24

Ocak
2013

Sınavlara Hazırlık Yardımcı Dersler

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  332 Kez Okundu

Diyanet’in Okunmasını Tavsiye Ettiği Kitaplar ışığında sınavlara hazırlık:Zaman Kaybetme/Vakit Nakittir/” Fenalıkların en büyüğü vakti boşa geçirmektir.” (İmam-i Azam)

1Yeterlilik Sınavı)İmam-Hatip/Müezzin-Kayyım/Kur’an Kursu Öğreticisi/Stajer vaiz ve vaize
2)Uzman Görevliler Sınavı:Uzman İmam/Uzman Müezzin-Kayyım/ Uzman Kur’an Kursu Öğreticisi/Uzman vaiz ve vaize.:Yeterince not ve testler
3) Baş İmam/Baş Müezzin-Kayyım/ Baş Kur’an Kursu Öğreticisi/Baş vaiz ve vaize sınavı.
4)Görevde Yükselme ve Unvan değişikliğiSınavı:(mbsts):Yeterince not ve testler
-Şeflik-Murakıplık
-Şube Müdürlüğü,
-Müdürlük

5)Cami nakil Cami görevlileri-Hac ve Yurtdışı dingörevlisi sınavları:Yeterince not ve testler

6)Bu sınavlar için Alfabetik Kelam-Fıkıh-Tefsir-İslam Tarihi-Genel İslam Kültürü-Ahlak-Siyer-Dinler Tarihi-Hadis-Tecvit-Genel Kültür Terimleri.

7)Başkanlık Mevzuatı-657 sayılı Kanun-Anayasa Bilgileri-Tarih-Coğrafya-Osmanlı Tarihi -Edebiyat-İslam da ve Tarihimizde ilkler.

8)Başkanlık sınavlarına hazırlık Soru Bankası.

9)Sınavlarda çıkmış sorular özetlenmiş.

10)AÖF-İlitam Notlarına yer verilmiştir.

ÖRNEK   ÇALIŞMA  NOTLARI

.Rivayet Tefsiri: Kur’ân’a, Hz. Peygamber’in sünnetine, seleften nakledilen haberlere, Arap dili ve câhiliye Arap şiirine dayanan tefsirdir.

.Vahy” terim anlamı olarak ne demektir?

.Mekke dönemin de ilk vahiy katibi kimdir?

.Mevkuf Hadis: Sahabelerden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Mevkuf hadislerde isnad Rasûlullah’a ulaşmaz, sahabede son bulur.

.Kütüb-i sitte şunlardır:

İmam Buhari
Müslim
Ebu Davud
Tirmizi
İmam Nesâi
İbn Mace’nin yazdığı kitaplardır.
.Bu kitaplardan Buhari ve Müslim’in kitaplarına sahiheyn de denilir; Bunlar Sahihleri ile meşhur iki hadis yazarıdır. Diğer dört hadis yazarının kitaplarına ise Sünen denir. Diğer hadîs kitabı türleri: Cami, Müsned, Mucem, Müstedrek, Mustahrec, Cüz, Tabakat. Bu kitaplarda kendisinden hadis rivayet eden başlıca sahabeler ise şunlardır:

.Ebu Hureyre – 5374 hadis
Abdullah bin Ömer – 2630 hadis
Enes bin Malik – 2286 hadis
Ayşe – 2210 hadis
İbn-i Abbas – 1660 hadis
Cabir bin Abdullah – 1540 hadis
Ebu Said el-Hudri – 1170 hadis

.Cuma Namazı: Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti esnasında, Kubâ köyündeki Rânûna vadisinden geçerken, öğle vakti Cuma namazı farz kılınmıştır. Peygamberimiz de ilk Cuma namazını Rânûna vadisinde kıldırmıştır.

.Hac: Hac, Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Yapılış şekli bakımından hac üçe ayrılır: 1. İfrat haccı, 2. Kıran haccı, 3. Temettu’ haccı.

İfrat Haccı: İçinde umre olmadan yapılan hactır.

Kıran Haccı: Bir ihramla hem umre hem de hac yapmaktır.

-Aşağıdakilerden hangisi yemin çeşitlerinden biri değildir ?

Akâid İlmi: Akâid “akîde” kelimesinin çoğuludur. Sözlükte düğüm bağlamak, düğümlemek ve kesinlikle inanılan şey anlamlarına gelir. “İslâm akâidi” İslâm dininde inanılan hususlar mânâsına gelir. Bunlara “îmân esasları” denir. Îmân esaslarını ihtiva eden ilme de “akâid ilmi” denir. Akâid ilmi, Allah’ın varlığından, sıfatlarından, fiillerinden bahseden bir ilimdir.

.Kelam ilminin net bir tarifi ilk defa kim tarafından yapılmıştır?

.Bazı Yazarlar ve Eserleri:

İmam-ı Şafii: er-Risale.
İmam Malik: el-Muvatta.
İmam Âzam: el-Fıkhu’l-Ekber.
Serahsi (II. Şemsü’l-Eimme): el-Mebsût (30 cilttir)
Ferra: Ma’ani’l-Kur’an.
Zemahşeri: Keşşâf.
Fahreddin er-Razi: Mefatihu’l Gayb.

.Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924 tarihinde 429 Sayılı Kanunla Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

.1961 Anayasasının öngördüğü doğrultuda 22.06.1965 tarih ve 633 sayılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” ile Başkanlık yeni bir düzenlemeye kavuşturulmuştur

.15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumu kuruldu.

.12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu kuruldu.

.İbrâd: Sıcak bölgelerde, yaz günlerinde, öğle namazını geciktirip serinlikte kılmaktır. Bu faziletli bir davranıştır.

.Kur’an’da bugün kullanılmakta olan hareke ve noktaları  Halil  b.Ahmet  belirlrmiştir.

.Usulu fıkıhta Mütekellimîn metoduna göre te’lif edilen eser  Mustasfâ – Gazali

.Hanefi mezhebine göre “bir yolcunun on beş günden az kalmayı planladığı yer” Vatan-ı süknâ

           

 

24

Ocak
2013

Peygamber Efendimizin Vefatı ve Defni

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  575 Kez Okundu

Hz. Peygamberin hastalığının çok ağırlaşması üzerine Üsâme hareket edemedi. Hz. Peygamberin baş ağrısı ve şiddetli ateşi vardı. Ateş nöbetleri geçirirken dahi Suriye seferinin hazırlıkları ile ilgileniyordu. Hz. Peygamber hastalığı esnasında yaptığı konuşmada Bir kul ki, Allah onu dünya ile kendine kavuşması arasında bir seçim yapması için muhayyer kıldı, o, Allaha kavuşmayı tercih etti buyurdu. Hz. Ebû Bekir bu sözün ifade ettiği anlamı ve o kulun Hz. Peygamberin bizzat kendisi olduğunu anladı ve Nefislerimiz, mallarımız ve evlatlarımızla sana feda olalım, diyerek ağlamaya başladı. Onun ağladığını gören Hz. Peygamber Ağlama Ebû Bekir! Arkadaşlık ve malını feda konusunda bana en çok yardımı dokunan Ebû Bekirdir. Ümmetimden birini dost edinseydim Ebû Bekir?i seçerdim. Lâkin İslâm kardeşliği daha üstündür dedi. Hz. Ebû Bekir?in kapısı dışında Mescid-i Nebevînin avlusuna açılan tüm kapıların kapatılmasını emretti. Bunun sebebini açıklarken de İslâm’a ondan daha faydası dokunan kimse tanımadığını söyledi.
Peygamberimiz hastalığı esnasında vücudunda hafiflik hissettiği zaman namazı kendisi kıldırır, ağırlık hissedince “insanlara emredin namazlarını kılsınlar” derdi. Nitekim namaza çıkamayacak derecede hastalanınca namazı Hz. Ebû Bekirin kıldırmasını emretti. Hz. Âişe, babasının yufka yürekli olduğunu, Kur?an okurken gözlerinden yaşlar boşandığını, Resûlullahın makamında durmaya tahammül edemeyeceğini ve bu görevin Hz. Ömere havale edilmesini istedi. Fakat Hz. Peygamber ısrarla Ebû Bekire söyleyin, namazı kıldırsın?buyurdu. Hz. Ebû Bekirin, Hz. Peygamber?in hastalığı esnasında en az on yedi vakit namaz kıldırdığı rivayet edilmektedir. Son günlerini Hz. Âişenin odasında geçiren Hz. Peygamber bir gün öğle üzeri hastalığının biraz hafiflediğini hissetti. Hz. Abbas ve Hz. Alinin yardımıyla Mescide çıktı. O esnada cemaat namaza durmuştu. Hz. Ebû Bekir onun geldiğini anlayınca çekilip mihrabı kendisine bırakmak istedi.Ancak Hz. Peygamber, yerinden çekilmemesive namaza devam etmesi için işaret ederek Hz. Ebû Bekir?in yanında namaza durdu.
Pazartesi günü sabah namazından sonra Hz. Ebû Bekir Hz. Peygamber’in hastalığının hafiflediğini gördü ve kendisinden izin alarak Sünh mevkiindeki evine gitti. Bazı sahâbîler de işlerine gittiler. O sırada Hz. Peygamber’in hastalığı ağırlaştı. Son nefesini vermeden önce kölelere iyi davranmayı, onları giydirmeyi, yedirmeyi, onlara yumuşak söz söylemeyi ve namaza devam etmeyi tavsiye etti. Hz. Âişenin bildirdiğine göre Hz. Peygamber vefat etmeden önce hafif bir sesle ?Lâ ilâhe illallah, ruh teslimi ne şeymiş? demiş ve güçlükle işitilebilen son sözü ise şu olmuştur: Maar-Refîkıl-Alâ (Yüce Rabbimle beraber).Hz. Peygamber bu sözleri söyledikten sonra eşi Hz. Âişenin kolları arasında, yerine hiç kimseyi bırakmadan,14 Rebîülevvel 11/8 Haziran 632 Pazartesi günü kuşluk vakti ruhunu teslim etmiştir.
Vefat edeceği gün, Peygamberimiz sanki iyileşmişti. Müslümanlar Hz. Ebu Bekir’in imamlığında sabah namazını kılıyorlardı. Peygamberimiz mescide açılan kapısını açtı. Onların namaz kılışlarını seyretti; yüzü aydınlandı. Tekrar odasına çekildi. Öğleye doğru ateşi tekrar yükseldi. Ateşini düşürmek için yanında bulunan kaptaki suya ellerini daldırıyor, yüzünü, boynunu ıslatıyordu. Bir taraftan da şöyle diyordu.
“–La ilahe illallah… Ölümün de şiddetlisi var… Allah’ım günahlarımı bağışla, bana merhamet et, beni yüce dosta kavuştur.”
Kızı Fatıma çaresizlik için ağlıyordu. Peygamberimiz ona:
“–Üzülme kızım, baban bugünden sonra bir daha hiç acı ve üzüntü çekmeyecek” dedi.
Peygamberimiz dilinden La ilah illallah cümlesini düşürmeyerek 13 Rebiulevvel 11 (8 Haziran 632) tarihinde Pazartesi günü vefat etti. Ölmeden önce son sözü: “En Yüce Dosta…!” kelimeleri oldu.
Peygamber’in vefat ettiği pazartesi günü, Ebûbekir halife seçildikten sonra salı günü Peygamber’in teçhiz ve defnine başlandı. Peygamber’in ev halkı sayılan damadı Ali ibn Ebîtâlib, amcası Abbâs, amcası oğlu Fadl ibn Abbâs, Kuşem ibn Abbâs, Üsâme ibn Zeyd ve Allah Elçisi’nin mevlası Şükran, Peygamber’in evinden ayrılmamışlardı. Bunlar onu yıkadılar. Peygamber’in giysisi üstünden çıkarılmadı. Hz. Ali, Peygamber’in naaşını göğsüne dayadı. Abbâs, Fadl ve Kuşem naaşı sağa sola çevirirken Üsâme ve Şükran su döktüler. dökülen suyla Peygamber’i, giysisinin altında ovuyor, su Allah Elcisi’nin vücuduna değdikçe Ali, “Oh, sağlığında da ölümünde de ne güzel kokuyorsun” diyordu.

Allah’ın Elcisi üç kumaşa sarılarak kefenlendikten sonra, nereye defnedileceği konusu gündeme geldi. Ebûbekir, “Ben, Allah Elçisi’nin, ‘Her peygamber, öldüğü yere def-nedilmiştir’ dediğini işittim” deyince Peygamber’in yatmakta olduğu yatak kaldırılıp altı eşildi. Daha sonra halk, grup grup içeri girerek herkes ayrı ayrı Peygamber’e namaz kıldı. Allah’ın Elçisi karşısında biri imam olup namaz kıldıramadı. Erkeklerden sonra kadınlar ve çocuklar da girip namaz kıldılar.
Efendimiz’in vefatı ve sonrasında yaşananlar ashab için yeni bir imtihan olmuştu. Hz. Ömer (ra) ölümü bir türlü kabul edemezken, Hz. Ebû Bekir ise her zamanki soğukkanlılığıyla onu ve diğer ashabı sakinleştiriyordu.
Rasûlullah’ın (sas) vefât haberi, ashâb üzerinde büyük bir hüzün meydana getirdi. Daha sabahleyin ayağa kalkmış halde görmüşler, iyileşiyor diye sevinmişlerdi. Acı haber, herkesi şaşkına çevirdi. Münâfıklar ise, “Hak peygamber olsaydı, ölmezdi…” gibi küstahça sözler söylemişler, ortalığı bulandırmışlardı. Bu duruma sinirlenen Hz. Ömer, kılıcını çekerek, “Rasûlullah (sas) ölmemiş, bayılmıştır. Kim Muhammed öldü derse, boynunu vururum.” diyordu. Böyle bir hengâmede metânetini muhâfaza edebilen sâdece Hz. Ebû Bekir oldu:
-Sizden her kim Muhammed’e (sas) tapıyorsa, iyi bilsin ki, O (sas) öldü. Her kim Allah’a kulluk ediyorsa, iyi bilsin ki, Allah bâkîdir, asla ölmez.” dedi ve şu anlamdaki âyetleri okudu:
“Muhammed ancak bir peygamberdir. O’ndan önce de nice peygamberler geçti. Eğer o ölür, veya öldürülürse geri mi döneceksiniz. Her kim geri dönerse, Allah’a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükâfatını verecektir.” (Âl-i İmrân Sûresi, 144) Hz. Ebû Bekir’in sözlerini ve âyetleri dinleyince herkes kendine geldi. Aynı gün Benî Saide sofasında toplandılar. Hz. Ebû Bekir’i halife seçtiler. (1 Rabiulevvel 11 H./ 27 Mayıs 632 M.)
Rebiülevvel ayının on üçü, Salı günü.
Hz. Ebû Bekir, Mescid-i Nebevîye geldi. Minbere çıkıp oturdu.
Henüz konuşmaya başlamadan önce, Hz. Ömer ayağa kalktı.Allah’a hamd ve şükürde bulunduktan sonra, Müslümanlara, “Allah, halifeliği sizin hayırlınız, Resûlullahın (a.s.m.) yâr-ı gârı olan zâta nasip etti. Kalkınız, ona bîat ediniz!”
Mescid-i Şerifte bulunan Müslümanlar kalkıp Hz. Ebû Bekir’e umumî bîat yaptılar.909
Bîat işi bitince Hz. Ebû Bekir, Allah’a hamd ve şükür ettikten sonra şöyle konuştu:
“Ey insanlar! Ben, üzerinize vâli ve emir oldum. Halbuki, sizin en hayırlınız değilim. Eğer iyilik edersem bana yardım ediniz. Fenalık yaparsam bana doğru yolu gösteriniz!
“Doğruluk emânettir. Yalancılık hiyânettir. İnşaallah, içinizdeki en zayıfınız kendisinin hakkını alıncaya kadar, yanımda en güçlünüz olacaktır! İnşallah, içinizde en güçlünüz de, üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alıncaya kadar benim yanımda en zayıfınız olacaktır.
“Ey insanlar! Allah yolunda cihadı terk etmeyin! Bilin ki, cihadı terk eden kavim zelil olur.
Ben, Allah ve Resûlüne itâat ettikçe, siz de bana itâat ediniz. Ben, Allah ve Resûlüne âsi olursam, sizin de bana itâatınız lâzım gelmez.
“Kendim ve sizin için Allah’tan af ve mağfiret dilerim!”
Rasûlullah’ın (sas) cenâzesi, halîfe seçimi yapıldıktan sonra, salı günü yıkanıp hazırlandı. Son hizmetinde bulunabilmek isteyen herkes, Hz. Âişe’nin odası önünde toplanmıştı. Bu yüzden Hz. Ali odanın kapısını kapattı, içeriye kimseyi almadı. Yalnızca Ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı.
Rasûl-i Ekrem’in (sas) mübârek vücûdu, bir sedir üzerine konuldu. Dış elbisesi soyuldu. Yıkama işini bizzat Hz. Ali yaptı. Amcası Abbâs ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kusem, cesedin çevrilmesine yardımcı oldular. Üsâme ile azadlı kölesi su döktüler. İç gömleği çıkarılmayıp vücûdu üzerinden ovulduğu için Hz. Ali’nin eli Rasûlullah (sas)’in mübârek vücûduna dokunmamıştır.
Hz. Ali, “Hayâtında da pâksın, ölümünde de pâksın.” diyerek yıkadı. Üç parça beyaz pamuk bezi ile kefenlenip odanın kapısı açıldı. Mübârek naaş, sedirin üzerine konmuştu. Önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kıldılar Rasûlullah (sas) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için, O’nun cenâze namazında kimse imâm olmadı. Hz. Âişe’nin odası küçüktü. Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etti. Efendimiz (sas), “Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder.” buyurmuştu. Bu sebeple Rasûlullah (sas)’ın kabri, Hz. Âişe’nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr’dan Ebû Talha tarafından kazıldı. İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam için mezar kazmaya azmettikleri vakit Ebu Ubeyde İbnu’l Cerrah’a adam gönderdiler. O, Mekke halkının mezarı gibi şak şeklinde mezar kazıyordu. Ebu Talha’ya da adam gönderdiler. O da Medine ahalisinin mezarı gibi, lahid tarzında mezar kazıyordu. İşte bu iki zata iki ayrı elçi yola çıkarıldı. Ashab dedi ki: “Allahım, Resulün için sen tercih et” Ebu Talha’yı yerinde buldular ve (kazı yerine) getirdiler. Ebu Ubeyde (yerinde) bulunamadı. Böylece Resulullah aleyhissalatu vesselam için lahid tarzında mezar hazırlandı.” Salıyı çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi. (2/3 Rabiulevvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M.) Mübârek cesedini, kabri saâdete Hz. Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler. Hz. Âişe, “Biz Rasûlullah (sas)’in defnedildiğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık.” demiştir. Peygamber’in naaşına en son eli değen, mevlası Şukrân’dır. Şükran, Hz. Peygamber’in giymekte olduğu kadifeyi onun naaşının üstüne örtüp, “Senden sonra bunu kimse giyemez” dedi.
Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz: “Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder,” buyurmuştu. Bu sebeple Rasûlüllah (s.a.v.)’in kabri, Hz Âişe’nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr’dan Ebû Talha tarafından kazıldı. Salıyı Çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi. (2/3 Rabiu’l-evvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M.) Mübarek cesedini, kabri saadete Hz. Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler. Hz.Âişe: -Biz Rasûlüllah (s.a.v.)’in defnedilğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık, demiştir.
Peygamberimiz, kabre Hz. Ali, Fadl, Kusem, Şükran ve Evs b. Havlî tarafından indirilip konuldu.
Hz. Fâtıma, Peygamberimizin kabrinin toprağından alıp onu kokladıktan ve gözlerine
sürdükten sonra, şöyle dedi:
“Ahmed Aleyhisselamın toprağını koklayanın hali ne mi olur?
Ömür boyunca güzel koku koklamamak!
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz henüz defnedilmemişti. Bu sırada Hz. Bilâl, hüzün ve hasret akıtan yanık sesiyle ezan okudu. “Eşhedü Enne Muhammede’r-Resûlullah” dediği zaman, Ashab-ı Kiram hüngür hüngür ağlamaya başladı. Mescid-i Nebevî, ağlama sesleriyle çalkalandı.
Yıkama işini Hz. Ali (ra) yaptı. Zirâ, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz sağlığında ona,
“Vefât ettiğim zaman beni, sen yıka.” (İbn Sa’d, 2/280-281) diye vasiyyet etmişlerdi.
Bu, Hz. Bilâl’in son ezânı oldu. Resûl-i Kibriyâ Hazretleri defnedildikten sonra artık ezan okumadı.
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh, Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın vefatından sonra Hz. Ömer’e: “Bizimle gel, Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın yaptığı gibi Ümmü Eymen radıyallahu anhayı bir ziyaret edelim” dedi. Hz. Enes devamla der ki: “Ziyaretine gittiler, yanına varınca kadıncağız ağladı. Kendisine: “Niye ağlıyorsun? Allah’ın kendi nezdinde hazırladığı, Resulullah aleyhissalatu vesselam için daha hayırlıdır” dediler. Kadın onlara:
“Ben de biliyorum ki, Allah’ın yanındaki, Resulullah için elbette daha hayırlıdır. Ancak ben semadan vahyin kesilmesine ağlıyorum” cevabını verdi.” (ÜmmÜ Eymen) bu sözüyle onları da ağlattı ve Ümmü Eymen’le beraberce ağladılar.”
6471 – Ebu’d-Derda anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Cum’a günü bana salavatı çok okuyun. Çünkü o gün okunan salavatlar meşhuddur, melekler ona şahidlik ederler. Bana salavat okuyan hiç kimse yoktur ki, o daha okumasını bitirmeden salavatı bana ulaştırılmamış olsun.” Bunun üzerine dedim ki: “Siz öldükten sonra da mı?” “Evet buyurdular, öldükten sonra da. Zira Cenab-ı Hak hazretleri toprağa, peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram etmiştir. Allah’ın peygamberi her zaman diridir, rızka mazhardır.”
“Hiç süphesiz, Allah ve melekleri Peygamber’e salat etmektedirler.Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(Ahzab:56)
Hz. Âişe annemizin odasında iki kişilik daha kabir yeri kalmıştı. Oraya da sonradan Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer defnedildiler. Medine mescidinin yeşil kubbesinin altındaki Ravza’da üç dost birlikte yatmaktadırlar. Rabbim bizleri onların şefaatlerine nâil eylesin .
Ey Allah’ın Resulü! Doğduğun gün, vefat ettiğin gün ve yeniden diriltileceğin gün Allah’ın selâmı üzerine olsun!
Not:Yalnızca ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı.
Kaynaklar:
1-İbn Hişâm, 4/312-313
2-el-Buhârî, 2/75; Tecrid Tercemesi, 4/422 (Hadis No: 627)
3-İbn Hişâm, 4/314
4- 909. Sîre, 4:311; Taberî, 3:203.
5-910. Sîre, 4:311; Tabakât, 3:183; Taberî, 3:203.
6- İbni Hişam c4 s342, Tabari c2 s452,485, ibni Kesir c5 s270
7- Ahmed b.Hanbel Müsned’de c6 s242 ve 274
8- İbn Sa’d, 2/280-281)
9- Makrîzî, s. 542.
10- İbn Sa’d, II, 218, 219 vd.; İbn Hişâm, II, 652.
11- İbn Sa’d, II, 254; İbn Hanbel, III, 117.
12-İbn Abdilber, Dürer, s. 271; Makrîzî, s. 457.
13- Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaj(DİB)

24

Ocak
2013

Sevgili Peygamberimizin Hayatından Kısa Notlar

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  315 Kez Okundu

1-Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu.
2-İslâmiyet’ten önce Araplar, henüz millet hâline gelemedikleri için; kabîleler hâlinde yaşıyorlardı. Her kabîle, diğerlerinden ayrı bir devlet gibiydi. Kabîle başkanına “Şeyh” deniyordu.
3-Hicaz bölgesinde üç önemli şehir, Mekke, Yesrib (Medine) ve Tâif’ti. Mekke’de Kureyş Kabîlesi, Tâifte Sakîf Kabîlesi, Yesrib (Medine) de Evs ve Hazreç adlı Arap kabîleleri ile Kaynukaoğulları, Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları olmak üzere üç yahûdi kabîlesi bulunuyordu.
4-Dört ayında (Muharrem, Recep, Zilka’de ve Zilhicce aylarında) harbetmezlerdi. Bu aylara “eşhür-i hurum”(savaşılması, kan dökülmesi haram olan hürmetli aylar) denir.
Hicaz bölgesindeki panayırların en önemlileri, 5-Mekke civârında kurulmakta olan Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz panayırlarıydı. Bu panayırlara ülkenin Tâif’le Nahle arasında kurulmakta olan Ukaz panayırında, şiir yarışmaları yapılır; beğenilip derece alan şiirler, Kâbe’nin duvarlarına asılırdı. Bu şekilde Kâbe duvarında asılmış olan yedi ünlü kasideye “el-Muallekatü’s-seb’a” (Yedi Askı) denilmiştir.
6-En önemli putlar, Hubel, Lât, Menât, Uzzâ, Vedd, Suva’, Yeğûs, Yeûk ve Nesr adlarını taşıyanlardı. Mekke’de Kâbe ve civârına 360 kadar put yerleştirilmişti.
7-Arabistan’da putperestlerden başka, Mûsevî, Hıristiyan, Mecusî (ateşe tapan) ve Sâbiî dinlerine mensup kimseler de vardı. Bunlardan başka, çok az sayıda, Hz. İbrahim’in tebliğinden o devre ulaşan dinî esasları benimsemiş tek Tanrı inancında olan “Hanîf”ler vardı. Nevfel oğlu Varaka, Cahş oğlu Abdullah, Huveyris oğlu Osman ve Sâide oğlu Kuss bunlardandı.
8-İslâmiyetten önce Arap Yarımadasının kuzeyinde (Sûriye’de) “Nebtî”, güneyinde (Yemen’de) “Himyerî”, Irak’ta ise “Süryânî” yazıları kullanılıyordu.
-”Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah’ a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aylardır. (et-Tevbe Sûresi,36)
-”Aralarında birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman, içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hüküm veriyorlar.” (en-Nahl Sûresi, 58-59. ez-Zuhruf Sûresi, 17; et-Tekvîr Sûresi,8-9) (er-Rum Sûresi, 41
9-Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı’nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke’nin doğusunda bulunan “Hâşimoğulları Mahallesi”nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu.
10-Arapların takvim başı olarak kullandıkları “Fil Vak’ası”, Peygamberimiz (s.a.s.)’in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu.

11-Abdülmuttalib, torununun doğumu şerefine verdiği ziyâfette çocuğun adını soranlara:
“Muhammed adını verdim. Dilerim ki, gökte Hakk, yeryüzünde halk, O’nu hayırla yâdetsinler…” cevâbını verdi. Annesi de “Ahmed” dedi. (Muhammed, üstünlük ve meziyetleri anılarak çok çok övülüp senâ edilen; Ahmed de Cenab-ı Hakk’ı yüce sıfatları ile öven, hamdeden kimse demektir.
12-Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in babası, Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah; annesi ise Vehb’in kızı Âmine’dir. Babası Abdullah, Kureyş Kabîlesinin Hâşimoğulları kolundan, annesi Âmine ise Zühreoğulları kolundandır. Her ikisinin soyu, bir kaç batın yukarıda, “Kilâb”da birleşmektedir. Her ikisi de Mekke’lidir.
13-Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Hz.İbrâhim’in büyük oğlu Hz. İsmâil’in neslindendir. Soyu Adnân’a kadar kesintisiz bellidir.
“Allah, Hz İbrâhim’in oğullarından Hz. İsmâil’i, İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını, Kinâneoğullarından Kureyşi, Kureyşden Hâşimoğullarını, Hâşimoğullarından da beni seçmiştir.”
Bir başka hadis-i şerifinde de Rasûl–i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Allah beni, dâima helâl babaların sulbünden, temiz anaların rahmine naklederek, sonunda babamla annemden ızhâr etti. Âdem’den, anne-babama gelinceye kadarki nesebim içinde nikâhsız birleşen olmamıştır”.
14-Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)’de hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti.
15-Peygamberimiz (s.a.s.)’e, babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.
16-Başlangıçta çocuğu (3 veya 7 gün) annesi Âmine emzirdi.Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb’in azatlı câriyesi Süveybe tarafından emzirildi.
17-Hz. Muhammed (s.a.s.)’in devamlı süt annesi Hevâzin Kabîlesinin Sa’doğlulları kolundan Halîme oldu.
Mekke’nin havası ağır olduğu için, Mekkeliler yeni doğan çocuklarını çölden gelen süt annelere verirlerdi. Çöl ikliminde çocuklar hem daha gürbüz yetişiyor, hem de bozulmamış (fasih) Arapça öğreniyorlardı.
18-Süt kardeşi Şeyma da bakımında annesine yardımcı olmuştur.
19-Hz.Muhammed (s.a.s.) süt annesi ve süt kardeşleri ile sonraki yıllarda dâima ilgilenmiştir. Halîme kendisini ziyârete geldiği zaman onu “anacığım” diyerek karşılamış, altına elbisesini yayarak, saygı göstermiştir.
20-Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşına kadar, süt annesinin yanında çölde kaldı. Dört yaşında Halîme çocuğu Mekke’ye götürerek annesine teslim etti. İslâm târihçileri, bu esnada “şakk-ı sadr” (göğüs açma) olayının meydana geldiğini, çocukta görülen bu gibi olağanüstü hallerin Halîme’yi endişelendirdiğini, bu yüzden çocuğu annesine teslime mecbûr kaldığını naklederler.
21-Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşından altı yaşına kadar, öz annesi Âmine ile kaldı, O’nun şefkat ve ihtimâmı ile yetişip büyüdü. Altı yaşında iken, babasının Medine’de bulunan kabrini ziyâret etmek üzere, annesi ve sadık hizmetçileri Ümmü Eymen’le beraber Medine’ye gittiler. Medine’deki akrabaları Neccâroğullarında bir ay kadar misâfir kaldılar. Dönüşte, Medine’nin 23 mil güneyinde Ebvâ Köyü’nde Âmine hastalandı. Henüz doğmadan babasından yetim kalmış olan Hz. Muhammed (s.a.s.) altı yaşında iken annesinden de öksüz kalıyordu. Bu acıyı bütün varlığı ile hisseden anne, oğlunu şefkat dolu gözlerle süzdü. Bağrına basıp uzun uzun öptü. Masûm yüzüne bakarak “Her yeni eskiyecek, her fâni yok olup gidecek,
Ben de öleceğim, fakat buna gam yemem,
Namımı ebedi kılacak hayırlı bir halef bırakıyorum…” anlamına bir şiir söyledi. Bu sözlerden sonra vefât etti.
22-Annesinin ölümünden sonra çocuğu Ümmü Eymen Mekke’ye götürüp dedesi Abdülmuttalib’e teslim etti.
Altı yaşından sekiz yaşına kadar, çocuğa dedesi Abdülmuttalib baktı. Abdülmuttalib seksen yaşını geçmiş bir ihtiyârdı. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz sekiz yaşında iken dedesi de öldü. Ölürken, on oğlu içinden Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin yetiştirilmesini, öz amcası Ebû Tâlib’e bıraktı.
23-Hicret’in 6′ıncı yılı Hudeybiye Barışı dönüşünde Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, annesinin kabrini ziyâret edip, teessürle gözyaşı döktü.
Annemin bana olan şefkatini hatırlayarak ağladım, buyurdu.
24- Peygamberimizin en meşhûr ve Kur’an-ı Kerim’de geçen isimleri; “Muhammed” ve “Ahmed”dir. Muhammed (s.a.s.) ismi Kur’ân-ı Kerîm’de 4 yerde (Âl-i İmrân Sûresi 144, Ahzâb Sûresi 40, Muhammed Sûresi 2 ve Fetih Sûresi 19); Ahmed ismi ise 1 yerde (Saf Sûresi, 6) geçmektedir.
Fetih Sûresinde bu ism–i şerif, ayrıca “Rasûlüllah” olarak vasıflanmıştır. Saf Sûresinin 6. âyetinde ise:
“Meryem oğlu İsâ: Ey İsrâiloğulları! Doğrusu ben, benden önce indirilen Tevrât’ı tasdik edici, benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygemberi de müjdeleyici olarak, Allah’ın size gönderilmiş bir peygemberiyim demişti…” buyrulmuştur.
Bu ayet-i celilede Hz. İsâ’nın, kendinden sonra “Ahmed” adında bir peygamberin geleceğini müjdelediği bildirilmektedir.
25-Rasûlüllah (s.a.s.)’in hayatında şakk-ı sadr olayı İlki, süt annesi Halîme’nin yanında iken meydana gelmiştir. Melekler, göğsünü açıp, “işte şeytanın sendeki nasibi” diyerek bir pıhtı çıkarıp atmışlardır. (Müslim, 1/147 K. İmân B. 74, Hadis No: 261). İlk vahyin gelişinden önce de, vahyin ağırlığına dayanabilmisi için, şakk-ı sadr olayının tekrarlandığı rivâyet edilmiştir. Mirâc mucize’sinden önce de Cebrâil (a.s.) Rasûlüllah (s.a.s.)’in göğsünü açıp “zemzem suyu” ile yıkadıktan sonra imân ve hikmet doldurmuştur. (Tecrid Tercemesi, 2/227, Hadis No: 227 ve izâhı)
26- Abdülmuttalib’in çeşitli zevcelerinden 10 oğlu ve 6 kızı vardı. Bunlar içinde Hz. Ali’nin babası Ebû Tâlib ile Peygamberimiz (s.a.s)’in babası Abdullah ana baba bir kardeşti. (Asr-ı Saâdet 1/ 197; Târihi-i Din-i İslâm, 2/27)
27-Oğulları: Abbâs, Hamza, Abdullah, Ebû Tâlib (asıl adı Abdimenâf) Zübeyr, Hâris, Hacl, Mukavvim, Dırar, Ebû Leheb (asıl adı Abduluzza) dır. Kızları ise: Safiyye, Ümmü Hakim el- Beyda, Âtike, Ümeyme, Eravâ, Berre. (İbn Hişâm, 1/113)
(33/2) İbn Sa’d, et-Tabakat, 1/116-117; Tecrid Tercemesi, 4/683
28-Hz. Muhammed (s.a.s.) 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik devresinin 13 yılı Mekke’de, 10 yılı Medine’de geçti. Bu itibârla Peygamberlik devresinin:
a) Nübüvvet’den Hicret’e kadar devâm eden 13 yıllık süresine “Mekke Devri” (610- 622);
b) Hicretten vefâtına kadar olan 10 yıllık süresine de “Medine Devri” (622-632) denir.
29-Eskiden beri Mekke’deki hanîf ve zâhitler, recep ayında inzivâya çekilirlerdi. Her biri, Mekke’nin 3 mil (bir saat) kuzeyinde Hira (Nûr) dağında bir köşeye çekilir, tefekküre dalardı.

30-610 yılı Ramazan ayının(52) Kadir Gecesinde,(53) ridâsına bürünüp Hira’daki mağarada düşünmeye dalmış olduğu bir sırada, bir sesin kendisini ismi ile çağırmakta olduğunu duydu. Başını kaldırıp etrafına baktı; kimseyi göremedi. Bu sırada her tarafı ansızın bir nûr kaplamıştı; dayanamayıp bayıldı. Kendisine geldiğinde karşısında vahiy meleği Cebrâil’i gördü. Melek O’na:
-”Oku” Dedi. Hz. Muhammed (s.a.s.):
-”Ben okuma bilmem”, diye cevap verdi. Melek, Hz. Muhammed (s.a.s.)’i kucaklayıp güçsüz bırakıncaya kadar sıkdı.
-”Oku” diye emrini tekrarladı. Hz. Muhammed (s.a.s.) yine:
-”Ben okuma bilmem…” cevâbını verdi. Melek emrini tekrarlayıp üçüncü defa Hz. Peygamber (s.a.s.)’i sıktıktan sonra “el-Alak” Sûresi’nin ilk beş âyetini okudu.
“Yaratan Rabb’ının adıyle oku. O, insanı alak’tan (aşılanmış yumurtadan) yarattı. Oku, kalemle (yazmayı) öğreten, insana bilmediğini belleten Rabb’ın sonsuz kerem sahibidir.” (El-Alak Sûresi, 1-5).

Meleğin arkasından Hz. Peygamber (s.a.s.)’de bu âyetleri tekrarladı. Heyecanla mağaradan çıkarak evine geldi. Yolda ilerlerken gök yüzünden bir sesin:
“Ya Muhammed. Sen Allah’ın elçisisin, Ben de Cibril’im” dediğini duydu. Başını kaldırdığı zaman, Cebrâil’i gördü.(54) Korku içinde evine vardı. Eşi Hz. Hatice’ye:
“Beni örtünüz, çabuk beni örtünüz” dedi. Bir müddet dinlenip heyecânı geçtikten sonra gördüklerini Hz. Hatice’ye anlattı, kendimden korkuyorum, dedi. Hz. Hatice, O’nu şu ölmez sözlerle teselli etti.

“Öyle deme. Allah’a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hakk hiç bir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen , akrabanı gözetirsin. İşini görmekten âciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin, Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misâfiri ağırlarsın. Hak yolunda zuhûr eden olaylarda halka yardım edersin…”
31-Hatice daha sonra Hz. Peygamber (s.a.s.)’i amcazâdesi Nevfel oğlu Varaka’ya götürdü. Varaka hanîflerdendi. Tevrât ve İncil’i okumuş, İbrânî dilini ve eski dinleri bilen bir ihtiyardı. Varaka Peygamberimiz (s.a.s.)i dinledikten sonra:
-”Müjde sana yâ Muhammed, Allah’a yemin ederim ki sen Hz. İsâ’nın haber verdiği son Peygambersin. Gördüğün melek, senden önce Cenâb-ı Hakk’ın Musâ’ya göndermiş olduğu Cibril’dir. Keşki genç olsaydım da, kavmin seni yurdundan çıkaracağı günlerde sana yardımcı olabilseydim… Hiç bir Peygamber yoktur ki, kavmi tarafından düşmanlığa uğramasın, eziyet görmesin…” dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü.
32-Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe’den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardeştir. Mekke Devri’nin 6′ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur.
Peygamberimiz bir gün “Safâ” tepesinde otururken yanından Ebû Cehil geçti. Rasûlullah (s.a.s.)’e çirkin sözlerle hakarette bulundu. Peygamberimiz hiç bir karşılık vermedi.
Hamza o gün ava gitmişti. Dönüşünde, bir câriye, olayı Hamza’ya anlattı. Hamza henüz Müslüman olmamıştı. Yeğenine hakaret edilmesine dayanamadı, silahını çıkarmadan, derhal Kureyşin toplantı yerine gitti. “Kardeşimin oğluna hakaret eden sen misin?” diyerek yayı ile Ebû Cehil’in kafasına vurup yaraladı. Ebû Cehil, “Hamza Müslüman oluverir” korkusu ile ses çıkarmadı.
33- Ebû Cehil’den, Peygamberimize yaptığı hakaretin öcünü alan Hamza, Rasûlullah (s.a.s.)’e giderek O’nu teselli etmek istedi. Rasûlullah (s.a.s.)’in ancak imân etmesi ile memnûn olacağını söylemesi üzerine, şehâdet getirip Müslüman oldu.
Hz. Hamza son derece cesûr, kuvvetli, gözünü budaktan sakınmaz bir kişiydi. Kendisinden üç gün sonra da Ömer Müslüman oldu. Bu ikisinin Müslüman olmalarıyla, Müslümanlar büyük destek buldular.
34-Hz. Hamza’nın İslâm’ı kabûlü, Müslümanları sevindirmiş fakat müşrikleri telaşlandırmıştı. Kureyş ileri gelenleri “Dârü’n-Nedve” de toplandılar. “Bunlar gittikce çoğalıp kuvvetleniyorlar, çabuk çâresine bakmazsak, ileride önünü alamayacağımız tehlikeler doğar… Buna kesin çâre bulmalayız” dediler. Çeşitli teklifler ortaya atıldı. Ebû Cehil:
“-Muhammed (s.a.s.)’i öldürmekten başka çıkar yol yok. Bu işi yapana şu kadar deve ve altın verelim,” deyince Ömer ayağa kalktı:
“-Bu işi ancak Hattâb oğlu yapar”? dedi. Ömer alkışlar arasında yola çıktı. Silahlarını kuşanıp giderken yolda Abdullah oğlu Nuaym’e rastladı. Nuaym:
“-Nereye böyle ya Ömer”? diye sordu. Ömer:
“-Araplar arasına ayrılık sokan Muhammed’in vücûdunu ortadan kaldırmağa”… diye cevâp verdi.
“-Ya Ömer, sen çok zor bir işe kalkışmışsın. Müslümanlar Muhammed (s.a.s.)’in etrafında pervane gibi dönüyor, seni O’na yaklaştırmazlar. Yapabildiğini kabûl etsek, Hâşimoğulları seni yaşatmazlar”… dedi. Ömer bu sözlere kızdı.
“-Yoksa sen de mi onlardansın”? diye çıkıştı. Nuaym:
“-Sen benden önce kendi yakınlarına bak. Enişten Saîd ile kız kardeşin Fâtıma Müslüman oldular,” dedi.
Ömer buna hiç ihtimâl vermedi. Fakat içine düşen şüpheyi gidermek için, yolunu değiştirip doğru eniştesi Saîd b. Zeyd’in evine vardı. Bu esnâda içeride Kur’ân-ı Kerîm okunuyordu. Ömer, kapı önünde okunanları işitti. Kapıyı kırarcasına vurdu.
İçerdekiler Ömer’i görünce telaşlandılar. Ömer’in İslâm’a olan düşmanlığını biliyorlardı. Hemen Kur’ân sahifesini sakladılar ve kapıyı açtılar. Ömer:
-”Nedir o okuduğunuz şey”? diye bağırdı. Eniştesi:
-”Bir şey yok”, diye cevap verdi. Ömer:
-”İşittiklerim doğruymuş” diyerek, hiddetle eniştesinin üzerine atıldı. Araya giren kız kardeşinin, bir tokatla yüzünü kan içinde bıraktı. Canı yanan kızkardeşi Fâtıma:
-”Ya Ömer, Allah’tan kork. Ben ve eşim Müslüman olduk, bundan gurur duyuyoruz ve senden korkmuyoruz. Öldürsen de dinimizden dönmeyiz”… dedi ve şehâdet getirdi. Yüzü kan içindeki kız kardeşinin bu hâli ve sözleri Ömer’i sarstı, kalbinde bir yumuşama başladı, âdeta yaptıklarına pişmandı. Olduğu yere oturdu:
-”Hele şu okuduğunuz şeyi getirin, göreyim”, dedi. Kız kardeşi Kur’ân-ı Kerîm sahifesini O’na verdi. Bu sahife “Tâ Hâ” veya “Hadîd” Sûresinin ilk âyetleriydi. Ömer büyük bir ilgi ile sahifeyi okumaya başladı.
“Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ı tesbîh ederler. Yegâne galip ve hikmet sahibi olan O’dur. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur, hem diriltir, hem öldürür. O her şeye hakkıyla kâdirdir. O her şeyden öncedir. Kendisinden sonra hiç bir şeyin kalmayacağı Son’dur, varlığı aşikârdır, gerçek mâhiyeti insan için gizlidir, O her şeyi bilir”… (el- Hadîd Sûresi, 1-3)
Ömer bu âyetleri okuduktan sonra derin bir düşünceye daldı. Allah Kelâmı’nın yüksek mânâ ve fesâhati onun kalbine işlemişti. “Göklerde ve yerde olan şeyler hepsi Allah’ın, bizim putlarımızın bir şeyi yok…,” diye düşündü. “Beni Rasûlullah (s.a.s.)’in yanına götürün” dedi O esnada Hz. Peygamber (s.a.s.) Safâ semtinde Erkâm’ın evindeydi.
Ömer’in silahlı olarak geldiğini gören Müslümanlar telaşlandılar. Yalnızca, Hz. Hamza:
-İyilik için gelirse ne âlâ, aksi halde geleceği varsa, göreceği de var, telâşa gerek yok… dedi. Sağından ve solundan iki kişi tutarak Rasûlullah (s.a.s.)’in huzuruna götürdüler. Ömer, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in önünde diz çökerek şehâdet getirdi. Orada bulunanlar sevinçlerinden hep birden tekbir getirdiler. Safâ tepesinde yükselen “Allâhü Ekber” sadâsı ile Mekke ufuklarını çınlattılar.
-Ömer Müslüman olunca: -”Kaç kişiyiz”? diye sordu.
-”Seninle 40 olduk,” dediler. Ömer:
-”O halde ne duruyoruz”? Hemen çıkalım, Harem-i Şerîf’e gidelim, dedi. Bütün Müslümanlar toplu halde Kâbe’ye gittiler.
Kureyş, Dâru’n-Nedve’de sonucu merak içinde beklemekteydi. Müslümanların toplu halde Harem-i Şerîf’e ilerlediğini görünce:
-”İşte Ömer, hepsini önüne katmış getiriyor… ” dediler.
Ömer Kureyşlileri görünce:
-”Beni bilen bilsin, bilmeyen öğrensin, Ben Hattab oğlu Ömer’im. İşte Müslüman oldum…” dedi ve şehâdet getirdi. Kureyşliler şaşkına döndüler. Her biri bir tarafa savuştu.
Müslümanlar ilk defa Harem-i Şerîfte saf olup topluca namaz kıldılar.
Hamza ve Ömer’in Müslüman olmalarıyla, İslâm’ın yayılması hız kazandı. Daha önce 6 yılda sayıları ancak 40 kişiye ulaşabilmişken bir yıl sonra Müslümanların sayısı 300′ü geçmiş, bunlardan 90 kişi Habeşistan’a hicret etmişti.
35-Mekke Devri’nin 10′uncu yılı Şevvâl ayında önce Ebû Tâlib, üç gün sonra da Hz. Hatice vefât etti.En büyük desteği olan, sevdiği iki insanı peşpeşe kaybettiği için Rasûlullah (s.a.s.) çok üzüldü. Bu sebeple Mekke Devri’nin 10′uncu yılına “Senetü’l-huzn” (Hüzün yılı ) denildi.

36Rasûl-i Ekrem’in himâyesiz Mekke’ye girmesi imkânsızdı. Esasen, hayâtı tehlikede olduğu için Mekke’den Tâif’e gitmişti. Bu sebeple dönüşte, Hira (Nûr) Dağına çıkarak, Kureyşin hatırı sayılır büyüklerinden Adiyy oğlu Mut’im’e haber gönderdi. O’nun himâyesinde gece vakti Mekke’ye girdi. Kâbe’yi tavâf edip Hârem-i Şerif’de iki rek’at namaz kıldıktan sonra evine döndü. Arap âdetlerine göre, bir kimse himâyesine aldığı kişiyi korumağa mecburdu. Bu sebeple, Mut’im ve çocukları silahlanıp Kâbe’nin dört bir tarafını tuttular. Peygamber Efendimizin Mekke’ye girip serbestçe tavâf etmesini ve evine gitmesini sağladılar.(100) (620 M.)
Mut’im, Bedir savaşında müşrik olarak öldü. Peygamber Efendimiz, Mut’im’in bu iyiliğini unutmamış, Bedir esirlerinin kurtarılması için Medine’ye gelen oğlu Cübeyr b. Mut’im’e:
– “Eğer senin o ihtiyar baban, sağ olsaydı da bu murdar herifleri benden isteseydi, hepsini ona bağışlardım.” demişti.
37-İkinci Akabe görüşmesinden sonra, Mekke Devri’nin 11′inci yılı Recep ayının 27′inci gecesi (Hicretten 19 ay önce) Peygamber Efendimizin “İsrâ ve Mîrâc” mûcizesi gerçekleşti.
İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir bölümünde cereyân ettiği ve Rasûlullah (s.a.s.) bu gece semâlara ve yüce makamlara yükseldiği için bu mûcizeye “İsrâ ve Mîrâc” denilmiştir.
38-Rasûlullah (s.a.s.) bir gece Kâbe’nin “Hatîm” denilen kısmında iken, Cebrail’in getirdiği “Burak” denilen bineğe binerek Kudüsteki Mescid-i Aksâ’ya gelip burada namaz kılmıştır. Buradan da “Mîrâc” denilen âlete binerek, semâlara yükselmiştir. 1′inci semâda Hz. Âdem, 2′inci semâda Hz. Yahyâ ve Hz. İsâ, 3′üncü semâda Hz. Yûsuf, 4′üncü semâda Hz. İdrîs, 5′inci semâda Hz. Harûn, 6′ıncı semâda Hz. Mûsâ ve 7′inci semâda Hz. İbrâhim ile görüştü. Bunlardan her biri Rasûlullah (s.a.s.) ‘i selâmlayıp tebrik ettiler, “hoşgeldin sâlih kardeş,” dediler.
Daha sonra “Sidretü’l-müntehâ”ya yükseldi. Orada kazâ ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesler duyuluyordu. Sidretü’l-müntehâ’dan ötesi, sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Buraya kadar beraber oldukları Cebrâil de buradan öteye geçememiş, “benim için burası sınırdır, parmak uçu kadar daha ilerlersem, yanarım…” demiştir
Mîrâcta Cenab-ı Hakk, sevgili Peygamberine nice âlemler gösterdi. Kuluna vahyedeceğini vâsıtasız vahyetti. Bu makamda Hz. Peygamber (s.a.s.)’e üç şey verildi.
1) Beş vakit namaz farz kılındı.(116)
2) Bakara Sûresi’nin son iki âyeti (Amene’r-rasûlü…) vahyedildi.
3) Ümmetinden şirk koşmayanların Cennet’e girecekleri müjdesi verildi.
b) Mîrâc Mûcizesine Karşı Müşriklerin Tutumu
39-Peygaber Efendimiz, mîrâcı ve mîrâcda gördüklerini ertesi sabah anlattı. Mü’minler Rasûlullah (s.a.s.)’i tasdik ve tebrik ettiler. Müşrikler ise inkâr ettiler. Bir gecede Kudüs’e gidip gelmek imkânsız bir şey, dediler. İçlerinde Kudüs’e gitmiş ve Mescid-i Aksâ’yı görmüş olanlar vardı.
40-Mîrâc’dan önce namaz, akşam va sabah olmak üzere günde iki vakit kılınıyordu. “Ey örtüsüne bürünen Peygamber! Kalk, azâb ile korkut. Rabbinin adını (namazda tekbir ile) yücelt…” (Müddessir Sûresi, 1-3) anlamındaki âyetler inince, Rasûlüllah (s.a.s.) Cibril (a.s.)’ın târifi ile abdest alıp namaz kılmıştır. Rasûlüllah (s.a.s.)’in Cibril’e uyarak kıldığı bu ilk namaz, sabah vaktinde kılınmıştır. Aynı gün akşam namazını Hz. Hatice ile cemâatle kıldılar. Ertesi gün bu cemâate Hz. Ali, daha sonra Hz. Ebû Bekir ve Zeyd b. Hârise de katıldı. Böylece, (Mîrâc’da 5 vakit namaz farz kılınmadan önce) Risâletin başlangıcından itibâren Rasûlüllah (s.a.s.) ve Müslümanlar, akşam ve sabah olmak üzere, günde iki vakit namaz kılıyorlardı.
Bu iki vakit namazdan başka, “Müzzemmil Sûresi”nin ilk âyetleri ile “gece namazı” farz kılınmıştı. Müslümanlar geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılıyorlardı. Gece namazı bir sene kadar farz olarak devâm ettikten sonra, aynı sûre’nin son âyeti (Müzzemmil Sûresi, 20) ile farziyeti kaldırıldı, nâfile (tatavvu) namaz oldu. Mîrâc’da farz kılınan 5 vakit namaz ile bütün bu namazlar kaldırıldı. Ancak, Hz. Peygamber (s.a.s.)’e hâs, ona âit olmak üzere gece namazının farziyeti devâm etti.

41-Hz. Peygamber de üç yıldan beri ikamet etmekte olduğu Erkâm’ın evinden, Ebû Tâlib Mahallesine taşındı. Müslümanlar burada üç yıl (616-619 M.) abluka altında kaldılar. Müslümanlar abluka altında kaldıkları bu üç yıl içinde çok sıkıntı çektiler. Yeteri kadar erzâk temin edemedikleri için, açlıktan ağaç yapraklarını yediler. Bazı küçük çocuklar, gıdasızlıktan öldü. Ebû Cehil gece-gündüz Ebû Tâlib Mahallesi’ne girip çıkanları kontrol ediyor, mahalleye gizlice yiyecek maddesi sokulmasına imkân vermiyordu. Hamza ve Ömer gibi cesûr olanların dışında kimse çarşıya çıkıp alış-veriş yapamıyordu. Sa’d İbn Ebî Vakkas, bir defa bulduğu bir deri parçasını ıslatmış, ateşte kavurarak yemişti. Kadınların ve çocukların açlıktan feryatları mahalle dışından duyuluyordu. Müslümanlar yıllık yiyecek ve diğer ihtiyâçlarını ancak “eşhür-i hurum” denilen kan dökülmesi yasak dört ayda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) temin etmeğe çalışıyorlardı. Peygamber Efendimiz de dâvet ve tebliğ vazifesini, özellikle Mekke’ye dışarıdan gelenlere ancak bu aylarda yapabiliyordu. Müslümanlar üç yıl süren bu boykot esnâsında dayanılmaz sıkıntılara katlandılar. Fakat Kureyş bundan da hiç bir netice alamadı.
41-Müslümanların bu acıklı durumu müşriklerden bazı insaflı kimseleri de rahatsız etmeğe başladı. Hişâm b. Amr, Züheyr b. Ebî Ümeyye, Mut’im b. Adıy, Ebu’l-Bahterî, Zem’a b. Esved ve Adıy b. Kays bu kararı bozmak üzere anlaştılar.
Kureyş’in toplu bulunduğu bir anda Harem-i Şerîf’e gittiler. İçlerinden Züheyr:
-”Ey Kureyş topluluğu, şu yaptığımız şey, insanlığa yakışmaz. Biz her imkândan yararlanırken, bizim kabilemizin bir kolu olan Hâşimoğullarının aç bırıkılması insâfla bağdaşmaz. Bu kararın bozulması gerekir… Yemin ederim ki bu zâlim ahidnâme yırtılmadıkça buradan ayrılmıyacağım.” diye söze başladı. Ebû Cehil, Züheyr’i susturmak istediyse de, diğerleri de onu destekledikleri için muvaffak olamadı.
Esâsen Kâbe’ ye astıkları bu ahidnâmenin ağaç kurtları tarafından yendiğini Hz. Peygamber (s.a.s.) haber vermişti. Bir köşede oturmakta olan Ebû Tâlib de:
-”Gidin, bakın. Eğer yeğenimin sözü doğru çıkmazsa ben her istediğinize râzıyım. Ama doğru ise sizin de bu zulme son vermeniz gerekir.” demiş, bu haber bütün Mekke’de yayılmıştı. Gerçekten, ahidnâmeyi yırtmak için ellerine aldıklarında, bütün yazıların kurtlar tarafından yenilmiş olduğunu gördüler. Müslümanlar Mekke Devri’nin 10′uncu yılında böylece bu korkunç boykottan kurtulmuş oldular.
42-Hz. Peygamber (s.a.s.) Tâif’e Şevvâl ayında gitmişti. Dönüşünde “eşhür-i hurum” denilen kan dökülmesi yasak aylardan Zilkade girmiş hac mevsimi başlamıştı.
Rasûlullah (s.a.s.) Hac mevsiminde Mekke yakınlarında kurulan Ukaz, Mecenne, Zülmecâz.. gibi panayırlara gidiyor, oralarda toplanan diğer Arap kabîleleriyle görüşüyor, onlara Kur’ân-ı Kerîm okuyor, Hak Dini tebliğe çalışıyordu.
Kureyşin ileri gelenleri Müslümanlığın Mekke dışında, diğer kabîleler arasında yayılmasından endişeye düştüler. Rasûlullah (s.a.s.)’in gayretlerini boşa çıkarmak, O’nun sözlerine diğer kabîlelerin değer vermelerini önlemek için çâre aradılar. “Hz. Muhammed (s.a.s.) için ne diyelim?…” diye düşündüler. İçlerinden en isâbetli karar verdiğini kabûl ettikleri
43-Muğire oğlu Velîd’den bu konuda yardım istediler. Velîd, edebiyatın her çeşidinden anlayan, pek çok şâir ve hatibin düşünce ve bilgisinden yararlandığı son derece zeki, zengin ve itibârlı bir yaşlıydı. Rasûlullah (s.a.s.) ile görüşerek O’ndan Kur’ân-ı Kerîm dinledikten sonra kanaatini şöyle özetledi.
– “Ben şiirin her çeşidini bilirim. Muhammed’den dinlediklerim şiir değil. O halde O’na şâir denilemez. Dinlediklerim, nesir de değil. O sözlerdeki güzellik ve belâgat hiç bir sözde bulunmaz.

Muhammed (s.a.s.)’e sihirbaz veya falcı da diyemeyiz. Çünkü sözlerinin sihir ve fal ile bir ilgisi yok. Mecnûn veya deli de denilemez. Çünkü bu takdirde size kimse inanmaz. Bu derece güzel sözleri, değil bir delinin, akıllı kimselerin bile söyleyebilmesi mümkün değildir. Muhammed (s.a.s.)’e sihirbâz da diyemezsiniz. Çünkü okuyup üflemiyor, düğüm bağlamıyor, sihirle ilgili hiç bir şey yapmıyor…”
– “O halde ne diyeceğiz?” diye sordular.
– “Ne diyeceğinizi bilemem. Fakat sizin isnâd ettiğiniz, (şâir, falcı, mecnûn, sihirbâz.. gibi) sözlerin hiç biri O’na uymuyor. O’nda böyle vasıflar yok. Kimseyi bu sözlere inandıramazsınız…” dedi.
Fakat, Velîd ertesi gün:
– “O’na sihirbâz demek, başka sıfatlardan daha uygun. Çünkü sözleri kardeşi kardeşten ayırıyor. Akraba arasına ayrılık sokuyor. Bu sebeple O’nun sözleri sihir ve büyüden başka bir şey değil. O’na sihirbâz deyin.” dedi.
Kur’ân-ı Kerîm Velîd’in bu tutumunu şöyle anlatır:
-”Çünkü o, düşündü, ölçtü, biçti. Canı çıkası ne biçim ölçtü biçti… Sonra baktı (düşündü), sonra kaşlarını çattı, suratını astı. Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı. Bu sâdece öğretilen bir sihirdir, bu Kur’ân yalnızca bir insan sözüdür” dedi… (el-Müddessir Sûresi, 18-25)

Böylece O’na “sihirbâz, büyücü” demeğe karar verdiler. Rasûlullah (s.a.s.) kiminle, hangi toplulukla görüşse, arkasından gidip:
Sakın O’nu dinlemeyin, sözlerine kanmayın. Büyücüdür, kardeşi kardeşten ayırır… diye propaganda yapıyorlardı. Fakat müşriklerin bütün çabaları İslâm nûru’nun yayılmasını önleyemeyecekti.
“Allah’ın nûrunu ağızlarıyle söndürmek isterler. Oysa, kâfirler istemese de Allah nûrunu mutlaka tamamlayacaktır.” (et-Tevbe Sûresi, 32)
44- Mekke Devri’nin 10′uncu yılının Zilhicce ayında (Nisan 620 M.) gerçekleşen bu olaya “Birinci Akabe Görüşmesi”, burada İslâm’ı kabûl eden altı kişiye de “İlk Medineli Müslümanlar” denir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Medine’liler arasında, hac mevsimlerinde “Akabe” tepesinde yapılan görüşmeler, Mekke Devri’nin 10-11 ve 12′inci yıllarında olmak üzere üç defa oldu 11 ve 12′inci yıllardaki görüşmelerde “Bîat” da yapıldı. Bu sebeple, Akabe görüşmelerinin sayısı üç; Akabe Bîatları’nın sayısı iki’dir.
45- Mekke’den Medine’ye ilk hicret eden, Beni Mahzûm’dan Abdülesed oğlu Ebû Seleme, en son hicret eden ise Rasûlullah (s.a.s.)’in amcası Abbâs’tır.
46-Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde, dini uğruna, evini-barkını, malını-mülkünü, âilesini, kabîlesini, akrabasını, bütün varlığını Mekke’de bırakarak Rasûlullah (s.a.s.)’in müsâdesiyle Medine’ye göç eden Mekke’li Müslümanlara “Muhâcirûn” adı verilmiştir.
47-Medine’de muhâcirleri misâfir eden, onlara bütün imkânları ile yardımcı olan Medine’li Müslümanlara da “Ensâr” denilmiştir. Muhâcirûn ve Ensâr, Kur’ân-ı Kerîm’de bir çok vesîlelerle övülmüşlerdir.( el-Enfâl Sûresi 72, 74; Tevbe Sûresi, 20, 100; Nahl Sûresi, 41,110; Hac Sûresi, 58; Haşr Sûresi, 9; Fetih Sûresi, 10,18, 29)
48-Muharrem ve safer aylarında Müslümanlar, âileleri ile birlikte hicret ettiler. Birer, ikişer, gizlice Mekke’den ayrılıp Medine’ye gittiler. Ensâr tarafından Medine civârındaki “Avâlî” denilen köylere yerleştirildiler.
49-Mekke’li Müslümanların hemen hepsi Medine’ye göç etti. Yalnızca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali’yi Rasûlullah (s.a.s.) Mekke’de alıkoymuştu. Ebû Bekir hicret için izin istediğinde, Rasûlullah (s.a.s.):
“Acele etme, Allah sana hayırlı bir arkadaş verecek…” diyerek hicretini geciktirmiştil. Mekke’de müslümanlıkları yüzünden âileleri tarafından hapsedilmiş olanlar ile köle ve câriyelerden başka Müslüman kalmamıştı. Rasûlullah (s.a.s.) düşmanları arasında, en büyük tehlike karşısında yapayalnız bulunuyordu.
50-Medine, Mekke’nin kuzeyinde, üç tarafı dağlarla çevrili, güneyi ise ovalık bir şehirdir. Havası güzel, toprağı zirâate elverişli, hurmalıkları boldur.
Rasûlullah (s.a.s.)’in hicreti esnâsında, Medine’de Evs ve Hazrec adlı iki Arap kâbilesi ile, Kaynuka, Nadîr ve Kurayzaoğulları adlı üç Yahûdi kabîlesi vardı. Arap kabileleri buraya “Seylü’l-arim” denilen sel felâketinden sonra Yemen’den; Yahûdîler ise, Romalıların Kudüs’ü işgal ve tahriplerinden sonra Kudüs’ten gelip yerleşmişlerdi.

51-Hicret sırasında, Rasûlullah (s.a.s.)’in devesinin çöktüğü, Halid b. Zeyd’in evinin karşısındaki boş arsaya mescid yapılacaktı. Neccâroğullarından iki yetim çocuğa âit olan bu arsayı, Neccâroğulları hibe etmek istedilerse de Peygamber (s.a.s.) Efendimiz kabûl etmedi. Bedeli olan 10 miskal (40.9 gr) altını Hz. Ebû Bekir ödedi. Kıblesi Kudüs’e doğru olan bu mescid’in, biri mihrab’ın karşısındaki ana kapı, biri Rasûlullah (s.a.s.)’in evine açılan kapı, diğeri de “Bab-ı Rahmet” denilen kapı olmak üzere üç kapısı vardı. Kıble’nin değişmesinden sonra, ana kapı ile mihrap yer değiştirdiler.(145/1)
52-İnşâsı 7 ay süren Mescid’in bir tarafına Rasûlullah (s.a.s.) ve âilesinin ikameti için odalar (hücreler) yapıldı. Bu odaların sayısı daha sonra dokuza çıkmıştır. Odalardan her birinin genişliği 3-3,5 arşın, uzunluğu 5 arşın, yüksekliği ise bir adam boyu kadardı. Hz. Aişe, Safiyye ve Sevde’nin odaları Mescid’in güneyinde; Ümmü Seleme, Ümmü Habibe, Meymûne, Cüveyriye, Zeyneb bt. Cahş ve Zeyneb bt. Huzeyme’nin odaları ise Mescidin kuzeyinde bulunuyordu. Rasûlullah (s.a.s.)’in hâlen “Kabr-i Saâdet”inin bulunduğu yer, Hz. Âişe’ye tahsis edilen oda idi.
52-Mescid ve hücrelerin yapımı tamamlanınca, Hz. Peygamber (s.a.s.) misâfir kaldığı Halid b. Zeyd’in evinden buraya taşındı. Evlâtlığı Zeyd b. Hârise ve Ebû Râfi’i Mekke’ye gönderip kendi âilesi ile Ebû Bekir’in âilesini de Medine’ye getirtti. Kendi âilesi, Hz. Hatice’nin vefâtından sonra evlendiği Zem’a kızı Hz. Sevde ile kızları Ümmü Gülsüm ve Fâtıma idi. Kızlarından Rukiyye daha önce eşi Hz. Osman’la birlikte hicret etmişti. Diğer kızı Zeyneb, kocası henüz müşrik olduğu için gelemedi.(145/2) (Zeyneb, Bedir savaşından sonra hicret edebildi)
Ebû Bekir’in âilesi ise, karısı Ümmü Rumân ile çocukları Abdullah, Esmâ ve Âişe’den ibâretti. Bunlarla berâber Zeyd b. Hârise’nin eşi Ümmü Eymen ile oğlu Üsâme de Medine’ye geldiler.
Hz. Ebû Bekir’in kızı Âişe ile Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) hicretten önce Mekke’de iken nişanlanmışlardı. Hicretten 8 ay sonra, Şevval ayında Medine’de evlendiler. Böylece, Rasûlullah (s.a.s.) ile Hz. Ebû Bekir arasındaki mânevi bağ, akrabalık bağı ile daha da kuvvetlenmiş oldu.
Hz. Âişe son derece zeki, bilgili ve kültürlü bir hanımdı. Dinî hükümlerin, Müslüman kadınlara öğretilmesinde büyük gayreti yanında, özellikle Rasûlullah (s.a.s.)’in ev ve âile hayatıyla ilgili bilgileri Müslümanlar O’ndan öğrenmişlerdir. Kendisinden 2210 hadis rivâyet edilmiştir.
53-Mescid’in bir tarafına da, etrâfı açık, üstü hurma dallarıyla örtülü bir gölgelik, (çardak, suffe) yapıldı. Evi ve âilesi olmayan fakir Müslümanlar burada kaldıkları için onlara “Ashâb-ı Suffe” denilmiştir.
54- İLK NÜFUS SAYIMI :Savunma ile ilgili alınan tedbirler arasında, Müslümanların sayısını bilmeğe de lüzûm görüldüğünden, Rasûlullah (s.a.s.) “Bana Müslüman olduklarını söyleyenlerin isimlerini yazınız,” buyurmuştur. Sayım sonunda Medine’de 1500 müslüman bulunduğu anlaşılmıştır.
55-Rasûlullah (s.a.s.) düşmanın hareketini kontrol altında tutmak, Medine’yi muhtemel bir tecâvüzden korumak için, civârdaki bazı bölgelere “keşif kolları” (seriyye) göndermiş, fakat kendilerine silahlı tecavüz olmadıkça çarpışma izni vermemiştir.
Hicretin ilk yılında üç seriyye gönderilmiştir. İlk seriyye, Hz Peygamber (s.a.s.)’in amcası. Hz. Hamza komutasındaki 30 kişilik seriyyedir. İslâm’da ilk sancak bu seriyyeye verilmiştir.
2′inci seriyye, Rasûlullah (s.a.s.)’in amcalarından Hâris’in oğlu Ubeyde komutasında; 3′üncüsü ise Sa’d b. Ebî Vakkas komutasında gönderilmiştir.
Bunlar Kureyş kervanlarını takip için gönderilmişlerdi. İlk iki seriyyede karşılaşma olduğu halde çarpışma olmamıştır. Sadece Sa’d b. Ebî Vakkas, ikinci seriyye’de bir ok atmıştır ki İslâm’da Allah yolunda atılan ilk ok budur.
56-Seriyye: Rasûlullah (s.a.s.)’in kendisinin bulunmadığı küçük harp müfrezesi demektir. Rasûlullah (s.a.s.)’in katıldığı ve bizzât idare ettiği askeri harekâta ise “Gazve” denir. Seriyyeler, genellikle gece çıkarılan ve sayıları 5-400 arasında değişen askeri birliklerdir. Gazvelerin sayısı 19′dur. Seriyyelerin sayısı daha çoktur.
57-İLK GAZVELER:Rasûlullah (s.a.s.)’in ilk gazvesi, 60 kişilik müfreze ile Ebvâ Köyüne yapılan gazvedir.(159) Hicretin ikinci yılı Safer ayı başında yapılmıştır. Aynı yıl içinde sırasıyla Buvat, Uşeyre, Küçük Bedir ve Büyük Bedir Gazveleri olmuştur. İlk dördünde düşmanla karşılaşma olmamış, kan dökülmemiştir. Büyük Bedir Gazvesi, Müslümanların yaptığı ilk savaş olmuştur.
58- KIBLENİN DEĞİŞMESİ :İslâm’ın ilk yıllarında namaz, Beyt-i Makdis’e (Kudüs’e) doğru kılınıyordu. Ancak, Hicret’ten önce Rasûlullah (s.a.s.) Mekke’de namaz kılarken, mümkün mertebe Kâbe’yi arkasına almaz; Kâbe, kendisiyle Beyt-i Makdis arasında kalacak şekilde, Rükn-i Yemânî ile Rükn-i Hacer-i esved arasında namaza dururdu. Böylece hem Kâbe’ye hem de Kudüsteki Mescid-i Aksa’ya yönelmiş oluyordu. Hicretten sonra Medine’de Mescid-i Aksa’ya yöneldiğinde Kâbe’nin arka tarafta kalmasından Rasûlullah (s.a.s.) üzüntü duyuyor, kıblenin Kâbe’ye çevrilmesini içten arzu ediyordu. Çünkü Kâbe, atası Hz. İbrahim’in kıblesiydi.
Hicretten 16-17 ay kadar sonra, Şaban ayının 15′inci günü Hz. Peygamber (sa.s.) Medine’de Selemeoğulları Yurdu’nda öğle namazı kıldırırken, ikinci rek’atın sonunda;
“Yüzünü gök yüzüne çevirip durduğunu görüyoruz. Seni elbette hoşnut olduğun kıbleye çevireceğiz. Hemen yüzünü Mescid-i Harâm’a doğru çevir. (Ey mü’minler) siz de nerede olursanız, (namazda) yüzlerinizi, onun tarafına çeviriniz…” (el-Bakara Sûresi, 144) anlamındaki âyet nâzil oldu. Hz. Peygamber yönünü hemen Kudüs’ten Mescid-i Harâm’a çevirdi. Cemâat da saflarıyla birlikte döndüler. Kudüs’e doğru başlanılan namazın, son iki rek’atı, Kâbe’ye yönelinerek tamamlandı. Bu yüzden Selemeoğulları Mescidine “Mescid-i Kıbleteyn” (iki kıbleli mescid) denilmiştir
59- BEDİR SAVAŞI (17 Ramazan 2 H/13 Mart 624 M.)
“Siz güçsüz bir durumda iken Allah size Bedir’de yardım etmişti”.
(Âl-i İmran Sûresi, 123)
60- BENÎ KAYNUKA YAHÛDÎLERİNİN MEDİNE’DEN ÇIKARIL-MASI (Şevval 2 H./Nisan 624 M.)
60- UHUD SAVAŞI (11 Şevval 3 H./27 Mart 625 M.)
“Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inan-mışsanız üstün gelecek sizsiniz.
(Âl-i İmrân Sûresi, 139)
Rasûlullah (s.a.s.): -”Bir peygamber zırhını giydikten sonra, savaşmadan onu çıkarmaz.”(194) Eğer sabreder, görevinizi tam yaparsanız, Allah’ın yardımıyla zafer bizimdir, dedi.

61- RACİ’ OLAYI (Safer 4 H./ Temmuz 625 m.)
Uhud savaşı’ndan sonra müşriklerin cesâretleri arttığı için Medine’de Müslümanların güvenliği geniş ölçüde sarsıldı. Rasûlullah (s.a.s.) bir taraftan gerekli savunma tedbirleri alıyor, bir taraftan da İslâm’ı yaymak için her fırsattan yararlanmağa çalışıyordu. Müslümanlığı kabûl edip, dinin hükümlerini ve Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek isteyen kabîlelere mürşitler gönderiyordu.
Adal ve Kare kabîlelerinden bir hey’et, Rasûlullah (s.a.s.)’e başvurarak, kabîlelerine Müslümanlığı ve Kur’an-ı Kerim’i öğretecek mürşidler gönderilmesini istediler. Rasûlullah (s.a.s.) bunlara Sâbit oğlu Âsım başkanlığında, 10 kişi gönderdi. Yolda, Usfan ile Mekke arasında Raci’ suyu yakınlarında Hüzeyl kabîlesi’nden 100 kişilik bir çetenin hücûmuna uğradılar. Mürşitlerden 8′i çarpışarak şehid oldu, 2′si teslim oldu. Zeyd b. Desine ve Hubeyb b. Adiy adlarındaki bu iki zâtı Hüzeyl’liler Mekke’ye götürüp sattılar.(213)

Zeyd’i, Bedir Savaşı’nda öldürülen babası Ümeyye’nin öcünü almak için, Ümeyye oğlu Safvan satın almış, öldürülmesini seyretmek üzere bütün Mekke ileri gelenlerini dâvet etmişti. Ebû Süfyân Zeyd’e yaklaşarak:
-Doğru söyle, hayâtının kurtarılması için, senin yerine Muhammed (s.a.s.)’in öldürülmesini istemez miydin? demişti.
Zeyd hiç tereddüt göstermeden:
-Asla, Rasûlullah (s.a.s.)’in hayâtı yanında, benim hayâtım hiçtir. Benim kurtulmam için değil O’nun öldürülmesini, Medine’de ayağına bir diken batmasını bile istemem, diye cevap verdi. Bu kuvvetli iman karşısında Ebû Süfyân:
-Gerçek şu ki,hiç kimse, arkadaşları tarafından Muhammed (s.a.s.) kadar sevilmemiştir, demekten kendini alamadı.
Hubeyb, Uhud Savaşı’nda Âmir oğlu Hâris’i öldürmüştü. Babasının intikamını almak üzere onu da Haris’in kızı satın almıştı. Hubeyb öldürüldüğü esnâda hiç metânetini kaybetmedi. İzin alarak, 2 rek’at namaz kıldı. Ölümden korktu da uzattı, demeyesiniz diye kısa kestim, dedi.(214) O zamandan beri idâm edilen müslümanların, infâzdan önce namaz kılmaları âdet olmuştur.

Dininden dönersen, serbest bırakacağız, dedikleri zaman:
-Benim için, Müslüman olarak öldürülmek, dinimden dönmekten daha hayırlıdır, diye cevap verdi. Müşrikler tarafından bir direğe asılarak şehid edildi.
Olay. Medine’de duyulunca, Rasûlullah (s.a.s.) ve Müslümanlar son derece üzüldüler. Medine’li Şâir Hassân, Zeyd ve Hubeyb için mersiyeler yazdı. Rasûlullah (s.a.s.)’de:
-”Allah lâyık oldukları cezâyı versin” diyerek, cânileri Allah’a havâle etti.

62-Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi’nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa hitabetti.
Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:
– Allah’ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
– Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu”.(425)
(425) Müslim, 2/890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Hişâm, 4/250-253; Tecrid Tercemesi, 10/431-434
63-Hz. Ebû Bekir’i dinledikten sonra, ashâbın heyecânı yatıştı. Aynı gün Benî Saide sofasında toplandılar. Hz. Ebû Bekir’i halife seçtiler. (1 Rabiulevvel 11 H./ 27 Mayıs 632 M.)
Rasûlüllah (s.a.s.)’in cenâzesi, halîfe seçimi yapıldıktan sonra, salı günü yıkanıp hazırlandı. Bu vazîfeyi en yakın akrabası yaptı. Son hizmetinde bulunabilmek isteyen herkes, Hz. Âişe’nin odası önünde toplanmıştı. Bu yüzden Hz. Ali odanın kapısını kapattı, içeriye kimseyi almadı. Yalnızca ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı.
Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’in mübârek vücûdu, bir sedir üzerine konuldu. Dış elbisesi soyuldu. Yıkama işini bizat Hz. Ali yaptı. Amcası Abbâs ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kusem, cesedin çevrilmesine yardımcı oldular. Üsâme ile azadlı kölesi Şukran da su döktüler. İç gömleği çıkarılmayıp vücûdu üzerinden oğulduğu için Hz. Ali’nin eli Rasûlüllah (s.a.s.)’in mübârek vücûduna dokunmamıştır.j
Cenâzelerde genellikle görülen koku ve nahoş şeylerden hiçbiri O’nda yoktu. Bu yüzden Hz. Ali:
-Hayâtında da pâksın, ölümünde de pâksın, diyerek yıkadı. Sonra üç parça beyaz pamuk bezi ile kefenleyip odanın kapısı açıldı.
Rasûlüllah (s.a.s.)’in mübârek cesedi, sedirin üzerine konulmuştu. Önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kıldılar Rasûlüllah (s.a.s.) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için, O’nun cenâze namazında kimse imâm olmadı. Hz Âişe’nin odası küçüktü. Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etti.
Rasûlüllah (s.a.s.) Efendimiz: “Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder,” buyurmuştu.Bu sebeple Rasûlüllah (s.a.s.)’in kabri, Hz Âişe’nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr’dan Ebû Talha tarafından kazıldı. Salıyı Çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi. (2/3 Rabiu’l-evvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M.) Mübârek cesedini, kabri saâdete Hz. Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler. Hz.Âişe:
-Biz Rasûlüllah (s.a.s.)’in defnedilğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık, demiştir. (İbn Hişâm, 4/314)

24

Ocak
2013

DİB atama ve yer değiştirme yönetmeliği değişti (Yeni)

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  395 Kez Okundu

HUKUK MÜŞAVİRİ ATAMASI İÇİN SINAV ŞARTI KALDIRILDI

h) Hukuk müşaviri olarak atanabilmek için;
1) Hukuk fakültesi mezunu olmak,
2) Kamu kurum ve kuruluşlarında mesleğiyle ilgili görevlerde beş yıl veya Başkanlık hukuk müşavirliği büro hizmetlerinde en az üç yıl çalışmış olmak,
VAİZLİK VE ÜSTÜ GÖREVLERDE 5 YIL ÇALIŞMAK, GENEL MÜDÜRLÜK İÇİN YETERLİ

e) Genel Müdür olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında en az beş yılını vaizlik veya üstü görevlerde veya ilahiyat fakültelerinde beş yılı öğretim üyesi olmak şartıyla kamu kurum ve kuruluşlarında toplam on iki yıl görev yapmış olmak,
3) Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü olarak atanabilmek için; en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olup Başkanlık teşkilatında beş yılını müdürlük veya üstü görevlerde olmak üzere toplam on iki yıl görev yapmış olmak,

5 YIL GÖREV YAPMIŞ ÖĞRETİM ÜYESİ İLÇE MÜFTÜSÜ OLABİLECEK. DAHA ÖNCE BU SÜRE 10 YIL İDİ.

p) İl müftüsü olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında, en az beş yılını ilçe müftüsü veya dengi görevlerde geçirmiş olmak kaydı ile vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam on yıl görev yapmış olmak (ancak vaiz olarak 15 yıl veya ilahiyat fakültelerinde öğretim üyesi olarak beş yıl görev yapmış olanlarda ilçe müftüsü veya dengi görevlerde bulunma şartı aranmaz),

EĞİTİM GÖREVLİSİNİN İL MÜFTÜ YARDIMCISI OLMA ŞANSI DARALTILDI
BAYAN İL MÜFTÜ YARDIMCISI ATAMASINDA, ÖĞRETİM ÜYELİĞİNDE BULUNMANIN AVANTAJI KALDIRILDI

r) İl müftü yardımcısı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam beş yıl görev yapmış ve bu sürenin en az üç yılını ilçe müftüsü olarak geçirmiş olmak,
3) İl müftü yardımcısı olarak atanacak bayanlar için Başkanlık teşkilatında vaiz olarak on yıl görev yapmış olmak veya Kur’an kursu öğreticisi veya üstü sayılan görevlerde beş yıl görev yapmış ve yapılacak sınavda başarılı olmak,

İLÇE MÜFTÜSÜ ATAMASINDA SÖZLÜ SINAV YAPILAMAYABİLECEK
HUKUK MÜŞAVİRİ ATAMASI İÇİN SINAV ŞARTI KALDIRILDI

h) Hukuk müşaviri olarak atanabilmek için;
1) Hukuk fakültesi mezunu olmak,
2) Kamu kurum ve kuruluşlarında mesleğiyle ilgili görevlerde beş yıl veya Başkanlık hukuk müşavirliği büro hizmetlerinde en az üç yıl çalışmış olmak,
VAİZLİK VE ÜSTÜ GÖREVLERDE 5 YIL ÇALIŞMAK, GENEL MÜDÜRLÜK İÇİN YETERLİ

e) Genel Müdür olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında en az beş yılını vaizlik veya üstü görevlerde veya ilahiyat fakültelerinde beş yılı öğretim üyesi olmak şartıyla kamu kurum ve kuruluşlarında toplam on iki yıl görev yapmış olmak,
3) Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü olarak atanabilmek için; en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olup Başkanlık teşkilatında beş yılını müdürlük veya üstü görevlerde olmak üzere toplam on iki yıl görev yapmış olmak,

5 YIL GÖREV YAPMIŞ ÖĞRETİM ÜYESİ İLÇE MÜFTÜSÜ OLABİLECEK. DAHA ÖNCE BU SÜRE 10 YIL İDİ.

p) İl müftüsü olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında, en az beş yılını ilçe müftüsü veya dengi görevlerde geçirmiş olmak kaydı ile vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam on yıl görev yapmış olmak (ancak vaiz olarak 15 yıl veya ilahiyat fakültelerinde öğretim üyesi olarak beş yıl görev yapmış olanlarda ilçe müftüsü veya dengi görevlerde bulunma şartı aranmaz),

EĞİTİM GÖREVLİSİNİN İL MÜFTÜ YARDIMCISI OLMA ŞANSI DARALTILDI.BAYAN İL MÜFÜT YARDIMCISI ATAMASINDA, ÖĞRETİM ÜYELİĞİNDE BULUNMANIN AVANTAJI KALDIRILDI

r) İl müftü yardımcısı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Vaizlik veya üstü sayılan görevlerde toplam beş yıl görev yapmış ve bu sürenin en az üç yılını ilçe müftüsü olarak geçirmiş olmak,
3) İl müftü yardımcısı olarak atanacak bayanlar için Başkanlık teşkilatında vaiz olarak on yıl görev yapmış olmak veya Kur’an kursu öğreticisi veya üstü sayılan görevlerde beş yıl görev yapmış ve yapılacak sınavda başarılı olmak,

İLÇE MÜFTÜSÜ ATAMASINDA SÖZLÜ SINAV YAPILAMAYABİLECEK

s) İlçe müftüsü olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlıkça açılan ihtisas kursunu başarı ile bitirmiş olmak veya ilahiyat alanında doktora yapmış olmak,
3) Kamu kurum ve kuruluşlarında toplam beş yıl görev yapmış olmak,
4) Yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınavda başarılı olmak,

EĞİTİM GÖREVLİSİ ATAMASINDA YÜKSEKÖĞRENİM MEZUNU OLMA ŞARTI KALDIRILDI

u) Eğitim görevlisi olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dini yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlıkça açılan ihtisas kursunu başarı ile bitirmiş veya ilahiyat alanında doktora yapmış olmak,
3) Kur’an-ı Kerim dersi okutmak üzere eğitim görevlisi olarak atanacaklar için aşere, takrib ve tayyibe alanında yetkinliği Başkanlıkça kabul edilmiş olmak,
4) Yapılacak sınavda başarılı olmak,

İL VAİZLİĞİNE ATAMA ŞARTI DEĞİŞTİRİLDİ

v) İl vaizi olarak atanabilmek için;
1) Vaiz olarak en az beş yıl çalışmış olmak,

(2) Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak özel şartlar:

ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜNE ATAMADA “ŞEF” ŞARTI KALDIRILDI

b) Şube müdürü olarak atanabilmek için;
1) İl müftülükleri bünyesindeki din hizmetleri ve eğitimi, hac ve umre işleri şube müdürlükleri ile dini yüksek ihtisas ve eğitim merkezleri ve ilçelerdeki şube müdürlükleri için en az dört yıllık dinî yüksek öğrenim; personel, idari ve mali işlerle ilgili şube müdürlükleri için en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) Başkanlık teşkilatında en az sekiz yıl görev yapmış olmak,

İHTİSAS KURSUNU BİTİRENLER DE EĞİTİM UZMANI OLABİLİR

d) Eğitim uzmanı ve Din hizmetleri uzmanı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) İlahiyat veya eğitim alanında yüksek lisans yapmış olmak veya ihtisas kursunu bitirmiş olmak.
3) Başkanlık teşkilatında en az üç yıl çalışmış olmak,

DİN HİZMETİ UZMANI KADROSUNA ATAMA ŞARTLARI

e) Din hizmetleri uzmanı olarak atanabilmek için;
1) En az dört yıllık dini yüksek öğrenim mezunu olmak,
2) İlahiyat alanında yüksek lisans yapmış olmak,
3) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıyor olmak.
4) Yapılacak sınavda başarılı olmak.”

EĞİTİM GÖREVLİLERİ SINAVINDA BAŞARILI OLANLAR STAJA TABİ TUTULACAK

“(5) Birinci fıkranın (u) bendi uyarınca eğitim görevliliği sınavında başarılı olanlar bir yıl süreli staja tabi tutulurlar. Bu sürenin sonunda ilgili dini yüksek ihtisas merkezi veya eğitim merkezi eğitim görevlileri kurulunun değerlendirilmeleri alınarak Başkanlıkça oluşturulacak bir komisyon tarafından yapılacak sınavda başarısız olanlar mükteseplerine uygun bir kadroya atanırlar.”

İLLER DE VAİZLER, İLÇELER DE ŞUBE MÜDÜRLERİ DE ZORUNLU HİZMETE TABİ TUTULACAK

Gruplandırma, sınıflandırma, grup ve sınıf hizmetine tabi olan unvanlar

MADDE 9 – (1) İller; il müftüleri, il müftü yardımcıları, vaizler ve şube müdürlerinin atama ve yer değiştirmelerine esas olmak üzere hizmet gerekleri dikkate alınarak dört gruba ayrılmış ve EK-1 sayılı listede gösterilmiştir.

(2) İlçeler; ilçe müftüleri, vaizler ve şube müdürlerinin atama ve yer değiştirmelerine esas olmak üzere hizmet gerekleri dikkate alınarak beş sınıfa ayrılmış ve EK-2 sayılı listede gösterilmiştir.”

ZORUNLU HİZMET SÜRELERİNDE DÜZENLEME

Grup ve sınıflarda hizmet süreleri

MADDE 10 –(1) 19 uncu maddenin birinci fıkrasının (f) bendi hükmü saklı kalmak üzere bütün grup ve sınıflardahizmet süresi asgari üç, azami beş yıldır. Hizmet gerekleri bakımından müftüler ile müftü yardımcıları hariç azami hizmet süresini tamamlayan personelin görev süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

(2) Asgari hizmet süresini tamamlayanlar re’sen başka bir yere atanabilirler.”

İL MÜFTÜSÜ, İL MÜFTÜ YARDIMCISI, İLÇE MÜFTÜSÜ, VAİZ VE ŞUBE MÜDÜLERİNİN GRUP VE SIBIFLAR ATAMALARI DEĞİŞTİRİLDİ

Bu konudaki düzenleme için yönetmelik değişikliğinin 4. maddesine bakınız.

YER DEĞİŞTİRME BAŞVURULARI 1-31 MART ARASINDA YAPILACAK
YER DEĞİŞTİRMELER 1 HAZİRAN İLE 1 TEMMUZ ARASINDA SONUÇLANDIRILACAK

Yer değiştirme zamanı

MADDE 21 – “(1) İl müftü yardımcısı, ilçe müftüsü, dini yüksek ihtisas merkezi müdürü, eğitim merkezi müdürü, vaiz, şube müdürü, eğitim görevlisi, uzman, murakıp, sayman ve şeflerin hizmet gereği mazeret ve karşılıklı yer değiştirme dışında istekleri üzerine görev veya yer değiştirme taleplerini Başkanlığa; Kur’an kursu öğreticilerinin ise il müftülüklerine, her yıl 1 Mart -31 Mart tarihleri arası ulaştırmaları şartıyla 1 Haziran- 1 Temmuz arasında yer değişiklikleri yapılır. Diğer görevliler için bu şart aranmaz.”

EŞDEĞER KADROLAR DEĞİŞTİRİLDİ

Eşdeğer kadrolar

MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki Başkanlık personelinden il müftü yardımcısı ve dengi ve daha alt düzeyde bulunan kadroların eşdeğerleri aşağıdaki şekilde yedi kademe halinde tespit edilmiştir:
a) Birinci kademe: İl müftü yardımcısı, ilçe müftüsü, eğitim görevlisi, başvaiz, uzman vaiz.

b) İkinci kademe: İşletme müdür yardımcısı, şube müdürü, yayınevi satış müdürü, vaiz, cezaevi vaizi, murakıp.

c) Üçüncü kademe: Başimam-hatip, Kur’an kursu başöğreticisi.
ç) Dördüncü kademe: APK uzmanı, din hizmetleri uzmanı, eğitim uzmanı, vakit hesaplama uzmanı, uzman, uzman imam-hatip, uzman Kur’an kursu öğreticisi, baş müezzin, tabip, diş tabibi.
d) Beşinci kademe: Öğretmen, sosyolog, psikolog, çözümleyici, mütercim, kütüphaneci, istatistikçi, astronom, mühendis, mimar, imam-hatip, Kur’an kursu öğreticisi, cami rehberi, programcı, ayniyat saymanı, teberrukat saymanı, musahhih, şef, tekniker, sağlık teknikeri, biolog, yönetmen, prodüktör, film yapımcısı, ses kayıtçısı, ışıkçı, montajcı, spiker, muhabir, kameraman, müezzin-kayyım, bilgisayar işletmeni, teknik ressam, teknisyen, grafiker, hemşire, sağlık teknisyeni, laborant, veri hazırlama ve kontrol işletmeni.
e) Altıncı kademe: Memur, mutemet, sekreter, ambar memuru, veznedar, satınalma memuru, santral memuru, daktilograf.
f) Yedinci kademe: Şoför ve yardımcı hizmetler sınıfı personeli.
(2) Eşdeğer kadrolardan aynı kademede bulunan kadrolar arasındaki geçişler ile üst kademeden alt kademelerdeki kadrolara geçişlerde, adaylığı kalkmış olmak ve atanılacak kadronun şartlarını taşımak kaydıyla sınavsız atama yapılabilir. Personelin talebi halinde imam-hatipler müezzin kayyım; murakıp ve Kur’an kursu öğreticileri imam-hatip veya müezzin kayyım; vaizler Kur’an kursu öğreticisi, imam-hatip veya müezzin kayyım; il müftü yardımcıları ile ilçe müftüleri ise şube müdürü, vaiz, Kur’an kursu öğreticisi, imam hatip veya müezzin kayyım kadrolarına ilgili mevzuatında belirtilen diğer şartlara tabi olmaksızın atanabilirler.

(3) Üst veya aynı kademedeki kadrolardan geçişlerde eğitim görevlisi, şube müdürü, öğretmen, şef, yönetmen, prodüktör, film yapımcısı, ses kayıtçısı, ışıkçı, montajcı, spiker, muhabir, kameraman, veri hazırlama ve kontrol işletmeni ve şoför kadrolarına Başkanlıkça yapılacak sınavla atama yapılabilir.

TAŞRAYA ŞUBE MÜDÜRÜ ATANIRKEN GRUP KURALLARI OLMAYACAK

MADDE 12 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde bu Yönetmeliğin 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendindeki hükümlere bağlı kalmaksızın şube müdürü kadrolarına naklen veya ilk defa atama yapılabilir.”

Madde 11- (3) ç) Taşra teşkilatında şube müdürü;

1) İlk defa dördüncü grupta yer alan illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçelerinden birine atanır. Burada asgari hizmet süresini tamamlayan şube müdürü, üçüncü veya ikinci grupta yer alan illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanabilir.
2) Dördüncü grup illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanmış olan ve azami hizmet süresini tamamlayan şube müdürü diğer grup illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanabilir.
3) Bütün gruplarda azami hizmet süresini tamamlayan şube müdürü, grubuna bakılmaksızın daha önce görev yapmadığı illere veya bu illerin şube müdürü kadrosu bulunan ilçesine atanır.

VAİZLER YERİNDE BIRAKILABİLECEK

GEÇİCİ MADDE 5 – (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Başkanlık teşkilatında toplam beş yıl veya daha fazla fiilen vaizlik hizmeti bulunanlar üç ay içinde müracaatları halinde bulundukları yerde bırakılabilirler.”memurlar net

İLÇE SINIFLANDIRMASI DEĞİŞTİ:5 sınıfa ayrılmış olan ilçe sınıflandırma cetveli değişti.

Efendim;
Ruhum sana , varlık sana hayrandır, Efendim
Bir ben değil âlem sana kurban’dır Efendim (A.Ulvi Kurucu)

II. Mahmud’un hanımı ve Abdülmecid’in annesiBezm-i Alem Valide Sultan, milletimizdeki bu sevgiyi şu mısralarla ifade etmiştir.

“Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?.”

 Fatih Sultan Mehmet Han Efendimize olan sevgisini şu ifadelerle dile getirmektedir.

“Benim sen şah-ı mehruye kul olmağ iledur fahrim,

Geday-ı dilber olmak yeğ cihanın padişahından”.

(Cihan padişahı olmak bile, Sevgililer sevgilisinin önünde köle olmak yanında değersizdir)

“Canımın cananı Sensin Ya Muhammed Mustafa!

  Derdimin dermanı Sensin Ya Muhammed Mustafa!”
                                                                       Buraslı İsmail Hakkı
 
 
BİRİNCİ BÖLÜM

1-Peygamberimizin hayatını inceleyen ilmin adı nedir?
a-Tefsir b-Siyer c- Hadis d- Fıkıh
2-Şehirlerde yerleşik hayat süren Araplara ne ad verilir?
a-Hadari b-Göçebe c-Bedevi d- Ensar
3-Hz. İbrahim’in yolundan yürüyen ve putlara tapmayan kimselere ne ad verilir?
a-Müşrik b-Hanif c-Muhadram d- Sabii
4-Cahiliye devrinde Kabe duvarına asılan şiirlere ne ad verilir?
a-Beyit b-Divan c-Muallaka-i Seba d-İnşa
5-Peygamberimizin doğum tarihi hangisidir?
a-20 Haziran 571 b-20 Nisan 570 c-24 Haziran 568 d-20 Nisan 571
6-Peygamberimizi himaye eden amcasının adı nedir?
a-Ebu Lehep b-Ebu Talip c-Haris d- Zübeyr
7-Haram aylarda yapılan savaşlara ne ad verilir?
a-Gazve b- Seriyye c- Ficar d-Fiten
8-Peygamberimizin Busra Şehrinde karşılaştığı rahibin adı nedir?
a-Ümeyye b. Ebi Salt b-Bahira c-Varaka b. Nevfel d-Belam
9-İlk vahyin geldiği mübarek gece hangisidir?
a-Mirac Gecesi b-İsra Gecesi c-Kadir Gecesi d-Berat Gecesi
10-İslamın ilk yıllarında Müslümanların toplandığı, Namaz kıldığı, davet ve irşad merkezinin adı nedir?
a-Daru’l-Erkam b-Suffe c-Daru’n-Nedve d-Kubbe
11-Peygamberimize şiddetle düşmanlık eden amcası Ebu Leheb hakkında inen sure hangisidir?
a-Vakıa b-Nasr c- Zuhruf d-Tebbet
12-Köle iken Müslüman olan, Efendisi Ümeyye tarafından pek çok işkenceye maruz bırakılan, ilk müezzinimiz kimdir?
a-Habbab b. Eret b-Ebu Fükeyhe c-Ammar b. Yasir d-Bilal-i Habeşi
13-Peygamberimize ve ashabına en çok işkence eden, küfrün başı ve ümmetin firavunu olarak adlandırılan müşrik lider kimdir?
a-Ebu Cehil b-Ebu Lehep c-Velid b. Muğire d-As b. Vail
14-İşkenceye maruz kalan sahabiler Nübüvvetin beşinci yılında Peygamberimizin tavsiyesi ile nereye hicret etmişlerdir?
a-Taif b-Yemen c-Suriye d-Habeşistan

15-Peygamberimize hakaretler eden Ebu Cehili cezalandıran ve Müslüman olan, Efendimizin amcasının adı nedir?
a-Hz. Hamza b-Hz. Abbas c-Ebu Talip d-Haris b. Abdülmuttalip
16-Mekkelilerin Müslümanlara boykot kararını aldıkları meclisin adı nedir?
a-Daru’n-Nedve b-Daru’l-Meşvere c-Daru’l-Erkam d-Daru’l-Mütref
17-Peygamberimizin Taif yolculuğu sırasında yanında olan sahabi kimdir?
a-Ebu Zerr b-Mikdad b. Esved c-Amir b. Füheyre d-Zeyd b. Harise
18-Peygamberimizin bir gece Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya yaptığı yolculuğa ne ad verilir?
a-İhya b-Hicret c-İsra d-Burak
19-Mirac yolculuğu sonrasında Sıddık lakabını alan sahabi kimdir?
a-Hz. Ömer b-Hz. Osman c-Hz. Ebu Bekir d-Zübeyr b. Avvam
20-Peygamberimizin nübüvvetin 12. Yılında on iki Medineliyle yaptığı biatın adı nedir?
a-Birinci Akabe Biatı b-Rıdvan Biatı c- Ölüm Biatı d-Cihad Biatı
21-Peygamberimizin İslam’ın ilk öğretmeni olarak Medine’ye gönderdiği sahabi kimdir?
a-Muaz b. Cebel b-Ebu Ubeyde b. Cerrah c-Musab b. Umeyr d-Zeyd b. Sabit
22-Müslümanların ilk kıblesi hangisidir?
a-Mescid-i Aksa b-Kabe c-Mescid-i Nebevi d-Kuba Mescidi
23-Efendimize nazil olan ilk ayetler hangileridir?
a-Fatiha Suresi b-Müddessir Suresi 1-5 c-Alak Suresi 1-5 d-Kalem Suresi 1-4
24-Muhammed isminin anlamı nedir?
a-Yerdekilerin ve Göktekilerin Övdüğü b-İnsanların sevdiği c-Güvenilen d-Doğru Sözlü

25-Aşağıdakilerden hangisi ilk Müslümanlardan değildir?
a-Hz. Ebu Bekir b-Hz. Ali c-Hz. Zeyd b. Harise d-Hz. Halid b. Velid
26-Aşağıdaki şehirlerden hangisi Hicaz Bölgesi’nde bulunmamaktadır?
a-Mekke b- Medine c- Riyad d- Taif
27-Kureyşlilerin ticari faaliyetleri hangi surede anlatılmaktadır?
a-Kevser b- Tin c-Leyl d-Kureyş
28-Hangisi Arapların meşhur putlarından değildir?
a-Lat b-Uzza c-Hübel d-Eşnak
29-Kabe’yi yıkmak üzere Mekke’ye gelen Fil ordusunun komutanı kimdir?
a-Ebrehe b-Eryat c-Nemrut d- Haman
30-Aşağıdakilerden hangisi Efendimizin sütannesidir?
a-Fatıma Binti Esed b-Şifa Hatun
c-Halime d- Fatıma binti Abdullah
31-Aşağıdakilerden hangisi Efendimizin kızlarından değildir?
a-Fatıma b-Ümmü Gülsüm c-Zeynep d-Nesibe
32-Cahiliye devrinde zulmü engellemek amacıyla kurulan, Peygamberimizin de katıldığı cemiyetin adı nedir?
a-Hılfu’l-Fudul b-Daru’n-Nedve
c-Daru’l-Erkam d- Mele
33-Kabe’nin tamiri sırasında yerine konması tartışmalara sebep olan kutsal taşın adı nedir?
a-Haceru’l-Esved b-Makam-ı İbrahim c-Hicr-i İsmail d- Rükni Yemani
34-Fetretu’l-Vahiy ne demektir?
a-Vahyin azalması b-Vahyin başlaması c-Vahyin Bir süre Kesilmesi d-Vahyin Sona Ermesi
35-İlk Müslüman kadın aşağıdakilerden hangisidir?
a-Hz. Aişe b-Esma binti Ebi Bekir
c-Ümmü Seleme d-Hz. Hatice
37-Efendimizin İslamı açıkça ilan etmek amacıyla çıktığı tepenin adı nedir?
a-Safa b-Merve c-Ebu Kubeys d-Hira
38-Allah yolunda şehit edilen ilk hanım sahabi kimdir?
a-Sümeyye b-Lübeyne
c-Ümmü Ubeys d-Nehdiyye
39-İşkence altındaki Müslümanları kurtarmak amacıyla servetini harcayan büyük sahabi hangisidir?
a-Hz. Osman b-Talha b. Ubeydullah
c-Hz. Ebu Bekir d-Halid b. Said
40-Peygamberimizin oğlu Abdullah’ın vefatından sonra müşrikler Efendimize soyu kesik anlamında Ebter dediler. Peygamberimizi teselli etmek amacıyla inen sure hangidir?
a-Maide Suresi b-İhlas Suresi
c-Kevser Suresi d-İnfitar Suresi
41-Necaşinin huzurunda İslamı anlatan ve müslümanlara sözcülük eden sahabi kimdir?
a-Ubeyde b. Haris b-Cafer b. Ebi Talip
c-Üsame b. Zeyd d-Osman b. Mazun

42-Müslüman olmasıyla tüm Müslümanları sevindiren ve Efendimizin kendisine Faruk lakabını verdiği ikinci halifemizin adı nedir?
a-Ebu Dücane b-Ebu Seleme
c-Sa’d b. Muaz d-Hz. Ömer
43-Hz. Hatice ve Ebu Talibin vefat ettiği seneye ne ad verilir?
a-Ayrılık Yılı b-Hüzün Yılı c-Hicran yılı d-Zorluk Yılı
44-Efendimizin Taif yolcuğunun dönüşünde dinlendiği yerde Müslüman olan Hıristiyan kölenin adı nedir?
a-Addas b-Esved c-Sevban d-Abdullah
45-Peygamberimize Mirac sırasında verilen ayetler hangileridir?
a-Kalem Suresi b-Bakara Suresi son iki ayet c-Kevser Suresi d-Hicr Suresi 94-95
46-Ayın yarılması mucizesine ne ad verilir?
a-Şakku’s-Sadr b-Şakku’l-Kamer c-İnşirah d-İnşikak
47-Hacıların su ihtiyacının karşılanması hizmetine ne ad verilir?
a-Rifade b-Sidane c-Einne d-Sikaye
48-Beş vakit namaz ne zaman farz kılınmıştır?
a-Hicretin 1. Yılı b-Akabe Gecesi
c-Mirac Gecesi d-Bisetin 5. Yılı
49-Peygamber Efendimiz Kureyşin hangi koluna mensuptur?
a-Ümeyyeoğulları b-Mahzumoğuları
c-Haşimoğulları d-Teymoğulları
50-Peygamber Efendimiz Hz. Hatice ile evlendiğinde kaç yaşındaydı?
a-21 b-25 c- 28 d-30

İKİNCİ BÖLÜM

1. Aşağıdakilerden hangisi bir Hanif değildir?
A) Varaka b. Nevfel
B) Ubeydullah b. Cahş
C) Ümeyye b. Ebu Salt
D) Kuss b. Saide
E) Amr b. Zeyd
2. Aşağıdakilerden hangisi Hazreti İsmail’in soyundan gelen Arapları ifade eder?
A) Arab-ı Aribe
B) Arab-ı Müsta’ribe
C) Arab-ı Bakiye
D) Kahtaniler
E) Keldaniler
3. Ficar Savaşları’na aşağıda verilen Rasullullah’ın amcalarından hangisi komuta etmiştir?
A) Abbas
B) Hamza
C) Zübeyr
D) Ebu Talib
E) Ebu Leheb
4. Aşağıdakilerden hangisi Müslümanlara işkence yapan Kureyş müşriklerinden değildir?
A) Ebu Cehil
B) Ubeyde b. Haris
C) Ukbe b. Ebi Muayd
D) Ebu Leheb
E) Ümeyye b. Halef
5. Açıktan davet aşağıdaki hangi ayet ile başlamıştır?
A) Hicr Sûresi, 94. ayet
B) Bakara Sûresi, 88. ayet
C) Nisa Sûresi, 32. ayet
D) Fetih Sûresi, 36. ayet
E) Kalem Sûresi, 5. ayet
6. Aşağıdakilerden hangisi müşriklerin daveti önleme çabalarından değildir?
A) Alay safhası
B) Hakaret safhası
C) İşkence safhası
D) Uzlaşma safhası
E) Şiddet kullanma safhası
7. Amcalarının hepsi Rasullullah’ı korumaya karar vermişlerdi. Aşağıdaki amcalarından hangisi diğerleri gibi onu korumaya karar vermemiştir?
A) Abbas
B) Zübeyr
C) Ebu Talib
D) Ebu Leheb
E) Hamza
8. Aşağıdakilerden hangisi Habeşistan’a hicret eden ilk kafileden değildir?
A) Abdurrahman b. Avf
B) Zübeyr b. Avvam
C) Cafer b. Ebu Talib
D) Hz.Osman
E) Mus’ab b. Umeyr
9. Ömer bin Hattab Efendimiz’i öldürmeye giderken karşılaştığı ve yolunu değiştirmesine sebep olan sahabe hangisidir?
A) Utbe b. Rebia
B) Nuaym b. Abdullah
C) Selam-ı Farisi
D) Es’ad b. Zürare
E) Zeyd b. Harise

10. Efendimiz Taif ahalisini İslam’a davete kiminle beraber gitmiştir?
A) Hz.Hamza
B) Hz.Ömer
C) Zeyd b. Harise
D) Abdurrahman b. Avf
E) Bilal-i Habeşi
11. Efendimiz’e ve Hz.Ebubekir’e hicret esnasında yetişen ancak atının ayakları kuma gömülen kişi kimdir?
A) Utbe b. Rebia
B) Amr ibnül As
C) Meysere
D) Süraka
E) Mecdiyy b. Amr
12. Rüyasında ezanı Muhammedi’yi bugünkü şekliyle işiten ve rüya yoluyla ezan kendisine öğretilen sahabi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ubeyde b. Cerrah
B) Sad b. Ubade
C) Abdullah b. Zeyd
D) Bera b. Marur
E) Tufeyl b. Amr
13. Oruç, zekat ve kurbanın meşru kılınması kaçıncı hicri asırda gerçekleşmiştir?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5
14. Peygamberimiz (sas)’in, Uhud Savaşı’ndan hemen sonra, Mekke ordusunun geriye dönüp tekrar Medine üzerine gelebileceğini düşünerek onları takip ettiği ve Medine’ye 16 km uzaklıktaki bir vadide yaklaşık 5000 ateş yaktırarak geriye dönme niyetindeki düşmana göz dağı verdiği gazvenin adı nedir?
A) el-Vadi Gazvesi
B) Ayneyn Gazvesi
C) Batn-ı Nahle Gazvesi
D) Benî Mustalîk Gazvesi
E) Hamrâü’l-esed Gazvesi
15. Peygamber Efendimiz (sas)’in, hicri IV. yılın Şevval ayında evlendiği 44 yaşındaki dul bayan kimdir?
A) Hz. Zeynep binti Huzeyme
B) Hz. Zeyneb binti Cahş
C) Hz. Ümmü Seleme
D) Hz. Ümmü Habîbe
E) Hz. Cüveyriye binti Hâris
16. Hendek Savaşı’nda düşman ordusundan İslam saflarına katılan, savaş esnasında Müslüman olduğunu kimseye söylemeyip, Peygamberimiz (sas)’in izniyle, bu durumunu, İslam ordusunun savaşı kazanması için kullanan kişi kimdir?
A) Hz. Nuaym b. Mesud
B) Hz. Huzâî
C) Hz. Sa’d b. Ebî Vakkas
D) Selman-ı Farisî
E) Hz. Sad b. Muaz
17. Benî Mustalik Gazvesi esnasında yaşanan İfk Hadisesi hakkında inen ayetler hangileridir?
A) Enfal Sûresi, 58. ayet
B) Al-i İmran Sûresi, 81. ayet
C) Sâf Sûresi, 3-7. ayetler
D) Nûr Sûresi, 11-14. ayetler
E) Fil Sûresi, 1-5. ayetler
18. Çevre ülkelerin hükümdarlarına, Peygamberimiz (sas), elçileriyle İslam’a davet mektupları göndermiştir. Aşağıdaki elçi ve gönderildiği hükümdar eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Dıhye b. Halife – Herakliyus
B) Amr b. Ümeyye – Mukavkıs
C) Abdullah b. Huzafe – Hüsrev Perviz
D) Amr b. Ümeyye – Necaşi
E) Hatip b. Ebu Beltea- Mukavkıs
19. Hicretin VIII. yılı gerçekleşen Mekke’nin Fethi, Mekke’ye hangi gün girilmesiyle başlamıştır?
A) 12 Rebiülevvel Pazartesi
B) 9 Şevval Salı
C) 23 Cemaziyelevvel Cuma
D) 20 Ramazan Cuma
E) 23 Şaban Salı
20. Peygamberimiz (sas) 30 bin kişilik İslam ordusuyla Tebük Gazvesi’ne çıktığında, Medine’de geriye kalan münafıkların toplanmak için inşa ettikleri fitne yuvası mescit Kur’an-ı Kerîm’de hangi isimle anılmaktadır?
A) Mescid-i Kuba
B) Mescid-i Aksa
C) Cuma Mescidi
D) Mescid-i Yesrib
E) Mescid-i Dırâr
21. Hicretin X. yılı Veda Haccı sonunda “Veda Hutbesi”ni okuyan Peygamberimiz (sas) kendisini dinleyen 124 bin Müslümana nerede seslenmiştir?
A) Müzdelife
B) Arafat
C) Kuba
D) Bedir
E) Zülhuleyfe

22. Hicretin XI. yılında vefat eden Hz. Peygamber(sas)’in vefatı hakkındaki aşağıdaki bilgilerden hangisiyanlıştır?
A) Peygamberimiz (sas) vefatına sebep olan hastalığa Safer ayının son günlerinde yakalanmıştır.
B) Peygamberimiz (sas) vefatına sebep olan hastalığa eşlerinden Hz. Meymune’nin evinde tutulmuştur.
C) Peygamberimiz (sas) hastalığı sebebiyle camiye çıkamadığında yerine vekil olarak Hz. Osman’ı imam tayin etmiştir.
D) Peygamberimiz (sas)’in cenazesini Hz. Ali yıkamıştır.
E) Peygamberimiz (sas), vefat ettiği yere, Hz. Aişe’nin odasında kazılan kabre defnedilmiştir.
23. Aşağıdakilerden hangisi Ashab-ı Kiram’dan Amr b. Hâris’in ifadelerine göre Hz. Peygamber (sas)’in vefatından sonra bıraktıkları arasında yer almaz?
A) 50 dirhem altın
B) Birkaç silah
C) Beyaz bir katır
D) Vakfettiği Fedek hurmalıkları
E) Vakfettiği Hayber arazisindeki hissesi
24. Aşağıdakilerden hangisi Peygamberimiz (sas)’in “Veda Hutbesi”nde geçen cümlelerinden biri değildir?
A) “Sakın benden sonra eski sapıklıklarınıza dönüp de birbirinizin boynunu vurmayın.”
B) “Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine iade etsin.”
C) “Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.”
D) “Başınıza, kafası siyah üzüm tanesi gibi Habeşli bir köle dahi yönetici olarak tayin edilse yine de itaat edin.”
E) “Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler.”
25. Aşağıdaki olay ve gerçekleştiği hicri yıl eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Hayber’in Fethi – Hicri IV. yıl
B) Benî Kureyzâ Gazvesi – Hicri V. yıl
C) Uhud Gazvesi – Hicri III. yıl
D) Kıblenin Değişmesi – Hicri II. yıl
E) Hudeybiye Antlaşması – Hicri VI. yıl

“Elinde alâmet, 

İzinde selâmet,

 Tek isim… Muhammed…
 Ne bir harf, ne kelâm
 Esselâm, Esselâm…
Ustad Necip Fazıl Kısakürek

23

Ocak
2013

Hadis Terimleri

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  282 Kez Okundu

ADL: Râvînin hadîsi bozmadan rivâyet eden dürüst bir müslüman olması…
AHZ: Bir şeyhden hadîs almak.
ÂLÎ İSNÂD: Herhangi bir hadîsin râvîsi ile kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya o hadîsi rivâyet etmiş bulunan meşhur hadîs imamlarından birisi arasında en az sayıda râvînin bulunduğu veyahut da tanınmış hadîs kitaplarından birinin musannefine arada en az râvî ile ulaşabilen isnaddır.
CÂMİ: Akâid, ahkâm, zühd, edeb, tefsîr, siyer, fitneler, menâkib konularındaki hadîsleri toplayan eserlere verilen ad. Örneğin Buhârî’nin Sahîhi bir “câmi” dir.
CERH VE TA’DÎL İLMİ: Hadis ilminin bir dalı olup hadîs ilimleri içinde aşağı yukarı en gelişmiş branştır. Bu ilim dalında hadîs râvîlerinin kusurları ve meziyetleri özel terimlerle incelenir. Yani râvîlerin doğruluk ve güvenirlik yönlerinden durumları ortaya konur.
EDÂ: Bir hadîsi başkasına rivâyet etmek.
ĞARÎBU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs metinlerinde geçen, az kullanıldığından dolayı anlaşılması zor kelimelerin açıklanmasıyla uğraşan hadîs ilmi branşı.
HABER-İ VAHİD: Bir nesilde bir tek râvî tarafından rivâyet edilen habere denir.
HADÎS CÜZ’Ü: Daha ziyade belli bir kişiden gelen hadîsleri toplamak maksadıyla tertip edilen çoğu küçük çapta hadîs kitaplarına verilen ad.
HADÎS RÂVÎLERİ İLMİ: Bir anlamda râvîler tarihi demek olan bu hadis ilmi branşı râvîlerin hadîs rivâyeti bakımından tanıtımını yapar.
HADÎSLERİN VÜRÛD SEBEPLERİ İLMİ: Hadîs ilminin kapsadığı branşlardan biri olan bu ilim, hadîslerin vürûd sebeplerini, yani niçin ve neden dolayı söylenmiş olduklarını tespit etmeye çalışır. Nüzûl sebeplerini bilmek Kur’ân ayetlerini anlamak bakımından ne kadar gerekli ise, vürûd sebeplerini bilmek de hadîsleri doğru anlamak ve değerlendirmek bakımından o kadar lüzumlu ve önemlidir.
HASEN: Adalet cihetiyle sağlam olmakla beraber zabt yönünden bazı zaafları bulunan râvî ya da râvîlerin bulunduğu senede sahip olan hadîstir. Hasen hadîs sahihden aşağı fakat ona yakın, zayıf hadîsden yukarda bir yerdedir.
HIFZ: Genellikle râvînin şeyhinden rivâyet ettiği hadîsleri güzelce ezberleyip muhafaza ederek yeri geldiğinde eksiksiz ve fazlasız olarak kendi talebelerine rivâyet edebilme yeteneğine denir.
İHTİCÂC: Hadîsten hüküm çıkarmaya denir.
İLELU’L-HADÎS İLMİ: Dış görünüş itibariyle sahih denebilecek bir hadîsin, sıhhatini zedeleyen ve ancak konunun uzmanları tarafından anlaşılabilecek gizli kusurlardan bahseden hadîs ilmi dalıdır. Bu gizli kusur hadîsin senedinde, metninde veya her ikisinde birden olabilir.
İLLET: Bir hadîste dışarıdan farkedilemeyen ve bu hadîsin sıhhatini yok edecek nitelikteki kusuruna denir.
İRSAL: Tabiinin büyüklerinden birinin isnadında sahabiyi atlayıp “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki” veya “Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şunu yaptı” ve benzeri ifadelerle isnadını Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ulaştırarak O’ndan -sallallahu aleyhi ve sellem- rivâyette bulunmasına denir {bkz. mürsel hadis kelimesi}.
İSNÂD: Senedi, yani râvîler zincirini zikretmek.
KÜTÜB-İ SİTTE: Altı kitap anlamındadır. Bu altı kitap; İmam Buhârî’nin ve Müslim’in Sahihleri, İmam Ebû Dâvûd, Tirmizî, Neseî ve İbnu Mâce’nin Sünen’leridir.
MAKLÛB HADÎS: Râvîlerden birinin metindeki bir lafzı veya isnaddaki bir şahsın ismini yahut nesebini alt-üst etmesiyle; tehir edilmesi (geriye bırakılması) gerekeni takdim (öne almasıyla) veya takdim edilmesi gerekeni tehir etmesiyle veyahut bir şeyin diğerinin yerine konması suretiyle rivâyet edilen hadîse denir.
MAKTU’ HADÎS: Tabiinden rivâyet edilen söz, fiil ve takrirlerdir.
MERFÛ HADÎS: Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait olan hadîsdir {bkz. ref’ kelimesi}.
MERVİYY: Bir râvînin rivâyeti; hadîs.
MEVKUF HADÎS: Söz veya fiilin sahabiye ait olduğu hadîsdir.
MEVZU HADÎS: Uydurulmuş ve hadîs diye ortaya atılmış sözdür. Kimi alimlere göre mevzu hadîs, zayıf hadîslerin en düşük derecesidir. Bir başka görüşe göre de mütevâtir ve mevzu hadîsler, ilki kesin olduğundan, ikincisi de uydurma olduğundan hadîs araştırmalarına dahil edilmezler
MU’CEM: Hocaların veya şehirlerin yahut kabilelerin adlarına göre hadîslerin alfabetik olarak sıralandığı kitaplardır. En meşhur mu’cemler, et-Taberânî’nin el-Kebîr, el-Evsât ve es-Sağîr adlı mu’cemleridir.
MUHADDİS: Senedleri, illetleri, senedde adı geçen râvîleri, isnâdın âlî ve nâzil olanını bilen, çok sayıda hadîs ezberleyen, Kütüb-i Sitte’yi, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’ini, Beyhakî’nin Sünen’ini, Taberânî’nin Mu’cem’ini ve ayrıca bin tane hadîs cüz’ünü dinlemiş olan kimseye denir.
MUHTELİFU’L-HADÎS İLMİ: Hadîs ilimlerinin en çetrefili olduğu kabul edilen bu branş, hadîsler arasında görülen anlam çatışma ve çelişmelerini inceler –ki ihtilafların bir kısmı bağdaştırılabilir cinsten bir kısmı da bağdaştırılamaz cinstendir–.
MUSANNEF: Çeşitli konulardaki hadîsleri bir araya toplayan hadîs kitaplarına verilen ad.
MÜNKER HADÎS: Zayıf bir râvînin, sika râvîye muhâlif olarak rivâyet ettiği hadîstir.
MÜRSEL HADÎS: Senedinden bir sahabi düşen hadîstir.
MÜSNED: Hadîslerin onları rivâyet eden sahabe adları altında gruplandığı kitaplardır. Mesela önce Ebu Bekir radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler, sonra Ömer radıyallahu anhın rivâyet ettiği hadîsler… şeklinde devam eder. Müsnedlerin en meşhuru Ahmed b. Hanbel’in müsnedidir.
MÜSNED HADİS: İlk râvîden sonuncu râvîye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah sallallahu aleyhi ve selleme ref ‘ edilen hadîstir.
MÜTEVATİR: Yalan üzerine birleşmesi aklen imkansız olan bir grup insanın rivâyet ettiği hadîsdir. Bu şart her tabakada tahakkuk etmelidir. Bu nedenle de mütevatirlerin sayıları pek azdır. Mütevatir hadîse “kesin” gözü ile bakıldığından inkârı tehlikeli görülmüştür.
NAZİL İSNAD: Âlî İsnad’ın zıddıdır ve hadîsi rivâyet eden son râvî ile ilk kaynağı olan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veya bir hadîs alimi arasında normalin üstünde bir sayıda râvî bulunan isnaddır.
RÂVÎ: Hadîsi rivâyet eden kişidir.
REF’: Hadîsi, isnadını Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme kadar ulaştırıp merfu’ olarak rivâyet etmeye denir {bkz. merfu hadis maddesi}.
RİVÂYET: Râvîlerin hadîsleri nakletmesi.
SAHÂBÎ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi peygamberliği sırasında mü’min olarak gören, mü’min olarak ölen kişilere denir (çoğulu: ashâb veya sahâbe). Ashâb-ı kiram hadîs rivâyeti bakımından iki kısma ayrılmaktadır. Binden fazla hadîs rivâyet etmiş olanlar muksirûn, binden az rivâyet etmiş olanlar mukillûn diye tanımlanır. Muksirun 7 sahabeden oluşmaktadır. Ehli sünnet bilginlerince Rasûlüllahı görme mutluluğuna ermiş olan ashab, hadîs rivâyeti bakımından güven ve itimada layık kabul edilmiştir. Bunun için onlar tenkid (cerh ve tadil) dışı bırakılmıştır.
SAHİH HADÎS: Senedinde kopukluk olmayan, bütün râvîleri sika olan, illet ve şazlık bulunmayan hadîslerdir. Başka bir ifadeyle Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme ait olduğuna teknik açıdan herhangi bir şüphe ve tereddüt bulunmayan hadîs demektir.
SAHİHAYN: “İki sahih” mânâsına gelen bu tabir İmam Buhârî ve İmam Müslim’in sahihleri için kullanılır. Sahih, terimi ise sahih hadîsleri ihtiva eden kitaplar için kullanılır.
SEMA’: Hadîs rivâyet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadîsi, bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle almak şeklinde gerçekleşir.
SENED: Hadîsi rivâyet eden râvîler zinciri.
SİKA: Adalet ve zabt vasfı taşıyan râvîlere denir.
SÜNEN: Yalnızca namaz, oruç, taharet vb. ahkâm hadîslerini içeren kitaplardır. Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Neseî gibi. Sünen kitaplarında genellikle merfu’ yani Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait hadîsler bulunur.
ŞEYH: Bir râvînin hadîsi aldığı kişi.
TABİİ: Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ashabından herhangi birisi ile görüşüp ondan hadîs rivâyet edene verilen isim.
TAHDİS: Hadîs rivâyeti…
TÂLİB: Bir şeyhden hadîsi alan râvîye verilen ad.
TARÎK: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve vecih kelimeleri}.
TARÎK: Bir hadîsin senedine verilen bir diğer isimdir
TEBE-İ TABİİN: Tabiilerden sonra gelenler, tabiine tabii olanlar, tabiini takip edenler; kısaca tabiilerle görüşüp onlardan hadîs rivâyet edenlerdir.
VECİH: Hadisin senedi {ayr. bkz. sened ve tarîk kelimeleri}.
ZABT: Hafızanın kuvvetli olması özelliğidir
ZAYIF HADÎS: Râvîleri, sahih ve hasen hadîs râvîlerinin vasıflarını taşımayan hadîslerdir.

23

Ocak
2013

Hac İbadeti

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  235 Kez Okundu

1-Hac; kasdetme ve yönelme mânâlarına gelir.
2-Hac’da yapılan ibadetlere genel bir ifade ile “Menasik” denir.
3-Mikat sınırları dışında ikamet eden Afâkîler, mikat sınırını ihramsız geçerlerse ceza (dem) yani koyun veya keçi kurban kesmeleri gerekir.
4-Mekke-i Mükerreme ve çevresindeki “Harem“ bölgesindeki av hayvanlarının avlanması, bitkilerin kesilmesi veya koparılması ister ihramlı ister ihramsız herkes için yasaktır.
5-Füsuk: Allah’ın emir ve yasaklarına itaatten uzaklaşıp masiyet sayılan fiilleri yapmak
6-Cidal: Tartışmak, kavga etmek, hakarette bulunmak, kötü söz ve davranışlarla gönül kırmak, huzursuzluk çıkarmak. Umumî asayiş ve huzuru bozacak bu tür davranışlardan özellikle ihramlı iken kaçınmak gerekir.
7-Hac menasiki, Şevval, Zilkade aylarının tamamıyla, Zilhicce ayının ilk on günü içinde eda edilir.
8-Hanefî mezhebine göre haccın ihram, Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı olmak üzere üç farzıvardır.
9-Şafiî Mezhebine göre bu üç farza ilave olarak sa’y, saçları dipten kazıtma veya kısaltma da rükündür. Ve bu rükünlerden ilk üçünde sıraya riayet etmek de farzdır.
10-Arafat vakfesi; Mekke’nin yaklaşık 25 km. güney doğusunda bulunan ve harem bölgesi dışında kalan, sınırları işaretlenmiş olan Arafat bölgesinde yapılır.
10-Vakfe; bir yerde bir süre durmak veya beklemek demektir.
11-Cem-i takdim; Arefe günü Arafat’ta vakfe yapanların, öğle ve ikindi namazlarını öğle vaktinde peş peşe kılmaları sünnettir.
12-Tavaf, “Bir şeyin etrafında dolaşmak, dönmek” manasına gelir.
13-Ziyaret tavafına “ifada tavafı”da denir.
14-İstilâm; Hacerü’l-Esved’i selâmlamak demektir.
15-Remel; peşinden Sa’y yapılan tavafların ilk üç şavtında erkeklerin koşar adımlarla omuzları silkerek çalımlı yürümesi demektir.
16-Iztıba: İhramın vücudun belden yukarısını örten parçasının bir ucunu sağ kolun altından geçirip, sol omuzu üzerine atarak sağ kolu ve omuzu ridanın dışında bırakmaktır.
17-Tavafın bütün şavtlarının peş peşe yapılması muvâlât denir.
18-Tavafın Çeşitleri:Haccın rükünlerinden olan ziyaret tavafından (tavaf-ı ifaza) başka farz, vacip, sünnet ve nafile olmak üzere tavaflarda vardır.
19-Hac ile ilgili olan tavaflar şunlardır: Kudüm tavafı, ziyaret tavafı, veda tavafı. Umrede yapılan tavafa ise umre tavafı denir.
20-Hac ve umre ile ilgili olmayan tavaflar:
1. Nezir tavafı 2. Tahiyyetü’l-Mescid Tavafı 3. Tatavvu (Nafile) Tavafı
21-Sa’y lügatte “koşmak, çaba sarf etmek” manalarına gelir. Terim olarak ise; Kabe’nin doğu tarafında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında, Safa’dan başlamak, Merve’de son bulmak üzere dört gidiş, üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmekten ibarettir.
22-“Mes’a” yani sa’yın yapıldığı yer denir.
23-Remy-i Cimar; haccedenlerin Bayram günlerinde Mina’da birinci gün, yalnız Akabe cemresine, diğer günlerde sırasıyla Küçük, Orta ve Akabe cemresine önceden hazırlanmış olan özel taşları atmalarıdır.
24-Mina, Müzdelife ile Mekke arasında ve Harem sınırları içinde, şeytan taşlama mahalli (cemerat) ile birlikte kurbanların da kesildiği bir bölgedir.
25-İhram yasaklarının kalkmasına “tahallül” denir. Tahallül iki safhada gerçekleşir. Hac’da
cinsel ilişki dışındaki yasakların kalkmasına “ilk tehallül”, cinsel ilişki yasağının kalkmasına ise “ikinci tehallül”denilir.
26-Veda tavafı, haccın son menasikidir. Mikat sınırları içinde ikamet etmeyen uzaklardan gelmiş afâkî sayılan hacıların memleketlerine dönmeden önce veda tavafı yapmaları vaciptir. Bu tavafa “ayrılma” anlamına “Sader tavafı”da denir.
27-Hacda üç hutbe vardır. Birincisi Zilhiccenin 7. Günü Harem-i Şerif’te öğle namazından önce, ikincisi, Arefe günü Arafat’ta zevalden sonra Nemire Mescidinde cem-i takdim ile kılınan öğle ve ikindi namazlarından önce, üçüncüsü ise, bayramın ikinci günü öğle
namazından önce Mina’da Mescid-i Hayf’ta okunur.
28-Muhassab’da dinlenmek:Hac sonunda Mina’dan dönerken, Mekke girişinde,
Cennetü’l-muallâ civarında, “muhassab”denilen vadide bir süre dinlenmek sünnet-i kifâyedir.
Bu şekilde dinlenmeye “tahsîb”denir. Bu vadi günümüzde Mekke’nin içinde kaldığından artık bu sünnet yapılamamaktadır.
29-Umre; belirli bir vakitle kayıtlı olmaksızın, usulüne uygun ihrama girerek tavaf ve sa’y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkmaktan ibaret olan bir ibadettir. Genel kanaate göre imkân bulabilen her Müslüman’ın ömründe bir kere umre yapması müekked sünnettir.
Farklı bir görüşe göre ise farzdır
30-Hanefi mezhebine göre, “teşrik günleri“ denilen arefe günü sabahından dördüncü günü
güneş batıncaya kadar geçen süre içinde umre yapmak, tahrimen mekruhtur.
31-Dinî hükümler açısından hac, farz, vacip ve nafile olmak üzere üç çeşittir.
32-Yapılış şekli (eda edilişi) yönüyle hac; ifrad haccı, temettü’ haccı ve kıran haccı olmak üzere üç çeşittir.
33-İfrad haccı umresiz yapılan hacdır.
34-Temettü, “yararlanmak, istifade etmek” anlamına gelmektedir. Aynı yılın hac aylarında umre ve haccı ayrı niyet ve ayrı ihramla eda etmektir.
35-Kıran haccı, aynı yılın hac aylarında umre ve hacca birlikte niyet edilerek hac ve umreyi bir ihramda birleştirmektir. Temettü’ haccında olduğu gibi Kıran haccı yapanların da “Şükür kurbanı” kesmeleri vaciptir.
36-Tavaf:Mescid-i Haram’da “Tahiyyetül – Mescid”yani mabedi selâmlama namazının yerini tavaf karşıladığından, eğer farz kılınmıyorsa tavafa başlanır. İfrad haccında ilk yapılacak tavaf “Kudüm tavafı”, temettü’ ve kıran haccında ise “umre tavafı”dır.
37-Hac menasiki Zilhiccenin sekizi ile on üçü arasındaki altı gün içinde eda edilir.
38-Hedy kurbanları, nafile ve vacip olmak üzere iki kısımdır.
a) Nafile Hedy:Hac veya umre yaparken vacip olmadığı halde sevap
kazanmak maksadıyla kesilen kurbandır.İfrad haccı veya sadece umre yapanların nafile heydi kesmeleri müstehaptır.
b) Vacip Hedy
1. Temettü’ ve Kıran Hedyi
2. Ceza Hedyi
3. İhsar Hedyi
4. Nezir (adak) Hedyi
39-Hedy Kurbanının Kesileceği Yer ve Zaman:Gerek vacip, gerekse nafile olsun bütün hedy
kurbanları Harem bölgesi sınırları içinde kesilir.Kurban bayramının üçüncü günü akşamına kadar kesilecek olan kurbanların Mina’da, sair günlerde kesilecek olanların ise Mekke’de kesilmesi efdaldir. Temettü’ ve Kıran Hedyleri, bayramın birinci günü
fecr-i sadıktan itibaren kesilebilir.
40-Cinayetin Anlamı:Hacca veya umreye niyet edip ihrama girdikten sonra tıraş olup ihramdan çıkıncaya kadar yasak olan fiillerin yapılmasına cinayet denir.

MEKKE-İ MÜKERREMDE ZİYARET EDİLECEK YERLER
41- Cebeli nur (Hira dağı): Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)e vahyin ilk emri ‘ikra’ ayetinin geldiği dağ.
42- Sevr mağarası: Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Medineye hicret ederken Ebu Bekir r.a. ile beraber saklandıkları mağara.
43- Cennetül Mualla kabristanı: İlk müslümanların, başta Hazreti Hatice Validemiz ve bir çok sahabe ve tabiinin bulunduğu mezarlık.
44- Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) doğduğu evi yerindeki bina şu anda kütüphane olarak kullanılmaktadır.
45- Cin mescidi: Cin suresinin nazil olduğu yere inşa edilmiş bir mesciddir.
46- Cebeli Rahmet (Rahmet dağı): Arafat vadisinde bulunur. 70 metre yüksekliğindedir.
Hazreti Adem (aleyhisselam) ile Hazreti Havva (radıyellahu anha) validemiz cennetten çıkarıldıktan sonra buluştukları mekandır. Peygamber Efendimiz(Sallallahu aleyhi ve sellem)
veda hutbesini bu dağda yapmıştır.
47- Arafat: Hacda arefe günü vakfe yapılan yer.Mekkeden 25 km uzaktadır.
8- Mina: Mekke’ye 7 kilometre uzaktadır. Şeytan taşlanılan yerler buradadır. Mina’da peygamberimizin çadır kurduğu yerde inşa edilen Mescidi Hayf, Medine’lilerin
peygamber Efendimize biat ettikleri yerde inşa edilen Mescidi Akabe, Hazreti İsmail’e bedel
olarak gönderilen kurbanın ayak bastığı yerde inşa edilen Mescidi Kebş bulunmaktadır.
9- Müzdelife: Arafat ile Mina arasındaki bölgenin adıdır. Mina’da şeytana atılacak taşlar buradan toplanır.
10- Meş’ari Haram: Müzdelife’nin kuzey dağı üzerinde bir tepedir .

23

Ocak
2013

ÇOCUK EĞİTİMİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  380 Kez Okundu

1-) “Evlâd kokusu, cennet kokusudur.” (1)
2-)“Çocuk bulunmayan evde bereket yoktur.”(2)
3-)“Kimin çocuğu varsa, onunla çocuklaşsın.” İbn Mıhled, Ahbâru’s-Sığar, s.: 135.
4-)“Çocuk doğduğu yere aittir.” (3)
5-)“Hepiniz çoban ve muhafızsınız; maiyyetinizde bulunanların hukukundan sorumlusunuz. İş başındakiler de muhafızdır, memurlarından sorumludur. Erkek, aile fertlerinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın da kocasının evinde bir muhafızdır; o da, ondan sorumludur. Hizmetçi muhafızdır, o da efendisinin malından sorumludur. Hülâsa hepiniz muhafızsınız ve maiyyetinizdekilerden sorumlusunuz.”(4)
6-) “Çocuklarınıza gereken ikramı yapın ve terbiyelerini güzel yapın.” (5)
7-) Kuleyb b. Menfaa’nın, dedesinden naklettiğine göre: Dedesi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e gelmiş şöyle sormuş:
– “Yâ Resûlallah! Kime iyilik ve ihsanda bulunayım?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ise şu cevabı vermiş:
– “Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve bunlardan sonra gelen yakınlarına ve (sende) hakkı bulunan ve ziyareti şart olan kimselere.” (7)
8-) “Çocuğun ana-babası üzerindeki hakkı, ona iyi bir eğitim ve iyi bir isim vermesidir.” (8)
9-)“Hiç bir ana-baba evlâdına iyi bir eğitimden, iyi bir ahlâktan daha değerli mîrâs bırakamaz.” (9)
10-)“Çocuklarınıza önce ‘lâ ilâhe illallah’ cünlesini öğretiniz.”(10)
11-)“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.” (11)
12-)“Allah’u Teâlâ, her hak sâhibine hakkını vermiştir. Dikkat ediniz, vârise vasiyyet yoktur.” (12)
13-)“Bir kimse, bir çocuğa, gel sana şunu vereceğim der ve sonra da vermezse, bu (sözü) bir yalandır.” (13)
14-)Enes bin Mâlik’in rivâyet ettiğine göre, Rasulullah’la beraber bulunan bir adamın yanına oğlu geldi. Adam oğlunu öptü ve dizine oturttu. Daha sonra kızı gelince, kızını önüne oturttu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
– “Onlara aynı şekilde davranman gerekmez mi?” diye sordu. (14)
15-)Nu’man b. Beşîr’den şöyle dediği rivâyet olunmuştur.
– Babam, beni (aldı da) Rasulullah’a götürdü ve şöyle dedi:
– “Ben, şu oğluma bir köle hediye ettim.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
– “Oğullarının hepsine (aynı) hibede bulundun mu?” buyurdu:
Babam:
– “Hayır” cevabını verdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “O hâlde, (onu) geri al” buyurdu. (15)
16-) “Çocuklarınız size ihsan, hürmet ve itaatte âdil olmalarını istediğiniz gibi, siz de onlar arasında hediyede ve bağışlamada adâlete (eşitliğe) riâyet ediniz.” (16)
17-)“(Anasından) doğan her çocuk (İslâm) dini üzerine doğar. Ebeveyni (Mûsevî ise) onu yahudileştirir; (Nasrânî ise) onu hıristiyanlaştırır, (müşrik ise) onu müşrik yapar. Ashab-ı kiram tarafandan:
– Ey Allah’ın Resûlü! Ya, kendisine böyle bir telkinde bulunulmadan ölen çocuk (ne olacak)? denildi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
– “Onların (büyüdüklerinde neyi) yapacaklarını Allahu Teâlâ daha iyi bilendir.” buyurdu. (17)
18-) “Kimin kız çocuğu olup da, onu canlı canlı gömmez, ona hakâret etmez ve erkek çocuğunu ona tercih etmezse Allahu Teâlâ o kimseyi Cennet’e kor.”(18)
19-)“Çocuklarınızı, peygamberimizi, ehl-i beyti ve Kur’an okumayı sevmek gibi üç özellikte terbiye ediniz.” (19)
20-)“Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namaz kılmalarını söyleyin. On yaşlarına girdiklerinde kılmazlarsa, onları cezalandırın. Yataklarını ayırın.” (20)
21-)“Ana-babanın çocuklara olan vazifeleri, onlara yazmayı, yüzmeyi, ok atmayı öğretmeleri ve sağlıklı ve helâl yiyecekler temin etmeleridir(21)
22-)“Bir kimse, çocuklarını Cehennem’in ebedî ateşinde yanmaya bırakıyorsa, güneşin sıcaklığından korumasında hiç bir hikmet yoktur.”(22)
23-)“Bizim küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün hakkını bilmeyen kimse bizden değildir. Bizleri aldatan da bizden değildir. Kendi nefsi için sevdiğini, diğer mü’minler için de sevip istemedikçe, hiç bir kul hakkı ile mü’min olamaz.” (23)
24-)“Bir genç, yaşlı olması sebebiyle bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse, Allahu Teâlâ da, o gence yaşlılığı sırasında hürmet ve ikramda bulunacak bir kimseyi müvekkil kılar.” (24)
25-)“İnsan ölünce kendisinden ameli kesilmiş olur. Ancak bundan üç şey müstesnâdır:
1- Sadaka-i câriye
2- kendisinden yararlanılan ilim
3- Kendisine duâ eden evlâd.” (25)
26-)“Kişinin Cennet’te derecesi yükselir. Adamcağız:
– “Bu nereden geldi? diye sorar.” Kendisine:
– “Çocuğunun senin için istiğfar etmesinden” denir.(26)
27-)“Kim Kur’an’ı okur, öğrenir ve onunla amel ederse, Kıyâmet Günü, anne ve babasına nurdan bir taç giydirilir. Onun ziyası, güneş ışığı gibidir. Onun ana-babasına iki hulle giydirilir ki dünya onlarla boy ölçülemez. Onlar: “Ne karşılığında bunlar bize giydirildi?” derler. “Çocuğunuzun Kur’an tutması sebebiyle” denilir.” (28)
28-)“Allah yolunda sarfettiğin para, bir köle azat etmek üzere sarfettiğin para, bir miskine tasadduk ettiğin para, ehil ve ıyâline sarfettiğin para… bunların ecir (ve sevap) bakımından en büyüğü, ehil ve ıyâline sarfettiğin paradır.” 250 Hadis; 125/157 (Müslim’den)
29-)“Hanımına yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Çocuğuna yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Hizmetçine yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Kendi nefsine yemek yedirmen de senin için bir sadakadır.” (29)
30-)Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Bir gün Nebî aleyhisselam, Hazreti Ali’nin oğlu Hasan’ı öpmüştü, yanında Habîs’in oğlu Akra’ vardı. O:
– Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (hayretle) onun yüzüne baktı ve dedi ki:
– Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. (30)
31-)“Eğer bir kimse kızlara değer verdiğinden dolayı eziyet görürse ve onlara iyi davranırsa, onlar Cehennem’e karşı perde olurlar.” (31)
32-)“Kim erginlik çağına varan iki kızına, onlar yanında kaldıkları veya kendisi onların yanında kaldığı müddetçe iyilik yapar ihsanda bulunursa, bu kızlar onu mutlaka cennete dahil ederler.” (32)
33-)“Çocuk bülûğa erince babası onu evlendirsin, aksi halde çocuk günah işleyebilir, onun bu günâhı da babaya ait olur.” (33)
34-)“Kim, üç kız çocuğu bakıp büyütür ve onları güzel terbiye eder; onları evlendirir ve onlara ihsanda bulunursa, onun için cennet vardır.” (34)
35-)“Dindarlığını ve karakterini beğendiğiniz biri size dünür gelirse, sorumluluğunuzdaki kızı onunla evlendiriniz. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesad olur.” (35)
36-)“Kızını, fâsık bir kimse ile evlendiren kimse, kesinlikle ona merhametsizlik etmiş olur.” (36)
37-)Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Kim ki, yalnız Allah rızası için bir yetimin başını meshederse (okşarsa), kendisine elinin dokunduğu tüyler, saçlar sayısınca mükâfat verilir.” buyurmuş ve: “Kim ki, himayesi altında bulunan veya herhangi bir yetime ihsan ederse, onunla Ben Cennette bunlar gibi (yanyana)yız” diyerek parmakları arasından şahâdet parmağı ile orta parmağını işaret ederek göstermiş.” (37)
38-“Kim müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka Cennete koyacaktır.” (38)
39-)“Kim üç yetimi yetiştirir, nafakasını temin ederse, sanki ömrü boyu geceleri namaz kılmış, gündüzleri orut tutmuş ve sabahtan akşama yalın kılıç Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alır. Keza, ben ve o, şu iki kardeş (parmak) gibi cennette kardeş oluruz.” buyurdu ve şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yapıştırdı. (39)
40-)“Bülûğa erinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, sıhhat buluncaya kadar mecnûndan kalem kaldırılmıştır (işledikleri suç yazılmaz.(40)
Dip Notlar:
1. Kenzü’l-İrfân; 339/847. (Menavî’den)
2. Kenzü’l-İrfân; 338/844. (Menavî’den)
3.İbn Mıhled, Ahbâru’s-Sığar, s.: 135.
4. İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 40.
5.Riyazü’s-Sâlihîn; c: 1, s: 337, H. No: 298.
6.Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7091.
7.Seçme Hadisler; 143/12 (Ebû Dâvud’dan)
8.İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 43 (Tabarânî’den)
10.TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 358, İbn Mahled, s: 142; İbn Kayyim el-Cevziyye, s. 158.
11.Buhârî, Hîbe, 12-13. TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 356.
12.250 Hadis; 100/126. (Buhârî-Müslim)
13.Seçme Hadisler; 40/50. (Ahmed İbn-i Hanbel’den)
14.İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 44 (Bezzâr’dan)
15.424/20. (Müslim, c: 5, s: 65)
16.250 Hadis; 46/51. (Taberânî’den)
17.423/17. (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 344)
18.Seçme Hadisler; 165/49 (Ebu Davud’dan)
19.Kenzü’l-İrfân; 192/441 (Camiu’s-Sağîr’den)
20.İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 41 (Ahmed İbn Hanbel’in Müsnedi’nden)
21.İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 43 (Beyhâkî’den)
22.Siret Ansiklopedisi, cilt: 2, sayfa: 213
23.500 Hadis; 220/346
24.40×40; 429/39 (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 167)
25.500 Hadis; 45/67 (Müslim’den)
26.Seçme Hadisler; 162/43 (İbni Mâce’den)
27.40×40; 187/24 (Et-Terğîb, cilt; 2, sayfa: 355)
28. 250 Hadis; 125/157 (Müslim’den)
29. Ahmed İbni Hanbel ve Tirmizî’den
30.250 Hadis; 132/165 (Buharî-Müslim)
31.Sîret Ansiklopedisi, cilt: 2, sayfa: 226.
32.Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7090.
33.İbni Kayyim el-Cevziyye, s. 159. TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt: 8, sayfa: 356.
34.Seçme Hadisler; 248/79 (Ebu Dâvud’dan)
35. İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 31 (Tirmizî’den)
36. Kenzü’l-İrfân; 345/861 (Menâvî’den)
37.Seçme Hadisler; 243/75.
38.Tirmizî, Birr 14 (1918) Kütüb-i Sitte, cilt: 2, sayfa: 517 Hadis No: 180.
39.Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 475 Hadis No: 7095.
40.Ebu Dâvud, Hudûd 16, (4398, 4403) Kütüb-i Sitte, cilt: 6, sayfa: 307 Hadis No: 1658.

23

Ocak
2013

Hac Din Görevlisi Sınavına Hazırlık Ders Notları

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  491 Kez Okundu

1-Safa ile Merve tepeleri arasında gidiş-gelişe ne ad verilir? Say.
17 Kurban Bayramı arefesinde öğle vaktinden sabah namazı vaktine kadar bir süre arafatta bulunmaya ne denir? Vakfe.
18 Medinede Hazreti Muhammedin yakın çevresinden kişilerin bulunduğu mezarlığa ne ad verilir? Cennetülbaki.
19 Hinduizm de Hintlilerin kahramanlık öykülerinin anlatıldığı en önemli destanlarınınadı nedir? Muhabbarata Destanı.
20 Budizm de insanın bütün istek ve hırslarının yok olduğu saf ve temiz bir duruma kavuşmaya ne denir? Nirvana.
21 Namazda bir kaç ayet yada kısa süre okuyacak kadar ayakta durmaya ne denir? Kıyam
22 Bir daha oruç tutamayacak kadar yaşlı ve hasta olanlara bir fakire onu bir gün doyuracak kadar para vermesi yada onu doyurmasına ne denir? Fidye
23 Bir işi tüm çalışma ve tedbirleri uygulayarak tamamladıktan sonra gerisini Allaha havale etmeye ne denir? Tevekkül
24 Allahın varlığına ve birliğine, eşi ve benzerinin olmadığına işaret eden Kuran-ı Kerim süresi hangisidir? İhlas
25 Kuran-ı Kerimde peygamberlerin yada eski toplulukların hayatlarından bahseden bölümlere ne denir? Kıssa
26 İnsanların istediği dine, inanca yada felsefi düşünceye inanma inancının gereklerini yerine getirme hürriyetine ne denir? Din ve Vicdan Hürriyeti
27 Müslümünların ilk hicret ettikleri yer neresidir? Habeşistan
28 İlk islam savaşı hangisidir? Bedir
29 Peygamberlerin Allahtan aldıkları buyrukyarı insanlara bildirmelerine ne denir? Tebliğ
30 Haccın farzlarından biri olan beyaz elbise giymeye ne denir? İhram
31 Belirli bir vakti ve belirli bir zamanı olmayan,yoksullara yardım etmek,insanlara güleryüzlü davranmak,yoldaki insanlara zarar veren bir nesneyi kaldırmak gibi geniş bir çerçevesi olan yardım şekline ne denir? Sadaka.
32 Kur’an’da,kötülüğün simgesi ve insanların düşmanı olarak tanıtılan,şeytana tapıcılık anlamına gelen akıma ne denir? Satanizm.
33 ’10 EMİR’ hangi peygambere vahyedilmiştir?. Hz.Musa.
34 Hz.Muhammed,son hutbesi olan Veda Hutbesini,kaç tarihinde yapmıştır?. 632.
35 Dini sorumluluğun ön şartı nedir?. Akıl.
36 Eserlerinde tasavvufa yer veren,Mesnevi ve Divan adlı eserleri ile insanlığa ışık saçan,”Ne olursan ol,yine gel! “sözü ile insan sevgisini dile getiren,tasavvufi edebiyatımızın temsilcisi kimdir?. Mevlana.
37 Su bulunmadığında veya suyun kullanılmasında sakınca olduğunda temiz toprak cinsiyle yapılan abdest ve boyabdesti yerine geçen temizlik şekline ne denir?. Teyemmüm.
38 Bir kişinin arkasından onda bulunan özellikleri onun hoşlanmayacağı tarzda söylemeye ne denir?. Gıybet.
39 Her biri 20 sayfadan oluşan Kur’an’ın bölümlerine ne denir?. Cüz.
40 Hacıların ihram giymeleri için belirlenen Mekke şehrine yakın yerlere ne denir?. Mi’kat.
41 Yağmur ve kar yağması, rüzgar esmesi gibi doğa olaylarını düzenlemekle görevli melek kimdir? Mikail
42 Temiz suyun bulunmadığı veya bulunup da hastalık gibi nedenlerle kullanma olanağı olmadığı zamanlarda alınan abdeste ne ad verilir? Teyemmüm
43 Kur’an-ı Kerim’in en uzun suresinin adı nedir? Bakara
44 Allah’ın isteklerini, yasaklarını ve öğütlerini peygamberlere bildirmesine ne denir? Vahiy
45 İnsanın bir işi başarmak için elinden gelen çabayı gösterdikten sonra Allah’a güvenip sonucu beklemesine ne denir? Tevekkül
46 Peygamberimizin süt annesinin adı nedir? Halime
47 Allah tarafından önceden belirlenen olayların zamanı geldiğinde gerçekleşmesi olayına ne ad verilir? Kaza
48 Hac zamanı dışında Kabe’yi ziyaret etmek için yapılan ibadete ne ad verilir? Umre
49 Peygamberimizin söylediği sözlere ne denir? Hadis
50 Rüku ve secdesi olmadan kılınan namazın adı nedir? Cenaze namazı
51 İlk ezanı kim okumuştur? Bilal-ı habeşi
52 Bir insanın kendi isteğiyleyalnızca Allah rızası için yoksullara yaptığı yardım ve iyiliklere ne denir? Sadaka
53 H.z Muhammet (s.a.v) kaç yılında doğmuştur? 571 yılında
54 İlk islam devleti kaç nerede kurulmuştur? Medine’de
55 Kuran-ı Kerimde kaç ayet vardır? 6666 Ayet vardır
56 Hz Muhamme’de ilk vahiy nerede gelmiştir? Mekkede hira mağarasında ilk vahiy gelmiştir.
57 Kabenin etrafında hacerül esvet taşından başlayarak yedi defa dönmeye ne denir. Tavaf
58 Allahın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren nurani varlıklara ne denir Melek
59 Vahiy getiren meleğin adı nedir? Cebrail
60 Hz Muhammed kaç yaşında peygamber olmuştur? 40
61 Allah tarafından gelen vahiyleri peygamberlere bildiren meleğin ismi nedir? Cebrail
62 Secde yapılmadan kılınan namazın adı nedir? Cenaze Namazı
63 Namaz kılmak için su ile abdest alınması gerekir.Su bulunmadığı zaman ne yapılır? Teyemmüm
64 Ramazan Ayında yatsı namazı ile beraber 20 rekat olarak kılınan namazın adı nedir? Teravih
65 Allah tarafından görevlendirilen, kıyametin kopma zamanında Sur’u üfleyen meleğin ismi nedir? İsrafil
66 Ramazan orucunu tutamayacak kadar yaşlı ve hasta olanların oruca karşılık verdikleri sadakanın adı nedir? Fidye
67 Hacca gidenlerin Kabenin etrafında dönerek yapmış olduğu davranışa ne denir? Tavaf
68 Hz.Muhammed’in kendisinden sonra vefat eden kızının ismi nedir? Hz. Fatma
69 Hz. Muhammed’in hanımları, çocuklar ve torunlarından oluşan aile halkına ne isim verilir? Ehl-i Beyt
70 Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç etmesi ile başlayan ve bir tarih başlangıcı kabul edilen olayın adı nedir? Hicret
71 Kur’an insanın öncelikle neyini kullanmasını ister aklını
72 Hz.Muhammed’in hizmetinde bulunan Enes “Peygamberimiz bana hiçbir gün öf bile demedi. Yaptığım bir şey için bunu niye yaptın, yapmadığım bir şey için de bunu niye yapmadın diye beni azarlamadı”demesiyle o peygamberimizin hangi yönünü belirtiyor. hoşgörüsünü
73 Kabenin köşesinde bulunan kutsal taşın adı nedir hacerül esvet
74 “Allahu Ekber” ne anlama gelir Allah en büyüktür
75 Hz. Muhammed’in hicret esnasında konakladığı köyde yaptırdığı mesci(cami)din adı nedir Kuba
76 Kabenin etrafında yedi defa dönmeye tavaf denir. Bir defa dönmeye ne denir şavt
77 Kuran-ı Kerim’de kaç sure vardır 114
78 Abdest alırken ağıza su vermek farz mıdır, vacip midir, sünnet midir sünnettir
79 Namaz kılarken yere paralel olarak eğilmeye ne denir rukü
80 Alkollü içkiden çok içmek haramdır. Az içmek nedir haramdır
81 Hz. Muhammed (s.a.v)Mekke’den Medine’ye kaç yılında hicret etmiştir? 622
82 Peygamberimizi övmek amacıyla yazılmış olan mevlid-i Şerifin yazarı kimdir? Süleyman Çelebi
83 Kâbe’yi yıkmak üzere fil ordusuyla Mekke’ye gelerek Ebabil Kuşlarının üzerlerine taş atmaları sonucu ordusu helak olan Yemen Valisi kimdir? Ebrehe
84 Bütün ibadetlerde ortak olan esas nedir? NİYET ETMEK
85 Peygamberlerde bulunan “EMANET” sıfatının anlamı nedir? GÜVENİLİR OLMAK
86 Yaptığımız iyilik ve kötülüklerin ( günah ve sevapların) yazıldığı deftere ne ad verilir? AMEL DEFTERİ
87 Kendisine yeni bir kitap verilmeyip daha önce daha önce gelen bir kitabı tebliğ eden peygambere ne ad verilir? NEBİ
88 Hz.Muhammed (S.A.V)’in kendisinden 6 ay sonra vefat eden çocuğunun adı nedir? Hz.FATIMA(r.a)
89 Peygamberler akıllı ve zeki insanlardır.Allah’ın gönderdiği vahiyleri en doğru şekilde anlar ve insanlara en iyi biçimde aktarırlar.Problemlere uygun çözümler getirirler.Peygamberlerin bu özelliğine ne ad verilir? FETANET
90 Dinimize göre hangi mal ve gelirlerden zekat verileceği belirlenmiştir.Buna göre sığır ve mandanın zekat miktarı ne kadardır? OTUZDA BİR
91 İlk Cuma namazı nerede kılınmıştır? KUBA (köyünde)
92 Kur’anın bir kitap haline getirilmesinde komisyon başkanı ve vahiy katibi olan sahabe kimdir? ZEYD BİN SABİT
93 Kâbe’nin yakınında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında Hac İbadeti esnasında gidip gelmeye ne ad verilir? SAY
94 Su bulunmadığı zaman toprak ile alınan abdest de ne ad verilir? Teyemmüm
95 Son kutsal kitabımız nedir? Kur’an-ı Kerim
96 Allah ile Peygamberimiz arasında elçilik görevi yapan hangi melektir? Cebrail
97 Kur’an-ı Kerim’deki ilk süre hangisidir? Fatiha Süresidir.
98 Hıristiyanlık dininin kitabı nedir? İncil
99 5 namazın vakitlerinin başladığını haber veren çağrının adı nedir? Ezan
100 Başkalarındaki iyi özellikleri kıskanmayıp, bizim de bu iyi özelliklere sahip olmaya çalışmalıyız. Örneğin, sınıfımızdaki başarılı ve terbiyeli bir arkadaşamızı örnek almamız, onun gibi başarılı ve dürüst olmayı istemeye ne denir? Gıbta etmek (İmrenmek)
101 Haftada bir kere cemaatle kılınması zorunlu olan namaz hangisidir? Cuma
102 Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye 622 yılında yaptığı göçe ne denir? Hicret
103 Dini sorumluluğun ön şartı nedir? Akıl
104 Peygamberimiz nerde doğmuştur? Mekke
105 Hacıların, haçta giydiği dikişsiz elbiseye ne denir? İhram
106 Kur’an-ı Kerim’in ilk suresinin adı nedir? Fatiha
107 Kur’an hangi halife zamanında çoğaltılmıştır? Hz. Osman
108 Zengin müslümanlara farz olan, yılda bir kez sadece mal ile yapılan ibadet hangisidir? Zekat
109 Kuranı Kerim’in en uzun süresi hangisidir? Bakara Süresi
110 Sünnet olmasına rağmen cemaatle kılınan namaz hangidir? Teravih Namazı
111 İnsanlara sorumluluk yükleyen idare hangisidir? Cüz-i İdare
112 İnsanların günah ve sevaplarını yazan melekler hangileridir? Kiramen Melekleri
113 İslam Tarihinde ilk savaş hangisidir? Bedir
114 “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” sözü kime aittir? Hz. Muhammed
115 Peygamberimizin hal ,haraket söylem ve davranışlarını ifade eden sözcük nedir? Sünnet

1 Kabe’nin etrafını yedi defa dönmeye ne denir? Tavaf
2 Su bulunmadığı zaman temiz toprakla abdest almaya ne denir? Teyemmüm
3 Bir başkasını yaptığı bir davranışla suçlamaya ne denir? İftira
4 Kur’an-ı Kerim hangi halife zamanında kitap halide bir araya toplanmıştır? Hz. Ebubekir
5 Mekke’den Medine’ye hicret eden Mekke’li müslümanlara ne denir? Muhacir
6 Kur’an hangi mübarek gecede indirilmeye başlanmıştır? Kadir Gecesi
7 Sevap ve günahlarımızı yazan meleklere ne denir? Kiramen Katibin
8 Tevrat hangi peygambere indirilen kutsal kitaptır? Hz Musa
9 İçinde Kabe’nin bulunduğu Mekke’deki mescide ne denir? Mescid-i Haram
10 Akşam namazının farzı kaç rekattır? Üç
11 Ağzı ve burnu suyla temizlemek ve bütün bedeni hiç kuru yer bırakmadan yapılan temizliğe ne denir? Boy (Gusül) abdesti.
12 Ezanla kamet arasındaki fark ifadesi nedir? Kad kametis salah.
13 Toprak ürünleri için zekat zamanı ne zamandır? Hasat zamanı (dönemi).
14 Mekke müşriklerinin dayanılmaz işkencesinden kurtulmak için miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye gitmeye ne ad verilir? Hicret.
15 Kur’an-ı Kerimin ilk suresinin ismi nedir? Fatiha Suresi.

23

Ocak
2013

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Kitap Notları:İtikat-:Kuran-Hadis-Fıkıh-Dinler Tarihi

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  389 Kez Okundu

BİRİNCİ BÖLÜM
1-Mushâf’ın tedvini ve çoğaltılmasında komisyon başkanlığı yapan Sahâbî Zeyd b. Sâbit
2-Kur’ân-ı Kerîm’in daha çok ayet, hadîs ve sahâbî sözlerine dayanılarak yapılan tefsiri Rivâyet Tefsîri
3-Kur’ân-ı Kerîm’de en son nazil olan sûre Nasr
4-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme 16. almış olduğu tefsirin adı Hak Dini Kur’ân Dili
5- Kur’an ayetlerinin doğru anlaşılmasında ayetlerin indirildiği bağlamı ifade eden terim Sebeb-i Nüzûl
6-Ayetlerin Kur’an ve sûreler içinde yer alma sırasının Allah tarafından bildirilmesini karşılayan ifade Tevkîfîlik
7-Ahzâb kelimesinin anlamını Müttefik güçler
8-Bir ravinin “güvenilir, mutemet kimse” oldu ğunu ifade etmek için kullanılan hadis terim Sika
9-Aklen, yalan üzerinde birleşmeleri mümkün 25. olmayan bir topluluğun, yine kendileri gibi bir topluluktan rivayet ettikleri hadise Mütevâtir hadis denir.
10- “Maktû Hadîs” teriminin anlamı Tabiîlerden gelen hadis
11-“Adâlet ve zabt sıfatını taşıyan râvilerin muttasıl bir senedle rivâyet ettikleri, şâz ve illetli olmayan hadîs” tanımı Sahîh Hadis.
12-Hz. Peygamberin vefatından sonra hadislerin bir araya getirilmesi için yapılan çalışmalara Hadis ilminde Tedvîn denir.
13- Muvatta,Mâlik b. Enes tarafından tasnîf edilmiştir.
14- “Kütüb-i Sitte” olarak isimlendirilen temel hadis kaynakları :Buhârî – Müslim – Ebu Dâvud – Tirmizi – İbn A) Mâce – Nesâî
15-Münafık:Kur’ân’da, Allah’ı ve müminleri aldatmaya 35. çalışan, inanmadıkları hâlde “Allah’a ve Ahiret gününe inandık” diyen kimseler.
16-Kur’ân’da “Kirâmen Kâtibîn” diye adlandırılan ve insanların amellerini yazmakla görevli meleklere verilen diğer isim Hafaza Melekleri.
17-Haşr: “Kıyamet günü yeniden diriltildikten sonra bir 37. araya toplanma” anlamına gelen terim
18-Tahkiki İman:Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı iman.
19-İmkan Delili:Allah’ın varlığını ispat etmek için İslam bilginleri tarafından ortaya konulan ve “Varlığı ve yokluğu eşit bir varlık olan âlemin var olması için bir sebebe ihtiyaç vardır” şeklinde tanımlanan delil .
20-Yeni Selefilik:Cemâleddîn Afgânî ile birlikte netleşmeye başlayan ve 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, İslamiyet çerçevesinde Müslüman dünyanın geri kalmışlığı üzerine düşünmeye çalışan, Kur’an ve Sünnet’in mecrasına ulaşma ve bu süreci bir arınma, uyanma ve canlanma niyetiyle güçlendirme talebini dile getiren dinî eğilim .
21- “Yeni İlm-i Kelâm” adlı eseri ile kelam ilminin 42. yeniden inşasına destek veren bilgin İzmirli İsmail Hakkı
22-Fıkıh literatüründe zaruret ve mazerete bağlı 44. olarak işlenmesine izin verilen hususlara RUHSAT ne ad verilir.
23-Cem-i Takdîm: İki namazı ilk namazın vaktinde birleştirerek kılmak
24-Cem-i Te’hîr: İki namazı sonrakinin vaktinde birleştirerek kılmak
25-Vatan-ı Süknâ: 15 günden az kalmak üzere gidilen yer
26-Oruç keffaretiyle ilgili yaptırımlar sırasıyla Köle âzâd etmek – 60 fakiri doyurmak – İki ay oruç tutmak.
27-Dört mezhep imamı vefat tarihlerine göre kronolojik olarak :İmâm Ebû Hanîfe – İmâm Mâlik – İmâm Şâfiî -Ahmed b. Hanbel
28-Adak (nezir) orucunun hükmü Vâcib
29-Hades:azı ibadetlerin yapılmasına mani olan hükmi kirliliktir.
30-Sedd-i Zerâî:Fıkıh literatüründe “Harama düşmemek için bazı 56. mubahları ve şüpheli şeyleri yasaklamak” anlamına gelen ilke .
31- Akîka Kurbanı :Yeni doğan çocuktan dolayı Allah’a olan şükrünü göstermek için kesilen kurbana verilen addır.
32-Haricîlik ilk olarak Hz. Ali döneminde dönemde ortaya çıkmıştır.
33-“Güzel Ahlâk” Hüsnü’l-Huluk anlamına gelir
34-Peygamberliğin 10. senesine “Hüzün Yılı” denilmesinin sebebi Ebû Talib ve Hz. Hatîce’nin vefat etmeleri.
35-Teâvün =“Yardımlaşma”
36-Cuma Namazında hutbe okunmasının hükmü Farz
I. Akabe Bîâtı’nın ardından Medine’ye gönderilen ve oradaki Müslümanlara imamlık yapan sahabi Mus’âb bin Umeyr .
37 -“Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin…” (Tâhâ, 20/43–44) ayetlerinde geçen “yumuşak söz” anlamına gelen Kavl-i Leyyin
38- Cami: İman, ibadet, İslam Hukuku, Tefsir (Kuran’ın Yorumu), ve Siyer (Peygamber’in Hayatı) gibi dinle ilgili hemen hemen her konudaki hadisleri toplayan kaynaklardır.Örnek: “Buhari’nin Sahih-i Buhari adlı eseri” “Muslim’in El-Cami adlı eseri”
39- Sünen: Yalnızca temizlik, abdest, namaz, oruç, zekat ve hac gibi ibadet konularındaki hadisleri içeren kitaplardır.Örnek: “Ebu Davud’un Sünen adlı eseri” “Nesai’nin Sünen adlı eseri”
“Tirmizi’nin Sünen adlı eseri”
40- Müsned: Hadislerin, onları rivayet eden (aktaran) sahabe adlarına göre gruplandırıldığı kitaplardır.
41-Kütüb-İ Tis’a :Kütüb-i Sitte’ye üç eser ilavesiyle anılan meşhur dokuz hadis mecmuasına verilen isimdir. İlave edilen eserler; Dârimî (ö. 255/868)’nin es-Sünen’i, İmam Mâlik (ö. 179/795)’in Muvatta’ı,
Ahmed ibn Hanbel (ö. 241/855)’in el-Müsnedi’dir.
41-Elmuksirun: Çok sayıda (1000 den fazla) hadis rivayet eden sahabilere denir. Elmukillun: Az sayıda (1000 den az) hadis rivayet eden sahabilere denir.
42-Elmuksirun sahabiler :
1-Ebu Hureyre (radıyallahu anh): 5374 hadis rivayet etmiştir.
2-Abdullah b. Ömer (radıyallahu anh): 2630 hadis rivayet etmiştir.
3-Enes b. Malik (radıyallahu anh): 2286 hadis rivayet etmiştir.
4-Hz. Aişe (radıyallahu anha): 2210 hadis rivayet etmiştir.
5-Abdullah b. Abbas (radıyallahu anh) :1660 hadis rivayet etmiştir.
6-Cabir b. Abdillah (radıyallahu anh) : 1540 hadis rivayet etmiştir.
7-Ebu Said’il-Hudri (radıyallahu anh) :1171 hadis rivayet etmiştir.
43-Elmukillun sahabiler :
1-Abdullah b. Mesud (radıyallahu anh): 848 hadis rivayet etmiştir.
2- Abdullah b. Amr b. el-As (radıyallahu anh): 700 hadis rivayet etmiştir.
3- Ebu Zerri’l-Ğifari (radıyallahu anh): 281 hadis rivayet etmiştir.
4- Sa’d b. Ebi Vakkas (radıyallahu anh): 270 hadis rivayet etmiştir.
5- Ebu’d-Derda (radıyallahu anh): 179 hadis rivayet etmiştir.
6-Muaz b. Cebel (radıyallahu anh) : 157 hadis rivayet etmiştir.
44-Tedvin: Sözlü ve yazılı olarak nakledilen hadisleri bir araya toplama çabasıdır.
45-Tasnif (Sınıflandırma) ise; Daha önce karışık olarak bir araya getirilen hadislerin konularına veya ravilerine göre ayrılarak kitaplarda toplanmasıdır.
46-Musannefler; Sünenlerdeki merfu hadislere ilaveten mevkuf ve maktu hadisleri de ihtiva eden eserlerdir.
47-Hadis usulü; metin ve senedin durumlarıyla ilgili kaideleri bildiren ilimdir.
47-Ali ve nazil isnat :Eğer bir hadis, senedinde kopukluk olmadan Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) daha az ravi aracılığı ile ulaşıyorsa buna ‘ali isnat’ denir.Şayet az ravi ile aktarma imkanı varken, daha çok ravi ile rivayet edilmişse bu hadisin senedine de ‘nazil isnat’ denir. (Bir isnadın nazil oluşu her devirde birden fazla ravi olmasıyla anlaşılır.)
48-Cerh ve Ta’dil :Arapça ‘’yaralamak’’ anlamına gelen CERH, hadis terimi olarak, bir ravinin güvenilir olmadığını, yani adalet ve zabt sıfatlarını tam olarak taşımadığını tesbit etme işidir.
Adalet kelimesinden gelen TA’DİL ise, bir ravinin güvenilir olduğunu, yani adalet ve zabt sıfatlarını tam olarak taşıdığını tesbit etme işidir. Ta’dil edilen raviye sika (güvenilir) denilir.
49-Metain-i Aşere :Bir ravinin güvenilmez olduğunu gösteren on kusura metain-i aşere (on suçlama noktası) denir.Bu kusurlardan birine veya bir kaçına sahip olan ravinin hadis rivayeti kabul edilmez. Hadis alimlerinin belirledikleri bu on kusurun beşi ravinin adalet, beşi de zabt yönüyle ilgilidir.
A-Bir ravinin adaletine yönelik Tenkit noktaları (suçlamalar, kusurlar) :
1-Kizbu’r-ravi
2-İttihamu’r-ravi bi’l-kizb
3-Fısku’r-ravi
4-Bid’atü’r-ravi
5-Cehaletü’r-ravi.
B-Bir ravinin zabtına yönelik Tenkit noktaları (suçlamaları, kusurları):
1-Fartu’l-gafle
2-Kesretu’l-galat
3-Suu’l-hıfz
4-Vehm.
5-Muhalefetü’s-sikat
50-Kutsi hadis: Manası ALLAH’a (Celle celalühü), sözleri Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) ait olan hadistir.
51-Merfu hadis: Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) dayandırılan bütün söz, fiil ve takrirlere denir.
52-Mevkuf hadis: Sahabilerden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlere denir.
-Maktu hadis: Tabiilerden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlere denir.
53-Garibu’l-hadis :Hadislerde az kullanıldığı için anlaşılması zor olan ve açıklamayı gerektiren kelimelere garibu’l-hadis denir. Bu kelimelerin açıklanmasını konu edinen ilim dalına da garibu’l-hadis ilmi denir.
54-Muhtelifu’l-hadis :Görünüşte içerikleri birbiriyle çelişen, fakat dikkatle incelendiği zaman genelde bir çelişki olmadığı anlaşılan hadislere muhtelifu’l-hadis denir. Böyle çelişkili hadislerin durumunu açıklayıp aralarını uzlaştırmaya çalışan ilim dalına da te’vilu muhtelifu’l-hadis adı verilir.
54-Fıkhu’l-hadis, hadis ve sünneti doğru anlamak, Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) amacını iyi kavramaktır. Daha dar anlamda ise fıkhu’l-hadis, hadislerden fıkhi hüküm çıkarmayı konu edinir.
55-Esbabu vurudi’l-hadis:Hadis ilminin, Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz ve davranışlarının hangi sebeplere dayandığını araştıran dalına Esbabu vurudi’l-hadis (Hadislerin söyleniş sebepleri) adı verilir.
56-Mekke’de son nâzil olan sûre : Mü’minûn’dur. Medine’de ilk inen sûre: Bakara süresidir
57-Mekke’de ilk ilân olunan sûre : Vennecm’dir.
58-Mekke’de son nâzil olan sûre : Mü’minûn’dur.
59-Medine’de ilk inen sûre : Bakara süresidir.
60-Karz-ı Hasen: Bir kimsenin nakit para, ölçülebilir, tartılabilir ve sayılabilir bir malı, benzerini (mislini) almak üzere bir sahsa vermesidir.
61-Sadaka-i Cariye:Öldükten sonra da, amel defterimize sevap yazdıran sadakadır.
62- Tevrât:Yahûdîlerin kutsal kitap külliyâtı: Tanah ve Talmut şeklinde ikiye ayrılır.Tanah üç böyümden oluşur
Tora, Neviim ve Retuvim.
63- Yahudilikte ibadet :üç yolla yapılır. Dua ,Tora (Tevrat) çalışması ,Tora’nın emirlerini yerine getirmek.
64- Yahudilerin haftalık ve yıllık ibadet:Haftalık ibadetleri Cumartesi günü Şabat ibadeti, yıllık olarak Yom Kipur (Tevbe ve kefaret günü) ibadetini yaparlar.
65-Tevila :Yahudilikte ibadet öncesi yapılan temizliktir.
66-başlarına taktıkları takkeye benzer örtü.
67- Yom Kipur:Yahudilerin tevbe ve kefaret amacıyla yaptıkları yıllık ibadettir.
68- Hinduizm’de ibadet şekilleri: Dilekte bulunma, aracı kılma, övgü ve tapınma şeklinde yapılır.
69- Om” kelimesi Hinduizm’in besmelesidir. İbadete bu kelimeyle başlarlar.
70- Yoga :Hinduizm’de kişinin zihinsel, bedensel ve manevi gücünü bir araya getirerek yaptığı bir ibadet biçimidir.
71- Sihlerin ayin ve ibadetleri : Dua ve yıkanmaktan ibarettir.
72- Konfüçyüsçülükte günahlara bakış açısı :Günah işleyenlerin duasının kabul edilmeyeceğine inanılır.
73- Hrıistiyanlıkta oruç: İşlenmiş bazı günahların cezasını çekmek amacıyla tutulur.
74- Taoizm’de oruç :Sağlığı koruma ve yaşlanmayı geciktirmek için tutulur.
75- Budizm’e göre arzulardan kurtulmanın birinci yolu , Oruç tutmaktır.
76- Budizm’de Nirvanaya engel olan tek şey ,Arzulardır.
77- Hinduizmin en meşhur hac yerleri : Ganj nehri, Himalayalar, Altın tapınak, Bodhgaya
78- Hinduizm’de kurban sunmak:Tanrının öfkesini gidermek için sunulur.
79- Yahudilikte yerleşik anlamda ilk mabet :Süleyman mabedidir.
80- Budizm’in ibadet yerleri:Vihara ve Pagoda
81- Roş Haşana :Yahudilerin yılbaşısıdır.
82- Budistler Vesak bayramı:Buda’nın doğumu, aydınlanması ve Nirvana’ya ulaşması anısına kutlanır.
İKİNCİ BÖLÜM
1-Mushâf’ın tedvini ve çoğaltılmasında komisyon başkanlığı yapan Sahâbî Zeyd b. Sâbit
2-Kur’ân-ı Kerîm’in daha çok ayet, hadîs ve sahâbî sözlerine dayanılarak yapılan tefsiri Rivâyet Tefsîri
3-Kur’ân-ı Kerîm’de en son nazil olan sûre Nasr
4-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme 16. almış olduğu tefsirin adı Hak Dini Kur’ân Dili
5- Kur’an ayetlerinin doğru anlaşılmasında ayetlerin indirildiği bağlamı ifade eden terim Sebeb-i Nüzûl
6-Ayetlerin Kur’an ve sûreler içinde yer alma sırasının Allah tarafından bildirilmesini karşılayan ifade Tevkîfîlik
7-Ahzâb kelimesinin anlamını Müttefik güçler
8-Bir ravinin “güvenilir, mutemet kimse” oldu ğunu ifade etmek için kullanılan hadis terim Sika
9-Aklen, yalan üzerinde birleşmeleri mümkün 25. olmayan bir topluluğun, yine kendileri gibi bir topluluktan rivayet ettikleri hadise Mütevâtir hadis denir.
10- “Maktû Hadîs” teriminin anlamı Tabiîlerden gelen hadis
11-“Adâlet ve zabt sıfatını taşıyan râvilerin muttasıl bir senedle rivâyet ettikleri, şâz ve illetli olmayan hadîs” tanımı Sahîh Hadis.
12-Hz. Peygamberin vefatından sonra hadislerin bir araya getirilmesi için yapılan çalışmalara Hadis ilminde Tedvîn denir.
13- Muvatta,Mâlik b. Enes tarafından tasnîf edilmiştir.
14- “Kütüb-i Sitte” olarak isimlendirilen temel hadis kaynakları :Buhârî – Müslim – Ebu Dâvud – Tirmizi – İbn A) Mâce – Nesâî
15-Münafık:Kur’ân’da, Allah’ı ve müminleri aldatmaya 35. çalışan, inanmadıkları hâlde “Allah’a ve Ahiret gününe inandık” diyen kimseler.
16-Kur’ân’da “Kirâmen Kâtibîn” diye adlandırılan ve insanların amellerini yazmakla görevli meleklere verilen diğer isim Hafaza Melekleri.
17-Haşr: “Kıyamet günü yeniden diriltildikten sonra bir 37. araya toplanma” anlamına gelen terim
18-Tahkiki İman:Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı iman.
19-İmkan Delili:Allah’ın varlığını ispat etmek için İslam bilginleri tarafından ortaya konulan ve “Varlığı ve yokluğu eşit bir varlık olan âlemin var olması için bir sebebe ihtiyaç vardır” şeklinde tanımlanan delil .
20-Yeni Selefilik:Cemâleddîn Afgânî ile birlikte netleşmeye başlayan ve 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, İslamiyet çerçevesinde Müslüman dünyanın geri kalmışlığı üzerine düşünmeye çalışan, Kur’an ve Sünnet’in mecrasına ulaşma ve bu süreci bir arınma, uyanma ve canlanma niyetiyle güçlendirme talebini dile getiren dinî eğilim .
21- “Yeni İlm-i Kelâm” adlı eseri ile kelam ilminin 42. yeniden inşasına destek veren bilgin
İzmirli İsmail Hakkı
22-Fıkıh literatüründe zaruret ve mazerete bağlı 44. olarak işlenmesine izin verilen hususlara RUHSAT ne ad verilir.
23-Cem-i Takdîm: İki namazı ilk namazın vaktinde birleştirerek kılmak
24-Cem-i Te’hîr: İki namazı sonrakinin vaktinde birleştirerek kılmak
25-Vatan-ı Süknâ: 15 günden az kalmak üzere gidilen yer
26-Oruç keffaretiyle ilgili yaptırımlar sırasıyla Köle âzâd etmek – 60 fakiri doyurmak – İki ay oruç tutmak.
27-Dört mezhep imamı vefat tarihlerine göre kronolojik olarak :İmâm Ebû Hanîfe – İmâm Mâlik – İmâm Şâfiî -Ahmed b. Hanbel
28-Adak (nezir) orucunun hükmü Vâcib
29-Hades:azı ibadetlerin yapılmasına mani olan hükmi kirliliktir.
30-Sedd-i Zerâî:Fıkıh literatüründe “Harama düşmemek için bazı 56. mubahları ve şüpheli şeyleri yasaklamak” anlamına gelen ilke .
31- Akîka Kurbanı :Yeni doğan çocuktan dolayı Allah’a olan şükrünü göstermek için kesilen kurbana verilen addır.
32-Haricîlik ilk olarak Hz. Ali döneminde dönemde ortaya çıkmıştır.
33-“Güzel Ahlâk” Hüsnü’l-Huluk anlamına gelir
34-Peygamberliğin 10. senesine “Hüzün Yılı” denilmesinin sebebi Ebû Talib ve Hz. Hatîce’nin vefat etmeleri.
35-Teâvün =“Yardımlaşma”
36-Cuma Namazında hutbe okunmasının hükmü Farz
I. Akabe Bîâtı’nın ardından Medine’ye gönderilen ve oradaki Müslümanlara imamlık yapan sahabi Mus’âb bin Umeyr .
37 -“Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin…” (Tâhâ, 20/43–44) ayetlerinde geçen “yumuşak söz” anlamına gelen Kavl-i Leyyin
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1-MÜTÛNU ERBA’A :Kelime anlamı itibarıyla dört metin demek olan mütûnu erba’a, Hanefî fıkhında muteber kaynak olarak kabul edilen, özet halindeki dört kitaba verilen addır. Bunlar Ebû’l-Berekât Nesefî’nin Kenzü’d-Dekâik; Ebû’l-Fadl Abdullah ibn Mahmûd el-Mevsılî’nin Muhtâr; Tâcu’ş-Şerîa Mahmûd’un Vikâye; Ahmed ibn Saâtî’nin Mecma’ adlı eserleridir. Bu eserlerin pek çok şerhi yapılmıştır.
2-Abdest Ayeti:Maide suresi ayet:6
3-Kahkaha :Yanındakilerin işiteceği kadar gülmektir.
4-Dahk:Bir insanın kendi işitebileceği kadar gülmesi.
5-Teymmümün caiz olmasının delili:Maide suresi ayet:6
6-Kan çeşitleri:Hayız, Nifas, İstihaze
7-TA’DÎL-İ ERKÂN: Namazda rükûda, secdelerde, kavmede (rükûdan kalktıktan sonra ayakta durmada) ve celsede (iki secde arasında oturmada) her âzâ hareketsiz olduktan sonra bir miktar durmak.

8-TAFSÎLÎ ÎMÂN: Îmân edilecek hususlara genişçe, delîlerini bilerek ve ayrı ayrı inanmak

9-TAHMÎD: “Elhamdülillah” demek. “Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur” mânâsına “Elhamdülillah” sözü ve benzerleri.

10-TAKDÎM VE TE’HÎR: İkindi namazını öğle namazı ile veya öğleyi ikindi ile ve yatsı namazını akşam namazı ile veya akşamı yatsı ile birleştirerek kılmak.
Takdîm ve te’hir, Hanefî mezhebinde hac sırasında Arafât’ta ve Müzdelife’de; Mâlikî’de ve Şâfiî mezhebinde seferde (yolculukta); Hanbelî mezhebinde ise, özür sebebiyle yapılabilir. (Abdurrahmân Cezîrî)

11-TALÂK: Nikâh bağını çözmek; nikâh akdini (sözleşmesini), belli sözlerle derhal veya geleceğe bağlı olarak sona erdirmek. Şer’î (dînî) nikâhta, boşama hakkı olanın, nikâhlı olduğu kişiyi boşaması.

12-Talâk-ı Bâin: Boşanmada kullanılan sözleri söyler söylemez evliliği sona erdiren boşama

13-TALMÛD: Yahûdîlerin Tevrât’tan sonra mukaddes kabûl ettikleri, sözlü emirlerin toplandığı Mişnâ ve Gamâra olmak üzere iki kısımdan meydana gelen kitap.

14-TARAFEYN: İki taraf; İmâm-ı a’zam ile talebelerinden İmâm-ı Muhammed’in bir mes’elede reylerinin (ictihâdlarının) aynı olması sebebiyle ikisine birden verilen isim.

15-TAVÂF: Kâbe-i muazzamanın etrâfında Hacer-i esvedin bulunduğu köşeden başlamak sûretiyle Kâbe sola alınarak yedi defâ dolaşmak. Tavâf edene tâif; Kâbe etrâfında tavâfa mahsûs mahalle (yere) metâf denir.

16-TEBE-İ TÂBİÎN: Peygamber efendimizin Eshâbını gören ve sohbetinde bulunmakla Tâbiîn denen büyükleri görmekle şereflenenler.

17-TEBESSÜM: Gülümseme, kendinin işitmeyeceği şekilde sessiz gülme.
18-TECESSÜS: İnsanların gizli hallerini, ayb ve kusûrunu merâk edip, iç yüzünü araştırıp öğrenmeye çalışmak.

19-TECVÎD: Güzel yapmak, Kur’ân-ı kerîmi harflerin mahreclerine (çıkış yerlerine) ve sıfatlarına uygun olarak okumak ve bunu anlatan ilim.
20-TEFSÎR: Örtülü, kapalı olan şeyi ortaya çıkarmak, açmak, beyân etmek, beşerî kudret dâhilinde, Kur’ân-ı kerîm âyetlerindeki murâd-ı ilâhîyi (Allahü teâlânın murâdını) anlamak. Bu işi yapabilen âlime müfessir denir

21-TEGANNÎ: Sesi mûsikî perdelerine uydurmak için, hareke, harf ve med (uzatma) ilâve etme ve çıkarma yapmak sûretiyle, kelimelerin asıllarını dolayısıyle mânâyı bozarak okuma.

22-TEHİYYÂT (Tahiyyât): Namazın ka’delerinde yâni birinci ve ikinci oturuşlarında okunan Ettehiyyâtü duâsı.

23-TELFİK: Helâl ve harâm, emir ve yasak, ibâdet ve tâatte, belli bir mezhebin hükümlerine uymayıp, mezheblerin hükümlerinden kolay olanı yapma ve karıştırma.

24-TEŞEHHÜD: Namazın her ka’desinde (ilk ve son oturuşlarda) ettehiyyâtü duâsını okumak veya bunu okuyacak kadar oturmak
25-TUMÂNÎNET: Namaz kılarken rükû’ ve secdelerde ve kavmede (rükû’dan kalktıktan sonra ayakta durmakta) ve celsede (iki secde arasında oturmada) bütün âzânın (uzuvların) hareketsiz kalması. Sübhânallah diyecek kadar bir miktar durması ise, ta’dîl-i erkândır.

26-CELSE:Namazda iki secde arasında hareketsiz bir miktâr oturma.

27-CERH VE TA’DÎL:Hadîs ilmine âit iki ıstılah (terim). Cerh, yaralamak. Bir hadîs âliminin, bâzı sebeplerle râvînin (hadîs rivâyet eden kimsenin) rivâyetini (naklini) reddetmesi.

28-AKÂİD:Akîdeler. Akîde kelimesinin çoğulu. İslâm dîninde inanılacak şeyler, îmân bilgileri.

29-Akâid İlmi:Îmân esaslarını anlatan ilim dalı.

23

Ocak
2013

Din Görevlileri Sınavlarına Hazırlık Dinler Tarihi ve Hadis Dökümanları

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  399 Kez Okundu

DİNLER TARİHİ
1. Şabat:Yahûdîlerde haftalık ibâdet günü
2.ROŞAŞANA: Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları en önemli yılbaşı bayramı
3.YOM KİPPUR: Mûsevîlerde Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği keffâret günü anlamına gelen oruç günü.
4. ŞAVUOT:Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı
5-SUKKOT(ÇARDAKLAR):Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayram.
6. Tevrat’ta yılda üç defa hac ibâdeti emredilmektedir. Yahûdîlikteki hac zamanları:Sukkot, Şavuot, Fısıh.
7-i Yahûdî mezhepleri:Karailik,İshakiyeler,Ferisiler.
8. Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi Ortodoks.*
9.Vertabetlik: Ermeni Kilisesi hiyerarşisinde bulunan makamlardan gerekli eğitimi almış evlenmemiş papazlara verilen rütbe .
10. Reform sürecinde Protestan akımlara kapılmayarak Roma’daki Papaya bağlılığını sürdüren Hristiyan grup Katolik.*
11. Hz. Îsâ dönemi Yahûdîliğinin üç önemli mezhebiri: Sadukîlik.Ferisîlik.Essenîlik.
12.Sihizm: Hinduizm ve İslâm’dan etkilenerek Hindistan’da ortaya çıkan dînî inanç
13.BARNABA: Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) ile ilgili müjde içeren İncil
14. TENASÜH:Ruhun öldükten sonra başka bir bedene geçmesi anlamına gelen Hinduizm kaynaklı inanış.
15.HİNDUİZM:İneğin ve Ganj nehrinin kutsal kabul edildiği ilâhî olmayan din.
16. Hac yortusu Noel Katedral gibi kavramlar Hrıstiyanlık dinine aittir.
17. Hristiyanlıktaki kilisenin karşılığı Mûsevîlikte ,Havra (Sinagog).*
18. Haham Sinagog Ağlama duvarı gibi kavramlar Mûsevîlik. *dinine aittir.
d) Budizm.
19.İsevilik dininde insanlar günahkâr olarak doğarlar.
20.Günümüzde en büyük Yahudi nüfusunun yaşadığı ülke İSRAİL.
21.Yahudilerin ibadet yerlerine Havra/ Sinagog denir.
22.Dört incil:Matta, Yuhanna, Markos ve Luka.
23.Hristiyanlık Dininde Mezhepler:Katoliklik,Ortodoks ve Protestanlık Mezhebi.
24.Hristiyanlığın en büyük konsili:vatikan 2. konsili(1962-1965)
25.YAHUDİLİK VE MUSEVİLİK:Musevîlik, kurucusu Musa’ya izafetle bu adı almıştır. Yahudi, İbrani, ve İsrail terimleriyle de Musevîlik kastedilir.
26.Hıristiyanlık öncesi dönemde başlıca üç mezhep vardır:1-Ferisiler, 2-Sadukiler, 3- Esseniler.
27.İslâm’dan sonraki Yahudi mezhepleri de üçtür:1- İshakiyye, 2- Yudganiyye, 3- Karaim.
28.Halen yaşamakta olan Yahudi mezhepleri şunlardır1- Muhafazakâr Yahudiler,2- Ortadoks Yahudiler ,3- Reformist Yahudiler. 4-Yeniden Yapılanmacılar.
29.Yahudilerin Mukaddes Kitapları: Yahudilerin mukaddes kitapları iki ana başlık altında incelenebilir: 1- Tanah, 2-Talmud,Hristiyanların Eski Ahit adını verdikleri Tanah da üç bölümden oluşur:1-Tora, (Tevrat) 2- Neviim, 3- Ketuvim. Çoğu zaman Yahudilerin mukaddes kitabının tamamı “Tora” kelimesiyle ifade edilir. İbranice bir kelime olan Tora, Arapça Tevrat’ın karşılığıdır.
30.Tevrat “Kanun, şeriat, emir, ders, önder” vb. manalara gelir.
31.AŞKENAZ:Daha ziyade Filistin geleneği üzerine temellenen ve Roma yoluyla Orta Avrupa’ya (Almanya ve Fransa), oradan da Doğu Avrupa’ya (Polonya ve Rusya) geçen Yahudiler.
32-AHD-İ CEDİD:Yeni ahid, yeni sözleşme. Hristiyanlara göre, putperestliğe sapan yahudîlerin bu durumlarına acıyan Cenâb-ı Allah, İsrâiloğulları ile yeni bir sözleşme yapmıştır.
33.Ortodokslar : Başındaki kişiye Patrik denir. Merkezi İstanbul’dur.
34.Katolikler : Başındaki kişiye Papa denir. Dinsel merkezi Roma’dır.
35.Endülüjans : Günahlardan kurtulmak amacıyla kiliseden satın alınan belgedir.
36.Engizisyon Mahkemeleri : Kilisenin başkanlığında toplanır, genellikle kilisenin öğretilerine karşı çıkanlara ölüm cezası verirdi.
37.AFOROZ:Hristiyanlık ve Yahudilikte öngörülen bir dinî ceza türü olup, Kilise hukukuna göre yetkili dinî şahsiyetler tarafından suçlu görülen bir Hristiyanın kendi topluluklarından uzaklaştırılmasıdır.
38.ADVENTİZM:Hz. İsa’nın bir kez daha yeryüzüne geleceğini savunan bir Hristiyan mezhebinin adıdır. Bu inanca göre Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek ve günah işleyenlerle günahsızları birbirinden ayıracaktır.
39.HAVÂRÎ:Sözlükte “seçilmiş, kusursuz, taraftar, özverili arkadaş, dost, bir kimseye ileri derecede yardım eden ve kendisini bir davaya adayan kimse” anlamına gelen havarî, din literatüründe, genelde peygamberlere îmân edip, onlara yardımcı olanlar demektir. Özel olarak havârî, özellikle Hz. İsa tarafından seçilmiş, tebliğ ve irşad görevinde ona yardımcı olan on iki kişilik grubu ifâde eder.
40.Hz. İsa’ya bağlılığını kanıtlayan ve on iki havarî olarak kabul edilen bu yardımcıların isimleri şöyledir: Matta, Tomas, Petrus, Yuhanna, Yahya, Büyük Yakup, Küçük Yakup, Andreas, Bartholomeus, Mattias, Filipus ve Yahuda’dır. Bunlardan dördünün incil yazarlarından olduğu söylenmektedir.
41.MİŞNA:İbranice kökenli bir kelime olup, tekrar yoluyla öğretme anlamına gelmektedir. Yahûdîlik inancına göre Tur dağında Hz. Musa’ya gönderilen Tevrat önce Hz. Harun’a sonra kavmin diğer ileri gelenlerine öğretilmiştir. İşte Mişna, Tevrat’ın hükümlerini açıklayan şifahî beyanların yazıya geçirilmiş şeklini belirtmek için kullanılan bir kavramdır
42.SİNAGOG:Yahûdîlikte, toplu olarak ibadet ve dinî merâsimlerin icrâ edilmesi için tesis edilen dinî mekân / ibadet mahalli demektir. Ülkemizde ve Türk kültüründe sinagog yerine (havra) kelimesi daha çok bilinir ve yaygın olarak kullanılı
43.NASRANÎ:Hz. İsâ’nın doğduğu yer olan Nasira’ya mensubiyet veya yardım anlamındaki nusret kelimesinden türemiş bir kavramdır. Hristiyan veya yardımcı demektir. Çoğulu “Nasârâ”dır. Bu kavram Kur’ân’da tekil olarak bir yerde geçmektedir. “İbrahim, ne Yahûdî, ne de nasrani (Hristiyan) idi; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.” (Âl-i İmrân, 3/67) Çoğulu olan “Nasâra”ise Hz. İsâ’ya inananların adı olarak on dört ayrı yerde geçmektedir.
44.HİNDUİZM (Brahmanizm):Hindistan ‘ın en belirgin dinlerinden biri Hinduizm’dir. Hint dinlerindeki gelişmeler sonucu Hinduizm adını alan din, Brahmanların hakimiyet sağladıkları dönemde ise Brahmanizm terimi ile ifade edilmiştir.
45.SİHİZM:Sihizm, Sri Guru Nanak Dev Ji (1469-1539) tarafından kurulmuştur. İslam ve Hinduizm karışımı bir dini harekettir. Sihler Kuzeybatı Hindistan’ın Pencap bölgesinde yaşamaktadırlar.
46.Günümüz Hinduizm’i içinde de varlığını devam ettiren ancak ortaya çıkışları çok eskilere giden üç ana mezhep vardır: Şivacılık, Vişnuculuk ve Şaktizm.
47.Farklı inanç sistemlerinin bir arada yaşaması ve bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirinden etkilenmesi nedeniyle oluşan yeni dini yorumlara Senkretizm adı verilir.
48.Hunduizm kutsal kitaplarının tamamını içeren metinlere Vedalar denir.
49.Budizm de mezhepler:İkiye ayrılır a)Hinayana,b)Mahayana
50.Yahudilerin kronolojik yerleşim yerleri;Harran,Filistin,Mısır
54-Yahûdîlerde haftalık ibâdet gününe Şabat. denir.
56.Dünyanın her yerindeki Mûsevîlerin kutladıkları, en önemli yılbaşı bayramı Roşaşana.
57.Mûsevîlerde, Roşaşana sonrasındaki on gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışların gözden geçirildiği, insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenip helalleşildiği, keffâret günü anlamına gelen oruç gününe Yom Kippur.
58.Tevrat’ın Tanrı tarafından Yahûdîlere verilişini (emirin alınışı) kutlama bayramı Şavuot.
58- Yahûdîlerin Mısır’dan çıktıktan sonra kırk yıl çölde dolaşmaları anısına yapılan bayramın adı Sukkot (Çardaklar).
59- Hz. Îsâ dönemindeki Ferisilikle başlayan, günümüzde klasik Yahûdîlik anlayışını aynen devam ettiren Yahûdîlik mezhebi Ortodoks.
60.Batıda yaygın olan Protestanlık çerçevesindeki mezhepler:
Evanjelizm – Anglikan. Baptistler – Adventistler. Presbiteryenler – Pentekostalistler.
61.Yahûdîliğin sembolü, Yedi kollu şamdan ve Altı köşeli Yıldız’dır
62.Yahûdî:İshâk oğlu Ya’kûb’un on iki oğlu vardı. Dördüncü oğlunun adı Yuda veyâ Yahuda idi. Dolayısıyla onun adına izâfeten İsrâîloğulları’na Yahûdî denilmiştir.
63.Tevrât:Yahûdîlerin kutsal kitap külliyâtı: Tanah ve Talmut şeklinde ikiye ayrılır.
64.Tanah üç böyümden oluşur:Tora, Neviim ve Retuvim
65.Talmut:Talmut, öğrenim mânâsına gelir. Yazılı olmayan ikinci Metine denir.
66.Taoizm:Bu dîn, “Tao” kavramı üzerinde durmuştur. Büyücüleri, râhipleri râhibeleri ve dînî şefleri vardır. İlkbahar bayramında ateş yakılır Taoist râhipler yarı çıplak durumda, ateşe Pirinç ve Tuz atıp koşarak üzerinden geçerler. Taoizmin kurucusu, Lao Tse’dir. M.Ö. 604 veyâ 570
67.Cayinizm:Hindistan’daki dinlerdendir. Kökü M.Ö. VIII. yüzyıla dayanır. Brahmanizm’deki şiddetli sınıf ayrılıklarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu dîne inananlar genellikle sebze ve meyve yerler. Öldürme, yalan, hırsızlık, Şehvete ve dünyâ nimetlerine düşkünlük kötülenir. Tanrı anlayışı yoktur.
68.Kabala: Musevi tasavvufu ve mistisizmi. Tora’yı mistik bir şekilde yorumlayan öğreti.
69.Kipa: Yahudi erkeğin, sinagogda, dışarda ve dua esnasında başını örttüğü küçük takke.
70.AKDES:Bahaullah diye bilinen Mirza Hüseyin Ali`nin yazdigi Bahailigin kutsal kitabi.Kitab-ı Akdes, Bahailik´in en önemli kutsal kitabı. Dinin kurucusu Bahaullah tarafından kaleme alınmıştır. Arapça el-Kitab el-Akdes adıyla, Arapça yazılmıştır.
71.ADDAS :Mekke dönemin de Hz.Peygamberin Taife yaptigi sirasinda müslüman olan köle.
72.AHD-İ CEDİD:İncil.Kitab-i mukaddes`in sadece hiristiyanlara ait olan ikinci kisminin adi. İncil kelime olarak “müjde, tâlim ve öğretici” anlamına gelir.
73.AHİD SANDIĞI:Allah ile Israilogullari arasindaki ahd´in sembolü olan on emir`in yazili bulundugu levhalarin muhafaza edildigi sandik.
74.AHURA MAZDA : Zerdüşt Dini’nin iyilik, aydınlık ve ışık tanrısıdır. Bu nedenle Zerdüşt Dini’ne Mazdaizm de denilmektedir. Bu dinin ilkeleri ve kuralları Avesta denilen bir kitapta toplanmıştır. Bu gün de İran ve Hindistan’da son inanlarına rastlanan bir dindir.
75.ANGLİKANİZM:İngiltere kralı Sekizinci Henry’nin kurduğu hıristiyanlık mezhebi.
76.ASLI GÜNAH :Hristiyanlikta Hz.Adem ile Havva`nin cennette »yasak meyve » ibaret yemek suretiyle islediklerine ve nesilden nesile bütün insanliga intikal ettigine inanilan suc.
77.BAHİRE:Hz.Peygamberin henüz cocukken Suriye`de görüstügü rivayet edilen rahip.Resulullah (s.a.s.)’ın amcası Ebû Talib ile birlikte gittiği Suriye seyahati sırasında Busra şehri civarında karşılaştığı hristiyan din adamı.
78.BAPTİSTERİUM (VAFTİZHANE):Vaftiz töreni için yapılmış küçük kilise (şapel) – Büyük kilisenin içindeki vaftiz bölümü.Vaftiz töreni için yapılmış küçük kilise (şapel)/Büyük kilisenin içindaki vaftiz bölümü . Hıristiyanlığın manevi kirlenme “Asli günah”tan arınma ibadeti formu haline gelen vaftizin temel prensibi Hz. Adem ve Havva ile başlayan ilk günah’a dayandırılmaktadır. Hz. Adem ile Havva’nın ebedi yaşamı bulmak için şeytan’ın iğvasıyla yasak ağaca yaklaşmaları ile başlayan olayları “Asli günah” nazariyesi içine alarak tüm doğan insanların günah ile doğduğunu temel kabul etmişlerdir.
79.BARNANA İNCİLİ:Ilk dönem Hiristiyanlarindan Aziz Barnaba`nin yazdigi, kanonik inciller`in aksine teslis ve enkarnasyonu reddeden ve Hz.Muhammed`in risaletini müjdeleyen incil.
80.BEYTÜLMİDRAS:Yahudilerin dini egitim ve ögretim yaptiklari yer.
81.CİVİTLER:Katolik Hiristiyanligin Isa Cemiyeti d denilen ikinci büyük tarikati.
82.ÇARMIH:Hiristiyanlarin Hz.Isa icin söz konusu ettikleri, tarihin cesitli dönemlerinde uygulanan bir idam sekli..
83.DİNLER TARİHİ :D inler tarihi; tarih ve dil metodlarini kullanarak, dinleri, dogus, ve gelismesinden , inanc, ibadet ve ahlak konularina kadar, tarihi seyir icinde inceleyen bir disiplindir.
84.EHL-İ SALÎB:On birinci yüzyılın sonlarında Avrupa dünyasının “Kudus’ü Kurtarma” sloganı ile Türkleri Anadolu’dan atmak ve bütün Ortadoğu’yu ele geçirmek için başlattığı siyasî amaçlı askerî harekata katılanlara verilen ortak bir isimdir.
85.BEYTİ-MAKDİS:Mukaddes ev, Küdus`deki Mescid-i Aksa.
86.EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.ccel-Kutubu’s-Sitte sahiplerini ifade eden ayn bir tabirdir.
87.EKÂNİM-İ SELÂSE :Uknum kelimesinin çoğulu olup sözlükte “asıl esas ve temel” anlamına gelmektedir. Dînî ıstılahta ise Hristiyanlarca Allah anlayışının teşekkül ettiği üç sıfatın birbiriyle olan ilişkisini sağlayan baba oğul ve Ruhu’l-Kudüs demektir. Bu üç esas (ekânîm-i selâse) şöyle açıklanmaktadır; Allah Teala’dan ibaret olan zat (baba) İsa’dan ibaret olan ilim (oğul) ve Meryem’den ibaret bulunan hayat (zevce) dir.
88.ESFAR-İ HAMSE:Esas itibarı ile Tavrat 39 fasıldan neydana gelmiştir. Bunlardan ilk 5 itaba “esfâr-i hamse” (beş büyük kitap) denir. Bazı kaynaklara nazaran da esas Tevrat bu beş kitaptan ibarettir. (el-Müncid 337)Tevrat’ın içine aldığı beş bölüm şunlardır:
1- Tekvin:
2- Çıkış:
3- Levîliler:
4- Sayılar:
5- Tesniye:
89.HARAÇ: Karşılık. Ücret. Vergi. Terim olarak hukuken mülkiyeti devlete ait olmakla birlikte, kullanım hakları üzerinde yaşayanlara verilmiş toprak, bu toprak için ödenen vergi.
90.HANÎF DİNÎ :Hz. İbrahim tarafından temsil edilen tevhid esasına dayalı hak din.
91.HAVARİYYUN:Havâriyyûn, İsa (a.s.)’nın peşinden giden saf ve has mü’minler.
92.İBRANİCE:Yahudilerin ve yahudi kutsal kitabinin dili.
93.İSTAVROZ:Hıristiyanlığın alâmeti, işâreti sayılan şekil ve bu şekilde yapılmış put, haç.
94.İBRÂNÎ:Eski yahûdî sülâlesi veya o soydan olan. Yahûdî topluluklarından birine mensûb kimse.
95. Eski şark kiliseleri: A)Monofizitler B) Nasturiler .2-Rum Ortodoks kilisesi: Batı katoliğinden 1054 yılında kesin olarak ayrılmıştır.
96.İZNİK KONSİLİ:Hiristiyanlik tarihindeki ilk genel konsil(325)
97.KARNAVAL:Kötü ruhları kaçırmak için korkunç maskeler takma töreni.
98.KİTAB-I MUKADDES:Hıristiyanların mukaddes bilip inandıkları Ahd-i atîk (Eski ahd) ve Ahd-i cedîd (Yeni ahd) kısımlarından meydana gelen kitab. İncîl.
99.KONFÜÇYÜSCÜLÜK:Konfücyüs`e nisbet edilen dini, ahlaki, sosyal, politik, ekonomik konularla ilgili inanc ve uygulamalarin bütünü.
100.MANASTIR:Hiristiyanlikta yaygin olarak bulunan rahip ve rahibelerin dünyadan el etek cekerek yasayip dini egitimlerini yaptiklari yer.
101.MANİHEİZM:3.yüzyilda Mani tarafindan eski Iran`da kurulan ve günümüzde
102.MARKOS İNCİLİ:Hz.Isa`nin dünyadan ayrilisindan yirmiüc yil sonra Markos tarafindan Yunanca olarak yazilmis incil.
102.MATTA İNCİLİ:Hz.Isa`nin on iki ögrencilerinden biri olan Matta tarafindan,Hz.Isa`nin dünyadan ayrilisindan dört yil sonra Ibranice yazilmis olan incil. Bu incil Hiristiyanlarin elinde en eski Incillerin en eskisidir.
103.MECUSİLİK:Atese tapanlara verilen ad.Islami kayanaklarda zerdüstlige verilen ad.Zerdüstiligin eski Iran inanc ve gelenekleriyle karismasindan olusan din.
104.MİŞNÂ:Yahûdîlerin Tevrât’tan sonra mukaddes kabûl ettikleri Talmûd kitâbının iki kısımdan biri. Tevratın hükümlerini açıklayan şifahi beyanların yazıya geçirilmiş şeklidir.
105.MİSYONERLİK:Evrensel dinler ve özellikle Hiristiyanlik baglaminda dinin yayilmasi amaciyla yapilan sistematik faaliyetler.
106.MOONCULUK:Dogu din ve felsefelerine uyarlamasi sonucunda ortaya cikan mesihi din akimi.
107.MİLEL VE NİHAL:Islami literatürde dinler ve mezhepler tarihiyle ilgili eserlerin ortak adi.Mezhepler hakkinda bilgi vermek maksadiyla yazilmis olan eserlerin ortak adi.
108.SAMSKARA:Hinduizm`de günlük ibadetlerin disinda dogum, evlenme ve ölüm gibi insan hayatinin gecis dönemlerinde gerceklestirilen dinsel törenlere samskara denir.
109.SİNOPTİK İNCİLLER: Matta, Markos ve Luka İncilleri, birbirlerine çok benzediğinden ve aynı terimlerle yazıldıklarından sinoptikler denilir. Yuhanna İncili ise, hem konuları ve hem üslûbu/anlatım biçimi yönüyle diğerlerinden ayrılır.
110.SÜRYÂNÎLER:Hıristiyanlıktaki katolik mezhebine bağlı olan ve süryânî dili ile konuşan bir hıristiyan topluluğu.
111.TESLİS(EKÂNİM-İ SELÂSE ):Uknum kelimesinin çoğulu olup, sözlükte “asıl, esas ve temel” anlamına gelmektedir. Dînî ıstılahta ise, Hristiyanlarca Allah anlayışının teşekkül ettiği üç sıfatın birbiriyle olan ilişkisini sağlayan baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs demektir.
112.YAHOVA ŞÂHİDLERİ:Amerika Birleşik Devletleri’nde Ch. Şarl Russel tarafından 1872′de kurulan, 1931 senesinden sonra kendilerini bu adla tanıtmaya çalışan mezheb ve misyoner teşkîlâtına verilen ad.
113.YAHUDİLİK VE MUSEVİLİK:Musevîlik, kurucusu Musa’ya izafetle bu adı almıştır.
114.AHD-İ ATİK: İki kelimeden meydana gelen bir terimdir. Ahd, “sözleşme”, Atik ise, “eski” anlamına gelmektedir. Ahd-i Atik, “eski sözleşme” demektir. Ahd-i Atik kelimesiyle Yahudilerin mukaddes kitabı olan “Tevrat” kastedilir.
115.CİZYE: Cizye,Islam devletindeki gayri müslim tebaanin erkeklerinden alinan bas vergi.
116.GANİMET:Gayri müslimlerden savaş yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
117.ORTADOĞU:En eski uygarliklarin ve üc semavi dinin dogdugu, Asya, Afrika ve Avrupa kitalarini birbirine baglayan stratejik bölge.
118.ZİMMİ:İslam Devletinde yaşayan gayr-i müslimlere zimmi denir.(H. i.Kur`an Dili,c.10)
119.KUTSAL KABİR: Kudüs’te bulunan Hz. İsa’ya ait olduğuna inanılan mezar. Kur’an’a göre, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediği ve öldürülmediği (4/Nisâ, 157) için bu mezar kesinlikle Hz. İsa’ya ait olamaz.
120.NOEL: Noel, hıristiyanların Hz. İsa’nın doğduğu geceyi kutlamak için yaptıkları bayramdır.
121.NOEL BABA:Hıristiyanların noel gecesi hediye getirdiğine inandıkları, inanmasalar da çocuklarını kandırdıkları mitolojik ve hayâlî kişidir.
122.PAPA:Katolik kilisesinin en büyük ruhanî reisi, Roma piskoposu.
123.PAPALIK: Papa yönetimi, papanın başında bulunduğu devlet, İtalya topraklarında bulunmasına rağmen, ayrı devlet kabul edilen dünyanın en küçük devleti Vatikan, papa tarafından yönetilen teokratik bir papalıktır.
124.PAPAZ: Hıristiyan ruhanî reisi, din adamı, râhip, keşiş.
125.PETRUS:Hz. İsa’nın baş havârisidir.
126.RAHİP:Hıristiyan din adamı. Kadın din adamlarına da râhibe denir
127.UKNUM-AKANİM:Uknum, Arapça unsur, esas, temel demektir. Akanim de onun çoğuludur. Akanim-i selâse: üç uknum, yani teslisin üç temel unsuru demektir ki, bunlar baba-oğul-ruhu’l kudüstür.
128.VAFTİZ: Hıristiyanların küçük çocuklara ve dinlerine girenlere uyguladıkları suya sokma veya su serpme töreni demektir. Hıristiyanlara göre, doğuştan, babası Âdem’in suçuna ortak olarak dünyaya gelen insan, ancak kutsal kabul edilen kilisedeki su ile yıkanarak günahlarından arınabilir.
129.YAHUDA:Hz. İsa’yı yakalatan havâri. İsa’nın on iki havârisinden biridir. İskaryot da denilir. Otuz gümüş dinar karşılığında İsa’yı ihbar ederek yakalattırmıştır.
130.Haham: Yahûdi din adamı. İbrânice bilgin, bilge anlamındadır. Bu yahûdi din adamlarının başlarına da hahambaşı denir.
131.Kral Salonu: Yahova şahitlerinin kilise yerine oluşturdukları toplantı ve ibadet salonu.
132.Kutsal Perşembe:Hıristiyanlar, 13 nisan Perşembe gününü kutsal Perşembe olarak nitelerler. Çünkü Hz. İsa, son akşam yemeğini o gün yemiştir. Ayrıca, her yıl nisan ayının 14. günü akşamı toplanıp topluca yemek yemek, eski bir İbrânî geleneğidir.
133.Kutsal Cumartesi: Katolik hıristiyanlar, paskalya arefesinde kutsal haftanın son günü olan Cumartesiyi kutsal Cumartesi sayarlar.
134.Kardinal: Yüksek rütbeli katolik râhibi.
135.Keşiş: Dünyayla ilişkisini kesip manastırda yaşayan hıristiyan din adamı.
136.ilise: Yunanca topluluk anlamına gelen ekklesia deyiminden türetilmiştir. Hıristiyan mâbedi/ibâdethanesine, hıristiyanların ibâdet ettiği binaya kilise denilir.
137.Konsil: Hıristiyan ruhanîler ve râhipler meclisi. Özellikle katolik kilisesi dogmaları ve kilise disiplinini düzenleyen kurallar 2. y.y. dan itibaren toplanmaya başlanan bu konsillerce tespit edilmiştir. 1869 yılına kadar değişik aralıklarla toplanan konsillerin sayısı yirmidir. Hıristiyanların temel inançları bu konsillerde kararlaştırılmıştır.
HADİS BİLGİLERİ
138-Hz.Peygamber adına uydurulmuş sözlere Mevzu Hadis denir.
139-Sahih ve hasen hadisin şartlarından birini veya bir kaçını taşımamakla birlikte,uydurma(mevzu) olduğu da söylenemeyen hadislere genel olarak Zayıf hadis denir.
140-Kudsi Hadis:manası Allaha , lafzı Pygambere ait olan hadis.
141-Merfu Hadis:söz, fiil veya takririn doğrudan Peygambere dayandırıldığı, kaynağı Peygamber olan hadis:
142-Mevkuf Hadis:Söz, fiil veya takririn sahabeye dayandırıldığı, kaynağı sahabe tabakası olan hadis.
143-Şazz Hadis:sıhhat açısından sahih hadis ile zayıf hadis arasında yer almasına karşın sahihe daha yakın olan hadis.
144-Sahih Hadis:Resulullaha ait olduğunda usul bakımından herhangi bir tereddüt bulunmayan, sıhhatına hükmedilmiş olan hadis.
145-Muharref Hadis:Kelimesi hareke değişikliğine uğramış hadis muharref hadis denir.
146-Garib Hadis:Hadis terimi olarak, senedinde herhangi bir yerinde bir tek ravisi olan Ahad hadis çeşididir.
147-Meşhur Hadis:Bir çok kişi tarafından rivayet edilen, delil alınan ve herkes tarafından bilinen halk arasında şöhret bulan Ahad hadis çeşidi.
148-Tedvin:Daha önce dağınık olan hadislerin, toplanarak kitap haline getirilmesine tedvin denir.
149-Tasnif:Hadisleri topladıktan sonra sınıflara ayırmak ve guruplamak anlamına gelen hadis terimi.
150-Şeyh:Kendisinden hadis rivayet edilen ravinin hadis aldığı hocasını ifade eden hadis terimi.
151-İttihamur –ravi bil –kizb:Diğer konularda yalan söyleyen bir ravinin hadis rivayetinde de yalan söyleyebileceği düşünülerek, ravinin itham edilmesini ifade eder.
152-Kütüb-ü Sitte:Buhari,Müslim,Ebu Davud,Tirmizi,İbn Mace, Nesai.
153-el-Camius-Sahih (Buhari):Üzerinde en fazla şerh faaliyeti yapılan ve İslam dünyasında en fazla ilgi gören hadis eseri .
154-Tergib ve Terhib Hadisleri:Hz.Peygamberin kişiyi herhangi bir şeye teşvik etmek veya sakındırmak için söylediği hadislere Tergib ve Terhib denir.
155-Müsned türünde yazılmış en meşhur hadis eseri Ahmed b.Hanbele aittir.
156- Sünnetin çeşitleri:Üç çeşittir.
a- Kavli sünnet; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sözleridir.
b- Fiili sünnet; Peygamber efendimiz (s.a.v)’in yaptığı iş ve hareketlerdir.
c- Takriri sünnet; Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in işaret ettiği veya sükut ettiği işlerdir.: 88-“Riyazü-s Salihin” adlı hadis kitabının yazarı ,İmam Muhyiddin en-Nevevi’dir.
157-En çok hadis rivayet eden sahabe Ebu Hureyre (r.a.)
158- Müttefekun Aleyh : Buhari ve Müslim’in bir hadis üzerindeki ittifakıdır.(Görüş birliğidir).
159- Mevzu hadis :P eygamber Efendimiz(s.a.v.)!in ağzındanmış gibi uydurulan gerçek olmayan sözlerdir.
160-Senet :Hadis-i Şerif’i rivayet eden kişiler zinciridir.
161- Metin : Senetten sonraki Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözleridir.
162-Ravi : Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in söz ve fiillerini rivayet eden her kişiye ravi denir.
163-Ebu Hureyre’nin asıl adı :Abdurrahman Bin Sahr’dır.
96- Tabiin : Sahabeden sonra gelen ve onlarla sohbet edenlerdir.
97-Hadis ilminde molla :2.000’den fazla hadis ezberleyene denir.

23

Ocak
2013

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Siyer Döküman Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  486 Kez Okundu

SİYER BİRİNCİ BÖLÜM
1-Hz. Muhammed’in hayatını anlatan kitaplara genel olarak siyer denir. Siyer, “sire” kelimesinin çoğulu olup sözlükte yol ve hayat tarzı anlamlarına gelir.
2-Terim olarak SiyerHz. Peygamber (s.a.v.)in doğumundan vefatına kadar hayatını konu alan ilme denir.
3-Siyerin konusu; Hz. Peygamberin doğumu, çocukluğu, gençliği, evliliği, aile hayatı, elçi olarak görevlendirilişi, İslam’ı tebliği, hicreti, insanlar arası ilişkileri, katıldığı savaşlar ve vefatına kadar olan tüm faaliyetleridir.
4-Siyer ilminin amacı, Hz. Muhammed’in peygamberlik dönemindeki faaliyetlerini temel kaynaklardan doğru tespit etmek, tanıtmak ve iyi anlaşılmasını sağlamaktır
5-Haram Aylar: ; zilkade, zilhicce, muharrem ve recep
6-Mevali:Azat edilen köleler.
7-Önceleri noktasız ve harekesiz olan Arap yazısı, İslamiyetten sonra Ebu’l-Esved ed-Düeli (öl. 688) tarafından harekelenmiş, Halil bin Ahmet (öl. 791) tarafından da noktalanmış ve bugünkü hâlini almıştır.
8-Şiir yarışmalarının yapıldığı en ünlü panayır Ukaz Panayırı idi.
9-Hanif, sözlükte batıldan doğruya dönen kimseye denir. Dinde ise Hz. Muhammed’den önce Araplar arasında Allah’ın birliğine inanan ve putperestliği reddedenlere Hanif denilir. Diğer bir ifadeyle Hz. İbrahim’in tebliğ ettiği inanç üzere olan müminlere verilen addır.
Güçlü bir hatip olan Kuss bin Saide, Hz. Hatice’nin amcaoğlu Varaka bin Nevfel, Hz. Ömer’in amcası Zeyd bin Amr, Hz. Hamza’nın kız kardeşinin oğlu Ubeydullah bin Cahş ve Taifli ünlü şair Ümeyye bin Ebu’s-Salt onların önde gelenlerindendi. Hanifler, cahiliye yanlışlarına karşı direnen inanmış bir grup insandı.
10-Kâbe, Mekke’de Mescid-i Haram’ın ortasında taştan yapılmış dört köşeli bir binadır.
11-Kâbe’nin ilk binasında tavan, eşik, pencere ve kapı yoktu. Bunlar Kusay bin Kılâb zamanında yapılmıştır. Kâbe, tarih boyunca Araplar tarafından mukaddes kabul edilmiştir.
12-Bugün Kâbe’nin doğu köşesine tavafa başlangıç işareti olarak konulan siyah taş (Hacer-i Esvet), kuzeybatı tarafında “Hatim ve Mizab-ı Kâbe”, kuzeydoğu duvarında “kapı”, kuzeydoğu duvarının karşısında ise “Makam-ı İbrahim ve Zemzem Kuyusu” vardır.
13-İslamiyetten önce dinî vazifeler Kâbe’nin içinde eda edilirken sonradan bu küçük bina ziyaretçileri ve hacca gelenleri almaz olur. Bunun üzerine Kâbe’nin etrafındaki boş alan, ibadet mekânı olarak Kâbe’ye katılır. Bu eklenen alan mukaddes sayılır ve “Harem” adı verilir. İslamiyette namaz farz olunca namazlar burada kılınmaya başlanır. Onun için buraya “Mescid-i Haram” denmiştir.
14-Hac, kelime olarak Allah’a yönelme ve günahlardan arınma anlamına gelir. Terim olarak ise Mekke’de bulunan Kâbe’yi ve civarındaki kutsal yerleri belirli zaman içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmektir.
15-Harem sözlükte “yasaklanmış korunmuş, dokunulmaz” manasına gelen Harem kelimesi haram ile eş anlamlıdır. Terim olarak Mekke ve Medine’nin, çevre sınırları (Hz. Peygamber tarafından çizilen) için kullanılır. Bu bölgelere Harem adının verilmesi, zararlılar dışındaki canlılarının öldürülmesi ve bitki örtüsüne zarar verilmesinin haram kılınmış olmasındandır. Bundan dolayı Mekke’ye el-Beledü’l-Haram denildiği gibi Kâbe ise el-Beytü’l-Haram, çevresindeki mescit de el-Mescidü’l-Haram diye anılmaktadır.
16-Kur’an-ı Kerim’de Kâbe için; “el-Beytü’l Haram” (Mâide suresi, 2. ayet.), “el-Beytü’l Muharrem” (İbrahim suresi, 37. ayet.), “el-Beytü’l-Atik” ( Hac suresi, 29-33. ayetler.), “el- Beytü’l Ma’mur” (Tûr suresi, 4. ayet.), ve “el-Beyt” (Bakara suresi, 125-127. ayetler.) isimleri kullanılır.
17-1517 yılında Mısır’ın fethiyle Kâbe’nin örtüsünü yaptırma Osmanlı padişahlarına geçti ve Yavuz Sultan Selim, Kâbe örtülerinin eskiden olduğu gibi yine Mısır’dan gönderilmesini istedi. Kanuni Sultan Süleyman zamanından itibaren Kâbe’nin dış örtüsü Mısır’da, iç örtüsü İstanbul’da hazırlanmaya başlandı; ancak iç örtünün kumaşı yine Mısır’da dokunuyordu. Nihayet III. Ahmet Döneminden itibaren kumaşların tamamının İstanbul’da dokunması âdet oldu. İç örtü İstanbul’dan, son olarak 1861’de, tahta çıkışı münasebetiyle Sultan Abdülaziz tarafından gönderildi ve 1943 yılına kadar kullanıldı. Kâbe’nin örtüleri Osmanlılar Döneminde uzun bir süre yeşil, daha sonra siyah atlastan yapılmıştır. Hicaz’ın Osmanlı idaresine girmesinin ardından her yıl Kâbe’nin yıkanması ve kokulandırılması için Haremeyn tahsisatından pay ayrılmıştır.
I. Dünya Savaşı sırasında Mekke Emiri Şerif Hüseyin, Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanınca örtülerin ikisi de yine Mısır’dan gönderilmeye başlandı.
18-Peygamberimizin soyu, iki büyük Arap topluluğundan biri olan ve İsmailoğulları diye de anılan Adnanilere dayanır. Onun soyu, Hz. İsmail ve Hz. İbrahim’e kadar uzanır.
19-Peygamberimizin babası Abdullah, Kureyş’in Haşimoğulları, annesi Âmine iseZühreoğulları kolundandı. Her iki taraf da Mekke’de saygınlığı olan ailelerdi. Babası Abdullah onun doğumundan kısa bir süre önce vefat etmişti.
20-Dedesi Abdülmuttalip (Şeybe) Mekke’nin en önemli yöneticilerinden biri idi. Mekkeliler ona büyük saygı duyarlardı. Şeybe de kendi babası Haşim gibi cömert bir insandı. Hacıların su ve yemek ihtiyaçlarını karşılamaya büyük katkı sağlıyordu. Örneğin, Zemzem Kuyusu’nu yeniden bulup tamir ettirmiş ve hacıların hizmetine sunmuştu.
21-Peygamberimizin amcaları; Haris, Ebu Talip, Ebu Lehep, Zübeyr, Abbas ve Hamza Mekke toplumunda saygın kişilerdi.
22-Peygamberimizin babası Abdullah, Mekke’nin en saygın ailesine mensup ve akranları arasında çok beğenilen bir gençti. Babası Abdülmuttalip ona Zühreoğulları reisi Vehb’in kızı Âmine’yi uygun gördü. Âmine de Kureyş’in şerefli ve iffetli kızlarındandı. Abdullah, Âmine ile zamanın geleneklerine göre evlendirildi. Böylece güzel ve saygın bir yuva kurulmuş oldu.
23-Abdullah, bazı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bir ticaret kervanıyla Suriye’ ye gitti. Fakat dönüşte hastalandı ve kervan ile devam edemeyeceğini anlayınca Medine’de dayılarının yanında kaldı. Yol arkadaşları Mekke’ye dönüp durumu haber verince Abdülmuttalip, büyük oğlu Haris’i Abdullah ile ilgilenmek üzere Medine’ye gönderdi. Ancak Haris oraya ulaşmadan kardeşi Abdullah Medine’de vefat etmişti. Bu acı haber başta Âmine olmak üzere tüm aileyi yasa boğdu. Peygamberimiz henüz dünyaya gelmeden yetim kalmıştı.
24-Peygamberimiz 20 Nisan (12 Rebiyülevvel) 571 tarihinde Mekke’de doğdu. Babasının adı Abdullah, annesinin adı ise Âmine’dir.
25-Abdülmuttalip Hz. Peygamberin dedesidir. Asıl adı Şeybe’dir. Abdülmuttalip, üstün karakterli, inançlı, iyi kalpli, bir insan, adil bir reisti. Ömrünün sonuna doğru puta tapmayı terketmiş, içkiyi ve kumarı bırakmış, Kâbe’nin çıplak olarak tavaf edilmesini yasaklamıştı. Allah’ın varlığına, ceza ve mükâfat yeri olarak ahiretin mevcudiyetine inanmış, zaman zaman Hira Mağarası’na çekilip ibadetle meşgul olmuştu.Abdülmuttalip, sağlığında torunu Muhammed’e gereken ihtimamı göstermiş; kendisinden sonra da onun bakımını oğlu Ebu Talip’e vasiyet etmişti.
26-Peygamberimiz, dört yaşından altı yaşına kadar öz annesinin yanında kaldı. Annesi Âmine, hem Medine’deki akrabalarıyla hasret gidermek hem de kocası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmek amacıyla oğlu Muhammed’i de yanına alarak Medine’ye gitti. Ancak ziyaretlerini gerçekleştirdikten sonra dönüş yolunda hastalanarak Medine’ye 190 km mesafedeki Ebva’da vefat etti. Peygamberimiz sevgili annesini kaybetmenin acısını yaşamış ve öksüz kalmıştı.Annesinin vefatı üzerine Hz. Muhammed’i bakıcısı Ümmü Eymen Mekke’ye getirip yaşlı dedesine teslim etmiştir.
27-Peygamberimizin Kur’an’da ve hadislerde geçen bazı isim ve sıfatları şunlardır:
Ahmet: Allah’a çok hamt eden, övgüye layık olan. Saf suresi, 6. ayet.
Rauf-Rahim: Çok şefkatli, çok merhametli. Tevbe suresi,128. ayet.
Rahmet: Merhametli. Enbiyâ suresi, 107. Ayet
Nebi: Peygamber, haberci. Şahit: Tanık ve delil. Mübeşşir: Müjdeci. Nezir: Uyarıcı.
Dai: Davet edici. Siraç: Aydınlatıcı. Ahzâb suresi, 45- 46. ayetler.
Resul: Elçi-peygamber. Fetih suresi, 29. ayet.
Mustafa: Seçilmiş. Ahmet bin Hanbel, Müsned, C 5, s. 25.
Muhammed: Çok övülen anlamındaki bu isim, Kur’an-ı Kerim’de dört ayrı surede yer almaktadır. Âl-i İmrân suresi 144, Ahzâb suresi 40, Muhammed suresi 2 ve Fetih suresi 29. ayetler.
Kur’an-ı Kerim’in 47. suresi Muhammed suresidir.41
28-Hz. Muhammed, yirmi beş yaşına kadar amcası Ebu Talip’in yanında ve himayesinde kaldı. Ebu Talip Mekkelilerin saygısını kazanmış, üstün vasıflı bir kişi idi. Aynı zamanda Hz. Ali’nin de babası olan bu hoşgörülü ve merhametli insan, Hz. Muhammed’i en az kendi çocukları kadar severdi. Peygamberimizin ikinci annem dediği Ebu Talip’in hanımı Fatıma binti Esed, kendi çocuklarından önce onu yedirir, giydirir ve saçlarını tarardı. Ebu Talip, Mekkelilerin çoğu gibi ticaretle uğraşıyordu. Peygamberimiz de amcasına yardım amacıyla on yaşlarındayken başkalarının koyunlarını güderek çobanlık yapmıştır.
29-Mekke yakınlarında bulunan Sa’doğulları kabilesinden bir grup kadın, emzirmek üzere çocuk almak için Mekke’ye geldi. İçlerinde Halime de vardı. Halime, yol arkadaşlarından geride kalmıştı. O henüz Mekke’ye gelmeden yol arkadaşları varlıklı aile çocuklarını alıp dönmüşlerdi. Muhammed’i yetim diye kimse almamıştı. Halime Mekke’yi dolaştı, yetim diye kimsenin almadığı Muhammed’i almaya karar verdi. Onu alıp köyüne döndü. Muhammed’i sütannesi ve onun ailesi çok sevdi. Çünkü o geldikten sonra evlerine huzur, bereket ve mutluluk gelmişti. Hz. Muhammed sütannesinin yanında dört yıl kaldı. Sonra Halime onu Mekke’ye getirdi ve öz annesi Âmine’ye teslim etti.
ANNECİĞİM !
Hz. Peygamber sütannesi Halime’yi zaman zaman görürdü. Ona karşı derin bir sevgi beslerdi. Onunla her karşılaştığında “Anneciğim!” diyerek saygısını dile getirirdi. Oturması için ona yer gösterir ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırdı. Halime’nin yaşadığı köyde kuraklık sonucu kıtlık olmuş ve hayvanlar hastalıktan ölmüştü. Bundan dolayı da yoksulluk baş göstermişti. Geçim sıkıntısı çeken Halime’nin aklına Hz. Muhammed geldi. Onu ziyaret etti ve derdini anlattı. Hz. Muhammed, Hatice ile evliydi. Sütannesi Halime’yi misafir etti ve ona ikramda bulundu. Hatice, eşinin sütannesi Halime’ye kırk koyun ve bir deve hediye etti. Bu durumdan çokça memnun olan Halime, aldığı hediyelerle birlikte köyüne mutlu bir şekilde döndü.
30- “ Abdullah bin Cüd’an’ın evinde bir antlaşmada bulundum ki, bana karşılığında mor koyunlar verseler onun bozulmasını istemem. Şayet İslam’da da böyle bir antlaşmaya çağrılsam hemen katılırım.”(İbn Hişam, Siret Tercemesi, C 1, s. 185.)
31-Hz. Peygamberin sevgili eşi Hz. Hatice, Mekke’de doğdu. Kureyş kabilesinin Esedoğulları soyuna mensuptu. Babası Huveylit, Kureyş’in ileri gelenlerindendi. Hz. Hatice, Müslüman olmadan önce iffet ve şerefiyle tanınmış saygın dul bir hanımdı. Bu yüzden kendisine, iffetli ve namuslu anlamına gelen
“Tahire” lakabı verilmişti.
32-Mekkeli müşrikler Haşimoğullarını üç yıla yakın bir süre boykot ettiğinde Hz. Muhammed ile beraber zorluklara göğüs germiş; imanı ve sevgisiyle bir eş olarak destek vermiş; sıkıntılarına üzüntülerine çare olmaya çalışmıştır. Hz. Muhammed, onun bu maddi ve manevi desteğini şöyle takdir etmektedir:
“Bütün insanlar, beni red ve inkâr ederken, o, bana iman etti. İnsanlar beni yalanlarken o beni tasdik etti ve insanlar bana mali ambargo uygulayıp iktisadi bir sıkıntıya boğarken o malını mülkünü benim için seferber etti.” Hz. Hatice, Hz. Muhammed’in sadece eşi değil, aynı zamanda yakın bir dostu, bir dert ortağı olmuş, sıkıntılı anlarında onu teselli etmiştir.Hz. Hatice yirmi beş yıl kadar süren bir evlilikten sonra hicretten üç yıl kadar önce vefat etti. Onun vefatıHz. Muhammed’i son derece üzmüştü.
33-Dedesinin yanında kaldığı süre içinde onunla bakıcısı Ümmü Eymen ilgilenmişti. Hz. Muhammed, hayatı boyunca Ümmü Eymen’in yaptığı iyilikleri de unutmamıştır. Gördüğü her yerde, ona sevgisini göstermiştir. Hz. Muhammed, dedesinin vefatına çok üzülmüş, defni sırasında gözyaşlarını tutamamıştır. Henüz çocukluk yaşlarında iken çok sevdiği dedesinin acısını yüreğinde hissetmiştir.
34-Hz.Muhammed’i yanlarına almış ve ona öz çocukları gibi bakmıştı. Hz. Muhammed de ticaretle uğraşarak varlıklı hâle geldikten sonra amcasına destek olmuştu.
35-Muhammed amcası Ebu Talip’in hanımı Fatıma binti Esed’e son derece saygılı davranırdı. O, Medine’ye hicret ettiğinde Hz. Peygamber, onu sık sık ziyaret ederdi.Vefat edince çok üzülmüş ve sebebini soranlara, “Nasıl üzülmeyeyim. Ben yetim bir çocuk olarak ona sığınmışken o, çocuklarını aç tutar, beni beslerdi. Onlardan önce benim saçlarımı tarardı. O, benim anam gibi idi.” diye cevap vermiştir.
36-Peygamberimiz, güzel ahlakı, sağlam karakteri ve dürüstlüğü ile herkesin güvenini kazanmıştı. Toplum ona hayrandı. İnsanlar ona dürüst ve güvenilir anlamına gelen “Muhammed’ül- Emin” (güvenilir Muhammed) ismini vermişti. Mekke’de “elEmin” (emin kişi) denildiğinde Hz. Muhammed akla gelirdi.
36- İlk Çağrı ve İlk Müslümanlar:Peygamberimizin davetine icabet eden ilk kişi, eşi Hatice olmuştur. O, Mekkelilerin alay, hakaret ve eziyetlerine karşı kocasını teselli etmiş ve ona moral vermiştir. Hz. Peygambere ilk iman edenlerden biri Ebu Talip’in oğlu Ali’dir. Peygamberimizin amcası olan Ebu Talip’in ailesi kalabalıktı ve maddi durumu ise zayıftı. Bu yüzden Peygamberimiz, amcasının yükünü hafifletmek için Ebu Talip’in oğlu Ali’nin bakımını üstlenmiş- ti. Peygamberimizin evinde kalan Ali, bir gün onu ve eşi Hatice’yi namaz kılarken gördü. Onlara yaptıklarının ne olduğunu sordu. Peygamberimizin, kendisine namazı ve İslam’ı anlatması üzerine Hz. Ali düşünmek için izin istedi. Ertesi gün Ali, Müslüman oldu. O sırada Ali on yaşında idi. Zeyd bin Harise de İslam’ı ilk kabul edenlerdendir. Hz. Muhammed’in azatlı kölesi olan Zeyd’in ve Hz. Peygamberin kızlarının da İslam’ı kabul etmesi ile birlikte Peygamberimizin hanesinde herkes Müslüman olmuştur. Hz. Ebu Bekir de ilk Müslüman olanlardandır. Zengin ve saygın bir tüccar olan Hz. Ebu Bekir, Peygamberimizin çocukluk arkadaşı ve dostudur. Bu yakınlığı sebebiyle 4 Müddessir suresi, 1-5. ayetler.
Osman bin Affan, Zübeyr bin Avvam, Sa’d bin Ebi Vakkas, Abdurrahman bin Avf, Talha bin Ubeydullah gibi şahsiyetler Hz. Ebu Bekir aracılığı ile Peygamberimizin huzuruna gelmiş ve Müslüman olmuşlardır. Bu sahabelere İslam tarihinde “İlk Müslümanlar” denir. İslam’ı kabul edenlerin sayısının otuza yaklaştığı bu dönemde Müslüman olanların çoğunluğu gençler, köleler ve kadınlardı. Bunlar dinlerini gizli öğreniyorlar ve ibadetlerini de gizli yapıyorlardı. Ancak Hz. Peygamber, öğle vakitlerinde Kâbe’de namaz kılabiliyordu. Bu süreçte Mekkeli müşrikler Hz. Peygamber ve Müslümanlarla alay ediyorlar, onları küçümsüyorlardı.
37-Peygamberimiz İslam’a davetin ilk yıllarında tebliğ için genç bir Müslüman olan Erkam’ın evini kullandı. Bu evde Müslüman olmayanlara İslam’ı anlatıyor, Mekke dışından gelenlerle burada görüşüyor ve Müslümanlara dinlerini öğretiyordu. Ayrıca Müslümanlar burada topluca ibadet yapıyorlardı. Burası, İslam tarihinde “Darü’l Erkam” (Erkam’ın evi) diye meşhur olmuştur.
38-Hz. Peygamberin İslam’a gizli davet dönemi yaklaşık üç yıl (M 610-613) sürmüştür.
39-Bilal-i Habeşi, Yasir ailesi, Suheyb-i Rumi ve Ebu Fuheyre gibi köle ve kimsesiz Müslümanlar Mekkelilerin eziyetlerine maruz kaldılar. Umeyye bin Halef, kölesi Bilal’i kızgın çöl sıcağında kumlara yatırır ve onun üzerine taşlar koyardı. Dininden vazgeçmesi için ona eziyet ederdi. Annesi ve babası ile birlikte Müslüman olan Ammar bin Yasir de eziyet ve işkenceye uğrayan ilk Müslümanlardandır. Onları günün en sıcak vaktinde kumlarda sürükleyen müşrikler, onlara dinlerini inkâr etmelerini ve putlara tapmalarını telkin ederlerdi. Ağır işkence ve eziyetlere dayanamayan Ammar’ın annesi Sümeyye ve babası Yasir öldü. Böylece Yasir ailesi İslam tarihinin ilk şehitleri oldu.
40-Müslümanların hicret edeceği ülke olarak Habeşistan’ın (bugünkü Etiyopya) tercih edilmesinin çeşitli nedenleri vardır. Öncelikle Arap Yarımadası’nda bulunan diğer kabileler putlara tapmakta idi. Üstelik Kureyş kabilesinin bunlarla iyi ilişkileri vardı. O şartlarda hiçbir Arap kabilesi ticari ve dinî ilişkilerinden dolayı Müslümanlar için Kureyş’i karşısına alamazdı. Yemen bölgesi de Mecusi olduğu için semavi bir dine tahammül gösteremezdi. Bu sebepten Habeş ülkesi o gün için hicrete en uygun yerdi. Peygamberimizin hicret için Müslümanlara tavsiye ettiği Habeşistan, Kızıldeniz sahilinde bulunmaktaydı ve Mekkeliler tarafından adaletli yönetimi ile bilinmekteydi. Halkı ehl-i kitap olan Habeşistan, Müslümanların dinlerini serbestçe yaşayabilecekleri bir ortama sahipti. Ayrıca oraya gidecek olan Müslümanlar sayesinde İslam, başka insanlara da ulaşmış olacaktı.Peygamberliğin beşinci yılında (M 615) Hz. Peygamberden hicret izni alan muhacirler, Mekke’den gizlice ayrıldı. Kafilede on bir erkek ve dört kadın vardı. Kafile, Kızıldeniz kıyısından bir gemi ile Habeşistan’a geçti. Kafilede Hz. Osman ve eşi Peygamberimizin kızı Rukiye, Zübeyr bin Avvam, Abdurrahman bin Avf gibi ilk Müslümanlar da vardı. Bu yolculuk İslam tarihindeki ilk hicret olarak anılmaktadır.
41-Habeş ülkesine ulaşan muhacirler Habeş Necaşisi Ashame’den güzel ve adaletli muamele gördüler. Onun ülkesinde dinlerini serbestçe yaşadılar. Ancak bir süre sonra “Mekkelilerin Müslüman olduğu” şeklindeki asılsız haber üzerine bir kısmı tekrar Mekke’ye dönmeyi tercih etti. Dönen Muhacirler, Mekke yakınlarına geldikleri zaman haberin doğru olmadığını öğrendiler. Habeşistan’a tekrar dönmenin güç olması sebebiyle bazıları gizlice bazıları da himaye yoluyla Mekke’ye girmek zorunda kaldılar.Habeşistan’dan dönen Muhacirler, orada dinlerini serbestçe yaşadıklarına ilişkin güzel haberler getirdiler. Bu haberi duyan ve baskılardan bunalan Müslümanlar da Habeşistan’a hicret etmeye karar verdiler. İlk hicretten bir yıl sonra (M 616) seksen iki erkek, on sekiz kadından oluşan ikinci kafile Peygamberimizin amcası Ebu Talip’in oğlu ve Hz. Ali’nin kardeşi olan Cafer’in başkanlığında Habeşistan’a hicret etti.Habeşistan’da kalan muhacirler, Hayber’in fethi esnasında Necaşi’nin tahsis ettiği gemiyle Medine’ye döndüler. Cafer’in başkanlığındaki muhacirler, doğruca Hayber’de bulunan Hz. Peygamberin yanına gittiler.Cafer’i karşısında gören Peygamberimiz, “Hangisine sevineceğimi bilmiyorum. Hayber’in fethine mi, yoksa Cafer’in gelişine mi?” diyerek onu kucaklayıp alnından öptü. Medine’ye döndükten sonra Mescid-i Nebevi’nin yanı başında onun için bir oda hazırlattı ve onu buraya yerleştirdi. Cafer, Mute Savaşı’nda şehit oldu.
42-Allah’ın Elçisi, Taif’te hayatının en zor, sıkıntılı ve eziyetli günlerinden birini yaşamıştır.Hz. Peygamber, Taif çıkışında bir bağa sığındı. Orada yorgun ve bitkin bir hâlde ellerini kaldırarak Allah’a şöyle yalvardı: “ Allah’ım! Kuvvetsiz ve çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor ve hakir görüldüğümü; ancak sana arz ve şikâyet ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin hor görüp de dalına bindiği biçarelerin, Rabb’i sensin. Benim de Rabb’im sensin… Allah’ım! Senin gazabına uğramayayım da çektiklerim ne olursa olsun hepsine katlanırım! Fakat senin af ve merhametin bana bunları göstermeyecek kadar geniştir. Allah’ım, senin gazabına uğramaktan, ilahî rızana uzak kalmaktan; senin o karanlıkları aydınlatan, dünya ve ahiret işlerini yoluna koyan ilahî nuruna sığınırım. Allah’ım! Sen hoşnut oluncaya kadar affını dilerim. Allah’ım!
Her kuvvet ve her kudret ancak seninle kaimdir.’’
43-Peygamberimiz, kendisini taşlayan Taif halkı için dönüş yolunda şu duayı yapmıştır:
“Onların yok olmalarını değil, Rabb’imin bu müşriklerin zürriyetinden Allah’a ortak koşmayan, ona ibadet eden bir nesil meydana getirmesini diliyorum.”(Buhari, Tecrid-i Sarih, C 9, s. 35).
44-Taif halkı, hicretin dokuzuncu senesinde (M 630) topluca Müslüman olmuştur.
45-Kızıldeniz’e yakın olan Taif, Mekke’ye komşu bir şehirdir.
46-Peygamberimizin Taif’te karşılaştığı olayın haberi Mekke’ye ulaşmıştı. Ebu Cehil ve Mekkeliler de onu şehre sokmamak üzere söz birliği etmişlerdi. Mekke’den gelen biri, bu haberi Hz. Peygambere ulaştırdı. Peygamberimiz de bunun üzerine doğrudan Mekke’ye girmek yerine Hira (Nur) Dağı’na gitti. Oradan Mekke’ye haberci gönderdi ve himaye istedi. Mut’im bin Adiy, onun himaye isteğini kabul etti ve Peygamberimiz kendi öz vatanı olan Mekke’ye onun himayesi altında girdi. Mut’im, oğullarını ve kabile mensuplarını silahlandırarak Peygamberimizin şehre girmesini ve Kâbe’ye gitmesini sağladı.
47-Hz. Muhammed’in peygamberliğinin on birinci yılında (M 621) İsrâ ve Miraç mucizesi meydana gelmiştir. Peygamberimiz, recep ayının yirmi yedinci gecesinde vahiy meleği Cebrail tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’deki Mescid-i Aksa’ya götürülmüştür. Bu yolculuğa “İsrâ” denir. Daha sonra semaya yükselen Hz. Peygamber, Allah’ın huzuruna çıkmış ve onunla konuşmuştur. Bu olaya ise “Miraç” denir. İsrâ mucizesi Kuran’ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Bütün eksikliklerden uzaktır o! Gerçekten, herşeyi işiten, her şeyi gören odur.”( İsrâ suresi, 1. ayet. )
48-Peygamberimiz Miraç’tan şu ilahî lütuflarla döndü:
1. Müminlere günde beş vakit namaz kılmak farz oldu.
2. Bakara suresinin son iki ayeti vahyedildi.
3. Ümmetinden şirk koşmayanların cennete girecekleri müjdesi verildi.(Buhari, Tecrid-i Sarih, C 2, s. 261.73)
49-621 yılı hac döneminde bir önceki yıl Akabe’de Hz. Peygamberle görüşen ve müslüman olan altı kişinin de aralarında bulunduğu onu Hazreçli, ikisi Evsli on iki kişi yine Akabe mevkiine gelerek Hz. Peygamberle gizlice buluştu. Başlarında Esad bin Zürare bulunmaktaydı. Orada bulunan Müslümanlar,“Allah’a şirk koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, kimseye iftira etmeyeceklerine, Allah’a ve Resulüne itaatten ayrılmayacaklarına”dair Hz.Peygambere söz verdiler. Bu sözleşme İslam tarihinde Birinci Akabe Sözleşmesi diye bilinmektedir.
Medine’ye dönecek olan Müslümanlar Hz. Peygamberden kendilerine İslam’ı öğretecek ve namaz kıldıracak bir öğretmen vermesini istediler. Hz. Peygamber de onlara eğitici olarak genç sahabe Mus’ab bin Umeyr’i görevlendirdi. Medine’de Esad bin Zürare’nin evine yerleşen Mus’ab, Medinelilere İslam’ı tebliğ ediyor, güzel ahlakı ve ikna edici konuşması ile insanların İslam’a yönelmesini sağlıyordu. Müslüman olanların evlerine giderek onlara Kur’an’ı öğreten Mus’ab’ın gayretleri ve Esad bin Zürare’nin desteği ile İslam, şehirde hızla yayılmaya başladı. Evs kabilesi reislerinden Sa’d bin Muaz ve Üseyt bin Hudayr, Mus’ab’ın ikna edici tatlı üslubuna ve tebliğ ettiği mesajın etkileyiciliğine hayran kalarak Müslüman oldular. Onların Müslüman oluşuyla Medine’de Evs ve Hazreç kabilesinin tamamına yakını Müslüman oldu. Mus’ab, bu olumlu gelişmeleri Hz. Peygambere haber verdi. Bu haberleri alan Hz. Peygamber ve Müslümanlar büyük sevinç yaşadılar. Bu sebeple bu yıla (M 621) “Senetül İbtihaç” (Sevinç Yılı) denildi.
50-On dokuz yaşında Müslüman olan Mus’ab bin
Umeyr, zengin bir ailenin çocuğu idi. Peygamberimiz tarafından İslam’ı öğretmek amacıyla Medine’ye gönderildi. Bu nedenle Mus’ab, İslam tarihinin ilk muallimi (öğretmen) olarak bilinir. İslam’ın Medine’de yayılmasında çok emeği olan Mus’ab, Bedir ve Uhut savaşlarında Müslümanların sancaktarlığını yaptı ve Uhut Savaşı’nda şehit oldu.
51-Medine, Mekke’ye yaklaşık 400 km uzaklıkta olup o günün şartlarında deve ile on üç günlük bir mesafede idi.
52-622 yılında hicret esnasında Medine yakınlarındaki Ranuna Vadisi, ilk cuma namazının kılındığı yer bugün Cuma Mescidi olarak anılır.
SİYER İKİNCİ BÖLÜM
1-Hz. Muhammed (s.a.s.) Mekke’de doğdu. 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik hayâtının 13 yılı Mekke’de, 10 yılı da Medine’de geçti. Medine’de 63 yaşında vefât etti.
2- Siyer ve İslâm Târihi ile ilgili kitaplarda, Rasûlullah (s.a.s.)’in hayâtı, “Peygamberlikten (Bi’setten) öncesi” ve “Peygamberlik devri” diye iki devreye ayrılarak incelenmiştir. Peygamberlikten önceki hayatını da:
1- Çocukluk devresi (8 yaşına kadar olan süre),
2- Gençlik çağı (8-25 yaşına kadar olan devre),
3- Evlilik dönemi (25-40 yaşı arasındaki devre) olmak üzere genellikle üç bölüme ayırmışlardır.
3-Peygamber olduktan sonra, “Mekke Devri”nde geçen olayları incelerken, târihbaşı olarak, Peygamberliğin (Nübüvvetin) l. 2. veya 5 inci yılı gibi, Nübüvvetin başlangıcını; “Medine devri” olaylarında ise,-Hicretin, 1. 2. veya 3 üncü yılı şeklinde Rasûl–i Ekrem (s.a.s.)’in Hicret olayını esâs almışlardır.
4- Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı’nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke’nin doğusunda bulunan “Hâşimoğulları Mahallesi”nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu. Arapların takvim başı olarak kullandıkları “Fil Vak’ası”, Peygamberimiz (s.a.s.)’in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu.
5-Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in babası, Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah; annesi ise Vehb’in kızı Âmine’dir. Babası Abdullah, Kureyş Kabîlesinin Hâşimoğulları kolundan, annesi Âmine ise Zühreoğulları kolundandır. Her ikisinin soyu, bir kaç batın yukarıda, “Kilâb”da birleşmektedir. Her ikisi de Mekke’lidir.
12-Peygamberimizle Hz.Haticenin Nikâhı, Hatice’nin amcazâdesi, Varaka oğlu Nevfel tarafından Hz. Hatice’nin evinde kıyıldı. Ebû Tâlib ile Varaka birer hitâbede bulunarak, her iki âilenin üstünlük ve meziyetlerini dile getirdiler. Esâsen, Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Hz. Hatice’nin nesebleri Kusayy’da birleşir.
13-Hz.Haticenin Mehiri:Hz. Hatice’ye 20 dişi deve mehir verildi. Nikâhtan sonra develer kesilerek dâvetlilere ziyâfet çekildi.
14-Peygamberimiz (s.a.s.)’in Hz. Hatice’den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla, Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu. Arablarda ilk çocuğun adı ile künyelendirme âdet olduğundan Hz.Peygamber (s.a.s.)’e de “Ebü’l-Kasım” denildi. Kasım ile Abdullah küçük yaşta öldüler. Kızları büyüdüler. Fakat Fâtıma’dan başka hepsi de babalarından önce vefât ettiler. Yalnız Fâtıma, Peygamber (s.a.s.)’in vefâtından sonra altı ay daha yaşadı.
15-Hz. Ali ile evlendirdi. Hasan ve Hüseyin, Hz. Fâtıma’nın çocuklarıdır. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’in nesli, Hz. Fâtıma ile devâm etmiştir.
16-Peygamberimiz (s.a.s.)’in Mısırlı eşi Mâriye’den de İbrâhim adlı bir oğlu olmuş, fakat Hicretin 10′uncu yılında henüz iki yaşına girmeden ölmüştür.
17-Eskiden beri Mekke’deki hanîf ve zâhitler, recep ayında inzivâya çekilirlerdi. Her biri, Mekke’nin 3 mil (bir saat) kuzeyinde Hira (Nûr) dağında bir köşeye çekilir, tefekküre dalardı.
18-Peygamberimize ilk vahiy geldikten sonra;Hatice daha sonra Hz. Peygamber (s.a.s.)’i amcazâdesi Nevfel oğlu Varaka’ya götürdü. Varaka hanîflerdendi. Tevrât ve İncil’i okumuş, İbrânî dilini ve eski dinleri bilen bir ihtiyardı. Varaka Peygamberimiz (s.a.s.)i dinledikten sonra: -”Müjde sana yâ Muhammed, Allah’a yemin ederim ki sen Hz. İsâ’nın haber verdiği son Peygambersin. Gördüğün melek, senden önce Cenâb-ı Hakk’ın Musâ’ya göndermiş olduğu Cibril’dir. Keşki genç olsaydım da, kavmin seni yurdundan çıkaracağı günlerde sana yardımcı olabilseydim… Hiç bir Peygamber yoktur ki, kavmi tarafından düşmanlığa uğramasın, eziyet görmesin…” dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü.
19-İslamda ilk İbadet:İslâmda Allah’a imândan sonra ilk farz kılınan ibâdet, namazdır. İkinci vahiy ile el-Müddessir Sûresinin ilk âyetlerinin indirilmesinden sonra, Mekke’nin üst yanında bir vâdide, Cibril (a.s.), Rasûlullah (s.a.s.)’e gösterip öğretmek için abdest almış, peşinden Cibril’den gördüğü şekilde Rasûlullah (s.a.s.) de abdest almıştır. Sonra Cibril (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e namaz kıldırmış ve namaz kılmayı öğretmiştir.Eve dönünce Rasûlullah (s.a.s.) abdest almayı ve namaz kılmayı eşi Hz. Hatice’ye öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi birlikte cemâatle namaz kılmışlardır.
20-İlk Müslümanlar:”İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.” (Vâkıa Sûresi, 10) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e ilk imân eden ve O’nunla birlikte ilk defa namaz kılan kişi, eşi Hz. Hatice oldu. Daha sonra evlâtlığı Hârise oğlu Zeyd. ve amcasının oğlu Hz. Ali Müslüman oldular.
21-Hz. Ebû Bekir’in Müslüman olmasıyla, Peygamberimiz (s.a.s.) büyük bir desteğe kavuştu. Onun gayret ve delâletiyle, Mekke’nin önemli şahsiyetlerinden Affân oğlu Osmân, Avf oğlu Abdurrahman, Ebû Vakkas oğlu Sa’d, Avvâm oğlu Zübeyr, Ubeydullah oğlu Talha da Müslümanlığı kabûl ettiler. Hz. Hatice’den sonra Müslüman olan bu 8 zata “İlk Müslümanlar” (Sabıkûn-i İslâm) denilir.
22-İlk vahiy ile ikinci vahiy arasında geçen “fetret-i vahy” süresinin ne kadar devâm ettiğine dâir rivâyetler 15 gün ile 3 yıl arasında değişmektedir.
Olayların seyrine göre, 1-2 aydan daha çok olmaması gerekir. 2-3 yıl gibi uzun süre olduğunu söyleyenler, “gizli dâvet” süresi ile “fetret-i vahy”i ayıramamış olmalıdırlar.
23-Peygamber (s.a.s.) Efendimiz ilk üç yıl halkı gizlice İslâm’a dâvet etti. Yalnızca çok güvendiği kimselere İslâm’ı açıkladı. Başta Hz. Ebû Bekir olmak üzere, Hak dini kabul etmiş olanlar da, el altından güvendikleri arkadaşlarını teşvik ediyorlardı. Bu üç yıl içinde Müslümanların sayısı ancak 30′a çıkabildi. Bunlar ibâdetlerini evlerinde gizlice yapıyorlardı.
Peygamberliğin dördüncü yılında (614 M.) inen: “Sana emrolunan şeyi açıkca ortaya koy, müşriklere aldırma”. (el-Hicr Sûresi, 94) anlamındaki âyet-i celile ile İslâm’ı açıktan tebliğ etmesi emrolundu. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) halkı açıktan İslâm’a dâvete başladı.
Açık dâvetin başlamasından sonra, halkla daha kolay temas edebilmek için Rasûlullah (s.a.s.), kendi evinden, Safâ ile Merve arasında işlek bir yerde bulunan “Erkam”ın evine taşındı. Bir çok kimse bu evde İslâm’la şereflendiği için bu eve “Dâr-ı İslâm” denildi.
24-Alay ve hakaret Dönemi :Kureyşliler başlangıçta Hz. Muhammed (s.a.s)’in Peygamberliğini önemsememiş göründüler. İmân etmemekle beraber, putlar aleyhine söz söylemedikçe, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in dâvetine ses çıkarmadılar. Yalnızca, Rasûlullah (s.a.s.)’i gördüklerinde, “İşte gökten kendisine haber geldiğini iddia eden…” diyerek eğlendiler. Müslümanları alaya alıp küçümsediler. Böylece “alay devri” başlamış oldu.
25- İşkence Dönemi Başladı:
a) Kureyş’in Ebû Tâlib’e Başvurması:
b) Kureyş’in Hz.Peygamber (s.a.s)’e Başvurması
c) İlk Müslümanların Gördükleri Eza ve Cefalar
26-HABEŞİSTANA HİCRET :”Zulme uğradıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri, and olsun ki, dünyada güzel bir yerde yerleştiririz. Âhiret ecri ise daha büyüktür.” (en-Nahl Sûresi, 41)
a) Habeşistan’a İlk Hicret Edenler (615 M.)
b) İkinci Habeşistan Hicreti (616 M.)
27- Hz. Hamza’nın Müslüman Olması :Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe’den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardeştir. Mekke Devri’nin 6′ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur.
28-Hz. Ömer’in Müslüman Olması :Hz. Peygamber (s.a.s.) Safâ semtinde Erkâm’ın evindeydi.
Ömer’in silahlı olarak geldiğini gören Müslümanlar telaşlandılar. Yalnızca, Hz. Hamza:
-İyilik için gelirse ne âlâ, aksi halde geleceği varsa, göreceği de var, telâşa gerek yok… dedi. Sağından ve solundan iki kişi tutarak Rasûlullah (s.a.s.)’in huzuruna götürdüler. Ömer, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in önünde diz çökerek şehâdet getirdi. Orada bulunanlar sevinçlerinden hep birden tekbir getirdiler. Safâ tepesinde yükselen “Allâhü Ekber” sadâsı ile Mekke ufuklarını çınlattılar.
Ömer:
-”Kaç kişiyiz”? diye sordu.
-”Seninle 40 olduk,” dediler. Ömer:
-”O halde ne duruyoruz”? Hemen çıkalım, Harem-i Şerîf’e gidelim, dedi. Bütün Müslümanlar toplu halde Kâbe’ye gitti
29-Hz.Hamze ve Hz.Ömerin Müslüman Olmalarının Önemi:Hamza ve Ömer’in Müslüman olmalarıyla, İslâm’ın yayılması hız kazandı. Daha önce 6 yılda sayıları ancak 40 kişiye ulaşabilmişken bir yıl sonra Müslümanların sayısı 300′ü geçmiş, bunlardan 90 kişi Habeşistan’a hicret etmişti.
30-Mekke Devri’nin 7′nci yılı (616 M.) Muharrem ayında Kureyş ileri gelenlerinden 40 kişi Ebû Cehil’in başkanlığında toplandılar. Hâşim oğullarıyla alış-veriş yapmamağa, kız alıp-vermemeğe, görüşüp buluşmamağa, ekonomik ve sosyal her türlü ilişkiyi kesmeğe karar verdiler. Bu kararı bir ahidnâme şeklinde yazıp mühürlediler ve bir beze sararak Kâbe’nin içine astılar. Böylece Müslümanları canlarından bezdirip Hz. Peygamberin kendilerine teslim edileceğini umdular. Karara aykırı hiç bir şey yapmayacaklarına dâir yemin ederek karar hükümlerini müsâmahasız uygulamağa başladılar. Bu karardan sonra, şurada-burada dağınık halde olan bütün Müslümanlar Ebû Tâlib mahallesi’nde Hâşimî’lerle birleştiler. Ebû Leheb, Hâşimî’lerden olduğu halde, müşriklerle beraber oldu ve mahalleden çıktı. Ebû Tâlib, Müslüman olmadığı halde, Müslümanların başına geçti. Hz. Peygamber de üç yıldan beri ikamet etmekte olduğu Erkâm’ın evinden, Ebû Tâlib Mahallesine taşındı. Müslümanlar burada üç yıl (616-619 M.) abluka altında kaldılar.
31- Acıklı Günler :Müslümanlar abluka altında kaldıkları bu üç yıl içinde çok sıkıntı çektiler. Yeteri kadar erzâk temin edemedikleri için, açlıktan ağaç yapraklarını yediler. Bazı küçük çocuklar, gıdasızlıktan öldü. Ebû Cehil gece-gündüz Ebû Tâlib Mahallesi’ne girip çıkanları kontrol ediyor, mahalleye gizlice yiyecek maddesi sokulmasına imkân vermiyordu. Hamza ve Ömer gibi cesûr olanların dışında kimse çarşıya çıkıp alış-veriş yapamıyordu. Sa’d İbn Ebî Vakkas, bir defa bulduğu bir deri parçasını ıslatmış, ateşte kavurarak yemişti. Kadınların ve çocukların açlıktan feryatları mahalle dışından duyuluyordu. Müslümanlar yıllık yiyecek ve diğer ihtiyâçlarını ancak “eşhür-i hurum” denilen kan dökülmesi yasak dört ayda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) temin etmeğe çalışıyorlardı. Peygamber Efendimiz de dâvet ve tebliğ vazifesini, özellikle Mekke’ye dışarıdan gelenlere ancak bu aylarda yapabiliyordu.
32-Müslümanlar üç yıl süren bu boykot esnâsında dayanılmaz sıkıntılara katlandılar. Fakat Kureyş bundan da hiç bir netice alamadı.
33-Ebu Talib ve Hz.Haticenin vefatları:Müslümanlar ablukadan kurtuldukları için sevindiler. Çektikleri sıkıntıları unutmağa başladılar. Fakat sevinçleri uzun sürmedi. Boykotun kalkmasından 8 ay kadar sonra, iki büyük acı ile karşılaştılar. Mekke Devri’nin 10′uncu yılı Şevvâl ayında önce Ebû Tâlib, üç gün sonra da Hz. Hatice vefât etti. En büyük desteği olan, sevdiği iki insanı peşpeşe kaybettiği için Rasûlullah (s.a.s.) çok üzüldü. Bu sebeple Mekke Devri’nin 10′uncu yılına “Senetü’l-huzn” (Hüzün yılı ) denildi.
34- İkinci Akabe görüşmesinden sonra, Mekke Devri’nin 11′inci yılı Recep ayının 27′inci gecesi (Hicretten 19 ay önce) Peygamber Efendimizin “İsrâ ve Mîrâc” mûcizesi gerçekleşti. İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir bölümünde cereyân ettiği ve Rasûlullah (s.a.s.) bu gece semâlara ve yüce makamlara yükseldiği için bu mûcizeye “İsrâ ve Mîrâc” denilmiştir.
35-Hicrî yılbaşı Muharrem ayı ile başlar.
36-Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar ,Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
37-Hicrî takvim, Peygamber Efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ay hesabına dayanan takvimdir. Hz.Ömer tarafından başlatılmıştır. Milâdî takvim ise Hz. İsa’nın doğumuyla başlar ve güneş yılı esa¬sına göre düzenlenmiştir.
38-Hicret,Peygamberimizin Mekke’den Medineye göç etmesidir. (622)
39-Peygamberimiz Mekke’de emanetleri dağıtmak için kimi yerine Hz.Aliyi bırakmıştı
40–Peygamberimiz Hz.Ebubekirle beraber hicret etmiştir.
41- Peygamberimiz Medine’de Ebu Eyyüb el-Ensarî’nin evinde misafir oldu.
42- Mekke’den göç ederek Medine’ye gelen müslümanlara “Muhacir” denir.
43- Medine’nin yerli halkına da, muhacirlere yardım ettiklerinden dolayı “Ensar” denildi
44-Bedir Savaşında,14 müslüman şehit oldu ve 70 müşrik öldürüldü.
45- Uhut savaşında şehit olan müslümanların sayısı 72 müslüman şehit olmuştur.
46- Ezanı rüyasında gören sahabe Abdullah Bin Zeyd
47- Peygamber Efendimiz(s.a.v.)in son katıldığı savaş Tebuk savaşı.
48-Ebu Dücane,Uhut savaşında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in kılıcıyla savaşan sahabe
49-Mekke ,Hicretin 8. Yılı Ramazan ayının 17.sinde. fethedildi.
50-Hudeybiye savaşı Hicretin 6. Yılında oldu.
51-Hayber savaşı Hicretin 7. Yılında oldu.
52Hendek savaşı Hicretin 5. Yılında oldu.
53- Ravza-i Mudahhara ,Peygamberimiz (s.a.v.)in kabri ile minberi arasına denir.
54-Rasulüllah (s.a.v.)in yaşadığı çağa Asr-ı Saadet (mutluluk yılları) denir.
55- Hz. Muhammed (s.a.v.)e peygamberlik gelmeden önce müşriklerle Fakirleri
koruma ve kalkındırma adı verilen bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya Hif-ul Fudul
56- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)i vefatından sonra Hz. Ali yıkadı.
57-Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Hz.İbrâhim’in büyük oğlu Hz. İsmâil’in neslindendir. Soyu Adnân’a kadar kesintisiz bellidir. Adnân ile Hz.İsmâil arasındaki batınların sayısında neseb bilginleri ihtilâf etmişlerdir.
58-Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)’de hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti. Peygamberimiz (s.a.s.)’e, babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.
59-Başlangıçta çocuğu (3 veya 7 gün) annesi Âmine emzirdi. Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb’in azatlı câriyesi Süveybe tarafından emzirildi. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in devamlı süt annesi Hevâzin Kabîlesinin Sa’doğlulları kolundan Halîme oldu.
60-Hz.Muhammed (s.a.s.) süt annesi ve süt kardeşleri ile sonraki yıllarda dâima ilgilenmiştir. Halîme kendisini ziyârete geldiği zaman onu “anacığım” diyerek karşılamış, altına elbisesini yayarak, saygı göstermiştir.
61-Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşına kadar, süt annesinin yanında çölde kaldı. Dört yaşında Halîme çocuğu Mekke’ye götürerek annesine teslim etti. İslâm târihçileri, bu esnada “şakk-ı sadr” (göğüs açma) olayının meydana geldiğini, çocukta görülen bu gibi olağanüstü hallerin Halîme’yi endişelendirdiğini, bu yüzden çocuğu annesine teslime mecbûr kaldığını naklederler.
62-Peygamberimizin hayâtının sekiz yaşından yirmibeş yaşına kadar olan dönemine “gençlik devresi” denilir. Bu devrede Rasûlullah (s.a.s.) amcası Ebû Tâlib’in yanında, onun himâyesi altında bulunmuştur.
11-Kureyşin Esed oğulları kolundan Huveylid kızı Hatice zeki, dirâyetli, şeref ve asâlet sâhibi, 39-40 yaşlarında zengin ve güzel bir hanımdı. Daha önce iki defa evlenmiş ve dul kalmıştı. Kureyşin ileri gelenlerinden pek çok isteyenler olmuş, fakat hiç biri ile evlenmemişti. Güvendiği kimselere sermâye vererek ticâret ortaklığı yapıyor, böylece servetini artırıyordu. Yüksek ahlâk ve âli-cenâblığı sebebiyle, kendisine Müslümanlıktan önce “Tâhire” denildiği gibi, sonra da “Haticetü’l-Kübra” denilmiştir. Hz. Hatice bir ticâret kafilesiyle Peygamberimiz (s.a.s.)’i Şam’a gönderdi. Kölesi Meysere’yi de hizmetine verdi. Fakat Hz. Peygamber (s.a.s.) Şam’a kadar gitmedi; malları Busra’da satarak geri döndü. Çünkü Bahîra’nın ölümünden sonra yerine geçen Râhip Nestûra da, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Şam’a gitmesini uygun bulmamıştı.Üç ay kadar sonra, Hz. Muhammed (s.a.s.) beklenilenin çok üzerinde kazanç elde ederek döndü. Hz. Hatice, bu büyük insanın emniyet, dürüstlük ve gayretine hayran oldu. Daha sonra araya vasıtalar girdi; evlenmeleri kararlaştırıldı. Bu esnâda Hz.Muhammed (s.a.s.) 25, Hz Hatice ise 40 yaşlarındaydı.
63-Peygamberimiz Hz:Muhammed (a.s.) ın hayatını konu alan kitaplara “Siyer” denir.
64-Peygamberimiz, Mekke’de 20 Nisan 571 yılında dünyaya gelmiştir.
65- Peygamberimizin babası Abdullah, annesi Âmine, süt annesi Halime ve dedesi Abdülmuttalip’tir.
66- Doğumundan 2 ay önce babası, 6 yaşında annesi, 8 yaşında iken dedesi vefat etmiştir.
67-Dedesinin vefatından sonra, Peygamberimizin koruyuculuğunu Amcası Ebu Talip üstlenmiştir.
68- Peygamberliğinden öncede, sonrada hiç yalan söylemediği için O’na doğru sözlü, güvenilir anlamına Muhammed-ül Emin ismi verilmiştir.
69-Peygamberimize İlk vahiy, Mekke yakınlarındaki Hira daginda, Miladi 610 yılında gelmiştir.
70-Hz. Muhammed (a.s.) 40 Yaşında iken Peygamber gönderildi.
71- İslamın ilk emri “Oku” dur.
72- En çok işkence gören ilk Müslümanlar . 1- Bilal-ı Habeşi ,2- Ammar bin Yasir ,3- Habbab bin Erer, 4- Hz.Sümeyye.
73- Peygamberimize ve ilk Müslümanlara en çok eziyet eden müşriklerin ele başıları
1- Ebu Leheb 2- Ebucehil 3- Velid bin Muğire 4- As bin Vail 5- Ümeyye bin Halef
74- Müşriklerin Müslümanlara işkence ve eziyetleri dayanılmaz boyutlara ulaşınca, Peygamberimizin izni ile, peygamberliğinin 5. yılında 11’i erkek, 4’ü kadın olmak üzere, toplam 15 kişilik ilk grup Habeşistana göç etmiştir. Bu grup; adaleti ile ünlü “Necaşi” isimli kralın yönettiği Habeşistan’da iyi karşılanıp, huzura kavuşunca, bir yıl sonra 80 kişilik 2. grup da aynı ülkeye göç etmişti
75-Hz.Ömer, Peygamberimizin peygamberliğinin 6. yılında, 33 yaşında Müslüman olmuştur.
76- Peygamberliğinin 10. yılında, önce, Müslüman olmadığı halde O’nun en büyük koruyucusu ve destekçisi olan amcası Ebu Talip 80 yaşında iken vefat etti. Bundan birkaç gün sonra da hayat arkadaşı, en büyük teselli kaynağı Hz. Hatice validemiz ebedi âleme göç etti.Peygamberimiz çok üzüldüğü için bu yıla senetül hüzün (hüzün yılı) denmiştir.
76- Hicretten 1,5 yıl önce, Peygamberimiz Yüce Allah’ın katına yükselmiştir. Bu olaya Mi’rac denir.
77-Hicret; Peygamberimizin ve ilk Müslümanların Mekke’den Medine’ye göç etmesidir. Mîlâdi 622 yılında olmuştur.
78- Peygamberimiz Hicret esnasında Medine yakınlarında Kuba köyünde 10 gün konaklamışlar ve burada kendisi de bizzat çalışarak İslâm’ın ilk mescidi olan (Kuba Mescidi) ni yapmışlardır.
79- Peygamberimiz, Kuba köyünden Medine’ye büyük bir kalabalıkla hareket etmişler ve “Beni Salim” yurduna vardıklarında, öğle namazı vakti olmuştu. Öğle namazını kılmak üzere mola verdikleri bu yerde, Cuma namazının farz kılındığına dair âyetler nâzil olmuş ve burada ilk Cuma namazı kılınmıştır.
80-Peygamberimiz medine’ye vardığında ilk yaptığı en önemli işler şunlardır:
1- Yeri belirlenerek Mescid-i Nebevi’nin yapımına başlanılmıştır.
2- Mekke’li “Muhacir” (göç eden) diye adlandırılan Müslümanlarla Medine’li “Ensâr” (yardım edenler) diye isimlendirilen Müslümanlar arasında “Kardeşlik Anlaşması” yapılmıştır.
3- Yahûdilerle anlaşma imzalanmıştır.
81-Sahâbe; Hz. Peygamberi sağlığında görüp, O’nunla sohbet eden Müslümanlara denir.
82-Ensar; Mekke’den Medine’ye göç etmek zorunda kalan ilk Müslümanlara yardım eden Medine’li Müslümanlara denir.
83-Muhacir; Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlara denir.
84- Bedir savaşı 624 yılında, Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında yapılmıştır.
85- Uhud savaşı 625 yılında, Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında yapılmıştır
86-Hendek savaşı 627 yılında, Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında yapılmıştır. Bu savaşta da Müslümanlar galip gelmişlerdir.
87- Hicretin 6. yılında (m. 628) Peygamberimiz 1400 kişilik bir sahabe gurubu ile Kâbe’yi ziyaret etmek amacıyla, Medine’den yola çıktılar. Mekke müşrikleri bunu duyunca telaşa düştüler ve Müslümanları Mekke’ye sokmama kararı aldılar. Buna karşılık Müslümanlar da “Hudeybiye” denilen yerde “Şecere-i Rıdvan” adı verilen bir ağacın altında toplanarak, gerektiğinde bütün güçleri ile müşriklere karşı koymak üzere Hz. Peygambere söz verdiler.Bu olaya “Rıdvan Biatı” denir. Müşriklerin ileri gelenleri ile Peygamberimiz arasında yapılan uzun görüşme ve pazarlıklardan, bir yıl sonra Kâbe’yi ziyaret etmek üzere, tarihi bir antlaşma yapılmıştır. Bu antlaşmaya “Hudeybiye Barış Antlaşması” denilir.
88-Hicretin 6. yılında (m.628 yılı), Medine –Suriye yolu üzerinde bulunan, Yahudilere ait, ama Müslümanlara karşı kışkırtma odağı olarak kullanılan Hayber Kalesi, 1600 kişilik Müslüman ordusu ile fethedilmiştir. Bu savaşta Hz. Ali olağanüstü kahramanlıklar ve başarılar göstermiştir..
89-Peygamberimiz 63 yaşında iken, 632 yılında, Medine-i Münevver’de vefat etmiştir. Kabri Medine-i Münevvere’dedir. Kbrinin bulunduğu yere “Cennet Bahçesi” veya “Tertemiz Bahçe” anlamına gelen “Ravza-i Mutahhara” denilmektedir.
90-Peygamberimizin ev halkına “Ehl-i Beyt” denir.
91-Peygamberimizin dünyada iken Cennete gireceklerini müjdelediği 10 sahabeye “Aşere-i Mübeşşere” “müjdelenen 10 kişi” denir. Aşere-i Mübeşşere” (Dünyada iken Cennetle müjdelenen 10 sahabe )şunlardır.
1- Hz.Ebu Bekir
2- Hz.Ömer
3- Hz.Osman
4- Hz.Ali
5- Hz.Talha bin Ubeydullah
6- Hz.Zübeyr bin Avam
7- Hz.Abdurrahman bin Avf
8- Hz.Sa’d bin Ebi Vakkas
9- Hz.Ebu Ubeyde bin Cerrah
10- Hz.Said bin Zeyd (r.anhüm)
92-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bizzat orduya komutan olarak ilk katıldığı savaşın, başka bir ifade ile ilk gazvenin adı El-Ebva (Veddan) Gazvesi.
93-Bedir savaşında 14 müslüman şehit oldu ve 70 kafir öldürüldü.
94-Uhut savaşında 72 müslüman şehit olmuştur.
95-Rasulüllah (s.a.v.)’in şairinin adı Hassan Bin Sabit.
96-Peygamberimizin son savaşı Tebuk savaşıdır.
97- Rasulüllah (s.a.v.)’in dayısı Sad Bin Ebi Vakkas.
98-Haram aylar adı verilen aylar ,Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
99-Peygamber Efendimiz (s.a.v.) peygamberliğini ilk defa açıkça safa tepesinde ilan etmiştir.
100-Uhud Savaşından birkaç ay sonra Adal ve Kare Kabilelerinden bir grup Hz. Peygamber’e gelerek kendilerine İslamı öğretecek muallimler göndermesini istediler. Peygamberimiz’in gönderdiği on kişilik heyet yolda Lihyanoğullarından yüz kişilik bir birlik tarafından saldırıya uğradı. Saldırı sırasında sekiz sahabi şehit düşerken iki tanesi de esir alındı. Bu olaya Reci’ Hadisesi denir.
101-Hz. Hubeyb b. Adiyy,Reci’ Hadisesi sırasında esir alınan Müslümanlar, Mekke’ye götürülerek Kureyş kabilesine satıldı. Bunlardan bir tanesi, öldürülmek üzere Tenim Vadisine götürülmüş ve kendisi için bir darağacı hazırlanmıştı. Şehit edilmeden önce iki rekât namaz kılan sahabi darağacında asılmış ve yüzlerce müşrik tarafından atılan taşlar ve mızraklarla şehit edilmişti
102-Zeyd b. Desine,Reci’ Hadisesinde esir alınan sahabilerden bir tanesine Kureyş lideri Ebu Sufyan şu Soruyu sordu: “Şu an senin yerinde Muhammed’in olmasını, buna karşılık senin de ailenin yanında güven içinde olmayı istemez miydin?” Sahabi şu cevabı verdi: “Benim ailemin yanında sağ salim oturmam karşılığında, Muhammed(sav)’in ayağına bir diken dahi batmasına razı olamam.” Müşrikler tarafından birçok işkenceye maruz kaldıktan sonra şehit edilen sahabi.
102-Amine binti Vehb,Kureyş kabilesinin Zühreoğulları kolundan olup, Haşimoğullarından Abdullah b. Abdulmuttalib’le evlenen, kocasının vefatından sonra yetim doğan çocuğuna Muhammed ismini veren, oğluyla birlikte kocasının mezarını ziyaret etmek maksadıyla gittiği Medine’den dönüşünde Ebva kasabasında vefat eden, Allah Rasûlünün sevgili annesidir.
103-Süveybe,Annesi Âmine, Hz. Muhammed’i bir süre emzirmiştir. Daha sonra, Ebu Leheb’in cariyelerinden birisi Hz. Peygamberi emzirmiştir. Bu kadın ayrıca Hz. Hamza’yı ve Medine’ye hicret eden ilk sahabîlerden olan Ebu Seleme’yi de emzirmiştir.
104-Hz.Halime,Mekkeliler, çocuklarını; çölün sağlıklı havasında büyümeleri ve Arapça’yı güzel konuşabilmeleri için sütanneye verirlerdi. Abdulmuttalib, torunu Hz. Muhammed’i, Hevazin kabilesinin Sa’d b. Bekiroğulları kolundan bir kadına vermiştir. Peygamberimizin yıllarca yanında kaldığı, evine bolluk ve neşe kattığı Peygamber efendimizin süt annesidir.
105-Hz.Hüseyin(r.a),Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.anha)’nın küçük oğlu, İslam tarihinin Kerbela şehidi diye andığı,kendi neslinden gelenlere “Seyyit” denilen, Rasulüllah (s.a.v.)’in torunu
106-Gasilül Melaike, Uhut savaşında diğer şehitlerden ayrı bir özelliğe sahip olan, evlendiği gece cihada katılıp cünüp olarak şehit olan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ifadesiyle: “Gasilül melaike”meleklerin yıkadığı şehit diye adlandırılan,
sahabedir.

107-Ebu Ze Gifari(r.a),Mekke’de ilk kez halkın içersinde “La ilahe İllallah” diyen sahabedir.
108-Erkam Bin Erkam(r.a), İslam’ın ilk müslümanları hep onun evinde dinle tanıştılar. Daha müslümanlar 40 olmadan gizli toplantı ve ibadetlerini onun evinde yaptılar. İslam onun evinde anlatılmaya, tebliğ edilmeye başlandı. Müslümanlar ve İslam tarihi için istisna bir yere sahip olan eviyle anılan bu misafirperver sahabe
109-Zeyd Bin Sabit(r.a), Ensardan olup küçük yaşta Kur’an’ı Kerim’i ezberledi. Hz. Peygamber(s.a.v.)’in vahiy katipliğini yaptı. Rasulüllah (s.a.v.)’in emri ile Süryani ve İbrani dillerini öğrendi. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in mektuplarını yazdı ve tercümanlığını yaptı. Hz. Ebu Bekir döneminde Kur’an ayetlerinin “Mushaf” haline toplanışında çalışan heyetin başkanı olan sahabi.
110-Hz.Huzeyfe(r.a), Peygamberimiz (s.a.v.) bir sahabeye, bir sır olarak, münafıkların kimliklerini bildirmişti (listesini vermişti). Hatta Hz. Ömer (r.a.) gelmiş “Acaba bende bu listede varmıyım”diye sormuştur. Bu listeyi Allah Resulü (s.a.v.)’in verdiği sahabe.
111-Peygamber Efendimiz(sav); Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Abdurrahman İbni Avf sahabelerin arkasında cemaat olarak namaz kılmıştır.
112-Hz. Hatice annemizden sonra müslüman olan kadın Hz. Abbas’ın hanımı Ümmül Fadl (r.anha)
113-Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in seni seviyorum dediği sahabe Muaz Bin Cebel (r.a.)
114-Hz. Osman (r.a.)’ı halife ilan eden sahabe Abdurrahman Bin Avf (r.a.)
115- Mekke’den Medine’ye hicret edeceği zaman Sevgili Peygamberimizin yatağına yatarak Efendimizin kolaylıkla evden ayrılmasını sağlayan sahabi Hz. Ali
116-Dârul Erkâmın tarihteki fonksiyonu :Erkâm bin Ebil-Erkâm bin Esedin evidir. İslâm tarihinde büyük ehemmiyeti haiz bulunan bu ev, İslâmi eğitim ve öğretimin yapıldığı, Resül-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in hocalığını yürüttüğü ilk İslâm Üniversitesidir.
118-Dârul Erkâmın tarihteki fonksiyonu :Erkâm bin Ebil-Erkâm bin Esedin evidir. İslâm tarihinde büyük ehemmiyeti haiz bulunan bu ev, İslâmi eğitim ve öğretimin yapıldığı, Resül-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in hocalığını yürüttüğü ilk İslâm Üniversitesidir.
119-Habeşistana hicret edenleri geri getirmek için, müşrikler , Habeş kralına Mekke müşrikleri Amr bin Âs ile Abdullah bin Rebiayı, müslümanları teslim almak için Habeşistan kralına gönderdiler.
120-Habeşistan kralı,Kral Necaşi Ashame idi. Müslümanlara çok iyi davrandı. Müslümanları müşriklere teslim etmeyip ülkesinde barındırdı.
121-Hz Ömer (Radiyallahu Anh) Hicri 23 yılında, 63 yaşında iken, hiristiyan bir köle tarafında sabah namazında şehid edildi.
122-Kameri ayları ,Muharrem, Seferi, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cemâziyelevvel, Cemaziyelâhir, Recep, Şâbân, Ramazan, şevval, Zilkâde, Zilhicce.
123-Hicri takvimi ,Hz Ömer(Radiyallahu Anh) başlattı.
124-Resûlullah ın ilk defa Cenaze Namazını kıldırdığı sahabi ,Ensardan, Berâ bin Mârur (Radiyallahu Anh)
125-Mescid-i Nebevinin bir tarafında üstü kapalı, etrafı açık olarak yapılan yere Suffa, burada bulunanlara da Ashab-ı Suffa denir.
126-Medine Vesikası ;İlk İslâm Devleti Anayasasıdır. 52 maddeden oluşmaktadır. Bu anayasa dünyada yazılı ilk ana-yasadan birini teşkil etmektedir.
127-İslâm’da ilk Nüfus Sayımı ;Hicretin 1 nci yılında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in emirleriyle ilk Nüfus Sayımı yapıldı. Yapılan ilk Nüfus Sayımında Medine’de 10.000 kişinin yaşadığı, bunlardan 1.500′ünü Müslüman, 4.000′inin Yahudi ve 4.500′ünün müşrik Arap olduğu anlaşılmıştı.
128-Ezanın uygulanmaya konulması, sahabeden Abdullah bin Zeyd (Radiyallahu Anh) ile Hz. Ömer (Radiyallahu Anh) ın Hicri 1, Miladi 622 yılında gördükleri sadık rüya ile beraber, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in tasdikiyle uygulanmaya konuldu.
129-İslâm tarihinde ilk resmi hastahane ,Hicretten sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in izniyle Kuaybe bint Sad (Radiyallahu Anh) sorumluluğunda Mescid-i Nebevinin içinde kurduğu bir çadırda hasta ve yaralılara hizmet verilerek kurulmuştur.
130-Asr-ı Saadette öğretim yerleri ; a)Mescid:Namaz kılmanın yanı sıra cemaate ayeti kerimleri okuyup öğrenme ve öğretme ve dini bilgiler sunulma yeridir.
b)Suffa:Yurtta kalanlar daha ziyade fakir Mekkeli göçmenler (muhacir) ve uzak yerlerden gelen misafir öğrencilerdi.
c)Darul-Kurra:Suffenin öğretim için yetersiz kalması üzerine Medinede bazı evlerde Darul-Kurra denilen okullar açılmıştır.
d)Küttab:Küçük çocuklara okuma-yazma öğretilen yer. İlkokul.
131-İlk Çevre koruması ,Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mekkeyi fethettiği gün, halka yaptığı konuşmada, Mekke şehrinde kan dökülmesi, hayvanların öldürülmesi, otların yolunması, ağaçların kesilmesinin yasak olduğunu bildirdi.
132-Arsa, arazi ve hurmalıklara tapu verilmesi ,Medineye hicretten sonra Hâris b. Nûman (Radiyallahu Anh)ın evlerinden ve arazisinden bir kıs-mını Resûlullaha hibe ettiği gayrı menkullerini Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) de bazı müslümanlara hudutlarını çizip Tapu Fermanı vererek hibe etmesi ile olmuştur
133-Resulüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) miras olarak ;Mal olarak hiçbir miras bırakmadı. Onun mirası İslâm dini, güzel ahlak ve fazilet ilkeleridir. Ben size iki şey bıraktım ona sarılsanız sapıtmazsınız. Allahın kitabı Kuran, ve Benim Sünnetim.buyurmuştur.
134-Mekke deVaraka b. Nevfel,Ubeydullah b. Cahş,Ümeyye b. Ebu Salt, Kuss b. Saide Hanif dinine mensuptu.
135-Arab-ı Müsta’ribe, Hazreti İsmail’in soyundan gelen Arapları ifade eder.
137-Hendek Savaşı’nda düşman ordusundan İslam saflarına katılan, savaş esnasında Müslüman olduğunu kimseye söylemeyip, Peygamberimiz (sas)’in izniyle, bu durumunu, İslam ordusunun savaşı kazanması için kullanan kişi Hz. Nuaym b. Mesud
138-Peygamberimiz (sas) 30 bin kişilik İslam ordusuyla Tebük Gazvesi’ne çıktığında, Medine’de geriye kalan münafıkların toplanmak için inşa ettikleri fitne yuvası mescit Kur’an-ı Kerîm’de Mescid-i Dırâr isimle anılmaktadır.
139- Peygamberimiz (sas) vefatına sebep olan hastalığa eşlerinden Hz. Meymune’nin evinde tutulmuştur.
140-Peygamberimiz (sas)’in cenazesini Hz. Ali yıkamıştır.
141- Peygamberimiz (sas), vefat ettiği yere, Hz. Aişe’nin odasında kazılan kabre defnedilmiştir.
142-Mekkede Kur’án-ı Kerim’i ilk kez açıkça okuyan sahabi, Abdullah bin Mesud [ra.]’dir.
143-Yahudilerle yapılan en büyük savaş ,Hayber savaşıdır, Hicretin 7. yılında yapılmıstır.
144-Hz Peygamber (sav) 25 yaşından 53 yaşına kadar 28 yıl tek eşle yaşamıştır
145-Hz Peygamber (sav)’in Altı halası vardı: Beyda Ümmühakim, burre, Atike, Safiye, Erva, Ümeyye
146-Hz Osman ile evlenmiş olan Peygamberimizin kızları, Rukiyye, Ebu Leheb’in oğlu Utbe; Ümmü Kulsum ise Ebu Leheb’in diğer oğlu Uteybe ile evliydiler
İslam gündeme gelince, ayrılıp baba evine döndüler
147- Peygamberimizin (sav)’in kızı Hz Fatıma’nın çehizi : Bir elbise, bir gömlek, bir baş örtüsü, bir minder, biri ottan öbürüde koyun yününden iki döşek, dışı deri içi ottan dört yastık, bir yün örtü, bir hasır, bir el değirmeni, bakır bir leğen, deriden bir su kabı, bir süt bakracı, bir tas, bir su tulumu, bir ibrik, bir küp ve bir testi
148-Hz Fatıma, yorgun ve zayıf düştüğü bir sırada, üstelik hamileyken, Peygamberimizden bir hizmetçi istediği zaman“Kızım, Ehli Suffe açlıktan iki büklümken sana bunu veremem” karşılık almıştı
149-Resulü Ekrem Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) İbranice ve Süryaniceyi öğrenmesi için Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh)a emir buyurdu. İbraniceyi 15, Süryaniceyi 17 günde öğrendi. Okuma yaz-mayı da daha önce Bedir Savaşında esir düşenlerden öğrenmişti.
150-Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)in İncil ve Tevratta geçen isimleri :İncilde; Baraklit, Tevratta; Münhemenna.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1-Hz. Peygamberin dedesi Abdülmuttalip’in asıl ismi nedir?
a-Abdullah b-Haşim c- Şeybe d-Abd-i Menaf e-Abdul Uzza
2-Peygamber Efendimiz ne zaman sünnet oldu?
a-Sünnetli doğdu
b-1 Haftalık iken
c- 6 Aylık iken
d- 6 yaşında
e-10 yaşında
3-Babaannesinin ismi nedir?
a-Aişe b-Fatıma c-Şifa d-Ümm-ü Ruman e-Ümm-ü Fadl
4-Anneannesinin ismi nedir?
a-Berre b-Nesibe c-Hanne d-Atike e-Safiyye
5-Efendimizin (ASM) doğum tarihi kameri olarak hangisidir?
a-12 Rebiyyülevvel
b-10 Muharrem
c-9 Rebiyyülevvel
d-20 Şaban
e-7 Ramazan
6- Peygamberimizin miladi olarak doğum tarihi nedir?
a-18 Mart 571
b-10 Nisan 571
c-20 Nisan 571
d-12 Ocak 571
e-28 Şubat 571
7-Peygamberimizin hem süt kardeşi, hem de amcası olan zat kimdir?
a- Zübeyir
b-Gaydak
c-Ebu Talib
d-Abbas
e- Hamza
8-Peygamberimizin öz amcalarını gösteren aşağıdaki eşleşmelerden hangisi doğrudur?
a-Hamza- Ebu Talib
b-Ebu Leheb- Ebu Talib
c-Mukavvem- Abbas
d-Ebu Talib- Zübeyir
e- Hamza-Haris
9-Efendimizin ilk süt annesi kimdir?
a-Sümeyye Hatun
b- Halime Hatun
c-Şifa Hatun
d-Ümm-ü Bişr
e-Süveybe Hatun
10-Peygamberimizin annesi nerede vefat etti?
a-Mekke
b-Kuba
c-Ebva Köyü
d-Taif
e-Yemen
11-Peygamber Efendimizin 20 li yaşlarında amcaları ile katıldığı savaşın ismi nedir?
a-Buas savaşı
b-Ficar savaşı
c-Gabra savaşı
d-Dahis savaşı
e-Âmir savaşı
12-Peygamberimizi kaç yaşında iken amcası ile Şam tarafına gitti?
a-15
b-13
c-12
d-17
e-20
13-Efendimizin gençliğinde Mekke’de katıldığı hayır cemiyetinin ismi nedir?
a-Cemiyyet-ül Hayır
b-Ashab-ı Yemin
c-İhvan-ı Mekke
d- Hıfz-ül Kabe
e-Hılf –ül Fudul
14-Peygamber Efendimizin Hz. Hatice dışındaki hangi eşinden çocuğu olmuştur?
a-Hz. Aişe
b-Hz. Safiyye
c-Hz. Mariye
d-Hz. Zeynep
e-Hz. Hafsa
15- Çok sevdiği eşi Hz Hatice ile…..yıl evli kaldı. Boşluğu doldurunuz?
a-25 b-15 c-30 d-20 e-12
16-Araplarda ilk doğan erkek çocuğun ismi babaya ve anneye künye olurdu. Bundan dolayı Hz. Peygamber’e de……… künyesi verildi ve böyle söylenir oldu?
Boşluğu doldurunuz?
a-Abdullah
b-Mustafa
c-El Emin
d-Ebul Kasım
e-Mahmud
17-Efendimiz için aşağıda yazılanlardan hangisi doğrudur?
a-Toprağa ayak izi çıkmaz taşa çıkardı
b-Gölgesi yere düşmezdi
c-Sünnetli doğmuştu
d-Gaybı bilirdi
e-Uzuna yakın orta boylu idi
f-Hepsi
18-Efendimizin Hz İbrahim’in Hanif dinine uygun olarak Hira ‘da yaptığı tefekküri ibadete ne denir?
a-Tehannüs
b-İrhasat
c-İnziva
d-Murakabe
e-İtikaf
19-Aşağıdaki kişilerden hangisi ilk Müslümanlardan değildir?
a-Habbab bin Eret
b-Zeyd Bin Harise
c-Hz. Osman
d-Hz Hatice
e-Urve Bin Mesud
20-İlk Vahyin geliş tarihi ne zamandır?
a-6 Ağustos 610
b-20 Eylül 611
c-10 Haziran 611
d-12 Ocak 610
e-7 Aralık 610
21-Gizli Tebliğ dönemi ne kadar sürdü?
a-13 sene
b-3 sene
c-7 sene
d-10 sene
e- 6 ay
22- Habeşistan’a hicret eden ilk aile kimdir?
a-Hz. Ali ve Fatıma
b- Hz. Zübeyir ve hanımı
c- Hz. Osman ve eşi Rukiyye
d- Hz. Ammar ve ailesi
e-Hz. Ebu Zer ve yakınları
23-Efendimizin ilk Müslümanları evinde toplayıp dini neşrettiği sahabe kimdir?
a-Habbab bin Eret
b- Ebu Seleme
c-Ammar Bin Yasir
d-Erkam bin Ebu Erkam
e-Ebu Ubeyde bin Cerrah
24-Hüzün senesi ne demektir?
a-Peygamberimizin Taif’te taşlandığı sene
b-Hz. Amine’nin vefat ettiği sene
c- Uhud savaşını olduğu sene
d-Efendimizin amcası Ebu Talib ile hanımı Hz Hatice’yi kaybettiği sene
e-Hicretin olduğu sene
25- Hicret sırasında Hz. Ebubekir ile sığındıkları mağaranın ismi nedir?
a-Ebu Kubeys
b- Cebel-ür Rahme
c-Sebir
d-Athal
e-Kuaykıan
CEVAPLAR
1-C 2-B 3-B 4-A 5-C 6-C 7-E 8-D 9-E 10-C 11-B 12-C 13-E 14-C 15-A 16-D
17-E 18-A 19-E 20-A 21-B 22-C 23-D 24-D 25-D
SİYER DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
1-Resulullah tebliğ için gittiği Taif şehrinde ne kadar kaldı?
a-Bir hafta
b-2 gün
c-1 gün
d-10 gün
e-3 gün
2- Birinci Akabe bey’atında Ensar aşağıdakilerden hangi konuda söz vermemiştir?
a-Zina etmemek
b-Hırsızlık yapmamak
c-Sadece Allah’a kulluk yapmak
d-Cihad’dan kaçmamak
e-Doğruluk ve iyilikte Nebi’ye itaat
3-Birinci Akabe Bey’atında sonra Efendimiz tarafından dini öğretmek için Medine’ye gönderilen zat kimdir?
a- Hz. Ali b- Zübeyir bin Avvam c-Musab bin Umeyr d-Abdullah Bin Mesud e-Esad bin Zürare
4-Efendimizin Hz. Ebubekir ile hicreti sırasında kendilerini takip eden ve atı toprağa saplanan zat kimdir?
a- Ebu Cendel b-Ümeyye bin Halef c- Süraka bin Cüşum d-Kürz bin Fihr e-Ukbe bin Muayt
5-Efendimiz’in Medine’ye gelmeden uğrayıp Mescid inşa ettiği yerin ismi nedir?
a-Ebva b-Sava c-Kuba d-Kudeyd e-Hiçbiri
6-Allah Resulu Medine’de 7 ay kimde misafir oldu?
a-Ubeyy bin Kab b-Eba Eyyub Ensari c-Esad bin Zürare d- Eba Heysem e-Sad bin Ubade
7-Efendimizin savaşlarını anlatan kitaplara ne denir?
a- Delail b- Siyer c- Kütüb-ü Ehadisiyye d-Hilye e- Megazi
8- Peygamberimizin bir sahabenin önderliğinde gönderip kendisinin iştirak etmediği seferlere ne denir?
a-Gazve b-Melhame c-Sefer d- Seriyye e-Nafile
9-Resulullah’ın ilk Gazvesinin ismi nedir?
a- Bedir b- Buvat c-Ben-i Mustalık d-Tebuk e-Hayber
10-Bedir Savaşında Efendimizin sancaktarı kimdir?
a- Hz. Hamza b-Musab bin Umeyr c-Hz. Ali d-Hz. Bilal e- Hz. Ebubekir
11-Peygamberimizin “bu ümmetin firavunu idi” dediği ve Bedir’de öldürülen zat kimdir?
a-Ebu Leheb b- Umeyye bin Halef c- Ukbe bin Ebi Muayt d- Ebu Cehil e-Utbe bin Rebia
12-Bedir’de Müslümanlardan kaç kişi şehid oldu?
a-13 b-14 c-17 d-20 e-12
13-Bedir savaşında 70 Kureyş kaybının yaklaşık yarısı kendisinin elinden olan sahabe kimdir?
a-Hz. Ali b- Hz. Hamza c- Hz. Ömer d-Zübeyir Bin Avvam e-Ebu Ducane
14-Peygamber Aleyhisalatu vesselam buyurdu: “Her Peygamberin bir havarisi vardır. Benim havarim…….dır…Boşluğu doldurunuz…
a- Ali bin Ebu Talib b-Ebubekir c- Hamza d- Zeyd bin Harise e-Zübeyir bin Avvam
15-Efendimizin Uhud savaşı öncesi Ayneyn geçidine yerleştirdiği 50 okçunun başı kimdir?
a-Abdullah bin Zübeyir b-Abdullah bin Cübeyir c-Cabir bin Abdullah d-Abdullah bin Ömer e-Abdullah bin Amr
16-Aşağıdaki zatlardan hangisi Uhud’un kahramanlarından değildir?
a-Ebu Ducane b- Talha bin Ubeydullah c-Esad bin Zürare d-Enes bin Nadr e- Nesibe Hatun
17-Efendimizin Uhud savaşında yaptığı kahramanlıklar karşılığında “Bugün tamamen onundur” dediği zat kimdir?
a- Sad bin Ebu Vakkas b- Hz. Hamza c- Hz. Ali d-Hz. Talha e-Musab bin Umeyr
18-Aşağıdaki zatlardan hangisi Uhud şehitlerinden değildir?
a-Enes bin Nadr b-Abdullah bin Cahş c-Said bin Zeyd d-Musab bin Umeyr e-Sad bin el Rebi
19-Efendimizin ashabının Uhud savaşından bir gün sonra hemen toplanıp düşmanı takibe çıkması ve onların gözlerini korkutması vakıasına ne denir?
a- Reci Vakıası b- Sevik Gazvesi c-Hamrâu’l Esed vakıası d-Zatu’r Rika seferi e-Dûmet-ül Cendel Seferi
20-Hendek harbinde Medine etrafına hendek kazılmasını tavsiye eden kimdir?
a-Suheyb-i Rumi b-Hubab bin Munzir c- Hz. Ömer d- Selman-ı Farisi e-Hz. Ali
21- Hendeği atlayıp Müslümanların tarafına geçip er dileyen, bir bölük askere eş değer güce sahip olduğu söylenen ve Zülfikar sahibinin kılıncıyla cehenneme yolcu edilen zat kimdir?
a-Merhab b- Amr bin Abdivedd c-Nefvel bin Mugiyre d-Velid bin Utbe e-Nadir bin Haris
22-Aşağıdakilerin hangisi Efendimizin hanımlarından biri değildir?
a-Hz. Cüveyriyye b-Ümm-ü Habibe c- Ümm-ü Seleme d-Ümm-ü Ruman d-Hz. Safiyye
23-Aşağıdaki hadiselerin hangisi Efendimiz zamanında cereyan etmemiştir?
a- Yemame savaşı b- Ben-i Mustalık Gazvesi c-Zat-ul Selasil Savaşı d- Evtas savaşı e- Taif muhasarası
24- Efendimizin ordusunun savaşın başlangıcında bozulup sonra durumu düzelttiği savaş hangisidir?
a-Ben-i Kureyza savaşı b- Tebuk gazvesi c- Huneyn savaşı d- Zat-ur Rika gazvesi e- Dûmet-ül Cendel Seferi
25- İslam tarihinden önce onun kadar büyük bir zafer olmamıştır. İmam Zühri
Boşluğu doldurunuz…
a-Bedir Gazvesi b-Mekke’nin Fethi c- Mute Savaşı d-Hayber Fethi e- Hudeybiye sulhu
CEVAPLAR
1-D / 2-D / 3-C / 4-C / 5-C / 6-B / 7-E / 8-D / 9-B / 10-B / 11-D / 12-B / 13-B / 14-E / 15-B / 16-C / 17-D / 18-C / 19-C / 20-D /21-B / 22-D / 23-A / 24-C / 25-E
SİYER BEŞİNCİ BÖLÜM
1-Peygamberimizin büyük dedesi olan Haşimin asıl adı Amr idi.
2-Haşim Yesrib(Medine ) de Neccaroğullarından Selma binti Amr ile evlendi.
3-Abdulmattalib,Haşimoğullarının başkanı idi.
4-Peygamber Efendimiz 20 Nisan 571 tarihinde doğdu.
5-Muta nikahı:Süreli nikah
7-Hılful-Fudul:Erdemliler Birliği
8-Peygamberimizin süt annesi, Taif yakınlarında yaşayan Hevazin kabilesinin Sad b. Bekr koluna mensup bir kadın olan Halime.
8-Ebva Köyü Medineye 190 km. uzaklıkta bulunan Amine hatun un vefat ettiği yer.
9-Peygamber Efendimizin ilk yaptığı seyahat , 6 yaş civarında annensiyle birlikte Mekkeden Medineye gidişi.
10-Peygamber Efendimizin diğer bir seyahatı amcası Ebu Talib ile birlikte katıldığı Şam seferidir.Dokuz veya on iki yaşında iken Suriye topraklarındaki Busraya gitmişti.
11-Hz.Hatice,Kureyş kabilesinin Esedoğulları koluna mensup Huveylid b. Esedin kızıdır.
12-Hz.peygamber Haşimoğulları kabilesine mensuptu.
13-Muallakat-ı Seba((7 meşhur kaside):Cahiliye devrinde meşhur Arap şairlerinin beğenilen şiirlerinden Kabe duvarına asılan 7 meşhur kaside.
14-Hz.Ömer b. Hattab,Kureyşin Adiy kabilesindendir.
15-Hz.Ömerin kızı kardeşi Fatıma ile eşine Habbab b.Eret Kuran öğretiyordu.
16-Habeşistana Hicret edenlerden son kafile ,Hicretin 7./628 yılında Medineye ulaştı.
17-Haram aylar:Zilkade,Zilhicce, Recep ve Muharrem aylarıdır.
18-1.Akabe Biatına gelen heyetle birlikte Kuran-ı iyi bilen ve güvenilir sahabi Musab b. Umeyri Peygamber Efendimiz Medineye muallim olarak gönderdi.
19-Ezanı rüyasında Abdullah b. Zeyd gördü.
20-Darul Erkam:Erkamın evi
21-ilk göç Habeşistan(Etiyopya) a olmuştur.
22-Peygamberimizi himaye eden amcasının adı Ebu Talib.
23-Hüzünb yılı:Hz.hatic ile Ebu Talibin vefat ettiği yıl.
24-Peygamberimiz Medineye Hicret ederken yanında Ebubekir bulunmaktaydı.
25-Peygamberimize ilk vahiy,Hira mağarasında geldi.
26-Fetret-i Vahiy:Vahyin kesintiye uğraması.
27-İsra(gece yolculuğu) Mescid-i Aksaya oldu.
28-Hz.Ebubekirin çobaını Amir b. Füheyre idi.
29-Ranuna vadisinde ilk Cuma namazı kılındı ve ilk hutbe okundu.
30-Hz.Peygamberin tebliğ görevini başlatan Alak suresinin ilk 5 ayetleridir.
31-Medine , Hz.Peygamberin hicret etmesinden önce Yesrib adıyla anılmaktaydı. Daha sonra Medinetun-Nebi(Peygamber Şehri) adını alarak kısaca Medine diye anılmaya başlandı.
32-Yesribin yerleşik halkı,Güney Arabistan kökenli Arap Evs ve Hazrec kabileleriyle Kurayza,Kaynuka ve Nadir kabilelerinden oluşan Yahudilerdir.
33-Peygamber Efendimiz hicret esnasında Kuba köyünde 4 gün Külsüm b.Hidm evinde misafir kaldı.
34-Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında ilk savaş Bedir de meydana gelmiştir.Bedir, Medinenin 160 km. kadar güney batısında ,Kızıldeniz sahiline 30 km. uzaklıktadır.
35-Bedir savaşı,Müslümanların Mekkelilere karşı ilk ve en muhteşem zaferidir.Müslümanlar 14 ehit, müşrikler 70 ölü verdiler. 70 esir alındı.
36-Peygamberimiz Uhut savaşında sancağı Musab b.Umeyre vermişti.Zırhlı kuvvetleri başına Zübeyr b.Avvam,diğer askere komutan Hz.Hamza,Ayneyn geçidi komutanı olarak da Abdullah b.Cübeyri vermişti.
37-Abdullah b. Kamie, uhutta Musab b. Umeyri şehit etti.
38-Hendek savaşını diğer adı Ahzap savaşıdır.Çeşitli grupların bir araya gelerek Müslümanlara saldırması sebebiyle Ahzap savaşı adı das verilmektedir. Yahudiler,Kureyşliler ve diğer müşrik Arap kabilelerinin bir kısmı Müslümanlar aleyhinde bir cephe oluşturdular.
SİYER ALTINCI BÖLÜM
S.1-Peygamberimizin(S.A.V) anne ve babasının dedesinin ve süt annesinin adı nedir
, hangikabileye mensuptur?
C.1Annesinin adı Amine, babasının adı Abdullah, süt annesinin adı Halime, dedesinin adı Abdülmuttalib ’tir. Haşimoğulları kabilesine mensuptur.
S.2-Peygamberimizin(S.A.V) anne ve babası ne zaman vefat etmiştir?
C.2- Babası daha peygamberimiz(S.A.V) doğmadan, annesi de 6 yaşındayken vefatetmiştir.
S.3-Peygamberimize(S.A.V)anne ve babasının vefatından sonra sırasıyla kimler kol kanatgermiştir?
C.4- Önce dedesi Abdulmuttalib daha sonra da amcası Ebu Talib Hz. Hatice ile evliliğine kadar hatta daha sonra da kol kanat germiştir.
S.4-Peygamberimizin(S.A.V) en çok kullanılan lakabı nedir?
C.4- Muhammed’ül Emin (S.A.V)
S. 5-Kabe hakemliği olayı nedir?
C.5-Bazı yerleri selden yıkılan Kabe onarılmış sıra Hacer’ül Esved taşının yerine konmasınagelmişti. Ancak bu şerefi her kabile kazanmaya çalıştığı için kendisi koymak istiyordu. Hattabu yüzden aralarında kavga çıktı. AncakHz.Muhammed’in(S.A.V)hakemliği sayesinde herkabileden bir kişi yere serilen yaygının üzerine konulan Hacer’ül Esved taşını yaygının birerucundan tutarak kavga etmeden yerine yerleştirdiler.
S.6-Peygamberimize (S.A.V) peygamberlik kaç yaşında ve nerede gelmiştir?
C.6-İlk vahiy 40 yaşında ve Hira dağındaki Hira mağarasında gelmiştir.
S.7-İlk vahiy nedir?
C.7-İlk vahiy Alak suresinin ilk 5 ayetidir. Meali:”Yaratan Rabbinin adıyla oku, O, insanı kanpıhtısından yarattı, Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur.İnsana bilmediğini O öğretti.”
S.8-İlk Müslümanlar kimlerdir?
C.8- Eşi, Hz. Hatice, Amcasının oğlu Hz. Ali, azadlı kölesi Hz. Zeyd b. Harise ve yakınarkadaşı Hz. Ebubekir’dir.
9-Fetret-i vahiy nedir?

Cevap: Alak suresinin ilk 5 ayeti indikten sonra vahiy bir müddet kesildi. Cebrail (s.a.s)
görünmez oldu. Aradan geçen bu müddet, Hz. Muhammed (S.A.V)’in vahyi karşılamaya iyicehazırlanması içindi. İşte bu süreye fetret
-i vahiy denir.10-
Müslümanlar ilk önce nereye hicret etmiştir?

Cevap: Habeşistan’a hicret etmişlerdir. İçlerinde Hz. Osman ve eşi Peygamberimizin(S.A.V)kızı Hz. Rukiye de vardı.
11-Boykot nedir?Cevap: 616-
619 yılları arasında 3 yıl Mekkeli müşriklerin Müslümanları kendi oturduklarımahalleye hapsedip onlarla her türlü alışverişi kesmelerine boykot denir.
12-
Hüzün yılı nedir?

Cevap: Boykotun sona erdiği yıl aynı yıl içerisinde hem eşi Hz. Hatice’yi hem de amcası EbuTalibi kaybetmiştir. İşte bu yıla hüzün yılı denir.
13-
İsra
-Miraç nedir?
Cevap: Boykot, hüzün yılı ve taifte taşlanma hadisesinin ardından Peygamberimiz(S.A.V) birgece yatağından alınıp önce Kabe’ye oradan Mescid
-
i Aksa’ya götürülmesine İsra, oradanAllah(C.C) katına yükselmesine Miraç denir. Peygamberimiz miraçta Allah(C.C)’la aracısızolarak görüşmüştür. Miraçtan biz ümmetine 3 hediye ile dönmüştür. Bunlar: 1
-
Beş vakit
namaz, 2-Bakara suresinin son ayetleri (Amenerrasulü), 3-Allah(C
.C)’a şirk koşmayanlardışında her mü’minin bir gün mutlaka cennete gireceği müjdesi.
14-
Akabe biatları ne demektir?

Cevap: Peygamberliğin 12. Yılında Medinelilerden bir gurup Mekke’ye gelmiş vePeygamberimizle(S.A.V) görüşmüş ve “Allah’a(C.C) şirk koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinaetmemek, yalan ve iftiradan sakınmak, Peygambere(S.A.V) karşı gelmemek” hususundaPeygamberimize(S.A.V) biat ettiler(söz verdiler). Buna Birinci Akabe Biatı dendi. Ertesi yıldaha büyük bir topluluk yine aynı yerde Peygamberimizle (S.A.V) görüştü. Buna da İkinciAkabe Biatı dendi.
15-Peygamberimiz (S.A.V)
hicret yolculuğunu kiminle, nereden nereye, kaç yılında yapmıştır?

Cevap: Hz. Ebubekir ile Mekke’den Medine’ye 622 yılında hicret etmiştir.
16-Ensar-muhacir ne demektir?Cevap:
Medine’nin yerli halkından olup Mekkeli Müslümanları karşılayan MüslümanlaraEnsar, Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlara ise Muhacir denir.

17-Peygamberimiz (S.A.V)
Medine’de Mescid
-
i Nebevi inşa edilene kadar kimin evindemisafir olmuştur?
Cevap: Hz. Ebu Eyyub el-
Ensari’nin evinde.
18- Ashab-
ı Suffe ne d
emektir?Cevap: Mescid-
i Nebevi’nin bir tarafında üstü kapalı olarak yapılan yerde ilim tahsil eden
Müslümanlara Ashab-
ı Suffe denir.
19-
Peygamberimizin (S.A.V) yaptığı savaşlardan 3 tanesini yazınız.

Cevap: Bedir Savaşı, Uhud Savaşı ve Hendek Savaşı. Peygamberimiz(S.A.V) ve ashabı busavaşlardan Bedir ve Hendekte kesin bir zafer ancak Uhudda Müslümanlardan bir kısmının
görevi ihmali sebebiyle
kesin bir galibiyetle sonuçlanacak savaş berabere bitmiştir.
20-
Mekke ne zaman fethedilmiştir?

Cevap: Mekke 630 yılında hiç savaş yapılmadan fethedilmiştir. İlk iş olarak Kabe putlardantemizlenmiştir.
21-
Peygamberimiz(S.A.V) ne zaman, nerede ve kaç yaşında vefat etmiştir?
Cevap: Peygamberimiz (S.A.V) 63
2 yılında, Medine’de Hz. Aişe’nin odasında, 63 yaşında vefatetmiştir.

SİYER YEDİNCİ BÖLÜM
1-Ashab- Suffe:Peygamberimizin Medine`deki mescidinde tesis ettigi, bu isimle anılan yere suffe, burada barındırılan sahabelere de ashab-i suffe veya Ehl-i Suffe denir.
2-Bi`set-i Muhammediye:Peygamberin,peygamberlikle gönderilişi.
3-Cahiliye:İslam`dan önce Arap yarımadasındaki
4-Cevamiu`l-Kelim:Hz.Peygamber`in veciz sözlerini ve kendisinin veciz konusma özelligini ifade eden bir tabir.
5-Ebrehe:Tarihte Fil Vak`asi olarak bilinen olayın kahramanı. Yemen valisi.
6-Ebtah:Mekke ile Mina arasında bir yer.
7-Ebü`l-Kasım:Hz.Peygamberin künyesi. Peygambaerimiz de Hz.Hatice`den olan oğlu Kasım`a nisbetle Ebü`l-Kasım künyesini almıştır.(İslam Ansk. Cilt.10,sh.332, TDV)
8-Ebu Leheb:Peygamberimizin amcası olmasına rağmen ona düşmanlık edenlerin en başında geliyordu. (Diyanet Meali, Sh.602)
9-Ebu Tufeyl Amir b.Vasile el-Leysi:En son vefat eden sahabe.
10-Ensar:Mekke`den Medine`ye göç etmek zorunda kalan ilk müslümanlara yardım eden Medineli müslümanlara denir.
11-Ensar`in üç büyük şairleri:Hassan b. Sabit,Abdullah b.Revahe, Ka`b b. Malik.
12-Ensar `dan ilk sehit olan sahabe;Haris bin Süreka`dir.
13-Hz.Enes(r.a) diyorki:10 yıl peygamberimizin hizmetinde bulundum.Bana bir defacık olsun(Of) dediğini işitmedim.(H.Enbiya Sh.436-437)
14-Esad bin Zürare:Medine`ye ilk İslam dinini getiren ve yayan Esad bin Zürare`dir.
15-Esed kızı Fatima:Hz.Ali`nin annesidir.Vefat ettiginde, Peygamberimiz kendi gömleğini çıkarıp ona kefen yapmıştır
16-Ebva:Hz.Peygamber`in annesi Amine`nin kabrinin bulundugu yer.
17-Ehl-i Beyt:Hz.Peygamber aile fertleri için kullanilan bir tabir.
18-Erbain:Kırk sayısı esas alınarak İslami konularda yazılan eserlerin ortak adı.
19-Eshuru`l-Hurum:Haram aylar;Zilkade, Zilhicce,Muharremve recep ayları.
20 -ETBAUTEBE-İ TÂBİÎN:Sahâbe ve Tâbiînden sonra Peygamber efendimizin övdüğü nesillerden üçüncüsü olan Tebe-i tâbiîni görenler.
21-Etiyopya:Dogu Afrika`da ülke.Eski adı Habesistan.
22-Ganimet:Gayri müslimlerden savaş yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirleri ifade eden terim.
23-Gasvetulurs:Zor zamanda,Tebük savaşına verilen ad.
24-Gazve:Gazvelerin sayisi 27, seriyyelerin saysı 44 veya 46. Gazvelerin ilki Ebva gazvesi(Veddan gazvesi).
25-Gazve ve seriyye:Peygamber Efendimizin bizzat sevk ve idare ettigi savaşlara„gazve“ denir. Seriyye;Ashab-i Kiram `dan bir zatın kumandası altında savaşa giden az bir kuvvete“seriyye“ denir.
26-Gazvetü`l-Usre(Tebük Gazvesi):Hazırlık safhasında büyük güçlüklerle(usre) karşılaşıldığı icin Tebük Gazvesi`ne verilen ad.
27-Sünnet: Peygamberin hayat tarzı ve dini mirası, hüküm çıkarılan hadisler, peygamberin, sonra ashabının, sonra tabiinin, sonra ümmetin örnek aldığı usul
28-Siret: Muhammed’in hayatı, ahlakı, dış görünüşü (çoğulu siyer)
29-Hadis:Peygamberimizin sözlerine hadis denir ve müslümanlar icin Kur`an`dan sonara ikinci kaynaktir.
30-Halid bin Zeyd:Halid bin Zeyd(Ebu Eyyub el Ensari)`Peygamberimizin Medine `de misafir oldugu sahabe
31-Hanzala:Hz.Hanzala Uhutta şehit olan ve meleklerin yıkadığı sahabe.Kuba mescidinin imami Hanzala bin Ebi Hanzala, müezzini Sa`dül-Kuraz.
32-Hicaz:mekke ile Medine`nin bulunduğu bölgeye Hicaz denir.
33-Hicri Takvim:Hicri Takvim , 639 yılında Hz.Ömer döneminde kullanılmaya başlandı.
34-Hudeybiye:Mekke`nin kuzey batısında bir yer adı.Müslümanların yaptığı ilk sulh antlaşması Hudeybiye antlaşması.
35-Kabe`deki vazifeler:Rifade,hicabet,sikaye, nedve,liva,kiyade.
36-Osman bin Mahzum:Cennetü`l baki`ye ilk defnedilen zat, Peygamberimizin süt kardeşi Osman b. Mahzun`dur.
37-Halid b. Velid(ö.21/642):Hz.Peygamberin seyfullah unvanı verdigi kumandan sahabi.
37-Halime:Hz.Peygamberin süt annesi.
38-HANNÂNE:Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî’de dikili bulunan hurma kütüğü.
39-Harem:Mekke ve Medine şehirleriyle çevrelerindeki belirli bölgeler için kullanılan terim.
40-Haremeyn:Mekke ve Medine şehirleri birlikte ifade eden tabir.
41-Hassan b.Sabit(ö.60/680):Hz.Peygamberin şairi olarak tanınan sahabi.
42-HATENEYN:İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali.
43-Hayber:Hicaz`da Medine-Suriye yolu üzerinde bulunan eski bir ticaret ve ziraat merkezi.
44-Hasan(r.a):H.3(624) Ramazan ayında Medine` de doğdu.H.50(670) tarihinde vefat etti.
45-Hatemü´l-Enbiya:Peygamberlerin sonuncusu;Hz.Muhammed(sas).
46-Hatem-i Nübüvvet:Hz.Muhammed(sas)` in Peygamberligine denir.
47-Humeyra:Peygamber Efendimizin, Hz.Aise validemize verdiği lakab.
48-Huneyn:Taif yakınlarında Mekke`ye 10 mil bir yer.
49-Huzeyme b. Sabit(ö.37/657): (sehadeti iki sahit yerine geçen) diye tanınan sahabi.
50-İbn Mülcem(Abdurrahman b. Amr b.Mülcem ö.40/661):Hz.Ali`nin katili.
51-İslam`in ilk emri ve son emri:İslam`in ilk emri oku, ikinci emri temizliktir.
52-İla ve Tahyir Olayı:Hz.Peygamberin bir süre zevcelerinden uzak kalması ve zevcelerinin nikahlarını alıp ayrılma ya da Resulullah´in eşleri olarak kalma hususunda muayyen bırakılmaları olayı(630)
53-İfk Olayi:Beni Mustalik savaşı dönüşünde Hz.Aise`nin iftiraya uğramasi.İfk hadisesini acığa çıkaran ayet;Nur suresi ayet:11 ve 12)
54-İslam öncesi Arabistan da inançlar:Putperestlik,Yahudilik,Hiristiyanlık,Haniflik ve Sabiilik
55-İslamiyet öncesi Arabistan`da sosyal sınıflar:Hürler,köleler, mevlalar..
56-Mescid-i Nebi:Mescid-i Nebi`nin yeri Muaz bin Afra`nin himayesindeki Sehl ve Süheyl adindaki iki öksüze aitti.Mescid-i Nebi`de Peygamberimizin girip çıktığı kapıya“Bab-i Akika“ denir.Mescid-i Nebi`ye ilk defa minbere Hz.Osman perde astı.Mescid-i Nebi`ye ilk defa 4 köşesine birer minareyi Ömer bin Abdulaziz yaptırmıştı.1908 de 2. Abdulhamit Mescid-i Nebi`yi elektrikle aydınlattı.
57-Mevali:Araplarca, arap olamayan müslümanlara verilen isim.
58-Mevlid-i Nebi:Hz.Muhammed`in doğumu.
59-Mevlid:Dünyâya gelme; doğum yeri ve zamânı. Peygamber efendimizin dünyâya gelişini, mi’râcını ve mübârek hayâtını anlatan eser.
60-Mihca:Bedir savaşındaki ilk şehittir.
61-Müseylemetü`l Kezzab:Yalancı Peygamberlerden biri olup Uhut`ta Hz.Hamza`yı şehit eden Vahşi öldürdü.
62-Muallakat-i seb`a. 7aski, 7 meşhur kaside.İslamdan önce Arap şairlerinin Kabe duvarına asılan meşhur kasideleri.
63-Muhacir:Mekke`den Medine`ye göç eden müslümanlara denir.
64-Muhadramun:Cahiliye ve İslam devrini idrak eden fakat Hz.Peygamberi mümin olarak göremeyen kimse.
65-Mu`ab b. Ümeyr:Bedir ve Uhud savaşlarında Peygamberimiz bayrağı taşıma görevini Mu`ab b. Ümeyr`e vermiştir.
66-Makam-i Mahmud:Peygamberimizin cennetteki makami, şefaat makamı
67-Mariye(ö.16/637):Peygamberimizin eşi, İbrahimin`in annesi.
68-Medine:Hz.Peygamberin Mescidiyle kabrinin bulundugu hicret yurdu, İslam`da iki harem bölgesinden biri,Resul-i Ekrem ve Hulefa-i Raşidin döneminin başşehri.Eski adı Yesrib .
69-Mekke:Kabe`nin bulunduğu ve hac ile umre ibadetinin ifa edildigi kutsal şehir.
70-Mesacid-i Seb`a:Medine`nin kuzeyindeki 7 mescide verilen isim.
71-Mescid-i Nebevi:Medine`de içerisinde Hz.Peygamberin kabrininde bulundugu mescid.Mescid-i Nebi`ye , Mescid-i Seadet de denir.
72-Mevali:Arap olmayan müslüman halklar için kullanılan bir terim.
73-Hz.Osman,Peygamberimizin iki kızı (Ümmü Gülsüm –Rukiye) ile evlendigindn dolayi”Zinnureyn” lakabını alan sahabidir.
74-Bi`ri Maune:Islam`i kabul ettiklerini söyleyen bir kabileye Allah(c.c)`in dinini ve kitabını öğretmek için gönderilen 70 tane hafiz sahabinin şehit edildigi yer.
75-Seriyye:Peygamber Efendimi(sas)`in emriyle savasa gidilen ama kendinin iştirak etmediği seferlere/savaşlara) denir.
76-Sev Magarası:Peygamber(sas)`in hicret esnasında Mekke`nin güney kısmında üç gün içerisinde gizlenip sonra yoluna devam ettigi mağaradır.
77-Hicret:İslam tarihinde, içinde yaşadığı memlekette maruz kaldığı zulüm ve haksızlıktan kurtulmak ve dini daha güzel yasamak icin huzur ve bariş ortamlarina yapılan göçe hicret denir.
78-Hz.Peygamberimizin nübüvvetinden önce;Fil olayı, ficar savasları ve Hz.Peygamberimizin Hilfu`l-Fudul Cemiyetine katılması olayları meydana gelmiştir.
79-Hz.Peygamber`in kişiyi herhangi bir şeye teşvik etmek veya sakındırmak için söylediği hadislere;tergib ve terhib hadisleri denir.
80- Hz. Peygamberin siretini ilk yazan Muhammed ibn İshak
81-Na`t:Hz.Peygamberin şefaatına kavuşmayı ümit ederek O`nu övmek , yüce özelliklerini anlamak amacıyla yazılan şiirlere na`t denir.
82-Nakibül-Eşraf:Osmanlıda Seyyid ve Şerif`in doğum ve ölüm kayıtlarını tutan kişilere“Nakibül-Esraf“, bu işi yapan müesseselere de „Nakibül-Eşraflık deniliyordu.Bu amaçla osmanlı devletinde ilk tayin edilen Emir Buharinin talabelerinden olan Seyyid Ali bin Muhammed`dir.Yıldırım Beyazit zamanında tayin edilmiştir.(İslami Bilgiler Ansk.C.1,Sh.317)
83-Necaşi`:Hicretin 9.ncu senesi Habeş Hükümdari Necaşi ölmüştü.Hz.Peygamber , salih bir kardeşin öldüğünü söyleyerek bunu bildirmiş, onun gufrani için niyaz etmiş, cenaze namazını kılarak hatırasını tebcil eylemiştir.
84-Nesibe Hatun:Uhutta vücudu kanlar içinde iken Peygamberimize siper olan kadın sahabe.
85-Hz. Peygamber in (sas) dedesinin babası Haşim Mekke den kışın Yemen e, yazın Şam a ticaret seferlerini ilk başlatan zattır. Hatta Bizans imparatoru ile anlaşma sağlayarak Kureyş tacirlerinin Bizans topraklarında ticaret vergilerinden muaf tutulmasını da sağlatır.
86-Resulullah ın dedesi Abdülmuttalib uzun boylu, sarışın idi ve sevimli bir sakal vardı.
87-Peygamberin (sas) babaannesinin ismi Fatıma dır.Efendimiz in (sas) anne annesinin adı Berre dir.
88-Peygamber Efendimizin (a.s.m) halaları altı tanedir. İsimleri; Beyzâ, Berra, Atike, Safiyye, Erva, Ümeyme dir. Bunlardan Atike, Safiyye, Erva iman etmiştir.
89-Hz. Peygamber(a.s.m) in Ferîda ve Fahita adında iki teyzesi vardır. İkisi de onun peygamberliğinden önce vefat etmiştir.
90-Abdül-Muttalib’in on oğlu ve altı kızı bulunmaktadır. Bu çocukların hepsi bir anneden olmadığı için onları annelerine göre sıralandırmak istiyoruz:
ABDULLAH, Ebû Tâlib, Zübeyr; Ümmü Hakim Beyzâ, Atika, Ervâ, Berre. Bunların anneleri Fâtıma’dır. Abbâs, Dırâr. Bu iki oğlunun annesi Nüteyle’dir. Hamza, Mukavvim, Hacı adlı oğulları ile Safiyye adındaki kızlarının annesi ise Hâle’dir. Hâris adındaki oğlunun annesi Semrâ’dır. Ebû Leheb (Abdüluzza). Bunun annesi Lübni’dir
91- Peygamberimiz Hz.Hatice ile evlendi.Nikah akdi Hz.Hatice`nin evinde kıyıldı.
92-Peygamberimizin süt anneleri:Annesi Amine Hatun( 3 gün emzirdi),Süveybe Hatun(7 gün emzirdi),Halime Hatun(4 yıl emzirdi.)
93-Peygamberimizin annem dediği kadınlar:Süt annesi Halime Hatun,Hz.Ali`nin hanımi Fatma Hatun, Ümmü Eymen.
94-Peygamberimizin defni:Hz.Aişe diyorki;Hz.Peygamber açık bir yere defnolunmadı.Çünkü açık yere defnedilmiş olsaydı, halkı, O`nun mezarını tazim etmekten men`etmek çok müşkül olurdu.
95-Peygamberimizin doğum gününün kutlanması:Peygamberimizin doğum gününün h.4. asırdan beri kutlandigi bilinmektedir.Fatimiler bunun yanında Hz.Ali,Fatima,Hasan,Hüseyin ve halifeleri içinde mevlid(dogum yil dönümü) merasimleri yapılırdı.
96-Peygamberimizi bize tanıtan kitaplar:Kur`an-ı Kerim,Megazi kitapları, delail Kitapları,İslam tarihi,Şemail kitapları.
97-Peygamerimizin Kuba`da misafir kaldığı ev:Hicret esnasında Peygamberimiz Kuba `da Külsüm b.Hidmi`nin misafiri oldu.Peygamberimiz Medine`ye hicret edince;Halid b. Zeyd`e misafir oldu.
98-Peygamberimizin Hira´da İbadeti:İmam-i Buhari Hz.Peygamberin Hira dağında ibadetle meşgul oldugunu söyler.Böyle inzivaya vekilip muayyen bir vakti ibadetle geçirmeye(Tehannüs) denir.Ayni(Umdetü`l-Kaari) adlı Buhari şerhinde, bu (Tehannüs ) kelimesini izah ederken şöyle demektedir.“Peygamberimizin ne suretle ibadet ettigi sorulacak olursa, bunun tefekkür ve ibretten ibaret oldugunu söyleyebiliriz“(Hatemul Enbiya, Sh.60 , Diyanet)
99-Peygamberimizin komşuları:Peygamberimizin Medine`de Ensar`dan komşuları;Sa`d b. Ubade,Sa´d b.Muaz, Ebu Eyup El-Ensari zengince idiler.Bunlar, Peygamberimize ekseriya süt gönderirlerdi.Peygamberimizin yaşayışı çok sadeydi.Bazen yiyeceksiz kalıp aç yattıkları olurdu.(Hatemul Enbiya, sh.204, Diyanet)
100-Peygamberimizin en meşhur isimleri:Ahmet, Mahmud, Mustafa, Muhammed.
101-Peygamberimizin soyu:Peygamberimizin soyu Hz.İsmail`in torunlarından Adnan`a kadar uzanır.
102-Peygamberimizin egitim ve ögretimde kullandığı yöntemler;Anlatım yöntemi, soru-cevap yöntemi,Örnek olay yöntemi, tartışma yöntemi,yaparak, yasayark ögrenme-ögretme metodu.
103-Peygamberimizin Harpleri:Rasul-i Ekrem devrinde İslam harplerini 3 bölümde mütaala edelir:
a)Müsriklerle yapılan İslam harpleri.
b)Yahudilerle yapılan İslam harpleri.
c)Hiristıyanlarla yapılan İslam harpleri(Mute, Tebük)
104-Peygamberimizin müezzinleri:Bilal-i Habes,İbn-i Ümmü Mektum,Ebu Mahzure,, Sa`dul-Kurazi.
105-Peygamberimizin Zevceleri(Ezvac-i Tahirat=Peygamberimizin mübarek hanımları demektir):Hz.Hatice, Hz.Sevde,Hz.Aişe,Hz.Zeynep binti Hüzeyme,Hz.Ümmü Seleme,Hz.Hafsa,Hz.Zeynep binti Cahs, Hz.Ümmü Habibe, Hz.Cüveyriye binti Haris, Hz.Safiyye binti Hüyey,Hz.Mariyye, Hz.Meymune).
106-Peygamberimizin hanımlari ile evlenmesinin sebebi;siyaset ve sefkattir.Peygamerimiz , kız olarak yalnız Hz.Aise ile evlenmiştir.Hicretin 59. senesinde vefat etti.Son evlendigi hanımı Meymune`dir.En son vefat eden eşi Hz.Aişe`dir.Hz.Peygamberimizin hayatında Hz.Hatice ile Zeyneb`ten başka zevcesi vefat etmemişti.Peygamberimizin eşi Hz.Zeynep ile diger eşi Hz.Meymune bir anneden doğma kız kardeş idi.
107-Ravza-i Mudahhara:Mescid-i Nebevi içinde Hz.Peygamberin kabri ile minberi arasındaki boşluğa verilen isimdir.10 metre genişlik ve 20 metre uzunlukta 200 metrekarelik pek mübarek mahaldir.
108-Rasulüs-sakaleyn:Peygamberimize Rasulüs-Sakaleyn denmesinin sebebi;İnsanlara ve cinlere peygamber olarak gönderildiği için.
109-Ridvan biati:Hudeybiye` de 1400 civarında müslümanın Hz.Peygambere verdiği and(8/628)
110-Sahabe:Hz.peygamber görüp sohbetinde bulunan kimseye sahabe denir.
111-Sabikun-i İslam:İslamiyeti kabul eden ilk sekiz kişi.
112-Sa`d bin Ebi Vakkas:Peygamberimizin dayısı.Allah yolunda ilk kan akıtan kişi.
113-Sahabe:Peygamberimizi sağlığında görüp, O`nunla sohbet eden müslümanlara denir.
114-Senetü`l-İbtihace:Bi`setin 12.(m.621) yılında İslamiyeti kabul edenler çok oldugu için bu seneye“Senetü`l İbtihace“ denir.
115-Senetü`l Hüzün(620):Peygamberimizin amcası Ebu Talib ve eşi Hz.Hatice`nin 3 gün arayla vefat ettigi yıl.
116-Senetü`l vüfud:Senetü`l vufud; heyetler yılı demektir.
117-Şakk-i Kamer:Şakk-i Kamer hadisesi iki saat müddet sürdü.
Hazırlayan :Nizamettin YILDIZ (Yük.İslam Mezunu,Müftülük Şube Müdürü)
Kaynak:
İslam Ansk. Cilt.10, TDV
H.Enbiya Sh.436-437 İslami Bilgiler Ansk.C.1
T.Diyanet Vakfı ,İslam Ansiklopedisi

23

Ocak
2013

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Bazı Terimler/Tecvid/Tefsir/Kuran Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  671 Kez Okundu

BAZI TERİMLER
AHRÛF-İ SEB’A:Yedi harf. Ahrufü`s-Seb`a :Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce.AHKAMÜ`L-KUR`AN:İbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
AHSENÜ`KASAS-:Hz.Yusuf`un Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi.
AHD-İ MİSAK:Allahü teâlânın ezelde rûhlara; ”Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye suâl edince, onlarda; ”Evet, sen bizim Rabbimizsin” diyerek verdikleri söz, yemin, anlaşma, sözleşme.
AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN :Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır
AMENERRASULÜ:Peygamber iman etti anlamina gelir.Bütün buyruklara ve Yüce Allah`dan gelen her vahye, Hz.Peygamberve mü`minlerin iman ettikleri bildirilir.Bakar suresinin son iki ayetini olusturan ve Amenerresulu diye anilan , mirac gecesinde peygamberimize vasitasiz sekilde vahyolunan bu ayetler, Resulullahin hadislerinde övülmüs, her zaman ve özelllikle yatmadan önce okunmasi tavsiye edilmistir.Bir
A`RAF:Cennetle cehennemi birbirinden ayiran bölgedeki surun yüksek kisminin adi
ÂYET:Sözlükte “açık alâmet, işâret, emâre, iz ve nişâne” demektir. Çoğulu ây ve âyât’tır. Allah’ın varlığına delâlet eden şeylere ve Peygamberlerin hak olduğunu ispat eden mucizelere de âyet denir
AYETÜ`L KÜRSİ :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adı..
BERZAH: البرزخ : الحاجز بين شيئين، ما بين موت الإنسان وبعثهُSözlükte“engel“ anlamina gelen „Berzah“, ölüm ile baslayip, yeniden dirilmeye kadar gecen sureyi ifade eden dini bir terimdir.Insanlarin ölüm anindan itibaren ruhlarin gittigi ve kiyamete kadar gecici olarak bulundugu yer.
BEYTÜL İZZE:Kur`an-Kerim`in bir bütün halinde indirildigi ve dünya semasinda bulundugu rivayet edilen yerin adi.Beytülizze, İzzet evi anlamına gelen beytü’l-izze, Kur’ân’ın bir bütün halinde indirildiği dünya semasında (yere en yakın gökte) bulunan yerin adıdır.
BEYTİ-MAKDİS:Mukaddes ev, Küdus`deki Mescid-i Aksa. Beytül Makdis
İslâm’da üç mukaddes mescitten biri olan Kudüs’teki mescid.
EHL-İ KİTAP:Kur`an-i Kerim`de genellikle yahudiler ve hiristiyanlar icin kullanilan tabir.
ESBAB-I NÜZUL:ilmi âyet ve sûrelerin nerede ne zaman ve hangi olay hakkında nâzil olduğu konularıyla ilgilenmektedir.
ESBAB-İ NÜZUL:Tefsir ilminin ayet veya surelerin inis sebeplerini arastiran dali.
EVSAD-I MUFASSAL:Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır.
FEDÂİLÜ’L-KUR’ÂN:Kur’ân ilimlerinden birisi de Fedâilü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın faziletleri) ilmidir.
FEZAİLÜ’L-KUR’AN: Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir.
GARİBÜL-HADİS:Hadis lügati niteliğindeki eserlere verilen genel isim.
GARİBÜ`L KUR`AN:Kur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi.
HAVASSU’L-KUR’AN:Kur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir.
HURÛF-I MUKATTAA(BAŞLANGIÇ HARFLERİ):Kur’ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler.
İCAZ:Kur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir.
İ’CÂZU’L-KUR’ÂN :Kur’an-ı Kerîm’in muciz olması. Benzerini getirmek isteyenleri aciz bırakması Peygamberliğin ilanı ile birlikte muhataplara meydana okunarak ortaya konan ve insanları acze düşüren olağanüstü şeye mucize denir.
İ‘’RABUL-KUR’AN:Kur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden i‘râbü’l-Kur’ân gelir
İSRA:İsrâ,Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. .
KAMERİ AYLAR:Hicrî takvimde kullanılan on iki ay. Arabî aylar da denir( Hicrî Sene).
KETEBETU’L –VAHY:Vahiy katipleri demektir
KİTAB-I MUKADDES:Hıristiyanların mukaddes bilip inandıkları Ahd-i atîk (Eski ahd) ve Ahd-i cedîd (Yeni ahd) kısımlarından meydana gelen kitab. İncîl.
KISAR-I MUFASSAL:Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır
KUTSAL ÜÇ MESCİD:Islam`da kutsal sayilan üc mescid;Mescid-i haram Mekke`de, Mescid-i Nebevi Medine `de,Mescid-i Aksa Küdus`de.
KÜTÜB-Ü EHADİS:.Ilahi kitaplar:Tevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim.
KÜTÜB-Ü MÜNZELE:Allah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar.
KUTUBU’S-SELASE: Üç kitap demek olan bu tamlama bazı alimlere göre es-sahîhân ile İmâm Mâlik’in el-Muvatta’ına; bazılarına göre ise Sunen-i Erba’anın İbn Mâce’nin kitabı hariç diğer üçüne denilmiştir.
KUBA MESCİDİ:İslamda ilk bina edilen mescid Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hicretlerinde Medine-i münevvereye gelmeden önce Kuba denilen yerde konakladılarında ilk bina ettikleri mesciddir
MUFASSAL:Kur’ân’ın sonundaki kısa sûrelere denir Hucurât sûresinden Bürûc sûresine kadar 36 sûreye tıval-ı mufassal, Bürûç’tan Leyl sûresine kadar olan 7 sûreye evsat-ı mufassal, Leyl’den Nâs sûresine kadar olan 22 sûreye de kısar-ı mufassal denir
MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir.Bakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir.
MEKKE:Kabe`nin bulundugu ve hac ile umre ibadetinin ifa edildigi kutsal sehir.
MESCİD-İ DIRAR:Münafiklarin müminlere komplolar kurmak, hazirlamak ve bozgunculuk cikarmak amaciyla yaptiklari mescid.
MESCİD-İ AKSA: Kudüs’te eski Süleyman (a.s.) mâbedinin bulunduğu yerde inşâ edilmiş olan câmiye Mescid-i Aksâ denilir.
MESCİD-İ NEBİ: Medine`de icerisinde Hz.Peygamberin kabrininde bulundugu mescid.Mescid-i Nebi`ye,Mescid-i Seadet de denir.
MİÛN NEDİR:Kur’ân’ın âyet sayısı yüzden fazla olan sûrelerine denir:
MÜCMEL : Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade.
MÜTEŞABİH : Birbirine benzeyen. Usûl-i fıkha göre, Kur’ân-ı Ker’îm ve hâdîs-i şerifte geçen ve ne kasdedildiği kesin olarak bilinemeyen söz. Çoğulu: Müteşâbihât.
MÜTEVATİR: Yalan üzerinde toptan birleşmeleri akılca imkânsız olan bir topluluğun, aynı şekilde başka bir topluluktan rivayet etmiş olduğu haber veya hadîs
MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN: Kuran okurken zihne takılan ayetler
MUAVVİZATEYN:Felak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim.
MUHAZAT-İ NİSA:Erginlik caginda olan bir kiz veya kadinin, cemaatle kilinan namazda erkegin yaninda veya önünde durmasi.Buna”Muhazati nisa” denir.
MUHAREMAT:evlenmesi haram olan kadinlar anlaminda fikih terimi.
MÜTEŞABİH AYETLER:Birden fazla manaya gelen , manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere müteşabih ayetler
NASS:Dini bir terim olarak – geniş anlamıyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder.
NÜBÜVVET:Allah ile insanlar arasinda dünya ve ahiretle ilgili ihtiyaclarinin giderilmesi amaciyla yapilan elcilik görevi.
NÜBÜVVET MÜHRÜ:Hz.Muhammed`in iki kürek kemigi arasinda bulunan ve nübüvvetinin alametlerinden biri sayilan ben.
NÜZUL-İ KUR`AN:Peygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine denir.Bu ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir.
SİYAK-SİBAK:Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir.
TECVİD: Tecvid:Kur`an- Kerim`i okuma kaidelerini(kurallarini) ögreten bilim.Güzelleştirmek, daha iyi bir hale getirmek anlamına gelir.
TEFRİK:Çağdaş İslam fıkhı literatürüne göre, eşlerin mahkemeye başvurarak hakim kararıyla boşanmalarına tefrik denir.
TEFSİR:Kur`an-i Kerim`in anlamini aciklayan bilim
TEHARRİ:Taharri: Bir şeyin hakikatini ona vâkıf olmak için araştırmak demektir. Hakikatine vâkıf olunamadığı zaman da bir şeye zann-ı gâlib hasıl etmekten ibarettirKıbleyi bilmeyen kişinin kıbleyi araştırmasıdır.
TENCİMU’L-KUR’AN :Kur’ân ayetlerinin 23 senelik risâlet devresi içerisinde parça parça indirilmesine tencîmu’l-Kur’ân denir.
TENZİL:Kur’ân’ın Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘e indirildiği safhaya da tenzil denir.
TERTİL:Kur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma.
ULUMU’L-KUR’AN :Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, Mekki ve’1-Medenî, el-Muhkem ve’l-müteşâbih, en-Nâsih ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir
VAHY:Vahy; İlham etmek, bildirmek, süratle işaret etmek, gizlice ihbar etmek, bir şeyi gerek uyanık iken ve gerek uyku hâlinde kalbe atmak demektir.
VAHİY KÂTİPLERİ :Rasûlüllah (s.a.s)’e vahyedilen âyetleri yazanlar, kaydedenler.
VÜCUH VE’N-NEZAİR :Kur’ân-i Kerîm’de bir lafzın bir kaç mânâda kullanılmasına “vucûh” denir. Birden fazla kelimenin aynı mânâda kullanılmasına da “nezâir” denir
ZELLETÜ’L-KÂRÎ:Manası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış okumak.Buna zelletu`l-kari denir.Anlamı“Okuyanın sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir.
ZEVATU’R-RA:Elif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen isimdir.Felak ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVAL(Yedi Uzun Sure)

ALFABETİK TECVİD BİLGİLERİ
1-ARZ:Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbiti ve bunun kontrolü için Cibril (a.s) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.s)’a gelirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’an âyetlerini Cibril’e okurdu. Buna “arz” denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cibrîl (a.s) okurdu ki buna da “mukabele” denir.
2-ASLI MED: Harfin sesini uzatmak için hemze veya sükûna ihtiyaç duyulmayan medde “aslî med”denir.
3-BAZI TERİMLER: Medd:Uzatmak demektir.
Kasr:Kısaltmak demektir.
İdğam:Şeddelemekdemektir.
İzhar:Ayırmak demektir.
Vakf:Durmak demektir.
Ğunne:Sesin genizden gelmesi demektir.
TUL : Dört elif miktarı uzatmaktır.
TEVASSUT :İki veya üç elif miktarı uzatarak okumaya denir.
KASR: Bir elif miktarı okumaktır.
4-FER’î MED:Hemze veya sükûn sebebiyle aslî med üzerine ziyadeden doğan medde “fer’î med”denir. Bu med, “medd-i mezîd” veya “medd-i medîd” diye de isimlendirilir.
5-HARF-İ MEDD: Kelime olarak “uzatma harfi” demektir. Uzatma harfleri üç tanedir.
6-HARFLERİN SIFATLARI 1-Sıfat-ı Lazimeler: A) Zıttı Olan Sıfat-ı Lazimeler: harflerin zatından ayrılması mümkün olmayan sıfatlardır.
1- Cehr: Sesi aşıkar etmek.
1- Hems: sesi gizlemek.
2- Şiddet: Sesin akmaması güçlü okunması.
2- Rehavet: Sesin akması.
3- İsti’la: Dilin kökü ile birlikte damağa yükselmesi.
3- İnhifat:= İstifale: İstilanın zıddıdır. Dilin damağa yükselmemesi, aşağıda kalması.
4- İtbak: Dilin üst damağa yapışması veya yapışmaya yakın kalkması.
4- İnfitah: Dil ile damağın ayrılması. 5- Izlak: Kolaylık ve sürat.
5- Ismat: Harfi söylerken dile ağır geldiğinden 4, 5 ve 6 harfli kelimeler, izlak harfleri olan
ف ر م ن ل ب olmaksızın kullanılmalar.
B) Zıttı Olmayan Sıfat-ı Lazimeler
1- Safir: Dil ucu ile ön alt dişlerin arasından kuş sesi veya ıslık sesine benzer kuvvetli bir sesin çıkması.
2- Kalkale: Mahrecin kımıldaması.
3- Lin: Harfin kolay ve yumuşak çıkarılması.
4- İnhiraf: Bu harfler okunurken dilin öne veya arkaya doğru meyl etmesi. 5- Tekrir: Ra harfi okunurken dil ucunun titremesi.
6- Tefeşşi: Şın harfi okunurken sesin dil ile damak ortasında yayılması.
7- İstidale: Dad harfi okunurken dil kenarının üst azı dişlerden, lam mahrecine kadar uzanması.
2- Sıfatı Arızalar: Harften ayrılması mümkün olan, ayrıldıkları zaman harfin zatını değiştirmeyen sıfatlar.
1-Tefhim: Harfi kalın okumak
2-Terkik: Harfi ince okumak.
3- İdğam:İki harfi bir harf yapıp şeddeli okumak.
7- İHFA: Şedde yapmadan, izhar ile idğam arası ğunneli okumak.
İHFA ÇEŞİTLERİ:Tecvid ve kırâat âlimlerimiz ihfâ’yı, aynı kelimede veya ayrı kelimede olmasına göre ikiye ayırmışlardır.
İhfâ-i Ehass: ihfâ harfleri tenvînden sonra gelir veya sâkin nûn kelime sonunda yer alır ve ihfâ harfleri ikinci bir kelimenin başında bulunursa bu tür ihfâya“İhfâ-i Ehass” denir.
(كُنْ فَيَكُون
İhfâ-i Eam: İhfâ harfleri, sâkin nûndan sonra aynı kelimede gelirse buna da “İhfâ-i Eam” denir. Böyle yerlerdeki ihfâ hem vakf (durma) hem de vasl (geçme) halinde belli olan bir ihfâdır.
(كُنْتُمْ) ve (يَنْصُرُ)
İHFA ÇEŞİTLERİ
1. Harf’in İhfası
A. Dil İhfası: (İhfa-i Lisani) Eğer sâkin nûn veya tenvînden sonra bildiğimiz 15 ihfâ harfinden biri gelirse buna “İhfâ-i Lisânî = Dil İhfâsı” denir.
B. Dudak İhfası: (İhfa-i Şefevi) Sakin mîm’den ( مْ ) sonra harekeli be ( ب ) harfinin gelmesi ile oluşur.
( تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ ) ve ( رَبُّهُمْ بِهِمْ )
2. Harekenin İhfası: Harekeyi zayıf sesle hızlıca okumak suretiyle yapılır. Bunaihtilas denir.
8-İSTİAZE: Sözlükte, sığınmak, korunmak anlamındadır. Kur’ân-ı Kerîm’de, Hz. Peygamber’e istiâzede bulunması (Allah’a sığınması) emredilmiştir, Hz. Peygamber de Allah’a sığınmış, bu amaçla daha çok ihlâs, felak ve nâs sûrelerini okumuş, bunu sahâbe-i kirâm’a da tavsiye etmiştir.

9- İZHAR. İki harfin arasını birbirinden ayırmak.
İZHAR ÇEŞİTLERİ
1. Dil İzharı (İzhar-ı Lisani / Halkî):6 izhar harfiyle yapılır.
2. İzhar-ı Kelime-i Vahide: Sâkin nûn, vav veya yâ harflerinden önce gelir ve onlardan biriyle aynı kelimede olursa izhâr yapılarak okunur.
أَلدُّنْيَا _ قِنْوَانٌ _ صِنْوَانٌ – بُنْيَانٌ
3. Mîm-i Sâkinin İzhârı “Dudak izhârı” : Sâkin mîmden ( مْ ) sonra mîm ve be (( ب harfleri dışında bir harfin gelmesiyle yapılır.
أَمْ هُمْ ضَلُّوا _ عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ _ يُبَشِّرْهُمْ رَبُّهُمْ
4. İzhar-i Kameriyye: Lam-i tarif denilen el (أل)takısından sonra kameri harflerden birisinin gelmesiyle olur.
10- Kalb=İklab: Bir harfin başka bir harfe dönmesi. Yani nunu sakin veya tenvindeki nun sesinin mime dönmesi.
11- Med: Harfin uzatılması
12- Vakıf: Nefesle beraber sesin kesilmesi.
13- Sekte: Nefes almadan sesi kesmektir.
14- Hareke: Harfin harekeli olması. 13- Sükun: Harfin harekesiz olması.
15-HEMZE:Şekil itibariyle elife benzeyen ve hareke alan bütün harfler hemzedir. Kelimelerin öncesinde yer alan hemze Vasıl ve kat’ hemzesi olmak üzere ikiye ayrılır.
A. Vasl Hemzesi: Kendileri ile başlandığında okunan, kendilerinden önce harekeli bir harf geldiğinde ise okunmayan hemzelere denir. Vasıl hemzeleri şunlardır:
1. Sülasî fiillerin emri hazırlarının hemzeleri; اِفْتَحْ
2. İster sülâsi olsun ister rubâî olsun mezid fiillerin – اِفْعَالٌ babı hariç- mazi fiilleri, mastarları ve emri hazırlarının başındaki hemzeleri; اِقْترَبَ اِسْتَمْسَكَ،
3. اِثْنيَ ْ، اِمْرَاَةٌ ، اِمْرُؤٌ ، اِبْنَةٌ ، إِبْنٌ ، إِسْمٌ kelimelerinin müfred ve tesniyelerinin hemzeleri;
4. Harfi tarifin (ال) hemzesi;
B. Kat’ Hemzesi: Hem yazıda hem de okunuşta bulunan, gerek vasıl gerek vakıf halinde değişmeyen, sabit kalan hemzelere denir. Med sebebi olan hemze kat’ hemzesidir. Hemze-i Kat’lar şunlardır:
1. İstifham hemzeleri; قُلْ أَأِتخَّذْتمُ قل أتخذتم
2. Mütekellim vahdeh fiilinin hemzesi; أَبْتَغِي حَكَماً
3. İf’al babının hemzesi, فَأَكْرَمَهُ
4. Teaccub fiilinin hemzesi, وأَسمِْعْ
5. İsm-i tafdil hemzeleri; أَكْبَرُ
6. Efâl vezninin sıfâtı müşebbehelerin hemzeleri; أَصْفَرُ
7. Fiillerden türetilmiş isimlerin hemzeleri; أحمد
8. Kırık çoğulların hemzeleri; أنفس
9. Zamirlerin hemzeleri; أنا ، أنت ، إياك
16-HERZEME:Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.
17-HÜKMÜRRA : “Ra” harfinin okunuşu: “Ra” harfi bazen kalın, bazen ince ve bazen de hem ince ve hem de kalın okunabilir. 7-İHFA: Tanımı; Tenvin veya nunu sakinden sonra ihfa harflerinden biri gelirse, ihfa olur.
18-İDĞAMI MAAL ĞUNNE : Tenvin veya nun’u sakinden sonra “yemnu” harflerinden biri gelirse idğamı maal ğunne olur.
17-İDĞAM-I BİLAĞUNNE: Tenvin veya nunu sakinden sonra “lam” ve “ra” harflerinden biri gelirse idğamı bila ğunne olur.
19-İDĞAMİ MİSLEYN : Aynı harfin iki defa arka arkaya gelerek, birincisinin sakin (cezzimli)ikincisinin harekeli olarak gelmesi durumunda birincisi ikincisine katılarak okunur. İdğamı Misleyn iki kısımdır:
1-İdğamı Misleyn Meal Ğunne: Sakin nun, nuna veya sakin mim, mime idğam edilirse idğamı misleyn meal ğunne olur.
Örnek:وندخلكم مدخلا ان نحن
2-İdğamı Misleyn Bila Ğunne: Nun ve mimin dışındaki harfler, kendi cinsinden bir harfe idğam edilirse idğamı misleyn bila ğunne olur.
Örnek:اذ ذهب قل لن
20-İDĞAMI MÜTECANİSEYN: Mahareçleri ( çıkış yerleri ) bir olan, fakat sıfatları başka olan harfler birbirine uğrarsa İdğamı Mütecaniseyn olur.
21-İDĞAMI MÜTEKARİBEYN: Mahrecinde ( çıkış noktasında) ve sıfatında yakınlığı olan harfler birbirlerine uğrarsa İdğamı Mütekaribeyn olur. İdğamı Mütekaribeynin harflerini de iki başlık altında inceleyebiliriz:1)“Lam “ ve “Ra” harfleridir. Bu harflerden “Lam “ harfi mutlaka önce gelir. Lam sakin , “Ra” harfi harekeli olur. Ve lam harfi “Ra” harfine çevrilerek okunur.2) KAF-KEF harfleri
Yapılışları bakımından idgamlar kaç kısma ayrılır? İki kısma ayrılır
1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.
( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )
2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق) harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك ) harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.
22-İDĞAM-I ŞEMSİYYE:Şemsi harfler 14tanedir.Lam-ı tarif dediğimiz “EL” takısı bu harflerden biri ile başlayan bir kelimenin başına gelirse, o takdirde el takısı okunmaz ve el takısından sonra gelen kelime de şeddeli olarak okunur.
İdğâm-ı Şemsiyye’nin Kısımları nelerdir?İki kısımdır?
a. İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne: Lâm- ı tariften sonra nûn harfi gelirse “İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne” olur. 1.5 elif tutulur.
b)İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne: Lâm-ı tariften sonra nûn dışındaki harfler geldiğinde “İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne” olur
23- İMALE: sözlükte “bir şeyi bir şeye meylettirmek” demektir.Kıraat ıstılahında ise, “med harfi olan elifi, elif ile yâ arası bir sesle”, bir başka deyişle “üstün harekeyi esreye doğru meyilli okumaya” denir. İmâle ile okuyuşun Asım kıraatindeki tek örneği “ مَجْرَیھَا ” (Hûd, 11/41) ayetidir.Bu ayette “ra” harfinin harekesi olan üstün, esreye meylettirilerek okunacağından “ra” harfi de ince okunur. 18
24-İŞMAM:Hafif olarak duyurmak, koklatmak. Hissettirmek. * Kibirden dolayı başı dik yürümek. * Tecvidde: Bir harfe zamme veya kesre vermek ve bunu hafifçe hissettirmek. Harfin sesini genizden hissettirmek, biraz duyurmak, harfi çıtlatmak. Son harfin harekesinin ötreli olduğunu belirtecek şekilde dudakları ileriye götürmektir
25-KALKALE: Kalkale harfleri dediğimiz; kaf , tı , be , cim ve dal harfleri kelimenin ortasında veya sonunda sakin olarak (Cezzimli olarak) gelmeleri halinde ses olarak vurgulu okunmasına kalkale diyoruz.
26- KURAN’DA BULUNAN İŞARETLER م : Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.
ط : Durmak evlâdır (daha iyidir). ج : Durmak evlâdır. قف : Durmak evlâdır. Hafif bir duruşla (bir nefeslik) durulmalıdır. ز : Geçmek evlâdır. ق : Geçmek evlâdır. ص : Nefes yetmediğinde durulabilir. لا : Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durunca ise, tekrar edilmez çünkü durak sonlarında durmak caiz, hatta efdaldir. ك : Bir evvelki durağın aynısı demektir.
27-KURAN-I KERİM:Kur’anı Hangi kıraat ve rivayetle okuyoruz?İmam Asım kıraati, Hafs Rivayeti.Kur’an da114 Sure, 6236 Ayet vardır. -Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlere Sure ismi verilir.
-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır.K.Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme Mushaf adı verilir.
-Hz. Ebu Bekir zamanında Zeyd b. Sabit tarafından Mushaf haline getirildi.
Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi Fatiha suresi. Kur’an’ı Kerim’deki son Nas suresi.-
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun Bakara suresi.
-Kur’an’ı Kerim’deki en kısa Kevser suresidir.
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
-Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar)50 gün konuşmadığı sahabe Kab b. Malik.
-Muavizeteyn” surelerinin isimleri Felak ve Nas sureleri.
-Kuran-ı Kerimde 14 tane tilavet secdesi vardır:Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml 25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
-Tilavet secdesi ile biten sureler :Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler :Cevap: Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
-Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü ,Şuara suresi 227 ayet
-Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresidir.Besmele ile başlamayan sure Tevbe (Berae) suresi İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresidir.
-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi .
-Peygamber efendimizin kadınlara öğretilmesi emir buyurduğu sure Nur suresidir.
-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure Mücadale suresi
-Rasüllahın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure Hud suresi
-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi
-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet
-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
-”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi
-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi buyurduğu sure Asr suresi
-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri
-Kuran-ı Kerimde 25 tane nebinin adı zikredilmiştir
-Amme cüzünde 37 tane sure vardır.
-Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut
-Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi
-Kıblenin Kudüsten Kabeye çevrildiğini anlatan süre Bakara süresi 142-150
-Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi
-İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26
-İlk hareke:Ebul Esved ed-Düeli
-Harf Noktalama:Nasr bin Asım-Hayy b.Yamer
-İrab Alametleri:Halid b.Ahmed
-Hizb :K.Kerimde 5 sahifeye denir.K.Kerim 120 hizb bulunmaktadır.
-Secavend:Muhammed b.Tayfur es-Secavendi

-Vahiy Kâtipleri: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer b. el-Hattab, Hz. Ali b. Ebi Talib, Hz. Osman b. Affân, Hz. Amr b. el-Âs, Hz. Muâviye, Hz. Şurahbil b. Hasene, Hz. Muğîre b. Şu’be, Hz. Muâz b. Cebel, Hz. Hanzele b. er-Rebî’, Hz. Cehm b. es-Salt, Hz. Huseyn en-Nemerî, Hz. Zubeyr b. el-Avvâm, Hz. Âmir b. Fuheyre, Hz. Ebân b. Saîd, Hz. Abdullah b. Erkâm, Hz. Saîd b. Kays, Hz. Abdullah b. Zeyd, Hz. Hâlid b. Velîd, Hz. A’lâ b. el-Hadremî, Hz. Abdullah b. Revâha, Hz. Huzeyfe b. el-Yemân, Hz. Muhammed b. el-Mesmele vs.
Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebî Sarh, Medîne de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sâbit bu görevi devamlı sürdürmüştür.
-Kur’ân’ın Muhtevâsı:
1) Îtikâd.
2) İbâdetler.
3) Muâmelât.
3) Ukubât.
4) Ahlâk.
5) Nasîhat ve Tavsiyeler.
6) Va’d ve Vaîd.
7) İlmî Gerçekler.
8) Kıssalar ve Duâlar.
-Sûre: Kur’ân-ı Kerîmin en az üç âyetten meydana gelen bölümlerinden her biri. Çoğul şekli “suver”dir. Kur’ân-ı Kerîm’de 114 sûre olup, bâzı sûrelerin birkaç ismi vardır. Sûreler uzunluk kısalık bakımından dörde ayrılır:
1-Tıvâl,
2-Miûn,
3-Mesânî,
4- Mufassal.
-Bakara sûresinden Berâe sûresine kadar olan yedi sûreye es-Seb’u’t-tıvâl (uzun sûreler) denir. Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En’am, A’râf, Yûnus veya Kehf Sûresidir.
-Miûn; yani yüzlükler, âyetleri yüz dolayında olanlardır ki, Tevbe’den sonra gelenlerdir. (Tevbe, Nahl, Hûd, Yûsuf, Kehf, İsrâ, Enbiyâ, Tâhâ, Mü’minûn, Şuarâ, Sâffât).
-Mesânî; âyetleri yüzden az olanlardır. Miûndan sonra gelirler. Hâmîm’ler, Elif Lâm’lar, Tâsîn’ler böyledir. (Ahzâb, Hac, Kasas, Tâsîn, Neml, Nûr, Enfâl, Meryem, Ankebût, Rûm, Yâsîn, Furkân, Hicr, Ra’d, Sebe’, Melâike, İbrâhîm, Sâd, Muhammed, Lokmân, Zümer, Hâmîm’ler, Mümtehine, Fetih, Haşr, Tenzîl, Secde, Talâk, Nûn, Hucurât).
-Mufassal, Kur’ân’ın sonundaki sûrelerdir. Nevevî’ye göre Hucurât’tan başlar. Onlar da Tıvâl, Evsat, Kısâr olmak üzere üçe bölünür.
Tıvâl-i Mufassal: Hucurât’tan Burûc’a kadar,
Evsat-i Mufassal: Buruc’tan Beyyine’ye kadar,
Kısâr-i Mufassal: Beyyine’den sona kadardır.
Mekkî Sûreler: Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır.
-Medenî Sûreler: Âyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder.
-Mekkî ve Medenî Sûrelerin Sayıları: 87 tânesi Mekkî, 27 tânesi de Medenî’dir.
-Sebeb-i Nüzûl: Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebi. (esbâb-ı nüzûl)
-Sebeb-i Vürûd: Hadîs-i Şerîfler’in vârid olma, söylenme sebebi.
-Kur’ân’ın Vahiy Kâtipleri: Dört halife, Zeyd b. Sâbit, Ubeyy b. Ka’b, Hâlid b. Ebî Süfyân.
Mehâric-i Hurûf: Kur’ân-ı Kerîm harflerinin herbirinin ağızdan ses olarak çıktığı yer. Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîd üzere okumasını bilmek farzdır.
Kıraat-i Seb’a: Yedi kıraat imâmının okuyuş şekilleri. Yedi kıraat imâmının yâni İmâm-ı Nâfi’, Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım, Hamza, İmâm-ı Kisâî’nin okuyuşları kıraat-i seb’a adıyla meşhur olmuştur.
-Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîleri:
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
-Kur’ân-ı Kerîm’in Harekelenmesi: Irak vâlîsi Ziyâd b. Sümeyye isteğiyle Ebû’l Esved ed-Düelî tarafından h.69/688 yılında kırmızı mürekkeple harekeleri nokta şeklinde işaretlenmiştir. Irak vâlîsi Haccâc b. Yûsuf’un isteğiyle Yahyâ b. Ya’mer ve Nasr b. Âsım h.89-/707 kelimelere farklı renklerde nokta koymuşlardır. Halîl b. Ahmet 751 yılında hareke ve noktalamaya son şeklini vermiştir.
-Nâsih – Mensûh: Nesh, bir şeyi iptâl etmek ve onun yerine başka bir şeyi ikâme etmek, yer değiştirmek, izâle etmek. Şer’î bir hükmün yürürlüğe konmasından sonra, gelen diğer bir şer’î hükümle kaldırılması, iptâl edilmesi demektir. Hükmü kaldıran âyete “nâsih”, hükmü kaldırılan âyete de “mensûh” denir. Mensûh âyet ile amel edilemez.
-Mücmel-Mübeyyen: Mânâsı kapalı lafızları ihtivâ eden âyetlere mücmel, mücmel âyetleri açıklayan âyetlere de mübeyyen âyet denir.
-Mübhem-Muhkem: Üstü kapalı anlatım. Açık ifâdeli âyetler.
-Müteşâbih: Birden fazla anlama gelen ifâdeler.
-Garîbu’l-Kur’ân: Farklı lehçelerde kullanılan kelimeler.
-Müşkilü’l-Kur’ân: Kelimelerin anlaşılma güçlüğü.
-İ’câzu’l-Kur’ân: Âciz bırakmak, iknâ etmek, muhâtabın delillerini çürütmek.
-Vücûh – Nezâir: Eş sesli kelimelere vücûh; farklı anlamlı kelimelere de nezâir denir.
-Emsâlu’l-Kur’ân: Özlü ifâdeler.
-Tashîh, düzeltme; tasnîf, sıralama; tedvîn, derleme; te’vîl, yorum ve açıklama demektir.
-En Uzun Âyet: Borçlanmadan (müdâyene) bahseden âyet: Bakara 282. âyet.
-İlk İnen Sûreler: Fâtihâ, Müddessir, Alak, Kalem, Müzzemmil.
-Medîne döneminde inen ilk sûre, Bakara sûresidir.
-Son İnen Âyet: Tevbe sûresinin 128-129. âyetleri.
-VAHYIN BASLANGIC TARIHI: Miladi 610 yili Ramazan 17
-VAHYIN BITISTARIHI: Miladi 632 yili Zi‘l-hicce 9
-VAHYIN TOPLAM MÜDDETI: 22 YIL ,2 AY,22 GÜN
-EN UZUN SURE: BAKARA SURESI (2): 286 ayet
-EN KISA SURE: KEVSER SURESI (108): 3 ayet
-EN UZUN AYET: BAKARA SURESI (2): 282. Ayet (Borc ayeti)
-EN KISA AYET: MÜDESSIR SURESI (74): 21. Ayet
-VAHYIN MEKKE MÜDDETI: 12 yil, 5 ay, 13 gün.
-VAHYIN MEDINE MÜDDETI: 9 yil, 9 ay, 9 gün.
-MEKKE‘DE INEN SURE SAYISI: 86 SURE
-Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. En meşhurları:
Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
Fîruzâbâdî: Tenvîru’l Mikbâs min Tefsîri İbn Abbas.
-Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsir. Rasûlüllah’tan gelen rivâyetler (açıklamalar) esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir. Başlıcaları:
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
Arapça Tefsirler: Taberî, Zemahşerî, Beyzâvî, Râzî, Kurtubî, Celâleyn.
-Tilâvet Secdesi: Kur’ân-ı Kerîm’in on dört yerindeki secde âyetinden birini okuyan veya duyanın yapması vâcib olan secde.
-Zellet-ül Kârî: Kıraat hatâsı. Namazın içindeki farzlardan kıraati yerine getirirken (Fâtihâ ve zamm-ı sûreyi okurken) meydana gelen hatâ, yanlış okuma.
-Mahreç harfleri 17 yerden çıkar.
Boğaz harfleri 6 tanedir. Dil kısmından 18 harf çıkar.Dudak kısmından 4harf çıkar.
28-KUR’AN’IN KIRAATLERİ:Kur’ân-ı Kerîm’in lafızlarında, harflerinde ve edasındaki değişik rivâyet hususuna, diğer bir ifadeyle kelimelerdeki med, kasır, hareke, sükûn, nokta ve i’rab bakımından değişik okumaya “kıraat” denilir. Ashâb-ı kirâmdan bu hususta hem senetleri sahih, hem de tevâtür derecesine ulaşmış rivâyetler “yedi tarîk/kıraat” (yedi okunuş şekli) toplandı ki, bunlara “Kıraat-i Seb’a” denilmiştir.
29-KURRA:: Bu kelime sözlükte, okuyucu ve okuyan anlamını ifade eden “kâri” kelimesinin çoğuludur, ıstılahda ise: “Yedi ya da on kıraatin kendilerine nisbet edildiği imamlara denir”. Ayrıca Kur’ân’ın tamamını ezberleyen ve ondaki kırâatlara hakkıyla vâkıf olan kimselere de kurrâ ismi verilmektedir. Kâri kelimesine yüklenen bu anlam, Hz. Peygamber döneminden sonraya aittir. Çünkü bu lafzın Peygamber (sav) zamanındaki anlamı, nazil olan herhangi bir vahiy metnini ezberleyen kimse demektir. Ancak söz konusu kelimede zamanla bir anlam genişlemesi meydana gelerek bugünkü manada kullanılmaya başlanmıştır.
30-LAFZATULLAH : ALLAH İsminin okunuşu
31- LAHN: Kur’an okurken harflerin sıfatlarında, harekelerinde, tecvid kaidelerinin uygulanmasında yapılan hatadır.
1- Lahn-ı Celi (Açık hata): Harflerin asli sıfat ve mahreçlerinde, hareke ve sükunlarda yapılan hatadır. Manayı bozduğu gibi çoğu zaman namazı da bozar.
2- Lahn-ı Hafi (Gizli hata): Sıfatı arızalarda meydana gelen hatadır. Harfin aslını değiştirmez. Mana bozulmadığı gibi namazı da bozmaz. Ancak hata olduğu için vebali vardır.
3 2-MEDD-İ TABİÎ : Diğer bir adı da aslî meddir. (Bir elif miktarı uzatılır.) Harfi medden sonra sebeb-i medden hiç bir şey bulunmazsa, o zaman “Medd-i tabii” olur. Bir elif miktarı uzatmakVaciptir.Harfi medd yani uzatma harfleri üç tane idi. sebebi meddi de hatırlayalım: hemze = harekli elif ve SÜKUN = harekesiz ve cezzimli harf idi )
33- MEDD-İ MUTTASIL : ( Dört elif miktarı uzatmak vaciptir.) 26- MEDD-İ MUNFASIL : ( Dört elif miktarı uzatmak caizdir.)
34-MEDD-İ LÂZIM : ( Dört elif miktarı uzatmak vaciptir.)
35-MEDD-İ ÂRIZ : (Dört elif miktarı uzatmak caizdir.)
36-MEDD- İ LÎN : (Meddi lîn’in meddi caizdir.Duruma göre bazen Meddi lazım gibi bazende Meddi arız gibi okunur.)
37-MUSHAF’A NOKTA VE HAREKE KONULMASI:Emevî hükümdarı Abdülmelik zamanında (v. 65/684) görevlendirilen Ebü’l-Esved ed-Düelî (v. 69/688) Kur’an’da önce nokta yerlerini hareke ile belirtti. Bundan sonra çalışmalar devam etti. Irak emîri Haccâc zamanında da Yahyâ b. Ya’mer (v. 65/684) ile talebesi Nasr b. Âsım el-Leysî (v. 89/707) noktalama işini geliştirip bugünkü nokta ve harekeleri koydular. Hemze, şedde, sıla, revm, işmâm ve diğer işaretler de Halil b. Ahmed (v. 175/791) tarafından konuldu.
38-NUN’U SAKİN : CezzimliNUN harfine denir .
39-OKUYUŞ ŞEKİLLERİ (YAVAŞ – HIZLI – NORMAL)
A. Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
B. Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür.
C. Hadr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
40- RAF-I SAVT(ses yükseltme): Kur’an okurken bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonu yükseltilerek okumak demektir.
Ses yükseltmeyi gerektiren sebepler:
1- Okunan yerin Hak ve Hakikati açıklaması;
2- Hakkın, haklının sözlerinde
3- Allâh’ın emir ve yasaklarında
4- Hafd-ı Savt ile okunan ayetleri takip eden ayetler; müjde, mükâfat ve merhamet bildiren ayetler Raf-ı Savt ile okunur.
41- HAFD-I SAVT (ses indirme): Kur’an okurken, bazı kelime, cümle ve ayetleri ses tonunu düşürerek okumaktır.
Hafd-ı savtı gerektiren durumlar:
1- Dua ve istiğfar ayetleri,
2- Batıla mensup sözler,
3- Tehdit ve taziye ayetlerinde,
42-SEBEB-İ MEDD: Uzatma sebebi demektir. Bu da iki kısma ayrılır.
43-SEKTE:Kelime anlamı olarak susmak ve iki ses arasını nefes almaksızın ayırmak demektir .Kur’ân’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır.
1- Kehf Sûresi’nin 1. âyetinde: قَيِّمًا — عِوَجًا
2- Yâsîn Sûresi’nin 52. âyetinde: هَذَا — مَرْقَدِنَا مِنْ
3- Kıyâme Sûresi’nin 27. âyetinde: رَاقْ — وَقِيلَ مَنْ
4- Mutaffifîn Sûresi’nin 14. âyetinde: رَانَ — كَلاَّ بَلْ
Ayrıca şu 7 yerde he harfinin sukununa işareten sekt-i hafife yapmak gerekir.
Bakara 259 (لم يتسنه )
Hakka 28 ( ماليه)
Enam 90 ( فبهدا هم اقتده )
Hakka 29 ( سلطانيه)
Hakka 20-26 (حسابيه)
Karia 10 (وما ادريك ماهيه)
Hakka 19 (كتابيه)
44-SÜKUN : Harekesi olmayan ( yani ne esresi, ne ötresi ve nede üstünü olmayan ) harfe yani ne esresi, ne ötresi ve nede üstünü olmayan ) harfe biz Sükun diyoruz., alameti cezimdir.
a) Sükûn-u Lâzım: Sükûn-u lâzım da, vakıf halinde de vasıl halinde de değişmeyen, mevcut sükûndur.Yani “vakfen ve vaslen sabit olan sükûn”dur.
b) Sükûn-u Ârız:. Sükûn-u ârız da, kelimenin aslında olmayıp vakıf sebebiyle ortaya çıkan, vasıl halinde ise düşen sükûna denir.Yani bu sükûn, “vakfen sabit, vaslen sakıt olan sükûn”dur.
45-TECVİD: sıfatları yönünden harflerin hakkını ve müstehakkını vermektir.” Tanımda geçen “hakkını” kelimesinden maksat harfleri cehr, hems, şiddet, rihvet gibi sıfatı lâzımelerine uygun okumak, “müstehak” kelimesinden maksat ise harfleri lîn, kalkale vb. sıfatı ârızelerine uygun, güzel bir şekilde ne eksik ne fazla okumak demektir Tecvidin konusu, Kur’ân harfleridir Tecvidin gayesi, Kur’ân kelimelerini Hz. Peygamber’den (s.a.s) alındığı şekliyle muhafaza etmek ve Kur’ân tilâvetinde hata yapılmasını önlemektir Tecvid, ilim olarak farz-ı kifâye, uygulama olarak Kur’ân okuyan kişilere farz-ı ayındır.Arap alfabesi 28 asli harften oluşur.
46-TENVİN VE NUN-U SAKİN:TENVİN: Bazı kelimelerin sonunda görülen iki üstün, iki esre ve iki ötre’ye tenvin denir. Tenvin sakin nun demektir.
TENVÎN VE SÂKİN NÛN’UN BEŞ HÂLİ
Tenvîn veya sâkin ن’den sonra;
1) (ر – ل ) harfi gelirse, idgâm-ı bilâ gunne olur.
2) ( وي م ن ) harflerinden biri gelirse, idgâm-ı mea’l gunne olur.
3) ب harfi gelirse, iklâb olur.
4) Şu on beş harften birisi gelirse ihfâ olur: (ت ,ث ,ج , د , ذ , ز , س , ش , ص , ض , ط , ظ , ف, ق, ك )
5) (ا ح خ ع غ ه ) harflerinden biri gelirse izhâr olur.
47-SAKİN NUN: Cezimli nun demektir
48-TESHİL: sözlükte “kolaylaştırmak” anlamındadır. Kıraat ıstılahında ise, “birbirini takip eden iki hemzeden ikincisini, hemze ile elif, hemze ile vâv veya hemze ile yâ arası bir sesle okumak” demektir Bu üç çeşit teshilli okumaya aşağıdaki örnekleri vermek mümkündür: “Hemze” ile “elif” arası bir sesle okunan “hemze” için “ ءَ أَعْجَمِيٌّ ” (Fussilet, 41/44) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “yâ” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَئِنَّكُمْ ” (En’âm, 6/19) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu, “Hemze” ile “vâv” arası bir sesle okunan “hemze” için “ أَؤُنَبِّئُكُمْ ” (Âl-i İmrân, 3/15) ayetindeki ikinci “hemze”nin okunuşunu örnek gösterebiliriz. Asım kıraatinde, sadece birinci gruptaki teshil uygulanmaktadır.
49-VAKIF İŞARETLERİ:*Uygulamada yaygın olarak esas aldığımız vakıf işaretleri, onları geliştiren alimin adı ile söylenir olmuş ve Secâvend işaretleri olarak tanınmıştır. Vakıf çeşitleri ve başlıca işaretler şunlardır:
( م ) Vakfı Lâzım: Geçildiğinde (Vasıl yapıldığında) mana bozulabilir gerekçesiyle, vakıf yapılması önemle istenen ve geçilmemesi gerekli yerde bulunur. Bununla birlikte, geçmek, haram işlemek ve günah kazanmak demek değildir.
( ط ) Vakfı Mutlak: Geçmek için bir gerekçe yoktur, durulmalıdır anlamı taşır. Durulduğunda, her iki tarafın da, mana yönüyle birbirinden bağımsız olabileceği yerlerde bulunur.
( ج ) Vakfı Câiz: Hem vakfın, hem de vaslın (geçmenin) mümkün olabileceği, bununla birlikte, vakfı tercih etmenin öngörüldüğü yerde bulunur.
( ز ) Vakfı Mücevvez: Aynı şekilde hem vakfın, hem de vaslın mümkün olabileceği, bununla birlikte, vaslı tercih etmenin öngörüldüğü yerde bulunur.
( ص ) Vakfı Murahhas: Nefesin yetişmemesi gibi durumlarda, vakıf yapmaya ruhsat vermek için konmuştur. Aksi halde geçmek daha uygundur.
Bu vakıf çeşitleri ve işaretlerinin dışında, başka işaretlerde kullanılabilmektedir.
( لا ) Bulunduğu yerin her iki tarafı da, mana yönüyle birbiriyle alakalı olduğunda bu işaret görülür. Âyet ortasında bulunduğunda; Burada durma! Eğer zaruret gereği durursan, biraz geriden alarak devam et, anlamı taşır. Âyet sonunda bulunduğunda; Durabilirsin, fakat okuyuşu burada bitirme, geriye gelmeden bir sonraki ayete devam et, mananın tamam olduğu bir yere kadar git, anlamı taşır.
( قف ) Mana itibariyle durmanın uygun olabileceği yerlerde bulunur.
( ع ) Rukû‘ işareti denir. Bir mevzunun tamamlandığı ve diğerinin başladığı yerlerde bulunur. Namazda iken konuyu tamamlayıp sonra rukûya gitmeye yardım ettiğinden bu isim verilmiştir. Hatim ve aşır okurken, başlayış ve bitiriş yeri tayininde, veya herhangi bir yeri ezberlerken, ders başı ve sonu olarak da bu işareti esas almak uygun olur.
( :. :. ) Vakfı Mu‘âneka: Birbirine yakın iki ayrı yere konan, üçer noktadan ibarettir. Hangisinde durmak tercih edilecekse, diğerinde geçmeyi öngörür.
50-VAKFIN KISIMLARI
Ebû’l-Âlâ tarîkına göre, Cumhûr Ulemanın benimsediği vakf, şu şekilde kısımlara ayrılmıştır.
1. VAKF-I TAM (الوقف التام):Nahiv kaidelerine göre sözün son bulduğu kendisinden sonrası ile lafız ve mana açısından alakası bulunmayan yerde yapılan vakıftır. اولئك هم المفلحون da durmak gibi. Genelde olayın sona erdiği yerlerde bulunurlar. Bu durum ayet sonunda olabileceği gibi ayet ortasında da olabilir. لقد اضلني عن الذكر بعد اذ جائني Bu gibi yerlerdeki durmayı Secâvendî vakf-ı lâzım olarak ifade eder durmak vaciptir. Durulduğunda geriden alınmaz.
2. VAKF-I KÂFÎ (الوقف الكافي): Bir cümlenin, lafzının veya kelime dizisinin nihâyet bulduğu, fakat mâna itibariyle daha sonraki cümle ile alâkalı olduğu yerde vakfetmeye denir. Genel olarak fasılalı ayetlerde bulunur. وما انزل من قبلك (Bakara 2/4) gibi. Bu gibi yerlerde de durmak evlâdır. Durulduğunda geriden alınmadan devam edilir.
3. VAKF-I HASEN (الوقف الحسن): Kelâmın tamam olmakla beraber kendinden sonrası ile lafız ve mana itibâri ile alakası bulunan yerde yapılan vakıftır. بسم الله – صراط الذين انعمت عليهم de durmak gibi. Vakfedilen yerler eğer ayet ortası ise geriden alınarak devam edilirken ayet sonlarında geriden alınmadan kıraate devam edilir.
4. VAKF-I KABÎH (الوقف القبيخ): Kelâmın tamam olmadığı ve bir mananın anlaşılmadığı yerlerde vakfetmeye denir. إن الله لا يستحي بسم رب الحمد gibi kelimelerde yapılan vakıftır. Bir zaruret olmaksızın böyle yerlerde durmak caiz değildir. Durulduğu taktirde muhakkak geriden alınarak başlanır.
51-VAKFIN DİĞER ÇEŞİTLERİ
1. VAKF-I ĞUFRÂN: Peygamber efendimizin dua ve niyazda bulunmak maksadıyla yapmış olduğu vakıflardır. On yerde bulunduğu rivayet edilmektedir.
Bunlar Mâide 51, En’am 36, Secde 18, Ya’sin 12, 30, 52, 61, 81, Mülk 19.
2. VAKF-I CİBRÎL: Vahy meleği olan Cebrâil’in (a.s) vahy esnasında yapmış olduğu vakflara denir. Aynı zamanda bunlara vakf-ı münzel de denilmektedir. Sayıları konusunda ihtilaf bulunsa da meşhurları sekiz tanedir. Bunlar: Bakara 120, 276, Âl-i İmrân 7, 95, Enâm,36, 124, Araf, 187, Yasîn 51.
3. VAKF-I NEBÎ: Peygamber efendimizin vakf yaptığı yerlerdir. Bunların sayısı ihtilaflı da olsa dokuzu meşhur olmuştur. Bakara 148, Al-i İmrâ 7, Yunus 2, 52, Nahl 4, Kadr 2, 4, Nasr 3.
4. VAKF-I BEYÂN: Feth sûresi 9. ayetinde bir birini takip eden iki zamirden birincisinin Rasülüllah’a ait olduğunu göstermek için وتوقروه ifadesinde durulur. İkinci zamir de Allah’a döner. Tevbe sûresi 40. ayette de سكينته عليه ifadesinde zamiri Hz. Ebû Bekr’e döndüğü için durulması durumudur. Yine Yusuf sûresinin 27. ayetinde فكذبت ifadesinde Hz. Yusuf’un doğrulardan olduğunu vurgulamak için durulması vakf-ı beyandır
52-YAPILIŞ BAKIMINDAN İDĞÂMLAR
1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.
( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )
2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق )harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك )harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.
53-ZAMİR: Kelimenin Arapca’daki karşılığı zamiridir.Zamirin okunuşu ise şöyledir:Bir kelimenin sonunda zamir gelmiş ve bu zamirden önceki harfin harekesi de harekeli olarak bulunmuş ise, o takdirde zamir okunur.Zamirin okunması demek şu anlama geliyor:Bir elif miktarı uzatılarak okunur.

KURAN BİLGİLERİ
-Ayet kelimesi sözlükte ;alamet, ibret ve delil anlamındadır.
-Kuran-ı Kerim de 114 süre , 6236 ayet vardır.
-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet; Nur suresinin 11,12 ve 13. ayetleridir.
-Neml suresinde Besmele iki defa zikredilmiştir.
-Kuran-ı Kerim de zikredilen kadın Hz.İsanın annesi Hz.Meryem.
-İcazın sözlük anlamı bir düşünmeyi çok az bir szöcükle özlü bir şekilde anlatmak.
-Besmele Kuran-ı Kerim de 114 defa zikredilmiştir.
-Kuran-ı Kerimin en son inen suresi Nasr süresidir.
-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
-Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
-Hak Dini Kuran Dili adlı eserin müellifi Elmalılı Ahmet Hamdi yazır.
-İçerisinde Ahmed isminin geçtiği sure ve ayet;Saff suresi 6.ayet.
-Siyak/Sibak :Kuran ayetleri arasındaki anlam ilişkisinin ve bütünlüğünün olması.
-Her ayetinde Allah yazılı sure Mücadele sueresidir.
-Tilavet secdesi ile biten sureelr;Araf,Necm ve Alak sureleri.
-Zehveran:Bakara, Al-i İmran surelerine Peygamber Efendimiz Zehveran adını vermiştir.
-Mekke surelerinin sayısı 86, Medeni surelerin sayısı 28 suredir.
-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
-Miun:Yaklaşık 100 ayetten oluşan surelere verilen isim.
-Meviza:Kuranın isimlerinden biri olup, mevizanın anlamı; Kuranın nasihat ve öğüt vermesi.
-Vücuh:lafızları aynı olan fakat anlamları farklı olan kelimeler.
-Müşkülül Kuran:Kuranın aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetler.
-Sebul-Tıval.Bakara, araf, Nisa, al-i İmran, Enam, Maide ve Enfal sureleri.
-Fatiha suresini diğer isimleri;el-hamd,Sebul Mesani, Ümmül Kitap.
-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe Hz. Zeyd bin Sabit.
-Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan sahabe Abdullah bin Mesut (r.a.).
-Kur’an’ı Kerim’de “Cennet” kelimesi 66 defa“cehennem” kelimesi kaç 126 defa zikredilmiştir. —
-Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet Bakara suresi 282. Ayetidir.
-Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti Maide suresinin 3. Ayetidir.
-Hurf’u Seb’a ; Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
-Kuran-ı Kerim 610 yılında nazil olmaya başlandı.
-Kuran-ı Kerim, Nur Dağında(Mekke de) nazil olmaya başladı.
-Kuran-ıKerim.hz.Ebubekir zamanında bir araya getirildi.
-Kuran-ı Kerim,Hz.Osman zamanında çoğaltıldı.
-Ülkemizde yaygın olarak takip edilen Kıraat ,İmamı Asım kıraatı.
-Kıraat İlmi:Bütün kıraat imamlarının Kuran-ı Kerim tilavetindeki farklılıklarını ele alan ilme Kıraat İlmi denir.
-Başında Besmele bulunmayan süre Tevbe süresidir.
-Kuranın kalbi diye anılan süre, Yasin süresidir.
-Kuran-ı Kerim ,Ramazan ayında inmeye başlandı.
-Kuran-ı Kerim , takriben 23 yılda nazil oldu.
-Kuran-ı Kerim, harekeleme ve noktalama işlemi Emeviler döneminde gerçekleşmiştir.
-Ayet:Surelerin bir mana veya hükmü ifade eden küçük büyük hebir bölümüne ayet denir.
-İstiaze:Kuran okumaya başlarken;Euzubillahimineşşeytanırracim demektir.
-Ref-i Savt:Kuran okumada sesi yükseltmeye Ref-i Savt denir.
-Tertil:Kuran-ı Kerimi yavaş yavaş, anlamını düşünerek okumaktır.
-Lahn-ı Celi:Bütün kıraat imamlarının ittifakı ile haram olan, açık ve belirgin hatalı okuyuşlara denir.
-Es -Sebut-Tıval:Uzunluklarına göre Fatiha suresinden sonra başlayan ilk yedi süreye denir.
-Ayetel Kürsi, Kuran- Kerim de bakara süresindedir.
-Kur’an-ı Kerim’in tarifini: Peygamberimize indirilmiş, Mushaflarda yazılı, Ondan tevatüren (yanlış aktarma ihtimali bulunmayacak tarzda) nakledilmiş, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmesinden aciz kaldığı ilahi kelamdır.
-Kur’an_ı Kerim’deki ilk 5 surenin adları :Fatiha – Bakara – Ali İmran – Nisa – Maide
-Ehli Kitap kavramı :Kendilerine ilahi kitap indirilen, Yahudiler – Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kullanılmaktadır.
-Sureleri birbirinden ayıran ifadenin adı :Besmele (Bismillahirrahmanirrahim)
-Başlangıcında besmele bulunmayan surenin adı :Tövbe (Berea) suresi
-Allah’ın Kelamı” kavramının anlamı Allah’ın sözü (Kur’an- ı Kerimi ifade eden bir kavram.
-K. Kerim’de Hud – İbrahim – Lokman – Muhammed – Nuh – Yunus – Yusuf peygamberlerin ismiyle sure bulunmaktadır
– İlahi kitapların gönderiliş amacı Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara iletmek.
-K. Kerimin parça, parça indirilişinin asıl amacı İnsanların kalplerine iyice yerleştirmek.
– Bazı surelerin başlarında bulunan ve anlamları sadece Allahu Teala tarafından ve bazı alimlerce bilinen harflere Huruf-u Mukatta
-K. Kerim’de ismi geçen sahabi Zeyd Bin Harise
-Yemame Savaşında hafız olan 70 sahabi şehit oldu. -Sure: Ayetlerden meydana gelen ve belli bir konuyu anlatan bölüme denir.
Başka bir tarifte ise: Hicretten evvel nazil olan surelere “Mekki” denir. Hicretten sonra inen surelere ise “Medeni” denir. Genel görüşe göre Kur’an’da;87 Mekki,27 Medeni Sure vardır.
-Cüz: Kur’an-ı Kerim’in 20 sayfasına “1 Cüz” denir. Kur’an-ı Kerim’de toplam 30 cüz vardır.
-Hizb: Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır.
-Mekkede ilk vahiy katibi: ABDULLAH B. SAD
-Medine’de ilk vahiy katibi:UBEYY B. KAB
-Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü: DIHYE EL KELBİ
-Kuranın en uzun ayeti : BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı: MÜDAYENE AYETİ
-Kuranın en uzun suresi: BAKARA Kuranın en kısa suresi: KEVSER
-Kurandaki en uzun yedi surenin adı: ES SEBUT TUVEL
-Kur’an’ın lügat mânâsı :Kur’an, lügat itibariyle “Toplamak ve okumak” anlamına gelmektedir
-Tefsir-i Celâlleyn:Celâl ismini taşıyan iki büyük İslâm alimi tarafından tamamlanmış olması bakımından “Celâleyn Tefsiri” adı verilmiştir Bunlardan biri, Celâlüddin bin Ebu Bekir es-Süyûti’dir Bu zât, Fatiha’dan İsrâ suresinin sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Diğer alim ise, Celâlüddin bin Muhammed bin Ahmed’dir Bu da Kehf suresinden sonuna kadar olan kısmın tefsirini yapmış bulunmaktadır Bu zatların her ikisi de Şafii mezhebinden.
-Kur’an-ı Kerim’in harekesi,Hicretin birinci asrı ortalarında Nahiv ilminin vâzıı Ebü’l-Esved ed-Düeli tarafından yapılmıştır (Tefsir Tarihi, c 1, s 32)
-Kur’an-ı Kerim’de mukaddes Mekke şehri ,Sure-i Al-i İmran’ın 96 ayetinde “Bekke”, Sure-i Şûra’nın 7 ayetinde “Ümmü’l-kurâ” ve Tin Suresi’nin 3 ayetinde “Beledü’l-Emin” olarak geçmektedir
-Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresi ne için Besmele ile başlamama sebebi;Bu surenin “Enfal” suresinin devamı olduğunu ve bu sebeple de “Besmele” yazılmadığını söyleyenler vardır Bir de bu surenin indirildiği sırada Peygamber Efendimiz “Besmele” yazılmasını emretmiş değildir
-Kur’an-ı Kerim Harf Sayısı:Bu hususta iki ayrı rivayet vardır: Birincisi 325 bin, 345′tir Diğer rivayette ise, 325 bin 743′tür Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin sayısının ise 77 bin 439 olduğunda ittifak vardır
-Kur’an-ı Kerim’de 66 tane nâsih ve mensuh ayet bulunmaktadır Bu hususta yazılmış müstakil eserler bulunmaktadır.
-Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki: Nafi’a göre: 6217, Şeybe’ye göre: 6214, Küfe alimlerine göre: 6236, Mısırlılara göre: 6219, Şamlılara göre: 6226, Zemahşeri’ye göre: 6666 ayettir
-Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir.
-Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir.
-Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir. -Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e İndirilişiyaklaşık 23 yıl sürmüştür.
-Kuran 610 yılı Ramazan Ayının 27. Gecesi (Kadir Gecesi) HİRA MAĞARASINDA vahiy olarak gelmeye başlamıştır.
-İlk Gelen Ayet:“Yaratan Rabb’inin Adıyla OKU…”Alak sûresi, 1. ayet
-Son Gelen Ayet:“…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İSLAM’ı seçtim..”Mâide Sûresi, 3.ayet
-Mukabele:Karşılıklı olarak Kur’an okumak (Bir kişinin okuyup diğerlerinin takip etmesine mukabele denir.)
-Hatim :Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek
-Mushaf :Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmış haline MUSHAF denir
-Hafız :Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişiye HÂFIZ denir.
-Vahiy Kâtibi eygamberimize gelen vahiyleri yazmakla görevli olan sahâbelere VAHİY KÂTİBİ denir.
-Kur’an ilk defa Hz. Ebubekir’in Halifeliği Zamanında toplanarak kitap haline getirilmiştir
-Kur’an hangi halife Hz. Osman’ın Halifeliği zamanında çoğaltılmaya başlandı.
-Ayet ve surelerin Kurandaki sıralaması Yüce Allah’ın bildirmesiyle olmuştur.
-Kur’an ,Allah tarafın’dan Hz. Muhammed’e (SAS) gönderilmiştir.
-Kur’an’ın özellikleri:Son ilâhî kitaptır. Evrenseldir. İndirildiği günden itibaren yazılmıştır
-Kur’an –ı Kerim,İnsanları doğru yola ulaştırmak için gönderilmiştir.
-KUR’AN-I KERİM’İN İÇ DÜZENİ:Kur’an-ı Kerim Ayet, Sure ve Cüz’lerden Oluşur
-Ayet :Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir.
-Sure :Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir
-Cüz : Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir.
-HİZİB: Bir Cüz’ün 5 sayfadan oluşan dört bölümünden biridir
-Kuranın ilk gelen Ayeti; Alâk suresinin 1. Ayeti (OKU! Yaratan Rabb’inin adıyla oku )
-Kur’an’ın son gelen Ayeti: Mâide suresi’nin 3. Ayeti (Bugün sizin için Dininizi tamamladım)
-Kuranın en kısa Suresi; KEVSER (3 Ayettir) En uzun suresi; BAKARA (286 ayettir)
-Kuranda yaklaşık; 6.666 Ayet, 114 Sûre, 30 Cüz Vardır.
-Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir. -Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler:
a. Ali b. Ebî Tâlib (40/660).
b. Abdullah b. Mes’ûd (32/652).
c. Ubeyy b. Ka’b (30/650).
d. Abdullah b. Abbâs (68/687).
e. Ebû Musa’l-Es’arî (44/664).
f. Zeyd b. Sâbit (45/665).
g. Abdullah b. Zübeyr (73/692)
-Sahâbe içerisinde tefsirle ilgili yapılan nakil ve dirâyet açısından ilk sırayı Abdullah b. Abbâs almaktadır.İbn Mes’ûd O’nun hakkında: “ İbn Abbâs Kur’ân’ın tercümanıdır.” demistir.İbn Abbâs’tan sonra tefsirde adından en çok söz ettiren sahâbi, İbn Mes’ûd ve Ubeyy b. Ka’b’tır.
-Tefsir Tarihi:Baslangıçtan zamanımıza kadar, lügat, belâgat, edebiyat, nahiv, fıkıh, mezhep, felsefe, tasavvuf ve daha pek çok açıdan tefsirler meydana getirilmis, bu çesitli alanlardaki tefsirlerde farklı usuller ortaya çıkmıstır. Sözü edilen bu faaliyetler, tefsire yönelik bir târih süreci olusturmaktadır ki, buna da “Tefsir Târihi” denilmektedir.
-Tefsir :“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir”.
-Te`vil :Mâturîdî “Tefsir: Ayetten murat olunan mânânın öyle olduğunu kesin olarak söylemek ve o mânânın kastedildiğine Allah’ı sahit tutmaktır. Bu sekilde yapılan tefsir, sayet kesin bir delile dayanıyorsa sahihtir; dayanmıyorsa, yasaklanmıs olan re’y tefsiridir. Te’vil ise: Kesin kaydıyla söylemeden ve Yüce Allah’ı sahit tutmadan, ayetin muhtemel olduğu mânâlardan birini tercih etmektir.”
-Tercüme Sözlükte; “bir kelâmı, bir dilden baska bir dile çevirmek”, “bir sözü diğer bir dilde tefsir ve beyân etmek”, “bir lafzı, kendisinin yerini tutacak bir lafızla değistirmek” gibi mânâlara gelirse de, bu kelimenin bundan baska mânâları da vardır.
-Meâl Kur’ân-ı Kerim’in lafzî olarak tam bir tercümesi yapılamayacağına göre, O’nu sadece aslına yakın bir sekilde ifâde etmeye çalısılmıs ve buna Kur’ân’ın tercümesi denmekten kaçınılmıs, tercüme yerine meâl lafzı kullanılmıstır. Istılahta, bir sözün mânâsının her yönü ile aynen değil de, biraz noksanı ile ifade edilmesine meâl denir. iste Kur’ân-ı Kerim tercümesi için kullanılan meâl kelimesi, O’nu, aynen tercümeye imkân olmadığına, daha doğrusu yapılan iste bir eksikliğin mevcut olduğunu belirtmek içindir.
“Tefsir; insan gücünün yettiği kadarıyla Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın murâdını arastıran bir ilimdir
-Dirâyet tefsiri ise; Arap dili ve edebiyâtı, dinî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanan tefsirdir. Bu usûl ile yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri”veya “rey ile tefsir” ya da
“ma’kûl tefsir” denir. -Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
-NÜZÛL SEBEPLERİ:Kur’ân-ı Kerim, 23 sene gibi bir zaman diliminde, Hz. Peygamber‟e parçalar halinde indiriliyordu. İndirilen her âyetin bir gâye ve hikmeti vardı. Bu hikmet ve gâyelerin tamamı ise, insanın dünya ve âhiretteki mutluluk ve sâadetiydi.
-Neshin Lügat ve Istılâhi Anlamı:Nesh kelimesi lügatte, izâle etmek, silmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.Nesh kelimesinin Istılâhi anlamına gelince: “Şer’î bir hükmün, zaman bakımından sonra gelen şer’î bir delil ile kaldırılmasıdır.”
-Muhkem-Müteşâbih Kelimelerinin Anlamı:Muhkem ıstılahta kolaylıkla anlaşılabilen, tefsire fazla ihtiyaç göstermeyen ve tek anlamı olan âyetlere denilir.Müteşâbih ise lügatte ortak olmak, benzeşmek, ve genellikle karışıklığa sebep olan benzerlik gibi anlamlara gelmekte olup, ıstılahta ise, birden fazla anlamlara gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veyahut da anlamı akıl ve nakille bilinemeyecek olan âyetlere denilir.
-Sûrelerin Başlanğıçları:Kur’ân-ı Kerim de bulunan sûrelerin başlangıç cümle ve kelimelerine sûre başlangıçları denir.
-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
– GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu:
Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir.
-ÜSLÛBU’L-KUR’ÂN:Kur’ân’ın sözlü yapısında, sûrelerde, âyetlerinde, kıssalarında, öğüt ve telkinlerinde, delil ve tartışmalarında göz kamaştırıcı, duyanları hayrette bırakıcı bir ifade tarzı kullanılmıştır. Bu, Kur’ân’ı önceki semâvî kitaplar arasında eşsiz bir konuma getiren, insanların normal konuşma, ifade ve hitap Şekilleri içinde benzersiz kılan bir ayırıcı özelliktir, kendine özgü ve kalıcı bir meziyettir. Bu nedenle, herhangi bir sözle, yazım üslûbuyla ve telif yöntemiyle mukayese edilmesi doğru olmaz. Doğru olanı, Kur’ân’a kendine özgü bir üslup gözüyle bakmaktır. -Hz. Muhammed’e (sav) ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir.
-Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.
-Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak’lı Müslümanlarla Şam’lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN’ı Kerim’in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris’in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir.
-Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zamanında vahiy geldikçe ayetler” Bu sürenin şurasına koyun!” diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir.
– Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O’nun zamanında konulmuştur. Ayet…:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre,Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır.
-İlk yazıldığında nokta’sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli’ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.
-Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka’b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.
-Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler.
-KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te’vil denir. -“Kur’an’ın resminde tamamen Peygamber’den olup tevkifidr.” Diyen ,Abdulaziz ed-Debbağ-
-Kur’an’ı harekeleme ve noktalama işlemini ilk başlatan kişi ,Ziyad b. Sümeyye
– “Mushaf-ı Osmani’nin hattına muhalefet etmek haramdır” bu söz Ahmed b. Hanbel aittir.
– Kur’an’ın bir cilt haline getirilmek için kurulan heyetin başkanı Zeyd b. Sabit
– Mushaf : Hz.Peygamber’in vefatından 6 ay sonra başlıyan Kur’an’ı toplama faaliyeti yaklaşık 1 yıl sürmüştür.Toplanan bu nüshaya Abdullah b. Mesud’un teklifiyle MUSHAF adı verilmiştir.
-Peygamberimiz okuma yazma öğretmek amacyla ;Erkekler için Abdullah b.Said b.El-As ile Ubade b.samit’i kadınlar için de Hafsa’yı görevlendirmiştir.
-Kur’an dünya semasına kadir gecesinde toptan indirildi.Oradan da yirmi küsur yıl boyunca parça parça nazil oldu.” Sözü İbn Abbas aittir.
– Vahiy katipleri :Mekke de ilk vahiy katibi: Abdullah b.Sa”d b. Ebi Sarh”tır.Medine de ise ilk vahiy katibi Übeyy b.Ka”b “ tır.Ondan sonrada Zeyd b.Sabit Ali b.Ebİ Talib
-En son nazil olan ayetler; Nisa, 4/176
– “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal
– Kur’an ve Sunnetin açik hukumterine aykırı olarak yapilan tefsire ilhadi lefsir
-Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an
-Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır.
– Rasulullah’m vefatmdan sonra Kur’an-i Kerim’i cem
eden heyetin baskanı Zeyd’b. Sabit
-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı “Hak Dini Kur’an Dili” dir.
-İlk vahiy Peygamberimize miladi 610 yılında, Ramazan ayının 27′sinde Pazartesi günü gelmeye başlamıştır.
-Sektenin lügat manası: Sekte kelimesi sözlükte susmak, durmak, sözü kesmek, iki nağme arasını soluk almaksızın ayırmak gibi manalara gelir. Istılah Manası: Tecvîd ilminde Kur’an okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesil¬mesine “Sekte” adı verilir.
-629′da gerçekleştirilen Mute savaşı Bizanslılara karşı yapılmış¬tır.
-Müşriklerin Hâşimoğullarına uyguladıkları boykot tam üç yıl sürmüştür.
– Peygamberimizin vefatından sonra sahabe Hz. Ebu Be¬
kir’e Sakîfetü Beni Sâide biat etmiştir. -ilk halife Hz. Ebu Bekir, vahiy katiplerinden Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturdu. Bu kurulun kitaplaştırdığı ve Müslümanlar’ca da onaylanan Kuran nüshasına Mushaf (bir araya getirilmiş sayfalar) adı verildi.
-Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir.
-Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir
–Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
-Kuran, “ sûre” adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur’an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86′sı Mekke’de, 28′i Medine’de gelmiştir.
-Her bir sure de “ ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.
-İslam’a göre vahiyler peygambere Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 – 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur’an peygamber hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir.
-Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur.
-Hafız :Kur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde ( tecvid) okuyabilen kişiye ” hafız” denir.
-Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya ” tilavet” denir.
-Kur’an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde indirildi. Bazı sûreleri Mekke’de inmesi dolayısıyla “Mekkî”, bazıları Medine’de indirildiklerinden “Medenî” diye nitelendirilmiş ve 22 yılda tamamlanmıştır. –
-Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı müzesinde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent’te bulunmaktadır.
-Ebû Bekr’in (ö. 13/634) halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerîm toplanıp iki kapak arasında kitap haline getirilince, uygun bir isim aranmış, Abdullah b. Mes’ud’un (ö.32/652) “Habeşistan’da bir kitap gördüm, ona Mişhaf, Mushaf adını vermişlerdi” demesi üzerine, halife tarafından bu isim uygun bulunmuştur
-Medine’de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır.
-Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59
-İslam’a göre Kur’an abdestsiz okunmaz.Kur’an’da bu hususla ilgili olarak şöyle denir: ”” Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.”” ( Vakıa Suresi, 77-79) -Kur’an’ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Kur’an’ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir.
-Allah(c.c.)’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Vahy denir.
-Kur’an’ı Kerim’de bulunan, adetleri 114 tane olan müstakil bölümlerine ne denir? Sure ismi verilir.
– Kur’an’ı Azimüşşan’da bulunan sureleri meydana getiren cümlecik yada bir kaç kelimeden oluşan,
6666 adet varolan Allah kelamlarına ne ad verilir? Ayet denir.
-Kur’an’ı Kerim tek kitap olduğu gibi, tek ciltte toplanmıştır. Kur’an’ı Kerim’in sayfalarını toplayan cilde verilen ve yalnız Kur’an’a ait olan özel isme ne denir? Mushaf adı verilir.
-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,
gerektiğinde yorumlayan eserlere ne ad verilir? Tefsir denir.
-Tefsir yapan alime ne ad verilir? Müfessir adı verilir.
-Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir? Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir? Meal adı verilir.
-Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başladı.
-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Nur dağında inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, Arapça olarak indirilen ve tevatür yoluyla bize ulaşan, okunması dahi ibadet olan, dünyevi ve uhrevi tüm meseleleri bildiren, Allah (c.c.)’ın kelamına ne ad verilir? Kur’an’ı Kerim denir.
-Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir? Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
– Kur’an’ı Kerim’de hakkında en çok ayet inen kavim hangisidir? İsrail oğulları.
-Kur’an’ı Kerim’deki ilk surenin ismi nedir?Fatiha suresi.
-Kur’an’ı Kerimde ismi geçen sahabe kimdir? Hz. Zeyd (r.a.).
-Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
– Kur’an’ı Kerim’in hangi suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır? Mücadele suresi.
-Allah (c.c.) kelimesi Kur’an’da kaç defa zikredilmiştir? 2697 defa.
-Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın kimdir? Hz. Meryem.
– Kur’an’ı Kerim’in son inen ayeti hangi surenin kaçıncı ayetidir? Maide suresinin 3. Ayetidir.
-Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir? Tecvit.
-Kur’an’ı Kerim Peygamber Efendimize ,Mekke yakınlarında Hira mağarasında, 610 yılı Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır. -Mekke’de Kur’an’ı Kerim’i ilk kez açıktan okuyan kimdir? Abdullah bin Mesut (r.a.).
-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında “Mushaf” halinde toplandı? Hz. Ebu Bekir (r.a.).
-Kur’an’ı Kerim hangi halife zamanında çoğaltılıp dağıtıldı? Hz. Osman (r.a.).
-Halife Hz. Ebu Bekir’in emriyle kitap haline getirilen Kur’an’ı Kerim’i toplama komisyonunun başkanı olan sahabe kimdir? Hz. Zeyd bin Sabit.
-Kur’an’ı Kerim’de din kelimesi hangi manada kullanılmıştır? Ceza, mükafat, hüküm, hesap.
– Tebuk seferine katılmadığı için Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabın kendisiyle (hakkında ayet nazil oluncaya kadar) 50 gün konuşmadığı sahabe kimdir? Kab b. Malik.
-İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
-Abdestin farz olduğunu belirten ayet hangisidir? Maide suresi 5 ve 6.
-Osmanlı Devletinin son dönemlerinde yetişmiş İslam bilginlerindendir. Kadı yetiştiren Mektebi Nüvvab’ı bitirmiş, Beyazıt medresesinde dersler vermiştir. Meşihat Dairesi’ndeki görevinin yanında Mektebi Nüvvab, Mektebi Mülkiye, Medrese tül Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye’de dersler vermiştir. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Antalya’dan mebus seçilmiş ve özellikle 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle ilgili hal fetvasının yazılmasında oynadığı rolle tanınmıştır. İttihat ve Terakki cemiyetinin ilim şubesinde de görev almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara İstiklal Mahkemesinde de yargılanmış ve berat etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisinden istediği Kur’an tefsirini Hak Dini Kur’an Dili adıyla yazmıştır. Bu İslam alimi kimdir? Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır.
-Seyyit Kutub’un tefsirinin adını söyleyiniz. Fizilali Kur’an.
-Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adını söyleyiniz. Hak Dini Kur’an Dili.
-Kur’an’ı Kerim’de “Zehraveyn”(iki çiçek manasına gelen) diye bilinen iki sure vardır. Bu surelerin ikiside Medeni surelerdir. Konusu ise hüküm ayetleridir. Bu iki surenin adını yazınız. Bakara ve Al-i İmran sureleridir.
-Kur’an’ı Kerim Berat gecesi indirilmiştir. Hadid suresi 23. Ayette de “Dünyada olacak her şey, dünya yaratılmadan evvel, ezelde “oraya” yazılmış, takdir edilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayatta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz ve kavuştuğunuz kazançlardan, Allah’ın gönderdiği nimetlerden mağrur olmayasınız. ” Denilmektedir. İfadelerde geçen “oraya” kelimesi neresi anlamına gelmektedir? Levh-i Mahfuz. -Kuran-ı Kerimde kaç tane sure vardır? 114
– Kuran-ı Kerimde kaç tane tilavet secdesi vardır? 14 tane: Araf 206, Rad 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hacc 18, Furkan 60, Neml
25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19
-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir ? Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi
-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hangileridir? Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri
– Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü hangisidir? Şuara suresi 227 ayet
-Kuran da zikredilen en büyük rakam kaçtır? 00 bin rakamı saffat suresi 147. ayet
-Kuran-ı Kerimde zikredilen en küçük rakam kaçtır? 1/10 Sebe:45
-Sure kelimesiyle başlayan sure hangisidir? Nur Süresi
– Besmele iki defa zikredilen sure hangisidir? Neml Suresi
-Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure hangisidir? Rahman Suresi
-Her ayetinde Allah(c.c)lafzı olan sure hangisidir? Mücadale suresi
-Nazil olduğu zaman 70 bin meleğin arza indiği sure hangisidir? Enam suresi
-Cuma günü okunması müstehap olan sure hangisidir? Kehf suresi
-Rasüllah?ın beni yaşlandırdığı buyurduğu sure hangisidir? Hud suresi
-Başından ve sonundan ayetlerin okunup ezberlenmesi deccalden
koruyucu olan sure hangisidir? Kehf suresi
-Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure hangisidir? Hacc suresi
-Bir maden ismi olan sure hangisidir? Hadid suresi (demir manasına)
-Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir? Saff suresi 6. ayet
-Sahabe ismi kendisinde zikredilen sure hangisidir. Ve hangi isimdir? Ahzab suresi 37. ayet – Zeyd-
-Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure hangisidir? Ahzab suresi
-İmam Şafi (r.a) nin insan düşünse bu sure insanlara yeterdi
buyurduğu sure hangisidir? Asr suresi
-Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler hangileridir? Bakara ve Ali imran sureleri
– Kuran-ı Kerimde kaç tane nebinin adı zikredilmiştir? 25
– Amme cüzünde kaç tane sure vardır? 37
– Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe kimdir? Abdullah b. Mesut
– Hüdhüd kuşunun kıssası hangi surede zikredilmektedir? Neml Suresi 20-24
-Ayetel kursi hangi surenin kaçıncı ayetidir? : Bakara süresi 255
– Zekatın kimlere verileceğini tek tek sayan ayeti kerime hangi
sürede ve kaçıncı ayettir? Tevbe süresi 60
-Bedir gazvesini anlatan süre hangisidir? Enfal süresi
-Uhud gazvesini anlatan süre hangisidir? Ali imran 121-190
-Hendek gazvesini anlatan süre hangisidir? Ahzab 9-27
– Tebük gazvesini anlatan süre hangisidir? Tevbe 38-125
– Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre hangisidir? Tevbe 40
– Kıblenin Kudüs?ten Kabe?ye çevrildiğini anlatan süre hangisidir? Bakara süresi 142-150
-Mirac hadisesini anlatan süre hangisidir? Necm süresi
-İfk hadisesini anlatan süre hangisidir? Nur süresi 11-26
-Musa a.s ile Hızır a.s kıssasını anlatan süre hangisidir? Kehf 60-82
1-Kuràn- Kerim kac yilinda ve nerede nazil oldu?
-Kur`an- Kerim , miladi 610 yili ramazan ayinin Kadir gecesinde indirilmistir.Peygamberimiz 40 yasinda Hira magarasinda inzivada bulundugu bir sirada gerceklestigini kaynaklar kaydetmektedir
2-Kur`an- i Kermin tanimini yapiniz?
-Kur`an , Hz.Muhammed`e indirilmis , tevatür yoluyla nakledilmis, mushaflarda yazili ve okunmasiylam ibadet edilen mu`ciz(esi benzeri ortaya konamayan) Allah kelamidir
3-Mushaf`in tanimini yapiniz?
-Kur`an`in yaziya gecirilmis ve kitap haline gelmis sekline Mushaf denir.
4-Vahy`in tanimini yapiniz?
-Vahy,Allah`in Peygamberlerine bildirmek istedigi hususlari gizli bir yolla ve bunlarin Allah katindan olduguna dair peygamberlerde kesin bir bilgi meydana getirecek sekilde bildirmesi demektir.
5-Ayet ne demektir?
-Kur`an-i Kerim`in bir veya bir kac kelime veya cümlesinden meydana gelen , basindan ve sonundan ayrilmis bölümlerine ayet denir.
6-Sure ne demektir?
-Kur`an`in , ayetlerinden meydana gelen kücük büyük her bagimsiz bölümüne verilen isimdir. Kur`an`in 114 suresi vardir.
7-Vahy katipleri hakkinda bilgi verirmisiniz?
-Vahy katiplernin sayisinin 40 kadar oldugu, bunlarin basinda Zeyd b. Sabit, Ubeyy b. Ka`b, Abdullah b. Sa`d, Muaz b. Cebel, Abdullah b. Erkam gibi sahabiler bulunmaktadir.
8-Kur`an`i Kerim kimin zamaninda ve nasil Mushaf haline getirildi?
-Kur`an`i Kerm, Hz.Ebubekir(r.a) hazretleri döneminde , Hz.Peygambermizin (s.a.v) baskatibi durumunda olan Zeyd b. sabit baskanliginda bir komisyon kurularak, Kur`an-i bir kitap halinde toplanmalarini emretti.Bir yil kadar süren ciddi bir calismadan sonra Kur`an-i bir araya getirme islami tamamlandi ve toplanan nüshaya Mushaf adi verildi.Ashabin onayinin alinmasindan sonra bu Mushaf , Hz.Ebubekir` e teslim edildi. Onun vefatindan sonraHz.Ömer`e, onunda vefatini müteakip, Hz.Ömer`in vasiyeti üzerine kizi ve Peygamberimizin hanimin Hz.Hafsa`ya intikal etmistir
9-Kur`an-i Kerim kimin zamaninda cogaltildi?
-Hz.Osman (r.a) döneminde yene Zeyd b. Sabit baskanliginda bir komisyon kurdu.Hz.Ebubekir devrinde derlenen ve Hz.Hafsa`da bulunan Mushaf esas alinarak yeni Mushaflar yazilip cogaltilmasini istedi.Komisyon ciddi bir calisma sonunda istenilen görevi tamamladi. Esas nüsha Hz.Hafsa`ya geri verildi.Yazilan Mushaflardan birisi Medine`de birakild ve adina“Imam Mushaf“ adi verildi.Digeri de Mekke,Kufe, Basra, Sam , Yemen ve Bahreyn`e gönderildi.Bu Mushaflarla birlikte birer Kur`an ögretmeni de gönderilmisti.
10-Kur`an`i Kerim`in nicin toplandi?
-Miadi 625 yilinda Bir-i Maune olayinda 70, 633 yilinda yapilan Yemame savasinda bir o kadar hafizin sehit olmasi Hz.Ömer`i telaslandirdi.Hz.Ebubekir`i de ikna ederek Kur`an-i Kerim toplandi.
11-Kur`an-i Kerim kac ayettir?
-6666 ayettir.Kufe ekolune göre 6236 ayettir.
12-Kur`an- i Kerim` de ilk inen ayetler hangisidir?
-Alak suresinin ilk bes ayetidir.
13-Kur`an-i Kerm kac yilda tamamlandi ?
-Kur`an-i Kerim miladi 610-632 yillari arasinda 22 yil 2 ay 22 günde tamamlandi.
14-Kur`an-i Kerim devrinde yazilmis ve ezberlenmistir ?
-Peygamberimizin devrinde yazilmis ve ezberlenmistir.
15-Kur`an-i Kerim`in günümüze kadar intikali nasil olmustur?
-Kur`an- Kerimin günümüze kadar intikali iki yolla olmustur:yazilarak ve ezberlenek.
16-Kur`an- Kerm`e karsi görevlerimiz nelerdir?
a)Kur`an- i Kerim`in Allah kelami oldugunu tasdik etmek,
b)Kur`an-i Kerimi ögrenmek,
c)Kur`an- i Kerim`in söylediklerini yapmak.
17-Kur`an-i Kerim`de hakkinda en cok ayet inen kavim hangisidir?
-Isarailogullari
18-Kur`an- Kerm`in ilk ve son suresinin isimleri nelerdir?
-Ilk sure Fatiha, son sure Nas suresidir.
19-Kur`an- Kerim`in kalbi olarak zikredilen surenin ismi nedir?
-Yasin suresi.
20-Kur`an- Kerim`in en uzun suresinin ismi nedir?
-Bakara suresi.286 ayettir.
21-Kur`an-i Kerim`de en kisa surenin ismi nedir?
-Kevser suresi.
22-Hurf u seaba nedir?
-Kur`an- Kerim`in yedi harf üzere inmesidir.
23-Kur`an- i Kerim`in hangi suresinin her ayetinde „Allah“ kelimesi yazilidir?
-Mücadele suresi.
24-Allah (c.c.) Kur`an`da kac defa zikredilmistir?
-2697
25-Kur`an- Kerim`de tek ismi zikredilen kadin kimdir?
-Hz.Meryem
26-Kur`an-i Kerim`in son inen ayeti hangi surenin kacinci ayetidir?
-Maide suresinin 3. ayetidir
. 27-Kur`an- i Kerim hatim yapilirken hangi sureden itibaren tekbir getirmek sünnettir?
-Duha suresinden asagiya her surede tekbir getirmek sünnettir.
28-Kuràn-i Kerim`de inen ayetler nasil muhafaza edilirdi?
-Peygamberimiz inen ayetleri vahiy katiplerine yazdiriyor, sahabe tarafindan ezberleniyordu.
29-Kurra (KARRA) ne demektir?
-Kur`an kiraatiyle mesgul olanlara Kurra(Karra) denir.Ibn-i Haldun, fukahaya da Kurra denildigini kaydeder.
30-Nesih ne demektir?
-Sonra inen bir ayetin , önce inmis olan bir ayetin hükmünü kaldirmasidir.
31-Kur`an-i Kerim hangi tarihte Mushaf haline kondu, hangi tarihte cogaltildi?
-Miladi 633 yilinda Kuràn-i Kerm ayetleri Mushaf haline getirildi, 658 yilinda Kur`an nüshalari cogaltildi.
32-Kur`an-i Kerim ilk kez devlet radyolarinda yayini yapildi?
-05.Temmuz.1950
33-Ne zaman Kur`an-i Kerim meali yayinlandi?
-20 Ekim.1961 tarihinde Diyanet Isleri Baskanligi 3 ciltlik bir Kur`an-i Kerim meali yayinladi.
34.Diyanet Isleri Baskanligi hangi tarihte ilk defa bir Kur`an (Mushaf) basimini gerceklestirdi?
-20.Nisan.1960
35-Diyanet Isleri baskanliginca 1.Uluslararasi Kur`an-i Kerim yarismasi ne zaman ve nerede yapildi?
-20.Ekim.1997 tarihinde Ankara`da yapildi.Yarismaya 20 ülkeden 37 yarismaci katildi.
36-Kur`an-i Kerim`de hamdele ile baslayan 5 sure vardir. Bu surelerin isimlerini söyleyiniz?
-Fatiha suresi, En`am suresi, Kehf suresi, Sebe suresi, Fatir suresi.
37-Esbab-i Nüzul ne demektir?
-Kur`an- i Kerim ayetlerinin inis sebepleri demektir.
38-Evamir-i Asere ne demektir?
-Yüce Allah`in Hz.Musa`ya Tur daginda bildirdigi ve Israilogullarinin uymalari gereken 10 kural.
39-Inzal ve tenzil ne demektir?
-Inzal:Kuràn-i azim`in , Levh-i Mahfuzdan dünya semasina def`aten nüzülüne inzal, sema-i dünyadan Resül-i Ekrem Efendimize vakit vakit nüzulune de tenzil denilmistir.
40-Namazda Fatiha suresini okumanin hükmü nedir?
-Vaciptir. Günde 5 vakit namazda 40 defa Fatiha surenini okuruz.
41-Kur`an-i Kerim`de kac secde ayeti vardirve secde-i Tilavetin hükmü nedir?
-Kur`an-i Kerim`de 14 secde ayeti vardir.Secde-i Tilavetin hükmü vaciptir.
42-Tilavet secdesi ile biten surelrini isimlerini söyleyiniz?
-Araf suresi 206, Rad suresi 15, Nahl suresi 41, Isra suresi 107, Meryem suresi 58, Hacc suresi 18, Furkan suresi 60, Neml suresi 25, Secde suresi 15, sad suresi 24, Fussilet suresi 37, Necm suresi 62,Insikak suresi 21,Alak suresi 19.
43-Tilavet secdesi ile biten sureler hangileridir?
-Araf suresi,Necm suresi, Alak suresi.
44-Kur`an-iKerim okumak ve dinlemenin hükmü nedir ?
-Kur`an- i Kerim`i dinlemek bir farz-i kifayedir.Kur`an-i Kerim okumak, nafile ibadetten ve asikara okumak , gizli okumaktan ve dinlemekte okumaktan daha faziletlidir.
45-Kur`an- i Kerim okumaya nasil baslanir?
-Kur`an- i Kerim okumaya „Euzü Besmele“ ile baslanir.Bir Kur`an-i Kerim ele alinarak okunacagi zaman abdestli bulunmak gerekir.Okurken , kibleye dönülmeli, toparlanip saygili bir duruma gecilmelidir.
46-Kur`an-i Keri`de yemin(kasem) ile baslayan sureler kac tanedir?-17
48-Dört büyük kitaba ve sahifelere ne denir?
-Dört büyük kitaba ve sahifelere,“Ilahi kitaplar“ denildigi gibi tasidiklari yüksek vasiftan dolayi“Semavi Kitaplar“ ve Cibril-i Emin araciligi ile indirilmis olduklarindan „Münzel Kitaplar“ denir.
49-Daruül-Haffaz ne demektir?
-Selcuklular ve Osmanlilarda hafiz yetistiren müesseselsrs Darül-Huffaz denir.
50-Islam`da ilk egitim ve ögretim merkezi Mekke`de kimin evi idi?
-Hz.Peygamber, Mekke`de müslümanlarin Kuràn`i okuyup ögrenmelerini saglamak üzere Erkam b.Ebu`l-Erkam`in evini merkez olarak secmistir.Bu sebepleDarül –Erkam`in evi Islam tarihinde ilk egitim ve ögretim merkezi oldugu kabul edilir.Ibn Sa`d , Mekke`de ilk Kur`an talim eden kisinin Abdullah b. Mes`du oldugunu kaydeder.Medine`ye ögretmen olarak gönderilen Mus`ab b.Umeyr in de Darul-Erkam`a devam edenlerden oldugu belirtilir.Medine`de Suffe talebeleri esas itibariyle Kur`an ögreniyorlardi.Burasi da yetersiz kalinca mahalleler de Kur`an ögretilen yerler acilmaya baslandi.(Islam Ans.(Diyanet),C:26)
51-Kur`an-i Kerim ögrenme süresi en fazla kac gündür?
-Tecrübe ile sabittir ki 7-8 yaslarinda bir cocugun Kur`an okumayi ögrenmesi icin lüzumlu olan süre en fazla 15 gündür.Bu sürenin insan hayatinda pek cok bir önem tasidigi herhalde iddia olunamaz.(Kutsal Kitabimiz Kur`an-i Kerim,Ahmet OKUTAN,Sh113)
52-Kur`an-i Kerim ayetlerinin sayisi ne kadardir?
-Bu konuda görüsleri farkli olan Kufeliler ekolü ile Basralilar ekolüdür.Birincisine göre ayetlerin sayisi 6236, digerlerine göre ise 6205`tir.Ibn-i Abbas`tan bir rivayete göre 6616 olan bu sayi bazilarina göre ülkemizdeki Mushafi seriflerde mevcut ayetlerin sayisi Kufe ekolüne göredir. Yani 6236`dir.(a.g.e , Sh.140)
53-Mukabele ne demektir?
-Mukabele:Bir veya bir kac kisinin, camide veya baska bir yerde, yüzünü cemaata dönerek Kur`an-i hatmetmek üzere okumasina”Mukabele” denir.Resulullah , her sene Ramazan ayinda , o zaman kadar vahyedilmis bulunan Kur`an`i,Cebrail ile mukabele eder, karsilikli olarak okurlardi ki buna “ARZA” denilir.Vefatindan önceki Ramazan da bu mukabele iki defa olmus ve buna da “Arza-i ahire”(Son arza” denilmistir.(Buhari, Fedailü`l-Kur`an, 7)
54-Nebilerin ismiyle isimlenen sureler hengileridir?
-Yunus, Hud,Yusuf,Ibrahim,Muhammed ve Nuh sureleri.
55-Cuma günü okunmasi müstehap olan sure hangisidir?
-Kehf suresi.
56-Peygamberimizin beni yaslandirdigi buyurdugu sure hangi suredir?
-Hud suresi.
57-Bedir savasini anlatan sure hangi suredir?
-Enfal suresi.
58-Uhud savasini anlatan sure hangi suredir ?
-Ali Imran suresi 121-190
59-Hendek savasini anlatan sure hangi suredir ?
-Ahzab suresi ,9-27
60-Tebük gazvesini anlatan sure hangi suredir ?
-Tevbe suresi, 38-128
61-Iki Nebi`nin ismi ile biten sure hangisidir ?
-Ala suresi(Iki Nebi Hz.Ibrahim-Hz.Musa)
62-Kur`an-i Kerim`de ismi gecen sahabe kimdir ?
-Hz.Zeyd(r.a)
63-Kur`an- i Kerim`de cennet ve cehennem kacar defa zikredilmistir?
-Cennet 66 defa, cehennem 126 defa zikredilmistir.
64-Kur`an- Kerim`in ilk okundugu mescid hangisidir?
-Medine`de „Beni Zerik „ mescidi.
65-Kur`an –i Kerim`de din kelimesi hangi manada kullanilmistir?
-Ceza, mükafat,hüküm, hesap.
66-Peygamberimizin sikintili aninda okudugu sure hangi suredir?
-Elemnesrah suresi.
67-Peygamberimizin kiyamet günü cennette bizzat okuyacagi sure hangisidir?
-Muhammed suresi.
68-Kiyamet günü Allah`in bizzat okuyacagi sure hangisidir?
-Rahman suresi.
69-Kur`an- i Kerim `de kac peygamber ismi vardir?
-25
70-Hatim ne demektir?
-Kur`an- i Kerim` i bastan sona kadar okumaya hatim denir.
71-Hafiz kime denir?
-Kuràn-i Kerim`i ezberleyenlere Hafiz denir.
72-Tecvid ne demektir?
-Kur`an`i Kerim`i usulüne uygun olarak okumaya tecvid denir.
73-Kuràn-i Kerimìn kac suresi Mekke kac suresi Medine de nazil oldu?
-87 sure Mekke`de , 27 sure Medine-i Münevvere de nazil oldu.Mekke de nazil olan surelere Mekki, Medine de inen surelere Medeni denir.
74-Kur`an-i Kerim de kac Huruf-u Mukatta vardir?
-29Huruf-u Mukatta vardir. 27`si Mekke de 2`si Medine de inmistir.
75-Bir cüz kac sahifedir?
-bir cüz 20 sahifedir, Kur`an 30 cüzdür.
76-Kuràn-i Kerimin en kisa ayeti hangi ayettir?
-Kuràn-i Kerimin en kisa ayeti, Müddesir suresinin 21. Ayeti ve Rahman suresinin 64. Ayetidir.
77-Kur`an-i Kerim`in diger isimlerinden bazilari nelerdir?
-Kuràn-i Kerim`in diger isimlerinden bazilari sunlardir:Kelamullah, Furkan, Burhan, Nur,Zikir.
78-Kur`an-i Kerim`in toptan levh-i mahfuzdan dünya semasina hangi gece inmistir?
-Berat gecesi.Buna inzal denir.Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parca parca indirilmeye baslanmistir.Buna tenzil denir.
79-Kur`an-i Kerim neden Arapca olarak indi?
-Allah, Araplar icinde sectigi sevgili Peygamberimize Kur`an-i Kerim`i arapca olarak vahyetmistir ki, hitap edilen ilahi mesaji anlasinlar.Nitekim ayette söyle buyurulmaktadir?
„Biz onu Arapca bir okuma olarak indirdik ki, düsünüp anlayasiniz“ 12 Yusuf suresi:2)
80-Kur`an-i Kerim de ahiret kavrami kac yerde gecer?
-Kur`an da ahiret kavrami 110 yerde gecer.Bazen gün(yevm), el yevmü`l ahir(son gün), mbazen dar(yurt, ev), daru`l ahire(son ikamet evi veya yurdu, son dirilme) olarakgecer.
81-Kur`an-i Kerim ne zaman harekelenmistir?
-Basra valisi Ziyad b.Süneyye`nin 53/673 emriyle dönemin büyük bilginlerinden Ebu`l-Esved ed-Dueli(69/688) tarafindan harekelenmistir.
82-Kur`an-i Kerim ne zaman harflerin noktalanmasi isi gerceklestirilmistir?
-Abdulmelk b.Mervan (86/705) zamaninda , Irak valisi Haccac b.Yusuf `un (95/713) emriyle , ed-Dueli`nin talebesi olan büyük bilgin Nasr b.asim (89/708) tarafindan harflerin noktalanmasi isi gerceklestirilmistir.Bazi rivayetlerde Yahya b. Yamer (129/746)`in ismi de gecmektedir.
83-Kur`an-i Kerim de hemze, sedde, sila v.b isaretleri tamamlamistir?
-Hemze, sedde, sila vb ünlü bilgin Halid b. Ahmed (175/791) bugün bildigimiz harekeleri ve diger hemze , sede, sila vb. Kalan isaretleri tamamlayarak Kur`an-i Kerim`in harekelenmesi ve noktalanmasi isine son seklini vermistir.
84-Kur`an-i Kerim´de ayetleri birbirinden ayirmak icin neler yapilmistir?
-Mushaflara hareke ve nokta konulmasindan sonra , ayetleri birbirinden ayirmak icin duraklar yapilmistir. Ilkin meyilli, daha sonra daire halinde , zaman gectikcede bu daireler gül seklini almis, son devirlerde de durak iclerine ayet numaralari yazilmistir.
85-Bugünkü bildigimize göre Mushafin matbaada basilmasi ilk defa nerede ve kac yilinda olmsutur?
-l694 yilinda Hamburg `da
86-Müslüman ülkelerde ilk baski hangi yillarda olmustur?
-Müslüman ülkelerde ise ilk baski Kazan`da 1801 tarihinde yapilmis,daha sonra bunu 1850 `de Hindistan ve 1864 `de Kahire baskisi izlenmistir.Mushaf Istanbul`da ilk olarak 1871`de Hafiz Osman hattiyla basilmistir.
87-Kur`an-iKerim ne zaman latin alfabesiyle Türkce yazildi?
-1Temmz 1936 tarihinde Maarif kitaphanesi matbaasinda ( 12 Rebiülahir h.1355) basilmistir.
88-Kur`an-i Kerim Türkce tercümesi ilk kez ne zaman okundu?
-22 Ocak 1932 tarihinde Istanbul da Yerebatan Camiinde Hafiz Yasar(Okur) tarafindan okundu.3 Subat 1932 tarihine denk gelen Kadir gecesinde Ayasoya camiinde Türkce Kur`an,tekbir ve kamet okundu.Misir parlementosu 1936 `da Kur`an`in arapcaya tercemesine karar verdi. 1937 de terceme heyeti feshedildi.
89-Kur`an`i Kerim ilk defa ne zaman baska dillerde tercüme edildi?
-Kur`an-i Kerim ilk defa 127/744`de berbericeye, 270/833 de Hindceye,354/956`da Farscaya tam tercüme edilmistir.538/1143`de latinceye ilk tercüme, 1^647`de fransizcaya, l649 ´da ingilizceye tercüme edilmistir.
90-1632 yilinda dünya dönüyor dedidgi icin idamla yargilan Galile`den 1000 yil önce dünyanin döndügünü haber veren Kur`an-i Kerim`in hangi suresinin ayetidir?
-Yasin suresinin 40. ayeti.
91-Kur`an- i Kerim kac kelime kac harftir?
-323015 harf, 77439 kelime.
-Kur`an- Kerim`in ilk Türkce tercümesinin 4/11. yüzyilda yapildigi tahmin edilmektedir.Selman-i Farisi , Peygamberimizin izni ile fatiha suresini farscaya cevirmis ve Iranlilara göndermistir.Kur`an`i Kerim`in dili arapcadir. Kureys lehcesi üzerine indirilmistir.
91-Kur`an`i Kerim`in yarisi ve ücte biri handi surenin ayetinde biter?
-Kur`an`i Kerim`in ilk yarisi, Kehf suresinin 19.ayetindeki“ve`l-yetelettaf“ lafzinin „ f“ harfinde biter.Kur`an-i Kerim`in ücte biri Tevbe suresinin 100. ayetinin basi, ikinci ücte biri Suara suresinin 100 veya 101 ayetlerinin basi , diger ücte biri ise kalan kismidir.
92- Kur`an`a dayanan ve Kur`an`a hizmet eden ilimlere ne denir
-Umumu`l-Kur`an (Kur`an ilimleri) denir.Esbababu`n-Nuzül,Aksamü`l-Kur`an, Fevahihu`s_Süver, Garibü`l-Kur`an, Irabü`l_Kur`an, Mecazü`l_Kur`an, Mübhematü`l_Kur`an, Müskilu`l-Kur`an, tecvid, Tenasubü`l-Ayi ve`e-süver, Vakf ve Ibtida gibi.
93-Kur`an- Kerim`okuyus sekillerinin ismini söyleyiniz?
-Kur`an`i Kerim okuyus sekiller:3, Tahkik(agir okuyus), Tedvir(Orta okuyus), Hadr(Suratli okuyus).
94-Kur`an-i Kerim ayetleri neden bahseder?
-Kur`an-i Kerimde 1000 emir, 1000 nehiy, 1000 vaid, 1000 ahbar ve kissalar 1000 emsal ve ibretler, 500 haram ve helal tebyini, 1000 dua ve tessbih , 66 ayet Nasih ve mensuhtur.
95-Kuràn – i Kerim nerede indi ve nerede tamamlandi?
-Kur`an 610 yili Ramazan ayi kadir gecesinde Mekke `de Hira`da indi, 632 yiliVeda haccinda Arafatta tamamlandi.
96-Müfessir ne demektir?
-Kur`an-i Kerim´in manasini aciklayan , yorumunu yapan ve bu maksatla kitap yazan alimlere verilen isimdir.Ilk müfessir Hz.Peygamber (s.a.v) Efendimizdir.
97-Tefsir ne demektir?
-Müskil olan lafizdan murat edilen seyi kesfetmektir.
98-Tilavet ne demektir?
-Bir seyi pesi pesine ara vermeden okumak karsiliginda kullanilir.Ancak, tilavet denince daha cok Kur`an- Kerim okuma anlasilir.Kur`an tilaveti sona erince Yüce Allah`i tasdik anlamina gelen „sadakallahulazim“ denilmelidir.
99-Kur`an-i Kerim de insan haklarindan örnek verirmisiniz?
-Yasama hakki, inanma hakki, düsünme hakki, düsündügünü ifade etme, özel hayatin korunmasi, yerlesme ve seyahat hakki, evlenme ve yuva kurma hakki.
100-Peygamberimizi tanitan kitaplar nelerdir?
-Kuràn- Kerim, Hadis kitaplari,Delail kitaplari,Megazi kitaplari,Islam tarihi,Semail kitaplari.
101-Kuràn- Kerim`in yazi malzemesi ne idi?
-Kur`an-i Kerim`in yazi malzemesi:Derilere, kemiklere, tas parcalarina,hurma kabuklarina yazilip en emin yerlerde hürmet ve itina ile muhafaza edilirdi.
102-Peygamberimize vahiy geldiginde ne yapardi?
-Inen ayetleri ezberlemek,anlatip teblig etmek,aciklamak ve yorumlamak,tatbik ve icra etmek.
103-Kur`an-i Kerim`i Mekke de ilk kez okuyan kimdir?
-Abdullah bin Mesud(r,a)
104-Kur`an-i Kerim`e göre insanlar ve cinler nicin yaratildi ve insanin yer yüzündeki konumu nedir?
-Insanlar ve cinler yalniz Allah`a kulluk etmelri icin yaratildive insan yer yüzünde Allah`in halifesidir.
105-hangi surenin basinda Besmele yoktur ve hangi sure de iki Besmele vardir?
-Tevbe suresinde yoktur ve Necm suresinde iki Besmele vardir.
106-Fatiha suresinde sapanlar ve gazaba ugrayanlar olarak nitelenenler kimlerdir?
-Sapanlar; Hristiyanlardir ve gazaba ugrayanlar ise Yahudilerdir.
107 Tefsir çeşitleri kaçtır ve nelerdir?
-Tefsir çeşitleri ikidir;
a- Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
b- Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
108 – Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere ne ad verilir?
-Meal adı verilir.
109- Allah (c.c.)’ın varlığını ve birliğini, doğmadığını ve diğer özelliklerini özlü bir
şekilde anlatan ve buna kısaca Tevhit suresi denilen surenin adı nedir?
-İhlas suresi
110- Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in 13 yıllık Mekke döneminde ve 10 yıllık Medine hayatında Kur’ân’ı Kerim’in tamamı indirilmiştir. Mekke ve Medine yaşantısında bildirilen surelere verilen isim nedir?
– Mekke döneminde inen surelere MEKKİ, Medine döneminde inen surelere MEDENİ sure adı verilir.
111-Kur`an- i Kerim hakkinda batili bilim adamlari hayranliklarini gizlemeyip nasil itiraflarda bulunmuslardir ?
-Dünyanin meshur ediplerinden olan Goethe (1749-1832), Bati –Dogu Divani adli eseinde söyle diyor : « Kur`an`in icinde pekcok tekrarlar vardir. Onu okudugumuz zaman , bu tekrarlar bizi usandiracak saniliyor, fakat biraz sonra bu kitap bizi kendisine cekiyor.Bizi hayranliga ve sonunda büyük saygiya götürüyor. »
-Prof.Edward Monte ; »Allah`in birligini en temiz, en yüksek , en kutsal ve inandirici ve baska hicbir din kitabinin üstün gelemeyecegi bir dil ile anlatan kitap , Kur`an`dir.2 demektedir.
-Gaston Kar : »Islam dininin kaynagi olan Kur`an`da cihan medeniyetinin dayandigi bütün temeller bulunmaktadir. O kadar ki, bu gün bizim medeniyetimizin Kur`an´in bildirdigi temel kurallardan kuruldugunu kabul etmemiz gerekir. » demektedir.
-Prof.Cariyle : »Kur`an okundukca onun alelede, gelisi güzel bir edebi ese olmadigini hemen hissedersiniz.Kur`an , kalpten ngelen ve baska kalplere hemen nüfuz eden bir eserdir.Diger bütün eserler bu muazzam eser yaninda cok sönük kalir.Kur`an`in göze carpan ilk karekteri onun dogru ve mükemmel bir yol gösterici, dürüst bir rehber olmasidir.Iste bence Kur`an`in en büyük meziyeti budur.Bu meziyet diger bir cok meziyetlere de yol acmaktadir. » diyor.(Yeni Rehber Ansiklopedisi, cilt 12, sahife :280)
112-Kur`an-i Kerim`de ilk 5 surenin adlari nelerdir?
-Fatiha, Bakara, Ali Imran, Nisa, Maide.
113-Kur`an-i Kerim`de hangi hayvanlarin ismiyle sure bulunmaktadir?
-Ankebut(Örümcek)-Bakara(Inek)-Fil-Neml(Karica).
114-Abdetsiz bir kimse ezbere Kur`an okuyabilir mi?
-Abdestsiz bir kimse ezbere Kur`an okuyablir. Ancak abdestsiz Kur`an`a el sürülmez.Fakat ayri bir kap veya kilif ile tutulabilir.
115-Cünüp olan kimsenin yapmasi haram olan seyler nelerdir?
-Namaz kilmak, Kur`an okumak,Kur`an`a el sürmek, camiye girmek, Ka`be yi tavaf etmek.
116-Ayhali ve lohusa olan kadinlara haram olan seyler nelerdir?
-Namaz kilmak, Oruc tutmak,Kur`an okumak, Kur`an´a el sürmek,Camiye girmek, Ka´be`yi tavaf etmek, Cinsel iliski de bulunmak.
117-Kardes olan Peygamberin isimlerini söyleyiniz?
-Hz.Harun-Hz.Harun
118-Baba ogul Peygamber olanlarin isimlerini söyleyiniz?
-Hz.Ibrahim-Hz.Ismail,Hz.Ishak
-Hz.Ishak-Hz.Yakup
-Hz.yakup-Hz.Yusuf
-Hz.davud-Hz.Süleyman
-Hz.Zekeriya-Hz.Yahya.
119-Hizip ne demektir?
-Kur`an`in her 5 sahifesinden birine hizip denir.Bir cüz icinde 4 hizip vardir.
120-Kur`an-i Kerim`in özellikleri nelerdir?
-Kuràn-i KerimPeygamberimize vahyedilmistir.
-Tevatür yoluyla nakledilmistir.
-Kur`an Mushaf halinde yazilmistir.
-Kur`an`in manasi gibi lafzida ilahidir.
121-Müslümanlar tarafindan okunan kiraat hangisidir?
-Hafs rivayetinden Asim kiraati, müslümanlar tarafindan (büyük cogunlugu) okunan kiraattir.Imam Asim 127/744.Ravileri:Ebu Bekr, Su`be ve Hafs.
122-Kur`an`in temel gayesi nedir?
-Kur`an`in temel gayesi; Insanlari Allah`a ve ahiret gününe inanmaya ve salih amel islemeye cagirmaktir.
123-Tehaddi ne demektir?
-Cahiliye dönemi araplarinin benzerini getirmekten aciz birakma isine ICAZ, ve meydan okuyusu da TEADDI denmektedir.
124-Kuràn`in üslubu nasildir?
-Kuràn arapca bir kitaptir.Kur`an olaylari ziddi ile vererek , insanlara mükayese etme imkani saglar.Kur`an , okuyucusunu zaman icinde ahirete götürürken , birden dünya ile irtibatini saglar.
125-Besmelenin dini hükmü nedir?
-sünnet
126-Besmele, eski ümmetlerinde bildikleri ve kullandiklari bir ifadedir.Kuràn-i Kerim bu konuda Hz.Muhammed(s.a.s)`den önce iki Peygamberin besmelesini örnek veriyor.Bu Peygamberler kimlerdir?
-Hz.Nuh-Hz.Süleyman
127-Istiaze ne demektir?
-Euzu cekmek,“Euzü billahi minesseytanirracim“ demektir.Istiaze keulimesi, siginma, baglanma , güvenme ve krunma isteme anlamlarina gelir.
128-Kur`an `da hukuk alanlarindan daha cok ayet bulunan hukuk alaninin adi nedir?
-Aile hukuku.
129-Kur`an-i Kerimde uzun müddet peygamberlik yaptigi halde cok az insanin hidayetine vesile oldugu kendi oglu ve hanimi bile iman etmeyip müsrik olarak öldügü, putperes kavminin cesitli baskilarina uzun zman sabreden ulü`l-azm peygamber kimdir?
-Hz.Nuh.
130-Bakara sure.116 . ayette ifade edildigi üzere, „Allah cocuk edindi“ diyerek Allah`a cirkin sekilde iftira edenler, kimleri Allah`in cocugu olarak iddia etmislerdir?
-Yahudiler Hz.Uzeyr`i, hiristiyanlar Hz.Isa`yi, mekkeli müsrikler melekleri.
131-Kur`an`in dört temel terimi nelerdir?
-Ilah, Rab, Din ve Ibadet.
132-Kur`an-i Kerim`de egitimle ilgili kavramlar nelerdir?
-Rab, Fitrat,Ilim ve Ta`lim(bilgi ve ögretme)
133-Kuràn-i Kerim ile ilgili bazi kavaramlar nelerdir?
a)Kur`an ile ilgili kavramlar:Ayet, sure,cüz,mushaf
b)Kuràn`in okunmasi ile ilgili kavramlar:Tecvid,mukabele,hatim, hafizlik.
c)Kur`an`in anlasilmasina yönelik kavramlar:Meal, tefsir
134-Hz.Peygamberin (sas)vahyi alis sekilleri yani vahyin mertebeler kac sekilde olmustur?
-6 sekilde olmustur:
a)Alti ay süren( sas ) rüyalar seklinde gerceklesmistir
b)Uyanikken melek görünmeksizin vahyi peygamberin kalbine ilka buyurmasi ile gerceklesir.
c)Melek insan suretinde temessül etmesi ile gerceklesir. (Örnek:Sahabeden Dihye suretinde gelmistir.)
d)Melek can sesine benzer bir surette hitap ederki en zor olani buydu.
e)Cebrail asli suretinde görünmüstür.
d)Miracta oldugu gibi, Allah`dan vahiy vasitasiz olarak olmustur.
135-Mukatat-i Süver kac sürenin basinda gecer?
-29 sürenin basinda gecen 14 harftir.Ikisi Medine`de 14`ü ise Mekki sürelerde gecer.Mütesabih olan bu harflerin dikkat cekmek, remiz, sifre, süre isimleri ve Hz.Peygamber (Sas) ile Allahü Teala arasinda bir sir oldugunu Islam Alimleri belirtmislerdir.
136-Peygamberimizin en büyük mucize nedir?
-Kur`an en büyük mucizesidir.Kur`an-i Kerim 42 vahiy katibi tarafindan yazilmistir.En meshurlari Mekke de Abdullah b.Sa`d Medine de iseÜbey Ibni Kab`dir.Kur`an ayetleri kagit, bez, deri parcalari, tas, tugla, kürek kemikleri üzerine yazilmistir.
137-Evi ilk vakif olan sahabe kimdir
-Erkam bin Ebi`l-Erkam
138-Islam`da ilk ögretmen olan sahabe kimdir?
-Mus`ab bin Umeyr
139-Cebrail Aleyhisselamin, sekline girdigi sahabe kimdir?
-Dihye-i Kelbi
140-Tevratta Resulullah`in alametlerini görüp müslüman olan sahabenin ismi medir?
-Abdullah bin Selam.
141-Daragacinda ilk namaz kilan sahabi kimdir?
-Huzeyfe bin Yeman
142-Kur`an-i Kerim`in icine aldigi hükümler nelerdir ve kac kisma ayrilir?
-Kur`an-i Kerim`in icine aldigi hükümler ;Ibadetler,muameleler ve cezalar olmak üzere üce ayrilir.
143-Kur`an-i Kerim` de yer alan keffaretlerkac tanedir?
-Kur`an- Kerim` de yer alan keffaretler 3 tanedir.
a)Yemin keffareti:el-Maide:5/89
b)Katil keffareti :en-Nisa:4/92
c)Zihar keffareti :Mücadele:58/1-4
144-Hz.Osman (r.a) tarafindan degisik vilayet merkezlerine gönderilen nüshalardan bir tanesi ülkemizde nerede bulunmaktadir?
-Istanbul Topkapi müzesinde
145-Kur`an-i Kerim insani degerlendirirken insani nasil ele alir?
-Kur`an- Kerim insani degerlendirirken ; onu, aile, cemiyet, ahlak, sosyal hayat ve bütün bir kültür ortami icinde ele alir.Ayni zamanda insan hayatina tesir eden maddi ve manevi amillere de gerekli önemi verir.
146-Kur`an –i Kerim toplanirken komisyon tarafindan Kur`an sahifeleri hangi lehce esas alinarak bir arayaya toplandi.
-Mekke lehcesi.

23

Ocak
2013

Diyanet Sınavlarına Hazırlık Tefsir/Kuran Bilgileri

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  280 Kez Okundu

1. Kur’an’ı Kerim’deki en uzun ayet hangisidir?
Bakara suresi 282. Ayetidir.
2. Kur’an’ı Kerim İslam dünyasında 7 kıraat üzere okunmaktadır. Bizim şu anda elimizde bulunan ve okuduğumuz Kur’an’ı Kerim hangi kıraat imamının rivayeti üzerine yazılmıştır?
Kıraatı Asım
3. Fi zilali Kur’an tefsirinin Müellifi kimdir? Seyyit Kutup
4. İfk hadisesini açığa çıkaran ayet hangisidir? Nur suresi ayet 11 ve 12.
4. Tıvâl-ı mufassal , Evsât-ı mufassal ,Kısâr-ı mufassal nedir?
Tıvâl-ı mufassal; uzun sûrelerdir. “Hücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler bu grupta yer alır. Evsât-ı mufassal; orta uzunluktaki sûrelerdir.Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûrelerbu grupta yer alır.Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır.
5. Mahreçleri bir sıfatları farklı olan iki harf yan yana geldiğinde ve birincisi sakin ikincisi harekeli olduğunda hangi tecvid kuralı meydana gelir?
İdgam-ı Mütecaniseyn
5. İzhar harfleri kaç tanedir?6 tanedir: ا ح خ ع غ ه
6. Kalkale’yi tarif edin, harfleri kaç tanedir?
Harfin, çıkış yerinden kuvvetli bir ses ile okumasına kalkale denir.Harfleri 5 tanedir: ب ج د طق
7. Medine’de son inen sure hangisidir?Nasr suresi
8. Her ayetinde Allah c.c lafzı olan sure hangisidir?Mücadele
9. Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde gerçekleşmiştir? Emeviler Döneminde
10. Kerim’i Cebrail ve Peygamberimizin karşılıklı olarak okumalarıyla başlayıp, günümüze
kadar asırlardır devam eden karşılıklı okuma geleneğinin adı nedir?Mukabele
11. Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı kimdi? Zeyd bin Sabit
12. Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık her beş sahifeden oluşan bölümlere ne ad verilir? Hizb
13. Kur’an’da bazı kelimelerin altında bulunan Kasr işareti neyi ifade etmektedir?
Uzatmadan okumayı
14. Kur’an-ı Kerim’i tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuma şekline ne denir?
Hadr
15. Harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı Kerim’i hatasız okumayı konu edinen ilme ne denir?Tecvid ilmi
16. Med harfi kaç tanedir?3 tanedir. ا- و- ى
17. İhfa’yı tarif edin. Harfleri kaç tanedir?
Tenvîn veya sâkin ن’dan sonra ihfâ harflerinden(ت، ث، ج، د، ذ، ز، س، ش، ص ض، ط، ظ، ف، ق، ك) biri gelirse ihfâ olur. Harfleri 15 tanedir
18. Meddi Muttasıl’ın hükmü nedir? Kaç elif miktarı uzatılır?
Uzatmak vaciptir. 4 elif uzatılır
19. Meddi Munfasıl’ın hükmü nedir? Kaç elif miktarı uzatılır?Caizdir. 4 elif miktarına kadar uzatılabiir. Yani isteyen 2-3-4 elif uzatabilir
20. Harfin telaffuzu esnasında seste oluşan yumuşaklık, sertlik, incelik, kalınlık, zayıflık, kuvvetlilik gibi özelliklere ne denir? Sıfat denir
21. Sebeb-i med kaç tanedir?2 tanedir. Hemze ve sükun’dur.
22. Harekeyi gizli bir ses ile okumaktan ibaret olan kavrama ne denir? Revm
23. Tul ne demektir? Medleri en uzun ölçü ile okumak
24. Sükûn nedir?Harekesizliktir, alâmeti cezmdir.
26.Sükûn-u Lâzım nedir?
Vakıf hâlinde de vasıl hâlinde de değişmeyen, mevcut sükûndur. Yâni “vakfen ve vaslen sâbit olan sükûn”dur.
27.Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, mânâyı düşünerek, bütün tecvît kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (meselâ medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
28.Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lâzım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
29.Tedvîr: Tahkîk ile hadr’in ortasıdır. Bunda da mânâ düşünülür.
30.Med-Kasr işaretleri
Med işareti hangi harfin altında bulunuyorsa o harf uzatılır.Kasr işareti hangi harfin altında bulunuyorsa, o harf kısa okunur.
31.Vasl işareti
Vasl hemzeleri üzerine konur. Bu hemzeler okunmaz.
32.Katı’ işareti
Vasl edilmemesi, yani muhakkak okunması gereken hemzelerin altına konur.
33.Vasıl nûnu:Sonu tenvinli kelimelerden bir sonraki kelimeye geçişi sağlar.
34. Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîlerini söyleyiniz:
1-İmâm Nâfî (Kalun ve Verş)
2-İmâm İbn Kesîr (El-Bezzî – Kunbul)
3-İmâm Ebû Amr ( Ed-Dûrî- Sûsî)
4-İmâm İbn Âmir (Hişâm-İbn Zekvân)
5-İmâm Âsım (Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman (Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı)
6-İmâm Hamza (Halef- Hallad)
7-İmâm Kisâî (Ebû Hâris-Dûrî)
8-İmâm Ebû Ca´fer ( Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz)
9-İmâm Ya´kûb(Ruveys-Ravh)
10-İmâm Halef (İshâk- İdrîs)
35. Sebeb-i Nüzûl ne dmektir?Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl (inme) sebebidir.
36. Talebenin hocasına, kıraatten takip ettiği rivâyet ve tarîki okumasıdır.” şeklinde tanımı yapılan kıraat kavramı nedir?Arz.
37. Seb’u't-Tıvâl sureler hangilerdir?Bakara, A’râf, Nisâ, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl.
38. Muhkem ayet ne demektir?Açık ifâdeli âyetlerdir
39. Müteşâbih ayet ne demektir?Birden fazla anlama gelen ayetlerdir
40.Rivâyet Tefsiri: Kur’ân-ı Kerîm’deki bâzı âyet-i kerîmelerin başka âyetlerle veya Peygamberimizin sünneti veya Ashâb-ı kirâmın mübârek sözleriyle açıklanması. Buna me’sûr veya naklî tefsir de denir. Taberî: Câmiu’l Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân;
Semerkandî: Tefsîru’l-Kur’ân;
Beyzâvî: Medînetü’l-Menzil;
İbn-i Kesîr: Tefsîru’l Kur’ânü’l Azîm;
Süyûtî: ed-Dürru’l Mensûr;
41.Dirâyet Tefsîri: Akla ve yoruma dayalı tefsirlerdir. Rasûlallah’tan gelen rivâyetler esas alınarak, Kur’ân-ı Kerîm’in lisân bilgilerine ve zamanın fen bilgilerine, aklî ilimlere göre yapılan açıklaması. Bu tefsîre ma’kûl, re’y tefsîri ve te’vîl de denir.
Zemahşerî: el-Keşşâf;
İbn Kuteybe: Te’vilü’l Müşkilü’l-Kur’ân;
Şevkânî: Fethu’l Kadîr.
42. Bir elif miktarı ne kadar uzatılır?
Bir parmak kaldıracak kadar geçen süre kadar uzatılır
43. Sekte Kur’an’ da kaç yerde bulunur?
4 yerde bulunur; Kehf, Yasin, Kıyame, Mutaffifin surelerinde bulunur.
44. Bazı surelerin başında buluna elif-lam-mim- gibi harflere ne denir?Huruf-u Mukatta (Mukatta harfleri) denir.
45. Kaç surenin başında Huruf-u Mukatta bulunur?27 surenin başında bulunur.
46. Kur’an’ı Kerim’in kalbi olarak zikredilen surenin ismi nedir?Yasin suresi.
47. Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı aşağıdakilerden hangisidir? Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân
48. Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delile ne ad verilir? Burhân-ı limmî
49. “Ahd-i Atik” hangi kutsal kitabın adıdır? Tevrat
50. Tercih edilen ağırlıklı görüşe göre Peygamberimiz Hz. Muhammed’e ilk vahiy ne zaman gelmeye başlamıştır? M. 610, 27 Ramazan, Pazartesi günü
51. Kur’ân’ın özlü oluşu, kelime ve cümlelerinin derin ve eşsiz anlamlar taşıması aşağıdaki hangi kavramla ifade edilir?Îcâz
52. “Alamet, nişan, ibret, emr-i acip, delil” anlamlarına gelen Kur’ân kavramı hangisidir? Ayet
53. Ayet sayısı itibariyle Kur’ân’ın en uzun ve en kısa sureleri hangileridir? Bakara, Kevser
54. En çok kabul gören ağırlıklı görüşe göre ve surelerdeki numaralandırılmış ayet sayısı itibariyle Kur’ân’daki ayet sayısı kaç tanedir? 6236
55. Meâl :Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.
56. Tefsir :Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.
57. Mushaf :Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
58. Mukâbele :Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
59.Rivayet tefsiri : Ayet ve hadislerle açıklama yapılan tefsirlerdir.
60.Dirayet tefsiri : Ayet, hadis ve akli, felsefi, güncel yorumlarla yapılan tefsirdir.
61.Hurf’u Seb’a nedir? Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir.
62. Kur’an’ı Kerim’i usulüne göre okumayı belirleyen kuralların tümüne ne ad verilir?
Tecvid
63. Ayet el Kürsi hangi surededir? Bakara suresinde.
64.Ayetlerin açıklanmasında başka ayetleri, Hz. Peygamber ve ilk nesil Müslümanlarının
açıklamalarını aktarmak suretiyle yapılan tefsire ne ad verilir?Tefsir bi’r-rivaye
65. “Aksâmü’l-Kur’ân” ifadesi aşağıdakilerden hangisinin karşılığıdır?Kur’ân’daki yeminler
66.Hz. Osman’ın zamanında Mushaf’ın çoğaltılması ile ilgili heyetin başkanı aşağıdakilerden hangisidir?Zeyd b. Sabit
67.“Seb’u’t-tıvâl” aşağıdakilerden hangisidir? Bakara, A’râf, Nisa, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl
68. “Müşkilü’l-Kur’ân” ifadesinin tanımı aşağıdakilerden hangisidir?.Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir.
69. Aşağıdaki kelimelerden hangisi “Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder?Vücuh
70. Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere ne ad verilir?İlhâdî tefsir

23

Ocak
2013

Diyanet Mbst Sınavına Hazırlık Teknik Bilgiler

Yazar: arafat  |  Kategori: AİLE  |  Yorum: Yok   |  229 Kez Okundu

Mişna: Tevratın hükümlerini açıklayan şifahi beyanların yazıya geçirilmiş şeklidir.
Miun: ayet sayısı 100 den fazla olan sureler.
Mudal hadis: senedinde birbiri ardınca iki ravi düşen hadise denir.
Mutezilenin 5 temel prensibi: 1) Tevhid 2) adalet 3) Vad vaid 4) elmenzile beynelmenzileteyn 5) emri bil maruf ve nehyi anil münker
Muavvizateyn:felak-nas sureleri; muavvizat ise:ihlas,felak ve nas sureleri.
Muhadram: hem cahiliye hem de peygamber zamanında yaşamış ancak peygamberi göremeyip sahabe ile görüşen müslümanlara verilen isimdir.
hucurat suresinden buruç suresine kadar olan surelere tıvalı mufassal, buruçtan leyl suresine kadar evsatı mufassal, leyl den nas suresine kadar kısarı mufassal denir.
Müşkilul hadis.hadislerde anlaşılması zor olan ya da birbirine çelişkili gibi görünen ifadeleri konu edinen hadis dalıdır.
Mutunu erbaa:hanefi fıkhında 4 ana kaynak eser.1) nesefinin kenzüd dekaiki, 2) Mevsılinin muhtar, 39 tacuşşeria mahmudun vikayesi ve 4 ) Saatinin Mecma adlı eserleridir.
İmam muhammedin tevatür veya şöhret derecesinde nakledilen eserlerine zahirur rivaye denir.bunlar kadar sağlam olmayan bir rivayet yoluyla nakledilen eserlerine ise nadirur rivaye denir.
Zahirur rivaye:1) el asl(mebsut) 2) camiussağir 3) camiulkebir 4) siyerus sağir 5) siyerül kebir 6) ziyadat ve ziyadatüz ziyadat,
Nadirur rivaye: 1)rakiyyat 2) keysaniyyat 3) cürcaniyyat 4) haruniyyat 5) el hiyel vel mearic .
Panteizm: allah ile alemi bir ve aynı gören düşünce akımı.
rivayet tefsirleri:1) taberi: camiul beyan an tevili ayıl kuran 2) ibn kesir: tefsirul kuranil azim.
sahihan: buhari ve üslimin iki hadis kitabına birden bu ad verilir.
selbi sıfat: Allahın ne olmadığını ve neler yapmadığını ifade eden sıfatlar.
selefiyenin temel prensipleri: 1) takdis: Allahı şanına layık olmayan şeylerden tenzih etmek 2) tasdik: kitab ve sünnetin verdiği şekilde Allahı vasıflandırmak 3) aczi itiraf: Müteşabih ayetler bilinemez. 4)sukut: müteşabih ayette susmak 5) keff:müteşabih ile kalben dahi meşgul olmamak 6) marifet ehline teslim: müteşabibi bazıları bilebilir. 7) imsak: müteşabihi tevil ve tefsir etmekten kaçınmak.
Talmud: sözlü tevratın yazıya geçirilmiş şekli olan mişna üzerine yapılmış tefsir ve yorumlardır.
işari tefsir:tasavvufi tefsir.
Telfik, değişik mezheplerin görüşlerinden faydalanmak.
tevratın bölümleri. tekvin,huruç,tevrat,sayılar ve tesniyedir.
ulul azm peygamberler: Hz. nuh,ibrahim,musa,isa ve muhammed.
ilk vahiy katipliğini mekkede abdullah b. sad, medine de zeyd b. sabit yaptı. başlıca vahiy katipleri: 4 halife, muaviye, amr b. el As, muaz b. cebel, übey b. kab, muğire b. şube, şurahbil b. hasene,halid b. velid….
yemini lağv: bir şeyin öyle olduğu zannedilerek ya da ağız alışkanlığıyla yapılan yeminlerdir. keffaret gerekmez.
yemini ğamus: yalan yere, bile bile yapılan yemin.
yemini münakid. mümkün olan ve geleceğe yönelik bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemindir. bu yeminin keffareti 10 fakiri doyurmak veya giydirmek veya köle azat etmektir. buna gücü yetmeyen kimse 3 gün peşpeşe oruç tutar.
zelle.peygamber hataları.
Zıhar: erkeğin eşine onu kendine haram kılmak için sen bana anamın sırtı gibisin demesidir.keffareti: köle azat etmesi, buna gücü yetmezse 60 gün peşpeşe oruç tutması, buna da gücü yetmezse 60 fakiri doyurmaktır.
Zati sıfatlar: 1) Vücud:Var olmak 2) Kıdem:Başlangıcı olmamak 3) beka:Sonu olmamak 4) Muhalefetün lil havadis: Sonradan olanlara benzememek 5) vahdaniyyet: Bir olması, eşi ve benzeri olmaması 6) Kıyam bi nefsihi: Varlığı kendinden olmak
Subuti sıfatlar: 1) Hayat 2)semi 3)Basar 4)İrade 5)ilim 6)kudret, 7)kelam 8)tekvin:yaratmak.
Zebur: yazılı şey ve kitap manasına gelir.
İrhas:peygamber olacak şahsın peygamber olmadan önce gösterdiği olağanüstü şeyler.
meunet: yüce allahın veli olmayan bir kulunu içinde bulunduğu sıkıntıdan olağanüstü bir şekilde kurtarmasıdır.
istidrac:kafir ve günahkarların isteklerine uygun olarak meydana gelen olağanüstü şeyler.
İhanet: kafir ve günahkar kişiden isteğine aykırı bir şekilde meydana gelen olağanüstü hadiseler.
Hissi mucize: duyu organıyla algılanabilen olağanüstü hadiseler.ayın yarılması gibi.
mizan:ilahi terazi.
araf: cennetle cehennem arasında bulunan yüksek kısımdır.
Kader:Allahın ezelden ebede kadar olacak şeyleri bilip takdir etmesi, kaza ise bunların yeri ve zamanı gelince yaratılmasıdır.
İcma: Hz.peygamberin vefatından sonraki herhangi bir devirde şeri bir meselenin hükmü konusunda müctehidlerin fikir birliği etmesidir. her müctehid aynı yönde kararlarını tek tek açıklarsa sarih icma olur; bazıları görüşlerini açıklar diğerleri sessiz kalır aksi bir görüş belirtmezse bu sukuti icma olur.
Kıyas: Kitap ve sünnette hükmü bulunmayan fıkhi meseleye, aralarındaki illet birliği sebebiyle naslarda düzenlenmiş meselenin hükmünü vermek.
Kıyasın rukunleri: 1)Asl:hükmü nas tarafından belirlenmiş fıkhi olay, 2) Fer: hükmü belirlenmemiş olay, 3) Aslın hükmü; asl hakkında sabit olan ve kıyas yoluyla fer e uygulanacak hüküm. 4) İllet: Asla ait olan hükmün konmasına esas teşkil eden özellik
istihsan: müctehidin bir meselede özel bir delil sebebiyle o meselenin benzerlerinde verdiği hükümden vazgeçip başka bir çözümü benimsemesi. genelde hanefi ve malikiler kullanır.
İstislah(Mesalihi mürsele) : daha çok malikiler kullanır.
istishab: daha önce varlığı bilinen durumun aksine delil bulunmadıkça varlığını koruduğuna hükmetmedir.
seddi zerai: kötülüğe giden yolların kapatılması. maliki ve hanbeliler sık kullanır.
rey: sözlükte şahsi görüş, kanaat. ıstılahta ise, hakkında açık bir nas bulunmayan fıkhi bir meselede müctehidin belli metodlar uygulayarak ulaştığı şahsi görüştür.
İctihad sözlükte,zor ve meşakkatli bir işi gerçekleştirme uğrunda kişinin olanca gayreti göstermesi, ıstılahta fakihin şeri ameli bir meselenin hükmünü ilgili delillerden çıkarmak için olanca gayreti sarfetmesidir.
Vazi hüküm:İki durum arasında Şariin kurduğu bağ. sebeb, şart ve mani şeklinde üçe ayrılır. 1) Sebeb:Şariin varlığını hükmün varlığı yokluğunu da hükmün yokluğu için alamet kıldığı durumdur. (Rukun: birşeyin varlığı kendi varlığına bağlı olan ve onun yapısından bir parça teşkil eden şey.) 2) Şart: Bir hukuki sonucun varlığı kendi varlığına bağlı olan ancak kendisinin varlığı onun varlığını zaruri kılmayan ve onun yapısından bir parça teşkil etmeyen fiil veya vasıftır. 3) Mani: Varlığı sebebe hüküm bağlanamaması veya sebebin gerçekleşememesi sonucunu doğuran durumdur.
Müfsid: Başlanmış bir ibadeti bozan veya bir hukuki işlemi sakatlayan eksikliktir.
Teklifi Hüküm: Şariin mükelleften bir fiili yapmasını veya yapmamasını istemesi veya onu yapıp yapmamada serbest bırakmasıdır. Farz,vacip,mendup,mubah,tenzihen mekruh,tahrimen mekruh,haram şeklinde yediye ayrılır.
Farz:Allahın mükelleften yapılmasını kesin ve bağlayıcı bir tarzda istediği fiil; vacip ise kati değil zanni bir delille yapılmasınıkesin olarak istediği fiildir. Mendup, Yapılması teşvik edilen yapılması kesin olmayan bir tarzda istenen fiildir. Mendubun içine sünnet ve müstehab girer. ( Sünneti müeeked: peygamberin devamlı yaptığı nadiren terkettiğ;Sünneti ğayrı müekked: bazen yapıp bazen terkettiği sünnettir. Zevaid: İnsan olması sebebiyle yaptığı, dini anlamı olmayan sünnetlerdir.) ( Müstehab: Peygamberin bazen yapıp bazen terkettiği, alimlerin ve salih kulların öteden beri yaptıkları ve tavsiye ettikleri fiil ve davranışlara denir.)
Mübah: Yapıp yapmamakta serbest bırakılan fiiller./ Mekruh: Şariin yapılmamasını kesin ve bağlayıcı olmayan bir tarzda istediği fiildir. Tahrimen Mekruh: Bir şeyin yapılmamasını kesin ve bağlayıcı bir tarzda istemekle beraber bu talep haberi vahid gibi zanni bir delille gerçekleşmişse buna tahrimen mekruh denir.Yukarıdaki mekru tanımı aslında tenzihen mekruh için kullanılır. Haram ise Şariin bir fiilin yapılmasını kesin ve bağlayıcı bir ifade ile yasakladığı fiildir.
Haram iki türlüdür.1) Haram liaynihi: Bizzat kendisindeki kötülük sebebiyle baştan haram olan fiildir. 2) Haram liğayrihi: Aslında meşru ve serbest olduğu halde haram kılınmasını gerekli kılan geçici durumla ilgili fiildir.
Azimet: herhangi bir zarurete bağlı polmaksızın ilkten konmuş olan ve her mükellefe normal durumlarda ayrı ayrı hitab eden asli hükümdür. Ruhsat ise, herhangi bir zaruret sebebiyle azimetin hükmünün terkedilebilmesi durumudur.
Mai müstamel: abdest,gusul gibi hükmi temizlikte kullanılmış sudur.
eşek ve katırın artığı şüphelidir.bunlarla abdest almak zorunda kalırsak ayrıca teyemmüm yaparız.
Diğer üç mezhepte abdeste başlarken niyet farzdır.hanbelide besmele farzdır.tertib yani farzın ayette sayılan sıraya uygun yapılması şafi ve hanbelide farzdır. muvalat yani abdest işlemlerinin ara verilmeden yapılması maliki ve hanbelide farzdır. Caferiler ayağın yıkanması değil meshedilmesi farzdır der.
Mestle 6 km yürünebilmeli ve topuktan aşağı kısmında üç ayak parmağı girecek delik yırtık bulunmamalıdır.
Şafiler cünüpluk için şehvetle gelmeyi şart koşmaz.
Gusulde delk yani ovalama ve muvalat yani ara vermeden yapma maikilere göre farzdır.
teyemmümde niyet farzdır.
Farzlara bağlı olmaksızın Allah rasulunun değişik zamanlarda nafile olarak kıldığı regaib namazlar gönüllü olarak kılındığı için tatavvu namazlar olarak da adlandırılır. Farzlara bağlı kıldıkları ise revatib adını alır.
Hanefide isfar yani sabah namazını oralık aydınlandıktan sonra kılmak müstehaptır. sadece kurban bayramının ilk günü müzdelifede bulunan hacıların o günün sabah namazını tağliste yani fecri sadık doğar doğmaz karanlıkta kımak faziletlidir. diğerlerine göre her zaman tağliste kılmak daha iyidir.
namazda tadili erkan vaciptir.ebu hanifeye göre huruç bi sunih yani namazdan kendi fiili ile çıkmak rukundür.
ezan okunurken her cümle arasında biraz beklenir ve ikinci cümlede ses biraz yükseltilir. buna teressül veya irtisal denir.kamet ise duraklama yapılmaksızın seri okunur. buna hedir denir.
Muhazatün nisa: kadınların erkeklerle aynı safta veya hizada bulunmasıdır.
Tek başına namaz kılana münferid, imama uyarak kılana muktedi denir.
Müdrik: Namazın tamamını imamla kılan kişi./ lahik: namaza imamla başlamış ama namaza ara vermek zorunda kalmış kişi./ Mesbuk ise imama namazın 1. rekatinin rukusundan sonra yetişen kişidir.
Kefeni sünnet: Erkek için Kamis,izar ve lifafe;kadınlar için bunlarla birlikte baş ve göğüs örtüsüdür.
kefeni kifayet:erkek için izar ve lifafe ve kadın için bir de başörtüsüdür.
kefeni zaruret ise tek parça beze sarılmak.
-ramazan bayramı 1. gün ve kurban bayramı günleri oruç tutmak haramdır.
-Nema: Zekatın şarlarından olan nema malın artıcı nitelikte olmasıdır. havelanül havl ise malın üzerinden bir kameri yıl geçmesidir.
-Nisab:Altında 20 miskal:85 gram; Gümüşte 200 dirhem:595 gram; hayvanlarda 5 deve;30 sığır ve 40 koyundur.
-Rikaz:yer altındai maden, define hazine gibi şeyler için kullanılır.
-zekat için hayvan saime olmalı yani senenin çoğunu meralarda otlayarak geçirmelidir.yemle beslenen hayvana ise malufe, ziraat nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvana ise amile denir.
-Fıtr sadakası ramazan bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçları dışında belli bir miktar mala sahip müslümanın kendisi ve velayeti altındaki kişiler için verdiği bir sadakadır.
-haccın geçerlik şartları: 1) Hac niyetiyle ihrama girmek 2)özel mekan 3) özel zaman
-İhramın rukunleri: Niyet ve telbiyedir.
-Mikat yerleri: 1) Zulhuleyfe: Medine tarafından gelenlerin ihram yeri.mekkeye en uzak burasıdır.hz. peygamber veda haccında halen Ahbarı Ali denen bu yerde ihrama girmiştir.
2) Cuhfe: Mısır ve Suriyeden
3) zatuırk. ırak , 4) Karnulmenazil. necid ve kuveyt
5) yelemlem: yemen ve hindistan yönünden gelenlerin mikat yeridir.mekkeye en yakın mikat da budur.
-Haccın farzları ihram,arafat vakfesi ve ziyaret(ifaza) tavafıdır.
-haccın asli vacipleri. say, müzdelife vakfesi,şeytan taşlama, halk veya taksir(saçları kısaltma) ve veda (sader) tavafı olmak üzere 5tir.
-Remyi cimar:Şeytan taşlama işlemi.
-ilk tehallül: Cinsel ilişki dışında yasaklar kalkar. saçların traş edilmesiyle başlar. ikinci tehallülde ise cinsel ilişki dahil tüm yasaklar kalkar. ziyaret tavafının yapılmasıyla olur.
-Hedy:hac ve umre menasikiyle ilgili kesilen kurbana denir.Kurban bayramı dolayısıyla kesilene ise udhiyye denir.
-Rici talak: kocaya yeni bir nikaha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkanı veren boşama türüdür.
-Bain talak: kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikahla dönme imkanı veren boşama şeklidir.
-Karşılıklı rıza ile boşanmaya muhalea veya hul denir.
-mahkemeye boşnma için başvurmaya tefrik denir.
-Lian: karısına zina etti deyip bunu ispat edemeyen karı kocanın karşılıklı lanetleşmesididr.
-İla: Kocanın 4 ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına yemin etmesi, adamasıdır.
-diyanet dergisi 1962 de çıkmaya başladı.
-istilam:haceri esvedi selamlamak.

Toplam 22 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...345671020...Son »



© Tüm Hakları Saklıdır - Gül Medine
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.