnıç dolardı.
9-Mescid–i Meş’ar: Buraya Mescid-i Adem de denir. Mescid-i İbrahim’e 3 mil uzakta Müzdelife, Cebel-i Kuzah’a mukabil bir yerinde dik dörtgen şeklindedir. Üç tarafından merdivenle çıkılır. Duaların kabul olduğu bir yer olmakla gece burada geçirilir. Buranın geceleri soğuk olmakta; iyi korunmak gerekir.
10-Mescid-i Sahra: Arafat’ta Cebel-i Rahmet’in yanıdan bir kayalık içinde bulunmakta ve buraya Mescid-i Sahra denmiştir. Resulullah’ın (sas) burada vakfe yaptığı rivayet edilir.
11-Mescid-i Cebel: Arafat’ta Arafat hutbesinin irad edildiği yerdir. Burada bu vakfeye her sene hac ayının 9.ncu günü hacılar toplanır. Arafat Dağı, civar dağların en küçüğü olmakla beraber manevi kıymeti itibariyle hepsinden üstün sayılır. Buraya Cebel-i Rahmet denir. İlahi Rahmetin hacılar üzerine indiği dağ manasını ifade eder. Bu dağın tepesinde eski bir bina vardır. Bu binanın Adem Aleyhisselam’ın mutfağı olduğu söylenir ve Hz. Havva ile burada karşılaştığı rivayet olunur.
12-Mescid-i Çağran: Mekke ile Taif arasındadır. Mekke’ye Taif’ten daha yakındır. Çağran deresi civarında yapıldığından Mescidü’l-Çağran denilmiştir. Resulullah (sas) Huneyn ganimetlerini burada taksim etmişlerdir. Aynı sene de burada ihrama girip Umrenin şartlarını yerine getirmişlerdir.
13-Mescid-i Mutteka: Bu mescid Mekke’dedir, yıkılmış olup yerini bilen hemen hemen yok gibidir. Taberi’ye göre Eciyat denen mahaldedir. Resulullah (sas) burada namaz kıldıktan sonra bir yere yaslanarak istirahat ettiklerinden Mescid-i Mutteka denilmiştir.
14-Mescid-i Aişe: Mekke’ye yayan olarak 1 saat mesafededir. Hazret-i Aişe’nin kardeşi Hazret-i Abdurrahman ile beraber ihram içinCebel-i Ten’im’deki ağaçlık yere gelince orada ihramlanmış iki rekat ihram sünnetini kılmıştır onun için Mescid-i Aişe denilmiştir.
15-Mescid-i Cin: Mekke’nin Şam tarafındadır. Mualla kabristanının, Batn-ı Vadiye bitişik olan duvarının karşısında Cebel-i Hacun’un mukabilinde toprak altı bir mescittir. Cennet-i Muallaya gelenler burada ikişer rekat namaz kılarlar.
Peygamber Efendimiz (sas) Taif’ten döndükten sonra buraya gelmiştir. Sabah namazını kılarken okuduğu Kuran’ı cinler dinledikleri için buraya Mescid-i Cin denilmiştir. Bunların sayısının 7 olup Nusaybin cinlerinden oldukları söylenmektedir.
16-Mescid-i Râye: Bu mescit Mekke’nin doğu tarafındadır. Mescid-i Miha’ya ziyaretten sonra bu mescide gelinir ve iki rekat Tahıyyetü’l-mescid namazı kılınır. Peygamber Efendimiz (sas) burada iki rekat namaz kılmışlardır.
17-Mescid-i Biy’at: Mekke-i Mükerreme’nin Şam tarafındadır. Mekke’den Mina’ya giden kimsenin soluna düşer. Bir çok sahabe, Peygamberimiz (sas) burada Biy’at ettikleri için Mescid-i Biy’at denilmiştir.
18-Mescid-i Ebu Bekir: Mekke’nin Yemen tarafında bir kubbe içerisindedir. Mekke’de hacılar bazen buraya birikir ibadet ve zikir ederler. Hazret-i Ebu Bekir burada doğduğundan buraya Mescid-i Ebu Bekir veya Mescid-i Mevlid-i Ebu Bekir denir.
19-Mescid-i Tuva: Mekke’nin Şam tarafında belde haricinde bulunur. Peygamberimiz (sas) Veda haccında buraya inmiş bir gece kalmış ve sabah namazını burada kılmıştır.

15

Ağustos
2012

Çocuklar için Dini Bilgiler-2

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  385 Kez Okundu

113 Annesiz ve babasız olarak yaratılan kadın kimdir?  Hz. Havva annemiz..

114-Hz. İbrahim (a.s.)’in ilk hanımı kimdir? Hz. Sâre.

115-Hz. İbrahim (a.s.) Sâre’den sonra kimi nikâhına almıştır? Hâcer validemizi.

116- Hz. Hâcer kimin annesidir? Hz. İsmail’in.

117- Hz. Sâre, yaşlılık döneminde kimi doğurmuştur?  Hz. İshak’ı.

118-Hz. Asiye kimin hanımıydı? Fir’avun’un.

119- Hz. Cebrail ile konuşma şerefine nail olan kadın kimdir?  Hz. Meryem.

120-Meryem’in teyzesi kimdi?  Hz. Zekerriya’nın hanımı, Hz. Yahya’nın annesi İşa.

121- Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen tek kadın kimdir? Hz. Meryem.

122- Peygamberimiz (s.a.v.) „Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır“ buyurmuştur. Kimdir bu kadınlar? Meryem, Asiye, Hatice ve Fatıma.

123-Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz  Hz. Hatice’nin vefatından sonra kiminle evlenmiştir?  Abdişemsoğullar kabilesinden, yaşlı ve dul bir hanım olan SEVDE (r.anha) ile evlenmiştir.

124- Sevde’den sonra Peygamberimiz kendisiyle evlenmiştir. Babası Hz. Ebubekir (r.a.) dır. Fıkıhta, ilimde, tıpta, şiir’de ve etkili hitabette ondan daha ileride bir kadın

görülmemiştir. Ramazan ve Kurban bayramları hariç tüm yılı oruçlu olarak geçiren, hicri 58 yılında, Ramazan ayında 68 vefat eden bu hanımı tanıyor musunuz? Hz. Aişe (r.anha) validemiz.

125-Hz.Aişe ile evlendiğinde Peygamberimiz kaç yaşındaydı? 53 yaşındaydı.

126-Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Aişe (r.a.)’den sonra kiminle, ne zaman evlendi?

127-Edille-i Şeriyye  ne  demektir?

Edille- i Erbaa=4 Temel Delil.Kitap , sünnet,icma ve Kıyas.

128-Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kaç halası vardı?  Altı halası vardı: Beyda Ümmühakim, burre, Atike, Safiye, Erva,

129-Ümmü Habibe ile Peygamberimiz (s.a.v.)’in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır?Habeşiştan’da kral NECAŞİ tarafından.

130- Hz. Osman ile evlenmiş olan Peygamberimizin kızları Rukiyye ve Ümmü Kulsum daha önce kimlerle evliydiler? Rukiyye, Ebu Leheb’in oğlu Utbe; Ümmü Kulsum ise Ebu Leheb’in diğer oğlu Uteybe ile evliydiler.İslam gündeme gelince, ayrılıp baba evine döndüler.

131- Peygamberimiz (s.a.v.)’in son ve dördüncü kızıdır. Hz. Peygamber’e peygamberlik gelmeden beş sene önce dünyaya gelmiştir. Her haliyle, oturuşu, kalkışı, sözü ve tavrıyla o kadar Hz. Rasülullah (s.a.v.)’a benziyordu ki ona “Ümmü Ebiha” yani “Babasının annesi” denmiştir.“Eşrefünnisa” yani “kadınların hanımefendisi”; “Zehra” yani “saf ve parlak yüzlü”; “Betül” yani “İffetli” ifadeleriyle de anılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra ailesinden ona ilk kavuşandı.Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevgili kızı Hz. Fatıma (r.anha)’dan başkası değildi.

132-Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in oğlu İbrahim kaç yaşında vefat etmiştir?
Onsekiz aylıkken.

133-Hz. Ali (r.a.)’nin annesidir. Vefat etttiğinde, Peygamberimiz (s.a.v.) kendi gömleğini çıkarıp, ona kefen yapmıştır. Kimdir?Esed kızı Fatıma (r.anha).

134- Henüz müslüman olmamış olan Ebu Talha kendisine evlenme teklif ettiğinde Ümmü Süleym ne demiştir? “Ey Ebu Talha, sen reddedilmeyecek birisin. Ancak kafirsin. Ben ise müslüman bir kadınım. Bu nedenle seninleevlenem!”

135-Ebu Talha’nın “Mehrin nedir?” sorusunu Ümmü Süleym nasıl cevaplandırmıştır?
“Altın ve gümüş değil, senden sadece müslüman olmanı isterim, benim mehrim İSLAM’dır.”

136- Bu sahabi hanım hakkında Peygamberimiz ne buyurmuştur?
“Gördüm ki, cennete girmişim; önümde bir ayak sesi, bir de baktım ki RUMEYSA!”

137- Çocukluğunda Hz. Peygamber (s.a.v.)’in dadılığını yaptı. Usame (r.a.)’nin annesidir. Yürüyerek hicret etti.Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a.) kendisini ziyarete geldiklerinde ağlamaya başlar ve “Artık bize gökten haber gelmeyecek!” derdi. Kimdi, tanıyor musunuz? Ümmü Eymen (r.anha).

138- Peygamberimiz (s.a.v.)’in en büyük kızı kimdi? Zeyneb (r.anha).

139- Çocuk eğitiminde en etkili yaş dönemi hangisidir?   0-6 yaş dönemi.

140-Gerçek yetim kimdir?  Gerçek yetim, ana-babasının terbiyesinden yoksun kalan çocuktur. 

141-Çocuğun doğumunun 7. Gününde ne yapılır?  Sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunur ve adı konulur, Akika’sı (şükür kurbanı) kesilir ve saçı traş edilir. 

142 Tahnik nedir?  Çocuk doğduktan bir süre sonra ağzına tatlı bir şey dokundurmaktır.

143-Ana ile baba çocuğa isim koyma hususunda anlaşamadıklarında isim koyma hakkı kimindir? Babanındır.

144-Peygamberimizin (s.a.v.)’in kızı Hz. Fatıma’nın çehizi nelerdi? Bir elbise, bir  gömlek, bir baş örtüsü, bir minder, biri ottan  öbürüde koyun yününden iki döşek, dışı deri içi ottan  dört yastık, bir yün örtü, bir hasır, bir el değirmeni, bakır bir leğen, deriden bir su kabı, bir süt bakracı, bir tas,  bir su tulumu, bir ibrik, bir  küp ve  bir testi. 

145-Hz. Fatıma ile Hz. Ali evlendiklerinde kaç yaşlarında idiler?  Hz. Fatıma  18, Hz Ali ise 21  yaşında  idi. 

146- Ammar b. Yasir’in annesidir ve İslam’ın ilk kadın şehididir. Kimdir biliyor musunuz? Sümeyye (r.anha).

147-Hz. Ebubekir (r.a.)’in hanımının adı nedir?Ümmü Rumman (r.anha).

-Telbiye ne demektir?  Telbiye, şu sözleri söylemektir: Lebbeyk, Allahümme lebbeyk,  lebbeyle là şerike leke lebbeyk.
İnnelhamde venni’mete leke velmülk. La şerike lek. Türkçe meali: Allah’ım ! Emrine boyun eğdim, huzurundayım. şerikin yoktur. Davetine  içtenlikle uydum; asla şerikin yoktur. Muhakkak ki, hamd da bütün nimetler de, senindir.  Asla şerikin 148yoktur.” 

- Paranın zekatı nasıl hesaplanır?  Eldeki paranın miktarı, en az üzerinden 1 yıl  geçmek koşuluyla en az 80.18 gr. Altın ya da 561,3 gr. gümüş değerinde ise bu paraya düşer ve kırkta biri zekat olarak verilir. 

149-İnfak nedir? Allah’ın ihsan ettiği maldan O’nun rızası için ve O’nun razı olacağı yerlere harcamada bulunmaktır.

150-Peygamberimiz (s.a.v.)’in kızı Zeyneb kiminle evliydi?Teyzesi Hale’nin oğlu Ebu’l As B. Rebi ile.

15

Ağustos
2012

Çocuklar İçin Dini Bilgiler-1

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  383 Kez Okundu

1. Müslümanmısın?Elhamdülillah Müslümanım.
2. Müslümanım demenin manası nedir?Allah’ı bir bilmek, Kur’an-ı Kerim’i ve Muhammed Aleyhisselam’ı tasdik etmektir.
3. Ne zamandan beri Müslümansın?“Bela” dediğimiz zamandan beri Müslümanım.
4. “Bela” zamanı neye derler?Misak’a derler. Yani Cenab-ı Hakk ruhlarımızı yarattığı vakit bunlara hitaben “Elestü birabbiküm” yani (Ben sizin rabbiniz değil miyim ?) diye sordu. Onlar da “Bela” (Evet Rabbimizsin) dediler. O zamandan beri Müslümanım demektir.
5. Rabbin kimdir?Allah
6. Seni kim yarattı?Allah
7. Sen kimin kulusun ?Allah’ın kuluyum.
8. Allah kaçtır diyenlere ne dersin?Allah birdir derim.
9. Allah’ın bir olduğuna delilin nedir?Sure-i İhlas’ın ilk ayeti kerimesidir.
10. Bunun manası nedir?Sen söyleki ey Habibim Allah birdir, demektir.
11. Allah’ın varlığına akli delilin nedir?Bu alemin varlığı ve alemdeki nizam ve intizamın devamıdır.
12. Allah’ın zatı hakkında düşünce caiz midir?
Caiz değildir. Çünkü akıl Allah’ın zatını anlamaktan acizdir. Allah’ın ancak sıfatı hakkında düşünülür.
13. İman-ı yeis nedir?Firavun gibi ölürken iman etmektir.
14. Bu iman muteber midir?Değildir.
15. Tevbei yeis nedir?İmanı ve ameli olan kimsenin ölürken günahlarından tevbe etmesidir.
16. Bu tevbe muteber midir?Muteberdir.
17. Dinin hangi dindir?İslam dinidir.
18. Kitabın hangi kitaptır?Kur’an’dır.
19. Kıblen neresidir?Kabe-i Muazzamadır.
20. Kimin zürriyetindensin?Adem Aleyhisselam’ın zürriyetindenim.
21. Kimin milletindensin?İbrahim Aleyhisselam’ın milletindenim.
22. Kimin ümmetindensin?Muhammed Aleyhisselamın.
23. Peygamberimiz nerede doğdu ve şimdi nerede bulunuyor?Mekke’de doğdu. Elli yaşından sonra Medine’ye hicret etti. Şimdi Medine’de “Ravza-i Mütaharra”sındadır.
24. Peygamberimizin kaç adı vardır?Güzel isimleri çoktur. Fakat dördünü bilmek lazımdır. Bunlar: Muhammed, Mustafa, Ahmed, Mahmud.
25. Peygamberimizin en çok kullanılan ismi nedir?
Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem’dir.
26. Peygamberimizin babasının adı nedir?Abdullah’tır.
27. Annesinin adı nedir?Amine’dir.
28. Süt annesinin adı nedir?Halîme Hatun’dur.
29. Dedesinin adı nedir?Abdülmüttaliptir.
30. Peygamberimiz kaç yaşında iken kendisine fiilen peygamberlik geldi?40 yaşında.
31. Fiilen kaç sene peygamberlik yaptı?23 sene peygamberlik yaptı.
32. Fani hayatı kaç yaşında sona erdi?63 yaşında sona erdi.
33. Peygamberimizin kaç kızı vardı?
Dört kızı vardı. 1) Zeynep 2) Rukiyye 3) Ümmü Gülsüm 4) Fatıma (r.a.)’dir.
34. Peygamberimizin kaç oğlu doğdu?
Üç oğlu oldu. 1) Kasım 2) Abdullah (Diğer adı Tayyip) 3) İbrahim (r.a) hazretleridir.
35. Ezvac-ı Tahiratı yani Peygamberimizin mübarek hanımlarını sayarmısın?
Sayarım. 1) Hazret-i Hadice 2)Hazret-i Sevde 3) Hazret-i Aişe 4)Hz. Hafsa 5) Hz. Zeynep b.Huzeyme 6) Hz. Ümmi Seleme 7) Hz. Zeynep binti Cahş 8) Hz. Cuveyriye 9) Hz. Ümmü Habibe 10) Hz. Safiyye 11) Hz. Meymune 12) Hazreti Mariye, (radıyallahü anhüm) validelerimiz. Bunlardan Hz. Hadice (r.a.) validemiz peygamberimizin ilk zevcesidir. Efendimizden 15 yaş büyük olup 25 sene beraber hayat sürmüştür.
36. Peygamberimizin 53 yaşından sonra evlenmesinin sebep ve hikmetlerinin bazılarını sayarımsınız?
Peygamberimiz, kabilelerin İslamiyete bağlanmalarını temin, ayrıca kadınlara ait hükümleri kadınlar vasıtasıyla yaymak, bazılarını sefaletten kurtarmak, bazılarının ise iffet ve namuslarını korumak için onlarla evlenmiştir. Asıl hikmet ve gaye kadınlar vasıtasıyla İslam’ı yaymaktır.
37. Peygamberimizin en son vefat eden eşi kimdir?
Hz. Aişe (r.a)’dır.
38. Gelmiş ve gelecek insanların en yücesi kimdir?
Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem’dir.
39. Peygamber Efendimizin kaç torunu vardır?
İki torunu vardır :1) Hasan 2) Hüseyin (radıyallahü anhuma) hazretleridir.
40. Bunlar kimin çocuklarıdır?Hz. Ali ve Hz. Fatıma (r.a.)’nındır.
41. Peygamber kime denir?Ahkam-i ilahiyeyi insanlara tebliğ içinAllah’ın vazifelendirdiği zata denir.
42. Allah tarafından mahlukata gönderilen peygamberlerin sayısı kaçtır?
Peygamberimizden yapılan bir rivayete göre yüz yirmi dört bin, bir rivayete göre, iki yüz yirmi dört bin.
43. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerin sayısı kaçtır?Yirmisekiz.
44. İsimlerini sayarmısınız?
Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyyup, Şuayp, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Yunus, İlyas, Elyesa, Zülkifl, Zekerriyya, Yahya, İsa, Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn ve Hazret-i Muhammed Mustafa Salavatullahi ala nebiyyina ve aleyhim ecmaiyn hazeratıdır. Üzeytr, Lokman ve Zülkarneyn (aleyhimüsselam) hazretlerine bazıları velidir, demişlerdir.
45. Peygamberimiz kaç tarihinde doğdu ve kaç tarihinde vefat etti?Tarih Milâdî 571, Nisan ayının yirmisi; Fil Vak’asından elli veya elli beş gece sonra. Kamerî aylardan Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi doğdu. Tarih: Hicretin 11. senesi, Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü. Milâdî 8 Haziran 632 vefat etti.
46. Melek nedir?Allah’ın nurdan yarattığı ve istedikleri şekle girebilen, daima ibadet eden günahsız varlıklardır.
47. Dört büyük melek hangileridir?Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (A.S.)
48. Dört büyük kitap hangileridir ve hangi peygamberlere inmiştir?Tevrat Musa (A.S.), Zebur Davud (A.S.), İncil İsa (A.S.), Kur’an-Kerim Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerine inmiştir.
49. Suhuf ne demektir, kaç tanedir ve kimlere verilmiştir?Cenab-ı Hakk’ın, dört kitaptan başka Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bazı peygamberlere gönderdiği sahifelere suhuf denir. Adem (A.S.) 10, Şit (A.S.) 50, İdris (A.S.) 30, İbrahim (A.S.) ise 10 suhuf verilmiştir.
50. Mezhep kaçtır?İkidir.
51. Nelerdir?İtikatta mezhep, amelde mezhep.
52. İtikattaki mezhep imamları kaçtır ve kimlerdir?
İkidir. İmam Ebu Mansur Muhammed Matüridi ve İmam Ebü’l Hasani’l Eşari Hazretleridir.
53. Amelde mezhep kaçtır ve nelerdir?
Dörttür. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli mezhepleridir.
54. İtikatta mezhebin nedir?Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebidir.
55. Amelde mezhebin nedir?Hanefi mezhebidir.
56. Bizi itikattaki mezhebimizin imamı kimdir?
Ebu Mansur Muhammed Matüridi Hazretleridir.
57. Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhebine mensup olanların itikatta imamları kimdir?Ebü’l Hasani’l Eşari Hazretleridir.
58. İmam Ebu Muhammed Matüridi nerelidir, ne zaman vefat etmiştir?Semerkand’ın Maturid köyündendir. Türktür. Hicri (333) tarihinde vefat etmiştir.
59. İmam Ebü’l Hasani’l Eşari Hazretleri nerelidir? Ne zaman vefat etmiştir?
Basra’lı olup Hicri (324) tarihinde vefat etmiştir.
60. Namazın kazaya kalmasının meşru sebepleri kaçtır, sayarmısınız?
Üçtür. A) Uyku B) Muharebe esnasında düşmandan hiç fırsat bulamamak C) Unutmak.
61. Kaç tane kandil vardır, nelerdir?Beş tane kandil vardır.
62-Allah’ın sıfatları nelerdir?
Allah’ın sıfatları iki gruba ayrılır.
1) Zati sıfatları, altıdır.
2) Subuti sıfatları, sekizdir.
63-Allah’ın zati sıfatları nelerdir?
Vücüd : Var olmak,
Kıdem : Varlığının başlangıcı olmamak,
Beka : Varlığının sonu olmamak,
Vahdaniyet : Bir olmak,
Muhâlefetun-lil – Havadis: Sonradan yaratılmışlara hiç benzememek,
Kıyam binefsihi : Varlığında hiçbir şeye muhtaç olmamak.
Allah’ın sübütü sıfatları nelerdir?
Hayat : Diri olmak,
İlim : Bilmek (Allah her şeyi bilir.)
Semi : İşitmek (Allah her şeyi işitir)
Basar : Görmek (Allah her şeyi görür)
İrade : Dilemek (Kainatta her şey Allah’ın dilemesiyle olur.)
Kudret: Herşeye gücü yetmek,
Kelam : Konuşmak. Cenab-ı Hak konuşur, fakat onun konuşması ses, dil ve harf yardımıyla değildir. Nasıl konuştuğunu ancak kendisi bilir.
Tekvin : Yaratmak. Allah her şeyi yoktan var eder. O’ndan başkası bir zerreyi dahi yaratamaz.
64-Nereden geldin, niçin geldin, nereye gideceksin?
Allah’dan geldim,
Allah’a kulluk için geldim,
Allah’a gideceğim.
 65-Farz Nedir? Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir.
66-Vâcib Nedir?
Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir.
67-Sünnet Nedir?
Peygamber Efendimiz’in yaptığı ve müslümanlardan da yapılmasını istediği dinî görevlerdir.
68-Hadis Nedir?
Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.
69-Mübah Nedir?
Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.
70-Haram Nedir?
Dinen yapılması kesin olarak yasaklanan şeydir.
71-Helal Nedir?
Yapılıp yapılmaması konusunda dinî bir hüküm bulunmayan şeylerdir.
72-Mekruh Nedir?
Dinen yapılmaması zannî delille istenen şeydir.
73-Müstehab Nedir?
(Mendup) Hz.Peygamber’in bazen yaptığı, bazen de yapmadığı dini içerikli işlerdir
74-Sûre Nedir?
Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
75-Ayet Nedir?
Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.
76-Peygamberimiz hangi tarihte doğdu ve hangi tarihte vefat etti?
571′de doğdu Mekke’de doğdu, 632′de Medine’de vefat etti.
77-Şimdi nerde bulunuyor?
Şimdi Medine’de “Ravza-i Mutaharra” sındadır.
78-Kaç yaşında iken Peygamber oldu?
40 yaşında.
79-Fiilen kaç sene peygamberlik yaptı?
23 sene peygamberlik yaptı.
80-Hangi tarihte nerden nereye hicret etti?
622 tarihinde Mekke’den Medine’ye hicret etti.
81-Peygamberimizin en çok kullanılan ismi nedir?
Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem’dir.
82-Peygamberimizin kaç adı vardır?
Güzel isimleri çoktur. Fakat dördünü bilmek lazımdır. Bunlar: Muhammed, Mustafa, Ahmed, Mahmud
83-Peygamber Efendimizin kaç erkek torunu vardır? İki. Hasan ve Hüseyin (radıyallahü anhuma) hazretleridir.
84-Peygamberimizin ilk hanımı kimdir?
Hz.Hatice (r.a.) validemizdir. Efendimizden 15 yaş büyük olup 25 sene beraber hayat sürmüştür.
85-Peygamberimizin son hanımı kimdir?
Hz. Aişe (r.a.) validemizdir.
86-Peygamberimizin 53 yaşından sonra evlenmesinin sebep ve hikmetlerinin bazılarını sayarımsınız?
Peygamberimiz, kabilelerin İslamiyete bağlanmalarını temin, ayrıca kadınlara ait hükümleri kadınlar vasıtasıyla yaymak, bazılarını sefaletten kurtarmak, bazılarının ise iffet ve namuslarını korumak için onlarla evlenmiştir. Asıl hikmet ve gaye kadınlar vasıtasıyla İslam’ı yaymaktır.
87-Peygamberimizin en son vefat eden eşi kimdir?
Hz. Aişe (r.a)’dır.
88-Gelmiş ve gelecek insanların en yücesi kimdir?
Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem’dir.
89-Ashâb Ne Demektir?
Hz.Peygamberimizi gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır
90-Allah tarafından gönderilen peygamberlerin sayısı kaçtır?
Peygamberimizden yapılan bir rivayete göre 124 bin, bir rivayete göre, 224 bin.
91-En büyük peygamberler kaçtır?
5′dir. Hz.Muhammed (a.s.), Hz.Nuh (a.s.), Hz.İbrahim (a.s.), Hz.Musa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) dır.
92-İmanın şartları kaçtır, nelerdir? Altı’dır.
-Allah Teala’ya inanmak,
-Meleklerine inanmak,
-Kitaplarına inanmak,
-Peygamberlerine inanmak,
-Ahiret gününe inanmak,
-Kader ve kazaya inanmak.
93-İslamın şartı kaçtır, nelerdir? Beş’dir.
-Kelime-i şehadet getirmek,
-Namaz kılmak,
-Oruç tutmak,
-Zekat vermek,
-Hacca gitmek.
94-Abdestin farzı kaçtır, nelerdir? Dört’dür.
-Yüzü yıkamak
-Kolları dirsekleriyle beraber yıkamak
-Başının dörtte birini meshetmek
-Ayakları topuklarıyla beraber yıkamak
-Guslün farzı kaçtır, nelerdir?
-Üç’dür.
-Ağıza dolu dolu su vermek
-Buruna dolu dolu su vermek
-Bütün bedeni yıkamak
95-Teyemmüm’ün farzı kaçtır, nelerdir? İkidir.
-Niyet etmek
-Temiz toprağa vurup yüzü ve kolları meshetmek.
96-Namazın farzı kaçtır, nelerdir?
-Altı’sı dışarıda altısı içeride olmak üzere, toplam oniki tanedir.
97-Dışındakiler nelerdir?
-Hadesten taharet
-Necasetten taharet
-Setr-i avret
-İstikbal-i kıble
-Vakit
-Niyet
98-İçindekiler nelerdir?
-İftitah tekbiri
-Kıyam
-Kıraat
-Rukü
-Sücud
-Kade-i ahire
99-Günde kaç vakit namaz vardır, nelerdir?
-Günde beş vakit namaz vardır. Sabah, öğle, ikindi akşam ve yatsı.
  Her vakit namazda kaç rekat vardır?
-Sabah Namazı dört rekattır; iki rekat sünnet ve sonra iki rekat farz ile eda edilir.

-Öğle Namazı on rekattır, dört rekat ilk sünnet, dört rekat farz ve iki rekat son sünnet

-İkindi Namazı sekiz rekattır, dört rekat sünnet ve dört rekat farz

-Akşam Namazı beş rekattır, üç rekat farz ve iki rekat sünnet

-Yatsı Namazı onüç rekattır, dört rekat ilk sünnet, dört rekat farz, iki rekat son sünnet veen sonunda üç rekat vitir namazı
100- İlk nebi kimdir?Adem (as) dır
101- İlk resul kimdir?Nuh (as) dır
102- İnsanlar öldükten sonra ne olacaklar?
Dirilecekler
103- Dirildikten sonra ne olacaklar?
Dünyada yaptıklarının mükafatını veya cezasını görecekler
104-Melek nedir?
Allah’ın nurdan yarattığı ve istedikleri şekle girebilen, daima ibadet eden günahsız varlıklardır
105-Dört büyük melek hangileridir?
Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (AS)
106-Meleklerin görevleri nelerdir?
Allah’a hamd etmek, O’nu tesbih etmek, O’nu zikr etmek O, ne emrediyorsa onu yapmaktır. Bazı meleklerin özel görevleri vardır.
107-Cebrail’in görevi nedir?
Peygamberlere vahiy ve kitap getirir
108Mikail’in görevi nedir?
Tabiat olayları, rızık taksimatıyla görevlidir
109-İsrafil’in görevi nedir?
Kıyamette Sur’a üflemek
110-Azrail’in görevi nedir?
Allah’ın emriyle can almak
111-Dört büyük kitap hangileridir ve hangi peygamberlere inmiştir?
Tevrat Musa (AS), Zebur Davud (AS), İncil İsa (AS), Kur’an-Kerim Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerine inmiştir
112- Suhuf ne demektir, kaç tanedir ve kimlere verilmiştir?
Cenab-ı Hakk’ın, dört kitaptan başka Cebrail (AS) vasıtasıyla bazı peygamberlere gönderdiği sahifelere suhuf denir Adem (AS) 10, Şit (AS) 50, İdris (AS) 30, İbrahim (AS) ise 10 suhuf verilmiştir

7

Ağustos
2012

MBST HAZIRLIK TERİMLER

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  468 Kez Okundu

ASHAB-I SUFFE:Peygamberimizin Medine`deki mescidinde tesis ettigi, bu isimle anilan yere suffe, burada barindirilan sahabelere de ashab-i sffe veya Ehl-i Suffe denir.
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE:Hz.Peygamber tarafindan cennete girecekleri daha hayatta iken kendilerine müjdelenen on sahabi.
BAHRAN GAZVESİ:Hz.Peygamber`in Süleyman ogullarina yaptigi gazve.
BAKİ KABRİSTANI:Baki Kabristanina ilk gömülen sahabe:Medine kabristani(Cennetü`l-Baki`ye)`na ilk göüen sahabe Esad b. Zürare.
BEDR:Bedrü’l-Kital veya el-Bedru’l-Kübra olarak maruf olan Bedr gazvesi, Peygamber (s.a.v) ve müslümanların İslam’ın ilk dönemlerindeki en büyük ve en önemli savaşlarından birisidir. Bu Gazve, Hicretin ikinci yılında Muhacir ve Ensar’dan oluşan müslümanlar ile Ümeyye hanedanı reisi Ebu Süfyan komutanlığındaki Kureyş müşrikleri arasında gerçekleşti ve müslümanlar bu gazvede zafer kazandılar. Bedir, Medine’nin güneybatısında, Medine’den Şam’a giden kervan yolunun üzerinde küçük bir şehirdir. Kader belirleyici bu savaşın cereyanında Peygamber (s.a.v)’in duasıyla melekler (birden beş bine kadar) müslümanların yardımına gelmiş. Bu konuya Kur’an-ı Kerim’de değinilmiştir.
BENİ KAYNUKA GAZVESİ(Sevval-H.2):Beni Kaynuka carsisinda alis veris yapan bir kadini alaya alatrak onun iffetiyle oynadilar.Oradan gecen bir müslüman kadinin feryadina kostu.Yahudiyi öldürdü.Orada bulunan yahudiler de hücum ederek sehit ettiler.Beni Kaynukalilar, kale icine girdiler. 15 gün muhasara sonrasi teslim oldular.700 kadar yahudi esir alindi.Bu savasta, yahudilerinin mallarinin tamami ganimet alindi. Kendileri de Medine`yi terk etmeleri istendi.Sevval ayinda Medine`yi terk ettiler.Suriye taraflarina gittiler.
BOYKOT YILLARI:Müsrikler, Nübüvvetin 7. yilinda Mekke´de Şib-i Ebi talib denen mahallede müslümanlari 3 yil müddetle muhasaraya aldilar.
BASRA:Güney Irak`ta Hz.Ömer tarafindan kurulan bir sehir.
BEDİR-UHUD-HENDEK SAVAŞLAR:Bedir Medine`ye 60 km. Mesafededir.Islam`da ilk savas burada yapilmistir.Bedir savasinda(624) 14 sehit,70 düsman kayip 70 de esir alinmistir.Uhut savasinda 70 sehit, 22 düsman ölmüstür. Hendek savasinda 6 sehit, 8 düsman ölmüstür.Uhut sehitlerinin cenaze namazlari kilinamamisti.Veda haccindan döndükten sonra Uhud sehitlerini Peygamberimiz ziyaret etti.Namazlarini kildi.(Tecrid Tercemesi, c.11,sh.4)
BİLAL-i HABEŞ:Ibn-i Rebah.Künyesi Ebi Abdullah veya Ebu Abdilkerim`dir.Peygamberimizin ilk müezzini olan sahabe.Medine de ilk defa sabah ezanini, Mekke`nin fethinde Kabe`de ögle ezanini okudu.Islami iilk kabul edenlerden, büyük sahabi,Islam`in ilk müezzini.Aslen habesli olup annesi hamame, babasi iseRebah`tir.Ümeyye b. halef`in kölesi iken gördügü bütün baskilara ragmen islam`a girmis ve cektigi bir cok eziyet karsilik dininden vazgecmemistir.Hz.Ebubekir (r.a) Bilal`i Ümeyye`den satin alarak azad etti.Medine`ye hicret etti.Mekke`nin fethi de dahil resulullah`in bütün savaslarina katildi.Mekke`nin fethinde eski efendis Ümeyye ile karsilasti ve onu öldürdü.Fetih`ten sonra Kabe-i Muazzama`nin üzerine cikarak ezan okudu.Peygamberimizin vefatindan sonra üzüntüsünden Medine`yi terk ederek Sam`a gitti ve buraki bütün savaslara ktildi.Hz.Ömer devrinde de cihaddan geri kalmadi ve Kudüs`ün teslim alinmasinda hazir bulundu.Hicretin yirminci yilinda sam`da vefat etti ve oraya defnedildi.
CEMEL OLAYI:Hicri 36. senesinde vuku bulan, elem verici ilk muharebedir.Hz.Aise, Talha ve Zübeyr 30 bin , Hz.Ali 20 bin kisi.Netice de her iki taraftan 10 bin sehit ediliyor.
CENNETÜ`L MUALLA :Mekke mezarligi.Hz.Peygamberin büyk dedelerinden Kusay, dedesi Abdülmuttalib, amcasi Ebu Talib, ilk hanimi Hz.Hatice`nin Hacun mezarligina defnedilmistir.
CEBRAİL: Dört büyük melekten birinin ismi olup,Peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir.Kur`an`da bu melegin ismi Cibril,Ruhu`l-Kudüs, Ruhu`l-Emin, Ruh ve Rasul seklinde gecmektedir.cebrail, Peygamberimize asli seklinde iki kere görünmüstür.Biri Hira magarasinda ilk vahyi getirdigi zaman, digeri de Mirac`da“Sidretü`l-Münteha“ da gerceklesmistir. Bazen de Rasulullah`a insan sekilinde ashabtan yüzü nurlu olan Dihye el-Kelbi suresinde görünmüstür.(Dini Kavramlar Söz.DiB.Sh.85)
CELUHA SAVAŞI:Hz.Ömer devrinde Irak`ta müslümanlarla Sasaniler arasinda cerayan eden meydan muharebesi.
CEMEL SAVAŞI:Hz.Ali ile Hz.Aise arasinda cerayan eden savas(36/656).Hicri 36. senesinde vuku bulan, elem verici ilk muharebedir.Hz.Aise, Hz.Talha ve Hz.Zübeyr`in 30.000 bin,Hz.ali`nin 20.000 .netice de her iki taraftan 10.000 sehid ediliyor.
CESSAME:Hz.Hatice (R.Anha) nin arkadaşı.
ÇİHAR-İ YAR-İ GÜZİN:Farsca 4 anlamina gelen cihar,dost dost anlamina gelen güzin kelimelerinin birlesmesinden meydana gelmistir.4 seckin dost, 4 halife, Hülefa-i Rasidin:Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali (radiyallahu anhum).
Cİ`RANE:Huneyn Gazvesinde elde edilen ganimetlerin dagitildigi yer. Mekke ile Taif arasında, Mekke’ye 29 km. uzaklıktaki Ci’rane, Harem sınırları içerisinde bulunan kimselerin ihrama girdikleri yerlerden birisidir.
CÜVEYRİYE BİNT EBU SÜFYAN:Hz.Peygamber`in baldizi, kadin sahabi.
CEVAMİU`L-KELİM:Terim olarak, Hz.Peygamberin az sözle cok mana ifade etme özelligini belirmektedir.”Ben,cevamiu`l-kelim olarak gönderildim .“buyurmustur.(Buhari, cihad, 122).hz.Peygamberin su hadisleri bunlara örnektir.“Niyetler amellere göredir.“(Buhari,iman,62)“Zarar vermekte,zarara karsi zararla mukabele de bulunmak yoktur.“(Ibn Mace, Ahkam Sh.98) -Dini Kavramlar Sözlügü DiB Sh.98-
DÂRU’N-NEDVE: Darun Nedve,Islam`dan önce, Mekke sehir devletinin önemli kararlarin alindigi toplanti yeri. Mekke sehri meclisi.İslâm’dan önce Cahiliyye çağında Mekkeli müşriklerin toplantı ve istişâre yeri; Şehir meclisi; Cahiliyye devri Mekke şehir devletinin parlamentosu. Hz. Peygamber’in dördüncü kuşaktan dedesi Kusay İbn Kitâb’ın Mekke’de M. 440 tarihinde Kâbe’nin güneybatısında ve şehirde ilk defa Kâbe yakınında, kapısı Kâbe’ye dönük olarak inşa ettirdiği dâru’n-Nedve’de Kureyş ileri gelenleri toplanır, şehrin bütün siyasî, askerî ve sosyal meseleler burada görüşülerek karara bağlanırdı (Taberi, Tarihu’l-Ümem, II, 184).
DENDAN-İ SEAADET:Hz.Peygamberimizin Uhud muharebesinde sehit olan , kirilan disinin bir parcasi.Dendan-i Seadet, Osmanli padisahlarindan Sultan Mehmet Resat tarafindan yaptirilan kiymetli taslarla süslü altin bir muhafaza Topkapi sarayinda saklanmaktadir,
DÜLDÜL:Hz.Peygamber Efendimizin Hz.Ali`ye bagisladigi beyaz dis bir katirin adi.
DARÜLHADİS :Hadis evi,hadis ve hadis ilimlerinin ögretildigi yer.Hadis ögrenimi icin kurulan müessese.
DELAİLU`L HAYRAT :Hz.Peygamber icin kullanilan salavat-i serifleri toplayan kitaplarin adidir.
ortak adi.
DELAİLU`N-NÜBÜVVE:Konusunu özlü bir deyişle Hz. Peygamber (s.a.s)’ın hak peygamber olduğunu gösteren ve hadisler arasında yer alan rivayetlerle bunlann yorumları oluşturur.
Siyer ilmiyle de yakından ilgili olan konuya dair değişik eserler kaleme alınmıştır. Bellibaşlıları şunlardır:
1. A’lâmu’n-Nubuvve: Ebu Dâvud.
2. Delâ’ilu’n-Nubuvve: Cafer b. Muhammed el-Firyâbî
3. Delâ’ilu’n-Nubuvve: Ömer b. Ahmed, İbn Şahin
4. Delâ’ilu’n-Nubuvve: Ebu Nu’aym el-İsbehânî
5. Delâ’ilu’n-Nubuvve: el-Beyhakî.
DIHYETÜL KELBİ:Ashabın en güzel simalarından biri idi. Bazı zaman Cebrail (a.s.) Resulü Ekrem (s.a.v.)’in huzuruna onun suretinde gelirdi
EBUBEKİR: Hz.Ebubekir`in Islam`dan önceki adi Abdul Kabe idi.Peygamberimiz ismini degistirdi Abdullah koydu.Hz.Ebubekir ile Hz.Ömer,Hz.Peygamberimizin yaninda, Hz.Osman ise Cennetü`l Baki`de medfundur,Hz.Ebubekir`eHalifetü Resulillah denir.Hanimi adi Ümmü Ruman.Annesi selam, künyesi Ümmü`l Hayr .Peygamberimizin esi Hz.Aise`nin babasi.Kölesi, Amr b.Füheyke .Ebubekir`in diger kizinin adi Selma idi.Kur`an, Hz.Ebubekir(r.a) döneminde toplandiHz.Ebubekir`e”Camiul Kur`an” denildigi gibi Hz.Osman`a da “Nasiru`l Kur`an” denir..Peygamberimizden sonra ilk halife secildi.
EBU HUREYRE:Ebu Hureyre`nin asil adi,Abdurrahman bin Sahra. Ebu hureyre`nin asil adi Abdurrahman`dir.Encok hadis rivayet eden sahabe.
EBÜ’L-KASIM: Peygamberimize (a.s.) Araplar arasında ilk doğan çocuğun adına nisbetle künye verme adeti olduğundan ilk oğlu Kasıma Ebu’l-Kasım (Kasım’ın Babası) künyesini almıştır.
EBÛ TURÂB “Toprak babası -veya- sahibi” anlamında Hz. Ali’ye Rasûlullah (s.a.s.) tarafından verilmiş bir künye.
EBU ZERR-el GİFARİ:Allah yolunda ilk kilici ceken sahabe.
EBU TALİBİN OĞULLARI:Peygamberimizin amcasi Ebu Talib`in ogullari:Hz.Ali, Hz.Cafer,Akil,Talib.
EBU TUFEYL AMİR B:VASİLE el-LEYS:En son vefat eden sahabe.
EHL-İ BEYT :Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ev halkı. Ehl-i Beyt, bir evde yaşayan aile fertleri, aile demektir.
ELÇİLER:Arap yari adasinin cesitli yörelerinden gelen elciler( 70`i asiyordu).Peygamberimiz, bu heyetlere karsi son derece misafirperver davranmis ve onlarla bizzat ilgilenmisti.Kalacak yer olarak da sahabenin evleri, Suffe ve mescidin yaninda br cadir misafirhane olarak kullaniyordu.
ENES:Hz.Enes sahabe.Enes(r.a) diyorki:10 yil peygamberimizin hizmetinde bulundum.Bana bir defacik olsun(Of) dedigini isitmedim.(H.enbiya Sh.436-437)
ESAD BİN ZÜRARE:Medine`ye ilk Islam dinini getiren ve yayan Esad bin Zürare`dir.
ESED KIZI FATIMA:Hz.Ali`nin annesidir.Vefat ettiginde, Peygamberimiz kendi gömlegini cikarip ona kefen yapmistir.
EBVA:Hz.Peygamber`in annesi Amine`nin kabrinin bulundugu yer.
ECNADEYN SAVAŞI:Müslümanlarin Suriye ve Filistin`i fethi sirasinda Bizanslilar`la yaptiklari ilk savas(13/634)
EMİRÜ`L-MÜMİNİN:İslam tarihinde Hz.Ömer`den itibaren devlet baskanlarina verilen unvan..
ENSAR:Peygamber`e ve muhacirlere yardimci olan Medineli müslümanlar.Peygamberimizi Medineli arkadaslarindan olan ve muhacirlere yardim eden sahabi.
ERBAUN:Hadis literatüründe kirk hadis toplayan eserlere denir.
EŞHURU`L -HURUM:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep aylari.Araplar bu aylarda savas yapmayi haram sayarlardi. Bu aylarda savaş yapmak yasak olduğu için bu adı almıştır.
ERİS KUYUSU(Bi’r-i Erîs)(MEDİNE):Medine’ye üç kilometre uzaklıkta ve Kuba Mescidi’nin batı tarafında,kıblenin sol tarafı yol kenerında kuyu üzerinde büyük taş olan bir parkın içinde bulunmaktadır.
ETBAUTEBE-İ TÂBİÎN:Sahâbe ve Tâbiînden sonra Peygamber efendimizin övdüğü nesillerden üçüncüsü olan Tebe-i tâbiîni görenler.Tebe-i tâbiînin asrı hicrî 220 (m.835)’de son bulur. Hanbelî mezhebinin imâmı Ahmed bin Hanbel, İmâm-ı Buhârî, İmâm-ı Müslim ve İmâm-ı Tirmizî, Etba-u Tebe-i tâbiîn neslindendir. (İbn-i Salâh)530-531-531- Tebe’u't-Tâbi’în veya kısaca el-etbâ’ da denir
EZVAC-İ TAHİRAT:Peygamberimizin ismetli ve iffetli, temiz zevceleri; peygamberimize hanim olma serefine ermis olan kadinlar.Hz.Hatice,Hz.Aise, Hz.Sevde,Hz.Hafsa,Hz.Ümmü Habibe, Hz.Safiye, Hz.Meymune,Hz.Ümmü seleme, Hz.Zeynep binti Cahs, Hz.Zeynep, Hz.Zeynep, Hz.Reyhane ve Hz.Cüveyriye.
FETRET:Peygamberimize gelen vahyin bir süre kesilmesi ile ilgili olarak fetret denilmistir.Fetret-i vahy:”Duha” suresinin nüzûl sebebi olarak gösterilen, Hz Peygamber (s a s )’e hıra mağarasında ilk gelen vahiy olan, sonra vahyin gecikmesi olayına da fetretü’l-vahiy, yahut fetret zamanı denir (Taberî, Camiu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an, XXX, 148; M Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, VII, 5885)
FITRI SÜNNETLER:Fitri sünnetler; 5 `dir.Sünnet olmak, kasiklari temizlemek, tirnak kesmek, koltuk altlarini temizlemek ve biyiklari kesmek(Buhari).
GANİMET:Gayri müslimlerden savas yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
GASİLÜ-L MELAİKE:Melekler tarafından yıkanan; Eshâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri. (Âdem aleyhisselâmı da melekler yıkamıştır.)
GASVETULUR:Zor zamanda,Tebük savasina verilen ad.
GAZVE:Gazvelerin sayisi 27, seriyyelerin sayisi 44 veya 46. Gazvelerin ilki Ebva gazvesi(Veddan gazvesi).
GAZVE VE SERİYYE:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaslara„gazve“ denir.Peygamberimizin gazvelerinin sayisi 27`dir.Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatin kumandasi altinda savasa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir. Seryyelerin sayisi 44 veya 104`dir.
GAZVETÜ`L-USRE(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
HİLYE :Bilhassa Hz.Peygamber`in fiziki özellikleri, bunlari anlatan edebi eserler ve ayni konuda hüs-i hatla yazilmis levhalar icin kullanilan terim.
HABEŞİSTANA HİCRET :habesistana ilk hicret;11 erkek 4 kadin, ikinci hicrette 77 erkek 13 kadin olmak üzere 90 kisi.
HİCRET:Peygamberimizin 622 yilinda Hz.Ebubekir(r.a) ile Mekke`den Medine`ye hicret etmesi olayi.
HZ.HALİME :Hz.Halime peygamberimizin süt annesi.Cocuklari, Abdullah ve Seyma.Peygamberimiz süt annesi Sa`d kabilesinden Halime´nin yaninda 4 yil kaldi. Peygamberimiz oraya bereketin girmesine sebep olmustu.
HZ.HAMZA:Uhut`ta , Hz.Hamza Peygamberimizin amcasi Ebu Sufyan`nin esi Hind`in tuttugu Vahsi tarafindan Hz.Hamza seyyidüsüheda sehit oldu.Vahsi, Cübeyr b. Mutin`in kölesi. Hz.Hamza 55 yasinda idi.Hz.Hamza kabre abdullah bin Cahs ile defnedildi.Musab b.Umeyr ve Enes b. malik´in amcasi, Enes b. Nadir bunlar arasindadir.
HANE-İ SAADET:Peygamberimizin hanimlarina ait bu odalar HANNANE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü
HANZALA:Hz.Hanzala Uhutta sehit olan ve meleklerin yikadigi sahabe.Kuba mescidinin imami Hanzala bin Ebi Hanzala, müezzini Sa`dül-Kuraz.
HATİCE:Peygamberimizin ilk hanimi ve Peygamberimize ilk inanan kadin. Peygamberimiz 25 yasindan 53 yasina kadar 28 sene Hz.Hatice vefat edene kadar tek esle yasamisti.
HAYBER SAVAŞI:Yahudilerle yapilan en büyük savas, Hayber savasidir.Hicretin 7.ci yilinda yapilmistir.
Hayber Savasi:Hayber savasi ile Sam ticaret yolunun güvenligi saglanmistir.
HENDEK SAVAŞI:Hendek savasi, hicretin 5.yilinda oldu.Hendek savasina adi verilen hendeklerin uzunligu; 5,5 km, drinligi 5 m., eni 9 m.dir.
HİCAZ:mekke ile Medine`nin bulundugu bölgeye Hicaz denir.
HİCRET:Peygamberimiz Mekke`den Medine´ye 622 yilinda hicret etti.hicret gecesi müsrikler, Mekke de darun Nedve de toplandi.Rasulullah`i hicret sirasinda yakalamak icin isterken ati cöle batan Suraka`dir.
HİCR-İ TAKVİM:Hicri Takvim , 639 yilinda Hz.Ömer döneminde kullanilmaya baslandi.
HUDEYBİYE:Mekke`nin kuzey batisinda bir yer adi.Müslümanlarin yaptigi ilk sulh antlasmasi Hudeybiye antlasmasi.Hudeybiye,Haram hudutları haricinde, mescid-i harama 22 km, şu an Şümeys diye isimlendirilen yerdir. Biat-ül Rıdvan, Hudeybiye musalahası burada yapılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v) Hicretin 6. yılında 1400 kadar ashabı ile umre yapmak üzere buraya kadar geldiler. Kureyşliler oradan ileri gitmelerine mani oldu. Peygamberimiz (s.a.v), Kureyşlilerle görüşmek üzere Hz. Osman’ı gönderdi. Hz. Osman ‘ın şehit edildiği haberi geldi. Müslümanlar şecere-i Rıdvan altında müşriklerle son demlerine kadar harb etmeye biat ettiler. Bu biata “Biat-ı Rıdvan” diye isim verildi. Hz. Osman salimen döndü. Kureyşliler sulh isteğini arz etti ve sulh yapıldı. Kurbanlar kesilerek umre yapılmadan dönüldü.Hudeybiye’de Rasülullah (s.a.v.) susuz bir kuyunun başına vararak dua buyurmuşlar o kuyudan bir mucize olarak su çıkmıştır. Ashab-ı Kiram hem kendi ihtiyaçlarını ve hem de bineklerinin ihtiyaçlarını gidermişler. Yine hiç su kalmadığı bir zaman peygamber efendimiz mübarek elini bir kap içindeki suya soktu, iki parmak arasından bir pınar çıktı, 1400 kişi ihtiyacını görmüştür
KABE HAKİMLİĞİ:Kabe Hakimliginde Peygamberimiz 35 yasinda idi.
KABE`DEKİ VAZİFELER:Rifade,hicabet,sikaye, nedve,liva,kiyade.
HİLFU`L FUDUL:Hasim,Muttalib b.Esed, Zühre ve Teym ogullarinin ittifakiyla Abdullah b. Cuda`nin evinde toplanarak karar alindi.Peygamberimiz 20 yasinda idi.
HÜLAFA-İ RAŞİD`İN:Dört büyük halife; Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali.
HİRA:Hz.Muhammed`e ilk vahyin geldigi magaranin bulundugu dag.
HABEŞİSTAN:Müslümanlarin ilk kez hicret ettikleri ve iyi karsinlandiklari, halki Hristiyan olan ülke(Etopya).Habesistan`a 1.ci hicret de 11 erkek, 4 kadin toplam 15 , 2.hicrette 77 erkek , 13 kadin toplam 90 kisi. Peygamberligin 5.yilinda ilk kafile yola ciktilar.
HZ.OSMAN:Hz.Peygamber(sas)`in sir katibi olarak bilinen Hz.Osman`dir.Hz.Osman peygamberimizin iki kizi Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ile evlendi.Peygamberimizin iki kizi ile evlendiginde “Zinnureyn(iki nur sahibi)” lakabini aldi.Mescid-i Nebi`ye minbere perde asti. Kibris`i Hz.Osman fethetti.Hz.Osman`a, 6 kisilik sura tarafindan halife secildiginde (H.23)O `na ilk biat eden kisilerAbdurahman b.Avf ve Hz.Ali olmustur.
HZ.OSMAN BİN MAHZUM:Cennetü`l baki`ye ilk defnedilen zat, Peygamberimizin süt kardesi Osman b. Mahzun`dur.
HZ.ÖMER:Hz.Ömer`in lakabi;Ömer`ül Faruk.Azebaycan, Hz.Ömer devrinde fethedildi.Peygamberimizi öldürmeye giderken müslüman olan sahabi.Hz.Ömer`in müslüman olmasiyla Kabe`de iki saf olarak ilk defa acikca ve topluca namaz kilindi.Hz.Ömer 33 yasinda iken müslüman oldu.Enistesi ve amcaoglu Sa´d b.zeyd ve kiz kardesi Fatima daha önce müslümanligi kabul ettiler.
HAC:Hicretin 9.cu yili farz kilindi.Farz olusu; kitap, sünnet ve icma ile sabittir.
HAKEM B.EBÜ`L-AS(ö.31/651):Hz.Peygamberin Taife sürgüne gönderdigi sahabi.
HANÎF DİNÎ :Hz. İbrahim tarafından temsil edilen tevhid esasına dayalı hak din. HANNÂNE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü.
HANZALA B.EBU AMİR(ö.3/625):Uhud savasinda sehit oldu. Boy abdesti almaya firsat bulamadan Islam ordusuna katildi.Hanzale`nin nasini meleklerin yikadigini Hz.Peygamber`den ögrenen müslümanlar, meleklerin yikadigi kimse lakabini verdiler.
HARAM AYLAR:İslami literatürde savaşın haram kabul edildiği 4 kutsal ay.Zilkade,zilhicce,muharrem, recep.
HAREMEYN:Hürmete ve saygıya lâyık iki belde. Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevverenin ikisine verilen ad. (İslâm Târihi Ansiklopedisi)
HÂTEMÜ’L-ENBİYÂ :”Peygamberlerin sonuncusu” anlamında Rasûl-ü Ekrem Efendimizin vasıflarından biri.
Kaynak:
1-Tecrid Tercemesi, c.11
2- Dini Kavramlar Söz.DiB.Sh.85
3- Taberî, Camiu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an, XXX, 148; M Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, VII, 5885)
4- İslâm Târihi Ansiklopedisi
5-İslam Ansiklopedisi,Diyanet

2

Ağustos
2012

DİYANET MBST SINAVLARINA HAZIRLIK KILAVUZU 8. DERSi

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  394 Kez Okundu

 1-Abdullah b.Amr b.Haram:Uhut savaşında ilk şehit düşen sahabi.
2-Asim b. Adi:hz.Peygamberin Mescid-i Dirar`ı  ortadan kaldırmak için görevlendirdiği sahabe.
3-Bedir-Uhud-Hendek savaşları:Bedir Medine`ye 60 km. Mesafededir.İslam`da ilk savaş burada yapılmıştır..Bedir savaşında(624) 14 şehit,70 düşman kayıp 70 de esir alınmıştır.Uhut savaşında 70 şehit, 22 düşman ölmüştür. Hendek savaşında 6 şehit, 8 düşman ölmüştür.Uhut şehitlerinin cenaze namazları kılınamamıştı.Veda haccından döndükten sonra Uhud şehitlerini Peygamberimiz ziyaret etti.Namazlarını kıldı.(Tecrid Tercemesi, C.11,sh.4)
4-Cihar-i Yar-i Güzin:Farsca 4 anlamina gelen cihar,dost dost anlamina gelen güzin kelimelerinin birlesmesinden meydana gelmistir.4 seckin dost, 4 halife, Hülefa-i Rasidin:Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali (radiyallahu anhum).
5-Ebu Mahzure(ö.59/678-79):Mescid-i Haram`in müezzini.
6-Ebü`l-Esved el-Düeli(ö.69/688):Kur`an-i Kerim`e hareke sistemini getiren ve Arap nahvinin ilk esaslarini tesbit eden alim, sair.

7-Ecel-i Müsemma:Allah tarafindan tayin edilmis ömrün sonunda gelen ecel.
8-Ecel-i Kaza:Tehlikeye ugramak suretiyle gelen ecel.
9-Eda:Bir namazi vaktinde kilmaya eda denir.
10-Eimme-i sitte:Eimme-i sitte, hadiste kütüb- ü sitte denen, 6 meshur hadsi mecbuasinin yazarlarina verilen isimdir.
11-Emsalü`l-hadis:Icerisinde darbi mesel yada mesel bulunan hadisleri derleyen kitaplara”emsalü´l-hadis” denir.
12-Emsalu`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki meseleler.
13-Ensab:Hadis ravilerinin ve muhaddislerin kimliklerini aciklayan ilim dalina ensab” denir.
14-Eshab-i Hicr:Salih peygamberin gönderildigi kavim.
15-Esmaü-Hüsna:Allah`in güzel isimleri ve sifatlari.
16-Eshuru`l_hurum:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep aylari.Araplar bu aylarda savas yapmayi haram sayarlardi.
17-Esbab-i Nüzul:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.

18-Eyke halki:Hz.Suayb`in kavmi idi.Eyke, birbirine girmis sik agaclar demktir.Suayb kavmi agaclik bir bölgede yasadigi icin onlara eyke halki denilmistir.
19-Faite(Fevait):Vaktinde kilinmamis bir namaza da faite.
20-Fedek:hayber`in fethinden sonra baris yoluyla alinan ve yarisi Hz.Peygamber`e tahsis edilen köy.

21-Fetret:Peygamberimize gelen vahyin bir süre kesilmesi ile ilgili olarak fetret denilmistir.
22-Fey:Islam devletinin gayri müslim tebaadan aldigi cizye, harac, ve ticaret mallari vergilerinin ortak adi.

23-Ficar savaslari:Islam`dan önce cahiliye devrinde bazi arap kabileleri arasinda haram aylarda meydana gelen ic savas, 4 defa yapilmistir.Peygamberimiz, amcasi Zübeyr ile katildi.Utbe b. Rebia`nin girisimi ile taraflar arasinda baris gerceklestirildi.Bu savas Fil olayindan 25 yil sonra(591) meydana geldi.
24-Fitre:Ramazan ayinin sonunda gücü yeten müslümanin ödemekle yükümlü oldugu sadaka.

25-Fikhu`l Ekber:Ebu Hanife`ye nisbet edilen risalesi.
26-Fikhu`l-hadis:Hadislerin anlasilmasini ve onlardan hüküm cikartilmasina konu edinen ilim dali.
27-Fizilali`l-Kur`an:Seyyid Kutub`un(ö.1966):Kur`an-i Kerim tefsiri.
28-Fukaha-i Seb`a:Ashab-i Kiram`dan sonra Medine-i Münevvere`de de fetva vermeye baslayan yedi meshur fakihe verilen isimdir.
29-Garibü`l-Kur`an:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
30-Gazvetü`l-Usre(Tebük Gazvesi):Hazirlik safhasinda büyük güclüklerle(usre) karsilasildigi icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
da hüs-i hatla yazilmis levhalar icin kullanilan terim.
31-Hulasatü`l-Beyan:mehmet Vehbi Efendinin(ö.1949)Türkce Kur`an tefsiri.
32-Hulefa-i Rasidin(632-661):Hz.Peygamber`den sonra ilk dört halife.
33-Haber-i Vahid:Mütevatir derecesine ulasmayan haber.
34-Haham.Yahudilerin , musevilerin din adami.
35-Hak Dini Kur`an Dini:Elmalili Muhammed Hamd`nin(ö.1942)Türkce Kur`an tefsiri.
36-Hanefi Mezhebi:Hanefi mezhebi su yedi esas üzere kurulmustur:Kitap, sünnet, sahabenin sözleri, kiyas, istihsan, icma ve örf.
Hanefi Mezhebine dair imam Muhammed`in yazdigi meshur 6 kitabi sunlardir:Mebsut, ziyadat, cami-us Sagir, cami-ul kebir, siyer-i sagir, siye-i kebir.
37-Harem:Mekke ve Medine sehirleriyle cevrelerindeki belirli bölgeler icin kullanilan terim.
38-Haremeyn:Mekke ve Medine sehirleri birlikte ifade eden tabir.
39-Havaic-i Asliye:Asil ihtiyaclar, temel ihtiyaclar.Zekat matrahi disinda tutulan temel ihtiyac mallari disinda tutulan temel ihtiyac mallari anlaminda fikih terim.
40-Havelan-i havl:Senenin devretmesi, gecmesi demektir..
41-Hedy:Hac ve umre yapan kimselerin harem sinirlari icinde kestikleri kurban.
42-Hicret:Peygamberimizin Mekke`den Medine`ye göcü. Hicret, 12 Rebiulevvel/23 Eylül 622`de olmustur.Bu tarih Peygamberimizin 53`üncü dogum yil dönümüdür.
43-Hicr:Kayalik böge demek olup Medine`in Kuzeyeinde bir yerin adidir.Salih peygamberin kavmi semud burada yasardi.
44-Hitabet Türleri:Asker, siyasi, dini hitabet, panel.
45-Hirka-i Saadet:Peygamberimizin Topkapi Sarayinda mukaddes emanetler dairesinde korunan hirka.
46-Hitan:Sünnet, sünnet ameliyesi.Sünnet olmak , erkekler icin sünnettir.Ilk sünnet olan Ibrahim Aleyhisselam`dir,Sünnet olmak hem dinin ve hem dindarligin siaridir.Usaym b. Kelb`in babasindan naklettigine göre, dedesi demiski;“Peygamberimize geldim ve Islamiyeti kabul ettim Bunun üzerine Efendimiz(sas) söyle buyurdular:“Kendinden küfrün killari temizle, tiras et ve sünnet ol.“(Ahmet b. Hanbel,3,41;Ebu davud, Taharet,129)

47-Hüsuf Namazi:Ay tutuldugu zaman iki rekat kendi basina kilinan namaza da Hüsuf namazi denir.
48-Hüzün yili:Hz.Peygamberimizin amcasi ile zevcesi Hz.Hatice`nin (Bisetin 10.yili) vefat ettigi yila denir.(Bi`setin 10.yili)
49-Huzeyfe:sahabeyi kiramdan olup cumadan önce vaz ve nasihat eder. Ya Huzeyfe ! Fitneden nasil kurtulalim?Dua eden kurtulur der. Ne zaman dua edelim? Namazdan sonra cevabini verir. 656 senesinde sirlari ile beraber Hz.Peygambere kavustu.Huzeyfe bin Yeman (r.a), babasi ile Medine`ye gelip müslüman oldu.Huzeyfe , peygamberimizin sirdasi.Peygamberimi ona, ashab-i kiram arasina karisarak kendilerini gizleyen münafiklarin kim oldugunu tek tek bildirmisti.Hz.Huzeyfe, Hz.Ömer döneminde Nusaybin halkina vali gönderilir.Hz.Ömer mektubu yazar. Valiye itaat edilmesini ister.Huzeyfe varir , halk karsilar. Hayvan üstünde bir kuru etle ekmek yiyordu.Halk bizden istediklerin ne diye sorar. Yeni vali, tebessüm ederek sizlerden; sadece, kendimin ve hayvanlarimin yiyecegini istiyorum dedi.
50-Ibn Mülcem(Abdurrahman b. Amr b.Mülcem ö.40/661):Hz.Ali`nin katili.
158-Ibn Rüst(ö.595/1198):Messai okulunun son temsilcisi, filozof, fakih, hekim.
51-Ibranice:Yahudilerin ve yahudi kutsal kitabinin dili.
52-Icma:Ashab-i Kiram`in ittifaklari üzere akaid hükmüne gecmis dini emirlerin tamami.?
53-Icma-i ümmet:Ayni asirda yasamis olan Islam alimlerinden müctehid olanlarin , Islam`in bir konusu hakkinda verilen hüküm üzerinde birlesmesidir.
54-Ifk hadisesi:Hz.Aise´ye zina isnadi atilmasi olayi.
55-Ihvan-i Safa:Ansiklopedik risalesiyle taninan felsefe toplulugu.
56-Ila:Islam hukukunda bir erkegin bir müddet hanimina yaklasmayacagina dair yemin etmesi demektir. Ila süresi 4 aydir.Bu süreden önce karisi ile birlesen erkek yemini bozmus olur ve bunun keffaretini ödemek durumdadir. 4 ay gecerde karisina yaklasmazsa, karisi bain talak ile bosanmis olur.Bu durumda ancak kadinin rizasi ile yeniden nikahlanarak kendisiyle evlenebilir.
57-Ilk Cuma namazi:Hicret esnasinda Salim ogullari yurdunda Ranuna mevkiine geldiginde Cuma vakti olmustu.Bura da ilk Cuma namazi kilindi.Peygamberimiz(sas9:“Günesin dogdugu günlerin en hayirlisi Cuma günüdür.“(Sünen-i Tirmizi Terc.c.1,sh.487)
58-Ilk sehitler:Kuresy kafirleri, Ammar ile babasi Yasir ve anasi Sümeyye`yi , zorla dinlerinden döndürmeye kalkistilar.Onlar bunu kabullenmeyince, Sümeyye`nin iki ayagini iki deveye baglayip ters istikamette cekerek parcaladilar.Yasir`i de sehit ettiler.
58-Incil:Hz.Isa`ya verilen ilahi kitabin Kur`an`daki adi.
59-Ism-i A` zam:Allah`in en büyük ismi anlaminda bir tabir.
60-Islam`in ilk emri ve son emri:Islam`in ilk emri oku, ikinci emri temizliktir.
61-Islam`da ilk cemaat:Islam`da ilk cemaat, peygamberimizinCebrail(as) `e iktidaen kildigi namazdir.Daha sonra Peygamberimizin Hz.Hatice ile kildigi namazdir.
62-Istidrac:Bir kul günahini yeniledikce Allah`´n , onun sagligini, mevkiini, sanini, söhretini, nimetini artirmasi, ona sükrünü, tevbesini, istigfarini unutturmasi, böylece onu asama asama azabina yaklastirmasi ve sonunda kendisini ansizin yakalamasi anlamina gelir.(Hasan Basri Cantay Meali, 3,1078)
63-Istibra:Kücük abdesten sonra temizlenme.
-Istihlaf:Namazda abdesti bozulan insanin, yerine cemaattan birini gecirmesine istihlaf denir.
64-Istinaf:Namazda abdesti kasten kendi istegi ile bozulmussa namazi yenidn baslar. Buna istinaf denir.
-Istinca:Büyük abdesten sonra temizlenmek.

65-Kabe:Allah`a kulluk amaciyla yeryüzünde ilk defa bina edilen ma`beddir.Mü`minlerin kiblesidir.Arap yarim adasinin merkezi ve en büyük sehri olan Mekke`de insa edilmistir.Kabe ve civarina Kur`an.i Kerim dilinde “Mescid-i Haram” denilmistir.Islam inanisina göre yeryüzünde yapilan ilk mabed, müslümanlarin ilk kiblesi.
66-Kaderiyye:Sorumlluluk doguran fiillerin sadece insan iradesiyle gerceklestirdigini ileri süren itikadi mezhep.
67-Kadil-Kudat:islam devletlerinde yargi sisteminin basinda bulunan görevliye verilen unvan.Sözlükte „Kadilar kadisi“ anlamina gelen bir terkiptir.;baskadi olarak gecer.(Islam Ansk.c:24,Sh.77 Diyanet )
68-Kadiyanlik:Mirza Gulam Ahmet Kadiyani(ö.1908) tarafindan kurulan dini hareket.
69-Kanun-i Esasi:1876 yilinda kabul edilen Osmanli Devleti Anayasasi.
70-Kasr-i Salat(Namazi kisaltmak):Misafir olanin , 4 rekatli farz namazlarini iki rekat olarak kilar.Buna kasr-i salat denir.

71-Kavame:Rüku halinden dogrulup da bir defa“sübhane rabbiyel´azim“ diyecek kadar ayakta durmaktir.
72-Kaynuka(beni Kaynuka):Hz.Peygamberin Medine`den sürdügü yahudi kabilesi.
73-Kazf:Iffetli bir kimseye zina iftirasinda bulunma anlaminda fikih terimi.
74-Kelam ekolleri:Mu`tezile, Esaeiyye, Maturidiyye ve Sia.
75-Kebire:Büyük günahlar.
76-Keffaret ve cesitleri: Dinin belirli yasaklarinin ihlali durumunda yapilmasi istenen mali veya bedeni ibadet.Keffaret cesitleri;Oruc,zihar,tiras olma,adam öldürme ve yemin keffareti.
77 -Kiblenin degismesi:Hz.Peygamber,Hicri ikinci yilin ortalarina kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor, fakat hep Kabe`ye emrinin gelmesini beliyordu.Bir ikindi namazi sirsinda Allah Teala Kabe`ye dogru yünelmesini emretti.Kudüs`e dogru yönelerek baslanan bu namaz Kabe`ye yönelerek tamamlandi.Bu olayin gectigi yerde yapilan mescid, bu gün „Mescid-i Kibleteyn“ , yani iki kibleli mescid diye anilmaktadir.(Diyanet Meali, Sh.21)
87-Kiramen Katibin:Insanlarin söz ve davranislarini kaydeden melekler.
88-Külli irade:Kul da bi`l-kuvve mevcut olan iradegücüne „külli irade“ denir.Bu irade kullanilmaya hazir olan, ancak henüz kullanilmayan 2potansiyel irade“ demektir.
89-Küsuf namazi:Günes tutuldugunda iki rekat cemala kilinan, cemaat yoksa kendi basina kilinan namaza küsuf namazi denir.
90-Kütüb-ü Ehadis.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
91-Kütüb-ü Münzele:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
92-Kütüb-ü sitte:Peygamber(sas) Efendimizin hadis-i seriflerini ihtiva eden 6 hadis kitaba verilen isimdir.Buhari, müslim, Ibn Mace,Ebu Davud,Tirmizi,Nesai.

93-Kuba Mescidi:Islam tarihindeki ilk mescid.Peygamberimiz hicret esnasinda konakladigi, Medine`ye alti mil uzakliktaki Kuba köyünde yapilmistir.
94-Kudsi Hadis:Hz.Peygamberin Kur`an disinda Allah`a dayandirarak söyledigi hadisler.
95-Kutsal kitaplarin kronolojik siralanisi:Tevrat, zebur, incil, Kur`an.
96-Kutsal mescidler:Islam`da kutsal sayilan 3 mescid;Mescid-i Haram,Mescid-i Nebi,Mescid-i Aksa.
97-Lahik:Namaza imam ile basladigi halde belirli mazeretler sebebiyle ara vermek zorunda kalarak namazin bir kismini imamla birlikte kilamayan kimse.

98-Lihye-i serif :Hz.Peygamber(sas)`e ait sakal , sakali serif.

99-Lukata:Bir yerde bulunan ve sahibi bilimeyen yitik bir mala lukata denir.Buluntu esya

100-Makam-i Mahmud:Peygamberimizin cennetteki makami., sefaat makami
101-Makam-i Mahmud:Hz.Peygamberin kiyamet gününde sahip olacagi manevi konumu ifade eden bir terim.
102-Malik b.Enes (ö.179/795):Maliki mezhebinin imami, büyük üctehid ve muhaddis.

103-Mecelle-i Ahkam-i Adliyye:Osmanli devletinde 1868-1876 yillari arasinda hazirlanan ve daha cok borclar, esya ve yargilama hukuku esaslarini iceren kanun.
104-Mes`ar-i-Haram:Müzdelide de simdi üzerinde mescid bulunan yer.
105-Mezahib-i Erbaa(Dört mezhep):Hanefi, safii, maliki, hanbeli.
106-Medine:Hz.Peygamberin Mescidiyle kabrinin bulundugu hicret yurdu, Islam`da iki harem bölgesinden biri,Resul-i Ekrem ve Hulefa-i Rasidin döneminin bassehri.Eski adi Yesrib .
108-Medyen:Hz.Suayb(as) Peygamberin yasayip halkini tevhid inancina davet ettigi sehrin adi.Inanmayanlar korkunc bir sesle birlikte gelen zelzele ile evleri yurtlari yerle bir oldu.
109-Mehmet Vehbi Efendi(1862-1949):Hulasatü`l-Beyan adli tefsiriyle taninan son devir din alimi ve siyaset adami.
110-Mehir: Nikah akdinin sonucu olarak kocanin karisina ödemek zorunlu oldugu para veya mal.Islam hukukuna göre evlenme sirasinda erkek tarafindan kadina duyulan sayginin ifadesi olarak verilen bir hediyedir.Islam alimlerine göre mehir vaciptir.Imami azama göre mehrin en az miktari 10 dirhem gümüs veya bunun karsiligi olan miktardir.Alimler 10 dirhem gümüsün yaklasik bir dinar altin paraya , bunundaPeygamberimiz devrinde yaklasik iki kurbanlik koyuna karsilik geldigini bildirmislerdir.
111-Mekke:Kabe`nin bulundugu ve hac ile umre ibadetinin ifa edildigi kutsal sehir.
112-Menzile Beyne`l-Menzileteyn:Mu`tezilenin 5 inanc esasindan biri.
113-Mesacid-i Seb`a:Medine`nin kuzeyindeki 7 mescide verilen isim.
114-Mescid-i Aksa:Müslümanlarin ilk kiblesi, en kutsak sayilan üc mescid`den biri.
115-Mescid-i Cin:Cinlerin Hz.Peygamber`den Kur`an dinledikleri yere 18.ci yüzyilin baslarinda yapilan cami.
116-Mescid-i Nebevi:Medine`de icerisinde Hz.Peygamberin kabrininde bulundugu mescid.
117-Mes`ar-i Haram:Hac menasikinin ifa edildigi yerlerden biri.
118-Bi`ri Maune:Islam`i kabul ettiklerini söyleyen bir kabileye Allah(c.c)`in dinini ve kitabini ögretmek icin gönderilen 70 tane hafiz sahabinin sehit edildigi yer.
119-Isra ve Mirac:Resulüllah Efendimiz(sav) `in bir gece de Mekke`den Kudüs`e oradan daSiretü`l-Münteha`ya kadar gitmesine Isra ve Mirac denir.
120-Hicret:Islam tarihinde, icinde yasadigi memlekette maruz kaldigi zulüm ve haksizliktan kurtulmak ve dini daha güzel yasamak icin huzur ve baris ortamlarina yapilan göce hicret denir.
121-Muktedi:Namazda imama uyan kimseye muktedi denir.
122-Suhuf verilen peygamberler;Hz.Adem(10 suhuf),Hz.Ibrahim(10 suhuf),Hz.Idris(30 suhuf) ve Hz.Sit(50 suhuf`)`e verilmistir.
123-Kur`an-i Kerim`in noktalanmasini,Nasr b. Asim ve Yahya b. Yamer icra etmistir.
124-Kur`an`in tamamini yazan sahabiler;Übeyy b. Ka`b, Abdulla b. Mes´du, Muaz b.Cebel.
125-Mufassal sureler:Kur`an`in sonunda yer alan surelere mufassal sureler denir.
126-Tenasüb:Sureler ve ayetler arasindaki uyum ve ahenge Tenasüb denir.
127-Meymune(r.a) (ö.51/671):Hz.Peygamberin son olarak evlendigi hanimi.Hz.Meymune, Hz.Abbas`in esi Ümmü`l Fadl`in kiz kardesidir.Peygamberimizle evlendiginde 26 yasinda idi.Kabri, Hudeybiye`de.Mekke`den Medine`ye dönerken Hudeybiye(Mekke`ye 16 km. mesafede de) nikahlari kiyildi. Resulullah vefat edince Meymune vasiyet etti.Ölürsem nikahiminin bulundugu Hudeybiye`ye beni defnedin. Vasiyeti yerine getirildi.(Kabe-i Muazzama,Gaffar Tetik, Sh.130)
128-Mezhep:Mezhep; Gidilecek yol demektir.Terim olarak ; bir dinin, bilginleri arasindaki yorum farklarindan meydana gelen görüsleri demektir.

129-Mikail:Kur`an`da adi gecen 4 büyük melekten biri.
130-Milel ve Nihal:Islami literatürde dinler ve mezhepler tarihiyle ilgili eserlerin ortak adi.Mezhepler hakkinda bilgi vermek maksadiyla yazilmis olan eserlerin ortak adi.)
131-Müsned:Hadislerin onlari rivayet eden sahabe adlari altinda gruplandigi kitaplar.
132-Müteşabih:Kur`an-i Kerim de mana ve lafiz bakimindan tevile elvirisli olan ayetler.Birbirine benzeyen cesitli manalara alinabileck, yoruma acik benzesik ayetlerdir.
133-Muallakat-i Seb`a: 7 aski..Islam`dan önce Kabe duvarina asilmis olan yedi kaside.Cahiliye döneminde yedi ( veya on) saire ait seckin kaside kolleksiyonuna verilen ad.
134-Mu`cemler:Aler-Rical üzerine tasnif edilen kitaplardir.Ravilerin adlarina göre alfebetik olarak düzenlenen eserlerin genel adi.
135-Mudara:Kar paylasimi esasina dayanan emek-sermaye ortakligi anlaminda Islam hukuku terimi.

136-Muhaddis:Hadis alimi, hadis nakil ve rivayet eden.Hadisleri ögrenip rivayet etmekle mesgul olan kimse.
137-Muavvizat:Allah`a sigindiranlar anlaminda ihlas, felak ve nas surelerinin ücüne birlikte verilen isim.
138-Muavvizateyn:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
139-Mukem ayet:Tevil ve tefsir gerektirmeyen manasi ve lafzi acik ayet.Analamlari acik, yoruma ihtiyac birakmayan , baska anlamlara cekilmeleri mümkün olmayan ayetler.
140-Muhazati Nisa:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinannamazda ekegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
141-Muharremat:evlenmesi haram olan kadinlar anlaminda fikih terimi.
142-Müktedi: 3 cesittir,Müdrik, lahik, mesbuk.
143-Muhtasar:Bir eserin özet halinde kaleme alinmasindan meydana gelen telif türü.
144-Mus`ab b.Umeyr(ö.3/625):Peygamberimiz tarafindan Birinci Akabe biatindan sonra Islam`i teblig etmek icin Medine`ye gönderilen sahabi.
145-Mushaf:Kur`an- i Kerim ayetlerinin iki kapak arasinda toplanmasindan olusan kitap.
146-Mut`e Savasi: Müslümanlarin Suriyeli hiristiyan Araplar ve Bizans ordusuyla yaptigi ilk savas(8/629)Peygamberin sagiliginda, Islam elcilerinin dokunulmazligi oldugu halde öldüren ve Medine`ye saldirmayi tasarlayan hiristiyanlara karsi da Mute ve tebük (630) seferleri düzenlendi.
147-Mu`tezile:Akli ön plana alan ve “kul kendi fiilerinin yaraticisidir diyerek, ehl-i sünnetten ayrilan firka.Bunlara Kaderiyeciler de denir.Önderleri Vasil b. Ata`dir.
148-Muvatta:Imam Malik`in(ö.179/795) sahih rivayetleri derledigi eseri.
149-Nakibül-Esraf:Osmanlida Seyyid ve Serif`in dogum ve ölüm kayitlarini tutan kisilere“Nakibül-Esraf“, bu isi yapan müesseselere de „Nakibül-Esraflik deniliyordu.Bu amacla osmanli devletinde ilk tayin edilen Emir Buharinin talabelerinden olan Seyyid Ali bin Muhammed`dir.Yildirim Beyazit zamaninda tayin edilmistir.(Islami Bilgiler Ansk.C.1,Sh.317)
150-Nass:Dini bir terim olarak – genis anlamiyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder.
151-Nebi:Kendine kitap indirilmeyen ve kendilerinden önce gönderilen peygamberlerin yolundan giden peygamberlere nebi denir.
152-Nihal:Islami kaynaklarda vahye dayanmayan dinler icin genel olarak Nihal terimi kullalir.
153-Nikahin rüknu:Nikahin rüknu icab ve kabuldur.
154-Nüzul-i Kur`an:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
155-Resül:Kendisine kitap verilen peygamberlere rasül denir.
156-Ridvan biati:Hudeybiye` de 1400 civarinda müslümanin Hz.Peygambere verdigi and(8/628)
157-Sebt:Sebt`in asil anlami kesmektir.Cenab-i Hak, gökleri ve yeri yaratmaya pazar günü baslamis, bunu alti günde yani Cuma günü tamamlamis, ertesi gün ise bu isini kesmis oldugu icin cumartesiye de „sebt günü“ denilmistir.(Hasan Basri Cantay Meali,2.cilt,506)
158-Secavend:Mushaflarda görülen gecici durak isaretleri.Bu isaretleri ortaya koyan ise Muhammed b.Tayfür es-Secavendi(560/1165) isimli ünlü bir kiraat bilginidir.
159-Sedd-i Zerayi:Vesileleri kaldirmak, sebebi tikamaktir.Bu durum da harama vesile olan sey haram,vacibe vesile olan sey vaciptir.Cuma namazi farz, Cuma namazina gitmek icin alis-verisi birakmak farzdir.Fuhus, haramdir.Fuhusa yol actigi icin yabanci kadinin avret yerine bakmak da ayni haramliktadir.
160-Sika:Hadis rivayetine göre tam ehil kisi.
161-Sifatu`s-salat:Namazin farz ve vaciplerine, sünnet ve adabina uygun sekilde kilinisina ilmihal dilinde “sifatu`s-salar” denir.(Diyanet ilmühali sh.262)
162-Siyer:Peygamberimizin hayatini, yasayis tarzini, niteliklerini anlatan eserler.
163-Sünen:Yalniz namaz , oruc, taharet v.b ahkam hadislerini havi kitaplar.
164-Şabat:yahudilerde haftalik ibadet gününe sabat denir.
165-Ser`i Men Kablena:Hz.Muhammed(sas)` den önceki ilahi dinlerin hükümlerini ifade eder.
166-Suayb Aleyhisselam:Suayb Aleyhisselamin peygamber gönderildigi kavmi 7 gün siddetli bir sicaga maruz kalmis, evlerinde nefes alamaz hale gelmislerdi.Iste böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmis, onlarda biraz rahatlamak icin bu bulutun gölgesinde toplanmislardi.Sonra bu bulut ates olup üzerlerine inmis ve onlari yok etmisti.(Diyanet Meali, sh.374)

167-Tahallül:Ihramdan cikmak demektir.
1.Tahallül:Kücük tahallül de denir.Cinsi iliski haric ihram yasaklarinin kalkmasi.
2.Tahallül:Bütün ihram yasaklarinin kalkmasi.

168-Talak-i Bayin:Zevecenin iddt müddeti(üc temizlenme vakti) bitmeden tekrar kocasina dönme hakki bulunmayan talak.
169-Talak-i Rici:Erkegin karisini bosadiktan sonra tekrar karisina dönmesini mümkün kilan bosanma sekli.
170-Talmud:yahudi inancina göre Tevratin biri yazili digeri sözlü olmak üzere iki sekli vardir. Iste bu sözlü Tevrat`in yaziya gecirilmis sekli daha sonra Misna olarak ifade edilmis, onun üzerine yapilan tefsir ve yorumlara da Talmud denilmistir.
171-Tebük Seferi:Tebük seferine istirak etmedikleri icin pismanlik duyan ve dünya kendilerine zindan olan Kab b. Malik, Mürare b. Rabi,ve Halid b.Ümeyye`dir.Bunlar Tebük seferine katilmayip geride kalmislardi.Hz.Peygambder Tebük`en dönünce bunlarla konusmamis, ashab da onlardan yüz cevirmisti.Bunlarin tövbelerinin kabul edildigi hükmü 50 gün sonra gerceklesmisti.(Diyanet Meali, sh.203.)
172-Tefsir:Kur`an-i Kerim`in anlamini aciklayan bilim.Dirayet tefsirlerinin meshurlar;Beyzavi, razi, zemahserinin tefsiri, son cagda dafizilalil-i Kur`an ile tefhimü`l-Kur`an.

173-Tekvin:Kaza, Allah`in tekvin sifatiyla ilgili bir kavramdir.
174-Telfiku`l-Mezahib:Islam hukukunda, bir mesele veya amel üzerinde iki veya daha fazla mezhebin farkli görüslerini birlestirerek ayni anda tatbik etmek anlamindadir ki b, Islam kukukculari tarafindan kabul edilmistir.
175-Te`vil:Bir lavzin anlami gayesine uygun sekilde yorumlamak, muhtemel manalarindan en uygun olani görmektir.
176-Tevrat:Allah tarafindanHz.Musa`ya indirilen ilahi kitap.Yahudilerin kutsal kitabi.Bes bölümden olusur.Bunlar;Tekvin,cikis,levililer,sayilar ve tesniye`dir.Tevrat ismi Kur`an`da pek cok yerde gecmektedir(Maide:44).Fakat Yahudiler,Tevrat`in emirlerini yerine getirmekten kacinmis;üstelik bir kismi,Tevrat`taki kelimelerin yerini ve anlamini degistirmistir.Dolayisiyla Tevrat bozukmus,tahrif edilmistir.Kuràn-i Kerim(Nisa süresi, ayet:46) bizzat bu konuya isaret eder.Bu sebeeple Tevrat`in hükmü kalkmistir.
177-Teyemmüm:Hicretin 5.ci senesi Beni Mutalik savasinda sabah namazi teyemmum ile ilk defa namaz kilindi.(Nisa 43,Maide 6)
177 -Veda hacci:Hz.Peygamberin hicretin 10.yilinda veda haccinda yaptigi meshur konusma.
180-Zebur:Sözlükte, kitap manasina gelir.zebur , Davud Aleyhisselama gönderilmistir.zebura, Mizmarlar da denir.Zebur, Ibranucedir.Tamami 150 suredir. Bu surelerin ellisi kral Bühtü Nasr`dan bahseder.Geri kalan ellisi de va`z,nasihat ve hikmetlerden ibarettir.
181-Zelletü`l-Kari:Manasi degisecek sekilde Kur`an- yanlis okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlami“Okuyanin sürcmesi,“ yani yanlis okumasi demektir.
182-Vahiy-i Gayri Metlüv:Okunmayan vahiy demektir.Peygamberin Kur`am disi aldigi vahiydir.Cibril,Kur`an icin indigi gibi sünnet icinde iniyordu.
183-Vahy-i Metlüv:Okunan vahiy demektir.Bundan maksat Kur`an`dir.

Kaynak:

1-Tecrid Tercemesi, C.11,sh.4
2-Sünen-i Tirmizi Terc.c.1,sh.487
3-Hasan Basri Cantay Meali, 3,1078)
4-İslam Ansk.c:24,Sh.77 Diyanet )
5-Diyanet Meali, Sh.21
6-Kabe-i Muazzama,Gaffar Tetik, Sh.130

24

Haziran
2012

Oruçla İlgili Bazı Terimler

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  384 Kez Okundu

Ramazan kelimesinin bir manası ‘sonbahar yağmuru’dur. Ramazan ayı ve oruç, sonbahar yağmurunun etraftaki tozları ve pislikleri götürüp temizlediği gibi günah kirlerini götürüp kalbimizi temizler. Ramazan
kelimesinin ‘ramad‘ kelimesinden türediği de düşünülmüştür ki, bu da güneşin ısısından taşların yanıp kızması manasına gelir. İşte mümin de oruçla böyle yanar kavrulur ve günahları eriyip gider.

İmsak

Oruçlu olan insanın orucu bozan şeyleri yapmamaya başlaması gereken zamandır. İmsak vaktinde tan yeri ağarmaya başlar. İmsakla beraber artık oruç başlamıştır.

Sahur

Oruç tutmak için gecenin imsaktan önceki vaktinde yenen yemeğe sahur denir. Efendimiz bir hadislerinde “Sahura kalkıp sahur yemeği yiyin. Zira sahurda bereket vardır.” (Buhari, Savm 20) buyuruyorlar.

Oruç

İmsak vaktinden (ikinci fecir) akşam güneş batıncaya kadar hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsel münasebette bulunmamaktır.

İftar

Orucun bitirilmesi gereken vakittir. Bu da akşam güneşin batmasıyla olur. Akşam namazını bildirmek üzere okunan ezan aynı zamanda iftar vaktini de bildirmektedir. Akşam ezanı okununca geciktirmeden iftar yapılmalıdır. Bir hadis, iftarda acele edilmesi gerektiğini şu şekilde ifade eder: “İnsanlar iftarı yapmakta acele ettikleri sürece, hayır üzere devam etmiş olurlar.” (Buhari, Savm 45)

Teravih

Ramazan ayında yatsı namazıyla birlikte kılınan, yirmi rekatlık bir namazdır.

Fidye

Sürekli bulunan bir hastalıktan veya yaşlılıktan dolayı oruç tutamayanların tutmaları gereken her gün için bir fakiri doyuracak miktarda tasaddukta bulunmalarına fidye denir. Fidye sürekli hastalar, çok yaşlı kimseler için bir sevaba ortak olma vesilesidir.

Fitre

Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların Ramazan bayramına ulaşmalarının bir şükrü olarak yerine getirmeleri gereken bir ibadettir. Buna fıtır sadakası da denmektedir. Aile reisi bütün aile fertleri adına, fakirlerin de bayrama aynı toplumun bir ferdi olarak kavuşması ve sevinmesi için fitreyi verir. Müslüman’ın, normal bir insanın bir günlük yiyeceği miktarda fitre vermesi en uygun olandır.

İ’tikaf

Ramazan ayının son on gününde ibadet niyetiyle bir insanın, belli kurallara uyarak bir mescitte inzivaya çekilmesidir. Allah Rasulü (sas) Medine’ye hicretten sonra Ramazan’ın son on gününü i’tikafta geçirirdi. Bazı alimler bir saat bile i’tikaf yapılabileceğini söylerler. Önemli olan insanın, hayatın bunca telaşesi içinde belli bir süre de olsa Rabbiyle baş başa kalması ve kendini ibadete vermesidir.

Keffaret

Ramazan orucunu kasten bozan kimsenin bir günlük Ramazan orucu yerine, ceza olarak peşi peşine iki ay oruç tutmasıdır. Keffaret, orucu tutmamanın değil; tutulan orucu kasten bozmanın cezasıdır. Oruçlunun dikkat etmesi gereken durumlar: Başlanmış olan orucu bilerek bozmanın dünyevi bir karşılığı olarak keffaret orucu cezası vardır. Ramazan’da bile bile yemek yiyip bir şeyler içmek ve cinsel ilişkide bulunmak orucu bozduğu gibi keffaret gerektirir. Bu keffaretin peşi peşine olması şarttır. Kısaca ifade etmek gerekirse, bir şey yiyip içme ve cinsel ilişkide bulunmayla, bu kapsamda değerlendirilen şeyler orucu bozar. Bunlar bilinçli ve kasten olursa orucu bozdukları gibi keffaret gerektirirler. Ancak unutarak bunları yapan bir kimse, ne yaptığının farkına vardığı an bunları terk ederse orucu bozulmayacağı için kaza ve keffaret orucu tutmasına gerek yoktur.

Kaynak : Habervakti.com

17

Haziran
2012

Temel İslami Terimler

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  526 Kez Okundu

Ahiret: Sözlükte, bir şeyin sonuna gelinmesi, son, sonraki. Dünya hayatının tamamlanmasından sonraki ebedi hayat. İkinci hayat. Süreklilik. Kabir.

Amel: Belli bir amacı olan her fiil, eylem ve tutum. Davranış tarzı.

Arafat: Hacıların Arefe günü Mekke´ye 12 mil uzaklıkta vakfeye durdukları dağın ismi.

Arş: Sözlükte, tavan. Çadır ve çardak gibi gölge veren şeye de denir. Üzerine oturulan ya da yatılan yüksekçe zemin. Taht. Hükümdarların iktidarını gösteren simgelerden biri. Yücelik makamı. Yükseklik, üstünlük. Hüküm, yönetim ve tasarruf makamı anlamlarında da kullanılır. Kur´an´da geçen “Allah´ın Arşı” deyimi bu mecaz anlamlarıyla anlaşılmıştır.

Ashab: Halk. Yakın çevre, arkadaşlar grubu. Sahabeler.

Asr: Mastar olarak hapsetme, engelleme, vergi verme. Bir şeyin belli vakti. İnsanın ömrü. Zaman, uzun bir dönem. İkindi vakti. Kur´an´da, peygamberlik (Nübüvvet) çağı. Zamanın sonu.

Aşiret: Kan ve akrabalık bağına dayalı küçük insan topluluğu; veya erkeğin, yakın evlilik bağlarının belirlediği hısımları. Kabileden küçük topluluk.

Avret: Kişinin açılmasından utanç (haya) duyduğu her şey. Vücudun mahrem kısımları, insanın ayıp yeri. Görülmesi ve açığa çıkarılması günah olan yerler.

Ayet: Sözlükte, açık alamet, nişan, şifre sembol. Bir başka şeye işaret eden şey. İbret, ders veren. Delil. Kesin bilgi ve gerçek ifade eden şey. Cemaat, topluluk. Yüksek bina, yapı. Şahıs, siluet, karaltı. Kur´an´da, insan üstü oldukları için Allah´ın varlığını kanıtlayan olağan dışı olaylar ve azab. Kur´an-ı Kerim cümleleri. Allah´ın birliğine şahidlik eden bütün maddi olgular, simgeler.
Bahira: Kulakları yarılarak putlar için bırakılan deve. Cahiliye geleneklerine göre bir deve beş defa doğurur ve beşincisi dişi olursa, bu devenin putların hakkı olduğuna inanılırdı. Dolayısıyla üzerine binilmez ve sütü sağılmazdı.
Berzah: Engel, perde. İki şey arasındaki sınır. İki su arasındaki dil. Kur´an´da, ölülerin dünya hayatına dönmelerini engelleyen sınır.
Beyt-i Atik: En eski ev. İlk ev. İnsanlar için özgürlük sembolü. Ka´be.
Beyyine: Nur gibi kendisi ayan beyan apaçık olan, başkasını da açıklayan. Apaçık belge, delil. Yakîn. Açık burhan. Kesin delil. Hakkı batıldan ayıran huccet. Kur´an´da, basiret. Mucize. Kur´an. Vahy.
Biat: Sözlükte, el sıkışma. Terimsel anlamı, bir kimsenin devlet başkanlığını veya bir yönetimin meşruiyetini kabul etmek, yetkilerini doğrulamak, emir ve kararlarına itaat edeceğine ilişkin kesin bir taahhütte bulunmak. Yönetim biçimini belirleyen siyasal sözleşme. İslamiyette biat, özgür bir irade ile ve meşru bir öndere verilir.
Bid´at: Sonradan ortaya çıkma. Terim olarak da dinin tamamlanmasından sonra ortaya çıkarılan ve dine izafe edilen, dinin kapsamında sayılan şey. Türedi.
Birr: ALLAH´a boyun eğmede ve hayırlı amellerde genişlik, bolluk. İhsan. Hayırda kemal derecesi. Kur´an´da, İslama uygun inançlar. Salih ameller, farzlar ve nafileler. Hayır dolayısıyla dosdoğru olan söz ve tutum. Hacc´ın kabulü. Cennet. Fazilet, güzellik, çok iyilik. ALLAH´ın hoşnutluğunu kazanmaya sebep olan, ALLAH´a yaklaştıran her şey.
Burhan: Kesin kanıt. Delil, belge. Kur´an´da, mucize, Kur´an.
Cahiliye:Kelime kökü bilgisizlik (cehl). Terim olarak, İslam öncesi ve İslam dışı insanın ve toplumun yaşama tarzı. Sefahat, isyan ve ahmaklık (hamakat) anlamlarını da taşır.
Cenin: Annesinin rahminin saklayıp koruduğu çocuk. Henüz doğmamış çocuk.
Cizye: Borç ödeme, ahidde bulunan kimsenin ahdine uygun olarak verdiği vergi. İslam devletinin, verdiği hizmetlere karşılık Zımmi´lerden yani müslüman olmayan teb´adan kişi başına aldığı vergi.
Din: Mutlak anlamda şu veya bu şekildeki düşünme, yaşama tarzı. Yol. ALLAH´a itaat. Üstün kabul edilen bir varlığa boyun eğme, onun yetki ve hükümlerini benimseme. Üstünlük, üstün gelme. İtaat, kulluk, ibadet. Arapça´da eş anlamlısı millet. Şeriat. Mezheb. Âdet, taklit. Ceza, ödül, muhakeme, hesab. Kaza, siyaset, kahr, hal.
Din Günü: Ceza ve hesap günü.
Diyet: Öldürülen veya yaralanan bir kimseye veya varislerine, bu zarara sebep olan kişi veya yakınlarınca ödenmesi gereken para, mal, değer.
Dua: Küçüğün büyükten, gücü yetmeyenin muktedir olandan ihtiyaç ve dileğini uygun bir tarzda içten davranarak istemesi. Yalvarma-yakarma. Çağırma. Sorma, İbadet, kulluk.
Ecel: Bir vakit veya o vaktin sonu. Tesbit edilmiş süre. Kıyamet günü. Çöküş zamanı, kavimlerin yıkılışları. İnsan hayatı. Ölümden dirilişe kadar olan zaman. İddet. Ecel´l-ALLAH: Dirilme, hesab ve ceza için ALLAH´ın tayin ettiği süre, vakit.
Ehl-i Beyt: Hz. Peygamber´in ev halkı veya Ümmü Seleme´nin hadisinde saydığı Peygamber efendimizin abası altına aldığı kimseler.
Emanet: Mastarı eminlik; başkasının hukukunun emniyet ve güvenliği. Emniyet edilip inanılan şeyin ismi. Mutmain olmak, her türlü endişeden kurtulmak. Kur´an´da, ALLAH´ın ve kulların hukuku. Sorumluluk. Vahyi yükümlülük. Tevhid kelimesi. Adalet. Akıl.
Enfal: Ganimet.
Ensar: Yardımcılar, yardım edenler. Terim olarak, hicret eden Mekke´li muhacirleri yurtlarına alan müslüman Medine halkı.
Farz, Fariza: Yapılmasını ALLAH´ın buyurup gerekli kıldığı şey, kesin hüküm. Emir.
Fetret: Sözlükte, ara dönem. Terim olarak, iki peygamberin gelişi arasında geçen ara dönem. İlahi hükümlerin veya vahyin bir süre durması, gelmemesi. Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasındaki zaman.
Fey: Sözlükte, dönmek, çevrilmek ve dönen gölge. Terim olarak, zorluk ve güçlük çekmeden, silah kullanmadan, savaşsız ele geçirilen ganimet. Kafirlerin mallarından müslümanlara dönen şey. Ümmet mülkiyeti.
Fıkıh: Sözlükte, bilinenden yola çıkarak bilinmeyene varmak, ulaşmak. Bir şeyin özünü, iç yüzünü kavrama yeteneği ve çabası. Terim olarak, ilim. İslam hükümlerinin bilgisi.
Fıtrat: İlk yaratma olan fatara´dan mastar. Yaratılışın ilk tarz ve heyeti. F”tır: Bir şeyi başlangıcında yaratan.
Fidye: Karşılık. Kölenin özgürlük bedeli. Ganimet.
Fitne: Sözlükte, altının diğer yabancı madenlerden ve unsurlardan ayrılması için ateşte, potada eritilmesi. Mazaret. Karışıklık. Deneme, imtihan. ALLAH´a şirk koşma. Bela. Şiddetli azab. Küfür. Şirkin sonucu. Azgınlık, sapıklık. Günah, rüsvaylık, delilik, ayrılık, kavga. Bir düşünce veya inancı zorla kabul ettirme.
Furkan: Sözlükte, ayıraç. Nur. Sabah. Kur´an´da, hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran, böylece hidayete ulaştıran. Kur´an ve diğer ilahi kitaplar.
Ganimet: Gunm, bir şeye güçlük çekmeden varmak, düşmandan doyumluk almak. Terim olarak, müslüman olmayanlardan savaş sonucu alınan mal, değer ve her türlü metaya denir.
Habîs: Kötü, pis, iğrenç, çirkin. Fena kimse veya fena şey. Maddi ve manevi temiz olmayan her şey. Murdar. Kur´an´da, haram. Kan, domuz eti, faiz, rüşvet, ALLAH´ı tanımamak, küfür, yalan v.b.
Hacc: Özel ve belirli bir amaçla bir şeye veya bir yere çokça gidip gelmek. Kasd. Bilinen tarzda ALLAH´ın Ev´ini, Ka´be´yi ziyaret etmek.
Hadis: Söz. Haber, nakil. İnsanda gerek uyku, gerek uyanıklıkta içe doğma ya da işitme suretiyle gelen söze de denir.
Hanif: Hak dine eğilim. Tevhid dini, muvahhid. Tek bir tanrıya, ALLAH´a inanıp, yalnızca ona kulluk eden.
Haraç: Karşılık. Ücret. Vergi. Terim olarak hukuken mülkiyeti devlete ait olmakla birlikte, kullanım hakları üzerinde yaşayanlara verilmiş toprak, bu toprak için ödenen vergi.
Haram: Kelime anlamı yasak. Yasaklanan her şey için kullanılır. Terim olarak, ALLAH´ın ve Resulünün yasak kıldıkları, dinde meşru, temiz ve güzel görülmeyen şeyler. Helalin zıddı.
Hasene: İyilik, güzellik, sevap, nimet, afiyet, başarı. İhsan, kurtuluş. Ruhi ve bedeni sevindirici şey.

Haşr: Bir araya toplama, toplanma. Bir topluluğu yerinden çıkarıp belirli bir yere sürme, halkı celbetme, hazır bulundurma, toplama. Terim olarak kıyamet gününde hesaba çekilmek, ceza ve mükafaat için insanların diriltilerek bir araya getirilmesi toplanması. İlk Haşr: İlk savaş.
Havari: Halis beyaz anlamına gelen Havar´ın ismi mensubundan çoğul; şehir kadınlarına beyazlıklarından dolayı “Hevariyyat” denir. İhlasa ve sevgiye aykırı şeylerden uzak, halis temiz, içten bağlı dost. Hz. İsa´nın arkadaşları, sahabesi, seçkinleri, yardımcıları.
Hayır: Kendisinde yarar, fazilet, adalet, bereket bulunan şey. Şerrin zıddı. Kendisinden fayda sağlanan, mal. Beğenilen, gönlün eğilim gösterdiği şey. (İlim, akıl, iyilik gibi.) Kur´an´da, cennet. İslam´ın ve temiz aklın beğendiği her şey.
Hayız: Belli periyotlarla rahimden akan kan. İddet, aybaşı hali.
Hedy: Terim olarak, ALLAH´a yakınlaşmak amacıyla Beytullah´a hediye edilen veya ALLAH´a adanan kurbanlık hayvan. En azı bir koyun veya bir keçidir.
Helal: Haram´ın zıddı. Terim olarak, ALLAH´ın ve Resulünün yapılmasını, işlenmesini veya yenmesini meşru gördüğü şey. Temiz, güzel, hoş.
Hesab: Sayıları kullanma işlemi, sayma, tesbit etme. Takdir etme. Yeterlilik. Sorgu, sorgulama. Hesap günü: Ceza ve din günü.
Hicret: Göç. ALLAH yolunda veya başka bir amaçla kişinin kendi yurdunu, malını, aile ve yakınlarını terkedip başka bir yere göç etmesi, göçmek zorunda bırakılması.

Hidayet: Doğruya ve hayra yönelme, varma. Başarı. İslam´ın yolu. Kur´an´da, ALLAH´ın, lütuf ve ihsanı sonucu, neticesi hayır ve mutluluk olan yolu, kendi hoşnutluğunun yollarını göstermesi, araçlarını, sebeplerini bildirmesi, başarı nasib etmesi. Cennet. Akıl, sünnet, nübüvvet. El-H”di: Hidayeti yaratan, veren, dilediği kulunu hayırlı ve kazançlı yollara yönelten, başarı veren, kılavuz olan. ALLAH.
Hikmet-i Baliğa: İsabetin en yüksek ve son sınırına varmış, olgunluğa, mükemmele ulaşmış hikmet.
Huccet: Apaçık delil, belge, ayet, beyyine.
Huccetu´l-Baliğa: Kur´an´da, peygamberin risaleti veya kitabın indirilmesi.
Hums: Beşte bir. Terim olarak, ganimetin beşte bir bölümünün ALLAH´a, Resulüne, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara ayrılması
Hüsneyeyn: İki güzellik; zafer ve şehid olma.
Hüsran: Kayıp, zarar, helak, yıkım. İnsanın kendi ömrünü boş şeyler uğruna tüketip ebedi bir kayba uğraması, ahiret mutluluğunu kaybetmesi.
İbadet: Kulluk, itaat, boyun eğmek, içten bağlanmak, tevazu göstermek. Kişinin kendisinden yüksek ve üstün kabul ettiği bir kimseye ve bir güce karşı baş eğmesi, ona bağlanmaya razı olması, onun için kendi bağımsızlığından ve özgürlüğünden vazgeçmesi, onun isteklerine direnmemesi, hükümlerini, karar ve yetkilerini içtenlikle tanıması ve kabul etmesi. Onun istediği şekilde kulluğunu gösteren davranış ve rutinleri yerine getirmesi.
İddet: Bir kadının, eşinin ölümünden veya boşanma olayının gerçekleşmesinden sonra, bir başkasıyla evlenebilmesi için beklemesi gereken belli süre.

İffet: Soru sormaktan kaçınma, istemekten utanma. Haya, namus duyarlılığı. Nefsin şehvetli istek ve arzularına karşı üstün gelme.
İfk: Yalan, kasten gerçeğin ters yüz edilmesi. Haktan ve doğruluktan yüz çevirme. Affak: Söylediklerinin doğru olup olmadığına bakmaksızın diline geldiği gibi söyleyen, sorumsuz, hoşuna gideni gerçek dışı olmasına bakmadan anlatan, çok yalancı.
İfrit: Cinlerden biri.
İhlas: Kelime anlamı, katışıksız, saf olma. Kur´an´da, katıksızca gönülden ALLAH´a iman, iç bağlılık, iman duyarlılığı.
İhsan: İyilik, güzellik, güzel olma, güzel yapma. Terim olarak, ALLAH katında güzel olan bir ameli gerektiği gibi yapma, güzellikle süsleme. Lütuf, fazl. ALLAH´a, O´nu görüyormuşçasına şüpheden arınmış bir şekilde kullukta bulunma, birleme. İlahi emirleri özenle uygulama, yasaklara riayet etme. Kötülüğe karşı iyilikle karşılık verme. İslami yaşama tarzını mümkün olduğunca hayata geçirmeye çaba gösterme. ALLAH´ın emir ve hükümlerini yüceltme, hudutlarını koruma, yaratılmışlara karşı şefkat gösterme.
İlah: Türkçe tam karşılığı tanrı. İhtiyaçları giderdiği, iç huzuru ve sükunet verdiği, felaket zamanlarında imdada yetiştiği, yapılanların karşılığını eksiksiz olarak verdiği, hükmü altına alıp koruduğu düşünülen; gözlerden uzak, esrarlı, yüksek otorite ve üstün bir güce sahip var sayılan, kendisine tapınılmaya, kulluk edilmeye, emir, hüküm ve sözleri dinlenip uygulanmaya layık ve hak sahibi görülen her varlık, kişi veya güç. Cin, melek, lider, parti, örgüt kurum, put, insan, hayvan veya herhangi bir nesne ilah olabilir. Hak olsun, olmasın insanların kendisine tapındığı her şey. Gerçek mabud, kulluğa yalnızca kendisi hak sahibi olan ALLAH için de kullanılır. ALLAH lafzının çoğulunun olmamasına karşılık, ilah kelimesinin vardır; ilahlar, tanrılar.
İmam: Önder, öne düşen, yol gösteren, kendisine uyulan, öncül. İnsanları hayra ve iyiliğe çağıran, yönelten salih ve seçkin insan. Yönetici. Apaçık yol. Huccet. İnsanların söz, hitab veya davranışlarına uyarak çevresinde toplandıkları kişi.
İman: Emn ve eman kökünden türeme mastar. Kendisinden emin olunan şey. Doğrulamak, inanıp güvenmek, onaylamak. İnanç. Kur´an´da, ALLAH´ın varlığının, Hz. Muhammed´e ve önceki peygamberlere indirilenlerin kalpten, hiç şüphesiz kabulü. İnsanı amele götüren kesin inanç.
İncil: Kelime anlamı göz nuru. ALLAH´ın Hz. İsa´ya gönderdiği kitap. Tahrif edilmiş olup elimizde ilk indirildiği şekli mevcut değildir. Genel kabul gören görüşe göre Süryanice olarak indirilmiştir.
İnfak: Malın elden çıkarılması, sarfedilmesi, harcama. Terim olarak ALLAH yolunda maddi her türlü harcama.
İnzal: Kelime anlamı, bir şeyi yüksek bir yerden alıp indirme, koyma. Kur´an´da, ALLAH´ın nimet indirmesi; içinde hüküm, hikmet, şifa, emir, nehy, nur ve rahmet bulunan, insanları hidayete yöneltip ileten kitaplar indirmesi. Bir şeyi bir kerede indirme. Tenzil: Parça parça, safha safha indirme.
İrtidad: Geri dönme, vaz geçme. Terim olarak, kişinin İslam´a girdikten sonra küfre dönmesi, tevhidi bırakması. Düşmandan korkup kaçma. Alçalma, düşüş, çöküş, tereddi, gerileme, rücu.
İslam: İç ve dış, görünen ve görünmeyen her türlü kötülükten uzaklaşma. Barış, güvenlik, esenlik, selamet. Teslimiyet. Selamete çıkma. İhlas. Bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri, özü tevhid olan din. Hz. Peygamberin şeriati. İtaat, ALLAH´a, O´nun iradesine, hükümlerine ve dinine teslimiyet.
İstiaze: Sığınma, korumayı isteme. Bir fenalığa karşı bir başkasından, kulun ALLAH´tan korunması duasında ve talebinde bulunması.
İstidrac: Bir şeyi bir şeye eklemek, sokmak. Derece derece arttırmak. Kur´an´da, sürekli günah işleyen bir kimseye ALLAH´ın daha çok günah işleme fırsat ve imkanlarını vermesi, zenginlik vererek, nimetini arttırarak, ona şükrü unutturması, böylece derece derece büyük azaba yaklaştırması.
İ´tikaf: Bel büküp eğilme. Secde etme, tapınma. Nefsi bir yerde tutma, hapsetme. Terim olarak, bir mescide ibadet niyetiyle çekilmek. Kendini bir süre için dünyevi meşgalelerden uzaklaştırarak ALLAH´a yönelmek.
Ka´be: Küp şeklindeki her yapı, ev. İnsanlar için kurulan ilk ev. Hacc ibadetinde çevresinde tavaf edilen ALLAH´ın evi. Kıble yönü.
Kabile: İnsanın kafatasını teşkil eden baş kemiklerinden her biri. İki veya daha çok sayıdaki aşiretin toplanmasından meydana gelen ve birbirlerine kan ve akrabalık bağı ile bağlı olup sorumluluklar yüklenmeyi “kabul” eden insan topluluğu.
Kader: Kadr, takdir, miktar. Maslahata ve ihtiyaca yetecek kadar olan miktar, ölçü. Süre. Güç yetirme. Fiilen var etme. Biçim ve şekil verme. Takdir etme, belirleme. Kadîr: Her şeye güç yetiren, her şeyin üstünde muktedir olan, iktidarın tümü kendisinden olan. ALLAH.
Kahin: Geçmişten veya gelecekten haber verdiğine inanılan, vehim ve zanda bulunarak insanları aldatan, saptırıcı kişi.
Karye: Yerleşme merkezi. Kasaba, şehir, ülke.
Kaza: Bir işi tümüyle kesip atmak, ayırıp bitirmek. Kesin hüküm verip icra etmek. Bir şeyi dilemek, istemek. Karar. Kur´an´da, vahy, hüküm.
Kebire: Kelime anlamı büyük. Terim olarak büyük günahlar. Çoğulu Kebair. Şirk, zina, haksız yere adam öldürme v.b.
Keffaret: Günahı örten, gideren, karşılık olan. Kur´an´da, günah dolayısıyla ödenmesi gereken karşılık, yapılması gereken şey. Yemin keffareti gibi. Oruç tutmak, yoksul doyurmak veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak gibi güzel hareketlerle günahı karşılama.
Kevser: Cennette bir nehir. Bol hayır. Çok, pek çok. Peygamberin evladı, peygambere tabi olanlar, İslam ümmeti, Kur´an, peygambere ilimde mirasçı olan bilginler, ulema gibi anlamlarla yorumlanmıştır.
Kıble: Kendisine yüz dönülen yön. Namazda secdenin istikameti. Ka´be´nin merkezi.
Kısas: Kesmek anlamında kasas´tan gelir. Aynıyla mukabele etmek, misliyle karşılık vermek. Herhangi bir hakkı misli ile takas etmek. Yaralama ve öldürme olaylarında hukuki bir teamül ve amir bir hüküm olarak uygulanır. Caydırıcı etkisi dolayısıyla insanları öldürülmekten kurtardığı için Kur´an´da hayat kaynağı olarak anılmıştır. Öldürülen kişinin yakınları razı olurlarsa kısas yerine affetme veya cezanın diyete çevrilmesi mümkündür.
Kıssa: Takip etme. Takibe değer haber. Haber. Geçmişten aktarılan gerçek bir olay. Tarih. Kaleme alınan veya dillerde dolaşan hikaye. Olay, vakıa. Geçmişlerin haberleri, sözlü gelenek. Destan. efsane.
Kıyam: Kaldırıp dikmek, düzeltip doğrultmak, idame etmek, özen gösterip uygulamaya koymak. Riayet. Muhafaza. Azim, kararlılık, ayağa kalkmak, ayakta durmak. Namazın bir rüknü. İbadet. Ayaklanma, baş kaldırma.

Kitab: Yazılmış şey. Kur´an´da, ALLAH´tan indirilen hükümler, emirler, vahy mecmuası. Kur´an ve diğer peygamberlere indirilenler. Yaş-kuru her şeyin yazılı olduğu ALLAH katındaki kitap, Levh-i mahfuz.
Kur´an: Mastarı okuma. Hz. Peygambere ALLAH tarafından Cebrail aracılığıyla bütün insanlara iletilmek üzere indirilen kutsal kitab.
Kurban: Yaklaşma kökünden, birr ve hayır adına kendisi ile ALLAH´a yaklaşılan şey. ALLAH adına ve ALLAH´ın adını zikrederek hayvan kesme.
Kürsi: Üzerinde oturulan şey. Saltanat ve kudret sembolü. Kur´an´da, ilim, mülk, Arş. Arşın yanında bir başka makam.
Mecusi: Ateşe tapan.
Merhaba: Genişlik, bolluk, rahatlık, güzellik, kazanç ve güle güle oturma anlamlarına gelen bir dua, temenni.
Mescid: Secde edilen, içinde ibadet edilen yer.
Mescid-i Dırar: Münafıkların kurduğu veya denetlediği, takva temeli üzere kurulu olmayan mescid. ALLAH ve İslam isimleri zikredilerek müslümanların aldatıldıkları ve müslümanların kontrolünde olmayan mescid. Kuba mescidinin karşıtı.
Mev´ize: Öğüt. Hikmetli söz. İrfan. Haram kılma, sakındırma.
Misak: Sözleşme. İnsanın ALLAH ile veya başka insan ve topluluklarla imzaladığı, üzerinde mütabakata vardığı sözleşme hükümleri. Akid, ahid. Siyasi, iktisadi, medeni her türlü anlaşma.
Miskin: Yoksulluktan dolayı durgun bir hale gelmiş. Hiç bir şeyi olmayan, çaresiz, fakir. Zelil ve zayıf. Bir görüşe göre de yeterli malı olmayan kimse.

Mizan: Tartı. Duyarlı ölçü. Adalet. Hukukta vazgeçilmez eşitlik ilkesi. Ruhsal, doğal, ekolojik, kozmik denge, ince hesap, nizam. Terim olarak, insanların amellerinin ölçülüp tartılması ve sonuçlandırılması.
Mucize: Karşısında insanların aciz kaldıkları şey. Kur´an´da geçen şekliyle ayet. Tabiat olaylarında genel-geçer olan tabii cereyanın dışına çıkmak, harika, olağanüstü veya olağandışı bir şey yapmak. Peygamberlerin peygamberliklerini ispatlamak ve asla kendilerine inanmayacak kimselerin, inanacak durumda olanların üzerindeki olumsuz etkilerini kırıp yok etmek amacıyla gösterdikleri olağan dışı (fevkal”de) olaylar. Ayet, delil, huccet, belge.
Muhkem: Bozulmaya uğramayan, mevsuk, güçlü, yerleşik, sapasağlam. Anlamı apaçık ve muhtemel başka yorumlara yer vermeyecek kadar net olan.
Mukaddes: Kutsal, mutahhar, tertemiz, mübarek, kutlu.
Mü´min: İman eden, ALLAH´ın birliğine ve İslam´ın bütün hükümlerine içten inanan. Bu inancı kendisini ALLAH´ın bütün isteklerini yerine getirmeye götüren. El-Mü´min: Gönüllerde iman ışığını yaratan, kendisine iman edenlere ve sığınanlara eman ve güvenlik veren, onları koruyan, rahatlığa ve esenliğe kavuşturan. ALLAH.
Münker: Dinin de, temiz aklın da çirkin ve kötü kabul ettiği her şey. İslami hükümlerin yasakladığı tutum, iş ve davranış tarzı. Şeriatte ve örfte bilinmeyen ya da hoş görülmeyen. Rağıb´a göre Kur´an´ın ve sünnet´in çirkin gördüğü şey. Ma´ruf´un zıddı.
Müteşabih: Benzeşen iki şeyin karşılıklı olarak eşit biçimde veya eşite yakın benzeşmesine denir. Birden çok anlama gelebilen anlatım. Tam anlamıyla açık, net ve kesin olmayan. Muhkem´in zıddı.
Nafile: Terim olarak farz kılınana ek olarak yapılan ibadet. Daha fazla ibadet. Hz. Peygamber (s.a.v.)´e özgü ibadet. Atiye.
Nebî: Kelime anlamı haberci. ALLAH´ın emirlerini tebliğ eden ve vahyin haberlerini getiren kimse, peygamber. Kur´an´da, ALLAH´tan haber getirenlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed.
Nesih: Birbirini izleyen iki şeyden birinin diğerini silmesi, yürürlükten kaldırması. Unutturma. Erteleme. Nakil ve tahvil etme.
Nikah: Bağ, akid. Evlilik bağı ve akdi. Medeni sözleşme.
Nüzül: Şölen, ağırlama töreni ve tarzı. Konaklama. Değerli bir misafire veya üstün bir kimseye sunulan ikram. Mü´minlerin cennette karşılanmaları.
Rabb: Terbiye eden, ihtiyaçları karşılayan, yetiştiren, kefil olan, gözetleyen, koruyan, etrafında toplanılan, sorumluluk alan, kendisine itaat edilen, sözü dinlenen; tasarruf, hüküm, yetki sahibi melik ve efendi. Kelime başkaları için kullanılabildiği halde, gerçek anlamda Rabb´lığa yani rububiyete yalnızca ALLAH layıktır.
Rahîm: Esirgeyen, esirgeyici. Rahmeti ahirette yalnızca mü´minlere şamil olan. Fazlasıyla merhamet edici, verdiği nimetleri yerinde kullananları daha üstün ve ebedi nimetlerle ödüllendiren. ALLAH.
Rahman: Rahmeti her şeyi kuşatmış olan. Rahmeti dünyada bütün yaratılmışları kuşatan. Sevdiğini sevmediğini ayırmadan bütün yaratılmışları nimetlerle donatan. ALLAH.
Rahmet: Merhamet. Korunmaya, gözetilmeye muhtaç olana ihsanı gerektiren rikkat, incelik, yumuşaklık. Kur´an´da, ALLAH´ın yaratılmışlara hayır, nimet, güzellik ihsan etmesi. Bolluk, nimet, fazl, lütuf.

Resul: Elçi. ALLAH´tan kendisine risalet verilmiş ve insanlar için ALLAH tarafından bir elçi olarak gönderilmiş kimse. Peygamber.
Riba: Fazlalık, ilave. Faiz.
Risalet: Elçilik. Kur´an´da, ALLAH´tan Cebrail kanalıyla insanlara iletilmek üzere peygambere gelen vahy, nübuvvet görevi. Hayat verici ve kurtarıcı ilim.
Ruhu´l-Kudüs: Tertemiz ruh. Kudsiyet ruhu. Emniyete şayan, mutahhar, mukaddes ruh. Cebrail (a.s.).
Sahife, Suhuf: Üzerinde yazı yazılan kağıt, yaprak. Peygamberlere indirilen vahyler. Levh-i Mahfuz´daki nüsha.
Salat: Uyluk kemiklerinin hareketi. Tebrik, kutluluk. Dua. Hamdetme, tezkiye. İlahi rahmet, istiğfar. Namaz. Yahudi tapınakları, havralar.
Sa´y: Çaba harcama, gayret. Emek. Koşmaksızın süratle yürüme. Terim olarak, Hac´da Safa ile Merve arasındaki hızlı yürüyüş.
Secde: Namaz ve ibadet. ALLAH´ın huzurunda boynu bükük ve tezellül olma hali. Bütün canlı ve cansızların ALLAH´ı tesbih tarzı. Boyun eğme, alnı yere değdirme, emre amade olma, büyük bir tevazu ile alçalma. Selam, ihtiram, saygıyla eğilme.
Selam: Barış ve esenlik dileği. Teslimiyet. Selamet, güvenlik. Her türlü ayıp ve noksanlıktan uzak olma hali. Her an ve her türlü selamet, esenlik dileği. Darü´s-Selam: Cennet yurdu. Es-Selam: Her türlü arızadan, noksanlıktan uzak olan, kullarını bütün tehlikelere karşı koruyan, selamete çıkaran, cennetteki kullarına selam eden. ALLAH.
Sıddîk: Kendisinde doğruluktan başka bir şey bulunmayan. Musaddık: Doğrulayan. Sadakat: Bağlılık. S”dık: Doğru sözlü, güvenilir. Bağlılığından hiç bir şey eksiltmeyen, kaybetmeyen. ALLAH´a içten bağlı, ilim öğreten. İyilikleri kötülüklerinden her zaman çok olan. Muhlis.
Sidretü´l-Münteha: Sınır başını sembolize eden Arabistan kirazı. Yaratılmışların bilgilerinin tükendiği, ötesine geçemediği son sınır. Meleklerin de, başkalarının da geçemediği Arşın sağında bir ağaç. Cennet´in uçları. Ondan ötesi gayb olan.

Sîret: İnsanın üzerinde bulunduğu ve sürüp götürdüğü durum, tutum ve kişisel davranma tarzı. Terim olarak Hz. Peygamber´in irtihaline kadar izlediği yol.
Sûre: Yüksek rütbe, makam, binada kat ve bir yerleşme merkezinin çevresindeki sur anlamlarına gelir. Kur´anın 114 bölümünden her biri.
Sünnet: Yol, gidiş tarzı. Kanun. Geçmiş ümmetlerin başından geçenler, çöküşlerine yol açan gerçek nedenler, izlenen yöntem. Bir şeyin pratiği. Genel tarihsel, toplumsal ve kozmik yasalar.
Şehadet: Tanık olma, olayın geçtiği yerde bulunma. Hazır bulunma. Basiret, müşahede, gözlem sonucu ve kesin bir bilgiye dayanarak bir durumun ortaya çıkması. Bilgi. Şehid: ALLAH yolunda öldürülen kimse. N”zır, ş”hid. Ölümüyle ve kutlu kanının akmasıyla ALLAH´ın kendisi için hazırladığı engin nimetleri ve eşsiz ihsanları hemen müşahede eden, gören kişi.
Şer´, Teşri´, Şeriat: Apaçık yol. Bir ırmak veya bir su kaynağından su içmek veya su almak için girilen, izlenen yol. Terim olarak ilahî yol. Hukuk sistemi. Helal ve haramlar mecmuası. Din. Kur´anın genel hükümleri ve kuralları.
Şûra-Müşavere: Müşavere ve işaret, arı kovanından bal almak manasından veya satılık bir atı, sıhhatini ispatlamak için pazarda koşturmaktan türeme. Bir araya gelip düşünce ve görüş beyan etme, görüşü dışa ve açığa vurma. Şûra: Toplanıp birbiriyle danışan topluluk.
Talak: Bir kaydı çözme, salıverme. Nikah bağını çözme. Boşama.
Tatavvu´: Vacip olmayan fazla, ilave bir itaatte bulunmak. Nafile ile eş anlamlı bir kelimedir.

Tavaf: Bir şeyin çevresinde yürümek, dönmek. Terim olarak, hacc ibadetinde Ka´be´nin etrafında dönmek.
Tazarru´: Yalvarma-yakarma. İçten isteme. Dua.
Tebliğ: Ulaştırma, iletme, götürme. Peygamberin ALLAH´tan aldıkları vahyi insanlara belli bir yöntem (sünnet) izleyerek duyurmaları, iletmeleri.
Tefekkür: Gereği gibi ve hikmetle düşünme. Zihnî üstün bir çaba harcama, cehd.
Tefsir: Açığa vurmak, örtüyü açmak. Akla yatkın bir şeyi izah etmek, kapalı, toplu bir anlamı açıklamak. Yorum tarzı.
Teheccüd: Gecenin bir bölümünde kalkıp ibadet etmek, namaz kılmak.
Tekbir: Büyükleme. Terim olarak, ALLAH´ı büyükleme. O´nu tazim etme, yüceltme. O´nun dışında hiç kimseyi, hiç bir varlığı ve gücü büyük kabul etmeme, reddetme.
Tertil: Aralarında az aralık bulunan düzgün ve uyumlu dişler için kullanıldığı gibi, sözü düzgün, yavaş yavaş, gerekli araları vererek, güzel telif ve beyan ile söylemeye de sözün tertili denir. Terim olarak, ayet ayet ayırma. Açıklama. Belli bir düzen ve kural içinde okuma. Ağır ağır, harflerini belli ederek okuma.
Te´vil: Yorum, insanın istek ve tutkularına uygun düşen çarpık tefsir ve açıklama tarzı. Veya bir şeyi aslına döndürmek, söz veya fiil halinde asıl amacına ulaştırmak. Açıklama biçimi. Bir ihbarın gerçekleşmesi. Kur´an´ın va´dettiklerinin sonucu.
Tevrat: Kelime anlamı şeriat ve hak demek olan Tevrat, ALLAH´tan Hz. Musa´ya indirilen kitaptır. İbranice olarak indirilen bu kutsal kitap sonraları Yahudi bilginlerince tahrif edilmiştir. Bugün aslı mevcut değildir.
Teyemmüm: Suyun bulunmadığı yerde veya bulunup da kesin zaruret sonucu kullanılamadığı zamanlarda su yerine temiz toprakla abdest almak.
Tilavet: Takip etme, izleme, bir şeyin arkasına düşme. Okuma, aktarma, uyma, tabi olma. Terim olarak tilavet, ALLAH´ın indirilmiş kitaplarına uyma, onları okuma ve anlama. Okumadan daha kapsamlı bir terim olarak ilim ve amel anlamlarına da gelir.
Ulu´l-Azm: Sebat ve sabır ehli. Üstün kararlılık sahipleri. Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) için kullanılır.

Ulu´l-Emr: Emir ve yetki sahipleri. Müslümanlardan olan yöneticiler. Veliyyü´l-Emr. Bilginler.
Ummü´l-Kura: Şehirlerin anası. İlk Ev (Ka´be´nin) çevresinde kurulan ilk şehir. Mekke.
Umre: Sözlük anlamı ziyaret. Terim olarak, farz olan Hacc´ın zamanından başka bir zamanda Ka´be´yi ziyaret etmektir ki ihram, tavaf, sa´y, halk ve taksirden ibarettir.
Uzeyr: Yahudilerin ALLAH´a oğul olarak isnad ettikleri kişi. Bir görüşe göre bir peygamber veya salih bir insan.

Uzza: Cahiliyede bir put ismi.
Ümmet: Bir zaman içinde, bir mekan üzerinde, bir din etrafında veya bir peygamber arkasında toplanmış, birbirleriyle tutarlı ve uyumlu insan topluluğu. Cemaat. İnsan dışındaki varlıklar için de kullanılabilir. Tek başına bir mü´min, Hz. İbrahim. Millet, İslam. Din. Yol.
Üsve: Örnek. Arkasından gidilmesi, takip edilmesi, kendisine uyulması; taklid edilmesi gereken timsal. Hz. Peygamber.

Va´d: Bir işin sonucunu yer ve zaman göstererek bildirme, haber verme. Kur´an´da, ALLAH´ın helak ve azabla uyarıp korkutması. Ölümden sonra diriliş, haşr ve hesap günü. Vaid: Bir işin kötü sonucunu, bir şerri haber verme.
Vahy: Büyük bir sürat ve bir gizlilik içinde verilen işaret, remiz. Fısıltı, ilka. Risalet. ALLAH´tan peygambere dini iletme tarzı. İlham. Cebrail´in peygambere haber getirmesi.
Ye´cüc ve Me´cüc: Tefsir kaynaklarına göre Hz. Nuh´un oğlu Yasef´in soyundan gelme iki kabile ismi.
Zebani: Cehennemde bulunan azab melekleri.
Zebur: Kelime anlamı büyük demir parçası. İçinde öğüt, hikmet ve hüküm bulunan kitap. Şeriatler ve yükümlülükler kitabı. Hamd, övgü ve öğüt kitabı. Hz. Davud (a.s.)´a indirilmiş kitap.
Zekat: Tezkiye ile aynı kökten gelir. Kötülükten, pislikten arınma, bir güzel temizlenme. Tathir. Maddi gücü yetenlerin yoksul olanlara devretmek zorunda oldukları mali değer. Fakirlere verilmesi gerekli olan ALLAH´a ait bir hak. Devlet vergisi. Artma, artış. ALLAH´tan bir bereket olarak verim ve gelişme. İslam´ın temel şartlarından, ana esaslarından biri.
Zelle: Ayağın bir amaç olmaksızın yürümesi veya istemeyerek kayması. Yanılma, unutma veya yanlışlık eseri yapılan istenmeyen şey, hata.
Zıhar: Cahiliye´de erkeğin, karısını, ´Sen artık bana annem gibisin´ türü bir yeminle kendi kendisine yasaklaması. Kadının boşanmış sayılmadığı fakat ebedi terkini gerektiren bu katı hükmü İslam kefaret cezasıyla ıslah etmiş ve kadınların evlilik haklarını teminat altına almıştır.
Zikir: Anma, hatırlama. Öğüt. Düşünme. Öğünç, üstün şeref. Kur´an´da, Levh-i Mahfuz. Kur´an-ı Kerim.

16

Haziran
2012

Bazı Tanımlar:Minarenin kısımları,caminin bölümleri,din görevlileri

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  2.161 Kez Okundu

Minarenin bölümleri kaide, gövde, şerefe, petek, külah, alem ve paratonerdir. En üstteki külah, minarenin çatısıdır ve kurşun kaplamadır. Külahın ucunda çoğunlukla bir hilal olan alem bulunur. Külahla şerefe arasına petek denir. Şerefenin altındaki kısım gövde, bunun üzerine oturduğu kısma pabuç ve minarenin oturduğu yere kaide veya kürsü denilir. Minarenin kapısı içtedir ve merdivenle şerefeye çıkılır.

Cami : Müslümanların ibadet etmek için toplandıkları yere cami veya mescid denir. Camiler, Kâbe’nin şubeleri ve Allah’ın evidirler.
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“Her kim Allahu Teala’nın rızasını umarak küçük veya büyük bir mescid yaparsa, Allahu Teala da ona cennette köşk yapar.” (Tirmizi)

Caminin Bölümleri :

Mihrab : Camide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu, kıble tarafındaki duvarın ortasında bulunan oyuk ve girintili yerdir.

Minber : Mihrabın sağında, merdivenle çıkılan yüksekçe yerdir. Cuma ve bayramlarda imam buraya çıkarak cemaate hutbe okur.

Kürsü : Mihrabın solunda ve yerden yüksekte bulunan, Cuma ve bayram günleri cemaate dinî konularda öğütlerin verildiği yerdir.

Müezzin Mahfili : Müezzinler için ayrılmış yüksek ve özel yere denir.

Hünkâr Mahfili : Tarihî camilerde padişahlar için ayrılmış yere denir.

Son Cemaat Yeri : Cemaatle namaza geç kalanların namaz kılmaları için, camilerin arka duvarlarına bitişik olarak yapılan bölümdür.

Şadırvan : Cami avlularında, abdest almak için yapılan yerlere denir.

Minare : Müezzinlerin çıkıp ezan okuduğu yüksek yapılara denir.

Şerefe : Minarede müezzinlerin ezan okumaları için, yuvarlak balkon tarzında yapılmış olan çıkıntılı yere denir.

Alem : Minarenin tepesine yerleştirilen hilâl (ay) şeklindeki tepeliktir.

Mahya : Kandillerde iki minare arasına gerilen ışıklı yazılara denir.

Cami Görevlileri :

İmam : Cami, mescid veya başka yerlerde cemaate namaz kıldıran din görevlisine denir. İmamın namaz kıldırma dışında birçok görevi vardır.

Vâiz : İnsanları aydınlatmak için dinî konuşma yapan kişiye denir.

Müezzin : Ezan okuyan kişiye denir.

Kayyum : Cami temizliğinden ve eşyalarının korunmasından sorumlu olan kişiye denir.

Hatib : Cuma ve bayram namazlarında minberde hutbe okuyan kişidir.

Bu görevlilerin tamamı her camide bulunmaz, sadece büyük camilerde bulunur.

Cemaat : İbadet etmek için bir araya gelen müslüman topluluğa denir.

Vaaz : İnsanları aydınlatmak amacıyla yapılan dinî konuşmalara denir.

Hutbe : Cuma ve bayram namazlarında hatibin cemaate karşı minberden yaptığı konuşmaya denir.

Kutsal Mescidler :

1. Mescid-i Haram : Yeryüzünde insanlara ibadet yeri olarak kurulan ilk mesciddir. Müslümanların kıblesi Kâbe, bu Mescid’in ortasında bulunur. Hac ve umre sebebiyle tüm dünya müslümanlarının buluşma ve kaynaşma yeri olan Mescid-i Haram, Mekke şehrindedir.

2. Mescid-i Nebî : Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hicretten sonra yaptırdığı ve ömrünün sonuna kadar da bizzat imamlığını yaptığı, pek çok olaya şahit olan, ilmin beşiği, İslam’ın ilk üniversitesi ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kabrinin bulunduğu mesciddir. Medine şehrindedir.

3. Mescid-i Aksâ : Yeryüzünde inşa edilen ikinci mesciddir. Hz. Süleyman (a.s.) tarafından yaptırılmıştır. Müslümanların ilk kıblesi, İsra ve Mi’rac’ın ilk durağı, peygamberlerin buluşma yeridir. Beyt-i Makdis de denir. Kudüs şehrindedir.
Bugün Yahudilerin işgali altında bulunan Mescid-i Aksâ’nın işgalden kurtarılması, bütün müslümanların en önemli görevlerindendir.

Darül kurra ; Cami,mescit gibi yerlerin hemen yanında yapılan kuran okuma yeri.
Darüşşafaka ; Eski “Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye”(İslami Eğitim Cemiyeti) tarafından kurulmuş olan yetimler okulu.
Evkaf ; Vakıfların hepsi,tümü.Bu günkü Vakıflar Genel Müdürlüğü.
Hafız ; Kur’an’ı ezberlemiş olan kişi.
Hattat ; Mesleği Arap harfleri ile güzel yazı yazmak olan kimse.
İmaret ; Çoğunlukla bir cami bünyesinde yapılan, bazen bir camiden ayrı olarakta oluşturulan ve fakirlere özellikle yemek yardımı yapmak amacı ile kurulan ve vakıf niteliğinde olan kuruluş.
Kadı ; İslam hukuku olan şeriat’a göre hüküm veren yargıç.Tanzimata kadar askeri davalarla devleti ilgilendiren davalar hariç tüm davalara bakmışlardır.Tanzimattan sonra ise yalnızca evlenme,boşanma,nafaka ve miras davalarına bakmışlardır.Kadılık müessesesi medeni kanunla kaldırılmıştır.
Kazasker ; En yüksek ilmi rütbe,günümüzün adalet bakanı.İmparatorkuğun Asya ve avrupa bölümlerindeki kadıların başı (Rumeli Kazaskeri,Anadolu Kazaskeri.)Kadı ve müderrislerin atama ve tayin işleri ile ordu mensupları ile ilgili davalara ve devleti ilgilendiren davalara bakmaktan sorumlu olan kişi.
Kıble taşı ; Açık alanlarda oluşturulan namazgahlarda kıblenin yönünü belirtmek için dikilen taş.
Kubbe ; Yarım küre şeklinde olan ve bir yapıyı örten dam.
Külliye ; Medrese,hamam,imaret,şifahane ve çarşı gibi ek yapıları ile birlikte inşa edilen cami.
Medrese ; Gelenek ve görenekçi usullerle eğitim yapan ve özellikle din ve hukuk adamı yetiştiren ve genellikle külliye şeklindeki camilerin bünyesinde yer alan ve bir avlu etrafına dizilmiş çok sayıda odadan oluşan okul.
Mescit ; İçinde cuma namazı ve bayram namazı kılınmayan küçük mahalle cami.
Mevlevihane ; Mevlevilik tarikatına bağlı olanların, tarikat kurallarına göre toplandıkları ve içinde özel odaları ve tören yerleri bulunan bina.
Mihrap ; Camilerde kıble yönünde bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer.
Molla ; Büyük kadı, kadı’nın bir üst derecesi,eyalet kadısı.
Müderris ; Eskiden medresede öğretmen,sonraları profesör anşamında kullanılmıştır.
Naib ; Vekil olarak birinin yerine geçen ve yerine geçtiği kişi adına işleri yürüten kişi.
Nakkaş ; Binaların duvar ve tavan gibi yerlerine ve kitaplar süslemeler yapan resimci,süsleme ustası.
Namazgah ; Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış yer.
Reis-ül ûlema ; Şeyhülislamlık dairesinde ilmiye sınıfının başı olan memur.
Seyyid ( seyit ) ; Bir topluluğun ileri gelen kişisi,efendi.
Sıbyan mektebi ; Osmanlılarda ilköğretim okulu.
Şeyhülislam ; Osmanlılarda kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve din işleri ile birlikte dünya işlerinede dini bakımdan karışan kimse.
Şeyhülislam:Ülkedeki din adamlarının, din işlerinin, medresenin ve ulemanın (bilim adamlarının) başı kabul edilirdi.
Devlet işlerinin, Divan’da verilen savaş, barış ve idam kararlarının, İslam dinine uygun olup olmadığına karar verirdi. Verdiği bu karara “fetva” denirdi.
Padişahlar ve sadrazamlar yapacakları işler için şeyhülislamdan fetva alırlardı.
Kuruluş döneminde Divan’ın asli üyesi olmayan şeyhülislam, Kanuni Dönemi’nde Divan’ın asli üyesi haline geldi.
I. Mahmut dönemine kadar, müftü diye anılmıştır.
Tarikat ; Tasavvufa dayalı olan çeşitli islam doktrinlerine verilen ad.
Tekke ; Belli bir tarikata üye olan kişilerin toplanıp ayin yaptıkları yer.
Türbe ; İçinde çoğunlukla ünlü kişilerin gömülü bulunduğu anıtsal mezar.
Türbedar ; Türbede hizmet gören ve türbeyi bekleyen kimse.

20

Mayıs
2012

Terimler: Ebabil kuşları,eimme-i selase

Yazar: arafat  |  Kategori: DİNİ TERİMLER  |  Yorum: Yok   |  399 Kez Okundu

EBABİL KUŞLARI:Kâbe’yi yıkmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe’nin ordusuna saldıran kuşlar.Ebâbil, Arapça’da “bölükler, sürü, sürüler” demektir. Kelime, Kur’ân-ı Kerim’de Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay şöyle anlatılmaktadır: “Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yaptı? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üstlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.” (el-Fil, 105/1-5).Bu olay Hz. Peygamber’in doğduğu yıl olmuş ve orduda bulunan fil/fillerden dolayı Araplar arasında “Fil Vak’ası”, geçtiği yıl ise “Fil Yılı” olarak meşhur olmuştur. Olay kaynaklarda şöyle zikredilmektedir:

EBU DÂVUD(202/817-275/888):Kütüb-i Sitte adı verilen büyük hadis mecmuâlarının Buhâri ve Müslim’den sonra gelen Sünen’in müellifi olan büyük muhaddis.”İmam”, “Şeyhu’s-Sünne”, “Mukaddemu’l-Huffâz” ve “Muhaddisu’l-Basra” gibi ünvanlara sahip olan Ebû Dâvûd, 817′de Sicistan’da doğdu. Tam adı, Ebû Dâvûd Süleyman b. El-Eş’as b. İshak b. Beşir b. Şeddad b. Amr b. İmrân el-Ezdı es-Sicistânı’dir. Büyük dedelerinden İmrân, Sıffin’de Hz. Ali’nin yanında şehid düşmüştür. Oğlu Ebû Bekr Abdullah da meşhur bir muhaddistir.

EBU HANİFE:(80/150 – 700/767)İmam Âzam (büyük İmam) lâkabıyla bilinen, Ebû Hanife künyesiyle meşhur Numân b. Sâbit b. Zevta (Zûta) mutlak müctehid ve fıkıhta Hanefi mezhebinin imamı.

EBÛ TURÂB:“Toprak babası -veya- sahibi” anlamında Hz. Ali’ye Rasûlullah (s.a.s.) tarafından verilmiş bir künye.

EBU YÛSUF(113/731-183/798)Hanefî mezhebinin imamı Ebû Hanife’den sonra gelen büyük Hanefi fâkihi .

ECEL:Belli bir zaman parçası ve bu parçanın sonu; vakit ve son.Birşey için belirlenmiş zaman dilimine ecel denir. İnsanın veya herhangi bir canlının eceli, kendisine tâyin edilen ömürdür. “Ecelin gelmesi” ise, tâyin edilmiş bulunan ömrün son bulması, yani ölümdür.Allah indinde her canlı için tâyin edilmiş bir ecel vardır. Eceli geldiğinde dünya hayatı son bulur.

ECR-İ MÜSEMMA:Belirlenmiş ücret, bedel.Ecr; bedel, ücret, ödül, sâlih amele verilen sevap; ecr-i müsemmâ ise; tef’il bâbında ismi mef’ul bir kelime olup konuşulan, belirlenen, tesbit edilen demektir. Terim olarak iş veya kira akdinde işe girerken veya akdi yaparken tarafların miktarını belirledikleri ücrete “ecr-i müsemmâ” denir. Akit sırasında miktarı belirlenmeyip iş yapıldıktan sonra veya kiralananda oturulduktan sonra emsal ücrete göre bilirkişi tarafından belirlenen ücrete ecr-i misil denir.

ECR-İ MÜSEMMA:Belirlenmiş ücret, bedel.Ecr; bedel, ücret, ödül, sâlih amele verilen sevap; ecr-i müsemmâ ise; tef’il bâbında ismi mef’ul bir kelime olup konuşulan, belirlenen, tesbit edilen demektir. Terim olarak iş veya kira akdinde işe girerken veya akdi yaparken tarafların miktarını belirledikleri ücrete “ecr-i müsemmâ” denir. Akit sırasında miktarı belirlenmeyip iş yapıldıktan sonra veya kiralananda oturulduktan sonra emsal ücrete göre bilirkişi tarafından belirlenen ücrete ecr-i misil denir.

EDİLLE-İ ERBAA:Dört delil: Kur’ân, Sünnet, İcmâ, Kıyas.

EHL-İ BEYT:Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ev halkı. Ehl-i Beyt, bir evde yaşayan aile fertleri, aile demektir. İslâm fıkıh terminolojisinde bir terim olarak Hz. Peygamber (s.a.s)’in hısımlarından kendilerine zekât verilmesi yasaklanan aile fertlerinin tamamını ifade etmek için kullanılmıştır. Bu anlamda ehl-i beyt; Hz. Peygamber (s.a.s.) ve ailesi, Ca’fer, Âkil, Abbâs ve aileleridir. Şia’ya göre ise; Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ailesi, eşleri ve çocuklarıyla Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’dir (Sahih-i Müslim, II . 751-752; .IV, 1873).Rasûlullah (s.a.s.) ile ehl-i beyt’e de salât ve selâm getirmek müslümanların bir görevidir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 323).

EHL-İ HİBRE:Ehl-i Vukuf, bilirkişi, eksper, hakimin, kendi ihtisası dışında kalan alanlarda bilgisine başvurduğu, konunun uzmanı kişi veya kişiler.

EHL-İ KIBLE:Kıbleye dönüp namaz kılan müslümanlar, Ehl-i İslâm.

EHL-İ KİTAP:İslâm literatüründe yahudiler ve hristiyanlar için kullanılan bir tâbir, kitab ehli.

EHL-İ SÂLİB:Ehl-i Kitâb’tan hristiyanlar, Haçlılar.Arapça Sâlib kelimesi “haç” (istavroz, çarmıh) demektir. Ehl-i sâlîb, Haçlılar için kullanılır. Haç, Hristiyanlığın sembolü olan ve Hz. İsa (a.s.)’ın gerildiğine inandıkları birbirini dikey kesen iki çizgidir.

EİMME:İmamlar, İmam kelimesinin çoğulu. Kur’an’da misal, rehber, lider, önder, örnek, manalarında kullanılmıştır.

EİMME-İ ERBAA:Dört imam, ehl-i sünnet ekolünde tedvin edilmiş olan dört büyük mezhebin imamları hakkında kullanılan bir terim.

EİMME-İ SELÂSE:Üç imam. Hanefî mezhebinde İmâm-ı Â’zam Ebû Hanife Nu’man b. Sabit * (80-150/699-767) ile iki büyük öğrencisi olan İmam Ebû Yûsuf Yâkub b. İbrahim el-Ensârî* (113-183/731-799) ve İmam Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî * (132-189/750-805) hakkında kullanılan bir terim.

ELFÂZ-I KÜFÜR:Elfâz’ın tekili olan lâfız; söz, sözcük ve ifade demektir. Küfür ve küfr ise “kefera” fiilinden mastar olup, sözlükte; bir şeyi örtmek anlamına gelir. Kalbindeki imanını örten kimseye de bu yüzden “münkir” veya “kâfir” * denilmiştir. Bir terim olarak, kişiyi küfre düşüren ve dinden çıkmasına sebep olan sözlere “elfaz-ı küfür” adı verilir.

EMÎRU’L MÜMİNÎN:Müminlerin emîri, halife, İslâm ümmetinin lideri, idarecisi anlamında kullanılan bu tabir, Hz. Peygamber (s.a.s.) in vefâtından sonra ilk olarak ikinci halife Hz. Ömer (582-644 M.) için kullanılmıştır. Yalnızca emîrlik unvânı ise Hz. Peygamber (s.a.s.)’ın önemli işleri idare etmek üzere tâyin ettiği kişiler için de kullanılmıştır. Harplerde kumandan olarak tayin ettiği kişiye emîr ifadesini kullandığı gibi, Hz. Ebû Bekir’i de hicretin dokuzuncu yılında hacca gidecek kafilenin başına hac emîri olarak tayin buyurmuştur.

ENBİYÂ:Peygamberler, Nebî kelimesinin çoğulu. Nebî, peygamber demektir. Farsça bir kelime olan ‘peygamber”in kelime anlamı; “haber getiren”dir. “Resul” kelimesi de peygamber demektir. Ancak nebî ile rasûl arasında şu fark vardır: Resul yeni dinî hükümler (şerîat) getiren peygamberdir. Nebî ise kendinden önce gönderilen peygamberin getirdiği hükümlerle amel ederek insanları Allah’ın birliğe ve yalnız O’na kulluğa çağıran peygamberdir. Kur’an’ın yirmi birinci sûresinin adı “Enbiya sûresi”dir. Sûrede peygamberlerin kıssalarından söz edildiği için bu adı almıştır.

ENSÂR:Mekke’den Medine’ye hicret ettikleri zaman (M. 622) Peygamber efendimiz (s.a.s.) ve muhâcirlere kucak açıp tüm imkânlarıyla yardım eden Medineli müslümanlar.

ESÂTÎRU’L-EVVELİN:Öncekilerin Masalları. “Esâtîr”, “setara” kelimesinden türemiş çoğul bir kelime olup, tekili, “ustûr, ustûre veya estîr, estıra” dır. Bâtıl olan, aslı olmayan uydurma hikâyeler ve “evvelîm” kelimesi ile birlikte, “İslâm öncesi milletlerin yazdıkları hikâyeler, masallar” manasına gelir.

ESBÂBU’N-NÜZÛL:Kur’an-ı Kerîm ayetlerinin iniş nedenleri.Bazı ayetler, Hz. Peygamber (s.a.s.)’e yöneltilen bir soru yada vukûbulan belli bir olay üzerine inerdi. Ayetlerin inişinde etken olan soru ya da olaya ‘nüzûl sebebi’ denir.

EŞ’ARİYYE:Ebu’l-Hasen el-Eş’ârî’nin (324/935-36) öncülüğünü yaptığı, kelâm metodunu benimseyen kelâm ekolü. Çoğulu “Eşâ’ira” gelir.

EŞHURU’L-HURUM:Haram aylar, hürmete lâyık aylar (Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb). Bu aylarda savaş yapmak yasak olduğu için bu adı almıştır.

EVS:Medineli bir kabile olup, İslâm döneminde ensârın bir bölümünü oluşturmuştur.

EVTAS OLAYI:Hicretin sekizinci yılında Huneyn gazvesinden sonra meydana gelen olay.

EYYÂM-I MA’DÛDE:Sayılı günler. Kur’an’da bilhassa Ramazan ayı ve Kurban Bayramı’nda teşrik tekbirlerinin alındığı günler için kullanılan bir tabir

 

Toplam 9 sayfa, 6. sayfa gösteriliyor.« İlk...45678...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.